Olay, dün gece saatlerinde ilçeye bağlı Tepealtı mevkisinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Tuğrul Demir’in (26) kullandığı 06 H 5748 plakalı otomobil, dolmuştan indikten sonra yolun karşısına geçmek isteyen Ozan Gönül’e çarptı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından ambulans ile ağır yaralı olarak Ordu Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Gönül, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Otomobil sürücüsü Tuğrul Demir ise polis ekipleri tarafından gözaltına alındı.
Hayatını kaybeden Ozan Gönül, bugün ikindi namazına müteakip AltınorduOrta Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Gülyalı ilçesinde toprağa verildi.
Kazayla ilgili inceleme sürüyor. – ORDU
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgilere göre, Aybastı Caddesi üzerinden gelen bir motosiklet, ana yola girmek isteyen bir otomobille çarpıştı. Çarpışmanın şiddetiyle motosiklet sürücüsü yaralandı. Olay yerine çağrılan sağlık ekipleri, yaralıya ilk müdahaleyi yaptıktan sonra hastaneye kaldırdı. Yapılan ilk incelemelerde yaralının kolunun kırıldığı belirlendi.
Kaza anı, çevredeki güvenlik kameralarınca saniye saniye kaydedildi. Görüntülerde, motosikletin otomobile hızla çarptığı ve sürücünün yola savrulduğu anlar yer alıyor.
Polis ekipleri, kaza ile ilgili inceleme başlattı. – ORDU
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kayseri, Niğde ve Nevşehir’de kar nedeniyle yarın eğitime ara verildi.
AA’da yer alan habere göre Kayseri Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, kentte eğitim öğretime, özel eğitim kurumları ve kurslar dahil 1 gün ara verildiği belirtildi.

Açıklamada, kamu kurumlarında görevli engelli ve hamile personelin de izinli sayılacağı kaydedildi.
Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Sevgili öğrenciler ilimizde devam etmekte olan yoğun kar nedeniyle 25 Kasım’da okullarımız 1 gün süreyle il genelinde tatil edilmiştir. Vali amcaları olarak tüm öğrencilerimizin bu kar tatilini kitap okuyarak ve kar topu oynayarak geçirmelerini rica ediyorum.” ifadelerini kullandı.

NİĞDE
Valilikten yapılan açıklamada, kar ve buzlanma nedeniyle il genelinde eğitime 1 günlüğüne ara verildiği bildirildi.
Açıklamada, hamile ve engelli kamu personelinin de idari izinli sayılacağı ifade edildi.

NEVŞEHİR
Nevşehir Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada ise bölgede aralıklarla devam eden kar, olası buzlanma riski ve olumsuz hava koşulları nedeniyle resmi ve özel okullarda eğitim ve öğretimin 25 Kasım Pazartesi günü tatil edildiği belirtildi.

ADANA
Adana’nın Feke, Saimbeyli ilçelerinde de köy okullarında Tufanbeyli ilçesinde ise tamamen eğitime 1 gün ara verildi.
Feke ve Saimbeyli ilçe kaymakamlıklarından yapılan açıklamada, “Olumsuz hava şartları nedeni ile köy okullarında eğitime pazartesi günü ara verilmiştir” denildi.
Tufanbeyli Kaymakamlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada ise tüm okullarda eğitime 1 gün ara verildiği bildirildi.
Açıklamada, kamu kurumlarında görevli engelli, hamile, kronik hastalığı bulunanlarla çocuğu kreş veya anaokuluna devam eden annelerin de yarın idari izinli sayılacağı bildirildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ŞenobaSpor Salonu’nda düzenlenen konsere, öğrenciler ve vatandaşlar ilgi gösterdi.
Marş ve türküleri seslendiren bandoya dinleyiciler zaman zaman eşlik etti.
Konseri, Uludere Kaymakamı Ekrem Ender Ergün, İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı İbrahim Halil Çiftçi ve İlçe Milli Eğitim Müdürü Mikail Demirtaş da izledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“PATPAT SÜRÜCÜSÜ PANİK YAPARAK ÜZERİMDEN GEÇTİ”
Olayı anlatan motosiklet sürücüsü Muhammet İzgü, “Eşim ve çocuğumu almaya giderken, önüme bir patpat kırdı. Aniden fren yaptım ama frenleme mesafesi az olduğu için motosikletim ile beraber patpatın altına girdim. Patpat sürücüsü de panik yaptı ve üzerimden geçti. O anlat bende travma oluşturdu” dedi. Öte yandan, kaza anı güvenlik kameraları tarafından kaydedildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kulübün olağan seçimli toplantısı, Fatsa Kültür Sarayı’nda gerçekleşti. Yapılan seçimler sonucunda tek liste ile seçime giren mevcut Başkan Üzeyir Erdoğan, yeniden başkan seçildi.
Başkan Üzeyir Erdoğan yaptığı açıklamada, “Fatsa Belediyespor için bundan sonra da devam edeceğiz. Yeni yönetimimiz ile birlikte daha da güçlü olduk. Hep birlikte takımımızın daha üst seviyelere çıkması için mücadele edeceğiz. Herkesten destek bekliyoruz. Fatsa her zaman profesyonel olmayı hak etmiş bir ilçedir” dedi. – ORDU
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kazada, sürücü ile Murat Hasan Öztürk (39) olay yerinde yaşamını yitirdi.
Cenazeler, Ordu Devlet Hastanesi morguna gönderildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>* “Hiç kimseden merhamet dilenmiyoruz. Adalet sarayının önünde adalet istiyoruz. Türkiye’nin başka vilayetlerinde benzer olaylar olduğunda kamuoyunu ayağa kaldıran yandaş ve yoldaş medyanın projektörlerini Ordu’nun üzerine yöneltmesini istiyoruz. Mevcut belediye başkanı, seçimden çıktıktan sonra kazandığını söyleyemedi. Ama Enver Yılmaz gittiği her yerde kazandığını söylüyor. Mesela Van’da cereyan edince başka, Ordu’da yaşanınca başka bir pencereden bakılmaz. Devletin dini adalettir. Biz de Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımızın da ifade ettiği gibi adalete inanıyor, güveniyor ve adaletin kapısında adalet arıyoruz.
* Bir toplumda şayet adalet duygusu zedelenirse, zedelenmemiş hiçbir müessese kalmaz ve artık sosyal yaşamını da tehdit etmeye başlar. 500 bin küsur oyun içinde 98 bin oy geçersizdir demek, Ordu’da vatandaşın oy kullanmayı bilmediğini iddia etmek demektir. Bu Ordu’ya yakışmıyor. Bunu Ordu’ya yakıştıranların, Ordu’nun hakim demokratik geleneklerinin ne olduğunu iyi idrak etmesi lazım. Biz kazandığımız bir seçimi, vatandaşın anasının ak sütü gibi helal oylarıyla Enver Yılmaz’a kazandırdığı bir seçimi hileyle, entrikayla başkasına teslim etmeyiz. Ordu’nun direniş kültüründen haberdar olmalarını istiyorum.”
“ORTA YERDE BİR HUKUKSUZLUK VAR”
Partilerinin yetkili organları ve hukuk kurullarıyla Ordu’da olduklarını kaydeden Dervişoğlu, şu ifadeleri kullandı:
* “İl Seçim Kurulu’nun doğru bir karar vereceğini ve bu adaletsizliğin gidereceğini tahmin ediyorum. Ama yok olmazsa süreç devam edecek. O sürecin devam etmesi için de seçimin sonuçlarına göre Hilmi Güler’in belediye başkanlığının İl Seçim Kurulu tarafından ilan edilmesi lazım ki, biz Yüksek Seçim Kuruluna gidelim. Buradan Hilmi Güler’e de sesleniyorum; kendisini bir devlet insanı olarak görüyorum. Sadece belediye başkanı değil, bakan olarak da bu ülkeye hizmet ettiğine şahitlik ettik hep beraber. Hilmi Güler gibi birisi böyle bir seçimden sonra hile ile alınmış bir makamın üzerindeki şaibeyi kaldıramaz. Mazbatasını da almasın diyorum.
* Lafın üstüne çok laf koymaya gerek yok. Orta yerde bir hukuksuzluk, orta yerde bir kanunsuzluk var. Hukuk Fakülteleri’nin 1’inci sınıfında okutulan derslere bakıldığında buradaki adaletsizliği görmemek mümkün değil. 500 bin küsur seçmenin yaklaşık 100 bininin yanlış oy kullandığını düşünmek hayatın öncelikle doğal akışına aykırıdır. Hayatın doğal akışına aykırı olan hiçbir şey hukuka da, adalete de uygun değildir. Bu hukuksuzluğun giderilmesi de adalet mekanizmasının elinin altındadır.”
“SANDIK BAŞKANI ÇUVALI OMUZLAMIŞ EVİNE GİTMİŞ”
İYİ Parti Ordu Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Enver Yılmaz da, bazı oy çuvallarının evlere götürüldüğünü iddia ederek, “98 bin 801 iptal oy var. İl genelindeki geçersiz oy oranı Türkiye ortalamasının 3 katı. Bu iptal oyların 30 bin 660’ı büyükşehir oyu. Büyükşehir oylarının yüzde 80’e yakınında oy pusulası açılmış, İYİ Parti’nin yanına iptal olunması için ne kadar parti hepsi basılmış. Dolayısıyla minareyi çalan kılıfına uydurmuş. Ne yapmışlar? İftar saati ile birlikte sandık başkanı çuvalı omuzlamış evine gitmiş. Kamera görüntülü. Evine gittikten sonra sabahın 2’sinde seçim kuruluna teslim etmiş. Ne yapmış sandık başkanı? Ünye’de yanında güvenlik gücü olmadan sandıkları sürüklemek sureti ile caddelerde gezdirir halde görüntülenmiş. Kamera görüntüleri ile sabit” diye konuştu.
Konuşmaların ardından İYİ Parti, il genelindeki Büyükşehir Belediye Başkanlığı için kullanılan oyların yeniden sayılması için İl Seçim Kuruluna müracaat etti.
“TUTANAKLARDA HUKUKA AYKIRI BİR İŞLEM BULUNMAMAKTADIR”
Öte yandan Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler de sosyal medya hesabından yazılı açıklamada bulundu. Güler, açıklamasında İYİ Parti’nin iddialarının gerçek dışı olduğunun 19 ilçede ayrı ayrı tespit edildiğini belirterek, şu ifadelere yer verdi:
* “Şu aşama itibarıyla gerek sandık kurullarının gerekse de sandık sonuçlarının hukuki sıhhatini ve seçim sonuçlarını etkileyecek herhangi bir hukuk dışı işlem yahut eksikliğinin olmadığını siz değerli hemşerilerimiz ile paylaşmak isteriz. Özellikle sandık kurulları tarafından İlçe Seçim Kuruluna teslim edilen tutanaklarda herhangi bir hukuk dışı tahribat yahut hukuka aykırı bir işlem bulunmamaktadır. Orduluların demokratik tercihleri ve teveccühleri büyük bir özveri ile hukuk dairesinde korunmuştur. Asılsız ve yersiz iddialarla, düzmece evraklarla ve açıklamalarla Orduluların iradesini bertaraf etmek isteyenler amaçlarına ulaşamamışlardır.”
]]>Olay, 28 Ağustos 2023’te Altınordu ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’ndeki 4 katlı binanın 2’nci katında meydana geldi. Mükerrem Başarmak, 2 yıl önce boşandığı 4 çocuğunun annesi Ayşe Çetin’in yaşadığı eve gitti. İkili arasında ‘kıskançlık’ nedeniyle tartışma çıktı. Başarmak, yanında getirdiği ahşap keser sapı ile Çetin’i dövdü.

POLİS KAPIDAYKEN VURMAYA DEVAM ETTİ
Kadının çığlıklarını duyan komşuları durumu, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbarla, adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Zile basan polislere kapıyı açmayan Başarmak, keser sapı ile eski eşine vurmaya devam etti. Kapıyı kırıp içeri giren ekipler, Çetin’i kanlar içinde yerde buldu.

UZAKLAŞTIRMA KARARI ALDIRMIŞ
Ordu Devlet Hastanesi’ne götürülen Çetin, hayatını kaybetti. Başarmak da gözaltına alınıp, tutuklandı. Ayşe Çetin’in, 4 Temmuz 2022’de 7 suç kaydı bulunan Mükerrem Başarmak hakkında uzaklaştırma kararı aldırdığı ve 15 gün sonra kendi isteği ile şikayetini geri çektiği belirtildi. Şüphelinin kendisini rahatsız etmeye devam etmesi üzerine yeniden mahkemeye başvurup, 25 Temmuz 2022’de, 2 aylık uzaklaştırma kararı aldırdığı öğrenildi.
KESER SAPINI 1067 KM TAŞIMIŞ
Ayşe Çetin’in ölümüne ilişkin Ordu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturma tamamlandı. Soruşturma kapsamında ifade veren Başarmak, Çetin ile 2003 yılında evlendiklerini, 2022 yılının ekim ayında boşandıklarını söyledi. Boşandıktan sonra inşaatta çalışmak için Manisa’nın Salihli ilçesine gittiğini belirten Başarmak, 28 Ağustos 2023’te Ordu’ya döndüğünü söyledi.
Manisa’dan yola çıkarken yanına aldığı valize ahşap keser sapını da koyduğunu anlatan Başarmak “Eski eşim ile her ne kadar görüşmesem de TikTok hesabını sahte hesaplardan takip ettim. Burada yaptığı paylaşımlar nedeniyle kızmıştım. Yanıma aldığım valize, inşaat işlerinde kullandığım ahşap keser sapını da koydum. 16.30-17.00 saatleri arasında eski eşimin ikamet ettiği eve tek başıma gittim. Zile bastım, kapıyı açan olmadı” dedi.

“10-15 DAKİKA VURDUM”
1 saat evin merdivenlerinde bekledikten sonra eski eşinin geldiğini belirten Başarmak, şunları anlattı:
– Kendisi ile konuşmak istedim. Teklifimi kabul edip, eve aldı. Evin salon bölümünde ayakta konuştuk. Eşime, neden her akşam TikTok isimli uygulamaya girdiğini ve göğüs dekolteli elbise ile yayın yaptığını sordum. O da bana bağırarak kendisine karışamayacağımı söyledi. Bunun üzerine sinirlendim.
– Tekme ve tokat atarak darbetmeye başladım. Evin salonunda ayakkabılığın kenarında bulunan yanımda getirmiş olduğum valizdeki ahşap keser sapını aldım. Bu sap ile defalarca vurdum. 10-15 dakika vurdum. Daha sonra polisler geldi. İlk başta kapıyı açmadım. Öldüğünü emniyette öğrendim. Öldürme amacım yoktu.
İddianame, Ordu 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Başarmak hakkında ‘boşandığı kadını tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi.
]]>2024’ün “zorlu” geçeceğini ifade eden Halevi, “Gazze’de savaşta olacağız. Bütün yıl Gazze’de savaşacağız, orası kesin.” diye konuştu.
Halevi, İsrail’in kuzeyinde yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünden sorumlu olan ordunun bu görevi “Hizbullah üzerine baskı kurarak” gerçekleştireceğini, aksi takdirde “başka bir savaşa yol açılacağını” söyledi.
İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, dün yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nin kuzeyinde “Hamas’ın askeri yapısının tamamen dağıtıldığını” öne sürerek, ordunun Gazze Şeridi’nin orta kesimi ve güneyinde de “Hamas’ın dağıtılmasına” odaklandığını söylemişti.
“GAZZE’DE 6 BİN YARALININ ACİLEN TEDAVİ EDİLMESİ GEREKİYOR”
Gazze’deki hükümetin basın ofisinden yapılan açıklamada, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana devam eden saldırıları nedeniyle sağlık sektörünün içinde bulunduğu “felaket duruma” ilişkin bilgi verildi.
Gazze Şeridi’nde 30 hastanenin hizmet dışı kaldığı ifade edilen açıklamada, İsrail saldırıları nedeniyle 7 Ekim’den bu yana 58 binden fazla kişinin yaralandığı belirtildi.
Yaralılardan 6 bininin durumunun kritik olduğuna dikkati çekilen açıklamada, “Mısır’daki kardeşlerimize Refah Sınır Kapısı’nı acilen açmaları, Gazze Şeridi’ndeki hastanelerin bu kadar hastaya müdahalede yetersiz olması nedeniyle kritik durumdaki 6 bin yaralının tedavi için ivedilikle Gazze dışına nakledilmesini onaylamaları çağrısında bulunuyoruz.” ifadesi kullanıldı.
Günde sadece 10 ila 20 yaralının nakledilmesine izin verildiği, bunun da sayıları her geçen gün yüzer yüzer artan yaralı Filistinlinin maruz kaldığı sıkıntıları katladığı aktarıldı.
Uluslararası topluma ve ABD’ye, İsrail güçlerinin savunmasız Filistin halkı aleyhinde yürüttüğü “soykırım savaşını” durdurması için bu ülkeye baskı uygulaması çağrısında bulunuldu.
GAZZE’DE NELER YAŞANDI?
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi.
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.
İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırılarında en az 10 bin çocuk, 7 bin kadın olmak üzere, 22 bin 835 Filistinli öldürüldü. Enkaz altında binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı tahrip ediliyor.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 176’sı karadan işgal sürecinde olmak üzere 510 askerinin öldürüldüğünü duyurdu.
Çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail güçleri ve yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 334 Filistinli hayatını kaybetti.
İsrail ordusu ile Hizbullah arasında 8 Ekim 2023’ten bu yana sınırda devam eden çatışmalarda 28 Lübnanlı sivil, 152 Hizbullah mensubu ile 5 İsrailli sivil ve 9 İsrail askeri öldü.
]]>Bakanın tepki çeken konuşmasının ardından, Ordu Fen Lisesi okul müdürü Turgay Türkmen’in Işık Cemaati’nden Hüseyin Hilmi Işık’ın “Herkese lazım olan iman”, M. Sıddık Gümüş’ün “İngiliz casusunun itirafları ve İngilizlerin İslam düşmanlığı” ile Konak Vakfı’nın “Mızraklı İlmihal” kitaplarının dağıtıldığı ortaya çıktı.
Milli eğitim il ve ilçe müdürlükleri ile velilerden izin alınmadan dağıtılan kitaplara CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel ile Eğitim-Sen Ordu Şubesi tepki gösterdi.

“BAKANDAN CESARET ALIYORLAR”
Işık Cemaati’ne ait kitaplar ücretsiz dağıtıldığını belirten Mustafa Adıgüzel, şunları söyledi:
“Milli Eğitim Bakanı Mecliste yaptığı konuşmada tarikat ve cemaatleri Milli Eğitim Bakanlığı’na ortak etmesi meyvelerini vermeye başladı. Ordu Fen Lisesi müdürü bir cemaatin 3 kitabını okul öğrencilerine dağıttı.
Üstelik İlçe ve İl Milli Eğitim Müdürlerinden izin almadan. Hatta öğrenci velilerine de sormadan. Bu cesareti ona veren Milli Eğitim Bakanı’nın yaptığı açıklamadır. İmam – cemaat ilişkisi üzerinden değerlendirmek gerekir.
Bu okul müdürünün şeceresini görmek için sosyal medyasına baktığımızda laik eğitim düşmanı olduğunu gördük. ‘Türkiye’nin başına bela olan laik eğitimdir’ diye paylaşımı var.
Kadir Mısıroğlu meczubunu bolca paylaşmış. Bunlardan biri de Nablus Savaşı’nda Atatürk’ün bir askeri deha olarak 7. Ordu’yu kurtarmasını eleştiren ve Atatürk’ten ‘Aslı Yahudi olan bir komutan’ şeklinde bahseden paylaşımı.
Bir diğer paylaşımı 28 Mayıs gecesi seçim sonuçları için Arapça Allah’a şükürler olsun paylaşımı. Bir okul müdürü olarak hiçbir resmi bayramı kutlamamış. 29 Ekim, 23 Nisan, 19 Mayıs’ı paylaşmamış, Atatürk’ün ölüm yıl dönümünde 10 Kasım’da tek bir paylaşım yapmamış.
Ancak her türlü Cumhuriyet düşmanı paylaşımı var. Bu tür insanlar aslında her yerde var ancak ortaya çıkmıyorlardı.
Milli Eğitim Bakanı’nın mecliste açıkça cemaat ve tarikatlarla işbirliğini ifade etmesinden cesaret alıp ortaya döküldüler.”

“BAKAN EĞİTİMCİ BİLE DEĞİL”
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Tarikat ve cemaatlerle işbirliği yapacağım. Çünkü çocukların dağa çıkmasına engel oluyorlar” sözlerini hatırlatan Milletvekili Adıgüzel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“15 Temmuz’da darbe yapan komutanlar dağdan mı inmişti? Vaiz kürsüsünden inmişti. Kışlalardan çıktı, senin Bakanı olduğun Milli Eğitim’den aşağıya inmişti. Milli Eğitim Bakanı şuna sebep oluyor; yavrularımızı dağdaki terör ile şehirdeki terör yuvaları, taciz ve tecavüzün yuvası haline gelmiş cemaatlerin arasına sıkıştırıyor.
Dağdaki terörden korkutup şehirdeki terörün kucağına atmaya çalışıyor. Oysa ki çağdaş, bilimsel, laik eğitim bizim olmazsa olmazımızdır.
Bu okul dahil olmak üzere velilerimizin yüzde 99’u Atatürk ve Cumhuriyeti seven velilerdir. Onların çocuklarına izinsiz kitapları dağıtmak suçtur. Öyle talihsiz bir dönemdeyiz ki bu Milli Eğitim Bakanı eğitimci bile değil siyaset bilimci.
Aynı zamanda iktisatçı ama iktisat eğitimi olduğu için söylemiyorum bakanlık maaşının yanında Tarım Kredi’den ikinci maaş alıyor. Aynı zamanda Cumhuriyet düşmanı bir tarikatçıdır”

İDARECİLER OKUL KAPILARINI CEMAATLERE AÇTI
Eğitim-Sen Ordu Şubesi ise okul önünde eylem yaptı. Şube Başkanı Nursen Kaymaz yaptığı açıklamada Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in açıklamasının ardından devlet okullarındaki idarecilerin, cemaatlere ve onların yayınlarına okulların kapılarını sonuna kadar açma konusunda daha cesur davrandklarını söyledi.
Eğitim biliminin en temel ilkeleri ve öğrencilerin gelişim süreçleri yok sayıldığını vurgulayan Kaymaz, “Ordu Fen Lisesi’nde Işık Cemaatine ait olduğu bilinen kitaplar, bizzat okul müdürü Turgay Türkmen’in sınıf başkanlarına verdiği talimatla ile öğrencilere dağıtılmıştır. Cumhuriyet değerlerini yok sayan, çağdaş, laik ve demokratik toplum düzenini yok etmeye çalışan bu uygulamaların takipçisi olacağız” dedi.
]]>İSMET İNÖNÜ ANILIYOR
İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün vefatının 50. yılı dolayısıyla Anıtkabir’deki mezarı başında tören düzenlendi.
Törene, İnönü’nün kızı Özden Toker, torunu Gülsün Bilgehan ve bazı aile fertlerinin yanı sıra CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürü Bilal Şentürk ile askeri erkan katıldı.
Törende ilk olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine çelenk konuldu ve saygı duruşunda bulunuldu. Heyet, daha sonra İnönü’nün kabrinin bulunduğu alana geçti.
Burada İnönü’nün öz geçmişinin okunmasının ardından Cumhurbaşkanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), CHP ve ailesi adına kabre çelenk bırakıldı.
Tören, saygı duruşunda bulunulmasının ardından sona erdi.

İSMET İNÖNÜ KİMDİR?
Tam adı Mustafa İsmet İnönü’dür. 24 Eylül 1884’te İzmir’de doğmuş, 25 Aralık 1973’te Ankara)’da vefat etmiştir. Osmanlı döneminde albay, Cumhuriyet döneminde orgeneral ve eski Genelkurmay Başkanı olan, cumhuriyetin ilanından sonraki Türkiye’nin ilk başbakanı, ikinci cumhurbaşkanı, İstiklal Madalyası sahibi asker ve siyasetçi olan İsmet İnönü, Cumhurbaşkanlık görevini Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatından 1 gün sonra 11 Kasım 1938’den 22 Mayıs 1950 tarihine kadar sürdürdü.
CHP Kurultayı tarafından kendisine “Millî Şef” unvanı verildi. İnönü, Kurtuluş Savaşı’na katılmış ve Lozan Antlaşması’nı imzalamış, birçok defa başbakanlık görevini üstlenmiştir. 1925-1937 yılları arasında 12 yıllık kesintisiz başbakanlık süresi olmakla birlikte, toplam 17 yıl 11 ay ile Türkiye’de cumhuriyet tarihinin en uzun süreli başbakanlık yapmış kişidir.
İSMET İNÖNÜ’NÜN ÇOCUKLUĞU
24 Eylül 1884 İsmet İnönü’nün doğum tarihidir. Babası Reşit Bey, Mustafa İsmet’in doğum tarihini titiz karekterine uygun olarak evdeki Kuran-i Kerim’in arka sayfasına kaydetmişti. Mustafa İsmet İzmir’de doğdu. İzmir’de o zaman İngiliz Yokuşu denilen, sonradan 842 numaralı sokak olarak tanınan sokakta mütevazi, basit, ahşap bir kira evinde bir Çarşamba günü hayata gözlerini açtı. Mustafa İsmet İzmir’de doğdu ama ne anne ne de baba tarafı İzmir’li değildi. Annesi Cevriye Hanım Tunaboyu Deliorman Türklerindendi. Razgrad’lıdır. Babası Reşit Bey ise Kürüm soyundandı, bu soy da Bitlis’de yaşardı. Cevriye Hanım, okumuş bir aileden, Müderris Razgradlı Hasan efendinin kızıdır. Babasının ölümünden sonra iki erkek ve bir kız kardeşi ile beraber İstanbul’a göçerler. Malatya’lı Reşit Bey ile 1880’de İstanbul’da evlenir.
Mustafa İsmet, beş kardeşin ikincisi olarak doğdu. İlk oğlan Ahmet Mithat daha sonra askeri doktor oldu. Küçük oğlan Rıza Temelli iş hayatına atıldı. En küçük kardeşi Reşit Hayri genç yaşta bir deniz kazasında öldü. Kız kardeş Saniha ise Topçu Binbaşı olan Abdürrazzek Okatan ile evlendi. İsmet’in doğduğu yıl babası Reşit Bey İzmir Adliyesinde sorgu yargıcı yardımcısı olarak çalışıyordu. Doğumdan 40 gün sonra Foça sorgu yargıçlığına tayin oldu. Sonra Boldan’da görev yaptı ve 4 yıl sonra İzmir’e döndü. Mustafa İsmet o yaşlarda askercilik oyunlarına, mızıka boru seslerine meraklıdır. İzmir’den sonra Reşit Bey’in çalışma yeri Sivas olur. Aile uzun bir yolculuktan sonra Sivas’a gelir ve Mustafa İsmet orada okula başlar. Çocukluk devri olarak Sivas’ı hatırlar. Oturdukları ev geniş sofaları ve alaturka sedirleri ile bir meydanı andırırdı. Babası Reşit bey ahlak konularında hayli titiz, samimi bir müslümandır. Terbiyesi serttir. İnönü daha sonra “ Ben kendi çocuklarımı, arkadaş gibi davranarak yetiştirmeye çalıştım” diye anlatırdı. Babası iyi satranç oynardı. İnönü 10 yaşından itibaren satranç taşlarını tanıdı. Babası sorgu yargıçı olduğu için vakitli vakitsiz araştırmalara gittiği için evde at beslerdi. İnönü’nün atlarla tanışıklığı da çok genç yaşlarda başladı.
Sivas’da altı ay kadar Mahkeme Çarşısında bir ilkokuluna gider. Babası da eğitimi ile ilgilenmektedir. İlkokul sonrası iki seçeneği olur. Ya sivil ortaokula girecektir ya da askeri ortaokula. Sivas şehrinde askeri bir ortaokul da bulunmaktadır. Mustafa İsmet’in askerlik merakı seçimini kolaylaştırır, 1892 yılında askeri ortaokulda eğitimine başlar. Yaka numarası 32’dir. O zamanki asker okullarında öğrenciler yaka numarası ile birlikte bulundukları mahallenin ismini soyadı gibi taşırlar. Sivas’ın Ali Baba mahallesinde oturdukları için künyesi “İsmet efendi Ali Baba”olur.
İsmet İnönü sonradan o günleri anlatırken “ Ben kabiliyeti sonradan keşfedilmiş bir çocuktum. Sivas askeri ortaokulunda bir sene sınıfta kaldım” der. Ama bu olay ona ders olur. Ortaokulu 4 sene yerine 5 senede bitirir. Onu bir sene sınıfta bırakan matematik öğretmeni Ömer Efendi’yi sonradan minnetle anar. Hatta ikinci oğluna Ömer adını verir. Bu yıllarda Fransızca öğrenmeye başlar. 1895’de ortaokulu tamamlar. Ama yaşı çok küçüktür. Bir sene Sivas Mülkiye Lisesinin beşinci sınıfında okur.
Sivas’ta bulunduğu sıralar dedesi Abdülfettah Efendi ile tanışır. Dede Malatya’dan Sivas’a gelmiştir. Mustafa İsmet dedesini çok sever. Sonra Malatya’ya giderler ve orada sünnet düğünü olur. İsmet İnönü daha sonra “ Malatya’yı bu ilk görüşümde, günlerce, geniş kayısı bahçelerinde koşup eğlendik. Dedem 1854 Rus Savaşında bulunmuş, bize savaş hikayeleri anlatırdı. Ailemiz içinde doktorluk hariç, askeri mesleğe giren ben varım. Dedem 1854, babam 1877 savaşlarında çarpışmışlar, ben onları takip etmiş oluyorum” der.
Mülkiye lisesinin beşinci sınıfını bitirince babası onu İstanbul’a getirir ve Topçu Lisesinin sınavlarına girer. Okula kabul edilen 12 kişi arasındadır. Lise sınıfları iyi geçer. Askeri liseden önce Mülkiye lisesinde bir sene okuması fayda sağlamıştır. Topçu Harbiye sınıflarında artık hep sınıfın birincisidir. 1903 yılında 19 yaşında teğmen rütbesi ile Harbiye’yi bitirir. İyi derece ile bitirenler Erkanıharbiyeye girerlerdi. Mustafa İsmet de Pangaltı’daki Erkanıharbiyeye girer. 1906 yılında da kurmay yüzbaşı olarak mezun olur.
Daha sonra İnönü çocukluk günlerini şöyle anlatır “ Okul sırasında geniş imkanı olmayan orta halli bir ailede yetiştim. İstanbul’da Valde Camii karşısında bir küçük evde kiracıydık. Sonra Rumelikavağı’nda bir iki sene hava değişikliği için oturduk. Altı sene askeri eğitimin yıl sonu tatillerini İzmir’de geçirdim. İzmir’e dayımın yanına gidiş benim için mutluluk ve açılıp serpilme fırsatı olmuştur. Değirmen Dağı’ndaki küçük, mütevazi ev, denize karşı hala bana dünyanın en güzel köşkü gibi görünür. Dinlenirdim, gezerdim. Fransızca gazeteler okur, memleketimin dört köşesinde önemli bir olay varsa onu öğrenir takip ederdim. Gelecek sene dersleri için biraz hazırlanır, bazen dil dersi de alırdım. Küçük dayım doktordu, edebiyat meraklısıydı. Onunla beraber bulunmak da bana zevk verirdi. İzmir , on üç yaşımdan itibaren çok sevdiğim bir şehir olmuştur.”

İSMET İNÖNÜ’NÜN HAYATI
24 Eylül 1884′ te İzmir’de doğdu. Babası Malatya’ya yerleşmiş, Bitlisli Kürümoğulları ailesinden Reşit bey, annesi Bulgaristan’ın Deliorman bölgesinden Cevriye Hanım. Sivas Askeri Rüştiyesini (ilkokul) bitirdikten sonra ( 1895) Topçu Harbiyesine girdi. Harbiye (1903) ve Harp Akademisinden birincilikle mezun oldu ( 1906). Kurmay yüzbaşı olarak Edirne’deki II. Ordu’ya atandı. 1907’de İttihat ve Terakki Cemiyetinde kısa bir süre çalıştı. 31 Mart Olayını bastırmak için toplanan Harekat Ordusuna Yeşilköy’ de katıldı. Ahmet İzzet Paşa komutasında Yemen’e gönderilen Dördüncü Kolordu kurmay heyetinde yer aldı ve 1912’de binbaşılığa yükselerek Yemen kuvvetleri komutanlığı kurmay başkanı oldu. İlk diplomatik görevini burada üstlenip, İmam Yahya ile görüşerek barışı sağladı. Balkan Savaşı sırasında Çatalca’da bulundu.
Birinci Dünya Savaşında Başkomutanlık karargahında Harekat Şubesi Müdürlüğü yaptı ve yarbay oldu (1914). Ertesi yıl albaylığa yükselerek Trakya’daki II. Ordu kurmay başkanlığına atandı. Sonra, Doğu ve Suriye cephelerinde Dördüncü, Yirminci ve Üçüncü Kolordu Komutanlıklarında bulundu. Bu dönemde II.Ordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa ile birlikte çalıştı, aralarında derin bir dostluk doğdu ve ondan yüksek ve anlamlı bir sicil aldı (1917). İstanbul’da 1916’da Mevhibe Hanım’la evlendi ve hemen cepheye döndü. Mondros Mütarekesi günlerinde başkente geri gelerek Harbiye Nezareti Müsteşarı oldu (1918). Askeri Şura’da görev aldı. Bu yıllarda Mustafa Kemal Paşa ile görüşmelerini sürdürdü.
İsmet Bey Ocak 1920’de Ankara’ya kısa bir süre için gidip, döndü. 19 Mart 1920’de Mustafa Kemal’in çağrısı üzerine gizlice tekrar Ankara’ya geçip, Milli Mücadelede önemli görevler üstlendi. Edirne Milletvekili seçilerek çalışmalara katıldı ve Genel Kurmay Başkanı olarak düzenli bir ordu kurmayı başardı. İstanbul Hükümeti tarafından idama mahkum edildi ( Haziran 1920). Batı Cephesi komutanlığına atanarak (4 Mayıs 1921) Birinci ve İkinci İnönü Savaşlarını kazandı. Generalliğe yükseldi ve İsmet Paşa olarak anılmaya başlandı. Sakarya ve Başkumandanlık Meydan Savaşlarında etkili oldu.(1922).
Zaferin ardından Mudanya’da ateşkes görüşmelerini yürüttü ( 3 Ekim 1922). Dışişleri Bakanı ve Lozan baş delegesi oldu. Lozan Barış Antlaşmasını imzaladı (24 Temmuz 1923) . İlk cumhuriyet hükümetini kurdu (3o Ekim 1923). 8 Kasım 1924’te başbakanlıktan ayrıldı ve daha sonra Şeyh Sait isyanı nedeniyle yeniden aynı göreve getirildi (3 Mart 1925). Soyadı kanunu çıkınca Atatürk kendisine İnönü soyadını verdi.15 Yıl başbakanlıkta bulunduktan sonra, bazı görüş ayrılıkları nedeniyle hükümetten ayrıldı ( Eylül 1937).
Atatürk’ün ölümünden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisinin oybirliği ile Cumhurbaşkanı seçildi (11 Kasım 1938). İkinci Dünya Savaşına Türkiye’yi sokmamak için devletlerarası politika alanında çok yönlü çalıştı ve bunu başardı. Çok partili demokratik hayata geçişi sağladı ve dürüst bir seçim yasası yaptırarak iktidarı devretti (14 Mayıs 1950).
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı ve muhalefet lideri olarak on yıl boyunca büyük bir demokrasi savaşı verdi ( 1950-1960). 27 Mayıs ihtilali ve seçimler sonucunda gerçekleşen üç koalisyonda başbakanlık yaptı ve bu görevini 6 Şubat 1965’e kadar sürdürdü. C.H.P‘de “ortanın solu” hareketini başlattı. Parti içi mücadeleler sonucunda C.H.P’den istifa ederek senatör kimliğiyle TBMM’ne devam etti (8 Mayıs 1972). 25 Aralık 1973’de Ankara’da öldü ve hükümet kararıyla Anıtkabire defnedildi. Örnek bir evlilik sürdürdüğü Mevhibe Hanımla birisi Kurtuluş Savaşı sırasında ölen dört çocukları oldu, İzzet ( 1919-1921), Ömer (1924), Erdal (1926), Özden (1930).

ASKERİ YAŞAMI
Orduda ilk yılları
1908 yılında 2. Süvari Fırkasının kurmayı oldu ve 31 Mart İsyanı’nda Hareket Ordusu karargâhında görev aldı. 1910’da 4. Kolordu kurmaylığına getirildi ve 1911’de Yemen Kuvayi Mürettebe Komutanlığı kurmayı ve 26 Nisan 1912 tarihinde binbaşı rütbesine terfi etti ve Yemen Kuva-yi Umumîye Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevine atandı.
1912-1913 yılları arasında Harbiye Nezareti’nde Başkomutanlık Karargâhı 1. Şubede bulundu ve İkinci Balkan Savaşı’nda Çatalca Ordusu Sağ Cenah Komutanlığı kurmaylığına getirildi. Savaştan sonra İstanbul Antlaşması’nın bağıtlanmasında Bulgarlar ile müzakere eden heyete askerî danışman olarak katıldı.
1914 yılında Harbiye Nazırlığı ve Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisliği’ne atanan Enver Paşa’nın başlattığı ordunun yenileştirilmesi hareketinde etkin rol oynadı.
I. Dünya Savaşı
29 Kasım 1914 tarihinde kaymakam rütbesine terfi etti ve 2 Aralık 1914 tarihinde Genel Karargâh 1. Şube Müdürü olarak atandı. 9 Ekim 1915 tarihinde 2. Ordu Kurmay Başkanlığına getirildi ve 14 Aralık 1915 tarihinde miralay rütbesine terfi etti.
I. Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi’nde Kolordu Komutanı olarak, Mustafa Kemal Paşa ile birlikte çalıştı. Bu sırada Mustafa Kemal bu ordunun 16. Kolordu komutanlığına atandı. 1916 yılının yaz aylarında bir süre çarpışmaları yönetti. 2. Ordu Komutan Vekili Mustafa Kemal Paşa’nın önerisiyle, 12 Ocak 1917 tarihinde 4. Kolordu Komutanlığı’na atandı.
Bir süre sonra İstanbul’a geri çağrıldı ve Halep’te 7. Ordu’nun oluşturulmasında görev aldı. 1 Mayıs 1917 tarihinde Filistin Cephesi’nde 20. Kolordu komutanlığına, 20 Haziran’da 3. Kolordu komutanlığına atandı. Bu sırada 7. Ordu’nun komutanlığını üstlenen Mustafa Kemal Paşa ile yeniden yakın ilişki içinde oldu. Ancak Megiddo Muharebesi sırasında yaralanınca İstanbul’a gönderildi.
Kurtuluş Savaşı
Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından az önce Sina ve Filistin Cephesi’ndeki Yıldırım Orduları Grubu’nun General Edmund Allenby karşısında uğradığı Nablus Bozgunu sırasında yaralanarak İstanbul’a döndü. 24 Ekim 1918 tarihinde Harbiye Nezareti Müsteşarlığı’na atandı. 29 Aralık 1919 tarihinde Paris Barış Konferansı’na hazırlık için kurulan komisyonda askeri müşavir oldu. 4 Ağustos 1919 tarihinde yalnızca sekiz gün için Askeri Şûra Muamelat-ı Umumiye Müdürlüğü’ne, bir ara da jandarma ve polis örgütünün iyileştirilmesi için kurulan komisyona üye olarak atandı. Bütün bunlar genellikle birkaç günlük görevlerdi.
İlk kez 8 Ocak 1920 tarihinde Ankara’ya gitti ve kısa bir süre Mustafa Kemal Paşa ile çalıştı. Yeni kurulan Ali Rıza Paşa hükümetinde harbiye nazırı olan Fevzi Paşa’nın çağrısı üzerine şubat sonlarında İstanbul’a gitti. 9 Nisan 1920 tarihinde Mustafa Kemal Paşa’nın çağrısı üzerine tekrar Ankara’ya döndü ve İstanbul ile bütün resmî bağlarını kopardı.
23 Nisan 1920 tarihinde açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Edirne milletvekili olarak katıldı. 6 Haziran 1920 tarihinde İstanbul’daki Divan-ı Harp tarafından gıyabında idam cezasına çarptırıldı.
Erkân-ı Harbiye Reisi ve Garp Cephesi Komutanı Mirliva İsmet Paşa
10 Kasım 1920 tarihinde milletvekilliği ve vekillik görevi saklı kalmak üzere Garp Cephesi (Batı cephesi) Kuzey Kesimi Komutanlığı’na atandı. Çerkez Ethem ayaklanmasının ve iç isyanların bastırılmasında etkin rol oynadı. Batı Cephesi Kuzey Kısım Komutanı olarak, Ocak 1921 tarihinde Yunan ilerlemesini durdurunca 5 senedir bulunduğu Miralay rütbesinden Mirliva rütbesine terfi etti ve Paşa oldu. 4 Mayıs 1921 tarihinde Batı Cephesi Komutanlığına atandı. Ancak 17 Temmuz 1921 tarihinde Kütahya-Eskişehir Muharebeleri’nde aldığı mağlubiyet üzerine TBMM tarafından Genelkurmay Başkanlığı görevinden azledildi. Yerine 3 Ağustos 1921 tarihinde aynı zamanda Başvekil ve Millî Savunma Vekili de olan Fevzi Paşa getirildi.
Daha sonra Sakarya Meydan Muharebesi sırasında TBMM tarafından Meclis Başkanı Mustafa Kemal Paşa’nın Başkomutanlığa getirilmesi üzerine onun maiyetinde Mirliva rütbesi ile Batı Cephesi Komutanlığı görevinde bulundu. Büyük Taarruz’dan sonra başarılarından dolayı Ferik rütbesine terfi etti. İzmir’in geri alınmasından sonra Mustafa Kemal Paşa tarafından ateşkes görüşmelerinde bulunmak üzere görevlendirilerek Mudanya’ya gönderildi.
]]>