Prof. Dr. – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Thu, 21 Mar 2024 21:00:50 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Mucize bebek ilk adımlarını attı https://www.foxhaber.com.tr/mucize-bebek-ilk-adimlarini-atti/ https://www.foxhaber.com.tr/mucize-bebek-ilk-adimlarini-atti/#respond Thu, 21 Mar 2024 21:00:50 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4975 Erzurum’da yaşayan Havva Erdem, 14 yaşında gittiği hastanede doğuştan rahminin olmadığını ve çocuk doğuramayacağını öğrendi.

Eşi Şükrü Erdem’in evlilik teklifini, çocuk sahibi olamayacağı için önce kabul etmeyen ancak sonrasında evlenen çift, çocuk sahibi olmaya karar verdi.

AÜ Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan, 2011 yılında dünyada ilk kez kadavradan rahim naklini Derya Sert’e yaptı.

Derya Sert, 9 yıl bekleyişin ardından 4 Haziran 2020’de oğlu Ömer Özkan bebeği kucağına aldı.

Türkiye’nin bu ilk rahim nakli haberini televizyonda gören Havva Erdem, Prof. Dr. Ömer Özkan ile temas kurdu.

AÜ Hastanesi’nde 27 Temmuz 2021’de Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Ömer Özkan başkanlığındaki 40 kişilik ekip, Havva Erdem’e 8,5 saat süren operasyonla kadavradan rahim nakletti.

Havva Erdem, rahim naklinden 90 gün sonra taburcu edildi.

ÖZLENEN BEBEK 2022’DE DOĞDU

Erdem, 29 Eylül 2022’de kız bebek dünyaya getirdi ve bebeğine rahim nakli ekibindeki Prof. Dr. Özlenen Özkan’ın adını verdi.

Kızı Özlenen’in fiziki gelişimi için zaman zaman Akdeniz Üniversitesi’ne gelen Erdem çifti, her seferinde Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan’ı ziyaret ediyor.

Son gelişlerinde bir müjdeyle gelen Erdem çifti, kızlarının ilk adımlarının heyecanını Özlenen Özkan ile paylaştı.

Prof. Dr. Özkan, sıcak karşılama sonrası Özlenen’i kucağına aldı, uzun süre sevip saçlarını taradı ve yürümeye başladığını öğrenince de görmek istedi.

Özlenen’in rahat yürümesi için anne Erdem ayakkabılarını çıkardı. Özlenen bebek, bir süre destekli, sonrasında destek almadan yürüdü.

‘MUCİZEYE İMZA ATTIK’

Doğumun kendi başına çok mucizevi bir olay olduğunu anlatan Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Bu mucizeye ekibimizle birlikte imza attık. Rahim nakli dünya için çok hayal edilen bir şey değildi. Birçok dünya ülkesi, bizim tekniğimizi kullanıyor. Üzerine bir şey de eklenmedi. Bu yöntemle bebek sahibi olan çok sayıda aile var” dedi.

ÜÇÜNCÜ RAHİM NAKLİ YOLDA

Sürecin hala deneysel olduğunu, ancak güvenilir bir deneysel aşama olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özkan, bebeklerin takibinde de herhangi bir sorun yaşamadıklarını, yeni bir rahim naklinin yakında yapılacağını belirterek, “Üçüncü rahim naklini planlıyoruz. Bu nakle çok ciddi enerji veriyorsunuz. O yüzden daha rahat bir zaman dilimi ve uygun bir aday bulmamız gerekiyor. Hasta seçimlerini yapıyoruz. Yakın zamanda olacaktır” diye konuştu.

Özel izinlerle bu türden ameliyatların yapılabildiğini anlatan Prof. Dr. Özkan, mevzuatların artık ortaya çıkmaya başladığını sözlerine ekledi.

‘ARTIK TUTUNMADAN YÜRÜYOR’

Kızının ilk adımlarını attığını görmenin heyecanını yaşayan Havva Erdem, bu günleri göreceğini ümit ettiğini, hiç ümidini yitirmediğini söyledi.

Erdem, “Şu an her günüm farklı bir duyguyla geçiyor. Her gün yeni bir gelişme oluyor. Kelimeleri söylüyor ve büyüyor. Birkaç gündür ilk adımlarını da attı. Artık tutunmadan yürüyor. Her şeye tepki veriyor. ‘Anne’ ve ‘baba’ diyebiliyor” dedi.

Şükrü Erdem de bebekleriyle çok mutlu olduklarını belirterek, hayata daha umutla baktığını kaydetti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/mucize-bebek-ilk-adimlarini-atti/feed/ 0
Felaketi getiren detay! İliç’te incelme yapan bilim ekibi gözlerine inanamadı https://www.foxhaber.com.tr/felaketi-getiren-detay-ilicte-incelme-yapan-bilim-ekibi-gozlerine-inanamadi/ https://www.foxhaber.com.tr/felaketi-getiren-detay-ilicte-incelme-yapan-bilim-ekibi-gozlerine-inanamadi/#respond Sun, 25 Feb 2024 21:51:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3909 Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin altın üretimi yaptığı Çöpler Maden Sahası’nda çıkarılıp istiflenen toprak, 13 Şubat’ta kaydı. Yaklaşık 10 milyon metreküp toprak, 200 metrelik yamaçtan vadiye doğru aktı. 9 işçi, geniş bir alana yayılan toprağın altında kaldı.

İşçilere ulaşabilmek için Erzincan başta olmak üzere Erzurum, Sivas, Rize, Malatya, Giresin, Diyarbakır, Tokat ve Tunceli’nden gelen AFAD ekipleri de görev aldı. Ekiplerin çalışmalarında işçilere ulaşılamadı.

Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı, koordinasyonunda İliç Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında; sorumlu oldukları değerlendirilen, aralarında ilgili şirketin Kanada uyruklu yöneticisinin de bulunduğu 6 şüpheli tutuklandı.

KTÜ’LÜ BİLİM HEYETİNDEN RAPOR

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Heyelan Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden (UYGAR) bilim insanları, Erzincan’a giderek AFAD koordinasyonunda maden sahasında heyelanın nedenini belirlemek üzere, incelemelerde bulundu.

UYGAR Müdürü Prof. Dr. Arzu Fırat Ersoy ve beraberindeki akademisyenler Prof. Dr. Hakan Ersoy, Prof. Dr. Kerim Aydıner, Doç. Dr. Zekai Angın, Dr. Öğretim Üyesi Oğuz Sünnetci ve Öğretim Görevlisi Dr. Murat Karahan, LİDAR teknolojisine sahip insansız hava aracı ile ölçümler gerçekleştirdi.

Felaketin yaşanma nedenlerini ortaya koymak için rapor da hazırlayan heyetin incelemelerinde; ‘liç yığını’ yüksekliğinin, kontrol edilebilir seviyenin üzerinde olduğu saptandı.

“ANALİZLERİMİZ DEVAM EDİYOR”

UYGAR Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hakan Ersoy, yapılan çalışmaya ilişkin bir rapor hazırladıklarını belirterek; incelemenin detaylarını ve elde ettikleri sonuçları aktardı. Prof. Dr. Ersoy, maden sahasında 3 boyutlu ölçüm ve inceleme yaptıklarını ifade ederek, şöyle konuştu:

“KTÜ olarak felaketin ardından araştırma yapmak üzere sahadaydık. Oraya gitmemizdeki ilk hedef, heyelanın neden geliştiğini ortaya koymak ve bir daha bu tür felaketlerin meydana gelmemesi yönünde veri toplamaktı.

Bunun için de rektörlüğümüzün merkezimiz bünyesine kazandırdığı LİDAR entegre insansız hava aracımızla 3 boyutlu veriler, sayısal analizlerin yer aldığı bir inceleme yaptık.

Maden sahasında AFAD koordinasyonunda arazinin sayısal ve 3 boyutlu modelini elde etmek için yaklaşık 4 saatlik bir uçuş gerçekleştirdik.

En önemli amacımız elde ettiğimiz verileri kullanarak geriye dönük analizlerle heyelanın nedenlerine ulaşmaktı. Şu anda analizlerimiz devam ediyor. Nihai noktaya geldik, oluşturduğumuz raporu kamuoyu ile paylaşacağız”.

“257 METRE YÜKSEKLİKTE LİÇ YIĞINI BİZİ ÜRKÜTTÜ”

Maden sahasında gözlemledikleri en önemli sorunun ‘liç yığını’ yüksekliği aşımı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ersoy, şöyle konuştu:

“Oraya gittiğimizde farklı manzaralarla karşılaştık. Gördüğümüz en önemli sorunlardan birisi ‘liç yığını’nın; yani cevher zenginleştirme, altının elde edilmesi için üzerinde çalışılan malzemenin yüksekliğiydi. Liç yığını nedir?

Ocakta üretilen ve kırma eleme tesislerinde belli boyutlara getirilen malzeme, altında geçirimsiz malzeme olan bir zemine seriliyor. Bunun üzerine damlama ya da benzeri yöntemle siyanür içeriği olan çözelti veriliyor. Bu çözelti cevherden sızarken altını da alıyor ve alttaki tabakadan altına ulaşılıyor. Bu işlem sürekli tekrarlanıyor ve yığınlar oluşuyor.

UYGAR Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hakan Ersoy

Biz ‘liç yığın’larıyla alakalı araştırma yaptık. Dünya literatürüne baktık; liç yığının maksimum 150 metreye ulaştığını gördük. Fakat bir burada kullandığımız insansız hava aracı ile 257 metreyi gördük. Yani taban kotuyla maksimum kot arasında 257 metre mesafe oluşmuş, bu inanılmaz bir rakam.

Kanaatimizce bu yükseklik kontrol edilebilir seviyeden çıktı. Dünya literatüründe böyle bir liçe rastlamadık. Günümüzde, demirden betondan 200 metre yükseklikte binalar inşa edilemezken, sadece yığma şeklinde depolanan bir malzemenin 257 metre yükseklikte olması bizi ürküttü. Bir de orada 100 metrelik vadi yüksekliği var, yani orada 350 metrelik bir piramit oluştu.

Orada hareketin hızlanmasının en büyük sebebi, liç yüksekliğinin yanı sıra vadinin de yüksek olması. Felaketi büyüten de buydu”

“EN ÖNEMLİ SONUÇLARDAN BİRİSİ DE YANLIŞ YER SEÇİMİYDİ”

Patlatmalar nedeniyle ‘liç yığını’nın tekrarlı yüklere maruz kaldığını da söyleyen Prof. Dr. Ersoy, şu ifadeleri kullandı:

“UYGAR çalışma grubu olarak, burada elde ettiğimiz en önemli sonuçlardan birisi de yanlış yer seçimiydi. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün (MTA) güncel fay haritasında, maden sahasının 300-400 metre yakınından bir fay hattı geçtiği görülüyor.

Yaşanan kazayı bu fay tetiklemedi ama tetikleyebilirdi. Bir de yığın ocak sahasına o kadar yakın ki ocakta meydana gelen patlatmalar nedeniyle ‘liç yığını’ tekrarlı yüklere maruz kaldı.

Şu da önemli, görüntülerde buradaki malzemenin bir sıvı gibi aktığını gördük. Buradan yola çıkarak da ‘liç yığını’ndaki su içeriğinin normal standartlardan yüksek olduğunu düşünüyoruz.

Özetle kontrol edilemeyen bir ‘liç yığını’nda su içeriğinin fazla olup, üretim sahasındaki patlatmalara çok yakın bir noktada yığılması, felaketi de beraberinde getirdi”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/felaketi-getiren-detay-ilicte-incelme-yapan-bilim-ekibi-gozlerine-inanamadi/feed/ 0
Denizler ısınıyor, hamsinin sonu geliyor https://www.foxhaber.com.tr/denizler-isiniyor-hamsinin-sonu-geliyor/ https://www.foxhaber.com.tr/denizler-isiniyor-hamsinin-sonu-geliyor/#respond Thu, 15 Feb 2024 21:45:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3455 Boğaziçi Üniversitesi İklim Politikaları Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, deniz suyu sıcaklığındaki artışın pek çok sorunu beraberinde getirdiğini söyledi.

Kurnaz “Özellikle bu sene müsilaj gibi bir belaya Türkiye’nin hazır olması gerekiyor. Deniz sularının sıcaklığına baktığımızda; balıklar kuzeye, daha soğuk bölgelere kaçıyorlar. Özellikle hamside, Karadeniz’e baktığımızda balık kalmayacak. Tüm bunlar bizim açımızdan çok ciddi problemler. Biz yine Nisan sonu Mayıs başı gibi müsilajla mücadele etmeye başlıyor olabiliriz” dedi.

Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar deniz suyu sıcaklıklarının da yükselmesine neden oldu. Deniz suyundaki sıcaklık artışının etkilerini dile getiren Boğaziçi Üniversitesi İklim Politikaları Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, Türkiye kıyılarında fırtınaların da daha şiddetli olacağına da dikkat çekti.

Prof. Dr. Levent Kurnaz

“TÜRKİYE MÜSİLAJ BELASINA HAZIR OLSUN”

Prof. Dr. Kurnaz “Deniz suyu sıcaklıkları normalin oldukça üstünde. Bunun arkasında korkutucu olan kısım da şu. Hava biraz daha bildiğimiz gibi kolay ısınıp kolay soğuyabiliyor ama deniz hem zor ısınıyor hem de zor soğuyor. Dolayısıyla denizin bir defa ısınmış olması çok kötü bir şey çünkü kış gelip, havalar soğuduğu gibi deniz birden soğumayacak. Şimdi bunun getireceği de başımızda çok büyük belalar olacak. Özellikle bu sene müsilaj gibi bir belaya Türkiye’nin hazır olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“FIRTINALAR DAHA ŞİDDETLİ OLACAK”

Prof. Dr. Kurnaz şöyle devam etti:

– Deniz sularının sıcaklığına baktığımızda, balıklar kuzeye daha soğuk bölgelere kaçıyorlar. Özellikle hamside, Karadeniz’de baktığımızda balık kalmayacak. Tüm bunlar bizim açımızdan çok ciddi problemler. Bir de üzerine yabancı balıklar gelmeye başlıyor. Balon balığı falan konuşuluyor balıkçılıkta. Deniz suyu sıcaklığının artması herkes açısından ürkütücü olmak zorunda.

– Bir de, deniz sıcaklığı ne kadar sıcak olursa, o kadar fazla buhar verebiliyor havaya ve fırtınaları o derece güçlendiriyor. Dolayısıyla da, bizim Karadeniz kıyılarında, Ege kıyılarında, Akdeniz kıyılarındaki fırtınalar da daha şiddetli olacak deniz suyu sıcaklığının artmasıyla.

“HAMSİNİN SONU GELİYOR”

Prof. Dr. Kurnaz Hamsi, Karadeniz kıyısından Ukrayna kıyısına kaçıyor. Ukrayna kıyısında sular biraz daha serin olduğu için orada mutlu mesut yaşıyor. Deniz suyu sıcaklıkları biraz daha arttığı zaman, hamsinin kaçacak yeri kalmayacak. O zaman da hamsinin sonu geliyor. Bütün canlılar, kaçabilecekleri bir yer varsa kaçıyorlar ama kaçamayacakları kadar sıcak olduğu bir durumda, bizim gibi karaya çıkıp gidemedikleri için, Karadeniz’in en kuzeyine vardıklarında su yine de sıcaksa, hamsinin sonu oluyor” dedi.

Müsilaj tehlikesine vurgu yapan Kurnaz şunları söyledi:

– Müsilaj, birkaç şeyin birleşiminden oluşuyor. Yani kendi başına bir problem değil. Bir tanesi deniz suyunun sıcak olması. Ondan sonra, denizin dalgasız olması, yani çok fazla rüzgar olmaması kıymetli. Üçüncü olarak da, yağışlarla çok fazla tarımdan gübre gelmesi. Yani şu anda yağışlar böyle devam edecek olursa ve bütün mart ayı boyunca tarımda kullanılan gübre denize akacak olursa, bu üçünün birleşimi ile biz yine nisan sonu mayıs başı gibi müsilajla mücadele etmeye başlıyor olabiliriz.

“TEMMUZ ORTASINDA 50 DERECEYİ GÖREBİLİRİZ”

Yaşanılan her mevsimin beklentilerden daha sıcak olacağına dikkat çeken Prof. Dr. Kurnaz, “Yaşadığımız her mevsim beklentilerden biraz sıcak olacak. Bu kışı böyle geçirdik. İstanbul’da çok fazla kar göremedik, hatta hiç göremedik. Bundan sonra da kar görür müyüz, Türkiye’nin batısında şüphelidir. Eğer böyle devam edecek olursak temmuz ayının ortası civarında Türkiye’de bir yerlerde 50 dereceyi görüyor olma ihtimalimiz çok yüksek. O bir yerler de muhtemelen Cizre olacak” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/denizler-isiniyor-hamsinin-sonu-geliyor/feed/ 0
2023 yılında Türkiye’deki en önemli 10 arkeolojik keşif https://www.foxhaber.com.tr/2023-yilinda-turkiyedeki-en-onemli-10-arkeolojik-kesif/ https://www.foxhaber.com.tr/2023-yilinda-turkiyedeki-en-onemli-10-arkeolojik-kesif/#respond Sun, 31 Dec 2023 21:21:27 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1743 Arkeoloji haberleri sitesi Arkeofili, 2023 yılının Türkiye’de öne çıkan 10 arkeolojik keşfini seçti.

10- 1800 YILLIK APHRODİTE HEYKELİ

Bartın’ın Amasra ilçesinde Bedesten bölgesinde yapılan sondaj çalışmalarında, milattan sonra 2. yüzyıla ait 1800 yıllık Aphrodite heykeli ortaya çıkarıldı. 1,53 santim boyundaki heykel, ilk olarak Nymphe (su perisi) heykeli olarak tanımlansa da daha detaylı yapan incelemelerde hem Aphrodite hem de Nymphe özellikleri taşıdığı anlaşıldı.

9- 2 BİN 500 YILLIK ZAR OYUNU

Prof. Dr. Kaan İren’in kazı başkanlığını yaptığı Balıkesir’de yer alan Daskyleion Ören Yeri’nde, üzerinde Frig alfabesiyle ‘Bagabazos’un zar oyunu’ ya da ‘Bagabazos zar oyuncusu’ yazan 2 bin 500 yıllık zar oyunu tablası bulundu. Bagabazos, Persli bir kişiydi ve eski Yunan kaynaklarında ismi Megabazos olarak telaffuz ediliyordu. Milattan önce 5’inci yüzyıla ait bu oyun tablasına benzer bir arkeolojik bulgu Anadolu’da ilk defa keşfediliyor.

8- ÇORUM’DA BİLİNMEYEN DİL

Kazı başkanlığını Prof. Dr. Andreas Schachner’in yaptığı Boğazkale ilçesindeki Hititlerin başkenti Hattuşa Ören Yeri’nde şimdiye kadar bilinmeyen bir dil keşfedildi. Araştırmacılar bu dili, Hitit merkez bölgesinin kuzeybatı ucunda, muhtemelen modern Bolu veya Gerede bölgesinde yer alan Kalaşma ülkesinin dili olarak tanımladı. Milattan önce 2’nci bin yıla ait Anadolu’da henüz bilinmeyen bir Hint-Avrupa dili olduğu kesinlik kazandı.

7- DANS EDEN MUSA HEYKELİ

Kazı başkanlığını Prof. Dr. Bilal Söğüt’ün yaptığı Muğla’da yer alan Stratonikeia Antik Kenti’nde, antik dönem mitolojisinin ilham perilerinden olan dans eden Musa heykeli ortaya çıkarıldı. Stratonikeia Antik Kenti’nde Roma Hamamı’nın Frigidarium bölümünde yapılan kazılarda, kaidesiyle bulunan 2 bin 175 yıllık, başı ve kolları eksik heykel, Hellenistik döneme ait Philiskos’a ait bilinen tek orijinal heykel olma özelliğini taşıyor.

6- 8,5 MİLYON YILLIK FOSİL

Kazı başkanlığını Prof. Dr. Ayla Sevim Erol’un yaptığı Çankırı’daki Çorakyerler Fosil Lokalitesi’nde, 8,5 milyon yıl öncesine tarihlenen ve daha önce bilinmeyen bir primat fosili ortaya çıkarıldı. Bulgular, Afrika maymunlarının ve insanların atalarının dokuz ila yedi milyon yıl önce Afrika’ya göç etmeden önce Avrasya’da evrimleştiği teorisine ağırlık kazandırıyor.

5- BÜYÜK İSKENDER PORTRESİ

Prof. Dr. Musa Kadıoğlu’nun bilimsel danışmanlığını yaptığı Düzce’de yer alan Prusias ad Hypium Antik Kenti tiyatrosunda sürdürülen kazılarda, Makedonya Kralı Büyük İskender’i tasvir eden bir heykel başı ortaya çıkarıldı. 23 santim boyundaki portrede, alnın hemen üzerinde yer alan, yukarıya ve ardından yanlara doğru taranmış saç bukleleri betimleniyor.

4- KARAHANTEPE’DE İNSAN HEYKELİ

Prof. Dr. Necmi Karul’un kazı başkanı olduğu Şanlıurfa’da Taş Tepeler projesi kapsamında kazılan ve Göbeklitepe ile çağdaş olan Karahantepe’de 2,3 metre yüksekliğinde bir insan heykeli bulundu. Gerçekçi yüz ifadesiyle tarih öncesi sanatın eşsiz örneklerinden biri olarak değerlendirilen heykel, oturur pozisyonda iki eliyle cinsel organını tutan bir insanı tasvir ediyor. Heykel, 20 metre çapında, köşeleri yuvarlatılmış özel bir yapıda, zemine sabitlenmiş olarak bulundu.

3- KASTABALA’DA TAPINAK KALINTILARI

Kazı başkanlığını Doç. Dr. Faris Demir’in yaptığı Osmaniye’de yer alan Kastabala Antik Kenti’nde, Anadolu tanrıçası Kubaba’ya adandığı düşünülen 2 bin 500 yıllık tapınağın kalıntıları ortaya çıkarıldı. Ovalık Kilikya’nın en eski tek kutsal kenti olan Kastabala, Anadolu’nun yerli halkı Luvi ve Hurri kültür bölgesinin merkezinde yer alıyor. Antik kentteki Sütunlu Cadde kazılarında yeni ortaya çıkarılan tapınak kalıntıları, mimari bezemeye göre, milattan önce 540’lara, Arkaik döneme tarihleniyor.

2- HORTLAK MEZARI

Listenin ikinci sırasında Burdur’daki hortlak mezarı bulunuyor. Kazı başkanlığını Doç. Dr. Peter Louis Mariette Talloen’in yaptığı Burdur’daki Sagalassos Antik Kenti’nde canlanıp yaşayanları rahatsız etmesinden korkulan bir kişiye ait mezar bulundu. Kasıtlı olarak bükülmüş çiviler dökülen, iki düzine tuğlanın yanı sıra sıva tabakasıyla kapatılıp yakılarak gömülmüş mezar, o dönem Sagalassos’ta insanların ‘huzursuz ölüler’den korktuğunu gösteriyor.

1- GÖBEKLİTEPE’DE DOMUZ HEYKELİ

Hazırlanan listenin ilk sırasında Göbeklitepe’de gerçek boyutlu ve boyalı domuz heykeli yer alıyor. Kazı başkanlığını Prof. Dr. Necmi Karul’un yaptığı Şanlıurfa’da yer alan Göbeklitepe’nin D yapısında, kireç taşından yapılmış, gerçek boyutlu ve üzerindeki boyaları hala duran bir yaban domuzu heykeli bulundu. Yüzeyinde kırmızı, beyaz ve siyah pigment kalıntıları görülebilen domuz heykeli, o dönemden günümüze uzanan nadir boyalı heykellerden biri olma özelliğini taşıyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/2023-yilinda-turkiyedeki-en-onemli-10-arkeolojik-kesif/feed/ 0