Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesi ile Aydeniz, Kayseri Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. Furkan Aydeniz, burada yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
Gözaltına alınan sürücü Mustafa Ö. ise adli kontrol tedbiri ile serbest bırakıldı. Hakkında ‘taksirle adam öldürme’ suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası istemiyle Kayseri 7’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

BİLİRKİŞİ RAPORU İDDİANAMEDE
İddianamede yer alan bilirkişi raporunda; ölen Aydeniz’in seyir yönüne göre sağ tarafından gelen otomobil geçişini beklemeden kavşağa girdiği, otomobil sürücüsünün seyir şeridini kapattığı, otomobile ilk geçiş hakkını vermediği için trafik kazasının meydana geldiğine vurgu yapılarak, “2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 84-h maddesine göre ‘Trafik kazalarında sürücüler kavşaklarda geçiş önceliğine uymama hallerinde asli kusurlu sayılırlar’ denildiğinden, ayrıca 5 yaşında trafikte bisiklet kullandığı, bu yaşta tamamen ebeveyninin kontrolünde olması gerektiği, kesinlikle trafikte bisiklet sürmemesi gerektiği anlaşıldığından; yine aynı trafik kanununun 37’nci maddesinde belirtilen ‘Bisiklet kullananların 11 yaşını bitirmiş olmaları zorunludur’ denildiğinden sürücülerin asli kusurlu sayılan trafik kurallarını ihlal ettiği belirtilmiştir” ifadelerine yer verildi.
Sürücü Mustafa Ö. yönünden verilen bilirkişi raporunda ise “Hız limitinin 50 kilometre olduğu yerleşim yerinde ve kontrolsüz 4 yönlü kavşağa yaklaşırken hızlı araç kullandığı, aracının hızını hiç azaltmadan kavşağa yaklaştığı, çarpışma öncesi ve sonrası durma noktasının 72,5 metre olduğu, hesaplaması yapılan bu durma mesafesinin 87 kilometre hıza tekamül ettiği, dolayısıyla aşırı hızda, dikkatsiz ve tedbirsiz olarak hızlı araç kullandığı anlaşıldığından 2918 Sayılı Kara Yolları Trafik Kanununun, 52/l-a ve b maddelerinde belirtilen ‘Sürücüler; kavşaklara yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken hızlarını azaltmak, hızlarını kullandıkları aracın görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar’ gerekçesiyle trafik kurallarını ihlal ettiği belirlenmiştir” denildi.
5 AY FİRAR ETTİ İDDİASI
Oğlunun ölümüne neden olan sürücünün 5 ay firar ettiğini öne süren baba Osman Aydeniz, “Trafik kazası geri planda çok basit gözükse de acısı dinmeyen yaralar açıyor. Oğlum kaza yaptığında ablam beni aradı ve hastaneye götürüldüğünü söyledi. Hastaneye gittiğimde doktor, oğlumun beyninde 4 farklı hasar, akciğerde yırtık, omurilikte ve bacağında kırık olduğunu söyledi. Yoğun bakımdan çıkmasının çok zor olduğunu, çıksa dahi engelli bir çocuk olacağını söyledi. Oğlum, yoğun bakımdan maalesef çıkamadı. Polisler ifademizi aldılar, aşırı hız olduğunu, sürücünün emniyet şeridine girdiğini söyledik. Otopsi sırasında savcımız da sürücünün firari olduğunu, yakalandığında gereğinin yapılacağını söyledi ama bu kişi 5 ay firariydi. Birçok sabıkası olan elektronik kelepçesi olan kişi 5 ay firar etmişti” diye konuştu.

‘EVLADIMIN ACISI İLE UYUYAMIYORUM’
Soruşturmanın yeniden ele alınması gerektiğini de belirten baba Aydeniz, şunları söyledi:
“Çünkü, kaza tutanağı çok sığ. Şoför beyanına göre ele alınmış. Kamera görüntüleri olmasına rağmen bilirkişi grafikler çizerek, çocuğumu aniden aracın önüne geçmiş gibi göstererek oğlumu suçlu çıkarması sonrası soruşturma savcısı bilirkişi raporunu iptal etti. Ama, ne hikmetse bilirkişi raporu iptal edilmesine rağmen Adli Tıp Kurumu’ndan da aynı rapor geldi. Halk otobüsündeki araç içi kamerasından dahi oğlumun bisikletinin emniyet şeridinde olduğu gözüküyor.
Buna rağmen Adli Tıp Kurumu’ndan gelen raporda iptal olan bilirkişi raporunun kopyası niteliğinde geldi. Eşimi ve oğlumu asli kusurlu, sürücüyü de tali kusurlu olarak belirtti. Üzerine de bir oran belirtmemiş. Orada da bir muğlaklık var. Burada şaibeler olduğunu düşünüyorum. Bu eksikliklerin tamamen revize edilip, adaletin hakikati ile sağlanması için yeniden bu işin ele alınması gerekiyor.
Çünkü, geceleri ben evladımın acısı ile uyuyamıyorum. İlk 2 ay ilaçlarla uyumaya çalıştım. Acım belki bir nebze hafiflese de evladımın acısı yüreğimden gitmiyor. Uykularımdan sıçrayarak uyanıyorum. Allah hiç kimseye evlat acısı yaşatmasın. Hakikaten çok zor. Hukuki süreçteki zayıflık benim acımı iyice katlıyor. Sanki böyle bir olay yaşanmamış gibi kazaya sebebiyet veren kişinin de hayatını rahat bir şekilde idame ettirmesi bizi çok üzdü. Bir insan bir kedi ya da köpeğe çarpsa içi acır. Acıyı paylaşmak ister.”
“OĞLUM ARTIK YOK”
Oğlunun ölümüne neden olan kazayı cinayet olarak da nitelendiren baba Aydeniz, “5 yaşında dünyalar tatlısı, parklarda oyun oynayıp, bisiklete binip eğlenceli vakit geçirmesi gereken bir çocuğu ben toprağa verdim. Oğlum artık yok. Trafik kazalarında artık canlar yok olmasın. Ehliyet almak da bu kadar kolay olmasın. Ehliyetsiz araç kullanmak da bu kadar basit ve cezasız kalmasın. Bu resmen bir cinayet. Oğlumun da benim de hayallerini maalesef çaldılar” dedi.
]]>EKİPLERİ TEPEDEN İZLEDİ, İTİRAF ETTİ
Bismil İlçesinde 12 Mart 2023’te Mustafa Öner’in silahla intihar ettiğine dair polise ihbarda bulunuldu. Olay yerine giden cinayet büro ekipleri alnından vurulmuş ceset üzerinde yaptığı titiz incelemede olayın intihar olmadığını belirleyince aile bireylerini ayrı ayrı sorguladı. Bu sırada olay yerinden 600 metre uzaklıktaki tepelik bir alanda olay yeri inceleme ekiplerini dikkatle izleyen ve şüpheli hareketlerde bulunan Yusuf Öner’in yanına gidildiğinde babası Mustafa’nın intihar etmediğini kendisinin öldürdüğün itiraf edince tutuklandı ve hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle dava açıldı.
“ANNEM, BEN VE KARDEŞLERİME YILLARCA ŞİDDET UYGULADI”
Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkan Yusuf Öner, intihar süsü verilen babasını öldürdüğünü şu sözlerle itiraf etti:
– Erkenden kalkarak ahırda hayvanlarla ilgilendim. Kahvaltı için eve geldiğimde annem, babam, kardeşlerim, iki halam ve onların çocukları da bizdeydi. Babam kahvaltıyı geç hazırladığı için anneme bağırıyordu. Sofraya oturduğumda babam halen anneme bağırıp çağırıyordu. Bana ve anneme kahvaltı tabağı ile bardak fırlattı. Ben de moralim bozulduğu için sofradan kalkıp dışarı çıkmak için montumu alacağım esnada annemin adına ruhsatlı olan silahı gördüm. Babam yıllardır anneme, bana ve tüm kardeşlerime şiddet uygular, küfür ve hakaret ederdi.
“BOĞAZIMA BIÇAK DAYADI”
– Birkaç yıl önce de babam boğazıma bıçak dayadı ve çenemde delik açtı. Bir defasına gözümden beri yaraladı, 3 ay gözüm kapalı kaldı. Doğduğum günden beri aramızda problem vardı. Babamızdan çok ama çok korkuyorduk. Yine de babamdır diye bir şey demiyordum. Kendisini korkutmak için silahı üzerime aldım ve tekrar sofraya geri oturdum. Babam bağırmaya devam edince bende rastgele ateş açınca babam ayağa kalkınca kafasından vurdum. Nefes almakta zorlandığım için evin yamacındaki tepeye çıktım. Askerler gelip beni aldılar.
“DAYAK YEMEMEK İÇİN SAMAN YEMEK ZORUNDA KALDIM”
Sanığın iki kardeşi ve annesi de babalarının kendilerine sürekli şiddet uyguladığını doğruladı. Annesi Feyma Öner, şöyle konuşu:
– Eşimle ilgili bugüne kadar şikayetçi olmadık, çünkü olduğumuz taktirde bize daha kötüsünü yapacağını biliyorduk. Sinir hapları kullanıyordu, psikoloji bozuktu. Bir defasında bana hayvanlar için biriktirdiğimiz samanı neden döktüğümü sorup ardından bu samanları bana yedirmişti. Ben de dayak yememek için samanları yemek zorunda kaldım. Çocuklarımı banyoda hortumla döver, müdahale etmemem için de banyonun kapısını kilitlerdi. Ben ve çocuklarımız yüzümüz mor bir şekilde aylarca gezdik. Benim ailemle görüşmemi bile yasaklamıştı. Oğlumdan şikayetçi değilim. Bizi korumak için hareket etti.
“BİRİ OĞLUM DİĞERİ TORUNUM VİCDANIMLA MÜKELLEFİM”
Ölen Mustafa Öner’in babası Seyfettin Öner de oğlunun eşine ve çocuklarına şiddet uyguladığını doğrulayarak, şunları söyledi:
– Oğlum 10 yıldır ailesine şiddet uyguluyordu, ben müdahale etmek istediğimde ‘Sen karışma benim çocuklarımdır, sana ne’ diyordu. Ölen oğlumdur, öldüren de torunumdur. Vicdanen doğruları söylemekle mükellefim. Oğlum evlendiğinden beri eşine ve çocuklarına şiddet uyguluyordu, ben sürekli yapma etme diyerek araya girmeye çalışıyordum. Her seferinde ‘Sen ne karışıyorsun’ diyerek kızıyordu, döverim öldürürüm gibi sözler söylüyordu, oğlum eşi ahırda samanların bir kısmı döküldü diye o samanları eşine yedirmiştir. Torunumdan şikâyetçi değilim.
AĞIR MÜEBBETTEN 15 YILA DÜŞTÜ
Mahkeme salonda sanığın gözünde ve çenesindeki dikiş izleri olduğunu ve ifadesiyle uyumlu olduğunu da gözlemledikten sonra sanığı babasını kasten öldürdüğü için önce ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırdı, ardından cinayeti ağır tahrik altında işlediği gerekçesiyle cezayı 18 yıla indirdi. Sanığın pişmanlığı ve duruşmalardaki iyi hali de lehine taktiri indirim sebebi kabul edilerek ceza 15 yıla düşürüldü.
]]>