Çanakkale Belediyesi Kültür Merkezi’nde gerçekleşen toplantıda Erkek projelerini paylaştı. Erkek, insan odaklı, özgürlüklere saygılı, bilgiye dayalı, teknolojik dönüşümü yakalama amaçlı, çevre ve doğayla barışık, tarihe ve kültürel değerlere duyarlı, afetlere dirençli, katılımcı kararlar alan ve planlı uygulayan, kalkınma hedefinden sapmayan, hizmeti adil olan, liyakat ve işbirliği temelli, şeffaf ve hesap verebilir ve tüm hemşehrilerini eşit gören bir yönetim anlayışıyla Çanakkale’yi yöneteceklerini söyledi.
Muharrem Erkek’in projeleri ve açıklamaları şu şekilde:
ÇANAPPKALE
“Dijital belediyecilik anlayışımız ile artık mobil uygulamamız olan ‘ÇANAPPKALE” ile bir çok yere erişebileceksiniz. Uygulamadan vergi ve fatura gibi birçok ödemeyi kolaylıkla gerçekleştirebileceksiniz. Anketlere katılım, şikayet ve talep iletme gibi konularda uygulamamız sizlere yardımcı olacak. Uygulamamız katılımcı yönetim anlayışımıza büyük katkı sağlayacak.”
ÇANAKKALE MOBİL BİLİM EVİ
“Çocuklar için çok önemli bir projeye imza atıyoruz. Mobil Bilim Evi ile birlikte çocuklarımız deneyler yapacak, önemli bilim adamlarını öğrenecek. Çok iyi vakit geçirecek çocuklarımız için bilim evi mahallelere, ilçelere, köylere, çocukların ayağına gidecek. Aklın ve bilimin ışında yürümemiz lazım.”
AKILLI AYDINLATMA
“Şehrimizin belli yerlerinde bu sistem var. Güneş enerjisi ile çalışan led teknolojisini her yerde yaygınlaştıracağız. İnsan adımını attığında yanacak olan lambalarımız çok önemli bir tasarruf kaynağı sağlayacak. Tasarruf bizim için çok önemli”
TROYA İNOVASYON MERKEZİ
“Bu projemizi çok önemsiyoruz. Çanakkale 10-15 yıl sonra neden bilişim merkezi, kenti olmasın? Bilişim merkezlerinin altyapısı bu merkez ile oluşacak. Girişimci gençlerimiz burada her türlü yazılım, kodlama ve uygulama yapabilecekler. Gençlerimiz için çok önemli bir merkez olacak.”
İNÖNÜ VE ATATÜRK CADDELERİ TEK YÖN OLACAK
“İnönü caddesi Barbaros Mahallesi yönüne doğru tek yön olacak. Atatürk Caddesi ise Cevatpaşa Mahallesi yönüne doğru tek yön olacak. Bunları birbirine bağlayan sokaklarda tek yön olacak. Cuma Pazarı ve Sanayi kavşakları düzenlenecek.”
TAM OTOMATİK OTOPARKLAR
“Eski Çanakkale’yi trafiğe kapatacağız. Cephe iyileştirmelerine devam edeceğiz. Tam otomatik otoparklar yapmalıyız. Çanakkale’mizin belli noktalarına bunları yapacağız. Asıl hedefimiz bisikletli ulaşım.”
DİRENÇLİ KENT
“Deprem bizim en önemli gerçeğimiz. Birinci derece deprem kuşağındayız. Belediyemiz 2012 yılında bütün Çanakkale’de zemin etütleri yapıldı. Zemin iyileştirmesi yapmadan hiç bir inşaata başlayamıyorsunuz Çanakkale’de. Her iki kuruma da teşekkür ediyorum. Her şey zemin. Zemin iyileştirmelerini ve yapı stokunu çok iyi inceleyeceğiz. Zemin laboratuvarı kuracağız.”
KENTSEL DÖNÜŞÜM
“Yerinde bir kentsel dönüşüm ile gerekirse kooperatif sistemi ile dönüşümü sağlayacağız. Kat malikleri ile birebir görüşecek bunu hep birlikte başaracağız. Çanakkale’yi dirençli bir kent haline hep birlikte getireceğiz.”
CUMA PAZARI YİNELENİLENECEK
“Artık kapalı pazaryerimiz olan Cuma Pazarımızın mutlaka yenilenmesi gerekiyor. Buraya çelik ağırlıklı yeni bir yapı kuracağız. Bu yenilemeyi oradaki pazarcılarımız ile konuşarak, onların haklarını koruyarak yapacağız. Modern bir pazaryerini inşa edeceğiz. Kapalı pazar yerimizin üst kısmına güneş enerjisi panelleri yerleştirerek elektrik elde edeceğiz.”
SARIÇAY DÜZENLEMESİ
“Sarıçay çevre düzenlemesi mutlaka yapılacak. Yeşil alan düzenlemesi gerçekleştirilecek. Talimhane sokaktan gelen yıl ile ile Barbaros mahallesini birbirine bağlayan yeni bir köprü yapacağız. Burada araç geçişi olmayacak, yürüyüş ve bisiklet yolu olacak.”
DEPREM PARK
“Çanakkale’deki deprem toplanma alanlarında farkındalıklar olacak. Biz deprem toplanma alanlarını imara açan zihniyetten farklıyız. Biz bu konuyu çok önemiyoruz. Deprem toplanma alanlarında afet bilinci eğitimleri gerçekleştireceğiz.”
TÜRKAN SAYLAN SOSYAL TESİSLERİ
“Türkan Saylan Sosyal Tesisleri Çanakkale için çok özel bir yer. Bu bina önümüzdeki dönem yıkılarak buraya yeni bir kültür merkez inşa edeceğiz. İçerisinde öğrencilerimiz için okuma solanları, sergi salonları, kütüphane, dinlenme alanları bulunan ve Çanakkale’ye yakışan harika bir kültür merkezi inşa edeceğiz. Yeni kültür merkezimizin adı ‘Atatürk Kültür Merkezi’ olacak. Atatürk Kültür Merkezi’nin içindeki çok amaçlı salona ‘Türkan Saylan Salonu’ adını vereceğiz. Çanakkale kültür kenti olmalı, tarih kenti olmalı, turizm kenti olmalı, öğrenci dostu kent olmalı, kadın ve çocuk dostu bir kent olmalı. Bu yönde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”
ÇANAKKALE VE CUMHURİYET MÜZESİ
“Cumhuriyetin önsözü Çanakkale’de yazıldı. Çok önemli bir coğrafyadayız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu topraklardan çıkarak Kurtuluş Savaşı destanını yazdı. Bizim bu ruhu yaşatmamız lazım. Bu yüzden Çanakkale ve Cumhuriyet Müzesi’ni hayata geçireceğiz.”
KİTAP GÜNLERİ
“Çok önemli yazarları, kitapları ve yayınevlerini hemşehrilerimiz ile buluşturacağız. Çok önemli söyleşiler olacak. Çok önemli gazeteciler sizlerle buluşacak.”
DÜĞÜN SALONU
“Vatandaşlarımızdan bizlere inanılmaz bir düğün salonu talebi oldu. Herkes özel yerlerde düğün yapamıyor, imkanı yok. Onun için düğün salonu mutlaka yapacağız. Projesi ve yeri belirlendi. Esenler Mahallemizde olacak. 1800 metrekare kapalı alana sahip ve 650 kişilik olacak. Öncelikle dar gelirli ailelerimiz faydalanacak.”
ÖĞRENCİ EVİ
“Biz öğrenci kentiyiz. Çanakkale nüfusumuzun yüzde 40’ı genç. Öğrencilerimizin bir çoğunun barınma sorunu var. Dar gelirli öğrencilerimizin faydalanacağı, barınma sorunlarını çözeceği öğrenci evi yapacağız.”
ENGELSİZ DERSHANE
“YGS ve YKS gibi bir çok sınava hazırlık kurslarının olacağı, engelli vatandaşlarımıza yönelik bir dershane inşa edeceğiz. Gönüllü öğretmenlerimizle birlikte bu kursları vereceğiz. Bunun çalışmalarını yaptık, öğretmenlerimiz ile konuştuk.”
SINIRSIZ DURAK
“Otobüs yolculuğu yapan bebek sahibi anneler istediği her yerde inebilecek. Kadınlarda gece belli bir saatten sonra bu imkandan faydalanacak. Bu uygulamayı Çanakkale’de hayata geçireceğiz. Anne dostu, kadın dostu kent olacağız.”
SOKAK CANLARI REHABİLİTASYON MERKEZİ
“Can dostlarımız, sokak hayvanlarımızı asla yalnız bırakmayacağız. Yeri ve projesi belirlenen bir sokak hayvanlarımız için rehabilitasyon merkezi kuracağız. Burada aynı zamanda can dostlarımız barınabilecek. Hayvan dostu bir kent olacağız.”
KENT PARK
“Yeni parklar, yeni yeşil alanlar oluşturacağız. Çocuklar için, gençler için, aileler için herkes için mutlaka yeşil alanlarımızı arttıracağız. Esenler Mahallemizde 75 dönümlük yeşil bir kent park inşa edeceğiz. Botanik bahçesiyle, göletliyle muhteşem bir kent parkı siz değerli hemşehrilerimizle paylaşacağız.”
OYUNCAK MÜZESİ
“Çocuklar ile ilgili adımlar atacağız. Bütün mücadelemiz onların geleceği için zaten. Ekolojik kreş yapacağız, oyuncak müzesi yapacağız. Değerli Sunay Akın ile müzemi yapacağız. Kendisi çok mutlu oldu. İçerisinde çok güzel etkinlikler, oyunlar olacak. Sunay Akın ile birlikte projemizi hayata geçireceğiz.”
HALK SÜT
“Çocuklarımız maalesef ekonomik şartlardan ötürü et ve süte ulaşmakta zorluk çekiyor. Üreticilerimiz ve kooperatiflerimiz ile görüşüp gerçekten ihtiyaç sahibi olan çocuklarımıza ücretsiz süt desteği sağlayacağız. Kimse görmeden bu hizmeti sağlayacağız. Bütün sosyal yardımlar insan onuruna yakışır bir şekilde yapılacak.”
ÇOCUK MECLİSİ
“Çanakkale Kent Konseyimiz ile birlikte çocuk konseyimizi mutlaka kuracağız. Çocuk meclisimiz çok önemli. Çocuklarımızın talep ve düşüncülerinin paylaşması ilerde demokrasinin işlemesi açısından çok önemli olacak. Çanakkale’de çocukların sözü geçecek.”
EKOLOJİK KREŞ
“75 dönümlük Kent Park alanımızın yanında 10 dönümlük alana yapacağız. Çocuklar bitkilerin nasıl büyüdüğünü, meyvelerin nasıl yetiştiğini görecek. Çok güzel bir kreşi hep birlikte hayata geçireceğiz. Çocuklarımızı geleceğe hazırlayacağız.”
GENÇ KENT
“Gençlerimiz bizim için çok önemli. Gençlerimize yönelik bir çok çalışmayı başlatacağı. Greenbox Stüdyo ile gençlerimize profesyonel çekimlerini gerçekleştirebileceği imkanlar sağlayacağız. Bu stüdyoyu ivedi bir şekilde kuracağız. Gençlerle ilgili ne yapacaksak gençlerle birlikte yapacağız. Gençlerimize eğitim desteği vereceğiz.”
BİSİKLET KENTİ
“Bisiklet kullanımını çok önemsiyoruz. Çanakkale mutlaka Avrupa Bisiklet Ağı’na katılmalıdır. Üye olacağız. Ulaşım ağı içerisinde konforlu ve güvenilir bisiklet ağını kuracağız. Bisiklet dostu bir kent olacağız, bisiklet kullanımına teşviklerde bulunacağız.”
Projelerini anlatan Erkek, sonrasında Çanakkale Belediye Meclis Üyesi adaylarını ve İl Genel Meclis Üyesi adaylarını tanıttı.
Aday tanıtım programına CHP Genel Başkan Yardımcısı Ensar Aytekin, CHP Çanakkale Milletvekili İsmet Güneşhan ve Özgür Ceylan, CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, CHP Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, CHP Çanakkale İl Başkanı Levent Gürbüz, CHP Çanakkale Merkez İlçe Başkanı İbrahim Can Ergun, İlçe ve belde belediye başkanları, parti yöneticileri, partililer ve çok sayıda vatandaş katıldı.
BELEDİYE MECLİS ADAYLARI
Çanakkale Belediye Meclisi Adayları; Burcu Özgen Demir, Umut Karagöz, Deniz Hazal Uysal, Hanifi Araz, Fatma Kaynaş, Egemen Ergun, Simge Kutlu, İrfan Dehmen, Sevda Yıldız, Muhammed Güngör, Nurcan Bingöl, İbrahim Soydan, Ercüment Furuncu, Metin Değirmenci, Mustafa Alptuğ Akkoca, Meryem Sabiha Salkım, Fatma Çalışkan, Muhammed Ali Arıkan, Öykü Kaya, Bahrettin Tunç Bozkurt, Evren Nuransoy, Nuriye Ecem Uçar, Burak Durmaz, Müslüm Yalçınkaya, Alper Onur Gözütok, Mesut Dinç, Ali Oktay Coşgun, Hayri Çetin, Ahmet Demir, Kontenjan; Bülent Şarlan, Öznur Benderlioğlu Doğangün, Nigar Etizer Karacık oldu.
İL GENEL MECLİS ADAYLARI
CHP’nin Çanakkale İl Genel Meclis adayları; Güneş Pehlivan, Halil Ertuğrul, Can Algönül, Ahmet Çelik, Egemen Taylan Özkurnaz, Fahrettin Çiloğlu oldu.
]]>
Ece Üner arkadaşımız Hande Zeyrek’in sorularını yanıtladı.
■ Öncelikle SÖZCÜ Ailemize hoş geldiniz. Sözcü Tv izleyicileriyle hangi duygularla buluşacaksınız?
Tarafsız ama bertaraf olmayan bir kanal burası. Resmin tamamını insanlara gösterebilme gücü olması çok önemli. Çünkü bugün neredeyse her kanalın bir takım siyasi angajmanları var. Bu da bir süre sonra siyasi bagaja dönüşüyor ve o bagajlar gazetecinin sırtında yük oluyor. İkincisi vicdan değimiz şey ve kendimi tanımlarken en çok kullandığım kelime “azapta gerek” vicdan azap çekiyorsa vicdandır. Rahatlatan bir vicdan olmaz. Bizim işimizi yapan insanların toplumun vicdanı olması gerektiğine inanıyorum. Onların da otoriteyi azapta bırakması, sorgulaması, rahat vermemesi, sırtını otoriteye dayayıp vatandaşa sırtını dönmemesi gerekir. Bugün Türkiye’nin en çok ihtiyacı olan şey sırtını otoriteye değil halka dayamış ‘azapta gerek bir vicdan’. Çünkü halkın halk için halk tarafından yönetilmesi sadece demokrasiyle ilgili bir şey değil. Haberle de ilgili. İnsanların hakikati bilmeye ihtiyacı var. Resmin tamamını gösterelim onlar da kendi kararlarını versinler.
‘ECE’CE YORUMLAR OLACAK
■ Sizin için ‘Haber merkezlerinin gözünü budaktan sakınmayan, kelimelere dokunan kadını’ diyorlar. Yeni programda izleyiciyi ne bekliyor?
Bu program meseleleri farklı bakış açılarıyla, konunun uzmanı yazar ve akademisyenlerin dahil edileceği bir program. Ama asıl mesele Ece aynı Ece. Tabii ki Ece’ce yorumlar da olacak. İzleyicinin çok alışık olduğu çıkışlarım olacak ama doğalında. Sözün Gücü ismi de cuk oturdu.
Jacques Ellul Sözün Düşüşü kitabında “Günümüzde insanlığı kurtarmak isteyen herkes önce sözü kurtaracak” diye bir söz var. Gerçekten söz bir büyüdür.Söz çok güçlü motive eden bir şey insanları. Graham Fuller’in bir sözü var “Türkiye’yi Atatürk’ten koparmadan parçalayamazsınız” diyor. Türkiye Atatürk’ten biraz koparılmaya çalışılıyor gibi görüyorum. O konuda da hassasiyetlerimiz olacak. Burası bizim vatanımız. Başka gidecek yerimiz yok. Parçalanmaması için Atatürk’ten kopmaması lazım. Benim tavırlarımdan biri de bu olacak.
■ Sözün Gücü nasıl bir formatta olacak? Uğur Dündar ve Ahmet Yavuz’un yorumcu olacağını biliyoruz.
Uğur Dündar ve Ahmet Yavuz çok kıymetli iki isim ve şansım. Yorumcu olarak değerli isimler. Formatımız katılımlı, sıcak başlıkların olduğu, gündemin öznesinin de dahil edildiği bir format. İnteraktif bir program. Seyirci de yorumlarıyla katılacak.
SUNİ GÜNDEM DAYATAMAZ
■ Yorumlarınızla halkın sesi olacaksınız öyleyse…
Aynen. Ben onların çıkaramadığı ses olmaya talibim. Başından beri bunu söylüyorum. Soramadıklarını soracağız. Yarının liderleri soru soran insanlar olacak. Bu programda sorulamayan bütün sorular sorulacak. Orada bir koltuk işgal ediyorsun ve insanlar sana en özel vakitlerini ayırıyor. Seni evine misafir ediyor. Sen hangi yüzle onun sofrasına oturabilirsin? Sadece doğruları söyleyerek ve çıkaramadığı ses olarak. Bana hiç kimse bu yaşımdan sonra suni gündem dayatamaz. Başkalarının benim konuşmamı istediği gündem değil, vatandaşın gündemi konuşulacak. Gün içinde yaşadığı sıkışmışlık ne ise. Ekonomi de olacak programda.
■ Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri ekonomi. Çocukların da gündeminde dilinde… Umudu elden bırakmamak için ne yapmalı?
7 yaşındaki kızım ev ekonomisi biliyor. 9 yaşındaki çocuk da biliyor. Bilmek zorunda çünkü neyi nereden ucuza almak zorunda olduğunu ailesinden görüyor, duyuyor. Bu çocukları biz böyle bir şeye mahkum ettik. Sorumluluk ve umutsuzluk aynı cümlede olamaz gibi geliyor. Eğer sorumluluk sahibiysek tv karşısında uyuklamıyorsak bugünün kahramanı biziz. Atatürk diyoruz ya biz toplum olarak maalesef bir gecede Atatürk gelecek hepimizi kurtaracak diye bekliyoruz. Atatürk ne demiş: Benim manevi mirasım bilim ve akıldır. Atatürkçülük ne yapılması gerektiğini dayatan bir ideoloji değil. Atatürkçülük bilim ve akla dayanarak nasıl karar verilmesi gerektiğini söyleyen bir düşünce sistemi. Bunu bize miras bırakmış. Bugünün kahramanı, Atatürk gelmeyeceğine göre sizsiniz, benim, diğer insanlar ama ne; sorumluluk alan insan. Uyuyan insan değil. Sorumluluk almak zorundayım çünkü bir evladım var. Aynı cümlede umutsuzluk ve sorumluluğu telaffuz edemem. Sen insanların çıkaramadığı sesi çıkardığında anlıyorsun ki tahmininden çok daha fazla insanın ‘SÖZCÜ’lüğünü yapıyorsun. Tahmininizden çok daha kalabalığız. Umut orada zaten.
HASSAS TERAZİSİ VAR
■ Mesleğe diplomasi muhabirliğiyle başladınız, medyanın dünü bugünü arasında nasıl farklar var?
Patronun alacağı ihaleler, yapacağı yollar, açacağı şirketler her ne kadar bir beklenti içinde olsun ya da olmasın siyasi otoriteden; sizin televizyonculuğunuzun ve gazeteciliğinizin kaderini etkiliyor. SÖZCÜ bağımsız olduğu için rahat konuşabiliyorum. Gazete ve tv patronları ne zaman sadece gazete ve tv patronu olmaktan çıktılar, başka şirketlerin de patronu olmak istediler işte o zaman biz sarı öküzü kaybettik. Eğer güç odaklarıyla mesai yapmak zorunda kalıyorsanız medya patronu olarak çalışanlarınıza özgür basını vaat edemezsiniz. Bu zamanla daha da arttığı için patronlar birer iş adamına dönüştüğü ya da iş adamları medya patronlarına dönüştüğü için medya çalışanlarının kaderini feci şekilde etkiledi. İzleyici ise çok akıllı. Kuyumcu terazisi gibi hassas bir terazisi var, fark ediyor burada bir yanlışlık var diye. “Resmin bütününü göstermiyorsun” diyor. Basına güveni de orada kaybediyorlar.
TARİKATLA PROTOKOL OLMAZ
■ Yıllar önce ‘Türkiye, büyüdükçe budanır, kurudukça sulanır! Ne tam olarak gelişmesine izin verirler ne kuruyup gitmesine’ demiştiniz. Neden değiştiremiyoruz bu durumu?
Evet çünkü jeopolitik olarak kıymetli bir yerdeyiz. Kendi kaderi tamamen kendisinin elinde bir ülke değil Türkiye. Eğitim bakanı çıkıp “tarikatlarla protokol yapıyoruz” diyor. Sen o protokolü daha iyi eğitimcilerle yapmak zorundasın, asansörlerini tamir etmesi gereken yurtlarla yapmalısın. Öğrencilere burs için yapmalısın. Eğitim sistemi tarikat ve cemaatlerin eline düşemez. Hani anayasaya göre laiklik vardı. Hani din ve devlet işleri ayrılacaktı. Hani daha ilkokul seviyesinde çocuklar fikri hür vicdanı hür yetişecekti.
Atatürk’ün 1918’de verdiği röportaj var. “Kuvvetli olmak demek sadece silah omuzda kuvvetli olmak demek değildir” diyor. “İlmen, fennen, manen kuvvetli olacaksın” diyor. Biz böyle miyiz şu anda.
■ İnsanların düşünmekten korkar hale geldiği ülkede sizin doğrucu davutluğunuzu neye borçluyuz?
Bir mottom var. “Korkunun ECE’ye faydası yok.” Şaka bir yana Vedat Türkali’nin bir sözü var: “Düşündüğünü söylemekten korkarsa bir insan, düşünmekten de korkmaya başlar.” İnsanlar düşünmeyi bıraktı. Korkutulduğu için vazgeçti. Düşüncenin üstesinden gelemeyenler düşünenin üstesinden gelmeye çalışıyor. Korku her şeyden daha fazla zarar veriyor bana. Korku bir küçük ölüm. Aklın da katili. Her gün milim milim ölmektense aklımı öldürmektense çıkarım neyse söylerim, bedelini öderim. Korkmam ucunda ölüm dahi olsa… Kırılma noktam kızımın doğumu oldu. Ben bu çocuğun yüzüne bakamam insanlara eksik bir şey söylersem diye düşündüm.
■ Ece Üner’in penceresinden Türkiye nasıl görünüyor?
GENÇLER HER ŞEYİN FARKINDA
Çok zor bir soru. Genç potansiyelimiz çok yüksek. Gümbür gümbür gelen gençlik var. Net görüyorum. Düşünce uykudan uyandı. Günü geldiğinde o otoritenin sizi sarıp sarmaladığı zinciri atarsınız ve düşünce uykudan uyanır. Sadece hakikatin peşinde bir gençlik olduğunu görüyorum üniversitelerde. Her şeyin farkındalar. Türkiye tabii ki güllük gülistanlık diyemeyiz. Demirel’in söylediği gibi en acısı şunu görüyorum enflasyon dediğiniz sadece ekonomik bir olay değildir. Ahlaki bir çöküş de getirir. Ona kazık atar, parasını çalar. Şu anda hiç alışık olmadığımız asayiş olaylarıyla karşı karşıyayız. Taksicinin öldürülmesi, iyiliğin cezalandırıldığı bir ahlaki çöküş, çürüme hali. Bu durumda her karanlığın bir aydınlığı vardır. Neden SÖZCÜ Televizyonu bu kadar izleniyor. İnsanlar talep ediyor. Uçurumun kenarından her zaman dönmüş bir ülke Türkiye.
Atatürk demek, Türkiye demek
■ Ülkemiz Atatürk’ten koparılmak isteniyor dediniz. Bunu engellemek için yapılması gerekenler neler?
Atatürk’ten koparılma çabası ters tepiyor. Bu sene 29 Ekim’de Anıtkabir’deydim. Geçen sene ekimde 3 milyon 500 bin ziyaretçi vardı bu sene 4 milyondu ekim ayına kadar. Benim gittiğim gün ziyaretçi rekoru kırılmıştı. Demek ki sadece anmak değil anlamaya başladı insanlar Atatürk’ü. Cumhuriyet en çok bir kadın projesidir. Kadına seçme seçilme hakkı, hukukta, boşanmada hepsinde eşitliyor. Türkiye’de tam da en çok kadınların Atatürk’ü anması ve anlaması gerekiyor. Atatürk düşünce sisteminden ayrılmamamız gerekiyor. Çünkü bu kadar zorlu bir coğrafyada durabilmişsek tamamen Atatürk’ün anayasa ile kurduğu sağlam sistemi sayesinde. O yüzden yıkılması isteniyor. Denge ve denetleme sistemini kurmuş anayasamızda madde madde var. Atatürk bizim evimizin çatısı. Evin çatısını kaldırırsanız ne olur? Evi kaybedersiniz, sağlığınızı kaybedersiniz, yaşamınızı kaybedersiniz… Çivisi çıkmış bir dünyada çiviyle duvara asılan en güzel fotoğraftır Atatürk… Bütün şartlar bir araya toplanıp tartılınca asrın en büyük adamı… Dünyanın gördüğü en büyük devlet adamı. En yüksek derecede siyasi ve askeri dehanın bir araya gelmesiyle önce memleketi yok olmaktan kurtarmış, sonra da yeniden kurmayı başarmış… Devrimci muzaffer kumandan herkesi büyülemeye devam ediyor. Atatürk demek Türkiye demek. Gençliğe Hitabe bugün yaşananları anlatmıyor mu? Fikri liderliği hâlâ devam ediyor. Öldükten sonra da düşmanlarıyla savaşabiliyor. Farkındaysanız herkes zor zamanlarında Atatürk’e sığınır. Atatürkçü olmayanlar dahi. Yattığı yerden hâlâ yobazlarla gericilerle savaşabiliyor ve hâlâ da o kazanıyor.

Ece Üner’le Sözün Gücü programı, duayen gazeteci ve Sözcü Yazarı Uğur Dündar ile Sözcü Televizyonu Strateji ve Güvenlik Danışmanı Ahmet Yavuz’un yorumlarıyla her çarşamba ve cuma 20.15’te ekranda olacak.
ECE ÜNER HAKKINDA
Koç Lisesi, ardından Koç Üniversitesi’nde sosyoloji ve tarih okudu. Brüksel’de Avrupa Birliği konusunda eğitim aldı. İngilizce, Fransızca ve İspanyolca biliyor. Atletizmde İstanbul ve Türkiye birincilikleri var. Şiir yazıyor, çok okuyup araştırıyor. Mesleğe diplomasi muhabiri olarak başladı. Üst düzey devlet adamlarıyla özel röportajlar yaptı. Tartışma programları yönetti. Uzun yıllar ana haber sundu. Haber aralarında yaptığı yorumlarla halkın sesi oldu. Çok sayıda habercilik ödülü alan Üner’in, Güneş isminde 7 yaşında bir kızı var.
]]>SON DEPREMLER LİSTESİ
Yaşanan depremlerin saatini ve büyüklüğünü anlık olarak takip etmek mümkün. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Bölgesel Deprem- Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezi (BDTİM) tarafından kaydedilen depremlere aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
AFAD SON DEPREMLER

“İSTANBUL’DA 100 BİN BİNA YIKILACAK”
Olası Marmara depreminde İstanbul’da çok kayıp verileceğini ifade eden İstanbul Teknik Üniversitesi Deprem Mühendisliği ve Afet Yönetimi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Türkiye’de afete dair plan ve programın olmadığını ifade etti.
Prof. Dr. Kadıoğlu, şöyle konuştu:
-Deprem olduktan sonra bu şehri yeniden nasıl yapılandıracağız, enkazı nereye dökeceğiz, kalıcı konutları nerede yapacağız? Buna yönelik plan ve program yok. Tamamen refleks üzerine hareket ediyoruz, bu bizim en büyük problemimiz.
-Büyük bir seferberlik yapılırsa 3-5 senede deprem riskini azaltabiliriz. Bunu tek başına bakanlık, valilik, belediye yapamaz, bütün herkes bir araya gelecek.
-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan herkesi toplamalı, yurt dışından kredi alması gerekiyorsa alınmalı ve herkesi yönlendirmeli, yoksa bu işin altında kalacağız.
“DEPREME, YARIN OLACAKMIŞ GİBİ HAZIRLANMAMIZ LAZIM”
Marmara Bölgesi’ndeki fayların 1509,1766 ve 1902 yıllarında kırıldığını ifade eden Prof. Dr. Kadıoğlu, şöyle konuştu:
-Kuzey Anadolu Fay Hattı Marmara Denizi’nin içinden geçiyor. En son 1999’da Kocaeli’nde kırıldı.
-1902’de kırılan bir kısım var ortadaki kısmın kırılmasını bekliyoruz. En eski kırılan 1509, o daha önce kırılır, orada enerji birikmiş diye düşünüyoruz. Marmara’da deprem olacak mı olmayacak mı diye bir şey söz konusu değil, deprem olacak ama tam zamanını, gününü ve saatini bilmiyoruz.
-Baktığınız zaman 500 yılı geçtik, o yüzden depremin eli kulağında. Bana ‘deprem ne zaman olacak ?’ diye soranlara ‘yarın olacak’ diyorum. Depreme, yarın olacakmış gibi hazırlanmamız lazım.
-Bu oynanacak bir kumar değil, burada canımız söz konusu. Herkes; aile, birey, iş yeri, sanayi, fabrika, sokak, okul, ilçe, şehir ve ülke yarın deprem olacakmış gibi hazırlanmak zorunda.
“BU BİR MİLLİ GÜVENLİK VE BEKA PROBLEMİ”
Türkiye’de 1999 Gölcük depreminden sonra çok şey yapıldığını ancak yapılanların yetmediğini söyleyen Prof. Dr. Kadıoğlu, şöyle konuştu:
-İstanbul’da 100 bin binanın yıkılacağını biliyoruz. Her bina başına 100 kişi koysak, 10 milyon arama kurtarmacı lazım. Böyle bir şey yok, ölmeye planlanmış gibiyiz.
-Bir an önce bu 100 bin binayı 100 binaya indirmemiz lazım. Eğer bu riski önceden azaltmazsak bu afetin altından kalkamayız, afeti yönetemeyiz, mümkün değil. Bu bir arama kurtarma problemi değil, bu bir risk yönetimi problemi.
-Apartmanımızda metrekare ve kuruş hesabı yapmamalıyız, herkes sağlam evde oturmak istiyor ama para vermek istemiyor, herkes ‘evim sağlam olsun’ diyor ama metrekaresi küçülmesin istiyor, böyle bir şey yok.
-O yüzden benim tavsiyem şu; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İstanbul’a gelip belediye başkanları, valilik, STK’lar, ticaret odası, sanayi odası hepsini toplayıp acil olmayan bütün yatırımları dondurup ‘bu 100 bin binayı deprem olmadan nasıl güçlendirebiliriz’ diye düşünmeliler.
-Bu bir milli güvenlik ve beka problemi. Türkiye’nin gayri milli hasılasının büyük bir kısmının yok olma tehlikesi var. Büyük miktarda insan kaybedeceğiz. Türkiye için en büyük problem bu.
“BİZ AFET YÖNETİMİNİ TERSTEN ANLAMIŞIZ”
– En basit bir hesapla 100 bin binanın yıkıldığı yerde 10 milyon arama kurtarmacı lazım. İstanbul’dakilerin aileleri de afetzede olmasa diğer illerdeki insanları toplayıp anında buraya getirsek hepsi 40 bin kişi. Her enkazın başına bir kişi bile koyamayız, koysak bile ölenleri geri getiremeyeceğiz.
-‘Biz insanları nasıl enkaz altından kurtarırız değil,’ ‘ne yaparsak insanlar enkaz altında kalmaz’ diye çalışmamız lazım. Biz afet yönetimini tersten anlamışız. ‘Afet olacak, arayacağız, kurtaracağız’ bu afet yönetimi değil. Kriz yönetiminden risk yönetimine geçmemiz lazım.
“DENİZCİLİKTEN TAŞIMAYI, ULAŞIMI VE TAHLİYEYİ PLANLAMAMIZ GEREKİYOR”
İstanbul’un kıyılarında daha önce tsunami oluştuğunu ve yine olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Kadıoğlu, “Tsunami kıyılarda yaşayanların bilmesi gereken bir tehlike. Tersaneler, limanlar, kıyıdaki iskeleler bunlar çoğu dolgu alanlarında yapılmış, bunlar mutlaka zarar görecek, hiçbir şeye güvenemeyiz, hepsini kontrol etmemiz gerekiyor. Ona göre biz denizcilikten taşımayı, ulaşımı ve tahliyeyi planlamamız gerekiyor” dedi.
“İSTANBUL KAPTANI OLMAYAN PUSULASIZ BİR GEMİ GİBİ OKYANUSTA GİDİYOR”
İstanbul’un obez bir şehir haline geldiğini söyleyen Prof. Dr. Kadıoğlu, şu ifadeleri kullandı:
-İstanbul yaşanmaz bir şehir haline dönüştü. İstanbul’un yolları, toprakları ve havası bu trafiğe ve insana yetmiyor, İstanbul’un suyu yetmiyor, artık çöküntüye giden bir şehir.
-İstanbul’da bir günde iki, üç yere gidemezsin, en fazla bir yere gidebilirsin. İstanbul’u büyüterek yaşanmaz bir hale getirdik.
-İstanbul’un sınırları ve karakterinin belli olması lazım, kaç milyon kişiyi besler, herkesin buraya mı gelmesi lazım?
-İstanbul sanayi kenti mi, turizm kenti mi, eğitim kenti mi? Buna karar vermemiz lazım. İstanbul şu anda kaptanı olmayan pusulasız bir gemi gibi okyanusta gidiyor” diye konuştu.
“BU İŞİN ALTINDA KALACAĞIZ”
Deprem krizi ile ilgili plan ve programın olmadığını söyleyen Prof. Dr. Kadıoğlu şunları ekledi:
-Yer bilimci arkadaşlar 7.4, 7.6 civarında büyüklükte bir depremin Çınarcık fayında olacağını bekliyor. Bu işin afet yönetiminde biz faylarla uğraşmayız, yer bilimcilerden en kötü senaryoyu alıp ona hazırlanmaya çalışırız.
-Kahramanmaraş’ta bir sismik boşluk olduğunu biliyorduk, yani Türkiye’de nerede deprem olacağı biliniyor. Şu an da 5-6 nokta var, birisi Marmara, burada deprem olacak bunu herkes biliyor ama deprem olduktan sonra bu şehri yeniden nasıl yapılandıracağız, enkazı nereye dökeceğiz, kalıcı konutları nerede yapacağız? buna yönelik plan ve program yok.
-Tamamen refleks üzerine hareket ediyoruz, bu bizim en büyük problemimiz. Büyük bir seferberlik yapılırsa 3-5 sene de deprem riskini azaltabiliriz.
-Bunu tek başına bakanlık, valilik, belediye yapamaz, bütün herkes bir araya gelecek. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan herkesi toplamalı, yurt dışından kredi alması gerekiyorsa alınmalı ve herkesi yönlendirmeli yoksa bu işin altında kalacağız.
]]>1-Enflasyon tek haneye düşecek. Aksine azdı.
2-İhracatta ileri ve yüksek teknolojili ürünlerin payı yüzde 20’ye çıkacak. Yüzde 3’te kaldı.
3-İnşaat malzemeleri ihracatında 100 milyar dolarla dünyada ilk üç arasına girilecek. Üçte biri ancak gerçekleşti.
4-İşsizlik oranı yüzde 5’lere indirilecek. TÜİK’e göre Kasım 2023’te yüzde 8.5 oldu.
5-Kayıtdışı istihdam yüzde 15’e indirilecek. 2021’de yüzde 27.8 oldu.
6-Otomotivde 5 milyon araç üretilecek ve 125 milyar dolarlık ihracat yapılacak. İhracat 29.3 milyar dolar oldu.
7-Hazır giyimde 60 milyar dolarlık ihracat yapılacak. 20 milyar dolarda kaldı.
8-Parti kapatmaya son verilecek. Bazı partilerin mutlaka kapatılması gündemde.
9-Seçim barajı sıfırlanacak. Yüzde 10’dan 7’ye indi.
10-Başkanlık, yarı başkanlık ve partili cumhurbaşkanı meseleleri tartışılacak. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildi.
11-Hafif suçlarda tutuklama istisna olacak. Sosyal medya paylaşımlarına bile tutuklama yapılıyor.
12-AB hedefinden şaşılmayacak. Rafa kalktı.
13-Kadına ve sağlık çalışanlarına şiddet son bulacak. Kadın cinayetleri de sağlık çalışanlarına saldırı da arttı.
14-İlk yerli savaş uçağı hayata geçirilecek. Tutmadı:
15-Türkiye kıyıları dünyanın en temiz denizleri olacak. Marmara ve Ege’de müsilaj ortaya çıktı.
16-Atık dönüşümü yapılacak. Çöp ithalatı yapıldı, geri dönüşüm lafta kaldı.
17-Yıllık gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) 2 trilyon dolara çıkacak ve dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi arasına girilecek. Tutmadı.
18-İhracatta ileri ve yüksek teknolojili ürünlerin payını yüzde 20’ye çıkacak. Tutmadı.
19-Orta ve yüksek teknolojili ürünlerde Avrasya’nın üretim üssü olacaktık. Tutmadı.
20-Sosyal Güvenlik açığı GSYİH’nin yüzde 1’ine düşürülecek. Tutmadı.
21-Yoksulluk sınırı altındaki nüfus azaltılacak. Tutmadı.
22-Denizcilikte Ar-Ge payı, yüzde 2 seviyesine çıkarılacak. Tutmadı.
23-10 milyar dolarlık yaş sebze ve meyve ihracatı yapılacak. Tutmadı.
24-Bölgelerarası gelişmişlik farkı kabul edilebilir düzeye inecek. Tutmadı.
25- Kadınların iş gücüne katılımı yüzde 38’e çıkarılacak. Yüzde 26.3’te kaldı.
26-Yeni bir Anayasa… Tutmadı.
27-Dokunulmazlık yeniden düzenlenecek. Tutmadı.
28-Güvenlik için özgürlükten taviz verilmeyecek. Tutmadı.
29-Yeni bir kamu personel sistemi oluşturulacak. Tutmadı.
30-Yenilenebilir enerji kaynakları en az yüzde 30 olacak. Tutmadı.
31-Kent içi ulaşım sistemleri AB standardına uyumlu olacak. Tutmadı.
32-Kentlere özgü otopark yönetim sistemi kurulacak. Tutmadı.
33-Tüm sulanabilir araziler sulanacak. Tutmadı.
34-Enerjide dışa bağımlılık ortadan kalkacak. Tutmadı.

Bu vaat şimdilik 2026’ya ertelendi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 9 Şubat 2021 tarihinde “Türkiye Milli Uzay Programı” tanıtımında yaptığı konuşmada “2023 sonunda yakın dünya yörüngesinde ateşleyeceğimiz kendi milli ve özgün hibrit roketimizle Ay’a ulaşarak sert iniş gerçekleştireceğiz” demişti. 2023’ü bitirdik ama Ay’a iniş gerçekleşmedi. Türkiye Uzay Ajansı’nın (TUA) planına göre ise gidiş en erken 2026’da olacak. Kasım 2023’te Milli Uzay Programı kapsamında Türkiye’nin 10 yıllık plan ve hedeflerinin belirlendiği açıklanmıştı. Bu kapsamda başlatılan Ay Araştırma Programı ile geliştirilen ilk uzay aracında bütün süreçlerin 2026’da tamamlanması ve aracın uzaya fırlatılmasının hedeflendiği belirtilmişti.
]]>ASGARİ ÜCRET NE KADAR OLACAK?
Asgari ücret için pazarlığın 15.700 liradan açılması bekleniyor.
5 aylık enflasyon yüzde 33.66 gerçekleşti. Aralık enflasyonu aylık yüzde 3 civarında olursa 6 aylık enflasyon en az yüzde 37.3 olabilir. Enflasyon kaybı telafi edilirse asgari ücret en az 15.700 liraya çıkarılabilir. Bu tabloda refah payı verilmezse asgari ücretin, yılın ilk aylarında, açlık sınırının altına düşmesi yine kaçınılmaz olacak.
Farklı senaryolara bakıldığında ise asgari ücret, yüzde 30 artırılırsa 14.822 TL, yüzde 40 artırılırsa 15.962 TL, yüzde 50 artırılırsa 17.103 TL, yüzde 60 artırılırsa 18.243 TL olacak.
ASGARİ ÜCRET NE ZAMAN AÇIKLANACAK?
Asgari Ücret Tespit Komisyonu 2024’te geçerli olacak asgari ücreti belirleme çalışmaları kapsamında 3. toplantısını 27 Aralık 2023 Çarşamba günü saat 16.30’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirecek.Toplantı sonrasında 2024 yılı itibariyle geçerli olacak olan asgari ücretin açıklanması bekleniyor.
ASGARİ ÜCRET NE KADAR?
Asgari ücret, bir işçi için aylık brüt 13 bin 414 lira 50 kuruş, vergiler ve kesintiler düştüğünde net 11 bin 402 lira 32 kuruş olarak uygulanıyor.
Asgari ücretin işverene toplam maliyeti, bir işçi için 15 bin 762 lira 4 kuruş. Bunun 13 bin 414 lira 50 kuruşunu brüt asgari ücret, 2 bin 79 lira 25 kuruşunu sosyal güvenlik primi, 268 lira 29 kuruşunu işveren işsizlik sigorta primi oluşturuyor.

‘AÇLIK SINIRI ALTINDA PAZARLIĞA KAPALIYIZ’
Asgari ücret pazarlığında taraflardan henüz bir rakam duyulmasa da işçi tarafı açlık sınırının altında bir rakamın pazarlık konusu olmayacağını belirtti. Açlık sınırı kasım ayı itibariyle 14 bin 500 TL seviyesinde bulunuyor.
Öte yandan işçi ve işveren tarafı asgari ücretteki görüş farklılığına rağmen vergi indirimi konusunda mutabık. Her iki taraf, ücretler üzerindeki vergilerin kademeli olarak azaltılmasında hemfikir.
Merkez Bankası’nın (TCMB) enflasyon tahminlerinin tutması durumunda açlık sınırı Temmuz 2024’te 18 bin 500 TL’yi, Aralık 2024’te ise 21 bin TL’yi aşacak.
TCMB 2024 sonunda resmi enflasyonun yüzde 36 olmasını bekliyor. Asgari ücrete tek zam olması durumunda yıl sonuna kadar asgari ücrette en az yüzde 36’lık kayıp olacak.
YÖNETMELİKTE “ASGARİ ÜCRETE TEK ZAM” YAZIYOR MU?
Hükümet, yüksek enflasyonun faturasını çalışanlara kesmekte ve 2024’te asgari ücrete tek zam yapmakta kararlı görünüyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, asgari ücret zammıyla ilgili yaptığı açıklamada “Tek zam olacak, çünkü yönetmeliğimizde de öyle” dedi.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da asgari ücrete ilişkin yaptığı açıklamada “Asgari ücret artışı yıl içinde bir kezdir. Bir kez verilecek zamla bu iş biter” demişti.
Ancak mevzuatta yılda tek zam yapılmasına dair herhangi bir ibare bulunmuyor. Yürürlükte olan Asgari Ücret Yönetmeliği’nin yedinci maddesinde “Ücret en geç iki yılda bir olmak üzere belirlenir” ifadesi yer alıyor. Bu madde, asgari ücrete yılda birden fazla zam yapılması önünde yasal hiçbir engel olmadığını gösteriyor.
]]>