Serenay Sarıkaya, Beşiktaş’ta bulunan Tevfik Fikret İlkokulu’nda 1069 numaralı sandıkta oyunu kullandı.

Sarıkaya’nın oy vermeye Adana Demirspor formasıyla gelmesi dikkat çekti.
“FORMAYI AİLE DİZİSİNDE HEDİYE ETMİŞLERDİ”
Oyuncu, “”Bunu ‘Aile’ dizisinde bütün ekibe ismimizin yazılı olduğu şekilde hediye etmişlerdi. İlk defa bugün giydim” ifadelerini kullandı.

SANDIKTA ZOR ANLAR
Oyuncu Nilperi Şahinkaya da aynı okulda 1065 numaralı sandıkta oyunu kullandı. Şahinkaya oy zarfını sandığa atarken zorlandı.

Sunucu Saba Tümer de 1064 numaralı sandıkta oy kullanma işlemini tamamladı.

CHP’nin Ankara Etimesgut belediye başkanı adayı olan Erdal Beşikçioğlu, oyunu Etimesgut Halil İnalcık Anadolu Lisesi’nde kullandı.

SANDIK GÖREVLİSİ OLDU
Sanatçı Candan Erçetin, Levent’te bulunan Lütfi Banat İlkokulu’nda 1245 numaralı sandıkta görevli oldu.

“SİZİN ESPRİLERİNİZİ KİM YAZIYOR?”
Öte yandan Cem Yılmaz da aynı okulda 1244 numaralı sandıkta oyunu kullandı.
Yılmaz, her sene hakkında çıkan “Sandık başındakileri kırdı geçirdi” haberlerini ti’ye alarak “Ben bir şey yapmıyorum ama öyle yazıyorlar” dedi.

Ünlü komedyen oyunu kullandıktan sonra bir muhabirin “Pusulalar 97 cm, katlarken zorlandınız mı?” sorusunu ise “Sizin esprilerinizi kim yazıyor? Bana biraz amatör geldi” diyerek yanıtladı.
Ardından “Şimdi kimler kimler geliyor. Tarkan’ı gördüm” diyerek yürüyen Yılmaz, elektrikli bisikletine binerek okuldan ayrıldı.

Eski basketbolcu İbrahim Kutluay 1244 numaralı sandıkta oyunu kullandı. Seçimin herkes için hayırlı olması temennisinde bulunan Kutluay daha sonra okuldan ayrıldı.

1246 numaralı sandıkta oyunu kullanan şarkıcı Murat Boz da “Ülkemiz için en güzeli olsun inşallah. Oy pusulaları biraz uzundu. Biraz zaman alıyor tabii ama bugün çok beklemedim. Yarım saat falan sürdü. O kadar da bekleyeceğiz, vatani görevimiz” ifadelerini kullandı.

OY SIRASINDA BEKLEMEK İSTEMEDİ
Oyunu kullanmak için Lütfi Banat İlkokulu’na gelen şarkıcı Zeynep Bastık ise beklemek istemeyince sıraya asistanını koydu. Bir süre sonra asistanının haber vermesiyle tekrar okula dönen Bastık oyunu kullandı.

İYİ Parti’den Safranbolu belediye başkanlığı için aday olan şarkıcı Hakan Peker oyunu Safranbolu’da verdi.

PEMBE KIYAFETİYLE SANDIK BAŞINDA
Her seçim kombiniyle adından söz ettiren Hatice bu kez pembe ceket ve mini eteğiyle oy kullanmaya geldi.
Köpeğine de süslü bir kıyafet giydiren şarkıcı, sandık başında verdiği pozuInstagram hesabından “Benim için seçim kombinlerim sonuç kadar önemli. Hadi bakalım hayırlı olsun” notuyla paylaştı.

Gülşen Bubikoğlu oyunu Beykoz’daki Sedat Simavi Ortaokulu’nda kullandı. Saat 11.45’te oyunu kullanmak üzere okula gelen Bubikoğlu, 1290 numaralı sandıkta oy verdi.
Bubikoğlu, oyunu kullandığı esnada “Hayırlı olsun inşallah” temennisinde bulundu.

NURGÜL YEŞİLÇAY
“Kağıtları zarfa sığdırdığım için zafer işareti.”

İCLAL AYDIN
“Güzel komşum Esra ile ynine el ele tutuştuk oyumuzu kullandık. Pek özlemişim. Bir de buraya güzel bahar gelmiş.”

FİLİZ TAÇBAŞ
“Ülkem için, memleketim için hayırlısı olsun.”

FÜSUN ÖNAL
“1 saat kuyrukta bekleyip oyumu verdim. İstanbul’um için… Ülkem için… Demokrasi için… Hayırlı olsun…”

HANDE ERÇEL
“Yine bir seçim, yine buradayız, hepimiz için hayırlısı olsun.”

Tuğba ÖZAY
“Sabah ilk işim yurttaşlık bilincimle oy kullanmak. Oyunu kullan Türkiye.”

MİNE TUGAY

]]>
Çok önemli bir maçı geride bıraktıklarını belirten Erden Timur, “Şampiyonluk maçı denilen tarzda bir maçtı. 80’den sonra penaltı kaçırdıktan sonra, geriye düştükten sonra böyle bir geri dönüş inanılmaz. İnanmışlığın göstergesi. Bunu yine söylemiştik biz bu sene şampiyon olacağız. Bütün camiada çok büyük bir inanmışlık, müthiş birlik ve dayanışma var. Bunun neticesi böyle. Bana sokakta soranlara da diyorum kim hak ediyorsa o şampiyon olsun. Bir daha tekrar ediyorum kim hak ediyorsa o şampiyon olsun. Önemli bir aydayız. Tek temennim bu” ifadelerini kullandı.
“YABANCI HAKEMİN DE EVİNE ADAM GÖNDERİRSEN…”
“Yabancı hakem buyursun olsun. Yabancı hakem her maçı yönetebilir. Okan hocaya her hakem olsun, varsın robot olsun dedim. Ne diyorsanız hepsi olsun. İstenilen şekilde olsun” sözlerini kullanan Erden Timur şöyle konuştu:
“Yabancı hakemin de evine adam gönderirsen, çocuğunu tehdit ettirirsen, AVM’de yabancı hakemin de aynı şekilde çevresini sararsan yabancı hakem ne yapacak ona bakmak gerek. Bizim için Fenerbahçe’nin teklifi kabuldür. Şartımız şu, aylardır söylüyorum madem yabancı hakemin o an, saniyelik kararının bile adil olduğunu düşünüyoruz, o zaman diyorum ki son 2 sene, 5 sene 10 sene için 3 tane yabancı hakem seçelim. Tüm maçların hepsini haftalarca izlesinler. Bu seneden başlasınlar, tüm pozisyonlara baksınlar. Biz baş üstüne sonucu kabul ediyoruz. Bir saniyede incelediğini adil buluyor ya Fenerbahçe ve Ali Koç, biz de diyoruz ki haftalarca incelesinler. Sonucu neyse bizim başımızın üstüne. Eğer bunu kabul ederlerse biz de onu kabul ediyoruz. ‘Teraziden kaçan hırsız’ derken de bunu kastetmiştim. Deftere bakmaktan kaçıyorsan demek ki savında haklı değilsin, toplumu manipüle ediyorsun. Toplumu manipüle etmemek için, doğruya yönlendirmek için gelin seçelim 5 tane hakem. Eğer buna kimse cevap vermiyorsa, demek ki şimdiye kadar hep haksız kazandığını veya şampiyon olamadıysa da çok haksızlık yapılmasına rağmen şampiyon olamadığını kabul ediyordur. Bağımsız olarak bakılsın. Keşke robot hakem olsa, annesine, babasına baskı yapamazsın, sosyal medyadan kumpas yapamazsın, ailesine, evine insan yollayamazsın, AVM’de çeviremezsin. Bu haksızlıklar kesinlikle sonuca varmayacak. Buna eminim. Değil Süper Kupa, isterseniz her maçı yabancı hakemler yönetsin. Hiç fark etmez. Fakat bu Türk hakemlerinden daha iyi anlamını taşımıyor. Yabancıya da aynı baskıyı yapalım, bakalım sonuç ne oluyor. Bize göre bize çok büyük haksızlık yapılıyor. Bunu da kabul etmiyorsa kimsenin çıtı çıkmasın. Bundan 3-4 ay önce de dedim, imza verelim, telefonlarımız incelensin, banka hesaplarımız incelensin. Başka türlü arınma olmaz.”
“DEPREM BÖLGESİNİ ÇOK UNUTTUK”
Fenerbahçe ile 7 Nisan’da Şanlıurfa’da oynayacakları Süper Kupa maçını da değerlendiren Erden Timur, “Süper Kupa, çok güzel bir maç olsun inşallah. Romantik bir temenni olarak söyleyeyim, keşke taraftarlar arasında güzel bir dostluk olsa. Başka bir şehre gidilecek Süper Kupa için. İnşallah hiçbir olay olmasın. Taraflar hep birbirlerine haksız şampiyon olduğunu söylüyor. Bu açıklığa kavuşsun. Hiç değilse insanlar rahatlayacak. Daha fazla bu işlerin gerilmemesi lazım. Bugün karşınıza çıkmamdaki en temel sebeplerden birini daha söyleyeyim. Deprem bölgesini çok unuttuk. Oralara daha duyarlı olmamız. İnsanların orada çok ciddi ihtiyaçları var” ifadelerini kullandı.
“O NEFRETE DAYANAMIYORUM”
Timur, “Sekiz hafta kaldı. Takım ve yönetim içindeki hava nasıl?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Galatasaray biliyorsunuz finallerin takımı. Şampiyonluk yarışına önde girdiğinde önde bitirmesini biliyor. Tarihi bir istatistik. İnşallah bu sene de tekrar edecek. Esas olan şey insanlara o mesajı vermek. Spor bu mücadele veriyoruz. Çok fazla manipülasyon ve yanlış şey yapılıyor. İnsanın dayanacak şeyi kalmıyor. Bundan beslenen insanlar için müthiş bir motivasyon. Ama bizler için dayanılacak bir şey değil. Son 3-4 haftada kaç defa hastaneye gittim. O nefrete dayanamıyorsun. Şunun bilinmesi gerekiyor. Bu mücadeleyi yalnızca şampiyonluk için yapmıyorsun, toplumsal mesaj için… Başkalarının haklarına riayet ettiğinde kendin kadar başkasını düşündüğünde, ahlaklı çalıştığında her zaman sonucu alıyorsun. Bunu herkes görecek. Bunun altını çiziyorum. En çok da ona seviniyorum, iyi olan, haklı olan kazanacak.”
Erden Timur, Galatasaray’da sezon sonundaki başkanlık seçiminin hatırlatılması üzerine ise, “Seçim gündemimizde değil. Seçimin s’sini konuşmam. Sağ olsun Dursun Başkan söyledi ama biz şampiyonluğa yürüyoruz. Umurumuzda olan tek şey şampiyonluk. Başka hiçbir şey konsantrasyonumuzu bozamaz. Gözümüzü dikmişiz, damarlarımıza kadar, her hücremizde tek bunu düşünüyoruz. Seçim konuşmak istemiyoruz. Biz şampiyonluğa yürüyoruz. Biz şampiyon olacağız. Buna sonuna kadar inandık. Haklı olduğumuz için ve hakkı sonuna kadar savunduğumuz için olacağız” şeklinde konuştu.
“KEREM AKTÜRKOĞLU BİZİM İÇİN ÇOK ÇOK DEĞERLİ”
Galatasaray’daki iç transfer çalışmaları hakkında da bilgi veren Erden Timur şunları söyledi:
“İç transferde Torreira ile Barış Alper Yılmaz bitti. Kaptanımız Fernando Muslera ile anlaşmak üzereyiz. Çoğu koşulda anlaştık. Abdülkerim ile de çoğu koşulda anlaştık. Kaan Ayhan ile de görüşüyoruz, o da bitmek üzere. İç transferde hiçbir sorun yok. Kerem Aktürkoğlu bizim için çok çok değerli. Bu oyuncuların hepsi çok değerli işler yapıyorlar. Kerem çok büyük bir kaptanlık yapıyor, büyük bir mücadele veriyor. Ona da buradan çok çok teşekkür ediyorum. Berkan Kutlu gelip çok çok büyük bir enerji verdi. Dries Mertens bakın bu yaşta neler yapıyor. Çok ciddi bir kenetlenme var. O kadar mutluyum ki anlatamam. Sonuçtan dolayı değil. Tabii ki sonuç bizi umutlandırdı ama bu insanların, bu çocukların güzel kalplerinden dolayı çok teşekkür ederim.”
]]>“SALDIRILARA KARŞI SİZLERLE BİRLİKTE MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”
Özel, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:
* “Buraya CHP Genel Başkanı olarak geldim, bunu önemsiyorum. Her sene temmuz ayının başında yüreğimizde bir kor gibi yanmaya devam eden Madımak’a giderdik, bu sene de yıl dönümüne CHP Genel Başkanı olarak gidip, biraz önce anonsta söylendiği gibi orası bir utanç müzesi olana kadar, devlet mağdurlardan özür dileyene kadar, o ayıptan hepimiz bu ülkeyi, devleti kurtarana kadar bu mücadeleye sizlerle birlikte devam edeceğim.
* Bir kucağında ceylanı bir kucağında aslanı tutabilen Hacı Bektaşı Veli’nin, ‘Kadılar müftüler fetva yazarsa, işte kement, işte boynum asarsa, işte hançer, işte kellem keserse, dönen dönsün ben dönmezem yolumdan’ diyen Pir Sultan Abdal’ın ve bu topraklarda kardeşlikle, bu topraklarda beraberce, bu topraklarda yalana, harama bulaşmadan kimsenin ekmeğine, kimsenin namusuna yan gözle bakmadan kardeşçe yaşamak isteyip de bir kirli, karanlık zihniyet tarafından sürekli ötekileştirilmeye çalışılan; hatta Cumhuriyet’in 100’üncü yılını geri bıraktığımız bu dönemde Anayasa’nın eşitliğe bütün vurgularına rağmen ‘herkes eşittir ama Aleviler daha az eşittir’ anlayışı ile bu ülkeyi yönetenlere inat, Alevilerin maaşlarından kesilen vergi herkesin maaşından kesilenden aynıyken, hatta tüm dezavantajlarıyla geri bırakılmışlıklarıyla, yoksul bırakılmışlıklarıyla, dolaylı vergilerle aslında bu ülkede en büyük yükün altında ezilen, toplumun mağdur kesimlerden olan bu canların, maaşlarından aynı vergi kesiliyorken, vergi yükü altında daha çok eziliyorken herkes ibadethanesini seçebiliyorken, ibadetine karar veriyorken Alevilerin ibadetini ibadet görmeyen, onların ibadethanesini ibadethane olarak görmeyen, onlara bu hizmeti vermeyen bir anlayışa karşı bugün burada kahramanca bir iş yapan bir yerel yöneticimizle, bugün burada gurur duyduğum bir örnek belediye başkanımızla karşınızdayım. Daha önce Serçeşme Cemevi, şimdi Pir Sultan Abdal Cemevi’ni Türkiye’de kamu bütçesiyle yapmaya cesaret eden belediye başkanımızı yürekten alkışlıyorum. Hepiniz adına ona binlerce teşekkür ediyorum. İyi ki varsın Fethi Yaşar.

* Biz CHP olarak bundan sonra ‘Kim ne der’ demeden, kimseden çekinmeden hem doğrularımızı hem de sizin bildiğiniz doğruları özgürce savunmaya devam edeceğiz. Anayasal eşit vatandaşlık hakkı talebini dile getirmeyi sanki ifade edilemeyecek bir mesele ya da var olmayan bir eşitsizliğe itiraz olarak küçümseyenlere, bu talebi küçük görenlere ya da bu talebi yersiz görenlere karşı ana muhalefet partisinin genel başkanı olarak diyorum ki; anayasal eşit vatandaşlık hakkı tanınana ve sonuna kadar yaşanana kadar bu toplumun yanındayız, omuz omuzayız, kol kolayız.
* Camilerin ibadethane olarak kabul edilip, bunun yasal güvenceyle, Meclis’ten çıkacak kanunla, Cumhurbaşkanı’nın onayı ile Resmi Gazete’de yayınlanması ile cemevlerinin yasal bir ibadethane kabul edilmesine kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz. ÇEDES programı adı altında laik eğitimin örselendiği bu saldırılara karşı sizlerle birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı adı altında Alevilerin inançlarını bir ibadet değil de kültürel faaliyet olarak gören, onların ibadethanesini bir zamanlar dediği gibi ‘cemevi cümbüş evi’ mantığı ile sanatın, kültürün bir parçası ilan edenlere karşı günün birinde bu ülke Sünnilere hangi imkânları tanıyorsa, Alevilere de o imkânları tanıyana, onların bu haklarını görene kadar sizinle birlikte mücadele edeceğiz.
* Mülakatlarda mezhep ve din ayrımı yapılıp da Alevi canlar teker teker elenip, bu devlette bir yere gelmesine engel olanların zihniyeti ortadayken sanki bu yokmuş gibi söylemlerle, göstermelik atamalarla, ‘Siz gidin burada oyalanın’, ‘Bu mevki ve makamı da size vereyim’ gibi yapmacıklıklara karşı hep birlikte samimi gayret göstermek durumundayız.
“AJANDALARINDA MELİH GÖKÇEK ZİHNİYETİNİ GERİ GETİRMEK VAR”
* Bu hafta içimize çok sinen, içinize çok sinen bir süreci hep beraber başlatacağız. CHP aday belirleme süreçlerini tamamladı. Pazartesi günü itibarıyla da son bulacak. Bundan sonra hep beraber sokaklarda, meydanlarda, kahvelerde, evlerde, beldelerde, köylerde büyük bir mücadele başlayacak. Bir seçim var. Bu seçimi şöyle tanımlamak mümkün, bu seçimde iki ittifak, iki anlayış yarışacak. Biri Cumhur İttifakı, Adalet ve Kalkınma Partisi ve MHP’den oluşan, her geçen gün birbirine benzeyen, farklılıkları reddeden, tekçi, baskıcı ve bu ülkede ittifakı genişletmek istediğinde aklına domuz bağcılar gelen, onları ittifakına dahil eden, kadınları sahiplendirilecek varlıklar gibi gösterenleri Meclis kürsüsüne taşıyan hadsizlikte olan ve bu ülkeyi her geçen gün biraz daha baskının arttığı, bir inancın alabildiğine serbest, diğer inançların dışlandığı, baskılandığı, bu ülkede etnisite farklılıklarını renk olarak görmeyip ayrım olarak gören bir anlayış Cumhur İttifakı olarak seçimlere giriyor.
* Hedefleri belli. Kimse seçim beyannamelerini merak edip açmıyor. Çünkü yapacakları iş ne sosyal donatı alanıdır, ne sosyal yardımdır, ne halkçı belediyeciliktir, ne başka bir şeydir. Ajandalarında şu var: Ankara’ya Ankara’yı parsel parsel satan, peşkeş çeken Melih Gökçek zihniyetini geri getirmek. İstanbul’a üzerinde helikopter ile uçup, kupon arsaları Arap şeyhlerine ve Katar emirlerine ayıran, satacak arsa kalmıyor endişesi ile Kanal İstanbul gibi İstanbul’un böğrüne bir bıçak dayayarak, yeni bir boğaz yaratıp, etrafını satmayı planlayan rantçı ve talancı anlayışı geri getirmek istiyorlar. Onlardan alıp, özgür ve insanların istedikleri gibi kendilerini ifade edebildikleri, yaşayabildikleri, ayrımcılığın ve kötü muamelenin her geçen gün azaldığı, Mersin’de, Adana’da, Antalya’da bir önceki baskıcı, iktidara geldikleri gün binlerce canı, binlerce garibanı, binlerce sosyal demokratı kapı önüne koyan bir aşırı politik ve karşısındakileri düşman gören anlayışı oralara tekrar hakim kılmak istiyorlar. Bu, Cumhur İttifakı ve onun 31 Mart’tan sonraki 1 Nisan planı.
“TÜRKİYE İTTİFAKINDA EŞİTLİĞİ SAVUNAN HERKES VAR”
* Karşısında bir ittifak var mı? Karşısında ittifak olsun diye, resmi iş birlikleri olsun diye samimi gayret gösterdik. Maalesef, eleştirmeyeceğim, saygı duyacağım gerekçelerle birlikte olma taleplerimiz reddedildi. Maalesef pek çok yerde karşımıza geçmiş dönemlerde birlikte olduğumuz siyasi partiler, rakipler çıkardılar. Oysa bu seçim ya Recep Tayyip Erdoğan’ın adayları ya da mevcut belediye başkanlarımız ya da iddialı adaylarımız tarafından kazanılabilir. Bu durum bize kaybettirirse Türkiye’ye kaybettirir. Çünkü Cumhur İttifakı’nın hedefi bellidir. Bunun karşısında bir çare var mı? Evet var. Bunun karşısında ikinci bir ittifak, çok güçlü bir ittifak, aslında kendine inandığında, güvendiğinde Cumhur İttifakı’nın yanından bile geçemeyeceği bir ittifak var. O ittifakın adı Türkiye ittifakıdır.
* Türkiye ittifakında Alevi olsun, Sünni olsun eşitliği savunan herkes var. Türkiye ittifakında Kürt olsun, Türk olsun kardeşliğe inanan herkes var. Türkiye ittifakında sağcı olsun, solcu olsun belediyeler namuslu yönetilsin, israf olmasın, dayanışma olsun, garibe, fukaraya sahip çıkanlar olsun, rantçıların yerine halkçılar olsun diyen herkes var. Türkiye ittifakında karşı tarafın despotluğuna karşı demokratlar var. Sadece sosyal demokratlar yok, sosyal demokratlar var, muhafazakar demokratlar var, milliyetçi demokratlar var. Ama Türkiye’nin birliğine, bütünlüğüne inanan bütün demokratlar var. Tüm demokratlar olduğu gibi Kürt demokratlar da var. Alevi’si, Sünni’si, Çerkez’i, Laz’ı var ama bizim içimizde iyi insanlar var.
“31 MART’TA BİZ BİRLİKTE OLURSAK 31 MART BİZİMDİR, YARINLAR BİZİMDİR”
* Buradan, Ankara’dan Yenimahalle’den bütün Türkiye’ye, Pir Sultan Abdal Cemevi’nin karşısından binlerce candan, ülkesini seven, namuslu, dürüst, çalışkan, haramdan, yalandan korkan bu güzel insanlardan aldığım enerji ile Türkiye’ye sesleniyorum: Korkmayın. 31 Mart’ta biz birlikte olursak, iyi insanlar birlikte olursak, dürüst insanlar birlikte olursak, çalışkan insanlar birlikte olursak, bu ülkede Cumhuriyet’e inanan, Atatürk devrimlerine inanan, Atatürk ve Cumhuriyet’in kurucu kadroları ile bir sorunu olmayan, onlara husumet değil hayranlık duyan bizler birlikte olursak 31 Mart bizimdir, yarınlar bizimdir.”
]]>