Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın makamına gitmek isterken karşıma çıkan ilk yazı, “Belediyecilik ilkelerimiz” oldu. İşte o ilkeler ‘Mansur Yavaş Belediyeciliği’nin temellerini oluşturmuş. Yaptıkları, halka dokunuşları birçok başkana örnek oluyor. Oyunu her seçimde daha da artıran Yavaş, seçileceğini bildiği için makam odasına hiç dokunmamış, hiçbir evrakını toplamamış. Yani, onun için yeni dönemde değişen bir şey yok. Değişen, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nde artık CHP’nin üye sayısının daha fazla oluşudur.
Seçim sonuçlarının açıklandığı gece Mansur Yavaş, belediye önünde toplanan on binlere hitap etti. Vurguladığı ise belediye girişinde gördüğüm ‘Belediyecilik İlkelerimiz’di. Yavaş, her ilkeyi söyledikçe alkışlanıyordu. “Hizmeti, zümre, kişi, akraba için değil halk için yapacağız”, “Fakir mahallelere pozitif ayrımcılık yapacağız”, “Dezavantajlı grupları önceleyeceğiz”, “Yoksullara yardım yaparken asla teşhir etmeyeceğiz”, “Harcadığımız her kuruşun hesabını millete vereceğiz”, “Yönetim kurullarında liyakate uyacağız”, “Adaletle yöneteceğiz.” Bir kamu görevlisinden, bir belediye başkanından başka ne istenir?

Mansur Yavaş, ‘Mansur Yavaş Belediyeciliği’ni SÖZCÜ Medya Grubu Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk’e anlattı.
KAZANMAKTAN ÖNEMLİ
Mansur Bey’e, “Nasıl bir seçim süreci geçirdiğini” sordum. Şunları anlattı:
“Ankara’nın 25 ilçesi var. Tüm ilçeleri ikişer defa gezdik. Sadece Bala ilçemize bir kez gidebildim. Ayrıca ramazan gelince her akşam iki, üç iftar dağılmadan onları gezdik, esnaf gezisi yaptık. Yine bir seçim döneminde olabilecek kadar yoğun, gece gündüz çalıştık. Ramazandan önce kahvaltılar vardı gene günde 1-2 kahvaltıya üst üste katıldık. Yani vatandaşla daha çok temas etme imkanı bulduk. Güzeldi, sorunsuz geçirdik diyebilirim bizim açımızdan.
En önemlisi, benim de hoşuma giden şu oldu: 5 yıl görev yapıyorsunuz, vatandaşın karşısına çıkıyorsunuz, mutlaka eksiğiniz de vardır dolayısıyla gittiğiniz yerlerde ‘Benim şu işim yapılmadı’ veya ‘Bizi ayırdınız’ benzeri tepkiler olur. O yönde hiçbir tepkiyle karşılaşmadım. Yani benim için en önemli şey seçimi kazanmak kadar önemli olan işte bu olaydır.”
5 yıl önce gittiği yerlerde karşılaştıklarıyla, bugünü, mitinglerini karşılaştırıyor. Arada dağlar kadar fark olduğunu görüyor. Yavaş, “Evet, 5 yıl hizmet ediyorsunuz bir ilçeye gidiyorsunuz mesela, 5 yıl önce ben Sincan’da da bir miting yaptım. 5 yıl sonra Sincan’da bir daha miting yapıyorsunuz ve kalabalık 3’e 4’e katlamış. Oy olarak baktığımızda en az oy aldığımız yerler, keza Çubuk da aynı şekilde. Bu iyi bir şeyler yaptığımızın kanaatinin vatandaşta oluştuğunu gösteriyor. Bu nedenle rahat bir seçim süreciydi. Hep şöyle söylüyorum zaten: ‘Kimseye kötülük yapmadım ki kimseyi ayırmadım ki niye korkarak gideyim.’ Vatandaş da bunu benimsemiş hiçbir yerde tepki göstermedi. Halbuki mutlaka eksiğimiz vardı” diyor.
Ankaralı, Mansur Yavaş belediyeciliğinde, “Çılgın proje” olmadığını biliyor. Yani onların beklentileri arasında bu tür projeler de yok. Yavaş, vatandaşın beklentilerini, isteklerini şöyle anlatıyor:

ÇILGIN PROJEMİZ YOK
“Hiç kimse ‘çılgın proje’ diye bir proje beklemiyor açıkçası. Belediyenin ilgilenmesi gereken asli sorunlar var, asli görevleri var. Yollarıyla ilgili köylerin sıkıntıları var. Bu tür talepler çok oluyor veya köylerin köy konağı gibi eksiklikleri var. İlçelerde bizim birimlerimiz var orada da henüz devam eden çalışmalarımız var kaldırım, asfalt vs. gibi. Onun haricinde çok bir şey gelmedi çünkü, zaten kırsal kalkınmaya hala destek oluyoruz. Park bahçeleri zaten fazlasıyla yapıyoruz. İnşallah şimdi belediye başkanlarımız da bizlere yol gösterecek, onların projelerini gerçekleştirmek için yine onlara da destek olup biraz daha ilçelere de ağırlık vermiş olacağız.”
ELİMİ TUTMADILAR
Başkan Mansur Yavaş, bir önceki dönemde ilçe belediyelerinin başkanlarının yaklaşımını şöyle anlattı:
– İlçe belediye başkanları ‘Mansur Beyden bir şey istemeyelim, yapamasın puan kazanamasın’ tavrındaydı. Böyle akla hayale gelmeyecek mantıkta hareket ettiler. Halbuki kendi ilçelerine kötülük ettiler, hizmet yapılmamış oldu. Ben de yanlış bir yatırım yapmak istemedim açıkçası. Aile yaşam merkezleri vb. gibi sosyal tesisleri yaptım. Daha iyi çalışabilirdik ama maalesef kabul görmedi.
– İlçe belediye başkanlığı ile daha verimli çalışılabilirdi. Belediye Meclisi’ne ilk söyleyeceğim şey şu olacak: 16’sı CHP’den, 8’i diğer partilerden, bir de bağımsız belediye başkanı var. Kendilerine, ‘Gelin el ele tutuşalım siz de kendi ilçelerinize ne yapılması gerekiyorsa biz el ele verelim destek olalım’ diyeceğim. Çünkü farklı tavırları gösterenler kayboldu siyasetten. Onlara, ‘Eğer siz elimi tutmazsanız yarın seçim zamanı gidip sizi halka şikayet edeceğim’ demiştim. Seçim döneminde hakikaten gittiğim her yerde şikâyet ettim.
– Elimi tutmadılar, makam odama gelmediler. Hatta 2-3 tane örnek verdim, ‘Mansur Bey’e yaptırma, kendin yap’ denmişti. Rahmetli Ayaş Belediye Başkanı, ‘Mansur Bey’le görüşmemiz yasak’ demişti. Oysa ben zamanında oğlunun avukatlığını yapmıştım. Bu tavırların sonuçları hep bunlar.
EKSİKLERİ GÖREBİLECEĞİZ
Yeni dönem için Mansur Yavaş’ın neler düşündüğünü sordum. Aslında değişen ‘daha rahat hareket edecekleri’ olacak. Mansur Yavaş, bundan sonraki süreci şöyle anlattı:
“En azından Belediye Meclisinde bekleyen, ertelenen sürekli taleplerimiz var. Onlar hemen ortaya çıkacak ve bunlarla ilgili yeni ilçe belediye başkanları da bizim tabii seyrimizi değiştirecek. Çünkü bizimle görüşmeyenlerin eksiğini bilmiyoruz. Orada ne eksik var şimdi görebileceğiz. Yeni aldığımız belediyelerde ne eksiklikler var onları da şimdi göreceğiz. Dolayısıyla bir yandan zaten kendi elimizdeki projeleri yaparken bir yandan da o ilçeden gelen taleplere de koşmaya çalışacağız.”
Seçim sonucu ibret olmalı
Meclis çoğunluğu Cumhur ittifakında olunca karar almak zordu. Yavaş, kendilerini zora sokmak, halka şikayet edip başarısız göstermek için yapılan çabaları biliyor. O günleri anlatırken şunları belirtiyor:
“Sonuç? Sonuç sandık sonucu. Bu sonuç inşallah bu tür davranan herkese ibret olur. Topal ördek falan değildik yani böyle bakılmaması lazımdı ama bunu sandıkta vatandaş değerlendirdi inşallah daha sorunsuz bir şekilde Ankara’nın her yerine hizmet edebileceğiz.”

Taleplerimiz reddediliyordu artık daha kolay halledilecek
MansurYavaş yeni dönemin kolaylıklarını şöyle anlattı:
– Şu kolaylık olacak mesela, Nallıhan Belediye Başkanı’yla konuştuk. Çayırhan merkez nüfusu 10 binin üzerinde olan bir beldesi. Bir şeyler yapacağız ama belediyenin doğru dürüst arsası yok. Eski dönemde Nallıhan Belediye Başkanı küçük bir arsa vermişti. Çayırhan’da Nallıhan belediyesinin çok arsası varmış dolasıyla bize tahsis edecek. Eskiden onları alamıyorduk.
– Keçiören’de Ovacık Metrosu projesini biz bitirdik. Orada bize istasyon için ayrıca bakım yapılacak arazi lazım. Yazdık ve ret geldi mesela. Peki, bu istasyona tren gece gelecek orada bekleyecek, bakımı yapılacak niye ret ediyorsunuz? Şimdi onu alacağız.
– Yine Akdeniz stadının yanında otobüslerin bekletilmesi ile ilgili talebimiz vardı bunlar ret oldu. Yine özellikle Mamak ve Keçiören belediyesi kendi sokaklarında asfalt yaparken ızgaraların üstünü ceza kesmemize rağmen kapatıyorlardı. Onun üstünü kapattığınız zaman evlerden koku çıkıyor, aynı zamanda da asfalt halı gibi kayıyor. Yani bunlar yaşandı. Çok tutanak tuttuk dinlemiyorlardı, vatandaştan bu yolda şikayet geliyordu. Bu tür problemlerin hepsi ortadan kalkacak.
YARIN: İNSANIMIZ AÇKEN BAŞKA YERE PARA HARCAMAM
]]>“BÜTÜN ANKARALILARIN GÖNLÜNÜ KAZANDI”
Özel, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:
* “Hikaye 2014 yılında başladı. Aslında menzile ulaşıyordu, başarılıyordu. Ancak o karanlık gecenin ardından bir 5 yıl ileriye kaldı. 2019 yılında Mansur Yavaş, Ankara’nın bütün demokratlarıyla buluştu. Ankara’nın sosyal demokratlarını, milliyetçi demokratlarını, muhafazakar demokratlarını bir araya getirerek bir büyük ittifakla Ankara ittifakıyla ilk önce seçimleri kazandı. Ardından kendisine oy veren, vermeyen bütün Ankaralıların gönlünü kazandı.
“CHP’Lİ BELEDİYE BAŞKANI SEÇERSENİZ ANKARA’YI BURAYA GETİRİRSİNİZ DİYORUM”
* Mansur başkanı Ankara’da anlatmak kolay. Ancak onu ben sadece Ankara’da anlatmıyorum. 81 bir ilde bine yakın ilçede nereye gittiysek Mansur başkanımızı anlatıyoruz ve şunu söylüyoruz. Herkesi Ankara’ya götüremeyiz. Herkese Mansur başkanın yaptığı hizmetleri Ankara’dan sunamayıp herkese Ankara kart veremeyiz, her sofraya her ay et koyamayız. Herkese doğal gaz yükleyemeyiz. Çünkü onlar ancak Ankara’da olabiliyor. Ama eğer siz beldenize, ilçenize, büyük şehrinize, bir CHP’li belediye başkanı seçerseniz Ankara’yı buraya getirirsiniz diyorum. Ankara’yı buraya getirirsiniz.
“MANSUR YAVAŞ DEMEK HALKÇI BELEDİYECİLİK DEMEK”
* Mansur Yavaş’ı Doğu Anadolu’da, İç Anadolu’da, Karadeniz’de, Marmara’da, Akdeniz’de, Güneydoğu Anadolu’da, inanarak, güvenerek, övünerek anlatıyoruz. Çünkü Mansur Yavaş demek halkçı belediyecilik demek dayanışma belediyeciliği demek insanı merkeze alan, kimseyi ayırmayan, siyasi parti ayrımlarının, etnik farklılıkların ve tensel farklılıkların görülmediği, insana sen olarak değer verildiği gerçek bir belediyecilik, gerçek bir şehircilik demek.
* Gençler ‘Mamak’ diye ‘Özgür Mamak’ diye tezahürat yapıyorlar. Biraz önce Sayın Yavaş çok anlamlı bir hatırlatmada önemli bir talepte bulundu ve size bir emanet bıraktı. Gerçekten Mansur Yavaş’ın yaptıklarını dakikalarca, saatlerce anlatabiliriz. Ama isteyip de yapamadıkları var. Desteği alamadığı için yapamadıkları var. Onun özelliği mazeret söylemiyor. Şikayet etmiyor ama eli kolu bağlı bu kadar hizmet yapan Mansur Yavaş’ın büyükşehir belediye meclis çoğunluğu elinde olduğunda bu 5 yılda neler yapacağını siz düşünün arkadaşlar.
“REKOR OYLA MANSUR YAVAŞ’I YENİDEN SEÇECEK”
* Hal böyle olunca en kritik belediyelerden bir tanesi Mamak. Aslında yirmi beş yıldır sosyal demokrat belediyeciliğe, halkçı belediyeciliğe hasret. Aslında gücümüz var. Zaman zaman kendi hatalarımızdan zaman zaman talihsizliklerle Mamak’a CHP’nin halkçı belediyeciliğin, eşitlikçi belediyeciliği, yoksulu gören, yetimi kollayan, kadına, gence olanaklar yaratan dezavantajlı grupları mutlaka kayıran engelliler için kenti yaşanılabilir bir cennete çevrilecek belediyecilik için maalesef bugüne kadar beklemek zorunda kaldınız.
* Bakın Mamak geçen seçimlerde büyükşehire verdiği oydan memnun. O oyunun arkasında ve oyu arttırarak bir rekor oyla Mansur Yavaş’ı yeniden seçecek.Ancak, geçen sefer verdiği ilçe belediye oyundan hiç memnun değil. Burnundan fitil fitil geldi. Mamak’ın parası çarçur edildi. Kişisel harcamaları harcandı. Reklamlara, panolara olarak kondu. Ama hizmet yerine kavga yapmayı tercih ettiler. Mamak’a hizmet getirmek yerine büyükşehirde Mansur başkana muhalefet etmeyi, ona çelme çakmayı tercih ettiler.
“ANLAYIŞIMIZ OY YOKSA HİZMET YOK ANLAYIŞI DEĞİLDİR”
* Çankaya’nın dibinde Mamak gibi bir ilçenin bu kadar geride bırakılmasına, hak ettiği hizmeti alamamasına ve adeta başkentin ortasında kaderine terk edilmiş olmasına itiraz ediyoruz. Bizim anlayışımız oy yoksa hizmet yok anlayışı değildir. Kazanınca Tuzluçayır da bizimdir, Yeşilbayır da bizimdir. Şair diyor ya, ‘Mamak’a sonbahar’ geldi. Artık Mamak’ın sonbaharı yetti, kışı yetti, rahmet yağıyor, rahmetle geldik, uzatmayalım ama 31 Mart’ta bu sefer Mamak’a bahar gelecek yan gelecek hepimizin yüzü gülecek. Artık çocukların kreşe Çankaya’ya gitmediği, yoksullukla, çöple, geri kalmışlıkla konuşulmayan bir Mamak için bugün 31 Mart günü fermanı bizde, elinizdeki mühürde.
“ERDOĞAN’A OY YOK”
* Tayyip Erdoğan, emeklinin cebinden her ay 5.5 çeyrek altını almıştır. Emekliler sandıkta hesabını soracak mısınız? Ben emeklilere 7’şer bin lira seyyanen zam verelim, mağduriyeti giderelim dediğimde, ‘Para yok’ dedi. Uçan saraya, yüzen saraya, kışlık saraya, 300 arabalık konvoylara para var, beşli çeteye, yandaş müteahhide para var. Emekliye gelince para yok. Madem emekliye para yok. 31 Mart’ta da Tayyip Erdoğan’a oy yok.
“MİLLİYETÇİLİĞİNİ SORGULAMAK KİMSENİN HADDİ DEĞİLDİR”
* Devlet Bahçeli çıkmış, ‘Ankara’ya altı ok lazım değil, Altınok lazım’ diyor. Ey Bahçeli o altı oktan bir tanesi milliyetçiliktir. Ne CHP’nin ne Veli başkanın ne Mansur başkanın milliyetçiliğini sorgulamak kimsenin haddi değildir. Bunu böyle bilsin. 31 Mart sadece bir yerel seçim değil artık mazlumların, mağdurların, yoksulların, emekçilerin, emeklilerin, çiftçilerin, köylülerin, esnafların, kötü gidişine durduracağız, yarınlara hep birlikte güvenle bakacağımız gün başlangıç günüdür. Biz o güne inanıyoruz. Biz sizlere güveniyoruz. Biz sizin bu seçimi kazanacağınıza ve bu tarihi yazacağınıza inanıyoruz.”
]]>Sohbet ederken, Erdal Beşikçioğlu ile ya da dizideki adıyla “Komiser Behzat Ç.”yle birden siyasete daldık. O, eşiyle birlikte Prag’da dolaşırken telefonu çaldı. Arayan CHP Ankara İl Başkanı Dr. Ümit Erkol’du. “Erdal Bey sizinle görüşmek istiyoruz” dediğinde, nasıl bir teklifle karşılaşacağını anladı, “Eyvah… Eyvah” dedi. Ümit Bey: “Etimesgut belediye başkan adaylığı için sizi düşünüyoruz” dedi. Erdal Bey, siyasete uzak bir isim değildi. Buna rağmen “Düşüneyim” yanıtını verdi.
SAHNEYE ÇIKTIM
Başkan adaylığı önerisi üzerine Erdal Bey “Ben sanatçıyım. Belediye başkanlığı anlamam” deyince CHP İl Başkanı Erkol “Erdalcığım şu anki belediye başkanının mesleği muhasebeci. Yani doktorumuz var, müteahhidimiz var, berberimiz var. Belediye başkanı hizmet başkanlığıdır. Senin hizmetine, bilgi birikimine ihtiyacımız var” karşılığını verdi.
Ümit Bey konuştukça Erdal Bey’in ikna olacağını anlamıştı. Bir büroda, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve İl Başkanı Ümit Erkol’la buluştu. İki siyasetçi oradan-buradan derken Beşikçioğlu’nu razı eder gibi oldular. Erdal Bey’in son sözü, “On yıldır tiyatro yapıyorum; tek bir siyasetçiyi ben sahneme getiremedim. Madem öyle, ben de siyaset sahnesine çıkıyorum” dedi ve görüşme “Hayırlı olsun” sözcükleriyle son buldu.
HİZMETE ADIM ATTIM
Beşikçioğlu’na, geçmişteki “Vali Recep Yazıcıoğlu” rolü nedeniyle CHP il Başkanı Erkol; “Sayın Valim” diyor. Yolda görenler “Hoş geldiniz Komiser Behzat Ç.” ya da “Amirim adaylığınız hayırlı olsun” diyordu. Kendisine ben de “Hayırlı olsun” dediğimde şunları söyledi:
“Siyasete değil hizmete adım attım diyelim. Bir şey vaat etmeyeceğim. İhtiyaçlar dahilinde toplumsal barışı kucaklayabilecek bir yapı yaratmaya çalışacağım. Ülkede partiler arasında fanatizm doğmaya başladı. Bu hizmeti de etkiliyor. Ben biraz daha kucaklayıcı, partilerine bakmadan sadece hizmet odaklı eylemler gerçekleştirmeye çalışacağım. 15 gündür bu işin içerisindeyim. Çok gezmek, çok sohbet etmek istiyorum. Sosyal desteklerde bulunmak en büyük arzum ve isteğim.
Açıkçası ben rantı anlamam, rant siyasetinden de hiç hoşlanmam. Ben biraz daha sosyo- kültürü, kendi içerisinde entelektüel seviyesini yükselten ama katılımcı bir belediyecilikle aslında halkın kendini yönettiği bir yapıyı kurmaya çalışacağım.
Bu bir ütopya gibi görünüyor ama insan ilişkisidir. Eğer onların kalbine girebilirsem söylediğim sözlere inandırabilirsem arzu ettiğim o mahallede mutluluğa ulaşabiliriz diye düşünüyorum. Belediye başkanımız sağ olsun elinden gelen her şeyi yapmış. Yaptıkları tabii bizim için büyük bir değer ama bazı yapılarda binayı yapabilirsiniz ama içindeki işletme boş kaldığı zaman o binanın gerçekten hiçbir manası kalmıyor. Şimdi bakıyorum kültür merkezi yapılmış. Kültür Merkezi’ nin içi boş. Devlet tiyatrolarıyla beraber ortaklaşa hareket edilmek istenmiş ki bu çok tuhaf geliyor bana. Eğer Devlet Tiyatrosu orada olacaksa o kültür merkezini belediyenin yapmasına gerek yoktu. Zaten devlet de yapabilirdi kültür merkezini.
AMA İNSANI BİLİRİM
Etimesgut’un sosyolojik yapısını irdeleyen, insana dokunabilen oyunları ön plana çıkartıp kendi mahallemize uygun bir hale getirmeye çalışacağız. Sosyal yardımlar keza öyle. Çok genç aileler var yani 30 yaşında 35 yaşında 3 kişilik aileler var ama bir de babaanne eklendiği zaman bu iki genç bireyin ailesini devam ettirmek için büyük zorluklar çektiğini gördük. Ailenin genç bireylerini rahatlatacağız.
Biz yardım ettiğimiz sürece insanların yüzü gülmeye başladığı zaman asıl üretime o zaman başlayacağımıza inanıyorum. Benim işim insan. Evet rant bilmem ama insanı, onun kalbini, arzusunu, isteğini çok iyi bilirim. Benim seyircim şimdi seçmen olarak adlandırılacak. Açıkçası en ağrıma giden taraf da bu. Oysa her bir seyircim devlet tiyatrosundan beri biriktirdiğim bir hazinedir.”
KOŞA KOŞA GİDERİM
Beşikçioğlu, Diyarbakır’da görev yaptığı dönemde repertuarlarında dini sömüren sözde din adamını anlatıyordu. Bu yüzden tiyatro bombalandı. Askerliğini Hakkari 2. Jandarma Sınır Tabur Komutanlığı’nda yaptı. Operasyon bölgesiydi. Beşikçioğlu o günleri anlatırken, “Oralarda kendimi buldum. Orada benim için çok keyifliydi” diyor.
Gelelim Mansur Yavaş’la ilişkisine: Vallahi Mansur Başkan, Büyükşehir Belediye Başkanımız bir telefon etse ‘Erdal gel buraya’ dese koşa koşa giderim. Bu enerjimi de seyircimden alıyorum. Mansur Başkan’la benim hiçbir problemim olamaz. Mansur Başkan’ın da inanın ki benimle ilgili hiçbir problemi olamaz. Behzat Ç.’yi çekmeye gittiğimiz zaman oturup saatlerce konuşmuşluğumuz var. İkimiz de birbirimizi iyi tanıyoruz. İdealler ortak olduğu zaman gerisi teferruat oluyor.”
Vali, Behzat Ç. dizilerini kabul etme sebebinin empatik bir yapıda olmasına bağlayan Beşikçioğlu “Benim dışarıda söylediğim lafların hepsini 85 milyona ilettiğim aslında aracı diziler bunların hepsi. Vali Yazıcıoğlu rolünü kabul etmeden önce kitaplar okudum. O toplumun çok önünde bir insandı. Hayatının bitmesinin tek sebebi de o kıskançlıktı aslında. Toplumsal bir valiydi, halkı için mücadele eden bir valiydi.
Behzat Ç.’ de adalet duygusunun arayışı, vicdani adaleti vurgulamaya çalıştık. Yani hesapların, çıkarlar üzerinden yapılmaması gerektiğini anlatmaya çalıştık.Bizim değindiğimiz hassas konulardı. Behzat Ç’de biz FETÖ terör örgütünün yapılanmasını emniyet içerisinde cesurca anlattığımız zaman biz çok ceza yedik. Ama bir anda konjonktür değişti” dedi.
BÜYÜKERŞEN ÖRNEK
Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’i örnek aldığını anlatan “Behzat Ç.” O’nun Eskişehir’in entelektüel seviyesini yükselttiğini, bilinçli yurttaşlar haline çevirdiğini belirtiyor. Mansur Yavaş ve Murat Karayalçın’ın da sosyal belediyeciliğini örnek aldığını anlatıyor. Beşikçioğlu sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Etimesgut belediye başkanı adayları da takdirlerini benden yana kullanırlarsa sanırım bu izlekte ben de devam edeceğim. Çünkü 35-40 yaş arası bir genç aile yapısı, 14-19 yaş arasında çok genç bir kitle var ve bu kitlelere de ben sanırım dokunabileceğimi düşünüyorum.
Devlet tiyatrolarına Erdoğan; ‘yav bu sanatçılar çok ileri gittiler. Parasını biz veriyoruz, istediğimizi yapacaklar’ dedi. Kendi içinde devlet tiyatrolarının özerk yapısı vardı. Hangi görüşe ait olursa olsun o çeşitlilikte oyunlar oynanmak zorundaydı. O konuşmadan sonra değişim başladı ve bu yüzden istifa ettim. İyi ki o lafı etmiş.”
Etimesgut halkının rahat olmasını isteyen sanatçı “Burayı marka yapacağız, İnsanlar mutlu olacak. Hedefim ve özlediğim bu” diyor.

Beşikçioğlu, SÖZCÜ Medya Grubu Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk’e konuştu.
MANSUR BEY’LE İKİ ANGARALIYIZ
Adaylığı açıklanmadan önce Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın ne düşündüğünü öğrenmek istedi Beşikçioğlu. “Sanırım beni kırmamak için çok iyi olduğunu söyledi” diyor. Yavaş hakkında şöyle konuştu: “Mansur Başkan benim için gerçekten çok değerli. Hem belediyecilik anlayışı hem sosyal hizmetleri hem de insanlığı başka. 2 dakika sohbet ettiğiniz zaman kendisiyle gerçekten bir ömür sohbet etmek istiyorsunuz. Adaylığımın Mansur Bey’e hiçbir zaman sıkıntı olmayacağına inanıyorum. İki Angaralıyız! Ki o benim ağabeyimdir zaten. Ben de elimden gelen tüm kardeşliği yapmaya hazırım.
]]>