Cesaretleri ve sadakatleri nedeniyle saygı gören İsviçreli paralı askerler, 16. yüzyılın başlarından bu yana, Papa’nın ikametgahını ve şehrin sınırlarını korumak için Vatikan’da yaşıyor.

Guardian’ın haberinde, Vatikan Şehri’nin doğu kesiminde yer alan muhafızlar ile aralarına katılan yeni askerlerin yemin töreni için prova yapan birliklerin geçmişine ve günlük yaşamlarına dair bir fikir verildi.
Zırh ve kargılarla tamamlanan geleneksel kırmızı, sarı ve mavi kıyafetlerini giymiş erkekler, kışlanın avlusunda kusursuz bir koreografiye sahip yürüyüş provası yapıyorlardı; her biri papalık yeminini ederken Kutsal Teslis’i anmak için sağ ellerinin üç parmağını gökyüzüne kaldırıyordu.
Pazartesi günü yapılan törenle papayı savunmak için “hayatını feda etme” sözü veren 34 yeni kişi birliğe katıldı.

Muhafızlar sıra dışı görünebilir, ancak 1914’te Col Jules Repond tarafından tasarlanan Rönesans tarzı üniformaların arkasındaki adamlar, birçok kişinin inandığı gibi, bu noktaya gelebilmek için rekabetçi bir başvuru sürecinden ve sıkı bir eğitimden geçiyor.
Askere alınacak kişiler erkek, İsviçreli, 19 ile 30 yaşları arasında, 1,74 metrenin üzerinde, bekar ve “kusursuz bir karaktere” sahip dindar bir Katolik olmalıdır. İsviçre’de askerlik hizmetinden geçmeleri ve en az iki yıl boyunca papaya hizmet edeceklerini taahhüt etmeleri gerekiyor. Beş yıllık hizmetin ardından evlenebilirler.
Teber onların geleneksel silahıdır, ancak birlikler, daha yakın zamanda tanıtılan şok silahları da dahil olmak üzere, günümüzün küçük silahlarını kullanmak üzere eğitiliyor.

Papa Francis, Fransa’da ve Avrupa’nın başka yerlerinde gerçekleşen bir dizi terör saldırısının ardından ve 35 milyon kişinin Vatikan’ı ziyaret etmesinin beklendiği gelecek yılki yıldönümüne hazırlık amacıyla 2018’de ordunun sayısını 110’dan 135’e çıkardı.
Askere alınan askerler, askeri eğitimin yanı sıra, İsviçreli Muhafız olarak hayata uyum sağlayabilecek zihinsel kapasiteye sahip olduklarından emin olmak için yoğun psikolojik testlerden de geçiriliyor. Bir kaynak, “Birçoğu bu noktada başarısız oluyor ya da belki işe alınıyorlar ve kariyerin kendilerine göre olmadığını anladıklarında yalnızca birkaç ay dayanabiliyorlar” dedi.
İsviçreli Muhafızların bugünkü rolü kısmen törensel ve kısmen de papanın güvenlik hizmeti olarak hizmet etmek olsa da, tarih boyunca şiddetli savaşlara da dahil oldular.

Ordu yalnızca erkeklere yönelik kalsa da, kadınların da barınabileceği yeni bir kışla planlanıyor. Bir yetkili, “Kadınların katılıp katılamayacağına karar vermek papaya kalmış ve biz de onun istediği her şeyi yasalaştıracağız” dedi.
Gardiyanlar, yoğun günlerde bazen 12 olmak üzere altı saatlik vardiyalar halinde çalışıyor. Ayda yaklaşık 42 bin TL (1.299 euro) kazanıyorlar ve boş zamanlarında Vatikan’ın ötesine geçmekte özgürler. Ortak yurtlarda birlikte yaşıyorlar.
İsviçreli Muhafızlardan biri olan Peter, “Hayatınız neredeyse günün 24 saati birlikte geçiyor. Ama iyi bir ortam var ve gerçekten iyi arkadaşlıklar kuruyorsunuz.” diyor.
Ama hepsi papaya hizmet etmeye hazır. Peter, “Bu işin en iyi kısmı; o dünyadaki en önemli insanlar arasında ve sadece 135 kişi bunu yapma fırsatına sahip.” diye ekliyor.
]]>Hristiyanlıkta Hazreti İsa’nın dirilişinin kutlandığı Paskalya Yortusu dolayısıyla Papa, Vatikan’ın ünlü Aziz Petrus Meydanı’ndaki Paskalya ayinini yönetti.
Rusya’nın başkenti Moskova’da 22 Mart’ta düzenlenen terör saldırısı sonrasında geniş güvenlik önlemleri altında yapılan ayinin ardından Papa, meydanda toplananları “Papamobile” aracıyla selamladı.
Papa Franciscus, daha sonra meydana da adını veren Aziz Petrus Bazilikası’nın locasından dünya meselelerine ilişkin Paskalya mesajını aktardığı geleneksel “Urbi et Orbi (Roma ve dünyaya)” konuşmasını yaptı.
Konuşmasında, “Düşüncelerim öncelikle İsrail, Filistin ve Ukrayna olmak üzere dünyada devam eden pek çok çatışmanın mağdurlarıyla” ifadesini kullanan Papa, Paskalya ruhunun acı çeken bölge halklarına barışı getirmesini diledi.
Uluslararası hukuk ilkelerine saygı duyulması çağrısı yapan Papa Franciscus, “Rusya ile Ukrayna arasında tüm esirlerin genel takasını ümit ediyorum” dedi.
Katoliklerin ruhani lideri, Gazze’ye değinerek, “Bir kez daha Gazze’de insani yardıma erişimin garanti altına alınması çağrısı yapıyorum. Bir kez daha 7 Ekim’de kaçırılan rehinelerin derhal serbest bırakılması ve de Gazze Şeridi’nde acil ateşkes yapılması çağrısında bulunuyorum.” diye konuştu.
“SAVAŞ RÜZGARLARININ SERT ESMESİNE İZİN VERMEYELİM”
Devam eden düşmanlıklardan, çatışma ve savaşlardan sivil halkın ve özellikle çocukların etkilenmesine izin verilmemesi gerektiğini vurgulayan Papa, “Onların gözlerinde ne kadar acı görüyoruz. Bize bakışlarıyla soruyorlar; neden bu kadar çok ölüm, neden bu kadar yıkım? Savaş her zaman bir saçmalıktır ve bir yenilgidir. Avrupa ve Akdeniz üzerinde savaş rüzgarlarının daha da sert esmesine izin vermeyelim. Yeniden silahlanma mantığına teslim olmayın” dedi.
Papa, 14 yıldır “uzun ve yıkıcı bir savaşın” sonuçlarını yaşayan Suriye’yi unutmamaları gerektiğini ifade ederken, uzun süredir derin bir ekonomik ve sosyal krizden geçen aynı zamanda son dönemde İsrail ile sınırında gerginlikler yaşayan Lübnan’ı da düşündüğünü belirtti.
Papa Francis, “Avrupa projesine entegrasyon yolunda önemli adımların atıldığı Batı Balkanlar’a özel bir düşünceyi dile getiriyorum: Etnik, kültürel ve mezhepsel farklılıklar bölünmeye yol açmamalı aksine tüm Avrupa ve dünya için bir zenginlik kaynağı haline gelmeli” ifadesini kullandı.
Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki görüşmelere de değinen Papa, “Ermenistan ve Azerbaycan arasında görüşmeleri teşvik ediyorum ki, uluslararası toplumun desteğiyle diyaloğu sürdürebilsinler, yerinden edilenlere yardım etsinler, farklı mezheplerin ibadet yerlerine saygı göstersinler ve bir an önce nihai barış anlaşmasına ulaşsınlar” değerlendirmesinde bulundu.
Haiti’de şiddetin bir an önce durması temennisinde bulunan Papa, ciddi insani krizden etkilenen Arakanlıların huzura erişmesini, Myanmar’da uzlaşma yolunun bulunmasını diledi.
Papa Franciscus, Afrika kıtasında özellikle Sudan, tüm Sahel Bölgesi, Afrika Boynuzu, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Mozambik’te sorunlar yaşanan yerler için barış yollarının açılması temennisini dile getirdi.
Papa, açlıktan ölenleri, göç etmek durumunda kalanları, istismar ve şiddet mağdurlarını unutmamaları gerektiği mesajını verdi.
Öte yandan, bir süredir rahatsızlık geçiren ve Paskalya ritüeli olan “Haç Yolu” ayinine katılamayan Papa Franciscus’un dün akşam ve bugünkü Paskalya ayinlerinde de yorgun olduğu ve konuşma yaparken zorlandığı görüldü.
]]>