Michael Platt ismi pek bir şey ifade etmiyor olsa da aslında kendisi İngiltere’nin en zengin insanı. Oysa Avrupa’nın en büyük üçüncü hedge fon şirketi BlueCrest Capital Management’ın Londra genel merkezinin yer aldığı gökdelenin resepsiyonisti bile ondan habersiz.

KİMSE ONU TANIMIYOR
Orta sınıf köklerinden hızla yükselişinin arkasında, renkli ve zaman zaman tartışmalı bir hikaye yatıyor. Şirketinin web sitesi çalışmıyor ve 56 yaşındaki Platt e-postalara yanıt vermiyor. Ancak 18 milyar dolarlık serveti ile zenginler listesinde oldukça sağlam bir yere sahip.
Platt’in sahip olduğu mülkler arasında; London Eye ve Shard manzaralı bir Chelsea çatı katı, New York’taki Central Park’a bakan, üç çatı terası ve özel asansörü olan 3.000 metrekarelik bir daire, St Helier, Jersey’de sahilde bir daire, İsviçre’deki kayak merkezi Verbier ve Cenevre’deki evler, bir süper yat, bir Bombardier Challenger jet ve özel bir modern sanat koleksiyonu yer alıyor.
Gururlu ve mütevazı bir çift olan ebeveynleri, oğullarından herhangi bir para kabul etme konusunda son derece isteksiz olsalar da tutkulu bir golf meraklısı olan annesini, golf sahasına bitişik bir tatil evi almak için ikna edebilmiş.

ŞİRKETİN MÜŞTERİSİ YOK
Yatırımcıların kârını en üst düzeye çıkarmak için cesur ve yenilikçi stratejiler kullanan çoğu hedge fonunun aksine BlueCrest; Platt, kıdemli ortakları ve çalışanları için kişisel bir yatırım aracına dönüştürülmüş. Başka bir deyişle dışarıdan müşteri yok. Belki de bu yüzden Platt, kameralardan ve röportajlardan bu kadar kaçıyor.
Platt’in hiç şüphesiz en dikkat çektiği zaman, 2019’da New York’ta sarı bir taksinin arkasında zenginliğiyle övünürken yakalanması. Görüntüleri Wall Street’te viral oldu.
Taksi şoförü, geçimini sağlamak için ne yaptığını sorduğunda, Platt şu cevabı veriyor: “Finans dünyasının en çok kazanan insanıyım.”
Taksici inanamayıp yeniden sorunca da “Finans dünyasının en çok kazanan insanıyım. Dünyada” diye cevap veriyor. Platt, televizyona da yansıyan taksi videosunun, bir arkadaşıyla güzel bir şişe şarap içtikten sonra yapılan bir şaka olduğu konusunda ısrar etmişti.

Michael Platt’ın süper yatı 120 milyon pound karşılığında satışa sunuldu.
ARDI ARDINA CEZA
Taksi videosundan sadece bir yıl sonra ise BlueCrest’e, ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) tarafından yatırımcılara 170 milyon dolar ödeme emri verildi; bu, ABD yetkilileri tarafından bir hedge fonuna uygulanan en büyük cezalardan biriydi. SEC soruşturması, BlueCrest’in kendi çıkarları doğrultusunda defalarca başarısız olduğu sonucuna vardı.
Şüpheli taktikler, BlueCrest’in artık dış parayı yönetmeyen özel bir yatırım ortaklığına dönüşme sürecinde olduğu on yıldan fazla bir süre önce ortaya çıkmıştı. Birleşik Krallık da benzer iddialarda bulunarak 2021 yılında BlueCrest’e çıkar çatışması başarısızlıkları nedeniyle 40,8 milyon pound para cezası verdi, ancak şirket bunu reddediyor ve yasal olarak itiraz ediyor.
FOTOĞRAF ÇEKİLMESİNE İZİN VERMEDİLER
Her ne kadar cezalar üst üste gelse de Platt, şöhretinden henüz bir şey kaybetmiş değil. Ne var ki bu ismi bu kadar sık anılan Platt, verdiği röportajlarda bile fotoğrafının çekilmesini istemiyor.
Platt ve BlueCrest’in kurucu ortağı William Reeves, şirketin 2006’daki halka arzından önce Times ile röportaj yaptıklarında, hiçbir şekilde fotoğraflarının çekilmesini istemediler. Hatta editör Patrick Hosking, “Gizliliklerini şiddetle koruyorlar ve gazetelerin zengin listelerinde düzenli olarak yer almalarından nefret ediyorlar” diye yazdı.
“En zengin listesi”nde yer almaktan pek hoşlanmasa da Platt ayrıca, Damian Lewis’in başrolde olduğu, New York’taki yüksek finans dünyasını konu alan Billions’da da yer aldı. Platt, üçüncü sezonun birinci bölümünde, bir İtalyan restoranında kendisini oynayarak görünerek biraz kafa karıştırıyor.

Platt’in New York’taki dairesi…
KÜÇÜK YAŞLARDA TİCARETE BAŞLAMIŞ
Platt’in zengin olmaya odaklanması aslında küçük yaşlara dayanıyor. 12 yaşındayken kendisine ticaret yapmayı öğreten ciddi bir hisse senedi yatırımcısı olan büyükannesinin evini ziyaret ediyor. 14 yaşındayken, Lytham St Annes yakınındaki bağımsız bir okul olan King Edward VII’de öğrenciyken, ondan aldığı 500 sterlinlik doğum günü hediyesini, fiyatı hızla üç katına çıkan bir nakliye şirketine yatırmıştı.
Investors’ Chronicle’ın hevesli bir okuyucusuydu.
Bir komşusu, “Michael’ı okul üniformasıyla sokakta yürürken çok iyi hatırlıyorum. Okulda çok çalıştığını biliyorum. Çok hoş bir aileydiler” diye anlatıyor Platt ve ailesini.
Platt, inşaat mühendisliği okumak için Imperial College London’ı kazandı, ancak bir yıl sonra dersi sıkıcı bulduğu için London School of Economics’te matematik ve ekonomi okumak üzere geçiş yaptı.
Bir lisans öğrencisi olarak yeni özelleştirilmiş kamu hizmetlerine yatırım yaparak 30 bin pound kadar para kazandı ama hisseleri Ekim 1987’deki çöküş sırasında tek bir günde değerinin yarısını kaybetti. Michael Platt, bunun şimdiye kadar başarısız olduğu birkaç seferden biri olduğunu söylüyor.

J.P. Morgan, mezun olduktan sonra onu New York’ta stajyer olarak işe aldı ve terfi ederek hızla yükseldi.
1995 yılında Helen Sanderson’la evlendi ve bu evlilikten iki çocuğu oldu ancak daha sonra çift boşandı.
BlueCrest Capital 2000 yılında kuruldu. Firma ilk yılını yüzde 30 getiri ve 1 milyar dolarlık yönetim altındaki varlıklarla tamamladı; bu da başlangıçta sahip olduğu paranın neredeyse dokuz katıydı. On yıl içinde 300’den fazla personel istihdam edildi.
Hedge Fund Market Wizards kitabının yazarı Jack Schwager’ın ne tür bir yatırımcıyı işe almaktan hoşlandığı sorusuna Platt şöyle yanıt veriyor: “Londra’da çocukları okula giderken pazar sabahı saat yedide kalkan türden bir adam arıyorum. Hâlâ yatakta ve cumartesi gecesi eve geç gelen ABD’li sarhoşları alt edebilecek bir adam istersiniz; üstünlükten anlayan biri.”
BlueCrest’te performans sergileyen personelin iyi ödüllendirildiği biliniyor, ancak aynı zamanda performansı kötü olanlar da eleniyor.
OĞLU DA İZİNDEN GELİYOR
Platt, hakkında iş dünyası pek bir bilgiye sahip olmasa da büyüdüğü memleketinde yakından tanınıyor. Bir arkadaşı, “Michael bir Noel’de annesine büyük bir çek verdi. Ama o bunu istemedi. ‘İhtiyacım yok’ dedi. Kendisi çok mütevazı bir insandır” diye anlatıyor.
Platt’ın 20’li yaşların ortasındaki oğlu Marcus ise babasının izinden gidiyor. Yakın zamanda BlueCrest’e katıldı. Platt, LinkedIn’de gururla “Bu yeni fırsatı hak ediyorsun. Sana iyi şanslar diliyorum ama şansa ihtiyacın olacağını sanmıyorum!” diye yazarak oğlunu destekleyen bir paylaşım yaptı.
Platt, aynı zamanda bir çağdaş sanat aşığı ve ünlü galerici Joe La Placa ile birlikte özel bir sanat fonuna milyonlar aktarmıştı. Birinci Dünya Savaşı’nın yüzüncü yılını anmak için Londra Kulesi’nde 888.246 seramikten oluşan enstalasyonu yapan seramik heykeltıraş Fiamma Montagu, eski sevgilisiydi.
]]>Bununla birlikte İrlanda’da yer alan University College Cork’taki (UCC) nörobilimciler, orta yaşlı beynin boyut ve işlevde önemli değişimlere eğilimli olduğu ve bunun da kırklı ve ellili yaşlarımızda bilişsel sağlığın hızla düşmesine neden olduğu konusunda uyarıyor.
Araştırmacılar, temel bilişsel yeteneklerde hızlı bir bozulmanın, diğer açılardan sağlıklı olan kişilerde bile meydana gelebileceğini, ancak bunun sıklıkla fark edilmediğini söylüyor. Ancak her şey karamsarlık ve karamsarlık değil, çünkü orta yaşın beyin sağlığı açısından neden bu kadar kritik olduğunun daha iyi anlaşılması, çok geç olmadan düzeltmeler yapmaya başlayabileceğimiz anlamına geliyor.
UCC Anatomi ve Sinirbilim Bölümü’nde araştırmacı ve Trends in Neurosciences dergisinde yayınlanan yeni inceleme makalesinin baş yazarı Sebastian Dohm-Hansen,
1. DAHA FAZLA LİF YİYİN
Dohm-Hansen, araştırmaların lif açısından zengin bir diyetin “daha faydalı bilişsel sonuçlarla ilişkili olduğunu” ve bağırsak mikrobiyotasından türetilen önemli kimyasal habercilerin beyin üzerinde bir etkiye sahip olduğunu gösterdiğini söylüyor.
12 hafta sonra, lif hapı alanlar beyin fonksiyonunu, reaksiyon süresini ve işlem hızını değerlendiren testlerde plasebo verilenlere göre daha iyi performans gösterdi.
2. BİLİŞSEL REZERV OLUŞTURUN
Sudoku, bulmaca, okuma, etkinlikler düzenlemek ve bir sınav ekibine katılmak gibi teşvik edici hobiler ve görevlerle meşgul olarak bilişsel rezervinizi geliştirmek, ağırlık antrenmanı yoluyla biceps kasını çalıştırmaya biraz benzer. Dohm-Hansen, “Beyninizi daha güçlü ve daha dayanıklı hale getiriyor” diyor. Erken emekliliğin iki ucu keskin bir kılıç gibi olabilmesinin nedeni kısmen budur.”
İşi bırakmak, beyin sağlığı üzerinde olumsuz etkisi olduğu bilinen stresi azaltır ancak diğer yandan bilişsel açıdan zorlu günlük görevler açısından bir boşluk da oluşturabilir. Dohm-Hansen, 2020’deki bir Lancet raporunda, erken emekli olan kişilerin ilerleyen yaşlarda bunama oranının orantılı olarak daha yüksek olduğunu ortaya çıkardı;
3. KAN BASINCINIZA DİKKAT EDİN
Dohm-Hansen, “Kalbiniz için iyi olan şey genellikle beyniniz için de iyidir” diyor. “Ve hipertansiyondan kaçınmak bilişsel sağlık için önemlidir.” Geçtiğimiz yıl, İngiliz Kalp Vakfı (BHF) tarafından kısmen finanse edilen bir çalışma, beynin dokuz belirli bölgesinde oluşan hasarın yüksek tansiyondan kaynaklanabileceğini gösterdi. Uzun vadede, Edinburgh Üniversitesi ve Krakow’daki Jagiellonian Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden BHF araştırmacıları, hipertansiyonun hafıza kaybı ve düşünme becerilerinde azalma gibi bilişsel işlevlerde düşüşe katkıda bulunabileceği sonucuna vardı.
4. VÜCUT SAATİNİZİN DÜZENİNİ BOZMAYIN
Pek çok çalışma, uykunun veya uyku eksikliğinin beyin üzerinde uzun vadeli bir etkiye sahip olduğunu öne sürüyor; bunlardan en yenilerinden biri, 22.078 orta yaştaki kişiyi kapsamakta ve Age and Aging dergisinde yayınlanmakta olup, yeterli uyku almayanların uykudan Kırklı ila altmışlı yaşları arasında uyumak, yaşlandıkça demans gelişimine daha yatkın olabilir.
Geçen yıl bulgularını yayınlayan Avustralyalı araştırmacılardan oluşan bir ekibe göre, orta yaşta çok fazla ya da çok az uyumak bilişsel sağlık üzerinde özellikle sert bir etkiye sahip. Canberra Üniversitesi ve Avustralya Ulusal Üniversitesi’nden ekip, Birleşik Krallık’taki 29.544 yetişkin üzerinde yaptıkları araştırmada, düzenli olarak altı saatten az veya dokuz saatten fazla uyuyanların ya da gündüzleri çok fazla “gündüz uyuklamaya” eğilimli olanların olduğunu buldu. orta yaşta, beyin sağlığı daha kötüydü.
5. KALP DOSTU YİYECEKLER YİYİN
Kalp dostu bir diyete sahip olmanın, yaşamın ilerleyen dönemlerinde bilişsel işlevleri iyileştirdiği, orta yaşta Hipertansiyonu Durdurmak için Diyet Yaklaşımları uygulayan kadınların hafıza kaybı ve diğer bilişsel gerileme belirtilerini bildirme olasılığının yaklaşık yüzde 17 daha az olduğu görüldü. Daha sonra.
New York Üniversitesi Grossman Tıp Fakültesi’nden araştırmacılar, geçtiğimiz yıl Alzheimer’s & Dementia dergisinde yayınlanan 5.116 kadın üzerinde yaptıkları araştırmada, yüksek miktarda bitki bazlı gıdalar ve düşük miktarda doymuş hayvansal yağ, tuz ve şeker içeren diyetin – yaşamın ilerleyen dönemlerinde bilişsel işlevlerin iyileştirilmesine yardımcı olabilir.
6. FARKLI EGZERSİZLER YAPIN
Thuret, “Egzersizin beyin üzerinde büyük etkisi var” diyor. “Yaşlandıkça genel sağlığımızdaki düşüşü yavaşlatmaya yardımcı olabilir.” Hayvan çalışmaları düzenli koşmanın yeni nöron üretimini yüzde 30’a kadar artırdığını gösterse de diğer aktivite türlerinin faydalı olduğunu söylüyor.
“Daha önce koşma ve bisiklete binme gibi kardiyo aktiviteleri üzerinde çalışılmıştı ancak koşmak herkese göre değil ve mevcut araştırmamız üç kez gerçekleştirilen aerobik, güç ve fonksiyonel vücut ağırlığı türünden egzersizlerden oluşan karma bir yaklaşımın etkilerini inceliyor. haftada bir kez.”
]]>İyi uyku hayati öneme sahiptir; uyku yoksunluğu, artan kardiyovasküler hastalık riskinden, tip 2 diyabet ve obeziteye, anksiyete, depresyon ve zayıf bilişsel işlevlere kadar birçok durumla bağlantılıdır.
Aslında, tip 2 diyabetle bağlantı o kadar güçlü ki, geçen hafta JAMA Network Open’da yayınlanan araştırmaya göre, sağlıklı beslenenler bile gecede altı saatten az uyuduklarında hastalık riski hala yüksek çıkıyor.
En iyi gece uykusunu nasıl alacağınıza dair pek çok iyi bilinen ipucu bulunuyor; örneğin, sırt üstü uyumak omurganız için en iyi pozisyonu sunar veya aşırı kiloluysanız yan yatmak eklemler üzerindeki baskıyı hafifletmeye yardımcı olabilir.
Peki bunlar dışında uyku kalitenizi nasıl iyileştirebilirsiniz? Uzmanlar iyi bir uyku için yapılması gerekenleri anlattı…
1. 65 yaşından itibaren daha sıcak bir odada uyuyun
Yeni araştırmalar, 65 yaş ve üzerindeyseniz, iyi uyuyabilmek için daha sıcak bir odada uyumanız gerektiğini öne sürüyor.
Daha önce çoğumuzun 16c ile 18c arasında yatak odasında uyuması gerektiğine inanılıyordu.
Ancak ABD’de geçen yıl Science of the Total Environment dergisinde yayınlanan bir araştırma, yaşlı insanların optimum uyku için oda sıcaklığının 21°C ile 23°C arasında olmasını hedeflemesi gerektiğini ortaya çıkardı. Araştırmacılar, uyku süresini ve huzursuzluğu izlemek için giyilebilir uyku monitörleri ve sensörleri kullandı. Ancak sıcaklığın 23 derecenin üzerine çıkması katılımcıların uykusunu bozdu.
Oxford Üniversitesi Uyku ve Sirkadiyen Sinir Bilimi Enstitüsü müdürü Profesör Russell Foster şunları söyledi: ‘Yaşlı insanlar muhtemelen daha az aktif olacak ve bu nedenle daha az ısı üretecek, dolayısıyla dış ısıya güvenmeleri gerekiyor.
2. Hafta sonları uyku telafisine dikkat
Guy Meadows, hafta boyunca yeterince uyuyamadığınızda uyku ‘borcunuzu’ hafta sonu ödeyebileceğinizi ancak bunu küçük parçalar halinde yaptığınızı söylüyor. ‘Bunun amacı, tüm biyolojik sistemlerinizin uyanık ve uyanık olmanızı beklediği halde kendinizi yorgun ve sersem hissetmenize neden olan sirkadiyen yanlış hizalanmasına neden olmaktan kaçınmaktır, ancak siz hâlâ uyukluyorsunuz’ diyor.
‘Ne kadar sıklıkla yattığımız konusunda dikkatli olmalıyız ve hafta sonları fazladan bir saatten fazla uyumamalıyız.’
3. Alarmı ertelemekten suçluluk duymayın
Alarmınız çaldığında erteleme düğmesine bastığınız için kendinizi suçlu hissetmeyin.
Journal of Sleep Research’te 2023 yılında yapılan bir araştırma, insanların düzgün bir şekilde uyanıncaya kadar 30 dakikalık bir süre içinde erteleme düğmesine üç kez bastıklarında, bazı bilişsel testlerde daha iyi performans gösterdiklerini ortaya çıkardı.
Ancak bu, ne kadar süreyle ertelediğinize bağlıdır. Uyku uzmanı Guy Meadows, eğer uzun süre uyuyorsanız, aslında bir veya iki saat uyumanın daha iyi olduğunu çünkü bunun daha derin, daha onarıcı bir uykuya olanak sağladığını söylüyor.

4. Aynı saatte kalkın ve uyuyun
Geleneksel olarak bize sekiz saatlik uykuyu hedeflememiz söylendi, ancak her gün aynı saatte yatıp uyanmak ne kadar uyuduğunuzdan daha önemli gibi görünüyor.
Ocak ayında Sleep dergisinde yapılan araştırmaya göre, tutarlı bir uyku rutinine sahip olmak, erken ölme riskinizin uyku süresinden daha güçlü bir göstergesidir.
Çalışma yaklaşık 60.000 katılımcının yedi yıllık verilerine dayanıyordu. Düzenli saatlerde uyuyup uyananların tüm nedenlerden ölüm riskinin yüzde 48’e, kanserden ölüm riskinin yüzde 39’a ve yüzde 22 ila 57’ye kadar daha düşük olduğu ortaya çıktı. Kardiyometabolik durumlardan (felç ve kalp krizi gibi) ölüm.
Bu, en az düzenli uyuyanlarla (zamanın yüzde 20’sine kadar düzenli uyku-uyanma süreleri olarak tanımlanır) karşılaştırıldı. Araştırmacılar uykuya dalmayı ve bir saatlik aralıklarda uyanmayı, örneğin akşam 21.00 ile 22.00 arasında uykuya dalmayı ve sabah 6 ile sabah 7 arasında uyanmayı tavsiye etti.
5. Yapay ışık kullanın
Aydınlık ve karanlık vücut saatlerimizi ayarlamak için hayati öneme sahiptir. Ancak yaşlandıkça gözlerimizdeki değişiklikler, onları ışığa karşı daha az hassas hale getirir; aynı zamanda kapalı alanda çok fazla zaman geçirmek de vücut saatlerimizi bozabilir. Peki bir ışık kutusu yardımcı olabilir mi?
Bozuk uyku demans hastaları için bir sorun olabilir – ancak PLOS One dergisinin Aralık ayında bildirdiğine göre, hafif ila orta şiddette Alzheimer hastası olan yaklaşık 600 kişiyi kapsayan 15 denemenin incelenmesi, ışıklı kutu kullanmanın uykularını iyileştirdiğini buldu.
6. Yatak odasının karanlık olduğuna emin olun
Son zamanlarda yapılan bir çalışmanın gösterdiği gibi, çok küçük bir ışık miktarı bile uykuyu bozabilir. Loş bir ortamda (üç lüksten az – şekilleri görebileceğiniz, ancak okumak için çok loş) uyumanın etkilerini orta düzeyde ışığa maruz kalma (100 lüks – başucu masası lambasına benzer) ile karşılaştırdı.
Bir gece orta derecede ışığa maruz kaldıktan sonra, katılımcıların gece kalp atış hızı ve ertesi sabah insülin direnci (vücut hücrelerinin insüline tepki vermemesi, kan şekerinin yükselmesine neden olması) arttı ve bu durum kan şekeri yükselmesi riskini artırdı. diyabet.
Ancak Amerika’daki Northwestern Üniversitesi’ndeki araştırmacılara göre loş ışıkta uyuyanlar böyle bir değişiklik yaşamadı.
7. Banyoda yer ışıkları kullanın
Gece tuvalete ihtiyacınız varsa, Profesör Foster rotanızı aydınlatmak için beş lüksten daha düşük bir ışıkla (zemine ışık veren) aşağı ışıklar kullanmanızı önerir. ‘Zemine yalnızca küçük bir ışık demeti yansıttıkları ve çok loş oldukları için, tekrar uykuya dalma yeteneğinizi etkileyecek kadar parlak olmaları pek mümkün değil’ diyor.
Bunları bütün gece açık tutabilirsiniz (onları açmayı düşünmek sizi daha uyanık hissettirir) veya hareket sensörlü aşağı ışıklar satın alabilirsiniz.
8. Cinsellikten yararlanın
Hollanda’da yapılan araştırma, orgazmla seksin uykuya dalma süresinin önemli ölçüde azalması ve uyku kalitesinin artmasıyla ilişkili olduğunu buldu.
Uyku bilimcisi Sophie Bostock şöyle açıklıyor: “Orgazm, oksitosin ve prolaktin gibi sakinleştirici etkilere sahip olan ve kaliteli bir uyku için gerekli olan stres tepkisinin kapatılmasına yardımcı olan hormonlarla bağlantılıdır.”
9. Yemek
Uyku yoksunluğunun, genellikle açlık hormonu olarak adlandırılan ghrelin düzeylerini artırdığı, tokluk hormonu olan leptin düzeylerinin ise düşerek kilo alımına yol açtığı iyi bilinmektedir.
Guy Meadows, ‘Uyku yoksunluğunun, beynin irade gücünden sorumlu bölgesi olan prefrontal korteksimizi de etkilediğini biliyoruz’ diyor. ‘Yorgun olduğumuzda ve irademiz azaldığında şekerli yiyecekler isteme olasılığımız artar.’
Yeni kanıtlar, yeterince uyumak için mücadele ediyorsanız, iyi haber şu ki, yiyecek alımınızı zamanlamanın bu sorunları aşmanıza yardımcı olabileceğini gösteriyor.
‘Akşamları büyük bir yemek yemekten kaçınmak en iyisidir ve eğer bu yemeği yiyebileceğiniz tek zaman buysa, o zaman yemeğin protein açısından zengin, yağ ve şeker oranının düşük olduğundan emin olun.’
]]>Sönmez, “Anadolu’da bir söz vardır: ‘Komşun açken tok yatılmaz’. Ancak ülkemizde en zengin bölgenin en zengin yüzde 10’u ile en yoksul bölgenin en yoksul yüzde 10’u arasında 55 kat fark var. Yani gelir adaletsizliği alarm veriyor. Bu fark da toplumsal yapıyı tahrip ediyor, ülke olarak birlik duygusunu zedeliyor.” dedi.
“65 yaş üstü grupta yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oranında da özellikle geçtiğimiz yıl keskin bir sıçrama yaşandı” diyen Sönmez ayrıca, küresel sistemdeki değişimin fırsata çevrilmesi ve Türkiye’nin yeni bir kalkınma hamlesi başlatabilmesi için ekonomi, hukuk ve eğitimi kapsayan 7 maddelik bir yol haritası açıkladı.
‘YÜKSEK ENFLASYON EKONOMİNİN KİMYASINI BOZUYOR’
Gelir dağılımında bozulmaya yol açan faktörlerin başında yüksek enflasyon ve refah üretmeyen büyümenin geldiğini ifade eden Sönmez, “Enflasyonist ortamda nasıl iş yapmak gerektiğini mecburen öğrendik. Ama yüksek enflasyon ülke ekonomisinin kimyasını bozuyor. Bizi düşük gelir seviyesine, teknolojiye ve rekabetçiliğe hapsediyor” dedi.
“En büyük öncelik enflasyonun düşürülmesi olmalıdır” çağrısı yapan Sönmez, “Bu da her şeyden önce doğru politikalar ve liyakatli kadrolar gerektirir. Bu koşulları sağlamış durumdayız. Umudumuz, Merkez Bankasının
öngörüleri doğrultusunda enflasyonun kontrol altına alınmasıdır” ifadelerini kullandı.
2023 son çeyrek rakamlarına göre tüketim artışı yüzde 9,3 iken artış oranının sanayide 1,9, tarım ve hayvancılıkta ise yalnızca yüzde 0,5’te kaldığına işaret eden Sönmez, “Enflasyonu düşüreceksek üretim ve tüketim arasındaki bu büyük makası kapatmak gerekiyor” diye konuştu.
İNSAN KAYNAĞI SIKINTISI
Üretim yapısında dönüşüm sağlanması için ekonomi dışında da yapılması gerekenler olduğunu vurgulayan Sönmez şöyle devam etti; “‘Orta Gelir’ tuzağını aşmanın yolu ‘Orta Demokrasi’ ve ‘Orta Eğitim’ tuzaklarını aşmaktan geçiyor. Her şeyden önce de hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığının sağlanması geliyor.”
Anadolu’yu gezdiklerinde iş insanlarının en çok yakındıkları konulardan birinin insan kaynağı sıkıntısı olduğunu gördüklerini belirten Sönmez, “Geçmişin temel bilgi alanları üzerine kurulu olan eğitim artık demode oldu. Bugün yapay zeka uygulamalarına ve dijital teknolojilere alan açmak gerekiyor. Beklentimiz, çağın gerektirdiği becerilere ve yetkinliklere sahip nesiller yetiştirmek. Bunun da tek bir yolu var: Laiklik ve bilimsellik ilkelerinden hiçbir ödün vermemek” dedi.
İki kutuplu dünyanın yerini çok kutuplu dünyaya bıraktığını belirten Sönmez, “Türkiye iki kutuplu bir dünyada köprü rolü oynamıştı. Şimdi sahnede Brezilya, Hindistan, Rusya, Çin, Orta Doğu ülkeleri gibi birçok güçlü aktör var. Güç dengelerindeki değişimin yanı sıra iklim krizinden göç dalgaları ve toplumsal hareketlere uzanan çok sayıda risk ve tehditle de mücadele etmek gerekiyor. Aslında bu süreçte Türkiye’nin önünde önemli fırsatlar var. Küresel sistemdeki değişimi fırsata çevirip, yeni bir kalkınma hamlesi başlatabiliriz” şeklinde konuştu.
TÜSİAD BAŞKANI: TL İSTİKRARLI OLMALI
TÜSİAD Başkanı Orhan Turan da toplantıdaki konuşmasında “Dünya ekonomisinde büyümenin düştüğü ve ticaretin yavaşladığı bir atmosferde makroekonomide öngörülebilirlik sağlamak ve TL’nin değerine istikrar getirmek gerekiyor” dedi.
“Enflasyonla mücadeleyi güçlendirmek önceliğimiz. Merkez Bankası’nın, yüksek enflasyonun kontrol altına alınması için başlattığı parasal sıkılaştırma sürecinin devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz” diyen Turan, şöyle devam etti:
“Dış ticaret açığının iyileşme eğilimine girmesini de ekonomide dengelenme sürecinin bir göstergesi olarak görüyoruz. Gençlerimize dijital çağın aradığı niteliklere sahip olmalarını sağlayacak iyi bir eğitim veremezsek, yeni teknolojik devrimi yakalayamayacak ve dolayısıyla geleceğin dünyasında hak ettiğimiz yeri alamayacağız. Eğitim müfredatımızı çocuklarımıza 21. yüzyıl becerilerini kazandıracak şekilde güncellemeli ve tüm çocuklarımız için fırsat eşitliği sağlamalıyız. Eğitim müfredatını yenilerken, laiklik ve bilimsellik ilkelerini temel
almalıyız.”
Manisa programı kapsamında Organize Sanayi Bölgesi Toplantı Salonu’nda iş dünyası temsilcileriyle bir araya gelen Yılmaz, yaptığı konuşmada makroekonomik ölçekte dünya ve Türkiye’de yaşanan son gelişmeler hakkında değerlendirmede bulundu.
Dünyanın zor bir dönemden geçtiğini, büyüme ve küresel ticaretteki yavaşlamanın tarihsel ortalamaların altında kaldığını anlatan Yılmaz, Türkiye’nin geçen yıl meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin yaralarını sararken bir yandan da kuzey ve güneyde jeopolitik gerilimler yaşandığını hatırlattı.
Yılmaz, Türkiye’nin böyle bir ortamda bile ekonomik olarak büyümeye ve gelişmeye devam ettiğine dikkati çekerek, Türkiye ekonomisinin dünya ortalamalarının üzerinde büyüme kaydettiğini, 2023’ün ilk 3 çeyreğinde yüzde 4,7 büyümeye ulaşıldığını söyledi.
Son çeyrek verilerinin henüz yayımlanmadığını ancak bu çeyrekteki büyüme oranı yüzde 3,7 olsa dahi Orta Vadeli Program’daki yüzde 4,4 hedefinin yakalanacağını bildiren Yılmaz, kişi başına düşen milli gelirin 13 bin dolara yakın seviyeye çıkmasını beklediklerini aktardı.
‘RESESYONA DÜŞMEDEN ENFLASYONLA MÜCADELE TEMEL ÖNCELİK’
Yılmaz, Türkiye’nin reel ekonomide iyi bir performans sergilediğini, resesyona düşmeden enflasyonla mücadelenin temel öncelikleri olduğunu, yılın ilk ayında yükselen enflasyonun sonraki aylarda kademeli, yıl ortasından sonra da belirgin şekilde düşmesini beklediklerini vurguladı.
Para ve maliye politikasındaki yapısal reformlarla enflasyonu kararlı bir şekilde düşüreceklerini dile getiren Yılmaz, şöyle konuştu:
“Bunun da özünü şu oluşturuyor; iç tasarruf oranlarımızı arttırmak, tüketimi daha sağlıklı bir seviyede sürdürmek. Tasarruf ederek arttırdığımız kaynakları ise üretken alanlara sevk etmek. Sanayileşme gibi, yatırımlar gibi alanlara bu kaynakları kanalize etmek, büyüme stratejimizin özünü oluşturuyor.
Enflasyonla mücadele ederken büyümeyi de sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Ama büyümenin kompozisyonunu değiştiriyoruz. Tüketim ağırlıklı bir büyüme değil, daha çok yatırım, ihracat, üretim ağırlıklı bir büyüme yapısı inşa ediyoruz.”
‘İHRACAT OVP HEDEFİNİN ÇOK AZ ALTINDA KALDI’
Cari dengede de iyileştirme çalışmalarının olumlu sonuçlarını aldıklarını ifade eden Yılmaz, 2024’de 60 milyon turist hedefinin gerçekleşeceğine inandığını belirtti.
Yılmaz, şöyle devam etti:
“Sermaye hareketlerinde 2022’de 13,7 milyar dolar bir çıkış olmuşken ülkemizden, 2023 yılında nette 8,34 milyar dolar bir sermaye girişinin gerçekleştiğini görüyoruz. Dış ticaretimize, ihracatımıza baktığımızda, ihracatımızın çoğunu sizler, sanayicilerimiz gerçekleştiriyor. 256 milyar doları yakaladık geçen yıl.
Dünyadaki talep koşulları olumsuz olduğu halde, birçok sıkıntılar yaşandığı halde, özellikle ihraç pazarımız olan Avrupa’da ciddi anlamda bir durgunluk olduğu halde ihracatçılarımız bunu başardılar. Sanayicilerimizi, ihracatçılarımızı tebrik ediyoruz. Gerçekten çok güzel bir performans. Tarihi bir seviyeyi de yakalamış olduk böylece. Orta Vadeli Programımızın çok az altında kaldı ama bu şartlarda çok önemli bir başarı olduğunu ifade etmek isterim. Bunu inşallah daha yüksek seviyelere taşıyacağız.”
İstihdam cephesinde ise aralık ayında gelen veriyle birlikte Türkiye’nin 2023 yılını tek haneli işsizlik oranıyla kapattığına işaret eden Yılmaz, Merkez Bankasının rezervlerinin güçlendiğini, bütçe disiplini konusunda kararlı bir şekilde yollarına devam ettiklerini anlattı.
Yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı desteklemeye devam ettiklerini hatırlatan Yılmaz, teknolojik içeriği yüksek, cari açığı düşürücü etkisi olan projelere önemli destekler vermeyi sürdürdüklerini, bu projelerin sonuçlanmasıyla Türkiye’nin üst orta gelir grubundan yüksek gelir grubuna yükseleceğini kaydetti.
]]>Bölgeye gelerek incelemeler yapan akademisyenler, gözlemleri hakkında bilgi verdi.
Bilgilendirme toplantısına İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Mustafa Kumral, Maden Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç.Dr. Cüneyt Atilla Öztürk, Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Öğretim üyesi Prof.Dr. Tolga Görüm, Jeoloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç.Dr. Ömer Ündül, Cevher Hazırlama Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç.Dr. Hüseyin Baştürkcü, Cevher Hazırlama Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Özer, Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Atilla Arıkan, Jeoloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. İrfan Yolcubal, Jeoloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç.Dr. Yılmaz Mahmutoğlu, İstanbul Teknik Üniversitesi Afet Yönetimi Enstitüsü’nden Doç. Dr. Ömer Ekmekcioğlu, Çorum Hitit Üniversitesinden Prof. Dr. Dursun Ali Köse, Araştırma Görevlisi Ömer Yurdakul, Öğretim Görevlisi Tuğrul Yıldırım katıldı.

İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Kumral, toprak kaymasının olduğu bölgede inceleme ve tespitlerini yaptıklarını belirterek, “Yapılanların neler olduğunu bizzat gözlemledik bu anlamda ilgili kurumlarla da görüştük. Sonuç olarak bizler hem devletimizin yetkili mercilerine hem de kendi uzmanlık alanlarımızda hangi tür çalışmalar yapılabilir durumunu ortaya koymaya çalıştık” dedi.
800 METRE UZUNLUĞUNDA 30 METRE DERİNLİĞİNDE 50 METRE GENİŞLİĞİNDE
Bölgede çok büyük bir kayma meydana geldiğini ifade eden Prof. Dr. Mustafa Kumral, şöyle konuştu:
-800 metre uzunluğunda 30 metre derinliğinde 50 metre genişliğinde bir alan kaymış vaziyette.
-Hem Sabırlı Deresi’ne hem de arka tarafta daha önce üretim yapılmış ancak terkedilmiş olan maden sahasına da kaymış vaziyette. Maden sahasının içinde kamyonun içinde bir arkadaşımızın olduğunu duyduk. Diğer tarafta 8 çalışanın olduğunu duyduk.
-AFAD geniş bir ekiple çalışıyor. Mümkün olduğunca teknolojiyi kullanıyorlar. Uzaktan dronlarla manyetik olarak yer altındaki bölgeleri tarama, aynı zamanda geniş çalışma ekibiyle kendi canlarını da tehlikeye atarak toprakların üzerinde fiziksel arama da gerçekleştiriyorlar.
-Bizim burada gözlemlediğimiz konulardan biri toprak kaymasının arkası ve önünde yeni bir atık sahası olduğudur.
-Buralarda bazı çatlamalar olduğunu gözlemledik. Bu riski de göze alarak bu çalışmaların bir an önce bitmemesi gerekiyor. Risk var olduğu için diğer konular siyanür, falan bu tür konular biraz daha ikinci plana atılmış vaziyette.
-Heyelanı da göz önüne aldığımız da AFAD çalışanlarını da düşünmemiz gerekiyor. Yani öyle bir kontrolle gitmesi gerekiyor ki işi yapalım derken başka bir önemli kötü sonuca sebebiyet vermemek için tedbirli davranmamız gerekiyor.

‘SİYANÜR VAR, ÇEVREYE NE KADAR ETKİ YAPAR ARAŞTIRILIYOR’
Basın mensuplarının sağlık açısından risk olup olmadığı sorusuna cevap veren Prof. Dr. Mustafa Kumral, şunları söyledi:
-DSİ olsun, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olsun, İçişleri Bakanlığı olsun, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olsun bizler de burada Hitit Üniversitesi’nden siyanürde uzman hocalarımız, Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nden hocalarımız burada çalışıyor.
-Bir defa şunu söylemek istiyorum; burada bir siyanür olayı var. Ama bu siyanür olayı çevreye ne kadar etki yapar bunun araştırmaları devam ediyor. Kendilerinin ilk buldukları verilere göre şu anda düşük seviyede devam ediyor.
-Ama DSİ, siyanürün ortamdan uzaklaştırılması, akarsuya, yer altı suyuna ulaşmaması için kısa, orta ve uzun vadede almaya çalışıyor. Kısa vadede hemen atığın altında set oluşturdular.
-Hem kaymanın içinde bulunan sıvıların ortamdan uzaklaştırılması, orada birikecek ve oradan da iç havuzlara geri pompalıyorlar.
-Orta vadede madenin bütün etrafını oradaki suyu ortamdan uzaklaştıracak set kurmaya çalışıyorlar. Atığa gelebilecek olan suların temiz bir şekilde başka taraftan deşarjı söz konusu olacak bu da bizim için son derece önemli.

‘OLUMSUZLUKLAR GÖRÜYORUZ’
Madende insan eliyle yapılan bazı olumsuzluklar olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Mustafa Kumral, şöyle konuştu:
-Burası uzun süredir çalışan bir maden. Bazı insan etkisiyle yapılan olumsuz şeyler var. Bunu gözlemledik.
-Bunlar yargıya taşınmış vaziyette. Yargı bunu eminim bilirkişilerle sonucunu ortaya koyacaktır. Ama bizim gözlemlediğimiz bazı olumsuzluklar olduğunu görüyoruz. Atık sahasının yanında ikinci bir atık sahası yapmışlar. Bunu biraz daha eğilimini ayarlayabilirlerdi.
-Bunu gözlemleyebiliyoruz. Onu ön görememişler, diyebiliriz. Olayın neden olduğuyla ilgili araştırmalar devam ediyor. Bir günlük çalışmayla olay şu şekilde meydana gelmiş demek çok kolay değil.
-Ama öncesi ve sonrası incelenecektir. Ondan sonra ortaya konulabilir bu. Ben şunu söylemek istiyorum.

-Burada her şey şeffaf yürüyor. Bakanlıklar şeffaf hareket ediyorlar. Atığın her tarafından, sulardan örneklemeler yapılıyor. Bunlar düzenli olarak yapılacak ve şeffaf bir şekilde paylaşılacak. Bizler de bu konu da gerekli desteği sunmaya hazırız.
]]>Flake, bir süre önce İstanbul Boğazı’nda Asya’dan Avrupa yakasına yüzdüğünü ve bunun bir saatten biraz fazla sürdüğünü dile getirdi.
Asya ve Avrupa’yı birleştiren Türkiye ve İstanbul’un coğrafi konumlanışının felsefi olarak Doğu-Batı ayrımına da referans verdiğini kaydeden Flake, “Benzer biçimde savaş kuzeyde Ukrayna’yı, güneyde Gazze’yi kasıp kavururken, Türkiye yine tam ortada konumlanıyor.” ifadesini kullandı.
F-16 MESELESİ
Büyükelçi Flake, ABD Kongresi’nin Türkiye’ye F-16 uçağı satışına onayının taraflar açısından çok önemli ve anlamlı olduğunu aktararak, onayın, iki ülkenin güçlü ikili ilişkisinin kolektif çıkarlara uygun olduğu yönündeki taahhüdüne işaret ettiğini belirtti.
NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip Türkiye’nin F-16 filosunun, örgütün gücü açısından kritik önem taşıdığına ve gelecekte müttefikler arasında birlikte çalışabilirliği garantilediğine değinen Flake, ikili ilişkilerin bunun ötesinde olduğunu ifade etti.
Flake, Rusya ile Ukrayna arasında devam eden savaşa değinerek, “Türkiye, Rusya’nın 2014 yılında Ukrayna’yı ilk işgalinden bu yana Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğüne verdiği desteği kararlı biçimde sürdürüyor.” yorumunda bulundu.
Savaşın küresel gıda güvenliğini tehlikeye atması üzerine Türk diplomatların, yaklaşık 33 milyon ton tahılın 40’tan fazla ülkeye güvenli geçişini sağlayan Karadeniz Tahıl Girişimi’ni müzakere ettiğini dile getiren Flake, Karadeniz’deki güçlerden biri olan Türkiye’nin, tahıl ve diğer temel malların taşınması konusunda mayınların etkisini minimize ettiğine işaret etti.
“RAKİPLERİMİZLE DİYALOG KURMA BECERİSİNDE EŞSİZ”
Flake, Türkiye’nin, dünyanın pek çok köşesinde nüfuzunu, tarihi bağlarını ve ekonomik gücünü kullanmasını ümit ettiklerini kaydederek, Ankara’nın “rakiplerimizle bizim yapamayacağımız şekillerde ve yerlerde diyalog kurma becerisinde eşsiz” olduğunun altını çizdi.
Türkiye’nin Gazze’deki ihtilafın çözümünde rol oynayabilecek konumda olduğunu belirten Flake, Ankara’nın da Washington gibi, Filistin devletinin kurulmasının kalıcı barış için en iyi yol olduğuna inandığını söyledi.
Flake, ayrıca, “Türkiye’nin Sahraaltı Afrika ve Orta Asya’da Çin’e alternatif olduğunu kanıtladığı” ifadelerini kullandı.
“TÜRK SAVUNMA SANAYİSİYLE ORTAKLIK”
Jeff Flake, insansız hava araçlarından ileri teknoloji bileşenlerine, motorlardan top mermilerine kadar devam eden Türk savunma sektörü dönüşümünün, ABD savunma tedarik zincirinin ve NATO’nun gücünün ayrılmaz parçası olduğunu kaydetti.
ABD’nin, kritik Amerikan mühimmat stoklarının yenilenmesi için Türk savunma sanayisiyle ortaklık yaptığını belirten Flake, “Savunma Bakanlığı, Teksas’ta bir Türk savunma firmasından satın alınan üç bantlı mühimmat tesisi inşa ediyor.” ifadelerini kullandı.
Flake, ABD-Türkiye savunma ortaklığı sayesinde gelecek yıl itibarıyla, ABD’de üretilen 155 milimetrelik mermilerin yüzde 30’unun Teksas’taki fabrikalardan sağlanacağının tahmin edildiğini söyledi.
“YAŞANANLAR TÜRKİYE’NİN ÖNEMİNİ DOĞRULADI”
Jeff Flake, makalesinde iki ülkenin anlaşmazlık yaşadığı konuların varlığına da işaret etti.
Türkiye’nin IŞİD karşıtı koalisyonun önemli bir üyesi olduğunu hatırlatan Flake, ancak Ankara ile Washington’un IŞİD’e karşı mücadele konusunda yaklaşımlarının her zaman uyumlu olmadığını aktardı.
Flake, söz konusu ayrışmaları aşmak için ve diğer zor konular üzerinde işbirliği içerisinde çalışmaya devam edeceklerini belirtti.
Eylül 2021’de “Türkiye’nin vazgeçilmez bir müttefik olduğunu” söylediğini hatırlatan Flake, şimdiye kadar yaşananların Ankara’nın önemini doğruladığına değindi.
Flake, Kongredeki eski meslektaşlarının F-16 satışını gerçeğe dönüştürerek, iki ülke arasındaki ikili ilişkiyi canlandırma fırsatı sunduğunu söyledi ve “Doğru olanı yaptılar.” dedi.
]]>Evde kendi kendinize kolaylıkla uygulayabileceğiniz ve her biri uzmanlar tarafından önerilen testler şu şekilde:

1. YARDIM ALMADAN KALKABİLMEK
Çıplak ayakla durun, ardından poponuzun üzerine yere oturun. Minimum destek kullanarak bu pozisyondan ayağa kalkmaya çalışın.
Teste katılımcı beş puanla başlar ve el, önkol, diz veya bacağın yan tarafı gibi kullanılan her destek için bir puan çıkarılır. Test birkaç kez tekrarlandıktan sonra nihai puan hesaplanır. Testin sonunda kalan her puan, altı yıllık hayatta kalma şansınızı yüzde 20 artırıyor.
Bu test, Brezilya’daki Gama Filho Üniversitesi tarafından 55 yaş üstü 2.000’den fazla kişi üzerinde yapılan bir araştırmaya dayanıyor. Her ikisini de kullanması gereken orta yaşlı (50 yaş ve üzeri) ve yaşlı (75 ve üzeri) kişilerin Avrupa Önleyici Kardiyoloji Dergisi’nin 2012’de bildirdiğine göre, destek alan kişilerin altı yıl içinde ölme olasılığı, desteğe ihtiyacı olmayanlara kıyasla neredeyse yedi kat daha fazlaydı.
Araştırmacılar, testin esnekliğimizi, dengemizi ve motor koordinasyonumuzu değerlendirdiğini söyledi. Kas gücümüz uzun ömürle güçlü bir şekilde ilişkili, çünkü yaşlandıkça kas kaybederiz. Kas bizi sadece fiziksel olarak daha güçlü yapmaz, aynı zamanda önemli bedensel fonksiyonların düzenlenmesine de yardımcı olur.
Örneğin kas lifleri, egzersiz sırasında yakılacak olan glikozu kandan emerek kan şekeri seviyesini düzenler. Diabetes UK’e göre kas kaybı, bu mekanizmanın büyük ölçüde kaybolduğu anlamına gelir ve bu da tip 2 diyabet riskini artırır.
50 yaşını geçtikten sonra çoğu insan her yıl kas kütlesinin yüzde 1’ini kaybeder.

2. SANDALYEDEN KALKABİLMEK
Sırtı düz, kolsuz bir yemek sandalyesine oturun ve kollarınızı çapraz yapın. Ayaklarınız yere düz basarken, sırtınız düz ve kollarınız göğsünüze dayalıyken, tamamen ayağa kalkıp sandalyeye oturun ve bu hareketi on defa tekrarlayarak ölçün.
Bu test ana kas gücünü ölçer ve doktorlar tarafından güç ve sağlığın genel bir değerlendirmesi olarak yaygın şekilde kullanılır. 55 yaş üstü, sağlıklı ve formda bir erkek testi 18 saniyeden kısa sürede tamamlayabilmeli; o yaştaki sağlıklı ve formda bir kadının ise 19 saniyede tamamlaması beklenir. 35-55 yaş arasında da erkekler 13 saniyeyi, kadınlar ise 15 saniyeyi geçebilmeli.
3. YÜRÜME HIZINIZI KONTROL EDİN
Altı metre boyunca normal hızınızda normal tarzınızda yürüyün ve bu sırada geçen süreyi ölçün. Yürüme hızınızı saniyede metre cinsinden bulmak için bu toplamı altıya bölün.
Journal of the American Medical Association’ın 2011’de bildirdiğine göre, ABD’de yapılan büyük bir araştırma, yaşlarına göre ortalamadan daha hızlı yürüyen insanların daha uzun bir yaşayabileceğini ortaya çıkardı.
60 yaş ve üzerindeyseniz ortalama hızınız saniyede yaklaşık 0,8 metre olmalı.
Çalışmayı yürüten Pittsburgh Üniversitesi’nden Stephanie Studenski, saniyede bir metreden daha hızlı yürünmenin, daha uzun bir yaşama sahip olunabileceğine işaret etti.
Saniyede 0,6 metreden daha yavaş yürüme hızları, hasarlı vücut sistemlerinin yansıması olabileceğinden erken ölüm riskinin arttığının göstergesi olabilir.
Yürümek enerji, hareket kontrolü ve destek gerektirir. Kalp, akciğerler, dolaşım, sinir ve kas-iskelet sistemleri de dahil olmak üzere birçok organ sistemine yük bindirir. Bu yüzden de hızlı yürüyüş, özellikle güçlü kalp sağlığının göstergesi olabilir. 2019’da British Journal of Sports Medicine’de yayınlanan 50 binden fazla kişiyle yapılan bir araştırma, ortalamadan daha hızlı yürümenin, yavaş yürüyenlere kıyasla 60 yaş üstü kişilerde yüzde 53 daha düşük kardiyovasküler hastalık riskiyle ilişkili olduğunu buldu.
4. KAÇ TANE ŞINAV ÇEKEBİLİRSİNİZ?
Şınav çekmek de uzmanların önerdiği testlerden biri.
2019’da 1.500’den fazla orta yaşlı erkek üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, katılımcılar art arda ne kadar çok şınav çekerlerse kalp-damar hastalığından ölüm riskleri de o kadar azalıyor. Ondan az şınav çekmek, ortalamanın üzerinde kalp hastalığı riskine işaret ediyor.

5. ARKADAŞINIZIN ELİNİ SIKIN
Bir arkadaşınızdan nasıl el sıktığınızı ölçmenizi isteyin. Alternatif olarak, bir barfiks barına mümkün olduğu kadar uzun süre asılarak kavrama gücünüzü değerlendirin. Erkekler için 60 saniye, kadınlar için ise 30 saniye makul bir hedef.
2018 yılında BMJ’de yapılan bir araştırma, yalnızca 30 saniye boyunca asılabilen erkeklerin ve yalnızca 15 saniye boyunca asılı kalabilen kadınların erken ölüm riski ile karşı karşıya olduğu öne sürülüyor.
Hekimler genelde hastalarını selamlarken el sıkma testini fiziksel güçlerini ölçmek için kullanırlar. Araştırmalar da bunun güvenilir bir gösterge olduğunu doğruluyor. Örneğin, 2016 yılında University College London tarafından yaklaşık 7 bin kişiyi kapsayan araştırma, 17 yıllık çalışmanın başlangıcında kavrama gücü zayıf olanların, ortalamanın üzerinde erken ölüm oranına sahip olduğunu ortaya çıkardı. The Lancet’in 2015’te bildirdiğine göre de yaklaşık 140 bin kişiyle yapılan önceki bir araştırmanın analizi, zayıf kavrama kuvvetinin erken ölüm için yüksek tansiyondan daha doğru bir tahmin aracı olduğunu buldu.
6. 60 BASAMAK İÇİN NE KADAR ZAMAN HARCIYORSUNUZ?
60 basamaklı bir merdiven bulun ve bu merdivene tırmanmanızın ne kadar sürdüğünü hesaplayın.

2020’de Avrupa Kardiyoloji Derneği konferansında sunulan araştırma, orta yaşlı kişilerde bir dakikadan kısa sürede 60 adım çıkmanın güçlü kalp sağlığının ve önümüzdeki on yılda daha düşük ölüm riskinin göstergesi olduğunu buldu.
İspanya’daki Coruna Üniversite Hastanesi’nden Dr. Jesus Peteiro şu uyarıda bulundu: “Bu testi yapmanız bir buçuk dakikadan fazla sürüyorsa sağlığınız idealin altında demektir ve egzersiz yapmayı düşünmelisiniz.”
Çalışma, basamakları beklenenden uzun sürede çıkan kişilerin on yıl içinde ölüm riskinin yüzde 30 arttığını buldu.
7. TEK AYAK ÜZERİNDE DENGEDE DURABİLİR MİSİNİZ?
En sık kullanılan testlerden biri olmakla beraber beyin sağlığıyla ilgili bilgi verdiği de kabul edilir.
Ayakkabılarınızı ve çoraplarınızı çıkarın ve bir ayağınızın ön kısmını diğer alt bacağınızın yanına yerleştirin, kollarınızı yanınızda tutun ve bakışlarınızı dümdüz ileriye sabitleyin. Bu şekilde ne kadar süre dayanabileceğinizi ölçün. Bunu üç kez deneyin ve ortalama sürenizi puan olarak kullanın.

Geçen yıl 1.702 kişiyle yapılan küresel bir araştırmaya göre, yaşamlarının ortasından ilerisine kadar on saniye boyunca tek ayak üzerinde duramayan kişilerin önümüzdeki on yıl içinde ortalama ölüm riskinin diğerlerine göre neredeyse iki katı olduğu ortaya çıktı.
British Journal of Sports Medicine’ın raporuna göre, ortalama yalnızca iki saniye veya daha az süre durabilen kişilerin önümüzdeki 13 yıl içinde ölme olasılığı, on saniye veya daha uzun süre ayakta durabilenlere göre normalden üç kat daha fazlaydı.
Geçen yıl Japonya’daki Tsukuba Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, insanların denge testlerinde ne kadar iyi performans gösterirlerse hipokampuslarının da o kadar sağlam olduğunu bildirdi.
Bu, hafızayla ilişkili bir beyin bölgesidir ancak aynı zamanda dengemizde de rol oynar, bu yüzden bu kadar faydalı bir testtir.
]]>