Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri’ndeki antrenmanın ilk 30 dakikalık bölümü basın mensuplarına açık gerçekleştirildi. Antrenman öncesi teknik direktör Abdullah Avcı, açıklamalarda bulundu. Avcı, güzel bir gün yaşadıklarını, haftaya da iyi başladıklarını belirterek, “Umarım hafta sonuna kadar da böyle devam eder. İlk ulaşılabilir hedefimize ulaştık. Zor meşakkatli, inişli-çıkışlı yollardan sonra bunu gerçekleştirdik ve bir kenara bıraktık. Trabzonspor, Türkiye Kupası finalini 9 kez almış, perşembe günü bunu 10. kez buraya getirmek istiyoruz” dedi.
‘TAKIMIN HAVASI İYİ’
Sadece futbolun konuşulduğu, hak edenin kazandığı bir müsabaka olmasını temenni eden Avcı, şöyle konuştu: “Takımın havası iyi, geçen hafta bunun yansıması oldu. Başakşehir maçıyla beraber oyuncuların konsantrasyonları çok net yukarıdaydı. Plana daha çok sadık kaldılar, daha konsantreydiler, daha hızlıydılar, biraz daha serttiler ve topa biraz daha doğru zamanlarda dokunuşları yaptılar. Onun için geçen hafta itibarıyla karşılığını doğru aldık, bu bizi oyun olarak mutlu etti. Bunun daha fazlasını yapmamız gereken perşembe akşamı final oynayacağız. Buna da en iyi şekilde hazırlanıyoruz. Şu an itibarıyla oynayan grup toparlanmaya daha yeni geçiyor bugün. Yarın da onların ölçümleri yapılacak, riskleri var mı, yok mu, onlara bakılacak. Hem toplantımız olacak hem de hazırlığımız yarın itibarıyla devam edecek.”
Avcı, Türkiye Kupası’nın çok anlamlı olduğunu, şehrin ve camianın kupa moraline çok ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:
‘BU SENE ŞEHRİN İHTİYACI VAR’
“Geçen Samsun-Trabzonspor U19 finalinde de aynı duyguyu söyledim. Çocuklar, kazananlar çok sevinçli, kaybedenler çok üzgündüler. Aslında her ikisi de çok kazanıyordu. Final oynamak, hele o yaş grubunda çok değerli. Onlara da şunu ifade ettim; ben de çok finaller oynadım ama o günü kaybederken aslında kazanıyorsun. Bu sana çok önemli deneyimler getiriyor. Ben çalıştığım her kategoride hem oyunu geliştirmeye çalıştım, oyuncuyu geliştirmeye çalıştım ve bunun da tacı, süsü olan kupayı almak istedim. Hepsinde buna ulaştık. Türkiye Kupası’nda oynadığımız finaller var. Umarım bu bizim alnımıza yazılmışsa çalışıyoruz ve bunun karşılığını alırız diye düşünüyorum. Trabzonspor için de çok anlam ifade ediyor. Bu sene buna tüm şehrin de ihtiyacı var, bizim de ihtiyacımız var. Başkanın, yönetim kurulunun da ihtiyacı var. Umarım bunun karşılığını alacağız diye düşünüyoruz.”
‘FUTBOL ŞÖLENİ OLARAK BAKIYORUM’
Perşembe günü oynanacak maçın bir festival ve şölen havasında geçmesini istediklerinin altını çizen Avcı, “Olimpiyat bize uğurlu uğursuz, onu bilmiyorum ama o şeylere çok bakmıyorum. Ben bir futbol şöleni olarak bakıyorum, bir festival havasında bakıyorum. Hakikaten bu günler güzel günler ve bunun keyfini çıkarmak lazım. Taraftar yarı yarıya. Trabzonspor taraftarının destek verdiğinde neler olabildiğini çok net görebiliyoruz. Onlar sizi orada sonuna kadar desteklediklerinde. Ben rakip olarak orada Trabzon’a karşı 80 bin kişiyi de gördüm, beraberken 80 bin kişiyi de gördüm. Onun için onlar bizi sonuna kadar destekleyeceklerdir.” ifadelerini kullandı.
Trezegeuet ve Pepe’nin son durumuyla ilgili gelişmeleri de aktaran Avcı, “Geldiğimizin ertesi günü planladığımız gibi şu an itibarıyla devam ediyor, umarım maça kadar da bir problem yaşamayız. Şu anda hatta doktorla onu konuşuyordum. Geri dönüşleri iyi. Uğurcan Çakır’ın bugün programı salon, burada değil. Onun dışında Fernandez’in ufak bir şeyi var, o da yarın daha net belli olur.” dedi. Bordo-mavililer, yarın yapacağı antrenmanla hazırlıklarını sürdürecek.
]]>Uygun, karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında, ligde kalan kritik haftalarda alacakları puanların Avrupa’ya gitme açısından önemli olduğunu belirtti.
Fenerbahçe’nin güçlü bir takım olduğunu vurgulayan Uygun, “Rakibimizin de gücünü anlatmaya gerek yok, bu ligde hemen hemen bütün takımları yendiğini düşünüyorum. Hatta Konferans Kupası’nı bile kazanabilecek bir kadro yapılanması vardı. Fakat yaşadıkları talihsizlik sonucunda Olimpiakos maçından elenmişlerdi.” dedi.
Uygun, rakipleri üzerinde oluşan baskıyı kendi lehlerine ve avantaja çevirdiklerini anlatarak, “Elimizdeki kadro malum, Türkiye liginin en az bütçeli ikinci takımıyız. Yaş ortalamamız ortada. Sistemsel olarak rakibimizi, analizlerimizi yaparak oyun planlarında onların istediğini değil de bizim istediğimiz gibi oyun yönlendirmesi yaptık. Bununla beraber pozisyon üretmede fazlasıyla güzel pozisyonlar ürettik. Rakibimiz de çok güzel pozisyonlar üretti. Gelenlerin, izleyenlerin keyif aldığı bir maç oldu.” diye konuştu.
“ÇOK İYİ MÜCADELE ETTİK”
Sosyal medyadaki eleştirilere tepki gösteren Uygun, şöyle devam etti:
“Sosyal medyadakiler, onlar önce aynaya baksınlar. Artık ülkede sevgi, saygı, insanlara karşı olmayan bir yapının aldığı bir durum. Velhasıl ona rağmen bütün herkes elinden geldiği kadar kendi işini en güzel şekilde yapmaya çalışıyor. Sivasspor olarak çok iyi mücadele ettik, 1 puan kazandık. Bundan önceki maçta Trabzonspor’u yenmiştik. Galatasaray ile berabere kalmıştık. Beşiktaş’ı yenmiştik. Dolayısıyla futbolcu kardeşlerimi bu kadar kısıtlı imkanlarla gösterdikleri performanstan dolayı tebrik ediyorum.”
Uygun, şampiyonun kimin olacağının kendilerini ilgilendirmediğini dile getirerek, “Bugün bilmiyorum Fenerbahçe şampiyon olur ya da olmaz, dolayısıyla şampiyonun kim olduğu beni ilgilendirmez. Kendi takımımla ne yaparım konusuna bakarım.” ifadelerini kullandı.
“HERKES KENDİ CAMİASINA YAKIŞANI YAPIYOR”
Sosyal medyadaki hakaretlere karşı tazminat davası açtığını da anlatan Uygun, şunları kaydetti:
“Sadece sosyal medyadan ailemize küfür edenlere söylenecek söz yok. Nasıl bir şekil aldık, sevgiyi, saygıyı, inancımızı kaybettik onu anlamış değilim. Bu kadar iftiranın atıldığı ve bu kadar şeyin yaşandığı… Herkes kendi camiasına yakışanı yapıyor. Dolayısıyla biz Sivaslılar, Yiğidolar, 7 milyon Sivaslı aslan gibi duruyor. Sosyal medyada bizi linç edenlere karşı Sivasspor taraftarlarından bize sahip çıkmalarını özellikle rica ediyorum. Onlar gereğini onlara söylesinler. Çünkü her birinden artık 100’er bin lira tazminat davası, benim kim olduğumu görecekler. İnsanların eleştirilerinden hiçbir zaman sıkıntı duymuyoruz ama bazı gazeteci gözüken tetikçiler var. Para alanlar, onların yaptığı yalan haberler, o yalan haberlere inanan bir sürü salak var. Sonra tazminat öderken de ‘ben yapmadım, çocuğum yaptı’ diyenler var. Ben de o paraları sokak köpeklerine, kimsesiz çocuklar ve yaşlılar yurduna bağışlıyorum, bağışlamaya da devam edeceğim.”
Fenerbahçe’de birbirinden yetenekli futbolcuların olduğunu söyleyen Uygun, “Şampiyonlukta ümitleri devam ediyor. Onların bu yorgunluğu bizim için avantaj oldu. Dinlenmeden bize geldiler, o yorgunluk da bize avantaj oldu.” şeklinde konuştu.
Uygun, golcü oyuncu Fode Koita’nın yükselen performansından da memnun olduklarını dile getirdi.
]]>
Kırlangıç Evler’i “gerçek bir kentsel dönüşüm projesi” olarak niteleyen İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
*Hani ‘gerçek’ diyorlar ya bu, gerçek olan. Burada anahtar teslimine başlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Yıllarca o kadar çok sözde kentsel dönüşüm işi anlatıldı ki bu projenin gerçek bir kentsel dönüşüm projesi olduğunu özellikle belirtmek zorunda hissediyorum kendimi. Bu iş, bizim hayati meselemiz.
*Sözde yapılan kentsel dönüşüm, gerçekten riskli ve öncelikli alanlara değil, birileri için bol kazançlı alanlara odaklanan dönüşümdür ve İstanbul, böyle bir süreçle neredeyse 20 yıl aldatıldı. Sözde kentsel dönüşümün ne olduğunu anlamak için İstanbul’un haritasına bakmak yeterli. İnceledik, baktık.
*Bakanlık tarafından ilan edilen İstanbul’un kentsel dönüşüm alanları ile taşıdığı risk bakımından öncelikli alanları karşılaştırdık. Yani bakanlık diyor ki burası dönüşecek ama orası riskli alan değil. Yani rezerv alan ilan edilen yer, riskli alan değil ve maalesef kentsel dönüşüm bölgesi ilan edilen 69 alandan sadece 2 tanesi. Gerçekten öncelikli risk taşıyan alan. Yani Bakanlık, Allah korusun bir depremde büyük hasar ve can kaybı yaşanabilecek alanı bir kenara bıraktı, daha az riskli ama daha çok rantlı alanları kentsel dönüşüme açtı.
*Bu zihniyet, kentsel dönüşümü yapamaz. Ne hayat kurtaracak bir iş olarak görüyor kentsel dönüşümü ne de İstanbul’un ve ülkemizin bekasını güvence altına alacak bir iş olarak görüyor. Onlar için kentsel dönüşüm, sadece rant üretmekten ve bir avuç insana dağıtmaktan ibarettir, nokta. Başka bir dertleri yok.
*Tek amaçları İstanbul’a ihanet olarak tarif edilen işlerin büyük bir bölümünde insanları değil, bir avuç insanı mutlu etmek, zengin etmek, kentsel dönüşüm adı altında da bu işleri bir kalıbın altına sokmak. Bu ihanetin sorumlarından biri de hiç şüphesiz ilgili Bakanlıktır. İşte o dönemin bütününe hakim olan kişi de bugün İstanbul’a aday olarak gönderilmiştir.
*İnanın aslında İstanbul’a dönük, bundan sonraki süreçte atılmak istenen adımların gerçek niyetini açıkça ortaya koyuyor, bugün İstanbul’a o adayın gönderilmiş olması.

“BUNLAR MİLLETİ ALDATMAYA DOYMAMIŞLAR”
“Bunlar, ihanete doymamış, ranta, haksız kazanca doymamış, milleti aldatmaya doymamışlar ve aynı şeye devam etmek istiyorlar.” diyen İmamoğlu, kentsel dönüşüm diye İstanbul’un lüks konutlarla doldurulduğunu söyledi. İmamoğlu, şöyle devam etti:
*Bakırköy-Ataköy sahillerine bakın Zeytinburnu sahillerine bakın. Buraları ‘kentsel dönüşüm vitrini’ diye İstanbul’a yutturdular. Fikirtepe gibi yanlış işlere imza atanlardan, 10 bin futbol sahası büyüklüğündeki askeri alanları imara açanlardan, kentsel dönüşüm mağduru yaratanlardan bu şehre hiçbir hayır gelmez.
*Bunu en iyi siz biliyorsunuz aslında. Tabii vatandaşın sorununu çözecek, İstanbul’u kurtaracak gerçek kentsel dönüşümün onların modeliyle de yapılması mümkün değil ancak bizim halkçı, insanını düşünen, insanının cebindeki paraya göz koyan değil, insanının bütçesiyle bu dönüşüm modelini var ederek ev sahibi olmalarını sağlayan modelimizle yapılabilir.
*Bir örnek vereyim. Onların yönettiği KİPTAŞ, 25 yılda kaç yapıya çözüm buldu biliyor musunuz? Yalnızca bin 632 yapı. Onlar, 25 yılda bunu yapabildiler. Bizim yönettiğimiz KİPTAŞ’la ise 4,5 yılda 2 bin 93 bağımsız birime çözüm ürettik. Yani biz, onların 25 yılda yaptığından daha fazla işi, bu 5 yılda yaptık.
*Üstelik onlar bu yönetimlerinde, hani diyorlar ya… Hükümet de onlarındı, Büyükşehir Belediyesi de onlarındı. KİPTAŞ onlarındı. Hükümet-belediye iş birliği içinde. Biz ise, bakın bu kadar iş yapıyoruz, tek bir kamu bankasından bir kuruş bile destek görmeden bunu başarıyoruz.
*Allah’a şükür, onlardan daha çok iş ürettik. Çünkü niyetler iyi değilse hükümet ve belediyenin aynı partiden olmasının hiçbir faydası yok. Sadece ne yaparlar, biliyor musunuz? Vatandaşın zararını büyütürler. İstanbul, bu gerçeği yıllarca yaşadı. Bugün teslimine başlayacağımız Beylikdüzü Kırlangıç Evler dahil olmak üzere KİPTAŞ’ın 4,5 yılda teslim ettiğimiz toplam bağımsız birim sayısı neye ulaştı biliyor musunuz?
*10 bin 577 konuta ulaştı. Bu hafta ayrıca Pendik Arkatlı Evler’de etaplar hâlinde teslimlerimiz başlayacak. Böylece ulaşacağımız birim sayısı, 18 projede 11 bin 33 olacak. Aynı 5 yılda TOKİ ne yaptı? 2019-2024 yılları arasında yalnızca 8 bin 500 konut. Biz işimizi çok iyi yapıyoruz. Vatandaşımıza değer veriyoruz. İstanbul ve İstanbullu için çalışıyoruz. Hem de bütün engellemelere rağmen.

“DAR GELİRLİNİN MALİYETİNİN YÜZDE 60’INI BİZ KARŞILAYACAĞIZ”
İstanbul Yenileniyor uygulaması ile kentsel dönüşümde doğru modeli kurup çalıştırdıklarını anlatan İmamoğlu, şunları kaydetti:
*Önümüzdeki 5 yılda kentsel dönüşümde çok daha büyük bir atılım gerçekleştireceğiz. Bu programla, kentsel dönüşüme giren tüm riskli yapılara, sabit taksitle 2 yıl vadeli, faizsiz ödeme desteğini bizzat biz sunacağız. Dar gelirli vatandaşlarımıza ait, 50 bin riskli konutun inşaat maliyetinin yüzde 60’ını biz karşılayacağız.
*Yine bu yapılardaki dar gelirli emeklilerimizin inşaat maliyetinin yüzde 65’ini biz karşılayacağız. Riskli bina ilan edilen yapılara, Bakanlığın verdiği 5 bin 500 bin lira kira yardımı var. 5 bin 500 liraya kiralık oda bulamıyorsun İstanbul’a. Ekonomiyi perişan ettiler. Biz bu eksikliği gördük. Bunun üzerine 7 bin lira ekstra kira desteği vereceğiz,
*Büyükşehir Belediyesi olarak. Başka bir şey daha yapıyoruz. Hem ev sahiplerine vereceğiz hem de kiracılara vereceğiz. Onları da dışarıda bırakmayacağız. Dar gelirli emeklilerimize, bakanlığın kira yardımının üstüne, onlara da 9 bin lira kira desteği vereceğiz. 17 farklı noktada 12 bin yeni sosyal konut birimi üretmek adına projelerimizi hazırladık. Yeni projelerle 20 bin sosyal konutu İstanbul halkının hizmetine sunacağız.
*10 bin konutu yenileme sözü vermiştik, 12 bin konut teslim ediyoruz. Yani biz 2019’da verdiğimiz sözün 2 bin daha üstünde iş başardık. Sözümüzü tutarız biz. Önümüzdeki 5 yıl için 22 bin konutu yenileyeceğiz. Yeri, projesi, her şeyi hazır.
*İlk etapta bu 22 bin konutu dönüştüreceğiz. Allah’ın izniyle hedefimiz İstanbul’da, toplamda 50 bin konutu dönüştürerek insanlarımızı huzurlu ve güvenli yuvalarına kavuşturmak olacak. Bütün bu söylediklerimiz ince ince hesaplanmış, ölçülüp biçilmiş gerçekçi vaatlerdir. Bizim iş ahlâkımızı, sorumluluk duygumuzu, benim en iyi Beylikdüzü’ndeki hemşehrilerim, komşularım bilir. Söz verdik mi yaparız biz.
“36 AYDA YÜZDE SIFIR FAİZLE ÖDEYECEKLER”
Büyükşehir Belediyesi Başkanı olduktan sonra Mehmet Çalık ile birlikte buraya özen gösterdiklerini vurgulayan İmamoğlu, şunları söyledi:
*Kentsel dönüşümü başlatmak için KİPTAŞ’la birlikte harekete geçtik. Tabii ancak üçte ikinin kısa sürede sağlanması mümkün olmadı. Yine geldi bir kısım meczup, siyaset yapacak diye buradaki insanları aldatarak tam 17 ay geciktirdi burayı. 2022 Mart’ta buranın temelini attık. Bugün 2024 Mart. 2 senede toparladık.
*2 senede toparladığımız yerde, zamanında imza atılmış olsaydı şu anda 1-1,5 senedir burada oturuyor olurdunuz. Bu bile engellendi. Karşı çıkanlara da üzülüyorum. Çünkü onları da aldatanlar, siyaseten aldatanlar oldu ama biz diyoruz ki ‘Aldanmayın kardeşim’. Biz burada hayırlı bir iş yaptık. Ne mutlu bana.
*Yüzde 99’a ulaştıktan sonra hemen tahliye işlemleri başlatıldı. Yıkımlarını yaptık. 25 Mart 2022’de projenin temeli atıldı. 302 hak sahibi, 523 konut, 15 dükkan olmak üzere 538 bağımsız birimden oluşan Kırlangıçevler’de hak sahipleri, gördüğünüz gibi pırlanta gibi dayanıklı evlerine kavuştular.
*Ne mutlu bana. Üstelik ne olacak? Değerli hak sahipleri, buradaki borçlanma tutarlarını, evlerine oturduktan sonra 36 ay, yüzde sıfır faizle KİPTAŞ’a ödeyecek. Bakın bu gerçek kentsel dönüşüm örneğidir. Bu öyle TOKİ mağdurları gibi mağdur yaratma işi değil, 2-3 milyon deyip millete 70-80 milyona mal olacak evler satmak değildir. Milletin geleceğini köreltme işi değildir.
ERDOĞAN’A SERT SÖZLER
KİPTAŞ’ın değerli bir kurum olduğunu söyleyen İmamoğlu, “10 yıllardır oraya teftiş bile gelmedi. Ben dedim ki, ‘Arkadaşlar bir çıkartın bakalım, Ankara’dan gelip de bizi kaç kez teftiş ettiler.’ Müfettişler, soruşturmalar… Bu kardeşiniz ve ekibi 5 yılda, bugün yayınladım tabloyu, bin 17 kez soruşturulduk. Müfettişler geldi, teftişler yapıldı. Bizden önceki dönem, 5 yıl kaç defa yapılmış, biliyor musunuz, 146. Bunun da çoğu ne biliyor musunuz, rutin denetimler. Teftiş değil yani, soruşturma değil. O dönemde KİPTAŞ’a Sayıştay hiç uğramadı. Bu sefer geldi. Bu kardeşinizi 5 yıldır didik didik edip bin 17 kez soruşturacaksınız, müfettiş yollayacaksınız, hiçbir şey bulamayacaksınız, 5-6 gün kala seçime hâlâ kumpasla, yalanla, iftirayla, bakanın savcılığıyla yıkmaya çalışacaksınız. Hadi oradan. Hadi işinize bakın.”
]]>“SEÇİMİ AYAK OYUNLARIYLA KAZANMAYA ÇALIŞIYORLAR”
İmamoğlu özetle şunları söyledi:
“Bir hafta sonra sandığa gidiyoruz. Sandıktan çıkacak sonuç hepimizin başının üstüne. Biz milletçe seçim sonuçlarını saygıyla karşılamayı biliriz. Ama bu ülkede sonuçları beğenmediği zaman seçimleri yok sayan bir anlayış var. Hatırlıyoruz değil mi? 2019’da aynı zarftan 4 pusula çıkarıp sadece birini geçersiz sayan o anlayışı hatırlıyoruz değil mi? Seçimi iptal ettirdi. Bununla yetinmedi. Bizim çalmakla suçladı. Sandık görevlilerini terörist ilan etti. Ama ne yaparlarsa yapsınlar kendilerine döndü. Mahkemeden döndü. Milletten döndü milletten. Millet onlara yalanlarının, iftiralarının bedellerini ödetti. Hep söyledik. O iftiraları, yalanları söylemeyin. Kazanmak için her yol mübahtır demeyin. Onlar ne yaptılar? Yalanları söylediler, iftiraları attılar. Seçim bitti. 806 bin oy fark yediler. Millet gereken cevabı verdi. Hiçbir şey yokmuş gibi seçimden sonra ‘siyaseten söyledik’ dediler. Birine siyasete yalan söylenir mi? Birine siyaseten iftira atılır mı? Biz çocuklarımıza ilk yalan konuşmamayı öğretiriz. Koca koca adamlar yalan söylemeye, iftira atmayı…. İşte bu zihniyet değişmedi. 2019’da neyseler bugün de aynısını yapıyorlar. Dürüst ve adil değildiler, bugün de değiller. O zaman da demokrat değildiler, bugün de değillerdi. O zaman da kumpas yaptılar. Öyle değil mi? Bugün de yapıyorlar. Kurgular, kışkırtmalar… Seçimi bütün bu ayak oyunlarıyla kazanmaya çalışıyorlar. Ama 31 Mart yalanla, iftirayla, milleti bölmeye, ayrıştırmaya dayalı siyaseti tarihe gömme günü. Onların hepsini tarihe gömeceğiz.”

“PARTİZANLARI DEĞİL BELEDİYECİLİK YAPANLARI SEÇECEKSİNİZ”
“Onlar, ayrımcılık yapıyorlar. Ama siz ayrımcılık yapanı değil, birleştireni seçeceksiniz. Onlar particilik, partizanlık yapıyorlar. Ama siz partizanları değil belediyecilik yapanı seçeceksiniz. Çünkü siz farkı gördünüz. İcraat nasıl yapılır gördünüz. Onlar gibi yapmadık. Silivri başka partili deyip görmezden gelmedik. Bazı konularda bizi yok saysalar da, arkamızdan kötü konuşsalar da, ekranda siyaset yapsalar da biz Silivri halkına hizmet etmekte en önde koştuk. 39 ilçede de aynısını yaptık. Şimdi icraatçı, halkçı, cumhuriyetçi, vatandaşını seven, insanını seven, siyasi talimat geldiğinde pıt deyip susan değil, vatandaşının hakkını arayan hukukunu koruyan bir belediye başkanı İstanbul’da.
Biz kim hangi partiden, hangi görüşten, hangi inançtan dönüp bakmadık, bakmayız. Böyle bir şeyi aklımızın ucuna getirmeyiz. Canla başla çalışırız. O sayede biz Silivri’yi 5 yılda yıllardır görmediği hizmetleri size sunduk.”

İSTANBUL’DAKİ BAKANLARA TEPKİ: ADAYINIZI BU KADAR KÜÇÜK DÜŞÜRMEYİN
“Eskiden güzel bir şarkı vardı; ‘Ankara’dan abim geldi’ diye. Şimdi ne duyuyoruz? Bunlar şimdi toplanmışlar Ankara’dan İstanbul’a gelmişler. Bütün bakanlar burada. Sanki Türkiye’nin dış ilişkilerle ilgili hiçbir sorunu yok. Dışişleri Bakanı burada. İçişleri Bakanı burada. Yetmez, Sağlık Bakanı burada. Daha da yetmez. Adalet Bakanı burada. Yahu hepiniz toplandınız, geldiniz. Hepiniz gelin önemli değil. Ama adayınıza yazık, adayınıza. Bu kadar küçük düşürmeyin. Ankara’da toplanmış gelmişler. E iyi yapmışlar, hoş gelmişler. Ne biliyor musunuz? Bunların derdi milletin seçim kazanması değil. Bunların derdi bir avuç insanın seçim kazanması. Korkuyorlar. En çok de neyden korkuyorlar biliyor musunuz? Bir kişiye hesap verememekten. Bizim bir tek Allah korkumuz var. Bir de milletimize mahcup olma korkumuz var. Onun dışında Allah kulundan korkmayız biz. Biz 100 yıl önce bu topraklara cumhuriyeti emanet eden,’Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün ışığından giden cumhuriyetin, milletin evlatlarıyız. O yoldan hiç vazgeçmeyeceğiz.”
“LİSTEYİ VERSENİZ OKUYAMAZ”
“Bunların belediyecilik notu sıfır. Ama biz Allah’ın izniyle sizlere güzel hizmetler verdik. Vermeye devam edeceğiz. Selimpaşa’dan Ortaköy’e, Kadıköy’den Çanta’ya, Seymen’den Silivri’nin merkezine… Ben bu köylerin hepsini sayarım ha. O bir tane sayamaz onu söyleyeyim. Listeyi verseniz okuyamaz. Vallahi bak; Ortaköy deseniz zanneder ki bu Beşiktaş’taki Ortaköy, üstünü çizer. Kadıköy deseniz öbür Kadıköy zanneder, üstünü çizer. Arkadaşlar yanlış yazmışlar der. Neyse daha fazla bahsetmeyelim. Şimdi onun da canını sıkmayalım. İnşallah 31 Mart’ı çıkarsın. Bir hayat dersi alsın. Zaten Sayın Cumhurbaşkanı ona ne dedi? ‘O metrolara sahip çık’ dedi. Yahu sanki kendi babasının malına sahip çıkacak. Onu yapan bakanlık kimin? Milletin, benim, senin. Bizim yaptığımız metrolar kimin? Senin, benim, milletin. Ben da dedim ki, yeni görevi belli oldu. İstanbul merkezden Gayrettepe’den Halkalı’dan İstanbul Havalimanı’na gidecek metroların herhalde güvenlik şefi yapacak onu dedim. Bu kadar anlayışları bozulmuş bir düzenin artık kendi görevlerini hatırlama zamanı. Onun için 31 bunlara hak ettikleri notu verecek misiniz? Tabii ki sıfır değil mi?”

“ONLAR KANAL DİYOR, BİZ İSTANBUL”
“Onlar rantçı, ‘illa da kanal yapacağız’ diyorlar. Onlar kanal diyor, biz İstanbul diyoruz. Yatıyorlar, kalkıyorlar kanal. Gündemlerinde yokmuş gibi davranıyorlar ama inanmayın. Çünkü onlar Kanal İstanbul’u yapmaya mecburdurlar. Ne büyükşehir adayları ‘kanala karşıyım’ diyebilir, ne de Silivri’deki, ne başka bir yerdeki. Diyemezler, korkarlar fırça yerler diye. Onun için ihalelere devam ediyorlar. Verilmiş sözleri var, taahhütleri var. Hem de çoğu yurt dışından. Buradan da değil. Ondan İstanbul’un kaynaklarını yerli, yabancı bir avuç insana aktarmaya çalışıyorlar. Vatandaşa kaşıkla verdiklerini kepçeyle geri alıyorlar. Size söz, şad olsun; görevimin son anına kadar milletimin en zor anında yanında olacağım. Milletin parasını, millete vereceğiz. Ben halka ait alanları halka açacağım. Ben İstanbul’un muhafızı olmayı, bu şehrin doğal ve tarihi zenginliklerine gözüm gibi bakmayı bilirim. Siz beni bu şehri; israftan, ranttan, ihanetten koruyayım diye iş başına getirdiniz. Öyle değil mi? Ben sizin yüzünüzü kara çıkarmayacağım. Yeter ki siz, bizim arkamızda durun. Bizi engellemeye çalıştılar. Başaramayacaklar. Yeter ki siz onlara izin vermeyin. Yeter ki siz 31 Mart’ta israfçıları tarihe gömün. Yeter ki siz rantçıları tarihe gömün. Bir daha israf, rant diyen insanlar İstanbul’da göreve gelemeyecekler. İstanbul’da bir daha ihaneti gözünden okuduğunuz hiç kimseyi bu şehirde yönetime getirmeyeceksiniz. Bu şehir artık bağışıklık kazandı. Bu virüslere karşı bağışıklık kazandı. Beş yıl boyunca bunu öğrendi. Dolayısıyla bir avuç insana çalışana asla oy vermeyin.”
]]>İmamoğlu, Esenyurt’da CHP’nin Esenyurt Belediye Başkan Adayı Ahmet Özer ile birlikte halk buluşmasına katıldı. Yazar Yaşar Kemal’in adı verilen meydanın ve Haramidere ıslahı 1. Etap kavşak düzenlemesinin açılışını da gerçekleştirdi. Etkinliğe Yaşar Kemal’in eşi Ayşe Semiha Baban da katıldı. İmamoğlu sahneye de sözleri Yaşar Kemal’e müziği Zülfi Livaneli’ye ait “Merhaba” şarkısı ile çıktı.
BAKANLARA GÖNDERME
İmamoğlu sözlerine “Bakın Yaşar Kemal ne söylemiş? ‘Dünyanın ucunda bir gül açılmış, efil efil esen yele merhaba/ Karanlığın sonu bir ulu şafak, sarp kayadan geçen yola merhaba’ demiş. Yaşar Kemal en sert kayasına bile bu memleketin merhaba demiş. Ben de canım ciğerim, komşum hemşerim sevgili Esenyurtlulara merhaba diyorum” cümleleriyle başladı. Meydanı dolduran vatandaşların taşıdığı pankartları tek tek okuyan İmamoğlu “Kabine İmamoğlu’na karşı” pankartını göründe “Kabine kim ya? Kabine kim? Tanıyan var mı? Ben tanımıyorum. Ha şu Ankara’dan gelen 17 arkadaş tamam… Çıkaramadım pardon” diye espri yaptı.
“BİNA YAPMAK İÇİN DERENİN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİRDİLER”
Esenyurt’a yaptıkları hizmetleri sıralayan İmamoğlu açtıkları kreş, yurt ve kütüphaneleri, bursları, anne kart ve halk sütü anlattı. Gündeme sık sık can ve mal kaybına neden olan sel baskınları ile gelen Esenyurt’a İSKİ’nin 4.4 milyar liralık yatırım yaparak alt yapısı sorunu çözdüğünü belirtti.
İmamoğlu “Bunların karnesi sıfırdı. İstanbul’un 39 otuz dokuz ilçesinde olduğu gibi Esenyurt’ta da icraatçı olduk, halkçı bir belediye olduk. Her yağmurda can ve mal kaybı oluyordu. Bunu sona erdirdik. Bunlar bina yapmak için derenin yönünü bile değiştirdiler. İmara açtılar. Biz derenin akışını normalleştirdik” diye konuştu.
“ESENYURT’U KABATAŞ’A BAĞLIYORUZ”
Esenyurt’un ilk metro hattı olan Mahmutbey-Bahçeşehir- Esenyurt metrosunun yüzde 40’ını bitirdiklerini belirten İmamoğlu şöyle konuştu:
– Bu hattı Esenkent, Ardıçlı ve Esenyurt meydandaki durağı ile vatandaşlarımızı, İstanbul Boğazı’nın kıyısına Kabataş’a bağlayacağız. Beylikdüzü -Sefaköy- Yenikapı metro hattını da göreceksiniz bu kardeşiniz yapacak. Bu kardeşimiz bizden önceki 25 yılda yapılan metro hattının yarısını 5 yılda yaptı.
– Size söz, bu kardeşiniz 10 yılda, 50 yıllık iş yapacak. İstanbul ulaşımında bir devrim olacak olan Hızray yapacağız. Sizi TÜYAP’tan, Esenyurt’tan Sabiha Gökçen’e, 75 kilometreyi 55 dakikada İstanbul’u bir uçtan öbür uca bağlayacak İstanbul tarihinin en büyük, en hızlı, ekspres metro hattını da bu kardeşimiz yapacak. Yine bu bölgede metrobüs hattının Büyükçekmece’yle eklentisini sağlayacağız.
“30 BİN KONUT MAĞDURU YARATTILAR”
İmamoğlu, “Bunların derdi ve çocuktu ve kadındı, ne anneydi, ne de gençti. Bunların tek derdi rant, rant. Başka bir dertleri yoktu. Onun için Esenyurt’ta bizden önce 30 bin konut mağduru yarattılar. Sırf bir avuç insan zengin olsun diye. Ama biz bu eksiklikleri de gidereceğiz” dedi.
“OYLARINIZI BÖLMEYİN” ÇAĞRISI
Esenyurt’ta yeni kreşler ve kent lokantası açacaklarını duyuran İmamoğlu şöyle devam etti:
– Bunları onlar yapabilir mi? Onların aklına siz gelir misiniz? Vatandaşımız bizim aklımızda, bizim yüreğimizde. Ancak biz yaparız bunları. Onlar yapamaz. Çünkü onlar israfçı, biz icraatçıyız. Onlar rantçı, biz halkçıyız, halkçı. 31 Mart neyin tarihi? İsrafçıların ve rantçıların tarihe gömülme vakti. Hep birlikte 31 Mart’ta bunları tarihe gömmeye hazır mıyız? İsraf ve ihanet dönemini tarihe gömmeye hazır mıyız?
– Bir avuç insana asla oy verilmesine müsaade etmeyin. Oylarınızı bölmeyin. Anlaştık mı? Oylarınızı bölmeyeceğiz. Oylarımızı ve güçlerimizi birleştireceğiz. Particilik yapma zamanı değil. Biz halkçı İstanbul’un büyük ittifakıyız. Biz halkını düşünen, partiler ötesi düşünen, şehrini düşünen, insanını düşünen, bu şehrin emekçisini, işverenini, kadınını, gencini, çocuğunu düşünen büyük bir halk ittifakıyız. Bazıları pireye kızıp yorganı yakmak isteyebilir. Sakın buna fırsat vermeyin. Her zaman birleşeceğiz. Birleşe birleşe kazanacağız.
“ONLARIN DEVRİ BİTTİ”
– Bugün karşımızda olan güç hiç değişmedi. 2019’da bize ne yaşattı iseler aynı kişiler, hiçbir zaman dürüst ve adil olmadılar. Bugün de değiller. Demokrat değildiler. Şimdi de değiller. Onların bugüne kadar akıllarına bile gelmeyen vaatlerine sakın aldanmayın. Sakın dinlemeyin. Onların artık dönemi devri bitti. Emekliyi sefil etmediler mi? İşçiyi sefil etmediler mi? Paramızı pul etmediler mi? Bir emekli bir kahvehaneye girip çay bile içemiyor. Dolayısıyla onlar sadece kendi çıkarları için siyaset yaparlar. Biz sizin için çalışacağız. Biz milletimiz için çalışacağız. Onlar 2019’dan bugüne hiç değişmediler. Ama bizim birliğimizi ve bütünlüğümüzü bozmaya çalışıyorlar. Bunlara fırsat vermeyeceğiz. Onların gözünü gördüğü tek şey çıkarları, bizim derdimiz milletimiz.
– Bir avuç israfçıya ve rantçıya fırsat vermeden biz vicdanlı, mert, akıllıca, ahlaklıca, erdemlice bir döneme hazırlık yapıyoruz. 31 Mart’ta mertlik kazanacak. 31 Mart’ta particilik değil birliktelik, bir partinin değil halkın zaferi olacak. Bu şehre, başta Esenyurt’ta, ihanet ve zulüm edenleri, vatandaşı ayrıştıranları 31 Mart’ta hep birlikte tarihe gömeceğiz. Hoşgörü ve kardeşlikle beraber kazanacağız. Yaşar Kemal diyor ki; ‘Bir toplum hoşgörüsü kadar güçlü, sağlam, haklıdır. Zulmü kadar zalim ve zayıftır.’ Onlar zulümleriyle bu şehri, bu ülkeyi bu milleti zayıflatanlardır. Bir avuç bir avuç zalim kaybedecek, halkın hoşgörüsü kazanacak. Halkın vicdanı kazanacak, vicdan ittifakı kazanacak.
]]>İmamoğlu, coşkulu kalabalığa yaptığı konuşmada, “Vallahi bu tam istediğimiz şey. Burası ne biliyor musunuz? Bu ittifak, İstanbul ittifakı. Bu ittifak, halkın ittifakı. Partiler ötesi bir ittifak. İstanbul’un hakkını savunan bir ittifak. Onun için sizi yürekten kutluyorum. Bu yolculuğa beraber çıktık. Gerçekten aklın yolunu, hep beraber bulacağız ve İstanbul’un muhafızlığına devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“SEÇİMDE İKİ SEÇENEK VAR”
“Bu seçimde, iki seçenek var” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:
* “Bir tanesi, ya ‘tam gaz geri’ diyenler kazanacak ya da ‘tam yol ileri’ diyenler kazanacak. Çünkü ‘Tam gaz geri’ diyenler, İstanbul’u 2019 öncesine geri döndürmek istiyorlar. Başarabilecekler mi? İstanbul, hızını almış gidiyor, gidiyor. Hizmette, icraatta, yatırımda rekor üstüne rekor kırıyor. Öyle değil mi? Ama onlar, İstanbul’u yine ‘sıfır noktasına’ döndürmek istiyorlar. Onların İstanbul için yaptıklarını toplayıp çıkarınca, elde ne kalıyor biliyor musunuz? Vallahi sıfır. Elde var sıfır, sıfıra sıfır. Çünkü bunların yöneticilikten anladıkları vatandaşa kaşıkla ver, kepçeyle al. Mesela, biz göreve başladığımızda, İstanbul’da, kaç metro inşaatında çalışma vardı biliyor musunuz? Sıfır. Koskoca bir sıfır. 10 metro inşaatının 10’u da durdurulmuştu. Paraları yoktu, finansmanını bulmamışlardı. Bazılarını hiç başlamamışlardı. Benden önceki belediye başkanı, bir de yazı yazıp, yazıyla durdurmuştu. Sonra, ‘başlayalım’ demişlerdi, başlayamamışlardı. Başlayanlar, bir süre sonra yine durmuştu.

“UTANMADAN…”
* Bunların iş bilmezliği, israfçılığı, rantçılığı yüzünden, İstanbul’un bütçesi iflas etmişti. Metro inşaatlarını yapan şirketlere tam 70 milyon Euro borçları vardı. Artık, TL de konuşamıyoruz. Paramızı pul ettiler. Biz ne yaptık biliyor musunuz? O borçların hepsini ödedik. Bütün sorunları çözdük ve 5 yılda tam 65 kilometre metro bitirdik. 62 tane metro durağı açtık. Daha yeni, Eyüpsultan-Bayrampaşa metrosunun ihalesini yaptık ve başladık. Şimdi utanmadan, bizim yaptığımız 65 kilometre metroya sahip çıkmaya kalkıyorlar. ‘Yapmadın’ diyorlar, rakamlarla oynuyorlar. Az önce fıstığın dediği gibi, ‘3 aylık kardeşim var. O bile 8 kilometrenin 8 adım etmediğini biliyor’ diyor. Adım atarak, sözüm ona bizim işimizi hafife almaya kalkıyor. Ama Allah konuşturuyor. Daha yeni, TV programında, ’65 kilometre metro yaptı’ demiş; çıkarmış, toplamış, mecburen. Allah konuşturuyor.

“METRO KONUSUNDA AĞZINI AÇMAYA HAKKIN YOK”
* Yahu sen, 10 metro inşaatını aylarca, yıllarca durdurmuşsun. Bize 70 milyon Euro borç bırakmışsın. Senin metro konusunda gerçekten ağzını açmaya hakkın yok. Ayıp. Yazık etmişsin. ‘10 metro inşaatının 10’unu da durdurmuştuk, İstanbullulardan özür dileriz’ demiyorsunuz; Ekrem İmamoğlu’nun ekibiyle, halkıyla yaptığı bu güzel işleri reddetmeye çalışıyorsunuz. Biz, 5 yıldır metro yapıyoruz. 5 yıldır yerin altında gün geldi 10 binin üzerinde insanımız çalıştı. Bir tek gün metro yapım çalışmalarını durdurmadık.
* En zor zamanda bile, pandemide bile, ekonomik krizin tavan yaptığı günlerde bile, dövizin tavan yaptığı zaman diliminde bile metro inşaatlarını paydos etmedik. Firmalar orada, yükleniciler orada. Hepsi şahit. Bakın; edilmez. Bir saatlik gecikmenin bile, İstanbullulara eziyeti var, maliyeti var. İstanbul’un bütçesine yük olarak döner. 10 metro inşaatını plansızlıktan, parasızlıktan durduran, bu kendini ve haddini bilmezlere 31 Mart’ta bence siz, bir puan vereceksiniz, öyle değil mi? Anladınız mı o puanı? Kaç vereceksiniz? (Kalabalıktan ‘sıfır’ sesleri.) Vallahi biliyorlar. Bu halkımız, kime kaç puan vereceğini biliyor. Bakın; bunların belediyeciliğinin notu bu.

“ONLARIN TEK DERDİ VAR: BİR AVUÇ İNSAN NE OLACAK?”
* 2019 öncesinde İBB’nin kaç kreşi vardı biliyor musunuz? (Sıfır.) Vallahi biliyor işte. En kolay zaten onların notunu bilmek. Şimdi 100 kreşimiz var. Önümüzdeki dönem 200 olacak, 200. İstanbul’un ilçelerinde de bizi göreve getirin, biz bu şehirde 500 tane kreş açarız, 500 tane. Onların derdi, o değil.
* 2019 öncesinde İBB’nin kaç yurdu vardı? Sıfır. Bizden önce bunların her şeyi, sıfır. İBB, bizden önce kaç üniversite öğrencisine, kaç matan evladına burs veriyordu? Arada, 1-2 diyen oldu. Doğru. Ama ben, ‘milletin evlatları’ dedim, ‘bir avuç insanın evlatlarına’ demedim. Biz, tam 300 bin milletin evlatlarına, sevgili gençlerimize burs verdik. Helali hoş olsun.
* Önümüzdeki dönemde iki katına çıkartıyoruz burs miktarını. 7.500 lira verdik, şimdi 15 bin lira vereceğiz. Tabii ki onlar, 1-2 kişiye torpilli burs verdiler, yurt dışına yolladılar. Ayıptır, yazıktır, günahtır. Ama onları bu millet hiç affetmeyecek. Biz, millete ait olanı kime veririz? Millete veririz. Onların öyle bir derdi yok. Onların tek derdi var: Bir avuç insan ne olacak? Onu düşünürler, başka bir şey düşünmezler. Bunun gibi daha birçok konuda sıfır verebiliriz.”

“BUNLARIN BELEDİYECİLİĞİ: SIFIR, SIFIR, SIFIR”
Daha önce sıfır olan Anne Kart’tan Halk Süt’e, Evlilik Destek Paketi’nden Bölgesel İstihdam Ofisleri gibi yeni İBB uygulamalarından örnekler veren İmamoğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
* “Sıfır, sıfır, sıfır. Bunların belediyeciliği bu. Şimdi yine vatandaşa kaşıkla verip, kepçeyle geri almak istiyorlar. Bu fırsatı onlara verecek misiniz? İstanbul’un kaynaklarına göz diktiler. Bu fırsatı onlara verecek misiniz? Buldukları her boş arsaya ya da tanıdıkları bir avuç insanın arsalarına torpilli imar çıkartacaklar. Bu fırsatı onlara verecek misiniz? O günler geçti geçti. Bu millet, size bu hakkı vermez. Onlara ne diyeceğiz biliyor musunuz? ‘Bay bay, güle güle’ diyeceğiz onlara.
* İstanbullu; icraatçı, halkçı belediyeciliğin farkını gördü. İnsanın içinde, insanının arasında, yaptığını paylaşan, her anını konuşan, anlatan belediyeciliğin tadını aldı. Millettin parasını millete veren bir belediye başkanının neler başarabileceğini, milletini nasıl memnun edebileceğini gördü. Öyle değil mi? İstanbullu artık israfçıları seçer mi? İcraatçıları seçer, öyle değil mi? Rantçıları seçer mi? Halkçıları seçer, öyle değil mi?
“O BİR AVUÇ İNSANA, BU MİLLET OY, MOY VERMEZ”
* İstanbul’u rotasından çıkarıp, israf ve ihanet dönemine geri döndürmeye heves eden o bir avuç insana, bu millet oy, moy vermez. Bu millet, kapıyı gösterir, kapıyı. Biz 31 Mart’ta ne yapacağız biliyor musunuz? İsrafı, ihaneti, kumpası, yalanı, bütün bu işlerini, hepsini, Allah’ın izniyle, milletin gücüyle tarihe gömeceğiz, tarihe. Onlara oy vermemek yetmez. Oylarınızı, güçlerinizi tek bir odakta birleştirin. Zaman, particilik yapma zamanı değil. Zaman, pireye kızıp yorgan yakma zamanı asla değil. Şimdi hep birlikte, az önce anlattığım, o güçlü İstanbul ittifakı, vicdan ittifakını, memleketin geleceğinin en güçlü birlikteliği olan halkçı ittifakını birleştirip, büyütme zamanı. Kumpaslarla, kurgularla, kışkırtmalarla milletin iradesini etkilemeye kalkanlara ders verme zamanı.
“UNUTMAYIN; ONLAR HİÇ DEĞİŞMEDİ”
* Unutmayın; onlar hiç değişmedi. 2019’da ne kadar ahlaklı, ne kadar demokrat, ne kadar adaletli iseler, bugün de o kadar adaletliler. 2019’da vatandaşın halinden ne kadar anlıyorlarsa, bugün de o kadar anlıyorlar. Bunların süreci, büyük bir tehdit süreci artık. İstanbul’u kazanırlarsa, daha da kötüleşecekler. İstanbul seçimini, kendilerine verilmiş bir onay kabul edecekler. Yaptıklarının doğru olduğunu düşünecekler. İşçileri yine umursamayacaklar. Bizim canım abilerimizi, ablalarımızı, amcalarımızı, teyzelerimizi, milletine emek verip çalışmış emeklilere nasıl bir muamele yaptıklarını görüyorsunuz değil mi?
* 1000 liralık artışı bile devletin bütçesine yük kabul ediyorlar mı? Peki, Kanal İstanbul gibi beton ihanetini yapmaktan geri duruyorlar mı? Durmuyorlar. Onun için, bunlara bu seçimde fırsat verirsek, daha da kötüleşecekler. Kendilerinden olmayanları daha da fazla dışlamaya, yok saymaya devam edecekler. Emeklilerin, işçilerin durumu daha da perişan olacak. Söz verdikleri mülakatı yine kaldırmayacaklar. Yine 3600 ek göstergeyi vermeyecekler.
“MİLLET, ONLARA HADDİNİ BİLDİRECEK”
* Onlar, hiçbir zaman değişmediler, değişmeyecekler. Bugün de dürüst ve adil değiller. Bugün yaptıkları o kumpaslara aldanmayan bu millet, onlara haddini bildirecek.
Yine siyaseti yürekli yapmıyorlar, mertçe yapmıyorlar. Ben onları mertçe, er meydanına çağırıyorum, onlar yol kıyılarında otobüs yakarak, film çekiyorlar. Bir kumpasla, 4,5 sene önce il başkanlığı binasının alım esnasındaki sürecin filminin kaseti üzerinden bizi lekelemeye çalışıyorlar. Bunlar kumpasçı değil mi? Bunlar, hiç değişmediler. Şu anda sokak sokak bakanları geziyor biliyor musunuz? Eskiden bir türkü vardı, ‘Ankara’dan abim geldi’ diye, şimdi Ankara’dan 17 tane bakan geldi. İstanbul’da sokak sokak, mahalle mahalle geziyorlar, çalışıyorlar. Yahu anlamadıkları bir şey var. 17 bakan, aday, o, bu, şu; hepsi bir avuç insan. Onların arkasında bir kişi var. Benim arkamda 16 milyon var. Bunu anlayamıyorlar, bunu kavrayamıyorlar.
“BİRLİKTELİK KAZANACAK, AYRIŞTIRMA KAYBEDECEK”
* Dolayısıyla, onlar hiç değişmediler. Bizi değiştirmeye, birliğimizi, bütünlüğümüzü bozmaya çalışıyorlar. Başaramayacaklar. 16 milyon vicdanlı, mert İstanbullu, sandıkta bu ülkenin en büyük buluşmasını 31 Mart’ta gerçekleştirecek. 31 Mart’ta vicdan kazanacak, mertlik kazanacak. Particilik değil, belediyecilik kazanacak. Halkını düşünenler kazanacak. O partinin, bu partinin değil, İstanbul’un ve İstanbulluların zaferi için hep birlikte olacağız. Birliktelik kazanacak, ayrıştırma kaybedecek. Dışlama kaybedecek, buluşturma kazanacak.”
]]>Vatandaşlar, yol boyunca İmamoğlu ve Özmen’e sevgi gösterilerinde bulundu. İmamoğlu, bazı noktalarda otobüsün önünü kesen vatandaşlara ve okuldan ayrılan öğrencilere kısa konuşmalar yaptı. Eyüpsultan’dan Beyoğlu’na geçen İmamoğlu, CHP Beyoğlu Belediye Başkan Adayı İnan Güney ile birlikte Kasımpaşa Kızılay Meydanı’nda halkla buluştu.

“HAYAT DERSİ VERİYORUZ”
Kalabalığın ellerindeki dövizleri tek tek okuyan İmamoğlu, şunları söyledi:
* “Buraya gelirken, bu acemi, dersine çalışmayan aday demiş ki, -hoşuma gitti- ‘Sen git köfteci dükkanını işlet’ demiş. Hani benim 21 yaşında köfteci dükkanım vardı ya. Şimdi nedir mesele biliyor musunuz? Keşke o da benim yaşımda, 21 yaşında köfteci dükkanı çalıştırsaydı, kıymanın ne olduğunu bilirdi, etin ne olduğunu bilirdi. Pazarcının, marulun, salatanın nasıl yapıldığını, bulaşığın nasıl yıkandığını bilirdi. Bunları bilmediği için, hayatı öğrenmediği için, hayatı bilmediği için… Şu anda aslında hayatının en büyük hayat dersini veriyoruz ona, hep birlikte. Hayatı öğreniyor. Emekliyi öğreniyor, kadını öğreniyor, anneyi öğreniyor, çocuğu öğreniyor. Bunları bilmediği için, bugün bu durumda.
“MERTÇE BİR YARIŞ İSTİYORUZ”
* Siyaset bir hizmet yolculuğudur. Hizmeti yaparsınız, hizmet sizi insanlarla buluşturur, hizmet sizi insanlarla coşturur. Daha sonra, daha fazla hizmet yaparsınız. Ama siyasetin yolu sizi uzaklaştırırsa, yani Kasımpaşa sokaklarında gezerken, vatandaşla dolaşabilmek yerine, vatandaştan uzaklaştırırsa o siyasetin bana da faydası yok, o siyasetin vatandaşa da faydası yok. Ben hep söylüyorum; insanlarından uzaklaşan, insanlarından uzak olanın, halka hizmet etme şansı yok sevgili dostlar. Sevgili Kasımpaşalılar, inanın eşit, adil mertçe bir seçim yarışı istiyoruz biz. Mertçe olsun. Kasımpaşa’nın bir tarafı da nedir? Mertliktir. Öyle değil mi İnan Başkan? Başka bir şeyle anılmaz. Yiğitliktir, mertliktir. Eş, dost hakkı, komşu hakkı, vatandaş hakkını korur. Biz de mertçe bir yarış istiyoruz. Bu, karar vericisinin milletin olduğu, aynı zamanda demokratik de bir yarıştır. Seçim öyle olmalı.

“İFTİRALARI, KUMPASLARI DURDURMUYORLAR”
* Kampanyaları vatandaşı ikna etmek için yaparsın. Kendini anlatırsın, projelerini anlatırsın. Aynı zamanda başka hususlar var ise ifade etmek istediğin devletine, milletine dair, onu anlatırsın. ‘Ben daha çok çalışacağım’ dersin. ‘Ben sana daha iyi hizmet edeceğim’ dersin. ‘O yüzden beni tercih et’ dersin. Kampanya öyle yapılır. Vaatlerin reklamı yapılır. Reklam filmi çekilir. Vaatleri için ama. Yani otobüs yandırmak için, yanarken otobüs çekmek için kumpas filmleri çekmezsin. Yaptığın icraatların tanıtımlarını yaparsın. Sonra da dersin ki; millet karar versin. Bu kadar basit.
* Hele hele yerel seçimler, genel seçimlere hiç benzemez. O zaman millet, çoğu zaman partisinden çok belediye başkan adayına bakar. Memnunsa devam eder, değilse yeni birini seçer. Ki inşallah Beyoğlu’nda öyle olacak, İnan Başkan seçilecek. Türkiye’de ne yazık ki seçim süreçlerini kirlettiler. Seçim kazanmak için her yol mubah sayıldı. İftira atmıyorlar mı? Kumpas kurmuyorlar mı? İftiraları, kumpasları durdurmuyorlar.

“KUL HAKKI DEĞİL Mİ BU?”
* Pek çok yalana, pek çok iftiralara maruz bırakıldık. 5 yıl önce de bunu yaşadık, hatırlar mısınız? Baktılar ki iş tehlikeye giriyor, Ekrem’in adına demediklerini bırakmadılar. Hatırlayın; Ramazan’ın ilk iftarını Sultanbeyli’de açarken, iftar sofrasında seçimin iptal edildiğini öğrendim. Seçimi haksızca, hukuksuzca elimizden aldılar. O seçimin iptalinden önce ve sonra, peş peşe iftiralar sıraladılar. Allah’ım Allah’ım; nasıl peş peşe yani! Sayın Cumhurbaşkanı, rakibim olan Sayın Binali Yıldırım, bakanları… Neredeyse herkes. Ne dediler? ‘Çaldılar’ dediler. ‘Hırsız’ dediler, ‘hırsızlar’ dediler.
* Hatta bir bakanı, çıkıp televizyonda aynen şöyle ciddi ciddi anlattı. Dedi ki, ‘Sandıklarda 700 tane terörist tespit ettik’ dedi. Hatırlıyor musunuz? Hani terörist? Hani hırsız? Bir kişi yakalanmaz mı? Bakın; kolayı unutuyoruz. Bunları unutmayalım. Bir tane terörist yok. Bir tane, bir tane hırsız yok. Bir tane düzenbaz yok. E peki bunları söyleyene ne oldu? Bunları söyleyen, bu iftiraları atana ne oldu? Ayıp değil mi? Kul hakkı değil mi bu? Ramazan ayındayız. Bakın; o kadar dava açtılar. Peki niye bir tane adam suçlu bulunmadı? Ya bir kişi, bir kişi hapse girer değil mi?

“SATANIN İFADESİ ORADA, ALANIN İFADESİ BELLİ… KIVIR KIVIR KIVRANIYORLAR”
* Sonra ne dediler hatırlayın; ‘Söylediklerimiz hukuki değildi, siyasiydi. Yani şimdi şurada ben birisine siyaseten ‘hırsız’ diyeceğim. Böyle bir şey denir mi birine? Denmez. Ya da birisi bana gelecek yüzüme, ‘Hırsız dedim ama siyaseten’ dedim. Hadi oradan. Hadi oradan. Bakın bu olmaz. Bu, ahlak dışı bir durum. Sen bunu niye yapıyorsun? Seçimi kazanmak için! Seçimi kazanmak için, ben bir Allah’ın kulunu bile bile yalanla, iftirayla, kalbini kıracak olsam, siyaseti bırakırım. Yalanla, iftirayla siyaseti, partizanlığı en başa koyan akla, ben karşıyım kardeşim. Kul hakkı yiyene karşıyım ben. Kul hakkı yediler.
* Şimdi görüyorum ki; bu kul hakkı yeme işi, bu kaset işi, kumpas işi onlarda huy olmuş. Çünkü bu seçim gündeminde de şimdi de iftiralara başladılar. Farkında mısınız; sabahtan akşama kumpaslar hem de mübarek Ramazan ayında yine devam ediyor. Bundan 4,5 yıl önce, il binasının satın alma olayını, sanki dün olmuş gibi… Bakın; bunlar bu kadar sinsi ha. 4,5 yıl önce olmuş olay. Sanki dün olmuş gibi, çevirip duruyorlar. Sanki çok gizli bir konuymuş gibi millete duyurmaya çalışıyorlar. Satanın ifadesi orada, alanın ifadesi belli. Zaten millet de sizin bu kumpaslarınıza hiç yüz vermedi. Vermeyecek. O yüzden kıvır kıvır kıvranıyorlar. Hiç devletin en başına yakışır mı bunları göstermek?

“KARDA LEKE OLUR, BİZDE OLMAZ”
* Zaten talimatlarınızla 5 yıldır İBB’nin bir kapısından müfettişler giriyor, öbüründen çıkıyor. Öbüründen çıkarken öbür tarafından giriyor. Didik didik ettiniz, Ekrem İmamoğlu’nda bir şey bulamadınız. Biz, 5 yıldır denetlediğiniz bir belediyeyiz. Hiçbir şey bulamadınız. Karda leke olur, bizde olmaz. Onun için size söyleyeyim. Bunlar yalanlarında boğulacak. Onlar neyi kapatıyorlar şimdi aklı sıra biliyor musunuz? Benim emekli annem perişanmış, emekli ağabeyin perişanmış; kimin umurunda? Bunu umursamıyorlar. 11 ay önce seçimde, ‘Mülakat kalkacak’ dediler mi? Hani? Hani 11 ay? Söz verdin, yapmadın. Umurunda değil.
* Bakın mülakatı kaldırmak, Cumhurbaşkanlığına biz dosya yolluyoruz da imzalanmıyor ya, öyle bir şey de değil yani. Mülakat kaldırmak, talimat verdin mi kalkıyor. ‘Mülakatı kaldırdım’ diyeceksin, kalkacak. En kolay iş. Niye demiyorsun? Ben size bir şey söyleyeyim mi? Bu kadar işlerini ihmal etmişler, üstünü kapatmaya çalışıyorlar. Bakın çok söze gerek yok. Sadece şunu söylüyorum: Sözünü tutmamanın o ağırlığı altında eziliyorlar. Şimdi mülakatı kaldırsa ne olacak? Bu milletin çocukları, alın teriyle hak ettikleri makama gelecek mi? Onu engellemek için kaldırmıyorlar. Ondan korkuyorlar. Ama Atatürk’e ağız dolusu hakaret eden kişinin bütün sülalesi kurumlarda ya müdür ya daire başkanı ya milletvekili. Öyle değil mi?

“MİLLETİN SESİ DEĞİL, MİLLETİ KANDIRMA MAKİNESİ”
* Bu milleti geçim derdi almış başını gitmiş… Bunların televizyonları var biliyorsunuz değil mi? Hepsi, kaç tanesi hayat pahalılığının haberini yapıyor? Milletine bu kadar yabancılaşmış bir medya, yeryüzünde yok. Hani basın milletin sesidir. Bunların kendi basınları var ya, kendi basınları. Milletin sesi değil, milleti kandırma makinesi. Bakın millet, ‘Ekonomi kötü’ diyor, feryat ediyor; bunlar havanda su dövüyor. Talimat geliyor; ‘Sakın ekonomiyi, hayat pahalılığını demeyin. Siz televizyonlarda boş muhabbetler yapın.’ Bunların tüm millete faydası yok, onu söyleyeyim. Bakın size de hiç yok.
* Dün, dünyanın en önemli haber ajanslarından birisi, Türkiye’de medyanın güvenilirlik raporunu yayınladı. Bahsedeyim mi size? En güvenilmez dört yayın kuruluşundan üçünü sıralayayım mı? A Haber, Sabah, ATV. Hiç şaşırdınız mı? Zaten onların şanı, yalan ve iftiradan geliyor. Ama o listede hepimizi üzecek, bize de ait olan bir kurum daha var. O da ne biliyor musunuz? TRT. Evet. Dünyada önemli bir kuruluşun yaptığı araştırmada, 4 güvenilmez medya kuruluşunun arasında TRT var. O TRT, bizim malımız. Ama başına geçmiş bir adam; yalakalık yapacak, partizanlık yapacak, siyasetin emir kulu olacak diye, bize ait olan kurumu rezil rüsva ediyorlar. Kamunun televizyonu, kendi ülkesinde en güvenilmez bir kurum olabilir mi? Biraz utanma olsa, biraz utansalar… Ama utanmazlar söyleyeyim size. Bunlar utanmazlar.

“ONLARIN DERDİ BAŞKA”
* Bu seçim -yine şaşırmıyoruz- mertçe geçmiyor. Kıymetli dostlar, 10 gün sonra sandığa gideceksiniz. Vereceğiniz oy ne biliyor musunuz? Vereceğiniz oy, önünüzdeki 5 yılın en önemli kararı. 5 yılınızı ipotek altına alacak. Yalnız sizin değil, ailenizin, sevdiklerinizin, çocuklarınızın 5 yılı söz konusu. Çok önemli bir karar bu. İyi düşünmeniz lazım. Aslında meselenin özü basit. Onun için size meselenin özünü unutturmak istiyorlar. Kafanız karışsın istiyorlar. Dikkat dağıtmak istiyorlar. Meselenin özünün ne olduğunu siz herkesten iyi biliyorsunuz.
* Birincisi; tabii ki işinize gelen, günün sorunlarını çözüme kavuşturan, fakirin, yoksulluğun, çocuğun, kadının, gencin yanında olan, çevreyi düzene sokan, 3-5 insanın imar rantıyla uğraşmayan, milletin çıkarını savunan belediye başkanı seçmek. Doğru mu? İkincisi de bugünün esas konusu… Hayat pahalılığı ne kadar artacak diye dert etmiyor musunuz? Borçlar nasıl ödenecek? Bakın; çocuğa, toruna nasıl harçlık verilecek diye, dert etmiyor musunuz? İşte meselenin özü bu. 3 kuruş paranın hesabını yapmadan, şöyle gönlünüzce, huzur içerisinde tek bir gün bile geçiremezken, vatandaşın başka nesi olsun? Meselenin özü bu iken, onların derdi başka.

“ONLARIN DERDİ, SİZİN GEÇİM SIKINTINIZ DEĞİL”
* Onların derdi, sizin geçim sıkıntınız değil. Sandıkta buna göre oy kullanacaksınız. Bakın; 5 yıl boyunca siz geçim derdiyle uğraşırken, hükümeti hiç yanınızda hissettiniz mi? Hükümet, ne yaptı? Bir verdiyse 10’u geri aldı. Ekonomiyi batırdı. Enflasyonu üç haneli rakama getirdi. Onlar, ekonomiyi batırıp, pahalılığı yaratanlar. O bakımdan, siz geçim derdiyle uğraşırken, İstanbulluların yanı başında her zaman biz olmaya gayret ettik. Sizin yanınızdan hiç ayrılmadık. Hiç ayrılmayacağız yanınızdan, hiçbir zaman ayrılmayacağız. Ve biz göreve gelirken, geçim derdinizi hissettiğimiz için, onlar 2019’da ağzına bile almazken, biz, sosyal yardımlarımızı anlattık. Hayatlarınızı biraz rahatlatabilmek için, ne gerekiyorsa yaptık? Sizin paranızı, yani milletin parasını yine millete verdik.
“YENİ DESTEKLERİ HAYATA GEÇİRECEĞİZ”
* Yüz binlerce ihtiyaç sahibi haneye, İstanbulkart aracılığıyla doğrudan nakit desteği sağladık. Yüz binlerce haneye evlilik desteği, gıda desteği, yenidoğan desteği gibi yardımlarda bulunduk. Halk Ekmek üretimini ve satış noktalarını görülmemiş ölçüde arttırdık. 257 bin çocuğa Halk Süt dağıttık. 650 bin annenin cebine Anne Kart koyduk. Toplam 300 bin öğrenciye burs dağıttık. Onlar 2 tane, 3 tane kişiye burs verdiler, torpilli burs. Biz, milletin evlatlarına, 300 bin gencimize burs dağıttık. Yüz binlerce çocuğumuza beslenme ve eğitim desteği verdik. İBB tarihinde, ilk kez kreşleri biz yaptık. Yurtları biz yaptık. Kent Lokantalarını biz açtık. İstihdam Ofislerini biz açtık. Milyonlarca İstanbullunun geçim sıkıntısını hafiflettik. Önümüzdeki dönemde de bunu daha da katlayacağız. Daha da fazla vermek zorundayız. Çünkü ekonomiyi batırmaya devam ediyorlar. Milletin parasını, millete dağıtmaya, millete vermeye devam edeceğiz. Sosyal desteklerimizin parasal miktarını da sayısını da arttıracağız. Yeni destekleri hayata geçireceğiz.
“30 YILDIR NE YAPTILAR KASIMPAŞA’YA?”
* 30 yıldır ne yaptılar Kasımpaşa’ya? Hani Kasımpaşa canıydı, ciğeriydi? Ne yaptılar? Beyoğlu bir şey yaptı mı? İBB yaptı mı? Biz, yaptık. Bakın; Kasımpaşa’yı iyileştiriyoruz. Sizi sahille buluşturuyoruz. Sahili yapıyoruz. Bir yandan Piyalepaşa’dan buraya doğru geliyoruz. İnan Güney’i seçtiğinizde, biz Kasımpaşa’yı pırlanta yapacağız, pırlanta. Onun ailesi de İnan Güney’e oy verecek bir dahaki seçimde. Belli olmaz, bu seçimde de verir belki.

“HİÇ KİMSEYE DİYET BORCUMUZ YOK”
* Bizim iki şeyle işimiz olmaz. İsrafla işimiz olmaz, ihanetle işimiz olmaz. Bizim hiç kimseye diyet borcumuz yok. Biz, sadece size borçluyuz. Biz, sadece vatandaşa borçluyuz. Bakın benim en büyük çabam, şu güzel çocuklara… Onlara layık olayım da Allah beni onlara mahcup etmesin, bana yeter. Bu kadar net. Ben, sadece 16 milyon vicdanlı, mert İstanbulluya teşekkür ediyorum. 31 Mart’ta ne kazanacak? Mertlik kazanacak, mertlik. Mertlik kazanacak, kumpas kaybedecek! Yalan kaybedecek! İftira kaybedecek! Particilik değil, belediyecilik yapanlar kazanacak. Bir avuç insan kaybedecek, 16 milyon İstanbullu kazanacak. Oyumuzu ve gücümüzü birleştireceğiz.
* İstanbul’un en büyük, en güçlü buluşmasını 31 Mart’ta sandıkta gerçekleştirmeye hazır mı Kasımpaşa? Şu ya da bu partinin değil, İstanbul’un zaferi için, İstanbullunun zaferi için birleşmeye hazır mı Kasımpaşa? Şu ya da bu ittifak değil, 16 milyonluk İstanbul’un ittifakı, halkın ittifakı, halkçı ittifakına hazır mı Kasımpaşa? İstanbul’un rotasını geri çevirmek isteyenlere, israf ve rant düzenini yeniden hakim kılmak isteyenlere biz ne diyeceğiz biliyor musunuz 31 Mart’ta? Sizi tarihe gömdük diyeceğiz, tarihe gömdük. Milletin bileğini bükemeyeceklerini bir kez daha görecekler. Ve bükemedikleri eli öpecekler. O el milletin eli.”
]]>
“ATATÜRK KENT ORMANI’NA, BÜYÜKDERE FİDANLIĞI’NA BAKIYORUM…”
Atatürk Kent Ormanı’nın eteklerinde konumlu parkta toplanan coşkulu kalabalığa seslenen İmamoğlu, “Atatürk Kent Ormanı’nı beğendik mi? Ben bazen diyorum ki, ‘Allah Allah, bunlar Atatürk Kent Ormanı’nı böyle metruk, kenarda, her tarafa açık, sahipsiz niye bırakırlar? Şimdi benim aklım ermiyor, niye bırakırlar? Bir yandan Büyükdere Fidanlığı’na bakıyorum. Yıllarca çürümeye bırakılmış. 250 bin metrekare, düşünsenize. Şimdi cıvıl cıvıl bir yer oldu. Bazen diyorum, ‘Allah Allah, bunları niye böyle bıraktılar?’ Acaba içine bir şeyler mi düşündüler? Yani bazen şeytanın aklına gelmeyen, bunların aklına geliyor. Böyle garip bir dünya. Şimdi bakın orada; pırlanta gibi. Bütün İstanbul öğrendi. Belki de İstanbul, tarih boyu bu ormanı ‘Atatürk Kent Ormanı’ diye anacak ve hiçbir zaman ismi, oradan eksik olmayacak. Ne mutlu bana” dedi.

“DÖNEMİMİZDE SARIYER, İSTANBUL’UN EN ÇOK HİZMET ALAN İLÇELERİNDEN OLDU”
“Bizim dönemimizde Sarıyer, İstanbul’un en çok hizmet alan ilçelerinden oldu” diyen İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
* “Sarıyer ilçesinde, yaklaşık 200 bin aileyi etkileyen, 200 bin insanımızı etkileyen, 55-60 yıldır çözüm bekleyen, tapu sahibi olmak isteyen hemşehrilerimizin tapu sorununu çözdük. Bu anlamda Sarıyerlileri, tapu sahibi yapmaya başladık. Hedefimiz, herkesi tapu sahibi yaparak, sorun yaşanan bütün mahalleleri kentsel dönüşümü teşvik etmek ve bütün hemşehrilerimizi yıllardır bu sorundan, bu beladan bir an önce kurtarmak. Yola çıktık, tam gaz devam edeceğiz. Bakın; Kocataş, Poligon, Çayırbaşı, Rumelihisarüstü, Sarıdağ, Kazımkarabekirpaşa, Reşitpaşa, Cumhuriyet, Emirgan, Çamlıtepe Derbent’in bir bölümü… Bu mahallelerin sakinleri, uzun yıllardır bu müjdeyi bekliyordu.
* Bugünden itibaren, Büyükdere Fidanlığı’nda bir ofis açtık. ‘İBB Arsa Satışı ve Başvuru Ofisi’ orada hizmete başlıyor bugünden itibaren. Son derece şeffaf, sağlıklı bilgilendirmeyle, belediyemiz bütün vatandaşlarımıza bilgi verecek, yardımcı olacak. Ben, bütün hemşehrilerimi, o saydığım mahallelerdeki bütün komşularımı, konuşmaya, oraya gelip oradaki arkadaşlarımızla birlikte paylaşmaya davet ediyorum. Bütün Sarıyer’in bu sorununu çözmenin onurunu, gururunu taşıyorum. Hayırlı uğurlu olsun.

“ONLAR, TEKRAR ESKİ DÜZEN GERİ GELSİN İSTİYORLAR”
* İstanbul’un tırnağına dahi zarar gelsin istemiyoruz ve getirmeyeceğiz. Onun için ‘İstanbul muhafızıyım’ diyorum. Hep birlikte muhafız olacağız. Bunu, onurlu bir vazife olarak, her birimiz omuzlarında hissetmeli. İstanbul’u muhafızıyız. Bu kadim şehirde, bu güzel şehirde, bize atalarımızın, dedelerimizin, ninelerimizin emaneti bu dünya güzeli şehirde yaşıyorsak, bu bizim için onurlu bir vazifedir. Karşımızdakiler farklı bakıyor. Onlar ne İstanbul’u ne de 16 milyon İstanbulluyu düşünmüyor. Onların başka dertleri var. İnanın düşünmüyorlar.
* Onlar, bir avuç insanın menfaatinin peşinde. Başta İBB’yi, Sarıyer’i ve diğer ilçeleri çok istiyorlar. Buralar onlar için kıymetli. Bakın insanı için değil ha, başka türlü kıymetli. Biliyorsunuz değil mi? Tedbirliyiz değil mi? Tedbiri elden bırakmayacağız değil mi? Onlar, tekrar eski düzen geri gelsin istiyorlar. Biz, millet için çalışıyoruz. Milletin parasını, millete veriyoruz. Onlar, bir avuç insan için çalışıyor. Aramızda büyük fark var.

“BİZ GERİ ADIM ATMAYIZ TAM YOL İLERİ GİDERİZ”
* Anne Kart, bunların akıllarına bile gelmezdi. Gelmedi de. Kreş açtılar mı bir tane? Açmazlar. Kent Lokantası. Vatandaşın hissetmezler, bilmezler. Hisarüstü’nü açtık. İnşallah sayısını çoğaltacağız. Bakın, yurtlar. Bir çocuğu yatıracak yatak, yurt yapmaz mı? Yapmazlar. Onların derdi başka. Meydanlar… Bugün Eminönü Meydanı’nı açtık. Gidin bakın, pırlanta gibi, biblo gibi yaptık 15 yıldır çöplüğe dönen o alanı. 5 yılda yapamadıkları tramvay yaptık. Bitiremedikleri köprüleri yaptık, yeniledik. Alt geçitler, altyapı, İSKİ çalışmaları; hepsini bitirdik.
* Unkapanı Köprüsü’nden Mısır Çarşısı’na kadar 100 bin metrekare aralığı pırlanta gibi yaptık. Aynen Atatürk Kent Ormanı gibi. İşte biz onun için muhafızız. Bu tür yerlerden işgalleri kaldırdık. Zapt edenleri süpürdük, yolladık. Polisimizi bile kullanarak, polisle oradaki yıkımları engellemeye kalkıştılar. Üsküdar’ı hatırlayın. Ama biz, asla bir milim geri adım atmadık. Niye? Milletin hakkını, millete teslim edenleriz biz. Onun için biz geri adım atmayız. Tam yol ileri gideriz.

“HANİ BİR MECZUP VARDI YA, ATA’MIZA HAKARET EDEN…”
* Onların işleri güçleri başka. Makam mevkii de bu şekilde yorumlamazlar. Kaçak kafeleri de bir avuç insana verirler. Bakın; 100 bin gencimize burs verdik değil mi? ‘Allah’ıma bin şükür’ diyorum, verebildik. Daha fazla vereceğiz. 7 bin 500 lira verdik, bu sene 15 bin lira vereceğiz. Geçen, sahurdan sonra bir camiden çıkıyoruz, yanıma 15-20 tane genç yanaştı. KYK yurdundan sabah namazına gelmişler. 8-10 tanesi kulağıma eğilip, ‘Başkanım, bursunuzun son dilimi bugün yattı. Allah razı olsun’ dedi. Dünyanın en mutlu insanı oldum.
* Bu ne biliyor musunuz? Benim param değil, sizin helal paralarınızı, bereketli şekilde yönetip, doğru yerlere vermenin gururunu yaşıyorum. Sizin adınıza helali hoş olsun. Sizlerin parası bu. Annelerimizin cebindeki kart da sizin paranız, milletimizin parası. Zorda olanla paylaşıyoruz. O birileri var ya, lütuf verir gibi, lütufta bulunur gibi, sanki cebindeki para. Onlar o kadar ileri gidiyorlar ki. Bakın; makamları da eş, dost, akrabaya dağıtıyorlar. Hani bir meczup vardı ya, Ata’mıza hakaret eden; Sülale boyu devletin kurumlarında, sülale boyu. Bu nedir ya? Bu nedir? Biz, milletin evlatlarıyla yönettik, milletin evlatlarıyla bu şehri yönetmeye devam edeceğiz.
“HAKKINI ARAYANLARI YA GÖZALTINA ALIYORLAR YA YUMRUK ATIYORLAR”
* Deprem mağdurları için konut kurası çekildi geçenlerde. Yahu ne tesadüf, kurada milletvekiline çıkıyor. Allah’ım ya Rabb’im ya. O kuraya milletvekilini sokmayacaksın bile. ‘İlk Evim, İlk Arsam’ kampanyasının kurası çekiliyor. Arsa bunların milletvekiline çıkıyor. Bak sen. Üstelik kampanyaya katılma şartı nasıl? Asgari ücrete sahip olacaksın ki, katılabilesin. Adamın milletvekili maaşı var ve yine arsa onlara çıkıyor. İşte onların düzeni, bu şekilde. Biz İstanbul’da o düzeni yerle bir ettiğimiz için dayanamıyorlar. Onun için çark diyorlar. Hakkını arayan vatandaşa ise ne yaptı? ‘Hakkını arayan, gelsin yüzüme haykırsın’ dedi. Hakkını arayanları ya gözaltına alıyorlar ya yumruk atıyorlar. Öyle değil mi?
* Televizyonda izlediniz. Yumruğu atan da kim? TOKİ Başkanı. Allah, akıl versin sana. Atatürk’ün bize emaneti, Cumhuriyet o kadar değerli ki. Niye biliyor musunuz? Bizleri eşitledi. Hepimizi eşitledi. Şimdi ben İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’yım ya; yok hiçbirinizden farkım. Ben her birinizle eşitim. Hatta ben, size hizmet etmek için yola çıkmış ve sizin oyunuzu almışsam, benim boynum hafif bükük olacak önünüzde. Çünkü, Cumhuriyetin yöneticisi haddini bilecek, haddini. Had bildiren yöneticilerin devri bitti. Atatürk’ten Allah razı olsun. O devri bitirdi. O biteli 100 seneyi aştı. Onun için egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.
“BU KONULAR KONUŞULMASIN DİYE, HER TÜRLÜ İFTİRAYI, KUMPASI ÜRETİYORLAR”
* Bunlara oy verenler vatansever, oy vermeyenler vatan haini. Hadi oradan işinize. Hadi oradan. Onun için, bütün bu konular konuşulmasın diye, bizler hakkında her türlü iftirayı, kumpası üretiyorlar. Ama o da yetmez. Millet zaten yiyemez. Onlar vatanseverliğimizi, inancımızı sorgularlar. Milyonlarca vatandaşımızı, milyonlarca insanımızı ‘vatan haini’ ilan ederler, yaftalarlar. İktidar sözcüleri, muhalif sesleri ‘terörist’ ilan eder, ‘hain’ gibi ifadelerle itham etmekten çekinmezler. Farklı siyasi partilere gönül veren vatandaşlarımızın arasına nifak sokmaya çalışırlar.
* Hatırlayın; bu tahrikler, bu ayrıştırma, bu düşmanlaştırma çabaları sonucunda, daha geçen seçimlerde Ordu’da, Gülyalı’da gencecik bir delikanlımızı kaybetmedik mi? Daha geçen yıl, mayıs seçimleri arifesinde. Tabii hemen unutuyoruz sevgili dostlar. Ateş düşen yer, o ev, o hali onu unutabilir mi? Onun için bunlara, bu kötülüğü yapmalarına hep birlikte fırsat vermeyeceğiz. Hep birlikte vermeyeceğiz. Bunlar o kadar iftira atıyorlar, seçim bittikten sonra ne diyorlar? ‘Söylediğimiz şey hukuki değil, ama siyasiydi!’ Birinin evladı ölmüş, hiç oralı bile olmazlar. Seçim kazanmak için onlarda tek kural var: Seçim kazanana kadar her yol mubah. Bu anlayışa hep birlikte son vereceğiz. 31 Mart’ta, bu anlayışı tarihe gömeceğiz.
“BEN NİYE BU KADAR CESUR KONUŞUYORUM?”
*Niye bu kadar cesur konuşuyorum? Arkamda millet var, millet. Onlar, onlar niye suskun suskun, ‘pıt pıt’ konuşuyorlar. Onların arkasında bir kişi var. Onlar cümlenin iznini bile oradan alıyorlar. Biz, sizi temsil ediyoruz. En zor şartlarda dahi, millet sevgisiyle mücadeleye de devam edeceğiz. Mücadelemizin sahası bu kadar derin ve önemlidir. Sadece İstanbul için değil, Türkiye için de çok değerli ve önemlidir. Büyük mücadele veriyoruz sevgili hemşehrilerim. Sarıyer için veriyoruz, İstanbul için veriyoruz. Buradaki kazanımlarımız, Cumhuriyet ve demokrasi kazanımlarıdır; unutmayın. Onun için bu mücadelemiz, partiler ötesi bir mücadeledir. Onun için büyük bir ittifakla seçime gidiyoruz.
* Seçimin son gününe kadar bu ittifakı büyüteceğiz. Öyle bir büyüteceğiz ki, şaşıracaklar. Bu milletin o vicdanına, o adalet duygusuna şaşıracaklar. Ben size söyleyeyim. Vallahi billahi, ben oyunu almasam da 16 milyon insanın gönlünü kazandığıma inanıyorum. Hiç kimsenin evladını ayırmadık. Hiçbir anneyi birbirinden ayırmadık. Hiçbir öğrenciyi birbirinden ayırmadık. Allah şahit. Kullar da şahit. O bakımdan sevgili Sarıyerliler, önümüzdeki mesele, işte bu kadar büyüktür. Bu seçim, İstanbul’a sahip çıkma seçimidir. İstanbul’un kendini yağmaya karşı müdafaa etmesinin seçimidir.
“EĞER İSTANBUL KAYBEDİLİRSE, EĞER SARIYER KAYBEDİLİRSE…”
* Riski görmemiz gerekiyor. Eğer İstanbul kaybedilirse, eğer Sarıyer kaybedilirse, bu sadece bizim değil, tüm Türkiye’nin direncinin, bağışıklık sisteminin zayıflaması anlamına gelir. Bu işler, bu yol, kişisel duygulardan ve taleplerden beslenmez. Beslenemez, beslenmemeli. Bunu kabul etmiyorum. Bu yol, kişisellikten uzaktır; uzak olmalıdır. Çünkü ulaşılması gereken menzil, bir kişinin değil, 16 milyonun, hatta Türkiye’nin, 86 milyonun ortak menzilidir. Öyle değil mi? Bu yolun en büyük taşıyıcısı neresi? İstanbul’dur. Öyle değil mi? İstanbul kadar da Sarıyer’dir. Öyle değil mi sevgili hemşehrilerim? Şimdi burada ben sizinle dertleşeceğim. Benim sesimi herkes duysun.
* Şükrü Genç Başkanım, benim ağabeyimdir. Allah’ın izniyle de hep öyle kalacaktır, onu söyleyeyim. Benim ağabeyimdir. Bakın; 2009’da, 2014’te, 2019’da benim partim, CHP, Şükrü ağabeyi aday yaptığında, o zaman da kırılan, gücenen olmuştur. Doğru mu? Kendine hak görerek, yapılmadığı için kızan da olmuştur, öfkelenen de olmuştur. Öyle değil mi? Haksızlığa uğradığını düşünmüştür. Öyle değil mi? Elbet. Bu çok doğal süreçtir. Bugün de kırılanlar olduğu gibi. Ama bunun çözümü, duygusal eylemlere girmek değildir.”
“BU YOLA YENİ GÖNÜLLER FETHETMEK İÇİN ÇIKTIK”
* Hele hele şimdi, hele hele şu anda, biz bu yola, kendi içimizde gönüller kırılsın diye değil, biz bu yola yeni gönüller fethetmek için çıktık. Bu yolda geride bırakılacak tek bir yurttaş, tek bir oy dahi yoktur. Bölünmek ve ayrışmak, sadece bir kişinin işine gelir. Biliyorsunuz değil mi o bir kişiyi? Onun için buradan size, sizin nezdinizdeki bütün Sarıyerli hemşehrilerime sesleniyorum: Oyunuzu bölmeyin. Anlaştık mı? İstanbul’un büyük ittifakında birlikte olacağız. Öyle değil mi? Partiler ötesi bu büyük ittifakın, bir parçası olacağız. Öyle değil mi? O zaman Sarıyer’de, Cumhuriyet Halk Partisi adayımız Oktay Aksu’yu destekleyeceğiz. Allah’ın izniyle, geçtiğimiz 5 yıl Sarıyer’e çok güzel işler başardık, bu 5 yıl onu da ikiye katlayacağız birlikte. Hep birlikte kenetlenelim. Tamam mı?
* Sarıyer, kenetlenmeye hazır mı? Hep birlikte gelin İstanbul’da, Sarıyer’de, yağmaya, ayrıştırmaya, düşmanlaştırmaya karşı bir birlik ve demokrasi hattı kuralım. Bunu kuracağız. Bakın; bu demokrasi birliğine, beraberliğine asla bir gedik açmayacağız. Müsaade etmeyeceğiz. Bana söz veriyor musunuz? İnşallah bütün mahallelerdeki tapu sorunlarını çözerek, diğer sorunları da hallederek, önümüzdeki dönem kentsel dönüşüm noktasında Oktay Başkan’la, Sarıyer’den başlayarak bütün İstanbul’da devrim yapacağız.”
]]>Tören ile Eminönü Meydanı ve Unkapanı arası çevre düzenlemesinin, Ragıp Gümüşpala Caddesi düzenlemesinin, Ali Paşa Sarayı zemin altı otoparkının, Sarayburnu Arkeoparkı’nın, Tekfur Sarayı Yaşam Parkı’nın açılışlarını gerçekleştirilirken, Reşat Nuri Sahnesi’nin de temeli atıldı.
“GIKLARINI ÇIKARAMADILAR”
Fatih ilçesine verdikleri hizmetleri anlatan İmamoğlu şunları söyledi:
-Yıllardır bu tempoyla çalışıyoruz. 2 yıl önce, ‘150 günde 150 açılış’ diye duyuru yaptığımızda, şöyle bir şey düşündü herhalde bize rakip olan anlayış.
-‘Evet, atıyor’ falan dediler. Sonra baktılar ki, bunlar gerçekten bayağı iş bitirmişler, bayağı temel atıyorlar. Gıklarını çıkaramadılar. Bizden önceki dönemden çok daha az parayla hem de yaptık.
-Onlardan misli misli fazla iş başardık. Bunun aslında anlamı; İstanbul’a bereketi getirdik, bereketi.
-Bunlar, İstanbul’un bereketini kaçırmıştı. Sonuçta ne oldu biliyor musunuz? Onlar anladılar ki; biz bu adamla ve bunun ekibiyle, bu anlayışla boy ölçüşemeyeceğiz. Belediyecilikte bunlarla yarışamayacağız. Pes ettiler, pes. Er meydanından kaçtılar. Ne yapmaya çalışıyorlar?

-Kumpas meydanına çekmeye çalışıyorlar. Onlar, 31 Mart 2019’da da seçimi kaybedince, yine er meydanından kaçtılar. Seçimi iptal ettiler. O zaman ne oldu?
-Milletimiz bu sefer, tam 806 bin kez tuş etti. Şimdi kurgulardan, kumpaslardan, kışkırtmalardan medet umuyorlar. Seçim günü yaklaşınca göreceksiniz, daha yeni numaraları var. Bugünden itibaren 12 gün kaldı seçime. Şimdi 12 günde ne yapacaklar? Ekrem’i nasıl ederiz?
-Nasıl kumpaslar yaparız? Nasıl yalanları uydururuz? Mektup mu yazdırırız? Yeni montajlar mı yaptırırız? Kurgular mı yaparız? Yahu, isterseniz gidin Hollywood’da film çevirin, bu milleti aldatamazsınız kardeşim.
-Bu işler onların uzmanlığı ama ben şunu çok iyi biliyorum. Milletimiz bunu çok güçlü şekilde ispat etti. Milletin vicdanı karşısında hiçbir güç duramaz. Ben, 86 milyon insanımın da 16 milyon İstanbullunun da vicdanına kurban olayım.
“FATİH SULTAN MEHMET DE BİZİM, ATATÜRK DE BİZİM”
Atatürk’ün ilk yapılan anıtının bulunduğu Sarayburnu Parkı’nın 10-15 yıl boyunca şantiye halinde bırakıldığını, çöplük gibi olduğunu belirten İmamoğlu, şöyle konuştu:
-Yani bir insanın tarihine, geçmişine bu kadar ilgisiz olması… Mustafa Kemal Atatürk’ün ilk yapılan anıtı orasıdır. ‘Acaba niye unuttular’ diye, insan düşürmeden edemiyor. Değerlerine bu kadar uzak duran ve sinsice birtakım hususlara yorum yapan bir yönetimi, ben bir daha görmedim.

-Tarihimizin tamamı bizim. Tarihimizin geçmişinden bugüne her anı, her kişisi bizim; eksiğiyle, yanlışıyla, zaferleriyle kutlamalarıyla, bayramlarıyla. Fatih Sultan Mehmet de bizim, Kanuni Sultan Süleyman da bizim. Mustafa Kemal Atatürk; bizim. Hepimizin. Onun için biz, tarihine saygıyla bakarak, bu alanların düzenlenmesine büyük önem verdik” diye konuştu.
“İHANET ŞEBEKELERİNİ YERE SERDİK”
İmamoğlu şöyle devam etti:
-5 yılda, Fatih’te ve tüm İstanbul’da, bizden önce 25 yıl İstanbul’u yönetenleri biz ne yaptık biliyor musunuz?
-Burayı ihmal ettikleri için, burayı yok saydıkları için, hepinizin huzurunda onları güzelce bir tuş ettik. Belediyecilikteki üstün becerimizle ve performanslarımızla onları tuş ettik. İcraatla, hizmetle yatırımla tuş ettik.
-İstanbul’u talan eden, israf ve ihanet şebekelerini yere serdik. Biz ne yaptık biliyor musunuz? Milletin parasını, millete verdik. Milletin parasını millete verdikçe, o bir avuç insanın gücü azaldı. Biz, bu şehirde işgallere, ihmallere son verdik. İsrafa, ranta, haksız kazanca son verince, israf ve ihanetin şebekelerinin nefesi kesildi.
-16 milyon mert İstanbullunun vicdanına da adaletine de aklına da fikrine de oyuna da güveniyorum kardeşim. 31 Mart’ta, mertlik kazanacak.Particilik değil, belediyecilik kazanacak. Partizanlık değil, dürüst ve ahlaklı yönetim kazanacak. Bir avuç insan kaybedecek, 16 milyon İstanbullu kazanacak.

5 AÇILIŞ 1 TEMEL ATMA
İmamoğlu, konuşmasının ardından CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, CHP Parti Meclisi üyesi Mahir Yüksel, CHP Fatih Belediye Başkan adayı Mahir Polat ve usta sanatçı Zihni Göktay’ı platforma davet etti.
Çekilen anı fotoğraflarından sonra, Eminönü Meydanı ve diğer hizmetler resmen hizmete girmiş, Reşat Nuri Sahnesi yeni binasının da temeli atılmış oldu.
]]>İmamoğlu, Kağıthane’ye gelmeden önce Fatih’te atanamayan genç bir öğretmenin kendisinde bu konuda destek istediğini anlatarak “Bu atanamayan öğretmenler ve mülakat meselesinde sözler tutulmadı. Hala mülakat sisteminin varlığı toplumun adalet duygusunu yok etti. Özellikle kıymetli öğretmenlerimiz bu konuda çok siteamkar ve çok öfkeli. Lütfen bu işi çözün. Bırakın İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’yla uğraşmayı atanamayan öğretmenlerin dertlerini çözün” dedi.

İSTANBUL İTTİFAKI VURGUSU
Gücünü annelerin dualarından, iyileştiricilikten, birleştiricilikten aldığını vurgulayan İmamoğlu “Kimseyi karşıt görmemekten, herkesi bizden görmekten, biz biriz, birlikteyiz demekten gücümüzü alıyoruz. Kimseyi ayrımcılık yaparak tarifleniyoruz. Herkesi bizim asil vatandaşımız olarak görüyoruz. Ve bunu yürekten söylüyoruz. Onun için biz çok güçlü İstanbul ittifakıyız, halkın ittifakı. Bu ittifak çok güzel işler başardı, başarmaya devam edecek” diye konuştu.

“İSRAFÇILAR GİTTİ, İCRAATÇILAR GELDİ”
İmamoğlu, 5 yıllık görev süreleri boyunca hizmet verirken kimseye partisini, etnik kökenini, yaşamını veya tercihlerini sormadıklarını belirten İmamoğlu “Sormadan 650 bin annenizin cebine Anne Kart koyduk. Sormadan Halk Sütü dağıttık. Sormadan kreşlerimize çocuklarımızı davet ettik. Kimseye sormadan 100 bin gencimize burs dağıttık. İsrafçılar gitti, icraatçılar geldi. Rantçılar gitti, halkçılar geldi. Hem de cumhuriyetin, Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden giden halkçılar geldi” diye konuştu.

“ONLAR PAZARA GİDEMEZ”
İmamoğlu şöyle devam etti:
“Enerjimizin kaynağını merak edenlere şöyle deyin; Ekrem İmamoğlu’nun enerjisinin kaynağı çarşılarda, esnafın yanında. Ekrem İmamoğlu’nun enerjisinin kaynağı güzel annelerimizle konuşurken. Halkın sevgisinden enerjimizi alıyoruz.
Ama onlar bunu anlayamaz. Niye biliyor musunuz? Çarşıya gidebilirler mi onlar? Pazara gidebilirler mi? Esnafa selam verebilirler mi? Gidemezler. Yüzleri yok. Sorulara cevapları yok. Tembeller, çalışmıyorlar.
Allah aşkına çalışsalar bu ülkede emeklilerimiz bu kadar mağdur olur mu? İşsizlik bu kadar yüksek olur mu çalışsalar? Onlar çalışmıyor ama biz İstanbul’daki görevimizi keyifle, gururla yerine getiriyoruz.”

“YÖNETİM KALİTESİ BİZDE, ONLARDA KALMADI”
Kağıthane’nin İstanbul’un kalbinde olduğunu dile getiren İmamoğlu “Siz bunu yaşayamıyorsunuz, yaşayamadınız. Çünkü burayı yönetenler durumu idare ettiler. Burayı merkez bir alan halinde dururken hiç buranın o duygusunu bu insanlara yaşatmadılar. Yakınınızdaki komşu ilçelerde ne kadar zenginlik var ise size fakirlik olarak yansıdı. Fakirlik, yoksulluk sadece cebinizdeki para değil. Yaşam kalitesinden bahsediyorum. Buradaki insanların şehirden keyif almasından bahsediyorum. Huzurlu olmasından bahsediyorum. Kağıthane’nin bu huzuru, bu keyfi yaşamak için yönetim kalitesine de ihtiyacı var. Yönetim kalitesi kimde? Bizde. Onlarda yok, kalmadı” dedi.

“TALİMATIN NEREDEN GELDİĞİNİ BİLİYORSUNUZ”
İmamoğlu şöyle devam etti:
“Onlara talimat ne gelirse onu yaparlar. Nereden geldiğini biliyorsunuz değil mi? Söylememe gerek var mı? Aranızda ‘ben merak ediyorum kimmiş?’ diyen var mı? Hep biliyorsunuz.
Tonguç başkan, buraya belediye başkanı olduğunda kimden talimat alacak? Milletten, komşularından… Kağıthane’deki bir değişim nedir biliyor musunuz? Bırakın İstanbul’u Türkiye’deki büyük ve güçlü değişimin, halkçı değişimin, demokrat değişimin, özgürlük dolu bir değişimin kaynağıdır.”

“HASTANEYİ İBB DEĞİL BAKANLIK APAR TOPAR KAPATTI”
Rakibi Murat Kurum’un Kağıthane’de katıldığı bir etkinlikte İBB’nin buradaki hastaneyi kapattığına ilişkin iddiasına da yanıt verdi. İBB’ye ait binadaki hastanenin Sağlık Bakanlığı tarafından bina riskli olduğu gerekçesiyle haber bile verilmeden apar topar taşındığını aktaran İmamoğlu şunları söyledi:
“Bakın size söyleyeyim; yolda gelirken birisi demiştir ki ona ‘Kağıthane’de bir hastane var. O hastaneyi biz taşıdık. Ama aslında biz taşımadık.’ Kafası karışmıştır. Yani şöyle demişlerdir ona; ‘ Sen kısa yoldan git de ki CHP bu hastaneyi taşıdı de.’ O da çıkıp bunu demiştir.
O kadar riyakarlık var ki ruhlarında bir yalan üzerinden Ekrem İmamoğlu’nun, mensubu bulunduğu Cumhuriyet Halk Partisi’ni karalamak için yalan konuşuyorlar. Çıkarken haber bile vermemişler. Apar topar bir hafta sonu kaçar gibi öbür hastaneye kaça kaça gitmişler. Ben gazetede öğrendim.
Arkadaşlarımı aradım, iki gün sonra o binaya geldim. Terk edilmiş bir bina gibi. Yahu bunlarda devlet görgüsü de yok. İnsan etrafını toplar. Taşınırken halka, çevresindeki eczaneye, esnafa haber verir. Ama bunları biz yaparız, onlar yapmaz.
Çünkü biz halkı dert ederiz. Halkı düşünürüz. Onlar ne yapar biliyor musunuz? Bir yerden talimat geldi ya, kaça kaça giderler. Ama ne yaptınız biliyor musunuz halk olarak? Onları dize getirdiniz. Şimdi niye diyorlar ‘oraya gelmek istiyoruz’ biliyor musunuz?
İşin içinde oy var oy. Oy olmasa var ya sizi duymazlar. Bak bunlar, seçimden sonra onu unuturlar. Nasıl unutmazlar biliyor musunuz? Onlara Kağıthane’de bir ders verin. Kağıthane’de seçimi siz kazanın, millet kazansın. Belediye başkanı Tonguç Çoban olsun, o hastane koşa koşa oraya gelecek. Onların dediğini yaparsanız değil, dediğini yapmazsanız değerli olursunuz.”
EMEKLİLERİN FERYADINI DUYURDU
Emeklilerin kendisine aktardığı şikayetlerini de anlatan İmamoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bize canım emeklim geliyor diyor ki; ‘Ben 5 evladıma 5 daire yaptım. Şimdi emekli oldum, bu devlet, bu hükümet beni 5 evladına muhtaç bir adam yaptı’.
Bundan daha büyük feryat, bundan daha acı bir baba feryadı olmaz. Bunu duymayan akıl, o akıl. Ama bunu duyarak, İstanbul’da emekliye nasıl katkı sunabilirim diye arkadaşlarıyla gece gündüz düşünen akıl da halkçı Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarıdır.
Onun için bu feryadı yapan emekliye 10 bin lira pazar desteği vereceğiz. O aileye her gün Halk Ekmek’ten bir ekmek desteğini vereceğiz.
O aileye eğer binaları dönüşüyor ve emekliyse 9 bin lira kira desteği vereceğiz. Depreme dayanıksız evinin dönüştürmesi için inşaat maliyetinin yüzde 65’ini biz karşılayacağız. Mesele insanını sevme meselesi.
Onun için kreş açtık, süt dağıtıyoruz. Sosyal yardımları bütçede tam 6 kat arttırıyoruz. Siyaset yapmıyoruz, halkımıza hizmet ediyoruz.
Onlar için siyaset amaç, parti amaç. Partilerinin liderini kutsallaştıran anlayış. Bizim kutsalımız, bizim insanımız. Bakın Ramazan ayında söylüyorum. Biz insanımızı yaratandan ötürü seviyoruz.”
“ONLAR TAM GAZ GERİ, BİZ TAM YOL İLERİ”
İmamoğlu konuşmasını “İhmalleri, ihanetleri tarihe gömmeye hazır mıyız? Kanal İstanbul’u tarihe gömmeye hazır mıyız? Atom karınca bile bizi geçemez. Bunlar, bizi seyrederken bile yorulacak, yerlere serilecekler. Allah, bu kardeşinizi ve Tonguç Çoban’ı mahcup etmesin. Ben onları da bıraktım kendi hallerine. Allah onları ıslah etsin. Allah onları affetsin, Allah onlara akıl versin. Yolumuz açık olsun. Onlar tam gaz geri, biz tam yol ileri” sözleriyle tamamladı.
]]>“25 YIL ANKARA’YI YÖNETTİNİZ, BU KANALİZASYON KAPALIYDI DA BİRİSİ Mİ AÇTI?”
Burada konuşan Yavaş şunları söyledi:
* “Her yıl gittiğim yerde söylüyorum; şehir girişindeki çıkışındaki kapıların o estetikten yoksun kapıların kime ne faydası var, hangi insana faydası var hangi Ankaralı’ya faydası var? Bugünkü maliyeti 350-400 milyon lira. Bunun yerine yıllardır suyu çok pahalı satıp Ankara’nın 232 köyünde, mahallesinde, kanalizasyon açıktan akarken yüzlerce köyde su yokken paraları buraya aktarmak hangi anlayıştır? Şimdi sayın rakibim de televizyona çıkmış ‘Ankara’nın merkezinde Tulumtaş köyünde kanalizasyon hala yok’ diyor. Muhtar da hemen kendisini yalanladı büyükşehir yaptı diye.
* Siz 25 yıl Ankara’yı yönettiniz. Bu kanalizasyon kapalıydı da birisi mi açtı? Buralarda su vardı da birisi mi kesti? Yıllardır ne işlerle uğraştınız? Ancak göz boyayan işlerle uğraştınız. Yerin altındaki yapılan yatırım görünmezliği, insanların sağlığını hiçe saydınız. İnsanların en hayati ihtiyaçlarını hep görmezlikten geldiniz. İşte aramızdaki fark, aramızdaki belediyecilik anlayışı budur.

“EMEKLİLERİMİZ İÇİN DE BİR MÜJDEMİZ VAR”
* Her gittiğimiz yerde yapılan tesislere yaptığımız masrafı da açıklıyoruz. Bugün bu açılışını yapacağımız tesis 8 milyon lira maliyette gerçekleştirildi. Dünkü Yapracık’taki Aile Yaşam Merkezimiz de 55 milyon liraya mal edilmiştir. Önümüzdeki dönemde buraları kullanacak emeklilerimiz için de bir müjdemiz var. Önümüzdeki dönemde inşallah ‘Emekli Meclisi’ kuracağız. Yani emekli vatandaşlarımızın belediyelerinden beklentilerini tam olarak ölçüp onlara daha iyi hizmet etmek için ‘Emekli Meclisi’ni kuruyoruz ve bu meclisin içerisine belediyemizden beklentilerini bildirecek şekilde komisyon üyeleri ve meclis başkanı seçilecek. Aynen kent konseyinde olduğu gibi onları bir şekilde karar alıp bize gönderecekler. İnşallah biz de belediye meclisinden onların talep doğrultusunda kararlarımızı alacağız. Bu ister fiziki mekanlar olabilir ya da emeklilerimizin günlük hayatını kolaylaştırıcı bizim göremediğimiz ne tür talepler olursa onlar hakkında karar vermek olacaktır.
“NİYE 1 NİSAN DİYORSUNUZ? ELİNİZDEN TUTAN MI VAR?”
* Bugün yine cep telefonlarınıza mesaj geldi. Otobüsler emeklilere bedava olacak diye. Bir sürü saydırıyorlar. Şimdi her şeyden önce bu otobüslerdeki ücretsiz binme işine kararı Cumhurbaşkanlığı veriyor. Yani daha önceden bir kanunla bunu iktidar olduktan sonra getirdiler. Dolayısıyla belediyenin bir yetkisi yok. Belediye meclisinin de bir yetkisi yok. Sayın Turgut Altınok siz hükümete mensup bir belediye başkanısınız. Bu verdiğiniz vaat Sayın Cumhurbaşkanı’nın bugün akşam yayınlayacağı bir kararnameye bağlı. Niye 1 Nisan diyorsunuz? Elinizden tutan mı var vaatlerinizi? Yapıp geçsenize neyi bekliyorsunuz? Artık kaybedeceklerini anlayınca ne yapacaklarını şaşırdılar. Bol keseden vaatler aynen devam ediyor.
* Şimdi İstanbul’daki adaylar için bir şey demiyorum yetkisi yok ama sizin vadettiğiniz şeylerden birçoğunu şu anda Keçiören Belediyesi’nde niye uygulamıyorsunuz? Türkiye’de aramızdaki belediyecilik anlayışının nereden kaynaklandığını söyleyeyim. Dün mesela Altındağ’da belediye işçileri grev yaptılar. Hani ikide bir büyükşehir batık diyorlar. Halbuki kredisi en yüksek belediyenin biz olduğunu açıkladık. Aslında burada bizde olmayan belediyelerin hepsi batık haberiniz olsun ilçe belediyelerinin.
* En güzel örneği ne oldu? Dün Altındağ Belediyesi işçilerin ödeneklerini ödeyememiş. Onlar da gittiler Altındağ Belediyesi’nin önünde başladılar gösteri yapmaya. Diğerlerinde de aynı. Onları inşallah yeni belediye başkanlarımız seçildikten sonra halka gösterip teşhir edecekler. Ve ne oldu biliyor musunuz? Şimdi o işçiler Altındağ Belediyesi’nin işçisi diye ben seyretmedim. Haber gönderdim kendilerine. Akşam iftar yemeği, çay, kahve ve sahurda da aynı şekilde yemek göndermek suretiyle nerede darda olan insan varsa büyükşehirde emeğin yanında. Benim için fark etmiyor. Herhangi birisi benden talepte bulunsun yetiyor.
“AÇIKLAYINCAYA KADAR DEVAM EDECEĞİM”
* Bütün Türkiye’de bütün belediye başkanlarının başı dik gezsin istiyoruz. Bunun yolu nedir? Şeffaflıktır, açık ihalelerdir, hesap vermektir, ortak akılla kenti yönetmektir. Dolayısıyla biz dedik bir öncü olalım büyükşehir belediye başkanı olarak. Mal beyanımız 2019’da göreve başlarken neymiş şimdi ne olmuş ortaya serdik. Ve bütün büyükşehir belediye başkanı adaylarına dedik ki siz de çıkarın. Çünkü sizler de uzun süredir kamu görevi yapıyorsunuz. Ses yok. En son ‘Mallar bana ait değil hepsi Allah’a ait’ dedi, geçti. Bütün dünya Allah’a ait, hüküm veren o. Ama ben her yerde şunu söyledim; Ben beş yıldır belediye başkanlığı yapıyorum. Hakkımda yüzlerce şikayet edildi. Hep böyle iftiralar, tweetler üzerine müfettiş geldi. Bizim şikayetlerimiz hala bekliyor İçişleri Bakanlığı’nda. Ama neredeyse müfettişleri oturtacak yer bulamaz hale geldik.
* Bugüne kadar o kadar inceleme yapıldı ve sonuçlandı ki daha bir tane personelim benim savcılığa gitmedi. Dolayısıyla böyle bir örnekten yola çıkarak hepiniz mal beyanınızı açıklayın dedim. Hala yok. Açıklayıncaya kadar devam edeceğim. Halk parasını kullandırdığı insanların bu parayı ne yaptığını görmeli. Bizimkini web sayfasından görüyor. Onların parasıyla zenginleşip zenginleşmediğini görmeli. Ben beş yıldır hiçbir yere fotoğrafımı asmadım. Beş yıldır bir tane minibüs bir şoför bir korumayla gezdim. Ne çakarlı araç ne konvoy. O konvoyları sizin paranızla yapıyorlar. Ve bunun da hesabını vermiyorlar. İşte bunun hesabını öbür dünyaya bırakmak yok. Hepimizin inancı var mübarek gün. O hesabı sandıkta siz soracaksınız.”
]]>8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ MESAJLARI
Bugün, güçlü ve özgür kadınların, tüm dünyada eşitlik ve adalet için verdiği mücadeleyi kutluyorum. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nüz kutlu olsun!
Kadınların gücü, sevgisi ve fedakarlığı dünyayı daha güzel bir yer yapar. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nüzü en içten dileklerimle kutlarım.
Hayatın her alanında varlıklarıyla renk katan, güçleriyle ilham veren tüm kadınların gününü kutluyorum. Nice mutlu yıllara!
İçlerinde sevgi, şefkat ve güç barındıran tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü’nü kutlar, onlara sonsuz sevgi ve saygıyla selamlarım.
Kadınlarımız, toplumun temel taşlarıdır. Onların varlığı, hayatımıza anlam katar. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutlarım.
Kadınlar, sevgiyle büyüyen çiçekler gibidir. Her biri ayrı bir güzellik, ayrı bir değer katar hayatımıza. Dünya Kadınlar Günü’nüz kutlu olsun!
Dünya Kadınlar Günü, kadınların sadece bir gün değil, her gün hatırlanması gereken bir özel gündür. Sevgi ve saygıyla kutluyorum.
Kadınlar, yaşamın anlamını ve güzelliğini temsil eder. Bugün, tüm kadınların değerini bir kez daha hatırlayarak 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.
Dünya Kadınlar Günü’nü kutlarken, kadınların gücünü, zarafetini ve kararlılığını bir kez daha anımsıyor, onlara sonsuz saygı duyuyorum.
Dünyayı güzelleştiren, sevgiyle dolduran tüm kadınların özel günü kutlu olsun. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle selamlıyorum.

DAYANIŞMA VE DESTEK İÇEREN 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ SÖZLERİ
Varlığınızla dünyayı güzelleştiren tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!
Her alanda mücadele eden, ilham veren ve umut ışığı yakan tüm kadınlara selam olsun!
Dayanışma ve sevgiyle daha güzel bir dünya için omuz omuza yürümeye devam edelim. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!
Gücünüz, cesaretiniz ve sevginizle her daim ilham kaynağısınız. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!
Farklılıklarımızla bir araya gelerek daha güçlü bir yarın inşa edeceğiz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!

ANNEYE, EŞE, SEVGİLİYE, KARDEŞE, ARKADAŞA 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ MESAJLARI
Sevgili annem, her zaman yanımda olduğun ve bana güç verdiğin için teşekkür ederim. 8 Mart Dünya Kadınlar Günün kutlu olsun!
Canım kardeşim, her zaman desteğin ve sevgin için sana minnettarım. 8 Mart Dünya Kadınlar Günün kutlu olsun!
Sevgili arkadaşım, birlikte güldüğümüz, ağladığımız ve her zaman birbirimize destek olduğumuz için sana minnettarım. 8 Mart Dünya Kadınlar Günün kutlu olsun!
Güçlü ve cesur kadınlığınla bana her zaman ilham veriyorsun. 8 Mart Dünya Kadınlar Günün kutlu olsun!
Senin gibi bir hayat arkadaşı/eş/sevgiliye sahip olduğum için çok şanslıyım. 8 Mart Dünya Kadınlar Günün kutlu olsun!

GÜÇLÜ KADINLARIN, KADINLAR İÇİN ÖZLÜ SÖZLERİ
‘En zoru harekete geçme kararıdır, geri kalanı ise sadece kararlılık meselesidir.’ (Amelia Earhart)
‘İnsanlar söylediklerinizi ya da yaptıklarınızı unuturlar ama onlara neler hissettirdiğinizi asla unutmazlar.’ (Maya Angelou)
‘Sahip oldukların için şükredersen daha fazlası seni bulur. Sahip olamadıklarına odaklanırsan, zaten onlar da yetmemeye başlar.’ (Oprah Winfrey)
‘Soru kimin bana izin vereceği değil, kimin beni durduracağıdır.’ (Ayn Rand)
‘Ben pembeye inanıyorum. Ben gülmenin en iyi kalori yakıcı olduğuna inanıyorum. Ben öpmeye ve çok öpmeye inanıyorum. Her şeyin ters gidiyor gibi göründüğü zamanlarda güçlü olmak gerektiğine inanıyorum. Ben mutlu kızların en güzel kızlar olduğuna inanıyorum. Yarının başka bir gün olduğuna inanıyorum ve mucizelere inanıyorum.’ (Audrey Hepburn)
‘Kendi bedenine sahip olmayan ve bedenini kontrol edemeyen bir kadın özgür değildir. Ve hiçbir kadın bilinçli olarak anne olup olmamayı seçene kadar kendine özgürüm dememelidir.’ (Margaret Sanger)
‘Kadınlardan yalnızca birer hanımefendi gibi bahsetmenizden, onların aslında rasyonel varlıklar olduğunu anlamamanızdan nefret ediyorum. Hiçbirimiz hayatlarımız boyunca sakin sularda yüzmek istemeyiz.’ (Jane Austen)
‘Tanıştığım her erkek beni korumak istiyor, neyden korumak istediklerini anlamıyorum.’ (Mae West)
‘Kadınların erkek korumasına ihtiyacı yoktur ama kendini korumayı öğrenmeye ihtiyacı vardır.’ (Susan B. Anthony)
“Kadınların başarılı olamayacağını düşünen sizlere şunu söylemek isterim: İngiliz hükümetini bu pozisyona getirmeyi başardık. Hükümet artık şu alternatifle yüzleşmek zorunda: Kadınlar artık ya öldürülecek, ya da oy kullanacak.” (Emmeline Pankhurst)
]]>EN ÇOK SURİYELİ İSTANBUL’DA
Suriyelilerin yüzde 70’inden fazlası kadın ve çocuklardan oluşuyor. Yaş ortalamaları ise 22. En çok Suriyeli İstanbul’da yaşıyor. 530 bin Suriyelinin yaşadığı İstanbul’u sırasıyla 428 bin Suriyelinin yaşadığı Gaziantep, 285 binle Şanlıurfa takip ediyor. Hatay ve Adana da geçici koruma kapsamındaki Suriyelilerin en çok tercih ettiği illerden.
Geçici korumayla Türkiye’de olan Suriyelilerin sayısı 3 milyon 158 bin olarak kaydedilse de kayıtsız, kaçak olarak Türkiye’de yaşayanlar da var. Tam sayı bilinmemekle birlikte birçok kişiye göre açıklananın iki katı kadar Suriyeli, Türkiye’de bulunuyor.
“YARDIM SADECE KIZILAY’DAN ”
Sığınmacı dosyasının ikinci bölümünde Suriyelilerin yaşadığı mahallelere girdik. 6 senedir Tarlabaşı’nda yaşayan Muhammed Gines, Halep’teki evlerine roket düşmesinden sonra tüm ailesini kaybeden ve Türkiye’ye gelen Suriyelilerden biri. En önemli probleminin iş bulamamak olduğunu belirten Gines, “Arıyorum ama kimse kabul etmiyor beni. Harçlık için çalışmak istiyorum. Bu kadar. Fazla para istemiyorum yani” dedi. Devletin bir kurumunun para verip vermediğini sorduğumuzda ise yanıtı şu oldu: “Yok vermiyor. Sadece Kızılay’dan destek alıyoruz.”
Gitmek istiyordum geç kaldım
Sufuk ise tezgahtarlık yapıyor. 2013’ten beri İstanbul’da. Kurtuluş’ta yaşıyor. Sufuk, özellikle ırkçılıktan şikayet etti: “Irkçılık var, yaşadık mı yaşadık. İyi insanlar var kötü de var. Bizde de var sizde de var.”
Sufuk, asgari ücretle çalışıyor. Fazla satış yaptığında prim alıyor. Suriye’de petrol mühendisliği okuyordu ama burada üniversiteye devam edemedi: “Burada mühendislik okumak için 3 bin dolar alıyorlar. Yapamadım. Nasıl yaşayacaksın, ne yiyeceksin? Yapamadım sonuçta.”
Sufuk, Avrupa’ya gitmek istediğini fakat bunun için de geç kaldığını düşünüyor.
BATI ÖVÜYOR, VATANDAŞ TEPKİLİ
Suriyeliler Aksaray, Esenyurt, Beyoğlu birçok yerde de restoran, market gibi işletmeler açmış durumda. Geçici değil artık bu mahallelerde kalıcılar.
Batı da Erdoğan’ın göç politikası ve geri kabul anlaşmasını övgüyle karşılıyor. Son olarak Macaristan Başbakanı Viktor Orban, “Erdoğan Avrupa kıtasını kurtardı” ifadelerini kullanmıştı. Batı, Erdoğan’ı övüyor fakat vatandaşlar duruma tepkili.
Aksaray’da mikrofon uzattığımız Fesih Oduncu, özellikle bu bölgede kendilerinin yabancı kaldığını belirterek “Onlar burayı işgal etmiş gibi. Şu anda Aksaray bölgesi onlarda. Biz yabancı kaldık. Gönderilmeliler bence. Benim insanlarım burada aç perişan gezerken her tarafı aldılar” dedi.
“TÜRKLERİN DÜKKANI KALMADI”
Aksaray’da yaşayan Bahadır Kabakçı “Şu an burası küçük Arabistan gibi” ifadelerini kullandı. “Bizim kültürümüz farklı, onların kültürü farklı” diyen Kabakçı, “Durumu görüyorsunuz Türk dükkan bile kalmadı. Otelleri bile Araplar almış. Gönderiyoruz diyorlar ama İstanbul’dan alıyorlar Antep’e götürüyorlar, Mardin’e götürüyorlar. Onlar da geri geliyorlar” diye konuştu. Kabakçı, “Kiraları da bu durum arttırıyor. Zaten ekonomik durumumuz belli” dedi.
İstanbul Valiliği, geçen yıl ekim ayında bir açıklama yapmış, İstanbul ili dışında kayıtlı olmasına rağmen İstanbul’da ikamet eden geçici koruma kapsamındaki Suriyelilere süre tanımıştı. Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da benzer bir uygulamayı 2019’da yapmıştı. Fakat Suriyeliler kayıtlı oldukları illere gitse de İstanbul’a dönebiliyorlar.
“İKTİDAR BUNUN FARKINA VARACAK”
Bir vatandaş, motokuryelerin bile Suriyeli olduğuna değinirken Kadri Yürek şunları söyledi: “Bence bir an önce onları göndermeleri lazım. Çünkü gidip bir ev kiralıyoruz, ev bulamıyoruz onların yüzünden. Bir emlakçıya giriyoruz en az 20-30 tane yabancı var, ev istiyorlar. Gönderseler çok güzel olur. Adım atılmıyor. Hastaneye gidiyorsun hepsi onlar. Olsunlar ama bir yere kadar.”
Ali Şahin de “Mültecilerden bıkmışız artık yapacak bir şey yok” dedi ve şöyle devam etti: Yapılan büyük yanlış. İlk sandıkta halk bilinçliyse iktidar bunun farkına varacak. Her tarafta varlar artık.
SAMİR HAFEZ: ÜNİVERSİTELERDE 58 BİN SURİYELİ OKUYOR
Suriye Türkmen Meclisi eski Kurucu Başkanı Samir Hafez ile de konuştuk. Hafez, yaş büyüdükçe Türkçe öğrenme ve entegrasyonun zorlaştığını söyledi: “10-15 yaşındakiler Türkçe’ye oldukça hakim. Çocuklar birbiriyle sadece Türkçe konuşuyor. Sadece evde, babalarıyla Arapça konuşuyorlar. Bazılarını Türklerden ayıramıyorum bile. 25 yaşından sonrakiler zorlanıyor tabii ki. 50 yaşından sonra çok çok zor. O yaştakiler markete çocuklarıyla gidiyorlar. Öğrenme imkanları yok. Türkiye’de onlara bedava bir eğitim verilmedi. Yeni jenerasyon artık Suriye’deki sıkıntıyı sadece babalarından duyuyor. Tamamen entegre olmuş durumdalar. Dertleri de üniversite, okul ve iş. Türklerle aynı aslında. Eğitimsiz gelenler ise sıkıntılı. Örneğin 10 yaşında gelmiş, Türkiye’de bir yerde okuyamamış olanların iletişimi de çok zayıf oluyor. Şu anda 58 bin Suriyeli üniversitelerde okuyor. Geçen sene bu rakam 19 bindi. Suriyeli gençlerin en büyük sıkıntısı üniversite paralarını ödeyememek.”
BiNLERCE TUBERKULOZ HASTASI VAR
Tarlabaşı’nda sığınmacılara ve kimsesizlere yardım eden Mehmet Yeralan ise özellikle sağlık konusunda sıkıntı çektiklerini dile getirdi:
“Sağlıktan sonra da en büyük sorunlar arasında dil sorunu geliyor. Vakıf üzerinden tedavilerini yaptırmaya çalışıyoruz. Ama binlerce tüberküloz hastası götürdük. Kimisini kaybettik. Burada bir dayanışma ağı geliştirdik.”
Yeralan, yakalanma sayılarının çok arttığını belirterek “Artık evinden çıkamayanlar var. Mesela bir örnek söyleyeyim, anneyi yakalayıp göndermişler bebek burada kalmış. Ülkemize alıyorsak o zaman sahip çıkacağız” dedi.
İsmini paylaşmayan başka bir Suriyeli kadın ise midyecilik yapıyor. Günlük 300 lira aldığını belirten Suriyeli, “Dil bilmediğim için eşimi hastanede tedavi ettiremiyorum. 10 bin lira kira ödüyorum. Yaşamak çok zor” diye konuştu.
]]>Abdurrahim Albayrak yaşadıklarını, “Cuma günü telefonum durmadan çalmaya başladı. Telefonu her açtığımda inanılmaz hakaretler duydum. Ne olduğunu anlayamadım. Onlar bana hakaret ediyor ben onlara hakaret ediyorum. Beni dolandırmaya çalıştıklarını düşündüm. Onlar da benim onları dolandırdığımı söylüyor. Ben onları aramadığımı onların beni aradıklarını söyledim. 50-60 kişiyle böyle konuştuk” sözleriyle ifade etti.
Albayrak, telefon numarasının kendisi için özel bir anlam taşıdığını belirterek, “Bu numara bana rahmetli Mesut Yılmaz’ın hatırası. Başbakan olduğu dönemde bu numarayı bana VIP olarak vermişti. Ne yapacağımı da bilmiyorum. Kara kara düşünüyorum” dedi.

“HESABINIZDA KARIŞIKLIK VAR”
Ayrıca, 2 Mart Cumartesi günü Bayrampaşa’da R.Ö. (63) isimli bir kadın, telefonla ulaşan kişilerin banka görevlisi olduklarını iddia ederek, “hesabınızda bir karışıklık var” diyerek kendisini kandırıp 100 bin lira başka bir hesaba havale yapmasını sağladıklarını belirterek emniyete şikayette bulundu.
R.Ö., kendisini dolandıran kişilerle iletişime geçmek için aradığı numaranın sahibi olarak iş insanı Abdurrahim Albayrak ile karşılaştığını ifade etti.
Başlangıçta Albayrak’ı tanımayan R.Ö., “beni neden dolandırdınız” diye sorarken, görüşme ilerledikçe Albayrak’ın da durumdan habersiz olduğunu anladığını belirtti. Dolandırıcılıkla Mücadele Büro Amirliği’nin yürüttüğü soruşturma kapsamında, aynı yöntemle 7 kişinin daha mağdur edildiği belirlendi.
Soruşturma sonucunda, Mehmet B.A. (23), Ömür C.K. (24), Mert C.T. (23), Gökhan G.Ç. (24) ve Ali İ.M. (40) isimli şüpheliler Esenyurt’taki üç ayrı adrese düzenlenen baskınlarla yakalandı. Ali İ.M.’nin daha önce 5 farklı suçtan kaydının bulunduğu, 7 ayrı dosyada arandığı ve 18 yıl kesinleşmiş hapis cezası ile cezalandırıldığı ortaya çıktı.

BANKA NUMARASINA BENZİYOR DİYE…
Dolandırıcılıkla Mücadele Büro Amirliği’nde yapılan sorgulamada, şüphelilerin Abdurrahim Albayrak’ın telefon numarasını, bankanın resmi numarasına benzerliği sebebiyle seçtikleri ve bu yolla aradıkları kişileri ikna ettiklerini itiraf ettikleri öğrenildi.
Şüphelilerin evlerinde yapılan aramalarda, dolandırıcılık faaliyetlerinde kullanılan 13 bilgisayar ve 22 cep telefonuna el konuldu. Ayrıca evlerde yapılan aramalarda 43 bin 350 lira nakit paranın ele geçirildiği bilgisi paylaşıldı.
Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adli makamlara sevk edilen şüpheliler, hakim karşısına çıkarıldıklarında tutuklama kararıyla cezaevine gönderildi.
“50-60 KİŞİYLE KONUŞTUM”
Albayrak yaşadığı tatsız tecrübeyi, “Cuma günü telefonum durmadan çalmaya başladı. Telefonu her açtığımda inanılmaz hakaretler duydum. Ne olduğunu anlayamadım. Onlar bana hakaret ediyor ben onlara hakaret ediyorum. Beni dolandırmaya çalıştıklarını düşündüm. Onlar da benim onları dolandırdığımı söylüyor. Ben onları aramadığımı onların beni aradıklarını söyledim. 50-60 kişiyle böyle konuştuk” diyerek anlattı.
Albayrak, durumu İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş’a bildirdiğini ve “Başta İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul Valisi Davut Gül, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığımız ve emniyet teşkilatımıza teşekkür ederim. 3 günde olayı çözdüler. Çok büyük şebekeyi çökerttiler. Binlerce insanın mağduriyetini önlediler” dedi.
“DERİNDEN ÜZÜNTÜ DUYUYORUM”
Albayrak, teknolojinin dolandırıcılıkta kullanımına dair, “15 tane bilgisayar üzerinden aynı anda 15 kişiyi birden arayabiliyorlar” açıklamasında bulundu.
Kendisine yönelik öfkeyi anlayışla karşıladığını belirten Albayrak, “Canı yanan insan sizi dinlemez. Haklı olarak kimse beni dinlemek istemedi. O hemşehrilerime de buradan selam olsun. Telefonumu kapatırsam daha çok insanın mağdur olacağını düşünerek hepsine cevap vermeye çalıştım” ifadelerini kullandı.
Emniyet güçlerinin büyük bir başarıya imza attığını belirten Albayrak, “Emniyet ekiplerimiz çok büyük bir şebekeyi benim sayemde çökerttiklerini söylediler. Duyduğum kadarıyla hepsi tutuklandı. İnsanların mağduriyet yaşamasından dolayı son derece üzgünüm” şeklinde konuştu.
“KONYA’DAN BİR AMCA ARADI”
Telefon numarasının dolandırıcılar tarafından kullanılması olayını rastlantı olarak nitelendiren Albayrak, numarasının banka iletişim hatlarına benzerliği nedeniyle hedef seçildiğini dile getirdi:
Benim numaram banka numaralarına uygun olduğu için bana rastladı. Arayanlar da beni tanımıyor. Ben insanlara kendimi anlatmaya çalışırken Konya’dan bir amca aradı ve ‘Beni aradın Umre için para yatırmamı söyledin’ dedi. Ben kendisini uyarıp dolandırıcı olduklarını söyledim ve telefonu kapattık. Aradan 2 dakika geçtikten sonra amcanın kızı aradı. Ben kadınla konuşurken şahıslar kadının babasını tekrardan arıyorlar. Amca tekrardan aradıklarını söylediğinde kızı onların dolandırıcı olduğu söyleyince o şahıslar konuşmaları duyup telefonu kapatıyor.
“KAN KUSTURDULAR BANA”
Telefon numarasının kendisine Mesut Yılmaz’dan hatıra olduğunu söyleyen Albayrak, sözlerini şöyle noktaladı:
Beni arayanlar beni Abdurrahim Albayrak olduğumu bilmiyor. Daha sonra Rize Çayeli’nden biri arıyor ve sesimi tanıyor. Ona da anlattım durumu. Sevgili hemşehrilerim dikkat edin. Sizi aradıklarında emniyet teşkilatına bunları ihbar edin. Ben 2 gece yatağa giremedim. Kan kusturdular bana. Numaramı da değiştirmedim. Bu numara bana rahmetli Mesut Yılmaz’ın hatırası. Başbakan olduğu dönemde bu numarayı bana VIP olarak vermişti. Ne yapacağımı da bilmiyorum. Kara kara düşünüyorum.
]]>488 konut, 19 ticaret olmak üzere toplam 507 bağımsız birim ile 1 kreş, 1 mahalle evi ve kapalı otoparktan oluşan projenin temeli, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun katıldığı törenle atıldı. Rezerv konutlarının üretimi konusuna önem verdiklerini belirten İmamoğlu, “Bugün temelini atacağımız Sultangazi Yunus Emre Mahallesi Rezerv Konut Projesi de bu bölgede riskli yapılarda yaşayan hemşerilerimiz için hayat kurtaran bir çözüm olacak” dedi.
“VAATLER KONUSUNDA SİCİLİMİZ TEMİZ”
İmamoğlu, “ İştirak şirketimiz KİPTAŞ ve belediyemizin Deprem Risk Yönetimi Ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığı aracılığıyla hayata geçireceğiz projemizi projenin en kısa zamanda bitirileceğinden hiç kimse şüphe duymasın. Çünkü biz verdiği sözü tutma vaatlerini zamanında yerine getirme konusunda sicili çok temiz bir yönetimiz” diye konuştu.
İmamoğlu, şöyle devam etti:
-Hem bizden önce hiç olmadığı kadar çok konut ürettik hem de hepsini zamanında hatta zamanından önce tamamlayıp teslim ettik.
-Üstelik KİPTAŞ’ı Türkiye’de sabit taksitle sosyal konut üreten tek kurum haline getirdik. Aynı zamanda, KİPTAŞ’ın tarihinde en fazla riskli yapı yenileyen yönetim olduk.
-Seçim meçim dinlemiyoruz, seçime dönük insanları aldatmıyoruz. Bitmeyen projeleri bitirdik demiyoruz.
-Daha henüz rayları bile olmayan yere bir tane tramvay getirip tramvayı bitirdik demiyoruz. Bunları yaptılar 2019’daki seçimden önce. Biz bunu yapmıyoruz.

“DEPREME HAZIRLIĞIN PARTİSİ OLUR MU?”
-Bu millet ayrıştıran, bölen zihniyete teslim olmadı, olmayacak. Buna fırsat vermeyecek.
-Vatandaşa partisine göre hizmet etmeye kalkanlara ne yapacak? O sandıkta o güzelim, vatandaşın eli var ya o demokrasinin nimeti, o sandıkta haddini bildirir.
-Allah aşkına, depreme hazırlığın, bakanlığı, belediyesi, o partisi bu partisi olur mu? Olmaz. Partisi yok, belediyesi yok. Devletin bütün kurumları el birliğiyle kimin ihtiyacı varsa onun yanında olmak zorunda.
-Biz bu anlayışla çalışmayı ve bu ayrımcı zihniyete doğru yolu göstermeyi, bu ayrımcılığı, bu seçimde vatandaşımız cezalandıracak ve bu ayrımcılığı tümden tarihe gömeceğiz. Onların bile aklını başına getireceğiz.
“ONLARIN VATANDAŞA VEREMEYECEKLERİ ÇOK HESABI VAR”
-Milleti tehdit edenin tek anlayışı vardır; milletinden korktuğu içindir. O korktuğu güne kadar tehdit eder.
-Siz gücünüzü göstereceksiniz. Gösteriyorsunuz zaten. Oyunuzu size tehdit edene vermeyeceksiniz. Size hizmet edene vereceksiniz. O sandıktan bir gün sonra o tehdit ne olacak biliyor musunuz?
-Kuzuya dönecek. Bizimle yan yana gelmekten kaçıyorlar. Niye kaçıyorlar biliyor musunuz? Çünkü onların vatandaşa veremeyecekleri çok hesabı var. Allah’ıma şükür bizim yok. Onun için ben pazarlardayım.
-Pazarcı esnafının tezgahındayım. Bir annenin yanındayım. Bir teyzemin elini öpüyorum. Bir evladımızı kucağımıza alıyorum. Her yerde de öyle olacağım. Öyle olamadığım gün, ‘bu makamlarda işim yok’ deyip çeker giderim. Allah öyle bir gün göstermesin.”
RAKİBİ KURUM’A: SOKAKLARDA GEZEMİYOR”
-Bizim geçmişimizde tutulmamış sözler, yanlış işler yok. Bakın kentsel dönüşüm sürecinde hiç kimseyi mağdur etmedik, etmeyiz. Ama onlar vatandaşın halinden anlamadıkları için büyük mağduriyetlere yol açtılar…
-Biz milletimizi mutlu etmek için çırpınıyoruz. Onlar bir kişiyi mutlu etmek için çırpınıyorlar. Aradaki fark bu. İstanbulluları evlerinden semtlerinden ettiler.
-Yarım kalmış projelerle evsiz bıraktılar. O sebeple sayın Murat Kurum bu şehrin sokaklarında gezemeyip gezemiyor, gezemeyecek.
-Görmüşsünüzdür geçen gün TOKİ’de verdiği sözü tutamadığı için mağdur vatandaşlar kendisini protesto ediyor. O ‘Allah razı olsun’ diyor. Kendisini alkışladıklarını zannediyor. Çünkü niye biliyor musunuz?
-Bunlar, bunların kulakları vatandaşın dertlerine tıkalı tıkalı duymuyorlar vatandaşın sesini. Ben vatandaş bir çığlık attı mı dönüp ona bakıyorum ne diyor diye onlar onu duymuyor.
-Burada birçok insan yani mağduriyetlerini dile getiriyor. Onun bile durmuyor. Onun için mağdurun feryadına, mazlumun ahına bunların kulakları tıkalıdır. Vatandaş 31 Mart’ta ne yapacak? O tıkalı kulakları sağlam bir çekecek.
]]>“GÜL GİBİ GEÇİNDİĞİMİZ GÜNLERDEN BUGÜNLERE GELDİK”
İmamoğlu, halk buluşmasında yaptığı konuşmada şunları söyledi:
* “Hiçbir zaman ‘bize oy vermezseniz gününüzü görürsünüz’ kimseye demedik. Allah’a şükürler olsun. Biz meseleyi sadece oy veren, vermeyen meselesine asla indirgemedik. Bunu da yapmayacağız.
* Ben Ekrem olarak böyle bir ayrımcılığı yapamam ki. Ben öyle bir ailede büyüdüm ki biraz bahsedeyim. Benim rahmetli dedem Adalet Partiliydi. Bir kardeşi Milli Selamet Partiliydi. Sonra amcam Milliyetçi Hareket Partiliydi. Babam Anavatan Partisi’nin kurucularından, siyaset yaptı. Aynı zamanda benim anneanne tarafım, dedem tarafı, bütün dayılarım Cumhuriyet Halk Partiliydi. Benim ve böyle bir ailede büyüdüm. Vallahi benim ailemde kimse birbirine vatan haini demedi. Birbirine kötü demedi, birbiriyle kavga etmedi. Dostluk, barış ve huzur içerisinde insanlar geçindi gitti. Gül gibi geçindiğimiz o dönemden bugünlere geldik.
“BU MİLLET SANA GÜNÜNÜ GÖSTERİR”
* Siyaset şuna evrildi. Bugünün iktidarı şuna evrildi. Senden, benden olanlar. Benden sen varsın. Başka taraftansan bertarafsın. Yani ‘tarafını seç’ diyor. Bugünün iktidarı, bu ülkenin güzelim insanlarına reva görmeye Çalışıyor. Bu millet bunu yemez kardeşim. Bak bu millete sıkıntı çektirirsin. Bu milletin kalbini burkarsın. Bu milleti üzersin. Bu millete zaman kaybettirirsin ama eninde sonunda bu millet sana gününü gösterir kardeşim.
“EMEKLİLER KUYRUKTA”
* Esas meseleleri ıskalıyoruz. Açıkçası bugün en fazla aklıma gelen şey emeklilerle ilgili sıkıntılar. Farklı alanlarda ülkesine hizmet etti. Farklı alanlarda helalinden ekmeğini evine getirip çoluğunu çocuğunu yetiştirdi. Peki bugün yaş almış abilerim, ablalarım 2-3 lira ucuz diye Halk Ekmek’te kuyruğa giriyor mu? Peki benim emekli abilerim, ablalarım artık benden her gittiğim yerde istiyorlar,, haklılar ve yapacağım da. Kent lokantalarının önünde kuyruğa giriyorlar mı? Evet.
“16 MİLYON EMEKLİYE CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK ZULMÜNÜ ÇEKTİRİYORLAR”
* Eskiden paranın değeri vardı. Emekli primiyle ev aldıklarının hikayelerini anlatıyorlar. Bugün düştükleri duruma isyan ediyorlar. Ne yazık ki bu hükümet 16 milyon emeklimize cumhuriyet tarihinin en büyük zulmünü çektiriyor. Türkiye’de yaşam, ne yazık ki emek emeklilerimize cehennem oldu.
CUMHURBAŞKANI’NA EMEKLİ TEPKİSİ: SIRTINIZI DÖNÜYORSUNUZ
* Onlar şöyle düşünüyorlardı; ‘Seçim yakın gene bu hükümet bir şeyi düşünür. Emeklimize bir şeyler verir’. Öyle düşünmüş olabilir emeklilerimiz. Ama umut, dün yandı küt bitti kül oldu. Dün ne dedi Sayın Cumhurbaşkanı? ‘Birileri emekli maaşına 7 bin lira, 10 bin lira seyyanen zam isteyerek emeklilerimizi tahrik ediyor’ dedi.10 bin lira maaşla emekli bu ülkede yaşayabilir mi? Emekli, herhangi bir şehrinde bu ülkenin yaşayabilir mi? Emekli ‘perişanız bize yardımcı ol’ diyor. Ve bu insanlar senden medet umuyor. Siz ise emekliye sırtınızı dönüyorsunuz.
“BU MİLLET YEMEZ KARDEŞİM”
* Ben bundan niye bahsediyorum biliyor musunuz? Emekli meselesini, ekonomi meselesini, sözüm ona bunlar unutturacaklar. Üç haneli enflasyonu unutturacaklar. Geçinemeyen insanlarımızın ekonomik sıkıntılarını unutturacaklar. Ondan sonra da dönecekler; ‘Benden değilse bitarafsın. Benden değilsen teröristsin, osun, busun’ diyecekler. Bu millet de yiyecek. Yemez kardeşim yemez.
* Diyor ki; ‘Eğer emekliye 7 lira verirsem, 1.4 trilyon, 10 bin lira verirsem 1.9 trilyon yük gelir’ diyor. Bakın bütçeye yük gelir diyor. Doğru. Peki ben size bütçeye gelen yükle ilgili bir hatırlatma yapayım. Kaç yıl önce mültecilere 40 milyar dolar harcadım dedi. Peki o yük olmadı. O günden bugüne de dört yıl geçti. Dört yılda daha ne kadar harcadı onu da bilmiyoruz.
“SARAYI MI SÖYLESEM BAŞKA ŞEYLERİ Mİ SÖYLESEM”
* Yahu kardeşim bütçeye o kadar yük olan şey var ki. Bakın Sarayı’nı mı söylesem başka şeyleri mi söylesem. Onlara girmeyeceğim. Onlar işin, bu kötü sayfasını, siyasetin kirli sayfalarını açmaya çalıştıkça ben bu kötü yönettikleri ülkenin ekonomisini, ülkenin eğitimini, ülkenin mülteci sorununu suratlarına vurmaya devam edeceğim kardeşim.
“MİLLETİNE SIRTINI DÖNERSEN…”
* Bütçeye yük olurmuş. Bütçe kimin? Bu ülkenin emeklisinin, işçisinin, emekçisinin, çocuğunun, kadınının, gencinin, annesinin. Bu ülkenin bütçesi, bu milletin bütçesi. Ama eğer sen milletine sırtını dönersen, milletinin ne hissettiğini anlayamazsın bile. O bakımdan o kadar maliyetler, kötü ekonomi yönetiminin o kadar kötü yönetilen örneğin kur korumalı mevduatla milyarlarca dolarlık kasasından, bütçesinden çıkan paraları anlatırım. Burada saatleri alır. Ama buraya girmeyeceğim. Bu zihniyetin, bu aklın seçimde oy almak için her şey mübahtır diyen aklın bu topraklardan sökülüp atılması lazım.
* Bu zihniyet öyle bir yere evrildi ki; İstanbul onun zannediyor. Bu memleket onun zannediyor. Bütçedeki paralar bile onun zannediyor. Allah’ın ne diyeyim? Milletin parasını millete veriyorum. Vermeye de devam edeceğiz. Yeter ki kalbim milletinin refahı için çarpsın. Milletine vereceğin her kuruşu yük olarak gören bir anlayışa Allah akıl versin. Allah onu ıslah etsin.
* Bizi belki yıldırmaya çalıştılar ama yıldıramazlar. Bu kardeşiniz yılmaz. Şairin var ya güzel sözü; ‘Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım.’ Ben yılmam, yıldırırım. İstanbul’da 5 yılda rakibimin dediği gibi yüzde 87’sini taahhütlerimin yerine getirdim. Biz İstanbul İttifakı’nın oyuna talibiz. Ne yapacağız biliyor musunuz? İstanbul’a asla ve asla ihanet etmelerine müsaade etmeyeceğiz. Onların hayali olan Kanal İstanbul’u onlara yaptırmayacağız. Onlara bakmayın şimdi sustuklarına. Ağızlarına bile almıyorlar. Ama onların niyetini biz biliyoruz.”
]]>“3 AYIMIZI ÇALDILAR”
İmamoğlu, 2019’da İstanbul seçiminin iptal edilmesi nedeniyle göreve 3 ay geç başladığını hatırlatarak “Tüm belediye başkanlarından daha az görev yapıyorum aslında. 3 ayımızı çaldılar. Milletin hakkı olan o 3 ayı elimizden haksızca, hukuksuzca çaldılar. Bu, milletin başına da ilk kez geldi. ‘Onları 18 günde deli ettim, 5 yılda çıldırtacağım’ demiştim. Vallahi çıldırdılar. Eskiden ne diyorlardı; ‘Çalıyor ama çalışıyor.’ Öyle deniyordu, hatırlıyorsunuz değil mi? Artık bu millet ne diyor biliyorsunuz değil mi? ‘Hem çalmıyor, hem de çok çalışıyor.”
“TRT DAHİL 12 TV REKLAMLARIMIZI BİLE ALMADI”
İmamoğlu “Bir medya çılgınlığı var. Türkiye’de medya diye bir şey var; ama var mı yok mu belli değil.12 tane televizyon TRT dahil, bırakın benim haberimi vermeyi, paramızla verdiğimiz reklamlarımızı bile vermeme kararı aldılar. Beyaz TV vardı. Ankara’da önceden belediye başkanlığı (Melih Gökçek) yapmıştı. Şimdi işi gücü birilerine laf yetiştirmek. Arada bana da dilini uzatıyor ama buraya uzanamıyor dili. Onun televizyonu bile reklam almaktan vazgeçti. TRT kimin? TRT milletin. Bu dünya tarihinde yok. TRT’nin her bir kuruş lirası sizin cebinizden çıkıyor. 16 milyon insanın belediye başkanıyım, 5 yıldır Ekrem İmamoğlu’nun televizyonda ismi geçmedi. Yahu arşivine girmedi, arşivine. 10 yıl, 3 yıl, 5 yıl sonra Allah’ın izniyle bu memleketin her kurumuna olduğu gibi TRT’ye de adalet gelecek. Bugünlerin arşivini açacağız bir tane Ekrem İmamoğlu bulamayacağız. Ama unuttukları bir şey var. Bu milletin hafızası, bu milletin vicdanı, bu milletin kalbi kötüyü de unutmayacak, iyiyi de unutmayacak. Adaletliyi de unutmayacak, acımasız, hukuksuz davrananı da unutmayacak” dedi.
“TOZ ZERRESİ BİLE OLMAZ ÜSTÜMDE”
“Beni yıldırmaya çalışıyorlar” diyen İmamoğlu “Bunlar çok sıkıştığında dedikodu çıkartırlar. Yalan dolanla insanların üstüne milli duygularıyla, inançlarıyla gelmeye başlarlar. Ama bu millet onları geçti. Onların o kötü dili var ya toz zerresi bile olmaz üstümde. Bana okuyup üfleyen annelerin nefesi onları boğar” ifadelerini kullandı.
“YARI YOLDA YERE YIĞILIRSIN”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisini engellediğini itiraf ettiğini hatırlatan İmamoğlu şöyle devam etti:
“Engellemeye çalıştı değil mi? Çalıştı. Peki engelleyebildi mi? Engelleyemezsin kardeşim. Ben öyle bir koşarım ki nefes nefese kalır, yarı yolda yere yığılırsın.. Benim enerjime dayanamazsın. Çünkü benim arkamda 16 milyon insan var. Sen insanlardan uzaklaştın, uzaklaştın. Benim, şükürler olsun oy vermese bile bana dua eden insanlar var bu şehirde” diye konuştu.
“MEGA PROJE DEYİNCE BETON ANLIYORLAR”
İBB olarak kötü ekonomi nedeniyle sundukları sosyal yardımı, açılan yurtları, kreşleri, bursları, Anne Kart’ı anlatan İmamoğlu “Şimdi onlar bizim bu projelerimizi beğenmiyorlar. Onlar diyorlar ki; ‘Biz bu işten anlamayız kardeşim, bize mega proje söyle.’ Onlar mega deyince beton anlıyorlar beton. Biz mega proje deyince insana hizmet anlıyoruz” dedi.
“BİR İMZA KİMİN BİLİYORSUNUZ”
Önceki dönemde durdurulan 10 metronun inşaatını yeniden başlattıklarını, 65 km metro yaptıklarını hatırlatan İmamoğlu, “Diyorlar ki, ‘biz kazma vurmasak da ihalesini biz yaptık.’ Yani ihaleyi marifet zannediyorlar. Doğru, onlar bazen iyi ihalelerden anlarlar. Biz anlamayız. Ama diyorlar ki ihaleni göster, işi bize öyle anlat. Bak size bir örnek vereyim. Sefaköy -Beylikdüzü metro hattı projemiz var. Kaynağını bile bulduk. Her şeyi hazır 1.5 senedir yatırım planına alınması için bir imzaya ihtiyacımız var. O bir imza kimin? Anladınız değil mi o bir imzayı? Atmıyor. Bir imzayı atmıyor. Bu kadar kalpleri kararmış. Bir imzayı at hemen ihaleyi yapacağız. Kaynağı da hazır. Ama 31 Mart’ta sizden öyle bir demokrasi dersi alacak ki bir hafta içinde imzalayacak. Yoksa milletin huzuruna çıkamayacak” diye konuştu.
“KENDİ PROJELERİYMİŞ GİBİ ANLATIYORLAR”
İmamoğlu “Kötülükte ve aşırmakta bunlardan maharetlisi yok” diyerek sözü rakibi Kurum’un açıkladığı ulaşım projelerine getirdi.
Üsküdar -Kadıköy–Maltepe Tramvay hattının projesini hazırlayıp ilgili bakanlığa bile sunduklarını anlatan İmamoğlu “İmamoğlu’nun arkadaşlarıyla yaptığı projeyi dün kendi projeleriymiş gibi anlatıyorlar. Anlatsınlar. Bundan mutluyuz. Ama esas komik olanı anlatayım size. Eyüpsultan-Bayrampaşa kısmi metro ve tramvay hattı projemiz var. Aynı Beylikdüzü hattı gibi ısrarla o imzayı atmadı. Atmadığı için de buranın hazır olan finansmanını kullanamıyoruz. Bir seneden fazladır bekliyordu. Biz bunu kendi bütçemizle toparlarız dedim. Hemen ihalesini yapın dedim. Bu ayın başında ihalesi yapıldı. Biz ona başlayacağız. Ama komik olan ne biliyor musunuz? Hem Üsküdar- Kadıköy -Maltepe hattında olduğu gibi bu hattımızı da ihalesinin bile yapıldığından haberi yok. Onu bile kendi projesi olarak yine acemi aday İstanbullulara açıklamış. Varsın açıklasın. Nasılsa bu projeleri metro fatihi Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları yapacak kardeşim. Bu kopyacılar, sözüm ona beni beğenmiyorlar ya; vallahi bunlar kıskançlıktan çıldırıyorlar. Çıldırsınlar. “
“HÜKÜMETİN KİBRİ ZAMLARA BOĞAR”
İmamoğlu şöyle devam etti:
“Bu kardeşiniz sizi hiç aldatmadı. Bundan sonra da asla aldatmayacak. Siz aldananı da sevmezsiniz, aldatanı da sevmezsiniz. Ama milletine hizmet edeni seversiniz. Birlikte yol yürüyeceğiz. Hani ‘oy verirseniz hizmet gelir, vermezseniz hizmet gelmez’ diyor ya Sayın Cumhurbaşkanı. Niye öyle diyor biliyor musunuz? Sizden korkuyor, milletten korkuyor. Onun için öyle yapıyor. 23 Haziran’da seçimi kaybetti, 3 gün çıt çıkmadı. Bu seçimde, 31 Mart’ta öyle bir fark atacaksınız ki 2 hafta ortadan kaybolacak. 2 hafta Külliye’den çıkmayacak. Ondan sonra milletine esas görevi olan işleri yapmaya başlayacak. Becerir beceremez…İnşallah becersin. Ama ekonomiyle uğraşacak. Emekli maaşını düzeltmeye çalışacak. İnsanların gerçek sorunlarına çözüm bulmaya gayret edecek. Bu kardeşinize oy verin. Aksi takdirde bunların kibri, hükümet kibri seçimden sonra milleti zamlara boğar.”
]]>“HESAPLAŞACAĞIZ”
Göçük altında kalan ve 18-20 yıldır madende çalışan bir işçinin yakını, “Emekli olmuştu, tekrar çalışıyordu. Daha önce sorun varmış, durdurulmuş sabahleyin diye duyduk. Duyduğumuz o. Belki de onlar ilk fırsatta duruma bakmaya giden kişiler olabilir. O anda zaten kopuyor, yoksa diğer işçileri hep çıkarmışlar” dedi.
Hüseyin Dursun isimli bir işçi yakını, “Bizim içeride 9 canımız var. Önceliğimiz budur. Önce bunlara bir ulaşalım, sonrasını hesaplaşacağız illa ki. 5 tanesi akrabamız. Bilgilendirmeler var ama sizin de gördüğünüz gibi çok ciddi bir toprak kayması var. Ulaşılmakta zorluklar var. Yer tespiti çok zor” ifadelerini kullandı.
“BENİM GİBİ KONUŞUYOR DİYE ADAM TEKME YEDİ, BELKİ BEN DE TEKME YİYECEĞİM”
Uğur Yıldız isimli işçi yakını ise şöyle konuştu:
* “Yetkililer bunun olduğunu bildiği halde bile bile yaptılar. Zaten bizim hükümetimizin her yaptığı aynıdır. Madende göçük olur, bilirler onun ne olduğunu ama bir şey yapmazlar. Son safhaya getirirler, orada nasıl olsa ölen olsun onların değil. Keşke onlar da yakınlarını kaybetseler de empati kursalar. Bu ne kadar acı bir şey biliyor musunuz? Şu an toprağın altından çıkıp çıkmayacağı bile belli değil. Kimyasal madde. İnsanları kandırıyorlar.
* Amcamın torunu, gencecik çocuk. Önlemini almayan bir hükümete bu soruların sorulması lazım. Bu madeni verdiyse önlemini de o alacak. 2 yıldır bu kaymanın olduğu söyleniyor. 2 ay önce profesörün biri uzaktan kamerayla çekmiş, ‘Burada yarıklar var, buraya önlem alın’ demiş, adamı kovalamışlar. Bile bile insanları ölüme gönderiyorlar. O toprağın oraya konulup da bir gün aşağı ineceği herkes tarafından bilinir.
* Şimdi amcamızın oğlunu geri getirsin bakalım. Ben inanıyorum ki onun ölüsünü bile bulamayacağız. Kimyasal madde bu, ölüm saçıyor. Çıkana kadar buradayız, çıkıp çıkmayacağı da belli değil. Kuşadası’ndan geliyorum, hepimiz perişanız. Bizim perişanlığımız önemli değil, onlardan bir haber alsak. Ölüyse en azından mezarını yaparız.
* Polis ve jandarmalar bırakmadılar. Neden? Görüntü alınmasın, bilinmesin diye. Bu hep böyle olmuştur. Önlem alınmaz, olay olur, ondan sonra kimseyi bırakmazlar, barikat çekerler. Gidemiyoruz, orada yatıyor ama ulaşamıyoruz. O alanı bir görebilsek yine içimiz soğuyacak, diyeceğiz ‘Tamam burada.’ Ama öyle bir şey de yok.
* Hukuki süreci başlatacağız. Başlatacağız da ne olacak? Bu ülkede hukuki süreçler hep olmuş, kime ne oldu? 301 madenci öldü ne oldu? Adam tekme yedi. Böyle benim gibi konuşuyor diye tekme yedi, belki ben de şimdi tekme yiyeceğim. Bu ülkede mağduru o hale getirenler yükseliyor.”
“İNSANLARI TEHDİT EDİYORLAR, SİYASİ BASKI VAR”
Gözaltına alınan bir ustabaşının kuzeni, “İdari ve teknik sorumlular öne çıkmıyor. Oradaki ustabaşının bu konuda verebileceği etkisi ve yetkisi nedir ki acaba? Aynı cenderenin içinde dönüp dolaşıyoruz. Bu konuda yetkililerin açıklama yapmasını biz istiyoruz, en çok biz bunu istiyoruz ama kimse öne çıkıp bir açıklama yapmıyor” diye konuştu.
Faciada yakınları göçük altında kalan İliç’te esnaflık yapan bir yurttaş, insanların sessizliğine dikkat çekerek şunları söyledi:
* “Kimisi işinden korkuyor, kimisi akrabasından korkuyor kimse konuşmuyor ki. Göçük altında akrabalarımız var şu anda sadece acıları paylaşıyoruz. Başka bir şey yok. Konuşan hep dışarıdan gelen yabancılar buranın yerlisinden konuşan, madeni suçlayan kimse yok. İşlerinden korkuyorlar. İnsanları işleriyle, ticaretiyle tehdit ediyorlar. Siyasi baskı var.”
“MADEN BİTİRDİ BURAYI”
İliç’te yaşayan bir yurttaş da facia sonrası sessiz kalanlara ilişkin “Sebze, meyve yok. Maden bitirdi burayı. Para seni kurtarmaz. Hayatım gidiyor, haberleri yok bunların. Ne Binali Yıldırım ne diğerleri hiçbiri görünmedi bana. Öldü gittiler, cenazeleri de bulunmuyor. Evlerine gidemiyorum, onlar ağlıyor, ben ağlıyorum. Ben İliç’te yaşıyorum, maden ve baraj aldı benim evimi, yurdumu. Evim falan kalmadı, maden ve baraj batırdı beni. Benden başka kimse konuşamaz, para derdindeler” ifadelerini kullandı.
Facianın olduğu madende işçi olarak çalışan Sabri Kılıç, yaşananlara dair “İhmal olmasaydı 10 milyon metreküp malzeme çöker miydi? Fark edildiğinde işi durdurma olsaydı bu kadar olmazdı. Siyanürlü alanda çalışmayı kim ister. Şu anda sızıntı her yere yayılmış. İçeriden öyle bilgi geliyor. Şu anda beklemede kalın diyorlar. AFAD lüzum görürse sizi çalışma alanına alırız’ diyorlar” dedi.
]]>“AİLEMİN BURADA OLMASI BENİ GÜZEL ETKİLİYOR”
Alperen Şengün, sezon başlangıcı, şu ana kadarki performansı, All-Star oylaması dahil birçok konuda açıklamalarda bulundu. Takım içerisinde güzel bir uyum yakaladıklarını ve sahaya çıktığında her zaman en iyisini vermeye çalıştığını söyleyen Şengün, “Şu anda çok güzel bir takım uyumu var. Takım arkadaşlarım da bana çok yardımcı oluyor. Takımdaki kimyamız çok iyi. Ailem yaklaşık 1 aydır burada. Onların burada olması beni güzel etkiliyor. Yemek, uyku düzeni konusunda olumlu etki ediyorlar bana. Sahada da elimden gelen her şeyi yapıyorum. Maçlarda iyi oynadıkça ikili ve üçlü sıkıştırmalar geliyor. İşinizi zorlaştırmaya çalışıyorlar. Ben takım arkadaşlarımı buldukça ve onlar skor ürettikçe, benim oyunum açılıyor. Sahada her çıktığımda en iyisini vermeye çalışıyorum. Ne yapabildiğimi ve potansiyelimin ne olduğunu biliyorum. Bir takım oyuncusunun yapabildiği şeyleri yapmaya çalışıyorum” diye konuştu.
“KÖTÜ OYNADIĞIMDA BABAM BANA KIZIYOR”
Ailesinin yanına geldiğini ve bunun kendisini çok olumlu etkilediğini ifade eden 21 yaşındaki oyuncu, “Ailem burada, her yıl yanıma geliyorlar. Onlar gelince düzenim daha iyi oluyor. Onlarla oyun oynuyorum, zaman geçiriyorum, konuşuyorum. Kötü oynadığımda biliyorum ki babam bana kızacak ki kızıyor da. Tribünde görüyorum onu, ‘hadisene, hadi’ şeklinde söylemleri oluyor. Babamlar buradayken kötü oynama lüksüm yok. Elimden geleni yapıyorum. Onlardan güç alıyorum ve mutluluk veriyorlar bana. Sahaya çıktığımda da iyi hissediyorum” şeklinde konuştu.
“ALL-STAR OLMAZSA…”
18 Şubat 2024 tarihinde Indianapolis’te düzenlenecek olan NBA All-Star karşılaşmasında yer alabilme ihtimali ile ilgili konuşan Şengün, “Şu an bir şans var tabii ki. Batıda olduğum için çok iyi oyuncu ve takımlar var. Girmek tabii ki zor. Türkiye’den büyük bir destek var. Onların desteği ve sahada yaptıklarımla bir şansım var. Olursa çok güzel olur, olmazsa da önümde çok uzun yıllar var. Umarım bir gün olacağımı düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“BİR ÖĞRETMEN SINIFTA BENİM VİDEOLARIMI İZLETİYOR, BU ÇOK DUYGUSAL BİR ŞEY”
All-Star oylamasında Türkiye’den kendisini çok duygulandıran destekler geldiğini aktaran milli oyuncu, “Çok büyük bir destek var ve bu beni duygulandırıyor. Bazı çocuklar okulda anonslar yapıyor. Bir öğretmen sınıfta benim videolarımı izletiyor. Bu çok duygusal bir şey. Herkes arkamda. Onların arkamda olduğunu hissediyorum. Sahada elimden geleni yapıyorum onların desteklerini boşa çıkarmamak için. Herkese çok teşekkür ediyorum” dedi.
NBA’de diğer takımlarda forma giyen oyunculardan ve koçlardan büyük saygı gördüğünü belirten Şengün, “Saha içinde rakiplerle de konuşuyoruz, koçlar da güzel şeyler söylüyor. Bu onur verici bir durum. Onlar da bunu görüyorlar. Bu ligde çok iyi oyuncular var. Herkes birbirine saygı duyuyor. Bu saygıyı kazanmak benim için onur verici” diye konuştu.
“BU YILIN BENİM İÇİN İYİ GEÇECEĞİNİ BİLİYORDUM ÇÜNKÜ ÇOK ÇALIŞTIM”
Yaz aylarında çok iyi çalıştığını ve çalışmalarının karşılığını aldığını belirten genç oyuncu, “Bu yılın benim için iyi geçeceğini biliyordum çünkü çok çalıştım. Çalışmanın da verdiği etkiyi görüyorum. Takım arkadaşlarım ve koçum da bana güveniyor. Benim üzerimden oyun oynanıyor. Ben de bunu en iyi şekilde değerlendirip onları yüz üstü bırakmamaya çalışıyorum. Her gün üstüne katarak devam etmek istiyorum” açıklamasında bulundu.
“İNŞALLAH ÜLKEMİZDEN DAHA İYİ OYUNCULAR ÇIKAR”
Kendisini destekleyen herkese teşekkür eden Şengün, “Gelecek nesillere örnek olmaya çalışıyorum. İnşallah ülkemizden daha iyi oyuncular çıkar. Ben de bir gün emekli olduğumda bunları görmek isterim. Onlarla konuşup, onlara bilgilerimi aktarmak isterim. Bu günleri görmek inşallah bana nasip olur. Desteklerini vermeye devam etsinler. Bu benim daha iyi oynamamı sağlıyor. Onların arkamda olduğunu bilmek, Türk bayrağını temsil edebilmek benim için onur verici” diyerek sözlerini noktaladı.
]]>