Fransız Başkonsolosluğunun Gazze konulu tablonun sergilenmesine izin vermediği için sergiyi iptal etmek zorunda kaldığı öğrenildi.
Çalışması sansüre maruz kalan ve diğer sanatçılar tarafından da sansüre karşı desteklenen grafiti sanatçısı Muhammed Emin Türkmen, yaşananlarını anlattı.
MET takma adıyla tanınan Türkmen, Gazze konulu çalışmasına sansür uygulanmasına diğer sanatçıların da tepki gösterdiğini ve serginin Başkonsolosluğun ısrarıyla iptal edilmek zorunda kaldığını dile getirdi.
“GAZZE’YLE İLGİLİ ESER AYLAR ÖNCE GÖRÜŞÜLDÜ”
Yaklaşık 3 ay kadar önce Fransız Kültür Merkezinin kendisi ile iletişime geçerek olimpiyat oyunları temalı sokak sergisine davet ettiğini ve kendisinin de bu davete olumlu yanıt verdiğini söyleyen Türkmen, Gazze ve olimpiyatları birleştiren bir konuya sahip eser ile sergiye katılacağını, bunun için herhangi bir problem olup olmadığını aylar öncesinden ilgililerle görüştüklerini ifade etti.
Dünyanın bir ucunda insanlar katledilirken sadece olimpiyatları konu alan bir sergi yapmanın doğru olmayacağını, bu insanlara ses olmamanın komik, gerçeklikten uzak ve vicdanen rahatsız edici olacağını Fransız Kültür Merkezi yetkilileri ile yaptıkları görüşmede dile getirdiğini kaydeden Türkmen, şunları anlattı:
“Fransız Kültür yetkilileri ve diğer sanatçı arkadaşlar bu talebime olumlu yaklaştılar. Ancak bu süreçte, benden eserimde, herhangi bir hakaret unsurunun bulunmamasını rica ettiler. ‘Fransa sanat ve fikir konusunda özgürlükler ülkesidir.’ dediler ve bu yaklaşım ile açıkçası önce beni mutlu ettiler. Ben zaten hakareti, ifade özgürlüğü olarak kabul eden bir sanatçı değilim. Ancak sonrası konuştuğumuz gibi ilerlemedi.”
“BU SERGİDE OLMAMIN BİR ANLAMI YOK”
Fransız Kültür Merkezi yetkililerinin serginin açılmasına 2 gün kala acil bir toplantı düzenlenmesini talep ettiklerini ve sonrasında eserinin sergide gösterilemeyeceğinin kendisine beyan edildiğini belirten Türkmen, şu ifadeleri kullandı:
“Serginin açılışına 2 gün kala bana bir telefon geldi. Küratörümüz bir toplantı yapmamız gerektiğini belirtti. Toplantıda bana bu sergide bu tema içerisinde eserlerimi sergileyemeyeceğim beyan edildi. Ben de diğer sanatçı arkadaşlarımızın emeğini ziyan etmemek için uğraş verdim. Ancak onlar, alınan bu kararın Fransız Başkonsolosluğunun kararı olduğunu bana ilettiler. Ben eserimde düzeltme yapabileceğimi belirtmeme rağmen konsolosluğun Filistin ile alakalı bir eseri bu sergide görmek istemediklerini belirttiler.”
Türkmen, kendisi ile birlikte sergide eserleri sergilenecek 5 sanatçının emeğinin boşa gitmemesi adına süreci yapıcı bir şekilde çözüme kavuşturmaya çalıştığını, ancak Başkonsolosluk kararının kesin olması nedeniyle programda hazırladığı tablonun sergilenemeyeceği, sadece farklı bir çalışma hazırlaması durumunda programa katılım sağlayabileceğinin kendisine söylendiğini aktardı.
Türkmen, şöyle devam etti:
“Başka bir temaya dönüştüremeyeceksem eserimin sergilenemeyeceği bana iletildi. Ben bu motivasyon ile sergiye katıldım ve en başında çalışacağım konuyu zaten kendilerine iletmiştim. Nitekim en başında bu konuyla ilgili bir problem olmamış, kendileri de bunu kabul etmişti. Fakat bu tutum Başkonsolosluğun kararı ile değişti. ‘Eğer ben oradaki insanların acısını dile getiremeyeceksem zaten benim bu sergide olmamın da bir anlamı yok.’ diyerek çekilme kararı aldım.”
Türkmen ayrıca Fransız Başkonsolosluğunun kararının ardından sergiye katılan diğer 5 sanatçı ve küratörün de “Sen yoksan ve sana bir sansür uygulanacaksa bizim de burada bulunmamızın bir anlamı yok.” diyerek programdan çekildiklerini, bunun üzerine serginin iptal edildiğini açıkladı.
“FİLİSTİN NASIL OLURDU KONUSUNU ANLATMAYA ÇALIŞTIM”
Sergide gösterilmek üzere hazırladığı tablo ile ilgili bilgiler veren Türkmen, şunları söyledi:
“Bu çalışmada konumuz olimpiyatlar olduğu için eserimde, ‘Olimpiyatlar Fransa’da değil de Filistin’de olsaydı nasıl olurdu?’ konusunu anlatmaya çalıştım. Bir an oradaki çocukların kaçışmaları, düşen bombalar canlandı. Bu tablo aslında bize şunu anlatıyor: 2040 olimpiyatlarına katılma ihtimali olan 15 bin çocuk İsrail tarafından öldürüldü. Eserin ismi: Gerçek Olimpiyatlardı (Real Olympics) Bu gerçek olimpiyatlarda bu çocuklara, yarışı kazanması durumunda sadece yaşama hakkı tanınıyor. Yani ikinci olma şansları yok çünkü ölüyorlar. Ben burada bunu anlatmak istedim.”
Hazırladığı tablonun yanı sıra Fransız Kültür Merkezi’nde kendine ayrılan bölümde evrensel barış mesajları, Gazze’de yaşananlar ile dünyanın bakış açısını gösteren ifadelerin yer aldığını belirten Türkmen, hiçbir hakaret unsuruna yer vermemesine rağmen eserine sansür uygulandığını kaydetti. Türkmen, şunları aktardı:
“Bu aslında tek başına bir tablo değildi. Bu tabloların asıldığı bir sokak duvarı oluşturmuştum enstitü içerisinde. O duvara bu tabloları asacaktım. Duvarda Filistin ile ilgili evrensel mesajlar yer alıyordu sevgi, barış ve özgürlük üzerine. Ben bu tabloları o mesajların yer aldığı duvar üzerine asacaktım ancak Başkonsolosluk kararı buna engel oldu, maalesef eserimin sergilenmesine müsaade edilmedi.”
Gazze’de süren katliama karşı sanatı ile Filistinlilere ses olmaya devam edeceğini belirten Türkmen, sözlerini şöyle sonlandırdı:
“7 Ekim’den bu yana çok ciddi bir sivil katliamı var Filistin’de. Ben anlam veremiyorum, bütün dünya buna seyirci kalıyor. Ben bu süreç başladığından beri her akşam ‘Bu insanlar için acaba ne yapabilirim?’ diye düşünüyor, elimden geldiğince sanatımla oradaki insanlara, çocuklara ses olmak için çabalıyorum. Ben öbür dünyaya inanan bir insanım ve orada katledilen çocukların bir gün benim karşıma çıkıp ‘Biz orada katledilirken sen ne yapıyordun?’ diye soracaklarına inanıyorum. Benim orada onlara verebilecek bir cevabımın olması lazım. Bunu sanatımla yapmaya çalışıyorum. Onlar için yaptıklarım bir işe yarıyor mu bilmiyorum ancak elimden geldiği kadarıyla onlara ses olmaya çalışıyorum, olmaya devam edeceğim.”
]]>İmamoğlu, Roma’da, Avrupa Olimpiyat Komitesi (EOC) Başkanı Spyros Capralos ve İtalyan Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı Giovanni Malago ile bir araya geldi. İmamoğlu’na Roma ziyaretinde, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) Başkan Yardımcısı Ali Kiremitçioğlu ve Genel Sekreter Neşe Gündoğan eşlik etti. Sala della Protometeca’da düzenlenen imza töreni öncesinde, sırasıyla; Malago, Capralos, Kiremitçioğlu ve İmamoğlu birer konuşma yaptı.

“SEÇİM SÜRECİNDE HEMFİKİR OLUNAN TEK KONU…”
İmamoğlu, imza töreni öncesinde yaptığı konuşmada şunları söyledi:
*Roma’nın bu özel mekanında, çok anlamlı bir vesileyle sizlerle bir arada olmaktan mutluluk duyuyoruz. Avrupa Olimpiyat Komitesi’nin İstanbul’a gösterdiği özel ilgi için, kendilerine müteşekkiriz.
*Hep birlikte uzun ve heyecan dolu bir yolculuğa çıkıyoruz. İstanbul 2027 Avrupa Oyunları ev sahipliğimiz, bu konudaki planlarımızı açıkladığımızdan bu yana, halkımızdan büyük ilgi ve destek gördü.
*16 milyon İstanbullu, diğer birçok konuda olduğu gibi, olimpiyat adaylık çalışmalarımızı da onayladıklarını, son seçimde gösterdiler. Seçim kampanyamız boyunca, birçok konuda tartışmalar yaşandı.
*Fakat 2027 Avrupa Oyunları ve 2036 Olimpiyat Oyunları hedeflerimiz konusunda herkes hemfikirdi. Rakiplerim ve hükümet üyeleri dahil, tüm siyasiler ve halkımız, bu hedefler konusunda desteklerini ifade ettiler. İstanbul’un başarısı için birlik olduklarını kanıtladılar.
“BU BİRLİK, SPORUN BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜ SAYESİNDE ORTAYA ÇIKTI”
*Bu birlik, sporun birleştirici gücü sayesinde ortaya çıktı. Bugün burada sadece İstanbul için değil, olimpiyatlar ve paralimpik oyunları adına önemli bir toplantı için bir arada olduğumuza inanıyorum.
*Üç imparatorluğun başkentliğini yapmış, 8500 yıllık tarihi derinliği olan kadim dünya kenti İstanbul ile dünya sporunun en önemli organizasyonunu bir araya getirmek için çalışıyoruz. 2019 yılında, İBB Başkanı olarak göreve başladığım günden beri her fırsatta, olimpik hedeflerimizin çok büyük olduğunu belirttim.
*Karşılıklı saygı, dostluk ve mükemmellik gibi olimpik değerleri, son 5 yıldır yaşatan bir şehiriz. Sporun ve olimpiyat felsefesinin dünyada en büyük dönüştürücü güçlerin başında geldiğinin farkındayız.
*İstanbul’un ve İstanbulluların, sporun olumlu etkilerini en üst düzeyde yaşamasını istiyoruz. Bunun için ilk dönemimizde, ‘2036 Olimpiyat irade beyanıyla’ birlikte, spor alanında pek çok yeni ve büyük projeyi gerçekleştirdik.
*İkinci görev dönemimizde de herkesin spor yaptığı ve bu sayede geleceğe umutla bakan bir İstanbul ve Türkiye, en büyük hedefimiz olacak. Bu dönemde, spor alanında pek çok yeni projeyi de tamamlayacağız.

“İLK VE EN BÜYÜK ADIMIMIZI…”
*Olimpik kent olma amacımız doğrultusunda ilk ve en büyük adımımızı, İstanbul’un 2027 Avrupa Oyunları’na ev sahipliği yaparak atıyoruz. 2027 Avrupa Oyunları’nın, kentimizin ve Avrupa spor tarihinin eşsiz bir sayfası olacağını biliyoruz.
*Avrupa Oyunları’yla, bölgemizin ve Avrupa’nın spora bakışına yön vermek konusunda iddialıyız. İstanbul olarak, dünyada hiçbir kentin sahip olmadığı önemli avantajlarımız var. İstanbul’umuz, Avrupa coğrafyasının ve belki de dünyanın en kalabalık ve coşkulu sporsever kitlesine sahip.
*İstanbul, toplam 60 milyon taraftarı olan, 20’ye yakın olimpik branşta faaliyet gösteren güçlü, ulusal spor kulüpleriyle bu konuda eşsiz. Her yıl takım sporlarında, Avrupa şampiyonalarında başarı peşinde koşan, basketbol ve voleybol gibi önemli olimpik branşlarda, Avrupa ve dünya şampiyonluklarına ulaşan takımlarımız var. 70 bin kişilik statları, 15-20 bin kişilik spor salonları her hafta doldurabilen bir sporsever kitlesine sahibiz.”
“İSTANBUL, AVRUPA’DAKİ HER SPORCU İÇİN, BÜYÜK VE İLHAM VERİCİ BİR SAHNE”
*Avrupa’nın en büyük yıldızları, her yıl birbirinden farklı branşlarda, İstanbul’da yeteneklerini sergiliyor. Hemen her olimpik ve paralimpik branşta, çok sayıda uluslararası turnuva düzenledik. Bugün Avrupa’da, hemen her alanda öne çıkan yıldız sporcular, uluslararası organizasyonlara ilk adımlarını İstanbul’da attılar.
*İstanbul, Avrupa’daki her sporcu için, büyük ve ilham verici bir sahne. 2027’de bu sahneyi, Avrupa Oyunları için kuracağız ve tüm dünyaya ilham vereceğiz. İstanbul 2027 ile Avrupa Oyunları’nın algısını ve etkisini büyüteceğiz.
*Spor dalı sayısı ve katılan sporcu sayısına bakınca, Avrupa Oyunları’nın bir olimpiyat olduğunu söyleyebiliriz. Biz Avrupa Oyunları’nı tam bir olimpiyat ciddiyeti ve hassasiyetiyle ele alarak, İstanbul’un organizasyon gücünü bir kez daha göstereceğiz. 2024 Paris Olimpiyat Oyunları süresince açacağımız ‘İstanbul Olimpiyat Evi’nde, Avrupa Oyunları’nı özel olarak tanıtacak çok sayıda etkinlik düzenleyeceğiz.
*Buradan, başta Başkan Capralos olmak üzere, tüm EOC üyelerine, Olimpiyat Evimiz’de konuk değil, ev sahibi olduğunuzu belirtmek istiyorum. EOC’nin Paris’teki her türlü faaliyeti için, İstanbul Olimpiyat Evimiz’in kapıları sonuna kadar açık olacak.

FEDERASYONLARA VE SPORSEVERLERE ÇAĞRILARDA BULUNDU
*İstanbul ve Avrupa’nın spor tarihi için önemli bu özel günde, konuşmamı, birkaç çağrıda bulunarak bitirmek istiyorum. İlk çağrım Avrupa’nın tüm sporcularına: Gelin Avrupa’nın en renkli ve coşkulu tribünleri önünde yeteneklerinizi sergileyin. Gelin yetenekleriniz, kapasiteniz ve kişiliğinizle yeni nesillerin rol modeli olun.
*İkinci çağrım Avrupa’nın tüm olimpik spor federasyonlarına: İstanbul olarak, her türlü iş birliğine açığız. İstanbul, sadece olimpiyatlara ve paralimpik oyunlarına değil, sizlerin bundan böyle düzenleyeceği tüm büyük organizasyonlara talip. Gelin, birçok ilham verici hikayeyi birlikte yazalım, birlikte başaralım.
*Üçüncü çağrım, Avrupa ve dünyadaki tüm sporseverlere: İstanbul’a geldiğinizde, sadece spor izlemekle kalmayacak, dünyanın en heyecan verici kentinde, hayatınızın en güzel günlerini yaşama fırsatı yakalayacaksınız. İstanbul halkının konukseverliğinin başka hiçbir şeye benzemediğini, İstanbul 2027 için tribünlerde yerinizi aldığınızda göreceksiniz. Ve son olarak; tüm Avrupa’ya 2027’de bir arada olmak için çağrı yapmak istiyorum.
*İstanbul’da, 2027 yılında, farklılıklarımızla bir araya gelirken, aslında ne kadar büyük ve renkli bir kültür birliği oluşturduğumuzu tüm dünyaya, bir kez daha kanıtlayalım. Gelin 2027’de, Avrupa’nın ve dünyanın en renkli kültürlerinin harmanlandığı İstanbul’da buluşalım. Her yıl 20 milyona yakın misafirimizin eşsiz deneyimler yaşamak için ziyaret ettiği İstanbul’a davetlisiniz.
“YAPABİLECEK BECERİYE SAHİP OLDUĞUNU KANITLADI”
EOC Başkanı Capralos da konuşmasında, İBB ve TMOK ile yaptıkları iş birliğinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Capralos, “Bugün imzalanan mutabakat zaptı sayesinde, Avrupa Olimpiyat Komitesi, tüm Avrupa için özel bir spor gösterisi düzenleme noktasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Olimpiyat Komitesi ile yol alacaktır. İstanbul, muhteşem etkinliklere ev sahipliği yapabilecek beceri, deneyim ve tutkuya sahip insanların yaşadığı bir şehir olduğunu kanıtladı. Spora büyük sevgi duyan bir şehir ve kıta genelinde her yaştan insanı sağlıklı yaşam tarzları oluşturmaya ve spora katılmaya teşvik edebilecek bir Avrupa Oyunları sunmak için birlikte çalışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz” dedi.
Konuşmaların ardından; İBB, TMOK ve EOC arasında üçlü mutabakat zaptı imzalandı. İmamoğlu ve diğer katılımcılar, imza töreninin ardından gazetecilerden gelen soruları yanıtladı.
]]>“Futbolda hiçbir şey değişmedi. Futbolun güzelliğini, duygusal coşkusunu konuşacağımıza; biraz daha geriye gidişini izledik. Futbolumuzda barış yok. Büyük mali zorluklar var. Mükemmel yönetilemiyor. Milli Takım’ın Avrupa Şampiyonası’na katılım vizesi alması dışında konuşulacak bir şey yok. Hep konuşuyorduk. “Sahada bir şey olacak, tedbir alın” diyorduk. Demeçlere dikkat edilsin, spor programlarında ağır dille konuşulmasın diye uyardık. Ne oldu? Hakem yumruk-tekme yedi. Kavgalar, hakem dövmeler alt liglerde vardı, Süper Lig’e geldi.”

“PROBLEMLER ORTADA”
“Şaşırmayalım beklenen oldu çünkü. Şiddeti durduramazsak başarı hayaldir. Kulüplerin ekonomisini düzeltemezsek alınan bütün kararlar buz üzerine yazı yazmaktır. Federasyon Başkanı tam ayrılacak, bu iş olmuyor derken bir bakıyoruz; Kulüpler Birliği Başkanı ve Bakan bir araya gelmiş, açıklama yapıyor. Değişmeyen tek şey değişimdir. Bu işi yapamayan insanlar gerektiğinde görevlerinden ayrılmalıdır. Sözlükte buna istifa deniyor. Problemler halıların altına süpürülemez. Halılar artık parçalandı! Bütün problemler gün ışığında.”

“ARTIK BU CAHİL İSTEKLERDEN VAZGEÇİLMELİ”
“Ne diyorlar: Yabancı hakem maç yönetsin. Cumartesi-pazar lig maçlarını oynayıp, yabancı hakem istiyorsan en iyisini getirmek zorundasın. O getireceğin adamlar kendi liglerinde maç yönetmeyecek mi? ‘Türkiye bizden hakem istesin de gönderelim’ diye mi bekliyorlar? Artık bu cahil isteklerden vazgeçilmeli. Kendi hakemimizi yetiştirmek zorundayız. Yabancı hakem istemek kolaycılıktır. Futbol bir eğlencedir, şovdur. Sosyal medyanın gücüyle, açıklamalar milyonları etkilemektedir. Olaylar çıkarsa bu işin sorumlusu biz olmayacağız. Yöneticiler bunu iyi düşünmeli.”
“DÜNYANIN EN KÖTÜ DERBİSİSİYDİ”
“Rangers-Celtic gibi mezhep derbisi değil. Boca Juniors-River Plate gibi sınıf derbisi de değil. ‘El Clasico’ Real Madrid-Barcelona gibi siyasi derbi hiç değil. Bir köprü geçip derbi oynuyorlar. Bu derbiyi anormal şekilde paketlemek büyük sorunlara yol açıyor. Rekabet oyuncuları, teknik adamları çok etkiliyor ve son yıllarda futbol adına pek bir şey çıkmıyor. Beşiktaş-Fenerbahçe derbileri daha gollü daha heyecanlı, daha çok konuşulan derbiler oldu. Fenerbahçe-Galatasaray maçı dünyanın en kötü derbisiydi.”

“MART SONUNDA ŞAMPİYONU GÖREBİLİRİZ”
“Ligin ilk yarısı Galatasaray ile Fenerbahçe’nin ‘Şampiyonluğun en büyük adayı’ biziz mücadelesi ile geçti. Beşiktaş tarihinin en kötü dönemlerinden birini yaşadı. Bir takım kısa sürede 4 teknik adam değiştirir mi? Kim olduğu ve nasıl forma giydiği belli olmayan yabancılarla kadrosunu dolduran Beşiktaş, yeni yönetim ile ne yapacak? Hasan Arat’ın sporcu kimliği ve olimpik düşüncelere sahip olması takımı bu bunalımdan çıkarabilir. Eğer başarılı olamazsa 1 buçuk yıl sonra yapılacak kongrede yeni bir Beşiktaş Başkanı ile karşılaşabiliriz. Galatasaray ve Fenerbahçe’nin bu mücadelesi sezon sonuna kadar büyük ihtimalle devam edecek. Ama şöyle bir senaryo da var kafamda: İki takımdan biri beklenmedik şekilde tökezleyebilir. Ve mart sonunda şampiyonu görebiliriz. Bu, düşük bir ihtimal ama matematiksel olasılık da var.”

“KİMSE OLİMPİYATTAN BAHSETMİYOR”
2024’te olimpiyat var. Hiç kimse bahsetti mi? Nasıl hazırlanıyoruz, hangi branşlarda altın madalya hedefliyoruz? Hangi sporcularımız iddialı? Özetle; biz sporu seviyor muyuz? Çünkü olimpiyattan olimpiyata hatırlıyoruz Mete Gazoz’u… 15 gün boyunca olimpiyat var diyeceğiz ve sonra unutup gideceğiz. Böyle spor anlayışı olmaz. Koskoca olimpiyat ile ilgili neler yapılacağının şimdiden kamuoyuna bildirilmesi lazım. Sporu seven genç nesiller böyle yetiştirilir.

“BİR NUMARALARI SPORUMUZ VOLEYBOL”
2023’te tek başarı var. Kadın Voleybol Milli Takımımız’ın şampiyonlukları. Voleybol artık bir numaralı sporumuz. Federasyon başkanı da bence Türkiye’nin en önemli spor insanıdır. Cimnastik, okçuluk, güreş, boks gibi branşların sporcuları ve başkanlarını da kutluyorum.

“2024 ÖZELLİKLE FUTBOLDA BARIŞ YILI OLMALI”
“2024 özellikle futbolda barış yılı olmalı. Bunu klasik olarak söylemiyorum. Bütün kulüpler barış ve dostluk kelimesini benimsemeli. Biz futbol izlemek istiyoruz kavga değil. Yoksa zaten boşalan tribünler iyice parmak ile sayılacak seyirci sayısına düşer. Anadolu kulüplerinin mali durumları umarım düzeltilir. Yabancılar sözleşmelerini tek taraflı feshedip gidiyor. Milli Takımımız’dan EURO 2024’te gruptan çıkmasını ve hedefe gitmesini bekliyorum.”
]]>