Rüzgar – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Thu, 11 Jul 2024 21:14:34 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Meteoroloji uzmanından ‘giydirme cam’ uyarısı… Fark 10 derece https://www.foxhaber.com.tr/meteoroloji-uzmanindan-giydirme-cam-uyarisi-fark-10-derece/ https://www.foxhaber.com.tr/meteoroloji-uzmanindan-giydirme-cam-uyarisi-fark-10-derece/#respond Thu, 11 Jul 2024 21:14:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8778 İstanbul’da birçok ilçede göze çarpan cam giydirme binalar, iklim koşullarını olumsuz yönde etkiliyor. Bu yapıların güneş ışığını yansıtma görevi üstlenmesi ise şehirlerde ısı adaları oluşmasına yol açıyor. Yapılan çalışmalarda ısı adaları nedeniyle yerleşim alanı ile hemen yanı başındaki yeşillik alanda ölçülen sıcaklıkların farklılıklar gösterdiği belirlendi. 

“BELGRAD ORMANI’NDA HAVA SICAKLIĞI 30 DERECE, MASLAK’TA 42- 43 DERECE”

Gökdelenlerin şehirlerde hissedilen hava sıcaklığını arttırdığını belirten Ahmet Köse, “Aşırı şehirleşme, betonlaşma ve asfalt yüzeyler şehirleri ciddi manada etkiliyor. Her yağış sele neden oluyor. Her yağış su baskınına neden oluyor. Ve şunun farkına vardık ki, yazın Maslak’ın 2 kilometre ilerisindeki Belgrad Ormanı’nda hava sıcaklığı 30 derece olsun, nem yüzde 55 olsun, hissedilen sıcaklık 32 derece iken, bulunduğumuz bölgede hissedilen sıcaklık 42- 43 derece oluyor. Şanlıurfa sıcağını hissediyoruz.” dedi.

“GİYDİRME CAM ISIYI ARTIRIYOR”

Köse, “Nasıl oluyor bu? Buradaki hava sıcaklığı 32-33 derece. Nem yine yüzde 55 olsun. Ancak giydirme cam binaların, yapılan bilimsel çalışmalarda ortamın ısısını 3 derece kadar arttırdığı tespit edilmiş, yine beton ve asfalt yüzeylerin sıcaklığı 54 dereceye, 30 derece sıcaklıkta asfalt yüzeyin sıcaklığı ise 58 dereceye kadar çıkabiliyor. O yüzden bunların ve mercek görevi gören giydirme cam binaların da etkisiyle sıcaklığı 45 dereceye yakın hissediyoruz. Yine uluslararası tıbbi merkezin yaptığı araştırmalara göre 2003 yılında Avrupa’da sıcak hava dalgaları sebebiyle yaklaşık 70 bin kişi hayatını kaybetti. Yapılan çalışmalar şunu gösteriyor ki sıcak hava dalgasının yaşandığı günlerde ölüm oranları yüzde 10 oranında artıyor. Ülkemizde bununla ilgili çok ciddi çalışmalar olmasa da yapılan sadece Avrupa’da değil Amerika’da da yapılan çalışmalarda yüzde 14’lere kadar ölüm vakalarında ciddi artışlar görülüyor. Bu da kalp krizi ve beyin kanaması risklerinin arttığını gösteriyor” dedi. 

“MERCEK GÖREVİ GÖRÜYOR”

Gökdelenleri ‘Rüzgar kapanı’ olarak adlandıran meteoroloji mühendisi Köse, “İstanbul’un hakim rüzgar yönü yüzde 70 poyrazdır. Biz gökdelenleri İstanbul’un hakim rüzgar aldığı alanlara diktik ve aralarında boşluk bırakmadığımız için rüzgar bir taraftan geliyor, diğer taraftan çıkamıyor. Çıkamadığı için o gökdelenlerin arka tarafında kalanlar yaklaşık bunun 50 katı mesafede rüzgarsız kalıyor. Rüzgarsız kalmak ne demek? Hava sirkülasyonu olmaması, hava kirliliğinin artması anlamına geliyor. Gökdelenin diğer tarafında kalanlar ise bu defa türbülans sebebiyle başta kulak rahatsızlıkları olmak üzere çok ciddi sinir harbine neden olan hastalıklara maruz kalmak zorunda kalıyor.” dedi.

Köse “Dolayısıyla biz bir şeyler yaparken, bir şeyleri göz ardı ediyoruz. Mesela gökdelenler, tamam cam giydirme binalar çok şık duruyor. Gece gündüz siz arka taraftakini göremiyorsunuz, işiniz gidiyor. Ancak diğer taraftan baktığınız zaman gelen ışığın bir kısmını gökdelenler geri yansıtıyor. Bu da mercek görevi görüyor. Hatta İngiltere’ de bir vaka var. Aynı yere park eden bir vatandaş belli bir süre sonra bakıyor ki arabası o mercek görevi sebebiyle boyası yanmış ve dava açıyor. Bunun gibi olayları artık gelecekte de sık sık biz görmeye başlayacağız. Öncelikle meteorolojik etki değerlendirme dediğimiz bir hadise var. Bir yörenin şehirleşme yapılırken meteorolojik hadiselere, parametrelere bakılması gerekiyor. O yörenin suyu yetecek mi, insanlara havası yeterli mi, yeterince temiz mi? Ya da biz dere boyunca, mesela Büyükdere Caddesi diyoruz. Derenin haberi yok bundan. Her tarafa plazalar dikmişiz. İki damla yağmur düştüğü zaman buralarda sel ve su baskınları yaşanıyor ve sonrasında bütün suçu iklim değişikliğine bağlıyoruz” diye konuştu. 

“ŞEHİRLEŞME VE İMAR PLANLAMALARINDA METEOROLOJİ UZMANLARI DİNLENMELİ”

Şehirleşme ve imar planlamalarında meteoroloji uzmanlarının dinlenmesi gerektiğini savunan Ahmet Köse, “Şehirleşmeyi yeniden bizim tasarlamamız gerekiyor. Artık günümüzde sürdürülebilir şehircilik kavramı hat safhada ön plana çıkmış durumda. Çünkü biz gelecek nesillere artık yaşanabilir şehirler bırakabilmemiz için meteoroloji mühendislerinin sözlerine dikkat ederek, imar planlarında onlara yer vererek imar planlarını yeniden revize etmemiz gerekiyor. Çatı eğiminden, binaların yön seçimine kadar mesela biz kuzey-güney cepheler yapıyoruz. Binalara kuzey-güney istikamette yerleştiriyoruz, batı-doğu istikamette yerleştiriyoruz. Bunlar hakikaten o yöresel şartlara uygun mu? Mesela İstanbul da hakim rüzgar yönü poyraz olduğu için güneşi maksimum alacak şekilde şehirleri planlamamız gerekiyor. Binaları planlamamız gerekiyor. Zira mimar arsaya bakıyor. Şehre en fazla kaç metrekare alan çıkıyorsa ona göre binayı tasarlıyor ki şu an iyi günlerimiz” ifadelerini kullandı. 

“BU KISIR DÖNGÜ DEVAM ETTİĞİ SÜRECE BİZİM SORUNLARIMIZ KATLANARAK DEVAM EDECEK”

Gökdelenlerin plansız şekilde yapılması durumunda yaşanacakları değerlendiren Köse, “Her geçen gün, iddia ediyorum her sene sel olayları katlanarak devam edecek, çatı uçmaları katlanarak devam edecek ve orman yangınları katlanarak devam edecek. Bunu önlemenin yolu sürdürebilir şehirleşme ve ulaşım. Orta çağdaki ahşap binaların ısı yalıtımı ile mevcut cam giydirme binaların ısı yalıtımı eşdeğer. Dolayısıyla biz bu evleri karşılamak için kışın sürekli buraları ısıtmak yazın ise soğutmak ile uğraşıyoruz. Bu da hava kirliliğine neden oluyor çünkü sürekli sera gazı salmak zorunda kalıyoruz. Bu kısır döngü devam ettiği sürece bizim sorunlarımız katlanarak devam edecek” dedi. 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/meteoroloji-uzmanindan-giydirme-cam-uyarisi-fark-10-derece/feed/ 0
İki çocuğunu boğarak öldürmüştü, başuçlarına bıraktığı not ortaya çıktı https://www.foxhaber.com.tr/iki-cocugunu-bogarak-oldurmustu-basuclarina-biraktigi-not-ortaya-cikti/ https://www.foxhaber.com.tr/iki-cocugunu-bogarak-oldurmustu-basuclarina-biraktigi-not-ortaya-cikti/#respond Sun, 21 Apr 2024 21:48:35 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6407 Körfez ilçesinde yaşayan Merdiye (43)-Murat Rüzgar (45) çiftinin 14 yıllık evliliğinde, Beril Yağmur (13) ve Yunus Emre Rüzgar (10) isimli 2 çocukları oldu.

Zaman zaman sıkıntılar yaşayan çiftin evliliğinde, Murat Rüzgar’ın ev alacağı sırada dolandırılmasının ardından tartışmaların dozu arttı.

Merdiye Rüzgar memleketi Mardin’e gitti, Murat Rüzgar ise Körfez’de kaldı. Çift, bir süre sonra yeniden bir araya geldi ancak tartışmaları devam etti.

‘ÇOCUKLARIMI CENNETE GÖNDERDİM’

İddiaya göre, 23 Mart 2023’te dışarıda olan Murat Rüzgar, evdeki eşini arayıp oğlu Yunus Emre’yi, ramazan nedeniyle tıraşa ve alışverişe götüreceğini söyledi.

Oğlunu alan Rüzgar, olay tarihinde Antalya’da olan annesinin Kocaeli Körfez’de bulunan evine gitti. Kursa giden kızı Beril Yağmur’u da alan Murat Rüzgar, 2 çocuğunu burada boğarak öldürüp ardından ilçede sahile gitti.

Murat Rüzgar, burada da polis ekiplerinin yanına giderek, “Çocuklarımı cennete gönderdim, buraya geldim” dedi. Ekipler eve gitti, adrese sevk edilen sağlık ekipleri de kontrollerinde 2 çocuğun da öldüğünü belirledi.

Vücutlarında herhangi bir yara veya darp izi bulunmayan çocukların boğulduğunu değerlendiren polis ekipleri, Murat Rüzgar’ı gözaltına aldı. Emniyette işlemleri tamamlanan Rüzgar, çıkarıldığı mahkemede tutuklanıp cezaevine gönderildi.

“SİZLER MELEKSİNİZ”

Öte yandan, evde yapılan aramada da çocukların boğulduğu yatağın başında not bulundu. Notta şu ifadeler yer alıyordu:

“Melek evlatlarım benim. Bu dünyada sizden başka kimsem yok. Ben hem annesiz hem de babasız büyüdüm. Sizi asla kimselere mahcup ettirmem. Sizler meleksiniz. Artık sizi bu kötü dünyanın insanlarına emanet etmeyeceğim.

Ben sizin yerinize cehennemi bile göze alırım ama asla sizi almadan yaşamam. Sizlere babasızlığın acı gününü yaşatmam asla. Dolandırıldım, annenizle aramızda maddi olarak hep kavga vardı.

Sizlerden ayrılmak benim için ölüm gibi geliyor. Sizler benim içimde birer melek olarak yaşayacaksınız. Sizi seven babanız. Sizleri çok seviyorum, onun için sizleri Allah’a emanet ediyorum, varsın ben yanayım”

SAVCI, 2 KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET İSTEDİ

Olayla ilgili Cumhuriyet savcısının düzenlediği iddianamede, sanık Murat Rüzgar’ın ‘Çocuğa ve altsoya karşı kasten öldürme’ suçundan 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.

İddianameyi kabul eden Kocaeli 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın ilk duruşmasında anne Merdiye Rüzgar ile tutuklu sanık Murat Rüzgar ile taraf avukatları hazır bulundu.

Taraflar, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile dinlendi. Duruşmada konuşan tutuklu sanık Murat Rüzgar, boşanmak istediğini söyledi.

Mahkeme başkanının ‘Hayatta çocuğun var mı?’ sorusuna Rüzgar, “Yok diyorlar; ilaçlardan dolayı hatırlamıyorum” dedi.

14 yıldır evliliğinde eşiyle hep sorunlar yaşadığını, eşinin kendisine ve annesine sık sık hakaret ettiğini ayrıca ekonomik sıkıntılar yaşadıklarını öne süren sanık Rüzgar, şunları söyledi:

“Almak istediğim bir ev vardı; dolandırıldım. Eşimi, kafasını dinlesin diye memleketine gönderdim. Daha sonra durumumu düzelttim ve ev kiraladım. Geri çağırdım; yine aynı şeyler başladı.

Artık hakaretlerinden, isteklerinden yoruldum. Boşanmak istediğimi söyleyince ‘Sana çocuklarını göstermeyeceğim’ dedi.

Ben boşandıktan sonra hakim kararıyla çocuklarımla iletişim kurabileceğimden dolayı bu sözleri umursamıyordum.

Eşim çocuklarıma ‘Sizin babanız değil’ diyordu; çocuklar da bir süre sonra böyle söylemeye başladılar” dedi.

“ÇOCUKLARIMI ÖLDÜRDÜĞÜMÜ HATIRLAMIYORUM”

Olay gününü de anlatan Murat Rüzgar, şu ifadeleri kullandı:

“O gün çocuklar evde uyurken dışarı çıktım. 2-3 defa eve gittim geldim, uyanmadılar. Sonra ben sahile gitmişim. Sahilde çay ocağının orada oturan 2 polisin yanına oturdum; anlatmaya çalıştım.

Sonrasında hastane ardından da cezaevine geldim. Beni Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne götürdüler. 5,5 ay kadar kaldım sonra cezaevine gönderildim.

Çocuklarım için elimden gelen her şeyi yaptım. Eşimin isteklerine yetişemedim. Cezaevinde huzur buluyorum. Bir kuru ekmek yiyorum ama huzurum yerinde; 14 senedir huzur bulamadım. Çocuklarımı öldürdüğümü hatırlamıyorum”

Mahkeme başkanının notla ilgili sorusunu da cevaplayan sanık, “Bir şeyler yazdığımı hatırlıyorum ama ne yazdığımı hatırlamıyorum” dedi.

“TIRAŞA, ALIŞVERİŞE GÖTÜRDÜ SANIYORDUM”

Mahkemede dinlenen Merdiye Rüzgar ise eşinin kendisine sürekli hakaret ettiğini ve boşanmak istediğini söyleyerek, şöyle konuştu:

“14 yıldır evliyim, bir gün benimle konuşmadı. Olay günü Murat, öğlene kadar uyudu. Öğlen, oğlum Yunus’u okuldan alıp eve getirdim; yemek yedirdim. Ben geldiğimde eşim evde yoktu.

Bana mesaj attı; mesajda ‘Yunus’u alacağım, ramazan için alışverişe götüreceğim’ yazıyordu. Sonra Yunus’u aldı gitti. Ben tıraşa, alışverişe götürdü sanıyordum.

Kızım da 17.30 civarında kurstan çıkacaktı. Kurs saati bitmesine rağmen kızım eve gelmeyince merak ettim ve sanığa mesaj atıp sordum.

O da bana kızımla beraber olduklarını, İzmit’te arkadaşlarının çocuklarıyla oyun oynadığını, oğlum Yunus’un telefonuyla oyun oynadığını, bu sebeple de şarjının bitmek üzere olduğunu söyledi”

“ÇOCUKLARIN FOTOĞRAFINI ÇEKİP ANNESİNE YOLLAMIŞ”

“Defalarca aradım açmadı. Saat 23.00’e kadar açmadı, sonra da polisler benim kapıma geldi; orada öğrendim” diyen Merdiye Rüzgar, “Çocuklarımın fotoğraflarını çekip annesine yollamış. Annesi bana bir şey söylemedi. Annesi söyleseydi belki çocuklarıma yetişecektim; çocuklarımı kurtaracaktım. Annesini aradım, hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi benimle konuştu” dedi.

“GELİNİM ARADI, KENDİMİ KAYNETTİM”

Mahkemede dinlenen Murat Rüzgar’ın annesi Y.B. ise olay günü Antalya’da olduğunu, gece 01.00 sıralarında 1 senedir görüşmediği gelininin kendisini arayarak Murat Rüzgar’ı sorduğunu söyledi.

Telefonu kapatmasının ardından polislerin aradığını belirten Y.B., “Oğlumu bir sahilde dengesiz hareketler yaparken bulduklarını söyledi. Madde kullanıp kullanmadıklarını sordu; ben de kullanmadığını söyledim. Polisler bana ‘Eve girebilir miyiz’ diye sorması üzerine ben de ‘Girebilirsiniz’ dedim. Akabinde gelinim beni arayarak oğlumun torunlarımı boğduğunu söyledi; ben de kendimi kaybettim” ifadelerini kullandı.

Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına ve Adli Tıp Kurumu’ndan gelecek akıl ve ruh sağlığına ilişkin raporun beklenmesine karar verip duruşmayı erteledi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/iki-cocugunu-bogarak-oldurmustu-basuclarina-biraktigi-not-ortaya-cikti/feed/ 0