Para – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Tue, 30 Jul 2024 21:54:43 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Köprü ve otoyollara gelen zamlar nakliyecileri isyan ettirdi https://www.foxhaber.com.tr/kopru-ve-otoyollara-gelen-zamlar-nakliyecileri-isyan-ettirdi/ https://www.foxhaber.com.tr/kopru-ve-otoyollara-gelen-zamlar-nakliyecileri-isyan-ettirdi/#respond Tue, 30 Jul 2024 21:54:43 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=9277 Yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle toplumun önemli bir kesimi ekonomik zorluklarla yaşam mücadelesi verirken, son olarak iktidarın otoyol ve köprülerin geçiş ücretlerine yaptığı yüksek zamlar, özellikle işi nedeniyle bu yolları kullanmak zorunda kalan nakliyecileri isyan noktasına getirdi.

1 Ocak’ta kamuya ait otoyol ve köprülere yüzde 76, Yap-İşlet-Devret yöntemiyle yapılan otoyol ve köprülere ise yüzde 50 oranında zam yapıldı.

Otoyol ve köprü ücretleri, 15 Mayıs tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde bir kez daha zamlandı.

KÖPRÜ VE OTOYOLLARA BÜYÜK ZAM

1 Ocak’ta kamuya ait otoyol ve köprülere yüzde 76, Yap-İşlet-Devret yöntemiyle yapılan otoyol ve köprülere ise yüzde 50 oranında zam yapıldı. Otoyol ve köprü ücretleri, 15 Mayıs tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde bir kez daha artırıldı.

15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri tek yön otomobil geçişi yüzde 60, Ankara-Niğde Otoyolu otomobil geçişi yüzde 40, 1915 Çanakkale Köprüsü otomobil geçişi yüzde 42 zamlandı.

Karayolları Genel Müdürlüğü’nün (KGM), açıklamasına göre, 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri tek yön otomobil geçiş ücretine yüzde 60 zam yapılarak 15 liradan, 24 liraya, çıkarıldı. Aks aralığı 3.20 metre ve 3.20 metreden büyük araçlar ise 19 liradan 30 liraya, 3 akslı araçlar 42 liradan 67 liraya, 4 ve 5 akslı araçlar 83 liradan 132 liraya, 6 ve yukarı akslı araçlar 110 liradan 175 liraya çıkartıldı.

Osmangazi Köprüsü geçişi otomobiller için (birinci sınıf) yüzde 37,50 zamlanarak 290 liradan 399 liraya çıkartılırken, ikinci sınıf araçlar 465 liradan 640 liraya, üçüncü sınıf araçlar 550 liradan 760 liraya, dördüncü sınıf araçlar 730 liradan 1.005 liraya, beşinci sınıf araçlar 920 liradan 1.270 liraya, altıncı sınıf araçlar 205 liradan 280 liraya çıkartıldı.

1915 Çanakkale Köprüsü 1 sınıf araçlar için yüzde 42 zamlanarak 295 liradan 419 liraya, ikinci sınıf araçlar için 370 liradan 525 liraya, üçücü sınıf araçlar için 665 liradan 945 liraya, dördüncü sınıf araçlar için 740 liradan 1.050 liraya, beşinci sınıf araçlar için 1.400 liradan 1.990 liraya, altıncı sınıf araçlar için 75 liradan 105 liraya çıkartıldı.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü birinci sınıf araçlar için yüzde 40 zamlanarak 35 liradan 49 liraya yükseltilirken, ikinci sınıf araçlar 45 liradan 65 liraya, üçüncü sınıf araçlar için 85 liradan 120 liraya, dördüncü sınıf araçlar için 220 liradan 305 liraya, beşinci sınıf araçlar için 275 liradan 380 liraya, altıncı sınıf araçlar için 25 liradan 35 liraya yükseltildi.

Ankara-Niğde Otoyolu otomobil geçiş ücretine yüzde 40 zam yapılarak 210 TL’den 295 TL’ye çıkarıldı.

NAKLİYECİLER TEPKİLİ

Köprü ve otoyollara yapılan zamlar işleri nedeniyle otoyol ve köprüleri kullanmak zorunda olan nakliyecileri isyan ettirdi.

Gebze Nakliyeciler Garajı’nda bekleyen şoförler ANKA mikrofonuna tepkilerini şöyle dile getirdi:

Oğuzhan Kaptan: Zamlar Türkiye genelinde herkesi etkiliyor. İzmir’den çıkıyoruz otobana bağlanıyoruz, buradan Osmangazi Köprüsü’nden geçiyoruz, Kuzey Marmara’dan Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçiyoruz. Arnavutköy’den çıkana kadar, kuru yük çeken araçlar da Silivri’ye kadar hep ücretli yoldan gidiyor. İzmir’den İstanbul Bayrampaşa Hali’ne kadar benim kendi aracımın 5 bin 150 lira falan HGS bizden para kesiyor. Zamdan önce 3 bin 800 lira ödüyordum. Sadece köprüye, yola değil ki mazota da zam oluyor, yedek parçaya zam oluyor biz de haliyle karşı tarafa yansıtmak zorundayız. Bu durum sebze meyve fiyatlarına yüzde 40-50 yansır.

“UÇURUMDAN AŞAĞI FRENİ PATLAMIŞ KAMYON GİBİ GİDİYORUZ ŞU AN”

Şenol Candar: Zamlardan aracı çalıştırmaya korkuyoruz. Her şeye zam geliyor. Köprüye yıl başında zam yapıldı, şimdi yine zam oldu yüzde 50. Bu gidişin sonu yok. Uçurumdan aşağı freni patlamış kamyon gibi gidiyoruz şu an. Ben İzmir Ödemiş’ten patates getirdim. 5 günden beri arabam yatıyor. Osmangazi Köprüsü’nden geçtim. Zamdan evvel bin 445 lira para gitti. Zamlandığı için en azından 400 lira daha eklense bin 850 lira parayı buluyor. Bu direkt bana yansıyor. Bu bana yansıdığı zaman ben de ürüne yansıtacağım ya da mal getirdiğim adama yansıtacağım, o da ürüne yansıtacak. Şu an iş alsam var ama buradan İzmir’e giderken arabanın kârını bırak, mazot parasını vermiyorlar. 10 tekerli kamyonum var, 6-7 bin lira İzmir’e mazot yazıyor. 7 bin lira para veriyor, köprüsü, otobanı, mazotu zaten o para kalmıyor ki. Nasıl alacağım? Mecburen burada (iş-yük) bekliyoruz. Bu işe bir çare bulsunlar, halk, esnaf, kamyoncular çok kötü durumda. Bu zamlara birinin dur demesi lazım.

“BU PARA ÖDEME SOYGUNA DÖNDÜ”

İsmail Candar: Dün akşam ben Orhangazi’den Gemlik’ten otobana girdim 700 lira ödüyordum, dün 900 lira ödedim. 200 lira bu para bizim cebimizden gitti. Diyorlar ki aracılar para kazanıyor, kamyoncular kazanıyor. Ben getirdiğim yükün kilosunu 900 liraya getirdim, 15 ton yük sardım. Zaten 4’de 3’ünü yakıta verdim. Bu sefer ben Ödemiş’ten buraya bir kuruş para kazanmadan gelmiş oldum. Köprülere, otoyollara habire vereceğiz. Girmeseydin deniliyor, nasıl girmeyeceğim? Ben kendi ülkemde yapılmış olan bir şeyi nasıl kullanmayacağım? Ben iyi diye giriyorum, para ödüyorum. Ama bu para ödemeyi de geçti soyguna döndü. İzmir’den giriyorum buraya Orhangazi’den geçiyorum 2 bin lira devlete para veriyorum. Bedava yolu kullansana diyorlar, o zaman bakım yapın. Kafam gibi çukur var. Ben sebze-meyve getiriyorum. Devletin malı değil mi bu yol? Tamam benden bir bedel al, al da böyle uçuk kaçık bedel olmaz ki. Bizim araçlarımız ticari araç. Biz yüksek bedel ödüyoruz. Arabamız çalışırsa para kazanıyoruz. Kazandığımız paraya devlet göz dikti. Köprüye zam, otobana zam, vergiye zam. Bu yıl 4 tane vergi ödedim. Bir aracın yılda iki kere vergisi olur. Geçen yıl 4 tane ödedik. Var mı bunu ödemeyen? Sen benim çoluğumun çocuğumun rızkından alıyorsun. Tamam ülke düzelsin de bir ülke vatandaşın cebine göz dikip de mi düzeliyor? Tasarruf yapalım, halk mı yapacak tasarrufu? Zengin keyif yapsın, halk tasarruf yapsın.

“İŞİN İÇİNDEN ÇIKAMIYORUZ”

Serdar Türk: Zam yapıldığı tarihe kadar Yavuz Sultan Köprüsü’ne 500 lira ödüyorduk, şu an 750 lira olmuş. Biz kazanamıyoruz ki. Lastiklere zam geldi, her şeye zam geldi. İşin içinden çıkamıyoruz. Hatay’dan buraya biz 35 bin liraya geliyorduk. 3 bin lira komisyoncu alıyor, bize 32 bin lira kalıyor. Köprülere veriyoruz, mazot parasına geliyoruz. 3 günden beri buradayız, çıkamıyoruz. Her şey berbat durumda. Zamdan önce Hatay’dan başlıyoruz Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne kadar geliyoruz. Git-gel toplam 6 bin lira masrafı var. Zamdan önce buraya gidip gelme 3 bin 500 lira tutuyordu, şimdi 6 bin lira oldu. Niğde otobanından geçiyoruz, sonra Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde ödeme yapıyoruz. Kuzey Marmara Otoyolu’nden geçmiyoruz biz. Eski yoldan gidiyoruz. Kuzey Marmara’dan geçsek zaten hiç kazanamayız. Anadolu otobanından direkt Bayrampaşa’ya gidiyoruz.

“SÜRÜCÜLER OSMANGAZİ KÖPRÜSÜ YERİNE FERİBOTLARI TERCİH EDİYOR”

Zamların ardından sürücüler, pahalı olduğu için Osmangazi Köprüsü’nden geçmek yerine Eskihisar’daki feribotlara yönelmeye başladı. Zamlardan memnun olmayan sürücüler tepkilerini şöyle dile getirdi:

“Köprü yapıldığından beri ya bir ya da iki kere geçtim. Çok yüksek maliyetlerden dolayı köprüden geçmiyoruz.”

“ZAMLARDAN SONRA FERİBOTA GEÇTİK”

“Çok yüksek paralar olduğu için mecburen feribotu kullanmak zorunda kalıyoruz. Bir saat de olsa artık geç geliyoruz. Ne yapacağımızı bilemediğimiz için feribotla devam. Osmangazi Köprüsü’ne ben çok kullanıyordum da artık feribota geçtik. Zamdan sonra dördüncü gidip gelişim. Normalde çok Bursa’ya gidip geliyorum, artık Yalova’dan devam. Her şeye zam geldiği için artık alıştık.”

“ARTIK GEMİLER DE YETİŞMİYOR”

“Köprülerdeki, otobanlardaki zamlardan dolayı zaten feribotlar şişmeye başladı. Artık gemiler de yetişmiyor. Burada bekliyoruz. Bu bir saat oluyor, iki saat oluyor. Feribotlar da artık sıkıntı yaşıyor. Artık sayısını mı çoğaltacaklar veya bu zamlara dur mu diyecekler bilemeyeceğiz.”

“HER GÜN ZAM GELİYOR ALIŞTIK ARTIK”

“Her gün zam geliyor. Alıştık artık. Hükümet yemeye içmeye devam ediyor, bizlere yükleniyor. Alıştık artık. Onlar rahat etsin biz çile çekmeye devam. Osmangazi Köprüsü çok pahalı. Gidiş-gelişi buradan daha pahalı. Bu şekilde daha uyguna geliyor. Biraz yoruluyoruz ama olsun.”

 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kopru-ve-otoyollara-gelen-zamlar-nakliyecileri-isyan-ettirdi/feed/ 0
Paraları kulüpte yedik demişlerdi! Bir kardeşe 147,5 yıl, diğerine 117,5 yıl hapis cezası… https://www.foxhaber.com.tr/paralari-kulupte-yedik-demislerdi-bir-kardese-1475-yil-digerine-1175-yil-hapis-cezasi/ https://www.foxhaber.com.tr/paralari-kulupte-yedik-demislerdi-bir-kardese-1475-yil-digerine-1175-yil-hapis-cezasi/#respond Tue, 16 Jul 2024 21:58:09 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8921 Kaza yapan çok sayıda kişinin, kendilerini sigorta şirketi yetkilisi olarak tanıtan kişiler tarafından dolandırıldıkları yönünde Adana Cumhuriyet Savcılığı’na yaptıkları suç duyuruları üzerine suç örgütüne yönelik 4 Eylül 2018’de operasyon yapıldı, 24 kişi yakalandı.

Suç örgütü elebaşı olduğu öne sürülen Okan Atlas, kardeşi Eren Atlas ile Turgut Ergen tutuklanırken, 21 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Okan Atlas’ın kaldığı evde yapılan aramada yaklaşık 7 metre uzunluğunda, 80 santim genişliğindeki Kürkçüler Cezaevi’nin krokisi, muska kavanozlar içinde düğümlenmiş saç, iplik örgüleri bulundu. Ayrıca, Atlas’ın polise yakalanmamak ve işlerinin iyi gitmesi için ‘Medyum’a gittiği, bin 500 liraya muska yaptırdığı ortaya çıktı. 

Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu Savcısı, yaptığı soruşturmada, şüphelilerle ilgili ‘Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık, ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Suç örgütü üyesi olmak’ ve ‘Suç örgütüne yardım etmek’ suçlarından dava açtı. 

Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yaklaşık 5 yıldır devam eden davanın karar duruşması görüldü. Duruşmaya davanın tek tutuklu sanığı suç örgütünün elebaşısı olduğu iddia edilen Okan Atlas ve bazı tutuksuz sanıklar ile avukatları katıldı. Sanıklar, eski savunmalarını tekrarladı. 

‘HESAPLARINI KULLANDIKLARIMA HARÇLIK VERİYORDUM’

Okan Atlas, daha önceki savunmasında internetten hasarlı ya da pert olmuş araçları tespit ettiğini söyledi.

Kardeşi Eren Atlas’ın dolandırıcılık yapmak istemediğini ifade eden Okan Atlas, “Ancak benim baskım sonucunda bu işlere yardım ediyordu. Turgut Ergen, benim yanımda çalışmıyordu. Annemin suçu yok. Bir keresinde annemin hesabına para aktardık ancak annem dolandırıcılık parası olduğunu bilmiyordu” dedi.

Okan Atlas, hesaplarını kullandıkları kişilerin dolandırıcılık olayını bilmediğini, bu kişilere 50-100 lira gibi harçlık verdiğini söyledi.

Ağabeyi Okan Atlas’ın bir kağıda bazı isimleri yazıp aramasını istediğini iddia eden Eren Atlas da “Kendimi Bahadır veya Hakan olarak tanıttıktan sonra ağabeyimin kağıda yazdıklarını söyledim. Bu şekilde aradığım birkaç müşteki vardır” dedi.

‘GECE KULÜBÜNDE PARAYI YEDİK’

Olaylarla ilgisinin olmadığını savunan Turgut Ergen ise “Ben bu insanların hiçbirini tanımam. Müştekilerin herhangi birisi beni görmüş, bana para vermiş ise her türlü cezaya razıyım. Boşu boşuna tutukluyum. Biz Okan ile gece eğlenmeye gidiyorduk, masrafları kendi karşılıyordu. Ben sadece R.Ç.’nin hesap numarasını Okan’a verdim. Okan da bunun karşılığında bana 1000 lira verdi, biz de R.Ç. ile gece kulübünde bu parayı yedik” diye konuştu.

SUÇ ÖRGÜTÜ ELEBAŞINA 147 YIL HAPİS

Mahkeme heyeti, suç örgütünün elebaşısı olduğu iddia edilen Okan Atlas’ı ‘Nitelikle Dolandırıcılık’ suçundan toplam 147,5 yıl hapis cezasına mahkum etti. Aynı suçtan Atlas’ın kardeşi Eren Atlas’a 117,5 yıl hapis cezası verildi.

Diğer sanıklar, Turgut Ergen 53 yıl, R.Ç. 31 yıl 3 ay, S.A. 26 yıl 3 ay, G.D. 17 yıl 1 ay, E.G. 15 yıl, T.S.G. ve M.G. 11 yıl 3’er ay, H.E.S. 10 yıl 10 ay, K.T.P. 10 yıl, V.C., H.C. ve M.A. 8 yıl 9’ar ay, Ö.K., Y.O.S., D.P., İ.E. ve C.S. 5’er yıl, M.H. 4 yıl 2 ay, G.M. 3 yıl 9 ay ve S.A. 3 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı.

A.E. ve S.Ş.O. ise delil yetersizliğinden beraat etti. Tüm sanıkların ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, örgüte üye olma, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçlarından ise beraatlerine karar verildi.

NASIL DOLANDIRDILAR?

İddianamede, suç örgütü üyelerinin, hasarlı araç sahiplerini nasıl dolandırıldıkları ayrıntılarıyla anlatıldı.

Okan Atlas’ın suç örgütünü kurup yönettiği, Atlas’ın kardeşi Eren ile Turgut Ergen’in ise suç örgütü yöneticisi oldukları, diğer şüphelilerin de örgüt üyesi ya da örgüte yardım ettikleri belirtilen iddianamede, Atlas kardeşlerin internet üzerinden ilana koyulan kaza yapmış, perte ayrılmış araç ilanlarından faydalanarak hasarlı araçların bağlı bulundukları servis istasyonlarını arayıp kendilerini bazı sigorta şirketlerinin yetkilisi olarak tanıttıkları ve ‘Serviste bulunan aracı perte ayıracağız ancak araç sahibinin telefonu sisteme yanlış girilmiş, araç sahibine ulaşamıyoruz, araç sahibine gün içerisinde 30 ile 50 bin lira gibi araç parası yatıracağız’ diyerek araç sahiplerinin irtibat bilgilerini temin ettikleri belirtildi.

ÖNCE ARAÇ SAHİPLERİNİ SONRA SERVİS ÇALIŞANLARINI DOLANDIRDILAR

Daha sonra suç örgütü yöneticileri, telefonlarını aldıkları araç sahiplerini de sigorta şirketi yetkilisi olarak arayıp, ‘Sizin aracınızın pert işlemi onaylandı, size yeni araç vereceğiz ya da gün içerisinde 30 ile 50 bin lira gibi araç parası yatıracağız. Perte ayrılan aracı da size 3’te bir oranında 5-10 bin lira gibi paraya geri vereceğiz, plakası ile birlikte satın almak isterseniz bu hali ile size verebiliriz’ diyerek kandırdıkları araç sahiplerine suç örgütünün bazı üyelerine ait banka ve PTT hesap numaralarına değişik miktarlarda para havalesi yaptırdıkları kaydedildi.

Bununla da yetinmeyen suç örgütü üyelerinin, aracın devrini vereceklerini söyleyerek vatandaşları noterlere yönlendirdikleri, hemen devamında da aracın bulunduğu servisi arayarak dolandırdıkları vatandaşa ait aracın kendi sigorta şirketlerinde olduğunu, aracı üçte bir fiyata alıp almayacaklarını sorup pazarlık sonucu hiçbir hakları olmayan aracı servis çalışanlarına ya da üçüncü şahıslara satış yaptıkları ve belli bir miktar parayı kapora olarak hesaplara havale ettirip nitelikli dolandırıcılık olaylarını gerçekleştirdikleri ve haksız kazanç sağladıklarına dikkat çekildi. 

HESABI KULLANILANLARI EĞLENCEYE GÖTÜRÜYORLARDI 

Hesap sahiplerine dolandırıcılıktan yatan paranın belli bir yüzdesini komisyon olarak veren Atlas kardeşlerin, gerçekleştirdikleri olaylarda hesabı kullanılan ya da kendilerine hesap temin eden şahısları gece kulüplerine eğlenceye götürdükleri kaydedildi. 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/paralari-kulupte-yedik-demislerdi-bir-kardese-1475-yil-digerine-1175-yil-hapis-cezasi/feed/ 0
Hükümetin KDV’deki ince ayarına esnaf ve vatandaştan tepki https://www.foxhaber.com.tr/hukumetin-kdvdeki-ince-ayarina-esnaf-ve-vatandastan-tepki/ https://www.foxhaber.com.tr/hukumetin-kdvdeki-ince-ayarina-esnaf-ve-vatandastan-tepki/#respond Fri, 21 Jun 2024 21:09:42 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8411 Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın hazırladığı “Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ” Resmi Gazete’de yayımlandı.

Tebliğe göre, lokanta, kafe, pastane gibi işletmelerde imal edilen veya bu işletmelerin dışarıdan temin ettiği gıda maddelerinin satışında uygulanan KDV oranı, yüzde 8’den yüzde 10’a çıkarıldı. Alkollü içecekler için ise bu oran yüzde 18’den yüzde 20’ye yükseltildi. Tebliğ, mayıs başından itibaren yürürlüğe girecek.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise “Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği”nde yapılan değişikliği, sosyal medya hesabından değerlendirerek, şu ifadelere yer verdi:

“KDV artışı yapılmadı. İşletmelerin vatandaştan aldığı KDV’nin doğru belgelendirilmesi için düzenleme yapıldı. Bu konuda hassasiyet gösteren ve bizlere bilgi veren vatandaşlarımıza teşekkür ediyoruz.”

“DEVLETİN VERGİ TOPLAMASI GEREKEN YER EN ÜST KADEMELERDİR”

İzmir’de esnaf ve vatandaşlar karara tepki gösterdi. Bir işletmeci “Bugün hükümetin yaptığı Türk esnafına yapılan bir darbedir. Gelirine karşı yapılmış yanlış bir düzenlemedir. Bugün devletin vergi toplaması gereken yer en üst kademelerdir. Bugün nasıl zenginleştiği belli olmayan zenginlerdir. Halkın eli değildir. Halktan uzak durulması gereklidir. Bu ekonomi politikaları yanlıştır” dedi.

“ZAM OLARAK GERİ DÖNÜŞ YAPACAK” 

Döner işletmecisi Levent Şahin şunları söyledi:

*KDV’ler yüzde 10’a çıkarılınca tabi bu bizim için eksi yönlü bir zarar oluyor. Çünkü bizim aldığımız çoğu ürünlerin hepsi yüzde 1. Biz onlarla çalışınca faturalar da geri iadesinde yüzde dokuzluk bir kayıp yaşıyoruz.

*Yüzde 10’luk KDV’yi ödeyebilmek için de daha fazla zam gerekiyor bu sonuçta biz kasap ya da tavukçularla çalıştığımız için onlar yüzde 1 işletiyor. Ama biz de onu kurtarabilmek için o farkı kapatabilmek için yani hatır sayılır bayağı bir zam geliyor.

*Bizim için kötü. Yani bunu bir yüzde 5 oranında gibi sabit tutsa ya da marketlerde yüzde 5 gibi yapsa o zaman belki iyi olur ama KDV bizim için yüksek.

“DEVLET BİZİ DE GÖRMELİ”

*Zam olarak geri dönüş yapacak. Sonuçta işveren de sonuçta aradaki karını korumak zorunda, çalıştırdığı insanlar için ödemeler var giderler var. O aradaki karı tutabilirse bu dükkan ayakta kalabilir. Yoksa iflasa sürüklenir. Sonuçta günümüzde her ay kaç bin adet şirket iflas ediyor? Bu KDV farkının etkileri bunlar. Bize direkt olarak zam yansıyınca biz ertesi gün fiyatları uygulamak zorundayız.

*Bu da müşteriyi azaltıyor. Sonuçta müşteri de haklı. Asgarinin 17 bin gibi bir değer olduğu yerde yemeklerin fiyatının yükselmesi onun 7-8 binlere varan giderler oluşuyor. Düzenleme şart. Çünkü markette bile yüzde 1 çoğu üründe. İşlenik gıdada bile yüzde 1. Bizim aldığımız ürünlerde bizzat ben kendim yapıyorum KDV işlemlerini.

*Ama hala yüzde 1 çoğu yerde ve ona rağmen marketler aşırı fahiş fiyatlarda zam yapıyorlar ve daha çok kazanıyorlar. Yani bizi de görmeli devlet. Bizim paramızla onlar daha çok kazanıyor.

“YÜZDE 9’U ZATEN BANA YÜKLEMİŞ OLUYORLAR”

Bir diğer esnaf ise “Şimdi vatandaş zaten maaşını alırken KDV’si kesilerek alıyor. Ama gidip ekmek aldığında yine kesiliyor. Çalışan da öyle. Gelelim esnafa yüzde 1 KDV ile meyve alıyorum. Yüzde 10’la çıkıyorum. Dünyanın başka bir yerinde böyle bir şey var mı? Yüzde 1 KDV ile aldığım üründe yüzde 10 KDV uygulanıyor. Yani yüzde 9’u zaten bana yüklemiş oluyorlar. Bu durum aslında yöneticilerimiz biliyor ne olduğunu. Yöneticilerimiz sağ olsun bizi çok güzel kullanıyorlar. Kaç sene oldu. Dünyada hiçbir ülkede bu eziyet yok. Gelen müşteri profiline göre de söyleyelim. Yabancılar çok rahat. Para harcarken rahatlar. Bir şey alırken rahatlar. Ama biz buradan Manisa’ya giderken zorlanıyoruz. Bunların zaten klasik söyledikleri düzeltme, ayarlama. Onlar kendince yapıyor ama sıkıntısını biz çekiyoruz. Söyleyebilirim hep bizden çıkıyor yani. Onların da bir düzenleme yapacağı bizi düşüneceği yok” ifadelerini kullandı.

“20 YILDIR İNSANLARI ALIŞTIRDILAR BU KONUYA”

Fırıncı Muzaffer Özcan ise “Bunlar hep düzenleme yapıyorlar zaten. Artış yapmadılar bugüne kadar. Her şeyi düzenlediler. Benzin fiyatlarını da düzenliyorlar. O yüzden biz alıştık düzenlenmeye. Gerçekten bu son 20 yıldır insanları alıştırdılar bu konuya. Yani yüzde 1, yüzde 2, yüzde 5, kimse hiçbir şey ses de çıkartmıyor. Kaç para diyor, sadece soruyor, ödüyor” diye konuştu.

“TAHSİLAT VATANDAŞTAN VERGİ YOLU İLE YAPILIYOR”

Bir vatandaş da “Tahsilat vatandaştan vergi yolu ile yapılıyor. Buna da şaşırmadım çünkü cebinizdeki bütün parayı almak için her türlü çaba sarf ediliyor şu anda. Çünkü kasada para yok. Devlette para yok lüzumsuz harcamalardan dolayı. Gereksiz masraflardan dolayı para yok. Onun yerine bir şeyler koymak zorunda. İşte sonuç da bu oluyor” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/hukumetin-kdvdeki-ince-ayarina-esnaf-ve-vatandastan-tepki/feed/ 0
40’lı yaşlarında finansal özgürlüğe kavuşup emekli olan çiftten yatırım sırları https://www.foxhaber.com.tr/40li-yaslarinda-finansal-ozgurluge-kavusup-emekli-olan-ciftten-yatirim-sirlari/ https://www.foxhaber.com.tr/40li-yaslarinda-finansal-ozgurluge-kavusup-emekli-olan-ciftten-yatirim-sirlari/#respond Thu, 20 Jun 2024 21:48:44 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8393 Portföylerini 11 yılda 4 milyon dolar artıran bir çift, sahip oldukları bireysel hisse senetleri de dahil olmak üzere paralarını nasıl yatırıma dönüştürdüklerini açıkladı.

Carl Jensen, kariyerinin büyük bölümünde 60’lı yaşlarında emekli olmayı planladı. Ancak 40’lı yaşlarının başında, “Yavaş Yavaş Zengin Olun” ve “Mr. Money Mustache” gibi bloglar aracılığıyla Finansal Bağımsızlık, Erken Emeklilik (FBEE) topluluğunu keşfetti.

Jensen 2013 yılında henüz 40 yaşındayken 1 milyon dolarlık bir portföy oluşturma ve 1500 gün içinde emekli olma hedefini belirledi.

Kendisinin ve eşi Mindy’nin yolculuğunu belgelemek için “Özgürlüğe 1500 Gün” adlı bir blog kurdu.

Jensen’ler 2013 yılındaki planlarına başlarken yaklaşık yarım milyon dolarlık yatırımları vardı. Ancak akıllarında belirli bir erken emeklilik hedefi varken yatırım stratejilerini yenilediler ve sonuçlarını görmeye başladılar. Yatırımlarının 2016 yılında ilk kez yedi haneli rakamları aştığını söylediler.

Böylece Nisan 2017’de Carl Jensen yazılım mühendisliği işinden ayrıldı.

Jensen ailesi 2013 yılında 586 bin dolar olan yatırım portföylerini 2024 yılında 4,6 milyon dolara çıkardı. Çiftin yatırımları ve evleri de dahil olmak üzere net serveti şuan 5 milyon doların biraz üzerinde.

NASIL ERKEN EMEKLİ OLDULAR?

50’li yaşlarının başında olan ve Colorado’da ikamet eden çift yatırım yolculuğunun ayrıntılarını Businnes Insider’a anlattı. İşte Jensen ailesinin yatırım yolculuğunun ayrıntıları…

Jensen ailesi Sahip oldukları tüm hisse senetlerini ve fonları bloglarında paylaşıyor.

Çiftin bireysel hisse senetlerine yatırılmış yaklaşık 2 milyon doları var. Ağırlıklı olarak Tesla, Meta, Amazon ve Google gibi teknoloji hisselerine sahipler.

Çift 2010’ların başında henüz erken emeklilik planlarına başlamadan önce satın aldıkları bu hisselerin yanında parayı değerlendirmek için başka yollar da olduğunu öğrendi.

Bireysel hisse senetleri, portföylerinin en büyük kısmını (yaklaşık yüzde 42) oluşturuyor. Ancak bu durum çiftin yatırım felsefesini tam olarak yansıtmıyor. 

Mindy, “Bireysel hisse senetlerini elimizde tutmak servetimizi artırmanın harika bir yolu değil. Çünkü hiçbir yere gitmeyen bir hisseye de kolayca yatırım yapabilirdik. Ancak, çoğunlukla, bireysel hisse senetlerimizle çok iyi iş çıkardık çünkü Carl çok fazla araştırma yaptı. Teknoloji alanında çalıştı, bu şirketleri tanıyordu ve misyon ve vizyonlarına inanıyordu” diyor.

ENDEKS FONLARINA VE GAYRIMENKULE YÖNELDİLER

Çiftin portföylerinin yaklaşık yüzde 20’si ise çeşitli endeks fonlarında (ETF) bulunuyor. Endeks fonu yatırımının  neredeyse herkes için doğru bir işlem olduğu görüşünde olan Carl, “Hayatımızın bu noktasında yeni paramızın neredeyse tamamı endeks fonlarına gidiyor” diyor.

Aile, doğası gereği çeşitlilik içeren ve düşük maliyetli olma eğiliminde olan bu tür fonlara daha önce de yatırım yapmaya erken emeklilik kararı alınca başladı.

Jensen’ler çeşitli gayrimenkul yatırım stratejileri deniyor. Şu anda sekizinci “içinde oturulan ev” projelerini tamamlamak üzereler. Bu projede bir ev satın alınıyor, içinde yaşarken evi onarıyor ve sonra yeniden satıyorlar.

İkili yalnızca 3 bin dolar gibi küçük bir miktar parayı nakit olarak tutuyor. Ayrıca arkadaşlarından birine ait yerel bir içki fabrikasına da yatırım yapmış durumdalar.

Yatırımın son derece kişisel bir konu olduğunun farkında olan Jensen’ler, yatırımın temellerine giriş olarak J.L. Collins’in “Zenginliğe giden basit yol” adlı kitabını tavsiye ediyor.

Genel yatırım tavsiyelerine sorulunca, Carl “Tamamen pasif olmak istiyorlarsa endeks fonları kullanmalılar. Ama eğer emek harcamaya istekliyseniz gayrimenkulle daha fazla para kazanabilirsiniz” diyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/40li-yaslarinda-finansal-ozgurluge-kavusup-emekli-olan-ciftten-yatirim-sirlari/feed/ 0
Avukat, Bitcoin mağdurlarını tefecilikle suçladı https://www.foxhaber.com.tr/avukat-bitcoin-magdurlarini-tefecilikle-sucladi/ https://www.foxhaber.com.tr/avukat-bitcoin-magdurlarini-tefecilikle-sucladi/#respond Sun, 09 Jun 2024 21:48:40 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8107 Aydın’da kendisini ‘ekonomist-broker’ olarak tanıtıp farklı meslek gruplarından 40 kişiyi onların adına Bitcoin almak üzere para toplayıp, yaklaşık 30 milyon TL dolandırdığı iddiasıyla verilen toplam 81 yıl hapis ve 394 bin 300 TL para cezası, istinaf mahkemesi tarafından bozulup, tahliye edilen Safiye Gökçe Yüce’nin (44) yeniden yargılanmasına başlandı. Yüce, daha önceki beyanlarını tekrarlayıp, hiç kimseye bilerek ve isteyerek zarar vermediğini belirtirken; avukatı ise mağdurların verdikleri paraları komisyon alacak şekilde müvekkilden tahsil etmeye çalışarak tefecilik suçunu işlediklerini söyledi.

Adana’da yaşayan Safiye Gökçe Yüce, yaklaşık 6 yıl önce eşi Oğuzhan Yüce’nin (49) bir jeotermal enerji santralinde elektrik mühendisi olarak göreve başlaması üzerine Aydın’a taşındı. Burada eşiyle birlikte taşeron şirket kuran Safiye Gökçe Yüce, JES şirketlerine işçi bulmaya başladı. Bu sırada Aydın Devlet Hastanesi’ne sağlık kontrolüne giden Yüce, iddiaya göre tanıştığı bir doktora kendisini, ‘ekonomist-broker’ olarak tanıttı. Doktora yatırımını kripto para birimi Bitcoin’e yapmasını söyledi. İkna olan doktordan adına Bitcoin almak üzere para aldı. Bir süre sonra kar payı verdiği doktora, kendisine yeni müşteriler bulmasını, bunun üzerinden de kar payı ödeyeceğini vadetti. Böylelikle saadet zinciri benzeri bir yapı oluşturan Yüce, kısa sürede hemşireden, polise kadar çok sayıda meslek grubundan 40 kişiye ulaştı.

TELEFONLARI AÇMAYINCA DOLANDIRILDIKLARINI ANLADILAR

Safiye Gökçe Yüce, Bitcoin almak için para topladığı bu kişilere 2 yıl boyunca kar payı ödedi. Para aldığı kişilere, kurdukları şirketin arkasında JES firması bulunduğunu, yeğeninin ise Milli İstihbarat Teşkilatı’nda (MİT) görevli olduğunu söyleyen Yüce, 23 Ağustos 2019 tarihinde ortadan kayboldu. Safiye Gökçe Yüce’nin, telefonlarını açmaması üzerine dolandırıldıklarını anlayan mağdurlardan 27’si, avukatları aracılığıyla Aydın Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Şikayetler üzerine başlatılan soruşturma kapsamında Safiye Gökçe Yüce’nin hesapları incelemeye alındı. Kripto para hesaplarında toplam 8 bin 300 Bitcoin olduğu ve bu sayının giderek arttığı belirlendi. Safiye Gökçe Yüce’nin birlikte hareket ettiği kişilerle web sitesi kurduğu, buradan da bazı kişileri ağına düşürdüğü, bir süre sonra da siteyi kapatıp, ortadan kaybolduğu anlaşıldı. Yüce’nin Aydın’da 40 kişiyi yaklaşık 30 milyon TL dolandırdığı belirlendi.

OTOYOL GİŞELERİNDE YAKALANDI

Safiye Gökçe Yüce her yerde aranırken bir ihbar, Bursa polisini harekete geçirdi. İhbar üzerine Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Gebze-Orhangazi-İzmir kara yolu Bursa gişelerinde 8 Kasım 2019 saat 03.00 sıralarında araçla giriş yapan Safiye Gökçe Yüce´yi, durdurup, gözaltına aldı. İşlemlerinin ardından Aydın’a getirilen Yüce, tutuklandı. Yüce 4 ay cezaevinde kaldıktan sonra 10 Mart 2020’de yurt dışına çıkış yasağı konularak elektronik kelepçeyle serbest bırakıldı. 1 yıl sonra elektronik kelepçe çıkarıldı. Safiye Gökçe Yüce ve eşi Oğuzhan Yüce hakkında dolandırıcılık suçundan 27 kez ayrı ayrı 1 yıldan 5 yıla kadar toplam 135’er yıl hapis cezası istemiyle dava açıldı.

HER MAĞDUR İÇİN 3 ER YIL CEZA VERİLDİ

Geçen yıl 3 Ekim’de, Aydın 8. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında Safiye Gökçe Yüce, 27 mağdurun her biri için 3’er yıl olmak üzere toplamda 81 yıl hapis cezası ile toplam 394 bin 300 TL para cezasına çarptırırken, eşi Oğuzhan Yüce’nin ise beraatine karar verildi.

ÜST MAHKEME KARARI BOZDU

Safiye Gökçe Yüce avukatları aracılığıyla istinaf mahkemesine itirazda bulundu. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13’üncü Ceza Dairesi, 23 Kasım’da toplanıp, itirazı değerlendirdi. Ceza Dairesi, Safiye Gökçe Yüce’nin mahkemede var olan şüpheyi ortadan kaldıracak ve cezalandırılması yönünde tam bir vicdani kanaat oluşturacak kesin, somut ve inandırıcı delilin dosya kapsamında mevcut olmadığı kanaatiyle ‘şüpheden sanık yararlanır’ evrensel ilkesi de dikkate alınarak hükmün bozulmasına karar verip, dosyayı yerel mahkemeye iade etti. Ceza Dairesi ayrıca Yüce’nin tahliyesine de karar verdi. Mağdurlar, Ceza Dairesi’nin kararına tepki gösterip, itiraz etti.

‘TEFECİLİK SUÇUNU İŞLEMİŞLERDİR’

Yüce çiftinin Aydın 8. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılanmasına dün başlandı. Duruşmaya Safiye Gökçe Yüce ve eşi Oğuzhan Yüce, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılırken, tarafların avukatları salondaki yerini aldı. Yeniden yargılanmasına başlanılan Safiye Gökçe Yüce mahkemede, “Bozma ilamında aleyhe olan hususları kabul etmiyorum. Gelen müzekkere cevaplarına bir diyeceğim yoktur. Önceki savunmamı aynen tekrar ederim. Hiç kimseye bilerek ve isteyerek kasten zarar vermedim” dedi.

Sanık avukatlarından Coşkun Karakuş ise söz alarak, “Mağdurlar, müvekkilimin almış olduğu paranın en az yüzde 15 kar ederek kendisine geri ödeneceğinden bahsetmiştir. Bu husus bizim katılanlar hakkında tefecilik suçunu işlediklerinden bahisle suç duyurusunda bulunmamızı doğrulamıştır. Katılanlar verdikleri paraları komisyon alacak şekilde müvekkilden tahsil etmeye çalışarak tefecilik suçunu işlemişlerdir” diye konuştu.

Mahkeme heyeti, iki kripto para borsasından gönderilen cevapların ve dosyanın bilirkişi heyetine tevdii ile bozma ilamı doğrultusunda yeniden rapor düzenlenmesinin istenmesine karar vererek duruşmanın 3 Temmuz günü devam edilmesine karar verdi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/avukat-bitcoin-magdurlarini-tefecilikle-sucladi/feed/ 0
Üniversiteli gence tahta kaşıkla cinsel saldırı, işkence ve şantaj! 203 yıl hapis cezası istendi https://www.foxhaber.com.tr/universiteli-gence-tahta-kasikla-cinsel-saldiri-iskence-ve-santaj-203-yil-hapis-cezasi-istendi/ https://www.foxhaber.com.tr/universiteli-gence-tahta-kasikla-cinsel-saldiri-iskence-ve-santaj-203-yil-hapis-cezasi-istendi/#respond Sun, 26 May 2024 21:48:44 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7722 Azerbaycan uyruklu üniversite öğrencisi Ali S.K., dahil olduğu uyuşturucu çetesine ait tabancayı geçen yıl nisan ayında Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi kampüsünde yere düşürdü. 

Polis ekipleri silaha el koyup, Ali S.K.’yi arama çalışması başlattı. Çetenin üyeleri, silahı düşürüp kendilerini riske attığı için Ali S.K.’ye, işkence yaptı. Tahta kaşıkla cinsel saldırıya da maruz kalan Ali S.K., öldürülmek üzereyken 3 Mayıs’ta kaçıp polise sığındı. 

Ali S.K. çetenin ilişkilerini ve bağlantılarını polise anlattı. Ali S.K.’nin sunduğu deliller ve ifadeler ışığında polis ekipleri operasyon düzenledi.

Operasyonda gözaltına alınan 8 kişiden Ayhan Küçükdere, oğlu Samet Küçükdere ve Mehmet Can Arslaner tutuklandı. 3 kişi savcılık ifadesinin ardından, H.C. ve F.O. ise adli kontrolle serbest bırakıldı. Ali S.K., polis ekiplerinin refakatinde memleketi Azerbaycan’a gönderildi.

İDDİANAMADE TOPLAM 203 YIL HAPİS İSTENDİ

Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmasını tamamlayarak, 6 kişi hakkında iddianame hazırladı.

İddianamede Ali S.K.’nin Gaziantep’te bulunduğu sırada Ayhan Küçükdere, oğlu Samet Küçükdere, Mehmet Can Aslaner ve F.O.’nun kendisini zorla tutarak aralıklarla darp ettiğini söyledi.

Daha sonra Zonguldak’a getirildiğini anlatan Ali S.K., burada da dayağa maruz kaldığını, kolunun kırıldığını, tutsak gibi tutulduğunu ve pasaport ile telefonlarının elinden alındığını ifade ederek şikayetçi oldu.

Tutuklu sanıklar Ayhan Küçükdere, oğlu Samet Küçükdere ve Mehmet Can Arslaner hakkında ‘Birden fazla kişiyle birlikte konutta silahlı yağma’, ‘Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘Eziyet etme’ ve ‘Nitelikli cinsel istismar’ suçlarından 52’şer yıl, tutuksuz sanıklar F.O. (36), H.C. (36), Y.A. (40) ‘Hürriyeti yoksun kılma’ suçundan 14’er yıl ve F.O. hakkında ayrıca ‘Eziyet etme’ suçundan 5 yıl olmak üzere toplamda 203 yıl hapis cezası istendi.

Ayrıca iddianamede Ali S.K.’nin banyoda uğradığı cinsel saldırının kayda alındığı 6 dakika 40 saniye ve 2 dakika 7 saniyelik 2 videodan bahsedildi.

‘BİR ÇOCUĞA BAK BİR ŞİŞEYE BAK’

Zonguldak 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada tutuklu sanıklar Mehmet Can Aslaner, Samet Küçükdere, başka suçtan tutuklu Y.A., tutuksuz H.C. ve sanık avukatları salonda hazır bulunurken tutuklu Ayhan Küçükdere ile başka suçtan tutuklu F.O. SEGBİS ile duruşmaya katıldı.

Ali S.K.’nin G.T. ve kendisinden uyuşturucu almak için önden para aldığını ve parayı harcadığını bunun üzerine tartıştıklarını G.T.’nin de Ali S.K.’yi dövdüğünü, o esnada S.K.’nin de G.T.’ye bazı bilgiler verdiğini anlatan Mehmet Can Aslaner, şöyle konuştu:

-Ali yanımızda uyuşturucudan nemalanmak bedava içmek için bulunuyordu. Zorla tutulmuyordu. Bir akşam uyuşturucu içerken Ayhan, Ali’nin G.T.’ye Samet’in eşi ve çocuklarının yerini söylediğini de öğrenip sinirlenmiş.

-Ayhan, Ali’ye ‘Seni öldüreceğim ya buradan aşağıya atacağım ya da 2,5 litrelik kola şişesine oturacaksın’ demiş. Biz Samet’le eve gelince bunları Ayhan anlattı.

-Ayhan, Ali’ye ‘seçtin mi’ diye sordu. Ali de ‘Yeter ki beni dövmeyin ben yaptıklarımdan pişmanım. Şişeye oturmaya razıyım’ dedi. Ben de Ayhan’a ‘bir çocuğa bak, bir şişeye bak bu şişe çocuğa girmez’ dedim. Samet bunları duymadı, başka odadaydı. Ayhan bu esnada bir kaşık tutup ‘o zaman bu kaşığa oturacak’ dedi.

-Ayhan kaşığı gösterince Ali banyoya geçti. Videodaki olaylar oldu. Videoyu Ayhan çekti. Ali’nin kafasına silah dayayan bendim. Videoda başka biri yoktur. Ben Ali’ye videodaki eylemleri yaptım bir de beraber alkol içerken ‘İnsan kaşığa oturmayı ister mi’ diyerek dövdüm.

-Aslaner, Ayhan Küçükdere’nin ‘Ali’nin babasını arayıp 500 bin lira ver yoksa oğlunu öldüreceğim’ dedikten sonra Ali’yi kurtarmak için bazı yakın arkadaşlarıyla avukat tutma ve bilet parası ayarlayıp kaçırma planı yaptıklarını da söyledi.

Aslaner, Ali S.K.’nin zorla tutulmadığını kendisinin de zorla telefonunu almadığını öne sürdü.

‘MEHMET CAN SİLAH ÇEKTİ’

Otomobil almak için Zongudak’a geldiğini, beraber kaldıkları Aslaner’in ailesinin yerini düşmanlarına söylediği için Ali S.K.’ye sinirlendiğini, olayların Zonguldak’a ilk geldiklerinde olduğunu öne süren Ayhan Küçükdere, ise şunları söyledi:

-Mehmet Can ‘Çocuklarımın adresini düşmanlarıma verdi. Ali’yi cezalandıracağım’ dedi. Ali’ye ‘bana namussuzluk yaptın, geç banyoya’ dediği sırada ben ‘gerek yok’ dedim. Ayağa kalkıp silahını çekip kurdu.

-Ali’ye doğrultup ‘Banyoya geç’ dedi. Bana da ‘abi kayda alır mısın’ dedi. Silahı doğrulttuğu için korktum, kabul etmek zorunda kaldım. Ali korku içindeydi. Mehmet Can tahta kaşığı Ali’nin önüne atarak ‘bunu kendine sokacaksın’ dedi. Mehmet Can ‘seni öldüreyim mi’ diyordu ben de ‘gerek yok’ diyordum.

-Ali’nin üstünde sigara da söndürdü. Videoda Ali ‘Ayhan abi affet’ diyordu ama niye böyle dedi bilmiyorum. Sanırım benden bir umut bekledi. Sonra hiçbir şey olmamış gibi muhabbete devam ettiler.

-Biz Antep’teyken Ali yanımıza geldi. Daha sonra araba almak ve Mehmet Can ile Ali’yi bırakmak için yine Zonguldak’a gittik. Ali burada arabadan 450 bin lira para çaldı. Ali’yi ararken akşam panik halinde eve geldi. Parayla uyuşturucu ve silah aldığını ama okulda düşürdüğünü anlattı. Ali’yi yanımda zorla götürmedim.

-Paranın hepsini harcadığını düşünmüyordum. Paramı geri almak istiyordum. Ali benim telefonumdan babasını arayıp para istedi babası da ‘senin gibi oğlum yok’ dedi. Ali kendi kendine kaçtı gitti. Ben de paramı bulmak için peşinden koştum. Bulamadık.”

Ali S.K.’yi darbetmediğini öne süren Samet Küçükdere ise suçlamaları reddetti. Diğer 3 sanığın da duruşmada ifadesi alınırken Ali S.K.’nin 2 arkadaşı ve üniversitenin güvenlik görevlisi tanık olarak dinlendi. 2 tanık Aslaner’in Ali S.K.’yi kurtarmayla ilgili planlarını kendilerine anlattığını söyledi.

CİNSEL SALDIRIDAN DA TUTUKLANDILAR

Mahkeme heyeti, tutuklu bulunan Mehmet Can Aslaner ve Ayhan Küçükdere’nin cinsel saldırı suçundan da tutuklanmalarına, Samet Küçükdere’nin ise tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Duruşma Ali S.K.’nin Türkiye’de kullandığı Azerbaycan numarasının hangi telefonlarda kullandığının tespitinin beklenmesi ve eksik hususların giderilmesi için ileri bir tarihe ertelendi. 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/universiteli-gence-tahta-kasikla-cinsel-saldiri-iskence-ve-santaj-203-yil-hapis-cezasi-istendi/feed/ 0
Eminönü’nde alışveriş yapan Almancı hayrete düştü: Burada millet nasıl geçiniyor https://www.foxhaber.com.tr/eminonunde-alisveris-yapan-almanci-hayrete-dustu-burada-millet-nasil-geciniyor/ https://www.foxhaber.com.tr/eminonunde-alisveris-yapan-almanci-hayrete-dustu-burada-millet-nasil-geciniyor/#respond Mon, 20 May 2024 21:54:28 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7521 Ramazan Bayramı’nın yaklaşmasıyla alışveriş hareketliliği de başladı. Türkiye’nin en merkezi yerlerinden olarak bilinen İstanbul Eminönü’nün nabzını da ANKA Haber Ajansı tuttu. Çoğu zaman adım atacak yer zor bulunan Eminönü, pazar günü olmasına ve bayramın yaklaşmasına karşın daha sakindi.

Alışverişe gelenler de hem pahalılıktan hem geçim sıkıntısından hem de kullanmak zorunda kaldıkları kredi kartlarındaki faizlerden şikâyetçi. Almanya Frankfurt’tan ziyarete gelen ve ikinci günü olduğunu söyleyen bir kişi, şunları söyledi:

“Ben her sene gelip gidiyorum fakat her sene üzerine koyarak devam ediyor. Bunlar söylenmez. Ben dün 200 avro bozdurdum, 7 bin lira para. Cebimde 10 lira para var. Burada millet nasıl geçiniyor, ne yiyor burada millet? Şimdi kredi kartı… Burada da benim bir akrabam var.

İnanın, adam intihara geldi, ödeyemedi. Ondan al, ondan al, ödeyemedi. Nasıl düzecek bu memleket? Bu memleket düzelmez. Şurada denk gelse de ‘Avrupa çöktü’ diyen adamları bir göreyim.

Ben diyeyim 20 sene, sen de 30 sene; biz oraya yetişemeyiz. Ben Frankfurt’ta devlet dairesinde çalışıyorum. Belediyede görevliyim. Bu yardım sistemleri filan benim elimden geçiyor. Emeklilere, yardıma muhtaç olanlara, bunların ödemelerini ben yapıyorum, kayıt altına alıyorum.

Orada açlıktan ölen adam yok, açlıktan sürünen adam yok. Orada sabah kalkıp da ‘Çocuğumun çantasına ne koyacağım’ diyen adam yok. Sistem yerleşmiş. Burada da benim okul arkadaşlarım var.

Adamlar 20-30 bin lira maaş alıyorlar ama bu İstanbul’da geçinmek zor. Allah herkesin yardımcısı olsun. İmkânı olan adam gelsin oraya da bir insanlık görsün. Şu millete bakıyorum. Evet, kalabalık da inan, ben şuradan bunu alıp yemeye utanıyorum. Orada torunlar da var.

Hans’ın bebesi doyuyor da niye Kemal’in bebesi doymuyor? Onlar da yesin. Dünya hepimize yeter. Biri yiyip de aşağıda da yememezlik olmasın. Herkes yesin. Durum bu.”

“BİR YEMEĞE 850 LİRA VERDİM”

Yurttaş, 200 avro ve Türk lirası üzerinden alım gücü kıyaslaması da yaparak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Benim orada inşaat firması olan arkadaşlarım var. Orada bir vasıfsız işçi diyelim. Mesleği ve Almancası yok, oraya gelmiş turist olarak. Sabah saat 7’de kalkıp akşam saat 4’e kadar çalışan bir kişi 130-140 avro para alır. Bu 140 avroyla ne alır diyorum.

10 kilo kanat alır, 35 avro. 10 kiloluk but alır, 25 avro. Sucuk alır, 12 avro kilosu. Pastırma alır, 25 avro kilosu. Bunların hepsini 15 avrodan hesaplayalım. Cebime bakıyorum. Cebimde 20 avro daha var.

Şimdi dönüyorum buraya. Ben sabah saat 7’de burada kalkıyorum, çalışıyorum. Akşam saat 6’ya kadar çalışıyorum, 500 lira alıyorum. Ben burada, Eminönü’nde bir yemek yedim şimdi hanımla beraber, 850 lira verdim. Yediğinde bir şey yok, normal bir et yemeği.

Paranın alım gücünü düşünüyorsunuz. Efendim niye burada çalışmıyor? Çalışayım da ben sabah saat 7’den akşam saat 5’e kadar çalışıp bir kilo et alamıyorum. Paranın gücünü görüyor musunuz oradaki?

Adam 130 avro alıyor. Almış olduğuna bak, etini alıyor, sucuğunu alıyor, peynir alıyor, zeytin alıyor, pastırmasını alıyor, ekmeğini alıyor, sebzesini alıyor, meyvesini alıyor. Adam cebinde 10-20 avro daha para kalıyor. İşte emek bu. Anlatabiliyor muyum?

“200 AVROYA FİNLANDİYA’YA GİDİYORUM”

Devlet diyor ki -devlet böyle olur- ‘Halkım, sen sağlığını düşün. Para benim işin. Ben sana bakmak zorundayım. Sen yeter ki sağlığını düşün. Yetişmiyor mu? Gel bana’ diyor devlet.

Tamam, ev kirası bin avro olabilir. Senin kazancın kaç, bin 500 avrodan hariç, isterse milyon borcun olsun, devlet bir lira senden alamıyor. Çünkü bin 500 avro senin hakkın diyor.

Frankfurt’ta çalışan adam 4 bin avro maaş alır. Mesela İstanbul’da çalışan adam 20, 30, 40 bin lira maaş alacak ki o adam yesin 10 bin lira. Sivas’taki adam da veriyor 15 bin lira ev kirası. Bu iş paranın gücü.

Şimdi cebimden 200 avroyu çıkartacağım, bir de 200 lirayı çıkartacağım. Bununla bir kıyaslayalım. Bu memlekette en büyük para 200 lira mı? E ben burada 200 liraya yemek yiyemiyorum.

Ben 200 avroya hanımımla Finlandiya’ya gidip geliyorum. Hollanda’ya gidip, gezip geliyorum 200 avroyla. Benim biletim hanımla hafta sonu Hollanda, Belçika, o sınıra 35 avro. Düşünün işte.

Allah herkesi orayı görmeyi bir nasip etsin de ben de insanım desin. Geçinmek de para, huzur da para, her şey para. Para olmayınca da huzursuzluk oluyor, sevgi, olmuyor, hiçbir şey olmuyor.

Yeter ki para olsun. O nedenle bu Avrupa ülkelerine biz yetişemeyiz. Allah herkesin yardımcısı olsun.”

“DEVLET BİZİ DÜŞÜNMÜYOR”

Emekli olduğunu ve asgari ücretin altında maaş aldığını söyleyen bir kişi de sorunlarını şöyle anlattı:

“Sabırlı, metanetli gitmeye çalışıyoruz. ‘Geçiniyorum’ dersek yalan olur. Memleket, bizim memleket. Alamayız, satamayız, ortalığı birbirine katamayız. Bu koşullarda boynumuz her zaman devlete kıldan ince ama oy zamanı geldiği zaman gerekli ders verildi, ikaz yapıldı. Bundan sonra da ne yaparsa bakacağız. Kredi kartı bir tane var. Çekme kartı var, gerisi yok. Ne alırım ne öderim. Aldığım belli, verdiğim belli. Bu işler hep böyle gidiyor. Ben doğdum, orta direklerle büyüdük. Ben onun yaşına geldim. Ne orta direk kaldı ne başka bir şey kaldı. Şimdi kredi kartları da bizim gibi emeklinin Allah yardımcısı olsun. Alırsak vallahi kalp krizinden gideriz galiba. Bu sıkıntıyı yaşıyoruz. Bizim kaldırabileceğimiz bir güç değil yani. Aldığımız zaman nasıl ödeme yapacağız? Kredi kartı insanlara veriliyor ama geri ödemesi gelince şu sazıma bir düzen ver, teller de muradını alsın diye ağlamaya başlıyoruz. Bu oluyor işte. Ben beni düşünüyorum, sen seni düşünüyorsun ama devlet bizi düşünmüyor. Mecbur, istersen yapma. Sen de benim yaşıma geleceksin. Çoluğun çocuğun olacak. Onların geleceği olacak. Sen kendi geleceğini de bırakıyorsun. Bir de böyle kredi kartlarının içine girersen Allah yardımcın olsun. Varsa zaten mesele yok, hep ne gelirse yokluktan geliyor”

“HALKIN PARASINI SARAYA DÖKTÜ”

Kredi kartlarının faizlerinden dert yanan başka bir yurttaş da “Kullanmasam dönmez. Ben çalışıyorum, herkes için zor. Ülkeye güzel bir yatırım olması lazım. Daha doğrusu Ankara’daki sarayın kapanması lazım. Orası bir ton elektrik yakıyor. Günde 4-5 milyon elektrik gidiyor Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Saray’ına. Oranın aylık gideri 50 milyon rahat var, belki daha fazla. Orası kapanırsa ekonomi düzelir. Bu tarz şeylerde eğer kısarlarsa ekonomi düzelir. Milletin parasını aldı oraya döktü. Halkın parasını aldı, o saraya döktü. Yatırım halka yapsın, iş sahası kursunlar, insanlara iş versinler, ekmek versinler, fabrika kursunlar. Büyükçekmece’de oturuyorum, alışverişe geldim. Fiyatlar çok pahalı. Elbise alacağım. Yeme içmeden kısıyorum, her şeyden kısıyorum. Öyle idare ediyorum. Yazık günah, halkı ne hâle soktular… Başımızdaki, halkı ne hâle soktu, eve ekmek götüremiyor insanlar” diye konuştu.

“ÖNCEDEN KREDİ KARTI ŞART DEĞİLDİ”

Para olmayınca kredi kartından harcadığını anlatan bir kişi, “Bir banka kartı var, bir normal kredi kartı var. Aylığı alınca yatırıyoruz. Dikkatli kullanmaya çalışıyorum aslında. Önceden şart değildi. Çalışınca demek ki şart oldu. Çarşıya daha tam bakamadık, şimdi gireceğiz. Bir bakalım. İşte yine kredi kartı kullanacağız” dedi.

“MARKETLER BİZİ DEVAMLI EZİYOR”

Emekli bir yurttaş, pahalılığı “Geziyorum. Biraz ucuzluk var. Az bir şey ama o kadar değil. Dolaştım, bazı yerler çok farklı. Sıkışıyoruz tabii. Bu ucuzluğa bir şey demeleri lazım. Böyle gitmez. Değil mi? Nereye kadar gidecek? Geçiniyoruz ama öyle geçiniyoruz. Torbayla paran olacak. Ucuzluk yapsınlar, bizim derdimiz o. Şu marketlere bir frenleme yapsınlar. Marketler bizi devamlı eziyor. Kredi kartı ben kullanmıyorum. Bir hanım, bir ben, ikimiz daha alıyoruz. Kredi kartıyla çekiyor, çekiyor; ay başı geldi, maaş karta gidiyor” diyerek anlattı.

“ADALET OLMAZSA EKONOMİ OLMAZ”

Kredi kartının 4-5 tane olduğunu belirten bir kişi, şunları dile getirdi:

“Ödemesi ondan ona, ondan ona aktarma yapıyorsun. Yani kredi kartı olmazsa bu millet yaşayamaz, imkânı yok. Herkes kullanıyor. Faizler çok yüksek. Toplumun alım gücü yok.

Mecburen ne yapacak? Kredi kartına yüklenecek. Habire borçlanıyor. Yani bu ekonominin bozuk olmasından dolayı seçim sonuçlarını gördünüz.

Kredi kartı olmazsa yaşam olmayacak bu ülkede. Bu sistemin değişmesi lazım önce. Sistem değişmezse bu böyle devam eder.

Önce sistem değişecek. Önce bu ülkeye adalet gelmesi lazım. Adalet olmazsa ekonomi olmaz. Önce adalet olacak. Ondan sonra ülke gelişime, yatırıma başlar. Yoksa olmaz.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/eminonunde-alisveris-yapan-almanci-hayrete-dustu-burada-millet-nasil-geciniyor/feed/ 0
İş insanlarını dolandıran şebekeye operasyon https://www.foxhaber.com.tr/is-insanlarini-dolandiran-sebekeye-operasyon/ https://www.foxhaber.com.tr/is-insanlarini-dolandiran-sebekeye-operasyon/#respond Sat, 18 May 2024 21:18:42 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7416 İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Suriye uyruklu iş insanlarını  tehdit ve dolandırıcılık yoluyla para sızdırdığı iddia edilen 6 kişiye yönelik bir operasyon düzenledi. 

20 Şubat Salı günü polis memuru E. K. ile H. Ç. ellerinde hiçbir resmi yazı olmadan Suriye uyruklu iş insanı Adnan A.’nın Avcılar’da bulunan evine geldi. 

Eve gelen polis memurları E.K. ile H.Ç. kısa bir sorgudan sonra iş insanını evinden alıp götürdü. Polis memurlarının, gecenin bir vakti evinden aldığı iş insanı Adnan A.’yı tehdit ve şantaj yaparak para istedikleri öne sürüldü.

20 Mart Çarşamba günü ise Suriye uyruklu iş insanı Abdülkerim M., polis memurlarıyla iş birliği içerisinde olduğu öne sürülen Suriye uyruklu Hussam S. tarafından arandı. Whatsapp’tan aramayı gerçekleştiren Hussam S. iş insanına, hakkında çok önemli bir dosya olduğunu, yarın iş yerine polis memurlarının geleceğini ve iş yerine gitmemesi gerektiğini söyledi.

Ardından polis memuru E.K., H.Ç., O. A. ve M.K, Abdülkerim M.’ye ait Esenyurt’ta bulunan iş yerine geldi. 

Şüpheliler, Abdülkerim M.’yi iş yerinde bulamayınca bir süre sonra oradan ayrıldı. Konuyu, daha önce benzer bir olay yaşayan arkadaşı Adnan A. ile paylaşan Abdülkerim M. avukata danışmaya karar verdi.

Avukatı Feyzi Sunar ile savcılığa giden Abdülkerim M. suç duyurusunda bulundu.

POLİS SUÇ ÜSTÜ YAPTI

Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla İstanbul Emniyet Müdürlüğünce konuyla ilgili inceleme başlatıldı.

Bu esnada, Hussam S., ikinci kez aradığı Abdülkerim M.’ye polislerin dosyayı kapatmak için 50 bin dolar istediklerini fakat kendisinin polisleri 20-30 bin dolar karşılığında ikna edebileceğini söyleyerek Esenyurt’ta buluşmak istedi.

Abdülkerim A. 23 Mart Cumartesi günü akşam saatlerinde parayı teslim etmek üzere belirlenen adrese geldi. Buluşma yerine Habib K. ile Hussam S. siyah bir otomobille, polis memuru E.K ile H.Ç. ise beyaz bir otomobille geldi.

Buluşmada, Abdülkerim M. seri numaraları kayıtlı 20 bin doları teslim ettiği Hussam S. polis ekipleri tarafından suçüstü yakalandı.

Olayla ilgili yapılan soruşturmada kısa sürede şüpheli polis memurları E.K., H.Ç., O. A., M.K ile Habib K. yakalanarak gözaltına alındı.

Mahkemeye sevk edilen Suriye uyruklu Habib K. ile Hussam S. tutuklanarak cezaevine gönderildi. Polis Memuru E.K. ile H.Ç. de yurtdışı yasağı ve adli kontrol şartıyla açığa alınarak serbest bırakıldı.

Polis memuru O.A. ile M.K ise serbest bırakıldı. Polis ekiplerinin şüphelileri suçüstü yakaladığı an ise cep telefonu kamerasına yansıdı.

Öte yandan 4 ay önce başka bir yabancı uyruklu iş insanını hedef alan polis memurlarının adli kontrol şartıyla yine serbest bırakıldığı öne sürüldü.

AVUKAT AÇIKLAMA YAPTI

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Adnan A. ile Abdülkerim M.’nin avukatı Feyzi Sunar, “Ellerinde hiçbir gözaltı kararı, idari bir karar, savcılık kararı, ihbar ve şikayet bulunmaksızın müvekkilimizin iş yerinde sorgu ve sual yapmaya başlıyorlar.

10-15 dakika durduktan sonra buradan gidiyorlar. Biz burada savcılıkla birlikte hareket ettiğimiz için, müvekkilimiz kesinlikle ne yapması gerektiğini söylüyoruz. Müvekkilimiz iş yerine gitmiyor ve şüpheli şahsı dinliyor.

Şüpheli kişi daha sonra müvekkilimizle tekrar iletişime geçerek ‘Bak gördün mü benim dediğim oldu geldiler, şimdi bunlar çok büyük bir dosya hazırladığı için bunu da çözmemiz lazım’ diyorlar ve müvekkilimizden 25 bin dolar para talep ediyorlar.  Müvekkilimiz bu parayı hazırlıyor, seri numaraları savcılık ve emniyet müdürlüğü ekipleri tarafından alınıyor. Savcılığın talimatıyla birlikte kişilerin istediği ve talep ettiği noktaya gidiyoruz. Polis memurları ve şüpheli kişiler müvekkilimizi aracın içerisine alıyor ve burada 25 bin doları teslim alıyorlar müvekkilden. Daha sonra polis ekipleri hemen burada suçüstü yaparak, parayı kişilerin üzerinden çıkartıyor” dedi.

 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/is-insanlarini-dolandiran-sebekeye-operasyon/feed/ 0
İnsanımız açken başka yere para harcayamam https://www.foxhaber.com.tr/insanimiz-acken-baska-yere-para-harcayamam/ https://www.foxhaber.com.tr/insanimiz-acken-baska-yere-para-harcayamam/#respond Wed, 15 May 2024 21:33:44 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7322 Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, sosyal belediyecilik açısından hem büyük ilgi gören hem de takdir edilen bir isim. Röportajımız sırasında AKP’nin “eser belediyeciliği” çıkışlarını eleştiren Yavaş, şunları kaydetti:

İkide bir ‘eser belediyeciliği yapıyoruz’ diyerek halkın kullanmayacağı, sadece görüntü veren tesislere milyarlarca lira harcandı. Bunlardan biri de Keçiören Kulesi’dir. Şentepe’deki herhangi bir apartman, kuleden daha yüksektir, şu anda kullanılamaz duruma geldi. 2 günde harcanan para bir milyar lira.

MAHZUN OLMASINLAR

Ben diyorum ki daha güzel işler yapılabilirdi oraya harcanacak parayla. İçinde insan olan, insana yarayan işler yapılabilir benim mantığım bu. Önce insanlara fırsat eşitliği vereceksiniz. Nedir? Destek alan ailelerin çocuklarını diğer yaşıtları gibi okur hale getireceksiniz. Onların beslenmesine destek olacaksınız, sağlığına destek olacaksınız ki onlar hiçbir şeyden mahrum kalmasın. Sadece fakirlikten dolayı mağduriyet ve mahzunluk yaşamasın, bu çok önemli bir hadisedir.

Çünkü öbür türlü sadece yoksulluğu yönetmiş oluyorsunuz, yoksulluğu ortadan kaldırmanın çaresi budur. Bu yönde çok çalışmalarımız oldu ve çok şaşırdılar. Düşünebiliyor musunuz çocuğa karne hediyesi gönderdik, bayram harçlığı gönderdik. Çocuk gitti annesine dedi ki ‘Para benim anne, harcama. Mansur amca bana para göndermiş’ dedi. Bu neyi gösteriyor o çocukların daha küçük yaşta bir birey olarak görüldüğünü gösteriyor. Asıl belediyecilik buradan başlar.

Bunların yanında elbette ki asfaltı yapacaksınız kültürü, sanatı, tarımda turizmde gelişmeler yapacaksınız. Ama bizim destek olduğumuz aile son ay 208 bindir. Emeklilerle sayısı arttı. 2 milyon ailede  %10’a tekabül ediyor. Önce bu eşitsizliği ortadan kaldırıp daha sonra diğer şeylerin yapılması lazım.

ASFALTI ZATEN YAPIYORUZ

Çok acil, can kaybına yol açan durum yoksa bir kavşak eksik olabilir, bir yıl sonra da yapılabilir. Ama şurada aç insanlar varsa önce onları doyurmak lazım. 10 bin lira alan bir emekli aç dururken ben gidip başka bir yere para harcamam. İmkan varsa önceliğimiz odur. Bunu anlamadılar dediler ki ‘Onu da yap bunu da yap…’ Asfaltı, kaldırımı zaten yapıyoruz. Yeşil alan derseniz geçmiş 25 yılda yapılandan fazlasını yapmışız, zaten yapıyoruz ama ben onları rutin hizmet görüyorum. Benim için önce insan. Aramızda anlaşamadığımız şey o. Onlar da gidip görmüyorlar. Turgut Altınok, ‘Bir tane park yapmadı’ diyor ya. 18 milyon metrekare park yapmışız. Bunun duyulmaması görülmemesi mümkün değil.

AKP, kendisine oy vereni pişman etti

AKP’nin oy oranının düşmesi, CHP’nin oy oranın artmasının nedenini sorduğumda Mansur Bey şunları anlattı:

Ekonomik krizin çok etkili olduğunu düşünüyorum. Genel seçimden sonra gelen zamlar özellikle AKP’ye oy verenleri çok pişman etti ve kızdırdı. O kızgınlığı saha da sosyal medyada da görüyoruz. Bir yandan korkarken, bir yandan da ‘İçeriye atacaklarsa atsınlar, öldük bittik” gibi isyanlar çoğalmaya başladı.

Bir kısmı oy tercihini değiştirdi, bir kısmı oy kullanmadı. Ama zaten biliyorsunuz tüm yerel seçimlerde iktidar daima genel seçimde aldığının altında oy almıştı. Bu da yerel aktörlerin biraz daha etken olduğunu gösteriyor.

Biz inşallah eski dönem gibi ‘önce insan’ diyerek hem şeffaf olacağız hem vatandaşın parasını boşa götürmeden israf etmeden çalışmalarımıza devam edeceğiz. Ankara halkının da daima yanında olacağız.

Siyasette plan kurulamaz

Yerel seçimde en yakın rakibine fark atarak zafer kazanan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın, siyasi süreçteki yol haritası sık sık gündeme getiriliyor. Mansur Bey’le görüşmemizde bu konuyu sorduğumda cevabı şöyle oldu:

Şimdiden hiçbir şey konuşulmaz. Bunu böyle söylerken bir şey planlayarak söylemiyorum. Benim hayatta böyle planlarım veya bu yönde düşüncem olmadı ama o günkü şartlarda hayat bizi nereye getirecek bilmiyoruz. Mesela ben 2019’da neredeyse bir anda siyaseti bırakmış gibiydim. Öyle oldu, böyle oldu biz kendimizi yine siyasetin içinde bulduk. Siyaset böyle gidiyor veya birileri çok istiyor ‘Ben ille de şu makamı istiyorum’ diyor ama o da olmuyor. Onun için ben siyasette süreç içerisinde plan kurulabileceğine inanmıyorum.

Bu geçtiğimiz belediye seçimlerinden önce siyasette böyle garip şeyler oldu ya o zaman ben bu yazıyı gördüm. ABD eski Başkanı Franklin D. Roosevelt  “Siyasette hiçbir şey tesadüf değildir. Bir şey vuku buluyorsa o şeyin önceden planlandığından emin olabilirsiniz” diyor. Dolayısıyla bizim dışımızdaki siyasetçiler neyi planlıyorlar, biz bilmiyoruz. Bunu yaşadık yani bir isim vererek konuşmak istemiyorum ama olması gereken 2 kere 2’nin 4 edeceği bir ortam varken ve bunlar konuşulmuş iken birdenbire bakıyorsunuz başka tür tavırlar ortaya çıkıyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/insanimiz-acken-baska-yere-para-harcayamam/feed/ 0
İBB’nin 6.2 milyonluk bağışına el konulmuştu! AYM’den dikkat çeken karar https://www.foxhaber.com.tr/ibbnin-6-2-milyonluk-bagisina-el-konulmustu-aymden-dikkat-ceken-karar/ https://www.foxhaber.com.tr/ibbnin-6-2-milyonluk-bagisina-el-konulmustu-aymden-dikkat-ceken-karar/#respond Tue, 14 May 2024 21:54:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7300 Anayasa Mahkemesi (AYM), derneklerin genel kurul dışındaki organında görevli kişiler veya ilgili personel hakkında bazı suçlardan dolayı kovuşturma başlatılması durumunda bu kişilerin veya görev yaptıkları dernek organlarının İçişleri Bakanınca görevden uzaklaştırılabileceğini ve bunların yerine mahkeme kararıyla kayyım atanacağını düzenleyen kanun hükümlerini iptal etti.

Yüksek Mahkeme, CHP’nin, Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun’un bazı kurallarını iptal istemini görüştü. Anayasa Mahkemesi, derneklere mahkeme kararıyla kayyım atanmasına ilişkin hükümleri Anayasa’ya aykırı buldu. 

Kararda, derneklerle ilgili iptali istenen kuralın, derneklerin genel kurul dışındaki organlarında görevli kişiler hakkında “Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun” kapsamında yer alan suçlar ile “uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” veya “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçlarından kovuşturma başlatılması halinde bu kişilerin İçişleri Bakanınca görevden uzaklaştırılabileceğinin öngördüğü, görevden uzaklaştırma tedbirinin ne zamana kadar devam edeceği konusunda ise bir düzenleme bulunmadığı aktarıldı.

“İZİNSİZ TOPLANAN YARDIMLAR BAĞIŞTA BULUNAN KİŞİLERE İADE EDİLMELİ”

Yüksek Mahkeme, aynı kanunda yer alan, ‘izinsiz toplanan yardım paralarına el konularak bunların mülkiyetinin kamuya geçirilmesini’ düzenleyen hükmünü de iptal etti.

Kararda, iptali istenen kuralla, kişiler ve kuruluşların, yetkili makamdan izin almadan yardım toplayamayacağı, bunun tespiti halinde hem idari para cezası uygulanacağı hem de izinsiz toplanan mal ve paralara el konularak doğrudan mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilmesinin öngörüldüğü belirtildi. Bunun Anayasa’ya aykırı olduğu anlatılan kararda, şu ifadeler yer aldı:

* “Yardım toplama faaliyetinin kanunda öngörülen usullere uyulmadan gerçekleştirilmesi halinde bu faaliyet kapsamındaki bağışlama işlemleri sonucu toplanan mal ve paraların öncelikle eski maliklerine iadesi seçeneği göz önünde bulundurulmalıdır. Bu bağlamda izinsiz yardım toplama faaliyeti kapsamında elde edildiği için el konulan mal ve paraların öncelikle iyi niyetli olarak bağışta bulunan kişilere iadesinin sağlanması gerekir ancak bu iade işleminin mümkün olmadığı hallerde son çare olarak söz konusu mal ve paraların mülkiyetinin kamuya geçirilmesi şeklindeki bir araca başvurulabilir. Bu değerlendirmeler ışığında kuralla mülkiyet hakkına yönelik getirilen sınırlamanın ölçülülük ilkesi bağlamında gerekli olmadığı kanaatine varılmıştır.”

İptal hükümleri, 9 ay sonra yürürlüğe girecek.

İBB, BAĞIŞ KAMPANYASI BAŞLATMIŞTI

Tüm dünyayı sarsan corona virüsü salgına karşı İBB, 30 Mart 2020’de İstanbul’da yaşayan ihtiyaç sahibi kesimlere yardım etmek için “Birlikte başaracağız” sloganı ile bağış kampanyası başlatmıştı. Kampanyayı sosyal medya hesabından duyuran İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İstanbul bu süreci büyük bir dayanışma örneği sergileyerek aşacak. Destek ve bağış kampanyamıza siz de katılın” çağrısı yapmıştı.

İmamoğlu, bağış toplamak için 4 bankada açılan hesap numaralarını paylaşmıştı. Ertesi gün 31 Mart’ta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu imzası ile 81 ilin valiliklerine, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’na “yardım toplama” konulu yazı gönderilmişti. Yazıda son günlerde bazı yerel yönetimler başta olmak üzere kurum, vakıf ve derneklerin 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu’nun açık hükümlerine rağmen herhangi bir izin almadan bazı hesapları ilan ederek yardım toplama faaliyetine giriştikleri belirtildi.

Bakanlıktan gelen yazının ardından İstanbul Valiliği’nin bağış için İBB’nin hesap açtığı bankalara yazı göndererek hesapların bloke edilmesini istedi. Bunun üzerine İBB’nin bağış hesabı açtığı bankalar arasında bulunan kamu bankası, hesabı hemen dondurdu. Diğer bankalardaki hesaplara bağışlar bir süre daha devam etti.

İçişleri Bakanlığı, salgın yüzünden ekonomik sıkıntı yaşayan yardıma muhtaç vatandaşlara destek için İBB tarafından başlatılan bağış kampanyası nedeniyle İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında soruşturma da başlatmıştı.

BAĞIŞLARA EL KONULMUŞTU

İstanbulluların pandemi döneminin başında ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için İBB’ye bağışladığı, İçişleri Bakanlığı kararıyla durdurulan yardım kampanyası kapsamında toplanan 6 milyon 212 bin 515 TL’ye Fatih Kaymakamlığı’nın kararıyla 2022 yılının Şubat ayında el konulmuştu. Para İstanbul Defterdarlığı banka hesabına aktarılmıştı.

ERDOĞAN “DEVLET İÇİNDE DEVLET OLMANIN ANLAMI YOK” DEMİŞTİ

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, bağış kampanyası düzenleyen bazı belediyelerin hesaplarına bloke konmasına ilişkin 2020 yılının Nisan ayında yaptığı açıklamada “Devlet içinde devlet olmanın anlamı yoktur” ifadelerini kullanmıştı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ibbnin-6-2-milyonluk-bagisina-el-konulmustu-aymden-dikkat-ceken-karar/feed/ 0
Mansur Yavaş: Altınok’un 2 kızı KPSS’siz memur yapılmış https://www.foxhaber.com.tr/mansur-yavas-altinokun-2-kizi-kpsssiz-memur-yapilmis/ https://www.foxhaber.com.tr/mansur-yavas-altinokun-2-kizi-kpsssiz-memur-yapilmis/#respond Thu, 02 May 2024 21:27:42 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6842 Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP’nin Kalecik Belediye başkan adayı Satılmış Karakoç ve beraberindeki partililer ile birlikte Kalecik ilçesinde iftar programına katıldı.

Burada konuşan Yavaş, rakiplerinin karalama dışında bir şey bilmediğini kaydederek, “Ancak işleri adam karalamak. Niye? Düzen devam etsin diye. Bunu 2019 seçimlerinde yapmadılar mı? Ne oldu? Utanmıyorlar da. Karalamak yerine vaatlerinizle ortaya çıkacaksınız ve anlatacaksınız. O karalamalara Ankara inansaydı bugün Ankara’da bu yönetimin yaptığı çoğu şey olmayacaktı. ‘Başkent Kart’ olmayacaktı, kırsal kalkınma destekleri olmayacaktı. Açık ihaleler olmayacaktı” dedi.

“HARCANAN PARA 350- 400 MİLYON BUGÜNÜN PARASIYLA”

Yavaş, “Şehre girerken, çıkarken kapılar var ya. Harcanan para 350- 400 milyon bugünün parasıyla. Neymiş? Eser yapmışlar. Ankapark’ı görüyoruz gene onarması bize düştü. Bunlar eser falan değil. Belediyecilik, doğumundan ölümüne kadar insanların her şeyiyle, ihtiyaçlarıyla uğraşmak diye tarif edilir. Siz onların eğitimiyle, yemesiyle, içmesiyle, sağlığıyla, rahat etmesiyle, konforuyla ilgileneceksiniz ki o kentte, o beldede yaşayan insanlar yaşadığı yerden keyif alacak, üretecek, başka bir yere göçme ihtiyacı hissetmeyecekler. Belediyecilik budur” diye konuştu.

Beypazarı’nda belediye başkanlığı yaptığı dönemde Beypazarı’nı turizm beldesi yapmak için inat ettiğini ve öncelikle buna kendisinin inandığını aktaran Yavaş, “Allah’a şükür, ben oradan ayrılalı 15 seneyi geçti. Hala oraya 500- 600 bin turist geliyor. İşte belediyecilik budur, önünü açmaktadır. Yol göstermektir, halka liderlik yapmaktır” dedi.

“MANSUR YAVAŞ BELEDİYECİLİĞİ TÜM ÜLKEYE YAYILSIN”

Artık Ankara’da seçimi kimin kazanacağının konuşulmadığını vurgulayan Yavaş, şunları söyledi:

*Ankara’da tarihi bir fark olacak. Benim elimi tutacak belediye başkanına ihtiyacım var ki mecliste de çoğunluğu sağlayalım. Bana yarın soracaklar; sen 10 yıl Ankara’da Allah ömür verdiyse tabii, 10 yıl belediye başkanlığı yaptın ne bıraktın derlerse, bakın eserimi size anlatacağım.

*Ben 4 binin üzerinde ihaleyi canlı yayınladım, hesap verdim, şeffaf davrandım. Ankara’da okuyan 400 bin öğrencinin 250- 300 bini dışarıdan gelme. Onlar kendi şehirlerine gittikleri zaman, kendi beldelerine gittikleri zaman oradaki belediye başkanlarına sorsun istiyorum.

*’Ankara’da büyükşehir belediye başkanı açık ihaleler yapıyor. Canlı yayınlarda yayınlıyor. Siz niye yapmıyorsunuz?’ diye sorsun. İnşallah Mansur Yavaş belediyeciliği bütün ülkeye bu şekilde yayılsın. Benim eserim bu olsun. Artık toplumda yaşayan zengin- fakir arasındaki bu ayrım, ortadan israf ve yolsuzluk kalmadıktan sonra bitmez.

“ÇIKART NEYİN VARSA AÇIKLA”

Belediye başkanlarının, kamu yöneticilerinin hesap vermesi gerektiğine işaret eden Yavaş, 2019’da da 2014’te de mal beyanını açıkladığını anımsattı.

Yavaş, “Noktası noktasına açıkladık. Rakibim açıklamadı uzun süre, sonra açıkladı, eksik açıkladı. Antalya’da bir şeyler çıktı, değil dedi, tapusunu televizyonda gösterdi. Ziynet eşyası hiç yok zannedersiniz ki 3-5 ton altını var da saklıyor. Çıkart neyin varsa ziyneti de açıkla dövizin varsa da açıkla. Bankada da hesap yok, o kadar dairenin kira geliri de görünmüyor. Beş kuruş vergi de vermemiş. Nasıl bir anlayış böyle? Öğreniyoruz ki o kadar mala göz koymuşlar ki kız kardeşinden aldığı vekaleti kötüye kullanarak, babasından, kız kardeşinden gelen malları da üstüne geçirmiş ve onun mahkemesini görüyorlar. Bu nedir Allah aşkına?” diye konuştu.

“KREDİ ÇEKTİM, HER ŞEYİ MAL BEYANIMDA AÇIKLADIM”

Bu tartışmanın olumlu bir tartışma olduğunu ve televizyonlarda ‘bundan sonra çok malı olup, zengin olup da aday olan birileri olursa benim de mal beyanımı birileri ister’ diye çekineceklerini ve kendisine güveniyorlarsa açıklayacaklarını belirten Yavaş, kızı hakkındaki tartışmalara ilişkin ise şöyle dedi:

*Benim kızım 2014’te evlendi. Doğum yaptıktan sonra 1 yıl müddetle iş aradık. Babası Mansur Yavaş ya nereye gittiyse kapılar kapandı ve çocuk, eşiyle birlikte şöyle bir karar aldı ‘Baba ben yurtdışına gideceğim’ dedi.

*Yurt dışında sizin çalışmanız için ya bir firmanın davet etmesi lazım ya da internet üzerinden 10 sterlin gibi bir para yatırarak şirket kuruyorsunuz. Bunun adı Ankara anlaşması.

*Bu anlaşmayla gitti. 6 yıldır kirada otuyor, ben belediye başkanı olduktan sonra kredi çektim, her şeyim açık. Bunu da mal beyanımda yayınladım. Oraya bir miktar para gönderdim.

“ALTINOK’UN 2 KIZI KPSS SINAVINA GİRMEDEN KADROYLA MEMUR YAPILMIŞ”

32 yıl sürecek şekilde, emeğinin hakkıyla ödeyeceği kredisinin olduğunu bildiren Yavaş, ayrıca kızı hakkında ‘İngiliz vatandaşı’ olduğuna dair çıkan iddiaların yalan olduğunu söyledi.

Yavaş, “Niye böyle yapıyorlar? Kendi açıkları ortaya çıkmasın diye. Dün Elmadağ’da da sordum. Sayın Altınok’un 2 kızı KPSS sınavına girmeden kadroyla memur yapılmış. Bu kadar servet var, ihtiyacınız mı var? KPSS’siz işe giriyorsun. Peki şu Kalecik’teki işsizler bir elini kaldırsın bunlar fasulye sırığı mı? Bu kul hakkı değil mi? Olmaz böyle şey. İhtiyacınız da yok sizin. Keçiören Belediye Başkanı olmasaydınız onları işe de sokamazdınız. Ben malınızdaki şaibeyi falan bilmem ama siz bu kul hakkını ödeyemezsiniz bu gençlere. Bu da berbat bir konudur. Torpille mülakatsız, sınavsız işe sokmak kendi çocuklarını, daha beterdir bence, daha ayıp bir husustur” diye konuştu.

“HİÇ MAAŞ ÖDEMEZSEN, GELEN PARAYI AKTARSAN GENE ÖDEYEMEZSİN”

Yavaş, rekor bir oyla seçildiklerini kaydederek, “Onu da gördü insanlar, bir 5 yıl beni de gördüler. ‘Ben şunu yapacağım, bunu yapacağım’ sen belediye başkanısın. Dediklerinin bir kısmını yapsana. Emekliye 5 bin lira verecekmiş. Geç, Turgut Bey verse hükümet verir o 5 bini. 1 milyon 100 bin emekli var Ankara’da, aylık 6 katrilyon eder. Bir yılda 70 milyar yapar. Hiç maaş ödemezsen gelen parayı aktarsan gene ödeyemezsin” dedi.

“ANKARA PATLATACAK O SANDIKLARI”

Şu anda 34 bin emekliye en azından hükümetin verdiğinin dörtte birine yakın 6-7 aydır destek olduğunu ve insanların evlerinde üşümemelerini, kursaklarından et girmesini, başkalarına muhtaç olmamalarını sağladığını aktaran Yavaş, “İşte belediyecilik benim anlayışıma göre budur. Bir kavşak var, yapılacak bir tarafta da ekonomi gidişi belli. Kiraların artması nedeniyle insanlar son derece mağdur oldular. O kavşak gerekirse 2 sene bekleyecek. Ben bu tarafta işsiz kalan, mağdur kalanları aç ve açıkta bırakmayacağım. Benim önceliğim budur. Şöyle bir belediyecilik anlayışımız var ve bunun ne kadar geçerli olduğunu 31 Mart akşamı göreceksiniz. Ankara halkının ne kadar benimsediğini ne kadar doğru iş yaptığımızı Ankara halkı sandık sonuçlarıyla inşallah gösterecek. Patlatacak o sandıkları. 31 Mart akşamı hepinizden müjdeler bekliyorum” ifadelerini kullandı.

“ARKAMIZDAN GÜZEL KONUŞTURACAĞIZ”

Seçimi kazanması halinde bu dönemin son dönemi olacağını belirten Yavaş, “Arkamızdan güzel konuşturacağız. Bugüne kadar sizin başınızı eğdirecek hiçbir şeyin içinde olmadık, olmayacağız” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/mansur-yavas-altinokun-2-kizi-kpsssiz-memur-yapilmis/feed/ 0
Davutoğlu: AKP IMF ile anlaştı https://www.foxhaber.com.tr/davutoglu-akp-imf-ile-anlasti/ https://www.foxhaber.com.tr/davutoglu-akp-imf-ile-anlasti/#respond Wed, 01 May 2024 21:57:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6824 Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, çeşitli programlara katılmak üzere Ordu’ya geldi. Ordu-Giresun Uluslararası Havalimanı’nda partilileri tarafından karşılanan Davutoğlu, seçim otobüsü ile gittiği Gülyalı ve Altınordu ilçesinde vatandaşları selamladı.

Çamaş ilçesinde esnaf ile bir araya gelen Davutoğlu, ardından miting düzenledi. Burada kalabalığa hitap eden Davutoğlu, başbakanlık döneminde en büyük gurur duyduğu şeyin fındığa verdikleri para olduğunu söyledi.

“BU PARALAR NEREYE GİDİYOR”

O dönemde fındık için 15 lira 48 kuruş verildiğini hatırlatan Davutoğlu, şunları söyledi;

*Dolar 2 lira 70 kuruştu. O gün fındık için 5 dolar 62 sent vermiştik. Bizden sonra 15 liradan 9 liraya düştü. Bakın fındık istatistiklerine. Eğer 5 doları şimdi vermiş olsalardı; ağustos ayında fındığa 120 lira falan vermeleri lazımdı.

*83 lira verdiler ama şimdi fındık 120-130 liraya çıktı. Ama üretici kazanmadı. Fındık üreticisinden 83 liradan alım yapıldı ama fındık üreticisi karşılayamadı.

*O zaman 1 kilo fındığa 4 litre mazot alınıyordu. 15 lira 62 kuruş vermiştik, mazot 3 lira civarındaydı. Şimdi 83 lirayı baz alırsanız 2 litreyi zor alırsınız. 120 lirayı da esas alsanız yine 2 veya 2,5 litre yapar. Bu paralar nereye gidiyor? Ülkenin kıt kaynaklarını yolsuzluklarla ve israfla heba ediyorlar. Size fındık fiyatı verirken 50 kere düşünüyorlar, müteahhitlere Hazine garantili ödeme yaparken milyarları, trilyonları dağıtıveriyorlar.

*Bu sene bütçede çiftçilere verilen toplam destek 91 milyar Türk Lirası. Aynı bütçede faize ayrılan kaynak, 1 trilyon 254 milyar Türk Lirası. Kur korumalı mevduat diye faiz üzeri faiz yaptılar.

*Siz burada fındık bahçesi ile uğraşın, siz burada elinizin emeği ile 3-5 kuruş helal rızık temin etmeye çalışın; öbür tarafta parası olan, milyonları nasıl kazandığı belli olmayan parayı gidip, kur korumalı mevduata yatırdı.

*Bu Hazine, Cumhurbaşkanının Hazinesi değil. Bu Hazine iktidarın da değil. Başbakanken benim de değildi. Bu Hazine milletindir. O Hazineden bu rantiye sınıfına, faizcilere kur korumalı mevduattan 1 trilyon lira aktarıldı.

“DÜNYADA ENFLASYON FALAN YOK”

*Cumhurbaşkanı dün, ‘Dipsiz kuyu gibi attıkça kayboluyor, verdikçe gidiyor’ diyor. Niye gidiyor biliyor musun Sayın Cumhurbaşkanı? Doğru, dipsiz kuyu. Emeklinin cüzdanı da dipsiz kuyu. Sen bir cebine koyuyorsun, öbür cebinden boşalıyor.

*Enflasyonun olduğu yerde ne verirsen ver faydası yok. Enflasyon canavardır, yer bitirir. Peki, enflasyonu kim yaptı? Sayın Cumhurbaşkanı diyor ki; bütün dünyada enflasyon var. Bacılarım, fileleri siz dolduruyorsunuz, sakın ha inanmayın. Dünyada enflasyon falan yok. Aldatmasınlar milleti.

*Ekonomi hocasıyım, siyaset bilimi hocasıyım. İki fakülte, birçok diplomam var. Onlar hiç önemli değil. Amerika’da enflasyon yüzde 3. Avrupa’da yüzde 3. Savaşan Rusya’da yüzde 4,4. Ukrayna’da yüzde 4,7. Bir tek Türkiye’de böyle yüksek.

*Başka nerede biliyor musunuz? Bir Arjantin’de, bir Venezuela’da, bir Namibya’da. Ya Allah aşkına vicdan sahibi olun. Neden veremiyorlar emekliye parayı biliyor musunuz? Çünkü IMF ile anlaştılar.

*IMF, ‘Emekliye para vermeyeceksin’ dedi. Kime vereceksin parayı? Faizi yüzde 50’ye çıkarıp, faizcilere vereceksin ki onlar zengin oldukça zenginleşecek. Göreceksiniz seçimden sonra ortaya çıkacak; bunlar IMF ile anlaştılar. IMF’ye borcumuzu ödemiştik. Çünkü o yıllarda yolsuzluk, hırsızlık yoktu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/davutoglu-akp-imf-ile-anlasti/feed/ 0
Özel’den ’emekli simit satsın’ diyen vekile sert tepki https://www.foxhaber.com.tr/ozelden-emekli-simit-satsin-diyen-vekile-sert-tepki/ https://www.foxhaber.com.tr/ozelden-emekli-simit-satsin-diyen-vekile-sert-tepki/#respond Mon, 29 Apr 2024 21:01:10 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6725 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Balıkesir Edremit’te konuştu. Özel, MHP’li Ramazan Kaşlı’nın ek gelir için su ve simit satma tavsiyesine tepki gösterdi.

Seçime beş gün kala Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ahmet Akın’ın anketlerde önde olduğunu söyleyen Özel, İYİ Partili seçmenden oy istedi.

İYİ PARTİ SEÇMENİNE ÇAĞRI

Özel “Geçmişte birlikte olduğumuz güneş gözlü, gönlünde güneş olan iyi insanlar, geçmiş ittifak ortaklarımız. Balıkesir’i AKP yönetmesin diyen herkes. Eğer başka bir partiye oy verirseniz, Balıkesir’i AKP kazanır. Ama CHP’ye oy verirseniz, Balıkesir’i hep birlikte kazanırız, siz de kazanırsınız” dedi.

“YANDAŞA PARA VAR, EMEKLİYE YOK”

Emeklilerin içinde bulunduğu çıkmaza değinen Özel, şunları söyledi:

– Ben 1.5 ay önce emeklileri davet ettiğimde ‘Emekliler, Özgür Efendi sizi kışkırtıyor’ diyordu. Diyordu ki ülke yüzde 4,5 büyüdü, herkesin keyfi yerinde. Sonra diğer liderler de konuştu. Köşe yazarları yazdı, gazeteler bastı. Televizyonlar yayınladı. Artık herkes emeklinin sesini duydu. Ne oldu şimdi, önce bir çalışma yapacağım dedi.

– Grup başkanvekilleri ‘Cumartesi günü Ankara’yı bekleyin’ dedi, olmadı ‘Pazar İstanbul mitingini izleyin’ dediler, şimdi çıkmaz ayın son perşembesine ertelediler. Beşli çeteye para var. Saray müteahhidine, yandaşa para var. Uçan saraya, yüzen saraya, kışlık saraya, yazlık saraya para var. 1500 odalı sarayda 5 maaşlı yandaşlara para var, emekliye gelince para yok.

“EMEKLİYE ACIMAYANA SANDIKTA ACIYACAK MISINIZ?”

– Emekliler mademki para yok, 31 Mart’ta AK Parti’ye oy yok. Hep beraber sesimizi duyuracak mıyız? Emekliye acımayana sandıkta acıyacak mıyız? Hesabı soracak mıyız? Siz böyle yaparsanız, işte o zaman gerisini onlar düşünsün. Onlar emeklileri küçük görüyorlar, hakir görüyorlar. Yukarıdan bakıyorlar. O küçücük şeyler ömürleri çalışma ile geçmiş birer karıncalar. Karıncalar birlikte olursa, yan yana durursa, peş peşe yürürse, küçük küçük karıncaların yapamayacağı iş, taşıyamayacağı yük, kazanamayacağı savaş yoktur.

“MEYDANLARA ALIŞTIK, 1 NİSAN’DA SONRA DA MEYDANDAYIZ”

– 1 Nisan’dan sonra yerel seçim gündemi geçecek ama emeklinin gündemi, astsubayın gündemi, atanamayan öğretmenin gündemi, staj mağdurunun gündemi, çiftçinin gündemini asla unutturmayacağız. Meydanlara alıştık, hep beraber meydanlarda olacağız, hakkımızı söke söke alacağız. Şimdi bir yandan da emeklilerle ilgili son bir şeyi söyleyeyim.

– Aksaray MHP milletvekili, Cumhur İttifakı’nın milletvekili demiş ki ‘Eskiden emekliler ek iş yapardı, simit satardı. Her şeyi devletten beklemesinler, simit satsınlar’ demiş. Çalıştılar, bu millet için didindiler, astsubaylar ölümü göze aldılar. Öğretmenler tebeşir tozu yuta yuta astım oldular. İş kazaları, iş cinayetleri, meslek hastalıkları bu emeklilerin şimdi rahat etme zamanındayız.

– Almanya emeklisi Hans’ı yolluyor Edremit’e en güzel tatili yapıyor. Hasan amcaya MHP’liler simit satsın diyor. Emekliler bekleyin, o MHP’li milletvekiline de size hakkınızı vermeyen, AKP’ye de 31 Mart’ta 16 milyon emekli Hanya’yı da gösterecek Konya’yı da.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ozelden-emekli-simit-satsin-diyen-vekile-sert-tepki/feed/ 0
Halk bıkana kadar yüksek faize devam https://www.foxhaber.com.tr/halk-bikana-kadar-yuksek-faize-devam/ https://www.foxhaber.com.tr/halk-bikana-kadar-yuksek-faize-devam/#respond Sat, 27 Apr 2024 00:44:00 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/halk-bikana-kadar-yuksek-faize-devam/ Politika faizini yüzde 50 seviyesinde sabit bırakan TCMB, liraya geçişi özendirmek için bankaları mevduat faizini artırmaya zorluyor. Bankalar mevduat faizini düşük, kredi faiz oranını ise daha yüksek hızda artırıyor.

Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), nisan ayı faiz samsun escort kararını açıkladı. Buna göre, banka politika faizini beklentiler doğrultusunda yüzde 50 seviyesinde sabit bıraktı.

Merkez Bankası, genel seçimlerin ardından haziranda 650, temmuzda 250, ağustosta 750, eylül, ekim ve kasımda 500'er baz puan, aralık ve ocakta 250'şer ve mart ayında 500 baz puan olmak üzere 9 konya escort toplantıda, toplam 4 bin 150 baz puan faiz artırdı. Banka, şubat ayında ise faizde değişiklik yapmadı.

Son faiz kararının alındığı 21 Mart’ta dolar 32,31 düzeyinde kayseri escort olan dolar kuru 32,51 seviyesinde hareket ediyor. Aradan geçen bir aylık dönemde dolar kurunda ciddi bir artış yaşanmaması ve enflasyon görünümünde beklentilerin dışında bir gelişme olmaması TCMB’nin faizi sabit bırakacağı yönünde beklentileri artırmıştı. Bu yönde alınan kararın ardından izmir escort yayımlanan karar metninde "Enflasyonda kalıcı düşüş sağlanana kadar sıkı para politikası sürecek" ifadelerine yer verildi. TCMB, "Hizmet enflasyonundaki yüksek seyir ve katılık, enflasyon beklentileri, jeopolitik riskler ve gıda fiyatları enflasyonist baskıları canlı tutmaktadır" uyarısında bulundu.

KREDİ FAİZLERİ MEVDUATTAN HIZLI ARTTI

Merkez Bankası, politika faizini yüzde 50 seviyesinde sabit bıraksa da dövize talebi azaltmak, özellikle KKM’den çözülen paranın döviz yerine TL mevduata geçmesini özendirmek için bankaları mevduat faizini artırmaya zorluyor. Ancak bankalar mevduat faizini daha düşük, kredi faiz oranlarını ise daha yüksek hızda artırıyor.

Bankaların, 5-9 Nisan arasında açtıkları tüm vadelerdeki TL mevduatın bursa escort ortalama faizi önceki haftaya göre 1,56 puan azalarak yüzde 57,89’e geriledi.

Ancak aynı dönemde bankaların, ihtiyaç kredisine uyguladığı yıllık faiz yüzde 83,06 seviyesine ulaştı. Bütün bireysel kredilerin ortalama faizi ise 2,99 puanlık artışla yüzde 82,03 seviyesine geldi.

Merkez Bankası'nın faizi sabit tutmasına karşın bireysel kredilerde yurttaşın faiz yükü sürekli artıyor. Bir bankanın 100 bin TL tutarında 24 ay vadeli bir ihtiyaç kredisinde aylık maliyet oranı yüzde 7,48 oldu. Kredide KKDF, BSMV gibi maliyetler dâhil yıllık maliyeti yüzde 137,53 olarak hesaplandı. Aylık yüzde 5,79 faiz uygulanan adana escort kredide aylık 9 bin 126 TL taksit ödeniyor. Ödemenin ilk yılında aylık taksit tutarının yalnızca bin 599 TL’si anapara olurken 5 bin 790 TL’si faiz, 868 TL’si KKDF, 868 TL’si ise BSMV’den kaynaklandı. İki yıl vadeli kredinin ilk yılında faiz ödemesi anapara ödemesinden fazla oldu.

FAİZDEN BEZDİRENE KADAR

İktisatçı Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, faiz kararına ilişkin sosyal medya platformu X'ten yaptığı değerlendirmede TCMB'nin "İşler yolunda gitmiyor. Halkı enflasyonun düşeceğine ikna edemedik. İnsanlar yüksek ankara escort faizden bezip talebini kısana kadar sıkılaştırmaya devam edeceğiz" mesajını verdiğini ancak fazla sıkılaşmayla ekonominin durgunluğa saplanacağını belirtti.
 

FAİZ SABİT KALDI

TCMB, geçtiğimiz ay sürpriz bir kararla 500 baz puanlık faiz artışına imza atmıştı. 

∗∗∗

500 BİN YENİ İCRA DOSYASI

Faiz oranlarındaki yükseliş sonrası icradaki dosya sayısı arttı. TCMB faiz antalya escort oranını yüzde 8 buçuktan yüzde 50’ye çıkarıldı. Bankalar da bu durumu kredi ve kredi kartı faizlerine yansıttı.

Artan borç yükü ile icradaki dosya sayısı yılbaşından bu yana 500 bin adet artış kaydetti. Ulusal Yargı Ağı Projesi verilerine göre, 1 Ocak’ta icradaki dosya sayısı 21 milyon 307 bin adetti. 22 Nisan’a gelindiğinde bu sayı 21 milyon 798 bine yükseldi. İcra takibi borcun bir ay ödenmemesinden sonra başlatılabiliyor. Süreç gaziantep escort ortalama 32 ile 93 gün arasında değişiyor. Artan faiz oranları en az üç ay gecikmeli olarak icra dosyası sayısına yansıyor. Geçen ay bankalar nakit avans çekim tutarlarını düşürdü. Çekim tutarları limitin yüzde 25’ine indirildi. Uzmanlar bunun da ödenemeyen borçların sayısını artıracağını belirtiyor.

∗∗∗

FITCH: DAHA FAZLA SIKILAŞTIRMA 

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings’ten Türkiye’nin maliye politikasıyla ilgili eleştiri geldi. Fitch’in Kıdemli Direktörü ve Türkiye Analisti Morales, Türkiye’nin mali mersin escort duruşunun genişleyici olduğunu savunarak, "Enflasyonu sürdürülebilir şekilde düşürmek için politikaların sıkılaştırılması gerekiyor" dedi. Morales, Türkiye ekonomisinde kırılganlıkların azaldığını ve cari açıkta daralmanın sürdüğünü dile getirdi. Türk bankalarının ihraçlarında büyük bir artış gözlemlediklerini belirten Morales, bankalar için bazı risklerin sürdüğünü de kaydetti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/halk-bikana-kadar-yuksek-faize-devam/feed/ 0
Emekliler isyan etti: Kasabın önünden geçemiyoruz https://www.foxhaber.com.tr/emekliler-isyan-etti-kasabin-onunden-gecemiyoruz/ https://www.foxhaber.com.tr/emekliler-isyan-etti-kasabin-onunden-gecemiyoruz/#respond Mon, 22 Apr 2024 21:27:21 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6447 CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in dün Sinop’ta yaptığı mitinge katılan vatandaşlar, emekli maaşları ve hayat pahalılığından yakındı.

“DİREKT KIRMIZI KART GÖSTERİLMELİ BUNLARA”

Fikret Yılmaz, şöyle konuştu:

“Emekliler yiyecek ekmeğe muhtaç durumdalar. Emeklilerin intibak hakları bir an evvel terk edilmesi lazım. Nasrettin Hoca’nın bir hikayesi var; emeklilerimizi ona benzetmek istemiyorum. Emeklilere neredeyse hiçbir şey almadan, yemeden yaşamayı öğrettiler bunlar. İşte biz varsak doğal gaz var, yoksak yok. Ben de diyorum ki siz yeter ki bu ülkenin başından gidin herkes ferahlasın emeklilerde hak ettikleri parayı alsınlar. Yeter ki bunlar gitsinler, biz tezek yakmaya razıyız. Yerel seçimde bunlara artık bir sarı kart zamanının gösterilmesinin vaktinin geldiğini düşünüyor bazıları. Ben sarı karttan yana değilim, direkt kırmızı kart gösterilmeli bunlara.”

“2008 YILINDA ÇIKARILAN YASAYLA BİZİM MAAŞLARIMIZ TAMAMEN DÜŞTÜ”

İlhan Akın ise şöyle konuştu:

“Emeklilerin çok büyük sorunu var. Ben kendim 2010 yılında emekli oldum, devlet memuruydum. 2010 yılında emekli olduğum zaman bir asgari ücretin yüzde 150’si kadar maaş alıyordum. Yani bu şu demek; şu anda asgari ücret 17 bin lira. Benim maaşımın en az 24- 25 bin lira olması demek. 2008 yılında çıkarılan yasayla bizim maaşlarımız tamamen düştü. Emekliler şu anda sürünüyorlar. Ben şu an 16 bin lira maaş alıyorum. Allah’tan kira vermiyorum. Kira vermiş olsam Sinop’ta ki 1+1, 2+1 daireler 8 bin lira, 10 bin lira. İnsanlar nasıl geçinecek? Bunu bu ülkeyi yönetenler görmüyor mu? Bugün faizler yine yükseldi. Bu ülke nereye gidiyor? Bir şey daha söylemek istiyorum; bir cumhurbaşkanı taraf olmamalı. Cumhurbaşkanı hepimizin cumhurbaşkanı olmalı. Ben buna çok şiddetle karşıyım. Bu bizim için hiç hoş değil.”

“ALDIĞIMIZ PARANIN HEPSİNİ KİRAYA VERİYORUZ”

Halime Gündüz, “Emeklilerin sorunu açlık. Bu durumda hiç memnun değilim. Torunuma harçlık bile veremiyorum. Emekli maaşlarının artmasını ve düzenin değişmesini istiyorum” derken; Şükriye Gökçe, “Bizim sorunumuz açlık. Emekli maaşlarının 25- 30 bin liranın üzerinde olması lazım ki geçinebilelim. O bile az da. Yerel seçimlerde inşallah kazanacağız” dedi.

Cemal Erdem, “Ben emekliyim ama 23 senedir para alamıyorum. Bu hükümet gitsin diyorum artık. Bu hükümeti biz artık istemiyoruz. Halk fakir, hep ezilmiş durumda. Benim maaşım bana yetmiyor. 10 bin lira maaş alıyorum. Nereye yetecek” ifadelerini kullandı. Ahmet Soyöz, “Ekonomi kötü hava gibi, karanlık. Gidişatı görmüyor musunuz? Ben 1975’te Bitlis’teydim. 2 bin lira maaş alıyordum. 500 lirasını kiraya veriyordum. 4’te 1’ini kira, 4’te 3’ünü geçimime kullanıyordum. Bugün aldığımız paranın hepsini kiraya veriyoruz. Neyle geçineceğiz? 1975’e bak, 2024’e bak. Aradaki mesafeyi görüyoruz. Ne biçim olmuşuz” dedi.

“KASABIN ÖNÜNDEN GEÇEMİYORUZ”

Selami Elmacı, “Emekliler maalesef sürünüyor. Emekliyiz ama emekliyoruz çünkü bu şartlar altında geçim yok. Her şey pahalandı. Mutfaklarda yangın var. Bu yangını söndürmek için hükümetle, iktidara kırmızı kart göstereceğiz. Yeter artık. 1 kilogram zeytin 250- 300 lira. Kasabın önünden geçemiyoruz. Her şey zam üstüne zam. Akaryakıta yine zam geldi. Köyden buraya gelmek için 40 lira para ödüyoruz. 20 kilometrelik mesafe ama yazık. Ben darphaneden emekliyim. 33 sene önce emekli oldum. Ben her gün para basıyordum ama bu paramızın değeri de kalmadı” diye konuştu.

Serhat Yalçın, “Türkiye’deki emeklilerin en büyük sorunu geçimsizlik, az maaş. Her gün zam var. Git bir markete, diğer markete git hep fiyatlar değişik. İnşallah seçimi kazanacağız” dedi. Orhan Özdemir ise “Emeklinin sorunu çok. Emekli aç kalıyor. Verdikleri maaş yetmiyor. Ürünler aldı başını gitti, bir şey alamıyoruz. Emekli maaşı yetmiyor bile. Bir pazara çıkıyoruz, yetmiyor” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/emekliler-isyan-etti-kasabin-onunden-gecemiyoruz/feed/ 0
Özgür Özel: Sende kimsenin hakkını bırakmayacağız https://www.foxhaber.com.tr/ozgur-ozel-sende-kimsenin-hakkini-birakmayacagiz/ https://www.foxhaber.com.tr/ozgur-ozel-sende-kimsenin-hakkini-birakmayacagiz/#respond Sun, 21 Apr 2024 21:42:47 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6401 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Samsun Cumhuriyet Meydanı’nda, partisi tarafından düzenlenen mitinge katıldı.

Büyükşehir Belediye başkan adayı Cevat Öncü ve ilçe belediye başkan adaylarını tanıtıp, destek isteyen Özel, yaptığı konuşmada iktidarı eleştirdi.

Özgür Özel, “Emekçinin hakkını aramak için, emekliler için, yoksullar için, esnaf için, çiftçiler için kavga edeceğiz. Bizimle birlikte meydanlara gelecek misiniz? Emekliler ne kadar maaş alıyor? 10 bin lira. Emekliler, Türkiye’de 16,5 milyon kişi ve en büyük ızdırabı çekenler. Bugün en düşük emekli maaşı 2,5 çeyrek altın alabiliyor. Bu iktidar, geldiğinden bugüne ama bir sefer değil, her ay 1 çeyrek altın değil, 5,5 çeyrek altın kaybetmektedir. Emekliler yağmur altında, o şemsiyelerinizin altında size sesleniyorum. Siz, bu 5,5 çeyrek altını kaybettiğiniz yerde arayacak mısınız? Siz onu bir seçim sandığında kaybettiniz. Şimdi önünüzdeki ilk seçim sandığında 31 Mart günü, emekliler sandıkta bunun hesabını sormaya var mıyız?” dedi.

Emeklilerin daha önce bayram ikramiyesi olarak 1000 TL aldığını söyleyen Özel, “Ekonominin yüzde 4,5 büyüdüğünü söyleyenler, ‘Emekliler halinden memnun’ diyenler, ‘Özgür Efendi emeklileri kışkırtıyor’ diyenler bu sesi duyun. Bakın emekliler 2018 yılında bayramda, 1000 lira emekli ikramiyesi alıyorlardı. O 1000 lira o gün tam 24 kilo kıyma alıyordu. Bu bayram 3 bin lira emekli ikramiyesi yatacak ve o parayla bugün sadece 6 kilo kıyma alınabiliyor. Ramazan, mübarek gün. Sadece emekli ikramiyeniz üzerinden 18 kilo kıymayı sofradan, dolaptan, mutfaktan, evladınızın, torununuzun kursağından eksilten bir yönetimle, bir iktidarla karşı karşıyayız. Bunun hesabını bu iktidardan, bu seçimde sormaya var mıyız?” diye konuştu.

‘BİRLİKTE KAZANACAĞIZ’

“Sizi güçsüz, zayıf, yalnız bir karınca gibi görüyorlar” diyerek konuşmasını sürdüren Özel, şu ifadeleri kullandı:

-16 milyonuz, karıncaların gücü birlikteliğindedir. Yan yana durmasındadır. Birlikte çalışıp hakkını birlikte aramasındadır. Ben bu karıncaları ezdirmem. Karıncanın kardeşi var. O da Cumhuriyet Halk Partisi’dir.

-Bizim gençlerimizin dünyanın diğer ülkelerinde hayal kurması beka sorunudur. Bugün dört gençten üçü, bavulları zihninde toplamış, kafasında toplamış. Fırsatını bulursa yurt dışına gitmek, orada çalışmak, orada yerleşmek istiyor.

-Bir kez daha korkuya değil, kaygıya değil, yasaklara değil, aksine umuda, demokrasiye, alabildiğince özgürlüklere ihtiyacı var. Buradan Samsun’dan Türkiye’deki tüm gençlerine sesleniyorum.

-Umudu kaybetmeyin, enseyi karartmayın, kimseden korkmayın. Buradayız, birlikteyiz, sizinleyiz. Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, bütün gençlerin partisidir. Birlikte mücadele edeceğiz. Birlikte kazanacağız. Buna inanın, bize güvenin. Bu ülke dünyanın en güzel ülkesidir. Sizler dünyanın en güzel gençlerisiniz.

’31 MART’TA ERDOĞAN’A OY YOK’

Özgür Özel, EYT mağdurları konusuna da değinerek, “Staj olsun, çıraklık olsun, diğer mağduriyetler olsun, tamamını unutturmadan mücadele edeceğiz. Yerel seçim mitingleri yapıyoruz. Her seçimimiz, her mitingimiz, emekli mitingine dönüşüyor. 1 Nisan’da seçim bitti, kurtulduk sanma Recep Tayyip Erdoğan. 1 Nisan’dan sonra da meydanlarda, sokaklarda, yollarda emeklilerle yürüyeceğiz. Gençlerle yürüyeceğiz. Staj mağdurlarıyla yürüyeceğiz. Sen de kimsenin hakkını bırakmayacağız. Emekliye para yok. Staj mağduruna para yok. Çalışana para yok, çiftçiye para yok, Bağ-Kur’luya para yok, esnafa para yok ama beşli çeteye gelince para çok. Yandaş müteahhide gelince para çok. Uçan saraya para var. Yazlık saraya para var. Kışlık saraya para var. 1500 odalı saraya para var. Emekliye para yok. O zaman 31 Mart’ta Recep Tayyip Erdoğan’a da oy yok” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ozgur-ozel-sende-kimsenin-hakkini-birakmayacagiz/feed/ 0
“Kripto Kraliçesi” diye tanınıyordu… 6 milyar dolarlık servetine el koyuldu https://www.foxhaber.com.tr/kripto-kralicesi-diye-taniniyordu-6-milyar-dolarlik-servetine-el-koyuldu/ https://www.foxhaber.com.tr/kripto-kralicesi-diye-taniniyordu-6-milyar-dolarlik-servetine-el-koyuldu/#respond Sat, 20 Apr 2024 21:57:28 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6366 Dünya basınında dikkat çeken dolandırıcılık hikâyesi herkesi hayrete düşürdü. Kripto Kraliçesi olarak adlandırılan dolandırıcı kadın, şimdi hem kaçak durumda hem de parasız.

Zhimin Qian’ın hayali, servetini kullanarak kendi ulusunun kraliçesi olmaktı, ancak Scotland Yard, artık hükümet ve polis arasında paylaşılabilecek olan 6,3 milyar dolar değerindeki yasa dışı Bitcoin yatırımlarına el koydu.

46 yaşındaki Qian, Eylül 2017’de Karayip ülkesi Saint Kitts ve Nevis tarafından verilen, 26 yaşındaki Yadi Zhang kimliğine sahip bir pasaportla Londra’ya geldi. Yadi Zhang, ‘Kripto Kraliçesi’nin daha önce kullandığı Rose, Emma gibi sahte isimlerden biriydi.

TAPINAK İNŞA EDİP, DALAI LAMA İLE GÖRÜŞECEKTİ

Qian, yetkililer sahibi olduğu Blue Sky olarak bilinen Tianjin Lantian Gerui Elektronik Teknoloji Şirketi’ni araştırmaya başlayınca, Çin’den kaçıp Birleşik Krallık’a gelmişti. Soruşturmada, 128 bin yatırımcıdan 7 milyar pound toplayan şirketin dev bir saadet zinciri dolandırıcılığı olduğunu ortaya çıkınca, ‘Southwark Kraliyet Mahkemesi’nde Qian’ın tüm parayla birlikte ortadan kaybolduğu söylendi.

Zhimin Qian, servetini Liberland’ın kraliçesi olmak ve dokunulmazlık kazanmak için kullanmayı amaçlıyordu

Evine yapılan bir baskın sırasında dedektifler, 2015 yılında kendisini egemen bir devlet ilan eden, Tuna nehrinin batı yakasında, Hırvatistan ile Sırbistan arasında üç mil karelik bir alanda yer alan Liberland’a yatırım yapma planlarını detaylandıran günlüklerini buldu.

Qian, kendisine diplomatik bir pasaport ve yargıdan muafiyet hakkı vereceğine inandığı Liberland’ın kraliçesi olmayı amaçlıyordu. Kendisine bir dizi kraliyet mücevheri satın almak için 5 milyon pound tutarında bir bütçe ayrıldı. Vizyonu arasında bir havaalanı ve dünyanın en büyük Budist tapınağını inşa etmek ve Dalai Lama’yı kendisini reenkarnasyonlu bir tanrıça olarak ilan etmeye ikna etmek vardı.

GİZLİ BİR HAYAT YAŞAMIŞ

Qian’ın Birleşik Krallık’ta ise oldukça gizli bir yaşamı vardı. Kendisine, Londra’nın güneydoğusundaki Abbey Wood’da bir Çin paket servis restoranında çalışan Jian Wen yardımcı oldu. Kadınlar birlikte Londra’nın kuzeybatısındaki Hampstead’de ayda 17.300 pound kira ödedikleri altı yatak odalı bir eve taşındılar.

Polisin iki kez baskın düzenlediği ve milyarlarca dolarlık kripto para biriminin sırlarını barındıran dizüstü bilgisayarlara ve cep telefonlarına el koyduğu Hampstead’deki ev.

İkili, ellerindeki parayı Bitcoin’e dönüştürerek dünyayı dolaştı. Wen oğlunu özel bir okula göndermeye başladı. Kadınlar, Londra’nın kuzeybatısındaki Belsize Park’ta 23,5 milyon pound değerinde sekiz yatak odalı bir malikâne ve Londra’nın kuzeyindeki Totteridge’de 12,5 milyon pound değerinde bir malikâne satın almaya çalıştı. Bu esnada da Wen, bir mülk satın almak için paranın kaynağını kanıtlamaya çalışırken, Mishcon de Reya’daki bir avukat alarma geçti.

Ağustos 2018’de polis Hampstead’deki mülke baskın düzenlediğinde Wen, son derece hasta görünen ve yatan Qian’ın bakıcısı olduğunu iddia etti. Dedektifler dizüstü bilgisayarlara, cep telefonlarına, hafıza kartlarına ve kodlar içeren kağıtlara el koydu.

Ağustos 2020’de eve yapılan ikinci polis baskınında, ilk operasyondan sonra yaklaşık 110 milyon pound değerinde Bitcoin’in transfer edildiğini gösteren bir dizüstü bilgisayar ele geçirildi.

Soyadı Çince “para” anlamına gelen Qian, Eylül 2020’de polis tarafından sorguya alınmadan bir gün önce ortadan kayboldu.

KRİPTO PARA BİRİMİNDE BİR SERVETE SAHİP

Temmuz 2021’de Scotland Yard, 180 milyon pound tutarında rekor bir kripto para birimine el koyulduğunu duyurdu. Komiser Yardımcısı Graham McNulty şunları söyledi: “Suç dünyasında nakit para hâlâ hakim olsa da dijital platformlar geliştikçe, organize suçluların kirli paralarını aklamak için kripto para birimini kullandığını giderek daha fazla görüyoruz.”

Dedektifler, Hampstead’deki evde bulunan bilgisayarlar ve şifreleri çözmeye devam ederken çok daha fazla dijital para birimi keşfettiler. Araştırmalarıyla St John’s Wood’daki bir güvenlik kasası merkezine kadar ulaştılar ve burada yeni bilgilere ulaştılar.

Wen’in aynı tesise yaptığı ziyaretlerden sonra neredeyse 300 milyon pound değerinde Bitcoin içeren cüzdanların bulunduğu iki dizüstü bilgisayara ulaştılar.

42 yaşındaki Wen, Qian’ın hizmetçisi olarak işe alındığını ve patronunun bitcoin madenciliği yaparak ve uluslararası bir mücevher ve antika firmasını yöneterek meşru bir servet kazandığına inandığını söyledi. Wen duruşmada, “Nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yok. Yakındık, ama şimdi geriye dönüp baktığımda çok kötü kullanılmışım” dedi.

PEKİ QIAN ŞİMDİ NEREDE?

Qian’ın İngiltere’den ayrıldığına dair bir kanıt yok ancak polisin ele geçirdiği bilgiler onun Uzak Doğu’da bir yerde olabileceğini gösteriyor. Savcılar, suç gelirleri kanunu uyarınca geride bıraktığı Bitcoin’e el konulmasını isteyecek. Çinli yetkililer de şu ana kadar dolandırılan yatırımcıların parasını geri almak için herhangi bir adım atmadı. Kimsenin suça konu varlıklar üzerinde hak sahibi olmadığı durumlarda, söz konusu malın yarısı ‘İçişleri Bakanlığı’na, geri kalanı ise polise gidiyor.

Başsavcı Andrew Penhale şunları söyledi: “Birleşik Krallık’taki en yüksek kripto para biriminin ele geçirildiği bu dava, dolandırıcıların elde edebileceği suç gelirlerinin boyutunu gösteriyor. Asıl dolandırıcı hâlâ kaçak olsa da Metropolitan Polisi ve CPS, suç gelirlerini aklamak için çalışan Jian Wen’e karşı kara para aklama mahkumiyetini başarıyla sağladı.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kripto-kralicesi-diye-taniniyordu-6-milyar-dolarlik-servetine-el-koyuldu/feed/ 0
Mansur Yavaş yaptığı en büyük projeyi açıkladı https://www.foxhaber.com.tr/mansur-yavas-yaptigi-en-buyuk-projeyi-acikladi/ https://www.foxhaber.com.tr/mansur-yavas-yaptigi-en-buyuk-projeyi-acikladi/#respond Wed, 17 Apr 2024 21:57:44 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6246 Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Polatlı İçme Suyu Hattı Açılış Töreni ve İftar Programı’na katıldı. Yavaş’a programda; CHP Genel Başkan Yardımcıları, milletvekilleri ile Polatlı Belediye Başkanı ve CHP Polatlı Belediye Başkan adayı Mürsel Yıldızkaya eşlik etti.

Törende konuşan Yavaş, şunları söyledi:

*Daha göreve başlamadan önce, tüm kampanyamız boyunca Polatlı’ya temiz su getireceğimize dair söz vermiştim. Çıktığım tüm televizyon kanallarında, yaptığım tüm açıklamalarda Polatlı’dan bahsetmiştim.

*İşte şimdi bu sözü tutma zamanı geldi. Bu projeyi, önce yapamayacağımızı düşündüler. Baktılar ki, ortaya büyük bir irade koyduk, Belediye Meclisi’nde çeşitli engellemeler yaptılar. Baktılar ki sizler tepki gösteriyorsunuz, DSİ’nin gündeminde olmayan projelerle kafa karıştırmaya çalıştılar.

“HALKIN PARASININ SİYASET UĞRUNA ÇAR ÇUR EDİLMESİNE GÖZ YUMDULAR”

*Buradan tüm Ankaralılara ve Türkiye’ye sesleniyorum: Hani ‘engelleme yok’ diyorlar ya… Eğer Polatlı suyunun kredisini Belediye Meclisi’nde bekletmeselerdi, Polatlı halkı temiz suya 9 ay önce kavuşmuş olacaktı ve şu anda bu suyu içiyor olacaktı. Eğer siyasi yaşamlarını değil, halkı düşünselerdi, belediyemiz de daha uygun bir kredi bulmuş, kamu kurumu zarara uğramamış olacaktı.

*Bu para, Mansur Yavaş’ın babasının parası mıydı? Sizin paranızdı, halkın parasıydı. Halkın parasının siyaset uğruna çar çur edilmesine göz yumdular. Bu inadın sonu nereye vardı? Aylarca o kredileri vermediniz de başınız göğe mi erdi? Yaptığınız hareket partinize bir fayda mı sağladı? Polatlı halkına, ülkemize bir katkı mı sunmuş oldunuz?

*Karşı gelemezsiniz. Eğer halk bir şeyi istiyorsa onun karşısında duramazsınız. Sizi milletin seçtiğini unutursanız millet bunu size hatırlatır, engelleyemezsiniz. Karşınızda ‘Benim en çılgın projem, 100 kilometrelik hattı yapıp Polatlı’ya suyu götüreceğim’ diyen Mansur Yavaş varsa, onu hiç engelleyemezsiniz.

“1,5 MİLYON KİŞİNİN TEMİZ SU HASRETİNİ SONA ERDİRECEĞİZ”

*Bu proje 2,5 milyar liraya mal oldu. Biraz zahmetli, meşakkatli, zor bir süreç oldu. Zaman zaman Ankara’nın merkez ilçelerinde hattın döşendiği bölgelerde başta trafik sorunu olmak üzere eleştiriler de aldık. Ama biz bu projeyi tamamlamalıydık. Çünkü biz ‘Önce halkın sağlığı, halkın canı’ diyerek yola çıktık.

*İvedik – Polatlı İçme Suyu Hattı sayesinde sadece Polatlı’nın değil, güzergâh üzerinde bulunan Sincan, Yenikent, Temelli dâhil 1,5 milyon kişinin temiz su hasretini sona erdireceğiz. Bugün, Yenikent’ten branşmanla verdiğimiz temiz su ilk kez Polatlı’ya ulaştı.

*Yüzükbaşı hattı suyu, bu yeni suyla bugünden itibaren paçal yapılarak verilmeye başlanıyor. Günden güne paçal oranı yeni su ile azalacak ve inşallah, kent merkezi tarafında kalan 1,5 kilometrelik boru imalatının tamamlanmasıyla birlikte aybaşından itibaren Polatlı suyunun yüzde 100’ü İvedik suyundan oluşacak.

“EN BÜYÜK PROJEN NE DERLERSE…”

*30 yıldır Polatlı halkını unutanlar bugün belli ki çok incinmişler. Su alma işlemini 30 Ocak 2024 tarihinde başlatmıştık. 15 Mart’ta 70 kilometrelik iletim hattı dolduruldu, terfi merkezinin pompaları aktif hale getirildi. Demişler ki ‘4 günde doldurdular.’ 4 günde bu hattın dolması zaten mühendislik açısından mümkün değil.

*Bunu bilmeyecek kadar konudan uzaktan ama iftira meslekleri olduğu için kul hakkına girmekte sorun görmüyorlar. Beyler, incinseniz de, üzülseniz de, kabullenemeseniz de sizin yapamadığınızı biz yaptık. Polatlı’ya temiz suyu biz getirdik. Halkın çilesini biz gördük. Siz halka pahalı su satıp, pahalı bilet satıp oradan aldığınız paraları çöp projelere yatırırken Polatlı halkı su çilesi çekiyordu.

*Siz kavşaklara dinozor heykeli dikip atıl havuzlar yaparken, Polatlı halkı sizden bu projeyi istiyordu. 30 yıldır aklınız neredeydi? Biz daha gelmeden önce söz verdik, geldik ve sözümüzü tutuyoruz. Hem de size rağmen tutuyoruz. Tüm engellemelerinize rağmen tutuyoruz. Şimdi rahatsız olmaya hakkınız yok. Bana, ‘Bu dönemde yaptığın en büyük proje ne’ derlerse, Polatlı’ya su getirmek diyeceğim.

“DARDA KALAN HERKESİN YANINDAYDIK”

*Kimileri var; atıl havuzlara, fıskiyelere, çöp projelere para harcar… Halkın asıl ihtiyaçlarını görmez, hayali projeler peşinde koşar. Kimileri de çıkar, tüm engellemelere rağmen yolları kilometrelerce yara yara Polatlı’ya temiz suyu getirir, bu suyu halkına kana kana içirir.

*İşte, bizim farkımız budur. İşte, gerçek Belediyecilik budur. Öyle bir belediyecilik yaptık ki darda kalan herkesin yanındaydık. Onlar proje adı altında bolca beton diktiler her yere. Eğer şurada bir kavşak eksikse, burada da aç insanlar varsa bırak o kavşak iki sene sonra olsun. Önce oradaki açı doyur.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/mansur-yavas-yaptigi-en-buyuk-projeyi-acikladi/feed/ 0
Sakın aldanmayın! Sosyal medyadaki linke tıkladı: Parası buhar oldu https://www.foxhaber.com.tr/sakin-aldanmayin-sosyal-medyadaki-linke-tikladi-parasi-buhar-oldu/ https://www.foxhaber.com.tr/sakin-aldanmayin-sosyal-medyadaki-linke-tikladi-parasi-buhar-oldu/#respond Tue, 16 Apr 2024 21:24:13 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6186 İstanbul’da yaşayan Nurcan İbili, sosyal medyada gördüğü 11 bin liralık koltuk takımı linkini görünce satın almak istedi…

İbili, “Satıcı sandığım kişi bana sürekli ‘Güle güle kullanın’, ‘Hayırlı olsun’, ‘Hiç pişman olmayacaksınız’, ‘Kiminin parası kiminin duası’ gibi şeyler yazdı. Bana samimi geldiği için inandım. Toplamda 33 bin lira olmak üzere 3 kere 11 bin lira para havalesi yaptım. Param gitti. Kendi mantık çerçevemde bu bana olabilecek bir şey gibi mantıklı geldi. Kimse bu tarz kişilere inanmasın” diye konuştu.

İstanbul Sultançiftliği’nde yaşayan 40 yaşındaki Nurcan İbili, geçtiğimiz Pazar günü sosyal medyada 11 bin lira fiyatlı koltuk takımı ilanı gördü.

Uygun fiyata satılık olarak gösterilen 11 bin liranın içinde koltuk takımı, TV ünitesi, orta sehpa, perde, masa, sandalyeler ve konsol vardı. Satıcıya ulaşan İbili fiyatın neden bu kadar ucuz olduğunu sorduğunda, ‘Ben emlakçıyım, ev sahibim yurtdışında yaşıyor. Eşyalarını satmamı istedi. O yüzden ucuza satıyorum’ cevabını aldı. Ardından link üzerinden alışveriş sitesine yönlendirildi ve siparişi verdi. İlk olarak 11 bin lira havale yapan İbili, satıcının paranın gelmediğini hata olduğunu söylemesinin ardından şüphelenmeden iki kez daha 11 bin lira havale yaptı. Toplam 33 bin lira gönderen İbili dolandırıldığını anlayınca, şikayette bulundu.

“3 DEFA 11 BİN LİRA GÖNDERDİM; DÖRDÜNCÜ KEZ HAVALE İSTEDİLER”

Yaşadığı dolandırıcılığı Nurcan İbili, şöyle konuştu:

-Onlar da bana ürünlerin sıfır ayarında olduğunu ve hala satılık olduğunu söylediler. Bana güvenli internet alışverişi yapabileceğim online bir siteye yönelmemi ve orada param güvende uygulamasıyla alışverişimi yapmamı söylediler.

-Benim de böyle bir bilgim olmadığı için inandım. Siparişimi verdim. Orada bir IBAN numarası vardı, oraya 11 bin TL havale yaptım. Dekontu da satıcıya gönderdim. Sonra beni bir numara aradı.

-Online internet alışverişi yapılan siteden aradığını söylediler. Arayan kişi bana, ‘Siparişiniz verilmemiş, hata var. Paranız iadeye düşmüş, 3 iş günü içerisinde hesabınıza iade edilecek’ dedi.

-Sonra ikinci defa havale yapmamı istedi. İkinci kez havale yaptığımda da yine hata olduğunu ve paranın iadeye düştüğünü belirtti. Üçüncü defa benden 11 bin TL göndermemi istedi. Ben de 3 defa olarak 11 bin TL gönderdim.

-Üçüncü sefer de açıklama kısmına ilan numarasını yazdım. Gerekli şartları yaptığım halde yine olmadığını söylediler. Bu sefer şüphelendim. Benden dördüncü kez de havale yapmamı istediler, bir daha havale yapmadım.

-3 iş günü sonra para iadesi hesabıma gelmeyince ben o internet sitesini aradım. İlan numaramı söyleyip, alışveriş yaptığımı dile getirdim. Bana böyle bir ilan ve satış olmadığını ve dolandırıldığımı söylediler.

-O şekilde dolandırıldığımı anladım. Direkt olarak bankamı aradım, durumu anlattım. Onlar da bana karakola şikayette bulunmam gerektiğini söylediler. İnşallah çabuk yakalanırlar.

“ULAŞAMADIM ÇÜNKÜ BENİ ENGELLEMİŞLER”

Toplam 33 bin lira dolandırıldığını dile getiren ve vatandaşları dolandırıcılara karşı uyaran İbili,şöyle konuştu:

-Koltuk takımının bu kadar ucuza satılmasına şüphelenmedim. Teknoloji çağında olduğumuz için yeni bir uygulama zannettim.

-O yüzden inandım. 11 bin TL’nin içinde koltuk takımı, TV ünitesi, orta sehpa, perde, masa, sandalyeler ve konsol vardı. İçerisindeki her şeyin fiyata dahil olduğunu söyledi ama dolandırıldım. Ben aceleci bir insan olduğum için para havalesini yaparken yanlış yaptığımı düşündüm.

-O şekilde inandım. İlk defa böyle bir durumla karşılaşıyorum. Daha önce internet üzerinden bu tarz bir alışverişim olmadı. Bu olayda Pazar günü meydana geldi. İlanda ürünler toplam 12 bin liraydı.11 bin lira indirim yaptı. Satıcı sandığım kişi bana sürekli ‘Güle güle kullanın’, ‘Hayırlı olsun’, ‘Hiç pişman olmayacaksınız’, ‘Kiminin parası kiminin duası’ gibi şeyler yazdı. Bana samimi geldiği için inandım. Toplamda 3 kere 11 bin lira olmak üzere toplam 33 bin lira havale yaptım. Param gitti.

-Dolandırıldığımı anladıktan sonra iletişime geçmeye çalıştım. İademin gelmediğini ve ne olduğunu sordum; cevap gelmedi. Tekrar tekrar arayıp, yazdım. Ulaşamadım çünkü engellemişler beni.

-Ben dolandırıldığımı anladıktan sonra bu tür ilanlar dikkatimi çekti. Bu tarz birçok ilan daha gördüm. Sürekli olarak aynı tarz, bir aile resmi koyuyorlar. Kendilerini aileymiş gibi gösteriyorlar. O şekilde kendilerine güven sağlıyorlar.

-Benim satıcı sandığım kişi de ‘Ev sahibi yurtdışında yaşıyor, evini sattı, eşyalarını da satmamı istedi, ben de o yüzden ilgileniyorum’ dedi. Bana bu şekilde anlattı durumu. Ben de bu eşyalar adama bedava kaldı, o yüzden de ucuza satıyor diye düşündüm.

-Kendi mantık çerçevemde bu bana olabilecek bir şey gibi mantıklı geldi. Kimse bu tarz kişilere inanmasın.

-Çünkü bu ilanlardan birçok var. Ben şu an Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nden geliyorum. Orada ifade verdim, şikayetçi oldum. Benim gibi dolandırılan yüzlerce insan olduğunu söylediler. Böyle insanlara kimse inanmasın.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/sakin-aldanmayin-sosyal-medyadaki-linke-tikladi-parasi-buhar-oldu/feed/ 0
‘Para sayma’ görüntüleriyle ilgili ifadeler ortaya çıktı https://www.foxhaber.com.tr/para-sayma-goruntuleriyle-ilgili-ifadeler-ortaya-cikti/ https://www.foxhaber.com.tr/para-sayma-goruntuleriyle-ilgili-ifadeler-ortaya-cikti/#respond Tue, 16 Apr 2024 09:00:37 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6167 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, CHP İl Başkanlığında çekildiği iddia edilen ve sosyal medyada paylaşılan para sayma görüntülerine ilişkin başlatılan soruşturma devam ediyor.

Soruşturma kapsamında bugün adliyeye gelen İmamoğlu İnşaat Şirketi Genel Müdürü Tuncay Yılmaz ve Ali Rıza Braka’nın savcılık ifadelerine ulaşıldı.

“İKİ YIL SONRA VATANDAŞLIK ALDIM”

Braka ifadesinde, Arnavut vatandaşı olduğunu, 2016’da Türkiye’ye geldiğini, 2019’da Türk vatandaşlığı için başvuru yaptıktan iki yıl sonra vatandaşlık aldığını dile getirdi.

Farklı alanlarda yatırımlar yapan iş insanı olduğunu, Tokat ve İzmir’de yatırımları bulunduğunu anlatan Braka, “Soruşturmaya konu Ayazağa’daki 14 adet taşınmazı ben 15 Ağustos 2018’de Emlak Konut GYO’dan satın aldım. Daireleri toplamda 22 milyon 553 bin liraya aldım. O tarihte Türk vatandaşı olmadığım için Sas Besicilik’in resmi sahibi ve ortağım olan U.K. adına daireleri satın aldım. Daireleri aldıktan sonra bir yatırımcı olarak kar elde etmek amacıyla satmaya karar verdim.” dedi.

“PARTİ İÇİN BİNAYI SATIN ALMAK İSTEDİLER”

Braka, satış işlemi için bir emlak şirketiyle anlaştığını, burada çalışan H.C’nin 2019’da kendisini emlak ofisine çağırdığını ifade ederek, ofiste, CHP teşkilatından geldiğini söyleyen bir kişinin parti için kullanılmak üzere binayı satın almak istediğini kaydettiğini anlattı.

Binayı 43 milyon lira üzerinden ilana koyduğunu, CHP’den geldiğini söyleyen bu kişiyle çok düşük teklif verdiği için görüşmek istemediğini anlatan Braka, bu kişinin daha sonra avukatı Gökhan Taşkapan ile iletişime geçtiğini söyledi.

Braka, bir süre sonra görüşme ayarlandığını ve Sarıyer Belediye Başkanlığı binası olarak bildiği konuma gittiğinde, belediye başkanının odasında toplandıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:

“O sırada odada ben, avukatım Gökhan Taşkapan, CHP teşkilatından tanımadığım biri ve muhtemelen belediye başkanı olan kişi bulunuyordu. Yine aramızda pazarlık yürütüldü ancak bir sonuca ulaşamadık ve oradan ayrıldım. Avukatım ve taşınmazı satın almak isteyen CHP’li kişiler sürekli irtibat halindeydi. Bir gün avukatım beni arayarak, karşı tarafın 41 milyon lira bedelle bütün taşınmazları almayı kabul ettiğini söyledi. Tüm görüşmeleri ve ayarlamaları avukatım yaptı.”

”6 KASIM 2019’DA NOTERDE SATIŞ SÖZLEŞMESİ İMZALADIK”

İlk görüşmeden sonra iki tarafın da emlak şirketini aradan çıkardığını ve görüşmelerin avukatı aracılığıyla sürdüğünü, avukatının 41 milyon bedelle taşınmazları CHP’ye satacaklarını söylediğini kaydeden şüpheli, “CHP adına süreci o tarihte İl Başkanı olan Canan Kaftancıoğlu yürütüyordu. Kendisiyle 6 Kasım 2019’da Beyoğlu 3. Noterliğinde satış sözleşmesi imzaladık. Buna göre tüm paralar hesabıma yattıktan sonra ben taşınmazları kendilerine devredecektim.” dedi.

Braka, ifadesinin devamında, “Bu sözleşmede de görüleceği üzere resmi olarak 24 milyon 360 bin lira bedel gösterdik. Yine bu sözleşmede CHP tarafından bana o gün 6 milyon lira, 18 Kasım 2019’da 8 milyon lira ve geri kalan bedelin de 9 Aralık 2019 tarihinde ödeneceğini kararlaştırdık. Ben her ne kadar gerçekte taşınmazları 41 milyon lira bedelle satmış olsam da satış vaadi sözleşmesinde ve resmi olarak 24 milyon 360 bin lira göstermiş olmanın herhangi bir sakıncası olduğunu düşünmedim. Sözleşmenin karşı tarafı olan Canan Kaftancıoğlu’nu sadece o gün noterde gördüm.” diye konuştu.

Satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı gün CHP İstanbul İl Başkanlığı tarafından şirketinin hesabına 6 milyon lira ve 18 Kasım 2019’da da 8 milyon lira gönderildiğini ifade eden Braka, 9 Aralık 2019’da arayan avukatının, paranın bir kısmının elden teslim edileceğini söyleyerek kendisini ofisine çağırdığını anlattı.

Braka, avukatının ofisine gittiğinde tanımadığı 4-5 kişinin bulunduğunu, paranın bir kısmının orada olduğunu, bir kısmının da çantalarla getirildiğini aktararak, paraların dolar veya avro değil Türk lirası olduğunu ifade etti.

“15 MİLYON 510 BİN LİRAYI O GÜN OFİSTEN ALARAK AYRILDIM”

15 milyon 510 bin lirayı o gün ofisten alarak ayrıldığını, 11 Aralık 2019’da taşınmazın tapusunu devrettiği gün 360 bin lira ve 10 milyon lira olmak üzere iki kez ödeme aldığını anlatan Braka, “Her ne kadar taşınmazları 41 milyon liraya satmış olsam da elime geçen para resmi olarak 24 milyon 369 bin lira ve elden aldığım 15 milyon 510 bin lira, toplamda 39 milyon 870 bin liradır. Geriye kalan meblağı ise komisyon ve diğer giderler olduğunu söyleyerek vermediler.” dedi.

Braka, yasa dışı işi olmadığını, iş insanı olarak yatırım amacıyla daire satın aldığını ve 1 yıl sonra bunları karlı şekilde sattığını, herhangi bir siyasi partiyle işi olmayacağını dile getirerek, hakkında takipsizlik kararı verilmesini talep etti.

Kamera görüntülerinde masa başında bulunan 3 kişinin avro cinsinden para saydığının görüldüğünün hatırlatılması üzerine Braka, “Elinde avro bulunan kişiyi tanımıyorum. Ben gittiğimde ofiste yoktu. Bu görüntüler muhtemelen ofiste bulunmadığım bir zaman diliminde çekilmiştir. Zaten avro görüntülerinin olduğu fotoğraflarda benim ve adamlarımın bulunmadığı görülmektedir. O görüntülerde sadece avukat Gökhan Taşkapan ve tanımadığım 4 kişi bulunmaktadır. Muhtemelen kendilerine sorulduğunda o paraların ne olduğunu söyleyeceklerdir. Çünkü ben paranın tamamını lira olarak aldığıma çok eminim.” ifadelerini kullandı.

Diğer şüpheli Tuncay Yılmaz ise ifadesinde, 2016’dan bu yana Hasan İmamoğlu ve Ekrem İmamoğlu’nun ortağı oldukları İmamoğlu İnşaat’ın Genel Müdürü olarak çalıştığını söyledi.

Fatih Keleş’i 12-13 yıldır tanıdığını, aile dostu olduğunu ve ikisinin de inşaat sektöründe çalıştıklarını belirten Yılmaz, dosyada tanıdığı başka kimse olmadığını öne sürdü.

“CHP İL BİNASININ SATIN ALINMASI İÇİN HARCAYACAKLARINI SÖYLEDİ”

Yılmaz, söz konusu görüntülerin çekildiği 2019’da Keleş’in kendisini arayarak yüz yüze görüşmek istediğini söylediğini, Keleş’le Beylikdüzü’nde buluştuklarını anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kendisi bana arabada bir miktar emanet para olduğunu, bu parayı tek başına götürmekten korktuğu için bir kısmını benim taşımamı rica etti. Yanlış hatırlamıyorsam para çantalarından bir tanesini bana verdi. Yine parayı götüreceğim yerin konumunu gönderdi. Ben bu paranın nereden geldiğini sormadım. Çantayı da açıp içinde ne kadar para olduğuna bakmadım. Bana paranın emanet olduğunu ve CHP il binasının satın alınması için harcayacaklarını söyledi. Ben de tek başıma arabamda bir çanta para olduğu halde Fatih ağabeyimin attığı konuma gittim.”

Gittiği konumda Keleş ile başka kişilerin de olduğunu dile getiren Yılmaz, bu kişileri tanımadığını iddia etti.

Yılmaz, Keleş’in kendisine ihtiyacı olabileceği düşüncesiyle ofiste yarım saat daha kaldıktan sonra ayrıldığını, bu olaydan önce ve sonra söz konusu adrese gitmediğini anlatarak, CHP il binasının satın alınmasıyla ilgili bilgi sahibi olmadığını savundu.

SORUŞTURMA

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bazı sosyal medya hesaplarında, “Fatih Keleş’in CHP İstanbul İl Başkanlığında para destelerini sayarken çekilen görüntüleri ortaya çıktı” notuyla paylaşılan görüntülere ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, suç ve suç unsuru bulunup bulunmadığının tespit edilmesi amacıyla resen soruşturma başlatmıştı.

Soruşturma kapsamında İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, eski CHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Özgür Nas ve eski CHP İstanbul İl Başkanlığı Basın Danışmanı Can Poyraz’ın şüpheli olarak savcılıkça ifadesi alınmıştı.

Keleş, “Parayı avukatlık ofisinde CHP İstanbul il binasını satan Ali Rıza Braka teslim aldı.” şeklinde ifade vermişti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/para-sayma-goruntuleriyle-ilgili-ifadeler-ortaya-cikti/feed/ 0
Banu Parlak’ın güzellik merkezinin kurşunlanması davasında ifadeler ortaya çıktı https://www.foxhaber.com.tr/banu-parlakin-guzellik-merkezinin-kursunlanmasi-davasinda-ifadeler-ortaya-cikti/ https://www.foxhaber.com.tr/banu-parlakin-guzellik-merkezinin-kursunlanmasi-davasinda-ifadeler-ortaya-cikti/#respond Mon, 15 Apr 2024 21:18:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6137 Kara para aklama ve vergi kaçakçılığı suçlarından tutuklanan Engin ve Dilan Polat çifti hakkında, Banu Parlak’ın güzellik merkezine düzenlenen silahlı saldırıyı azmettirdikleri gerekçesiyle ikinci bir tutuklama kararı verilmişti.

Silahlı saldırıya ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı ve Dilan, Engin ve Sezgin Polat’ın ‘birden fazla kişiyle birlikte silahla tehdit suçunu azmettirme’, ‘Mala zarar vermeye azmettirme’ suçlarından toplamda ayrı ayrı 8 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.

Düzenlenen iddianameye ilişkin ise yeni detaylar ortaya çıktı.

“BANU PARLAK’I VURMAM KARŞILIĞINDA 2 MİLYON TL DEĞERİNDEKİ BAYİLİK TEKLİF EDİLDİ”

Soruşturma aşamasında tanık olarak dinlenen Halil İbrahim Kalkan, şöyle konuştu:

-2017 yılında Sezgin Polat’a 500 bin TL borç vermiştim. Bu parayı geri alamadım. 2023 yılı başlarında Sezgin Polat, oğlu Engin Polat ve gelini Dilan Polat’a ait güzellik merkezlerinin bir bayiliğini borca mahsuben bana vereceğini ancak kendilerine ticari hayatta zorluk çıkartan Banu Parlak isimli şahsın vurulması gerektiğini, Banu Parlak’ı vurmam halinde 2 Milyon TL değerindeki bayiliği bana karşılıksız vereceğini söyledi.

-Bu teklifi kabul etmedim. Paramı istemeye devam edince de bu şahıslar beni ayağımdan vurdu. Yaralanmama ilişkin gerekli müracaatlarda bulundum. Vurulduktan sonra Banu Parlak bana sosyal medyadan ulaştı.

-Dilan Polat ve Engin Polat’tan şikayetçi olacağını belirterek ‘Bana şahitlik eder misin? diye sordu.

-Şahitlik yapacağımı söyledim. Ancak Banu Parlak bu konuyu basına yansıtarak, beni de televizyonlara çıkartıp gazeteciler ile muhatap etti. Normal şartlarda Banu’yu tanımam. Bu zamana kadar bir ilişkim olmadı. İş yerinin kurşunlandığını sosyal medyadan öğrendim. Arayıp ‘geçmiş olsun’ dedim. Kimin yaptığına dair bir fikrim yok.

“BERATCAN’IN 200’E YAKIN ADAMI VAR”

Daltonlar çetesi lideri Beratcan Gökdemir’i 2015 yılından beri tanıdığı söyleyen sanık Batuhan İnci, savcılıktaki savunmasında, “Bildiğim kadarıyla Beratcan’ın 200’e yakın adamı vardır. Kendisi yurtdışındadır. En son bildiğim kadarıyla Gürcistan’daydı. Eskiden beri bağlantımız olduğu için ihtiyacım olduğunda bana para gönderirdi. Olaydan bir gün önce Beratcan ile bir uygulama üzerinden görüştük. Maddi sıkıntımın olduğunu söyleyince ‘Sana bir iş vereceğim’ dedi. Boş bir dükkana silahla ateş etmem karşılığında para vermeyi teklif etti. Cezaevinden yeni çıktığım için doğrudan bu işlere karışmak istemiyordum. Arkadaşlarım Yunus Emre ve Nizamettin bu işi yapabileceklerini söylediler. Beratcan konum bilgilerini gönderdi motosikletin ve silahı teslim alınacağı noktayı da bildirdi. Ben evdeydim onlar eylemi gerçekleştirmeye gittiler. Geldiklerinde onların anlattığına göre silah kurusıkıdan bozma olduğu için ilk atıştan sonra mermi yamulmuş korkup kaçmışlar. Ortalık sakinleştikten sonra tekrar gidip 4 el daha ateş etmişler. Olayın iki parça olmasının sebebi bundan ibarettir” dedi.

“SİLAH TUTUKLULUK YAPTI”

Ateş etme eylemini gerçekleştiren Nizamettin Bilgili ise, “Yunus Emre bana bir iş yerinin kurşunlama işi olduğunu söyledi. ‘Paraya ihtiyacın var mı?’ diye sordu. İhtiyacım olduğundan teklifi kabul ettim. Bana silah verdi. Yunus şoför konumundaydı, ben arka koltuktaydım. Gece saat 01.30 gibi iş yerinin önüne geldik bir el ateş ettim silah tutukluluk yaptı. Yunus işin tam olmadığını söyleyince saat 05.00 civarında tekrar gittik 4 el daha ateş ettim. İlk kurşunlamadan sonra işi yarım bırakmamak için tekrar gittik. İkinci olay yarım kalan ilk olayın devamıdır. Ben sadece para karşılığı bu işi yaptım” dedi.

TELEFONLAR İNCELENDİ

Öte yandan sanıkların yapılan telefon incelemelerinde, Daltonlar Çetesi’nin firari lideri Barış Boyun ve diğer çete üyelerinin birçok fotoğrafı, uyuşturucu, yüklü miktarda para ve silah fotoğraflarının da bulunduğu tespit edildi.

Ayrıca Onur Abiç’in telefonunda Gürcistan’da firari olduğu esnada öldürülen Barış Boyun’ın yakın adamlarından biri olan Emircan Yılmaz’ın fotoğrafının bulunduğu da görüldü.

Bir başka sanığın telefonun da ise Beratcan Gökdemir’in talimat içerir mesajları ve Banu Parlak’a ait fotoğrafların olduğu belirtildi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/banu-parlakin-guzellik-merkezinin-kursunlanmasi-davasinda-ifadeler-ortaya-cikti/feed/ 0
Kimsesiz engelli kızın hesabındaki milyonların izi başkanın baldızına çıktı… https://www.foxhaber.com.tr/kimsesiz-engelli-kizin-hesabindaki-milyonlarin-izi-baskanin-baldizina-cikti/ https://www.foxhaber.com.tr/kimsesiz-engelli-kizin-hesabindaki-milyonlarin-izi-baskanin-baldizina-cikti/#respond Sun, 14 Apr 2024 21:57:17 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6116 Diyarbakır’da herhangi bir işi olmayan, yüzde 50 zihinsel ve bedensel engelli raporu bulunan, annesi ölen, babası cezaevinde olduğu için teyzesinin bakıcılığını yaptığı 25 yaşındaki E.B adına özel bir bankada açılan hesaba 4 yıl önce 6 milyon lira para girişi olduğu MASAK tarafından tespit edildi.

Önce hesap dondurularak para çıkışı engellendi, ardından savcılığa ihbarda bulunuldu.

Paranın izini süren MASAK, yaptığı araştırmada, 9 kilo altın, 120 bin dolara tekabül eden ve bugünkü güncel rakamla 28 milyon liranın bir dönem Bağlar Belediyesi Özel Kalem Müdürlüğünde çalışan Belediye Başkanı Hüseyin Beyoğlu’nun baldızı ve aynı zamanda belediye başkan yardımcısı olan Deniz Gürdeğir’e ait olduğunu tespit etti.

Gürdeğir, paraların aile arazilerinin satışından elde edildiğini, 9 kilo altın, 120 bin dolar bozup TL cinsinde yeğeni adına açtığı hesaba parayı yatırdıklarını söyledi.

Ancak Tapu Müdürlüğü ile yapılan yazışmada, Gürdeğir ailesi adına herhangi bir arazi satışına dair tapu kayıtlarına rastlanılmadığı bildirildi.

Şaibeli para trafiği ile ilgili savcılık delil yetersizliğinden takipsizlik kararı verirken, akıllara Belediye Başkanı Beyoğlu’nun haksız menfaatten elde edilen gelirleri soyadı aynı olmayan üçüncü derece yakınlarının hesabına aktarıp mal kaçırdığı sorusunu getirdi.

HESAP DONDURULDU

Diyarbakır’da 7 Temmuz 2020 tarihinde özel bir banka şubesinde açılan hesaba 6 milyon lira şüpheli para girişi yapıldı. MASAK, bu kişinin herhangi bir ticari faaliyetinin olmadığını, yaşı itibariyle böyle bir paraya sahip olamayacağı için öncelikle hesaptan çıkışı yapılmasını engelleyip hesabı dondurdu.

Ardından da paranın kaynağının araştırılması için Cumhuriyet Başsavcılığına suç gelirlerinin aklanması ve önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet suçundan ihbarda bulundu.

“PARA BENİM DEĞİL TEYZEMİN”

İfadesi alınan E.B, paranın teyzesi Deniz Gürdeğir’e ait olduğunu belirterek, “Teyzem bekârdır. Ben de küçüklüğümden beri kendisiyle yaşıyorum. Teyzemin bu parayı nereden ve nasıl kazandığını bilmiyorum. Bu parayı teyzem vekâletimi alarak çekmek istedi, parayı neden çekeceğini de bilmiyordum. Teyzem Sürücü kursunda çalışıyor. MASAK raporunu hazırlayan uzmanlar benimle görüşmedi, paranın kaynağıyla ilgili bilgilere nasıl ulaştıklarını bilmiyorum” dedi.

“9 KİLO KÜLÇE ALTIN 120 BİN DOLAR BOZDURDUM”

Bu ifade üzerine bu kez Deniz Gürdeğir’in ifadesi alındı. Milli Eğitim Müdürlüğü’nde memur olarak çalıştığını belirterek, “Bazı taşınmazları satarak altın aldığını, 9 kilo külçe altın, 120 bin dolar da parası olduğunu, bu parayı kasada gizlemek istemediğini belirterek, “Kuyumcuların da son dönemlerde dolandırıcılık yaptıklarını görünce altın ve doları bozdurup bankaya yeğenimin hesabına yatırdım. Kendisine 2 yaşından beri ben bakıyorum. Bekarım ama o benim evladım gibidir. Bana bir şey olursa faydalanması için bu parayı hesabına aktardım” dedi.

KÜLÇE ALTININ KAYIT ALTINA ALINMA ZORUNLULUĞU YOK

Altınları bozdurduğunu iddia ettiği kuyumcu M.T ifadesinde, “Deniz Gürdeğir benimle sürekli altın alışverişi yapar. Mal varlığı bir hayli fazladır. Birkaç sürücü kursuna ortaklığı var. Alışverişleri elden yaptığımız için herhangi bir belge sunamıyorum. Çünkü Deniz külçe altın kullandığı için bunların kayıt altına alınması zorunlu değil” dedi.

“BİZDE ALTIN BOZDURMADI KENDİSİNİ TANIMIYORUZ”

Kuyumcular R.C ile İ.C ise Deniz G.’yi tanımadıklarını ve aralarında altın alım satımı gerçekleşmediğini, Deniz G.’nin kendilerinde altın bozdurduğu ifadesinin doğru olmadığını belirttiler.

ARAZİ SATIŞI DEDİ AMA RESMİ BELGE SUNAMADI

MASAK da hazırladığı Mali Tespit raporunu soruşturmayı yürüten Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Raporda, Deniz Gürdeğir’in aile arazilerinin satışı ile bu parayı elde ettiğini, parayı bugüne kadar yastık altında tuttuğunu belirtmiş olmasına rağmen arazi satış işleminin gerçekleştiğini kanıtlayacak resmi belge sunamadığına dikkat çekildi.

PARALARI YASTIK ALTINDA TUTUP SONRA BANKAYA YATIRDI

Mali tespit raporunda, Gürdeğir’in bu parayı yastık altında tuttuğu şeklinde beyanda bulunmasına rağmen sonraki beyanında parayı uzun süre kuyumcuda sakladıklarını, aralarında üst düzey bürokratların da yer aldığı çok sayıda kişinin Zerya Kuyumculuk sahipleri Zülküf ve Zülfikar Ortaç tarafından dolandırıldıklarının açığa çıkması üzerine parayı kuyumcudan çekip bankaya yatırma kararı aldığı şeklinde beyanda bulunduğu bilgisi yer aldı.

BEYOĞLU’NUN BALDIZI ÇIKTI VE ÖZEL KALEMDE ÇALIŞTI

Raporda, E.B’nin banka hesap hareketleriyle ilgili teyzesi Deniz Gürdeğir’in vekâletname ile vekil tayin edildiği, bu kişinin meslek hanesinde öğretmen ibaresinin yer aldığı, aynı zamanda Hüseyin Beyoğlu’nun başkanlığını yaptığı AKP’li Bağlar Belediyesinde bir dönem özel kalem müdürlüğü yaptığı bilgisine yer verildi.

Deniz Gürdeğir’in Hüseyin Beyoğlu’nun baldızı, hesabına para yatırılan engelli E.B’nin de Beyoğlu’nun ölen bir başka baldızının kızı olduğu belirlendi.

SUÇ GELİRİ OLDUĞUNA DAİR İZ VEYA EMARE YOK TAKİPSİZLİK

Savcılık 9 kilo altın, 120 bin doların bugünkü güncel rakamla karşılığı olan yaklaşık 28 milyon lira paranın öncül suçtan kaynaklandığını gösteren herhangi bir iz, emare veya delil bulunmadığını, öncül suçun varlığının tespit edilememesi nedeniyle suçtan kaynaklanan malvarlığı değerini aklama suçu oluşmadığından E.B hakkında takipsizlik kararı verdi.

Paranın arazi satışından elde edildiğini iddia etmesine rağmen arazi satışı yapıldığına dair tapu kaydı bulunmadığı halde dosyada tanık olarak ifade veren Deniz Gürdeğir hakkında da şüpheli sıfatıyla herhangi bir işlem yapılmaması dikkat çekti.

E.B’nin teyzesi olan ve Bağlar Belediye Başkanı Hüseyin Beyoğlu’nun da hem yardımcısı hem de baldızı olan Deniz Gürdeğir’in bir dönem de Belediyenin özel kalem müdürlüğünü yaptığı belirlendi.

Adı rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla gündeme gelen Hüseyin Beyoğlu’nun haksız kazanç sağlayarak yakınlarının adına para aktardığı iddiaları da akıllarda soru işareti bıraktı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kimsesiz-engelli-kizin-hesabindaki-milyonlarin-izi-baskanin-baldizina-cikti/feed/ 0
Fatih Keleş: Komplo https://www.foxhaber.com.tr/fatih-keles-komplo/ https://www.foxhaber.com.tr/fatih-keles-komplo/#respond Thu, 11 Apr 2024 21:39:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5963 CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda çekildiği iddia edilen para sayma görüntülerine ilişkin başlatılan soruşturmada, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Spor Kulübü Başkanı ve CHP Beylikdüzü Belediye Meclis Üyesi Fatih Keleş’in ifadesine başvuruldu.

“BANA BİRDEN FAZLA İÇİNDE PARA OLAN ÇANTA VERDİ”

Keleş ifadesinde, 2009’dan beri CHP üyesi olduğunu söyleyerek şunları belirtti:

* “Halihazırda CHP Beylikdüzü Meclis üyesiyim. Kamuoyuna yansıyan ve şu anda hakkımda soruşturma başlatılmasına neden olan görüntüler 2019 yılının Aralık ayına aittir. O tarihte de meclis üyesiydim. Para görüntülerinin çekildiği 2019’da CHP İstanbul İl Başkanlığının kullanımına tahsis edilmek üzere bina satın alınması süreci başlatılmıştı. O tarihlerde CHP Beylikdüzü İlçe Başkanı Turan Taşkın Özer, şu anda CHP milletvekilidir, bana İstanbul İl Binası’nın satın alımıyla alakalı tüm Türkiye’de bağış kampanyası düzenlendiğini, partimizin bu amaçla para topladığını söyledi.

* Kendisine de bazı kişiler tarafından verilen bağış paralarının olduğunu ve bu paraları bana teslim edeceğini söyledi. Aradan birkaç gün geçtikten sonra görüntülerin çekildiği 9 Aralık 2019’da ya Beylikdüzü CHP İlçe Binası’nda ya da kendi ofisimde buluştum. Buluştuğumuzda yanımızda başka bir kimse yoktu. Bana birden fazla içinde para olan çanta verdi. Çanta içerisinde yer alan paraların bağış kampanyası kapsamında toplandığını söyledi. Çantaların ağzı kapalı olduğu için hangi para birimi veya çanta içerisinde ne kadar para olduğunu o sırada görmedim.

* Bana bu paraları İl Başkanlığı ile iletişime geçerek onların dediği yere götürmemi söyledi. Bunun üzerine İl Başkan Yardımcısı Özgür Nas ile iletişime geçtim. Nas da bana konum atarak paraları oraya getirmemi istedi. Çantaların birden fazla olması nedeniyle tek başıma taşıyamayacağım ve meblağ yüksek olduğu için güvenlik gerekçesiyle arkadaşım olan İmamoğlu şirketinde çalışan ancak CHP’de herhangi bir resmi görevi bulunmayan Tuncay Yılmaz’ı arayarak bana eşlik etmesini rica ettim. İkimiz de ayrı araçlarla söz konusu ofise gittik.”

“PARALAR EN AZ 3-4 DEFA SAYILDI”

Görüntülerde yer alan paraların Turan Taşkın Özer’in kendisine verdiği paralar olduğunu belirten Keleş, şu şekilde konuıştu:

* “Paraların bağış yoluyla mı?, Başka bir yerden mi? Geldiğini bilmiyorum. Sadece benden ricacı olduğu için ben paraları alarak Tuncay Yılmaz ile paraları avukatlık ofisine götürdüm. Olayın 4,5 yıl önce olması nedeniyle bu paranın tam miktarını hatırlamıyorum. Sayarak teslim almadım. Nasılsa il yönetimi biliyordur diyerek gerek duymadım. Ben ofise gittiğimde İstanbul İl Yönetiminden Özgür Nas ve Can Poyraz orada bekliyorlardı.

* Farklı çantalardan Türk lirası, euro, dolar cinsinden paralar çıktı. Para en az 3-4 defa sayıldı. Ve bu paralar da orada bulunanlar tarafından defalarca sayıldı. İlden gelen arkadaşlar konuya hakimdir diyerek çok önemsemedim. Ofiste bir saatten fazla kaldıktan sonra Özgür Nas ve binayı satan Ali Rıza Braka kendi aralarında parayı teslim edip, teslim aldıklarına dair bir tutanak tanzim etmişler. Bu tutanağı görmedim. İşlem bittikten sonra ayrıldı. Parti il binasının daha sonra hangi tarihte resmi olarak satın alındığını, ne kadar ve ne yolla ödendiği hakkında bilgim yok. Çünkü satın alma sürecini İstanbul İl Başkanlığı yürütmekteydi.”

“PARALARI TURAN TAŞKIN ÖZER ÇANTA İÇERİSİNDE VERDİ”

Parayı kendisinin temin etmediğini ifade eden Keleş, şunları aktardı:

* “Paraları o tarihte Beylikdüzü ilçe Başkanı olan Turan Taşkın Özer çanta içerisinde verdi. Bana meblağ söylemedi. Bu paranın nereden geldiği ve nereye gittiği ile alakalı kamuoyunda oluşturulmaya çalışılan algının yanlış olduğunu söylemek ve bunun tutanaklara geçmesini istiyorum. Buradan bir komplo çıkarılmaya çalışılmaktadır. Günlerdir basın bunun alt yapısını yapmaktadır. Görüntülerde taşınmazın satın alındığı kişi ve avukat ve diğer partili arkadaşlar açık bir şekilde görülmektedir. O kadar partili insan ve mülk sahibinin bir arada olmasının başka bir sebebi yoktur. Meşru bir amaçla, partimize taşınmaz satın alınmasıyla alakalı orada bulundum.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/fatih-keles-komplo/feed/ 0
Özel’den Erdoğan’a: Yalan videoların Cumhurbaşkanısın https://www.foxhaber.com.tr/ozelden-erdogana-yalan-videolarin-cumhurbaskanisin/ https://www.foxhaber.com.tr/ozelden-erdogana-yalan-videolarin-cumhurbaskanisin/#respond Thu, 11 Apr 2024 21:33:28 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5960 CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, Isparta’da 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda katıldığı ‘Halk Buluşması’na CHP Isparta Belediye Başkan Adayı Atakan Yazgan da katıldı. Yazgan, Özgür Özel’e Ispartaspor’un atkısını hediye etti. Özel, Yazgan için, ”Eğer Isparta’nın belediye başkanı olursa parti ayırmadan, görüş ayırmadan yakasındaki Türk Bayrağının gereğini yapacak. Atakan başkan Isparta ittifakının lideri olacak, Isparta’ya hizmet edecek” dedi.

“MAALESEF GİT GİDE BİRBİRLERİNE BENZİYORLAR”

Özel, şunları söyledi:

* “Artık Türkiye’nin bütün demokratlarının bir safta toplanmasının sırası geldi. Çünkü bir tarafta birbirine benzeyen bir ittifak var. Her geçen gün hakaretler eden, küfreden tehdit eden depremzedelere bile şantaj yapan her geçen gün birbirine benzeyen ve Türkiye’de umudu müjdelemek, örgütlemek yerine korkuyu örgütleyen bir ittifak var. Maalesef git gide birbirlerine benziyorlar. Git gide sertleşiyorlar ama bir yandan işçinin, çiftçinin, memurun, emeklinin gönlündeki yerlerini tamamen kaybetmiş durumdalar.

* Bir tarafta Cumhur İttifakı dururken, karşısında çok daha büyük bir ittifak var. Renklerini al yıldızlı al bayraktan alan Türkiye ittifakı var. Türkiye ittifakında ya da Isparta ittifakında sosyal demokratlar var ama yalnız değiller. Milliyetçi demokratlar var. Muhafazakar demokratlar var. Kürdü ile Türk’ü ile alevisi ile sünnisi ile bu güzel memlekette kim varsa Türkiye ittifakında var. Hep beraberiz ele eleyiz gönül gönüleyiz.

“TEK ADAM REJİMİNE İTİRAZ EDİYORUZ”

* Şimdi görülüyor ki Adalet ve Kalkınma Partisi’nden seçilmiş beş yıldır Isparta’yı yöneten ve son dönemlerde de ortaya çıkanlarla gül kokulu Ispartta’yı kirlettikleri anlaşılan bir yönetim anlayışına karşı hepinizin sevdiği ‘Efsane başkan’ dediğiniz Atakan Yazgan, başa baş mücadele ediyor. Eski dosttan düşman olmaz. Geçmişte, meydanı birlikte doldurduklarımız, değişen bir şey yok saraya itiraz ediyoruz. Tek adam rejimine itiraz ediyoruz. Onlara kayıtsız, şartsız destek verenlere itiraz ediyoruz. Yoksulluğa, yokluğa itiraz ediyoruz. Elmacının, gül üreticisinin sesini duymayanlara itiraz ediyoruz. Emekliyi 10 bin liraya mahkum bırakanlara itiraz ediyoruz.

* Herkes kendi partisine oy verirse AK Parti bir beş yıl daha devam eder. Ama o devamdan AK Partililer de memnun değil. Bir AK Partili belediye var kendisi göreve gelmiş ne yapması lazım. Her türlü işten güçten elini çekmesi lazım. Ne yapmışlar bir şirketin ismini değiştirmişler. Hisse devri yapmışlar Belediye başkanının ailesine hisseleri devretmişler. Belediyeden 32 milyon liralık ihaleyi almışlar. Yahu şehri emanet ettik sana böyle belediyecilik olmaz. Bu belediyecilik anlayışına karşı gözü tok, eli tok haramdan korkan çalışkan bir belediye başkanın istiyorsanız işte karşınızda Atakan başkan…

“BELEDİYE BAŞKANI, BELEDİYEDEN İHALE ALIYOR”

* Isparta’da Belediye Başkanı, belediyeden ihale alıyor. Burana kadar kirin, pisliğin içine bvatmışsınız bir de CHP’ye rantiye zincirinden bahsediyorsunuz. Bu parti 46 yıldır iktidar değil ama buradalar. Onları bir arada tutan şey ne? Rant değil, para değil, ihale değil, çıkar değil. Vatan millet bayrak sevgisidir.

“ONUNLA KAVGA EDECEĞİM AMA KİMLİK SİYASETİ ÜZERİNDEN DEĞİL”

* Geçen seçimlerde bir yalan videoyla kafa kafaya olan seçimde kandırabildiğini kandırdı, haksız bir şekilde TRT’yi kullanarak Anadolu Ajansı’nı kullanarak, bütün televizyonları kullanarak yalan videolarla kampanya yaptı. Geçtiğimiz günlerde Tayyip beyin ekip yeni bir video yayınladı. Her tarafı kapatmışlar bir kişi para sayıyor. Görür görmez dedim ki ‘tamamını bulun.’ Görüntüler bulundu 2019’dan diyorlar ki ‘Bir iki ay önce oldu.’ Ne yapıyoruz? İstanbul il binasını satın alıyoruz. Adam kaparo istemiş. Kaporanın sayıldığı yerin bürosu, avukatı AK Partili.

* Avukat görüntüleri almış sonra demiş ki, ‘Bu görüntüleri para karşılığı sizse vereyim.’ demişiz ki, ‘Hiçbir çekinecek şeyimiz yok.’ Paranın geldiği yer belli, verildiği yer belli. Daha bugün diyor ki, ‘Bu ittifak birkaç yıl önce balya balya para topluyor’ diyor. Ey Recep Tayyip Erdoğan, 2019’daki görüntüden bugüne böyle bir yalana sığınıyorsan vay senin haline. Yalan videoların Cumhurbaşkanısın sen. Montaj videoların Cumhurbaşkanısın sen. Montajlaya montajlaya bitiremediğin yalanlarla bu memlekette Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün koltuğunu kirleten adamsın sen, yazıklar olsun. Bunun canı bizimle kavga etmek istiyor… Isparta’dan onunla kavga edeceğim ama onun istediği gibi kimlik siyaseti üzerinden değil, emeklinin hakkı, emekçinin hakkı için kavga edeceğim.”

“HAK ETTİN BE KARDEŞİM”

Özgür Özel, emeklilerin geçim sıkıntısına hatırlatarak, şöyle devam etti:

* “İliç’teki yabancı altın madeninin 222 milyon vergi borcunu silmiş. Yandaşa para var, beşli çeteye para var. Saray müteahhitlerine para var. Uçan saraya, yüzen saraya, kışlık saraya yazlık saraya 1500 odalı saraya para var. Emekliye gelince para yok. Ben siyasi rakiplerimi hiç yuhlatmam ama bu hesaba bakınca, bu kadar emekli yuhluyorsa hak ettin be kardeşim. Her şeye para emekliye para yok. Hacı amcam, ‘Bundan sonra güle taban fiyatı istiyoruz’ diyor. Bundan sonra gül üreticisinin güvencesi güle adil, makul bir taban fiyat vererek korunmasıdır. Bu talebi Meclis’te bir kez daha dile getireceğiz kanun teklifi vereceğiz.

* Gençlerle ilgili şunu söyleyeyim. Türkiye’de gençlerin yüzde 31’i, ailesinin ekonomik durumu kötü olduğu için ve ailesinin barınma sorunu olduğu için, kayıt yaptıramıyor ya da yaptırdığı kayıtı donduruyor. Yüzde 62’si çeşitli ekonomik zorluklar çektiğini söylemiş. Yüzde 79’u telefon ve internete yeterince ulaşamıyorum diyor. Yüzde 56’sı yoksulluk yüzünden beslenemiyorum diyor. 4 gençten 3’ü yurtdışına gitme planı yapıyor.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ozelden-erdogana-yalan-videolarin-cumhurbaskanisin/feed/ 0
İmamoğlu’ndan Erdoğan’a: Niyetin var mı Allah aşkına? https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-erdogana-niyetin-var-mi-allah-askina/ https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-erdogana-niyetin-var-mi-allah-askina/#respond Sat, 06 Apr 2024 21:30:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5737 İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Tuzla Belediye Başkan Adayı Eren Ali Bingöl ile birlikte önce seçim otobüsüyle ilçe turu gerçekleştirip, sonra Cami Mahallesi’nde halkla bir araya geldi. Kendi dönemlerinde, önceki yönetimden 5 katı fazla iş ve hizmet ürettiklerini belirten İmamoğlu, bu başarıyı daha az gelirle başardıklarının altını çizdi.

“100’ER BİN DOLAR BURS VERDİKLERİ 3 İBB ÇALIŞANI DA MİLLETVEKİLİ OLDU”

İmamoğlu, konuşmasında özetle şunları söyledi:

* “Hani birini İBB’de işe aldılar, hatırlar mısınız? Şans bu ya; işe alıyorlar, tesadüf bu ya; işe girdiği gün, ona burs çıkıyor. Bak sen! Bakın işe girdiği gün, ona burs çıkıyor. Hem de birisi Türkiye dışında yaşarken. Nasıl oluyorsa hem yurt dışında yaşıyor hem işe giriyor hem de burs kazanıyor. Ya bu nasıl bir şans değil mi? Diğeri de Metro A.Ş.’de işe girdi. Bu daha komik. Metro A.Ş.’de işe girdi. Hemen ona burs çıktı. Ama ayarlanan bursa bakın şimdi. Metro A.Ş.’ye giriyor. Ama oraya işe girene, ne bursu çıkıyor biliyor musunuz? Siyaset bilimi bursu! Bak sen.

* Metro A.Ş.’de, teknik bir yerde siyaset bilimi. Metro’yla siyasetin ne alakası var? Yok. ‘Burs kazandılar’ derken yanlış anlamayın. Sizlerin parasıyla bursları planladılar, planladılar; burs kazanmadı. Sizin paranızla ne yaptılar biliyor musunuz? Biz, inim inim inleyerek, 100 bin gencimize 7 bin 500’er lira burs verdik. Seneye 100 bin gencimize, 15’er bin lira vermek için bütçeden ne kadar ayıracağız bu sene biliyor musunuz? 1,5 milyar lira. 1,5 katrilyon lira. Kime? Çocuklarımıza, milletin çocuklarına. Onlar ne yaptılar? Bir tanesine 100 bin dolarcık, bir tanesine 120 bin dolarcık burs verdiler. Suç duyurusunda bulunduk. Mahkemelerde sürüyor üçü de. Sonra ne oldu? Şansa bak. O üç kişi işe girerken, şanslarına 100’er bin dolar burs verilirken -şans- bir de ne olsun? Üçü de milletvekili oldu. Bak sen şimdi! Dün okudum; içlerinden birisi mahkemeye gitmiş. Bu doğru, bu gerçek haberler için yayın yasağı aldırmış. Yayın yapamıyorsun? Onun için ben buradan naklen anlatıyorum.

“GÜLÜYORUZ AMA BU BİZİM AĞLANACAK HALİMİZ”

* Sevgili dostlar; gülüyoruz ama bu bizim ağlanacak halimiz. Onun için İstanbul’da iş yapamadılar. Onun için İstanbul’un bereketi kaçtı. İstanbul’un, milletin parasının bile bereketini kaçırdılar. Kentin, şehrin adeta kepenklerini indirdiler. Bunların hepsi yaşanırken, nasıl bir dönemdi? Tekrar hatırlatayım. Hem merkezi yönetim hem de yerel yönetim onlardaydı. Sonra ne oldu? Biz geldik. 16 milyon insanımız kazandı. Hep birlikte geldik.

* Ne dediler gelir gelmez, ‘Seni topal ördek yapacağız’ dediler. Ne oldu? Bizden çıktı atom karınca. Kafaları karıştı. Açılışlara, temel atmalara gün yetmiyor, akşam yetmiyor. Dün gece saat 22.00’de açılış yaptım. Ta Durusu Terkos’da, Arnavutköy’de. Önümüzdeki dönemde ne yapacağız biliyor musunuz? Daha çok çalışacağız. Bize şimdi ‘atom karınca’ diyorsunuz ama o gün öyle çalışacağız ki, bize koyacak isim bulamayacaksınız. Daha çok çalışacağız, daha çok. Onları çalışkanlığımızla ezeceğiz.

“SOSYAL DESTEKLERİ DAHA DA BÜYÜTECEĞİZ”

* Sosyal destekleri daha da büyüteceğiz. 100 bin yeni evli çifte 30 bin lira destek sağlayacağız. Gençlerin evlenmesine katkı sunacağız. 45 bin haneye Yenidoğan Destek Paketi sunacağız bebelerimize, o güzel annelerine. Test asgari ücretle geçinen hanelere, bir kişiye yıllık 10 bin lira ulaşım desteği vereceğiz. Tek asgari ücretle geçinen hanelere, yıllık 10 bin lira pazar alışverişi desteği vereceğiz. Önümüzdeki dönemde, Ilk ve ortaokula giden çocuklarımıza, 2 milyon adet okul beslenme paketini biz dağıtacağız. Biz onlarla ilgilenirken, onlar ne yapıyor? Ramazan ayında bile, bizimle ilgili kumpaslarla uğraşıyorlar. Kötülüklerinde boğulsunlar. İşleri güçleri otobüs reklamı çekmek. Bir de başaramıyorlar. Rezil oluyorlar. Niye? Yaradan büyük, Yaradan iyinin yanında. Her seferinde ifşa oluyorlar. Öyle değil mi. Her yıl, her ay kul hakkı yediniz, bari bir ay yemeyin yahu. Ramazan’da rahat durun yahu. Ramazan’da kul hakkı yemeyin. Ramazan’ın içindeyiz, bari iftira atmayın. Atarlar. Hem de nasıl?

“ADALET BAKANI, UTANMADAN İDDİANAME YAZIYOR”

* 16 milyonun, sizlerin iradesini gördüler ya, şimdi oylar yükseliyor ya, ha bire; engelleyemiyorlar ya… Hemen türlü türlü iftiralar atmaya başladılar. İftira atıyorlar, yalanları ortaya çıkıyor, yine yüzleri kızarmıyor. Yalanı konuşuyorlar, yine yüzleri kızarmıyor. Bakın ne dediler? ‘Görüntü çok yeni’ dediler, sonra ‘Görüntüdeki para İBB’den geldi’ dediler. ‘Olay yeri CHP’nin İstanbul İl Başkanlığı’ dediler. Gördünüz mü bilmiyorum? Sonra utanmadan, edepsizce, ‘Bu parayı CHP kurultayında kullandılar’ dediler. A’dan Z’ye yalan çıktı mı? Evet. Orada tarih bile yazıyor. Yani kendi yalanlarında, kendi kumpaslarında kendileri boğuluyor.

* Amaçları neydi? Sözüm ona CHP içerisinde bir ayrılıkçılık çıkarmak. İçten karışsın istediler. Kurdukları tuzağı başlarına geçirdik mi? Ama durmuyorlar. Kim kaşıdı bugün? Hemen Adalet Bakanı çıktı, adam oturmuş, Bakan Bey, bir de utanmadan iddianame yazıyor! Ya bir bakan, bu tür konularda susar. Yerinde durur, konuşmaz. En son konuşacak insandır. Oradan iddianame yazıyor. İstanbul’daki savcıya gönderiyor. Diyor ki yani, ‘Resmen, alenen böyle yap. Talimatımdır’ diyor. Talimat vermeye yüzü yok, ekranlar üzerinden veriyor. Sen nasıl adalet bakanısın. Sen mi adaleti savunacaksın? Senin olduğun sistemde mi seçime gireceğiz biz?

“BUNLAR; SORSAN ‘YARGI BAĞIMSIZ’ DERLER”

* 2019’da bize ne yaşattılarsa, aynısını yaşatma arzusundalar. Ama millet, 16 milyon İstanbullu, 86 milyon milletimiz, sizin kumpaslarınızı başınıza geçirecek sandıkta, başınıza geçirecek. Bunlar; sorsan ‘Yargı bağımsız’ derler. İftirayı atan da iftiranın başını çeken de kim biliyor musunuz? Sözüm ona bir meczup gazeteci. Meczup gazeteci bile değil, meczubun önde gidene. Devletin bankasından 800 milyon dolar kredi çekip, kendisine medya satın alan kişinin elemanı. Çalışanı bile demem ona, elemanı, silahşoru. Devlet bankasından para almak derken, adında ‘Ziraat’ geçen bir banka. Vatandaşın parası değil mi? Hepimizin parası. Sizin paranızla medya satın alınıyor, sonra o bankadan para çekerek satın alan kişinin elemanı da bize iftira atıyor, iftiranın da lokomotifi oluyor. Yüzü de yok zaten. Edepsizin önde gideni. Üstelik krediyi ödeyen de bir patronun elemanı da değil, parayı da ödemiyor. 800 milyon dolar.

“ÖNCE PATRONUNA BAKACAKSIN, SONRA AYNAYA BAKACAKSIN”

* Hadi bakalım, şimdi sen de gazetecisin! O gazeteci olduğu gibi, o televizyonda konuşan kişi sözüm ona bana doğruları savunuyor. Hadi oradan. İşine bak. Kargalar güler sana, kargalar. Önce patronuna bakacaksın. Sonra aynaya bakacaksın. Ya da o gazete, televizyon, ‘Ben gazeteyim, televizyonum’ diyorsa bu mensupları, bu gazeteci değil, bu mensupları, o televizyona çıkartmayacak. Bakın ben size söyleyeyim. Devletin bankası değil mi? Adında ‘Ziraat’ yazıyor, ziraat. Allah aşkına, çiftçiye destek olsun diye kurulmuş bu banka, sizlerin parasıyla beslenen bu banka, medya satın alsın diye birisine para verir mi? Bir kişinin izni olmadan o verilir mi? Mümkün mü? Onun için bakın ben size söyleyeyim. Bir başka kamu bankası da -hatırlayın-Ankara’da, birkaç ay önce tutuklanan organize suç örgütü liderine ne kadar kredi vermişti biliyor musunuz? 700 milyon lira. Hem de nasıl vermişti? Kefilsiz. Yahu bunların Allah’tan korkusu falan yok.

“MEMLEKETİN DE BEREKETİNİ KAÇIRDI BUNLAR”

* İstanbul Büyükşehir Belediyesi, milletin belediyesi, kamu bankalarından ne kadar kredi alabildi 5 senede. Sıfır, sıfır. Sen, kamunun en güvenilir kuruluşuna bir lira bile vermeyeceksin. Ama bir adam medya satın alsın diye, tutuklanan bir suçlu paranı kullansın diye -nereye kullanacaksa- milyarlarca lirayı vereceksin. Bunlara para dağıtacaksın. Bunlar var ya, devletin bütçesinde de para bırakmadı söyleyeyim size. Zaten biz İBB’yi aldığımızda, kasasında 6 milyon lira vardı. Bizim o zaman bir aylık maaşımız, 280 milyon liraydı. Kasada 6 milyon lira bırakarak, koca bu kurumu bize verdiler.

* Bizim yıl sonu ise kasamızda, tam 27 milyar lira vardı, 27 milyar. Hem de bu kadar iş yaptık. Bunlar, bereket mereket bırakmadı. Memleketin de bereketini kaçırdı bunlar. Sonra da utanmadan emeklilere ne diyorlar? ’10 bin lirayla geçinin’ diyorlar. Bana bugün bir emekli bir ağabeyimiz ne dedi biliyor musunuz? Yine Tuzla’nın bir mahallesinde. Bana dedi ki, ’10 bin lirayla nasıl geçineceğimi Saray, listesini yazsın, yollasın. Ben bilmiyorum, bulamıyorum yolunu, yöntemini. Bana listesini yollasın, ona göre bari harcayayım. Yöntemini bana anlatsın’ dedi. Feryat ederek, göğsüme vurarak.

“ESKİDEN ‘MİLLET, MİLLET’ DİYENLER…”

* Onun için hem ’10 bin lirayla geçinin’ diyorlar hem de zam yaparlarsa ne diyorlar? Bütçeye yük getirirmiş. O milyarların dağıtırken -hem de tahsil edilmemek üzere- bütçeye yük getirmiyordu da şimdi mi yük getiriyor emekliye 10 bin lira verirken? Eskiden ‘millet, millet’ diyenler, bugün kendi milletini hem de yıllarca bu millete hizmet etmiş amcalarımızı, teyzelerimizi kendine yük görmeye başladı yük. Buna ne denir biliyor musunuz? Onun sesiyle demeye çalışayım, ‘Nereden nereye’ derler? Nerede nereye? Bir de çıkmış diyor ki, ‘Hakikatleri yüzümüze haykırın.’ Bak sen ya! ‘Hatalarımızı görün.’ Aman aman. Şirinliğe bakar mısınız? Emekliler haykırıyor. Atanamayan öğretmenler haykırıyor. Öğretmenler haykırıyor, diyor ki, ‘Ya mülakat yapmama sözü verdin. Hani kaldıracaktın? On bir ay geçti. Ne oldu? Hani? Hani?’ Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Yüzümüze haykırın’ diyor ya; bak haykırıyor. Ben, onlar adına haykırıyorum. Adalet arayanlar haykırıyor. Memlekette mağdur olmayan, haykırmayan bir kesim kalmadı. Herkes haykırıyor. Herkes haykırıyor da senin duymaya niyetin var mı Allah aşkına? Yok.

“BU MİLLET YÜZÜNE HAYKIRACAK AMA MERAK ETME”

* Lafa gelince tatlı, sorsan demokrat! Çünkü, onun kurduğu cümleler gerçeğe yansıtmıyor. Sokak röportajlarında bile konuşan bir kişiyi hemen alıp içeri attılar. Bu millet yüzüne haykıracak ama, merak etme. Nerede haykıracak biliyor musun? 31 Mart’ta, sandıkta, sandıkta, sandıkta haykıracak. 31 Mart’ta, öyle bir hakikatle bu usulsüzlükleri, bu haksız, hukuksuz ortamı, bakanın bile görevini unutup, seçimle uğraştığı ortamla ilgili öyle bir hakikatle karşılaşacaksınız ki; ezdiğin, sefalete sürüklediğin, derdiyle dertlenmediğin, yanında durmadığın bu millet, haykıracak. Çok büyük haykıracak hem de. Bunlar 2019’da da aynı işleri yaptılar. Bunlar, 2019’da da uydurma iftiralarla bizi bastıracaklarını zannettiler. Seçimi bile çaldılar, seçimi elimizden aldılar. Hatırlayın, sizin iradenizi elinizden aldılar. Ne dediler? Sandıkta 700 terörist varmış! 1000’e yakın da İBB’de vardı.

“İFTİRAYI ATARLAR, YALANI SÖYLERLER, ONDAN SONRA PİŞKİN PİŞKİN GEZERLER”

* Bunlar böyle yaparlar; iftirayı atarlar, yalanı söylerler, ondan sonra pişkin pişkin gezerler. Seçimden sonra da ne derler biliyor musunuz? ‘O siyaseten söylenmiş bir laftı.’ Birine ‘yalancı’ denir mi siyaseten? Bir insana yalancı demek, dünyanın en büyük hakareti. Ben durup dururken birine yalancı diyebilir miyim? Hayır. Devletin en başındakinden İstanbul’daki adayına, bakanından bilmem kime, herkes işin ortağı. Sonra ne oldu? Seçimden sonra davalar, mavalar… 1 tane bile suçlu yok. Bulamadın. Yahu bu yalanlarınızda boğulun. Allah sizi ıslah etsin. Bak Ramazan ayında buradan dua ediyorum: Allah sizi ıslah etsin. Allah size akıl versin.

“BU MİLLET SİZE FIRSAT VERMEYECEK”

* Ama bu millet, size fırsat vermeyecek, vermeyecek. Biz, her kökenden, her hayat tarzından, her siyasi görüşten, 16 milyon İstanbulluyuz. Biz büyük ve güçlü İstanbul İttifakı’yız. İstanbul İttifakı; gençlerin, kadınların ve emeklilerin ittifakıdır. İstanbul İttifakı, namusuyla çalışan büyük çoğunluğun ittifakı. İstanbul İttifakı, haktan ve adaletten yana olanların ittifakıdır. 2019’da İstanbul’un talan edilmesine ‘dur’ diyen bu ittifak, 31 Mart’ta yine tarih yazacak. Kardeşlerim, güzel hemşehrilerim bir kez daha birleşelim. Gelin, başlattığımız büyük hizmet, icraat ve yatırım dönemi daha güçlü devam etsin. Haydi İstanbul, haydi İstanbul, tam yol ileri, tam yol ileri.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-erdogana-niyetin-var-mi-allah-askina/feed/ 0
Özgür Özel: Her şeye zam gelmeye başlayacak https://www.foxhaber.com.tr/ozgur-ozel-her-seye-zam-gelmeye-baslayacak/ https://www.foxhaber.com.tr/ozgur-ozel-her-seye-zam-gelmeye-baslayacak/#respond Thu, 04 Apr 2024 21:48:27 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5643 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’un Çatalca ilçesinde bugün miting düzenledi.

“EMEKLİNİN 5,5 ÇEYREK ALTINI KAYIP”

Burada kalabalığa seslenen Özel, özetle şunları söyledi:

* “Esas beka sorunu nedir, derseniz bu memlekette dört gençten üç tanesi bavulları zihninde toplamış. Diyor ki, ‘Fırsatını bulursam yurt dışına gitmek, orada çalışmak, orada yaşamak isterim’. Dünyanın bütün ülkelerinin, senin ülken üzerinde hayal kurması beka sorunu değildir ama senin gençlerinin dünyanın başka ülkelerinde hayal kurması gerçek beka sorunudur. O yüzden işsizlikle mücadele etmek ve gençlerin umutlarını tüketmemek, onları bu memlekette tutmak, dünyanın en önemli işidir. Meydandaki emekliler yüzde 70. En düşük emekli maaşı alanlar 10 bin lira alıyor.

* Şimdi bu Recep Tayyip Erdoğan ilk geldiğinde, yani 3 Kasım 2002’de en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti ama eğer o düzeni bozmasaydı bugün emekli maaşı 26 bin lira olacaktı. Çünkü asgari ücret 17 bin lira ama Tayyip Erdoğan, her sene enflasyonun altında zam vere vere vere sizi bitirdi. Maaşları eritti. Şu anda en düşük emekli maaşı 0,59 asgari ücret. Gidin kuyumcuya, banka şubesine. Deyin ki, en düşük emekli maaşıyla 3 Kasım’da kaç çeyrek altın alınıyordu? Tayyip Bey’in geldiği gün 8 çeyrek altın alıyordu en düşük emekli maaşı. Bugün gidin, 2,5 çeyrek altın zor alıyor. Yani Tayyip Bey’in geldiği günden bugüne kadar emeklinin 5,5 çeyrek altını kayıp. Kim çalıyor o altını? Recep Tayyip Erdoğan çalıyor.

“18 KİLO DANA KIYMA EMEKLİDEN ÇALINDI”

* Bir de emekli ikramiye alıyorsunuz, bir Ramazan’da, bir kurbanda. Burada yeri gelmişken hatırlayalım ve selamlayalım. Kimin sayesinde alıyoruz, Kemal Kılıçdaroğlu’nun. Kemal Bey, ‘Ben emeklilere birer maaş ikramiye vereceğim’ dediğinde bunlar, ‘Veremezsin’ dediler. 7 Haziran 2015 seçimini kaybettiler. 1 Kasım gelirken ‘Biz de vereceğiz’ dediler. Sonra 2018’e kadar unuttular, uyutturdular, kulaklarının üstüne yattılar. 2018’de seçime birkaç ay kala bin lira verdiler. Biz itiraz ettik. Dedik ki, bin lira yetmez. Emekliye bir emekli maaşı kadar, hiç değilse bir asgari ücret kadar vermelisiniz. ‘Bin lira vereceğim’ dedi.

* O beğenmediğimiz bin lira, 2018’de tam 24 kilo dana kıyma alıyormuş. Ramazan mübarek gündeyiz. İlk sahur tutuldu, ilk iftar yapılacak. Allah gani gani oruçlarınızı kabul etsin. Ramazanınız mübarek olsun. Düşünün ki, 24 kilo dana kıyma alan en düşük emekli ikramiyesi, şimdi bu bayramda verilecek olan 3 bin lira 6 kilo dana kıyma alıyor. Yani 18 kilo dana kıyma emeklinin sofrasından, mutfağından, dolabından çoluğunun çocuğunun torununun kursağından eksiltildi. 2018’de 24 kilo dana kıyma parası veren bugün emekliye 6 kilo dana kıyma parası veriyor.

“BEŞLİ ÇETENİN 680 MİLYAR VERGİSİNDEN VAZGEÇTİLER”

* Yani bu hesabı görünce ben Tayyip Erdoğan’a dedim ki, acilen Meclis’i toplayalım, 3 gün daha çalışalım, dedim. Bir emekli kart çıkaralım, dedim. Asgari ücretle 10 bin lira arasındaki 7 bin lirayı emeklinin kartına yatıralım ve o kart elektrik, su, doğal gazda yüzde 25 ile 40 arasında indirim yapsın. Emekli bir rahat nefes alsın diye… Ne söylesen duymazdan gelir. Emekliye verelim, dedim. Ertesi sabah hesap yapmış. 1,4 trilyon para lazım. Böyle bir para yok. Birincisi, sana emanet edilen Hazine’nin içi doluydu. Boşaldıysa herhalde hesabı emekliler vermeyecek. Sen vereceksin.

* İkincisi, öyle 1,4 trilyon değil, 690 milyara ihtiyaç var. Peki, bu 690 milyar para bulunamaz mı? Vallahi geliyordu, son anda mani oldu. Bu İliç’te 9 kişiyi öldüren altın şirketi, 222 milyon vergi ödeyecekmiş. Affetti. Beşli çetenin, yandaş müteahhitlerin, saray müteahhitlerinin 2024 yılında ödemesi gereken toplam 680 milyar vergiden vazgeçti bunlar. Size 690 milyar para olsa herkese her ay 7’şer bin lira fark ödeyebilir ve elektrik, su, telefon, doğal gaz faturanızda yüzde 40 indirim yapabilir ama beşli çeteye para var, emekliye para yok. Yandaş müteahhite para var, emekliye para yok. Uçan saraya, yüzen saraya, kışlık saraya, yazlık saraya, bin odalı saraya para var; emekliye para yok. O zaman madem emekliye para yok, 31 Mart’ta da Tayyip Bey’e oy yok.

“SON SEÇİMDE TAYYİP BEY’E VERENLERİN BU SEÇİMDE VERMEMESİ LAZIM”

* AK Partililer ve MHP’lilerin, mutlaka son seçimde Tayyip Bey’e oy veren herkesin bu seçimde Tayyip Bey’e oy vermemesi lazım. Çünkü 4 yıl seçim yok. ‘4 yıl boyunca kemer sıkacağız’ diyor. ‘Acı reçete içireceğim’ diyor. ‘Bundan sonra sıkı para politikası’ diyor Mehmet Şimşek, ağzından kaçırdı. Eğer bu seçimde emeklinin bu hâline rağmen, yoksullar bu hâline rağmen işçiler, emekçiler veya millette para yok diye dükkanını çeviremeyen esnaf, hakettiği desteklemeyi alamayan göremeyen çiftçi, buna bu sefer de oy verirse ‘Ne yaparsak yapalım oy alıyoruz’ dediği için bundan sonra bugünleri arar olacak AK Parti’nin seçmeni, Tayyip Erdoğan’a oy verenler de ama siyasette kuraldır; sarı kartı gösterirsen, kırmızı ışığı yakarsan, ‘Beni hesaba kat. Ben çantada keklik değilim’ dersen hesabı kitabı değiştirecek, senin değil, o çetelerin, holdinglerin ultra zenginlerin vergilerini aktaracak. Başka çare yok. O yüzden hep beraber bu seçimde bunun bir genel seçim olmadığını görüp yerelde dürüst, çalışkan, namuslu insanlara oy verip Ankara’dakilere de ‘Bu yoksulluk canıma tak etti. Bak, bundan sonrası garanti değil’ diye mesajı vermeniz son derece önemlidir.

“MÜTEAHHİTLERE VERİYOR AMA ÇİFTÇİYE VERMİYOR”

* Bir sözüm de Çatalca’nın çiftçilerine olsun. Tarım kanunu var. Milli gelirin yüzde 1’i çiftçiye destekleme diye verilmesi lazım. Buna göre 256 milyar lira yapıyor verilecek destekleme. Size 86 milyar lira destekleme vermiş. Yani 171 milyar alacaklısınız ve bu sene verilen desteklemenin iki katı kadarından alacaklısınız ama kanunda yazmasına rağmen vermiyor. Kime veriyor bu parayı? Kur korumalı mevduata, senin benim kesemden veriyor. Kime veriyor? Yine 160 milyon lira parayı geçiş garantisi verdiği otoyolların, tünellerin müteahhitlerine veriyor ama çiftçiye vermiyor. Mayısta seçimi kazandığında 19 lira olan mazot, oldu 42 lira. Bu şartlarda tarlaya gitmek, ekin dikmek, ilaç atmak, tarlayı sürmek, ürünü kaldırmak ya da alıp bir yere nakletmek, hepsi ateş pahası.

* Ayrıca sadece çiftçinin değil, hepimiz için en tehlikeli dönem, akaryakıta gelen zamdan sonrası. Şimdi iğneden ipliğe her şeye zam gelmeye başlayacak. 31 Mart’a kadar tutmaya çalışıyorlar, yine tutamıyorlar ama 31 Mart’tan sonra büyük bir hayat pahalılığı var eğer gerekli mesaj bunlara iletilmezse. 1 Nisan olduğunda yapacak bir şey yok, ertesi gün. Bir gün önce yapacak bir şey var. 31 Mart’ta Çatalca’nın çiftçileri, Çatalca’nın işçileri, Çatalca’nın esnafı ve Çatalca’nın emeklileri, Tayyip Erdoğan’ın bu kötü, bu sizleri yok sayan, işsiz bırakan, aç bırakan, borcunu ödeyemez hâle getiren politikalarına bir dur diyecek miyiz? İşte o zaman 1 Nisan’da hem bizler, sizi savunanlar hem sizler çok daha güçlü olacaksınız. Bir de bu seçim bir yerel seçim. Sandığa gidip oy vereceksiniz.”

Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu ile CHP Çatalca Belediye Başkan Adayı Erhan Güzel’e oy istedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ozgur-ozel-her-seye-zam-gelmeye-baslayacak/feed/ 0
Mansur Yavaş’tan rakibi Altınok’a çağrı: Açıkla… https://www.foxhaber.com.tr/mansur-yavastan-rakibi-altinoka-cagri-acikla/ https://www.foxhaber.com.tr/mansur-yavastan-rakibi-altinoka-cagri-acikla/#respond Tue, 02 Apr 2024 21:54:21 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5542 Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Bağlum’da konuştu. Hükümetin ekonomik politikası ve dar gelirliye yaptığı yardım yöntemini eleştirdi, insanların onuruyla oynandığını söyledi. Yavaş, “Gelir gelmez Başkent Kartımızı çıkarttık, artık o anneler, o babalar evde çocuğu ne istiyor alamıyorsa kendi ihtiyacına göre gidiyor, kasaptan, marketten alacağını alıyor, ihtiyacını görüyor ve bir elin verdiğini öbür el görmüyor. Budur belediyecilik” dedi.

ABB Başkanı ve CHP ABB Başkan Adayı Mansur Yavaş, Keçiören Belediye Başkan Adayı Mesut Özarslan ile Bağlum’da Seçim Koordinasyon Merkezi (SKM) açılışına katıldı. Burada konuşan Yavaş şunları söyledi:

“MAL VARLIĞIMI AÇIKLADIM AMA BAKIN RAKİBİM HALA AÇIKLAMIYOR”

*Sizlerden aldığım parayı ‘Ben proje yapıyorum’ deyip çöp projelere yatırmadık. Peki sizden aldığımız parayı harcarken ne yaptık? Açık ihaleler, birinci günden itibaren belediye meclis üyeliğini de canlı yayınlayarak tüm ihaleleri de canlı yayınlayarak herkesin olanı biteni görmesini sağladık, kapalı kapılar ardında ihale dönemi bitti.

*Yaptığımız tüm harcamaları web sayfasından düzenli şekilde yayınladık kuruşu kuruşuna. Sizin bize emanetinizi nerede kullanmışız bütün vatandaşlarımızın görmesini sağladık. Böyle yaparak üstümüze çamur sıçramasını da engelliyoruz. Yetmedi ben aday oldum yine 2019’daki mal varlığım nedir 2023’teki mal varlığım ne olmuş hemen bunu da açıkladım insanlar görsün diye.

*Artık belediyeler üzerindeki bu şaibelerin kalkması için elimizden geleni yapıyoruz. Ben açıkladım ama bakın rakibim hala açıklamıyor. Açıklayacak. Çünkü o da kamu malı kullandı. Dört dönem belediye başkanlığı yaptı.

*İlk başladığında şimdiki arasındaki mal varlığını çıkıp halka açıklaması lazım. Yoksa şaibe altında kalır. Kul hakkına girer. Bizler harcadığımız bu paraların şeffaf bir şekilde görünmesini sağladık ve Türkiye’de örnek aldık. Yaptığımız bu çalışmalar sonunda Dünya Başkent Belediye Başkanları Birliği Ödülü’nü aldık. Şeffaflık Ödülü’nü aldık.

“YOLSUZLUK VE İSRAF”

*Bu ülkede zengin ve fakir arasında bu kadar uçurum varsa unutmayın ki bunun tek sebebi yolsuzluklar ve israftır. Başka hiçbir sebebi yoktur. Çatır çatır kul hakkı yeniyor. Buna artık göz yummayalım. Bunun artık sona gelmesi lazım.

*Çatır çatır israf yapılıyor. Bunun artık bitirilmesi lazım. Seçildiğimden itibaren tek arabayla gezdim. Bir minibüsle gezdim Ankara’da. Hiçbir yerde fotoğrafımı görmediniz. O çakarlarla, konvoylarla gezenler sizin paranızla geziyor.

*Kendi paralarıyla gelsinler. Hatta iş başına geldiğimizde baktık şirketlerde lüks arabalar kiralanmış, bizim kendi şirketlerimizde araba kavgası var. Alayını sattım geçtim. Herkes aynı arabaya biniyor.

“BU DÜNYADA HESABINI VEREMEYEN…”

*Seçildik rozetimizi çıkarttık bu çok önemliydi çünkü önceki dönemlerde kim çok oy verirse oraya öncelikle hizmet ederim oy vermeyene de hizmet etmem anlayışı vardı. Halbuki herkesten vergi alıyoruz.

*Şu topluluğun içinde birçok insan belki bize oy vermemiştir. Nasıl ayıracaksınız? Ama onlar da su parası ödüyor. Onlar da vergi veriyor. Eğer siz oy vermedi diye insanlara, parasını aldığınız insanlara hizmet etmezseniz o da direkt kul hakkıdır, Allah bunu yarın soracaktır. Siz şehrin ihtiyacı neyse ona göre davranacaksınız.

*Acil ihtiyaçlar neyse ona göre davranacaksınız. Çok şükür şimdiye kadar hiçbir Allah’ın kulunu ayırmadık. Ayırmaya da bizim vicdanımız el vermez. İnşallah Mesut Başkanım da aynı şekilde çalışacak. İhaleleri açık yapacak. Kimseyi ayırmadan tüm Keçiören’e eşit bir şekilde hizmet edecek.

*Yaptığımız bütün yatırımların üzerine bu yaptığımız tesis şu kadar TL’ye mal olmuş diyoruz. Hesabını veriyoruz. Vermek zorundayız. Bir daha söylüyorum; mal varlığını açıklamazsanız sorun, açıklamaktan korkan ‘Benden hiç kimse hesap soramaz. Öbür dünyada Allah’a veririm hesabını’ der geçerler.

*Ben de iddia ediyorum. Bu dünyada hesabını veremeyen öbür dünyada hiçbir şekilde veremez. Çünkü vereceğiniz hesap kendi hesabınız olmayacak. Halkın bütçesini kullanıyorsunuz. Madem halkın bütçesini kullanıyorsanız geliriniz nereden gelmiş, belediye bütçesinden gelmediyse hangi faaliyetle bu kadar gelir elde ettiniz, daire sahibi oldunuz bunların hepsini açıklamanız lazım yoksa şaibe altında kalırsınız.

“BUNUN SORUMLUSU DAR GELİRLİLER Mİ?”

*Seçimlerden önce bir karalama daha vardı. Şimdi Mesut Başkanım üstüne basa basa söylüyor. Bunlar gelirse işçileri çıkaracaklar ikincisi sosyal yardımları kesecekler. Babamızın parasını mı harcayacağız niye keselim? Bu bir haktır. Desteğe ihtiyacı olan insanlar için haktır. Çünkü ben sadece bu hükümeti de kastetmiyorum. Uzun yıllardır hükümet maalesef adil gelir dağılımını başaramamıştır.

*Bunun sorumlusu dar gelirliler midir? Bu nedenle hükümet, devlet bütün kamu ihtiyacı olanların yanında olması lazım. Onların da diğer vatandaşları gibi eşit şartlarda yaşaması için birtakım destekler de olması lazım. Ama bizim bir farkımız var. Seçimden önce çok eleştirdik. Paket paket dağıtıp bir de paket verdiklerini kameraya çekip şu kadar paket dağıttık diye övünüyorlardı. İnsanların onuruyla oynuyorlardı.

*Biz de söz vermiştik. Gelir gelmez Başkent Kartımızı çıkarttık, artık o anneler, o babalar evde çocuğu ne istiyor alamıyorsa kendi ihtiyacına göre gidiyor, kasaptan, marketten alacağını alıyor, ihtiyacını görüyor ve bir elin verdiğini öbür el görmüyor. Budur belediyecilik. Ondan sonra da benim rakibim diyor ki; ‘Mansur Yavaş’ın projesi yok.’ Bundan daha büyük bir proje olur mu Allah aşkına?

*Ama bunu derken bir de şunu diyor; ‘Ben de diyor Başkent Kart çıkartacağım. Para yükleyeceğim’ diyor. Dört yıldır yapıyorum Allah’tan kork. Yuh demek yok sandıkta vereceksiniz cevabı. En son ‘Kantin Kart çıkaracağım’ dedi onu da iki yıldır uyguluyorum. Dolayısıyla neyi gösteriyor? Projesi yok derken mansuryavasneyaptı.com adresine girmiş, usul usul tırtıklayarak benim projelerimi proje diye söylüyor. Belediyecilik asfalt değildir, beton değildir. Yaşadığı kentte insanlara huzur veren, onların iyi yaşamasını sağlamaktır.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/mansur-yavastan-rakibi-altinoka-cagri-acikla/feed/ 0
Mansur Yavaş: Rekor oyla geleceğiz https://www.foxhaber.com.tr/mansur-yavas-rekor-oyla-gelecegiz/ https://www.foxhaber.com.tr/mansur-yavas-rekor-oyla-gelecegiz/#respond Mon, 01 Apr 2024 21:03:33 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5463 Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin adayı Mansur Yavaş, seçim çalışmaları kapsamında CHP’nin Çankaya Adayı Hüseyin Can Güner ile Dikmen Seçim Koordinasyon Merkezi’nin açılışına katıldı.

Yavaş, 2019’daki seçim öncesinde 25 yıl boyunca Çankaya’nın, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden hizmet alamadığını söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:

* “Çankaya’nın Ankara Büyükşehir’den 25 yıllık alacağı vardı. 25 yıldır, ‘Çankaya onlara oy vermiyor’ diye hizmet gelmiyordu. İşte bu zihniyet yönetti, 25 yıl boyunca. ‘Az oy verene az hizmet, çok oy verene çok hizmet’ diye milleti aldattı. ‘Niye aldattı’ diyorum, zannedersiniz ki, çok oy aldığı yerlere çok hizmet etmiş. Geçen Çubuk’taydım. Çok kalabalık ziyaretçimiz vardı. Hepsini anlattım. Siz hep yüzde 70-80 oy verdiniz.

* Onlar da dediler ki; ‘Çok oy aldığımız yere çok hizmet ediyoruz.’ Onlar hizmet ettiyse bizim bu 5 yılda yaptığımız hizmet neyin nesi? Dağa taşa asfalt yaptık. Kanalizasyon suyu olmayan köy bırakmadık Çubuk’ta. Dolayısıyla değerli hemşehrilerim, böyle belediye başkanlığı olmaz. Seçildikten sonra parti rozetini çıkarırsanız, nerenin neye ihtiyacı varsa, ‘Önce insan sağlığı, insan hayatı’ diyerek göreve başlarsınız. Çöp projeler yapıp ‘Eser bırakıyorum’ demezsiniz.”

“HAK SAHİPLERİNİN FERYADINI KİMSE DUYMADI”

Dikmen Vadisi’nde kentsel dönüşüm kapsamında evleri yıkılmış pek çok hak sahibinin geçmiş dönemlerde mağdur edildiğini belirten Yavaş, şunları belirtti:

* “10-15 yıl beklediler. Hem belediye çok kira ödedi. Ödediğimiz kiralar da onlara yaramadı. Belediyeden de 6 katrilyona yakın para çıktı. Öncelikleri başka şey oldu. Yurt dışından getirdikleri bitkilere para verdiler, plastiklere para verdiler, çöp projelere para verdiler. Çünkü onlar görünüyor. Burada yapmadıkları konutların hak sahiplerinin feryadını kimse duymadı. Biz gelir gelmez baktık, belediyemizin 14 bin hak sahibine borcu var.

* ‘Eski dönemden kalma’ deyip bakamazdık. Devlette devamlılık esastır ve derhal bunların çalışmasına başladık. Mamak’ta 4 bin konutun temelini attık. Fakat ekonomik sıkıntı nedeniyle hükümet müteahhitlere vazgeçme hakkı tanıyınca, maalesef müteahhitler vazgeçti ama bin kadarını inşallah dönemimizde tamamlamış olacağız.”

“BELEDİYECİLİĞİ ÖĞRENECEK”

Yavaş, görev süresi boyunca şeffaf ihaleler yaptıklarını ve halka hesap verdiklerini kaydederek şöyle konuştu:

* “Web sayfamızdan kuruşuna kadar bütün harcamalarımız görünüyor. Herkes, kime kaç para verdiysek bunu görüyor. Bazı büyük projelerin pankartını asarak vatandaşı bilgilendiriyoruz. Bunu bir borç olarak görüyoruz. Çünkü benim aldığım maaş, sizden geliyor. O yatırımlara harcadığınız para da sizden çıkıyor. Madem parasını siz veriyorsunuz, hesap vermek boynumun borcu değil mi?

* Nereye harcadığını göstermek boynumun borcu değil mi? Bunlar belediyeciliği öğrenecek. Hesap vermeyi de öğrenecek. Bu nedenle ilk iş olarak Türkiye’de ilk defa, 2019’daki mal varlığım nedir, 2023’teki mal varlığım nedir, açıkladım kamuoyuna. Rakiplerimizden hala ses yok. Niye açıklamıyorsunuz? Siz de uzun süredir kamu görevi yapıyorsunuz. Belediye başkanlığı yapıyorsunuz. Belediye başkanı olmadan önceki servetinizle, şimdiki servetinizi neden açıklamayasınız? Halkın bunu bilmek en doğal hakkıdır. Eğer açıklamazsanız, şaibe altında kalacaksınız.”

“HEPİMİZİ AŞIRI ZAMLAR BEKLİYOR”

31 Mart 2024 sonrasına ilişkin öngörülerini anlatan Yavaş, şöyle konuştu:

* “31 Mart’tan sonra ne olacağını ben size söyleyeyim. Simit parasını 15 liraya çıkarttı, zam yaptı ya Fırıncılar Odası. Bakanlığa çağırdılar. ‘Hemen indirin. Zammı şimdi uygulamayın. 1 Nisan’dan sonra uygulayın.’ Bu neyi gösteriyor? Hepimizi 1 Nisan’dan sonra aşırı zamlar bekliyor. İşte bunun önüne geçmenin bir tek yolu, hükümeti ikaz etmektir. Ankara çapında ikaz etmektir. Yanlış yaptıklarını sandıkta göstermektir. Belediye meclisinin çoğunluğu bize vermektir. Başka türlü olmaz. Nasıl olsa, ‘Ne yazsak oy veriyorlar’ deyip, fakir fukaranın üstüne o zamları bindirmekten hiç çekinmeyeceklerdir. Belli firmaların milyarlar tutan vergilerini silerken emekliden parayı esirgeyip, yine zamları garibanın üstüne yükleyecekler. Başkent Kart çıkarttık, projem yok ya. Utanıyorduk, paket dağıtılırken. Böyle paketleri verirken resim çektirip bunları yayınlıyor, ‘Şu kadar destekte bulunduk’ diye. İnsan onuruna aykırı.

* Başkent Kart’ı çıkarttık. 3 yıldır düzenli şekilde destek oluyoruz. Hem esnafı da ayakta tutuyoruz. Kırtasiye desteğinde bulunuyoruz, kırtasiyeciler kazanıyor. Et desteğinde bulunuyoruz, kasaplar kazanıyor. Bu kartlardan gelen komisyonun yüzde 100’ü belediyeye geri dönüyor. Şu ana kadar 33 milyon lira geri döndü. Değerli hemşehrilerim, pandemi döneminde devraldık belediyeyi. Zaten ekonomik sıkıntı vardı. Herkese el uzattık. Dediler ki; ‘Yardımları kesecek.’ Biz de söz verdik, ‘Hayır artıracağız’ diye. Dolayısıyla pandemi etkisiyle insanlar işsiz kaldı. İnsanlar aç kaldı. Büyük bir dayanışmayla hiçbirisinin aç kalmasına müsaade etmedik. Baktık ki, insanların cebinde para yok. İş yerleri kapanmış. O günden beri Ankara’da 200 bin aileye düzenli şekilde 3’er ay müddetle doğal gaz ücreti yatırıyoruz, üşümesinler, diye. 200 bin aileye aynı şekilde et desteğinde bulunuyoruz. O ailelerin çocukları, sadece makarnayla beslenmesin diye.”

“REKOR OYLA GELECEĞİZ”

Büyükşehir Belediyesi bütçesine merkezi bütçeden metro inşaatları için 3 bin lira ayrıldığını söyleyen Yavaş, “Çeyrek altın alamazsınız. Ondan sonra pankart asmışlar, ‘Keçiören-Havaalanı metrosunu biz yapacağız’ diye. Elinizden tutan mı var? Çıkmış şikayet ediyor televizyonda, ‘Dünyada havaalanına metro olmayan tek kent Ankara’ diye. Sanki ben yönetiyorum, hükümeti ben mi yönetiyorum? Ulaştırma Bakanı ben miyim? Niye söylemiyorsunuz bakanlara? Niye yaptırmıyorsunuz, madem utanılacak bir durum? Ben mi utanacağım, siz mi utanacaksınız? Değerli hemşehrilerim, görünen o ki, kendi anketleri bile büyük bir arayla seçimi kazanacağımızı gösteriyor. Evet, büyük bir rekor oyla geleceğiz; ama eksiğimiz meclis üyeliği, bir tek meclis üyeliği eksik gelmemeli. Çok üzülürüz sonra” dedi.

“SİZLERİN TALEBİ DOĞRULTUSUNDA ÇALIŞACAĞIZ”

Mansur Yavaş, Yenimahalle Belediyesi tarafından hayata geçirilen Cumhuriyet Akademisi’nin açılış törenine katıldı. Açılış töreninde Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve çok sayıda vatandaş yer aldı.

Alandaki vatandaşlara seslenen Yavaş, “Bize düzen Fethi Başkanım ile beraber önümüzdeki 5 yıllık dönemde el ele vererek Ankara’nın Cumhuriyet’in başkenti olması kimliğini daha da ileriye götürerek, hem tarihimize, ulusa sahip çıkarak hem de yeni yapılacak eserlerle Mustafa Kemal Atatürk’ün bize emanet ettiği Başkent’i ona layık olacak halde dünyanın bütün başkentleriyle yarışır hale getirmek boynumuzun borcudur” dedi.

Fethi Yaşar ile aynı heyecanla bir 5 yıl daha el ele vereceklerini söyleyen Yavaş, “Ankara’da yaşayan herkesin daha mutlu, daha konforlu hizmet alması, yaşadığı kentten mutlu olması için elimizden gelen çalışmaları yapacağız. Bu çalışmaları yaparken; elbette paranın sahibi sizsiniz, sizlerin talepleri doğrultusunda yatırımlar yapıp, çalışmaya devam edeceğiz. Fethi Başkanımın görevi süresinde açtığı birçok tesisin yanında anlamlı olarak bu en güzel tesisinin de Ankara’mıza, Yenimahalle’ye, ülkemize hayırlı olmasını diliyor, Fethi Başkanımdan da yenilerini bekliyoruz. Tekrar hayırlı uğurlu olsun, tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/mansur-yavas-rekor-oyla-gelecegiz/feed/ 0
İmamoğlu elindeki parayı gösterip anlattı: Bu, çöküş demektir https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-elindeki-parayi-gosterip-anlatti-bu-cokus-demektir/ https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-elindeki-parayi-gosterip-anlatti-bu-cokus-demektir/#respond Sun, 24 Mar 2024 21:00:30 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5125 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve CHP Bahçelievler Belediye Başkan adayı Emine Gülizar Emecan ile birlikte toplumun farklı katmanlarından kanaat önderleriyle buluştu.

Görevi devraldıktan sonraki bütçe durumlarından borçlanma yetkilerinin tırpanlanmasına kadar birçok finansal bilgiyi kanaat önderleriyle paylaşan İmamoğlu, “Onların kullandığından daha az bütçeyle, çok daha fazla iş başardık” dedi. Katılımcılarla devletin resmi rakamlarını paylaştığını kaydeden İmamoğlu, “Ben, devletin resmi rakamlarını anlatıyorum. Öyle aşağısını yukarıya çeken, yukarısını aşağı çeken ‘Esenler İstatistik Ofisi’ olarak anlatmıyorum yani. Büyükşehir belediyesinin resmi rakamlarını söylüyorum” diye konuştu.

“AÇIKTA İNSANIN KALMAMASI LAZIM

“Devletin bütçesini, ekonomisini, teknik işlerini, çevreyi yöneten insanları, sosyal hizmetleri yöneten insanları iyi seçerseniz ve bu milletin iyi yetişmiş evlatlarını oraya oturtursanız… Biz buna gayret ettik” diyen İmamoğlu, özetle şunları söyledi:

*En iyilerini seçtim, demiyorum. Her zaman bu milletin evlatlarında iyiden daha iyi vardır. Bu milletin evlatlarına güvendiğiniz zaman, başarısız olmanız gerçekten mümkün değil. Siyaseti de başarısız kılan, aslında bir sıkışmışlık.

*Mesela bugünkü siyaset, bugün ülkeyi yöneten akıl, iddiayla söylüyorum; bir parti devleti kurma arzusunda. Yani her şey partiye ait. Sanki mesela yardımı AK Parti veriyor. Lütufmuş gibi. Ben de diyorum ki, ‘Ey milletim; açta açıkta yoksulluğunuz var ise, bu bizim kusurumuz. Yani bu devletin, bu milletin bir kusuru. Bunu kapatmak da devletin, milletin sorumluluğu. Açta, açıkta bırakmamak.

*Eğer güçlü milletsen, devletsen senin açta açıkta insanın kalmaması lazım. Peki nasıl bir anlayış var? ‘Biz milleti yardımla ikna edelim, millet bizi oy versin.’ Biz aslında bu ülke olarak, bu millet olarak yoksulluğu değil, zenginliği konuşursak, o hükümet başarılıdır. Biz yoksulluğu konuşuyoruz kardeşim.

200 LİRAYI GÖSTERİP ANLATTI

*14 yıl önce, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en büyük parası, banknotu diye 200 lira açıklandı ve aldık cebimize koyduk. Bir tane aldım yanıma. 200 lira. Bakın bu 200 lira, 130 dolar alıyordu açıklandığı zaman. 14 sene…

*Milattan önce anlatmıyorum size. 200 lira, 130 dolar alıyordu. Şu an, 6 dolar alıyor. Bu, çökmüşlük demektir. Bakın sevgili dostlar siyaset yapmıyorum. Gerçekleri anlatıyorum. Ve şu para düşüşü, parasının değeri, yüksek enflasyon, 3 haneli enflasyon ya 2 haneli enflasyon sayısı bile, dünyada iki elin parmaklarını geçmez iken; enflasyonu aşağı çekmiş bir dünya ülkeleri seviyesi varken, biz, üç haneli enflasyon yaşıyoruz.

*Savaşın içinde olan ülkeler bile, tek haneli enflasyonla ülke yönetiyor. Bizim kadar yoksulluk konuşmuyorlar. Allah savaşı kapımıza yanaştırmasın. Allah korusun bu ülkeyi, bu milleti. Barışı, hep daim kılsın. Ama biz, savaştaki ülkeler kadar ekonomisini iyi yönetemeyen bir devletiz, bir hükümetiz. O bakımdan başarısız bir hükümetle karşı karşıyayız.

“BİR KİŞİ HER ŞEYİ BİLİYOR

*Bu hükümet; ekonomide başarısız, kucaklamada başarısız, parti devleti üretme çabası var. Bir kişi her şeyi biliyor. Bir kişinin gözünün içine bakıyoruz. ‘Otur’ diyecek, oturacaklar. ‘Kalk’ diyecek, kalkacaklar. ‘Tensipleriyle’ göreve gidecek, girecekler ya da ‘emirleriyle’ iş yapacaklar. ‘Buyruklarıyla’ koşacaklar.

*Ya da ya da ‘aflarıyla’ görevden ayrılacaklar, aflarıyla. Böyle bir şey olur mu ya? Bu millet, 100 sene önce Cumhuriyet kurdu. Bu millet, herkesin özgür iradeye sahip olduğu bir devlet, bir millet olduğunu Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyeti’yle yaşadı.

*Bu çok net. Bizim bu duyguyu hakim kılmamız lazım. Yani seçimle geliyoruz, seçimle gidiyoruz. Ve bu milletin bir kişiye değil; kurallara, hukuka, başarıya, beceriye ihtiyacı var.

“FİLİSTİNLİ YUSUF, FİLOZOF GİBİ LAF ETTİ

*Bugün ben çok duygulandım. Çünkü Gazze’ye yardımlarımızı organize etmiştik. Bugün yola çıktı. İnanın hiç haberim yok. Hatta törene 100 metre kala koruma müdürüm camı açtı, dedi ki, ‘Başkanım, Filistinli bir öğrenci buraya gelmiş. Size bir hediye verecek ve birkaç cümle etmek istiyor.’ Tanımıyorum. Yusuf diye bir delikanlı. O kadar güzel şeyler söyledi ki; çok şaşırdım. Hatta konuşmamı bitirdim, ona mikrofonu uzattım. Çocuğun bilgilerini orada ayaküstü almışlar. Bu açılışı duymuş, kalkmış gelmiş. Çocuk dedi ki, ‘Topla, tüfekle, silahla savaş çıkarıyorlar ama biz barışı, topla tüfekle, savaşla kazanmayacağız; bilimle, akılla kazanacağız’ dedi.

*Filozof gibi laf etti. Gencecik delikanlı. Türkiye’de öğrenci, üniversite öğrencisi. Gözlerim doldu. Hala içimi dağlıyor.

“ÜLKENİN BİR PARADİGMA DEĞİŞİMİNE İHTİYACI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM

*O bakımdan ben, ülkenin bir paradigma değişimine ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Biz, o değişime talibiz. Ben, Cumhuriyet Halk Partisi’nin has evladıyım. Burada siyaset yapıyorum ve burada çok başarılı olmak istiyorum.

*Ama biz, İstanbul’a ve Türkiye’deki siyaset anlayışının değişimine dönük, o paradigma değişimine dönük, oluşumuna dönük bir yolculuk tariflemeye çalışıyoruz. Bunun adına, ‘Halk Meydanı’ diyelim, ‘Halk İttifakı’ diyelim, ‘İstanbul İttifakı’ diyelim, birlikte düşünmek, birlikte yönetmek diyelim.

*Bütün bu işleri başarmak diyelim… Bunu yapmak zorundayız. Siyaset ötesi, partiler ötesi bir durumdan bahsediyorum. Bir kişi, bizi partinin cenderesine, partinin çatısının altına sıkıştırmaya çalışıyor.

*Ben de diyorum ki, bizim bu yerel seçimde şehirlerimizi özgürleştirmemiz, şehrimizi korumamız, halkçı politikalarla, insanını düşünen, malın sahibinin insanlarımız, şehrimizin insanları olduğunu hissettiren bir dönemi var etme çabası içerisindeyiz. Ben, onu temsil ediyorum.

ONLARIN 25 YILDA YAPTIĞINI, BEN 5 YILDA YAPTIM

*Şunu söyleyeyim. Proje mi? Vallahi onların 25 yılda yaptığını, ben iddia ediyorum, 5 yılda yaptım. Bunu paradigmalarını, değişimlerini, parametrelerini tek tek anlatacak seviyedeyim. Bu kadar iddialıyım. 10 yılda, göreceksiniz bu kardeşiniz, onların 50 yılda yapamayacağını yapacak.

*Şöyle düşünün: Biz bir yandan başarıyoruz, onlar hiçbir şey mi yapmadı? Hayır, yaptı. Şöyle ama; bir şeyler yapıyorlar ama yani yaptıkları şu seviyede artarken, öyle kötüleştirdikleri şey var ki; geri gelmiyor. Ataköy’ün sahilleri bir daha geri gelmeyecek mesela. Yok oluyor. Allah muhafaza, karşı çıkmasak, direnmesek, Kanal İstanbul denen baş belasını yapsalar, şehir bitti. Şehrin geleceği bitti.

*O kadar riyakar bir tavır ki; ‘Şehrin gündeminde olmayan, bizim de gündemimizde olmaz.’ Yani dolambaçlı lafları utanç verici biliyor musunuz? Mertçe yapın işinizi. Niye 2 sene önce ‘ya-pa-ca-ğız’ diye heceliyorsun? Bugün ağzına alamıyorsun Niye?

*Milleti kandırıp, oy alacaksın. Bu millet, aldatanı sevmez. Aldananı, hiç sevmez. Dolayısıyla biz, bunlar değişsin istiyoruz. Bunlar bitsin, tarihe gömülsün. İnşallah bir daha bu tavırlar olmaz.

“EFENDİM GAZZE KURTULACAKMIŞ!”

*Efendim, hemen sıkıştılar mı geçen seçimde ‘Esenyurt düşerse, Mekke düşüyordu!’ Şimdi, ‘31 Mart’tan sonra Gazze kurtulacakmış!’ Allah’tan korkun yahu! Ağzınızı açamadınız yahu! Lahey’e Uluslararası Adalet Divan’na, Afrika’nın ta dibindeki Güney Afrika Cumhuriyeti dava açtı. Sen ağzını açamadın.

*Ondan sonra, ‘Efendim Gazze kurtulacakmış!’ Sıkıştılar mı biz Yaradan’a sığınıyoruz, onlar Yaradan’ın bize emanet ettiği inancımızı, dinimizi her yerde kullanmaya çalışıyorlar. Ayıptır. Ayıptır. Hadi oradan. Hadi oradan. Ben sizin nelerinizi gördüm? Ben bu anlatıyorum, şaka yapıyorum zannediyorlar.

*Yaptığım camilere imam vermediniz siz yahu!. Ne zaman ki kaymakamı arayıp, ‘Sayın Kaymakam, siz ne yapıyorsunuz’ dedim ya. ‘Bir bakayım, sorayım’ dedi. ‘Bak’ dedim, ‘Seni müezzinliğe davet ediyorum, oraya imam gelmezse. Ben imamlık yapacağım. Bu akşam geleceksin oraya’ dedim.

*O gün oraya, iman yolladı. İnancımıza hakaret yahu! Burada din görevlileri var. Allah’la kul arasına biri girebilir mi? Böyle bir şey var mı? Bana biri desin ki, ‘Girebilir.’ Ben, duymadım. Ben öyle bir şey öğrenmedim yani. Ben inancımı onun için seviyorum.

“BU ANLAYIŞ, BU MİLLETİN SAĞDUYUSUNUN KARŞISINDA BOYUN BÜKECEK

*Bizim inancımız, mazlumların inancıdır. Mazlumların şahıdır. Mazlumların yanındadır. Böyle bir anlayışı temsil eder. Bunlar, bu anlayış baş edemeyecek, bu milletin sağduyusunun karşısında boyun bükecek. Zaten bir avuçlar, bir avuç. Bu 31 Mart var ya… İddia ediyorum 1 Nisan’da bizim milletimizin alacağı o derin nefes var ya, son 50 yıldır aldığı en derin nefes olacak, göreceksiniz.

*Ve Allah’ın izniyle biz, o derin nefesi bu ülkede demokrasiye, hakka, hukuka, özgürlüğe, berekete dönüştüreceğiz. Berekete dönüştüreceğiz. Onlar, yoksulluktan oy almaya gayret ettiler, biz zenginlikle oy alacağız. Bu milleti biz zengin etmek zorundayız. Yazık. Ülkemiz hak etmediği yerlerde.

*O bakımdan benim baktığım pencere bu. Milletin yüzüne, sosyal yardım desteğinin lütuf olmadığını anlatıyorum. Bu, size lütuf değil. Ben sorumluluğu az yaparsam, bana kızın. Çok yaparsam, bana minnet duymayın. ‘Ne iyi görevini yapıyor’ deyin. Ticarette var, ‘Çekini ödüyor. Ne iyi adam.’ Çekini ödemek zorunda zaten.

“ALLAH, HERKESE ANA DUASI NASİP ETSİN

*Ben, vadettiğim borcumu ödeyen bir belediye başkanıyım. Vadettiği görevini yapan bir belediye başkanıyım. O bakımdan, bu millete yapılan ayrımcılığa karşıyız. Buna da mücadele edeceğiz. Bu milletin inancıyla kimse uğraşamayacak kardeşim. Bu milletin inancıyla kimse uğraşamayacak, göreceksiniz.

*Milletin etnik kökeni üzerinden kimse bu milleti bölemeyecek. Annemin güzel bir duası var. ‘Allah seni iyi insanlarla buluştursun’ der hep. Genelde de öyle oluyor. Bazen arıza çıkabilir yani. Denk düşmeyebilir. Olabilir. Ama çoğu zaman öyle oluyor. Yolda gelirken bazen düşünüyorum… Ya Yusuf, Filistinli…

*Soyadı da Bereket. Yusuf, kalkıyor Muğla’daki üniversitesinden, kendi bilet parasını alıyor, geliyor Sultangazi’yi buluyor. Filistinlilerin poşusunu da omzuna koymuş. Orada konuşuyor. Omzuma alıyor, tutuyorum. Allah yolladı adamı ya. Bunu ben yapamam yani. Bunu kimse yapamaz. Sen doğruyu yap, Yaradan seni iyi insanla buluşturuyor zaten. Ben bir gün konuşsam, onları ben konuşamazdım. Bir gün konuşsam, iki cümlesi yeter. O bakımdan herkese Allah, ana duası nasip etsin.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-elindeki-parayi-gosterip-anlatti-bu-cokus-demektir/feed/ 0
9 yıl boyunca müvekkilinin nafakasını aldı https://www.foxhaber.com.tr/9-yil-boyunca-muvekkilinin-nafakasini-aldi/ https://www.foxhaber.com.tr/9-yil-boyunca-muvekkilinin-nafakasini-aldi/#respond Mon, 18 Mar 2024 21:00:40 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4844 Ankara’da müvekkili emekli hemşire Ayşe Ç.’nin 2 çocuğu için eski eşinin ödediği 400 lira nafakayı 9 yıl boyunca aldığı suçlamasıyla avukat Hasan C.’ye, ‘hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma’ suçundan dava açıldı. Avukata, pişman olması ve sabıkası bulunmaması indirim nedeni sayılarak 9 ay 10 gün hapis ve 8 bin 320 lira adli para cezası verilip, hükmün açıklanması geri bırakıldı.

CEZASI 9 AYA DÜŞÜRÜLDÜ

Emekli hemşire Ayşe Ç., eşinden boşanırken, mahkemenin 2 çocuğu için toplam 400 lira olarak belirlediği nafaka bedelini 9 yıl boyunca kendisine teslim etmeyen avukatı Hasan C. hakkında suç duyurusunda bulundu. Ankara 12’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan avukat Hasan C.’ye, ‘hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma’ suçundan önce 1 yıl 15 gün hapis ve 500 gün adli para cezası verildi. Mahkeme, sanığın söz konusu parayı soruşturma aşamasında ödemesi, pişmanlık göstermesi ve sabıkasız olmasını da göz önünde bulundurarak cezayı 9 ay 10 gün hapis ve 8 bin 320 lira adli para cezasına düşürüp, hükmün açıklanmasını geri bıraktı.

“ANLAŞIRIZ DEDİ, CÜZİ BİR MİKTAR TEKLİF ETTİ”

Ayşe Ç. karara tepki gösterdi. Ayşe Ç., eşinden boşandıktan 2 ay sonra, avukatı Hasan C.’nin ‘nafakanız yatmıyor’ dediğini ileri sürerek şöyle konuştu:

– Biz nafaka yatmıyor diye yaklaşık 9 yıl boyunca bu durumu sorgulamadık. Fakat nafaka yatmaya devam etmiş. Kızım evlendikten sonra babası oğlumu arıyor. ‘Kardeşin evlendi; ama hala nafaka yatıyor’ diyor. Bunun üzerine avukatımızı aradım ve yanına gittim. Bana cevap olarak ‘Biz o dosyayı kaldırmışız, unutmuşuz ve o parayı yemişiz’ dedi. ‘Bu durumda ne yapalım?’ dediğimde ise ‘anlaşırız’ dedi. Bize cüzi bir rakam teklif etti. Ben de kabul etmedim. Benim önerdiğim rakamı da o kabul etmedi. Daha sonra içinde bulunduğumuz yasal süreci başlattık.

“BENİM KAYBIM NE OLACAK?”

Mahkemenin verdiği kararın adil olmadığını belirten Ayşe Ç., şöyle devam etti:

– Onca yıl benim kaybım ne olacak, onu bilmiyorum. Ben iki çocuğumu o kadar güçlük çekerek yetiştirdim. O para benim olsaydı 4-5 defa kredi çekmezdim. Sadece 2 ay elden nafaka aldım. Onun dışında nafaka almadık. Adil olmayan bir süreç diye düşünüyorum. 2 çocuğun hakkı bu olmamalı. Benim de hakkım bu olmamalı.

– Sonuçta o parayı ödeyen, çocuklarımı yetiştiren bendim. Avukatın çocukları yedi benim çocuklarımın hakkını. Bana göre, inancıma göre haramdır. Adalet yerini bulsun. Hakkımız neyse onu alalım. O avukat arkadaş da gereken cezası neyse onu çeksin” dedi.

ZARARI BİR MİLYONA YAKIN

Ayşe Ç.’nin yeni avukatı Hüseyin Kırhan ise “Böyle bir olayla hiç karşılaşmadım, çok şaşırdık. Tüm avukatların Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’ne entegre bir banka hesabı bulunur. İcra dairesinden gelen ödemelerin yüzde 99’u sistemde bulunan o İBAN hesabına yapılır. Avukat Hasan C., yatan nafaka parasını yıllardır bu sistemden çekmiş. Hem baro nezdinde hem de savcılık nezdinde şikayette bulunduk. Bir de tazminat davası açtık. Avukat da olsanız vekil de olsanız bir insanın 8-10 yıl boyunca nafakasını ondan izinsiz harcayıp neticesinde hiçbir ceza ile karşılaşmaması gibi bir durum söz konusu oldu” dedi.

Kırhan, müvekkilinin toplamda 800-900 bin TL gibi bir zararının olduğunu belirterek, karara itiraz ettiklerini söyledi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/9-yil-boyunca-muvekkilinin-nafakasini-aldi/feed/ 0
Kargo için imza verirken dikkat! Senet imzalamış olabilirsiniz… ‘Pencere yöntemi’ https://www.foxhaber.com.tr/kargo-icin-imza-verirken-dikkat-senet-imzalamis-olabilirsiniz-pencere-yontemi/ https://www.foxhaber.com.tr/kargo-icin-imza-verirken-dikkat-senet-imzalamis-olabilirsiniz-pencere-yontemi/#respond Sun, 17 Mar 2024 21:51:21 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4832 İstanbul’da evli, 3 çocuk ve 3 torun sahibi Tevfik Sutaş, iddiaya göre, İzmir’deki yazlık evinde kargo teslim alırken gösterilen belgeye imza attı.

Sutaş’a, 2023 Temmuz’da icradan tebligat geldi. Tebligatı kontrol eden Sutaş, bir senede dayalı 8 milyon TL’si faiz olmak üzere 40 milyon TL tutarında icra takibi başlatıldığını gördü.

Sutaş, avukatı Fırat Ay aracılığıyla konuyu yargıya taşıdı, İstanbul 34’üncü İcra Hukuk Mahkemesi’nde dava açıldı.

Ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şikayetçi olundu. Savcılığın soruşturması sonrası şüpheliler M.Ö. ve O.D. hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

Yakalanan şüpheliler, polisteki ifadelerinde Tevfik Sutaş’a elden bu parayı borç verdiklerini öne sürdü. İfadelerin ardından şüpheliler serbest bırakıldı.

Savcı dosyayı bilirkişi incelemesine gönderdi. Evrak incelenirken bilirkişi heyeti, başka amaçla atılmış imzadan faydalanmak suretiyle elde edilmiş sahte bir senet olduğu, bu yöntemin de ‘Pencere yöntemi’ adı verilen ve sık karşılaşılan bir sahteciliğin bulguları olduğu yönünde tespit yaptı. İcra takibi dururken, konuyla ilgili soruşturma sürüyor.

‘BÖYLE BİR BORCUM YOK, BU İNSANLARI TANIMIYORUM’

Yaşadıklarını anlatan Tevfik Sutaş, şöyle konuştu:

-İzmir’deki oturduğum dairenin görevlisi beni aradı. ‘Tevfik Bey adınıza bir ödeme emri geldi icradan. Ben aldım onu sizin adınıza, gelince vereceğim’ dedi. Geriye göndermemiş, muhtara göndermemiş.

-O görevlinin yaptığı bana büyük bir iyilik. Görevli hayatımı kurtardı. Görevli o mektubu almayıp muhtara gönderseydi, tebligat benim elime geçmiş sayılacaktı. Ben de 40 milyon borcu kucağımda bulacaktım.

-Hemen süresi içerisinde itiraz ettik. Benim böyle bir borcum yok, ben bu insanları tanımıyorum. Savcılığa da suç duyurusunda bulundum. Şüpheliler ifade verdi. Beni tanıdığını söylemiş. İnşaat yaptığımı ve borç para istediğimi beyan etmiş.

-Bana para verdiğini söylemiş. Bunu söyleyen yeşil kartlı, evsiz barksız biri. Bunları da şüphelileri araştırınca öğrendik.

-Yapılan incelemesinde senedin kare kutu içine imza almak suretiyle kargo veyahut başka bir tebligat teslim edilerek yapıldığı ortaya çıktı. Bu olaydan sonra artık gelen bu tür teslim formu ya da tebligatları imzalamıyorum. Benim, ağzım yandı, başkalarınınki yanmasın. Benim gibi mağdur olmak istemiyorlarsa, bu tür evrakları imzalarken dikkatli olsunlar.

‘KAĞIDIN ALTINA SENET KOYULMUŞ’

Avukat Fırat Ay, “Tevfik Sutaş’a 40 milyon TL’yi elden borç olarak verdikleri yönünde bir iddiada bulundular. Tabii bu iddianın, biz, hayatın olağan akışı kavramına uygun olmadığını düşünüyoruz. Çünkü bu para, 150 kilo bandında bir ağırlığa sahip. Ayrıca Tevfik Sutaş’ın böyle bir para almasını gerektirebilecek bir ihtiyacı da yok. Kendisinin yaşlı olmasından kaynaklı hedef olduğunu düşünüyoruz. Son zamanlarda sıkça kullanılan pencere yöntemi ile yani kağıdın altına senet konularak bu dolandırıcılık gerçekleşmiş. Vatandaş kargoya imza attığını zannederek alttaki senede imzalıyor. Bir evraka imza attıkları zaman muhakkak o imzanın, o kağıdın arka tarafında başka bir kağıt olup olmadığını elleriyle mümkün olunca kontrol etsinler. Güvenmediği kişilerden bu şekilde bir imza talebi geldiği zaman muhakkak evrakları okuyup o şekilde imzada bulunsunlar. Yoksa bu telafisi mümkün olamayacak birçok zarara sebebiyet verecek” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kargo-icin-imza-verirken-dikkat-senet-imzalamis-olabilirsiniz-pencere-yontemi/feed/ 0
Türkiye, IŞİD’in milyonlarca dolarlık ticaretinin merkeziydi https://www.foxhaber.com.tr/turkiye-isidin-milyonlarca-dolarlik-ticaretinin-merkeziydi/ https://www.foxhaber.com.tr/turkiye-isidin-milyonlarca-dolarlik-ticaretinin-merkeziydi/#respond Fri, 15 Mar 2024 21:15:35 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4697 Tarih 12 Ocak 2016… Sultanahmet Meydanı’nda patlayan bomba, 13 kişinin ölümüne neden oldu. Emniyet, saldırının ardından canlı bomba Nebil Fadli’nin İstanbul ve Ankara’da iletişim kurduğu birçok kişiyi gözaltına aldı. O kişilerden biri, Fadli’ye Ankara’da, İstanbul’da saldırı gününe kadar geçinmesi için parayı veren Iraklı Ayad Muner’di. Muner, kendisinin Irak’taki bir şirketle çalıştığını, iki ülke arasında para transferi yapıp, aradan komisyon aldıklarını anlattı. Saldırgan Ayad, Fadli ile de bu nedenle görüştüğünü söyledi…

Savcılığın yaptığı tespite göre mail adresinde ‘Alrawi’ soyismini kullanıyordu. Bu isim, IŞİD’in finans ağının en kritik yerindeydi. Rawi’ler, Türkiye’nin birçok ilinde kurdukları şirketlerle, IŞİD’in para transferlerini yönetiyor, bu işlemi ‘hawala’ olarak adlandırılan takip edilemeyen yöntemle yapıyorlardı.

Ayad’ın yargılaması sürerken, 10 Eylül 2019’da ABD Hazine Bakanlığı, Türkiye’de terör örgütlerinin finans işlerini kolaylaştıran bazı isimleri yaptırım listesine aldı. O isimlerden biri, Türk vatandaşlığına da geçmişti. ABD raporuna göre; Polat Devecioğlu, -eski adıyla Marwan Mahdi Salih El Rawi- HAMAS için 11 milyon dolar, IŞİD için ise 500 bin dolar para transferine aracılık etmişti…

Türkiye bu yaptırım listesine, 2021’de yanıt verdi ve Polat Devecioğlu’na ait şirketlerin mal varlığına el koydu. Şirketlerin çoğu, İstanbul Laleli’deydi. Türkiye, IŞİD’in finans ağlarına 2022’de bir yaptırım kararı daha aldı. Bu listede de Al-Rawiler vardı. Bu yaptırım listelerinden çıkardığımız haritalara göre Al-Rawiler, Laleli’de en az 9 dükkan üzerinden IŞİD’in parasını aklıyor ya da örgütün finans ağlarını yönetiyordu.

10 İLDE ŞİRKET KURDULAR

Al Rawilerin örgütle olan derin ilişkisi aynı aşiretten Fawaz Jubair Al Rawi’nin IŞİD’in maliye emiri olduğu bilgisiyle pekişirken Türkiye’deki finans ağlarının ölçüsü en az 10 ilde kurdukları şirketlerle sağlanıyordu. Gaziantep’de IŞİD’in finans ağlarına yönelik yapılan operasyon sonrası MASAK’ın hazırladığı raporda, İstanbul ve Gaziantep’te en az 41 şirketin IŞİD’in finans kolaylaştırıcıları olduğu gerekçesiyle soruşturulduğu belirtiliyordu. Dahası o MASAK raporunda, Gaziantep’te soruşturma kapsamında gözaltına alınan Muhammed Alhobo’dan ele geçirilen ajandada 100 milyon doları geçen bir para transferinin Gaziantep ve İstanbul’dan yönetildiğini gösteriyor.

PARA TRANSFERİNDEKİ DETAY

Örgütün Türkiye Vilayeti yöneticisi Kasım Güler, para transferlerinde kuyumcuların kullanıldığını şöyle anlatıyordu: “Türkiye Vilayeti olarak ganimetlerin toplanması konusunda bir ekip oluşturulamadı, ayrıca Türkiye’de bulunan gruplar topladıkları yardımları bize gönderirdi, genellikle güvenlik nedeniyle Türkler dışında Suriyeli sarraflar veya para transferi yapan Suriyeli kişiler seçilir ve hawala denilen sistem sayesinde iletilirdi. O raporda da Fawaz Jubair Al Rawi’nin adı geçiyor, belirli yıllarda Gaziantep ve İstanbul’dan para transferleri yaptığı tespitine yer verildi. Hawala sistemiyle kayıtsız olduğu tespit edilen transferlerin bir kısmı, örgütün Suriye ve Irak’ta ele geçirdiği akaryakıt ve ürünlerin satışıyla mümkün oluyordu.

‘CİDDİ PARA KAZANDILAR’

MASAK Eski Başkan Yardımcısı Ramazan Başak, IŞİD’in diğer terör örgütlerine göre kendine özgü metotlarla finans kaynağı yarattığını belirtirken “Musul’u ele geçirdiği dönemlerde akaryakıt kaçakçılığını organize etti. Bu yolla ciddi para kazandılar. 2015’te tahminler, 600 milyon dolar ile 1 milyar dolar arası para kazandığına yönelikti” dedi. Örgütün tek kazanç kaynağı akaryakıt değildi. Türkiye Vilayeti, 2018’de insan kaçakçılığı yapıp, örgüte kazanç sağlaması için bir kişiye 10 bin dolar göndermişti. Bu kişiyle daha sonra silah lojistiği üzerine iletişim sağlanmıştı.

Başka bir ticaret örneği ise Konya’daydı. Örgütle ilişkisi olan bir kişi, para verilmesi halinde ticaret yaparak örgüte para kazandırabileceğini söyleyince, Mustafa Dokumacı’nın talimatıyla bu kişiye 25 bin dolar gönderildi. Fakat o kişiyle irtibat koptu, yıllar sonra “Battım” diyerek örgüte ödemesini yapmadı.

EL KAİDE’NİN SİSTEMİNİ KULLANDILAR

Eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak’ın tespitlerine göre IŞİD’in finans kaynakları başlıca şöyleydi:

■ İnsan kaçakçılığı

■ Akaryakıt kaçakçılığı

■ Tarih eser kaçakçılığı

■ Uyuşturucu kaçakçılığı

Silah, mühimmat ve militanlarının maaşlarını karşılamak için parayı Suriye ve Irak dışına çıkarması gereken örgüt, bunu kayıt altına alınamayan, öncülü El-Kaide tarafından geliştirilen ‘hawala’ sistemiyle gerçekleştirdi.

İstanbul’da 2021’de IŞİD üyesi iki kişiye yapılan operasyonda külçe altın, gümüş, 1 milyon 300 bin dolar ve 10 milyon Euro ele geçirildi. Bu kişilerin de örgütün finans ağında para transferi rolü üstlendiği belirlenmişti… Bu sistem aslında, iki ayrı şehirde bağlantıları olan kuyumcu ya da para transfer ofislerinin iletişimiyle gerçekleştirilen normal havaleden farklı değil. Tek farkı, resmi bir raporlamanın olmaması. MASAK Eski Başkan Yardımcısı Başak, bu ticaret hacminin önemli bir miktarda olduğuna dikkat çekerken “Uluslararası boyutta, üyesi olduğu birçok örgütle, terörizmin finansmanı ve kara para aklamaya dair mücadelede bilgi alışverişi yapılıyor. Çünkü terörün finansmanı engellediğinde örgütün güçlenmesini de engellemiş olursunuz” dedi.

SURUÇ VE ANKARA SALDIRILARI

Gaziantep’deki operasyonun ardından hazırlanan MASAK raporu, IŞİD’le ilişkisi tespit edilen bazı şirketlerin Suruç ve Ankara saldırılarının faili Yunus Durmaz’a da para transferi yapıldığını ortaya koyuyordu. IŞİD’in Türkiye Vilayeti’nin bir dönem valiliğini yapan Kasım Güler de saldırıların hazırlığı için hawala yöntemiyle Türkiye’ye para gönderdiklerini anlatıyordu. Türkiye Vilayeti’nin elinde var olan para da azımsanmayacak miktardaydı. Güler, 2017’de Mustafa Dokumacı ile Şahap Variş’e gelen talimat üzerine İdlib’e geçerken yanlarında 300 bin dolar para getirmişlerdi. Bu para Türkiye Valiliği’nin denetiminde militanların aylıklarının ödenmesi, silah satın alınması ve diğer ihtiyaçların karşılanmasında kullanıldı. Vilayetin parası bitince örgüt merkezinden 2-3 ayda bir 25 bin ila 40 bin dolar arasında para getirildi.

IŞİD: Para bitti, ARTIK başınızın çaresine bakın!

Özellikle 2020 sonrası Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yaptığı operasyonlar IŞİD’in finans ağlarına yönelikti. Çünkü söz konusu hawala ağları, örgütün militanlarının geçim ve bağlılığının korunması için para transferlerinde kritik bir yere sahipti. Örgüt, 2018 sonrası askeri gücüyle beraber mali gücünü de kaybetmeye başladı. İddianamelerde, yıllarca militanlarına dolarla maaş ödeyen örgütün, “Para yok, ülkelerinizdeki ilişkilerinizden yardım isteyin” denildiği görülürken Türkiye Vilayeti de örgüte bağlılığı olan mescid ve kişilere mesaj yollayarak para istedi. Adana, Mersin hattından toplanan yardımlar, hawala yöntemiyle Kasım Güler ve arkadaşlarına iletildi. Bu meblağ ayda 2-3 bin dolar civarındaydı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/turkiye-isidin-milyonlarca-dolarlik-ticaretinin-merkeziydi/feed/ 0
Emekli bunun hesabını sandıkta sorar https://www.foxhaber.com.tr/emekli-bunun-hesabini-sandikta-sorar/ https://www.foxhaber.com.tr/emekli-bunun-hesabini-sandikta-sorar/#respond Fri, 15 Mar 2024 21:12:21 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4694 Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, aylık 10 bin lirayla geçim savaşı veren milyonlarca emeklinin maaşının yeterli olmadığını kabul etti fakat bütçede para olmadığını belirterek seyyanen zam kapısını şimdilik kapattı. Gıda masrafını dahi karşılayamaz hale gelen emeklilere zam için bütçede kaynak olmadığı ifade edilirken, her gün bütçeden Suriyelilere, Afganlara, kur koruması altına alınan zenginlere, işverenlere, saraylara trilyonlar akıtılıyor. Seyyanen zam isteyen emekliler “Bunun hesabını sandıkta iktidardan sorarız” dedi. Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesabı sahiplerine Haziran 2023 itibarıyla 312 milyar TL para aktarıldı. Yetmedi 112.6 milyar liralık vergi kıyağı sağlandı. KKM hesapları bütçeden Merkez Bankası’na taşındığı için 2023 maliyeti henüz bilinmiyor. Ancak toplam maliyetin 800 milyar liraya ulaşacağı hesaplanıyor.

EMEKLİNİN PARASINI FAİZ YUTTU

Bütçeden faize 2023 yılında tam 675 milyar lira para harcandı. Bu yıl faize bütçeden aktarılacak para ise 1 trilyon 254 milyar lira. Bu para bütün emeklilere 7 bin lira zam yapılması halinde bütçeye gelecek ek yükün tamamını karşılıyor. Bütçeden döviz garantili proje yapan müteahhitlere bu yıl 162 milyar lira akacak. Önümüzdeki 3 yılda aktarılacak para ise 673 milyar lirayı aşacak. Ayrıca kiralanan uçaklara 5.6 milyar, kiralık araçlara 2.9 milyar, temsil ağırlamaya 1.9 milyar, bol keseden harcanan akaryakıta 20 milyar, çeşitli derneklere 1.9 milyar TL, siyasi partilere 6.7 milyar, Diyanet’e 92 milyar TL gidecek. Yazlık ve kışlık saraylara ise bugüne kadar yaklaşık 1.5 milyar lira harcandı.

Bunlara bütçeden para var

■ Faiz ödemelerine 2023’te 675 milyar gitti 2024’te 1 trilyon 250 milyar lira gidecek.

■ Kur Korumalı Mevdu­atlar için 312 milyar TL ödendi, 800 milyar TL’yi aşması bekleniyor.

■ Garantili projeler için 2024’te 162 milyar lira, 3 yılda 673 milyar lira ödenecek.

■ Kiralanan uçaklara 5.6 milyar TL, araçlara 2.9 milyar TL, toplamda 8.5 milyar TL harcandı.

■ Çeşitli dernek ve vakıflara 1.9 milyar TL’lik kaynak tahsis edildi.

■ Diyanet İşleri Başkanlığı’na 92 milyar lira ödenek verildi.

■ Somali’ye 31 milyar TL hibe yapıldı. Afganis­tan’a 16 yılda 50 milyar TL kaynak aktarıldı.

■ Kışlık saraylara 1.2 milyar harcanacak. Yazlık saray­lara 725 milyon TL gitti. Toplam 1.9 milyar lira.

■ Suriyeli sığınmacılar için toplam 50 milyar dolar (1 trilyon 550 milyar TL) harcandı.

■ Uzay yolculuğu için yaklaşık 55 milyon dolar (1.7 milyar lira) harcandı.

■ İşverene SGK desteği olarak 81.6 milyar TL’lik kaynak aktarıldı.

Bütçeden SGK’ya 850 milyar lira gitti

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) verilerine göre, 2023’ün Ocak-Aralık döneminde bütçeden SGK’ya 850 milyar TL aktarıldı. Bütçeden SGK’ya destek 2022’de 389 milyar liraydı. Seçim için EYT’lilere emeklilik hakkı verilince SGK’nın bütçeye yükü de ikiye katlandı. 2023 yılı Ocak-Kasım itibarıyla SGK 1.3 trilyon prim topladı, 1 trilyon 276 milyar TL emekli aylığı ödedi. Ayrıca sağlık harcaması 495 milyar lira oldu. Gelirleri 1 trilyon 966 milyar, giderleri 2 trilyon 7 milyar olan SGK, 2023’ün 11 ayında sadece 41.5 milyar TL açık verdi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/emekli-bunun-hesabini-sandikta-sorar/feed/ 0
Özgür Özel’den Bahçeli’nin sözlerine sert yanıt https://www.foxhaber.com.tr/ozgur-ozelden-bahcelinin-sozlerine-sert-yanit/ https://www.foxhaber.com.tr/ozgur-ozelden-bahcelinin-sozlerine-sert-yanit/#respond Thu, 14 Mar 2024 21:45:45 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4669 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün Bursa Akademik Odalar Birliği Salonu’nda düzenlenen belediye başkanları aday tanıtım toplantısına katıldı. Özel konuşmasında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye sert sözlerle yanıt verdi.

“BURSA’DA BÜYÜK ZAFERİN ARİFESİNDEYİZ”

Özel, şöyle konuştu:

* “Bir tarafta Mudanya’da bir tarafta Gemlik’te. Sosyal demokratların eli üzerindeyse kentten nasıl olumlu farklılaştıklarını, pozitif ayrıştıklarını görüyorum. Oradaki insanların mutluluğunu ve bizim yönetmediğimiz kentlerde, bizim ilçelerdeki insanların nasıl özendiklerini, nasıl özlediklerini, çocuklarına üniversite tercihi yaparken yüzde 85 CHP’li belediyelerin yönettiği kentleri, ilçeleri tercih ettiklerini biliyorum. Hafta sonu şehir içinde bir yere gidilirse CHP’nin yönettiği ilçelerin gezildiğini, oralarda pikniğe, belki bir kahve içmeye, bir yemek yemeye imkan varsa oraların tercih edildiğini biliyorum. Bütün Bursa artık CHP’yi hak ediyor. Bunu görüyorum. İnanın Bursa’da bir büyük zaferin arifesindeyiz. Gün sayıyoruz. Geçen sefer o biraz önce şarkıda da duyduğumuz o yarım kalan hikayenin tamamlanması için bu şarkının burada yarım kalmaması için Bursa sokaklarındaki heyecanı görüyorum. Önüme ölçümler geliyor. Anketlere bakıyorum, keyifleniyorum. Geliyoruz, kazanıyoruz. Bursa bizi bekliyor.

“ALİNUR AKTAŞ’I GÖNDERİP MUSTAFA BOZBEY’İ GETİRMEKTEN DAHA MEGA BİR PROJE YOKTUR”

* Bozbey, (Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Bozbey) az önce dedi ki ‘Biz Bursa’nın sorunlarını anlatıyoruz. O dönüyor, ‘Mega projelerimiz var’ diyor. CHP’nin Bursa’daki mega projesini açıklamayı Bozbey bana bıraktı. CHP Genel Başkanı olarak Bursa Büyükşehir ile ilgili mega projemizi bir cümleyle özetliyorum. Alinur Aktaş’ı gönderip Mustafa Bozbey’i getirmekten daha mega bir proje yoktur. Çünkü mega projeler bütünseldir, kapsamlıdır. Projenin içindeki parçalar birbiriyle konuşur ve sonuç odaklıdır. Bursa’da Alinur Aktaş gibi cumhuriyetle, Kurtuluş Savaşı’yla çelişkisi olan, Cumhuriyeti’nin değerleriyle çatışan, hele hele ki o Uğur Mumcu’yu paramparça ettiler, hepimizin yüreğini Ankara’daki karlı günde bin parça yapıp saçtılar. Ölümünden sonra Uğur Mumcu’ya, hem tıp hem eğitim emekçisine, bir kanaat önderine, hepimizin göz bebeği ve gözlerimizin önünde erir giderken içimizi eriten Türkan Saylan’a, Bahriye Üçok’u inancını savunan, bu ülkenin laik Türkiye Cumhuriyeti’nde bir ilahiyat profesörü kadını öldürenlere laf etmeyip de o kadına arkasından laf edecek kadar gözü dönmüş, yüreği taş, içi kinli, aklında, fikrinde örümcek fikirler olan bir kişinin Bursa’da yönetimde olduğu her gün, her dakika Bursa’ya yazıktır. Bu da bizim ayıbımızdır. 31 Mart’ta halledeceğiz.

“KATİLLERİN DE MÜSEBBİPLERİN DE PEŞİNDEYİZ”

* Buraya Çorlu’dan geldim. Hayatını tren kazasında kaybetmiş 25 kişinin acılı annelerinin, babalarının, eşlerinin, çocuklarının ellerinin sıcaklığı, gözlerinin yaşındaki nem hala ellerinde. Bugün gittik oraya ve adaleti aramak için son duruşmaydı. Kalabalığı, bizleri, annelerin yüreğindeki ateşi gördüler. Tayyip Bey’in ne istediğini 4 gün önce oraya o katliamdan sorumlu kişiyi yeniden TCDD Genel Müdürlüğüne atayan Tayyip Erdoğan’ın talimatını gördüler. Bu sabah rapor alan bir hakim sayesinde duruşmayı seçimlerden sonraya ertelediler. Hem Çorlu’nun hem Soma’nın hem Afyon’un hem yanı başınızdaki Hendek’in Türkiye’de kimin haksız yere yüreği yandıysa hangi ananın gözünden yaş aktıysa o bir damla yaşın hesabını sorana kadar katillerin de müsebbiplerin de peşindeyiz. Herkes bunu böyle bilsin. Bırakmayız peşlerini, sonuna kadar takip edeceğiz.

“HESABINI SORMAK BOYNUMUZUN BORCU OLSUN”

* Bursa’da olunca gözü yaşlı, eş, ana, çocuk deyince Sinan Ateş’i anmadan olmaz. Biz Sinan Ateş’le çok farklı dünya görüşlerinin insanlarıydık. Sinan Ateş, Ülkü Ocakları’nın genel başkanıydı. Biz CHP’de yetişmiş gençlerdik. Belki hiçbir zaman aynı sandıkta buluşmadık. Belki hiçbir zaman düşüncelerimiz örtüşmedi. Ama Sinan Ateş gibi birini iki kız babası ve sonradan hikayesini dinleyince dünya iyisi bir babayı eşini, anasını, babasını gözü yaşlı bırakarak Ankara’nın orta yerinde katlettiler. Sinan Ateş, Bursalı. Sinan Ateş’in emaneti o günden sonra hiçbir siyasi partinin değil bütün Türkiye’deki siyasilerin ve Türkiye’deki herkesin emanetiydi. O günden bugüne takip ettik. Geçmiş dönemdeki genel başkanımız Sayın Kılıçdaroğlu da görevi devraldıktan sonra ben de hem aileyle hem davayla ilgilenmek için elimizden geleni yaptık. Ama Türkiye’deki o Bursa’nın da üstüne çöken o tuhaf ve kirli ittifak, Sinan Ateş’in olayını araştıran savcıya ‘dur’ dedi. Savcıyı tehdit etti, savcıyı tayin etti. Bir başkasına yaptıklarından sonra rapor aldırdı, kaçtırdı. Siyasilere uzanan bu davayı örtbas etmeye çalıştı. Bursa’dan Sinan Ateş’in memleketinden bir parti burasına kadar o işin içinde diye ve Tayyip Erdoğan o partiyle ittifakı zedelenmesin diye iki kız çocuğunun babasını katledenlerin peşini bırakıyor, arkasını aratmıyorlar. Onun da hesabını sormak boynumuzun borcu olsun.

“ATATÜRK’ÜN ADINI ANMA SEN”

* Sinan Ateş cinayetine taziye bile vermeyen partinin genel başkanı, kendi evlatlarının cenazesine gitmeyenler, taziyesine gitmeyenler bugün dönmüşler CHP’ye laf ediyorlar. Ne için laf ediyorlar biliyor musunuz? Ben geçen grup konuşmasında 81 il başkanımızın gözüne baktım ve dedim ki ‘Kalkın ayağa, gidin memleketinize ve Atatürk’ün partisini iktidar yapın. Atatürk sizden bunu bekliyor. Cumhuriyet’in 100 yıl önce kurucu kadroları, memleketi işgalden kurtaranlar, düşmandan temizleyenle, bu memleketi kuruluşunu örgütleyenler sizden bugün 100 yıl sonra memleketi, Cumhuriyeti bir daha kurmanızı bekliyor’ dedim. Devlet Bahçeli, bugün çıkmış ‘Özgür Bey’in akıl sağlığı yerinde mi? Atatürk öldü. Kendisi ruh mu çağırmış da Atatürk’le görüşmüş’ diyor. Sayın Bahçeli, kim ruhla, kim cinle, kim nereden besleniyor, fikri bir günde 180 derece değişiyor bilmem. Dün övdüklerine bugün küfretmenin, dün tükürdüğü suratı bugün öpmenin, dün ak dediğine bugün kara demenin, neyin nesi olduğunu, nereden estiğini ben bilmem. Onu senin zihninle baş başa bırakıyorum.

* Ama bilmen gereken bir şey var. Atatürk öldü diyorsan, sen bu Cumhuriyet düşmanlarına, Atatürk’e husumet duyanlara, Kurtuluş Savaşı yoktur diyenlere, keşke Yunan kazansaydı diyenlere, koltuk değneği olduğun gün Atatürk senin için öldü. Atatürk senin için öldü. Ama Atatürk onun ilkeleri için yaşayanlar için, onun eseriyle gurur duyanlar için, onun emanetini, canı pahasına savunmayı göze alanlar için, iktidarda olmasa yıllarca muhalefette kalsa da birkaç tayin, birkaç çıkar, birkaç iş, üç beş mevki için, partisinin kurultayını kaybetmemek için onu satmayanların partisidir. Atatürk bizim yüreğimizde yaşıyor Sayın Bahçeli. Atatürk, 6. filoyu denize dökenlerin, her seferinde bu memleketi düşman işgaline kaptırmamak için ölmeyi göze alanların, öyle senin yanında durduğun gibi çağırdığında havaalanına gidip kot üstüne perdeli kumaştan kefen çekenlerin değil Çanakkale’nin dedesi kefensiz yatanların partisidir. Bu memlekette ilkokul 1’de ‘Atatürk ölmedi, içimizde yaşıyor’ şiirini okuyan, gözü yaşla bu şiiri burasında hisseden on milyonlar, seksen milyon yaşıyor. Atatürk senin için öldü. Senin için ölsün zaten Atatürk. Atatürk’ün adını anma sen.

“ADAMIN ALNINI KARIŞLARIZ”

* Atatürk’ün partisine geçtiğimiz gün televizyonda bir arkadaşımız çıkmış, konuşurken oraya alt tarafa yazıyorlar. ‘CHP-DEM iş birliği ne?’ İşinize geldi ahbap oldunuz. İşinize geldi masa kurdunuz. İşinize geldi çadır mahkemeleri kurdunuz. Gün oldu birlikte havaya durdunuz. Gün oldu göstermelik düşman oldunuz. CHP, Cumhuriyet’in, Atatürk’ün partisidir. Meclis’te bulunan her partiye aynı mesafededir. Ama CHP esas olarak altı okun partisidir. Siz dediniz diye kimseyle konuşmazlık, siz istiyorsunuz diye onla düşmanlık yapıp arkanıza dizilecek bir parti değildir. Ama şunu bilin ki CHP’nin herhangi bir üyesinin milliyetçiliğine, devletçiliğine, halkçılığına, devrimciliğine, cumhuriyetçiliğine ve vatanseverliğine laf söyleyecek adamın alnını karışlarız.

“8 KADININ KANI, İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN ÇIKANIN VE BUNA ALKIŞ TUTANLARIN ELİNDEDİR”

* Kadın cinayetleri bu ülkenin en büyük utancıdır. Bu kadın cinayetleri son 15 yılda sadece bir yıl düşüş kaydetmiştir. O da İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanıp onaylanıp yürürlüğe girdiği 2011 yılıdır. Sebebi şudur. Kadın cinayeti işleyenler, ‘Namus der, ağır tahrik der, kravatı takım elbiseyi giyer, iyi halden yararlanır kurtulurum’ derken 2011 yılında İstanbul Sözleşmesi’yle beraber bu işler artık eskisi kadar kolay değil. Cezalar ağırlaştı. Devlet kararlı. Meclis hep birlikte oyladı’ dedikleri için o sene aşağı düşmüştür. Daha dün bir günde 8 kadın katledildi. Boşandığı kocaları ya da mevcut kocaları, bir tanesi de böyle bir durumdan dolayı yanıltılmış, kışkırtılmış babası tarafından.

* Kadın cinayetlerinin önüne geçmek için, var gücümüzle çalışıyoruz. Kadın kollarımız çalışıyor. Ama bu mesele toplumsal bir meseledir. İstanbul Sözleşmesi, AK Parti iktidarında 22 yıllık dönemde ‘Neyi doğru yaptılar’ diye bana sorsanız, o sözleşmeye imza koymaları, Meclis’e getirmeleri, hepimizin desteğiyle geçmesi bir nazar boncuğu gibi tek doğruları varsa AK Parti’ye takılacak bir maşallahı varsa buydu. Gecenin birinde, Hizbullahçılar istiyor diye yakında yaklaşan seçimlerde Hizbullah bağlantılı Hüdapar’la ittifakın ön şartı olduğu için, domuz bağcılarının, kadın katillerinin ve her fırsatta kadınları sahiplendirmek lazım diyerek aşağılayanların ittifakına ve onların bir avuç oyuna tamah ettikleri için bir gün tek başına İstanbul Sözleşmesi’nden çıktı. Ona karşı açtığımız davayı reddeden hakimi bile Danıştay’dan Anayasa Mahkemesi’ne seçip ödüllendirdi. Dün 8 kadın hayatını kaybetti. O 8 kadının kanı İstanbul Sözleşmesi’nden çıkanın ve buna alkış tutanların elindedir. Böyle bilinsin.

“BİRAZ DA BURSA’DAKİ EMEKLİLERİ TAHRİK EDEYİM”

* Dünden beri Tayyip Bey bana saldırıyor ve şunu söylüyor. Ben ağır bir suç işlemişim. Bugün de o suçu Bursa’da işlemeye geldim. Suçum ne biliyor musunuz? Emeklileri tahrik etmek. Emeklileri tahrik ediyormuşum. Şimdi biraz da Bursa’daki emeklileri tahrik edeyim. TÜRK İş, açlık sınırının 16 bin 250 lira olduğunu ilan etti. DİSK’in rakamları çok daha ileride. TÜRK- İş, 16 bin 250 lira harçlık sınırıdır diyor. Bu ülkede emeklilerin çok önemli bir kısmı 10 bin lira gibi en düşük emekli maaşıyla geçinmek zorunda kalıyorlar. Ben de o günden bugüne kadar sürekli bunun haksızlık olduğunu, emeklilere 10 bin lira vermenin mümkün olamayacağını anlatıyorum. Tayyip Bey’e diyorum ki bayram ikramiyesi dedin, bunu biz söylemiştik, 2015’te. 7 Haziran’da veremem dedi. Baktın seçimi kaybettin. 1 Kasım’da ‘Biz de vereceğiz’ dedirttin. Çünkü o zaman güya tarafsız cumhurbaşkanıydı. 2018’e kadar verdirtmedin. 2018’de bin lira. 2020’de iki bin lira. Şimdi bu seçimde 5 bin yapacağız diye söylediler, söylediler. 3 bin liraya çıkardılar.

“1,4 TRİLYONA DEĞİL 700 MİLYARA İHTİYAÇ VAR, TAM YARISI”

* Şimdi sadece ve sadece bu hesapla mademki bu işin patenti bizdedir, gel diyorum. Bir kanun çıkaralım. Emekli kart çıkaralım. Bu karta önce aradaki 10 bin lirayı yatıralım. Çünkü şimdiye kadar verdiğin para alması gerektiği paradan 10 bin lira eksik. Bundan sonra en düşük emekli maaşını asgari ücrete tamamlayalım. Bana hesap yapıyor, verilemez. ‘Para yok’ diyor. Diyor ki bunun için diyor, 1,4 trilyon paraya ihtiyaç var. Bir kere yanlış hesap. En düşük emekli maaşlarını 17 bin 2 lira yapmak için 1,4 trilyona değil 700 milyara ihtiyaç var. Tam yarısı. 720 milyar. Ama o yanlış hesabı yapmış, hadi hızla verdiler önüne. Böyle bir para bulunamaz diyor.

* 750 milyar bulamıyorsun da sen sadece 2024 yılında vaz geçilecek vergiler toplamı, ne biliyor musunuz vazgeçilecek vergi? İliç’te parayı üst üste istiflerken, kumu bir yere istifleyen, sonra da 9 tane evladımızı alıp götüren o liçi işleten Anagold firması var ya. Mesela o firmaya siyanürden dolayı 16 milyon lira ceza kesip 2 ay sonra 222 milyon lira vergisini affetmişti. Vazgeçilen vergi geliri bu. Bu sene toplam şirket ve holdinglerin tam olarak 650 milyar lira ödeyeceği vergilerden vazgeçiyorlar. Emekliye lazım olan para da neredeyse bu kadar. Yani İliç’te evlatlarımızı katleden, çıkardığı altının yüzde 98’ini yurt dışına götüren, burada vergi borçları silinen firma ve onun gibi firmalara para var. Emekliye gelince para yok.

* Toplam 6,5 trilyon lira Tayyip Erdoğan’ın verdiği ve şimdiki Maliye Bakanının irrasyonel politikalar dediği kararlardan dolayı devletin ödediği dolar farkı parası, faiz farkı parası, altından dolayı yükümlülüklerinin artmasından kaynaklanan fark 6,5 trilyon lira. Kendi söylediği paranın tam 4 katı. Aslında lazım olan paranın, gerçek rakamın tam 8 katı. Şimdi İliç’teki şirketin vergisini affetmeye para var. Emekliye 17 bin liraya çıkarmaya, emekli kart vermeye, o kartın manav, kasap, market, doğalgazda geçmesine para yok. Yandaş müteahhitlere ödeme yaparken para var, emekliye yatıracakken para yok. Sarayın harcamalarına, bakın saray 1 dakikada 23 bin lira para harcıyor. 1 yılda harcadığı parayı 365’e, sonra 24 saate, sonra da onu 60’a bölerseniz 23 bin lira çıkıyor. Böyle milyon, katrilyon deyince anlaşılmıyor, 1 dakikada 23 bin lira. 10 bin liralık emekli maaşı sarayda 26 saniyede tüketiliyor. 14 tane uçağa para var.

“ACI REÇETEYİ 5’Lİ ÇETE Mİ İÇECEK?”

* Dünyanın en gelişmiş makam arabası. Mercedes, limuzin. 10 tane yapmış Almanlar, 2’si bunda. Birine kendi biniyor, biri boş, yoldan gidiyor. Eğer saldırı olursa aldatsın diye. Dünyada 10 tane var, 2’si bunda. O arabanın yapıldığı dönemde Merkel transporter minibüse biniyordu. Bunda dünyanın en pahalı uçan sarayı var, Merkel tarifeli uçuyordu. Bunda dünyanın en pahalı uçaklarından 14 tane var ama emekliye vermeye gelince bütçede para yok. O yüzden hepimiz aklımızı başımıza alacağız. 31 Mart tarihi bundan sonra 4 yıl boyunca önümüze sandığın gelmeyeceği bir tarihtir. Eğer 31 Mart’ta istediğini alırsa. 31 Mart’ta istediğini alırsa 1 Nisan günü zam tufanı kapıda. Kendileri söylüyor, ‘sıkı para politikası’ diyor. ‘Kemer sıkacağız’ diyor, acı reçete içireceğiz diyor. Kim içecek acı reçeteyi? Acı reçeteyi 5’li çete mi içecek? Damatlar mı içecek? Acı reçeteyi Albayraklar mı, Cengiz Holding mi, sarayı yapan müteahhit mi içecek?

* Acı reçeteyi emekli, emekçi, işsiz, esnaf, köylü, balıkçı, arıcılar içecek. Acı reçeteyi içmeyeceğiz, acı reçeteye itiraz edeceğiz. Acı reçeteyi içmeyeceksen buna 1 Nisan olduysa ertesi gün yapacak bir şey yok 2 Nisan’da. 2 Nisan’da 1 Nisan’ın ertesi günü. Bir gün önce yapacaksın. 31 Mart günü. Senin önünde sandık var. Sana 10 bin lirayı reva görene. Emekçisin, günde 8-10-12 saat çalışıyorsun, 17 bin lirayı reva görene. Ev kirası, elektrik, su, doğal gaz çıkınca 3-5 bin liraya çocuklarını sağlıklı bile besleyemeyen bir çalışansın, sana bunu reva görene. Borcu borçla kapatan esnafa, kredi kartını kredi kartı ile çevirenlere, umutsuz ve bavulları kafasında toplamış, yurt dışına gitmek için fırsat kollayan gençlere şunu söylüyorum. Bir gün sonra yapacak bir şey yok.

* Bir gün önce 31 Mart’ta sandığa gidilecek, bu zulme, yoksulluğa, bu işsizliğe, kalpsizliğe dur denecek. Bir sarı kart, kırmızı kart gösterilecek. Bir kırmızı ışık yakılacak. Artık bunlara bir dur denecek. Eğer bunlara 31 Mart’ta bu güç Cumhur İttifakı’nın gemi azıya almış, gözü dönmüş, seni beni görmeyen ve sadece birilerini kollayan bu Cumhur İttifakı’nın karşısına daha büyük bir güçle, merkezi iktidarı yerelden dengeye getirmezsek, bu iktidarın karşısında daha güçlü bir ittifak oluşturmazsak hepimizin işi zor.

“BURSA’YI BU SEFER ALIYORUZ”

* Onun için benim gördüğüm şudur. Hep birlikte daha güçlü bir ittifakı kurmalıyız. O ittifakın adı Cumhur İttifakı’nın karşısında bu sefer millet ittifakı değil. Çok istedik. Çok gayret ettik. Çünkü şunu söyledim. Geçen sefer kıl payı kaçırdığımız Bursa’yı bu sefer alıyoruz ama birlikte olursak seçim yapmaya gerek yok neredeyse, fark o kadar fazla. Balıkesir garanti, Manisa’sı, Denizli’si. Hiçbir büyükşehri de kaybetmeyiz birlikte olsak. Birlikte olalım dedik, hür ve müstakil olacağız dediler. Anlayış gösteriyoruz.

* Ama geçen seçimde birlikte olduğumuz iyi insanlar buradan uzaya gitmediler. Bursa’nın sokaklarındalar. Balıkesir’deler. Tekirdağ’dalar, Manisa’dalar, Ordu’da, Erzurum’da, Kayseri’de, Trabzon’dalar. O iyi insanlar. Birlikte olduğumuz sadece sosyal demokratlar değil. Milliyetçi demokratlar yine sandık başındalar. Muhafazakâr demokratlar yine sandık başındalar ve saraya da, Bahçeli’ye de itirazı bitmedi onların.

* Çünkü bu sömürü düzenine karşı hep beraber ayakta durmanın tek kurtuluş olduğunu, aksi taktirde nasıl ezdiklerini, nasıl bitirdiklerini bu ülkeyi nasıl tükettiklerini herkes biliyor. Bunun için biz iyi insanlarla, biz milliyetçi, muhafazakâr demokratlarla, bu ülkede Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Pomak’ı, Boşnak’ı, göçmeni, Arap’ı hep beraber yaşıyor. Hepsinin demokratlarını kucaklıyoruz. Hep birlikte bu ülkede bir başka ittifakın içindeyiz. Bu ittifakın adı bu sefer Türkiye İttifakı. Biz kurduk. Hep birlikte içindeyiz.

“HEP BERABER BU SEÇİMLERİ KAZANMAYA ANT İÇİYORUZ”

* Türkiye İttifakının 2 tane rengi var. Partimizin renkleri de öyle ama rengini partimizden almıyor. Türkiye İttifakı rengini işte bu ay yıldızlı al bayraktan alıyor. Türkiye İttifakı. Türkiye İttifakının renkleri bu. Türkiye İttifakı kimden oy ister? Türkiye İttifakı milli takım gol atınca ayağa kim sıçrıyorsa hepsinden oy ister. Türkiye İttifakı Filenin Sultanları dünya şampiyonu oldu ya. Hani İstiklal Marşı çaldı ya. Ay yıldızlı al bayrak gönlere çekildi ya. O sırada hıçkırarak, gözyaşları içinde İstiklal Marşı’nı okudular ya. O sırada kimin gırtlağı düğümlendiyse, hepsinden oy istiyor Türkiye İttifakı.

* Türkiye İttifakı öyle çocuklarını bedelli ya da çürük raporu ile askere kaçırıp, sonra kendisi bir üniforma üzerine Cumhurbaşkanlığı forsu dikip, şehit tabutunun başın el koyup siyaset yapanlardan değiliz biz. Biz bu memleket için gerektiğinde ölümü göze alanlardanız. Türkiye İttifakı, Türkiye’nin bütün evlatlarından oy istiyor. Türkiye İttifakı, umutsuz gençlerimizden, işsiz bırakılmış evlatlarımızdan, yoksullaştırılmış köylümüzden, Atatürk’ün ‘Milletin efendisi’ dediği birisinin ‘Al ananı da git’ dediği bütün köylülerden oy istiyor. Türkiye İttifakı, gözü yaşlı analardan, alın teri ödenmeyen emekçilerden, sokakta terk edilmiş ve maalesef pazar dağılsın diye bekleyip de ezik meyveyi, sebzeyi toplayıp torununa yumurtasız menemen pişirenlerden oy istiyor.

* Türkiye İttifakı için Bursa’da o ittifakın bayrağının ve renklerinin önünden size söylüyorum. Bu rengi siz söyleyin. Bu renk nedir? Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. Kimse korkmasın, biz buradayız. Türkiye Cumhuriyeti’nin yanında ve arkasındayız. Bu ülkede milletin emeğini sömürenlere, birikimlerini çar çur edenlere, yandaşlarına peşkeş çekenlere, bizi üzenlere, ağlatanlara, kahredenlere inat biz santim eğilmedik, ayaktayız. Bir adım geri atmadık, en öndeyiz. Bir kelime eksik konuşmadık, susmayız. Buradayız, buradayız. Hep beraber 31 Mart’ta Türkiye İttifakı ile beraber hep birlikte ayaktayız. Hep beraber bu seçimleri kazanmaya ant içiyoruz. Ayaktayız, biz kazanıyoruz. Bursa ve Türkiye’yi kazanıyoruz. Ben sadece ve sadece size güveniyor, size inanıyor, sizi alkışlıyorum. Sağ olun, var olun. Şimdi gidin bütün Bursa’da seçimi kazanın. Bu seçimi kazanmaya var mısınız?”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ozgur-ozelden-bahcelinin-sozlerine-sert-yanit/feed/ 0
Keserli komşu cinayeti davasında arbede: Benim eşime rahmetli deme https://www.foxhaber.com.tr/keserli-komsu-cinayeti-davasinda-arbede-benim-esime-rahmetli-deme/ https://www.foxhaber.com.tr/keserli-komsu-cinayeti-davasinda-arbede-benim-esime-rahmetli-deme/#respond Wed, 13 Mar 2024 21:36:13 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4620 Kayseri’de gerçekleşen olay, geçen yıl 13 Kasım’da saat 21.00 sıralarında Melikgazi ilçesi Gesi Güney Mahallesi Yüksel Çavuşoğlu Caddesi’ndeki 2 katlı evde meydana geldi. Seyit Ahmet Soykuk, hayvanlarını otlattıktan sonra eve geldiğinde eşi Hasibe Soykuk’u kanlar içinde yerde yatarken buldu. İhbarla eve jandarma ve sağlık ekipleri geldi. Hasibe Soykuk’un başına sert bir cisim ile vurularak öldürüldüğü belirlendi.

İl Jandarma Komutanlığı ekipleri ve Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT), şüpheli olarak kadının eşi Seyit Ahmet Soykuk ile komşuları İsmail Kocatürk’ü gözaltına aldı. Soykuk ifadesi sonrası serbest bırakılırken, İsmail Kocatürk cinayeti kadının oğlu B.B.S.’nin işlediğini öne sürüp, “B.B.S.’nin elinde keser vardı, birbirimizi itekledik. B.B.S., bana ‘Kimseye bir şey söyleme, aileni de çocuklarını da öldürürüm’ dedi. Korkuyla evime gittim. Kan lekelerini yıkadım” diyerek ifade verdi.

Bu ifade sonrası kadının oğulları S.S. ve B.B.S. de gözaltına alındı. Ancak kadının çocuklarının olay günü başka yerde olduğunun belirlenmesi üzerine S.S. ve B.B.S., serbest bırakıldı.

CİNAYETİ CEZAEVİNDE İTİRAF ETTİ

115 saatlik güvenlik kamerası görüntüsü inceleyen JASAT ekipleri, Kocatürk’ün evinin bulunduğu yerde kan izleri de tespit etti. İncelemede, evde de kan izleri bulundu.

İlk ifadesinde, “Söz konusu malzemeleri de boş bir alana götürüp, attım” diyen Kocatürk’ün poşet ile malzeme taşıdığı görüntülerle de ortaya çıktı. Jandarma ekiplerince keşif yapılan bölgede keser, kanlı elbise ve ayakkabılar bulundu. ‘Hırsızlık’ ve ‘dolandırıcılık’ suçlarından 9 kaydı olup, ilk ifadesinde cinayeti işlemediğini savunan İsmail Kocatürk, cezaevinde dilekçe yazıp, Hasibe Soykuk’u öldürdüğünü itiraf etti. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı’nca iddianame düzenlendi. İddianamede, sanık Kocatürk hakkında ‘bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak veya yakalanmamak amacıyla kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.

DAVA GERGİN BAŞLADI

Kayseri 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasında tutuklu sanık Kocatürk ile ölen Soykuk’un eşi Seyit Ahmet, oğulları M.S., S.S. ve B.B.S. hazır bulundu. Duruşma nedeniyle polis ekipleri, geniş güvenlik önlemleri aldı. Kocatürk savunmasına başladıktan kısa süre sonra Seyit Ahmet Soykuk sanığa, “Benim eşime rahmetli deme lan. Hem öldürüp hem rahmetli diyorsun” diyerek tepki gösterdi. Oğullarının da sanığa saldırmak istemesi üzerine hem sanık hem de taraf yakınları salondan dışarı çıkarıldı. Kadının oğulları da sanığa saldırmak isteyince taraflar salondan çıkarıldı. Çıkan arbede sırasında mahkeme koltukları ile arşiv kapısı zarar gördü.

TANIK: SELAM VERMEDİ

Gerginlik sonrası devam eden duruşmada savunma yapan Kocatürk, Ahmet Seyit Soykuk’un çalıştığını belirterek, “1 günlük paramı aldım ama 3 günlük yevmiyemi vermedikleri için 1500 TL olan alacağımı istedim. Hasibe abla da ‘Paran kalmaz, paraları yok olunca verirler’ dedi. Ben de ‘Abla ihtiyacım var. Yanlış anlama alkole ve esrara paraları oluyor da benim 3 kuruşumu mu bulamıyorlar’ dedim. O da bana ‘Sen benim evlatlarımı takip edene kadar, süslenip püslenip evden çıkan eşini takip et’ dedi. Kapının orada itekleştik. Yüzüme tükürerek, ‘Eşini satıyorsun’ diyerek hakaret etti. Ben de koltukta gördüğüm keser sapı ile korkutmak amacıyla vurdum. Yere düştü, amacım öldürmek değildi. Ardından kaçtım. Üzerime kan sıçramıştı. Kıyafetlerimi değişip, lavaboda ellerimi ve keseri yıkadım. Market poşetine kıyafetlerimi, keseri ve ayakkabıyı koyup, ardından da halk otobüsüne binip boş bir alana belli aralıklarla attım. Tekrar vicdan azabı çektiğim için de cezaevinden olayın aslını anlatan bir dilekçe yazdım. Namusuma ve bana hakaret ettiği için korkutmak amacıyla keser sapı ile vurmak istedim. Ama kafasına denk geldi” dedi.

Olay yerinde oturan ve tanık olarak dinlenen Ş.K. ise “Elinde poşetle hızlı bir şekilde aşağı doğru gidiyordu. Herkes olay yerindeydi ama bu tam tersi yöne gidiyordu. Telaşlıydı. Yanımdan geçti ama bana hiç bakmadı, selam vermedi” diye konuştu. Mahkeme heyeti, salondan çıkarılan kişilerin de ifadelerinin alınması için duruşmayı erteledi.

‘107 GÜNDÜR FOTOĞRAFINA SARILMADAN UYUYAMIYORUM’

Duruşma sonrası DHA’ya konuşan Seyit Ahmet Soykuk, “Komşumuz denen cani tarafından eşim kafasına 5 kez keserle vurularak katledildi. Derdi, eşimin bileziklerini çalmaktı. Bu aileye eşim 3 ay yardım etti, ekmek verdi. Benim 300 tane koyunum vardı. 1500 TL çerez parası. Bizim kültürümüzde para kadından istenmez, erkekten istenir. Madem borcumuz vardı da neden yanıma gelmedi? 107 gündür bu fotoğrafa sarılmadan uyuyamıyorum. Artık gözlerimden kan geliyor. Eşini seven böyle bir adama bir de ‘katil’ dediler” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/keserli-komsu-cinayeti-davasinda-arbede-benim-esime-rahmetli-deme/feed/ 0
80 milyon kişinin bilgilerini 1 liraya satmışlar… Çetenin günlük geliri dudak uçuklattı https://www.foxhaber.com.tr/80-milyon-kisinin-bilgilerini-1-liraya-satmislar-cetenin-gunluk-geliri-dudak-ucuklatti/ https://www.foxhaber.com.tr/80-milyon-kisinin-bilgilerini-1-liraya-satmislar-cetenin-gunluk-geliri-dudak-ucuklatti/#respond Wed, 13 Mar 2024 21:27:17 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4611 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, 331 şikayetçi, 82 şüpheli yer aldı.

İddianamede ilk etapta 6-7 kişilik bir dolandırıcılık grubunun genellikle Şişli bölgesinde kendilerini kamu görevlisi ve kamu görevlileriyle bağlantılı olduklarını belirterek, nitelikli dolandırıcılık yaptıklarını, dolandırıcıların mağdurları oltalama yöntemiyle düşük fiyatta cinsel içerikli ürün sattıklarını gösteren bir internet sitesi kurarak buradan dolandırıcılık yaptıkları anlatıldı.

Siteden iletişim numarası paylaşan dolandırıcılar siteye giren mağdurların telefon numaralarına, “Teslim alınamayan kargonuz sebebiyle firmamızın oluşan zararından dolayı hakkınızda icra takibi başlatılacaktır. En kısa sürede iletişime geçiniz” şeklinde mesaj attığı ve mağdurları avukat olarak tanıtan dolandırıcıya yönlendirdikleri belirtildi.

Mağdurlara kendini firmanın hukuk danışmanı olarak tanıtarak icra takibinin kalkması için ilk etapta 10-15 bin lira aralığında para istendiği, parayı gönderen şikayetçilere “Gönderdiğiniz para revizyona düşmüş” diyerek iade edilebilmesi için 20-25 bin lira civarında para istediği, paranın daha sonra göndericiye iade edileceğini söyledikleri, bu şekilde şikayetçilerden belli miktarlarda para toplayarak dolandırıcılık yaptıkları aktarıldı.

1 GÜNDE BİN KİŞİYLE GÖRÜŞEREK 200 BİN LİRA DOLANDIRMIŞLAR

İddianamede dolandırıcıların 4 illegal çağrı merkezinin bulunduğu merkezden, 1 günde ortalama bin kişiyi yaklaşık 200 bin lira dolandırdıkları belirlendi. Dolandırıcıların örgütlü şekilde hareket ettiği belirlenirken şebekenin liderliğini ise Abdullah Çoşkun Çelebioğlu’nun yaptığı tespit edildi.

İddianamede 72 şüphelinin, anlatılan yöntemle mağdurları dolandırdıkları aktarıldı. Şebeke üyelerinin elde ettikleri paraları güvendikleri banka hesapları arasında çevirerek paranın izini kaybettirmeye çalıştıkları, çağrı merkezleri başında olan örgüt yöneticilerinin elde edilen paralardan üyelere haftalık olarak para verdiği, örgütün devamlılığını sağlamak amacıyla masrafları düşerek kalan parayı örgüt içerisindeki hiyerarşi ve iş bölümüne göre paylaştırdığı anlatıldı. İstanbul İl Jandarma Komutanlığı’nca 7 ay süren teknik ve fiziki takibin ardından, 13 Eylül 2023 tarihinde şebekenin lideri olduğu tespit edilen Abdullah Coşkun Çelebioğlu ve kardeşi Tayfun Çelebioğlu’nun da aralarında olduğu 55 kişi gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 31’i tutuklandı. Çalışmaların genişletilmesiyle, 82 kişi hakkında soruşturma açıldı.

DEŞİFRE OLMAMAK İÇİN TAKMA İSİMLER KULLANMIŞLAR

İddianamede şüpheliler Abdulkerim Balcı ile Fatih Saraçoğlu arasında geçen konuşmalardan şebekenin üst yöneticisinin Balcı olduğu, şebeke yöneticisinin ise Saraçoğlu olduğu belirlendi. Çağrı merkezlerinin gelir ve giderlerinin üst yönetici Abdulkerim Balcı tarafından takip edildiği, gün içerisinde sürekli şebeke lideri Abdullah Çoşkun Çelebioğlu’na kazanılan para miktarı gibi konularda bilgi verdiği ifade edildi.

Örgütün deşifre olmaması için takma isim kullandıkları anlatılan iddianamede; şüphelilerden Abdulkerim Balcı’nın ‘Tokyo’, örgüt üyelerinden Emre Şaşgın’ın ise ‘Mustafa Akdoğan’ takma ismini kullandıkları, mağdurları patates hatlardan aradıkları, hesaplara para gönderecek mağdurların açıklama kısmına ‘Ürün bedeli’ yazılmasını isteyerek, bu şekilde olayı suç kapsamından çıkartarak hukuki uyuşmazlık kapsamına sokmaya çalıştıkları tespit edildi. Öte yandan şebekenin para gönderirken açıklama kısmına ‘Dosya bedeli’ yazan mağdurların ise paralarını iade ettikleri belirlendi.

80 MİLYON KİŞİNİN VERİSİNİ 1 LİRA KARŞILIĞINDA BAŞKA DOLANDIRICILARINA SATMIŞ

İddianamede, şebekenin 2020 yılında faaliyete geçtiği, 2023 yılına kadar devam ettikleri ve dosyadaki şüphelilerin farklı tarihlerde yaklaşık olarak 9 bin kişiyi dolandırdığı, şebeke lideri Abdullah Çoşkun Çelebioğlu’nun elinde bulunan mağdurların isim, iletişim ve adres bilgilerinin yer aldığı data sayısının 80 milyon civarında olduğu, kendileri gibi dolandırıcılık yapan kişilere de bu bilgileri 1 lira karşılığında sattığı anlatıldı.

KARGO FİRMALARININ SİSTEMLERİNE GİREREK MÜŞTERİ BİLGİLERİNİ ALMIŞLAR

İddianamede şebekenin paravan şirket kurarak dolandırıcılık yaptığı, uzun süre görev yaparak güven kazanan Burak Tandoğan, Eyüphan Köse ve Gülşah Sarı gibi şüphelilerin İstanbul’un farklı ilçelerindeki illegal çağrı merkezlerinde sorumlu olarak görev yaptıkları belirlendi. Yöneticilerden Okay Mert’in dolandırmak için aradıkları kişilerin bilgilerini kargo firmalarının sistemlerine gizlice girerek elde ettiği tespit edildi. Şebeke lideri kardeşi Hasan Tayfun Çelebioğlu’nu da sahte ilaç üretiminden ve paketlemesinden sorumlu yönetici olarak görevlendirdiği aktarıldı.

ÇİFTLİK KURUP, ÇİFTLİĞE ALPAKA, GEYİK, AT ALMIŞLAR

İddianamede, şüphelilerin şikayetçileri dolandırdıkları paralarla Silivri’de bir arsa aldıkları ve buraya ‘Çelebioğlu çiftliği’ adında bir çiftlik kurdukları, Çelebioğlu’nun çiftlikten sorumlu, elde edilen paraları aklaması için yönetici olarak ise diğer kardeşi Mahir Çelebioğlu’nu görevlendirdiği belirtildi.İddianamede, elde edilen paralarla Silivri’deki çiftliğe maddi değeri yüksek alpaka, geyik, at, koyun, keçi, kedi, köpek gibi evcil ve yabani hayvanlar aldıkları anlatıldı. İddianamede 329 dolandırıcılık eylemi tek tek anlatıldı.

SUÇLAMALARI KABUL ETMEDİ, AĞABEYİNİ SORUMLU TUTTU

İddianamede, şüphelilerin soruşturma aşamasında verdiği ifadelere de yer verildi. Şebeke lideri Abdullah Çoşkun Çelebioğlu ifadesinde dolandırıcılık amacıyla şebeke kurmadığını ve bazı suçlamaları kabul etmediğini belirterek, “Dolandırıcılık olaylarıyla herhangi bir ilgim alakam yoktur. Dolandırıcılık faaliyetlerinin yürütüldüğü şirketler ağabeyim Hasan Tayfun Çelebioğlu’na aittir. Dolandırıcılık eylemlerinin yapıldığı yere ben haftanın 2-3 günü giderim. Burada kardeşimin adına işlemleri benim yürüttüğüm olur. Tape içeriklerindeki görüşmelerin bir kısmı bunlara ilişkindir. Bu şirketin müdürü Abdulkerim Balcıdır, bu işlemleri kendisi yürütür. Abdulkerim Balcı ile ilgili olarak ağabeyim Hasan Tayfun Çelebioğlu adına kayıtlı olan şirketin para işleriyle ilgili yapmış olduğumuz görüşmeler ve vermiş olduğum talimatlarla alakalı görüşmeler bana aittir. Ben bu işlemleri ağabeyimin adına yapıyorum. Bu işlemlerin dolandırıcılık işi olduğunu bilmiyordum. Eyüphan Köse ile aramızda geçen para alışverişine ilişkin konuşmalarsa, aramızdaki data alışverişine ilişkindir. Bu olayların dolandırıcılıkla alakası yoktur. Bu iş yerinde yapılan tüm faaliyetlerin sahibi ağabeyim Hasan Tayfun Çelebioğlu’dur. Ben bu işten herhangibir gelir elde etmem. Yukarıda açıkladığım gibi sadece yardım amacıyla bu işlemleri yaptım” dedi.

ELE GEÇİRİLEN İLAÇLARIN HALK SAĞLIĞINA ZARARLI OLDUĞU TESPİT EDİLDİ

Şüphelilerin gözaltına alındığı adreslerde ele geçirilen cinsel içerikli ilaçlar ve diğer ürünler incelenmek üzere, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’ne gönderilerek rapor hazırlandı. Gelen raporda ele geçirilen ilaçların bakanlık tarafından ruhsat verilen ilaçlardan olmadığı, ilaçların merdiven altı üretim ilaçlar olduğu ve tüm ilaçların halk sağlığını tehdit edebileceği belirtildi.

13 ŞÜPHELİ HAKKINDA 66 YILA KADAR HAPİS İSTEMİ

Şüphelilerden Abdullah Çoşkun Çelebioğlu’nun kurucu ve lider olduğu ve bu yüzden şebekenin tüm dolandırıcılık eylemlerinden sorumlu olduğu vurgulandı. İddianamede, şebeke lideri olarak Abdullah Çoşkun Çelebioğlu ile yöneticiler Hasan Tayfun Çelebioğlu, Abdülkerim Balcı, Fatih Saraçoğlu, Mahir Çelebioğlu, Eyüphan Köse’nin de aralarında bulunduğu 13 şüpheli, “Nitelikli dolandırıcılık, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama”, “Bozulmuş veya değiştirilmiş gıda veya ilaçların ticareti”, “Kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye atacak şekilde ilaç yapma veya satma”, “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme”, “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme”, “Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme” suçlarından ayrı ayrı toplamda 25 yıldan 66 yıl 4 aya varan hapis cezaları istendi. Yöneticilerin de şebekenin diğer işlediği suçlardan da sorumlu tutulması gerektiği vurgulandı.

69 ÖRGÜT ÜYESİNİN 56 YILA KADAR HAPSİ İSTENDİ

İddianamede, diğer 69 şüpheli hakkında ise ayrı ayrı farklı suçlardan 1 yıldan 56 yıla kadar farklı oranlarda hapis cezaları talep edildi. Sanıkların ilerleyen günlerde hakim karşısına çıkması bekleniyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/80-milyon-kisinin-bilgilerini-1-liraya-satmislar-cetenin-gunluk-geliri-dudak-ucuklatti/feed/ 0
Ayrılan çift arasında kazıkazan ikramiyesi davası https://www.foxhaber.com.tr/ayrilan-cift-arasinda-kazikazan-ikramiyesi-davasi/ https://www.foxhaber.com.tr/ayrilan-cift-arasinda-kazikazan-ikramiyesi-davasi/#respond Tue, 27 Feb 2024 21:15:37 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3961 İngiltere’de yaşanan piyango tartışması dünya basınına da yansıdı. Her şey Michael Cartlidge ve Charlotte Cox’un kazıkazan oynayarak büyük ikramiye kazanmasıyla başladı.

Çift kazıkazandan 1 milyon pound kazandıktan kısa bir süre sonra ayrılınca ortalık karıştı.

Cartlidge, Cox ile birlikte bir kazıkazan kartı satın aldıklarını, ancak haftalar sonra terk edilip Cox’un ödülü kendisi için aldığını iddia etti. Çift şimdi bir hukuk savaşının ortasında.

ÖNCE ÖDÜLÜ PAYLAŞMAYI KABUL ETTİ

Cartlidge, Cox’un biletin parasını ödediğini kabul ediyor, ancak bilet satın alma fikrinin kendisine ait olduğunu ve daha sonra satın alma işlemini karşılamak için parayı ona aktardığını iddia ediyor. Bir çocuk annesinin başlangıçta parayı paylaşmayı kabul ettiğini, ancak onu terk ettikten sonra fikrini değiştirdiğini söylüyor.

Cartlidge paranın paylaşılacağından umutluydu ancak yeni piyango sahipleri Allwyn, Cox’un bu hakka sahip olduğuna karar verdi. Cartlidge, paranın yarısını alma hakkına sahip olduğunu ve yasal işlem başlatmayı düşündüğünü savunuyor:

“Şoktayım. Açıkça itiraf edebilirim ki Charlotte olmasaydı o bileti alamazdık ama o da ben olmasaydım alamazdı. Bunun parayı, kartların parasını ödeyenin olduğunu biliyorum ama ahlaki olarak yarı yarıya olmalı.”

“YARI YARIYA OLMALI”

Bu arada, eski sevgililere kartı satan tezgâhtar da büyük ikramiyenin yarı yarıya bölünmesi gerektiğini söyleyerek tartışmaya katılıyor. Cartildge ve Cox’un gelip iki kart aldığını hatırladığını söylüyor. Ayrıca mağazanın güvenlik kameralarının Cartlidge’in kart satın alma işlemini karşılamak için nakit transfer etmeye çalıştığı iddiasını desteklediğini iddia etti:

“Ben kimsenin tarafında değilim. İkisini de seviyorum. Ama açıkçası paranın her ikisine de ait olması gerektiğine inanıyorum. Bu zor bir durum. Çifti tanıyordum. Birlikte dükkana geldiklerini hatırlıyorum ve ikramiyeyi kazandıklarından beri tartışma konusu haline geldi. Müdavimlerdi ve tüm bunlardan sonra hala ayrı ayrı geliyorlar.”

Bu arada Cox ve Cartildge, Loto dramı başlamadan önce üç aydır birlikteydiler. Cartlidge, Cox’un Spalding’deki evinde yaşıyordu. Beraber dışarı çıktıklarında Carildge’ın iddiasına göre kazıkazan kartı aldılar ancak üzerinde nakit olmadığı için banka havalesi yaparak ödemeye çalıştı. Bu esnada sinyal kötü olduğu için ödeme hemen gerçekleşemedi.

PARAYI KAZANDILAR AŞKTA KAYBETTİLER

Evlerinde kartları kazıdıklarında, 1 milyon sterlinlik büyük ikramiye kazandılar. Yaklaşık kırk dakika sonra da Cartlidge para transferinin tamamlandığını söyledi.

Çift, ikramiyeyi deniz kenarında bir geziyle kutladı. Birlikte ev almak, araba almak gibi planları vardı.

Bilet, Cox’un adına kesilmişti ancak para ortak hesaba yatırılacaktı. Üç hafta sonra da Cartildge, arkadaşlarından biri aracılığıyla Cox’un evi terk etmesini istediğini öğrendi. Ve kazanan kazıkazan kartını yanına alarak evden ayrıldı.

Eve döndüğünde Cox, kartın alındığını fark etti ve durumla ilgili yardım almaya karar verdi. Bir arabulucunun atanmasıyla kartı yeniden aldı. İkili kısa bir süre sonra yeniden bir araya gelse de bu birliktelik de kısa sürdü. Cox, kartı alarak ödülün sahibi oldu.

Bu arada Cartildge, bilette hak iddia etmeye devam etse de 10 Şubat’ta, yani Milli Piyango’nun yeni sahibi Allwyn’in yönetimi devralmasından sonra, Cartlidge’a herhangi bir para almaya hakkı olmadığını belirten bir mektup gönderildi. Allwyn kurallarına göre ödülü yalnızca biletin arkasında yazan isim alabilir.

Şirketten yapılan açıklamada, “Kazımalı Kart Oyunları Milli Piyango Kuralları, yalnızca bir kişinin bilet sahibi olabileceğini ve kazanan kazıkazan kartının arkasında yalnızca adı ve adresi yazan kişinin bilet talebinde bulunabileceğini açıkça belirtiyor” diye yazıyor.

Ayrıca şirket ortada bir anlaşma yoksa ödemenin bir kişiye yapılacağını belirtti.

ESKİ SEVGİLİ SKANDALI

Tüm bunlar olurken Cartildge’ı zor durumda bırakacak yeni bir gelişme daha yaşandı. Michael Cartlidge, bir zamanlar sevgili olduğu Crystal Neary-Phillips’e saldırmak ve iPhone 12’sini parçalamakla suçlanarak mahkemeye çıkacak.

Fiziksel saldırı ve cezai zarar verme olmak üzere iki suçlamayı reddeden adam, 18 Nisan’da Lincoln Sulh Ceza Mahkemesi’ne çıkacak.

Olayın geçen yıl 15 Nisan’da, yeni kız arkadaşı Charlotte Cox’la ortak ikramiye kazandığını iddia etmesinden altı ay önce meydana geldiği söyleniyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ayrilan-cift-arasinda-kazikazan-ikramiyesi-davasi/feed/ 0
Mansur Yavaş: Halkın vergisini istediği gibi harcıyorlar https://www.foxhaber.com.tr/mansur-yavas-halkin-vergisini-istedigi-gibi-harciyorlar/ https://www.foxhaber.com.tr/mansur-yavas-halkin-vergisini-istedigi-gibi-harciyorlar/#respond Thu, 22 Feb 2024 21:57:30 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3807 Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, bir üniversitenin düzenlediği ‘Yerel İdarelerin Sorunları’ başlıklı açılış dersine katıldı. Üniversitenin Hukuk Fakültesi’nin konferans salonunda üniversite öğrencilerinin yoğun katılımıyla gerçekleşen derste, salon dışarısından kalan üniversite öğrencileri Mansur Yavaş’ın ricasıyla sahne önüne oturdu.

“YEREL YÖNETİMLER BÜTÇESİ MAALESEF İSTENDİĞİ KADAR YETERLİ DEĞİL”

Gerçekleştirdiği projelerden ve yerel yönetimlerin karşılaştığı zorluklardan bahseden Yavaş, konuşmasında şunları söyledi:

* “Halkın vergisini istediği gibi harcıyorlar. Makamlardan ayrılmayacaklarını sanıyorlar ve popülist davranışlara giriyorlar. Bütçenin daha iyi harcanması mümkün. Yerel yönetimler bütçesi maalesef istendiği kadar yeterli değil. Bizler belediyenin aldığı harçlardan hariç, Ankara’da toplanan vergiler ve Türkiye’de toplanan vergilerin bir payı Ankara’ya geliyor. Belediye meclisi olarak bir bütçe hazırlıyoruz ama devletin karar alma mekanizmasında belediyeler yok. Dolayısıyla biz ancak rutin işleri yapıyoruz.

* Eğer belediye başkanı başarılıysa, kentin geleceğine yönelik bazı projeler getirip, kentin ekonomisinin de canlanması için çalışabiliyor. Tamamen kendi öngörüsüne bağlı. Bazı belediye başkanları bundan on yıl öncenin parası 22 milyon liraya düğün salonu yapmış. Bu paranın düğün salonuna harcanması son derece yanlış. Belediye kendisi de işletemez bunu. Belediyenin önceliklerinin çok farklı olması lazım. Kentin alt yapısıyla, toplu ulaşımla, sağlıklı suyla ilgilenmesi lazım. Her belediye başkanının bir çılgın projesi var. Çılgın projelerin çoğu da çöp proje. Bunun hesabını da soracak merci yok.

“BİZİM İÇİN ÖNEMLİ OLAN İNSANLARIN SAĞLIKLI YAŞAMASI”

* 60 bin civarında ortaokul ve lise öğrencisi bizden ücretsiz destek alıyor. Okullarına ücretsiz otobüsle binip gidiyor. 16 bin kadar çocuğun servis ücretini ödüyoruz. Kantinden alışveriş yapamayan çocuklar aç gidiyorlar, öğrenme güçlüğü çekiyorlar. Kantinlerle anlaşma yapıp onlara alışveriş yapma hakkı tanıyoruz.

* Kırtasiye, sınav ücreti ve en önemlisi tamamının düzenli et yiyebilmesini sağlamak için kasap ve marketlerde et alımını sağlayacak para yatırıyoruz. Evlerde nasıl bir hayat var görmüyorlar. ‘Ben çocuğuma üç aydır köfte yapamıyordum’ diye mesaj geldi. Çocuk protein almayınca devlete daha da yük oluyor. Doğal gaz yardımı veriyoruz çocukların ısınması için. Sadece kriterlere uyan kişilere yardımcı oluyoruz. Bizim için önemli olan insanların sağlıklı yaşaması.

“5 YILDA ANKARALILARIN KULLANIMINA AÇTIK”

* Kırsaldan kente göç önemli. Dünya kuraklığa doğru gidiyor. Gıdaya erişim güçleniyor. Biz bir kırsal kalkınma hamlesi yapmak suretiyle annesi babası çiftçi olan ailelerin tekrar tarım yapmasını sağlıyoruz. 880 milyon lira destek verdik. Çiftçiler, 7 milyar lira para kazandılar. Biz yaptığımız asfaltla övünmüyoruz. Bizden öncekilerin 25 yılda yaptığı yeşil alanı, 5 yılda Ankaralıların kullanımına açtık. Ailelerin yeşil alanlarda vakit geçirmesi için çalışma yapıyoruz. Temiz hava ve ulaşım için de çalışıyoruz.

“AKARYAKIT PARASINI KENDİSİ VERSE HİÇBİRİ BİNMEZ”

* Belediye başkanının yetkisi en büyük sorun. İhaleleri açık ve şeffaf yaptık. İhtiyaç olmayan hiçbir projeye beş kuruş yatırmadık. Diğerleri başka yere para harcayabiliyor. Belediye meclisinde çoğunluğu varsa çok rahat bir şekilde bu paralar harcanabiliyor. Bunun önüne geçmenin en önemli yollarından biri belediye başkanlığını insanların görmesini istiyorum. Çakarlı araçların hepsini söktük. İnsanlar niye çakar kullanıyorlar? Sizin paranızla kullanıyorlar…Akaryakıt parasını kendisi verse hiçbiri binmez. Gelir gelmez kamu görevlisi olduğumuzu tek farkımızın oraya seçilerek geldiğimizi, özünde farkımızın olmadığını, vatandaşa yardımcı olmak için burada olduğumuzu söyledim. Hepsini attım. Ben minibüse biniyorum, rahatsız olmuyorum.

“BİR TARAFTA ÇOCUĞUNA KÖFTE ALAMAYANLAR, BİR TARAFTA LÜKS ARABALARA BİNENLER VAR”

* Avrupa’da her şey kurallarla belirlenmiş, belli bir makamda olmak bir şeyi değiştirmiyor. Kamunun malını harcayan kişi ortaya çıksın da rahatsız olsun görevini bıraksın. Gençlerin hesap sorması lazım. Hepsi sizin cebinizden çıkıyor. Şeffaflık, açıklık hesap vermek gerekiyor. İnternet sitemizde yayınlıyoruz. Herkes görsün diye. Londra’da belediye başkanıyla görüştüm. Bir arena yapmışlar, tek başına koltukta oturuyor, belediye meclisi yukarıda oturuyor, kim soru sorarsa ona cevap veriyor. İnsan bu sorumluluğu hissetmezse sizlerin parasını istediği gibi harcar. Birilerinin buna son vermesi lazım. Bir yandan çocuğuna köfte alamayan bir tarafta lüks arabaya binenler var. Bunun bir sebebi de hesap sorulmamasıdır. Hesabı ‘öbür dünyada veririm’ diyorlar. Bu dünyada hesap veremeyen, öbür dünyada nasıl hesap verecek?

“KAMUYA YAZI YAZIYORUZ, CEVAP VERMİYORLAR”

* Dağ gibi borcu varken marka araba almış. Nereden nereye… Saygı uyandıran davranışları yoksa lüks arabaya biniyor diye saygı duyulabilir mi? Yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılması, şehrin gelişimine yönelik fikirlerde destek olunması gerekiyor. Kamuya yazı yazıyoruz bize cevap vermiyorlar. ‘Siz bizim partiden değilsiniz’ diyorlar. Bu zihniyet ne zaman bitecek? Herhangi bir köye giderken, burada kime kaç oy çıkmış bakmadım. Hangi partiye oy verdiğinin önemi var mı? Yüzlerce köyde musluktan akan su yoktu. Yıllardır insanların suyu yok. Belediyenin önceliğinin bu olması gerekmez mi? Bu insanların hangi partiye oy verdiğinin önemi yok.

“BELEDİYELER İNSANLARIN DERTLERİNİ İÇİN VAR”

* Hukuk olmayan bir ülkede insan hakları gelişmez. İleride iş bulamazsınız arkadaşlar. Bu sistemin değişmesi gerekmez mi? Hukuk, liyakat ve kurallar… Maalesef ülkemizde bunlar rayına oturmadı. En önemlisi bir belediye başkanının kafasına göre para harcamasının önüne geçmesi lazım. 550 kuruluşa yazı yazdık önümüzdeki dönemin bütçesi için. Bütçemizde yer almasını istediğiniz ne varsa yazın dedik. Dijital ortam talepleri artırdı. 300 bin civarında başvuru geliyor. Başvuruların çoğunu bizzat arayıp soruyordum. Sosyal medyadan gelen mesajlar çoğaldı. Sorunları bize bildiriyorlar. Siz bildirirseniz biz görürüz. Önemli olan talebin yerine getirilmesi. Bunun için belediyeler var. İnsanların dertleri için var.

“AÇ KALSINLAR AMA SİZ YAPMAYIN’ DİYORLAR”

* Bütün görevler büyükşehirler tarafından yapılıyor. Karayolları her işini müteahhitlere yaptırdığı için biz müdahale ediyoruz. Ekipman olarak biz daha güçlüyüz. Kahramanmaraş’a mini bir belediye kuracak kadar güçlü olduk. Bu yönüyle büyükşehirler çok güçlü oldu. Afetlerde güçlü olmaya çalışıyoruz. Logonuz görünmesin anlayışı da maalesef var. Okula kantin yardımı yapacak belediyemiz. ‘Aç kalsınlar ama siz yapmayın’ diyorlar. Ülkemiz bu hale geldi. Bizim makam mevki isteyecek halimiz yok. Gençlere örnek olmak istiyor ve onların sorgulamasını istiyoruz. Seçildim her şeyi yaparım anlayışından çıktık. Ankara’ya ne yapabilirizi hep beraber konuşmamız lazım. Bu kuşak bir arada yaşamayı çok güzel beceriyor. Bizim kuşak her şeyi yargılayan bir kuşak. Güzel günler sizin olsun.”

“DEMEK Kİ İSTEMEMİŞLER”

Öğrencilerin sorularını da yanıtlayan Mansur Yavaş, “Cumhurbaşkanı adayı olmayı düşünüyor musunuz” sorusu üzerine, “Altılı Masa aday yaparsa olurum demiştim. Demek ki istememişler. Öyle söyleyeyim. Önümüzdeki günler ne getirir bilmiyorum. Siyaset her şeye gebe” yanıtını verdi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/mansur-yavas-halkin-vergisini-istedigi-gibi-harciyorlar/feed/ 0
Yavaş: Partilerinin adı adalet ama adaletin A harfi dahi kalmamış https://www.foxhaber.com.tr/yavas-partilerinin-adi-adalet-ama-adaletin-a-harfi-dahi-kalmamis/ https://www.foxhaber.com.tr/yavas-partilerinin-adi-adalet-ama-adaletin-a-harfi-dahi-kalmamis/#respond Tue, 20 Feb 2024 09:15:41 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3680 Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, bugün Elmadağ Belediye Başkanı Adem Barış Aşkın ile birlikte Elmadağ’da Seçim Koordinasyon Merkezi’nin açılışına katıldı.

“HİÇBİR YERE SİZİN TERTEMİZ PARANIZI HARCAMAM”

Burada konuşan Yavaş, şunları söyledi:

* “Belediye başkanı olmadan önce ‘Yapamazlar, edemezler, yönetemezler, daha ilk aydan maaşları ödeyemezler’ gibi korkutmaya başlayıp daha sonra ‘Sosyal yardımları kesecekler, işçileri çıkaracak’ ve benzer biliyorsunuz karalamaların hepsi vardı. Allah’a çok şükür bir beş yıl geçti. Ne işçileri çıkarttık? Hepsi mutlu, hep birlikte mesai arkadaşımız gibi çalışıyoruz ne de sosyal yardımları kestik. O ‘Maaşları bile ödeyemezler’ diyen belediyeyi şu anda Amerika’daki fişlenen kuruluşa göre kredibilitesi en büyük belediyenin Ankara Büyükşehir Belediyesi olduğunu açıkladı.

* Yaptığımız çalışmalardan İngiltere’den Dünya Başkentleri Başkent Ödülü’nü aldık. Ve bugün Türkiye’de ‘Mansur Yavaş Belediyeciliği’ konuşuluyor. Çünkü bizden öncekilerin sadece ‘Proje yapıyoruz’ deyip çöp projelere yatırdıkları paraları görünce o çöp projeleri görünce aradaki farkı anladılar. İçinde insan olmayan hiçbir projeye bir kuruş para harcamam. Kendi paramı harcamayacağım hiçbir yere sizin tertemiz paranızı harcamam. Öncelikli olarak hemşehrilerimin bu bölgelerde Ankara’nın tüm sınırları içerisinde birçok ihtiyacı var. İşbaşına geldik, 232 köyde kanalizasyonu açıktan akıyor. Yüzlerce köyde su yok.

* Polatlı suyundan memnun değil. Bunlar yıllardır ihmal edildi. Çünkü ‘Yerin altına yapılan yatırım görülmez’ dediler. Oysa şöyle bir kendinizi yoklayın; iki saat suyunuz kesilse başlıyorsunuz heyecanlanmaya. Peki onlarca yıldır su sıkıntısı çeken, tankerle su taşınan köyleri düşündüğünüz zaman hangisi acil, hangisi farz? Çöp projeler mi? Bunlar mı? Elbette ki insanların acil ihtiyaçları farz. Ve gelir gelmez öncelikli olarak belediyedeki tüm çakarlı araçların çakarlarını söktük. Beş yıldır ben bir minibüs, bir şoför, bir korumayla geziyorum.

* 4 bin kadar ihaleyi canlı yayınladık. Türkiye’de benden başka yok. A’dan Z’ye bütün ihalelerimiz yayınladı. Belediyenin bütün mali tabloları nereye beş kuruş harcıyorsak hepsini internet sitemizden görüyorsunuz. Hesabınızı bu şekilde veriyoruz. Sayıştay gelir zaman zaman tehdit eder. Çekinmeden Sayıştay raporlarını da yayınlıyoruz. Ve hesabımızı her vesileyle veriyoruz. Nereye bir icraat yaparsak bu park, bu kavşak şu kadar TL’ye mal olmuştur diye. Eski dönemden iki misli daha fazla Ankara’nın çeşitli yerlerinden, bütün ilçelerde yeşil alanlar kazandırdık. Ama hiçbir yere hani asfaltını yapıyoruz, kıymetini bilirler gibi, asfaltınız hayırlı olsun kavşağınız hayırlı olsun tabelalarını da asmadık hiçbir şekilde.

“HER ŞEYİMİZ O KADAR AÇIK Kİ HER YERDE HESAP VERMEYE HAZIRIZ”

* Zaman zaman bazı siyasileri görürsünüz. Herhangi bir yolsuzluk iddiası olduğu zaman ‘Ben hesabımı öbür dünyada veririm. Kimseye hesap vermem’ gibi böbürlenenleri görürsünüz. Her şeyimiz o kadar açık ki her yerde hesap vermeye hazırız. Ve diyoruz ki; bu dünyada hesabını veremeyen kimse öbür dünyada mümkün değil veremez. Onun için hem bu dünyada hesabını vereceksiniz hem öbür dünyada. Ondan sonra vatandaşın karşısına böyle korumasız bir şekilde alnı açık bir şekilde çıkacaksınız. Allah’ıma bin şükür, bana güvenlerin başını eğecek hiçbir işin içinde olmadık. Olsaydık duyardınız. Diyoruz ki; süremiz bitince de aynı şekilde. O zaman korumamız da olmayacak. Şoförümüz de olmayacak. İnşallah sizlerin yanına gayet rahat bir şekilde geleceğiz. Neden korumasız geziyoruz? Kimseyi ayırmadık ki. Herhangi bir köye, mahalleye, ilçeye hizmet ederken ‘Burada kaç oy çıkmış’ diye bakmadık.

“ELMADAĞI’IN EN ÜCRA KÖŞESİNDEKİ KÖYDEKİ BAKKAL DAHİ ŞİMDİ PARA KAZANIYOR”

* Buradaki sıkıntıları biliyoruz. Başkanım biraz önce yapılanları anlattı. Başkanım direkt arıyor şu ihtiyacımız var diye. İkinci defa söyletmiyoruz. Derhal talimatını veriyoruz. İmkanınız varsa anında destek olmaya çalışıyoruz. Ama maalesef diğer belediye başkanlarımızdan birçoğu uzattığımız eli tutmadılar, kendi ilçeleri kaybetti. Elmadağ hep yanımızda durdu. Elmadağ kazandı ve kazanmaya devam edecek. Elbette eksiklerimiz vardır. Eski dönemden farklı daha neler var? Eskiden biliyorsunuz destek ihtiyacı olan ailelere destek olunurdu. Belediyecilik başkanım da söyledi, yol yapmak, asfalt değil. Bunu herkes yapar. Az yapar, çok yapar ama mutlaka yapar.

* Belediyecilik şöyle tarif edilir; doğumundan ölümüne kadar insanların her türlü beşeriye ihtiyacını karşılayan kurumdur diye geçer. Dolayısıyla bizler öncelikli olarak bu ihtiyaçları karşılamak zorundayız. Komşusu aç yatarken tok yatamayız. Verdiğim sözlerden bir tanesi şuydu buraya geldiğimde; kimseyi açıkta bırakmayacağız, okuluna gidemeyen, okuyamayan hiçbir çocuk olmayacak diye. Söz verdiğimiz gibi Başkent Kart’ı çıkarttık. Üç yılı geçti. Başkent Kart’a para yüklemek suretiyle o evin ihtiyacını en iyi bilen anne ve baba gidiyor istediği esnaftan ihtiyacını gideriyor.

* Eskiden nasıl oluyordu? Bir tane esnaftan toptan alınıyordu. Koli koli getirip evlere dağıtılıyordu ve hem dağıtım masrafı çıkıyordu hem de zaman zaman o dağıtılan kolilerden şikayetler oluyordu. Şimdi böyle bir ihtiyaç yok. Bir kişi değil Ankara’daki tüm esnaflar da kazanıyor. Elmadağ’ın en ücra köşesindeki köydeki bakkal dahi şimdi para kazanıyor. Onlar da ayakta kalıyor. 200 bin aileye Ankara’da protein yardımı, et yardımı yapıyoruz Tam 27 aydır kasaplar kazanıyor. Kırtasiye yardımını da aynı şekilde şimdi birer tane çanta yaptırıp sırtlarını vermek suretiyle yapmıyoruz. Kırtasiye yardımı olarak parayı kartlara yüklüyoruz. Kırtasiyecilerden alıyor, üç harflilerden ve AVM’lerden geçmiyor ki kırtasiye esnafını da ayakta kalsın.

“ÜÇ YILDIR DAĞITTIĞIMIZ ŞEYİ İCRAAT OLARAK SUNUYOR”

* Şimdi Başkent Kart’ı üç yıldır uyguluyorum değil mi? Fakat rakibim Başkent Kart verecekmiş, duymamış. Üç yıldır dağıttığımız şeyi icraat olarak sunuyor. Biz birer kilo et veriyoruz. ‘Ben but veriyorum’ diye övünüyor. Faaliyet raporuna bastık ki bir şubat ayında iki kişiye kasım ayında 11 kişiye vermiş. Biz Keçiören’de 50 bin aileye destek oluyoruz. Siz yönettiğiniz ilçede 50 bin kadar desteğe ihtiyacı olan aileyi bilmiyorsanız o zaman hiç bu konulardan bahsetmeyeceksiniz. Çünkü onun da çöp projeleri var.

* İnsan hayatına dokunmaktan daha güzel bir şey olabilir mi? Türkiye’de hala doğal gaz dağıtan hiçbir belediye yok. İnsanlarımızı evde üşütmüyoruz. Bizim gibi protein yardımı yapan hiçbir belediye yok. 918 köye internet götürmüş hiçbir belediye yok. Kırsal kalkınmalarda destek olan belediyeler var ama bizim hızımıza yetişemiyorlar.
Meclis’teki engellemeleri falan hepsini görüyorsunuz. Adalet hep lafta kalıyor. Partisinin, partilerinin adı adalet ama artık görüyoruz ki adaletin A harfi dahi kalmamış.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/yavas-partilerinin-adi-adalet-ama-adaletin-a-harfi-dahi-kalmamis/feed/ 0
Mansur Yavaş: ABB için ‘yok’ diye bir kelime yok https://www.foxhaber.com.tr/mansur-yavas-abb-icin-yok-diye-bir-kelime-yok/ https://www.foxhaber.com.tr/mansur-yavas-abb-icin-yok-diye-bir-kelime-yok/#respond Mon, 19 Feb 2024 09:03:40 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3614 Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Haymana Belediye Başkan Adayı Levent Koç, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşçıer, Ankara Milletvekili Yüksel Arslan ile birlikte Haymana Seçim Koordinasyon Merkezi açılışına katıldı.

“HALKIN PARASINI, ÇÖP PROJELERE GÖMECEK PARAM YOK”

Programda konuşan Yavaş, şunları söyledi:

* “İnsan demek ki seçimde verdiği sözleri tutunca böyle karşılanıyormuş. Haymanalı alışkın değil. Büyükşehir belediye başkanı oyları alır, bir daha seçimden seçime gelir… Afet oldu geldim, cenaze oldu geldim. Her şeyinizle bizzat ilgilendim. Gelirken de bir tane minibüs, bir tane şoför, bir tane korumayla geldim. Ne çakar, ne konvoy hiçbirisi yok. Çünkü ben Haymana’ya geliyorum, hemşerilerim yanına geliyorum. Hiçbirisini ayırmadım ki niye çekineyim? Niye korumalarla, konvoylarla geleceğim. Kardeşlerimin yanına övüne övüne, sevine sevine geldim. Hiç unutmuyorum… Şurada meydanda konuşurken ‘Benim çılgın projem yok. Benim halkın parasını, çöp projelere gömecek param yok. Ben en büyük proje olarak, Ankara halkını zengin etmeyi ilan etmiştim. Ankara halkından alacağımı, Ankara halkına harcayacağım’ demiştim.

“ESNAFIMIZI DA BİR ŞEKİLDE AYAKTA TUTMANIN ÇARESİNİ ARIYORUZ”

* Şu anda kırsal kalkınma desteklerini Polatlı ve Bala ilçeleriyle birlikte en çok alan ilçe Haymana oldu. Tam 9 bin çiftçiye 3 bin ton tohum desteğinde bulunduk. 4 bin 100 çiftçiye mazot desteğinde, bin 300 çiftçiye sıvı gübre desteğinde, 2 bin 200 çiftçimize sebze fidesi desteğinde, bin 100 adet oluk, 42 kilometre sulama borusu, 12 kilometre kapalı sulama sistemine geçiş hep bu dönemlerde oldu. Başkent Kart aracılığıyla Haymanada’da 4 bin aileye destekte bulunuyoruz. Bu 4 bin aile Haymana’daki esnaftan alışveriş yapıyor. Haymana’daki esnafımız da para kazanıyor. Kırtasiye, et yardımları yapıyoruz. Esnafımızı da bir şekilde ayakta tutmanın çaresini arıyoruz. Belediyecilik budur.

* ‘Proje yapıyorum’ diye halkın parasını çöp projelere gömüp, mala davara faydası olmayan işlere para yatırıyorlar. Ankara’nın girişindeki, çıkışındaki kapıların kime ne faydası var? Oraya harcanan parayla tek başına Haymana abat olurdu. Geldik geleli Haymana’da yapılmayan ASKİ yatırımlarını tek tek yaptık. Haymana’ya itfaiye binası yaptık. Haymana’da 27 mahallenin su sorunu giderildi. Evinizde su kesilse hemen ASKİ’yi ararsınız. Yıllardır suyu olmayan köylere neden yapmadınız? Pahalı pahalı Ankara’da suyu sattılar. Oyu aldıktan sonra Haymana’yı unuttular gittiler. Bu insanlar nasıl yaşar hiçbirisini görmediler.

“ABB İÇİN ‘YOK’ DİYE BİR ŞEY YOK”

* Televizyonlarda görüyorsunuz. Bazı belediye başkanları ‘Oy vermezseniz hizmet gelmez’ diyor. Benden önceki de aynı şeyi söylüyordu. ‘Kim oy verirse ilk ondan başlarım’ diyordu. Öyle bir şey yok. Adaletli, merhametli, vicdanlı davranmak lazım. Nerenin acil sorunu varsa, oradan başlamak lazım. Haymana’da kanalizasyon sorunu varken, başka bir yer daha çok oy verdi diye oraya mı hizmet edeceğiz? Öncelikle söz veriyorum. Ankara’da bütün köylerde açıktan akan kanal kalmayacak. Musluktan suyu akmayan köy kalmayacak. Haymana halkı kararını vermiş ben onu anladım. Geçen geldiğimizden daha kalabalık bir şekilde karşıladı. Çünkü herkesten vergi alıyoruz, herkese eşit hizmet ediyoruz. Levent Başkanımın arkasında ABB var. ABB için ‘yok’ diye bir kelime yok. Haymana’dan rekor oy bekliyorum.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/mansur-yavas-abb-icin-yok-diye-bir-kelime-yok/feed/ 0
Köylüsünü öldürmüştü: ‘İstismar edip, beni mahvetti’ dedi… https://www.foxhaber.com.tr/koylusunu-oldurmustu-istismar-edip-beni-mahvetti-dedi/ https://www.foxhaber.com.tr/koylusunu-oldurmustu-istismar-edip-beni-mahvetti-dedi/#respond Sun, 18 Feb 2024 09:03:17 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3551 Zonguldak’da gerçekleşen oay, 5 Temmuz 2022’de Çaycuma ilçesi Temenler köyünde meydana geldi. Almanya’dan iznini geçirmek için köyüne gelen E.P., evde dedesi Ali Genç’i hareketsiz bulup 112 Acil’i arayarak ihbarda bulundu. Haber verilmesiyle olay yerine gelen ekipler Ali Genç’in, başına sert bir cisimle vurularak öldürüldüğünü belirledi. Gözaltına alınan torun E.P., dedesini öldürdüğü iddiasıyla tutuklandı.

AYAKKABILARDAN YAKALANDI

Olay yerinde incelemede bulunan jandarma ekipleri, sahipsiz bir çift ayakkabının kime ait olduğunu belirlemeye çalıştı. Jandarma ekipleri, ayrıca evden kıyafetler alındığını tespit etti. Çevredeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, şüphelinin Fikret Canbaz olduğunu, ayağında evden aldığı ayakkabının bulunduğunu ve kendi ayakkabılarını da evde bıraktığını belirledi. Suçsuz olduğu anlaşılan E.P. serbest bırakıldı.

Antalya’da, aynı yıl ağustos ayında polisin uyuşturucu bulunan bir eve yaptığı baskınla yakalanan Canbaz, Zonguldak’a getirilerek cinayet mahallinde keşif yaptırıldı ve çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.

Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı hazırladığı iddianamede Canbaz hakkında ‘Canavarca hisle eziyet çektirerek tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis ‘Hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme’ suçlarından ise 18 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Canbaz’ın ifadelerinde kendisini azmettirdiğini öne sürdüğü, adli kontrol şartıyla serbest bırakılan O.K. hakkında da müşterek fail olduğu gerekçesiyle aynı suçlardan dava açıldı.

KAPALI DURUŞMA TALEP EDİLDİ

Sanıklar Zonguldak 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşmada, tutuklu sanık Fikret Canbaz ve tutuksuz yargılanan O.K. ile Ali Genç’in oğlu Muhammet Genç ve taraf avukatları hazır bulundu. Fikret Canbaz’ın avukatı, müvekkilinin 10-12 yaşlarındayken Ali Genç tarafından cinsel istismara uğradığı için cinayeti işlediğini ve duruşmada küçük bir çocukmuş gibi ifade vereceğini belirterek, duruşmanın kapalı yapılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, atılı suçların genel ahlakı veya kamu güvenliğini etkilemediği gerekçesiyle ‘kapalı duruşma’ talebini reddetti.

‘PARA İÇİN YAPMADIM’

Önceki ifadelerinde ailesinin gerçeği bilmesinden korktuğu için yalan söylediğini öne süren Canbaz, “Ben ailemin maktulün beni taciz ettiğini öğrenmesinden korktum. Daha önceki ifadelerimde bu işi para için yapmış olduğumu söylemiştim. Ancak bu işi para için yapmadım. Para için yapsam şu anki ekonomik koşullarda önemli bir para olan bin 700 euro parayı alırdım. Bölgeyi çok iyi tanımam göz önünde bulundurulduğunda cesetten kurtulmam maktulü öldürebilmem kadar kolaydı. Benim tek pişmanlığım Allah’a bırakmadan kendim almamdır. Benim hayatımı mahvetti. 10 yaşımdan bu yana hayatımı mahveden bu adamdan neler çektiğimi bir ben bir Allah biliyor” dedi.

CİNSEL İSTİSMAR İDDİASINI ANLATTI

Nasıl cinsel istismara uğradığı sorulan Canbaz, “10 yaşlarındaydım Ali Genç’in evinin önünde oyun oynuyordum. Ali Genç yanıma geldi. Çocuk olmama rağmen dün gibi hatırlıyorum. Bana ne yaptığımı sordu, ben de oyun oynadığımı söyledim. Bana gel içeride oyna diyerek evin içine çağırdı. Bana sonrasında Almanya’dan getirdiği hediye ve çikolatalardan verdi. Benim mahrem yerlerime dokunmaya başladı. Çırılçıplak üzerimi soydu. Mahrem yerlerimi elledi. Bu durum 13-14 yaşına kadar devam etti. 15-16 yaşına geldiğimde bu adamın bana yaptığı şeylerin insanlık dışı olduğunu düşündüm. Yaptıkları kabusum olmaya başladı” diye konuştu.


Ali Genç

‘BENİ BIRAK, BEN BÜYÜDÜM

Olay günü köye gittiğinde Ali Genç’in kendisini eve davet ettiğini öne süren Canbaz, “Bana tekrar eve gidelim diye teklifte bulundu. Beraber eve girdik karnımın aç olup olmadığını sordu. Ben gitmek istiyorum dedim. Benden üstümü çıkarmamı istedi, ellemeye başladı. Ben de ‘Ali amca beni bırak, ben büyüdüm’ dedim. Bırakmadı. Mutfaktaydık ben salona doğru yürüdüğümde kendisi arkamdan geldi. Salon kapısının önünde arbede oldu. Oradaki keserle başına vurdum. Uyuşturucu madde etkisi altındaydım kaç kere vurduğumu hatırlamıyorum. Ev kapısı kitli olduğu için yere düşen anahtarı aldım. Telefonu alma sebebim ambulansı aramaktı telefonu açamadığım için ambulansı arayamadım” dedi.

‘BOYLU POSLU ADAMSIN NİYE KORKTUN

Mahkeme başkanı, Ali Genç’ten korktuğu için olay günü evden ayrılmadığını söyleyen Canbaz’a, ‘Boylu poslu adamsın niye korktun?’ diye sordu. Canbaz ise “Korkmamın sebebi çocukluğumda yaşadığım travmalardı, pişmanım” diye cevap verdi.
Tutuksuz sanık O.K. ise suçlamaların tamamını reddederek, olayla ilgisi olmadığını belirtti.

‘EŞİ VE ÇOCUKLARI KENDİSİYLE İLİŞKİYİ KESMİŞLERDİR’

’Öldürülen Ali Genç’in çocuklara yönelik cinsel eylemleri olduğunu öne süren Fikret Canbaz’ın avukatı, “Maktulün eşi ve çocukları kendisiyle ilişkiyi kesmişler. Sebebi ise özellikle küçük yaştaki çocuklara özellikle erkek çocuklara getirdiği çikolata ve oyuncaklarla çocukları ikna ederek cinsel hareketlerde bulunduğu eşi ve çocukları tarafından bilinmektedir. Bu sebeple ilişki ve irtibatı kesmişlerdir. Bu hususun mahkemede tespit edilmesini talep ederiz” diye konuştu. Duruşma, avukatların savunma beyanlarını ve delillerini bildirmeleri için ileri bir tarihe ertelenirken Fikret Canbaz’ın tutukluluk halinin devamına karar verildi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/koylusunu-oldurmustu-istismar-edip-beni-mahvetti-dedi/feed/ 0
Milyarları götüren Sedat Ocakçı: ‘FETÖ’cüler olabilir’ https://www.foxhaber.com.tr/milyarlari-goturen-sedat-ocakci-fetoculer-olabilir/ https://www.foxhaber.com.tr/milyarlari-goturen-sedat-ocakci-fetoculer-olabilir/#respond Sat, 17 Feb 2024 21:42:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3528 Dünyanın ilk şehir tokeni olan İzmir Token’i halka arz eden Barış Turgut’la yaptığı protokol sonucu, 15 milyonluk yatırım yaparak gündeme gelen Ocakcı Holding’de, holdingin sahibi Sedat Ocakcı’nın yeğeni siber güvenlik uzmanı Salih Han, 1 Ocak’ta kuruma ait 2,5 milyar liralık soğuk cüzdanla Dubai’ye kaçtı. Yüksek kar vaadiyle paralarını verenler, dolandırıldıkları iddiasıyla polise şikayetçi oldu.

Şüphelilerin, satışını yaptıkları token ile kripto piyasalarında para kazandıracaklarını vadettiği, ayrıca dron fabrikası kurarak da yine kar sözü verdikleri öğrenildi. Şüphelilerin 3 bin 100 kişiden yaklaşık 5 milyar 123 milyon TL topladıkları öne sürüldü.

YAZILIMLA İKNA ETMİŞ

Sedat Ocakcı’nın ilk olarak, borsada değerlendirdiğini söyleyerek para toplamaya başladığı, ardından kripto paraya girdiği, sonrasında yazılım firması kurduğu öğrenildi. Kripto için para topladığı sırada vatandaşları, ‘Bir yazılım sistemi geliştirdim. Bu sayede borsa ve kripto para işinde piyasanın iniş veya çıkış dönemleri yaşansa bile hiç kaybetmiyorum’ diyerek ikna ettiği belirtildi. Sedat Ocakcı’nın en az yüzde 17 kar vadettiği de kaydedildi.

Sedat Ocakcı’nın yakın dönemde bütün varlığı kripto borsasına aktardığı, soğuk cüzdana yüklediği, bu varlığı şoförüyle İstanbul’daki kuzeni Salih Han’a gönderdiği öğrenildi. Salih Han’ın bu soğuk cüzdan ile Dubai’ye kaçması üzerine Ocakcı’nın 31 Ocak’a kadar yatırımcıya ödeme yapmaması üzerine mağdurların Emniyet Müdürlüğü’ne şikayetçi oldukları kaydedildi.

OPERASYON 7 ŞUBAT’TA BAŞLADI

Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı, dolandırıcılık iddiaları üzerine soruşturma başlattı. Savcılığın talimatıyla 7 Şubat sabahı harekete geçen İzmir Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve nitelikli dolandırıcılık’ suçlarından haklarında gözaltı kararı çıkarılan, aralarında, Ocakcı Holding sahibi Sedat Ocakcı, eşi Seçilay Ocakcı (30) ve holdinge bağlı bir şirketin genel müdür yardımcısı emekli Tuğgeneral Mehmet Rıfat Alkan’ın da bulunduğu 30 kişiye yönelik eş zamanlı operasyon düzenledi. Ocakcı Holding ve bağlı işletmelerinde arama yapıldı.


Ocakçı çiftinin lüks yaşamları dikkat çekiyordu

OCAKCI ÇİFTİ ADANA’DA YAKALANDI

Ocakcı çifti, İzmir Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Adana Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerinin desteğiyle Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından, Adana’da saklandıkları kiralık evde yakalandı. Ocakcı çiftinin operasyon öncesi Türkiye’yi terk etmeye çalıştıkları ortaya çıktı. 1 Ocak 2023’te Ocakcı Holding’i kurduğu belirtilen Sedat Ocakcı hakkında ilk olarak geçen 1 Şubat’ta İzmir Emniyet Müdürlüğü’ne şikayette bulunulduğu bildirildi.

Şikayetin ardından emniyetin talebiyle mahkeme tarafından hakkında yurt dışı çıkış yasağı getirildiği kaydedilen Ocakcı’nın 5 Şubat’ta Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan eşiyle yurt dışına gitmeye çalıştığı, ancak hakkındaki yurt dışı çıkış yasağını öğrenince Adana’ya geçip, eşyalı kiralık ev tuttuğu belirtildi. Sedat Ocakcı’nın Adana’ya gitmesindeki amacının, buradan da yasa dışı yollardan Kıbrıs’a gitmek olduğu öğrenildi.

DRON FABRİKASI İÇİN TAHSİS EDİLEN ALANA HİÇBİR ŞEY YAPILMADI

Operasyonda haklarında gözaltı kararı verilen şüphelilerden 29’u yakalandı. Ayrıca 1 kişi yardım ve yataklıktan, Ankara’da 2 şüpheli de Sedat Ocakcı ile iş birliği yaptığı tespitiyle gözaltına alındı. Böylelikle İzmir merkezli Antalya, Ankara ve Aksaray’da gerçekleştirilen operasyonlarda toplam 32 kişi gözaltına alındı. 1 şüpheli ise halen aranıyor. Şüpheliler arasındaki emekli Tuğgeneral Mehmet Rıfat Alkan’ın, üsteğmen olarak görev yaptığı Türk Silahlı Kuvvetleri’nden FETÖ soruşturmasında 2019 yılında ihraç edilen holding sahibi Sedat Ocakcı’nın geçmişte komutanı olduğu ortaya çıktı.

Alkan’ın Yüksek Askeri Şura Toplantısı’nda alınan kararla tuğgeneral olarak görev yaptığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan 30 Ağustos 2022’de emekli edildiği belirtildi. Alkan’ın, emekli olduktan sonra holdinge bağlı şirketlerden Metayıldız’ın genel müdür yardımcılığı görevini yürüttüğü kaydedildi. Şirkete, 15 Temmuz 2023’te, Yozgat Bozok Organize Sanayi Bölgesi Yatırım Alanı’nda yer tesis edildiği öğrenildi.

Dron imalatı üzerine fabrika kuracağını beyan eden şirket yetkililerinin, bu alanda 3-4 ay kadar hafriyat alım çalışması yaptığı ancak ‘Bozok Organize Sanayi Meta Yıldız Dron Fabrikası Meta Yıldız Bilişim Teknolojileri Dış Ticaret Sanayi Anonim Şirketi’ ibarelerinin yazılı tabelanın dışında, alanda başka hiçbir icraat gerçekleştirmediklerinin ortaya çıktığı belirtildi.

17 YAŞINDAN BERİ BORSAYLA İLGİLENİYORMUŞ

Polisteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, 9 Şubat’ta adliyeye sevk edildi. Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği, şüphelilerden holding sahibi Sedat Ocakcı, eşi Seçilay Ocakcı ile holdingdeki bir şirketin genel müdür yardımcısı emekli Tuğgeneral Mehmet Rıfat Alkan’ın da aralarında olduğu 27 şüpheliyi tutukladı. Diğer 5 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 13 Şubat’ta aranan 1 şüphelinin daha yakalanıp tutuklanması üzerine, operasyondaki tutuklu sayısı 28’e yükseldi. Ayrıca Dubai’ye kaçan Salih Han hakkında da yakalama kararı çıkarıldı. Sedat Ocakcı’nın hakimlikteki ifadesi ortaya çıktı. 17 yaşından beri borsayla uğraştığını, askeriyeden ihraç edilince borsa eğitimi aldığını belirten Ocakcı, borsa robotları kullandığını ve bu nedenle zarar etmediğini söyledi.

‘PARASI ÇALINAN VE MAĞDUR BENİM’

Mağdurlara paralarını vermek ve borsadan çıkmayı istediğini söyleyen Ocakcı, soğuk cüzdanı kaçıran Salih Han’ın arkasında kimin olduğunu bilmediğini, şirketinde FETÖ’den atılan 3 kişinin bulunduğunu belirterek, “Bunlar bana karşı gelen FETÖ’cüler de olabilir. Salih’e cüzdanı nakde çevirsin diye verdim. Çalındığını, mesaj attığı zaman anladım. Dubai’ye kaçtığını öğrenince, polis merkezine giderek şikayetçi oldum. Salih hakkında yakalama kararı var. Asıl parası çalınan ve mağdur olan benim” dedi.

EŞİ SOSYALLEŞSİN DİYE ODA VERMİŞ

Eşinin şirket faaliyetleriyle ilgisinin bulunmadığını söyleyen Ocakcı, “Evde durmasın, sosyal olsun diye ona şirkette bir oda yaptım. Odasında ‘Yönetim Başkan Yardımcısı’ yazmasına rağmen imza yetkisi yoktur. Soysal medyadaki paylaşımlar, ona sürprizlerimdir” dedi.

Olayların sosyal medyada yayılmasından sonra güven kaybettiğini, mafya tipli kişilerin hedefi olup tehdit aldığını belirten ve kaçarken yakalanan Ocakcı, Kıbrıs’a gitme amacının eşini ve kayınvalidesini bırakıp geri dönmek olduğunu ifade etti. Ocakcı’nın ifadesinde “Ödemeleri yapacaktım. Suçlamaları kabul etmiyorum. Suçsuzum” dediği öğrenildi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/milyarlari-goturen-sedat-ocakci-fetoculer-olabilir/feed/ 0
Mansur Yavaş’tan Erdal Beşikçioğlu çağrısı https://www.foxhaber.com.tr/mansur-yavastan-erdal-besikcioglu-cagrisi/ https://www.foxhaber.com.tr/mansur-yavastan-erdal-besikcioglu-cagrisi/#respond Thu, 15 Feb 2024 21:06:33 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3427 Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Etimesgut SKM açılışı programına katıldı. Programda konuşan Yavaş, şunları söyledi:

*Aşağı yukarı beş yıldır birlikteyiz. Beş yıl boyunca Ankara’nın sokaklarında benim hiçbir fotoğrafımı görmediniz. Çakar konvoylu makam araçlarımızı görmediniz. Daima sizin içinizde sade bir şekilde yaşadık.

*Belediyede rant için dolaşanları görmediniz. Sadece Ankara halkının gerçek ihtiyaçları için çalıştık. Ortak akılla çalıştık. Üniversiteler, meslek odalarıyla birlikte çalıştık. ‘Ben yaptım oldu’ dönemi bitti. Dört binden fazla ihalemizi canlı yayınladık.

*Bunların hepsini herkes gördü. Yetmedi. Tüm harcamalarımızı belediyemizin Web sayfasında kuruşana kadar görüyorsunuz. Hesap veriyoruz. Bütçe hazırlarken vatandaşa soruyoruz. Sayıştay raporlarını açıklıyoruz. Hiçbir şeyden çekinmiyoruz.

*Bugünler hesap verme zamanı. Başkaları gibi ‘Ben hesabımı öbür dünyada veririm’ demiyoruz. Çünkü bu dünyada hesabını veremeyen asla öbür dünyada da hesabını veremeyecek demektir. Sizlerin parasını kendi paramız gibi harcıyoruz. Kendi paramızı harcamayacağımız hiçbir yere sizin paranızı harcamıyoruz.

“ANKARA’NIN KALDIRIMLARININ DİBİNE KADAR GÖMDÜK”

*Alın terinizi belediyeye verdiğiniz paralar gerçek ihtiyaç sahiplerine gidiyor ve her mekanda hesabını veriyoruz. Yaptığımız işleri parklara, kavşaklara ne hizmet yapıyorsak kaç paraya mal olduğunu açık açık vatandaşa duyuruyoruz. Artık meşhur muhafazakar kesme bile kabul ettirilen kul hakkını adeta göz ardı ettiren, ‘çalıyor ama çalışıyor’ felsefesini Ankara’nın kaldırımlarının dibine kadar gömdük.

*İsraf edecek paramız yok. Bu paraları kolay kazanılmıyor. Halkın temiz alın terinden gelen paralar bunlar. Dolayısıyla nerede ihtiyaç var oraya harcıyoruz. Değerli Etimesgutlular bu caddeyi biliyorsunuz. 25-30 yıldır üç tane başbakan, bir cumhurbaşkanı, belediye başkanlığı bakanlar, İstasyon Caddesi’ni her seçimden önce geldiler. ‘Burayı çözeceğiz’ dediler. Çözmek bize nasip oldu.

*Önceliğimiz Sincan ve Etimesgut’un çilesini bitirmek oldu.135 milyon liraya İstasyon Caddesi’ne alternatifini yaptık ama 250-300 milyon lira da yine buranın altyapısına harcadık. Türk Kızılayı’na iki adet köprülü kavşak, Şaşmaz’a iki adet kavşak, Koru-Bağlıca’nın metro bağlantısının projesi bu ay içerisinde bitiriyor. İnşallah temelini atmak da nasip olsun.

“ÜCRETSİZ TAŞINIYOR”

*Doğumundan ölümüne kadar vatandaşın her türlü ihtiyaçlarıyla ilgilenen kurumdur belediye. Dolayısıyla bir çocuk doğdu. Okula gidecek. Okula giderken sosyal destek alan aileyse öbür yaşıtları gibi aynı avantajlarla gidebiliyor mu? Gidemiyorsa onu çözmek bizim görevimiz. Birçoğu kreşe giderken okuluna giderken serviste gidiyor.

*Gidemeyen mi var? Ankara Büyükşehir bunu karşılar. Ortaokul ve lise öğrencileri eğer otobüsle okuluna gidiyorsa yeter ki okusun diye Ankara Büyükşehir Belediye’si tarafından ücretsiz taşınıyor. Ve bütün derdimiz onların okuması. Okusun ki onlar da desteğe ihtiyaç olmasın. Hem ailesine hem ülkemize faydası olsun. Bu destekleri yaparken artık eskisi gibi kapı kapı paket dağıtma işi ortadan bitti.

*Üç yıldır Başkent Kart’a para yüklemek suretiyle onların ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Bir esnaftan alınıyordu. Şimdi Ankara’daki bütün esnaflar o esnafa verilen parayı paylaşıyor. Esnaf mutlu o ailenin ihtiyacını en iyi anneler bilir. Onlar gidiyor, ihtiyacına göre alışveriş yapıyor. Onlar bu mutlu.

*Kırtasiye yardımı yapılıyor, sırtında bilmem ne belediyesi, içinde defter dolu çantalar dağıtılıyor. Kırtasiye yardımını kartlara yatırıyoruz. Ama AVM’lerde geçmiyor. Sadece kırtasiyeci esnafından alıyorlar. Kırtasiyeciler kazanıyor.

“BİZ PROTEİN YARDIMI YAPIYORUZ. O BUT VERİYORMUŞ”

*İki yüz bin aileye protein yardımı yapıyoruz. Kasaplar kazanıyor ve Türkiye’de ilk defa üç yıldır Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden başka yok. Belediyeyle kıyaslamayın. Hükümet de yapmıyor. Üç yıldır doğalgaz yatırıyoruz 200 bin aileye. Üşütmüyoruz. Aç bırakmıyoruz. Bize ‘Projeleri yok’ derken İstanbul’daki çorba dağıtmaya başladılar. Ben çorba dağıtırken dalga geçiyorlardı.

*Emeklileri benden başka destek olan yok. ‘Projesi yok’ diyorlar. İstanbul’daki aday iki bin lira Ankara’daki beş bin lira verecekmiş. Biz protein yardımı yapıyoruz. O but veriyormuş, tavuk budu olduğu ortaya çıktı. O da 15 kişiye. Kendi belediyesinde 50 bin destek alan aile var Keçiören’de. Sadece yardım 2 bin 500 kişiye yapılmış. Dolayısıyla şimdi bizim yaptıklarımız yeni bir proje gibi ortaya koyup ‘Biz daha çok vereceğiz’ diye taklit etmeye başladılar.

*Eğer gerçekten taklit etmek istiyorlarsa, proje arıyorlarsa, mansuryavasneyaptı Veya MY 2024 mobil uygulamamız var. Oraya girsinler. Oradaki projeleri okusunlar. Ankara’nın köylerine kadar Mansur Yavaş ne yapmış bir görsünler. ‘Aynılarını yapacağız’ diye de iddia etsinler.

*Tohum dağıtacakmış kırsal kalkınma da biz geçecekmiş. Şimdi bazı ilçe belediyeleri verdi. Haksızlık etmeyeyim AK Parti ilçe belediyeleri. Ama şu anda Keçiören Belediyesi’nde bir kişiye bir kilo tohum verildiğini de duymadık.

“BELEDİYE MECLİSİNDE ÇOĞUNLUK İSTİYORUZ”

*Vatandaşın kimine dokunduk, özellikle pandemi döneminde. Fakat biz vatandaşa dokunduk derken onları elle bir dokunmayı sanıyorlar. Öyle bir şey yok.

*Vatandaş nerede darda, Ankara Büyükşehir huzur gibi yanında oldu, herkesin. Şimdi inşallah bu anlayışı şeffaf hesap verebilir. Katılımcı anlayışı Etimesgut’ta da sürdüreceğiz. Aynı şekilde el ele verip inşallah Etimesgut’un bütün sorunlarını birlikte çözeceğiz.

*Ben Erdal Başkanım’ı size emanet ediyorum. Kendimi de size emanet ediyorum. Ama bir sıkıntımız var. Geçen dönem yüzde 51 oy aldık ama mecliste 148’de 40 kişiydik. Olmuyor. Görüyorsunuz. Orada yaşananları görüyorsunuz. Orada yapılan iğrenç sözler ve bunları söyleyenler siyasetin çöplüğüne gömüldü gitti. Öyle mi? Ben de diyorum ki; artık yeter. Biz de bir rahat edelim şöyle.

*Hizmetler yaparken engel olunmadan işlediğimizi yapalım. Rahat rahat yapalım Elbette kafamıza göre yapmayacağız. Acil projeleri yapacağız inşallah. Bu nedenle belediye meclisinde çoğunluk istiyoruz. Belediye meclisinde çoğunluk alması için ilçe belediyelerimizin de hepsini almamız gerekiyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/mansur-yavastan-erdal-besikcioglu-cagrisi/feed/ 0
Pazarda alışveriş yapan vatandaşlar isyan etti https://www.foxhaber.com.tr/pazarda-alisveris-yapan-vatandaslar-isyan-etti/ https://www.foxhaber.com.tr/pazarda-alisveris-yapan-vatandaslar-isyan-etti/#respond Sat, 10 Feb 2024 09:21:30 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3155 İstanbul Bağcılar Semt Pazarı’nda vatandaş da esnaf da artan fiyatlardan şikâyet etti.

Yurttaş, şunları söyledi:

“BU HAYAT ŞARTLARINDA HİÇBİR ŞEY ALAMIYORUZ. İYİCE ÇÖKTÜK, BİTTİK”

Emekli Turhan Doğan: “Hiçbir şey değişmedi. Bu hayat şartlarında hiçbir şey alamıyoruz. İyice çöktük, bittik. Bir kilo zeytin 250 lira olmuş. 40 liralık zeytin alıyorum. 50 liralık peynir alabiliyorum. Başka bir şey alamıyorum. Bu hayat şartlarında hükümetin bize vermiş olduğu zamla geçinmemizin mümkünü yok. Ne yapacağız bilmiyorum. Nerede ucuz ürün varsa ondan almaya çalışıyoruz. Hiçbir şey değişmedi. Bu hayat şartlarında hiçbir şey alamıyoruz. İyice çöktük, bittik. Başka bir şey alamıyorum. Bu hayat şartlarında hükümetin bize vermiş olduğu zamla geçinmemizin mümkünü yok. Ne yapacağız bilmiyorum. Nerede ucuz ürün varsa ondan almaya çalışıyoruz.”

“LAHANALARI DAL ALIYORUM”

Ağlayan Teyze: “Ağlayarak gidiyorum ne alacağım. Evde durmuyorum yine bin lira doğalgaz parası geldi. Allah yedirmesin. Lahanaları dal aldım gidiyorum. Hiçbir şey alamadım. Tek başıma yaşıyorum. Lahanayı nasıl alayım. Tanesi 30 lira.”

“MAAŞA ZAM YAPMADAN ALDILAR PARAYI ELİMİZDEN”

Vatandaş: “Abla niye soruyorsun pahalılığı görmüyor musun sen? Yarımşar kilo zor alıyoruz. Biberin kilosu 50 lira, domates 50 lira olmuş. Daha bunun neyini anlatayım ki ben size. Her şey pahalı. Sarımsağın kilosu 180 lira. Maaşlara zam yapıyormuş. Ne zammı ya! Maaşa zam yapmadan aldılar parayı elimizden. Bırak abla söyletme beni 50 TL’den aşağıya bir şey yok.”

“BUNLAR ÜLKENİN BAŞINA GELDİ GELELİ BU ÜLKE HEP KÖTÜYE GİTTİ”

İbrahim Korkmaz: “Bunlar ülkenin başına geldi geleli bu ülke hep kötüye gitti. Hiçbir zaman doğru düzgün bir şey yaşamadık. AKP hükümeti geldiği sürece biz mahvolduk. Bunlar gitmediği sürece bizim düzelme şansımız yok. Düzelemiyoruz. Her şey pahalı. Bir kıvırcık 40 lira, limon 20 lira. Neyi sorarsan sor hepsi pahalı. Emekli maaşına verdiği zam 2 bin 500-3 bin lira. 2 bin 500 ne zammı veriyorsun. Bu ne ya! Bu ülke senin babanın malı değil.”

“SADECE BİZİ, ‘ŞÜKÜRLER OLSUN’LA KANDIRMAYA ÇALIŞIYOR”

Pazarcı Esnafı: Ben günlük yevmiyeciyim. Günlük bin lira para alıyorum, haftanın 5 günü çalışıyorum. 5 bin lira para yapıyor. Ayda 20 bin TL yapar. 16 bin TL kira ödüyorum. Bir sebze, bir meyve, bir patates, bir soğan bir insan ağız tadıyla alsın gelsin bakalım vereceği para 3 bin TL para. Ayda 12 bin lira eder. Aldığımız maaş 20 bin liraya denk bile gelmiyor. Sigortamız bile yatmıyor. Ama insanlara geliyorsun son kelimede her zaman ‘şükürler olsun, şükürler olsun’ Sadece bizi, ‘şükürler olsun’la kandırmaya çalışıyor. Ama bu nereye kadar gidecek. Allah sonumuzu hayır etsin.”

“NE YAPACAĞIZ”

Vatandaş: “Geçen ay 7 bin 500 lira aldık. 2 bin 500 lirayı sonradan verdi. 5 bin liraya kirada oturuyorum. Geriye ne kalıyor? 5 bin lira kalsa ne olacak? Elektrik, doğalgaz, su var, pazar var, torunlar var. Ne yapacağız?”

“7 BİN 500 LİRA EMEKLİ MAAŞIYLA VATANDAŞ EV Mİ GEÇİNDİRSİN, DOĞALGAZ MI VERSİN, PAZARA MI ÇIKSIN”

Vatandaş: “Bakıp, bakıp geçiyoruz. Canımızın istediği oluyor, alamıyoruz çoğunu. Çok pahalı. Bu millet nasıl alacak, nasıl yiyecek? Maydanozu 1,5-2 liraya alıyorduk, şimdi 10 liradan aşağı yok. 7 bin 500 lira emekli maaşıyla vatandaş ev mi geçindirsin, doğalgaz mı versin, pazara mı çıksın. Pazarı altüst ettik daha bir şey alamadık.”

“SATIŞ YOK. AKŞAMA KADAR BÖYLE MİLLETİ BEKLİYORUZ”

Pazarcı Esnafı: “Müşteri alamıyor. Ben mahvoluyorum. Günlük 700-Bin lira zararım oluyor. Akşama kadar böyle bekliyoruz. Satış yok. Akşama kadar böyle milleti bekliyoruz.”

“ÇİLEK 120 LİRA NASIL ALACAK? ALLAH HERKESİN YARDIMCISI OLSUN”

Pazarcı Esnaf: “Çilek 120 lira az mı? Asgari ücret olmuş 17 bin lira, çilek 120 lira. Nasıl alacak? Allah herkesin yardımcısı olsun.”

“KIVIRCIK 40 LİRA, MAYDANOZ 10 LİRA, DEREOTU 20 LİRA YİNE KİMSE ALAMIYOR”

İdris Ağaç: “Maalesef kimse alamıyor. Ama yapacak da bir şey yok. Halk halinden memnun. Ne diyebiliriz ki. Kıvırcık 40 lira, maydanoz 10 lira, dereotu 20 lira yine kimse alamıyor. Müşteri yok. Yapacak bir şey yok.”

“KRİZ DESEN DİZ BOYU, YOLSUZLUK DESEN DİZ BOYU, HIRSIZLIK DESEN DİZ BOYU. MİLLET GEÇİM DERDİNDE”

Pazarcı Esnafı: “Her şey ucuz maşallah. Günden güne indirim oluyor. Zam olmuyor. Öyle diyorlar yani. Bir tane maydanoz olmuş 10 lira. 1 liraya bile satamıyorduk şimdi 10 lira. Mal bulunmuyor. Kriz desen diz boyu, yolsuzluk desen diz boyu, hırsızlık desen diz boyu. Millet geçim derdinde. Kira olmuş 15 bin lira. İşçi bulamıyoruz. Emekliyiz, 7-24 çalışıyoruz. Kendimizi zor idare ediyoruz.”

“SADECE SEÇİM ZAMANI GELİP BİZİM HALİMİZİ HATIRIMIZI SORUYORLAR, BAŞKA ZAMAN KİMSE UĞRAMIYOR”

Pazarcı esnafı: “2-3 haftadır işler durgun. Çünkü fiyatlar artınca vatandaşlar alamıyor. Yemesek de olur diyorlar. Yapacak bir şey yok. Onlar mağdur olunca biz de mağdur oluyoruz. Her şey almış başını gidiyor. Ekonominin sonu ne olacak bilmiyorum. İnşallah iyi olur. Hakkımızda hayırlısı ne ise o olsun. Sadece seçim zamanı gelip bizim halimizi hatırımızı soruyorlar, başka zaman kimse uğramıyor. Onu da geçtik, ekonomiyi düzeltsinler. Bari insanlar rahat yiyecek alabilsinler, rahat kirada oturabilsinler, kiralarını rahatça ödeyebilsinler. 10 bin lira emekli maaşıyla kim geçinecek? Kira olmuş 15 bin lira, emekli maaşı 10 bin lira. Eşim 10 bin lira alıyor, birlikte çalışıyoruz.”

“BİZ EMEKLİYİZ AMA PARA YOK. BANKADAN EVE GELENE KADAR PARA BİTİYOR”

Vatandaş: “Bakıyorum bu ülkenin haline satmadıkları yer yok, yemedikleri halt yok. Kazandıran bayanlardır. Erkekler değil. O partiyi kazandıran erkekler değil bayanlardır. Biz emekliyiz ama para yok. Bankadan eve gelene kadar para bitiyor. Nereye gittiğini de bilmiyorsun. Ev kiraları 15-20 bin lira.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/pazarda-alisveris-yapan-vatandaslar-isyan-etti/feed/ 0
Vurgunun miktarı dudak uçuklattı! Holding sahibinden pişkin savunma https://www.foxhaber.com.tr/vurgunun-miktari-dudak-ucuklatti-holding-sahibinden-piskin-savunma/ https://www.foxhaber.com.tr/vurgunun-miktari-dudak-ucuklatti-holding-sahibinden-piskin-savunma/#respond Fri, 09 Feb 2024 21:30:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3132 Dünyanın ilk şehir tokeni olan İzmir Token’i halka arz eden Barış Turgut’la yaptığı protokol sonucu, 15 milyonluk yatırım yaparak gündeme gelen Ocakcı Holding’de, holdingin sahibi Sedat Ocakcı’nın yeğeni siber güvenlik uzmanı Salih Han, 1 Ocak’ta kuruma ait 2,5 milyar liralık soğuk cüzdanla Dubai’ye kaçtı.

Yüksek kar vaadiyle paralarını verenler, dolandırıldıkları iddiasıyla polise şikayetçi olmaya başladı.

Şüphelilerin, satışını yaptıkları token ile kripto piyasalarında para kazandıracaklarını vaat ettiği, ayrıca dron fabrikası kurarak da yine kar sözü verdikleri öğrenildi. Şüphelilerin 3 bin 100 kişiden yaklaşık 5 milyar 123 milyon TL para topladıkları öne sürüldü.

EN AZ YÜZDE 17 KAR VAADİ

Sedat Ocakcı’nın ilk olarak parayı borsada değerlendirdiğini söyleyerek para toplamaya başladığı, ardından kripto paraya girdiği, sonrasında yazılım firması kurduğu öğrenildi.

Kripto için para topladığı sırada vatandaşları ‘Bir yazılım sistemi geliştirdim. Bu sayede borsa ve kripto para işinde piyasanın iniş veya çıkış dönemleri yaşansa bile hiç kaybetmiyorum’ diyerek ikna ettiği belirtildi.

Sedat Ocakcı’nın en az yüzde 17 kar vadettiği de kaydedildi. Sedat Ocakcı’nın yakın bir dönemde bütün varlığı kripto borsasına aktardığı, soğuk cüzdana yüklediği, bu varlığı şoförü ile İstanbul’daki kuzeni Salih Han’a gönderdiği öğrenildi.

Salih Han’ın bu soğuk cüzdan ile Dubai’ye kaçması üzerine Ocakcı’nın 31 Ocak tarihine kadar yatırımcıya ödeme yapmaması üzerine mağdurların emniyete müdürlüğüne şikayetçi oldukları kaydedildi.

30 ŞÜPHELİ İÇİN GÖZALTI KARARI

Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı, dolandırıcılık iddiaları üzerine soruşturma başlattı.

Savcılığın talimatıyla 7 Şubat sabahı harekete geçen İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve nitelikli dolandırıcılık’ suçlarından haklarında gözaltı kararı çıkartılan aralarında Ocakcı Holding sahibi Sedat Ocakcı, eşi Seçilay Ocakcı’nın da bulunduğu 30 kişiye yönelik eş zamanlı operasyon düzenledi.

Ocakcı Holding ve bağlı 10 işletmelerinde arama yapıldı. Ocakcı Holding bünyesinde 10 şirketin bulunduğu bildirildi.

YURT DIŞINA KAÇMAYA KALKIŞTILAR

Ocakcı çifti, İzmir Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Adana Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerinin desteği ile Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, Adana’da saklandıkları kiralık evde yakalandı.

Ocakcı çiftinin operasyon öncesi Türkiye’yi terk etmeye çalıştıkları ortaya çıktı. 1 Ocak 2023’te Ocakcı Holding’i kurduğu belirtilen Sedat Ocakcı hakkında ilk olarak 1 Şubat 2024’te İzmir İl Emniyet Müdürlüğü’ne şikayette bulunulduğu bildirildi.

Şikayetin ardından emniyetin talebi üzerine mahkemece Ocakcı hakkında yurt dışı çıkış yasağı getirildiği kaydedildi.

Ocakcı’nın 5 Ocak’ta Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan eşiyle yurt dışına gitmeye çalıştığı ancak hakkında yurt dışı çıkış yasağını öğrenince Adana’ya geçip, eşyalı kiralık ev tuttuğu belirtildi.

Sedat Ocakcı’nın Adana’ya gitmesindeki amacının, buradan da yasa dışı yollardan Kıbrıs’a gitmek olduğu öğrenildi.

EMEKLİ GENERAL DE GÖZALTINDA

Operasyon kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen şüphelilerden 29’u yakalandı. Ayrıca 1 kişi yardım ve yataklıktan, Ankara’da 2 şüpheli de Sedat Ocakcı ile iş birliği yaptığı tespiti ile gözaltına alındı.

Böylelikle İzmir merkezli Antalya, Ankara ve Aksaray’da gerçekleştirilen operasyonlarda toplam 32 kişi gözaltına alındı. 1 şüphelinin ise arandığı bildirildi. Şüpheliler arasında emekli Tuğgeneral Mehmet Rıfat Alkan’ın da bulunduğu belirtildi.

Alkan’ın, üsteğmen olarak görev yaptığı Türk Silahlı Kuvvetleri’nden FETÖ soruşturması kapsamında 2019 yılında ihraç edilen holding sahibi Sedat Ocakcı’nın geçmişte komutanı olduğu öğrenildi.

Alkan’ın Yüksek Askeri Şura Toplantısı’nda alınan kararla tuğgeneral olarak görev yaptığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan 30 Ağustos 2022’te emekli edildiği belirtildi. Alkan’ın, emekli olduktan sonra holdinge bağlı şirketlerden Metayıldız’ın genel müdür yardımcılığı görevini yürüttüğü kaydedildi.

Şirkete, 15 Temmuz 2023’te, Yozgat Bozok Organize Sanayi Bölgesi Yatırım Alanı’nda yer tesis edildiği öğrenildi.

Dron imalatı üzerine fabrika kuracağını beyan eden şirket yetkililerinin, bu alanda 3-4 ay kadar hafriyat alım çalışması yaptığı ancak ‘Bozok Organize Sanayi Meta Yıldız Dron Fabrikası Meta Yıldız Bilişim Teknolojileri Dış Ticaret Sanayi Anonim Şirketi ibarelerinin’ yazılı tabelanın dışında alanda başka hiçbir icraat gerçekleştirmediklerinin otaya çıktığı belirtildi.

LÜKS HAYATLARI KAMERADA

Öte yandan Sedat Ocakcı’nın yaşadığı lüks hayat paylaştığı videoda görüldü.

Holdingin bahçesinde eşi ile yürüyen Ocakcı’nın, iki büyük hediye paketinin kurdelesini eşine açtırdığı, eşinin ‘İnanmıyorum’ diyerek şaşkınlık yaşadığı, açılan paketlerde lüks spor arabaların ortaya çıktığı görüldü. Biri siyah, diğeri kırmızı renkteki iki otomobili gören eşinin, Sedat Ocakcı’ya sarıldığı da video görüntülerinde yer alıyor.

İFADELERİ ORTAYA ÇIKTI

Holding sahibi Sedat Ocakcı ve eşi Seçilay Ocakcı’nın da aralarında bulunduğu 32 şüpheli, bugün polisteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Sedat Ocakcı, bir gazetecinin “Paralar nerede” diye sorması üzerine “Herkes parasını alacak. Paralar faaliyette” diyerek karşılık verdi.

Sedat Ocakcı ve eşinin polisteki ifadeleri de ortaya çıktı. Sedat Ocakcı’nın ifadesinde yaptığı işin yasal olduğunu, pişman olmadığını belirtip, “Hiçbir zaman kaybetmem, hep kazanırım” dedi.

Seçilay Ocakcı’nın ise suçlamaları kabul etmediğini, şirket faaliyetleri ile hiçbir alakası olmadığını, yatırımlarla kocasını ilgilendiğini söylediği öğrenildi.

Buna karşın şirket yönetiminde Sedat Ocakcı ile eşinin isminin de yer aldığı ve holdingin 13 kişilik yönetim kurulu üyelerinin tamamının gözaltına alındığı belirtildi. Ayrıca şirkette hiçbir bağlantısının olmadığını söylemesine karşın Seçilay Ocakcı adına özel hazırlanmış bir tuvaletin de şirket binasında bulunduğu kaydedildi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/vurgunun-miktari-dudak-ucuklatti-holding-sahibinden-piskin-savunma/feed/ 0
Biz mi kurtulduk, yoksa gidenler mi kurtuldu? https://www.foxhaber.com.tr/biz-mi-kurtulduk-yoksa-gidenler-mi-kurtuldu/ https://www.foxhaber.com.tr/biz-mi-kurtulduk-yoksa-gidenler-mi-kurtuldu/#respond Mon, 05 Feb 2024 09:09:41 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2935 CHP’li vekil Gedik, milyonlarca depremzedenin içinde bulunduğu durumu böyle aktardı…

Sabahsaati… Kahramanmaraş’tan, Hatay’dan, Malatya’dan gelen ilk haberler depremde hayatını kaybedenlerin sayısının binin üzerinde olduğu yolundaydı. Her yerde karışıklık, kargaşa yaşanıyor, kurtulanlar, yakınlarını, komşularını kurtarabilmek için çaresizce beton yığınları arasında çalışıyorlardı. Korku dolu gözlerden yaşlar dökülürken Türkiye oralarda yaşananlara kilitlenmişti.

AMELİYAT ÖNCESİ…

Ben mi? Ameliyat önlüğünü giymiş, az sonra beni ameliyathaneye götürecek tekerlekli sandalyeyi bekliyordum. Gidiyordum ama aklım hep deprem bölgesindeydi. Ameliyat odasına alınıp eşimle ayrılırken, depremden önce yazdığım yazının sonuna, “Depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyor, yakınlarının acısını yürekten paylaşıyorum” notunu yazmasını rica ettim. Depremlerin meydana geldiği illerimize çok gitmiş, günlerce onlarla yaşamıştım. Erzurum depreminde de Adapazarı, Bolu depremlerinde de hep oralardaydım. Ameliyatı değil, o an deprem bölgesindeki kardeşlerimi düşünüyordum.

YOĞUN BAKIM SONRASI

Sabah alındığım ameliyattan saat kaçta çıktığımı da bilmiyordum. Kendime geldiğimde, her tarafımda kablolar vardı. Yanıma gelen doktora güç bela, “Ne olursun birazcık su” dedim. Ağzımdaki aparatlar nedeniyle boğazım kurumuştu. Doktorlara, hemşirelere hep depremi sordum… Kim bilir o an insanlar neler yaşıyordu? Yoğun bakımdan normal odaya geçtiğimde ağrılar içinde İskenderun’daki gazeteci arkadaşım Şehmus Aslan’dan başlayıp diğerlerine ulaşmaya çalışıyordum… Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarını kaybedenlere sabır diliyorum.

CHP Milletvekili Gedik, SÖZCÜ Medya Grubu Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk’e 6 Şubat günü ve sonrasında yaşananları anlattı.

KIYAMET GÜNÜYDÜ

Doktor Asu Kaya Gedik, görev yaptığı Osmaniye’de depreme yakalanmıştı. Osmaniye’de Tabip Odası Başkanlığı görevini yürütürken ayrıca Aile Hekimliği yaparken hem meslektaşlarıyla, hem halkla iç içe olmuştu. Son seçimde ilinden CHP Milletvekili adayı olmuş ve seçilmişti. Her fırsatta deprem ve sonrasıyla ilgileniyor. O geceyi şöyle anlatıyor:

– Ben de depremzedeyim. Evimiz dördüncü kattaydı. Deprem büyük bir uğultuyla geldi. O an aklınıza ilk çocuklarınızı kurtarmak geliyor. Kızımı tam yatağından kaldırmıştım ki duvar olduğu gibi yatağın üzerine çöktü. Yan komşuyla aramızda duvar kalkmıştı. Çıkmaya çalışırken koridorun duvarları yıkılmaya başladı. Şanslıydık ki kapı açıldı. Çünkü birçok dairenin kapısı açılmadı. Merdiven duvarları çökmüştü. Enkaz arasından güçlükle çıkabildik. Yalnızdık, çaresizdik. O gün sanki kıyamet günüydü. O günkü, çaresizliğimizi unutmuyorum. İnsanlar önce can derdindeydi, kimi kurtarabilirim diye. Mahalle zaten benim mahallemdi, benim komşularım, benim dostlarımdı. Çaresizce enkazın başındaydım. Kimsenin aklına açlık, susuzluk gelmiyordu. İkinci gün insanların aklına açlığı, susuzluğu geldi. Hiç unutamam İzmir’den minibüsle yardıma gelenler beraberinde üçgen peynir, ekmek, su, mama getirmişlerdi. O yardımları dağıtırken geçen zamanı unutamıyorum.

– Derken ilimizin sağlık yöneticilerinden doktorlarımızın otopsilere yetişemediğini işittim ve oda başkanı olarak tüm hekimlerimize ailelerini bir an evvel güvenli bir yere almalarını ve hemen otopsilere başlamaları çağrısında bulundum. Çünkü cenazelerimizi bir ana evvel sahiplerine ve toprağa kavuşturmak durumundaydık.

ÖLÜLERİMİZİ SAYAMADIK

– Yanlış hatırlamıyorsam Devlet Hastanesi bahçesinde beş otopsi çadırı, iki de soğuk hava deposu kurulmuştu. Her bir otopsi çadırında en az 4-5 arkadaşımız görevliydi. Orada bulunduğum süre zarfında sahada hem yardım faaliyetlerinde hem arama faaliyetlerindeydim çünkü insanlar aç susuzdu. Otopside bulunduğum kısa zamanda şunu gördüm: Sayıları tespit etmeye çalıştım ama çok değişik bir sayılandırma sistemi yaptıklarını gördüm.

Her çadırda farklı bir sayılandırma sistemi vardı. Sonra öğrendim ki bu şekilde farklı numaralandırmayla aslında yapmak istedikleri toplam kayıplarımızın sayısını öğrenmememiz içindi. Her bir çadır farklı bir sayıyla başlıyordu. Dolaysıyla basit bir işlemle toplayıp sonuca erişemiyorsunuz. Kayıplarımızın sayısını bir şekilde gizlemeye çalıştıklarını anladım. Yoksa neden 1-2-3 diyerek standart sıralamayla gitmesin ki?

Gedik,deprem bölgesiyle bağını hiç koparmadı.

Ceplerinde para olsun diye kira yardımını kabul ettiler

CHPMilletvekili Dr. Asu Kaya Gedik, “Depremden sonra çadır bulanlar şükretti. Bulduğu çadırın rüzgarda uçtuğunu gördüğünde peşine düştü. Şanslı olanlar ise konteynere geçebildi. AKP iktidarı depremzedeyi çok kötü bir noktaya getirdi” diyor. Milletvekili, hem kendi ili Osmaniye hem de diğer illerde yaşananlar için şunları söylüyor:

“Deprem bölgesinde ‘Biz mi kurtulduk, yoksa gidenler mi kurtuldu’ sözleri sıkça duyuluyor. Geçirdiğimiz son bir yıl içinde çok çetin yaşam mücadelesi verildi. Deprem öncesi AKP’nin ekonomik buhranında zaten geniş toplum kesimleri yoksullukla mücadele ederken, depremzede olanlar da kendini bu yokluğun içinde buldu. Bu yokluğun içerisinde iş yokken, aş yokken, ticaret durmuşken, esnaflık yapacaksınız, kime neyi satacaksınız?”

Cebinde 5 kuruşu olmayan depremzedeye “Ya konteynere geçersin, ya da sana 5 bin lira kira yardımı yapacağım” denildi. Asu Hanım, deprem bölgesinde yaşananları şöyle anlatıyor:

EKMEK PARASI

“Depremzede en azından cebinde ekmek parası olsun istedi ve 5 bin lira kira yardımını kabul etti. Daha bu ay kira yardımı 7 bin 500 liraya yükseltildi. Bu şu demek oluyor: AKP iktidarı ‘konteyneri de parayla veririm’ dedi.

Bir diğer yaman çelişki ise AKP iktidarı mülk sahibi depremzedeye 5 bin lira kira yardımı yaptı. Kiracıya da dedi ki ‘Sana tekrar ev bulabilmen için 3 bin lira yardım yapıyorum.’ Depremzedeye reva görülen bunlardı. AKP’nin unuttuğu bir şey var; depremin sonunda evi olan da kirada olan da aynı sokakta, aynı evi kiralamak istediler.”

Kalmadıkları yurdun parasını ödettiler

CHPMilletvekili Asu Hanım, yalnız kendi seçim bölgesi Osmaniye’de değil, diğer illerdeki gelişmeleri de yakından izliyor, sorunları şöyle aktarıyor:

“Uzaktan online eğitime devam eden üniversite öğrencileri, kalmadıkları yurtların parasını, kayıtlarının silinmemesi için ödemek zorunda bırakıldı. Osmaniye’de Korkut Ata Üniversitesi’nin uzaktan eğitim gören meslek yüksekokulu binaları hasarlı olan öğrencileriyle görüştüm. ‘Binamız hasarlı. Senato kararıyla uzaktan eğitimdeyiz. Ama yurt kayıtlarımız silinmesin diye yurt parasını ödemek zorunda kalıyoruz’ dediler. Ödemeleriyle ilgili dekontları da verdiler.

Sonra ‘Allah Allah’ dedim bir yıl geçmiş, bir yandan üniversite rektörü için hızlı bir konut inşası vardı. Rektör, akademisyenler için konut inşa edebilir ama depremin üzerinden bir yıl gelmiş geçmiş, üniversiteye çivi bile çakılmamış.”

TOKi konutlarını online açık artırmayla satıyorlar

Depremdöneminde AKP iktidarı çadır satmıştı. Şimdi Osmaniye’mizde de barınma krizi yaşanırken TOKİ’nin konutları açık artırmayla online bir şekilde sattığını öğrendik. Bundan 3-4 yıl önce yapılan TOKİ konutları bir sebeple terk edilmiş. TOKİ deprem sonrası belki de eş zamanlı bilemiyorum bu evleri tekrar elden geçiriyor, tadilata sokuyor. Depremzede bu konutların kendilerine verileceğini düşünürken, bütün reklam panolarına, internete reklam vererek açık artırmayla online satıyor.

2023 genel seçimlerinde Cumhurbaşkanı ‘Her depremzedeye, evi yıkılana ev vereceğiz. İçinde eşyasıyla anahtarını teslim edeceğiz’ dedi. İnsanlar ev verecek diye beklemeye, biz de süreci yakından takip etmeye başladık. 600 bin konut verileceği belirtildi. Cumhurbaşkanı bunu daha sonra 300 bine indirdi. En son Çevre ve Şehircilik Bakanı 46 bin konutun teslim edileceğini açıkladı. Yani depremin yıldönümüne geldiğimizde kaçta kaçını teslim ediyorlar görün.”

Muhtarlara 1 Şubat’ta AFAD’ dan bir mesaj geldi. Sistemle yapılacak olan kura süresinin belirsiz ertelendiği, Cumhurbaşkanının deprem illerini gezerek kurayı bizzat çekeceği, evleri kendisinin teslim edeceği belirtildi. Kalecik, Hasanbeyli’ den Milletvekili Asu Hanımı arayanlar, “Deprem konutu yapacağız dediler, temel attılar. Sonra her şeylerini toplayıp gittiler” deyince, kendisi köylere gitti. Manzara anlattıkları gibiydi. İhalesi mart ayında yapılmış, su basmanına kadar çıkılmış, sonra her şeyi toplayıp gitmişler. Mart’ta bir yıl doluyor ama ortada bina yok.

Asu Kaya Gedik, bölge insanı için “Mutlak yokluk yaşıyorar” dedi.

Yoksulluktan yokluğa düşüldü

Osmaniye Milletvekili Asu Kaya Gedik, deprem bölgesinde AKP’nin izlediği ekonomik politikaları eleştiriyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:

– Başta Osmaniye, Hatay olmak üzere deprem bölgesindeki vatandaşlarımız zaten yoksulluk içindeydi, bir de deprem vurunca bu insanlar yokluğun içine düştüler. AKP iktidarının, deprem bölgesinden iyice elini-ayağını çekmesiyle bu insanlar çetin bir yaşam mücadelesi içine girdiler.

– Önceki hafta Osmaniye Yunus Emre Mahallesinde dört çocuklu aileye gittim. Baba çöplerden plastik topluyor günlük 50 lira kazandığını söyledi. En büyüğü olan 16 yaşındaki erkek çocuk okulu bırakmış, ailenin geçimini sağlamaya çalışıyor. Turp hasadına gidiyor. Oturdukları yer, kapısında bez örtü olan bir oda. O odanın kirası 2 bin lira. Turp hasadından aldığı yevmiye ile çocuk evin kirasını karşılamakla mükellef.

İLAÇ ALACAK PARAMIZ YOK

– Milli Eğitim Bakanı ya da bakanlığın da bu çocukların peşine düşmediğini gördük. Yerde halının üstünde yatan hasta 10 yaşında çocuk vardı. Diğer taraftan annenin kucağındaki bebek hırıltılıydı. “Doktora götürüyor musun?” dediğimde “Götüremem, ilaç parası yok. Depremzede olsaydım ilaç parası ödemeyecektim ama artık öyle görünmediğimden ilaç parası da veremeyeceğim için götüremiyorum, ilaç alamıyorum” dedi. Süt alamadığını, okuldaki 10 yaşındaki çocuğun öğretmenlerinin, müdürün süt ve şeker getirdiğini ama onların da bittiğini söyledi. Sobada odun yok.

– Bu aslında bizim Türkiye’nin geniş kesimlerinin, yoklukla mücadele eden kesimlerinin bir aynasıdır. Bunlar yokluğun, yoksulluğun insanı değil. Yoklukta hiç yoktur. Bu mutlak yokluktur. Benim gördüğüm Osmaniye’de budur. Bunu bir yıldır duymak istemeyen bir iktidar var. Bir anda her şeye para bulunuyor ama neden bu insanlara bulunmuyor anlamakta güçlük çekiyoruz.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/biz-mi-kurtulduk-yoksa-gidenler-mi-kurtuldu/feed/ 0
Mansur Yavaş: Önce insan için varız https://www.foxhaber.com.tr/mansur-yavas-once-insan-icin-variz/ https://www.foxhaber.com.tr/mansur-yavas-once-insan-icin-variz/#respond Sat, 03 Feb 2024 21:12:31 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2897 Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, bugün Yenimahalle Seçim Koordinasyon Merkezi’nin açılışına katıldı. Yavaş’a, Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar da eşlik etti.

“BU DÜNYADA DA HESABINI VERECEKSİNİZ, BAŞKASININ PARASINI HARCIYORSUNUZ”

Mansur Yavaş, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

* “Biliyorsunuz, Yenimahalle Türkiye çapında en ön saflara geçti, artık. Nasıl Yenimahalle’de harcanan kör kuruşun hesabı veriliyorsa; sizlerden aldığımız parayı sizlerin adına harcıyorsak, hepimiz hesap vermek zorundayız. ‘Ödeyen, karar verir’ diye bir kural vardır. Paranın sahibi sizsiniz. Sizlerden alınan vergilerden, biz belediyenin kaynaklarını harcıyoruz. Sizlere sormadan, tek başımıza ‘biz yaptık oldu’ deme lüksümüz yoktur.

* Dolayısıyla bütçemizi hazırlarken, sizlere soruyoruz. Yerel yöneticilerle, muhtarlarla, sivil toplum kuruluşları ile iş birliği yapıyoruz. Kent Konseyi’nde ortak aklı tartışıyoruz. Şeffaf davranıyoruz. 4 binden fazla ihaleyi canlı yayınladık. Belediye Meclisi toplantılarımız canlı yayınlanıyor. Orada olan biteni görüyorsunuz… Ankara Büyükşehir’in sizler adına harcadığı parayı kuruşuna kadar görüyorsunuz. Gerçek belediyecilik budur. ‘Ben hesabımı yarın şurada burada veririm’ demek değil, bu dünyada da hesabını vereceksiniz, başkasının parasını harcıyorsunuz.

* Ve sizlerin bize emanet ettiği parayı harcarken, kendi paramızı harcamadığımız hiçbir yere yatırım yapmıyoruz. Alışmışlar ‘çılgın proje’ diyerek, Ankara halkının tertemiz paralarını çöp projelere harcamaya. Çılgın projemiz falan yok. Nerede, ne ihtiyaç varsa. Ankara halkı ne istiyorsa, biz oraya harcamak durumundayız.

* Ankara’nın birçok köyünde kanalizasyon hala yok. Burası Başkent. Hala su yok. Polatlı’ya, Akyurt’a, Elmadağ’a su götürüyoruz. Bir an için düşünün, evinizde iki saat su akmasa nasıl tedirgin olursunuz. Oralarda yıllarca susuzluk çektiler. Kalitesiz sularla idare ettiler. Polatlı’ya su bu ayın ortalarında oluşacak. İki buçuk milyarlık yatırım yapıyoruz. ‘Ne yaptı’ diye soruyorlar. Bundan daha büyük proje olur mu? 1 milyonluk nüfus inşallah susuz kalmayacak. Çamlıdere’den Beypazarı, Ayaş ve Güdül’e de yeni bir hattın projesini yapıyoruz. Çocuklarımızı düşünerek, ileride ihtiyaç olacak diye, Sarıyer Barajı’ndan da Ankara’ya su temin etmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bir şehir susuz bırakılır mı?

* Ankaragüçlüler, yönetimindeyken Ankaragücü’ne bir kuruş yardım yapmamış, bir gün bile maça gitmeyeni mi seçecekler. Yoksa sonuna kadar Ankaragücü’nün arkasında duran başkanı mı seçecekler?

“HALKIN PARASINI REKLAMA HARCAMAYI ZÜL GÖRÜYORUM”

* En az bizden öncekiler kadar kavşak yaptık, asfalt kaldırım yaptık. Bunları belediyecilik saymıyoruz. Nasıl, ‘seçildikten sonra rozetsiz olacağız’ diyorsak. Aynı zamanda da reklama para harcamadık. Bir belediye başkanı reklama harcıyorsa, kendisi için harcıyordur. Ben halkın parasını reklama harcamayı da zul görüyorum. Çünkü bunlar Fen İşleri’nin yapacağı projelerdir. Asıl proje şudur: Üretimi artırmak. Kırsal Kalkınma projelerimiz en ücra köşelere kadar ulaşıyor.

* Rakibimiz demiş ki, ‘Vatandaşın parasını vatandaşa dağıtıyor.’ Elbette, ne olacaktı? Vatandaşın parasını ranta mı dağıtacaktık. Vatandaşın parasını tabii ki vatandaşa dağıtıyoruz, ihtiyaç sahiplerine dağıtıyoruz. Ve şu ana kadar sosyal destekte bir numaradayız. Altı aydır emeklilere destek oluyoruz. Şimdi İstanbul adayları da ‘Biz de emekliye destek olacağız’ diyor: 2 bin 500. Ankara’daki 5 bine çıkarttı. Altı aydır aklınız neredeydi? Altı aydır bu insanlar ne yer, ne içer; hiç düşünmediniz mi? Aslında diyorlar ki, gerçekten emekliler mağdur. Bunu televizyon ekranlarında değil de hükümete söyleyin lütfen, emeklilerin durumunu. Emeklilerin durumunu da yeni keşfettiler.

* Artık vaatlere bakmıyorum. Keçiören Belediyesi, 2022 yılında yüzde 4 oranında sosyal desteğe yatırmış. Bunun da 3 milyonunu harcamış. Biz 3 yıldır protein yardımı yapıyoruz ya, ‘Ne var onda, ben but veriyorum’ demiş. Evet artırıyorlar ya… 2012 kişiye yardımcı olmuşlar. Keçiören Belediyesi’nde, 10 milyon lira ayrılan paranın da üç buçuğun dağıtıp, yedi buçuğunu çılgın projelerine harcamışlar. Halbuki, Keçiören’de 50 bin kişiye destek oluyoruz. Kendi ilçenizde 50 bin kişi sosyal desteğe ihtiyacı olan insan var, haberdar değilsiniz; kusura bakmayın belediyecilik anlayışımız arasında dağlar kadar fark var. Ve biliyorsunuz; kentin çeşitli noktalarında çorba dağıtıyoruz. Zaman zaman bununla dalga geçiyorlardı. İstanbul’da da çorba dağıtmaya karar vermiş, aday. Yaptığımız projelerin birçoğunu kopyalamaya başladılar. İstanbul’da ‘Hanımefendiler, otobüste istediği yerde inecek.’ Ankara’da üç yıldır iniyor.

“MANSUR YAVAŞ NELER YAPMIŞ AYNISINI TEKRAR EDİN”

* Ben şimdi adaylara diyorum ki, bizi taklit etmeye hiç gerek yok. Mansur Yavaş neler yapmış aynısını tekrar edin. Söylemiştik. Biz size belediyeciliği öğreteceğiz diye. Belediyenin plastikten, betondan ibaret olmadığını; içinde insan olmayan hiçbir projenin belediye yönetiminde yeri olmadığını yüzlerce defa söyledik. Önce insan için varız.

* Şimdi bir fikir daha söyleyeyim. Yaptıklarımızı taklit ediyorlar. Üç yıldır doğalgaz veriyoruz, 200 bin aileye, kimseyi üşütmüyoruz. Haydi siz de bir açıklama yapın, biz daha fazla vereceğiz deyin de bu insanlar üşümesinler.

* Nerede ne ihtiyaç varsa oradayız. Esnaf mı sıkıştı, hızır gibi yanındayız. Pandemide kira almadık esnafımızdan, yeri geldi indirim yaptık, erteledik. Biz bunları yarım bütçe ile yaptık. Gelirlerimiz azaldı. Vatandaşa ucuz hizmetler verdik… El ele vererek gerçek belediyecilik yapacağız. İstiyoruz bütün ilçeleri, söz mü? Onların kale diye tabir ettikleri yerlerde, yapılan röportajlarda önde çıktığımızı görüyorsunuz. Ama bu arada vatandaşın feryadını görüyorsunuz. 10 bin lira ile ne yapılır, Allah aşkına.

* Bizler belediye olarak 10 tane kavşak yapacağımıza 9 yapacağız. Bir tanesi ihtiyacı olanlarla paylaşacağız. Ne bir çocuk yatağa aç girecek, ne bir tanesi eğitimden mahrum kalmayacak. En büyük iddiamız budur. Birisi açlıktan ölürse, soğuktan donarsa bunun vebali hepimizdedir. Önceliğimiz insandır. İnsan sağlığıdır. Bir Allah’ın kulu Ankara’da, insanları ayırdı, ayrımcılık yaptı diyemez. Altı milyon insandan vergi alıyorsak, altı milyonun insanın ihtiyacına hizmet ettik. Ve inşallah hizmet etmeye de devam edeceğiz.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/mansur-yavas-once-insan-icin-variz/feed/ 0
Alman Simone’un evlilik vaadiyle dolandırıcılık davasında beraat https://www.foxhaber.com.tr/alman-simoneun-evlilik-vaadiyle-dolandiricilik-davasinda-beraat/ https://www.foxhaber.com.tr/alman-simoneun-evlilik-vaadiyle-dolandiricilik-davasinda-beraat/#respond Thu, 01 Feb 2024 21:27:18 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2839 Antalya’da tatil yaparken tanıştığı M.A. (49) ile kiraladığı evde yeni yaşama başlayıp eşinden boşanan Alman uyruklu Simone Sobczynski (65) adlı kadın evlenmeyi düşündüğü ve sonra kendisini terk eden eski sevgilisi için 20 bin euro masraf yaptığını söyleyip dolandırıldığı iddiasıyla mahkemeye başvurdu. Mahkeme, suçun yasal unsurları oluşmadığından M.A. hakkında beraat kararı verdi.

HASTANEDE TANIŞTILAR

Almanya’da bir kızı olan Simone Sobczynski, 2020’de Manavgat ilçesindeki tatilinin ardından ülkesine dönüş sürecinde koronavirüs testi yaptırmak için gittiği özel hastanede M.A. ile tanıştı. Hastanede danışma görevlisi olan M.A.’nın arkadaşlık teklifini reddeden Sobczynski, 2021’de tatil için yeniden Manavgat’a geldi. Ayağını burkması nedeniyle aynı hastaneye tedaviye giden Sobczynski, M.A.’nın gösterdiği yakınlıktan etkilendi. Tatil sürecinde M.A. ile vakit geçiren Sobczynski, ülkesine döndü. İkili, bu süreçte internet ortamında görüşmeyi sürdürdü. Birkaç ay sonra Manavgat’a yeniden tatile gelen Sobczynski’yi, Antalya Havalimanı’nda karşılayan M.A. evlilik teklif etti.

PAHALI HEDİYELER ALDI, PARA GÖNDERDİ

Havalimanındaki sürpriz teklif sonrası Sobczynski, M.A.’nın ilgisinden dolayı Side’de ev kiraladı. M.A. ile yaşamaya başlayan Sobczynski, Almanya’ya gidip, eşine boşanma davası açtı. Daha sonra Side’de kaldıkları evde yaşamlarını sürdüren Sobczynski, iddiaya göre, M.A.’ya istekleri doğrultusunda pahalı hediyeler aldı, banka hesabına para gönderdi. İkili arasındaki ilişki, geçen yıl eylül ayında M.A.’nın evden ayrılmasıyla sona erdi. M.A. daha sonra Sobczynski’nin telefonunu ve sosyal medya hesabını engelleyip, iletişimini kesti.

Geçen sene kasım ayında Almanya’daki davası sonuçlanan Sobczynski ise eşinden ayrıldı. Side’deki evde yaşamayı sürdüren Sobczynski, M.A.’ya verdiği paralar ile hediye ettiği cep telefonu, tablet ve giysi bedelinin 20 bin euro olduğunu hesaplayıp, dolandırıldığı gerekçesiyle Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulundu. Soruşturmanın ardından M.A. hakkında, ‘Müştekiyi evlenme vaadi hilesiyle iradesini fesada uğratarak parça parça maddi menfaat elde ederek üzerine atılı basit dolandırıcılık’ suçunu işlediği iddiasıyla dava açıldı.

“EVLİLİK TEKLİFİNDEN SONRA DA PARA İSTEDİ”

Manavgat 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde 25 Ocak’ta görülen duruşmada Sobczynski, “25 Nisan 2022 tarihinde havalimanında sanık bana evlilik teklifi yaptı. Evlilik teklifinden önce de para göndermiştim. Kirasını ödemekte sıkıntıya düştüğünü, paraya ihtiyacı olduğunu söylemişti. Bu süreçte beraber olduğum için güveniyordum ve para gönderiyordum. Ben Türkiye’deyken para istiyordu ve çoğunlukla elden veriyordum. Bir defasında emekli olması için para ödemesi gerektiğini söyleyip para istemişti. Emekli olduğunda evli olacağımız için ‘Bu senin de menfaatine olacak’ demişti. Evlilik teklifinden sonra da para istemeye devam etti. İhtiyacı olduğundan dolayı para gönderiyordum. Bir defasında geniş bir eve çıkması için para gönderdim. Bir defasında babasının mezarını yaptırmak için para gönderdim. Motosiklet satın almak için yardım talep etmişti, para göndermiştim” dedi.

“EVLENME VAADİNDE BULUNMADIM”

Suçlamaları kabul etmeyen M.A. ise ifadesinde şunları söyledi:

– Müşteki ile 2 yıla yakın beraberliğimiz oldu. Müşteki Almanya’dan zaman zaman Türkiye’ye geliyordu ve kendisini havalimanından almaya gidiyordum. Bazen de Antalya’da konaklamak zorunda kalıyordum. Bu nedenle yol ve konaklama masrafım oluyordu. Müştekinin maddi durumu benden daha iyi olduğu için masraflarımı gönül rızasıyla karşılıyordu.

– İlişkimiz esnasında müştekiye evlenme vaadinde bulunmadım. Aldığım paraları da evlilik hazırlıkları için almadım. Müştekinin bana sadakatsiz hareketleri olduğunu öğrendim. Bunu söyleyen arkadaşlarım oldu. Ben de sosyal medya hesaplarını takip ettim ve başka kişiyle görüştüğünü anladım. İlişkiyi sonlandırdım.

BERAAT KARARI VERİLDİ

Mahkeme tarafından sanık ile müşteki arasında gönül ilişkisi bulunduğu, tarafların beyanlarında bu ilişkide müştekinin borç olarak veya isteğiyle sanığa para gönderdiği, suçun yasal unsurlarının oluşmadığından sanık hakkında beraat kararı verildi.

Sobczynski’nin Antalya Bölge Adliye Mahkemesi’ne başvurup mahkeme kararına itiraz edeceği öğrenildi. Sobczynski’nin avukatı Ali Öksüz, mahkeme kararına şaşırdıklarını ve dava sürecinin devam ettiğini belirtti, istinaf yoluyla karara itiraz edeceklerini dile getirdi.

BAŞKA BİR ALMAN KADINLA DAHA GÖRÜŞÜYOR

Mahkeme kararı sonrası hayal kırıklığı yaşadığını anlatan Simone Sobczynski, M.A.’nın kendisi dışında başka Alman bir kadınla da sevgili olup, parasını aldığını iddia etti. Elindeki tüm delilleri mahkemeye sunduğunu dile getiren Sobczynski, yaşadıklarını şöyle anlattı:

– Koronavirüs testi için gittiğim hastanedeki kayıt işlemlerinden bilgilerimi almış. Almanya’ya gitmek için havalimanındayken aradığında ‘Kusura bakma, evli biriyim. Görüşmek istemiyorum’ dedim. Mart 2021’de tatile Manavgat’a geldiğimde ayağımı burktum, hastaneye gittim. Hastanede görüştük, benimle çok ilgilendi. Teklifini yineledi, kabul ettim. İlişki yaşamaya başladıktan birkaç gün sonra 10 bin euro istedi. Tatile geldiğim için o kadar para yoktu. 500 euro verebildim. Çok sinirlendi, söylendi ve ‘Niye bu kadar az parayla geliyorsun?’ diye kızdı.

– Sonradan öğrendim ki o parayı diğer Alman kadına verecekmiş. Her konuşmamda benden bir şeyler istiyordu. Sonradan anladım. Tablet, telefon, motor kaskı ve motor ceketi, motor pantolonu ve motor çizmesi gibi çok eşya aldım. Bu malzemelerin Türkiye’den alınmasını istemedi, Almanya’dan almamı istedi. Hepsinin faturası ve kredi kartı makbuzu var. 25 Nisan 2022’de Antalya’ya geldim. Havalimanı çıkışında yere çöktü ve yüzük uzatarak evlenme teklifi yaptı.

– İnandım ve ‘evet’ dedim. ‘Almanya’ya dönünce eşimden boşanıp seninle evleneceğim’ dedim. O zaman çok mutluydum. Manavgat’ta ev tuttum, eve yeni eşyalar aldım. Birlikte yaşamaya başladık. Bir gün sabah uyandığımda, yoktu. Eşyalarını alıp gitmişti. Cüzdanımdan 400 euro eksikti. Geleceğini düşündüm ama dönmedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/alman-simoneun-evlilik-vaadiyle-dolandiricilik-davasinda-beraat/feed/ 0
Denizli’de ‘Seçil Erzan’ vakası https://www.foxhaber.com.tr/denizlide-secil-erzan-vakasi/ https://www.foxhaber.com.tr/denizlide-secil-erzan-vakasi/#respond Thu, 25 Jan 2024 21:09:33 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2614 Denizli’de Pamukkale ilçesi Çamlık Mahallesi’nde 2022 yılında Ertuğrul S. (39) tarafından ‘dijital finans’ alanında hizmet verdiği belirtilen bir şirket kuruldu. Çevrede kendisini dünyaca ünlü iş insanı olarak tanıtıp, güven sağlayan Ertuğrul S., bir süre sonra Dubai merkezli ünlü bir finans şirketinin Denizli temsilciliğini yaptığını belirterek, yüksek kar vaadiyle yatırımcılara çağrıda bulundu. Ertuğrul S., başta Fransa, Belçika ve İsviçre gibi ülkelerdeki gurbetçiler olmak üzere çok sayıda kişiden 20 bin euro ile 300 bin euro arasında para topladı.

İddiaya göre, yatırımcılara yatırdıkları paranın üzerinden aylık yüzde 15, yıllık ise ana paranın 5 katı kar payı yatırma vaadinde bulunuldu. Ayrıca her bir yatırımcı getirene de yüzde 10 ödeme sözü verildi. Bir süre sonra para yatıranlar, kar paylarını alamayınca dolandırıldıklarını anlayıp, Ertuğrul S. ile onunla birlikte hareket ettikleri ileri sürülen Hicabi P. (29) ve Tolga D. (26) hakkında savcılıklara suç duyurusunda bulunmaya başladı.


JEREMY PETIT

‘LÜKS HAYATLAR VE AÇILIŞLARLA GÖZ BOYAMIŞLAR’

Dolandırılan kişilerden bazılarının avukatı olan Gizem Üğür, olayın ikinci ‘Seçil Erzan’ vakası olduğunu, tek farkının ise dolandırılan kişilerin ünlü olmaması olduğunu söyledi. Yaptıkları araştırmada şüphelilerin, lüks yaşam tarzlarıyla çevrelerini etkileyerek şirkete para yatırmaya ikna ettiklerini belirten Avukat Üğür;

“Dolandırıcılık sistemi ‘Ponzi Sistemi’ gibi işliyor. Piramitsel dolandırıcılığın bir türüdür. Şüpheliler önce akrabalarından şirkete yatırım yapmalarını isterler. Bir verip, üç alacaklarını ya da aylık yüzde 15 kar vereceklerini söylerler. Ardından da çevrelerine bu karları birkaç ay dağıtırlar. Etraftan bunu gören insanlar da yatırım yapma kararı alırlar. Müvekkillerim de bu şekilde dolandırıldılar. Yatırılan paraya aylık yüzde 15, yıllık da çarpı 5 katı iade edeceklerini vadetmişler. Lüks hayatlar, lüks açılışlarla da insanların gözünü boyamışlar. Yaptığımız araştırmada 20 bin euro ile 300 bin euro arasında yatarım yapanlar var. Çoğunluğu Avrupa’da yaşayan gurbetçiler ve yabancılardan oluşan 750 kişi parasını bu şirkete ve kişiye göndermiş. Para yatıranların büyük kısmı kar payı alamadı, bir kısmı da ancak 2 ay yüzde 15 alabilmiş. Hiç alamayanlar da var” dedi.

Savcılığına suç duyurusunda bulunduklarını, soruşturmanın devam ettiğini belirten Avukat Üğür, “Şüphelilerin soruşturma kapsamında polis tarafından ifadeleri alındı. Kendilerinin kimseden yatırım amaçlı para almadıklarını, Dubai merkezli şirketinde Denizlide reklamını yaptıklarını söylemişler. Bunların şirketine ve kendi isimlerine gönderilen büyük miktarlardaki paraların dekontları bizde var. Hepsi suç duyurusundaki dosyada mevcut. Dolandırılan kişileri de ‘Suç duyurusunda bulunursanız paranızı alamazsınız’ diye korkutmuşlar. 2 yıldır ana parasını alamayanlar var. Türlü türlü bahaneler buluyorlarmış. Ortada çok büyük bir para var ve nerede olduğu belli değil. Dolandırılan yabancı uyruklu kişiler de kendi ülkelerinde gerekli kurumlara şikayetlerini yaptılar. Şüphelilerin yurt dışına kaçma şüphesi var, acilen yurt dışı yasağı gibi önlem alınması gerekiyor” diye konuştu.


CELINE GEISER

‘HEP BAHANELER UYDURUP, BEKLEMEMİZ GEREKTİĞİ SÖYLENDİ’

İsviçre’de yaşayan ve 120 bin eurosunun dolandırıldığını belirten Celine Geiser, “Yatırımımın sonuna geldiğimde paramı geri almak için Ertuğrul S. ile iletişime geçtim. Bana, Covid-19 nedeniyle ve fonları bloke eden paranın durumu ile ilgili sorunlar olduğunu söyledi. Her aramada bana Türkiye’deki enflasyondan tutun da ofis sitesinin güncellenmesine kadar başka birçok bahane uydurup, beklemem gerektiğini söyledi” dedi.

Fransa’da yaşayan ve 50 bin euro dolandırılan Jeremy Petit ise “Ertuğrul S.’yi 2012 yılından beri tanırım. Sahibi olduğum kafemin önüne çok büyük bir lüks araçla geliyordu. Bu sebeple ona nasıl lüks araçlar satın aldığını sordum. Bana ‘Sen de alabilirsin’ deyip, yatırımdan bahsetti. Ben de parayı gönderip, yatırım yaptım. Ancak vadedildiği gibi hiç para alamadım. Kendisi her görüşmemizde vaatlerin yerine getirileceğini Corana19 pandemisi nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti’nin paraları bloke ettiğini ve bu durumun kendilerinden kaynaklanmadığını söyledi. En son enflasyon nedeniyle devletin, euro hesaplarına el koyduğunu, bu nedenle elleri kolları bağlı olduğunu söyledi. Devlet izin verir vermez paraları yatıracaklarını söyledi” diye konuştu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/denizlide-secil-erzan-vakasi/feed/ 0
Bodrum mandalini rant kurbanı oldu https://www.foxhaber.com.tr/bodrum-mandalini-rant-kurbani-oldu/ https://www.foxhaber.com.tr/bodrum-mandalini-rant-kurbani-oldu/#respond Mon, 22 Jan 2024 21:09:35 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2507 Muğla’nın Bodrum ilçesine 1940’lı yılların başında İtalya’dan getirilen ve 1950’li yıllarda yıllık üretimi 25-30 bin tonlara çıkarak yurtdışına 2 dolara satılan Bodrum mandalini turizm ilçesinde hızla artan ranta yenildi.

Yüzlerce mandalin bahçesi betona yenik düştü. Üretim 3 bin tonlara kadar geriledi. Yüzlerce ton mandalin ya ağaçların dallarında ya da toplanmadığı için yerlerde çürümeye ve kaderine terk edildi. Mandalina kasaları boş kaldı.

Dededen, babadan kalma üretimi devam ettiren Bodrum Mandalin Hareketi Öncüsü ve Bodrum Kent Konseyi Coğrafi İşaretler Çalışma Grubu Kolaylaştırıcısı Erman Aras konuyla iligili şunları söyledi:

“Tarihi Bodrum mandalinin öyküsü 350 yıl geriye dayanır. Bugüne kadar koruduk ve mücadeleyi sürdürüyoruz. Ancak yıllık üretim 3 bin tonların altına kadar düştü. Mandalini korumak için coğrafi marka unvanı aldık.

Mandalinden gazoz, lokum, kolonya, sirke, dondurma, reçel olmak üzere 25 çeşit markalı ürün yarattık. Kooperatif kuralım, birlik olalım dedik, olmadı, mandalin ya dalında kaldı, ya da düştüğü yerde. Bodrum mandalinini korumak için herkes elini taşın altına koymalı.

Dedelerimizden miras bu ürünü yitirirsek yerine koyacağımız ne yazık ki böyle bir ürün yok.”

HERKES ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMALI MANDALİN KORUNMALI

Aras açıklamasının devamında ise şunları kaydetti:

“Bu nedenle bu ilçede yaşayan bu ilçeden para kazanan her işletme, her tüketici, sofrasında ve işyerinde Bodrum mandalini ve ürünlerini kullanmalı, üreticiyi korumalı. Binlerce işletme oldu, binlerce villa yapıldı.

Şimdi bunların sahipleri mandalin bahçeleri ile Bodrum yeşil kalsın istiyor, yeşil kalsın demekle Bodrum yeşil kalıyor mu hayır. Mandalini üreteci satamıyor satsa da para etmiyor. Bahçede elinden 5-6 TL. ye satıyor, aynı mandalin büyükşehirlerde 50- 60TL. ediyor.

Bu nedenle mandalin bahçesi sahipleri bize de imar gelse biz de bina yapsak diye bekliyor. Biz milli marka coğrafi ürün dediğimiz Bodrum mandalinini göz göre nasıl yok ediyoruz.

Sorulması gereken bu. Çaresi ise ilçedeki işletmelerin menülerini bunu koymaları, suyundan reçeline tatlısından lokumuna kadar ürünleri değerlendirmeli.”

Erman Aras

AĞAÇLARIMIZI SÖKÜYORLAR BİNALARI DİKİYORLAR

Eşi Hatice Uzun ile birlikte üretim yapan ve Ortakent Mahallesi’ndeki bahçenin önünde mandalinleri satmaya çalışan Alibey Uzun yaptığı açıklamada tarihi Bodrum mandalinin yok olmaya başladığını belirterek “Ağaçlarımızı söküyorlar, binaları dikiyorlar. Böyle giderse 5-10 yıl içinde yiyecek mandalin bulamayız. Çok acı Bodrum mandalinini bulamayacağız. Ürün para etmiyor. Bir karış toprak para ediyor, bir kilogram mandalin para etmiyor” dedi.

Can Pulak

MANDALİNİ YAŞATMAK İÇİN AĞAÇLARI TEK TEK KİRALAYACAĞIZ

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın danışmanı olan ve halen turistik ilçede yaşayan Bodrum Mandalini Platformu üyesi Can Pulak ise şunları söyledi:

“Bu kadar değerli bir ürünün böyle heder olması, üretim masraflarının artması ve üreticiyi bezdirir hale gelmesi yürek burkucu. Mandalini önce ranttan kurtarmak lazım.

Bu nedenle onlarca bahçe ranta kurban gitti, ama geride kalan mandalin bahçelerini kurtarabiliriz. Üretimde direnenlere nasıl destek olabiliriz.

Her mandalin ağacını yıllık 100 TL. yi kiralayarak altına kişi adını plaketi çakılsın ve ürünün toplasın, yani isteyen herkesin dikili bir mandalin ağacı olsun.

Mandalin yerlerde çürümesin ve kesilmesini önemli ölçüde önlemiş oluruz. Dünyada eşi benzeri, lezzeti kokusu olmayan Bodrum mandalinini yaşatmış oluruz”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bodrum-mandalini-rant-kurbani-oldu/feed/ 0
Yavaş: Halkın parasını çöp projelere gömmekle meşguller https://www.foxhaber.com.tr/yavas-halkin-parasini-cop-projelere-gommekle-mesguller/ https://www.foxhaber.com.tr/yavas-halkin-parasini-cop-projelere-gommekle-mesguller/#respond Sun, 21 Jan 2024 21:18:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2480 Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Ankara Kent Konseyi ev sahipliğinde düzenlenen Kars ve Çevre İlleri Demokrat Dernekler Federasyonu ile Erzurumlular Dayanışma Federasyonu İstişare Toplantısı’na katıldı. Toplantıda konuşan Yavaş, şunları söyledi:

– Belediye başkanlığı vaatlerimden birisi Ankara’da yaşayan 81 ilden herkesin kendi kültürünü yaşatması. Oradaki kültür, lezzetleri Ankara’da tadamıyoruz bir vesile olmayınca. Siz yüzlerce kilometre uzaktan buraya geldikten sonra kendi evlatlarınızın Erzurum ve Kars’ın kendi kültürünü her yönüyle yaşamasını istersiniz.

– İnsan yaşadığı topraklardan kopmamalı o kültürü de yaşatmalı. Bu kültürün yaşatılması adına 3 bin 500 dönümlük BAKAP projesi içerisinde bir yer planlıyoruz. Diğer şehirlerimizden herkesin gelip kendi kültürünü orada yansıtacağı, yaşatacağı ve zaman zaman toplantı yapacağı, evlatların, akrabaların birbirleriyle kaynaşacağı ortamı inşallah projelendiriyoruz.

– Herkes, ‘Benim çılgın projem’ deyip halkın tertemiz parasını çalışmaz çöp projelere gömmekle meşgul. Benim çılgın projem falan yok. En büyük projem insanları yeniden üretmeye teşvik etmek. Belki Türkiye’de bir numarayız, en geniş tarımsal destekleri veriyoruz.

HESAP VERMEKTEN GURUR DUYUYORUZ

– Ankara’da sizlerden aldığımız para sizin bana emanet ettiğiniz paradır. Bizim önceliğimiz insan sağlığı, bütün çalışmalarımız bu yönde, halkın genel ihtiyacı neyse parayı oraya harcıyoruz. En büyük sözümüz de şuydu: ‘Biz şeffaf olacağız, hesap vereceğiz.’ Bizden başka ihale canlı yayınlayan yok. İsteyen istediği ihaleyi YouTube’dan izleyebiliyor. Hesap veriyoruz, yaptığımız her kuruş harcamayı internet sitemizde görebilirsiniz. Varsa bir eksiğimiz hesap vermekten gurur duyuyoruz.

– Tek başına yönetirseniz halkın zorlukla ödediği tertemiz paraları çöp projelere gömersiniz. Sonra Mansur Yavaş’ın neden sevildiğini anlamıyorlar, ‘Algı yapıyor’ diyorlar.

TELEVİZYONA ÇIKMAM

– Sosyal medyada sadece yaptığımız çalışmaları yayınlıyoruz, propagandaya dair hiçbir şey yok. Televizyonlara çıkmam. Tüm televizyonlar sizin elinizde. O zaman bu algıyı Mansur Yavaş nasıl yapıyor? Anlamadıkları nokta bu. Biz gerçek belediyecilik yapıyoruz. Ankara halkının parasını sadece Ankara’da yaşayanların ihtiyaçları için karşılıyoruz.

– Bu kadar kanalizasyonu yapılmamış, suyu olmayan köy varken, arıtma tesisi yapmanızı beklerken bu paraları nerelere harcadınız? Servet gibi geliriniz varken bu kadar insan ne yer, ne içer hiç düşünmediniz mi? Bu kadar sosyal destek alan aile evde neyle ısınıyor diye hiç düşünmedi mi bizden önceki zihniyet?

ANKARA HALKI BİZE GÜVENDİ

– 3 yıldır sosyal destek alan ailelere doğal gaz desteği vererek çoluğunun çocuğunun evde ısınmasını sağlıyoruz. Kırtasiye yardımı, et desteği, servis yardımı hepsini yapıyoruz ki o ailelerin çocukları okusun onlar da destek almasın. Yoksulluğu yönetmek yerine, yoksulluğu ortadan kaldıracak projeler yapmak zorundayız. Bunun da birinci adımı onların çocuklarını ne yapıp okutmak.

– Ankara halkı bize güvendi. Biraz önce başkanımızın söylediğinin notunu aldım. Afişlere Ankara’nın ‘Şehr-i Emin’i yazacağım ‘şehr-i emin’ neden önemli; emanet ettiğiniz paranın nereye gittiğini bilmeniz, çöp projelere harcanmadığını bilmeniz.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/yavas-halkin-parasini-cop-projelere-gommekle-mesguller/feed/ 0
Erkan’dan dezenflasyon vurgusu https://www.foxhaber.com.tr/erkandan-dezenflasyon-vurgusu/ https://www.foxhaber.com.tr/erkandan-dezenflasyon-vurgusu/#respond Fri, 12 Jan 2024 21:06:28 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2192

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Dr. Hafize Gaye Erkan, dezenflasyona ulaşma konusunda kararlı olduklarını belirterek, “Dezenflasyon patikası; sadece bir projeksiyon değildir, başarı ölçümüzdür. Bunu başarmaya kararlıyız.” dedi.

TCMB’nin “Yatırımcı Günü” etkinliğinin ilki, ABD’nin New York kentinde dün gerçekleştirildi. Toplantıya, büyüklüğü 50 trilyon doları bulan dünyanın en büyük yatırım fonlarından 200’ü aşkın üst düzey temsilci katıldı.

JPMorgan Chase genel merkezinde düzenlenen toplantıda, TCMB Başkanı Erkan, Türkiye’de para politikası ve enflasyon görünümüne ilişkin sunum yaptı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in de video konferans yöntemiyle katıldığı ve yatırımcıların sorularını yanıtladığı toplantıda, makroekonomi, finansal piyasalar ve bankacılık gibi konularda da sunumlar gerçekleştirildi.

Toplantı katılımcılarından alınan bilgiye göre, TCMB Başkanı Erkan, toplantıda, dezenflasyona ulaşma konusunda kararlı olduklarını belirterek, “Dezenflasyon patikası; sadece bir projeksiyon değildir, başarı ölçümüzdür. Bunu başarmaya kararlıyız.” ifadelerini kullandı.

FAİZ MESAJLARI

Hafize Gaye Erkan, dezenflasyonun tesisi için gerekli parasal sıkılık düzeyine önemli ölçüde yaklaşıldığını, aralık ayında parasal sıkılaştırma hızını azalttıklarını kaydederek, parasal sıkılaştırma adımlarını en kısa zamanda tamamlamayı öngördüklerini vurguladı.

Erkan, eylül ayından bu yana TL mevduata güçlü bir geçişle birlikte tüketim ve ithalat talebinde azalma, bunun sonucunda cari açık ve rezerv artışında iyileşme, bununla birlikte enflasyon beklentilerinde belirgin bir iyileşme ve enflasyonun ana eğiliminde düşüş gözlemlemekten memnuniyet duyduklarını ifade etti.

Para politikası stratejilerinin piyasalarca olumlu karşılandığını belirten Erkan, “Türkiye’nin CDS’i mayıs ayında bulunduğu zirveye kıyasla yarıdan fazla gerileyerek sert bir düşüş gösterdi. Piyasanın işaret ettiği kur oynaklığı önemli ölçüde azaldı.” diye konuştu.

‘REZERVLERİ ARTIRMAYA DEVAM EDECEĞİZ’

TCMB Başkanı Erkan, hızlanan sermaye girişlerinin de desteğiyle rezervleri ihtiyatlı bir şekilde artırmaya devam edeceklerine vurgu yaparak, makroihtiyati çerçevenin sadeleştirilmesine ve TL mevduat payının artırılmasına devam edileceğini söyledi.

Erkan, rezervlerin tüm zamanların en yüksek seviyelerine çıktığını kaydetti.

Hafize Gaye Erkan, sermaye girişlerinin son dönemde hızlandığını belirterek, kasım-aralık dönemi boyunca 9 milyar doların üzerinde sermaye girişi gerçekleştiğini bildirdi.

Erkan, “Programımız etkili bir şekilde çalışıyor ancak sürdürülebilir fiyat istikrarı sağlanana kadar işimiz bitmiş sayılmayacak.” ifadesini kullandı.

‘2024 DEZENFLASYON YILI OLACAK’

TCMB Başkanı Erkan, bankacılık sektörünün parasal sıkılaştırma süreci boyunca sağlamlığını ve dayanıklılığını koruduğunu, sermaye tamponlarının yeterli seviyelerde olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Sadece 4 ay içerisinde TL mevduat 2 trilyon TL arttı, KKM hesapları 750 milyar TL azaldı, yabancı para mevduatı 3 milyar dolar azaldı. Böylece TL mevduatın payı yüzde 30’dan yüzde 40’a yükselirken, KKM’nin payı yüzde 20’nin altına düştü. Mevduat oranı, hanehalkının, tüketimi öne çekmekten uzaklaşarak tasarruflarının reel değerini TL’de tutmaya yöneldiği bir seviyededir. Ana taahhüdümüz dezenflasyona ulaşmaktır. Bununla birlikte döviz rezervlerini güçlendirmeye devam edeceğiz ve rezervleri artırmada halihazırda önemli bir ilerleme kaydettik.”

Erkan, 2024’ün, dezenflasyon yılı olacağını da sözlerine ekledi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/erkandan-dezenflasyon-vurgusu/feed/ 0
Uyuşturucu örgütü liderliğiyle suçlanan sanık: Hurdacılık torbacılığa daha ağır basar https://www.foxhaber.com.tr/uyusturucu-orgutu-liderligiyle-suclanan-sanik-hurdacilik-torbaciliga-daha-agir-basar/ https://www.foxhaber.com.tr/uyusturucu-orgutu-liderligiyle-suclanan-sanik-hurdacilik-torbaciliga-daha-agir-basar/#respond Thu, 11 Jan 2024 21:36:36 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2183 Zonguldak’ta, Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince geçen yıl 5 Mayıs’ta 4 ilçede uyuşturucu tacirlerine yönelik ‘kökünü kurutma’ operasyonu düzenlendi. 7 aylık teknik ve fiziki takip sonucu düzenlenen operasyonda; Emircan İleri’nin lideri olduğu öne sürülen uyuşturucu satmak amacıyla kurulmuş örgüte üye olduğu iddia edilen 32 kişi eş zamanlı baskınlarla yakalanıp, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

Örgüt lideri olduğu iddia edilen Emircan İleri ile birlikte çete üyesi olduğu öne sürülen Yüksel Kocasoy (59), Batuhan Yıldırım (21), Bircan İleri (72), Ejder İleri (49), Emre Köse (27), Erçin Taşçıoğlu (43), Gökhan Türkmen (34), Mehmed Çakır (29), Mert Dikici (28), Ogün Akbulut (32), Ömer Etçioğlu (47), Selahattin Köse (31), Serdar Kuyucu (40), Ufuk Sarıkaya (37) ve Yıldırım Üçer (47) tutuklandı, 16 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest kaldı. Tutuksuz sanıklardan 2’si ise işledikleri başka suçlardan dolayı tutuklandı. 9 Ocak’ta başlayan yargılamada, polis ifadesinde örgüt şemasını açıklayan ancak mahkemede ifadesinin yanlış anlaşıldığını söyleyip duyduğu dedikoduları anlattığını ifade eden Hüseyin Pirecioğlu (44) da duruşma sonunda tutuklandı. Dosya kapsamında tutuklu sanık sayısı 17’ye yükseldi.

“‘ACILIK ÇETESİ’ BİZE DEVLETİN YAKIŞTIRDIĞI BİR İSİMDİR”

Tutuksuz sanıklardan A.N., “Emircan İleri benim kan kardeşim, hiç tanık olamadım. Ne zaman Emircan alınsa, ben de alındım. Buradaki arkadaşların çoğu beni ve Emircan’ı tanımaz. Acılık Çetesi diye bir şey yoktur. Bu devletin bize yakıştırdığı bir isimdir. Acılık Çetesi diye bundan önce de operasyon ve yargılamalar yapıldı. Kabul etmemekle birlikte bir örgüt var ise biz birbirimize yakınlığımızdan ve sürekli görüştüğümüzdendir. Emircan’ın başına bunların gelmesi, Hüseyin Pirecioğlu ile arkadaşlık yapmasıdır. Emircan’ın yasa dışı bahis oynatma gibi bir durumu da yoktur. Kızı öldükten sonra kafası dağılsın diye ben ona öğrettim oynamasını. Kendi hesapları icralıktı o yüzden de yeğeni Batuhan’ın hesaplarını kullandı. Bu paraları da onun için o hesaba yatırıyorduk” diye konuştu.

Sanık A.N. ve Hüseyin Pirecioğlu’nun birbirine hakaret etmeleri sonucu kısa süreli gerginlik yaşandı. A.N. söz almadan konuşmaya devam edince duruşma salonundan atıldı.

TEHDİT EDİLDİĞİNİ ÖNE SÜRDÜ

İlk duruşmada poliste verdiği ifadeyi mahkemede değiştirip tutuklanan Hüseyin Pirecioğlu, duruşmanın başladığı sabah tehdit edildiğini öne sürdü. Kendisini tehdit edenlerin ismini söyleyen Pirecioğlu, “D.İ., bana ‘Amcamın çok selamı var. Gerekeni yap. Kendini düşünmüyorsan geride kalanları düşün. Zonguldak’ı terk et’ dedi. Bundan 1-2 hafta önce de dövülmüştüm. Ş.Ö. bana ‘Canını kurtardım’ dedi. Emircan İleri, öldürülmem için para teklif etmiş” diye konuştu.

Poliste verdiği ifadelerin doğru olduğunu söyleyen Pirecioğlu, “Bana Emircan ‘Şu bu para, bana şu kadar para getirin’ diyordu. Ben de parayı aldığım gibi Emircan’a getiriyordum. Satacağım uyuşturucuyu Emircan’dan alırdım. Benim altımdakilere verdiğim malın parası gelmezse Emircan’a benim borcum olurdu. Örgüt şemasını oluştururken polisler isim sordukça anlattım. Bana uyuşturucu satıp satmadıkları sorulmuştu, ben de ‘Satıyorlar’ dedim. Polise anlatırken grup isimlerini ben söyledim. Emircan’ın hesabını kullandığı Batuhan Y.’nin paranın nereden geldiğini bilme imkanı yoktur” ifadelerini kullandı.

“HER 3- 4 SENEDE BİR MAĞDUR EDİLİYORUM”

SEGBİS aracılığıyla ifade veren ve örgüt lideri olmakla suçlanan hurdacılık yaptığını iddia eden Emircan İleri, tüm suçlamaları reddederek şunları söyledi:

* “Örgüt kurmadım, böyle bir olaya teşebbüs etmedim. 3 kere örgütten yargılandım, örgütü bilerek bu cezai risk karşısında o işe girer miyim? Hurdacılık torbacılığa daha ağır basar. Mesleğimin kazancı yerindedir. Uyuşturucu parasına ihtiyacım yoktur. Her 3- 4 senede bir hakkımda bu şekilde soruşturmalar yapılıp mağdur ediliyorum. Bunların cezasını bildiğimden bu işe hayatta girmem.

* O kadar operasyon geçirmiş biri olarak uyuşturucu paralarını bana ulaşılmasının kolay olduğu yeğenimin hesabına yatırtır mıyım? Hüseyin’in iddia ettiği uyuşturucu parası diye iddia ettiği şeyler beraber oynadığımız bahis paralarıdır. Kendisi yalan konuşmaktadır. Hüseyin yalanlarıyla mahkemedeki herkesin kuyruğunu birbirine bağlamış. Hüseyin neden emniyete bir parça uyuşturucu teslim etmemiş? Hüseyinin iddia ettiği 2 kilo metanfetamin varken dosyada 2 gram metanfetamin yok.

* Ayrıca Hüseyin’i niye dövdüreyim? Karakolda 64 sayfa ifadesini vermiş, söyleyeceğini söylemiş bu saatten sonra dövdürsem ne olur. Sedat ve Gülcan bana iftira atmışlardır. Dedikodu çıkartmışlardır. 2021’den beri aramızda husumet vardır. Verdiği ifadeler yalandır. Hüseyin benden korkmuş olsa, benden uyuşturucu satın aldığını söyleyebilir mi? Örgüt adı altında gruplandırma yapmışsa da ben yargılanan sanıkların çoğunu tanımıyorum.”

İleri savunmasında, “Böyle bir iş yapsam kazandığım parayı adliyeye getirir, bir çuvala koyarım, avukatıma veririm. ‘Ben böyle bir suç işledim, kazandığım para da budur’ derim. Cezaevinde 10 sene yatmak mı iyi yoksa devlete bunları teslim etmek mi iyi? İsmimi kullandıkları için yerel gazetelere haberler yaptırdım. Bu dedikoduların çıkmasından dolayı uyuşturucu farkındalığını artırmak için pankartlar yaptırdım. Bir insan hem örgüt kurup hem de örgüt üyelerinin yakalanması için çaba harcar mı? Hüseyin’in adımı kullandığını öğrendim. Sonra ise İl Jandarma Komutanlığı’nda görevli bir astsubaya onunla ilgili bilgiler verdim. Bu soruların ona da sorulmasını istiyorum” ifadelerini kullandı.

Dünkü duruşmada sanıkların ifadesi tamamlandı, tanıkların dinlenmesine geçildi. Dinlenilmeyen tanıkların dinlenmesi için duruşma bugüne ertelendi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/uyusturucu-orgutu-liderligiyle-suclanan-sanik-hurdacilik-torbaciliga-daha-agir-basar/feed/ 0
Bursa’da ‘yavru’ vurgunu: Milyonlarca lirayı buhar etmişti… Lüks araç ve evlere el konuldu! https://www.foxhaber.com.tr/bursada-yavru-vurgunu-milyonlarca-lirayi-buhar-etmisti-luks-arac-ve-evlere-el-konuldu/ https://www.foxhaber.com.tr/bursada-yavru-vurgunu-milyonlarca-lirayi-buhar-etmisti-luks-arac-ve-evlere-el-konuldu/#respond Sat, 06 Jan 2024 09:09:35 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1948 Bursa’nın Orhangazi ilçesinde 80 yıldır sarrafiye sektöründe faaliyet gösteren firmanın 3’üncü nesil işletmecisi Ahmet Ö., ‘yavru’ adını verdiği sistemle yakın çevresinden emanete bırakmaları şartıyla, piyasa değerinin altındaki fiyata Cumhuriyet altını sattı.

İddiaya göre, sisteme dahil olan kişilere, 1 ay sonra taahhüt edilen oran sayısında altın, kar olarak verdi.

Bir süre sonra kar amaçlı emanete altın bırakanların sayısı arttı.Sistem büyüyünce, katılımcılara, altın üzerinden komisyon verilmesine dönüştü. Sisteme katılan kişilere yüzde 4 ile 30 arasında komisyon verildi.

‘Yavru’ adlı sistemde, parasıyla gelen kişilere piyasa fiyatından daha uygun fiyatla altın satılıp, 1 ay sonra taahhüt edilen oran sayısında altın, kar olarak verilmeye başlandı.

MAĞDURLARDAN SAVCILIĞA ŞİKAYET

Kuyumcu Ahmet Ö., taahhüt ettiği altınları ya da altınlar değerinde parayı, sahiplerine zamanında teslim etmekte zorlandı. Endişe yaşayan iştirakçiler, birbirlerinden habersiz, sistemden paralarını çıkarmak istedi. Ancak altın ya da paraların iadesi konusunda sorunlar yaşandı. Kuyumcunun kapalı olması endişeleri artırdı.

Sistemde altınları olanlar, bilgi almak için aradıklarında Ahmet Ö.’ye ulaşamazken, kuyumcunun iş yerini boşaltıp kaçtığı bilgisi kulaktan kulağa yayıldı. Kuyumcunun kaçtığını öğrenen mağdurlar ardı ardına savcılığa şikayette bulundu.

SAVCILIKTAN ARAMA KARARI

Kuyumcu Ahmet Ö. hakkında yapılan çok sayıda şikayet üzerine, Orhangazi Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Mustafa Kemalpaşa Caddesi’nde kuyumcunun yer aldığı bölge, emniyet şeridiyle kapatıldı.

Savcılık izniyle kuyumcunun kapısının açılması için itfaiye ve çilingirle çalışma yapıldı ancak kapalı olan kepenkler açılamadı.

ÖZEL EKİP 4 SAATTE YAKALADI

Katılımcılardan toplanılan para miktarının 500 milyon liradan fazla olduğu iddia edilirken, dolandırıcılık şikayetleri üzerine Orhangazi Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında, Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ve Orhangazi İlçe Emniyet Müdürlüğü personelinden özel ekip oluşturuldu.

Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen, koordineli soruşturmayla ekipler tüm detayları en ince ayrıntısına kadar inceledi.

Titiz çalışma sonrasında özel ekip, kuyumcu Ahmet Ö. ve evinde saklandığı arkadaşı R.E.’yi, 4 saatlik takibin ardından İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde yakaladı. Polisin eş zamanlı operasyonunda, Ahmet Ö.’nün ortağı A.F.Ş. ile babası S.Ö., kendisini İstanbul’a otomobiliyle götüren H.Ş. ve kuyumcuda çalışan S.İ. gözaltına alındı.

BAVULLA KAÇIRILDIĞI İDDİA EDİLEN ALTINLAR BULUNAMADI

Ahmet Ö.’nün İstanbul’da saklandığı evde arama yapan ekipler, 60 bin lira ele geçirirken, Ahmet Ö.’nün üzerinden ise para çıkmadı.

Ekiplerin aramasında, Orhangazi’den İstanbul’a bavulla kaçırıldığı iddia edilen altınlar da bulunamadı. Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri tarafından Bursa’ya getirilen Ahmet Ö., kendisini görüntüleyen basın mensuplarına, hakkındaki iddiaları kabul etmediğini belirtti.

MAĞDUR SAYISI 82’YE YÜKSELDİ

Bursa Emniyet Müdürlüğü’nde sorgusu süren Ahmet Ö. ve babası S.Ö.’nün de aralarında olduğu 6 şüpheli bugün adliyeye çıkartıldı. Ahmet Ö.’nün polise verdiği ifadesinde, ‘Üç sene önce nakit darlığından dolayı yüksek faizle borç aldım. İşleri çevirmek için başka kişilerden de altın ve para aldım. İşlerim zora girdi. Ödeme yapamaz duruma geldim. İşin içinden çıkamayınca dükkanı kapatıp İstanbul’a gittim. Suçumu kabul ediyorum. Pişmanım” dediği öğrenildi.

Bu arada Ahmet Ö., babası ve ortağının lüks ev, araç ve arsalardan oluşan tüm mal varlığına el koyulurken, kendisinden şikayetçi olanların sayısının ise 82’ye yükseldiği ve bu sayının arttığı belirtildi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bursada-yavru-vurgunu-milyonlarca-lirayi-buhar-etmisti-luks-arac-ve-evlere-el-konuldu/feed/ 0
Dünya turu hayalleri Fatih’teki otelde bitti https://www.foxhaber.com.tr/dunya-turu-hayalleri-fatihteki-otelde-bitti/ https://www.foxhaber.com.tr/dunya-turu-hayalleri-fatihteki-otelde-bitti/#respond Fri, 05 Jan 2024 21:33:25 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1934 İstanbul’dan başlaması planlanan ve 3 yıl sürecek dünya turu için iddiaya göre, 50 turist ‘Miray Cruises’ isimli şirketin tura çıkacak gemiyi hazır hale getirme konusunda problem yaşaması nedeniyle tatil hayallerini gerçekleştiremedi. Yolculardan edinilen bilgiye göre turun orijinal çıkışı için 1 Kasım tarihi verildi.

Turistlerin iddiasına göre, dünya turunun önce ertelendiği ardından da ‘Life At Sea Cruises’ gemisiyle yapılmayacağı söylendi. İstanbul’dan başlaması planlanan dünya turu için İstanbul’a gelen ABD’li Kara ve Joe Youssef çifti iki apartman dairesini sattı.

Janice Chappelear ise, emeklilik birikimini tur bileti satın almak için kullandı. Üç turist ülkelerine dönmek için Fatih’te masrafları tur şirketi tarafından karşılanan bir otelde yaklaşık 2 aydır para iadesi bekliyor.

Turistler şirketle para iadesinn 3 taksit şeklinde ödenmesi için anlaştıklarını, birçok kişiye henüz ilk ödemelerin yapılmadığını, mağduriyet yaşayan birçok yolcunun ise ülkesine geri döndüğünü ifade etti. Miray Cruises isimli denizcilik ve seyahat şirketi ise, yaşananlar hakkında açıklama yaptı.

“İPTAL EDİLDİĞİNİ ÖĞRENDİK”

2 aydır Fath’teki bir otelde yaşayan ABD’li Kara Youssef “Bu gerçekten çok hayal kırıcı, belki de hayatımızın yolculuğu olacaktı fakat hiç olmadı” dedi. Kara Youssef, “Turu online bulduk, şirket hakkında biraz araştırma yaptık ve bunun maliyetini karşılamak istediğimiz bir seyahat olduğuna karar verdik. Kocam ve ben için 2 kişilik 3 yıllık toplam ödeme 224 bin dolar tutuyordu. Biz de kaydolduk. Yüzde 25 depozito yatırdık ve Ağustos ayında bir ödeme daha yaptık. Ekim ayı sonlarında geminin gecikeceği söylendi. Sadece 1 ay gecikme olacağını düşünerek İstanbul’a geldik. Yanlış hatırlamıyorsam o ayın 20sinde gezinin tamamen iptal edildiğini öğrendik.” ifadelerini kullandı.

“BANKACILIK SORUNLARINDAN DOLAYI GECİKMELER YAŞANDIĞINI İDDİA ETTİLER”

Şirketin geri ödemeleri 3 taksit halinde yapacağını söylediğini belirten Kara Youssef, “Bankacılık sorunlarından dolayı gecikmeler yaşandığını iddia ettiler. İlk ödememizi New York Times’taki bir haberin yayınlanmasından sonra geçen Cuma günü aldık. 10-15 kişi ilk ödemesini aldı 115 kişiden pek çoğu da halâ ilk ödemelerini bekliyor. İkinci ödemelerin tarihine yakın bir zaman kaldı fakat henüz daha ilk ödemelerin yarısına bile gelmediler” dedi.Kara Youssef, “Kocam ve ben için ileriye dönük karar vermek çok zor, iade alıp alamayacağımıza da bağlı. Şirketin geçmişte verdiği sözler vardı ve ödeme sözünü tuttuklarından emin olmak için burada olmak istedik. Ödememizin tamamını aldıktan sonra geleceğimiz için plan yapabileceğiz. Bu çok hayal kırıcı, belki de hayatımızın yolculuğu olacaktı fakat hiç olmadı. Şirketin bunu 2024te yapmayı planladığını biliyorum, iyi şanslar diliyorum fakat umarım bir plan yapmadan önce ilk yolcuları için işleri düzeltirler” dedi.

“EVİM VARDI ARTIK YOK”

Kara Youssef’in eşi Joe Youssef ise, “Hüsrana uğradık, hayallerimiz kırıldı, bu şirketle ilgili umudumuz vardı. Son ana kadar güvendik, çok fazla insan negatif şey söylüyordu. Böyle bir gemi olmadığını görene kadar belki de en çok güvenenlerdendik. Tüm paramızı geri alabilmeyi umuyorum. Burada 36 kişiydik, herkes sanırım çok uzun süre beklemekten hüsran yaşadı. Yani paramızı bir an önce ödeyin herkes normal yaşamına geri dönsün. Bizim normal bir yaşamımız da olmayacak. Benim evim vardı, artık yok. Ne yapacağımı bilmiyorum. Fakat her şey gelecek planlarımız, paraya, iadeye bağlı.” ifadelerini kullandı.

“ŞU ANA KADAR 66 BİN DOLAR HARCADIM”

28 Ekimde İstanbula geldiğini belirten Massachusettsli ABDli emekli Janice Chappelear ise, “1 Kasım’da yolculuğun başlamasını umuyordum ama olmadı. Şu ana kadar bu tura 66 bin dolar harcadım. Şu an, ödemenin ilk taksitini geri almam gerektiğini söyleyen bir banka dekontu gördüm. Ancak henüz hesabıma ulaşmadı ve bu da geçen Cuma olmalıydı, bu yüzden çok geç kaldılar. Bildiğim kadarıyla yalnızca 9 ya da 10 yolcu Miray Cruisesdan bir ödeme aldı. Şirketten Türkiyeye gelen her yolcuya geri ödemelerin yapılacağı belirtildi, o yolculardan çoğu ülkesine döndü. Sözlerini tutmaları ve konuştuğumuz gibi bize geri ödeme yapmaları gerekiyor. Sabrımız tükeniyor. Emeklilik birikimimin çok büyük bir kısmını bu tur için harcadım. Eğer geri alamazsam, bu gerçekten emekliliğimi etkileyecek. Benim için çok zor olacak.” dedi.

“TURUN BAŞLANGIÇ TARİHİ 1 ARALIK 2024’E ERTELENMİŞTİR”

Miray Cruises adlı turizm şirketi konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu anda İstanbul’da 5 yolcunun kaldığı belirtti. Açıklamada, “Öncelikle, Life At Sea Projesi, iptal edilmemiştir; seyahatin başlangıç tarihi 1 Aralık 2024 tarihine ertelenmiştir. 3 yıllık gemi turuna çıkacak yeni gemiyi Mart ayı ortalarında açıklamayı planlıyoruz. 1 Aralık 2023 kalkışı için para ödeyen misafirlerimize, para iadesi talebinde bulunmak ya da kaparolarını 2024 kalkışı için kullanma alternatifleri verilmiştir. Ertelemeden önce İstanbul’ a gelmiş olan yaklaşık 50 misafirimiz, yaklaşık 1 ay İstanbul’da konaklamış ve tüm konaklama masrafları tarafımızdan karşılanmış ve istedikleri ülkeye gidiş biletleri temin edilmiştir.” ifadelerine yer verildi.

“KONAKLAMALARI TARAFIMIZDAN KARŞILANACAKTIR”

Şirket açıklamada, “Halen İstanbul da kalan 5 misafirimizin de konaklamaları, Türkiyeyi terk edene kadar tarafımızdan karşılanacaktır. Misafirlerin tamamı yabancı uyrukludur. 1 Aralık 2023 kalkışı için para ödeyen misafirlerimize, para iadesi talebinde bulunmak ya da kaparolarını 2024 kalkışı için kullanma alternatifleri verilmiştir. Ayrıca, tüm misafirlerimiz, Mart Ekim 2024 döneminde M/V Gemini isimli gemimizle ücretsiz Yunan Adaları gemi turuna davet edilmişlerdir.” dedi.

“ŞUBAT SONUNDA PARA İADELERİ TAMAMLANMIŞ OLACAK”

Açıklamada ayrıca, “Bazı misafirlerimiz, paralarını geri istemeyip, şimdiden 2024 seferi için rezervasyonlarının devam etmesini talep etmişlerdir. Bazı misafirlerimiz ise ödemelerinin iadelerini istemişlerdir. İade isteyen misafirlerimizle, ödemiş oldukları tutarları 3 taksitte geri ödeneceği konusunda uzlaşma sağlanmıştır. Geri ödemeler devam etmektedir ve Şubat sonunda tüm misafirlere ödemiş oldukları tutarlar iade edilmiş olacaktır.” cümleleri de yer aldı

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/dunya-turu-hayalleri-fatihteki-otelde-bitti/feed/ 0
500 milyon TL ile böyle kaçmış https://www.foxhaber.com.tr/500-milyon-tl-ile-boyle-kacmis/ https://www.foxhaber.com.tr/500-milyon-tl-ile-boyle-kacmis/#respond Thu, 04 Jan 2024 21:39:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1890 Orhangazi ilçesinde 80 yıldır sarrafiye sektöründe faaliyet gösteren firmanın 3’üncü nesil işletmecisi Ahmet Ö., ‘Yavru’ adını verdiği sistemle yakın çevresinden emanete bırakmaları şartıyla piyasa değerinin altındaki fiyata cumhuriyet altını sattı.

Sisteme dahil olan kişilere 1 ay sonra taahhüt edilen oran sayısında altın, kar olarak verildi. Bir süre sonra kar amaçlı emanete altın bırakanların sayısı arttı. Sistem büyüyünce, katılımcılara, altın üzerinden komisyon verilmesine dönüştü. Sisteme katılan kişilere yüzde 4 ile 30 arasında komisyon verilmeye başlandı. ‘Yavru’ adı verilen sistemde, parasıyla gelen kişilere piyasa fiyatından daha uygun fiyatla altın satılıyor, 1 ay sonra taahhüt edilen oran sayısında altın, kar olarak veriliyordu.

MAĞDURLARDAN SAVCILIĞA ŞİKAYET

Kuyumcu Ahmet Ö., bir süre önce taahhüt ettiği altınları ya da altınlar değerinde parayı, sahiplerine zamanında teslim etmekte zorlandı. Endişe yaşayan iştirakçiler, birbirlerinden habersiz sistemden paralarını çıkarmak istedi. Ancak, altın ya da paraların iadesi konusunda sorunlar yaşanmaya başladı. Dün, gün boyu kuyumcunun kapalı olması endişeleri artırdı. Sistemde altınları olanlar, bilgi almak için aradıklarında Ahmet Ö.’ye ulaşamazken, kuyumcunun bir önceki gün, akşamdan iş yerini boşaltıp kaçtığı bilgisi kulaktan kulağa yayıldı. Kuyumcunun kaçtığını öğrenen mağdurlar savcılığa şikayette bulundu.

SAVCILIKTAN ARAMA KARARI

Kuyumcu Ahmet Ö. hakkında yapılan çok sayıda şikayet üzerine, Orhangazi Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Akşam saatlerinde Mustafa Kemalpaşa Caddesi’nde kuyumcunun yer aldığı bölge, emniyet şeridiyle kapatıldı. Savcılık izniyle kuyumcunun kapısının açılması için itfaiye ve çilingirle çalışma yapıldı ancak kapalı olan kepenkler açılamadı.

TOPLANAN PARA 500 MİLYONDAN FAZLA

Dededen kuyumcu olan Ahmet Ö.’nün, kar dağıtım amaçlı kurduğu sistem sayesinde katılımcılardan topladığı para miktarının 500 milyon liradan fazla olduğu iddia edildi. Savcılığa başvuran kişi sayısının sistemdekilerin çok küçük kısmı olduğu, sistemde ilçenin iş ve sivil toplum camiasından tanınmış kişilerin de bulunduğu iddia edildi. Topladığı paralarla ortadan kaybolduğu belirtilen Ahmet Ö.’nün yakalanması için çalışma başlatıldı.

ÖZEL EKİP 4 SAATTE YAKALADI

Dolandırıcılık şikayetleri üzerine Orhangazi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Dolandırıcılık Şube Müdürlüğü ve Orhangazi Emniyet Müdürlüğü personelinden oluşan özel ekip oluşturuldu. Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen koordineli soruşturmayla ekipler tüm detayları en ince ayrıntısına kadar inceledi. Titiz çalışma sonrasında özel ekip, kuyumcu Ahmet Ö. ve evinde saklandığı arkadaşı R.E.’yi, 4 saatlik takibin ardından İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde yakaladı. Polisin eş zamanlı operasyonunda, Ahmet Ö.’nün ortağı A.F.Ş. ile İstanbul’a otomobiliyle götüren H.Ş. ve kuyumcu çalışanı S.İ. de Bursa’nın Orhangazi ilçesinde yakalanıp gözaltına alındı.

ÖNCE İDDİALARI KABUL ETMEDİ

Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Dolandırıcılık Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından İstanbul’da gözaltına alınıp Bursa’ya getirilen Ahmet Ö., Asayiş Şube Müdürlüğü’ne getirildiği sırada basın mensuplarının, “İddiaları kabul ediyor musunuz?” sorusuna “İddiaları kabul etmiyorum” diyerek yanıt verdi. Ahmet Ö.’nün emniyetteki sorgusunda ise “İflas ettim parayı döndüremedim, pişmanım” dediği öğrenildi.

Olayla ilgili 20’nin üzerinde mağdur olduğu belirlenirken, soruşturma sırasında gelecek şikayetlere bağlı olarak sayının artabileceği belirtildi.

ALTINLARI BAVULLA İSTANBUL’A KAÇIRMIŞ

Şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürerken, Ahmet Ö.’nün kuyumcudaki altınları bavula doldurup kaçtığı anlar güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde Ahmet Ö. ile H.Ş.’nin kuyumcuya geldiği ve altınları doldurdukları bavullarla bir süre sonra iş yerinden çıktıkları görüldü.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/500-milyon-tl-ile-boyle-kacmis/feed/ 0
Emekli avukatı dolandıranlara 18 yıl hapis, 120 milyon lira ceza https://www.foxhaber.com.tr/emekli-avukati-dolandiranlara-18-yil-hapis-120-milyon-lira-ceza/ https://www.foxhaber.com.tr/emekli-avukati-dolandiranlara-18-yil-hapis-120-milyon-lira-ceza/#respond Tue, 02 Jan 2024 21:03:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1806 Ankara’da kendilerini polis olarak tanıtıp 84 yaşındaki emekli avukatı 1 milyon 200 bin dolar dolandıran 4 sanık, 18 yıl 9’ar ay hapis cezasına çarptırıldı, ayrıca sanıkların her birine 120 milyon lira adli para cezası verildi.

Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya göre sanıklar İbrahim B, Halil E, Mahmut E. ve Mehmet Suphi B, Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde yaşayan 84 yaşındaki emekli avukat İ.E.A’yı telefonla arayarak kendilerini polis olarak tanıttı.

PARASIYLA ÇOCUKLAR İÇİN VAKIF KURACAKTI

Emekli avukata WhatsApp üzerinden kendi kimlik fotokopisini gönderip, kimliğinin terör örgütü üyelerince kullanıldığını ve operasyon yapacaklarını belirten sanıklar, mağdurdan bankadaki parasını çekip adli emanette muhafaza altına alınması için yanına gelecek sivil polise teslim etmesini istedi. Bunun üzerine emekli avukat, yoksul çocuklar yararına vakıf kurmak için bankada biriktirdiği 880 bin doları çekip Çankaya’daki bir okulun önünde kendilerini sivil polis olarak tanıtan Halil E. ile Mehmet Suphi B’ye teslim etti.

880 BİN DOLARDAN SONRA YİNE PARA İSTEDİLER

Sanıklar daha sonra mağdur İ.E.A’yı tekrar arayarak, operasyonda belli bir aşamaya geldiklerini ancak sonlandıramadıklarını söyledi ve bir kez daha para istedi. Yaşlı adam, Çankaya İncek Mahallesi’nde bulunan arazisini değerinin altında satıp 320 bin doları da sanıklara teslim etti.

İKİNCİ KEZ MÜLKÜNÜ SATTIRMAK İSTEYİNCE ŞÜPHELENDİ

Başka bir taşınmazı olup olmadığını sordukları İ.E.A’nın Antalya’da da bir arazisi olduğunu söylemesi üzerine sanıklar, mağdur adamdan bu araziyi de satıp parayı kendilerine ulaştırmasını istedi. Ancak süreçte çelişkili beyanlardan şüphelenen yaşlı adam, sanıklar hakkında suç duyurusunda bulundu.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık Suçları Soruşturma Bürosunca başlatılan soruşturmada, Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesinde bulundukları tespit edilen 4 sanık yakalandı.

“PAVYONA GİTTİK” DEYİP SUÇLAMAYI REDDETTİLER

Haklarında “zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık” suçundan dava açılan sanıklardan İbrahim B, olay tarihinde, Halil E. ve Mahmut E. ile Ankara’ya gezmek için geldiklerini anlattı. Halil E’nin hastane işleriyle ilgilendiklerini ifade eden İbrahim B, “Hastane işleri bittikten sonra alışveriş merkezine geçtik. Daha sonra Ulus’ta bir pavyona giderek eğlendik. Gece otele döndük. Ertesi gün Kızılay’da gezdikten sonra Şanlıurfa’ya geri döndük” beyanında bulundu.

Sanık Halil B. de tır şoförü olduğunu, Ankara’ya sağlık raporu almaya geldiğini, olay günü Kızılay’da arkadaşlarıyla gezdiklerini akşam saatlerinde ise pavyona gidip eğlendikten sonra otelde uyuduklarını anlattı. Halil B. müştekiyi tanımadığını, dolandırıcılık iddiasıyla ilgisinin bulunmadığını savundu. Diğer sanıklar da üzerlerine atılı suçlamayı reddetti.

HİÇBİR İNDİRİM UYGULANMADI

Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davada, sanıklardan İbrahim B. tutuklu, diğer 3 sanık tutuksuz yargılandı.

Kendisini kamu görevlisi olarak tanıtan sanıkların her birine 120’şer milyon lira adli para cezası veren mahkeme, sanıkları “zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan” 18 yıl 9’ar ay hapis cezasına çarptırdı.

Sanıklara verilen cezada herhangi bir indirim uygulamayan mahkeme, hükümle birlikte tutuksuz 3 sanığın da tutuklanmasına karar verdi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/emekli-avukati-dolandiranlara-18-yil-hapis-120-milyon-lira-ceza/feed/ 0
Çobana cinsel saldırıda bulunup dövdüler https://www.foxhaber.com.tr/cobana-cinsel-saldirida-bulunup-dovduler/ https://www.foxhaber.com.tr/cobana-cinsel-saldirida-bulunup-dovduler/#respond Thu, 28 Dec 2023 21:21:31 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1644 Dehşete düşüren olay, 2022 yılının mayıs ayında Beyşehir ilçesinde meydana geldi. İ.K. ve ortağı H.O.’nun sürüsünü otlatıp, ağılda bakan İ.B., 1 keçi ve 2 koyunu kaybetti.

İ.K. ve H.O., İ.B.’den kaybolan hayvanların parasını ödemesini istedi. Çoban da bu parayı ödeyemeyeceğini söyledi.

Bunun üzerine İ.K. ile ortağı H.O., İ.B.,’yi dövüp cinsel istismarda bulundu. Farklı zamanlarda yaşanan cinsel saldırıları da cep telefonuna kaydeden şüpheliler, çobanı görüntüleri yaymakla tehdit etti.

Ayrıca H.O., çoban İ.B.’nin 12 Aralık 2023’e kadar yanında kalacağına, kalmaması durumunda da 20 bin ila 50 bin lira arasında para ödeyeceğini belirten belge düzenleyip imzalattı.

OLAY, CEP TELEFONU ARIZALANINCA ORTAYA ÇIKTI

İ.K., cep telefonunda yaşadığı arızayı gidermesi için arkadaşı M.O.’dan yardım istedi. M.O. arızayı gidermek için telefonu incelerken İ.K. ile H.O.’nun İ.B.’ye cinsel saldırıda bulundukları ana ait kamera kaydığını gördü.

Bunun üzerine M.O., arkadaşları Ö.K., M.G.’yi çağırıp, İ.K. ve H.O.’yu döverek, ellerini bağlayıp jandarmaya teslim etti. İ.K. ile H.O., sevk edildikleri Beyşehir Sulh Ceza Hakimliği’nce tutuklandı.

İ.K. ve H.O. hakkında Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame hazırlandı.

İddianamede yaşanan olay ayrıntılarıyla anlatılıp, şüphelilerin el konulan cep telefonlarında yapılan incelemelerde cinsel saldırıların yer aldığı videolarla çok sayıda mağdurun da cinsel içerikli videolarının yer aldığı kaydedildi.

Ayrıca telefonda yapılan incelemede İ.K. ve H.O. arasında İ.B.’yi para karşılığında başka kişilerle cinsel ilişkiye zorlamayı düşündüklerine yönelik yazışmaların olduğu belirtildi.

KADIN KIYAFETİ GİYDİRİP CİNSEL SALDIRIDA BULUNMUŞLAR

İ.B., savcılıktaki ifadesinde “Kaybolan koyun ve keçinin parasını benden istediler. Veremeyeceğimi söylemem üzerine ikisi de bana cinsel saldırıda bulundular. Beni buna mecbur etmeye çalıştılar, cep telefonuyla kaydettiler. Karton kağıt üzerine bir sözleşme imzalattılar.

Kur’an-ı Kerime el bastırarak ‘Ablamı ve annemi de size getireceğim’ diye yemin ettirdiler. Beni dövdüler ve şikayetçi olursam görüntüleri sosyal medyada yayınlayacaklarını söyleyerek şantaj yaptılar. Zaman zaman kadın kıyafetleri de giydirerek cinsel saldırıda bulundular. O yüzden şikayetçi olamadım” dedi.

‘ŞEYTANA UYDUK’

İ.K. ve H.O. ise ifadelerinde İ.B. ile rızasıyla, ‘şeytana uyarak’ cinsel ilişki yaşadıklarını, şantaj yapmadıklarını, görüntüleri kimseyle paylaşmadıklarını, suçlamaları kabul etmediklerini söyledi.

‘BU GÜNLERİ GÖRMESEYDİM’

Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmasında sanıklar İ.K. ile H.O. hakim karşısına çıktı. Son sözleri sorulan sanıklardan İ.K. “Pişmanım.” dedi. H.O. ise ”Keşke böyle şeyler olmasaydı da bu günleri görmeseydim, pişmanım” ifadelerini kullandı.

Mahkeme heyeti 2 kişiye ‘nitelikli cinsel saldırı’ suçundan 12’şer yıl, ‘iftira’ suçundan 1’er yıl, ‘özel hayatın gizliliğini ihlal’ suçundan ise 1 yıl 8’er ay hapis cezasını çarptırdı.

DÖVÜP, JANDARMAYA TESLİM EDENLERE DE CEZA

Mahkeme, İ.K. ile H.O.’yu dövüp ellerini bağlayarak jandarmaya teslim eden ve aynı davada yargılanan M.O., Ö.K. ve M.G.’ye DE ‘cebir tehdit ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçundan 4’er yıl 2’şer ay hapis cezası verdi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/cobana-cinsel-saldirida-bulunup-dovduler/feed/ 0
Zehra’nın katili konuştu: Onu ben değil dayısı öldürdü https://www.foxhaber.com.tr/zehranin-katili-konustu-onu-ben-degil-dayisi-oldurdu/ https://www.foxhaber.com.tr/zehranin-katili-konustu-onu-ben-degil-dayisi-oldurdu/#respond Mon, 25 Dec 2023 21:06:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1482 Antalya’nın Muratpaşa ilçesi Ermenek Mahallesi Rauf Denktaş Bulvarı’nda, Zehra Çatal’a ait inşaat şirketine 20 Mart’ta saat 14.30 sıralarında giden Yılmaz Fahrioğlu, burada tartıştığı Zehra Çatal’a tabancayla 9 kez ateş edip, yaya olarak kaçtı.

Çatal, hayatını kaybetti, Fahrioğlu da 1 ay sonra Diyarbakır’da yakalanıp, tutuklandı. Yılmaz Fahrioğlu hakkında ‘Kadına karşı kasten öldürme’ ve ‘Ruhsatsız silah bulundurma’ suçlarından hazırlanan iddianame, Antalya 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

İddianamede, Fahrioğlu’nun ağırlaştırılmış ömür boyu ve 3 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

Yılmaz Fahrioğlu

“ORTAKLIK TEKLİF ETTİ”

Sanık Yılmaz Fahrioğlu, iddianamedeki ifadesinde, Zehra Çatal’ı 10 yıldır tanıdığını, 2,5 yıl önce kendisini arayarak bir projeden bahsettiğini anlattı. Fahrioğlu, Zehra’nın kendisine villa inşaatı yapımı projesinin toplamda 2 milyon 800 bin lira bedelli olduğunu belirterek para vermesi dahilinde projeyi birlikte yapabileceklerini söylediğini aktardı.

Gösterilen projenin Zehra Çatal’a ait olmadığını, kendisine başka proje gösterdiğini belirten Yılmaz Fahrioğlu, şunları kaydretti:

“Birlikte gittik, mülk sahipleriyle toplantı yapıldı ve anlaşıldı. Kendisi bana bu projeyi bitireceğini söyledi. 9 milyon 200 bin euro bedelli hesabı gösterdi. ‘Bu para yurt dışından geldi, eğer inşaata başlarsak, inşaatın yapım aşamalarına göre paralar çözülecek, paralar kullanabileceğimiz şekilde hesabımıza geçecek. Sen de bana para ver ortak olalım’ dedi.

Çeşitli defalar olmak üzere 2 yıl içerisinde toplam 2 milyon 800 bin TL verdim. Bu süre içerisinde ben sürekli büroya gidip geliyordum. Projeyi yapacağını söyleyerek sürekli benden para istiyordu. Bu proje de gerçekleşmedi”

Fahrioğlu, bir süre sonra Zehra Çatal’ın villa inşaatlarına başladığını duyduğunu, bu nedenle Antalya’ya geldiğini, kendi dayısı Mecit S. ile Çatal’ın inşaat yaptığı yere gittiklerini anlatarak sözlerini şöyle sürdürdü:

“İnşaatın başında Zehra Çatal’ın dayısı ve dedesi vardı. Biz de ‘Hayırlı olsun, inşaata başlamışsınız, bir an önce bitirin ve bizim paramızı verin. Zaten bizi ortak etmediniz’ dedik.

Bu sırada Zehra’nın dayısı Erol G., villa inşaatlarının kendi adına bir şirkete ait olduğunu, Zehra’nın ilgisi olmadığını söyledi. Zehra, o sırada yurt dışındaydı. Dayısı Erol G., Zehra’yı aramış. ‘Yılmaz’ı yollama ben gelince o problemi halledeceğim’ demiş.

Zehra, yurt dışından döndükten sonra beni aradı, ‘Ben döndüm büroya gel görüşelim’ dedi. Ben yaklaşık 1 ay boyunca her gün büroya gidip görüştüm paramı istedim. ‘İnşaata başladım 2 Haziran’da senin paranı vereceğim’ dedi.

Ben de ‘Dayın Erol G. senin şirkette herhangi bir payın olmadığını söylüyor, dayını çağır birlikte oturup konuyu görüşelim’ dedim. Zehra Çatal dayısını çağırmamak için çeşitli bahaneler uyduruyordu.”

“HAKARET ETTİ”

Olaydan 3 gün önce Zehra Çatal, Ethem ve Erdal isimli kişilerle video konferansla görüştüklerini aktaran Fahrioğlu, Zehra Çatal’ın kendisine küfrettiğini, Erdal ve Ethem’in kendileriyle alakalı bir durum olmadığını söylediğini aktardı.

Aynı günün gecesinde Zehra’nın dayısı Erol G.’yi aradığını belirten Fahrioğlu, şöyle konuştu:

“Zehra Çatal’ın neden küfrettiğini sordum. O da bana ‘Pazartesi günü sen büroya gel görüşelim’ dedi. Pazartesi günü Erol G., Zehra Çatal ve ben ofiste konuşmak üzere sözleştik.

20 Mart 2023 günü 11.30-12.00 sıralarında iş yerine gittim. Zehra Çatal yoktu. Erdal ve Ethem iş yerindeydi. Onlarla bir süre sohbet ettim. Zehra Çatal ile dayısı Erol G. geldiler. Bir süre ikisi birlikte odada görüştü.

Erol G. sonra çıkıp gitti. Bu sırada Zehra Çatal beni çağırdı. Odaya girdiğimde Ethem T. odada oturuyordu. Zehra ve ben ‘Özel görüşeceğiz’ dedik. Ethem çıkıp gitti. Ben Zehra Çatal’a Erol G.’nin nerede olduğunu sordum. ‘Neden dayın gitti’ dedim.

Zehra Çatal da ‘Ne alaka, dayımla bir alakası yok bu inşaatın’ dedi. ‘Dayın inşaatın kendisine ait olduğunu söylüyor’ dedim. Zehra Çatal da ‘Hayır inşaat benim’ dedi. Ben de ‘Çağır dayını üçümüz birlikte yan yana konuşup halledelim’ dedim.

O sırada Zehra Çatal bana yine hakaret etmeye başladı. Küfretti. ‘Seni bu Antalya’da kurşun manyağı yapacağım’ dedi. Ben de bunun üzerine sinirlenerek çantamın içerisinde getirdiğim ruhsatsız tabancayı çıkararak Zehra Çatal’a ateş ettim. Kaç el ateş ettiğimi hatırlamıyorum”

SANIK HAKİM KARŞISINDA

Antalya 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 4’üncü duruşmaya, tutuklu sanık Yılmaz Fahrioğlu katıldı. Salonda Zehra Çatal’ın anneannesi, taraf avukatları ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı hazır bulundu.

Hakim karşısında savunmasını yapan sanık Yılmaz Fahrioğlu şöyle konuştu:

“Senelerdir biriktirdiğim parayı Zehra Çatal beni dolandırarak aldı. Mağdurum. Hüseyin Bey, ‘Bu villayı ben, Erol Bey yapıyoruz. Zehra’nın alakası yok’ dedi. Ben de ‘Bu projenin parasını ben verdim. Şirketi ben kurdum’ dedim. Erol Bey de ‘Git Zehra Hanım ile konuş’ dedi.

Zehra Hanım yurt dışındaydı konuşamadım. 1 ay boyunca beni dolandırdılar. Bizi bir araya getirmediler. Bir gece arayıp küfretti. Yaptığım olaydan pişmanım. Bana hakaret etti.

Zehra Hanım’ı öldürten dayısı Erol Bey’dir. Beni oraya çağırdı. ‘Orada konuşalım’ dedi. Erol Bey, yine benimle görüşmedi. Zehra Hanım ile görüşmeye başladık. Ağır hakaretler etti” dedi.

Tanıkların dinlenmesinin ardından duruşma savcısı mütalaasını açıkladı. Sanık Yılmaz Fahrioğlu hakkında ‘Kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu hapis ve ‘Ruhsatsız silah bulundurma, taşıma veya satın alma’ suçundan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istendi.

Mütalaada, sanığın gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin cezadan indirilmesi de talep edildi. Sanık avukatlarının savunma için ek süre talep etmelerinin ardından duruşma ertelendi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/zehranin-katili-konustu-onu-ben-degil-dayisi-oldurdu/feed/ 0
Kendini zengin gibi gösterip çevresini dolandırdı! Altın veren de var dolar veren de https://www.foxhaber.com.tr/kendini-zengin-gibi-gosterip-cevresini-dolandirdi-altin-veren-de-var-dolar-veren-de/ https://www.foxhaber.com.tr/kendini-zengin-gibi-gosterip-cevresini-dolandirdi-altin-veren-de-var-dolar-veren-de/#respond Mon, 25 Dec 2023 09:30:36 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1469 Son günlerde kar payı vaadiyle yapılan dolandırıcılıklara bir yenisi daha eklendi. Fatih’te tekstil atölyesinde işçi olarak çalışan Hülya Yıldırım, 20 yıllık arkadaşı M.R.B. tarafından kar vaadiyle 280 bin lira dolandırdığını iddia etti.

Eylül ayında 30 kişiyi yaklaşık 6 milyon lira dolandırdığı öne sürülen M.R.B, yakın çevresine ‘Bana miras kaldı. Ben zengin oldum ve altın işine giriyorum. Size de kar payı vereyim, daha çok kazanalım’ dedi.

Bu şekilde güven kazanan M.R.B, ilk aylarda birçok kişiden aldığı paraları faiziyle geri ödedi. Üç ay sonra ise, ‘Ben köyüme mirasımı almaya gidiyorum’ diyerek ortadan kayboldu. Geride kalan 30 mağdurdan 15’i ise Şehremini Karakolu’na giderek şikayette bulundu.

M.R.B. ise ortadan kaybolduktan sonra mağdurlara bir mektup yazarak, şikayette bulunmazlar ve cezaevine girmezse borçlarını ödeyeceğini söyledi.

“BAŞKALARININ PARASIYLA SİSTEMİ DÖNDÜRMEYE ÇALIŞIYORDUM”

Mağdurların şikayette bulunduğunu öğrenen ve bir mesajlaşma uygulaması üzerinden Yıldırım’a ses kaydı gönderen M.R.B. şunları söyledi:

“Hülya benim sana bir şey söylemeye yüzüm yok. Bu hallere düştük. Ben oyunu bırakmıştım. Bu işlere girmiştim. Belki düzeltirim demiştim. İlk başlarda ne güzel her şeyi ödüyordum.

Sonra yine oyuna döndüm, belki kazanırım diye. O iş, bu iş, altın işi hepsi yalan. Gidip birinden alıyordum, satıyordum. Oradan aldığımla başkasının parasını çıkartıyordum. Kredi kartı ödeme günü geldiğinde onları ödemeye çalışıyordum. Ondan alıp ona veriyordum.

Tefeciye bulaştım. Tefeci de bana faiz uyguladı. Oradan sonra döndüremedim. Paralar yetmemeye başladı. Başkalarının üzerine çektiğim paralarla döndürmeye çalışıyordum. Telefonları satıp, taksit ödemeye çalışıyordum.

Siz bana ne deseniz haklısınız. ‘Bu para nasıl ödenecek?’ diye soruyorsunuz. Sizin paralar yine az miktarda. Başkasının miktarı 3 milyona dayanıyor. Ben ne yapacağım bilmiyorum.

Benim bir canım var. Başka diyecek bir şeyim yok. Beni öldürmeyle bu iş çözülecek mi? Ben zaten kefenimi boynuma almışım. Ailem, çocuklarım, her şeyim gitti. Hiçbir şeyim kalmadı.

Hâlâ direniyorum. Borcunuz borç, ödeyeceğim diyorum. Sen bilirsin, durmak istemiyorsan git şikayet et nereye istiyorsan, hodri meydan. Televizyona mı çıkıyorsun, ne yapıyorsan yap. Ne anlatacaksın ki? Ben ne yaptım?

Bu işi birden batırdım. Bunu biliyorsun. İş bir ay sekteye uğrayınca hepiniz başıma üşüştünüz. Gittiniz hemen şikayet ettiniz. Hakkını hukukla mı arıyorsun? Hakkını hem hukukla aramaya çalışıyorsun hem de benimle konuşmaya çalışıyorsun. Kendine bir yol seç. Hukukla arayacaksan hakkını ben gider cezamı çekerim”

Hülya Yıldırım

“TEKSTİLE TOMAR TOMAR PARAYLA GELİRDİ”

20 yıllık arkadaşı tarafından dolandırıldığını iddia eden Hülya Yıldırım ise yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

“Bundan birkaç ay öncesine kadar düzenli alışverişimiz vardı. Kendisi bana, ‘Kredi çekip bana verirsen, sana belli bir miktar kar veririm’ diyordu. Biz bunu kar almak amaçlı yaptık. En başta her şey düzenli gidiyordu.

Benim hesabımdan kredi, nakit avans çekti. Düzenli olarak da ödemesini yaptı. Benim de kâr payım olarak iki çeyreğimi verdi. Bunu her ay düzenli olarak yaptık. Sonrasında benim kartımın limiti bitti.

Daha çok kazanalım diyerek, bana başka bir bankadan kart çıkarttı. Onu da patlattı. Onu da düzenli ödemeye çalıştı ama olmadı. Daha ilk ayda beni patlattı. Üçüncü ayda zaten bütün hesaplarımı boşalttı. Beni böyle mağdur edip, kaçtı ve gitti.

O zamanın faiziyle 280 bin TL dolandırıldım. Kasım ayının 1’inde de kaçtığını öğrendik. Ben bu kişiyi 20 yıldır tanıyorum. Daha önce farklı iş yerlerinde beraber çalışmıştık. En son bizim iş yerine geldi, birlikte çalıştık.

‘Bana miras kaldı’ diyerek bizi kandırdı. ‘Ben bu paraya şu an dokunamıyorum, tamamı geldikten sonra kullanacağım’ diyordu. Kendini bize zengin olmuş gibi gösterdi.

Tekstile her gün tomar tomar parayla gelirdi. ‘Altın işine girdim. Alım satım yapıyorum’ diyordu. Bazen işe getirdiği altınları gösterip, ‘Bunları karıma, kızıma hediye aldım’ diye bize anlatıyordu.

Durumu iyi hale geldiği için biz de onun adına sevinmiştik. Bana bir keresinde, ‘Al bu bin TL’yi, annen hasta. Benim için dua etsin’ dedi. Ben de ona parasız da dua ederiz biz diye cevap verdim. Bu şekilde bize hep güven verdi.

“KÂR ALMAK AMACIYLA BU İŞE GİRDİM”

Konuyla ilgili şikayette bulunduğunu dile getiren Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz onunla bu işe Eylül ayında girdik. İlk başlarda çektiği paraları kar payıyla birlikte geri veriyordu. İlk ay 20 bin TL çekip, bin TL faiz verdi. Ben de onu 20 yıldır tanıyıp, güvendiğim için daha fazla kazanmak istedim.

Benim annem ve babam hastalar, yaşlılar. Onlara ben bakıyorum, o da bunu biliyordu. Şu an mağdurlar olarak 30 kişiyiz. Kendi eşinin akrabalarını da dolandırdı. Bizim iş yerinden 4 kişi, 20 den fazla kişi de eşinin akrabaları var.

Kimine altın vereceğim, kimine para vereceğim dedi. Kimine kredi çektirmiş, birçok kişiden de altın almış. En son onu gördüğümde Şanlıurfa’ya mirasını almaya gideceğini söylemişti. Ertesi gün ben kaçtığını öğrendim.

15 kişi Şehremini Karakolu’na gittik ve şikayette bulunduk. Haber bekliyoruz. Aslında toplam 30 kişi mağdur var ama 15 kişi şikayette bulunduk. Bu 30 kişi toplam 6 milyon TL’ye yakın dolandırıldık.

Buradan da o adama sesleniyorum. O kadar tomar parayla kaçtın. Bizim paramızı ödemiyorsun. Hepimiz senin peşindeyiz. Ya paramızı öde ya da gel teslim ol. Bizim de içimiz rahat etsin”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kendini-zengin-gibi-gosterip-cevresini-dolandirdi-altin-veren-de-var-dolar-veren-de/feed/ 0