Silahlı saldırıya ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı ve Dilan, Engin ve Sezgin Polat’ın ‘birden fazla kişiyle birlikte silahla tehdit suçunu azmettirme’, ‘Mala zarar vermeye azmettirme’ suçlarından toplamda ayrı ayrı 8 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.
Düzenlenen iddianameye ilişkin ise yeni detaylar ortaya çıktı.

“BANU PARLAK’I VURMAM KARŞILIĞINDA 2 MİLYON TL DEĞERİNDEKİ BAYİLİK TEKLİF EDİLDİ”
Soruşturma aşamasında tanık olarak dinlenen Halil İbrahim Kalkan, şöyle konuştu:
-2017 yılında Sezgin Polat’a 500 bin TL borç vermiştim. Bu parayı geri alamadım. 2023 yılı başlarında Sezgin Polat, oğlu Engin Polat ve gelini Dilan Polat’a ait güzellik merkezlerinin bir bayiliğini borca mahsuben bana vereceğini ancak kendilerine ticari hayatta zorluk çıkartan Banu Parlak isimli şahsın vurulması gerektiğini, Banu Parlak’ı vurmam halinde 2 Milyon TL değerindeki bayiliği bana karşılıksız vereceğini söyledi.
-Bu teklifi kabul etmedim. Paramı istemeye devam edince de bu şahıslar beni ayağımdan vurdu. Yaralanmama ilişkin gerekli müracaatlarda bulundum. Vurulduktan sonra Banu Parlak bana sosyal medyadan ulaştı.
-Dilan Polat ve Engin Polat’tan şikayetçi olacağını belirterek ‘Bana şahitlik eder misin? diye sordu.
-Şahitlik yapacağımı söyledim. Ancak Banu Parlak bu konuyu basına yansıtarak, beni de televizyonlara çıkartıp gazeteciler ile muhatap etti. Normal şartlarda Banu’yu tanımam. Bu zamana kadar bir ilişkim olmadı. İş yerinin kurşunlandığını sosyal medyadan öğrendim. Arayıp ‘geçmiş olsun’ dedim. Kimin yaptığına dair bir fikrim yok.
“BERATCAN’IN 200’E YAKIN ADAMI VAR”
Daltonlar çetesi lideri Beratcan Gökdemir’i 2015 yılından beri tanıdığı söyleyen sanık Batuhan İnci, savcılıktaki savunmasında, “Bildiğim kadarıyla Beratcan’ın 200’e yakın adamı vardır. Kendisi yurtdışındadır. En son bildiğim kadarıyla Gürcistan’daydı. Eskiden beri bağlantımız olduğu için ihtiyacım olduğunda bana para gönderirdi. Olaydan bir gün önce Beratcan ile bir uygulama üzerinden görüştük. Maddi sıkıntımın olduğunu söyleyince ‘Sana bir iş vereceğim’ dedi. Boş bir dükkana silahla ateş etmem karşılığında para vermeyi teklif etti. Cezaevinden yeni çıktığım için doğrudan bu işlere karışmak istemiyordum. Arkadaşlarım Yunus Emre ve Nizamettin bu işi yapabileceklerini söylediler. Beratcan konum bilgilerini gönderdi motosikletin ve silahı teslim alınacağı noktayı da bildirdi. Ben evdeydim onlar eylemi gerçekleştirmeye gittiler. Geldiklerinde onların anlattığına göre silah kurusıkıdan bozma olduğu için ilk atıştan sonra mermi yamulmuş korkup kaçmışlar. Ortalık sakinleştikten sonra tekrar gidip 4 el daha ateş etmişler. Olayın iki parça olmasının sebebi bundan ibarettir” dedi.

“SİLAH TUTUKLULUK YAPTI”
Ateş etme eylemini gerçekleştiren Nizamettin Bilgili ise, “Yunus Emre bana bir iş yerinin kurşunlama işi olduğunu söyledi. ‘Paraya ihtiyacın var mı?’ diye sordu. İhtiyacım olduğundan teklifi kabul ettim. Bana silah verdi. Yunus şoför konumundaydı, ben arka koltuktaydım. Gece saat 01.30 gibi iş yerinin önüne geldik bir el ateş ettim silah tutukluluk yaptı. Yunus işin tam olmadığını söyleyince saat 05.00 civarında tekrar gittik 4 el daha ateş ettim. İlk kurşunlamadan sonra işi yarım bırakmamak için tekrar gittik. İkinci olay yarım kalan ilk olayın devamıdır. Ben sadece para karşılığı bu işi yaptım” dedi.

TELEFONLAR İNCELENDİ
Öte yandan sanıkların yapılan telefon incelemelerinde, Daltonlar Çetesi’nin firari lideri Barış Boyun ve diğer çete üyelerinin birçok fotoğrafı, uyuşturucu, yüklü miktarda para ve silah fotoğraflarının da bulunduğu tespit edildi.
Ayrıca Onur Abiç’in telefonunda Gürcistan’da firari olduğu esnada öldürülen Barış Boyun’ın yakın adamlarından biri olan Emircan Yılmaz’ın fotoğrafının bulunduğu da görüldü.
Bir başka sanığın telefonun da ise Beratcan Gökdemir’in talimat içerir mesajları ve Banu Parlak’a ait fotoğrafların olduğu belirtildi.
]]>Şimdilerde eşinin emekli aylığı ve çiftçilik yapıp geçimini sağlayarak zihinsel engelli çocukları Emrullah ve Fevziye Polat’a bakan Polat, “Eşim öldükten sonra evin kadını da ben oldum erkeği de. Çocuklarıma bakmak için taş duvar ördüm, inşaatlarda lambri yaptım, fayans döşedim, ustalığı öğrendim” dedi.
Çaykara ilçesi Akdoğan Mahallesi’nde yaşayan ve 35 yıl önce mide kanamasından dolayı eşini kaybeden Havva Polat, 3’ü engelli, 6 çocuğuyla yalnız kaldı.
Çocuklarına bakmak için inşaatlarda çalışan Polat, taş duvar, seramik ve lambri işlerinde ustalaştı.
Gündüz inşaatlarda çalışan, akşam ise ahırındaki ineğini besleyip geçimi sağladığını anlatan Polat, çocuklarından 3’ünü evlendirdi.
Zihinsel engelli 3 çocuğundan Yusuf Kenan Polat’ı 2021’de kaybeden ve yaşından dolayı bu süreçten sonra inşaatlara da gidemeyen Polat, engelli çocuğu Emrullah ile Fevziye’nin bakımı için eşinin emekli maaşının yanı sıra çiftçilik yapıyor.
Polat, yaşadıklarını anlatarak, “20 yaşında gelin oldum. Çektiğim çileler haddini aştı. Çocuklarımdan 3’ü küçükken menenjit geçirdi ve tedavilerini yaptıramadığımız için engelli kaldı. 45 yaşımdayken babaları vefat etti. Ölümünün ardından nereden başlayacağımı şaşırdım, çocuklarımın derdine düştüm.
Eşim vefat ettiği gün aklım gitti, ‘Çocuklarıma nereden, nasıl çorap alıp giydireceğim’ diye düşündüm. Belki düşünülecek bir şey değil ama aklıma ilk çocuklarım geldi. Allah’ımdan sabır ve güç diledim. Evin erkeği de kadını da küçüğü de büyüğü de ben oldum. Çok çalıştım, çok mücadele verdim. Ağır şartlar altında yapmadığım iş kalmadı.
Çocuklarıma bakmak için taş duvar ördüm, inşaatlarda lambri yaptım, fayans döşedim, ustalığı öğrendim. Gece yemekleri pişiriyordum, uyku uyuyamazdım, sabah ezanıyla birlikte hayvanlarımın bakımını yapar dışarı salardım, sonra da çocuklarımı yedirip saat 8 olur olmaz da inşaatlara çalışmaya giderdim. İnşaatta çalıştığım yerlerde saat 5 olduğunda çocuklarıma bakmak zorunda olduğum için bana müsaade ederlerdi” dedi.

‘ÇOCUKLARIM BİR YANA DÜNYA BİR YANA’
Babalarının vefatının ardından hayatını çocuklarına adadığını ifade eden Polat, “Eskiden bu kadar varlık yoktu, darlık içinde yaşadım. Babaları öldükten sonra hayatımı çocuklara adadım. Ahırımda ineğim de vardı ama ineği yedir, çocuklara bak, inşaata git çok zor zamanlardan geçtim.
Aldığım 5 kuruş para ile çocuklarımı geçindirmeye çalıştım. Kazandığım para yetmezdi, 14 lira maaş alırdım onunla 5 nüfus geçindirmek zorundaydım. Günlerimi böldüm, yağmurlu havada inşaatların içindeki lambri, fayans işlerine; güneşli havalarda taş duvar örmeye gittim.
Hiç boş bir günüm yoktu. Gece gündüz çalışarak bugünlere geldim. Yaşım 80 oldu, artık sağlık sorunları yaşamaya başladım ama yine de mücadeleye devam ediyorum. Sabah kalkıyorum Emrullah’ı yediriyorum, bahçe işleriyle ilgileniyorum, evin temizliğini yapıyorum, odun kırıyorum. İş bulursam bugün de gider çalışırım, çalışmak zorundayım.
Mücadele etmezsem çocuğuma nereden ekmek getiririm? Her şey çocuklarım için, çocuklarım bir yana dünya bir yana. Engelli çocuklarımdan birisi 3 sene önce kalp krizi geçirdi ve vefat etti, kaldı elime 2 tane. Şimdi tek düşüncem ben ölürsem evlatlarıma ne olacağı, bu 2 çocuğuma da inşallah Allah sağlıklı uzun ömür verir de bakarım” diye konuştu.
Emrullah Polat ise annesiyle gurur duyduğunu belirterek, “Annem ömrünü bizim için harcadı, onunla gurur duyuyorum. Yemeğimi yapıyor, çamaşırımızı yıkıyor. Yıllarca yaylada, köyde her yerde çalışarak bize baktı, bizi kimseye muhtaç etmedi, onu çok seviyorum” dedi.
]]>
Büşra Polat, dün kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Polatın cenazesi, bugün Sultangazi’deki Hz. Ali Camiinde kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.

4 YIL ÖNCE KARDEŞİ DE HAYATINI KAYBETMİŞ
Olay günü Büşra Polat’ın annesi Dilek Polat’ı sınava götürdükleri, babası ve kız kardeşi ile beraber arabada oldukları, Büşra Polat’a kurşun isabet ettiği sırada kız kardeşi ile beraber arka koltukta oturduğu öğrenildi.

Ailenin yaklaşık 4 yıl önce de 2 yaşındaki erkek çocuklarını kaybettiği öğrenildi. Anne Dilek Polat’ın cenazede güçlükle ayakta durduğu görüldü.

“HERKESE YALVARIYORUM”
Baba Halis Polat, kızının ölmesine sebep olanların en ağır cezayı almaları gerektiğini belirterek, “Bunu önlesinler ne olur. Herkesten yardım istiyorum. Herkese yalvarıyorum buna bir dur demeleri lazım” şeklinde konuştu. Baba Polat sözlerini şöyle sürdürdü;
“MASUM BİR ÇOCUKTAN NE İSTEDİNİZ”
*Ailemle beraber dört kişi; iki kızım, ben ve eşim arabada. Eşimin sınavı vardı gidecektik. Yola girdik bir anda kaleşnikof mermi sesi geldi.
*Biz baya uzaklaştık maalesef kurtaramadık. Sağı solu caniler taramışlar, bilmiyorum nereden geldiğini de bilmiyorduk. Kızım, benim arka koltuğumda oturuyordu. Kafasına geldi. Camı patladı, kolum değdi. Kolum yaralandı sandım.
*Sonra diğer kızım bağırdı. ‘Baba, Büşra’ dedi. Kapıyı açtığımda berbat haldeydi. Bunu bize yaşatanların Allah belalarını versin. Burada tekrardan söylüyorum, yetkili her kimse, evlatları da var, torunları da var, yakınları da var. Buna bir dur demeleri lazım.
*Eğer bir husumetiniz varsa gidin boş araziye öyle birbirinize sıkın ki kimsenin canı yanmasın. Bugün benim, farz et ki bir başkası. Yine acı bizimdir. Masum bir çocuktan ne istediniz.
*Varsa bir şeyiniz, açık alanlarda ne haliniz varsa görün. Hiç mi polisimiz yok. Gündüz ortası kaleşnikofla mahallenin arasında, cumartesi günü bütün çoluk çocuk dışarda, parkta, orada burada.
*Bana olmasa bir başkasına gelecek. Biri dur demediği sürece değişmeyecek bu. Buna en azından bir dur demeleri lazım. Canımızdan bir parça kopardılar, aldılar. Allah cezalarını versin.

“EN AĞIR CEZA İLE CEZALANDIRILMALARI LAZIM”
*Bunları yakalaması, ağır cezası gelsin, idam getirilsin. Meclise sesleniyorum, her yetkili kimse yani bu tür insanlar kim olursa olsun. En ağır ceza ile cezalandırılmaları lazım. Gerekirse assınlar.
*Başkasına zarar verirse, benim canım gitti, başkalarının canı gitmesin. Can aynıdır bugün benim evime ateş düştüyse başkasının evine düşmesin en azından. Bunu önlesinler ne olur. Herkesten yardım istiyorum.
*Herkese yalvarıyorum buna bir dur demeleri lazım. Herkesten ricada bulunuyorum sizin aracılığınızla acımız büyük. Annesi durumu hiç iyi değil. Diğer kızım dün baygınlık geçirdi. Hiç kendinde değil, iğne etkisiyle duruyor.
*Annesi de aynı iğne etkisi ile duruyor. Acımız büyüktür. En büyük kızımın gözü önünde, üçümüz de şahit olduk kızımın başına mermi aldığını. Arka taraftaydı ön tarafta çıktı. Genç kızımdan ne istediniz.
]]>