Bakan Kurum, TRT’nin bu yıl 8’incisini düzenlediği TRT World Forum 2024’te “Yarını Dönüştürmek: Eko-Rejenerasyonun Gücü” başlıklı oturumun açılış konuşmasını yaptı.
Dünyanın yaradılışından bugüne belki de en meşakkatli dönemlerinden birini yaşadığını kaydeden Kurum, bir yanda İsrail eliyle Gazze’de sürdürülen korkunç bir soykırım olduğunu, diğer yanda ise Rusya- Ukrayna Savaşı’nın neden olduğu acılarla boğuşulduğunu söyledi.
İnsanların iklim krizinin getirdiği sorunlarla küresel bir yıkımın tam eşiğinde hatta ortasında durduğunu ifade eden Kurum, şöyle konuştu:
“Bu noktada doğamızın kendi kendini yenileyebilme kapasitesini konuşmamız bu konferansta gerçekten çok kıymetli. Bu salondaki tüm katılımcılarla, iklim krizinin insan eliyle oluştuğu konusunda hemfikir olduğumuzu düşünüyorum. Zira tüm bilimsel çalışmalar, iklim değişiminin başlangıç noktası olarak sanayi devrimini işaret etmektedir. Ben de bu ortak kanaati paylaşıyorum ama sanayi devrimiyle başlayan kirlenmenin sadece bir sebep olduğunu değil, insanlığın çarpık doğa anlayışının bir sonucu olduğunu düşünüyorum. İklim değişikliği konusunda mevzubahis doğadır, insandır, ortak evimiz dünyamızdır. Doğa ve insan arasındaki ilişkiyi doğru tanımlamadan atacağımız her adımın parçalı olacağını ve bütünü kapsamayacağını düşünüyoruz.”
Doğa ve insan uyumu söz konusu olduğunda başvuru kaynağının Türk-İslam medeniyeti olduğuna dikkati çeken Kurum, “Bizim medeniyetimiz, dört mevsimin gereklerine en uygun şekilde yurt tutmayı emreden; dağların, ormanların, denizlerin, hayvanların ve bitkilerin doğal durumuna müdahale etmeyen, tek bir dalı bile incitmeyi suç sayan bir medeniyettir.” ifadelerini kullandı.
“Bu adil dünya bir gün mutlaka kurulacaktır”
İstanbul’dan bütün dünyaya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu adil gelecek vizyonunu ifade etmekten şeref duyduğunu kaydeden Kurum, “Doğasıyla, çevresiyle, ekonomisiyle, demokrasisiyle, insan haklarına saygısıyla daha adil bir dünya mümkündür. ve bu adil dünya bir gün mutlaka kurulacaktır.” dedi.
Kurum, Türkiye’nin Akdeniz Havzası’nda yer alan ve iklim krizinden en çok etkilenen ülkelerden biri olduğunu, buna da yaşanan afetlerle şahitlik edildiğini belirterek, Türkiye’de her yıl 1500’e yakın sel, orman yangını, su taşkını ve kuraklık gibi iklim kaynaklı doğal afetler yaşandığına işaret etti.
Türkiye’de geçen 10 yıllık süreçte yenilenebilir enerji kapasitesini iki katına çıkardıklarını vurgulayan Kurum, “Önümüzdeki 10 yıl içinde güneş ve rüzgar enerjisi kapasitemizi 4 kat daha arttıracağız. Emisyonların yaklaşık üçte ikisi çevremizde gerçekleşiyor. Bu nedenle ulaştırma ve yapılaşma konularında da yenilikçi çözümler bulmaya devam ediyoruz.” diye konuştu.
Kurum, 6 Şubat depremlerini anımsatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“11 ilimizi, 14 milyon vatandaşımızı etkileyen ve 6 Şubat sabahı tüm Türkiye’yi derin acılara götüren o afette binlerce canımızı yitirdik ama tek yürek olduk. 11 ilimizde asrın birlikteliğini göstererek 453 bin konutun inşa ve yapım faaliyetlerini sıfır atık uyumlu ve enerji verimli uygulamalarla inşa etmeye devam ediyoruz. İnşallah yarın da Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle Kahramanmaraş’ımızda 155 bininci konutumuzun anahtarlarını söz verdiğimiz gibi vatandaşlarımıza teslim edeceğiz. Tabii ki şehirlerimizi ihya ederken, konutlarımızın dönüşümünü gerçekleştirirken bu konutların iklim değişikliğine uyumlu ve duyarlı olmasını da önemsiyoruz. Sıfır atık anlayışıyla binalarımızı inşa ediyor, gerek yenilenebilir enerjilerden faydalanmak gerekse yağmur sularının toplanmasıyla birlikte tüketimi azaltacak, bize emanet edilen o doğanın suyunu, havasını, yeşilini koruyacak adımları atmaya gayret gösteriyoruz. Kentsel ulaşımda metro, hafif raylı ve tramvay sistemlerimizi de iki katına çıkarmak için yoğun gayret gösteriyoruz.”
Sıfır Atık projesi
Sıfır atık hareketini çok önemsediklerini belirten Kurum, “Sıfır atığın önemini daha iyi anlayabilmeniz için çarpıcı bir gerçeği sizlerle paylaşmak istiyorum. Konuşmama başlayalı 10 dakika oldu. Bu 10 dakikada dünyamızda toplam 5 bin 900 ton plastik atık oluştu ve 370 ton atık da okyanuslara karıştı. 20 deniz kuşu ve 2 kaplumbağa maalesef şu 10 dakika içerisinde öldü ve yine bu 10 dakikada 77 hektar ormanlık alan yok olmuştur. Şu geçen 10 dakikada çöpe attığımız 25 bin ton gıdayla tam 2,2 milyon Gazzeli kardeşimizin bir haftalık gıda ihtiyacını çöpe atmış oluyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
Kurum, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde yürütülen Sıfır Atık projesinin insanlığı küresel israf uçurumundan kurtarmanın en önemli adımı olduğunu söyleyerek, “Türkiye de bu kapsamda 193 bin binada sıfır atık yönetim sistemini kurmuş ve toplamda 60 milyon ton atığı geri kazandırmış, bu çerçevede tam 498 milyon ağacın kesilmesinin önüne geçilmiştir. Yeni dönemde Sıfır Atık hareketimizi tüm ülke geneline yaygınlaştıracağız. 7 bölgemizde Sıfır Atık pilot ilçeleri belirleyecek ve depozito yönetim sistemimizin kurulumunu ülke genelinde 2025 yılı sonuna kadar uygulamaya geçireceğiz.” diye konuştu.
İklim Kanunu bu yıl yasalaşıp yürürlüğe girecek
İklim Kanunu’nun bu yıl içerisinde yasalaşıp yürürlüğe girerek, iklim değişikliği konusunda atılacak adımlara kolaylık sağlayacağını vurgulayan Kurum, şöyle devam etti:
“İki hafta boyunca can Azerbaycan’da COP29 toplantılarına katıldık. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğiyle 2053’e ilişkin stratejilerimizi, hedeflerimizi tüm dünyayla paylaştık. Türkiye olarak, iklim krizinin maliyetini bu krizin oluşmasında en ufak katkısı olmayan devletlere yüklemenin adaletsizlik, vicdansızlık ve insafsızlık olduğunu en yüksek sesle dile getirdik. Dünyanın en zengin yüzde 1’lik kesiminin en yoksul yüzde 66’lık kesiminden daha fazla karbon salınımına neden olduğu bir ortamda bu adaletsizliğin devam etmemesi gerektiğini de en gür sesle tüm dünyaya ilettik ve bu tezimizi savunduk. İnsanlık doğanın yeniden kendisini toparlamasını istiyorsa finansal destek meselesini süratle çözmelidir ve herkes verdiği sözü acilen yerine getirmelidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tarihsel sorumluluğu yok denecek kadar azdır. Yani dünyanın kirletilmesinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin suçu neredeyse yoktur. Ama bugün uğraştığımız, 1,5 santigrat derecede tutmaya çalıştığımız ortalama sıcaklığımız için bu mücadeleyi veriyoruz.”
Kurum, Filistin meselesine değinerek konuşmasını, “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğiyle tüm Türkiye adil bir dünya için, Filistin’in özgürlüğü için, Filistinli kardeşlerimizin gür sesi olmaya devam ediyor. Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti, İsrail’le ilişkisini tamamen dondurmuş ve tüm dünya ülkelerine baktığımızda Filistin’e en çok yardım yapan ülkedir. Bu kararlılığımız ve duruşumuzdan asla ödün vermeyeceğiz. Ne pahasına olursa olsun Filistinli kardeşlerimizin yanında durmaya devam edeceğiz. Filistin’in özgürlüğünü, dünyanın 5’ten büyük olduğunu Sayın Cumhurbaşkanımız her yerde dile getirmeye devam edecek.” şeklinde tamamladı.
Oturumda, Absolute Foods Kurucusu ve Üst Yöneticisi (CEO) Agam Khare, EKI Enerji Hizmetleri, Uluslararası İşletmeler Kıdemli Genel Müdürü Bhuwan Shukla, Çevre Savunma Fonu Küresel İklim İş Birliği Müdürü Christopher Dekki, E+ Enerji Geçiş Enstitüsü İcra Direktörü Dr. Rosana Rodrigues dos Santos ve Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı Türkiye Ülke Ofisi Temsilcisi ve Ülke Direktörü Stephen John Cahill konuşma yaptı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MALATYA Büyükşehir Belediyesi Meclis Toplantısı’nda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a ‘Fahri Hemşehrilik Beratı’ verilmesi teklifi oy birliğiyle kabul edildi.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinden etkilenen şehirlerin inşa çalışmalarında yoğun çaba sarf eden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum için Malatya Büyükşehir Belediyesi Meclis Toplantısı’nda ‘Fahri Hemşehrilik Beratı’ takdim edilmesine yönelik teklif verildi. Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ramazan Ayhan başkanlığında toplanan meclis oturumunda; Bakan Murat Kurum’a ‘Fahri Hemşehrilik Beratı’ teklifi AK Parti, CHP ve MHP gruplarının oy birliğiyle kabul edildi.
Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Bakan Kurum’un sarf ettiği çaba nedeniyle kentin ‘Fahri Hemşehrisi’ olduğunu vurgulayarak, “6 Şubat tarihinde yaşanan depremlerin ilk anından itibaren Malatya’mızın ve hemşehrilerimizin yanında olan, depremin yaralarının sarılması ve şehrimizin bir an önce yeniden ayağa kalkması için büyük gayret gösteren, hemşehrilerimizin gönlünde müstesna bir yer edinen kıymetli Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum’a ‘Fahri Hemşehrilik Beratı’ verilmesi kararı, Büyükşehir Belediye Meclisimiz tarafından oy birliğiyle alındı. Bu vesileyle, Sayın Bakanımıza tüm hemşehrilerim adına şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca bu kararın oy birliğiyle alınmasına katkı sağlayan Büyükşehir Belediye Meclisi üyelerine de tek tek teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Erenler Belediye Başkanı Şenol Dinç, Eylül Ayı Olağan Meclis Toplantısında Kentsel Dönüşüm sürecine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Hiçbir hak sahibinin mağdur olmadan sürecin ilerleyeceğini vurgulayan Başkan Şenol Dinç, Kentsel Dönüşüm konusunda atılan adımları aktardı. Başkan Şenol Dinç, “Kentsel Dönüşüm süreci hakkında bilgi vermek istiyorum. Şehrimiz geçmiş yıllarda yıkıcı depremler görmüş bir şehir. Bu kapsamda şehrimizi ve ilçemizi deprem başta olmak üzere her türlü doğal afete en hazır hale getirmek için ciddi adımlar atılması gerekiyor. Biz belediyemiz olarak öncelikle bir adım attık ve Afet İşleri Müdürlüğümüzü kurduk. Burada görevli ve gönüllü arkadaşlarımız ile kurduğumuz ekibimiz eğitimler gerçekleştiriyor ve her bakımdan kendilerini geliştirmeye devam ediyorlar” diye konuştu.
Başkan Dinç, “Kentsel Dönüşüm konusunda da temaslarımız geçen ay başlamıştı. İlk olarak Ankara’da ilgili kurumlarda görüşmeler gerçekleştirdik. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızda ilgili daire başkanlarına süreci detaylıca aktardık. İnşallah kısa zaman içerisinde de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum ile görüşmemiz olacak. İlçemizde başlatmak istediğimiz Kentsel Dönüşümü detaylıca sayın bakanımız ile görüşeceğiz. Bu görüşmeden olumlu ve hayırlı gelişmelerin çıkacağına inanıyorum. Bu vesileyle ifade etmek istiyorum ki, amacımız, gayemiz ilçemizi ve vatandaşlarımızı muhtemel afetlere en hazır hale getirmek. Rabbim; ülkemizi, şehrimizi ve ilçemizi her türlü afet ve kazadan muhafaza eylesin inşallah” şeklinde konuştu. – SAKARYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul’un gözde yerlerinden olan Üsküdar ilçesine bağlı Vaniköy sırtlarında bulunan inşaa edilen bir yapı, vatandaşların dikkatini çekti.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) yetki alanındaki bölgede yapımı devam eden ve kaçak olduğu ortaya çıkan yapıyla ilgili de Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı harekete geçti.
İNCELEME BAŞLATILDI
İstanbul İl Müdürlüğü, Vaniköy’de Boğaziçi Öngörünüm Bölgesi’ndeki inşaat faaliyetlerine ilişkin inceleme başlatıldığını duyurdu.
Bu incelemenin başlatılmasının akabinde de bugün Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Murat Kurum’dan konuya dair açıklama geldi.
“GEREKLİ İŞLEMLER YAPILDI”
Açıklamasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni uyardıklarını söyleyen Bakan Kurum, kaçak inşaatla ilgili gerekli işlemlerin yapıldığını aktardı.
“BURADAKİ İMARA UYGUN OLMAYAN KAÇAK BİR YAPIYLA KARŞI KARŞIYA KALDIK”
Bakan Kurum, açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi;
İstanbul Boğazı sadece orada oturan, yaşayanların değil, hepimizin ortak meselesi. Boğaz’ımızın güzelliğinin korunması adına, oradaki tarihi yapıların korunması adına biz Boğaziçi Öngörünüm Bölgesi’ne gözümüz gibi bakıyoruz. Boğaziçi Öngörünüm Bölgesi’nde maalesef buradaki imara uygun olmayan bir kaçak yapılaşma ile karşı karşıya kaldık.

“İBB’Yİ HEM YAZILI HEM DE SÖZLÜ OLARAK UYARDIK”
İBB’ye ait bu bölgede ekiplerimizle hem İBB’yi yazılı ve sözlü uyarmak suretiyle hem de inşaatı durdurmak suretiyle müdahale ettik. Gerekli hukuki süreç işlemleri yürütülmektedir. Kaçak yapıyla ilgili İBB’ye gerekli uyarı yapılmıştır.
“HERHANGİ BİR KAÇAK YAPININ YAPILMASINA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”
Biz de anbean bakanlık olarak takip edeceğiz. Burada herhangi kaçak bir yapı yapılmasına müsaade etmeyeceğiz. Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi kararlılıkla devam edeceğiz. Bu güzellikler bize emanet. Geleceğe aynı şekil aktaracağız. Ekiplerimiz kaçak yapıyla ilgili her süreci takip etmektedir.







Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Depremin yıkımlara neden olduğu 11 ilde 296 bin 755 yuvanın inşasını sürdürdüklerini anlatan Bakan Kurum, “Şu ana kadar; 76 bin yuvamızı kardeşlerimize teslim ettik. 45 günde 21 bin yeni yuvamızın daha ihalesini yaptık, çalışmaları başlattık. Eylül ayında 24 bin konutumuzu daha bitirip, teslim sayımızı 100 bine ulaştıracağız. İşte dün de 17 Ağustos’un 25’inci yılında, 11 ilimizin tamamına yayılan tam 25 bin 1 konut ve iş yerimizin temellerini attık. İnşallah yıl sonuna kadar toplamda en az 200 bin konutumuzu teslim edeceğiz” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“İSTANBUL TARİHİ YOK OLACAK”
Açıklamada, Kanal İstanbul Projesi’nin, İstanbul’un doğasını bozacağı vurgulandı, “Bu proje İstanbul’un son tarım alanlarını, göllerini, derelerini, ormanlarını, bizimle birlikte yaşayan hayvanları, endemik bitki çeşitliliğini ve İstanbul’un tarihini yani bölgedeki binlerce yıllık kültür varlıklarını yok edecek” denildi.
“MURAT KURUM’A OY VERMEYİN”
Açıklamada, İstanbullulara “Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu olarak ilan ediyoruz: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olarak işlediği suçlara yenilerini eklemek isteyen Murat Kurum’a biz İstanbullular geçit vermeyeceğiz. Yeni rant ve talan politikalarına izin vermeyeceğiz. Bugüne kadar olduğu gibi bu seçimde de ‘Atı alan Üsküdar’ı geçti’ deseniz de mücadele etmeye devam edeceğiz, size ‘Kanalı yaptırmayacağız.’ İstanbul halkını yerel seçimlerde Murat Kurum’a oy vermemeye, her daim kenti ve doğayı talan eden rant projelerine karşı mücadele etmeye çağırıyoruz” çağrısında bulunuldu.

“GERÇEKLERİN GİZLİ KALMAMAK GİBİ BİR HUYU VAR”
Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu adına basın açıklamasını Fatoş Osmanağaoğlu okudu. Osmanağaoğlu, şunları söyledi:
* “Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu olarak bugün bir kez daha İstanbul’un Kanal ve Yenişehir projesine ihtiyacı olmadığını, bu projenin sahiplerinin herhangi birinin de İstanbul’a faydası olmayacağını söylemek için buradayız. AKP’nin İBB başkan adayı Murat Kurum’un adaylığı açıklandığından bugüne, İstanbul halkının ezici bir çoğunluğunun karşı olduğunu bildiği ‘çılgın proje’ Kanal İstanbul Projesi ile ilgili sorulara yanıt vermediğini ya da ‘gündemimizde yok’ gibi yanıtlarla geçiştirdiğini görüyoruz. Bakanlığı döneminde ‘en önemli projesi’ olduğunu söyleyen Murat Kurum’u Ulaştırma Bakanlığı yalanlıyor. Projenin devam ettiğini, doğruluğu tartışılır olsa da yüzde 20’sinin tamamlandığını ve Çevre Düzeni Planı ve İmar Planları’na karşı açılan iptal davalarının süreçte gecikmeler yaratmasına rağmen 2028’e kadar yüzde 45’inin tamamlanmasının hedeflendiği belirtiliyor.
* Kurum’un ‘gündeminde olmayan’ ve hatta Erdoğan’a ‘başka önceliklerim var’ diyebileceğini iddia ettiği sırada Kanal İstanbul projesinin ‘kalbi’ olarak ifade edilen Arnavutköy Dursunköy’de bir projenin ihalesi daha yayımlandı. Gerçeklerin gizli kalmamak gibi bir huyu var, tıpkı Kurum’un mal varlığı beyanında unuttuğu üçüncü evi gibi. İstanbul 11. İdare Mahkemesi Murat Kurum ve Bakanlıkla aynı fikirde değil herhalde ki bu İstanbul’un ekolojik ve kentsel yıkımı anlamına gelen; Kanal İstanbul Yenişehir Rezerv Yapı Alanı 1. Etap Projesine ilişkin imar planlarını, 2’inci etabın imar planlarını ve 3’üncü etabın imar planlarını şehircilik ilke ve esaslarına, planlama tekniklerine ve hukuka uygun olmadığı için oybirliği ile iptal etti. Böylece kanalın çevresine kurulması planlanan Yenişehir’in konut inşaatları yapılacak bütün etaplarının planları iptal edilmiş oldu. Fakat bu iktidarı durduruyor mu, tabii ki hayır. Bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de Gebze – 3. köprü – Çatalca arasında Kuzey Ormanlarını bir kez daha boydan boya yaralayacak ve binlerce orman alanını yok edecek bir Yüksek Hızlı Tren projesinin de hazırlığı içindeler.”
“TARIM ALANLARINI, ORMANLARINI, BİNLERCE YILLIK KÜLTÜR VARLIKLARINI YOK EDECEK”
Projenin İstanbul halkını doğrudan etkileyen yıkıcı sonuçları olacağını, işçileri, emekçileri, emeklileri yani bir avuç zengin dışında yaşamını açlık sınırında ya da altında sürdürmeye çalışan milyonları etkileyeceğini belirten Osmanağaoğlu şöyle devam etti:
* “Yıllardır söylüyoruz, bu proje İstanbul’un son tarım alanlarını, göllerini, derelerini, ormanlarını, bizimle birlikte yaşayan hayvanları, endemik bitki çeşitliliğini ve İstanbul’un tarihini yani bölgedeki binlerce yıllık kültür varlıklarını yok edecek. Bir de bunun İstanbul halkını doğrudan etkileyen yıkıcı sonuçları olacak, işçileri, emekçileri, emeklileri yani bir avuç zengin dışında yaşamını açlık sınırında ya da altında sürdürmeye çalışan milyonları etkileyecek. İstanbul ciddi anlamda su sorunu olan bir kent/metropol. İSKİ’nin İstanbul su durumunu gösteren raporlarının neredeyse hergün haber manşetlerinde olduğu bir dönemdeyiz ve bu projenin katkısı ile yok edilecek göller ve orman alanları nedeniyle ve iklim değişikliğinin de doğrudan tetiklenmesi sonucunda susuzluğumuz garantilenmiş olacak ve ‘kentsel ısı adası’ etkisi tüm canlı yaşamı etkileyecek.
* Tabii bu durumdan yoksullukla, gıdasızlıkla, çocuklarının okul masrafları ile boğuşan, kiralarını ödemek dışında ellerinde yaşamak adına hiçbir şey kalmayan İstanbullular etkilenecek. Gerçekler gün gibi ortada iken Murat Kurum İstanbullulara ne vadediyor? Cevabı kendisi İBB adaylığı sitesinde vermiş ‘yeni yollar, otobanlar’. Kanal İstanbul’un, İstanbul için ilave minimum 1,5 milyon insan demek olduğunu biliyoruz. İstanbul’un ciddi bir ulaşım sorunu olduğu da hepimizin malumu, İstanbullunun bu sorununu çözecek en önemli vaat ‘toplu taşıma’ iken Murat Kurum metro projeleri yerine yol/otoban vadediyor. Niye? Cevabı biz verelim, çünkü en ucuz ve doğaya da en az zarar verecek çözüm kendisinin ve iktidarın umrunda değil. Murat Kurum’un çözüm diye bize yutturmaya çalıştığı sadece inşaat sermayesinin kasasını doldurmaya yarayacak, bu nedenle Kanal İstanbul ve Yenişehir Projesini gerçekleştirmek için her yolun mübah olduğunu düşünüyor. Tüm yollar, otobanlar Kanal İstanbul’a çıkıyor.
“HALKIN YILLARCA EMEK VERİP ALDIĞI YERLERE SERMAYE ADINA EL KONULUYOR”
* Kanaldan kazı nedeniyle ortaya çıkacak en az 2 milyar metreküp hafriyatın nasıl taşınacağı çözülemeyen bir sorun. Bu hafriyat İstanbul’un 50 yıllık hafriyatına eşit. Bu hafriyatın günde 10 bini aşkın hafriyat kamyonu ile taşınması bekleniyor. İstanbul’un/İstanbullunun açık biçimde zehirlenmesi anlamına gelen bu projeyi gerçekleştirmek için yeni yol da lazım otoban da tabii. Zararı halka ve doğaya ama Murat Kurum için bunun bir önemi yok çünkü öncelikleri farklı. Geçen yıl 6 Şubat’ta yaşadığımız Maraş’tan Diyarbakır’a, Adıyaman’dan Hatay’a, Adana’ya kadar yayılan depremde, resmi rakamlarla 53 bin üzerinde canımızı yitirdik, kentler yıkıldı, yok oldu, halklar halen çadır kentlerde ve konteynerlerde bunun acısını yaşarken iktidar bu acıdan da fırsat çıkararak yeni rantların peşinde. Yeni Afet Yasası ile kamu yararı iddiasıyla ‘kamulaştırma’ adı altında halkın malına çökme uygulaması, AKP iktidarında acele kamulaştırma acele el koymaya dönüştü, halkın yıllarca emek verip aldığı yerlere sermaye adına el konuluyor.”
“AYNI SENARYOYU İSTANBUL’DA DA SAHNEYE KOYMAK İSTİYORLAR”
Rantçı yaklaşımın depremi fırsata çevirdiğini savunan Osmanağaoğlu şunlara dikkat çekti:
* “Depremi fırsata çevirenler, Murat Kurum’un sitesinde gördüğümüz üzere aynı senaryoyu İstanbul’da da sahneye koymak istiyor. Yeni Afet Yasası ile kuzeyde Arnavutköy’den güneyde Küçükçekmece’ye kadar halk yerinden sürülecek ve mülksüzleştirilecek. Bu yasa ile kentler, tarım alanları, ormanlar kısaca her yer rezerv yapı alanı olarak ilan edilebiliyor. Kentlerde halkın izinli, tapulu ve deprem riski olmayan konutlarına da el konularak ‘kentsel dönüşüm’ adı altında inşaat şirketlerinin daha da zenginleşmesi sağlanacak. ‘Dönüşüm’ iddiasıyla evi elinden alınan ve yerine inşa edilen konutlar için halk borçlandırılacak ve borcunu ödeyemeyenler ise mülkiyet hakkını kaybedecek. Ayrıca afet bağlamında olmasa da araziler ihale edilebilecek.
* Kabul edilen yasa ile özellikle İstanbul’da büyük bir yer değiştirme ve sermaye için rant ortaya çıkarılacak. TOKİ iştirakı olan Emlak Konut’un 2002’den bu yana İstanbul’da tamamladığı konut sayısı 80 bin 788. Fakat bu konutlar halkın ihtiyacı için mi inşa ediliyor? Hayır, zira İstanbul Planlama Ajansı’nın verilerine göre bu 80 bin 788 konutun, 68 bin 644’ü lüks konut statüsünde. Murat Kurum, depremden etkilenecek halka hemen 100 bin konut (kiralık), 5 yılda da 300 bin konut vadediyor ve İstanbullunun buna inanmasını bekliyor. İstanbul’da bir apartmanda ortalama 100 m2 bir konutun maliyeti 3 milyon üstünde, Kurum’un hibe ve geçici konutlar için vadettiklerini gerçek olsa bile İstanbullu’nun kendi evlerini geri almaları mümkün olmayacak ve yerlerinden edilecekler.
“SAHTE SEÇİM VAATLERİNE KARNIMIZ TOK”
* Sahte seçim vaatlerine karnımız tok. Biz bu filmi daha önce gördük. İmar aflarının mucidi, Kanal İstanbul’un en büyük savunucusu, 6 Şubat depremlerinin Şehircilik Bakanı Murat Kurum İstanbul’u en iyi ben yönetirim iddiasında ama deprem bölgesindeki halkın bir yıldır yaşadıklarını da bildiğimizden bu sözlerin ‘boş seçim vaati’ olduğunu ve halkın bu vaatlere karnının tok olduğunu söylüyoruz. İstanbul’un ciddi bir boş konut stoğu olduğuna göre gerçekten halkı düşünüyor olsaydınız bu konutlara ihtiyacı olan halkı yerleştirirsiniz, bugünün rakamlarıyla 350 milyar 176 milyon TL maliyeti olduğunu söylediğiniz Kanal projesinden vazgeçtiğinizi ilan eder ve halkın evlerini yeniden alabileceği çözümler önerirdiniz.
* Fakat yaptıklarınızın yapacaklarınızın garantisi olduğunu biliyoruz; İstanbul’da Tozkoparan, Tokatköy ve Fetihtepe’de ‘kentsel dönüşüm’ projeleriyle insanların evlerini polis eşliğinde yıktırdığınızı unutmadık. Şubat ayında toplanan vergileri düştüğümüzde Gölcük depreminden bu yana toplanan deprem vergisi 1 trilyon TL’yi aşmış durumda. Murat Kurum 2018-2023 yılları arasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yaptı. Kurum’un bakanlığı döneminde 2 deprem vergisi kalemi için toplanan toplam verginin bugünkü parasal değeri 208 milyar liraydı. Yalnızca bu kaynak ile bile en az 100 bin konut yapılabilirdi.
“RANT PROJELERİNE KARŞI MÜCADELE ETMEYE ÇAĞIRIYORUZ”
* Aslında bir televizyon programında, İstanbul’da Kanal İstanbul’a direnişin de önemli simgelerinden Şahintepe Mahallesi halkından bir vatandaşımızın şu sözleri çıplak gerçeğin bir sunumu, ‘Kanal İstanbul var diye bizi sürgün ettiniz buradan. Şu anda kendi evimde kalamıyorum. Sabahın 05:00’inde gelip komşumun evini yıktılar. Binlerce polisle bize işkence ettiler. Biz buranın vatandaşıyız’. Tüm bunlar yaşanırken, iktidar ve onun eski Bakanı bize ‘beni İstanbul Belediye Başkanı yapın’ diyor.
* Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu olarak ilan ediyoruz: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olarak işlediği suçlara yenilerini eklemek isteyen Murat Kurum’a biz İstanbullular geçit vermeyeceğiz. Yeni rant ve talan politikalarına izin vermeyeceğiz. Bugüne kadar olduğu gibi bu seçimde de “Atı alan Üsküdar’ı geçti” deseniz de mücadele etmeye devam edeceğiz, size ‘Kanalı yaptırmayacağız’. İstanbul halkını yerel seçimlerde Murat Kurum’a oy vermemeye, her daim kenti ve doğayı talan eden rant projelerine karşı mücadele etmeye çağırıyoruz.”
“SAZLIDERE BARAJI TAMAMEN YOK EDİLİYOR”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanvekili Ülkü Sakalar ise Kanal İstanbul’la ilgili şunları dile getirdi:
* “Sloganlar zaten her şeyi ortaya koyuyor. O kadar güzel anlatıyor ki genç arkadaşlarım İstanbul’u. Biz hepimiz burada Ankara’dan İstanbul’un yönetilerek, Ankara’dan planlama yapılarak İstanbul’un mahvedilmesine izin vermemek üzere toplandınız. İyi ki geldiniz. 2019 yılından bu yana Sayın Ekrem İmamoğlu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni kazandıktan sonra planlamalar nedense daha çok Ankara’dan yapılmaya başlandı. Kanal İstanbul yirmi senedir gündeminde yokken hükümetin Aralık 2019 yılında birden bire çevre düzeni planları yapılmaya başlandı. Şu anda İstanbul’a belediye başkan adayı olduğunu söyleyen Murat Kurum tarafından Çevre Şehircilik Bakanı 2018 yılından sonra göreve geldikten sonra ilk inşaatlarından biri. Arkasından yedi etap olarak planlanan Kanal İstanbul dedikleri bizim beton İstanbul’a dönüştürme planı dediğimiz planlar ilk üç etabı planı çıktı. Ama İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak biz durmadık.
* Biz İstanbullunun halkını hakkını korumak üzere seçildik. İstanbul’un İstanbullunun hakkını İstanbul’un yeşilini, İstanbullunun evini korumaya da söz veriyoruz. Şu anda karşı açtığımız davalar devam ediyor. Ne yazık ki bizim açtığımız davaları bakanlık nerede yanlış yapıyoruz diye sorgulayacağına açılan bu davalarla biz gecikmeye uğradık diye savunmalara kalkıyor. Bu da çok acı bir olay. Bakın 350 milyon metrekare alandan bahsediyoruz. Yenişehir rezerv alan dedikleri alan 350 milyon metrekare alan. Burada 14 milyon metrekare arkeolojik sit alanı var. Dünyanın en eski yerleşimlerinden birisi olan İstanbul’un altını üstünü mahvetmek üzere getirilmiş bir plan bu. Siz duyarlı İstanbullular iyi ki buradasınız. İyi ki sahip çıkıyorsunuz ve biz de sizin adınıza sahip çıkmaya devam edeceğiz. 45 kilometre uzunluğunda bir kanaldan bahsediliyor.
* Dünyanın en eski iki kıtayı birleştiren bir boğazına paralel bir kanal. Akla zarar. Dünyada hiçbir ülkede paralel bir kanal insan eliyle var olan bir boğaza çok yakın bir mesafede yapılmış bir şey değil. Üzerine yedi tane köprü planlanıyor. İstanbul’un çok önemli su kaynağı Sazlıdere Barajı tamamen yok ediliyor. Tarsus Gölü’nün çok önemli bir kısmı mahvediliyor ve tuzlu su haline geliyor. Küçükçekmece Gölü tamamen tuzlu su haline geliyor. İstanbul’u görmeyenler İstanbul’da yaşamayanlar hayatında Sazlıdere Barajı’nı görmemiş olanlar Ankara’dan plan yapıp bir de gelip İstanbul’da Belediye Başkan adaylığına soyunuyorlar. Onlara gereken cevabı siz buradan veriyorsunuz. Hepinize çok teşekkür ediyoruz. Şahintepelilerin, İstanbulluların yanındayız. Biz de asla İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak buna izin vermeyeceğiz.”
]]>
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa’da CHP Osmangazi İlçe Başkanlığı’nı ziyaret etti. Özel, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’u seçim çalışmaları kapsamında dün yaptığı bir ziyaret sırasındaki sözleri dolayısıyla eleştirdi. Kurum’un tepki çeken “Gazze’den Somali’ye tüm dünya mazlumları, 31 Mart seçimlerini umutla bekliyor” ifadelerini anımsatan Özel, şöyle konuştu:
– Dün Murat Kurum, 31 Mart seçimlerinin sonucunu Gazzelilerin beklediğini, Filistinlilerin beklediğini, Batı Şeria’nın beklediğini, 31 Mart seçim sonuçlarında Gazze’nin umutlanacağını söyleyip, kendisi kazanırsa Gazze’ye insani yardımda bulunacağını, bu yüzden Filistinli çocuklar için 31 Mart seçiminin önemli olduğunu söylemiş.
“ŞİMDİ SİSİ KİM OLDU?”
– Bir tarafı utanmazlık, bir tarafı riyakarlık, bir tarafı sahtekarlık, bu kadar ucuz siyaset olmaz, olmaz olsun. Bir kez daha gördüm ki, bu Murat Kurum İliç felaketinin müsebbibi ya, olamayacak ama Allah göstermesin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olsa İstanbul’un felaketi olur. Böyle bir zihniyet olmaz. Bir yandan Recep Tayyip Erdoğan diyor ki, ‘Gazze’deki çocuklara yardım yapamadık, mahcup olduk.’ Türkiye’nin, bütün belediyelerimizin, Kızılay, AFAD’ın tırları Refah Sınır Kapısı’nda duruyor, bu hükümet, bu Recep Tayyip Erdoğan bu kadar İsrail ile iyi ilişkiler geliştirmiş olmasına rağmen Refah Sınır Kapısı’ndan Filistinli çocuklara yardım ulaştırmayı başaramıyor.

– Murat Kurum’dan daha seviyesiz, daha siyasetin acemisi, insanların aklını hafife alan bir belediye başkan adayı görmedim. Gazze, Filistin’deki çocuklara yardım yapmak için 31 Mart’ta belediyeyi AKP’nin kazanması gerekiyorsa vay bizim halimize. Vay Filistin’in hâline. Yazıklar olsun Murat Kurum’a, Recep Tayyip Erdoğan’a.
Geçen seçimlerde de ‘Oyu Binali Bey’e mi vereceksiniz, Sisi’ye mi vereceksiniz’ diyordu. O gün Sisi ile düşmandı, Ekrem Bey’e Sisi diyordu. Daha 1 ay olmadı, gitti Sisi’nin elini sıktı, yüzünü öptü, kardeşine sarılır gibi sarıldı. Şimdi soralım, kim Sisi, Sisi nerede? Şimdi Sisi kim oldu?
“YERİNDE OLSAM BU ADAYI ÇEKER ALIRIM”
– Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’ye yerel seçimlerde verebilecek hiçbir şeyi olmamasının kanıtı İstanbul’daki adayının Murat Kurum olmasıdır. Sen İstanbul’a Murat Kurum’u layık görüyorsan, Murat Kurum da ’31’inde kazanırsak Filistin’deki çocuklara yardım yapacağız’ diyorsa, daha bundan sonra söyleyecek bir şey yoktur. Ben Recep Tayyip Erdoğan’ın yerinde olsam, buradan sonra, bugün son gün adayı çekmek için son gün.
– Ben bu adayı Tayyip Erdoğan’ın yerinde olsam çeker alırım. Murat Kurum orada duracağına oraya bir tane Pinokyo koysa Murat Kurum’dan daha inandırıcıdır. Bugün son gün, Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulunuyorum: Murat Kurum’u çek, İstanbul’a Pinokyo’yu aday göster. Daha inandırıcı olursun, daha dürüst bir adayın olur, daha samimi bir adayın olur.”
EMEKLİLERE ÇAĞRI
– Biz bütün emeklileri 31 Mart’ta oy kullanırken size para bulamayan Erdoğan’a hesap sormaya davet ediyoruz. Ben bütün işçileri 31 Mart’ta oy kullanırken sizi açlığa, yoksulluğa iten Erdoğan’a hesap sormak üzere oy kullanmaya davet ediyorum. Ben esnafı, çiftçiyi, mağdurları, bütün işsizleri 31 Mart’ta bu iktidara güçlerini göstermeye ve bu iktidardan hesap sormaya davet ediyorum.
]]>