Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF-Türkiye) Yaban Hayatı Uzmanı veteriner hekim Ahmet Emre Kütükçü, AA muhabirine, kutup ayılarının Uluslararası Doğayı Koruma Birliğinin (IUCN) belirlediği sınıflandırmaya göre nesli tehdit altında olan türler statüsünde yer aldığını söyledi.
Dünyada yaklaşık 30 bin kutup ayısı bulunduğunu ancak önümüzdeki 30 yılda bu sayının yüzde 30 azalacağı yönünde tahminler paylaşıldığını aktaran Kütükçü, iklim değişikliğine bağlı olarak buzulların erken eriyip geç oluşmasının kutup ayısı popülasyonunu tehdit eden faktörlerin başında geldiğini kaydetti.
Kütükçü, “Kutup ayılarının özellikle fokları avlamak için buzullara ihtiyacı var çünkü foklar, buzulların üzerinde kutup ayılarına av olabiliyorlar. Bu imkan azaldıkça ya da ortadan kalktıkça bu sefer farklı besin kaynaklarına yönelmek zorunda kalıyorlar” dedi.
Kutup ayılarının besin zincirinin en üstünde yer aldığını hatırlatan Kütükçü, sözlerine şöyle devam etti:
“Buzul ekosisteminin sağladığı bir besin zinciri var. Buzun altında algler oluşuyor. O alglerle beslenen zooplanktonlar sonra balıklara yem oluyor. O balıkları foklar avlıyor. En nihayetinde fokları kutup ayıları avlıyor.
Tabii ki bu besin zincirindeki bir aksama en nihayetinde kutup ayısını da etkiliyor. Yapılan son araştırmalar bazı kutup ayılarının ana avlarını oluşturan foklara ulaşma şansları azaldıkça daha çok balıklara hatta karada ren geyiklerini avlamaya yöneldiklerini gösteriyor.
Karasal memeliler avlar arasında daha fazla yer almaya başladı ya da kutup ayıları çöplüklerde daha fazla zaman geçirmeye başladı. Her ne kadar yırtıcı ve etçil bir tür olsa da artık daha çok karada zaman geçirdikleri için meyvelere, bitkilere yönelme durumunun ortaya çıktığı yeni araştırmalarla görülüyor.”
“Daha fazla suda kalmaları hipotermi riskini artırıyor”
Kutup ayılarının, besin yoğunluğu neredeyse ona göre bir hareket alanı belirlediklerine, mevsimsel farklılıklara göre yer değiştirerek karadan 100 kilometre açığa kadar gidebildiklerine değinen Kütükçü, buz platformlarının avlanmak için kutup ayılarına çok elverişli bir ortam sunduğunu, yeterli buz olmamasının avlanma şanslarını azalttığını belirtti.
Kütükçü, “Avlanma şanslarının azalması kış uykusu öncesi yeterli yağ stoku oluşmamasına neden oluyor. Kutup ayılarının kış uykusunda yavrularını emzirmeleri gerekiyor. Ayıların sütü de dünyadaki en yağlı sütlerden biri ki bu da yavrularının o yeterli yağ ve kalori ihtiyacını karşılayabilmeleri için çok gerekli. Tabii ki her şeyden önce yavru başarısı, yavruların hayatta kalma şansı onların türlerinin de hayatta kalmasını etkileyen en önemli faktör oluyor” diye konuştu.
Buz platformlarının azalması nedeniyle daha fazla suda kalmalarının kutup ayılarında hipotermi riskini artırdığına dikkati çeken Kütükçü, kirliliğin de bu türü tehdit eden bir başka faktör olduğundan bahsetti.
Kütükçü, “Sonuçta besin zincirinin en üstünde yer aldıkları için alttaki tüm birikim en sonunda kutup ayılarına geliyor. Balıkların, planktonların edindikleri sudaki kimyasallar, doğaya bıraktığımız tüm atıklar, en nihayetinde o besin zincirinin en üstündeki canlı olan kutup ayısında birikiyor” ifadelerini kullandı.
Kutup aylarının yaşam alanlarının belli başlı ülkelerin sınırlarını içeriyor olması nedeniyle uluslararası korumaya ihtiyaç duyulduğunu fakat nesillerinin devam edebilmesi için sadece yaşam alanlarını kapsayan ülkelerin değil herkesin payına düşeni yapması gerektiğini dile getiren Kütükçü, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Bizim oluşturduğumuz tüm kirlilik eninde sonunda akarsulardan denizlere, okyanuslara ulaşıyor ve bu en nihayetinde kutup ayılarına ulaşıyor. Yani kutup aylarının 4-5 ülke sınırları içinde yaşıyor olması sadece bu 4-5 ülkenin alacağı önlemlerle onları hayatta tutabileceğimiz anlamına gelmiyor. Aslında dünya çapında bir korumayı, bilinci ya da yapılacak değişimleri içeriyor.”
]]>İklim değişikliği nedeniyle eriyen deniz buzunda avlanma yöntemlerini adapte etmekte güçlük çeken ve hızla ısınan Kuzey Kutup bölgelerinde değişen iklim koşullarına uyum sağlamakta zorlanan kutup ayıları, açlıkla karşı karşıya kalıyor.
Polar Bears International (PBI), 2011’de, 27 Şubat’ı “Uluslararası Kutup Ayısı Günü” olarak belirledi. Uluslararası Kutup Ayısı Günü, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin kutup ayıları üzerindeki etkisine yönelik farkındalık oluşturabilmek için PBI’nın öncülüğünde ortaya çıktı.
Nesli tükenmekte olan kutup ayıları ve türün karşı karşıya olduğu zorluklara ilişkin bilgileri derledi.
Nesilleri 2100 yılına kadar tükenebilir
PBI’nın internet sitesinde paylaştığı verilere göre, kutup ayılarının özellikle avlanmak ve üremek için ihtiyaç duyduğu deniz buzu, iklim değişikliği, küresel ısınma ve sera etkisi yaratan yüksek karbon emisyonları nedeniyle hızla eriyor.
Kuzey Kutbu’ndaki buzullarda yaşanan küçülme, kutup ayısı popülasyonunda düşüşe neden oluyor.
“Nature Climate Change” dergisinde yayımlanan araştırmayı paylaşan PBI, karbon emisyonunun azaltılmaması ve iklim değişikliğiyle mücadele konusunda daha fazla adım atılmaması halinde 2100 yılına kadar birkaç topluluğun dışında tüm kutup ayılarının neslinin tükenebileceğini aktardı.
PBI’da görevli bilim insanı Steven Amstrup, BBC’ye verdiği demeçte, “İlk kez yavruların varlığını sürdüremeyeceğini gördük. Yavrular doğacak ancak dişilerin, buzsuz geçen sezon boyunca süt üretmelerine yetecek vücut yağları olmayacak” değerlendirmesinde bulundu.
Avlanma alışkanlıklarını iklim değişikliğine adapte edemiyorlar
“Nature Communications” dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Kanadalı ve ABD’li bilim insanları, buzul erimelerine avlanma yöntemlerini adapte etmekte güçlük yaşayan kutup ayılarının, açlıkla karşı karşıya kaldığını gözlemledi.
Araştırmacılar, kutup ayılarının avlanma dönemi olan ilkbahar sonu yaz başında iklim değişikliği nedeniyle buzulların çoğunlukla eridiğini vurgularken, türün uzun saatler yüzdükten sonra buldukları avı yiyemeyecek kadar yorgun düştüğünü belirtti.
Araştırmacılardan Anthony Pagano, ayıların avlanırken artık daha fazla efor sarf ettiğine işaret ederek, kutup ayılarının eriyen buzullar nedeniyle benimsedikleri farklı avlanma stratejilerinden verim alamadığını ve açlık karşısında hayatta kalma ihtimallerinin düştüğünü ifade etti.
Tek tehdit iklim değişikliği değil
Dünya Doğayı Koruma Vakfının (WWF) internet sitesinde paylaştığı verilere göre, iklim değişikliği kutup ayılarının önündeki en büyük tehlike olmaya devam etse de türün karşı karşıya olduğu tek tehdit bu değil.
WWF’ye göre, Kuzey Kutbu’ndaki petrol ve doğal gaz arama ve geliştirme, gemicilik, madencilik ve turizm gibi ticari faaliyetler bölgenin daha erişilebilir hale gelmesiyle yaygınlaşırken, söz konusu faaliyetler Kuzey Kutbu’ndaki ekolojik dengeye ve doğal kaynaklara zarar veriyor.
Petrol ve gaz arama çalışmalarında meydana gelen sızıntılarla temas kutup ayısının kürkünün yalıtım etkisini azaltarak ısınması için daha fazla enerji harcamasına ve sızan kimyasalların yutulması da ayının zehirlenmesine neden oluyor.
Kutup ayıları ayrıca avları aracılığıyla pestisit gibi türün biyolojik işleyişini ve üreme yeteneğini etkileyen zehirli kimyasallara da maruz kalabiliyor.
Çözüm fosil yakıtlardan uzaklaşmak
PBI’ya göre de Kuzey Kutbu’ndaki ticari faaliyetlerin yaygınlaşması, bölgede çevre tahribatına yol açıyor.
Petrol ve gaz arama faaliyetleri sızıntı riskini beraberinde getirirken, bu faaliyetler esnasında tüketilen fosil yakıt ve çevreye salınan karbon emisyonu doğal kaynakları kirletiyor.
PBI, fosil yakıt tüketiminden kaynaklanan çevre kirliliği ve iklim değişikliği ile mücadele için fosil yakıtlardan tamamen uzaklaşılması gerektiğini belirtiyor.
]]>