MUHARREM AYI NE ZAMAN?
Muharrem ayı 7 Temmuz 2024 tarihinde başlayacak.
AŞURE GÜNÜ NE ZAMAN?
Aşure günü 16 Temmuz Salı günü başlayacak, 5 Ağustos 2024 tarihine kadar devam edecek.
MUHARREM AYINDA NE ZAMAN ORUÇ TUTULUR?
Muharrem ayı içerisinde oruç tutmak ise, müstehabtır. Bu ayın başında, sonunda veya ortasında yani 13, 14, 15’inci günlerinde ya da 9, 10 veya 10 ve 11’inci günlerinde oruç tutulabilir.
Ramazan orucu farz kılınınca Hz. Peygamber (s.a.s.), isteyenlerin âşûrâ orucu tutup isteyenlerin tutmayabileceğini belirtmiştir (Buhârî, Savm, 69; Müslim, Sıyâm, 113-126).

AŞURE GÜNÜ ORUÇ TUTULUR MU?
Resûlullah (s.a.s.) bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Ramazan’dan sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem’de tutulan oruçtur. Farz namazlardan sonra en faziletli namaz da gece namazıdır.” (Müslim, Sıyâm, 202-203; Ebû Dâvûd, Savm, 55; Tirmizî, Savm, 40)
Muharrem’in onuncu günü âşûrâ günüdür. Bu gün oruç tutmak da bazı âlimlere göre sünnettir (Serahsî, el-Mebsût, III, 92). Zira Resûlullah (s.a.s.), âşûrâ gününde oruç tutmuş ve bunu müslümanlara tavsiye etmiştir (Buhârî, Savm, 69).
Hz. Peygamberin (s.a.s.) yahudilere muhalefet için ertesi sene âşûrâ orucunu Muharrem’in dokuzuncu günü de tutacağını söylemesi (Ebû Dâvûd, Savm, 66); bu orucun Muharrem ayının dokuzuncu ve onuncu veya onuncu ve on birinci günlerinde tutulmasının daha doğru olacağına işaret etmektedir (Bkz. Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, IV, 52; Abdürrezzâk, el-Musannef, IV, 287).
Şu da bilinmelidir ki, Ramazan orucu farz kılınınca Hz. Peygamber (s.a.s.), isteyenlerin âşûrâ orucu tutup isteyenlerin tutmayabileceğini belirtmiştir (Buhârî, Savm, 69; Müslim, Sıyâm, 113-126).
MUHARREM AYININ ANLAMI NEDİR?
Muharrem Hicri takvime göre yılın birinci ayıdır. Muharrem Arapça bir kelime olup, kelime kökü itibarıyla “haram”dan türemiştir. Sözcük karşılığı, haram olan, yasaklanan anlamındadır. Araplar, İslamiyet öncesi dönemde (Cahiliye döneminde) dahi, kabile yaşantısının bencilliklerinden kaçınarak, Arabi ilk ay olan “muharrem” ayında birbirlerine savaş açmak gibi “yasaklanan” fiillerden kaçınır ve uzaklaşırlarmış.
Muharrem Matemi’nin amacı: Bu türlü acıların bir daha yaşanmaması için gerekli olan insanlık değerlerini ve Alevî öğretisini özümsemektir. Matem süresince bıçağa ve kesici aletlere el sürülmez, kurban kesilmez ve et yenmez. Matem boyunca hiçbir canlıya eziyet edilmez.
Kimsenin kalbini kırmamak, dili ile kimseyi incitmemek, kimse hakkında dedikodu yapmamak Mâtem Orucu’nun temel ilkesidir. Sağlığı yerinde olanlar oruç tutarlar. Matemden amaç, kendine eziyet yapmak değil, kötülük ve katliamların bir daha olmaması adına anmak ve unutmamaktır. Kerbelâ katliamında hasta olması nedeniyle İmam Zeynel Abidin’in kurtulması ve Ali’nin soyunun devam etmesi nedeniyle de Allah’a şükredilir. Bu nedenle Muharrem mâtemi, aşûre geleneği ile biter. 12 gün orucun ardından Aşûre Günü yapılır. 12 değişik malzemeden oluşan aşûre yenilir ve dağıtılır.
]]>
Bu hataları yapmayın
Oruç tutmak metabolizmayı yavaşlatmaz aksine yağ yakımını sağlar. Fakat iftar ve sahur arasında aşırı gıda tüketmek, dengesiz beslenmek, çok fazla rafine karbonhidrat ve rafine yağ tüketmek vücutta yağlanmaya ve kilo alımına neden olur. Sahur yapmadan, akşamdan yemek yiyip yatmak da kilo aldırır. Uzun süren açlıkların metabolizma hızını düşürdüğünü ve vücut yağ yapımına neden olduğunu düşünürsek, sahura kalkmadan oruca niyetlenmek buna yol açabilir. Metabolizma hızını artıran ve vücudu toksinlerden arındıran su, bedenimiz için çok önemli bir yere sahiptir. Günlük vücut su ihtiyacının, iftardan sahura kadar olan zaman zarfında karşılanamaması metabolizma hızını düşüreceğinden kilo alımına sebep olabilir. Ayrıca hareketsizlik ve uykusuzluk da metabolizma hızını yavaşlatır. Özellikle tatlıların miktarını fazla kaçırmak, sebze ve meyveye beslenme tablomuzda az yer vermek kilo alımını hızlandırır.
Nasıl beslenmek gerekir?
İftar ve sahur arası dönemde kalorilerin yüzde 70’ini bitkisel besinlerden, yüzde 30’unu organik hayvansal besinlerden gelmesi idealdir. İftar yemeklerinde uzun süren açlık sonrası gıda alımına ağırlık vermemek, porsiyonları küçük tutmak, yavaş yemek de gereksiz gıda alımının önlenmesine yardımcıdır. Yani iftarı hafif bir çorba ile açmak ve ardından sebze, protein kaynakları ve tam tahıllarla hazırlanmış bir ana öğün tüketmek hem tokluk hissini uzatır hem de aşırı kalori alımını önler. Sahurda ise gün boyu tok tutacak ve gerekli gıda maddelerini sağlayacak şekilde lif yönünden zengin tahıllar, protein, meyve ve sebze tüketimine ağırlık verilmelidir. Burada lif ağırlıklı beslenme oruç süresince açlık hissini baskılayacağı gibi sindirimi destekleyerek kalori alımını kontrol altında tutacaktır. Yeterli miktarda sıvı alımı da (özellikle su içmek) gereksiz kalori alımının önüne geçerek sağlığın korunmasına yardımcı olacaktır.

3 SORU CEVAP
1- Oruç şekeri ve tansiyonu düşürür mü?
Oruç esnasında kan şekeri bir miktar düşebilir ama hipoglisemi sınırlarına varmaz. Sahurda mutlaka dengeli ve yeterli beslenme şarttır. Sahurda glisemik indeksi ve glisemik yükü fazla rafine şekerden zengin gıdalar yemek kısa süre içerisinde kan şekerinin hızla düşmesine ve insülin salgılanmasına neden olur ve gereksizdir. Sahurda protein, sebze ve kaliteli yağ ağırlıklı bir diyet gün boyunca tok kalmayı sağlar. Tatlı meyveler, meyve suyu, baklava, sütlü tatlılar, beyaz undan yapılmış mamuller ve şeker tüketilmemelidir. Oruç esnasında çok fazla terleyip su kaybetmedikçe ve efor gerektiren sporlar yapılmadıkça tansiyonda düşüş olmaz. Açlık sırasında yükselen noradrenalin hormonu hem yağ yakar, hem de tansiyonun düşmesine engel olur.
2- Ülseri alevlendirir mi?
Oruç tutmak ülser ve gastriti alevlendirmez, mide ve bağırsak kanamasını artırmaz. Ülser hastaları sahurdan önce ilaçlarını kullanabilir ve gün boyu koruma sağlanmış olur. Ülser ve gastrite neden olan en yaygın faktörler Helicobacterpylori enfeksiyonu (mide mikrobu), antiromatizmal ve ağrı kesici ilaçların kullanılmasıdır. Sahurda çok fazla çay, kahve, asitli içecekle birlikte fazla miktarda kafein tüketimi ve çok fazla yemek de ülser ve gastritin alevlenmesine neden olabilir.
3- Vitamin almak gerekir mi?
Çeşitli, dengeli, yeterli, taze, temiz, organik, bütün, işlenmemiş besinler yeterli miktarlarda tüketilirse Ramazan’da vitamin ve mineral takviyesine gerek kalmaz. Bitkisel besinlerden sebzeler, yeşillikler, baklagiller, kuruyemişler ve meyveler hayvansal gıdalardan organik ve taze et, yumurta, balık ve süt ürünleri yeterli ve dengeli olmalıdır. Yüzde 70 bitkisel, yüzde 30 hayvansal ağırlıklı beslenmede vitamin almaya gerek yoktur. Çok fazla işlenmiş gıda, tatlı tüketimi söz konusu olursa vitamin takviyesi gerekecektir.
]]>İL İL İFTAR SAATİ
Yukarıdaki linkten il il iftar ve sahur vakitlerini görebilirsiniz. İller listesinden yaşadığınız ili seçerek, kendi ilinizin iftar saatini kontrol edebilirsiniz.
İSTANBUL İFTAR SAATİ
İstanbul’da Ramazan ayının ilk iftarı 19:23’de açılacak.
ANKARA’DA İFTAR SAATİ
Ankara’da bugün iftar saat 19:07’de açılacak.
İZMİR İFTAR SAATİ
İzmir’de iftar vakti saat 19:30 olarak belirlendi.

RAMAZAN ORUCU KİMLERE FARZDIR?
Akıllı, ergenlik çağına ulaşmış ve oruç tutmasına engel bir mazereti olmayan her Müslümanın Ramazan orucunu tutmas› farzdır.
2. Hangi hâllerde Ramazan Ayında oruç tutulmayabilir?
İslam dini, kişileri, güçleri nispetinde sorumlu tutmuş, güçlerini aşan veya sıkıntıya yol açan durumlarda kolaylaylaştırıcı hükümler getirmiştir. Aşağıdaki mazeretlere sahip kimselerin Ramazanda oruç tutmakla yükümlü olmayıp daha sonra kaza etmelerine veya yerine fidye vermelerine ruhsat tanınmıştır:
a) Yolculuk: Yolculuk, Ramazan ay›nda oruç tutmamak için ruhsat olarak kabul edilmiştir. Yolculuk esnasında tutulmayan oruçlar, daha sonra kaza edilir. Kur’an’da “Ey inananlar! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allâh’a karşı gelmekten sakınasınız diye, size de sayılı günlerde farz kılındı. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler, bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyilik yaparsa, o iyilik kendisinedir. Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha iyidir.” buyurulmaktadır.
Geceden oruç tutmaya niyetlenip de gündüzleyin yolculuğa çıkmak zorunda olan kimse yolculukta zorluk çekerse, daha sonra kaza etmek üzere orucunu bozabilir. Ancak orucunu tamamlaması daha uygundur. Hz. Peygamber, Mekke’nin fethi için sefere çıktığında oruçlu iken, Kedîd denilen yere varınca orucunu bozmuştur. Bu uygulama, sefere çıkınca orucun bozulabileceğini göstermektedir.
b) Hastalık: Oruç tuttuğu zaman, hastalığının artmasından veya uzamasından endişe edilen kimse ile, hastalığı sebebiyle oruç tutmakta zorlanan kişilerin Ramazan ayında oruç tutmayıp, iyileştikten sonra bunları kaza etmelerine izin verilmiştir. Yukarıda zikredilen âyet buna işaret etmektedir. Uzman bir hekim tarafından oruç tutması hâlinde hasta olacağı bildirilen kimse de hasta hükmündedir.
c) Hamilelik ve çocuk emzirme: Oruç tutmaları kendilerine veya çocuklarına zarar vermesi hâlinde, hamile kadınlar oruçlarını tutmayabilirler. Emzikli kadınlar da, sütlerinin kesilmesi ve çocuklarının zarar görebileceği durumlarda oruç tutmayabilirler. Hz. Peygamber buna müsaade etmiştir.
d) Zor ve meşakatli işlerde çalışmak: Oruç tuttuğu takdirde sağlığına bir zarar gelmesinden korkan kimse, orucunu tutmayabilir. Bu durumda olanlar, izinli
olduğu günler veya uygun zamanlarda tutamadıkları oruçları kaza ederler.
Bir zorunluluk olarak, ağ›r işlerde çalışmak zorunda olan kişiler oruçlu olarak çalıştıkları takdirde sağlıkları risk altında kalacaksa, Ramazan ayında tutamadıkları oruçlarını uygun bir zamanda kaza ederler.
e) Yaşlılık: Oruç tutamayacak kadar yaşlı olan kimseler, oruç yerine fidye verebilirler. Bakara sûresinin 184. âyetinde, bu şekilde olup da oruca
güç yetiremeyenlerin, oruç tutmayıp fidye vermeleri gerektiği hükme bağlanmıştır. iyileşme umudu olmayan hastalar da aynı hükme tabidir.
Orucun zamanı hangi vakitler arasındadır?
Oruç tutma zamanı tan yerinin ağarması (fecr-i sadık) ile başlar, güneşin batmasına kadar devam eder. Oruca başlamaya imsak, orucu açmaya ise iftar denir.
Akşamleyin yatmadan önce yemek yiyip oruç tutmaya niyet eden kişi gece uyandığnda henüz imsak vakti girmeden yemek yiyip su içebilir mi?
“İmsak”, sabah namazının girişini ve orucun başlayış vaktini ifade eder. Oruç tutacak kişinin bu andan itibaren yeme içmeye son vermesi gerekir. Ancak, oruca niyet zamanı ile oruca başlama zamanının çakışması şart olmadığı için daha önceden de niyet edilebilir. Bu itibarla, yatmadan önce yemek yiyip oruç tutmaya niyet eden kişi, geceleyin uyandığında imsak vaktine kadar yiyip içebilir.
]]>İL İL İFTAR SAATİ
Yukarıdaki linkten il il iftar ve sahur vakitlerini görebilirsiniz. İller listesinden yaşadığınız ili seçerek, kendi ilinizin iftar saatini kontrol edebilirsiniz.
İSTANBUL İFTAR SAATİ
İstanbul’da Ramazan ayının ilk iftarı 19.20’de açılacak.
ANKARA’DA İFTAR SAATİ
Ankara’da bugün iftar saat 19.04’de açılacak.
İZMİR İFTAR SAATİ
İzmir’de iftar vakti saat 19.27 olarak belirlendi.
ORUCUN ÇEŞİTLERİ
Hanefîler’e göre diğer ibadetler gibi oruç da farz, vâcip ve nâfile çeşitlerine ayrılır. Bu üçlü ayırım Hanefîler’in, dinen yapılması gerekli olan şeyleri farz ve vâcip şeklinde iki kademeli bir ayırıma tâbi tutmuş olması sebebiyledir. Diğer mezheplerde “vâcib” terimi ise her iki kategoriyi de içine alır. Nâfile ise farz ve vâcip dışında kalan dinî ödevlerin genel adıdır.
A) FARZ ORUÇ
Farz olan oruç denince, ramazan orucu kastedilir ve zaten tayin edilmiş, önceden belirlenmiş (muayyen) olan oruç da budur. Mazeretli veya mazeretsiz olarak tutulamadığı zaman, başka bir zaman kazâ edilmesi de aynı şekilde farzdır. Bunun dışında bir de kefâret olmak üzere tutulan oruç vardır. Ramazan orucunun bozulması sebebiyle tutulması gereken kefâret orucu yanında ayrıca, zıhâr, yanlışlıkla ve kaza ile adam öldürme, hacda ihramlı iken vaktinden önce tıraş olma (halk) ve yemin için tutulacak olan kefâret oruçları da farz oruç kapsamında değerlendirilmiştir.
Kefâret orucu, yapılan bir hatanın cezası veya telâfisi anlamını taşıdığından kişi için baştan belirlenmiş bir yükümlülük olmayıp, buna sebebiyet vermesi halinde gündeme gelebilen ârızî bir yükümlülük niteliğindedir. Bu bakımdan ramazan orucu “muayyen farz”, diğerleri ise “gayr-i muayyen farz” olarak nitelendirilir. Ramazan orucu sadece belirli bir vakitte, yani ramazan ayında tutulabilirken, diğerleri oruç tutmanın mubah olduğu her zaman tutulabilir. Ramazan orucunun kazası da istenilen mubah günlerde tutabilir. Fakat İmam Şâfiî’nin kazâya kalan orucun aynı yıl içerisinde kazâ edilmesi gerektiğine ilişkin görüşü de dikkate alınarak, herhangi bir sebeple kazâya kalan orucu mümkün olan en kısa zamanda tutmaya çalışmak uygun olur.
B) VÂCİP ORUÇ
Nezir (adak), kişinin dinen yükümlü olmadığı bir ibadeti yapmayı kendisi için bir yükümlülük haline getirmesidir. Kişi, oruç tutmayı adamışsa, bu adak orucunu tutması vâciptir. Adak adanırken, orucun tutulacağı gün belirlenmişse, meselâ falan ayın falan günü gibi, bu muayyen bir vâcip olur ve orucun belirlenen günde tutulması gerekir. Nezredilen itikâf orucu da belirli günde tutulacağı için muayyen vâcip sayılır.
Orucun tutulacağı gün belirlenmemişse gayr-i muayyen vâcip olur ve dilediği mubah bir günde tutabilir. Başlanmış nâfile bir orucun bozulması durumunda bunun kazâ edilmesi Hanefîler’e göre vâciptir. Mâlikîler ise kazânın farz olduğunu söylemişlerdir. Şâfiî’ye ve Mâlik’ten başka bir rivayete göre ise, nâfile orucun kazâsı gerekmez.
C) NÂFİLE ORUÇ
Farz ve vâcip olan oruçların dışında tutulan oruçlar nâfile oruç olarak isimlendirilir. Daha önce namaz çeşitlerini ele alırken belirttiğimiz gibi, nâfile, gereksiz anlamına değil, farz ve vâcip olanın dışında, kısaca gerekenin dışında yapılan anlamına gelir. Daha fazla sevap kazanmak maksadıyla yapıldığı için tabir câizse nâfile ibadet, bir bakıma fazla mesai yapmaktır. Nâfile oruçların sünnet, müstehap, mendup veya tatavvu olarak adlandırıldıkları da olur. Nâfile oruç, mubah olan tüm günlerde tutulabilir. Ancak bazı günlerde oruç tutmak daha faziletli görülerek bugünlerde oruç tutmak sünnet veya mendup kabul edilmiştir. Peygamberimiz’in sıklıkla oruç tuttuğu veya oruç tutulmasını tavsiye ettiği günler, kısaca oruç tutmanın mendup kabul edildiği belli başlı günleri görelim.
]]>KİMLER ORUÇ TUTAMAZ?
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından konu ile ilgili yapılan bilgilendirme şu şekilde;
İslam âlimleri bu ayet-i kerime ve ilgili hadislere dayanarak Ramazan orucunu tutmamayı mubah kılan mazeretleri şöylece sıralamışlardır:
1. Yolculuk: Ramazan’da sefer mesafesi (en az doksan km.) bir yere gitmek için yola çıkacak olan kimse, geceden oruca niyet etmeyebilir. Fakat niyet ettikten sonra gündüzün yolculuğa çıksa bu yolculuk esnasında meşru başka bir mazereti bulunmazsa orucunu bozmamalıdır. Başlanan bir ibadetin mazeret yoksa tamamlanması gerekir. Sefer bir mazeret olduğu için, eğer orucunu seferîliği başladıktan sonra bozarsa kendisine keffâret gerekmez, sadece kaza gerekir (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, III, 402-405).
2. Hastalık: Oruç tuttuğu zaman, hastalığının artmasından veya uzamasından endişe edilen kimse ile hastalığı sebebiyle oruç tutmakta zorlanan kişiler için, iyileştikten sonra kaza etmek üzere Ramazan ayında oruç tutmamalarına ruhsat tanınmıştır. Oruç tutması hâlinde hasta olacağı doktor tarafından bildirilen kimse de hasta hükmündedir.
3. Yaşlılık: Oruç tutamayacak kadar yaşlı olan kimseler, oruç tutmayıp yerine fidye verebilirler. Bakara sûresinin 184. âyetinde, bu şekilde olup da oruca güç yetiremeyenlerin, oruç tutmayıp fidye vermeleri gerektiği hükme bağlanmıştır. İyileşme umudu olmayan hastalar da aynı hükme tabidir.
4 İleri derecede açlık, susuzluk: Açlık veya susuzluk sebebi ile beden ve ruh sağlığının ciddi derecede zarar görmesi söz konusu olan kimse orucunu bozabilir. Sağlık şartları düzelmesi hâlinde bozulan oruç Ramazan’dan sonra kaza edilir.
Böyle bir kimsenin orucuna devam etmesi ölümüne sebep olacak nitelikte ise, orucunu açmaması yani oruca devam etmesi haram olur.
5. Zor ve meşakkatli işlerde çalışmak: Esas itibarıyla bir insanın ibadetlerini normal bir şekilde yapmasını engelleyecek zor ve ağır işlerde çalışması veya çalıştırılması doğru değildir. Ancak kişisel veya toplumsal zorunluluklar, bazılarının böyle işlerde çalışmalarını gerektirebilmektedir. Böyle durumda bulunan bir kişi, oruç tuttuğu takdirde sağlığına bir zarar gelmesinden korkuyorsa, orucunu tutmayabilir. Bu durumda olanlar, izin günlerinde veya müsait zamanlarda tutamadıkları oruçlarını kaza etmelidirler.
6. Gebe ve emzikli olmak: Oruç tuttuğu takdirde kendisinin veya çocuğunun zarar görmesi muhtemel olan gebe veya emzikli kadınlar da, sağlık durumu oruç tutmak için elverişli olmayanlar arasında değerlendirilmiştir. Bu durumda olanlar da oruç tutmayabilirler. Hatta zarar görme ihtimali kuvvetli ise tutmamaları gerekir. Durumları normale döndüğünde tutamadıkları oruçları kazâ ederler (Sahnûn, el-Müdevvene, I, 278-279; Şîrâzî, el-Mühezzeb, I, 328; İbn Kudâme, el-Kâfî, I, 433-434; Kâsânî, Bedâî’, II, 97).
Fakihler oruç tutmama ruhsatını Kur’an ve Sünnet’te zikredilen sebeplerle sınırlı tutmayı tercih etmiş, bunların ortak özelliği meşakkat olsa bile, her meşakkatli durumda oruç tutulmayabileceğini söylemekte temkinli davranmışlardır (İbn Kudâme, el-Kâfî, I, 433-436).
Ruhsata gerekçe olan hâl ortadan kalkınca tutulamayan oruçlar kaza edilir. İyileşmesi mümkün olmayacak şekilde hasta olmak, ya da aşırı yaşlı bulunmak gibi oruç tutmaya sürekli bir engelin bulunması hâlinde tutulamayan her oruç için bir fidye verilir. Bir oruç fidyesi bir fıtır sadakası miktarıdır. Bir fıtır sadakası ise, bir kimseyi orta hâllisi ile bir gün doyurabilecek yiyecek miktarı veya bunun parasal karşılığıdır.
]]>İL İL İFTAR SAATİ
Yukarıdaki linkten il il iftar ve sahur vakitlerini görebilirsiniz. İller listesinden yaşadığınız ili seçerek, kendi ilinizin iftar saatini kontrol edebilirsiniz.
İSTANBUL İFTAR SAATİ
İstanbul’da Ramazan ayının ilk iftarı 19.17’de açılacak.
ANKARA’DA İFTAR SAATİ
Ankara’da bugün iftar saat 19.02’de açılacak.
İZMİR İFTAR SAATİ
İzmir’de iftar vakti saat 19.25 olarak belirlendi.

ORUCUN ÇEŞİTLERİ
Hanefîler’e göre diğer ibadetler gibi oruç da farz, vâcip ve nâfile çeşitlerine ayrılır. Bu üçlü ayırım Hanefîler’in, dinen yapılması gerekli olan şeyleri farz ve vâcip şeklinde iki kademeli bir ayırıma tâbi tutmuş olması sebebiyledir. Diğer mezheplerde “vâcib” terimi ise her iki kategoriyi de içine alır. Nâfile ise farz ve vâcip dışında kalan dinî ödevlerin genel adıdır.
A) FARZ ORUÇ
Farz olan oruç denince, ramazan orucu kastedilir ve zaten tayin edilmiş, önceden belirlenmiş (muayyen) olan oruç da budur. Mazeretli veya mazeretsiz olarak tutulamadığı zaman, başka bir zaman kazâ edilmesi de aynı şekilde farzdır. Bunun dışında bir de kefâret olmak üzere tutulan oruç vardır. Ramazan orucunun bozulması sebebiyle tutulması gereken kefâret orucu yanında ayrıca, zıhâr, yanlışlıkla ve kaza ile adam öldürme, hacda ihramlı iken vaktinden önce tıraş olma (halk) ve yemin için tutulacak olan kefâret oruçları da farz oruç kapsamında değerlendirilmiştir.
Kefâret orucu, yapılan bir hatanın cezası veya telâfisi anlamını taşıdığından kişi için baştan belirlenmiş bir yükümlülük olmayıp, buna sebebiyet vermesi halinde gündeme gelebilen ârızî bir yükümlülük niteliğindedir. Bu bakımdan ramazan orucu “muayyen farz”, diğerleri ise “gayr-i muayyen farz” olarak nitelendirilir. Ramazan orucu sadece belirli bir vakitte, yani ramazan ayında tutulabilirken, diğerleri oruç tutmanın mubah olduğu her zaman tutulabilir. Ramazan orucunun kazası da istenilen mubah günlerde tutabilir. Fakat İmam Şâfiî’nin kazâya kalan orucun aynı yıl içerisinde kazâ edilmesi gerektiğine ilişkin görüşü de dikkate alınarak, herhangi bir sebeple kazâya kalan orucu mümkün olan en kısa zamanda tutmaya çalışmak uygun olur.
B) VÂCİP ORUÇ
Nezir (adak), kişinin dinen yükümlü olmadığı bir ibadeti yapmayı kendisi için bir yükümlülük haline getirmesidir. Kişi, oruç tutmayı adamışsa, bu adak orucunu tutması vâciptir. Adak adanırken, orucun tutulacağı gün belirlenmişse, meselâ falan ayın falan günü gibi, bu muayyen bir vâcip olur ve orucun belirlenen günde tutulması gerekir. Nezredilen itikâf orucu da belirli günde tutulacağı için muayyen vâcip sayılır.
Orucun tutulacağı gün belirlenmemişse gayr-i muayyen vâcip olur ve dilediği mubah bir günde tutabilir. Başlanmış nâfile bir orucun bozulması durumunda bunun kazâ edilmesi Hanefîler’e göre vâciptir. Mâlikîler ise kazânın farz olduğunu söylemişlerdir. Şâfiî’ye ve Mâlik’ten başka bir rivayete göre ise, nâfile orucun kazâsı gerekmez.
C) NÂFİLE ORUÇ
Farz ve vâcip olan oruçların dışında tutulan oruçlar nâfile oruç olarak isimlendirilir. Daha önce namaz çeşitlerini ele alırken belirttiğimiz gibi, nâfile, gereksiz anlamına değil, farz ve vâcip olanın dışında, kısaca gerekenin dışında yapılan anlamına gelir. Daha fazla sevap kazanmak maksadıyla yapıldığı için tabir câizse nâfile ibadet, bir bakıma fazla mesai yapmaktır. Nâfile oruçların sünnet, müstehap, mendup veya tatavvu olarak adlandırıldıkları da olur. Nâfile oruç, mubah olan tüm günlerde tutulabilir. Ancak bazı günlerde oruç tutmak daha faziletli görülerek bugünlerde oruç tutmak sünnet veya mendup kabul edilmiştir. Peygamberimiz’in sıklıkla oruç tuttuğu veya oruç tutulmasını tavsiye ettiği günler, kısaca oruç tutmanın mendup kabul edildiği belli başlı günleri görelim.
]]>İL İL İFTAR SAATİ
Yukarıdaki linkten il il iftar ve sahur vakitlerini görebilirsiniz. İller listesinden yaşadığınız ili seçerek, kendi ilinizin iftar saatini kontrol edebilirsiniz.
İSTANBUL İFTAR SAATİ
İstanbul’da Ramazan ayının ilk iftarı 19:15’de açılacak.
ANKARA’DA İFTAR SAAT KAÇTA?
Ankara’da bugün iftar saat 19:00’de açılacak.
İZMİR İFTAR VAKTİ
İzmir’de iftar vakti saat 19:23 olarak belirlendi.

RAMAZAN ORUCU KİMLERE FARZDIR?
Akıllı, ergenlik çağına ulaşmış ve oruç tutmasına engel bir mazereti olmayan her Müslümanın Ramazan orucunu tutmas› farzdır.
2. Hangi hâllerde Ramazan Ayında oruç tutulmayabilir?
İslam dini, kişileri, güçleri nispetinde sorumlu tutmuş, güçlerini aşan veya sıkıntıya yol açan durumlarda kolaylaylaştırıcı hükümler getirmiştir. Aşağıdaki mazeretlere sahip kimselerin Ramazanda oruç tutmakla yükümlü olmayıp daha sonra kaza etmelerine veya yerine fidye vermelerine ruhsat tanınmıştır:
a) Yolculuk: Yolculuk, Ramazan ay›nda oruç tutmamak için ruhsat olarak kabul edilmiştir. Yolculuk esnasında tutulmayan oruçlar, daha sonra kaza edilir. Kur’an’da “Ey inananlar! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allâh’a karşı gelmekten sakınasınız diye, size de sayılı günlerde farz kılındı. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler, bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyilik yaparsa, o iyilik kendisinedir. Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha iyidir.” buyurulmaktadır.
Geceden oruç tutmaya niyetlenip de gündüzleyin yolculuğa çıkmak zorunda olan kimse yolculukta zorluk çekerse, daha sonra kaza etmek üzere orucunu bozabilir. Ancak orucunu tamamlaması daha uygundur. Hz. Peygamber, Mekke’nin fethi için sefere çıktığında oruçlu iken, Kedîd denilen yere varınca orucunu bozmuştur. Bu uygulama, sefere çıkınca orucun bozulabileceğini göstermektedir.
b) Hastalık: Oruç tuttuğu zaman, hastalığının artmasından veya uzamasından endişe edilen kimse ile, hastalığı sebebiyle oruç tutmakta zorlanan kişilerin Ramazan ayında oruç tutmayıp, iyileştikten sonra bunları kaza etmelerine izin verilmiştir. Yukarıda zikredilen âyet buna işaret etmektedir. Uzman bir hekim tarafından oruç tutması hâlinde hasta olacağı bildirilen kimse de hasta hükmündedir.
c) Hamilelik ve çocuk emzirme: Oruç tutmaları kendilerine veya çocuklarına zarar vermesi hâlinde, hamile kadınlar oruçlarını tutmayabilirler. Emzikli kadınlar da, sütlerinin kesilmesi ve çocuklarının zarar görebileceği durumlarda oruç tutmayabilirler. Hz. Peygamber buna müsaade etmiştir.
d) Zor ve meşakatli işlerde çalışmak: Oruç tuttuğu takdirde sağlığına bir zarar gelmesinden korkan kimse, orucunu tutmayabilir. Bu durumda olanlar, izinli
olduğu günler veya uygun zamanlarda tutamadıkları oruçları kaza ederler.
Bir zorunluluk olarak, ağ›r işlerde çalışmak zorunda olan kişiler oruçlu olarak çalıştıkları takdirde sağlıkları risk altında kalacaksa, Ramazan ayında tutamadıkları oruçlarını uygun bir zamanda kaza ederler.
e) Yaşlılık: Oruç tutamayacak kadar yaşlı olan kimseler, oruç yerine fidye verebilirler. Bakara sûresinin 184. âyetinde, bu şekilde olup da oruca
güç yetiremeyenlerin, oruç tutmayıp fidye vermeleri gerektiği hükme bağlanmıştır. iyileşme umudu olmayan hastalar da aynı hükme tabidir.
Orucun zamanı hangi vakitler arasındadır?
Oruç tutma zamanı tan yerinin ağarması (fecr-i sadık) ile başlar, güneşin batmasına kadar devam eder. Oruca başlamaya imsak, orucu açmaya ise iftar denir.
Akşamleyin yatmadan önce yemek yiyip oruç tutmaya niyet eden kişi gece uyandığnda henüz imsak vakti girmeden yemek yiyip su içebilir mi?
“İmsak”, sabah namazının girişini ve orucun başlayış vaktini ifade eder. Oruç tutacak kişinin bu andan itibaren yeme içmeye son vermesi gerekir. Ancak, oruca niyet zamanı ile oruca başlama zamanının çakışması şart olmadığı için daha önceden de niyet edilebilir. Bu itibarla, yatmadan önce yemek yiyip oruç tutmaya niyet eden kişi, geceleyin uyandığında imsak vaktine kadar yiyip içebilir.
]]>HASTALIĞI UZATIR
Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turgay Çelik “Özellikle, yaşlılık, hamilelik ve emzirme gibi bazı özel sağlık durumlarında ve hastalıkların iyileşme dönemlerinde oruç tutma başka bir zamana ertelenebilir. Aksi durumda, orucun, sağlık durumunu kötüleştirebileceği veya hastalık dönemini uzatabileceği unutulmamalıdır” dedi.
İLACI SAATİNDE ALMAK HAYATİ
Hekimlerin hastanın ilacını “vücutta hastalığı tedavi edecek miktarda olmasını sağlayacak şekilde” yazdığını ifade eden Çelik, şunları söyledi:
– İlaç alım saatinin ertelenmesi, vücuttaki ilaç miktarını azaltır. Ramazanda, özellikle kalp, şeker, hipertansiyon, astım, tiroid, romatizma, kanser, epilepsi gibi kronik hastalıkları olan kişilerin ilaçlarını aksatmadan almaları hayati önem taşır. Kronik hastalığa bağlı sürekli ilaç kullanması gereken kişilerin, ilaç saatlerini değiştirirken mutlaka doktorlarına danışması gerekir.
– Bu durumlarda, öncelikle doktorunuzun sağlığınızın oruç tutmaya müsait olup olmadığını ortaya koyması gerekir. Doktorunuzun oruç tutmanıza izin vermesi halinde, ilaç saatleri onun önerisine göre planlanmalı ve sürdürülmelidir. Ayrıca, dengeli ve ölçülü beslenmeye ve yeterli sıvı almaya da özen gösterilmelidir
“DOKTORUNUZA DANIŞIN”
“Eğer hastalığınız tedavi edildiyse, daha iyi hale geldiyse, o zaman hekiminizle konuşarak, sahurda ve iftarda ilaçlarınızı kullanarak orucunuzu tutabilirsiniz” diyen Çelik, şunları kaydetti:
– Ancak oruç tutmak hastalığı artırıyorsa ve farklı hastalık belirtileri göstermeye başladıysa, kesinlikle oruç tutmayı ertelemek veya bırakmak gerekir. Günde 2 veya 3 defa alınan ilaçlarla süren tedavilerde, bunların yerini değiştirmek mümkün olmadığı için orucu bırakmak gerekir. İlaçlar belirli saatlerde, belirli aralıklarla alınmak zorundadır.
– Gün içinde alınan ilaç varsa veya sıkıntılar ortaya çıkmaya başladığında alınan ilaçlar varsa, o zaman oruç kesinlikle ertelenmeli veya bırakılmalıdır. Her şeye rağmen oruç tutma isteği var ise hekim kontrolünde hastalık durumu ve ilaç dozajı gözden geçirildikten sonra oruca başlanmalıdır.
“BEBEK GELİŞİMİNE ZARAR VERİYOR”
Hamileler ve emzirenlerin oruç tutmasına ilişkin de uyarılarda bulunan Prof. Dr. Çelik, “Hamileyseniz veya emziriyorsanız oruç tutmamalısınız. Oruç tutmayı doğum sonrasına veya emzirme dönemi sonrasına erteleyebilirsiniz. Çocuk ve kendisi için annenin, iyi ve gıda değeri yüksek besinleri alması ve su tüketmesi gerekir. Hamilelerin oruç tutmasının, bebek gelişimi üzerinde ciddi sağlık sorunları oluşturduğu değerlendirilmektedir. Anne-bebek sağlığı ve gelişimi için bu dönemlerde oruç mutlaka ertelenmelidir” ifadelerini kullandı.
Yine de oruç tutmayı tercih edenler için de önerilerde bulunan Çelik, şöyle devam etti:
– Doktor kontrolünde güneş batımı ile doğumu arasında gıda değeri yüksek yemek ve yeterli içecek almaya çok özen gösterilmesi gerekir. Özellikle, oruçlu dönemde aşırı fiziksel aktivitelerden uzak durmaya özen gösterilmelidir. Bu dönemde bebek hareketlerinde azalma, baş dönmesi, yorgunluk, bulantı veya kusma belirtileri gözlendiğinde oruç bırakılmalı ve hemen hekim kontrolü ve desteğine geçilmelidir. Bu arada hamilelik döneminde zaten iyi beslenme alışkanlıklarının sürdürülmesine özen gösterilmeli ve gerekirse ilgili uzman hekimlerden yardım alınmalıdır.
“ORUÇ TUTARKEN BUNLARI YAŞIYORSANIZ DOKTORA BAŞVURUN”
Oruç tutarken açlık nedeniyle rahatsızlık hissedilebileceğini ancak bazı durumların hastalık belirtisi olabileceğini belirten Prof. Dr. Çelik, şu durumlarda doktora başvurulması gerektiğini kaydetti:
* İstirahatle azalmayan yorgunluk, baş dönmesi varsa, düşük tansiyona bağlı olabilir.
* Bulantı, baş dönmesi ve odaklanma sorunu varsa, susuz kalmaya veya ve az sıvı alımına bağlı olabilir.
* Ramazan’da az sıvı alımına bağlı böbrek taşı oluşma riski ve belirtileri artabilir.
* Oruç sırasında kabızlık, kötü sindirim ve mide ekşimesi gibi belirtilerle sık olarak karşılaşılır. Bunların sıklığını azaltmak için sağlıklı ve doğru beslenme gerekir.
* Çoğu kişi oruç tutarken baş ağrısı ve migren gibi belirtilerin olduğunu belirtir: Bu belirtilerin geçmemesi ve artması halinde doktora başvurulmalı.
* Oruç sırasında aşırı spor ve fiziksel aktiviteden uzak durmak gerekir. Buna rağmen, spor yapılması gerekli ise günün sonunda hafif spor yapılması tavsiye edilir.
]]>
Vücudu arındırır
Oruç, vücudun toksinlerden arınmasına yardımcı olur. Sindirim sisteminin dinlenmesi, vücudun enerjisini onarım ve temizlik işlemlerine yönlendirmesini sağlar Bu süreç, vücuttaki toksik yükün azalmasını ve genel sağlık durumunun iyileştirilmesine katkıda bulunur. Oruç sırasında, normal beslenme rutininde sürekli alınan katkı maddeleri, koruyucular ve diğer potansiyel toksin kaynaklarının alımı durur. Bu durum, vücudun toksin birikimini azaltmasını ve doğal detoksifikasyon süreçlerini de daha etkili bir şekilde yapmasını sağlar. Vücut, enerjisini sindirimden ziyade toksinleri filtrelemeye ve atık maddeleri uzaklaştırmaya yönlendirir.
Kan şekerini düzenler
Oruç tutmak, kan şekerini düşürmeye ve insülin direncini azaltmaya yardımcı olur. İnsülin, kan şekerini düzenleyen ve hücrelerin glikoz alımını sağlayan bir hormondur. Oruç kan şekerinin sabit kalmasına ve Tip 2 diyabet riskinin azalmasına yardımcı olabilir.
Kalbi korur
Oruç, kalp sağlığını destekleyen faktörlerden iyi kolesterol olarak bilinen HDL kolesterolü artırırken, kötü kolesterol olan LDL ve kötü kolesterol gibi yüksekliği kalp-damar hastalıklarına yol açan trigliserid oranlarında düşüş sağlar.
Bağışıklığı güçlendirir
Oruç, vücudun savunma mekanizmalarını iyileştirerek, enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı daha dirençli hale gelmesine yardımcı olur. Vücutta inflamasyonu (iltihaplanma) azaltır. Kronik inflamasyon, birçok hastalığın kökeninde yer alır ve bağışıklık sisteminin aşırı çalışarak yorulmasına yol açabilir. Oruç, inflamasyonla ilişkili hastalıkların riskini düşürür ve bağışıklık sisteminin daha etkili çalışmasını sağlar. Vücudun eski veya hasarlı bağışıklık hücrelerini atıp, yeni hücreler üretmesine yardım eder Bu yenilenme süreci, bağışıklık sisteminin daha genç ve dinamik bir yapıya kavuşmasını sağlayarak, enfeksiyonlara karşı daha etkili bir yanıt verilmesine imkan tanır. Oruç, bağırsak mikrobiyomunu iyileştirebilir. Sağlıklı bir bağırsak mikrobiyomu, bağışıklık sisteminin sağlığı için kritik öneme sahiptir çünkü bağışıklık hücrelerinin büyük bir kısmı bağırsaklarda bulunur. Daha çeşitli ve dengeli bir mikrobiyom, bağışıklık fonksiyonunu destekleyerek vücudu mikroplara karşı korur.
Kilo verdirir
Oruç, vücudun yağ depolarını enerji olarak kullanmasını teşvik eder. Normalde, vücut enerji için öncelikle glikozu kullanır. Ancak, uzun süreli açlık dönemlerinde glikoz depoları tükendiğinde, vücut enerji üretmek için yağ asitlerine ve keton cisimlerine yönelir. Keton cisimleri, beyin dahil olmak üzere birçok organ tarafından yüksek etkinlikle kullanılabilen alternatif enerji kaynaklarıdır. Vücutta harekete geçen yağ hücreleri yağ yakmayı sağlar. Aynı zamanda alınan gıdaları hızlı bir şekilde enerjiye çevirmesi de yağ yakım oranını artırır. Üstelik oruç bu faydayı, sağlıklı bir yoldan yapmış olur. Oruç tutmanın bedene faydaları sayesinde ideal kiloya ulaşmak daha da kolaylaşır.

Beyni canlandırır
Oruç, beyinde nöroplastisiteyi yani yenilenmeyi artırır. Bu, beyin fonksiyonunu optimize etmeye ve beynin hastalıklara karşı direncini artırmaya yardımcı olur. BDNF, mevcut nöronların hayatta kalmasını destekleyen, yeni nöron ve bağlantılarının büyümesini teşvik eden bir proteindir. Oruç, BDNF seviyelerini artırır, bu da bilişsel işlev, öğrenme ve hafızada iyileşmeye olanak sağlar. Bazı çalışmalar, orucun hipokampusta (öğrenme ve hafıza ile ilişkilendirilen beyin bölgesinde) yeni nöronların büyümesini teşvik edebileceğini göstermektedir. Oruç, beyinde de inflamasyonu (iltihaplanma) azaltır. Kronik inflamasyon; Alzheimer, Parkinson ve Multiple Skleroz (MS) gibi çeşitli nörolojik hastalıklarla ilişkilidir.
Hücreleri onarır
Oruçla vücuttaki hücreler otofaji adı verilen hücresel bir işlemi başlatır. Bu işlem, hücrelerin parçalanması ve zaman içerisinde hücrelerde oluşan ölü ya da işlevsiz proteinlerin atılmasını sağlar. Böylelikle hücreler yenilenir. Otofaji oranının artması kanser ve Alzheimer gibi hastalıklara yakalanma riskini azaltabilir.
]]>BERAT KANDİLİ NE ZAMAN?
Berat Kandili Hicri takvimine göre Şaban oranları 14. sırada yer alıyor. Bu yıl bu tarih 24 Şubat Cumartesi gününe denk geliyor.
BERAT KANDİLİ NE ZAMAN ORUÇ TUTULUR?
Eyyâm-ı biyd (aydınlık günler) ayın en parlak olduğu hicri ayların 13, 14 ve 15. geceleridir (bkz. Buhârî, Savm, 60; Nesâî, Sıyâm, 84 [2432]). Ay bu gecelerde tam olarak görülmediği ve geceleri onun daha çok aydınlatıldığı için bu isim verilmiştir. Resûlullah (sas), her ayın bu işlerini oruç tutmayı tavsiye etmiş (Ebû Dâvûd, Savm, 68 [2449]; Tirmizî, Savm, 54 [761]) ve o günlerde oruç tutmanın senenin tüm günlerini oruçlu yaşadığını belirtmiştir (Ebû Dâvûd, Savm, 68 [2449]; İbn Mâce, Sıyâm, 29 [1707]).

KANDİL GECESİ ORUÇ TUTULUR MU?
Hz. Peygamber (sas), “Şaban’ın ortasında (Berat gecesi) ibadet ediniz, gündüz oruç tutunuz. Allah, o geceki olayların batmasıyla dünya semesine (rahmeti ile) tecelli eder ve fecir doğana kadar, ‘Yok mu benden af isteyen onu affedeyim, yok mu benden rızık isteyen ona rızık ver, yok mu bir musibete uğrayan ona afiyet olsun, yok mu başka bir şey istiyorum…’ buyurur.” (Bkz. Tirmizî, Savm, 39; İbn Mâce, İkâmet’u-Salat, 191) demiştir. Diğer taraftan Hz. Peygamber (sas), Zilhicce’nin ilk dokuz günü (Ebû Dâvûd, Savm, 62; Tirmizî, Savm, 52), pazartesi ve perşembe günleri, âşûrâ ve arefe günü oruç tutarları (Müslim, Sıyâm, 196, 197; İbn Mâce, Sıyâm) ), 41,42), pazartesi orucunu soranlara; “Bugün benim doğduğum, Peygamber olarak gönderildiğim ve Kur’an’ın bana vahyedildiği.” (Müslim, Sıyâm, 198) diye cevap verirdi.
Bu ve benzeri rivayetlere dayanarak bazı İslam alimleri dini açıdan faziletli sayılan diğer gün ve gecelerin ibadetle ihyasının müstehap olduğunu söylemişlerdir.
BERAT KANDİLİ ANLAM VE ÖNEMİ
Berat verilir; silinip, beri olmak, suçluların kaybolması demektir. Berat ve beraet, beri olmak, aklamak, temiz ve suçsuz çıkmak demektir. Mü’minlerin bu gece günah yüklerinden kurtulup, ilahî bağışa ermeleri umulduğu için, sözlük manasına uygun olarak “Berat Gecesi” denilmiştir.Bu geceyi ibadet ve taatle geçirmenin çok sevabi ve feyzi vardır.
Bu konuda Resul-u Ekrem şöyle buyurmuştur: “Şaban bayramının beşinci gecesi olduğu zaman, gecesinde ibadete kalkın. Ve o gecenin gündüzünde (şaban ertesinde dördüncü günde) oruç tutunuz. Çünkü o gece güneş batınca Allah Teala o andan fecir sonuna kadar: ‘Benden mağfiret dileyen yok mu, onu mağfiret edeyim. Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım. (Bir belâ ile) müptelâ olan yok mu, ona özgürlük verilebilirim’ buyurur.” (İbn Mâce)
Ayrıca Berat gecesi, Kuran-ı Kerimin Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Buna inzal denir. Kadir gecesinde ise Peygambere ilk kez ve parça parça indirilmeye başlandı. Buna da tenzil denir.
]]>BERAT KANDİLİ NE ZAMAN?
Berat Kandili Hicri takvimine göre Şaban topraklarında 14. sırada yer alıyor. Bu yıl bu tarih 24 Şubat Cumartesi gününe denk geliyor.
BERAT KANDİLİ NE ZAMAN ORUÇ TUTULUR?
Eyyâm-ı biyd (aydınlık günler) ayın en parlak olduğu hicri ayların 13, 14 ve 15. geceleridir (bkz. Buhârî, Savm, 60; Nesâî, Sıyâm, 84 [2432]). Ay bu gecelerde tam olarak göründüğü ve geceleri her zamankinden daha çok aydınlattığı için bu isim verilmiştir. Resûlullah (s.a.s.), her ayın bu günlerinde oruç tutmayı tavsiye etmiş (Ebû Dâvûd, Savm, 68 [2449]; Tirmizî, Savm, 54 [761]) ve o günlerde oruç tutmanın senenin tüm günlerini oruçlu geçirmek gibi olduğunu belirtmiştir (Ebû Dâvûd, Savm, 68 [2449]; İbn Mâce, Sıyâm, 29 [1707]).

KANDİL GECESİ ORUÇ TUTULUR MU?
Hz. Peygamber (sas), “Şaban’ın ortasında (Berat gecesi) ibadet ediniz, gündüz oruç tutunuz. Allah, o geceki olayların batmasıyla dünya semesine (rahmeti ile) tecelli eder ve fecir doğana kadar, ‘Yok mu benden af isteyen onu affedeyim, yok mu benden rızık isteyen ona rızık ver, yok mu bir musibete uğrayan ona afiyet olsun, yok mu başka bir şey istiyorum…’ buyurur.” (Bkz. Tirmizî, Savm, 39; İbn Mâce, İkâmet’u-Salat, 191) demiştir. Diğer taraftan Hz. Peygamber (sas), Zilhicce’nin ilk dokuz günü (Ebû Dâvûd, Savm, 62; Tirmizî, Savm, 52), pazartesi ve perşembe günleri, âşûrâ ve arefe günü oruç tutarları (Müslim, Sıyâm, 196, 197; İbn Mâce, Sıyâm) , 41,42), pazartesi orucunu soranlara; “Bugün benim doğduğum, Peygamber olarak gönderildiğim ve Kur’an’ın bana vahyedildiği.” (Müslim, Sıyâm, 198) diye cevap verirdi.
Bu ve benzeri rivayetlere dayanarak bazı İslam alimleri dini açıdan faziletli sayılan diğer gün ve gecelerin ibadetle ihyasının müstehap olduğunu söylemişlerdir.
BERAT KANDİLİ ANLAM VE ÖNEMİ
Berat verilir; silinip, beri olmak, suçluların kaybolması demektir. Berat ve beraet, beri olmak, aklamak, temiz ve suçsuz çıkmak demektir. Mü’minlerin bu gece günah yüklerinden kurtulup, ilahî bağışa ermeleri umulduğu için, sözlük manasına uygun olarak “Berat Gecesi” denilmiştir.Bu geceyi ibadet ve taatle geçirmenin çok sevabi ve feyzi vardır.
Bu konuda Resul-u Ekrem şöyle buyurmuştur: “Şaban bayramının beşinci gecesi olduğu zaman, gecesinde ibadete kalkın. Ve o gecenin gündüzünde (şaban ertesinde dördüncü günde) oruç tutunuz. Çünkü o gece güneş batınca Allah Teâlâ o andan fecir sonunaya kadar: ‘Benden mağfiret dileyen yok mu, onu mağfiret edeyim. Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım. (Bir belâ ile) müptelâ olan yok mu, ona özgürlük verebilirim’ buyurur.” (İbn Mâce)
Ayrıca Berat gecesi, Kuran-ı Kerimin Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Buna inzal denir. Kadir gecesinde ise Peygambere ilk kez ve parça parça indirilmeye başlandı. Buna da tenzil denir.
]]>ŞABAN AYI NE ZAMAN?
Şaban ayı 11 Şubat Pazar günü başladı, 10 Mart gecesi sona erecek. Ardında 11 Mart günü Ramazan ayı başlayacak.
ŞABAN AYINDA ORUÇ TUTULUR MU?
Din alimleri tarafından Şaban ayının on beşinci gün olan berat gününün orucuna rağbet edilmesi gerektiği belirtilir.
Hz. Peygamber (s.a.v.) bir hadislerinde; “Şaban ayının yarısı (Beraat gecesi) gelince; gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz. Şüphesiz ki Allah, o gece güneşin batmasıyla dünya semasına iner ve şöyle der: Benden af dileyen yok mu? Onu affedeyim! Rızık isteyen yok mu? Rızık vereyim! Şifa dileyen yok mu? Şifa vereyim!” buyurdu. (Sünen-i ibn Mace, İkâmetü’s-Salât, 191).
Bir başka hadislerinde ise; “Allah Teâlâ, Şabanın on besinci gecesi (Beraat gecesi) tecelli eder ve anababaya asî olanlarla Allah’a ortak koşanlar dışında bütün kullarını bağışlar” buyurdu. (Sünen-i ibn Mace, İkâmetü’s-Salât, 191).
Peygamber Efendimiz, bu ayda mümkün olduğu kadar oruç tutardı. Hz. Âişe, O’nun bu davranışını şu sözleriyle ifade eder: “Rasûlüllah’ın (s.a.s) Şaban ayındaki kadar çok oruçlu olduğu bir ay görmedim” (Tecrid-i Sarîh Tercümesi, IV, 295).
Recep ve Şaban aylarında ise; Hz. Peygamberin (s.a.s.) diğer aylara oranla daha fazla nafile oruç tuttuğu, ancak Ramazan’ın dışında hiçbir ayın tamamını oruçlu geçirmediği hadis kaynaklarında yer almaktadır (Buhârî, Savm, 52-53; Müslim, Sıyâm, 173-79).
Bu itibarla, Recep ve Şaban aylarının aralıksız olarak oruçlu geçirilmesinin dinî bir dayanağı yoktur. Kişi, sağlığı müsait olup güç yetirdiği takdirde bu aylarda dilediği kadar nafile oruç tutabilir.

ŞABAN AYINDA EDİLEBİLECEK DUALAR
Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin.
Allahım, şayet ismimi Saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi Şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, “Allah dilediğini siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz O’nun katındadır.”
ŞABAN AYININ ÖNEMİ
Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam diğer aylara göre bu ayda daha çok ibadet ve taatte bulunurlardı.
“Şaban benim ayımdır.”
“Şaban günahları temizleyendir” buyurarak kadrini yüceltirdi.
Receb ayı geldiği zaman da “Allahım, Receb ve Şaban (ayını) bize mübarek ve bereketli kıl” buyururdu.
Böylece dua ve niyazlarında bu ayların kudsiyetini dile getirmişlerdir.
Peygamberimizin Şaban ayına gösterdiği bu hürmetin bir sebebi de devamında gelecek olan Kur’ân ayı olan Ramazan’dan dolayı idi. Hz. Enes’in rivayetine göre, Peygamberimizden sual ederler:
“Ya Resulallah, Ramazan’dan başka en faziletli oruç ayı hangi aydadır?”
Bu soruya Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam,
“Ramazan’ı tazim için (Ramazan hürmetine) Şâban’da tutulan oruçtur” cevabını
]]>