Olay geçen yılın Nisan ayında meydana geldi. Aralarında Türk, Suriyeli, Bulgar ve İtalyanın da olduğu 13 kişilik bir grup Viyana’nın göbeğindeki bir hostelde kalmak için 56 euroya bir oda kiraladı.
Grubun reşit olmamasından dolayı bir Türk vatandaşına odayı tutturdukları da kayıtlarda ortaya çıkarken, grubun daha sonra hosteldeki 12 yaşındaki bir kıza cinsel saldırıda bulunduğu tespit edildi. 13 kişilik grubun 12’sinin ismi Mia olarak Alman medyasının kayıtlarına geçen kıza tecavüz ettiği anlaşıldı.
Genç kıza saldıran Şaban isimli genç, 7.5 yıl hapis istemiyle yargılanıyor.
Genç kız olayı 17 Kasım 2023’te polise bildirirken, kızın tehdit edilmediği ya da fiziksel şiddete uğramadığı belirtilirken kızın cinsel ilişkiye zorlandığı aktarıldı. Genç kız polise verdiği ifadesinde, “Beni sarmaladılar, bana sarıldılar ve beni ellediler, kaçamadım” dedi.
Alman Bild gazetesi 13 saldırganın yaşlarının 13 ile 18 arasında değiştiğini aktarırken, bunların Suriye, Bulgaristan, Türkiye, Sırbistan ve İtalya’dan geldiğini ve 12 yaşındaki genç kızın ise Avusturyalı olduğu belirtildi.
O dönem 15 yaşında olan ve Bulgaristan’dan ülkeye gelen Şaban isimli inşaat işçisinin Mia ile 2022’de yazıştığını ve buluşmak istediği aktarılırken gözaltına alınan Şaban ise her şeyi anlattı.
Şaban, “Mia bana 14.5 yaşında olduğunu söyledi ve cinsel ilişkiye girmek istediğini söyledi. Orada onunla cinsel ilişkiye girdim daha sonra Leutrim ve Mustafa da geldi. Mia asla cinsel ilişkiye girmek istemediğini söylemedi” dedi.
Mustafa’nın da genç kıza saldırdığı öğrenildi.
Mia ise hayatındaki ilk cinsel ilişkiyi Şaban ile yaşadığını fakat daha sonra diğer erkeklerin de ona saldırıp toplu tecavüze maruz kaldığını belirtti. Ergen grubun 18 yaşındaki Türk vatandaşı Umut’a para vererek hostelde oda tutmasını istediğini belirtti.
ODAYI TUTAN TÜRK KONUŞTU
Sorguya alınan Umut ise, “Onların eğleneceğini ve güzel bir gün geçireceğini tahmin ettim. Mia sadece 12 yaşındaydı. Oradan ayrılırken odayı dağıtmamalarını istedim. Olay sırasında orada değildim” ifadesini kullandı.
Grubun genç kıza tecavüz ederken videosunu çektiği de ortaya çıktı. Mia’nın avukatı Sascha Flatz da, “Mia önceki gün beni ziyarete geldi ve çok korkmuş gözüküyordu. Avusturya’daki orta sınıf ve gelir durumu iyi olan bir aileden geliyor. Dış görünüşü çok çocuksu, 12 ya da 13 yaşından daha büyük göstermiyor” dedi.
Bu olaydan sonra Abdül isimli bir diğer saldırganın Mia’nın cep telefonuna WhatsApp’tan mesaj yazdığı da ortaya çıktı. Suriyeli mültecinin, “Eğer benimle ilişkiye girersen bu videoyu silerim” dediği belirtildi.
Genç kıza saldıranlar hakkında 7.5 yıl hapis cezası istendi.
Gruptaki gençlerin Mia’ya daha sonra cinsel saldırıda bulunduğu da belirtilirken, Mia’nın psikolojik sorunlarının ayyuka çıkmasından sonra yasal sürecin başlatıldığı da açıklandı. Alman medyası, 13 saldırgandan 12’sinin kayıplara karıştığını aktardı.
]]>Altınpark Anfa Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşen toplantıya 1500’ü aşkın taksi şoförü de katıldı. İlk olarak Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği ve Ankara Şoförler Esnaf Odası Başkanı Mehmet Yiğiner taksicilerin sorun, öneri ve dileklerini anlattı.
“İKİ ŞEY YAPMAMIZ GEREKİYOR”
Ardından Yavaş, ulaşım esnafına her koşulda destek olduklarını kaydederek, “Özel halk otobüsçülerimiz için bu artan hayat zorluğu karşısında ve mazota gelen sürekli zamlar karşısında iki şey yapmamız gerekiyor. Bir, otobüsçülerin durumunun düzelmesi için vatandaşa zam yapmamız ya da onlara destek olmamız gerekiyor. Artan ekonomik şartlar maalesef herkesi zorluyor. Dolayısıyla vatandaşa yüklenmek yerine halk otobüslerine destek olmak sureti ile sübvanse ediyoruz. Kendi otobüs firmamız da aynı şekilde şimdi tüm dünya da toplu ulaşımda desteğe muhtaç. Vatandaşların hepsinin arabayla şehre gelmesi daha çok külfet çıkarıyor. İkinci olarak, yaptığımız incelemeler sonucunda ulaşım ayağımızın ikincileri, dolmuşçularımız. Onlara da bir türlü destek olamıyorduk. Şimdi aldığımız bir kararla onlara da aynı halk otobüslerine yardımcı olduğumuz gibi destek olmaya başlıyoruz” diye konuştu.
“ANKARA TAKSİ ESNAFI HER ŞEYİ HAK EDİYOR”
Taksici esnafına yardımcı olabilmek için neler yapabileceklerine ilişkin fikir geliştirmeye çalıştıklarını ifade eden Yavaş, taksilerde bulunan ekranları ilk başta aslında bir reklam geliri sağlaması amacıyla koyduklarını kaydetti.
Yavaş, bir esnaf dostu ve esnaf çocuğu olarak başından beri 5 yıldır her zaman destek olmaya çalıştıklarını belirterek, şunları söyledi:
“Ankara taksi esnafı her şeyi hak ediyor. Ben 5 yıldır görev yapıyorum. Bana gelen, zabıtaya gelen şikayet, mübalağa etmiyorum, 5 yılda 5 tane bile değildir. Onun için sizlere helal olsun diyorum. Gerçekten gurur duyuyoruz. Aileler size, özellikle sabit duraklarda evlatlarını rahat bir şekilde teslim ediyor. Adeta mahallelerde herkesle akraba olmuş gibisiniz, ismen çağrılıyorsunuz. Bir yönetici için bundan daha güzel bir şey yok. Dolayısıyla birbirimizi üzmeden devam ediyoruz.”
“KAMERA SİSTEMLERİ ÜCRETSİZ”
Şimdiye kadar 1800 taksiye taksimetre ve güvenlik sistemlerini taktırdığını kaydeden Yavaş, sözlerini şöyle sürdürdü;
*Özel bir tesis kurduk. Tesisimizde montaj, teknik servis ve mühürleme hizmetlerini sağlıyoruz. 1800 taksimizin kamera sistemlerini de ücretsiz olarak şimdiden montajlamaya başladık. Bu sayede hem vatandaşımız için daha güvenli ve konforlu bir yolculuk deneyimi başlıyor.
*Bu vesile ile daha önceki yıllarda hayatını kaybeden taksicilere de Allah’tan rahmet diliyorum. Teknik servis, tarife güncelleme, araçların hasılatlarını takip etme gibi hizmetlerden faydalanıyor. Şimdi süre verilmişti.
*Hep birlikte istediği taksinin istediği kamerayı seçmesi için alternatifler sunuyoruz. Bunların tamamı oda başkanları nezaretinde olacak. Bizim vazifemiz taksici esnafını bu dertten kurtarmak. İsteyen istediğini seçebilecek ama kontrolün tamamı Taksiciler Odası’nda olacak.
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca, Muğla’da 24’ü maden, petrol ve doğalgaz, 25’i gıda, 18’i turizm, 11’i kıyı, 5’i enerji, 1’i atık, 5’i hayvancılık, 3’ü konut projesi olmak üzere 102 projeye ÇED olumlu raporu verirken, 24’ü maden, petrol ve doğalgaz, 25’i gıda, 18’i turizm, 11’i kıyı, 5’i enerji, 1’i atık, 5’i hayvancılık, 3’ü konut projesi 93 projeye ÇED gerekli değildir raporunun verildi.
Muğla’da 2023’te herhangi bir proje için ÇED olumsuz kararı ve ÇED gerekli kararı verilmedi. Sadece 7 projenin ÇED dosyası iptal edildi.
22 proje bakanlığın inceleme, değerlendirme komisyonunda görüşülürken 13’ü için nihai karar verildiği duyuruldu. 34 proje için halkın katılım toplantısı ilan edildi.
Proje başvurularında Muğla’nın Milas ilçesi ilk sırada yer aldı. Milas’ta çoğunluğu gıda, maden, petrol, doğalgaz, enerji ve kıyı olmak üzere 29 proje için ÇED süreci başlatıldı, 26 proje için ÇED gerekli değil kararı, 4 proje için ÇED olumlu kararı verildi.
Bodrum’da 24, Menteşe’de 9, Yatağan’da 16, Datça’da 8, Kavaklıdere’de 4, Köyceğiz’de 6, Fethiye’de 9, Marmaris’te 7, Dalaman’da 2, Ortaca’da 2, Seydikemer’de 12 ve Ula’da 4 proje için ÇED süreci başlatıldı.
Bu durum, yıllardır, evlerini, yurtlarını, ormanlarını, kıyılarını korumaya çalışan Muğlalıları, çevrecileri, STK temsilcilerini ve köylüleri kaygılandırmaya devam ediyor.

“YASALAR NEDEN ZENGİNE İŞLEMİYOR?”
Milas’a bağlı İkizköy’deki Akbelen ormanları önünde açıklama yapan ve 4 yıldır ormanları korumak için nöbet tutan İkizköy Çevre Komitesi sözcüsü Nejla Işık “Akbelen ormanlarını 24 Temmuz’da girip bir haftada yok ettiler” dedi. SÖZCÜ’ye konuşan Işık şunları anlattı:
“Akbelen ormanları kepçelerin kamyonların 24 saat çalıştığı ve dinamit patlatıldığı yer, buranın hemen yanında yaşadığımız köyler, ektiğimiz biçtiğimiz tarlalarımız, yaşam burada hala devam ediyor. Bizler bu ortamda yaşamaya nefes almaya çalışıyoruz, zeytinliklerimizin üzerinde birer parmak toz toprak, mahsullerimizin üzerinde aynı şekilde toz da kaplı, dinamit patlatmalarından ve kamyonlardan iş makinelerinden çıkan tozlar direk tarım ürünlerimizin üzerinde. ÇED niçin bu madenlere, niçin bu kömür ocaklarına uygulanmıyor. Devlet zamanında bu santralleri özelleştirirken hep bizim hayatlarımızı gasp etti. Burada bizler mağduruz, bizlere sormadan bizlerin fikri alınmadan maden çevresel etki değerlendirmesinden muaf tutulmuş.
Niçin kanunlar bu zenginlere işlemiyor, niçin bu yasalar zenginlere işlemiyor. Bunları söylemekten bıktık usandık artık niçin başta bizim ve Akbelen ormanının ölüm fermanını veren yetkililer buraya gelip, bu köylüler ne yaşıyor, bu tozun toprağın altında nasıl yaşıyor, patlatılan dinamitlerin altında evlerde nasıl yaşıyorlar diye sormuyor, niçin? Biz her defasında bağırarak derdimizi anlatmak zorunda kalıyoruz Akbelen’deki bu maden ÇED raporu alınmadığı için köyümüze ve ormana kadar geldi dayandı topraklarımızı mahvetti, köylerimizi yok etti. ÇED’siz maden geçtiği her yeri yok ediyor, ormanı yok ediyor tarım arazisini ve köyleri yok ediyor”

“BU RAPORLAR VATANA İHANETTİR”
Bodrum Yurttaş İnsiyatifi sözcüsü Ayhan Karahan ise şu sözlerle tepkisini dile getirdi:
“Bu ildeki cennet ormanlara cennet koylara ÇED raporlarını verirken proje ile ilgili yörenin insanlarına bir kişiye köylüye sivil toplum örgütlerine sormuşlar mı? Bakın Bodrum’un koyları, dağları taşları tepeleri beton oldu.
Bunları yaparken bir kişiye sordular mı? İşte gördüğünüz gibi boş olan Bodrum tepelerini de imara açmak istiyorlar buralardan da ÇED raporu hazırlayacaklar ama açtırmayacağız, kimseye sormadan olumlu ÇED raporlarını veriyorlar Bu vatana ihanettir. Bodrum’dan Muğla’dan AKP’ye oy çıkmıyor diye Muğla’nın güzelliklerini doğal güzelliklerini ormanlarına rant için yağmalıyorlar, bu düşmanlık bu hainlik neden?
Muğla da Bodrum da Milas da bu ülkenin bir parçasıdır. Muğlalı ve Bodrumlu STK’lar olarak bu ÇED raporlarını tanımıyoruz ÇED raporu gerekli değildir kararlarını da tanımıyoruz, verdikleri birçok rapor geçersiz ve toplantıyı düzenledik düzenliyor gibi yapıyorlar yalan söylüyorlar”
PROJE VE ODA SAYILARINA KÜÇÜLTEREK YASAYI DOLANIYORLAR
TMMOB Bodrum İlçe Koordinasyon Kurulu Temsilcisi Mustafa Erdoğan ise ÇED olumlu raporları kadar ÇED gerekli değildir, raporlarında da hukukun dolaşılarak alındığını belirterek şunları söyledi:
“Özellikle Bodrum’da dev otel ve rezidans yapan şirketler uygulama projelerinde 50 ile 250 oda otel inşaatı yapılacak şekilde proje hazırlayarak gerekirse odaları 1000-14000 metre kare büyüklüğünde tutuyorlar. Yani aslında proje 500-1000 odalı ama böyle olursa ÇED olumlu raporu almak zorundalar.
Bu nedenle odaların metrekaresini büyüterek oda sayısını azaltıp, ÇED gerekli değildir raporu alıyorlar. Otelde 1400 metrekarelik oda mı olur? Bu gibi yerlerde ÇED gerekli değildir raporu alıyorlar. Yasaları ve ÇED mevzuatını böyle dolanıyorlar.
Büyük arsalarda ÇED olumlu raporu alabilmek için bir proje sunmaları gerekiyor. Bu projede suyu nereden bulacaklar ne kadar oda olacak bunların hepsi detaylı olarak bildirilmeli ve bunlar halkın yararına mı zararına mı olacak şeklinde bilgiler yer alır, atıkları nereye atacaklar ulaşımı nasıl sağlayacaklar çevreye zarar vermeden bunları nasıl yapacaklar, hepsi proje dosyasında yer alır.
Bu nedenle inşaat firmaları parselleri küçülterek veya oda sayılarını azaltarak ÇED olumlu raporu almaktansa ÇED gerekli değildir raporu almayı tercih ederek hukuğu dolanıyorlar”
ÇED TOPLANTISINI TENEKE ÇALARAK PROTESTO ETTİLER
Muğla’nın Bodrum ilçesinde geçtiğimiz yıl 13 gün yangınlarla sarsılan Mazı köylüleri bu kez zeytinlik arazilerinin RES nedeniyle kamulaştırılması için düzenlenen ÇED toplantısı için köye gelen Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve firma yetkililerini teneke çalarak ve yuhlayarak sert tepki göstermişti. Bodrumlu siyasiler ve çevrecilerin de destek verdiği eylemde köylü kadınlar ÇED toplantısını yaptırmamıştı.
CENNET KOYU İÇİN DE ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR RAPORU VERİLMİŞTİ
Bodrum’da 2023’ün en tartışmalı inşaat izinlerinden biri de Cennet Koyu’ndaki inşaat izniydi. Gölköy Mahallesi’ndeki Cennet Koyu Gökburun kesiminde 1. Derece doğal ve Arkeolojik Sit alanı 678 bin metrekare üzerindeki arazide turizm tesis yapmak isteyen Cengiz Holding, hazırladığı Turizm Konaklama Tesisi Kapasite Artış Projesi’ni revize etmiş.
19 Eylül 2023 tarihinde ‘ÇED gerekli değildir’ raporu almak için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Muğla İl Müdürlüğü’ne başvurmuş ve raporu almıştı. Cengiz Holding, 1 Kasım’da doğal ve arkeolojik sit alanlarının bulunduğu bölgede, yüzlerce kamyon ve onlarca iş makinesi ile hafriyata başlamıştı.
]]>