İçinde 15 adet ürün bulunan çantalarda, beslenme çantası, kırmızı kalem, kurşun kalem, silgi, kalemtraş, kalemlik, çizgili defter, kareli defter, resim defteri, güzel yazı defteri, 12’li kuru boya ve abeküs yer aldı.
Birinci sınıfları ziyaretinde konuşan Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, “Yeni eğitim-öğretim yılının tüm Sultangazililelere hayırlı olmasını diliyorum. Çocuklarımız bugün okula başlıyorlar. Uyum haftasındayız, önümüzdeki hafta 9 Eylül itibariyle tüm okullarımızda eğitim-öğretim yılı başlamış olacak. Çocuklarımız için güzel, mutlu ve huzurlu bir yıl olmasını diliyoruz. Her sene olduğu gibi bu yılda tüm ilkokul birinci sınıfa başlayan çocuklarımıza ihtiyaç duydukları tüm kırtasiye malzemelerini dağıtıyoruz. Bu sene 15 bin öğrenci birinci sınıfa başladı. Biz de 15 bin adet kırtasiye setlerimizi hazırladık. Bugün çocukların anne ve babalar burada, onları yalnız bırakmadılar. Biz de sınıflarımızda dağıtımımızı gerçekleştiriyoruz. Bu hediyelerimizin yalnızca bir maddi karşılığı yok. Bizim Sultangazi’de esas önceliğimiz eğitim. Asıl hedefimiz, eğitimli bireylerin oluşması, gelişmesi ve eğitimde daha iyi yerlere gelmek. Dolayısıyla Milli Eğitim ile çok ciddi çalışmalar gerçekleştiriyoruz” dedi.
Eğitim ve kültürün her şey olduğunu ve bunun için adımlar attıklarını belirten Dursun, “Kaşif Çocuk’ta çok özel bir eğitimle buluşturuyoruz. 8-14 yaş arasındaki çocuklarımızı Bilim Merkezimizde sanat ve bilimle buluşturuyoruz. SEDA’da ise deneyimli kadromuzla çocuklarımızı lise ve üniversite sınavlarına en iyi şekilde hazırlıyoruz. Çocukların 5 yaşından üniversite eğitimine dek her daim yanlarında oluyoruz. Üniversitede de peşlerini bırakmıyoruz. Üniversite öğrencilerimizin geçen sene olduğu gibi bu yıl da bütün ulaşım masraflarını biz karşılayacağız. Sultangazi’de yaşayan tüm üniversitelilerin yol masraflarını Sultangazi Belediyesi olarak karşılayacağız. Tüm bunları yapma nedenimiz Sultangazi’de yaşayan insanlarımızın, çocukların ve gençlerin daha eğitimli hale gelmeleri, ayrıca devletimize milletimize katkı sağlamaları. Eğitimle yanlarında olmaya her zaman devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Asmin Azra Yılmaz (6) “Çanta ve boyama seti dağıldı. Çok beğendim. Okula yeni başladığım için heyecanlıyım” dedi. Zeynep İnan da (6) “Okulda çantalar ve okul malzemeleri dağıtıldı. Dağıtılan malzemeleri çok beğendim” diye konuştu. Alparslan Arslan ise (6) “Bugün dağıtılan çanta ve okul malzemeleri için çok teşekkür ederim” ifadelerini kullandı. Ulushan Doğauslu (6) “Çanta,defter, kalem, kalemlik gibi malzemeler dağıldı. Hediyeler için çok teşekkür ederim. Okulumu da çok beğendim” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Baba Kadri Koyun son savunmasında, “Kızım 8. Sınıfta okurken evden kaçtı. Kayıp ilanı verdik ve polisler onu buldu. Çocuk Şubeye almaya gittiğimizde eve gelmek istemediği için çocuk yurduna gönderildi. Sonra annesini arayıp ‘Beni çıkarın buradan, televizyonda gördüğüm gibi özgür bir yer değil burası’ dedi. Eve getirdik ve okuluna devam etmesini istedik. Okul müdürü bizi okula davet etti ve ‘Kızınız okumak istemiyor, devamsızlıktan okuldan atacağız’ dedi. 5 kızım halen okuyor, ben kızlarıma değer veriyorum. İclal’i sonra özel bir okula gönderdik. Burada da müdür bizi arayıp ‘Kızınız kötü örnek oluyor’ dedi ve okulla ilişkisini kestiler” dedi.
NİŞANLIYKEN SOSYAL MEDYADAN TANIŞTIĞI ADAMA KAÇTI
Kızının bir kuaförde çalışmaya başladığını, ardından eşinin akrabası olan Abdullah adlı kişinin kızıyla evlenmek istediğini belirten baba Kadri Koyun, “Henüz 16 yaşında olduğu için vermek istemedim, ama kızım da seviyorum deyince nişanladık. Nişandan sonra kızım Ali Şimşek adında biriyle sosyal medyadan tanışıyor ve Mersin’e gidiyor. Biz yine kayıp ilanı verdik. Sonra gidip getirmek istedik, ama yine kaçacağını söyleyince geri döndük. 1 yıl sonra rahatsızlanıp geri döndü” diyerek ağlayınca mahkeme duruşmaya 15 dakika ara vermek zorunda kaldı. Baba ifadesinin devamında, “Kızının cinsel organında hasar oluştuğunu, hatta annesi doktora götürdüğünde onlar bile bu yaşta nasıl böyle bir durum olduğuna anlam verememiş” diye konuştu.

“ALİ KIZINI BANA SATTI DEDİ”
Kızımla ilişki yaşayan Ali Şimşek’in kızıma çıplak resimlerini sosyal medyada paylaşacağı şantajında bulununca kızı İclal’in geri dönmek zorunda kaldığını belirten sanık baba, “Bir gece telefonuma gelen mesajda ‘Ali senin kızını bana 1.500 TL’ye sattı, gelin kızınızı götürün’ dedi. Benim Ali Şimşek ile ilgili şikâyetlerim oldu. Kızımı geri getirdim ve bir süre kaldıktan sonra tekrar gitmek isteyince ben de aracımı satıp kendisine kuaför dükkânı açabileceğimi söyledim ama başarılı olamadım. Yine o adamın yanına gitti. Sonra Ali Bozkurt adında biriyle tanıştı ve bu kez onunla evlenmek istedi. Ben de yaşının küçük olduğunu söyleyip engel olmak istedim. Kızım diretince evlendiler ama 3 ay sonra anlaşamayıp geri döndü. Sonra mevsimlik işçi olarak ailece fındık toplamaya gittik. Diyarbakır’a döndükten sonra bir gün polisler eve gelip karakola imza atmam gerektiğini söyledi. Gittiğimde kızımın beni şikâyet ettiğini öğrendim. Kızım Tekirdağ’da kuaför açacağını söyleyince ben karşı çıktım ama biletini alıp gitmiş. Buradan da Karaman’a gitmiş. Sonra bizi arayıp geri gelmek istediğini söyleyince para gönderdik. Annesine hatalarını yüzüne vurmayın yanlışını kendisini görüyor dedim. Bu kez de Diyarbakır’da Gece Yıldızı isimli pavyona gittiğini öğrendik. Kardeşini alıp Mersin’e gitmek isteyince ben de ‘Senin acını 6 yıldır çekiyorum, ikinci acıya katlanamam kendimi öldürürüm’ deyince bana ‘Sen bugün mü şerefli olsun’ diyerek küfür ve hakaretlerde bulundu. Kendimi kaybettim” dedi.

“FUHUŞ YAPIYORDU” İDDİASI
Sanığın eşi Meliha Koyun da, eşinden şikâyetçi olmadığını belirterek, “Eşim her zaman ona destek oldu. Ben kızınca düzelir diyordu. Eşim bir gün ne bana ne çocuklarıma şiddet uygulamamış, akşama kadar hamallık yapan bir insandır. Kızım 5 yıldır böyledir, alkol ve madde kullanıyordu. Süleyman ve Mehmet adlı adamlarla Diyarbakır’da evlerinde kaldı, Kızım bize garsonluk yapıyorum diyordu ama fuhuştan ve uyuşturucudan kaydı var. Küçük kızıma da okul okuyup ne yapacaksın boşver okulu ben gecede 4.000 lira kazanıyorum diyordu. Ne yaptıysak kendisiyle baş edemedik” diye konuştu.
MAHKEME TAHRİK VAR DEDİ
Mahkeme, alınan tanık ifadelerine göre İclal’in babasına hakaret ve küfür ettiği ifadelerinin sanığın ifadeleriyle uyumlu olduğu ve kızını konsomatris olmaktan vazgeçirmek için ikna etmeye uğraşırken kızının hakaretlerine maruz kalması nedeniyle savunmalarına itibar edilmesi gerektiğini belirtti.
20 YILA İNDİRİLDİ ÜYE HAKİM DAHA DA İNDİRİLMELİ DEDİ
Mahkeme, sanık babayı önce ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırdı, ardından cinayeti haksız tahrik altında işlediği gerekçesiyle 24 yıla indirdi.
Sanığın duruşmalardaki iyi hali ve pişmanlığı nedeniyle cezası 20 yıla düşürüldü.
Mahkemenin bir üyesi sanık hakkındaki tahrik indiriminin 24 yıldan değil, 20 yıldan başlanmak üzere daha fazla uygulanması gerektiği yönünde oy çokluğuyla alınan karara muhalefet şerhi yazdırdı.
]]>MEB bünyesindeki öğretmenlerin her kademede görev yaptıklarını ifade eden Tekin, ÖSYM’nin soru hazırlama ekibine bakanlık öğretmenlerinin dahil edilmesini, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezinden (ÖSYM) istediklerini söyledi.
Tekin, “Üniversite sınavında sorulacak soruların tamamı, bizim size dağıtımız ders kitaplarından ve müfredattan çıkacak. Öğrencilerin sorulara bakış açısı, soruları çözebilme kapasitesini görebilmek açısından da soru hazırlama havuzunun da yarısının, branşları itibariyle ortaöğretim kurumlarımızdaki öğretmenlerimizden seçilmesini istedik. ÖSYM Başkanımız da bunu kabul etti. Çocuklarımızın tedirgin olacakları hiçbir şey yok.” dedi.
Öğrencilerin okula gitmeleri, ders kitaplarını ve öğretmenlerini takip etmeleri gerektiğini vurgulayan Tekin, ilave bir şeye ihtiyaç olması durumunda, Ortaöğretim Genel Müdürlüğüne (OGM) bağlı Destekleme ve Yetiştirme Kurslarını (DYK) okul müdürlerinden talep etmelerini istedi.
“GÖREVİMİZ ÇOCUKLARIMIZIN İLAVE BİR EĞİTİME İHTİYAÇ DUYMAMALARI”
Bakan Tekin, “Ders kitaplarından üniversite sınavlarında soru gelip gelmeyeceği” sorusu üzerine, “Bizim OGM’nin materyalleri ve EBA üzerinden oluşturduğumuz materyallere öğrenciler odaklansınlar. İnanın başka bir şeye gerek yok. Bakanlık görevimiz, zorunlu eğitim çağındaki çocuklarımızın ilave bir eğitime ihtiyaç duymamalarını sağlamak, kademeler arası geçişteki mekanizmaları ücretsiz bir biçimde çocuklarımız, gençlerimiz, velilerimizle paylaştırmak.” yanıtını verdi.
“Yeni müfredat elden ele geziyor zaten adrese teslimdir” eleştirilerine yönelik de açıklamalarda bulunan Tekin, bakanlıkta ekiplerin kurulduğunu ve müfredata ilişkin tartışmaların takip edildiğini, askı sürecinin mantığının da takip olduğunu söyledi.
Tekin, müfredata en ağır eleştirileri yapanlar da dahil katkı veren herkese teşekkür ederek, “Yeni müfredat cuma günü saat 14.30 itibariyle yayınlandı. 14.30’dan itibaren bakanlığa bildirilen toplam görüş sayısı 14 bin 595. Programın indirilme sayısı da 978 bin. İndirenler bu programı inceliyor ve bize bunlar geri dönüş olarak gelecek.” ifadelerini kullandı.
Müfredat için binin üzerinde kişiyle çalıştıklarını dile getiren Tekin, şunları kaydetti:
“Türkiye koşullarında programımızın sızmadığını ya da birileri tarafından paylaşılmadığını iddia etmek çok mümkün değil. Çalışan arkadaşlarımız yakın çevresiyle iyi niyetle paylaşmışlardır. Eğer paylaşıldıysa taslak halidir o da. Son hali bizim askıya çıktığımız hali zaten ve bu da sır değil. Bundan bir rahatsızlığım yok. Bu programların ‘yayın evlerinde elde ele gezmesi’ yorumu esas beni rahatsız eder. Bunu söyleyen kişi kesinlikle iyi niyetli değildir. Biz kademeli bir biçimde programı hayata geçireceğimizi de ilan ettik.
Müfredat çalışmasını, 2024-2025 yılı başlarken eylül ayında okul öncesi 1, 5 ve 9’da yapacağımızı söyledik. Eğer sizin söylediğiniz ‘belli yayınevlerini koruduk ve onlara verdik, siz buyurun kitap hazırlayın’ iddiası doğru olsaydı eğer, o yayınevlerinin Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığımızın onay sürecine kitapları sunmaları ve onaylanıp basılması gerekirdi. Bu çok manipülatif bir bilgi.”
“ÖZEL YAYINEVLERİNDEN KİTAP TALEP ETMİYORUZ”
Bakan Tekin, kitap yazımları için yazım komisyonları oluşturduklarını ve bu kitapların Milli Eğitim Bakanlığı yayını olarak Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının onay sürecine gireceğini aktararak, “Özel yayınevlerinden kitap talep etmiyoruz. Dolayısıyla bu, yalan bile diyemeyeceğim kadar iftiradır. Böyle bir şey mümkün değil.” diye konuştu.
Tekin, program askıya çıkıp son halini aldıktan sonra web sayfasında paylaşacaklarını, o andan itibaren de özel yayınevleri dahil herkesin istediği şekilde programa uygun kitap yazabileceğini, Talim Terbiye Kurulu Başkanlığının onay sürecini başlatacaklarını söyledi.
2025-2026’dan itibaren bu programa göre yazılmış, Talim Terbiye Kurulu Başkanlığının onayladığı kitapların bakanlık tarafından satın alınıp basılacağını bildiren Bakan Tekin, “2, 6 ve 10, 11 ve 12. sınıfların eski programı uygulandığı için onlarla ilgili olarak yayınevlerinin normal ihale süreci devam ediyor. Yayınevlerinin yazdığı kitaplar Bakanlığımızın başlattığı ihale sürecine girecekler ve daha önceki yıllarda olduğu gibi orada satın alıp, basıp çocuklarımıza dağıtmış olacağız.” bilgisini verdi.
“KARŞILAYACAK SAYIDA ÖĞRETMENİ İSTİHDAM ETMEK BENİM HAYALİM”
Bakan Tekin, “Bazı kavramların müfredattan çıkartıldığı, ‘cihat’ kavramı gibi kavramların dikte edildiğine yönelik eleştiriler var. Değerlendirmeniz nedir?” sorusu üzerine, bu eleştiriyi sosyal medyadan duyduğunu ifade etti.
Cihat kavramına yönelik eleştirilere özellikle baktığını belirten Tekin, “Cihat kavramı müfredata sayısı artırılarak konulmamış, mevcut programdaki versiyonlar devam ettirilmiş.” dedi.
Tekin, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) programı mezunlarının atamasına yönelik sorunun ardından rehberlik hizmetlerinin öneminin de altını çizerek, “Öğrencilerimizin bu tür ihtiyaçlarını karşılayabilecek sayıda öğretmeni istihdam etmek benim hayalim. Yani bunu ben de arzu ediyorum. Bu benim kişisel düşüncem. Ama bir de realite var. Her yıl nihayetinde atamak üzere bize tanımlanan bir kadro tanımı var.” değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Tekin, yakın zamanda atama rakamlarının da açıklanacağını bildirdi.
“‘Bilgi çağındayız’, ‘yabancı dil eksildi’, ‘Resim ve müzikle ilgili çok bir şey göremedik’ şeklinde sosyal medya yorumlarından bahsedilmesi ve “Yabancı dil dersini neden çıkardınız?” sorusu üzerine Tekin, “Biz yüzlerce ders okutuyoruz, yüzlerce dersimiz var. Biz taslakta sadece ‘mihver dersler’ dediğimiz 21 zorunlu dersin programını açıkladık. Diğerleri zaten devam ediyor. Yani onlarla ilgili program açıklanmadı diye, onlarla ilgili durumda eksiltme ya da çıkartma söz konusu değil.” yanıtını verdi.
Tekin, müfredat taslağının yayınlanmasının ardından yarım saat içinde çeşitli eleştirilerle karşılaştıklarını belirtti. Bu eleştirilerin çeşitli boyutları olduğunu ve farklı toplumsal kesimlerden geldiğini dile getiren Tekin, bazı eleştirilerin popülist yaklaşımlarla yapıldığını vurguladı.
Bakan Tekin, müfredatın ne kadar süreyle askıda kalacağına ilişkin soru üzerine ise, Anadolu Ajansı ile röportajında da aynı soruyu cevapladığını anımsatarak, “Bir hafta diyoruz ama bir bakarız ki biz toplumsal tartı, toplumsal kesimlerden yine yoğun bir şekilde talep geliyor; eleştiri, düşünce, görüş geliyor; biz bunları uzatabiliriz yani burada bir problemimiz yok. Hiç endişe edilmesin, biz tamamen şeffaf kamuoyunu açık bir biçimde müfredatımızı revize etmek istiyoruz.” diye konuştu.
Mülakatla öğretmen seçimi konusunda da açıklamalarda bulunan Tekin, öğretmenlerin seçiminde en iyi ve en donanımlı adayların belirlenmesinin önemli olduğunu ve mülakatın doğru bir yöntem olduğunu söyledi.
“LGS TARİHİNDE DEĞİŞİKLİK YOK”
Tekin, ortaokul öğrencilerinin Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınava hazırlandıklarını hatırlatarak, sınav takviminde herhangi bir değişiklik olmayacağını, sınavın 2 Haziran’da gerçekleştirileceğini açıkladı.
“Şu andaki beklentiler, her yılki kalitede olacağı. Tek fark, artık öğrenciler kendi okullarında değil eskiden de olduğu gibi farklı okullarda girecekler.” ifadelerini kullanan Tekin, merkezi sınavla kademeler arası geçiş konusu üzerine ise çalışılması gerektiğini kaydetti.
Çok sayıda öğrencinin LGS’ye dahil edildiğini dile getiren Tekin, “Proje okullarının sayısının azaltılması gerekiyor, sadece proje okulu değil, genel anlamda toplam öğrenci kitlesinden yani sınavlı öğrenci alan okul sayılarını biraz azaltmamız gerekiyor.” açıklamasında bulundu.
Bakan Tekin, şöyle devam etti:
“Bugünün konusu değil yanlış bir anlaşılma olmasın. Ama nihayetinde biz çocuklarımızın üzerindeki sınav baskısını azaltmak istiyorsak eğer, bir milyon öğrencinin sınava girmesi çok doğru bir yaklaşım değil. Biz hem okulların kontenjanlarını hem de sınava giren öğrenci sayısını azaltacak tedbirleri kademeli bir biçimde hayata geçireceğiz.”
ÖĞRETMENLERİN YER DEĞİŞİKLİĞİ TALEBİ
Öğretmenlerin şiddetle karşı karşıya kaldığında yer değişikliği taleplerinin karşılanması için yönetmelikte düzenleme yapılacağını da belirten Tekin, İstanbul Sarıyer’deki Prof. Ali Kemal Yiğitoğlu Ortaokulu’nda bir öğretmenin, bir velinin yumruklu saldırısına uğradığını anımsatarak, şunları söyledi:
“Şimdi bu İstanbul’da yaşadığımız olayla ilgili teknik olarak bizim şöyle bir sıkıntımız var, öğretmen arkadaşımızın yerini değiştirmek istediğimizde mevzuatla ilgili bir sorunla karşı karşıya kalıyoruz. Ben personel genel müdürümüzden rica ettim, yönetmeliğimize bununla ilgili bir hüküm de koyuyoruz. Yani bu türden bir şiddetle karşı karşıya kalan arkadaşımız, eğer okulda çalışmak istemiyorsa başka bir okula da kadrosunun aktarılmasıyla ilgili bir hüküm. Öğretmen arkadaşlara bu vesileyle müjdeyi verelim.”
]]>Ekrem İmamoğlu, Seyrantepe’de bulunan CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda seçim sonuçlarını takip edecek. İmamoğlu’nun verileri takip edeceği ve yanı başında konuşma yapacağı alan da görüntülendi. Ekiplerin alandaki son çalışmalarının devam ettiği görüldü.

18 BİNDEN FAZLA SEÇMENE İTİRAZ
CHP İstanbul İl Başkanı Çelik de yürütülen çalışmaları anlattı. Çelik, sandık güvenliği çalışmaları hakkında şu bilgileri verdi:
– 3 aydır sandık güvenliğiyle ilgili çok etkili bir çalışma süreci yürütüyoruz. Henüz daha sandık konusuna gelmeden önce seçmenlerle ilgili şöyle bir çalışma yaptık. 4 Ocak’la 20 Ocak arasında seçmen listeleri İstanbul’da askıya çıktı. Biz, eğer bir hanede 10’dan fazla kişi yaşıyorsa veya bir hanede ikiden fazla soyisimli insan yaşıyorsa, 39 ilçemizde o haneleri ziyaret ettik. Komşularımızın kapısını çaldık. ‘10’dan fazla seçmen görünüyor. Birden fazla soyisim görünüyor hanenizde. Bu seçmenler burada yaşıyor mu’ diye sorduk.
– Tespitlerimiz sonucu 18 bin 137 seçmene İstanbul’da ilçe seçim kurullarına itiraz ettik. İtirazlarımız sonrası ilçe seçim kurullarında 4 bin 324 seçmen eski adreslerine geri gönderildi. 10 Ocak’tan itibaren sandık güvenliği çalışmalarımızı başlattık. Okul sorumlularımızı, kat sorumlularımızı, avukatlarımızı, bilişim sorumlularımızı, sandık görevlilerimizi belirlemeye başladık. Eğitimlerimizi başlattık. İstanbul’da 865 oturumda sandık görevlilerimize eğitimler verdik.
– Okul kat sorumlularımıza İstanbul’un üç bölgesinde ayrı ayrı eğitimler verdik. Bin 980 okulda, her okulda avukatlarımız olacak. Avukatlarımıza eğitimler verdik. Bilişim sorumlularımızla toplantılarımızı yaptık, eğitimler verdik. İstanbul’un 39 ilçesinde, her sandıkta sandık görevlilerimiz olacak; okul sorumlularımız, kat sorumlularımız, bilişim sorumlularımız, avukatlarımız olacak.
VERİLER NASIL TAKİP EDİLECEK?
Çelik, seçim sonuçları açıklandığından itibaren veri takibi nasıl yapacaklarına ilişkin şunları söyledi:
– Özellikle veri girişi konusunu detaylı bir biçimde anlatmak isterim. Çünkü biliyorsunuz, bazı ajanslar, rakibimiz olan siyasi partiyi çok yüksek bir yerden göstererek yayın yapmaya başlıyorlar. Öncelikle oylar kullanıldı. Sandıklar açıldı. Oylar sayıldı ve oylar, ıslak imzalı tutanaklara işlendi. Daha ıslak imzalı tutanak okuldayken okul bilişim sorumlularımız giriş yapmış olacaklar. Okul bilişim sorumlularımızın girdiği verileri biz il merkezimizden bir ekrandan görüyoruz.
– Sonra ıslak imzalı tutanaklar ilçe binalarına gidiyor. Her ilçede seçim sonuç giriş sorumlularımız var. Sandık sayısına göre 20, 30, 40 bilgisayarla ilçe binalarımızda seçim sonuç giriş sorumlularımız, ikinci girişleri yapacak. İkinci ekranda ilçe binalarından girilen verileri göreceğiz. Ayrıca İstanbul Gönüllüleri de büyükşehir belediyesinin sonuçlarına girecekler. Üçüncü ekrandan İstanbul Gönüllüleri’nin verilerini göreceğiz.
– Sonra YSK’nın verilerini çekerek dördüncü ekrandan YSK verilerini, bizim daha önce giriş yaptığımız verilerle karşılaştıracağız. Eğer bu dört ekran arasında bir uyuşmazlık varsa sistem, alarm vererek bizi uyarmış olacak ve hatalı giriş yapılan sandıklara hızlıca ıslak imzalı tutanaklarla itiraz edeceğiz. Yani İstanbul’un 39 ilçesinde hem sayım döküm aşamalarını hem verilerin girişini dört ekrandan takip ederek İstanbulluları seçimin her aşamasında bilgilendirmiş olacağız.
“SEÇİME HAZIRIZ”
Seçimin takibi için ‘karargâh’ oluşturduklarını belirten Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
– Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’yla seçimi birlikte takip edeceğiz. Seçim karargâhımızın bütün bilişim altyapısını, bütün teknik altyapısını oluşturduk. Ayrıca basın görevlilerimize hızlı bilgi aktarabilmemiz için basın görevlilerimizin görevlerini yapabilecekleri alanları oluşturduk. Hem 39 ilçemizde ilçe binalarımızla hem seçim günü için hazırladığımız İstanbul karargâhımızla seçime sıkı bir biçimde hazırız.
– Sadece sandık görevlilerimiz, avukatlarımız değil; milletvekillerimiz de seçimde görev yapacaklar. Milletvekillerimiz, Parti Meclisi üyelerimiz, ilçe başkanları, il başkan yardımcılarımız, kadın kolları, gençlik kollarımız, mahalle birimlerimiz seçim günü herkes kendi görev, alan sorumluluklarında çalışmalar yürütecek. Gündüz okullarda olacaklar, akşam da seçim kurullarında özellikle milletvekillerimiz seçimin sağlıklı ilerleyip ilerlemediğini takip etmiş olacaklar.
]]>LGS BAŞVURU NASIL YAPILIR?
LGS başvuru işlemleri 18 Mart Pazartesi günü ile 29 Mart Cuma günü arasında, “e-Okul” üzerinden isteğe bağlı gerçekleştirilebilecek.
Geçtiğimiz yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı olarak otomatik olarak yapılan başvurular bu sene isteğe bağlı olacak. LGS başvurusu yapmak isteyen öğrenciler, başvurularını e Okul sayfası üzerinden ücretsiz yapabilecek.
Okul müdürlükleri başvuru işlemleriyle ilgili öğrencilere rehberlik edecek ve sınav başvuruları 1 Nisan 2024’e kadar okul müdürlüklerince onaylanacak.
Yurt dışında e-Okul sistemine kayıtlı olmayan okullarda öğrenim gören öğrenciler ise başvurularını yayımlanan kılavuzda bulunan formu doldurarak yapacak.
Öğrenciler, başvurularının yapılıp yapılmadığını elektronik ortamdan takip edebilecek.
LGS BAŞVURU ÜCRETİ NE KADAR?
LGS başvurusu isteğe bağlı olacak ve başvuru gerçekleştiren öğrenciler hiçbir ücret ödemeyecek.

LGS SINAV GİRİŞ BELGESİ NE ZAMAN AÇILACAK?
Kılavuza göre fotoğraflı sınav giriş belgesi, 24 Mayıs 2024’ten itibaren elektronik ortamdan okul müdürlükleri tarafından alınacak, mühürlenecek ve onaylandıktan sonra öğrencilere teslim edilecek. Öğrenciler sınava gelirken fotoğraflı onaylı giriş belgeleri ile geçerli kimlik belgelerini yanlarında bulunduracaklar.
LGS NE ZAMAN?
2024’te gerçekleştirilecek LGS 2 Haziran Pazar günü gerçekleştirilecek.
Sınavın birinci oturumu saat 9.30’da, ikinci oturumu ise 11.30’da başlayacak. Birinci oturumda öğrencilere Türkçe, T.C. inkılap tarihi ve Atatürkçülük, din kültürü ve ahlak bilgisi ile yabancı dil derslerinden toplam 50 soru sorulacak ve yanıtlamaları için 75 dakika süre verilecek.
İkinci oturumda ise öğrencilere matematik ve fen bilimleri derslerinden toplam 40 soru sorulacak ve yanıtlamaları için 80 dakika süre verilecek. Sözel ve sayısal bölümlerdeki her bir alt test için doğru ve yanlış cevap sayıları belirlenecek. Her bir öğrencinin her bir alt testine ait ham puanı, ilgili teste ait doğru cevap sayısından yanlış cevap sayısının üçte biri çıkarılarak hesaplanacak.
Sınav sonuçları, 28 Haziran 2024’te www.meb.gov.tr internet adresinden ilan edilecek. Öğrencilere sınav sonuç belgeleri posta yoluyla gönderilmeyecek.
YANLIŞ CEVAPLARIN ÜÇTE BİRİ DOĞRU CEVAPLARDAN ÇIKARILACAK
Öte yandan sınavda her alan için 8’nci sınıf öğretim programlarında belirlenen kazanımlar esas alınarak öğrencinin okuduğunu anlama, yorumlama, sonuç çıkarma, problem çözme, analiz yapma, eleştirel düşünme, bilimsel süreç ve benzeri becerilerini ölçecek nitelikte sorular yer alacak. Birinci oturumda öğrencilere Türkçe, TC. inkılap tarihi ve Atatürkçülük, din kültürü ve ahlak bilgisi ile yabancı dil derslerinden toplam 50 soru sorulacak ve yanıtlamaları için 75 dakika süre verilecek. İkinci oturumda ise öğrencilere matematik ve fen bilimleri derslerinden toplam 40 soru sorulacak ve yanıtlamaları için 80 dakika süre verilecek. Sözel ve sayısal bölümlerdeki her bir alt test için doğru ve yanlış cevap sayıları belirlenecek. Her bir öğrencinin her bir alt testine ait ham puanı, ilgili teste ait doğru cevap sayısından yanlış cevap sayısının üçte biri çıkarılarak hesaplanacak.
]]>Bakanlık, daha önce sadece ders ve davranış notlarını içeren öğrenci karnelerinde, büyük bir tasarım ve içerik değişikliğine gitti. 2023-2024 eğitim öğretim dönemi sonunda ilk kez dağıtılmaya başlanacak yeni tasarımlı karnelere, sadece akademik başarı değil, sosyal etkinlikler de işlenecek.
BEŞ BAŞLIKTA DEĞERLENDİRME
Okul içi ve okul dışında gerçekleştirilen sosyal etkinlikler, karnelerde “bilimsel”, “kültürel”, “sanatsal”, “sportif” etkinlikler ve “toplum hizmeti” olmak üzere 5 ana başlıkta değerlendirmeye alınacak.
Öğrencilerin sosyal etkinlikleri karnelerinde, “katılım”, “ürün ortaya koyma”, “performans gösterme” ve “derece alma” şeklinde 4 ana düzeyde işlenecek. Böylece öğrencilerin sosyal etkinliklere katılım durumları derecelendirilmiş bir sistemle karnelere yansıtılmış olacak.
Ayrıca sosyal etkinlikler gerçekleştirdiği yere göre de “okul içi”, “okullar arası”, “ilçe geneli”, “il geneli”, “bölgesel”, “ulusal” ve “uluslararası” olarak değerlendirilecek. öğrenciler karnelerinde ders notlarıyla birlikte sosyal etkinlik durumlarını da görebilecekler.
Böylece öğrencilerin akademik başarısının yanında sosyal başarılarının da görünür hale gelmesi ve karnelerde sadece ders notlarıyla değil, yaptığı sosyal faaliyetleriyle de ön plana çıkabilmesi hedefleniyor.
İLGİ ALANLARI ERKENDEN TESPİT EDİLEBİLECEK
Bakanlığın yeni uygulaması kapsamında, e-Okul sisteminde tutulan öğrencilerin sosyal etkinliklerine ilişkin kayıtların, öğrencinin bir üst eğitim kurumuna yerleşirken rehberlik hizmetlerine de kaynaklık etmesi amaçlanıyor.
Bu kapsamda, okul idaresi ve öğretmenler, okula gelen bir öğrencinin sporla ya da sanatla ilgilenip ilgilenmediğini, ilgi ve becerilerinin neler olduğunu sisteme bakarak görebilecek. Örneğin, bir beden eğitimi öğretmeni, sporcu öğrencileri önceden tespit ederek, okul yaşamında da bu öğrencilerin derinlemesine çalışma yürütmesine olanak sağlayabilecek.
Uygulamayla ayrıca öğrencilerin eğitim öğretim yılı boyunca okulda, okullar arasında, ilçede, ilde, bölgede, ulusal veya uluslararası düzeyde katıldıkları yarışmalar, etkinlikler, tasarladıkları ürünler, e-Okul sistemi içerisinde ayrıntılı döküm halinde yer alacak.
Böylece öğrencilerinin öğrenim hayatları boyunca yaptıkları tüm sosyal etkinlikler e-Okul’daki resmi kayıtlardan takip edilebilecek.
ÜÇ KATEGORİDE SOSYAL ETKİNLİKLER
Öğrencilerin gerçekleştirdiği sosyal etkinliklerin e-Okul sistemine işlenmesi için 3 ayrı kategori belirlendi. Buna göre, öğrencilerin sosyal etkinlik belgelerine “okul etkinlikleri”, “merkezi etkinlikler” ve “okul dışı bireysel etkinlikler” şeklinde veri girişi yapılacak.
Okul etkinlikleri, en az bir danışman öğretmen rehberliğinde oluşturulan öğrenci kulüplerindeki faaliyetlerden oluşacak. Bu etkinlikler, öğrenci kulüplerince önceden planlanmış sosyal etkinlikler ve toplum hizmeti çalışmalarını kapsayacak.
Merkezi etkinlikler ise MEB merkez ve taşra teşkilatınca düzenlenen bir projeye ya da diğer kurum ve kuruluşlarla imzalanan bir işbirliği protokolüne, izne bağlı yapılması istenen etkinliklerden oluşacak.
Bu kapsamdaki etkinlikler, MEB merkez ve taşra teşkilatının ilgili birimince Sosyal Etkinlik Modülü’ne önceden işlenecek. İlgili ders öğretmeni, etkinlik bitiminde öğrencilerin bilgilerini modüle işleyecek.
OKUL DIŞI ETKİNLİKLER DE KAYIT ALTINDA OLACAK
Öğrencilerin, MEB tarafından uygun görülen ve belirlenen kurum ve kuruluşlarda, velisinin bilgisi dahilinde, kendi ilgi, istek ve yetenekleri doğrultusunda okul dışındaki merkezi veya mülki idare tarafından onaylanmış etkinlikleri de e-Okul modülüne işlenecek.
Okul dışı bireysel etkinlikler, Milli Eğitim, Gençlik ve Spor, Bilim Sanayi ve Teknoloji, Aile ve Sosyal Politikalar ile Kültür ve Turizm bakanlıklarına bağlı kurum ve kuruluşlar, üniversiteler, belediyeler ile diğer resmi kurum ve kuruluşlarca düzenlenen etkinliklerden oluşacak.
MEB, uygulamanın daha sağlıklı yapılabilmesi için bir kılavuz da yayınladı. Kılavuzda sosyal etkinlik alanları ve kategorileriyle sosyal etkinlik türlerine ayrıntılı olarak yer veriliyor. Ayrıca etkinliklerin e-Okul sistemine veri girişlerinin nasıl yapılacağı da örnekleriyle açıklanıyor. Kılavuza, MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğünün internet sayfasından ulaşılabilecek.
]]>LGS BAŞVURU NASIL YAPILIR?
LGS başvuru işlemleri 18 Mart Pazartesi günü ile 29 Mart Cuma günü arasında, “e-Okul” üzerinden isteğe bağlı gerçekleştirilebilecek.
Geçtiğimiz yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı olarak otomatik olarak yapılan başvurular bu sene isteğe bağlı olacak. LGS başvurusu yapmak isteyen öğrenciler, başvurularını e Okul sayfası üzerinden ücretsiz yapabilecek.
Okul müdürlükleri başvuru işlemleriyle ilgili öğrencilere rehberlik edecek ve sınav başvuruları 1 Nisan 2024’e kadar okul müdürlüklerince onaylanacak.
Yurt dışında e-Okul sistemine kayıtlı olmayan okullarda öğrenim gören öğrenciler ise başvurularını yayımlanan kılavuzda bulunan formu doldurarak yapacak.
Öğrenciler, başvurularının yapılıp yapılmadığını elektronik ortamdan takip edebilecek.
LGS BAŞVURU ÜCRETİ NE KADAR?
LGS başvurusu isteğe bağlı olacak ve başvuru gerçekleştiren öğrenciler hiçbir ücret ödemeyecek.

LGS SINAV GİRİŞ BELGESİ NE ZAMAN AÇILACAK?
Kılavuza göre fotoğraflı sınav giriş belgesi, 24 Mayıs 2024’ten itibaren elektronik ortamdan okul müdürlükleri tarafından alınacak, mühürlenecek ve onaylandıktan sonra öğrencilere teslim edilecek. Öğrenciler sınava gelirken fotoğraflı onaylı giriş belgeleri ile geçerli kimlik belgelerini yanlarında bulunduracaklar.
LGS NE ZAMAN?
2024’te gerçekleştirilecek LGS 2 Haziran Pazar günü gerçekleştirilecek.
Sınavın birinci oturumu saat 9.30’da, ikinci oturumu ise 11.30’da başlayacak. Birinci oturumda öğrencilere Türkçe, T.C. inkılap tarihi ve Atatürkçülük, din kültürü ve ahlak bilgisi ile yabancı dil derslerinden toplam 50 soru sorulacak ve yanıtlamaları için 75 dakika süre verilecek.
İkinci oturumda ise öğrencilere matematik ve fen bilimleri derslerinden toplam 40 soru sorulacak ve yanıtlamaları için 80 dakika süre verilecek. Sözel ve sayısal bölümlerdeki her bir alt test için doğru ve yanlış cevap sayıları belirlenecek. Her bir öğrencinin her bir alt testine ait ham puanı, ilgili teste ait doğru cevap sayısından yanlış cevap sayısının üçte biri çıkarılarak hesaplanacak.
Sınav sonuçları, 28 Haziran 2024’te www.meb.gov.tr internet adresinden ilan edilecek. Öğrencilere sınav sonuç belgeleri posta yoluyla gönderilmeyecek.
YANLIŞ CEVAPLARIN ÜÇTE BİRİ DOĞRU CEVAPLARDAN ÇIKARILACAK
Öte yandan sınavda her alan için 8’nci sınıf öğretim programlarında belirlenen kazanımlar esas alınarak öğrencinin okuduğunu anlama, yorumlama, sonuç çıkarma, problem çözme, analiz yapma, eleştirel düşünme, bilimsel süreç ve benzeri becerilerini ölçecek nitelikte sorular yer alacak. Birinci oturumda öğrencilere Türkçe, TC. inkılap tarihi ve Atatürkçülük, din kültürü ve ahlak bilgisi ile yabancı dil derslerinden toplam 50 soru sorulacak ve yanıtlamaları için 75 dakika süre verilecek. İkinci oturumda ise öğrencilere matematik ve fen bilimleri derslerinden toplam 40 soru sorulacak ve yanıtlamaları için 80 dakika süre verilecek. Sözel ve sayısal bölümlerdeki her bir alt test için doğru ve yanlış cevap sayıları belirlenecek. Her bir öğrencinin her bir alt testine ait ham puanı, ilgili teste ait doğru cevap sayısından yanlış cevap sayısının üçte biri çıkarılarak hesaplanacak.
]]>LGS BAŞVURU NE ZAMAN?
LGS kapsamında 2 Haziran’da uygulanacak merkezi sınav başvuruları, 18-29 Mart 2024’te “e-Okul” üzerinden isteğe bağlı gerçekleştirilecek.
LGS BAŞVURU NASIL YAPILIR?
LGS’ye katılım isteğe bağlı olacak, katılmak isteyen öğrenciler başvurularını e-Okul üzerinden elektronik ortam üzerinden yapabilecek.
Okul müdürleri başvuru işlemleri ile ilgili öğrencilere rehberlik edecek ve sınav başvuruları 1 Nisan 2024 tarihine kadar okul müdürlükleri tarafından onaylanacak. Yurt dışında e-Okul sistemine kayıtlı olmayan okullarda öğrenim gören öğrenciler ise başvurularını yayımlanan kılavuzda bulunan formu doldurarak yapacak. Öğrenciler, başvurularının yapılıp yapılmadığını elektronik ortamdan takip edebilecekler.
LGS BAŞVURU ÜCRETİ NE KADAR?
LGS başvurusu isteğe bağlı olacak ve başvuru gerçekleştiren öğrenciler hiçbir ücret ödemeyecek.

LGS SINAV GİRİŞ BELGESİ NE ZAMAN AÇILACAK?
Kılavuza göre fotoğraflı sınav giriş belgesi, 24 Mayıs 2024’ten itibaren elektronik ortamdan okul müdürlükleri tarafından alınacak, mühürlenecek ve onaylandıktan sonra öğrencilere teslim edilecek. Öğrenciler sınava gelirken fotoğraflı onaylı giriş belgeleri ile geçerli kimlik belgelerini yanlarında bulunduracaklar.
LGS NE ZAMAN?
2024’te gerçekleştirilecek LGS 2 Haziran Pazar günü gerçekleştirilecek.
Sınavın birinci oturumu saat 9.30’da, ikinci oturumu ise 11.30’da başlayacak. Birinci oturumda öğrencilere Türkçe, T.C. inkılap tarihi ve Atatürkçülük, din kültürü ve ahlak bilgisi ile yabancı dil derslerinden toplam 50 soru sorulacak ve yanıtlamaları için 75 dakika süre verilecek.
İkinci oturumda ise öğrencilere matematik ve fen bilimleri derslerinden toplam 40 soru sorulacak ve yanıtlamaları için 80 dakika süre verilecek. Sözel ve sayısal bölümlerdeki her bir alt test için doğru ve yanlış cevap sayıları belirlenecek. Her bir öğrencinin her bir alt testine ait ham puanı, ilgili teste ait doğru cevap sayısından yanlış cevap sayısının üçte biri çıkarılarak hesaplanacak.
Sınav sonuçları, 28 Haziran 2024’te www.meb.gov.tr internet adresinden ilan edilecek. Öğrencilere sınav sonuç belgeleri posta yoluyla gönderilmeyecek.
YANLIŞ CEVAPLARIN ÜÇTE BİRİ DOĞRU CEVAPLARDAN ÇIKARILACAK
Öte yandan sınavda her alan için 8’nci sınıf öğretim programlarında belirlenen kazanımlar esas alınarak öğrencinin okuduğunu anlama, yorumlama, sonuç çıkarma, problem çözme, analiz yapma, eleştirel düşünme, bilimsel süreç ve benzeri becerilerini ölçecek nitelikte sorular yer alacak. Birinci oturumda öğrencilere Türkçe, TC. inkılap tarihi ve Atatürkçülük, din kültürü ve ahlak bilgisi ile yabancı dil derslerinden toplam 50 soru sorulacak ve yanıtlamaları için 75 dakika süre verilecek. İkinci oturumda ise öğrencilere matematik ve fen bilimleri derslerinden toplam 40 soru sorulacak ve yanıtlamaları için 80 dakika süre verilecek. Sözel ve sayısal bölümlerdeki her bir alt test için doğru ve yanlış cevap sayıları belirlenecek. Her bir öğrencinin her bir alt testine ait ham puanı, ilgili teste ait doğru cevap sayısından yanlış cevap sayısının üçte biri çıkarılarak hesaplanacak.
]]>MEB Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürü Kemal Bülbül, 26-27 Mart 2024’te ülke genelinde ortak düzenlenecek ikinci dönem birinci yazılılarına yönelik açıklamalarda bulundu.
Bülbül, ölçmede esas amacın öğrenciye geri bildirim vermek ve sınıf genelinde eksik öğrenmeleri ortaya çıkarabilmek olduğunu belirterek, “Bu amaçla yayımladığımız Milli Eğitim Bakanlığı Ölçme ve Değerlendirme Yönetmeliği’ne yansıyan hükümler doğrultusunda daha iyi bir ölçme yapabilmek için açık uçlu soru sistemine geçtik. Ortaokul ve liselerde, öğretmenler tarafından hazırlanan tüm sınavlarda sorular açık uçlu ya da kısa cevaplı sorulardan oluşacak şekilde oluşturulması esasını getirdik” diye konuştu.
‘YENİ BİR SINAV UYGULAMASI GETİRMEDİK’
Ortaokul ve liselerdeki ortak sınavların; ülke genelinde, il ve ilçe genelinde ve okul genelinde olmak üzere üç şekilde yapılması esasını getirdiklerini anlatan Bülbül, “Burada yeni bir sınav uygulaması getirmedik. Ülke genelindeki ortak sınavlarla öğrencilerin ilan ettiğimiz kademelerdeki derslerinden birini bakanlık olarak yapıyoruz” dedi.
Bülbül, ülke genelindeki ilk dönem ortak yazılı sınavlarını planlandığı şekilde çoktan seçmeli sorularla yaptıklarını hatırlatarak, 26-27 Mart’ta yapılacak ikinci dönem ülke geneli ortak sınavları da daha önce planlandıkları şekilde öğrencilerin cevapları kendi cümleleriyle yazacakları açık uçlu ve kısa cevaplı sorularla yapacaklarını bildirdi. Bakanlıkça alınan karar gereği, ülke genelinde 6’ncı sınıf Türkçe ve matematik dersleri ile 9’uncu sınıf Türk dili ve edebiyatı ve matematik derslerinin ikinci dönem birinci yazılılarının bakanlık tarafından ortak yazılı sınavlar kapsamında yapılacağını anımsatan Bülbül, bu kapsamda sınav tarihlerinin de belirlendiğini kaydetti. Bülbül, 26 Mart 2024 Salı günü 6’ncı sınıf Türkçe ile 9’uncu sınıf Türk dili ve edebiyatı, 27 Mart 2024 Çarşamba günü ise 6’ncı sınıf matematik ile 9’uncu sınıf matematik derslerinden ülke genelinde ortak sınav yapılacağını belirtti.
Ülke geneli ikinci dönem ortak sınavlarda ilk dönemden farklı olarak 6’ncı sınıf Türkçe dersinde çoktan seçmeli soruların yanı sıra açık uçlu ve kısa cevaplı soruların sorulacağını aktaran Bülbül, 6’ncı sınıf matematik, 9’uncu sınıf Türk dili ve edebiyatı ile 9’uncu sınıf matematik dersleri için ise açık uçlu ve kısa cevaplı soruların kullanılacağını anlattı.
‘ANALİZLERİNDEN SONRA NİHAİ SINAV SORULARINA KARAR VERİLİYOR’
Bülbül, ülke geneli ortak yazılı sınav sorularının nasıl hazırlandığına ilişkin de “Bakanlıkça ülke genelinde ortak yapılacak yazılı sınav soruları Genel Müdürlüğümüzde görevli alan uzmanlarınca hazırlanmaktadır. Bu sorular, 20 Şubat 2024’te ‘odsgm.meb.gov.tr’ adresinde yayımlanan konu soru dağılım tablolarındaki konu ve kazanımlara uygun olarak hazırlanmakta, hazırlanan sorular örneklem olarak seçilen okullarda pilotlanmakta ve gerekli analizler yapılarak nihai sınav sorularına karar verilmektedir” dedi.
‘PUANLAMA İŞLEMLERİNDE HATA PAYI OLMAYACAK’
Bülbül, açık uçlu soruların kullanıldığı ve ülke geneli ortak yapılan sınavların değerlendirme işlemlerinin nasıl yapılacağına ilişkin de şunları kaydetti:
-Bakanlığımız, ilk defa bu yıl açık uçlu ve kısa cevaplı soruların yer aldığı ülke geneli ortak yazılı sınavlar yapacak.
-Bu kapsamda ortak sınavların değerlendirme işlemleri iki şekilde yapılacak. 6’ncı sınıf Türkçe dersi ortak yazılı sınavının puanlama işlemleri, ülke genelinde ortak olacak. Burada açık uçlu soruların değerlendirilmesinde görev alacak öğretmenlere ‘puanlama eğitimleri’ verilecek ve her bir öğrenci cevabı sistem üzerinden bağımsız iki puanlayıcı tarafından puanlanacak.
-Öğrenci cevabına yönelik tutarsız bir puanlama olması durumunda ise cevap üst puanlayıcı rolündeki görevli tarafından değerlendirilecek ve nihai karar verilecektir. Böylelikle puanlama işlemlerinde hata payımız olmayacak.
-Ülke genelinde ortak yapılacak açık uçlu ve kısa cevaplı soruların kullanıldığı diğer sınavların (6’ncı sınıf matematik, 9’uncu sınıf Türk dili ve edebiyatı ile 9’uncu sınıf matematik) değerlendirme işlemleri ise okul müdürlüklerinin alacağı karar doğrultusunda eğitim kurumu sınıf, alan zümreleri, ilgili dersin öğretmenleri ya da komşu okul eğitim kurumu sınıf, alan zümre öğretmenleri tarafından yapılacak.”
‘SONUÇLAR, E-OKUL SİSTEMİNE İŞLENECEK’
Bülbül, Türkçe dersi 6’ncı sınıf ortak yazılı sınav sonuçlarının ‘ortakyazilisinav.meb.gov.tr’ adresinde okul müdürlüklerinin erişimine açılacağını ve alan öğretmenlerince e-Okul sistemine işleneceğini bildirdi. Bülbül, 6’ncı sınıf matematik, 9’uncu sınıf Türk dili ve edebiyatı ile 9’uncu sınıf matematik derslerinin ortak yazılı sınav sonuçlarının ise ilgili dersin öğretmenlerince e-Okul sistemine işleneceğini ve öğrencilere bildirileceğini ifade etti.
]]>Okulda, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında eğitim gören sadece 3’üncü sınıf öğrencisi İsmail Bozkurt kaldı. Mezranın ilçeye 2 saat uzaklıkta olması nedeniyle okulun lojmanında kalan ücretli öğretmen Pınar Aktaş, kış aylarının soğuk geçtiği mezrada, sabahları sobayı yakarak işe başlıyor. İsmail’in hem tek öğretmeni hem de okuldaki tek arkadaşı olan Aktaş, teneffüs saatlerini bahçede çeşitli oyunlarla değerlendiriyor.

“AİLE GİBİ OLDUK”
Öğretmen Pınar Aktaş, “Köye geldiğimde 2 saatlik bir mesafenin olduğunu gördüm. Okula geldiğimde de farklı bir şaşkınlık içerisindeydim. Okulda sadece 1 öğrenci vardı. Daha öncelerde görev yaptığım okullarda kalabalık sınıflar vardı. Tabii ki o da farklı bir deneyim ama bir öğrencinin olması çok farklı bir deneyim. Eğitim konusunda daha farklı üzerine düştüm. Eğitiminden kesinlikle geri çekilmedim, daha çok önem verdim. Öğrencimin hem öğretmeni hem okul arkadaşıyım. Öğrencimle badminton, satranç, futbol tarzı oyunları oynuyoruz. Teneffüslerimizi bu şekilde değerlendirebiliyoruz. Ders işlerken eğlenceli hale getirmeye çalışıyorum. Okuldan soğumamasını sağlıyorum. Sabah sobayı yakıyorum. İsmail’in gelmesini bekliyorum. O geldikten sonra dersimizi işliyoruz. Bazen olumsuz hava koşulları olabiliyor. O zaman da evine giderek ona ders veriyorum. Orada eksikliğini tamamlamaya çalışıyorum. İsmail neşeli, çalışkan, söylenenleri çabuk kavrayabilen bir öğrenci. İleride güzel bir yerde olacağını düşünüyorum. Burada tek öğretmen olduğum için önem veriliyor. Biz birer aile gibi olduk. Öğretmenden ziyade abla da oldum, arkadaş da oldum. Bu sayede aileyle de çok samimi olduk” diye konuştu.

“BİR ÖĞRENCİMİZİ DAHİ KAYBEDECEK DURUMUMUZ YOK”
Zor bir coğrafyada kalan öğretmen Pınar Aktaş’ın büyük fedakarlık yaptığını ifade eden İlçe Milli Eğitim Müdürü Veysi Bozkurt da “Burası bizim narin okullarımızdan bir tanesi. Doğayla iç içe. Ancak şu özelliği var; tek öğrencisi olan bir okulumuz. Milli Eğitim Bakanlığımızın geçen sene çıkartmış olduğu yönetmelik dahilinde, tek öğrenci dahi olsa biz tüm okullarımızı fırsat eşitliği dahilinde öğretmen görevlendirip, kendilerine gerekli eğitim hizmetlerini sunuyoruz. Geleceğin nesillerini yetiştirmede, bir öğrencimizi dahi kaybedecek durumumuz yok. Etrafı dağlarla çevrili, kış şartlarının çok ağır geçtiği bu bölgemizde bir kadın öğretmenimizin tek başına burada bulunup, bu hizmeti icra etmesi gerçekten kolay bir şey değil” ifadelerini kullandı.

“OKULUMU VE ÖĞRETMENİMİ ÇOK SEVİYORUM”
Büyüyünce polis olmak istediğini söyleyen İsmail Bozkurt da “Okulumu ve öğretmenimi çok seviyorum. Tek öğrenci olmama rağmen sıkılmıyorum. Çünkü öğretmenimle hem ders yapıyoruz hem de oyun oynuyoruz. Öğretmenim bana çok iyi davranıyor. Benim 2 tane yavru keçim var. Okul bittikten sonra keçilerimin yanına gidiyorum. Onlarla oynuyorum” dedi.
]]>Kız ve erkek öğrencilerin oluşturduğu takımlar, Afyonkarahisar’da başarıdan başarıya koşuyor ve her yıl beldeye altın madalya ve il birinciliği kupaları getiriyor.
Pandemi öncesi atandığı beldede iki ortaokul bulunduğunu, ikisinde de hiçbir sportif faaliyetin olmadığını belirten öğretmen Himmet Kağan Tekin, “Ancak öğrencilerin sportif açıdan muazzam potansiyele sahip olduğunu dönem başında fark ederek, beldede sporun canlanması için girişimlerde bulundum. O günkü şartlarda bir karton kutu içerisinde 2 lastik toptan başka malzemem yoktu. Bu motivasyonumu düşürdü ama vazgeçmedim. Hemen malzeme temini için bağışçı ve sponsor aramaya başladım. Bu konudaki girişimlerim ilk başlarda sonuçsuz kaldı” dedi.
KIZLAR TARLA YOLLARINDA ANTRENMANLA İL BİRİNCİSİ OLDU
Pandemi sürecine girilmesiyle okulların uzun süre kapalı kaldığını hatırlatan Tekin, pandemi sonrası çalışmalarına tekrar başladığını belirterek, “Malzeme eksikliği olduğu için ilk başta en az malzeme gerektiren branşlara yöneldim. Okula hemen bir atletizm-kros takımı kurdum. Bu konuda yetenekli gördüğüm öğrencileri seçtim ve çalışmalara başladım. Öğrencilere uygun ortamı sağlamak için beldenin eğimi az olan tarla yollarında çalışmalar gerçekleştirdik ve o yıl kız takımımız il birincisi oldu. Bu biraz önümüzü açtı. Bundan sonra işler biraz daha kolaylaştı, ancak malzeme yine en büyük sorunumuzdu” diye konuştu.
BİLEK GÜREŞİ MASASINI KENDİLERİ YAPTI
Bilek güreşi müsabakalarına katılmak istediklerini, ancak bilek güreşi masalarının olmadığını anlatan Tekin, “Profesyonel bilek güreşi masaları ise çok pahalıydı. Kaynak bulamadık. Okuldaki hizmetli memurumuz Süleyman Örmeci, demir-kaynak işlerinden anlıyordu. Masanın tasarımını ona gösterdim ve çerçevesini kendimiz üretmeye karar verdik. Atıl haldeki demirlerden masa çerçevesini kaynakladık ve boyadık. Okul müdürümüz Muhammet Mustafa Özçelik ile masa üzerine MDF kestirdik. Bir koltuk kaplama atölyesinde MDF üzerine sünger ve koltuk kumaşı kaplaması yaptırdık ve demir çerçeveye sabitledik. Bu çalışma bizi Türkiye şampiyonasına kadar götürdü. Bir kız öğrencimiz Türkiye 6’ncısı olarak büyük başarı sergiledi. Bilek güreşi müsabakalarında toplamda 36 madalya kazanarak muazzam bir başarı elde ettik” dedi.
KÖY HALKININ BAKIŞ AÇISI DEĞİŞTİ
Bu başarılar sayesinde öğrencilerin ve köy halkının okula bakış açısının da değiştiğini kaydeden Tekin, “Okulumuz bu dönemde takım sporlarında başarılara devam etti. Okulumuz kız futsal takımı, malzeme eksiğimizin çokluğuna rağmen Afyonkarahisar’da 3’üncü olmayı başardı. Futsal ayakkabıları ve dizlik gibi koruyucu malzemeleri olsaydı, merkez okulları ile özel okullardaki gibi doğru zeminde antrenmanlarını yapabilselerdi çok rahat Afyonkarahisar birincisi olup Türkiye şampiyonalarında başarılar elde edebilirlerdi. Bu başarılarla 2022-2023 eğitim-öğretim yılını tamamladık. 2023-2024 eğitim-öğretim yılına da bomba gibi başlayan Akharım Atatürk Ortaokulu öğrencileri, başarıdan başarıya koşmaya devam ediyor” diye konuştu.
13 TAKIM VAR
Şu an Akharım Atatürk Ortaokulu’nda küçükler ve yıldızlar erkek, yıldızlar kız 3 futsal, yıldızlar kız ve erkek dart, yıldızlar kız ve erkek atletizm-kros, yıldızlar erkek grekoromen, kız serbest güreş, küçükler ve yıldızlarda hem kız hem erkek dört bilek güreş takımı olmak üzere toplam 13 takım var. Bu takımlar son iki yılda 58’i altın 200’ü aşkın madalya ve çoğu il birinciliği 10 kupa kazandı. Ancak belde ortaokulunun zemin sorunu nedeniyle futbol, voleybol, basketbol gibi branşlarda takım kurulamıyor.
SU DOLU PET ŞİŞELERLE AĞIRLIK ÇALIŞMASI
Fiziki ve maddi yetersizliklere bağlı birçok ihtiyacı olan öğrenciler, bilek güreşi müsabakalarına hazırlandıkları süreçte ağırlık çalışmalarını su dolu pet şişelerle yaptı. Okulda voleybol filesi olmadığı dönem saman balyası iplerini çekip oynayan öğrenciler, futsal ayakkabısı pahalı olduğundan normal ayakkabılarla maça çıktı. Kız takımı, kaydırmaz hale getirmek için ayakkabı tabanına saç spreyi sıkıp maça çıktı.
AYAKKABI OLMADIĞI İÇİN MÜSABAKALARA KATILAMADILAR
Öğretmen Tekin, yaşadıkları bazı zorlukları ise şöyle anlatı:
“Futsal ayakkabısı çok maliyetli olduğundan temin edemedik ve normal ayakkabı kaydığı için defalarca sorun yaşadık. Ayakkabı tabanını kaydırmaz hale getirmek için saç spreyine kadar her şeyi denesek de soruna çözüm bulamadık ve yarı final maçını kaybederek il üçüncüsü olduk. Güreş müsabakalarında güreş ayakkabısı zorunlu bir kuraldır, ancak temin edemediğimizden müsabakalara katılmamıza izin verilmedi. Öğrencilerimiz rakiplerinden rica ederek her maç öncesi ayakkabı bulup maçlara çıktık ve çeşitli başarılar elde ettik. Okul basketbol ve voleybol sahası zemininin kalkmasından dolayı bu branşlarda eğitim ve çalışma yapmakta çok zorlanıyoruz.”
]]>Şahin, çağırılan ambulansla Etlik Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. Mira’nın kafatasında kırık tespit edildi. Yaklaşık 10 saat süren ameliyattan sonra Mira, yoğun bakımda tedaviye alındı.
Sağlık durumu iyiye giden Mira, ilk ifadesini pedagog eşliğinde verdi.
Mira’nın, arkadaşlarıyla kovalamaca oynarken düşüp, başını sıraya çarptığını söylediği belirtildi.
Mira Şahin’in ailesi ise olayda ihmal olduğu iddiasıyla okul yönetimi ve öğretmen hakkında şikayette bulundu. Olayla ilgili adli ve idari soruşturma başlatıldı.

‘ÖĞRETMEN, OTUR İYİLEŞİRSİN DEMİŞ’
Hastane önünde avukatı ile birlikte açıklama yapan Mira’nın babası Çağrı Şahin, kızının sağlık durumunun iyiye gittiğini söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:
-Dün ifadesi alındı. En başta söylediğimiz gibi ihmal var; Mira rahatsızlandığını öğretmene söylemiş.
-Öğretmen, ‘otur Mira iyileşirsin, geçer’ gibi bir terim kullanmış. Mira ile öğretmeni değil de sınıf arkadaşları ilgilenmiş. Zamanla yarışmış, 2-3 saatlik bir kanama mevcutmuş buraya geldiğinde. Büyük bir ameliyat geçirdi.
-İlk uyandığında pide istedi. Onu da bir iki lokma olsa da yiyebildi; şu an yürütmeye çalışıyorlar. O aşamayı da tamamladıktan sonra servise çıkacağız. Öğretmenle dün görüştüğümüz zaman üzgün olduğunu dile getirdi.
-Bu dereceye geleceğini tahmin etmediğini söyledi. Ama bu tahminlerle olmuyor; tabii ki kimse bilemez bunu, hiçbirimiz doktor değiliz; ama dışarıda düşen bir vatandaşı görsek insanı görevimizi yaparız, ilk yardımımızı yaparız. Bu çocuk kafatasında kırık ve beyin kanaması ile 3 ders geçirmiş. Bu bizi üzüyor, hiç kimseyi suçlamıyoruz” dedi.
‘ORTADA AÇIK BİR İHMAL VAR’
Avukat Hilal Çelik de Mira’nın dün ifade verdiğini söyleyerek, “Mira, okulda arkadaşlarıyla oynarken ayağının takıldığını ve düşerek sıraya çarptığını beyan etti. Ancak yine Mira’nın ifadelerinde gördüğümüz, başını çarptığını öğretmenine bildirmesine rağmen öğretmenin zamanında müdahale etmediği, aileyi haberdar etmediği ve birkaç ders geçtikten sonra yani Mira bilincini yitirdikten sonra okul idaresinin aileye haber verdiği yönünde. Haliyle ortada açık bir ihmal var. Bakım ve gözetim yükümlülüğünün ihlali söz konusu. Bu noktada da biz bu durumdan dolayı ihmali olan okul idarecilerinin ve öğretmenlerin yargılanması için şikayetçi olduk. Süreci de takip edeceğiz. Şu anda öğretmenle ilgili disiplin soruşturması devam ediyor; ama neticesi hakkında bize bir bilgi verilmedi. Aslında Mira başını çarptıktan sonra yoğun bir baş ağrısı yaşadığı için doğrudan öğretmenle diyalog kurmamış. Arkadaşları bu durumu öğretmene iletmişler. Öğretmen basit bir kontrol yapmış; iyileşeceğini, geçeceğini söylemiş ve derse devam etmiş” diye konuştu.
‘İLK MÜDAHALEYİ ARKADAŞLARI YAPMIŞ’
Mira’nın olaydan sonra en az 2 ders geçirdiğinin söyleyen Avukat Çelik, şöyle konuştu:
-Mira bu süre içerisinde hiçbir şekilde derse aktif olarak katılmamış; sıranın üzerinde yatarak geçirmiş bütün ders saatlerini. Öğretmenin ifadesini henüz göremedik, nasıl bir ifade verdiğini şu an bilemiyoruz.
-Sosyal medyada özellikle bilgi kirliliği var. Öğretmenin çocuğun kafasına buz koyduğu, müdahale ettiği yönünde ama böyle bir müdahale de hiç olmamış. Mira’nın arkadaşları Mira’ya ilk müdahaleyi yapmışlar. Çocuklar buz aramış; bulamayınca kantinden bir şişe soğuk su almışlar ve Mira’nın başının ağrısını geçirmeye çalışmışlar.
-İlk müdahale bile kendi arkadaşları tarafından yapılmış. İki dersin bu şekilde geçtiğini, üçüncü derste zaten artık kendisi de tamamen konuşamaz hale geldiği için öğretmenin elinin ayağının dolandığını ve sınıftan dışarı çıkarak okul müdürünü sınıfa getirdiğini söylüyor.
-Okul müdürü ve müdür yardımcısı sınıfta çocuğun durumunu gördükten sonra derhal aileye haber verilmiş. Mira şöyle söylüyor; ‘Her şeyi duyabiliyordum ama konuşamıyordum.
-Gözlerim de birazcık açıktı, birazcık kapalıydı.’ Mira aslında olayları duyabiliyor, teyzesinin okula gelip ambulansa teyzesinin haber verdiğini söylüyor. Mira açıkça; ‘kovalama oynarken ayağım takıldı, kafamı sıraya çarptım. Herhangi bir arkadaşım beni itmedi’ şeklinde beyanda bulundu.

Okul müdürleri, cep telefonlarının sınıfta olumsuz etkilerine ilişkin artan korkular nedeniyle, sosyal medya devlerini okullarda çekilen öğretmen ve öğrencilerin uygunsuz görüntülerini silmeye zorladı.
Okul içi ve dışında çekilen görüntülerle birlikte okul kavgalarının videolarını yayınlamak için kurulmuş çok sayıda sosyal medya hesabı platformlarda yer alıyor. Öğrencilerin ve öğretmenlerin fotoğrafları ve videoları, rızaları olmadan sürekli olarak internette dolaşıyor. Bunun sonucunda da bazı çocukların kalıcı travmalardan muzdarip olduğu belirtiliyor.

OKUL MÜDÜRLERİ ŞİKAYETÇİ
Okul müdürleri, şimdi bu görüntülere karşı harekete geçip okullarda çekilen öğrenci ve personele ilişkin uygunsuz paylaşımları ve rahatsız edici içerikleri kaldırmalarını istediklerini söyledi.
Children 1st adlı yardım kuruluşundan Debbie Noble şunları söyledi: “Desteklediğimiz gençler ve aileler, okulda filme alınan ve çevrimiçi olarak paylaşılan zorbalığa ilişkin derin üzücü deneyimler paylaştılar. Çevrimiçi fotoğraf ve videolar, olaylar meydana geldikten sonra bile uzun süre görünür kalabiliyor, bu da kalıcı travmalara neden oluyor ve gençlerde olumsuz etkileri görülüyor.”
Çocuklarla çalışan kişiler için bir yardım hattı kuran Birleşik Krallık Güvenli İnternet Merkezi, öğrencileri ve profesyonelleri hedef alan bu tür çevrimiçi içeriğin çok yaygın olduğunu söyledi.
Direktör David Wright şunları söyledi: “2022’ye ait veriler, İskoçya’dan gelen ve çoğunlukla sosyal medyadaki bu tür sorunlarla ilgili olan 112 raporu ortaya çıkardı. Bu videoların etkisi başlangıçta amaçlananın çok ötesine geçebilir ve çevrimiçi içerik kolayca kontrolden çıkabilir; bu nedenle okulları, zararlı içerikleri tespit edilir edilmez bildirmeye teşvik ediyoruz.”
Okullarda çekilen ve internette yayınlanan şiddet konusu, geçen yıl iki kız öğrenci arasında sınıftaki kavgayı gösteren görüntülerin internette yayınlanmasının ardından tartışma yaratmıştı. Videoda, Fife Anstruther’deki Waid Akademisi’nde bir kızın 14 yaşındaki kurbana vurduğu, ardından onu yere düşürdüğü, koluna yumruk attığı ve kafasına tekme attığı görülüyor.

DEFALARCA İLETİŞİME GEÇTİLER
İskoçya, okullarda çekilen öğrenci ve personel görüntülerinin kaldırılmasını talep etmek için 2021-22 akademik yılının başından bu yana sosyal medya siteleriyle 56 kez iletişime geçtiklerini söylüyor.
Öğretmenler hakkında olumsuz yorumlar, kaba resimler, uygunsuz paylaşımlar ve saldırgan içeriklerin yer aldığı belirtiliyor.
İskoçya Muhafazakar Partisi’nden Roz McCall şunları söyledi: “Bu, durdurulması gereken son derece endişe verici bir eğilim. Hem öğretmenler hem de öğrenciler sınıflarımızda kendilerini güvende hissetmeli ve potansiyel olarak rahatsız edici görüntülerin çekilip sosyal medyada paylaşılması konusunda endişelenmelerine gerek kalmamalı.
Öğretmenlerimizin kararlarına güveniyorum. Okullarda cep telefonunun yasaklanmasının rahatsız edici içeriği önleyeceğine ve öğrenmeyi geliştireceğine inanıyorlarsa bunu yapabilecek güce sahip olmaları gerekir.”
CEP TELEFONUNU YASAKLAYAN YENİ KILAVUZ
Bakanlar, okul müdürlerinin uygun olduğunu düşünmeleri halinde cihazları nasıl yasaklayabileceklerini açıklayan yeni kılavuzu haftalar içinde yayınlamayı planlıyor. Öğrencilerin kişisel durumlarının nasıl dikkate alınacağı da dahil olmak üzere ayrıntılar üzerinde hâlâ çalışılıyor.
Öğretmenler sendikası NASUWT’nin İskoçya yetkilisi Mike Corbett şunları söyledi: “Öğretmenlerin ve öğrencilerin çevrimiçi şiddete ve sözlü tacize karşı savunmasızlığıyla ilgili endişelerimizi defalarca dile getirdik. Sitelerin rahatsız edici görüntüler yayma ve teşvik etme etkisi, okullarda bu tür olayların artışını körüklüyor gibi görünüyor.”
NASUWT, üyeleri arasında yapılan bir ankette, çevrimiçi tacize uğrayanların yüzde 66’sının, hiçbir şey yapılamayacağını düşündükleri için bunu işverenlerine bildirmediklerini ortaya çıkardı.
Sosyal medya firmaları, kendilerine endişe verici olduğu bildirilen hesapları incelediklerini ve yönergelerini ve kurallarını ihlal edenleri kaldırdıklarını söyledi. Ayrıca zorbalık ve tacize karşı açık politikaları olduğunu belirtiyorlar ve bunları ihlal ettiğini düşündükleri içerikleri kaldırıyorlar.
İskoç Hükümeti, sosyal medyaya ilişkin düzenleme sorumluluğunun Birleşik Krallık Hükümeti’ne ait olduğunu söyledi: “İskoç Hükümeti, okullarda cep telefonu teknolojisinin uygun kullanımına ilişkin yenilenmiş kılavuz sunacak ve bu soruna çözüm bulmaya devam edecek.”
]]>BARINMA İMKANI TANINACAK
Yeni mevzuatla meslek liselerinin sektörlerin içinde eğitim vermesinin önü açıldı. Ayrıca, sektör yoğunluğunun bulunduğu okullara yerleştirilecek 11. sınıf öğrencileri için yeni kontenjanlar ayrılacak, barınma ihtiyaçları da karşılanacak. Bakanlığın mesleki eğitime “istihdam odaklı” yaklaşımı yerleştiren yeni mevzuatı, gelecek eğitim öğretimden itibaren uygulamaya geçecek.
MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Ali Karagöz, “MEB bölge, ihtisas, sektör içi ve sektöre entegre mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarına ilişkin usul ve esaslar hakkında yönerge” adlı yeni mevzuata ilişkin açıklamalarda bulundu.
İŞ GÜCÜ İHTİYACI KARŞILANACAK
Karagöz, mesleki eğitimde fırsat eşitliğini karşılamaya ve erişimi kolaylaştırmaya yönelik hazırlanan yeni yönergeye ilişkin şu bilgileri verdi:
– Yeni yönergemiz doğrultusunda Türkiye’nin herhangi bir yerindeki meslek liselilerin istihdamının kolaylaştırılması için bölge, ihtisas, sektör içi ve sektöre entegre olmak üzere 4 yeni okul programını hayata geçiriyoruz. Burada yeni okul türleri tanımlamıyoruz, mesleki eğitim merkezleri ile mesleki ve teknik Anadolu liselerinin mevcut yapısı içine yeni okul eğitim modelleri getiriyoruz.
– Bunun sonucunda, mesleki ve teknik eğitim kurumlarının kendilerini yenilemesi, değişen ve dönüşen sistemlere entegre olması, sektörün talep ettiği nitelikli iş gücü ihtiyacını karşılaması, öğrencilerin edindikleri bilgi ve beceriler sonucunda istihdam edilebilmelerinin kolaylaştırılması sağlanmış olacak.
PANSİYONLU BÖLGE OKULLARI
Karagöz, sektör yoğunluğunun bulunduğu bölgelere öğrenci hareketliliğini başlatacak “bölge okulu” adı verilen programı şöyle tanıttı:
– Bölge okullarımız, işletmelerin yoğun olduğu yerlerde ve pansiyonlu olacak. İşletme eğitimine tam erişemeyen 11. sınıflarda okuyan öğrencilerimiz için bölge okullarımızda yeni kontenjanlar açacağız. Bu öğrencilerimiz, başarılarına bağlı olarak yerleşmeleri halinde okulun barınma imkanından yararlanacak ve işletme eğitimleri dahil tüm eğitimlerini bu okullarda alacaklar. Böylece 11. sınıflarda da işletmelerde meslek eğitimini hayata geçireceğiz.
İHTİSAS OKULLARI
Meslek liselerinde 53 alanda 114 dalda eğitim verdiklerini belirten Karagöz, bu alanlar içinde birbirini destekleyen ve aynı eğitim ortamlarında olabilecek şekilde mesleki kümelenmeler oluşturarak “ihtisas” okullarını hayata geçireceklerini bildirdi.
Eğitim ortamlarının daha etkin ve verimli kullanılmasının sağlanacak ihtisas okulları ile aynı zamanda mesleki teknik eğitime ilişkin Ar-Ge faaliyetlerinin yürütüleceğini belirten Karagöz, böylece mesleki eğitime ilişkin öğretim programlarını okulların tecrübeleriyle güçlendireceklerini söyledi. Karagöz, ihtisas okullarında alan öğretmenlerinin hizmet içi eğitimlerinin de yapılacağını kaydetti.
ÖĞRENCİLER HEM OKUYUP HEM ÜRETECEK
li Karagöz, “sektör içi” özelliğe sahip okullarla üretim kabiliyeti çok güçlü ve kapasitesi büyük işletmelerin üretim altyapısıyla meslek ve teknik eğitim sürecini buluşturacaklarını belirterek, şu bilgileri verdi:
– Sektör içi okullarımız, üretim ve işletme teknikleri güncel ve sürekli gelişim içindeki büyük işletmelerin içerisinde açılacak. Öğrencilerimiz 9. sınıftan itibaren işletmenin içinde açılmış okulda eğitim alacaklar. Öğrencilerimiz, 9 ve 10. sınıf eğitimlerini işletmenin içindeki güvenli ortamlarda alacaklar, 11 ve 12. sınıfta ise o işletmenin üretim hattına öğretmenlerinin gözetiminde, usta öğreticilerinin nezaretinde dahil olacaklar.
Karagöz, “sektöre entegre” okullara ilişkin, “Bölge okullarında olduğu gibi sektöre entegre özellikli okullarımızda da mesleki ve teknik eğitim kurumlarımızın içerisindeki alanların sektörle ilişkilendirilmeleri sağlanacak, öğrencilerin sektörel yoğunluğun bulunduğu yerlerdeki işletmelerde mesleki eğitime katılmaları sağlanacak, böylece mesleki yeterlilikleri artırılacak” değerlendirmesini yaptı.
SANAYİ BÖLGELERİNE NAKİL
Bu modele, mesleki ve teknik Anadolu liselerinin 11. ve 12. sınıf öğrencilerinin dahil olacağını bildiren Karagöz, şöyle devam etti:
– Bölge okulu ve sektöre entegre özellikli okul programımızda, okulun bulunduğu kayıt alanı dışındaki diğer mesleki ve teknik eğitim veren liselerde öğrenim gören ve 10. sınıfı tamamlayan belli niteliklere sahip öğrencilerin nakil ve geçişleri yapılacak. Bunun için nakil kontenjanları oluşturulacak.
– Sanayinin az geliştiği bölgelerdeki öğrenciler, parasız yatılılık imkanlarından yararlandırılarak sanayisi gelişmiş bölgelerde fırsat eşitliği temelinde, mesleki ve teknik eğitim almalarının yolu açılmış olacak. Öğrenciler, yerleşmeleri halinde işletmenin içerisinde doğrudan üretim hattıyla bütünleşmiş, sektörün üretim kabiliyetiyle, oradaki yetişmiş iş gücünün teknik personelin de nezaretinde mesleki derinleşmelerini sağlayacaklar.”
SENEYE BAŞLIYOR
Bu dönem içinde mesleki eğitimdeki yeni yaklaşıma entegrasyon için çalışacaklarını dile getiren Karagöz, 2024-2025 eğitim öğretim yılından itibaren meslek lisesi öğrencilerinin yeni programa sahip okullarıyla buluşacaklarını bildirdi.
Karagöz “Meslek eğitimdeki öğrencilerimize öncelikli önerimiz, 9 ve 10. sınıf eğitimlerini başarılı geçirsinler. Bu okullarımızın kontenjanlarını belirledikten sonra duyuruya çıkaracağız. Öğrencilerimiz ve velilerimiz, duyurularımızı takip etsinler. E-okul üzerinden öğrencilerimiz başvuru yapacak” dedi.
]]>– Nasıl tanıştınız Türkan Saylan ile, anlatır mısınız?
İstanbul Üniversitesi Florance Nigthingale Hemşirelik Yüksek Okulu 3. sınıf öğrencisiyken, okulda Prof. Dr. Türkan Saylan’ın ‘Lepra’ konferansına katıldım. Şimdi bile gözümün önüne onun siyah puantiyeli kırmızı döpiyesi, kırmızı ruju, kızıl saçları, zarafeti, içtenliği geliyor. Yanında iyileşmiş iki lepra hastası da vardı, onlarla iletişimi beni çok etkilemişti, ama benim hayalim halk sağlığı alanında akademisyen olmaktı. 1980 yılının ilk aylarıydı, mezun olmuş, evde İngilizce ve bilim çalışarak araştırma görevlisi sınavlarına hazırlanıyordum. Türkan Hocamın yakın arkadaşı Cüzzamla Savaş Derneği’nde birlikte çalıştığı Müeyyet Perk Hocam beni aradı, “Türkan Hoca ile lepra hastanesinde başhemşire olarak çalışmak ister misin” diye sordu. Ben hayallerim nedeniyle ‘hayır’ dedim, birkaç kere daha aynı teklifte ısrar etti. Ben de “Türkan Hoca’ya neden kabul etmek istemediğimi ve hayallerimi kendim anlatayım” dedim. Çapa Tıp Fakültesi Dermatoloji Kliniği’ndeki odasında buluştuk. Kolay ulaşılabilsin diye kapısı sonuna kadar açıktı, hastalarla, sağlıkçılarla şahane bir iletişimi vardı, beni can kulağıyla dinliyordu. “Hem hayallerini gerçekleştirebilirsin hem de bizimle çalışabilirsin, aynı anda mümkün” dedi. ‘Hayır’ demeye gittiğim o odadan ‘Evet’ diyerek çıktım. O yanıttan hiç pişman olmadım.
– ÇYDD nasıl bir ihtiyaçtan doğdu?
ÇYDD, başta laiklik olmak üzere Cumhuriyet’in kazanımlarının çok ciddi tehdit ve tehlike altında olduğu bir zamanda, toplumsal bir tepki oluşturabilmek için Türkan Saylan ve bir grup aydınımız tarafından kuruldu. Bugün de aynı durumda olmamız çok üzücü ve düşündürücüdür. Derneğimizin kuruluş yıllarında ‘laiklik’ tartışılıyordu. 12 Eylül’e ülkeyi getirenlerin ‘sağ-sol’ diye bölemediği toplumda bu kez ‘dinci-laik’ diyerek ikilik başladı. Ancak bu kez tehlike çok daha büyüktü, arkasında çok uzun yıllara giden bir çalışma vardı. Konu hassastı… Kurucularımız, bir avuç aydın akademisyen, öncelikle 12 Eylül sonrası henüz toparlanmaya çalışan öğrencileri bölmeden, akıl yoluyla bir arada tutmanın yolunu arıyorlardı; bu da ancak eğitimle olabilirdi. Bu uzun ince bir yoldu, ancak toplum üniversiteden başlayarak eğitilebilirse, yani içinde olduğumuz durumun kuruluş ilkelerimizle zıtlığı geniş kitlelere ne kadar anlatılırsa yeniden aydınlanma gerçekleşebilirdi. Onlar, üniversite öğretim üyeleriydi, işleri eğitimdi, tek ve en iyi bildikleri iş buydu. İnandılar ve uzun, ince bir yola 35 yıl önce sadece eğitimle düze çıkacağımıza inanarak çıktılar.
– ÇYDD hayatımızda olmasaydı neler eksik olurdu?
Kuruluşundan bugüne yaptıklarıyla aslında çalışıldığında ve istenildiğinde bir şeylerin değişebileceğini, değiştirilebileceğini göstermiştir. Başta eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması ve kız çocuklarının okullaşması konuları olmak üzere gelir dağılımındaki eşitsizliğin yol açtığı sorunlar konusunda çok ciddi farkındalık yaratmıştır. Sadece farkındalık yaratmamış, saha çalışmaları yapmış, çözüm üretmiş ve bu çözümleri 104 bin 915 öğrenciye burs vererek, onları geleceğe hazırlayarak hayat geçirmiştir. ÇYDD’nin 35 yıllık varlığı ve ortaya koydukları, toplumsal bir moral ve motivasyon unsurudur. Türk Ulusu için bir özgüven kaynağıdır, ulusumuzun içinden çıkan derneğimiz tüm bunları sadece ve sadece gönüllülerin bağışlarıyla, insan gücüyle hayata geçirmiştir. Bu bir övünç nedenidir. İnanıyoruz ki önümüzdeki yıllarda çok daha fazlasını hep birlikte hayata geçireceğiz. ÇYDD olmasaydı; kız çocuklarının eğitimsiz, fırsatların eşit olmadığı bir toplumun geleceğinin hiç de aydınlık olmayacağını daha acı deneyimlerle görebilirdik. En önemlisi tüm bildiklerimize bu denli sürdürülebilir, çevik çözümler üretemezdik. ÇYDD, akıl yoluyla çözümün bir parçası olan ve en önemlisi bu çözümün ekiple, dayanışmayla paylaşarak olabileceğine, yani örgüt gücüne inanan bir demokratik kitle örgütüdür.
– Türkiye’de 1989’da kız çocuklarının durumuyla, bugün 2024’teki hayatları arasında nasıl bir fark var?
O yıllarda özellikle kalkınmada öncelikli illerde, kırsal alanda, köyde, mezrada kız çocukları, köylerindeki ilkokula gidebiliyordu, köyde öğretmen vardı. Ortaokula, liseye ekonomik koşullar nedeniyle gidemiyordu. İlkokul öğretmeninin duyarlılığı söz konusu olduğunda parasız yatılı ortaokul ve lise sınavları ile devam edebiliyordu. Yatılı Bölge Okulları vardı, ortaokulu orada okuyabiliyordu. Aile ekonomik sıkıntı nedeniyle ancak oğlan çocuklarını okutabiliyordu. Cemaat ve tarikat yapılanması günümüzdeki gibi yaygın, açık açık yoktu. 1997 yılında zorunlu eğitim 8 yıl oldu, Cumhuriyet tarihinin en önemli kazanımı idi. Ama köyde, kırsalda aileler zorunlu eğitimi bilemedikleri için yine 6. Sınıfa, özellikle kız çocuklarını göndermediler. İşte ÇYDD de o yıl ortaokula giden kız öğrencilere burs vererek okula devamı güçlendirmek istedi. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, ‘Haydi Kızlar Okula’ kampanyası başlattı, kız çocuklarındaki okullaşmayı yükseltmek için. ÇYDD Milli Eğitim Bakanlığı’na örnek oldu. Her geçen gün kız çocukları eğitimde fırsat eşitsizliğini daha çok yaşamaya başladı. Kız çocukları cemaat ve tarikatların yaygın çalışmaları sonucu okul dışı bırakıldı, örgün eğitim yerine dinci yapılanmalara terk edildi. MEB 2023 istatistiklerine göre 19 milyon 90 bin 679 öğrenci var, bunun 9 milyon 640 bin 726’ı kız öğrenci. Lisede 1 milyon 839 bin 414 öğrenci açık öğretimde, bu sayının 855 bin 842’si kız öğrenci. Bu öğrenciler nerede, neden örgün eğitimde değiller? ÇYDD, 2022’de MEB’e açık olarak sormuştu “860 bin kız çocuğu nerede” diye! Hâlâ durum aynı. “Bu kız çocukları evlendi mi? Çocuk İşçi mi? Cemaat yurtlarında mı?” diye soruyoruz. Devletin pansiyonlu liseleri var, 524 bin 537 yatak kapasiteli ve bu yatakların 240 bin 503’ü boş. Neden örgün eğitimin dışında kalan kız çocukları bu boş yataklı okullara yerleştirilmiyor? Kız çocukları daha okul öncesinde dinci eğitim ile buluşturuluyor, çağdaş laik bilimsel eğitimden uzak tutuluyor.
– İmam Hatiplere tanınan önceliği biliyoruz. Orada yetişenler kolay iş buluyor, ya ÇYDD bursuyla okuyan gençler?
MEB, yıllardır İmam Hatip okulları üzerinde çalıştı, ama hedefine yeterince ulaşamadı. MEB verilerine göre 139 bin 2 imam hatip lisesi için yatak kapasitesi var, bunun 61 bin 563’ü boş. Lise seviyesinde başarılı olamayınca daha küçük yaşlarda din eğitimine ağırlık vermeye başladılar. Cemaat ve tarikatlarla, Diyanet İşleri Başkanlığı’yla imzalanan protokollerle okul öncesi, ilkokul ve ortaokuldaki çocuklara ulaşıyorlar. ÇYDD kültürüyle yetişen gençlere Atatürk devrim ve ilkelerine inanan iş kurumları sahip çıkıyor, devlet memuru olmalarında eşitsizlik yaşıyorlar.

FETÖ KUMPASI DÖNEMİNDE KURUMSAL BAĞIŞLAR AZALDI
– Türkan Saylan’ın ve ÇYDD’nin nasıl operasyonlara maruz kaldığını hatırlıyoruz. O günden sonra biraz içe kapanma ihtiyacı hissettiniz mi? ÇYDD gönüllüleri azaldı mı?
ÇYDD 2009 yılında FETÖ Terör Örgütü kumpasına uğradı. O günlerde kurumsal bağışçılarımız azaldı, bireysel bağışçılarımız ise çoğaldı. Yıllar içinde kumpas olduğu bizzat yöneticiler tarafından da ifade edilince, durum değişti. Günümüzde ÇYDD’yi ‘Çağdaş Türkiye’nin Çağdaş Gelecek Güvencesi’ olarak gören birçok kişi ve kurum bize destek oluyor. Bağışçılarımıza minnettarız. Onların maddi desteğiyle biz de binlerce okumak isteyen çocuklara dokunabiliyor onların eğitimine destek olabiliyoruz.
“ÇYDD’Yİ HİÇ UNUTMADIM, BEN DE KIZ ÖĞRENCİLERE BURS VERİYORUM”
– ÇYDD’nin dokunduğu bir kız çocuğunun hayatını anlatır mısınız bize örnek olarak?
ÇYDD, 25 yıl boyunca akademik hayatta, iş dünyasında, kamuda, kendi işinde birçok başarılı kadın yetiştirdi. Cumhuriyetimizin 100. yılında burs desteği ile okumuş meslek sahibi olmuş 100 kadını bir araya getirdik. Gün boyu öykülerini dinledik. Her biri çok etkileyiciydi. Beni en çok etkileyen öykü ise şöyle: “28 yaşında, diş hekimi, evli ve 12 haftalık gebe bir kadınım. Beni ÇYDD yetiştirdi. Ortaokulda tanıştım, o yıllarda evimizde elektrik bile yoktu, gün boyu komşunun evinde şarj olan ışıldakla gece boyu ders çalışırdım. Lise giriş sınavlarında bursum sayesinde alabildiğim kaynak kitaplar, gönüllü öğretmenlerin ders desteğiyle başarılı oldum. Sonrasında Diş Hekimliği Fakültesi’ni kazandım, öğrencinin sahip olması gereken aletler çok pahalıydı, o zaman da bana ÇYDD destek oldu, bütün aletlerimi temin etti. Başarıyla mezun oldum. Çalışmaya başladım, ilk işim aileme destek olmak oldu. Şimdi kendi kliniğimi açabildim, doktora yapıyorum, evlendim ilk bebeğimi bekliyorum. ÇYDD’yi hiç unutmadım ben de kız öğrencilere burs veriyorum.”
SAYILARLA ÇYDD
* 2023 Haziran ayına kadar 42 bin 671’i kadın, 18 bin 371’i erkek; toplam 61 bin 042 üniversite öğrencisini bursla destekleyip, mezun etti…
* 1997 yılında, 17 kız öğrenci eğitim bursu ile başladığımız Çağdaş Türkiye’nin Çağdaş Kızları-Kardelenler ile, 25 yılda 104 bin 915 kız öğrenci bursu verdi.
* 2023-2024 öğretim yılında da toplam 25 bin 611 öğrenciye burs veriyoruz. Bu sayının 10 bin 510’u üniversitede kız öğrenci, 5 bin 140’ı üniversitede erkek öğrenci, 7 bin 492’si orta öğretimde kız öğrenci, bin 899’u orta öğretimde erkek çocuğu.
]]>ONLARA “CUNTACI” DENİLDİ
Olayın hukuk içerisinde çözülmesini sabırla bekledik. Ama bazı medya organlarında haksız yere ‘Cuntacı teğmenler’ diye ithal edildi. Eski bir TSK mensubu, bir Harbiyeli olarak üniformamızı çıkardık ama o Harbiyeli ruhu ölene kadar yaşayacak. Müvekkillerimizi savunurken TSK’nın da savunuculuğunu yapmaya özen gösteriyoruz. 10 Kasım töreni için içtima alanında toplanıldığında bir teğmen (isimleri yayımlamıyoruz) Atatürk resmini yakasına takmıyor. Yanındaki iki teğmen, neden fotoğrafı takmadığını soruyor. O da iğnesi olmadığını söylüyor. Ama bu söyleyiş tarzı aslında iğnesinin olmadığının yalan olduğunu ortaya koyan bir yüz ifadesiyle söyleniyor.
KOMUTANIN UYARISI ÜZERİNE
Takması ısrar edilince O da ‘Sizin zorunuzla mı takacağım’ diye cevap veriyor. Bunun üzerine iki teğmen konuyu bölük komutanına iletiyor. Bölük komutanı yanına çağırıyor, neden takmadığını soruyor. O da ‘Komutanım iğnem yok’ diyor. Bölük Komutanı iğne bulduruyor ve Atatürk resmini yakasına takmasını istiyor. Gönülsüz olarak takıyor. Olayın birinci safhası bu. Bunu yapan teğmenin Harp Okulu’ndan beri Atatürk’e karşı, Cumhuriyet’in temel değerlerine karşı bazı tavırları olduğu, Atatürk’ün adı geçen marşları söylemediği gibi bilgiler de var. Oysa Anayasamız, Harp Okulları Kanunu Atatürkçü olmayı emretmektedir.
İNANÇ-İBADET ÖZGÜRLÜĞÜ
Bazı yayın organlarında bu olayın namaz kılmaya tepki olduğu, dini inançlarını yerine getiren teğmenlere karşı acımasız bir tepki olduğu şeklinde haberler var. Bunlar doğru değil. Hatta o Whatsapp yazışmalarını incelediğinizde oradaki teğmenlerin tepkisi namaz kılan teğmenlere ya da dini inançlara değil. Buradaki tepki tarikat ve cemaatlere kendisini teslim edenlere yönelik. Bunun bedelini ülkemiz yakın geçmişte ağır ödedi. Bizim bunlardan ders almamız gerekiyor. Kimse kimseyi inançları nedeniyle sorgulayamaz ama kimse de dini inancını bir başkasına zorlayamaz. Yani laiklik ilkesi özetle budur.
SÖZLÜ KÜFÜRLEŞME VAR
10 Kasım törenlerinden sonra 20-30 teğmen, Atatürk fotoğrafı takmayan teğmenin odasına gidiyor, sözlü tartışma yaşanıyor. Fiziksel temas yok. Daha sonra bir teğmen, Atatürk fotoğrafını asmayan bu teğmenin odasına gidiyor, orada yine sözlü tartışma, küfürleşme oluyor. Bunu, tasvip etmiyoruz ama o gençlerin heyecanlarının da anlayışla karşılanması gerektiğini düşünüyorum. Küfür etmenin yaptırımı kınamadır. Yani meslekten çıkarma olmamalı diye düşünüyoruz.
13 Kasım’da da yaşanan olaylar var. Teğmenler arasında Atatürk resmini takmamak ciddi bir rahatsızlık yaratıyor Atatürk resmi takmayan teğmenin darp edildiği yönünde iddiaları da var ama tanık beyanları ve doktor raporu böyle bir olayı yaşanmadığını ortaya koyuyor. Yani hafif bir itişme olmuş ama vurma-kırma yok. Atatürk resmini takmayan teğmen komutanı izin vermemesine rağmen kışlayı terk edip Tuzla Devlet Hastanesi’ne gidiyor. Darp olmadığı bilgisi verilince karakola gidip şikayet ediyor. Olay savcılığa bildiriliyor. Savcılık da Çağlayan Adliyesi’ne dosyayı gönderiyor. Halbuki şikayetlerin nereye yapılacağı belli. Bu usulsüz şekilde karakola gidip müracaatta bulunuyor. Kısaca piyade okulunda yaşanan olayların gerçek boyutu bu şekilde.
‘DAVAMIZ HAYIRLI OLSUN’
Savcının değerlendirmesine göre teğmenler örgütsel hareket içinde değil. Atatürk resmi takmayanlara karşı spontane gelişen bir tepki Karşı tarafın eylemleri Atatürk’ün manevi hatırasına hakaret suçunu oluşturuyor, tepki gösteren teğmenlerin eylemi de en fazla hakaret ve basit hakaretle etkili eylem. Atatürk resmi takmayan teğmen Harp Okulu’ndayken ‘Allah için sevmek’ anlamına gelen ‘Hubb-i fillah’ adıyla whatsapp grubu kuruyor. Bu grubun 12 ile 40 üyesi var. Grubun ilk paylaşımı ‘Davamız hayırlı olsun.’ Acaba bu grup yine bir örgütsel amaçla kurulmuş tarikat veya cemaatin kontrolünde mi? Yoksa iyi niyetle, dini inançları gereği kurulan masum bir grup mu? Bilemiyoruz. Ama ciddi şüphelerimiz var. Ayrıca bu teğmenin Harp Okulu’ndayken bir tarikatın evindeki sohbetlere katıldığı bilgisi var. Bunların araştırılması gerekir.
DİSİPLİN, ADALETLE SAĞLANIR
TSK’da disiplin önemli. Disiplin soruşturması sürecinde müvekkillerden alınan savunmalarda itham şu; hizmete engel davranışta bulunmak. Müvekkillere itham edilen suçlar hakaret, basit müessir fiil. Hepsi şikayete bağlı yani hepsi uzlaşmaya tabi. Ağır suç falan kabul edilemez. Anayasamızda, TSK Personel Kanunu’nda, subay sicil yönetmeliğinde, Cumhuriyet’in temel değerlerine gönülden bağlı olmayan birisinin subay olma hakkı yoktur.Atatürk fotoğrafı takmayan ve ona destek olanlar, sıralı amirleri önünde ve okul komutanı huzurunda dahi ‘Ben Atatürk’ün 1923’e kadar yaptıklarına itiraz etmiyorum ama ondan sonrakilerini tasvip etmiyorum’ diyor. Atatürk 1923’ten sonra Cumhuriyet’in temeli olan devrimleri yaptı. Dolayısıyla bu teğmenin sözlerinin anlamı, ‘Cumhuriyet’in temel değerlerini benimsemiyorum, onlara karşıyım.’ Böyle birisinin subay olarak kalması çok tehlikeli ve çok riskli. Buna izin verilmemeli,
verilmedi de zaten. Yüksek Disiplin Kurulu kararı bizlere tebliğ edilmedi. Bu karar yargı denetimine açık. Atatürkçü teğmenlerin ihraç işleminin iptali için yargı yoluna başvuracağız ve yargının bu hatayı düzelteceğine inanıyoruz. Fotoğraf takmama olayına tepki gösteren diğer teğmenler hakkında da disiplin soruşturması başlatılmış. Tabii yargı süreci halen devam ediyor, onları bilemiyoruz.
]]>İstanbul Valiliği’nden yapılan açıklamada, “Megakentteki okullarda yapılan incelemede okulların 1428’inin riskli olduğu tespit edilmiştir. Geride kalan süreçte riskli okulların 481’i yıkılıp yeniden yapılmış, 799’u ise güçlendirme yoluyla depreme dayanıklı hale getirilmiştir. 148 okul ise boşaltılmış olup, bu okulların fizibilite ve yeniden yapım tasarım ile güçlendirme çalışmaları devam etmektedir” denildi.
Valilik tarafından açıklanan raporda şu tespitler yer aldı:
-İstanbul’da 2023 yılında 16 okul, yeniden yapım süreci tamamlanarak eğitim – öğretime açılmıştır.
Bu 16 okulda yıkılmadan önce 244 olan derslik sayısı, yeniden yapım sürecinin sonunda 380’e çıkarılmış olup, 136 yeni derslik okullara ilave edilmiştir.
-Bununla birlikte 16 okulun sahip olduğu kapalı alan miktarı, atölye, spor, tiyatro, konferans salonu vb. sosyal donatı alanlarının okul kampüslerine eklenmesiyle 42.955 metrekareden 117.813 metrekareye çıkarılmıştır.
Bu okulların 12’si Temel Eğitim Kurumu, 2’si Halk Eğitim Merkezi, 1’i Lise, 1’i de Meslek lisesi olup, okulların ilçelere göre dağılımı ise şu şekildedir:
Adalar Büyükada Halk Eğitim Merkezi
Bayrampaşa Saraybosna Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi
Beşiktaş Murat Beyaz İlkokulu-İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü
Beşiktaş Hamiyet Gerçek İlkokulu
Beşiktaş Hüseyin Aycibin İlkokulu
Beşiktaş Dikilitaş Mehmetçik İmam Hatip Ortaokulu
Beykoz Atatürk İlköğretim Okulu
Beyoğlu Beyoğlu İmam Hatip Ortaokulu
EyüpSultan Eyüp Sultan Ortaokulu
Kadıköy Kadıköy Anadolu Lisesi
Kağıthane Günebakan İlkokulu
Kağıthane Osman Tevfik Yalman Ortaokulu
Küçükçekmece Şehit Bnb. Bedir Karabıyık ÇPAL
Sarıyer Alparslan İÖO
Üsküdar Burhaniye İlkokulu
Üsküdar Şehit Mustafa Canbaz İlkokulu
stanbul’da 20 İlçede 43 okulun yeniden yapım çalışmaları devam etmektedir. Bu okulların yeniden inşa çalışmaları tamamlandığında, 752 olan derslik sayısı 1.173’e çıkarılarak 421 yeni derslik, eğitim öğretime kazandırılmış olacak. Yani İstanbul’umuz, ilave okul alanına gerek duyulmadan 24 derslikli 17 okul kazanmış olacak. Çalışmalar tamamlandığında ayrıca bu 43 okulun 138.099 metrekare olan kapalı alanı 403.917 metrekareye çıkarılmış olacak.
Bu okullarımızın ilçelere göre dağılımı ve inşaatların tamamlanma oranları ise şu şekildedir:
Adalar – 125.Yıl Atatürk Ortaokulu – % 92
Adalar – Büyükada Anaokulu – % 58
Avcılar – Alsancak İlkokulu (A Blok) – % 76
Avcılar – Alsancak Ortaokulu (B Blok) – % 78
Arnavutköy – Piri Reis İlkokulu – %1
Arnavutköy – Suatlar Anaokulu – %1
Bayrampaşa – Rıfat Canayakın Anadolu İmam Hatip Lisesi – % 37
Bayrampaşa – Cevatpaşa İlkokulu – % 22
Beşiktaş – Gazi Mustafa Kemal Ortaokulu – % 67
Beşiktaş – Beşiktaş Halk Eğitim Merkezi – % 43
Beşiktaş – Anafartalar Fen Lisesi – % 22
Beykoz – Hacı Numan Ortaokulu – % 69
Beyoğlu – Dr. Tevfik Sağlam İlkokulu – % 26
Çatalca – Çanakça İlkokulu – Ortaokulu – % 70
Esenler – Esenler Menderes Anadolu Lisesi – % 43
Eyüpsultan – Üçşehitler İlkokulu / Ortaokulu – % 12
Eyüpsultan – Şehit Öğretmenler İlkokulu / Ortaokulu – % 33
Eyüpsultan – Yunus Emre İlkokulu – % 66
Eyüpsultan – Haydar Akçelik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi – % 24
Eyüpsultan – Eyüp İmam Hatip Lisesi – Okul Blokları – % 98
Eyüpsultan – Eyüp İmam Hatip Lisesi – Kütüphane Binası – % 89
Eyüpsultan – Eyüp İmam Hatip Lisesi – Yurt Binası – % 95
Eyüpsultan – Eyüp Sultan Ortaokulu (İkmal İnşaatı) – % 95
Fatih – Hattat Rakım Ortaokulu – % 50
Gaziosmanpaşa – Gaziosmanpaşa Anadolu İmam Hatip Lisesi – % 95
Gaziosmanpaşa – Gazipaşa İlkokulu – % 92
Gaziosmanpaşa – 100. Yıl İlkokulu – %1
Gaziosmanpaşa – Gazipaşa İlkokulu – %1
Kağıthane – Seyrantepe İlkokulu – % 93
Küçükçekmece – Yunus Emre İlkokulu – % 64
Sarıyer – Sarıyer Behçet Kemal Çağlar Anadolu Lisesi (A,B,C ve D Bloklar) / Okul Yapıları, Kız- Erkek Yurt ve Konferans Salonu – % 36
Sarıyer – Gümüşdere İlkokulu-Ortaokulu – % 75
Sultangazi – Ergun Baylav Özel Uygulama Eğitim Merkezi – %1
Sultangazi – Şehit Vedat Barceğci Ortaokulu – %1
Şişli – Şişli Anadolu Lisesi – % 20
Şişli – Zincirlikuyu İSOV MTAL – % 90
Tuzla – Tuğrul Bey Anadolu Lisesi – % 84
Tuzla – Vala Gedik Özel Eğitim Mesleki Eğitim Merkezi – %85
Üsküdar – Burhan Felek Anadolu Lisesi – % 41
Üsküdar – Haydarpaşa Lisesi Yurt Binaları ve Konferans/Spor Salonu – %4
Zeytinburnu – Mehmet İhsan Mermerci Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi – %82
Zeytinburnu – Şehit Büyükelçi Galip Balkar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi – %98
Zeytinburnu – Zeytinburnu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi – % 98
İstanbul’un 16 ilçesindeki 31 okulun güçlendirme çalışmaları 2023 yılında tamamlanarak bu okullarda eğitim öğretime yeniden başlanmıştır.
Bu okulların 16’sı temel eğitim kurumu, 5’i anaokulu, 6’sı lise, 4’ü ise mesleki eğitim merkezinden oluşmaktadır.
Güçlendirme çalışmaları 2023 yılında tamamlanan okulların adları ve ilçelere göre dağılımları ise şu şekildedir:
Bahçelievler Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu – A ve B Blok
Bahçelievler Mustafa Nevzat Pisak Mesleki Eğitim Merkezi
Bakırköy Nefus Nakipoğlu Özel Eğitim İş Uygulama Merkezi
Beşiktaş Levent Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi
Beşiktaş Lütfi Banat İlkokulu
Beşiktaş Yıldız Ertem Anaokulu
Beykoz Bozhane İlkokulu
Beyoğlu İstiklal İlkokulu – A-B Blok
Beyoğlu Hasköy Ortaokulu A-B Blok
Çatalca Dağyenice Zeki Kisbu İlkokulu
Çatalca Kestanelik İmam Hatip Ortaokulu
Çatalca 75. Yıl Cumhuriyet İlkokulu
Çatalca Ovayenice Örfi Çetinkaya İlkokulu/Ortaokulu
Esenyurt Esenyurt Mesleki Eğitim Merkezi
Esenyurt Şair Fevzi Kutlu Kalkancı Ortaokulu
Esenyurt Tevfikbey Ortaokulu
Fatih Fatih Mesleki Eğitim Merkezi – A Blok
Gaziosmanpaşa Kazım Karabekir Anadolu İmam Hatip Lisesi
Güngören Haznedar Abdi İpekçi Ortaokulu
Kadıköy Münevver Şefik Fergar İlkokulu A Blok
Kartal İhsan Zakiroğlu Ortaokulu
Kartal Soğanlık İlkokulu A-B Blok
Kartal Medine Tayfur Sökmen İlkokulu
Küçükçekmece Marmara Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi
Küçükçekmece Zübeyde Hanım Anaokulu
Küçükçekmece Çiğdem Anaokulu
Küçükçekmece Menekşe Özel Eğitim Anaokulu
Küçükçekmece Yasemin Anaokulu
Silivri Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi
Sultangazi Sultangazi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi A-B Blok ve Spor Salonu
Üsküdar Üsküdar İMKB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi – A ve B Blok
İstanbul’da 13 ilçedeki 16 okulda ise güçlendirme çalışmaları devam ediyor. Okulların isimleri ve inşa çalışmalarındaki gerçekleşme oranları ise şöyle:
Avcılar – Şehit Tahsin Gerekli İmam Hatip Ortaokulu – % 59
Beykoz – Beykoz Anadolu İmam Hatip Lisesi – % 87
Beyoğlu – Ayşe Ege KML (B Blok) – %10
Beylikdüzü – Bizimkent İlkokulu ve Spor Salonu – % 26
Büyükçekmece – Sudi Özkan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi – % 61
Çatalca – Elbasan İÖO – %8
Çatalca – Arif Nihat Asya İÖO – %8
Fatih – Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi – %10
Fatih – Pertevniyal Lisesi (B Blok ve Spor Salonu) – %10
Fatih – Vefa Lisesi – %10
Kadıköy – Hamit İbrahimiye Özel Eğitim Uygulama Okulu – % 45
Küçükçekmece – Altınşehir İlkokulu – % 72
Maltepe – Şehit Murat Mertel Özel Eğitim Meslek Okulu – % 66
Silivri – Silivri Anadolu Lisesi – % 64
Ümraniye – Şehit Erol İnce Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi – % 75
Üsküdar – Üsküdar Anadolu İmam Hatip Lisesi – % 78
]]>YÜZDE 56.89’U GEÇEMEZ!
“Türkiye’de özel okullar eğitimin lokomotifidir. Bizim yaptığımız ulusal ve uluslararası programlarla Türk Milli Eğitimi ayakta duruyor. Özel okulların ücret artışlarının, ara sınıflarda 300 bin liraya çıktığı iddiaları gerçeği yansıtmıyor. Bu rakamlar ilk kez kayıt yapılan birinci sınıflar ve hazırlıkta oldu. Yasaya göre ara sınıflara maksimum yüzde 56.89 zam yapılabilir. Okullarda tam gün eğitim ve 3 öğün yemek var. Yemek fiyatlarımıza, ekstra zam yapmadık. Gıda enflasyonu nedeniyle yemek fiyatları, çok fahiş arttı. Yasal hakkımız etüt için para almıyorduk. Artık alıyorlar.
Ara sınıflarda ücret artışı da yüzde 56.89’u etüt ücreti nedeniyle geçti. İlkokul 1. sınıf, 5. sınıf ve 9. sınıf gibi sınıflarında yüzde 200 zam yapanlar oldu.”
VELİLER DESTEKLENSİN
“Özel okulların hepsi aynı kefeye konulamaz. Sorun, özel okulların fiyatlarının indirilmesiyle çözülecek bir sorun değil. Sektör de veliler de sıkıntıda. Dünyada, özel okulların velisine devlet destek oluyor. MEB, bir öğrencinin kendisine maliyetini hesaplasın. Devlet de bu rakamı istisnasız tüm özel okul velisine teşvik versin. Bize ödeme yapılmasın.”

33 bin 598 depremzede tam burslu okuyor
TÖZOK Başkanı Zafer Öztürk, “Ülkemizin en değerli hazinesi çocuklarımız” diyerek, depremzede 33 bin 598 öğrencinin, 3 bin 93 okulda tam burslu okuduklarını söyledi.
SORU-CEVAP
■ Yıllık 600 bin TL okul ücreti olur mu?
“Özel okul ders materyali, öğretmen kalitesi, ulusal-uluslararası program farklılıkları ücreti artırıyor. Ücreti çok yüksek olanların oranı yüzde 3’ü geçmiyor.”
■ Öğretmen maaşları ödenmiyor mu?
“Seçim ve ekonomik koşullar nedeniyle 2 yıldır bize yüzde 65’i dayattılar. Asgari ücret 2021’de 2.800 TL iken, bugün 17 bin TL. Maaşlar 3 yılda 6 kat arttı. TÜFE+ ÜFE’ye göre ücret artışı 2023’te yüzde 105’e çıkabiliyordu. Maaş ödemelerinde sıkıntı var.”
■ Ekonomik krizden kaç okul battı?
“15 yıl önce özel okul oranı yüzde 2’ydi. 2010 sonrası ciddi oranda büyüdü. 15 Temmuz sonrasında, kurslar bir gecede özel okul olunca, sektör balon gibi şişti. Şimdi 12 bin okul, 1.4 milyon öğrencimiz var. Okullaşma oranı yüzde 10’a düştü. Pandemide 2 bin 500 okul battı. Ekonomik nedenle bu yıl da bin okulun daha batmasını bekliyoruz.”
■ Özel okul velileri krizden etkilendi mi?
“MEB’in yüzde 3 burslu öğrenci okutma zorunluluğunu, okullarda biz yüzde 10’a çıkardık. Ekonomik çalkantılardan etkilenmeyen yüzde 3’lük bir kesim ödemede sıkıntı yaşamıyor. Ancak orta sınıf denilen beyaz yakalılarda, şu an ciddi bir sıkıntı görülüyor.”
■ Eğitimde franchising sistemi olur mu?
“Türkiye’deki marka merakı ve tüketim alışkanlığı bunu franchisingi tetikledi. Kendi markasını oluşturamayan bir okul, franchising alınca öğrenci mevcudunu 2 kat arttırdı. Franchisinge sıcak bakmıyorum. Eğitim; il, ilçeye göre farklılık gösteren bireysel bir yapıdır. Bir okul, öğretmeni kadar iyidir. Öğretmen niteliksiz ise en büyük franchising yapıda bile aynı standart yakalanamaz.”
Birinci sınıf ücreti 1 milyon TL’ye çıktı
Kitap, kıyafet, etüt ve servis ücretleri hariç bazı okullarda ilkokul 1. sınıf eğitim ve yemek ücreti KDV dahil 759 bin TL’ye kadar çıktı. İlkokulda 4 yıl tek kuruş zam yapılmasa bile 4 yılın sonunda veli en az 3 milyon TL ödeyecek.
KDV DE ARTTI
Devletin özel okullardan aldığı eğitimin KDV oranı da 2024-2025 eğitim yılından itibaren yüzde 8 yerine, yüzde 10 olarak uygulanacak. Veliler, eğitim-öğretim için yüzde 10, yemek için yüzde 8, servis ve kıyafet için ise devlete yüzde 18 KDV ödeyecek. İlkokul 1. sınıf öğrencisinin devlet okulunda, devlete eğitim maliyeti yıllık 23 bin TL’den 50 bin TL’ye çıktı.
■ British İnternational School: Yemek, servis, kitap, kıyafet hariç 759 bin 400 TL
■ Çevre Koleji: 463 bin 637+KDV. Yemek 70 bin 90+KDV. Toplam 597 bin TL
■ Bilfen Çamlıca Koleji: 485 bin 800+KDV, yemek 96 bin TL+KDV. Toplam: 581 bin TL
■ Fide Okulları: KDV dahil eğitim 462 bin TL, yemek 77 bin TL. Toplam: 539 bin TL
■ TED Atakent: 351 bin 446 TL, yemek 69 bin 500 TL, etkinlik 29 bin 500. Toplam 450 bin 546 TL
■ Modafen Okulları: İlkokul 1. sınıf KDV, yemek, kıyafet vs hariç 450 bin TL
]]>MEMURLUKTAN ATILDILAR
Lise müdürü Harun Avcu, iddiaya göre; geçen yıl kasım ayında son sınıfta okuyan G.A. isimli kız öğrenciyi, derslerinde başarılı olduğu için, ‘Seni Milli İstihbarat Teşkilatı’na memur olarak alacağız’ diyerek kandırıp, evli ve 3 çocuk babası Ahmet Mandal ile tanıştırdı. Mandal da G.A.’ya günlerce cinsel istismarda bulundu.
G.A.’nın durumu anlatmasıyla ailesi, şikayetçi oldu. Kendisini ‘MİT mensubu’ olarak tanıtan elektrik ustası Ahmet Mandal, gözaltına alınıp, 25 Kasım 2022’de ‘Çocuğun cinsel istismarı’ suçundan tutuklandı. Aynı okulda eğitim alan K.K. adlı kız öğrenci de Mandal tarafından tacize uğradığı iddiasıyla şikayette bulundu.
Soruşturmada ayrıca okul müdürü Harun Avcu ile G.A. ve Mandal’ın dini nikahının kıyıldığı okulun müdürü Asuman Sahar Koleri tutuklandı. Bu süreçte Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen idari soruşturma kapsamında 2 okul müdürü de memurluktan ihraç edildi.
37’ŞER YIL HAPİS İSTEMİ
Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada Ahmet Mandal, Harun Avcu ve Asuman Sahar Koleri hakkında, ‘Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘Çocuğun nitelikli cinsel istismarı’, ‘Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı’ suçlarından 37’şer yıla kadar hapis ile olayla bağlantısı olduğu öne sürülen tutuksuz sanıklar Mandal’ın iş ortağı Ali Akkaş, Koleri’nin eşi M.K., dini nikahın kıyıldığı okuldaki kadın hizmetli H.K., asker B.K.’ye ‘Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘Çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ suçlarından hapis cezası istendi.
4 SANIĞA HAPİS, 3 SANIĞA BERAAT
9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 5’inci duruşmada mahkeme heyeti, Ahmet Mandal’a G.A.’ya ‘Çocuğun cinsel istismarı’ suçundan 20 yıl, K.K.’ye yönelik ise ‘Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı’ suçundan 2 yıl hapis cezası verip, tutukluluk halinin devamına karar verdi. Okul müdürleri Harun Avcu ve Asuman Sahar Koleri ile Mandal’ın ortağı Ali Akkaş, G.A.’ya yönelik ‘Çocuğun cinsel istismarına yardım etme’ suçundan 8 yıl 4’er ay hapis cezası aldı.
İki okul müdürü ayrıca diğer öğrenci K.K. yönünden ‘Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı’ suçundan 10’ar ay hapis cezasına çarptırılıp, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek tahliye edildi. Diğer sanıklardan Asuman Sahar Koleri’nin eşi M.K., B.K. ve H.K. ise beraat etti.
TAHLİYEYE SAVCI VE AİLENİN AVUKATINDAN İTİRAZ
Ahmet Mandal, Harun Avcu ve Asuman Sahar Koleri hakkında, ‘Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘Çocuğun nitelikli cinsel istismarı’, ‘Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı’ suçlarından 37’şer yıla kadar hapis istemiyle mütalaa veren mahkeme savcısı ile ailenin avukatı Mehmet Onur Güleç, tahliyelere itirazda bulundu. İtirazlar bir üst mahkeme olan 1inci Ağır Ceza Mahkemesine iletildi.
]]>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesinde kurulacak Türkiye’nin ilk güzel sanatlar ilkokulu ile lisesine ilişkin “Türkiye’de müzik eğitimi konusunda devrim niteliğinde bir adım olduğuna inanıyorum. Bu konuda yetenekli çocuklarımız için yepyeni bir alan, yepyeni bir imkan açılıyor” dedi.
DEVLET KORUMASINDAKİ ÇOCUKLAR DAHİL EDİLECEK
Tekin, hayata geçecek yeni okulların 2014’ten itibaren yürütülen “proje okul” formatıyla eğitim öğretim sistematiğine dahil ettikleri okul türlerinden biri olduğunu belirtti. Bu yeni modelden hareketle sektörle işbirliği yaparak meslek liselerinin tematik hale gelmesi için önemli adım attıklarını anlatan Tekin, benzer şekilde spor liseleri ile ilgili federasyonlarla çalıştıklarını ve voleybol, futbol ve basketbol liseleri açtıklarını anlattı.
Tekin “Okullar, Türkiye’nin her tarafından öğrenci kabul edecek. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı himayesindeki çocukların da bu sürece dahil olabileceği, kampüsün içerisinde çocuklarımızın konaklayabileceği bir yurdun, bir pansiyonun da olduğu bir kompleks halinde süreci başlatacağız” dedi.
Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Özden ise protokolle Türkiye Cumhuriyeti tarihinde sanat eğitimi için çok önemli bir adımın atılacağı bir ana şahitlik edildiğini vurguladı.
YETENEK SINAVI İLE ÖĞRENCİ ALINACAK
Protokolle Türkiye’nin ilk Güzel Sanatlar İlkokulu ve Ortaokulu, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Yerleşkesi’nde açılacak. Yerleşkede, ayrıca bir de Güzel Sanatlar Lisesi kurulacak. Bu okullarda ilköğretim kurumlarında uygulanan müfredat ile güzel sanatlar içerisinde yer alan müzik alanında da eğitim verilerek Türk müziğinde nitelikli insan kaynağının artırılması amaçlanıyor.
Müzik okulları, öğrencilerin birlikte müzik yapma isteklerini ve çalgı çalma bilgi ve becerilerini geliştirmelerine rehberlik edecek derslerin sunulduğu bir eğitim programına sahip olacak. Yeni bir model olarak uygulanacak müzik okulları, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında Ulusal Beceri Haritası ile ilişkilendirilerek hayata geçirilecek.
Milli Eğitim Bakanlığı’na ait bu okullara Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Türk müziği alanında eğitmen desteği verecek.
Güzel Sanatlar Lisesine “Yetenek Sınavı ile Öğrenci Alımı Yapan Okullara Başvuru Kılavuzu” kapsamında öğrenci seçilecek.
Türk Müziği Programı Uygulayan Güzel Sanatlar İlköğretim Okuluna alınacak öğrenciler için ise Bakanlık tarafından hazırlanan “Yetenek ile Öğrenci Alımına İlişkin Başvuru ve Yerleştirme Kılavuzu” geçerli olacak.
YETENEK TARAMASI YAPILACAK
Okullara öğrenci seçimine yetenek taraması sonucunda başarılı bulunan çocuklar da dahil olacak.
Yetenek taraması, Türkiye genelindeki tüm okullarda, çocuk evleri ve çocuk evleri sitelerinde yapılacak. Müzik okullarında öğrenim gören öğrenciler için pansiyon imkanı sunularak ülke genelindeki yetenekli tüm öğrencilere müzik alanında eğitim fırsatı verilmeye gayret edilecek.
Müzik okullarında, müzik aletlerinin bakımı ve onarımı için özel bir atölye alanı da oluşturulacak.
Çalgı aletlerinin temizliği, ayarları ve onarımları için gerekli araç ve malzemelerle donatılacak olan bu atölyelerde ayrıca öğrencilerin yaş gruplarına uygun çalgı aletlerinin üretiminin yapılması da planlanıyor.
]]>ŞEFFAFLIKTA ZİRVE
Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz Güleç, “Darüşşafaka, bağımsız kurumsal yönetim derecelendirme çalışması yaptıran Türkiye’deki ilk sivil toplum kuruluşu. Kuruluşumuzun 160. ve cumhuriyetimizin 100. yılında, dar gelirli, yetim, öksüz binlerce çocuğa eğitimde fırsat eşitliği sağladık. 2013’te 8.40 puanken, her yıl yükselerek 9.80’e çıktık” diye konuştu.
ATATÜRK’E BAĞLILIK
Türkiye’de sivil toplum kuruluşlarının hiç birinin hayal edemeyeceği bir noktada olduklarını söyleyen Güleç, “Türk halkı baktı ki, bağışlarının kuruşu kuruşuna hesabı verildiği gibi çocuklar da çok iyi yerlere geliyor. Güvenilirlik ve şeffaflık notumuzu zirvede tutacağız. Darüşşafaka’da şeffaf yönetim ilkeleri ile Atatürk ilke ve inkılaplarından asla taviz vermeden, fikri hür, vicdanı, irfanı hür nesiller yetiştiriyoruz” dedi.
DEPREM BÖLGESİNDEN 100 ÇOCUK ALINACAK
1939 Erzincan Depremi, 17 Ağustos Depremi, Soma Maden Faciası, 2009 Bilge Köyü Katliamı ve 6 Şubat Kahramanmaraş Depremi mağdur çocuklarına sahip çıktılar. Yılda 120 öğrenci alan Darüşşafaka, depremzede 100 öğrenci daha aldı. Seneye 100 depremzede öğrenci daha alınacak. Başvurular başladı. Sınav, 26 Mayıs’ta.

DARÜŞŞAFAKA’NIN KURULUŞ FİKRİ KAPALIÇARŞI’DAN ÇIKTI
Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz Güleç, sessizliğini SÖZCÜ’ye bozdu. Ev kadını Fatma Güleç ile esnaf Kamil Güleç’in ikinci çocuğu olan Oğuz Güleç’in anne ve babası okuma yazma bilmiyormuş. Kariyerinde ulusal, uluslararası şirketlerde CEO’luğa kadar yükselen Oğuz Güleç şöyle konuştu:

Darüşşafaka Cemiyeti Başkanı Oğuz Güleç’in de öğrenci olduğu 1964-1965 yılları.
İLK GÜN AĞLADIM
“1938 doğumlu ablam Sabahat Çağlar, cumhuriyet sayesinde lise okuyunca, benim de Darüşşafakalı olmamın önünü açtı. Okulumuz ilk kez 1964-1965’te anne babası hayatta olanları da aldı. Ben de o çocuklardan biriyim. 11 yaşındaydım. Yorganı başıma çekip, ilk gün çok ağladım. Darüşşafaka’daki her çocuk, iki defa ağlar. Okula ilk geldiği gün ve 12. sınıftan mezun olduğunda. 1972’de okulumuza ilk kez kızlar da alındı. Lise sondaydım. Okul, bir anda 10-11 yaşında kızlarla doldu.

Darüşşafaka, birçok erkek çocuğunun arasında okuyup, tıp, mühendislik kazanıp, çok iyi yerlere gelen o güçlü kızlar sayesinde çok değişti. Okulumuz, Çarşamba’daydı. Kumkapı’da oturuyorduk. Beyazıt’a yürür, Eminönü-Draman otobüsüne binerdik. İETT’nin 90 numaralı otobüsü, Darüşşafakalı otobüsüdür. Yoksulduk, hepimiz yazın çalışırdık. Kapalıçarşı’da tezgahtardım. 68 kuşağının yakaları tüylü ceketlerini satıp, okul harçlığı yaptım.”

ÇARŞIDAKİ ÇOCUKLAR
“Darüşfaka’nın kuruluş fikri de aslında Kapalıçarşı’dan çıkmış. Yusuf Ziya Paşa, Kapalıçarşı önündeki işçi çocukları görüp, ‘Bu çocukların babası savaşlarda öldü. Biz bu çocukları eğitmeliyiz’ diyor. 1868’de Sultan Abdülaziz’in bağışıyla Darüşşafaka için ilk adım böyle atıldı. İÜ İşletme’yi 1972’de kazandım. Alarko Holding’ten 1 yıl burs aldım. Mezun olunca, aradılar. Üzeyir Garih’le boğazda yemek yedik. İş teklif etti. 6-7 ay fabrika, sonra holding merkezinde çalıştım. Horoz Lojistik’e transfer olup, CEO’luk dahil 41 yıl aynı şirkette çalıştım. Hâlâ yönetimdeyim.”

Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın bağış ve vasiyeti ile okuldaki yetim, öksüz öğrencilere her gün meyve
dağıtılıp, Kadir Gecesi’nde Ankara, İstanbul, İzmir’de mevlit okutuluyor.
ÖĞRENCİ SAYISI ARTACAK
Darüşşafaka’da, 950 öğrenci var. 1.2 milyar TL’ye 35 bin metrekarelik yeni orta- okulun temeli nisanda atılacak. Yılda 100’er öğrenci artışıyla öğrenci sayısının 1400’e çıkarılması hedefleniyor.
]]>Telefonuma mesaj geldi. “İpek’çim dolabımı düzeltirken 13 Kasım 2017 tarihli gazeteyi buldum. Sonra 19 Şubat 2022 tarihli televizyon programını gördüm. İki buluşmamızda da aynı kıyafetle olduğumu fark ettim. Elbise yırtılmadan bir daha buluşalım derim…” Bu esprili mesaj Kemal Sunal’ın eşi Gül Sunal’dandı. Kendisi bir kahve için buluşmayı teklif etmişti aslında ama “Bu buluşmaya neden okur da gelmesin” diye düşündüm. Kendi Youtube kanalında şahane programlar yapan, kitap yazan, sahne şovuyla kendine hayran bıraktıran ‘geç yetenek’ Gül Sunal’a “Yarın oradayım” dedim. Buluştuk, konuştuk. Buyurun sohbetimize…

Kemal Sunal Müzesi çok yakında açılacak. Burası müzenin gişesi…
– Yaz sonuydu, bir paylaşım yaptınız: “Kemal evimizden temelli gidiyor” dediniz.
Gidiyor dedim, evet.
– Nereye yolcu ettiniz Kemal Sunal’ı?
Kemal’i ebediyete yolcu ettim sanıyorum. İnşallah ebediyete kadar kalır gönderdiğim her şey. Kemal’i kaybettikten sonra hiçbir şeyini veremedim. Daha doğrusu dolaptan çıkaramadım. Sonra yavaş yavaş günlük kıyafetlerini ihtiyacı olanlara dağıttım. Filmleriyle ilgili sakladığı arşivi, kostümleri, afişleri olduğu gibi dolabındaydı. Ara ara sergiler yaptık ama onlar hep eve döndü. Her yaz temizleyip, astık ve müze fikri ortaya çıktı. Sunay Akın dedi ki; “Abla hepsini ver, müze açılmadan eşyaların tümünü görelim, tanzim edelim”. Fikir iyi geldi. Fakat o kadar kötü olacağımı bilemedim.

– Ne yaşadınız?
O gün Ali de yoktu, Ezo da… “Niye böyle bir şey yaptın?” dediler. Kalakaldım. Baktım gidiyor. Öyle kötü geldi ki bana. “Kemal’i temelli çıkarıyorum evden” dedim. Gitti yani… Çünkü onlar varken Kemal de evdeydi. Birdenbire yok oldu gibi geldi. Hâlâ hazmedemedim. O odaya giremiyorum, bomboş çünkü.
– Kitaplarını verdiniz mi?
Kitapları vermedim ama iyi muhafaza edileceğini hayal ederek vereceğim.
– Sizinle söyleşilerimizden birinde hangi koltukta, o koltuğun neresinde oturduğunu, yatağın hangi yanında yattığını, kahveyi hangi köşede içtiğinizi anlatmıştınız. Yani her şeyi yaşatıyordunuz, bu yüzden üzüntünüzü de çok iyi anlıyorum. Eşyaları kutulara koyarken hangi anılar canlandı gözünüzde?
Salonda hep aynı yerde oturuyordu. O aynı yerde, ben aynı yerde. Eğer kahve içiyorsak nerede kimin oturduğu belli. Onun oturduğu tarafa misafir oturuyorsa, allem edip kallem edip, bir şey gösterme bahanesiyle misafiri oradan kaldırır, ben otururdum. Çünkü Kemal bana “Buraya oturmazsam eve geldiğimi anlamıyorum” derdi. Tutucuydu bu konuda.
– Verdiğiniz eşyalar, kıyafetler ya da ne bileyim sevdiği bir aksesuar… Onları verirken geçmişe gittiniz mi?
Çok, gitmez miyim?

– Hangi anıya?
Bir kere o filmlerin çekildiği günlere gittim. Çünkü evden giyinip gidiyordu. Ben hazırlardım onu. O zaman böyle karavanlar falan yoktu. Aynaya bakardı, “Oldu mu” diye sorardı, kokusunu bile duydum biliyor musunuz?
–Vedalaşamadığınız bir eşya oldu mu?
E var tabii. Giysileri, kendi şahsi eşyalarından var. Sevdiği kazağı, hırkası, gömleği… Onları asla veremem. Ayakkabısı… Çok dikkat eder, çok temiz giyer. Hiçbir şey eskimez.
– Müze kurmak sizin hayaliniz miydi?
Kemal’in hayaliydi. İçime sinmese yapmazdım. Kemal’e yakışır bir şey olacağını hissettiğim için verdim eşyalarını. Sunay Akın ile kitabım vesilesiyle tanıştık. Sonra ahbap olduk. Müze fikrinde o ısrarcı oldu. Ekrem İmamoğlu ile tanıştırdı bizi. Ekrem Bey de sıcak baktı olaya. Uygun yer aradı, bulamıyordu. Sonra bana geldi dedi ki, “Gül Abla nereyi buldum biliyor musun? İnanamayacaksın. Göztepe Parkı’nın içindeki o yer”. Hayal bile edemezdim. Kemal’e “Bunları tutuyoruz, ne olacak” derdim, “Belki ileride müze yaparız” diye cevap verirdi. Oluyor işte.

– Kemal Sunal’ı herkes tanıyor. Gençler de izliyor, her jenerasyon… Müzeden hangi duygularla, ne alıp çıkmalarını istersiniz?
Önce kendine verdiği değeri… Her insan kendine bir değer biçmeli ve o değeri hak etmeli. Her meslekten olabilir. Kemal’in kendine verdiği değeri, işine verdiği değeri görüyorum. Halen inanamıyorum. İlk tiyatro sahnesine çıktığında taktığı bıyık duruyor. Saklamış. Yüzüne sürdüğü pat, kaşını boyadığı kalem duruyor. Hepsini vereceğim müzeye. Tiyatroda ona gelen tekstin üzerine düzeltmeler yapmış, onlar duruyor. Üniversiteye yüksek lisansa kaydolduğunda yatırdığı harç makbuzu bile duruyor. Ne kadar değer vermiş yaptığı her şeye. Onun için insanlar Kemal’e bu kadar değer veriyor. Youtube kanalıma mesaj bırakıyorlar, “Annem, anneannem, 3 ve 4 yaşındaki çocuklarım; hepimiz Kemal Sunal hayranıyız” diye. Düşünebiliyor musunuz, 3 yaşında hayranı var Kemal’in. İnsanlar Kemal’i önemsedi, çünkü Kemal kendini çok önemsedi. Ve tabii ki hitap ettiği kitleye önem verdi.
– Egosu yok muydu?
Yok, hiç. Kemal’in bir arabanın başında fotoğrafını göremezsin. Mesela Kemal öldüğü zaman bizim otoparkta çok insan toplanmıştı. Yandaki liseden sıralar koymuşlardı. Herkes oraya sabahtan gelip oturup bekliyorlardı. 40 gün oturdular. Çimenlerde yatıp uyudular.
– Karışıyor muydunuz aralarına?
Bazen gece iniyor, kendimi tanıtmadan aralarında dolaşıyordum. İnsanlar birbirine şöyle diyordu: “Bizim gibiymiş. Uçağa binmemiş, bizim gibi. Amerika’yı görmemiş” diyorlardı. Kendisiyle özdeşleştiriyorlardı. Kemal, orijinalini hiç bozmadı. Mesela görüyorum, biraz meşhur oluyor, az bir para kazanıyor, mesela hemen “Etiler’de oturmalıyım, Çeşme’de yazlığım olmalı, bilmem ne kulübüne gitmeliyim” demeye başlıyorlar. Kemal’in hiç öyle bir derdi olmadı. Neysek öyle yaşadık. O Malatyalı bir adam, ben Afyonlu bir kadın. Onun için de çok mutlu olduk. Tabii ki gelişime açık olacaksın ama hiçbir yere kendini zorla kabul ettirmeyeceksin. Mutluluk getirmiyor bu…

– Yani malı statü meselesi haline getirmemek lazım diyorsunuz…
Getirmemeli evet.
– Her zaman söylüyorum, siz şahane bir kadınsınız. Kemal Sunal da bunun farkında olacak ki, sizinle aşkı, dostluğu, aileyi çok sağlam temeller üzerinde oturtmuş. Şimdi yeni bir yıla giriyoruz, 2024. Dünya, Türkiye bambaşka bir yere gidiyor. Her gün üzüleceğimiz onlarca şey oluyor. Bugünün dünyasına baktığınızda karşınızda Kemal Sunal otursa ve “Hadi Kemal, bir kahve içelim deseniz” ne konuşurdunuz?
Bir kere gündemi konuşurduk mutlaka ve bu konuda biz neler yapabiliriz diye çözüm bulmaya çalışırdık. Film çekiyor olsaydı, mutlaka bu gündem hakkında mesaj verirdi. Kemal’in politikaya ilgisi çoktu. Gündemi iyi takip ederdi. Akşam bakanlar kurulu değişir, Kemal sabah hepsini adıyla, soyadıyla, geçmişiyle bilirdi. Yaşasa bugün de gündemi kaçırmazdı. Ah keşke olsaydı, konuşmamız gereken o kadar çok şey var ki…

AİLECE KEMAL’İ İZLEMİYORUZ
– Televizyonda Kemal Sunal’ı izliyor musunuz?
Hiçbirimiz seyretmiyoruz. Ne sesini duyabiliyorum, ne kendini izleyebiliyorum. Ali ve Ezo da öyle. Ezo bazen, “Anne çok özledim sesini duymayı” diyor ama yapamıyor.
– O zaman Kemal Sunal izlemeyen 3 kişiyi buldum…
Belki de belki de. (Gülüyor)
– 2024 mesajınızı rica etsem.
Allah herkese 2024’te akıl fikir versin.

İnsanlar mutsuz keyifsiz hırçın
– Bir okulunuz var. Okul öncesi eğitim veriyorsunuz. Cıvıl cıvıl çocuklar. Türkiye’de eğitim sisteminin ciddi sorunları olduğunu biliyoruz. Beslenme çantasını dolduramadığı için çocuklar okula gidemiyor. Memleket için bir tür geleceksizlikten söz edebiliriz. Öneriniz var mı?
Çocuk demek, gelecek demektir. 25 yıldır sabahtan akşama kadar burada, bu masada çalışıyorum. Gördüğüm ve üzüldüğüm şey, özel okul meselesi. Bana kızacaklar belki ama dünyanın hiçbir yerinde bu kadar özel okul merakı yok. Devlet okuluna gidecek çocuk. Her çocuk aynı eğitimi alacak. Çocukların hakkı bu. Kimi lisan öğreniyor, iyi eğitim alıyor, kimi hiçbir şey öğrenemeden mezun oluyor. Bir de özel okullar o hale geldi ki müşteri kaybetmemek için zayıf not veren okul yok.
– Müşteri dediniz…
Öyle bakıyor çünkü. Veliye müşteri olarak bakan okullar çok fazlalaştı. Bunların denetimi lazım. Köy Enstitüleri kapandığından beri iyi öğretmen de yetişmiyor. “Çocuklardan nefret ederim” diyen öğretmen gördüm ben. Bakın, İsveç’te bir gösteri yaptım. Bana Kraliyet Kütüphanesi’nde bir söyleşi düzenlemek istediklerini söylediler. Kraliyet Kütüphanesi dediğin şey bizim bu sokağın başından sonuna kadar bir yer. İnsanlar odalarda kitap okuyor. “Burası ne kadar güzel” dedim. “Bundan Stockholme’de beş tane daha var” dedi. Bakın sadece 1 milyon kişi yaşıyor. 1 milyon kişiye beş büyük kütüphane. O kadar üzüldüm, o kadar kıskandım ki! Kitap okumayan bir millet olduk. Kitaplar da çok pahalı. Babam memurken bütün kitapları alabiliyorduk. Haftada bir tiyatroya gidebiliyorduk.
– Bunun önemsizleştirildiği bir dünyadayız ama… Bazı şeyler kulağa arkaik gelmeye başladı…
Aynen öyle. Başka türlü bir tüketim toplumu oluştu. Herkes sürekli internetten alışveriş yapıyor. Kimse o parayla kültürel bir planlama peşinde değil. İnsanlarda çok ciddi bir giyim derdi var. Biz eskiden tiyatroya gitmediğimizde utanırdık. Kemal starken bile benim iki ayakkabım oldu. Bir siyah, bir kahverengi. Birini çıkarıp diğerini giyerdim. Şimdi her renk, her marka olması gerekiyor gibi.
– Bir de kişisel gelişim kitapları satıyor artık, edebiyat ya da araştırma değil.
Şimdi onu söyleyecektim. Yalan dolan, ben onu asla okumam. Kendimi böyle mi geliştireceğim? O kadar para kazanıyorlar ki bundan. Evrene mesaj yolla falan…
– Toplumun çaresizliği mi acaba?
Çaresiz bırakıldı. Kültürü, sanatı, tarihi, yok edersen yapacak bir şey yok. Bu insanlar çırpınıp duruyor işte sonra. Mutlu olmak istiyorlar. Herkes mutsuz, keyifsiz, hırçın.

Öldükten sonra yalnız olduğunu anladım
– Kemal Sunal’ın filmleri çok neşeli, aynı zamanda meselesi ve mesajı olan filmlerdi. Bugün o neşemizi kaybettiğimizi düşünüyor musunuz?
Düşünüyorum tabii. Gençlerin yüzünün güldüğünü hiç görmüyorum. Biz neşeli insanlardık. O kadar uzağa gitme. Mesela bizim okul 1998’de açıldığında iki öğretmenim vardı. Tuzla’dan geliyorlardı. Kapıdan hep gülerek giriyorlardı. “Ay bunlar ne gülüyor sabahın köründe” diyordum. Öyle gülen öğretmen yok şimdi.
– Şimdi herkes geçim derdinde…
Geçim derdinde, evet. Çalışmak da istemiyorlar. Çalışmasının hakikaten karşılığını alamıyor. Maaşlar çok düşük. Ne oldu şimdi? 17 bin lira mı olmuş?
– 17 bin 2 lira.
2 lira ne?
– Bilmiyorum.
Ama geçen sefer de 11 bin 2’ydi ya. Onu unutmuyorlar Allah’tan. Neyse böyle yani. Hayat böyle olunca, insanlar da kişisel gelişim kitabı alıyor tabii. Steinbeck’i, Balzac’ı oku. Bizim Halide Edip’i, Ahmet Arif’i oku. Benim hâlâ okumadığım o kadar çok klasik var ki.
– İki evladınız, torunlarınız var. Onların üzerine nasıl titrediğinizi de biliyorum. Tıpkı Kemal Bey varmış gibi aile düzeninizi devam ettiriyorsunuz. Aile sizin için ne anlam ifade ediyor? Aile bağları insanı hayatta nelerden korur?
Cevabı sorunun içinde söyledin. Aile korunak demek, barınak, liman. Benim bu kadar güçlü ve mutlu insan olmamın tek sebebi aile. Çok yakın, çok güzel dostlarım da var. Çok kişiyi eledim. Telefonumdan bile sildim isimlerini.
– Neden?
Gerek yok bazı insanlara. Eskiden ayıp olmasın diye görüştüğüm insanlar vardı ama görüyorum ki bana karşı çok samimi değiller. Benim alışveriş yapmam lazım. Ya bir şey vereceğim ya bir şey alacağım. Oturup kakara kikiri yapacak zamanım yok. Buna vakit harcayacağıma, gider iyi bir kitap okurum, güzel bir film izlerim.
– Seçicisiniz yani…
O konuda seçiciyim, evet. Bana biraz “Yalnızsın” diye kızıyorlar.
– Kemal Bey yalnız mıydı?
Yaşarken etrafında çok insan vardı. Ama öldükten sonra yalnız olduğunu anladım. Hiç arkadaşı yokmuş. Bu net, çok eminim. Çok iyi arkadaştık, görüşürdük” diyorlar. Evet, görüştüğü çok insan vardı. Sonradan Kemal’le gerçekten arkadaş olanların 3-5 kişiyi geçmediğini gördüm. Zaten en sevdiği şarkıydı, “Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar, yeryüzünde sizin kadar yalnızım”…
– Bunu yaşadığınızı üzülerek mi gördünüz?
Üzülerek gördüm, evet. Enteresan şeyler duydum. Onun için kestim alakamı. Zaten bizim kimseye ihtiyacımız yok. Hep mutlu olduk. Kemal yaşarken isteseydik çok paramız olurdu. Çok malımız, mülkümüz olurdu. Biz böyle yaşamayı tercih ettik.
]]>Diyarbakır’da okul çevresinde uyuşturucu satan torbacılara mahkemeden rekor ceza geldi. Merkez Bağlar İlçesindeki ilk, orta ve lise öğrencilerini gözlerine kestiren Suriye uyruklu Heni Sefer, Bayram Can ile Baver Atlı’nın yargılanmalarına Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi.
İÇİCİ OLDUĞUNU İLERİ SÜRDÜ
Sanık Baver Atlı “Ben içiciyim. 1 fişek almak için Suriyeli Heni’nin yanına gittim. Mahallemize taşındığından beri bu işi yapıyor. Polisler eve gelince krize girip balkondan atladım, ama kaçmayıp teslim oldum” dedi. Sanık Bayram Can da uyuşturucu ve uyarıcı hap kullanıcısı olduğunu belirterek “Kız arkadaşımdan ayrıldığım için moralim bozuktu. Heni’den uyuşturucu almak için yanına gittim sonra polis beni yakaladı. Heni ile Baver uyuşturucu satarlar” diye konuştu.
KANLARINDA UYUŞTURUCU ÇIKMADI
İçici olduğunu iddia eden sanığın idrar laboratuvar sonuçlarında uyuşturucu ve uyarıcı maddeye rastlanılmadığı rapor edildi. Sanık bu rapora karşı “Az içtiğim için çıkmamış olabilir” diyerek kendini savundu. 10 yıl önce Suriye Halep’ten Türkiye’ye geldiğini belirten Heni Sefer ise “Türkçeyi, okuma ve yazmayı burada öğrendim. Karton toplayıp hurdacılıkla geçiniyorum. Ben kullanıcıyım, satıcı değilim. AMATEM’de tedavi gördüm ve şu anda ara sıra alkol alıyorum. Ama Baver ile Bayram hem içer, hem de satar. Bayram bana 20 fişek esrar verip Baver’e götürmemi istedi. Beni satmaya ikisi zorladı. İdrar sonucumun da nasıl pozitif çıktığını anlamış değilim” dedi.
KAYNARTEPE MAHALLESİ’NDE YOĞUN UYUŞTURUCU VAR
3 uyuşturucu tacirini yakalayan narkotik polisleri de tanık olarak ifadelerinde “Kaynartepe Mahallesi’nde yoğun uyuşturucu ticareti yapılmaktadır. İstihbari bilgi üzerine 3 zanlıyı da fiziki takibe aldık. İzleme yaparken alışveriş yaptıklarını gördük. Heni’ye para verdiler, o da zulanın olduğu yere gidip uyuşturucu getirdi” iddiasına yer verdi.
OKULA 200 METREDEN DAHA YAKIN SATIŞ
Mahkeme, sanıkların üçünün de okula 200 metre mesafeden daha yakın noktada uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yaptıklarını, sokak başlarını ara ara kontrol edip çevreye karşı aşırı duyarlı ve hassasiyet gösterip zulaladıkları uyuşturucuyu sattıklarını belirtti. Mahkeme sanıkların fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek okula 200 metreden daha yakın mesafede uyuşturucu ticareti yaptıkları için TCK’nın 188/4-b maddesi uyarınca cezalarında yarı oranında artırım yapıldığını belirtti. Mahkeme, sanıkların birden fazla kez aynı suçu aynı bölgede işlemiş olmaları nedeniyle verilen cezada 1/4 oranında artırım yapılması gerektiğine dikkat çekti.
OKUL ÇEVRESİNDE SATTIKLARI İÇİN ARTIRIM YAPILDI
Mahkeme sanıkları uyuşturucu ticareti yapmaktan önce 10’ar yıl hapisle cezalandırdı, ardından suçun okul sınırları dahilinde işlenmiş olması nedeniyle cezayı 15’er yıla çıkardı. Suçu birden fazla kişi ile işledikleri için ceza daha sonra 22’şer yıl 6’şar aya çıkarıldı.
Bu suçu birden fazla kez okul çevresinde işleyen sanıkların cezası 1/4 oranında daha artırılarak 28’er yıl 1’er ay 15’şer güne çıkarıldı. Sanıklar 46 bin 860’şar lira da adli para cezasıyla cezalandırıldı. Suriyeli Heni Sefer ile Bayram Can’ın hükmen tutukluluk halinin devamına karar verilirken; tutuksuz Baver Atlı hakkında ise tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarıldı.
]]>Bakanın tepki çeken konuşmasının ardından, Ordu Fen Lisesi okul müdürü Turgay Türkmen’in Işık Cemaati’nden Hüseyin Hilmi Işık’ın “Herkese lazım olan iman”, M. Sıddık Gümüş’ün “İngiliz casusunun itirafları ve İngilizlerin İslam düşmanlığı” ile Konak Vakfı’nın “Mızraklı İlmihal” kitaplarının dağıtıldığı ortaya çıktı.
Milli eğitim il ve ilçe müdürlükleri ile velilerden izin alınmadan dağıtılan kitaplara CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel ile Eğitim-Sen Ordu Şubesi tepki gösterdi.

“BAKANDAN CESARET ALIYORLAR”
Işık Cemaati’ne ait kitaplar ücretsiz dağıtıldığını belirten Mustafa Adıgüzel, şunları söyledi:
“Milli Eğitim Bakanı Mecliste yaptığı konuşmada tarikat ve cemaatleri Milli Eğitim Bakanlığı’na ortak etmesi meyvelerini vermeye başladı. Ordu Fen Lisesi müdürü bir cemaatin 3 kitabını okul öğrencilerine dağıttı.
Üstelik İlçe ve İl Milli Eğitim Müdürlerinden izin almadan. Hatta öğrenci velilerine de sormadan. Bu cesareti ona veren Milli Eğitim Bakanı’nın yaptığı açıklamadır. İmam – cemaat ilişkisi üzerinden değerlendirmek gerekir.
Bu okul müdürünün şeceresini görmek için sosyal medyasına baktığımızda laik eğitim düşmanı olduğunu gördük. ‘Türkiye’nin başına bela olan laik eğitimdir’ diye paylaşımı var.
Kadir Mısıroğlu meczubunu bolca paylaşmış. Bunlardan biri de Nablus Savaşı’nda Atatürk’ün bir askeri deha olarak 7. Ordu’yu kurtarmasını eleştiren ve Atatürk’ten ‘Aslı Yahudi olan bir komutan’ şeklinde bahseden paylaşımı.
Bir diğer paylaşımı 28 Mayıs gecesi seçim sonuçları için Arapça Allah’a şükürler olsun paylaşımı. Bir okul müdürü olarak hiçbir resmi bayramı kutlamamış. 29 Ekim, 23 Nisan, 19 Mayıs’ı paylaşmamış, Atatürk’ün ölüm yıl dönümünde 10 Kasım’da tek bir paylaşım yapmamış.
Ancak her türlü Cumhuriyet düşmanı paylaşımı var. Bu tür insanlar aslında her yerde var ancak ortaya çıkmıyorlardı.
Milli Eğitim Bakanı’nın mecliste açıkça cemaat ve tarikatlarla işbirliğini ifade etmesinden cesaret alıp ortaya döküldüler.”

“BAKAN EĞİTİMCİ BİLE DEĞİL”
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Tarikat ve cemaatlerle işbirliği yapacağım. Çünkü çocukların dağa çıkmasına engel oluyorlar” sözlerini hatırlatan Milletvekili Adıgüzel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“15 Temmuz’da darbe yapan komutanlar dağdan mı inmişti? Vaiz kürsüsünden inmişti. Kışlalardan çıktı, senin Bakanı olduğun Milli Eğitim’den aşağıya inmişti. Milli Eğitim Bakanı şuna sebep oluyor; yavrularımızı dağdaki terör ile şehirdeki terör yuvaları, taciz ve tecavüzün yuvası haline gelmiş cemaatlerin arasına sıkıştırıyor.
Dağdaki terörden korkutup şehirdeki terörün kucağına atmaya çalışıyor. Oysa ki çağdaş, bilimsel, laik eğitim bizim olmazsa olmazımızdır.
Bu okul dahil olmak üzere velilerimizin yüzde 99’u Atatürk ve Cumhuriyeti seven velilerdir. Onların çocuklarına izinsiz kitapları dağıtmak suçtur. Öyle talihsiz bir dönemdeyiz ki bu Milli Eğitim Bakanı eğitimci bile değil siyaset bilimci.
Aynı zamanda iktisatçı ama iktisat eğitimi olduğu için söylemiyorum bakanlık maaşının yanında Tarım Kredi’den ikinci maaş alıyor. Aynı zamanda Cumhuriyet düşmanı bir tarikatçıdır”

İDARECİLER OKUL KAPILARINI CEMAATLERE AÇTI
Eğitim-Sen Ordu Şubesi ise okul önünde eylem yaptı. Şube Başkanı Nursen Kaymaz yaptığı açıklamada Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in açıklamasının ardından devlet okullarındaki idarecilerin, cemaatlere ve onların yayınlarına okulların kapılarını sonuna kadar açma konusunda daha cesur davrandklarını söyledi.
Eğitim biliminin en temel ilkeleri ve öğrencilerin gelişim süreçleri yok sayıldığını vurgulayan Kaymaz, “Ordu Fen Lisesi’nde Işık Cemaatine ait olduğu bilinen kitaplar, bizzat okul müdürü Turgay Türkmen’in sınıf başkanlarına verdiği talimatla ile öğrencilere dağıtılmıştır. Cumhuriyet değerlerini yok sayan, çağdaş, laik ve demokratik toplum düzenini yok etmeye çalışan bu uygulamaların takipçisi olacağız” dedi.
]]>“KUBİLAY CUMHURİYET İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR SİMGEDİR”
2020 yılında deprem dayanıksızlığı gerekçe gösterilerek yıkılan ve şehit asteğmen Kubilay’ın mezun olduğu Çelebi Mehmet Anadolu Lisesi (Bursa Muallim Mektebi)’ nin molozları başında yapılan açıklamada, Birleşik Kamu İş İl Başkanı Özkan Rona, şöyle konuştu;
“23 Aralık 1930’da Menemen’de Laik Cumhuriyet’e karşı ayaklanan gerici karanlığa canları pahasına karşı koyan Asteğmen Öğretmen Mustafa Fehmi Kubilay’ı, Bekçi Hasan ve Bekçi Şevki’yi saygıyla ve minnetle anıyoruz.
Onlar bizlerin toprak altındaki ulu köklerimizdir.
Kubilay Cumhuriyet için çok önemli bir simgedir. Canı pahasına gericiliğin karşısında duran kahraman bir askerdir. Cumhuriyeti ve devrimleri korumak için yaşamından vazgeçebilecek kadar çağdaşlaşma mücadelesini özümsemiş aydın bir öğretmendir. Bu nedenle Kubilay, gerici karanlığa karşı mücadele kararlılığının önemli bir simgesidir.
Kubilay, Ulu Önderimiz Atatürk’ün belirttiği gibi “Cumhuriyet’in hayatiyetini tazeleyen ve kuvvetlendiren” bir simge ve “devrim şehidi” olarak ulusumuzun gönlünde ölümsüzleşmiştir. Anıları önünde saygıyla eğiliyoruz. Kararlılıkları bizlere mirastır.”
“CUMHURİYET’İN KİMİ KALELERİ İŞGAL EDİLMİŞ DURUMDA”
Rona, devamında ise şunları kaydetti;
– “Bugün Cumhuriyet’in kimi kaleleri Derviş Mehmetler’in fikir ortakları tarafından işgal edilmiş durumdadır. Derviş Mehmetler hala hayattadır ve laik cumhuriyete her fırsatta saldırmaktadırlar. Bugünün Türkiye’sinde Derviş Mehmetler yaşamın birçok yerinde karşılaşmaktayız. O karanlık fikirleri kimi zaman bir okulda körpe zihinleri karartırken, kimi zaman bir vali koltuğunda gericiliğe kucak açarken, kimi zaman Mecliste ve hatta kimi zaman bir bakan koltuğunda, tarikatlara ve cemaatlere methiyeler dizerken görebiliyoruz.
“KUBİLAY HER YERDEDİR”
– Bugün Derviş Mehmetlerin torunları, Şeyh Saitlerin isimlerini Cumhuriyetin kentlerinde meydanlara verse bile, okulları medreseye çeviren, okullarımızı tarikatların mürit toplama alanına dönüştüren protokoller yapsa da, Cumhuriyet Devrimlerine Meclisten, hatta bakan koltuğundan meydan okusa da; Derviş Mehmetlerin olduğu her yerde Kubilaylar da vardır. Cumhuriyetin çocukları Cumhuriyeti; Atatürk’ün Bursa Nutku’nda ifade ettiği gibi gerektiğinde elle, taşla, sopayla, silahla, neyi varsa onunla savunacaktır. Kubilay’ın taşıdığı aydınlanma meşalesi bugün bizlerin, Cumhuriyet’in Çocuklarının, Cumhuriyet’in ilerici öğretmenlerinin ellerindedir. Kubilay’lar her yerdedir. Devrim’in Meclisinden Cumhuriyet Devrimlerine meydan okunmasına asla seyirci kalmayacaktır
“KUBİLAY’IN OKULU ENKAZA DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞTÜR!”
– Gördüğümüz bu enkaz Kubilay’ın mezun olduğu okulun, Bursa Muallim Mektebi’nin enkazıdır. Bu okulda uzun yıllar Kubilay anmaları yapılmış, mücadelesi gelecek nesillere anlatılmıştı. Fakat okul bir süre sonra Derviş Mehmetlerin fikir ortakları tarafından yönetilmeye başlayınca 2014’de anma programları kaldırıldı, sonra okul içindeki Kubilay büstünün ziyaret edilmesi engellendi, 2020 yılında da deprem dayanıksızlığı gerekçe gösterilerek sonradan yapılan ek bina ile birlikte tarihi binası da yıkıldı. Böylece Kubilay’ın okulu, Bursa Muallim Mektebi de ortadan kaldırılmış oldu.
“3 YILDIR ÇİVİ ÇAKILMADI”
– Aradan geçen 3 yıllık sürede tek bir çivi çakılmadı. Yakın zamanda ihalesinin yapılacağı söylenen okulun yeniden yapılma sürecinde Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nden binanın aslına uygun olarak, Kubilay anıtının ve anısının olduğu saygın bir alanının olması talebimizi yineledik ve takipçisi olacağımızı bildirdik. Bunun takipçisi olacağız.
“KUBİLAY’IN MÜCADELESİNİ CANLI TUTMAK BİZLERE, CUMHURİYET’İN ÇOCUKLARINA GÖREVDİR”
– Kubilay’ın mücadelesi ve anılarını canlı tutmak bizlere, Cumhuriyet’in çocuklarına görevdir. Bizler de Çağdaş Cumhuriyet’i canı pahasına ayakta tutacak olan Kubilaylarız, Karanlığa karşı mücadele eden Çetin Emeçler, Abdi İpekçiler, Ahmet Taner Kışlalılar, Bahriye Üçoklar, Uğur Mumcularız, Hepimiz, orta çağ karanlığına karşı özgürlüğü, barışı, kardeşliği, aydınlanmayı ve bağımsız yaşamı savunan Mustafa Kemalleriz! Devrim Şehitleri Mustafa Fehmi Kubilay, Bekçi Hasan ve Bekçi Fikri’yi saygıyla anıyoruz. Türkiye’nin aydınlanma mücadelesinde Kubilaylar gibi kararlı olduğumuzu ilan ediyoruz. Ruhları şad olsun.”
]]>Uykuya ve gün ışığına gelişimsel olarak en ihtiyaç duyduğu yıllarda çocuklarımızın bu kör, ışıksız saatlerde okula gitmek zorunda bırakılması velileri de zora düşürüyor. Kış mevsiminde, günün ilk ders saatlerinde çocuklar henüz uyku mahmurluğunu üzerlerinden atamadığı için verim alınamıyor. Hiçbir bilimsel temeli olmayan, milli eğitimi ve milli ekonomiyi baltalayan, ülkede koca bir güvenlik açığı oluşturan kalıcı yaz saati uygulamasından derhal vazgeçin” dedi.
VARDİYALI EĞİTİM
Eğitimin içine atıldığı zifiri karanlığın sadece saat ayarlamasıyla olmadığını söyleyen Deniz, “Okul ve derslik sayısındaki yetersizlik nedeniyle büyükşehirlerde bile birçok okulda ikili eğitim devam ediyor. Bir okul binasında birkaç okulu dolduracak kadar çok sayıda öğrenci, adeta vardiyalı biçimde eğitim görüyor. AKP’nin 5 yıl önce bitirme sözü verdiği ikili eğitim garabeti nedeniyle bir grup öğrenci okula daha gün ağarmadan giderken, okula geç gelen grup ise ancak akşam karanlığında evine dönebiliyor. Ailelerin sosyal ve kültürel yaşamlarını da baltalayan ikili eğitim sistemi devam ettikçe, öğrencilerin hem soyut hem de somut anlamda karanlıkta kalması kaçınılmazdır” diyerek iktidarın eğitim politikasını eleştirdi.
“EĞİTİMİ MANEVİ KARANLIKTAN KURTARACAĞIZ”
Deniz, “Yanlış ekonomi politikalarıyla, gerici hamlelerle, adaletsizliklerle manevi olarak koyu bir karanlığın içine itilen ülkeyi, bir de somut bir karanlığa mahkûm etmeyin! Üstelik eğitimin içine atıldığı soyut karanlık daha da büyüktür. Tarikatlar, MEB desteğiyle ve protokoller aracılığıyla eğitimde cirit atıyor. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in pişkince tarikatlarla protokolleri sürdüreceklerini açıklaması, eğitimdeki gerici kuşatmanın dozunun daha da artırılacağının emaresi olmuştur. Bu durumda Başöğretmen’in eğitim neferleri olarak bizlere düşen de eğitimi içine gömüldüğü bu manevi karanlıktan da kurtarmaktır. Kurtaracağız!” diyerek tüm yurttaşlara eğitime ve çocuklara sahip çıkma çağrısı yaptı.
EYLİMLİLİK SÜRECİ BAŞLATILDI
Eğitim-İş sekreteri Funda Deniz, şu ifadeleri kullandı;
*“Okullarımızda tarikat ve cemaatleri istemiyoruz!!!” sloganıyla eylemlilik sürecimizi başlatıyoruz. Tüm yurttaşlara eğitime ve çocuklarımıza sahip çıkma çağrısı yapıyoruz! Tüm siyasi partileri, sendikaları, meslek odalarını, dernekleri ve velilerimizi, bugünümüze ve yarınımıza sahip çıkmaya çağırıyoruz!
*Gelin hep birlikte Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’e, devrimlerine, emanetlerine ve Cumhuriyetimize ilelebet sahip çıkacağımızı bir kez daha ilan edelim!
*Tüm illerde, Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “Efendiler ve ey millet! İyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti; şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat, tarikat-ı medeniyettir. Medeniyetin emrettiğini ve talep ettiğini yapmak, insan olmak için kâfidir” sözlerini içeren pankartları sendika binalarımıza asacağız.
* Bugün “Karanlıkta eğitime hayır” eylemliliğimizde “okullarda tarikat ve cemaatleri istemiyoruz, okullar öğretmenlerin iş yerleridir” diyor ve eylemliliğimizi ilan ediyoruz!
]]>