Millet – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Sun, 16 Jun 2024 21:18:40 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Muhalefetin önerileri yine Cumhur İttifakı’na takıldı https://www.foxhaber.com.tr/muhalefetin-onerileri-yine-cumhur-ittifakina-takildi/ https://www.foxhaber.com.tr/muhalefetin-onerileri-yine-cumhur-ittifakina-takildi/#respond Sun, 16 Jun 2024 21:18:40 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8275 Meclis Genel Kurulu’nda, Saadet Partisi’nin “kamuda tasarruf”, İYİ Parti’nin “staj ve çıraklıkta geçirilen süreler”, DEM Parti’nin “kayyum uygulamaları” ve CHP’nin “Adalet Bakanlığı personeli görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavları” ile ilgili grup önerileri ayrı ayrı görüşüldü.

Partisinin grup önerisi üzerinde söz alan Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, Türkiye’nin çok ağır bir ekonomik süreçten geçtiğini ve milletin yerel seçimlerde sandıkta iktidara cevap verdiğini söyledi.

Kaya, kamu kurumlarına yönelik tasarruf genelgelerinin yayımlandığını anımsatarak, “Sayın Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bir AVM’nin üst katında mütevazi bir kumpirle fotoğraf verirken maalesef başkalarının çok maalesef başka mensuplarımızın milletin vicdanını acıtacak çok farklı fotoğraflar verdiğini görüyoruz.” diye konuştu.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, hükümet kurulalı 11 ay olduğunu belirterek, “Hangi harcamayı kısacaksınız, ne yapacaksınız, nasıl yapacaksınız? ‘Harcamayı kısacağım.’ deyince harcama falan kısılmıyor, bir yandan harcamalar devam edip gidiyor. Bürokraside hala arkadaşlarımız var, bir miktar irtibatımız var, o arada da hiçbir şey yapılmadığını görüyoruz. Böyle lafla peynir gemisi yürütme imkanı yok.” dedi.

Usta, Bakan Şimşek’ten tasarruf kalemlerini açıklamasını talep ederek, “Nereyi, nasıl keseceksiniz? Yani kamu-özel iş birliği projelerinden, KKM’den, personel giderini kesebiliyor musun? Fakirlik artmış, sosyal transferden kesebiliyor musun? Nereden keseceksin? Önce bunların bir analizini ortaya koyması lazım.” şeklinde konuştu.

“VERGİLERLE TOPLANAN PARALAR NASIL ÇARÇUR EDİLİYOR?”

DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan ise halkın parasının bol kepçeden heba edilmesine Meclisin cevap vermesi gerektiğini söyleyerek, “Halka da sesleniyorum: Sizlerin vergilerinizle toplanan paraların nasıl çarçur edildiğinin araştırılmasının oylamasında, ‘evet’ diyenler de ‘hayır’ diyenler de birazdan kararını verecek ama asıl karar vicdanlarındır.” dedi.

CHP Grubu adına konuşan Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, yerel seçimleri kazanan CHP’li adayların, kamudaki israfın belediyelerdeki boyutunu ortaya çıkardığını savundu. Akdoğan, 31 Mart seçimleri öncesinde Manisa Büyükşehir Belediyesi bütçesinin usulsüz kullanıldığını iddia etti.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Akdoğan’ın, Manisa Büyükşehir Belediyesi ile ilgili iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek, şunları kaydetti:

“Manisa’da, seçim gecesi, daha seçim sonuçlanmadan, YSK tarafından kesinleşmeden, yeni seçilen başkan mazbatasını alıp göreve başlamadan, Manisa Büyükşehir Belediyesinin harcama ve muhasebe yetkilisi personelleri aranıp hakaret edildi, tehdit edildi, küfredildi ve harcamaların imza atılmaması konusunda tahkir edildi ve memurlar baskı altına alındılar. Yapılması gereken harcamalar yapılır eğer burada bir yanlışlık görürseniz de hukuk yolu da açıktır. Daha mazbatasını almadan, kesinleşmeden, görevine de başlamadan birtakım yalanlarla, iftiralarla çarpıtmalarla göreve başlamak daha ilk düğmeyi yanlış iliklemek anlamına gelir. Söylenilen söz Manisa Büyükşehir Belediyesi için katiyetle doğru değildir, yanlıştır.”

CHP’li Akdoğan, söz konusu olayın küfür, şiddet ve tehdit içermediğini söyleyerek, “Seçimi kazanan belli, kaybeden belli. Neyi beklemiyorlar? Bekleyecekler, gelen ödeyecek. Küfür de olmadı, şiddet de olmadı ama Belediye Başkanımız gitti, belediyenin önünde bu uyarıyı Manisa halkı adına yaptı. Yangından mal kaçırır gibi halkın parasını sağa sola savurmak yok.” diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Akçay ise “Yeni başkan görevine başlayana kadar eski başkanın görevleri ve sorumluluğu, yetkisi devam eder; biraz hukuk bilmek lazım. Yeni bir harcama yapılmıyor, aylar, yıllar evvel taahhüt edilen harcamaların imzası atılacak, buna mani olunuyor.” şeklinde konuştu.

ÖNERİLER KABUL EDİLMEDİ

Saadet Partisi önerisi üzerinde AKP Grubu adına konuşan Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci, kamuda tasarrufun hükümetin öncelik verdiği, adım attığı ve yeni önlemler almaya devam edeceği aktif bir alan olduğunu vurguladı.

Bu tasarrufun, sadece kamu harcamalarında devletin kağıt, kırtasiye, aydınlatma, su, elektrik veya kamu personelinin olağan ve zorunlu harcamaları olarak anlaşılmaması gerektiğini dile getiren Tüfenkci, kamudaki tasarrufun, personelin verimliliğinin artırılmasından yöneticilerin bilinçlendirilmesi ve denetlenmesine kadar birtakım karmaşık ve bütüncül tedbirlerle mümkün olabileceğine işaret etti.

Önceliklerinin her zaman millet olduğunu ifade eden Tüfenkci, milletin refahını artırmak için tasarruflu kamu harcamaları ile enflasyonu düşürmeyi hedeflediklerini kaydetti.

Görüşmelerin ardından yapılan oylamalarda CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.

Öte yandan kabul edilen Danışma Kurulu önerisine göre, Genel Kurul yarın çalışmayacak.

Genel Kurulda daha sonra Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine geçildi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/muhalefetin-onerileri-yine-cumhur-ittifakina-takildi/feed/ 0
23 Nisan Çocuk Bayramı İstanbul’da da kutlandı https://www.foxhaber.com.tr/23-nisan-cocuk-bayrami-istanbulda-da-kutlandi/ https://www.foxhaber.com.tr/23-nisan-cocuk-bayrami-istanbulda-da-kutlandi/#respond Fri, 14 Jun 2024 21:48:31 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8219 İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ile birlikte, 104’üncü 23 Nisan kutlamaları kapsamında Taksim Cumhuriyet Anıtı’nda düzenlenen resmi törene katıldı.

İBB’nin düzenlediği “Uluslararası 23 Nisan Çocuk Festivali” kapsamında İstanbul’da ağırlanan, aralarında Filistin ve Ukrayna’dan gelen öğrencilerin de bulunduğu yabancı ülkelerden çocuklar da törene katılarak, 23 Nisan coşkusuna ortak oldu.

Törenin resmi bölümü, İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. Murat Mücahit Yentür tarafından anıta çelenk konulması, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla son buldu.

İmamoğlu, resmi törenin bitiminden sonra, zabıta mangası eşliğinde getirilen İBB çelengini Cumhuriyet Anıtı’na bıraktı. İmamoğlu’nun ardından siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları da çelenklerini sundu.

MEYDANLARIN ÖNEMİNE DİKKAT ÇEKTİ

İmamoğlu törenin ardından Cumhuriyet Anıtı önünde yaptığı açıklamada “Sultanahmet Meydanı, işgale karşı direnişin ilk sesinin çıktığı yerdir. Daha sonra Cumhuriyet dönemi boyunca Taksim Meydanı, birçok gösteriye, birçok hak arama mücadelesine şahitlik etmiş bir meydandır. Ve burası, hepimiz için, Ata’mızın huzurunda, İstanbul’umuzun en güzel, en önemli anlarında buluşma noktasıdır. Bugün de içimizi çok kıpır kıpır eden ve her insanın çocukluğundan beri hafızalarında belki en güzel anılarını hissettiren, hatırlatan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızın kutlamasının başlangıç anını yaşıyoruz” diye konuştu.

“DÜNYADA ÇOK AZ MİLLETE NASİP OLUR”

Bayramları bir arada kutlamanın önemine işaret eden İmamoğlu şunları söyledi:

“Milletimiz adına iyi günde, kötü günde bir olabilmek, birlikte olabilmek duygusunun en önemli anlarından birisi de bayramları kutlayabilmekte.

Bir de dünyada çok az millete nasip olan, Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde kurulan Cumhuriyetimizin belki ilk ışığını yakan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşunun, milletin egemenliği kavramıyla insanlarımıza hediye edilmiş bir bayram haline gelmesi, dünyada çok az rastlanır bir şey.

Evet; Cumhuriyet Bayramı’mız var, ülkelerin benzer kuruluş gün, bayramları var. Ama tematik anlamda baktığınızda, çocuklara emanet edilmiş, gençlere emanet edilmiş 100 yıl önce. Bunlar, muazzam düşünceler. Ve çocuklara emanet edilen duyguya bakar mısınız? Milli egemenlik duygusuyla beraber, çocukların bayramı. Yani çocukların, aslında özgürlüğü.

Bugün neyi haykırıyoruz? ‘Filistin’de çocuklar ölmesin’ diyoruz. Ya da başka savaş olan ülkelerde çocuklar savaşlarda katledilmesin, öldürülmesin istiyoruz. Aslında dünyada her çocuğun özgürlüğünü talep ediyoruz.

Atamız ise, 1920’deki Millet Meclisi’nin kuruluşundan sonra, çocukların özgürlük duygusunu yaşayabilecekleri, hissedebilecekleri, özgürlüğün ne kadar önemli olduğunu, kula minnet etmemenin, bireysel olarak özgür olmanın, fikri hür vicdanı hür olmanın, aklın, bilimin ışığında hayata bakabilmenin bayramını ilan etmiş.

Kime etmiş? Bu cennet vatanın her köşesindeki insanın evlatlarına. Hakkari’deki çocuklarımız, Diyarbakır’daki çocuklarımıza, Artvin’deki çocuklarımıza, Edirne’deki, Kars’taki, Samsun’daki, Sivas’taki, Trabzon’daki, Antalya, Mersin, Gaziantep, Burdur, Uşak, İzmir… Fark ediyor mu? Fark etmiyor. Etnik köken fark ediyor mu? Fark etmiyor.

“23 NİSAN, MİLLETİMİZİN HER FERDİNE EMANETTİR”

86 milyon insanımızın, coşkuyla ve gururla kutlaması gereken bir bayramdır 23 Nisan. Milletimize emanettir. Milletimizin her ferdine emanettir. Siyaset vesaire, her şey bir kenara; milletimizin bir arada olma, bir olma duygusuna emanettir. Ben bu emaneti karşılamanın gururunu yaşıyorum ve burada, bu güzel anıtın önünde coşkuyla, duyguyla, yüksek duyguyla ve sorumluluk duygusuyla Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı kutluyorum.

Elbette içim neşeyle dolu. Ama aynı zamanda, içim büyük sorumluluklarla dolu. Umarım bu memleketin evlatlarına, güzel bebelerine, çocuklarına mahcup olmayan yöneticiler oluruz. Muhtemeldir ki bir şehrin, bir ülkenin uygarlık seviyesi, çocuklarının ne kadar mutlu, huzurlu ve umutlu olduğuyla paraleldir. Biz umut ederiz ki, o çağdaşlık seviyesini bu milletin bütün evlatlarına yaşatan yöneticiler olalım.”

Resmi törenin ardından aralarında Filistin ve Ukrayna’nın da bulunduğu 15 farklı ülkeden gelen çocuklarla anı fotoğrafları çektiren İmamoğlu, İstanbul Valiliği’nin Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda düzenlediği 23 Nisan kutlama programına da katıldı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/23-nisan-cocuk-bayrami-istanbulda-da-kutlandi/feed/ 0
Egemenlik saraydan alındı ULUSA VERİLDİ https://www.foxhaber.com.tr/egemenlik-saraydan-alindi-ulusa-verildi/ https://www.foxhaber.com.tr/egemenlik-saraydan-alindi-ulusa-verildi/#respond Fri, 14 Jun 2024 21:27:36 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8207 Bugün 23 Nisan… Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde Kurtuluş Savaşı’nı başlatacak ve Cumhuriyete giden yolda adımlar atılmasını sağlayacak Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 104’üncü yıl dönümü. Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışıyla ilk adımı atılan kurtuluş mücadelesinin en önemli safhalarından biri olan Meclis’in açılışını, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyoruz.

OLAĞANÜSTÜ YETKİ İLE AÇILDI

19 Mayıs’ta Samsun’a çıkan Mustafa Kemal, Amasya Tamimi ile Kurtuluş Savaşı’nın kıvılcımını çaktı. Erzurum ve Sivas Kongreleri ile mücadeleye yön verildi. İstanbul 16 Mart 1920’de İngilizler tarafından işgal edildi. 18 Mart’ta Osmanlı Mebusan Meclisi çalışmalarına ara verdi. 10 Nisan 1920’de Padişah Vahdettin meclisi kapattı. Mustafa Kemal Paşa da 19 Mart 1920’de yayınladığı genelgeyle Ankara’da, olağanüstü yetkili bir Meclis toplanacağını duyurdu. Osmanlı Mebusan Meclisi’nden kaçarak Ankara’ya gelebilenler ilk Meclis’te yerini aldı. Mustafa Kemal 22 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi’nin açılışını duyurduğu genelgesinde ise bundan böyle ‘bütün sivil ve askeri makamların ve bütün ulusun emir alacağı en yüksek kat’ın bu Meclis olacağını kaydetti. Ve bir bahar günü, 23 Nisan’da, Hacıbayram Camii’nde Cuma namazı kılınıp, kurbanlar kesildikten sonra ilk TBMM, İttihat ve Terakki Kulübü olarak yapılan binada açıldı.

Ulus semtindeki bu binanın henüz kiremitleri bile yoktu. Ankaralı marangozlar toplantı salonuna kürsü yaptı. Tavana petrol lambası asıldı. Milletvekillerinin oturacakları sıralar da Ankara Muallim Mektebi’nden getirildi. O gün, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ne can suyu verildi.

324 VEKİLİN 115’İ GELEBİLDİ

Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ve Meclis-i Mebusan üyelerinden oluşan 324 milletvekili ile kurulan Meclis’e 115 milletvekili katılabildi. İlk Meclis üyeleri arasında, 52 asker, 42 idareci, 39 memur, 32 din adamı, 9 müderris, 30 öğretmen, 16 doktor da vardı. Birinci Meclis 23 Nisan 1920’de başlayıp 21 Mayıs 1927’ye kadar devam etti. TBMM, 24 Nisan 1920 günü yaptığı ikinci toplantısında Mustafa Kemal’i başkanlığa seçti. Atatürk bu görevi Cumhurbaşkanı seçildiği 29 Ekim 1923’e kadar sürdürdü. Meclis, en yaşlı üye sıfatıyla Sinop Mebusu Şerif Bey’in konuşmasıyla açıldı. Şerif Bey, “Ulusumuzun iç ve dış tam bağımsızlık içinde sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenip kendisini yönetmeye başladığını bütün cihana duyuruyorum” dedi ve şöyle devam etti:

“Hilafet ve hükümet merkezinin geçici kaydıyla yabancı kuvvetler tarafından işgal edildiği, bağımsızlığın her bakımdan kısıtlandığı bilinmektedir. Bu vaziyette baş eğmek, milletimizin kendisine teklif edilen yabancı esaretini kabul etmesi demektir. Ancak tam bağımsızlık ile yaşamak kararlılığında olan ezelden beri hür ve bağımsız yaşayan milletimiz bu esaretini kesin ve kararlı bir biçimde reddetmiş ve derhal vekillerini toplamaya başlayarak yüce Meclisini vücuda getirmiştir. Bu yüce Meclisin reisi sıfatıyla ve Allah’ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlığı dahilinde, geleceğini bizzat düzenleyerek ve bütün dünyaya ilan ederek Millet Meclisini açıyorum.”

Ardından Ankara mebusu Mustafa Kemal söz alarak şunları söyledi:

 “Yüce Meclisiniz bildiğiniz gibi olağanüstü yetkilere sahip olarak yeniden seçilmiş saygıdeğer milletvekilleriyle, taarruz ve işgale uğramış saltanat merkezinden canlarını kurtararak buraya gelen saygıdeğer milletvekillerinden oluşmuştur. Kaçıp gelebilecek milletvekilleriyle birlikte bir yüce Meclis’in meydana getirilmesi ancak yeni uygulanan seçim tarzıyla söz konusu olmuştur. Bu anda Meclisiniz yasal olarak toplanmış bulunmaktadır.”

SAYISIZ İCRAATA İMZA ATTI

Kurtuluş Savaşı, ilk anayasanın kabulü, İstiklal Marşı’nın kabulü, saltanatın kaldırılması, Lozan Barış Antlaşması, Ankara’nın başkent oluşu, Cumhuriyetin ilanı ile Mustafa Kemal’in Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Cumhurbaşkanı seçilmesi bu Meclis’te onaylanarak kabul edildi.

İLK RESMİ BAYRAM

Bir milletin kaderinin değiştiği 23 Nisan günü, Türkiye’nin ilk resmi bayramı ilan edildi… Bu tarihi gün, 1922’den itibaren Ulusal Egemenlik Bayramı olarak kutlanmaya başlandı.

‘ÇOCUK BAYRAMI’NIN TEMELİ 1924’TE ATILDI

Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nın ardından geride çok sayıda şehit çocuğu yetim kalmıştı. Himaye-i Etfal Cemiyeti, 23 Nisan 1924’te “Bugün yavrularımızın bayramıdır” başlıklı bir duyuru yayınlandı ve yetim çocuklar için bağış kampanyası başlattı. Cemiyetin ilan ettiği çocuk bayramı ilk kez 1927’te  Mustafa Kemal’in himayesinde kutlandı. Ulu Önder o gün arabasını çocuklara tahsis etti, Cumhurbaşkanlığı Bandosu çocuklar için konser verdi, çocuk balosu düzenlendi. İlk resmi kutlama ise 1933 yılında yapıldı. 23 Nisan, “Çocuk Bayramı” olarak ilk kez resmi törenlerle 1933 yılında kutlandı. Makamlara çocukların oturması uygulaması da aynı yıl başladı. 1935 yılında çıkan yasa ile de bayramın adı Milli Hakimiyet ve Çocuk Bayramı oldu. UNESCO’nun 1979 yılını Çocuk Yılı ilan etmesiyle birlikte 23 Nisan, 1980 yılındaki yasal düzenleme ile de ‘Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ adını aldı.

Atatürk’e göre ulusal egemenlik ve çocuklar

“23 Nisan, Türkiye milli tarihinin başlangıcı ve yeni bir dönüm noktasıdır. Bütün bir düşmanlık dünyasına karşı ayağa kalkan Türkiye halkının, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni meydana getirmek hususunda gösterdiği harikayı ifade eder.

Egemenlik ulusundur. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden başka hiçbir makam, ulusun alınyazısında etkin olamaz. Özgürlüğün de eşitliğin de adaletin de dayanağı ulusal egemenliktir. Ulusal egemenlik, ulusun namusudur, onurudur, şerefidir. Ulusal egemenlik öyle bir ışıktır ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar yok olur.

“ışığa boğacaksınız”

Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da milli egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir.

Bugünün küçükleri, yarının büyükleridir. Vatanı korumak, çocukları korumakla başlar. Egemen olmayan boyun eğmek zorunda kalır. Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey bekliyoruz.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/egemenlik-saraydan-alindi-ulusa-verildi/feed/ 0
İmamoğlu: Bir kişiye değil, millete hizmet edin https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-bir-kisiye-degil-millete-hizmet-edin/ https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-bir-kisiye-degil-millete-hizmet-edin/#respond Mon, 27 May 2024 21:18:39 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7738  

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Trabzon’un merkez ilçesi Ortahisar’ın Belediye Başkanı seçilen Ahmet Kaya’yı makamında ziyaret etti. Kaya’yı tebrik eden İmamoğlu, belediye anı defterini imzaladı. ‘Bize çifte bayram yaşattınız’ diyen Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, şunları söyledi: 

“BİZE ÇİFTE BAYRAM YAŞATTINIZ”

* Sizi burada ağırlamak bizim için onurların en büyüğü. Yaptığınız işlerle, verdiğiniz belediyecilik örnekleriyle hepimizin yüz akı oldunuz, gururumuz oldunuz. Bizler de sizlerin izinde yürüyerek sizlerin desteğiyle sizlerden aldığımız güçle Trabzon’da arkadaşlarımla birlikte önemli bir mücadele süreci yürüttük ve Allah’a şükür mahcup olmadık ne milletimize ne sizlere. İnşallah bundan sonra yapacağımız işlerle de aynı güzel.

*  Ligde Trabzon’daki hemşehrilerimize hizmet edeceğiz. Arkadaşlarımızla birlikte Trabzonumuza en güzel hizmetleri yapabilmek gayreti içinde olacağız. Kapısı açık, gönlü açık bir anlayışla sizlerin yaptığı o doğru, güzel belediyecilik anlayışı ile Trabzon’umuza hizmet edeceğiz. Ben bütün heyetimiz adına hoş geldiniz, şeref verdiniz diyorum. Bize çifte bayram yaşattınız, minnettarım, çok teşekkür ediyorum.

Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın ardından konuşan İmamoğlu, şunları söyledi: 

“ABUR CUBUR İŞLER YAPILDI VE YAPILMAYA DEVAM EDİLİYOR”

* Belediye Başkanımıza hayırlı uğurlu olsun. İnşallah daha güzel başarılara imza atarız hep birlikte. Tabi onun tek yolu var. Görev aldığımız bu dönem başarıların en büyüğünü bu ülke milletine halkımıza yaşatmak. Onu hep beraber yaşatırsak özellikle bu yörede de bence belediyeciliğe ihtiyaç var. Yani bu başta Trabzon’umuz olmak üzere Rize’si, Giresun’u, Ordu’su, Samsun’u fark etmiyor.

* Büyük oranda ciddi bir belediyeciliğe, ciddi bir farklı belediyeciliğe, insanını düşünen, doğasını düşünen, şehrini düşünen, günü kurtaran değil ama böyle dünya güzeli cennet köşesi bir şehrimiz var ama o anlamda aynı paralelde bir özenli belediyecilik bence yok çok net. Çok abur cubur işler yapıldı ve yapılmaya devam ediyor. Bir şehir bu kadar yorulmaz. Yorulmaz ve yoğrulmaz. Hem yoruldu hem yoğruldu. Şimdi bu şehrin ciddi bir düzene ciddi bir gelecek vizyonuna ihtiyacı var.

* Bu bakımdan ben Ahmet Başkanımızın akıldan, teknikten, bilimden uzak davranmayacağını net olarak biliyorum çok değerli siyasi yol arkadaşları var. Çok değerli Trabzon’un insanları var. İyi yetişmiş insanlar var. Hem şehrimizin içinde hem şehrimizin dışında. Ve bu bakımdan herkesin size yardıma koşacağına eminim. Yeter ki siz burada iyi bir güzergah çizin, iyi bir vizyon ortaya koyun. 

“HİÇ KİMSENİN SİYASİ BARİYERLER ÖRMESİNE MÜSADE ETMEMELERİ GEREKİR”

* Bu noktada bütün altyapının oluşmasında, oluşturulmasında benim de yaşamımın şekillendiği tabiri caizse çocukluğumun, gençliğimin geç geçtiği bu şehrin ayağa kalkması ve kalkınması noktasında elimizden ne gelirse. Yanınızda olacağımızı taahhüt ediyoruz. Bütün belediyelerimize bu anlamda kapımız açık. Ben daha önce de söyledim. Benim belediyelere kapım açık derken partilim olan belediyelere asla demem, bilakis bir şehre gittiğim zaman o şehir, hangi belediye ya da hangi partiden bakmam, mutlak randevu isterim.

* Valisinden de isterim belediye başkanını da isterim. Veren oldu vermeyen oldu. Bu nezaket ve bu kuralın işlemesi noktasında ben Trabzon’daki bütün yerel yöneticilere bu çağrımı on yıldır yapıyorum bunu da yapmaya devam edeceğim. Ha buna uymak istemeyen ya da bu daha doğrusu bu daveti duymayan ya da duyamayan belli baskıları yaşayan dostlarımıza da şunu söyleyeyim.

* Hiç kimsenin siyasi bariyerler örmesine toplumun arasında müsaade etmemeleri gerekir. Çünkü seçildikten sonra herkesin belediye başkanıyım diyen anlayış gerçek anlamda bunu yansıtmalıdır. Ortak masalarda konuşabilmeliyiz. İnşallah bu anlamda yerelden bu nezaketi, bu açık gönüllülüğü, bu hassasiyeti hep birlikte göstereceğiz. 

“BU AKLI BU ZİHNİYETİ DEĞİŞTİRECEĞİZ”

* Sadece bunu belediyelerimizde göstermeyeceğiz. Bu dönem görev alacağımız belediyeler birlikleri var bölgelerde. Aynı zamanda Türkiye Belediyeler Birliği var. Oralarda da bu aklı, bu zihniyeti değiştireceğiz. Tam aksine o kurumların millete ait olduğunu, o kurumların yerel yönetimlere hizmet etmesi gerektiğini ispat edecek dengeli adil bir şeffaf bir ortamı oralarda da var edeceğimizi şimdiden ilan edelim bu noktada çalışmalarımız var.

İnşallah çok sevdiğim, mahallemin içinde bulunan bu belediye binasının hatta bir kısım mülkümüzün de buraya nasıl diyelim? Karşılıklı anlaşarak yıkılan kamulaştırılan bölümde bulunan bu binanın şehrimize uğur getirmesini diliyorum. Umarım çok güzel bir dönem yaşatacaksınız. Sizde görev alan bütün meclis üyesi arkadaşlarımıza ve elbette ki burada çalışacak olan bürokrat emekçi bütün çalışanlara başarılı bir dönem dilerim.

* Yolunuz açık olsun.  Eşimle birlikte sizi tebrik ediyoruz. Ailenize kolay gelsin. En büyük zorluğu onlar yaşayacak meşakkatli bir iş. Ama omuz omuza özellikle siyasi yol arkadaşlarımız, başta il başkanımız, Ortahisar İlçe Başkanımız, diğer yöneticilerimiz bu süreçte sizin işinizi kolaylaştıran, sizin önünüzü açan sizin faaliyetlerinizi vatandaşa çok yoğun bir biçimde anlatan bir faaliyetle işinizi kolaylaştıracak, olduklarına eminim. Onlarada şimdiden teşekkür ederim. Yolunuz açık olsun.”

“SİZLER BENİM İSTANBUL’DA HER ANIMI TAKİP ETTİĞİNİZİ BİLİYORUM”

İmamoğlu ve Kaya, tebrik ziyaretinin ardından Ortahisar Belediyesi önünde kendilerini bekleyen coşkulu kalabalıkla buluştu. İmamoğlu, hemşehrilerini eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, Kaya da eşi Tuğba Kaya ile birlikte selamladı. Kendisine sevgi gösterilerinde bulunan hemşehrilerinin Ramazan Bayramlarını kutlayan İmamoğlu, alanda bulunan dövizleri tek tek okudu ve özetle şunları söyledi: 

* Benim güzel şehrimin güzel insanları bugün çok değerli dostum Ahmet Kaya’nın bu güzel şehirde, bu güzel şehrin merkezinde, Trabzonumun merkezi Ortahisar’da Ortahisar Belediye Başkanlığı’na başladığı bu dönemde hem bir bayram ziyareti hem de sizlerle onun bu güzel görev döneminin başlangıcında onu tebrik etmek için şehrime geldim. Ben bu coşkulu karşılama ve bizimle bu bayramlaşma duygusunu yaşadığınız için hepinize teşekkür ediyorum iyi ki varsınız.

* Bütün hemşehrilerimin burada bulunan çok güzel annelerimizin, ablalarımızın hanımefendilerin, beyefendilerin sevgili gençlerin pırlanta gibi çocuklarımızın Ramazan Bayramı mübarek olsun çok güzel bir bayram geçirin inşallah. Sizler, benim biliyorum İstanbul’da her günümü, her anımı takip ettiğinizi biliyorum. Dualar ettiğinizi biliyorum. Dualarınızın beni nasıl duygulandırdığını, bazen videolarınız geliyor fotoğraflarınız geliyor. Özellikle çok güzel annelerimizin dualarıyla beni nasıl beslediğinizi tahmin edemezsiniz iyi ki varsınız Allah’ım sizi korusun hepinizi çok seviyorum. 

“KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN’IN DOĞDUĞU MAHALLEDE BÜYÜDÜM”

* Bu güzel şehrin bir evladı olmaktan gurur duyuyorum. Ve aslında şu an o kadar güzel bir yerdeyim ki Allah’ın nasibi. Ben Pazarkapı Mahallesi’nin bir çocuğuyum aslında. Hem Pazarkapı Mahallesi, hem Ortahisar Mahallesi bu mahallenin bir çocuğuyum. Bu gördüğünüz Ortahisar Belediye binasının tam şu köşe başında bizim dükkanımız vardı boya dükkanı. Hala durur. Hemen bu belediye binasının alt köşesinde İslane Sokak’ta da dedemin kereste ticarethanesi vardı.

*  Ben bu caddenin çocuğuyum. Burada yürüyerek okuluma gider, yürüyerek okulumdan buraya gelirdim. İlkokulum hemen bu binanın yanındaki Kanuni Süleyman İlkokulu. Şöyle düşünün bu sabah köyüme çıktım, mini minnacık bir köy evinde doğmuş bir Akçaabatlı bir çocuğum ben. Trabzon’un bir evladıyım orada doğdum. Burada ilkokulu okudum. Ortaokulu Atatürk Köşkü’nün orada Köşk Lisesinde okudum, liseyi Trabzon Lisesi’nde okudum.

*  Bu şehir Kanuni Sultan Süleyman’ın doğduğu bir şehir, onun doğduğu bu mahallede büyüdüm. Belki hayatımda bugün ne var ise buradan beslendim. Sonra İstanbul’a okumaya gittim. Ailemle beraber iş yaşamım derken yine Fatih Sultan Mehmet’in fethettiği ve bizlere yurt edinen dönemi başlattığı İstanbul’da yaşama başladım ve İstanbul’un belediye başkanı oldum. 

“ŞİMDİ YENİ BİR DÖNEM, YENİ BİR ARAYIŞ, YENİ BİR HİZMET ANLAYIŞI BAŞLADI”

* Bu nasıl bir şey biliyor musunuz, o kırk haneli köyden doğarak Trabzon’dan Fatih’in fethettiği İstanbul’a giderek büyükşehir belediye başkanı olmak olsa olsa dünyada bir tek Atatürk’ün Cumhuriyetinde olur.  Atatürk’ün kurduğu bu Cumhuriyet herkese fırsat eşitliği verir kadınına çocuğuna, erkeğine. Demokrasi ne yapar biliyor musunuz? Hepimizi eşitler. Sandık var ya sandığa gidip oy atıyoruz. O sandık hepimizin eşitlendiği gündür.

* Fabrikatörü, emekçisi, işçisi, emeklisi, üniversite öğrencisi öğretmeni hepimizi eşitler. Eksik tarafı var. Bunu toparlamamız lazım. O ne biliyor musunuz? Bazen demokrasi bazen cumhuriyet arzu ettiğimiz seviyeye gelmez. Ne yazık ki ihmal eder. Bu hatalar yanlış uygulamalar yüzünden olur. Sistemi, rejimi, kendi gidişatında uygar ve medeni sürecinden rayından çıkarır başka bir rejim ortaya koymaya kalkarsan işte olan önce kadınlara önce çocuklara, gençlere önce emeklilere zulüm çektirir, sıkıntı çektirir.

*  Ama hep birlikte ne yapacağız biliyor musunuz? Hep birlikte milletimizin gücüyle nasıl ki demokrasi arayışında özgürlük arayışında sevginin, saygının hakim olduğu bir sürecin olgunlaşmasında hepimiz yeni bir arayışa, yeni bir umuda, 31 Mart’ta mühür bastınız ya, şimdi yeni bir dönem, yeni bir arayış, yeni bir hizmet anlayışı, yeni bir  yöneticilik anlayışı başladı. Tam yol ileri diyoruz.

“YENİ DÖNEM O ÇİFT MAVİ GÖZÜN İNSANINA BAKTIĞI GİBİ BİR DÖNEM OLACAK”

*  Bakınız bu nasıl bir anlayış biliyor musunuz? Sevgili dostum Ahmet Kaya’nın odasında astığı bir fotoğraf birkaç gündür bir tartışma işliyor. Tartışmayı önemsemiyorum oraya girmeyeceğim. Ama size söyleyeceğim şu o fotoğraf, benim 10 yıldır masamın arkasında duruyor. O fotoğraf ne biliyor musunuz? Tokat’ta, bir çiftçinin, bir köylünün deprem sonrası yaşadığı sıkıntıları bir devletin başındaki insana, insanına anlatırken çekildiği fotoğraf. O fotoğraftaki kişi o köylü dede o anlatımı yapıyor hararetli bir şekilde.

*  Ama onu dinleyen bir çift mavi göz var. O çift mavi göz vatandaşına öyle itinayla bakıyor ki, bir gözün içine bakış vardır. Ben diyorum ki Allah’ım beni o gözlerim baktığı gibi bu annelere baktır. O gözlerin baktığı gibi bu çocuklara, bu gençlere, bu hanımefendilere, bu beyefendilere abilerimize. Ben çocukla konuşurken bile dizimi yere eğip onun gözünün içine bakıp onu hissetmeye çalışıyorum. İşte bu yeni dönem o bir çift mavi gözünün insanına baktığı gibi bir dönem olacak.

“KİBİR KENDİNİ BEĞENMİŞLİK BUNLARIN HEPSİ YOK”

*  Kibir, kendini beğenmişlik bunların hepsi yok bitti. Kul Nesimi demiş ki ‘Rızkı veren Hüda’dır, kula minnet eylemem’ demişti. Ramazan ayındayız. Ben dünyanın  en büyük şehri İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin başkanıyım. Sevgili dostum Ahmet Kaya Ortahisar Belediye Başkanı biz bu göreve talip olduk. Sizler de bizleri seçtiniz. Şimdi bize düşen görev sizi dinlemek, sizi anlamak, dertlerinize çare olmak için gece gündüz çalışmak bizim sorumluluğumuz bu.

*  Vatandaşımıza destek oluyoruz ya vatandaşımız bir sıkıntıya düşüyorsa ona destek olmak bizim sorumluluğumuz. Vatandaşlarıma sesleniyorum. Devletimizin herhangi bir kurumu ama belediyesi ama valiliği, ama bakanlığı ama şurası ama burası o desteği size veriyor ya, kimse cebinden bir şey vermiyor. Size vermek zorunda olduğu desteği veriyor. Hatta belki de az veriyor siz onun hesabını sorun. Ben hep söylüyorum bize minnet duymayın.

*  Görevini iyi yaptın kardeşim,  belediye başkanım teşekkür ederiz diyebilirsiniz. Ama kimseye minnet duymayın. Bu şehrin İstanbul’un bu ülkenin, bu devletin sahibi, millettir. Ben geleceğin bir sistemin sahibiyim diyen, buyruğumla şunu yaptın diyen, talimatımla emrettim şöyle oldu diyen biri görevden ayrılacağı zaman af diledim, görevden ayrılıyorum deme dönemi bitmiştir.

“ŞU AYAKLARINIZDAKİ, KOLLARINIZDAKİ PRANGALARI, KELEPÇELERİ SÖKÜN ATIN”

*  Millet devletin sahibidir. Bugün ülkemiz derin bir yoksulluk yaşıyorsa onun hesabını sorun sormalısınız. Üniversiteli çocuklarımız, gençlerimiz işte biz şimdi İstanbul’da ne yapıyorsak iyi uygulama sevgili Ahmet Kaya’yla tabii ki paylaşacağız. O burada bir merkez ilçe belediyesi başkanı. Bakın buradan söyleyeyim Ekrem İmamoğlu İstanbul’un belediye başkanı. Bakın burada benim şanlı Türk bayrağım var. Benim kapım Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkese açık.

*  Benim kapım hangi partiden seçilmişse seçilmiş. Trabzon’un Büyükşehrinden ilçesine, beldesine nerede olursa olsun herkese açık. Kardeşim partiler araç, partiler hizmet için araç, seçim geçti bitti. Şimdi milletçe ayağa kalkma zamanı. Onun için birlikte çalışacağız. Ahmet Kaya başkanımla çalışacağız.

*  Ama benim kapımı Akçaabat’ta çalsa başımın üstünde yeri var, Trabzon Büyükşehir’de çalsa başımızın üstünde yeri var. Bunu niye söylüyorum biliyor musunuz? Hangi partide siyaset yapıyorsanız yapın şu ayaklarınızdaki, kollarınızdaki prangaları, kelepçeleri sökün atın millete hizmet edin. Siz de bir kişiye değil, millete hizmet edin.

“VATANDAŞINA KARŞI YUKARIDAN BAKMA”

*  Bu cennet vatan 100 seneyi aşkın süre önce özgürlüğü, cumhuriyeti, demokrasiyi seçmiş, ne demiş şair? Hangi çılgın bana vuracakmış şaşarım demiş. Öyle değil mi? Biz milletçe özgürlüğüne düşkün insanlarız. Biz demokrasi aşığıyız. Şimdi ne yapacağız? Daha fazla sizi dinleyeceğiz. Bu şehrin zeki insanlarını bu şehrin akıllı gençlerine, hanımefendilerini, beyefendilerini daha çok dinleyeceğiz.

*  Başkanımız sizlerle çok güzel projeler üretecek. Biz de onu yapıyoruz İstanbul’da. Bu milletin ayağa kalkmasıdır millet gücünün farkına varacak. Ben hep söylüyorum. Büyüklerimin bana vasiyetidir. Makamım büyüdükçe başını öne eğsin. Vatandaşa karşı yukarıdan bakma, vatandaşa karşı başın öne eğik dursun ve onunla öyle konuş. Ona hizmet yolunu seçmişsen bu sana gerekli. O bakımdan biz bu terbiyenin bu anlayışın inanın neferleri olacağız. Çok çalışacağız.

*  Ben hep söylüyorum bakın sıralamam şöyle. Allah’ım beni aileme mahcup etme. Allah’ım beni doğduğum topraklara Trabzonlulara mahcup etme. Karadenizlilere mahcup etme. Ama beni bu Türkiye’nin bu cennet vatanın Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bütün vatandaşlarına mahçup etme. Şehrim İstanbul’a mahçup etme. Çünkü biz çok asil bir görevle hizmet dönemiyle karşı karşıyayız.

*   Ve göreceksiniz çok çalışacağız. Ben diyorum ki beni geçecek adam doğmadı kardeşim. Ahmet Kaya diyebilir ki, başkanım sen öyle değilsin ama ben daha çok koşarım. E hadi koşalım. Yahu hizmette, yarıştan güzel bir şey olabilir mi? Beni geçeni arkadan çelme takmam vallahi de billahi de alkışlarım.

“ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNİ KONUŞACAĞIZ”

*  Biliyor musunuz? Millet de millete hizmette yarışın kazananı yok ki hepimiz kazanıyoruz. Kaybedeni yok ki hepimiz kazanıyoruz. Dolayısıyla bizim yolculuğumuz böyle bir yol, çok başarılı olacağız. Arkamızda sizin gibi hemşerilerimizin gücünü hissedeceğiz. İnşallah önümüzdeki zaman diliminde hiç olmadı bugüne kadar  bundan sonra da ağzımızdan kötü kelime duymayacaksınız.  

*  Ben bugün Sera’da 98 yaşında anneannemizi ziyaret ettim. Salacık’ta halamı ziyaret ettim. Hepsi diyor ki televizyonda seni dinliyoruz. Bir de bağırıyormuş bana halam Ekrem Ekrem beni niye duymuyorsun? Şimdi ben konuşurken kötü söz edeceğim. Beni anneannem dinliyor, annem dinliyor, bırakın siz dinliyorsunuz, beni çocuklar dinliyor. Ben buradan söylüyorum.

*  Biz kimsenin hakkında iftira, kumpas, şu bu işlerle zaten uğraşmadık uğraşmayız. Kötü söz kullanmayacağız. Sizin işinizi konuşacağız. Milletimizin işini konuşacağız. Çocuklarımızın geleceğini konuşacağız. Gençlerimizin umutlarını konuşacağız. Onlara destek olacağız. Bizim buna yetecek gücümüz var. Bizim buna yetecek aklımız, fikrimiz, bilgimiz var. Milletçe var. Sizin fikirlerinizden faydalanacağız. Yolumuz açık olsun hep birlikte koşalım, hep birlikte coşalım. 

“TRABZONUN MUHAFIZI OLUP KORUYUCUSU OLUN”

*  Ahmet Kaya Başkanımla birlikte çok güzel başarıları hep birlikte imza atalım. Bu, başarıda elbette merkez ilçe başkanımız, Haluk Başkanımın büyük emekleri var. Ona Mustafa başkanım, il başkanımızın büyük emekleri var ona, Milletvekilimiz Sibel Hanım’a ve bütün örgütümüze teşekkür ediyoruz. Ama biz bakın partiyi burada bıraktık. Biz diyoruz ki ya bu işi Trabzon ittifakı kazandı.

*   İstanbul’da İstanbul ittifakı kazandı. Türkiye’de Türkiye ittifakı olsun. Onun için milletçe kazanalım diyoruz. Bizim seçimde kaybedenimiz yok. Hepinizi çok seviyorum. Ahmet başkanımın yolu açık olsun. Yanındayız göreceksiniz çok yanında olacağız. İstanbul’umuzun, İstanbul’umuza yapılmak istenen kötülüklere karşı nasıl orada muhafız demişsem siz de Trabzon’da Trabzon’a bir kötülük yapılıyorsa Trabzon’a muhafızlık etmeye var mıyız? Sakınız vazgeçmeyin.

*  Burası bizim biblomuz, burası bizim canımız ciğerimiz. Bizi besleyen bir dünya. Trabzon’un muhafızı olup koruyucusu olun. Trabzon’un her konusuyla ilgilenin. Trabzonspor’la da ilgilenin, Trabzonspor’u da yalnız bırakmayın. Maddi manevi yalnız bırakmayın. Her türlü kardeşlik, her türlü güzellik kazansın. Hepinizi çok seviyorum. Allah’ın izniyle. Trabzon’da da İstanbul’da da ülkemizin her yerinde de ne olacak? Her şey çok güzel olacak.”

 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-bir-kisiye-degil-millete-hizmet-edin/feed/ 0
Cumhur’un bayramlaşmasında 31 Mart diyaloğu: Millet uyardı https://www.foxhaber.com.tr/cumhurun-bayramlasmasinda-31-mart-diyalogu-millet-uyardi/ https://www.foxhaber.com.tr/cumhurun-bayramlasmasinda-31-mart-diyalogu-millet-uyardi/#respond Sat, 25 May 2024 21:39:31 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7677 AKP heyetinin Ramazan Bayramı dolayısıyla MHP’yi ziyaretinde 31 Mart yerel seçim sonuçları gündeme geldi.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Karakaya “Millet tarafından bir uyarı oldu mu? Evet, bir uyarı oldu. Uyarılar anlaşıldı. Millet iradesine karşı kimsenin diyeceği bir şey yok” ifadelerini kullanırken, AKP Ankara Milletvekili Zeynep Yıldız “Milletimizin mesaj verme kabiliyetine inanırız. Milletimizin verdiği mesajı anlamaya çalışacağız” diye konuştu.

MHP’YE GÖRE OY KAYMASI YOK 

“Yerel seçimleri tek bir faktöre bağlamak ve değerlendirmek mümkün değil. Çok faktörlü bir seçimden bahsediyoruz” diyen Karakaya, şöyle devam etti:

– İl genel meclisi üyeliklerine bakıldığında Cumhur İttifakı’nın öyle denildiği şekilde bir oy kaybı da söz konusu değil. Elbette kaybettiğimiz, yeni ilave ettiğimiz yerler var. Eksiklikler, fazlalıklar neyse üzerinde durulacak, çalışılacak. Cumhur İttifakı olarak denildiği şekilde oy kayması söz konusu değil.

– Ağırlıklı olarak seçmen sandığa gitmeyerek gösterdi. Tabii bu, sonuçları görmemezlikten gelme anlamına gelmiyor. Cumhur İttifakı’ndan CHP’ye kitlesel bir anlamda oy hareketinin olmadığını çok rahatlıkla söylemek mümkün. Kaybedilen belediye başkanlıklarını da baktığımızda her şeyde bir hayır vardır diyoruz.

AKP Ankara Milletvekili Zeynep Yıldız da şöyle konuştu: 

– Hiçbir mazeret üretmeden, ‘sonuçlar şöyle oldu, böyle oldu’ gibi tartışmalara mahal vermeksizin milletimizin iradesi budur. Milletimizin mesaj verme kabiliyetine inanırız. Milletimizin verdiği mesajı anlamaya çalışacağız. Hiçbir mazeretin arkasına sığınmaksızın, ittifakımız çok büyük olgunlukla karşıladı.

MHP de AKP’ya ziyarette bulundu. Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz başkanlığındaki heyeti, AKP Genel Başkan Yardımcısı Belgin Uygur ağırladı.

MHP’DEN ERDOĞAN’A İSRAİL DESTEĞİ

İsrail’in Gazze saldırısı ve Türkiye’nin İsrail ile ticaretine yönelik tepkilere değinen Sadir Durmaz “Dünya’nın göz önünde bir soykırım yapılıyor. Bir terör devletiyle karşı karşıyayız. Türkiye, dünyada en fazla yardımı yaparken birilerinin bunu farklı değerlendirip istismar konusu yapması kabul edilebilir bir durum değil. Cumhurbaşkanımızın gayretlerinin ve attığı, atacağı adımların sonuna kadar arkasında olduğumuzun bilinmesini istiyoruz” dedi. 

Türkiye’nin üst üste seçimi yaşamak durumunda kaldığını söyleyen Durmaz, “Aynı zamanda tüm dünyada cereyan eden ve bizi de ilgilendiren bazı süreçler yaşadık. Pandemi, deprem gibi. Tüm bunlardan sonra üç seçim geride kaldı. Şimdi ise seçimsiz bir dört yıl. Bu sürede de halihazırda görülen birtakım eksikliklerin, noksanlıkların tamamlanacağı, Türkiye’nin istikrar içerisinde bazı faaliyetlerini, tedbirlerini alabileceği bir döneme girebiliriz” diye konuştu.

‘TRAFOYA KEDİ GİRDİ’ DEMEDİLER

AKP Genel Başkan Yardımcısı Belgin Uygur da “Önümüzdeki 4,5 yıllık seçimsiz geçirilecek olan o süreçte güçlü bir şekilde yolumuza devam edip milletimiz için, 85 milyonun her bir ferdi için çalışmaya, üretmeye, gayret etmeye, üretmeye devam edeceğiz.” diye konuştu.  

Sadir Durmaz da “Bu seçimde ilk defa birileri, seçim sonuçlarına çok itiraz etmedi. ‘Tek adam rejimi var. O yüzden böyle bir sonuç çıktı’ demediler. ‘Trafoya kediler girdi, o yüzden böyle oldu’ demediler” ifadelerini kullanırken, AKP Genel Başkan Yardımcısı Belgin Uygur ise “Bizim demokrasi kültürünün yerleşmesi ve özümsenmesi noktasında gerçekten güzel örneklerimiz. Parti olarak, Cumhur İttifakı olarak yaşayan ve hayata geçiren bir siyasi tecrübeyiz aslında” değerlendirmelerinde bulundu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/cumhurun-bayramlasmasinda-31-mart-diyalogu-millet-uyardi/feed/ 0
Özgür Özel’den Devlet Bahçeli’ye sert tepki https://www.foxhaber.com.tr/ozgur-ozelden-devlet-bahceliye-sert-tepki/ https://www.foxhaber.com.tr/ozgur-ozelden-devlet-bahceliye-sert-tepki/#respond Thu, 23 May 2024 21:39:40 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7612 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ramazan Bayramı namazını memleketi Manisa’nın Şehzadeler ilçesindeki Hatuniye Camii’nde kıldı.

CHP lideri bayram namazı sonrası hemşehrileriyle bayramlaşıp, bir süre sohbet etti.

Özel’e bayram namazında Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek eşlik etti.

Namaz sonrasında gazetecileri açıklamalarda bulunan Özel, şunları söyledi:

-Manisa’mızdan, baba ocağı, ana kucağımızdan bütün Türkiye’nin, bütün vatandaşlarımızın bayramlarını kutluyoruz. Burası Manisa Hatuniye Camii’nin önüdür. Manisa’nın Selçuklu’dan kalan en eski camidir. 

-Manisa’da hemen hemen her şey burada başlar, burada biter. Doğan çocuğa buradan gelen hoca kulağına ezan okur, ismini söyler. Günü geldiğinde Hakka kavuşulduğunda da buradan uğurlanır. Manisa’daki cenazelerin neredeyse tamamı. 

-Bugün her bayram olduğu gibi yine Manisa Hatuniye Camii’ndeyiz. Bu kez yanımda halkımızın teveccühleriyle Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen sevgili Ferdi Zeyrek Büyükşehir Belediye Başkanımızla birlikte namazımızı kıldık.

-Öncelikle buradan Manisa’da, Türkiye’de yaşayan hangi siyasi görüşten olursa olsun tüm vatandaşlarımızın bayramını kutluyorum. 

-Başta Filistin coğrafyası olmak üzere İslam coğrafyası üzerinde ve dünyada çatışmaların sürdüğü, gözyaşının sürdüğü her yere bir an önce barış çağrımızı tekrarlıyoruz.

-Bugün bayram yapamayan çocukların olduğu bir dünyada, çocuk açlığına çarenin bulunduğu ve ülkemizde bayrama bayram sevinciyle ulaşamayan, bayramdan beklentisi bayrama vardığındaki beklentileri gerçekleşmeyen herkesin beklentilerinin gerçekleşeceği bir sonraki Kurban Bayramı’na kadar üzerimize düşen tüm sorumlulukları hatırlatmakla başlamak istiyorum.

”MİLLETİMİZ HER BİRİMİZDEN GÖREV BEKLEMEKTEDİR”

’10 bin lira gibi bir sefalet ücretine mahkum olan emekliler olmak üzere bu ülkede asgari ücretliler, çiftçiler, zor durumda olan esnaflar ve maalesef her gün sayıları artan işsizler, işsiz gençler vardır. Bunlar için hep birlikte çalışmalıyız” sürdüren Özel, şunları kaydetti:

-Bunun için milletimiz siyasi parti ayrımı gözetmeksizin her birimizden görev beklemektedir. Vazife beklemektedir.

-Bu sorumluluğun bilincinde bu ülkede her çocuğun bayram yaşayabildiği, her yaşlının bayram sofrasını gönlüne göre kurabildiği ve herkesin bayram sevincini birlikte idrak edebildiği yarınlar için hep birlikte çalışmak durumundayız.

-Hem hepimizin Cumhuriyet Halk Partisi olarak tüm Müslümanların bayramını kutluyoruz. Hem de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan ve bizimle bayram sevincimizi paylaşan gayrimüslimlerin, diğer dinlerden olanlarında bizlere ilettikleri sıcak bayram sevinçlerini, aynı onların bayramlarını hep birlikte kutladığımız gibi bayram tebriklerini kabul ediyoruz. Dünya üzerinde gözyaşı akan tek çocuk kalmayana kadar hep birlikte mücadele edeceğiz.

-Bugün aynı zamanda polislerimizin günüdür, haftasıdır. Tüm emniyet güçlerimizin gününü, haftasını kutluyoruz.

-Sınır boylarında görev yapan Mehmetçiğin ayağına taş değmesin. Şehitlerimizi bir kez daha rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyoruz. Bütün vatandaşlarımızın bir kez daha bayramlarını kutluyoruz.”

“ABESLE İŞTİGALDİR”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Ramazan Bayramı dolayısıyla yayınladığı mesajında “Türkiye Cumhuriyeti sandıkta kurulmamıştır. Türk tarihi sandıkta yazılmamıştır. Herkes aklını başına almalı…” ifadelerinin sorulması üzerine Özel, şunları söyledi:

-Şimdi bir kez temel prensip olarak bayramı bayram gibi yaşamak lazım. O yüzden sayın Bahçeli’nin açıklamalarını bayram arifesinin ruhuna uygun bulmadım, oldukça sert buldum. Sayın Bahçeli sonuçta biz muhalefet istiyor.

-Ben muhalefete muhalefet etmem ama sayın Bahçeli, iktidara muhalefet etmeyip; iktidara destek verip muhalefete muhalefet ediyor. Canı sağ olsun. Onun da canı sağ olsun.

-Burada aslında bu kadar olsa o sert cümlelerin hiçbirisine cevap vermek istemem ama sandık meselesi önemli. Bir yerde kim ‘demokrasi sandık değildir, başka şeylerde vardır’ diyorsa demokrasinin karşısındaki en büyük tehdit odur.

-‘Bu ülke sandıkta kurulmadı’ demek dilim varmaz ‘cehalet’ demeye dil sürçmesi olduğunu kabul etmek isterim. Kurtuluş Savaşı hani dünyada bir ülke sandıkla kurulduysa bu ülke kurulmuştur. İki sandık vardır; bir küçücük evladının battaniyesini sandıkların üstünü örtüp cepheye mermi taşıyan annelerin sakındık sandıklardaki mermilerle kurulmuştur.

-İki, bu ülke  23 Nisan 1920’de kurulan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yönettiği Kurtuluş Savaşı’yla kurulmuştur.

-Kurtulmadan önce bir de kuruluşu öncelemiş, milli iradeyi öncelemiş, halkın iradesini öncelemiş bir liderin kurtardığı ve kurduğu bir ülkeye sandık yani demokrasiyle kurulmamıştır demek gerçekten abesle iştigaldir.”

“BAYRAMIN YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE BİZ DE ONU AFFEDERİZ”

“Bu ülkede 23 Nisan 1920 günü sayın Bahçeli’nin benim öğretmeme ihtiyacı yoktur muhakkak ama ben tekrarda sınırsız fayda görüyorum” diyen Özel, şöyle devam etti:

‘-23 Nisan 1920 Cuma günü bu ülke önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve birinci meclisin mensuplarının kıldıkları Cuma Namazı’ndan sonra dualarla açılmış ardından aldığı ilk karar dört Mazbata Tetkik Komisyonu’dur. Dört kişilik mazbata tetkik komisyonu 23 Nisan günü sabaha kadar çalışmıştır.

-Bir tanesi de Mustafa Kemal Atatürk’tür. İllerden gelen mazbatalar doğru mu, yanlış mı diye bakmışlardır. Hakikaten Meclis-i Mebusan için son yapılan seçimde onlar mı seçilmiştir diye bakmışlardır. Hakikaten Meclis-i Mebusan’ın mensubu mu diye Meclis-i Mebusan mensubu değilse Meclis-i Mebusan’da temsilcisi olmayanlardan temsilci istenmiştir. ‘Seçilerek mi gelmiştir? Elindeki mazbata doğrudur mu?’ diye sabaha kadar bakmışlar.

-Meclis gerçek anlamda Sinop mebusunun ilk açılış konuşması haricinde yapılan Tetkik Komisyonu’ndan sonra esas toplantısını 21 Nisan 1920’de yapmış ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk milletin temsilcilerine 9 saati geçen süreyle Milli Mücadele’nin gereğini anlatmış ve oradan sonra bu ülke kurtulmuş, bu Cumhuriyet kurulmuştur.

-O yüzden bu ülkede, bu dünyada ülkesini böyle kendiliğinden bulmuş olanlar, yolda bulmuş olanlarla bizi kimse karıştırmasın. Bu ülke de ayıptır söylemesi genel başkanlığını yaptığım bu parti de savaş meydanlarında kurulmuştur.

-Savaş meydanlarında bu ülke kurtulmuştur. Bu savaşın komutanı Türkiye Büyük Millet Meclisi olmuştur.

-Üçer aylık dönemlerde başkomutanlık görevini Mustafa Kemal Atatürk’e devretmiş. Üç ayda bir yeniden oylama yapmıştır.

-‘Bu ülke sandıkta kurulmadı’ demek ve sandık dışını çare göstermek bugüne kadar önüne gelen herkese darbeci diyenlerin herhalde sürçü lisanıdır ki bayramın yüzü suyu hürmetine biz de onu affederiz.

”DEVLETLE MİLLET KARŞI KARŞIYA GELİRSE MİLLET KAZANIR”

*Bu topraklarda ne zaman devletle millet karşı karşıya gelirse millet kazanır. Millet devlet kurar, devletler millet kurmaz.

-Millet devleti kurar, geliştirir, anayasasını değiştirir. Millet ne derse o olur. Son seçimlerde milletle devleti karşı karşıya alanlar, devletin kamu görevlilerini, televizyonunu, Anadolu Ajansı’nı bir siyasi partinin emrine sokup, milletin karşısına dikenler bundan ders alsınlar. Ne zaman millet devlet karşı karşıya 1983’te ‘asker seç’ diyenlere Özal seçilmiştir.

-Ne zaman millet, devlet karşı karşıya, devletin, bu milletin evlatlarının ne giyeceğine devlet karışmıştır.

-Ne zaman devletin bazı unsurları milletin karşısında 15 Temmuz ve ne zaman bu seçim, ne zaman milletin karşısına devleti dikerseniz millet kimseyi dinlemez; milletin dediği olur. Sonra devlet yeni şeklini alır. Milletin dediği: ‘Demokrasidir, barıştır, huzurdur. Kimsenin birbirini ayırmadan bayram kutlamasıdır.

-Kimsenin aç kalmadan yatağa girmesi yoksulluğun bitmesidir. O yüzden bize türlü çeşit akıllar verenlere şunu söylüyoruz; aklınızı başınıza alın. Destek verdiğiniz hükümetle birlikte, o hükümetin geçen yıl millet tarafından görevlendirdiğini unutmadan bu milletin derdine çare olunuz.

-Açlığı, yoksulluğu bitiriniz. Staj mağdurlarını emekli ediniz. Atanmayan öğretmenleri atayınız. Bağkurluların sorunlarını görünüz. Bundan sonra bu insanların yüzünü güldürün. Bu ülke sizden kavga değil, icraat beklemektedir. Biz bu ülke için kavga değil, icraat yapacağız.

“SİYASİLER KAVGA ETMEK YERİNE BU MİLLETE HİZMET EDECEK”

-Ferdi Zeyrek kardeşim; Manisa için kavga yapmayacak, icraat yapacak. Az önce camide namaz bittikten sonra bir büyük bayramlaşma yapıldı. Hocamızla, müftü yardımcımızla, belediye başkanımızla birlikte bayramlaştık.

-O camide bayramlaşmayan, kendini dışarı çıkaran, birbirine sarılmayan tek bir kişi yoktu. Demek ki milletin talebi budur. Siyasiler de didişmek yerine, birbiriyle kavga etmek yerine bu millete hizmet edecek.”

“BENDEN YANA BİR HAKKI VARSA HELAL OLSUN”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nin ardından seçimli olağanüstü kurultay kararı alınan İYİ Parti’de Meral Akşener’in genel başkanlığa yeniden aday olmamasına ilişkin gelen soruyu ise şöyle yanıtladı: 

-Sayın Akşener bu ülkeye önemli hizmetleri olmuş çok kıymetli bir siyasetçidir. İYİ Parti gibi genç, yeni bir partiyle Türkiye siyasetinde önemli bir arayış içine girmiştir. Geçmiş dönemde birlikte ittifak olduğumuz bu Cumhuriyet Meydanı’nda ortak mitingler yaptığımız günlerimiz olmuştur.

-Tabii ki tüm siyasi partilerin iç işleri kendi işleridir, liderlerin kararları kendi kararlarıdır. Hayırlı uğurlu olsun. Geçmiş dönemde aramızda birtakım siyasi tartışmalar, kendisinin bizlere birtakım eleştirileri olmuştu. O zaman ‘canı sağ olsun’ demiştim. Bugün de benden yana bir hakkı varsa helal olsun.

”Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayıp bayramını kutlayacağım” sözünün hatırlatılması üzerine ise CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Bugün Sayın Erdoğan’dan başlayarak tüm siyasi parti liderlerini arayacağım.  Geçen bayramda da ben tüm siyasi parti liderlerini aradım. Sadece sayın Erdoğan birkaç gün önce seçilmiş olmama rağmen bir tebrik telefonu açmadığı için aramamıştım. Ama aradan bir seçim geçti. Artık biz ikinci parti değiliz, birinci partiyiz. Birinci partinin lideri olma sorumluluğuyla tüm siyasi partilerin liderlerini arayacağım. Sayın Erdoğan’ı hem Adalet ve Kalkınma Partisi’nin genel başkanı sıfatıyla hem Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı sıfatıyla arayıp bayramını tebrik edecek.” diye konuştu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ozgur-ozelden-devlet-bahceliye-sert-tepki/feed/ 0
Bu insanlar dün akşamı 14 Mayıs’ta yaşayabilirdi https://www.foxhaber.com.tr/bu-insanlar-dun-aksami-14-mayista-yasayabilirdi/ https://www.foxhaber.com.tr/bu-insanlar-dun-aksami-14-mayista-yasayabilirdi/#respond Thu, 09 May 2024 21:33:27 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7112 ■ Cam tavanı kırdınız mı?

Kırdık. Tuzla buz ettik. Yüzde 25’lik bir öğrenilmiş çaresizlik vardı. Parti yüzde 38 aldı. 1977’den beri ilk kez, ben üç yaşındayken birinci parti olmuş. Ben her konuşmamda, “CHP yönelimleri doğru okuyup doğru ilişkileri kurduğu zaman Ecevit’in genel başkanlığında iki genel seçimden birinci parti çıktığının” hatırlatmasını yapıyordum.

Gelecek genel seçimde birinci parti olacağımızı umuyordum. “Keşke burada da olsa” diyordum. Gökhan Zeybek’le defalarca hesap yaptım. Çok hesap adamıdır Zeybek. “Yüzde 33 ile birinci parti olabiliriz” diye hesap yapıyordum. Yüzde 38 ile olduk. Oy kullanırken, “Haydi birinci parti olalım inşallah” diye attım.

İkinci yüzyılın ilk seçiminden birinci parti çıkalım ve rövanşı alalım diyorduk.

■ Sizce AK Parti neden kaybetti?

Bir kere biz hatalarımızdan ders aldık. Onlar geçen seçimi kıl payı kazanmış olmayı bir zafer olarak gördüler. Tehlike çanlarını görmediler. Çok yanlış yaptılar. Emekli maaşını önce 7 bin 500, sonra 10 bin lira yaptılar. Ben genel merkezin 600 kişilik salonuna emekli derneklerini çağırdım. İlk emekli konuşmamı yaptım.

“Bugün hiçbir şey konuşmayacağım emekliden gayrı” dedim. Salon ayağa kalktı.

Dedim ki: “Tayyip Bey kavga etmek istiyor. Ben onunla kavga edeceğim ama emekliler için edeceğim.” 106 mitingin tamamında emeklinin sesini duyurmadan konuşmadım.

■ Kaynamayan tencere iktidarı sarstı diyebilir miyiz?

Her zaman sarsar. Bir tek geçen sefer olmadı; 14 Mayıs’ta. Şöyle: Altılı Masa’nın ortak ve teker teker hatalarımız yüzünden ilk alacağımız seçimi kaybettik. Bu insanlar dün akşamı 14 Mayıs akşamı yaşayabilirlerdi. Ama biz hatamızdan ders aldık, almayanlar da kaybetti.

ERKEN SEÇİM TALEBİMİZ YOK!

■ İYİ Parti ve diğer Altılı Masa partileri çöküş yaşadı. Nasıl yorumluyorsunuz?  

Yorumlamaktan özellikle kaçınıyorum. Çünkü yapacağım her tespit birilerini incitebilir. “Bana ablam demeyin” dediklerinde ben “Kavga etmem, ablamdır” dedim. Şu kadarını söyleyeyim: Aldığımız her oyun CHP değil, Türkiye İttifakı oyu olduğunun farkındayım. CHP’yi Türkiye İttifakı’nın partisi olarak tutmaya ve bu ittifakı büyütmeye ve güçlendirmeye devam edeceğiz. Siyasilerin kurmadığı ittifakı sandıkta seçmenle kurmayı başardık. Bu çok önemli. Çünkü siyasiler siyasi hesap yaptılar. Oysa seçmen kendisini ve ülkesini düşündü. Bir de devletle millet ne zaman yarışırsa hep millet kazanır. CHP bazen yanlış tarafta durdu. Bu sefer devletle millet yarışırken, milletin tarafındaydık.

Karşımızda Anadolu Ajansı, TRT ve devletin bütün unsurları… Ama biz sadece millete güveniyoruz. Millet İttifakı bile ortadan kalktı. Biz millete güvendik. Bazen devlet – millet rekabetinde CHP devletin kurucu partisi olduğu için yanlış tarafta duruyor. Esas olarak CHP halkın partisi olduğu için doğru taraf, milletin tarafı. 

■ Ben şöyle bir yorumda bulundum: Parlamenter sistemde olsaydık iktidarın güven oyu kaybı yaşadığını değerlendirirdik. Ne dersiniz?

Ben erken seçim ve güvensizlik oyu söyleminden kaçıyorum. Sebebi de şu: Meydanlarda bir söz verdim. “AK Partili ve MHP’li seçmen; sizden iktidara sarı kart göstermenizi istiyorum” dedim. Oradan bana bağırdılar; “Kırmızı kart” diye. Ben de döndüm, dedim ki: “Kırmızı kart genel seçimde olur, bu bir yerel seçim.” İnsanlar hükümeti uyarmak istiyor. Seçimi kazandıktan sonra “Bu güvensizlik oyudur, erken seçime gir” dersem bana itimat eden AK Partili ve MHP’lilere haksızlık yapmış olurum.

Erken seçim talebiniz yok.

Erken seçim olacaksa buna yine halk karar verecek. Ben bir erken seçim çağrısı yapmıyorum. Erdoğan’ın telaşla “Dört yıl seçim yok demesi” bahsettiğiniz kaygıdan. Çünkü güvensizlik oyu olarak görüyorlar. Ben fırsatçılık yapacak değilim. Her an yapılacak seçime hazırız.

■ “Ama bunu talep edecek olan biz değiliz.”

Biz değiliz. Halkın kendisidir. Bana güvenip oy veren AK Parti ve MHP’li emekliler var. Onlar genel seçim olsaydı belki oy vermeyeceklerdi. Onlara şu teminatı verdim: Bu bir yerel seçim. “Yerel yönetici seçiyorsunuz ve iktidara yerelden denge kurun” dedim. Ertesi gün “Gördünüz mü bak, hükümet değişmeli” dersek o seçmeni kandırmış olurum. Dürüst davranmak lazım.

Bundan 10 ay önce altı parti yüzde 25 oy aldık. “Tek başına yüzde 38 benim oyum” dersek bu kibir olur. Bu çağrımıza uyan Türkiye İttifakı’nın oyu içinde AK Partilisi de var, MHP’lisi de var. DEM’lisi de var. Buradan bir fırsatçılık yapmayacağız ama önümüzdeki günlerde emekliler, atanmayan öğretmenler, emekli astsubaylar, staj mağdurları, çiftçiler ve öğrencilerle ilgili mitingler yapacağız. Sahadan çekilmeyeceğiz ve vatandaşın gerçek sorunlarıyla mücadele edeceğiz.

Kimlik siyaseti, gerilim siyaseti kaybetti dün.

GÖKHAN ZAN OLAYI

Haritaya baktınız. Sizi en çok sevindiren neresi oldu?

Şüphesiz Manisa. Manisa’da en son yüzde 29-30 almıştık. Dün yüzde 60’la kazandık. Manisa’da Selendi, Demirci ve Saruhanlı hariç tüm ilçeleri aldık. En çok Soma’ya seviniyorum. Her seçim millet Soma’ya söver, ben de Twitter’dan “Yapmayın etmeyin” diye yazardım. En memnun olduğum yerler Artvin ve Marmaris. Anketlerde çok geride çıkmıştık. Son anda oralara miting koyduk. İki yerde “CHP’ye oy atmazsanız, AK Parti kazanacak” dedim. Eskişehir ve Balıkesir, kafaya taktığım iki yerdi. Eskişehir’de İYİ Partili aday AK Parti’ye geçti ve siyasi yankesiciliğe uğradı muhalefet. Ona itiraz ediyordum. Kaybetsek kabullenemezdim. Bir de Balıkesir… Orada alacaklıydık. Ama İYİ Parti çok güçlü aday çıkardı ve aday sert kampanya yaptı. Annesinin evinin balkonundan “Git başka yerde demlen” diye bir pankart sarkıttı mitingimde. Ona içerlemiştim. Adıyaman’a acayip sevindim. Kütahya’nın gelmesine aşırı memnun oldum.

■ Üzüldüğünüz yer…

Malatya’da Veli Ağbaba’nın emeklerine üzüldüm. Yüzde 18’lik partiye yüzde 38 oy aldırdı. Hak etmişti ama iktidar son anda konsolide oldu. Çok büyük bir iş başardı.

■ Hatay?

Hatay’da halen çekişiyoruz. Ümidimi kesmiş değilim.

■ Burada Gökhan Zan’ın aldığı 15 bin oy var.

Maalesef kendini de şehrini de tüketti.

■ Kırklareli’yi kaybettiniz.

Kaybetmememiz gereken yeri kaybettik. Kazanmak için her şeyi yaptık ama eksiğimiz var demek ki. Ona bakmak lazım.

SOYER HAYAL KIRIKLIĞI

■ En büyük hayal kırıklığınız nedir?

Tunç Soyer’dir en büyük hayalkırıklığım. Çağırdım, anlattım. Cemil Tugay’ın ankette en yüksek oyu alan iki isimden biri olduğunu kendisi de gördü. Yurt dışı görev teklif ettim. Memnun oldu. Akşam yemeğe çıktık birlikte. “Kıbrıs, Amerika ve Brüksel’deki temsilcilikle birlikte Pekin ve Moskova’da şube açalım. Yurt dışı ilişkilerde iyisiniz” dedim. “Onore oldum, çok sevindim” dedi. Gitti, birkaç gün sonra çok kötü açıklamalar yaptı. En büyük hayal kırıklığım… Kimseye küskün değilim ama İzmir’de kazanmamız için hiçbir şey yapmadı. İzmir’de tehlike çanlarının çaldığı günler oldu. İzmir’i değil, kendisini düşündü. O yüzden çok kızıyorum ona.

■ Şükrü Genç? 

Şükrü Bey’in yaşına veriyorum. Uyardık, keşke dinleseydi.

■ Bir de Soner Çetin var…

O terbiye sınırlarını aştığı için cevap vermeyeceğim.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bu-insanlar-dun-aksami-14-mayista-yasayabilirdi/feed/ 0
Bakan Işıkhan: İşsizlik oranı son 10 yılın en düşük seviyesinde https://www.foxhaber.com.tr/bakan-isikhan-issizlik-orani-son-10-yilin-en-dusuk-seviyesinde/ https://www.foxhaber.com.tr/bakan-isikhan-issizlik-orani-son-10-yilin-en-dusuk-seviyesinde/#respond Thu, 02 May 2024 21:03:48 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6831 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Tekirdağ’ın Kapaklı ilçesinde ‘Türkiye Yüzyılı’nda Çalışma Hayatı Buluşmaları’ programına katılmak üzere ilçeye geldi.

Önce Kapaklı Belediyesi’ni ziyaret eden Işıkhan’ı AKP Tekirdağ milletvekilleri Mestan Özcan, Gökhan Diktaş, Çiğdem Koncagül, Kapaklı Belediye Başkanı Mustafa Çetin ile partililer karşıladı.

Belediyelerin çalışmaları hakkında bilgi alan Bakan Işıkhan, esnaf ziyaretinde bulundu. Daha sonra iş insanları ile bir araya gelen Işıkhan, Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selam, sevgi ve başarı dileklerini getirdiğini belirterek şunları söyledi;

*Rabbim güç verdikçe de vatanımızın her karış toprağını adım adım gezmeye; 81 il, 922 ilçemizin tamamını Türkiye Yüzyılı’na hazırlamaya devam edeceğiz. Tekirdağ, gerek tarımı, gerek sanayisi, endüstrisi, ticaretiyle hem ülkemiz hem de dünya için büyük önem taşıyan şehirlerimiz arasında yer alıyor.

*Binlerce yıldır, medeniyetlere ev sahipliği yapmış, üretimin alın terinin yurdu olmuş bir yer burası. Maşallah Tekirdağ’ın büyük bir potansiyeli var, Tekirdağlılarda muazzam bir dinamizm var. Bu noktada sizlerin fikirleri ve önerileri bizler için, şehri yönetenler için yol gösterici olmalıdır.

*Bizler; devlet millet el ele yürümenin, ülkemizi ve milletimizi birlikte büyütmenin en güzel örneklerinden birisini Tekirdağ’da ortaya koyalım istiyoruz.

*Çalışma hayatından sosyal güvenliğe kadar inisiyatif aldığımız her konuda her daim sizlerle istişareyi, iletişimi, diyaloğu ön planda tutmaya devam edeceğiz. Birlik ve beraberlik ruhuyla, başta çalışma hayatı olmak üzere Türkiye’yi küresel anlamda hak ettiği konuma taşıyacak her alanda geliştirmeye devam edeceğiz.

“İŞSİZLİK ORANI SON 10 YILIN EN DÜŞÜK SEVİYESİNE GELDİ”

*Biliyorsunuz 2023 yılında Türkiye ekonomisi yüzde 4,5 büyüme ile AB ülkeleri arasında en çok büyüyen ülke oldu. Dolar bazında milli gelir, Türkiye tarihinde ilk kez 1 trilyon doları aştı. Kişi başına milli gelir de 13 bin 110 dolarla tarihin en yüksek düzeyini gördü. Bu hafta 2023 yılı işgücü verileri açıklandı.

*2023 yılında işsizlik oranı bir önceki yıla göre 1 puanlık azalışla yüzde 9,4 seviyesine geriledi. İşsiz sayısı 2023 yılında, bir önceki yıla göre 318 bin kişi azalarak 3 milyon 264 bin kişiye geriledi. Toplam işsizlik oranı ve genç işsizlik oranı son 10 yılın en düşük seviyesine geldi. Hem kadın, hem genç, hem de toplam istihdam oranı ve işgücüne katılım oranı son 21 yılın en yüksek düzeyine yükseldi.

*Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde bu yüzyılı; emeğin, üretimin, çalışmanın yüzyılı yapacağız inşallah. Biliyorsunuz muhalefetin aklına milletimiz seçimden seçime geliyor. Biz ise her daim imkanlarımız ölçüsünde, milletimizin yanında olmaya devam ediyoruz.

“SGK’NIN SAĞLIK VE İLAÇ HARCAMASI 553 MİLYAR LİRA OLDU”

Emekli ve ölüm aylığı hak sahiplerine banka promosyonunu 2017’de başlattıklarını söyleyen Bakan Işıkhan, sözlerini şöyle sürdürdü;

*Önümüzde Ramazan Bayramı var. Bayramlarda emeklilerimize bayram ikramiyesi uygulamasını da biz başlattık. Bu yıl ikramiyeyi yüzde 50 artırdık. Emeklilerimize bu dönemde banka promosyon tutarlarını kamu bankalarında 2 katına çıkardık.

*Milletimiz pek fark edemeyebiliyor ancak; vatandaşlarımızın dünyanın en ileri seviyesinde sağlık hizmeti almasının arkasında da önemli bir harcama var. AK Parti döneminde, SGK tarafından ödenen ilaç sayısını 3 katına çıkardık.

*Geçtiğimiz 1 yılda Sosyal Güvenlik Kurumumuz tarafından yapılan sağlık ve ilaç harcaması tam tamına 553 milyar lira oldu. Bu çok ciddi bir rakam. Emekli aylıklarına ödediğimiz tutarın yarısına yakınını ayrıca sağlık harcamaları ve sağlık hizmetleri için ödüyoruz.

*Bunun dışında yine SGK tarafından son 1 yılda 206 milyar lira, teşvik ve destek ödemesi yaptık.

*Son 5 yılda yaşadığımız Pandemiyi, bölgemizdeki savaşları ve asrın felaketini dikkate alırsanız, vatandaşlarımızı asla mağdur etmeden hizmetlerimize kesintisiz devam edebildiğimizi, bu güçte bir devlet olduğumuzu görürsünüz.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bakan-isikhan-issizlik-orani-son-10-yilin-en-dusuk-seviyesinde/feed/ 0
İmamoğlu’ndan ‘bakan’ göndermesi: Yazık değil mi arkadaşınıza? https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-bakan-gondermesi-yazik-degil-mi-arkadasiniza/ https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-bakan-gondermesi-yazik-degil-mi-arkadasiniza/#respond Thu, 02 May 2024 09:00:43 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6827 İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP’nin ilçe belediye başkan adayları Tonguç Çoban’la Kağıthane’de; Yüksel Yalçın’la Güngören’de; Emine Gülizar Emecan’la Bahçelievler’de, seçim otobüsü içerisinden vatandaşları selamladı.

Her üç ilçede de vatandaşlar, İmamoğlu ve adaylara sevgi gösterilerinde bulundu. İmamoğlu’na olan ilgi, 20’li yaşlarının başında köftecilik yapıp, ikamet ettiği Güngören’de de devam etti. İmamoğlu, seçim otobüsünün önünü kesip, kendisine sevgi gösterilerinde bulunan vatandaşlara, “Bu cadde, benim caddem. Yaklaşık 10-12 yıl buralarda ticaretimle, yaşamımla var oldum. Burada birçok insanı selamladım, kader birliği yaptım. Güngören’i ayrı seviyorum. Yüksel Yalçın Başkanımla, çok güzel bir 5 yıl Güngören’e daha farklı bir hizmet verme arzusundayız. Siz kıymetli dostlarım vasıtasıyla bütün komşularımıza, bütün gün görevli hemşehrilerime sevgilerimi, saygılarımı iletiyorum. İnşallah 1 Nisan’dan sonra İstanbul kazanacak, 16 milyonun iradesi kazanacak. İstanbul’un güçlü, vicdan ittifakı kazanacak” sözleriyle seslendi.

İBB YURDUNDA KALAN ÖĞRENCİLERLE SELAMLAŞTI

İmamoğlu, bugünün ilçe turlarını, Gaziosmanpaşa Küçükköy Meydanı’nda, CHP Gaziosmanpaşa Belediye Başkan adayı Hakan Bahçetepe ile birlikte gerçekleştirdiği halk buluşmasıyla noktaladı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş ve CHP milletvekili Ali Gökçek de halk buluşmasına katılan isimler oldu. Meydanı dolduran coşkulu kalabalığın sevgi gösterileri altında konuşan İmamoğlu, alana komşu İBB Yurdu’nda kalan ve kendisini izleyen öğrencileri selamladı. İmamoğlu, vatandaşların ellerinde yükselen bazı dövizlere şu ilginç karşılıkları verdi:

DÖVİZLERE KAYITSIZ KALMADI

“Küçük delikanlı diyor ki, ‘Tek umudumuz sensin.’ Şimdi bak; umut ne biliyor musun? Esas umut sensin, sen. Ben sana baktığımda umudu görüyorum, küçük dev adam. ‘Küçükköylü kadınların kalbindesin.’ Eğer size hizmette layık olursak, ne mutlu bize. Allah, bizi bu şehrin bütün hanımefendilerine mahcup etmesin. ‘Hoş geldin metrolar kralı.’ Estağfurullah. Tabii ki metroları yaptık. Bakın söyleyeyim. 122 kilometre diyorlar. 25 yılda yaptıklarının yarısından daha fazlasını, bu kardeşiniz, ekip arkadaşlarıyla 5 yılda yaptı; 65 kilometre. Yani hani adımlasam, nasıl adımlarım bilmiyorum ama; bir gün, bir adımın bir kilometre etmediğini gösterecekler ona ama ne zaman bilmiyorum. ‘Ne sağı, ne solu, tek yol İmamoğlu’ demiş. Bu duyguya layık olmak, benim için dünyanın en güzel şeyi. Nedir biliyor musunuz layık olmak? Şu: Bu toplumun tamamına, görüşleri ne olursa olsun, etnik kökeni, yaşamı, inancı, mezhebi ne olursa olsun, ben, bu şehrin her insanı tarafından eğer rızalık alıyorsam, helallik alıyorsam ne mutlu bana. Dünyanın en mutlu insanı olurum. ’17 bakan geldi de İstanbul’a senin gibi bakan gelmedi.’ Helal olsun hanımefendi, teşekkür ederim. Bakınız tam istediğim afiş bu. ‘Küçükköy’e hoş geldiniz’ diyor, altına da yazıyor; ‘İstanbul’un muhafızları.”

“BEN BU SEÇİMİ NİYE SEVİYORUM BİLİYOR MUSUNUZ?”

Seçimlere çık kısa bir süre kaldığını hatırlatan İmamoğlu, rakibi Murat Kurum’a, “31 Mart’a kaç gün kaldı? Bunu da adımlayayım mı? 1, 2… Yok, dur; perşembe, cuma, cumartesi. 3 gün. Sonra seçim. Ben bu seçimi niye seviyorum biliyor musunuz? Seçimde herkese eşitleniyor. Milyarderi de eşit, bakkalı da eşit. Köftecisi de eşit, bakanı da eşit” göndermesinde bulundu. Eşitlik durumunun, ülkemize Cumhuriyetin hediyesi olduğuna vurgu yapan İmamoğlu, “Bu güzel Türkiye Cumhuriyeti’ne ne kadar minnettar olsak az. Büyük bir minnettarlık borcumuz var. Onu ne yapacağız? Pazar günü, demokrasimizi ve Cumhuriyetimizi korumak için, hepimiz, hep birlikte demokrasi bayramı adına oy kullanmaya gideceğiz” dedi. İmamoğlu, iktidar kanadıyla kendilerinin anlayış farklılığını, “Birisi diyor ki, ‘Ben her şeyi bilirim.’ Her şeyi kendine ait görüyor. Biz de diyoruz ki; şu an konuştuğumuz bütün meseleler, milletimizin meseleleri, milletimize ait olan şeyleri konuşuyoruz. Milletimizin hakkını, milletimize emanet etmek için konuşuyoruz. Yani sizlerin hakkını, kendi hakkı gibi gören anlayışa karşı, bu pazar günü, hepimiz görevimizi yerine getirmekle yükümlüyüz” sözleriyle dile getirdi.

“SEÇİM GELİNCE BUNLARIN BİR ANDA HUYLARI DEĞİŞİYOR”

“Bu millet buyruğu sevmez, emredeni sevmez, talimat vereni sevmez” diyen İmamoğlu, “Bu millet, idareci olanın milletine had bildireni varsa, o idareciyi de sevmez. Öyle değil mi? Zaten güzel Cumhuriyet, bu güzel sistem bize ne şu talimatı vermiş: Cumhuriyetin yöneticileri, vatandaşına karşı had bildiren değil, vatandaşına karşı haddini bilen olmalı” ifadelerini kullandı. Siyasete atıldığı günden beri, güzel dil kullanma prensibinden vazgeçmediğinin altını çizen İmamoğlu, “Seçim gelince bunların bir anda huyları değişiyor. Bunlar, ricada bulunmaya başlıyorlar. Hemen yumuşuyorlar. Öyle mi? Seçimden seçime. Ama seçim bitti mi, ne biliyorlarsa, onu yapıyorlar. Doğru mu? Geçen sene genel seçimde ne dediler? Dediler ki, ‘Biz artık mülakat sistemini kaldıracağız.’ Kalktı mı? Kaldırmazlar. Ama seçim geçti mi, millete efelik yaparlar. Bunlar neden anlarlar biliyor musunuz? Bu anlayışa, bu sandıkta sağlam bir ders verirseniz, Gaziosmanpaşa’da sağlam bir sandık sesi çıkarsa, İstanbul’da sağlam bir sandık sesi çıkarsa, bunlar kendine gelir. ‘Ne yapalım’ diye tutuşurlar” dedi.

“ŞARKININ ADI DEĞİŞTİ: ANKARA’DAN KABİNE GELDİ”

Ankara’dan İstanbul’a taşınan bakanlar konusunu bir kez daha gündemine alan İmamoğlu, şunları söyledi:

– “Hani güzel bir şarkı vardı, ‘Ankara’da abim geldi’ diye. Ben de severim o şarkıyı. Şimdi bu şarkıyı bu sene değiştirdik; ‘Ankara’dan kabine geldi.’ Doğru mu? Bütün kabine burada. Geziyorlar mı? Ekrem İmamoğlu’na karşı çalışıyorlar mı? Biri Pendik’te, biri Sancaktepe’de, birisi Fatih’te, öbürü Bahçelievler’de dolaşıyorlar mı? Hatta şarkı söyleyip, eğlenenler de var gördünüz mü? Bakıyorsun İçişleri Bakanı; bu seçimin güvenliğinden sorumlu. Adalet Bakanı; bu süreçteki olaylardan sorumlu. Sağlık bakanı; sağlıkla ilgili süreçlerden sorumlu. Bakanlıkları boşaltmışlar, koşa koşa gelmişler ve burada, Ekrem İmamoğlu’nun karşısında birleşmişler. Şimdi bunu birkaç tane anlamı var: Bir; adaylarına güvenmiyorlar demek ki. Doğru mu? E o zaman yazık değil mi arkadaşınıza? Yani bakan arkadaşınızı, mahcup duruma düşürmüyor musunuz? İki; bu kadar önemli işleri var Türkiye Cumhuriyeti devletimizin. Her bakanlığın işlerini sayacak değilim; ekonomi, maliye, her konuda… Git enflasyonla uğraş. Git bu şehrin, bu ülkenin seçim güvenliğiyle uğraş. Git sağlıkla ilgili hastanelerde yaşanan sorunlarla ilgilen. Emeklinin maaşıyla ilgilen.”

“BAKANLAR, ALLAH BİLİR, KENDİLERİNE FAZLA MESAİ DE YAZDIRIRLAR”

– Ama bunlar, buraya geliyorlar. Hem de raporlu da gelmiyorlar. Allah bilir, kendilerine fazla mesai de yazdırırlar. Bunlar atanmış arkadaşlar, bunlar kendilerine fazla mesai bile yazdırırlar. Ben, kendi ahlakım gereği, normalde bunları bu kadar konuşmam. Niye biliyor musunuz? Belki içlerinde utanma huyu olan vardır da utanırlar diye konuşuyorum. Utanırlar diye. Yoksa bu kadar konuşmam. Ama utansınlar diye konuşuyorum. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bakanı olmak ne demek ya? İşinize baksanıza. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bakanı ağır olacak. Görevini yapacak. Herkesin ona eşit gözle bakmasını sağlayacaksın. Ama geliyorsun burada seçim çalışması yapıyorsun; bir de şarkılarla, türkülerle anons yaparak. Yazıktır, günahtır. Bu millet o zaman senin seçim güvenliğini sağlıklı bir şekilde yürüteceğinden nasıl emin olacak? Güvenebilir misiniz? Güvenemezsiniz. O bakımdan, kendilerine çeki düzen versinler diye, bunları anlatıyorum.”

“BAKTIK Kİ BUNLAR ÇİZMEYİ AŞIYORLAR, ‘ASKIDA FATURA’ YI BULDUK”

Kendi dönemlerinde, kurum tarihinde ilk olan uygulamalarının ve önümüzdeki dönemde yapacakları hizmetlerin kısa dökümlerini yapan İmamoğlu, “Hatırlıyor musunuz pandemiyi? Pandemide, insanlarımızın ihtiyaçlarını karşılamak üzere topladığımız bağışlara el koydular; hatırlıyor musunuz? Baktık ki bunlar bu kadar çizmeyi aşıyorlar, mucizevi bir şey bulduk. ‘Askıda Fatura’yı bulduk. 600 bin insanın faturası ödendi. Alan el, veren eli görmedi. Öyle bir vicdan köprüsü kurduk ki, dünya bu yaptığımızı alkışladı. Onun için biz bu dönem, şehrimize nefes aldırdık. Biz bu şehre, bereket getirdik. Niye biliyor musunuz bereket geldi? Milletin parasını millete verdik. Onun için bereket geldi. Bir avuç insana değil, milletin parasını millete verdik” diye konuştu.

“OYLARINIZI, GÜÇLERİNİZİ, YÜREKLERİNİZİ, ENERJİNİZİ BİRLEŞTİRMEYE HAZIR MIYIZ?”

Vatandaşları, seçim gününe kadar çalışmaya ve sandıklarda görev almaya davet eden İmamoğlu, konuşmasını özetle şu sözlerle tamamladı:

“Bu seçimi bir siyasi parti kazanmayacak. Bu seçimi, Küçükköylüler kazanacak. Bu seçimi, Gaziosmanpaşalılar kazanacak. Bu seçimi, bu şehrin çocukları kazanacak, bu şehrin gençleri kazanacak, bu şehrin hanımefendileri kazanacak. Dolayısıyla, millet kazanacak, millet. O nedenle okullarınızdan ayrılmayın. O günü orada, demokrasi şöleni gibi geçirmeye hazır mıyız? Oylarınızı, güçlerinizi, yüreklerinizi, enerjinizi birleştirmeye hazır mıyız? İsrafa, ihanete karşı gelmeye hazır mıyız? Size çok zor bir soru soracağım. Sorayım mı? Kanal mı, İstanbul mu? O zaman pazar günü ne yapıyoruz? Kanal hayali kuranlara diyoruz ki; ‘Güle güle, güle güle. 16 milyon İstanbul muhafızı var.’ Size söz veriyorum. 1 Nisan günü bu kardeşiniz, siz yetki verirseniz, Yaradan nasip ederse, Allah sağlık, sıhhat verirse, sizlere söz veriyorum, ant içiyorum. Hakan Bahçetepe ve bütün arkadaşlarımla ahlaklı, erdemli, halkı için çalışan, kalka hizmetin, Hakk’a hizmet olduğunu bilen ahlaklı bir süreci, daha güçlü bir icraatı sizlere var etmek için -değil atan karınca- gece-gündüz çalışmaya hazır Belediye Başkanınız olacağım. Size söz veriyorum. Size söz veriyorum. Ant içiyorum. Son söz: Onlar ne diyor? ‘Tam gaz geri.’ Biz ne diyoruz? Tam yol ileri.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-bakan-gondermesi-yazik-degil-mi-arkadasiniza/feed/ 0
AKP’li üç vekilin ruhsat talebi Vali’yi çileden çıkarttı https://www.foxhaber.com.tr/akpli-uc-vekilin-ruhsat-talebi-valiyi-cileden-cikartti/ https://www.foxhaber.com.tr/akpli-uc-vekilin-ruhsat-talebi-valiyi-cileden-cikartti/#respond Wed, 01 May 2024 21:12:41 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6788 Diyarbakır’da AKP’li milletvekillerinin 6136 sayılı ateşli silahlar kanununda belirtilen kriterleri taşımadıkları halde kendi yandaşları için Diyarbakır Valisi Ali İhsan Su’yu gün aşırı aramaları Vali’yi bile çileden çıkardı. AKP’li vekillerin kentteki genç nüfusun işsizliğine çözüm bulmak, yılan hikâyesine dönen Şanlıurfa-Diyarbakır otobanı için ulaştırma bakanlığı nezdinde girişim başlatmak ve yabancı yatırımcıları kente çekmek, fabrika kurulması için girişimlerde bulunmak yerine, sadece silah ruhsatı için Vali’den talepte bulunmaları tepkilere neden oldu. Yaklaşan seçim öncesi AKP’li üç milletvekilinin referansıyla yüzlerce taşıma silah ruhsatının imzalandığı ortaya çıktı.

Galip Ensarioğlu

Diyarbakır’da 14 Mayıs seçimlerinde AKP listelerinden milletvekili seçilen Galip Ensarioğlu, Ulu Camii eski imamı Mehmet Sait Yaz ile Meclis bahçesinde mangal yakarak vekillere ciğer partisi düzenlediği için adı ‘Ciğerci Vekil’e çıkan ve tepkiler üzerine “Ben ağa kızıyım” diyen Suna Kepolu’nun vekil seçildikleri günden bu yana kente yatırımlar başta olmak üzere kamu yararına dönük girişimde bulunmamaları dikkat çekti.

Mehmet Sait Yaz

VALİ TELEFONLARDAN RAHATSIZ

Üç vekilin de yandaşlarına silah taşıma ruhsatı alabilmek için yoğun mesai harcadıkları belirtildi. Milletvekillerinin seçim bölgesi olan Diyarbakır ve ilçelerine geldiklerinde kendilerine refakat eden, araç konvoyu oluşturup adeta amigoluk yapan yandaşlarına silah taşıma ruhsatı alabilmek için Vali Ali İhsan Su’yu yoğun biçimde aradıkları, Vali Su’nun da bu durumdan rahatsızlık duyduğu öğrenildi.

Suna Kepolu

VEKİLLERE VALİ’Yİ ARATTIRIYORLAR

Silahlanma çılgınlığının her geçen gün arttığı ve bir o kadar da suç patlamasının yaşandığı Diyarbakır’da, 6136 sayılı ateşli silahlar kanununda belirtilen kriterleri taşımadıkları halde ruhsat alabilmek için Emniyet Müdürlüğü silah ruhsat şubesine başvuru yapan AKP’li yandaşların, dosyalarını teslim ettikten sonra milletvekilleri üzerinden Vali’yi arattırdıkları, Vali’nin de özel kalem müdürlüğü aracılığıyla emniyet müdürlüğü silah ruhsat şubesini arayarak isim listesine göre silah taşıma ruhsatıyla ilgili dosyaları emniyet müdürlüğünden imzalamak için istediği öğrenildi.

‘REFERANSI’ OLMAYAN 10 AYDIR BEKLİYOR

Üç milletvekilinin de gün aşırı silah ruhsat talebinin ardı arkası kesilmemesi valiyi de çileden çıkardı.

Milletvekillerinden referanslı olmayanların ise silah taşıma kriterlerini taşıdıkları halde ruhsatlarının imzalanmadığı ve bazılarının dosyalarının 6 ila 10 aydan beri emniyet müdürlüğünde bekletildiği bildirildi.

SİLAHLANMA ÇILGINLIĞINA ÇANAK TUTUYORLAR

Silah ruhsatı için her yıl çok sayıda kişinin AKP’li milletvekillerinin aracılığıyla Vali’den onay alarak silah taşıma ruhsatı edindikleri bildirildi. Bu durum kentte başta AKP’li seçmenler olmak üzere vatandaşların da tepkisine neden oldu. İnsanların ekmeğe muhtaç hale geldiği, enflasyona bağlı alım gücünün düştüğü kentte gençlerin işsizlik nedeniyle birçok kriminal suça bulaşmasına bir çözüm bulmak yerine milletvekilerinin silahlanma çılgınlığına çanak tutarak Vali’yi aramaları tepki çekti.

YOL 2035’E KALDI, VEKİLLER SİLAH DERDİNDE

Vatandaşlar “Bir milletvekilinin işi yandaşlarına silah ruhsatı imzalatmak değildir. Bu millet onlara oy verdiyse önce kahvehane köşelerinde çaresiz gelecekten umudu olmayan gençlere çözüm olsunlar. Bu kadar halktan kopuk yaşamasınlar. Bu memleketin tek sorunu yandaşlarının beline silah takmaları değildir” diyerek tepki gösterdi.

Bu arada Diyarbakır’a gelmesi beklenen Otoban projesinin de Ulaştırma Bakanlığı’nın soru önergesine verdiği yanıtla 2035 yılı yatırım programına alındığı öğrenildi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/akpli-uc-vekilin-ruhsat-talebi-valiyi-cileden-cikartti/feed/ 0
Ekrem İmamoğlu meydan okudu: 17 değil 27 bakanla gelin https://www.foxhaber.com.tr/ekrem-imamoglu-meydan-okudu-17-degil-27-bakanla-gelin/ https://www.foxhaber.com.tr/ekrem-imamoglu-meydan-okudu-17-degil-27-bakanla-gelin/#respond Fri, 26 Apr 2024 21:51:22 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6662 İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP’nin Şile Belediye Başkan Adayı Özgür Kabadayı ile birlikte halk buluşmasına katıldı.

Yoğun yağmur yağışına rağmen Şile Kent Meydanı’nı dolduran vatandaşlara hitap eden İmamoğlu konuşmasına “Varsayalım ıslanmıyoruz, varsayalım hava çok güneşli bugün. Biz ayrıldıktan sonra yağacak barajlar su dolacak, topraklardan bereket fışkıracak” diyerek başladı. İmamoğlu “Şile’de biz Özgür Kabadayı’yla bu sene 5 yıllık dönemin başlangıcında Şile’nin bambaşka bir güzelliğe, bambaşka bir çağdaşlığa, bambaşka bir insancıllığa, partizanlığın olmadığı, köylerini tek tek düşünen, her köyüne hizmet üreten, insanını mutlu eden, tarım desteğini önde tutan, alt yapısını güçlendiren çok özel bir 5 yıla hazırladık” diye konuştu.

“ANKARA’DAKİ 8 ADIM AT DERSE ATAR”

İmamoğlu “Bizim için birkaç şey çok önemli. İnsana saygı, şehre özen, doğaya özen, toprağa özen… Bakın bunların anlayışı ne biliyor musunuz? Ankara’daki sus derse hepsi susar. Ankara’daki konuş derse hepsi konuşur. Yürü derse yürür, 8 adım at derse 8 adım atar. 9’u atmaz. Ama bizim belediye başkanlarımız nasıl yapar biliyor musunuz? Millet ne derse onu yapar. Milletine tabidir” dedi.

“BİR KİŞİ DEĞİL ŞİLELİ KAZANACAK”

İmamoğlu Şile’ye yaptıkları hizmetleri anlatarak “Hep birlikte başaracağız. Hep birlikte kazanacağız. Bir kişi değil, bir avuç insan değil Şileli kazanacak. Şile’nin bütün arızalı alanlarını toparladık. Sel basan yerde yaşam vadisi yapıyoruz. Pırıl pırıl içme suyunuzu biz veriyoruz. Şile’nin Kömürcüoda bölümünün bu bölgeye vereceği bütün zararları bertaraf ediyoruz. Atık yakma tesisiyle buraya olan yükü de büyük oranda azaltacağız. Şile’yi, bütün şehri düşünen bir yönetimiz biz” dedi.

“17 DEĞİL 27 BAKANLA GELSİN”

Cumhurbaşkanı’nın ve 17 bakanın Cumhur İttifakı’nın İBB Adayı Murat Kurum’un seçim kampanyasına desteğini eleştirmeye devam eden İmamoğlu şunları söyledi:

-Bunlar isterse Ankara’dan 17 değil, 27 bakanla gelsin. Bir de yetmedi aday var. E bir de yetmedi üstüne, seçilmiş herkesin cumhurbaşkanı olması gereken cumhurbaşkanı var. E hoş geldi, sefa geldi. Ne yapalım?

-Güzel bir misafirperverlik yapacağız. Ne zaman? 31 Mart’ta. Nasıl? Oy farkı büyüyecek, oy farkı büyüyecek. 23 Haziran misafirperverliğinizi hatırlıyorsunuz değil mi? Yetmez onlara bu sefer. Daha fazlasını istiyorlar. Yapacağız mı?

-Bir avuç insan kaybedecek mi? Millet kazanacak millet. İstanbul’da halkın ittifakı kazanacak. Şile’de Şile ittifakı kazanacak. İstanbul’da memur kazanacak, işçi kazanacak. Emekçi kazanacak, öğrenci kazanacak. İstanbul’da işsiz kazanacak, emekli kazanacak.

-Çünkü onların görmediklerini biz görüyoruz. Onların duymadıklarını biz duyuyoruz. Biz halkçıyız. İsrafçılar kaybedecek. Rantçılar kaybedecek. Halkçılar kazanacak. Bereket kazanacak. Yahu yağmayan yağmuru bile hatırlayın, bize mal etmeye kalktılar, doğru mu?

“BANA OY VERMESE DE MİLLETİM MUTLU OLSUN YETER”

-Vallahi ben Yaradan’a hep dua ediyorum; Allah’ım bizi, güzel günlere kavuştur. Bu şehirde hiçbir çocuk açta açıkta kalmasın. Bu şehirde hiçbir genç umutsuz kalmasın. Bu şehirde her emeklimiz abimiz, ablamız onuruyla yaşasın.

-Bu şehirde kadınlar özgür, işini kuran, işini yapan her haliyle bu toplumun gururu olsunlar. Emekçi hakkını alsın. İşveren hakkını kazansın. Biz bunları dua ediyoruz. Onlar ne istiyorlar biliyor musunuz? Bir kişiyi mutlu edelim yeter. Ankara diyorum, bir kişi… Biz de diyoruz ki ‘Bana oy versin vermesin, milletim mutlu olsun yeter.’ Bunların miladı doldu. Sıra nerede? Sıra İstanbul ittifakında.

-Sıra artık bizim o büyük güçlü ittifakımızda. Emeklilerimize desteği arttıracağız. Emeklerimizin bu zor anında onların yanında olacağız. Çiftçimize mazot desteğini de arttıracağız. Fide desteğini de arttıracağız.

-Biz çiftçimize verdiğimiz desteği iki katına çıkaracağız bu dönem. Niçin biliyor musunuz? Hatırlayın. Ne demişti? ‘Kimin parasını kime veriyorsun?’ dedi. Ben ne dedim? Milletin parasını millete veriyorum, vermeye devam edeceğiz. Özgür başkanla birlikte milletini anlayan bir belediye başkanı olmaya ikimiz milletimizin huzurunda Yaradan’ın şahitliğinde ant içiyoruz.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ekrem-imamoglu-meydan-okudu-17-degil-27-bakanla-gelin/feed/ 0
İmamoğlu’ndan İstanbul’daki bakanlara tepki: Adayınızı bu kadar küçük düşürmeyin https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-istanbuldaki-bakanlara-tepki-adayinizi-bu-kadar-kucuk-dusurmeyin/ https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-istanbuldaki-bakanlara-tepki-adayinizi-bu-kadar-kucuk-dusurmeyin/#respond Thu, 25 Apr 2024 21:00:36 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6565 İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP’nin Silivri Belediye Başkan Adayı Bora Balcıoğlu ile birlikte Silivri sahilinde halk buluşmasına katıldı.

“SEÇİMİ AYAK OYUNLARIYLA KAZANMAYA ÇALIŞIYORLAR”

İmamoğlu özetle şunları söyledi:

“Bir hafta sonra sandığa gidiyoruz. Sandıktan çıkacak sonuç hepimizin başının üstüne. Biz milletçe seçim sonuçlarını saygıyla karşılamayı biliriz. Ama bu ülkede sonuçları beğenmediği zaman seçimleri yok sayan bir anlayış var. Hatırlıyoruz değil mi? 2019’da aynı zarftan 4 pusula çıkarıp sadece birini geçersiz sayan o anlayışı hatırlıyoruz değil mi? Seçimi iptal ettirdi. Bununla yetinmedi. Bizim çalmakla suçladı. Sandık görevlilerini terörist ilan etti. Ama ne yaparlarsa yapsınlar kendilerine döndü. Mahkemeden döndü. Milletten döndü milletten. Millet onlara yalanlarının, iftiralarının bedellerini ödetti. Hep söyledik. O iftiraları, yalanları söylemeyin. Kazanmak için her yol mübahtır demeyin. Onlar ne yaptılar? Yalanları söylediler, iftiraları attılar. Seçim bitti. 806 bin oy fark yediler. Millet gereken cevabı verdi. Hiçbir şey yokmuş gibi seçimden sonra ‘siyaseten söyledik’ dediler. Birine siyasete yalan söylenir mi? Birine siyaseten iftira atılır mı? Biz çocuklarımıza ilk yalan konuşmamayı öğretiriz. Koca koca adamlar yalan söylemeye, iftira atmayı…. İşte bu zihniyet değişmedi. 2019’da neyseler bugün de aynısını yapıyorlar. Dürüst ve adil değildiler, bugün de değiller. O zaman da demokrat değildiler, bugün de değillerdi. O zaman da kumpas yaptılar. Öyle değil mi? Bugün de yapıyorlar. Kurgular, kışkırtmalar… Seçimi bütün bu ayak oyunlarıyla kazanmaya çalışıyorlar. Ama 31 Mart yalanla, iftirayla, milleti bölmeye, ayrıştırmaya dayalı siyaseti tarihe gömme günü. Onların hepsini tarihe gömeceğiz.”

“PARTİZANLARI DEĞİL BELEDİYECİLİK YAPANLARI SEÇECEKSİNİZ”

“Onlar, ayrımcılık yapıyorlar. Ama siz ayrımcılık yapanı değil, birleştireni seçeceksiniz. Onlar particilik, partizanlık yapıyorlar. Ama siz partizanları değil belediyecilik yapanı seçeceksiniz. Çünkü siz farkı gördünüz. İcraat nasıl yapılır gördünüz. Onlar gibi yapmadık. Silivri başka partili deyip görmezden gelmedik. Bazı konularda bizi yok saysalar da, arkamızdan kötü konuşsalar da, ekranda siyaset yapsalar da biz Silivri halkına hizmet etmekte en önde koştuk. 39 ilçede de aynısını yaptık. Şimdi icraatçı, halkçı, cumhuriyetçi, vatandaşını seven, insanını seven, siyasi talimat geldiğinde pıt deyip susan değil, vatandaşının hakkını arayan hukukunu koruyan bir belediye başkanı İstanbul’da.

Biz kim hangi partiden, hangi görüşten, hangi inançtan dönüp bakmadık, bakmayız. Böyle bir şeyi aklımızın ucuna getirmeyiz. Canla başla çalışırız. O sayede biz Silivri’yi 5 yılda yıllardır görmediği hizmetleri size sunduk.”

İSTANBUL’DAKİ BAKANLARA TEPKİ: ADAYINIZI BU KADAR KÜÇÜK DÜŞÜRMEYİN

“Eskiden güzel bir şarkı vardı; ‘Ankara’dan abim geldi’ diye. Şimdi ne duyuyoruz? Bunlar şimdi toplanmışlar Ankara’dan İstanbul’a gelmişler. Bütün bakanlar burada. Sanki Türkiye’nin dış ilişkilerle ilgili hiçbir sorunu yok. Dışişleri Bakanı burada. İçişleri Bakanı burada. Yetmez, Sağlık Bakanı burada. Daha da yetmez. Adalet Bakanı burada. Yahu hepiniz toplandınız, geldiniz. Hepiniz gelin önemli değil. Ama adayınıza yazık, adayınıza. Bu kadar küçük düşürmeyin. Ankara’da toplanmış gelmişler. E iyi yapmışlar, hoş gelmişler. Ne biliyor musunuz? Bunların derdi milletin seçim kazanması değil. Bunların derdi bir avuç insanın seçim kazanması. Korkuyorlar. En çok de neyden korkuyorlar biliyor musunuz? Bir kişiye hesap verememekten. Bizim bir tek Allah korkumuz var. Bir de milletimize mahcup olma korkumuz var. Onun dışında Allah kulundan korkmayız biz. Biz 100 yıl önce bu topraklara cumhuriyeti emanet eden,’Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün ışığından giden cumhuriyetin, milletin evlatlarıyız. O yoldan hiç vazgeçmeyeceğiz.”

“LİSTEYİ VERSENİZ OKUYAMAZ”

“Bunların belediyecilik notu sıfır. Ama biz Allah’ın izniyle sizlere güzel hizmetler verdik. Vermeye devam edeceğiz. Selimpaşa’dan Ortaköy’e, Kadıköy’den Çanta’ya, Seymen’den Silivri’nin merkezine… Ben bu köylerin hepsini sayarım ha. O bir tane sayamaz onu söyleyeyim. Listeyi verseniz okuyamaz. Vallahi bak; Ortaköy deseniz zanneder ki bu Beşiktaş’taki Ortaköy, üstünü çizer. Kadıköy deseniz öbür Kadıköy zanneder, üstünü çizer. Arkadaşlar yanlış yazmışlar der. Neyse daha fazla bahsetmeyelim. Şimdi onun da canını sıkmayalım. İnşallah 31 Mart’ı çıkarsın. Bir hayat dersi alsın. Zaten Sayın Cumhurbaşkanı ona ne dedi? ‘O metrolara sahip çık’ dedi. Yahu sanki kendi babasının malına sahip çıkacak. Onu yapan bakanlık kimin? Milletin, benim, senin. Bizim yaptığımız metrolar kimin? Senin, benim, milletin. Ben da dedim ki, yeni görevi belli oldu. İstanbul merkezden Gayrettepe’den Halkalı’dan İstanbul Havalimanı’na gidecek metroların herhalde güvenlik şefi yapacak onu dedim. Bu kadar anlayışları bozulmuş bir düzenin artık kendi görevlerini hatırlama zamanı. Onun için 31 bunlara hak ettikleri notu verecek misiniz? Tabii ki sıfır değil mi?”

“ONLAR KANAL DİYOR, BİZ İSTANBUL”

“Onlar rantçı, ‘illa da kanal yapacağız’ diyorlar. Onlar kanal diyor, biz İstanbul diyoruz. Yatıyorlar, kalkıyorlar kanal. Gündemlerinde yokmuş gibi davranıyorlar ama inanmayın. Çünkü onlar Kanal İstanbul’u yapmaya mecburdurlar. Ne büyükşehir adayları ‘kanala karşıyım’ diyebilir, ne de Silivri’deki, ne başka bir yerdeki. Diyemezler, korkarlar fırça yerler diye. Onun için ihalelere devam ediyorlar. Verilmiş sözleri var, taahhütleri var. Hem de çoğu yurt dışından. Buradan da değil. Ondan İstanbul’un kaynaklarını yerli, yabancı bir avuç insana aktarmaya çalışıyorlar. Vatandaşa kaşıkla verdiklerini kepçeyle geri alıyorlar. Size söz, şad olsun; görevimin son anına kadar milletimin en zor anında yanında olacağım. Milletin parasını, millete vereceğiz. Ben halka ait alanları halka açacağım. Ben İstanbul’un muhafızı olmayı, bu şehrin doğal ve tarihi zenginliklerine gözüm gibi bakmayı bilirim. Siz beni bu şehri; israftan, ranttan, ihanetten koruyayım diye iş başına getirdiniz. Öyle değil mi? Ben sizin yüzünüzü kara çıkarmayacağım. Yeter ki siz, bizim arkamızda durun. Bizi engellemeye çalıştılar. Başaramayacaklar. Yeter ki siz onlara izin vermeyin. Yeter ki siz 31 Mart’ta israfçıları tarihe gömün. Yeter ki siz rantçıları tarihe gömün. Bir daha israf, rant diyen insanlar İstanbul’da göreve gelemeyecekler. İstanbul’da bir daha ihaneti gözünden okuduğunuz hiç kimseyi bu şehirde yönetime getirmeyeceksiniz. Bu şehir artık bağışıklık kazandı. Bu virüslere karşı bağışıklık kazandı. Beş yıl boyunca bunu öğrendi. Dolayısıyla bir avuç insana çalışana asla oy vermeyin.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-istanbuldaki-bakanlara-tepki-adayinizi-bu-kadar-kucuk-dusurmeyin/feed/ 0
İmamoğlu: İki şeyle işimiz olmaz https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-iki-seyle-isimiz-olmaz/ https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-iki-seyle-isimiz-olmaz/#respond Mon, 22 Apr 2024 09:00:33 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6419 İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP İstanbul Adayı Ekrem İmamoğlu, CHP Eyüpsultan Belediye Başkan Adayı Mithat Bülent Özmen ile birlikte ilçe turu yaptı. Göktürk Atatürk büstü önünden başlayan tur, Kemerburgaz Meydan, Alibeyköy Meydan, Namık Kemal Caddesi, Sayayolu Caddesi, Mustafa Kemal Bulvarı ve Yeşilpınar Girne Caddesi boyunca devam etti.

Vatandaşlar, yol boyunca İmamoğlu ve Özmen’e sevgi gösterilerinde bulundu. İmamoğlu, bazı noktalarda otobüsün önünü kesen vatandaşlara ve okuldan ayrılan öğrencilere kısa konuşmalar yaptı. Eyüpsultan’dan Beyoğlu’na geçen İmamoğlu, CHP Beyoğlu Belediye Başkan Adayı İnan Güney ile birlikte Kasımpaşa Kızılay Meydanı’nda halkla buluştu.

“HAYAT DERSİ VERİYORUZ”

Kalabalığın ellerindeki dövizleri tek tek okuyan İmamoğlu, şunları söyledi:

* “Buraya gelirken, bu acemi, dersine çalışmayan aday demiş ki, -hoşuma gitti- ‘Sen git köfteci dükkanını işlet’ demiş. Hani benim 21 yaşında köfteci dükkanım vardı ya. Şimdi nedir mesele biliyor musunuz? Keşke o da benim yaşımda, 21 yaşında köfteci dükkanı çalıştırsaydı, kıymanın ne olduğunu bilirdi, etin ne olduğunu bilirdi. Pazarcının, marulun, salatanın nasıl yapıldığını, bulaşığın nasıl yıkandığını bilirdi. Bunları bilmediği için, hayatı öğrenmediği için, hayatı bilmediği için… Şu anda aslında hayatının en büyük hayat dersini veriyoruz ona, hep birlikte. Hayatı öğreniyor. Emekliyi öğreniyor, kadını öğreniyor, anneyi öğreniyor, çocuğu öğreniyor. Bunları bilmediği için, bugün bu durumda.

“MERTÇE BİR YARIŞ İSTİYORUZ”

* Siyaset bir hizmet yolculuğudur. Hizmeti yaparsınız, hizmet sizi insanlarla buluşturur, hizmet sizi insanlarla coşturur. Daha sonra, daha fazla hizmet yaparsınız. Ama siyasetin yolu sizi uzaklaştırırsa, yani Kasımpaşa sokaklarında gezerken, vatandaşla dolaşabilmek yerine, vatandaştan uzaklaştırırsa o siyasetin bana da faydası yok, o siyasetin vatandaşa da faydası yok. Ben hep söylüyorum; insanlarından uzaklaşan, insanlarından uzak olanın, halka hizmet etme şansı yok sevgili dostlar. Sevgili Kasımpaşalılar, inanın eşit, adil mertçe bir seçim yarışı istiyoruz biz. Mertçe olsun. Kasımpaşa’nın bir tarafı da nedir? Mertliktir. Öyle değil mi İnan Başkan? Başka bir şeyle anılmaz. Yiğitliktir, mertliktir. Eş, dost hakkı, komşu hakkı, vatandaş hakkını korur. Biz de mertçe bir yarış istiyoruz. Bu, karar vericisinin milletin olduğu, aynı zamanda demokratik de bir yarıştır. Seçim öyle olmalı.

“İFTİRALARI, KUMPASLARI DURDURMUYORLAR”

* Kampanyaları vatandaşı ikna etmek için yaparsın. Kendini anlatırsın, projelerini anlatırsın. Aynı zamanda başka hususlar var ise ifade etmek istediğin devletine, milletine dair, onu anlatırsın. ‘Ben daha çok çalışacağım’ dersin. ‘Ben sana daha iyi hizmet edeceğim’ dersin. ‘O yüzden beni tercih et’ dersin. Kampanya öyle yapılır. Vaatlerin reklamı yapılır. Reklam filmi çekilir. Vaatleri için ama. Yani otobüs yandırmak için, yanarken otobüs çekmek için kumpas filmleri çekmezsin. Yaptığın icraatların tanıtımlarını yaparsın. Sonra da dersin ki; millet karar versin. Bu kadar basit.

* Hele hele yerel seçimler, genel seçimlere hiç benzemez. O zaman millet, çoğu zaman partisinden çok belediye başkan adayına bakar. Memnunsa devam eder, değilse yeni birini seçer. Ki inşallah Beyoğlu’nda öyle olacak, İnan Başkan seçilecek. Türkiye’de ne yazık ki seçim süreçlerini kirlettiler. Seçim kazanmak için her yol mubah sayıldı. İftira atmıyorlar mı? Kumpas kurmuyorlar mı? İftiraları, kumpasları durdurmuyorlar.

“KUL HAKKI DEĞİL Mİ BU?”

* Pek çok yalana, pek çok iftiralara maruz bırakıldık. 5 yıl önce de bunu yaşadık, hatırlar mısınız? Baktılar ki iş tehlikeye giriyor, Ekrem’in adına demediklerini bırakmadılar. Hatırlayın; Ramazan’ın ilk iftarını Sultanbeyli’de açarken, iftar sofrasında seçimin iptal edildiğini öğrendim. Seçimi haksızca, hukuksuzca elimizden aldılar. O seçimin iptalinden önce ve sonra, peş peşe iftiralar sıraladılar. Allah’ım Allah’ım; nasıl peş peşe yani! Sayın Cumhurbaşkanı, rakibim olan Sayın Binali Yıldırım, bakanları… Neredeyse herkes. Ne dediler? ‘Çaldılar’ dediler. ‘Hırsız’ dediler, ‘hırsızlar’ dediler.

* Hatta bir bakanı, çıkıp televizyonda aynen şöyle ciddi ciddi anlattı. Dedi ki, ‘Sandıklarda 700 tane terörist tespit ettik’ dedi. Hatırlıyor musunuz? Hani terörist? Hani hırsız? Bir kişi yakalanmaz mı? Bakın; kolayı unutuyoruz. Bunları unutmayalım. Bir tane terörist yok. Bir tane, bir tane hırsız yok. Bir tane düzenbaz yok. E peki bunları söyleyene ne oldu? Bunları söyleyen, bu iftiraları atana ne oldu? Ayıp değil mi? Kul hakkı değil mi bu? Ramazan ayındayız. Bakın; o kadar dava açtılar. Peki niye bir tane adam suçlu bulunmadı? Ya bir kişi, bir kişi hapse girer değil mi?

“SATANIN İFADESİ ORADA, ALANIN İFADESİ BELLİ… KIVIR KIVIR KIVRANIYORLAR”

* Sonra ne dediler hatırlayın; ‘Söylediklerimiz hukuki değildi, siyasiydi. Yani şimdi şurada ben birisine siyaseten ‘hırsız’ diyeceğim. Böyle bir şey denir mi birine? Denmez. Ya da birisi bana gelecek yüzüme, ‘Hırsız dedim ama siyaseten’ dedim. Hadi oradan. Hadi oradan. Bakın bu olmaz. Bu, ahlak dışı bir durum. Sen bunu niye yapıyorsun? Seçimi kazanmak için! Seçimi kazanmak için, ben bir Allah’ın kulunu bile bile yalanla, iftirayla, kalbini kıracak olsam, siyaseti bırakırım. Yalanla, iftirayla siyaseti, partizanlığı en başa koyan akla, ben karşıyım kardeşim. Kul hakkı yiyene karşıyım ben. Kul hakkı yediler.

* Şimdi görüyorum ki; bu kul hakkı yeme işi, bu kaset işi, kumpas işi onlarda huy olmuş. Çünkü bu seçim gündeminde de şimdi de iftiralara başladılar. Farkında mısınız; sabahtan akşama kumpaslar hem de mübarek Ramazan ayında yine devam ediyor. Bundan 4,5 yıl önce, il binasının satın alma olayını, sanki dün olmuş gibi… Bakın; bunlar bu kadar sinsi ha. 4,5 yıl önce olmuş olay. Sanki dün olmuş gibi, çevirip duruyorlar. Sanki çok gizli bir konuymuş gibi millete duyurmaya çalışıyorlar. Satanın ifadesi orada, alanın ifadesi belli. Zaten millet de sizin bu kumpaslarınıza hiç yüz vermedi. Vermeyecek. O yüzden kıvır kıvır kıvranıyorlar. Hiç devletin en başına yakışır mı bunları göstermek?

“KARDA LEKE OLUR, BİZDE OLMAZ”

* Zaten talimatlarınızla 5 yıldır İBB’nin bir kapısından müfettişler giriyor, öbüründen çıkıyor. Öbüründen çıkarken öbür tarafından giriyor. Didik didik ettiniz, Ekrem İmamoğlu’nda bir şey bulamadınız. Biz, 5 yıldır denetlediğiniz bir belediyeyiz. Hiçbir şey bulamadınız. Karda leke olur, bizde olmaz. Onun için size söyleyeyim. Bunlar yalanlarında boğulacak. Onlar neyi kapatıyorlar şimdi aklı sıra biliyor musunuz? Benim emekli annem perişanmış, emekli ağabeyin perişanmış; kimin umurunda? Bunu umursamıyorlar. 11 ay önce seçimde, ‘Mülakat kalkacak’ dediler mi? Hani? Hani 11 ay? Söz verdin, yapmadın. Umurunda değil.

* Bakın mülakatı kaldırmak, Cumhurbaşkanlığına biz dosya yolluyoruz da imzalanmıyor ya, öyle bir şey de değil yani. Mülakat kaldırmak, talimat verdin mi kalkıyor. ‘Mülakatı kaldırdım’ diyeceksin, kalkacak. En kolay iş. Niye demiyorsun? Ben size bir şey söyleyeyim mi? Bu kadar işlerini ihmal etmişler, üstünü kapatmaya çalışıyorlar. Bakın çok söze gerek yok. Sadece şunu söylüyorum: Sözünü tutmamanın o ağırlığı altında eziliyorlar. Şimdi mülakatı kaldırsa ne olacak? Bu milletin çocukları, alın teriyle hak ettikleri makama gelecek mi? Onu engellemek için kaldırmıyorlar. Ondan korkuyorlar. Ama Atatürk’e ağız dolusu hakaret eden kişinin bütün sülalesi kurumlarda ya müdür ya daire başkanı ya milletvekili. Öyle değil mi?

“MİLLETİN SESİ DEĞİL, MİLLETİ KANDIRMA MAKİNESİ”

* Bu milleti geçim derdi almış başını gitmiş… Bunların televizyonları var biliyorsunuz değil mi? Hepsi, kaç tanesi hayat pahalılığının haberini yapıyor? Milletine bu kadar yabancılaşmış bir medya, yeryüzünde yok. Hani basın milletin sesidir. Bunların kendi basınları var ya, kendi basınları. Milletin sesi değil, milleti kandırma makinesi. Bakın millet, ‘Ekonomi kötü’ diyor, feryat ediyor; bunlar havanda su dövüyor. Talimat geliyor; ‘Sakın ekonomiyi, hayat pahalılığını demeyin. Siz televizyonlarda boş muhabbetler yapın.’ Bunların tüm millete faydası yok, onu söyleyeyim. Bakın size de hiç yok.

* Dün, dünyanın en önemli haber ajanslarından birisi, Türkiye’de medyanın güvenilirlik raporunu yayınladı. Bahsedeyim mi size? En güvenilmez dört yayın kuruluşundan üçünü sıralayayım mı? A Haber, Sabah, ATV. Hiç şaşırdınız mı? Zaten onların şanı, yalan ve iftiradan geliyor. Ama o listede hepimizi üzecek, bize de ait olan bir kurum daha var. O da ne biliyor musunuz? TRT. Evet. Dünyada önemli bir kuruluşun yaptığı araştırmada, 4 güvenilmez medya kuruluşunun arasında TRT var. O TRT, bizim malımız. Ama başına geçmiş bir adam; yalakalık yapacak, partizanlık yapacak, siyasetin emir kulu olacak diye, bize ait olan kurumu rezil rüsva ediyorlar. Kamunun televizyonu, kendi ülkesinde en güvenilmez bir kurum olabilir mi? Biraz utanma olsa, biraz utansalar… Ama utanmazlar söyleyeyim size. Bunlar utanmazlar.

“ONLARIN DERDİ BAŞKA”

* Bu seçim -yine şaşırmıyoruz- mertçe geçmiyor. Kıymetli dostlar, 10 gün sonra sandığa gideceksiniz. Vereceğiniz oy ne biliyor musunuz? Vereceğiniz oy, önünüzdeki 5 yılın en önemli kararı. 5 yılınızı ipotek altına alacak. Yalnız sizin değil, ailenizin, sevdiklerinizin, çocuklarınızın 5 yılı söz konusu. Çok önemli bir karar bu. İyi düşünmeniz lazım. Aslında meselenin özü basit. Onun için size meselenin özünü unutturmak istiyorlar. Kafanız karışsın istiyorlar. Dikkat dağıtmak istiyorlar. Meselenin özünün ne olduğunu siz herkesten iyi biliyorsunuz.

* Birincisi; tabii ki işinize gelen, günün sorunlarını çözüme kavuşturan, fakirin, yoksulluğun, çocuğun, kadının, gencin yanında olan, çevreyi düzene sokan, 3-5 insanın imar rantıyla uğraşmayan, milletin çıkarını savunan belediye başkanı seçmek. Doğru mu? İkincisi de bugünün esas konusu… Hayat pahalılığı ne kadar artacak diye dert etmiyor musunuz? Borçlar nasıl ödenecek? Bakın; çocuğa, toruna nasıl harçlık verilecek diye, dert etmiyor musunuz? İşte meselenin özü bu. 3 kuruş paranın hesabını yapmadan, şöyle gönlünüzce, huzur içerisinde tek bir gün bile geçiremezken, vatandaşın başka nesi olsun? Meselenin özü bu iken, onların derdi başka.

“ONLARIN DERDİ, SİZİN GEÇİM SIKINTINIZ DEĞİL”

* Onların derdi, sizin geçim sıkıntınız değil. Sandıkta buna göre oy kullanacaksınız. Bakın; 5 yıl boyunca siz geçim derdiyle uğraşırken, hükümeti hiç yanınızda hissettiniz mi? Hükümet, ne yaptı? Bir verdiyse 10’u geri aldı. Ekonomiyi batırdı. Enflasyonu üç haneli rakama getirdi. Onlar, ekonomiyi batırıp, pahalılığı yaratanlar. O bakımdan, siz geçim derdiyle uğraşırken, İstanbulluların yanı başında her zaman biz olmaya gayret ettik. Sizin yanınızdan hiç ayrılmadık. Hiç ayrılmayacağız yanınızdan, hiçbir zaman ayrılmayacağız. Ve biz göreve gelirken, geçim derdinizi hissettiğimiz için, onlar 2019’da ağzına bile almazken, biz, sosyal yardımlarımızı anlattık. Hayatlarınızı biraz rahatlatabilmek için, ne gerekiyorsa yaptık? Sizin paranızı, yani milletin parasını yine millete verdik.

“YENİ DESTEKLERİ HAYATA GEÇİRECEĞİZ”

* Yüz binlerce ihtiyaç sahibi haneye, İstanbulkart aracılığıyla doğrudan nakit desteği sağladık. Yüz binlerce haneye evlilik desteği, gıda desteği, yenidoğan desteği gibi yardımlarda bulunduk. Halk Ekmek üretimini ve satış noktalarını görülmemiş ölçüde arttırdık. 257 bin çocuğa Halk Süt dağıttık. 650 bin annenin cebine Anne Kart koyduk. Toplam 300 bin öğrenciye burs dağıttık. Onlar 2 tane, 3 tane kişiye burs verdiler, torpilli burs. Biz, milletin evlatlarına, 300 bin gencimize burs dağıttık. Yüz binlerce çocuğumuza beslenme ve eğitim desteği verdik. İBB tarihinde, ilk kez kreşleri biz yaptık. Yurtları biz yaptık. Kent Lokantalarını biz açtık. İstihdam Ofislerini biz açtık. Milyonlarca İstanbullunun geçim sıkıntısını hafiflettik. Önümüzdeki dönemde de bunu daha da katlayacağız. Daha da fazla vermek zorundayız. Çünkü ekonomiyi batırmaya devam ediyorlar. Milletin parasını, millete dağıtmaya, millete vermeye devam edeceğiz. Sosyal desteklerimizin parasal miktarını da sayısını da arttıracağız. Yeni destekleri hayata geçireceğiz.

“30 YILDIR NE YAPTILAR KASIMPAŞA’YA?”

* 30 yıldır ne yaptılar Kasımpaşa’ya? Hani Kasımpaşa canıydı, ciğeriydi? Ne yaptılar? Beyoğlu bir şey yaptı mı? İBB yaptı mı? Biz, yaptık. Bakın; Kasımpaşa’yı iyileştiriyoruz. Sizi sahille buluşturuyoruz. Sahili yapıyoruz. Bir yandan Piyalepaşa’dan buraya doğru geliyoruz. İnan Güney’i seçtiğinizde, biz Kasımpaşa’yı pırlanta yapacağız, pırlanta. Onun ailesi de İnan Güney’e oy verecek bir dahaki seçimde. Belli olmaz, bu seçimde de verir belki.

“HİÇ KİMSEYE DİYET BORCUMUZ YOK”

* Bizim iki şeyle işimiz olmaz. İsrafla işimiz olmaz, ihanetle işimiz olmaz. Bizim hiç kimseye diyet borcumuz yok. Biz, sadece size borçluyuz. Biz, sadece vatandaşa borçluyuz. Bakın benim en büyük çabam, şu güzel çocuklara… Onlara layık olayım da Allah beni onlara mahcup etmesin, bana yeter. Bu kadar net. Ben, sadece 16 milyon vicdanlı, mert İstanbulluya teşekkür ediyorum. 31 Mart’ta ne kazanacak? Mertlik kazanacak, mertlik. Mertlik kazanacak, kumpas kaybedecek! Yalan kaybedecek! İftira kaybedecek! Particilik değil, belediyecilik yapanlar kazanacak. Bir avuç insan kaybedecek, 16 milyon İstanbullu kazanacak. Oyumuzu ve gücümüzü birleştireceğiz.

* İstanbul’un en büyük, en güçlü buluşmasını 31 Mart’ta sandıkta gerçekleştirmeye hazır mı Kasımpaşa? Şu ya da bu partinin değil, İstanbul’un zaferi için, İstanbullunun zaferi için birleşmeye hazır mı Kasımpaşa? Şu ya da bu ittifak değil, 16 milyonluk İstanbul’un ittifakı, halkın ittifakı, halkçı ittifakına hazır mı Kasımpaşa? İstanbul’un rotasını geri çevirmek isteyenlere, israf ve rant düzenini yeniden hakim kılmak isteyenlere biz ne diyeceğiz biliyor musunuz 31 Mart’ta? Sizi tarihe gömdük diyeceğiz, tarihe gömdük. Milletin bileğini bükemeyeceklerini bir kez daha görecekler. Ve bükemedikleri eli öpecekler. O el milletin eli.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-iki-seyle-isimiz-olmaz/feed/ 0
İmamoğlu: Oyunuzu bölmeyin https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-oyunuzu-bolmeyin/ https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-oyunuzu-bolmeyin/#respond Thu, 18 Apr 2024 21:09:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6258 İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP İstanbul Adayı Ekrem İmamoğlu, CHP Sarıyer Belediye Başkan Adayı Mustafa Oktay Aksu ile birlikte önce ilçe turu yaptı, ardından Ferahevler Mevlana Parkı’nda vatandaşlarla buluştu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP milletvekilleri Namık Tan, Asu Kaya, CHP Parti Meclisi Üyesi Bedirhan Berk Doğru, CHP Sarıyer İlçe Başkanı Mehmet Kubat ile geçmiş dönem ilçe başkanları ve CHP Sarıyer Belediye Başkan adayları da halk buluşmasında Aksu’ya, İmamoğlu ile birlikte destek verdi.

“ATATÜRK KENT ORMANI’NA, BÜYÜKDERE FİDANLIĞI’NA BAKIYORUM…”

Atatürk Kent Ormanı’nın eteklerinde konumlu parkta toplanan coşkulu kalabalığa seslenen İmamoğlu, “Atatürk Kent Ormanı’nı beğendik mi? Ben bazen diyorum ki, ‘Allah Allah, bunlar Atatürk Kent Ormanı’nı böyle metruk, kenarda, her tarafa açık, sahipsiz niye bırakırlar? Şimdi benim aklım ermiyor, niye bırakırlar? Bir yandan Büyükdere Fidanlığı’na bakıyorum. Yıllarca çürümeye bırakılmış. 250 bin metrekare, düşünsenize. Şimdi cıvıl cıvıl bir yer oldu. Bazen diyorum, ‘Allah Allah, bunları niye böyle bıraktılar?’ Acaba içine bir şeyler mi düşündüler? Yani bazen şeytanın aklına gelmeyen, bunların aklına geliyor. Böyle garip bir dünya. Şimdi bakın orada; pırlanta gibi. Bütün İstanbul öğrendi. Belki de İstanbul, tarih boyu bu ormanı ‘Atatürk Kent Ormanı’ diye anacak ve hiçbir zaman ismi, oradan eksik olmayacak. Ne mutlu bana” dedi.

“DÖNEMİMİZDE SARIYER, İSTANBUL’UN EN ÇOK HİZMET ALAN İLÇELERİNDEN OLDU”

“Bizim dönemimizde Sarıyer, İstanbul’un en çok hizmet alan ilçelerinden oldu” diyen İmamoğlu, özetle şunları söyledi:

* “Sarıyer ilçesinde, yaklaşık 200 bin aileyi etkileyen, 200 bin insanımızı etkileyen, 55-60 yıldır çözüm bekleyen, tapu sahibi olmak isteyen hemşehrilerimizin tapu sorununu çözdük. Bu anlamda Sarıyerlileri, tapu sahibi yapmaya başladık. Hedefimiz, herkesi tapu sahibi yaparak, sorun yaşanan bütün mahalleleri kentsel dönüşümü teşvik etmek ve bütün hemşehrilerimizi yıllardır bu sorundan, bu beladan bir an önce kurtarmak. Yola çıktık, tam gaz devam edeceğiz. Bakın; Kocataş, Poligon, Çayırbaşı, Rumelihisarüstü, Sarıdağ, Kazımkarabekirpaşa, Reşitpaşa, Cumhuriyet, Emirgan, Çamlıtepe Derbent’in bir bölümü… Bu mahallelerin sakinleri, uzun yıllardır bu müjdeyi bekliyordu.

* Bugünden itibaren, Büyükdere Fidanlığı’nda bir ofis açtık. ‘İBB Arsa Satışı ve Başvuru Ofisi’ orada hizmete başlıyor bugünden itibaren. Son derece şeffaf, sağlıklı bilgilendirmeyle, belediyemiz bütün vatandaşlarımıza bilgi verecek, yardımcı olacak. Ben, bütün hemşehrilerimi, o saydığım mahallelerdeki bütün komşularımı, konuşmaya, oraya gelip oradaki arkadaşlarımızla birlikte paylaşmaya davet ediyorum. Bütün Sarıyer’in bu sorununu çözmenin onurunu, gururunu taşıyorum. Hayırlı uğurlu olsun.

“ONLAR, TEKRAR ESKİ DÜZEN GERİ GELSİN İSTİYORLAR”

* İstanbul’un tırnağına dahi zarar gelsin istemiyoruz ve getirmeyeceğiz. Onun için ‘İstanbul muhafızıyım’ diyorum. Hep birlikte muhafız olacağız. Bunu, onurlu bir vazife olarak, her birimiz omuzlarında hissetmeli. İstanbul’u muhafızıyız. Bu kadim şehirde, bu güzel şehirde, bize atalarımızın, dedelerimizin, ninelerimizin emaneti bu dünya güzeli şehirde yaşıyorsak, bu bizim için onurlu bir vazifedir. Karşımızdakiler farklı bakıyor. Onlar ne İstanbul’u ne de 16 milyon İstanbulluyu düşünmüyor. Onların başka dertleri var. İnanın düşünmüyorlar.

* Onlar, bir avuç insanın menfaatinin peşinde. Başta İBB’yi, Sarıyer’i ve diğer ilçeleri çok istiyorlar. Buralar onlar için kıymetli. Bakın insanı için değil ha, başka türlü kıymetli. Biliyorsunuz değil mi? Tedbirliyiz değil mi? Tedbiri elden bırakmayacağız değil mi? Onlar, tekrar eski düzen geri gelsin istiyorlar. Biz, millet için çalışıyoruz. Milletin parasını, millete veriyoruz. Onlar, bir avuç insan için çalışıyor. Aramızda büyük fark var.

“BİZ GERİ ADIM ATMAYIZ TAM YOL İLERİ GİDERİZ”

* Anne Kart, bunların akıllarına bile gelmezdi. Gelmedi de. Kreş açtılar mı bir tane? Açmazlar. Kent Lokantası. Vatandaşın hissetmezler, bilmezler. Hisarüstü’nü açtık. İnşallah sayısını çoğaltacağız. Bakın, yurtlar. Bir çocuğu yatıracak yatak, yurt yapmaz mı? Yapmazlar. Onların derdi başka. Meydanlar… Bugün Eminönü Meydanı’nı açtık. Gidin bakın, pırlanta gibi, biblo gibi yaptık 15 yıldır çöplüğe dönen o alanı. 5 yılda yapamadıkları tramvay yaptık. Bitiremedikleri köprüleri yaptık, yeniledik. Alt geçitler, altyapı, İSKİ çalışmaları; hepsini bitirdik.

* Unkapanı Köprüsü’nden Mısır Çarşısı’na kadar 100 bin metrekare aralığı pırlanta gibi yaptık. Aynen Atatürk Kent Ormanı gibi. İşte biz onun için muhafızız. Bu tür yerlerden işgalleri kaldırdık. Zapt edenleri süpürdük, yolladık. Polisimizi bile kullanarak, polisle oradaki yıkımları engellemeye kalkıştılar. Üsküdar’ı hatırlayın. Ama biz, asla bir milim geri adım atmadık. Niye? Milletin hakkını, millete teslim edenleriz biz. Onun için biz geri adım atmayız. Tam yol ileri gideriz.

“HANİ BİR MECZUP VARDI YA, ATA’MIZA HAKARET EDEN…”

* Onların işleri güçleri başka. Makam mevkii de bu şekilde yorumlamazlar. Kaçak kafeleri de bir avuç insana verirler. Bakın; 100 bin gencimize burs verdik değil mi? ‘Allah’ıma bin şükür’ diyorum, verebildik. Daha fazla vereceğiz. 7 bin 500 lira verdik, bu sene 15 bin lira vereceğiz. Geçen, sahurdan sonra bir camiden çıkıyoruz, yanıma 15-20 tane genç yanaştı. KYK yurdundan sabah namazına gelmişler. 8-10 tanesi kulağıma eğilip, ‘Başkanım, bursunuzun son dilimi bugün yattı. Allah razı olsun’ dedi. Dünyanın en mutlu insanı oldum.

* Bu ne biliyor musunuz? Benim param değil, sizin helal paralarınızı, bereketli şekilde yönetip, doğru yerlere vermenin gururunu yaşıyorum. Sizin adınıza helali hoş olsun. Sizlerin parası bu. Annelerimizin cebindeki kart da sizin paranız, milletimizin parası. Zorda olanla paylaşıyoruz. O birileri var ya, lütuf verir gibi, lütufta bulunur gibi, sanki cebindeki para. Onlar o kadar ileri gidiyorlar ki. Bakın; makamları da eş, dost, akrabaya dağıtıyorlar. Hani bir meczup vardı ya, Ata’mıza hakaret eden; Sülale boyu devletin kurumlarında, sülale boyu. Bu nedir ya? Bu nedir? Biz, milletin evlatlarıyla yönettik, milletin evlatlarıyla bu şehri yönetmeye devam edeceğiz.

“HAKKINI ARAYANLARI YA GÖZALTINA ALIYORLAR YA YUMRUK ATIYORLAR”

* Deprem mağdurları için konut kurası çekildi geçenlerde. Yahu ne tesadüf, kurada milletvekiline çıkıyor. Allah’ım ya Rabb’im ya. O kuraya milletvekilini sokmayacaksın bile. ‘İlk Evim, İlk Arsam’ kampanyasının kurası çekiliyor. Arsa bunların milletvekiline çıkıyor. Bak sen. Üstelik kampanyaya katılma şartı nasıl? Asgari ücrete sahip olacaksın ki, katılabilesin. Adamın milletvekili maaşı var ve yine arsa onlara çıkıyor. İşte onların düzeni, bu şekilde. Biz İstanbul’da o düzeni yerle bir ettiğimiz için dayanamıyorlar. Onun için çark diyorlar. Hakkını arayan vatandaşa ise ne yaptı? ‘Hakkını arayan, gelsin yüzüme haykırsın’ dedi. Hakkını arayanları ya gözaltına alıyorlar ya yumruk atıyorlar. Öyle değil mi?

* Televizyonda izlediniz. Yumruğu atan da kim? TOKİ Başkanı. Allah, akıl versin sana. Atatürk’ün bize emaneti, Cumhuriyet o kadar değerli ki. Niye biliyor musunuz? Bizleri eşitledi. Hepimizi eşitledi. Şimdi ben İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’yım ya; yok hiçbirinizden farkım. Ben her birinizle eşitim. Hatta ben, size hizmet etmek için yola çıkmış ve sizin oyunuzu almışsam, benim boynum hafif bükük olacak önünüzde. Çünkü, Cumhuriyetin yöneticisi haddini bilecek, haddini. Had bildiren yöneticilerin devri bitti. Atatürk’ten Allah razı olsun. O devri bitirdi. O biteli 100 seneyi aştı. Onun için egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.

“BU KONULAR KONUŞULMASIN DİYE, HER TÜRLÜ İFTİRAYI, KUMPASI ÜRETİYORLAR”

* Bunlara oy verenler vatansever, oy vermeyenler vatan haini. Hadi oradan işinize. Hadi oradan. Onun için, bütün bu konular konuşulmasın diye, bizler hakkında her türlü iftirayı, kumpası üretiyorlar. Ama o da yetmez. Millet zaten yiyemez. Onlar vatanseverliğimizi, inancımızı sorgularlar. Milyonlarca vatandaşımızı, milyonlarca insanımızı ‘vatan haini’ ilan ederler, yaftalarlar. İktidar sözcüleri, muhalif sesleri ‘terörist’ ilan eder, ‘hain’ gibi ifadelerle itham etmekten çekinmezler. Farklı siyasi partilere gönül veren vatandaşlarımızın arasına nifak sokmaya çalışırlar.

* Hatırlayın; bu tahrikler, bu ayrıştırma, bu düşmanlaştırma çabaları sonucunda, daha geçen seçimlerde Ordu’da, Gülyalı’da gencecik bir delikanlımızı kaybetmedik mi? Daha geçen yıl, mayıs seçimleri arifesinde. Tabii hemen unutuyoruz sevgili dostlar. Ateş düşen yer, o ev, o hali onu unutabilir mi? Onun için bunlara, bu kötülüğü yapmalarına hep birlikte fırsat vermeyeceğiz. Hep birlikte vermeyeceğiz. Bunlar o kadar iftira atıyorlar, seçim bittikten sonra ne diyorlar? ‘Söylediğimiz şey hukuki değil, ama siyasiydi!’ Birinin evladı ölmüş, hiç oralı bile olmazlar. Seçim kazanmak için onlarda tek kural var: Seçim kazanana kadar her yol mubah. Bu anlayışa hep birlikte son vereceğiz. 31 Mart’ta, bu anlayışı tarihe gömeceğiz.

“BEN NİYE BU KADAR CESUR KONUŞUYORUM?”

*Niye bu kadar cesur konuşuyorum? Arkamda millet var, millet. Onlar, onlar niye suskun suskun, ‘pıt pıt’ konuşuyorlar. Onların arkasında bir kişi var. Onlar cümlenin iznini bile oradan alıyorlar. Biz, sizi temsil ediyoruz. En zor şartlarda dahi, millet sevgisiyle mücadeleye de devam edeceğiz. Mücadelemizin sahası bu kadar derin ve önemlidir. Sadece İstanbul için değil, Türkiye için de çok değerli ve önemlidir. Büyük mücadele veriyoruz sevgili hemşehrilerim. Sarıyer için veriyoruz, İstanbul için veriyoruz. Buradaki kazanımlarımız, Cumhuriyet ve demokrasi kazanımlarıdır; unutmayın. Onun için bu mücadelemiz, partiler ötesi bir mücadeledir. Onun için büyük bir ittifakla seçime gidiyoruz.

* Seçimin son gününe kadar bu ittifakı büyüteceğiz. Öyle bir büyüteceğiz ki, şaşıracaklar. Bu milletin o vicdanına, o adalet duygusuna şaşıracaklar. Ben size söyleyeyim. Vallahi billahi, ben oyunu almasam da 16 milyon insanın gönlünü kazandığıma inanıyorum. Hiç kimsenin evladını ayırmadık. Hiçbir anneyi birbirinden ayırmadık. Hiçbir öğrenciyi birbirinden ayırmadık. Allah şahit. Kullar da şahit. O bakımdan sevgili Sarıyerliler, önümüzdeki mesele, işte bu kadar büyüktür. Bu seçim, İstanbul’a sahip çıkma seçimidir. İstanbul’un kendini yağmaya karşı müdafaa etmesinin seçimidir.

“EĞER İSTANBUL KAYBEDİLİRSE, EĞER SARIYER KAYBEDİLİRSE…”

* Riski görmemiz gerekiyor. Eğer İstanbul kaybedilirse, eğer Sarıyer kaybedilirse, bu sadece bizim değil, tüm Türkiye’nin direncinin, bağışıklık sisteminin zayıflaması anlamına gelir. Bu işler, bu yol, kişisel duygulardan ve taleplerden beslenmez. Beslenemez, beslenmemeli. Bunu kabul etmiyorum. Bu yol, kişisellikten uzaktır; uzak olmalıdır. Çünkü ulaşılması gereken menzil, bir kişinin değil, 16 milyonun, hatta Türkiye’nin, 86 milyonun ortak menzilidir. Öyle değil mi? Bu yolun en büyük taşıyıcısı neresi? İstanbul’dur. Öyle değil mi? İstanbul kadar da Sarıyer’dir. Öyle değil mi sevgili hemşehrilerim? Şimdi burada ben sizinle dertleşeceğim. Benim sesimi herkes duysun.

* Şükrü Genç Başkanım, benim ağabeyimdir. Allah’ın izniyle de hep öyle kalacaktır, onu söyleyeyim. Benim ağabeyimdir. Bakın; 2009’da, 2014’te, 2019’da benim partim, CHP, Şükrü ağabeyi aday yaptığında, o zaman da kırılan, gücenen olmuştur. Doğru mu? Kendine hak görerek, yapılmadığı için kızan da olmuştur, öfkelenen de olmuştur. Öyle değil mi? Haksızlığa uğradığını düşünmüştür. Öyle değil mi? Elbet. Bu çok doğal süreçtir. Bugün de kırılanlar olduğu gibi. Ama bunun çözümü, duygusal eylemlere girmek değildir.”

“BU YOLA YENİ GÖNÜLLER FETHETMEK İÇİN ÇIKTIK”

* Hele hele şimdi, hele hele şu anda, biz bu yola, kendi içimizde gönüller kırılsın diye değil, biz bu yola yeni gönüller fethetmek için çıktık. Bu yolda geride bırakılacak tek bir yurttaş, tek bir oy dahi yoktur. Bölünmek ve ayrışmak, sadece bir kişinin işine gelir. Biliyorsunuz değil mi o bir kişiyi? Onun için buradan size, sizin nezdinizdeki bütün Sarıyerli hemşehrilerime sesleniyorum: Oyunuzu bölmeyin. Anlaştık mı? İstanbul’un büyük ittifakında birlikte olacağız. Öyle değil mi? Partiler ötesi bu büyük ittifakın, bir parçası olacağız. Öyle değil mi? O zaman Sarıyer’de, Cumhuriyet Halk Partisi adayımız Oktay Aksu’yu destekleyeceğiz. Allah’ın izniyle, geçtiğimiz 5 yıl Sarıyer’e çok güzel işler başardık, bu 5 yıl onu da ikiye katlayacağız birlikte. Hep birlikte kenetlenelim. Tamam mı?

* Sarıyer, kenetlenmeye hazır mı? Hep birlikte gelin İstanbul’da, Sarıyer’de, yağmaya, ayrıştırmaya, düşmanlaştırmaya karşı bir birlik ve demokrasi hattı kuralım. Bunu kuracağız. Bakın; bu demokrasi birliğine, beraberliğine asla bir gedik açmayacağız. Müsaade etmeyeceğiz. Bana söz veriyor musunuz? İnşallah bütün mahallelerdeki tapu sorunlarını çözerek, diğer sorunları da hallederek, önümüzdeki dönem kentsel dönüşüm noktasında Oktay Başkan’la, Sarıyer’den başlayarak bütün İstanbul’da devrim yapacağız.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-oyunuzu-bolmeyin/feed/ 0
İmamoğlu’ndan Erdoğan’a davet: Bekliyoruz vallahi, gel https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-erdogana-davet-bekliyoruz-vallahi-gel/ https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-erdogana-davet-bekliyoruz-vallahi-gel/#respond Wed, 17 Apr 2024 21:06:23 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6214 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Pendik ilçesinde vatandaşlara seslendi. Kabine’deki 17 bakanın İstanbul’da siyaset yaptığını dile getiren Xİmamoğlu, şunları söyledi:

– 17 tane bakan İstanbul’da siyaset yapıyor. 17 bakan + 1 aday… 17+1, bir kişi daha var, yakında o da gelecek. Bekliyoruz vallahi, gel. Bekliyoruz, bu İstanbullu misafir ağırlamayı sever mi? 23 Haziran’da 806 bin kere nasıl misafir ettiyse şimdi daha büyük rakamla misafir edecek.

“HIRSIZ” DEDİLER, “TERÖRİST” DEDİLER

2019’da başkan seçildiği yerel seçimi hatırlatan İmamoğlu, şöyle devam etti:

– 2019’da seçimi kazandıktan sonra “Çaldılar” dediler mi? Dediler. “Hırsız” dediler mi? Dediler. Sandık başındakilere “Terörist” dediler mi? Dediler. Bir bakan “Sandık başlarında 700 tane terörist tespit ettik” dedi.

– Bu millet öyle bir demokrasi tokadı attı ki… Mİlletimizin vicdanı, adaleti büyüktür. Kul hakkı yediler, hesabını vermediler. Millet hesabını kesti” ifadelerini kullandı.

“HADİ ORADAN İŞİNE BAK”

Bakanlık tarafından yapılan Sabiha Gökçen Metro Hattı için İBB’den 10 ayda 5.5 milyar tahsil ettiğini hatırlatan İmamoğlu şöyle devam etti:

– Daha önce 20 senede parasını alırlardı. Bu da milletin parası, bu da milletin parası. Dertleri ne biliyor musunuz? Güya Ekrem İmamoğlu’nu köşeye sıkıştıracaklar. Güya Ekrem İmamoğlu’na diz çöktürecekler. Güya Ekrem İmamoğlu’nu yıldıracaklar. Ya hadi oradan işine bak… Bu millet, hizmet edeni görür. Parti, purtu işi değil bu. Bu millet hakkını verir. Nasıl hakkını verir biliyor musunuz?

– 2019’da seçimi kazandıktan sonra ‘çaldılar’ dediler, ‘hırsız’ dediler. Bir bakan çıktı ‘sandık başlarında 700 tane terörist tespit ettik’ dedi. Seçimi iptal ettiler mi? Bu millet ne yaptı? Onlara öyle bir demokrasi tokadı attı ki… Milletimizin vicdanı, milletimizin adaleti büyüktür. Kul hakkı yediler, hesabını vermediler. Ama millet hesabını kesti. Seçimden sonra utanmadan, ‘biz o hırsız laflarını siyaseten söyledik’ dediler. Yahu Allah’tan kork. Allah korusun; ben birine siyaseten hırsız diyeceğim. Yahu ağzımdan çıkamaz. Siyaseten birine terörist diyeceğim. Ya birine terörist denir mi durduk yere? Hırsız denir mi? Allah bunların gazabından milletimizi korusun.

“KAYBEDECEKLERİNİ ANLADILAR KUMPASA BAŞLADILAR”

İmamoğlu, gündemdeki kumpas videolarına tepki göstererek şunları kaydetti:

“Seçimi kaybedeceğini anladı hemen yalana, dolana, kumpasa başladılar. Yolun kenarında, caddede, orada burada yanan otobüs filmleri çekmek, kumpaslar kurmak, 4.5 sene önceki videodan kendine iş aramak, savcı gibi her gün açıklama yapıyor Adalet Bakanı. Üzülüyorum onun haline. 17 bakan İstanbul’da, siyaset yapıyor. 17 bakan, artı aday, etti 17+1. Ama bir kişi daha var. O da geliyor, yakındır gelecek. Bekliyoruz vallahi gel. Buyursun gelsin. İstanbul’a bekliyoruz. Bu İstanbullu misafir ağırlamasını sever. 23 Haziran’da 806 bin kere nasıl misafir ettiyse şimdi daha büyük rakamla misafir edeceğiz.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-erdogana-davet-bekliyoruz-vallahi-gel/feed/ 0
Erdoğan’ın sözlerini hatırlatan İmamoğlu: Kaldıkları yerden devam etmek istiyorlar https://www.foxhaber.com.tr/erdoganin-sozlerini-hatirlatan-imamoglu-kaldiklari-yerden-devam-etmek-istiyorlar/ https://www.foxhaber.com.tr/erdoganin-sozlerini-hatirlatan-imamoglu-kaldiklari-yerden-devam-etmek-istiyorlar/#respond Mon, 15 Apr 2024 21:51:13 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6158 İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP İstanbul Adayı Ekrem İmamoğlu, Ataköy-İkitelli metrosunu açtıktan sonra Büyükçekmece’yi ziyaret etti. ‘Büyükçekmece Belediyesi Atatürk Devrimleri Müzesi Ulusal Bağımsızlık ve Kurtuluş Müzesi’ açılış törenine babası Hasan İmamoğlu ile birlikte katılan ve burada bir konuşma yapan İmamoğlu, Ulus Mahallesi’nde semt pazarı ziyareti yaptı.

Vatandaşlardan gelen sorun, öneri, talep ve eleştirileri alan İmamoğlu, esnaf ve yurttaşlarla samimi sohbetler gerçekleştirdi. İmamoğlu’nun ilçedeki son adresi ‘Büyükçekmece Tepecik Göl Sahili Açılışı’ ve halk buluşması oldu.

“BELKİ DE BUNLARIN NİYETİ; KALDIKLARI YERDEN İHANETE DEVAM ETMEK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul’a ihanet ettikleri yönündeki açıklamasını hatırlatan İmamoğlu, “Belki de bunların niyeti; kaldıkları yerden devam etmek istiyorlar ihanete. Onların bildiği iş zaten birazcık da bu. Biraz rant, biraz ihanet falan derken; yeşil alanlar, kamu arazilerini, deprem toplanma alanlarını imara açıp, birbirlerine de biraz haksız kazanç sağlamak, bunların hayata bakışı” dedi.

Askeri alanlara lüks konut yapılmasını sözlerine örnek olarak gösteren İmamoğlu, “Biraz ihanet dedik ya, bunları konuşmak lazım. Kanal İstanbul meselesini biliyorsunuz. Buradaki süreçte, Kanal İstanbul’a bütün mücadelemizi verdik. Bu süreç içerisinde adım adım ama sinsi sinsi sürdürmeye çalışıyorlar. Ama acemi adaya sorsanız, gündeminde yokmuş. Yani onun gündeminde olsa ne olur, olmasa ne olur? Bir kişinin gündemi önemli, öyle değil mi? Bir de kendisi, daha bir yıl önce kameralara çıkıp nasıl tekrarlıyordu? Aynen şöyle; güya millete inat olsun diye ‘ya-pa-ca-ğız!’ Şimdi kapıda oy var ya seçim var ya, bu milletin de yüzde 70-75’i Kanal İstanbul diye bir ihanet projesini istemiyor… Bu sefer değişti” dedi.

“ADAY, SADECE MİLLETE ŞİRİN GÖZÜKME PEŞİNDE”

Kurum’un aksine, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın planlara devam edildiğine dair rapor açıkladığını hatırlatan İmamoğlu, şunları söyledi:

* “Yani bu konuda adayın yetkisinin etkisi de yok. Sadece milletine şirin gözükme peşinde. Bakın; yetkisi bugüne dair yok derken, dün de yoktu. Bunlardaki yetki nasıl biliyor musunuz? Bir kişi ‘yap’ derse yaparlar, bir kişi ‘yapma’ derse yapmazlar. Aramızdaki fark ne biliyor musunuz? Bize ancak siz talimat verirsiniz. Millet talimat verir bize, millet. Başka kimse bize emir veremez. Aramızdaki fark bu. Bakın; bunlar bakanken bile böyle davranırken, belediye başındayken farklı mı davranacaklar? Hayır, asla. Onun için bu konu, dersine çalışmamış sevgili acemi aday, seni aşar. Bu konu seni aşar. Zaten bu arkadaşların sözlerine itibar da etmek mümkün değil.

* Sizi bir o köşe, bir bu köşe yaparlar3-4 gün önce Sayın Cumhurbaşkanı ne dedi? Güya seçim yaklaştı ya demokrat damarları kabarıyor. ‘Hakikatleri yüzüme çekinmeden haykırın ki gerçeklerle yüzleşelim ey milletim’ diyor. Dün Konya’da ne oldu? Haykırmaya karar veren staj ve çıraklık mağdurları gittiler mitingine. Yüzlerine dertlerini haykırdı. Sonuç: 50 kişiyi gözaltına aldılar. Bunları Allah ıslah etsin. Milletin hak, hukuk mücadelesini bile dinleyecek sabırları yok.”

“İNSANLARIN HAK ARAYIŞ İLE KARŞILAŞINCA ÇOK ŞAŞIRIYORLAR”

Aynı sahnelerin, İstanbul seçimleri için Ankara’dan İstanbul’a yollanan Çevre Bakanı Mehmet Özhaseki’nin katıldığı bir etkinlikte de yaşandığını aktaran İmamoğlu, bakana dertlerini anlatmak isteyen kentsel dönüşüm mağdurlarının alandan uzaklaştırıldığını kaydetti. “Bunlar halden anlamazlar” diyen İmamoğlu, “Kibirleri dağları aşmış. Ama neyse ki Sayın Cumhurbaşkanı’nın olduğu yerdeki gibi gözaltına alınmadı da en azından bu birazcık kızma kızdı onlara. Bu arkadaşlar, insanların hak arayış ile karşılaşınca çok şaşırıyorlar. Kimse onlara bir şey demeyecek, her yaptıkları doğru! Çünkü her alanda o kadar yanlışları var ki, mağdur ettiği insanlar sayısı o kadar fazla ki; yaşadıkları o sırça köşklerinden ya da saraydan biraz çıktılar mı kafaları karışıyor. Şiddetleri büyüyor, hiddetleri büyüyor” diye konuştu.

“ELİ KULAĞINDA, SAYIN CUMHURBAŞKANI DA GELİR”

Çarşıda, pazarda karşılaştığı vatandaşların geçim feryatlarıyla yüzleştiğini vurgulayan İmamoğlu, yaşanan ekonomik krizle ilgili çeşitli örnekler verdi. “17 bakan, toplanıp İstanbul’a geliyorsa, yani eli kulağında, Sayın Cumhurbaşkanı da gelir” diyen İmamoğlu, “Darlanıyordur muhtemelen. Birkaç güne olur burada. O da gelecek. İlçe ilçe gezecekler. Peki bu sorunları kim çözecek? Emekli maaşıyla kim uğraşacak? Dertleri, ‘Ya bu İstanbul’u nasıl kaybettik?’ Sanki babalarından, analarından mülk kalmış. İstanbul dediğin, tarihten bize emanet. 86 milyon sahibi var, 16 milyon sahibi var. Benim hissem ne kadarsa, Cumhurbaşkanının da hissesi o kadar. Şimdi buraya Hakkari’den belediye başkanı adayımız geldi. Hakkari’deki belediye başkan adayımızın İstanbul’da hissesi ne kadarsa, ablacığım senin de o kadar. 86 milyonun malı bu, senin değil ki” ifadelerini kullandı.

“31 MART’TA ONLARI ÇOK GÜZEL BİR SONUÇ BEKLİYOR”

31 Mart’ın bu anlamda bir fırsat olduğunu dile getiren İmamoğlu, şunları belirtti:

* “31 Mart’ta onları çok güzel bir sonuç bekliyor. 31 Mart’ta, bu milletin demokrasi dersiyle, bunlar kendilerine gelecek mi? Bunları biraz sert bir şekilde uyaracak mıyız? Niye biliyor musunuz? Başlarını ellerinin arasına alıp düşünsünler diye. Kara kara düşünecekler, diyecekler ki, ‘Bir dakika, millete efendilik yapma dönemi değil bu dönem. Bu millet uyandı. Bu millet, sen 2019’da seçimi elinden almaya kalktın ya o gün uyandı. O gün ‘bir dakika’ dedi. O bakımdan milletin derdiyle dertlenmeye, derdini hissetmeye başlamaları için hepimiz sorumluyuz. 31 Mart’ta kazanacağız. Millet kazanacak. 31 Mart’ta İstanbul’da…

* Bakın burası önemli. Hani var ya bir tane (Berat Albayrak) diyordu onlarda; ‘Burası önemli’ diye diye ekonomiyi perişan etti. Şimdi bak; burası önemli. İstanbul’da farkı ne kadar açarsak, işlerimiz o kadar hızlanacak. Aynen öyle. Şaka değil, bu gerçek. Bakın farkı mesela çok açtık -söylemeyeyim nazar değer kafamdakini- farkı çok aştık mesela; göreceksiniz imzalanmayan dosyalar, bir haftada imzalanacak. Biraz azalırsa iki hafta. Onun için yapılan engellemeler, göreceksin kalkacak. Hiç şüpheniz olmasın. Çünkü, 4 sene sonra seçim var ya. Bu sefer kara kara o seçimi düşünmeye başlayacaklar.”

“GÖREVE GELDİK, RANTÇI ANLAYIŞI TARİHE GÖMDÜK”

Göreve geldikten sonra rantçı anlayışı tarihe gömdüklerini belirten İmamoğlu, şöyle konuştu:

* “Ne geldi? Halkçı ve icraatçı bir anlayış iş başına geldi. 5 yıldır bir tek kamu arazisine yapılaşma iznini İstanbul Büyükşehir Belediyesi vermedi. Eskiden her Meclis’te dosyalar meclise girer, çıkardı. Öyle ayrıcalıklı bir kişinin imar dosyası meclise girmedi, imar açmadık. Kişiye özel imar yapmadık, yaptırmadık. Ama bakın; bölge planlarını geçirdik. Onlar, bir tanıdıklarının, imar dosyasını meclisten çıkarmayı bilirler. Ama mesela Tepecik’teki halkı mağdur eden bölge imarlarını çıkarmazlar. Niye biliyor musun? O, işlerine gelmez. Biz halkın lehine olan 90’ın üzerinde bölge imar planını Meclis’ten geçirdik.

* Kamuya ait alanların, yapıların, sahillerin, göl kıyılarının bir grup rantçı tarafından işgal edilmesine asla göz yummadık. Bizimle uğraştılar. Yıldırmak istediler. Geri adım atmadık. Ben söyleyeyim; geri adım atmam. Cesaretimi nereden alıyorum biliyor musunuz? Milletten milletten, sizden alıyorum. Halka ait alanları kendi mülkü gibi kullananlara, bir milim eğilmedik, eğilmeyeceğiz. Ne dedik? ‘Halka ait alanları halka veririz kardeşim.’ Bir de ne dedik? ‘Milletin parasını millete veririz kardeşim’ dedik. O kadar net.”

“SİZİN YÜZÜNÜZÜ KARA ÇIKARMAYACAĞIM”

“Bu şehri israftan, ranttan, ihanetten koruyayım diye beni işbaşına getirdiniz” diyen İmamoğlu, “Ben sizin yüzünüzü kara çıkarmayacağım. Söz veriyorum size. Sizler arkamızda durmaya, bizi desteklemeye devam ediyorsunuz. Ben de size, başta bu şehrin o mini minnacık çocukları olmak üzere, her birinize, tek tek layık olmaya devam edeceğim” şeklinde konuştu. Bu sırada kalabalık içinden İmamoğlu’nun konuşma yaptığı platforma ulaşan 2 çocuk İBB Başkanı’na sarıldı. İmamoğlu, konuşmasının bir bölümünü miniklere sarılarak gerçekleştirdi.

“DOĞAL KISIMLARI VAR, ORALARA DOKUNMAYACAĞIZ”

“Bugün Büyükçekmece Gölü’nün muazzam tabiatının bir bölümünü, 1 milyon 200 bin metrekaresini hizmete açıyoruz” diyen İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

* “Arkadaşlarımla konuştu. Dedim ki; arkadaşlar, milletimize şunu gösterelim. Biz, buraya atık su üreten şu bu koymayacağız? Buraya gözümüz gibi bakacağız. Buraya çöp getirecek, çöp taşıyacak hiçbir işi burada yapmayacağız. Burayı ne yapacağız biliyor musunuz? Birlikte koruyacağız. Tertemiz olacak. Doğal kısımları var. Oralara dokunmayacağız. Oralarda flamingolar, leylekler gelip, konup gidecekler. Bir de geleceğiz burada mis gibi hava alacağız. Temiz spor yapacağız. Vakit geçireceğiz. İçimiz huzur dolacak.

* Memleketini, şehrini koruyan en büyük milliyetçidir unutmayın. Doğasını, suyunu, havasını koruyan en büyük milliyetçidir. Benim Atatürk milliyetçiliğim, -bunu hep söylüyorum- memleketinin her insanını eşit gören milliyetçiliktir. Her insanın eşit gören, doğasını, vatanını, suyunu, toprağını korumak, en büyük milliyetçiliktir. Bir de kalkınmayı, icraatçılığı, ekonomik kalkınmayı, güvenlikle birlikte koruyan kavramdır milliyetçilik.”

KURDELE KESİLDİ, GÖL SAHİLİ HİZMETE GİRDİ

İmamoğlu’nun konuşmasının ardından; CHP’nin eski genel başkanlarından Hikmet Çetin, CHP milletvekilleri Engin Altay, Zeynel Emre, Parti Meclisi üyeleri Cem Aydın, Ozan Işık, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, CHP Çatalca Belediye Başkan adayı Erhan Güzel, CHP İzmir Çeşme Belediye Başkan adayı Lal Denizli ve CHP Hakkari Belediye Başkan adayı Cüneyt Özbek tarafından kesilen kurdele ile Büyükçekmece Tepecik Göl Sahili, resmen vatandaşların kullanımına girmiş oldu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/erdoganin-sozlerini-hatirlatan-imamoglu-kaldiklari-yerden-devam-etmek-istiyorlar/feed/ 0
İmamoğlu: Hiç kimsenin kötü sözü bize değmez https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-hic-kimsenin-kotu-sozu-bize-degmez/ https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-hic-kimsenin-kotu-sozu-bize-degmez/#respond Fri, 12 Apr 2024 21:03:31 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5990 İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, sahurunu, Bayrampaşa Hal esnafıyla yaptı.

İstanbul Halciler Derneği Başkanı Numan Dayan tarafından karşılanan İmamoğlu’na; CHP’nin Bayrampaşa Belediye Başkan adayı Hasan Mutlu, Esenler Belediye Başkan adayı Hasan Dalkıran, Sultangazi Belediye Başkan adayı Ferhat Epözdemir ve İBB Genel Sekreteri Can Akın Çağlar eşlik etti.

Sahur sonrasında, sırayla; Dayan, Mutlu, Epözdemir, Dalkıran ve İmamoğlu birer konuşma yaptı.

Hal esnafıyla tanışmasının lokantacılık yaptığı yıllara dayandığını belirten İmamoğlu, “Esnafa şahitlik etmek, hayat boyu insanın aslında deneyimlerini arttıran önemli bir husus. Esnaflık muhabbeti, esnaf müşteri ilişkisi, böyle eğitimle ya da okulla öğrenilecek bir ilişki deneyimi değil. Kendimi çok şanslı bir insan olarak kabul ediyorum. ‘İyi ki çocukluğumdan beri dedemiz, babamız esnaflığı kendi başına yapmadı, elimizden tutup, bizimle beraber, bizi oraya götürüp, alıştırıp, o tezgahtan esnaflığı öğretti” dedi.

“CUMHURİYETİN VE DEMOKRASİNİN VARLIĞI BÜYÜK TEMİNAT”

Trabzon’un Akçaabat ilçesinin 40 haneli bir köyünde doğduğunu hatırlatan İmamoğlu, “Bu güzel topraklarda beğenelim, beğenmeyelim, az bulalım, çok bulalım, yeterli bulalım ama ‘Daha çok işimiz var’ diyelim; Cumhuriyetin ve demokrasinin varlığı büyük teminattır. Aslında bu serbestlik, bu duygu, bu ortam bizi bazen bir dağın tepesinden ya da bir mezradan, bir kırsal bir bölgeden, köyümüzden alıp buralara getiren büyük bir nimettir. Ama o nimetin geliştirilmesi gereken tarafları vardır. Elbette eksiği vardır; tamamlayacağız. Yanlışı vardır; düzelteceğiz. Daha iyisini organize etmek için çaba göstereceğiz. Benim de köyümde 40 hane vardı. Yani öyle bir kasaba da doğmadım. Ama oradaki bir çocuk, doğduğunda sadece tarlayı, tarlada çiftçilik yapan anneyi tanıyan bir çocuk, İstanbul’a belediye başkanı olabiliyor. Ama belediye başkanı olduğun an itibariyle, hayatındaki her şey sizin için muazzam bir deneyim” diye konuştu.

“HER ETNİK KÖKEN BİZİM İÇİN MUAZZAMDIR, SAYGINDIR”

İş ve ticaret yaşamında da esnafla ilişkilerinin devam ettiğini aktaran İmamoğlu, şunları söyledi:

-Yoksa öbür türlü yabancı olursunuz topluma. Toplumun katmanlarını anlayamazsınız. İnsanların geçmişini, insanların ailesini, insanların etnik kökenini, dilini, tavrını, onları tanıdıkça çok seversiniz aslında.

-Çok sevdikçe de içten içe birbirinize ne kadar bağlı olduğunuzu görürsünüz. Ben, bu toplumun her bireyini, birbirine çok bağlı insanlar olarak görüyorum. Ve o birbirine bağlılık ve bağımlılık, aslında bizi bir millet yapıyor.

-Bu millet oluş, işte bu güzel sofrayı paylaşmamıza vesile. Bir millet oluşumuz, işte bugün koca İstanbul’un, 16 milyonluk bir şehrin belediye başkanını seçme yetkisini, hakkını bizlere veriyor. Onun için büyük bir milletin parçasıyız.

-Her etnik köken bizim için muazzamdır, saygındır. Herkes burada, bulunduğu noktada, bu toprakların asil bir vatandaşı, bu toprakların özel insanları ama ayrı ayrı baktığınızda da burada, şu masada bile kökeniyle, etnik kökeniyle, diliyle, tavrıyla, yemeğiyle sohbetiyle muazzam bir çeşitliği görebiliriz burada.

-Bu çeşitliliği ben içimde büyük bir zenginlik olarak tarifliyorum, birbirinden koparılamayan parçalar olarak kabul ediyorum. İç içe geçmiş hücrelerle oluşmuş bir büyük yapı, büyük vücut millet.

“HİÇ KİMSENİN KÖTÜ SÖZÜ BİZE GEÇMEZ”

-Lütfen bütün dostlarımız, ticaretinin yanı sıra, bir arada olmanın keyfini, onurunu, sadakatini, mutluluğunu, huzurunu geçirmeyi, yaşamayı, kendine ilke edinmeli, duasını öyle etmeli bu Ramazan ayında diye düşünüyorum.

-Bu bağlamda ben içten dua ediyorum. Diyorum ki; ‘Yüce Yaradan, bizim birliğimizi ve beraberliğimizi kimsenin bozmasına fırsat vermesin. Gerçekten birliğimiz ve beraberliğimiz, yaşam kalitemiz için, yaşam huzurumuz için çok kıymetli. O bakımdan ben bu toplumun her bireyini, her parçasını özenle takip ediyorum, özenle tanımaya gayret ediyorum ve her birinin o geçmişine de büyük hayranlık duyan birisiyim.

-Onun için bunu böyle yaparsak, böyle anlarsak birbirimizi, böyle tanırsak birbirimizi ve bu duygularla meseleyi idrak edersek, inanın hiç kimsenin kötü sözü bize geçmez. Hiç kimsenin kötü sözü bize değmez bile, toz bile olmaz. O basit lafları, o çürük lafları, o kötü sözleri kimsenin muhatap almasını istemem.

-O bakımdan ben, hep içimdeki iyiliği konuştum. İçimde kötülük de yok şükürler olsun. İyiliği konuşmaya devam edeceğim. Marifetli bir biçimde kötü dil üreten, kötülüğü konuşanlara da hep dua ettim. Onlara hiç kötü sözle cevap vermedim. En kötü sözüm duadır. O da kötü söz değil zaten. ‘Allah akıl versin’ derim. ‘Allah ıslah etsin’ derim. Başka bir şey de demem.

“İSTANBUL’UN HER NOKTASINI İYİLEŞTİRİYORUZ”

Göreve geldikten sonra Bayrampaşa Hali’nde önemli değişimler gerçekleştirdiklerini belirten ve bunları örneklendiren İmamoğlu, özetle şöyle konuştu:

-Bu bağlamda hemen yanı başımızdaki Bayrampaşa Otogarı da mesela değişimin, bu dönemde gösterdiğimiz ilginin çok somut bir örneğidir. Pırıl pırıl, tertemiz bir hale geldi orası da. Tabii buradaki gibi düzenli bir yapı orada yoktu.

-Yönetimi kaos içindeydi, firmalar şirketler… İstanbul’un her noktasını iyileştiriyoruz. İnsanlarımızın yaşamlarındaki sıkıntıları giderme gayretindeyiz. Çünkü biz hissediyoruz. Yetmiyor; dertleniyoruz.

-Yetmiyor; çözüm bulma gayreti içerisinde oluyoruz. Yetmiyor; çözümü birlikte buluyoruz derdin sahibi kimse. Ama ülkemiz, zor zamandan geçiyor. Ülkemizde zorluklar var. Biz göreve gelirken ne sıkıntılarla geldiğimizi siz de biliyorsunuz. Yani bir seçimi bile iptal etmeyi, kendine marifet gören bir anlayışla süreci yaşadık.

-Ardından milletimiz gereken dersi verdi, göreve geldik. Sonra işimizi yapma gayreti içinde olduk. Bir sürü engellemeler… Bunlara girmiyorum bile. Onları da aştık. Önümüzde duramadı o engellemeler. Sonra pandemi yaşadık. Hayatımızdan insanlar göçtü gitti. 1,5 yılımız gitti.

-Zaten 6-7 senedir, 8 senedir ülke, tırmanan bir ekonomik krizin içerisinde. Bugün ekonomik krizin belki en yükseğini yaşıyoruz. Ve hala ne zaman aşağı doğru inecek bu pahalılık, fiyat artışları, enflasyon, döviz artışları bilmiyoruz. O da yetmedi; yine bu dönemde -rahmet diliyoruz kayıplarımıza- büyük bir deprem felaketi yaşadık.

-Hepimizin hayatını, en azından bir yarım yıl dondurdu. O da yetmedi; kutuplaşmalar, birtakım adaletsizlikler her gün tartışılan meseleler oldu. Tabii yakın coğrafyamıza etkide bulunan savaşlar…

-Bütün bu hususlara rağmen iddiayla söylüyorum; 5 yılın en güçlü iş üreten, icraatçı, kalkınmacı belediyeciliğini biz yaşattık bu kente. Yoksulunu düşündük, açta açıkta olan insanını düşündük. Hiçbir işi yaparken siyaset yapmadık, hizmet yaptık, icraat yaptık, belediyecilik yaptık. Yani, ‘O parti, bu parti, şu partili, bu partili’ demedik. Particilik yapmadık biz.”

“PARTİSİNİ, PARTİSİNİN BAŞINDAKİNİ KUTSALLAŞTIRAN, MİLLETİNİ UNUTUR”

-Partilerimiz, bizim hizmetimiz için bir araçtır. Ben hep söylerim; partisini kutsallaştıran, partisinin başındakini kutsallaştıran, milletini unutur. Bizim partimiz var. Ben çok seviyorum partimi. Partime hizmet ediyorum.

-Ama o kadar. Parti değil benim için kutsal olan; bu millet, bu devlet, bu devletin dünya var oldukça yaşaması, bu milletin birliği, beraberliği… Benim kutsalım onlar. O bakımdan biz, o kutsallaştırılan anlayışa, böyle uzanılamaz, dokunulamaz anlayışa zinhar karşıyız. Buna karşı olacağız.

-Biz ne yapıyoruz? Size ait olan makama, biz vekaleten oturuyoruz. Asalet sizdedir. Biz o görevi yapıyoruz. 5 yıl sonra bitiyor. Görev verirseniz devam ediyoruz, vermezseniz ‘Allah’a ısmarladık.’ Kimse mülk sahibi değil.

“YÖNETTİĞİMİZ PARANIN HER KURUŞU SİZİN”

-Bizim şu anda yönettiğimiz paranın her kuruşu sizin. Size verilen hizmetler, ihtiyacı olana verilen destekler, bütün bunlar milletin hakkı. Kimse lütuf yapmıyor, kimse cebinden çıkarıp vermiyor.

-Bir parti projesi değil bu işler; milletin, devletin projesi, sizin projeleriniz. O bakımdan bu anlayışı değiştireceğiz. Bu anlayış olmaz. Bu anlayış, bizi kötü yere götürür. Anlayışımız bizim net. O bakımdan para da sizin; milletin, pul da sizin; milletin. Ama biz onu ahlaklı, erdemli yapabiliyor muyuz?

-Bir kuruşuna bile sıkıntı getirebiliyor muyuz? İşte onun için bu şiar, bu anlayış, Bayrampaşa Belediye Başkan adayımızda da var, Esenler Belediye Başkan adayımızda da var, Sultangazi Belediye Başkan adayımızda da diğerlerinde de var.

-Bu anlayışa sahip olmayan, istediği kadar benim en iyi yol arkadaşım olsun, bir günde unuturum onu. Bir günde unuturum. Hiç mi umurumda değil yani. Ama eğer bu anlayışa sahip olup, bu anlayışla yarışırsak, her arkadaşım, benim başımın tacıdır.

“BAŞKA NE DİLEYELİM?”

-Bu bağlamda bizler, sizlere iyi hizmetler yapan ve sizlerin de helallik verdiği, sizlerin de yetki vermeye layık gördüğü insanlar olmayı dileriz. Başka ne dileyelim? Onun için buraya geçtiğimiz 5 yılın hem helalliğini almaya ve kısmetse de ‘Oyunuza talibiz’ demeye geldik.

-Sizlere işlerinizde başarılar dilerim. Her birinizin ev halkına, çocuklarınıza, evlatlarınıza, eşinize, büyüklerinize, annelerinize, babalarınıza, bütün ailelerinize, sülalelerinize sevgi, saygılarımı iletirim. İnşallah onların her birine layık belediye başkanı oluruz.

-Çocuklarınızın yüzünün güldüğü, gençlerinizin geleceğe umutla baktığı, birbirimizi kardeşçe, milletimizin birer ferdi parçası olarak sevip, sarmaladığımız güzel bir geleceği hep birlikte adım atmayı arzu ederim.”

İmamoğlu ve beraberindeki heyet, sahur ve konuşmaların ardından hal esnafına ziyaretler gerçekleştirdi. İmamoğlu; sorun, öneri ve taleplerini dinlediği esnafla anı fotoğrafları çektirdi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-hic-kimsenin-kotu-sozu-bize-degmez/feed/ 0
İstiklal Marşı 103 yıl önce bugün kabul edildi https://www.foxhaber.com.tr/istiklal-marsi-103-yil-once-bugun-kabul-edildi/ https://www.foxhaber.com.tr/istiklal-marsi-103-yil-once-bugun-kabul-edildi/#respond Fri, 05 Apr 2024 21:57:10 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5707 Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından 12 Mart 1921’de onaylanan İstiklal Marşı, 1930’a kadar Ali Rifat Çağatay’ın bestesiyle icra edilirken, 1930’dan itibaren de Osman Zeki Üngör’ün bestesiyle okunmaya başlandı.

Ankara’daki Büyük Millet Meclisi, kuruluşundan bir yıl sonra duyulan ihtiyaç neticesinde “Milli Marş” yazımı için 500 lira ödüllü bir yarışma düzenledi.

Bu ödülün miktarını ve yarışmanın düzenlenmesini yürüten dönemin Maarif Vekaleti (Milli Eğitim Bakanı) Rıza Nur, yarışmaya güfte dışında 500 lira da beste ödülü koydu.

Yarışmaya olabildiğince çok sayıda katılım olması için Meclis tarafından aktif olarak çalışan gazetelere ve ülkede ulaşılabilen her yere bilgi ulaştırılırken, 6 ayda 724 şiir gönderildi.

İstiklal Marşı yazılması için TBMM tarafından gönderilen ilanın orijinal metni şu şekildeydi:

“Şairlerimizin dikkatine; Milletimizin dahili ve harici İstiklal uğruna girişmiş olduğu mücadeleyi ifade ve terennüm için bir İstiklal Marşı, Umur-u Maarif Vekili Celilesi’nce müsabakaya vazedilmiştir. İşbu müsabaka, 23 Kanun-u evvel sene 36 tarihine kadar olup bir heyeti edebiye tarafından, gönderilen eserler arasından intihap edilecektir ve kabul edilen eserin güftesi için beş yüz lira mükafat verilecektir ve yine laakal beş yüz lira tahsis edilecek olan beste için bilahare ayrıca bir müsabaka açılacaktır. Bütün müracaatlar Ankara’da Büyük Millet Meclisi Maarif Vekaleti’ne yapılacaktır.”

724 şiir arasından Mehmet Akif Ersoy’un eseri kabul edildi

Bu 724 şiirin değerlendirilmesi için Meclis bünyesinde görev yapan hükümetin Maarif Vekaletince (Milli Eğitim Bakanlığı) oluşturulan komisyonda görevlendirilen uzman kişiler, 724 şiiri tek tek okuyarak değerlendirme yaptı ve arasından 6’sını seçti.

Para ödülü konulduğu için yarışmaya katılmak istemeyen Burdur milletvekili Mehmet Akif Ersoy, daha sonra Hamdullah Suphi’nin ısrarı üzerine Taceddin Dergahı’nda kaleme aldığı ve Türk Ordusu’na hitap ettiği şiiriyle yarışmaya katıldı.

“Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın” diyen Ersoy’u ikna etmek için Hamdullah Suphi, “İstiklal Şairi”ne şu mektubu yazmıştı:

“Pek aziz ve muhterem efendim İstiklal Marşı için açılan müsabakaya, iştirak buyurmamalarındaki sebebin izalesi için pek çok tedbirler vardır. Zat-ı üstadanelerinin matlup şiiri vücuda getirmeleri, maksadın husulü için son çare olarak kalmıştır. Asil endişenizin icap ettirdiği ne varsa hepsini yaparız. Memleketi bu müessir telkin ve tehyiç vasıtasından mahrum bırakmamanızı rica ve bu vesile ile en derin hürmet ve muhabbetimi arz ve tekrar eylerim efendim.”

Yapılan elemeler sonucu TBMM’nin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda, Mehmet Akif’in yazdığı şiir coşkulu alkışlarla kabul edildi. Meclis’te İstiklal Marşı’nı okuyan ilk kişi de Hamdullah Suphi Tanrıöver oldu.

Mehmet Akif Ersoy, marşın kabulü sonrası bütçeden ayrılan 500 lira ödemeyi kadın ve çocuklara mesleki eğitim veren Darül Mesai Vakfına bağışladı.

Şiirin bestelenmesi için açılan yarışmaya 24 besteci katıldı

İstiklal Marşı’nın güftesini, şiirlerini topladığı Safahat’a dahil etmeyen Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı’nın Türk milletinin eseri olduğunu beyan etti.

Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katıldı ve 1924 yılında Ankara’da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay’ın bestesini kabul etti.

1930’a kadar çalınan beste o yıl değiştirildi ve dönemin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör’ün 1922’de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe konuldu ve toplam dokuz dörtlük ile bir beşlikten oluşan marşın armonilemesini Edgar Manas, bando düzenlemesini de İhsan Servet Künçer yaptı.

Üngör’ün yakın dostu Cemal Reşit Rey ile yapılmış bir röportajda belirtildiğine göre, beste aslında başka bir güfte üzerine yapılmıştı ve İstiklal Marşı olması düşünülerek bestelenmemişti.

Söz ve melodide yer yer görülen uyum eksikliğinin (örneğin “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak” mısrası ezgili okunduğunda “şafaklarda” sözcüğü iki müzikal cümle arasında bölünmüştür) esas sebebi de budur.

Protokol gereği, sadece ilk iki dörtlük beste eşliğinde İstiklal Marşı olarak söyleniyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/istiklal-marsi-103-yil-once-bugun-kabul-edildi/feed/ 0
İmamoğlu’ndan Erdoğan’ın ‘Son seçimim’ açıklamasına sert tepki https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-erdoganin-son-secimim-aciklamasina-sert-tepki/ https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-erdoganin-son-secimim-aciklamasina-sert-tepki/#respond Mon, 01 Apr 2024 21:21:12 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5475 İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin İstanbul Adayı Ekrem İmamoğlu, CHP’nin Pendik Belediye Başkan Adayı Tarık Balyalı ile halk buluşmasına katıldı.

İmamoğlu, “Devletin rakamları hiç yalan söylemez. Dönersin 25- 30 sene öncesine en fazla izin yapmış bakarsın. Hani çok çalışıyor, ediyor vesaire. Birçok isimden çok çok daha az izin kullandım. Size mahcup olmamak için atom karınca gibi çalıştım. Özellikle bu rakamları vermeyeceğim birilerinin başı öne eğilmesin. Zaten bu aralar canı sıkkın morali bozuk” dedi.

“ATEŞTEN GÖMLEĞİ GİYMEYE KARAR VERDİYSEN…”

İmamoğlu sözlerine şöyle devam etti:

* “İstanbul’da biliyorsunuz her parti aday çıkarttı Ekrem İmamoğlu’nun karşısına. Çıkartsınlar biz saygı duyuyoruz. Cumhur İttifakı da AK Parti’yle toplam dört partinin ortak adayı çıktı. Bir de ben varım. Rakibime diyorum ki; İstanbul’a yabancı bir aday, dışarıdan atandı, atama aday. İthal aday diyorum. İlçelerin sadece adını değil hangi yakada olduğunu da bilmiyor. Kötü olan şu diyelim öyle görevlendirdin, yolladın. Ama yolladığın insan çalışkan olacak dersine çalışacak.

* Öyle ayağına baret giymekle olmuyor baret kafaya takılır bir kere. Bakın ben dalga geçmiyorum. Acemi aday derken bir tespit yapıyorum. İstanbul’u bilemeyebilirsin ama bu ateşten gömleği giymeye karar verdiysen dersine çalışacaksın. İstanbul zor bir sınav dersine çalışmazsan bu millet seni sınıfta bırakır. Bu adayın kondisyonu da yok benim koşuşuma yetişemedi. Hoş benim koşuma orası da yetmedi ama neyse. Benim komşuma yetmedi, geride kaldı.”

“GERİDE KALINCA PANİK BAŞLADI”

İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Son seçimim” açıklamasına sert tepki göstererek şunları söyledi:

* “Geride kalınca hemen bir yerlerde panik başladı. Ne yapsak ne yapsak? Hemen tutuştular. O kadar tutuştular, korktular ki bak ne oldu? Bir hafta boyunca hatırlayın, sayın Cumhurbaşkanı milletini tehdit etti. ‘ Oy vermezseniz hizmet gelmez’ dedi. Bir başka ile gitti, ‘oy vermezseniz doğalgaz gelmez’ dedi. Bu arada unuttu, orasını zaten 15 yıldır onlar yönetiyordu, onu da unuttu. Ama bakın şimdi ağlamaklı oldu. Duygusallaştı.

* Ne demiştim size? ‘Sakın onun tehditlerinden korkmayın. Sizi tehdit ediyor. Çünkü sizden korkuyor’ demiştim. Dediğim çıktı.’ Oy yoksa hizmet yok’ diyen kişi dün ne dedi? ‘ Lütfen’ diyor, lütfen. ‘Değerli milletim, bu benim son seçimim’ diyor. Bak, bak, bak, bak, bak. Hani birkaç hafta önce efelik yapıyordun. Hani ‘millete oy verirsen hizmet getiririm, oy vermezsen hizmet getirmem’ diyordun. Tehditten nereye geldik? Lütfene geldik lütfen. Seni gidi seni. Bu millet bunu yer öyle mi? Yemez.”

“BAŞKA YERE ADAY OLDU DA HABERİMİZ Mİ YOK?”

“Siz daha yeni cumhurbaşkanı seçilmediniz mi?” diye soran İmamoğlu şunları belirtti:

* “Ya bu millet daha yeni size cumhurbaşkanı seçmek için oy vermedi mi? Daha dört yıl göreviniz yok mu? O seçim bitti. Ben hatırlatayım. Bu belediye başkanlığı seçimi, bu İstanbul’un seçimi. Hani acaba rakibimiz kim, biz karıştırmaya başladık. Rakibimiz kim? Başka bir yere aday oldu da haberimiz mi yok? Bunlar kuralları alt üst ediyor biliyorsunuz.

* İşte milletin iradesi adamı böyle hizaya sokar kardeşim. Soktu mu? Bu milleti hafife alır efelenirsen işte böyle başını öne eğersin. Başlarsın lütfen demeye. Ne dedim? Onlar hep böyledir. Biz milletine had bildiren değil, milletine karşı haddini bilen cumhuriyetin evladıyım, milliyetçi, milletine her zaman hürmette, şefkatte, güzel duyguda, eksik yapmayan terbiyesi Atatürk terbiyesi olan evlatlarız.”

BAKANLARA TEPKİ: NE İŞİNİZ VAR İSTANBUL’DA?

Medyada, bakanların da İstanbul’da seçim çalışmaları için sahaya çıkacağı yönündeki haberleri hatırlatan İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

* “Son aday bana yetişemeyince soluğu kesilince ne olmuş biliyor musunuz? Ankara’da seferberlik kararı çıkmış, bütün bakanlar, İstanbul’a demişler. Hepsi buraya geliyor. Galiba az önce de bir tanesine yol vermek zorunda kaldık sahil yolunda. Şaşırdı herhalde yukarıdaki yoldan gideceğine buradan geçiyordu. Bir kısmı zaten sahada. Bütün semtleri paylaşmışlar. 17’si birden İstanbul’a gelecekmiş. Hatta o bir kişi de gelmek üzereymiş. Az kalmış. Bugün yarın gelir. Ben misafirperverim. Misafiri ağırlamayı bilirim. 2019’da nasıl misafiri milletimizle ağırladık, en iyi onlar biliyor. Varsın gelsinler. Tüm kabine gelsin, hepsi gelsin.

* Ama bir şey soracağız. Türkiye’nin bu devasa sorunlarıyla kim uğraşacak? Madem derdiniz İstanbul derdiniz, Ekrem İmamoğlu yani bu arkadaşlar İstanbul’da siyaset yapmaya geldiğinde şimdi soruyorum; hayat pahalılığı azalacak mı? Enflasyon düşecek mi? Emeklinin perişan hali iyileşecek mi? Yüksek kiralar azalacak mı? Atanamayan öğretmenler, atanacak mı? Kardeşim sizin işiniz bu. Ne işiniz var İstanbul’da? 2023’te bu millet sizi seçti. İşinize bakın. İçlerinde itibarlı bakanlar var. İtibarınızı ezdirmeyin. İtibar dediğiniz kolay birikmez. İtibarınızı yok etmeyin. Onlarca derdi var bu memleketin. Gidin onları çözmek için çalışın.”

“ŞAPKAYI ÖNLERİNE KOYUP DERİN DERİN DÜŞÜNECEKLER”

İmamoğlu sözlerini şöyle tamamladı:

* “Bir musibet bin nasihatten iyidir. Ben bunlara, 5 yıldır nasihat ediyorum. Partizanlık yapmayın diyorum. İstanbul’a hizmeti engellemeyin diyorum. Gelin, hep birlikte kol kola çalışalım. Milleti tehdit etmeyin, bu millete had bildirmeye kalkmayın. Bu millet size haddini bildirir. Anlamak istemiyorlar. Dilimde tüy bitti. Yine anlamadılar. Ama ne zaman anlayacaklar? 31 Mart günü anlayacaklar. Gözlerini açtıklarında akıllarına ilk İstanbul gelecek. Diyecekler ki; ‘biz İstanbul’a, arkasına dört de parti koyarak aday olduk. Ama yetmedi. Kamunun kaynaklarını kullandık. Yetmedi. Adayın yanına 17 bakan yolladık, o da olmadı. O da geldi, o da olmadı.’

* Sonra şapkayı önlerine koyacaklar, derin derin düşürecekler. Ve sizin sayenizde öyle bir demokrasi dersi alacaklar ki, doğruyu bulacaklar. 1 Nisan’dan sonra her şey değişecek. Milletin seçtiği artık kimse engel olamayacak. İş birliği yapmak zorunda kalacaklar. Milletin derdine koşacaklar. Bir imza değil yüz imza atmak zorunda kalacaklar. Onlar da heyecanla, tutkuyla işlerine koşmaya başlayacaklar. Çünkü 2028’de öbür seçim var. Hemen ona dönüp bakacaklar. Mecburen işlerine dönülecekler. Bunlara işlerinize dönün dersi vermeye Pendik hazır mı? Milletinize olan borcunuzu ödeyin demeye Pendik hazır mı?”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-erdoganin-son-secimim-aciklamasina-sert-tepki/feed/ 0
İmamoğlu’ndan Erdoğan’a: Hizaya geldi, millete efelik yapmayacaksın https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-erdogana-hizaya-geldi-millete-efelik-yapmayacaksin/ https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-erdogana-hizaya-geldi-millete-efelik-yapmayacaksin/#respond Fri, 22 Mar 2024 21:09:37 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5032 İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi ile halk buluşmasına katıldı. İmamoğlu “Bir süre önce sizi oyla tehdit eden biri vardı biliyorsunuz değil mi? Oya göre iş yaparım dedi. Ben ne dedim? ‘Bu tehditlere aldırış etmeyin. Bu tehditlere pabuç bırakmayın. Çünkü o sizden korkuyor’ dedim. Sizi onun için tehdit ediyor. Ne oldu? Hemen sözleri değişti, farkında mısınız? Hizaya gelindi. Kamu yöneticisi, makamı ne olursa olsun tepeden tırnağa bu milletin hizasında durmak mecburiyetindedir. Millete efelik yapmayacaksın. Bu millete efelik yapma devri 29 Ekim 1923’te bitti” dedi.

“MİLLET KENDİSİNE EFELİK YAPANI SEVMEZ”

İmamoğlu “Bu memlekette cumhuriyet var. Bu memlekette demokrasi var. Bu millet kendisini efelik yapanı sevmez. Bu millet mutlaka ve mutlaka haddini bildirir. Demokrasinin en güzel hat bildirme yeri neresi? Sandık. Onun için bu milletin hizasına, rızasına geldi. Bakalım kaç gün tahammül edecek. Bakalım kaç gün dişiniz sıkacak? Huylu huyundan vazgeçmez” diye konuştu.

“HAYAT PAHALILIĞI ALTINDA EZİLİYORUZ”

Türkiye’de yaşanan derin ekonomik krize vurgu yapan İmamoğlu şöyle devam etti:

* “Bugün enflasyon açıkladı bir kuruluş. Yüzde 130’a yakın enflasyon rakamları var artık bu ülkede. Üç haneli. Bu milletin cebindeki parayı pul ediyor. Bu milleti fakirleştiriyor. Aklın ve bilimin dışında davranırsa, liyakatli kişilere emanet etmezsen ekonomi politikaları çöker. Ağır bir faiz yükü ve döviz karşısında her gün değer kaybeden Türk lirası sorunuyla uğraşıyoruz. En büyük paramız 200 lira değil mi? 200 lirayla 14 sene önce 130 dolar alınıyordu. Şu anda 6 dolar alabiliyor.

* Çok ağır bir hayat pahalılığı altında eziliyoruz. Başta emeklilerimiz olmak üzere milyonlarca aile cumhuriyet tarihinin en sefil ekonomik koşullarına mahkum edilmiştir. Emekliler için istenen bir maaş artışında ise hemen kıyamet kopardı.. Neymiş efendim? ‘7 bin lira verirsek 1.4 trilyon lira yük olurmuş. 10 bin lira verirsek 1.9 trilyon lira yük olurmuş’ dedi. Zaten bütçeye yük hep nedense bu emeklilere verilince aklına geliyor. Başka koşullarda aklına gelmiyor.

“MİLLET O BOYNU BÜKMEYİ BİLİR KARDEŞİM”

* Biz ne yaptık? Çıktık bu gerçekleri meydanlarda konuştuk, tartıştık. Niye anlatıyorum biliyor musunuz? Onları kendine getirmek için anlatıyorum. Bunları boş bıraktın mı; sabah kalkıyorlar Ekrem İmamoğlu. Öğlen Ekrem İmamoğlu. Akşam Ekrem İmamoğlu. Başka bir şey yok. Aşağı Ekrem İmamoğlu, yukarı Ekrem İmamoğlu. Ben de ona gerçek görevini hatırlatıyorum. ‘Elinin tersiyle emeklilerin sıkıntısını itemezsin’ dedik. Bu insanlar bu yaşta ucuz ekmek, ucuz gıda kuyruklarına sabah ezanı vakti giriyor mu? Saatlerce sıra bekliyor mu? Bunu görmezden gelemezsin kardeşim. Onun için 3 günde tavrı değişti farkında mısınız?

* Yük dediği emekliye bugün okuduğum haberler doğruysa bayramda ikramiye 10 bin lira verecekmiş. İnşallah verir, versin. Ama seyyanen zam konusunu da atlatamaz. Emeklinin ihtiyacı olan zammı da verecek. Gücünüzü bilin istedim. Milletin gücü hem oy üzerinden yaptığı efeliği yendi, hem de yük diye tabir ettiği milyonlarca insana istemese de zamlı ikramiye vermek zorunda kalacak. Rahmetli dedem çok güzel bir söz söylemişti çocukluğumda; ’oğlum makamın büyüdükçe boynun eğilecek’ dedi. Bu anlayış, makamı büyüdükçe milletine yukarıdan bakmayı kendine yol biçmiş. Boynunu bükmezsen bu millet o boynu bükmeyi bilir kardeşim, bilir.”

KURUM’A GÖNDERME YAPTI

İmamoğlu, rakibi Murat Kurum’un daha önce katıldığı programda Küçükçekmece ile Büyükçekmece’yi karıştırmasına atıf yaparak “Küçükçekmece’yi seviyorum çünkü benim hayatım buralarda geçti. İlçelerin ismini bırak karıştırmayı da Küçükçekmece’yi mahalle mahalle bilirim. Ne bu ilçeler, ilçesini unutanları kabul eder ne bu şehir ithal aday kabul eder” dedi.

“MİLLET O İMZAYI DA ATTIRACAK”

Küçükçekmece’den geçecek Sefaköy-Beylikdüzü Metro Hattı’nın Cumhurbaşkanı tarafından bir imza atılmadığı için engellendiğini hatırlatan İmamoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

* “O imzayı tam 1.5 yıldır atmıyor. Bu millet o imzayı da attıracak. Hiç boşuna direnmesin. Nasıl attıracak biliyor musunuz? 31 Otuz bir Mart’ta bize vereceğiniz oy katlanacak. 2 hafta içinde o imza atılacak göreceksiniz. Millete hizmeti bir ülkenin başındaki yönetici engelleyebilir mi? Böyle bir şey olabilir mi? Bakın desem ki bugün ‘Kanal İstanbul’u yapalım.’ Ne var, ne yok her şeyi bir günde imzalar. Çatır çutur. Ama buradan söyleyeyim; sen o işi unut kardeşim. Kanal İstanbul’u unut. Bu milletin geleceğini yok edecek böyle bir rant projesine bu millet evet demeyecek.

“SENİN ÖYLE BİR YETKİN YOK”

* Bu konuda en çok bu konuda en çok rakibimin cevaplarına gülüyorum. Neymiş? İstanbul’un gündeminde olmayan konu onun da gündeminde olmazmış. Açıkçası en doğru kurduğu uzun cümle de bu. Gündemini sen belirleyemiyorsun ki? Senin, senin böyle bir yetkin yok. İstanbul’da reklamlarında senden çok başkalarının fotoğrafları var. Senin gündemini de o belirliyor. Madem öyle iddialısın; çık kameraların karşısına de ki ‘Kanal İstanbul ya-pıl-ma-ya-cak’. Diyebilir mi? Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür olmayanlar kendi gündemini belirleyemez de ondan diyemez. Bir kişi ne diyorsa onu yapmaya mahkumdur. 16 milyon İstanbullu ne derse desin onun bir kişinin ağzına bakacağını biliyoruz.

“HEPSİ İSTANBUL’A DADANDI”

* İstanbul’un gündemi hayat pahalılığı. Hayat pahalılığını gündemlerine alsın. Bakanları işinden koparıp İstanbul’a siyaset yapmaya yollamasınlar. Hepsi işlerini, güçlerini bıraktılar İstanbul’a dadandılar. Ya bırakın İstanbul’u, İstanbulluya. Gidin asıl işlerinize bakın. Millet sizi İstanbul seçiminde Ekrem’in ve İstanbulluların aleyhine çalışma yapsın diye seçmedi. Memleketi batırdılar. 2023’te bu millet size oy verdi. Kabul ediyoruz. Ama siz bu işleri düzeltin diye oy verdi. Ama ne yaptılar? Daha kötü yaptılar. Bugün daha kötü bir ekonomiyle karşı karşıyayız. Ama biz ne yapıyoruz? Ben her gün bir açılış yapıyorum.

* Sizin engellerinizi birer birer aştık. Kurduğunuz tuzakları teker teker bozduk. Baktılar ki bizim İstanbullulara hizmet aşkımız bunların hile ve ortaya koydukları kötülüklerden daha güçlü, baktılar ki bizim milletimize hizmetkar olma azmimiz bunların iftiralarından ve tuzaklarından daha güçlü şaşkına döndüler. Aklı sıra beni yıldıracaklardı. Ben yılmam, yıldırırım. Adaylarıyla ilgili fazla konuşmayacağım. Vallahi ne dediğini ben de anlamıyorum. Arkadaşlarım bazen diyorlar ki bazı konuşmaları var işte bunu dinleseniz mi falan…

* Dinlemek bile istemiyorum. Tuhaf konuşmalar yapıyor. Allah yardımcısı olsun. Tuhaf konuşmalardan sonra o da kendine gülüyor. İşin garip tarafı da o. Bakın onlara bir hatırlatma yapayım. Milletimiz notunu sessizce veriyor. Sonra da seçimde o notu ne yapacak? Oy pusulasının altına o mührü basacak. 31 Mart akşamı notlarını görecekler.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-erdogana-hizaya-geldi-millete-efelik-yapmayacaksin/feed/ 0
İmamoğlu’ndan Erdoğan’a: Cumhuriyet tarihinin en büyük zulmünü çektiriyor https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-erdogana-cumhuriyet-tarihinin-en-buyuk-zulmunu-cektiriyor/ https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-erdogana-cumhuriyet-tarihinin-en-buyuk-zulmunu-cektiriyor/#respond Thu, 14 Mar 2024 21:39:20 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4663 İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Adayı Hakan Bahçetepe ile birlikte halk buluşması gerçekleştirdi. İmamoğlu’nun hedefinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın emekli maaşlarına zamla ilgili “Bütçeye yük olur” açıklaması vardı.

“GÜL GİBİ GEÇİNDİĞİMİZ GÜNLERDEN BUGÜNLERE GELDİK”

İmamoğlu, halk buluşmasında yaptığı konuşmada şunları söyledi:

* “Hiçbir zaman ‘bize oy vermezseniz gününüzü görürsünüz’ kimseye demedik. Allah’a şükürler olsun. Biz meseleyi sadece oy veren, vermeyen meselesine asla indirgemedik. Bunu da yapmayacağız.

* Ben Ekrem olarak böyle bir ayrımcılığı yapamam ki. Ben öyle bir ailede büyüdüm ki biraz bahsedeyim. Benim rahmetli dedem Adalet Partiliydi. Bir kardeşi Milli Selamet Partiliydi. Sonra amcam Milliyetçi Hareket Partiliydi. Babam Anavatan Partisi’nin kurucularından, siyaset yaptı. Aynı zamanda benim anneanne tarafım, dedem tarafı, bütün dayılarım Cumhuriyet Halk Partiliydi. Benim ve böyle bir ailede büyüdüm. Vallahi benim ailemde kimse birbirine vatan haini demedi. Birbirine kötü demedi, birbiriyle kavga etmedi. Dostluk, barış ve huzur içerisinde insanlar geçindi gitti. Gül gibi geçindiğimiz o dönemden bugünlere geldik.

“BU MİLLET SANA GÜNÜNÜ GÖSTERİR”

* Siyaset şuna evrildi. Bugünün iktidarı şuna evrildi. Senden, benden olanlar. Benden sen varsın. Başka taraftansan bertarafsın. Yani ‘tarafını seç’ diyor. Bugünün iktidarı, bu ülkenin güzelim insanlarına reva görmeye Çalışıyor. Bu millet bunu yemez kardeşim. Bak bu millete sıkıntı çektirirsin. Bu milletin kalbini burkarsın. Bu milleti üzersin. Bu millete zaman kaybettirirsin ama eninde sonunda bu millet sana gününü gösterir kardeşim.

“EMEKLİLER KUYRUKTA”

* Esas meseleleri ıskalıyoruz. Açıkçası bugün en fazla aklıma gelen şey emeklilerle ilgili sıkıntılar. Farklı alanlarda ülkesine hizmet etti. Farklı alanlarda helalinden ekmeğini evine getirip çoluğunu çocuğunu yetiştirdi. Peki bugün yaş almış abilerim, ablalarım 2-3 lira ucuz diye Halk Ekmek’te kuyruğa giriyor mu? Peki benim emekli abilerim, ablalarım artık benden her gittiğim yerde istiyorlar,, haklılar ve yapacağım da. Kent lokantalarının önünde kuyruğa giriyorlar mı? Evet.

“16 MİLYON EMEKLİYE CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK ZULMÜNÜ ÇEKTİRİYORLAR”

* Eskiden paranın değeri vardı. Emekli primiyle ev aldıklarının hikayelerini anlatıyorlar. Bugün düştükleri duruma isyan ediyorlar. Ne yazık ki bu hükümet 16 milyon emeklimize cumhuriyet tarihinin en büyük zulmünü çektiriyor. Türkiye’de yaşam, ne yazık ki emek emeklilerimize cehennem oldu.

CUMHURBAŞKANI’NA EMEKLİ TEPKİSİ: SIRTINIZI DÖNÜYORSUNUZ

* Onlar şöyle düşünüyorlardı; ‘Seçim yakın gene bu hükümet bir şeyi düşünür. Emeklimize bir şeyler verir’. Öyle düşünmüş olabilir emeklilerimiz. Ama umut, dün yandı küt bitti kül oldu. Dün ne dedi Sayın Cumhurbaşkanı? ‘Birileri emekli maaşına 7 bin lira, 10 bin lira seyyanen zam isteyerek emeklilerimizi tahrik ediyor’ dedi.10 bin lira maaşla emekli bu ülkede yaşayabilir mi? Emekli, herhangi bir şehrinde bu ülkenin yaşayabilir mi? Emekli ‘perişanız bize yardımcı ol’ diyor. Ve bu insanlar senden medet umuyor. Siz ise emekliye sırtınızı dönüyorsunuz.

“BU MİLLET YEMEZ KARDEŞİM”

* Ben bundan niye bahsediyorum biliyor musunuz? Emekli meselesini, ekonomi meselesini, sözüm ona bunlar unutturacaklar. Üç haneli enflasyonu unutturacaklar. Geçinemeyen insanlarımızın ekonomik sıkıntılarını unutturacaklar. Ondan sonra da dönecekler; ‘Benden değilse bitarafsın. Benden değilsen teröristsin, osun, busun’ diyecekler. Bu millet de yiyecek. Yemez kardeşim yemez.

* Diyor ki; ‘Eğer emekliye 7 lira verirsem, 1.4 trilyon, 10 bin lira verirsem 1.9 trilyon yük gelir’ diyor. Bakın bütçeye yük gelir diyor. Doğru. Peki ben size bütçeye gelen yükle ilgili bir hatırlatma yapayım. Kaç yıl önce mültecilere 40 milyar dolar harcadım dedi. Peki o yük olmadı. O günden bugüne de dört yıl geçti. Dört yılda daha ne kadar harcadı onu da bilmiyoruz.

“SARAYI MI SÖYLESEM BAŞKA ŞEYLERİ Mİ SÖYLESEM”

* Yahu kardeşim bütçeye o kadar yük olan şey var ki. Bakın Sarayı’nı mı söylesem başka şeyleri mi söylesem. Onlara girmeyeceğim. Onlar işin, bu kötü sayfasını, siyasetin kirli sayfalarını açmaya çalıştıkça ben bu kötü yönettikleri ülkenin ekonomisini, ülkenin eğitimini, ülkenin mülteci sorununu suratlarına vurmaya devam edeceğim kardeşim.

“MİLLETİNE SIRTINI DÖNERSEN…”

* Bütçeye yük olurmuş. Bütçe kimin? Bu ülkenin emeklisinin, işçisinin, emekçisinin, çocuğunun, kadınının, gencinin, annesinin. Bu ülkenin bütçesi, bu milletin bütçesi. Ama eğer sen milletine sırtını dönersen, milletinin ne hissettiğini anlayamazsın bile. O bakımdan o kadar maliyetler, kötü ekonomi yönetiminin o kadar kötü yönetilen örneğin kur korumalı mevduatla milyarlarca dolarlık kasasından, bütçesinden çıkan paraları anlatırım. Burada saatleri alır. Ama buraya girmeyeceğim. Bu zihniyetin, bu aklın seçimde oy almak için her şey mübahtır diyen aklın bu topraklardan sökülüp atılması lazım.

* Bu zihniyet öyle bir yere evrildi ki; İstanbul onun zannediyor. Bu memleket onun zannediyor. Bütçedeki paralar bile onun zannediyor. Allah’ın ne diyeyim? Milletin parasını millete veriyorum. Vermeye de devam edeceğiz. Yeter ki kalbim milletinin refahı için çarpsın. Milletine vereceğin her kuruşu yük olarak gören bir anlayışa Allah akıl versin. Allah onu ıslah etsin.

* Bizi belki yıldırmaya çalıştılar ama yıldıramazlar. Bu kardeşiniz yılmaz. Şairin var ya güzel sözü; ‘Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım.’ Ben yılmam, yıldırırım. İstanbul’da 5 yılda rakibimin dediği gibi yüzde 87’sini taahhütlerimin yerine getirdim. Biz İstanbul İttifakı’nın oyuna talibiz. Ne yapacağız biliyor musunuz? İstanbul’a asla ve asla ihanet etmelerine müsaade etmeyeceğiz. Onların hayali olan Kanal İstanbul’u onlara yaptırmayacağız. Onlara bakmayın şimdi sustuklarına. Ağızlarına bile almıyorlar. Ama onların niyetini biz biliyoruz.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-erdogana-cumhuriyet-tarihinin-en-buyuk-zulmunu-cektiriyor/feed/ 0
İmamoğlu: Herkes aynı partiden olacak diye bir kaide yok https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-herkes-ayni-partiden-olacak-diye-bir-kaide-yok/ https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-herkes-ayni-partiden-olacak-diye-bir-kaide-yok/#respond Thu, 29 Feb 2024 21:27:45 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4039 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Sultangazi belediye başkan adayı Ferhat Epözdemir ile birlikte Cebeci Yatırımları Tanıtımı ve Halk Buluşması etkinliğine katıldı.

Başkan Ekrem İmamoğlu, İstanbul’un dört bir yanında çok özenli işlere imza attıklarını belirterek taş ocaklarıyla çevrili tarihi Cebeci Köyü’nde yaptıkları hizmetleri anlattı.

Başkan İmamoğlu, “Burada oluşan çevre kirliliği ilgili sıkıntılar, derenin ıslahından atık suya, doğalgaz yatırımlarından tutun birçok konuya varıncaya kadar bu sürecin derlenip toparlanıp insanca yaşam koşullarını sağladık” dedi.

4.5 yılda Sultangazi’ye 20-25 kez geldiğini anlatan İmamoğlu şöyle devam etti:

– Burayı ayrı önemsiyoruz. Her gün yeni bir temel atmanın, yeni bir açılış yapmanın gururunu yaşıyorum. Ve hiçbir ayrım yapmadan herkesin sorununu çözmek için çalışıyoruz. Madenin çalışmaları belli sebeplerle bakanlık tarafından durdurulmuştu. Ama çözüm için de bir yolculuk net olarak tariflenmemişti. İkİ şeyi aynı anda yapmamız gerekiyordu. Hem bu madenin çevreyi olumsuz etkilerini gidermek hem de bu madenden çıkartılan kaliteli kalker madenini de İstanbul’a sağlıklı bir şekilde eriştirmek. Biz bunu başardık.

17 YIL SONRA DOĞALGAZ GELDİ

Bölgede otoyol ile maden bölgesi bağlantısını sağlayan bin 800 metre uzunluğundaki kavşak bölgesi bağlantı yolunu tamamladıklarını, Sultangazi ilçesindeki kamyon trafiğini de ortadan kaldırmak için yolları yeniden düzenlediklerini, mahallenin yolu ile maden sahası yolunu birbirinden ayırdıklarını belirten Ekrem İmamoğlu “Maden yolu trafiğini mahallenin dışına taşıyarak insanlarımızın sağlığını, can güvenliğini ve mal güvenliğini sağlamış olduk” dedi.

İmamoğlu, dere ıslahı ve yeşillendirme çalışması yaptıklarını, yağmur ve atıksuyu sorunu çözdüklerini, mahalleye 17 yıl sonra doğalgaz ile buluşturduklarını anlattı. Madencilik faaliyetlerinin çevreyle uyumlu şekilde yapılması için denetimlerini sürdürdüklerini de söyledi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diğer açıklamaları şöyle:

– Bir sorun nasıl topyekun ele alınır ve işbirliği ile çözülürün örneğini burada sergiledik. Bu önemli projeye destekleri olan, emeği geçen tüm kamu kurumları ve kuruluşları, Sultangazi Belediyesi’nden bakanlığa, valilikten diğer kurum, kuruluşlara da hepinizin huzurunda yetki, belge, izin vesaire hususlarında birlikte çalıştığımız emniyet güçleri dahil herkese yürekten teşekkür ediyorum.

– Hükümet, belediye, şu, bu fark etmez. Yeter ki sorunları hızlı çözmek adına aklın, kanunun, yasanın, öngördüğü ne varsa iş birliği içerisinde hızlı ve etkili çözümleri birlikte tasarlayalım. Ama bunun için illa herkes aynı partiden olacak, herkes şu olacak, herkes bu olacak diye bir kaide yok.

PARTİZANLIKTAN ARINMAK GEREKİYOR

– Bu memleketin, bu milletin gündemine böyle lüzumsuz işleri taşıyanlar gerçekten bu milletin kalitesinin farkında değil. Milletimiz 86 milyon insanımız, 16 milyon hemşerimiz bu süreçleri en nizami şekliyle anlayıp işlerin yapılma biçimine bakıp yeter ki hizmet alalım bakışıyla hareket ettiğinin hepimiz farkındayız. Ne gerekir? Açıkçası milletçe bütün kurumlarda partizanlığı bırakmak, partizanlıktan arınmak ve herkesin işine odaklanması gerekir.

YOLUMUZA AYNI ŞEKİLDE DEVAM EDECEĞİZ

– Biz yaklaşık 5 yıldır sadece çözüme, icraate, hizmete odaklanmış bir belediyecilik yapıyoruz. Bu sayede yıllarca ihmal edilmiş içinden çıkılmaz hale gelmiş sorunları çözüyoruz. Bundan sonra da yolumuzu aynı şekliyle devam edeceğiz. Halkımızdan alacağımız destekle, sizlerin oylarıyla daha da hızlanarak, daha da güçlü işleri bütün şehrimizde harekete geçireceğiz.

TEK YOLUMUZ VAR, MİLLETE HİZMET

– Güçlü bir millet ittifakını kuracağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın.Bizim sözümüz, bizim yüreğimiz, bizim gönlümüz, bizim gözümüz, bizim yüzümüz, inanın iyiliğin dışında, güzel duyguların dışında, milletimizin çıkarının dışında hiçbir konuyu muhatap almayacak. Bu anlamda bizi tek yolumuz var, milletimize hizmet.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-herkes-ayni-partiden-olacak-diye-bir-kaide-yok/feed/ 0
İmamoğlu: Onlara öyle bir demokrasi şamarı atacağız ki… https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-onlara-oyle-bir-demokrasi-samari-atacagiz-ki/ https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-onlara-oyle-bir-demokrasi-samari-atacagiz-ki/#respond Wed, 28 Feb 2024 21:03:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3985 İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sarıyer Çayırbaşı’nda vatandaşlarla buluştu. İmamoğlu, halk buluşması öncesinde İstinye, Yeniköy, Tarabya, Sarıyer Merkez ve Cumhuriyet mahallerinde, CHP Sarıyer Belediye Başkan adayı Mustafa Oktay Aksu ile birlikte ilçe turu yaptı. “Sabah Bakırköy’deydim” diyen İmamoğlu, “Daha önce Fatih’teydim. Ardından Kağıthane’ye geldim. Şimdi Sarıyer’deyim ve güzel bir buluşma yapıyoruz. Ve bu buluşmayla beraber, aslında yavaş yavaş ısınıyoruz. Bu ısınmayı, göreceksiniz öyle bir büyüteceğiz ki, İstanbul’un ittifakı, İstanbul’un birliği ve beraberliği tarihte görülmemiş bir yerel seçimi hepimize yaşatacak” ifadelerini kullandı. Güçlerini birleştiricilikten aldıklarına vurgu yapan İmamoğlu, “Gücümüzü; birleşmeden, bir arada olmadan, icraatçılıktan, halkçılıktan alıyoruz. Çocuklarımıza hizmet etmek, bizi çok mutlu ediyor. İcraat yaptığımız için güçlüyüz. Bu şehrin bütün evlatlarını düşündüğümüz için güçlüyüz. Rantçıları değil, halkçıları seçin” dedi.

“ALLAH AŞKINA, BÖYLESİ GÜZEL BİR YERİ BİR BELEDİYE NİYE SAKLAR?”

Görev süreleri boyunca İstanbul’da vatandaşın her sorununa koştuklarının altını çizen İmamoğlu, şunları söyledi:

“Biz, bu şehrin unutulmuş her alanını yeniden ayağa kaldırdık. Hemen yanı başınızdaki Büyükdere Fidanlığı’nı biliyorsunuz değil mi? Yıllarca o koca alanı çöp haline getirdiler. Hatta bu bölgede insanların huzurunu kaçıran bir merkeze dönüştü. Öyle değil mi? Ben orayı gördüğümde dedim ki, ‘Allah aşkına, böylesi güzel bir yeri bir belediye niye saklar?’ Ben düşündüm, düşündüm, birkaç sene bunu bulamadım. Benim aklım ermedi. Bizim aklımızda şeytanlık yok. Biz bilmiyoruz. Allah, bunların yardımcısı olsun. Allah, bunlara akıl versin. Orayı, yıllar önce buranın huzuru için açsalardı kötü mü olurdu? Şimdi pırlanta gibi bir yer oldu. Yine yıllarca milletten uzak tuttukları, Atatürk Kent Ormanı’na gittiniz mi? Nasıl, güzel olmuş değil mi? Biz ne yapıyoruz biliyor musunuz? Milletin malını, millete emanet ediyoruz. Onlar, milletin malını bir avuç insana emanet etmek için çalışıyorlar. Biz, ‘Hayır’ diyoruz, ‘Milletin malı millete.’ Adamcılık yok, kayırmacılık yok.”

“YAKLAŞIK 200 BİN İNSANIMIZI İLGİLENDİREN TAPU SORUNUNU ÇÖZDÜK”

Sarıyer’de yaşanan tapu sorununa değinen İmamoğlu, “Biz bu ilçede, yaklaşık 200 bin insanımızı ilgilendiren tapu sorununu çözdük. Dağıtımına başladık. Dağıtmaya da devam edeceğiz. Bakın 200 bin insan; 40 yıl, 50 yıl… Gençlik Ofisi açtık. Çok kötü, metruk durumdaki Duatepe’yi yeniledik, insanlarımıza açtık. Orayı da görün. İstanbul en güzel manzarasını görün. Yapamadılar. Yarım bıraktılar. Müteahhit çalışmıyordu. Aşiyan-Rumelihisarı fünikülerini bitirdik, milletimize açtık. Yine Rumelihisarüstü’nü pırlanta gibi meydanıyla, çevresiyle bitirdik. Yetinmedik; öğrencilerine çile çektirilen, öğrencilerine zulüm ettirilen Boğaziçi Üniversitesi gençlerine Kent Lokantası açtık. Biz, bu şehrin dokunulmamış, unutulmuş, insanlarını mutlu edecek her işi yaptık” diye konuştu.

“ONLARA DÜNYAYI DAR ETTİNİZ. SİZLERE HELAL OLSUN”

Vatandaşlara 2019 yerel seçim sürecini hatırlatan İmamoğlu, şöyle konuştu:

*Bunlar bize görevi devrederken… Daha doğrusu onu da beceremediler ya. Görevi elimizden almaya kalktılar. Milletin hakkı, hukukunu çiğnediler. Hatırlayın 2019’u. Seçimi iptal ettiler. Hoş bu millet kendi iradesine, hakkına, hukukuna müdahale edene, hayatının en büyük dersini verdi. Onlara dünyayı dar ettiniz. Sizlere helal olsun. Ve 13 bin oyu, 806 bin oya çıkarttınız. Ne dediler o zaman?

*‘Bunlar sosyal yardımları keser’ dediler değil mi? Tam 6 katına çıkarttık. Onlar, sadece bir öğrenciye burs verdiler. O da 200 bin dolar burslu öğrenci okuttular. Bir kişi. Torpilli. Biz ne yaptık? Sadece bu sene, tam 100 bin üniversite öğrencimize burs dağıttık. Bu sene 7 bin 500 lira verdik. Seneye 15 bin lira vereceğiz. Biz göreve geldiğimizde, bu nasıl sıfırsa, kreş de sıfırdı. İstanbul’un en büyük kreşlerinden birisini, Büyüklere Fidanlığın içinde açıyoruz.

*Öğrenci alıyor yavaş yavaş. Bakın sıfırdı; 4 yılda, 4,5 yılda 100 adet kreşimiz oldu. Bir değil, üç değil, beş değil, on değil, 100 tane. Hem de pırlanta gibi. Niçin yapıyoruz biliyor musunuz? Benim şehrimin evlatları eşitlenecek. Benim buradaki pırlanta gibi çocuğumla, pırlanta gibi kızımla, oğlumla; başka bir yerdeki çocuklarımız da eşit olacak. Herkes eşit olacak. Darda, açıkta kimse kalmayacak. Kıyıda, kenarda kimse hissetmeyecek. Biz bunu başardık. Biz, bu şehirde üniversite öğrencilerimizi yurtta da yalnız bırakmadık. Sadece 4 yılda, 5 bin 200 gencimizi misafir ediyoruz.

“TAPUNUZU DA DAĞITAN BİZ…”

*Bakın; tapunuzu da dağıtan biz. Yıllardır dokunmadıkları altyapınızı da dağıtan yapan biz. Üstyapınızı da parklarınızı da meydanlarınızı da yapan biz. Bunlar, hizmet yapmadılar. Bakın; dokunmadıkları altyapının tamamını, hele hele pandemi döneminde sel, su baskınları, insanları hayatından bezdiren bütün o kötü altyapı düzenini değiştirdik.

*Pırlanta gibi. Altyapıda atık suyu, yağmur suyunu, Baltalimanı’ndaki Biyolojik Arıtma Tesisi’ni bitirdik. Yetinmedik; yıllarca ihmal edilmiş çöp halinde duran Baltalimanı Deresi’ni, Baltalimanı’nın çevresini bir yaşam vadisine dönüştürdük. Biz iş yaptık, iş yapmaya devam edeceğiz.

*Onlar bize çamur atacak, onlar bizi kötüleyecek, onlar bizi köşeye sıkıştırmaya çalışacak. Bizim işlerimizi engellemeye çalıştılar Kamu bankalarından bir lira kredi vermediler. Bize ait, hepimizin vergisiyle beraber çalışan TRT’de, 5 senedir bizi 1 dakika bile haber yapmadılar.

*Ama ne yaparsa yapsınlar, onların arkasında ne var biliyor musunuz? Onların arkasında bir kişi var. Bizim bu yolculuğumuzun arkasında millet var millet. Onun için biz, söz verdik mi yapanlardanız.

“SARIYER’İN EVLADI OKTAY AKSU İLE YÜRÜYECEĞİZ”

*Sarıyer’de, Şükrü Başkan güzel işler yaptı. Kendisine teşekkür ederiz. Ama şimdi başka bir arkadaşımız görev yapacak. İki dönem, 10 yıldır Büyükşehir Belediyesi’nde birlikte görev yaptığımız, Meclis’te ve komisyonlarda birlikte çalıştığınız, yine Sarıyer’in evladı Oktay Aksu ile görev yapacağız.

*Şimdi onunla da yürüyeceğiz. Görev devir-teslimi olur. Şimdi bundan sonra, önümüze bakacağız. Geride kalanlar kaldı, önümüze bakacağız. Tam gaz koşacağız. ‘Tam yol ileri’ diyeceğiz. Hepinizden isteğimiz var. Çevrenizde eşiniz, dostunuz, ahbabınız, komşularınız… Güzel ablalarım, benden hepsine selam söyleyin. Oktay Başkan’dan herkese selam söyleyin. Çok çalışacağız. Ahlaklı çalışacağız.

*Adaletli olacağız. İcraat yapacağız. Milletimizi düşüneceğiz. Siyasi parti ayrımı yapmayacağız. ‘O parti, bu parti’ demeyeceğiz. Milletimizi düşüneceğiz. Milletimizin evlatlarına layık olacağız. Şu güzel annemizin, şu güzel teyzemizin, güzel ablalarımızın, evlatlarımızın, sevgili gençlerin hakkını vereceğiz. Hiç kimsenin hakkını yedirmeyeceğiz. Aynı zamanda hak da yemeyeceğiz. Hak yiyenlerden bu milleti Allah korusun. Buna müsaade etmeyeceğiz.

“BÜTÜN İSTANBULLULARI GÖREVE DAVET EDİYORUM”

*İstanbul Gönüllüleri, İstanbul İttifakı sizlerle büyüyecek. Hep birlikte kocaman bir aile olacağız. Sadece Cumhuriyet Halk Partililer değil, bütün İstanbulluları göreve davet ediyorum. Hep birlikte coşacağız, hep birlikte koşacağız milletçe.

*Hep iyi dil, güzel dil kullanacağız. Dijitalde çalışın, sokakta çalışın, broşür dağıtın, gidin insanları ikna edin, sandıkta görev alın. Milletçe bir demokrasi şölenine, demokrasi seferberliğine koşacağız.

*Günün sonunda, herkesten şunu isteyin: Deyin ki ‘Bu arkadaşlar, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları, kimseyi dışarıda bırakmaz. Kimseyi ayırt etmez. Adaletten yana olan bizler, büyük bir ittifak kurduk’ deyin. ‘Hukuktan yana olan bizler, büyük bir ittifak kurduk’ deyin. Ve biz ne yapacağız?

*Sarıyer Belediye Başkanımıza oy istiyeceğiz. Sarıyer Meclisi’ne oy istiyeceğiz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanınıza oy isteyeceksiniz. Hep birlikte büyük bir millet ittifakı kuracağız.

“OY VERSİN, VERMESİN; MİLLETİMİZE HİZMET ETMEK ONURDUR”

*Bunlar, bir kişiyi arkalarına almış. O bir kişi de milleti tehdit ediyor. ‘Oy verirsen hizmet veririm’ diyor. Biz de diyoruz ki, ‘Oy versin, vermesin; milletimize hizmet etmek onurdur. Biz milletimize hizmet ede ede kazanacağız. Bizim için esas olan, gönül kazanmak; onlar için esas alan, sadece oy almak. Partizanlığı yıkacağız. Göreceksiniz; hep birlikte çok güçlü bir İstanbul süreci daha yaşatacağız.

*Biz, bu şehri kendine getirdik. Bu şehri, kötülüklerden koruduk. Milletin parsellerinde imar artışına bir tane bile müsaade etmedik. Tek bir yeşil alanı bile imara dönüştürmedik. Tapu sorunlarını biz çözeceğiz. Sizi kimse, evinizden edemeyecek. Biz çözüyoruz; çözmeye devam edeceğiz. Bizim karşımızdaki aday, bir kişiden talimat alıyor. Onun buyrukları, herkes için emir oluyor.

*Biz, milletimizden talimat alıyoruz. Biz halkçılığın, biz demokrasinin temsilcileriyiz. Biz, ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyen Atatürk’ün temsilcileriyiz. Onun için yılmayacağız, yıkılmayacağız; dimdik ayakta yolumuza devam edeceğiz.

“ONLARA ÖYLE BİR DERS VERECEKSİNİZ Kİ…”

*Biz yoksulu, yoksulluğu bitirmeye dönük süreçte adımlarımızı atacağız. Onlara da öyle bir ders vereceksiniz ki; seçimden sonra kalan sürelerinde gitsinler 2-3 basamak haline gelmiş enflasyonu düşürsünler. Emeklinin, dar gelirli vatandaşımızın gelirlerini arttırsınlar. Ekonomiyle uğraşsınlar.

*Adaleti düzeltmeye gayret etsinler. Bunu yapmaları için ne yapacağız? Seçimde onlara öyle bir demokrasi şamarı atacağız ki, kendine gelecekler. Kendine gelip, işine bakacaklar. Hükümet, işine baksın. Sevgili Sarıyerliler, bu daha ısınma. Bu daha ilk buluşmam sayılır. Dün, minik bir buluşmamız oldu.

*Bugün de sizleri selamladık. Gene geleceğim. Birkaç kez daha geleceğim. Sadece Sarıyer’e değil, 39 ilçemizi en az 3’er defa gezeceğim. Biz, atom karınca gibi çalışacağız. Onlar peşimizden koşmaya çalışacaklar.

*Yarı yolda nefes nefese kalacaklar, nefes nefese. Bizimle mücadele edemez onlar. Onlar, koşarken bile talimat alıp koşan insanlar. Biz ise, ‘Tam yol ileri’ diyen, gücünü milletten alan insanlarız. Hepinizi çok seviyorum. Sürecimiz hayırlı olsun. Yolumuz açık olsun. Sarıyer milletimizin olsun. İstanbul milletimizin olsun. Her şey çok güzel olacak.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-onlara-oyle-bir-demokrasi-samari-atacagiz-ki/feed/ 0
İmamoğlu’ndan Erdoğan’a: Süt dökmüş kediye dönersiniz https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-erdogana-sut-dokmus-kediye-donersiniz/ https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-erdogana-sut-dokmus-kediye-donersiniz/#respond Tue, 20 Feb 2024 09:00:42 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3672 Kartal Belediyesi’nin bağış ile hayata geçirdiği “Neriman-Sami Türkdoğan Aşevi ve Gıda Bankası ile Afet Lojistik Merkezi”nin açılışı, CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel’in katılımı ile gerçekleştirildi.

Açılışta konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu zor koşullarda birçok hizmete imza attıklarını belirtti. “Göreve geldiğimiz an itibariyle neler yaşadık, neler” diyen İmamoğlu, 2019 yerel seçim sürecindeki mazbata kriziyle başlayan ve İstanbul seçiminin iptali ile sonuçlanan süreci anlattı. İmamoğlu “Göreve geldik, ‘bu seçimi kazanmadınız’ dediler. Hile dediler. Hırsız dediler. Ve çaldınız dediler. İnsan kendi gibi bilirmiş. Milletin hakkını hukukunu çiğnemeye ve insanların elinden demokratik haklarını almaya kalktılar” dedi. Bu sırada törene katılan bir vatandaşın “sen bizim sadece kalbimizi çaldın” sözlerine üzerine İmamoğlu “İnanın tek hırsızlığıma olacak. Başka hiçbir şey olmayacak. Hayat boyu gönlünüzü çalmaya devam edeceğim” karşılığını verdi.

“NE HAK YEDİM NE HAKKIMI YEDİRDİM”

İmamoğlu şöyle devam etti:

“Kalktılar, bütün bu suçlamalarla birlikte görevi elimizden aldılar. Ve çalmaya devam ettiler. Çünkü 3 ayımızı oradan aldılar, götürdüler. O süreçte unuttukları bir şey var. Ne bu millet, ne 16 milyon insanımız, ne de onları temsilen ben ne hak yedim ne de hakkımı yediririm kardeşim. O gün halk olarak hakkımızı savunduk ve bu zorluğu aştık. Ardından gerçekten mali olarak çokça anlatacağım usulsüz, sıkıntılı bütçelerini bir nevi kurumun kasasını devraldık. Yarım bırakılmış, hatta sadece ihalesi yapılıp hiç başlatılmamış başta metro olmak üzere birçok projeyi devraldık.”

“SİYASET HİZMET İÇİN ARAÇTIR”

Yaşanan pandeminin, ekonomik krizin ve 6 şubat depremlerinin yarattığı sıkıntılara da değinen İmamoğlu bütün zorluklara rağmen tarihi başarılara imza attıklarını söyledi. Hizmet dönemlerinin en önemli kavramının adalet olduğunu vurgulayan İmamoğlu “Biz bu şehre adalet getirdik. Siyaset, siyasi partiler hizmet için bir araçtır. Amaç olamaz. Biz siyasi partilerdeki görev sürecimizi katiyen kesinlikle bir araç olarak görürüz. Devletin kurumlarını, millete ait alanları, hususları, bütçeyi partiyle tariflemeyiz. Hizmetlerimizi partiyle tariflemeyiz. Partiyle hizmeti kovalamayız. Bakın Gökhan Yüksel başkanımla Kartal’da yürüttüğümüz diyalog kalitesini İstanbul’un 39 ilçesiyle yönettik. Hiçbirini birbirinden ayırmadık. Ben hangi ilçeye gidersem gideyim o ilçenin belediye başkanının partisine bakmadan davet etmişimdir. Gelen gelmiştir, gelmeyen gelmemiştir. Biz demokrasiye inanıyoruz” diye konuştu.

“BÖYLE DEYİNCE DE SESİM BİRİNE BENZİYOR”

İmamoğlu “Bu ahlakla ve bu adalet duygusuyla yürürken elbette neler neler yaşadık” derken sesinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a benzemesini tiye aldı. İmamoğlu “Böyle deyince de sesim birine benziyor. Allah’ım ya rabbim, ne diyeyim? Neler neler yaşadık, ne engellemeler, ne engellemeler, komedi filmi gibi bir kısmı” dedi.

RAKİBİ KURUM’A İMZA GÖNDERMESİ

İmamoğlu, bugün İçişleri Bakanı olan dönemin İstanbul Valisi Ali Yerlikaya ile katıldığı acil afet toplantılarında İstanbul’un afetlere müdahalede önemli görevler üstlenen ilen yeni itfaiye ve zabıta personeli ihtiyacının gündeme geldiğini hatırlattı. 3 bin 500 itfaiye eri taleplerinin sadece 750’sine, 1000 zabıta taleplerinin de 400’üne izin verildiğini kaydeden İmamoğlu “Bir imza atmadılar. O atmayan kişi şimdi İstanbul adayı Diyebilir ki, ‘haberim yoktu.’ Hani maden kazasıyla ilgili de ilişkisini böyle tarifliyorlar ya. Haberi vardı çünkü ben bunu bizzat kendisine 2-3 kez telefonda söyledim. Mektuplar yazdım. Daha çok şey var. Ama oraya girmeyeceğim” diye konuştu.

“KİBİR DAĞLARI AŞMIŞ”

Bu sürecin, sistemin sorumlusunun İstanbul’a aday olan isim olmadığını vurgulayan İmamoğlu “Diğerleri de değil. Çünkü sorumlusu bir kişi. Bunu herkes biliyor. Adını bile demiyorum. Nasıl ki ‘rakibimin kim olduğunu biliyorum’ dediğimde siz de ‘evet biliyoruz’ dediniz; öyle bir şey bu. O bir kişilik anlayış kendini her konuda muktedir görüyor. Ve kibir dağları aşmış. Hatay’da depremzedelerin huzuruna çıkıp oy vermedikleri için hizmetin nasıl geciktiğini depremzedelerin gözünün içine baka baka anlattı. Diyor ki ‘bana oy verirseniz hizmet gelirdi. Vermediniz, onun için gelmedi’. Çok tepki gelince milletin aklıyla alay eder gibi 2-3 gün sonra şöyle bir söz söyledi; ‘Bu Cumhuriyet Halk Partililer var ya kendilerine oy verenlere hizmet eder. Oy vermeyenlere hizmet etmez’ dedi. Allah akıl versin. Milletin aklıyla alay eder gibi 2-3 gün önce milletin huzurunda bunu söylüyor, tepki alınca sözü çevirip CHP’ye getiriyor. Millet bunu yemez” dedi.

CUMHURBAŞKANINA TEPKİ

İmamoğlu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ordu’da yaptığı tepki çeken konuşmaya da sert tepki gösterdi. İmamoğlu tepkisini şöyle dile getirdi:

“Huylu huyundan vazgeçmez. Gerçek duygularını ifade ediyor. Tam açık etti tarzını. Diyor ki ‘Siyasetin namusu var.’ Ardından namus anlayışını şöyle anlatıyor; ‘Ben cumhurbaşkanıyım. Hükümet bende. Benim adayımı seçerseniz Ordu’nun kılına zarar gelmez. Doğal gaz gelsin istiyorsan benim adayıma oy vereceksin’ dedi. Kıymetli milletimize bir uyarıda bulunmayı kendimi borçlu hissediyorum. 31 Mart’ta seçim var. Seçime giderken bile milletini tehdit ederek oy isteyenden seçimden sonra bu milleti Allah korusun. 31 Mart’tan sonra neler yapar neler. Onun için milletimize buradan sesleniyorum. Sandığa giderken bu sözleri aklınızdan sakın çıkartmayın. Bugün sizi tehdit eden, oyu alınca neler yapar neler. Hakkı, hukuku, marifeti. insanlarımızın iradesini bile kendinde gören bir akıl seçimden sonra neler yapar neler. Milletimize bir şey daha tavsiye ediyorum. O’nun dediğinin tam tersini yapmayı tavsiye ediyorum. O’nun dediği kim varsa ona oy vermemelerini. Niye biliyor musunuz? O’na ve bu akla sandıkta öyle bir ders verin ki seçimden sonra kalan 4 yılında size deli gibi hizmet etmek zorunda kalsınlar.”

“SÜT DÖKMÜŞ KEDİYE DÖNERSİNİZ”

“Sizi dikkate alması için oyunuzu sizi tehdit edene vermeyin. Bizim milletimiz cesurdur. Bizim milletimiz akıllıdır, zekidir. Bizim milletimizi tehdit edene bu millet pabucu bırakmaz. Öyle değil. Bu millet öyle bir had bildirir ki süt dökmüş kediye dönersiniz. Aynen 23 Haziran’da olduğu gibi. 13 bin fark, 800 bin oldu. Bu tehditten sonra 800 bini kaç yaparsınız Allah bilir. 31 Mart’ta bize oy vereceksiniz. Biz diliyor ve istiyoruz ki bizi seçeceksiniz. Biz bize oy verene de vermeyene de büyük büyük hizmetler yapacağız. Onlar da giderayak daha çok çalışmak zorunda kalacaklar. Bunun adı hizmet yarışı olacak. Kulaklarımız sizde olacak, milletimizin dediği olacak. Tabiri ona ait şekliyle bize ‘buyuracak’ bir Allah’ın kulu yok. Bize buyuracak millettir. 16 milyon insanımız için çalışacağız. Sandıklarımıza sahip çıkacağız. Herkese birbirimizi anlatacağız.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-erdogana-sut-dokmus-kediye-donersiniz/feed/ 0
Erdoğan imzaladı, İBB’nin projeleri programa alınmadı https://www.foxhaber.com.tr/erdogan-imzaladi-ibbnin-projeleri-programa-alinmadi/ https://www.foxhaber.com.tr/erdogan-imzaladi-ibbnin-projeleri-programa-alinmadi/#respond Wed, 17 Jan 2024 21:30:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2337 İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, devam eden Pendik-Kaynarca-Tuzla Metro Hattı’nın Pendik İstasyonu şantiyesinde incelemede bulundu.

İmamoğlu, Eyüpsultan-Bayrampaşa Tramvay Hattı ve Sefaköy-Beylikdüz-TÜYAP Metro Hattı projelerinin 2024 Cumhurbaşkanlığı Yatırım Programı’na alınmamasına tepki gösterdi.

“MİLLETİMİZE BUNLARI ŞİKAYET EDECEĞİM”

İmamoğlu kararla ilgili şunları söyledi:

“Dün konuşma yaptım. Üsküdar’da yaptığımız temel atma töreninde ‘yatırım planını açıklayacaklar. İki önemli konumuz var orada. Bayrampaşa- Eyüpsultan tramvay hattımız ve Sefaköy- Beylikdüzü metro hattımız.

Bakın bunların kaynağı hazır. Yurt dışından temin ettiğimiz uygun ve uzun vadeli kredisi hazır. Bir tek ne biliyor musunuz? Yatırım planına alınması. Yatırım planı, devletin kaydına alınmak. Başka hiçbir katkısı yok.

Bizim alacağımız krediye bir kefaleti yok. Ya da bir katkıları yok. Bir onay, yatırım planını almak. Eninde sonunda verecekler. Vermek zorundalar.

Milletini cezalandıranı, millet sevmez. Bu milleti cezalandırıyorlar. Ben Eyüpsultan’da, Bayrampaşa’da, Beylikdüzü’nde, Avcılar’da, Büyükçekmece’de, Başakşehir’de, Küçükçekmece’de hatta Bakırköy’de hatta Bahçelievler’de milletimize bunları şikayet edeceğim” dedi.

“DOMİNO TAŞI GİBİ ÇÖZÜLECEKLER”

İmamoğlu şöyle devam etti:

“Millet, kendisine verilecek hizmeti engelleyeni sevmez. Dün bunu yatırım planına almayan insanların İstanbul halkına borçları var. Ben bizzat Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısına bunu özenli bir biçimde telefonda ilettim.

Kendisine bunun uzunca ne kadar önemli olduğunu, hangi kuruluşlardan kredilerinin temin edildiğini, ön protokollerinin yapıldığını, ne kadar milyon insana hizmet edeceğini yazıyla da bildirdim.

Hem sözlü, hem yazılı bunun ne kadar önemli olduğunu anlattım. Neredeyse bir buçuk ay önce. Şimdi yatırım planının alınmaması… Listeye ekliyorsunuz. Listenin altına iki satır daha ekliyorsunuz. Çok acayip bir durum.

Bunlar seçim için her şey mubahtır anlayışının en fanatik bireyleri. Ama tekrar söylüyorum; bunları mazeret olsun diye de anlatmıyorum. Bunlar öyle bir domino taşı gibi çözülecek ki göreceksiniz.

16 milyon insanımızın baskın kuvveti, iradesine set vurulamaz anlayışı göreceksiniz hem sandıkta karşılığını bulacak, o sandıktan çıkan o gücün de karşısında bütün bu çektirilen sıkıntıların zulümlerin tam tersine hareket etmek zorunda kalacaklar.

Ben bu tutum ve tavrından dolayı kim buna mani oluyorsa kınıyorum. İstanbul halkı adına kınıyorum. Bu yanlışı düzeltmeleri için de acilen çağrı yapıyorum.

Bırakın İstanbul’un Sefaköy’den başlayıp Beylikdüzü’ne giden hem metrobüs hattını hafifleten, hem metroyla beraber İstanbul’un batısını bütün İstanbul’a bağlayan hem de Eyüpsultan’ı Bayrampaşa halkını bu hizmetten mağdur etmeyin diyerek şikayetimi yapıyorum.”

“UMARIM BU YANLIŞTAN DÖNERLER”

İmamoğlu, yatırım planına ara dönemde ilaveler yapılabildiğine dikkat çekerek “ Daha önce uygulamaları yaşandı. Bu yanlışlarından istedikleri zaman dönebilirler. Sadece ocak ayında açıklanacak diye bir kural yok. Sefaköy- Beylikdüzü süreci neredeyse artık bir buçuk senesini buldu. Her geçen zaman ihaleyi geciktiriyor. İhaleyi geciktirince süreçler istediğimiz düzlemde ilerleyemiyor. Biz bunu Türkiye’de yatırımlar yapan, Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası’nı açıklayamıyoruz bile. Onlar da niçin diyorlar. ‘Her şeyiniz tamam. Uluslararası düzeyde biz de inceledik, baktık, her şey on numara. Niçin?’ diye soruyorlar. Utanç verici. Umarım bu yanlıştan dönerler” dedi.

KURUM’A: ALIŞMAK İÇİN ZAMANA İHTİYACI VAR

Gazetecilerin Cumhur İttifakı’nın İBB adayı Murat Kurum’un sosyal medyada paylaşılan bir videoda TOKİ mağduru bir vatandaşı dinlemeyip kamera kapatmaya çalışması ile ilgili sorusu üzerine İmamoğlu şöyle konuştu:

“Toplumla yüz yüze gelmek, onlarla hasbihal etmek her zaman burun buruna sohbet etmek tabii biraz alışkanlık ister. Alışmak için biraz zamana ihtiyacı ar. Yani o diyalog biçimi kolay değildir. Sabır kolay değildir. Biraz zamana ihtiyacı var.

Bir alışma dönemi yaşayacak. Zaten herhalde o kadar yaşayacak. Ondan sonra 31 Mart’tan sonra görev yerine geri döner” karşılığını verdi.

Yine Kurum’a Beykoz’da evi yıkılan bir vatandaşın 5 yıldır İBB’nin kentsel dönüşüm yapmasını beklediğini söylediği görüntülerin hatırlatılması üzerine de “Ben ilk gün sordurdum; ‘Yıktığınız ve beklettiğiniz bir yer var mı’ diye. Böyle bir yer yok. O hanımefendiye çağrı yapıyorum, lütfen bizi arayın.

Ben tatilde değilim, İstanbul’dayım. Kendisini bekliyorum. Bizi arasın. Bakalım binası neredeymiş? Beni herkes bulabiliyor. O da muhtemelen tak diye bulabilir. Bizi lütfen arasın. Beni eğer bir gün içinde aramazsa bu işin sağlam bir kurgu olduğuna inanacağım yoksa…”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/erdogan-imzaladi-ibbnin-projeleri-programa-alinmadi/feed/ 0
İYİ Partili Zorlu: Teröristlerle poz veren vekiller, Türk milletinin temsilcisi olamaz https://www.foxhaber.com.tr/iyi-partili-zorlu-teroristlerle-poz-veren-vekiller-turk-milletinin-temsilcisi-olamaz/ https://www.foxhaber.com.tr/iyi-partili-zorlu-teroristlerle-poz-veren-vekiller-turk-milletinin-temsilcisi-olamaz/#respond Mon, 25 Dec 2023 21:48:07 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1513 İYİ Parti Sözcüsü Zorlu, parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Zorlu, Pençe-Kilit Harekat bölgesinde şehit olan 12 askere Allah’tan rahmet dileyerek, şunları söyledi:

* “Şehitlerimizin haberini aldığımızda biz İYİ Parti olarak ‘milli yas’ ilan edilmesi çağrısında bulunduk. Ardından Meclis grubumuz adına Grup Başkan Vekilimiz Sayın Müsavat Dervişoğlu ortak bir bildiri yayımlanması için girişimde bulundu. İki parti dışında parlamentoda grubu bulunan diğer partilerle ortak bir kınama metni yayımlandı. Siyaset üstü böyle bir konuda milletçe bir ver beraber olmamız gerekirken; maalesef bazı siyasi partilerimiz meseleyi siyaset kulvarında değerlendirmeyi tercih ettiler.

* Öte yandan bu çağrımıza rağmen 24 saat içinde 12 şehit vermek; milli bir sorun değilmiş, milli bir acı değilmiş gibi hala milli yas ilan edilip edilmemesi gerektiği tartışmalarının yürüdüğü bir ülke haline getirildik. Hükümet yetkililerine soruyoruz; bu ülkede milli yas ilan etmek için kaç şehit vermek gerekmektedir? Buradan İYİ Parti adına bir kez daha ifade etmek isteriz ki Irak’ın kuzeyindeki operasyonların yanındayız ve destekliyoruz. Buradaki terör yataklarının ivedilikle kurutulması en büyük temennimizdir.

* İYİ Partimiz ‘hür ve müstakil’ siyasetinde gücünü milletinden alan bir parti olarak; terörü siyaset üstü bir devlet meselesi olarak görür ve bu mücadelede devletinin ve Türk milletinin yanında saf tutar. Gelinen noktada milletimize siyasette yeni bir iktidar alternatifi, yeni bir yol açma konusundaki haklılığımızı bir kez daha görüyor ve aziz milletimizin bizi her geçen gün daha iyi anlayacağına inanıyoruz.”

“TERÖRİSTİ ALLAYIP PULLAYANLAR, FİKRİYATINA HİZMET ETMİŞ SAYILACAKTIR”

Yurdun dört bir yanında tarifsiz bir acı yaşandığını, 12 ailenin ocağına ateş düştüğünü ancak o ateşin bu ülkeye yürekten bağlı olan herkesin ciğerini yaktığını belirten Zorlu, şunları belirtti:

* “Terörist başı Öcalan’a ‘sayın’ diyenler, terörü ve teröristi allayıp pullayanlar, Öcalan’a özgürlük isteyenler kuşkusuz bu örgütün kanlı eylemlerine ve fikriyatına hizmet etmiş sayılacaktır. Hal böyleyken Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde grubu bulunan bir partinin yöneticilerinin bir süredir cüretini artıran bir biçimde terörist başı Öcalan’a övgüler düzmesi ve özgürlük çağrısı yapması dikkatten kaçmamalıdır. Bu tutum, en son mevcut siyasi iktidarla birlikte yol yürüdükleri sözde çözüm süreci ikliminde de gün yüzüne çıkmıştı.

* Hiçbir modern demokraside bir siyasi parti, parlamentoda o ülkenin terör örgütü listesine aldığı ve halen büyük mücadeleler verdiği bir örgütü övemez, özendiremez, örgüt elebaşına özgürlük talep edemez. PKK’nın konuşlandığı dağlarda teröristlerle el ele, diz dize pozlar veren vekiller ise Türk milletinin Gazi Meclis’teki temsilci olamazlar.”

Şehit ailelerinin maaşlarına da değinen Zorlu, “Bugün bir şehit er ailesinin aldığı maaş 11 bin 858 liradır. Bazı aileler oransal olarak bunun daha da azını almaktadır. Açlık sınırı altındaki bu maaş kabul edilebilir değildir. Ocak ayından geçerli olmak üzere şehit yakını maaşlarının en düşük memur maaş düzeyine taşınmasını teklif ediyoruz” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/iyi-partili-zorlu-teroristlerle-poz-veren-vekiller-turk-milletinin-temsilcisi-olamaz/feed/ 0
DP Genel Başkanı Uysal: Yanlış dış politika açığını evlatlarımızı şehit vererek kapatıyoruz https://www.foxhaber.com.tr/dp-genel-baskani-uysal-yanlis-dis-politika-acigini-evlatlarimizi-sehit-vererek-kapatiyoruz/ https://www.foxhaber.com.tr/dp-genel-baskani-uysal-yanlis-dis-politika-acigini-evlatlarimizi-sehit-vererek-kapatiyoruz/#respond Sun, 24 Dec 2023 21:15:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1441 Demokrat Parti (DP) İstanbul İl Başkanlığı 16’ncı Olağan Kongresi, Şişli’deki Cemil Candaş Kültür Merkezi’nde yapıldı. Mevcut başkan Ali Serdar Eriş’in tek aday olduğu kongreye, DP Genel Başkanı Gültekin Uysal, CHP İl Başkanı Özgür Çelik, il, ilçe yöneticileri ve partililer katıldı. Kongrede konuşan DP Genel Başkanı Gültekin Uysal, Türkiye’nin ekonomik, sığınmacı gibi sorunlarına dikkat çekerek, mayıs ayındaki genel seçimlere de değindi. Uysal, dış politikada yapılan hatalar sonucunda şehit verildiğini ifade etti.

“DEMOKRASİNİN İMKANLARINI KULLANARAK DEMOKRASİMİZİ BOĞMAK İÇİN ÇABA İÇERİSİNDELER”

Türkiye’nin bir tarihi eşikte olduğunu belirten DP Genel Başkanı Gültekin Uysal, “Büyük milletler, bir kez başarmış olan milletler birçok kez başarabilme kudretini kendisinde görür. Bu aziz millet de, pek çok dönem ‘Fetret Dönemi’ dediğimiz dönemleri yaşamış, buhran dönemi dediğimiz dönemleri yaşamış olmasına rağmen bir var olma, yok olma çizgisinden büyük Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı ile beraber çıkarttığı ve kurduğu cumhuriyet ile nasıl derdine bir derman aramışsa belki o mahiyette olmasa da bugün de bir tarihi eşiktedir. Demokrasinin imkanlarından yararlananların demokrasimizi boğmak için taammüden bir çaba içerisinde olduğunu görüyoruz. Demokrasiyi bir tramvaya benzetenlerin zihinlerinin arkasındaki fikirleri ellerine güç geçtiğinde nasıl ortaya döktüklerini bugün daha iyi görebiliyoruz. Bu zihniyeti tanıyoruz. Demokrasiyi konjonktürel bir program olarak gören, inanan, demokrasiyi sıkıştığında, dara düştüğünde, zora düştüğünde, mağdur olduğunda bir muhalefet ideolojisi olarak benimsemiş bir zihniyetin, gücü ele geçirdiğinde elbette laf sen söylediklerine ruhen inanmadıkları için başka bir icraat göstermesini de bekleyemeyiz” diye konuştu.

“ŞEHİTLERİMİZİN VE MİLLETİMİZİN KANI YERDE KALMAYACAK”

Geçtiğimiz gün Kuzey Irak’ta bölücü terör örgütünün yaptığı saldırıdan sonra şehitlerin kanının ve milletin sözünün yerde kalmayacağını ifade eden Uysal, “Söz yerde kalmayacaktır, milletimizin sözü de asla ve kata yerde kalmayacaktır. Nasıl bugün son iki günde verdiğimiz şehitlerimizin milletimizin de sözü yerde kalmayacaktır. O açıdan asırlardan asırlara, Anadolu büyüklüğündeki dava taşını yerine koymak için mücadele eden milletimizin mesuliyetini taşıyan insanlar olarak, bu ülkeyi bir ve beraber yapabilmek, bir büyük mücadeleyi vererek geldik. Bugün Türkiye’ye karşı okunan meydan okumalara, Türkiye’nin milli güvenliğini tehdit edecek kimi gelişmelere karşı elbette Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, güvenlik güçlerimiz canı pahasına bu mücadeleyi veriyor ama siyasetin vazifesi güvenlik güçlerimizi, askerimizi, polisimizi böyle bir kıskacın ortasına sokmamaktır” dedi.

“İKTİDAR KENDİ KABAHATİNİ UNUTMUŞ, MUHALEFETİ SUÇLAR HALE GELMİŞ”

İktidarın kendi kabahatlerini unutup muhalefete yüklendiğini belirten Gültekin Uysal, “Terörle mücadelenin ne tereddüt ne de müsamaha kabul etmeyeceğini biliyoruz. Zaman zaman küçük siyasi hedefleri için terör örgütleriyle iş birliği yapan iktidarın yakında yaşadığımız seçimlerde de gördük, kendi kabahatini unutmuş, bizleri muhalefeti suçlar hale gelmiş” diye konuştu.

“YANLIŞ DIŞ POLİTİKA TERCİHLERİMİZİN AÇIĞINI, EVLATLARIMIZI ŞEHİT VEREREK KAPATIYORUZ”

AKP’nin yanlış dış politika tercihlerinin Türk askerinin şehit olmasına yol açtığını söyleyen Uysal, “Bu mücadelede göğsünü geren şehitlerimize rahmet, onların ailelerine başsağlığı, yaralı askerlerimize acil şifalar diliyoruz. Türkiye’yi yanlış dış politik tercihlerin neticesinde Suriye başta olmak üzere on yıllara yayılacak şekilde, ülkenin milli güvenliğini tehdit edecek gelişmelere açık hale getiren bir iktidar, sanki hiçbir şey olmamış gibi ağıt yakarak buradaki mesuliyetini unutturmaya çalışıyor. Bugün 40 yıla yaklaşan terörle mücadelemiz başta olmak üzere, PKK’yla mücadelemiz başta olmak üzere mahiyet değiştiren, son yıllarda IŞİD’den bölgede oluşan diğer terör örgütlerine karşı zaman zaman yanlış dış politik tercihlerimizin açığını kapatmak adına Fırat Kalkanı Harekatı’nda, Afrin’de ve diğer bölgelerde evlatlarımızı şehit vererek bu açığı kapatıyoruz” dedi.

“HANGİ TARAFI DİNLESENİZ ÇARPIKLIĞIN ÜRETTİĞİ BÜYÜK ACIYI GÖREBİLİRSİNİZ”

İstanbul’daki hayatın her geçen gün yanlış politik tercihlerden kaynaklı daha da zorlaştığını belirten Uysal şunları söyledi:

* Hayatın daha zor olduğu, hayatın ritminin, nabzının daha yüksek attığı bu şehirde her geçen gün atılan yanlış adımlarla vatandaşımızın yaşamının zorlaştığını biliyoruz. Yanlışlık, politik tercihlerin önümüze koyduğu sığınmacı meselesi başta olmak üzere bunların mutasyona uğramış sonuçlarının toplumsal her alanda, ekonomide pek çok gencimizin uyuşturucuya bulaşmasında pek çok alanda milletimiz maliyetlerini karşılar halde. İstanbul’a baktığımızda kira meselesine baksak, bu yanlış adımların bedelini nasıl ödendiğini görebiliriz. Son bir yıl içerisinde gayrimenkulün ortalama değer artışı yüzde 86 iken siz yüzde 25 gibi bir tahdit koysanız ne yazar?

* On binlerce vatandaşımız ister mülk sahibi ister kiracı olsun bu çarpık ekonomik tercihlerin sonucu olarak yaşanan alt üst oluşum bedelini mahkemelik olarak mahkemelerden izahlaşarak ödüyor. Onlarca, yüzlerce aktörün, faktörün, dinamiğin işlediği bir piyasada ekonomistin diyerek ortaya koyduğumuz tezlerin gelir ve maliyet zincirlerini altüst ederek bütün dengesini bozduğu bu iklimde birkaç faktörü kontrol ederek cebren, talimatla düzenlemeye çalışsanız ne yazar? Kira geliri ile geçinen vatandaşlarımız var. Elbette aynı düzeyde geliri atmayan insanlarımız var.

* Hangi tarafı dinleseniz bu çarpıklığın ürettiği büyük acıyı görebilirsiniz. Görmeyen bir kişi var. Çünkü Türkiye’de bir problemi bu işlemeyen demokratik model dolayısıyla çözebilmenizin yegane yolu var, o da Sayın Erdoğan’ın kadrajına sokabilmek. Tesadüfen sokabilirseniz. Yoksa demokratik kanallar işlese yerelden merkezi hükümete, memleketin problemleri, temsilcileri eliyle berraklaşa berraklaşa akıtabilse, Büyük Millet Meclisi başta olmak üzere milletin en büyük kürsüsünde milletin meseleleri konuşulabilse bu problemlere elbette bir çözüm bulunur.”

“PROBLEMİN KENDİSİNİ GÖRMEYENLER MERKEZ BANKASI BAŞKANI’NI UYARMIŞ”

Merkez Bankası Başkanı’nın İstanbul’da oturacak kiralık ev bulamadığını açıkladığını, milyonlarca vatandaşın ne yapacağını soran Gültekin Uysal, “Medet umarak getirdikleri Merkez Bankası Başkanı İstanbul’da yaşayabileceği, katlanılabilecek düzeyde kiraların pahalılığından şikayet ederek, annesinin evinde kaldığını ifade etmiş. ‘Ülkenin Merkez Bankası Başkanı bu halde ise milyonlarca vatandaşımızın hali nicedir’ diye sorması gerekenler, problemin merkezini görmezden gelerek ‘Merkez Bankası Başkanı niye böyle bir sorumsuzca açıklama yaptı’ diye kendisini uyarmışlar” dedi.

“MERKEZ BANKASI BAŞKANI’NA HABER VERSİNLER”

Ekonominin geldiği noktayı rakamsal olarak gözler önüne seren Demokrat Parti Genel Başkanı Uysal, “Sadece bir rakamı paylaşsak 2009 yılında 200 yüz lira neye tekabül ediyor bugün neye tekabül ediyor diye baksak; 136 dolardan 6,5 dolara düşmüş. Dolar bazında bakalım, kimi yerlerde ekmek 7,5 lira, kimi yerlerde 10 liraya varan fiyatlar var. Oradan baksak 500 ekmek alırken, bugün alabildiği ekmek sayısı 20’ye düşmüş. Hal buyken Ticaret Bakanı çıkıp diyor ki, ‘Son birkaç ayda gayrimenkul ve kiralarda yüzde 20-25 düzeyinde gerileme var’ diyor. Bu gerilemeyi gören duyan varsa Merkez Bankası Başkanı’na da haber versinler” diye konuştu.

Ayrıca Uysal, Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay arasındaki meselenin Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Can Atalay olmadığını, asıl meselenin Türkiye’deki yargının siyasallaşması olduğunu, bir kişinin yargıya keyfi olarak talimat verdiğini ve bu gerçeğin görülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/dp-genel-baskani-uysal-yanlis-dis-politika-acigini-evlatlarimizi-sehit-vererek-kapatiyoruz/feed/ 0
CHP’den 81 ilde eş zamanlı Bakan Tekin’e istifa çağrısı https://www.foxhaber.com.tr/chpden-81-ilde-es-zamanli-bakan-tekine-istifa-cagrisi/ https://www.foxhaber.com.tr/chpden-81-ilde-es-zamanli-bakan-tekine-istifa-cagrisi/#respond Fri, 22 Dec 2023 21:00:29 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1321 CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İstanbul İl binasında 81 İlde eş zamanlı olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in laikliğe dönük açıklamalarına karşı basın açıklaması yaptı. Açıklamaya il yönetimi ve ilçe başkanları katıldı.

Çelik’in okuduğu açıklamada AKP döneminde eğitimde yaşanan başarısızlığa dikkat çekilerek şunlar dile getirildi:

-Ülkemizin kurucusu Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ‘Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüce bir toplum olarak yaşatır veya bir milleti esaret ve sefalete terk eder’ demiştir.

-Ancak, milletin bağımsızlığı ve gelişimi için hayati önem taşıyan Milli Eğitim, mevcut iktidarın başarısızlık içinde olduğu bir alandır. Bu başarısızlık, bizzat AKP Genel Başkanı’nın ‘Eğitim alanında başarısız olduk’ sözleriyle itiraf edildi.

-21 yıllık AKP döneminde, 9 bakan değişti, eğitim sistemi yaz boz tahtasına döndürüldü. Eğitim siyasallaştırıldı, dinselleştirildi ve iktidarın ideolojik hedefleri için bir araç haline getirildi.

BAKANLIĞIN MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ İÇERİSİNDEKİ PAYI YÜZDE YÜZDE 14,56’YA GERİLEDİ

Meclis’te görüşülen ve kabul edilen eğitim bütçesinin yetersizliğine vurgu yapılan açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı:

-Oysa Milli Eğitim, ülkemizi geleceğe taşıyacak kuşakların iyi eğitimli ve donanımlı olmasını sağlayacak en önemli hizmet alanı ve ülke için bir beka sorunudur. Meclis’te kabul edilen bütçe, öğretmenlerin, akademisyenlerin, eğitim emekçilerinin, ailelerin ve en önemlisi ülkemizin geleceği olan çocuklarımızın sorunlarını çözebilecek bir akla, vicdana ve niyete sahip değildir.

-Milli Eğitim Bakanlığı’nın merkezi yönetim bütçesi içerisindeki payı yüzde 19,24’lerden yüzde 14,56’ya geriledi.

-Yüzde 81’i personel gideri olan, yatırım bütçesi 2002’de yüzde 17,18 iken yüzde 9,15’e kadar geriledi.

-Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi, Meclis Genel Kurulu’nda görüşülerek iktidar milletvekillerinin oylarıyla bu şekilde kabul edildi.”

“BAKANI’NIN LAİKLİK KARŞITI AÇIKLAMALARINI KONUŞMAK ZORUNDA KALIYORUZ”

Açıklamada eğitimin sorunları yerine Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in laiklik karşıtı açıklamalarının konuşulmak zorunda kalındığı belirtilerek şöyle denildi:

-Öğrencilere bilimsel ve nitelikli bir eğitim vermekten uzak, ailelerin artan mali yüklerini ve kaygılarını azaltmayı hedeflemeyen, öğretmenlerini yoksulluk sınırının altında maaşlara reva gören, bir milyonu aşan atanamayan öğretmenlere bir umut vermeyen bu bütçeyi konuşmamız gerekirken,maalesef Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in gün boyu yapılan bütçeye yönelik eleştirilere vermesi gereken cevapları değil; Türkiye’nin geleceği için çok büyük bir tehlike olan laiklik karşıtı demeçlerini konuşmak zorunda kalıyoruz.

-Bakan’ın verdiği rakamlara göre Milli Eğitim Bakanlığı, bin 167’si resmi kurumlarla olmak üzere 2 bin 709 protokol imzalamış bulunuyor.

-Bu protokoller, okullarımızın ve milli eğitim sistemimizin gereksinim duyduğu fiziki altyapı, malzeme, yazılım ve/veya donanıma yönelik çeşitli kurumların yapacağı katkılara yönelik değildir.

-Aksine, Milli Eğitim Bakanlığı’nın anayasal görevi olan ve öğretmenlerimizin uzmanlığında okul yaşamında geliştirilmesi beklenen yaşam becerilerine yönelik. Bunu, Bakan’ın Meclis’te bu protokolleri savunurken ortaya koyduğu gerekçelerden de anlıyoruz.

“MİLLİ EĞİTİM BAKANININ BEYANLARI ASLA KABUL EDİLEMEZ”

Öğrencilerin bilgi, beceri, davranışlarının geliştirilmesi Milli Eğitim Bakanlığı ve öğretmenlerin görevidir” ifadelerinin yer aldığı açıklamada “Milli Eğitim Bakanı’nın, tarikat ve cemaatleri, çocukların dağa çıkmasını engelleyen sivil toplum örgütü olarak gördüğüne ve protokol imzalamaya devam edeceğine yönelik beyanları asla kabul edilemez. Bakanın bu sözleri, bugüne kadar zor şartlarda hizmet veren öğretmenlerimizi dağa insan kaynağı yetiştirmekle suçlaması anlamına da geliyor. Öğretmenlerimizin, çocukların terör örgütüne kaynak olarak dağa çıkmasını engelleyemeyeceğini ama kerameti kendinden menkul tarikat ve cemaat unsurlarının engelleyeceğini dile getirmek de başlı başına bir zavallılıktır” denildi.

“EĞİTİMİN TOPYEKUN DİNSELLEŞTİRİLMESİNİ HEDEFLEYEN POLİTİKALARI İFŞA ETMİŞTİR”

Milli Eğitim Bakanı’nın bu yapılarla ilişkiyi savunurken özelikle belirli bir bölgeyi işaret ettiği, cemaat ve tarikatlar aracılığıyla bölgenin şekillendirilmek istendiğini de açıkça itiraf ettiği dile getirilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

-Yatılı okulları kapatıp çocuklarımızı tarikat ve cemaatlerin yurtlarına mahkûm eden kişinin gerekçesi bu nedenle doğru değildir. Bakanlığın tarikat ve cemaatler ile yaptığı protokolleri tasdik etmesi, eğitimin topyekûn dinselleştirilmesini hedefleyen politikaları ifşa etmiştir.

-Ancak, unutulmamalıdır ki bu politikalar, geçmişte milletimizin hafızasından uzun süre silinmeyecek travmalar ile sonuçlandı. Bu yapıların araç olarak kullanılmasının sonuçlarını 15 Temmuz darbe girişimiyle acı bir şekilde deneyimledik.

-Bakanın ve AKP kadrolarının bu yaşananlardan ders almadığını görüyor; kendilerine bu yoldan dönmeleri için bir kez daha çağrıda bulunuyoruz.”

“LAİK EĞİTİMİ SONLANDIRMA HAMLESİNİN BUGÜN ARTIK BAŞKA BİR AŞAMAYA GEÇTİĞİNİ ANLIYORUZ”

“Bakanın açıklamalarından ve tavırlarından, siyasi iktidarın 4+4+4 düzenlemesi ile hız kazanan bilimsel, çağdaş, laik eğitimi sonlandırma hamlesinin bugün artık başka bir aşamaya geçtiğini anlıyoruz” ifadelerinin yer aldığı açıklamada “Bakanın çocukların dağa çıkmasını engellemek perdesiyle gizlemek istediği bu icraatlar, örneğin ÇEDES projesinin İzmir, Kırklareli, Eskişehir gibi partisinin az toplumsal destek aldığı bölgelerde başlaması göz önüne alındığında, başka bir siyasal hedefin unsurları olduğunu da açıkça gösteriyor” ifadeleri yer aldı.

“MİLLİ EĞİTİM BAKANI LAİKLİK KARŞITI ODAKLARIN SÖZCÜSÜ VE HAMİSİ DURUMUNA GELMİŞTİR”

“Milli Eğitim Bakanlığı ve bizzat Bakan Yusuf Tekin gerçekleştirilen bu icraatlar ve söylemler ile maalesef laiklik karşıtı odakların sözcüsü ve hamisi durumuna gelmiş bulunmaktadır” ifadelerinin yer aldığı açıklamanın sonunda Tekin şu sözlerle istifaya çağrıldı:

-Kişiye özel bir yasal değişiklik ile rektör olan ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın tüm tartışmalı icraatlarının sorumluluğunu taşıyan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifaya davet ediyoruz.

-Bu çağrının karşılık bulamayacağı ve iktidarında görevden çekilme erdemi gösteren bir bakan olmadığı öngörüsüyle, kendisinin atamasını yapan Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusu ve şerefi üzerine ant içtiği ’laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağına’ yönelik yeminini hatırlatıyor, görevlendirdiği Milli Eğitim Bakanı’nı görevden alması çağrısında bulunuyoruz.”

“MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”

Açıklamanın sonunda “Son sözümüz milletimizedir! Laiklik, bu ülkenin geleceği için en önemli Cumhuriyet ilkesidir. AKP ve onun beslediği her tür laiklik karşıtı unsur, politika ve söylemle, yasal ve toplumsal her platformda mücadele etmeye devam edeceğiz” denildi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/chpden-81-ilde-es-zamanli-bakan-tekine-istifa-cagrisi/feed/ 0