2021’de başlayan kazı çalışmaları, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Karatay Belediyesinin destekleriyle, Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlker Işık başkanlığında yürütülüyor.
1890’lı yıllarda Rus mezaliminden kaçan KırımTatar Türklerinin yurdu haline gelen Savatra Antik Kenti, Anadolu’da Türk adının geçtiği ve 1071 öncesi Türk varlığını ispatlayan Türkopol (Türkoğlu) yazıtının olmasıyla dikkat çekiyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bilgehan Demir’den büyük iddia: Muhammed Ali madalyasını nehre atmadı
– Yarım asır sonra ortaya çıkın gerçek
– Efsanevi boksör Muhammed Ali’nin yaşamını ve etki ettiği 1001 hayatı yerinde yaptığı araştırmalar sonucu kaleme alan Bilgehan Demir, ezberleri bozduğu ‘Kayıp Madalyon’ kitabında tüm gerçekleri yazdı
‘Madalyasını nehre attığı iddiası bir senaryo’
‘Heykeli dikilen köle dedesi tarihin en büyük kahramanlarından biri ama bunu Muhammed Ali asla öğrenemedi’
Gürsoy OLCA- Sacit GÖNCÜ/ İSTANBUL, – UZUN yıllar spor medyasında çalıştıktan sonra özellikle dövüş sporlarıyla ilgili anlattığı maçlar ve dünyanın dört bir yanında gerçekleştirilen organizasyonlarda dikkatleri üzerine çeken Bilgehan Demir son olarak dünya spor tarihinde iz bırakan efsanevi boksör Muhammed Ali’nin hayatını kitaplaştırdı. 5 yıl süren araştırmalarının sonrasında efsanevi boksör Muhammed Ali’nin yaşamını ve onun etki ettiği 1001 hayatı, ABD’de yaptığı araştırmalar sonucu kaleme alan gazeteci yazar Bilgehan Demir, ‘Kayıp Madalyon’ kitabında bilinen tüm ezberleri bozuyor.
Demir, Muhammed Ali’nin boksa başlamasında ve şampiyon olmasında önüne çıkan tüm engelleri, Müslümanlığı seçmesinin gerçek sebebi ile birlikte protest tavırlarıyla nasıl siyasi bir figüre dönüştüğünü ve özel yaşamı ile ilgili bilinmeyen ya da yanlış bilinen onlarca ezberi kitabında işledi. Bu konulardan biri de kitaba da ismini veren, ünlü boksörün bir restorana alınmayınca altın madalyasını Ohio nehrine atma olayı. Demir, DHA Spor’a yaptığı özel açıklamalarla, Muhammed Ali’nin hayatındaki bu ve benzeri sansasyonel olaylara ışık tutuyor ve bu konularda çarpıcı iddialar ortaya koyuyor.
Çocukluğundan bu yana sert mahalle ortamlarında büyümesinin de etkisiyle dövüş sporlarına gönülden bağlandığını belirten Bilgehan Demir, ring sporları yayıncılığıyla ise 2006 Kasım ayında tanışmasını ” Japonya’daki K-1 Kick Boks gecelerini yayınlamaya başladığımız andan itibaren ben de çok büyük bir heyecan uyandırdı. O ihtişam beni peşinden sürükledi” cümleleriyle anlattı.
Muhammed Ali efsanesini duyduğu günden itibaren Ali’nin kendisinde ciddi bir ilgi oluşturduğunu söyleyen Demir bu konudaki en önemli etkiyi ise şöyle aktardı: “Muhammed Ali’ye olan ilgimi aslında 2008 yılında onun hayatını anlattığım kısa bir VTR ile göstermiştim. Bu kaseti yayın yaptığım ulusal televizyonda herkese izlettim. Sonra da 17 Ocak 2019’da kendi yaptığım stüdyo programda Muhammed Ali’nin doğum gününü canlı yayında pasta keserek kutladım. Bunlar beni Muhammed Ali’ye iyice bağlamıştı”
‘KAYIP MADALYON’ FİKRİ NASIL DOĞDU?
Muhammed Ali’nin 2016 yılında vefat ettiği dönemi “Televizyon kanalları ama aklınıza ne gelirse, neredeyse hava durumunda bile Muhammed Ali konuşuluyordu. Böyle bir dönemde ekranda konuşan kişiler ne Ali’nin maçlarını anlatan Orhan Ayhan’dı, ne de boks yayınları ile reyting rekorları kıran Bilgehan Demir’di” diyerek hatırlatan Demir “Ekranda hep futbol muhabirleri, boksla alakası olmayan siyasi yazarlar, Muhammed Ali’yle belki de hiç ilgisi olmayan insanların Ali’yi konuşmasını televizyonda izlediğimde, kendi kendime ‘Ben neden yokum, neden benim fikirlerim sorulmuyor?’ diye düşündüğümde ‘Demek ki eksiksin Bilgehan daha fazla çalışman gerekiyor” dedim ve ufaktan araştırmalara başladım” ifadelerini kullandı.
Bunun üzüntüsünün ardından çok büyük araştırma içine girdiğini ve Muhammed Ali’yi araştırmaya başladığını belirten Demir Kitap fikrinin ortaya çıkışını şöyle anlattı: “Araştırmaya başladığımda başta ekranda Ali ile ilgili konuşan kişilerin ve kendimin Muhammed Ali’yle ilgili pek bir şey bilmediğini fark ettim. Hatta Ali hakkında kitap yazan yabancı yazarların da sürekli birbirleri ile çeliştiğini farkettim. Sonra Amerika Birleşik Devletleri’ne defalarca seyahatte bulundum. Ali’nin ailesiyle, menajerleriyle işin içinde olan birçok kişiyle röportajlar yaptım, sonra Muhammed Ali’yle ilgili yazılmış bütün eserleri, neredeyse tüm kitapları ve makaleleri okudum. Arkasından da dedim ki; çok büyük karmaşa ve kopyala yapıştır var. Bir kitabın yazdığını bir kitap, öbür eserin yazdığını öbür makale yalanlıyor. Bunların hepsini ortadan kaldırmam lazım dedim ve FBI dosyalarını deşifre ettirdim. 80 yıllık Amerikan gazete ve dergi arşivini bu 5 yıllık zaman diliminde taradım. Kütüphaneleri gezdim. Ardından da tüm karmaşayı ortadan kaldırarak gerçek Muhammed Ali’yi, işte bu kayıp madalyon kitabını ortaya çıkardım. Herkes şunu diyebilir. Tüm dünya bilmezken sen nasıl biliyorsun? Evet ben biliyorum. Çünkü herkesten daha fazla araştırdım. ve herkesten daha fazla belge sunuyorum. Bunu başaran bir Türk olduğu için herkesin övünmesi lazım. Yabancı biri yazsaydı bu kitabı o zaman herkes vay be derdi! Ama bizden biri araştırınca küçük düşürülmemeliyim. Desteklenirsem tüm dünya büyük efsaneyi her detayı ile daha iyi tanıyacak. Kimse merak etmesin ben Muhammed Ali’nin efsaneliğinden toz bile alamam. Ali neyse onu yazdım. Onun yaşadığı yaşattığı büyük kahramanlıkları da okuyacaksınız. Yanlış bilinen tüm gerçekleri de”…
‘MADALYASINI NEHRE ATTIĞI İDDİASI BİR SENARYO’
İnkılap yayın evine bağlı Gutenberg’den çıkan ve 2025’te İngilizce olarak da basılacak olan kitabın farkını ve içeriği kaynakları ile ortaya koyan Bilgehan Demir ABD’ye defalarca giderek deliller topladı. Muhammed Ali’nin eşi Khalilla Ali ile Miami’de buluşarak efsane boksör hakkında bilgiler alan Bilgehan Demir karşısına çıkan yanlış bilgileri ise şöyle anlattı: “O kadar büyük yanlışlar var ki, hatta Muhammed Ali’nin kendisinin anlattığı yanlışları bile düzelttik. Nasıl mı? Anlatayım! Çünkü Ali’nin bizzat kendisinin 1975’te çıkarmış olduğu ‘My Own Story’ ‘Benim Hikayem’ adlı kitabının içeriklerinin önemli bir kısmının senaryo olduğunu fark ettim, başta da madalyasını nehre attığı iddiası. Muhammed Ali’nin nehre attığını iddia ettiği madalyanın nerede olduğunun izini sürmeye başladım. Sonuç itibarıyla ‘Kayıp Madalyon’ kitabımda ben Muhammed Ali’nin madalyasını Ohio Nehri’ne atmadığını ispatlıyorum”
‘KİTABIN KALBİ MADALYA’
Kayıp Madalyon kitabının önce Türkiye’de çıkmasının nedeninin kendisinin Türk olmasına bağlan Demir kitabının önümüzdeki yıl ‘Lost Medal’ adıyla ABD’de de çıkacağının bilgisini verdi. Gazeteci-Yazar Bilgehan Demir kitabının isminin nasıl çıktığını ise “Kitap ismini kendi kendine verdi, kitabı yazarken isim kendiliğinden ortaya çıktı. Bir baktık kitabın kalbi madalya olmuş. Madalya nerede? Kayıp! O zaman ‘Kayıp Madalyon’ olsun dedim ve ismi böyle çıktı” şeklinde anlattı.
Madalyanın izini sürmek için Louisville’e giden ve Muhammed Ali’ye siyahi olduğu gerekçesi ile servis yapmayan 1881’de kurulmuş ve halen faaliyette olan o restoranı bulan Bilgehan Demir madalya olayının hikayesini şöyle aktardı: ‘İddiaya göre Muhammed Ali, olimpiyatlardan döndükten sonra altın madalyasıyla bir restorana gidiyor ve onu siyahi olduğu gerekçesiyle oradan kovuyorlar. O da ‘Koskoca Amerika Birleşik Devletleri için ben madalya kazanmışım, altın madalya kazanmışım, bana bir yemek bile servis etmiyorsunuz’ diye çıkartıyor ve madalyasını hemen yakınlardaki Ohio Nehri’ne atıyor. Peki olay gerçekten de böyle miydi? Ben o restoranı buldum ve gizli kamera ile içeri girip yemek yemek istedim. Beyaz biri olarak beni de almadılar. Çünkü o restorana giriş üyelikle. Üyeliği olmayan hiç kimse o lüks ötesi restorana giremiyor. Siyahi de olsan, beyaz da olsan, sarı da olsan kahverengi de olsan ne renk olursan ol, almıyorlar. Bunun renkle bir alakası olmadığını orada bizzat kendim içeri girmeye çalışarak test ettim, 1960’larda içeriye siyahilerin de girebildiğini dair belgeler buldum”
“Peki Muhammed Ali neden böyle bir yalan söylemek zorundaydı! Neden böyle bir şey yazdı kitabında, bu konuyu neden hemen 1960’ta değil de madalyayı atmasından tam 15 yıl sonra ortaya koydu?” Bu durumun kafasını çok kurcaladığını söyleyen Demir, madalyanın izini bulmaya bunu fark edince soyunuyor. Bilgehan Demir “İşin sırrı senaristte, yazarın bir pembe dizi senaristi olduğunu öğreniyorum. Muhammed Ali’nin madalyası gerçekten de kayıp. Bunu kitapta bir detaya bağlamak isteyen yazar Madalya’nın nehre atılması hikayesini restorana alınmamasına bağlayınca kıyamet kopuyor. Ama yaşadıkları süre boyunca bunun bir gerçek olduğu savunuluyor. Ancak ben bunun bir senaryo olabileceğini düşünerek madalyanın izini sürmeye başlıyorum ve konuyu neticelendirene kadar da peşini bırakmıyorum” ifadelerini kullandı.
Yıllar süren araştırma sonrasında ‘Kayıp Madalyon’ kitabı o madalyanın nehre atılmadığını şahitler, röportajlar ve belgeler eşliğinde sayfalarına taşıyor. Yazar Bilgehan Demir bütün verileriyle bütün araştırmalarıyla Muhammed Ali’nin bahsettiği, ‘Ben madalyamı nehre attım’ sözünün bir senaryodan oluşup oluşmadığına çok net bir cevap veriyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bolu 100. Yıl Ortaokulunda görev yapan 50 yaşındaki Karaoğlu, Gazi Üniversitesi Endüstriyel Sanatlar Eğitim Fakültesindeki eğitimi sırasında mısır kabuğu kullanarak süs eşyası yapmayı öğrendi.
Karaoğlu, Kovid-19 salgını sürecinde evinde oluşturduğu atölyesinde kendi geliştirdiği teknikle doğadan topladığı çiçek, tahta parçaları, saman, kozalak ve farklı otları mısır kabuğu ve koçanlarla harmanlayarak dekoratif bebek, kapı ve duvar süsü gibi ürünler tasarlıyor.
Karaoğlu’nun yaptığı birbirinden güzel dekoratif eşyalar, kullanıldıkları mekanlara renk katıyor.
Bu zamana kadar çok sayıda ürün tasarlayan Karaoğlu, açtığı sergilerle beğeniye sunduğu süs eşyalarını çevresine hediye etmenin yanı sıra isteyenlere de satıyor.
“Zaman geçirmek için başladığım hobimi ilerlettim”
Ayten Karaoğlu, AA muhabirine, uğraşını yıllar sonra, üniversitede edindiği bilgilerle yaptığını söyledi.
Karaoğlu, üniversiteden mezun olduktan sonra öğretmen olarak göreve başladığı ilk yıllarda öğrencilerine mısır kabuğu kullanarak bebek yapmayı öğrettiğini ancak müfredat değişikliği nedeniyle artık bu dersin verilmediğini kaydetti.
Kendisinin de uzun yıllar bu işle meşgul olmadığını anlatan Karaoğlu, Kovid-19 salgını döneminde evde kaldığı sürede yeniden mısır kabuğu ve koçanlarını kullanarak süs eşyası yapmaya başladığını dile getirdi.
Karaoğlu, vakit geçirmek için başladığı hobisini zamanla geliştirdiğini anlatarak, “Koronavirüs zamanında can sıkıntısından hobi olarak yapmaya başladım. İlerlettikten sonra çok fazla çeşit yapmaya başladım. Daha sonra bunu etrafımdaki insanlar sergilemem gerektiğini tavsiye etti, birkaç sergi açtım.” diye konuştu.
“Her seferinde bir öncekinden farklı şeyler yapıyorum”
Ağırlıklı olarak dekoratif bebekler olmak üzere kapı ve duvar süsü gibi ürünler tasarladığından bahseden Karaoğlu, “Önceden bu bebekleri çocuklara oyuncak için yapıyorlarmış. Ancak biz şu anda dekorasyon amaçlı yapıyoruz ve kullanıyoruz. Nemlenmediği sürece uzun süre bozulmadan kalabiliyor.” dedi.
Karaoğlu, tasarımlarında doğal malzeme kullandığını vurgulayarak, bu şekilde geri dönüşüme de katkı sağladığını ifade etti.
Üniversitedeyken daha basit tasarımlar yaptıklarını aktaran Karaoğlu, “Eskiden olduğu gibi korkuluk gibi, dümdüz kollar ve bacaklar üzerine çalışmıştık. Ben bunu ilerlete ilerlete farklı bebekler yapmaya başladım. Şimdiye kadar yaklaşık 1000 bebek yapmışımdır. Her seferinde bir öncekinden farklı şeyler yapıyorum. Her seferinde ‘Şöyle denesem, şunu da eklesem, bunu da kullanabilirim’ dediğim zaman çok çok farklı ürünler ortaya çıkıyor.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TİKA’dan yapılan yazılı açıklamaya göre, Cezayir’in doğusundaki Annebe şehrinde kurulan “Geleneksel Kıyafet Eğitim ve Üretim” atölyesinin açılışına Türkiye’nin Cezayir Büyükelçisi Muhammet Mücahit Küçükyılmaz’ın yanı sıra Cezayir Turizm ve Geleneksel El Sanatları Bakanlığı yetkilileri, Vilayet Meclisi üyeleri ve kentteki yöneticiler katıldı.
Büyükelçi Küçükyılmaz, açılışta yaptığı konuşmada, “Geleneksel Kıyafet Üretim ve Eğitim Atölyesinde üretilen kıyafetleri görünce Anadolu’da bir yerde olduğumu düşündüm. Çünkü kıyafetler ve özellikle desenler hemen hemen aynı özelliklere sahip” diyerek, iki ülke arasındaki kültürel benzerliğe işaret etti.
TİKA tarafından kurulan atölyenin gençlere meslek öğretmenin yanı sıra kültürel değerlerin yaşatılmasına da yardımcı olacağına dikkati çeken Küçükyılmaz, “Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak her zaman ve her konuda kardeş Cezayir halkının yanında olmaya devem edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Annebe’deki atölyede, genç kızlara geleneksel kıyafetlerin dikişi konusunda eğitim verileceği ve aynı zamanda bu kıyafetlerin üretiminin yapılacağı ve elde edilen gelirin üretimde görev alanlara dağıtılacağı kaydedildi.
“Hurma Mumülleri” atölyesi
TİKA, başkentin güneydoğusunda bulunan ve ülkenin önemli hurma üretim merkezlerinden biri olan Biskra kentinde ise “Hurma Mamulleri Üretimi ve Eğitimi Atölyesi” kurdu.
Türkiye’nin Cezayir Büyükelçisi Küçükyılmaz, TİKA Cezayir Program Koordinatörü Gökçen Kalkan, Cezayir Turizm ve Geleneksel El Sanatları Bakanlığı yetkilileri ve ildeki bazı kurum yöneticilerinin katıldığı bu törende de yaptığı konuşmada, Biskra’da Cezayir’in “en kaliteli hurmalarının yetiştiğini” vurgulayarak, atölyede bölgedeki hurmaların işlenerek yüzden fazla ürüne dönüştürüleceğini ve böylece ekonomik değerinin artırılacağını ifade etti.
Hurma mamullerini üretmek için kurulan atölyenin aynı zamanda AR-GE ve eğitim merkezi olarak işletileceğini aktaran Küçükyılmaz, kurulan atölyede verilecek eğitim ve yapılması planlanan üretimin bölgede ve Cezayir genelinde örmek teşkil edeceğine inandığını kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAYSERİ’de evli ve 4 çocuk babası Yaşar Gülcü (67), 42 yıldır tarihleri 200-500 yıl arasında değişen farklı kitaplar ile Kur’an-ı Kerimleri ciltleyip, onarıyor. Gülcü, ” Kayseri’de benden başka eski kitap tamir eden yok. Olsa iyi olurdu ama merak eden yoktur. Sevdiğim için bu işi yapıyorum” dedi.
Kayseri’de yaşayan Yaşar Gülcü, okulu bıraktıktan sonra sanayide çırak olmaya başladı. Sanayideki işini beğenmeyen Gülcü, 6 ay sonra kentteki bir matbaada ciltçi olarak işe başladı. 15 yaşından beri Kayseri’de ciltçilik yapan, evli ve 4 çocuk babası Gülcü, 42 yıldır tarihleri 200-500 yıl arasında değişen farklı kitaplar ile Kur’an-ı Kerimleri ciltleyip, onarıyor. Şehrin tek ciltçisi olan Gülcü, işletmesine getirilen kitapların arasında tarih kitaplarını görünce sevindiğini belirterek, “Ortaokulu bırakıp, ciltçiliğe başladım. Bu işi, 42 senedir yapıyorum. Eskiden çok cilt yaptıran olurdu ama şimdi azaldı. Bilgisayar çıktığından dolayı azaldığını düşünüyorum. Bu işe 15 yaşında başladım. Okulu bırakınca önce sanayiye gittim. Sanayiyi sevmedim. Oradan matbaaya geldim. Matbaada cilt işi vardı. Askere gitmeden yaptım. Askerden gelince devam ettim” dedi.
‘MUTLU OLUYORUM’
Kitapları çok sevdiğini belirten Yaşar Gülcü, “Kitapları sevdiğim için ciltliyorum. Bu işe elimden geldiği kadar, ömrüm yettikçe devam etmek istiyorum. Tarih kitapları geldiğinde severek yapıyorum. Bu kitaplar önemli olduğu için zarar görmüş halde kaybolmasını istemiyorum. Eski kitaplar geliyor. 100- 200 yıllık tarih kitapları, Kur’an’ı Kerimler ve Osmanlıcalar geliyor. Onları ciltleyerek müşterilerime veriyorum. Cilt yaptığım için çok mutlu oluyorum. Bu kitapları müşterilerimize yenilenmiş halde verip, kütüphanelerine kazandırmak istiyorum” diye konuştu.
‘MESLEĞİMİZ YOK OLMAK ÜZERE’
Teknolojinin gelişmesi ile birlikte kitapların eski değerini görmediğini kaydeden Yaşar Gülcü, “Meslek yok olmak üzere. Bu kitaplardan yapan yok. Gençler şimdi hazır alıp okuyor. Bilgisayardan, cep telefonundan okuduğu için kitap okuyan da azaldı. Cilt yapan da kalmadı. Bu meslek belli bir zaman sonra yok olacak diye üzülüyorum. Bu kitapların tamiri eskiliğine, dağınıklığına göre eğer az eskiyse 2 gün yoksa 3-4 gün sürüyor. Tamir ediyoruz, eksikleri varsa aynı kitaptan bulup fotokopi çektirip içine renkli ise renkli siyah beyazsa siyah beyaz koyarak, o kitabın eksiğini tamamlayıp 1 hafta içinde yapıp, müşteriye teslim ediyoruz” dedi.
‘SEVEREK BU İŞİ YAPIYORUM’
Yaşar Gülcü, “Kitap tamiri mesleğinin geleceği için üzülüyoruz. Bu işleri yapacak çırak yok. Zaten yaptığımız meblağlarda 1 ayda asgari ücretin yarısı kadar kazanıyoruz. Bununla ev falan geçinmez. Emekli olduğum için bu işi yapıyorum. Hem hobi olarak hem de severek bu işi yapıyorum. Çok büyük bir para kazandırmasa da tarih kitapları, dini kitapları ve Kur’an-ı Kerim yok olmasın diye yapıyorum. İnşallah devam ettiren gençlerden olur ama zor. Para kazanmadığı için bu işi gençlerden yapan kalmadı. Bu işleri yapmaya elimden geldiği kadar gayret ediyorum. Kayseri’de benden başka eski kitap tamir eden yok. Olsa iyi olurdu ama merak eden yoktur. Sevdiğim için bu işi yapıyorum. İnşallah ileride başka tamirciler de çıkar” diye konuştu.
‘KUYUMCU TİTİZLİĞİ İLE KİTAPLARA ÇOK HASSAS DAVRANIYORUM’
Eski kitaplara daha çok emek verdiğini söyleyen Gülcü, şöyle konuştu:
“Bir müşterim 3 tane kitap getirdi. 1 tanesi Osmanlıcaydı. Çok eskiydi ona 2-3 gün emek verdim. Tek tek sıraya dizdim. Forma haline getirip, ciltledim. Bu eski kitapları kıymetli olduğu için deriden ciltliyorum. Eski kitaplara daha çok özen gösteriyorum. Bu mesleğin kaybolmaması için elimden gelen gayreti gösteriyorum. Kitap bana geldiğinde çok dağınık ve eskimiş haldeydi. Özenle kenarından tıraş almadan orijinalliğini koruyarak yeniden ciltledim. 3 gün uğraştım, 4’üncü gün okunur hale getirdim. 200 yılık Osmanlıca bir kitap olduğu için bunun zayi olmasını istemedim. Kuyumcu titizliği ile kitaplara çok hassas davranıyorum. İnce ince işleyip okunur hale getiriyorum.”
Haber-Kamera: Nuray Uzatmaz-Samed Aydın SUN/KAYSERİ,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Muratpaşa Belediyesi’nin düzenlediği 9. Antalya Edebiyat Günleri, ödül gecesi ile başladı. Türkan ŞorayKültür Merkezi’nde gerçekleşen gecede En İyi Öykü Kitabı ödülü “Ne Yeni Ne Başka” adlı eseriyle Ayşen Işık’a, En İyi İlk Öykü Kitabı ödülü “Kıran Yeli” adlı eseriyle Gülser Kut Arat’a ve Onur Ödülü ise kadın edebiyatının öncülerinden Ayla Kutlu’ya takdim edildi.
Gecede konuşma yapan Başkan Uysal, “iyi kitapların çok az satıldığı bir dönemde” başlattıklarını söylediği Antalya Edebiyat Günlerinin 9’uncu yılına girmesinin önemine vurgu yaptı. Uysal, bunu bir tip ‘direniş’e benzetti.
Türkiye’nin kültür ve sanat alanında yeni bir merkez inşasının arifesinde olduğunu aktaran Uysal, şöyle konuştu:
“Benim sadece çağrım şu. İnsandan yana, bilimsel, düzgün, akli, samimi, sahici, otantik, kişilikli, kimlikli bir sanat için merkez inşa etme konusunda herkesi göreve ve yardıma davet ediyorum. Çünkü bu olmadan diğer kaostan bir demokrasi asla çıkmıyor. Doğrunun, güzelin bir merkezinin inşası önümüzdeki süreçte mutlaka sanatta ve kültürde de toplumların, ülkelerin gündeminde olacak diye düşünüyorum.”
Gecede onur ödülü alan Ayla Kutlu, “Yazarlık çok zor bir iştir gerçekten ama Türk kadını güçlüdür, nihayetinde bir aslan, bir kaplandır” dedi. En İyi Öykü Kitabı ödülünün sahibi Ayşen Işık, “Edebiyat bize yoldaşlık ediyor. Acılarımızı, kederimizi belki kurtaramıyoruz ama. Minnettarım. Öykü kitabıma verilen bu ödül benim için çok kıymetli. Antalya Muratpaşa Belediyesi’nin yaptığı bu etkinlikler, eminim burada bir sürü kişinin hayatlarında fark yaratacak” diye konuştu.
Gülser Kut Arat ise aldığı En İyi İlk Öykü Kitabı Ödülü’ne ilişkin “Ben bu ödülü daha iyi, daha güzel, daha insanca bir yaşama inanan ve bu uğurda kendini feda eden devrimin çocuklarına ve unutamadığım arkadaşlarıma gönderiyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İbrahim Erkal Kültür Merkezindeki, Öğretmenler Müzik Topluluğunun, Öğretmenler Günü Konseri, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Öğretmen olan Ruşen Hattatoğlu Ece ile eşi Bilal Ece’nin sunduğu programda, ERSANDER Başkanı olan eğitimci Ümit Gergit, açılış konuşması yaptı.
Programın ilk bölümünde; ERSANDER Kadın Kolları Başkanı ve eğitimci Sevnur İçyar, Cumhuriyet dönemi edebiyatının önemli şairlerinden Ceyhun Atuf Kansu’nun ‘Dünyanın en güzel çiçekleri’ şiirini seslendirdi.
Ardından Türk Halk Müziği Sanatçısı, ERSANDER Genel Sekreteri Vahit Alkır’ın yönetmenliğini yaptığı programda öğretmenlerden oluşan solistler Yasemin Deniz Akköse, Uğur İdem, Berna Kılıç, Hayrullah Yabatu, saz sanatçıları Ahmet Erdoğan, Bekir Karamollaoğlu, Burhanettin Kaya, Burhan Yakut, Cihangir Koşapınar, Çağatay Çapan, Eda Alemdar Çankaya, Gönül Kürkçüoğlu, Murat Yakut, Rıdvan Şanlı sahne aldı.
Vahit Alkır, ERSANDER yönetiminde görev alan Gazeteci- Fotoğraf sanatçısı Öztürk Akkök ve Ahşap Yakma sanatçısı Canip Cihangir’in hastanede tedavi gördüklerini dile getirdi, izleyicilerden alkış göndermelerini istedi.
Sonra birer ses sanatçısı gibi öğretmenler, Vahit Alkır’la birlikte Türk Sanat ve Türk Halk Müziği eserlerini, okudular. Vahit Alkır’ın isteği üzerine sahneye çıkan Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız da öğretmenlerle beraber ‘Eski Dostlar’ şarkısını söyledi.
Programın son bölümünde Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız, seyirciler tarafından alkışlanan sanatçı öğretmenlere çiçek verdi ve teşekkür etti. Yakup Yıldız, “Öğretmenler Gününü bir günle sınırlamamak gerekir. Öğretmenler her gün hatırlanmalı ve anılmalı” diye konuştu. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İnsanlık tarihi boyunca ellerden hiç düşmeyen ve insanoğlunda özel bir yeri bulunan tespihler bazen duaların ve yakarışların aracı kimi zaman erkeklerin aksesuarı kimi zaman da koleksiyoncuların vazgeçilmezi oldu. Birbirinden özel taşlar ve bin bir emek ile yapılan tespihler özellikleri kadar fiyatlarıyla da hep dikkat çekiyor. Elazığ’da bir tespih dükkanında satılan Osmanlı sıkma kehribarı da hem fiyatı hem de görüntüsüyle görenlerin ağzını açık bırakıyor. Osmanlı döneminden kalma taşların özel ellerde işlenmesi ile elde edilen kehribar tespih, görüntüsü kadar fiyatı ile de dikkat çekiyor. Yaklaşık 200 yıl önce yapılan ve bugüne kadar orijinalliğini koruyan Osmanlı kehribarı tespih Elazığ’da 330 bin liraya satılıyor.
Tespih ustası Hadin Bulut yaptığı açıklamada, “Bu tespih Osmanlı sıkma kehribardır. Ortalama 150-200 yıllık bir tespihtir. O dönemde tespihe çevrilmiş bir üründür. Bu yıla kadar vişne rengi olarak gelmiş. Bazı müşterilerimiz var tekrar tıraşlayalım iç rengi ortaya çıksın dediklerinde tıraşlandı ve kayısı rengine doğru gitti. Ortalama 10-15 yıl sonra tekrar vişne rengine dönecek. Bu tespih kıymetli ve antika üründür. Genelde kıymetini bilenler alıyor. Yatırım için alıyorlar. Şu an istediğimiz rakam 300 bin lira. Altın püskülü ile 330 bin liraya buluyor. Çok nadir bir üründür. Mesela koleksiyoncular ya da tespihçiler bilir, imamenin ve habbenin temizliği ve o dönemden bu güne kadar çatlak olmamış yani değişen olmamış bir üründür. Osmanlının ham döküm fabrikası 1900’lü yılların sonunda kapandı. Ortalama 150-200 yıllık bir tespihtir. Tam yılını bilemeyiz ama kokusuna ve özelliklerine baktığımız da o kadar bir yılı olduğunu düşünüyoruz. Talep oldukça fazla. Özellikle Araplar ilgi gösteriyor. Son zamanlarda ülkemizde de ilgi görmeye başladı. Yatırımlık alanlar oluyor. Koleksiyon için alanlar oluyor” dedi. – ELAZIĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adana’da yaşayan 4. sınıf öğrencisi Ada Mila Irmak, sergide yer alan 28 eserini Mersinli sanatseverlerin beğenisine sundu
MERSİN – Adana’da yaşayan 9 yaşındaki Ada Mila Irmak, sulu boya, kuru boya, akrilik ve pastel boya çalışmalarıyla yaptığı resimleri, Mersinli sanatseverlerin beğenisine sundu. Küçük yaşta açtığı ikinci sergi ile sanatseverlerin dikkatini çeken 4. sınıf öğrencisi Irmak, yazmayı planladığı öyküleri kendi resmetmek istiyor.
Adana’da yaşayan 9 yaşındaki Ada Mila Irmak, özel bir okulda eğitimini sürdürmenin yanında kitap okumayı ve piyano çalmayı seviyor. Adana Atlı Spor Kulübü’nde lisanslı tenis oyuncusu olan Irmak, 3 yaşından itibaren resim yapmaya başladı. Annesi de amatörce resimle uğraşan Irmak’ın yaptığı resimleri gören dede İhsan Toksöz, torununa destek oldu. Irmak, zamanla yaptığı resimleri geliştirmesi üzerine, dedesinin de desteğiyle geçen yıl ilk kişisel resim sergisini açarak, gelirini de depremzedelere bağışladı. Yaklaşık 2 yıldır Bilimsel Sanat Merkezleri öğrencisi olarak sanata olan ilgisini geliştiren Irmak, serbest şekilde çalışarak özgün eserler ortaya koyuyor. İleride yazacağı öyküleri kendisi resimleyerek sanatını birleştirmek isteyen Irmak, sulu boya, akrilik, kuru boya, pastel boya ile çalışmalarını sürdürüyor. Sanatını, yönlendirilmeden kendi seçtiği konular ve malzemelerle geliştiren genç ressam, geçen yıl İçel Sanat Kulübü’nde açtığı ilk kişisel sergisinin ardından, bu kez ikinci sergisini Mersin’de sanatseverlerle buluşturdu. İSK’da açılan ve 28 eserin yer aldığı sergi, 28 Kasım’a kadar gezilebilecek.
“İleride hikayeler yazıp bunları resimlendirmek istiyorum”
Özel bir ilkokulda eğitimini sürdüren Irmak, 3 yaşında çizmeye başladığını, bir süre sonra dedesi İhsan Toksöz’un bu yeteneğini keşfettiğini söyledi. Dedesinin kendisini bu konuda sürekli desteklediğini dile getiren Irmak, böylelikle ilk kişisel sergisini geçen yıl açtığını ifade etti. Sergideki eserlerin beğenilmesi üzerine bu yıl da ikinci sergisini açmaya karar verdiğini belirten Irmak, her türlü resim çizmeyi sevdiğini kaydeti. İleride iyi bir ressam olmayı hedeflediğini vurgulayan Irmak, “İleride hikayeler yazıp bunları resimlendirmek istiyorum” dedi. Irmak, çevresinden de olumlu tepkiler aldığını kaydetti.
“İleride inşallah Mersin ve Türkiye bir sanatçı kazanacak”
Dede İhsan Toksöz ise torununu küçük yaştan beri takip ettiklerini belirterek, “Çok ilginç resimler ortaya çıkardı. Şu anda da BİLSEM’de okulun yanı sıra eğitim görüyor. Resim yeteneğinin yanında tenis sporunda lisanslı oyuncu. Piyano çalıyor, öyküler yazıyor” diye konuştu. İSK yöneticilerinin geçen seneki serginin ardından bu yıl için de söz aldıklarını ifade eden Toksöz, torununun bütün yaz çalışarak bu sergiyi açtığını aktararak, “Onun adına çok mutluyum. İleride inşallah Mersin ve Türkiye bir sanatçı kazanacak” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konak Belediyesi’nin Umurbey Mahallesi’ni sanatın merkezi haline getiren Darağaç Kolektifi’yle ortaklaşa hayata geçirdiği “Darağaç Fermantasyon” Projesi, kamusal ve özel alanlarda farklı yöntemlerle çalışan sanatçıları konuk etmeye başladı. İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) yürütücülüğünde, Avrupa Birliği desteğiyle gerçekleştirilen ‘Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı kapsamında gerçekleştirilen projenin ilk sergisi Oksidasyon, 1519 ve 1532 Sokak’ta ziyarete açıldı.
Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği sergide fermantasyonun çift yönlü doğasına vurgu yapıldı. “Fermantasyon sürecin ilk adımı Oksidasyon” adıyla duyurulan etkinlikte sergilerin yanı sıra canlı performans ve enstalasyonlar da yer aldı. Etkinlik programında ilerleyen günlerde film gösterimi, konser ve söyleşiler de yapılacak.
Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, ‘Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı’ndan hibe alan 10 proje arasında yer alan ‘Darağaç Fermantasyon’ Projesi’nin kente değer kattığını vurguladı. Bir yıl sürecek projenin sanatçıları ve sanatın her boyutuyla yaşatıldığı Umurbey Mahallesi’ni her geçen gün daha yaratıcı ve üretken kıldığını belirten Başkan Mutlu, “Ne şanslıyız ki Konak’ımızda sanatla yoğrulmuş, sanatla yol almış, kolektif üretimi başarmış bir mahallemiz var. Yıllardır çalışmalarını hayranlıkla takip ettiğimiz Darağaç Kolektifi ile bu yıl, Konak Belediyesi olarak ortak bir proje içinde olmaktan dolayı mutluyuz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültürel mirasın korunması ve sürdürülebilirliği gibi konuların ele alınacağı Tarihi Kentler Birliği toplantısı Muğla’nın Marmaris ilçesinde Tarihi Kentler Birliği ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın başkanlığında toplandı.
Toplantının açış konuşmasını Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras yaptı. Aras şunları söyledi:
“Memleketimiz Muğla, kesintisiz insan yerleşimiyle 8 bin yıllık geçmişe sahip, Akdeniz’in en önemli kentlerinden biridir. Bir Akdeniz kenti olarak Muğla, antik çağlardan günümüze kadar birçok farklı kültüre ev sahipliği yapmıştır. Günümüzde bu kültürel çeşitliliğin mirası, günlük yaşamımızın pratiklerinde yaşamaya devam etmektedir.
“Muğla, içinde bulunduğumuz dünyayı şekillendiren paha biçilemez düşüncelerin oluştuğu bir şehirdir”
Muğla, içinde bulunduğumuz dünyayı şekillendiren paha biçilemez düşüncelerin oluştuğu bir şehirdir. Bugün her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz ‘demokrasi’ gibi sosyal yeniliklerin ortaya çıktığı bir tarihe Muğla’da ev sahipliği yapmaktayız.
Muğla gibi dinamik bir şehre hizmet etmek ve dünya çapında şehirlerle güçlü bağlar kurma geleneğini sürdürmek müthiş bir ayrıcalık. Ege’nin incisi kentimiz doğal, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle insanları kendine çekerken, her biri ayrı güzelliklere sahip 13 ilçesi ve keşfedilmemiş yönleriyle ziyaretçilerini adeta büyüler. Böylesine eşsiz bir coğrafya ve fırsata sahip olmanın verdiği sorumlulukla çalışmalarımıza hızlıca başladık. Bugün, 8 bin yıllık kültürel mirasıyla şehrimiz, dünyayla bir kez daha buluşmanın heyecanını yaşıyor. Oluşturduğumuz yol haritası ile Muğla’nın kültürel mirasını dünyaya tanıtma yolculuğuna büyük bir heyecanla çıktık.
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı olarak, uluslararası ve bölgesel bağlarımızı güçlendirmeye ve hem şehirlerimiz hem de küresel topluluğumuz için fayda sağlayacak iş birliği yollarını keşfetmek için büyük bir kararlılıkla çalışmalarımıza başladık. Ortak fayda sağlayan girişimlerle, karşılıklı öğrenmeyi, en iyi uygulamaların değişimini kolaylaştırabileceğimize ve toplumlarımızın ilerlemesine önemli ölçüde katkıda bulunabileceğimize inanıyorum. Kentsel planlama, iklim krizi, sürdürülebilir kalkınma, tarım, turizm, kültür ve kültürel miras gibi alanlarda birçok ortak proje ve iş birliği gerçekleştirmeyi planlıyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
1800 YILLIK ARA
Tunç Çağı döneminde kurulduğu düşünülen ve Helenistik dönem boyunca en zengin ve en güzel şehirler arasında sayılan, UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’ndeki antik kentin en görkemli tarihi çeşmesi Kestros’tan bin 800 yıl sonra yeniden su aktı.
“YENİDEN SUYA KAVUŞTU”
Perge’nin ilk kazı başkanı Prof. Dr. Arif Müfid Mansel döneminden itibaren su akması hedeflenen Kestros Çeşmesi’nde yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Perge Antik Kenti Kazı Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Aytaç Dönmez, şu ifadelere yer verdi:
“Kestros Çeşmesi’nde ilk kez su akıtma denemesini 2022 yılında gerçekleştirmiştik. Acaba su aksa nasıl olacak ve kaçaklar nerelerde gerçekleşiyor bağlamında bir çalışma gerçekleştirdik, bu çalışma sonucunda da yapıda suyun akmasının herhangi bir problem doğurmayacağını ve projenin gerçekleştirilmesinin mümkün olduğunu anladık. 2022 yılından bu döneme kadar çalıştığımız proje, bu sene Kültür ve Turizm Bakanlığımızın da ‘Geleceğe Miras’ projesi destekleriyle hayata geçti. Kestros Çeşmesi, bin 800 yıl sonra yeniden suyuna kavuşmuş oldu.”
“BAŞKA BİR ROMA KENTİNDE ÖRNEĞİYLE HENÜZ KARŞILAŞMADIK”
Perge Antik Kenti’nin eşsiz yapılardan birinin Kestros Çeşmesi olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Aytaç Dönmez, çeşmenin kentteki diğer yapılara göre farklı olduğunu şu sözlerle anlattı:
“Kestros, Perge için en ünik yapılardan biri, antik kentte daha farklı çeşme yapılarının olduğunu biliyoruz ancak bu yapıda karşımıza çıkan en önemli özellik; suyun bir havuza akması ve ardından o havuzla bağlantılı bir kanal boyunca kentin kuzey-güney doğrultu caddelerinin tamamını kat etmesi, hatta yapılan kazı çalışmalar sonucunda kentin dışında da devam ettiğini gördük. Böylesine özel lüks görünümlü, havuz şeklindeki kanalın Roma imparatorluk döneminde başka bir Roma kentinde örneğiyle henüz karşılaşmadık. Bu bağlamda aslında yapı oldukça lüks ve özel bir statüye sahip.”

Kültür SanatAntalyaTurizmKültürSanatÇeşmeRoma
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Turistlerin Türk mutfağına ilgisi artıyor
NEVŞEHİR – Binlerce kilometre uzaktan gelen turistler, Nevşehir’de önce mantı doldurdu, sonra yöresel ekmek yaptı.
Fas‘tan Kapadokya bölgesine gezmeye gelen Karouay ailesi, Ürgüp ilçesine bağlı Ortahisar beldesinde bulunan Hereni Kadın Kooperatifi’nin de önce hamur yoğurarak mantı doldurdu, daha sonra da tandırda yöresel ekmek pişirdi. Türk kültürünü ve Türk mutfağını çok merak ettiğini söyleyen 31 yaşındaki Faslı turist Rabii Karouay, bu merakını gidermek için eşi Lamyae Karafay ile Kapadokya’da mutfağa girdi. Rabii Karouay yaptığı açıklamada; “Fas’tan geliyorum. Ailem ile birlikte bu yerel yemekleri tecrübe etmek istedik. Türk yemekleri çok zengin. Burada da bunu deneyimlemek istedik. Tandır ocağında ilk defa ekmek yapıyoruz. Hayatımız boyunca bunu bir daha deneyimleyebilir miyiz bilmiyorum. Buradaki yerel insanlardan bunu öğrenmek bizim için unutamayacağımız bir tecrübe oldu” şeklinde konuştu.
Hereni Kadın Kooperatifi Başkanı Raşide Gök de yaptığı açıklamada; “Kooperatifimizde yöresel ürünler üretiyoruz. Belirli dönemlerde de yabancı misafirlerimizi ağırlıyoruz. Onlarla birlikte yemek yapıyoruz. Yaptığımız yemekleri de kendilerine tekrar ikram ediyoruz. Çoğunlukla Ortahisar’a özel ekmek yapıyoruz, dolma mantı yapıyoruz. Tatlı olarak da asede, dolaz, köftür kavurması gibi yöresel tatlılar yapıyoruz. Kendi yaptıkları yemekleri kendileri tekrar yiyince bundan çok memnun kalıyorlar. Gelen yabancı turistler Türk yemeklerini ve bizlerin neler yediğini çok merak ediyorlar” dedi.

Kültür SanatGastronomiKapadokyaturistKültürTurizmEkmekYaşamFas
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vietnam’ın başkenti Hanoi’de bu yıl yedincisi düzenlenen “Hanoi Uluslararası Film Festivali”nin geliştirme bölümünde yarışan film, “Jüri Özel Ödülü”ne layık görüldü.
Festivalin geliştirme bölümünde Bangladeş, Malezya, Hindistan, Türkiye, Arjantin ve Vietnam’dan 8 proje yarıştı.
Bir hafta süren festivalde iki gün konuk olarak ağırlanan yönetmen Soysal, “Rahma” projesini tanıtmanın yanı sıra Türk sineması hakkında da Vietnamlı sinemaseverlere bilgi aktardı.
Soysal, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, çekimlerine hazırlandığı “Rahma” filminin ödüle değer görülmesinden mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Vietnam’da düzenlenen festivalde bulunmak benim için farklı bir deneyimdi. Festivallerin en güzel tarafı farklı coğrafyalardan insanlarla bir araya gelmek, onları sinema penceresinden tanıyabilmek. İki günlük konukluğum sırasında bölgenin sineması hakkında yakından fikir edinme fırsatım da oldu. Hanoi Uluslararası Film Festivali’nin değerli jürisine projemi ödüle layık gördükleri için teşekkür ediyorum. Festival yönetimine ve ekibini de başarılı organizasyonları için kutluyorum.” dedi.
Proje, 2023’te TRT 12 Punto Senaryo Geliştirme Platformu’ndan “Ön Alım”, geçen ay Çanakkale’de ilki düzenlenen Troya Proje Geliştirme Platformu’ndan ise “En İyi Proje” ödüllerini kazanmıştı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü tarafından da desteklenen “Rahma”, yurt dışında da BulgaristanKültür Bakanlığı Film Fonu’ndan ortak yapım desteği aldı.
Konusunda “Anne sadece doğuran kişi midir, yoksa daha çok bağ kuran mıdır?” sorusunun cevabını arayacak olan film için ayrıca Balkon Film Yapım ve Ars Digital Yapım ortaklığında Avrupa’nın büyük fonu olan Euroimage’a da başvuru için hazırlanılıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Xtopia Immersive Journey” programı kapsamında açılan sergi, doğa ve teknoloji arasındaki bağlantıları keşfetmeyi ve izleyicilere yenilikçi deneyimler sunmayı hedefliyor.
Yapay zeka yazılımlarıyla insan ile makine ilişkisini ele alan serginin küratörü ve Xtopia World’ün kurucusu Lalin Akalan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sergide, sanatçının 360 derece mekana entegre olmuş bir görüntüsüyle ziyaretçilere seslendiği bir bölümün yer aldığını söyledi.
Akalan, “Bir sanat eseri içinde zamanda koro performansı var. Koro performansından sonra sanatçının ahtapotlardan esinlendiği ve ahtapotların zekasını yapay zekayla birleştirdiği bir manifestosu var. Bu, doğanın insanlığa bir çağrısı ve insanlığa bir geri dönüş manifestosudur.” dedi.
Sergideki eserlerin birbiriyle bağlantılı olduğuna dikkati çeken Akalan, şunları ifade etti:
“Memo Akten, 20 yıldır yapay zekayla çalıştığı için aslında buradaki eserler de yapay zekanın son 15 senedeki gelişimini kapsıyor. Bir tanesi evrenimizin derin tarihiyle alakalı. Evrenin toz ve gaz bulutu halinden bugüne kadar gelen serüvenini anlatıyor. Hızlı bir şekilde bize kim olduğumuzu hatırlatıyor. Biraz daha meditatif bir eser. Sergiye ayrıca koro, yoga, sesle şifa etkinliği gibi şeyler de eşlik edecek.”
Lalin Akalan, sergide ayrıca hareket, dans ve teknolojiyi birleştiren bir eser olduğunu dile getirerek, “Bir dansçının bir anda balığa, farklı doğa elementlerine dönüştüğü ve aramızda aslında ne kadar bağlı olduğumuzu anlatan, ekoloji odaklı bir deneyim. Deneyimler aslında kendimizle ve kendi insanlığımızla bağ kurmamıza alan açıyor. O yüzden bir tür farkındalık. İzleyicilerin buradan ‘geleceğimizi özenle tasarlayabileceğimiz umuduyla’ ayrılmalarını istiyoruz.” diye konuştu.
Üçlemenin ilki olarak açılan “Dağıtılmış Bilinç” sergisinden sonra “Somutlaştırılmış Simülasyon” ve “Derin Meditasyonlar” sergileri açılacak. Program süresince ayrıca atölyeler, performanslar, söyleşiler yapılacak.
Sergi, 15 Aralık’a kadar ziyaret edilebilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Atatürk Anıtı önünde düzenlenen törene Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Cahit Bağcı, Askeri Ataşe Tuğgeneral Gaffar Gören, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Bakü Temsilcisi Ufuk Turganer, Büyükelçilik çalışanları, Türk kurumlarının temsilcileri ve Türk eğitim kurumlarının öğrencileri katıldı.
Saat 09.05’teki saygı duruşunun ardından anıtın yakınında bulunan Büyükelçilik’teki Türk bayrağı yarıya indirildi. Büyükelçi Bağcı, anıta çelenk bıraktı, törende İstiklal Marşı okundu.
Törende konuşan Bağcı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve ebediyete intikal etmiş tüm kahramanları, gazileri ve şehitleri rahmet ve şükranla andığını belirtti.
Bağcı, hayatını ülkesine ve milletine adayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ülkenin içinde bulunduğu zorluklara ve sahip olduğu kısıtlı imkanlara rağmen milletinden aldığı güç ve destekle Türk milletinin kaderini ve tarihin akışını değiştirdiğini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurduğunu söyledi.
Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözlerinin bugün de Türk dış politikasının temel yol gösterici ilkesi olmayı sürdürdüğünü dile getiren Bağcı, “Atatürk, döneminin çok ötesindeki devlet anlayışı, ileri görüşlülüğü ve milletine olan inancıyla sadece Türk milletine değil tüm dünyaya örnek olmuş bir devlet adamıdır. Fikir ve eserleriyle yaşadığı dönemin çok ötesine damgasını vurmuş bir liderdir.” dedi.
Bağcı, devlet, millet, vatan ve bayrağın en büyük değer ve Türk toplumunu birbirine bağlayan ortak paydalar olduğunu vurgulayarak, “Atatürk’ün bizlere vasiyeti, çağdaş uygarlık düzeyinde olmak, bayrağımızı şanla, şerefle ve başarıyla tüm dünyada dalgalandırmak, milletimizi ve vatanımızı karşılıksız sevmektir. Bu tarihi sorumluluklarımızı yerine getirmek bakımından usanmadan, yılgınlığa kapılmadan ve şikayet etmeden çalışmak ise gelecek nesillere karşı en büyük sorumluluğumuz ve ödevimizdir.” ifadelerini kullandı.
Atatürk’ün “Azerbaycan’ın sevinci sevincimiz, kederi kederimizdir.” sözlerinin Türkiye’nin Azerbaycan’la kardeşlik ilişkilerine ışık tuttuğuna ve yol gösterdiğine işaret eden Bağcı, “Bugün de tıpkı tarihte olduğu gibi, Ulu Önder Atatürk’ün bizlere gösterdiği hedef doğrultusunda Sayın Cumhurbaşkanlarımız Recep Tayyip Erdoğan ve İlham Aliyev’in güçlü liderlikleri ve iradelerinin açtığı müstesna yolda, Azerbaycan ile kardeşlik ilişkilerimizi geliştirerek daha da derinleştirmeye ve köklerini tarihin derinliklerinden alan ulu bir çınara dönüştürmeye çalışmaktayız.” şeklinde konuştu.
Bağcı, dünya tarihine damga vuran Atatürk gibi bir lidere sahip oldukları için her zaman büyük gurur duyduklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Bundan bir asır önce İstiklal Harbi’ni başlatarak Anadolu topraklarına gömülmeye çalışılan milletimizin önünde yeni bir ufuk açan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu milletin en önemli değerlerinden birisidir. Atatürk’e ve Cumhuriyetimize yapılacak en büyük katkı, ülkemizin içinden geçtiği şu kritik dönemde birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize, özellikle de ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimize sıkı sıkıya sahip çıkmaktır. Türkiye’nin asıl gücü, insanımızın birliği, beraberliği, kardeşliğidir ve bundan kaynaklanan cesaretidir. Akıl ve alın teriyle geleceğimizi birlikte inşa edeceğiz. Güçlenen Türkiye’nin yükselen yıldızı, amiral gemisi, yerli ve milli savunma sanayimiz ile tam bağımsız, ‘Lider Ülke, Güçlü Türkiye’ hedefimize emin adımlarla yürüyoruz. Güçlü ordumuzla dosta güven, düşmana korku veriyor, mazlumlara umut oluyoruz. Dış politikamızı ‘Yurtta sulh, dünyada sulh’ ilkesi doğrultusunda sürdürüyoruz. Bugün sahada ve masada güçlü Türkiye vardır.”
Bakü Türk Anadolu Lisesi’nde anma programı düzenlendi
Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Bakü Türk Anadolu Lisesi’nde Büyük Önder Atatürk’ün vefatının 86. yılı dolayısıyla anma programı düzenlendi.
Atatürk ve silah arkadaşlarıyla Türkiye ve Azerbaycan’ın bağımsızlığı için canlarını feda eden şehitlerin anısına bir dakikalık saygı duruşuyla başlayan programda iki ülkenin milli marşları okundu.
Programda öğrenciler, Cumhuriyet Oratoryosu ve Atatürk’le ilgili şiirler seslendirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Gençlik ve Spor Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, minik karateciler antrenörler eşliğinde her geçen geçen gün ustalaşıyor.
Mimar Sinan Spor Salonunda çalışmalarını sürdüren sporcular, kendini savunmayı öğrenirken disiplin, özgüven ve mücadele ruhunu da kazanıyor.
Öğrenciler Musabeyli korusunda spor yaptı
Lalaşahinpaşa ilk ve orta okulu öğrencileri Musabeyli Korusu Mesire Alanı’nda spor yaptı.
İl Gençlik ve Spor Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, öğrenciler ve öğretmenler doğayla iç içe bir gün geçirirken çeşitli oyunlar, spor aktiviteleri ve kültürel etkinliklerle dolu keyifli anlar yaşandı.
Öğrenciler birlik ve beraberliği güçlendiren bu etkinlikte doğanın tadını da çıkardı.
Raşit Efendi İlkokulunda Pilav Günü etkinliği yapıldı
Keşan ilçesindeki Raşit Efendi İlkokulunda Pilav Günü etkinliği düzenlendi.
Belediyeden yapılan açıklamaya göre, Keşan Belediye Başkan Vekili Rasim Ergene ve belediye yetkilileri etkinliğe katıldı.
Öğrencilerin talep ve önerilerini dinleyen Ergene, ülkenin geleceği gençlerin fikirlerinin çok önemli olduğunu kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir Spor Zirvesi, bugün saat Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde (AASSM) başladı. ‘İzmir Spor Zirvesi’nin açılışında İzmir Ticaret Odası (İZTO) Başkanı Mahmut Özgener, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu ve İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban açılış konuşması gerçekleştirdi. Açılıştan önce İstiklal Marşı’nın okunmaması ise konuklar tarafından tepki çekti. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay da konuşmasından önce İstiklal Marşı’nı talep etti ve marş okunduktan sonra organizasyona kaldığı yerden devam edildi.
Mahmut Özgener: “Buluşmamızın temel sebebi Türk sporunu geliştirmek”
İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener zirvenin Türkiye’nin spor kültürünü geliştireceğini vurgulayarak, “Ülkemizin spor tarihine baktığımızda, hem ulusal hem uluslararası alanda birçok başarıya imza attığımızı görüyoruz. Ancak buluşmamızın temel sebebi sadece geçmiş başarılar değil, gelecekte neler başarabileceğimizi planlamak ve sporun toplum üzerindeki dönüştürücü gücünü daha da derinlemesine incelemektir” dedi.
Türkiye’nin İtalya ile 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası’na ev sahipliği yapacağını hatırlatan Özgener, “Bu organizasyonda ev sahibi kentler arasında İzmir’in de olması gerektiğinin altını bugün özellikle çizmek istiyorum. Avrupa Şampiyonası’ndaki maçların oynanacak kentlerle ilgili kararın gözden geçirilmesi için gerekli girişimleri hep beraber kuvvetli bir şekilde gerçekleştirmemiz gerekiyor” diye konuştu.
Cemil Tugay: “İzmir için Spor Zirvesi çok önemli”
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, zirvenin İzmir’de spor alanında yapılacaklarının planlanması açısından son derece değerli olduğunu söyleyerek, “Bir süre sonra dönüp bakıldığında İzmir Spor Zirvesi’nin ne kadar önemli olduğunu, kenti ne kadar değiştirdiğini çok daha iyi göreceğiz” diye konuştu.
İzmir’i gerçek bir spor kentine dönüştürmek istediklerini belirten Tugay, “Sporu görünür kılmak, spor kültürünü ve bilincini yaygınlaştırmak zorundayız. Avrupa Spor Haftası’nda buna dair pek çok şey yaptık. Vapur seferlerimizde egzersiz eğitimleri başlattık. Cumhuriyet Meydanı’nda ÇocukAtletizm Şenliği düzenledik. Buca ve Karşıyaka’daki yeşil alanlarda ücretsiz halk oyunları atölyesi başlattık. Spor ve sağlıklı yaşamın, kentin her yerinde hissedilmesi için gayret gösteriyoruz. Yakında, açık alanlarda spor malzemelerini ücretsiz olarak İzmirlilerle buluşturduğumuz konteynerler göreceksiniz” diye konuştu.
Mehmet Kasapoğlu: “İzmir’imizin spor yarınlarını güçlendirmek için buradayız”
İzmir’den yetişen birçok sporcunun Türkiye’nin sportif gelişimine önemli katkı verdiğini vurgulayan AK Parti İzmir Milletvekili Mehmet Kasapoğlu, “Bugün hep birlikte Türkiye’nin spor geleceğine yön verme noktasında, İzmir’imizin spor yarınlarını güçlendirme noktasında bir araya geldik. Türkiye’nin spor kültürünü güçlendirmek, spor kültürünü derin bir şekilde daha güçlü bir şekilde yarınlara taşımak amacıyla hep birlikte sorumluluklar üstlendik. O yüzden bugünkü bu birliktelik sadece bir etkinlik değildir. Aynı zamanda spor dünyasında nasıl bir geleceği hedeflediğimiz, nasıl bir vizyonu paylaştığımızın da göstergesidir” dedi.
Sporun bir ekonomi olduğunu da vurgulayan Kasapoğlu, “Spor denildiğinde aklımıza ilk olarak fiziksel bir aktiviteyle yapılan bir yarışma ve bir müsabaka geliyor. Sadece bu tanımlamayla sporu değerlendirdiğimizde eksik bir tanımlama yaparız. Spor eğitimidir, spor gençlerimize, spor yapanlara ahlaki değerleri öğreten bir etkinliktir. Spor bilimdir, spor bir ekonomidir. Aynı zamanda da diplomasidir. Uluslararası ilişkilerde bir güçtür. Diyaloğu, empatiyi ortaya koyma açısından, krizleri zaman zaman aşma açısından önemli bir unsurdur. Dolayısıyla spor kültürüne sahip bir ülkenin çok güçlü olması gerekir. Spor unsurunun yaşam biçimi olarak, hayat anlayışı olarak, kültür olarak hayatımızda olması gerektiğinin özellikle altını çizmek istiyorum” dedi.
Süleyman Elban: “Aru ettiğimiz başarı istediğimiz düzeyde değil”
Türkiye’de son dönemde spor altyapısının çok iyi bir duruma geldiğini dile getiren İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, “Ancak arzu ettiğimiz başarı henüz daha beklediğimiz düzeyde değil. Demek ki o zaman sporla ilgili başka şeyler de konuşmamız gerekiyor artık. Her şeyden önce sporla ilgili bir spor ahlakının oturması, Aziz Atatürk’ün sporcunun sadece zeki ve çevik olması değil, aynı zamanda ahlaklı olması vurgusu bu anlamda önemli. Spor kültürünün hem spor insanları arasında hem de tüm insanlar arasında yerleştirilmesi gerekiyor” dedi. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Hatay ziyaretleri kapsamında, Arsuz ilçesinde bulunan Füsun Sayek Sağlık ve Eğitim Derneği bünyesindeki dokuma atölyesini ziyaret etti.
Partisinin MYK toplantısı öncesinde, burada kadın dokumacılarla bir araya gelen Özel, dokumacılarla sohbet etti. Kadın dokumacılar Özel’e ve eşi Didem Özel’e kendi dokudukları atkılardan hediye etti. Dokuma tezgahının nasıl çalıştığını dinleyen Özel, tezgahın başına oturarak atkı dokudu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÜNLÜ komedyen Şahan Gökbakar’ın, Marmaris’te yer alan ve Birinci Derece Doğal Sit Alanı olarak sınıflandırılan villasında yapılan izinsiz güneş paneli ve su deposu inşaatıyla ilgili Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame hazırlandı. İddianamede, Şahan Gökbakar, kardeşi Togan Gökbakar, Çağrı Özeren ve Osman Bayındır hakkında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nu ihlal ve imar kirliliğine neden olma suçlarından 3’er yıldan 10’ar yıla kadar hapis cezası istendi.
Mülkiyeti Şahan Gökbakar’ın ortağı olduğu Çamaşırhane Film Yapım Anonim Şirketi’ne ait villa ve eklentilerinin yapı kayıt belgeleri, kaçak yapılar nedeniyle 9 Kasım 2022’de MuğlaÇevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün Yapı Kayıt Belgesi Değerlendirme Komisyonu tarafından iptal edildi. Ardından izinsiz faaliyet olması sebebiyle villanın sahipleri hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Marmaris Belediye Başkanlığı da yıkım kararlarının alınması ve yapı ilgilisine yıkım tebligatlarının yapılması için uyarıldı.
MAHKEMEDEN ALEYHTE KARAR ÇIKMADI
Marmaris Belediye Başkanlığı, 15 Aralık 2023’te iptal kararının aleyhine Muğla 1’inci İdare Mahkemesi’nde dava açıldığını gerekçe göstererek, söz konusu davanın sonucuna göre inceleme ve tespitlerin yapılacağını ve konu hakkında bilgi verileceğini bildirdi. Bakanlık tarafından 21 Aralık 2023’te Marmaris Belediye Başkanlığı’na gönderilen resmi yazı ile kanundaki ilgili madde hatırlatılıp söz konusu davaların, konu hakkında yapılması gereken iş ve işlemlerin yürütülmesinde herhangi bir engel teşkil etmediği bildirildi. Yapı Kayıt Belgesi Değerlendirme Komisyonu’nun 9 Kasım 2022 tarihli iptal kararıyla ilgili mahkemelerden bugüne kadar Bakanlık aleyhine yürütmeyi durdurma veya iptal gibi herhangi bir karar çıkmadı.
6 Eylül 2024’te Marmaris Belediye Başkanlığı’na gönderilen yazı ile Komisyon’un iptal kararı ile ilgili karşı açılan davalarda iptal ya da yürütmeyi durdurma kararı olmadığı bir kez daha hatırlatıldı. Ayrıca, yıkım işlemlerinin tesis edilmesi için Marmaris Belediye Başkanlığı bir kez daha uyarıldı. Yıkımın, Marmaris Belediyesi tarafından gerçekleştirilmemesi durumunda kanun gereği Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın gerçekleştirmesi gerektiği hatırlatıldı. Gerekli işlemlerin yasada belirlenen süreler içinde gerçekleştirilmemesi durumunda nedenine dair bilgi istendi. Sorumluluklarının yerine getirilmesi için gerekli uyarılar yapıldı.
‘MAKİNE VE EKİPMAN DESTEĞİ VERİLEBİLİR’
İlgili kanunlar gereğinde Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin yıkım için destek verebileceği hatırlatıldı. Yıkım için yeterli araç gereç bulunamaması halinde yine kanunlar gereğince makine ve ekipman desteğinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nden karşılanabileceği belirtildi. Buna rağmen yıkımın yapılmaması durumunda, yapıların yıkım maliyetlerinin yüzde 100 fazlası ilgili Belediye Başkanlığı’ndan tahsil edilmek üzere Bakanlık tarafından yıkılabileceği hatırlatıldı. Yasal süresi içerisinde yıkım iş ve işlemlerinin ilgili ilçe belediye ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından gerçekleştirilmemesi halinde bakanlığın denetim yetkisinin bulunduğu belirtildi
MÜHÜRLENDİ
Muğla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü ile Marmaris Belediyesi ekipleri, Çamaşırhane Film Yapım Anonim Şirketi’ne ait olan ve ‘Nitelikli Doğal Koruma Alanı’nda yer alan yapıda inceleme yapıp, yapı tatil tutanağı düzenleyerek, mesken ile eklentileri mühürledi.
Şahan Gökbakar’ın Marmaris’teki Birinci Derece Doğal SİT Alanı’nda bulunan villasında izinsiz güneş paneli ve su deposu yaptırmasıyla ilgili iddianame hazırlandı. İddianameye göre soruşturma, Muğla Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulunmasıyla başlatıldı. Müdürlük, yaptığı suç duyurusunda şüphelilerin Turgut Mahallesi’nde yer alan yapıya izinsiz fiziki ve inşai müdahalede bulunduğuna yer verdi. Söz konusu taşınmazda kaçak olarak beton dolgu üzerine ahşap iskele, taş duvar, bir adet konut yapısı, bir adet depo yapısı, çardak, güneş paneli ve su deposu inşa edildiği vurgulandı.
‘AYKIRILIKLARI BİZ YAPMADIK, SATIN ALDIĞIMIZDA BÖYLEYDİ’
Şahan Gökbakar, kardeşi Togan Gökbakar ve Çağrı Özeren’in ifadelerine de yer verilen iddianamede, şüphelilerin; “Biz taşınmanızı 2020’de satın aldık. Aykırılıkları biz yapmadık, satın aldığımızda böyleydi” diye savunma yaptığı hatırlatıldı. Taşınmazın önceki sahibi Osman Bayındır’ın da suçlamayı kabul etmediği ifade edildi.
İddianamede Şahan Gökbakar, kardeşi Togan Gökbakar, Çağrı Özeren ve Osman Bayındır’ın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nu ihlal ve imar kirliliğine neden olma suçlarından 3’er yıldan 10’ar yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istendi. Hazırlanan iddianame Marmaris Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. İddianame kabul edilirse sanıklar önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Üniversitenin 1071 Malazgirt Kongre ve Kültür Merkezinde başlayan etkinlik, birçok yazara ev sahipliği yapıyor.
İlgi gören etkinlikte, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, öğrencilere hediye çeki dağıttı.
Vali Vekili Mustafa Batuhan Alpboğa, yaptığı konuşmada, etkinliği geleneksel hale getirmeyi amaçladıklarını söyledi.
Alpboğa, “Bu güzel programla bir araya gelmemizden dolayı mutluluk duyduğumuzu belirtmek istiyoruz. İnşallah önümüzdeki yıllarda da program devam edecek.” dedi.
Rektör Prof. Dr. Mustafa Alican da “Onlarca yazarı burada ağırlayacağız. Yine üniversitemizin değişik salonlarında yazarların söyleşileri ve imza günleri olacak. Fırsatı olan herkesi buraya bekliyorum. İnşallah bu kitap fuarı kalıcı olur.” diye konuştu.
Gençlik ve Spor İl Müdürü Mehmet Arif Taşdemir de üniversite öğrencisi 4 bin 500 öğrencinin GSB yurtlarında barındığını hatırlattı.
Taşdemir, “Çocuklarımızı ve gençlerimizi kitap okumaya teşvik ediyoruz. Bugün burada da birbirinden değerli yazarlarımızla buluşuyoruz. Bir hafta sürecek etkinlikte gençlerimiz kitap okumayı sevecek. 500 adet hediye çekimizi gençlerimize verdik.” diye konuştu.
Konuşmaların ardında protokol üyeleri, stantları gezerek yazarlarla sohbet etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Etkinliğe, Hindistan’ın Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Anto Alphonse, Dışişleri BakanlığıDoğu Asya Genel Müdür Yardımcısı Sadin Ayyıldız, ITEC programı mezunları ve çok sayıda davetli katıldı.
Alphonse, 1964’ten beri yürütülen ITEC programı kapsamında, yaklaşık 160 ülkeden 200 binin üzerinde memurun eğitim gördüğünü söyleyerek, programın her yıl binlerce kişiye Hindistan’daki enstitülerde eğitim görme imkanı sağladığını kaydetti.
Programın Türkiye ile Hindistan arasında dostluk köprüleri kurmaya katkı sunduğunu dile getiren Alphonse, 1964’ten beri birçok Türk memurun programdan faydalandığını belirtti.
Alphonse, iki ülke arasındaki tarihsel ilişkilere dikkati çekerek, halklar arasındaki etkileşimin önemli olduğunu vurguladı.
Türkiye-Hindistan ilişkileri
Ayyıldız da haziranda hayatını kaybeden Hindistan’ın Ankara Büyükelçisi Virander Paul’u anarak, taziyelerini dile getirdi.
Dışişleri Bakanlığının merhum Büyükelçi hakkında yayınladığı taziye mesajına atıfta bulunan Ayyıldız, Paul’un görevi sırasında Türkiye-Hindistan ilişkilerini geliştirmek için çaba sarf ettiğini anlattı.
Ayyıldız, iki ülke arasındaki ilişkilere değinerek, Hindistan ve Türkiye ilişkilerinin tarihinin köklü geçmişi olduğuna dikkati çekti.
İki ülke arasında ve halkları arasında her zaman dayanışma örneklerinin görüldüğünü vurgulayan Ayyıldız, dayanışmanın sadece ihtiyaç anlarında değil, teknik, bilimsel, kültür ve diğer işbirliği alanlarının da teşvik edilmesi gerektiğini ifade etti.
Ayyıldız, “ITEC bu tür işbirliklerinin çok başarılı bir örneğidir. ITEC’in Türkiye’deki kapasite geliştirme çalışmaları sayesinde, birçok devlet kurumundan çok sayıda Türk yetkili, Hindistan’da çeşitli alanlarda ve sektörlerde eğitimler aldı.” diye konuştu.
Hindistan hükümeti tarafından 1964’ten bu yana finanse edilen ITEC programı çerçevesinde Hindistan, kalkınma deneyimlerini gelişmekte olan yaklaşık 160 ülke ile paylaşıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MUŞ – Muş’ta ‘Okutan şehir okuyan nesil’ mottosuyla düzenlenen 2. Kitap Günleri başladı.
Muş Valiliği ile Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen “2. Kitap Günleri” kitapseverleri buluşturdu. 7 gün boyunca MAUN kampüsünde ziyaretçilerini ağırlayacak olan etkinlik, birçok yazarın katılacağı söyleşilere de ev sahipliği yapacak. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından stantları ziyaret eden öğrencilere ise hediye çeki verildi.
Etkinliğin açılışında konuşan Muş Vali Vekili Mustafa Batuhan Alpboğa, geçen yıl ilkini yaptıkları programın ikincisini düzenlediklerini ifade ederek, “2. Kitap Günleri etkinliği yapmanın mutluluğu ve sevinci içerisindeyiz. Önümüzdeki zamanlarda da üçüncüsünü, dördüncüsünü, beşincisini, böyle devamını getirerek bu programın geleneksel hale gelmesi bizim en büyük temennilerimizden birisidir. Bu vesileyle katılımcıların hepsine teşekkür ediyorum. Öncelikli olarak bu yıl Zeliha hocamıza teşekkür etmek istiyorum. Kendisi öncelikle bizlere geldi. Kitap günleri programını yapmak istediklerini söylediler. Daha sonra sayın rektörümüzle beraber birlikte bir organizasyon içinde programın başlangıcını yaptık. Valiliğimiz ve Gençlik ve Spor İl Müdürlüğümüz, yine Milli Eğitim Müdürlüğümüz vasıtasıyla programı icra etme aşamasına geldik. Bu güzel programla bir araya gelmemizden dolayı mutluluk duyduğumuzu belirtmek istiyoruz. İnşallah önümüzdeki yıllarda da programın devam edeceğini temenni ediyoruz” dedi.
Muş’ta yaklaşık 4 bin 500 üniversite öğrencisinin Gençlik ve Spor Bakanlığı yurtlarında barındığını söyleyen Gençlik ve Spor İl Müdürü Mehmet Arif Taşdemir ise, “Burada her faaliyeti desteklediğimiz gibi kitap okumanın önemi ehemmiyetine binaen gençlik merkezimizde kitap okuma halkalarını düzenliyor ve zaman zaman okuryazar buluşmasıyla çocuklarımızı, gençlerimizi kitap okumaya teşvik ediyoruz. Bugün burada da birbirinden değerli yazarlarımız ve okurlarla beraber inşallah bir hafta sürecek bu kitap fuarında gençler kitap okumayı sevecek. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü olarak 500 tane hediye çekimizi gençlerimize verdik. Burada yazarlarımızın kitaplarını almak suretiyle kitaplarını imzalayacaklar. İnşallah yazarlarımız kitapseverlerle buluşacaklardır. Kitap stantlarımızı boş bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından protokol üyeleri stantları gezerek, yazarlarla sohbet etti. Etkinliğe Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Kantar, Adalet Komisyonu Başkanı İbrahim Karlı, İl Milli Eğitim Müdürü Enver Kıvanç, akademisyenler, yazarlar, öğrenciler ve kitapseverler katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilikten yapılan açıklamada, Vali Hasan Şıldak’ın Taş Tepeler Projesi kapsamında il genelinde 10 noktada devam eden kazı çalışmalarını yakından takip ettiği belirtildi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Vali Şıldak, Dünya Neolitik Kongresi’nin bir ilk olacağını, birçok ülkeden akademisyen ve uzmanın Şanlıurfa’da bir araya geleceğini ifade etti.
Kongre öncesi tüm planlamaları gözden geçirdiklerini belirten Şıldak, şunları kaydetti:
“Bu buluşma ile birlikte yine neolitik sözcüğünün gerçek değerinin Şanlıurfa’da çok daha değer kazanacağını düşünüyorum. Böylesine bir buluşmanın dünyada ilk kez olacak olması ilimiz adına mutluluk verici. İnşallah 4-8 Kasım tarihleri arasında ilimizdeki tüm arkeolojik çalışmalara ivme kazandıracak bu girişim, Valiliğimiz ile birlikte Büyükşehir Belediyemiz, Kalkınma Ajansımızın desteği ve iki güzide üniversitemiz ev sahipliğinde ilimizde yapılacaktır. Şanlıurfa adına gurur duyacağımız bir buluşma olacak. Bizler de bu organizasyona katkı sunmak için heyecanlanıyoruz. Tüm bu çerçevede Şanlıurfa, zengin tarihi ve kültürel mirasıyla göz kamaştırıyor. Son yıllarda hızla ilerleyen arkeolojik kazılar şimdi Taş Tepeler Projesi ile çok daha kapsamlı bir boyutta gelişiyor. Bizler de Dünya Neolitik Kongresi öncesi tüm planlamalarımızı gözden geçirerek, ilimizi en iyi şekilde bu dev buluşmaya hazırlıyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Prizren’in tarihi Lumbardhi Sineması’ndaki törene, Türkiye’nin Priştine Büyükelçisi Sabri Tunç Angılı, Prizren Başkonsolosu Celal Doğan, Kosova Demokratik Türk Partisi (KDTP) Genel Başkanı ve Bölgesel Kalkınma Bakanı Fikrim Damka, KDTP Milletvekili Fidan Brina Jılta, Uluslararası Sanatla Uyanmak Festivali Direktörü Ethem Baymak, ülkedeki Türk kurumlarının temsilcileri ile çok sayıda davetli katıldı.
Protokol konuşmalarıyla başlayan tören kapsamında Yazar Ayşe Kulin’e yılın sanatçısı ödülü verildi.
Törende ayrıca AnkaraMüzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Türk Dünyası Müzikleri Topluluğu tarafından “Altaylar’dan Balkanlar’a” adlı konser verildi. Konserde Prizrenli müzikseverler söylenen şarkılara eşlik ederek eğlendi.
Öte yandan, festival kapsamında, Yazar Kulin ve gazeteci, yazar, belgesel yönetmeni Nebil Özgentürk ile söyleşi ve imza günü yapıldı. Ayrıca Prizren’e birçok ülkeden gelen ressamların festival kapsamında hazırladığı tablolarından oluşan sergi açıldı.
17 Eylül’de başlayan ve yarın sona erecek festival kapsamında, atölye çalışmaları, kişisel ve karma sergiler, belgesel gösterimleri, panel ve konserler düzenlendi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ahi Evran Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki etkinlikte konuşan Rektör Prof. Dr. Mustafa Kasım Karahocagil, Ahiliğin bir meslek örgütü olmasının dışında insan yetiştirme ve medeniyet projesi olduğunu söyledi.
Ahiliğin toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini, toplumsal hayata düzen getirdiğini, yeni bir anlayışın hakim olmasını sağladığını, dışarıdan tehditlerin olduğu dönemlerde devleti ve milleti ayakta tutabildiğini vurgulayan Karahocagil, “Ahiliğin bizim ne kadar önemli bir değerimiz olduğu daha çok ortaya çıkmaktadır. Bir yıla yakın bir süredir Gazze’de insanlık katliamı ve soykırım yapılıyor, bütün dünyanın seyirci kaldığı bu sistem devam ediyor. Yarın bunların başka yerlerde olma ihtimalini görüyoruz. Bunun için mazlumların sesi ve güvencesi olmak, onların güvendiği yer olmak gibi tarihi bir sorumluluğumuz var. Ahilik öyle bir değer ve sistem ki içindekilerle toplumsal düzeni, barışı sağlarken, insanın gelişimine de odaklanmaktadır.” diye konuştu.
Daha sonra öğrencilere üniversite, yerleşke, imkanlar ve kent hakkında bilgiler verilirken, her fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokulu da kendi bünyesinde öğrencilere yönelik seminer düzenledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen Gaziantep Kültür Yolu Festivali açılışı Bakan Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla gerçekleştirildi. Açılış toplantısında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Nuri Ersoy, Türkiye’nin dünyada turizm konusunda ilk 5’te yer aldığını belirterek, turizmden 60 milyar dolar gelir elde etmeyi hedeflediklerini vurguladı.
Bakan Ersoy, “Ülkemizin kültür ve sanat alanındaki en büyük organizasyonu Türkiye Kültür Yolu Festivalleri’nin Gaziantep ayağında sizlerle bir arada olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum. Dört yıl önce yalnız bir bölgede ve bir şehirde başladığımız Kültür Yolu Festivalini 4 yıl gibi çok kısa bir sürede 7 bölgeye ulaştırmış durumdayız. Bu yıl 16 şehrimizde gerçekleştirdiğimiz festival ülkemizin en büyük ve en zengin marka projelerinden biri haline geldi. Şehirlerimizin marka değerine önemli katkılar sağlayan festivalin kapasitesini inşallah her yıl daha da yukarılara çekeceğiz. Kültür ve Sanatla bütünleşmiş bir turizm vizyonuyla ortaya konan kültür politikalarının bir sonucu olan Türkiye Kültür Yolu Festivali, katılımcı sayısı ile bugün dünyanın en büyük festivallerinin başında geliyor. Dört yıl içinde, Avrupa’nın en seçkin kültür sanat festivallerini bünyesinde barındıran Avrupa Festivaller Birliği üyeliğine kabul edilmemiz ne kadar başarılı çalışmalar ortaya koyduğumuzu göstermektedir” dedi.
“Türkiye, dünyada turizm konusunda ilk 5’te yer almaktadır”
Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Türkiye’nin dünyada turizm konusunda ilk 5’te yer aldığını belirterek, “Ülkemiz, turizm konusunda dünyanın en güçlü potansiyeline sahip ülkeleri arasında bulunmaktadır. Ancak bu potansiyel geçmiş dönemlerde maalesef doğru değerlendirilmedi. Türkiye’de turizm dendiğinde sadece deniz, kum, plaj anlaşılıyordu. Fakat doğa harikası sahillerimizle ilgili dahi gereken çalışmalar yapılmamıştı. Biz, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde turizm konusunda devrim niteliğinde kararlar alarak Türkiye’de turizmin niteliğini arttıracak, turizmi 12 aya çıkaracak ve Türkiye’nin dünya turizm pastasından çok daha güçlü bir pay alabilmesini sağlayacak çalışmalar yaptık. Yapmış olduğumuz bu çalışmalar neticesinde bugün Türkiye, dünyada turizm konusunda ilk 5’te yer almaktadır” dedi.
“Turizmde 60 milyar dolar gelir elde etmeyi hedefliyoruz”
Bakan Ersoy, “2002 yılında ülkemize 13 milyon turist gelirken turizmden elde ettiğimiz gelir 12 milyar dolardı. Bugün biz 60 milyon turist hedefine doğru emin adımlarla yolumuzda ilerlerken 60 milyar dolar gelir elde etmeyi hedefliyoruz. İşte bu başarıların altında doğru politikalar geliştirmek ve alınan kuralları uygulama iradesi yatmaktadır. Bu doğru politikalardan biri de her yaş ve kesimden vatandaşımızın kültür ve sanatın her dalına kolay ve yoğun şekilde erişim sağlayabildiği bu tarz festivallerdir” şeklinde konuştu.
“Turizmde çeşitliliği arttırdık”
Bakan Ersoy turizmde çeşitliliği arttırdıklarını belirterek, “2021 yılında 2 binden fazla sanatçının katılımıyla başlayan festivalimize her geçen dönem Türkiye ve dünyadan farklı sanatçıları ve sanat kurumlarını dahil ettik. 2023 yılına gelindiğinde festivale katılım sağlayan sanatçı sayısı çok daha yüksek seviyelere ulaştı. Bu yılki hedefimiz ise bu sayıları daha da yukarılara çekmek. Gerçekleştirdiğimiz etkinliklere halkımızın katılımı, sanatseverlerin yoğun ilgi göstermesi, ne denli doğru bir çalışma yaptığımızı gösteriyor. Ayrıca turizmdeki başarımızın altında yatan nedenlerden biri de turizmdeki çeşitliliği arttırıp, tarih, inanç, kültür, doğa, sağlık, gastronomi gibi alanlarda da önemli çalışmaları hayata geçirmek olmuştur. Gastronomi dendiğinde de artık sadece Türkiye’de değil dünyada ilk akla gelen şehirlerden biri de Gaziantep’tir. Şehrimizin bu konuda sahip olduğu potansiyelin farkındayız. Tarihi İpek Yolu’nun üzerinde bulunan, Anadolu tarihi boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, mimarisi, doğası ve benzersiz gastronomi kültürüyle herkesi kendine hayran bırakan kadim Gaziantep’in marka değerine katkı sağlayacak çalışmalara her zaman destek olduk ve destek olmaya devam edeceğiz. Evet, Gaziantep bugün, sahip olduğu tarihiyle, kültürüyle, ekonomisiyle, turizm imkanlarıyla ve gastronomisiyle ülkemizin önde gelen şehirlerinden biridir. Fakat bize ve hatta hepimize bu konuda düşen ise bu özel şehrin tüm güzelliklerini, tarihini ve değerlerini daha da görünür ve bilinir kılıp dünyaya tanıtmaktır. İşte biz bu anlayışla aylardır özenli bir şekilde çalışarak Gastroantep Kültür Yolu festivali için 9 günlük bir program hazırladık. Bu yıl ikinci kez Türkiye Kültür Yolu Festivali rotasında yer alan Gaziantep’te festival, 14 EylülCumartesi günü başlayacak ve 22 Eylül Pazar gününe kadar konserler, sergiler, söyleşiler ve her yaşa uygun etkinliklerle devam edecek. Festival kapsamında 50’ye yakın noktada 500 civarı etkinlik planladık. 1000’e yakın sanatçımız da sanatseverlerle buluşacak. Bu kapsamda tam 21 noktayı Festival Lezzet Durağı olarak belirledik. Belli kriterlerle seçtiğimiz bu noktalarda asırlara dayanan lezzetleri hikayesiyle, malzemesiyle ziyaretçilerimiz deneyimleme imkanına sahip olacaklar. Ayrıca şehirdeki kültür-sanat mekanlarının, müze ve ören yerlerinin hemen hemen tamamı festivalimize ev sahipliği yapacak ve sanatseverlerimizi misafir edecek” ifadelerini kullandı.
“12 bin 154 eserin Türkiye’ye dönmesini sağladık”
Yurtdışına kaçırılan eserlerin geri getirildiğini belirten Bakan Ersoy, “Öte yandan güzel bir gelişmenin de müjdesini sizinle paylaşmak istiyorum. Kültürel mirasımızın en nadide parçaları Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Kaçakçılıkla Mücadele Dairesi Başkanlığının çalışmalarının ardından 14 tarihi eserimiz daha yeniden Vatan topraklarında. Boubon Antik Kenti kökenli iki bronz heykel başı ve anıtsal boyutlarda bir bronz kadın heykelinin yanı sıra, çeşitli dönemlere ait seramik eserler, madeni paralar, bir mücevher parçası ve Osmanlı dönemine ait iki hançerden oluşan 14 arkeolojik ve etnografik eser yıllar süren çabanın ardından yeniden milletimizin kültürel mirasına katıldı. Türkiye’nin tarihi zenginliklerini koruma kararlılığıyla yürüttüğümüz bu çalışmalarda Manhattan Bölge Savcılığı ve Amerikan İç Güvenlik Soruşturma Birimi’ne destekleri için özellikle teşekkür ediyorum. Doğduğu topraklara dönen son eserlerimizle birlikte 2024 yılında 35 eserin iadesi sağlandı. 2018 yılından bu yana 7 bin 839 eser ülkemize dönerken 2002 yılından bu yana 12 bin 154 eserin Türkiye’ye dönmesini sağladık. Bu eseler binlerce yıllık geçmişimizin ve köklü mirasımızın sembolleri olarak ait oldukları yerde korunarak gelecek nesillere aktarılacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak Gaziantep’in kültür ve sanat hayatına her alanda katkı sağlamaya devam edeceğimizi sizlerin huzurunda bir kez daha ifade etmek istiyorum. İnşallah hep birlikte el ele vererek, kadim şehrimiz Gaziantep’in dünyadaki yıldızını daha da parlatacağız. Bu güzel şehrin gelişimine katkı sağlayan herkese ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyor, Gastroantep Kültür Yolu festivalinin hayırlı olmasını diliyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum” ifadelerine yer verdi.
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, GastroAntep Kültür Yolu Festivali’ne katılacak olan Bakan Ersoy’a katılımından ve desteklerinden dolayı teşekkür etti. Şahin, “GastroAntep’i biz yıllardır yapıyoruz. Kültür Yolu’na dahil olunca biz evrensel bir bakışla bir dünya şehri normuna geldik. Çok önemli bir zaman dilimine şahitlik ediyoruz. Kültür bir kimliktir. Medeniyetimizin aynası ve özüdür, mayasıdır. Bizi biz yapan değerlerdir. Bizi diğerlerinden ayıran şey bu duruştur. Kültür Yolu’nun, bizi biz yapan medeniyet yolunun ne kadar önemli bir olduğu zaman diliminden geçiyoruz. Bizi biz yapan değerlerde kültür dediğimiz şey, Anadolu irfanıdır, Ahi evrandır. Bu şehir misafirperverdir. Bu şehir Ahi evranın devamı olan bütün değerleri özümsemiş, hoşgörü ve merhamet şehridir. Kültür ve sanat dediğiniz şey bizi birleştiriyor. Aklıselim, kalbi selim, zevki selim bir şehir için, mutlu şehir için yapacak çok işimiz, gidecek çok yolumuz var. Yemek dediğiniz şey yemek sanattır diyor. Yemek sanatı, senin tencerede gördüğün coğrafyadır. Mustafa Kemal Atatürk’ün bize bıraktığı en büyük mirastır bilim ve akıl. Bilim ve akıl o coğrafyanın içerisindeki alaca çorbanın, Mezopotamya’nın en güzel nohutunun, maltıhasının, makarnalık ununu yetiştiren bir şehrin Doğu Akdeniz’e geçen hattıyız. Gastronomiye, Gastroekonomi dedik. Bilerek söyledik. Bu şehri eğitim şehri, bilim şehri, spor şehri, kültür ve sanat şehri yapacağız. Hep birlikte başaracağız. Bu şehre sevgi tohumu ekeceğiz. İyilik kazanacak. Yaşatanlar kazanacak. Gaziantep modeli bir Türkiye, bir modeli olana kadar kültür ve sanat hak ettiği yeri bulana kadar hep birlikte çalışacağız” diye konuştu. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eşsiz mutfağı ve kültürüyle Gazi şehir, GastroAntep ile bir kez daha dünya sahnesine çıkıyor. Dünyaca ünlü ödüllü şefler, gastronomi yazarları, sektör temsilcilerinin katılımıyla gastronominin kalbi Gaziantep’te atacak. 14-22 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek GastroAntep Kültür Yolu Festivali’nde etkinlikler, festivalin kentte katkısı, bu yılın özellikleri ve program konusunda basın mensuplarına 25 Aralık Panorama Müzesi Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıyla bilgilendirme yapıldı.
Toplantıya Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep Valisi Kemal Çeber, AK Parti Gaziantep Milletvekiliİrfan Çelikaslan katıldı.
GastroAntep Kültür Yolu Festivali basın toplantısında “Güvenli ve Dirençli Şehir Gaziantep” sunumu gerçekleştiren Başkan Fatma Şahin; nüfus artışı, su yönetimi, gıda güvenliği için yapılan ve yapılacak yatırımlarla bakanlıklarla ilgili temaslara değindi. Bu yatırımların önemini vurguladı. Güvenli şehir modeli hakkında bilgi veren Şahin başlıklar ve örneklerle çeşitlendirdi. Gaziantep’in dünyada gastronomi alanındaki yeri, Gaziantep mutfağının değerlerinin tanıtımı ve önemi ile coğrafi işaret alanındaki çalışmalara değindi.
“Kültür, medeniyetin özüdür”
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin toplantıda yaptığı konuşmada GastroAntep’in geliştiğini ve büyüdüğünü festivalin büyüklüğünün belli olacağını belirterek, “İnsanın canının malının bize emanet olduğu bir dönemde kültürün ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Kültür aynı zamanda medeniyetin özüdür. Çıkardığımız sofra son üründür. Oysa daha GastroAntep’e başlarken biz ne dedik. Güneşten, doğadan, tarihten gelen lezzet dedik. Kültür yoluna dahil ettik. Kültür yoluna dahil olmamızın ne anlama geldiğini yarınki büyüklükten, genişlemeden çok net bir şekilde göreceksiniz. Artık panel yerlerinin, konser yerlerinin, workshopların ayrıldığı Roma’yla Napoli’yle yarışan Gaziantep’in dünyaya söyleyeceği başka bir söz var diyoruz. O yüzden bu dönemki başlığımızı gastroekonomi diyoruz” dedi.
“Gastroekonomi dediğiniz şey aile ekonomisi”
Gastroekonomi’nin ne olduğunu detaylı anlatan Başkan Şahin, “Gastroekonomi dediğiniz şey aile ekonomisi, kadın kooperatiflerinde çalışan kadının çocuğunun bursunun hiç kimseye ihtiyacı olmadan sağlayabilmesidir. Dedenin toruna nesiller arası geçişi sağlamasıdır. Sözlü tarihin yazılı tarihe dönüşmesi, Kültür A.Ş. tarafından 85 kitaba çevrilmesidir. İşte tam bu noktada sevgili katılımcılar, bilerek söylediğimiz gastroekonomide ikinci başlığımızın da özellikle Osmanlı’nın, Selçuklu’nun, Roma döneminin en güzel hazinelerinden biri herkesin birbirinden öğreneceği geçirgenlik. Gastrobotanik ve beraberindeki gastrosağlık bize yeni bir başlangıcı işaret veriyor” diye konuştu.
Basın mensuplarına toplantıda GastroAntep hakkına sunum yapan Başkan Fatma Şahin festival başlıklarının ardından sunum ve bilgilendirme sonrası soruları yanıtladı. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Müzikseverlerin ve plak koleksiyoncularının yoğun ilgi ve katılım gösterdiği ‘Şişli Plak Festivali’nin açılışı bu yıl, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın yanı sıra davetlilerin katılımıyla gerçekleşecek.
RENKLİ ETKİNLİKLERE SAHNE OLACAK
Geleneksel hale gelen; müzik dünyasının önemli isimlerini ve plak tutkunlarını 4’üncü kez buluşturacak olan Şişli Plak Festivali, iki gün boyunca birbirinden renkli etkinliklere ve konserlere ev sahipliği yapacak. Feriköy Organik Pazarı otopark alanında gerçekleşecek festivalde; söyleşiler, mezatlar, imza günleri, kahve ve yeme-içme stantları ile müzikseverler, keyifli zaman geçirecekler. Festivalde gerçekleşecek konserler kapsamında; Karsu, Sena Şener, Gaye Su Akyol ve Miskinler gibi ünlü sanatçılar da müzikseverlerle buluşacak. Plakseverler, tüm etkinlik ve konserlere ücretsiz olarak katılabilecek.
TOLGA AKYILDIZ’IN ANISINA ÖZEL PROGRAM
Şişli Plak Festivali’nde, yakın zamanda hayatını kaybeden gazeteci ve müzik yazarı Tolga Akyıldız da anılacak. Festival programında, ‘Tolga Akyıldız Anısına Açık Sahne’ etkinliğinde sürpriz isimler sahne alacak. Ayrıca festival katılımcıları, Plaktan DJ Mix ve Scratching atölyesine de katılabilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Manisa’nın Alaşehir ilçesinde bu sene 6’ncısı gerçekleştirilen Üzüm Festivali renkli görüntülere sahne oldu
Omuzlarına aldıkları 2 kelterde toplam 50 kilogram üzümü 500 metre koşarak taşıyan yarışmacılardan bazıları düşerken bazıları da koşmak yerine yürümeyi tercih etti
MANİSA – Manisa’nın Alaşehir ilçesinde bu sene 6’ncısı düzenlenen ve ilçenin tanıtımına büyük katkı sağlayan Üzüm Festivalinde yapılan kelter yarışması renkli görüntülere sahne oldu. 20 yarışmacıdan 10’unun tamamlayabildiği yarışmada bazı yarışmacılar üzümlerle birlikte yere düşerken bazıları da koşmak yerine yürümeyi tercih etti.
Dünyaca ünlü Manisa Sultani Çekirdeksiz Üzümün yetiştiği Manisa’nın Alaşehir ilçesinde bir yandan hasat devam ederken, diğer yandan üreticiler günün yorgunluğunu ve stresini, Alaşehir Belediyesi organizasyonunda düzenlenen 6. Üzüm Festivalinde attı.
Manisa’nın Alaşehir ilçesinde 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda başlayan ve 5 Eylül Alaşehir’in kurtuluşuna kadar devam edecek olan Alaşehir 6. Üzüm Festivalinde 20 kişi 50 kiloluk üzüm kelterleriyle 500 metrelik mesafeyi en hızlı koşabilmek için yarıştı. Pazar Camii önünden Belediye binasına kadar yaklaşık 500 metrelik Sevgi Yolunda Motosikletli Zabıtaların eşliğinde 5’erli gruplar halinde koşan yarışmacılar zaman zaman zor anlar yaşadı. Bazı yarışmacılar kelterleri bırakırken bazıları da dengelerini kaybedip üzüm yüklü kelterlerle birlikte düştü.
Yarışmanın sonunda Mehmet Özcan 1 dakika 13 saniye 93 salise ile birinci, Hüseyin Ula 1 dakika 18 saniye 23 salise ile ikinci, Uğur Özcan ise 1 dakika 18 saniye 71 salise ile üçüncü oldu.
Bağdan geldi yarışmada birinci oldu
Üzüm bağında öğlen saat 14.00’a kadar çalıştıktan sonra yarışmaya katıldığını belirten yarışmanın birincisi Mehmet Özcan, “Biraz zorlandım. Bağda çalışıp da geldim yine de kazandım. Biraz zorlandım.”
Yarışmada üçüncü olan Uğur Özcan ise yarışmaya hasta bir şekilde geldiğini belirterek katılıp katılmamakta tereddüt ettiğini ancak katılarak yarışmada üçüncü olduğu için mutlu olduğunu söyledi.
Yarışmanın ikincisi olan Hüseyin Ula ise şunları söyledi: “Belediyenin parkında çalışıyorum. Çift iş yapıyorum. Sabah bağda öğleden sonra da belediyenin parkında garson olarak çalışıyorum. Zorluk çekmedim ama yine de yoruldum.”
“Görevlerimizden biri yöresel ürünlerimizi n plana çıkarmak”
Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu ise Alaşehir’in ve ilçeye özgü yöresel ürünlerin tanıtımı için festivallerin önemine değinerek, “Üzüm Festivalimiz geleneksel hale geldi. Her sene Üzüm Festivalimizi yapıyoruz. Bu Festivalimizin bir etabı da kelter çekme yarışması. Çocuklarımız Sevgi Yolunda yukarıdan aşağıya doğru, arada yaşanan kazalar da oluyor, koşarak dereceye girenler belli oldu. Bizim görevlerimizden bir tanesi de yöresel ürünlerimizi ön plana çıkarmak. Alaşehir Ekmeği, Tahinli Pidesi, Kapaması, Sultani Üzümü, Yaprağı meşhurdur. Sultani Üzümümüzü Türkiye’ye tanıtmayı hedefliyoruz. Bu festivaller de buna aracı oluyor. En güzel üzüm yarışmamızı yaptık, kelter çekme yarışmamamızı yaptık akşam da Ceylan Ertem konserinde halkımızla buluşacağız.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>” Kars, Ardahan ve IğdırTürkiye’nin enerjisine enerji katan üç şehirdir”
“Hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın doğalgaz ve petrol arzına çok önemli katkılar yapan üç önemli ve güzide şehrimizdir”
ANKARA – Ankara’da düzenlenen ‘Kars-Ardahan-Iğdır Lezzetleri ve Kültür Festivali’nde konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Doğalgazın ulaşmadığı ilçe ve beldelerimizi de doğalgazla buluşturmak istiyoruz” dedi.
Ankara’nın Altındağ ilçesinde bulunan Başkent Millet Bahçesinde Kars-Ardahan-Iğdır Dernekler Federasyonu’nun düzenlediği ‘Kars-Ardahan-Iğdır Lezzetleri ve Kültür Festivali’ başladı. 3 şehre özel yemekler Başkentte görücüye çıktı. Etkinliğe getirilen kazlardan birine ise yılın altın kaz ödülü verildi. Ardahan’ın Göle ilçesinden gelen kaşar üreticileri Ankaralılara geleneksel kaşar yapımını uygulamalı olarak gösterdi. Etkinlik, 8 EylülPazar günü saat 22.00’de son bulacak.
“Kars, Ardahan ve Iğdır Türkiye’nin enerjisine enerji katan üç şehirdir”
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, enerji açısından Kars, Ardahan ve Iğdır’ın Türkiye’nin enerjisine katkı sağlayan önemli şehirler olduğunu ifade etti. Bu şehirlerde Türkiye’nin elektriğinin üretildiğine ve hidroelektrik santrallerden enerji sağlandığına değinen Bakan Bayraktar, “Kars, Ardahan ve Iğdır’da Türkiye’nin en önemli güneş potansiyelini, güneş enerjisinden elektrik üretimi için bu şehirleri değerlendiriyoruz. Ama bunların ötesinde; Kars, Ardahan ve Iğdır sadece Türkiye için değil aynı zamanda dünya ve Avrupa için Bakü-Tiflis- Ceyhan ile Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi’yle hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın doğalgaz ve petrol arzına çok önemli katkılar yapan üç önemli ve güzide şehrimizdir. Sadece balıyla, peyniriyle, kaz etiyle değil bize verdiği enerjinin yanı sıra doğalgazıyla, petrolüyle, beton iletimiyle ve elektrik üretimiyle Kars, Ardahan ve Iğdır Türkiye’nin enerjisine enerji katan üç şehirdir” diye konuştu.
“Doğalgazın ulaşmadığı ilçe ve beldelerimizi de doğalgazla buluşturmak istiyoruz”
Kars, Ardahan ve Iğdır’ın Türkiye’nin enerjisine enerji kattığını ifade eden Bayraktar, “Bu üç şehrimize de henüz doğalgazın ulaşmadığı ilçe ve beldelerimizi de doğalgazla buluşturmak istiyoruz” şeklinde konuştu.
Konuşmanın ardından bakana plaket takdim edildi ve kurdele kesildi. 8 Eylül’e kadar devam edecek olan etkinliğin açılış gününde alana getirilen beş kazdan en güzel olanına altın kaz ödülü verildi. Kars kaşarı, kaz eti ve lokma ikramları yapıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇANAKKALE’nin Ayvacık ilçesine bağlı Gülpınar köyünde Apollon Smintheus Kutsal Alanı’nda süren arkeolojik kazılarda bulunan yaklaşık 1700 yıllık vazo, çanak ve çömlek kalıntıları, şehrin geçmişine ışık tutuyor. Kazı Başkanı Doç. Dr. Davut Kaplan, “Yaşam alanlarında Romalıların bu alanda üretim ve tüketim alışkanlıkları dışında üretim tekniklerini merak ediyoruz. En yaygın buluntular, her zaman olduğu gibi çanak çömlek parçaları” dedi.
Ayvacık ilçesine bağlı Gülpınar köyündeki Apollon Smintheus Kutsal Alanı’nda 1980 yılında başlayan kazı ve restorasyon çalışmaları, bu yıl yaklaşık 15 kişilik ekip ile Samsun Ondokuz Mayıs ÜniversitesiArkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Davut Kaplan başkanlığında sürüyor. Bu yılki kazılarda ortaya çıkarılan 1700 yıllık vazo, çanak ve çömlek kalıntıları, şehrin geçmişine ışık tutacak. Apollon Smintheus Kutsal Alanı’nda kazı çalışmalarına 1980 yılında başlayan ve 40 yıl aralıksız devam eden Prof. Dr. Coşkun Özgünel’in 28 Ağustos’ta hayatını kaybettiğini söyleyen Doç. Dr. Davut Kaplan, “Üzüntümüz, tarifsizdir. Öncelikle başta ailesi, sevenleri, arkadaşları, öğrencileri ve yetiştirdiği çok sayıda bilim insanının ve hepimizin başı sağ olsun. Hocamın kazısına devam etmek, gezdiği, çalıştığı, oturduğu-kalktığı, sohbet ettiğimiz, fikir ürettiğimiz, dokunduğu, kazdığı, fotoğrafladığı, çizdiği, yazdığı yerlerde ve malzeme ile her gün temas halinde olmak çok daha zor” dedi.
‘HER BİR PARÇA DEĞERLİ’
Doç. Dr. Kaplan, “Çalışmalarımız, Smintheus Kutsal Alanı’nın en uzak noktasındaki nekropol, ölüler şehri ile yaşam alanlarının birleştiği yerde yoğunlaştı. Tam bir nekropol kazıyoruz diyemeyiz; ama ortaya çıkan mezarları da çok dikkatli bir şekilde açıyor ve belgeliyoruz. Bir taraftan da Smintheus’un, kutsal alanın son evresi olan Hristiyan Romalıların yaşadığı mekanları açmaya çalışıyoruz. Yaşam alanlarında Romalıların bu alanda üretim ve tüketim alışkanlıkları dışında üretim tekniklerini merak ediyoruz. En yaygın buluntular, her zaman olduğu gibi çanak çömlek parçaları. Bunların kullanımı insanlık tarihle neredeyse yaşıt. İnsan yaşıyorsa, hayattaysa her zaman vazo kullandı. Vazolar, Neolitik Çağ’da vardı, günümüzde de var. O yüzden vazolar, Bizans’ta, Hristiyan Roma’da çok yaygın. Bulduğumuz vazo sağlam olması itibarıyla biraz daha sevindirici, çünkü sağlam eser istisnadır. Çünkü burada Hristiyan Roma tarafından pagan kültürü yok edildi. Her bir parça değerli. Sağlam olması daha sevindirici” diye konuştu.
‘DİN DEĞİŞEBİLİR ANCAK EŞYA ÇOĞU KEZ AYNIDIR’
Kazı çalışmaların yapıldığı bölgenin Roma İmparatorluk Çağı ve Geç Antik Çağ yerleşimi olduğunu söyleyen Doç. Dr. Davut Kaplan, “Kazısını gerçekleştirdiğimiz alanda yaşayanlar, genelde yerli halk olarak kabul görmektedir. Çanak, çömlek parçalarını yaşam alanlarında, evlerde, odalarda hatta mutfaklarda yaygın buluyoruz. Ancak sağlam değiller. Smintheion’da en sağlam vazolar, genelde su kuyularında bulundu. Bu nedenle sert toprak tabakası arasında yarım da olsa ele geçen yonca ağızlı testi, özgün vazo tipleri özellikle mutfak malzemeleri açısından değerli ve sevindirici kabul edilebilir. Kökeni binlerce yıl öncesine dayansa da testi formlarında çok az değişim görülür. Yaklaşık günümüzden 1500-1700 yıl öncesine ait bu vazolar ve parçaları, geleneksel kültür unsurlarını da yansıtıyor. Din değişebilir ancak eşya çoğu kez aynıdır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ataşehir Belediyesi Gençlik Orkestrası ile Otto Hahn Gymnasium Gençlik Senfoni Orkestrası 1 Eylül Dünya Barış Günün’de İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi’nde bir araya gelerek ortak konser verdi. Farklı kültürleri ve sesleri bir araya getirip, müziğin birleştirici gücünü kullanarak dünya barışına katkıda bulunmak amacıyla gerçekleştirilen etkinlikte ünlü sanatçı Aydilge de sahne aldı. Konser sonrası açıklamalarda bulunan Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, ” Filistin’deki savaş dursun. Dünyanın herhangi bir yerindeki savaş ve çatışmalar dursun istiyoruz. Mustafa Kemal Atatürk bize çok önemli bir miras bıraktı. Sadece Türkiye’de yaşayan insanlara barış dilememiş, ‘yurtta barış dünyada barış’ demiş” ifadelerini kullandı.
Almanya’nın Monheim am Rhein Belediyesi’nden Oliver Drechsel’in yönettiği Otto Hahn Gymnasium Gençlik Senfoni Orkestrası, Ataşehir Belediyesi Gençlik Orkestrası ile birlikte özel bir projeye imza atmak için Dünya Barış Günü’nde İstanbul’a geldi.
Proje kapsamında gerçekleştirilecek olan iki konserden ilki Ataşehir’de bulunan İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi, Şener Şen Sahnesi’nde saat 20.00’de başladı.
‘Dostluğun ve Kardeşliğin Sesi!’ temasıyla düzenlenen ilk konserde, konuk sanatçı Aydilge de sahne aldı. Etkinlik, Dünya Barış Günü’nü coşkuyla kutlamak ve müziğin birleştirici gücünü vurgulamak amacıyla hazırlandı.
Konserde, Oliver Drechsel’in Avrupa Suiti eseri, Avusturya valsi ve İtalyan tarantellası sahnelendi. Otto Hahn Gymnasium ve Ataşehir Belediyesi Gençlik Orkestraları’nın performansı hem Türkiye’de hem de Almanya’dan eş zamanlı olarak izlendi.
ADIGÜZEL: İSTİYORUZ Kİ BARIŞ BİR YAŞAM BİÇİMİ HALİNE GELSİN
Konser sonrası konuşan Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, “Dünya Barış Günü’nde Ataşehir’de binlerce Ataşehirlinin katıldığı bir konser düzenledik. Aslında buradan çok önemli bir mesaj verdik. Müziğin evrenselliği ile birlikte, birleştirici gücüye dünyadaki savaşların, çatışmaların durması için
Ataşehir’den bir mesajı hep birlikte paylaştık. Bu noktada gençleri kendimize örnek almalıyız. Müzik yapmak için iki ülkeden gençler bir araya geldi. İstiyoruz ki barış bir yaşam biçimi haline gelsin. Filistin’deki savaş da dursun. Dünyanın herhangi bir yerindeki savaş ve çatışmalar dursun itiyoruz. Bir de kurucumuz, liderimiz Mustafa Kemal Atatürk bize çok önemli bir miras bıraktı. Sadece Türkiye’de yaşayan insanlara barış dilememiş, yurtta barış dünyada barış, demiş” diye konuştu.
‘ÇOK GURURLU VE MUTLUYUM’
Konsere konuk şarkıcı olarak katılan Şarkıcı Aydilge ise “Çok gururlu ve mutluyum çünkü eşimin şefliğini yaptığı Ataşehir Belediyesi Gençlik Senfonisi Orkestrası’na konuk sanatçı olarak eşlik ettim. Harika konseri sevgili eşim önderliğinde bu harika gençler gerçekleştirdi” ifadelerini kullandı.
‘MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, TÜM DÜNYAYA ÖRNEK OLMUŞ GERÇEK BİR LİDER’
Ataşehir Belediyesi Gençlik Senfoni Orkestrası Şefi Utku Barış Andaç, “Yurtta barış, dünyada barış ilkesini devlet politikası olarak benimsetmiş olan bir ülke liderine sahip olduğumuz için çok şanslıyız. Mustafa Kemal Atatürk, tüm dünyaya örnek olmuş gerçek bir lider. Gençlerimizin de onun emeğine sahip çıktığının mesajını bu şekilde veriyoruz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye’nin uluslararası marka değerine katkıda bulunmak amacıyla bu yıl 16 ilde düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivalleri’nin 9’uncusu Çanakkale’de başladı.
Festival etkinlikleri kapsamında, Yeni Kordon bölgesinde bulunan Barış Parkı’nda kortej yürüyüşü düzenlendi.
Yürüyüşe, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, AK Parti Çanakkale MilletvekiliAyhan Gider, İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz, CHP Çanakkale Milletvekili İsmet Güneşhan, Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürü ve Türkiye Kültür Yolu Festivalleri Direktörü Selim Terzi, Çanakkale Belediye Başkan Vekili Öznur Benderlioğlu Doğangün, İl Kültür Turizm Müdürü Ergun Çağman Esirgemez, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu katıldı.
Kortej yürüyüşü Anadolu Hamidiye Tabyaları’nda sona erdi. Burada, “Çocuk Köyü” etkinliği düzenlendi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, törendeki konuşmasında, Milattan Önce (MÖ) 4500 yılına ait, Orta Kalkolitik dönem mermer Kilya tipi idolün geçen yıl Bakan Mehmet Nuri Ersoy’un lansmanını yaptığı eserlerden birisi olduğunu söyledi.
Bakanlığın kaçakçılıkla mücadele çalışmasını ABD’deki kaçakçılık savcısıyla beraber yürüttüğünü belirten Mumcu, şunları kaydetti:
“Bakanlığımızın Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Kaçakçılıkla Mücadele Dairesinin ülkemize, tekrar ana yurduna geri kazandırdığı eserimizin açılışında onun örtüsünü hep birlikte açacağız. Sayın Bakan’ımızın görev aldığı yıllar içerisinde yurt dışından birçok eseri getirme fırsatı bulduk. Kaçakçılık konusunda çalışan genel müdürlüğümüze ve tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Tabii vatanına geri dönen eserlerimizi sergilemek, kültürel mirasımızı, coğrafyamızda yaşam sürmüş tüm medeniyetlere ait eserlerimizi tekrar buraya getirmek bizi son derece mutlu ediyor.”
Kaçakçılıkla Mücadele Dairesinde görevli arkeolog Funda Kumru Koşar da Türkiye’nin kültür varlıklarını ait olduğu topraklardan koparmaya çalışanların kaçışının olmadığını dile getirdi.
Bu kapsamda yaptıkları çalışmalarda “Bu ülkenin kanunlarından kaçış yok.” dediklerini anlatan Koşar, şöyle konuştu:
“Bu sergiyle bu alandaki farkındalığı artırmayı hedefliyoruz. Serginin 4’üncüsünü burada düzenliyoruz. Sayın Bakan’ımızın da desteğiyle bu sergide Troya’dan yurt dışına kaçırılmış ve tekrar topraklarına kazandırılmış kültür varlıklarıyla, kolluk kuvvetlerimizin başarılı operasyonlarıyla Çanakkale bölgesinde ele geçirilen kültür varlıklarını göreceksiniz. Bu serginin Troya’da düzenlenmesi ayrıca bizler için önemli çünkü 19’uncu yüzyılın son çeyreğinde Osmanlı Devleti döneminde Troya eserlerinin ait olduğu topraklara iadesi için gerek hukuki mücadeleler gerekse ulusal ve uluslararası basının bilgilendirilip ayağa kaldırılması şeklinde ciddi mücadeleler yürütülmüş. Biz de Osmanlı Devleti döneminden aldığımız kadim bilgilerle, Kaçakçılıkla Mücadele Dairesi olarak ülkemize ait olanların bu topraklarda kalması ve yurt dışına kaçırılanların da tekrar vatanına dönmesi için Sayın Bakan’ımızın da destekleriyle kararlılıkla çalışmalarımızı yürütüyoruz.”
Çıplak köyünde mayıs ayında bisikletiyle gezdiği sırada yolda bulduğu Roma dönemine ait 2 bin yıllık sikkeyi müzeye bağışlayan Onur Özcan Çimen’e, Bakan Yardımcısı Mumcu tarafından tablet bilgisayar hediye edildi.
“Mülteci Aeneas: Mitlerden Günümüze Göçün İzleri” konulu serginin gezilmesiyle sona eren programa, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürü ve Türkiye Kültür Yolu Festivalleri Direktörü Selim Terzi, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Troya Müzesi Müdürü Rıdvan Gölcük, Troya Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rüstem Aslan ile çok sayıda davetli katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KÜLTÜR ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Şanlıurfa’da yer alan Neolitik Çağ yerleşim alanı Karahantepe arkeolojik sit alanındaki bir kulübenin tabanında koşar halde betimlenen yaban eşeği figürüne ulaşıldığını açıkladı.
Bakan Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Neolitik Çağ’ın en önemli yerleşim yerlerinden biri olarak tarihin derinliklerine ışık tutan Karahantepe’de yeni keşif. Taş Tepeler Projemiz dünya tarihine ışık tutmaya devam ediyor. Karahantepe’deki bir kulübenin tabanında koşar halde betimlenen yaban eşeği figürüne ulaşıldı. Şanlıurfamızda ilk kez gerçekleştirilecek olan Dünya Neolitik Kongresi öncesinde ulaşılan eser, nadir örneklerden biri olarak döneminin sanat anlayışını yansıtıyor. Bu eşsiz eseri gün ışığına kavuşturan Kazılar ve Araştırmalar Dairesi Başkanlığı ekiplerimize teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇANAKKALE Valisi Ömer Toraman Troya Kültür Yolu Festivali’nin açılışında yaptığı konuşmada, “”Festival, aslında Çanakkale’nin sahip olduğu zenginliklerin, kültür ve sanat alanındaki potansiyelinin de bir göstergesi. Bu festival, bir marka artık. Bu markanın Çanakkale’de faaliyet yürütmesi de bizim için gurur verici” dedi.
Türkiye’nin uluslararası marka değerine katkıda bulunmak amacıyla düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivalleri kapsamında Çanakkale’de gerçekleştirilen Troya Kültür Yolu Festivali için Anadolu Hamidiye Tabyası’nda açılış töreni düzenlendi. Törene, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ve çok sayıda davetli katıldı. Törende konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, Kültür Yolu Festivali’nin bu yıl 3’üncüsünün gerçekleştirileceğine dikkati çekip, “Çanakkale hem yerli hem yabancı turistlerimiz için güzel bir destinasyon. Birbirinden farklı birçok etkinlikle, konser organizasyonuyla yine bir aradayız. Bugün açılışını düzenleyeceğiz ve biz de sizlerle beraber tüm duraklarımızı ziyaret edeceğiz. Öncelikle Çanakkale’ye ve bölgemize hayırlı olmasını temenni ediyoruz. Valimiz, Alan Başkanımız, Rektörümüz, Belediye Başkan Vekilimiz ve tüm paydaşlarımız bir aradayız. İyi seyirler, iyi gezmeler diliyorum” dedi.
‘BU FESTİVAL, BİR MARKA ARTIK’
Kültür Yolu Festivali’nin Çanakkale’de düzenlenmesinin bir şans olduğunu belirten Çanakkale Valisi Ömer Toraman, “Festival, aslında Çanakkale’nin sahip olduğu zenginliklerin, kültür ve sanat alanındaki potansiyelinin de bir göstergesi. Bu sene çeşitli etkinlikler yapılacak ve bu bir haftalık süre içerisinde eminim hem Çanakkale’de oturan hemşehrilerimiz hem de civar illerden gelecek olan misafirlerimizle güzel vakit geçirecek. Bu festival, bir marka artık. Bu markanın Çanakkale’de faaliyet yürütmesi de bizim için gurur verici. İnşallah aynı güzellikte devamı da gelir” dedi.
‘TÜRKİYE’NİN KALBİ ÇANAKKALE’DE ATIYOR’
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ise, “3’üncüsünü düzenlemiş olduğumuz Troya Kültür Yolu Festivali 9 gün boyunca Çanakkaleliler sanata, kültüre, müziğe ve tüm sanatsal etkinlikleri doyuyor. 3 yaşından 90 yaşına kadar herkesin kendisinden bir parça bulabildiği, mutlaka hoşuna giden bir faaliyetin olduğu 9 günlük bir serüven yaşıyoruz Çanakkale’de. Tabiri caizse aslında Türkiye’nin de kalbi Çanakkale’de atıyor. Basın desteğiyle yapılan faaliyetlerin büyüklüğüyle bütün Türkiye’nin gözü kulağı Çanakkale’de oluyor. Tam da festivalin amacına uygun bir durum. Çünkü Çanakkale’nin ölçeğine baktığımızda artık yavaş yavaş yazlık sezonu sona erip, daha üniversite öğrencilerimizin de gelmediği bu ara sezonda bütün Çanakkale dinamiklerine aslında büyük bir takviye oluyor. Dün arkadaşlarımızla yapmış olduğumuz sohbetlerde şehirdeki o kalabalığın, restoranlardaki kalabalığın ve otellerdeki yer kalmamış olmasının festivalin yapılış amacına uygun olduğunu düşünüyoruz. Çanakkalelileri bu festivalde mutlaka görmek istiyoruz. Sabahtan başlayan etkinlikler geceye kadar devam edecek” dedi. Konuşmaların ardından Bakan Yardımcısı Mumcu ve beraberindekilerin Çanakkale Savaşları’na ait fotoğraf ve arşiv belgelerin yer aldığı, ‘Anmak-Anlatmak Çanakkale 1915’ sergisini gezmesinin ardından program sona erdi. Troya Kültür Yolu Festivali kapsamında 50’den fazla noktada düzenlenecek 500 civarı etkinlikte, 1000’e yakın sanatçı halkla buluşacak.
Haber – Kamera: Nazif Cemhan ŞEN/ ÇANAKKALE,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı, Samsun Valiliği ile İŞKUR İl Müdürlüğü tarafından desteklenen Gezici Kütüphane, il merkezi ve köylerde hizmet veriyor.
En ücra mahallelere kadar giderek öğrencilere kitaplara erişim imkanı sağlayan Gezici Kütüphane ile Samsun’un Çarşamba ilçesi Ustacalı ve Kızılot mahalleleri ile Terme’nin Kumcağız Mahallesi’nde mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan ailelerin çocuklarına yönelik etkinlikler düzenlendi.
Kütüphane otobüsü ile çocuklar kitapla buluşturularak vakitlerini değerlendirmeleri ve gelişimlerine katkı verilmesi sağlanıyor.
Ayrıca akıl ve zeka oyunları oynama, boyama, çizgi film izleme gibi etkinliklerin yanı sıra otobüsün yanında oluşturulan alanda halat çekme, çuval yarışı, seksek gibi oyunlar oynanarak sosyal ve kültürel gelişimlerine katkıda bulunuluyor.
Gazi İl Halk Kütüphanesi Müdürü Mikdat Malat, AA muhabirine, Gezici Kütüphane ile mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarına yönelik sosyal ve kültürel faaliyetlerde bulunduklarını söyledi.
Çocukların sportif ve sosyal yeteneklerini geliştirmek, kütüphaneye farkındalıklarını artırmak amacıyla çeşitli aktiviteler sunduklarını belirten Malat, “Bundan sonra da mevsimlik tarım işçilerinin bulunduğu alanlarda kütüphane otobüsümüzle hizmet vermeye devam edeceğiz.” dedi.
İŞKUR Çarşamba Hizmet Merkezi Şube Müdürü Rıfat Yıldız da mevsimlik işçilerin bölgede bulunduğu dönemde boşta kalan çocuklara yönelik etkinlikler yaptıklarını, bu sayede çocukların eğitim ve sosyal anlamda eksiklerini bir nebze gidermeyi amaçladıklarını vurguladı.
Gezici Kütüphane’den yararlanan çocuklardan Yaren Karka ise oyunlar oynayıp kütüphane aracına girince kendisini mutlu hissettiğini, resim yaparken yeteneğinin geliştiğini, kitap okurken de okumasının hızlandığını fark ettiğini anlattı.
Rosidar Utaş da kitap okuyup resim yaptığını kaydetti.
Helin Yol, boyadığı resimlerin kendisini resim öğretmeni olma hayaline yönelttiğini dile getirerek, “Resimler çok güzeldi, inşallah resim öğretmeni olurum. Burayı çok sevdim.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Atatürk Üniversitesi Rektörlük makamında gerçekleşen bu anlamlı buluşma, Türkiye ve İran arasındaki dostane ilişkilerin eğitim ve kültürel iş birliği alanlarında daha da güçlendirilmesi için önemli bir adım olarak değerlendirildi.
Ziyaret sırasında Başkonsolos Ebrahimi, Prof. Dr. Hacımüftüoğlu’nu tebrik ederek, yeni görevinde başarılar diledi. Ebrahimi, İran ve Türkiye arasındaki tarihi ve kültürel bağların her iki ülkenin de akademik alanlarda yapacağı ortak çalışmalarla daha da pekişeceğine olan inancını dile getirdi. İki ülke arasındaki ilişkilerin her alanda güçlenmesi adına, başta eğitim, kültür ve bilimsel araştırmalar olmak üzere çeşitli projelerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Ebrahimi, Erzurum’da görev yaptığı süre boyunca bu tür iş birliklerine öncülük edeceklerini belirtti.
Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade ederek, Atatürk Üniversitesinin sadece ulusal değil, uluslararası alanda da önemli projelere imza attığını ve bu projelerin bölgesel kalkınmaya önemli katkılar sağladığını söyledi. Üniversitenin, uluslararası iş birlikleri kapsamında gerçekleştirdiği sosyal, kültürel ve bilimsel faaliyetlerin artarak devam edeceğini belirten Hacımüftüoğlu, İran üniversiteleri ile ortak yürütülecek projelerin iki ülke halkları arasındaki bağları daha da güçlendireceğini vurguladı.
Öğrenci ve akademisyen değişim programları gibi alanlarda yapılabilecek iş birliklerinin de gündeme geldiği görüşme, karşılıklı iyi dileklerin sunulmasının ardından sona erdi. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tekin, Gerede Esentepe Güreş Sahası’nda düzenlenen 4. Ramazan Dede Anma Etkinlikleri ve Gerede 73. Tarihi Esentepe Yağlı Güreşleri programına katıldı.
Başpehlivanlarla dev Türk bayrağını taşıyan ve fotoğraf çektiren Tekin, daha sonra başpehlivanların kura çekimini gerçekleştirdi.
Tekin, yaptığı konuşmada, bu geleneğe ve kültüre sahip çıkan Geredelilere teşekkür etti.
Bu geleneğin, Anadolu’da azalmaya başladığını dile getiren Tekin, “Aynı şey seyirci açısından da geçerli. Şimdi seyircilerimiz de azaldı. Ama ısrarla bu geleneklere sahip çıkmamız lazım. Biz sahip çıkacağız, güreşçi kardeşlerimiz sahip çıkacak ve bu gelenek devam edecek inşallah. Hep beraber bunlara sahip çıkmamız lazım.” ifadelerini kullandı.
“Bizi bir arada tutan değerler ilanihaye devam edecek”
Bakanlık olarak hedeflerine değinen Tekin, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Milli Eğitim Bakanlığı olarak görevimiz, çocuklarımıza, gençlerimize bu kültürü gelecek kuşaklara aksettirecek şekilde bir eğitim öğretim vermek. Sizi temin ediyorum, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile geleneklerimizin, kültürümüzün gelecek kuşaklara aktarılması için inanın yapılması gereken şeyleri yapıyoruz. Siz de destek verirseniz başarılı olacağız. Biz başarılı olursak, işte bu ilişkilerimiz, toplumsal yapımız, kültürümüz, geleneklerimiz bizi bir arada tutan değerler, ilanihaye devam edecek inşallah.”
Gerede’de planlanan eğitim yatırımlarından bahseden Tekin, 2024 ve 2025 yatırım programındaki çalışmalarla ilgili bilgi verdi.
Tekin, bu etkinlikleri devam ettiren Kaymakamlığa, Belediyeye, Valiliğe ve milletvekillerine teşekkür ederek, “Sporcularımız ve seyircilerimize teşekkür ediyorum. Onlar olmasa bu etkinliğin hiçbir anlamı yok.” dedi.
Konuşmasının ardından Bakan Tekin, “güreş ağası açık artırması”na katıldı. İş insanı Sadık Öner, açık artırmayla Güreş ağası oldu.
Etkinliğe, Bolu Valisi Erkan Kılıç, AK Parti Bolu MilletvekiliYüksel Coşkunyürek, MHP Bolu Milletvekili İsmail Akgül, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Gerede Belediye Başkanı Mustafa Allar, AK Parti İl Başkanı Suat Güner, MHP İl Başkanı Ayhan Çelikkol, vatandaşlar ve güreşçiler katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>” Mimar Sinan‘ın Esenler’e mührü” olarak nitelenen ve kaynaklara göre Süleymaniye su yolunun bir parçası olan Avas Su Kemeri, 1559 öncesinde tamamlandı.
Yılanlı Kemer, Kara Kemer gibi isimlerle de anılan ve tarihi haritalarda 12 kemerli çizilen yapı, Mimar Sinan’ın diğer su kemerleriyle benzerlikler taşıyor.
Osmanlı döneminde birkaç kez tamir geçiren ancak zamanla bakımsız bırakılan kemerin çevresinde 1970’lerden sonra birçok bina inşa edildi.
Esenler Belediyesi tarafından 2009’da restorasyon çalışmaları başlatılan kemer yeniden ihya edildi.
Bitişiğindeki ve çevresindeki 100 konut kaldırıldı
AA muhabirine tarihi su kemeri ve çevresine ilişkin hazırladıkları projeleri anlatan Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, geçmişte lojistik merkezi olarak kullanılan bölgenin Osmanlı döneminde önemli su yollarından biri haline geldiğini belirtti.
Göksu, 2009’da görevi devralmasıyla birlikte metruk halde bulunan kemerin restorasyon sürecini başlattıklarını anlatarak, “Çalışmalar sonunda kemeri ortaya çıkardık. Bu kemere bitişik ve etrafında olan 100 konut vardı. O binaları kaldırdık, hepsini Türkiye’nin en büyük kentsel dönüşüm alanına taşıttık ve orayı boşalttık. Şu anda oradan çıkan insanlar kendi güvenli konutlarında oturuyorlar.” diye konuştu.
Göksu, kemeri restore ettikten sonra tarihsel ve kültürel yapıyı göz önünde bulundurarak alanı değerlendirmek için harekete geçtiklerini ifade etti.
Projelerin onaylanmasının ardından çalışmalar başlayacak
Hazırladıkları projeleri Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna sunduklarını belirten Göksu, projelerin onaylanmasının ardından hemen çalışmalara başlayacaklarını söyledi.
Toplam proje alanının 50 bin metrekare olduğunu bildiren Göksu, kemer vadisinin müze, çocuk köyü, okuma alanı ve cami ile birlikte kültürel bir havza haline dönüşeceğini kaydetti.
Esenler’de suyun İstanbul’un değişik yerlerine hangi ölçekle verileceğini belirleyen su terazilerinin de bulunduğunu dile getiren Göksu, şu bilgileri verdi:
“Öncelikle burada bir su müzesi inşa edeceğiz. Müzenin yanı sıra çocuk köyü yapacağız. Su, çocuk, tarih, kültür buluşmasıyla hem su kemerinin bize kalan tarihi mirasını hatırlamak ve hatırlatmak hem de bu su ruhuna uygun projeyle burayı genişletiyoruz. Yani su kemeri su taşımıyor olsa da tarihi birikimi ile beraber kendi siluetini muhafaza etmiş olacak.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu yıl 12’ncisi düzenlenen ve festival bünyesine dahil edilen Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla Adana’da başladı.
“HEM KÜLTÜR HEM DE SANATIN DESTEKLENMESİNİ SAĞLIYOR”
Adana Müze Kompleksi’nde düzenlenen toplantıda konuşan Bakan Ersoy, 4 yıl önce başlatılan kültür yolculuğuna Anadolu’nun 7 farklı bölgesi ve 16 şehirde devam edildiğini belirterek, şunları söyledi:
“İnşallah, 2028’de 35 şehirde Kültür Yolu Festivali’ne dahil ettiğimiz yeni şehirlerle devam ediyor olacağız. Kültür Yolu Festivali, birçok farklı amaca hizmet ediyor.
Öncelikli olarak her yaş grubundan, her kesimden vatandaşımıza sanatın her türlüsünü etkin ve yoğun bir şekilde rahat erişimini sağlayacak şekilde organize ediyoruz.
Festivalin gerçekleştirildiği şehrin, başta Türkiye olmak üzere tüm dünyada derinliğini artırmak ve markalaşmasını sağlamak ise bir diğer hedefimiz.
Aynı zamanda hem kültür hem de sanatın desteklenmesini de sağlıyor, dolayısıyla sanatçılarımıza da destek olmuş oluyoruz. Mevcut devam eden festivallerle de etkileşim içinde olmaya özen gösteriyoruz ve onları da Kültür Yolu Festivali’nin bir parçası haline getiriyoruz.”
8 AY SÜREN FESTİVAL ZİNCİRİ
Bugün başlayan Kültür Yolu Festivali’nin, 8 ay boyunca festival zinciri oluşturacağını kaydeden Bakan Ersoy, “Portakal Çiçeği Karnavalı’nın yanı sıra diğer şehirlere baktığımızda Gaziantep’te Uluslararası Gastronomi Festivali, Konya’da Mistik Müzik Festivali, Nevşehir’de Kapadokya Balon Festivali’yle beraber festivallerimizi gerçekleştirmeye devam ediyoruz. Adana’nın önemi, festival zincirinin buradan başlıyor olması. Sonra Şanlıurfa, ardından Bursa ve Samsun’a oradan Trabzon, Van, Erzurum, Çanakkale, Ankara, Diyarbakır’da devam ettikten sonra Antalya’da son bulacak 8 aylık bir festival zincirinden bahsediyoruz. Burada önemli olan bu yıl festival bünyesine dahil ettiğimiz 4 yeni şehir, dikkat çekiyor” diye konuştu.

‘ADANA’DA 500’E YAKIN ETKİNLİK GERÇEKLEŞECEK’
Festival dahilinde Adana’da gerçekleştirilecek etkinliklere değinen Bakan Ersoy, sözlerine şöyle devam etti:
“Özellikle Merkez Park ve Atatürk Parkı’nda sahneler kurduk. Bu sahnelerimizde Türkiye’nin önemli sanatçıları konserler verecek. 30 noktada etkinlikler olacak ve yaklaşık 500’e yakın etkinlik gerçekleştirilecek. Bu kapsamda Adana’da bin sanatçı, Türkiye genelinde 40 bin sanatçı katılacak.
8 ayda 7 bine yakın etkinlik gerçekleşecek. Adana’da ayrıca 18 metre yüksekliğinde holofluks gösterisi olacak. Atatürk olmazsa olmazımız. Atatürk Kültür Yolu’nda bir dijital performansı da karnaval sırasında sanatseverlerle buluşturmayı planlıyoruz. 7’den 70’e her kesimden vatandaşımıza hitap eden birçok etkinlikle vatandaşlarımızı buluşturacağız.
Kültür Yolu Festivali 8 ay boyunca dünyada en uzun süreli, en fazla sanatçı ve katılımcısıyla bir marka haline geldi. Bu nedenle artık uluslararası kurum ve kuruluşlara daha fazla yer veriyoruz. Bundan sonrada bu şekilde devam edeceğiz. Hem katılan şehir sayısını hem de katılımcı sayısını artırmayı planlıyoruz.”
Bakan Ersoy, konuşmasının ardından basın mensuplarıyla festival kapsamında bir toplantı gerçekleştirdi.
]]>“5 TARİHİ YAPININ BAKIM VE ONARIMINI YAPTIK”
Terkos Kültür Evi’ne dönüştürdükleri alanın, teknolojik gelişimlerin hızlanmasıyla süreç içerisinde müze vasfına büründüğünü aktaran İmamoğlu, “Burada, tarihi bir mirasa sahip çıkıyoruz” diye konuştu. Terkos Kültür Evi bünyesinde müzeyle birlikte kültür alanları ve BELTUR Kafe gibi sosyal alanların bulunduğu bilgisini paylaşan İmamoğlu, “Burasının Arnavutköy, Çatalca bölgesine hitap etmesini arzu ediyorum. Ama ben eminim ki, bu alanı Tekin Aras Başkanımla birlikte, çok güzel buluşmalara, çok değerli kültürel buluşmalara, çok değerli sanatsal buluşmaları açacağız. Burada 5 tane tarihi yapının bakım ve onarımını yaptık. Ve yapımızın hizmete sunulmasıyla beraber, özellikle yeme-içme alanımızın ve buradaki çok kıymetli kültür alanımızın ilgi göreceğini biliyoruz” ifadelerini kullandı.
“YARADAN, GÖNLÜ GÜZEL VE İYİ İNSANLARIN DUASINI KABUL EDER”
“Bugün Ramazan’ın ilk günü” diyen İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
* “Ramazan ayında ben hep derim ki, ‘Ya Rabbi, bizi hep güzelliklerle buluştur. Bizi güzel insanlarımızın sağlıklı, mutlu, huzurlu olduğu günlerde bir araya getir. Yüzümüz hep güleç olsun. Birbirimize selam verelim. Birbirimize hoşgörümüz bol, önyargımız hiç olmasın. Birbirimizi sevelim, sayalım, yaygı duyalım. Birbirimizin iyiliği için mücadele edelim.’ Bu memleketin her insanı, bizim insanımız. Allah, bu memleketin her insanını iftiradan, yalandan, gıybetten korusun. Onun için ben diyorum; Yaradan, gönlü güzel ve iyi olan insanların duasını kabul eder. Bizim milletimiz, öyle bir millet. Bu güzel millet, şu anda İstanbul’da, Arnavutköy’de bir arada yaşıyor. Daha mutlu olacak. Çok güzel işler başaracağız. Size hak ettiğiniz ortamları oluşturacağız. Siz, buralarda huzurlu olacaksınız. Bizim inancımızın, bizim dinimizin bize bahşettiği güzel günlerde, güzel aylarda, Ramazan ayında da bir arada olacağız, milli bayramlarımızda da bir arada olacağız.
“CUMHURİYET, HER VATANDAŞI EŞİTLER”
* Cennet vatanımızın bir karış toprağına sıkıntı gelemez, getirmeyiz. Bir vatandaşımızı bile geride bırakmayız, bırakamayız. Hepsi bizim. Bu vatanın her parçası bizim. Cumhuriyet nedir biliyor musunuz? Cumhuriyet, her vatandaşı eşitler. Şu gördüğünüz İstanbul’a belediye başkanı seçtiğiniz kardeşinizin, hemşehrinizin hakkıyla, hukukuyla; Tekin Aras’ın hakkı, hukuku eşittir. Sizlerin herhangi birisiyle benim hakkım, hukukum eşittir. Hiç kimse bir milim fazla, bir milim az değildir. Onun için biz, eşitlik hukuku içerisinde insanlarımızın hakkını, hukukunu koruyan bir düzeni şehirlerimizde var edeceğiz. Güzel, liyakatli insanları yönetici seçeceğiz. Ahlaklı ve erdemli bir dönemi İstanbul’un her yerinde harekete geçireceğiz göreceksiniz. Ne kazanacak? Sevgi kazanacak, sevgi. Ne kazanacak? Arnavutköy’de Tekin Aras kazanacak. Ona göre hemşehrilerimizden destek istiyoruz.
“BİRLİKTE ÜRETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
* Burada hemen yanı başındayız. Çatalca’da da -televizyon programı vardı yetişemedi- Erhan Güzel kardeşimi unutmayın. O da güzel bir kardeşimiz. İki genç arkadaşımız, Tekin Aras ve Erhan Güzel, iki ilçede gençliğiyle, enerjisiyle, iyi niyetiyle, kalbiyle, çalışkanlığıyla iki ilçeyi omuz omuza, İstanbul’un en yaşanılır ilçesi haline getirecek. Bu kardeşiniz de onlara ağabeylik yapacak. Birlikte, ortak akılla, çok başarılı olacağız. Size söz veriyoruz. Şafak Bey, Suat Bey ve diğer arkadaşlarımızın özenli çalışmaları, bize bugünü kazandırdı. Elbette bu süreçte hep birlikte üretmeye devam edeceğiz. Biz, gündüzleri temellerimizi sığdıramadığımız için gece de zamanınızı alıyoruz; kusurumuza bakmayın. Gece, gündüz çalışmaya devam edeceğiz.”
]]>