Dijital dönüşümün, Koç Topluluğu’ndaki kültürel dönüşüm yolculuğunun yapı taşlarından biri olduğunu hatırlatan Çakıroğlu, 2050 yılında karbon nötr olma hedeflerine vurgu yaparak, dijital ve yeşil dönüşümün bu hedefe giden yolda önemli bir ivme kazandırdığını söyledi. “Su kıtlığı, iklim değişikliği kaynaklı en önemli problemler arasında yer alıyor” diye devam eden Çakıroğlu, bu nedenle su verimliliğini artıracak projelerin hayata geçirilmesinin kritik öneme sahip olduğunun altını çizdi. Çakıroğlu, “Bu kapsamda suyun verimli kullanımına yönelik teknolojiler geliştiriyor ve tüm değer zincirimizde iklim değişikliğine uyum için gerekli adımların atılmasına öncülük ediyoruz” dedi.
Su kaynaklarının korunmasına ve su havzalarının etkin yönetimine katkı sağlayan teknolojilere örnek veren Çakıroğlu, şöyle konuştu: “Yenilenebilir enerji alanındaki öncü şirketimiz Entek, bilgi teknolojileri şirketimiz KoçDigital ile aynı miktarda su ile daha fazla enerji üretmeye yönelik bir projeyi hayata geçirdi. Yapay zekâ destekli proje, geçtiğimiz 25 yıldaki sıcaklık, nem, kar kalınlığı, topografik özellikler gibi 56 farklı değişkeni makine öğrenimi ve derin öğrenme ile analiz ederek, portföyümüzdeki Menzelet ve Kılavuzlu hidroelektrik santrallerine gelebilecek su miktarına ilişkin tahminlerde bulunuyor. Projemizin başarılı uygulaması sayesinde; Menzelet Hidroelektrik Santralimiz için tahminlerin doğruluk oranının %90’ın üzerine çıktığını, enerji üretiminin %2,5 oranında artmasıyla yaklaşık 7 bin hanenin yıllık elektrik ihtiyacına karşılık gelen enerjinin ekonomiye kazandırılacağını hesaplıyoruz.”
Koç Topluluğu olarak yenilikçi uygulamalarla iklim değişikliğine uyum yönünde çalışmalara hız kesmeden devam edeceklerini belirten Çakıroğlu, karbon nötr hedefi için tüm paydaşlarla iş birliği yapmanın önemine vurgu yaptı. Çakıroğlu, “Son yıllarda düşük karbon teknolojilerinin kullanımında kayda değer bir artış görüyoruz. Düşük karbonlu bir gelecek için farklı sektörler arasındaki iş birlikleri hayati önem taşıyor. Bu kapsamda, iklim konusundaki somut hedeflerimize ulaşmak için teknolojinin getirdiği tüm olanakları kullanmalıyız” diye konuştu.
Levent Çakıroğlu ayrıca, Koç Topluluğu’nun benimsediği teknoloji odaklı yaklaşımı yaygınlaştırmak için, Topluluğun iş gücünün geleceğin yetkinlikleriyle donatılmasının en önemli önceliklerden biri olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: “Çalışanlarımızı geleceğe hazırlarken, tüm departmanlardaki çalışma arkadaşlarımızı sürece dahil ediyoruz. Bunun sonucu olarak, satış veya saha operasyonlarında çalışan meslektaşlarımızın veri analistliği becerisi kazandığı ve kendi yapay zekâ modellerini geliştirdikleri örneklere şahit olduk. Çalışma arkadaşlarımıza ihtiyaç duyacakları yeni beceriler kazandırmak en büyük önceliklerimiz arasında yer alıyor. Şu ana kadar 1.600’ün üzerinde çalışma arkadaşımız Veri Okuryazarlığı Programımızdan faydalandı. Bu kapsamdaki çalışmalarımız devam edecek.”
]]>Portekizli teknik adam, Tüpraş Stadı’nda yapılan maçın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu.
Basın toplantısına Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde şehit olan askerler için üzüntülerini dile getirerek başlayan Santos, “Yaşanan olaylar nedeniyle ben de üzgünüm. Tüm şehitler için tüm Türk halkına başsağlığı diliyorum. Umarım Türk halkı bir daha böyle acılar yaşamasın.” dedi.
Tecrübeli teknik adam, karşılaşmayla ilgili, “Maçı oyuncularım kazandı. Kararlı ve tutkulu oynadılar. Onlara anlattıklarımızı sahada uygulama konusunda ellerinden geleni yaptılar. Taraftarlarımıza teşekkür ediyorum. Onlar sayesinde maçı kazandık. Oyuncularımıza çok destek oldular. Onların desteği her şeyi kolaylaştırıyor. Bunu her zaman görmek istiyoruz.” diye konuştu.
“ÇOK ŞEYİ DÜZELTMELİYİZ”
İlk yarıda maçın kontrolü bizdeydi. Oyuncularımız istediklerimizi sahaya yansıttı. Ancak ikinci yarının ilk 15 dakikasında oyundan koptuk, kontrolü rakibimize verdik. Sonrasında bunu düzelttik. Kontrolü elimize aldık, daha organize ataklar bulmaya başladık. Hak ettiğimiz bir galibiyet aldık. Ancak gerçekçi olmamız gerek. Daha çok çalışmalıyız, çok şeyi düzeltmeliyiz. Oyuncularıma güveniyorum. Çalışarak her şeyi düzelteceğiz, daha iyiye gideceğiz.
“BEŞİKTAŞ TARAFTARININ HARİKA OLDUĞUNU BİLİYORDUM”
Fernando Santos, taraftarlardan kendisine gösterilen sevgi ve desteği futbolculara da göstermesini istedi.
Siyah-beyazlı kulüpteki ilk izlenimlerini aktaran Santos, şunları kaydetti:
“Beşiktaş taraftarlarının harika ve çok etkileyici olduğunu biliyordum. Yıllarca çalıştığım, tanıdığım, arkadaşım olan birçok futbolcu burada oynadı. Sadece geldiğim için değil önceden de buradaki atmosferi bana anlatıyorlardı. Taraftarımızla güçlü olmak zorundayız. Beşiktaş taraftarının sevgisi ve etkisini gördüğümde şaşırmadım. Taraftar, yönetim, teknik ekip ve futbolcular yeniden aile ortamını kurmalı. Bunu da yaptığımızı hissediyorum. Bunu yaptığımızda gerçekten başarılı olacağız. Oyuncularımı birkaç gün içinde gözlemlediğimde biraz gerginlerdi. İç sahadaki son 3 maç kaybedilmişti. Bu da çok normal bir durum değil. Onlarla farklı konuşmalar yaptım. Özellikle tüm sorumluluğun bana ait olduğunu belirttim.
Taraftarları da anlıyorum. Bazen haklı olarak oyunculara tepki gösteriyorlar. Bir şey diyemiyorum ama hep destek istiyorum. Bir sıkıntı varsa baş sorumlu her zaman hocadır. Sahada 90 dakika boyunca oyuncularımıza iyi reaksiyon göstermelerini istiyorum. Haklı oldukları durumlar var. Takım bazen kötü işler yapabiliyor ama onların bize yardım etmesi gerekiyor. Oyuncularıma maçtan önce, ‘Bizim stadımızda kimse bizden daha çok koşamaz, savaşamaz. Her zaman her şeyin en iyisini biz yapmak zorundayız. Ancak böyle kazanırız.’ dedim. Taraftarlarımızın bana olan sevgisi ve desteği çok önemli. Lütfen aynısını sürekli oyuncularımıza da versinler.”
“EN AZ 2-3 OYUNCU TRANSFER EDECEĞİZ”
Santos, ara dönemde 2-3 futbolcu transfer etmek istediklerini söyledi.
Kadrodaki oyuncuların değerli olduğunu aktaran 69 yaşındaki teknik adam, “Önemli olan şu an burada bulunan futbolcular. Bu oyuncuları geliştirmek, onlarla başarı sağlamak zorundayız. Kim gelecekse sırf gelmek için gelmeyecekler. Benim istediğim oyuncu profili güçlü, kararlı, karakterli ve hırslı olur. Ben böyle oyuncular istiyorum. Yönetimimiz de aynı fikirde. Kazanmayı bilen bir takım oluşturmak için kazanmayı bilen oyuncular getirmek istiyoruz. Ancak şu an oyuncularımın performansından mutluyum. Antrenmanda ve maçlarda gösterdikleri kararlılık beni mutlu ediyor. Tabii ki gelişmemiz gereken yerler var. Antrenmanlarla devam edecek. Bahsettiğim kriterlerde en az 2-3 oyuncu transfer edeceğiz. Doğru oyuncuları bulup buradaki oyuncularla daha iyiye gideceğiz.”
Santos, takımın omurgasına çok önem verdiğini belirterek, “Amir ve Ege iyi oynuyorlar. Ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar ama tabii ki oraya takviye yapacağız. Yapılması lazım. Benim için futbolda kaleci, altı numara, on numara ve santrfor çok önemli. Bunu bir çizgi olarak düşünürseniz merkez benim için takımın temeli, takımı ayakta tutan kolonu gibi.” değerlendirmesinde bulundu.
“BÜYÜK TAKIMLAR KUPA ALMAK ZORUNDA”
Fernando Santos, Ziraat Türkiye Kupası’nı kazanmaya çok önem verdiklerini söyledi.
Kupada Trendyol 1. Lig ekibi Eyüpspor ile 16 Ocak Salı günü karşılaşacaklarını hatırlatan siyah-beyazlı takımın teknik direktörü, “İki gün sonra bir kupa maçımız var. Sürekli bir şeyler yapmak için zamanımız yok. Güçlü bir takıma karşı oynayacağız. Oynamasını bilen, koşan bir takım. Büyük takımlar kupa almak zorunda. Eyüpspor maçında dikkatli olmamız lazım.” ifadelerini kullandı.
“BEŞİKTAŞ HER ZAMAN OYUNU KONTROL ETMEK ZORUNDA”
Beşiktaş Teknik Direktörü Santos, genelde topu ayağında tutan bir takım oluşturmak istediğini dile getirdi.
Oyun tarzıyla ilgili soru üzerine Santos, “Beşiktaş gibi büyük takımlar her zaman oyunu kontrol etmek zorunda. Topu rakibe vermemeliyiz. Bu bizim için önemli. Bazen hızlı hücumlarla sonuç bulmak da önemli. Ancak bunu ne zaman yapacağını bilmek sizi büyük takım yapıyor. Önemli olan oyunu git-gelli oynamamak. Sürekli bilinçsiz bir şekilde atak yapmaya çalışıp, topu kaybettikten sonra geri koşmamalıyız. Topa sahip olup sabırlı bir şekilde oynamamız gerek. Kontratağı da topa sahip olmayı da bilinçli bir şekilde yapmalıyız.” şeklinde görüş belirtti.
YARI OTOMATİK OFSAYT SİSTEMİ’Nİ DEĞERLENDİRDİ
Tecrübeli teknik adam, futbolda teknoloji kullanımını desteklediğini söyledi.
Bazı durumlarda futbolun ruhunun zarar gördüğünü savunan Santos, Süper Lig’de bugünden itibaren uygulanmaya başlanan Yarı Otomatik Ofsayt Sistemi ile ilgili, “Buna doğrudan, ‘Futbolun ruhunu kaybettiriyor.’ diyemem. Bazı durumlarda teknolojiyi kullanmak zorundayız. Bazen, kimsenin hak kaybetmemesi açısından işe yarıyor. Diğer taraftan futbola bu kadar teknolojinin dahil olması futbolun güzelliğini biraz da olsa alıyor.” diyerek sözlerini tamamladı.
]]>Çağımızda istihbarat giderek daha da önem kazanıyor. Çok üzerinde durmamız, odaklanmamız, teknolojiyi yakından takip etmemiz, metot geliştirmemiz gereken bir alan. Çünkü kimse kimseye bunun metodunu, teknolojisini vermiyor. Oturup kendimizin birçok şeyi yeniden bulup operatif metotları hayata geçirmemiz gerekiyor. Terörle mücadele ihtisas alanı. Dış politika, dış operasyonlarda dost unsurlarla beraber çalışma konusu başka bir operasyon alanı. Kontrespiyonaj başka bir uzmanlık alanı. Sizin işiniz ise faaliyet gösteren casus bulma meselesi.
DÜŞMANIN YERİNE KOYUYORUZ
Bunların hepsi de yeniden kendini üreten bir yapı içinde evrilmesi gerekiyor. MİT’te çok ciddi ve ileri reformlar yapıldı. Bunun sonuçlarını belli ülkelerde görüyoruz. Suriye, Irak’ta bilinen yerler, dost unsurlarla yürütülen ve bize askeri maliyeti çok az olan çok önemli operasyonlar var. Tabi bunların hepsi basına yansımıyor, basına yansıyan kısmı belli yeteneklerin nasıl geliştiğini de gösteriyor. Şimdi teknoloji ayağına, insan ayağına ciddi yatırım yapmak, yeni metotların geliştirilmesi gerekiyor. Türkiye bu alanda çok ilerleme kaydetti. Şu anda İbrahim Kalın (MİT Başkanı) iyi çalışıyor, sistem devam ediyor. Terör şebekelerinin vurulduğunu ve casus servislerin yakalandığını görüyoruz. Burada odaklanma ve bir hedefin olması önemli. Türkiye’nin tehditlerini iyi anlamak önemli. Kendinizi sürekli düşmanın yerine koyup ona göre hareket etmeniz gerekiyor.

Hakan Fidan, Sözcü Medya Grubu Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk’ün de bulunduğu gazetecilerin sorularını yanıtladı.
ERBİL’İ DE HEDEF ALIYOR
12 şehit vermemizden sonra Bağdat ve Erbil yönetimlerinin tutumlarıyla ilgili soruya Fidan şu karşılığı verdi: Terörle mücadelede Erbil’le tam bir iş birliğimiz var. PKK konusunda hassasiyetlerimizi paylaşıyorlar. Onlarla iş birliği konusunda her geçen gün daha da iyi bir noktaya gidiyoruz PKK aynı zamanda Erbil yönetimini de hedef alır bir durumda. PKK’nın Süleymaniye’de Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ile geliştirdiği bir ittifak var. KYB ve PKK ittifakı, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) bloğuna olduğu gibi karşı. Süleymaniye ve PKK, bunlar Erbil yönetimine karşılar. Burada büyük sıkıntı var. Bağdat’taki belediye seçimleri, bölgede çeşitli sonuçlar çıkarttı. Bunlara yakından bakıyoruz. Taraflarla görüşüyoruz. Türkmen cephesi başkanı Hasan Turan’la da görüşme yaptık. Kerkük öznesinde nereye, nasıl gideceğiz meselesi. Seçim sonuçlarına baktığınız zaman orada, tabi ne kadar hile yapıldı yapılmadı bunlar çok tartışılan bir mesele. Aslında beklenmedik şekilde KYB’nin oylarını artırdığı görünüyor. Bizim istediğimiz önceden geliştirilen kuralın devam ettirilmesi, yani taraflar arasından yine münavebeli bir valilik sisteminin devam etmesi önemli. PKK ve KYB ortaklığının bölgede etkinlik kuracağı bir denklemin olmaması için çalışmaya devam ediyoruz.
BÜYÜK TOPLANTI YAPILDI
Bu eylemlerden önce Iraklılarla ortak güvenlik toplantısı yaptık. Geliştirdiğimiz format bugüne kadar olmamış bir formattı. 30 kişiyle toplandık. Diplomat, asker, istihbaratçı, havacı, karacı kim varsa herkes burada. Sonra ayrı bir odada daha az insanla bir araya geldik. 4-5 saat konuştuk. Bıkmadan, usanmadan PKK’nın ne kadar önemli bir tehdit olduğunu anlatıyoruz. Bazen biz kendimizde çok hakikat ve doğru olan bir şeyin karşı tarafta da aynı olduğunu varsayıyoruz. Aslında öyle olmuyor. Herkesin kendi dünyası ve öncelikleri var. Bağdat’taki PKK farkındalığını son 3 yılda 4 yılda ortaya çıkartabildik. Bu çok sistematik temaslarla, argümanlarla, ilişkilerle, iş birlikleriyle, desteklerle, şunlarla, bunlarla çok boyutlu götürülmüş bir konu.
OPERASYON İÇİN 3 SEÇENEK
Bizim temel argümanımız “PKK, Türkiye’ye karşı kurulmuş bir örgüttür. Türkiye’de bir metrekare toprak bile kontrol etmiyor. Ama Irak’ta büyük toprak kontrol eder noktaya gelmişler’ oluyor. Mahmur, Süleymaniye, Zaho, Kandil vesaire PKK varlığı var. Yani alan kontrol ediyor, köyleri kontrol ediyor. ‘Bu bizim için tehdit değil. Sizin için tehdit, egemenliğiniz için tehdit. Silahlı bir grup var, kontrolsüz burada’. diyorum. Bir de kalkınma yolunu konuşuyoruz. Yani bu türden örgütlerin bulunduğu bir coğrafyaya finansı nasıl getireceğiz? Sırf bunun için bunları ortadan kaldırmak… ‘Egemenlik meselesini nasıl halledeceksiniz burada? Tabii orada farklı denklemler var. Onlara da diyoruz ki ‘İstiyorsanız siz çözün, istiyorsanız beraber çözelim, bırakın biz çözelim yani savaşmaya devam edeceğiz. Zaten siz isteyin istemeyin. Bunda sıkıntımız yok. Bu konuda netiz. Ama irademizi ortaya koyuyoruz. ‘Bizim oradaki varlığımızın tek sebebi PKK ile mücadele. PKK ile mücadeleyi sahiplenirseniz bizim şey yapmamıza gerek kalmaz. Bu kadar fazla telaş göstermemize sebep kalmaz.’ Görüşmeler olumlu geçti.
AURİ SUİKAST VE SONUCU
Lübnan’da, Hamas’ın önemli isimlerinden Salih Auri’ye suikast düzenlenmesinin savaşın bölgede yayılmasında etkili olup olmayacağına ilişkin soruyu Fidan şöyle cevaplandırdı: Ben İsraillilerin, Lübnan’la savaşa girmemek için kendilerini zor tuttuğunu düşünüyorum. Ama bu yol çıkmaz sokaktır. Öyle bir şey olursa bu savaş tabii ki bitmez. Tam tersine, meselenin çözülmesi isteniyorsa, barış ve iki devletli çözüme odaklanmak lazım. Tehditleri zor kullanarak ben elimine edeceğim dediğiniz zaman, burada belli şeylerin olacağını öngörmek zor değil açıkçası. İsrail’in de Lübnan’daki bu operasyonu baktığınız zaman şöyle bir şey var. Bir Hizbullah hedefini, Hizbullah yöneticisini vurmuyor ama Lübnan’a ben senin üstünde uçuyorum, takip ediyorum mesajını veriyor. Dediğim gibi havadan operasyon yaptığınız zaman işte bölgenin önemi kalmıyor. Nerede olursanız olun vuruyor. Hizbullah buna nasıl aksiyon gösterecek? Yani tamamıyla savaşa girerek mi reaksiyon gösterecek yoksa misilleme yaparak mı? Bugün gelen raporda 3 askeri hedefe saldırdık diyorlar. Başından beri savaşın ilk gününden beri ortaya koyduğu aslında tavrın bir devamı.
HAMAS’A BAKIŞ DEĞİŞMİYOR
Tarafların Hamas’la ilgili tutumunda, 7 Ekim öncesi ile sonrası arasında değişiklik olmadığını belirten Fidan şöyle devam etti: Bizim gibi bunu, terörist olarak görmeyenler, bir direniş hareketi, parti görenler, o şekilde görmeye devam ediyor. Terörist görenler de aynı pozisyonlarını koruyor. Netanyahu’nun ilk günden pazarladığı bir resim var. Bütün bu süreci 7 Ekim gününde olan bazı olaylarla fotoğraflayıp, onun üzerinden Batıya anlattığı bir kurgu var. ‘Ben, katledildim. Bunu yapanlar barbar’ diye anlatıyor hadiseyi. Dolayısıyla onun için ne olduğunun önemi yok. Bizim duruşumuz bizim çıkışımız ise onun ortaya koyduğu o stratejiyi, Batı’nın satın aldığı o resmi, tamamıyla tersyüz ediyor.
BUNUN ADI BARBARLIK
Biz “Hiçbir gerekçe on binlerce sivilin ayrım gözetmeksizin öldürülmesi mümkün değil. Bunun adı barbarlık. Hamas’a yönelik tanımlamaları sivil katliamı üzerinden yapıyorsanız, aynı kuralı İsrail için de uygulamanız lazım” diyoruz. Bunlar, cevap veremedikleri konular. Hamas’ı kınayalım diyorlar. Tamam problem yok. Hangi gerekçe ile kınıyorsunuz? Sivil öldürdüğü için. Aynı gerekçeyle İsrail’i de kınayalım. Bunu yapamıyorlar. Bunlar tabi büyük pozisyon kaybı onlar açısından. Güç dengeleri değiştikçe, politik tavırların değişeceğine inanıyorum. Bölgede ABD’nin ve İsrail’in en yakın arkadaşı olduğu var sayılan ülkeler için de geçerli. Şu anda alınan tavırlar, dostluktan ya da düşmanlıktan alınmıyor, çaresizlikten alınıyor. ABD’nin İsrail adına savaşmakta olduğu bir denklemde bölge ülkeleri karşı gücü geliştirmek isteyecektir. Gazze’deki türden katliamların bir daha olmasını istemeyenler silahlanma ve güç arayışına girebilirler. Gazze’de yaşananlar, Batı’nın biriktirdiği krediyi kaybetmesine yol açtı. Ukrayna-Rusya meselesindeki tavırlarının tersine, Gazze konusunda bambaşka bir yerde durmaları, iki yüzlülüğün tavan yaptığı yerdir. Tüm bunların, çok büyük jeostratejik kırılmaya zemin hazırladığını görüyorum. Bu süreçte ilk defa ortaya koyduğumuz pratikler var. İlk defa temas grubu oluşturduk. Sistemli şekilde belli yerlere baskı yapmamız önemli. Hep birlikte olmamız söylem birliği sağladı.
]]>