Şehrin giriş ve çıkışlarında uygulama yapan Gümüşhacıköy İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Büro Amirliği ekipleri, sürücülerin araçlarına kış lastiği takıp takmadığını kontrol etti.
Uygulamada durdurulan araçların lastiklerinin diş derinliği, “kumpas” adı verilen aletle ölçüldü. Ekipler, araçlarında kış lastiği kullanan sürücülere teşekkür etti.
1 Nisan 2025’te sona erecek kış lastiği takma zorunluluğuna uymayan araç sürücülerine 4 bin 69 lira ceza uygulandı.
Ekipler, ayrıca sürücülere emniyet kemeri takmaları yönünde de uyarıda bulundu.
Yük ve yolcu taşıyan ticari araçlardaki kış lastiği denetimlerinin süreceği belirtildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Malatya’da, polis ekiplerinin okul çevreleri ile servis araçlarına yönelik denetimleri sürüyor. Bu kapsamda 35 okul çevresinde yapılan uygulamada, 426 şahıs ile 192 araç sorgulandı.
13 yurt çevresinde yapılan denetimlerde ise 189 şahıs ile 107 araç sorgulandı. Servis araçlarına yönelik denetimlerde de 62 araç kontrolü gerçekleştirildi.
Ekiplerin denetimlerinin devam edeceği bildirildi. – MALATYA
Yerel HaberlerGüvenlikmalatya3-sayfaEğitimPolis
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Zorlu kış şartlarında ticari araçların olumsuz etkilenmemesi için 1 Aralık’ta kış lastiği uygulaması devreye girdi. Türkiye’nin en önemli geçiş noktalarından biri olan D-100 kara yolunun Bolu Dağı geçişinde de polis ekipleri denetimlerini sıkılaştırdı. Kışın zorlu geçtiği ve dik rampaların bulunduğu kara yolunda ticari araçlara yönelik Bolu İl Emniyet Müdürlüğü Bölge Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından kış lastiği denetimi yapıldı. Hafif ticari, kamyon, tır ve yolcu otobüsleri denetim noktasında tek tek denetlendi.
Polis ekiplerinin bölgede denetimlerini artıracağı öğrenildi. – BOLU
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hatay Emniyet Müdürlüğü ekiplerince aranan şahısların yakalanmasına yönelik çalışmalarda İskenderun ilçesinde bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçundan toplam 5 yıl 10 ay hapis cezası bulunan R.D. ile bina içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hırsızlığı suçundan 3 yıl 9 ay hapis cezası aranan B.E. yakalandı.
Adli makamlara çıkarılan şüpheliler R.D. ile B.E. tutuklanarak cezaevine teslim edildi. – HATAY
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BATMAN’da kapısını kırıp, girdikleri kuruyemişçiden para, bilgisayar ve çok sayıda ürün çalan 4 şüpheli, polis tarafından 13 kameradan 96 saatlik görüntü izlenerek yakalandı. Şüphelilerin yakalanma anları kameralara yansıdı.
Olay, 22 Kasım’da 04.30 sıralarında Sağlık Mahallesi Hamidiler Caddesi’nde meydana geldi. 4 şüpheli araçla kuruyemiş dükkanının önüne geldi. Yüzleri maskeli 3 şüpheli, iş yerinin kapısını kırarak içeri girerken, diğeri ise araçta bekledi. Şüpheliler 40 bin lira, 2 dizüstü bilgisayar, sigara ve çok sayıda market ürününü yanlarında getirdiği torbalara doldurup, geldikleri araçla kaçtı. Sabah dükkana gelen iş yeri sahibi, durumu polis ekiplerine bildirdi. Hırsızlık anları iş yerinin güvenlik kamerasına yansırken, şüphelilerin yakalanması için çalışma başlatıldı.
KOVALAMA SONRASI YAKALANDILAR
İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, çevredeki 13 güvenlik ve Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) kameralarından izlenen 96 saatlik görüntü ile şüphelilerin K.Y., S.S.Ç, M.F.K ve F.S. olduğunu tespit etti. Operasyon düzenleyen ekipleri gören şüpheliler, bulundukları araçla kaçmaya başladı. Yaşanan kovalama sonrası şüpheliler yakalandı. İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheliler, çıkarıldıkları mahkemede tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay saat 23.30 sıralarında Orhaniye Mahallesi’nde meydana geldi. Polis ekipleri şüphelendikleri 16 ANU 328 plakalı araca “dur” ihtarında bulundular. Ekiplerin “dur” ihtarına uymayan sürücü hızla kaçmaya başladı. Çok sayıda polis ekibi aracın peşine düştü. Tehlikeli şekilde devam sürücü, tüm kuralları ihlal etti. Sürücü 25 kilometre süren kovalamaca sonucu İnegöl’ün Mahmudiye Mahallesi’nde önü kesilerek durduruldu.
Yapılan incelemede sürücü Arda Ö.’nün (19) ehliyetinin olmadığı ve aracın çekme belgeli olduğu tespit edildi. Sürücüye ehliyetsiz araç kullanmaktan 12 bin 977 TL, drift atmaktan 32 bin 233 TL, makas atmaktan 6 bin 439 TL, çekme belgeli araçla trafiğe çıkmaktan 6 bin 439 TL cezai işlem uygulandı. Araç çekici yardımıyla otoparka çekildi. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Polisten kaçan ehliyetsiz sürücü 58 bin lira ceza yedi
BURSA – Bursa’nın İnegöl ilçesinde polisin “dur” ihtarına uymayan sürücü 25 kilometre süren kovalamaca sonucu yakalandı. Sürücüye 58 bin 88 TL cezai işlem uygulandı.
Olay saat 23.30 sıralarında Orhaniye Mahallesi’nde meydana geldi. Polis ekipleri şüphelendikleri 16 ANU 328 plakalı araca “dur” ihtarında bulundular. Ekiplerin “dur” ihtarına uymayan sürücü hızla kaçmaya başladı. Çok sayıda polis ekibi aracın peşine düştü. Tehlikeli şekilde devam sürücü, tüm kuralları ihlal etti. Sürücü 25 kilometre süren kovalamaca sonucu İnegöl’ün Mahmudiye Mahallesi’nde önü kesilerek durduruldu.
Yapılan incelemede sürücü Arda Ö.’nün ehliyetinin olmadığı ve aracın çekme belgeli olduğu tespit edildi. Sürücüye ehliyetsiz araç kullanmaktan 12 bin 977 TL, drift atmaktan 32 bin 233 TL, makas atmaktan 6 bin 439 TL, çekme belgeli araçla trafiğe çıkmaktan 6 bin 439 TL cezai işlem uygulandı. Araç çekici yardımıyla otoparka çekildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, saat 00.00 sıralarında Kemalpaşa Mahallesi İsmail Efendi Caddesi’nde meydana geldi. Enes Ç. (17) yönetimindeki 16 F 9394 plakalı kamyonet, yoldan karşıya geçmeye çalışan Bölge Trafik Büro Amirliğinde görevli polis memuru Çağrı T.’ye (48) çarptı. Çarpmanın etkisiyle yere düşen polis yaralandı. Çarpan sürücü aracıyla kaçarak kayıplara karıştı.
Yaralı, kaza yerine sevk edilen Ambulansla İnegöl Devlet Hastanesine kaldırıldı. Başından yaralanan polisin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Araç park halinde bulundu
Devriye atan polis ekipleri kamyoneti Hamidiye Mahallesi Kutlu Sokak’ta park halinde buldular.
Kaçan sürücü Enes Ç. (17) park halinde bulunan kamyonete yakın alanda polis ekiplerince yakalanarak gözaltına alındı. Sürücünün ehliyeti olmadığı tespit edildi.
Kaza anı kameraya yansıdı
Kaza anı bir iş yerinin güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Güvenlik kamera görüntülerinde; aracın, başka bir aracı hızla sollayıp kaldırımda yürüyen trafik polisine çarpıp 20 metre sürüklediği görüldü. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Trafik polisine çarpıp yaralayan kamyonet sürücüsü yakalandı
BURSA – Bursa’nın İnegöl ilçesinde 17 yaşındaki sürücünün kullandığı kamyonet, kaldırımda yürüyen trafik polisine çarpıp 20 metre sürükledi. Sürücü aracıyla olay yerinden kaçarken yaralı polis ambulansla İnegöl Devlet Hastanesine kaldırıldı. Kaza anı bir iş yerinin güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı.
Olay, saat 00.00 sıralarında Kemalpaşa Mahallesi İsmail Efendi Caddesi’nde meydana geldi. Enes Ç. yönetimindeki 16 F 9394 plakalı kamyonet, yoldan karşıya geçmeye çalışan Bölge Trafik Büro Amirliğinde görevli polis memuru Çağrı T.’ye çarptı. Çarpmanın etkisiyle yere düşen polis yaralandı. Çarpan sürücü aracıyla kaçarak kayıplara karıştı.
Yaralı, kaza yerine sevk edilen Ambulansla İnegöl Devlet Hastanesine kaldırıldı. Başından yaralanan polisin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Araç park halinde bulundu
Devriye atan polis ekipleri kamyoneti Hamidiye Mahallesi Kutlu Sokak’ta park halinde buldular.
Kaçan sürücü Enes Ç. park halinde bulunan kamyonete yakın alanda polis ekiplerince yakalanarak gözaltına alındı. Sürücünün ehliyeti olmadığı tespit edildi.
Kaza anı kameraya yansıdı
Kaza anı bir iş yerinin güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Güvenlik kamera görüntülerinde; aracın, başka bir aracı hızla sollayıp kaldırımda yürüyen trafik polisine çarpıp 20 metre sürüklediği görüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DİYARBAKIR’da hemzemin geçitte yolcu treninin çarptığı otomobilin sürücüsü yaralandı.
Kaza, akşam saatlerinde Bağlar ilçesi Bağıvar mevkisinde meydana geldi. Batman’dan Diyarbakır’a gelen yolcu treni hemzemin geçitte M.E. idaresindeki 34 PF 4666 plakalı otomobile çarptı. Kazada sürücü M.E. yaralandı. İhbarla olay yerine sağlık, itfaiye, AFAD ve polis ekipleri sevk edildi. Kazada yaralanan kadın sürücü M.E., yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırıldı. Sürücünün sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURSA’nın İnegöl ilçesinde ambulans şoförü Mustafa Ç., hastaneden evine bıraktığı kadın hastanın oğlu O.K. (41) tarafından darbedildi. Şüpheli, polis ekiplerince gözaltına alındı.
Olay, saat 19.30 sıralarında Hamidiye Mahallesi Kavak Sokak’ta meydana geldi. Ambulans şoförü Mustafa Ç. ve Acil Tıp Teknisyeni (ATT) Seçil S., İnegöl Devlet Hastanesi’nden sedye ile aldığı kadın hastayı ambulansla evine götürdü. Sağlık ekipleri evine götürdüğü kadın hastanın oğlu O.K. ile tartıştı. Yaşanan arbede sırasında ambulans şoförü Mustafa Ç.’ye yumruk atarak darbeden O.K., ardından tehditler savurdu.
Sağlık görevlilerinin ihbarı üzerine adrese polis ekipleri sevk edildi. Polis, şüpheli O.K.’yı gözaltına alırken, ambulans şoförü ile Acil Tıp Teknisyeni Seçil S., şikayetçi oldu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, kentte cep telefonu kaçakçılığı faaliyetlerini önlemek amacıyla Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde çalışma yürüttü.
Kaçak yollarla cep telefonu temin edildiği bilgisi alınan 2 iş yerinde arama yapıldı. Aramada, 28 kaçak cep telefonu, 3 kulaklık, 9 şarj kablosu ve 4 şarj adaptörü ele geçirildi.
Ekipler, 2 şüpheli hakkında Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet suçundan yasal işlem yaptı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çankırı-Kastamonu kara yolu üzerinde yakalanan polis memurunun aracında yapılan aramada 1940 uyuşturucu hap ile 10 gram uyuşturucu madde ele geçirildi.
Gözaltına alınan polis memuru emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANTALYA’da iki grup arasında çıkan kavgayı telefonuyla görüntüleyen kişinin, ‘Polisi ara’ diyen kadına ‘Aradım’ diyerek video çekmeye devam ettiği görüldü.
Kepez ilçesi Habipler Mahallesi’nde dün akşam saatlerinde iki grup arasında henüz bilinmeyen nedenle kavga çıktı. Çok sayıda kişinin katıldığı kavgada bazıları sopa, demir ve terliklerle birbirine saldırdı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda polis ve motorize yunus ekipi sevk edildi. Ekipler, tarafları ayırmak için biber gazıyla müdahale etmek zorunda kaldı. Kavga güçlükle sona erdirilirken, yaralananlar ise Kepez Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. 2 taraftan yaralılar aynı hastaneye götürülünce, bu kez hastane önünde kavga yaşandı. Polis ekiplerine zorluk çıkartan gruptan 3-4 kişi gözaltına alındı.
‘POLİSİ ARADIM’
Yaşanan kavgayı, bazıları cep telefonlarıyla kayıt altına aldı. Cep telefonuyla görüntü çeken bir kişiye kavgaya karışan bir kadın ‘Polisi ara, polisi ara’ dedi. Cep telefonuyla kavgayı görüntüleyen kişinin ‘Aradım’ karşılığını verip, görüntü çekmeye devam ettiği görüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ağabeyi John Buchanan, The U.S. Sun’a verdiği demeçte, kardeşinin cesedini bulduğu anı anlattı. Komşunun endişeli aramasıyla eve giden John, Ricky’nin vücudunu tuhaf bir pozisyonda, başının ise yaklaşık 2,5 metre uzakta olduğunu gördüğünü söyledi.
“DJ Slick Rick” olarak tanınan Ricky, annesiyle birlikte yıllarca The Stage Shop adlı canlı müzik barını işletmişti. Oğlunun ölümünden üç ay sonra annesi Nita Makris de üzüntüden hayatını kaybetti.
Olayın en şok edici yönlerinden biri, polis incelemesinden günler sonra ailenin evde kanlı bir testere bıçağı bulması oldu. Buchanan’ın yeğeni Ashley Shea, “Gördüğüm anda ne olduğunu anladım,” diyerek durumun ciddiyetini vurguladı.
Aile, Ricky’nin bir soygun sırasında öldürülmüş olabileceğinden şüpheleniyor. John, evdeki dağınıklığın ve kardeşinin vücudunun durumunun, saldırganların bir şey aradığını gösterdiğini düşünüyor.
Olayla ilgili daha fazla detay ortaya çıktıkça, ailenin endişeleri artıyor. Shea, “Sanki bir tuzağa düşürülmüş gibiydi. Eve girer girmez saldırıya uğramış olabilir,” dedi.
Memphis polisi, olayı hâlâ “nedeni belirlenemeyen ölüm” olarak nitelendiriyor. Ancak aile, sevdiklerinin başına gelenleri tam olarak anlamak ve adaletin yerini bulması için mücadele etmeye devam ediyor.
Bu trajik olay, Memphis’in müzik camiasını ve Raleigh mahallesini derinden etkiledi. Ricky Buchanan’ın arkadaşları ve hayranları, onun anısını yaşatmak için çeşitli etkinlikler düzenliyor.


Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇANKIRI’da özel harekat polisleri ile akaryakıt istasyonu çalışanı C.A.C. arasında çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Güvenlik kamerasına yansıyan kavgada bir polisin, istasyon çalışanı C.A.C.’yi yerde tekmelediği görülürken, Valilikten yapılan açıklamada olaya karışan kişiler hakkında adli ve idari soruşturma başlatıldığı belirtildi.
Olay, 3 Ekim Perşembe günü saat 09.15 sıralarında il merkezindeki bir akaryakıt istasyonunda meydana geldi. Özel harekat polisleri ile akaryakıt istasyonu çalışanı C.A.C. ile çıkan tartışma yumruk ve tekmeli kavgaya dönüştü. İşyerindeki güvenlik kamerası tarafından kaydedilen kavgada bir özel harekat polisinin, C.A.C.’yi yerde tekmelediği ve sürükleyerek kapıdan çıkarmaya çalıştığı görüldü. Konuyla ilgili Çankırı Valiliği’nden yapılan açıklamada, “03.10.2024 Perşembe günü saat 09.15 sıralarında il merkezindeki bir petrol istasyonunda Özel Harekat Polisleri ile petrol istasyonunda çalışan görevliler arasında bir tartışma ve arbede yaşanmış olup konu Cumhuriyet Başsavcılığına intikal etmiştir. Olaya karışan ilgili kişiler hakkında adli ve idari soruşturma başlatılmıştır.” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Tarihler 3 Mart 2009’u gösterdiğinde Türkiye bir vahşete tanıklık etti. Lise öğrencisi 17 yaşındaki Münevver Karabulut, sevgilisi Cem Garipoğlu tarafından canice katledildi.

Parçalanmış cesedi Etiler’deki bir çöp konteynerinde bulunan Münevver Karabulut’un katili Cem Garipoğlu, 197 gün firar etti.

Ardından kendi isteğiyle teslim olan caninin 10 Ekim 2014’te intihar ettiği söylendi.

MEZARDAKİ CEM GARİPOĞLU DEĞİL Mİ?
Ancak akıllardaki şüphe hiç bitmedi. Ölen kişinin Cem Garipoğlu olup olmadığı yönündeki iddialar üzerine Karabulut ailesi avukatları aracılığıyla fethi kabir işlemi yapılmasını talep etmişti.

Talebi kabul eden Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, Cem Garipoğlu’nun mezarının açılması için Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na talimat verdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çeşme Devlet Hastanesi‘ne tedavi için gelen M.K, hasta getiren İl Sağlık Müdürlüğü 112 Acil Sağlık Hizmetlerine ait ambulansı kaçırdı. İhbar üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi.
Takip sistemi üzerinden konumunu belirleyen ekipler, hastane yakınında ambulansı durdurdu. Gözaltına alınan M.K. İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AVCILAR’da park halindeki minibüs, 4 şüpheli tarafından bir dakikada çalındı. Hırsızlar, güvenlik kamerası tarafından kaydedilen olayda kaçarken başka bir araca çarparak hasar verdi.
Olay, dün gece 04.00 sıralarında Gümüşpala Mahallesi D-100 yan yol Eski Londra Asfaltı mevkiinde meydana geldi. Park halindeki 59 AJU 082 plakalı minibüsün yanına gelen dört şüpheliden üçü etrafı kontrol ederken biri kapıyı açarak sürücü koltuğuna oturdu. Saniyeler içinde minibüsü çalıştıran şüpheli diğer kapıları da açarak arkadaşlarını araca aldı. Bir dakika süren hırsızlığın ardından kayıplara karışan şüpheliler manevra sırasında başka bir otomobile de çarparak hasar verdi. Polis, güvenlik kamera kayıtlarını incelemeye alarak kaçan şüphelilerin yakalanabilmesi için çalışma başlattı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HAKKARİ’nin Şemdinli ilçesinde, yolun karşısına geçerken kamyonetin çarptığı Ferizat Uysal (60) ağır yaralandı. Kaza, bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı.
Kaza, dün saat 11.00 sıralarında Şemdinli ilçesi Çevre Caddesi’ndeki Fedzende Uysal Sokak’ta meydana geldi. Sürücüsünün ismi ve plakası öğrenilemeyen kamyonet, yolun karşısına geçmek isteyen Ferizat Uysal’a çarptı. Uysal ağır yaralanırken, ihbar üzerine kaza yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekibinin ilk müdahale sonrası Şemdinli Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Uysal, buradan da Van’a sevk edildi. Kazanın ardından kaçan sürücü, polis tarafından yakalanıp. Gözaltına alındı.
Bu arada kaza güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde, sürücünün kazanın ardından uzaklaştığı, çevredekilerin kadının yardımına koştuğu görüldü.
Kaza ile ilgili soruşturma başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Samsun Emniyet Müdürlüğü ekipleri, uyuşturucuyla mücadele kapsamında yaptıkları takip ve çalışma doğrultusunda İlkadım ilçesinde Ş.T. (56) adlı şahsın uyuşturucu ticareti faaliyetlerine karıştığı bilgisine ulaştı. Polis, şüphelinin aracında ve ikamet adresinde arama yaptı. Yapılan aramada, 15 bin 148 adet sentetik ecza hap ile uyuşturucu ticaretinden elde edildiği değerlendirilen 19 bin 385 TL nakit para ele geçirildi. Olayla ilgili Ş.T. polis tarafından gözaltına alındı. – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kilis İl Emniyet Müdürlüğü, 2024-2025 eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte, okullar ve çevresinde denetimlerini sıkılaştırdı. Okulların bulunduğu bölgelerde trafiğin yoğunlaşmasından dolayı kazaların önlenmesi amacıyla sıkı denetim yaptı. Denetimler sonucunda Karayolları Trafik Kanununun ilgili maddelerinin eksiği olan araç ve motosiklet sürücülerine gerekli cezai işlem uygulandı. Okul çevrelerinde GBT ve ehliyet sorgulamasında bulunan ekipler sürücülere ise kurallara uymaları konusunda uyarılarda bulundu.
Okullar bölgesinde yaya ve öğrenci güvenliği sağlanabilmesi için uygulamaların devam edeceği bilgisi öğrenildi. – KİLİS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURSA’da mide kanseri tedavisi görürken emekliye ayrılan polis memuru Aydın Eryaşar (53) hayatını kaybetti. 2 çocuk babası polis memuru, düzenlenen törenle toprağa verildi.
İnegöl İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde görevli polis memuru Aydın Eryaşar’a 6 ay önce mide kanseri teşhisi kondu. Tedavisine başlanan Eryaşar, sağlığı düzelmeyince emekliye ayrıldı. Durumu ağırlaşınca İnegöl Devlet Hastanesi’nde tedaviye alınan Eryaşar, bu sabah doktorların tüm müdahalesine rağmen hayatını kaybetti.
30 yıllık polis memuru için İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün bahçesinde tören düzenlendi. Törene Kaymakam Eren Arslan, Belediye Başkanı Alper Taban, Başsavcı Veli Ecir, İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yavuz Uğurdağ, İl ve ilçe Emniyet Müdürlüğü personelleri ile Eryaşar’ın ailesi ve yakınları katıldı. 2 çocuk babası Aydın Eryaşar, buradaki törenin ardından Alanyurt Yeni Mahalle Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından İnegöl Alanyurt Kent Mezarlığı’na defnedildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KİLİS – Kilis’te polis ekipleri, yeni eğitim öğretimin yılının başlamasıyla birlikte okul önlerinde denetim gerçekleştirdi.
Kilis İl Emniyet Müdürlüğü, 2024-2025 eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte, okullar ve çevresinde denetimlerini sıkılaştırdı. Okulların bulunduğu bölgelerde trafiğin yoğunlaşmasından dolayı kazaların önlenmesi amacıyla sıkı denetim yaptı. Denetimler sonucunda Karayolları Trafik Kanununun ilgili maddelerinin eksiği olan araç ve motosiklet sürücülerine gerekli cezai işlem uygulandı. Okul çevrelerinde GBT ve ehliyet sorgulamasında bulunan ekipler sürücülere ise kurallara uymaları konusunda uyarılarda bulundu.
Okullar bölgesinde yaya ve öğrenci güvenliği sağlanabilmesi için uygulamaların devam edeceği bilgisi öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgilere göre, Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı ekipler tarafından
26 Ağustos-2 Eylül tarihleri arasında kentin farklı noktalarında denetim gerçekleştirildi. Denetimlerde durulan şahıslar ile araçlarda yapılan aramalarda 6 tabanca, 6 kurusıkı tabanca ve 8 av tüfeği ele geçirildi. Ele geçirilen silahlara el konulurken, şahıslar ile ilgili işlem yapıldığı belirtildi. – AFYONKARAHİSAR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bir süre sonra eğlenen grup, yan masalarında oturan kişilerle bilinmeyen nedenle tartışmaya başladı. Tartışma sırasında Ramazan Kaya yan masada oturan kişiye şişe fırlattıktan sonra, yanındakilerle birlikte saldırdı.
Restoranda çıkan arbede, çalışanların da araya girmesiyle büyüdü. Restoran çalışanları kavga eden grubu, yaka paça dışarı atarken, öfkeli grup tehdit ve hakaretler ederek tekrar geleceklerini söyledi.
10 Temmuz Pazartesi günü ise işletme sahibi restoranda kavga eden gruptakiler tarafından telefonla aranarak tehditler aldı.

KURŞUNLAR MEHMEDALİ’YE İSABET ETTİ
Gece saatlerinde restoranın önüne gelen motosikletli iki kişi, önce birkaç tur keşif yaptıktan sonra restorana tabancayla ateş açtı. Kurşunlar dinlenmek üzere restoranın önünde oturan Murat Alp (18), Sercan Demir (27) ve Mehmedali Memiş (19)’e isabet etti.
İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Yaralanan Alp ve Demir ilk müdahalelerinin ardından ambulansla hastaneye götürüldü. Adana’dan İstanbul’a çalışmak üzere gelen ve olaydan 20 gün önce işe başlayan Mehmedali Memiş ise dinlenmek için restoranın önünde oturduğu sandalyede hayatını kaybetti. Polis ekipleri olay yerinde yaptıkları incelemelerin ardından şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı.

3 ŞÜPEHLİ YURTDIŞINA KAÇTI, 2’Sİ GERİ GELİP TESLİM OLDU
Polis ekipleri, yaptıkları çalışmalarda motosikletli iki saldırganın Turgay Gündoğdu ve Eren Okumuş olduğunu, Gündoğdu’nun olaydan sonraki gün yurtdışına kaçtığını tespit etti. Ramazan Kaya ve Bayram Kaya’nın ise 15 Temmuz’da yurtdışına kaçtığı tespit edildi.
Çalışmaların devamında Eren Okumuş ve Güven Polatdemir polis ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alındı. Ramazan Kaya ve Bayram Kaya ise yurtdışından geri dönerek 1 Ekim’de teslim oldu. 7
İfadelerinin ardından gözaltına alınan 4 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi. Şüpheliler verdikleri ifadelerde suçlamaları kabul etmediklerini söyledi. Olayda ağır yaralanan Murat Alp ve hafif şekilde yaralanan Sercan Demir’de hastanede gördükleri tedavinin ardından taburcu oldu.
KAVGA VE SİLAHLI SALDIRI ANLARI SANİYE SANİYE GÖRÜNTÜLENDİ
Öte yandan restorandaki kavganın ve saldırının güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Güvenlik kamerası görüntülerinde şüpheli grubun yan masalarında oturan kişiye saldırması, restoran çalışanlarının da kavgaya dahil olması yer alıyor. Mehmedali Memiş’in ise kavgayı uzaktan izlediği görülüyor.
Silahlı saldırı görüntülerindeyse, şüphelilerin olaydan önce yaptıkları keşif, ardından dinlenmek üzere olan 3 çalışana ateş ettikleri, Alp ve Demir’in koşuşturması, Memiş’in ise yaralandığı görülüyor.
“TEDBİRİNİZİ ALIN BU ADAMLAR GELECEK”
Mehmedali Memiş’in babası Neşet Memiş yaşananları şu sözlerle anlattı:
“Benim oğlum burada dershaneye gidiyordu, üniversiteye gitmesi için. Kazanamadı, biz de tekrar dershaneye gönderdik. ‘Baba ben polis olacağım’ diyordu. Yunus polislerini görünce heyecanlanıyor, ‘Baba ben de bunlar gibi’ olacağım diyordu.
Sınavdan çıktıktan sonra, ‘Baba ben İstanbul’a gideceğim’ dedi. ‘Biraz kafamı dağıtırım, sınav sonuçları açıklandıktan sonra geri gelirim’ dedi. İstanbul’a gönderdik, çalışmaya gitti. 20 gün falan çalıştı.
Çalıştığı yerde daha öncede tartışmalar, bir takım kavgalar olmuştu. Ama biz bu mekanın bu kadar tartışılır, kavga edilir bir yer olduğunu bilmiyorduk.
Bir gün böyle bir masa geliyor, oradaki mekan sahipleriyle kavga ediyorlar. Bunlar gelen müşterileri dövüyorlar. Müşteriler çıkarken de ‘Tedbirini al, biz geleceğiz. Bunu senin yanına bırakmayız’ diyor.
Mekan sahibi S.Ş’de hiçbir güvenlik almadan, kimseye bir şey söylemeden normal yaşantısına devam ediyor. Para kazanayım, müşterim eksik olmasın diye. Bu sırada dayak yiyen taraf boş durmuyor, telefonla mekan sahibi S.Ş’i arıyorlar, ‘Bizim niyetimiz ciddi, biz bu mekana geleceğiz’ diyorlar.
Sadece bu konudan benim oğlum ve arkadaşlarının haberi olmuyor. Otoparkçıya dahi bu söyleniyor. Otoparkçıya, ‘Tedbirinizi alın, bu adamlar gelecekler’ diye. O sırada ne oğluma ne de yeğenim Murat Alp’e kimse bir şey söylemiyor.
Ertesi gün gece 00.00 – 01.00 civarlarında, Ramazan Kaya’nın tuttuğu adamlar geliyor, motosikletle o tarafta bir iki tur atıyorlar. Gelip sıkıp sıkıp gidiyorlar kafasına göre. O sırada benim masum oğlum gidiyor.”
“HAYALLERİMİZİ, GELECEĞİMİZİ ELİMİZDEN ALDILAR”
Anne Perin Memiş, “Benim oğlumun hayalleri, geleceği vardı. Hayallerimizi, geleceğimizi elimizden aldılar. Perşembe günü mahkeme var, İnşallah belalarını bulacaklar. Her gece gömleğini öpüp de yatıyorum. Gömleğini kokluyorum ama yok, artık gelmez” diye konuştu.
]]>Diyarbakır’da 23 Ocak 2023 günü aşırı hız sonucu biri polis aracı olmak üzere iki araca çarpan ve Kemal Güleç adlı polisi şehit edip 4 kişiyi yaraladıktan sonra tutuklanan Hasan Aydın’ın yargılanmasına Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Şehit polisin eşi Hilal Güleç, vatanına hizmet eden bir polisin hayatın kaybettiğini belirterek sanığın cezalandırılmasını istedi.
“ECELİNE GİDERMİŞCESİNE SÜRÜYOR”
Güleç’in avukatı da, sanığın daha önce de ehliyetsiz araç kullanmaktan cezalandırıldığını belirterek, “Alkollü ve ehliyetsiz araç kullanarak bu kazaya neden olmuştur. Kaza bilinçli taksir değil, olası kastla öldürmedir. Savcı bile iddianamesinde ‘Eceline gidermişçesine sürüyor’ ifadesini kullanmıştır. Vefat eden polis 32 yaşındaydı. Hayatını kaybettiğinde üzerinde polis üniforması vardır. 4 yaşında bir çocuğu var ve ailesi Malatya’da depremzede oldukları için halen konteynerde yaşamaktadırlar. Sanığın olası kastla en üst sınırdan cezalandırılmasını talep ediyoruz” dedi.

“GÖREV BAŞINDA ÜNİFORMALIYDIK”
Olayda yaralanan polis memuru da, “Görev başındaydık, üzerimizde resmi üniformalarımız vardı. Kazadan sonra uzun süredir araç kullanamıyorum, ağrılarım devam ediyor. Maddi ve manevi kaybımız oldu. Zararın karşılanacağı söyleniyor ancak karşılanmadı. Sanığın cezalandırılmasını istiyorum” diye konuştu.
“BEN DE ÖLEBİLİRDİM, MAĞDURUM”
Sanık ise, kazayı bilerek yapmadığını, evli ve 3 çocuklu olduğunu belirterek, “Aldığım alkol oranı bellidir, kaza anında frene de bastım ancak tutmadı. Ben de bu kazada ölebilirdim. Rahmetlinin ailesine elimden geleni yaptım yine yapmaya devam edeceğim, bende mağdur oldum, tahliyemi istiyorum” dedi. Mahkeme, 13 aydan beri tutuklu yargılanan sanıkla ilgili delillerin önemli ölçüde toplandığını, sanığın tutuklu kaldığı süre ve kaçma, gizlenme ya da delilleri karartması yönünde somut olguların bulunmayışı dikkate alınarak tahliyesine karar verdi.

FREN YAPMADI
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık Hasan Durmaz’ın 34 FPH 196 plakalı araçla sokak arasındaki tali yoldan ana bulvara adeta eceline gidercesine durmadan ve fren yapmadan hızla çıktığı, ardından seyir halindeki polis Ömer Doğan’ın kullandığı araca 46 AFF 530 plakalı araca çaptığı bildirildi.
Sanığın hızını alamayarak bu kez seyir halindeki Velat Karakaş’ın kullandığı 27 AHF 268 plakalı araca çarparak durduğu kaydedildi. Olayda Devriye Ekipler Büro Amirliğinde görev yapan Kemal Güleç’in şehit olduğu, polis Ömer Doğan ile ikinci araçta bulunan Velat Karakaş ile kazaya neden olan Hasan Aydın’ın kullandığı araçtaki Mehmet Ali Başyiğit ile Mehmet Ali Özen’in de yaralandıkları ifade edildi.
PTS ve KGYS kayıtlarından kazaya neden olduğu belirlenen Hasan Aydın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nin raporuna göre asli derecede kusurlu bulundu. Sanığın kullandığı aracın 6 aylık yeni bir araç olduğu, mekanik sisteminde bir arıza bulunmadığı, fren balatalarının monteli ve güvenli kullanım durumuna uygun olduğuna dair uzman raporu soruşturma dosyasına eklendi.
KANINDA ALKOL, AMFETAMİN, EXTACY…
İddianamede, sanığın alkol ve uyuşturucunun etkisiyle “Olası kastla kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmek” suçunu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığı oluşsa da, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun, somut olaya dair bilinçli taksir suçu olduğuna dair emsal kararları olduğuna dikkat çekildi. Sanığın olay anında ters yönden çok hızlı şekilde hareket ettiğine dair izlenen kamera kayıtları, kanında alkol, amfetamin ve Extasy uyuşturucu madde bulunduğu ve kaza anında ehliyetsiz olduğu da göz önüne alındığında failinin “Ne olursa olsun her durumda eylemi gerçekleştirirdim” düşüncesi ile hareket ettiğine dikkat çekildi.
EHLİYET YOK, ŞANSINA VE BECERİSİNE GÜVENDİ
Sanığın bu şekilde meydana gelen zararlı sonucu kabul ettiği olası kastla öldürme suçunu oluşturduğu değerlendirmesi yapılmış ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararlarının irdelenmesiyle suçun “Bilinçli taksir” olduğunun altı çizildi. Bilinçli taksirde gerçekleşen sonucun, fail tarafından öngörüldüğü hâlde istenmediği belirtildi. İddianamede, neticeyi öngördüğü hâlde, sırf şansına veya kişisel becerisine güvenerek hareket ettiği vurgulandı.
Öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kast, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği ahvalde ise bilinçli taksirin söz konusu olacağı vurgulandı. Sanık Hasan Aydın’ın amfetamin, esrar, Extasy uyuşturucu ve alkolün etkisiyle ehliyetsiz biçimde araç kullanma konusundaki kişisel becerisine güvenerek kaza yapacağına inanmadığı için mevcut sonucun ortaya çıkması nedeniyle hukuki durumunun bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturacağının altı çizildi.
İSTEMEDİĞİ BİR SONUCA NEDEN OLDU
Sanığın şoförlük yeteneklerine güvenerek gece olması nedeniyle trafiğin az olacağı düşüncesiyle ve karşı yönden gelenlerin kendilerini koruma yönünde dikkatli davranacaklarına inandığı için bu saikle dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek öngördüğü ancak istemediği neticeye neden olduğu belirtildi.
Meydana gelen sonucu kabullenmediği ve arzulamadığı anlaşıldığından gerçekleşmesini istemediği ancak öngördüğü sonucun meydana gelmesini engelleyecek şekilde özen yükümlülüğüne uygun davranmayarak bir kişinin ölümüne birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmak suçundan 15 yıla kadar bilinçli taksirle cezalandırılması isteniyor.

Şehit polis Kemal Güleç
]]>Associated Press’in (AP) kendi kaynaklarını kullanarak elde ettiği bilgilere göre, bu protestolarda aralarında birçok öğretim görevlisi ve profesörün de bulunduğu en az 2 bin gösterici gözaltına alındı.
UCLA’DA POLİS MÜDAHALESİ
Ülkenin dört bir tarafındaki üniversite kampüslerinde kurulan Gazze ile dayanışma kampları, üniversite yönetimlerinin baskısı ve polisin sert müdahalesiyle dağıtılırken, California eyaletindeki üniversite kampüsleri, son 24 saatte en çok hareketliliğin yaşandığı protesto alanlarından oldu.
Los Angeles California Üniversitesi’nde (UCLA), günün erken saatlerinde özel polis birliklerinin öğrencilere müdahalesinde “kaotik sahneler” yaşandı.
Eyalet polisi, UCLA’daki polis baskınında en az 200 kişinin gözaltına alındığını ve bu kişilerin Los Angeles merkezindeki ilçe hapishanesinde tutulduğunu açıkladı.
New Hampshire, Kuzey Arizona ve Tulane üniversitelerinde de protesto kampları dağıtıldı, öğrenciler gözaltına alındı.
Gazze ile dayanışma kamplarının öncüsü olan New York’ta, Columbia Üniversitesinden sonra City College, Stony Brook, Buffalo ve Fordham üniversitelerindeki protestolarda da eylemciler polisin sert müdahalesiyle dağıtıldı.

ÖĞRENCİLER POLİSE “DÜN GECE NEREDEYDİNİZ?” DİYE SORDU
Polis, Gazze ile dayanışma kampını dağıtmaya çalışırken UCLA öğrencileri, İsrail yanlısı bir grubun kendilerine yaptığı saldırıyı hatırlatarak güvenlik güçlerine, “Dün gece neredeydiniz?” diye sordu.
Filistin destekçisi öğrenciler, polise, kesici alet, çekiç ve taşlarla saldıran İsrail yanlılarına karşı neden korunmadıkları ve saldırganların neden gözaltına alınmadığı sorularını yöneltti.
UCLA’da dün gece İsrail yanlısı maskeli grubun kampüsteki çadır alanına saldırmasıyla tansiyon yükselmiş, polisin olaya müdahale etmesi saatler almıştı.
Müslüman Halkla İlişkiler Konseyi yetkilisi Rebecca Husaini, düzenlediği basın toplantısında, “Toplumun, polisin kendilerini koruduğunu, başkalarının onlara zarar vermesine izin vermediğini hissetmesi gerekiyor.” ifadesini kullanmıştı.
Amerikan Üniversite Profesörleri Birliğinin Columbia Üniversitesi şubesi de sosyal medyadan paylaştığı basın açıklamasıyla, kampüste Filistin’e destek veren öğrencilerin dağıtılması için New York Polis Departmanını müdahaleye çağıran okul yönetimini kınamıştı.

COLUMBIA ÜNİVERSİTESİ’NDE BASKI ARTIYOR
New York’ta, Columbia Üniversitesindeki Gazze dayanışma kampının dağıtılmasından bir gün sonra, Fordham Üniversitesinde kurulan kamp da 24 saat geçmeden polis zoruyla kaldırıldı.
ABD’nin batı yakasındaki California Üniversitesinde ise Filistin destekçisi öğrenciler, hem polisin hem de İsrail destekçisi protestocuların saldırısına uğradı.
İsrail destekçisi grubun, çekiç, kesici alet ve göz yaşartıcı sprey gazıyla saldırdığı öğrencilerin kampı, daha sonra California eyalet polisinin sert müdahalesiyle sonlandırıldı.
İsrail yanlısı grubun kampa saldırısından saatler sonra olay yerine gelen ve hiç kimseyi gözaltına almayan polis, Filistin destekçisi öğrencilerin tepkisiyle karşılaştı.
Diğer taraftan başkent Washington’da ise bazı Kongre üyeleri, Filistin’e destek gösterisi düzenlenen üniversite kampüslerini ziyaret ederek, okul yönetimlerine, protestoların sonlandırılması için baskı yapmaya devam ediyor.
ABD’nin birçok üniversite kampüslerine sıçrayan gösteriler, her türlü siyasi ve polis baskısına rağmen büyümeye devam ediyor.

ABD ÜNİVERSİTELERİNDE FİLİSTİN’E DESTEK EYLEMLERİ
Columbia Üniversitesinde Filistin destekçisi öğrenciler, 16 Nisan’da okulun, İsrail’in Gazze’deki saldırılarını ve işgalini destekleyen şirketlere devam eden finansal yatırımlarını protesto amacıyla kampüsün bahçesinde oturma eylemi başlatmıştı.
Rektörlük, eylemlerin 2. gününde, New York polisinden göstericilerin dağıtılması için yardım talebinde bulunmuş, kampüse giren polis 108 öğrenciyi gözaltına almıştı.
Columbia Üniversitesindeki olay, 7 Ekim 2023’ten sonra ABD’deki üniversitelerde Filistinli öğrencilere karşı başlayan “ifade özgürlüğü kısıtlaması” tartışmalarını alevlendirirken, gözaltına almalara tepki olarak öğrenci protestoları ülke genelindeki diğer üniversitelere de yayılmıştı.
En son 29 Nisan’da okul yönetimi ile öğrenciler arasında devam eden müzakerelerin çıkmaza girmesi üzerine o gece öğrenciler okulun tarihi Hamilton Hall binasını işgal etmişti.
Okul yönetiminin talebi üzerine 30 Nisan gecesi New York Polisi’ne bağlı çevik kuvvet ekipleri, öğrencilere müdahale ederek binayı boşaltmış, bahçedeki Filistin ile dayanışma kampını da dağıtmıştı.
Aynı gece Columbia Üniversitesinin yakınındaki City College okulundaki öğrencilere de müdahale eden polis, yaklaşık 300 kişiyi gözaltına almıştı.
ABD genelindeki birçok büyük üniversitede, Filistin’e destek için öğrenci eylemleri hala devam ediyor.
Polis, son 2 haftada aralarında bazı öğretim görevlilerinin de bulunduğu 2 binden fazla öğrenciyi gözaltına aldı.
]]>
Öncelikle tabii İYİ Parti’yi ve İYİ Parti’nin yeni genel başkanı Sayın Müsavat Dervişoğlu’nu tebrik ediyorum. Ama bu kongrenin büyük bir olgunluk içerisinde geçmesini sağlayan Sayın Koray Aydın’ı ve Sayın Tolga Akalın’ı da tebrik ediyorum. Fakat ilginç bir tablo var ortada. Sizin yakından takip ettiğiniz günlerdi, İYİ Parti’yi iki kişi kurduk. Kurucular Kurulu’nu iki kişi oluşturduk. Herkes sonradan katıldı. Bugün partinin iki kurucusu da ayrıldı, yoklar. Tabii “Ben demiştim” demek istemiyorum ama Meral Hanım bugün konuşmasında, İYİ Parti’nin bir üçüncü yol olarak iki kutuplu Türk siyasetinde yola çıktığını söyledi. Evet öyle çıkmıştık. Hatta sizinle yaptığımız röportajda da ifade ettiğim husus buydu. Beni ayrılmaya iten gerekçelerden biri başlar başlamaz bu yoldan İYİ Parti’nin ayrılması ve CHP ile ittifaka girerek, önce genel seçimde alabileceğinin altında oy alması, sonra yerel seçimde CHP ile ittifak yapmasıydı ki, bu ittifak aynı zamanda dağılmış olan Cumhur İttifakı’nın yeniden kurulmasını sağlamıştı. Şiddetle karşı çıktım ve ayrıldım. Tabii siyasette “Keşke olmasaydı” denmiyor. Oldu ve bugünlere gelindi. Meral Hanım’a bundan sonraki hayatında sağlık ve mutluluk diliyorum. İYİ Parti’deki arkadaşlara kapımız açık, Sayın Müsavat Dervişoğlu bir kahve içmek isterse Zafer Partisi’nde güzel kahve yapılıyor.
Bu bir teklif mi?
Hatırlarsanız seçimden önce İYİ Parti’ye seçim işbirliği önerisinde bulunduk. İzah etmek için randevu istedim, verilmedi. Şimdi herhalde randevu isteme sırası İYİ Parti’de.
Sizi kurultaydan önce kimse aradı mı, davet etti mi?
Yok, kurultaya davet eden olmadı beni ama gazeteci arkadaşlar aradılar. Dediler ki “Kurultaya gelecekmişsiniz” Aklımdan bile geçmedi. Fakat ben bugün kurultayın yapıldığı Ankara Ticaret Odası’nın kongre salonunun altındaki kitap fuarında kitaplarımı imzaladım. Tabii kapının önünde bekleyen bazı İYİ Partili arkadaşlarla karşılaştık. Fotoğraf çektirmek isteyenler oldu. Çektirdik, hatta takıldım, “Yayınlama, sonra ihraç ederler seni” diye şakalaştık.
Bir milliyetçi lig tartışması var. Zaman zaman milliyetçilerin bir araya geldiğini biliyoruz. Geçen gün bir tweet attınız, dediniz ki “Milliyetçilik yükselmeye devam edecek”. Böyle diyorsunuz ama çok dağınık değil misiniz? Yavuz Ağıralioğlu’nun partisinin kurulacağı ifade ediliyor. Bir yanda İyi Parti, bir yanda siz, bir yanda BBP, MHP… Sol partiler için denir ya, bir türlü bir araya gelemiporlar diye. Ama görüyoruz ki milliyetçiler de öyle.
Haklısınız.
Değişik anlayışlar ve milliyetçilik yorumları var. Bunlar arasında uzlaşma sağlanabilecek zeminler de mevcut, sağlanamayacak olanlar da…
Bir gün birleşme olabilir mi?
Siyasette şu olmaz demek mümkün değil. Eğer Erdoğan ile Bahçeli yıllarca birbirine küfür ettikten sonra bir araya gelebiliyorsa neden olmasın. Özetle İmralı’da PKK elebaşısıyla anayasa konuşan bir AKP, altı ay sonra tırnak içinde en sert anti-terörist parti haline dönüşüyorsa siyasette “Bu olmaz” demek mümkün değil.
Önemli olan ilkeler üzerinde konuşmaktır. Türkiye’nin ihtiyaçları neyi gerektiriyorsa… Yoksa birliktelik olsun diye birliktelik olmaz.
Milliyetçi lig?
Evet, bunu gündeme önce Sayın Tuğrul Türkeş’in siyasi danışmanlığını yapan Sinan Baykent adlı bir arkadaşımız gündeme getirdi makalesinde. Çok donanımlı bir siyaset bilimcidir. Tuğrul Bey onu daha da siyasi dile tercüme ederek Türkiye’nin gündemine getirdi. Ama bugün gündemde reel politik anlamda böyle bir şey yok.
“Türk siyasetinde her şey olabilir” diyorsunuz. Biz sizden daha net ve keskin cümleler duymaya alışığız. O yüzden direkt sorayım: İYİ Parti size gelse…
İlkelerden taviz vermeyiz. Mesela Atatürk’ten taviz vermeyiz. Kuruluş değerlerimizden taviz vermeyiz. Milli, üniter, laik devletten taviz vermeyiz. Taviz verilmeden bunlarda uzlaşma sağlanır ise olur tabii ki.
Rahmetli Demirel’in bir lafı var, “Eğer barışmayacaksanız kavga etmeyeceksiniz” der. Kavgalar siyasette kişisel kavga değildir. Bakın size şimdi ilk kez bir şey açıklayacağım.
Buyrun.
Zafer Partisi hiçbir yerde hiçbir partiyi desteklemedi. Bir tek Mersin Mut’ta çok güvendiğim, çok sevdiğim partili arkadaşlarım bana geldiler, “Mut’ta İYİ Parti’nin belediye başkanı adayı gerçek bir Türk milliyetçisi, onun seçilmiş olması, bizim seçilmiş olmamız anlamına gelir. Rica ediyoruz, aday çıkartmayalım ve destekleyelim.” Öyle yaptık, seçildi. Seçim öncesi önerimizi dinleselerdi, ortaya yüzde 20’yi hedefleyen bir dinamik çıkıyordu. Olmadı, ileri tarihte olabilir mi, neden olmasın?
Zafer Partisi olarak, seçimden nasıl bir mesaj aldınız?
Hem saha hem anketler oyumuzu daha yüksek gösteriyordu. Ancak son hafta Erdoğan’dan intikam duygusu ön plana çıkınca sahadaki oyumuzun bir bölümü CHP’ye kaydı. Üniversite sınavları da öğrencilerin oy kullanmasını engellediği için bir oy kaybı yaşadık. Geçen seçimlerde 4.5 milyon seçmene aday çıkararak ulaşamadık. Bu seçimlerde ise 7.5 milyon seçmene aday çıkaramadık. Bunlara rağmen oyumuz rakamsal olarak nerede ise sabit kaldı. Oransal olarak ise 2.2’den 2.6’ya çıktı. Yerel seçim dinamiklerine rağmen bu sonuç bizi tatmin etmese de umut verici. Seçmenimiz genç, eğitimli ve motive, geleceğe umutla bakan kararlı bir seçmen. Kar yağınca önce toprağı soğutur ve bu süreçte erir, tutmaz. Kar toprak soğuduktan sonra tutar.
ÖZEL’İN LİSTESİNDE SIĞINMACILAR YOK
Siyaset, Erdoğan-Özel görüşmesine kilitlendi. Bu görüşmeden ne çıkar, bir öngörünüz var mı?
Nasıl sonuç çıkacak, bilmiyorum. Ama Sözcü Gazetesi’nde çıkan Özgür Özel’in 8 maddesini incelediğim zaman doğrusu hayret ettim. Bu maddeler arasında ülkede yaşayan 13 milyon sığınmacı ve kaçak yok.
“Sayın Erdoğan, bu sınırlarda güvenliği sağlamayı düşünmüyor musunuz?” sorusu yok. Bakın daha dün mahkeme bir Suriyeliyi İstiklal Caddesi’nde bombalama yaptığı ve 6 yurttaşımızı öldürüp, 99 yurttaşımızı yaraladığı için 7 kez müebbet hapse mahkûm etti. Bunların arasında daha ne kadar terörist ajan olduğunu ne ben biliyorum ne siz. Sayın Özgür Özel bunu gündemine almamış. Diğer yandan tabii Erdoğan açısından seçim sonucu bazı politikaları değiştirme ve yeni bir iletişim stratejisi kurma gereğini ortaya çıkardı. Bugün Erdoğan’ın bir benzin istasyonunda vatandaşlarla sohbet ettiği haberine siz de rast gelmişsinizdir muhakkak. 22 senedir bir rant ve soygun ekonomisi var bu ülkede. Bu ülkeyi bitap düşüren, bu ülkenin insanlarını açlığa mahkûm eden, 30,5 milyon insanı sosyal yardım almak zorunda bırakan bir ekonomik darboğaz ve kriz var. Özetle, halkın bu seçimde buna tepki gösterdiğini ve AKP elitinin halktan radikal kopuşunu ortaya çıkardığı bir durumu tamir etme girişimi… Öte yandan bu sürece belki Cumhuriyet Halk Partisi’ni de bir şekilde ortak etmeye yönelik bir girişim olabilir. Bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz. Mesela anayasa değişikliği süreciyle ilgili dün bir AKP Genel Başkan Yardımcısı’nın “İlk dört maddeyi değiştirmeyeceğiz. Parlamenter demokrasiye dönüş yok. 50+1’den dönüş yok” sözlerini duydum. Kardeşim o zaman neyi değiştireceksiniz? Özetle yerel seçim iktidar açısından bir güven oylamasıydı. Bu güven oylamasından çıkamadı. Bu süreci yumuşatarak unutturma ve düzenleme girişimi olarak görülebilir.
Unutturup, düzenleyebilir mi?
Ekonomik veriler bunun gerçekleşmeyeceğini, krizin daha radikal hale geleceğini gösteriyor. Bir sene içerisinde 250 milyar dolar borç ödeyecekler. Nasıl ödenecek bu borç? Ve hala TBMM Başkanı, ailesiyle Mardin’e özel uçakla gidiyor. Bunun parasını biz ödüyoruz. Hala lüksten, israftan vazgeçilmiyor. Üretimi, verimliliği artırmayı konuşmuyoruz.
POLİSTE CEMAATLEŞME, TARİKATLAŞMA VAR
Adıyaman Altınşehir Polis Merkezi Amirliği’nde görev yapan polis memuru kendi beylik silahıyla iki polis amirini yaraladı. 2 şehit var. Yıllarca Polis Akademisi’nde ders verdiniz. Ne oluyor?
Ocak ayından bu yana 17 polis intihar etti. Polisin çalışma koşulları çok ağır. Geçinmekte de zorluk çekiyorlar. Benim duyduğum bu polis bitcoin dolandırıcılığına kurban olmuş. Savcıya gitmiş, şikayette bulunmuş. Savcı da onu karakola geri yollamış. Karakolda önce kapıda bir komiserle, sonra amiriyle tartışma yaşamış ve silahına davranmış. Bu olay bize bazı yapısal sorunlar olduğunu söylüyor.
Polisteki bazı yapısal sorunlarla ilgili olduğunu görüyoruz. Birincisi, poliste cemaatleşme, tarikatlaşma var. Çok üzerinde durulmuyor ama Özel Harekat’ta çok ağır bir tasfiye gerçekleşiyor. Deneyimli kadrolar görevden uzaklaştırılıyor, deneyimsizler atanıyor. Bunun raporunu da önümüzdeki günlerde kamuoyunda paylaşacağız. Az önce söylediğim gibi çok çalışıyorlar, geçinemiyorlar. Tüm bunlar poliste bir gerilim yaratıyor. Üstelik Türkiye her geçen gün hem suç oranının arttığı hem de suçun niteliğinin değiştiği bir ülke. Uluslararası mafyanın merkezi olmuş durumda. İnanılmaz bir silahla örgütlenme var. Milli güvenlik tehdidine dönüşüyor. Bununla ilgili 12 yıl kadar önce iyi tanıdığım bir emniyet müdürü arkadaşım, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde en önemli sorunlarından bir tanesinin mafyalaşma olacağını söylediğinde ihtiyatla yaklaşmıştım. Şimdi görüyoruz ki mafyalaşma, ağır silahlı bir mafyalaşma süreci yaşıyoruz. Bununla göğüs göğüse olan yine polis. Sadece 84 milyon Türk vatandaşıyla karşı karşıya değil, 13 milyon sığınmacı ve kaçakla da karşı karşıya ilk gelen polis oluyor. Bütün bunlar bir araya gelince polis üzerinde ağır bir psikolojik, ekonomik, politik, iktidar baskısı oluşuyor. Neticede bu tür intiharlar veya patlamalar yaşanıyor.
Sığınmacı sorunu çözülmezse ne yaşarız?
– Zafer Partisi’nin önerdiği Anadolu Kalesi projesi ile sınırlarımızdan geçen yılda 400 bin kaçağın gelişi engellenmez ve 13 milyon sığınmacı ülkemizde kalarak doğumlar ile artarsa 2040 yılında sadece ülkemizdeki Suriyeli sayısı 21 milyon olur.
– Bugün sayıları 2 milyon olan Afganlar, 2 milyon olan Afrikalılar da artacaktır.
– Enflasyon düşmez artar, işsizlik artar, Türkler işsiz kalırken, Türk doktor, mühendis göçü Avrupa’ya devam eder. Türkiye emek yoğun geri teknoloji ülkesi olur.
– Uyuşturucu zaten bir tehdit, sığınmacıların kalması durumunda uyuşturucunun ülkemize girmesi ve yayılması kolaylaşacaktır. Türkiye Afyon Savaşı öncesindeki Çin’e döner. Şehirlerimiz güvensizleşir.
– Türkiye, geri dönülmez şekilde kültürel olarak Ortadoğululaşır. Türk kadınları özgürlüklerini kaybederler.
– Ortaya yeni Arap ırkçısı terör örgütleri çıkar.
– Cihatçı Selefiliğin etkisi artar.
– Türkiye’nin sonunda Suriye ve Irak gibi iç savaşa sürüklenir.
]]>Cem Mert Özer, hafta sonu ailesi ile gezmek için sahile gitti. Özer, kızına bir şeyler almak için büfeye yöneldiği sırada pitbull cinsi bir köpeğin saldırısına uğradı.
EVDE İYİLEŞMEYİ BEKLİYOR
Köpek, Özer’in sol bacağından ısırdı. Özer, kurtulmak için bir süre köpekle boğuştuktan sonra kurtulmayı başardı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, yaralı kişiyi ambulans ile Esenyurt Devlet Hastanesi’ne götürdü. Bacağına 28 dikiş atıldıktan sonra yürüyemeyen Cem Mert Özer, evde iyileşmeyi bekliyor.
“GIRTLAĞIMA SALDIRMAYA ÇALIŞTI”
Yaşadıklarını anlatan Cem Mert Özer, “Kızım bir şeyler istedi. Cüzdanımı aldım, Allah’tan kızımı annemlerin yanına bırakmıştım. Büfeye doğru yürümeye başladım. Uzaktan beyaz büyük bir köpek fark ettim. Zinciri de uzundu. Köpeğin etrafında bazı kişiler uyuşturucu madde alıyorlardı. Ben yaklaşınca köpeğin zincirini biraz daha saldılar. Ben yaklaştıkça köpek havlayama ve hırlamaya başladı, ağızlığı da yoktu. Ben geri geri gitmeye başlayınca bir anda fırladı ve arkamdan yakaladı. Yerdeki boğuşmadan sonra üstüme geldi. Gırtlağıma saldırmaya çalışınca can havliyle vurarak köpeği sersemlettim. Sonra sol bacağımı kaptı ve çenesiyle dönmeye başladı. Ben yine can havliyle sağ ayağımla vurarak uzaklaştırmaya çalıştım. Yine kurtuldum ama bu seferde sol baldır içinden yakaladı” dedi.

“KÖPEKLE 7-8 DAKİKA BOĞUŞTUM”
Etraftaki vatandaşların yardım etmek istediğini söyleyen Özer, “Saldırgan vahşi köpek olunca yardım edemediler. 7-8 dakikalık boğuşma sonucu bir şekilde kendimi kurtardım. Olay yerinde hemşire olduğunu söyleyen bir kişi vardı, ilk müdahalemi o yaptı. Köpeği bu büfenin sahibi bile isteye üzerime saldı. Çünkü büfenin kepengi yarımdı köpeği salar almaz kepengi kapattı. Yanımda çocuğum olsa çocuğumu parçalasaydı bunun hesabını kim verecekti” diye konuştu.
“POLİSLER ŞİKAYETÇİ OLMAM KONUSUNDA YARDIMCI OLMADI”
Özer, “Olay yerine devriye ekibi geldi. Ben yerde yatarken ‘köpeği kaçırıyorlar, müdahale edin’ dedik. Polis ekipleri olay yerine gitmedi. Sonra gittiler geri geldi polisler ‘oranın köpeği değilmiş’ dediler. Biz video kaydı alarak köpeğin orada olduğunu söyledik. Polisler şikayetçi olmam konusunda yardımcı olmadılar. Bu büfenin ilk vukuatı değilmiş.” ifadelerini kullandı.
“BEN PARÇALANAN 6’NCI KİŞİYMİŞİM”
Köpeğin daha önce de 5 kişiye saldırdığını söyleyen Cem Mert Özer, “Ben parçalanan 6’ncı kişiymişim, benden önce 5 kişiyi daha parçalamış. Buradan sayın İstanbul Valimizden ricam; hepimizin malı ve canı onun güvencesinde. Biz devletimizden bu uyuşturucu bağımlısı kişilerin esnaflık yapmasını istemiyoruz. Zevk için insanlara köpek saldırtmasını istemiyoruz. Bacağımda 27-28 dikiş var. Yara çok büyük olduğu için köpek yarasına doktorlar normalde dikiş atılmadığını söyledi. Yaralarım büyük olduğu için mikrop kapmaması için bu sıklıkta dikiş atıldı. Yaralarım normalde plastik cerrahi gerektiriyormuş” diye konuştu.
]]>20 Şubat Salı günü polis memuru E. K. ile H. Ç. ellerinde hiçbir resmi yazı olmadan Suriye uyruklu iş insanı Adnan A.’nın Avcılar’da bulunan evine geldi.
Eve gelen polis memurları E.K. ile H.Ç. kısa bir sorgudan sonra iş insanını evinden alıp götürdü. Polis memurlarının, gecenin bir vakti evinden aldığı iş insanı Adnan A.’yı tehdit ve şantaj yaparak para istedikleri öne sürüldü.
20 Mart Çarşamba günü ise Suriye uyruklu iş insanı Abdülkerim M., polis memurlarıyla iş birliği içerisinde olduğu öne sürülen Suriye uyruklu Hussam S. tarafından arandı. Whatsapp’tan aramayı gerçekleştiren Hussam S. iş insanına, hakkında çok önemli bir dosya olduğunu, yarın iş yerine polis memurlarının geleceğini ve iş yerine gitmemesi gerektiğini söyledi.
Ardından polis memuru E.K., H.Ç., O. A. ve M.K, Abdülkerim M.’ye ait Esenyurt’ta bulunan iş yerine geldi.
Şüpheliler, Abdülkerim M.’yi iş yerinde bulamayınca bir süre sonra oradan ayrıldı. Konuyu, daha önce benzer bir olay yaşayan arkadaşı Adnan A. ile paylaşan Abdülkerim M. avukata danışmaya karar verdi.
Avukatı Feyzi Sunar ile savcılığa giden Abdülkerim M. suç duyurusunda bulundu.
POLİS SUÇ ÜSTÜ YAPTI
Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla İstanbul Emniyet Müdürlüğünce konuyla ilgili inceleme başlatıldı.
Bu esnada, Hussam S., ikinci kez aradığı Abdülkerim M.’ye polislerin dosyayı kapatmak için 50 bin dolar istediklerini fakat kendisinin polisleri 20-30 bin dolar karşılığında ikna edebileceğini söyleyerek Esenyurt’ta buluşmak istedi.

Abdülkerim A. 23 Mart Cumartesi günü akşam saatlerinde parayı teslim etmek üzere belirlenen adrese geldi. Buluşma yerine Habib K. ile Hussam S. siyah bir otomobille, polis memuru E.K ile H.Ç. ise beyaz bir otomobille geldi.
Buluşmada, Abdülkerim M. seri numaraları kayıtlı 20 bin doları teslim ettiği Hussam S. polis ekipleri tarafından suçüstü yakalandı.
Olayla ilgili yapılan soruşturmada kısa sürede şüpheli polis memurları E.K., H.Ç., O. A., M.K ile Habib K. yakalanarak gözaltına alındı.
Mahkemeye sevk edilen Suriye uyruklu Habib K. ile Hussam S. tutuklanarak cezaevine gönderildi. Polis Memuru E.K. ile H.Ç. de yurtdışı yasağı ve adli kontrol şartıyla açığa alınarak serbest bırakıldı.
Polis memuru O.A. ile M.K ise serbest bırakıldı. Polis ekiplerinin şüphelileri suçüstü yakaladığı an ise cep telefonu kamerasına yansıdı.
Öte yandan 4 ay önce başka bir yabancı uyruklu iş insanını hedef alan polis memurlarının adli kontrol şartıyla yine serbest bırakıldığı öne sürüldü.

AVUKAT AÇIKLAMA YAPTI
Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Adnan A. ile Abdülkerim M.’nin avukatı Feyzi Sunar, “Ellerinde hiçbir gözaltı kararı, idari bir karar, savcılık kararı, ihbar ve şikayet bulunmaksızın müvekkilimizin iş yerinde sorgu ve sual yapmaya başlıyorlar.
10-15 dakika durduktan sonra buradan gidiyorlar. Biz burada savcılıkla birlikte hareket ettiğimiz için, müvekkilimiz kesinlikle ne yapması gerektiğini söylüyoruz. Müvekkilimiz iş yerine gitmiyor ve şüpheli şahsı dinliyor.
Şüpheli kişi daha sonra müvekkilimizle tekrar iletişime geçerek ‘Bak gördün mü benim dediğim oldu geldiler, şimdi bunlar çok büyük bir dosya hazırladığı için bunu da çözmemiz lazım’ diyorlar ve müvekkilimizden 25 bin dolar para talep ediyorlar. Müvekkilimiz bu parayı hazırlıyor, seri numaraları savcılık ve emniyet müdürlüğü ekipleri tarafından alınıyor. Savcılığın talimatıyla birlikte kişilerin istediği ve talep ettiği noktaya gidiyoruz. Polis memurları ve şüpheli kişiler müvekkilimizi aracın içerisine alıyor ve burada 25 bin doları teslim alıyorlar müvekkilden. Daha sonra polis ekipleri hemen burada suçüstü yaparak, parayı kişilerin üzerinden çıkartıyor” dedi.
]]>
POMEM BAŞVURU NE ZAMAN?
Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliğinde belirtilen diğer şartları taşımak kaydıyla lisans mezunu (6.000) erkek ve (1.500) kadın olmak üzere toplam (7.500) öğrenci alımı yapılacak.
POMEM başvurusu 04 Nisan ile 14 Nisan 2024 tarihleri arasında yapılacak. POMEM başvurusu 14 Nisan 2024 saat 17.00’ ye kadar devam edecek.
POMEM BAŞVURU EKRANI
POMEM BAŞVURUSU NASIL YAPILIR?
Adaylar, 04 – 14 Nisan 2024 tarihleri arasında http://www.pa.edu.tr adresinden e-devlet şifresi ile giriş yaparak son başvuru tarihi olan 14 Nisan 2024 saat 17.00’ ye kadar Aday Belirleme Ön Başvurularını yapabilecek.

POMEM BAŞVURU ÜCRETİ NE KADAR?
POMEM ön başvuru için adaylardan başvuru ücreti alınmayacak.
31. Dönem POMEM Giriş Sınavı aşamalarına katılmaya hak kazanan adaylar belirlendikten sonra sınav ücreti yatırılması için sınav ücret ve hesap bilgileri www.pa.edu.tr adresinden duyurulacak.
POMEM BAŞVURU ŞARTLARI NELER?
a) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak,
b) Lisans mezunu ve bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurtdışındaki
yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar başvurabilir, (Yabancı Ülkeden alınan lisans diplomaları YÖK Başkanlığından alınan denklik belgesi ile birlikte kabul edilecektir.)
c) KPSS’de Bakanlıkça belirlenecek taban puan veya üzerinde puan almış olmak, (Lisans mezunları için 2022 veya 2023 yılları içinde yapılan KPSS lisans puanı P3 puan türünden (60,00) taban puan veya üzerinde puan almış olmak.)
ç) Şehit veya vazife malullerinin eş veya çocukları için POMEM Giriş yönetmeliğinin 8’inci maddesinin
(c) bendinde belirlenen puanın en az % 80’ini almış olmak, (Şehit veya vazife malulü eş veya çocukları:
Emniyet Teşkilatı, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, TSK personeli şehit veya vazife malullerinin eş veya çocukları ile 12.04.1991 tarihli ve 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21’inci maddesinin 1’inci fıkrasının (h) ve (j) bentleri kapsamında olanların eş veya çocuklarından lisans mezunları için 2022 veya 2023 yılları içinde yapılan KPSS lisans puanı P3 puan türünden en az (48,00) taban puan veya üzerinde puan almış olmak.)
d) 18 yaşını tamamladıktan sonra yaptırılan yaş düzeltmelerinde, düzeltmeden önceki yaş dikkate alınmak şartıyla, sınavın yapıldığı yılın 01 Ocak tarihi itibariyle erkek ve kadın adaylar için 30 yaşından gün almamış olmak, (01 Ocak 1995 ve daha sonraki tarihlerde doğmuş olmak)
e) Silah taşımaya veya silahlı görev yapmaya hukuki bir engeli bulunmamak,
f) Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğinde belirtilen şartları taşımak,
Söz konusu yönetmeliğin ilgili maddelerinde POMEM’lere alınacak öğrencilerin boy ve kilo şartları
aşağıda belirtilmiş, diğer hususlar için Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğini inceleyiniz.
(Polis Okullarına alınacak erkek öğrencilerin en az 167 cm, bayan öğrencilerin en az 162 cm boy
uzunluğu olacaktır.)
(Polis Okullarına alınacak erkek ve bayan öğrencilerin 18.00 BMI -27.00 BMI aralığında Beden Kitle
İndeksi olacaktır.)
g) 26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53’üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile, adayın;
1) Kasten işlenen bir suçtan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkum olmamak,
2) Affa uğramış veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık veya cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardan dolayı mahkum olmamak veya bu suçlardan dolayı devam etmekte olan bir kovuşturma bulunmamak veya kovuşturması uzlaşma ile neticelenmemiş olmak,
ğ) Genelev, birleşme yeri, randevuevi, tek başına fuhuş yapılan konut ve benzeri yerlerde çalışmış veya aracılık ve bekleyicilik fiillerinde bulunmamış olmak, genel ahlak ve edebe aykırı mahiyette her türlü yazılı, sesli ve görüntülü eserleri, kaydedildiği materyale bakılmaksızın üretmek ve satmaktan veya kumar, uyuşturucu veya uyarıcı madde nedeniyle, hakkında herhangi bir adli veya idari soruşturma veya kovuşturma devam ediyor olmamak, bunlardan dolayı idari yaptırım uygulanmamak veya bu işler nedeniyle hüküm giymemiş olmak,
h) Geçici kayıt tarihi itibarıyla herhangi bir siyasi partiye veya siyasi partilerin yan kuruluşlarına üye bulunmadığına dair yazılı beyan sunmak,
ı) Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımı nedeniyle tedavi görmüş veya görüyor olmamak,
i) Kamu haklarını kullanmaktan yoksun bırakılmış olmamak,
k) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumlu olmak
]]>VAN
Van’da İl Seçim Kurulunun DEM Parti’den Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Abdullah Zeydan hakkındaki kararının ardından parti binası önünde toplanan kalabalık, yürüyüş yapmak istedi.

Yürüyüşe izin verilmemesi üzerine ara sokaklara dağılan kalabalıktakiler, caddelerdeki çiçeklikleri devirdi, ateş yakarak polise taş attı.

Kentin birçok noktasında toplanarak barikatlar kuran, bazı araçlara zarar veren göstericilere müdahale eden polis, tazyikli su ve biber gazıyla grubu dağıtmaya çalıştı.

Kentteki gösterilerde şu ana kadar 5 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.
HAKKARİ
Hakkari’de de kent merkezi ve Yüksekova ilçesinde gösteri yapmak isteyen gruplara polis müdahale etti.

Kent merkezindeki Bulvar Caddesi ile Yüksekova’daki Cengiz Topel Caddesi’nde bir araya gelenler, yürüyüş yapmak istedi.
Polisin izin vermemesi üzerine ara sokaklara dağılan göstericiler, polise taş atmaya başladı.

Güvenlik önlemi alan polis, biber gazı ve tazyikli suyla müdahale ederek göstericileri dağıtmaya çalıştı.
Hakkari’de olayların yaşandığı bölgeye giden Vali Ali Çelik, gazetecilere yaptığı açıklamada, demokrasilerde demokratik tepkilerin meşru haklar olduğunu belirterek, “Bunların kullanımının sınırları var. Bir başkasının hakkını engellemeden kendi haklarını sonuna kadar kullanabilir. Kamu düzeni de bunun bir parçası. Kamu düzeni içinde buna aykırı davranan herkese kanunlar yaptırımı öngörmüş. İstenmeyen birkaç hadise yaşandı. Çok şükür ciddi anlamda bir sıkıntımız yok. Bir vatandaşımızın yaralanması var. Adli makamlara konu intikal etti. Hakkarili hemşerilerimizden ricam, hepimizin taşıması gereken en önemli şey sağduyu. Birbirimize destek olmamız lazım.” diye konuştu.

Yüksekova’da 8 kişi gözaltına alındı.
DİYARBAKIR
DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Serhan Eren ve DEM Parti’den Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ayşe Serra Bucak Küçük’ün de aralarında bulunduğu grup, İl Seçim Kurulu binası önünde toplandı.

Küçük, yaptığı açıklamada, Van halkının yanında olduklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı’na mazbata verilmediği yönündeki haberler yanlıştır. Bu bilgi doğru değildir. Buraya Van’a dair açıklama yapmaya geldik. YSK ile bir görüşme yaptık. YSK’nin itirazları alma süresi var. Bu süreler tamamlandı. Bu ayın 7’sine kadar süre işletilecek. Mazbata verilmedi haberi yanlıştır.”

Açıklamaların ardından grup, yürüyüş yapmak istedi. Uyarılara rağmen dağılmayan grup ile güvenlik güçleri arasında arbede yaşandı.

Arbede sırasında güvenlik güçlerine mukavemet gösterdikleri gerekçesiyle 2 şüpheli gözaltına alındı.
SİİRT
Siirt’te DEM Parti İl Başkanlığı önünde toplanan grup, buradan 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’na kadar yürüyerek basın açıklaması yapmak istedi.
Polis, parti önünde açıklama yapılabileceğini ancak yürüyüşe izin verilmeyeceğini belirtti.

DEM Parti Siirt Milletvekili Sabahat Erdoğan Sarıtaş ile kesin olmayan sonuçlara göre DEM Parti’den Siirt Belediye Başkanı seçilen Sofya Alağaş ve DEM Parti İl Başkanı Eşref Tekin’in de bulunduğu grup, Güres Caddesi’ne kadar yürüdü.

Sarıtaş, Van İl Seçim Kurulunun DEM Parti’den Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Abdullah Zeydan hakkındaki kararına tepki gösterdi.
Uyarılara rağmen yürümeye devam eden grup ile güvenlik güçleri arasında arbede yaşandı. Güvenlik güçlerine mukavemet gösterdikleri gerekçesiyle 4 şüpheli gözaltına alındı.
BATMAN
Batman’da DEM Parti’nin il binası önünde düzenlenen kutlamada, DEM Parti Batman Milletvekili Zeynep Oduncu ve kesin olmayan sonuçlara göre DEM Parti’den Batman Belediye Başkanı seçilen Gülüstan Sönük konuşma yaptı.
Programın ardından adliye binasına doğru yürümek isteyen, uyarılara rağmen dağılmayarak taş ve yasa dışı slogan atan gruba polis müdahale etti.
Çıkan arbedede 1 kişi gözaltına alındı.
BİTLİS
Bitlis’te kesin olmayan seçim sonuçlarına itiraz etmek için DEM Parti Bitlis İl Başkanlığı toplanarak yürüyüş yapmak isteyen gruba polis müdahale etti, 4 kişi gözaltına alındı.
VAN’DA NE OLMUŞTU?
DEM Parti, Adalet Bakanlığı’nın yerel seçimlerden iki gün önce Van Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçilen adayı Abdullah Zeydan’ın memnu haklarının iadesine itiraz ettiğini ve bu nedenle Zeydan’ın seçildiği halde başkanlık görevini alamadığını açıklamıştı.
Yüksek Seçim Kurulu ise DEM Parti adayı seçilmemiş kabul edildiğinden yerine AKP adayını atama kararı almıştı.
Pazar günü yapılan seçim sonucunda Zeydan, Van’da yüzde 55.5 ile en yüksek oyu alan aday olmuştu. AKP’nin adayı Abdulahat Arvas, yüzde 27,2 oy almıştı.
]]>Ferhat Karlı’nın geçtiğimiz ay Pendik’te boşandığı eşini bıçaklayarak öldüren Ümit Karlı’nın amcasının oğlu olduğu öğrenildi.
BABASININ EVİNE TAŞINDI
Olay, geçtiğimiz cumartesi günü saat 14.00 sıralarında Şahintepe Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, daha önceki evliliğinden 2 çocuk sahibi olan 24 yaşındaki Dilem Gül Karlı, 5 ay önce Ferhat Karlı ile evlendi. Eşi ile aralarındaki şiddetli geçimsizlik nedeniyle Dilem Karlı bir buçuk ay kadar önce boşanma kararı alarak babasının Küçükçekmece’deki evine yerleşti. Bu süre boyunca hayatına devam eden genç kadın, boşanma aşamasında olduğu eşinden tehditler almaya başladı.
ÖLMESİ İÇİN BAŞINDA BEKLEDİ
Geçtiğimiz cumartesi günü, Küçükçekmece’deki evinden çıkarak Başakşehir’e bir kız arkadaşıyla iftar açmaya giden Dilem Gül Karlı’yı eşi takip etti. Şahintepe’ye geldiği sırada Ferhat Karlı, eşinin yanına giderek konuşmaya çalıştı. Genç kadın uzaklaşmaya çalıştığı sırada Ferhat Karlı, yanındaki ekmek bıçağı ile sırtından 7 kez bıçakladı. Dilem kanlar içinde yere yığılırken, eşi başında ölmesini bekledi.
Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Polis ekipleri yaralı eşinin başında bekleyen Karlı’yı gözaltına alarak zırhlı araç ile emniyete götürdü.
Sağlık ekipleri ise ilk müdahalenin ardından yaralanan kadını ambulansla hastaneye sevk etti. Ağır yaralanan Dilem Karlı’nın yaşam mücadelesi devam ederken, Ferhat Karlı tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Karlı’nın emniyette verdiği ifadede, bir ay önce boşanma kararı aldıklarını, eşinin Küçükçekmece’de ailesiyle kaldığını ama ara sıra görüştüklerini söyledi. Karlı, eşinin kendisini aldattığını, ayrı yaşadıkları süre içinde telefonunda başka erkeklerle konuşmalarını yakaladığını iddia etti.

Ümit Karlı
SEVİLAY KARLI’IN KATİLİ İLE AMCA ÇOCUKLARI
Pendik’te 35 yaşındaki Sevilay Karlı, 5 ay önce boşandığı eski eşi Ümit Karlı tarafından 13 yerinden bıçaklanarak öldürülmüştü. Sevilay Karlı’yı öldüren Ümit Karlı’nın, Ferhat Karlı ile amca çocukları olduğu öğrenildi. Dilem Karlı’nın babası Senel Çoban, Sevilay Karlı’nın cenazesini Tokat’a kendi aracıyla götürdüğünü söyledi.

Sevilay Karlı
SIRTINDAN BIÇAKLADI, YERE YIĞILDI
Çoban, şöyle devam etti:
– Ben Tokat’tayken kızım bıçaklanmış. Haberini alınca gece taksiyle İstanbul’a geldim. Şu anda yoğun bakımda yatıyor. Elimden hiçbir şey gelmiyor. Ne yapacağımı bilemiyorum şimdi. Gereken ceza neyse sonuna kadar almasını istiyorum. Evden arkadaşına gidiyormuş. Minibüsten indikten sonra sırtından bıçağı saplıyor ve 7 yerinden bıçaklıyor. Kızım da olduğu gibi yere yığılmış. Oradan polis arkadaşlar şüpheliyi almış. Kızımı da hastaneye getirmişler. Kızım şu anda yoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyor.
– Boşanmamışlardı geçimsizlik nedeniyle ayrılardı. Yaklaşık bir buçuk aydır bende kalıyordu. Evleneli 5 ay olmuştu. İşe gidip geliyordu, sürekli tehditler alıyordu. Bu yüzden ne onun canı rahattı ne de benim canım rahattı. Neden tehdit aldığını bilemiyorum, kardeşlerini ağabeyini de tehdit ediyormuş.
– Ağabeyi de, ‘Sizi keseceğim, sizin sülalenizi kökünden temizleyeceğim’ diye tehditler alıyorlarmış. Başında beklemiş kızımın. Olayın olduğu yerdeki gençler, bunu sıkıştırmışlar polise teslim etmişler. Poliste gelip zırhlı aracın içine atmış. Orada Şahin diye bir arkadaş var o da kızıma yardımcı olmuş. Amcasının oğlu da eski eşini öldürdü. Kadının cenazesi bizim aracımızla Tokat’a gitmişti. İşe giderken kızı bıçaklamıştı, o da 13 yerinden.
“BEN SANA YAPMA DEDİM”
Olayı gören Kamil Tal, bölgede kalabalığın toplandığını belirterek, yaşananları şöyle anlattı:
– Burada millet toplanmıştı. Baktım bir kadın yerde, kan akıyordu. Adama dedim ki, ‘Niye yaptın bunu? Yaptın, kendine yaptın. Yazık günah değil mi? Sen ömür boyu yatacaksın’ dedim. Adam kadının kulağına eğildi, ‘Ben sana yapma dedim, sen durmadın. Ben Beyoğlu’ndan buraya kadar seni takip ettim, burada buldum. Adamı da vurdum’ dedi.
– O ara ben de 112’yi aradım. O arada kadının çantasına bir tekme vurdu. Yanında bir de pasta kutusu vardı. 5-10 dakika arasında polis ve ambulans geldi, alıp götürdüler. Adam buradaydı, kaçmadı.
]]>“CEZAEVİNDE YATMAK İSTİYORUM”
Savunmasında Muhammet Berke Çolak, şunları söyledi:
* “Motosikletle kaza yapmıştım. Hastaneden çıkmış evde yatıyordum. Yanımda arkadaşım da vardı. İnstagramdan Serhat Bozkır ile tartıştım, küfürleştik. Evdeki arkadaşım daha sonra ayrıldı. Sosyal medya üzerinden tartıştığım kişiler gelip evime ateş ettiler.
* Kapıma geldiler, ‘Çık evden seni öldüreceğiz’ deyip küfür ettiler. Ben 155’i aradım ‘abi beni öldürecekler kurtarın’ dedim. Bir süre kapı açıldı ben yine o tartıştığım kişiler geldi sandım. 2 el ateş ettim bir memur vuruldu.
* Ben 155’i aradığımda polis memurları gelmiş benim haberim yoktu. Evdeki 100 gram uyuşturucu benimdi ben kullanıyordum. Cezamı çekmek istiyorum. Tahliyemi istemiyorum. Olay esnasında uyuşturucu madde etkisindeydim. Ben cezaevinde yatmak istiyorum.”
Mahkeme başkanının, Çolak’a daha önce 5 kez ruhsatsız silah yakalattığını söylemesi üzerine Çolak, hasımları olduğu için silah taşıdığını beyan etti.
“ÇOCUĞUMUN DOĞUM GÜNÜNDE EŞİMİN CENAZESİNE GİTTİM”
Şehit polis memuru Cihat Ermiş’in eşi Nilüfer Ermiş ifadesinde şunları belirtti:
* “Sonuna kadar şikayetçiyim. Sanığın en ağır cezayı almasını istiyorum. Benim eşim vatanını, milletini, mesleğini çok seven biriydi. Olayın gerçekleştiği site benim oturduğum sitenin tam karşısıdır. Ben o evleri biliyorum. Şahsın durduğu nokta ile kapının arasında 2 adımlık mesafe vardır. Kapı deliğinden bakmaması mümkün değildir. Kasten bu olayı yapmıştır. Eşim Cihat’ı tanımaması da mümkün değildir.
* Eşimin sesi çok gürdü, duymamış olmasına inanmıyorum. Cihat’ı bırakın görmeyi eşimi sesinden bile tanırdı. Eşim kendisini daha önce gözaltına almıştı. 5 yıldır aynı yerde görev yapıyordu. Benim çocuğumun o gün doğum günüydü. Ben o gün çocuğumun doğum gününü kutlamak yerine O gün eşimin cenazesine gittim. Çocuğum babasını soruyor. Ağırlaştırılmış müebbet hapis ile cezalandırılmasını istiyorum.”
Cihat Ermiş’in anne ve babası da Çolak’tan şikayetçi olduklarını belirtti. Anne Sare Ermiş, “Gencecik yaşta benim oğlumu öldürdü. Oğluma haince bir pusu kurdu” şeklinde konuştu.
“SANIĞIN İÇERİDE ZOR DURUMDA OLABİLECEĞİNİ DÜŞÜNDÜK”
Tanık olarak dinlenen sitenin güvenlik görevlisi Yavuz Deniz, “O gece saat 3 civarlarında 2 polis memuru olay yerine geldiler. Cihat Ermiş ile daireye çıktık. Polisler sivildi. Cihat Ermiş 2-3 defa polis diye seslendi. Kapıyı açan olmadı. Sonra aşağıya indik dışarıdan baktığımızda daireye ateş edildiğini gördük. Perde yarısına kadar açıktı, televizyon da açık vaziyetteydi. Biz de acaba içeride yaralandı mı, baygınlık mı geçirdi diye düşündük. Tekrar yukarı çıktık. Ermiş yine polis diye seslendi. Sonra kartla kapıyı açtı. Açar açmaz sanık 1 metrelik mesafeden 3-4 el ateş etti, Polis memuru Ermiş, vurulup yere düştü. Ben koridordaydım. Sanık ayaktaydı koridor aydınlıktı. Ben hemen aşağıya inip aşağıdaki polis memuruna olanı söyledim” dedi.
Olay günü Cihat Ermiş ile birlikte olay yerine giden polis memuru N.Ş. de tanık olarak dinlendi. İfadesinde Çolak hakkında Cihat Ermiş ile birlikte daha önce de işlem yaptıklarını, sanığın kendilerini tanıdığını söyledi. Ara karar öncesi söz hakkı verilen Çolak, “Ermiş’in ailesine sabır vermesi için her gün Allah’a dua ediyorum. Tahliyemi istiyorum” dedi. Mahkeme eksikliklerin giderilmesine karar vererek duruşmayı erteledi.
İDDİANAMEDEN
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı iddianamede olay şöyle anlatıldı; 9 Ekim 2023 günü şüpheli Muhammet Berke Çolak’ın evine bazı kişiler tarafından silahlı saldırı düzenlendi. Durumun kolluk birimlerine intikal etmesi üzerine polis ekipleri olay yerine gitti. 31 yaşındaki polis memuru Cihat Ermiş, Muhammet Berke Çolak’ın evinin kapısını ısrarla çalarak ‘Polis’ diye seslendi. Ancak karşı taraftan bir yanıt alamadı. Polis memuru Cihat Ermiş, Muhammet Berke Çolak’ı adli vakaları olduğu için tanıyordu. Bu sebeple içeride yaralı bir şekilde baygın olmasından şüphelendi. Önce Muhammet Berke Çolak’ı ve annesini telefonla aradı, ancak buna da bir yanıt alamadı. Yardım etmek amacıyla sitenin özel güvenliği ile birlikte “polisö diye seslenerek Muhammet Berke Çolak’ın evine girdi. Çolak, polis memuru Cihat Ermiş’i iki kez ateş ederek şehit etti.
Çolak’ın ‘Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsini ve ‘Ruhsatsız silah taşıma’ suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.
]]>Şenay’ın daha önce de istismar ettiği çok sayıda çocuğa ait görüntüleri kayıt altına aldığı ve bu görüntülerin bir kısmını şifreli bir hard diske aktardığı belirtildi.
SU SATTIĞI AİLENİN ÇOCUĞUNA SALDIRDI
Olay, geçen yıl 24 Mayıs’ta Bağcılar Yenimahalle Mahallesi’nde meydana geldi. 11 yaşındaki M.Y.’yi sabah annesi okula bıraktı. M.Y., okul çıkışı eve geç kalınca ailesi kızlarını aramaya başladı. Gidebileceği yerler kontrol edilen M.Y.’den iz bulamayan aile polise giderek şikayetçi oldu. Bunun üzerine ekipler çocuğun bulunması için çalışma başlattı.

Yapılan çalışmalarda M.Y.’nin okul çıkışı beyaz bir minibüse bindiği, minibüsün ise aileye su satan Metin Şenay’a ait olduğu belirlendi. Polis, Şenay’ın ev ve iş yerine eş zamanlı baskın düzenledi. İş yerine polisin geldiğini gören Şenay kaçmaya çalışırken yakalandı.
İŞ YERİNDE ÜÇ AYRI BÖLME BULUNDU
Şenay gözaltına alınırken ekipler iş yerinde yaptıkları aramada önünde damacana dizili olan üç ayrı bölme olduğunu fark etti. Bölmelerin birinden çocuk sesi geldiğini duyan polis, kapıyı açınca M.Y.’yi buldu.
Polisin geldiğini gören ve mahallelerinde bir çocuğun kayıp olduğunu bilen çevredekiler, çocuğun sucuda bulunduğu öğrenince Şenay’ı linç etmek istedi. O sırada polis iş yerinin kepenklerini kapatarak şüpheliyi linç edilmekten kurtardı.

SES YALITIMLI ODADA ‘SENİ ÖLDÜRÜRÜM’ YAZISI
Çocuğun bulunduğu bölmenin ses yalıtımlı olduğu ve şüphelinin M.Y.’yi korkutmak için duvarlara astığı A4 kağıtlarına sessiz olması gerektiği yoksa kendisini öldüreceğini yazdığı kaydedildi.
Öte yandan şüphelinin 2009 yılında da başka bir çocuğa karşı cinsel istismar suçuna karıştığı öğrenildi. Olay günü konuşan mahalle sakinlerinden Fuat Ekmekçi “8-10 senedir burada esnaflık yapan birisi böyle olaylarına vakıf olduğumuz birisi değil. Ama o dükkana çocuklar girer çıkar da su içmek için. Böyle bir şey yapabileceğini ihtimal vermiyorduk” dedi.
“ARABASINI TAŞLADILAR”
Mahalle sakini Hasan Yaylaoğlu ise “Geldiğinde saat 14.00 civarıydı. Tıraş olmuşsun falan dedim. Çay ısmarlayacağımı söyledim kendisi bana ‘Hakkını helal et’ dedi ve gitti. Gece saatlerinde annesi kameralar takibiyle görüyor. Bizim arkadaşa çocuğunun içeride olduğunu söylemiş. Uygunsuz bir halde görüyorlar tabii. Polisler eşliğinde aldılar götürdüler. Arabasını taşladılar” ifadelerini kullandı.

İDDİANAME KABUL EDİLDİ
Gözaltına alındıktan sonra çıkarıldığı mahkemece tutuklanan Şenay, hakkında Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan iddianame tamamlandı ve kabul edildi. Şenay’ın 7 Mayıs saat 13.30’da hakim karşısına çıkması bekleniyor.
GÖRÜNTÜLER BİLGİSAYARDA
Öte yandan Şenay’ın daha önce de çok sayıda çocuğa cinsel istismarda bulunduğu, bazı çocukları istismar ederken görüntüler çektiği ortaya çıktı. Bu görüntülerin bir kısmı Şenay’a ait bilgisayarda bulunurken bazı görüntülerin ise şifreli bir hard diske aktarıldığı belirlendi.
İddianameyi hazırlayan savcının hard disk şifresinin çözülmesinin iddianameyi geciktireceği için mahkeme heyeti tarafından çözülmesini iddianameye eklediği öğrenildi.
]]>Zhimin Qian’ın hayali, servetini kullanarak kendi ulusunun kraliçesi olmaktı, ancak Scotland Yard, artık hükümet ve polis arasında paylaşılabilecek olan 6,3 milyar dolar değerindeki yasa dışı Bitcoin yatırımlarına el koydu.
46 yaşındaki Qian, Eylül 2017’de Karayip ülkesi Saint Kitts ve Nevis tarafından verilen, 26 yaşındaki Yadi Zhang kimliğine sahip bir pasaportla Londra’ya geldi. Yadi Zhang, ‘Kripto Kraliçesi’nin daha önce kullandığı Rose, Emma gibi sahte isimlerden biriydi.
TAPINAK İNŞA EDİP, DALAI LAMA İLE GÖRÜŞECEKTİ
Qian, yetkililer sahibi olduğu Blue Sky olarak bilinen Tianjin Lantian Gerui Elektronik Teknoloji Şirketi’ni araştırmaya başlayınca, Çin’den kaçıp Birleşik Krallık’a gelmişti. Soruşturmada, 128 bin yatırımcıdan 7 milyar pound toplayan şirketin dev bir saadet zinciri dolandırıcılığı olduğunu ortaya çıkınca, ‘Southwark Kraliyet Mahkemesi’nde Qian’ın tüm parayla birlikte ortadan kaybolduğu söylendi.

Zhimin Qian, servetini Liberland’ın kraliçesi olmak ve dokunulmazlık kazanmak için kullanmayı amaçlıyordu
Evine yapılan bir baskın sırasında dedektifler, 2015 yılında kendisini egemen bir devlet ilan eden, Tuna nehrinin batı yakasında, Hırvatistan ile Sırbistan arasında üç mil karelik bir alanda yer alan Liberland’a yatırım yapma planlarını detaylandıran günlüklerini buldu.
Qian, kendisine diplomatik bir pasaport ve yargıdan muafiyet hakkı vereceğine inandığı Liberland’ın kraliçesi olmayı amaçlıyordu. Kendisine bir dizi kraliyet mücevheri satın almak için 5 milyon pound tutarında bir bütçe ayrıldı. Vizyonu arasında bir havaalanı ve dünyanın en büyük Budist tapınağını inşa etmek ve Dalai Lama’yı kendisini reenkarnasyonlu bir tanrıça olarak ilan etmeye ikna etmek vardı.
GİZLİ BİR HAYAT YAŞAMIŞ
Qian’ın Birleşik Krallık’ta ise oldukça gizli bir yaşamı vardı. Kendisine, Londra’nın güneydoğusundaki Abbey Wood’da bir Çin paket servis restoranında çalışan Jian Wen yardımcı oldu. Kadınlar birlikte Londra’nın kuzeybatısındaki Hampstead’de ayda 17.300 pound kira ödedikleri altı yatak odalı bir eve taşındılar.

Polisin iki kez baskın düzenlediği ve milyarlarca dolarlık kripto para biriminin sırlarını barındıran dizüstü bilgisayarlara ve cep telefonlarına el koyduğu Hampstead’deki ev.
İkili, ellerindeki parayı Bitcoin’e dönüştürerek dünyayı dolaştı. Wen oğlunu özel bir okula göndermeye başladı. Kadınlar, Londra’nın kuzeybatısındaki Belsize Park’ta 23,5 milyon pound değerinde sekiz yatak odalı bir malikâne ve Londra’nın kuzeyindeki Totteridge’de 12,5 milyon pound değerinde bir malikâne satın almaya çalıştı. Bu esnada da Wen, bir mülk satın almak için paranın kaynağını kanıtlamaya çalışırken, Mishcon de Reya’daki bir avukat alarma geçti.
Ağustos 2018’de polis Hampstead’deki mülke baskın düzenlediğinde Wen, son derece hasta görünen ve yatan Qian’ın bakıcısı olduğunu iddia etti. Dedektifler dizüstü bilgisayarlara, cep telefonlarına, hafıza kartlarına ve kodlar içeren kağıtlara el koydu.
Ağustos 2020’de eve yapılan ikinci polis baskınında, ilk operasyondan sonra yaklaşık 110 milyon pound değerinde Bitcoin’in transfer edildiğini gösteren bir dizüstü bilgisayar ele geçirildi.
Soyadı Çince “para” anlamına gelen Qian, Eylül 2020’de polis tarafından sorguya alınmadan bir gün önce ortadan kayboldu.

KRİPTO PARA BİRİMİNDE BİR SERVETE SAHİP
Temmuz 2021’de Scotland Yard, 180 milyon pound tutarında rekor bir kripto para birimine el koyulduğunu duyurdu. Komiser Yardımcısı Graham McNulty şunları söyledi: “Suç dünyasında nakit para hâlâ hakim olsa da dijital platformlar geliştikçe, organize suçluların kirli paralarını aklamak için kripto para birimini kullandığını giderek daha fazla görüyoruz.”
Dedektifler, Hampstead’deki evde bulunan bilgisayarlar ve şifreleri çözmeye devam ederken çok daha fazla dijital para birimi keşfettiler. Araştırmalarıyla St John’s Wood’daki bir güvenlik kasası merkezine kadar ulaştılar ve burada yeni bilgilere ulaştılar.
Wen’in aynı tesise yaptığı ziyaretlerden sonra neredeyse 300 milyon pound değerinde Bitcoin içeren cüzdanların bulunduğu iki dizüstü bilgisayara ulaştılar.
42 yaşındaki Wen, Qian’ın hizmetçisi olarak işe alındığını ve patronunun bitcoin madenciliği yaparak ve uluslararası bir mücevher ve antika firmasını yöneterek meşru bir servet kazandığına inandığını söyledi. Wen duruşmada, “Nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yok. Yakındık, ama şimdi geriye dönüp baktığımda çok kötü kullanılmışım” dedi.

PEKİ QIAN ŞİMDİ NEREDE?
Qian’ın İngiltere’den ayrıldığına dair bir kanıt yok ancak polisin ele geçirdiği bilgiler onun Uzak Doğu’da bir yerde olabileceğini gösteriyor. Savcılar, suç gelirleri kanunu uyarınca geride bıraktığı Bitcoin’e el konulmasını isteyecek. Çinli yetkililer de şu ana kadar dolandırılan yatırımcıların parasını geri almak için herhangi bir adım atmadı. Kimsenin suça konu varlıklar üzerinde hak sahibi olmadığı durumlarda, söz konusu malın yarısı ‘İçişleri Bakanlığı’na, geri kalanı ise polise gidiyor.
Başsavcı Andrew Penhale şunları söyledi: “Birleşik Krallık’taki en yüksek kripto para biriminin ele geçirildiği bu dava, dolandırıcıların elde edebileceği suç gelirlerinin boyutunu gösteriyor. Asıl dolandırıcı hâlâ kaçak olsa da Metropolitan Polisi ve CPS, suç gelirlerini aklamak için çalışan Jian Wen’e karşı kara para aklama mahkumiyetini başarıyla sağladı.”
]]>Burdur Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın ilk duruşması görüldü. Duruşmada tutuklu sanık Ayhan Ulu, Zehra-Bayram Sertcan çiftinin çocukları Arzu Özçoban ve Serdar Sertcan ile taraf avukatları hazır bulundu. Sertcan çiftinin çocukları sanığın cezalandırılmasını istedi.

“ÇAY İÇİP, SOHBET ETTİK”
Sanık Ayhan Ulu, emniyetteki ifadelerini kabul etmediğini, mahkemede söylediklerinin doğru olduğunu öne sürerek şunları söyledi;
*İddianameyi kabul etmiyorum. Bayram amcanın davetiyle beton dökme işini konuşmak için evine gittim. Zehra teyze Alzheimer rahatsızlığı nedeniyle benim hırsız olduğumu ima eden sözler söylüyordu.
*Olay günü de söyledi. Bayram amca ile mutfağa geçip, çay içip, sohbet ettik. Zehra teyze ‘Seni polise vereceğim’ deyince ittirdim, duvara çarptı. Bayram amca bunun üzerine ‘Ne yapıyorsun sen şerefsiz’ deyip, tezgahtaki bıçağı alıp, saldırmak istedi. Bıçağı tuttum elim yaralandı. Bıçağı kullanmaması için elini ittim.
*Bu sırada yaralandı. Bu sırada Zehra teyze salonda yatıyordu. ‘Allah belanı versin, bunlar senin yüzünden oldu’ deyip yüzüne yumruk attım. Evime gidip kazağımı değiştirdim. Evdeki eldiveni alıp parmak izlerimi temizlemek için eve geri döndüm. Zehra teyzeyi öldürmek için yumruk atmadım.
“POLİSLER, ‘SAMİMİ ŞEKİLDE İTİRAF ET, AZ CEZA ALIRSIN’ DEDİ”
Polisteki ifadelerini kabul etmediğini belirten Ayhan Ulu, “Polisler bana ‘Samimi şekilde itiraf et, az ceza alırsın’ dedikleri için olayları anlatmıştım. Ancak o anlatımları kabul etmiyorum. Tek amacım karakoldan ve bu utanç dolu andan kurtulmaktı. Tezgahtaki bıçağı alıp Bayram amcaya salladığımı söylemiştim ama bıçağı ilk Bayram amca aldı” diye konuştu.
Ayhan Ulu’nun avukatı Hamza Yılmaz, “Müvekkilimin akıl sağlığının yerinde olmadığını ve rapor alınmasını talep ediyoruz” dedi.
Mahkeme heyeti Ayhan Ulu’nun tutukluluğunun devamına ve sanığın akıl sağlığının yerinde olup olmadığının belirlenmesi için tam teşekküllü bir hastaneye sevkine karar verip duruşmayı erteledi.
ADLİYE ÇIKIŞI GERGİNLİK
Adliye çıkışında Ayhan Ulu’nun yakınları ile Sertcan çiftinin yakınları arasında yaşanan gerginliği, görevli polis engelledi. Gazetecilere açıklama yapan Sertcan ailesinin avukatı Ahmet Ergin, “Sanık suçtan kurtulmaya yönelik birtakım beyan ve savunmalarda bulundu ama olayın sıcaklığı ile verdiği ifadeler ve savunmasında suçu itiraf ederek, kabul etmişti. Bugün kendisinin akıl sağlığının yerinde olmadığını ileri sürdüler. Yeniden rapor alınacak hakkında. Adaletin tecelli edeceğine inanıyorum” dedi.
Sertcan çiftinin kızı Arzu Özçoban, “İnşallah en ağır cezayı alır. Babamı öldürdü. Aldığı darbelerden dolayı annem de ölümcül bir şekilde yatıyor. İnşallah adalet yerini bulur. En yüksek cezayı alır, içeriden çıkamaz. Annemlere çektirdiklerinin bin beterini çeksin inşallah” diye konuştu.
]]>İKİ AY SONRA ÖLDÜ
Bucak’ta 2 Mart 2023’te Ali Kurama, gözaltı işlemleri sırasında polislerle arasında çıkan arbedede başına aldığı darbe nedeniyle yaralandı. Hastanenin yoğun bakım ünitesinde tedaviye alınan Kurama, iki ay sonra yaşam savaşını kaybetti.
Ali Kurama’nın ölümüne sebep oldukları iddiasıyla haklarında, ‘kasten yaralama neticesinde ölüme neden olmak’ suçundan 16’şar yıla kadar hapis cezası istenen biri tutuklu 2 polisin karar duruşması, Burdur Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık polis memuru Cafer Duran, tutuksuz polis memuru R.Ç. ile ölen Ali Kurama’nın ailesi ve taraf avukatları katıldı.

Ali Kurama
‘GÖREVİNİN GEREĞİ’ SAVUNMASI
Kurama’nın ailesinin avukatı Yunus Topuz “Sanık Cafer Duran’ın eylemine diğer sanıklar da iştirak etmişlerdir, tüm sanıkların iştirak halinde üzerlerine atılı eylemden dolayı cezalandırılmasını talep ediyoruz. Sanıkların üzerlerine atılı eylemin de ‘neticesi sebebi ile ağırlaştırılmış yaralama’ olduğunu kabul etmiyoruz. ‘Kasten öldürme’ suçundan, bu kabul edilmezse ‘olası kast ile öldürme’ suçundan sanıkların en üst hadden cezalandırılmasını talep ediyoruz” dedi.
Tutuklu sanık polis memuru Cafer Duran’ın avukatı Tahsin Aydın, “İddia makamının mütalaasını kabul etmiyoruz. Müvekkilim maktule yönelik öldürme ve yaralama kastı ile hareket etmemiştir, görevini yaparken görevinin gereklerini yerine getirmiştir. Silah kullanma yetkisi olduğu halde silah kullanmamıştır. Müvekkilimin beraatına karar verilmesini talep ediyoruz” diye konuştu.
BIÇAKLA SALDIRI İDDİASI
Cafer Duran ve R.Ç.’nin avukatları Halil İbrahim Gökler “Müvekkillerimiz gelen ihbar üzerine olay yerine gitmişlerdir. Maktul bıçak ile müvekkilimiz Cafer Duran’a saldırmıştır. Müvekkilimiz de bu saldırıya orantılı bir şekilde karşılık vermiştir. Müvekkilimizin üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiği kabul edilse bile meşru müdafaa kapsamında hareket ettiğinin mahkemece kabul edilmesini talep ederiz. Mahkeme bu konuda aksi kanaatte ise meşru müdafaada sınırın heyecan, korku ve panik sebebiyle aşılması gerekçesiyle müvekkilimiz hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep ederiz” ifadelerini kullandı.
BERAATLERİNİ İSTEDİLER
Son sözü sorulan tutuklu sanık Cafer Duran, “Kesinlikle böyle bir olay yaşanmasını istemezdim. Maktulün yakınlarına başsağlığı diliyorum. Sağlık görevlileri geldiğinde maktulün bilinci yerindeydi. Üzerime atılı suçu kabul etmiyorum. Beraatımı talep ederim” diye konuştu. Tutuksuz sanık R.Ç. de beraat talebinde bulundu.
Kısa ara veren mahkeme heyeti, polis memuru Cafer Duran’ı ‘kasten yaralama sonucu ölüme neden olma’ suçundan önce 15 yıl hapis cezasına çarptırdı. Haksız tahrik indirimi uygulayan heyet, cezayı önce 11 yıl 3 aya, sonra da 9 yıl 4 ay 15 güne düşürdü. Mahkeme heyeti R.Ç.’nin ise beraatına hükmetti. Kararın açıklanmasının ardından Cafer Duran’ın babası G.D. adliye koridorunda fenalaştı. G.D.’ye sağlık görevlileri müdahale etti.
KARAR İTİRAZ EDECEKLER
Adliye dışında basın mensuplarına konuşan Ali Kurama’nın ailesinin avukatı Yunus Topuz, “Biz ‘olası kasttan’ cezalandırılmasını talep ediyorduk ama mahkeme ‘netice sebebiyle ağırlaşmış yaralama’ suçundan verdi. Bu noktada karara itiraz edeceğiz ancak indirim noktasında ve temel cezanın belirlenmesi noktasında hakim takdir hakkını üst sınırdan kullandı. Bu noktada cezayı, kararı iyi buluyoruz ama olayın suç vasfı netice sebebiyle ‘ağırlaştırılmış yaralama’ değil ‘olası kastla adam öldürme’ olması gerekiyordu. İstinaf ve temyiz yollarını kullanacağız” dedi.
Ali Kurama’nın kardeşi Onur Kurama ve babası Mehmet Kurama da “Mahkeme 9 yıl 4 ay hapis cezası verdi. Biz bunu az buluyoruz, üst mahkemeye itiraz edeceğiz. Yine de savcı ve hakimlere teşekkür ederiz. Bu ceza az. Adalet yerini bulmadı ama yine de adalete güveniyoruz, sonuna kadar bu işi sürdüreceğiz” diye konuştu.
]]>DONDURULMUŞ KUTUP AYISI ÇALINDI
Kanada’da tuhaf hırsızlık olayı şubatın ilk günlerinde basına yansıdı.
Polis, Edmonton kentinin kuzeyindeki Lily Lake Resort’ta bulunan 3,6 metre uzunluğunda ve 225 kilogram ağırlığındaki doldurulmuş kutup ayısının çalındığını açıkladı.

Kutup ayısının sabitlendiği kabloların kesildiğini kaydeden resort çalışanı, hırsızlığın planlı yapıldığını savundu.
Basına “Büyük kutup ayısı vurgunu” olarak yansıyan olayın ardından bölge sakinleri içi doldurularak ayakta sergilenen kutup ayısının internet üzerinden satışına rastlamaları halinde haber vermeleri için uyarıldı.
Olayı soruşturan yetkililer, Ağustos 2023’te de iki doldurulmuş rakunun çalındığını, değerlerinin 26 bin dolar olduğunu belirtti.
BİSİKLET SÜRERKEN PUMA SALDIRDI
ABD’nin Washington eyaletindeki Seattle kentinde 60 yaşındaki kadın, bisiklet sürerken korkutucu bir durumla karşı karşıya kaldı.
Bisiklet kullanan yaşlı kadının yolunu bir anda 34 kilogram ağırlığındaki puma kesti.

Pumanın kadına yapıştığını ifade eden eyalet yetkilileri, yaşlı kadının yaralandığını, hayvanın yaban hayatı polisi tarafından vurularak öldürüldüğünü kaydetti.
ÇOCUK OYUNCAK MAKİNESİNDE MAHSUR KALDI
Küçük çocuğun oyuncak merakı, başka bir ilginç olay olarak kayıtlara geçti.
Avustralya’nın Brisbane kentindeki alışveriş merkezinde pelüş oyuncaklar bulunan oyuncak yakalama makinesi, 3 yaşındaki Ethan’ın ilgisini çekti.
Ethan, ailesi fark etmeden oyuncakların alındığı hazneden makinenin içine girdi.

Çocuğun makineye sıkıştığı fark edilince yetkililer, kurtarma çalışmalarına başladı ancak olaya ilişkin görüntülerde Ethan’ın endişe duymadan içeride oturması dikkati çekti.
Polis, en uzak camı kırarak çocuğu makineden çıkardı.
DEMİ LOVATO’DAN ‘KALP KRİZİ’ ŞARKISI
Amerikalı ünlü şarkıcı Demi Lovato’nun performans sergilemesi için davet edildiği Amerikan Kalp Derneği’nde şarkı seçimi gündem oldu.
Lovato, Amerikan Kalp Derneğinin kadınların kalp sağlığı konulu kampanyası için düzenlediği etkinliğe davet edildi.
Etkinlikte şarkı söylemek üzere sahneye çıkan Lovato, ‘Heart Attack (Kalp Krizi)’ adlı şarkıyı seslendirmeyi tercih etti.

Lovato’nun kalp hastalıklarıyla ilgili etkinlikte bu şarkıyı seçmesi, sosyal medyada tepkilere yol açtı.
POLİS, GÖZALTINA ALDIĞI 4 KİŞİYE ARABAYI İTTİRDİ
Hindistan’ın Bihar eyaletinde polis, 4 kişiyi alkollü oldukları gerekçesiyle gözaltına aldı.
Gözaltına alınanların da bulunduğu polis aracı, yakıtının bitince yolda kaldı. Aracı kenara çekmek isteyen polisler, çareyi arabayı ittirmekte buldu.

Bellerine ip bağlanarak kaçmaları önlenen 4 kişi, polis gözetiminde aracı 500 metre boyunca iterek yol kenarına çekti.
EVSİZ ŞAHSIN UZAK KEYFİ
ABD’nin California eyaletinde 50 yaşındaki evsiz olan şahıs, kaçırdığı küçük uçakla gezmesi de şubatın ilginç olayları arasında yer aldı.
Gezdikten sonra plaja inen şahıs, kuma saplanan uçağı terk etti ancak daha sonra bölge polisi tarafından yakalandı.

Küçük uçağı kaçırmakla suçlanan 50 yaşındaki zanlının, havaalanındaki güvenlik ihmalini göstermek için uçağı kaçırdığını söylediği kaydedildi.
Şahsın, uçağa Palo Alto bölgesindeki havaalanını çevreleyen çitlerdeki boşluktan girerek ulaştığı öne sürüldü.
San Mateo polisinin açıklamasına iliştirilen fotoğrafta uçağın, pervanesi kuma saplanmış şekilde deniz kenarında durduğu görülüyor.
]]>Müzakereci ekipler silahlı kocayı, kapıyı açması ve eşini serbest bırakması konusunda uzun süre ikna etmeye çalıştı. Polisin tüm ikna çabalarına rağmen Araz’ın kapıyı açmaması üzerine olay yerine özel harekat polisleri çağrıldı.
Özel harekat polislerinin olay yerine geldiği sırada evin içinde 7-8 el silah sesi duyuldu. Özel Harekat polisleri evin kapısını koçbaşı ile kırarak içeri girdi.
Polis, şüpheliyi dairenin balkonunda yakaladı. Vücudunun çeşitli yerlerinden aldığı mermilerle ağır yaralanan Ülkü Araz ise kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.
Olay sonrasında gözaltına alınan Hakan Araz emniyetteki işlemlerinin ardından Anadolu Adliyesine getirildi. Hakimliğe sevk edilen Hakan Araz ‘Tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.
“YANLIŞLIKLA OLDU DİYEREK POLİSLERİ GÖNDER DEDİM”
Hakan Araz savcılıktaki ifadesinde tüm yaşananları detaylarıyla anlattı. Araz şunları söyledi:
“Yaklaşık saat 04.30 sıralarında Emine’nin ani sıçramasıyla ben de uyandım. Kapıdan ses duydum. Kapıya ilerledim, kapıda polis olduğunu anladım, üzerimizde iç çamaşırı olduğu için polislerden müsaade istedim.
Bu süreçte Emine’ye polisleri sen mi çağırdın diye sordum. ‘Sen çağırdıysan bile yanlışlıkla oldu diyerek polisleri gönder. Birbirimizi üzmeyelim’ dedim. Emine, kendisinin çağırmadığını, arkadaşının aramış olabileceğini söyledi.
Bu arada polisler kapıyı tekrar çaldılar. Ben tekrar müsaade istedim. İkinci müsaadeyi evde bulundurduğum ruhsatsız silahımı polislerden saklamak için istedim.
Emine’ye ‘silahı arsaya atayım, sonra da kapıyı açalım. Polislere bir şey olmadığını söyleriz’ dedim. Ben balkona çıktım, balkonun dibinde polisler vardı. O yüzden silahı atamadım. Ben tekrar içeriye girdim”
“KAÇ EL ATEŞ ETTİĞİMİ HATIRLAMIYORUM”
Hakan Araz ifadesinin devamında ise şunları dile getirfi:
“Emine ile konuştum, ‘Emine ben sana katlanamam, senin namussuzluklarına katlanamam’ dedi. Kapıya doğru gitti, ancak kapıyı açmadı. Sonra bana ‘gel silahı saklayalım’ dedi.
Beraber balkona çıktık. Bu esnada yoldan iki araç geldiğini gördük. Birinin özel harekat aracı olduğunu fark ettim, biri de ambulanstı, Emine ile birlikte polislerin kapıyı kırarak girmelerini engellemek için kapının arkasına çekyat koyduk.
Emine gelen polis araçlarını da gördü. Birden tekrar yine alevlendi. İçeriye doğru koştu, çekyata asıldı, ben de çekyatın üzerine elimde silahla oturdum.
Balkona doğru ‘ben atlayacağım’ diyerek yürüdü. Ben de bunun üzerine Emine’ye elimdeki silahla ateş ettim, kaç el ateş ettiğimi hatırlamıyorum, daha sonra Emine yere düştü. Bende balkon kapısının eşiğinde şuurumu kaybederek bayılmışım.
Emine bana yönelik ağır küfürlü konuştu. Elimdeki silahı da almaya çalıştı. Böyle olunca ben sinirlendim. Kendimi kaybettim. Üzerime atılı suçlamayı anlattığım hâliyle kabul ederim, olay nedeniyle pişmanım”
]]>5 DAKİKADA ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ
Buna göre adliye binasının karşısındaki metrobüs üst geçidinin önünde 11.35’te polis ekiplerinin dikkati çeken 2 terörist, şüpheli görülmeleri üzerine durdurularak GBT sorguları yapılmak istendi.
Bu sırada panikleyerek polislere biber gazı sıkıp kaçan 2 saldırgan, adliye binasının ana giriş kapısının karşısındaki meydana doğru ateş ederek koşmaya başladı.
Terörist Emrah Yayla, meydana ulaştığında burada bulunan polis kontrol noktasına silahla ateş etmeye devam etti.
Polisle çatışmaya giren ve hedef gözetmeksizin ateş eden Yayla, 11.39’da başından vurularak etkisiz hale getirildi.
Peşinden meydana koşarak gelen diğer terörist Pınar Birkoç da elindeki çantayı yere atarak polislere ateş etmeye başladı.
Polis ekiplerince açılan ateş soncu Birkoç da 11.40’ta başından vurarak etkisiz hale getirildi.
Bu sırada meydanda bulunan 4 vatandaş ile 3 polis memuru, isabet eden kurşunlar nedeniyle yaralandı. Akrabasının mevlidine gitmek için sabah evinden çıkan ve saldırıda yaralanan Dilfiraz Karataş kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.
Silahlı saldırı anında adliye önündekiler, bina içerisine kaçarken, adliye içindekiler de yere yattı.
Terör saldırısının ardından olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi.
ÇANTADAN ÇOK SAYIDA MERMİ VE PLASTİK KELEPÇE ÇIKTI
Adliyenin meydan yakınında bulunan C kapısı kapatılırken, polis ekiplerince binanın çevresinde yoğun güvenlik önlemi alındı. Ayrıca, polis helikopteri de önlemlere havadan destek verdi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ile Başsavcı vekili Mehmet Yılmaz 11.47’de saldırının gerçekleştiği alanda inceleme yaptı.
Kadın teröristin meydana bıraktığı şüpheli çantada, bomba imha uzmanları tarafından yapılan incelemede içeriği henüz belirlenemeyen bir düzenek, plastik kelepçeler, 48 mermi ve örgütsel doküman bulundu.
ABLASININ DAVASI VARDI
Saldırının ardından çalışma başlatan polis, olayda öldürülen Pınar Birkoç’un ablasının İstanbul Adliyesi’nde “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan duruşmasının olduğunu belirledi.
Bunun üzerine İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne giden ekipler, tutuklu sanık Necmiye Birkoç ile duruşmaya izleyici olarak katılan diğer kardeşi ve bazı kişileri 12.05’te gözaltına aldı.
Olay yeri inceleme ekipleri 12.12’de adliye çevresinde çalışma başlatıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca terör saldırısıyla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında, terör örgütü DHKP/C üyelerinin İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti veya duruşma savcısını hedef alınıp almadığına yönelik çalışma sürüyor.
ÇATIŞMANIN İZLERİ KORKULUKLARDA
Öte yandan, saldırganlarla polis arasındaki çıkan çatışmanın şiddeti, demir korkuluklara isabet eden kurşun izleriyle gün yüzüne çıktı.
Olay yeri inceleme ekiplerinin tebeşirle daire içine aldıkları kovan yerlerinin, adliye binasına çok yakın mesafede olduğu görüldü.
Çok sayıda polisin devriye attığı alanda, güvenlik üst seviyede tutulmaya devam ediyor.
SALDIRGANLAR HAKKINDA ÇOK SAYIDA DAVA VARDI
Saldırıda öldürülen teröristlerden Emrah Yayla, 23 Kasım 2021’de “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan dava kapsamında 21 Haziran 2023’te 7,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Hakkında ikametine en yakın karakola imza atma ve yurt dışına çıkış yasağı yönünde adli kontrol tedbirleri uygulanan Yayla’nın dosyası İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderildi.
Adana’da 2007 yılında yakalanan Yayla, sırt çantası ve arabasında bomba yapımında kullanılan düzenekler ve patlayıcı maddeler ele geçirilmesi üzerine hakkında açılan dava kapsamında 14 yıl cezaevinde kaldıktan sonra salıverildi.
Ardahan’da 1998 yılında doğan diğer terörist Pınar Birkoç ise terör örgütü DHKP/C üyesi olmak ve patlayıcı madde bulundurmak suçlarından İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tutuklu yargılandığı davada yaklaşık 6 yıl tutuklu kaldıktan sonra Şubat 2022’de tahliye edildi.
Özaslan’ın cesedinin çürümesi sonucu çıkan koku, komşuları rahatsız edince olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Sarıkaya, eve gelen polisleri silah zoruyla tehdit ettiği sevgilisini pencereye çıkartıp, sorun olmadığını söyleterek geri gönderdi. Sarıkaya yedi kurşunla vurduğu kadına 21 gün boyunca cinsel saldırıda bulundu. Kadın, Sarıkaya’nın uyuşturucunun etkisi olduğu anda telefonunu kullanarak yazdığı mesajla yardım istedi. 12 Temmuz’da eve yapılan operasyonla kurtuldu.

Korkunç olayın dava aşamasına geçildi. Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, hakkında, “kasten öldürme, canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme, cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetin yoksun kılma, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı silahlı yağma, nitelikli cinsel saldırı ve ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma, bulundurma” suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 50 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan tutuklu sanık İlyas Sarıkaya (50) hazır bulundu.
Duruşmaya, müşteki F.O. (44), öldürülen Recep Özaslan’ın (47) yakınları, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ile taraf avukatları da katıldı. Sarıkaya, savunmasında, F.O. ile tanıştıktan bir süre sonra sevgili olduklarını ve birlikte yaşamaya başladıklarını ileri sürerek, daha sonra sokakta karşılaştığı Recep Özaslan’ın da kalacak yeri olmadığı için kendileriyle kalmaya başladığını söyledi.
REHİN ALDIĞI KADINI SUÇLADI
Bir sabah Özaslan ile F.O’yu uygunsuz vaziyette yakaladığını iddia eden sanık “Silahımı onlara doğru çektim. Recep hamle yaparak ‘sık lan’ dedi ben de ateş edip onu öldürdüm. Sonra müştekiye de 3-4 el ateş ettim. Yarım saat kadar sonra baktım nefes alıyor. Polisi aramak istedim ama F.O. iyi olduğunu söyleyerek izin vermedi. ‘Bu olaylar benim yüzümden oldu, gerekirse cesedi aldıracağım. Seni de kurtaracağım.’ dedi. Savcı ve avukat tanıdıkları olduğunu söyleyerek beni kurtaracağını söyledi” ifadelerini kullandı.

CİNAYETE KABUL, CİNSEL SALDIRIYA RET
F.O’nun yaralarının bakımını, eczaneden ona aldığı tıbbi malzemelerle yaptığını anlatan sanık, bu süreçte birlikte uyuşturucu madde kullandıklarını, müştekinin telefon ve tabletle evde kaldığını, kızının dahi onu ziyarete geldiğini ileri sürdü. Müştekinin annesinin kendisini çağırması üzerine gittiğinde polis tarafından yakalandığını belirten Sarıkaya, “Ben, Recep Özaslan’ı kasten öldürdüğümü, F.O’yu da yaraladığımı kabul ediyorum ancak zorla alıkoyma, rızası dışında cinsel ilişki ve yağma suçlamalarını kabul etmiyorum” dedi.
Müşteki F.O. ise kardeşinin kaybolan saatini bulması için haberleştiği Sarıkaya’nın evine saati teslim almak için gittiğini ve telefonu alınarak alıkonduğunu anlattı. Sanığın kendisine sürekli zorla uyuşturucu madde verdiğini dile getiren F.O, olay günü sanıkla aynı odada olduklarını, uykudan kalkan sanığın sinirle kendisini Özaslan’ın bulunduğu salona götürerek ona “Arkamdan ne iş çeviriyorsun, zulayı çıkar” diye bağırmaya başladığını aktardı.
ÖLMEYİNCE KALBİNE DOĞRU ATEŞ ETTİ
Sanığın birkaç defa ateş ederek Özaslan’ı öldürdüğünü sonrasında da kendisine 2 el ateş ettiğini anlatan F.O, şunları kaydetti:
– Bir saatlik süre zarfında bana aralıklarla ateş etti. En son ‘Senin kalbinde sorun vardı, değil mi?’ diyerek kalbime doğru ateş etti. Bilincimi hiç kaybetmedim. Yaklaşık 10 saat ölü taklidi yaptım. Bir süre sonra nefes aldığımı fark etti. ‘Sen hala ölmedin mi?’ dedi. Refleksle, ‘Ölmedim, ne yapacağız?’ deyince panikle silahı attı. ‘Allah’ın almadığı canı ben almam’ dedi. Beni öldürmesin diye onu çok sevdiğimi, ondan hamile kaldığımı söyledim. Söylediklerini istisnasız yerine getirdim.”
CESETLE 10 GÜN AYNI ODADA KALDI
Şikayetçi olduğunu vurgulayan F.O, Özaslan’ın cesediyle 10 gün aynı odada kaldığını, cesedin çürümesi ve kurtlanmasına şahit olduğunu, bu süreçte sanığın kendisini öldürmesinden korktuğu için ailesine de durumdan bahsetmediğini anlattı. Sanığın madde etkisinde sızdığı gün onun telefonundan annesine olayı anlatan bir mesaj attığını ve yardım istediğini dile getiren müşteki, sonrasında polis operasyonuyla sanığın yakalandığını ve evden kurtarıldığını ifade etti.
Özaslan’ın yakınları da şikayetçi oldukların sanığın cezalandırılmasını istedi. Sanığın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.
DEHŞET EVİNDE NE OLMUŞTU?
Osmangazi’de 12 Temmuz’da Gasp Büro Amirliği’ne müracaat eden A.O, kızı F.O’nun mesajla kendisine gizli şekilde ulaşarak İlyas Sarıkaya tarafından alıkonulduğunu ve zor durumda olduğunu belirttiğini bildirerek polisten yardım istemişti.
Sarıkaya’yı, kendisine para vereceğini belirterek çağıran A.O, polisin operasyonuyla yakalanmıştı. Küplüpınar Mahallesi’ndeki eve giren polis ekipleri, haziranda alıkonan F.O’yu silahla yaralanmış halde bulmuştu. Ekipler, Sarıkaya’nın alzaymır hastası annesinin de bulunduğu evde, yine Sarıkaya tarafından tabancayla vurularak öldürülen Recep Özaslan’ın sarılmış haldeki cesedine de ulaşmıştı. Gözaltına alınan Sarıkaya tutuklanmıştı.
]]>Sahadaki polisleri telsiz anonslarıyla uyardı. Terörün zirve yaptığı yıllarda kopma noktasına gelen devlet-vatandaş arasındaki bağın yeniden pekiştirilmesinde önemli rolü bulunan şehit emniyet müdürü, halk günü adıyla kahvehanelerde sohbet toplantıları yaptı, Suç potansiyelinin yüksek olmasından kaynaklı havanın kararmasıyla birlikte kepenklerin indirildiği, resmi polis araçlarının bile güvenlik nedeniyle devriye dolaşamadığı Sur ve Bağlar İlçelerinde sabahın ilk ışıklarına kadar seyyar ciğercileri, taksi duraklarını, sabahçı kahvelerini ziyaret ederek vatandaşlara kentin güvenli olduğu algısını yerleştirdi.
Esnafla kaynaşması herkesi şaşırtmıştı, çünkü o güne kadar bir kolluk amiri sokaklarla dolaşmadığı gibi vatandaşla da bu kadar yakınlaşmamıştı. Makama ziyarete gittiğimde, “Müdürüm korkmuyorsunuz bu kadar rahat davranmaktan. Neden zırhlı araç tahsisi yapıldığı halde kullanmıyorsunuz” soruma, “Kardeşim insanlara bu kentin güvenli olduğunu nasıl anlatabiliriz. Ben zırhlı araçla, koruma ordusuyla dolaşırsam, vatandaş kendini nasıl güvende hissedebilir” diyerek kısa, ama bir o kadar da anlamlı cevap vermişti.
“EV KİRALAYIP TAKİP EDİN YA DA TARAFTARLARIN ARASINDA ÖLDÜRÜN”
Bu sorduğum soru, şehit edilmeden kısa süre önce Hizbullah operasyonunda bir hücre evinde ele geçen kendisine yönelik suikast planıyla ilgiliydi aslında. Hizbullah askeri kanat sorumlusu Mehmet Sabır Özdemir’in yakalandığı hücre evinde ele geçen el yazmalı örgütsel dokümanda, Gaffar Okkan’ın makamının bulunduğu binanın karşısında bir ev kiralanması, eve sadece perde takılarak polis telsizinden giriş-çıkış saatlerinin takip edilerek bir suikast yapılabileceği, bunun mümkün olmaması halinde Diyarbakırspor maçlarında taraftarların arasında korumasız olduğu bir ortamda susturucu takılmış silahla vurulabileceği bilgisi yer alıyordu. Terör örgütü Hizbullah’ın şehit müdüre olan öfkesi, örgütü çökerten kritik isim olmasından kaynaklıydı. Çünkü şehit edilmeden 9 gün önce 15 Ocak 2001 günü Diyarbakır Valiliğinde Hizbullah’ın askeri kanat yapılanmasındaki 26 kişilik tetikçiler listesini basınla paylaştı ve “Peşlerindeyiz” diyerek tümünü deşifre etti.
ŞURA ÜYESİNİN YAKALANMASI SONUN BAŞLANGICI OLDU
Ardından Hizbullah Şura üyesi Abdülaziz Tunç’un sahte İran pasaportuyla Adana’dan yurtdışına kaçmak isterken yakalanıp itirafçı olması Hizbullah için sonun başlangıcı oldu. Tunç’un verdiği bilgilerle önce Mardin’in Teker Mahallesindeki bir evde örgüt arşivinin yüklü olduğu bilgisayarlar ele geçti. 20 bin sayfalık örgütsel dokümanın çözümlenmesiyle örgütün beyin takımını oluşturan çekirdek kadroya ulaşıldı.
17 Ocak 2000’de İstanbul Beykoz Kavacık’taki villaya düzenlenen operasyonda örgüt lideri Hüseyin Velioğlu öldürülürken, Şura üyesi Edip Gümüş ile askeri kanat sorumlusu tetikçi Cemal Tutar sağ yakalandı. Operasyonu, Diyarbakır’dan giden Gaffar Okkan’ın Hizbullah masasında görevli uzman TEM ekipleri yönetti. Bu evde de ele geçen onbinlerce sayfalık dijital dokümanların çözümüyle önce yurt genelinde domuz bağlı cinayetlerin işlendiği mezar evler ve kayıp kişilerin cesetleri bulundu.
Ardından örgüte özgeçmiş raporu veren örgüt üyeleri, yüzlerce tetikçi, örgüt yöneticileri tek tek yakalandı. Ağır darbe yiyen örgüt, yaralı yılan misali yeniden toparlanmaya çalışsa da şehit müdür ve ekibinin başarılı seri operasyonlarıyla marjinalleşti.
VELİOĞLU’NUN ÖLÜM YILDÖNÜMÜNE DENK GETİRİLDİ
Tüm tetikçi ve yönetici kadroları deşifre olan ve önemli bölümü yakalanan Hizbullah, kendi müzahir tabanına ayakta olduğu imajını verebilmek için şehit müdürü, örgüt elebaşı Hüseyin Velioğlu’nun ölüm yıldönümüne denk gelecek şekilde vurmayı planladı ve öyle de oldu. 24 Ocak 2001 günü Uğur Mumcu’nun anma etkinliğine katılmak için makamından çıkan Okkan, emniyet binasına 200 metre mesafedeki Sezai Karakoç Bulvarında 5 korumasıyla şehit edildi.
Örgüt lideri Hüseyin Velioğlu da 17 Ocak 2000’de öldürülmüştü. Tetikçiler, telsizden şehit müdürün çıkış saatini öğrendikten sonra geçiş yapacağı bulvarda üzerinde “Polis” yazılı reflektörlü yelekler giyerek ellerindeki uzun namlulu silahlarla caddede beklemeye başladı. Ardından trafo binasından elektrikleri keserek, çevrede toplanan meraklı vatandaşlara da inandırıcı olabilmek için, “Evinize gidin, bir Hizbullahçıyı yakaladık, savcı gelecek, tatbikat yaptıracağız” dediler. Karanlıkta çakar lambalı makam aracı belirince aynı anda ölüm kusan namlular aracın kontrolden çıkmasını sağladı.
Orta refüje çıkarak duran araçta ve olay yerinde 16 kalaşnikof tüfeğe ait 468 adet boş kovan toplandı. Tetikçiler imza olarak olay yerine Güneydoğu’da tek kurşunlu sokak infazlarında kullandıkları bir de Takarov marka tabanca bıraktılar. Hizbullah “Sigorta atışı” denilen kesin sonuç alma amaçlı gerçekleştirdiği bu suikastta şehit müdürün hayatta kalmaması için aracın arka kapısını açarak yakın mesafeden de ateş açtı. Okkan’ın kafa ve vücudundan 17 mermi çekirdeği çıkarıldı.
Valilik önünde düzenlenen cenaze törenine on binlerce kişi katıldı ve terör örgütünü lanetledi. Tek yürek olan Diyarbakırlılar şehitlerini omuzlarda taşıyarak havaalanına kadar uğurladı.
FAİLLERİN 10’U YAKALANDI… PEKİ ONLARA NE OLDU?
Diyarbakırlıların “Gaffar babası” şehit edildikten sonra suikastın aydınlatılması, faillerin yakalanması için TEM Şubede Hizbullah uzmanlarından özel birim kuruldu. Faillerden 4’ü polisle girdiği çatışmalarda öldürüldü, 10’u farklı tarihlerde sağ yakalandı. Peki, o tetikçilere ne oldu. Şu anda Gaffar Okkan suikastına katıldıkları gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılan ve bu cezaları da Yargıtay tarafından onanıp kesin hükme bağlanan tek bir tetikçi bile cezaevinde bulunmuyor.
10 ila 15 yıl arasında tutuklu kalan tetikçilerin tümü yargılamanın yenilenmesi adı altında infazları durdurularak serbest bırakıldı. Tetikçiler, DGM’lerde askeri yargıç bulundurulduğu için adil yargılanmadıkları, avukatsız yargılandıkları için savunma haklarının kısıtlandığı, uzun gözaltı süresince işkence gördükleri ve baskı altında ifadelerinin alındığı gerekçeleriyle yeniden yargılama ile tahliye edildiler, bu dosyalar da 6 yıldan beri karar verilmiyor. Gaffar Okkan suikastının failleri, aldıkları cezalar ve yargılama safahatındaki süreç şöyle:
TÜMÜ SERBEST KALDI
-Servet Yoldaş, Suat Çetin, Şener Dünük: Bu üç tetikçi barındıkları hücre evine düzenlenen baskında 5 kalaşnikof tüfek ve el bombalarıyla yakalandı. Silahların suikastta kullanıldığı anlaşılmasın diye namlu ağzını törpüledikleri için kriminal incelemede sadece 1 tüfeğin olayda kullanıldığı belirlendi. Suçlarını itiraf eden üç tetikçi, savcı huzurundaki tatbikatta olayı ayrıntılarıyla anlatıp yer göstermelerde bulundu. Üçü de Ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırıldı. Yargıtay, sabit gördüğü suikast eylemi nedeniyle üçünün de cezalarını onadı. İkisi 31 Mart 2019 yerel seçimleri öncesinde “Yeniden yargılama” gerekçesiyle serbest bırakıldı. Şener Dünük ise hakkında tekrar yakalama kararı çıkarıldığını öğrenince Tekirdağ Malkara’daki birliğinden firar edip kayıplara karıştı. Mahkeme onu şimdi gazete ilanıyla arıyor.
-Bedran Salamboğa, Veysi Şanlı: Barındıkları hücre evine düzenlenen baskında bu iki tetikçi 5 kalaşnikof tüfek, 7 el bombası, Makarov, Vzör, CZ, Browning tabanca ve yüklü miktarda mühimmatla yakalandı. Kalaşnikoflardan 4’ünün Okkan suikastında kullanıldığı, 1’inin de Adem Bayrakçı adlı özel harekat polisinin şehit edildiği olayda kullanıldığı kriminal incelemeyle tespit edildi. Savcı huzurundaki tatbikatta suçunu itiraf eden iki tetikçi ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırıldı. Yargıtay, suç tarihinde yaşı küçük olan Veysi Şanlı’nın cezasında yapılan indirimi de dikkate alarak iki mahkûmiyeti de onadı. Ancak ikisi de “Yeniden yargılama”yla serbest bırakıldı.
-Abdulkadir Aktaş: Barındığı hücre evine düzenlenen baskında silahıyla yakalanan Aktaş da Okkan suikastının faili olmaktan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırıldı. Yargıtay cezayı onadı. Hükümlü olmasına rağmen “Yeniden yargılama”yla serbest bırakıldı.
-Mustafa Bozkurt, İbrahim Gürceğiz: Batman’da barındıkları hücre evine düzenlenen baskında 4 kalaşnikof, 9 tabanca ile yakalanan iki zanlı savcıya suikastı nasıl gerçekleştirdiklerini ayrıntılı anlattı. İki tetikçide ele geçen kalaşnikofların balistik incelemesinde Okkan suikastında kullanıldığı tespit edildi. Evde ele geçen bir dokümanda Batman Emniyet Müdürü’ne yönelik de suikast yapılması için örgütün gönderdiği talimatta şöyle yazıyordu: “Gaffar pisini temizleyen arkadaşlarla irtibata geçin. Onlar bu konuda tecrübelidir. Silahlar Keko’ma (Kardeşime) kurban olsun. İstediğiniz her türlü silahı sizlere feda ederiz.” İkisi de ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırıldı. Yargıtay kararı onadığı halde “Yeniden yargılama”yla tahliye edildi.
-Recep Dünük: Hücre evinde yakalanan Dünük Okkan suikastı faili olarak yargılanırken örgüt üyesi olmak suçundan 12 yıl hapisle cezalandırılarak tahliye edildi. Ancak Yargıtay kararı esastan bozdu ve sanığın Okkan suikastının faili olduğunun delillerle sabit olduğunu, ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması gerektiğini belirtti. Ancak duruşma savcısının aleyhe temyiz başvurusu olmadığı için sanık lehine kazanılmış hak olduğu için hakkındaki sonuç ceza değişmediğinden tekrar tutuklanamadı.
-Mehmet Fidancı: Sahte kimlikle yakalanan Fidancı ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırıldı. Yargıtay kararı onadı. “Yeniden yargılama”yla o da serbest bırakıldı.

4’Ü POLİSLE GİRDİĞİ ÇATIŞMADA ÖLDÜRÜLDÜ
-Hasan Sarıağaç: Bağlar İlçesinde barındığı hücre evine düzenlenen operasyonda ölü ele geçirilen Sarıağaç’ta ele geçen Kalaşnikof tüfeğin Kriminal incelemesinde Okkan suikastında kullanıldığı tespit edildi. Sarıağaç’ın Okkan’ın makam aracının sağ arka kapı kolunda serçe ve yüzük parmak izi çıktı. Şehit müdürün kafasına ateş eden isim olduğu belirlendi.
-Şafi Demirdağ: Batman’da polisle girdiği çatışmada ölü ele geçirilen Demirdağ, daha sonra yakalanan tetikçilerin teşhis ve ifadelerine göre suikastta tim sorumlusu olduğu belirlendi.
-Bedri Esmer: Elazığ’da barındığı hücre evinden kaçarken polisle girdiği çatışmada ölü ele geçirilen Esmer, suikastta bizzat silah kullanan isim olduğu belirlendi.
-Hüseyin Sarıağaç: Elazığ’da hücre evi baskınında eşini ve üç çocuğunu polislere kalkan olarak kullanan Sarıağaç’ın açtığı ateşle Cihan Karadavut, Cevdet Yeşilay ve Ali Şahin adlı polisler şehit oldu. Ölü ele geçirilen Sarıağaç’ın üç polisi şehit ettiği MP-5 makineli tüfek ise Okkan’ın şehit edilen motorize koruma polisinden gasp edilen silah olduğu balistik inceleme ve seri numarasıyla tespit edildi.
6’SI 22 YIL GEÇMESİNE RAĞMEN YAKALANAMADI
Suikastın faillerinden 6’sı 22 yıl geçmesine rağmen bir türlü yakalanamadı. Bu isimlerden Haşim Alabalık ile Necmettin Şanlı İçişleri Bakanlığının 10 milyon lira para ödüllü kırmızı kategorisinde, Murat Aktaş ile Mehmet Yasin Aydın 500 bin liralık gri listede aranıyorlar. Suikast failleri Adem Ceylan ile Ramazan Kınay’da aranan isimler arasında.
]]>Yanında can güvenliği olmadığı için kendisine tahsis edilen koruma polisiyle gelen Begdaş, GBT kontrolüne alınınca hakkında kasten adam öldürmek suçundan İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 45 yıl kesinleşmiş hapis cezası olduğu ortaya çıktı.
Hemen infaz savcılığına sevk edilen Begdaş’ın, cinayet suçundan aldığı cezanın Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nce onanarak kesin hükme bağlandığı ve bununla ilgili 775 gün daha cezaevinde kalması gerektiğine dair hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı olduğu belirlendi.
Adli sicilinde 17 suçtan kaydı olduğu görülen Begdaş’ın şartla salıverme yasası kapsamında tahliye olduğu, ancak çıktıktan sonra da birden fazla suç işlediği için bu kararın geri alındığı ve cezasının kesinleşmesinden sonra teslim olmadığı belirlendi.

Begdaş hakkında müddetname düzenlenerek 2 No’lu T Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na teslim edilmesi istendi.
İki polis “Onu cezaevine götüreceğiz” diyerek adliye binasından çıkarıp cezaevine doğru yola çıktı.
Bu sırada tuvalete gideceğini söyleyen Begdaş, iddiaya göre Süleyman Soylu’yu arayıp FETÖ’cülerin kendisine tuzak kurduğunu belirterek yardım istedi.
Polisler yolda araçlarının bozulduğunu, arıza için araçtan indikleri sırada Begdaş’ın araçtan atladığını, hava karanlık olduğu için “dur polis” ihtarında bulunmalarına rağmen ara sokaklara kaçarak izini kaybettirdiğine dair tutanak tuttu.
Haklarında soruşturma açılan iki polise takipsizlik kararı verilirken, Celil Begdaş hakkında firar suçundan asliye ceza mahkemesine dava açıldı ve hakkında ikinci kez yakalama kararı çıkarıldı.
Halen firarda olan Celil Begdaş ile ilgili asliye ceza mahkemesi sanığa ödül gibi ceza verdi!
MAHKEMEDEN ÇELİŞKİLİ KARAR
Mahkeme, sanığın kesinleşmiş mahkûmiyetinin bulunması nedeniyle cezaevine götürülürken, ekip otosunun kapısını açarak kaçarak firar suçunu işlediği sabit olduğu için TCK’nın 292/1 maddesi uyarınca 6 ay hapisle cezalandırılmasına karar verdi.
Mahkeme, verilen bu cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkisinin lehine takdiri hafifletici neden kabul iyi hal indirimini düzenleyen TCK’nın 62/1 maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yaparak cezayı 5 aya indirdi.
Mahkeme, sanık hakkında basit yargılama usulü uygulandığı için CMK’nın 251/3 maddesi uyarınca 1/4 oranında da indirim yaparak cezayı 3 ay 22 güne düşürdü.
OLUMSUZ KİŞİLİĞİ VAR ERTELEME VE HAGB YOK
Mahkeme iyi hal ve diğer gerekçelerle sanığa indirim uyguladığı kararının sonuç kısmında ise adli sicil kaydındaki olumsuz kişiliği nedeniyle cezasının adli para cezasına çevrilmesine yer olmadığına karar verdi.
Sanığın daha önce kasıtlı suçtan dolayı 3 aydan fazla hapis cezasıyla cezalandırıldığı için yasal imkânsızlıktan dolayı ve adli sicil kaydından anlaşılan suça eğilimini gösteren olumsuz kişilik özellikleri göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkemede olumlu bir kanaate varılmaması nedeniyle cezasının ertelenmesine de yer olmadığına karar verildi.
Mahkeme, sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkum olmuş olması ve adli sicil kaydından anlaşılan suça eğilimini gösteren olumsuz kişiliği ve nazara alındığında tekrar suç işlemeyeceği yönünde bir kanaat oluşmadığından aldığı 3 ay 22 günlük hapis cezasıyla ilgili hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına da yer olmadığını kararlaştırdı.
SÖZCÜ MANŞET YAPINCA YERLİKAYA TALİMAT VERDİ
Celil Begdaş’ın şaibeli ve şüpheli firarıyla ilgili haberin gazetemizde manşet olmasından sonra İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın Emniyet Genel Müdürlüğüne bizzat talimat verip Begdaş’ın derhal yakalanarak adalete teslim edilmesini istediği bu sürecin en kısa zamanda sonuçlandırılmasını bildirdiği öğrenildi.
Ancak geçen 8 aya rağmen Begdaş’ın halen yakalanamadığı öğrenildi.
]]>Savaş karşıtı sloganlar atan göstericilerden bazıları, Gazze’de öldürülen Filistinlilerin ve yıkılan binalar arasındaki çocukların fotoğraflarını taşıdı.
Göstericiler İsrail ordusuna ait bir savaş uçağının maketini de gösteri alanına getirerek ellerinde taşıdı. Siyah renkte maketin üzerinde ölümü simgeleyen kuru kafa resmi olduğu ve etrafından sarkan bombaların üzerinde “cinayet”, “işgal”, “intikam” ve “açlık” yazılı olduğu dikkati çekti.

İsrail polisi gösterinin düzenleneceği alanın etrafını barikatlarla çevirerek meydanın birkaç yüz metre ilerisinden itibaren kontrol noktaları kurdu.
Göstericilerin ellerindeki bazı pankartlara el koymaya çalışan polis ile göstericiler arasında arbede yaşandı. Polis üzerinde “katliam” ve “cinayet” yazılı birçok pankarta el koydu.

“25 BİN İNSAN SEBEPSİZ YERE ÖLDÜRÜLDÜ”
Göstericilerden Yonatan Rabinovitch, Gazze’deki “kanlı savaşa ve soykırıma karşı çıkmak” için bu gösteriye katıldığını söyledi.
Rabinovitch “(Gazze’de) 25 bin insan sebepsiz yere öldürüldü. Biz (İsrailliler) bunun nefsi müdafaa olduğunu iddia ediyoruz ama bu aslında bir intikam. Bu protestoya gelmek gerçekten zor oldu çünkü polis hareket özgürlüğüne büyük oranda izin vermiyor. Birçok kısıtlama var, birçok yaya ve atlı polis var. Aynı zamanda içerisinde kötü kokan bir suyun bulunduğu TOMA getirdiler” dedi.
İsrail’de medya ve billboardlar aracılığıyla savaş yanlısı bir propaganda yürütüldüğünü dile getiren Rabinovitch, “Birçok insanın beyni bu şekilde yıkanıyor” diye konuştu.
Tel Aviv’de billboardlarda İsrail bayrağı ve “Savaşı birlikte kazanacağız” yazısını görmeden yürümenin imkansız olduğun dile getiren Rabinovitch, bu yüzden birçok insanın İsrail hükümetin gündemini takip ettiğini kaydetti.

“SOKAKTA SALDIRIYA UĞRADIM”
İsrail’deki savaş karşıtlarına yönelik büyük baskı olduğunu vurgulayan Rabinovitch, şöyle devam etti:
“Doğrusunu söylemek gerekirse birçok insan korkuyor çünkü polis bugünlerde büyük şiddet uyguluyor. Kendim ölüm tehditleri aldım ve sokakta elimde savaş karşıtı bir pankart taşıdığım için saldırıya uğradım, yumruklandım. Kaçarak ancak kurtulabildim. İsrail’de ‘savaşı durdurun’ yazılı bir pankart taşıyorsunuz ve bu nedenle saldırıya uğruyorsunuz. Tıpkı Nazi Almanya’sı gibi.”

“ŞİDDET İLE BİR ŞEY ELDE EDEMEZSİNİZ”
Gösteriye katılan Anna Narkiss de İsrail’in Gazze’ye saldırılarını bir “intikam” savaşı olarak gördüğünü söyledi.
Narkiss, “En baştan bu savaş durdurulmalıydı, aylar öncesinde ateşkes ilan edilmeli ve İsrailli esirleri getirmek için bir çeşit anlaşma sağlanmalıydı. Şiddet ile bir şey elde edemezsiniz” dedi.
Hayfa’da düzenledikleri gösteriye polisin daha önce izin vermediğini hatırlatan Narkiss, şunları kaydetti:
“Ana akım İsrail toplumu savaşı destekliyor ve savaşa karşı herhangi bir şey söylemek ihanet sayılıyor. Bu demokratik değil. Maalesef bizim gibi düşünenlerin sayısı İsrail’de çok değil. Aslına bakarsanız bunu tam olarak da bilemeyiz çünkü kendimizi ifade etmemiz yasak.”
]]>
MADDİ GÜÇ UNSURU OLARAK KULLANILIYORLAR
Mahkeme olayla ilgili köpek eğitiminden sorumlu 3 kişilik Jandarma bilirkişi heyetinden rapor aldırdı.
Raporda, operasyon köpeklerinin maddi güç unsuru olarak toplumsal olaylar ve spor müsabakalarında ise topluluğu dağıtmak için caydırıcı güç unsuru olarak eğitilip kullanıldığının altını çizdi.
Operasyon köpeklerinin şüpheli şahısları etkisiz hale getirmek için kullanıcısı olan personelin komutuyla ya da komut beklemeksizin köpeğin tahrik edilmesi, idarecisine karşı fiziki müdahalede bulunma teşebbüsü halinde öncelikle ısırmak üzere eğitildiği vurgulandı.
Operasyon köpeklerinin şüpheli şahsı etkisiz hale getirdikten sonra yalnız idareci personelin fiziki müdahalesiyle ısırmayı bırakabileceği belirtilen raporda şöyle denildi:
-Operasyon köpekleri şüpheli şahıs tarafından yönlendirilememesi maksadıyla ısırma anında herhangi bir şekilde verilen komutları yapmamak üzere eğitilmişlerdir. Operasyon köpeklerinin doğru kullanımı üç madde ile özetlenmelidir.

KÖPEĞİN SALDIRMASI OLAĞANDIR
-İkazlara uymayan şahısları etkisiz hale getirmek amacıyla maddi güç unsuru olarak kullanılırlar.
-Bina veya meskende yapılacak operasyonlarda kolluk ekipleri tarafından alınan istihbari bilgiler kıymetlendirilerek operasyon köpekleri kayışsız serbest olarak kapısının açılmasıyla birlikte zaman kazanmak ve personel zayiatını önlemek için hedef şahsa doğrudan müdahale etmelidir.
-Operasyon köpekleri idareci personelin komutuyla ya da komut beklemeksizin şüpheli şahsa saldırarak etkisiz hale getirmek için eğitilirler.
-Korkuya bağlı ani refleks gösteren ve yüksek sesle bağırarak tahrik eden şahıslara köpeğin saldırması olağandır.
YERE DÜŞÜNCE BU KEZ ÇOCUKLARIMA SALDIRDILAR
Mağdur Menice Yılmaz, şöyle konuştu:
-Çocuklarım ve eşim ile birlikteydik. Dışarıdan patlama sesi geldi, ne olduğunu anlamadan kapımız kırılarak içeri girildi. Uykulu olan çocuklarım korkmasın diye onları alıp en gerideki odaya geçtim.
-Eşim de yatak odasında uyuyordu. Polisler köpeklerle birlikte odanın önüne gelip ‘Kapıyı aç’ diye bağırdı. Ben de ‘Çocuklarım var, köpeklerden korkuyorlar. O köpekleri çekin açayım’ dedim.
-Israrla kapıyı açmamı istediler. Ben de açtım, köpekler bize doğru saldırınca çocuklarım arkama saklanıp ağladı. Sonra eşimin uyuduğu odaya yöneldiler.
-Eşimi görür görmez ‘Emir burada, fail burada yakaladık’ dediler. Ben de ‘Biz kiracıyız, Emir diye birini tanımıyoruz. Siz yanlış eve girdiniz. O benim eşimdir adı Şeyhmus’tur’ dedim.
-Köpeklerin ikisini eşimin olduğu yere, birini de bizim kaldığımız odada bıraktılar. Köpekler benim yakınımda, çocuklarım da arkamdaydı.
-Köpekler bana saldırınca karnımda bir yanma hissettim, yere düşünce köpekler bu kez çocuklarıma yöneldiler. Ben de bağırdım. 7, 9 ve 11 yaşında olan çocuklarımın psikolojisi bozuldu, sanıktan şikâyetçiyim.
KAPIYI KIRIP KÖPEKLERİ ÜZERİME SALDILAR
Şeyhmus Yılmaz ise, şöyle konuştu:
-Uyuduğum sırada binadan sesler gelince ne olduğunu anlamaya çalışırken kapımız kırıldı.
-Polisler içeri girer girmez ‘Emir burada vurun, öldürün’ dediler. Yüzüstü yere yatırıp tekme, tokat dövdüler. Israrla adımın Emir olmadığını, Şeyhmus olduğumu belirtmeme rağmen ‘Yok lan sen Emir’sin’ dediler.
-Polisler üzerimden çekilince bu kez ‘Yakala oğlum, tut onu’ diyerek üzerime iki köpek saldılar. Köpekler beni ısırmaya başladı. Sonra köpekleri üzerimden çekince çocuklarım çok korktuğu için onların odasına koştum. Telefonu alıp ambulansı arayacaktım.
-Bu kez de telefonu elimden alıp masanın üzerine fırlattılar ve ‘O telefona dokunursan senin kafana sıkarız’ dediler. Köpeklerin bana saldırması 3 dakika sürdü.
-Sonra evden çıkıp gidince ambulans gelip beni ve ailemi hastaneye götürdü. Sanıktan şikâyetçiyim.
KÖPEĞİN KULLANILMASI ZOR KULLANMA YETKİSİ KAPSAMINDA
Duruşma savcısı daha önce kasten yaralama suçundan ceza istediği sanık polis hakkındaki mütalaasını bilirkişi raporundan sonra değiştirip beraat talebinde bulundu.
Mahkeme de bu talebe uyarak polis hakkında beraat kararı verdi. Mahkeme gerekçeli kararında, sanığın köpeği zor kullanma yetkisi kapsamında kullandığını belirtti.
Olayın vahameti dikkate alındığında geçmişteki bazı olaylarda kolluk kuvvetlerinin firari zanlıları yakalamak için girdikleri konutta karşı taraftan patlayıcı madde kullanılmasıyla kolluk kuvvetlerinde görevli kişilerin yaralandığı ve ölebildiği de değerlendirildiğinde sanığın fail kişiye dair son adres olan mağdur karı, kocaya ait adreste arama yapmak için önden polis köpeğini kullanmasının zor kullanma yetkisi kapsamında olduğunun altını çizdi.
Mahkeme, zor kullanma yetkisini aşacak şekilde kuvvet uygulamadığının anlaşıldığı gibi kasten yaralama suçunun da gerçekleştirmediğini vurguladı.
Bilirkişi raporuna göre sanığın herhangi bir sorumluluğunun olmadığı belirtilmesi nedeniyle sanığa yüklenecek herhangi bir sorumluluk olmadığından ayrıca taksirli yaralama açısından sanığın kendisine verilen zor kullanma yetkisi açısından kullandığı kuvvet neticesinde doğacak zarar açısından sanığın kusuru bulunmaması nedeniyle hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğini ifade etti.
Ailenin avukatı karara karşı Bölge İstinaf Mahkemesine itirazda bulundu.
]]>Önceki gün ülkenin en büyük suç örgütlerinden birinin lideri olan “Fito” lakaplı Adolfo Macias Villamar’ın cezaevinden firar etmesinden sonra ülke şiddet olaylarının pençesine düştü.
Fito’nun firar etmesinden sonra OHAL (olağanüstü hal) kararı alınırken Ekvador Devlet Başkanı Daniel Noboa, “Silahlı İç Çatışma Hali” ilan ettiklerini belirterek, “Çetelerin etkisiz hale getirilmesi için silahlı kuvvetlere talimat verdim” ifadesini kullandı.
(Fito lakaplı suç örgütü liderinin kaçışı ülkeyi adeta iç savaşa sürükledi.)
Sosyal medya hesabı X’teki paylaşımında, ülkede “Silahlı İç Çatışma Hali” ilan ettiklerini vurgulayan Noboa, “Çetelerin etkisiz hale getirilmesi için silahlı kuvvetlere talimat verdim. Terör örgütlerinin ülkenin huzurunu bozmasına müsaade etmeyeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.
22 SUÇ ÖRGÜTÜNÜN ADINI VERDİ
Organize suç örgütlerinin isimlerini sırasıyla yazan Devlet Başkanı Noboa, bu örgütlerin etkisiz hale getirilmesi için silahlı kuvvetlere tam yetki verdi. Noboa, 22 suç örgütünün adını paylaştı.
“TC Television” kanalının Guayaquil kentindeki stüdyosunun, canlı yayın sırasında silahlı kişilerce basılmasının ardından Noboa başkanlığında güvenlik toplantısı düzenlendi.
Toplantıdan sonra basın mensuplarına açıklamada bulunan Ekvador Silahlı Kuvvetler Ortak Komutanlığı Başkanı Jaime Vela, terör örgütlerinin artık “meşru hedefleri” olduğunu ve bu gruplarla “kesinlikle” pazarlık yapılmayacağını duyurdu.
Suç örgütlerine “ciddi” darbe vurduklarını dile getiren Vela, “Ulus tarihinde kanlı ve benzeri görülmemiş saldırılar gerçekleştirdiler. Onların vahşi kötülükleri cezasız kalmayacak ve girişimleri boşa çıkartılacak” dedi.
“GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ”
Devlet Başkanı Noboa’nın 111 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kendilerine “açık” bir misyon biçtiğini söyleyen Vela, “Bu andan itibaren her terörist askeri bir hedeftir. Geri adım atmayacağız ve müzakere etmeyeceğiz. Topraklarımızda gerçekleştirmek istedikleri istikrarsızlaştırma ve kaos eylemlerine güçlü bir karşılık vereceğiz” diye konuştu.
Vela, silahlı kuvvetler ve polis teşkilatının “müşterek” mücadelesiyle ülke genelinde güvenliği yeniden sağlayacakları sözünü halka verdi.
SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI UYGULANIYOR
Çete elebaşının hapishaneden kaçmasının ardından Devlet Başkanı Noboa’nın imzaladığı kararnameyle olağanüstü hal (OHAL) ilan edilmişti.
Devlet Başkanlığı İletişim Genel Sekreteri Roberto Izuriete, dün yaptığı açıklamada, “Fito” lakaplı çete elebaşı Adolfo Macias Salazar ile birkaç mahkumun Guayas kentindeki hapishaneden kaçması üzerine 3 bin güvenlik gücüyle operasyon başlatıldığını bildirmiş, bu kişilerin de son derece tehlikeli olduğunu söylemişti.
Izuriete, Devlet Başkanı Noboa’nın bu olay nedeniyle OHAL kararnamesini imzaladığını, bu süreçte gece 23.00 ile 05.00 saatleri arasında sokağa çıkma yasağı uygulanacağını duyurmuştu.
ÇOK SAYIDA POLİS KAÇIRILDI
Yerel basına göre, 60 gün uygulanacak OHAL kararının ardından suç örgütleri çok sayıda polisi kaçırdı ve araçları ateşe verdi.
Ekvador Emniyet Biriminin X’ten yaptığı paylaşımda, “Faillerin yakalanması için özel birlikler görevlendirildi. Bu olayların hiçbiri cezasız kalmayacak” ifadeleri kullanılmıştı.
Öte yandan sosyal medyada paylaşılan videolarda, çete üyelerince kaçırıldıktan sonra başlarına silah dayanan polisler, Devlet Başkanı Noboa’dan yardım isterken görülmüştü.
Ekvador, uzun süredir güvenlik kriziyle boğuşuyor. Noboa, 7 Ocak’ta Instagram’daki açıklamasında, hapishanelerde şiddet olaylarının yeniden tırmanışa geçtiğini ifade etmiş ve OHAL ilan edileceğini bildirmişti.
3 POLİS KURTARILDI
Ekvador’da, çete mensupları tarafından kaçırılan 3 polisin operasyonla Machala kentinde kurtarıldığı bildirildi.
Güney Amerika ülkesinde bir çete elebaşının hapishaneden kaçmasının ardından şiddet olayları tırmanışa geçti.
“TC Television” isimli televizyon kanalının Guayaquil kentindeki stüdyosu, canlı yayın sırasında silahlı kişilerce basıldı.
Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, yüzlerini maskeyle kapatan kişilerin, stüdyoda bulunanları rehin aldığı, spikerin cebine patlayıcı madde koyduğu görüldü.
Görüntülerde ayrıca gruptan bazılarının, ellerindeki el bombası dahil çeşitli patlayıcıları kameraya göstermesi yer aldı.
Ekvador polisinden yapılan açıklamada, çete üyelerince kaçırılan 3 polisin Machale kentinde düzenlenen operasyonla kurtarıldığı, diğer polisler ile gardiyanların da bırakılması için operasyonların sürdüğü bildirildi.
Ülke basınında yer alan haberlerde, hapishanelerdeki çete üyelerinin 130’u aşkın gardiyanı rehin tuttuğu ve bazılarını öldürdüğü iddia ediliyor.
Guayaquil’in bazı noktalarında güvenlik güçleriyle silahlı kişiler arasındaki çatışmaların sürdüğü bilgisi paylaşıldı.
8 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRDİ
Canlı yayın baskınından hemen sonra şehrin çeşitli noktalarında saldırılar düzenleyen silahlı gruplar, 8 sivili öldürdü, 2 kişiyi yaraladı.
Öte yandan “TC Television”ı basanların 13 kişi olduğu ve tamamının yakalandığı duyuruldu.
Kentin Belediye Başkanı Aquiles Alvarez, yaptığı açıklamada, silahlı saldırganların araçlara rastgele ateş ederek 5 kişiyi öldürdüğünü ve bir yedek parça deposuna da baskın düzenleyerek 3 kişiyi katlettiğini söyledi.
Sosyal medyaya düşen yeni bir görüntüde ise polis aracının bombalı saldırıyla havaya uçurulduğu görülüyor.
FİTO 7 OCAK’TA KAÇTI
“Los Choneros” çetesinin elebaşı Jose Adolfo Macias Villamar’ın 7 Ocak’ta Guayaquil kentinde bulunan hapishaneden kaçtığı bildirilmişti.
Macias, 2011’de aralarında cinayet ve uyuşturucu kaçakçılığının da bulunduğu çeşitli suçlardan 34 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.
]]>