İhalelerde 12 sahayı geliştirecek firmalar belirlendi. Buna göre Çinli firmalardan Sinopec, CNOOC, Anton Oil ve Zhenhua 10 sahayı alırken, 2 saha ise yerel firmalara kaldı.
Irak hükümeti, 2008’den bu yana yaptığı 6. toplu ihale kapsamında mevcut 145 milyar ispatlanmış petrol rezervini 160 milyar varilin üzerine çıkarmayı hedefliyor.
Ülkenin elektrik üretiminde kullandığı doğalgaz ise büyük ölçüde İran’dan geliyor. İhaleyle ülkede üretilecek gaz miktarını artırmak ve bu gazın elektrik üretiminde kullanılarak, İran’a olan bağımlılığın azaltılması da ihalenin ana hedeflerinden birisini oluşturuyor.
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütünün (OPEC) kurucu üyelerinden biri olan ülkenin ana gelir kalemini petrol ithalatı oluşturuyor. Irak, 2022’de petrol ihracatından 115 milyar dolar, 2023’te ise 97,5 milyar dolar gelir sağladı.
PETROL İHRACATININ YÜZDE 35’İ ÇİN’E
Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) Irak Araştırmacısı Sercan Çalışkan, AA muhabirine Çinli firmaların Irak petrol piyasasındaki aktivitelerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Çin, yıllık 500 milyon tonu aşan ham petrol ithalatı ile dünyanın en büyük petrol ithalatçısı durumunda. Bu ithalat ihtiyacının yarıya yakını Orta Doğu ülkelerinden sağlanıyor. Irak, Orta Doğu’da Suudi Arabistan’dan sonra Çin’e en fazla ham petrol sağlayan ikinci ülke, küresel anlamda ise üçüncü ülke. Dolayısıyla Irak, Çin’in Orta Doğu ve enerji politikasında tartışmasız oldukça stratejik bir konuma sahip.” ifadelerini kullandı.
Çin’in, Orta Doğu’da askeri varlık yerine diplomatik temaslarını ve Kuşak ve Yol Projesi kapsamında yapılan yatırımlarla nüfuzunu artırma politikası izlediğini belirten Çalışkan, “Enerji yatırımları bunlardan başlıcası ve petrol akışına duyulan ihtiyaç Irak’ı bu ülkelerin başında getiriyor. Geçtiğimiz günlerde Irak’ta petrol ve gaz arama lisanslarının gerçekleşen turlarında sözleşmelerin büyük kısmının Çinli şirketler tarafından kazanılmasında bu durumun önemli bir payı var. Halihazırda Irak petrolünün yüzde 35’i Çin tarafından ithal ediliyor. Çin, halihazırda Irak’ta çok sayıda petrol ve gaz sahasının ana işleticisi konumuna gelmişken kurduğu bu etki gücünü kaybetmek istemiyor.” ifadelerini kullandı.
ÇİN’İN VERDİĞİ ÖNEMİN GÖSTERGESİ
Çalışkan, ihaleye Avrupalı, Arap ve Iraklı grupların da bulunduğu 20’den fazla firmanın katıldığını ancak Çin’in, ihalede 10 petrol ve gaz sahasının ihalesini alarak tek başına en fazla lisans alan yabancı ülke olduğuna dikkati çekti.
Avrupalı şirketlerin ihalede geri planda kaldığını ve ABD’nin ise doğrudan kendi firmaları yerine Körfez firmaları aracılığıyla ihaleye katılma yolunu tercih ettiğini kaydeden Çalışkan, şunları kaydetti:
“Bu nedenle esas şaşırtıcı olan, söz konusu lisans ihalelerinde Arap ülkelerinin Çin’in gerisinde kalmış olmasıdır. Çinli şirketlerin Körfez sermayesinin önünde net bir kararlılık ortaya koyarak söz konusu petrol ve gaz sahalarının lisansını alması, Çin’in Irak’taki petrol politikasına verdiği önemi göstermesi bakımından son derece kritiktir. Çin, hali hazırda Irak’taki petrol sahalarında 10’dan fazla petrol ve gaz sahasının ana işleticisi konumuna gelmişken kurduğu bu etki gücünü kaybetmek istemiyor. Irak’ın enerji sektöründe kurulan hakimiyet kuşkusuz iki ülke arasındaki karşılıklı siyasi bağımlılığı da beraberinde getiriyor.” değerlendirmesinde bulundu.”
Bu açıdan bakıldığında Çinli şirketlerin Irak’taki sahaların büyük bölümünde ana işletici aktör olarak yer aldığını ve dolayısıyla ekonomisinin yüzde 90’dan fazlasını oluşturan petrol gelirleri üzerinde ciddi bir paya sahip olacağına işaret eden Çalışkan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Irak Petrol Bakanı Hayan Abdulgani’nin anlaşmaların Irak’ın petrol rezervlerini 160 milyar varile çıkaracağını vurgulaması bu açıdan da oldukça önemli. Dolayısıyla ihalelerin Çinli şirketler tarafından kazanılmasını enerji bağlamında yorumlarken, enerji yatırımlarının siyasi bağımlılıklara doğrudan sirayet ettiğini atlamamak da gerekiyor.”
BATILI FİRMALAR İÇİN 10 YIL ÖNCEKİ KADAR ÖNEMLİ DEĞİL
Qamar Enerji Üst Yöneticisi Robin Mills de Çinli firmaların ihalelerin çoğunluğunu kazanmasını, “Çinli firmalar Irak’ta petrol ve gaz sektörünü domine etti.” şeklinde niteledi.
Irak’ın mali durumunun bozuk ve bürokratik yapısının zorlu olduğunu, projelerin çok uzun zaman almasıyla birlikte karlılık oranlarının düşük olduğunun altını çizen Mills, “Çinli firmalar, Irak’ın bürokrasi ve zorlu mali dönemleriyle daha iyi başa çıkabilir.” diye konuştu.
Shell ve BP gibi Avrupalı firmaların petrol ve gaz yatırımlarını azaltma baskısıyla karşılaştığını, Exxonmobil ve Chevron gibi firmaların ise ABD’nin kaya gazı ve petrolü ile Guyana gibi diğer alanlarda büyük fırsatlara sahip olduğu değerlendirmesinde bulunan Mills, “Bu yüzden bu firmalar için Irak’ta bulunmak 10 yıl önceki kadar önemli değil. Batılı firmaların başka yerlerde fırsatları var ve genel uluslararası yatırımlara odaklanıyorlar. Bu durum Irak’ın Çinli firmalara aşırı bağımlı olması nedeniyle Bağdat hükümeti için bir sorun olabilir.” ifadelerini kullandı.
]]>Konu hakkında bilgi sahibi yedi kaynak ödemelerin gecikmesinde ABD’nin Rusya’ya karşı yaptırımlarını genişleten aralık ayındaki kararnamenin etkili olduğunu belirttiler. Kararname, Rusya’nın Ukrayna’daki işgaline kaynak sağlamasını zorlaştırmayı amaçlıyor olsa da petrol ticareti gibi spesifik sektörlerde etkisi görülebiliyor.
İşlemciler, Türkiye’nin yaşadığına benzer sorunların daha önce Rusya’nın Hindistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Çin’de de görüldüğünü, sorunların bu ülkelere petrol sevkiyatını aksattığını belirttiler. Hindistan örneğinde ödeme sorunları petrol arzının bir süreliğine durmasına yol açmıştı.
ABD, Rusya’ya karmaşık yapıda bir dizi ekonomik yaptırım uyguluyor. Washington bu yaptırımlar ile dünyanın en büyük petrol üreticilerinden Rusya’nın uluslararası piyasalara sevkiyatını engellemeden ve ABD’deki akaryakıt fiyatlarının yükselmesine yol açmadan, Rusya’nın petrol gelirlerini azaltmaya çalışıyor.
Rusya, ham petrol ve motorin birlikte bakıldığında Türkiye’nin en çok petrol ürünü ithal ettiği ülke oldu. Düzenleyici kurum EPDK’nın verilerine göre geçen yılın Ocak-Kasım döneminde Rusya’dan 8.9 milyon ton ham petrol ve 9.4 milyon ton motorin ithal edildi.
ÖDEME SORUNLARININ SEBEPLERİ
Dört kaynağın verdiği bilgiye göre son haftalarda yaşanan ödeme sorunları işlemlerin Türk bankalarınca yakın incelemeye alınması ve Rus tarafıyla yapılan işlemlerin “uyum birimleri” tarafından daha sıkı izlenmesi sonucunda meydana geldi.
Petrol sektöründen iki kaynak ödemelerdeki gecikmelerin ham petrol akışını aksatmadığını, az sayıda kargonun geciktiğini belirttiler.
Büyük ölçekli bir Rus petrol şirketinden bir kaynak, iki-üç haftadır Türkiye’den ödeme alamadıklarını ifade etti.
Konu hakkında bilgi sahibi bir Türk kaynak, “Özellikle aralık sonunda devreye alınan yeni yaptırımlar sonrası, Rusya’ya bazı enerji ödemelerinin yapılması zorlaştı. Ödemelerin bir bölümü aksadı, ilk anlaşılan yöntem değiştirilmek zorunda ya da ödemeler ötelenmek durumunda kalındı. Ancak bu süreçte petrol sevkiyatı hep devam etti, kargo bazında ise bazı sorunlar olabiliyor” dedi.
Konu hakkında bilgi veren kaynaklar konunun hassasiyeti ve kamuya açıklama yetkileri olmadığı için adlarının açıklanmasını istemedi.
Petrol sektöründen bir kaynak, “Bu sorunlar aralık ayından sonra ortaya çıktı. Yaptırımların odak noktası petrol ticareti olmasa da rahatsız edici bir durum yarattı. Üretimi aksatıcı bir boyutta değil, ancak her an yeni sorunlar çıkabileceğini bizlere hatırlatıyor” dedi.
Hazine, ödeme sorunları hakkındaki sorulara yorum yapmadı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Reuters’ın sorularına henüz yanıt vermedi.
Ankara, iki yıldan uzun süre önce başlattığı işgal nedeniyle Rusya’yı eleştirmiş ancak Batılı ülkelerin başlattığı yaptırımlara katılmamıştı. Sadece Birleşmiş Milletler’in yaptırım kararlarıan riayet ettiğini belirten Ankara, savaş boyunca hem Rusya hem de Ukrayna ile yakın ilişkilerini korudu.
Ankara her kadar ABD yaptırımlarının çiğnenmesine izin vermeyeceğini açıklamış olsa da Washington geçen yıl Türk şirketleri üzerindeki baskıyı artırdı. ABD yönetimi hem silah hem de sivil alanda kullanılabilen ürünlerin ihracatı nedeniyle Türk bankaları ve şirketlerine yaptırımlar kapsamına alabileceğini belirtti.
RUSYA İLE TİCARET YAKINDAN İZLENİYOR
Rusya ile Türkiye arasındaki ödeme sorunu, ABD Başkanı Joe Biden tarafından 22 Aralık’ta yayımlanan ve Rusya’nın yaptırımları ihlal etmesine yardımcı olan şirketlerin ABD finansal sisteminden çıkartılması için ABD hükümetine yetki veren kararnamenin ardından başladı.
Kararnamede, ABD’nin yaptırım uyguladığı kuruluşlarla iş yapan banka ve finans kuruluşlarının yaptırımlara maruz kalabileceği belirtiliyor.
Türk ihracatçıları konu hakkında ilk olarak 16 Ocak’ta yakınmış, Kremlin tarafından 1 Şubat’ta yapılan açıklamada ise ABD’nin “agresif baskıları” nedeniyle Türk bankaların Rusya taraflı ödemelerde süreçleri sıkılaştırdığı ifade edilmişti.
Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina da cuma günü yaptığı açıklamada ödeme işlemlerinin sonuçlandırılması ve lojistik alanında Rus şirketlerin yeni sorunlarla karşı karşıya kaldığını ifade etti.
Türk bir bankacı, “Türk bankaları yaptırımlar konusunda son derece titiz ve özenli işlemler gerçekleştiriyor. Bu kapsamda uyum birimleri her türlü işlemi en ince ayrıntısına kadar inceliyor” derken, diğer bir bankacı “Bu konu çok hassas ve bankaların uyum birimleri adeta kuş uçurtmuyor” ifadelerini kullandı.
ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili, Türk bankaların Rusya ile yaptıkları işlemleri gözden geçirmesi ve daha sıkı süreçler yönetmesinin memnuniyet verici olduğunu ifade etti.
ABD’li yetkili, “Başkanın yaptırımlar konusunda 22 Aralık’ta genişlettiği yetkiler daha önce de gündeme getirdiğimiz şu konunun altını çizmektedir: Yabancı finansal kuruluşlar, yapılan işlemlerin yaptırımları ihlal etmemesinden ve Rus askeri kuvvetlerine fayda sağlamamasından sorumludur” dedi.
Aynı yetkili, “Geçen yıl Türk ortaklarımızla kapsamlı görüşmeler yürüttük. Yayımlandıktan sonra ocak ayı ticaret verilerini gözden geçireceğiz. Görüşmelerin devam edeceğini düşünüyoruz” dedi.
İKİLİ TİCARETTE HACİM DÜŞÜYOR
Ticaret Bakanlığı’nın öncü dış ticaret verilerine göre Türkiye’nin Rusya’ya ihracatı Ocak ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 39 düşüşle 631 milyon dolar oldu. Türkiye’nin Rusya’ya ihracatı 2023 yılının tamamında ise yüzde 16,9 artışla 10.9 milyar olarak gerçekleşti.
Rusya’dan ithalat, ocak ayında yüzde 20,2 düşüşle 4 milyar olurken, 2023 yılının tamamında yüzde 22,5 düşüşle 45,6 milyar dolar oldu.
Türkiye’nin Rusya’dan ham petrol ithalatı ise 2022 yılında yüzde 100’ün üzerinde artışla 12 milyon ton olurken, EPDK verilerine göre 2023 yılı Ocak-Kasım döneminde yüzde 20 düşüşle 8.9 milyon ton oldu. Bu düşüşe rağmen Rusya’dan petrol ithalatı Ukrayna işgali öncesindeki seviyelerin üzerinde gerçekleşti.
Kaynaklar, ödemeler konusundaki asıl sorunların ise petrol dışı ürünlerin ticaretinde görüldüğünü belirttiler.
Konu hakkında bilgi sahibi kaynak, “Özellikle makine ihracatı, sadece askeri ekipmanlarla benzerlik nedeniyle durdu. Askeri ekipmanlara ilişkin yeni statü son yaptımlarla birlikte değişmişti. Yani esas sorun Türkiye’nin alacağı ödemede çıkıyor. Bu da Türk bankaların yaptırımlardan ne kadar yüksek seviyede çekindiğini gösteriyor. Burada sevkiyat olsa da ödeme Rusya’dan gelemiyor. Bankalar bu ödemeleri kabul etmek istemiyor” dedi.
]]>Reuters’a konuşan konuyla ilgili bilgi sahibi dört İranlı kaynak ve bir diplomat, Kızıldeniz’deki saldırılarla Çin ile İran arasındaki ticari ilişkilere dair değerlendirmelerin Pekin ve Tahran’da yakın zamanda düzenlenen birkaç toplantıda yapıldığını ifade ettiler, fakat bu toplantıların ne zaman yapıldığı ya da kimlerin bu toplantılara katıldığı konusunda ayrıntı vermediler.
Görüşmeler hakkında bilgi sahibi İranlı bir yetkili şunları söyledi:
“Esasında Çin şöyle diyor: ‘Eğer çıkarlarımız herhangi bir şekilde zarar görürse, bu (durum) Tahran’la olan ticaretimizi etkileyecektir. Bu yüzden Husilere itidalli olmalarını söyleyin'”
Yemen’in büyük bölümünü kontrol eden İran destekli Husiler, Filistinlilere destek olmak için Kızıldeniz’den geçen gemilere Kasım 2023’ten beri saldırıyor. Kızıldeniz’deki saldırılar, küresel ticari geçişlerin yaklaşık yüzde 12’sinin yapıldığı Süveyş Kanalı’ndan gemilerin geçmesini engelledi. Süveyş Kanalı, Asya ile Avrupa arasındaki ticari taşımacılık için hayati öneme sahip.
Husilerin Kızıldeniz’in girişindeki Babülmendep Boğazı’ndan geçen gemilere saldırması küresel ticareti sekteye uğratmış ve birçok deniz taşımacılığı şirketinin gemilerini Ümit Burnu rotasına yönlendirmesine yol açmıştı. Gemilerin Afrika’nın etrafından dolaşması sevkiyat süresini yaklaşık 10 ila 14 gün uzatabiliyor. Bu da navlun ve sigorta maliyetlerini keskin bir şekilde artırıyor.
Kızıldeniz’deki gemilere yönelik saldırıların sebep olduğu ticari aksamalar nedeniyle ABD’li elektrikli araç üreticisi Tesla, Berlin fabrikasındaki otomobil üretimini geçici olarak durduracağını, çoğunluk hissesi Çinli Geely’e 0175.HK ait otomobil üreticisi Volvo Cars ise Belçika’daki fabrikasında üretimi üç günlüğüne durduracağını açıklamıştı.
Bunun üzerine ABD ve İngiltere, Yemen’deki Husilere karşı deniz ve havadan misilleme saldırıları düzenlemişti. İran ise bu saldırılardan ötürü ABD ve İngiltere’yi kınamıştı.
ÇİN İLE İRAN’IN TİCARİ İLİŞKİLERİ
Çin son on yıldır İran’ın en büyük ticari ortağı olsa da iki ülke arasındaki ticari ilişki orantısız bir durumda.
Ticaret analiz şirketi Kpler’in tanker takip verilerine göre, Çinli petrol rafinerileri geçen yıl İran’ın ihraç ettiği ham petrolün yüzde 90’ından fazlasını satın aldı. ABD’nin İran’a yönelik yaptırımları nedeniyle ABD’li ve Avrupalı şirketler İran petrolünü alamazken, bu durumu fırsat bilen Çinli şirketler İran petrolünü yüksek iskontolu olarak satın aldı.
Buna karşın, İran petrolü Çin’in ham petrol ithalatının yalnızca yüzde 10’unu oluşturuyor. Çin’in enerji ihtiyacını karşılamak için başka ülkelerden birçok tedarikçisi var.
İranlı kaynakların verdikleri bilgiye göre, Çinli yetkililer Çin ile bağlantılı herhangi bir geminin saldırıya uğraması ya da Çin’in çıkarlarının herhangi bir şekilde etkilenmesi durumunda İran’ın Çin’i büyük bir hayal kırıklığına uğratacağını belirttiler. İranlı kaynaklardan biri, Çin’in İran için önemli olduğunu fakat İran’ın Yemen’deki Husilerin yanı sıra Gazze, Lübnan, Suriye ve Irak’ta da vekilleri bulunduğunu ve bölgesel ittifaklarının karar alma sürecinde önemli bir rol oynadığını ifade etti.
İranlı kaynaklar, İran’ın Husiler, Lübnan Hizbullah’ı, Hamas ve Irak ile Suriye’deki milisleri içeren “Mukavemet Mihveri” ittifakının lideri olarak oynadığı rolün, Gazze yüzünden bölgesel bir savaşın içine çekilmemek için başka bir güvenceyle dengelenmesinin gerektiğini belirttiler.
]]>Rusya, Şubat 2022’de başlayan Ukrayna savaşının ardından modern tarihin en çok yaptırım uygulanan ülkesi haline gelirken, özellikle Batılı uzmanlar ülke ekonomisinde çift haneli küçülme rakamları öngörmüştü.
Ancak, Rus ekonomisi 2022’yi yüzde 2,1 küçülmeyle kapatarak, beklentilerden daha iyi bir performans sergiledi.
Batılı ülkelerin yaptırımları Rusya’da başta ticaret ve yatırımı sekteye uğratarak imalat ve finans gibi kritik sektörleri etkilerken, Rus hükümetinin askeri ve sosyal programlara yönelik artan harcamaları, ekonomik faaliyetlerdeki düşüşün kısmen dengelenmesine yardımcı oldu.
Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanlığının resmi tahminlerine göre ülke ekonomisinin bu yıl yüzde 2,8 büyümesi beklenirken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise beklentilerin aşılacağını ve ekonominin yüzde 3,5’e yakın büyüyeceğini söyledi.
ENERJİDE DÖNÜŞÜM SÜRECİ DEVAM EDİYOR
Dünyanın en büyük enerji üreticilerinden ve ihracatçılarından Rusya’da ekonomiyi destekleyen ana unsurların başında 2023’te de petrol ve doğal gaz ihracatı vardı.
Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, 27 Aralık’ta yaptığı açıklamada, petrol ve doğal gaz gelirlerinin bu yıl yaklaşık 9 trilyon ruble (yaklaşık 98 milyar dolar) seviyesinde gerçekleşeceğini ifade etti.
Covid-19 salgınının ardından hızla artan emtia fiyatları sayesinde önemli bir gelir kaynağı elde eden Rus enerji sektörü, yaptırımlar, teknoloji kısıtlamaları ve Avrupa’da değişim yaşanan enerji denklemleri nedeniyle zorluklarla karşı karşıya kalmaya devam ediyor.
Yılda yaklaşık 150 milyar metreküp gaz ihracatı gerçekleştirdiği Avrupa pazarını önemli oranda kaybeden Rusya, kayıplarını telafi edebilmek için ihracatını başta Çin olmak üzere Asya’ya yönlendirmeye çalışıyor.
Rusya’nın Sibirya’nın Gücü boru hattından Çin’e gaz sevkiyatının bu yıl 22 milyar metreküp düzeyinde gerçekleşmesi beklenirken, inşa çalışmalarının sürdüğü Sibirya’nın Gücü 2 boru hattı projesiyle Çin’e toplam doğal gaz sevkiyat hacminin yaklaşık 100 milyar metreküpe ulaşması planlanıyor.
G7 ülkelerinin Aralık 2022’de yürürlüğe koyduğu “Rus petrolüne tavan fiyat” uygulaması ise önemli oranda başarısız oldu. Rusya, yılın ikinci yarısı itibarıyla petrolünü tavan fiyat üzerinde fiyatlardan satarken, özellikle Hindistan Rus petrolü ithalatını artırmaya devam etti.
Rusya’nın stratejik önem verdiği Türkiye’de bir doğal gaz merkezi kurulmasına yönelik istişareler sürerken, iki ülke arasında projeye yönelik yol haritasının yakın zamanda onaylanması bekleniyor.
RUSYA’DA AKARYAKIT KRİZİ
Önemli bir petrol ürünü ihracatçısı olmasına rağmen Rusya’da yaşanan akaryakıt krizi ise 2023’te enerji alanında ön plana çıkan olaylar arasında yer aldı.
Küresel piyasada petrol ürünleri fiyatlarında artışla Rusya’daki rafinerilerin ürünlerini ihracata yönlendirmesi nedeniyle benzin ve motorin fiyatları eylülde rekor seviyelere çıktı. Rusya’nın tarım üretimi yapılan bazı bölgelerinde yakıt kıtlığı yaşandı.
Rus hükümeti, sübvansiyonlara yönelik yaptığı düzenlemelerin akaryakıt fiyatlarında düşüş yaratmaması sebebiyle 21 Eylül’de yakıt ürünlerinin ihracatını tümüyle yasaklama kararı aldı.
Söz konusu adımın ardından akaryakıt fiyatlarında düşüş yaşandı ve ihracata yönelik yasaklar büyük oranda kaldırıldı.
FAİZ ARTIŞLARI, RUBLE ÖNLEMLERİ
Rus hükümetinin askeri ve sosyal programlara yönelik artan harcamalarıyla yükselen enflasyon ve Rus rublesindeki değer kaybını önlemek için alınan önlemler ekonomi alanında dikkati çeken gelişmeler arasında öne çıktı.
Rusya Merkez Bankası, yıllık enflasyonun aralıkta yüzde 7,4 seviyesine çıkması ve daha da artacağına yönelik beklentiler nedeniyle politika faizini 15 Aralık’taki son toplantısında 100 baz puan artışla yüzde 16’ya yükseltti. Banka, gelecek yıl enflasyon oranında yüzde 4 hedefine ulaşılması için sıkı mali politikanın devam edeceğini de vurguladı.
Öte yandan, 1 Ocak’ta 71 seviyesindeki dolar/ruble paritesinin 1 Ekim’de 100 seviyesine gelmesi Putin’in eleştirilerine ve hükümetin de çeşitli önlemler almasına neden oldu.
Rus hükümetinden 12 Ekim’de yapılan açıklamada, Putin’in bazı Rus ihracatçı şirketlere yönelik kararname imzaladığı belirtildi. Buna göre, Rusya’nın en büyük 43 ihracatçı şirketine döviz gelirlerini iç piyasada satma zorunluluğu getirildi.
Rublenin dolar karşısındaki değer kaybı söz konusu adımın ardından dururken, dolar/ruble paritesi 19 Aralık itibarıyla 90 seviyesinden işlem görüyor.
PERSONEL KITLIĞI DEVAM EDİYOR
Rusya’daki iş gücü piyasasında ise Ukrayna savaşı nedeniyle benzeri görülmemiş bir personel sıkıntısı yaşanıyor.
Ukrayna savaşı nedeniyle cepheye giden veya seferberlikten ötürü Rusya’yı terk eden yüzbinlerce kişinin yarattığı personel açığı, hükümetin ve şirketlerin başını ağrıtan başlıca sorunlar arasında yer alıyor.
Rusya Merkez Bankası tarafından yapılan araştırmaya göre, Rus şirketlerindeki personel açığı araştırmanın ilk defa yapıldığı 1998’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.
Rusya Federal İstatistik Kurumunun (Rosstat) açıkladığı verilere göre, ülkede işsizlik oranı kasımda yüzde 2,9 ile tarihin en düşük seviyesine geriledi.
Düşük bir doğum oranı bulunan Rusya’nın özellikle komşu ülkelerden göçmen çekmesi gerekirken, Rus yetkililer göçmenlerin bile yeterli olmayacağına, iş gücü verimliliğini artırmak gerektiğine işaret ediyor.
]]>