Kuş – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Wed, 05 Jun 2024 21:21:59 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Afrika’dan gelen göçmen kuşlar kene taşıyor https://www.foxhaber.com.tr/afrikadan-gelen-gocmen-kuslar-kene-tasiyor/ https://www.foxhaber.com.tr/afrikadan-gelen-gocmen-kuslar-kene-tasiyor/#respond Wed, 05 Jun 2024 21:21:59 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7970 Uzman veteriner hekim ve kuş gözlemcisi Gökçe Coşkun, Afrika’dan göç eden doğu cılıbıtı kuşunda kene tespit edildiğini söyledi. Coşkun, “Doğu cılıbıtı, Güney Afrika’dan Hazar Denizi’ne, hatta Finlandiya’ya kadar görülebiliyor. Göç ederken üzerindeki bu kene de onunla göç ediyor” dedi.

Havanın ısınmaya başlamasıyla birlikte kene vakaları da görülmeye başlandı. Erzurum’da kısa süre önce bir kişi, bu nedenle hayatını kaybetti. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) sebepli ölüm sonrasında özellikle kırsal alanlarda kene korkusu arttı.

YAZA GİRERKEN KENE UYARILARI

Uzman veteriner hekim ve Antalya Kuş Gözlem Topluluğu’ndan kuş gözlemcisi Gökçe Coşkun, yoğun şekilde kene görülmeye başlandığına dikkati çekerek, uyarılarda bulundu. Doğada dolaşırken, özellikle doğa fotoğrafçılarının uzun pantolon giyip, çoraplarını üzerine çekmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Gökçe Coşkun, şu uyarılarda bulundu: 

– Islak çayırlık alanlarda dolaşırken dikkat edin. Küçükbaş hayvanların dolaştığı alanlarda daha fazla kene görülebilir. Doğa gezisi sonrasında eve gelir gelmez vücudunuzu kontrol edin. Kasık bölgesi, saç dipleri özellikle önemli. Kene tutunduysa çıkartırken dikkatli olun.

– Kafa bölgesini tutup çıkartmanız önemli. Kene tutunması sonrası mide bulantısı, baş dönmesi ve ateş yükselmesi belirtileri olursa hemen sağlık kuruluşuna başvurun. Köpek ve kedileriniz varsa mutlaka dış parazit tedavilerini ve koruyucu tasma önlemlerini yaptırın. Kedi ve köpeklerde dış parazit ilaçları kenenin gelmesini değil, üzerinde kan emmeye başladığı an ölmesini sağlar.

GÖÇ EDEN KUŞTA TESPİT EDİLDİ 

Diğer yandan, kuş gözlemcisi Emin Yoğurtçuoğlu tarafından Hatay’ın Samandağ ilçesindeki Milleyha Kuş Cenneti’nde önceki gün görüntülenen nadir türlerden doğu cılıbıtında kene tespit edildi.

Güney Afrika göçmeni kuş fotoğrafını inceleyen uzman veteriner hekim Coşkun, iki tarafta da gaga ile gözü arasındaki iki ayrı keneye dikkati çekerek şunları söyledi:

– Doğu cılıbıtı, Güney Afrika’dan Hazar Denizi’ne ve hatta Finlandiya’ya kadar görülebiliyor. Göç ederken üzerindeki bu kene de onunla göç ediyor. Harita doğu cılıbıtının görülen yerleri. Göç kuzeye doğru ve bu kene güneyden gelmiş olmalı. Afrika veya Arap yarımadası olası noktalar. Yaz aylarının gelmesiyle beraber kene popülasyonu oldukça artmasının önemli bir nedeni de kuş göç yoğunluğu. Farklı kıtalardan çok sayıda kuşun keneyle beraber ülkemize girdiğini görebiliyoruz.

– En son ülkemizde nadir olarak görülebilen doğu cılıbıtının üzerinde bile iki keneyle karşılaştık. Bu da farklı kıtalardaki çeşitli hastalıkların kene aracılığıyla ülkemize girmesine neden olabilir. Keneler birçok ölümcül hastalığın taşıyıcısı olabiliyor. KKKA, Lyme hastalığı, Q ateşi, kene kaynaklı ensefalit, Akdeniz benekli ateşi, monositik erlihyoz, granülositik erlihyoz, babezyoz gibi hastalık türlerine sebebiyet verebiliyor. Eğer bu kene köpeğiniz veya sizi ısırdığında bu tür bir tehlikeyle karşılaşabilirsiniz. Onun için siz ve köpeğinizi özellikle kontrol etmelisiniz.

Kuş gözlemcisi Gökçe Coşkun

KENEYİ DOĞRU ÇIKARTMAK HAYATİ 

Coşkun ayrıca piknik, doğa yürüyüşü gibi etkinlikler sonrasında insanlar için mutlaka saç ve kasık bölgeleri, evcil hayvanlar için de pati, kulak araları, kulak içi ve dışı ile burun bölgelerinin en sık kene yapışan bölgeler olduğu ve iyi kontrol edilmesi gerektiğini vurguladı.

Kene yapışmış ve nasıl çıkarılacağı bilinmiyorsa dokunulmamasını da söyleyen Coşkun “Bunu yapmayın. Köpeğinizi veteriner hekime götürün, kendinize yapışmış ise de bir sağlık kuruluşuna müracaat etmeniz önemli. Çünkü kafa bölgesinin doğru şekilde çıkarılması önem arz ediyor” diye konuştu. (DHA)

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/afrikadan-gelen-gocmen-kuslar-kene-tasiyor/feed/ 0
ABD’de kuş gribi krizi: Türk bilim insanları durumu mercek altına aldı https://www.foxhaber.com.tr/abdde-kus-gribi-krizi-turk-bilim-insanlari-durumu-mercek-altina-aldi/ https://www.foxhaber.com.tr/abdde-kus-gribi-krizi-turk-bilim-insanlari-durumu-mercek-altina-aldi/#respond Mon, 20 May 2024 21:24:37 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7508 ABD Sağlık Bakanlığı bünyesindeki ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri’nin (CDC) kamuoyunu uyarı ve bilgilendirme platformu (Health Alert Network) HAN’da, “Highly Pathogenic Avian Influenza A” (Yüksek Patojenik Influenza A) H5N1 kuş gribi ile ilgili bir uyarı metni yayınlandı.

“Highly Pathogenic Avian Influenza A(H5N1) Virus: Identification of Human Infection and Recommendations for Investigations and Response” başlığıyla yayınlanan metinde, ABD’deki çeşitli eyaletlerde görülen ve tavukçuluk tesisleri, sığır çiftlikleri ve mandıralarda da yayıldığı belirtilen yeni H5N1 virüsüne dair uyarı ve bilgilendirmeler yapıldı. 

Virüsün ilk belirlemelere göre Teksas, Kansas, Idaho, New Mexico ve Michigan olmak üzere 5 eyalette; tavuklarda, göçmen kuşlarda; farklı bölgelerdeki sığırlarda ve Teksas’ta bir süt üretim tesisinin çalışanında görüldüğü, bu kişinin konjonktivit benzeri, hafif belirtiler gösterdiği ve enfekte olmuş sığırlarla da yakın temaslı olduğu aktarıldı.

Testi pozitif çıkan bu kişinin tedavi süresince evinde istirahat ettiği, hastanede tedavi görecek bir durumunun olmadığı aktarıldı.

Süt üretim tesisinde çalışan bu kişi sebebiyle ‘sığırdan insana bulaşma’ ihtimalinin üzerinde durulduğu ve konunun bilim insanları tarafından da araştırıldığı öğrenildi.

“SIĞIRLARDA GÖRÜLMESİ BEKLENMEDİK”

Konuyu, Prof.Dr. Aysun Yılmaz ve Arş.Gör.Özge Aydın’la birlikte ekipçe ABD’deki meslektaşları ile de iletişim kurarak incelediklerini belirten İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Viroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, durumla ilgili bilgi verdi. 

Virüsün, sığırlarda görülmesinin beklenmedik bir olay olduğunu aktaran Yılmaz, ölümcül vakaya dair bir veri bulunmadığını belirtirken, virüsün mutasyona devam etmesi durumunda çeşitli riskler oluşturabileceği uyarısında da bulundu. Yılmaz henüz sığırdan insana bulaşma noktasında kesinleşmiş bir veri olmadığını da ifade ederek bu konudaki araştırmaların sürdüğünü belirtti. ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı ve ABD Tarım Bakanlığı’nın konuyla ilgili araştırma ve çalışmalarının devam ettiği, altıncı bir eyalette daha virüsün varlığı ihtimali üzerinde durduğu öğrenildi.

“ABD TARIM VE SAĞLIK KURULUŞLARINDAN GIDA GÜVENLİĞİ UYARISI”

Öte yandan, ABD Tarım Bakanlığı ise pastörize edilmemiş çiğ süte yönelik uyarılarda bulundu. USDA’ya bağlı bir kuruluşun yayınladığı metinde pastörize edilmemiş, çiğ süt ürünlerine karşı dikkatli olunması uyarısında bulunulurken, Amerika Birleşik Devletleri Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) ise sektöre uyarıda bulundu.

O uyarıda “HPAI’nın çiğ sütte bulaşmasına ilişkin mevcut bilgilerin sınırlı olması nedeniyle FDA, endüstrinin çiğ süt veya kuş gribiyle enfekte olanlar da dahil olmak üzere hastalık belirtileri gösteren ineklerin sütünden yapılan çiğ/pastörize edilmemiş süt peynir ürünleri üretmemesini veya satmamasını önermektedir.” ifadeleri yer aldı.

“ŞU ANDA SIĞIRLARA BULAŞABİLİYOR”

Hüseyin Yılmaz, “Öncelikle bu virüs, kuş kökenli, kuş gribi virüsü h5n1, daha önce kuşlarda dolaşan bir virüs ancak mutasyona uğrayan bir virüs ve tip olarak 2344B virüsü oluyor. Bu virüs aslında bizim İngiltere’de yaptığımız çalışmalara ve sonuçlara göre insana adapte olması zor bir virüstü. Ancak son 2-3 ayda vahşi hayvanları enfekte ettiği görüldü, tek tük insanları enfekte ettiği görüldü. Şu anda sığırda görülmesi çok beklediğimiz bir olay değildi. Şu anda sığırlara bulaşabiliyor. Bu bulaşma kaynağının yemlerden ve sulardan olduğu yönünde bazı veriler var.ö dedi.

“HENÜZ SIĞIRDAN SIĞIRA BULAŞTIĞI YÖNÜNDE BİR VERİ YOK”

Yılmaz, “Bir başka ve önemli bir nokta, sığırdan sığıra bulaşma. Sığırlar biliyorsunuz bir yerde bulunduruluyor çiftliklerde. Henüz sığırdan sığıra bulaştığı yönünde bir veri yok. Bu çalışmalar devam ediyor. Yem ve su kaynaklı olduğu; bunun nasıl olduğunu geriye doğru incelersek, kuşlar dışkılarını yem ve sulara bırakıyorlar” diye konuştu.

“SIĞIRDAN İNSANA BULAŞMAYI KONUŞMAK İÇİN ERKEN”

Yılmaz, “Eğer bu kontamine-bulaşık su ve yemler hayvanlar tarafından tüketilirse, sığırlar tarafından, sığırlara bulaşabiliyor. O nedenle henüz şuan sığırdan sığıra bulaşma için konuşmak içi erken, sığırdan insana konuşmak için de erken. Bir çiftlikte bir insan vakası görüldü. Bu da konjonktivit tarzda, gözde bazı bozukluklar, hafif solunum yolu bozuklukları bulunmuş. Ancak, ölümcül bir hastalığa neden olan bir şekli henüz bildirilmiş değil” ifadelerini kullandı.

Hüseyin Yılmaz, “Risk var ama yüksek değil, düşük durumda şuanda. Eğer bu virüs mutasyona devam eder, sığırdan sığıra bulaşırsa, sığırdan insana gelir hale gelirse mutasyonla; o zaman bir epidemi, yani salgın tarzında bir durum yaşanabilir. Zaten biraz önce söylediğim gibi, kuşlarda ve vahşi hayvanlarda var bu virüs. Bir risk oluşturabilir” şeklinde konuştu.

“H5N1 2005 YILINDA ÜLKEMİZDE 18 KİŞİNİN ÖLÜMÜNE NEDEN OLDU”

Yılmaz, “Mevcut virüs, bu virüs öncelikle 2-3 yıldır dolaşıyor kuşlarda ve ciddi kuş ölümlerine neden oluyor. Ancak, söylediğim gibi insanlarda henüz ölümcül hastalıklara neden olduğu bir vaka bildirilmedi. 2005 yılında aslında H5N1 tipi insanlarda ülkemizde 18 kişinin ölümüne neden oldu. O zamanlar, ki Balıkesir’de bir ihndi çiftliğinden köken almıştı. Burada dikkat etmemiz gereken bir nokta var virüsün izlenmesi. Hem vahşi yaşam, hem evcil kanatlılarda, tavuklarda hem de eğer sığırdan sığıra bulaşmalar olursa ileride hem de sığırların bu virüs yönünden takip edilmesi ve gereken önlemlerin alınması lazım. Biz göçmen kuşları zaman zaman izliyoruz bu virüs yönünden. Henüz bu yeni virüsle ilgili bir verimiz yok, ilerideki çalışmalar gösterebilir. Göçmen kuşlarda var ama bu virüs, göçmen kuşları sınırlayamazsınız. Sonuçta onlar bu virüsü alıyorlar bir ülkeden başka bir ülkeye göçüyorlar. Oraya dışkılıyor, suları kirletip kontamine ediyor, yemler kontamine olabiliyor. Dolayısıyla bu suları içen, yemleri yiyen hayvanlar alabiliyor. Keza solunum yoluyla da birbirleriyle yakın temasla da virüs alabilirler” dedi.

“VİRÜS DEĞİŞTİ SIĞIRLARA GEÇTİ 5 EYALETTE SAPTANMIŞ DURUMDA”

Yılmaz, “Şu anda 5 eyalette var, bazı çiftliklerde görülmüş durumda sığırlarda üst solunum yolu enfeksiyonu ile seyrediyor. Henüz sığırlarda ciddi bir ölüm tarzında, ciddi salgın tarzında yaşanan bir olay değil. Biraz önce söylediğim gibi Aysun Yılmaz Hoca da TÜBİTAK’tan burs alarak bu virüsle ilgili çalışmaya gitti, kendim de bulundum. Oradaki çalışmalarımız, zoonotik yani hayvandan insana bulaşır tarzda bir veri yoktu, virüs değişti, sığırlara geçti ve Amerika’da 5 eyalette şu anda sığırlarda saptanmış durumda. Önemli olan, virüsün daha çok mutasyona uğrayıp insana da çabuk bulaşabilir hale gelmemesi” ifadelerini kullandı.

“ŞU ANDA RİSK DÜŞÜK”

Hüseyin Yılmaz, “Bütün virüslerde, daha önceki Sars-Cov2 ‘de de söylediğimiz gibi yakın temastan kaçınacaksınız, el hijyenine dikkat edeceksiniz o kadar. Şu anda risk gerçekten düşük, bilgiler ulaşabildiğimiz kadarıyla henüz olgunlaşmış değil. İnsana bu virüs bulaşır, öldürür diyebilecek durumda değiliz. Evet, tek tük vakalar var ama beklemekten başka çare yok. Biz önlemlerimizi alacağız, virüsü biz araştırıcılar olarak izleyeceğiz, ilgili kuruluşların da bizi projelerle desteklemesine yarar var bu konuda” dedi.

“GELECEĞİN PANDEMİSİNİN KUŞ GRİBİNDEN OLACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM”

Yılmaz, “Şu an korkuya gerek yok. Benim hep söylediğim; geleceğin pandemisinin, influenza’dan, kuş gribinden olacağını düşünüyorum. Dolayısıyla hem yetkililerin, hem bizlerin uyanık olup, bunlara hazırlık yapmamız gerekiyor. Bizlerin görevi araştırmak, devletimizin ve hem yerel hem merkezi yönetimlerin görevi de bu konuda erken davranmak. Erken tanı sistemleri, erken uyarı sistemlerinin geliştirilip ki zaten var bu tanı sistemleri, ilk çıktığı zaman orada bu virüsün, salgının söndürülmesi gerekiyor. Dileriz, bir salgın yaşamayız” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/abdde-kus-gribi-krizi-turk-bilim-insanlari-durumu-mercek-altina-aldi/feed/ 0
Nesli tehlikedeki tepeli pelikan yavrularının gizemli yaşamı https://www.foxhaber.com.tr/nesli-tehlikedeki-tepeli-pelikan-yavrularinin-gizemli-yasami/ https://www.foxhaber.com.tr/nesli-tehlikedeki-tepeli-pelikan-yavrularinin-gizemli-yasami/#respond Mon, 20 May 2024 21:03:39 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7498 Bandırma’da 24 bin hektar alana sahip olan, 1994 yılında Ramsar Sözleşmesi’ne dahil edilen ve 1’inci derece doğal sit alanı olarak ilan edilen, Türkiye’nin en büyük 4’üncü milli parkı Manyas Kuş Cenneti, her yıl 266 türden 3 milyon göçmen kuşa ev sahipliği yapıyor.

1975’te Avrupa Konseyi tarafından en iyi korunan doğal parklara verilen, Avrupa Birliği A Sınıfı diploma ile ödüllendirilen Manyas Kuş Cenneti Milli Parkı, ayrıca 419 bitki ve 34 balık türüne de ev sahipliği yapıyor.

Manyas Kuş Cenneti, başta Afrika olmak üzere Güney Asya ülkelerinden bölgeye gelen göçmen kuşların yanı sıra tepeli pelikan, karabatak, kaşıkçı, çeltikçi, küçük balaban, gece balıkçısı, tepeli dalgıç, sakar meke, su tavuğu, yaban ördeği, alaca balıkçıl, erguvani balıkçıl ve saz bülbülü gibi türleri ağırlıyor.

58 YAPAY YUVA, 8 GÜVENLİK KAMERASIYLA İZLENİYOR

Kuş Cenneti’ne şubat ve mart aylarında Afrika olmak üzere, Güney Asya ülkelerinden bölgeye gelen göçmen kuşlar kuluçkaya yatarken, Yunanistan ve Romanya’dan bölgeye göç eden ve Dünya Doğa Koruma Birliğince (IUCN) ‘Soyu kritik seviyede azalan türler’ arasında gösterilen tepeli pelikanlar, görevliler tarafından gölün üzerine yapılan 58 ahşap yapay yuvada kuluçkaya yattı.

30 günlük kuluçka süresini tamamlayan tepeli pelikan yavruları nisan ayı itibarıyla yumurtadan çıkmaya başladı.

Doğa Koruma ve Milli Parklar görevlileri, yuvaların bulunduğu bölgeye yerleştirilen 8 güvenlik kamerasıyla, başta tepeli pelikan yavruları olmak üzere, bölgede bulunan kuşların sağlık durumunu, 7 gün 24 saat anbean takip ediyor.  

TÜRKİYE’DE ÜREYEN POPÜLASYON 500 ÇİFT

Kuzey yarım kürede batıda Karadağ ve Arnavutluk, doğuda Çin ve Rusya’nın Omsk bölgesine, güneyde ise Hindistan’ın Bombay şehrine kadar olan bölgede yaşayan tepeli pelikanların, tüm dünyadaki toplam üreyen çift sayısının yaklaşık 5 bin olduğu tahmin ediliyor.

İzmir Gediz Deltası,  Aydın Büyük Menderes Deltası, Balıkesir Manyas Kuş Cenneti Gölü ve Ardahan Aktaş Gölü’nde, ayrıca düzensiz olarak Denizli Işıklı Gölü’nde üreyen tepeli pelikanların, Türkiye’de üreyen popülasyon sayısının ise yaklaşık 500 çifte yükseldiği gözlemlendi.

YAPAY ÜREME PLATFORMLARIYLA ÜREME BAŞARISI ARTACAK

Tepeli pelikanın varlığını koruyabilmesi, neslinin devamını sağlayabilmesi amacıyla, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) ile Ege Üniversitesi arasında 2015 yılında imzalanan protokolün ardından, 2018 yılında da Tür Eylem Planı hazırlandı.

Eylem planı kapsamında tepeli pelikanların ürediği Manyas Gölü, Gediz Deltası ve Büyük Menderes Deltası’nda, verici takılarak pelikanların hareketleri takip edilirken, üreme alanlarına yerleştirilen yapay üreme platformlarıyla da yuva yeri kayıplarının azaltılması ve türün üreme başarısının artırılması hedefleniyor.

‘BURAYI ZİYARET EDENLER ÇOK İLGİNÇ MANZARALAR GÖREBİLİRLER’

Çok sayıda ziyaretçi ağırlayan Manyas Kuş Cenneti, yumurtalarından yeni çıkan kuşları görmek isteyenlerin de uğrak noktası oluyor.

Çocukluğundan beri sık sık geldiği Manyas Kuş Cenneti’ni, yavrulama dönemi olduğu için özellikle ziyaret ettiğini belirten İhsan Parmaksız, “Mevsimin durumuna göre ara sıra Manyas Kuş Cenneti’ni ziyaret ediyoruz. Şu an kuluçka dönemi olduğu için ilgimizi çekti, geldik dolaştık ve birçok kuş çeşidini gördük.

Kuşların yavrulama dönemi devam ediyor, biz de onları seyrettik. Manyas Kuş Cenneti’nin açılışından bu yana fırsat buldukça geliyorum, etrafımdaki insanlara burayı anlatıyorum. Yavrulama dönemi çok önemli.

Şu an buradaki bütün kuş çeşitlerinin yavrulama ve yavrularını büyütme dönemi. Burayı ziyaret edenler çok ilginç manzaralar görebilirler. Sonbaharda buraya flamingolar gelir, onları da görmek güzel. Kaşıkçı kuşları da buraya özgü bir türdür” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/nesli-tehlikedeki-tepeli-pelikan-yavrularinin-gizemli-yasami/feed/ 0
Evine minyatür mahalle kurdu https://www.foxhaber.com.tr/evine-minyatur-mahalle-kurdu/ https://www.foxhaber.com.tr/evine-minyatur-mahalle-kurdu/#respond Mon, 06 May 2024 21:45:44 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7015 Çayırova’da toptancılık yapan esnaf İsmail Kuş, yaklaşık 4 yıl önce dükkanına gelen bir arkadaşı yaptığı minyatür ev için kendisinden çöp şiş isteyince kendisi de denemeye karar verdi.

İlk başta küçük, tek katlı köy evi, park, cami gibi minyatür yapılar yapan Kuş, daha sonra ara verdi. Yaptıklarının gerçeğiyle birebir olmasını isteyen İsmail Kuş, bina ve dükkan gibi yapıların her detayını incelemeye başladı.

Bir manavdaki masanın üstünde bulunan yazar kasadan Türkiye haritasına, bir tuvaletteki pisuvarların konumundan dağılmış çöp kutusuna, oto tamirci dükkanındaki takvimden dükkan önünde bulunan tavla gibi en ince detayları da minyatürlerde işlemeye başladı. Kuş, binalardaki antenin konumundan dışındaki çöpe, binalara yazılan yazılardan trafonun üzerine yapıştırılmış ve yarısı yırtılmış broşürlere kadar hiçbir ayrıntıyı da atlamadı. Kuş yaptığı bir minyatürün ortalama 3-4 ay kadar sürdüğünü söyledi.

Evinde 18 minyatür bulunan İsmail Kuş, diorama sanatı ile nasıl başladığını anlattı. Kuş, “Dükkanıma bir gün arkadaşım gelmişti. Aslında bütün hikayem bir çöp şişle başladı. Arkadaşım ‘Çöp şiş istiyorum’ dedi. Ne yapacağını sordum. ‘Bir köy evi yaptım; ona tırmık yapacağım’ dedi. ‘Ben de böyle bir köy evi yapabilir miyim’ diye o gün işe başladım. İşte bütün hikayem o zaman başladı. İlk maketimi yaptım; takribi olarak bir 10-15 gün kadar sürdü. Küçüktü, bir katlı bir köy evi yaptım. Sonra ‘Ben bunun yanına başka bir şeyler de yapmam lazım’ dedim. Bir bakkal, nalbur, köy okulu, park, cami yaptım ama yaptıklarımı hep böyle kısa sürede yapıyordum. 10-15 günde bitiriyordum. Yaptıklarım çizgi film animasyonları gibiydi ama güzel tatlı şeylerdi. Ben de bir durgunluk oldu; biraz ara verdim. Daha sonra ‘Bunların gerçeklerini yapmam lazım’ dedim. ‘Animasyon değil de gerçek görüntüyü yakalamam lazım’ dedim. Çünkü evim küçüktü, yer lazımdı” ifadelerini kullandı.

Minyatürlerin gerçeğini aratmaması için binalardan, dükkanlardan yola çıktığını belirten İsmail Kuş, “Mesela bir marangoz yapıyorum diyelim, mahallemizde bulunan bir marangoza gidiyorum. Onda hangi makineler kullanılıyor, hangi aletler kullanıyor onlara bakıyorum. Olmazsa hangi makineler kullanılıyor diye internetten yardım alıyorum. İlk önce iç detayını bitiriyorum; daha sonra da haritalar uygulaması üzerinden Türkiye’nin herhangi bir iline, herhangi bir ilçesine, sokaklarına iniyorum. Orada beğendiğim evleri yapmaya başlıyorum. Bu şekilde ilerliyor süreç” dedi.

‘DİORAMA YAŞANMIŞLIKLARI ELE ALIYOR

4 yıldır minyatür yapılan yaptığını söyleyen Kuş, “Benim yaptığım minyatür diorama. Diorama büyük de olabilir, küçük de olabilir. Ben bunun minyatürünü yapıyorum. Diorama yaşanmışlıkları ele alıyor. Mesela bir yapıt için süreç 3-4 ay kadar sürüyor. O yapıtı yaparken bu yapıtla ilgili veyahut da o işle ilgili, veyahut da o mahalleyle, sokakla ilgili hangi anılarımız var? Bunları yansıtmaya çalışıyorum” diye konuştu.

‘SATIŞINI YAPMIYORUM, SİPARİŞ ALMIYORUM’

Minyatürleri ticari kaygı olmadan yaptığını vurgulayan Kuş, “Ben buna bir sanat olarak bakıyorum. Ticari bir faaliyet olarak bakmıyorum. Atölyemin kapısını açınca bir sanat odasına girmiş gibi oluyorum. Eğer ben bunu ticari bir kaygıyla yaparsam bu sefer bir baskı oluşacak hem de kısa yollu yapacağım. Mesela günümüzde 3D yazıcılardan çıkartıyorlar. Özellikle Avrupa’da bu işi yapan sanatçılar var. 3D yazıcılardan bu işi yaptıkları için bu sefer ticaret işin içine girerse ben de kopup da böyle hazır yapar mıyım diye düşünüyorum. O yüzden ticari olarak satışını yapmıyorum, sipariş almıyorum” dedi.

‘AMACIM İLERİDE MÜZE OLUŞTURMAK’

Amacının yaptıkları minyatürleri müzede sergilemek olduğunu belirten Kuş, “Bunları yapan Türkiye’de çok az bulunuyor. Benim bir amacım var. Zaten o amaçla ilerliyorum. Hem bu kişilerin yaptıklarını alarak hem de kendi yaptıklarımla ileride bunun bir müzesini oluşturma amacım var. Ailem bana her zaman destek oluyor fakat sadece ben yapıyorum bu işi. İnsanlar ‘Nasıl yapılıyor, öğretir misiniz’ diyorlar ama mesela benim çocuklarım hiç bununla ilgilenmiyorlar. Demek ki bu insanın içinden olacak bir şey” diye konuştu.

‘YENİ EVLERDE, YENİ SEMTLERDE BİR HİKAYE OLMUYOR’

Minyatürlere yapılan geri dönüşlerle de ilgili konuşan Kuş, “Sosyal medyadan çok güzel tepkiler var. Bazen mesela şöyle de tepkiler geliyor, ‘Niçin böyle eski evler yapılıyor, niçin daha lüks, daha güzel şeyler yapmıyorsunuz’ diye. Dediğim gibi diorama yaşanmışlıkları anlatıyor. Mesela yeni evlerde, yeni semtlerde bir hikaye olmuyor. Komşu komşusunu bile tanımıyor. Maalesef araba park sorunundan başka bir sorun olmuyor ama bu eski mahallelerimizde, eski şehirlerimizde her türlü yaşanmışlıkları ben bu yaptığım sanatla anlatmaya çalışıyorum” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/evine-minyatur-mahalle-kurdu/feed/ 0
Uzmanı uyardı: Meydanlardaki gizli tehlike! https://www.foxhaber.com.tr/uzmani-uyardi-meydanlardaki-gizli-tehlike/ https://www.foxhaber.com.tr/uzmani-uyardi-meydanlardaki-gizli-tehlike/#respond Thu, 18 Jan 2024 21:18:35 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2361 Son yıllarda güvercin ve kumruların insanlar tarafından yemle beslendiği tarihi meydanlar ile turistik yerlerin sayısında artış oldu.

Bu bölgelerde, alanı gezenlerin ilgisini çekmek, insanların hayvan sevgisi ya da keyifli vakit geçirmesi için beslenen güvercin ve kumruların popülasyonunda artış gözlendi.

Uzman veteriner ve kuş gözlemcisi Gökçe Coşkun, aşırı beslemenin güvercin ve kumru popülasyonunda doğal olmayan büyümeye neden olduğunu belirtti.

Coşkun, belli alanda beslenen güvercin ile kumru gruplarının kuş gribi, Newcastle (yalancı veba) gibi bulaşıcı hastalıkları birbirine bulaştırıp, yayılıma neden olabileceğini söyledi.

KUŞ GRİBİ, SALMONELLA, NEWCASTLE HASTALIĞI RİSKİ

Avrupa ülkelerinde şehirde güvercin ve kumru beslemenin yasaklandığını kaydeden Coşkun, “Güvercinler arasında viral hastalığın yayılmasını engellemek için yasaklandı. Ülkemizde buna dikkat etmiyoruz. Bu kuşları beslemek iyi niyetli davranış gibi gözükse de kuşları bir araya getirmek, aynı noktada beslemek çeşitli viral enfeksiyona neden oluyor. Bir meydanda, bölgede kuşları denetimsiz beslediğiniz zaman kuşlar bir araya gelmeyecekleri halde, o alanda bir arada oluyor. Aynı noktada su içip yemleniyor. Barındırdığı kuş gribi, salmonella, Newcastle gibi hastalıkları birbirine bulaştırabiliyor. Böylelikle hastalık yayılıyor” diye konuştu.

KONTROLSÜZ BESLEME POPÜLASYONU ARTIRIYOR

Kumru ve güvercinlerin insan tarafından kontrolsüz beslenmemesinin ekolojiye zararına değinen Coşkun, “Kontrolsüzce besleme, bu türlerin popülasyonunun aşırı çoğalmasına neden oluyor. Popülasyonun giderek artması bazı dengelerin bozulmasına, kuş türlerinin üzerinde habitat baskısına neden olur. Kontrolsüzlüğü önlemek için kuşların insanlar tarafından belirli noktalarda beslenmemesi gerekiyor. Kuşları beslemek güzel bir davranış gibi görülebilir ama bu kuşlar için ilerleyen dönemde dezavantaj oluyor” dedi.

Gökçe Coşkun

“İNSANA BULAŞ İHTİMALİ ÇOK DÜŞÜK”

Güvercin ve kumrulardaki kuş gribinin insana bulaş ihtimalinin çok düşük olduğunu vurgulayan Coşkun, şunları söyledi:

-Yüksek patojenik kuş gribi insana geçtiği zaman çeşitli enfeksiyon ve klinik belirtiler gösterdiğini biliyoruz. Bu çok yakın temasla oluşuyor. Kuşlar arasında bu yayılım çok hızlı meydana gelmekte.

-Özellikle Kanada’da uzun göç eden kuşların son uğrak noktaları olan Avrupa’nın kuzeyindeki ülkelerde, kuş gribi sulak alanlar için büyük problem oluşturmakta. Kuşlar yaşamlarını kaybedebiliyor.

-Ülkemizde de bu tür risk var. Bu tür vakalar gözlemlenmekte. Şehir merkezine gelen kumru ve güvercin gibi insanla temas halinde olan ve insan tarafından beslendiği zaman popülasyonunun artması viral, bakteriyel enfeksiyonların kuşlar arasında hızla yayılmasına sebebiyet verecektir.

-Bu göç eden diğer türlere bulaş riskini artırıp, ekosistemde belirli hastalıkların artmasına, popülasyonunun kırılmasına neden olabilir.

-Evde beslenen muhabbet kuşu, papağan gibi türlere bu hastalıkların bulaşmasına neden olabiliyoruz. Evde kuş besleyenler balkonuna, penceresine güvercin, kumru geldiği zaman kendi kuşlarına bu tür hastalıkların bulaşma riskini artırmış oluyor.

AÇIK ALANDA TAVUK, HİNDİ ÜRETİCİLERİNE TAVSİYE

Türkiye’de tavuk yetiştiriciliğinin kapalı sistem, izole şekilde yapıldığını anlatan Coşkun, “Bu tür kapalı sistem yetiştiricilikte dışarıdan etkenin bulaşması söz konusu değil. Köy yerlerinde, açık alanlarda serbest dolaşan tavuklarda bu hastalığın bulaşmasını sık görüyoruz. Serbest dolaşan hindi veya tavukları açık alanda besledikleri zaman yeme, kumru ve güvercinler de geliyor. Aynı noktadan beslenip, aynı su kabından içebiliyor. Bu da onlardan tavuk ve hindiye hastalığın bulaşmasına sebep olabiliyor. Açık alanda tavuk yetiştiriciliği yapanlar, bu duruma dikkat etmeli. Besleme sırasında yabani kumru veya güvercinlerin aynı noktadan beslenmelerini önlemeleri gerekli” diye konuştu.

ŞEHİR MERKEZİNEKİ KUŞLARDA VİRAL TEHLİKE

Geçen sene 700’ün üzerinde yardıma muhtaç kuş vakasıyla karşılaştığından bahseden Coşkun, şöyle konuştu:

-Şehir merkezlerinde Arap Yarımadası’ndan ülkemize gelen egzotik türlerden küçük kumrularda viral enfeksiyonla sıklıkla karşılaştık.

-Klinik belirtilerde göz, burun akıntısı, kafayı arkaya döndürme gibi kuş gribi ve Newcastle enfeksiyonların belirtisini görüyoruz. Yoğun ishal olabiliyor.

-Bu durumlarda hayvanı çok kısa sürede kaybediyoruz. Klinik belirtilere bakarak viral ya da salmonella gibi enfeksiyon hastalıkları olduğunu yorumlayabiliriz. Bu tür olgularla uzun zamandır karşılaşıyoruz. Şehir merkezlerinde bu tür vakalar görülüyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/uzmani-uyardi-meydanlardaki-gizli-tehlike/feed/ 0