Tekin şöyle konuştu: Avukatlığın bir serbest meslek bir de kamu görevi yanı vardır. Ben serbest meslek tarafını 2010 yılında bırakarak, aktivist kimliğimle kendimi hak ve adalet adayanların mücadelesine adadım. Nerede bir kadına şiddet, çocuğa istismar, çevre sorunu olduysa, orada toplumsal muhalefetin içinde yer aldım. 2018’de milletvekili adayı olduğum CHP’de daha sonra Kadın Kolları Başkanlığı yapmam bu rolümü daha da etkinleştirdi. Hep hak ve adalet arayanların mücadelesine omuz verdim. Bir hukukçu, siyasetçi, kadın
hakları savunucusu ve bu toplumda yaşayan bir kadın olarak kadınların sorunlarını yakından takip ettim.
ŞİDDET HARİTASINI ÇIKARTACAĞIZ
Belediye Başkanı olduğum Seyhan, Türkiye’de kadına şiddet olaylarının yüksek olduğu bölgelerden birisi. Kadın cinayetleri ve kadına şiddet olaylarını mutlaka çözmemiz gerekiyor. Bunun için öncelikle bir şiddet haritası çıkartmalı ve bu haritaya göre çalışmalar yapmalıyız. Evet, şiddeti önlemek adına rehabilitasyon çalışmaları yapmak, eğitim önemli ama yoksulluk; şiddeti körükleyen en önemli unsur. Bu nedenle eğer kadına şiddeti sona erdirmek istiyorsak, önce yoksulluğu yenmemiz gerek. Kişi, yoksulluk nedeniyle kendisini bu topluma ait hissetmiyor, kamu kaynaklarından yararlanamıyor, dışlanmış, sesini duyuramaz, güvensiz hissediyor ve sessiz çığlıklar içinde kalıyorsa, gençler parasızlıktan sokağa çıkamıyor, evlerde tencere kaynamıyorsa, tüm bunlar yoksulluğu körükleyen etkenler” dedi.
“Belediye başkanı olarak ilk yapacağınız icraat ne olacak?” sorusuna da Tekin “Dinlemek olacak” diyen Oya Tekin, şunları söyledi: “Katılımcı demokrasi anlayışımız nedeniyle ilk önce her kesimi dinlemek ve öncelikli sorunlarının çözümü üzerinde durmak gerekiyor. Kadınları, gençleri, esnafı, mahalle sakinlerini can kulağıyla dinleyerek başlayacağız işe. Öncelikle çözülmesini istedikleri sorunlar nedir? İnsanlar kendilerine sorulmadan hizmet verilmesinden mutlu değiller. Yani bir mahallede öncelikle çocuk parkına mı, taziye evine mi ya da pazaryeri mi daha öncelikli ihtiyaç olduğuna mahalle sakinleri karar verecek. Bu yüzden, klasik belediyeciliğin yanı sıra yapacağımız hizmetlere mahalle halkıyla karar vereceğiz.”
İSTİHDAM ALANLARI AÇILACAK
Sosyal belediyeciliğin CHP’nin köklerinde olan bir anlayış olduğunun altını çizen Tekin bu konuda yapacakları hakkında da bilği verdi. Tekin yapacaklarını, “Sosyal belediyeciliği insanlara makarna, şeker gibi gıda maddelerinden oluşan koli dağıtmak olarak algılamak son derece hatalı. Bunun adı sosyal belediyecilik değildir. Belediye olarak elbette ki işsizlik sorununu bütünüyle çözemeyiz ama gençlere ve kadınlara istihdam alanları açarak, üretici ve dayanışmacı belediyecilik anlayışla bu konudaki yangına su serpebilir, çok sayıda umutsuz bekleyen insanımızın yaşam sevincini yeniden yeşertebiliriz. Kamu arazilerini üretime açarak, sanayinin en çok ihtiyacı olan sektörlerdeki ara eleman açığını tespit edip, mahallelerde açacağımız kurslarda yetiştireceğimiz gençlerle bu açığı kapatarak istihdamı artırabiliriz. Kadınları yaşadıkları semtlerde açılacak kurs ve üretim merkezleriyle üretken hale getirip, yaşlı ve evde bakım merkezlerinin, kreşlerin sayısını artıracağız. Burada artık klasikleşmiş ancak kadına para kazandırmayan, tezgahlarda salça, konserve, mantı ya da işledikleri sabun bezini satmaya çalışan kadınların bu emeklerini e ticaret yoluyla dünyaya pazarlamanın yollarını açmak gerekiyor” şeklinde aktardı.
Bağımlılıkla mücadele merkezi kurulacak
Son yıllarda gençler arasında artan bağımlılığa da dikkat çeken Oya Tekin, “Uyuşturucu kullanımının neden arttığını ve nasıl mücadele edeceğimizi çok iyi tahlil etmeliyiz. Gözlemlerime dayanarak ‘Bağımlılıkla mücadele merkezi’ kurulmasını, ayrıca sayısı son derece yetersiz olan ‘kadın sığınma evi’ sayısının artırılmasını da zorunlu olarak görüyorum” dedi.
Okullarda kahvaltı desteği verilecek
Seyhan’da ekonomik güçlük çeken çok sayıda ailenin çocuklarını aç olarak okula gönderdiğini belirten Tekin, bu çocuklara kahvaltı desteği vereceğini anlattı. Mahalle lokantaları da açacağını anlatan Tekin “Kimse yatağına aç girmeyecek. Daha çok insanı üretime katmak, daha çok insanın yoksulluğu yenmesini sağlayacak sosyal politikalar üzerine yoğunlaşacağız” dedi.
]]>
Elçi, 2019’daki seçimlerde de yeğeni Hüseyin Elçi ile yarıştıklarını belirterek, “Sarıçayır Mahallesi’nde doğdum ve 30 nüfusu geçtiğini hiç hatırlamıyorum. Köy, 2000 yılından itibaren ise neredeyse tamamen boşaldı. Buradan 1983 yılında ayrıldım. Bor madenlerinde çalıştım. 28 yıl Bigadiç ilçesine çalıştıktan sonra emekli oldum ve döndüm. 2019’daki seçimlerde ise 18 seçmenimiz vardı. Amcaoğlum Hüseyin Elçi rakibimdi. Sadece muhtar değil, azaların oyları da eşit çıkınca hepimiz kurayla belirlendik. Şu an kayıtlı 20 seçmen ve 3 adayımız var. Birisi dayımın, diğeri amcamın oğlu” dedi.

‘YEĞENİM MUSTAFA’NIN BENİ DESTEKLEMESİNİ İSTİYORUM’
Mahallede yaptığı çalışmaları anlatan Mehmet Elçi, “Mahallede asfalt yoktu, yapılmasını sağladım. En büyük sorunlarımızdan biri su sorunuydu, onun da çözülmesini sağladım. Önümüzdeki dönemde mahallemiz için yapmak istediğim işler var. Şu an bir altyapıya ihtiyacımız var. Hedefim altyapı sorunumuzu çözmek. Dayımın oğlu Ahmet Doğru ile benim 7’şer oyumuz var, o yüzden 6 oyu olan yeğenim Mustafa’nın beni desteklemesini, geçen sefer olduğu gibi işin kuraya kalmamasını istiyorum” ifadelerini kullandı.
‘SANDIKTAN NE ÇIKACAĞI BELLİ OLMAZ’
Adaylardan Mustafa Elçi, Balıkesir’de yaşarken 6 ay önce doğayla baş başa kalmak için köye döndüğünü dile getirdi.
Şehir yaşamı yerine burada temiz hava, bol gıda ve oksijen aldığı için daha mutlu olduğunu belirten Elçi, mahallede yaz-kış yaşayan sayısının az olduğunu dile getirdi.
Köye dirlik, düzen ve huzur vadeden Elçi, “Rakibiz ama aramızda bir sorun, dargınlık yok. Amcam benim ona oy atmamı beklerken ben de onun bana oy atmasını bekliyorum. Sandıktan ne çıkacağı belli olmaz. Sandık her şeyi söyler. Belki amcamın eşi bana oy verecek. Aramızdaki tatlı rekabet sürecek” dedi.

‘SARIÇAYIR’I DUYURMAK İSTİYORUM’
Seçimlerde iddialı olduğunu belirten adaylardan Ahmet Doğru da mahalleye yatırım gelmesini amaçladığını söyledi.
Kırsal mahallede tavuk besiciliği yaptığını söyleyen Doğru, “Kepsut ilçe merkezinde Sarıçayır’ı bilmeyen insanlar var. Sadece Balıkesir’e değil, Türkiye’ye, dünyaya ‘Sarıçayır’ ismini duyurmak istiyorum. İlk olarak altyapı çalışmalarını tamamlayacağım. Off-road yarışlarını düzenleyeceğim ve burayı örnek bir köy yapacağım” ifadelerini kullandı.

‘BU SEFER DE BİZ YAPALIM’
Mevcut muhtar Mehmet Elçi’nin eşi Emine Elçi ise “Başta muhtar adayı olmasına karşıydım ama yolu getirdik, suyu getirdik. Önceden incir ağaçları bile kuruyordu. Emek verdik. Köyde uğraştık, muhtarlık odası yapıldı, çeşme yapıldı” derken, Mustafa Elçi’nin eşi Hatice Elçi de “Hangisi hayırlısıysa o olsun. Zaten akrabayız, küslük, dargınlık yok. Amcam bir kere yaptı. Bu sefer de siz bize oyunuzu verin, biz yapalım” diye konuştu
]]>Yüzde 43 eğimli alana dökülen 32 bin kamyon hafriyat, mahalle yamacında dağ oluşturdu. 1 milyon metreküp hafriyatla oluşan dağ, 500 metre yakınındaki mahalle halkına, olası şiddetli yağışların yanı sıra deprem gibi sarsıntılarda taş düşme ve heyelan endişesi yaşatıyor.
Hafriyatın mahallelerine taşınmasına karşı çıkan vatandaşlar, çalışmanın durdurulması için meslek odalarıyla bir araya gelerek imza kampanyası başlattı.
Muhtar Arzu Ay ve mahalleli, risk oluşturduğu gerekçesiyle savcılığa suç duyurusunda da bulundu.

RİSK BİLİRKİŞİ RAPORUNDA
Suç duyurusunun ardından başlatılan soruşturmada, yargıya taşınan hafriyat alanında, bilirkişi heyeti tarafından inceleme yapıldı.
Raporda, “Hafriyat döküm sahasının en alt kısmında taşların Gümüşhane kent merkezine doğru yuvarlanmaması için kanal şeklinde bir kazı yapıldığı, bunun dışında bir güvenlik önleminin alınmadığı ve kazının yetersiz olduğu” değerlendirmesine yer verildi.
Raporunun sonuç kısmında ise “Hafriyat dökülen sahanın önünde ve üst kısmında gelişigüzel kaya parçaları bulunmaktadır. Taşların güvenli bir şekilde uygun yere gömülmesi gerekmektedir. Aksi halde taşlar doğal veya başka bir müdahale ile hareket ederse, can ve mal kaybına neden olması muhtemeldir” denildi.

“ŞU ANDA TEHLİKEDEYİZ”
Konuyu yargıya taşıyan Karşıyaka Mahallesi Muhtarı Arzu Ay, yaşanacak herhangi bir doğal afetle mahallelerinin yok olacağını öne sürerek şöyle konuştu:
“Burayı hafriyat döküm alanı yaptılar. Yeni yapılan Gümüşhane Devlet Hastanesi’nin olduğu bölgedeki baskıyı hafifletmek için oradaki hafriyatı buraya taşıdılar. Fakat bu alanın alt tarafında, insanların yerleştiği bir bölge olduğunu düşünmediler.
İnsanların yaşam alanlarını ve yaşamlarını etkileyecek bir şekilde, ayrıştırılmadan kaya dökümü yapıldı. Şu anda biz tehlikedeyiz.
Erzincan’da yaşanan felaketin ardından bana sürekli telefon gelmeye başladı. ‘Arzu hanım orası ne olacak bizi kötü etkiler mi?’ diye soruyorlar. Maden afeti sonrası insanlar daha da korkmaya başladı”

“BU KAYALARLA CAN KORKUSU YAŞIYORUZ”
Mahallenin depremlerde endişeye kapıldığını ifade eden Ay, şöyle konuştu:
“Antalya’da yağan yağmurların benzeri buraya yağsa biz yok oluruz. Şehir merkezine 700-800, bizim mahallemizde insanların yerleştiği alana ise 500 metre mesafe var. Yüzde 43 eğim ölçeği var ve biz halk olarak buradan korkuyoruz.
Yöneticilerimizden ayrıştırılmadan Karşıyaka Mahallesi’nin üzerine dökülen bu hafriyatın kaldırılmasını istiyoruz. Erzincan’da yaşanan depremlerden de en çok etkilenen mahalle biz olduk. Geçmişte bunu yaşadık tekrar yaşayabiliriz, ‘olmaz’ diye bir şey yok.
Bilirkişi raporunda da herhangi bir deprem ya da sarsıntı durumunda, altı sadece kaya olan üstüne toprak dökülen bu zeminin kayabileceği beyan edildi. Uzun süre yağmur yağdığında büyük bir korku yaşıyoruz.
Buraya dökülen kayaların üzerini toprakla kapattılar ama biz bu kayalarla can korkusu yaşıyoruz. Bilirkişilerin görüşüne göre burada 1 milyon tonun üzerinde hafriyat olduğu belirtiliyor. Eğer biz müdahale etmeseydik daha fazlası dökülecekti”

“MAHALLEMİZ TEHDİT ALTINDA”
Hafriyat alanından bahçesine kayalar yuvarlandığını söyleyen Bahriye Bağbancı da “Yerlerimize çok zarar geldi. Taşlar kayalar yuvarlandı, havuzumuz vardı kırıldı, yolumuz kapandı. ‘Zararınızı karşılayacağız’ dediler. Havuzu yapabildikleri kadar yaptılar, kayaları topladılar yapılan şey o kadar. Mağduriyetimiz devam ediyor. Bu mahalle gerçekten tehdit altında eskisi gibi kar yağsa Gümüşhane’ye, sonra erise bu mahalle yok olabilir. Bu mahallede depremler hissediliyor, en son işte Erzincan’da olanlar. Aynısının burada olması muhtemel” diye konuştu.
]]>Polisin belirlenen adreslere eş zamanlı gerçekleştirdiği operasyonda zanlılar çok sayıda ruhsatsız silah ve uyuşturucu madde ile yakalandı.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 9’u tutuklu 21 sanık hakkında yürütülen soruşturmayı tamamladı.
İddianamede, sanıkların “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme, silahla yağma, uyuşturucu ticareti yapmak, kasten yaralama” suçlarından 50’şer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi.
ŞİKÂYET EDENLERİ KAÇIRIP İŞKENCE EDİYORLAR
İddianamede, sanıkların Diyarbakır’ın Bağlar İlçesi Kaynartepe Mahallesinde vatandaşlar üzerinde korku, panik ve baskı kurup hırsızlık, yankesicilik, kapkaç ve uyuşturucu satışı yaptıkları belirtildi.
Mahalle sakinlerinin bu duruma karşı çıkması üzerine ailelerine silahlı saldırıda bulundukları, küçük yaştaki çocuklarını kaçırıp işkence yaptıkları ve ölümle tehdit ettikleri ve sindirip polise gitmelerine engel oldukları bildirildi.
Sanıkların kurdukları suç örgütü etrafında örgütlü bir şekilde halk üzerinde korku, baskı, panik ve infial ortamı oluşturup bölgenin illegal hâkimiyetini ele geçirdikleri, halkın can güvenliğini tehlikeye soktukları, kent genelinde uyuşturucu ve kaçak silah ticaretinde aktif rol aldıkları ifade edildi.
Sokak aralarında torbacı olarak bilinen ayaküstü uyuşturucu ticaretini sevk ve idare ettikleri, bu kişilere uyuşturucu temin edip sattırıp haksız kazanç sağladıkları vurgulandı.
Zanlıların kontrol altında tuttukları bölgedeki mahallelerde adeta polis gibi geceleri kimlik kontrolüne çıktıkları, bu mahalleleri girilemez bir üs ve bir kale gibi gördükleri, kendilerini bölgenin söz sahibi ve hakimi olarak çevreye yansıttıkları belirtildi.

Mahalle sokaklarının dar ve karanlık olması, mahallenin çete üyeleri tarafından daha rahat kontrol edilmesini ve suç işleme imkânının artmasını sağlamak için sokak başlarına “erkete” olarak tabir ettikleri kişileri yerleştirerek bu yolla sokağa hükmetme ve mahalleye girenleri kontrol altına alma/gözlemleme/istihbarat sağlama imkanı buldukları, yine bu fiziksel koşulların avantajını kullanarak silah ve uyuşturucunun saklanması ve gizlenmesinin kolaylaştırdıkları kaydedildi.
EMİR KOMUTA ZİNCİRİ İÇİNDE BİR HİYERARŞİK YAPI
Bölge illerindeki silah tacirlerinden temin ettikleri ruhsatsız silahları fahiş rakamlardan sattıkları tespit edildi.
Bu silahların bir kısmını da kendilerine engel gördükleri kişilere karşı kullandıkları belirtildi.
Çete üyelerinin örgüt lideri konumundaki Engin Kola’nın talimatıyla hareket ettikleri, örgüt üyelerinin verilen talimatları sorgusuz, sualsiz yerine getirip örgüt hiyerarşisi içinde hareket ettikleri bildirildi.
Zanlıların uyuşturucu ve silahtan elde ettikleri gelirle güçlenerek daha büyük bir bölgeye hakim olmak için önlerine çıkan her türlü engele karşı silahla karşılık verdikleri belirtilen iddianamede, sanıkların ast üst ilişkisiyle emir ve komuta zinciri içinde birbirlerine sıkı sıkıya bağlı oldukları vurgulandı.
Suç örgütünün yapı itibari ile birlikte hareket etmeye özen gösterdikleri, bu sebeple en basit olaylarda dahi suç örgütü olmanın sağladığı avantajla olayların büyütülerek hak, mal ve can kaybının yaşandığı olaylara dönüşmesine sebep oldukları bildirildi.
Özellikle de mahallede görevini ifa eden bir kolluk görevlisini tespit ettikleri taktirde adeta profesyonel bir kurumun üyeleri gibi hareket ederek aralarındaki haberleşme ve iletişimi hızlandırıp önlem aldıkları kaydedildi.
Örgütün birlikteliği ve sürekliliğinden dolayı birbirlerini kollayıp korudukları, içlerinden birisinin yaşadığı bir sıkıntı sonrasında hepsinin bir araya geldiği ve yaşanan sorunu çözmeye odaklandıklarına dikkat çekildi.
ANINDA ORGANİZE OLUP SALDIRI VE SONRASI DELİL KARARTMA
Yakalanıp tutuklanan bir örgüt üyesini tahliye ettirebilmek için yalan tanıklık, şahitlik gibi yollara başvurup ilgisiz alakasız kişilere suç üstlendirip asıl faili dışarı çıkarma yoluna gittikleri belirtildi.

Husumetli oldukları kişilere karşı anında silahlanıp saldırı için harekete geçip hızlıca organize oldukları ve saldırı sonrası delillerin süratle karartılması yoluna gittikleri belirtilen iddianamede, saldırılacak hedef kişi ile ilgili önceden bir gözcü gönderip uygun koşulların yaratıldığı, keşif yapıldıktan sonra hedef şahsın vurulması yönünde hem fikir oldukları kaydedildi.
Polisin aylar süren teknik ve fiziki takibiyle adım adım izlenen çete üyelerinin telefon görüşmelerindeki suç içeren görüşmeleri de dosyaya delil olarak konuldu.
]]>