“HASTANE VE FAKÜLTELERDE YAŞANAN USULSÜZLÜK İDDİALARI BİR BİR ARAŞTIRILMALI!”
“Yenidoğan Çetesi” olarak adlandırılan çetenin ardından gündeme gelen sağlık kurumlarındaki usulsüzlüklere dair konuşan Dinç, kendilerine iletilen bazı iddiaları kamuoyuyla paylaşarak yetkililere seslendi: “Bu çetenin kendi menfaat ve çıkarları için akla-hayale gelmeyecek şekilde masum bebekleri katlettiklerini hepimiz gördük. Sağlık kuruluşlarında yaşanan ahlaksızlık ve usulsüzlüğe millet olarak hepimiz şahit olduk. Bu olayın açığa çıkması sonrasında bazı fakültelerde yaşanan sıkıntılarla ilgili iddia ve talepler tarafımıza iletildi. Fakülte ve bağlı bulunduğu üniversitenin ismini vermiyorum ama bize iletilen iddiaları dile getirmek istiyorum.
Fakültelerde doktorların, öğretim görevlilerinin malzeme parası adı altında yasa dışı bir şekilde astronomik rakamlarla hastalardan ücret talep edildiğine dair iddialar var. Bu ücretler hastanelerdeki aracılar üzerinden veya hastane dışındaki danışmanlık merkezi olarak gösterilen yasa dışı muayenehanelerden bu ücretlerin tahsil edildiği iddiaları bize iletildi. Ayrıca hastanenin imkânlarını, alet ve edevatını kendi özel muayenehanelerinde kullandıklarına dair de iddialar var. Sağlık personeli tarafından hastalarla ilgilenmek yerine estetik işlemler yapıldığı, yasa dışı olarak heyet raporları verildiği, ameliyathanelerdeki randevuların bile satıldığı ve ücretini ödemeyen hastaların ücreti ödeyene kadar ameliyatlarının ertelendiği gibi ciddi iddialar var. Ayrıca öğretim görevlilerinin derslere girmediği, asistanların eğitimsiz bırakıldığı konusunda da ciddi iddialar var. Yetkililerin tüm bunlara rağmen herhangi bir yaptırımda bulunmadığına dair de iddialar var. Bu iddialar tek tek araştırılmalı, İçişleri ve Sağlık Bakanlığı bu iddiaların üzerine gitmeli ve görevini suiistimal eden her kim varsa hesabını vermelidir. Tabii bunları söylerken tüm sağlık çalışanlarını ve öğretim görevlerini töhmet altında bırakmak istemiyorum.”
“GAZZE’NİN KUZEYİNDE CİDDİ KATLİAMLAR YAŞANIYOR”
Filistin’de yaşanan soykırımın halen devam ettiğini belirterek sözlerine devam eden Dinç, “Bir yılı aşkın bir süredir Filistin’de kadın, çocuk ve siviller katlediliyor. Bununla birlikte 2 aydır Lübnan’da işgal güçlerinin saldırıları sonucu katliamlar yaşanıyor. İşgal güçleri, 2 aydır gerçekleştirdikleri saldırılara rağmen Lübnan’da bir köy dahi elde edemediler, o bölgede bir tampon bölge oluşturamadılar ve bundan dolayı ateşkes yapmak zorunda kaldılar. Bu kazanım, siyonist terör şebekesine karşı diz çökmeyen Lübnan halkınındır. Siyonist rejim, Lübnan’da bir ateşkes yaptı ama Gazze’de halen soykırımlarına devam ediyor. Özellikle Gazze’nin kuzeyinde ciddi katliamlar yaşanıyor. Gazze’nin kuzeyinde açlık krizi ile birlikte sağlık krizi de başlamış durumda. 7 Ekim Aksa Tufanı’ndan günümüze Gazze’de bin 50 sağlık çalışanı şehit edildi, 310 tanesi de işgal güçlerinin zindanlarında esirdir. Tüm bu saldırılara rağmen sağlık çalışanları hiçbir şekilde pes etmiyorlar. İnsanlığın onuru ve haysiyeti için mücadelelerine devam ediyorlar.” diye belirtti.
“ACİL BİR ŞEKİLDE GAZZE’DE İNSANİ YARDIM KORİDORU OLUŞTURULMALI”
Kuzey Gazze’de yaşanan ilaç sıkıntısını bir kez daha dile getiren Dinç, kronik hastaların tedavi edilemediğini, halkın kirli suyu tüketmek zorunda kaldığını ve oluşan çöp yığınlarından dolayı salgın hastalıkların baş gösterdiğini söyleyerek şunları kaydetti:
“Siyonist terör şebekesinin sağlık hizmetlerini hedef alması, Gazze’deki tüm insanları yok etmek istediği anlamına gelmektedir. Bu yüzden acil bir şekilde Gazze’de insani yardım koridoru oluşturulmalıdır. O bölgeye tıbbi malzemeler gönderilmelidir. Sağlık çalışanları o bölgeye ivedilikle gitmelidir. Gazze’de kronik hastalığı bulunanların o bölgeden tahliye edilip acilen tedavi altına alınması gerekmektedir. Ayrıca ateşkesin sağlanabilmesi için İslam ülkeleri tüm gücünü kullanmalı, sağlanabilecek ateşkes ile hiçbir şart ve koşula bağlanılmadan siyonist terör şebekesi o bölgeden çıkmalıdır.”
“AZAMİ SÜRE MAĞDURLARI İÇİN KAPSAMLI BİR AF ÇIKARILMALI VE BU ÖĞRENCİLER ÜNİVERSİTELERİNE DÖNÜP MEZUN OLMALI”
İç gündeme dair bazı sorun ve sıkıntıları da gündeme getiren Dinç, ilk olarak azami süre mağdurlarının sorun ve taleplerini dile getirerek, “2014 yılında çıkan bir yasaya göre; 2 yıllık üniversite okuyanlar 4 yıl içerisinde, 4 yıllık üniversite okuyanlar 6 içerisinde, 6 yıllık üniversite okuyanlar ise 9 içerisinde mezun olması gerekiyor. Ancak ülkemizde önce pandemi sonra büyük bir deprem yaşandı. Ayrıca ekonomik sıkıntılar yaşandı. Tüm bunlara bağlı olarak öğrencilerimiz bu süreçlerde okullarından mezun olamadılar. 2022 yılında bir af çıktı ancak bu af kapsamlı olmadığı için genel olarak tüm öğrenciler bu aftan yararlanamadı. Bu öğrencilerimizin mağdur olmaması için, kapsamlı bir af çıkarılmalı ve üniversiteden mezun olması gereken öğrencilerimiz tekrardan üniversite kayıtlarını yaparak öğrenimlerine devam etmesi sağlanmalı.” dedi.
“MERSİN, ADANA VE ANTALYA GİBİ İLLERDE HER YAĞMUR YAĞDIĞINDA SEL FELAKETİ YAŞANIYOR”
Son olarak bazı illerde yaşanan bir takım sorunları da gündeme getiren Dinç, bazı illerde yaşanan sel felaketlerinin önüne geçilmesi için, “Mersin, Adana ve Antalya gibi illerde her yağmur yağdığında sel felaketi yaşanıyor. Her yağmur yağdığında sel felaketinin yaşanmaması için altyapı ile ilgili ciddi çalışma yapılmalı. Vatandaşların mağduriyet yaşamaması için yağan yağmur sularının tahliye edilmesine yönelik ciddi çalışmaların yapılması gerekiyor. Yağmur yağmadan önce erken uyarı sistemi geliştirilmeli ve önlemlerin önceden alınması gerekiyor. Mazgal ve kanalizasyon giderlerinin temizlenmesi gerekiyor. Önceden yaşanan sel felaketleri göz önünde bulundurularak bir daha bu tür felaketlerin yaşanmaması için tedbirlerin alınması gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.
“SUYUN DAR GELİRLİ VATANDAŞLARA BİR MİKTAR BELİRLENEREK ÜCRETSİZ OLARAK VERİLMESİNİ BEKLERKEN MAALESEF SU FİYATLARI HER YIL ASTRONOMİK BİR ŞEKİLDE YÜKSELMEKTE”
“Adana ve Mersin’deki su fiyatlarının diğer çevre illerdeki su fiyatları arasında astronomik farklar var.” diyerek sözlerine devam eden Dinç, “Mersin’de şu an su birim fiyatı 27,15 TL’dir. Bir ay sonra bu rakam 36,20 TL olacak. Adana’da da şu an su birim fiyatı, 17,85 TL’dir. Hatay’da ise bu rakam 7,63 TL’dir. Birbirine yakın farklı illerin arasında tüketilen suyun fiyatının bu kadar astronomik derecede farklı olması herhangi bir mantık sığmaz. Bu fiyatlar arasında neden bu kadar fark olduğunu soruyoruz ve cevabının şeffaf bir şekilde açıklanması gerektiğini belirtiyoruz. Ayrıca temel bir ihtiyaç olan suyun dar gelirli vatandaşlara bir miktar belirlenerek ücretsiz olarak verilmesi gerekmektedir. Fakat biz bunu beklerken maalesef su fiyatları her yıl astronomik bir şekilde yükselmektedir. Buna yönelik tedbirlerin alınıp düzenlemelerin yapılması lazım. Bu konuda seçim döneminde belediye başkanlarının vaatlerini uygulamaya koymaları gerekmektedir.” şeklinde konuştu.
“DİYARBAKIR-SİLVAN KARAYOLU’NDA ASFALTIN YAPISINDAN KAYNAKLI KAZALAR YAŞANIYOR, ARAÇLAR ZARAR GÖRÜYOR”
Dinç sözlerini “Diyarbakır-Silvan Karayolu’ndaki asfaltın yapısı ve kullanılan mıcır dolayısıyla bu yolu kullanan araçlar kaza yapıyor, can kayıpları yaşanıyor. En basiti olarak araçlarının camı kırılıyor. Bu konu ile ilgili Karayolları Müdürlüğü denetlemelerini yapmalı, sorunlar her neyse tek tek tespit edilip vatandaşların mağduriyeti giderilmelidir.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(TBMM) – TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Cumhurbaşkanlığı bütçe görüşmeleri devam ediyor. CHP İzmirMilletvekiliRahmi Aşkın Türeli, “Cumhurbaşkanlığı bütçesini görüşüyoruz. 14 kuruma ait 30’u aşkın bütçe kesin hesap ve Sayıştay denetim raporu var. Bu kadar kısa sürede bu kadar bütçenin görüşülmesi mümkün değil. TMSF’nin Cumhurbaşkanlığı ile ilişkisi ne, niye burada? Savunma Sanayi’nin burada ne işi var, Savunma Bakanlığı’nda olması gerekmiyor mu? Bakanlıklara paralel bakanlık gibi bir yapı oluşmuş” dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, Komisyon Başkanı AK PartiSamsun Milletvekili Mehmet Muş’un başkanlığında toplandı. Komisyonda, Cumhurbaşkanlığı ve bağlı kuruluşların 2025 yılı bütçesi görüşülüyor. CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, konuşmasında, “Bu ucube Cumhurbaşkanlığı sistemini sahiplenmeyin, sürdürülebilir değil. Daha üzerinden beş yıl geçti, bu sistem yürümüyor” dedi.
Rahmi Aşkın Türeli, konuşmasında şunlara değindi:
“Ülkenin kaynaklarını iki şekilde kullanacağız; doğru ve yerinde. Hiçbir usulsüzlüğe, hırsızlığa mahal vermeden, yerinde kullanılmasıyla da zaten kıt olan kaynaklarımızın yerinde olan ve ülkenin ihtiyacı olan yatırımlarda kullanılması gerekiyor. Kamu özel işbirliği, kur korumalı mevduat böyle değil. Bu ülkede merkezi hükümet ile yerel yönetimler birbirinin tamamlayıcısıdır. Yerel yönetimlerde zaten merkezi hükümetin vesayet yetkisi var. Sanki sizin belediyelerinizde her şey mükemmelmiş gibi bizim belediyelerimize çamur atarak siyaset yapılmaz. Ortada bir parti devleti var. Bunlar doğru şeyler değil.
Cumhurbaşkanlığı bütçesini görüşüyoruz. 14 kuruma ait 30’u aşkın bütçe kesin hesap ve sayıştay denetim raporu var. Bu kadar kısa sürede bu kadar bütçenin görüşülmesi mümkün değil. TMSF’nin Cumhurbaşkanlığı ile ilişkisi ne, niye burada? Savunma Sanayi’nin burada ne işi var, Savunma Bakanlığı’nda olması gerekmiyor mu? Bakanlıklara paralel bakanlık gibi bir yapı oluşmuş.
Bütçe hakkını yerine getirebiliyor muyuz? Hala kesin hesap komisyonu yok. Biz şimdi bütçeyi mi, kesin hesabı mı, Sayıştay raporlarını mı görüşeceğiz? Böyle bir görüşme sistemi yok. Biz bütçeyi layıkıyla görüşmüyoruz. Hesap verilebilirlik ilkesi işlemiyor.”
” Recep Tayyip Erdoğan’a göre bir hükümet sistemi değişikliği yapıldı”
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini eleştiren Türeli şunları söyledi:
Parlamenter sistem için en büyük eleştiri şudur; koalisyonların varlığı karar alma süreçlerini yavaşlatıyor ve sistemi istikrarsızlaştırıyor denilir 2017 referandumunda 15 yıldır siz zaten ülkeyi tek parti olarak yönetiyordunuz. Ne istediniz de yapamadığınız için bu sisteme geçtiniz? Burada amaç belli; Recep Tayyip Erdoğan’a göre bir hükümet sistemi değişikliği yapıldı.
Türkiye’nin tarihsel olarak başkanlık sistemine dair bir deneyimi yok, parlamenter sistem içerisinde şekillenmiş bir yapı var. Türkiye’de siyasi yelpaze çok geniş. Böyle bir yapının içerisinde başkanlık sistemi işlemez. Siyasi parti yapıları disiplinli parti yapılarıdır Türkiye’de. Bir partinin tüzüğüne, yapısına uymadığınız zaman ihraca kadar gider bu süreç. Türkiye’nin siyasi kültürü uzlaşmacı olmayan daha çok çatışmacıdır. Bütün bu kriterlerin şekillendirdiği bir yapı var. Bu yapı yeni geçilen sistemle birlikte bir zorunlulukla geldi ama bu sistem işlemiyor. Anayasa değişikliğinin altında da bunlar yatıyor. Bu sistemi işlemesi için nasıl revize ederiz çabası.
Ülkede her şey toz pembeymiş gibi konuşmayın. Ülkede Türkiye’nin belki de en büyük bölüşüm şoku yaşanıyor. En düşük ve en yüksek yüzde 5’lik gruplar arasında 26 kat fark var. Gelir dağılımı bozulmuş, yoksulluk artıyor. Asgari ücret açlık sınırının altında. Ekonomi yavaşladı. Bu krizin varlığını ücretler olarak görerek bir yere gidemeyiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, Komisyon Başkanı AK PartiSamsun Milletvekili Mehmet Muş’un başkanlığında toplandı. Komisyonda, Cumhurbaşkanlığı ve bağlı kuruluşların 2025 yılı bütçesi görüşülmeye devam ediyor. Komisyon’da konuşan DEM Parti Antalya Milletvekili Saruhan Oluç, şunları söyledi:
“Kürt sorunu, Türkiye’nin tarihsel ve toplumsal sorunu”
“Bugün Türkiye’deki sistemi, sizin deyiminizle ‘revize etmek’, bizim deyimimizle demokratikleştirme meselesini konuşacaksak, bütün bunların ele alınmasında fayda olduğunu düşünüyorum. Demokratikleşme deyince kaçınılmaz olarak Türkiye’nin tarihsel ve toplumsal bir sorunu var. Kürt sorunu. Bu sorunun demokratikleşme ile iç içe geçtiğini düşünüyoruz. Türkiye demokratikleşirse, Kürt sorununu çözer. Kürt sorununun çözülmesi için adımlar atıldığı halde Türkiye demokratikleşir. Bunlar birbirini besleyen konular. Demokratikleşme dediğimiz zaman bizim aklımızın önemli bir yerinde Kürt sorununun çözümünde barışçıl ve demokratik bir çözümün gerçekleşmesi yer alıyor.
“Hem yerel hem de bölgesel çözümlerin gerçekleşmesi gerekiyor”
Geçmişte baktığımızda Kürt sorunu yerel bir sorundu ağırlıklı olarak. Fakat bugün yerel bir sorun olmaktan çıktı. Türkiye sınırları içerisinde bir sorun olmanın ötesinde bölgesel bir sorun haline geldi. Hatta daha ileri gitti. Küresel güçlerin de içine dahil olduğu bir süreç durumuna geldi. Dolayısıyla bunun hem yerel hem de bölgesel çözümlerinin gerçekleşmesi gerekiyor. Türkiye sınırları açısından baktığımızda, yerel çözüm açısından, biraz önce sözünü ettiğim yerel demokrasinin gelişmesi gibi konuları tartışarak adımların atılması gerekiyor. Kürt halkının ana dilde eğitim gibi taleplerinin konuşulması gerekiyor.
“Türkiye’nin bölgede önemli bir yeri olduğunu düşünüyoruz”
Orta Doğu’da çok önemli bir döneme giriyoruz. Bu dönem çok büyük riskleri de barındıran, tehditleri de barındıran, çok önemli imkanları da içeren bir dönem. Kürt sorununun bölgesel çözümü olarak meseleye bakmak kaçınılmaz hale geldi. Bölgesel çözüm açısından baktığımızda Türkiye’nin bölgede önemli bir yeri olduğunu düşünüyoruz. Sorun şu. Bölgedeki Kürt halkı açısından bakarsak, Irak, Suriye… Hangi parçasını değerlendirirsek değerlendirelim Türkiye’nin her zaman yeri başkadır.
“Kilit mesele, Türk-Kürt ittifakının kurulup, kurulmayacağıdır”
Türkiye aslında bölgede güçlü bir model ülke olmak istiyorsa, bunu yapmanın yolu esas itibariyle demokrasi, hukukun üstünlüğü açısından model bir ülke haline gelmesidir. Burada bölgesel çözüm de gündeme geliyor. Kürt sorununda bölgesel adımlar atılacaksa eğer, Türkiye’nin bu konuda kendi iç sorunlarını da çözerek model ülke olma adımını atması gerekiyor. Burada da kilit bir mesele var. Tarihsel bir mesele. Bölgesel olarak baktığımızda sadece Türkiye açısından değil, Türk- Kürt ittifakının kurulup, kurulmama meselesidir. Kilit mesele bizce bu. Eğer Türkiye, attığı adımlarla ve geliştireceği politikalarla, alacağı önlemlerle, demokratikleşmesiyle Türk-Kürt ittifakının zeminini güçlendirse, bu sadece Türkiye sınırları açısından değil, baktığımızda bütün Kürdistan coğrafyasını da kapsayan şekilde ve Orta Doğu’da adımlar atılmasının mümkün hale gelebileceğini düşünüyoruz.
“Tarihsel bir fırsat”
Böyle bir dönemde tabi ki yeni bir Anayasa’nın tartışılması, tabi ki yeni bir toplumsal sözleşmenin yaratılması, demokratikleşme ve bununla birlikte hem Türkiye’deki hem de bölgedeki Kürt sorununun çözümü doğrultusunda adım atmak çok belirleyici bir noktaya geldi. Tarihsel bir fırsattır. Bu konjonktürü kaçırmamak gerekiyor. Fırsatın kaçırılmaması gereken bir andayız. Bu bir süreçtir. Bunun iklimin yaratılması, bunun demokratik ve politik ikliminin ortaya çıkmasının hem Türkiye sınırları açısından hem de bölge açısından baktığımızda imkanların geliştirilmesi önem taşıyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, Komisyon Başkanı AK PartiSamsun Milletvekili Mehmet Muş’un başkanlığında toplandı. Komisyon’da, Cumhurbaşkanlığı ve bağlı kuruluşların 2025 yılı bütçesi görüşülüyor. Komisyon’da konuşan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, şunları söyledi:
“Sabah söz alarak İletişim Başkanı nerede, Diyanet İşleri Başkanı nerede diye sordum. O soruyu sorduktan yaklaşık on – on beş dakika sonra bir büyük saldırı başladı. Aynı tweetler atıldı. İletişim Başkanlığı… İletişim Başkanlığı demek doğru değil, troll başkanlığı benimle ilgili binlerce tweet atmış. İçeriğinde de bir tane dolu bir şey olsa. Ben bunlardan korkmam. Trollerden korkan troller gibi olsun. Bir kelime eksik söylersem, bir milim eğilirsem namussuzum. Hiç kimseye ben teslim olmam. Devletin vergisiyle kurulan troll başkanlığı, trollük yapıyor.
“Deprem bölgesi mücbir sebebin uzatılmasını istiyor”
Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız Malatya’yı çok iyi biliyor. Kendisi de hemşehrimiz. Mücbir sebep diye sadece Malatya’nın değil bütün deprem bölgesinin problemi var. Maalesef yarın bitiyor. İnşaatlar devam ediyor. Hayat normale dönmüş değil. Hatırlarsanız Van’da beş yıl mücbir sebep ilan edildi. Depremin yaraları hala sarılmış değil. Esnaf konteynerde hizmet vermeye çalışıyor. Bölgenin bütün odaları bas bas bağırıyor. ‘Lütfen mücbir sebebi uzatın’ diyor. Bu konunun bir daha değerlendirilmesini istiyoruz.
“Dünyadaki en yoksul ülkeler ya tek adam sistemiyle yönetiliyor ya da bu benzer rejimlerle yönetiliyor”
Az önce AK Partili İsmail Güneş konuşurken ‘Koalisyonlar tehlikeli, koalisyonlar yok’ dedi. Bu sistemle koalisyon eskiden seçimden sonra kuruluyordu. Şimdi MHP ile koalisyonsunuz. Büyük Birlik Partisi ile koalisyonsunuz ya da Yeniden Refah Partisi ile koalisyon kurdunuz seçimden önce. En büyük fikir ideologunuz Doğu Perinçek ile ittifaksınız. HÜDA-PAR’ı unuttuk. Gaffar Okkan’dan dolayı hatırlarsınız. Onlara bir bakın. Biz bu sistem gelirken, eleştirimiz şuydu; Başında kim olursa olsun, bu sistemin Türkiye’yi refaha ulaştırması mümkün değildi diyorduk. Bu iddiamızda yanılmadığımızı gördük. Tek adamlıkla ya da bu tür başkanlık sistemiyle yönetilen ülkelerin zenginleşmediğini görürsünüz. Dünyadaki en yoksul ülkeler ya tek adam sistemiyle yönetiliyor ya da bu benzer rejimlerle yönetiliyor. Bu sistem başında kim olursa olsun, ülkeyi büyütmesi mümkün görünmüyor. Sayın Erdoğan, ‘verin yetkiyi, görün etkiyi’ diyordu. Hakikaten doğru söylüyormuş. 24 Haziran 2018’de çeyrek altın 315 lira iken, 28 Mayıs seçimlerinde 2 bin 808 lira, bugün ise 4 bin 988 lira. Dolar o tarihte 4.6 lirayken, bugün 34.6 lira. 2018’de faiz oranı 17,75 iken bugün faiz oranı yüzde 50.
“Birisine ‘katil’ deniliyor, ertesi gün havalimanında karşılanıyor”
Kur Korumalı Mevduat Sistemi geldi ülkenin başına bela oldu. Sonra Mehmet Şimşek bakan oldu tekrar. Rasyonel ekonomiye geçildi. ya da S-400’lerin alınması Türkiye’nin başına bela oldu. Türkiye’de birçok özel kuruluş, F-35’den dolayı fabrikalar açtı. Onların hepsi iptal edilen anlaşmalar dolayısıyla kapanmak zorunda kaldı. ya da düşürülen Rus uçağı… O da Türkiye’nin başına bela açtı. ya da dış ilişkiler. Birisine ‘katil’ deniliyor, ertesi gün havalimanında karşılanıyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – CHP Antalya Milletvekili Aykut Kaya, Side Antik Kenti Anıtsal Çeşme Yapısı 2. Etap Restorasyon ihalesini gündeme getirerek, “Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü 423 metrekare işin 700 TL birim fiyat üzerinden yapılmasını öngörmüşken yüklenici ise bu iş için 19 bin 415 TL birim fiyat teklifiyle almış. Yani 28 kat daha fazla bir bedel üzerinden işi almış. Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü bu kalem iş için 296 bin TL toplam harcama öngörürken yüklenici aynı iş için 8 milyon 214 bin 913 TL harcama öngörmektedir” dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinde konuşan CHP AntalyaMilletvekili Aykut Kaya, “Kültürel ve tarihi mirasımızın korunmasını ve ortaya çıkartılmasını amaçlayan çalışmaların doğru olduğunu düşünüyoruz. Ancak bu çalışmaların kamu yararını gözeterek yapılıp yapılmadığı, birim fiyatlarının doğru hazırlanıp hazırlanmadığı konusunda ciddi endişelerim var” dedi. Kaya, “Bu konuyu size somut olarak örnek bir olay üzerinden resmi belgelerle anlatmak istiyorum” diyerek, şu ifadelere yer verdi:
“296 bin liralık iş için 8.2 milyon TL ödenmiş”
“2023 yılında ihalesi yapılan Side Antik Kenti Anıtsal Çeşme Yapısı 2. Etap Restorasyonu işinin birim fiyat teklif cetveline baktığımız zaman, Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’nün yaptığı maliyet cetveline uygun hareket edilmediği görülmektedir. Örneğin, 9 numaralı harcama kaleminde ‘imitasyon yapılması pozu’ işi için Rölövö ve Anıtlar Müdürlüğü 423 metrekare işin 700 TL birim fiyat üzerinden yapılmasını öngörmüşken yüklenici ise bu iş için 19 bin 415 TL birim fiyat teklifiyle almış. Yani 28 kat daha fazla bir bedel üzerinden işi almış. Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü bu kalem iş için 296 bin TL toplam harcama öngörürken yüklenici aynı iş için 8 milyon 214 bin 913 TL harcama öngörmektedir.
Yine aynı şekilde 44 numaralı harcama kalemindeki enjeksiyon harcında, Rölöve ve Anıtlar Kurulu birim fiyat olarak 62 ton kalem iş için 30.81 TL belirlerken, yüklenici aynı iş için 130 TL birim fiyatı vermiş. Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’ne göre bu kalem iş için 1 milyon 916 bin 998 TL harcama öngörülmüşken yüklenici 8 milyon TL olarak işi almış. Aradaki farka bakın ve sadece bu iki kalemde metrekareler arttıkça yüklenicinin karını siz düşünün. Hakediş raporlarında da bu gözükecektir.”
“Yapılacak işe yüksek, yapılmayacak işe düşük fiyat”
Aynı ihale kapsamında, 7 numaralı iş kalemindeki montaj işini, Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’nün birim fiyatını 4 bin 268 TL olarak öngördüğü işi, yüklenici 250 TL birim fiyat üzerinden yapmayı taahhüt ettiğine dikkat çeken Milletvekili Aykut Kaya, “Sayın Bakan, yüklenici bu kalem iş için birim fiyatını neden düşük vermiş, hiç düşündünüz mü? Çünkü bu işi yapmayacağı için düşük fiyat vermiş. Yapacağı kalemlerin birim fiyatını yüksek vermiş. Yani Birim Fiyat teklif cetveli ile kamu adına 15-20 milyon TL’ye imal edilecek bir iş, nasıl oluyor da 75 milyon TL’ye yapılıyor? Lütfen bu konuları araştıralım” diyerek Kültür ve Turizm BakanıMehmet Nuri Ersoy’a seslendi.
“Devlet kaynakları israf olacak”
Aykut Kaya, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Elimdeki resmi belgeleri de sizlerle paylaşıyoruma ama işin sonunda siz de göreceksiniz ki yüklenici karlı olan kalemleri yapmış, karı düşük olanları yapmamış ve ödeneğin tümünü kullanmış, ancak iş bitmemiş. Siz diğer yüklenicinin düşük karlılık sebebi ile yapmadığı işler için ikmal ihalesine çıkacaksınız ve devletin kaynaklarını israf edeceksiniz. Lütfen Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’nün hazırladığı yaklaşık maliyetlere uygun ihale yapın ve ihale sürecini ona uygun yönetin. İhaleyi alanların hesap oyunlarıyla kamu kaynaklarını haksız yere edinmelerine izin vermeyin. Kanaatimce bu tür ihalelerde bu kötü niyet uygulamalarının yaygın olduğunu düşünüyorum. Bu konuları siz hiç takip etmiyor musunuz? Bugüne kadar herhangi bir tespitte bulundunuz mu? Merak ediyorum, bulunduysanız, sorumlulardan hesabını sordunuz mu?”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(TBMM) – CHP DiyarbakırMilletvekili Sezgin Tanrıkulu, ” Hukuk, yasalarla yurttaşların başı derde girdiğinde vatadandaşın öngörüsü demektir. Yasa koyucu olarak bizim açımızdan bile öngörüden bahsetmek mümkün değil. Neden torba yasa yapıyorsunuz? Adı Noterlik yasası ama noterlikle ilgisi olmayan 12 yasa var. Bir parlamento bu kadar çok Anayasa’ya aykırı yasa yapabilir mi? Ondan sonra ya buradan ya da Anayasa Mahkemesi’nden geri dönüyor. Amacınız şu; Anayasa’ya aykırı bir kamu düzeni oluşturuyorsunuz. Anayasa Mahkemesi kararları geriye dönük yürümüyor. Yürümediği için de o arada oluşturduğunuz kamu düzeni yasallaşmış oluyor” dedi.
TBMM Genel Kurulu’nda Noterlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin birinci bölümü üzerindeki görüşmeler devam ediyor. CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, şunları söyledi:
” Türkiye’deki rejimin demokrasi olmadığını göstermek istiyorsunuz”
“Hukuk, yasalarla yurttaşların başı derde girdiğinde vatadandaşın öngörüsü demektir. Yasa koyucu olarak bizim açımızdan bile öngörüden bahsetmek mümkün değil. Neden torba yasa yapıyorsunuz? Adı Noterlik yasası ama noterlikle ilgisi olmayan 12 yasa var. Bir parlamento bu kadar çok Anayasa’ya aykırı yasa yapabilir mi? Ondan sonra ya buradan ya da Anayasa Mahkemesi’nden geri dönüyor. Burada yasama uzmanları var, biz varız ama Anayasa’ya aykırı yasa yapılıyor. Amacınız şu; Anayasa’ya aykırı bir kamu düzeni oluşturuyorsunuz. Anayasa Mahkemesi kararları geriye dönük yürümüyor. Yürümediği için de o arada oluşturduğunuz kamu düzeni yasallaşmış oluyor. Kanun Hükmünde Kararname ile bu kadar çok işlemin yapılmayacağını Cumhurbaşkanı’nın hukukçuları bilmiyor mu? Ama Anayasa’ya aykırı bir düzen oluşsun sonra Anayasa’ya aykırılık arkadan gelir. Böyle bir düzen olmaz. Hiçkimse Türkiye’ye demokratik demiyor. Yumuşak mı sert mi bir otokrasi arasında gidip geliyoruz. Etki Ajanlığı Yasası’na teorik olarak ihtiyacınız var mı? Bana göre yok. Torba ceza maddeleri var. Onlar sizin ihtiyacınızı zaten karşılıyor. Yargı düzeni bağımsız değil. İstediğiniz insanı istediğiniz biçimde bir soruşturma açıp, bir gizli tanık bulup içeri alabiliyorsunuz. Buna neden ihtiyaç duyuyorsunuz? Çünkü Türkiye’deki rejimin demokrasi olmadığını hem içeriye hem de dışarıya, aynı sınıfta yarıştığınız devletlere göstermek için. O devletler Rusya, Gürcistan, Kırgızistan, Macaristan. Artık biz demokrasi liginde değiliz. O nedenle kayyum yasasına ihtiyaç duyuyorsunuz. Ahmet Özer’in, Ahmet Türk’ün suçsuz olduğunu bilmiyor musunuz? Toplumsal barışımızın altına bu kayyum siyasetiyle, uyguladığınız dille en büyük dinamiti koyuyorsunuz. Böyle bir barış siyaseti, demokratik siyaset olmaz. Siyaseti bütün bu uygulamalarla zehirlediniz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dr. Kasapoğlu, Denizli programına bir tekstil fabrikasını ziyaret ederek başladı. Burada Pamukkale eski Belediye Başkanı Hüseyin Gürlesin ve fabrika çalışanlarıyla bir araya gelen Kasapoğlu daha sonra AK Parti Pamukkale İlçe Başkanlığına geçerek burada bulunan partililerle bir toplantıya katıldı. Mehmet Kasapoğlu, AK Parti Pamukkale ilçe başkanlığında yaptığı konuşmada, “Hem Denizli genelinde hem de Pamukkale’de yaptığımız spor tesisleriyle, gençlik yatırımlarıyla, bu toprakların evlatlarına yıllarca hizmet edecek güçlü bir altyapıyı birlikte inşa ettik. Tüm bu eserlerimizle gurur duyuyoruz. Hizmet etmek herkese nasip olmaz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 23 yıllık bir gönül hareketi, hizmet siyaseti var. Amacımız, davamız 85 milyon insanımızın mutlu olması, derdine derman olunması. Eminim ki bundan sonra da Türkiye Yüzyılında çok daha yüksek hedeflere birlikte ulaşacağız. Bu 23 yıllık süreçte emek, gayret ve birliktelik var. Bu birlikteliğin, güzel tablonun temelinde de AK Parti teşkilatlarımız var. Teşkilatlarımız tüm kademeleriyle bu ülkenin evlatları için gençleri, kadınları için durmadan çalışıyor. Öz eleştirimizi yaparak, varsa eksiklerimizi ortaya koyarak tüm kademelerimizle bu yolu daha güçlü nasıl yürüyeceğimizi belirleyip koşar adım milletin hizmetinde olmaya devam edeceğiz. Çünkü bu davanın temelinde dinamizm var, yenilenme var, tazelenme ve umut var. Biz ‘iki günü eşit olan ziyandadır’ düşüncesiyle hep daha iyisini bulma, farklılık oluşturma felsefesindeyiz. İşte önümüzde bir kongre süreci var. Liyakatiyle, gayretiyle, inanmışlığıyla bu harekete omuz veren tüm dava arkadaşlarımızla bu yolu yürümeye devam edeceğiz. ‘Türkiye Buluşmaları’ serimizi Pamukkale’den başlattık. Teşkilatlarımızla ve milletimizle her zaman olduğu gibi bir araya gelip hasbihal etmeye devam edeceğiz.” dedi.
Mehmet Kasapoğlu Ak Parti Pamukkale ilçe başkanlığı ziyaretinin ardından Güzelpınar ve Akköy köylerinde vatandaşlarla bir araya gelerek sohbet etti.
“Golbol milli sporcularımız yalnız Denizli’nin değil Türkiye’nin gururları”
Dr. Kasapoğlu stat incelemesinin ardından Paris Paralimpik oyunlarında Türkiye’yi temsil ederek şampiyonluğa ulaşan Golbol paralimpik Takımı oyuncularından Şeydanur Kaplan ve Berfin Altan’la bir araya geldi. Denizli Merkezefendi ilçesinde Şeydanur Kaplan’ın evinde gerçekleşen buluşmada Kasapoğlu, Paralimpik oyunlarına üst üste üçüncü kez altın madalya alarak şampiyon olan sporcuları kutlarken hem Paris Paralimpik oyunları hazırlık sürecini hem de Tokyo Paralimpik oyunlarındaki hatıralarını tazelediler. Kasapoğlu, şampiyon sporcularla yaptığı görüşmede, “Sizler yalnızca burada bulunan kıymetli ailelerinizin ve Denizli’nin değil, Türkiye’nin gururusunuz. Üst üste üçüncü kez şampiyonluk demek bu sporun artık rol modeli oldunuz demektir. Sizden sonra gelecek nesiller sizin başarılarınızı örnek alacak ve sizlerin başarılarına erişmeye çalışacaklar. Bu hem gurur verici hem de mesuliyet gerektiren bir başarı. Sizler Türkiye’nin örnek sporcularısınız. Sizi uzun yıllardır tanıyorum, birçok vesile ile sohbetlerimiz oldu her sohbetimizde karşımda duran güzel gönüllü sporcularla gurur duydum. Bu şampiyonluğun arkasında elbette çok kişi var ancak ailenin özellikle annelerin yeri ayrı. Size verdikleri destek için özellikle onlara teşekkür ederim. Başarılarınızla, azminizle göğsümüzü kabarttınız. Canı gönülden tebrik ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Golbol milli takım sporcusu Sevda Altunoluk’la da bir telefon görüşmesi de yapan Kasapoğlu, milli sporcuları tekrar bir araya gelmek üzere TBMM’ye davet etti. Dr. Mehmet Kasapoğlu milli sporcularla gerçekleştirdiği buluşmanın ardından Gülay Kaynak Anadolu Lisesi Ragbi Takımı ve dereceye giren Judo sporcularıyla da bir araya geldi. Kasapoğlu burada genç sporcuların yoğun ilgisiyle karşılaştı.
Dr. Mehmet Kasapoğlu, AK Parti Türkiye Buluşmaları kapsamında gittiği Pamukkale’de, 2022 yılında açılışını gerçekleştirdikleri Güzelpınar ve Akköy statları ile 2 bin 796 kişi kapasiteli 7 blok ve sosyal tesisten oluşan Pamukkale Kız Öğrenci yurdu ve Kınıklı Spor tesisleri ziyaretiyle devam etti. Burada bir açıklama yapan Dr. Kasapoğlu, “Bu statların ve bu muhteşem yurdumuzun protokollerini imzaladığımız günden açılışını yaptığımız güne kadar tüm süreçleri özenle planladık. Hizmet siyaseti dediğimiz, gönülden hizmet dediğimiz işte burada ete kemiğe bürünmüş şekilde karşımızda duruyor. Ortaya koyduğumuz eserlerin milletimizin hizmetinde olduğunu, gençlerin, çocukların ve tüm sporseverlerin bu tesislerden yararlandığını görmek mutluluk verici.” dedi.
“Denizli’de yurt sorunu kalmadı”
Kasapoğlu, Pamukkale Kız Öğrenci Yurdu’nda yaptığı açıklamada, “Bakın bu yıl Denizli merkezde yurt başvurusunda bulunan tüm öğrencilerimiz istisnasız yerleştirildi. Başvurup açıkta kalan, kız ya da erkek, bir tek öğrencimiz bile yok. Türkiye benzersiz bir yurt altyapısına sahip. Buralara kolay gelinmedi. Ancak planlı ve sistemli bir büyüme ile bu başarı sağlanabilirdi. Gençlerimizin üniversite yıllarındaki evi olacak bu mekanların her bir metrekaresi için özenli ve titiz çalışmalar yaptık. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gençlerimiz için çalışmaya ve üretmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
“Bu ülke şehitlerimizin bize emaneti”
Denizli programının son bölümünde 2016 yılında DiyarbakırLice’de şehit olan Jandarma Uzman Çavuş Özkan Bilgiç’in ailesini ziyaret eden Dr. Kasapoğlu, “Tüm şehitlerimiz bizim kırmızı çizgimiz. Bugün ülkemizde huzurla yaşayabiliyorsak şehitlerimiz sayesindedir. Bu ülke ve kıymetli aileleri aziz şehitlerimizin bize emanetidir. Bu emaneti canımız pahasına korumaya ve el üstünde tutmaya devam edeceğiz Onlar Allah katında mükafatların en güzeli ile şerefleniyorlar” ifadelerini kullandı.
Kasapoğlu, daha sonra tüm şehitler için dua okuyarak evden ayrıldı. – DENİZLİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Süleyman Bülbül, yaptığı yazılı açıklamada, 9 Eylül’de başlayacak olan 2024-2025 yılı eğitim-öğretim yılı öncesinde öğrenci ve velilerin geçtiğimiz yıla kıyasla yüzde 300’e yakın zamlanan kırtasiye ürünleri yüzünden zor durumda olduğunu belirtti. Forma fiyatlarının da en az kırtasiye ürünlerinin fiyatları kadar arttığını söyleyen Bülbül, asgari ücretin 17 bin 2 TL olduğu yerde, iki çocuğun okula başlangıç masrafı 10 bin TL ile 14 bin TL arasında değiştiğine dikkati çekti.
Bülbül, şunları kaydetti:
“Okul zili, 9 Eylül Pazartesi günü çalacak. Yeni eğitim öğretim yılı ise öğrenciler ve veliler için coşkuyla başlayamıyor. Veliler, geçtiğimiz yıla kıyasla yüzde 300’e yakın zamlanan kırtasiye ürünleri yüzünden mutsuz, umutsuz. En uygun fiyatlı ürünlere bakıldığında bile fiyatlar cep yakıyor. Sözde parasız eğitim, asgari ücretle çocuklarını okutmaya çalışanların belini büküyor. Eğitim malzemelerine erişim konusunda bile öğrenciler arasında eşitsizlik büyüyor.
“2023’te 200 TL olan çanta 350 TL oldu”
Ucuzluk marketlerinde geçtiğimiz yıl 200 TL’ye satılan bir okul çantası bu yıl 350 TL’ye satılıyor. İyi bir okul çantası almak ise 700 TL ile 2 bin 500 TL arasında değişiyor. Okul çantaları ise en uygun fiyatlı haliyle bile 5 ile 7 bin TL arasında doluyor. Asgari ücretin 17 bin 2 TL olduğu yerde, iki çocuğun okula başlangıç masrafı 10 bin TL ile 14 bin TL arasında değişiyor. Bir asgari ücretli bunu nasıl karşılayacak?
Tişört, gömlek, ceket, etek, pantolon ve eşofman takımı almak zorunda olanlar için ise masraflar daha da büyüyor. 2023’te 2 bin TL olan forma masrafı bu yıl bir tişört, kazak, ceket ve pantolon alındığında en az 4 bin TL’yi buluyor. Yeni okula başlayacaklar için 14 bin TL bir bütçe gerekiyor. Bu ekonomik baskının olduğu ortamda, ailelerin yükünün hafifletilmesi gerekmektedir. Kırtasiye yardımları, burslar ve okul masraflarının karşılanması gibi önlemler alınmaya çalışılsa da ülkemizde AKP iktidarının sürüklediği yaşam şartları ile baş etmek artık imkansız hale gelmiştir.
“Veliler umutsuz, öğrenciler formasız”
Velilerimiz, umutsuz ve mutsuz, öğrencilerimiz ise çanta, forma, defter olmada en temel malzemelere erişemeyerek yeni eğitim öğretim yılına başlamaktadır. Ülkemizin geleceği olan çocuklarımızı eğitim öğretim hayatlarının ilk gününde dahi yoksulluğu düşünmeye iten bu halin artık sonu gelmelidir. Çocuklarımıza bir okul çantası bile alırken zorlanmak AKP iktidarının en büyük başarısızlığı ve ülkemizin geleceğine karşı işlenmiş bir ayıptır. Eğitimde fırsat eşitsizliği, yoksulluğun yaratacağı sosyolojik yıkım geleceğimizi ve nesillerimizi tehdit etmektedir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği (BTAYTD) tarafından Rodoplu’nun Gümülcine’ye bağlı Semetli köyündeki kabri başında düzenlenen anma törenine Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı ve Gümülcine Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif, Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği Başkanı Aydın Ahmet, BTAYTD Başkanı Hüseyin Baltacı, Rodoplu’nun eşi Ayşe Rodoplu, kızları Sevgi ve Sevda Rodoplu ile çok sayıda Batı Trakyalı Türk katıldı.
Konuşmasında İsmail Rodplu’nun dürüst biri olduğunu, saygıyla anıldığını belirten Müftü Şerif, kendisi gibi birçok kişinin hayatında da onun derin izler bıraktığını ifade etti.
Şerif, Sadık Ahmet ve Rodoplu ile birlikte aday oldukları dönemi ve yaşadıkları zorlukları hatırlattı. Şerif, Sadık Ahmet ile kendisinin adaylık başvurularının kabul edilmediğini fakat Rodoplu’nun bağımsız milletvekili olarak meclise girdiğini söyledi.
BTAYTD Başkanı Baltıcı konuşmasında, Rodoplu’nun ve arkadaşlarının Batı Trakya Türkleri için verdikleri hak mücadelesinin örnek alınması gerektiğini hatırlattı.
İsmail Rodoplu kimdir
1938 yılında Batı Trakya’da, Gümülcine şehrine bağlı Semetli köyünde doğan İsmail Rodoplu, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın karşılaştığı sorunları uluslararası platformlarda dile getirerek, Türklerin haklarını savunmada önemli rol oynadı.
1982 yılında Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği’nin kurucuları arasında yer alan Rodoplu, 1983-1992 yılları arasında derneğin başkanlığını yaptı. Bu süreçte, Batı Trakya Türklerinin eğitim haklarını savunmak ve toplumun haklarını korumak için çeşitli faaliyetlerde bulundu.
1977’de “Gerçek” adında bir gazete çıkararak, azınlık toplumunun sesi oldu ve özgürlük mücadelesini basın yoluyla da sürdürdü.
Rodoplu, Rodoplu, Batı Trakya Türk azınlığının siyasi hayatında dönüm noktası olan “bağımsız liste hareketi”nde de önemli bir rol oynadı. 5 Kasım 1989 genel seçimlerinde, bağımsız aday olarak katıldığı seçimleri kazanarak, 1990 yılına kadar Yunan Parlamentosu’nda milletvekilliği yaptı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hükümet konağının girişinde sepetler içinde mahkeme dosyalarının olduğunu belirten Sarı, bu durumun vatandaşların hukuksal işlemlerini sağlıklı bir şekilde yürütebilmelerini imkansız hale getirdiğini vurguladı.
Sarı yayınladığı videoda şöyle dedi; “Hükümet konağındayız, adalet sarayındayız. İkisi de aynı bina içerisinde vatandaşlarımıza hizmet vermeye çalışıyor. Şu anda adalet sarayının durumu içler acısı. Şu anda mahkeme dosyalarını hükümet konağının girişinde kapının ağzında klasörler halinde görüyorsunuz. İşte bilirkişi raporları, dava mahkeme dosyaları! Vatandaşların bugün burada hukuksal işlerini çözebilmeleri ne yazık ki mümkün değil” diye konuştu.
7 YILDIR BEKLENEN ADALET SARAYI İNŞAATI BAŞLAMADI
Erdek’in Balıkesir ve Türkiye’nin örnek alınacak bir turizm kenti olduğunu belirten Milletvekili Sarı, adalet sarayı yapılması için belediyenin arsa verdiğini, 7 yıl geçmesine rağmen bu arsaya adalet sarayı yapılmadığını vurguladı.
Sarı, sözlerine şöyle devam etti:
“Turizmin göz bebeği Türkiye örnek olan olabilecek olan bir ilçe bu hale bırakılmış vaziyette. Bu bölgenin buranın arsa tahsisleri yapılmış, belediye tarafından 7 yıl olmuş. Adalet Sarayı yapılsın ve arsa verilmiş. Hükümet konağı için satın alınmış ama bugün bakıyoruz iktidar yine tasarruf tedbirlerini bahane ederek ki bu bahane daha bir senedir kullandıkları bahane buraya yatırım yapmaktan aciz! 33 bine yakın vatandaş yaşıyor kışın. Yazın 400 bine yakın vatandaş. Buradan hizmet almaya çalışıyor ama velakin bugün AKP iktidarı vatandaşa hizmet etme sevdasından kopmuş durumda.
“BİR SALONDA 5 HAKİM, 7 SAVCI HİZMET ETMEYE ÇALIŞIYOR”
Şuradaki dava dosyaların durumu içler acısı. Mahkeme salonu bir tane bu kadar vatandaşa bir salonda 5 hakim, 7 savcı hizmet etmeye çalışıyor. Vatandaşlar üst üste alt alta haklarını aramaya çalışıyor. Mahkeme dosyaları burada sepetlerin içerisinde klasörlerde… Burada nasıl bir hukuksal mücadele verilebilir, nasıl toplumsal hizmet verilebilir? Hükümet de burada adalet de burada ne yazık ki bu içler acısı tablonun acilen düzelmesi gerekiyor.”
ADALET BAKANI’NA ÇAĞRI: ÇÖZÜME DAVET EDİYORUM
CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a çağrıda bulunarak, “Buraya bir Adalet Sarayı yapılmak zorunda. Burası turizm kenti. Vatandaşlarımızın huzur içerisinde yaşaması gereken bir kent ama velakin artık iktidar, hukuktan, adaletten koptuğu için ne yazık ki adalet saraylarını da unutmuş durumda. Acilen buraya çözüme davet ediyorum. Erdek’in, ihtiyacı olan bu arsası tahsis edilmiş olan 7 yıldır beklenen yatırımı artık bekletmeyin. Buradaki vatandaşlarımıza sağlıklı bir hukuk hizmeti alacağı savcılarımızın, hakimlerimizin, avukatlarımızın sağlıklı bir şekilde mahkeme ortamında çalışabilme alanı yaratmak zorundasınız. Eğer bunu yapamıyorsanız size görevi bırakmaya davet ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TBMM Genel Kurulu, muhalefetin çağrısı üzerine AYM’nin Can Atalay ile ilgili kararını görüşmek üzere olağanüstü toplandı. Genel görüşmeye geçilmeden önce yapılan ön görüşmelerde önerge sahibi CHP adına Grup Başkanvekili ve MersinMilletvekili Başarır konuştu. Başarır şunları kaydetti:
“Can Atalay ile ilgili milletvekili olduğuna dair üç tane AYM kararı var. Bireysel başvuruyla ilgili birinci imzacısı kim? Sayın Recep Tayyip Erdoğan. Diğeri kim? Burada, Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin Yargıtay kararını okuyan Bekir Bozdağ ve Elitaş. İsimlere baktığım zaman yıldızlar topluluğu gibi. Gerekçede ne diyor, sizin gerekçeniz, benim gerekçem değil. ‘Türkiye’de bireysel başvurunun kabul edilmesi bir yandan bireylerin sahip oldukları temel hak ve özgürlüklerin daha iyi korunmasını sağlayacak, öte yandan kamu organlarının Anayasa ve kanunlara daha uygun davranmasını sağlayacak.’ Sizin getirdiğiniz gerekçede bu var.
AYM üç kez bu kararı vermiş ve maalesef ki ‘yok hükmünde’ diyorsunuz. Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaş, diyor ki, ‘Can Atalay ile ilgili kesin hüküm var’ diyor, ‘Hükümlü’ diyor. Ciddi mi bunu söylediğinde? Kendisi de bir avukat. Can Atalay ile ilgili Yargıtay’ın kararı 28 Eylül’de kesinleşti. Peki Can Atalay ne zaman seçildi? 14 Mayıs’ta seçildi. Anayasa 83 bağlamında Can Atalay’ın dokunulmazlığı yok mu? Bu Meclis üç milletvekili için de aynı pratiği yaşamadı mı?
“Bu anayasal krizi nasıl çözeceğiz?”
Maalesef ki önümüzde büyük bir kriz var. Bu Meclis, 27 ve 28’inci dönemde üç tane arkadaşımızın milletvekilliğini düşürdü. İkisi dönebildi, bir tanesi dönemedi. Şimdi bu anayasal krizi nasıl çözeceğiz? Diyorsunuz ki, ‘Ben karar vermedim dedi AYM’. AYM öyle demiyor. ‘Hukuken var olmayan bir işlemle ilgili yani Meclis Başkanı’nın okuduğu Yargıtay’ın kararıyla ilgili ben ne yapacağım, Meclis kör mü, sağır mı’ diyor. ‘Bu kadar net açık bir karar verdim’ diyor.
“Sayın Başkan, bu ayıba son verin”
Burada bir karar vereceksiniz. ya 600 tane milletvekilinin, bu parlamentonun itibarını koruyacaksınız ya da var ya ceza dairesine ayar verip ‘AYM’yi kapatsın’ diyen küçük ortağınız MHP, bugün yok, MHP yok, oradaki 50 milletvekilinin desteği için Meclis’in itibarını ayaklar altına alacaksınız. Vereceğiniz kararla parlamentonun onurunu, anayasal zeminde duruşunu korumak zorundasınız. Bu hukuk hepimize lazım. Yarın muhalefette olacaksınız. Dünyada, Türkiye’de hiç kimse ömür boyu iktidarda kalmadı. Yarın belki bir milletvekili arkadaşınızın başına bu olay gelecek. Ne yapacacaksınız? Biz Anayasa’ya bakacağız, Anayasa 83’e bakacağız. AYM kararlarına, hukukun üstünlüğüne bakacağız. Ama üzülerek söylüyorum ki AKP Grup Başkanı Anayasa’dan, AYM kararlarından başka her şeyi, her şeyi kullandı. Şimdi, Meclis Başkanımız burada, ilk kararı, o ucube kararı okuyan Meclis Başkan Vekili Bekir Bozdağ yok. Sayın Başkan, gelin bu ayıba son verin; seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay’ın milletvekili haklarını teslim edin.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DEM Parti Kadın Meclisleri, TBMM’de yaşanan kavgaya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, şu görüşlere yer verildi:
“AKP- MHP erkek egemen iktidarı, uyguladığı savaş ve şiddet politikalarını bir kez daha Mecliste göstermiştir. Can Atalay kararına ilişkin muhalefetin çağrısı üzerine olağanüstü toplanan Meclis Genel Kurulu’nda, siyasi iktidarın vekilleri tarafından bir kez daha erkeklik gösterisi yapılmıştır.
Siyaseten yenemediğini şiddet ve zorbalıkla bastırmayı bir politika haline getiren iktidar, bir kez daha muhalefetin, kadınların sesini kısmaya dönük bastırma siyasetini devreye koymuştur. Yaşanan saldırıda Grup Başkanvekilimiz Gülistan Kılıç Koçyiğit faşist iktidarın vekilleri tarafından şiddetin hedefi olmuştur.
Bu saldırı, kadına yönelik şiddet ve katliamların artışı karşısında politika üretmeyen, her defasında kadınların kazanılmış haklarına saldıran AKP-MHP iktidarının kadın düşmanı politikalarının göstergesidir.
Gülistan Kılıç Koçyiğit, yoldaşımıza yapılan saldırı kadın iradesine, rengine, duruşuna, siyasetine ve mücadelesine yapılmış bir saldırıdır.
Baskı, zor aygıtları ile hukuksuzlukların, kadına yönelik şiddetin, irade gaspının meşrulaştırılmasına izin vermeyeceğiz. Evde, sokakta, Mecliste bulunduğumuz her yerde erkek-devlet şiddetini kabul etmiyoruz, mücadelemizi yükseltiyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, ilaç ve eczacılık sektörünün sorunlarını, yıllarca eczacı olarak giydiğini söylediği beyaz önlüğüyle anlattı.
14 Mayıs Eczacılık Günü’nü kutlayan Gezmiş, Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında hayata geçen politikaların eczacıları da hastaları da çaresizliğe sürüklediğini söyledi. Ateş düşürücü çocuk şurubunun bile yarısını artık devletin ödemediğini anlatan Gezmiş, koruyucu sağlık ödeneğinin yetersiz olduğunu dile getirdi.
GENEL KURULDA “GÜRÜLTÜ” KAVGASI
TBMM Başkanvekili Önder, Gezmiş’in konuşması sırasında Genel Kurul salonunda oluşan gürültü üzerine, söz almak isteyenlerin listesini yenilemek üzere toplanan AKP’li milletvekillerini uyardı.
Önder, sisteme giriş yaparak söz isteyen milletvekillerinin bu taleplerini iptal ettiğini açıkladı ve sisteme tekrar giriş yapılmasını istedi.
AKP İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi, CHP’li Gezmiş’in konuşmasını tamamlamasının ardından Önder’in yanına giderek “Sizin yaptığınız keyfiyet oldu” dedi ve bu duruma itiraz etti. Bunun üzerine ikili arasında tartışma yaşandı.
Önder, Çelebi’ye “Elini sallama bana. Kime parmak sallıyorsun?” diyerek görüşmelere ara verdi.
Görüşmelere verilen arada da DEM Parti ve AKP milletvekilleri arasında kısa süreli “parmak sallama” tartışması yaşandı.

“38 KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET; AFFEDERSİNİZ BORU DEĞİL”
Aranın ardından Meclis Başkanvekili Önder, İçtüzüğe göre birinci görevinin Genel Kurul’un sükunetini ve konuşma zemininin kaybolmamasını sağlamak olduğunu belirterek, Genel Kurul’un akışını bozmadan ilk 20 konuşmadan sonra iktidar-muhalefet ayırt etmeden söz söyleme hakkını en geniş şekilde kullandırmaya çalıştığını söyledi.
İki gün önce 67 milletvekilinin söz aldığını ve bunun 67 dakika sürdüğünü anlatan Önder, bunun bir süre uzatma olmadığını vurguladı. Önder, “Bazen bir saat arkadaşlarımıza tek tek söz vermek; Meclis’te 2-3 saat tasarruf etmek anlamına da geliyor.” dedi. Meclis Başkanvekili Önder, konuşmasını şöyle sürdürdü:
*Bir arkadaşımız, bir sayın milletvekili parmak salladı. Açılışta hiç bahsetmeden girdim; şu anda 38 kez ağırlaştırılmış müebbet istemiyle yargılanıyorum. Hakkımızdaki ferman yarım saat, bir saat içinde açıklanmış olacak.
*38 kez ağırlaştırılmış müebbet; affedersiniz boru değil. Hele bugünkü ortamda; ‘Bir şey olur olmaz, buradan adalet çıkar çıkmaz’ diyecek bir tane vekil varsa ikincisi de ben olayım.
*Buna rağmen kendi sorumluluğumuzu müdrik geliyoruz, burada bu işi suhuletle yürütmeye çalışıyoruz. Bu sayın milletvekilinin bilmesi gereken şu ki ben parmak sallanacak bir insan değilim.
*38 kez, bu parmak değil bir gürz olarak başımda sallanırken gelip burada görev ve sorumluluğu yerine getirmeye çalışıyorum; bana sökmez. Ama bütün arkadaşlarımızın hepsinin hukukunu korumak, gözetmek benim tüm kişisel görüşlerimden ve hassasiyetlerimden daha önde gelir. Eğer varsa bir arkadaş ‘Şurada şöyle bir buğuz ile davrandın’ diyecekse boynum kıldan incedir. Onun için herkesi tertipli olmaya davet ediyorum.
SAYGI GÖSTERİLMESİNİ İSTEDİ
Konuşma yapan hatibe saygı gösterilmesini isteyen Önder, “Bunu söylemek istemezdim ama Genel Kurul’u yönetirken beyne pıhtı attı benim. Gittik, her şer bir hayra gebedir; pankreasta tümör çıktı. Gittik, beyne pıhtı atmasıyla beraber aort anevrizması yaşadık. Ağır da bir tedavi görüyorum. Ona rağmen ben bu kadar tahammüllü, bu kadar saygılı ve bu kadar zarafetle yürütmeye çalışırken bu hoyratlık kabul edebileceğim bir şey değil. Acaba zarafetimizi, nezaketimizi, edebimizi başka bir şey olarak mı yorumluyorlar duygusuna kapılıyorum. İncindiğim bir şey.” sözlerini sarf etti.
Muhalefetten de milletvekillerinin gelerek kendisini “demokrasi dışı” davranmakla suçladığını anlatan Önder, bundan sonra 20 kişiden başka hiçbir milletvekiline söz vermeyeceğini kaydetti.
Önder, kendisine yönelik “saygısızlıkla” alakalı bir şey yapmayacağını, onu bile “ifade özgürlüğü” kapsamında değerlendirdiğini aktardı.
MHP Çankırı Milletvekili Pelin Yılık, “Engelliler Haftası”, Yeniden Refah Partisi Konya Milletvekili Ali Yüksel ise “emekli maaşları” hakkında konuştu.
“ATALARIMIZIN BİZE BIRAKTIĞI EN DEĞERLİ MİRAS…”
AKP İstanbul Milletvekili Halit Yerebakan da yerinden söz alarak, 16 Mayıs’ın “Barış için Birlikte Yaşama Günü” olduğuna işaret etti. Yerebakan, tarih boyunca Anadolu topraklarının medeniyetlerin kucaklaştığı, kültürlerin örüldüğü bir mozaiğe dönüştüğünü söyledi.
Yerebakan, “Çanakkale’de omuz omuza savaşan dedelerimizin, Kurtuluş Savaşı’nda bir araya gelip yedi düvele karşı koymuş atalarımızın bize bıraktığı en değerli miras birlik içinde yaşama iradesidir.” diye konuştu.
Son yıllarda dünya genelinde artan ayrışma eğilimlerinin toplumsal dokuyu tehdit ettiğine dikkati çeken Yerebakan, “Yüzyıllardır süregelen hoşgörü ve kardeşlik geleneğimizin gölgesinde bu ayrıştırıcı zihniyetle mücadele etmek hepimizin ortak sorumluluğundadır. Artık ayrışmanın değil, birleşmenin peşinde koşmalıyız. İşte bu yüzden toplumsal uzlaşı ve barışı teşvik edecek politikaları geliştirmek her birimizin önemli görevidir. Birlikte yaşamanın, birlikte başarmanın ve huzurlu bir gelecek kurmanın liderleri olalım. Unutmayalım ki biz birlikte güçlüyüz.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>
“İNSANLARIN EMEKLERİNİ ÇALIYORSUNUZ”
Önergenin gerekçesini açıklayan CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, şunları söyledi:
*Büyük Atatük, ‘Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir’ demiştir. Cumhuriyet’in sağladığı olanaklarla Bartın ilinin Ulus ilçesi Ulukaya köyünde doğan, babası emekli öğretmen, annesi ev hanımı olan Sayın Adalet Bakanı, Cumhuriyet’in sağladığı bu ortamdan yararlanarak her Türk vatandaşına sağlanan olanaklardan yararlanarak bugün o koltuğa oturmuştur ancak Cumhuriyet’in sağladığı bu olanakları her Türk vatandaşına eşit oranda sağlamaktan geri kalmıştır.
*Sayın Adalet Bakanı’ndan adalet beklemeyi bıraktık, adalet mensuplarına bile adaletsiz davranmaktadır. Türkiye’nin her tarafından yüzlerce, binlerce Adalet Bakanlığı mensuplarının feryatları bugün her yerde inlemektedir.
*Bize ulaşan Adalet Bakanlığı mensupları Bakanlığın yaptığı meslekte yükselme sınavında haksızlığa uğradıklarını beyan etmektedirler. Elimizde sayısız örnek var. 94 almış, 88 almış sınavda başarılı olmuş ancak mülakatta elenmişler. O ilde birinci olanlar mülakatta elenmiş, o ilde sonuncu olanlar yükseltilmiş, müdür yapılmış.
*Aynı sorun Emniyet mensuplarında da var. Bu haksızlıkları yapmaktan bir türlü vazgeçmiyorsunuz. Sizin ne vicdanınız ne insafınız var. Türkiye’nin cumhuriyet kazanımlarını sattığınız yetmiyormuş gibi şimdi de insanların emeklerini çalıyorsunuz.
*Bu insanlar ailelerini geleceği için sabahlara kadar çalışmışlar. ‘İntiharın eşiğindeyiz’ diyor. Ben gazi babama bakmak için sabahlara kadar hem ona baktım hem çalıştım’ diyor. Almış olduğu 94 puana rağmen atanamadı, il sonuncusu atandı. Yenileceksiniz, sonunuz geliyor. Bu kibirden vazgeçin.
“ÜLKEMİZİN EN BÜYÜK SORUNU ADALETTİR”
Saadet Partisi Grubu adına söz alan Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan ise şunları söyledi:
“Elbette bir ülkenin temeli adalettir. Ne hazindir ki ülkemizin de en büyük sorunu adalettir. Bugün KHK’lıların mağdur kaldığı durumları, eşlerin birbirinden yüzlerce, binlerce kilometre uzakta hapis yatırılarak mağdur edilmek istendiği bir dönemi ve AİHM’in pek çok kararına rağmen diretmenin hukuksuzluğunu izah etmek mümkün değil. İtibar saraylarda, uçaklarda, yüksek adliye binalarında aranıyor olsaydı belki bugün ülkemiz adil sayılırdı ama adalet hukukla, hukukun üstünlüğüyle hele ki kamunun vatandaşlar arasından ayrım gözetmeksizin baba rolünde kucaklayıcı bir tavrı ile mümkün olur. Adalet Bakanlığı kendi personeline, kendi çalışlarına bile bu hukuksuzluğu yaşattığını net bir şekilde göstermiştir.”
“MÜLAKATI MÜLAKAT GİBİ YAPACAĞIZ’ DİYEREK İTİRAF ETTİLER”
İYİ Parti adına konuşan Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu şu ifadeleri kullandı:
“Ben Bursa’da yıllarca eğitim sendikacılığı yaptım en son Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Sayın Cumhurbaşkanı’nın ‘mülakatları kaldıracağız’ vaadinin üzerinde neredeyse bir yıl geçecek olmasına rağmen ne dedi, ‘artık mülakatları mülakat gibi yapacağız’ dedi. Bu bir itiraftı. Bu geçmişte yapılan bütün mülakatların kul hakkına girdiğinin adaletsiz olduğunu, liyakatsizlerin torpillilerin atandığı ve kamuda kadrolaşmanın, tarikatlara cemaatlere verilen ayrıcalığın da bir göstergesiydi.”
“OHAL SON BULDU, MÜLAKAT SÜRÜYOR”
DEM Parti Batman Milletvekili Zeynep Oduncu ise şunları söyledi:
“Batman İl binamıza bir polis baskını olduğu bilgisini aldık şu an. Polislerin elinde parti binasına dair herhangi bir arama kararı olmadığı halde hukuksuz bir şekilde il binamızın içine girerek bina aranmış, il eş başkanlarımız ve avukatlar olmadan il binamızı aramaya başlamışlardır. Gelen görüntülere de baktığımızda tamamen bir talan, tamamen bir usulsüzlük uygulaması ile karşı karşıya kalınmıştır. Yapılan arama değil resmen zorbalıktır. Şunu unutmayın biz bu Meclis’in üçüncü büyük partisiyiz. CHP’nin önergesine gelecek olursak bugün yine bir hırsızlıktan, emek hırsızlığından bahsediyoruz. Mülakat adı altında kamuda liyakatten ziyade sadakati esas alan bir göreve getirme şeklinden bahsediyoruz. Biliyoruz ki mülakat sistemi 15 Temmuz’un ardından getirildi. OHAL güya son buldu ama onunla gelen mülakat sistemi devam ediyor.”
“NEPOTİZMİN KRALI CHP’DE”
AKP Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ise eleştirilere şu yanıtı verdi:
“Adalet Bakanlığı Görevde Yükselme ve Ünvan Değişikliği Sınavı’nda başarılı olan 2 bin 35 kişi mülakata girmeye hak kazanmıştır. Yazılı sınav sonucu başvurduğu ilde birinci olan 275 adaydan büyük bir kısmı sınavda başarılı olmuştur. Yine mülakat yapılmadan puan sıralamasına göre alım sırasına göre başarılı olabileceklerin de büyük kısmı mülakatta başarılı olmuştur. Başarısız olan adayların görev yaptığı birimin kriterlerine göre esas alınarak 100 tam puan üzerinden değerlendirme yapılmıştır. Mülakatla ilgili değerlendirmeyi CHP Grubu istediği için hatırlatmak isterim ki son günlerde belediyelerde yapılan atamaların nasıl yapıldığı ortada. CHP’nin kazandığı belediyelerde yapılan atamaların tamamı ortada. Nepotizmin kralı CHP’de.”
]]>



Akşener, esnaf ziyareti programında basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Akşener, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Biz Ahmet Akın’ı aday yaptık ve İYİ Parti’nin bu jesti yapmasını açıkça bekledik. Ben hala bekliyorum. Bu jesti İYİ Partili yöneticilerden görmüyorsak da Balıkesir’deki İYİ Partililerden göreceğimizi ümit ediyoruz” açıklamasının sorulması üzerine şunları söyledi:
– “Sonuçta biz başaramadık, ittifak siyasetiyle öyle ya da böyle başaramadık. İYİ Parti olarak tek başımıza hür, müstakil seçim girmeye karar verdik. O günden beri inanılmaz bir çirkinlikle karşı karşıya kalıyoruz.
“BÖYLESİ ÇİRKİNLİĞE İLK DEFA RASTLIYORUM”
– Bugün bir ilginç bir fotoğraf gördüm. Bizim Gölbaşı Belediye Meclis üyelerimizden 2. sırada bulanan arkadaşımız hem Mansur Bey’in hem CHP’ye bizim il başkanlığımızı yapıp sonra genel müdür olan Mesut Özarlsan arkadaşımızın, onun seçim bürosunda bir fotoğrafını gösterdi arkadaşlar halen bizim listemizden aday. Bu güzel bir şey değil. Bu siyasetçiye olan inancın, saygının ortadan kalktığı bir çirkin tavırdır. O listede yer alıp, istifa etmeyip fotoğraf vermek ve buna da müsaade etmek hem büyükşehir belediye başkanının hem de o ilçenin adayının buna müsaade etmesi, bunu fotoğraf olarak paylaşması, 30 yıldır aktif politika yapıyorum, DYP-ANAP kavgasını yaşamış bir insanım, 1980 öncesinde sağ sol kavgasını yaşamış bir insanım. Ben böylesine bir çirkinliğe ilk defa rastlıyorum.
“BEN CHP’NİN BU JEST İSTEME İŞLERİNDEN BIKTIM USANDIM”
– Ben CHP’nin bu jest isteme işlerinden bıktım usandım, midem bulanıyor artık. Bu netlikte söyleyeyim çünkü bir 15 milletvekili ve biz o arkadaşlarımızı zora düşürecek hiçbir şey yapmadık. Teşekkür ede ede gezdik, bir vefa sistemi içinde gezdik. En ufak incitici bir cümlemiz olmadı o15 arkadaşımıza ve Kılıçdaroğlu’na, o dönemin CHP yöneticilerine en ufak incitici sözümüz olmadı ama o kadar enteresan ki, dön baba dönelim, 15 milletvekili… Ömer Seyfettin’in bir diyet hikayesi vardır. Biz 15 milletvekiliyle seçime girdik ve bir grup kurduğumuz andan itibaren AK Parti tek başına hükümet olmayı kaybetti. O günden beri AK Parti’nin anayasayı değiştirecek gücü olacaktı. Biz olmadığımız zaman. Biz bunların teşekkürünü almadık. Başımıza vurula vurula bir çekiç gibi geziyoruz.
“BALIKESİR BİZE BIRAKILDIĞINDA ANTALYA’YI DA CHP’YE BIRAKTIK”
– Genel başkanların biraz daha dikkatli bir dil kullanmasında fayda var diye düşünüyorum. Bir yanlışlık daha yapılıyor, onu da manidar buluyorum. Covidden kafalar mı gitti, ondan da emin değilim. İsmail Ok doğrudur belediye başkan adayı oldu, seçilemedi. Dokuz bin 900 oyla seçilemedi. O dönemde yapılan karşılıklı didişmeyle seçilemedi. Seçimi kaybettikten sonra hepimize sinir oldu, ondan sonra da AK Parti’ye milletvekili olarak geçti. ‘Belediye Başkanı oldu, AK Parti’ye gitti deniliyor’, bu kocaman bir yalan. Ben Sayın Ahmet Akın’a karşı bir zarif cümle kurdum, fi tarihinde. Çünkü Ok gidince, Akın ‘Ben artık İYİ Parti’nin de milletvekiliyim Balıkesir’de’ diye beyanat verdi. Ben de ‘Çok teşekkür ediyorum, beni borçlandırdın’ dedim. Ama Balıkesir bize bırakıldığında Antalya’yı da CHP’ye bıraktık. Döndür baba döndür. Demek ki bilgileri yok arkadaşların bu konuda, şimdi ben hatırlatmış olayım. Bundan sonra teşekkür etme eylemlerime, jest yapma, zarif davranma konularında aşırı dikkat edeceğimi söyleyebilirim.”
]]>“1 MART TEZKERESİNİN GÖRÜŞÜLDÜĞÜ KAPALI OTURUMUN TUTANAKLARINI YAYINLAYIN”
1 Mart tezkeresinin TBMM’de reddedilme süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Günaydın, şunları söyledi:
* “CHP’nin oyları bu tezkereyi reddettirmek için yeterli değildi. Peki kimler bu tezkerenin geçmesi için özel bir gayret içerisindeydi? Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül öyleydi. AKP içerisinde bazı milletvekillerinin bizimle beraber hayır oyu kullanması gerekiyordu ki bu tezkere geçmesin. Bursa Milletvekili ve AKP Genel Başkanı Ertuğrul Yalçınbayır, hayır dedi. Zeki Ergezen’e, Bayındırlık Bakanı’yken hayır demişti, selam olsun.
* Mehmet Aydın, AKP’nin bakanıyken hayır demişti, selam olsun. Bir daha bu insanlar bırakın bakan edilmeyi, milletvekili dahi yapılmadılar. Suçları neydi? Amerika’nın çıkarına AKP ile iş birliği yapmamak ve evet dememek. Birisi Recep Tayyip Erdoğan’ı anti-emperyalist, anti-Amerikancı olarak tanımlarsa 1 Mart 2003 tarihine geri dönsün. Aradan 21 yıl geçti, o gün bir kapalı oturum yapıldı. Bu kapalı oturumun tutanakları neden yayınlanmıyor hala? Yayınlayın, kim ne söz söylemiş hep beraber görelim. AKP’nin karşı çıkışıyla bu tutanaklar açıklanmıyor. Açıkladığı gün bugün hamaset yapanların aslında emperyalist çıkarlara hizmet etme konusunda ne kadar tereddütsüz olduklarını göreceğiz.”
“AYM’NİN İPTAL ETTİĞİ CBK’LARI DA BİR GECE YARISI MECLİS’TEN GEÇİRMEYE ÇALIŞACAKLAR”
Anayasa Mahkemesi’nin 27-28 Şubat’ta Resmi Gazete’de yayımlanan bazı Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine (CBK) yönelik iptal kararlarına ilişkin de konuşan Günaydın, sözlerine şöyle devam etti:
* “Türkiye’nin ilk ve en önemli CBK’sına karşı CHP AYM’ye gidiyor, AYM bunu 5,5 yıl inceliyor, sonra da Anayasa’ya aykırı olduğunu fark ediyor ve iptal kararını veriyor. Ne kadar sonra Resmi Gazete’de yayınlanıyor biliyor musunuz AYM kararı, tam 4 ay sonra; 27 Şubat 2024 tarihinde. Bunun neresini makul, hukuka uygun değerlendireyim? Bu karar yayınlandığı tarihten 9 ay sonra yürürlüğe girer diyor, bu 9 ay aslında idarenin yeni bir düzenleme yapması için kendisine tanınan süredir.
* Şöyle bir işlevi vardır, Anayasa’ya aykırı olan bu hükümlerin tamamını 9 ay boyunca tepe tepe kullanma hakkına ve yetkisine sahipsin. Bir hukuk devletinde bu iptalden sonra TBMM’nin derhal bunlara yönelik vaziyet alarak AYM kararına uygun bir düzenleme yapması lazım. Bugün görüşülmekte olan yargı paketinde gördüğümüz gibi onu da noktasına, virgülüne dokunmadan bir gece yarısı Meclis’ten geçirmeye çalışacaklar. Bunun adı da hukuk olacak.”
“MECLİS’İ ÇALIŞTIRMAMAYA YÖNELİK ÇABANIZ BİZİM DUVARLARIMIZA VURACAKTIR VE GERİ DÖNECEKTİR”
2 gündür TBMM Genel Kurulu’nda yapılan yargı paketi görüşmelerine dair süreci de aktaran Günaydın, şunları dile getirdi:
* “Bunu bir dayatma ile yapmaya çalıştıkları için biz de Meclis’te İçtüzük’ten kaynaklanan haklarımızı kullanıyoruz. Bununla herkesi terörist olarak yaftalamak haklarını ellerinde tutuyorlar. AYM’nin iptal kararına karşın virgülüne dokunmadan aynı düzenlemeyi yasa konusu yapmaya çalışıyorlar. TMSF’nin kayyum olarak atadıklarına idari, mali, hukuki özerklik kazandırmak istiyorlar. Emeklilere yönelik de 3 bin lira gibi acınaklı bir ikramiye düzenlemesini getirmeye gayret ediyorlar.
* CHP olarak biz burada milletvekili arkadaşlarımızla büyük bir kararlılıkla duruyoruz. CHP’nin 25 milletvekili buradadır, geriye kalan milletvekillerinin tamamı sahada vatandaşlarımızın dertlerini çözmek için gayret etmektedir. AKP’nin de 200 milletvekili Meclis’te çakılı durumdadır. Kulise sandalyeler koydular oturdular. Odalarına gidiyorlar, yoklama istiyoruz yoklamaya zamanında yetişmiyorlar. Bu hem gayriciddi hem de zavallı bir durumdur. TBMM’nin onurunu hiç kimseye çiğnetmeyeceğiz. Meclis’i çalıştırmamaya yönelik çabanız bizim duvarlarımıza vuracaktır ve geri dönecektir.”
“EMEKLİYE PARAN YOKSA ANAGOLD’UN 7.2 MİLYON DOLARLIK VERGİ BORCUNU NİYE SİLDİN?”
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Günaydın, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin emekli maaşlarına yönelik açıklamasına ilişkin soruya şu yanıtı verdi:
* “Biz bu filmi daha evvel görmemiş miydik? Bu iyi polis kötü polis oyununu bu memleket çok açık olarak gördü. Erdoğan’ın itiraf ettiği birkaç şey var; 21 yıl sonra Hazine’nin tam takır olduğunu ve emeklisine insan onuruna yakışır maaş veremeyeceğini ifade ediyor. Çok tehlikeli, sınıfları, kesimleri, insanları birbirine düşürecek açıklama yapıyor. Diyor ki emekliye, ‘Sana para verirsem, memurun maaşından kesmek zorunda kalacağım’. Bir süre polis diyecek ki benim maaşımdan kesme emekliye verme. Bir emekli protesto yürüyüşünde polisin tutumu buna göre şekillenecek… Bana gözleri dolarak anlatıyor adam. Bir ekmek arası döneri yemeyeli yıllar oldu diyor.
* Bir ekmek arası döner hasretiyle yaşayan emekliden bahsediyoruz ve ona Cumhurbaşkanı çıkmış üst perdeden sana bu maaşı artırama param yok diyor. Senin paran yoksa Anagold’un 7.2 milyon dolarlık vergi borcunu niye sildin? Kur korumalı mevduata bu memleket 800 milyar lira gömdü. Zenginin parasını büyütmesi için 800 milyar lirayı, Merkez Bankası’ndan ve Hazine’den veriyoruz. Ama emeklinin maaşına zam gerekince ‘Bunu yapmamız mümkün değil. Ancak polis maaşından kesmemiz lazım’ diyorsunuz. Bu acınaklı bir tutumdur, Türkiye’de vatandaş bunu değerlendiriyor, 31 Mart’a 30 gün var.”
“3 TANE PLAKAM VAR, BUNLARI TAHSİS ETMEK HAKKIM VAR”
Günaydın, AKP Ankara Milletvekili Osman Gökçek’in, İBB’nin aracını sekreterine kullandırdığı iddiasına ilişkin soruya da “Bu Osman Gökçek’in iftirasıdır bu. İBB’nin aracını almışım, sekreterime kullandırıyormuşum. Gerçek ne; sekreterim dediği kişi Kadriye Kasapoğlu, İBB’nin Özel Kalem Müdürü. Benim sekreterim yok birincisi yalan. İkincisi, İBB’nin aracını ben kullanıyormuşum ve ben aracı ona tahsis etmişim. Araç, İBB’nin aracı, konunun benimle alakası yok. Benden ricaları nedir? Konvoyda Ekrem Bey’i takip ederken özel kalem müdürü, sürekli trafik cezaları yiyor ve bunları ödemek zorunda kalıyorlar. Plaka korumalarınızdan bir tanesini verebilir misiniz dediler. Ben plaka korumamı arsıza, hırsıza, mafya liderine vermemişim. Benden bunu rica eden uzun zamandandır tanıdığım İBB’nin Özel Kalem Müdürü’ne tahsis etmişim. 3 tane plakam var, bunları tahsis etmek hakkım var. Bunu benimle bağlantılandıranlar ABB’nin aracını, ABB Başkanlığı’nı kaybettikten sonra utanmadan yıllarca kullananlardır, ABB lojmanını utanmadan yıllarca işgal edenlerdir. Ankara’yı parsel parsel satanlardır” cevabını verdi.
]]>Oturumda söz alan farklı ülkelerden birçok milletvekili, AB’nin Gazze’de yaşananlar karşısındaki tutumunu sert dille eleştirdi.
İsveçli milletvekili Abir al-Sahlani, kürsüye çıktığında konuşmak yerine, kırmızıya boyadığı elini kaldırıp, diğer eliyle ağzını kapatarak eylem yaptı.
Parlamento başkanının müdahalesi üzerine al-Sahlani, “Sayın Başkan, Gazze’de olanları anlatacak söz kalmadı.” dedi.
Al-Sahlani, şöyle devam etti:
“İsrail ihlal edebileceği her kuralı ihlal etti. Başvuracağımız başka bir merci kalmadı. İkiyüzlülük aşikar. İnsan haklarının rengi var. Renginiz koyulaştıkça, haklarınız azalıyor.”
“GAZZE’DE İNSANLAR ÖLÜYOR”
Fransız milletvekili Manon Aubry de “Burada konuştuğumuz sırada 1,5 milyon insan, biz hiçbir şey yapmazsak Refah’ta öleceklerini biliyor.” dedi.
İsrail’in yeni bir katliama hazırlandığını belirten Aubry, “İnsanlar ölüyor çünkü İsrail’e binlerce Filistinliyi öldürmesi için askeri malzeme sağlıyoruz. AB buna göz yummayı seçtiği ve bir nebze kar uğruna İsrail’le ortaklık anlaşmasını yenilemeyi tercih ettiği için ölüyorlar. AB, UAD kararını ve İsrail’e karşı soykırımı durdurmak için belirlediği tedbirleri uygulayamadığı için ölüyorlar. Gazze’de insanlar burada bazıları ellerini kana bulamayı seçtiği için ölüyor.” diye konuştu.
“SOYKIRIM, İŞGAL VE ETNİK TEMİZLİK”
İspanyol milletvekili Miguel Urban Crespo ise Gazze’de olanlarla ilgili, “Soykırım, işgal ve etnik temizlik. İsrail, Avrupalı hükümetlerin suç ortaklığıyla yeni bir ‘Nakba’ düzenliyor.” ifadelerini kullandı.
Crespo, dün Refah sınır kapısında incelemelerde bulunduğunu belirterek, “Sadece birkaç metre ötede bölgeyi dolduran insanlar vardı. Günde 600 kamyonun geçmesine ihtiyaç varken, sadece beşinin geçmesine izin veriliyor. İsrail açlığı, bir savaş silahı olarak kullanıyor.” değerlendirmesini yaptı.
Lenarcic’e seslenen Crespo, “Bu suç ortaklığına bir son vermeliyiz. Bu barbarca eylemlere son vermek için özel adımlar atmalıyız. Silah ambargosu uygulamamız ve İsrail ile ortaklık anlaşmasını askıya almamız gerekiyor. Biz ne bekliyoruz? Bu soykırımın daha da ilerlemesini mi istiyorsunuz?” sorularını yöneltti.
“FİLİSTİNLİLER İÇİN KESİN OLAN TEK ŞEY ÖLÜM”
Portekizli milletvekili İsabel Santos da “Yorulduk. Gazze’deki durumu anlatacak kelimemiz yok.” dedi.
Güvenli yerin kalmadığını, yardımların ulaşmadığını vurgulayan Santos, “Filistinliler için kesin olan tek şey ölüm.” ifadesini kullandı.
Santos, “İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü zulme ve UAD’nin tavsiyelerinin çiğnenmesine tahammül edemeyiz. AB ile İsrail arasındaki ortaklık anlaşmasını askıya alma olasılığını ciddi şekilde düşünmemiz gerekiyor.” tespitini yaptı.
“BU SAVAŞ SUÇUDUR”
Danimarkalı milletvekili Nikolaj Villumsen de Gazze’de çocukların açlıktan öldüğünü, kadınların anestezisiz sezaryen ameliyatına alındığını, okullar ve sivil kurumların bombalandığını anlatarak, “Bu toplu cezalandırmadır ve savaş suçudur.” dedi.
Villumsen, “Şimdi harekete geçmezsek tarih bizi yargılayacak. İsrail’e silah ihracatını durdurmak için harekete geçmeliyiz. İsrail ile Ortaklık Anlaşmasını askıya almalı, İsrailli yerleşimcilerin ürünlerini boykot etmeliyiz.” diye konuştu.
“EMPATİ VE İNSANLIĞIMIZI MI KAYBETTİK?”
Belçikalı milletvekili Marie Arena, “UAD, Gazze’yi korumak için önlemler alıyor ama İsrail sadece dalga geçiyor.” dedi.
Arena, “Soykırım riskinden bahsederken bile İsrail herkesin gözü önünde uluslararası hukuku ihlal ediyor.” ifadesini kullanarak, şunları kaydetti:
“AB sadece izliyor. Daha da kötüsü, bazı üye ülkeler ve bu meclisin bazı üyeleri sahada soykırımı durdurmaya çalışan tek örgüt UNRWA’ya finansmanı durdurmaya hazır. Avrupa’da asgari düzeyde empati ve insanlığımızı mı kaybettik? Ölen, açlıktan ölen, soğuktan ölen, anestezi yapılmadan ameliyat edilen binlerce insan, kadın ve çocuktan bahsediyoruz.”
Belçikalı milletvekili Arena, AB Komisyonu’na İsrail ile Ortaklık Anlaşması’nı askıya alma çağrısı yaptı.
]]>TBMM Genel Kurulu’nda Saadet Partisi ile İYİ Parti’nin “Öğretmenler”, DEM Parti’nin “Kayyım” ve CHP’nin “Emekliler” ile ilgili grup önerileri ayrı ayrı görüşüldü.
Partisinin grup önerisi üzerinde söz alan Saadet Partisi İstanbul Milletvekili ve Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, 2023 yılının Temmuz ayında KPSS’nin yapıldığını ancak aradan geçen süreye rağmen öğretmen atamasının yapılmadığını söyledi.
“SEÇİMİ Mİ BEKLİYORSUNUZ?”
Yüz binlerce öğretmenin atama beklediğini belirten Şahin, herkesin gözünün kulağının öğretmen atamasında olduğunu ifade etti. Şahin, “Seçimi mi bekliyorsunuz? 2022 atamalarını 2023 Mayıs ayında yaptınız. Gençlerin gelecek hayalleri üzerinden siyaset yapmayın. Ne zaman açıklayacaksınız? Gençlerimiz yeni sınava mı hazırlanacak yoksa bu atamayla mı öğretmen mi olacak? Gençleri seçim yatırımı olarak görmeye hakkınız yok” dedi.
Öğretmen atamalarında mülakat uygulamasının kaldırılmasına yönelik sözler verildiğini, bu sözlerin tutulmadığını belirten Şahin, “Derdimiz mülakatın olmadığı liyakatin esas alındığı, dayısı olanın değil hak edenin kazandığı, adaletli bir düzeni tesis etmek.” ifadesini kullandı.
“MÜLAKATSIZ 100 BİN ÖĞRETMEN ATAMASI YAPILMALI”
İYİ Parti Antalya Milletvekili Aykut Kaya, “atanamayan öğretmen” ve “mülakat” konusunun öğretmenlerin sorunlarının başında geldiğini bildirdi. Yüz binlerce öğretmenin atama beklediğini kaydeden Kaya, planlama yapılmadığı için her yıl eğitim fakültelerinden 40-50 bin öğretmenin mezun olduğunu, bu sayının giderek arttığını aktardı. Kaya, “Seçimden seçime ‘Şu kadar bin öğretmen atayacağım’ diyerek bu sorunu çözemeyiz. Mülakatsız 100 bin öğretmen ataması yapılmalı hemen akabinde eğitim fakültelerinde eğitim sisteminin arz ve talep dinamiklerini dikkate alan planlama yapılması acil bir ihtiyaç” diye konuştu.
“BU GENÇLERİN VEBALİNİ KİM ÖDEYECEK?”
DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, öğretmen atamalarında yapılan mülakatların “rezalet” olduğunu ve çığırından çıktığını savundu. Gergerlioğlu, “Yüzlerce genç intihar ediyor. Bu gençlerin vebalini kim ödeyecek?” dedi.
“ATANAMAYAN ÖĞRETMENLERİ İNŞAATLARDA GÖRMEK İSTEMİYORUZ”
CHP Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar da 22 yılda göreve gelen her Milli Eğitim Bakanı’nın sistemi değiştirdiğini, gelen bakanın giden bakanı arattığını ifade etti.
Öğretmen atamasına ilişkin sözler verildiğini vurgulayan Yontar, bu sözlerin tutulmadığını belirtti.
Öğretmen atamasında uygulanan mülakatlara yönelik eleştirilerde bulunan Yontar, “Donanımlı ve eğitimli gençlerimiz yazılı sınavlarda en yüksek sınavı almalarına rağmen mülakatla eleniyor. Bu çocukların hayatını çalmak kimsenin haddi değildir. Atanamayan öğretmenleri, inşaatlarda, marketlerde, pazarlarda çalışırken görmek istemiyoruz. Onları öğrencileriyle okullarda görmek istiyoruz” diye konuştu.
AKP Konya Milletvekili Orhan Erdem ise “atama bekleyen öğretmenler” üzerinden siyaset yapıldığını iddia etti. Komisyonlarda ve Genel Kurul’da yapılan konuşmalarda “atanamayan öğretmen sayısının 500-600 bin olarak lanse edildiğini” ancak bu rakamın doğru olmadığını savunan Erdem, şöyle devam etti:
“Plan ve Bütçe Komisyonunda bakan beye ‘son atamada kaç bin öğretmen atama için başvurdu?’ diye sordum. Bana gelen cevap 125 bin. ÖSYM’ye sorduğumuzda 300 bin civarı bir öğretmenin KPSS’ye girdiğini görüyoruz. Ama kimse AK Parti iktidarı döneminde kamuya 800 bin öğretmen alınıp, dışarıda kalanlar da var ama özelde de 200 bine yakın öğretmenin çalıştığını hesaba katmıyor. Haklı olarak her atama döneminde özelde çalışan öğretmenlerimiz de devlette görev almak ister. Sizlerin söylediği kadar olmayan başvuruların da buradan kaynaklandığını görüyoruz.”

CHP’Lİ ŞEVKİN: 10 BİN LİRA YETER Mİ?
Partisinin emeklilerle ilgili grup önerisi üzerinde söz alan CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, kürsüye boş çay bardağı ve simit ile çıkarak, “Emeklinin sadece çay ve simit alması halinde 9 bin lira gideri var. Allah’tan korkun. Soruyorum size 10 bin lira yeter mi?” dedi.
Görüşmelerin ardından yapılan oylamalarda CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nin gündeme ilişkin grup önerileri AKP ve MHP tarafından reddedildi.
Genel kurulda daha sonra sağlık alanında düzenlemeler içeren Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 2. Bölümü’nün görüşmelerine geçildi.
]]>Bütçenin Genel Kurul görüşmeleri ise 11 Aralık’ta başladı. Genel Kurul’da 15 birleşimde toplam 191 saat 13 dakika mesai yapıldı. Stenograflar 6 bin 968 sayfa tutanak tuttu.
HASAN BİTMEZ HAYATINI KAYBETTİ
TBMM ile Adalet ve Dışişleri bakanlıklarının 2024 yılı bütçelerinin görüşüldüğü, bütçe görüşmelerinin 2. gününde, Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez, kürsüde rahatsızlandı. TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca, birleşime 20 dakika ara verdi. Genel Kurul’da uzun süre kalp masajı yapılan Bitmez, hastaneye kaldırılarak tedavi altına alınırken Danışma Kurulu kararıyla görüşmeler yarıda kesilerek, ilgili kurumların görüşmelerinin kalan kısmının 21 Aralık Perşembe günkü birleşimde yapılması kararlaştırıldı.
Bütçe görüşmelerinin 4. gününde ise Bitmez’in vefat haberi alındı. Bunun üzerine, TBMM Genel Kurulu’nda çalışmalara ara verildi ve Danışma Kurulu kararı ile Kültür ve Turizm ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıklarının 2024 yılı bütçe görüşmeleri 21 Aralık Perşembe gününe alındı.
Bütçe görüşmelerinin 5. gününde, TBMM Genel Kurulu’nda, Ticaret Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2024 yılı bütçelerinin görüşmelerinde vefat eden Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

CHP’Lİ KASAP SAADET PARTİSİ’NE KATILDI
Saadet Partisi’nin sandalye sayısı, Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez’in vefatıyla 19’a düşerken, Meclis’te grup kurmak için gerekli olan en az 20 milletvekiline sahip olma kriterini kaybetti. CHP’den istifa eden Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap’ın partiye katılımıyla Saadet Partisi, TBMM’de yeniden grup oluşturma çoğunluğunu elde etti.
AKPLİ VEKİLLER GENEL KURULU TERK ETTİ
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 2024 yılı bütçesi üzerinde konuşan CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan, kadın cinayetlerinden bahsederken AK Parti sıralarına dönerek, “Sayın vekil gülüyor ama bu veriler gerçek.” sözlerini sarf etti. Bu sözler, Genel Kurulda, CHP ve AK Parti milletvekilleri arasında tartışmalara neden oldu.
Söz talebinin yerine getirilmemesi üzerine AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin “Biz çıkalım” diyerek, partisinin milletvekilleriyle Genel Kurul Salonu’ndan ayrıldı.
Özcan’ın konuşmasını tamamlamasının ardından salona dönen AK Parti Grup Başkanvekili Zengin ve beraberindeki AK Parti milletvekilleri Başkanlık Divanı önünde toplanarak bir süre bekledi. Bunun üzerine Meclis Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca, birleşime ara verdi.

TARIM ÜRÜNLERİ KÜRSÜYE TAŞINDI
Bütçe görüşmeleri sırasında, tarım politikalarını eleştiren muhalefet milletvekilleri kürsüye bazı tarım ürünleriyle birlikte çıktı. CHP Adana Milletvekili Orhan Sümer, Ticaret Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlıklarının 2024 yılı bütçelerinin görüşüldüğü TBMM Genel Kurulunda kürsüye bir poşet limon ve ekmekle ile çıktı. Sümer, çiftçinin 3 kilo limon satarak bir ekmek alamadığını söyledi.
CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, Tarım ve Orman Bakanlığının bütçesi üzerine konuşmak için geldiği kürsüde, 8 köşeli kasket taktı. Barut, beraberinde getirdiği mandalina, portakal, limon ve pamuğu Genel Kurul’da göstererek, tarım politikalarını eleştirdi. Konuşmasının sonunda ise Barut, kasketi yere attı.
CHP Hatay Milletvekili Servet Mullaoğlu, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 2024 yılı bütçelerinin TBMM Genel Kurulundaki görüşmeleri sırasında, kürsüye reyhan ile çıktı. Hatay’da doğumun da ölümün de reyhan ile karşılandığını belirten Mullaoğlu, Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenlerin yanı sıra vefat eden Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez’in anısına kürsüye reyhan bıraktı.
CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü de bütçe görüşmeleri sırasında kürsüye, elinde terazi ile gelerek, 2024 yılı bütçesinin ‘dengesiz’ bir bütçe olduğunu savundu.
DİVAN EKSİLDİ BİRLEŞİME ARA VERİLDİ
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığının bütçe görüşmeleri sırasında Genel Kurul’da DEM Parti’li bazı milletvekillerinin Kürtçe konuşmasına ilişkin tartışma yaşandı. TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder’in Kürtçe konuşan hatibe müdahale etmeyeceğini söylemesi üzerine, Katip Üye İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, “Sen Meclis’i kendi başına yönet.” diyerek, Divandan ayrıldı. TBMM Başkanvekili Önder de Başkanlık Divanı eksildiği için birleşime ara verdi. Önder, aranın ardından Başkanlık Divanı’nda Öztürk’ün yerine katip üye AK Parti Mersin Milletvekili Sibel Söylemez’in yerini almasıyla görüşmelere devam edildi.
EN UZUN GECEDE EN UZUN MESAİ
En uzun gece olan 21 Aralık’ta, TBMM Genel Kurulu, 2024 yılı bütçe görüşmelerinin en uzun mesaisini yaptı. TBMM Genel Kurulunda TBMM’nin yanı sıra Adalet, Dışişleri, Kültür ve Turizm ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıklarının 2024 yılı bütçeleri görüşüldü. 21 Aralık saat 11.00’de başlayan bütçe görüşmeleri,16 saat 20 dakika sürdü. Böylece, TBMM Genel Kurulu 2024 yılı bütçe görüşmelerinde en uzun mesaisini yaptı.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER RAHATSIZLANDI
Cumhurbaşkanlığının 2024 yılı bütçesinin görüşmeleri sırasında tansiyon problemi yaşayan TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder, birleşime 40 dakika ara verdi. Aranın ardından birleşimi TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca açtı.
ORTAK BİLDİRİ TARTIŞMASI
Bütçe görüşmeleri sırasında Irak’ın kuzeyinde 12 askerin şehit olduğu terör saldırısı nedeniyle ortak bildiri yayımlanması talep edildi. CHP ve DEM Parti ortak bildiriye imza vermeyeceklerini açıklayınca AK Parti, MHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi grup başkanvekillerinin imzasıyla, terörü kınayan bildiri imzalandı ve Genel Kurul’da okundu. CHP ise terör saldırılarıyla ilgili kendi açıklamasını okuyarak kapalı oturum yapılmasını ve Meclis’in bilgilendirilmesini istedi.

BAHÇELİ GENEL KURULDAN AYRILDI
TBMM Genel Kurulu’nda 2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin tümü üzerinde yapılan görüşmeler sırasında, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve MHP milletvekilleri, DEM Parti konuşmacılarının kürsüye çıkmasıyla salondan ayrıldı. MHP milletvekilleri, CHP adına yapılan konuşmalar sırasında da Genel Kurul’da yer almazken, söz sırası AK Parti’ye gelince MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve MHP milletvekilleri Genel Kurul salonuna geldi.
]]>Bütçenin önemli konularından birinin deprem öncesi alınacak tedbirlerle ilgili olması gerektiğini dile getiren Erol, deprem öncelikli yatırım programının revize edilmesini talep etti.
CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, bütçenin, “yandaşlar ve tefeciler için yapılmış; saraydaki atanmışlar tarafından yazılmış” olduğunu ileri sürerek, “O nedenle bu bütçe faiz bütçesi, borç ödeme bütçesi, hatta faizin de faizinin ödenmesi bütçesi olmuştur. Bu bütçede emekçinin, çiftçinin, esnafın, emeklinin, memurun, kadının, gençlerin, öğrencinin, engellilerin; velhasıl cefakar halkımızın yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik tek bir ödenek tahsisi ne yazık ki bulunmamaktadır.” diye konuştu.
CHP Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici, Türkiye’nin, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında “her gün biraz daha antidemokratik ve otoriter uygulamalarla yönetildiğini, kurumlarda tarikat ve cemaat kadrolaşmasının olduğunu” öne sürdü.
Güvenlik kurumlarını güçsüzleştirecek, iktidarın ideolojik menfaatlere uygun dönüştürülmesine neden olacak her türlü müdahalenin karşısında duracaklarını, şeffaflığı savunacaklarını söyleyen Derici, “Belli ki yaşadığınız güç zehirlenmesiyle sanal bir gerçekliğe inanıyorsunuz. Bugün ülkede sizin çizdiğiniz mutluluk tablosunun aksine derin bir yoksulluk sorunu, iç ve dış güvenlik sorunları, hukuksuzluk ve antidemokratik uygulamalar bulunmakta.” ifadelerini kullandı.
“TOPLUMSAL ÇÜRÜME RİSKİYLE KARŞI KARŞIYAYIZ”
CHP İstanbul Milletvekili Yüksel Mansur Kılınç, 2024 yılında, güvenlik ve savunma alanına 1 trilyon lirayı aşan bir bütçe ayırıldığını, güvenlik ve savunma alanında görev yapan insan kaynağının ise 1 milyon kişiyi aştığını ifade etti.
Buna rağmen Türkiye’nin güvenlik tablosunun iyi olmadığını öne süren Kılınç, “Ülkemizin güvenlik kurumları bu çürümeyi hak etmiyor. Türkiye Cumhuriyeti kara parayla uyuşturucuyla insan kaçakçılığıyla organize suç örgütleriyle anılmayı hak etmiyor. Saray ve tek adam yönetimi kurumları, devleti çürüttü. Şimdi evlerimizde, sokaklarımızda, okullarımızda, mahallelerimizde, şehirlerimizde büyük bir toplumsal çürüme riskiyle karşı karşıyayız.” değerlendirmesinde bulundu.
CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp, Diyanet İşleri Başkanlığının, “toplumun tüm kesimlerinin Diyanet’i” olmasına yönelik beklentilerin dile getirildiğini ancak sonuç alınamadığını öne sürdü.
Devletin görevinin “ayrımcılığa uğramıyorsunuz” demek yerine her bir vatandaşın derdine merhem olacak çareleri bulmak olduğunu dile getiren Konuralp, Diyanet İşleri Başkanlığının yeniden yapılandırılması ve tüm inançlara eşit mesafede hizmet veren bir kuruma dönüşmesi gerektiğini söyledi.
Konuralp, sosyal medyada yer bulan imam sayısının hızla arttığını, Diyanet İşleri Başkanlığının bunlara karşı sessiz kaldığını iddia ederek, “Oysa Diyanet’in bu çağdaki en önemli görevlerinden biri, bu sosyal medyadaki sözde din adamlarına karşı mücadele etmek, toplumu bunlardan korumaktır.” dedi.
CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, Türkiye’nin hemen hemen her alanda büyük bir yozlaşma yaşadığını öne sürerek, “Çürümüşlüğün hakim olduğu bir ülkede bütçe yapmanın da bu bütçeyi halka anlatmanın da halkı inandırmanın da bir anlamı olmadığını düşünüyorum.” diye konuştu.
İktidarın, Türkiye’nin dünyanın ilk 10 ekonomisinden biri olması, kişi başı milli gelirin 25 bin dolara çıkması, ihracatın 500 milyar dolara yükselmesi, işsizliğin yüzde 5’e inmesi, enflasyon ve faizin düşmesi gibi güzel hedefleri bulunduğunu söyleyen Kılıç, ancak hiçbir hedefin tutmadığını iddia etti.
CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Milli Saraylar Başkanlığının 2022 yılı kesin hesabına bakıldığında başlangıç ödeneğinin 277 milyon lira, yıl sonunda gerçekleşen harcamanın ise 1 milyar 357 milyon lira olduğunu belirterek, benzer bir durumun 2023 bütçe gerçekleşmesi için de geçerli olduğunu dile getirdi.
Bakırlıoğlu, bütçeden deprem bölgesine yeterince pay ayrılmadığını öne sürdü.
“ÖYLE GÖRÜNÜYOR Kİ EK BÜTÇE GELECEK”
CHP Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin, bütçenin, doğmamış çocuğun üzerinde hakkı bulunan bir mekanizma olduğunu, sıkı sıkıya korunup denetlenmesi, sorgulanması gerektiğini ifade etti. Aytekin, şunları kaydetti:
“Bu bütçeye baktığımızda içinde bolca verginin olduğunu görüyoruz. Bütçenin yüzde 25’i bütçe açığından oluşuyor. AKP yönetemediği, har vurup harman savurduğu bütçenin faturasını halka kesiyor. Öyle görünüyor ki eylülü görmeden bir ek bütçe yine Meclis’in gündemine gelecek.
Türkiye Yüzyılı öyle bir makyaj ki makyaj silinince açlığı görüyoruz. O kadar ki Merkez Bankası Başkanı bile İstanbul’da ev bulamıyor ve annesinin yanına yerleşiyor. Başkan, Barınamıyoruz Hareketi’ndeki gençlerle buluşsun, o gençler kendilerine olayın sebebini gayet net anlatır. Eserinizle ne kadar övünseniz az. Bu ülkede derin yoksulluk yok, bu ülkede yoksulluk uçurumu var, bu ülkede bodur çocuk gerçeği var, beslenemediği için ağzında diş olmayan çocuklar var. Türkiye Yüzyılı’nın özeti şudur: Emekliye kuru ekmek, öğrenciye kurtlu yemek, yoksullara taş çorbası, saraydakilere ızgara ciğer, yürek. Bu bütçeye ‘hayır’ demek bizim vatandaşlık görevimizdir.”
CHP Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, Türkiye’nin basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 165. olduğunu savunarak, “dezenformasyon yasası” kapsamında 33 gazetecinin soruşturma geçirdiğini ifade etti. Bulut, “Türkiye’deki deprem gerçeğini, yargıdaki yolsuzluğu ve seçimdeki suistimalleri aktaran gazetecilerin karşılarında adli güçleri bulduğunu” savundu.
CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı, 2024 bütçesinin “bütçe açığı” ile başlandığını öne sürdü.
Bütçenin gelir kısmının hemen hemen tamamının vergiden oluştuğunu söyleyen Arı, “Bu gelir çoğunlukta dolaylı vergi sistemiyle toplanan vergilerden oluşuyor. Yani bizim gariban vatandaşın, emekçinin, çalışanın, işçinin, işsizin yaptığı harcamalarda ödediği vergiler.” diye konuştu.
AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, CHP milletvekillerinin konuşmasından sonra söz alarak, Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu söyledi.
Kimin elinde bilgi, belge, delil varsa savcılıklara gidip şikayet başvurusunda bulunabileceğini belirten Güler, “Uydurma, gerçek dışı, hayali ne kadar bilgi varsa lütfen buraya getirmeyin. Elinizde ne delil varsa, kim hangi suça karışmışsa bizzat takipçisi olacağım.” dedi.
]]>