“PLANLANMIŞ BİR OLAYDIR, NASIL YAPTIKLARI BELLİDİR”
Baba Cantürk Erzen ifadesinde, “Olaydan önce, 10-15 dakika önce, oğlum Yunus Emre ile telefonla konuşmuştum ama bu olayla ilgili konuşmadım. Kredi kartına para yatırması için aramıştım. Sosyal medya paylaşımımla ilgili herhangi bir konuşmamız olmadı. Bana isteselerdi parayı almak için ulaşıp alırlardı. İsteseler beni arayabilirlerdi. Benim telefon 24 saat açıktır. Benden alacakları varsa şimdi de ödemeye hazırım. Planlanmış bir olaydır. Nasıl yaptıkları bellidir” dedi.

MAHKEMEDE OLAY ANI İZLENİNCE ANNE GÖZYAŞLARINI TUTAMADI
Anne Solmaz Erzen ise oğlunun acımasızca katledildiğini belirterek sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti. Anne Erzen’in talebi üzerine duruşma salonunda olay anına ait güvenlik kamera görüntüsü izletildi. O anlarda anne Solmaz Erzen gözyaşlarına hakim olamadı.
AVUKATLAR ARASINDA TARTIŞMA
Tutuksuz sanıklardan biri, şikayetçi avukata şov yaptığını söyleyince avukatlar arasında sözlü tartışma çıktı. Baba Cantürk Erzen’in sanık avukatlarına bağırması üzerine mahkeme başkanı duruşmaya 10 dakika ara verdi.
“YUNUS EMRE’Yİ ENGELLEMEK İÇİN 4 KURŞUNU AYAKLARINA DOĞRU SIKTIM”
Tutuklu sanık Tarık Özer, şunları söyledi:
* “Yaşanan olaydan dolayı çok üzgünüm. Ölenler içinde üzgünüm keşke yaşanmasaydı. Olaydan dolayı çok pişmanım. Olayda tasarlama söz konusu değildir. Bir anda gelişen bir olaydı.
* Oraya gitmemin sebebi; Cantürk’ün sosyal medya hesabından yapmış olduğu hakaret içerikli sözleri nedeniyle gittik. İlk girdiğimiz anda, konuşmak için gittiğimiz için konuştuk. Olay başlayınca oğlumun baba demesinin üzerine babalık içgüdüsüyle, oğluma zarar geldi düşüncesiyle hareket ettim. Yunus Emre’nin silahını çıkartıp kardeşimi vurmasıyla olay başladı. Oğlumu ve kardeşimi koruma içgüdüsüyle hareket ettim. Ne olduysa bir anda oldu.
* Olay nedeniyle pişmanım. Öldürmek gibi bir niyetim yoktu. Emre’yi engellemek için 4 kurşunu ayaklarına doğru sıktım. Yunus Emre’yi kardeşim gibi severdim. Cantürk, o akşam çok hakaret etti sosyal medyada. Eminim ki Cantürk alkolsüz kafayla olsa bunları yapacak biri değildir.
* Kaçmak gibi bir niyetim olsa kendim gidip teslim olmazdım. Kötü insanlar değiliz, iş insanıyız. Bu zamana kadar şiddet içeren bir olaya karışmadım.”

“SANIKLARIN PASAPORTU ARACIN İÇERİSİNDE ÇIKMIŞTIR, BU KAÇACAKLARINI GÖSTERMEKTEDİR”
Erzen ailesi avukatı Kerim Bahadır Şeker, “Olayda herhangi bir meşru müdafaa söz konusu değildir. Meşru müdafaanın koşulları arasında saldırı olmalı, savunma olmalı, orantılılık olmalı ve araçların eşitliği olmalı. Bu olayda bunların hiçbiri yoktur. Haksız tahrik de söz konusu değildir. Sanıkların pasaportu aracın içerisinde çıkmıştır. Bu kaçacaklarını göstermektedir. Meydana gelen olayda sanıklar lehine takdiri indirim nedenlerinin de uygulanmaması suretiyle en ağır şekilde cezalandırılmalarını istiyoruz” diye konuştu.
“OLAYDA TASARLAMA SÖZ KONUSU DEĞİLDİR”
Sanık avukatı Büşra Bayraktar ise, “Olayda tasarlama söz konusu değildir. Tasarlama için aranılan sebat etme olgusu dosyada yoktur. Müvekkilimizin beraat edeceğini düşünüyoruz. Tahliyesine karar verilmesini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.
DURUŞMA 12 TEMMUZ’A ERTELENDİ
Mahkeme heyeti, sanıklar Tarık Özer, Murat Özer, Azat Özer ve Servet Özer’in tutukluluk halinin devamına karar verdi. Heyet, 5 tutuksuz sanığın imza atma şeklinde adli kontrollerinin kaldırılmasına, yurt dışı çıkış yasaklarının ise devamına hükmetti.

İDDİANAME
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, tutuklu sanıklar Tarık Özer, Murat Özer, Azat Özer ve Servet Özer’in, Yunus Emre Erzen’e yönelik “tasarlayarak kan gütme saikiyle kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Batuhan Bayındır’a yönelik “kasten öldürme” suçundan müebbet, Yusuf Erzen’e yönelik “tasarlayarak kan gütme saikiyle kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan 13 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi.
Sanıkların ayrıca, “kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etmek veya patlayıcı madde kullanmak” suçundan 6’şar aydan 3’er yıla kadar, “ruhsatsız silah bulundurmak” suçundan da 1’er yıldan 3’er yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. İddianamede, tutuksuz sanıklar Adem Kılıç, Erdal Adıyaman, Ercan Topçu, Vedat Erkin, Nimetullah Özer, Hüsamettin Ahmetoğlu’nun da “suçluyu kayırma” suçundan 6’şar aydan 5’er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları gerektiği belirtildi.
]]>Cem Mert Özer, hafta sonu ailesi ile gezmek için sahile gitti. Özer, kızına bir şeyler almak için büfeye yöneldiği sırada pitbull cinsi bir köpeğin saldırısına uğradı.
EVDE İYİLEŞMEYİ BEKLİYOR
Köpek, Özer’in sol bacağından ısırdı. Özer, kurtulmak için bir süre köpekle boğuştuktan sonra kurtulmayı başardı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, yaralı kişiyi ambulans ile Esenyurt Devlet Hastanesi’ne götürdü. Bacağına 28 dikiş atıldıktan sonra yürüyemeyen Cem Mert Özer, evde iyileşmeyi bekliyor.
“GIRTLAĞIMA SALDIRMAYA ÇALIŞTI”
Yaşadıklarını anlatan Cem Mert Özer, “Kızım bir şeyler istedi. Cüzdanımı aldım, Allah’tan kızımı annemlerin yanına bırakmıştım. Büfeye doğru yürümeye başladım. Uzaktan beyaz büyük bir köpek fark ettim. Zinciri de uzundu. Köpeğin etrafında bazı kişiler uyuşturucu madde alıyorlardı. Ben yaklaşınca köpeğin zincirini biraz daha saldılar. Ben yaklaştıkça köpek havlayama ve hırlamaya başladı, ağızlığı da yoktu. Ben geri geri gitmeye başlayınca bir anda fırladı ve arkamdan yakaladı. Yerdeki boğuşmadan sonra üstüme geldi. Gırtlağıma saldırmaya çalışınca can havliyle vurarak köpeği sersemlettim. Sonra sol bacağımı kaptı ve çenesiyle dönmeye başladı. Ben yine can havliyle sağ ayağımla vurarak uzaklaştırmaya çalıştım. Yine kurtuldum ama bu seferde sol baldır içinden yakaladı” dedi.

“KÖPEKLE 7-8 DAKİKA BOĞUŞTUM”
Etraftaki vatandaşların yardım etmek istediğini söyleyen Özer, “Saldırgan vahşi köpek olunca yardım edemediler. 7-8 dakikalık boğuşma sonucu bir şekilde kendimi kurtardım. Olay yerinde hemşire olduğunu söyleyen bir kişi vardı, ilk müdahalemi o yaptı. Köpeği bu büfenin sahibi bile isteye üzerime saldı. Çünkü büfenin kepengi yarımdı köpeği salar almaz kepengi kapattı. Yanımda çocuğum olsa çocuğumu parçalasaydı bunun hesabını kim verecekti” diye konuştu.
“POLİSLER ŞİKAYETÇİ OLMAM KONUSUNDA YARDIMCI OLMADI”
Özer, “Olay yerine devriye ekibi geldi. Ben yerde yatarken ‘köpeği kaçırıyorlar, müdahale edin’ dedik. Polis ekipleri olay yerine gitmedi. Sonra gittiler geri geldi polisler ‘oranın köpeği değilmiş’ dediler. Biz video kaydı alarak köpeğin orada olduğunu söyledik. Polisler şikayetçi olmam konusunda yardımcı olmadılar. Bu büfenin ilk vukuatı değilmiş.” ifadelerini kullandı.
“BEN PARÇALANAN 6’NCI KİŞİYMİŞİM”
Köpeğin daha önce de 5 kişiye saldırdığını söyleyen Cem Mert Özer, “Ben parçalanan 6’ncı kişiymişim, benden önce 5 kişiyi daha parçalamış. Buradan sayın İstanbul Valimizden ricam; hepimizin malı ve canı onun güvencesinde. Biz devletimizden bu uyuşturucu bağımlısı kişilerin esnaflık yapmasını istemiyoruz. Zevk için insanlara köpek saldırtmasını istemiyoruz. Bacağımda 27-28 dikiş var. Yara çok büyük olduğu için köpek yarasına doktorlar normalde dikiş atılmadığını söyledi. Yaralarım büyük olduğu için mikrop kapmaması için bu sıklıkta dikiş atıldı. Yaralarım normalde plastik cerrahi gerektiriyormuş” diye konuştu.
]]>İzmir’de geçen yıl 30 Haziran’da 19 yaşındaki Yusuf İslam Koçak, makas atarak ilerlediği yolda Özcan Özer (57) yönetimindeki, içinde 11 kişinin bulunduğu otomobile yandan çarptı.
Özer’in kontrolünü yitirdiği otomobil, refüjü aşarak, karşı yönden gelen İsmail Akdar’ın kullandığı yolcu minibüsüyle çarpıştı.
Kazada sürücü Özcan Özer, aracında bulunan Sibel Özer (54), Şengül Akbaş (64), sürücünün oğlu Ali Alperen Özer (18) ile minibüste yolcu olan Mustafa Kemal Karaca (86) yaşamını yitirdi. Kazada 20 kişi ise yaralandı
KAZA ANI ANBEAN GÖRÜNTÜLENDİ
Kaza anı ise bir otomobilin araç kamerasına yansıdı. Görüntüde, hafif ticari aracın Özcan Özer’in kullandığı otomobile hızla yandan çarptığı, çarpmanın şiddetiyle kontrolden çıkan otomobilin refüjü aşıp, karşı yöne geçerek minibüsle çarpıştığı anlar yer aldı.
Kazada otomobile çarptıktan sonra hızla uzaklaşan hafif ticari aracın sürücüsü Yusuf İslam Koçak, yakalanıp, gözaltına alındı. Koçak, sorgusunda, önündeki bir aracı sollarken direksiyon hakimiyetini kaybettiğini söyledi.
“MAKAS ATARAK ARAÇ KULLANMADIM”
Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Koçak tutuklandı. Koçak’ın ifadesinde şunları söyledi:
“Ticari aracımla sağ şeritte seyir halindeydim. Önümdeki servis aracını sollamak için sinyalimi yaktım. Sola geçtikten sonra önümdeki aracı ilk önce görmemiştim. Gördükten sonra panik yaptım. Hemen sağ seride geçtim.
Bu sırada direksiyon hakimiyetini kaybettim, sağdaki bariyerlere çarptım. Çarpmanın etkisiyle araç tekrar sol seride doğru gitmeye başladı. Soldaki araca çarpmamak için direksiyonu tam sağa kırdım. Buna rağmen kullandığım araç, otomobile yandan çarptı.
Sollamaya çıktığım sırada aracımın hızı hatırladığım kadarıyla 70-80 km civarındaydı.
Olay yerinden korktuğum için hızlıca uzaklaştım. Daha sonra kazayı yakınlarıma haber verdim. Avukatım ile jandarma karakoluna müracaatta bulundum. Ben kesinlikle makas atarak araç kullanmadım. Böyle bir kazaya sebep olduğum için pişmanım” dedi.
KUSUR TİCARİ ARAÇ SÜRÜCÜNDE
Kazayla ilgili çıkan tespit tutanağında ise otomobil sürücüsü Özcan Özer ile minibüs şoförü İsmail Akdar’ın kusursuz olduklarının belirlendiği, tüm kusurun ticari araç sürücüsü Yusuf İslam Koçak’ta olduğu kaydedildi. Tutanakta şu ifadelere yer verildi:
“Bu kazanın oluşumunda 35 ADF 564 plakalı araç sürücüsü Yusuf İslam Koçak’ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda yer alan 46/2C maddesini içeren aksine bir işaret bulunmadıkça trafiği aksatacak veya tehlikeye düşürecek şekilde şerit değiştirmek maddesini ihlal ettiği, diğer araç sürücülerinin bu kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığı kanaatine kaza yeri incelemesi, sürücü beyanı ve kamera kayıtları neticesinde varılmıştır.”
Ayrıca yapılan kontrolde, Koçak’ın alkolsüz olduğunun tespitine de tutanakta yer verildi.
İDDİANAME HAZIRLANDI
Ticari aracın sürücüsü Yusuf İslam Koçak için ‘bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan toplam 22,5 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı. Ağır Ceza mahkemesi, iddianameyi kabul etti. Özer ve Akbaş ailelerin avukatı Aykut Dikencik, “Bu gibi kazaların tekrarlanmaması için mahkemenin sanığa en ağır cezayı vermesi hususunda ciddi olarak mücadelemize devam edeceğiz” dedi.
]]>İddianamede, sanığın her iki cinayeti ağır haksız tahrik altında işlediği, cinayet öncesi eşi ve eşinin sevgilisi olan kuzeninin aralarındaki gönül ilişkisinin açığa çıkması üzerine kendisini tehdit ettiği ve hakaretlerde bulundukları, bu iddiasının gerek HTS kayıtları, gerekse tanık ifadeleriyle doğrulandığı ifade edildi.
Eşi ve sevgilisinin geriye dönük telefon HTS kayıtlarına bakıldığında ise son 6 ayda 2677 arama ve mesaj kaydı olduğu bildirildi.
Bu aramaların genellikle gecenin ilerleyen saatlerinde olduğu belirtilen iddianamede, tanık ifadelerine göre sanığın evde olmadığı ve eşinin yalnız olduğu saatlerde evine gittiği de dikkate alındığında, sanığın her iki cinayeti kendisine karşı gerçekleştirilen aldatma, hakaret ve tehditlerin meydana getirdiği şiddetli elem ve kederin etkisi altında işlediği için hakkında ağır haksız tahrik indirimi uygulanması gerektiği vurgulandı.
KUZENİMLE KONUŞURKEN EŞİM ARADI
İddianamede, eşini ve kuzenini öldüren Yavuz Özer’in ifadesine de yer verildi.
Eşinin kendisini kuzeniyle aldattığına dair duyumları olduğunu belirten Özer, şöyle konuştu:
-Eşimle sürekli telefon görüşüyorlardı. Şüphelerim artınca kuzenime sordum, kesin dille inkâr etti.
-Cinayet günü yine kendisiyle bu konuyu konuşurken eşim kendisini aradı. Benim gördüğümü anlayınca panikledi.
-Eşimin telefonu kayıtlı olmadığı için arayan numarayı tanımadığını söyledi. Ben de telefonu istedim. Numaranın eşime ait olduğunu gördüm.

ÖNCE KUZENİMİ ÖLDÜRDÜM SONRA EŞİMİ BOĞDUM
Bu esnada eşinin ikinci kez araması üzerine telefonu açıp sesini hoparlöre verdiğini belirten Özer, şöyle konuştu:
-Kuzenim eşimin konuşmalarını geçiştirip telefonu kapattı. İkisini yüzleştirmek için Mehmet’i evime çağırdım.
-Eşime Mehmet’i arayıp aramadığını sorduğumda aramadığını söyleyip inkar etti. Mehmet ise yanımdayken aradığı için ‘Evet sen aradın’ deyince eşim bir anda öfkelendi ve ‘Seni boşayacağım, şerefsiz’ diye bağırınca kuzenim yakamı tutup üzerime saldırıp küfür ve hakaret etti.
-Ben de üzerimdeki bıçağı çekip kendimi korumak için kuzenimi bıçakladım.
-Yere düşünce sırtından bıçaklamaya devam ettim. Eşim bunu görünce şoka girmişti. Engel olmaya çalışınca sol elimle eşimin boğazını sıktım, sağ elimle de kuzenimi yerde vurmaya devam ettim.
-Kuzenim hareketsiz kalınca bu kez eşimin eşarbını alıp düğüm yaparak onu boğdum. İkisi de ölünce çocuklarım korkmasın diye üzerlerini halı ve kilimle örttüm.
-Televizyonun sesi açıktı ve olay mutfakta olduğu için çocuklarım görmedi. Bıçağı yıkadıktan sonra polise giderek teslim oldum.
-Ben başka bir suçtan cezaevine girince kuzenim eşimle mutfakta cinsel ilişkiye girmişti. 6 yaşındaki çocuğumuz bunu görünce eşim çocuğu korkutup ‘Babana anlatma’ demiş. Cinayet sonrasında ben bunu öğrendim.
KOCAMI ÖLDÜRMÜŞ OLABİLİR AMA ŞİKÂYETÇİ DEĞİLİM
Öldürülen Mehmet Türk’ün eşi Semra Türk ise, eşiyle aralarında şiddetli geçimsizlik yaşadıklarını belirterek, “Eve gelmiyor, kafasına göre İstanbul’a gidiyor ve çocuklara bakmıyordu. Aile büyüklerimizin araya girmesiyle barıştık, ama bir süre sonra aynı alışkanlıklarını sürdürdü. Ben de boşanma davası açtım ve aynı yaşıyorduk. Kocamı öldüren kuzeninden şikâyetçi değilim” dedi.
Sanığın yargılanmasına önümüzdeki günlerde Ağır Ceza Mahkemesinde başlanacak.
]]>