Özel ve Yavaş 31 Mart seçimlerinin ardından ilk kez bir araya geldi.
Özel, ziyarette Yavaş’ı seçim başarısından dolayı tebrik etti. Özel, görüşmeye geçerken Yavaş’ın ve eşinin 2019 ve 2024 yılına ait mal varlığı listesini gösteren duvardaki tabelayı inceledi.
Ziyarette Yavaş, Özel’e Ankara’nın 5 beyazı olan Ankara tavşanı, Ankara balı, Ankara keçisi, Ankara kedisi ve Ankara güvercinini simgeleyen bir plaket takdim ederken, Özel de Yavaş’a seçimlerdeki başarısı adına Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne yaptığı bağışın sertifikasını hediye etti.
Özel ve Yavaş’ın görüşmesinin ardından ikili belediye meclisi üyeleri ve ilçe belediyeleriyle meclis salonunda bir araya geldi. Ardından yapılan açıklamada Özel, şunları söyledi:
‘-Mansur Başkan bana Ankara’nın 5 beyazını temsil eden çok güzel hediye verdi. Biz de kendisine hem ADD’ye he de ÇYDD’ye bağış yaparak kız öğrencilerin bursları için onun adına bağış yaptık ona sunduk.
”İSRAFI BİTİREN, HİZMETİ GETİREN BELEDİYECİLİK ANLAYIŞINA SAHİBİZ”
-Bu belediye tasarrufun başkenti. Önümüzdeki günlerde bütün belediyelere göndereceğimiz tasarruf genelgesi titizlikle hazırlanıyor. Tasarruf nedir israf nedir diye tartışan, israf nedir diye bakacaklarsa 7 kere tasarruf belgesi çıkarıp uymayıp 8’incisini hazırlayanlara baksınlar.
-Tasarruf nedir diye bakacaklarsa başta ABB olmak üzere yönettiğimiz belediyelere baksınlar. Biz tasarrufu ön plana alan, israfı bitiren, hizmeti getiren belediyecilik anlayışına sahibiz.
-Bu anlayış çakarlı arabalarla, uzun konvoylarla, korumalarla değil bir minibüsle, sokakta yürümesiyle, vatandaşın derdini bizzat dinlemesiyle, halkın içinde belediye başkanının neler yapabileceğini gösterdi.
”CHP’Lİ BELEDİYELERİN ÇOK DAHA ÖNEMLİ İŞLERİ YAPTIĞINI GÖRECEKSİNİZ”
-Ankaralılara Mansur Yavaş’ı anlatacak değilim. Mansur Yavaş’ın elde ettiği başarı tek başına elde dilmiş başarı değildir.
-Biz gücü elimize geçirdiğimizde şımaranlardan, kibre kapılanlardan değiliz. Belediye meclisine eşimizi, dostumuzu işe sokmak, onun bunun işini takip etmek için değil, kimsesizlerin kimsesi olarak girdik.
-CHP’nin geçen dönem Meclis’te azınlıkken birçok kararı alamazken bir destan yazdılar ve CHP belediyeciliği tescillendi.
-Bir 5 yıl daha görev aldılar. Ama bu 5 yılın seçimlerin yapılacağı güne kadar ki kısmı, bu sefer CHP’liler kamu yönetiminde çok iyiler, dürüstler, tutumlular dedirtip bundan sonraki süreçte genel iktidarın anahtarı da bu arkadaki ABB Meclis grubunun uyumlu, emek yoğun icraatlarıyla gerçekleşecek. Bundan sonraki süreçte CHP’li belediyelerin çok daha önemli işleri yaptığını göreceksiniz.
Açıklamanın ardından Özgür Özel, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
-Erdoğan’la görüşmede gündeme gelen Gezi tutukluları, Osman Kavala ile ilgili yeniden yargılama, atılacak olumlu bir adım bekliyor musunuz” sorusuna Özel, şu açıklamayı yaptı:
”TÜRKİYE BU CENDEREDEN KURTULSUN”
‘-Bu konuda en yoğun beklenti Türkiye’nin ekonomisi iyiye gitsin isteyen herkesin beklentisidir. Gezi Davası, bu konudaki AİHM ve AYM karaları ayrı ayrı uygulanmadığı için Türkiye’de hukukun üstünlüğü olmadığını, insanların önünü göremediğini böyle bir ülkeye yatırım yapılamayacağını, kredi verilemeyeceğini doğrudan ekonomiye dahi olumsuz etkisi olan durum olduğunu anımsatalım.
-Erdoğan’a özellikle Tayfun Kahraman’ın Bülent Arınç’la ve kendisi ile yaptığı konuşmayı hatırlattım belgeleri bıraktım.
-AİHM kararına karşın inatlaşılmamalı. Türkiye’de yargı talimat alıyor tartışmasına ben girmeyeyim, yargı da talimat almasın. Yeniden yargılamam mı yargılamanın yenilenmesi mi en doğrusunu hukukçular bilir ama bir yol bulunsun, Türkiye bu cendereden kurtulsun.”
”CUMHURBAŞKANI’NIN DÜŞÜNCELERİNİ İFADE ETMEK BANA DÜŞMEZ”
”Erdoğan ile ilgili görüşmede hasta tutuklular konusunun gündeme geldiği ve Erdoğan’ın bu konuda talimat verdiği doğru mu” sorusuna Özel, ”Kamuoyuna mal olmuş konularda kendi düşüncelerimi söyleyebilirim ama Cumhurbaşkanı’nın düşüncelerini ifade etmek bana düşmez. Bu sorunun muhatabı kendisi. Ben büyük dramı anlattım, gerekenin yapılmasını kendisinden talep ettim” yanıtını verdi.
Ahlatlıbel’de Kemal Kılıçdaroğlu ile dünkü görüşmede 31 Mart sonuçlarını ve Erdoğan görüşmesini nasıl değerlendirdikleri ile ilgili soruya Özel, şu yanıtı verdi:
‘-Genel Başkanımızla en çok faydalı hem bugüne kadar en rahat ve en keyifli yemeğimizi yedik. İki taraf da kazanan tarafta sonuçta. Tabii ki hem Meclis Başkanı hem de Cumhurbaşkanı’yla yaptığım görüşmeyle ile ilgili kendisine bilgi verdim. Detayların önemli bir kısmını paylaştım. Kendisinin görüşlerini aldım.
-O Twitter meselesiyle ilgili ben onu hiç üstüme almamıştım, almamakla da doğru yapmışım. Genel başkanlar her tweeti üstüne almazlar.
-Dün de kendisinin son derece yapıcı, son derece katkı verici, geleceğe dönük ve ışık tutucu bir yaklaşımı vardı.
-Öyle bir sorun alanımız yok Genel Başkan’la. Bundan sonra partiyle ilgili, partinin geleceğiyle ilgili, partinin iktidara gelmesiyle ilgili umutlarımız var. Bu konuları konuştuk. Genel Başkanla 8,5 yıl çok defa yemek yedik, bu kadar keyifli bir yemek hiç yememiştik.”
]]>
OLAĞANÜSTÜ YETKİ İLE AÇILDI
19 Mayıs’ta Samsun’a çıkan Mustafa Kemal, Amasya Tamimi ile Kurtuluş Savaşı’nın kıvılcımını çaktı. Erzurum ve Sivas Kongreleri ile mücadeleye yön verildi. İstanbul 16 Mart 1920’de İngilizler tarafından işgal edildi. 18 Mart’ta Osmanlı Mebusan Meclisi çalışmalarına ara verdi. 10 Nisan 1920’de Padişah Vahdettin meclisi kapattı. Mustafa Kemal Paşa da 19 Mart 1920’de yayınladığı genelgeyle Ankara’da, olağanüstü yetkili bir Meclis toplanacağını duyurdu. Osmanlı Mebusan Meclisi’nden kaçarak Ankara’ya gelebilenler ilk Meclis’te yerini aldı. Mustafa Kemal 22 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi’nin açılışını duyurduğu genelgesinde ise bundan böyle ‘bütün sivil ve askeri makamların ve bütün ulusun emir alacağı en yüksek kat’ın bu Meclis olacağını kaydetti. Ve bir bahar günü, 23 Nisan’da, Hacıbayram Camii’nde Cuma namazı kılınıp, kurbanlar kesildikten sonra ilk TBMM, İttihat ve Terakki Kulübü olarak yapılan binada açıldı.
Ulus semtindeki bu binanın henüz kiremitleri bile yoktu. Ankaralı marangozlar toplantı salonuna kürsü yaptı. Tavana petrol lambası asıldı. Milletvekillerinin oturacakları sıralar da Ankara Muallim Mektebi’nden getirildi. O gün, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ne can suyu verildi.

324 VEKİLİN 115’İ GELEBİLDİ
Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ve Meclis-i Mebusan üyelerinden oluşan 324 milletvekili ile kurulan Meclis’e 115 milletvekili katılabildi. İlk Meclis üyeleri arasında, 52 asker, 42 idareci, 39 memur, 32 din adamı, 9 müderris, 30 öğretmen, 16 doktor da vardı. Birinci Meclis 23 Nisan 1920’de başlayıp 21 Mayıs 1927’ye kadar devam etti. TBMM, 24 Nisan 1920 günü yaptığı ikinci toplantısında Mustafa Kemal’i başkanlığa seçti. Atatürk bu görevi Cumhurbaşkanı seçildiği 29 Ekim 1923’e kadar sürdürdü. Meclis, en yaşlı üye sıfatıyla Sinop Mebusu Şerif Bey’in konuşmasıyla açıldı. Şerif Bey, “Ulusumuzun iç ve dış tam bağımsızlık içinde sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenip kendisini yönetmeye başladığını bütün cihana duyuruyorum” dedi ve şöyle devam etti:
“Hilafet ve hükümet merkezinin geçici kaydıyla yabancı kuvvetler tarafından işgal edildiği, bağımsızlığın her bakımdan kısıtlandığı bilinmektedir. Bu vaziyette baş eğmek, milletimizin kendisine teklif edilen yabancı esaretini kabul etmesi demektir. Ancak tam bağımsızlık ile yaşamak kararlılığında olan ezelden beri hür ve bağımsız yaşayan milletimiz bu esaretini kesin ve kararlı bir biçimde reddetmiş ve derhal vekillerini toplamaya başlayarak yüce Meclisini vücuda getirmiştir. Bu yüce Meclisin reisi sıfatıyla ve Allah’ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlığı dahilinde, geleceğini bizzat düzenleyerek ve bütün dünyaya ilan ederek Millet Meclisini açıyorum.”

Ardından Ankara mebusu Mustafa Kemal söz alarak şunları söyledi:
“Yüce Meclisiniz bildiğiniz gibi olağanüstü yetkilere sahip olarak yeniden seçilmiş saygıdeğer milletvekilleriyle, taarruz ve işgale uğramış saltanat merkezinden canlarını kurtararak buraya gelen saygıdeğer milletvekillerinden oluşmuştur. Kaçıp gelebilecek milletvekilleriyle birlikte bir yüce Meclis’in meydana getirilmesi ancak yeni uygulanan seçim tarzıyla söz konusu olmuştur. Bu anda Meclisiniz yasal olarak toplanmış bulunmaktadır.”
SAYISIZ İCRAATA İMZA ATTI
Kurtuluş Savaşı, ilk anayasanın kabulü, İstiklal Marşı’nın kabulü, saltanatın kaldırılması, Lozan Barış Antlaşması, Ankara’nın başkent oluşu, Cumhuriyetin ilanı ile Mustafa Kemal’in Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Cumhurbaşkanı seçilmesi bu Meclis’te onaylanarak kabul edildi.
İLK RESMİ BAYRAM
Bir milletin kaderinin değiştiği 23 Nisan günü, Türkiye’nin ilk resmi bayramı ilan edildi… Bu tarihi gün, 1922’den itibaren Ulusal Egemenlik Bayramı olarak kutlanmaya başlandı.

‘ÇOCUK BAYRAMI’NIN TEMELİ 1924’TE ATILDI
Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nın ardından geride çok sayıda şehit çocuğu yetim kalmıştı. Himaye-i Etfal Cemiyeti, 23 Nisan 1924’te “Bugün yavrularımızın bayramıdır” başlıklı bir duyuru yayınlandı ve yetim çocuklar için bağış kampanyası başlattı. Cemiyetin ilan ettiği çocuk bayramı ilk kez 1927’te Mustafa Kemal’in himayesinde kutlandı. Ulu Önder o gün arabasını çocuklara tahsis etti, Cumhurbaşkanlığı Bandosu çocuklar için konser verdi, çocuk balosu düzenlendi. İlk resmi kutlama ise 1933 yılında yapıldı. 23 Nisan, “Çocuk Bayramı” olarak ilk kez resmi törenlerle 1933 yılında kutlandı. Makamlara çocukların oturması uygulaması da aynı yıl başladı. 1935 yılında çıkan yasa ile de bayramın adı Milli Hakimiyet ve Çocuk Bayramı oldu. UNESCO’nun 1979 yılını Çocuk Yılı ilan etmesiyle birlikte 23 Nisan, 1980 yılındaki yasal düzenleme ile de ‘Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ adını aldı.

Atatürk’e göre ulusal egemenlik ve çocuklar
“23 Nisan, Türkiye milli tarihinin başlangıcı ve yeni bir dönüm noktasıdır. Bütün bir düşmanlık dünyasına karşı ayağa kalkan Türkiye halkının, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni meydana getirmek hususunda gösterdiği harikayı ifade eder.
Egemenlik ulusundur. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden başka hiçbir makam, ulusun alınyazısında etkin olamaz. Özgürlüğün de eşitliğin de adaletin de dayanağı ulusal egemenliktir. Ulusal egemenlik, ulusun namusudur, onurudur, şerefidir. Ulusal egemenlik öyle bir ışıktır ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar yok olur.

“ışığa boğacaksınız”
Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da milli egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir.

Bugünün küçükleri, yarının büyükleridir. Vatanı korumak, çocukları korumakla başlar. Egemen olmayan boyun eğmek zorunda kalır. Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey bekliyoruz.”
]]>Gölcük Platformu, doğanın yapısının bozulacağı gerekçesiyle dava açtı. 2019 yılında Bolu İdare Mahkemesi projeyi iptal etti. Danıştay, şubat ayında, proje için verilen iptal kararını bozdu. Projenin tekrar onaylanmasıyla, bungalovların kiralama hakkı Bolu Belediyesi’ne geçti. Bolu Belediye Meclisi Nisan Ayı 2’nci birleşiminde, bungalovların 17 yıllığına kiralanması için hazırlanan gündem maddesi görüşüldü.

TANJU ÖZCAN’IN EŞİ MERAL ÖZCAN DA PROTESTOYA KATILDI
Meclis toplantısı öncesinde Gölcük Tabiat Parkı’ndaki bungalov evlerin kullanımına karşı çıkan Gölcük Platformu, Bolu Belediyesi önünde protesto eylemi yaptı. Protestocuların arasında Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın eşi Meral Özcan’ın da katılması dikkat çekti. Meral Özcan, eylem sırasında ‘İlle de Bolu, ille de Gölcük’ yazılı pankart taşıdı. Belediye binası önündeki topluluk, daha sonra belediye meclis toplantısının yapılacağı salona geçti. Platform üyeleri, burada ellerinde pankartlarla slogan atarak Başkan Özcan’a tepki gösterdi.
“TAMAMEN BU KARARDAN VAZGEÇMELİSİNİZ”
Grup adına meclis kürsüsünden konuşan Gölcük Platformu Sözcüsü Erol Perçin, “Gölcük Platformu olarak bu sürecin hukuken müdahilleri olarak, bu mahkeme süreçlerini en üst mahkemeye taşımaya devam ettik. Hukuk süreçlerini bir şekilde tüketmeye, en üst mahkemelerde yargı nazarında da karşılık beklemeye çalışıyoruz. Bizim derdimiz Bolu’muz, bizim derdimiz memleketimiz. Bizler ülkesini, memleketini karşılıksız olarak, çıkarsız olarak seven insanlarız. Koşulsuz şartsız, amasız fakatsız, Gölcük ile ilgili bu yapılaşmanın açılması, burada konaklama imkanlarının açılması durumunu komple meclis gündeminden kaldırın. Tamamen bu karardan vazgeçmelisiniz” dedi.

“BURADA ZARARI GÖRECEK OLAN BOLUSPOR”
Toplantıda konuşan Başkan Özcan ise Gölcük Tabiat Parkı’ndaki son durumu anlatıp, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün, tabiat parkındaki kiralama haklarını Bolu Belediyesinden almak istediğini ifade etti. Özcan, bungalovların Boluspor’a destek için kiralanmak istendiğini belirterek, “Bu aşamadan sonra size de özel olarak söylüyorum, Sayın Bakan, Bolu Belediyesinden burayı alırsa, burada zararı görecek olan Boluspor olacak en başta. Ben bugünden uyarıyorum. Bu bungalovları Doğa Koruma ve Milli Parklar istiyor. Mili Parklar Gölcük’ü Bolu Belediyesinin elinden alacak ve toplu olarak orayı ihaleye çıkacak. Siz ve biz belki o zaman birlikte protesto edeceğiz bu kararları. Ama burada arada Boluspor kaynayacak. Biz Boluspor’un elinde kalmasını sağlamaya çalışıyoruz bu aşamada. Ama zaten onu da alacaklar diyorum” diye konuştu.
KİRALAMA KOMİSYONA GERİ HAVALE EDİLDİ
Gölcük Platformu üyelerinin talepleri doğrultusunda, Bolu Belediye Meclisi’nde karar alındı. Başkan Özcan, gündem maddesinin tekrar komisyona havale edilmesi için oylama başlattı. Belediye meclis üyelerinin oy birliğiyle bungalov evlerinin kiralama konusu geri çekildi. Oylama sonrasında Gölcük Platformu üyeleri, alkışlarla salondan ayrıldı.
TANJU ÖZCAN, MERAL ÖZCAN’A SESLENDİ
Başkan Özcan, oylama sonrasında eylemciler arasında yer alan ve meclisi takip eden eşi Meral Özcan’a seslendi. Eşinin dünyada bir ilke imza attığını ifade eden Özcan, “Bir taraftan demokrasi açısından mutlu oldum. Yani karı- koca aynı düşünmek zorunda değil. Gerçi ben de seni protesto ediyorum, bu akşam geç geleceğim eve” diye konuştu.
]]>Oturumu yönetmek üzere meclis salonuna alkışlarla gelen İmamoğlu, tüm meclis üyelerinin tek tek eline sıkarak kutladı.
316 meclis üyesinden oluşan mecliste, bu dönem CHP çoğunluğu sağladı, AKP azınlıkta kaldı. Meclis, İBB Başkanı İmamoğlu ve 185 CHP’li meclis üyesi, 129 AKP’li meclis üyesi ve 2 MHP’li meclis üyesinden oluştu.
İlk oturumda, meclis başkanvekilleri, katip üyeler, encümen ve ihtisas komisyonlarına üye seçimi yapıldı.
İstanbul Boğazı Belediyeler Birliği, Marmara Belediyeler Birliği, Tarihi Kentler Birliği üye seçimleri de gerçekleştirildi.
Meclis 1. Başkanvekili CHP’li Meclis Üyesi Nuri Aslan, 2.Başkanvekili Gökhan Gümüşdağ oldu. CHP’li Gümüşdağ, mecliste uzun yıllar grup başkanvekilliği yapan AKP’li Göksel Gümüşdağ’ın kuzeni.
PARTİ GRUPLARININ YENİ YÖNETİMLERİ
Oturumda siyasi parti gruplarının yeni yönetimleri de belli oldu. CHP Grup Başkanvekilliğine Ülkü Sakalar getirildi. Böylece meclis tarihinde ilk kez bir kadın, grup başkanvekili oldu.
CHP Grup Sözcülüğüne de önceki dönemde de meclis üyesi olan Gencay Özcan getirildi.
Önceki dönemde AKP Grup Başkanvekili olan Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu’nun yeni dönemde görevi sona erdi.
AKP’nin yeni grup başkanvekili önceki dönemde meclis 1. Başkanvekili olan Zeynel Abidin Okul oldu. Grup sözcüsü ise değişmedi ve Murat Türkyılmaz görevine devam etti.

“ALLAH UTANDIRMASIN”
İmamoğlu oturumu “Allah utandırmasın, herkese üstün başarılar diliyorum” sözleri ile açtı. Ardından İstiklal Marşı okundu ve saygı duruşunda bulunuldu. Ardından açılış konuşması yapan İmamoğlu, “31 Mart 2024 seçimlerinde, halkımız demokratik hakkını kullanmış ve İstanbul’u 5 yıl daha yönetmemiz yönünde bizlere vazife vermiştir. 5 yıl boyunca gösterdiğimiz gayret ve hizmetin halkımız nezdinde takdirle karşılanması ve teveccüh görmemiz bizi ziyadesiyle memnun etmiştir. Bu takdirin verdiği sorumluluk bilinciyle ikinci dönemimizde de, İstanbul’un atılım ve yatırım dönemi daha da büyüyerek devam edecektir. İsrafı bitirmiş, halkçı belediyeciliği getirmiş olan yönetim anlayışımız Türkiye’de pek çok kente örnek oldu. Dayanışmacı ruhumuzu temsil eden Askıda Fatura uygulamamız ise dünyada onlarca kent tarafından ne mutlu ki örnek alındı. Yolumuza hem kalkınmacı hem de dayanışmayı gözeten bu anlayışla daha güçlü şekilde devam edeceğimiz yeni bir döneme daha güçlü girmekten kıvanç duyuyorum” diye konuştu.
“MAKAMLAR GEÇİCİ”
İmamoğlu, meclis üyelerine “Unvan ve makamlarımız geçici, sorumluluğumuz ise her türlü şahsi ve siyasi hesabın üzerindedir. Allah hepimize, İstanbullulara mahcup olmamayı ve bu şehre hak ettiği hizmeti sunabilmeyi nasip etsin” diye seslendi.
“ATATÜRK’E LAYIK OLACAĞIZ”
31 Mart seçimlerinin çok önemli mesajlar verdiğine dikkat çeken İmamoğlu “Her birimiz o mesajları iyi anlamak ve gereğini yapmakla yükümlüyüz. Her şart altında, ortak akıl, istişare ve uzlaşma kültürüyle hareket eden, İstanbulluların menfaatlerini önceleyen, tam anlamıyla demokratik bir meclis tecrübesini bu dönem hemşerilerimize yaşatacağız. İstanbul tarihinin ve tüm Türkiye’nin en şeffaf, en demokratik, en etkili, en verimli meclisi olacağız. Yetkimizi sadece ve sadece 16 milyon İstanbullunun çıkarları için kullanacağız.Ülkemizin ve cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e layık olacağız” dedi.
“VİCDANLI SİYASET TALEBİNİN İFADESİ”
31 Mart seçim sonuçlarının; adaletli, dürüst, sorun çözme odaklı bir siyaset talebinin ifadesi olduğunu dile getiren İmamoğlu “31 Mart, insanları kutuplaştırmayan, ortak akla dayalı ve vicdanlı bir siyaset talebinin ifadesidir. Bizim hizmet anlayışımızda hiçbir kesim bir diğerinin düşmanı ve hasmı değildir. Partizanlık, asla ama asla bizim yönetim anlayışımızda yoktur. Önümüzdeki 5 yıl boyunca bunu bu anlayışı bu mecliste çok daha da güçlü şekilde göstereceğiz. Bu büyük ekonomik krizde vatandaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Kent lokantaları, yurtlar, öğrenci bursları, anne kartlar, kadın eğitim kurumları ve kreşler ile sosyal alt yapı projelerimize hız vereceğiz. Elimizden gelen her fırsatı ve bulacağımız her kaynağı kullanarak şehrimizin altını metro ağlarıyla örmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
CUMHURBAŞKANINA İMZA ÇAĞRISI
İmamoğlu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da mesaj vererek şunları söyledi:
-Umut ediyorum ki, hiçbir fayda sağlamadığı bu seçimlerle iyice anlaşılan, bazı engelleme çabaları da artık son bulur.
-Bugün, kıymetli İstanbul Meclisi’nde tekrar etmek isterim ki; başta Beylikdüzü-Sefaköy raylı sistemi olmak üzere artık bekleyen tüm imzalarımızı atınız. Atın ki biz de hızlıca işimize odaklanalım.
-İstanbul’un çevre, ulaşım ve trafik sorunlarını hızla çözebilelim. Bu yeni dönemde sırt sırta verebilirsek şehrimizin her ilçesinde yaşam kalitesini kat kat artırabiliriz.
“HEPİMİZ AYNI GEMİDEYİZ”
-İstanbullular bizden icraatçı ve halkçı bir belediyecilik yapmamızı bekliyorlar. Bu şehirde yaşayan 16 milyon hemşerimizin kahır ekseriyeti siyasi rekabetin demokrasi, hukuk, ahlak ve nezaket sınırları içerisinde yapılmasını talep ediyorlar. Hatırlatmak isterim ki hepimiz aynı gemideyiz.
-Ülkemizin etrafı, uluslararası sorunların adeta merkezi haline döndü. Ulusal güvenlikle ilgili daha büyük riskler içeren bir ateş çemberiyken particilik yapamayız. Yapmamalıyız.
-Geçmişe takılıp kalmadan, siyasetin her koşulda müzakere ve uzlaşı sanatı olduğunu bilerek hareket edeceğiz. Hep beraber öyle yapmalıyız.
“31 MART’I DEMOKRASİ İLE TAÇLANDIRALIM”
-Bu kürsüden hangi partiden olursa olsun seçilen tüm yeni meclis üyelerimize, belediye başkanlarımıza, hükümetimize çağrıda bulunuyorum: Gelin el birliği ile İstanbul’umuzu ve ülkemizi güzel ve müreffeh günlere taşıyalım. Bunu hep birlikte yapalım.
-Gelin 31 Mart’ı demokrasiyle taçlandıralım. Gelin bu sonucu hukuk devletimizi yeniden tesis etmek için bir sinerjiye dönüştürelim. Gelin hukuk devletini, demokrasimizi ve kardeşlik iklimini yeniden tesis edelim. Gelin akılcı, samimi, şeffaf ve hesap verebilir politikalarla ekonomimizi ayağa kaldıralım.
-Gelin el birliği ile ülkemizi, İstanbul’umuzu depreme hazırlayalım. Unutmayalım: İstanbul’daki yatırımlar ve hizmetler hepimizin, İstanbul’da harcanan her kuruş bütün milletimizindir. İstanbul’un her projesi bir partinin değil milletin projesidir.
-Gelin 31 Mart’ı bir milat olarak görelim. Şehrimizin ve ülkemizin kazanacağı, kaybedenin olmadığı bir dönüm noktasına çevirelim” diye konuştu.
KEPEZ BELEDİYE BAŞKANININ TUTUKLANMASINA TEPKİ
Konuşmasında adalet vurgusu yapan İmamoğlu, Antalya’daki teleferik kazası nedeniyle CHP’li Kepez Belediye Başkanı’nın tutuklanmasına tepki gösterdi.
İmamoğlu şunları kaydetti:
-Yıllar boyunca Soma faciasından Pamukova’ya ve benim de çok sevdiğim insanları kaybettiğim Çorlu tren faciasına kadar pek çok olay ortadadır. Yıllar geçmesine rağmen mahkemeler sürüyor. Kazalar ve facialar eğer ihmal yüzünden gerçekleşmişse sorumlusu ya da sorumlularının partisine bakılmaz. Gereği yapılır.
-Bu gereklilik iktidar partisi mensupları için neyse, benim partim CHP mensupları için de eşit olmalıdır. Adalet herkesi eşitler. Ne yazık ki birileri yıllarca korunurken, Kepez Belediye Başkanımızın tutuklanması akıl ve vicdanlarda soru işareti bırakmıştır. Bunun nedeni adaletin adamına göre tecelli etmesidir. Bu vesileyle, bir daha böyle üzücü olayların tekrar etmemesini Allah’tan niyaz ediyorum.
“ŞİİR GİBİ BİR 5 YIL”
İmamoğlu, konuşmasını şöyle tamamladı:
-İstanbul’da yeni bir dönemin eşiğindeyiz.Bugünden itibaren, birlikte atacağımız her doğru adım, İstanbul’umuzu çok daha güzel günlere, çok daha hızlı taşıyacak. Hep birlikte, uzlaşıyla atacağımız her doğru adım, şehrimizin ve ülkemizin bütünlüğünü, kardeşliğini pekiştirecek. İstanbulumuzun hem Ortadoğu hem de Balkan coğrafyası için çok önemli bir merkez, örnek bir coğrafya olduğu ortadadır.
-Bu bilinçle hareket etmeliyiz. İstanbul’a aynı zamanda insanlık için de çok önemli ve değerli merkezdir. Bu bilinçle, başta Gazze’de sürmekte olan insanlık dramının bir an evvel sona ermesini temenni ediyor, İstanbul’un kalbinin mazlumlarla attığını belirtmek istiyorum. Bölgemizde ne yazık ki artmakta olan gerilimlerin ve çatışma ortamının bir an evvel bitmesini temenni ediyorum.
-16 milyon hemşerimizin ve 86 milyon vatandaşımızın gözleri önünde sergileyeceğimiz demokrasi düzeyiyle herkes için örnek ve umut olmayı başarabiliriz.
-Hep birlikte, İstanbul’a şiir gibi, rüya gibi bir 5 yıl yaşatabilir, İstanbulluların gönlünde çok müstesna bir yere sahip olabiliriz. Bu umut ve heyecanla sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Oturum, MHP, AKP ve CHP grup başkanvekillerinin açılış konuşmalarının ardından oylamalar ile devam etti.
]]>
Kurtulmuş, Türk milleti ve milli iradenin tecelligahı olan TBMM olarak ilk andan itibaren Gazze’de yaşanan insanlık suçlarına karşı bir duruş gösterdiklerini, bu meselenin karşısında insani olarak yardımlaşma ve dayanışma duygularıyla Filistinlilerin yanında olduklarını ortaya koyduklarını söyledi. Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“9 Ekim’de TBMM’de bütün siyasi partiler bir araya gelerek Filistin’de yaşanan insanlık dışı katliamın lanetlendiği bir metin ortaya koydular. Yine daha sonra El-Ehli Baptist Hastanesi’nin bombalandığı akşam Meclisimizde devam eden Genel Kurul yarıda kesildi ve yine partiler ortak bir bildiriyle bu insanlık suçunu, bu katliam boyutlarını çok aşmış, soykırım boyutlarına gelmiş olan savaş suçlarını lanetleyen bir bildiri yayınladı. Devlet ve hükümet olarak gösterdiğimiz bu tavrın yanında, milletimiz de her alanda Gazzeli Müslümanların, kardeşlerimizin yanında yer aldı. Dualarıyla yardımlarıyla ellerinden ne geliyorsa oraya ulaştırabilmek için milletimiz adeta seferber oldu.”
MECLİS ÇALIŞANLARINA TEŞEKKÜR
TBMM’nin, milli iradenin tecelligahı, Türkiye demokrasisinin kalbi olduğunu ifade eden Kurtulmuş, Meclis personelinin bu kurumda fedakarca, gayretle, başarıyla çalıştığını belirterek, şunları kaydetti:
*Burası profesyonelliğin çok yüksek düzeyde olduğu, insanların işlerini en iyi şekilde yapmak için yarış içerisinde olduğu bir kamu kurumudur. Burada bir kamu görevi yerine getiriyor olmakla birlikte milli iradenin tecelli etmesi için de yardımcı oluyoruz, destek oluyoruz.
*Her ne kadar sizler Meclisimizin çalışanları olarak Genel Kurul salonunda bulunup yasaların çıkması için el kaldırıyor ya da oylamaya katılıyor olmasanız da komisyonlarda görevli bir şekilde reylerini ortaya koymuyorsanız da Meclisin çalışmalarının bütün safahatlarında katkılarınızla, desteklerinizle, özverili çalışmalarınızla hem Genel Kurulun hem komisyonların hem de bütün süreçlerinin eksiksiz bir şekilde çalışmasına vesile oluyorsunuz. Bundan dolayı hepinizi tebrik ediyorum.
ÇALIŞMA HAYATINA DEĞİNDİ
Numan Kurtulmuş, kendilerinin de ellerinden geldiği kadar TBMM çalışanlarının haklarının iyileştirilmesi, daha iyi imkanlarda çalışmalarının temini için gayret sarf ettiklerini dile getirerek, “Ümit ediyorum ki çalışma hayatınıza ilişkin içinde bulunduğunuz durum, giderek daha da iyi bir noktaya gelir hem fiziki hem maddi-manevi anlamda çok daha iyi şartlarda çalışmayı sürdürürsünüz.” diye konuştu.
Meclisin, demokrasinin kalbi, milli iradenin tecelligahı olduğunu belirten Kurtulmuş, TBMM’nin gazilik sıfatını iki kez almış olan tek meclis olduğunu söyledi.
TBMM’nin, ilk olarak çok zor şartlar altında İstiklal Harbi mücadelesinin merkezi olduğunu ve Cumhuriyetin kuruluşunu gerçekleştirdiğini ifade eden Kurtulmuş, “Bu özelliği ile Gazi’dir. İkinci sefer Gaziliği ise, çoğunuz belki o gece buradaydınız, bombaların düştüğü yer, yabancı misafirleri ziyarete getirdiğimizde orayı da gösteriyoruz, 15 Temmuz gecesinde de bu Meclis Gazi olmuştur.” dedi.
YEREL SEÇİM AÇIKLAMASI
TBMM Başkanı Kurtulmuş, demokraside, milletin iradesinin üstünde hiçbir söz ve iradenin geçerli olmadığına işaret ederek, şunları söyledi:
“Türkiye, dünyada bedeli en ağır şekilde ödenmiş demokrasiye sahip olan bir ülkedir. Bunu, belli aralıklarla yapmış olduğu seçimlerle ortaya koymuş bir ülkeyiz. En sonuncusunu, ilk yaptığımız seçimleri, belki bugünkü anlamda değilse bile, Birinci Meşrutiyet öncesinden itibaren bir şekilde demokrasiye girmiş olan bu millet, 1950’den sonra tam manasıyla bir demokrasiye kavuşmuş ve bu demokrasinin bedelini de sürekli ödemiştir. En sonuncusu 15 Temmuz gecesi; bir hikaye, bir destan değil aynı zamanda milletimizin canıyla kanıyla bedelini ödediği demokrasiye sahip çıkma gecesiydi.”
Kurtulmuş, bu anlamda Türkiye demokrasisinin, dünyadaki bütün eşdeğerlerinden fevkalade güçlü bir yapıya sahip olduğunu ve bunu, her seçim vesilesiyle ortaya koyduğunu vurgulayarak, “İşte dün gerçekleştirilen yerel seçimleriyle ilgili de millet sözünü söylemiş, seçim kampanyasındaki olgun bir demokratik yarışın sonunda seçim sonuçları hemen hemen Türkiye’nin her yerinde problemsiz, eksiksiz bir şekilde yansımış ve milletimiz tercihini yapmıştır.” değerlendirmelerinde bulundu.
“HERKES SEÇİM SONUÇLARINI KABUL ETMİŞTİR”
TBMM Başkanı Kurtulmuş, yerel seçim sonuçlarının, millete ve ülkenin geleceğine hayırlar getirmesi temennisinde bulunarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
*Milletimiz 5 yıllık süre için kendisini yönetecek olan yerel yöneticilerini seçmiş ve onlar eliyle kendilerine belediye hizmetlerinin gelmesi için kararını vermiştir.
*Milletimizin bu kararına, herkesin büyük bir olgunlukla saygı gösterdiğini görmek, Türkiye’nin demokratik teamüller bakımından da ne kadar olgun bir demokrasiye sahip olduğunun en güzel işaretlerinden birisidir.
*Birkaç sandıktaki ufak tefek itirazların dışında hemen hemen Türkiye’nin hiçbir yerinde, yapılan itirazların sonucunda kimsenin seçim sonucuna ilişkin bir tane ‘ama, acaba, şöyle, fakat’ diyerek bir eleştirisi olmamış ve herkes seçim sonuçlarını kabul etmiştir.
*Bu, büyük olgunluğu dolayısıyla Türkiye’nin demokrasisinin ana unsurları olan siyasi partilerimize de burada bir kere daha TBMM’den şükranlarımızı ifade ediyorum. Türkiye demokrasisi, Meclisimizin güçlü çalışmalarıyla bundan sonraki süreçlerde de güçlü ve muktedir yol yürüyüşüyle birlikte inşallah çok daha ileriye gidecektir.
]]>
“25 YIL ANKARA’YI YÖNETTİNİZ, BU KANALİZASYON KAPALIYDI DA BİRİSİ Mİ AÇTI?”
Burada konuşan Yavaş şunları söyledi:
* “Her yıl gittiğim yerde söylüyorum; şehir girişindeki çıkışındaki kapıların o estetikten yoksun kapıların kime ne faydası var, hangi insana faydası var hangi Ankaralı’ya faydası var? Bugünkü maliyeti 350-400 milyon lira. Bunun yerine yıllardır suyu çok pahalı satıp Ankara’nın 232 köyünde, mahallesinde, kanalizasyon açıktan akarken yüzlerce köyde su yokken paraları buraya aktarmak hangi anlayıştır? Şimdi sayın rakibim de televizyona çıkmış ‘Ankara’nın merkezinde Tulumtaş köyünde kanalizasyon hala yok’ diyor. Muhtar da hemen kendisini yalanladı büyükşehir yaptı diye.
* Siz 25 yıl Ankara’yı yönettiniz. Bu kanalizasyon kapalıydı da birisi mi açtı? Buralarda su vardı da birisi mi kesti? Yıllardır ne işlerle uğraştınız? Ancak göz boyayan işlerle uğraştınız. Yerin altındaki yapılan yatırım görünmezliği, insanların sağlığını hiçe saydınız. İnsanların en hayati ihtiyaçlarını hep görmezlikten geldiniz. İşte aramızdaki fark, aramızdaki belediyecilik anlayışı budur.

“EMEKLİLERİMİZ İÇİN DE BİR MÜJDEMİZ VAR”
* Her gittiğimiz yerde yapılan tesislere yaptığımız masrafı da açıklıyoruz. Bugün bu açılışını yapacağımız tesis 8 milyon lira maliyette gerçekleştirildi. Dünkü Yapracık’taki Aile Yaşam Merkezimiz de 55 milyon liraya mal edilmiştir. Önümüzdeki dönemde buraları kullanacak emeklilerimiz için de bir müjdemiz var. Önümüzdeki dönemde inşallah ‘Emekli Meclisi’ kuracağız. Yani emekli vatandaşlarımızın belediyelerinden beklentilerini tam olarak ölçüp onlara daha iyi hizmet etmek için ‘Emekli Meclisi’ni kuruyoruz ve bu meclisin içerisine belediyemizden beklentilerini bildirecek şekilde komisyon üyeleri ve meclis başkanı seçilecek. Aynen kent konseyinde olduğu gibi onları bir şekilde karar alıp bize gönderecekler. İnşallah biz de belediye meclisinden onların talep doğrultusunda kararlarımızı alacağız. Bu ister fiziki mekanlar olabilir ya da emeklilerimizin günlük hayatını kolaylaştırıcı bizim göremediğimiz ne tür talepler olursa onlar hakkında karar vermek olacaktır.
“NİYE 1 NİSAN DİYORSUNUZ? ELİNİZDEN TUTAN MI VAR?”
* Bugün yine cep telefonlarınıza mesaj geldi. Otobüsler emeklilere bedava olacak diye. Bir sürü saydırıyorlar. Şimdi her şeyden önce bu otobüslerdeki ücretsiz binme işine kararı Cumhurbaşkanlığı veriyor. Yani daha önceden bir kanunla bunu iktidar olduktan sonra getirdiler. Dolayısıyla belediyenin bir yetkisi yok. Belediye meclisinin de bir yetkisi yok. Sayın Turgut Altınok siz hükümete mensup bir belediye başkanısınız. Bu verdiğiniz vaat Sayın Cumhurbaşkanı’nın bugün akşam yayınlayacağı bir kararnameye bağlı. Niye 1 Nisan diyorsunuz? Elinizden tutan mı var vaatlerinizi? Yapıp geçsenize neyi bekliyorsunuz? Artık kaybedeceklerini anlayınca ne yapacaklarını şaşırdılar. Bol keseden vaatler aynen devam ediyor.
* Şimdi İstanbul’daki adaylar için bir şey demiyorum yetkisi yok ama sizin vadettiğiniz şeylerden birçoğunu şu anda Keçiören Belediyesi’nde niye uygulamıyorsunuz? Türkiye’de aramızdaki belediyecilik anlayışının nereden kaynaklandığını söyleyeyim. Dün mesela Altındağ’da belediye işçileri grev yaptılar. Hani ikide bir büyükşehir batık diyorlar. Halbuki kredisi en yüksek belediyenin biz olduğunu açıkladık. Aslında burada bizde olmayan belediyelerin hepsi batık haberiniz olsun ilçe belediyelerinin.
* En güzel örneği ne oldu? Dün Altındağ Belediyesi işçilerin ödeneklerini ödeyememiş. Onlar da gittiler Altındağ Belediyesi’nin önünde başladılar gösteri yapmaya. Diğerlerinde de aynı. Onları inşallah yeni belediye başkanlarımız seçildikten sonra halka gösterip teşhir edecekler. Ve ne oldu biliyor musunuz? Şimdi o işçiler Altındağ Belediyesi’nin işçisi diye ben seyretmedim. Haber gönderdim kendilerine. Akşam iftar yemeği, çay, kahve ve sahurda da aynı şekilde yemek göndermek suretiyle nerede darda olan insan varsa büyükşehirde emeğin yanında. Benim için fark etmiyor. Herhangi birisi benden talepte bulunsun yetiyor.
“AÇIKLAYINCAYA KADAR DEVAM EDECEĞİM”
* Bütün Türkiye’de bütün belediye başkanlarının başı dik gezsin istiyoruz. Bunun yolu nedir? Şeffaflıktır, açık ihalelerdir, hesap vermektir, ortak akılla kenti yönetmektir. Dolayısıyla biz dedik bir öncü olalım büyükşehir belediye başkanı olarak. Mal beyanımız 2019’da göreve başlarken neymiş şimdi ne olmuş ortaya serdik. Ve bütün büyükşehir belediye başkanı adaylarına dedik ki siz de çıkarın. Çünkü sizler de uzun süredir kamu görevi yapıyorsunuz. Ses yok. En son ‘Mallar bana ait değil hepsi Allah’a ait’ dedi, geçti. Bütün dünya Allah’a ait, hüküm veren o. Ama ben her yerde şunu söyledim; Ben beş yıldır belediye başkanlığı yapıyorum. Hakkımda yüzlerce şikayet edildi. Hep böyle iftiralar, tweetler üzerine müfettiş geldi. Bizim şikayetlerimiz hala bekliyor İçişleri Bakanlığı’nda. Ama neredeyse müfettişleri oturtacak yer bulamaz hale geldik.
* Bugüne kadar o kadar inceleme yapıldı ve sonuçlandı ki daha bir tane personelim benim savcılığa gitmedi. Dolayısıyla böyle bir örnekten yola çıkarak hepiniz mal beyanınızı açıklayın dedim. Hala yok. Açıklayıncaya kadar devam edeceğim. Halk parasını kullandırdığı insanların bu parayı ne yaptığını görmeli. Bizimkini web sayfasından görüyor. Onların parasıyla zenginleşip zenginleşmediğini görmeli. Ben beş yıldır hiçbir yere fotoğrafımı asmadım. Beş yıldır bir tane minibüs bir şoför bir korumayla gezdim. Ne çakarlı araç ne konvoy. O konvoyları sizin paranızla yapıyorlar. Ve bunun da hesabını vermiyorlar. İşte bunun hesabını öbür dünyaya bırakmak yok. Hepimizin inancı var mübarek gün. O hesabı sandıkta siz soracaksınız.”
]]>PARİS’TE BİR TUNCELİLİ
1974’de Danıştay bursu ile Paris’e gitti ve Fransa Amme Enstitüsünde idari yargı eğitimi aldı. Milletvekiliyken katıldığı davetlerde Fransız konuklarla yaptığı akıcı sohbetler, Paris’te öğrendiği Fransızcanın eseriydi. Yurda dönüşte Danıştay görevine devam ederken 12 Eylül darbesi oldu. TBMM feshedilip kurulan Danışma Meclisi’ne Milli Güvenlik Konseyi tarafından üye seçildi. Ancak yeni Anayasa’ya ret oyu verip, idam cezasına karşı çıkınca, askeri yönetimin tepkisini çekti. 1983’de adaylığı dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren’den veto edildi. 1987’de ise SHP’den milletvekili oldu.
Başbakan Turgut Özal’a sert muhalefet yaptı. Yaz tatilini ‘Nirvana’ yatında geçiren Özal için “O yatta ne çıkarlar sağlıyor?” diye sorup mahkemelik oldu. ANAP’lı vekillerle kavgalara girişti. Erdal İnönü-Deniz Baykal çekişmesinde İnönü’nün yanında yer aldı.
FETÖ’YÜ HABER VERMİŞTİ
Baykal 1995 seçimlerinde aday göstermeyince Tansu Çiller’in DYP’sine geçip, yine seçildi. “Bu nasıl U dönüşü?’’ diye soranlara “Ben DYP’nin sosyal demokrat kanadıyım” cevabını verdi. Refah, Saadet ve AKP’lilerle yıldızı hiç barışmadı. Yumruklu küfürlü saldırılara uğradı. 6 dönem seçim kazandı ve 28 yıl milletvekilliği yaptı. İrticaya, yobazlığa, terör ve bölücülüğe pirim vermedi. Meclis kürsüsünde FETÖ tehlikesine dikkat çeken ilk isim oldu. 22 Ocak 2016 günü pankreas kanserine yenik düştü. 15 yaşında çıkıp, 76 yaşında geri döndüğü köyünde toprağa verildi. Genç, AKP iktidarını Fetullah Gülen’e karşı 10 Haziran 2009’da Meclis kürsüsünden “Başınıza bela olacak” diye uyarmıştı: “Ben diyorum ki, Gülen’in 700 tane öğrencisini getirip de Bülent Arınç şiir okutup, ‘bu şiirleri kim yazdı’, “Fetullah Gülen’ demeye hakkı var mı? Amerika’ya giden AKP’li vekiller Gülen’i ziyaret ediyorlar. Gülen? Kimdir bu arkadaşımız? Ne yapmak istiyor, Türkiye’deki sermayesi nereden geliyor? Acaba Türkiye’deki rejimdeki rolü nedir? Bunları bir araştıralım. Niye çekiniyorsunuz? Bunun en büyük zararını siz çekeceksiniz. Ben çekmem. Benim zaten düşüncelerim belli. Araştıralım, Türkiye izin çok büyük bir tehlike.” AKP’li vekiller ise “Hâlâ adam olamadın. Uslanmadın be. Ne biçim adamsın sen?” sözleriyle Genç’in üzerine yürümüştü.

ELİNDE FENER ADALET ARADI
Meclis’teki konuşması sık sık AKP’liler tarafından kesilen ve zaman zaman fiziki müdahaleye uğrayan Kamer Genç, siyaset tarihine geçen en önemli unutulmaz eylemini 1 Ekim 2012’de gerçekleştirdi. Meclis’in açılış töreninde kürsüye, “Deniz Feneri davasının unutulmaması” için elinde “adalet arayışının simgesi” olan fenerle çıktı. Bu eylemiyle Sinoplu ünlü filozof Diyojen’e benzetildi.
]]>Yüksek Seçim Kurulu’nun 1 Ocak’ta başlayan seçim takvimi kapsamında, seçim süreci, oy kullanma ve oyların sayılmasına ilişkin merak edilenler 10 soruda derlendi.
1- Seçmen listeleri ne zaman kesinleşecek?
Seçmen listeleri muhtarlıklarda askıya çıkarıldı. Seçmenlerin isimlerini 17 Ocak Çarşamba gününe kadar kontrol etmesi gerekiyor. Listede isimlerini bulamayanlar, il ve ilçe nüfus müdürlüklerine başvuracak. 7 Şubat’ta, seçmen kütükleri kesinleştirilecek, seçmenlerin oy vereceği yer ve sandıkların belirlenmesine başlanacak. Seçmenlerin oy vereceği yer ve sandıklar 11 Şubat’ta tamamlanacak.
2 – Seçmen bilgi kağıdı ne zaman gelir?
Seçmen bilgi kağıtlarının dökümüne ve dağıtımına 29 Şubatta başlanacak. 24 Martta seçmen bilgi kağıtlarının seçmenlere dağıtımı tamamlanacak.
3 – Siyasi partilerin belediye başkan adaylarının listeleri ne zaman netleşecek?
Siyasi partiler aday listelerini 20 Şubat’ta en geç saat 17.00’ye kadar verecek. Bağımsız adaylar dahil, geçici aday listeleri 23 Şubat’ta, kesin aday listeleri 3 Mart’ta ilan edilecek.
4 – Büyükşehir belediyesi sınırlarında yaşayan seçmen neler için oy kullanacak?
Her seçmen, kanunda sayılan istisnalar dışında, hangi sandık seçmen listesinde kayıtlı ise ancak o sandıkta oy kullanabilecek. Seçmenler, hangi seçim çevresinde kayıtlı ise ancak oradaki seçimler için oy kullanabilecek.
Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Ordu, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ, Trabzon ve Van’daki seçmenler, “büyükşehir belediye başkanı”, “belediye başkanı”, “belediye meclis üyeliği” ile “muhtarlık ve ihtiyar heyeti” için oy kullanacak.
5 – Büyükşehir olmayan illerde neler için oy verilecek?
Büyükşehir olmayan illerde ise “il genel meclisi üyeliği”, “belediye başkanı”, “belediye meclis üyeliği” ve “muhtarlık ve ihtiyar heyeti” için oy verilecek.
6 – Köyde yaşayan seçmen neler için kullanacak?
Köylerde ise “il genel meclisi üyeliği” ile “muhtarlık ve ihtiyar meclisi” için oy atılacak.
7 – Oy pusulaları ne renk?
Büyükşehir belediye başkanlığına ilişkin oy pusulası “beyaz”, il genel meclisi üyeliklerine ilişkin pusula “turuncu”, belediye başkanlığına ilişkin oy pusulası “mavi”, belediye meclisi üyeliğine ilişkin oy pusulası ise “sarı” renkli olacak.
8 – Tüm pusulalar kaç zarfa koyulacak?
Seçmenler tüm oy pusulalarını tek zarfa koyacak.
9 – Oy verme işlemi hangi saatler arasında yapılacak?
YSK, seçimin mart ayında olması nedeniyle mevsim şartları ve güneşin batış saatini dikkate alarak, doğudaki 32 ilde oy verme saatini bir saat erkene aldı. Bu nedenle, Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır, Kilis illerinde ve bu illerde bulunan ceza infaz kurumlarında oy vermenin başlangıç ve bitiş saatleri 07.00-16.00 olarak uygulanacak.
Bu illerin dışında kalan diğer illerde oy verme saatleri 08.00-17.00 olacak.
10 – Oylar saat kaçta sayılmaya başlayacak? Önce hangi oylar sayılacak?
Oy verme saatlerinin 07.00-16.00 olduğu illerde saat 16.00’dan önce, diğer illerde saat 17.00’den önce oylar sayılmaya başlanamayacak. Sandık seçmen listesindeki bütün seçmenler oylarını kullanmış olsalar bile oy vermenin bitim saatinden önce sandıklar kesinlikle açılmayacak.
]]>TBMM’den de ortak bir sesin çıkmasının gerektiğini kaydeden Dervişoğlu, “İYİ Parti Grubu olarak bütün siyasi partilerin ortak imzasıyla yayımlanacak bir bildiriyle, milletimizin gönlünü ferahlatacak, birlik ve beraberliğimizin devam ettiğini, bütün olaylar karşısında yıkılmaz bir kale olduğumuzu gösterecek bir açıklamanın yapılmasını arzu ediyoruz” dedi.
MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, TBMM’de yansıyacak böyle bir iradeye her zaman katkı sağladıklarını ve sağlayacaklarını dile getirdi.
AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, Meclisin çalıştığı sırada ortak bildiri yayımlanmasının, terörle mücadelenin altının çizilmesinin doğru olacağını belirtti.
Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, millete karşı sorumluluk adına, milletin evi olan Meclis’ten teröre karşı verilecek sesi anlamlı ve değerli bulduklarını, yayımlanacak bildiriye destek vereceklerini bildirdi.
CHP: MİLLİ YAS İLAN EDİLMELİ
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Türkiye’nin büyük bir acı yaşadığını, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’le telefonda görüştüğünü aktardı.
Mecliste genel görüşme yapılmasını istediklerini, ardından ortak bir tavır ortaya koyulması gerektiğini dile getiren Başarır, şöyle devam etti:
“Ortak tavır konusunda ‘evet’ ama bunu ortaya koyduktan sonra yarın seçim meydanlarında videolarla, başka propaganda araçlarıyla şehitlerimizin üzerinden siyaset yapılmasını kabul etmiyoruz. O yüzden yapmamız gereken şey, önümüzdeki hafta Meclisi genel görüşmeye çağıracağız çünkü kolay değil, milli yas ilan edilmeli. TRT’ye bakalım, müzik çalıyor devletin kanalında. Suudi Kralı ölüyor, milli yas ilan ediyoruz, 12 vatan evladı öldü bugün… Bildiri konusunda önce herkes samimi olmalı, bu konuyu ortak dert edinmeli. Yarın, bir ay sonra seçim meydanlarında bu eylemi gerçekleştirenlerin liderleriyle, sahte videolarla seçim propagandası malzemesi yapılırsa işte bu olmuyor. O yüzden biz, pazartesi günü yetkili kurullarla toplanacağız, Meclisi genel görüşmeye çağıracağız. Bu konudaki samimiyetimizi ortaya koyacağız, ondan sonra açıklamayı Meclis olarak yapacağız.”
DEM PARTİ: GERÇEKÇİ OLALIM
DEM Parti Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, TBMM’nin, Türkiye’nin en önemli sorununda, sorunlarında ortaklaşmasının, tartışmasının, konuşmasının hatta ortak bildirilere imza atmasının değerli olduğunu belirterek, “Bunu Filistin’de bir hastaneye yapılan saldırıda birlikte yapmıştık ama bu konuda gerçekçi olmamız lazım. Şu anda saat 23.00’e geliyor, bir saatimiz var, çalışma saatimiz. Bunu gözetelim” dedi.
AKP: MİLLETİMİZİN NEZDİNDE YANLIŞ ANLAŞILABİLİR
Yeniden söz alan AKP Grup Başkanvekili Usta, “Şu an çalıştığımızı özellikle ifade ettim. 12 şehidimiz var, içimiz acıyorken böyle bir ortak bildirinin bu akşam çıkması çok kıymetli ve anlamlı olacaktır. Buna imza atmayanlar olabilir, buna da saygı duyarız. Bunu da millet takdir eder. Meseleyi seçim meydanlarına getirmek hiç doğru değil. PKK bayrakları altında Doğu ve Güneydoğu illerinde miting yapıp bir tane Türk bayrağı kullanmayanlar, şimdi seçim meydanlarında ne yapıldığını nasıl soruyorlar, anlayamadım, bağdaştıramadım. Bunları tartışmayalım, ortak bildiri için çaba gösterelim. Çalışıyorken bu geceyi değerlendirmemek milletimizin nezdinde de yanlış anlaşılabilir” diye konuştu.
“MECLİS’İN HEMEN GENEL GÖRÜŞME YAPMASI LAZIM”
CHP Grup Başkanvekili Başarır, “Yapılması gereken, eğer 12 şehidimiz varsa hemen Meclis’in genel görüşme yapması, Milli Savunma Bakanı’nın bilgi vermesi, ona göre konuşmamız ve ona göre bildiri yayımlamamız gerekiyor. Bunu Mecliste tüm ayrıntılarıyla konuşmak durumundayız.” dedi.
BEŞTAŞ: ACI BİZİM İÇİN DE ÇOK BÜYÜK
Yeniden söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Beştaş, açıklamasının yanlış anlaşıldığını ifade etti.
Milli yas ilan edilen günleri hatırlatan Beştaş, “Sorun imza değil sorun bu meseleyi hissetmek ve çözüm için zorlayıcı olmak. Biz bu parlamentoda her türlü saldırılarına rağmen bu meseleyi ifade eden, çözüm için mücadele eden partiyiz. Acı bizim için de çok büyük, onlar kadar bizim de büyük. Ölen gençler hepimizin evlatları. Gelin bir gün değil, bir hafta tatile girmeyelim, yılbaşı da dahil bir neticeye ulaşana kadar, gelecek hafta, 31 Aralık’a kadar bu meseleyi kapalı oturumda tartışmaya, ortak çözümleri bulmaya hazırız.” diye konuştu.
Daha sonra TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşime ara vererek grup başkanvekillerini toplantıya davet etti.
ÖZEL ‘DERHAL BİLGİLENDİRME’ İSTEMİŞTİ
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye’nin 2 günde 12 askerini şehit vermesiyle ilgili yaptığı açıklamanın bir kısmında “Hükümet, Milli Savunma Bakanı aracılığıyla derhal siyasi parti gruplarını ve Meclis’i bilgilendirmelidir” demişti. Özel, “Bu bilgilendirme yapılmadan, sorularımıza yanıt almadan ve ikna olmadan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin altında imzası olan hiçbir bildiriye imza atmayacağız” ifadelerini kullanmıştı.
]]>