2021’de başlayan kazı çalışmaları, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Karatay Belediyesinin destekleriyle, Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlker Işık başkanlığında yürütülüyor.
1890’lı yıllarda Rus mezaliminden kaçan KırımTatar Türklerinin yurdu haline gelen Savatra Antik Kenti, Anadolu’da Türk adının geçtiği ve 1071 öncesi Türk varlığını ispatlayan Türkopol (Türkoğlu) yazıtının olmasıyla dikkat çekiyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ÖZLEM CANKURTARAN KİMDİR?
Avukat Hasan Öztürk ve Mimar Tuna Öztürk çiftinin kızı olan Özlem Cankurtaran, Ordu’nun Ünye ilçesinde dünyaya geldi. Başarıyla mezun olduğu lisenin ardından İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi’ne girmiş ve tıbbi doktorluk hayatına başladı. Mezuniyetin ardından mecburi hizmet yeri olan Tokat Erbaa İlçesi Doğanyurt Köyünde çalışma hayatına atıldı. Mecburi hizmeti Tokat Erbağ’da yaptıktan sonra Göğüs Cerrahisi alanında uzmanlığını tamamladı.
İhtisasını ise Yedikule Göğüs Cerrahisinde tamamladı. Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya Bölümünde Fizikokimye Profesörlüğü, Çaba Derneği Yönetim Kurulu Üyesi görevini üstlenen Dr. Özlem Cankurtaran, TRT Haber’de Hasta Yakını isimli programını sundu. 2015 – 2019 yılları arasında Onursal Başkanı olduğu Çaba Derneği’nde faaliyet gösterdi.
Sağlık alanındaki başarısının yanı sıra, Özlem Cankurtaran akademik kariyerine de büyük önem vermiştir. Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü’nde Fizikokimya profesörlüğü unvanını kazanarak bilim dünyasında önemli bir yer edinmiştir.

DR. ÖZLEM CANKURTARAN ÖLDÜ MÜ?
Çaba Derneği Dr. Özlem Cankurtaran’ın vefat haberini, “Çaba Derneği Onursal Başkanı Dr. Özlem Cankurtaran’ı kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Cenazesi 12 Aralık Perşembe günü Zincirlikuyu Camii’nde kılınacak öğle namazına müteakip Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilecektir. Başımız sağ olsun.” sözleriyle duyurdu.
Çapa Tıp FakültesiKültür SanatSoğuk HaberMagazinYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KONYA’da bir sanat galerisinin mutfağındaki borudan sızan doğal gazın neden olduğu patlamada S.Y. (60), hafif yaralandı.
Selçuklu ilçesi Sille Ak Mahallesi Korcan Caddesi’nde 3 katlı binanın giriş katında bulunan Osman P.’ye ait sanat galerisinde saat 16.00 sıralarında patlama meydana geldi. Patlama sesini duyan çevredekiler, 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak haber verdi. İhbar üzerine olay yerine itfaiye, polis, sağlık ve doğal gaz dağıtım şirketi ekibi sevk edildi. Patlamada galeride bulunan S.Y., hafif yaralandı. S.Y., ilk müdahalesinin ardından ambulansla KonyaŞehir Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına aldı.
Ekipler yaptıkları incelemede patlamanın, galerinin mutfağındaki doğal gaz borusuna takılan ve metal olması gereken kelepçenin plastik olması nedeniyle gerçekleştiği ihtimali üzerinde duruyor.
Olayla ilgili soruşturma sürüyor.
Haber- Kamera: Salih BÜYÜKSAMANCI KONYA DHA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” kapsamında Beylikdüzü Haldun Taner İlkokulu’nda düzenlenen etkinlik saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı.
İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, programda yaptığı konuşmada, İstanbul’un farklı ilçelerinde kentin birikimi, kültürü ve akademik potansiyelini yazacak uzman eğiticiler ve üniversite hocalarıyla buluştuklarını söyledi.
İstanbul’un farklı yerlerinde bu etkinliklerin devam ettiğini belirten Yentür, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ndeki yeni pedagojik ve sınıf içi uygulamalar ağırlıklı, ölçme değerlendirme ve iletişime yönelik, öğretmen arkadaşlarımızın, sınıfta ve sahada daha güçlü olması ve ihtiyaç duydukları bütün alanlar için, öğrenme, erişim ve tecrübe paylaşımı etkinlikleri düzenliyoruz. Bu programının en büyük amacı, herhangi resmi zorunluluk yok. Tamamen gönüllü ve istekli.” diye konuştu.
Öğretmenlerin kendini geliştiren, yenileyen, değiştiren ve topluma öncü insanlar olduğuna dikkati çeken Yentür, “Öğretmen hem öğrenendir hem de öğretendir. O yüzden biz burada öğretmen arkadaşlarımıza çok nitelikli öğrenme ve paylaşma imkanları sunuyoruz ve hazırlıyoruz. Öğretmenlerimizin ilgi ve motivasyonu bizi de bu konuda şevklendiriyor.” ifadelerini kullandı.
Yentür, 5-6 yıldır İstanbul’da olan öğretmen akademelerini son 2 yılda daha çok yaygınlaştırdıklarını belirterek şöyle devam etti:
“Öğretmenlerin rahat erişebilecekleri Anadolu Yakası’nda Kadıköy, Üsküdar, Maltepe, Kartal; Avrupa Yakası’nda da Fatih, Zeytinburnu, Büyükçekmece, Beylikdüzü ilçelerinde haftasonları rahatlıkla erişebilecekleri okullarda bu tür faaliyetler ve atölyeleri düzenliyoruz. Bugün de Beylikdüzü’ndeki 130 öğretmen katılım belgesi alacak.”
Konuşmaların sonunda Yentür tarafından öğretmenlere katılım sertifikaları takdim edildi.
Beylikdüzü İlçe Milli Eğitim Müdürü Zekeriya Postacı da ay yıldızlı bayrağın olduğu tabloyu Yentür’e hediye etti.
Programın sonunda toplu hatıra fotoğrafı çekildi.
Türkiye YüzyılıYerel HaberlerKültür SanatEtkinliklerBeylikdüzüistanbulEğitimGüncel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde gerçekleştirilen çalıştaya, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Ahmet Yapıcı, Zeytinburnu İlçe Milli Eğitim Müdürü İsmail Çetinkaya, ÖNDER Genel Başkanı Abdullah Ceylan, din görevlileri, akademisyenler, öğretmenler ile sivil toplum kuruluşlarından temsilciler katıldı.
Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan çalıştayın açılışında konuşan İstanbul İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Ahmet Yapıcı, saha araştırmalarında karşılaştıkları sorunlardan birinin, imam hatip okullarında ya da seçmeli din derslerinde Kur’an-ı Kerim öğretimi olduğunu, bunun çözülmemesinin öğrencileri imam hatip okullarını tercih etme noktasında olumsuz etkilediğini söyledi.
Öğrencilerin, Kur’an-ı Kerim dersi nedeniyle imam hatip okullarından nakil aldırdığını aktaran Yapıcı, “Kur’an-ı Kerim öğretimi konusu öğrencilerin nazarında bir problem gibi gözüküyor. Bunları görmezden gelemeyiz, suçu da hiç kimseye atamayız. Bazı okullarda meslektaşlarımız öyle bir yöntem geliştirmişler ki Kur’an-ı Kerim dersi problem değil. İyi örnekler var sahada. O yüzden Kur’an-ı Kerim öğretimi konusunu sahada bunu uygulayan öğretmenlerimizle sorunla bizzat karşılaşan hocalarımızla bu işin paydaşı olan Diyanet İşleri Başkanlığı mensubu hocalarımızla ilahiyat fakültelerimizdeki hocalarımızla ve sivil toplum kuruluşlarımızın bu alandaki yetkin gönüllüleriyle bu meseleyi masaya yatırmak, ‘Sorun nedir? Bu sorunu nasıl çözebiliriz? Bu konuda farklı öneriler nelerdir?’ sorularını konuşalım istedik.” ifadelerini kullandı.
Çalıştayda, Kur’an-ı Kerim dersinin daha etkili ve verimli hale gelmesi için 7 başlığın tartışılacağını ve çözüm üretileceğini belirten Yapıcı, konunun “Kur’an-ı Kerim’i nasıl sevdirelim?”, “Kur’an-ı Kerim öğretiminde yöntem ve teknikler”, “Kur’an-ı Kerim dersinde ölçme, değerlendirme ve eğitim teknolojilerinin kullanımı”, “Kur’an-ı Kerim öğretmenlerinin eğitimi ve gelişimi”, “Kur’an-ı Kerim eğitiminde hafızlık”, “Çocukluk döneminde Kur’an-ı Kerim öğretimi” ve “Seçmeli derslerde Kur’an-ı Kerim öğretimi” başlıklarında ele alınacağını aktardı.
Yapıcı, Türkiye ve İstanbul genelindeki seçmeli ders oranlarına bakıldığında en düşük oranın Kur’an-ı Kerim dersi olduğunu vurguladı.
“Gençlerden ne kadarına Allah’ın kelamını ulaştırabiliyoruz?”
ÖNDER Genel Başkanı Abdullah Ceylan, bugünün gençlerine dini nasıl anlatacakları ve onlara ilahi kelamı nasıl ulaştıracakları konusuna önem verdiklerini anlattı.
Türkiye’de 4-6 yaştan üniversite son sınıfa kadar 28 milyon genç olduğuna işaret eden Ceylan, “Biz bu gençlerden ne kadarına Allah’ın kelamını ulaştırabiliyoruz? Ulaştıramadıklarımızı ne kadar dertleniyoruz? Ulaştırdıklarımızın niteliğini, kalitesini ne kadar artırabiliriz? Bu soruların cevaplarını arayacağız. İmam hatip okullarımızı baz aldığımızda 1,5 milyona yakın gencimiz var. Onları yeniden Kur’an’la buluşturmak, sadece yüzüyle değil, ruhuyla buluşturmak, o ruhu kimliklerine işlemek için bir mücadelemiz, çabamız var.” diye konuştu.
Çalıştayın sonucunda, Türkiye’de okullarda okutulan Kur’an-ı Kerim dersinin daha etkili ve verimli bir hale gelmesi amacıyla eylem planı çıkarılacak.
Kültür SanatSivil ToplumistanbulEğitimGüncel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bolu 100. Yıl Ortaokulunda görev yapan 50 yaşındaki Karaoğlu, Gazi Üniversitesi Endüstriyel Sanatlar Eğitim Fakültesindeki eğitimi sırasında mısır kabuğu kullanarak süs eşyası yapmayı öğrendi.
Karaoğlu, Kovid-19 salgını sürecinde evinde oluşturduğu atölyesinde kendi geliştirdiği teknikle doğadan topladığı çiçek, tahta parçaları, saman, kozalak ve farklı otları mısır kabuğu ve koçanlarla harmanlayarak dekoratif bebek, kapı ve duvar süsü gibi ürünler tasarlıyor.
Karaoğlu’nun yaptığı birbirinden güzel dekoratif eşyalar, kullanıldıkları mekanlara renk katıyor.
Bu zamana kadar çok sayıda ürün tasarlayan Karaoğlu, açtığı sergilerle beğeniye sunduğu süs eşyalarını çevresine hediye etmenin yanı sıra isteyenlere de satıyor.
“Zaman geçirmek için başladığım hobimi ilerlettim”
Ayten Karaoğlu, AA muhabirine, uğraşını yıllar sonra, üniversitede edindiği bilgilerle yaptığını söyledi.
Karaoğlu, üniversiteden mezun olduktan sonra öğretmen olarak göreve başladığı ilk yıllarda öğrencilerine mısır kabuğu kullanarak bebek yapmayı öğrettiğini ancak müfredat değişikliği nedeniyle artık bu dersin verilmediğini kaydetti.
Kendisinin de uzun yıllar bu işle meşgul olmadığını anlatan Karaoğlu, Kovid-19 salgını döneminde evde kaldığı sürede yeniden mısır kabuğu ve koçanlarını kullanarak süs eşyası yapmaya başladığını dile getirdi.
Karaoğlu, vakit geçirmek için başladığı hobisini zamanla geliştirdiğini anlatarak, “Koronavirüs zamanında can sıkıntısından hobi olarak yapmaya başladım. İlerlettikten sonra çok fazla çeşit yapmaya başladım. Daha sonra bunu etrafımdaki insanlar sergilemem gerektiğini tavsiye etti, birkaç sergi açtım.” diye konuştu.
“Her seferinde bir öncekinden farklı şeyler yapıyorum”
Ağırlıklı olarak dekoratif bebekler olmak üzere kapı ve duvar süsü gibi ürünler tasarladığından bahseden Karaoğlu, “Önceden bu bebekleri çocuklara oyuncak için yapıyorlarmış. Ancak biz şu anda dekorasyon amaçlı yapıyoruz ve kullanıyoruz. Nemlenmediği sürece uzun süre bozulmadan kalabiliyor.” dedi.
Karaoğlu, tasarımlarında doğal malzeme kullandığını vurgulayarak, bu şekilde geri dönüşüme de katkı sağladığını ifade etti.
Üniversitedeyken daha basit tasarımlar yaptıklarını aktaran Karaoğlu, “Eskiden olduğu gibi korkuluk gibi, dümdüz kollar ve bacaklar üzerine çalışmıştık. Ben bunu ilerlete ilerlete farklı bebekler yapmaya başladım. Şimdiye kadar yaklaşık 1000 bebek yapmışımdır. Her seferinde bir öncekinden farklı şeyler yapıyorum. Her seferinde ‘Şöyle denesem, şunu da eklesem, bunu da kullanabilirim’ dediğim zaman çok çok farklı ürünler ortaya çıkıyor.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valiliğin sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre, ilçedeki taş evlerde Valilik, Çukurca Belediyesi ve Doğu Anadolu Ajansı Kalkınma Ajansı’nın (DAKA) işbirliğiyle başlatılan restorasyon çalışmaları tamamlandı.
Vatandaşın hizmetine sunulan evlerin açılış töreninde konuşan Vali ve Belediye Başkan Vekili Ali Çelik, kentlerin bazı değerlerinin ve karakteristik özelliklerinin olduğunu söyledi.
Taş evlerin de ilçeyi tanımlamak için geçmişin ruhunu yansıtan bu yapılardan olduğu belirten Çelik, “Bunların restore edilmesi, ayağa kaldırılması, emek sarf edilmesi de çok değerli. Emeği geçenlere teşekkür ederim. İkinci etabın da en kısa sürede tamamlanmasını temenni ediyorum.” dedi.
Çukurca Belediye Başkanı Nazmi Demir ve DAKA Genel Sekreter Vekili Mehmet Emin Çakay da birer konuşma yaptı.
Ardından katılımcılar, butik otel, Gençlik ve Kültür Evi, Çukurca Müzesi ile Dengbej Evi olarak kullanılan taş evleri gezdi.
Açılışa Vali Yardımcısı Buğra Karadağ, Çukurca Kaymakamı Mert Kumcu ve kurum amirleri katıldı.
Daha sonra Çukurca Devlet Hastanesini ziyaret eden, muhtarlar ve ilçe sakinleriyle bir araya gelen Çelik, etüt merkezinin açılışını yaptı, 2. Hudut Tugay Komutanlığı’na ziyarette bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TİKA’dan yapılan yazılı açıklamaya göre, Cezayir’in doğusundaki Annebe şehrinde kurulan “Geleneksel Kıyafet Eğitim ve Üretim” atölyesinin açılışına Türkiye’nin Cezayir Büyükelçisi Muhammet Mücahit Küçükyılmaz’ın yanı sıra Cezayir Turizm ve Geleneksel El Sanatları Bakanlığı yetkilileri, Vilayet Meclisi üyeleri ve kentteki yöneticiler katıldı.
Büyükelçi Küçükyılmaz, açılışta yaptığı konuşmada, “Geleneksel Kıyafet Üretim ve Eğitim Atölyesinde üretilen kıyafetleri görünce Anadolu’da bir yerde olduğumu düşündüm. Çünkü kıyafetler ve özellikle desenler hemen hemen aynı özelliklere sahip” diyerek, iki ülke arasındaki kültürel benzerliğe işaret etti.
TİKA tarafından kurulan atölyenin gençlere meslek öğretmenin yanı sıra kültürel değerlerin yaşatılmasına da yardımcı olacağına dikkati çeken Küçükyılmaz, “Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak her zaman ve her konuda kardeş Cezayir halkının yanında olmaya devem edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Annebe’deki atölyede, genç kızlara geleneksel kıyafetlerin dikişi konusunda eğitim verileceği ve aynı zamanda bu kıyafetlerin üretiminin yapılacağı ve elde edilen gelirin üretimde görev alanlara dağıtılacağı kaydedildi.
“Hurma Mumülleri” atölyesi
TİKA, başkentin güneydoğusunda bulunan ve ülkenin önemli hurma üretim merkezlerinden biri olan Biskra kentinde ise “Hurma Mamulleri Üretimi ve Eğitimi Atölyesi” kurdu.
Türkiye’nin Cezayir Büyükelçisi Küçükyılmaz, TİKA Cezayir Program Koordinatörü Gökçen Kalkan, Cezayir Turizm ve Geleneksel El Sanatları Bakanlığı yetkilileri ve ildeki bazı kurum yöneticilerinin katıldığı bu törende de yaptığı konuşmada, Biskra’da Cezayir’in “en kaliteli hurmalarının yetiştiğini” vurgulayarak, atölyede bölgedeki hurmaların işlenerek yüzden fazla ürüne dönüştürüleceğini ve böylece ekonomik değerinin artırılacağını ifade etti.
Hurma mamullerini üretmek için kurulan atölyenin aynı zamanda AR-GE ve eğitim merkezi olarak işletileceğini aktaran Küçükyılmaz, kurulan atölyede verilecek eğitim ve yapılması planlanan üretimin bölgede ve Cezayir genelinde örmek teşkil edeceğine inandığını kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ŞenobaSpor Salonu’nda düzenlenen konsere, öğrenciler ve vatandaşlar ilgi gösterdi.
Marş ve türküleri seslendiren bandoya dinleyiciler zaman zaman eşlik etti.
Konseri, Uludere Kaymakamı Ekrem Ender Ergün, İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı İbrahim Halil Çiftçi ve İlçe Milli Eğitim Müdürü Mikail Demirtaş da izledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAYSERİ’de evli ve 4 çocuk babası Yaşar Gülcü (67), 42 yıldır tarihleri 200-500 yıl arasında değişen farklı kitaplar ile Kur’an-ı Kerimleri ciltleyip, onarıyor. Gülcü, ” Kayseri’de benden başka eski kitap tamir eden yok. Olsa iyi olurdu ama merak eden yoktur. Sevdiğim için bu işi yapıyorum” dedi.
Kayseri’de yaşayan Yaşar Gülcü, okulu bıraktıktan sonra sanayide çırak olmaya başladı. Sanayideki işini beğenmeyen Gülcü, 6 ay sonra kentteki bir matbaada ciltçi olarak işe başladı. 15 yaşından beri Kayseri’de ciltçilik yapan, evli ve 4 çocuk babası Gülcü, 42 yıldır tarihleri 200-500 yıl arasında değişen farklı kitaplar ile Kur’an-ı Kerimleri ciltleyip, onarıyor. Şehrin tek ciltçisi olan Gülcü, işletmesine getirilen kitapların arasında tarih kitaplarını görünce sevindiğini belirterek, “Ortaokulu bırakıp, ciltçiliğe başladım. Bu işi, 42 senedir yapıyorum. Eskiden çok cilt yaptıran olurdu ama şimdi azaldı. Bilgisayar çıktığından dolayı azaldığını düşünüyorum. Bu işe 15 yaşında başladım. Okulu bırakınca önce sanayiye gittim. Sanayiyi sevmedim. Oradan matbaaya geldim. Matbaada cilt işi vardı. Askere gitmeden yaptım. Askerden gelince devam ettim” dedi.
‘MUTLU OLUYORUM’
Kitapları çok sevdiğini belirten Yaşar Gülcü, “Kitapları sevdiğim için ciltliyorum. Bu işe elimden geldiği kadar, ömrüm yettikçe devam etmek istiyorum. Tarih kitapları geldiğinde severek yapıyorum. Bu kitaplar önemli olduğu için zarar görmüş halde kaybolmasını istemiyorum. Eski kitaplar geliyor. 100- 200 yıllık tarih kitapları, Kur’an’ı Kerimler ve Osmanlıcalar geliyor. Onları ciltleyerek müşterilerime veriyorum. Cilt yaptığım için çok mutlu oluyorum. Bu kitapları müşterilerimize yenilenmiş halde verip, kütüphanelerine kazandırmak istiyorum” diye konuştu.
‘MESLEĞİMİZ YOK OLMAK ÜZERE’
Teknolojinin gelişmesi ile birlikte kitapların eski değerini görmediğini kaydeden Yaşar Gülcü, “Meslek yok olmak üzere. Bu kitaplardan yapan yok. Gençler şimdi hazır alıp okuyor. Bilgisayardan, cep telefonundan okuduğu için kitap okuyan da azaldı. Cilt yapan da kalmadı. Bu meslek belli bir zaman sonra yok olacak diye üzülüyorum. Bu kitapların tamiri eskiliğine, dağınıklığına göre eğer az eskiyse 2 gün yoksa 3-4 gün sürüyor. Tamir ediyoruz, eksikleri varsa aynı kitaptan bulup fotokopi çektirip içine renkli ise renkli siyah beyazsa siyah beyaz koyarak, o kitabın eksiğini tamamlayıp 1 hafta içinde yapıp, müşteriye teslim ediyoruz” dedi.
‘SEVEREK BU İŞİ YAPIYORUM’
Yaşar Gülcü, “Kitap tamiri mesleğinin geleceği için üzülüyoruz. Bu işleri yapacak çırak yok. Zaten yaptığımız meblağlarda 1 ayda asgari ücretin yarısı kadar kazanıyoruz. Bununla ev falan geçinmez. Emekli olduğum için bu işi yapıyorum. Hem hobi olarak hem de severek bu işi yapıyorum. Çok büyük bir para kazandırmasa da tarih kitapları, dini kitapları ve Kur’an-ı Kerim yok olmasın diye yapıyorum. İnşallah devam ettiren gençlerden olur ama zor. Para kazanmadığı için bu işi gençlerden yapan kalmadı. Bu işleri yapmaya elimden geldiği kadar gayret ediyorum. Kayseri’de benden başka eski kitap tamir eden yok. Olsa iyi olurdu ama merak eden yoktur. Sevdiğim için bu işi yapıyorum. İnşallah ileride başka tamirciler de çıkar” diye konuştu.
‘KUYUMCU TİTİZLİĞİ İLE KİTAPLARA ÇOK HASSAS DAVRANIYORUM’
Eski kitaplara daha çok emek verdiğini söyleyen Gülcü, şöyle konuştu:
“Bir müşterim 3 tane kitap getirdi. 1 tanesi Osmanlıcaydı. Çok eskiydi ona 2-3 gün emek verdim. Tek tek sıraya dizdim. Forma haline getirip, ciltledim. Bu eski kitapları kıymetli olduğu için deriden ciltliyorum. Eski kitaplara daha çok özen gösteriyorum. Bu mesleğin kaybolmaması için elimden gelen gayreti gösteriyorum. Kitap bana geldiğinde çok dağınık ve eskimiş haldeydi. Özenle kenarından tıraş almadan orijinalliğini koruyarak yeniden ciltledim. 3 gün uğraştım, 4’üncü gün okunur hale getirdim. 200 yılık Osmanlıca bir kitap olduğu için bunun zayi olmasını istemedim. Kuyumcu titizliği ile kitaplara çok hassas davranıyorum. İnce ince işleyip okunur hale getiriyorum.”
Haber-Kamera: Nuray Uzatmaz-Samed Aydın SUN/KAYSERİ,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Muratpaşa Belediyesi’nin düzenlediği 9. Antalya Edebiyat Günleri, ödül gecesi ile başladı. Türkan ŞorayKültür Merkezi’nde gerçekleşen gecede En İyi Öykü Kitabı ödülü “Ne Yeni Ne Başka” adlı eseriyle Ayşen Işık’a, En İyi İlk Öykü Kitabı ödülü “Kıran Yeli” adlı eseriyle Gülser Kut Arat’a ve Onur Ödülü ise kadın edebiyatının öncülerinden Ayla Kutlu’ya takdim edildi.
Gecede konuşma yapan Başkan Uysal, “iyi kitapların çok az satıldığı bir dönemde” başlattıklarını söylediği Antalya Edebiyat Günlerinin 9’uncu yılına girmesinin önemine vurgu yaptı. Uysal, bunu bir tip ‘direniş’e benzetti.
Türkiye’nin kültür ve sanat alanında yeni bir merkez inşasının arifesinde olduğunu aktaran Uysal, şöyle konuştu:
“Benim sadece çağrım şu. İnsandan yana, bilimsel, düzgün, akli, samimi, sahici, otantik, kişilikli, kimlikli bir sanat için merkez inşa etme konusunda herkesi göreve ve yardıma davet ediyorum. Çünkü bu olmadan diğer kaostan bir demokrasi asla çıkmıyor. Doğrunun, güzelin bir merkezinin inşası önümüzdeki süreçte mutlaka sanatta ve kültürde de toplumların, ülkelerin gündeminde olacak diye düşünüyorum.”
Gecede onur ödülü alan Ayla Kutlu, “Yazarlık çok zor bir iştir gerçekten ama Türk kadını güçlüdür, nihayetinde bir aslan, bir kaplandır” dedi. En İyi Öykü Kitabı ödülünün sahibi Ayşen Işık, “Edebiyat bize yoldaşlık ediyor. Acılarımızı, kederimizi belki kurtaramıyoruz ama. Minnettarım. Öykü kitabıma verilen bu ödül benim için çok kıymetli. Antalya Muratpaşa Belediyesi’nin yaptığı bu etkinlikler, eminim burada bir sürü kişinin hayatlarında fark yaratacak” diye konuştu.
Gülser Kut Arat ise aldığı En İyi İlk Öykü Kitabı Ödülü’ne ilişkin “Ben bu ödülü daha iyi, daha güzel, daha insanca bir yaşama inanan ve bu uğurda kendini feda eden devrimin çocuklarına ve unutamadığım arkadaşlarıma gönderiyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İbrahim Erkal Kültür Merkezindeki, Öğretmenler Müzik Topluluğunun, Öğretmenler Günü Konseri, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Öğretmen olan Ruşen Hattatoğlu Ece ile eşi Bilal Ece’nin sunduğu programda, ERSANDER Başkanı olan eğitimci Ümit Gergit, açılış konuşması yaptı.
Programın ilk bölümünde; ERSANDER Kadın Kolları Başkanı ve eğitimci Sevnur İçyar, Cumhuriyet dönemi edebiyatının önemli şairlerinden Ceyhun Atuf Kansu’nun ‘Dünyanın en güzel çiçekleri’ şiirini seslendirdi.
Ardından Türk Halk Müziği Sanatçısı, ERSANDER Genel Sekreteri Vahit Alkır’ın yönetmenliğini yaptığı programda öğretmenlerden oluşan solistler Yasemin Deniz Akköse, Uğur İdem, Berna Kılıç, Hayrullah Yabatu, saz sanatçıları Ahmet Erdoğan, Bekir Karamollaoğlu, Burhanettin Kaya, Burhan Yakut, Cihangir Koşapınar, Çağatay Çapan, Eda Alemdar Çankaya, Gönül Kürkçüoğlu, Murat Yakut, Rıdvan Şanlı sahne aldı.
Vahit Alkır, ERSANDER yönetiminde görev alan Gazeteci- Fotoğraf sanatçısı Öztürk Akkök ve Ahşap Yakma sanatçısı Canip Cihangir’in hastanede tedavi gördüklerini dile getirdi, izleyicilerden alkış göndermelerini istedi.
Sonra birer ses sanatçısı gibi öğretmenler, Vahit Alkır’la birlikte Türk Sanat ve Türk Halk Müziği eserlerini, okudular. Vahit Alkır’ın isteği üzerine sahneye çıkan Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız da öğretmenlerle beraber ‘Eski Dostlar’ şarkısını söyledi.
Programın son bölümünde Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız, seyirciler tarafından alkışlanan sanatçı öğretmenlere çiçek verdi ve teşekkür etti. Yakup Yıldız, “Öğretmenler Gününü bir günle sınırlamamak gerekir. Öğretmenler her gün hatırlanmalı ve anılmalı” diye konuştu. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İnsanlık tarihi boyunca ellerden hiç düşmeyen ve insanoğlunda özel bir yeri bulunan tespihler bazen duaların ve yakarışların aracı kimi zaman erkeklerin aksesuarı kimi zaman da koleksiyoncuların vazgeçilmezi oldu. Birbirinden özel taşlar ve bin bir emek ile yapılan tespihler özellikleri kadar fiyatlarıyla da hep dikkat çekiyor. Elazığ’da bir tespih dükkanında satılan Osmanlı sıkma kehribarı da hem fiyatı hem de görüntüsüyle görenlerin ağzını açık bırakıyor. Osmanlı döneminden kalma taşların özel ellerde işlenmesi ile elde edilen kehribar tespih, görüntüsü kadar fiyatı ile de dikkat çekiyor. Yaklaşık 200 yıl önce yapılan ve bugüne kadar orijinalliğini koruyan Osmanlı kehribarı tespih Elazığ’da 330 bin liraya satılıyor.
Tespih ustası Hadin Bulut yaptığı açıklamada, “Bu tespih Osmanlı sıkma kehribardır. Ortalama 150-200 yıllık bir tespihtir. O dönemde tespihe çevrilmiş bir üründür. Bu yıla kadar vişne rengi olarak gelmiş. Bazı müşterilerimiz var tekrar tıraşlayalım iç rengi ortaya çıksın dediklerinde tıraşlandı ve kayısı rengine doğru gitti. Ortalama 10-15 yıl sonra tekrar vişne rengine dönecek. Bu tespih kıymetli ve antika üründür. Genelde kıymetini bilenler alıyor. Yatırım için alıyorlar. Şu an istediğimiz rakam 300 bin lira. Altın püskülü ile 330 bin liraya buluyor. Çok nadir bir üründür. Mesela koleksiyoncular ya da tespihçiler bilir, imamenin ve habbenin temizliği ve o dönemden bu güne kadar çatlak olmamış yani değişen olmamış bir üründür. Osmanlının ham döküm fabrikası 1900’lü yılların sonunda kapandı. Ortalama 150-200 yıllık bir tespihtir. Tam yılını bilemeyiz ama kokusuna ve özelliklerine baktığımız da o kadar bir yılı olduğunu düşünüyoruz. Talep oldukça fazla. Özellikle Araplar ilgi gösteriyor. Son zamanlarda ülkemizde de ilgi görmeye başladı. Yatırımlık alanlar oluyor. Koleksiyon için alanlar oluyor” dedi. – ELAZIĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ziyarette, resim bölümü öğrencilerinin Bilecik Valiliği iş birliğiyle sürdürülen ‘Bilecik İlinin Tarihi ve Kültürel Mirası’ teması kapsamında tuval üzerine ürettikleri eserler incelendi. Aynı zamanda, Aralık ayında açılması planlanan ‘Kent Belleği-Kent İzlenimleri’ sergisi için hazırlanan çalışmalar da değerlendirildi.
Rektör Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, öğrencilerle bir araya gelerek projeleri ve eserlerin üretim süreçleri hakkında bilgi aldı. Öğrencilerin sanatsal bakış açısı ve çalışmalarına duyduğu memnuniyeti dile getiren Rektör Kaplancıklı, bu tür iş birliklerinin üniversitenin sanatsal ve kültürel katkılarını artırdığına dikkat çekerek, yapılan çalışmalara desteklerinin devam edeceğini ifade etti. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adana’da yaşayan 4. sınıf öğrencisi Ada Mila Irmak, sergide yer alan 28 eserini Mersinli sanatseverlerin beğenisine sundu
MERSİN – Adana’da yaşayan 9 yaşındaki Ada Mila Irmak, sulu boya, kuru boya, akrilik ve pastel boya çalışmalarıyla yaptığı resimleri, Mersinli sanatseverlerin beğenisine sundu. Küçük yaşta açtığı ikinci sergi ile sanatseverlerin dikkatini çeken 4. sınıf öğrencisi Irmak, yazmayı planladığı öyküleri kendi resmetmek istiyor.
Adana’da yaşayan 9 yaşındaki Ada Mila Irmak, özel bir okulda eğitimini sürdürmenin yanında kitap okumayı ve piyano çalmayı seviyor. Adana Atlı Spor Kulübü’nde lisanslı tenis oyuncusu olan Irmak, 3 yaşından itibaren resim yapmaya başladı. Annesi de amatörce resimle uğraşan Irmak’ın yaptığı resimleri gören dede İhsan Toksöz, torununa destek oldu. Irmak, zamanla yaptığı resimleri geliştirmesi üzerine, dedesinin de desteğiyle geçen yıl ilk kişisel resim sergisini açarak, gelirini de depremzedelere bağışladı. Yaklaşık 2 yıldır Bilimsel Sanat Merkezleri öğrencisi olarak sanata olan ilgisini geliştiren Irmak, serbest şekilde çalışarak özgün eserler ortaya koyuyor. İleride yazacağı öyküleri kendisi resimleyerek sanatını birleştirmek isteyen Irmak, sulu boya, akrilik, kuru boya, pastel boya ile çalışmalarını sürdürüyor. Sanatını, yönlendirilmeden kendi seçtiği konular ve malzemelerle geliştiren genç ressam, geçen yıl İçel Sanat Kulübü’nde açtığı ilk kişisel sergisinin ardından, bu kez ikinci sergisini Mersin’de sanatseverlerle buluşturdu. İSK’da açılan ve 28 eserin yer aldığı sergi, 28 Kasım’a kadar gezilebilecek.
“İleride hikayeler yazıp bunları resimlendirmek istiyorum”
Özel bir ilkokulda eğitimini sürdüren Irmak, 3 yaşında çizmeye başladığını, bir süre sonra dedesi İhsan Toksöz’un bu yeteneğini keşfettiğini söyledi. Dedesinin kendisini bu konuda sürekli desteklediğini dile getiren Irmak, böylelikle ilk kişisel sergisini geçen yıl açtığını ifade etti. Sergideki eserlerin beğenilmesi üzerine bu yıl da ikinci sergisini açmaya karar verdiğini belirten Irmak, her türlü resim çizmeyi sevdiğini kaydeti. İleride iyi bir ressam olmayı hedeflediğini vurgulayan Irmak, “İleride hikayeler yazıp bunları resimlendirmek istiyorum” dedi. Irmak, çevresinden de olumlu tepkiler aldığını kaydetti.
“İleride inşallah Mersin ve Türkiye bir sanatçı kazanacak”
Dede İhsan Toksöz ise torununu küçük yaştan beri takip ettiklerini belirterek, “Çok ilginç resimler ortaya çıkardı. Şu anda da BİLSEM’de okulun yanı sıra eğitim görüyor. Resim yeteneğinin yanında tenis sporunda lisanslı oyuncu. Piyano çalıyor, öyküler yazıyor” diye konuştu. İSK yöneticilerinin geçen seneki serginin ardından bu yıl için de söz aldıklarını ifade eden Toksöz, torununun bütün yaz çalışarak bu sergiyi açtığını aktararak, “Onun adına çok mutluyum. İleride inşallah Mersin ve Türkiye bir sanatçı kazanacak” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konak Belediyesi’nin Umurbey Mahallesi’ni sanatın merkezi haline getiren Darağaç Kolektifi’yle ortaklaşa hayata geçirdiği “Darağaç Fermantasyon” Projesi, kamusal ve özel alanlarda farklı yöntemlerle çalışan sanatçıları konuk etmeye başladı. İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) yürütücülüğünde, Avrupa Birliği desteğiyle gerçekleştirilen ‘Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı kapsamında gerçekleştirilen projenin ilk sergisi Oksidasyon, 1519 ve 1532 Sokak’ta ziyarete açıldı.
Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği sergide fermantasyonun çift yönlü doğasına vurgu yapıldı. “Fermantasyon sürecin ilk adımı Oksidasyon” adıyla duyurulan etkinlikte sergilerin yanı sıra canlı performans ve enstalasyonlar da yer aldı. Etkinlik programında ilerleyen günlerde film gösterimi, konser ve söyleşiler de yapılacak.
Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, ‘Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı’ndan hibe alan 10 proje arasında yer alan ‘Darağaç Fermantasyon’ Projesi’nin kente değer kattığını vurguladı. Bir yıl sürecek projenin sanatçıları ve sanatın her boyutuyla yaşatıldığı Umurbey Mahallesi’ni her geçen gün daha yaratıcı ve üretken kıldığını belirten Başkan Mutlu, “Ne şanslıyız ki Konak’ımızda sanatla yoğrulmuş, sanatla yol almış, kolektif üretimi başarmış bir mahallemiz var. Yıllardır çalışmalarını hayranlıkla takip ettiğimiz Darağaç Kolektifi ile bu yıl, Konak Belediyesi olarak ortak bir proje içinde olmaktan dolayı mutluyuz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültürel mirasın korunması ve sürdürülebilirliği gibi konuların ele alınacağı Tarihi Kentler Birliği toplantısı Muğla’nın Marmaris ilçesinde Tarihi Kentler Birliği ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın başkanlığında toplandı.
Toplantının açış konuşmasını Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras yaptı. Aras şunları söyledi:
“Memleketimiz Muğla, kesintisiz insan yerleşimiyle 8 bin yıllık geçmişe sahip, Akdeniz’in en önemli kentlerinden biridir. Bir Akdeniz kenti olarak Muğla, antik çağlardan günümüze kadar birçok farklı kültüre ev sahipliği yapmıştır. Günümüzde bu kültürel çeşitliliğin mirası, günlük yaşamımızın pratiklerinde yaşamaya devam etmektedir.
“Muğla, içinde bulunduğumuz dünyayı şekillendiren paha biçilemez düşüncelerin oluştuğu bir şehirdir”
Muğla, içinde bulunduğumuz dünyayı şekillendiren paha biçilemez düşüncelerin oluştuğu bir şehirdir. Bugün her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz ‘demokrasi’ gibi sosyal yeniliklerin ortaya çıktığı bir tarihe Muğla’da ev sahipliği yapmaktayız.
Muğla gibi dinamik bir şehre hizmet etmek ve dünya çapında şehirlerle güçlü bağlar kurma geleneğini sürdürmek müthiş bir ayrıcalık. Ege’nin incisi kentimiz doğal, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle insanları kendine çekerken, her biri ayrı güzelliklere sahip 13 ilçesi ve keşfedilmemiş yönleriyle ziyaretçilerini adeta büyüler. Böylesine eşsiz bir coğrafya ve fırsata sahip olmanın verdiği sorumlulukla çalışmalarımıza hızlıca başladık. Bugün, 8 bin yıllık kültürel mirasıyla şehrimiz, dünyayla bir kez daha buluşmanın heyecanını yaşıyor. Oluşturduğumuz yol haritası ile Muğla’nın kültürel mirasını dünyaya tanıtma yolculuğuna büyük bir heyecanla çıktık.
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı olarak, uluslararası ve bölgesel bağlarımızı güçlendirmeye ve hem şehirlerimiz hem de küresel topluluğumuz için fayda sağlayacak iş birliği yollarını keşfetmek için büyük bir kararlılıkla çalışmalarımıza başladık. Ortak fayda sağlayan girişimlerle, karşılıklı öğrenmeyi, en iyi uygulamaların değişimini kolaylaştırabileceğimize ve toplumlarımızın ilerlemesine önemli ölçüde katkıda bulunabileceğimize inanıyorum. Kentsel planlama, iklim krizi, sürdürülebilir kalkınma, tarım, turizm, kültür ve kültürel miras gibi alanlarda birçok ortak proje ve iş birliği gerçekleştirmeyi planlıyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – CHP Antalya Milletvekili Aykut Kaya, Side Antik Kenti Anıtsal Çeşme Yapısı 2. Etap Restorasyon ihalesini gündeme getirerek, “Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü 423 metrekare işin 700 TL birim fiyat üzerinden yapılmasını öngörmüşken yüklenici ise bu iş için 19 bin 415 TL birim fiyat teklifiyle almış. Yani 28 kat daha fazla bir bedel üzerinden işi almış. Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü bu kalem iş için 296 bin TL toplam harcama öngörürken yüklenici aynı iş için 8 milyon 214 bin 913 TL harcama öngörmektedir” dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinde konuşan CHP AntalyaMilletvekili Aykut Kaya, “Kültürel ve tarihi mirasımızın korunmasını ve ortaya çıkartılmasını amaçlayan çalışmaların doğru olduğunu düşünüyoruz. Ancak bu çalışmaların kamu yararını gözeterek yapılıp yapılmadığı, birim fiyatlarının doğru hazırlanıp hazırlanmadığı konusunda ciddi endişelerim var” dedi. Kaya, “Bu konuyu size somut olarak örnek bir olay üzerinden resmi belgelerle anlatmak istiyorum” diyerek, şu ifadelere yer verdi:
“296 bin liralık iş için 8.2 milyon TL ödenmiş”
“2023 yılında ihalesi yapılan Side Antik Kenti Anıtsal Çeşme Yapısı 2. Etap Restorasyonu işinin birim fiyat teklif cetveline baktığımız zaman, Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’nün yaptığı maliyet cetveline uygun hareket edilmediği görülmektedir. Örneğin, 9 numaralı harcama kaleminde ‘imitasyon yapılması pozu’ işi için Rölövö ve Anıtlar Müdürlüğü 423 metrekare işin 700 TL birim fiyat üzerinden yapılmasını öngörmüşken yüklenici ise bu iş için 19 bin 415 TL birim fiyat teklifiyle almış. Yani 28 kat daha fazla bir bedel üzerinden işi almış. Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü bu kalem iş için 296 bin TL toplam harcama öngörürken yüklenici aynı iş için 8 milyon 214 bin 913 TL harcama öngörmektedir.
Yine aynı şekilde 44 numaralı harcama kalemindeki enjeksiyon harcında, Rölöve ve Anıtlar Kurulu birim fiyat olarak 62 ton kalem iş için 30.81 TL belirlerken, yüklenici aynı iş için 130 TL birim fiyatı vermiş. Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’ne göre bu kalem iş için 1 milyon 916 bin 998 TL harcama öngörülmüşken yüklenici 8 milyon TL olarak işi almış. Aradaki farka bakın ve sadece bu iki kalemde metrekareler arttıkça yüklenicinin karını siz düşünün. Hakediş raporlarında da bu gözükecektir.”
“Yapılacak işe yüksek, yapılmayacak işe düşük fiyat”
Aynı ihale kapsamında, 7 numaralı iş kalemindeki montaj işini, Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’nün birim fiyatını 4 bin 268 TL olarak öngördüğü işi, yüklenici 250 TL birim fiyat üzerinden yapmayı taahhüt ettiğine dikkat çeken Milletvekili Aykut Kaya, “Sayın Bakan, yüklenici bu kalem iş için birim fiyatını neden düşük vermiş, hiç düşündünüz mü? Çünkü bu işi yapmayacağı için düşük fiyat vermiş. Yapacağı kalemlerin birim fiyatını yüksek vermiş. Yani Birim Fiyat teklif cetveli ile kamu adına 15-20 milyon TL’ye imal edilecek bir iş, nasıl oluyor da 75 milyon TL’ye yapılıyor? Lütfen bu konuları araştıralım” diyerek Kültür ve Turizm BakanıMehmet Nuri Ersoy’a seslendi.
“Devlet kaynakları israf olacak”
Aykut Kaya, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Elimdeki resmi belgeleri de sizlerle paylaşıyoruma ama işin sonunda siz de göreceksiniz ki yüklenici karlı olan kalemleri yapmış, karı düşük olanları yapmamış ve ödeneğin tümünü kullanmış, ancak iş bitmemiş. Siz diğer yüklenicinin düşük karlılık sebebi ile yapmadığı işler için ikmal ihalesine çıkacaksınız ve devletin kaynaklarını israf edeceksiniz. Lütfen Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’nün hazırladığı yaklaşık maliyetlere uygun ihale yapın ve ihale sürecini ona uygun yönetin. İhaleyi alanların hesap oyunlarıyla kamu kaynaklarını haksız yere edinmelerine izin vermeyin. Kanaatimce bu tür ihalelerde bu kötü niyet uygulamalarının yaygın olduğunu düşünüyorum. Bu konuları siz hiç takip etmiyor musunuz? Bugüne kadar herhangi bir tespitte bulundunuz mu? Merak ediyorum, bulunduysanız, sorumlulardan hesabını sordunuz mu?”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
1800 YILLIK ARA
Tunç Çağı döneminde kurulduğu düşünülen ve Helenistik dönem boyunca en zengin ve en güzel şehirler arasında sayılan, UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’ndeki antik kentin en görkemli tarihi çeşmesi Kestros’tan bin 800 yıl sonra yeniden su aktı.
“YENİDEN SUYA KAVUŞTU”
Perge’nin ilk kazı başkanı Prof. Dr. Arif Müfid Mansel döneminden itibaren su akması hedeflenen Kestros Çeşmesi’nde yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Perge Antik Kenti Kazı Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Aytaç Dönmez, şu ifadelere yer verdi:
“Kestros Çeşmesi’nde ilk kez su akıtma denemesini 2022 yılında gerçekleştirmiştik. Acaba su aksa nasıl olacak ve kaçaklar nerelerde gerçekleşiyor bağlamında bir çalışma gerçekleştirdik, bu çalışma sonucunda da yapıda suyun akmasının herhangi bir problem doğurmayacağını ve projenin gerçekleştirilmesinin mümkün olduğunu anladık. 2022 yılından bu döneme kadar çalıştığımız proje, bu sene Kültür ve Turizm Bakanlığımızın da ‘Geleceğe Miras’ projesi destekleriyle hayata geçti. Kestros Çeşmesi, bin 800 yıl sonra yeniden suyuna kavuşmuş oldu.”
“BAŞKA BİR ROMA KENTİNDE ÖRNEĞİYLE HENÜZ KARŞILAŞMADIK”
Perge Antik Kenti’nin eşsiz yapılardan birinin Kestros Çeşmesi olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Aytaç Dönmez, çeşmenin kentteki diğer yapılara göre farklı olduğunu şu sözlerle anlattı:
“Kestros, Perge için en ünik yapılardan biri, antik kentte daha farklı çeşme yapılarının olduğunu biliyoruz ancak bu yapıda karşımıza çıkan en önemli özellik; suyun bir havuza akması ve ardından o havuzla bağlantılı bir kanal boyunca kentin kuzey-güney doğrultu caddelerinin tamamını kat etmesi, hatta yapılan kazı çalışmalar sonucunda kentin dışında da devam ettiğini gördük. Böylesine özel lüks görünümlü, havuz şeklindeki kanalın Roma imparatorluk döneminde başka bir Roma kentinde örneğiyle henüz karşılaşmadık. Bu bağlamda aslında yapı oldukça lüks ve özel bir statüye sahip.”

Kültür SanatAntalyaTurizmKültürSanatÇeşmeRoma
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlçe merkezine 19 kilometre mesafedeki Durmuşlar Mahallesi’nde bölgeye hakim noktada yer alan Hazreti Ukkaşe’nin makamının da bulunduğu türbe depremde yıkıldı.
Nurdağı Belediye Başkanı Mehmet Yıldırır, türbenin yapımında sona yaklaşıldığını belirtti.
Depremden sonra hemen başlatılan çalışmalar sonunda tadilatın türbe kısmının bittiğini aktaran Yıldırır, “6 Şubat depremlerinde ağır hasar alan Hazreti Ukkaşe Türbesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yeniden yaptırılan proje kapsamında hayırsever Nadir Yağ Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından yeniden yapılıyor. Kendilerine buradan teşekkürlerimizi sunuyoruz. Depremden sonra hemen başlatılan çalışmalar sonunda tadilatın türbe kısmı bitti. Caminin kaba kısmı da tamamlandı. İçerisindeki ince işçilik kısmında çalışılıyor şu anda. İnşallah 2 ay gibi süre içinde hizmete açılır diye düşünüyorum.” diye konuştu.
Mehmet YıldırırKültür SanatgaziantepNurdağıGüncelDepremYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NAZAR BÜYÜM NEDEN ÖLDÜ?
Adam Yayınları, Merkez Ajans ve Anadolu Yayıncılık kurucusu, çevirmen, şair ve yazar Nazar Büyüm hayatını kaybetti. Agos gazetesinde yer alan bilgiye göre Büyüm, hastalığı nedeniyle bir süredir tedavi görüyordu.
NAZAR BÜYÜM KİMDİR?
Nazar Bu¨yu¨m 1944’te dogˆdu. I·stanbul Üniversitesi’nde I·ngiliz Dili ve Edebiyatı okudu. 1975’te iki arkadas¸ıyla kurdugˆu Ajans Ada’dan 1981’de ayrılarak Adam Yayınları’nı, Merkez Ajans’ı ve Anadolu Yayıncılık’ı kurdu. Adam Yayınları’nda edebiyat-sanat kitapları ve dergiler, Anadolu Yayıncılık’ta Yurt Ansiklopedisi, Tu¨rk ve Du¨nya Ansiklopedisi gibi kaynak kitaplar yayımladı. 1985’te Osman Kavala ve Selahattin Beyazıt’la birlikte kurdugˆu Ana Yayıncılık, Britannica Ansiklopedisi’nin Tu¨rkc¸e versiyonu AnaBritannica’yı, Britannica Compton’s’u ve Temel Britannica’yı yayımladı. Büyüm’ün çevirileri, derlemeleri, s¸iir kitapları bulunuyor.
Agos gazetesi yazarlarından Büyüm gazetedeki yazılarını “Dönük Baktığımda” başlıklı kitapta toplamıştı. Yazılar bir yandan kendisinin 1960’ların başlarından itibaren merkez noktalarında yer aldığı kültür, sanat, edebiyat ve yayıncılık dünyasından eşi bulunmaz tanıklıklar, portreler, galeriler sunuyor, bir yandan da Kayseri-Develi’de başlayan, İstanbul’da süren bu hayatın bir Ermeni gencinde, bir Ermeni ailesinde bıraktığı izleri renkli satırlarla canlandırıyor.
Osman DEMİRHaberler.com – GündemKültür SanatSoğuk HaberEğitim
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Turistlerin Türk mutfağına ilgisi artıyor
NEVŞEHİR – Binlerce kilometre uzaktan gelen turistler, Nevşehir’de önce mantı doldurdu, sonra yöresel ekmek yaptı.
Fas‘tan Kapadokya bölgesine gezmeye gelen Karouay ailesi, Ürgüp ilçesine bağlı Ortahisar beldesinde bulunan Hereni Kadın Kooperatifi’nin de önce hamur yoğurarak mantı doldurdu, daha sonra da tandırda yöresel ekmek pişirdi. Türk kültürünü ve Türk mutfağını çok merak ettiğini söyleyen 31 yaşındaki Faslı turist Rabii Karouay, bu merakını gidermek için eşi Lamyae Karafay ile Kapadokya’da mutfağa girdi. Rabii Karouay yaptığı açıklamada; “Fas’tan geliyorum. Ailem ile birlikte bu yerel yemekleri tecrübe etmek istedik. Türk yemekleri çok zengin. Burada da bunu deneyimlemek istedik. Tandır ocağında ilk defa ekmek yapıyoruz. Hayatımız boyunca bunu bir daha deneyimleyebilir miyiz bilmiyorum. Buradaki yerel insanlardan bunu öğrenmek bizim için unutamayacağımız bir tecrübe oldu” şeklinde konuştu.
Hereni Kadın Kooperatifi Başkanı Raşide Gök de yaptığı açıklamada; “Kooperatifimizde yöresel ürünler üretiyoruz. Belirli dönemlerde de yabancı misafirlerimizi ağırlıyoruz. Onlarla birlikte yemek yapıyoruz. Yaptığımız yemekleri de kendilerine tekrar ikram ediyoruz. Çoğunlukla Ortahisar’a özel ekmek yapıyoruz, dolma mantı yapıyoruz. Tatlı olarak da asede, dolaz, köftür kavurması gibi yöresel tatlılar yapıyoruz. Kendi yaptıkları yemekleri kendileri tekrar yiyince bundan çok memnun kalıyorlar. Gelen yabancı turistler Türk yemeklerini ve bizlerin neler yediğini çok merak ediyorlar” dedi.

Kültür SanatGastronomiKapadokyaturistKültürTurizmEkmekYaşamFas
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vietnam’ın başkenti Hanoi’de bu yıl yedincisi düzenlenen “Hanoi Uluslararası Film Festivali”nin geliştirme bölümünde yarışan film, “Jüri Özel Ödülü”ne layık görüldü.
Festivalin geliştirme bölümünde Bangladeş, Malezya, Hindistan, Türkiye, Arjantin ve Vietnam’dan 8 proje yarıştı.
Bir hafta süren festivalde iki gün konuk olarak ağırlanan yönetmen Soysal, “Rahma” projesini tanıtmanın yanı sıra Türk sineması hakkında da Vietnamlı sinemaseverlere bilgi aktardı.
Soysal, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, çekimlerine hazırlandığı “Rahma” filminin ödüle değer görülmesinden mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Vietnam’da düzenlenen festivalde bulunmak benim için farklı bir deneyimdi. Festivallerin en güzel tarafı farklı coğrafyalardan insanlarla bir araya gelmek, onları sinema penceresinden tanıyabilmek. İki günlük konukluğum sırasında bölgenin sineması hakkında yakından fikir edinme fırsatım da oldu. Hanoi Uluslararası Film Festivali’nin değerli jürisine projemi ödüle layık gördükleri için teşekkür ediyorum. Festival yönetimine ve ekibini de başarılı organizasyonları için kutluyorum.” dedi.
Proje, 2023’te TRT 12 Punto Senaryo Geliştirme Platformu’ndan “Ön Alım”, geçen ay Çanakkale’de ilki düzenlenen Troya Proje Geliştirme Platformu’ndan ise “En İyi Proje” ödüllerini kazanmıştı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü tarafından da desteklenen “Rahma”, yurt dışında da BulgaristanKültür Bakanlığı Film Fonu’ndan ortak yapım desteği aldı.
Konusunda “Anne sadece doğuran kişi midir, yoksa daha çok bağ kuran mıdır?” sorusunun cevabını arayacak olan film için ayrıca Balkon Film Yapım ve Ars Digital Yapım ortaklığında Avrupa’nın büyük fonu olan Euroimage’a da başvuru için hazırlanılıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Xtopia Immersive Journey” programı kapsamında açılan sergi, doğa ve teknoloji arasındaki bağlantıları keşfetmeyi ve izleyicilere yenilikçi deneyimler sunmayı hedefliyor.
Yapay zeka yazılımlarıyla insan ile makine ilişkisini ele alan serginin küratörü ve Xtopia World’ün kurucusu Lalin Akalan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sergide, sanatçının 360 derece mekana entegre olmuş bir görüntüsüyle ziyaretçilere seslendiği bir bölümün yer aldığını söyledi.
Akalan, “Bir sanat eseri içinde zamanda koro performansı var. Koro performansından sonra sanatçının ahtapotlardan esinlendiği ve ahtapotların zekasını yapay zekayla birleştirdiği bir manifestosu var. Bu, doğanın insanlığa bir çağrısı ve insanlığa bir geri dönüş manifestosudur.” dedi.
Sergideki eserlerin birbiriyle bağlantılı olduğuna dikkati çeken Akalan, şunları ifade etti:
“Memo Akten, 20 yıldır yapay zekayla çalıştığı için aslında buradaki eserler de yapay zekanın son 15 senedeki gelişimini kapsıyor. Bir tanesi evrenimizin derin tarihiyle alakalı. Evrenin toz ve gaz bulutu halinden bugüne kadar gelen serüvenini anlatıyor. Hızlı bir şekilde bize kim olduğumuzu hatırlatıyor. Biraz daha meditatif bir eser. Sergiye ayrıca koro, yoga, sesle şifa etkinliği gibi şeyler de eşlik edecek.”
Lalin Akalan, sergide ayrıca hareket, dans ve teknolojiyi birleştiren bir eser olduğunu dile getirerek, “Bir dansçının bir anda balığa, farklı doğa elementlerine dönüştüğü ve aramızda aslında ne kadar bağlı olduğumuzu anlatan, ekoloji odaklı bir deneyim. Deneyimler aslında kendimizle ve kendi insanlığımızla bağ kurmamıza alan açıyor. O yüzden bir tür farkındalık. İzleyicilerin buradan ‘geleceğimizi özenle tasarlayabileceğimiz umuduyla’ ayrılmalarını istiyoruz.” diye konuştu.
Üçlemenin ilki olarak açılan “Dağıtılmış Bilinç” sergisinden sonra “Somutlaştırılmış Simülasyon” ve “Derin Meditasyonlar” sergileri açılacak. Program süresince ayrıca atölyeler, performanslar, söyleşiler yapılacak.
Sergi, 15 Aralık’a kadar ziyaret edilebilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı ve Teknoloji Bakanlığının ana yürütücülüğünde düzenlenen, Anadolu Ajansının global iletişim ortağı olduğu TEKNOFEST, Adana Havalimanı’nda devam ediyor.
Festivali gezen “Mehmed: Fetihler Sultanı” dizisinin oyuncuları Serkan Çayoğlu, Sena Çakır ve Esila Umut, TRT standında düzenlenen etkinliğe katıldı.
Dizinin hayranları, oyuncuları görebilmek için stant önünde yoğunluk oluşturdu.
Etkinlikte oyuncular, imza verdikleri izleyicilerle hatıra fotoğrafı çektirdi.
Sena Çakır, AA muhabirine, ilk kez TEKNOFEST’te yer aldığını söyledi.
Festivalin çok büyük bir organizasyon olduğunu belirten Çakır, “Müthiş bir katılım var. İmza etkinliğinden sonra festival alanını gezmeye devam edeceğiz. Seyircilerimize buraya kadar geldikleri için teşekkür ediyorum.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ana yürütücülüğünde düzenlenen, Anadolu Ajansının global iletişim ortağı olduğu TEKNOFEST, Adana Havalimanı’nda devam ediyor.
Festivali ziyaret eden “Teşkilat” dizisinin oyuncuları Yunus Emre Yıldırımer, Serdar Yeğin ve Melisa Akman, TRT standında düzenlenen etkinliğe katıldı.
Oyuncular, imza verdikleri hayranlarıyla hatıra fotoğrafı çektirdi.
Yunus Emre Yıldırımer, AA muhabirine, TEKNOFEST’in çok özel ve gurur verici bir organizasyon olduğunu söyledi.
Festivalde olmaktan mutluluk duyduklarını belirten Yıldırımer, teknolojik gelişmeleri görme şansı bulduklarını anlattı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Üniversitenin 1071 Malazgirt Kongre ve Kültür Merkezinde başlayan etkinlik, birçok yazara ev sahipliği yapıyor.
İlgi gören etkinlikte, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, öğrencilere hediye çeki dağıttı.
Vali Vekili Mustafa Batuhan Alpboğa, yaptığı konuşmada, etkinliği geleneksel hale getirmeyi amaçladıklarını söyledi.
Alpboğa, “Bu güzel programla bir araya gelmemizden dolayı mutluluk duyduğumuzu belirtmek istiyoruz. İnşallah önümüzdeki yıllarda da program devam edecek.” dedi.
Rektör Prof. Dr. Mustafa Alican da “Onlarca yazarı burada ağırlayacağız. Yine üniversitemizin değişik salonlarında yazarların söyleşileri ve imza günleri olacak. Fırsatı olan herkesi buraya bekliyorum. İnşallah bu kitap fuarı kalıcı olur.” diye konuştu.
Gençlik ve Spor İl Müdürü Mehmet Arif Taşdemir de üniversite öğrencisi 4 bin 500 öğrencinin GSB yurtlarında barındığını hatırlattı.
Taşdemir, “Çocuklarımızı ve gençlerimizi kitap okumaya teşvik ediyoruz. Bugün burada da birbirinden değerli yazarlarımızla buluşuyoruz. Bir hafta sürecek etkinlikte gençlerimiz kitap okumayı sevecek. 500 adet hediye çekimizi gençlerimize verdik.” diye konuştu.
Konuşmaların ardında protokol üyeleri, stantları gezerek yazarlarla sohbet etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MUŞ – Muş’ta ‘Okutan şehir okuyan nesil’ mottosuyla düzenlenen 2. Kitap Günleri başladı.
Muş Valiliği ile Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen “2. Kitap Günleri” kitapseverleri buluşturdu. 7 gün boyunca MAUN kampüsünde ziyaretçilerini ağırlayacak olan etkinlik, birçok yazarın katılacağı söyleşilere de ev sahipliği yapacak. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından stantları ziyaret eden öğrencilere ise hediye çeki verildi.
Etkinliğin açılışında konuşan Muş Vali Vekili Mustafa Batuhan Alpboğa, geçen yıl ilkini yaptıkları programın ikincisini düzenlediklerini ifade ederek, “2. Kitap Günleri etkinliği yapmanın mutluluğu ve sevinci içerisindeyiz. Önümüzdeki zamanlarda da üçüncüsünü, dördüncüsünü, beşincisini, böyle devamını getirerek bu programın geleneksel hale gelmesi bizim en büyük temennilerimizden birisidir. Bu vesileyle katılımcıların hepsine teşekkür ediyorum. Öncelikli olarak bu yıl Zeliha hocamıza teşekkür etmek istiyorum. Kendisi öncelikle bizlere geldi. Kitap günleri programını yapmak istediklerini söylediler. Daha sonra sayın rektörümüzle beraber birlikte bir organizasyon içinde programın başlangıcını yaptık. Valiliğimiz ve Gençlik ve Spor İl Müdürlüğümüz, yine Milli Eğitim Müdürlüğümüz vasıtasıyla programı icra etme aşamasına geldik. Bu güzel programla bir araya gelmemizden dolayı mutluluk duyduğumuzu belirtmek istiyoruz. İnşallah önümüzdeki yıllarda da programın devam edeceğini temenni ediyoruz” dedi.
Muş’ta yaklaşık 4 bin 500 üniversite öğrencisinin Gençlik ve Spor Bakanlığı yurtlarında barındığını söyleyen Gençlik ve Spor İl Müdürü Mehmet Arif Taşdemir ise, “Burada her faaliyeti desteklediğimiz gibi kitap okumanın önemi ehemmiyetine binaen gençlik merkezimizde kitap okuma halkalarını düzenliyor ve zaman zaman okuryazar buluşmasıyla çocuklarımızı, gençlerimizi kitap okumaya teşvik ediyoruz. Bugün burada da birbirinden değerli yazarlarımız ve okurlarla beraber inşallah bir hafta sürecek bu kitap fuarında gençler kitap okumayı sevecek. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü olarak 500 tane hediye çekimizi gençlerimize verdik. Burada yazarlarımızın kitaplarını almak suretiyle kitaplarını imzalayacaklar. İnşallah yazarlarımız kitapseverlerle buluşacaklardır. Kitap stantlarımızı boş bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından protokol üyeleri stantları gezerek, yazarlarla sohbet etti. Etkinliğe Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Kantar, Adalet Komisyonu Başkanı İbrahim Karlı, İl Milli Eğitim Müdürü Enver Kıvanç, akademisyenler, yazarlar, öğrenciler ve kitapseverler katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edirne Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, Edirne Belediyesi Gençlik Korosu seçmeleri 8-18 yaş arası gençler arasında olacak.
Kontenjanın sınırlı olduğu seçmeler, 30 Eylül-4 Ekim tarihleri arasında Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi ve Belediye Konservatuvarında gerçekleşecek.
Belediye Başkanı Akın, çocuklara süt dağıttı
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, 28 Eylül Dünya Okul Sütü Günü kapsamında çocuklara süt dağıttı.
Belediyeden yapılan açıklamaya göre, Akın, Edirne Belediyesi Romacted Çocuk Evi’ni ziyaret ederek burada eğitim gören çocuklarla bir araya geldi.
Çocuklara süt ikram eden Akın, eğitimde fırsat eşitliği sağlamak ve dezavantajlı çocukların eğitime erişimini arttırmak amacıyla hizmet veren Romacted öğrencilerine belediye olarak desteklerini sürdüreceklerini söyledi.
Programa Belediye Başkan Yardımcısı Ertuğrul Tanrıkulu, Edirne Belediyesi Sağlık Hizmetleri Birimi Hemşiresi İnci Özer ve Çavuşbey Mahalle Muhtarı Serkan Kuş da katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilikten yapılan açıklamada, Vali Hasan Şıldak’ın Taş Tepeler Projesi kapsamında il genelinde 10 noktada devam eden kazı çalışmalarını yakından takip ettiği belirtildi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Vali Şıldak, Dünya Neolitik Kongresi’nin bir ilk olacağını, birçok ülkeden akademisyen ve uzmanın Şanlıurfa’da bir araya geleceğini ifade etti.
Kongre öncesi tüm planlamaları gözden geçirdiklerini belirten Şıldak, şunları kaydetti:
“Bu buluşma ile birlikte yine neolitik sözcüğünün gerçek değerinin Şanlıurfa’da çok daha değer kazanacağını düşünüyorum. Böylesine bir buluşmanın dünyada ilk kez olacak olması ilimiz adına mutluluk verici. İnşallah 4-8 Kasım tarihleri arasında ilimizdeki tüm arkeolojik çalışmalara ivme kazandıracak bu girişim, Valiliğimiz ile birlikte Büyükşehir Belediyemiz, Kalkınma Ajansımızın desteği ve iki güzide üniversitemiz ev sahipliğinde ilimizde yapılacaktır. Şanlıurfa adına gurur duyacağımız bir buluşma olacak. Bizler de bu organizasyona katkı sunmak için heyecanlanıyoruz. Tüm bu çerçevede Şanlıurfa, zengin tarihi ve kültürel mirasıyla göz kamaştırıyor. Son yıllarda hızla ilerleyen arkeolojik kazılar şimdi Taş Tepeler Projesi ile çok daha kapsamlı bir boyutta gelişiyor. Bizler de Dünya Neolitik Kongresi öncesi tüm planlamalarımızı gözden geçirerek, ilimizi en iyi şekilde bu dev buluşmaya hazırlıyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün öncülüğünde yürütülen çalışmalar kapsamında kente gelen Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Kağan Kadıoğlu ve Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selma Kadıoğlu, arkeolojik kazıların devam ettiği Arhavi Ciha Kalesi, Ardanuç Kutlu Köyü Bağlığı Yapısı ve Ardanuç’taki Gevhernik Kalesi’nde görüntüleme yaptı.
Kazıların, hazırlanacak rapor doğrultusunda ilerlemesi planlanıyor.
Ankara Üniversitesi Yer Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi de olan Prof. Dr. Yusuf Kağan Kadıoğlu, AA muhabirine, zamanla tahrip olan ve toprak altında kalan yapıların arkeolojik kazısına yön vermek amacıyla bölgede inceleme yaptıklarını söyledi.
Arhavi Ciha Kalesi’nin bulunduğu alanda 50 santimetre aralıklarla, Kutlu köyü bağlığındaki alanda ise 1 metre aralıklarla yer altı görüntülemesi gerçekleştirdiklerini anlatan Kadıoğlu, bu alanların oluşumuna ilişkin bilgi verdi.
Kadıoğlu, bölgeden aldıkları kaya, toprak ve harç örneklerini inceleyeceklerini ifade ederek, şu değerlendirmede bulundu:
“Kutlu köyündeki alanda 1-2 yerde volkanik cam olan obsidiyen parçalarını gördük, onlardan da örnek aldık. Bu volkanik camla birlikte seramik antik fırın ocağı olabilecek şekilde bir yapı gördük, oradan da örnek aldık. Onların analizlerini yapacağız, obsidiyen ile ilişkilerini ortaya koyacağız. Özellikle Kutlu köyünde bulunan yapı arkeolojik olarak kazanıldığı zaman gerçek anlamda Türkiye’nin kültürel mirası açısından bir zenginliğini yeniden ortaya koyacaktır. Bu kazı bölgenin de kalkınmasına yardımcı olacak. O yüzden ekip olarak bu bölgeyi bir şekilde kültürel mirasa kazandırmak için ne gerekiyorsa yapmamız gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle bu bölgeye geldik ve ekip olarak da yine bu şekilde çalışıyoruz.”
Prof. Dr. Selma Kadıoğlu ise hedeflerinin kazmadan, yer altı görüntüleme yaparak kale içindeki olası yapı kalıntılarının konum, alan ve derinlik değişimi hakkındaki bilgileri ortaya koymak olduğunu dile getirdi.
Sadece üst yüzeydeki yapı kalıntılarını değil katman katman da kalıntıların değişimini görüntülediklerine dikkati çeken Kadıoğlu, “Arkeolog hocalarımıza, kazmadan görüntüleme değerlerini sunarak başlangıç ve ne kadar derine inebilecekleri konusunda ciddi bir bilgi paylaşımı yapacağız. Bu açıdan çalışma çok önemli. Buranın bakir bir arkeolojik alan olması bütün çalışma ekibi ve bizler adına da çok önemli.” diye konuştu.
Ekibe çalışmaları sırasında, İl Kültür ve Turizm Müdürü Yunus Emre Aytekin ile Gevhernik Kalesi Kazı Başkanı Dr. Osman Aytekin de eşlik etti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ankara, üçüncü kez Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında yer alıyor ve şehrin dört bir yanındaki 100’den fazla mekanda sergiler, konserler, söyleşiler ve her yaş grubuna hitap eden etkinlikler düzenleniyor. Sanatçılar, bu etkinlikler aracılığıyla Ankaralılarla buluşuyor.
Festivalin dikkat çeken etkinliklerinden biri, ses sanatçısı ve televizyon programcısı Züleyha Ortak moderatörlüğünde Psikolog Yazar Beyhan Budak’ın, Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nde gerçekleştirdiği söyleşi oldu.

“Kaliteli İlişkiler” başlığı altında özsaygı ve yaşamda dikkat edilmesi gereken konular ele alınan etkinliğe Ankaralılar büyük ilgi gösterdi, tarihi mekan dolup taştı.
Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Züleyha Ortak ve Beyhan Budak, 30 Eylül’de AKM’de İstanbullularla buluşacak. İkilinin sonraki durağı ise Diyarbakır olacak.

Züleyha Ortak Kimdir?
Züleyha Ortak, 1987’de İstanbul’da doğdu ve Türkçe, Zazaca ve Kürtçe olmak üzere üç dilin konuşulduğu bir ailede büyüdü. Marmara Üniversitesi’nde Büro Yönetimi okurken, bir yandan müzik eğitimi aldı ve Zülfü Livaneli’nin asistanlığını yaptı. Livaneli, Züleyha’nın yeteneğini keşfederek ona sahnede yer verdi. Kürtçe seslendirdiği “Yiğidim Aslanım” şarkısıyla büyük beğeni topladı ve müzik kariyerine profesyonel olarak adım attı.
2012’de “Müzik Evi” adlı programı hazırlayıp sundu, ardından “Gelin Kınası” albümüyle Anadolu’nun düğün türkülerini yorumladı. 2015’te TRT1’de “İyi Fikir” programını sundu. Ayrıca, Göksel Baktagir’in yönettiği “7 Cihan Kadınları” grubunda yer alarak konserler vermeye devam ediyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Prizren’in tarihi Lumbardhi Sineması’ndaki törene, Türkiye’nin Priştine Büyükelçisi Sabri Tunç Angılı, Prizren Başkonsolosu Celal Doğan, Kosova Demokratik Türk Partisi (KDTP) Genel Başkanı ve Bölgesel Kalkınma Bakanı Fikrim Damka, KDTP Milletvekili Fidan Brina Jılta, Uluslararası Sanatla Uyanmak Festivali Direktörü Ethem Baymak, ülkedeki Türk kurumlarının temsilcileri ile çok sayıda davetli katıldı.
Protokol konuşmalarıyla başlayan tören kapsamında Yazar Ayşe Kulin’e yılın sanatçısı ödülü verildi.
Törende ayrıca AnkaraMüzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Türk Dünyası Müzikleri Topluluğu tarafından “Altaylar’dan Balkanlar’a” adlı konser verildi. Konserde Prizrenli müzikseverler söylenen şarkılara eşlik ederek eğlendi.
Öte yandan, festival kapsamında, Yazar Kulin ve gazeteci, yazar, belgesel yönetmeni Nebil Özgentürk ile söyleşi ve imza günü yapıldı. Ayrıca Prizren’e birçok ülkeden gelen ressamların festival kapsamında hazırladığı tablolarından oluşan sergi açıldı.
17 Eylül’de başlayan ve yarın sona erecek festival kapsamında, atölye çalışmaları, kişisel ve karma sergiler, belgesel gösterimleri, panel ve konserler düzenlendi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ahi Evran Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki etkinlikte konuşan Rektör Prof. Dr. Mustafa Kasım Karahocagil, Ahiliğin bir meslek örgütü olmasının dışında insan yetiştirme ve medeniyet projesi olduğunu söyledi.
Ahiliğin toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini, toplumsal hayata düzen getirdiğini, yeni bir anlayışın hakim olmasını sağladığını, dışarıdan tehditlerin olduğu dönemlerde devleti ve milleti ayakta tutabildiğini vurgulayan Karahocagil, “Ahiliğin bizim ne kadar önemli bir değerimiz olduğu daha çok ortaya çıkmaktadır. Bir yıla yakın bir süredir Gazze’de insanlık katliamı ve soykırım yapılıyor, bütün dünyanın seyirci kaldığı bu sistem devam ediyor. Yarın bunların başka yerlerde olma ihtimalini görüyoruz. Bunun için mazlumların sesi ve güvencesi olmak, onların güvendiği yer olmak gibi tarihi bir sorumluluğumuz var. Ahilik öyle bir değer ve sistem ki içindekilerle toplumsal düzeni, barışı sağlarken, insanın gelişimine de odaklanmaktadır.” diye konuştu.
Daha sonra öğrencilere üniversite, yerleşke, imkanlar ve kent hakkında bilgiler verilirken, her fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokulu da kendi bünyesinde öğrencilere yönelik seminer düzenledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Yakutiye Gençlik Merkezi Tiyatro ekibi Deprem Bölgesinde, çocuklar için gösteri oyunları sergileyecek.
Gençlik ve Spor Bakanlığının ‘Gülümseyin Geliyoruz’, ‘Okula Hazırlık’ projesi kapsamında 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Merkezleri depremlerden etkilenen Hatay, Adıyaman, Gaziantep, Kahramanmaraş ve Malatya gibi illerde tiyatro gösterisi yaparak minik öğrencilere bir nebze olsun moral aşılamaya çalışacak olan tiyatro ekibi yola çıktı. Yönetmen Ferhat Raşit Kına ve 16 kişilik ekibini Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürü Levent Çakmur ile Gençlik Hizmetleri Müdürü Zülküf Yılmaz uğurladı.
6. kez deprem bölgesinde
Yakutiye Gençlik Merkezi Tiyatro ekibi 6. Kez deprem bölgesinde depremzede çocuklara moral aşılayacak. ‘Asrın felaketi’nden etkilenen tüm illerde sahne alacak olan tiyatro ekibine başarılar dileyen Gençlik ve Spor İl Müdürü Levent Çakmur, yönetmen Ferhat Raşit Kına ve ekibine ‘Hayırlı yolculuklar’ diledi.
Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Yakutiye Gençlik Merkezi Tiyatro hocası Ferhat Raşit Kına, ekip olarak anlamlı bir yolculuğa çıkacaklarını belirterek, afetten bu yana deprem bölgesine 5 kez gittiklerini ve 6. Kez deprem bölgesinde afetzede çocuklarla buluşacakları için heyecanlı olduklarını söyledi. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eşsiz mutfağı ve kültürüyle Gazi şehir, GastroAntep ile bir kez daha dünya sahnesine çıkıyor. Dünyaca ünlü ödüllü şefler, gastronomi yazarları, sektör temsilcilerinin katılımıyla gastronominin kalbi Gaziantep’te atacak. 14-22 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek GastroAntep Kültür Yolu Festivali’nde etkinlikler, festivalin kentte katkısı, bu yılın özellikleri ve program konusunda basın mensuplarına 25 Aralık Panorama Müzesi Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıyla bilgilendirme yapıldı.
Toplantıya Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep Valisi Kemal Çeber, AK Parti Gaziantep Milletvekiliİrfan Çelikaslan katıldı.
GastroAntep Kültür Yolu Festivali basın toplantısında “Güvenli ve Dirençli Şehir Gaziantep” sunumu gerçekleştiren Başkan Fatma Şahin; nüfus artışı, su yönetimi, gıda güvenliği için yapılan ve yapılacak yatırımlarla bakanlıklarla ilgili temaslara değindi. Bu yatırımların önemini vurguladı. Güvenli şehir modeli hakkında bilgi veren Şahin başlıklar ve örneklerle çeşitlendirdi. Gaziantep’in dünyada gastronomi alanındaki yeri, Gaziantep mutfağının değerlerinin tanıtımı ve önemi ile coğrafi işaret alanındaki çalışmalara değindi.
“Kültür, medeniyetin özüdür”
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin toplantıda yaptığı konuşmada GastroAntep’in geliştiğini ve büyüdüğünü festivalin büyüklüğünün belli olacağını belirterek, “İnsanın canının malının bize emanet olduğu bir dönemde kültürün ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Kültür aynı zamanda medeniyetin özüdür. Çıkardığımız sofra son üründür. Oysa daha GastroAntep’e başlarken biz ne dedik. Güneşten, doğadan, tarihten gelen lezzet dedik. Kültür yoluna dahil ettik. Kültür yoluna dahil olmamızın ne anlama geldiğini yarınki büyüklükten, genişlemeden çok net bir şekilde göreceksiniz. Artık panel yerlerinin, konser yerlerinin, workshopların ayrıldığı Roma’yla Napoli’yle yarışan Gaziantep’in dünyaya söyleyeceği başka bir söz var diyoruz. O yüzden bu dönemki başlığımızı gastroekonomi diyoruz” dedi.
“Gastroekonomi dediğiniz şey aile ekonomisi”
Gastroekonomi’nin ne olduğunu detaylı anlatan Başkan Şahin, “Gastroekonomi dediğiniz şey aile ekonomisi, kadın kooperatiflerinde çalışan kadının çocuğunun bursunun hiç kimseye ihtiyacı olmadan sağlayabilmesidir. Dedenin toruna nesiller arası geçişi sağlamasıdır. Sözlü tarihin yazılı tarihe dönüşmesi, Kültür A.Ş. tarafından 85 kitaba çevrilmesidir. İşte tam bu noktada sevgili katılımcılar, bilerek söylediğimiz gastroekonomide ikinci başlığımızın da özellikle Osmanlı’nın, Selçuklu’nun, Roma döneminin en güzel hazinelerinden biri herkesin birbirinden öğreneceği geçirgenlik. Gastrobotanik ve beraberindeki gastrosağlık bize yeni bir başlangıcı işaret veriyor” diye konuştu.
Basın mensuplarına toplantıda GastroAntep hakkına sunum yapan Başkan Fatma Şahin festival başlıklarının ardından sunum ve bilgilendirme sonrası soruları yanıtladı. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BALIKESİR – Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, Mesut Duran Müzik Derneği tarafından düzenlenen konsere ilgi yoğun oldu. Koro üyelerinin birbirinden güzel eserleri solo ve korist olarak seslendirmeleri TSM severler tarafından ayakta alkışlandı.
Mesut Duran Müzik Derneği’nin Ayvalık Belediyesi’ne ait amfi tiyatroda verdiği konser, TRT sanatçısı Şef Selim Gönüldaş’ın öncülüğünde gerçekleşti.
Dernek Başkanı Funda Öztolan’ın sunuculuğunu üstlendiği gecede, dernek üyesi sanatçıların seslendirdiği Türk Sanat Müziği’nin en güzel eserleri, amfi tiyatroyu dolduran yüzlerce TSM sever tarafından büyük bir keyifle dinlendi.
İkinci bölümünde halk müziğinden örneklerinde seslendirildiği konserde, Dernek Başkanı Funda Öztolan’ın icra edilmesi en zor eserleri son derece profesyonelce izleyicilere aktarması takdirle karşılandı.
10. Yıl Marşı ile başlayıp, aynı marş ile sona eren konserlerin kış mevsiminde de süreceği açıklandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Müzikseverlerin ve plak koleksiyoncularının yoğun ilgi ve katılım gösterdiği ‘Şişli Plak Festivali’nin açılışı bu yıl, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın yanı sıra davetlilerin katılımıyla gerçekleşecek.
RENKLİ ETKİNLİKLERE SAHNE OLACAK
Geleneksel hale gelen; müzik dünyasının önemli isimlerini ve plak tutkunlarını 4’üncü kez buluşturacak olan Şişli Plak Festivali, iki gün boyunca birbirinden renkli etkinliklere ve konserlere ev sahipliği yapacak. Feriköy Organik Pazarı otopark alanında gerçekleşecek festivalde; söyleşiler, mezatlar, imza günleri, kahve ve yeme-içme stantları ile müzikseverler, keyifli zaman geçirecekler. Festivalde gerçekleşecek konserler kapsamında; Karsu, Sena Şener, Gaye Su Akyol ve Miskinler gibi ünlü sanatçılar da müzikseverlerle buluşacak. Plakseverler, tüm etkinlik ve konserlere ücretsiz olarak katılabilecek.
TOLGA AKYILDIZ’IN ANISINA ÖZEL PROGRAM
Şişli Plak Festivali’nde, yakın zamanda hayatını kaybeden gazeteci ve müzik yazarı Tolga Akyıldız da anılacak. Festival programında, ‘Tolga Akyıldız Anısına Açık Sahne’ etkinliğinde sürpriz isimler sahne alacak. Ayrıca festival katılımcıları, Plaktan DJ Mix ve Scratching atölyesine de katılabilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Saraybosna Üniversitesi Rektörlüğü’nde yapılan tanıtım toplantısına YTB Başkanı Abdullah Eren, kitabın yazarı Dr. Sedat Beslija, akademisyenler, öğrenciler ile Türk kurum ve kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’da “gönül alma siyaseti” olarak bilinen ve fethedilen bölgelerdeki halkların uyum içinde yaşayarak, hoşgörünün hakim kılınması için uygulanan ve “istimalet” olarak adlandırılan kavram Dr. Beslija tarafından anlatıldı.
YTB Başkanı Eren, programda yaptığı konuşmada, yurt dışındaki Türklerle ve akraba topluluklarla ilişkilerin geliştirilmesine önem verdiklerini, kardeş topluluklardan Bosna Hersek’in de kendileri için önemi olduğunu söyledi. Türkiye’nin 1000’den fazla Bosna Hersekli öğrenciye burslu okuma imkanı verdiğini aktaran Eren, şu an Türkiye’de 100’den fazla Bosna Hersekli öğrencinin de üniversite eğitimini sürdürdüğünü belirtti.
Balkanlar’daki öğrencilere yönelik birçok program yürüttüklerini dile getiren Eren, “Akademik çalışmalarımız var, konferanslar düzenliyoruz ve kitaplar basıyoruz.” dedi.
Eren, dünyanın yaşadığı çok farklı sorunlar bulunduğunu belirterek, şunları kaydetti:
” Gazze’de 11 aydır devam eden hadiseler, bize uluslararası sistemin tamamen çöktüğünü gösteriyor. Artık dünya üzerinde sürdürülebilir bir uluslararası hukuk sistemi olmadığı kanaati hepimizde yerleşiyor. Bugün karşılaştığımız sorunlar bugüne özgüdür. Bugün dünyada 8 milyar insan var. Tarihin hiçbir döneminde bu kadar insan yaşamadı. Tarihin bir döneminde bu coğrafyada kurulan bir huzur ve istikrar ortamı var. Bunu da görmek ve anlatmak tarihçiliğin görevi diye düşünüyorum. Osmanlı Devleti’nin bu coğrafyaya ilk geldiğinde yürütmüş olduğu siyaset bizlere anlatılacak.”
“Türkçesi gönül alma siyaseti”
Dr. Sedat Beslija, yaptığı açıklamada, kitabın kendisinin akademik araştırmaları sonucu ortaya çıktığını belirterek, Boşnakça olan eserinin YTB tarafından Türkçe ve İngilizceye çevrildiğini kaydetti.
Beslija, kitabın yazılmasının kendisine onur ve şeref verdiğini dile getirerek, şöyle konuştu:
“Bosna’da yazılan, Boşnakça yazılan tarih kitapları çok sık Türkçeye, İngilizceye çevrilmiyor. O yüzden bu bize bir şeref verdi. Osmanlı tarihçileri başta rahmetli Halil İnalcık olmak üzere bu ‘istimalet’ kavramını ele almışlardı. Biz bu kavramı Balkanlar ve özellikle de Bosna özelinde araştırmaya, tarihi bağlama oturtmaya çalıştık. Osmanlı istimalet siyasetini anlamak ve anlatmak lazım. İstimalet, Arapça kökenli bir kelime. Çağdaş Türkçesi ise ‘gönül alma siyaseti.’ Osmanlı Devleti, meylettirme, cezbetme, kendi tarafına çekme gibi siyasi stratejileri 15, 16 ve 17. yüzyılda kullanmıştır.”
Osmanlı Devleti’nin istimalet stratejisini diğer Balkan ülkelerinde de kullandığını aktaran Beslija, bu metotlarla Osmanlı’nın yüzyıllar boyunca Balkanlar’da kalıcı olduğunu belirtti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Peyzaj Mimarları Odası tarafından Türkiye’deki peyzaj mimarlığı faaliyetlerinin tanıtılması, özendirilmesi, ödüllendirilmesi, güzel sanatların teşvik edilmesi, mesleğin gelişiminin desteklenmesi ve kamuoyunun gündeminde bulundurulması amacıyla düzenlenen 15. Ulusal Peyzaj Mimarlığı Ödülleri’nin töreni, İstanbul Kongre Merkezi’ndeki “60. IFLA Dünya Kongresi” kapsamında yapıldı.
Törende, “genel kategori proje”, “kentsel tasarım proje”, “analiz ve planlama”, “Prof. Dr. Hayran Çelem genç peyzaj mimarı”, “mesleğe katkı”, “onur”, “teşvik” ve “iletişim” kategorilerinde dereceye girenlere ödülleri verildi.
AA muhabiri Yıldız Nevin Kasım, basılı ve elektronik ortamda peyzaj mimarlığı konularına yer vermesi dolayısıyla “İletişim Ödülü”ne layık görüldü. Bu kategoride ayrıca Doç. Dr. Emrah Yalçınap da ödüllendirildi.
Kasım’ın ödülü AA ekibine takdim edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kent merkezine 17 kilometre mesafedeki Karaca Mağarası, sarkıt ve dikit yoğunluğu ile tavan yüksekliği açısından dünyanın sayılı mağaraları arasında gösteriliyor.
Mağara, beyaz renkte sarkıtlar, dikitler, sütunlar, org desenli duvarlar, bayrak şekilleri, perde damla taşları, mağara çiçekleri ve incileri, traverten havuzları ve basamaklarıyla dikkati çekiyor.
Mağaranın içerisindeki 12 ile 17 derece arasındaki sıcaklık ise ziyaretçilerine serinletici bir hava sağlıyor.
Bakım çalışmaları için her yıl kasımda kapatılan ve nisanda yeniden açılan Karaca Mağarası, bu yıl 5 aylık sürede 21 bin 351’i yabancı olmak üzere 100 bin 250 turisti ağırladı.
Bayburt’tan gelen Beyzanur Sena Ayaydın, AA muhabirine, Karaca Mağarası’nı internette gördüğünü ve çok merak ettiğini söyledi.
Mağarayı ilk defa ziyaret ettiğini, gördüklerinden çok etkilendiğini dile getiren Ayaydın, “Hiç böyle bir şey beklemiyordum. Karadeniz’de ilk defa böyle büyük ve görkemli mağara gördüm. Mağaranın geçmişi beni çok etkiledi.” dedi.
Ayaydın, Karaca Mağarası’nın beklentisinin çok üzerinde olduğunu vurgulayarak, herkese ziyaret etmeleri tavsiyesinde bulundu.
Köksal Ayaydın da mağaranın kendisinde güzel bir izlenim bıraktığını ifade ederek, “Çok beğendim. Dışarıya göre içerisi gayet serin. Herkese tavsiye ederim.” diye konuştu.
Ankara’dan gelen Hatice Ebrar Güneş, Karaca Mağarası’nın içerisinin serin olduğunu kaydederek, “Trabzon gezimizde çok fazla nem vardı. Şu an burada üşüyorum. Çok güzel.” ifadelerini kullandı.
Eşi Ahmet Yusuf Güneş, geziye Van’dan başladıklarını, Trabzon ziyaretinin ardından Gümüşhane’ye geldiklerini anlatarak, “Karaca Mağarası’nı ziyaret etmek istedik. Mağaranın içerisindeki oluşumlar beklentilerimizin çok üzerinde. Yeni oluşumların olması beni çok etkiledi.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, Vali Çeber ile Başkan Şahin, devam eden çalışmalar hakkında antik kentin kazı başkanlığını yürüten Münster Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Michael Blömer’den bilgi aldı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Gaziantep Valisi Kemal Çeber, kentin öne çıkan özelliklerinden birinin de tarihi ve kültürel miraslar olduğunu belirtti.
Kazıların devam ettiğini ve antik kentin önemli bir alan olduğunu aktaran Çeber, şunları söyledi:
” Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, elinden geldiğince buraya ve diğer antik kentlere destek veriyor. Biz valilik olarak da bulabildiğimiz kaynakları kullanıyoruz. Şimdi daha fazlasını yaparak çok daha hızlı yol alacağız.”
Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de antik kentin önemli kazı alanları arasında yer aldığını ifade etti.
Dülük Antik Kenti’nin dünyanın önemli antik kentlerinden olduğunu belirterek, “Burada çıkan eserler Roma Dönemi’nin en önemli eserleri. İnsanların daha çok buraya gelmesi için artık bir neden daha var. Dülük Antik Kenti’nde bir restorasyon çalışması ve giriş kapısı yaptık. Buranın diğer antik kentlerden ne farkı olduğu yönünde çalışmamızı yaptık. Valimiz ile birlikte bu detaylı sunumu yapıp bakanımızdan güçlü desteği alıp yolumuza devam edeceğiz.” ifadelerine yer verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Farklı ekole sahip iki sanatçının eserlerine yer verilen sergi, Filistin’de yaşananlar ile Kudüs’ün tarihi, kültürel ve dini önemi gibi konulara odaklanıyor.
Açılışta konuşan Vakıf Katılım Genel Müdürü Mehmet Ali Akben, Kudüs’le ilgili bir serginin İstanbul gibi kadim bir şehirde açılmasının önemine işaret ederek, “Üsküdar, İstanbul’un eski bir başlangıcı. Bugün büyük usta Mimar Sinan’ın yaptırdığı tarihi mekanda bu serginin açılışını gerçekleştirmek bizler için de çok anlamlı. En az bunun kadar önemli olan bir diğer husus, ebru sanatının yaşayan en büyük üstatlarından Hikmet Barutçugil ve değerli sanatçımız Amine Hanım’ın katkılarıyla Kudüs üzerine bir serginin açılmasıdır. Biz de adımıza yakışır bir şekilde bu tür faaliyetlerin destekçisi olduğumuz için çok mutluyuz.” ifadelerini kullandı.
” Türkiye’de çok ciddi bir şekilde şuur kaybettirme politikaları uygulandı”
Sanatçı Hikmet Buratçugil, ait oldukları kültürü anlatmak ve tanıtmak mecburiyetinde olduklarını vurgulayarak, “Medeniyetler, kültür ve sanatla oluşuyor. Biz, daha önceki medeniyetleri, yaptıkları eserlerle tanıyoruz. Gelecek nesiller için de bugünden bir medeniyet oluşturmamız gerekiyor. Ne yazık ki yakın tarihimizde başlayan Batılılaşma hareketleri içinde kendi özümüzden uzaklaştık. Türkiye’de çok ciddi bir şekilde şuur kaybettirme politikaları uygulandı. Çok şükür ki altını çamura da atsanız, değerinden bir şey kaybetmiyor. O koca çınarları kestiler ama kökleri o kadar sağlam olduğu için yeniden neşvünema buldu.” dedi.
Ebru sanatına 51 sene önce başladığını dile getiren sanatçı, “Bu sanata başladığımda herkes alay ederdi. Hatta o yıllarda bu sanatlarla uğraşanlar ‘yobaz’, ‘bağnaz’ gibi sıfatlarla anılırdı. Bugünlere geldik ve şimdi gençler bu işlere çok hevesli. Kendi sanatlarımızı güncelleyerek ve yenileyerek bu sanatları yaşatmış oluyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Kudüs, bizim kanayan yaramızdır.” diyen usta sanatçı, sergide emeği geçenlere teşekkür etti.
“Filistin halkı bize zimmetlidir ve bunu gün yüzüne çıkarmak istedik”
Ressam Amine Sultan Tan da sanatın temel görevinin, var olanı görünür kılmak olduğunu altını çizerek, şunları söyledi:
“Hikmet hocama, böylesi bir görsel şölene imza attığı, Vakıf Katılıma ise sergiye destekleri için çok teşekkür ediyorum. Bildiğiniz gibi, her şey çok güzel bir ahlak içinde yaratılmış. Bizim yaptığımız bunu ufak bir şekilde tuvale yansıtmak, biraz daha farkındalık oluşturmak ve bu gerçek güzelliklere dikkat çekmek. Hikmet Hocamızın da vurguladığı gibi, Kudüs bizim yaramız. Filistin halkı bize zimmetlidir ve resimlerimizle bunu gün yüzüne çıkarmak istedik. İnşallah bu niyetlerle, hayırlar feth olsun, şerler def olsun.”
Kudüs ve Gazze’yi siyasi, askeri, kültürel ve sosyolojik olarak her açıdan gündeme getirme kabiliyetinin çok önemli olduğunu aktaran yazar İsmail Kılıçarslan ise “Bütün dünyanın Gazze katliamı için ayakta olduğu böyle bir dönemde, elbette sanat da üzerine düşeni yapmalı. Bu sergiyi çok özel yapan, barut ebrusunun da bulucusu Hikmet Hoca’nın ebrularının üzerine, Kudüs’ün köklerini, Amine Hanım’ın resimleriyle bize sunmasıdır. Vakıf Katılımı da böyle bir sorumluluk aldığı için ayrıca tebrik etmek gerekiyor. Bugün, ağız ve dil Gazze’yi, Kudüs’ü söylemeli.” dedi.
Sergi, 29 Eylül’e kadar, pazartesi günleri hariç, ziyaret edilebilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adana’da nisan ayında başlayan festival yolculuğu Şanlıurfa, Bursa, Samsun, Trabzon, Van, Nevşehir ve Erzurum’un ardından 9’uncu durağı Çanakkale’de devam ediyor.
Etkinlikler kapsamında kurulan ve birbirinden renkli aktiviteler, atölye çalışmaları, sahne gösterileri, tiyatro oyunları, çocuk oyun alanları ve daha birçok etkinliğin yer aldığı Çocuk Köyü, miniklere eğlenceli anlar yaşatıyor.
Çocukların ekranlardan tanıdığı çizgi film karakterlerinin sahne gösterileri, panayır çadırları, tematik oyun alanları, müzik, drama, dans, bale ve resim gibi sanat eğitimlerinin yapıldığı aktivite çadırları festival boyunca bu alanda yer alıyor.
Çanakkale’de 8 Eylül’de sona erecek festivalin en renkli etkinliklerinden biri olan Anadolu Hamidiye Tabyası Çocuk Etkinlik Alanı’nın misafirleri, okulların açılmasına sayılı günler kala bu alanda gönüllerince eğleniyor.
Türkiye Kültür Yolu Festivallerinde çocuk etkinlikleri gerçekleştiren tiyatro sanatçısı ve çocuk kitapları yazarı Özgür Özgülgün, AA muhabirine, festival kapsamında gittikleri şehirlerde çok güzel çocuk etkinlik alanlarının oluşturulduğunu, sahneler kurulduğunu söyledi.
Özgülgün, bu kapsamda geleneksel Türk tiyatrosunun temelini oluşturan gölge oyunu Karagöz ile Hacivat’ın yanı sıra hikaye anlatımı, çocukların fiziksel aktivitelerini geliştirecek büyük şişme balonlar, pedagojik yardım alınarak hazırlanan oyunlar, Troya Müzesi’nin görüntülü olarak kamyon içinde gösterilmesi ve okçuluk gibi miniklerin psikomotor gelişimlerine katkı sağlayan etkinliklerin yer aldığını dile getirdi.
Festivaller en çok çocukları mutlu ediyor
Bir kente festival geliyorsa, bundan en çok çocukların mutlu olduğunu vurgulayan Özgülgün, “Çocuklara yaptığımız yatırım, 10, 20, 30 yıl sonra bize geri dönüyor. Bizim bütün varlığımız, geleceğimiz çocuklar. Onlara yapılan yatırım hiçbir zaman boşa gitmiyor. Bir kente festival gelince çocuklar o festivalin içinde ücretsiz olarak sabahtan akşama kadar vakit geçirdiklerinde bunu hiç unutmayacaklar. Belki arkadaşlarına, dostlarına, okulda öğretmenlerine anlatacaklar. Bu bir kartopuyken çığ gibi büyüyecek. Her sene gelişen bir kültür festivali var. O kültür festivaliyle ilgili çocuk belki oturduğu şehrin bir müzesine gidecek.” diye konuştu.
Ayrıca, Troya Müzesi’nde Karagöz ile Hacivat gösterisinin düzenlendiğini anlatan Özgülgün, çocukların bu oyunda kendi geçmişini, tarihsel sürecini görüp çok mutlu olduklarını ifade etti.
Gölge oyunu gösterimlerinin sürmesini isteyen anne ve babaların müzeye mesaj gönderdiğini aktaran Özgülgün, “Önümüzdeki yıl Çanakkale Kültür Yolu Festivali yine var. Belki müze içinde bir dans, enstrüman, tiyatro ya da sergi olacak. Çocuğun müzeye 2-3 kere gelmesini sağlayacak nitelikte etkinlikler olacak.” dedi.
Özgülgün, sahnedeki sanatçıların tamamının konservatuar mezunu olduğunu, çocuk etkinliklerini bundan dolayı çok önemsediğini belirtti.
Bu tür çalışmaların kendisini geliştirmesine de katkı sağladığını söyleyen Özgülgün, şunları kaydetti:
“Sahne üzerinde bir şey yapmak, maraton koşmak gibidir. Koşmadığınız zaman enerjiniz bitiyor, çabuk yorulmaya başlıyorsunuz. Kültür Yolları ile her türlü faaliyeti gerçekleştirdiğinizde maraton koşucusu gibi genç ve dinamik oluyorsunuz. Siz de onların yaş grubuna inmiş oluyorsunuz. Onlarla bir şey yaratmanın güzelliği ve o festivalde örtüşmesi, geleceğin en büyük yatırımı olan çocuklara çok faydalı oluyor. Önemli olan eğlenmek. Festivallerin amacı sosyalleşmek, bir arada olabilmek, kentin turizmine katkı sağlamak, kentteki kültürel varlıkların kendi varlığımız olduğunu bilip, onlarla kaynaşıp çok daha ileri götürmek. Festival kapsamında gittiğimiz her yerde minimum 50 bin çocuğa ulaşmış oluyoruz. Çünkü 9 gün boyunca kentteki en büyük alanda yapılıyor. Bugün yaptığınız bir şey seneye, ondan sonraki senelerde karşılığını buluyor. Festivalle, sanat ortamı içinde büyüyen bir çocuk vatanına, milletine, ailesine faydalı, başarılı, evrensel ve kültürün değerini bilen bir çocuk olarak yetişiyor. Bu anlamda Türkiye Kültür Yolu Festivallerinin çocuklara yaptığı yatırımı çok kıymetli buluyorum.”
Özgür Özgülgün, Anadolu coğrafyasının örf ve adetlerinin festival potası altında eritilerek hiç bilinmeyen bir bölgede, başka bir yerin halk oyununu, tiyatrosunu oynamanın, hikayesini icra etmenin, enstrümanını çalmanın, her bölgenin bir çatı altında etkileşimini sağladığını sözlerine ekledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İzmir Kavram Meslek Yüksekokulu, İzmir Tarihi Liman Kentinin UNESCO Dünya Miras Listesi adaylığı sürecine destek vermek için harekete geçti. Proje kapsamında akademisyenler ve öğrenciler, bölgenin kültürel mirasını daha geniş kitlelere tanıtacak çalışmalar yürütecek. Çalışmaların, bölgenin UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kabul edilmesine yönelik farkındalık yaratması bekleniyor.
Mimari Restorasyon, Radyo ve Televizyon Programcılığı, Fotoğrafçılık ve Kameramanlık, Grafik Tasarım, Halkla İlişkiler ve Tanıtım ile İç Mekan Tasarımı programlarının öğretim elemanları, Alan Başkanı Abdülaziz Ediz, şehir plancısı Bilge Bektaş ve mimar Ahu Sönmez ile Konak Meydanı’nda bulunan Saat Kulesi’nde bir araya geldi. Mimar Burçak Çıkıkçı eşliğinde, Kemeraltı ve Basmane bölgesinin mimari, kültürel, gastronomik ve turistik unsurlarını kapsayan bir rotada teknik gezi gerçekleştiren öğretim elemanları, 2024-2025 akademik yılında öğrencileriyle gerçekleştirecekleri projeler için bilgi topladı.
8 bin 500 yıllık bir geçmişe sahip İzmir Tarihi Liman Kentinin tüm dünya için önemli bir değer olduğuna dikkati çeken Alan Başkanı Abdülaziz Ediz, İKMYO öğretim elemanları ve öğrencileri tarafından üretilecek projelerin, alanın tanıtımına ve kültürel miras farkındalığının artırılmasına büyük katkı sağlayacağını belirtti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Tokat Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince tarihi eser kaçakçılığına yönelik operasyon düzenlendi. Bir ikamette gerçekleştirilen operasyon sonucunda; 36 adet farklı ebat ve şekillerde sikke, 3 adet kulplu küçük metal bakraç, 1 adet taşlı yüzük, 1 adet deve kuşu figürlü metal obje, 1 adet bakır renkli metal kılıflı hançer, 1 adet sarı ve kahverengi renkli, üzerinde hayvan figürleri bulunan vazo, 1 adet metal ok ucu, 1 adet kaşık benzeri metal obje, 1 adet kuş figürlü metal kolye ucu, 1 adet üst kısmı yuvarlak alt kısmı sap şeklinde metal obje olmak üzere toplamda 47 adet tarihi eser ele geçirildi. Operasyon sonrasında, ikamet sahibi hakkında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa Muhalefet suçundan adli işlem başlatıldı. – TOKAT
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Melikgazi Belediyesi, 7 yıldır vatandaşların sosyal hayatlarını zenginleştirmek ve geleneksel lezzetleri yaşatmak amacıyla Belsin Kocatepe Mahallesi, Eskişehir Bağları ve Mimarsinan Evliyalar Parkı’nda salça kaynatma etkinliği düzenleniyor.
Salça kaynatmak isteyenler belediyeden randevu alarak kazan, kürek, tuz ve domateslerin yıkanıp çekilmesi gibi işlemlerini ücretsiz yaptırıyor, belirlenen alanlarda geleneksel yöntemlerle kışlık salçalarını hazırlıyor.
Köz ateşinde yaptıkları yiyecekleri birbirlerine ikram eden aileler, odun ateşinde semaverde demledikleri çayla da günün yorgunluğunu atıyor.
“Sosyal ve kültürel faaliyet oluyor”
Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu, AA muhabirine, vatandaşların mağduriyetini önlemek için özel tahsis edilen alanlarda salça kaynatma ortamı hazırladıklarını söyledi.
İsteyenlerin randevu alarak 50 bakır kazanda salça kaynattığını, 24 saat açık olan alanlarda 3 vardiya şeklinde 150 kişinin çalıştığını anlatan Palancıoğlu, şöyle devam etti:
“Patlıcan, biber ve patates közlüyorlar, salçalarını yapıyorlar. Kışlık hazırlıklarını sürdürüyorlar. Bunların ötesinde daha güzel bir şey var. Burada vatandaşların iletişimi güçleniyor. Çocuklar ve gençler internet ortamından çıkıp, burada aileleriyle piknik havasında zaman geçiriyorlar. Burada samimiyet yakalayıp, aile ortamında dost olanlar var. Buralar birlik ve beraberliğimizi güçlendiren sosyal ve kültürel bir alana dönüştü. Şu anda 3 bin 500 aileyi geçmiş durumdayız. Toplam 15 bin kişiye ulaşacak bir hizmet oldu. Hem sosyal ve kültürel faaliyet oluyor hem de geleneğimiz devam ediyor.”
Kent sakinlerinden Dudu Cihan da ev salçasının daha güzel ve temiz olduğunu, hazır salçayı tercih etmediğini dile getirdi.
Salça yaparken yeni dostluklar edindiklerini vurgulayan Cihan, “Önceden köylerimizde yapıyorduk ama binaların arasında yapılmadığı için burada yapmak daha hoşumuza gidiyor. Burada birlik ve beraberlik var. Yeni arkadaşlıklar, dostluklar ediniyoruz. Komşularımızla beraber geliyoruz. Neşeli bir ortamımız oluyor. Güzel insanlarla karşılaşıyoruz.” dedi.
Nurhan Emmi ise salça yapmanın yorucu bir iş olduğunu belirterek, “Gelecek yıl yine burada olacağız. Ortamımız çok güzel, yeni dostluklar ve arkadaşlıklar ediniyoruz. Hava da çok güzel. 100 kilo domates aldık. O da bize bir yıl yetecek. Salçayı bidonlara koyuyoruz ve 100 kilogram domatesten 4 bidon umuyoruz.” diye konuştu.
“Dostluğumuzu ve arkadaşlığımızı da kaynatıyoruz”
Fuat Cihan da alandakilerle sohbet ederek salçalarını kaynattıklarını söyledi.
Güzel bir ortamın olduğunu aktaran Cihan, “Her ilçeden gelen vatandaşlar burada arkadaşlık, dostluk edinebiliyor. Salçalarımızın yanında dostluğumuzu ve arkadaşlığımızı da kaynatıyoruz.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Efeler Belediyesi Kuvayı Milliye Anı Evi, Kurtuluş Savaşı Dönemine ait aydınların ve kahramanların hatıralarını yaşatıyor. İçinde dönemin sembol isimlerine ait heykeller, dönemde kullanılmış bazı silahlar ve çeşitli araç gereçler yer alıyor. Ziyaretçiler, teknolojik imkanlarla desteklenen bu mekanda, dijital olarak döneme dair bilgilere ulaşabiliyor.
Kuvayi Milliye Anı Evi’nin sadece bir anıt olmadığını aynı zamanda bölgedeki direnişin ve milli bilincin simgesi olduğunu söyleyen Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin: “İşgale karşı Aydın’da başlatılan direniş hareketine Albay Mehmet Şefik Bey, Yüzbaşı Faik Bey ve Teğmen Zekai Bey gibi cesur subaylarımız öncülük etti. Yörük Ali Efe, Demirci Mehmet Efe ve Danişmentli İsmail Efe gibi Kuvayı Milliye gönüllüleri, bu direniş hareketine büyük destek verdi. Özellikle 16 Haziran 1919’da gerçekleştirilen Malgaç Baskını, milli bilinç ve bağımsızlık anlayışının bir simgesi olarak tarihe geçti” sözleriyle bağımsızlık mücadelesi hakkında bilgiler paylaştı.
Veysipaşa Mahallesi 1607. Sokak Numara 1’de yer alan Efeler Belediyesi Kuvayi Milliye Anı Evi, bu kahramanlık öykülerini ve tarihi mücadeleyi yaşatmaya devam ederken, ziyaretçilerine geçmişin izlerini sürme fırsatı sunuyor. Bu eşsiz mekan, hem tarihi bir miras hem de milli bilincin bir parçası olarak, gelecek nesillere önemli bir kültürel değer bırakıyor. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Manisa’nın Alaşehir ilçesinde bu sene 6’ncısı gerçekleştirilen Üzüm Festivali renkli görüntülere sahne oldu
Omuzlarına aldıkları 2 kelterde toplam 50 kilogram üzümü 500 metre koşarak taşıyan yarışmacılardan bazıları düşerken bazıları da koşmak yerine yürümeyi tercih etti
MANİSA – Manisa’nın Alaşehir ilçesinde bu sene 6’ncısı düzenlenen ve ilçenin tanıtımına büyük katkı sağlayan Üzüm Festivalinde yapılan kelter yarışması renkli görüntülere sahne oldu. 20 yarışmacıdan 10’unun tamamlayabildiği yarışmada bazı yarışmacılar üzümlerle birlikte yere düşerken bazıları da koşmak yerine yürümeyi tercih etti.
Dünyaca ünlü Manisa Sultani Çekirdeksiz Üzümün yetiştiği Manisa’nın Alaşehir ilçesinde bir yandan hasat devam ederken, diğer yandan üreticiler günün yorgunluğunu ve stresini, Alaşehir Belediyesi organizasyonunda düzenlenen 6. Üzüm Festivalinde attı.
Manisa’nın Alaşehir ilçesinde 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda başlayan ve 5 Eylül Alaşehir’in kurtuluşuna kadar devam edecek olan Alaşehir 6. Üzüm Festivalinde 20 kişi 50 kiloluk üzüm kelterleriyle 500 metrelik mesafeyi en hızlı koşabilmek için yarıştı. Pazar Camii önünden Belediye binasına kadar yaklaşık 500 metrelik Sevgi Yolunda Motosikletli Zabıtaların eşliğinde 5’erli gruplar halinde koşan yarışmacılar zaman zaman zor anlar yaşadı. Bazı yarışmacılar kelterleri bırakırken bazıları da dengelerini kaybedip üzüm yüklü kelterlerle birlikte düştü.
Yarışmanın sonunda Mehmet Özcan 1 dakika 13 saniye 93 salise ile birinci, Hüseyin Ula 1 dakika 18 saniye 23 salise ile ikinci, Uğur Özcan ise 1 dakika 18 saniye 71 salise ile üçüncü oldu.
Bağdan geldi yarışmada birinci oldu
Üzüm bağında öğlen saat 14.00’a kadar çalıştıktan sonra yarışmaya katıldığını belirten yarışmanın birincisi Mehmet Özcan, “Biraz zorlandım. Bağda çalışıp da geldim yine de kazandım. Biraz zorlandım.”
Yarışmada üçüncü olan Uğur Özcan ise yarışmaya hasta bir şekilde geldiğini belirterek katılıp katılmamakta tereddüt ettiğini ancak katılarak yarışmada üçüncü olduğu için mutlu olduğunu söyledi.
Yarışmanın ikincisi olan Hüseyin Ula ise şunları söyledi: “Belediyenin parkında çalışıyorum. Çift iş yapıyorum. Sabah bağda öğleden sonra da belediyenin parkında garson olarak çalışıyorum. Zorluk çekmedim ama yine de yoruldum.”
“Görevlerimizden biri yöresel ürünlerimizi n plana çıkarmak”
Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu ise Alaşehir’in ve ilçeye özgü yöresel ürünlerin tanıtımı için festivallerin önemine değinerek, “Üzüm Festivalimiz geleneksel hale geldi. Her sene Üzüm Festivalimizi yapıyoruz. Bu Festivalimizin bir etabı da kelter çekme yarışması. Çocuklarımız Sevgi Yolunda yukarıdan aşağıya doğru, arada yaşanan kazalar da oluyor, koşarak dereceye girenler belli oldu. Bizim görevlerimizden bir tanesi de yöresel ürünlerimizi ön plana çıkarmak. Alaşehir Ekmeği, Tahinli Pidesi, Kapaması, Sultani Üzümü, Yaprağı meşhurdur. Sultani Üzümümüzü Türkiye’ye tanıtmayı hedefliyoruz. Bu festivaller de buna aracı oluyor. En güzel üzüm yarışmamızı yaptık, kelter çekme yarışmamamızı yaptık akşam da Ceylan Ertem konserinde halkımızla buluşacağız.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>” Kars, Ardahan ve IğdırTürkiye’nin enerjisine enerji katan üç şehirdir”
“Hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın doğalgaz ve petrol arzına çok önemli katkılar yapan üç önemli ve güzide şehrimizdir”
ANKARA – Ankara’da düzenlenen ‘Kars-Ardahan-Iğdır Lezzetleri ve Kültür Festivali’nde konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Doğalgazın ulaşmadığı ilçe ve beldelerimizi de doğalgazla buluşturmak istiyoruz” dedi.
Ankara’nın Altındağ ilçesinde bulunan Başkent Millet Bahçesinde Kars-Ardahan-Iğdır Dernekler Federasyonu’nun düzenlediği ‘Kars-Ardahan-Iğdır Lezzetleri ve Kültür Festivali’ başladı. 3 şehre özel yemekler Başkentte görücüye çıktı. Etkinliğe getirilen kazlardan birine ise yılın altın kaz ödülü verildi. Ardahan’ın Göle ilçesinden gelen kaşar üreticileri Ankaralılara geleneksel kaşar yapımını uygulamalı olarak gösterdi. Etkinlik, 8 EylülPazar günü saat 22.00’de son bulacak.
“Kars, Ardahan ve Iğdır Türkiye’nin enerjisine enerji katan üç şehirdir”
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, enerji açısından Kars, Ardahan ve Iğdır’ın Türkiye’nin enerjisine katkı sağlayan önemli şehirler olduğunu ifade etti. Bu şehirlerde Türkiye’nin elektriğinin üretildiğine ve hidroelektrik santrallerden enerji sağlandığına değinen Bakan Bayraktar, “Kars, Ardahan ve Iğdır’da Türkiye’nin en önemli güneş potansiyelini, güneş enerjisinden elektrik üretimi için bu şehirleri değerlendiriyoruz. Ama bunların ötesinde; Kars, Ardahan ve Iğdır sadece Türkiye için değil aynı zamanda dünya ve Avrupa için Bakü-Tiflis- Ceyhan ile Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi’yle hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın doğalgaz ve petrol arzına çok önemli katkılar yapan üç önemli ve güzide şehrimizdir. Sadece balıyla, peyniriyle, kaz etiyle değil bize verdiği enerjinin yanı sıra doğalgazıyla, petrolüyle, beton iletimiyle ve elektrik üretimiyle Kars, Ardahan ve Iğdır Türkiye’nin enerjisine enerji katan üç şehirdir” diye konuştu.
“Doğalgazın ulaşmadığı ilçe ve beldelerimizi de doğalgazla buluşturmak istiyoruz”
Kars, Ardahan ve Iğdır’ın Türkiye’nin enerjisine enerji kattığını ifade eden Bayraktar, “Bu üç şehrimize de henüz doğalgazın ulaşmadığı ilçe ve beldelerimizi de doğalgazla buluşturmak istiyoruz” şeklinde konuştu.
Konuşmanın ardından bakana plaket takdim edildi ve kurdele kesildi. 8 Eylül’e kadar devam edecek olan etkinliğin açılış gününde alana getirilen beş kazdan en güzel olanına altın kaz ödülü verildi. Kars kaşarı, kaz eti ve lokma ikramları yapıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erzurum Çocuk Evleri Sitesi Müdürlüğünü ziyaret eden Aykut, çocuklarla bir süre sohbet ederek, sosyal ve sanatsal kurslar hakkında Kuruluş Müdürü Şeyma Kılınç Beyoğlu’ndan bilgi aldı.
Devlet korumasındaki çocuklar için sosyal ve sanatsal kurslar düzenlediklerini belirten Aykut, ” Yeni eğitim öğretim dönemi öncesi çocuklarımızı ziyaret ederek, sanatsal, sosyal ve sportif kurslarımız hakkında yönetici ve eğitmenlerimizden bilgi alıyoruz. Amacımız çocuklarımızın sosyalleşmesini sağlamak. Erzurum Çocuk Evleri Sitesi Müdürlüğümüzde el sanatları, müzik, pasta ve spor kurslarımızda çocuklarımıza sosyalleşe imkanı sağlıyoruz. Diğer kuruluşlarımızda da benzer kurslarımız devam ediyor. Çocuklarımız bizim geleceğimiz, onları en iyi imkanlarla yetiştirmek en önemli görevimiz. Her çocuğumuz bizler için çok değerli. Devletimizin sıcak eli vatandaşlarımızı her zaman sevgiyle kucaklamaya devam edecek. Yeni eğitim öğretim dönemi öncesi tüm çocuklarımızla sohbet etme imkanı buluyoruz. Bir çocuk gelişir, dünya değişir” dedi.
Çocuklar ise kendileriyle yakından ilgilenen Aykut’a teşekkür etti. – ERZURUM
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Osmangazi Belediyesi tarafından düzenlenen 1 Eylül Dünya Barış Günü konserinde, Osmangazi Dünya Müzikleri Orkestrası sahne aldı. ‘Barış Şarkıları’ adını taşıyan konserde, Türkçe’nin yanı sıra İngilizce, Boşnakça, Lübnanca ve Azerice şarkılar barış dolu bir dünya için seslendirildi. Ördekli Kültür Merkezi’nin ev sahipliği yaptığı konsere, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, CHP Osmangazi İlçe Başkanı Cengiz Çelikten, Osmangazi Belediye Başkan Yardımcıları Mutlu Esendemir ve Tolga Kornoşor, belediye meclis üyeleri ve davetliler katıldı.
Osmangazililerin yoğun ilgi gösterdiği konserde, savaş acısını çeken ve savaşın hüznünü yaşayan ülkeleri anlatan Li Beirut, We Will Not Go Down (Song for Gaza), Ederlezi, Güzel Türkistan, Srebrenitsa, Karabağ adlı şarkıların yanı sıra, Neşet Ertaş, Aşık Veysel, Aşık Mahzuni Şerif, Nesimi Çimen ve Zülfü Livaneli gibi birbirinden değerli sanatçılarımıza ait olan ve içerisinde barış, dostluk, kardeşlik mesajlarının yer aldığı Bir İnsan Ömrünü Neye Vermeli, Parsel Parsel Eylemişler Dünyayı, Beni Hor Görme Gardaşım, Sevgidir Sevgi, Gel Sevelim ve Barış Güvercini adlı türküler, barış dolu bir gelecek için seslendirildi. Konser sırasında sahneye kurulan ekranda, Gazze, Doğu Türkistan ve Bosna Hersek’teki savaşlarda yaşanan zulüm ve katliamlara ait görüntülere yer verildi. Birbirinden değerli saz ve söz sanatçılarından oluşan Osmangazi Dünya Müzikleri Orkestrası, konser sonunda, uzun süre ayakta alkışlandı.
“Dünyanın her bölgesi yangın yeri”
Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, konser sonunda yaptığı konuşmada, “Bugün, 1 Eylül Dünya Barış Günü. Ancak maalesef hemen yanı başımızdaki Gazze’de bir yıla yakın süredir, masum insanlara yönelik katliam yapılıyor. 40 bine yakın insan bebek, çocuk, kadın demeden katledildi. Dünyanın gözü önünde bu katliam hala devam ediyor. Aynı şekilde Doğu Türkistan, yıllardır zulüm altında. Yakın zamanda Srebrenistsa’da binlerce masum insan, acımasızca soykırıma uğradı. Günümüzde ise Rusya- Ukrayna savaşında insanlar ölmeye devam ediyor. Dünyanın her bölgesi yangın yeri. Barışa tüm dünyada ihtiyaç var. Bu anlamlı günde Osmangazi’nin sesini barışla, sevgiyle, kardeşlikle duyurdukları için Dünya Müzikleri Orkestrası’na çok teşekkür ediyorum. Bu güzel konserin düzenlenmesinde emeği gecen herkesi kutluyorum” dedi.
Başkan Aydın, konuşmasının ardından Osmangazi Dünya Müzikleri Orkestrası üyelerine, teşekkür plaketi ve çiçek takdim etti. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇANAKKALE’nin Ayvacık ilçesine bağlı Gülpınar köyünde Apollon Smintheus Kutsal Alanı’nda süren arkeolojik kazılarda bulunan yaklaşık 1700 yıllık vazo, çanak ve çömlek kalıntıları, şehrin geçmişine ışık tutuyor. Kazı Başkanı Doç. Dr. Davut Kaplan, “Yaşam alanlarında Romalıların bu alanda üretim ve tüketim alışkanlıkları dışında üretim tekniklerini merak ediyoruz. En yaygın buluntular, her zaman olduğu gibi çanak çömlek parçaları” dedi.
Ayvacık ilçesine bağlı Gülpınar köyündeki Apollon Smintheus Kutsal Alanı’nda 1980 yılında başlayan kazı ve restorasyon çalışmaları, bu yıl yaklaşık 15 kişilik ekip ile Samsun Ondokuz Mayıs ÜniversitesiArkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Davut Kaplan başkanlığında sürüyor. Bu yılki kazılarda ortaya çıkarılan 1700 yıllık vazo, çanak ve çömlek kalıntıları, şehrin geçmişine ışık tutacak. Apollon Smintheus Kutsal Alanı’nda kazı çalışmalarına 1980 yılında başlayan ve 40 yıl aralıksız devam eden Prof. Dr. Coşkun Özgünel’in 28 Ağustos’ta hayatını kaybettiğini söyleyen Doç. Dr. Davut Kaplan, “Üzüntümüz, tarifsizdir. Öncelikle başta ailesi, sevenleri, arkadaşları, öğrencileri ve yetiştirdiği çok sayıda bilim insanının ve hepimizin başı sağ olsun. Hocamın kazısına devam etmek, gezdiği, çalıştığı, oturduğu-kalktığı, sohbet ettiğimiz, fikir ürettiğimiz, dokunduğu, kazdığı, fotoğrafladığı, çizdiği, yazdığı yerlerde ve malzeme ile her gün temas halinde olmak çok daha zor” dedi.
‘HER BİR PARÇA DEĞERLİ’
Doç. Dr. Kaplan, “Çalışmalarımız, Smintheus Kutsal Alanı’nın en uzak noktasındaki nekropol, ölüler şehri ile yaşam alanlarının birleştiği yerde yoğunlaştı. Tam bir nekropol kazıyoruz diyemeyiz; ama ortaya çıkan mezarları da çok dikkatli bir şekilde açıyor ve belgeliyoruz. Bir taraftan da Smintheus’un, kutsal alanın son evresi olan Hristiyan Romalıların yaşadığı mekanları açmaya çalışıyoruz. Yaşam alanlarında Romalıların bu alanda üretim ve tüketim alışkanlıkları dışında üretim tekniklerini merak ediyoruz. En yaygın buluntular, her zaman olduğu gibi çanak çömlek parçaları. Bunların kullanımı insanlık tarihle neredeyse yaşıt. İnsan yaşıyorsa, hayattaysa her zaman vazo kullandı. Vazolar, Neolitik Çağ’da vardı, günümüzde de var. O yüzden vazolar, Bizans’ta, Hristiyan Roma’da çok yaygın. Bulduğumuz vazo sağlam olması itibarıyla biraz daha sevindirici, çünkü sağlam eser istisnadır. Çünkü burada Hristiyan Roma tarafından pagan kültürü yok edildi. Her bir parça değerli. Sağlam olması daha sevindirici” diye konuştu.
‘DİN DEĞİŞEBİLİR ANCAK EŞYA ÇOĞU KEZ AYNIDIR’
Kazı çalışmaların yapıldığı bölgenin Roma İmparatorluk Çağı ve Geç Antik Çağ yerleşimi olduğunu söyleyen Doç. Dr. Davut Kaplan, “Kazısını gerçekleştirdiğimiz alanda yaşayanlar, genelde yerli halk olarak kabul görmektedir. Çanak, çömlek parçalarını yaşam alanlarında, evlerde, odalarda hatta mutfaklarda yaygın buluyoruz. Ancak sağlam değiller. Smintheion’da en sağlam vazolar, genelde su kuyularında bulundu. Bu nedenle sert toprak tabakası arasında yarım da olsa ele geçen yonca ağızlı testi, özgün vazo tipleri özellikle mutfak malzemeleri açısından değerli ve sevindirici kabul edilebilir. Kökeni binlerce yıl öncesine dayansa da testi formlarında çok az değişim görülür. Yaklaşık günümüzden 1500-1700 yıl öncesine ait bu vazolar ve parçaları, geleneksel kültür unsurlarını da yansıtıyor. Din değişebilir ancak eşya çoğu kez aynıdır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ataşehir Belediyesi Gençlik Orkestrası ile Otto Hahn Gymnasium Gençlik Senfoni Orkestrası 1 Eylül Dünya Barış Günün’de İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi’nde bir araya gelerek ortak konser verdi. Farklı kültürleri ve sesleri bir araya getirip, müziğin birleştirici gücünü kullanarak dünya barışına katkıda bulunmak amacıyla gerçekleştirilen etkinlikte ünlü sanatçı Aydilge de sahne aldı. Konser sonrası açıklamalarda bulunan Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, ” Filistin’deki savaş dursun. Dünyanın herhangi bir yerindeki savaş ve çatışmalar dursun istiyoruz. Mustafa Kemal Atatürk bize çok önemli bir miras bıraktı. Sadece Türkiye’de yaşayan insanlara barış dilememiş, ‘yurtta barış dünyada barış’ demiş” ifadelerini kullandı.
Almanya’nın Monheim am Rhein Belediyesi’nden Oliver Drechsel’in yönettiği Otto Hahn Gymnasium Gençlik Senfoni Orkestrası, Ataşehir Belediyesi Gençlik Orkestrası ile birlikte özel bir projeye imza atmak için Dünya Barış Günü’nde İstanbul’a geldi.
Proje kapsamında gerçekleştirilecek olan iki konserden ilki Ataşehir’de bulunan İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi, Şener Şen Sahnesi’nde saat 20.00’de başladı.
‘Dostluğun ve Kardeşliğin Sesi!’ temasıyla düzenlenen ilk konserde, konuk sanatçı Aydilge de sahne aldı. Etkinlik, Dünya Barış Günü’nü coşkuyla kutlamak ve müziğin birleştirici gücünü vurgulamak amacıyla hazırlandı.
Konserde, Oliver Drechsel’in Avrupa Suiti eseri, Avusturya valsi ve İtalyan tarantellası sahnelendi. Otto Hahn Gymnasium ve Ataşehir Belediyesi Gençlik Orkestraları’nın performansı hem Türkiye’de hem de Almanya’dan eş zamanlı olarak izlendi.
ADIGÜZEL: İSTİYORUZ Kİ BARIŞ BİR YAŞAM BİÇİMİ HALİNE GELSİN
Konser sonrası konuşan Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, “Dünya Barış Günü’nde Ataşehir’de binlerce Ataşehirlinin katıldığı bir konser düzenledik. Aslında buradan çok önemli bir mesaj verdik. Müziğin evrenselliği ile birlikte, birleştirici gücüye dünyadaki savaşların, çatışmaların durması için
Ataşehir’den bir mesajı hep birlikte paylaştık. Bu noktada gençleri kendimize örnek almalıyız. Müzik yapmak için iki ülkeden gençler bir araya geldi. İstiyoruz ki barış bir yaşam biçimi haline gelsin. Filistin’deki savaş da dursun. Dünyanın herhangi bir yerindeki savaş ve çatışmalar dursun itiyoruz. Bir de kurucumuz, liderimiz Mustafa Kemal Atatürk bize çok önemli bir miras bıraktı. Sadece Türkiye’de yaşayan insanlara barış dilememiş, yurtta barış dünyada barış, demiş” diye konuştu.
‘ÇOK GURURLU VE MUTLUYUM’
Konsere konuk şarkıcı olarak katılan Şarkıcı Aydilge ise “Çok gururlu ve mutluyum çünkü eşimin şefliğini yaptığı Ataşehir Belediyesi Gençlik Senfonisi Orkestrası’na konuk sanatçı olarak eşlik ettim. Harika konseri sevgili eşim önderliğinde bu harika gençler gerçekleştirdi” ifadelerini kullandı.
‘MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, TÜM DÜNYAYA ÖRNEK OLMUŞ GERÇEK BİR LİDER’
Ataşehir Belediyesi Gençlik Senfoni Orkestrası Şefi Utku Barış Andaç, “Yurtta barış, dünyada barış ilkesini devlet politikası olarak benimsetmiş olan bir ülke liderine sahip olduğumuz için çok şanslıyız. Mustafa Kemal Atatürk, tüm dünyaya örnek olmuş gerçek bir lider. Gençlerimizin de onun emeğine sahip çıktığının mesajını bu şekilde veriyoruz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AYDIN’da yaşayan emekli öğretmen Melahat Demirkol Tura (69), en büyük hayali olan annesinin anlattığı hikayeleri derleyerek oluşturduğu ‘Hafız Ali’ kitabının eline ulaşmasından 2 gün sonra hayatını kaybetti. Yaklaşık 10 yıl el yazısıyla yazdığı kitabını ailesi için imzalayamayan Tura’nın, yine el yazısıyla bitirdiği 2’nci kitabı ölüm yıl dönümünde ailesi tarafından bastırılacak.
Aydın’da yaşayan emekli sosyal bilgiler öğretmeni Melahat Demirkol Tura, çocukluğundan bu yana annesi Hatice Demirkol’dan, dedesinin Antalya’nın Akseki ilçesinden Aydın’a göç serüveni ile ilgili hikayeleri dinledi. Tura emekli olduktan sonra kitap hayalini gerçekleştirmek için bu hikayeleri el yazısıyla yazmaya başladı ancak ilk denemeleri, istediği gibi olmadı.
PANDEMİ ARAYA GİRİNCE BASILAMADI
Tekrar yazmaya başlayan Tura’nın el yazısıyla 6 yılda bitirdiği ve ailesinin göçünü anlattığı ‘Hafız Ali’ adlı ilk kitabı, pandemi nedeniyle basılamadı. Bu sırada boş durmayan Tura, Kurtuluş Savaşı öncesini anlatan yeni bir kitap yazdı. 10 yıl süren iki kitabın yazım süresinin ardından Tura, bu yıl ilk kitabını bastırmak istediğini söyledi. Eşi Hüseyin Tura ve kızı Özgün Karadağ’ın yardımlarıyla yazıları, bilgisayar ortamına geçirildi. Yayınevinin kitabı basacaklarını söylemesi ile Tura, heyecanını ailesiyle paylaştı.
MUTLULUĞUNU YAKINLARI İLE PAYLAŞTI
Tanıtımda giyeceği kıyafetini dahi hazırlayan Tura, kitabın eline ulaşacağı günü beklemeye başladı. 11 Temmuz’da basımı tamamlanan ve satışa çıkan kitap, 19 Temmuz’da Tura’nın eline ulaştı. Büyük heyecanla ilk olarak hediye edeceği kitapları imzalayan Tura, en büyük hayalini gerçekleştirmenin mutluluğunu yakınlarıyla paylaştı. Ancak Tura, 21 Temmuz’ta kalp krizi geçirip hayatını kaybetti. Tura’nın ölümüyle büyük şok yaşayan ailesi, kitabını kendileri için imzalamaya fırsat bulamayan Tura’nın hayalini gerçekleştirmeye devam edebilmek için çalışmalara başladı. Aile, Tura’nın yine el yazısıyla yazdığı 2’nci kitabı, ilk ölüm yıl dönümünde bastırmayı planlıyor.
10 YIL NOTLAR ALDI, ELİYLE YAZDI
Kitabın basılması için eşinin çok istekli olduğunu belirten Hüseyin Tura, “Eşimin kitap macerası, dedesiyle ilgili hikayelerini dinleyerek başladı. Farklı okullarda çok uzun yıllar öğretmenlik yaptı. Ancak çocukluğundan bu yana sanatın farklı alanlarına ilgi duyuyordu. Bu hikayelerden çok etkilenmesinden dolayı emekli olunca bu kitabın üzerine yoğunlaştı. 10 yıl boyunca notlar aldı, eliyle yazdı. Aslında kitap daha önce bitti ancak pandemi nedeniyle bastıramadık. Bu yıl kitabın basılması için çok heveslendi” dedi.
‘TANITIMDA GİYECEĞİ KIYAFETİ BİLE HAZIRDI’
Eşinin kitap için çok emek verdiğini söyleyen Hüseyin Tura, “Çalışmaların ardından kitap basıldı. Eşim bu dönemde çok fazla heyecanlandı. Kitabının tanıtımında giyeceği kıyafeti bile hazırdı. Ancak o kıyafeti bugün kızım giydi. Kitap kargoyla eline ulaştıktan 2 gün sonra da kalp krizi sonucunda öldü” diye konuştu.
‘3’ÜNCÜ KİTABI YARIM KALDI NE YAZIK Kİ’
Kitabı okuyanların çok seveceğini söyleyen Özgün Karadağ ise “Annem gibi ben de öğretmenim. Annemin en büyük hayali olan kitabını duyurmaya çalışıyoruz. Kitap aslında annemin dedesinin hem Akseki’de hem Nazilli’de yaşadıklarını anlatıyor. Bu bir seri şeklinde yayınlanacak kitaptı. 2’nci kitapta da Kurtuluş Savaşı öncesi anlatılıyor. 3’üncü bir kitabı daha var, ancak yarım kaldı ne yazık ki. Onu daha sonra derleyip, yayınlatmak istiyorum. 2’nci kitabı seneye annemin ölüm yıl dönümünde yayınlamak istiyoruz” dedi.
‘TEK TESELLİMİZ, ANNEMİN HAYALİNİ GERÇEKLEŞTİREBİLMESİ’
Annesinin aynı zamanda öğrencisi olduğunu söyleyen Karadağ, hikayenin önce anneannesinin tuttuğu notlar ile başladığını belirtti. Daha sonra annesi Melahat Demirkol Tura’nın anneannesinden hikayeler dinlediğini belirten Karadağ, “İlk başta yazmaya başladı, istediği gibi olmadı. Hepsini eliyle kağıtlara yazdı. El yazısıyla yazdıklarını derleyip, kitap haline getirdi. İlk kitabı yazması, 5-6 yılını aldı. Pandemi nedeniyle basılamayınca 2’nci kitabını da eliyle yazdı. Tek tesellimiz, annemin hayalini gerçekleştirebilmesi oldu. Kitap eline geçtikten 2 gün sonra vefat etti. Daha benim kitabımı bile imzalayamadı. Onu mutlu edebilmek için uğraşıyoruz. Bu kitabın sadece yayınlanması değil, dünyada kalıcı olmasını çok istiyordu” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kur’an kurslarında 15 gün namaz eğitimi alan çocuklar, Beşyol Meydanı’ndan Kent Meydanı’na kadar yürüdü.
Etkinlikte şükür namazı kılan çocuklar, şiir ve ilahiler okudu.
Platform adına konuşan Levent Dalgın, amaçlarının çocukları namaza teşvik etmek ve onlara namazı sevdirmek olduğunu söyledi.
Namazı doğru kılan ve terk etmeyen bir nesil yetiştirmek istediklerini belirten Dalgın, “Yazın camiye gidip namaz eğitimi alan çocuklarımızla final programı gerçekleştirdik. Her yıl düzenlenen bu programda çocuklar arkadaşlarıyla namaz kılıyor, namazın farzlarını ve sünnetlerini öğreniyorlar” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Muratpaşa ilçesinde 8. sınıf öğrencisi Uygun, 5 yaşında başladığı piyanoda yeni başarılara imza atıyor.
Avusturya’nın başkenti Viyana’da 72 ülkenin katılımıyla düzenlenen uluslararası müzik yarışmasında birincilik elde eden Uygun, İspanya’nın Barselona kentinde 32 ülkeden katılımın olduğu Grand Prize Virtuoso uluslararası müzik yarışmasından da altın madalya alarak birincilik ödülüyle döndü.
Uluslararası yarışlara Türk eserleriyle da katılabilmek için sıkı çalışan, şan eğitimi de alan Uygun, piyanonun yanı sıra keman ve yan flüt çalıyor. Derslerini aksatmayan Uygun, AA muhabirine Mozart’ın izinden gitmek için gayret ettiğini söyledi.
Uygun, beş yaşında piyanoya başlayınca notaları çalmakta zorlandığını ancak zamanla emek vererek bu enstrümanı çalmayı başardığını anlattı.
Uluslararası yarışların önemli olduğunu aktaran Uygun, “Barselona’da 32 ülkeden katılımın olduğu Grand Prize Virtuoso uluslararası müzik yarışmasında birinci oldum. Altın madalyayı bekliyordum çünkü çok sıkı çalışmıştım. Bizi finale davet ettiler, jürinin önünde çaldım. Beni uzun süre alkışladılar ve çok gurur duydum. Türk gençleri olarak uluslararası yarışlarda ülkemizi temsil etmek onur verici.” diye konuştu.
Uygun, konservatuvar bölümündekilerin dahi çalmakta zorlandığı “Bach: Invention 13” eserini 1,5 ay çok sıkı çalışarak çalmayı başardığını ifade etti.
“Pes etmeden çalışabilmek başarının sırrı”
Emek verince başarının yakalandığını aktaran Uygun, şunları kaydetti:
“Hedefe giden yol çalışmaktan gider. Gerçekten çalışmadan bir şey olmuyor. Derslerimi de aksatmadım, onlara da çalıştım. Enstrüman çok farklı bir şey, herkesin denemesini isterim. Tek hayalim, Mozart’ın izinden gitmek. Tabii ki Beethoven, Bach da çok önemli. Onların izinden gidebilmek kariyerim için çok önemli. Türk eserlerini de çalmak istiyorum. Bir sonraki yarışmaya Türkiyem ile gitmek istiyorum. Pes etmeden çalışabilmek başarının sırrı. Bir yılda iki dünya birinciliği elde ettiğim için çok mutluyum. Çin’den, Japonya’dan çok farklı ülkelerden katılım vardı ve kendi grubunda birinci ben oldum.”
Piyano ve keman öğretmeni Serenat Sahabi ise Bade’nin başarılarının kendilerini gururlandırdığını belirterek, 5 yaşında başladığı piyano serüveninde güzel başarılara imza attığını aktardı.
Gelecek sene Philadelphia Uluslararası Müzik Kampı’na seçilmesi için sıkı çalıştıklarını anlatan Sahabi, “Orayı kazanabilirse çok üst seviyede eğitim alacak. Bade’ye parça verdiğinizde layığıyla yerine getiriyor, ekstra etütler yapıyor, anlamadığı bir şey olursa hemen soruyor. Biz, çok daha fazla Türk gencinin spordan sanata uluslararası tüm yarışlarda görmek istiyoruz.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Melikgazi Belediyesi ile Erciyes Klasik Otomobilciler Derneğinin iş birliğinde, Dedeman Parkı’nda düzenlenen “Klasik Otomobil Buluşması”na yaklaşık 150 araç katıldı.
Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, her kesimden, genci yaşlısı ile birlik ve beraberlik içinde, güzel bir etkinlik gerçekleştirdiklerini söyledi.
Bu yıl 6’ncısını düzenledikleri programa yoğun katılım olduğunu belirten Palancıoğlu, katılımı her yıl daha da artırarak devam ettirmek istediklerini kaydetti.
AK Parti Kayseri milletvekilleri Hulusi Akar, Ayşe Böhürler ve Murat Cahid Cıngı da klasik otomobil tutkunlarını bir araya getiren Palancıoğlu’nu tebrik ederek, güzel etkinliğin devamını diledi.
Konuşmaların ardından Akar, Böhürler, Cıngı, AK Parti İl Başkanı Fatih Üzüm ve Palancıoğlu, klasik araçlara binerek, düzenlenen şehir turuna katıldı.
İki gündür süren etkinlik, yarın klasik otomobil sergisi ile sona erecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bahçelievler Belediyesi tarafından bu yıl 19’uncusu düzenlenen ‘Kocasinan Yağlı Güreşleri’nin final müsabakasında kuzen olan 2 pehlivan Mustafa Taş ve Erkan Taş güreşti. Başabaş giden müsabaka sonunda Erkan Taş başpehlivan ilan edildi. Müsabaka finalinde Mustafa Taş’ın itirazı ile Video Yardımcı Hakem (VAR)’e gidilirken hakem heyetinin 3 kez görüntüleri izlemesi sonucu değiştirmedi. 19’uncu Kocasinan Yağlı Güreşleri’nde Erkan Taş kuzeni Mustafa Taş’ı yenerek başpehlivan oldu.
Bahçelievler’de bu yıl 19’uncusu düzenlenen Geleneksel Kocasinan Yağlı Güreşleri, vatandaşlar tarafından yoğun ilgi gördü. Bahçelievler Belediye Başkanı Dr. Hakan Bahadır ev sahipliğinde düzenlenen etkinlik Belediye binasının önünde düzenlenen kortej ile başladı. Belediye Başkanı Dr. Hakan Bahadır ve 9 başpehlivan mehteran ekibi ile birlikte kortej yürüyüşü gerçekleştirdi. Kortej büyük coşku ile güreşlerin yapılacağı alana giriş yaptı. Başpehlivanlar Türk bayrağı taşıyarak etkinliğe gelen vatandaşları selamladı.
Bahçelievler Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Bahçelievler Kampüsü’ndeki güreş çayırında gerçekleşen müsabakaların finalinde karşılaşan amca çocukları Mustafa Taş ve Erkan Taş oldu. Pehlivanlar Mustafa Taş ve Erkan Taş’ın karşılaşmasında kazanan pehlivan Erkan Taş oldu. 18’inci Kocasinan Yağlı Güreşleri’nde başpehlivan olan Mustafa Taş ise bu yıl 2’nci oldu.
VAR’A GİDİLDİ
Mustafa Taş ve Erkan Taş’ın güreştiği ve başabaş giden müsabakanın finalinde Erkan Taş’ın şampiyonluğuna kuzeni Mustafa Taş itiraz etti. VAR’a gidilen finalde hakem heyeti görüntüleri 3 kez izledi fakat finalin adı değişmedi. Erkan Taş 19’uncu Kocasinan Yağlı Güreşleri’nin başpehlivanı oldu.
ÜNLÜ BAŞPEHLİVANLAR DA ETKİNLİKTE KİSPET GİYDİ
Türkiye’nin en genç başpehlivanı Yıldıray Pala, 19. Geleneksel Bahçelievler Kocasinan Yağlı Güreşleri’ne katıldı. Geçen yılın 1’incisi Mustafa Taş’ın yanı sıra, Kırkpınar Güreşleri’nde birincilik elde ederek başpehlivan olan Yusuf Can Zeybek, Ali Gürbüz, İsmail Balaban, Recep Kara, Orhan Okullu, Hüseyin Gümüşalan ve Mehmet Yeşil de etkinlikte yeniden kispet giydi.
Basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bahçelievler Belediye Başkanı Dr. Hakan Bahadır, ‘er meydanı’ vurgusu yaparak gençlere fiziki gücün yanında saygının da öğretildiği yağlı güreşlerin önemine dikkat çekti. Bahadır, dereceye giren pehlivanlar olmak üzere yarışta bulunan tüm güreşçileri tebrik etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye’nin uluslararası marka değerine katkıda bulunmak amacıyla bu yıl 16 ilde düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivalleri’nin 9’uncusu Çanakkale’de başladı.
Festival etkinlikleri kapsamında, Yeni Kordon bölgesinde bulunan Barış Parkı’nda kortej yürüyüşü düzenlendi.
Yürüyüşe, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, AK Parti Çanakkale MilletvekiliAyhan Gider, İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz, CHP Çanakkale Milletvekili İsmet Güneşhan, Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürü ve Türkiye Kültür Yolu Festivalleri Direktörü Selim Terzi, Çanakkale Belediye Başkan Vekili Öznur Benderlioğlu Doğangün, İl Kültür Turizm Müdürü Ergun Çağman Esirgemez, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu katıldı.
Kortej yürüyüşü Anadolu Hamidiye Tabyaları’nda sona erdi. Burada, “Çocuk Köyü” etkinliği düzenlendi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, törendeki konuşmasında, Milattan Önce (MÖ) 4500 yılına ait, Orta Kalkolitik dönem mermer Kilya tipi idolün geçen yıl Bakan Mehmet Nuri Ersoy’un lansmanını yaptığı eserlerden birisi olduğunu söyledi.
Bakanlığın kaçakçılıkla mücadele çalışmasını ABD’deki kaçakçılık savcısıyla beraber yürüttüğünü belirten Mumcu, şunları kaydetti:
“Bakanlığımızın Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Kaçakçılıkla Mücadele Dairesinin ülkemize, tekrar ana yurduna geri kazandırdığı eserimizin açılışında onun örtüsünü hep birlikte açacağız. Sayın Bakan’ımızın görev aldığı yıllar içerisinde yurt dışından birçok eseri getirme fırsatı bulduk. Kaçakçılık konusunda çalışan genel müdürlüğümüze ve tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Tabii vatanına geri dönen eserlerimizi sergilemek, kültürel mirasımızı, coğrafyamızda yaşam sürmüş tüm medeniyetlere ait eserlerimizi tekrar buraya getirmek bizi son derece mutlu ediyor.”
Kaçakçılıkla Mücadele Dairesinde görevli arkeolog Funda Kumru Koşar da Türkiye’nin kültür varlıklarını ait olduğu topraklardan koparmaya çalışanların kaçışının olmadığını dile getirdi.
Bu kapsamda yaptıkları çalışmalarda “Bu ülkenin kanunlarından kaçış yok.” dediklerini anlatan Koşar, şöyle konuştu:
“Bu sergiyle bu alandaki farkındalığı artırmayı hedefliyoruz. Serginin 4’üncüsünü burada düzenliyoruz. Sayın Bakan’ımızın da desteğiyle bu sergide Troya’dan yurt dışına kaçırılmış ve tekrar topraklarına kazandırılmış kültür varlıklarıyla, kolluk kuvvetlerimizin başarılı operasyonlarıyla Çanakkale bölgesinde ele geçirilen kültür varlıklarını göreceksiniz. Bu serginin Troya’da düzenlenmesi ayrıca bizler için önemli çünkü 19’uncu yüzyılın son çeyreğinde Osmanlı Devleti döneminde Troya eserlerinin ait olduğu topraklara iadesi için gerek hukuki mücadeleler gerekse ulusal ve uluslararası basının bilgilendirilip ayağa kaldırılması şeklinde ciddi mücadeleler yürütülmüş. Biz de Osmanlı Devleti döneminden aldığımız kadim bilgilerle, Kaçakçılıkla Mücadele Dairesi olarak ülkemize ait olanların bu topraklarda kalması ve yurt dışına kaçırılanların da tekrar vatanına dönmesi için Sayın Bakan’ımızın da destekleriyle kararlılıkla çalışmalarımızı yürütüyoruz.”
Çıplak köyünde mayıs ayında bisikletiyle gezdiği sırada yolda bulduğu Roma dönemine ait 2 bin yıllık sikkeyi müzeye bağışlayan Onur Özcan Çimen’e, Bakan Yardımcısı Mumcu tarafından tablet bilgisayar hediye edildi.
“Mülteci Aeneas: Mitlerden Günümüze Göçün İzleri” konulu serginin gezilmesiyle sona eren programa, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürü ve Türkiye Kültür Yolu Festivalleri Direktörü Selim Terzi, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Troya Müzesi Müdürü Rıdvan Gölcük, Troya Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rüstem Aslan ile çok sayıda davetli katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KÜLTÜR ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Şanlıurfa’da yer alan Neolitik Çağ yerleşim alanı Karahantepe arkeolojik sit alanındaki bir kulübenin tabanında koşar halde betimlenen yaban eşeği figürüne ulaşıldığını açıkladı.
Bakan Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Neolitik Çağ’ın en önemli yerleşim yerlerinden biri olarak tarihin derinliklerine ışık tutan Karahantepe’de yeni keşif. Taş Tepeler Projemiz dünya tarihine ışık tutmaya devam ediyor. Karahantepe’deki bir kulübenin tabanında koşar halde betimlenen yaban eşeği figürüne ulaşıldı. Şanlıurfamızda ilk kez gerçekleştirilecek olan Dünya Neolitik Kongresi öncesinde ulaşılan eser, nadir örneklerden biri olarak döneminin sanat anlayışını yansıtıyor. Bu eşsiz eseri gün ışığına kavuşturan Kazılar ve Araştırmalar Dairesi Başkanlığı ekiplerimize teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇANAKKALE Valisi Ömer Toraman Troya Kültür Yolu Festivali’nin açılışında yaptığı konuşmada, “”Festival, aslında Çanakkale’nin sahip olduğu zenginliklerin, kültür ve sanat alanındaki potansiyelinin de bir göstergesi. Bu festival, bir marka artık. Bu markanın Çanakkale’de faaliyet yürütmesi de bizim için gurur verici” dedi.
Türkiye’nin uluslararası marka değerine katkıda bulunmak amacıyla düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivalleri kapsamında Çanakkale’de gerçekleştirilen Troya Kültür Yolu Festivali için Anadolu Hamidiye Tabyası’nda açılış töreni düzenlendi. Törene, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ve çok sayıda davetli katıldı. Törende konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, Kültür Yolu Festivali’nin bu yıl 3’üncüsünün gerçekleştirileceğine dikkati çekip, “Çanakkale hem yerli hem yabancı turistlerimiz için güzel bir destinasyon. Birbirinden farklı birçok etkinlikle, konser organizasyonuyla yine bir aradayız. Bugün açılışını düzenleyeceğiz ve biz de sizlerle beraber tüm duraklarımızı ziyaret edeceğiz. Öncelikle Çanakkale’ye ve bölgemize hayırlı olmasını temenni ediyoruz. Valimiz, Alan Başkanımız, Rektörümüz, Belediye Başkan Vekilimiz ve tüm paydaşlarımız bir aradayız. İyi seyirler, iyi gezmeler diliyorum” dedi.
‘BU FESTİVAL, BİR MARKA ARTIK’
Kültür Yolu Festivali’nin Çanakkale’de düzenlenmesinin bir şans olduğunu belirten Çanakkale Valisi Ömer Toraman, “Festival, aslında Çanakkale’nin sahip olduğu zenginliklerin, kültür ve sanat alanındaki potansiyelinin de bir göstergesi. Bu sene çeşitli etkinlikler yapılacak ve bu bir haftalık süre içerisinde eminim hem Çanakkale’de oturan hemşehrilerimiz hem de civar illerden gelecek olan misafirlerimizle güzel vakit geçirecek. Bu festival, bir marka artık. Bu markanın Çanakkale’de faaliyet yürütmesi de bizim için gurur verici. İnşallah aynı güzellikte devamı da gelir” dedi.
‘TÜRKİYE’NİN KALBİ ÇANAKKALE’DE ATIYOR’
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ise, “3’üncüsünü düzenlemiş olduğumuz Troya Kültür Yolu Festivali 9 gün boyunca Çanakkaleliler sanata, kültüre, müziğe ve tüm sanatsal etkinlikleri doyuyor. 3 yaşından 90 yaşına kadar herkesin kendisinden bir parça bulabildiği, mutlaka hoşuna giden bir faaliyetin olduğu 9 günlük bir serüven yaşıyoruz Çanakkale’de. Tabiri caizse aslında Türkiye’nin de kalbi Çanakkale’de atıyor. Basın desteğiyle yapılan faaliyetlerin büyüklüğüyle bütün Türkiye’nin gözü kulağı Çanakkale’de oluyor. Tam da festivalin amacına uygun bir durum. Çünkü Çanakkale’nin ölçeğine baktığımızda artık yavaş yavaş yazlık sezonu sona erip, daha üniversite öğrencilerimizin de gelmediği bu ara sezonda bütün Çanakkale dinamiklerine aslında büyük bir takviye oluyor. Dün arkadaşlarımızla yapmış olduğumuz sohbetlerde şehirdeki o kalabalığın, restoranlardaki kalabalığın ve otellerdeki yer kalmamış olmasının festivalin yapılış amacına uygun olduğunu düşünüyoruz. Çanakkalelileri bu festivalde mutlaka görmek istiyoruz. Sabahtan başlayan etkinlikler geceye kadar devam edecek” dedi. Konuşmaların ardından Bakan Yardımcısı Mumcu ve beraberindekilerin Çanakkale Savaşları’na ait fotoğraf ve arşiv belgelerin yer aldığı, ‘Anmak-Anlatmak Çanakkale 1915’ sergisini gezmesinin ardından program sona erdi. Troya Kültür Yolu Festivali kapsamında 50’den fazla noktada düzenlenecek 500 civarı etkinlikte, 1000’e yakın sanatçı halkla buluşacak.
Haber – Kamera: Nazif Cemhan ŞEN/ ÇANAKKALE,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖDÜLÜ ALMAYA SEVGİLİSİYLE GİTTİ
Venedik Film Festivali kapsamında bu yıl 22’ncisi düzenlenen Kineo Ödül Töreni’nde “Uluslararası En İyi Oyuncu” ödülüne layık görüldü. Çelikkol ödülünü almak için bugün İtalya’ya gitti ve ödül töreni öncesinde gerçekleştirilen basın toplantısına katıldı. Bu ödülü alan ilk Türk erkek oyuncu olan Çelikkol, ödülünü yarın akşam Ca’ Sagredo Hotel’de gerçekleştirilecek törende alacak. Yakışıklı oyuncu İtalya’ya bir süredir aşk yaşadığı Natali Yarcan ile giderek romantik bir poz vermeyi de ihmal etmedi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü, Türkiye’nin Oscar adayını, “Türkiye’nin ‘En İyi Uluslararası Film Oscar’ adayı Zeki Demirkubuz’un yönetmenliğini yaptığı Hayat adlı filmi oldu. Bakanlığımızca da desteklenen filmimize Oscar yolculuğunda başarılar dileriz.” şeklindeki açıklamayla duyurdu.
Zeki Demirkubuz
FİLM HAKKINDA
Zeki Demirkubuz’un yönetmenliğini yaptığı filmin başrollerinde Miray Daner ve Burak Dakak yer alıyor. Filmde, babasının zoruyla nişanlanmak zorunda kalan Hicran evden kaçar. Hicran’ın zaten onu istemediğini düşünen Rıza, bu durumu önceleri pek umursamasa da durum giderek zoruna gitmeye başlar ve Hicran’la yüzleşmeye karar verir. Sadece bir kere gördüğü nişanlısının peşinden İstanbul’a gidip uzun sürecek büyük bir arayışa başlar.
Filmin kadrosunda Cem Davran, Umut Kurt, Melis Birkan, Osman Alkaş, Ozan Dağara, Doğu Demirkol, Kayhan Açıkgöz, Muttalip Müjdeci, Seyit Nizam Yılmaz, Berfun Başel, Hande Özen, Özlem Türkad ve Caner Cindoruk bulunuyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SEVİL ÜSTEKİN KİMDİR?
Sevil Üstekin, Üsküdar Amerikan Kız Lisesinde okudu. Muhsin Ertuğrul’un başkanlığında özel bir tiyatro okulunda (LCC Language and Culture Center) 3 yıl eğitim gördü.
Oyunculuğu
1969’da Sersem Kocanın Kurnaz Karısı oyunuyla profesyonel oldu. Bizim Tiyatro, Gazete Tiyatrosu, Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu, Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu, Nisa Serezli – Tolga Aşkıner Tiyatrosu, Dostlar Tiyatrosu, Şan Tiyatrosu ve Dormen Tiyatrosu’nda çalıştı. Burada tanıştığı ve kendisi gibi oyuncu olan İsmet Üstekin ile evlendi.
Kemal Sunal ile Kapıcılar Kralı filminde oynadı. 1976 yılından itibaren sinema filmlerinde rol aldı. Şaban Oğlu Şaban, İyi Aile Çocuğu, Garip ve Şalvar Davası filmlerinde de oynadı.
1992 yılında Mahallenin Muhtarları dizisinde 10 yıl süreyle “Müzevir Müzeyyen” karakterini canlandırdı. Daha sonra ise, Koçum Benim, Erkeksen Seyret ve Memur Muzaffer dizilerinde rol aldı. 2010 yılında TRT ekranlarında yayınlanmaya başlayan Yerden Yüksek dizisinde “Ülfet Nine” rolünü canlandı.
İki kez Avni Dilligil Ödülü kazanan sanatçının, bir de TV ödülü vardır. 27 Ağustos 2024’te 78 yaşında hayatını kaybetti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) yapılan açıklamaya göre, Hasan Kalyoncu Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü üçüncü sınıf öğrencisi Mert Can Altun, sosyal medyada izlediği bir video sayesinde tanıştığı yapay zeka teknolojisiyle içerik üretmeye devam ediyor.
Yüzde 90 engelli olmasına rağmen sağlanan destek ve imkanlarla çalışmalarını yapan Altun, yapay zeka kullanarak ürettiği sanatsal içeriklerle Amsterdam’da sergi açtı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Altun, bir içerik üreticisinin yazıyı resme dönüştüren yapay zeka teknolojisini tanıttığı videoyu izlerken, “İşte bu benim alanım.” dediğini aktardı.
O an hayal gücünü yansıtacağı şeyi bulduğunu düşündüğünü belirten Altun, daha sonra yapay zeka teknolojisini öğrenmeye başladığını ve bu alanda kendini geliştirdiğini ifade etti.
“Bu sergi bana umut verdi”
Altun, yapay zeka yardımıyla sanat eserleri ve sinematografik işler üretmeye başladığını belirterek “Klavye kullanımında yaşadığım zorlukları bir çeviri programının sesli yazma özelliğiyle aştım. Yapay zeka programları sayesinde hazırladığım eserler Amsterdam’daki The Grey Space in the Middle sanat galerisinde sergilendi. Bu uluslararası başarıyla çok mutlu oldum. Geleceğimle ilgili hep kötü düşünüyordum ama bu sergi bana umut verdi.” ifadelerini kullandı.
“Göbeklitepe ile ilgili bilim kurgu filmi çekme hayali ve hedefi olduğunu” aktaran Altun, bunun için senaryo derslerinde kendini geliştirmeye devam ettiğini kaydetti.
Altun, sanatsal alanda kendini geliştirmek isteyenlere, hayal güçlerini kullanmalarını ve yapay zeka programlarını öğrenmek için sosyal medya videolarını izlemelerini tavsiye etti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GECE ACI HABERİ ALDI
Bir süredir özel bir hastanede tedavi gören Atilla Tamer’in durumu ciddileşmiş ve oyuncu, oğlu için kan anonsu yapmıştı. Durumu ağırlaşan Tamer, gece yarısı yaşamını yitirdi. Evlat acısıyla kahrolan Cihat Tamer , Instagram hesabından vefat haberini duyurarak “Sevgili oğlum Atilla Tamer’i kaybettik. Cenazesi yarın Ataköy Ömer Doruk Cami’sinde ikindi namazından sonra Bakırköy’deki aile mezarlığına defnedilecektir” dedi.



Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Muğla Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği, sanat yönetmenliğini Eray İnal, sunuculuğunu da Berkay Tulumbacı’nın yaptığı festivalin açılışı, Bodrum Kalesi Kuzey Hendeği’nde gerçekleştirildi.
Gecede sahne alan sanatçı Kubat söylediği şarkılarla sanatseverlere keyifli dakikalar yaşattı. Festivalin açılışında bazı zurna sanatçıları da sahnede performanslarını sergiledi. Geceye sanatseverler yoğun ilgi gösterdi.
Festival kapsamında yarın Menteşe ilçesindeki Prof. Dr. Şadan Gökovalı Açıkhava Tiyatrosu’nda oyuncu ve şarkıcı Öykü Gürman sahne alacak.
Üçüncü günü ise Milas Atapark’ta sanatçı İsmail Altunsaray performans sergileyecek. Festivalin kapanışı ise 29 Ağustos’ta Fethiye’de Beşkaza Meydanı’nda oyuncu, şarkıcı Suzan Kardeş’in sahnesiyle yapılacak.
Vatandaşların ücretsiz olarak katıldığı festivalde, Bulgaristan’dan 2, Tayvan’dan 1, Türkiye’nin değişik illerinden 8 zurna sanatçısı yer alıyor.
Festivalin açılışına Muğla Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Tayfun Yılmaz ve Bodrum Belediyesi Koordinatörü Emel Çolakoğlu’nun da arasında olduğu çok sayıda kişi katıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>” Mimar Sinan‘ın Esenler’e mührü” olarak nitelenen ve kaynaklara göre Süleymaniye su yolunun bir parçası olan Avas Su Kemeri, 1559 öncesinde tamamlandı.
Yılanlı Kemer, Kara Kemer gibi isimlerle de anılan ve tarihi haritalarda 12 kemerli çizilen yapı, Mimar Sinan’ın diğer su kemerleriyle benzerlikler taşıyor.
Osmanlı döneminde birkaç kez tamir geçiren ancak zamanla bakımsız bırakılan kemerin çevresinde 1970’lerden sonra birçok bina inşa edildi.
Esenler Belediyesi tarafından 2009’da restorasyon çalışmaları başlatılan kemer yeniden ihya edildi.
Bitişiğindeki ve çevresindeki 100 konut kaldırıldı
AA muhabirine tarihi su kemeri ve çevresine ilişkin hazırladıkları projeleri anlatan Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, geçmişte lojistik merkezi olarak kullanılan bölgenin Osmanlı döneminde önemli su yollarından biri haline geldiğini belirtti.
Göksu, 2009’da görevi devralmasıyla birlikte metruk halde bulunan kemerin restorasyon sürecini başlattıklarını anlatarak, “Çalışmalar sonunda kemeri ortaya çıkardık. Bu kemere bitişik ve etrafında olan 100 konut vardı. O binaları kaldırdık, hepsini Türkiye’nin en büyük kentsel dönüşüm alanına taşıttık ve orayı boşalttık. Şu anda oradan çıkan insanlar kendi güvenli konutlarında oturuyorlar.” diye konuştu.
Göksu, kemeri restore ettikten sonra tarihsel ve kültürel yapıyı göz önünde bulundurarak alanı değerlendirmek için harekete geçtiklerini ifade etti.
Projelerin onaylanmasının ardından çalışmalar başlayacak
Hazırladıkları projeleri Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna sunduklarını belirten Göksu, projelerin onaylanmasının ardından hemen çalışmalara başlayacaklarını söyledi.
Toplam proje alanının 50 bin metrekare olduğunu bildiren Göksu, kemer vadisinin müze, çocuk köyü, okuma alanı ve cami ile birlikte kültürel bir havza haline dönüşeceğini kaydetti.
Esenler’de suyun İstanbul’un değişik yerlerine hangi ölçekle verileceğini belirleyen su terazilerinin de bulunduğunu dile getiren Göksu, şu bilgileri verdi:
“Öncelikle burada bir su müzesi inşa edeceğiz. Müzenin yanı sıra çocuk köyü yapacağız. Su, çocuk, tarih, kültür buluşmasıyla hem su kemerinin bize kalan tarihi mirasını hatırlamak ve hatırlatmak hem de bu su ruhuna uygun projeyle burayı genişletiyoruz. Yani su kemeri su taşımıyor olsa da tarihi birikimi ile beraber kendi siluetini muhafaza etmiş olacak.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AMASYA – Tadıyla ünlü misket elmasının yetiştirildiği Amasya’da müzede sergilenen bin 700 yıllık elmalı mozaik, bu meyvenin ağacının üzerine işlendiği tek antik mozaik olarak dikkat çekiyor. Amasya Müzesi Müdürü Celal Özdemir, “Dünyada üzerine misket elma ağacı işlenmiş tek mozaik Amasya’dadır” dedi.
Roma dönemine ait
2013 yılında il merkezine bağlı Yavru köyü yakınlarında kaçak kazı yapılan alanda kurtarma kazısında Roma dönemine ait yaklaşık bin 700 yıllık tapınak ile ortasında 1,5 metrekare çapında elma ağacı figürlü 20 metrekare genişliğindeki mozaiğin bulunması şehirde heyecan oluşturmuştu. Kaldırıldığı Amasya Müzesi’nde teknik çalışmanın tamamlanmasıyla 4 yıldır sergilenen elmalı mozaik, müzenin en prestijli eserleri arasında gösteriliyor.
Milyonlarca renkli taş parçasından oluşuyor
Milyonlarca renkli taş parçasının dizilmesiyle oluşturulan mozaiğin bir tarafı kırmızı, diğer tarafı yeşil olan coğrafi işaret tescilli Amasya misket elmasının antik dönemde de lezzetiyle tercih edilen meyveler arasında geldiğinin kanıtı olarak değerlendiriliyor.
“Amasya elması bulduk diye sevindik”
Amasya denilince akıllara misket elmasının geldiğine işaret eden Müze Müdürü Özdemir, “Ortasında yer alan madalyonda elma ağacı, 4 elma, altında da 3 keklik figürü yer alıyor. Üzerinde misket elmasının tasvir edildiği Roma dönemine tek taban mozaiği Amasya Müzesinde bulunmaktadır. İlk kazdığımızda ‘Amasya elması bulduk’ diye sevindik. Bu misket elmasının 2 bin yıl önce de lezzetli, yaygın olduğunun kanıtıdır. Müzeyi gezen ziyaretçilerimize zevkle, şevkle anlatıyoruz” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANTALYA – Festival kapsamında Akdeniz Üniversitesi Stadyumu’nda, Antalyalı sevenleri ile buluşan Tarkan ve Ceza’nın konserini on binlerce kişi izledi. İzleyicilerin sürekli telefonlarıyla çekim yaptığı ve şarkılara eşlik ettiği etkinlikte gördüğü ilgi ve sevgi için teşekkür eden Tarkan, “Duygularımız karşılıklı, çok oldu değil mi? Çok özledim seni Antalya, bu enerjinizi özledim.” diye karşılık verdi. Tarkan, ayrıca konserini izleyen annesi için “Uzun İnce Bir Yoldayım” türküsünü seslendirdi.
Akdeniz Üniversitesi Stadyumu’ndaki konserde programda; stadın tamamı ve tribünler doldu. On binlerce kişinin katıldığı gözlenen festivalde; Tarkan, 8 yıl aradan sonra Antalya’da ilk kez konser verdi. İlk olarak ünlü Rapçi Ceza’nın sahne aldığı konserde, binlerce genç sanatçıya hep bir ağızdan eşlik etti. Ceza’nın ardından “Yolla” şarkısıyla sahneye çıkan Tarkan, gördüğü ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
“Bu enerjinizi çok özledim”
Tarkan, “Teşekkürler bu ilgi ve sevgi için canlarım, duygularımız karşılıklı. Bir de şu hava bu kadar sıcak ve nemli olmasaydı, gayet iyiyim. Sizler de iyi olun yeter ki. Biraz kendimizi bırakmaya hazır mıyız? Hep kasıyoruz ya hayatta, bugün kasmasak rahatlasak. Benimle bir serüvene çıkmaya var mısınız? Çok oldu değil mi, seni çok özledim Antalya. Bu enerjinizi çok özledim” dedi.
Annesine özel türkü söyledi
Hava sıcaklığının akşam saatlerinde 37 dereceye kadar çıktığı Antalya’da, sıcaktan bunalan Tarkan’a hayranları havlu attı. Tarkan’ı izlemeye gelenler arasında annesi de yer aldı. Annesinin olduğu her konserde annesi için türkü seslendirdiğini kaydeden Tarkan, Neşe Tevetoğlu için Aşık Veysel’in “Uzun ince Bir Yoldayım” adlı unutulmaz eserini seslendirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>