Orada – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Thu, 16 May 2024 21:54:34 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 17 yaşındaki Efe faciadan önce olacakları bilmiş: Bir şey olursa çıkamayız https://www.foxhaber.com.tr/17-yasindaki-efe-faciadan-once-olacaklari-bilmis-bir-sey-olursa-cikamayiz/ https://www.foxhaber.com.tr/17-yasindaki-efe-faciadan-once-olacaklari-bilmis-bir-sey-olursa-cikamayiz/#respond Thu, 16 May 2024 21:54:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7364 Gayrettepe Yıldız Posta Caddesi Gönenoğlu Sokak’taki gece kulübünün tadilatı sırasında çıkan yangında ölen 29 kişinin yakınları, Beşiktaş Emniyet Müdürlüğüne gelerek ifade vererek, kaybettiklerinin geride kalan eşyalarına teslim aldı.

Mobilyacılık yapan Efe Demir’in babası Adem Demir, ifadesinin alınmasının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

GELECEĞE DÖNÜK PLANLARI VARDI

Oğlunun cep telefonu da kendisine teslim edilen Demir, şöyle konuştu:

“O gün orada çalışıyordu kendisi, üçüncü günüydü orada. Mobilya dekorasyon üzerine oraya montaja gitmişlerdi. Karakolda da gerekli ifademizi verdik. Gerekli işlemlerin yapılacağını umuyoruz.

Gerekli cezanın verilmesini istiyoruz. Ben 17 yaşında evladımı toprağa koydum. Efe’yle hayallerim vardı. Onun planları vardı, planlarımız vardı geleceğe dönük. O, meslek sahibi olmak istiyordu.

Dışarıdan okulunu okuyordu. Hem okuyup hem çalışayım baba, bir meslek sahibi olayım. İleriye dönük yapacaklarımızı planlarız, ona göre yolumuza bakarız diyordu. Ama olmadı. Mekan onlara mezara oldu, 29 kişiye mezar oldu.

Yangınla alakalı kimin ihmali; kişi veya kişiler, o mekanın sahipleri veya kim ise gerekli cezayı almasını istiyoruz. Bu konunun da sonuna kadar takipçisiyim. Polis merkezinden ifademi verdim, çıktım.

İLK GÖZAĞRIMDI ELLERİMLE TOPRAĞA VERDİM

Bundan sonraki süreci takip edeceğiz. Şu anda 11 kişinin gözaltında olduğunu biliyorum, adliyeye sevk edileceğini biliyorum. Bundan sonraki süreci de takip edeceğiz. Olayın arkasındayım babası olarak.

Çünkü bir evlat olaya yetişmiyor, kolay yetiştirilmiyor. O benim ilk göz ağrımdı, 17 yaşında kendi elimle toprağa verdi. Ben de bunun hesabını öyle ya da böyle soracağım” 

TADİLATIN BAYRAMA KADAR BİTİRİLMESİ İÇİN BASKI YAPILMIŞ

Oğluyla son yaptığı konuşmadan bahseden Adem Demir “Oraya, olaydan önce çalışmaya gittikleri 3 ya da 4’üncü günüydü. ‘Baba eksi 2’de çalışıyoruz, eğlence mekanı gibi bir yer. Bir şey olsa Allah korusun çıkamayız’ diyordu. Oranın bir an önce yetiştirilmesi babında baskı gibi bir şey oluyormuş. Bayrama, tatile kadar yetiştirilmesiyle alakalı. Orada birden çok firma var çalışan ama maalesef mezar oldu. 29 kişiye mezar ettiler orayı” dedi.

EFE KAHRAMANLIK YAPMIŞ

Oğlu Efe Demir’in yangın sırasında kahramanlık yaptığını ifade eden Adem Demir, şöyle konuştu: 

“Yangının ilk başlama safhasında Efe’nin yanında olan ustası Ercan beyle görüştüm daha sonra. Yangının ilk alevlendiği sırada, Efe orada bir kahramanlık yapıyor, yangın tüpü alıp geliyor.

Tüpü alıp geldiğinde muhtemelen yaşı itibarıyla da, küçük de olduğu için Ercan bey ‘Oğlum tüpü sen bana ver, kendinizi dışarı atın’ diyor.

Tabii oradaki yanıcı maddeler, elyaflar, bir sürü yanıcı ve tütücü maddelerden çıkan duman bir anda orayı kapladığı için ve çıkış kapılarının da kapalı olduğu, 3 çıkış kapısından 2’sinin kapalı olduğu eksi 2’den tamamen dışarı çıkmak için 5-6 dakika yürüme mesafesi olduğu, ama oradaki karmaşada maalesef çıkamadıkları bariz ortada”

YANGIN TÜPLERİ ÇALIŞSAYDI BELKİ YANGIN SÖNDÜRÜLEBİLİRDİ

Yangın öncesi ve sonrası ihmaller zinciri olduğunu iddia eden Adem Demir, şunları söyledi:

“Fiziken ayaktayım ruhen çökmüş durumdayım. Bir yangın tüpünün çalışmadığı söyleniyor. Aslında 2 yangın tüpü gelmiş o esnada. Birini Efe getirmiş diğerini başka biri getiriyor herhalde.

Ama 2’nci tüpün basmadığını duydum. Belki çalışsaydı çıkabilirlerdi veya yangın çok küçük ebatla başladıysa belki o onda yangın tüpleri çalışsaydı belki söndürebilirlerdi ama bilemiyoruz.

Şimdi orada nasıl bir şey gelişti bilemiyoruz. Çünkü bir görüntüler var, kaynak yapılıyor ve bir tutuşma gerçekleştiriyor. Şimdi her taraf yalıtım sistemi olduğu için, elyaf malzeme çabuk tutuşan bir malzeme.

Buranın itfaiye raporu yok, yangın söndürme sistemi yok, Hiçbir şey yok. Kapılar kapalı. Eksi 2’de çalışılan bir yerde, bir kere orada kaynakla alakalı bir çalışma yapılıyorsa o kaynaktan çıkan gazı dışarıya atabilmek için vantilatör sisteminin kurulması gerekiyor.

Ama öyle bir şey yok, hiçbir şey yok. Göz göre göre ölüme terk edilme var. Cinayet bu, başka bir şey değil” 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/17-yasindaki-efe-faciadan-once-olacaklari-bilmis-bir-sey-olursa-cikamayiz/feed/ 0
Gece kulübü faciasında kahreden detay https://www.foxhaber.com.tr/gece-kulubu-faciasinda-kahreden-detay/ https://www.foxhaber.com.tr/gece-kulubu-faciasinda-kahreden-detay/#respond Mon, 13 May 2024 21:45:44 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7254 İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde 29 kişinin öldüğü gece kulübü yangınında hayatını kaybedenlerden Barış Güngör (21) Batman’da, Ahmet Uzun (36) ise Şırnak’ta toprağa verildi.

Barış Güngör’ün İstanbul’dan cenaze törenine gelen kuzeni Ahmet Güngör, “Babasına çok bağlıydı. O sebepten dolayı temelli dönmek istiyordu. ‘3 gün içerisinde ben geri döneceğim’ dedi. Aslında hemen dönmek istedi. Oradaki arkadaşları ‘Birkaç gün çalış öyle dön’ diye söylemiş kendisine. O da 2- 3 gün daha orada kalmak istedi” dedi. 

Beşiktaş Gayrettepe Yıldız Posta Caddesi Gönenoğlu Sokak’ta, 2 Mart’ta binanın eksi 1’inci katındaki Masquarede adlı gece kulübünde çıkan yangında hayatını kaybeden 29 kişiden Batmanlı Barış Güngör ve Şırnaklı Ahmet Uzun’un cenazesi otopsi işlemlerinin ardından yakınlarına teslim edildi. Batman’a getirilen Barış Güngör’ün cenazesi asri mezarlıkta toprağa verildi. Mezarı başında sevenleri ağıt yakarken, ağabeyi Emrah Güngör fenalık geçirdi.

“ARKADAŞLARI 2- 3 GÜN DAHA ÇALIŞ DEMİŞ”

Güngör’ün olay olmadan Batman’a temelli dönüş yapacağını söyleyen ve cenaze için İstanbul’dan gelen kuzeni Adil Güngör, şöyle konuştu:

– Barış 3- 4 ay önce askerden geldi. Askerden sonra bizim yanımıza İstanbul’a geldi. Bizde kalıyordu ve 3- 4 ay orada çalıştı. Çalıştıktan sonra bir daha Batman’a döndü. Batman’dan tekrar İstanbul’a gelip, bir daha dönmemek üzere İstanbul’a eşyalarını almaya geldi.

– Barış bana ‘Ben artık burada ailemden daha fazla ayrı durmak istemiyorum, çünkü ailemi çok özlüyorum. 3 gün içerisinde geri döneceğim’ dedi. Aslında hemen dönmek istedi. Oradaki arkadaşları ‘birkaç gün çalış öyle dön’ diye söylemiş kendisine. O da 2- 3 gün daha orada kalmak istedi. 

Barış Güngör

MEMLEKETİNE TEMELLİ DÖNMEK İSTİYORDU 

Kuzeninin öldüğünü Adli Tıp Kurumu’nda öğrendiğini belirten Güngör, “Babasına çok bağlıydı. O sebepten dolayı temelli dönmek istiyordu. Fakat 3 gün içerisinde kendisi değil de cenazesi bize geldi. Gündüz saat 12’lere kadar da bizdeydi. Evden çıktı, gitti. Saat 1 gibi de bu olay olmuş. Orada bir ihmal olduğunu düşünüyoruz. Barış melek gibi bir insandı. Ben olayı duyunca inanamadım, şok oldum. Tam iftara giderken ağabeyim aradı, Barış’a ulaşılamıyor diye. O anda hemen olay yerine gitmek istedim fakat olay yerinden cenazeler morga kaldırılmıştı. Adli Tıp Kurumu’na gittiğimde zaten ekranda Barış Güngör’ün ismi geçiyordu. ‘Otopsi yapılıyor’ diye. O şekilde bizim de bilgimiz oldu” dedi.

NASIL HİÇBİRİ KURTULAMADI?

Olayın takipçisi olacaklarını ifade eden Güngör, kuzeninin cenazesini kendisinin yıkadığını belirterek, şunları söyledi:

– Olayın ne şekilde olduğunun ne şekilde ihmalkarlık olduğunu öğrenmeden o işin peşini bırakmayacağız. Biz bu sürecin takibini bırakmayacağız. Orada 29 can gitti. Nasıl hiçbir tanesi kurtulmadı? Apaçık ortada bir soru işareti var. Ne şekilde? Yani bir tane de mi çıkamadı? Biz bu işin peşini bırakmayacağız. Cenazesini kendim yıkadım. Kıyamadım bakmaya.

Ahmet Uzun

ŞIRNAK’TA TOPRAĞA VERİLDİ

Hayatını kaybedenlerden Ahmet Uzun’un cenazesi de memleketi Şırnak’a getirildi. Alakamış köyüne götürülen cenaze, kılınan cenaze namazının ardından akşam saatlerinde toprağa verildi. 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/gece-kulubu-faciasinda-kahreden-detay/feed/ 0
Yalçın Özden: Cem Yılmaz bana hayranmış https://www.foxhaber.com.tr/yalcin-ozden-cem-yilmaz-bana-hayranmis/ https://www.foxhaber.com.tr/yalcin-ozden-cem-yilmaz-bana-hayranmis/#respond Tue, 23 Apr 2024 21:09:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6474 Yalçın Özden, Milli Türk Talebe Birliği’nde başladığı Direklerarası Kabare, Lale Oraloğlu Tiyatrosu’nda devam ettiği profesyonel oyunculuk yılları, 1998’de hayatını kaybeden Zeki Yurtbaşı ile 20 yıl başarıyla sürdürdükleri ‘Uğurböcekleri’ programını, 26 yıldır her sene oyun üreterek seyirci karşısında dur duraksız aile boyu sergiledikleri tiyatro oyunlarını ve yaşama bakışını anlattı.

Soru: Sanat kronolojinize baktığımızda 50 yılı devirdiğinizi görüyoruz. Tabii ki bunlar bir rakam ama hiç yaşlanmıyorsunuz, maşallah.

Yalçın Özden: Teşekkür ederim. İçinde spor var, ondan da olabilir.

Soru: Sosyal medyada spor salonundaki videolarınızı gördüm. Zaten geçmişten gelen bir sporcu kimliğiniz var.

Yalçın Özden: Var tabii. Sporcu olduğum için o alışkanlığımı devam ettirdim. Bir de kendimi seviyorum, Çünkü kendini sevmeyen kimseyi sevmez ki. Önce sana verilenlere şükredip onu sevmen lazım. Ondan sonra da insanları, hayvanları, tüm varlığı sevmek lazım.

“FENERBAHÇE’YE TRANSFER OLDUM”

Soru: Evet bu dışınıza da yansıyor zaten. Halter ve kürek sporu yaptığınızı biliyoruz.

Yalçın Özden: Halter sporu yaptım lisedeyken. Halterin tüm inceliklerini biliyorum. Kendi branşımda, serbest güreşte şampiyon oldum. Bakırköy Kulübü’nde devam ettim. Sonra Samatya Deniz Kulübü’nde kürek çektim, iyi bir kürekçi olduğum için. Oraya gittiğimde kaslıydım, alt yapı olduğundan diğer kürekçilerden farklıydım. Orada başarılı bir kürekçi olunca Fenerbahçe’ye transfer oldum. Şimdi Fenerbahçe’nin 50 yılı aşkın yüksek divan kurulu üyesiyim. Çok keyifli bir spor.”

Soru: Samatya’da büyüdünüz değil mi?

Yalçın Özden: Samatya’da ortaokul ve liseyi okudum. Çünkü baba öğretmen olunca bir tur atıyor Anadolu’da. Kars’a, oradan Niğde’nin bir ilçesine ve Kırıkkale’ye gelmiş. Sonra Zeytinburnu Fatma Süslügil İlkokulu. Müdür muaviniydi. Yani 5. sınıfta İstanbul’daydım.

Soru: Mesleki kariyerinizdeki 50 yıl hem içinde ömrünüzü barındırıyor hem de içinde yüzlerce tiyatro oyunu, şov programı, TV programı, filmler ve diziler var. Sanat hayatına adımınızı kaç yaşında attınız? Biraz o dönemlerinizi anlatır mısınız?

Yalçın Özden: Amatör ve gerçek anlamda lise ikide. İlkokulda monolog yaptım. 5 yaşındayken çıkardılar sahneye, küçük bir şey oynadım. Onları saymıyoruz. Ama lise 2’deki ciddi ciddi bir İngiliz vodviliydi. Orada komik bir uşağı oynamıştım. Ertesi yıl beni gösterip ‘İşte Dominik bu’ diyorlardı. Akşam gazetesinin her yıl geleneksel Liselerarası Tiyatro yarışması vardı. Ertesi yıl oynadığımız oyunla katılmıştık ve biz birinci olduk bütün ekip olarak. Zaten ondan sonra Cağaloğlu’nda Milli Türk Talebe Federasyonu vardı, orada tiyatroya başladık. Şehir Tiyatrosundan yönetmenler geliyordu bize. O yönetmenler bizi eğitti orada. Değişik oyunlar ve çocuk oyunları sahneye koyduk. Sonlara doğru ben yazmaya başladım. ‘Ben de yapacağım bu işi, bireysel, kendim yapacağım.’ dedim. Güldüler, yaptım. Sonra ‘aferin.’ dediler. Sonra da profesyonel tiyatrolara geçtim tabii.”

“USTALARIM İHSAN YÜCE, LALE ORALOĞLU, MÜNİR ÖZKUL”

Soru: Ustanız ya da ustalarınız kim?

Yalçın Özden: Ustalarım İhsan Yüce, Lale Oraloğlu, Münir Özkul ve Zeki Yurtbaşı. Zeki Yurtbaşı benim ortağım. Çok tiyatro yaptı. Benden çok yaptı ve tiyatronun her şeyini bilirdi. Biz ikili olduk ya, benim hatalarımı da düzeltirdi.

Soru: 50 yılın içindeki 21 yılı, şov dünyasında fiili ortağınız Zeki Yurtbaşı ile geçirmeniz inanılmaz önemli bence.

Yalçın Özden: Tabii, çok önemli. Kavgalarımız oldu, her şeyimiz oldu ama hiç ayrılmadık.

Soru: Aslında evlilik gibi ve evlilikler bile bazen o kadar sürmüyor, size gerçekten bravo.

Yalçın Özden: Tabii, tabii. Evlilikler bile o kadar sürmüyor değil mi? Yani, 21 yıl. Şu anda ikili olarak Türkiye’nin en uzun süren ikilisiyiz. Yani şov dünyası diyorum. Metin (Akpınar) – Zeki (Alasya) ne kadar sürdü? Bilmiyorum ama biz tiyatromuz takla attığı için bu işe soyunduk ve tuttu. Yani biz o gün, ‘Para kazanalım da sonra tiyatroya döneriz’ dedik ama bizi döndürmediler. Çünkü ünlü olduk, çok tuttuk. Televizyona transfer olunca artık devamı geldi.

Soru: Peki adınız ‘Sivrisinekler’ iken ‘Uğur Böcekleri’ne nasıl döndünüz?

Yalçın Özden: Sivrisinekler, hani vızıldar, insanları ısırır, uyarır ya, o anlamdaydı. Biz mizah yapıyoruz ya, ‘Biz sizi ısırırız ama uyarırız.’ anlamındaydı. Fakat gazino dünyasında ünlü olunca, dediler ki ‘Sivrisinek mide bulandırır. İnsanlar orada yemek yiyor.’ Peki, ne yapalım? dedik. ‘Ya bu millet böcekten anlar.’ dediler. Ateş Böcekleri, Balarıları filan. O yüzden biz de ‘Uğur Böcekleri’ni bulduk. Bu sefer de Uğur Böcekleri tutar mı? diye korkarak çıktık sahneye, ‘Ateş Böcekleri’nden çaldılar’, falan derler diye. Fakat bir çıktık, insanlar çok iyi karşıladı. Her hafta da televizyondasın, gündemdesin, seviliyorsun. Tuttu.

Soru: TV şovlarınızın yanı sıra o dönem ünlü mizah yazarı, karikatürist Suavi Sualp’in senaryosunu yazdığı ‘Figüran Osman’ (Eşek Şakası ve Akıllı Deliler) filmleri ekrana sizinle taşındı değil mi?

Yalçın Özden: Evet, ekrana taşındı. O ara Şener Şen ve Kemal Sunal yoktu. Fakat sinemamız bunalımdaydı. Dekolte filmler yapılıyordu. Hatta diğerleri 4 bin lira alırken, bana 40 bin lira verdiler, oynamadım. Ama özeleştiri yapayım. Biz tutmuş bir ikiliyiz, para da kazanıyoruz. Belki ihtiyacımız olsa, mecbur olsaydık oynardık. Oynayanları onun için eleştirmiyorum.”

“HALK FİGÜRAN OSMAN’I ÇOK SEVDİ, TUTTU”

Soru: Peki bu Figüran Osman ile absürt bir komedi sundunuz seyirciye. Bekleneni mi verdiniz orada?

Yalçın Özden: Evet ya çok acayip tuttu.

Soru: Tutmasının nedeni neydi?

Yalçın Özden: Ben röportajları izlerdim TRT’de. Röportajları izlerken Anadolu’dan bir çocuk konuşuyor işte ezilmiş falan. Ben de doğal bir karakter bulayım ve ezilmiş bir karakter olsun. Çünkü halk daha sıcak buluyor öyle tipleri dedim. Bu arada müzisyenler kahvesinde de bir figüran Osman vardı, o da şiveliydi ama Kadir İnanır gibi boylu poslu, yakışıklıydı. Ama ben onu karikatürize ettim. Hafif çenemi çıkararak, ‘Vallahi Kadir İnanır’dan ne farkım var? Cüneyt abi filmde değil gerçekten dövüyor adamı ya. Gözümü morarttı’ diyorum. İnsanlar bayıldı. Sokakta yürüyemedim yani. Ondan sonra figüran Osman üzerinden önce ben yürüdüm biraz, sonra ‘Biz ikiliyiz.’ dedim, Zeki de katıldı. Çok daha renkli oldu tabii. Skeç halini aldı. Skeçleri genelde ben yazdım çünkü her hafta bir yazar sektörü yoktu. Her hafta bize iki skeç yazsın falan. Sadece rahmetli Ahmet Üstel, radyo skeçlerimizi yazmıştır. Nur içinde yatsın.

Soru: Mimikleriniz çok kuvvetli. Çok iyi taklit yeteneğiniz de var.

Yalçın Özden: Esas Zeki’nin daha iyiydi. Ben taklitten taklit alıyordum. O gerçekten taklit alıyordu. O daha büyük başarı. Ama şovmen olduysanız taklit yapacaksınız. Çünkü insanlar orada yiyor, içiyor, onları sizin çekmeniz lazım. Popüler tipleri taklit ederek skeç oynarsan daha çok çekiyorsun sahneye.

Soru: Evet aslında doğru, sizin mimikleriniz daha kuvvetli.

Yalçın Özden: Çok. Mimikler doğal olarak çıkıyor. Hatta hocam rahmetli Lale Oraloğlu bir gün kuliste, ‘Yalçın, sen evde çalışıyor musun bu kadar mimik?’ dedi. ‘Hocam ne diyorsunuz? Günde iki saat mimik çalışıyorum.’ dedim. Yalan söyledim. Mimik falan çalışmıyorum. Oynarken kendi çıkıyor. Yani ‘Hadi ya!’ diyorsun, o mimik yüzünde oluşuyor. Ama o yüzün ona uygun olması lazım. Sempati denen bir şey var. Şu üç ölçü, bu burun, bu alın eşit olmayacak, çene biraz uzun olacak. Onu bozduğun zaman sempatik oluyorsun.

“İÇİMDEN DRAMA OYNAMAK GELMİYOR”

Soru: Galiba bu mimiklerinizin rengarenk oluşu sizi sahnede komediye itti?

Yalçın Özden: Daha fazla itti. Bir de içimden gelmiyor dram oynamak. Çocuk oyunlarında oynarken amatörken, ‘Nalınlar’ı oynayacağız. Başladık prova yapmaya. ‘Kusura bakmayın, Ben oynamayacağım, konsantre olamıyorum.’ dedim. Olamıyorum yani. Ama ‘Seksenler’de dram oynadım, kızımı everirken. Ama profesyoneliz, oynarız artık. Ne olursa oynarım artık.

Soru: Sizi hep izlediğimiz komedinin ardından yakın dönemde Seksenler‘de izledik. Yıllar önce Tatlı Kaçıklar, Türk Malı, Arka Sokaklar gibi bir seri halinde oynadığınız diziler oldu. Seksenler‘in ardından yeni bir proje olmadı sanırım?

Yalçın Özden: Evet şu anda dizi anlamında yok. Çünkü ben hiçbir yere gitmiyorum. Kendimi hatırlatmıyorum. Seksenler‘de de Birol Güven’le karşılaştık bir yerde tesadüfen. Tatile gitmiştik. O da gelmişti eşiyle, çocuğuyla. Orada, ‘Kafamda bir ampul yandı. Seni Doksanlar‘da oynatacağım.’ dedi. Aramadı. Ben de sitem ettim ‘Ya bu hep böyle.’ dedim. Sonra ‘Seksenler’ için aradı. Yani rastlamanız, kapıyı açmanız, bir ‘Merhaba’ deyip kendinizi hatırlatmanız lazım. İnsanlar yoğun. ‘Türk Malı’na da, bir programa çıkmıştım, orada görmüşler, ‘Atletik, tam emekli Albay tipi.’ demişler. Beni aldılar ama orada biz bir türlü başrol oyuncusuyla uyuşamadık.

Soru: Anlıyorum. Aslında çok değişik skalada roller üstlenebilirsiniz gibi geliyor bana.

Yalçın Özden: Benim canım sıkılmayacak. Ben pozitif adamım. Benim setim güzel olacak. İnsanlar birbirine saygılı, sevgili olacak. Türk Malı’nda kaos vardı. İsim vermeyeceğim, özel odadan çıkıyor böyle, selam yok. Ya karımı oynuyorsun, böyle bir şey yok. Sen daha yokken Yalçın Özden vardı. Onun için beni itti o. Hele hele başrol oyuncusunun da böyle gel-gitleri olunca, ‘Ben oynayamayacağım’ dedim. Repliğimi söyleyemedim, söyleyemiyorum. ‘Kusura bakmayın’ dedim. Bunlar hoş değil yani, işte pişmek lazım. Hamlar maalesef. Bunları söyleyerek üzmedim değil mi sizi?

“HER YIL YETİŞKİN OYUNU YAZARIM”

Soru: Siz üretmekten hiç vazgeçmiyorsunuz. Neredeyse her yıl bir tiyatro oyunu yazıyor ve sahneliyorsunuz sanırım?

Yalçın Özden: Asla. Her yıl bir yetişkin oyunu yazarım. 2-3 yılda bir de çocuk oyunu yazarım.

Soru: Yazıp-yönettiğiniz ve oynadığınız bu oyunları belediyeler aracılığıyla turnelerle izleyiciye sunuyorsunuz değil mi?

Yalçın Özden: Belediyeler, turneler, kurumlar, bazen dernekler de oluyor. Ama o eski hızımız yok. Yani bir giderdik, 30 gün oynar gelirdik. Tiyatroyu 1998’de açtım. 26 yıl olmuş. Ama hiç durmadan her sene oyun yazdım. Her sene oynadık.

Soru: Yalçın Özden Tiyatrosu’na dönüşmek, Allah rahmet eylesin, Zeki Bey’in vefatından sonra bir bocalama döneminiz oldu mu?

Yalçın Özden: Eşinden ayrılıp İzmirli bir hanımla evlenince İzmir’e gitmek zorunda kaldı. O arada televizyonlar kurulmaya başladı. Star, TGRT, HBB ve daha birçok kanal çıkmıştı. Televizyonlar çoğalınca da gazino dünyasında bir sönme başladı. Yani alaka azaldı. İnsanlar televizyonu evinde izliyor. Birkaç televizyon kanalı olup, biraz uzaklaşınca, Zeki de ‘İş, güç çok yok artık. Gideyim.’ dedi. Gitmeseydi birlikte tiyatro yapardık ve çok da iyi olurdu. Ama eşi herhalde bastırınca o İzmir’e gitti. O zaman ben tek kaldım. Hemen özel televizyonlardan şov işleri gelmeye başladı.

Soru: O zaman vefatı dolayısıyla değil daha önce ayrıldınız öyle mi?

Yalçın Özden: Yok, biz öncesinde dostça ayrıldık. Hatta bir ara da Kanal 6’da eğlence programı sunuyorduk. ‘Zeki de gelsin, iyi olur.’ dedim. Çağırınca o da geldi. Ama Kanal 6, Zeki’nin şansına battı. Batınca da paramızı alamadık. İçeride de paramız kaldı. ‘Zeki gelme artık, paramızı da alamıyoruz.’ dedim. Yine birleşemedik.

“MÜNİR ÖZKUL STARDI”

Soru: Ramazan ayını geçirdiğimiz bu günlerde de aklıma geldi. Bir röportajınızda ramazandan, orta oyunu, meddah, eski filmlerden, kavuklu gösterilerinden bahsederken ‘Rahmetli Münir Özkul’dan İbiş karakterini devraldım’ demişsiniz, doğru mu?

Yalçın Özden: Evet, devraldım şöyle, ‘Al senin olsun.’ demedi tabii. Çok izledim. 20-30 kez Kanlı Nigar’ı izledim. Münir ağabeyle bizim filmde oynadık, lütfetti, şeref verdi rahmetli. Münir ağabeyi çok oyunda izledim. ‘Sersem Kocanın Kurnaz Karısı’, ‘Kanlı Nigar’. Muhteşem bir oyuncuydu. Ama sonrasında tabii yaşlandı. O dönemi başka. Ama onun Münir olduğu zaman, örnek alınacak bir virtüözdü, stardı. Ben de ondan öyle güzel almışım ki Kavuklu’yu. Yani bayağı oldu. Bir kabarenin içinde bir bölüm orta oyunu oynuyoruz. Ünlü bir yazar, adı aklıma gelmiyor, öldü, ‘İşte gerçek kavuklu bu.’ dedi. Sonra ‘Sensin.’ diyerek yanıma geldi. O anlamda onu örnek almak çok önemli. Bir de orta oyunu doğaçlama olduğu için doğaçlamayı seviyorum. Çok güzel oldu.

Soru: Geçmişten bugüne baktığımızda sahnede en büyük heyecan duyduğunuz anınız nedir?

Yalçın Özden: Üç Maymun Kabare’de oynuyoruz. Ercan Yazgan rahmetli, hep rahmetli olmuş andıklarımız vallahi, iyi bir oyuncuydu. Altan Erbulak Kocamustafapaşa’daki Çevre Tiyatrosu’nu açtı. Yani bazen maddi duygusallıklar oluyor. Ben de orada tiplemeleri oynuyorum. Bana dediler ki, ‘Yalçın 3 gün tiyatromuzu kapatıyoruz. Sen Ercan’ın rolünü oynuyorsun. Ercan’la ortağım Zeki de orada, ikisi başrol. ‘İki Kıza Bir Cızbız’ oyununu oynadık. Müjde Ar var, bir sürü baba oyuncular, Özcan Özgür var. Neyse, ‘Lütfen kapatmayın, bu akşam ezberlerim zaten oyunun içindeyim. Yarın oynarız.’ dedim. Ondan sonra beyni acayip yormuşum. Ertesi gün başladık. O bana sorular soruyor, ben cevap veriyorum. Ben ona sorular soruyorum hızlı hızlı gidiyor. Bir an şöyle bir kaldım. Trak geldi, ona trak derler tiyatroda. Hiçbir şey düşünemiyorsun, yani kötü hissetmeyi bile düşünemiyorsun. Sadece bekliyorsun, sonra kendine geliyorsun. Belki o 3 saniye sürüyor ama bana 10 dakika gibi geldi. Onu hiç unutamam mesela. Bunun gibi çok şey var.

“CEM’İ DE ATA’YI DA ÇOK SEVERİM”

Soru: Evet, bir şovmen için zor bir durum. Peki yine bir şovmen olarak beğendiniz kimler var?

Yalçın Özden: Başta tabii ki Cem Yılmaz. Çok zeki. Zaten kalemden, mizahtan gelmiş. Aynı zamanda semttaşızdır, Samatyalıdır. Sadece birinden fotoğraf almış, o da benim. Aynı semtteniz ya, hayranmış bana, vermişim. Hemen arkasından Ata Demirer. Çünkü Ata Demirer de müzisyen kökenli olduğu için, müziği de katıyor. Ama Cem’in de kulağı çok iyi. Mesela Av Mevsimi’nde ne güzel söyledi değil mi? ‘Haydi gidelum, haydi’ şarkısını. Seviyorum, evladımız gibi. Ata’yı da onu da çok severim. Saygılı çocuklar.

Soru: Röportaja başlamadan önce sohbet ederken aile boyu oynadığınızdan konuşmuştuk. Kızınız var sanırım kadroda, başka kimler var?

Yalçın Özden: Evet, bu kez daha çok oldu. Kardeşim, kızım, yeğenim ve ben olmak üzere 4 kişi aileden. İki de dışarıdan oyuncularım var. Altı kişiyiz. Oyunda altı kişi yetiyor.

Soru: Son olarak sizin bu röportajınızı okuyacak, izleyecek seyircilere ve gençlere mesajınız var mı?

Yalçın Özden: Gençlere şunu tavsiye ediyorum. Dijitalden başka bir de bayağı bir kitap okusunlar. Yani bizim bildiğimiz sayfaları olan kitap okusunlar. Onlardan alacakları çok şey var. Hem bellekleri, hayal dünyaları hep çalışacak. Beynin üstündeki o sıvı daha çok çoğalacak ve erken yaşlanmayacaklar. Beyin erken yaşlanmayacak, bunamayacaklar. Öbür türlü o sanalda çabuk bunayacaklar maalesef. Onun için en büyük tavsiyem kitap ve sanat.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/yalcin-ozden-cem-yilmaz-bana-hayranmis/feed/ 0
Trabzon’da şok eden görüntü: Suçüstü yakalandı https://www.foxhaber.com.tr/trabzonda-sok-eden-goruntu-sucustu-yakalandi/ https://www.foxhaber.com.tr/trabzonda-sok-eden-goruntu-sucustu-yakalandi/#respond Sat, 27 Jan 2024 21:15:29 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2689 Trabzon ve Rize İlleri Yerel Yönetimleri Katı Atık Tesisleri Yapma ve İşletme Birliği (TRABRİKAB) tarafından 2020 yılında hayata geçirilen, Evra Enerji Sanayi Ticaret AŞ. şirketinin işlettiği Araklı Entegre Katık Değerlendirme ve Bertaraf tesisi, hukuksuz uygulamalara devam ediyor.

EMİNE ERDOĞAN’IN RİYASETİNDE YAPILDI

AKP’li Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu’nun “Sayın Cumhurbaşkanımızın kıymetli eşi Emine Erdoğan Hanımefendi riyasetinde ‘Sıfır Atık’ mottosu ile yola çıkıldı” diyerek tanıttığı çöp tesisi Araklı ve çevre ilçelere yayılan pis koku nedeniyle bölge halkının defalarca eylemlerine neden olmuştu.

ÇÖP TESİSİNİN ATIK SULARINI KARADENİZ’E BOŞALTTILAR

Rize ve Trabzon’un çöplerinin boşaltıldığı katı atık tesisinin, atık suları kaçak şekilde Trabzon’un Değirmendere mahallesinden doğrudan Karadeniz’e deşarj ettiği anlaşıldı.

CHP Trabzon eski Milletvekili Ahmet Kaya, gece geç saatlerde üzerinde ‘Katı Atık Belediyeler Birliği’ yazan kamyonu takip etti ve çöp tesisinin atık sularını taşıyan kamyonun ormanlık alana girerek buradan atık suyu kanalizasyon logarına boşalttığı anlara tanıklık etti.

GECE KARANLIĞINDAN FAYDALANIP SUÇ İŞLENİYOR

Olay yerinden açıklama yapan Kaya, şöyle konuştu:

-Şu an saat gece 01.36. Trabzon’u geziyoruz ve neresinde ne sıkıntı var tespit etmeye çalışıyoruz.

-Sahil yolundan geçerken çok pis bir koku burnumuzu sardı. ‘Bu koku nedir?’ dediğimde önümdeki bir kamyonun dere kenarındaki ormanlık alana indiğini gördüm. Arkası tanker şeklindeki TIR’ın Araklı Katı Atık Tesisi’nden geldiğini öğrendik.

-İçinde ne var diye sorduk, ‘Araklı katı atık tesisinden akan sular var’ dediler. O sularla dolu tanker hortumlarını getiriyor, kanalizasyon logarından Değirmendere’ye oradan da denize deşarj ediyor.

-Hiçbir arıtmaya tabi tutmadan, zehirli sular maalesef deremize akıtılıyor. Deredeki, denizdeki canlı yaşamı hiçe sayılıyor.

-Yetkilileri göreve çağırıyorum. Gecenin karanlığından faydalanıp bu suçu işleyen firmayla ilgili gerekeni yapın. Trabzon sahipsiz değil. O denizde yaşayan canlılar sahipsiz değil.

“BU BİR İNSANLIK SUÇUDUR”

Araklı’daki çöp tesisinin bulunduğu alanda insanların nefes alamaz duruma geldiğine dikkat çeken Kaya, şöyle konuştu:

-Orada çöpler vahşi biçimde depolanıyor. O çöplerden sızan sular oradaki dereye akıyordu.

-Güya bir çözüm ürettiler, çöplerden sızan suları bir havuzda topluyorlar. Şimdi bu vidanjör şeklindeki araçlarla kirli suları toplayıp akıllarınca getirip burada Trabzon’un göbeğinde Değirmendere’ye akıtıyorlar.

-Oradaki kokuyu güya bu şekilde gidermeye çalışıyorlar. Orayla ilgili çok sayıda şikayet var. Araklı yaşanmaz hale geldi. Vatandaş orada ‘Ben evimde yemek yiyemez hale geldim, her gün kusuyorum’ diyordu.

-Rize’nin ve Trabzon’un çöpünden sızan atık suları, tıbbi atıkların olduğu suları getirip buradan acımasızca logar vasıtasıyla önce dereye oradan da denize gönderiyorlar. Böyle vicdansızlık olamaz. Bu bir insanlık suçudur.

DERİN DEŞARJ HATTINDA BİYOLOJİK ARITMA YAPILMIYOR

Öte yandan, atık suların boşaltıldığı kanalizasyon logarının yakınında denize derin deşarj hattı var ancak Trabzon Büyükşehir Belediyesi sınırları dahilindeki sahil şeridinin tamamında biyolojik arıtma yapılmadan kanalizasyon suları denize deşarj ediliyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/trabzonda-sok-eden-goruntu-sucustu-yakalandi/feed/ 0
Şambrelle kayak keyfi ölümle bitti, aileden ihmal iddiası https://www.foxhaber.com.tr/sambrelle-kayak-keyfi-olumle-bitti-aileden-ihmal-iddiasi/ https://www.foxhaber.com.tr/sambrelle-kayak-keyfi-olumle-bitti-aileden-ihmal-iddiasi/#respond Thu, 18 Jan 2024 21:24:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2367 Tuğba Paloluoğlu, hafta sonunda ailesi ile birlikte kayak yapmak için Kocaeli Kartepe’de bulunan bir tesise gitti. 14 Ocak günü saat 17.30 sıralarında şambrelle kayan Tuğba Paloluoğlu, pistten çıkarak 5 metre yüksekten düştü.

Ağır yaralanan Paloluoğlu, yakınları ve işletmeciler tarafından bulunduğu yerden çıkarıldı. İhbar üzerine bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Sağlık ekibinin ilk müdahalesinin ardından ilçedeki özel bir hastaneye kaldırılan Paloluoğlu, kurtarılamadı.

ANNELERİNİN TABUTUNA SARILIP AĞLADILAR

Tuğba Paloluoğlu’nun cenazesi, bir gün sonra Körfez ilçesi Mimar Sinan Mahallesi’ndeki Mehmet Akif Ersoy Camii’nde ikindi namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrası Körfez Asri Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Cenazede oğulları Murat Yaşık (24) ve Muhammed Yaşık (22), Paloluoğlu’nun tabutuna sarılıp ağladı.

SORUŞTURMA BAŞLATILDI

Tuğba Paloluoğlu’nun oğulları, pistin yanındaki tel örgülerde açıklık olduğunu iddia ederek işletmeden şikayetçi oldu. Yapılan otopsi sonucu oluşturulan Paloluoğlu’nun ölüm raporunda ise kadının çoklu kaburga kırıklarına bağlı yaralanma sonucu hayatını kaybettiği belirtildi.

Şikayet kapsamında savcılık, ‘Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi suçlamasıyla işletme sahibi ve sorumlu çalışanlar hakkında soruşturma başlattı.

Murat Yaşık, annesinin ölümünde ihmal olduğunu düşündükleri için şikayetçi olduklarını belirterek, “Kayak merkezinde kaymak için 3 tanesi 400 liraya şambrel kiraladık. Sonra orada kayarken aşağıda tellerin yırtık olduğu söylenmedi. Tellerdeki boşluktan annem uçarak uçuruma düştü ve vefat etti. İhmal olduğunu düşündüğümüz için şikayetçi olduk. Annem düşünce hemen oradan 10-15 kişi kaldırdık. Battaniye ile taşıdık. Sobanın yanına götürdük ve orada su içirdik. Daha sonra ambulans geldi ve hastaneye götürdü” dedi.

“TEL ÖRGÜNÜN YERİNE KOMİK BİR ŞEKİLDE YATAK KOYMUŞLAR”

Tuğba Paloluoğlu’nun eşinin kardeşi Sümmani Yaşık da işletmenin ihmali olduğunu iddia ederek, “Yengem çocuklarıyla birlikte Kartepeye tatile gitti. Orada kiraladıkları şambrelle pistte kayarken tellerin yırtık olmasından dolayı oradan aşağı düşüp vefat etti. Ne bir güvenlik ne de bir kurtarma ekibi vardı. Yeğenlerim kendi imkanlarıyla kurtarıp kendi imkanlarıyla ambulansa bindirdiler. Bizden sonra tel örgünün yerine komik bir şekilde yatak koymuşlar. Sanki insanlar orada yatacakmış gibi. Jandarmanın çektiği resimlerden gördük. Bu davanın peşini bırakmayacağız. Yasal olarak orayı işleten kimse, kime ucu dokunuyorsa bunun peşini kesinlikle bırakmayacağız” diye konuştu.

İŞLETME, TELDEKİ AÇIKLIK İDDİALARINI REDDETTİ

Pisti işleten Sis Dağı firmasından yapılan açıklamada ise tellerde herhangi bir açıklık olmadığı belirtildi.

İşletme sahibi, yaşanan olayda tesisin herhangi bir ihmali olmadığını öne sürerek, “Kadın şambrelle kayarken, tellere çarptı. Tellerin üstünden aşağıya uçtu. Tellerde herhangi bir açıklık yok. Kadının sağlık durumu buradan giderken iyiydi. Biz burada ilk müdahalede bulunduk. Bulunduğu yerden battaniyeye sarıp taşıdık. Restoranda sandalyede oturdu, kendisiyle konuştuk. Bilinci yerindeydi. Ne olduysa ambulansa bindikten sonra olmuş. Tesisimizle ilgili herhangi bir ihmal yok. Tesisimizde her türlü uyarı levhaları mevcut” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/sambrelle-kayak-keyfi-olumle-bitti-aileden-ihmal-iddiasi/feed/ 0