Genelkurmay Başkanlığı’nın Telegram hesabından yapılan yazılı açıklamada, Rusya’nın 26 Ağustos’ta Ukrayna’ya düzenlediği yoğun hava saldırılarında Ukrayna’ya ait F-16 uçaklarının görev uçuşları yaptığı bildirildi.
UÇAK DÜŞTÜ, PİLOT ÖLDÜ
Açıklamada, F-16’ların füze saldırısını püskürtmek amacıyla görev yaptıkları bilgisi verilerek, “Hava muharebesi sırasında F-16 uçağı yüksek verimlilik gösterdi, dört düşman seyir füzesi havadan silahlarla düşürüldü.” ifadesi kullanıldı. Bir F-16’yla hedefe yaklaştığı sırada bağlantının kesildiği belirtilen açıklamada, “Bir sonraki hedefe yaklaşırken uçaklardan biriyle iletişim kesildi. Daha sonra ortaya çıktığı üzere uçak düştü, pilot öldü.” denildi.
Açıklamada, kazanın nedenlerini öğrenmek için uçağın düştüğü bölgede incelemelerde bulunmak üzere özel bir ekip görevlendirildiği aktarıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Görev öncesi “meyvest” adı verilen ve üzerinde işaret tabancası, köpek balığı kovucu boya, çakar lambası, oksijen tüpü ve telsiz gibi malzemelerin bulunduğu yeleği giyen kadın pilotlar, kasklarını yanlarına alarak helikoptere geçiyor.
Son kontrollerin ardından görev bölgelerine hareket eden pilotlar, “iki mavi” olarak adlandırdıkları gökyüzü ve deniz arasında güvenliği sağlıyor, afet ve acil durumlar için her an göreve hazır bekliyor.
Deniz kazalarının yanı sıra Kahramanmaraş merkezli depremlerden Karadeniz’deki sel felaketlerine kadar çok sayıda afette can kurtaran pilotlar, göklerde cumhuriyet kadınlarını temsil etmenin gururunu da yaşıyor.

“Çevremize örnek oluyoruz”
Kadın pilotlardan Teğmen Yüksel Gamze Koçak, pilot olmanın çok gurur verici bir duygu olduğunu söyledi.
Üstlendikleri görevlerin icrasında herhangi bir cinsiyet ayrımı olmadığını vurgulayan Koçak, “Tüm pilotlar gibi bize verilen görevleri canla başla üstleniyoruz. Cinsiyetimizin bizi kısıtlamadığını biliyoruz ve bu konuda sürekli çevremize örnek oluyoruz. Denizlerimiz ve ihtiyaç duyulduğunda doğal afetlerde arama kurtarma faaliyetlerinde görev almak ve bu faaliyetlerde insan hayatını kurtarmak oldukça mutluluk verici” diye konuştu.

Üsteğmen Sinem Derya Gökçe, afet görevleri sırasında unutamayacakları pek çok olayla karşılaştıklarına dikkat çekti.
6 Şubat 2023 depremlerinde Hatay’da görev yaptığını, pek çok canın kurtarılmasına yardımcı olduğunu anlatan Gökçe, şöyle konuştu:
“Başımızdan birçok olay geçti ama en çok aklımda kalanı, hamile bir kadının Hatay’dan Adana’ya tıbbi tahliyesini gerçekleştirmemiz oldu. Uçuşta doğumu başlamıştı. Tıbbi tahliyeden sonra hastanede 5 dakika içerisinde doğumu gerçekleşmişti ve bir erkek bebek dünyaya gelmişti. Anne ve bebeğin iyi olduğunu öğrendikten sonra kendimi çok iyi hissettim. Gurur duydum ve ‘iyi ki bu meslekteyim’ dedim. Umarım bir daha böyle bir felaket başımıza gelmez.”

Üsteğmen Bircan Erkan ise 2021 yılında Karadeniz Bölgesi’nde meydana gelen sel felaketinde görev yaptığını ve bunun meslek hayatındaki ilk görevi olduğunu söyledi.
Bugüne kadarki en zor ve etkileyici görevi bu afet bölgesinde yaptığını dile getiren Erkan, “Afet bölgesine ilk intikal eden ekipler olarak orada birçok görev icra etik. Afetin yaşandığı ilk gün helikopterle evlerin çatılarında mahsur kalan 64 vatandaşımızın güvenli bölgelere tahliyesini gerçekleştirdik. Kayıp vatandaşlarımız için aylar süren arama faaliyetleri yaptık. Bölgede gördüğüm üzücü manzaralar beni çok etkiledi ve icra ettiğimiz mesleğin önemini kavradım. Böyle kötü sonuçlanan doğal afetlerin tekrarının umarım bir kez daha yaşamayız” ifadelerini kullandı.

Komutanlıkta ikinci pilot olarak görev yapan Teğmen Beyza Birol Serin ise birçok pilot gibi havacılığa olan tutkusunun çocukluk hayallerine dayandığını söyledi.
Pilot olma hayaliyle Sahil Güvenlik Komutanlığında görev yapmak üzere başvuru yaptığını anlatan Serin, pilot olmanın yanı sıra “iki mavide” uçacak olmanın mutluluğunu yaşadığını, hayallerinin arkasından yılmadan bugünlere geldiğini bildirdi.
Serin, “Kadınlarımız nasıl tarih boyunca birçok fedakarlıkta bulunup kahraman olmuşlarsa biz de cumhuriyet kadınları olarak bu yolda yürümeye, sayımızı artırarak devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
]]>Yunuseli Havaalanı’ndan eğitim amaçlı kalkan TC-UTT T2002JF model 2002 eğitim uçağı, kalkışından kısa bir süre sonra havalimanına 500 metre mesafede, bir eve çarpıp sokağa düştü.
Uçak alev alırken, sokakta park halinde bulunan araçlar da yanmaya başladı. Yangın nedeniyle zaman zaman patlamalar meydana geldi.
Bölgeye sevk edilen itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle yangın söndürülürken, uçağın pilotu Furkan Otkum (27) ile öğrenci pilot Murat Avşar’ın (31) hayatını kaybettiği belirlendi.
Cenazeler otopsi işlemlerinin ardından İstanbul ve Mersin’de toprağa verilirken, uçak enkazı da Ankara’dan Bursa’ya gelen kaza kırım ekibinin incelemelerinin ardından bölgeden kaldırıldı.

2 PİLOT ÖLMEDEN DAKİKALAR ÖNCE GÖRÜNTÜLENDİ
Pilotların kazadan dakikalar önce Yunuseli Havalimanı’nda güvenlik kameralarına yansıyan görüntüleri ortaya çıktı.
Görüntülerde öğrenci pilot Murat Avşar’ın çantasıyla aprona doğru yürüdüğü, pilot Furkan Otkum’un Avşar ile uçağın başında sohbet ettikten sonra son incelemelerini yaparak, uçağa bindiği, 15.05 sıralarında pistten hareket ettiği görüldü.
Uçak 15 dakika sonra, saat 15.20’de teknik bir nedenden dolayı kaza kırıma uğrayarak düşerken, havalimanındaki diğer pilotların panikle koşması ve uçağın düştüğü sokaktan yükselen siyah dumanlar da görüntülere yansıdı.

3 YETKİLİNİN İFADELERİNE BAŞVURULDU
Kazayla ilgili Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatılırken, savcılık koordinesinde soruşturmayı sürdüren polis ekipleri, uçağın bağlı olduğu şirket sahibi Yenal Ahmet T., uçakların sivil havacılık uçuş kurallarını denetleyen Fevzi A. ve uçak teknisyeni Mustafa K.’nin ifadelerine başvurdu.
Asayiş Şube Müdürlüğü’ne götürülen 3 yetkili, işlemlerinin tamamlanmasının ardından serbest bırakıldı.
4 KİŞİLİK BİLİRKİŞİ HEYETİ GÖREVLENDİRİLDİ
Havayolu şirketindeki 3 görevli hakkında, ‘Taksirle ölüme sebebiyet verme’ suçlamasıyla açılan soruşturma kapsamında, uçağın düşüş nedenin belirlenmesi için 13 Kasım 2023’te kaptan pilot İsmail Bingöl, Sivil Hava Ulaşım Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Özlem Çapan Özeren, teknisyen Özay Bodur ve A Sınıfı İş Güvenlik Uzmanı Orhan Kara’dan oluşan, 4 kişilik heyet kuruldu.
‘YETKİLİ SERVİSİN RAPORU HATALI DEĞERLENDİRMEYE YOL AÇTI’
Çalışmalarını tamamlayan ekip, hazırladığı Bilirkişi Heyet Ön Raporu’nda, uçak motorunun üretildiği Avusturya’daki fabrikanın yetkili servisinin karbüratör incelemesinde, ayar vidalarının gevşek olması nedeniyle karbüratör hava yakıt karışımının fakir olduğu yönünde değerlendirme yaptığı, buna göre hazırlanan raporda, ‘üretici tavsiyelerine riayet edilmemesi, karbüratör hava yakıt karışımının fakir olması neticesinde motor performansının düşmesi ve motor gücünün hava aracını taşıyamaz hale gelmesi’nin bakım faktörü olarak uçağın düşme nedenlerinden biri olarak değerlendirdi. Buna göre, fakir çalışmanın motor performansını etkilemesi konusunun ana fabrikaya sorulacağının ifade edildiğine de raporda yer verildi.
Ancak teknik prosedürün, yetkili servisin değerlendirmesini doğrulamadığına dikkat çekilen raporda, “bahse konu karışım ayar vidasının sıkıldığında fakir karışım olacağı, gevşetildiğinde ise zengin karışım olacağı açık olarak belirtilmektedir. Dava konusu olaydaki durumda hava aracının motorunun fakir çalışmadığı, zengin çalıştığı anlaşılmaktadır. Dolayısı ile Rotax’ın yetkili servisi Luciano Sorlini firmasının karbüratörlerin fakir karışımda olduğu yönündeki değerlendirmesi hatalıdır. Yapılan hatalı değerlendirme, Ulaşım Emniyeti İnceleme Merkezi’nin (UEIM) yaptığı nihai değerlendirmeye de yansımış ve böylece raporun bu hatalı değerlendirmeyi içermesine yol açmıştır” denildi.
AVUSTURYA’DAKİ FABRİKAYA MÜZEKKERE YAZILACAK
Raporda, uçak kazası sonrası dava konusu olay kapsamında denetime elverişli rapor hazırlanabilmesi, kusur durumunun değerlendirilmesi için Hava Motor İnceleme Raporu’nun, Avusturya’da bulunan Rotax ana fabrikasına gönderilerek, motorun zengin çalışmasının performans etkisi hakkında ve karbüratörlerle ilgili daha doğru ve kesin bilgilerin alınabileceği belirtilerek, fabrikaya müzekkere yazılması istendi.

İniş takımları balçığa saplanan uçak, denize 25 metre kala durdu. Uçaktaki 162 yolcu ile 6 kişilik mürettebat, ekiplerin müdahalesi ile tahliye edildi. Uçuş trafiğine kapatılan Trabzon Havalimanı’nda uçak için kurtarma çalışması yapıldı.
500 ve 350 tonluk 2 vinçle 100 kişilik ekibin 20 saat süren çalışması ile bulunduğu yerden çıkarılan uçak, güvenli bölgeye çekilerek, sigorta şirketi ile uzman ekiplerce incelendi. Bir daha uçamayacağı belirlenen uçağın, Yomra Belediyesi’ne tahsis edilip, restorana dönüştürülmesi planlandı.
Uçak, yüklendiği TIR’la 29 Eylül 2018’de Yomra ilçesindeki pazar alanına götürüldü. Hurdaya ayrılan uçak, daha sonra Yomra ilçe sahilinde pide salonuna dönüştürüldü.

PİLOTLAR HAKKINDA DAVA AÇILDI
Kazayla ilgili Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında pilotlar, kabin ekibi ve yolcuların ifadelerine başvuruldu. Kaza ile ilgili 10 yolcu şikayetçi oldu, diğerleri ise şirket ile uzlaştı. Pilotlar Ender Bayraktar (68) ve İrfan Yavuz (52) hakkında ‘taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma’ suçundan 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı
PİLOT AVUKATLARI SAVUNMA YAPTI
Trabzon 7’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın 2’nci duruşması görüldü. Duruşmaya sanık olarak yargılanan birinci pilot Ender Bayraktar ve ikinci pilot İrfan Yavuz’un avukatları katıldı. Meydana gelen kazada uçaktaki yolcuların yaralanmasına ilişkin delil bulunmadığını ve müvekkillerinin suçsuz olduğunu savunan avukatlar, Trabzon Havalimanı’ndaki pist kenarlarında gerekli mesafenin de yetersiz olduğunu öne sürdü.

ŞİKAYETLERİN AMACI TAZMİNAT TALEBİ
Duruşmada savunma yapan kaptan pilot Ender Bayraktarın Avukatı Salim Baki, uçaktaki yolcuların ilgili firmadan tazminat almak amacı taşıdığını belirterek, “Bu kaza neticesinde müştekilerin hiçbirisi yaralanmadı. Raporlarda da yaralanma bulgusu yoktur. Şikayetlerin amacı tazminat talebidir. Kazadan sonra müştekilere 5 bin dolara tekabül eden bir meblağda ödeme yapılmıştır. Havacılık kuralları gereği uçağın seyri süresinde inişi 2nci pilot konumunda olan kişi yapar. Taksi anında ise kumanda 1inci pilota geçer. Müvekkilimin yardımcı pilotu Ne yapıyorsun tehlikeli işler yapıyorsun şeklinde uyardığı açıktır. Ayrıca Trabzon Havalimanında 90 metre olması gereken pist açıklığı, polisin olay yeri inceleme tutanaklarında ölçülmüş ve 53 metre olduğu belirtilmiştir. Bu hata kabul edilemez. Bu hususta Devlet Hava Meydanları İşletmeleri (DHMİ) hakkında suç duyurusunda bulunulmasını, yolcular arasında yaralı olmaması nedeniyle de müvekkilimin beraatını talep ederiz. Müvekkilim Ender Bayraktar, 168 kişinin hayatını kurtaran bir kaptandır” dedi.
“SAĞ MOTORDAKİ ARIZA YÖN DEĞİŞMESİNE NEDEN OLDU”
Yardımcı pilot İrfan Yavuzun avukatı Hasan Özköse de iniş sonrası kaptan pilotun ‘Kontrol bende’ demesi gerekirken bunu söylemediğini öne sürerek, davanın reddini talep etti.
Özkese, “Kazanın nedeni ilk olarak Trabzondaki kulenin düşük görüş usullerinin uygulanması yönündeki talimatıdır. Bunun üzerine kaptan pilot 2nci pilota düşük görüşte pas geçilmesi gerektiğini bilinç altında işliyor. O anda kaptan pilot kumandayı tutsaydı bu şekilde kaza gerçekleşmezdi. Uçakta sağ motordaki arıza uçağın yönünün değişmesine neden oldu. Pas geçme tuşunun basılı olması uçağın güvenli inişine engel değil. Bu durumda kaptan pilotun kontrolü alması gerekir fakat kaptan pilot kontrol bende demeden kontrolü alıyor; bu ses kayıtlarında da sabittir. Basit yaralanmalar tazminat almak için yapılıyor. Feragatlar nedeniyle davanın reddini, müvekkillerimizin bir kusuru olmadığından da beraatını talep ediyoruz” diye konuştu.
Savunmaların ardından duruşma, cumhuriyet savcısının mütalaasını hazırlaması için ertelendi.
]]>