Örgüt – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Tue, 30 Jul 2024 21:22:04 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 İstanbul’daki PKK operasyonunun detayları ortaya çıktı https://www.foxhaber.com.tr/istanbuldaki-pkk-operasyonunun-detaylari-ortaya-cikti/ https://www.foxhaber.com.tr/istanbuldaki-pkk-operasyonunun-detaylari-ortaya-cikti/#respond Tue, 30 Jul 2024 21:22:04 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=9257 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında, terör örgütü PKK’nın siyasi alan yapılanması içinde faaliyet yürüttüğü iddiasıyla gözaltına alınan 21 şüphelinin Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde işlemleri sürüyor.

Savcılığın nöbetçi sulh ceza hakimliğine gönderdiği sevk yazısında, 10 şüphelinin terör örgütü PKK ile irtibatına ilişkin tespitler yer aldı.

“DEĞER AİLESİ”

Yazıda, terör örgütü PKK/KCK’nın siyasi alan yapılanmasında faaliyette bulundukları değerlendirilen şüphelilerin, örgüt adına faaliyet yürütmekteyken ölen kişilerin “Değer ailesi” olarak adlandırdıkları ailelerini ziyaret ediyor olabileceklerine dair haklarında istihbari bilgi elde edilmesi üzerine soruşturmaya başlandığı ifade edildi.

“YANLIŞ HABERLER İLE KAMUOYUNU ETKİLEMEYE ÇALIŞTI”

Polis ekiplerinin, 20 Eylül 2022’de Yavuz Genç isimli kişiyi aracının hacizli olduğunun anlaşılması üzerine durdurduğu, Genç’in aracını yakıp polis memurlarına saldırdığı, ekipler tarafından silahla etkisiz hale getirilen Genç’in hastanede yaşamını yitirdiği aktarılan yazıda, gözaltına alınan şüphelilerden Alamettin Demir’in konuyla ilgili yanlış haberler yaptığı, kamuoyunu etkilemeye çalıştığı ve görüşmelerinin incelenmesi sonucu suç unsuru içeren 88 görüşme tespit edildiği belirtildi.

ASILSIZ KİMYASAL SİLAH İDDİASI

Yazıda, şüphelilerden Çetin Demir’in suç unsuru içeren 61 görüşmesinin tespit edildiği, cep telefonu incelemesinde, DEM Parti Bağcılar ilçe binasında gerçekleştirilen etkinlikte duvarda terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın fotoğrafının asılı olduğunun belirlendiği bilgisi verildi.

Şüpheli Çetin’in, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kuzey Irak’a düzenlediği operasyonlarda kimyasal silah kullandığına ilişkin asılsız iddialarla ilgili uluslararası kamuoyunda olumsuz algı oluşturmak amacıyla düzenlenen etkinliklere katıldığı ifade edilen yazıda, şüpheli Enes Ayaz’ın ise örgütün kırsal alanına eleman kazandırma faaliyeti yürüttüğünün tespit edildiği belirtildi.

Yazıda, şüphelilerden İbrahim Elban’a ait dijital materyal incelemesinde, “HDP Eyüp İlçe Dayanışma” isimli WhatsApp grubunda örgüt elebaşı Öcalan ve örgütün sözde kurucularından Sakine Cansız, Mazlum Doğan, Fidan Doğan ve Leyla Söylemez’in fotoğraflarının asılı olduğu etkinliğe ait görseller ile örgüt adına gerçekleştirilen eylemlere çağrılarla ilgili yazışmaların bulunduğu ifade edildi.

“YARGI MERCİ GİBİ DAVRANDI”

Şüpheli Yaşar Gökdemir’in ise örgütün sözde anayasası kabul edilen KCK sözleşmesinde “Halk Mahkemeleri” olarak bilinen yapı kapsamında, parti çatısı altında yasal görünüm kazandırılmaya çalışılan sözde Halk Komisyonu’nda aralarında alacak-verecek veya farklı anlaşmazlıklar bulunan tarafları bir araya getirdiği ve yargı merci gibi davrandığı belirtilen yazıda, Gökdemir’in taraflar arasındaki anlaşmazlıkları çözmeye yönelik sözde kararlar vermeye çalıştığı kaydedildi.

Sevk yazısında, diğer şüphelilerin de terör örgütüyle bağlantılarına yer verilirken, 10 şüphelinin “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan tutuklanmaları talep edildi.

Şüphelilerin nöbetçi sulh ceza hakimliğindeki işlemleri sürüyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında, terör örgütü PKK/KCK içinde faaliyet yürüttüğü tespit edilen 25 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti.

Bunun üzerine harekete geçen emniyet güçleri, 25 adrese düzenledikleri operasyonda 21 şüpheliyi yakalamıştı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/istanbuldaki-pkk-operasyonunun-detaylari-ortaya-cikti/feed/ 0
Terör örgütü sempatizanı etkin pişmanlıkla kurtuldu https://www.foxhaber.com.tr/teror-orgutu-sempatizani-etkin-pismanlikla-kurtuldu/ https://www.foxhaber.com.tr/teror-orgutu-sempatizani-etkin-pismanlikla-kurtuldu/#respond Wed, 24 Jul 2024 21:34:08 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=9103 PKK terör örgütüne yönelik bir operasyonda ele geçen dijital materyallerde,  dağ kadrosunda yer alan bazı teröristlerin fotoğrafları polis kriminal incelemesine alınarak yüz tarama sistemiyle kimlik bilgileri tespit edildi. Bunlardan birinin Sağlık Bakanlığına bağlı Selahaddin Eyyübi Devlet Hastanesinde sağlık teknikeri olarak görev yapan Süleyman P. olduğu belirlendi. Kendisiyle birlikte 5 kişilik terörist grupla fotoğrafları ortaya çıkan teknikerin hemen yanında duran iki numaralı teröristin Şırnak’ın Cizre İlçesinde çukur ve hendek olaylarında 65 güvenlik görevlisinin şehit edildiği saldırıların başındaki isim olan Mamo kod adlı Mustafa Daşdemir olduğu belirlendi. Terörist Daşdemir terör örgütünün halen dağ kadrosunda üst düzey sorumlu olarak faaliyet yürütürken İçişleri Bakanlığınca da en çok aranan teröristler listesinin 10 milyon lira para ödüllü kırmızı kategorisinde yer alıyor.

“BU KİŞİ BEN DEĞİLİM TANIMIYORUM”

Tutuklanıp hakkında dava açılan tekniker Süleyman P. polis sorgusunda ele geçen 5 kişilik fotoğrafta kendisi olarak gösterilen 1 numaralı kişinin kendisi olmadığını iddia etti. Etkin pişmanlıktan da yararlanmak istemediğini ve dağ kadrosundaki teröristlerle ilgili teşhislerde bulunup bilgi vermek istemediğini belirten Süleyman P., “Şu anda Selahattin Eyyübi Devlet Hastanesinde Anestezi Teknikeri olarak çalışıyorum. Benim PKK ile ilgim yok, kod isim kullanmadım. Ele geçirilen fotoğrafta 1 numaralı kişi ben değilim. Çünkü örgüte katılmadım. Görüştüğüm üst düzey örgüt mensubu yoktur. Fotoğrafta görülen 5 kişiyi de tanımam. Kim olduklarını bilmiyorum. 5 yıldır devlet memuru olarak çalışıyorum. Diyarbakır’a atandıktan sonra ikiz bebeklerim olduğu için vaktimin büyük bölümü evde eşimle çocuk bakmakla geçiyor. Benim hakkımda dağa gittiğim yönündeki ihbarlar benim itibarımı zedeliyor, suçsuzum” dedi. 

BENİM AMA DİĞERLERİNİ TANIMIYORUM

Savcılığa sevk edilen Süleyman P. ifadesini değiştirdi. Bu kez de, “Polis sorgusunda fotoğraftaki kişinin ben olmadığımı söyledim, ancak 1 numaralı kişin benim. İstanbul’da üniversite okurken ailemle irtibatımı kopardım. Dağa çıkmaya karar verdim. 1 ay ideolojik ve psikolojik eğitim aldım. Sonra yanlarından ayrıldım. Tekrar üniversiteye devam ettim ve KPSS’ye hazırlandım. Ardından Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 3 yıl devlet memurluğu yaptım. Ardından eşimle evlendik ve eş durumundan tayinim Diyarbakır’daki Selahaddin Eyyübi Devlet Hastanesine anestezi teknikeri olarak çıktı. Eşimde öğretmenlik yapmaktadır. Fotoğraftaki 1 numaralı kişi benim ancak Mustafa Daşdemir, Serhat Erdoğan, Yusuf İpek ve Ayten Demir olduğu belirtilen bu kişileri tanımıyorum. Telefonumun şifresini de vermek istemiyorum. Suçu anlattığım şekliyle kabul ediyorum, pişman mısınız sorunuza da cevap vermek istemiyorum, etkin pişmanlıktan yararlanmak istemiyorum” dedi. Sanığın kullandığı telefon hattının geriye dönük HTS kayıtları incelendiğinde baz bilgilerinin Hakkari’nin Çukurca İlçesi Çığlı Köyünden alındığı belirlendi. 

Ağır Ceza Mahkemesinde hakim karşısına çıkan sanık savunmasında, “İlk kez böyle bir şey başıma geldi. Bu fotoğrafı çektirdiğimi dahi hatırlamıyorum. Hatta fotoğrafı bile kendime benzetemedim. Ben devlet memuruyum. Anlamsız bir fotoğraf yüzünden aylardır tutukluyum. Hem ben hem eşim devlet memurudur. İçinde bulunduğum durum beni ve ailemi olumsuz etkilemektedir. Gezi amaçlı Hakkâri’ye gitmiştik. Sınırın Irak tarafında festival olduğu söylendi. Biz de geçiş yaptık, sonra da geri geldik. Orada silahlı kişiler vardı. Dönüş yolunda üzerime çamur bulaşınca o bölgenin yerel kıyafetlerini giymek zorunda kaldım. Silahlı kişiler fotoğraf çekiniyordu, benim de katılmamı isteyince birlikte fotoğraf çekindik, sonra ben tedirgin olup oradan kaçtım. Uzun süre travma yaşadım. İstanbul’a gidip okuluma devam ettim. Oku bittikten sonra Diyarbakır’a dönüp KPSS’ye hazırlandım. Daha sonra atandım ve mesleğimi icra etmeye başladım. İkiz çocuklarım vardır. Bu olanları unutmak istiyorum” dedi. 

PİŞMANLIK TALEBİ OLMADIĞI HALDE 1 YIL CEZA İLE KURTULDU

Mahkeme, etkin pişmanlık talebinde bulunmayan, cep telefonunun şifresini polis ve savcılıkla paylaşmayan ve fotoğraf karesinde kendisi dahil olmak üzere bu kişileri tanımadığını, ardından kendi dışındaki tanımadığını belirtmiş olmasına rağmen sanığın etkin pişmanlıktan yararlandırılmasına karar verdi. Mahkeme, sanığın terör örgütü üyesi olduğu yönünde kuşku bulunmadığını, ancak kendi isteğiyle örgütten ayrıldığı, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili samimi bilgiler verdiğini, bu bilgilerin tutarlı ve dosya ile uyumlu olduğu, suçun aydınlatılmasına katkıda bulunarak gizlediği bir husus tespit edilemediğine dikkat çekti. Mahkeme, sanığı terör örgütü üyesi olmaktan 7,5 yıl hapisle cezalandırdı, ardından cezayı etkin pişmanlık hükümleri kapsamında 1 yıl 6 ay 22 güne indirip cezayı 5 yıl süreyle erteledikten sonra hükmen tahliyesine oy birliğiyle karar verdi. 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/teror-orgutu-sempatizani-etkin-pismanlikla-kurtuldu/feed/ 0
‘Kargo ödemesi’ adı altında dolandırmışlar… Aralarında avukatlar da var https://www.foxhaber.com.tr/kargo-odemesi-adi-altinda-dolandirmislar-aralarinda-avukatlar-da-var/ https://www.foxhaber.com.tr/kargo-odemesi-adi-altinda-dolandirmislar-aralarinda-avukatlar-da-var/#respond Mon, 15 Jul 2024 21:41:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8884 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, 202 kişi mağdur ve müşteki, 34 kişi şüpheli olarak yer aldı. 

İddianamede, Türkiye genelinde çok sayıda kişiye, avukatlık ofisi isimleri ve telefon numaraları ile birlikte, “Dosyanız icra takibi başlatılması için hukuk ofisine devredilmiştir.” mesajı gönderildiği belirtildi. 

Telefonlarına mesaj gelen vatandaşların bu numaraları aradığında ise geçmiş yıllarda teslim almadıkları siparişlere ait kargo parasının faiziyle birlikte istenildiği belirtilen iddianamede, arayanlara ödeme yapmadıkları takdirde masraflarla birlikte haciz işlemi başlatılacağının söylendiği kaydedildi. 

İddianamede, 90 lira ve 200 lira arasında değişen parayı faiziyle birlikte ödetmek için sürekli mesaj atılarak taciz edilen vatandaşların CİMER’e, emniyete ve savcılıklara giderek şikayette bulunması üzerine soruşturma başlatıldığı ifade edildi. 

Kargo şirketinin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı suç duyurusu dilekçesine de yer verilen iddianamede, şirketin müşterilerine mesaj gönderip borç tahsilatı yapma gibi bir uygulamasının olmadığı, yapılan incelemede de mağdurların borcunun bulunmadığının belirlendiği aktarıldı. 

DOLANDIRICILIK YÖNTEMLERİ

İddianamede, şüphelilerin güvenli olmayan ya da sahte alışveriş sitesi üzerinden ürün reklamı verdikleri, sonra da sipariş vermek amacıyla bu ürünlere erişim sağlayan mağdurların kişisel bilgilerini temin ettikleri anlatıldı. 

Mağdurların sipariş vermese de oluşturulmuş gibi gösterildiği tespitine yer verilen iddianamede, sipariş verenlere ise alakasız ürünler gönderilerek, kargo iade işlemi yapılmasının sağlandığına dikkat çekildi. 

İddianamede, şüphelilerin bu yöntem dışında, çeşitli firmalardan verilen siparişler sonrasında teslim alınmamış ve iade işlemi yapılmış kargo bilgilerini de temin ettikleri belirtildi. 

Farklı dolandırıcılık grupları tarafından da kargo iade bilgilerinin ele geçirildiği ve birçok vatandaşın bu şekilde arandığı vurgulanan iddianamede, “Mevcut örgüt kapsamında mağdur olan on binlerce şahsın olduğu değerlendirilmekte olup, sadece şikayette bulunan şahısların bir kısmı yönünden evrak hazırlanmıştır.” ifadesine yer verildi. 

AVUKATLARIN SORUŞTURMASI AYRICA SÜRÜYOR

İddianamede, haklarında Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden soruşturma izni alındığı belirtilen şüpheli avukatlar yönünden, soruşturma ve kovuşturma usullerinin farklı olması sebebiyle dosyalarının tefrik edildiği kaydedildi. 

Şüpheli avukat G.Ö’nün şirket adına mesaj atarak, mağdurlardan para almaya çalıştığı öne sürülen iddianamede, mağdurların para yatırmaları için verilen hesap numaralarının ise avukat şüpheliler G.Ö, Y.M.Y, E.O.B ve M.D’ye ait olduğunun tespit edildiği kaydedildi. 

Kargo şirketinin hukuk bürosu hakkında pek çok şikayeti olduğu belirtilen iddianamede, şirketin, avukat G.Ö. ile çok sayıda görüşme yaptığı, noterden de 18 Mayıs 2021 tarihli ihtarname gönderdiği ancak avukatın bu ihtarlara cevap vermeyip dolandırıcılık eylemine devam ettiği öne sürüldü. 

Avukat şüphelilerin mesleklerini kullanarak müştekilerin kendilerine kolayca inanmasını sağladıklarına vurgu yapılan iddianamede, bu şüphelilerin avukat yapılanması adı altında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye oldukları, aynı zamanda kendi çalışanları olmadığı halde kendi isimleri adına diğer şüphelilerin arama yapmalarını sağladıkları iddia edildi. 

Suç örgütü elebaşlarının Hakan Üzer ve Hakikan Üzer olduğu kaydedilen iddianamede, bu şüphelilerle doğrudan bağlantılı olan ve çağrı merkezlerinin kurulumu ile müşterilerin bilgi akışını sağlayan örgüt yöneticilerinin ise Mehmet Avcı ile Bekir Bekiroğlu olduğu ileri sürüldü. 

İddianamede, örgütün hukuki altyapısının kurulmasını Avcı’nın, İstanbul ve İzmir’de kurulan çağrı merkezlerinin kontrolünü ise Bekiroğlu’nun sağladığı dile getirildi. 

CEZA İSTEMLERİ

Haklarında dava açılan şüpheliler Hakan Üzer, Hakikan Üzer, Mehmet Avcı, ve Bekir Bekiroğlu’nun “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, 65 müştekiye karşı “nitelikli dolandırıcılık”, “kişisel verileri verme veya ele geçirilmesi” ile 137 mağdura yönelik “nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs” suçlarından 712’er yıldan 1945’şer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istenen iddianamede, Hakan ve Hakikan Üzer’in ayrıca “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçundan 3’er yıldan 7’şer yıla kadar hapis ve 20 bin güne kadar adli para cezasına çarptırılmaları istendi. 

İddianamede, şüpheliler Erdoğan Yılmaz, Kubilay Elmas, Mustafa Yüksel, Olcay Altuğ, Mehmet Bestami Güder, Ramazan Emir Oran, Sedat Önder, Ahmet Tantaş, Yener Çıdıroğlu, Naki Şen, İsmail Karakaya, Hümeyra Yelkenci, Ayşe Karık, Melek Bal, Meryem Muratoğlu, Kübra Hasar, Özge Can, Rabia Üney ve Kübra Yılmaz’ın da “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak”, 65 müştekiye karşı “dolandırıcılık”, 137 mağdura yönelik “dolandırıcılığa teşebbüs” ile “kişisel verileri verme veya ele geçirme” suçlarından 603’er yıldan 1466’şar yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi. 

Ayselin Ünsal, Berna Kovan, Fadime Nur Uysal, Zeynep Karık, Senanur Ülker, Gülşen Tavukçu, Aleyna Uzunyılmaz, Hülya Atılmış, Eyüp Can Aytan, Enis Yılmaz ve Müşerref Ünal’ın da benzer suçlardan 594’er yıldan 1476’şar yıla kadar hapsi istenen iddianame, İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 

Şüphelilerin yargılanmalarına ilerleyen günlerde başlanacak.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kargo-odemesi-adi-altinda-dolandirmislar-aralarinda-avukatlar-da-var/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan yerel seçim açıklaması: Hürmetsizlik etmeyiz https://www.foxhaber.com.tr/cumhurbaskani-erdogandan-yerel-secim-aciklamasi-hurmetsizlik-etmeyiz/ https://www.foxhaber.com.tr/cumhurbaskani-erdogandan-yerel-secim-aciklamasi-hurmetsizlik-etmeyiz/#respond Mon, 13 May 2024 21:21:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7239 Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:

* Dün Beşiktaş’ta bir yangın faciasını yaşadık. Bu faciada rızkının peşinde koşan 29 kardeşimiz hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden insanlara rahmet, yaralılara acil şifalar temenni ediyorum. Faciayla ilgili adli tahkikat hemen başlatılmış ve 9 kişi gözaltına alınmıştır. Belediye dahil kimin sorumluluğu, ihmali ve kusuru varsa hepsinin üzerine kararlılıkla gidilecektir.

* Birkaç münferit hadise dışında Allah’a şükürler olsun demokrasimize gölge düşürecek hiçbir olay vuku bulmadı. Bazı illerimizde bölücü örgüt mensuplarının provokasyonlarını siz emniyet güçlerimizle boşa çıkardık. Buradan sizlerin şahsında seçimlerin suhuletle gerçekleştirilmesi için fedakârca çalışan tüm güvenlik güçlerimizi cani gönülden tebrik ediyorum.

“DEĞERLİ BİR KAZANIM OLARAK GÖRÜYORUM”

* Bu seçimler milli iradenin gücünün yanısıra her seçim gündeminde gündeme getirilen kimi ithamların asılsız olduğunu ortaya koymuştur. Ülkemiz, milletimiz ve gelecek kuşaklar adına değerli kazanım olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum.

* Türkiye hangi kökene, meşrebe, partiye mensup olursa olsun 85 milyonun tamamının ortak yuvasıdır, ortak vatanıdır. Çok partili demokrasimiz ise uğruna ağır bedeller ödeyerek 75 yılda canımızla terimizle inşa ettiğimiz muazzam ve muhkem bir binadır.

* Bu ortak değerlerimize ne kadar samimiyetle sahip çıkar, güçlendirirsek istikbalimiz için o derecede iyi olacaktır. Burada şu hakikati de vurgulamak durumundayım, Türkiye’nin ve demokrasimizin yüksek seviyelerde sizin harcınızın, emeğinizin, mücadelenizin çok büyük katkıları var.

“SİYASET ÜSTÜ KONU TERÖR BELASIDIR”

* Siyaset üstü görmemiz gereken bir diğer konuda terör belasıdır. PKK’sından FETÖ’süne, DEAŞ’ından DHKP/C’sine hiçbir ayrım yapmadan tüm terör örgütleri milletimizin düşmanıdır. 

* Türkiye’nin ve terörün geleceğinde teröre yer olmadığını dost düşmana göstermekle kararlıyız. Geçmişte olduğu gibi Türkiye’nin siyasetini, ekonomisini, diplomasisini terör örgütleri vasıtasıyla dizayn etmeye çalışanlar inşallah emellerine ulaşamayacaktır.

* Can çekişen terör örgütlerini yeniden palazlandırma niyetlerini görüyoruz. Özellikle dün akşamdan itibaren bazı illerimizde sokaklarımı karıştırma, milletimizin malına, mülküne saldırma hadiseleri yaşandı.

“MİLLETİN İRADESİNE HÜRMETSİZLİK ETMEYİZ”

* Birileri yine sokaklarımızı terörize etmeye kalkıştı. Emniyet güçlerimiz gerekli müdahalelerde bulunarak olayların büyümesini engellemişlerdir. Her kim şiddeti, kaosu, eşkıyalığı, vandallığı hak arama yolu olarak görürse yine karşısında devletimizin çelikten yumruğunu bulacaktır.

* Dünyanın hiçbir medeni devleti böyle bir şeye göz yummaz. Türkiye Cumhuriyeti de bir çadır devleti değildir, olmayacaktır. Milletin iradesine ve takdirine hiçbir şekilde hürmetsizlik etmeyiz ama Kandil’deki terör baronlarının da baskıyla vatandaşlarımıza musallat olmalarına, şehirlerimizin huzuruna ve barışına kast etmelerine, artık geçmişte kalan acıları insanımıza tekrar yaşatmalarına kesinlikle izin vermeyiz, veremeyiz. 

* Bu tarz teşebbüsler karşısında hukuk devletinin gereği neyse demokrasimiz neyi gerektiriyorsa onu yapmaktan çekinmeyeceğiz. Tüm siyasi aktörlerden hukukun üstünlüğüne saygı göstermeyi bekliyoruz. Terörle mücadeleyi demokratikleşmeden, demokratikleşmeyi de ekonomiden bağımsız görmüyoruz.

“ENFLASYON DÜŞECEK”

* Bugüne kadar hep özgürlük, güvenlik dengesini korumaya gayret ettik. Birini ötekine tercih etmeden dengeli şekilde bugünlere geldik. Son 21 yılda olduğu gibi gelecekte de hak ve özgürlükler alanında idame ettireceğiz. İstihdamı ve ihracatı artırıyoruz.

* Yılın ikinci yarısından itibaren enflasyonun düşüşe geçtiğine inşallah hep birlikte şahit olacağız. Bugün TÜİK tarafından açılan verilen aylık enflasyonun Mart ayında gerilediğini gösteriyor. Enflasyonun düşmesi ücret artışlarını önleyerek kalıcı refah artışlarını sağlayacaktır.

“ŞEHİR EŞKİYALARINA NEFES ALDIRMAYACAĞIZ”

* Düzensiz göç ve suç örgütleriyle mücadelede de etkin kararlı ve kapsamlı adımlar atmayı sürdüreceğiz. Dağdaki eşkıyaya nasıl müsaade etmiyorsak kendini devletten, hukuktan üstün gören şehir eşkiyalarına da nefes aldırmayacağız.

* İstikbalimizin güvencesi olan gençlerimizi hedef alan zehir tacirlerinin tepesine binmekten geri durmayacağız. Bugüne kadar nasıl dayanışma içinde hareket ettiysek bundan sonra birlikte yol yürümeye devam edeceğiz. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin.

* Türkiye’ye yaptığınız ve yapacağınız hizmetlerden dolayı her birinize şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum. Kahraman şehitlerimizi tekrar rahmetle anıyorum. Allah yâr ve yardımcınız olsun diyorum. Şimdiden Kadir gecenizi ve bayramınızı tebrik ediyorum.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/cumhurbaskani-erdogandan-yerel-secim-aciklamasi-hurmetsizlik-etmeyiz/feed/ 0
‘Sarallar’a yeni dava… İstenen ceza belli oldu https://www.foxhaber.com.tr/sarallara-yeni-dava-istenen-ceza-belli-oldu/ https://www.foxhaber.com.tr/sarallara-yeni-dava-istenen-ceza-belli-oldu/#respond Sat, 20 Apr 2024 21:00:35 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6324 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 11 mağdur “müşteki”, 22 kişi ise “sanık” sıfatıyla yer aldı. İddianamede, örgüt elebaşı ve yöneticisi sanık Ümit Saral ile kendisi tarafından yetkilendirilen örgüt yöneticisi sanık Tolgahan Çeken’in Saral’ın talimatlarıyla örgüt üyesi sanıklara yasa dışı emir ve talimatlar vererek cebir, tehdit kullanmak suretiyle mağdurlardan zorla maddi menfaat temin etmeye çalıştığı kaydedildi.

Örgüt mensuplarının kendilerini göstermek ve örgütün üstünlüğünü kabul ettirmek adına birçok suç eylemi gerçekleştirdikleri ve eylemleri yaparken aralarında hiyerarşik yapının bulunduğu ifade edilen iddianamede, örgüt yöneticilerinin talimatlarının örgüt üyeleri tarafından sorgulanmaksızın yerine getirildiği aktarıldı.

“ÜMİT SARAL, CEZAEVİNDEN AVUKATI ARACILIĞIYLA ÖRGÜTÜ YÖNETTİ”

İddianamede, İstanbul’da faaliyet gösteren organize suç örgütlerinin tespiti ve çalışma alanlarının deşifresine yönelik olarak yapılan çalışmalarda, hakkında daha önce işlemiş olduğu suçlardan dolayı ayrıca yürütülen soruşturma dosyaları kapsamında tutuklu sanık Saral’ın, görünürde avukatı olan sanık Çeken aracılığıyla cezaevine telefon soktuğu ve bu telefonla görüşmeler yaptığının belirlendiği anlatıldı.

Savcılıkça ayrıca yürütülen soruşturma kapsamında sanık Çeken hakkında da tutuklama kararı verildiği, tahliye olduktan sonra Saral adına eylem ve faaliyetlerine devam ettiğine yer verilen iddianamede, Saral ile cezaevinde yapmış olduğu görüşmeler sonrası aldığı talimatlar doğrultusunda diğer örgüt üyelerini yönlendirdiği yönünde bilgilere ulaşıldığı aktarıldı.

İddianamede, 26 Nisan 2022’de emniyete yapılan ihbar sonrası polis ekiplerinin intikal ettiği iş yerinde müştekiler Özcan Güleş ve Cemil Çelik ile yapılan görüşmede, iş yerine gelen 4 kişinin silahlı olduklarını belli edecek şekilde “Ümit Saral abinin selamı var. Size etek giydirecek. 1 milyon lira ceza kesti size bir an önce ödemenizi yapın” ifadeleriyle tehditte bulunduğu ve bu eylemin sanık Çeken tarafından organize edildiğinin belirlendiğine dikkati çekildi.

SARAL’A 147 YIL, ÇEKEN’E 127 YILA KADAR HAPİS İSTEMİ

Sanık Saral’ın cezaevinde bulunuyor olmasının elebaşılığını yaptığı değerlendirilen organize suç örgütünün eylem ve faaliyetlerini etkilemediği, sanık avukatı Çeken aracılığıyla örgütü yönettiği, Çeken’in de görevi gereği sahip olduğu avukatlık yetkilerini örgütün çıkar ve menfaatleri doğrultusunda kullandığı kaydedilen iddianamede, sanık Çeken’in ticari anlaşmazlıkları çözüme kavuşturduğu izlenimiyle mağdurlar üzerinde baskı ve tehditte bulunarak menfaat temin etmeye çalıştığı anlatıldı.

İddianamede, örgütün vatandaşlar üzerinde tehditle baskı kurduklarının tespit edildiği, sanık Saral’ın soy bağı ve soyadı nedeniyle ulusal olarak bilinirliği bulunan “Sarallar” olarak tanınan suç örgütüyle organik bağ içerisinde olduğu, cezaevinde olmasına rağmen sanık Çeken aracılığıyla örgütün devamlılığını sağladığı, diğer örgüt üyesi sanıkların da bu durumu bilerek yer aldıkları ve örgütün varlığını devam ettirmesi için eylemlerde bulunduklarına yer verildi.

Sanıkların gerçekleştirdiği 7 farklı eylemin anlatıldığı iddianamede, örgüt faaliyeti çerçevesinde “yağma”, “tehdit” ve “ateşli silahlar ve bıçaklar ile aletler hakkında kanununa muhalefet” başta olmak üzere çeşitli suçları işlediği vurgulandı.

İddianamede, sanık Ümit Saral ile Tolgahan Çeken’in “suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme”, “tehdit” ve 8 kez “nitelikli yağma” suçlarından sanık Saral’ın 97 yıldan 147 yıl, Çeken’in ise 87 yıldan 127 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.

Diğer 20 sanığın ise “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etme”, “nitelikli yağma”, “tehdit” ve “ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşındırma veya bulundurma” suçlarından 17’şer yıldan 31’er yıla kadar değişen oranlarda hapis cezası istendi.

İddianame İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi, sanıkların yargılanmalarına önümüzdeki günlerde başlanacak.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/sarallara-yeni-dava-istenen-ceza-belli-oldu/feed/ 0
Erdoğan: Hamas bir direniş hareketidir https://www.foxhaber.com.tr/erdogan-hamas-bir-direnis-hareketidir/ https://www.foxhaber.com.tr/erdogan-hamas-bir-direnis-hareketidir/#respond Sun, 31 Mar 2024 09:03:12 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5407 Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından Sinan Erdem Spor Salonu’nda ‘Bizim Kahramanımız!’ başlığıyla düzenlenen TÜGVA 7.Gençlik Buluşması’na katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan burada yaptığı konuşmasında İsrail’i hedef aldı.

“İSRAİL YÖNETİMİ KORKAKTIR”

İsrail yönetiminin bir tehdit olduğunu vurgulayan Erdoğan şunları söyledi:

– “Netenyahu’nun başında bulunduğu İsrail yönetimi tehdittir. Tarih bize göstermektedir ki önüne geçilmeyen, kınanmayan, engellenmeyen her zulüm ve katliam farklı bahanelerle pusuda bekleyen yenilerin yolunu açar. İsrail yönetiminin pervasızca yürüttüğü cinayetler, zulümler, hırsızlıklar ve diğer tüm arızalı politikanın bu zincirleme reaksiyonu başlatma riski giderek artmaktadır. Netenyahu’nun başında bulunduğu İsrail yönetimi korkaktır tüm büyük zalimler gibi korkaktır. Siyanonizm adına kadın ve çocuk katliamı yapan kendilerini savuma imkanı olmayan masumlara zulmeden İsrail yönetimi korkaktır. Güçlü olduğunda ceberrut kesilen korktuğunda hayvandan aşağı bir konuma inen bu güruh insanlığın kalbinde kendisi için var olan son merhamet kırıntılarını da yok etme yolunda ilerlemektedir.”

“HAMAS’A TERÖR ÖRGÜTÜ İFTİRASI ATAN İSRAİL MUHİPLERİNE ALDIRMAYIN”

Erdoğan, şöyle devam etti:

– “Sevgili gençler, şunu çok iyi bilmenizi isterim içimizdeki kimi kendini bilmezlerin söylemlerine bakarak devletimize ve milletimize karşı asla tereddüte kapılmayın. Bu ülkede siyaset yaptığı halde çıkıp utanmadan Hamas’a terör örgütü iftirası atan, İsrail muhiplerine asla ve asla aldırmayın. Bunlar katil İsrail’e selam çakarak siyasi ikballerini garantiye alacaklarını düşünen kifayetsiz muhterislerdir. Pusulasını emperyalistlere çevirmiş, selefleri gibi. Bunlar da yakında, tarihin tozlu raflarında kaybolup gideceklerdir.

– Şayet onların iddia ettiği gibi Hamas bir terör örgütü olsaydı emin olun herkesten önce kendileri savunur, işbirliği yapar, muhabbet beslerlerdi. Eğer, Hamas bunların dediği gibi bir örgüt olsaydı, milletvekilleri her yıl dönümünde kurulduğu köyü ziyaret eder, atlamak için kırk dereden su getirirler, reklamını en çok kendileri yapardı. Gerçekten de Hamas dedikleri gibi olsaydı şüpheniz olmasın Hamas’ın hamiliğini, avukatlığını bunlar kimseye bırakmazdı. Hamas bunların iddia ettiği gibi bir örgüt kesinlikle değildir. Bilakis canları pahasına vatanlarını ve topraklarını savunan bir direniş hareketidir. Müfterileri asıl rahatsız eden de Hamas’ın bu özelliğidir. Biz bunlara aldırmıyoruz, itibar etmiyoruz, kesinlikle prim vermiyoruz.”

“37 BİN TONDAN FAZLA İNSANİ YARDIM MALZEMESİNİ ULAŞTIRDIK”

Erdoğan, “Türkiye olarak hiçbir tehdide ve baskıya boyun eğmeden, Gazze’de yaşanan katliamın Filistin’de yaşanan zulmün sona ermesi için kalbimizle dilimizle ve elimizle her türlü çabayı gösteriyoruz” ifadelerini kullandı ve şunları kaydetti:

– “Dualarımızda hep Filistinli kardeşlerimizin özgürlüğüne kavuşması yakarışı var. Bu meseleyi uluslararası gündemde tutmak ve somut kararlar çıkması için yoğun diplomasi yürütüyoruz. Mısır ve ürdün üzerinden bölgeye yardım ulaştırmak için yoğun gayret göteriyoruz.

– Bugüne kadar 37 bin tondan fazla insani yardım malzemesini uçaklar ve gemilerle bölgeye ulaştırdık. Kızılay’ımızın sivil yardım gemisi 3 bin tonluk malzemeyle dün yola çıktı. Gaze’nin Refah sınır kapısından her gün Kızılay tırlarımız Gazze’ye giriyor. Ramazan ayında yardımlarımızı inşallah daha da artıracağız.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/erdogan-hamas-bir-direnis-hareketidir/feed/ 0
80 milyon kişinin bilgilerini 1 liraya satmışlar… Çetenin günlük geliri dudak uçuklattı https://www.foxhaber.com.tr/80-milyon-kisinin-bilgilerini-1-liraya-satmislar-cetenin-gunluk-geliri-dudak-ucuklatti/ https://www.foxhaber.com.tr/80-milyon-kisinin-bilgilerini-1-liraya-satmislar-cetenin-gunluk-geliri-dudak-ucuklatti/#respond Wed, 13 Mar 2024 21:27:17 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4611 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, 331 şikayetçi, 82 şüpheli yer aldı.

İddianamede ilk etapta 6-7 kişilik bir dolandırıcılık grubunun genellikle Şişli bölgesinde kendilerini kamu görevlisi ve kamu görevlileriyle bağlantılı olduklarını belirterek, nitelikli dolandırıcılık yaptıklarını, dolandırıcıların mağdurları oltalama yöntemiyle düşük fiyatta cinsel içerikli ürün sattıklarını gösteren bir internet sitesi kurarak buradan dolandırıcılık yaptıkları anlatıldı.

Siteden iletişim numarası paylaşan dolandırıcılar siteye giren mağdurların telefon numaralarına, “Teslim alınamayan kargonuz sebebiyle firmamızın oluşan zararından dolayı hakkınızda icra takibi başlatılacaktır. En kısa sürede iletişime geçiniz” şeklinde mesaj attığı ve mağdurları avukat olarak tanıtan dolandırıcıya yönlendirdikleri belirtildi.

Mağdurlara kendini firmanın hukuk danışmanı olarak tanıtarak icra takibinin kalkması için ilk etapta 10-15 bin lira aralığında para istendiği, parayı gönderen şikayetçilere “Gönderdiğiniz para revizyona düşmüş” diyerek iade edilebilmesi için 20-25 bin lira civarında para istediği, paranın daha sonra göndericiye iade edileceğini söyledikleri, bu şekilde şikayetçilerden belli miktarlarda para toplayarak dolandırıcılık yaptıkları aktarıldı.

1 GÜNDE BİN KİŞİYLE GÖRÜŞEREK 200 BİN LİRA DOLANDIRMIŞLAR

İddianamede dolandırıcıların 4 illegal çağrı merkezinin bulunduğu merkezden, 1 günde ortalama bin kişiyi yaklaşık 200 bin lira dolandırdıkları belirlendi. Dolandırıcıların örgütlü şekilde hareket ettiği belirlenirken şebekenin liderliğini ise Abdullah Çoşkun Çelebioğlu’nun yaptığı tespit edildi.

İddianamede 72 şüphelinin, anlatılan yöntemle mağdurları dolandırdıkları aktarıldı. Şebeke üyelerinin elde ettikleri paraları güvendikleri banka hesapları arasında çevirerek paranın izini kaybettirmeye çalıştıkları, çağrı merkezleri başında olan örgüt yöneticilerinin elde edilen paralardan üyelere haftalık olarak para verdiği, örgütün devamlılığını sağlamak amacıyla masrafları düşerek kalan parayı örgüt içerisindeki hiyerarşi ve iş bölümüne göre paylaştırdığı anlatıldı. İstanbul İl Jandarma Komutanlığı’nca 7 ay süren teknik ve fiziki takibin ardından, 13 Eylül 2023 tarihinde şebekenin lideri olduğu tespit edilen Abdullah Coşkun Çelebioğlu ve kardeşi Tayfun Çelebioğlu’nun da aralarında olduğu 55 kişi gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 31’i tutuklandı. Çalışmaların genişletilmesiyle, 82 kişi hakkında soruşturma açıldı.

DEŞİFRE OLMAMAK İÇİN TAKMA İSİMLER KULLANMIŞLAR

İddianamede şüpheliler Abdulkerim Balcı ile Fatih Saraçoğlu arasında geçen konuşmalardan şebekenin üst yöneticisinin Balcı olduğu, şebeke yöneticisinin ise Saraçoğlu olduğu belirlendi. Çağrı merkezlerinin gelir ve giderlerinin üst yönetici Abdulkerim Balcı tarafından takip edildiği, gün içerisinde sürekli şebeke lideri Abdullah Çoşkun Çelebioğlu’na kazanılan para miktarı gibi konularda bilgi verdiği ifade edildi.

Örgütün deşifre olmaması için takma isim kullandıkları anlatılan iddianamede; şüphelilerden Abdulkerim Balcı’nın ‘Tokyo’, örgüt üyelerinden Emre Şaşgın’ın ise ‘Mustafa Akdoğan’ takma ismini kullandıkları, mağdurları patates hatlardan aradıkları, hesaplara para gönderecek mağdurların açıklama kısmına ‘Ürün bedeli’ yazılmasını isteyerek, bu şekilde olayı suç kapsamından çıkartarak hukuki uyuşmazlık kapsamına sokmaya çalıştıkları tespit edildi. Öte yandan şebekenin para gönderirken açıklama kısmına ‘Dosya bedeli’ yazan mağdurların ise paralarını iade ettikleri belirlendi.

80 MİLYON KİŞİNİN VERİSİNİ 1 LİRA KARŞILIĞINDA BAŞKA DOLANDIRICILARINA SATMIŞ

İddianamede, şebekenin 2020 yılında faaliyete geçtiği, 2023 yılına kadar devam ettikleri ve dosyadaki şüphelilerin farklı tarihlerde yaklaşık olarak 9 bin kişiyi dolandırdığı, şebeke lideri Abdullah Çoşkun Çelebioğlu’nun elinde bulunan mağdurların isim, iletişim ve adres bilgilerinin yer aldığı data sayısının 80 milyon civarında olduğu, kendileri gibi dolandırıcılık yapan kişilere de bu bilgileri 1 lira karşılığında sattığı anlatıldı.

KARGO FİRMALARININ SİSTEMLERİNE GİREREK MÜŞTERİ BİLGİLERİNİ ALMIŞLAR

İddianamede şebekenin paravan şirket kurarak dolandırıcılık yaptığı, uzun süre görev yaparak güven kazanan Burak Tandoğan, Eyüphan Köse ve Gülşah Sarı gibi şüphelilerin İstanbul’un farklı ilçelerindeki illegal çağrı merkezlerinde sorumlu olarak görev yaptıkları belirlendi. Yöneticilerden Okay Mert’in dolandırmak için aradıkları kişilerin bilgilerini kargo firmalarının sistemlerine gizlice girerek elde ettiği tespit edildi. Şebeke lideri kardeşi Hasan Tayfun Çelebioğlu’nu da sahte ilaç üretiminden ve paketlemesinden sorumlu yönetici olarak görevlendirdiği aktarıldı.

ÇİFTLİK KURUP, ÇİFTLİĞE ALPAKA, GEYİK, AT ALMIŞLAR

İddianamede, şüphelilerin şikayetçileri dolandırdıkları paralarla Silivri’de bir arsa aldıkları ve buraya ‘Çelebioğlu çiftliği’ adında bir çiftlik kurdukları, Çelebioğlu’nun çiftlikten sorumlu, elde edilen paraları aklaması için yönetici olarak ise diğer kardeşi Mahir Çelebioğlu’nu görevlendirdiği belirtildi.İddianamede, elde edilen paralarla Silivri’deki çiftliğe maddi değeri yüksek alpaka, geyik, at, koyun, keçi, kedi, köpek gibi evcil ve yabani hayvanlar aldıkları anlatıldı. İddianamede 329 dolandırıcılık eylemi tek tek anlatıldı.

SUÇLAMALARI KABUL ETMEDİ, AĞABEYİNİ SORUMLU TUTTU

İddianamede, şüphelilerin soruşturma aşamasında verdiği ifadelere de yer verildi. Şebeke lideri Abdullah Çoşkun Çelebioğlu ifadesinde dolandırıcılık amacıyla şebeke kurmadığını ve bazı suçlamaları kabul etmediğini belirterek, “Dolandırıcılık olaylarıyla herhangi bir ilgim alakam yoktur. Dolandırıcılık faaliyetlerinin yürütüldüğü şirketler ağabeyim Hasan Tayfun Çelebioğlu’na aittir. Dolandırıcılık eylemlerinin yapıldığı yere ben haftanın 2-3 günü giderim. Burada kardeşimin adına işlemleri benim yürüttüğüm olur. Tape içeriklerindeki görüşmelerin bir kısmı bunlara ilişkindir. Bu şirketin müdürü Abdulkerim Balcıdır, bu işlemleri kendisi yürütür. Abdulkerim Balcı ile ilgili olarak ağabeyim Hasan Tayfun Çelebioğlu adına kayıtlı olan şirketin para işleriyle ilgili yapmış olduğumuz görüşmeler ve vermiş olduğum talimatlarla alakalı görüşmeler bana aittir. Ben bu işlemleri ağabeyimin adına yapıyorum. Bu işlemlerin dolandırıcılık işi olduğunu bilmiyordum. Eyüphan Köse ile aramızda geçen para alışverişine ilişkin konuşmalarsa, aramızdaki data alışverişine ilişkindir. Bu olayların dolandırıcılıkla alakası yoktur. Bu iş yerinde yapılan tüm faaliyetlerin sahibi ağabeyim Hasan Tayfun Çelebioğlu’dur. Ben bu işten herhangibir gelir elde etmem. Yukarıda açıkladığım gibi sadece yardım amacıyla bu işlemleri yaptım” dedi.

ELE GEÇİRİLEN İLAÇLARIN HALK SAĞLIĞINA ZARARLI OLDUĞU TESPİT EDİLDİ

Şüphelilerin gözaltına alındığı adreslerde ele geçirilen cinsel içerikli ilaçlar ve diğer ürünler incelenmek üzere, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’ne gönderilerek rapor hazırlandı. Gelen raporda ele geçirilen ilaçların bakanlık tarafından ruhsat verilen ilaçlardan olmadığı, ilaçların merdiven altı üretim ilaçlar olduğu ve tüm ilaçların halk sağlığını tehdit edebileceği belirtildi.

13 ŞÜPHELİ HAKKINDA 66 YILA KADAR HAPİS İSTEMİ

Şüphelilerden Abdullah Çoşkun Çelebioğlu’nun kurucu ve lider olduğu ve bu yüzden şebekenin tüm dolandırıcılık eylemlerinden sorumlu olduğu vurgulandı. İddianamede, şebeke lideri olarak Abdullah Çoşkun Çelebioğlu ile yöneticiler Hasan Tayfun Çelebioğlu, Abdülkerim Balcı, Fatih Saraçoğlu, Mahir Çelebioğlu, Eyüphan Köse’nin de aralarında bulunduğu 13 şüpheli, “Nitelikli dolandırıcılık, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama”, “Bozulmuş veya değiştirilmiş gıda veya ilaçların ticareti”, “Kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye atacak şekilde ilaç yapma veya satma”, “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme”, “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme”, “Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme” suçlarından ayrı ayrı toplamda 25 yıldan 66 yıl 4 aya varan hapis cezaları istendi. Yöneticilerin de şebekenin diğer işlediği suçlardan da sorumlu tutulması gerektiği vurgulandı.

69 ÖRGÜT ÜYESİNİN 56 YILA KADAR HAPSİ İSTENDİ

İddianamede, diğer 69 şüpheli hakkında ise ayrı ayrı farklı suçlardan 1 yıldan 56 yıla kadar farklı oranlarda hapis cezaları talep edildi. Sanıkların ilerleyen günlerde hakim karşısına çıkması bekleniyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/80-milyon-kisinin-bilgilerini-1-liraya-satmislar-cetenin-gunluk-geliri-dudak-ucuklatti/feed/ 0
Türkiye Vilayeti’nin son talimatı: Kim eylem yapabiliyorsa yapsın https://www.foxhaber.com.tr/turkiye-vilayetinin-son-talimati-kim-eylem-yapabiliyorsa-yapsin/ https://www.foxhaber.com.tr/turkiye-vilayetinin-son-talimati-kim-eylem-yapabiliyorsa-yapsin/#respond Wed, 13 Mar 2024 21:03:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4590 IŞİD içinde Türklerin kurduğu bölükten dünkü bölümde bahsetmiştik. Bu bölük, savaşmak için değildi. Fursan Hilafe adı verilen yapılanma, öncelikle silahlı olmak üzere intihar saldırılarını yapacak militanların eğitiminden sorumluydu. Bu bölüğün başındaki isim yine Gaziantep Grubu’ndan olan Muhammed Cengiz Dayan’dı.

Bölük, Türkiye’de aralarında 10 Ekim Saldırısı’nın da olduğu birçok eylemi organize etti. 2018’de, Türkiye’de IŞİD’e katılma tartışmalarını başlatan Abdullah Külgecioğlu, bu bölüğün komutanlarındandı.

Hatta Külgecioğlu, kendi oğlunu da bu bölüğe dahil etmiş, Türkiye’ye dönen oğlu mahkemedeki ifadesinde, bölükte 100 kişinin 20’sinin Türk olduğunu söylemişti. Dahası, bu bölükte silah ve mühimmat eğitimini veren kişilerin de Gaziantepli olduğunu belirtti.

KİLİSE SALDIRISI

Türkiye’deki son saldırısını 2017’de yapan IŞİD, yedi yıl sonra, 23 Ocak 2024’te yeniden ortaya çıktı. İki yabancı uyruklu terörist, Sarıyer’de bulunan kiliseye ayin sırasında saldırı düzenledi. IŞİD, merkez medya organından yaptığı açıklamada saldırıyı kendilerine bağlı Türkiye Vilayeti tarafından yapıldığını duyurdu.

‘Türkiye Vilayeti’ isminin, 2019’da Bağdadi’nin elindeki not ve Kasım Güler’in itirafları dışında ilk kez örgüt tarafından ilan edilmesi dikkat çekiciydi. Kasım Güler, Türkiye’nin birçok noktasına silah gömdüklerini itiraf ederken, bunların arasında ağır makineli, otomatik, roketatar gibi teçhizatların olduğunu belirtiyordu. Fakat iki saldırgan kiliseye, kuru sıkıdan bozma silahla saldırmayı tercih etti.

Dahası dava dosyalarından ulaştığımız örgüt içi gizli mesajlaşmalarda, 2019-2020 arasında örgütün birden fazla saldırı için Türkiye’deki gruplardan ‘insan’ desteği istediği fakat bu isteklerinin karşılanmadığı anlaşılıyor.

Türkiye’den IŞİD’e ilk örgütlü katılımların gerçekleştiği yıllarda Konya Meram’da yapılan toplantıya katılanlardan bahsetmiştik. Ulaştığımız gizli yazışmalarda Kasım Güler’in Suriye’de örgüt yönetiminde olduğu yıllarda, Türkiye’de saldırı yapmak için eleman arayışında olduğu anlaşılıyor.

“TEHDİT EDİLİYORUZ”

Türkiye Vilayeti, bu saldırı için Konya’daki Bilal Özbuğday’ın Takva Mescidi’yle iletişime geçti. Türkiye’de bulunan ve mescitlerde yaptıkları sohbetlerle örgüte eleman sağlayan Habip Yıldırım, Türkiye Vilayeti tarafından eylem talimatını gerçekleştirememe nedenlerini anlatan gizli bir rapor yazdı. Bu raporda dört kişinin imzasının bulunması dikkat çekici bir detay. Çünkü burada Türkiye Vilayeti dışında Konya’da bulunan Takva Mescidi’nin de yönetim kadrolarının olduğu anlaşılıyor.

Söz konusu rapor, ‘eylem yapacak kişi’, ‘barınma ve hazırlık için yer’ ve ‘istihbari bilgi toplama’ konularından bahsederken örgütün güvenlik güçleri tarafından güçsüzleştirildiğini ortaya koyuyor.

Örgüt Kasım Güler’in başında olduğu 2019’un ilk ayları saldırı yapacakları insanlar bulmakta zorlanırken, ‘davetçiler’ vasıtasıyla kendileriyle irtibatlandırılan, tanışıklıkları olmayan kişilerle iletişim kurmak zorunda kalıyor.

Örgütün 2019 yılı itibariyle eleman ve lojistik destekte çözümsüz kaldığını, yöneticilerin savcılıktaki şu ifadesinden daha net anlayabiliyoruz: “IŞİD’in merkezinden şifreli bir program üzerinden bir mesaj gönderilerek benden LGBTİ’lilere yönelik silahlı eylem yapmam istendi. Ben bu risalenin orijinalini bizimle iletişim halinde olan ve Türkiye’de bulunan 15-20 kişiye ‘Kim eylem yapabiliyorsa yapsın’ şeklinde gönderdim. Merkeze Türkiye’de eylem yapacak gücümüz olmadığını da bildirdim, bu nedenle görevimden alındım.”

Türkiye Vilayeti yönetimine önce Şamlı Ebu Ahmet Şami getirildi, fakat Şamlı hava saldırılarından Afrin’e kaçınca yerini Şahap Variş aldı. Tam bu aşamada, örgütle Gaziantep’te tanışan, Antalya’da yaşayan bir kişi, “LGBTİ’lere saldırırım ama silahı siz sağlayın” diye dönüş yaptı.

Bu aşamada, örgütün Türkiye’ye gömdüğü silahlar devreye girdi. Örgüt silahı Antalyalı kişiye ulaştırdı fakat saldırgan, İstanbul’da kaldığı otelde yakalandı.

Önce Türkiye’deki mescitlerin “Baskı altındayız, saldırı yapamayız” raporu, sonra IŞİD merkezinin eylem için ısrarı, örgütün artık tanımadığı kişilere bile silah ulaştırarak beklentiye girmesine neden oldu.

Öyle ki Kasım Güler, LGBTİ’ye yönelik eylem yapacak kişinin yakalanmasının Türkiye Vilayeti’nin yöneticileri için son nokta olduğunu anlatıyor. İfadesine göre 2021’in Mart ayında Vilayet Valisi Şahap Tariş, yardımcısı Ali Bora, Türkiye’ye dönmeye çalışıyorlar.

Güvenlik güçlerinin yaptığı operasyonlar, örgütün yönetici kadrolarının idlib ve Türkiye hattına geri çekilmesine neden oldu. Bu geri çekilme, iletişim kesintisini doğururken Türk kökenli savaşçılar, örgütte yükselmeye başladı.

Türkiye Vilayeti’nin mensubu Mustafa Dokumacı için yeni bir büro kurulması emri verildi. Bu büro, Rusya, Ukrayna, Azerbaycan ve 3-4 Avrupa ülkesini kapsayacaktı. Büronun, eylem, lojistik, maddi destek konularında söz hakkı olacaktı. Dokumacı, bu pozisyonla IŞİD terör örgütünde en yüksek rütbeye ulaşan Türk oldu. Buraya ayrıca Kasım Güler’in Veziristan ve İslami Cihat Birliği’nde tanıştığı, Suriye’deki bölüğünde bulunan Türki Cumhuriyeti vatandaşlarını da eklemek mümkün.

Kilise saldırganlarının birinin Rusya, diğerinin Tacikistan uyruklu oldukları ve eylemi Türkiye Vilayeti’nin üstlenmesi detayları birleşince, Dokumacı’nın atandığı konumun Türkiye’de saldırı gücü aradığı söylenebilir.

YABANCI TOPLULUKLAR

Özellikle IŞİD’e yönelik operasyonların yoğunlaştığı Sakarya, İstanbul, Samsun, Gaziantep, İzmir ve Samsun’a bakınca irtibatlı kişilerin büyük kısmını yabancıların oluşturduğunu söyleyebiliriz. Araştırmacı-gazeteci Doğu Eroğlu bu durumu “IŞİD’in Türkiye’deki geleceğini yabancı topluluklar şekillendirecek” diyerek tanımlıyor.

Peki neden? Eroğlu anlatmayı sürdürüyor: “Liderliği neredeyse buharlaşmış ve dünyanın farklı birkaç coğrafyasındaki nüfuz adacıklarını koruyabilmek dışında somut kazanımı kalmamış örgütün politik çıkarları için Türkiye’deki hayatlarını zorlaştırmak istemeyen yerli Selefi topluluklar ile IŞİD arasındaki mesafenin oldukça açıldığı söylenebilir. Ancak aynısını Türkiye’de yaşamını sürdüren yabancı Selefi topluluklar için söylemek mümkün değil. Güvenlik birimleri çok uzun zamandır güncel IŞİD faaliyetlerini Samsun, Bursa, Sakarya ve İstanbul’da yoğunlaşan yabancı toplulukları arasında arıyor. Ancak göçe ilişkin üst politikalar yüzünden bu çabalar da giderek güçleşiyor.”

Söz konusu IŞİD’in Türkiye Vilayeti, 2024’teki kilise saldırısı ve Kasım Güler olunca, ulaştığımız bazı iddianamelerden detayları da hatırlamakta yarar var. Öyle ki 2017’ye girdiğimiz ilk saatlerde Türkiye’nin en popüler eğlence mekânlarından Reina’ya düzenlenen saldırıda 39 kişi hayatını kaybetti. Özbekistanlı saldırgan Abdulkadir Masharipov, olay yerinden kaçtı. 17 Ocak’ta yakalandı. Peki kimdi bu ‘profesyonel saldırgan’?

Özbekistan İslami Hareketi’ne, daha sonra ise İslami Cihad İttihadı grubuna katılmış, burada dini, siyasi ve silahlı eğitim almış, Pakistan devleti sınırları yakınında Pakistan askerlerine karşı yapılan terör saldırı ve çatışmalara katılmıştı. 2014 yılında Afganistan Veziristan bölgesinde IŞİD’e biat etti.

2014 yılının son aylarında eşi ile birlikte İran’dan Suriye’deki çatışma bölgelerine geçebilmek için 1 yıl kadar bekledi. 2016’da Afgan, Uygur ve Çeçen bir grupla Van’a geldi. Ardından Konya ve Kayseri’de örgütün ayarladığı evlerde kalan Masharipov, İstanbul’da eylem talimatını bekledi.

Buradaki detaylar, Masharipov’un Kasım Güler’in Veziristan’daki örgütünde savaşmış olması, Kasım Güler’in memleketi Van’a geçip, Türkiye Vilayeti’nin en güçlü ilişkilerinin olduğu illerden olan Konya’da kalmış olması… Dahası, Kasım Güler, bu saldırıda kullanılan silahın Türkiye Vilayeti tarafından sağlandığını anlattı.

T akvimi 28 Haziran 2016’ya çevirdiğimizde, Atatürk Havalimanı’na IŞİD üyesi Rakim Bulgarov, Vadim Osmanov tarafından saldırı düzenlendi. Saldırıda 48 kişi öldü.

Soruşturmadaki çarpıcı detay ise saldırıdan 7 yıl sonra ortaya çıkacaktı. 23 Mayıs 2023’te Emniyet güçleri, Takva Mescidi’ne operasyon düzenledi. Operasyonda örgütün Marmara sorumlusu olduğu iddiasıyla gözaltına alınanlardan biri o raporda imzası bulunan Ramazan Özbuğday’dı.

Diğeri ise Özbuğday’ın İstanbul Valisi olarak atadığı Selman Salış’tı… Selman Salış, aynı zamanda Atatürk Havalimanı’na düzenlenen saldırıda militanlara yol gösteren Rıza Coşkun’un ortağıydı…

Kasım Güler’in anlattıkları, örgütün mesajları ve iddianameler örgütün güç kaybettiğini gösteriyor olabilir. Fakat bu noktada, IŞİD komutanlarından İlyas Aydın’ın «İslam Devleti›nin Irak ve Suriye›de kayıtlı 120 bin askeri vardı. İşlerin kötü gittiğini görenler ya da anlaşmazlığa girenler kaçtı. Belki 10 bini gitti. 10 bini de öldü. Hadi diyelim yarısı öldü. 7 bini Rojava’da. Nerede olduğu belirsiz 20-30 binin üzerinde adam var” cümlesini dikkate almakta da yarar var. Çünkü ona göre, bu savaşçılar dünyanın birçok yanına yayıldı…

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/turkiye-vilayetinin-son-talimati-kim-eylem-yapabiliyorsa-yapsin/feed/ 0
‘Türk bölüğü kurmak istiyoruz’ https://www.foxhaber.com.tr/turk-bolugu-kurmak-istiyoruz/ https://www.foxhaber.com.tr/turk-bolugu-kurmak-istiyoruz/#respond Mon, 11 Mar 2024 21:24:23 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4523 2014’TE KONYA MERAM’DA IŞİD TOPLANTISINDA NELER KONUŞULDU?

Ortadoğu’da yükselen cihatçı fikirlerin tırmandığı 2012 yılında, Türkiye’deki selefi cemaatlerde de bir heyecan yaşanmaya başladı. Dünya’nın gözü, o tarihlerde Suriye’deydi. IŞİD, gücünü artırıyor, birçok ülkeden gelen cihatçılar, önce Irak’ta ardından Suriye’de devletlerini kuruyordu.

Örgüt, kendisiyle savaşan tüm ülke ve grupları, ‘Allah düşmanı’ ilan edip, sempatizanlarına saldırı talimatı verirken, en fazla hedef alınan ülkelerden biri de Türkiye olacaktı.

Nitekim 2013’te Reyhanlı’da bomba yüklü bir araçla düzenlenen saldırı, IŞİD-Türkiye arasındaki çatışmaların ülke içine sıçradığı ilk olay oldu.

IŞİD, saldırıyı üstlenirken, Türkiye’yi açık şekilde tehdit etti. Türkiye Cumhuriyeti, 10 Ekim 2013’te IŞİD’i terör örgütü ilan etti. Örgütün cevabı, ülkenin birçok tarafından sıralı saldırılar oldu. O saldırılardan en büyüğü, ‘terör örgütü’ ilanının ikinci yılında yaşandı: 10 Ekim 2015’te, Ankara Garı’nda iki IŞİD’li canlı bombanın düzenlediği saldırıda, 103 kişi hayatını kaybetti.

Örgütün Türkiye’de Reyhanlı, Sultanahmet, Niğde, Diyarbakır, Suruç, İstiklal caddesi, Gaziantep Atatürk Hava Limanı, Reina ve son olarak 2024 başında Sarıyer’de bir kiliseye yaptığı 13 saldırıda, 363 kişi hayatını kaybetti… Bu saldırıların faillerinin 7’si yabancı uyruklu, 6’sı ise Türkiye vatandaşıydı.

IŞİD Terör Örgütü lideri Ebubekir Bağdadi, 2019’da elinde ‘Türkiye Vilayeti’ yazılı dosya varken görüntü verdi.

Adıyaman ve Gaziantep yapılanmalarındaki militanlarının yaptığı eylemlerin ardından emniyet güçleri operasyonlarla örgütü zayıflattı.

Yerel gücünü kaybetmek istemeyen örgüt, ‘Türkiye Vilayeti’ ismiyle, yapılacak eylemleri merkeze bağladı.

2019’da, Ebubekir el-Bağdadi’nin, üzerinde ‘Türkiye Vilayeti’ yazan bir dosyayla görüntü vermesi, IŞİD’in Türkiye’yi resmen kendi hiyerarşisine kattığının ve Türkiye Emiri olduğunun da göstergesiydi.

Nitekim örgütün bir dönem Türkiye Valiliği görevinde bulunan Kasım Güler, savcılığa verdiği ifadesinde, Türkiye Vilayeti’nin kuruluşunda yaşananları şöyle anlatacaktı: “2017’de Suriye’deyken Nusret Yılmaz yanıma geldi, bana kendisinin IŞİD tarafından Türkiye Valisi olarak görevlendirildiğini ve benimde yanlarında bulunmamı istediler. Ben yaralı olduğumdan yapamayacağımı söylememe rağmen Nusret Yılmaz örgüt merkezine benim ismimi vermiş. Gelen talimat üzerine 2017 Ocak ayında Türkiye Vilayeti’nde görevlendirildim.”

Araştırmacı-Gazeteci, ‘IŞİD Ağları’ kitabının yazarı Doğu Eroğlu, Nusret Yılmaz’ın, Suruç ve 10 Ekim saldırılarını gerçekleştiren Gaziantep grubunun üyelerinden olduğunu söylüyor.

“Vilayet kurulmadan önce, örgütün Türkiye sorumlusu, Gaziantep grubunun lideri ise Yunus Durmaz’dı” diyor.

Eroğlu, Gaziantep Grubu’nun IŞİD içinde ‘özel bir konumda’ olduğunu belirtiyor: “Türkiye’den IŞİD’le hareket eden özelleşen tek yapıydı. Binlerce insan Suriye’ye savaşmaya ya da lojistik destek vermeye giderken hiçbiri Gaziantep Grubu kadar otonomluğa sahip değildi. Farkı, Yunus Durmaz ve etrafındaki insanların Türkiye’de eylem yapmak üzerine plan yapıyorlardı.”

IŞİD’in Türk yöneticilerinden İlyas Aydın da örgütün ‘Diyarbakır HDP Mitingi ve Suruç saldırılarını Gaziantep hücresinin inisiyatifiyle yaptığını söylerken geri kalan saldırıların merkezin emriyle yapıldığını anlatıyordu.

Örgüte yakın kaynaklar, bu noktada, IŞİD’in Türkiye Vilayeti’ni resmiyete kavuşturmak için ‘inisiyatifle’ yapılan eylemleri engelleyip, merkezden gelen talimatlarla eylem yapılmasını sağlamayı hedeflediğini belirtiyor.

2017’de kurumsallaşan Türkiye Vilayeti, kendi ordularını kuran, Türkiye’den insan kaynağı yaratmak için ilişki ağları olan bir ekipti. Bu ekibin içinde sınır emirliği görevinde bulunan İlhami Balı, Suriye’ye gitmek isteyenlere lojistik destek sağlıyordu. Balı’nın örgüt yönetimi ve militanlarla olan birçok görüşmesi, emniyetin takibindeydi.

ÖRGÜTLENME VE İLK GÖRÜŞMELER

IŞİD’in Türkiye’de kalabalıklaşması da bu kişiler çevresinde gerçekleşti. İddianame ve soruşturmalardaki gizli mesajlaşmalarda, selefi cemaatlerinin önde gelen isimleri ilk olarak 2013’te İstanbul’da buluşup, IŞİD’e katılıp katılmama konusunu tartıştı. Ardından Ekim 2014’te Konya Meram’da yine cemaatin önde gelenleri buluştu. Görüşmede, Kasım Güler, Abdullah Külgecioğlu, Bilal Özbuğday, Hüseyin Oral ve Hafız Mustafa vardı. Kasım Güler, 2014’ün Ocak ayında, Suriye’ye geçip, örgüte biat etmişti bile…

Külecioğlu, sohbete, ”Size önemli bir şeyler anlatacağım” diyerek başladı. Kasım Güler ile Afganistan’dan beri beraber hareket ettiklerini, beraber çalıştıklarını, şimdiyse İslam Devleti’nin kurulduğunu, bundan sonra çalışmalarını oraya kaydıracaklarını ve dolayısıyla bu noktada ilimle uğraşan insanların yardımına ihtiyaçları olduğunu söyledi. Bu nedenle, biz ilim sahiplerini davet ederek bir araya getirdiklerini söyleyerek Konya’dan Suriye’ye gitmek isteyen kişilere aracılık etmek istediklerini, orada bir Türk bölüğü kurmak istediklerini belirtti.

Ayrıca Konya’daki bu sohbet tek değildi. Yine 2014’te İstanbul’daki selefi gruplar, ilk kez bir araya gelerek Suriye’deki gelişmeleri tartışıyor, hatta birlikte namaz kılıyorlardı.

Sonucunda, Türklerin yönetimindeki ilk ordu kuruldu. Bu yapının içinde, Türk, Azeri ve Özbekler bulunuyordu.

Kasım Güler yönetimindeki ordunun Türkiye’deki cemaatlerde konuşulmaya başlanması, IŞİD’e destek vermeyen yapılar arasında tartışmalarla beraber kopuşlara da neden oldu. IŞİD’e katılmayı reddeden bazı cemaatlerin üyeleri, Güler’in bölüğüne katılmak için Suriye’ye gitti.

Açılan soruşturmalar, yargılamalar ve araştırmacıların bulgularından yola çıkarak IŞİD’in Türkiye’deki örgütlenme yapısının illerdeki gruplar arasındaki ‘davetçiler’ ile gerçekleştiğini söylemek mümkün.

YARIN: IŞİD İNTİHAR EYLEMLERİ GRUBU NASIL OLUŞTU? DAVETÇİLER KİM?

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/turk-bolugu-kurmak-istiyoruz/feed/ 0
‘Koyunlar’a tahliye mahkemeyi ikiye böldü https://www.foxhaber.com.tr/koyunlara-tahliye-mahkemeyi-ikiye-boldu/ https://www.foxhaber.com.tr/koyunlara-tahliye-mahkemeyi-ikiye-boldu/#respond Sat, 09 Mar 2024 21:30:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4427 Diyarbakır’da suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurup adam öldürme, adam yaralama, yüksek faizle nakit para verip tefecilik yapmak, kamuya ait arazilere haksız yere sahip olmak, TOKİ ihalelerine fesat karıştırmak suçlarından Kaçaklık ve Organize Suçlarla Mücadele ekiplerince yüklü miktarda silah ve parayla yakalanan 41 sanıklı Koyunlar suç örgütü davasında 5 kişi tahliye edildi.

Mahkeme 8 kişinin tutukluluğunun devamına karar verirken, üye hakim karara muhalif kaldı ve 5 kişinin daha tahliye edilmesi gerektiğini bildirdi.

HELİKOPTER DESTEKLİ OPERASYON

Diyarbakır’ın Kayapınar İlçesindeki 75 metrelik Bulvar üzerinde bir kafeteryanın uzun namlulu silahlarla taranarak suç örgütüyle hiçbir husumeti bulunmayan ve tesadüf sonucu burada müşteri olarak oturan Mervan Yalçın’ın öldürülmesi ve CİMER’e giden yoğun şikâyetler üzerine Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele ekipleri geçtiğimiz yıl Nisan ayında harekete geçti.

Helikopter ve zırhlı araç desteğiyle eş zamanlı operasyonda çok sayıda tapu, çek, senet, silahlar ve suç delilleri ele geçirildi. Polisten kaçmaya çalışan zanlılardan bazıları yatak odasında rulo halindeki halının içinde, bazıları helikopter destekli operasyonda açık arazide kovalamaca sonucu yakalandı.

“SOYADI KOYUN OLAN HERKES TUTUKLANDI”

41 sanıklı davanın 4. duruşmasında savunma yapan Akif Koyun, “Soyadı Koyun olan herkes cezaevine atıldı. Psikolojimiz bozuldu. Hayatına kast edilen ağabeyimin çocuğuyla yargılanıyorum. Bir algı var ve bu algı yüzünden ceza evindeyim. Örgütün üyesi olarak tutuklanıyorsam örgütün lideri neden tutuksuz yargılanıyor. Neyle suçlandığımı bana söyleyin, toplu cezalandırılmaya gidiliyor” dedi.

“ASKER VE KORUCULARLA İÇ İÇEYDİK”

Örgüt elebaşı olmakla suçlanan Cengiz Koyun ise şunları kaydetti:

– Aile olarak hiç bir suça karışmadık. Bir yığın olayı toplayıp beni başına örgüt lideri yazıp ailemi topladılar. Biz kırsalda asker ve korucularla iç içeydik, onların silahlarıyla fotoğraf çektirmişiz o fotoğrafları silahlı örgüt diye delil olarak dosyaya eklemişler. Ben bir eyleme birini azmettireceksem gözükmeyecek yerde yaptırırım, kafeye gidip de neden açık bir şekilde azmettirici olayım.

– Bir polis sigara içerken bana, ‘Cengiz senin mertliğinden bahsediyorlar sıra bize gelince mi cimriliğin tuttu 3 defa seni çağırdık gelmedin, böyle olur’ dedi ve ceza evini gösterdi. Bana ‘Güvendiğin bir akrabanı yolla’ dedi. Halen cezaevindeyiz. Emniyetin yaptıklarından dolayı haksızlığa uğradım. Tahliyemi istiyorum.

“AĞAYLA ANLAŞIP ALIYORUZ”

Örgüt elebaşı olmakla suçlanan Şerif Erçek ise savunmasında şunları ifade etti:

– İşlerimden dolayı Ankara’dayım. Şu an milletvekillerini de şahit gösterebilirim. Koyun ailesi kalabalık geniş bir ailedir, bana maddi-manevi ihtiyaçları yoktur. Ben bu aileye talimat veremem, beni dinlemezler. Özilhan arazilerinin kullanımı yıllardır bizdedir, ağalarımızda daha önce metropole yerleştiler satmaya karar verdiler.

– Kullanımı köyde olduğu için öncelikle köylülere veriyor. Gidip ağayla oturup anlaşıyorlar. Şu ana kadar biz köylü olarak ağa arasında bir sıkıntı çıkmadı. Şu ana kadar aramızda bir sıkıntı çıkmadı. Paramızı verip uzlaşarak araziyi alıyoruz. İhalelere katılacak maddi gücüm yok, ihaleden anlamam. Evim kiradır, mağdurum, adalete sığınıyorum.

“OĞLUMU YA DA BABAMI ÖLDÜRECEKLER”

Sanık Mehmet Emin Koyun ise 25 yıldır inşaat sektöründe müteahhitlik yaptığını belirterek yarım kalan projesinde mağdur olanların bulunduğunu ileri sürdü. Koyun, şöyle devam etti:

– Son projemde 34 bin metrekare kapalı alan yapıyorum. 48 adet arsa sahibi var. 25 senedir bu işi yaptığımız için 30 daireyi temelden sattık, 150-200 işçi çalışıyor. 2 senedir inşaatım yarıda kaldı. 48 arsa sahibi mağdur. Oğlum inşaat mühendisi olacaktı onu da bıraktı. Ailemi tehdit ediyorlar, ben onlara hak veriyorum. Ben onlara da işçilerime de çok üzülüyorum. 25 yıllık itibarım gitti. Örgüt üyeliğiyle suçlanıyorum, silahlara da düşkün değiliz.

– PKK bizi tehdit ettikten sonra müracaat edip silah aldım onu da taşımıyorum onu da kendim teslim ettim. Babam 75 yaşında tehdit ediliyor, oğlum 20 yaşında geçen gün vuracaklardı. 2 çocuğum okulu bıraktı. Cengiz Koyun benim örgüt liderimdir deniyor. O benim küçüğümdür yanımda sigara içmez, haddi değil, sesini yükseltemez. Bu durumdan dolayı ya babamı öldürecekler ya oğlumu öldürecekler. Olay büyüyecek beni 5 aylığına tahliye edin, sonra yine tutuklayın. 5 ay müsaade edin bu inşaatı teslim edeyim, insanların mağduriyetini gidereyim” dedi.

BEŞ KİŞİYE TAHLİYE KARARI

Mahkeme, 22 ay tutukluluğun ardından sanıklar Mehmet Emin Koyun, Muhammed Gaffar Koyun, Mahsum Koyun, Adil Koyun ile Zafer Koyun’un tahliyelerine karar verdi. Akif Koyun, Cengiz Koyun, Bünyamin Koyun, Hasan Koyun, Hüseyin Koyun, Muzaffer Koyun, Şerif Erçek ile Abdulhamim Kaplan’ın ise kuvvetli suç şüphesinin varlığı gösteren somut delillerin bulunması, kaçma şüphesini uyandıran somut olguların yer alması nedeniyle tutukluluk hallerinin devamına oy çokluğuyla karar verdi.

Mahkemenin bir üye hakimi ise tutuklu 8 sanıktan 5’inin daha tahliye edilmesi gerektiği yönünde oy çokluğuyla alınan karara muhalefet şerhi yazdırdı. Duruşma ertelendi.

TİCARET ADI ALTINDA TEFECİLİK

Diyarbakır Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sanıkların fikir ve eylem birliği içinde silahlı illegal bir yapılanma içinde hareket ettikleri bildirildi. Sanıkların genel Güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, mala zarar verme, kasten yaralama, tehdit ve cebir suçlarını işleyerek halk üzerinde korku, baskı panik ve infial ortamı oluşturdukları kaydedildi. Bölgenin illegal hâkimiyetini ele geçirmeye çalışarak kentteki esnafları tehdit edip, zorda kalan ve bankalara borcundan dolayı nakit paraya sıkışan şahıslara “Ticaret yapma” adı altında belli bir faizle nakit verip tefecilik yaptıkları bildirildi.

Faizle para alan ve geri ödemekte zorlanan esnafları silah zoruyla tehdit ettikleri belirtilen iddianamede halkın can güvenliğini tehlikeye attıkları, sınır illeri ve ilçelerinden temin ettikleri ruhsatsız silahlarla belirlenen bir hiyerarşik yapı içinde hareket ettikleri ifade edildi. İddianamede muhbirlerin yaptıkları ihbar ve bilgilere de yer verildi.

“SUÇA BULAŞMAYI ALIŞKANLIK EDİNMİŞLER”

Sanıkların çok sayıda gayrı meşru olaylara karıştıkları, sürekli silahlı gezdikleri, gerek Elazığ yolu Galericiler sitesi civarında gerekse il genelinde ihtilafa düştükleri konularda şahıslara zor kullanarak tehdit ve baskı kurup sorunlarını kendi çıkarları doğrultusunda çözüme kavuşturdukları vurgulandı. İddianamede, sanıkların işledikleri suçlardan dolayı yakalanmaları halinde alakasız ve tutarsız ifadeler verdikleri, belli iş bölümü ve dayanışmayla mağdurlarla irtibata geçerek gerek üstü kapalı, gerekse açıkça tehditle mağdurları şikâyetlerinden vazgeçirdikleri kaydedildi.

Çetenin suç işlemeyi ve suça bulaşmayı alışkanlık haline getirdiklerine vurgu yapılan iddianamede, bu sayede haksız maddi çıkar sağladıkları kendi aralarında hiyerarşik yapılanma içinde suç işledikleri ifade edildi. Suç örgütü üyelerinin örgüt lideri Cengiz Koyun’un talimatlarına sıkı sıkıya bağlı oldukları, Koyun’un imam nikâhlı eşi sanık Sevda Efe’nin evinde ele geçen 1 adet fişek üzerinde ‘Cengiz Koyun için özel olarak üretilmiştir’ ibaresinin yer aldığı da iddianamede yer aldı.

RUHSATSIZ SİLAHLAR KULLANILIYOR

Sanıkların eylemlerini ruhsatsız silahlarla gerçekleştirdikleri ve ruhsatsız silah yakalattıkları da göz önüne alındığında operasyonda ele geçen silah, fişek ve şarjörlerin suç örgütüne ait olduğu ve örgüt faaliyeti kapsamında kullanılmak üzere potansiyel olarak sanıkların ev ve iş yerlerinde bulundurulduğu hususunda tereddüt bulunmadığı kaydedildi. Sanıklar hakkında müebbet ve 350 yıla kadar hapisle cezaları isteniliyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/koyunlara-tahliye-mahkemeyi-ikiye-boldu/feed/ 0
12 ilde eşzamanlı operasyon… 4 elebaşı yakalandı https://www.foxhaber.com.tr/12-ilde-eszamanli-operasyon-4-elebasi-yakalandi/ https://www.foxhaber.com.tr/12-ilde-eszamanli-operasyon-4-elebasi-yakalandi/#respond Wed, 28 Feb 2024 21:42:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4005 İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşıma göre; Aydın, Kastamonu ve Balıkesir merkezli 12 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen “KAFES-45” operasyonlarında örgüt elebaşılarının da içerisinde bulunduğu suç örgütü üyesi 63 şüpheli yakalandı.

AYDIN’DA FERDİ KAYHANLI VE TEOMAN AVCI

Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Aydın İl Jandarma Komutanlığınca yapılan 5 aylık takip neticesinde; Aydın merkezli Ankara, İzmir ve Muğla’da düzenlenen operasyonlarda araç satış işlemlerinde hileli eylemler yapıp, vatandaşlarımızı zarara uğratarak “Nitelikli Dolandırıcılık” suçunu örgütlü olarak işledikleri tespit edilen örgüt elebaşıları Teoman Avcı ve Ferdi Kayhanlı’nın da içerisinde bulunduğu 35 şüpheli yakalandı.

MASAK ile koordineli olarak yapılan analizler sonucu şüphelilere ait banka hesaplarında toplam 46 Milyon TL para hareketliliğinin olduğu tespit edildi.

KASTAMONU’DA ÖMER ÇINAR

Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde; Kastamonu İl Jandarma Komutanlığınca yürütülen 4 aylık takip neticesinde Kastamonu merkezli İstanbul, Ankara, İzmir, Gaziantep, Diyarbakır, Şanlıurfa, Samsun, Karabük ve Zonguldak’ta düzenlenen operasyonlarda Organize Suç Örgütü Üyelerinin; Sözde kuyumculuk adı altında faaliyet gösterdikleri fark edildi.

Kredi kartı borcunu ödeyemeyen ve nakit para talebi olan mağdurlardan belirli bir komisyon karşılığı, farklı şirketlere ait POS cihazlarını da kullanarak halk arasında “kredi kartına takla attırmak” tabiri ile bilinen yöntemle ödemelerini sağladıkları, Paravan şirketler kurarak bankalardan POS cihazları temin ettikleri ve Suç örgütü elebaşı ile örgüt üyeleri arasında, suçta kullanılan POS cihazlarını karşılıklı kargo ile gönderdikleri tespit edilen örgüt elebaşı Ömer Çınar’ın da içerisinde olduğu 21 şüpheli yakalandı.

MASAK ve Gelir İdaresi Başkanlığı ile yapılan ortak analizler sonucu 14 paravan şirkete ait banka hesaplarında 980 Milyon TL’lik işlem hacmi ve 105 Milyon TL’lik haksız kazanç elde edildiği tespit edildi.

BALIKESİR’DE SALİH BABAYİĞİT

Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Balıkesir İl Jandarma Komutanlığınca Gömeç, Burhaniye ve Ayvalık ilçelerinde yapılan 4 aylık takipli KOM Faaliyeti kapsamında MASAK ile yürütülen teknik ve fiziki takip neticesinde;

Maddi açıdan zor durumdaki şahıslara boş senet imzalatarak yüksek faizle borç para verdikleri, vadesi geldiği halde borçlarını ödemek isteyen şahısların faizlerini arttırarak borçlarının bitirilmesini engelledikleri sistematik şekilde daha fazla borçlandırdıkları tespit edildi.

Borcunu ödeyemeyen şahısları tehdit ve şiddet yoluyla baskı altına aldıkları, mağdurların, borçlarını ödemek amacıyla traktör ve arsalarını, düşük fiyata satışa çıkardıkları ve satışa çıkarılan mal varlıklarını şüphelilerin yakınları tarafından satın alınmasını sağladıkları tespit edilen örgüt elebaşı Salih Babayiğit’in de içinde bulunduğu 7 şüpheli yakalandı.

Örgüt tarafından, Çanakkale ve Balıkesir illerinde ikamet eden yaklaşık 37 vatandaşımızın mağdur edilerek 45 Milyon TL haksız kazanç elde edildiği tespit edildi.

Operasyonlar sonucu;
-132 adet kredi kartı,
-12 adet pos cihazı,
-121 adet araç satış sözleşmesi,
-2 Milyon 685 Bin TL tutarlı düzenlenmiş çek, senet ve dekont,
-Tabanca,
-Av tüfekleri,
-14 adet açık çek,
-Çok miktarda Türk Lirası ile çok sayıda dijital materyal ve dokümana ele konuldu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/12-ilde-eszamanli-operasyon-4-elebasi-yakalandi/feed/ 0
7,5 yıl hapisle cezalandırılmıştı… Erzurum’dan HÜDA-PAR adayı oldu https://www.foxhaber.com.tr/75-yil-hapisle-cezalandirilmisti-erzurumdan-huda-par-adayi-oldu/ https://www.foxhaber.com.tr/75-yil-hapisle-cezalandirilmisti-erzurumdan-huda-par-adayi-oldu/#respond Wed, 21 Feb 2024 21:27:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3757 Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan suikastının faillerinden olan ve bugüne kadar yakalanamadığı için İçişleri Bakanlığı’nın terörden arananlar listesinin 10 milyonluk kırmızı kategorisinde yer alan Hizbullah tetikçisi Necmettin Şanlı ile yine Gaffar Okkan suikastına katılmaktan mahkûm olan hükümlü Veysi Şanlı’nın ağabeyi Kerbela Şanlı, HÜDA-PAR’ın Erzurum Büyükşehir Belediye Başkan adayı oldu.

ÖRGÜT KARARGÂHINDA ÖZGEÇMİŞ RARORU ÇIKTI 7,5 YIL CEZA ALDI

İstanbul Beykoz’da örgüt lideri Hüseyin Velioğlu’nun öldürüldüğü örgüt karargahındaki Hizbullah arşivinde terör örgütüne fotoğraflı özgeçmiş raporu verdiği ortaya çıkan Kerbela Şanlı, yargılandığı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 7,5 yıl hapisle cezalandırıldı.

Bu cezası Yargıtay tarafından 2007 yılında onanarak kesinleşti. Mahkeme gerekçeli kararında, Kerbela Şanlı’nın Diyarbakır’ın Bozek Köyünde Hizbullah’ın propaganda faaliyetlerini yürüten imam tebliğ ve cami sorumluluğu yaptığını, küçük çocuklara din dersi adı altında örgütsel dersler verdiğini, terör örgütüne özgeçmiş raporu verip örgüte biat ettiğini belirtti.

Kerbela Şanlı’nın, halen İçişleri Bakanlığı’nın 3 milyon lira para ödüllü Mavi kategorisinde aranan ağabeyi Kemalettin Şanlı’nın aracılığıyla 1992 yılında Hizbullah terör örgütüne katıldığı, 1995 yılında örgüte fotoğraflı özgeçmiş raporu verdiğini belirtti.

FAALİYETLERİNİ ÖRGÜT LİDERİ ÖLENE KADAR SÜRDÜRDÜ

Kerbela Şanlı’nın bu faaliyetlerini örgüt elebaşı Hüseyin Velioğlu’nun öldürüldüğü 2000 yılına kadar devam ettirdiği ifade edildi.

7,5 yıl hapisle cezalandırılan Kerbela Şanlı’nın seçme ve seçilme hakkından da mahkum bırakıldığı ancak mahkumiyet kararının üzerinrden 17 yıl geçtiği için memnu haklarının iadesini alarak Erzurum’dan HÜDA-PAR’ın belediye başkan adayı olduğu öğrenildi.

Kerbela Şanlı son olarak geçmiş yıllarda Hizbullah yöneticilerinin bir araya gelerek oluşturduğu Alimler ve Medreseler Birliği (İttihat-ul Ulema) da faaliyet yürütüyordu.

Kerbela Şanlı’nın tüm kardeşleriyle birlikte Hizbullah terör örgütü içinde aktif yer aldıkları bildirildi.

Halen firarda olan ağabeyi Necmettin Şanlı Gaffar Okkan suikastında bizzat saldırıda yer alıp silah kullanmaktan halen 10 milyon lira para ödüllü kırmızı listede aranıyor.

Kardeşi Veysi Şanlı’da Okkan suikastının faillerinden olup cezalandırıldı ve bu cezayı Yargıtay tarafından onanıp kesin hükme bağlandı.

Bir ağabeyi Kemalettin Şanlı halen İçişleri Bakanlığı’nın 3 milyon lira para ödüllü Mavi kategorisinde aranıyor.

Bir ağabeyi Mühir Şanlı, Bozek Köyünde fahri imamlık yaparken Hizbullah terör örgütü adına camilerde ders veriyordu.

İNFAZ EMRİ VERMEKTEN ARANIYORDU BİR GÜN BİLE TUTUKLANMADI

Bir diğer ağabeyi Siraç Şanlı’da köylerde Hizbullah terör örgütü adına fahri imamlık yapıyordu. 25 yıldan beri her yerde aranan Siraç Şanlı, hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle 3 ayrı dava dosyası bulunuyordu.

Siraç Şanlı’nın Güleçoba Köyü Hatuni mezrasında ders halkaları oluşturup küçük çocuklara ders adı altında örgütsel propagandalar yaptığı, Diyarbakır’a bağlı Dökmetaş ve Cumhuriyet köylerinde de örgütsel faaliyetler yürüttüğü, fitre zekat topladığı, vermek istemeyenleri kaçırıp sorguladıktan sonra öldürdükleri bildirildi.

Hizbullah’ın köydeki faaliyetlerine karşı çıkan Güleçoba Köyü korucularının ölüm emrini verdiği, köy korucuları Adem ve Yılmaz Keser’in öldürülmesi ile Davut ve Sedat Ekinci adlı kişilerin kaçırılıp sorgulanarak öldürülmesi talimatını verdiği, bu talimat üzerine kendilerine polis süsü veren tetikçilerin iki kişiyi kaçırıp sığınağa zincirledikleri, bu kişilerin daha sonra kendi imkanlarıyla bağlı oldukları zinciri kırıp kaçtıkları için infaz edilmekten son anda kurtuldukları kaydedildi.

TESLİM OLDU BİR GÜN BİLE TUTUKLU KALMADI

Hizbullah tetikçilerinin toplu tahliye kararlarını duyunca 25 yıl sonra kendi isteğiyle adliyeye gelerek teslim olan Siraç Şanlı, kendisi aleyhine yüzlerce sayfalık ifade veren, korucuların öldürülmesi için talimat verdiği tetikçileri tanımadığını söyledi.

Şanlı, “Benim köydeki ilişkilerim imam-köylü çerçevesindedir. 25 yıldır perişan oldum. Kendim teslim oldum, beni serbest bırakın. Hatuni mezrasında devletin kadrolu imamı olmadığı için bende fahri imamlık yaptım. Devletten maaş almadığım için köylülerin verdiği zekatlarla geçimimi sağlıyordum. İmamlık yaptığım için köylüler beni Molla Siraç olarak bilirler. Nikah kıyıyor, çocuklara kuran dersi verip taziyelere gidiyordum. Korktuğum için bugüne kadar teslim olmadım” dedi.

Mahkeme hakkında birleştirme kararı verilen üç ayrı dava dosyası bulunan, yakalanan tetikçilerin teşhis ve ifadelerinde aleyhine yüzlerce sayfalık ifade bulunan Siraç Şanlı hakkındaki yakalama kararını 11 Şubat 2020 günü kaldırıp serbest bırakılmasına karar verdi.

Tek bir gün bile tutuklu kalmayan Şanlı, ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle halen tutuksuz yargılanıyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/75-yil-hapisle-cezalandirilmisti-erzurumdan-huda-par-adayi-oldu/feed/ 0
Adnan Oktar örgütüne yeni dava! Örgürü diri tutmak için… https://www.foxhaber.com.tr/adnan-oktar-orgutune-yeni-dava-orguru-diri-tutmak-icin/ https://www.foxhaber.com.tr/adnan-oktar-orgutune-yeni-dava-orguru-diri-tutmak-icin/#respond Thu, 15 Feb 2024 21:48:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3458 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu, Adnan Oktar organize suç örgütünün güncel yapılanması ve faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik yürüttüğü soruşturmayı tamamladı.

Soruşturma sonucunda hazırlanan 352 sayfalık iddianamede, 20 kişi şüpheli olarak yer aldı.

ÖRGÜTSEL FAALİYETLERE DEVAM

Mahkeme kararlarıyla silahlı suç örgütünün yöneticisi olarak kabul edilen Adnan Oktar’ın bu nedenle cezaevinde bulunduğu ve bu süreç içerisinde örgütsel faaliyetlerine devam ettiği kaydedilen iddianamede, Oktar’ın özellikle avukatları ve diğer örgüt yöneticileri Meltem Daban ve Ferhunde Eda Babuna vasıtasıyla örgütü diri tutmaya çalıştığı, talimatlarının cezaevi dışında yayılmasını sağladığı belirtildi.

Oktar’ın bunu yaparken, özellikle diğer örgüt yöneticileri vasıtasıyla yargılamanın kumpas olduğuna ilişkin kamuoyu oluşturma ve siyasi lobi desteğini alma faaliyetlerine giriştiği vurgulanan iddianamede, ana çatı davasında ceza alan ve cezaevinde bulunan örgüt üyeleriyle mektuplar ve avukatlar aracılığıyla iletişim kuran Oktar’ın, etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen örgüt üyelerini engellemeye çalıştığı bilgisi verildi.

AMAÇ ÖRGÜTE YENİ ÜYE KAZANDIRMAK

İddianamede, Adnan Oktar’ın özellikle içeride ve dışarıda bulunan örgüt üyeleri üzerindeki etkinliğini devam ettirmeye çalıştığı da belirtilerek, bu kişinin cezaevinde kaldığı dönemde, özellikle 15 gün gibi kısa sürede yaklaşık 200 avukat ile olağan akışa uygun olmayacak şekilde, “hukuki yardım” adı altında görüşmeler gerçekleştirdiğine dikkat çekildi.

“Bu görüşmelerinde örgüte üye kazandırmayı amaçlamış, cezaevine giriş çıkışı kanuni sınırlar çerçevesinde serbest olan avukatlık mesleğinden faydalanmak üzere cezaevi dışındaki örgütsel tavır ve davranışları yönlendirmeye çalışmıştır. Bu hususun tespit edilmesi neticesinde şüpheli hakkında avukat görüşlerinin kısıtlanması yoluna gidilmiştir.” ifadeleri yer bulan iddianamede, Oktar ile ilgili ayrıca, örgütü diri tutmanın yanı sıra hem yargılanan hem deşifre olan örgüt üyelerinin yerine yeni örgüt üyeleri kazandırmayı amaçladığı ve en kolay yol olan avukatları vasıtasıyla talimatlarını aktarmaya çalıştığı dile getirildi.

Adnan Oktar’ın, özellikle cezaevinde bulunan kişilerin kendisine mektup yazması noktasında, örgüt üyesi avukatları vasıtasıyla baskı oluşturduğu ve aslında yargılamanın temelsiz olduğu izlenimini verdiği aktarılan iddianamede, Oktar’ın örgüttekilere, örgütsel bağlılık değil gönül bağı kurduklarını kanıtlamaya çalıştığı vurgulandı.

TÜM PLANLAMAYI OKTAR TEK BAŞINA ÜSTLENMİYOR

Şüpheli Oktar’ın, örgütün yeni yapılanmasında tek başına tüm planlamayı ve organizeyi yüklenmemek adına daha önce haklarında cezaya hükmedilen örgüt üyesi şüpheliler Meltem Daban ve Ferhunde Eda Babuna ile örgütü yönettiği kaydedilen iddianamede, bu kişinin özellikle örgütün çıkış noktası olan mehdiyet hususunda, çeşitli notları avukatları vasıtasıyla örgüt üyeleriyle paylaştığı ve bu şekilde örgüt baskısını devam ettirdiği öne sürüldü.

İddianamede, “Tüm bu eylemleri dikkate alındığında iddianame sonrası hukuki ve fiili kesintinin gerçekleştiği tarihten itibaren yeni bir yapılanma ve eylemlerle örgütün hiyerarşisi içerisinde üst pozisyonda yer alıp örgüt üyelerine emir ve talimat veren, örgüt üyelerini yönlendiren ve idare eden, örgüt içerisinde iş bölümünü sağlayan, koordinatör gibi hareket eden şüpheli Adnan Oktar’ın örgüt yöneticisi olarak nitelendirilmesi gerektiği aşikardır.” ifadelerine yer verildi.

TAHLİYE EDİLENLER GÜNCEL YAPILANMADA ROL ALIYOR

Örgütün yeni yapılanma sürecindeki faaliyetleri de iddianamede, “örgütün güncel yapılanması ve faaliyetleri”, “güncel yapılanmada yer alan kişiler”, “örgütün cezaevinden kontrolü ve avukat yapılanması”, “güncel yapılanmada örgütsel iletişim”, “örgütsel iletişimde örgütsel tedbir” ve “örgütün propaganda ve dezenformasyon faaliyetleri” şeklinde 6 başlık altında anlatıldı.

Örgütün güncel yapılanması ve faaliyetleriyle ilgili örgüt lideri, yöneticileri ve üyelerden çok sayıda kişinin tutuklu olmasına müteakip örgütün mevcut duruma göre yeni stratejiler belirleyerek güncel yapılanma faaliyetleri içerisinde bulunduğu anlatılan iddianamede, güncel yapılanmada rol alan kişilerin, ağırlıklı olarak cezaevinden tahliye edilen örgüt üyeleri ile örgütle iltisaklı olup henüz işlem görmeyen kişilerden oluştuğu, ancak örgütün bir yandan da yeni üyeler edinme yolunda amacına ulaştığı girişimlerinin bulunduğu değerlendirmesi yapıldı.

Cezaevinden kontrol ve avukat yapılanmasının da anlatıldığı iddianamede, güncel yapılanmada örgütsel faaliyet yürüten tutuksuz kişilerin, örgütteki avukat yapılanması aracılığıyla doğrudan örgüt lideri ve yöneticilerinin el yazılı talimatlarını edindiği, faaliyetlerini bu örgütsel hiyerarşiye uyumlu şekilde icra ettiği belirtildi.

AVUKARLAR ÜZERİNDEN ÖRGÜTSEL İLETİŞİM

Örgütsel iletişimin sağlanması noktasında örgüt lider ve yöneticileriyle yapılan hayatın olağan akışına aykırı sayıda ve sürede görüşmelerin, avukat-müvekkil görüşmeleri motifi altında gösterildiğine işaret edilen iddianamede, bu yöntemin aslında örgüt lider ve yöneticilerinin el yazılı talimatlarının cezaevinde bulunmayan örgüt üyelerine iletilmesi adına örtülü bir örgütsel iletişim stratejisiyle uygulandığı ileri sürüldü.

İddianamede, bu yöntemle edinilen el yazılı talimatların, tek merkezde toplanması adına sözde hukuk birimi sorumlusu kişiye ulaştırılarak arşivlendiği, böylece cezaeviyle dışarısı arasındaki örgütsel iletişimin örgütün avukat yapılanması üzerinden örtülü görüşmeler yoluyla sağlandığı bildirilerek, avukat Sinem Mollahasanoğlu’nun avukatlık ofisinde, 29 Aralık 2022’de bulunan Adnan Oktar’a gönderilen mektupların, notların, belgelerin, ana dava müştekisi Serra Muhammed Valipour’un adına düzenlenen klasördeki bilgi, belge ve talimatlarla karşılaştırıldığı, talimatların yerine getirildiğini teyit eder nitelikte olduğunun anlaşıldığı kaydedildi.

AVUKATLA ALINAN TALİMAT UYGULANIP OKTAR’A DÖNÜŞ YAPILIYOR

Klasörler içerisinde, e-posta adresleri üzerinden 2019-2020 tarihleri arasında kurulmuş bir iletişim ağının olduğu da belirtilen iddianamede, bu iletişim ağının içerisinde yer alan kişilerin kendilerini, “İstanbul/Hukuk Grubu” olarak adlandırdıkları ve Oktar’dan “müvekkil” veya “yazar” olarak bahsedildiği dile getirildi.

Grubun yargılama dosyası içeriğine hakim olduğunun altı çizilen iddianamede, görüşe giden avukatlar vasıtasıyla Oktar’dan alınan talimatların, notlar şeklinde yazılı kayıt olarak tutulduğu, her bir talimatının hukuk grubu tarafından titizlikle yerine getirildiği, takip edildiği ve Oktar’a geri dönüşünün yapıldığı aktarıldı.

Sanıklarla örgüt avukatlarının görüştürüldüğü ve bu sayede sanıklar üzerinde hakimiyet kurulduğu bilgisi verilen iddianamede, avukatlar aracılığıyla sanıkların her birinden önce yazılı olarak beyan alındığı, iddianamedeki isnatlarla sanık beyanları üzerinde çalışmalar yapıldığı, çelişkili ve sıkıntı oluşturabilecek yerlerin düzeltildiği savunuldu.

İddianamede, sanıklar üzerinde kurulan hakimiyet ve kontrol mekanizmasıyla, savunmaların ortak mantıksal kurgular doğrultusunda şekillendirilerek dikte edildiği ve ezberletildiği, ezberlenen savunmaları mahkeme sorgusu esnasında ifade etmeleri talimatı verildiği de belirtilerek, mahkeme dosyasına sunulan yazılı savunmalarda da aynı yöntemin uygulandığı ifade edildi.

SANIKLARIN ÖRGÜTTEN KOPMAMALARI İÇİN…

Savunmaların sanıkların özgür iradeli beyanlarına dayanmasına izin verilmediği ve yargılanan sanıkların da bu kabulle her safhada örgütsel bağlılıkla hareket ederek savunma yaptığı vurgulanan iddianamede, sanıklar üzerinde savunmalarla ilgili kurulan bu rızalı hakimiyetin dışında görüşe giden avukatlar vasıtasıyla sanıklardan alınan notlarla cezaevindeki her türlü ihtiyaçlarının takip edilip karşılandığı da anlatıldı.

Sanıkların psikolojik durumlarıyla, beslenmeleriyle, giyim ve kişisel tarzlarıyla, sağlıklarıyla ilgilenilerek örgütten kopmaların önüne geçilmeye çalışıldığı, birlikteliklerinin devamının sağlanması noktasında telkinler yapılıp tedbirler alınarak, örgütün moral ve motivasyonunun canlı tutulmasının sağlandığı, sanıkların örgütsel bağlılıkla ihtiyaçlarının örgüt tarafından karşılanmasına izin verdiği de kaydedilen iddianamede, özellikle ve önemle üzerinde durulan mektuplaşmayla her sanığın hem Oktar’a hem de birbirlerine mektup yazmaya teşvik ve telkin edildiği, mektup yazmayanların takip edildiği, mektuplarla örgütten kopmaların önüne geçilmesine çalışıldığı, bu mektupların ileride delil olarak kullanılmak amacıyla saklandığı anlatıldı.

SOSYAL MEDYADA MEHDİLİĞİ GÜNDEMDE TUTULUYOR

Adnan Oktar’ın görüşe gelen avukatları vasıtasıyla çok sayıda dini anlatımlar, dini örneklemeler, ayetler ve hadislere atıflar, mehdi, deccal, ahir zaman anlatımlarıyla örgüt mensuplarına aktarımlar ve telkinler yaptığı aktarılan iddianamede, “Oktar’ın görüşmesi esnasında Türkiye ve dünya gündemindeki siyasi olaylar, doğa olayları gibi konularda olayların sebebini kendisinin tutuklu olmasına bağlayarak bunu dini atıflarla delillendirme çabası içerisinde olduğu, içerideki ve dışarıdaki örgüt mensuplarına aktarımını sağlayarak telkin ettiği, bununla mehdilik kavramına atıflar yaptığı, sosyal medyada mehdiliği gündemde tutmak için talimatlar verdiği anlaşılmıştır.” ifadeleri yer buldu.

Şüphelilerin, talimat doğrultusunda, örgüt hakkında isnat edilen “silahlı suç örgütü” suçlamasını boşa çıkarmak amacıyla sosyal medyayı kullanarak propaganda yaptıkları da belirtilen iddianamede, algı oluşturmak adına çok yoğun faaliyetlerde bulundukları, Adnan Oktar’ın talimatları doğrultusunda cinsel suç isnatlarına yönelik “külliyen ret” kararı doğrultusunda ortak söylemde hareket ettikleri dile getirildi.

İddianamede, ana davanın müştekilerinden Serra Muhammed Valipour’un iddialarıyla ilgili yine Oktar’ın talimatları doğrultusunda yoğun bir çalışma yürütüldüğü, annesi Dilek Çelikten’in nasıl ifade vereceği ile ilgili çalışmalar yapıldığı anlatıldı.

İLETİŞİMLER E-MAIL ÜZERİNDEN YAPILIYOR

Örgütün cezaevi dışındaki iletişim taktiğinin ise takibe duyarlı şekilde örgütsel tedbir uygulanarak e-mailler yoluyla gerçekleştiğine dikkat çekilen iddianamede, iletişimin bu şekilde kurulmasının nedeni olarak CMK’nın ilgili maddeleri gereğince takip sağlanamaması ve e-maillerin içeriğine yurt dışında olan serverlardan kaynaklı ulaşılamaması gösterildi.

İddianame, gönderildiği ağır ceza mahkemesince kabul edildi. Sanıklar, önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.

İSTENEN CEZALAR

İddianamede, şüpheliler Adnan Oktar, Meltem Daban ve Ferhunde Eda Babuna’nın “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçundan 5 yıldan 12’şer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi. Bu kişilerin ayrıca, Türk Ceza Kanununun (TCK) ilgili maddesi uyarınca, örgüt üyelerinin örgütün faaliyeti çerçevesinde işlediği bütün suçlarından dolayı fail olarak cezalandırılması da talep edildi.

Adnan Oktar, Meltem Daban ve Ferhunde Eda Babuna’nın bu kapsamda, “örgütün veya amacının propagandasını yapma” suçundan 10,5 yıldan 31,5’ar yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, diğer 17 sanığın “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma”, “örgüte yardım” ve “örgütün veya amacının propagandasını yapma” gibi suçlardan farklı oranlarda hapisle cezalandırılması talebi de yer aldı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/adnan-oktar-orgutune-yeni-dava-orguru-diri-tutmak-icin/feed/ 0
Tahliyesine bir gün kala yeniden tutuklandı… DNA testiyle gerçek ortaya çıktı https://www.foxhaber.com.tr/tahliyesine-bir-gun-kala-yeniden-tutuklandi-dna-testiyle-gercek-ortaya-cikti/ https://www.foxhaber.com.tr/tahliyesine-bir-gun-kala-yeniden-tutuklandi-dna-testiyle-gercek-ortaya-cikti/#respond Thu, 15 Feb 2024 21:36:38 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3446 Diyarbakır’da Abdullah Zorarslan, tahliyesine bir gün kala eşleşen kan örneği ile ağırlaştırılmış müebbet ve 28 yıl 6 ay hapisle cezalandırıldı.

Terör örgütü PKK’ya silah ve mühimmat sağladığı gerekçesiyle 8 yıl 9 ay hapisle cezalandırılan ve bu cezasının bitimine 1 gün kalan Abdullah Zorarslan’ın çukur ve hendek olaylarında polisle girdiği çatışmada yaralandığı kaldırımdaki kan örneği ile eşleşince hakkında “Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak” suçundan açılan dava karara bağlandı.

Tahliye beklerken açılan ikinci davadan da tutuklanan Zorarslan son savunmasında şöyle dedi:

-Ben güvercin almak için Bağlar’a gitmiştim. Kaldırımda 3-4 kişi oturuyordu. Sigarada içmek için ateş istediğimde hem bu kişilerin, hem de Hizbullahçıların saldırısına uğradım. 13 kurşun yedim.

-Tek böbrekle yaşıyorum. Silahlı saldırıya uğradığım için üzerimde atış artıklarının çıkması çok normal.

-Hastaneye götürüldüğümde bir ölüden farksızdım. Baştan aşağı kanlar içindeydim. Bilincim kapalıydı, 6 ay tedavi gördüm.

-Zaten örgüt üyesi olmaktan aldığım cezamı tamamladım. Ailem tahliye beklerken, yeni bir dava ile tutuklanmam vicdani değildir.

ÇATIŞMAYA GİRDİĞİNİ ÖRGÜTE YAZDIĞI RAPORLA DOĞRULADI

Mahkeme heyeti, sanığın 8 yıl 9 ay gibi ağır bir ceza ile cezalandırılmış olmasına rağmen aleyhine bozulabileceği endişesiyle istinaf ve Yargıtay’a temyiz başvurusunda bulunmayarak kesinleştirdiğine vurgu yaptı.

Mahkeme sanığın yaralandıktan sonra tedavi gördüğü süreçte de terör örgütüne kendi el yazmalı verdiği raporunda, Bağlar İlçesi Lezgin Avcı Caddesi’nde 2 polisin şehit olduğu Bedrettin Toğrap adlı teröristin yaralandığı bilgisini paylaştığına dikkat çekti.

POLİSİ DE KANDIRIP KENDİNİ YARALI VATANDAŞ TANITTI

Çatışmanın olduğu kaldırımdaki faili meçhul kişiye ait kan örneğinin veri tabanındaki kan örnekleriyle genotip uyumlu olduğu da dikkate alındığında güvenlik güçleriyle çatışmaya giren ikinci teröristin Abdullah Zorarslan olduğu ifade edildi.

Mahkeme sanığın yaralandıktan sonra farklı bir kimlikle hastane girişinin yapılarak 6 ay boyunca tedavi gördüğünü, polislere verdiği ifadesinde ise kendini sıradan vatandaşmış gibi tanıtarak yolda yürürken çatışmanın ortasında kaldığını ve kendisini vuranların kim olduklarını bilmediğini belirtmiş olmasına rağmen mahkemede alınan savunmasında ise sigara içmek için ateş istediği Hizbullahçı kişilerin kendisini vurduğu şeklinde birbiriyle çelişen iki farklı beyanda bulunduğuna işaret etti.

BAĞLARDA YARALI ESİR DÜŞTÜ BİLGİSİ

Öldürülen üst düzey bir teröristin üzerinde ele geçen ve dağ kadrosundaki teröristlerin sicil bilgilerinin tutulduğu defterde de sanığın adı soyadı, anne ve baba adı ile gizliliğini sağlamak için kullandığı kod isimler, nüfusa kayıtlı olduğu yer bilgilerini içeren kişisel verilerinin tespit edildiği ve bu bilgilerin altında, “Kod adıl Brusk Argat. Abdullah Z.. Bağlar’da ağır yaralı esir düştü” bilgileri yer aldı.

Mahkeme, sanığın yaralandıktan sonra güncel durumuyla ilgili örgüte düzenli rapor verdiğini,, terörist olmayan birinin terör örgütünün üst yönetimine rapor sunmasının hayatın olağan akışıyla bağdaşmayacağının altını çizdi.

Terörist Abdullah Zorarslan’ın Sur ve Bağlar İlçesindeki çukur ve hendek teröründe aktif yer aldığına dair yakalanan ve teslim olan teröristlerce de teşhis edildiği kaydedildi.

AĞIR MÜEBBET VE 28 YIL 6 AY HAPİS

Polis ve askerlere saldırıları organize etmek için kırsal alandan şehir merkezine gönderilen üst düzey sözde komutan olduğu belirtildi.

Teröristin örgüte hitaben yazdığı bir başka raporunda, “Surda büyük direniş gösteren YPS güçlerimize destek ve alan büyütmek için İskenderpaşa, Alipaşa gibi yerlerde arkadaşlara destek vermek için düşmanın çemberini ve planlamalarını boşa çıkardık. Bize alanı tanıma fırsatı verilmedi. 24 barikat kurduk. İki barikatımız zayıf olduğu için düştü. Cephanelerimizi kamyonla hazırlanmış gibi düşmana verdik” diyerek başarısız olduklarına dair bilgilendirme yaptığı da dikkate alındığında “Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak” suçunu işlediği yönünde tam bir vicdani kanaatin hasıl olduğu belirtildi.

Mahkeme sanığı ağırlaştırılmış müebbet hapis ve roketatarla saldırılarda bulunduğu için terör amaçlı vahim nitelikli silah bulundurmaktan da ayrıca 28 yıl 6 ay hapisle cezalandırdı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/tahliyesine-bir-gun-kala-yeniden-tutuklandi-dna-testiyle-gercek-ortaya-cikti/feed/ 0
‘Anneleri tarafından Adnan Oktar’a ‘ikram’ edilen çocuklar var’ https://www.foxhaber.com.tr/anneleri-tarafindan-adnan-oktara-ikram-edilen-cocuklar-var/ https://www.foxhaber.com.tr/anneleri-tarafindan-adnan-oktara-ikram-edilen-cocuklar-var/#respond Wed, 14 Feb 2024 09:09:27 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3352 Adnan Belgeseli’nin ikinci bölümü yayınlandı. Yapımda konuşan ve sonrasında Sözcü TV yayınına da katılan baba Elvan Koçak’ın yaşadıkları karşısında dilimiz tutuldu. Bir baba, hem eşini hem üç evladını örgüte kaptırıyor. Biz birini gördük, kimbilir siz neler gördünüz? Önce Elvan Koçak’ı konuşalım. Siz de bir babasınız. Tanıştığınızda ve öyküsünü dinlediğinizde ne hissettiniz?

Kızlarını örgütün elinden kurtarmaya çalışan bir baba, Adnan Oktar’ın varlığını ve örgütü biliyor, kızlarına zarar verecek kötü bir örgüt olduğuyla ilgili de bilgisi var ancak öngöremediği örgütün bu kadar kötü olabileceği. Biz kızların anneleriyle birlikte Adnan Oktar’ın yanında olduğunu biliyorduk. Elvan Bey’i bizzat tanımadan kızlarını kurtarmak için bir çaba içerisinde olduğunu da takip ediyorduk. Ancak müşteki olarak bu soruşturmaya dahil olması bir süreç aldı. Çünkü gizlilikle yürütülen bir çalışma vardı. Elvan Koçak’ın öyküsünün bir kısmına vakıftık ancak acılı bir babanın yaşadıklarını hisleriyle dinlemek size bambaşka şeyler düşündürüyor. Bu dosyada her bir müştekinin, her bir mağdurun ayrı bir trajik hikâyesi var. Toplumumuz bu örgütü ve bu örgütün zulmüne uğramış insanları 140 Journos’un belgeselleriyle ve sizlerin yapmış oldukları program ve haberlerle daha iyi anlamaya çalıştı. Elvan Koçak gibi yüzlerce hatta binlerce aile var, örgüt evlatlarını ellerinden aldığı ile kalmıyor, üzerine türlü sindirme politikaları uyguluyor ve örgütün bu saldırılarının on yıllardır aynı olduğunu görüyoruz.

KANINIZI EMİYORLAR

Örgüt kızları nasıl kaçırıyor?

Bu örgütün hedefi öncelikle yaşı küçük kızlar. Adnan Oktar’a yaşları küçük kızların getirilmesi bir örgüt ritüeli. Anne veya babalarını angaje ettiyse bu evebeynler vasıtasıyla tabii ki daha kolay oluyor ancak ailelerin bilmediği ve örgütün kız getirme ekibi tarafından kandırılarak suistimal edilen çok sayıda kız çocuğu var. Elvan Koçak’ın özelinde kızlarının velayetini aldığı mahkeme kararını örgüt hukuk ekibi vasıtasıyla öğreniyor. Hukuk ekibi örgüt içerisinde en güçlü olan ekiplerden. Özellikle büyük şehirlerdeki adliyelerde sadece örgüt ile ilgili çalışma yapmak, istihbarat toplamak için mesai saatlerini adliyelerde geçiren çok sayıda avukat var.

Peki sizce bu kızlar neden orada, neden babalarını bırakıp, o korkunç yaşamı seçiyorlar?

Burada aileden alınan telkin çok önemli, çoğu çocuk için anne ve baba bir rol modeldir ve sizin rol modeliniz Adnan Oktar’ın çok iyi bir insan olduğunu ve onun yanında çok mutlu olacağınızı söylüyor. Sizi altın tepside önce örgüte sonra da Adnan Oktar’a sunuyor. Örgüt size dokunmaya başladığı andan itibaren yavaş yavaş, yani sizi irite etmeden kanınızı ruhunuzu emmeye başlıyor. Narkoz verilmiş ve ameliyat masasında yatan bir hasta gibi, siz o ameliyat masasından kalkıyorsunuz belki ama o narkozun etkisi hiçbir zaman bitmiyor. Bu narkoz sizin gerçeği görmenizi engelliyor, sağlıklı ve doğru kararlar vermenizi önlüyor, hayat gaileniz sadece Adnan Oktar ve O’nun sahte mehdiliğine hizmet olarak kalıyor.

Asıl hikâye anneyle başlıyor. Siz onların örgütün elinde tutsak olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Hayır, örgütün elinde tutsak değil, örgüte anneleri tarafından sunulmuş, tırnak içinde söylüyorum birer ikram olarak görüyorum. Kızlar reşit değil, dolayısıyla neyin doğru, neyin yanlış olabileceğini tam olarak ayırt edebilecek bilgi ve tecrübede değiller. Onlar da bunu tutsaklık olarak görmüyor, göremiyorlar. Ancak anne için aynı şeyi söyleyemeyiz. Anne-babalar çocuklarınıza ve çevresine çok dikkat edin ve onlar için endişelenin diye sürekli aileleri uyarmaya çalışıyorum. Bu uyuşturucu bağımlılığı gibi. Bir kere bunlara bulaştığınızda kurtulmanız çok zor.

Bu aile yurt dışında, örgüt çökertildi, peki hâlâ neden oradalar?

Örgütün yurtdışında güçlü bir ekibi var, yine yurtdışı bazı yapılanmalar ile güçlü ilişkileri var. Dolayısıyla siz bu örgütten kurtulmak için kendinize yurtdışında bir yaşam kurdunuz, örgütten uzaklaştım zannediyorsunuz ancak örgütün çok güçlü olduğu bir lokasyonda bulunabilirsiniz. Dolayısıyla Elvan Koçak’ın kızları da şu an örgüt ile çok ciddi şekilde irtibatlı. Yine aynı şekilde anne örgütün çok ciddi şekilde kontrolünde ve örgüt manipülasyonlarına olabildiğince açık. Kızlar annelerinin bu zehirli anlayışından kurtulamadıkça örgütten kurtulmaları çok zor. Bunun fazlaca örneği var.

AİLELER BİR SÜRE İNANAMADI

Sizinle yaptığımız programlarda sık sık “Bu örgüt bitmedi” de dediniz. Neden bitmiyor? Varlığını sürdürecek gücü nereden alıyor?

Bu örgüt lider odaklı bir örgüt. Dolayısıyla örgüt lideri ölmediği sürece varlığını devam ettirecek. Firari şüpheliler var, yurtdışı desteği ve yurtdışı yapılanması var. Yine Adnan Oktar dışarıdayken sempatizan, cezaevine girdikten sonra örgüt üyesi olan şahıslar var. Adnan Oktar örgütü sürekli motive etmek ve zinde tutmak için elinden geleni yapıyor. Örgütün bitmediğini en basit yoluyla sosyal medyaya bakarak görebiliriz. Trend olan her başlığın altında örgüt lideri Adnan Oktar başta olmak üzere örgüt yönetici ve üyelerini aklayıcı nitelikte yine bu dosyada müşteki olmuş insanları ve görev almış kamu personelini karalayıcı nitelikte çok sayıda farklı hesaplardan paylaşım yapabiliyorlar.

Beni en çok etkileyen cümle, babanın hâlâ kızlarını doğum günlerinde o telefonun açılmayacağını bile bile aramasıydı. Gözyaşlarını tutamıyor. Başka aileleri anlatın bize lütfen. Neler yaşıyorlar, kaç Elvan Koçak var, kaç aile dağıldı?

Bir baba için çok zor bir durum. Evlatlarınız elinizden alınıyor, hem de eşiniz aracılığıyla. Her bakımdan baş edilmesi çok güç. Elvan Koçak gibi yüzlerce aile var evlatlarını bu örgüte kaptıran ve geri alamayan. Evlatları tarafından örgüt yönlendirmesi ile kaldırılamayacak iftiralara maruz kalan… Örgütün evlatlarına sahip çıkmaya çalışan anne babalara uyguladığı metot yıllardır değişmiyor. Neden? Çünkü etkili bir baş etme yolu buldu örgüt.

Nedir o yöntem?

Önce anne-babaya kurgu iddialarla davalar açılıyor, sonra ailenin sırları ifşa ediliyor. Anne-baba yine evladının peşini bırakmıyorsa bu sefer örgüt tarafından bir robot haline getirilen çocukları tarafından cinsel istismar iftirası atılıyor. Bir anne baba için çok zor, gözünün içine bakarak büyüttüğünüz evladınız sizin ona cinsel istismarda bulunduğunuzu söylüyor hem de bütün Türkiye’nin duyacağı şekilde.

Evlatlarına kavuşma anlarını anlatır mısınız?

Aslında bunu en iyi anlatacak olan ailelerdir. Umarım Elvan Koçak biran önce evlatlarına kavuşur da onun duygularını dinlemek nasip olur. Evlatlarına kavuşmanın gerçek olduğuna inanamayan aileler vardı. Kızlarının odalarını evi terk ettiği gün bıraktığı haliyle muhafaza edenler. O kadar uzun yıllar çocuklarını geri kazanmak için çabalamışlar ki eve döndüğüne inanamıyorlar ve tekrar geri gider korkusuyla o mutluluk ve heyecanı dahi hakkıyla yaşamıyorlar. Bu örgüt, insanlarımızı ne yazık ki bu hale getirdi. Ancak evlerine, anne, babalarına dönerek yeni hayatlarına uyum sağlayan, örgüte girerken yarım bıraktıkları okullarını tamamlayanlar, yeni okul bitirenler, bir işe girip çalışanlar, evlenerek çocuk sahibi olanlar, İstanbul’da, Türkiye’nin başka şehirlerinde ve yurtdışında kendine yeni bir düzen kurarak topluma adapte olan çok sayıda mağdur var.

Yazar Abdurrahman Dilipak bizi 90’lara götürüyor ve siyasetten nasıl beslendiklerini, hatta siyasetçilerin çocuklarının nasıl Adnan Oktar ile birlikte hareket ettiğini anlatıyor. Siyasetçilerle 90’larda olduğu gibi sizin operasyon zamanınızda da grift ilişkiler var mı?

Abdurrahman Bey’in belgeseldeki değerlendirmelerini hayranlıkla izlediğimi ifade etmeliyim, Adnan Oktar ve örgütü siyasetten ve bürokrasiden hiçbir zaman kopmadı. Sürekli bir dirsek teması içinde oldu ve bu alanlardaki network’lerini genişletmek adına her şeyi yaptılar. Dolayısıyla bu kadar zaman faaliyetine devam etmiş bir örgütün siyasi dayanağı olmadığını söyleyemeyiz. Siyaset ve bürokrasi alanında bu faaliyetlerini yürütürken parti ve ideoloji ayrımı yapmadığını da okurlarınızın bilmesinde fayda görüyorum. Her kesimden siyasilerle, bürokratlarla, gazeteci ve sanatçılarla geniş bir irtibat ağına sahiptiler.

ADNAN OKTAR HİÇ DURMADI

Peki yargı? Kısa bir süre önce bu örgütü hapisten kurtarmaya çalışanlar olduğunu iddia ettiniz? Kim onlar?

Malumunuz bir süre önce Adnan Oktar ve örgütünü kurtarma amaçlı bir istinaf süreci yaşandı. Bu istinaf sürecini yürüten en basit örneğiyle küçük yaştaki kızlara tecavüz eden hükümlüler için “kızın rızası var” değerlendirmesini yapan yargı mensupları hakkında HSK’ca bir soruşturma yürütüldü. Hakkında soruşturma yürütülen yargı mensuplarını kurtarmak için devreye giren birtakım insanlar oldu. Ben bunu iddia ettiğimde şaşıran insanlar olmuştu. Ancak bu isimler, benim isim geçmeyen, zaman, mekan belirtmediğim, hiçbir ayrıntı ve imada bulunmayan X paylaşımım hakkında yayın yasağı getirildiğinde yargı içerisindeki güçlerini de anlamış oldular. Buradaki motivasyonları nedir, tabii ki bu HSK’nın yürüttüğü soruşturma raporu ortaya çıktığında anlaşılacak. Adnan Oktar hiçbir zaman durmadı, stratejik olarak yavaşladığı anlar var, ancak durduğu an yok. Dolayısıyla öncelikle kendisini ve örgütünü aldığı cezalardan kurtarmak için elinden gelen her şeyi yapmaya devam edecektir.

RAPORLARI TARTIŞMAKTA SAKINCA YOK

Belgeselde Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın Adnan Oktar Suç Örgütü yöneticilerinden Halil Hilmi Müftüoğlu’na sahte işkence raporu verdiğini iddia ediyorsunuz. Şebnem Hanım, birçok kanala çıktı, açıklama yaptı, “Evet, 6 yıl sonra tespit edilebilir” dedi. Eleştiriler şöyle: İktidara yönelik hiçbir eleştiri yok, suç Şebnem Korur Fincancı’nın üstüne atılıyor… Ne söylersiniz?

Ortada şüpheliler ile ilgili Şebnem Hanım tarafından verilmiş raporlar var. Bu raporları çürüten Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın vermiş olduğu raporlar var. Şebnem Hanım’ın verdiği bu raporların 1999 operasyonunun akamete uğramasında etkisi var mı, yok mu? Bunun tartışılmasında bir sakınca görmüyorum. Ancak akrabalarıyla, akrabalarının yakınlarıyla bir takım bağlantılar kurularak linç edilmesine de karşıyım.

Örgütü 8 ay dinledik

Örgütü ne kadar zaman dinlediniz?

Yaklaşık 8 ay dinledik.

Dinlediğiniz ve unutamadıklarınızı paylaşır mısınız?

Çok şey var aslında bu soruşturma ile ilgili. Teknik takip yapan arkadaşlarımız da özel olarak seçilerek görevlendirildi. Büro amiri ve soruşturmanın teknik safahatını takip eden rütbeli arkadaşlarımız değerli ve çalışkan insanlardı. Detayına girmek istememekle birlikte özellikle cinsel içerikli konuşmalar ve buluşmalar en unutulmaz ve sıkıntılı teknik takip süreçleriydi.

Siz bu uğurda çok sevdiğiniz, taa lisede giydiğiniz üniformadan, mesleğinizden fedakârlık ettiniz. Bunun bir ihtimal olduğunu tahmin ediyor muydunuz?

Etmek istemiyordum açıkçası, ancak bugün şu saate kadar yaşadıklarım, duyduklarım, gördüklerim ve bana anlatılanlar bana bu konunun özelinde tayin edildiğim ve mesleğimi bırakmaya zorlandığımı gösteriyor. Ancak net olarak şunu da söylemeliyim: Bu örgütün gelecekte bir mağdurun gözünden akıtacağı bir damla gözyaşını önleyebildiysek benim yaşadıklarım denizde kum tanesi değil benim için.

Mesleğinize geri dönmek istiyor musunuz?

Mesleğime geri dönmek gibi bir düşüncem yok. Meslekten ayrıldıktan sonra yakın bir zamana kadar kurumsal şirketlerde çalıştım, şu an çalışmıyorum. Bir nekahat süreci diyelim. Ancak öncelikle ailem ve yakın çevrem benim gerekirse sokakta simit satarak ailemin geçimini sağlayacağımı bilir. Ben çalışmaktan yorulmam ve yaptığım, helal para kazandığım işten de gocunmam. Meslekte hakkıyla işimi yapmaya çalıştım. Bana kapı gösterildi, ben de çıktım. Benim için o kapı artık kapandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/anneleri-tarafindan-adnan-oktara-ikram-edilen-cocuklar-var/feed/ 0
PKK’nın kuryesine 13 yıl 6 ay hapis https://www.foxhaber.com.tr/pkknin-kuryesine-13-yil-6-ay-hapis/ https://www.foxhaber.com.tr/pkknin-kuryesine-13-yil-6-ay-hapis/#respond Fri, 09 Feb 2024 09:24:30 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3101 Terör örgütü PKK’nın şehirlerdeki eylem ve saldırılarını organize eden ve örgütün uyuyan hücreleri olarak bilenen YPS adlı yapılanma içinde sorumlu düzeyde faaliyette bulunurken Diyarbakır’da yakalanan Cüneyt A.’nın yargılanmasına Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi.

Polisten kaçarken üzerindeki şifreli örgütsel dokümanları imha etmek isterken yakalanan zanlı hakkındaki suçlamaları kabul etmezken, mahkemedeki savunmasında yakalanmasıyla ilgili savunma yapmak yerine terör örgütü elebaşı ve PKK propagandasına yönelik savunma yapmayı tercih etti.

Farklı tarihlerde güvenlik güçlerince yakalanan ve teslim olan 4 terörist de sanığı duruşma salonunda teşhis ederek örgüt içindeki konumu ve faaliyetleriyle ilgili ayrıntılı ifadelerde bulunarak teşhis ettiler.

DBP İL BİNASINDA KALIYORDU HDP’DE EĞİTİM VERİYORDU

İtirafçı terörist E.D, “Benim kadro olarak Irak’ın kuzeyinden Diyarbakır’a düzenlemem yapılınca sanığı Bağlar İlçesindeki Eşit Özgür Yurttaş Derneğinde gördüm. Kendisi örgütün gençlik kolu olan Komalen Ciwan adlı yapılanmasında sorumlu düzeyde faaliyet yürütür. Bağlar İlçesinde örgüt adına eylemleri organize eder, örgüte katılmak isteyenlerin kırsala aktarımını sağlar, araç ve kurye temin eder” dedi.

HDP İSTANBUL İL BİNASINDA BİZE İDEOLOJİK EĞİTİM VERDİ

Teröristler B.A, Z.A ile Z.K ise, “Cüneyt A. Örgütün mali yapılanması içinde üst düzey faaliyetlerde bulunur. Diyarbakır’da DBP il binasında kalır. Birden fazla yabancı dil bilir ve bu nedenle örgüt için önemli biridir. Çok tehlikeli biridir. Gizliliğe büyük önem verir. Bizi Suriye’deki YPG saflarına gönderen kişidir. HDP İstanbul İl binasında da bize 45 gün boyunca bize sözde Kürdistan tarihi ve ideolojik örgütsel eğitim vermiştir. Çukur ve hendek döneminde Şehitlik semtindeki bütün eylemleri organize eden kişidir. Örgütsel faaliyetlerini gizlemek için legal görünümlü olarak DBP İl binasında Parti Meclisi üyesiymiş gibi hareket eder. Ancak asıl görevi Diyarbakır’da en üst düzey kadro sorumlusudur. HDP İstanbul İl binasındaki gençlik odasında eğitime gelen gençlere PKK terör örgütü hakkında eğitimler verirdi. Gizliliğini sağlamak için altındaki kadrolara kimliğini gizleyip Ali kod adını kullanırdı” dediler.

KADRO OLARAK BİLİNEN ÜST DÜZEY YÖNETİCİDİR

Sanığın kaçarken polis tarafından yakalanınca imha etmeye çalıştığı şifreli notların kırsal alanda barınan teröristlerle telefon dinlemesi gibi teknik takibe yakalanmamak için kendi aralarındaki yazışmalar olduğu belirlendi. Mahkeme, sanığın kaçarken üzerinde ele geçen örgütsel dokümanlar ile teslim olan ve yakalanan teröristlerin mahkeme huzurunda alınan ifadeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde örgüt içinde kadro tabir edilen üst düzey sorumlulardan olduğuna dikkat çekti.

CEZAYI DUYUNCA SLOGAN ATTI

Kırsal ile şehir arasında köprü görevi görüp örgütün gizli kuryelerini yaparak faaliyetlerini organize ettiğini belirten mahkeme sanığın kastının yoğunluğu, suçun işlendiği zaman ve yeri, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen neticenin ağırlığı ile suçun işlenmesindeki biçim ve özellikleri, pişmanlık göstermemesi de dikkate alındığında silahlı terör örgütü üyeliğine ön görülen hapis cezasının alt sınırından uzaklaşılması gerektiği yönünde mahkemede vicdani kanaatın hasıl olduğuna vurgu yapıldı.

Sanığın 13 yıl 6 ay hapisle cezalandırılarak tutukluluk halinin devamına karar verildi. Bölge İstinaf Mahkemesi ile Yargıtay 3. Ceza Dairesi de delillerin hukuka uygun elde edildiğini, yerel mahkeme kararında bir isabetsizlik görülmediğinden mahkumiyet hükmünün oy birliğiyle onanmasına karar verdi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/pkknin-kuryesine-13-yil-6-ay-hapis/feed/ 0
Çağlayan saldırısının faili Pınar Birkoç’un yargılandığı davalar https://www.foxhaber.com.tr/caglayan-saldirisinin-faili-pinar-birkocun-yargilandigi-davalar/ https://www.foxhaber.com.tr/caglayan-saldirisinin-faili-pinar-birkocun-yargilandigi-davalar/#respond Thu, 08 Feb 2024 21:27:42 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3081 Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi önündeki polis kontrol noktasına yönelik silahlı saldırıyı gerçekleştiren teröristlerden Pınar Birkoç’un, İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesince 2022’de “silahlı terör örgütü” suçlarından 11 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldığı, terör örgütü üyeleri adına düzenlenen kimi toplantı ve eylemlere katıldığı gerekçesiyle farklı dosyalardan yargılandığı tespit edildi.

Diğer terörist Emrah Yayla ile birlikte etkisiz hale getirilen Pınar Birkoç hakkında, 9 Mayıs 2017’de “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi” suçlarından dava açıldı.

‘KOZMİK ODA’DA PARMAK İZİ

Dava dosyasında yer alan iddianamede, DHKP/C terör örgütünün faaliyetlerinin deşifresine yönelik çalışmalarda örgüt mensubu olduğu değerlendirilen Cemil Kurt’un, 17 Eylül 2016’da polis kıyafeti giyerek İstanbul Anadolu Adliyesi içinde keşif çalışması yaptıktan sonra ticari taksiye binerek Kocaeli’ye gittiği belirtildi.

Kocaeli’nde 18 Eylül 2016’da sahte polis kimlik kartıyla yakalanan Kurt’un barındığı tespit edilen Beyoğlu’ndaki Gençlik Federasyonu’na, 21 Aralık 2016’da operasyon düzenlendiği ve demirlerle güçlendirilmiş kapılar kırılarak içeri girildiği aktarılan iddianamede, şüphelilerin kendilerini güçlendirilmiş çelik duvarlardan oluşan odaya kapattıkları ve bu özel korunaklı oda kapısının da çelik kapı teçhizatlarıyla açıldığı vurgulandı.

“Kozmik oda” olarak tabir edilen odadakiler arasında sanık Pınar Birkoç’un da bulunduğu ve bu kişilerin çok sayıda tahrip edilmiş örgütsel dokümanla yakalandığı kaydedilen iddianamede, Beyoğlu Piyalepaşa Mahallesi’ndeki bir adrese yönelik 23 Ekim 2016 tarihli operasyonda ele geçirilen örgütsel suç aletlerinden kırmızı renkli bez maskedeki DNA profilinin de Pınar Birkoç’unkiyle uyumlu olduğu dile getirildi.

İddianamede, Pınar Birkoç’un, yoğunluk, çeşitlilik ve süreklilik arz eden eylemleriyle DHKP/C silahlı terör örgütünün hedef ve çıkarları doğrultusunda örgüt üyesi olarak faaliyet gösterdiği belirtildi.

“BIRAKIN OKULUMA GİDEYİM” SAVUNMASI YAPMIŞ

İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinde tutuklu yargılanan Birkoç, duruşmalarda yaptığı savunmalarda tahliye talebinde bulunurken, “Artık bu adaletsizliğe bir son verin. Bırakın gideyim, ailemin yanında olayım, okuluma, hayatıma devam edeyim, kendime bir gelecek kurmak telaşı içerisine gireyim” ifadelerini kullandı.

Birkoç hakkındaki dava 2019 yılında karara bağlandı ancak verilen hüküm 2021 yılında Yargıtay incelemesinin ardından bozuldu.

Aynı mahkemede 2021 yılında yeniden görülmeye başlanan davada sanık Birkoç, tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak Şubat 2022’deki duruşmada tahliye edildi. Hakkındaki karar ise 22 Mart 2022’de açıklandı. Buna göre Birkoç, “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi” suçlarından 11 yıl 8 ay hapis cezası ile 120 lira adli para cezasına çarptırıldı, hakkında yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol işlemi uygulandı.

HAKKINDA GİZLİ TANIK İFADELERİ VAR

Mahkemenin gerekçeli kararında da, gizli tanık D.A. ve K.D’nin Birkoç hakkındaki beyanlarına yer verildi.

D.A, “Birkoç’un terör örgütü DHKP/C’nin gençlik yapılanması liseli Dev-Genç içerisinde faaliyet yürüttüğü, aynı zamanda Sarıyer’deki Armutlu bölgesinde kurulan ‘Dilek Doğan Adalet Çadırı’nın polis tarafından kaldırılması sonrası süreçte geldiği bu bölgedeki eylemlere katıldığı, polis karakoluna yönelik saldırılarda Birkoç’un molotofkokteyli atan kişi olduğu” şeklinde ifadeler kullandı.

Kararda, diğer gizli tanık K.D’nin ise Birkoç ile ilgili şu beyanı yer aldı:

– DHKP/C örgütünde Nurtepe mahalli alan içerisinde faaliyet yürütmekteydi. Örgütün talimatı doğrultusunda Bağcılar’da silahlı çatışmada yaşamanı yitiren Günay Özarslan için, 24-27 Temmuz 2015 tarihleri arasında Gazi Mahallesi’nde düzenlenen korsan gösteriye de katılan şahıstır. Bana izlettiğiniz görüntülerde, örgütün tek tip kıyafeti olan yeşil gömlek, kahverengi etek, boynunda kırmızı fular ve kafasında siyah bere ile elinde flama taşıyan şahıstır.

Birkoç’un örgütsel yayın yapan internet sitesi ve sosyal medya hesapları aracılığıyla yapılan genel veya özel nitelikli çağrılar veya talimatlar üzerine, örgütün önem verdiği gün ve olaylarda yasa dışı eylemlere katıldığının tespit edildiği de kaydedilen kararda, bu kişinin terör örgütünün hiyerarşik yapılanması içerisinde bilerek ve isteyerek yer aldığı anlatıldı.

ÇOCUKKEN DE YARGILANMIŞ

Gerekçeli kararda, Birkoç’un, 24 Temmuz 2015’te terör örgütlerine yönelik yaklaşık 5 bin polisin katılımıyla düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda Bağcılar Bülbül Sokak’ta ölü olarak ele geçirilen Günay Özaslan için düzenlenen ve DHKP/C’nin propagandasına dönüştüğü anlaşılan toplantıya katıldığı vurgulanarak, sanık hakkında bu dosyadan da İstanbul Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldığı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği bildirildi.

Boğaziçi Üniversitesi’nde 18 Ekim 2016’da düzenlenen yasa dışı toplantıya katılarak “yaşasın dev genç” sloganı atan Birkoç hakkında, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçundan ayrı bir dava açıldığı hatırlatılan gerekçeli kararda, sanığın 30 Mart 2016’da Tokat’ta içeriği itibariyle örgüt propagandasına dönüştüğü anlaşılan Mahir Çayan eylemine katılarak flama taşıdığı ve bununla ilgili soruşturmasının devam ettiği bilgisi de paylaşıldı.

DOSYASI YARGITAY’DA

Gerekçeli kararın açıklanmasının ardından İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dava dosyası, temyiz için Yargıtay Ceza Dairesi’ne gönderildi. Dosyanın temyiz incelemesi sürüyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/caglayan-saldirisinin-faili-pinar-birkocun-yargilandigi-davalar/feed/ 0
Adliye saldırganıyla ilgili yeni detaylar ortaya çıktı https://www.foxhaber.com.tr/adliye-saldirganiyla-ilgili-yeni-detaylar-ortaya-cikti/ https://www.foxhaber.com.tr/adliye-saldirganiyla-ilgili-yeni-detaylar-ortaya-cikti/#respond Wed, 07 Feb 2024 21:12:40 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3032 İstanbul Adliyesi önündeki polis kontrol noktasına yönelik silahlı saldırının ardından etkisiz hale getirilen Emrah Yayla hakkında 23 Kasım 2021’de “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan dava açıldı.

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan Yayla, 21 Haziran 2023’teki karar duruşmasında “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Hakkında ikametine en yakın karakola imza atma ve yurt dışına çıkış yasağı yönünde adli kontrol tedbirleri uygulanan Yayla’nın dosyası İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderildi.

Öte yandan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Yayla hakkında 2022’de örgütsel faaliyetlerinden dolayı “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan ayrı bir soruşturma yürütüldü.

Soruşturma sonucunda Yayla’ya yöneltilen suçlamanın, İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı dava dosyasındaki dönemleri kapsadığı değerlendirildi.

Yayla’nın 2021’de bir panelde yaptığı konuşmanın “sempatizanlık” göstergesi olması, bunun başlı başına örgüt üyeliği suçu kapsamına girmemesi, dosyanın açılan davayı tekrar eden nitelikte olması gerekçeleriyle soruşturmada takipsizlik kararı verildi.

İTİRAFÇI TEŞHİS ETTİ

Takipsizlik kararında, terör örgütü DHKP/C’ye yönelik soruşturma kapsamında İçişleri Bakanlığının Terörden Arananlar Listesi’nde gri kategorisinde yer alan Kerim Kaya’nın yakalandıktan sonra etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak tanık koruma programına alındığı belirtildi.

Kaya’nın 245 kişiyi teşhis ettiği ve bunlardan biri olan Emrah Yayla hakkında soruşturma başlatıldığı kaydedilen kararda, Yayla’nın ifadesinde hakkındaki beyanları kabul etmediği, yaklaşık 14 yıl cezaevine kaldığını, çıktıktan sonra hasta tutsaklara yönelik özgürlük paneline konuşmacı olarak katıldığını söylediği anlatıldı.

“TEKRAR ÖRGÜT İÇİN ÇALIŞACAĞINI BİLİYORUM”

Kararda, M.M.D’nin de Emrah Yayla hakkındaki beyanlarına yer verildi.

M.M.D, Yayla ile ilgili beyanında, “Yayla, geçmişte DEV-Genç içerisinde faaliyet yürüttüğünü, çıkınca DEV-Genç için faaliyet yürüteceğini, kendisinin örgütten kopmayacağını, bizim de örgütten kopmamamız gerektiğini söylerdi. Bu kişinin serbest bırakıldıktan sonra da tekrar örgüt için çalışacağını biliyorum.” ifadelerini kullandı.

Kararda, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca Yayla hakkında 2007’de düzenlenen iddianamede terör örgütü DHKP/C ile iltisaklı olduğu bilinen ve legal alanda faaliyet yürüten “Haklar ve Özgürlükler Cephesi (HÖC)” adlı oluşum içerisinde aktif faaliyet gösterdiği tespit edilen Emrah Yayla ile bir kişinin 6 Nisan 2007’de yakalandığı bildirildi.

Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamedeki ayrıntılara yer verilen kararda, Yayla’nın sırt çantası ve arabasında bomba yapımında kullanılan düzenekler ve patlayıcı maddeler ele geçirildiği ve Yayla’nın Adana’da iletişimde olduğu 1 kişinin ikametinde de patlayıcı maddeler bulunduğu belirtildi.

GÖZALTI SAYISI 90’NA ÇIKTI

Silahlı saldırısına ilişkin soruşturmada yeni şüpheliler tespit edip gözaltı kararları aldı. Başsavcılık talimatıyla hareket eden polis ekiplerinin, şu ana kadar 90 zanlıyı gözaltına aldığı öğrenildi.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, dün yaptığı açıklamada, soruşturma kapsamında 25 ayrı adrese operasyon düzenlendiği ve 40 kişinin gözaltına alındığını bildirmişti. Yerlikaya ayrıca, operasyonların devam ettiğini belirtmişti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/adliye-saldirganiyla-ilgili-yeni-detaylar-ortaya-cikti/feed/ 0
Yargıtay bu fotoğrafa cezayı fazla buldu https://www.foxhaber.com.tr/yargitay-bu-fotografa-cezayi-fazla-buldu/ https://www.foxhaber.com.tr/yargitay-bu-fotografa-cezayi-fazla-buldu/#respond Wed, 07 Feb 2024 09:06:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2994 Diyarbakır Lice’de PKK’lı teröristlerle silahlı, terörist kıyafetli çekilmiş fotoğrafları öldürülen bölge sorumlusu Müzeyyen Aydınlı’nın üzerinden çıkınca tutuklanan Diyarbakır Barosu avukatlarından Merve Nur D., tutuklu yargılandığı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 10 yıl 6 ay hapisle cezalandırıldı.

Merve Nur D. Bölge İstinaf Mahkemesine yaptığı itirazı da yerel mahkeme kararında bir isabetsizlik görülmediğinden esastan reddedilerek Yargıtay’a gönderildi. Yargıtay 3. Ceza Dairesi ise kadın avukata verilen hapis cezasını fazla bularak hükmün esastan bozulmasına karar verdi.

Müzeyyen Aydınlı ve Merve Nur D.

Öldürülen kadın teröristin üzerindeki örgütsel dokümanların incelenmesinde sanık avukatın örgüte verdiği sicil bilgilerinin bulunduğu, bu bilgilere göre kadın avukatın örgüt içinde Bese, Doğa ve Dilşa adıyla üç ayrı kod isim kullandığına dikkat çekildi.

Sanığın kullandığı cep telefonunun geriye dönük sinyal baz bilgileri de incelendiğinde örgüte katıldığı tarihle baz bilgilerinin uyumlu olduğunu belirten Yargıtay, sanığa ait telefonun gelen ve giden arama, mesaj alma ve mesaj gönderme şeklinde aktif sinyal bilgisi bulunduğunu, ancak örgüte katıldığı tarih olan 17 Mayıs 2018 günü akşam saat 22.09 ile 18 Mayıs akşamı 20.58 saatleri arasında arama, aranma, mesaj alma ve gönderme şeklinde hiçbir iletişim kaydının bulunmayıp telefonun pasif konumda olduğuna vurgu yaptı.

Yine öldürülen kadın teröristin üzerinden çıkan notlarda Merve Nur D.’nin örgüte 18 Mayıs 2018’de katıldığına dair bilgi ile karşılaştırılan sinyal bilgilerinin birbiriyle uyumlu olduğu bildirildi.

ÜST DÜZEY MİLİS OLDUĞU YÖNÜNDE KUŞKU YOK

Sanığa ait kişisel verilerin ölen teröristin üzerinden çıktığının altını çizen Yargıtay, baro levhasında görünen cep telefonu numarası ile teröristin üzerinde ele geçen cep telefonu numarasının bile öldürülen terörist Müzeyyen Aydınlı’nın üzerinden çıkan bilgilerle aynı olduğu kaydedildi.

Fotoğraflarda elinde ABD yapımı M-16 uzun namlulu tüfek ve örgüt kıyafetleriyle çekilen fotoğrafları da dikkate alındığında sanığın örgüt üyesi olduğu yönünde kuşku bulunmadığı ifade edildi.

Sanığın kırsal alanda eğitim aldığı, örgüt içi iletişimin sağlanması için kırsal alan ile cezaevi arasında avukat olması nedeniyle kuryelik yaptığı, sıradan bir örgüt üyesi olmayıp gizliliği sağlamak için avukatlık kimliğini kullanarak üst düzey bir milis olduğuna işaret edildi.

KARAR İSABETLİ ANCAK HAKKANİYETLİ DEĞİL

Yargıtay, teslim olan terörist E.B’nin kadın avukatı teşhis ederek, “Lice kırsalında Ape Musa bölgesindeyken Botan kod adlı Veli Taşkıran isimli terörist konuşurken ‘O avukat kız gelecek’ dediler. Avukatın neden geleceğini sorduğumda bizden bazı bilgileri cezaevine götürmek için geleceğini söylediler. Avukat bir jeep’le geldi ve beni görünce el sıkışıp ‘Heval nasılsın’ diye sordu. Elinde rulo halinde bantlanmış üzerinde bazı yazılar bulunan çok sayıda kâğıt vardı. Sonra Birlik köyündeki bir evde örgüt yöneticisi Nevin Güngörmüş ile görüştüler” şeklindeki İfadeleri de dikkate alındığında delillerin hukuken geçerli ve elverişli olduğu bildirildi.

Hukuka uygun ve yasal açıklanan gerekçelere göre sanığa terör örgütü üyeliği suçundan verilen temel cezada alt sınırdan uzaklaşılmasında bir isabetsizlik olmadığı, ancak alt sınırdan fazlaca uzaklaşılıp 10 yıl 6 ay hapis cezası verilmesinin de hakkaniyete uygun olmadığının altını çizdi.

ORTAYI BULUN DAHA UYGUN BİR CEZA VERİN

Yargıtay, Anayasa’nın 138/1 maddesine göre orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, konusunun önem ve değeri, sanığın örgütsel konumu ile faaliyetleri göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde sanık hakkında hakkaniyete uygun makul bir cezaya hükmedilmesi gerekirken artırım derecesinde yanılgıya düşüldüğünün altını çizdi.

Yargıtay, alt sınırdan verilmesinin hakkaniyetli olmadığı gibi, üst sınırdan da fazla ceza verilmesinin de hakkaniyetli olmadığını belirterek daha uygun bir ceza ile dosyanın yeniden ele alınması gerektiğine kanaat getirip kararı esastan bozarak yerel mahkemeye tekrardan yargılama yapmak üzere iade etti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/yargitay-bu-fotografa-cezayi-fazla-buldu/feed/ 0
Kilise saldırısıyla bağlantılılardı… MİT’ten operasyon https://www.foxhaber.com.tr/kilise-saldirisiyla-baglantililardi-mitten-operasyon/ https://www.foxhaber.com.tr/kilise-saldirisiyla-baglantililardi-mitten-operasyon/#respond Sun, 04 Feb 2024 09:09:25 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2912 28 Ocak’ta Sarıyer’de bir kişinin hayatını kaybettiği Santa Maria Kilisesi’ndeki saldırının faillerinin IŞİD’in sözde Horasan vilayetine bağlı terör örgütü mensuplarıyla bağlantılı olduğu tespit edildi.

İstihbarat çalışmaları sonucu kilisedeki saldırının failleriyle bağlantılı olan sözde Horasan vilayeti İstanbul sorumlusu ve onunla birlikte hareket eden örgüt üyeleri belirlendi.

MİT’in Emniyet Genel Müdürlüğü ile dün gerçekleştirdiği operasyonda 17 şüpheli yakalandı.
Operasyonla IŞİD’in sözde Horasan yapılanmasının, eleman temini, finans ve lojistik faaliyetlerine ciddi darbe indirildiği belirtildi.

MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü işbirliğinde, yurt içinde ve yurt dışında son dönemde gerçekleştirilen operasyonlar nedeniyle terör örgütü IŞİD’in Türkiye’deki faaliyetlerinde farklı yöntemler kullanmaya başladığı belirlendi.

Terör örgütü IŞİD’in sözde Horasan yapılanmasının, son dönemde Türkiye’ye karşı faaliyetlerinde yabancı uyruklu mensuplarını daha çok kullandığı, bunların da Türkiye’de güvenlik birimlerinin kontrol ve takibine yakalanmamak için internet tabanlı uygulamalar üzerinden haberleştiği saptandı.

KAPSAMLI OPERASYON DÜZENLENDİ

MİT’in son 3 yılda Emniyet Genel Müdürlüğü işbirliğiyle yurt içinde ve Suriye’de gerçekleştirdiği operasyonlarda IŞİD yöneticilerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda terörist etkisiz hale getirilirken, örgütün Türkiye yapılanmasına da büyük darbe vuruldu.
MİT tarafından, IŞİD’in sözde eski “Türkiye vilayeti sorumlusu” Kasım Güler, Nisan 2021’de Suriye’de düzenlenen operasyonla yakalanarak, Türkiye’ye getirildi.

Güler’in ifadesinde yer alan, irtibatlı olduğu örgüt mensuplarına ilişkin bilgiler sonucunda ülke genelinde Emniyet Genel Müdürlüğü ile koordineli olarak operasyonlar gerçekleştirildi ve IŞİD’ın sözde “Türkiye vilayeti yapılanması” ile bu yapılanmanın bağlı bulunduğu “Faruk ofisi”nin faaliyetleri akamete uğratıldı.

Devam eden süreçte, MİT tarafından yürütülen istihbarat çalışmaları sonucu, IŞİD’in sözde “Türkiye vilayeti” mensubu olduğu bilinen ve Türkiye’deki örgüt üyelerine yardım faaliyetine aracılık eden Mohannad Mehi Aldine, Mahmoud Jabran ve Husam Elhumeydi’nin yakalanması sağlandı.

MİT, bu kişilerin ifadelerinden hareketle Şubat 2022’de örgütün sözde “Türkiye vilayeti” yapılanmasına yönelik operasyon gerçekleştirdi. Emniyet Genel Müdürlüğü ile koordineli gerçekleştirilen operasyonda, sözde Türkiye yapılanmasının faaliyetlerine darbe vuruldu.

ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ

MİT ayrıca terör örgütü IŞİD’in sözde lideri Ebu Hüseyin El Hüseyni El Kureyşi’nin tespitine yönelik çalışmalar yürüttü.

Suriye’deki istihbarat çalışmaları sonucu, El Kureyşi’nin örgüte yönelik operasyonlar nedeniyle sürekli gizlendiği ve yer değiştirdiği tespit edildi.

İdlib-Dana bölgesinde, içerisinde yeraltı sığınağı bulunan bir ev inşa edildiği, ancak Kureyşi’nin Suriye’de IŞİD’in üst düzey kadrolarına yönelik gerçekleştirilen operasyonlardan tedirgin olması dolayısıyla bu eve yerleşmekten vazgeçtiği belirlendi.

El Kureyşi’yi yakın takibe alan MİT, IŞİD’in sözde liderinin kısa süreliğine Afrin Cinderes’te bir adreste bulunduğunu belirlerken, buradan da başka bir bölgeye geçeceği istihbaratının alınması üzerine, 29 Nisan 2023’te kritik operasyon için harekete geçti.

Yaklaşık dört saat süren operasyonda Ebu Hüseyin El Hüseyni El Kureyşi, MİT ekiplerinin teslim olması yönündeki uyarılarına cevap vermedi. El Kureyşi, MİT ekiplerinin evin duvarlarını patlatarak içeri girmesinin ardından üzerindeki intihar yeleğini infilak ettirerek hayatını kaybetti.

KRİPTOLU MESAJ KULLANMIŞLAR

IŞİD’in sözde “Türkiye vilayeti”ne yönelik gerçekleştirilen operasyonlar sonrasında, örgüt tarafından öncelikle “Türkiye vilayeti” isminin “Selman-ı Farisi Taburu” olarak değiştirilmesi kararı alındı ve özellikle yabancı uyruklulara Türkiye’ye yönelik faaliyetlerde bulunması talimatı verildiği saptandı.

İsrail’in Gazze’ye yönelik 7 Ekim’de başlayan saldırıları sonrasında, örgütün sözde üst yönetiminin, Türkiye’deki diğer dinlere mensup kişilere, ayrıca sinagog ve kiliselere yönelik eylem talimatı verdiği belirlendi.

İstanbul’da bulunan dini mekanlara yönelik, terör örgütü IŞİD’in Türkiye yapılanmasının sözde istihbarat sorumlusu “Abu Yakin el Iraki” kod adlı Micbel el-Şuveyhi ile “Ebu Leys” kod adlı Muhammed Hilaf İbrahim İbrahim tarafından keşif faaliyeti yürütüldüğü ve hazırlanan raporun örgüt üst yönetimine kriptolu bir mesaj halinde aktarıldığı, IŞİD’in Türkiye yapılanmasından “Abdullah el Cumeyli” kod adlı İyheb Elani tarafından ise Irak Büyükelçiliğine yönelik rapor hazırlandığı MİT tarafından deşifre edildi.

Emniyet Genel Müdürlüğü ile koordineli olarak Aralık 2023’te düzenlenen operasyonlarda, Selman-ı Farisi Taburu unsurlarının yakalanması sağlandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kilise-saldirisiyla-baglantililardi-mitten-operasyon/feed/ 0
Şehadetinin 23. yıldönümünde Gaffar Okkan’ın kemiklerini sızlattılar https://www.foxhaber.com.tr/sehadetinin-23-yildonumunde-gaffar-okkanin-kemiklerini-sizlattilar/ https://www.foxhaber.com.tr/sehadetinin-23-yildonumunde-gaffar-okkanin-kemiklerini-sizlattilar/#respond Wed, 24 Jan 2024 21:15:41 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2582 Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan Diyarbakır’a atandıktan sonra OHAL uygulamalarından kaynaklı polisin vatandaşa yönelik yoğun insan hakları ihlalleriyle ilgili ezber bozan bir çıkış yapınca kısa sürede Diyarbakırlıların gönlünü fethetti. “Teröristle mücadele ederken, sapla samanı ayıracaksınız. Vatandaşa eziyet eden, zorluk çıkaran, keyfi muamele eden olursa karşısında beni bulur” diyerek şube müdürleriyle sık sık toplantılar yaptı.

Sahadaki polisleri telsiz anonslarıyla uyardı. Terörün zirve yaptığı yıllarda kopma noktasına gelen devlet-vatandaş arasındaki bağın yeniden pekiştirilmesinde önemli rolü bulunan şehit emniyet müdürü, halk günü adıyla kahvehanelerde sohbet toplantıları yaptı, Suç potansiyelinin yüksek olmasından kaynaklı havanın kararmasıyla birlikte kepenklerin indirildiği, resmi polis araçlarının bile güvenlik nedeniyle devriye dolaşamadığı Sur ve Bağlar İlçelerinde sabahın ilk ışıklarına kadar seyyar ciğercileri, taksi duraklarını, sabahçı kahvelerini ziyaret ederek vatandaşlara kentin güvenli olduğu algısını yerleştirdi.

Esnafla kaynaşması herkesi şaşırtmıştı, çünkü o güne kadar bir kolluk amiri sokaklarla dolaşmadığı gibi vatandaşla da bu kadar yakınlaşmamıştı. Makama ziyarete gittiğimde, “Müdürüm korkmuyorsunuz bu kadar rahat davranmaktan. Neden zırhlı araç tahsisi yapıldığı halde kullanmıyorsunuz” soruma, “Kardeşim insanlara bu kentin güvenli olduğunu nasıl anlatabiliriz. Ben zırhlı araçla, koruma ordusuyla dolaşırsam, vatandaş kendini nasıl güvende hissedebilir” diyerek kısa, ama bir o kadar da anlamlı cevap vermişti.

“EV KİRALAYIP TAKİP EDİN YA DA TARAFTARLARIN ARASINDA ÖLDÜRÜN”

Bu sorduğum soru, şehit edilmeden kısa süre önce Hizbullah operasyonunda bir hücre evinde ele geçen kendisine yönelik suikast planıyla ilgiliydi aslında. Hizbullah askeri kanat sorumlusu Mehmet Sabır Özdemir’in yakalandığı hücre evinde ele geçen el yazmalı örgütsel dokümanda, Gaffar Okkan’ın makamının bulunduğu binanın karşısında bir ev kiralanması, eve sadece perde takılarak polis telsizinden giriş-çıkış saatlerinin takip edilerek bir suikast yapılabileceği, bunun mümkün olmaması halinde Diyarbakırspor maçlarında taraftarların arasında korumasız olduğu bir ortamda susturucu takılmış silahla vurulabileceği bilgisi yer alıyordu. Terör örgütü Hizbullah’ın şehit müdüre olan öfkesi, örgütü çökerten kritik isim olmasından kaynaklıydı. Çünkü şehit edilmeden 9 gün önce 15 Ocak 2001 günü Diyarbakır Valiliğinde Hizbullah’ın askeri kanat yapılanmasındaki 26 kişilik tetikçiler listesini basınla paylaştı ve “Peşlerindeyiz” diyerek tümünü deşifre etti.

ŞURA ÜYESİNİN YAKALANMASI SONUN BAŞLANGICI OLDU

Ardından Hizbullah Şura üyesi Abdülaziz Tunç’un sahte İran pasaportuyla Adana’dan yurtdışına kaçmak isterken yakalanıp itirafçı olması Hizbullah için sonun başlangıcı oldu. Tunç’un verdiği bilgilerle önce Mardin’in Teker Mahallesindeki bir evde örgüt arşivinin yüklü olduğu bilgisayarlar ele geçti. 20 bin sayfalık örgütsel dokümanın çözümlenmesiyle örgütün beyin takımını oluşturan çekirdek kadroya ulaşıldı.

17 Ocak 2000’de İstanbul Beykoz Kavacık’taki villaya düzenlenen operasyonda örgüt lideri Hüseyin Velioğlu öldürülürken, Şura üyesi Edip Gümüş ile askeri kanat sorumlusu tetikçi Cemal Tutar sağ yakalandı. Operasyonu, Diyarbakır’dan giden Gaffar Okkan’ın Hizbullah masasında görevli uzman TEM ekipleri yönetti. Bu evde de ele geçen onbinlerce sayfalık dijital dokümanların çözümüyle önce yurt genelinde domuz bağlı cinayetlerin işlendiği mezar evler ve kayıp kişilerin cesetleri bulundu.

Ardından örgüte özgeçmiş raporu veren örgüt üyeleri, yüzlerce tetikçi, örgüt yöneticileri tek tek yakalandı. Ağır darbe yiyen örgüt, yaralı yılan misali yeniden toparlanmaya çalışsa da şehit müdür ve ekibinin başarılı seri operasyonlarıyla marjinalleşti.

VELİOĞLU’NUN ÖLÜM YILDÖNÜMÜNE DENK GETİRİLDİ

Tüm tetikçi ve yönetici kadroları deşifre olan ve önemli bölümü yakalanan Hizbullah, kendi müzahir tabanına ayakta olduğu imajını verebilmek için şehit müdürü, örgüt elebaşı Hüseyin Velioğlu’nun ölüm yıldönümüne denk gelecek şekilde vurmayı planladı ve öyle de oldu. 24 Ocak 2001 günü Uğur Mumcu’nun anma etkinliğine katılmak için makamından çıkan Okkan, emniyet binasına 200 metre mesafedeki Sezai Karakoç Bulvarında 5 korumasıyla şehit edildi.

Örgüt lideri Hüseyin Velioğlu da 17 Ocak 2000’de öldürülmüştü. Tetikçiler, telsizden şehit müdürün çıkış saatini öğrendikten sonra geçiş yapacağı bulvarda üzerinde “Polis” yazılı reflektörlü yelekler giyerek ellerindeki uzun namlulu silahlarla caddede beklemeye başladı. Ardından trafo binasından elektrikleri keserek, çevrede toplanan meraklı vatandaşlara da inandırıcı olabilmek için, “Evinize gidin, bir Hizbullahçıyı yakaladık, savcı gelecek, tatbikat yaptıracağız” dediler. Karanlıkta çakar lambalı makam aracı belirince aynı anda ölüm kusan namlular aracın kontrolden çıkmasını sağladı.

Orta refüje çıkarak duran araçta ve olay yerinde 16 kalaşnikof tüfeğe ait 468 adet boş kovan toplandı. Tetikçiler imza olarak olay yerine Güneydoğu’da tek kurşunlu sokak infazlarında kullandıkları bir de Takarov marka tabanca bıraktılar. Hizbullah “Sigorta atışı” denilen kesin sonuç alma amaçlı gerçekleştirdiği bu suikastta şehit müdürün hayatta kalmaması için aracın arka kapısını açarak yakın mesafeden de ateş açtı. Okkan’ın kafa ve vücudundan 17 mermi çekirdeği çıkarıldı.

Valilik önünde düzenlenen cenaze törenine on binlerce kişi katıldı ve terör örgütünü lanetledi. Tek yürek olan Diyarbakırlılar şehitlerini omuzlarda taşıyarak havaalanına kadar uğurladı.

FAİLLERİN 10’U YAKALANDI… PEKİ ONLARA NE OLDU?

Diyarbakırlıların “Gaffar babası” şehit edildikten sonra suikastın aydınlatılması, faillerin yakalanması için TEM Şubede Hizbullah uzmanlarından özel birim kuruldu. Faillerden 4’ü polisle girdiği çatışmalarda öldürüldü, 10’u farklı tarihlerde sağ yakalandı. Peki, o tetikçilere ne oldu. Şu anda Gaffar Okkan suikastına katıldıkları gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılan ve bu cezaları da Yargıtay tarafından onanıp kesin hükme bağlanan tek bir tetikçi bile cezaevinde bulunmuyor.

10 ila 15 yıl arasında tutuklu kalan tetikçilerin tümü yargılamanın yenilenmesi adı altında infazları durdurularak serbest bırakıldı. Tetikçiler, DGM’lerde askeri yargıç bulundurulduğu için adil yargılanmadıkları, avukatsız yargılandıkları için savunma haklarının kısıtlandığı, uzun gözaltı süresince işkence gördükleri ve baskı altında ifadelerinin alındığı gerekçeleriyle yeniden yargılama ile tahliye edildiler, bu dosyalar da 6 yıldan beri karar verilmiyor. Gaffar Okkan suikastının failleri, aldıkları cezalar ve yargılama safahatındaki süreç şöyle:

TÜMÜ SERBEST KALDI

-Servet Yoldaş, Suat Çetin, Şener Dünük: Bu üç tetikçi barındıkları hücre evine düzenlenen baskında 5 kalaşnikof tüfek ve el bombalarıyla yakalandı. Silahların suikastta kullanıldığı anlaşılmasın diye namlu ağzını törpüledikleri için kriminal incelemede sadece 1 tüfeğin olayda kullanıldığı belirlendi. Suçlarını itiraf eden üç tetikçi, savcı huzurundaki tatbikatta olayı ayrıntılarıyla anlatıp yer göstermelerde bulundu. Üçü de Ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırıldı. Yargıtay, sabit gördüğü suikast eylemi nedeniyle üçünün de cezalarını onadı. İkisi 31 Mart 2019 yerel seçimleri öncesinde “Yeniden yargılama” gerekçesiyle serbest bırakıldı. Şener Dünük ise hakkında tekrar yakalama kararı çıkarıldığını öğrenince Tekirdağ Malkara’daki birliğinden firar edip kayıplara karıştı. Mahkeme onu şimdi gazete ilanıyla arıyor.

-Bedran Salamboğa, Veysi Şanlı: Barındıkları hücre evine düzenlenen baskında bu iki tetikçi 5 kalaşnikof tüfek, 7 el bombası, Makarov, Vzör, CZ, Browning tabanca ve yüklü miktarda mühimmatla yakalandı. Kalaşnikoflardan 4’ünün Okkan suikastında kullanıldığı, 1’inin de Adem Bayrakçı adlı özel harekat polisinin şehit edildiği olayda kullanıldığı kriminal incelemeyle tespit edildi. Savcı huzurundaki tatbikatta suçunu itiraf eden iki tetikçi ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırıldı. Yargıtay, suç tarihinde yaşı küçük olan Veysi Şanlı’nın cezasında yapılan indirimi de dikkate alarak iki mahkûmiyeti de onadı. Ancak ikisi de “Yeniden yargılama”yla serbest bırakıldı.

-Abdulkadir Aktaş: Barındığı hücre evine düzenlenen baskında silahıyla yakalanan Aktaş da Okkan suikastının faili olmaktan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırıldı. Yargıtay cezayı onadı. Hükümlü olmasına rağmen “Yeniden yargılama”yla serbest bırakıldı.

-Mustafa Bozkurt, İbrahim Gürceğiz: Batman’da barındıkları hücre evine düzenlenen baskında 4 kalaşnikof, 9 tabanca ile yakalanan iki zanlı savcıya suikastı nasıl gerçekleştirdiklerini ayrıntılı anlattı. İki tetikçide ele geçen kalaşnikofların balistik incelemesinde Okkan suikastında kullanıldığı tespit edildi. Evde ele geçen bir dokümanda Batman Emniyet Müdürü’ne yönelik de suikast yapılması için örgütün gönderdiği talimatta şöyle yazıyordu: “Gaffar pisini temizleyen arkadaşlarla irtibata geçin. Onlar bu konuda tecrübelidir. Silahlar Keko’ma (Kardeşime) kurban olsun. İstediğiniz her türlü silahı sizlere feda ederiz.” İkisi de ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırıldı. Yargıtay kararı onadığı halde “Yeniden yargılama”yla tahliye edildi.

-Recep Dünük: Hücre evinde yakalanan Dünük Okkan suikastı faili olarak yargılanırken örgüt üyesi olmak suçundan 12 yıl hapisle cezalandırılarak tahliye edildi. Ancak Yargıtay kararı esastan bozdu ve sanığın Okkan suikastının faili olduğunun delillerle sabit olduğunu, ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması gerektiğini belirtti. Ancak duruşma savcısının aleyhe temyiz başvurusu olmadığı için sanık lehine kazanılmış hak olduğu için hakkındaki sonuç ceza değişmediğinden tekrar tutuklanamadı.

-Mehmet Fidancı: Sahte kimlikle yakalanan Fidancı ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırıldı. Yargıtay kararı onadı. “Yeniden yargılama”yla o da serbest bırakıldı.

4’Ü POLİSLE GİRDİĞİ ÇATIŞMADA ÖLDÜRÜLDÜ

-Hasan Sarıağaç: Bağlar İlçesinde barındığı hücre evine düzenlenen operasyonda ölü ele geçirilen Sarıağaç’ta ele geçen Kalaşnikof tüfeğin Kriminal incelemesinde Okkan suikastında kullanıldığı tespit edildi. Sarıağaç’ın Okkan’ın makam aracının sağ arka kapı kolunda serçe ve yüzük parmak izi çıktı. Şehit müdürün kafasına ateş eden isim olduğu belirlendi.

-Şafi Demirdağ: Batman’da polisle girdiği çatışmada ölü ele geçirilen Demirdağ, daha sonra yakalanan tetikçilerin teşhis ve ifadelerine göre suikastta tim sorumlusu olduğu belirlendi.

-Bedri Esmer: Elazığ’da barındığı hücre evinden kaçarken polisle girdiği çatışmada ölü ele geçirilen Esmer, suikastta bizzat silah kullanan isim olduğu belirlendi.

-Hüseyin Sarıağaç: Elazığ’da hücre evi baskınında eşini ve üç çocuğunu polislere kalkan olarak kullanan Sarıağaç’ın açtığı ateşle Cihan Karadavut, Cevdet Yeşilay ve Ali Şahin adlı polisler şehit oldu. Ölü ele geçirilen Sarıağaç’ın üç polisi şehit ettiği MP-5 makineli tüfek ise Okkan’ın şehit edilen motorize koruma polisinden gasp edilen silah olduğu balistik inceleme ve seri numarasıyla tespit edildi.

6’SI 22 YIL GEÇMESİNE RAĞMEN YAKALANAMADI

Suikastın faillerinden 6’sı 22 yıl geçmesine rağmen bir türlü yakalanamadı. Bu isimlerden Haşim Alabalık ile Necmettin Şanlı İçişleri Bakanlığının 10 milyon lira para ödüllü kırmızı kategorisinde, Murat Aktaş ile Mehmet Yasin Aydın 500 bin liralık gri listede aranıyorlar. Suikast failleri Adem Ceylan ile Ramazan Kınay’da aranan isimler arasında.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/sehadetinin-23-yildonumunde-gaffar-okkanin-kemiklerini-sizlattilar/feed/ 0
Uyuşturucu örgütü liderliğiyle suçlanan sanık: Hurdacılık torbacılığa daha ağır basar https://www.foxhaber.com.tr/uyusturucu-orgutu-liderligiyle-suclanan-sanik-hurdacilik-torbaciliga-daha-agir-basar/ https://www.foxhaber.com.tr/uyusturucu-orgutu-liderligiyle-suclanan-sanik-hurdacilik-torbaciliga-daha-agir-basar/#respond Thu, 11 Jan 2024 21:36:36 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2183 Zonguldak’ta, Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince geçen yıl 5 Mayıs’ta 4 ilçede uyuşturucu tacirlerine yönelik ‘kökünü kurutma’ operasyonu düzenlendi. 7 aylık teknik ve fiziki takip sonucu düzenlenen operasyonda; Emircan İleri’nin lideri olduğu öne sürülen uyuşturucu satmak amacıyla kurulmuş örgüte üye olduğu iddia edilen 32 kişi eş zamanlı baskınlarla yakalanıp, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

Örgüt lideri olduğu iddia edilen Emircan İleri ile birlikte çete üyesi olduğu öne sürülen Yüksel Kocasoy (59), Batuhan Yıldırım (21), Bircan İleri (72), Ejder İleri (49), Emre Köse (27), Erçin Taşçıoğlu (43), Gökhan Türkmen (34), Mehmed Çakır (29), Mert Dikici (28), Ogün Akbulut (32), Ömer Etçioğlu (47), Selahattin Köse (31), Serdar Kuyucu (40), Ufuk Sarıkaya (37) ve Yıldırım Üçer (47) tutuklandı, 16 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest kaldı. Tutuksuz sanıklardan 2’si ise işledikleri başka suçlardan dolayı tutuklandı. 9 Ocak’ta başlayan yargılamada, polis ifadesinde örgüt şemasını açıklayan ancak mahkemede ifadesinin yanlış anlaşıldığını söyleyip duyduğu dedikoduları anlattığını ifade eden Hüseyin Pirecioğlu (44) da duruşma sonunda tutuklandı. Dosya kapsamında tutuklu sanık sayısı 17’ye yükseldi.

“‘ACILIK ÇETESİ’ BİZE DEVLETİN YAKIŞTIRDIĞI BİR İSİMDİR”

Tutuksuz sanıklardan A.N., “Emircan İleri benim kan kardeşim, hiç tanık olamadım. Ne zaman Emircan alınsa, ben de alındım. Buradaki arkadaşların çoğu beni ve Emircan’ı tanımaz. Acılık Çetesi diye bir şey yoktur. Bu devletin bize yakıştırdığı bir isimdir. Acılık Çetesi diye bundan önce de operasyon ve yargılamalar yapıldı. Kabul etmemekle birlikte bir örgüt var ise biz birbirimize yakınlığımızdan ve sürekli görüştüğümüzdendir. Emircan’ın başına bunların gelmesi, Hüseyin Pirecioğlu ile arkadaşlık yapmasıdır. Emircan’ın yasa dışı bahis oynatma gibi bir durumu da yoktur. Kızı öldükten sonra kafası dağılsın diye ben ona öğrettim oynamasını. Kendi hesapları icralıktı o yüzden de yeğeni Batuhan’ın hesaplarını kullandı. Bu paraları da onun için o hesaba yatırıyorduk” diye konuştu.

Sanık A.N. ve Hüseyin Pirecioğlu’nun birbirine hakaret etmeleri sonucu kısa süreli gerginlik yaşandı. A.N. söz almadan konuşmaya devam edince duruşma salonundan atıldı.

TEHDİT EDİLDİĞİNİ ÖNE SÜRDÜ

İlk duruşmada poliste verdiği ifadeyi mahkemede değiştirip tutuklanan Hüseyin Pirecioğlu, duruşmanın başladığı sabah tehdit edildiğini öne sürdü. Kendisini tehdit edenlerin ismini söyleyen Pirecioğlu, “D.İ., bana ‘Amcamın çok selamı var. Gerekeni yap. Kendini düşünmüyorsan geride kalanları düşün. Zonguldak’ı terk et’ dedi. Bundan 1-2 hafta önce de dövülmüştüm. Ş.Ö. bana ‘Canını kurtardım’ dedi. Emircan İleri, öldürülmem için para teklif etmiş” diye konuştu.

Poliste verdiği ifadelerin doğru olduğunu söyleyen Pirecioğlu, “Bana Emircan ‘Şu bu para, bana şu kadar para getirin’ diyordu. Ben de parayı aldığım gibi Emircan’a getiriyordum. Satacağım uyuşturucuyu Emircan’dan alırdım. Benim altımdakilere verdiğim malın parası gelmezse Emircan’a benim borcum olurdu. Örgüt şemasını oluştururken polisler isim sordukça anlattım. Bana uyuşturucu satıp satmadıkları sorulmuştu, ben de ‘Satıyorlar’ dedim. Polise anlatırken grup isimlerini ben söyledim. Emircan’ın hesabını kullandığı Batuhan Y.’nin paranın nereden geldiğini bilme imkanı yoktur” ifadelerini kullandı.

“HER 3- 4 SENEDE BİR MAĞDUR EDİLİYORUM”

SEGBİS aracılığıyla ifade veren ve örgüt lideri olmakla suçlanan hurdacılık yaptığını iddia eden Emircan İleri, tüm suçlamaları reddederek şunları söyledi:

* “Örgüt kurmadım, böyle bir olaya teşebbüs etmedim. 3 kere örgütten yargılandım, örgütü bilerek bu cezai risk karşısında o işe girer miyim? Hurdacılık torbacılığa daha ağır basar. Mesleğimin kazancı yerindedir. Uyuşturucu parasına ihtiyacım yoktur. Her 3- 4 senede bir hakkımda bu şekilde soruşturmalar yapılıp mağdur ediliyorum. Bunların cezasını bildiğimden bu işe hayatta girmem.

* O kadar operasyon geçirmiş biri olarak uyuşturucu paralarını bana ulaşılmasının kolay olduğu yeğenimin hesabına yatırtır mıyım? Hüseyin’in iddia ettiği uyuşturucu parası diye iddia ettiği şeyler beraber oynadığımız bahis paralarıdır. Kendisi yalan konuşmaktadır. Hüseyin yalanlarıyla mahkemedeki herkesin kuyruğunu birbirine bağlamış. Hüseyin neden emniyete bir parça uyuşturucu teslim etmemiş? Hüseyinin iddia ettiği 2 kilo metanfetamin varken dosyada 2 gram metanfetamin yok.

* Ayrıca Hüseyin’i niye dövdüreyim? Karakolda 64 sayfa ifadesini vermiş, söyleyeceğini söylemiş bu saatten sonra dövdürsem ne olur. Sedat ve Gülcan bana iftira atmışlardır. Dedikodu çıkartmışlardır. 2021’den beri aramızda husumet vardır. Verdiği ifadeler yalandır. Hüseyin benden korkmuş olsa, benden uyuşturucu satın aldığını söyleyebilir mi? Örgüt adı altında gruplandırma yapmışsa da ben yargılanan sanıkların çoğunu tanımıyorum.”

İleri savunmasında, “Böyle bir iş yapsam kazandığım parayı adliyeye getirir, bir çuvala koyarım, avukatıma veririm. ‘Ben böyle bir suç işledim, kazandığım para da budur’ derim. Cezaevinde 10 sene yatmak mı iyi yoksa devlete bunları teslim etmek mi iyi? İsmimi kullandıkları için yerel gazetelere haberler yaptırdım. Bu dedikoduların çıkmasından dolayı uyuşturucu farkındalığını artırmak için pankartlar yaptırdım. Bir insan hem örgüt kurup hem de örgüt üyelerinin yakalanması için çaba harcar mı? Hüseyin’in adımı kullandığını öğrendim. Sonra ise İl Jandarma Komutanlığı’nda görevli bir astsubaya onunla ilgili bilgiler verdim. Bu soruların ona da sorulmasını istiyorum” ifadelerini kullandı.

Dünkü duruşmada sanıkların ifadesi tamamlandı, tanıkların dinlenmesine geçildi. Dinlenilmeyen tanıkların dinlenmesi için duruşma bugüne ertelendi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/uyusturucu-orgutu-liderligiyle-suclanan-sanik-hurdacilik-torbaciliga-daha-agir-basar/feed/ 0
Dağdan inen terörist iş adamı olmuş! Topladığı kara paraları aklamış https://www.foxhaber.com.tr/dagdan-inen-terorist-is-adami-olmus-topladigi-kara-paralari-aklamis/ https://www.foxhaber.com.tr/dagdan-inen-terorist-is-adami-olmus-topladigi-kara-paralari-aklamis/#respond Wed, 03 Jan 2024 09:12:29 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1834 Diyarbakır’da terör örgütü PKK adına sözde vergilendirme adı altında yüklü miktarda topladığı paraları terör örgütünün kırsal kadrosuna aktardığı belirlenen sözde Mali Gelir Komitesi sorumlusu tutuklu Murat Yılmaz, Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı…

Toplum içinde bir statü sahibi olduğunu savunan sanık, Genç Girişimciler Derneği’nin başkan yardımcılığı yaptığını belirterek, suçsuz olduğunu ileri sürdü.

“TÜRKİYE MALİ SORUMLUSUDUR”

Murat Yılmaz’ı teşhis eden PKK’lı V.S, “Ben kırsal alanda faaliyet yürütürken Murat Yılmaz yanıma geldi. KCK’nın maliyecisiyken kendisi ile birkaç kere görüştük. Bana örgütün maliye yapılanmasında görevli olduğunu söyledi. Kendisiyle Göletli Park ile alakalı bir konuyu görüşmüştük. Murat Yılmaz sadece Diyarbakır’ın değil terör örgütünün Türkiye mali yapılanmasında önemli bir şahıstır. İhale, park işleri, cafeler gibi mali işlemler konusunda belediyelere tüm talimatı Murat Yılmaz verirdi. Yine Murat Yılmaz bir yol işi ile ilgili Kayapınar Belediye Başkan Yardımcısı Servet Yılmaz ve Ayşe Kaçar’ı bana yönlendirmişti. Bunlar da terör örgütü adına çalışan şahıslardır. Zaten Murat Yılmaz’ın her kurumda belirlediği bir başkan ve yardımcısı vardır. Sürekli belirlediği kişiler ile irtibat halindedir” dedi.

“PARALARI ŞİRKET KURUP İŞ İNSANI GÖRÜNÜMÜYLE AKLIYORDU”

‘Sabır’ kod adlı gizli tanık da Murat Yılmaz’ın KCK Türkiye Meclisi Mali alan sorumlusu olduğunu belirterek, “Bu şahıs terör örgütü tarafından özellikle belediyeler, müteahhitler, varlıklı iş adamlarından para toplar. Dağ kadrosundaki örgüt mensupları da fazladan topladıkları paraları Murat Yılmaz’a teslim ederdi. Tüm bu faaliyetlerini iş insanı görünümüyle şirket kurup, legal gösterirdi. Kurduğu şirketler üzerinden önceden belirlediği kişileri ihalelere sokar. Topladığı illegal kayıt dışı paraları Diyarbakır’da birlikte çalıştığı müteahhitler üzerinden aklamaya çalışır. Sur olaylarında kullanılan silah, mühimmatın mali giderlerini de Murat Yılmaz sağlardı, örgütün kasası konumundadır” dedi.

“ÇÖZÜM GÜCÜ OLAN, ÇALIŞMALARA HAKİM BİR ARKADAŞTIR”

Diyarbakır Havaalanı’ndan Irak’ın Erbil kentine giderken yakalanan Rojhat Çetin’in üzerinde ele geçen maliye başlıklı örgütün tepe kadrosuna hitaben kaleme alınmış örgütsel dokümanda ise Murat Yılmaz’ın güvenilir kişi olduğu belirtiliyor.

Yılmaz’ın genel örgütsel çalışmalara hakim olduğu belirtilen raporda, “Çalışmalara hakim eski bir arkadaştır. Bu konuda net tavır koyan, sorun ve sıkıntılarda çözüm gücü olabilen biridir. Ancak çabuk tepki ve duygusallaşma, kestirip atma tarzı, yüzeyselliğe neden olmaktadır” bilgisi yer alıyor.

DAĞDAKİ ÜST DÜZEY TERÖRİST BİLE ESNAFI ONA YÖNLENDİRDİ

Murat Yılmaz’ın Diyarbakır’da işyeri açma ruhsatı için başvuran kentte tanınmış bir tatlı firmasının işletmecisinden de para istediği, firma sahibinin terörist elebaşı ‘Çiyager’ kod adlı Cihat Türkan ile görüşme yaptığı, görüşmede teröristin tatlı işletmecisini Murat Yılmaz’a yönlendirdiği de yine firma işletmecisinin tanık olarak alınan ifadesinde yer aldı.

Kırsal ile şehir merkezi arasındaki bağlantıyı sağlamak için terör örgütüne hitaben yazılan bazı el yazmalı örgütsel dokümanların kriminal incelenmesinde Murat Yılmaz’ın el ürünü olduğu belirlendi.

ÖRGÜT İÇİNDE GÜVENİLİR KİŞİ VE KASA KONUMUNDA

Mahkeme, Murat Yılmaz’ın daha önce de terör örgütü PKK’nın dağ kadrosunda silahlı terörist faaliyetlerde bulunurken yakalanıp 16 yıl 8 ay hapisle cezalandırıldığını, bu cezasını tamamlayıp tahliye olduktan sonra örgütsel faaliyetlerini bu kez şehir merkezlerinde sürdürdüğünü belirtti.

Örgüt içinde güvenilir kişi olduğu için terör örgütünün kasası konumunda olup, sözde mali alan sorumlusu adı altında örgütün vergilendirme adıyla topladığı kara paranın aklanması için aktif faaliyetlerde bulunduğu ifade edildi.

Mahkeme, sanığın kişi veya şirketlerin karşılaştıkları sorunları terör örgütü adına çözmekle mükellef olduğunu belirterek bu konuda aktif rol aldığını belirtti.

KANDİL’İN PERSPEKTİFLERİNİ ALT KADROLARA İLETİYORDU

Terör örgütünün Kandil’deki üst yönetimi tarafından gönderilen aylık ve yıllık talimatlar içeren perspektiflerin Murat Yılmaz’a ulaştırıldığı, kendisinin de bu talimatları alt kadrolara ulaştırdığı da dikkate alındığında sanığın sadece bölgesel değil Türkiye geneli örgütün mali yapılanması içerisinde önemli pozisyonda olduğuna dikkat çekildi.

Sanığın bu haliyle sıradan bir örgüt üyesi olmadığı, KCK içinde üst düzey sorumlu olduğundan dolayı terör örgütü üyeliği için öngörülen cezanın alt sınırından uzaklaşılması gerektiği, yine adli sicil kayıtlarına göre geçmiş yıllarda terör örgütünün dağ kadrosunda faaliyet gösterdiği için hakkında iyi hal indiriminin uygulanmayacağına kanaat getiren mahkeme sanığı indirimsiz 13 yıl 6 ay hapisle cezalandırıp, hükmen tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Bölge İstinaf Mahkemesi de sanığa verilen mahkûmiyet kararında bir isabetsizlik görülmediğinden sanığın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verip dosyayı Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne gönderdi.

15 SİLAHLI EYLEMDE 6 KİŞİYİ ÖLDÜRMEKTEN MAHKUM OLMUŞ

Murat Yılmaz’ın 1993 yılında da terör örgütü PKK’nın dağ kadrosunda yer alıp Diyarbakır kırsalında 7 yıl boyunca 15 ayrı silahlı saldırıya katılarak 2’si korucu, 3’ü bekçi, 1’i de sivil vatandaş olmak üzere 6 kişinin öldürülmesi eylemlerine katıldıktan sonra örgütten kaçarak güvenlik güçlerine teslim olduğu bildirildi.

Yılmaz’ın önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldığı, ardından dağda katıldığı terörist saldırıların olduğu tarihte 18 yaşından küçük olduğu ve itirafçı olması nedeniyle cezasının 16 yıla indirildiği ve bu cezasını tamamlayıp tahliye olduktan sonra yeniden terör örgütü adına bu kez şehir merkezinde iş insanı görünümü altında terör örgütünün kara para aklama işlerini yönettiği öğrenildi.

Yılmaz’ın işadamlarından örgüt adına topladığı yüklü miktarda parayı da zimmetine geçirdiği kaydedildi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/dagdan-inen-terorist-is-adami-olmus-topladigi-kara-paralari-aklamis/feed/ 0
‘Rüya’dan ceza alan generalin hükmünü Yargıtay bozdu https://www.foxhaber.com.tr/ruyadan-ceza-alan-generalin-hukmunu-yargitay-bozdu/ https://www.foxhaber.com.tr/ruyadan-ceza-alan-generalin-hukmunu-yargitay-bozdu/#respond Sat, 30 Dec 2023 21:03:42 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1696 FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe girişiminde Sıkıyönetim Komutan Yardımcısı olarak adı listede geçtiği iddiasıyla 7 yıl 6 ay hapisle cezalandırılan Diyarbakır 16. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Savaş Beyribey ile ilgili mahkûmiyet kararını Yargıtay 3. Ceza Dairesi esastan bozdu. Yargıtay sanığın beraat etmesi gerekirken mahkûmiyetine tek delil gösterilen bir rüyanın örgüt üyeliği gibi ağır bir ceza için yeterli ve inandırıcı delil olmadığından kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna dikkat çekti.

FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminde Yurtta Sulh Konseyi tarafından Sıkıyönetim Komutan Yardımcısı olarak listede adı geçtiği iddiasıyla yargılandığı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan 7.5 yıl hapisle cezalandırılan 16. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Savaş Beyribey ile ilgili mahkûmiyet kararını Yargıtay 3. Ceza Dairesi inceledi. Yargıtay sanığa anayasal düzeni bozmak suçundan verilen beraat kararının usul ve yasaya uygun olup kararda isabetsizlik görülmediğinin altını çizdi. Yargıtay örgüt üyesi olmak suçundan verilen mahkûmiyet karanının ise usul ve yasaya aykırı olduğuna dikkat çekti.

İZİNLİYKEN ASKERLERE ENGEL OLMAYA ÇALIŞTI

Yargıtay delillerin incelenmesinde, sanık Savaş Beyribey’in Tuğgeneral rütbesiyle görev yaptığı 16. Zırhlı Mekanize Piyade Tugay Komutanı iken 15 Temmuz gecesi Antalya’da yıllık izinde olduğunu, her ne kadar Yurtta Sulh Konseyi tarafından Diyarbakır Sıkıyönetim Komutan Yardımcısı olarak atama listesinde adı geçmiş olsa da olay günü birliğindeki askerlere Whatsapp üzerinden “Arkadaşlar kimse emir ve komuta dışında harekete kesinlikle katılmasın. Benim emrim dışında hareket etmesin Tugay nizamiyesinden hiçbir hareket olmayacak” şeklinde mesajlar attığına dikkat çekti.

‘DUYUMA DAYALI RÜYA İLE CEZA OLMAZ’

Yargıtay, münhasıran sözde sıkıyönetim atama listesinde yer almanın tek başına terör örgütü üyeliği için yeterli delil oluşturmayacağını, tanığın sanık aleyhine rüya görüldüğü ifadelerinin duyuma dayalı olduğunu belirtti. Duyumun kaynağı olarak gösterilen iki generalin de alınan ifadelerinde bu duyumları doğrulamadıkları ifade edildi.

Yargıtay, Savaş Beyribey’in terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk içeren eylemlerinin tespit edilemediğini, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtildi.

OY BİRLİĞİYLE BOZMA KARARI

Yargıtay, Anayasal düzeni bozmak suçundan verilen beraat kararına karşı temyiz başvurusunda bulunan Cumhurbaşkanlığı’nın temyiz itirazlarının esastan reddine, örgüt üyeliğinden verilen mahkûmiyetin ise esastan bozularak yerel mahkemeye iadesine oy birliğiyle karar verildi.

NE OLMUŞTU?

Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 7 yıl 6 ay hapisle cezalandırılan Beyribey’le ilgili mahkeme, sanığın Harekât Yıldırım Amiral–1 dosya numaralı mesaj formunda Diyarbakır Sıkıyönetim Komutan Yardımcısı olarak görevlendirildiğine dikkat çekti. Mahkeme sanığın darbe girişimi sırasında aktif veya pasif bir eylemi bulunmadığını, ancak 8. Ana Jet Üssünde Pilot Yüzbaşı olarak görev yapan tanık Ali Osman Uzun’un Savaş Beyribey’le ilgili itirafları bulunduğunun altını çizdi. Pilot Yüzbaşı, Beyribey’in hastanede tedavi olmak için beklediği sırada görevli bir hemşirenin gördüğü rüyasını kendisine anlattığını kaydetti.

‘DARBECİLERİN TUTUKLANMASI PEYGAMBERE EZİYET’

Hemşirenin, “Peygamber efendimizin rüyasında darbeye teşebbüs girişiminde bulunulması nedeniyle tutuklananların vekilinin kendisi olduğunu, bu kişilere yapılan eziyetin peygambere yapılmış kabul edileceğini ve bu kişilerin çok yakında bu eziyetten kurtulacakları” şeklinde rüyasını Savaş Beyribey’e anlattığını ifade etti.

Pilot Yüzbaşı, Beyribey’in de bu rüyayı aynı koğuşta tutuklu bulunan 2. Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlığı Hava Harekât Merkez Amiri Kurmay Albay Bülent Gürdoğan ile Hava Kuvvetleri Komutanlığı Genel Sekreter Yardımcısı Ali Durmuş’a anlattığını, Ali Durmuş’un bu rüyayı koğuşta, Gürdoğan’ın ise diğer tutuklu FETÖ’cülerin duyacağı biçimde koğuşun havalandırmasında yüksek sesle anlattığına şahit olduğunu kaydetti.

‘RÜYA İLE ÖRGÜTÜN DAĞILMASINI ÖNLEDİ’ SUÇLAMASI

Gerekçeli kararda, Pilot Yüzbaşı Ali Osman Uzun’un, Savaş Beyribey’in hastanedeki hemşirenin anlattığı rüyayı cezaevinde koğuştaki diğer tutukluların içinde anlatmasıyla ilgili Beyribey’e iftira atması için herhangi bir neden bulunmadığı savunuldu. Her ne kadar sıkıyönetim listesinde yer almak tek başına örgüt üyeliği için yeterli delil oluşturmamış olsa da, sanığın tutukluluk sürecinde FETÖ yapılanmasının çözülmesinin önlenmesine yönelik rüya gibi birtakım anlatımlarla diğer FETÖ’cülerin itirafçı olmalarına engel olmaya çalışmakla silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediğine vurgu yapmıştı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ruyadan-ceza-alan-generalin-hukmunu-yargitay-bozdu/feed/ 0