CANININ İSTEDİĞİNE TAHSİS
Milli Eğitim Bakanlığı’nca izin verilen vakıf ve dernekleri kapsayan yönetmelikteki, “vergi muafiyeti tanınan vakıflarla kamu yararına çalışan dernekler” ifadesi kaldırıldı. Diyanet Akademisi de kapsam içine alındı. Yönetmelikteki değişiklikle, “eğitim faaliyetleri ve yurt yapacaklar” gerekçesiyle AKP artık okul ve yurt yapımı için ayrılan araziler başta olmak üzere kamu arazilerini, canı kime isterse ona tahsis edebilecek.
YURTTA 517 BİN YATAK BOŞ
Yurt bahanesiyle çıkarılan yönetmeliğe rağmen MEB’e bağlı 524 bin 537 yatak kapasiteli 3 bin 43 pansiyonlu yurttaki yataklardan 284 bin 34’ü doluyken 240 bin 503’ü bomboş. Yükseköğretim dahil tüm eğitim kademelerindeki 4 bin 588 özel yurt var. Bu yurtların yatak kapasitesi 445 bin 812 olup 168 bin 807’si doluyken 277 bin 5’i boş. MEB’in denetimindeki devlet ve özel yurtlardaki yatakların 517 bin 508’i halen boş!
“KAMU YARARI” ŞARTI KALKTI
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Meclis’teki bütçe görüşmelerinde, “Sizin tarikat, cemaat dediğiniz bizim sivil toplum kuruluşu dediğimiz yapılarla protokol yapmaya devam edeceğiz” ifadesini kullanmıştı. Şimdi, “Değerler Eğitimi” gibi protokollerle kalmayıp eğitim arazilerinin tahsisi toptan açıldı. Arazi tahsisinde artık “kamu yararına çalışma” şartı da aranmayacak.
DİNCİLERLE PROTOKOLE DOYMADILAR!
İktidarın, “kamu yararına vakıf” statüsüne alarak vergi muafiyeti hakkı verdiği tarikat cemaat ve STK’larla protokole doymadı. Dinci ve siyasi yapıları arazi tahsisi dışında protokollerle okullara sokan MEB, en son Dini İlimler ve Değerler Araştırma Derneği adı altında medreseleri olan Safa Vakfı’yla bağlantılı Verenel Derneği’yle protokol imzaladı. 56 ilde TÜGVA’ya derslikler tahsis edildi. Nakşibendi Cemaati’nin Hayrat Vakfı ile Ensar Vakfı’nın, Değerler Eğitimi protokolleri sürüyor. İnsan Vakfı’nın ‘mescitsiz okul kalmasın” projesine de MEB sponsor oldu.
“KAMU ARAZİLERİ PEŞKEŞ ÇEKİLEMEZ”

Eğitim Uzmanı Alaaddin Dinçer, “Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Meclis’teki konuşmasında ‘STK adı altında örgütlenmiş bazı dernek ve vakıflarla protokol yapmaya devam edeceğiz’ demişti. Bu düzenleme o sürecin bir parçası. Kamu arazileri, ‘tahsis’ adı altında belli kesimlere peşkeş çekilemez. KYK yurt ihtiyacı olduğu bir gerçek ama MEB’e bağlı yurt ve pansiyonların kontenjanlarında yüzbinlerce yatak boş.
ÜNİVERSİTE AÇABİLECEKLER
Öğrencilere yurt yapmak devletin asli görev ve sorumluluğu. Kamu arazileri, ne gerekçeyle olursa olsun devredilemez. Seçime 3 gün kala yapılan bu değişiklik tarikat ve cemaatlerden oy devşirme amacı taşıyor. Deprem bahanesiyle kamulaştırılacak rezerv alanlarının da tarikatlara tahsisinin önü açıldı. Bu uygulama sadece okul yurt değil üniversite açma yetkisini de toplumun malumu belli kesimlere devrediyor.”
OKUL ARAZİSİNE MORG, AMELİYATHANE, SPA İZNİ!
2024 yerel seçimlerinde CHP’nin kazandığı Üsküdar’da 9 yıl önce 12 dönüm arazi “eğitim amaçlı kamu yararı” gerekçesiyle Nakşibendi Tarikatı’na bağlı Mahmut Esad Coşan Vakfı’na tahsis edilmişti. Anaokulu kreş, ilkokul, lise ve yurt yapma izni verilip özel eğitim alanı ilan edilerek 30 yıllığına karşılıksız tahsis edildi. Arazi devredilince vakıf, ilk iş üzerindeki devlete ait öğrenci yurdunu yıktı. İBB Başkanı Kadir Topbaş dönemindeki tahsis sonrası arazide 1/5000 ölçekli imar plan tadilatı yapıldı. Tarikat vakfı, okul yapma amaçlı aldığı araziye spa, yüzme havuzu, mescit, ameliyathane, morg, laboratuvar, görüntüleme merkezi, yoğun bakım ünitesi gibi izinler de aldı.
]]>
Tarikat ve cemaatlerle imzalanan protokollerin içeriği velilerden gizli tutuluyor. Bunları elde etmek çok zor. Yargıtay Onursal Üyesi Ali Suat Ertosun, SÖZCÜ’ye “Örneğin ben ünlü bir dini vakfın bakanlıkla imzaladığı protokolün içeriğini öğrenmek için başvurdum. Vermediler. İdare mahkemesine dava açtım, kazandım. Ama protokolü yine vermediler mahkemeye gönderdiler” dedi. Ertosun, şunları söyledi:
KOZMİK ODAYA GİRİLİRKEN
“Bu ülkenin en mahrem yerlerinden olan Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın ‘Kozmik Odası’na girildi. Ama okullarla, öğrencilerle ilgili tarikat ve cemaatlerle imzalanan protokollerin ne olduğu vatandaştan gizleniyor. Biz daha önce 300 civarında protokol imzalandığını sanırken, meğer 3 bine yaklaşmış. Yani, Özel Kuvvetler’in Kozmik Odası’na girilirken, gizli olmaması gereken protokoller Milli Eğitimin Kozmik odalarından dışarıya sızmıyor.”
PROTOKOLDE NELER VAR?
Milli Eğitim Bakanlığı’nın kendisini silikleştirirken eğitim sistemini tarikat ve cemaatlere devreden adımlarını Bakan Yusuf Tekin de TBMM’de yaptığı konuşmayla kabul etti, tarikat ve cemaatlerle işbirliği protokolleri yapmaya devam edeceklerini açıkladı.
Tarikat ve cemaatlerle imzalanan işbirliği protokolleriyle bu yapıların okullarda öğrencilere yönelik olarak sanatsal, sportif, sosyal, kültürel, bilimsel ve teknolojik gelişimi desteklemeye yönelik eğitim, seminer, proje, gezi, kitap okuma, yarışma, kamp, yaz okulu adı altında etkinlikler düzenleyebilmesine olanak sağlanıyor. Protokollerde kamuoyundan, mahkeme kararlarına rağmen gizlenen bölümlerde yer alıyor. Protokollerde yer alan bazı maddeler şunlar:
■ Vakıf tarafından öğrenciler gezilere ve kamplara götürülebilecek. Bu etkinliklerin güzergahı ise belli değil. Yani öğrencilerin ‘gezi’ adı altında tarikat yuvalarına, ‘kamp’ adı altında da cemaatlerin eğitim kamplarına götürülmesi mümkün olacak.
■ Vakıf isterse, eğitimleri kendisi tarafından belirlenen mekanlarda yapabilecek. Vakıf, çağdaş olduğuna dair takiye yapmaya ihtiyaç duymazsa, öğrencileri tarikat yuvalarına bile sokabilecek.
■ ‘Kitap okuma etkinliği’ adı altında öğrencilerin hangi ‘eserlere’ mecbur bırakılacağı meçhul. Yani Fetullah Gülen tarafından henüz ‘kandırılmadan’ önce okullara Said-i Nursi’yi sokma gayretindeki AKP, bu protokolle birçok şeyhin çağdışı kitaplarını çocuklara dayatabilecek.
■ Bakanlık bünyesindeki Halk Eğitim Müdürlükleri, vakfın protokol kapsamında düzenleyeceği gezi, kamp, eğitim, yarışma gibi etkinliklere katılım sağlanmasına çalışacak. Yani Bakanlık, vakfa devlet okullarında faaliyet alanı sağlamakla yetinmeyip, bu faaliyetlere öğrencilerin katılması konusunda da elinden geleni yapacak.
■ Vakıf ile Bakanlık, ortaklaşa belirledikleri kulüpleri liselerde kuracaklar. Hangi ihtiyaca cevaben protokole koyulduğu belirsiz olan bu madde, okullarda bu kulüplere katılan ve katılmayan öğrenciler arasında bir ayrıma neden olacak.
■ Protokol, tarafların uzlaşmaları ile sonlandırılabilecek. Milli Eğitim Bakanlığı, önceki protokollerinde (TÜRGEV ile yapılan protokol dahil) tek taraflı fesih yetkisi almıştı. Son yapılan protokollerde vakfın isteği olmadan protokolü sonlandıramayacak.
■ Geçerlilik süresi 5 yıl olarak belirtilen protokol, fiilen 10 yıllık. 5 yılın sonunda yenilenmemesi halinde bir 5 yıl daha devam edecek.
■ Bu etkinlikler kapsamında vakıf çalışanlarına Milli Eğitim Bakanlığı ödeme yapıyor. Yani öğretmenlerin yaşam şartlarının iyileştirilmesine ve özlük haklarının korunmasına dair her türlü talebini ‘bütçe kısıtlılığı’ gerekçesiyle geri çeviren Bakanlık, devletin parasını vakfa aktarıyor. Bunların Milli Eğitim Sistemi’ne dahil edilmesiyle, bakanlıktan elde ettiği gelirle daha da palazlanıyor.
Siyasi çıkarlar şekillendiriliyor
SÖZCÜ’nüngörüştüğü Milli Eğitim Bakanlığı’nın bazı yetkilileri, Bakan Tekin’in tutumunu eleştirdi ve şunları dile getirdi: “Devletin asli görevlerinin başında gelen eğitim, cemaatlere peşkeş çekiliyor. Her fırsatta dile getirdiğimiz üzere; hiçbir dernek, vakıf, cemaat, tarikat Milli Eğitim Sistemine ortak edilmemeli. Kimse Türkiye’nin geleceği olan yavrularımız üzerinden siyasi çıkarlarını şekillendirememeli. Kimse, Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün biz eğitim neferlerine mirası olan çocuklarımıza, çağdışı bir eğitimi reva görememeli. Laik eğitim ve sosyal devlet ilkelerine aykırılık taşıyan hiçbir uygulamaya geçit verilmemeli. Ancak, bazı yapılarla yakın ilişki içinde olduğu imzalanan protokollerle ortaya çıkan Bakanın önce anlayışını değiştirmesi gerekir.”
]]>