
Bu nedenle yaşamlarının neredeyse tamamını, kalın perdeler ardında, karanlıkta geçiren çocuklar, güneşe çıkmak zorunda kaldıkları nadir anlarda ise vücutlarını örten özel UV korumalı giysiler, yüz maskesi ve eldivenleri takmak zorunda kalıyor.
Türkiye’de bu rahatsızlıkla mücadele eden 100 hasta içerisinde yer alan Ali ve Halenur kardeşler de kendilerini bildi bileli güneşe hasret hayat sürüyor. Ankara’da camları UV koruyucu filmlerle kaplı, kalın perdelerle örtülü evlerinde yaşayan iki kardeş, ancak güneş battığında sosyal hayata karışabildiklerini anlattı.

“İLKOKUL, ORTAOKUL VE LİSEYİ EVDE EĞİTİMLE OKUDUM”
Tedavisi henüz olmayan hastalığıyla tanı aldığı 4 yaşından beri mücadele eden 24 yaşındaki Ali Şahin, gün ışığından korunmak için sabah namazından akşam ezanına kadar evde kalmak zorunda olduklarını dile getirdi.
Eğitim hayatının kolay olmadığını ama pes etmediğini vurgulayan Şahin, “İlkokul, ortaokul ve liseyi evde eğitimle okudum, bu şekilde bitirdim. Evimize öğretmenler geldi hep. İlkokulda tek hocam geliyordu ama ortaokul ve lisede her branştan öğretmen evimize gelemedi. O yüzden eğitimim çok yarım kaldı, kendim çalışarak sınavlara hazırlandım” dedi.

Üniversite sınavına da kalın perde takılan küçük pencereli bir odada, hocaların ve kameraların gözetiminde tek başına katıldığını anlatan Şahin, “Kastamonu Üniversit’esini kazandım, ikinci öğretim olarak okudum. Yurtta tek kişilik bir odada kaldım. O dönem hocalarım bana çok yardımcı oldu, arkadaşlarım sabah sınavlara girerken ben akşam giriyordum, staja akşamları gidiyordum. Bu şekilde üniversiteyi de bitirdim” diye konuştu.
Üniversitenin Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik bölümünden 2021’de mezun olduğunu, hastalığından dolayı özel sektör veya kamuda çalışamadığını belirten Şahin, evde internet üzerinden parça başı işler yaparak harçlığını çıkardığını ama akşamları çalışabileceği bir iş aradığını söyledi.
Şahin, “Hastalığımızın ne yazık ki bir iş tanımı yok. Bu nedenle özel sektörde ciddi hayati riske karşın gündüz vakitleri çalıştırılan XP hastaları bulunuyor. Devletimizden XP hastalarına yönelik bir iş tanımı yapılmasını istiyoruz” ifadesini kullandı.

“KIZGIN DEMİRİ GÖZÜME KOYMUŞLAR GİBİ CANIM YANIYOR”
Ali Şahin, hastalığının yarattığı zorluğu, “Ben sadece akşamları dışarı çıkabiliyorum. Gün ışığında hiçbir şekilde gözümü açamıyorum, canım çok acıyor. Sanki kızgın bir demiri gözümün üzerine koymuşlar gibi canım yanıyor” sözleriyle dile getirdi.
Evlerinin pencerelerinde güneş ışınlarını yüzde 90 engelleyen UV filmlerin yanında karartma perdelerin de takılı olduğunu anlatan Şahin, şöyle devam etti: “Gündüz sadece hastaneye gitmemiz gerektiğinde evden çıkıyoruz. Bu durumda UV korumalı maskeler, kıyafetler giyiyoruz. Güneş gözlükleri takıp, çok yüksek korumalı güneş kremleri sürüyoruz. Arabamızda da UV cam filmleri ve karartma perdeler var. Bu şekilde hastaneye gidebiliyoruz.”

Arkadaş çevresiyle genelde akşamları görüştüğünü, güneş battığında tekvando kursuna gittiğini de aktaran Şahin, “Bir gün hastalığımıza yönelik bir tedavi bulunacağına yürekten inanıyorum. Bu hastalıkla ilgili araştırmalar yapılması bizler için büyük önem taşıyor” diye konuştu.
“GÜNDÜZ HEP EVDE OTURUYORUZ”
YKS’ye evde hazırlanan 21 yaşındaki Halenur Şahin de yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: “Abime 4 yaşında tanı konulduğu ve bundan ötürü hastalığı benim de taşıdığım anlaşıldığı için ailem beni doğduğum günden itibaren güneş ışığından korudu. Kendimi bildim bileli gün ışığından uzaktayım. Gündüzleri hep evde oluyoruz, dışarı akşam beraber çıkıyoruz. Haziran ayında YKS’ye gireceğim. Sınava kendi başıma evde hazırlanıyorum, biraz zor oluyor ama bu şekilde ilerlemeye çalışıyorum.”

Ağabeyi gibi okula gitmeden, evde eğitimle ilkokul, ortaokul ve liseyi bitirdiğini, YKS’ye de camı olmayan bir odada, özel şartlarda gireceğini dile getiren Şahin, hastalığına yönelik bir tedavinin bulunacağına inandığını vurguladı.
]]>İzmir’in Türkiye’deki en önemli deniz avcılığının yapılan bölgelerden biri olduğunu belirten Şahin, “Ege Denizi birçok balık türünün avlandığı, yıllık 5 bin ton civarında avcılık yapılan bir bölge. İzmir, avcılık ekipmanlarıyla ilgili de güçlü bir il. 1700 civarında geleneksel avcılık yapan küçük teknemiz var. Yaklaşık 28 trol, 55 gırgır teknesiyle bu bölgede avcılık faaliyetleri devam ediyor” dedi.
‘YASAK BÜYÜK TEKNELERİ KAPSIYOR’
Ege Denizi’nde av yasağının 15 Nisan-31 Ağustos tarihleri arasında yaklaşık 4,5 aylık süreyi kapsadığını ifade eden Şahin, “Bu dönemde profesyonel anlamda yapılan avcılık faaliyetlerini durduruyoruz. Geleneksel kıyı balıkçılığı kısmında yasal sınırlara uymak kaydıyla avcılığa devam edilebiliyor. Yasak, büyük tekneleri kapsıyor. Özellikle kıyı avcılığı dediğimiz küçük teknelerimizde amatör avcılar için herhangi bir problem yok. Yasak dönemi içinde gırgır ve troller ava çıkamıyor” diye konuştu.
‘REİS BEY TÜRKİYE’DEKİ KONTROL TEKNELERİNİN EN ÖNEMLİLERİNDEN’
Yasa dışı avcılıkla mücadelenin sadece İzmir’de değil tüm Türkiye’de aralıksız devam ettiğini söyleyen Şahin, “İzmir’deki su ürünleri kontrol teknemiz ‘Reis Bey’ Türkiye’deki kontrol teknelerinin en önemlilerinden. Sadece kendi teknemizle değil beraberinde Deniz Polisi, Sahil Güvenlik ve diğer unsurların desteğiyle 24 saat denetim faaliyetlerimize devam ediyoruz. Reis Bey dışında bir teknemiz daha var. Vardiyalı şekilde kontrollerimizi yapıyoruz” dedi.
‘SÜRDÜRÜLEBİLİR BALIKÇILIK İÇİN YASAK DÖNEMLERE UYULMALI’
Cezaların yapılan faaliyetin durumuna göre değiştiğini dile getiren Şahin, yasağın ihlali durumunda 8 bin TL’den 200 bin TL’ye varan idari para cezalarının uygulandığını belirtti. Sürdürülebilir balıkçılığın yapılması için yasak dönemlere uyulması gerektiğini aktaran Şahin, “Avcılık, yasak dönemler içinde izin verilen av aletleriyle yapılırsa bir sonraki nesle, çocuklarımıza ve torunlarımıza bizim gördüğümüz balıkları görme şansı tanınacak. Eğer hoyrat bir avcılık yapılırsa çocuklarımız bile balık türlerini zor görür. Bakanlık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü Türkiye’nin dört bir tarafında gerekli denetimleri yapıyor. Mümkün olduğu kadar denetim sıklığımızı artırarak ve beraberinde rehberlik hizmeti yaparak faaliyetlerimize devam edeceğiz” diye konuştu.
‘YASAK DÖNEMİNDE ALAN OLMAZSA, TUTAN DA OLMAYACAK’
Yasaklı dönemlerde satış yapan noktalarda kıyı balıkçılığı çerçevesinde gelen ürünlerin satışında herhangi bir problem olmadığını dile getiren Şahin, şunları söyledi:
“Satış noktasında eğer doğru kontrolü yapabilirsek, avcılık kısmında da gayri yasal şekilde yapılacak avcılığın önüne geçmiş oluyoruz. Bizim için tutan da satan da paydaşlarımız. Yasak döneminde alan olmazsa, tutan da olmayacak. Tüketiciler hangi sezonda hangi balığın yenileceğini, hangi balığın yasaklı dönemde olduğunu sitemiz üzerinden görebiliyorlar. Tüketiciler bu konuda bilgi sahibi olurlarsa, yasaklı balığın satılmaması gerektiğini öğrenecekler. Onlar da bireysel tepkileri göstererek bir sonraki nesle balıkların aktarılmasına katkı sağlayacaklar.”
]]>“EN ÖNEMLİ YAPTIĞIMIZ HİZMET DE KAYNAŞLI’DAKİ ALKOLLÜ MEKANLARI KAPATMAMIZ”
Devir-teslim töreni öncesi konuşan Kaynaşlı eski Belediye Başkanı Birol Şahin, ilçedeki alkollü mekanları kapattıklarını ve yenilerine de ruhsat vermediklerini ifade ederek, “Kaynaşlı gerçekten önemli noktaya geldi. En önemli yaptığımız hizmet de Kaynaşlı’daki alkollü mekanları kapatmamız. Meyhaneleri kapatıyoruz. Yeni açılanlara da ruhsat vermiyoruz. Kaynaşlı o anlamda çok güzel bir aşamaya geldi. Bundan sonraki aşamada da başkandan beklentimiz, Kaynaşlı geçmişte çok kötü anılıyordu. Meyhaneler, kumarhaneler vardı. Bu da Kaynaşlı’ya çok büyük leke sürüyordu” dedi.
FİLENİN SULTANLARIYLA İLGİLİ PAYLAŞIMI NEDENİYLE MHP’DEN İHRAÇ EDİLMİŞTİ
2019 yılında A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın Almanya’yı yenerek Japonya’nın başkenti Tokyo’da olimpiyatlara katılma hakkı elde etmesinin ardından sosyal medya hesabından, “Allahu Teala’nın ‘örtünün vücut hatlarınız belli olmasın’ emrine karşı çıkarak, açılıp saçılacaksın, kendini teşhir edeceksin sonra da ‘Tokyo’ya gidiyoruz’ diye sevineceksin. Dünya şampiyonu olsan ne yazar. Müslüman kadın adap ve haya sahibidir. Yaptığı her işte Allah rızası gözetir. Dinimize göre kadınlar kendi aralarında spor yapabilirler, erkekler huzurunda açık saçık olarak değil” paylaşımında bulunduktan sonra MHP’den ihraç edilen Şahin o dönem yaşananlardan bahsetti.
“BAHÇELİ’YE YAPMIŞ OLDUKLARI BASKIDAN DOLAYI BÖYLE BİR KARAR ALINMIŞTIR”
Şahin, MHP’den ihraç edildiği dönemle ilgili “2019 yılında, Milliyetçi Hareket Partisi, bizi bir ayet paylaştık diye ihraç etmişti. 47 ay bağımsız kaldım ben. Kongreye gitmiştim. Kongreden beni dışarıya çıkardılar. Kaynaşlı’nın yüzünü kızartacak, Kaynaşlı’yı sıkıntıya sokacak, mahcup edecek hiçbir şeyin altına imza atmadık. Bir paylaşımla gündeme gelmiştik ulusal basında. İslam düşmanları, Allah düşmanları bizi paylaşımımızdan dolayı hakaret yağdıranlar oldu. Ancak tebrik edenler de oldu. Yani bir tesettür ayetinin paylaşımından dolayı, İslam düşmanlarının, Kur’an düşmanlarının MHP genel merkezine, Bahçeli’ye yapmış oldukları baskıdan dolayı böyle bir karar alınmıştır” ifadelerini kullandı.
MASADAKİ ÇİÇEĞİ FIRLATTI, ÜSTÜNE YÜRÜYÜP KÜFÜR VE HAKARET ETTİ
Söz konusu ifadelerin ardından MHP Bolu Milletvekili İsmail Akgül, araya girerek, MHP Lideri Devlet Bahçeli ile ilgili sözleri sebebiyle Şahin’e müdahale etti. Akgül, ifadeleri doğru bulmadığını söyledi. Bu sırada Birol Şahin bağırmaya başlayıp, “Sen kimsin?” diyerek MHP Milletvekili Akgül’e küfür ve hakaret etti. Şahin, daha sonra ayağa kalkıp masada bulunan çiçeği İsmail Akgül’e fırlatarak küfür ve hakaretlerine devam edip üzerine yürüdü. O anlar kameralara yansırken, olay, odadakilerin araya girmesiyle daha fazla büyümeden engellendi.
“CAHİLİYE DÖNEMİNİ KAPATARAK HİZMET DÖNEMİNİ BAŞLATTIK”
Devir-teslimin tamamlanmasıyla birlikte MHP’li Başkan Efdal Altundal göreve başlarken, MHP Milletvekili İsmail Akgül ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Belediyemizi teslim aldık. Kaynaşlı ilçemizde cahiliye dönemini kapatarak, hizmet dönemini başlattık. Biz Müslümanlığı ve adaletli olmayı size öğreteceğiz” ifadelerini kullandı.
]]>Türkçeyi 8 yaşında öğrenen ve o güne kadar Arapça konuşan Şahin, ilkokul öğretmeninin “Günün birinde sen şarkıcı olursun” dediğini belirterek, “İlkokul mezunuyum. Köyde çok fakir bir aileydik. Ben, ‘Şarkıcı olmak için gideceğim’ dedim. ‘Nasıl olur?’ dediler. Annemin, babamın ağlamasını hiç unutmam. 16 yaşımda ayrıldım. Adana, Antakya, Ankara bir ay 15’er gün çalıştım. Buralarda şarkıcı olunmazdı. Öğrendim ki İstanbul’da olunur. Daha 17 yaşına girmeden İstanbul’a geldim” diye konuştu.
O yıllarda Beyoğlu’nda bir otelde çalışmaya başladığını söyleyen Şahin, “Ütü öğrendim, temizlik yaptım. Otelin en üst katında bir oda var, halıları koyuyordum. Halıyla, yorgan öyle yatıyordum, çalışıyordum. O zaman plakçılık Sirkeci’de Doğubank İş Hanı’ndaydı. Daha sonra orada iş buldum” dedi.
“17 YAŞINDA ÜNLENDİM”
Sanatçı, çalıştığı plak şirketinden şarkıcı olmak için yardım istediğini dile getirerek, şöyle devam etti:
“Onlara ‘Ben şarkıcı olmak istiyorum.’ dedim. ‘Gurbette ömrüm geçecek/Bir daracık yerim de yok’ türküsünden bir kuple okudum. Ayağa kalktılar, ‘Allah Allah ne kadar güzel bir ses bu. Hemen 45’lik yapın’ dediler. O zaman long play bile yoktu. 45’lik yaptık. Üçüncü 45’likte ünlendim. Neye uğradığımı şaşırdım. Şarkıcı oldum, 17 yaşında ünlendim. Nota bilmem lazımdı. Notayı kitapların yardımıyla kendi kendime öğrendim. Kazandığım paraları da annemlere gönderiyordum. Bildiğim şarkıların notalarını aldım. Onları öğrendim.”
“SEN MEVSİMLER GİBİSİN’İ ALMAN SEVGİLİME YAZDIM”
Müziği çok sevdiğinin altını çizen Şahin, ilk bestesi ‘Sen Mevsimler Gibisin’ ile 4. Altın Kelebek Ödülleri’nde birincilik ödülü aldığını belirterek, “Dünyaya bir daha gelsem, yine müzisyen olurdum. Öncelikle bu bir aşk” değerlendirmesinde bulundu.
Şahin, şarkının söz ve müziğinin kendisine ait olduğunu vurgulayarak, “Şarkıyı Alman sevgilime yazdım. Kumburgaz’da buluştuk, kulübe gittik, geldik. Üçüncü gün baktım yanımda yok. Bir geldim kahvaltı yerine, Almanya’dan sevgilisi gelmiş. Bana, ‘Ne yapayım?’ dedi. Ben de elimde melodika çalıyorum. Kendim öğrenmişim yine dilli kavalla birlikte. Yalancı bir dünyaya benzettim, ‘Yalancı dünya gibi yalancısın sevgilim/Sen mevsimler gibisin, değişirsin sevgilim’ şarkısı böyle çıktı” ifadelerini kullandı.
Sözü ve müziği başka şarkılara benzemeyen, işlenmemiş melodiler üzerine eserler üretmeye çalıştığını kaydeden Şahin, 1970’li yıllarda bir arkadaşının aşk acısından çok etkilenerek “Tanrım” şarkısını yazdığını söyledi.
“ZEKİ MÜREN 50 ŞARKIMI OKUDU”
Selami Şahin, bestekar olarak da her türlü besteye imza attığını söyleyerek, şunları kaydetti:
“Benden kim şarkı istiyorsa onun sesine göre yaptığım besteleri veriyorum ve şarkıyı okurken o sanatçının taklidini yaparak veriyorum. Niye? Eseri daha rahat geçsin diye. İyi bir rejisör oyuncuyu daha iyi oynatır. Benden kim eser istiyorsa onun sesine göre eser veriyorum. Rahmetli Zeki Müren 50 şarkımı okudu. Yıldıray Çınar, Ahmet Sezgin, Şükran Ay, Gönül Akkor, Behiye Aksoy yani Türkiye’de şarkılarımı okumayan kalmadı.”
“Zeki Müren, Taksim’de Maksim Gazinosu’na ‘Selami’ciğim bu akşam gel. Biliyorum çapkınsın, sevgilinle misafirimsin’ dedi. Ben de gittim. Başlamış okumaya. Sahnede, ‘Benim sevgili dostum, hoş geldin şeref verdin eskimeyen dostum’ dedi. O gece ben de ‘Eskimeyen Dostum’ şarkısını yaptım. Ertesi gün aradım, ‘Paşam nasılsınız?’, ‘İyiyim Selami’ciğim, beğendin mi dün geceyi?’ dedi. ‘Çok güzeldi, sizden bir ilham aldım, beste yaptım’ dedim. Hemen gittim. ‘Oku bakalım’ dedi. Ben de onun taklidini yaparak şarkıyı okudum. ‘Benim okumama gerek kalmadı. Aynı benim gibi okuyorsun, helal olsun’ dedi.”
İbrahim Tatlıses’in de 20’nin üzerinde şarkısını okuduğunun altını çizen Şahin, “Onun sesine uygun şarkı verdim. Roman şarkısı ‘Kasımpaşalıyım’ı Güllü ve Kibariye okudu. Ben benden eser isteyen sanatçının sesinin taklidini yaparak, şarkı yazıyorum ki eseri rahat okusun diye” değerlendirmesinde bulundu.
“YAPILMAMIŞI YAPIN, YAZILMAMIŞI YAZIN”
Genç müzisyenlere tavsiyelerde de bulunan sanatçı, “Lütfen yapılmamışı yapın, yazılmamışı yazın. Değişik, sloganlı olsun. Kalıcı şarkılar yapın. 100 şarkı yapacağınıza, bir sıfırı kaldırın, 10 şarkı yapın ama bin şarkıya bedel olsun.” açıklamasını yaptı.
Son projesi “Selami Şahin Saygı Albümü”nde birçok genç müzisyenin yer aldığını söyleyen Şahin, “Kime dediysek ‘hayır’ demedi. Hepsine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Oğlum ve kızım bu işe koşturuyor. 50 şarkıdan fazla yaptık. Yavaş yavaş çıkıyor işte arka arkaya. Okuyan arkadaşlar da kendi sesine göre bir bestemi seçiyor. Haftada bir şarkı yayınlanıyor ve dinlenme oranı çok yüksek. Bu bizi çok mutlu ediyor” dedi.
Selami Şahin, Arapça şarkılar da yazdığını ve Orta Doğu’da çok sevildiğini vurgulayarak, şu bilgileri verdi:
“Gittiğim zaman, Mısır’da, Lübnan’da yolda yürüyemiyorum. Ben onların sevgisi ile varım. Saygıyla eğiliyorum. Tabii hiçbir zaman, kimseyi benden büyük ya da küçük görmem, Allah’a çok şükür. Mısır’a gittiğimiz zaman bir restoranda yemek yiyeceğiz. Bir baktım benim şarkımı Arapça çalıyorlar. Nasıl oldu? Böyle kaldım. ‘Bu senin eserin, Selami Şahin’ dediler. Mısır, annemin memleketi, gidince insan etkileniyor.”
“BENİ SEVENLERE ÇOK ŞEY BORÇLUYUM”
Oğlu Lider Şahin’in de kendisi gibi besteler yaptığına işaret eden sanatçı, “Lider güzel çalışıyor. İyi söz, iyi müzik olmadan imzasını atmıyor ve o esere çalışmıyor. Ben arkadaşıma balık ısmarlamam, balık tutmasını öğretirim. Yani kendisi yazıyor sözleri, müziği de kendisi yapıyor” ifadelerini kullandı.
Sanatçı Şahin, çok sesli müzik dinlediğini, yerli şarkıları pek fazla etkilenmemek adına dinlemediğinin altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şimdi teknoloji çok ilerledi. Adam bir şarkı yapıyor, hafif dile düşüyor, bir sene sonra bir şey daha yapmadığı zaman unutulup gidiyor. Bir yere gelmek kolay. Orada kalmak önemli. En başta gençlerimize sesleniyorum; slogan kelimeleri kullansınlar. Mesela sevgilin, komşun, dostun, arkadaşın, iş ortağın olur, ‘Yeter be seninle başım dertte. Vallahi ne yapacağım bilmiyorum’ dersin. İşte slogan. Ya da ‘Bir sevgilim vardı, onu sevmedim, ayrıldık. Ona alıştım’. Yani ‘Alışmak sevmekten daha zor’. ‘Vallahi benim en iyi dostum içkim, sigaram. Onlar da terk ederdi, olmazsa param’ gibi. Yani sözlerle slogan şart.”
Sanat hayatında 58 yılı geride bırakan Şahin, “Şarkılarımı okumayan kalmadı. Bu kadar çok besteyi tutturdum. Şükürler olsun Allah’a, mutluyum. Beni sevenlere çok şey borçluyum. Allah onları başımızdan eksik etmesin. Selami Şahin varsa onların sevgisiyle var.” diye konuştu.
]]>İL İL İFTAR SAATİ
Yukarıdaki linkten il il iftar ve sahur vakitlerini görebilirsiniz. İller listesinden yaşadığınız ili seçerek, kendi ilinizin iftar saatini kontrol edebilirsiniz.
İSTANBUL İFTAR SAATİ
İstanbul’da Ramazan ayının ilk iftarı 19:24’de açılacak.
ANKARA’DA İFTAR SAATİ
Ankara’da bugün iftar saat 19:08’de açılacak.
İZMİR İFTAR SAATİ
İzmir’de iftar vakti saat 19:31 olarak belirlendi.

RAMAZAN AYINDA BESLENME ÖNERİLERİ
Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Kübra Şahin, “Ramazanda iftar, mutlaka sahur ve 2 küçük ara ile en az toplam 4 öğünü bulacak şekilde bir düzen oluşturulmalı.” değerlendirmesinde bulundu.
Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Kübra Şahin, ramazan ayında sağlıklı beslenme konusunu değerlendirdi.
İftar ve sahur arasında sıvı gereksinimini karşılamak için ortalama 1-1,5 litre su tüketilmesi gerektiğini dile getiren Şahin, “Su içmek bağırsak ve böbreklerin çalışmasını hızlandırıyor.” ifadelerini kullandı.
Oruç tutarken vücudun ihtiyaç duyduğu temel besin öğelerine işaret eden Şahin, “Ramazanda iftar, mutlaka sahur ve 2 küçük ara ile en az toplam 4 öğünü bulacak şekilde bir düzen oluşturulmalı. Bununla beraber her gün 4 temel besin grubu olan, peynir, yumurta, et, tavuk, balık gurubu, süt, yoğurt gurubu, sebze-meyve grubu ve tahıl grubu belirli miktarlarda iftar, sahur ve gece öğünlerinde eşit ve dengeli bir biçimde tüketilmeye çalışılmalıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
1 – 1.5 LİTRE SU TÜKETİLMELİ
Oruç tutarken yeterli miktarda su içme konusuna da değinen Şahin, “Vücudumuzun normal fizyolojik devamlılığı ve metabolizmanın canlılığı için su içmek önemli. Vücudumuzun ihtiyacı olan su, metabolik su, çay, kahve, taze meyve suları, ayran gibi günlük içtiğimiz sıvılar ve yediğimiz yiyeceklerle sağlanır. İftar ve sahur arasında sıvı gereksinimini karşılamak için ortalama 1-1,5 litre su tüketilmeli. Su içmek bağırsak ve böbreklerin çalışmasını hızlandırıyor. Ancak yemek esnasında çok su içmek, sindirim sistemini bozabilir.” şeklinde görüş belirtti.
Şahin, sahurda yenilen hafif bir öğünün gün boyu açlığı ve açlık süresinin çok uzamasını engelleyerek kan şekeri düşüşünü kontrol altına almaya sağlayacağını belirtti.
HIZLI YEMEK KİLO ALDIRIYOR
Sahur yemeklerinin azar azar, iyice çiğneyerek tüketilmesi gerektiğini de anlatan Şahin, şöyle devam etti:
“Bütün gün oluşan açlıktan sonra, kişiler iftarda çok hızlı bir şekilde ve çok miktarda besin tüketiyor. Bu alışkanlık kan şekerinin hızlı yükselmesine neden olur. Beyin, ilk yemek yemeğe başladığı süreden en az 20 dakika sonra tokluk sinyali oluşturuyor. Bu yüzden hızlı yemek yeme tokluk sinyali oluşuncaya kadar daha çok miktarda besin tüketilmesine ve kilo alınmasına neden olacaktır.”
Şahin, iftara, kan şekerini hızla yükseltmeyecek, hafif, az yağlı, posa miktarı fazla besinlerden başlamanın en doğrusu olduğunu kaydetti.
Sahurda yemek yenilip yatıldığından dolayı sindirim ve metabolizmanın yavaş olduğunu ifade eden Kübra Şahin, sözlerini şöyle tamamladı:
“Sahurda aşırı yağlı, tuzlu ve şekerli besinler tüketilmemelidir. Metabolizma hızı yavaş olduğundan vücuda alınan besinlerin yağa dönüşümü daha fazla olacaktır. Sahur yemekleri azar azar, iyice çiğneyerek tüketilmelidir. Ayrıca aşırı yağlı, tuzlu ve şekerli besinler tüketilip ardından yatıldığında reflü ve mide rahatsızlıkları görülebilir. İftar yemeği yavaş yavaş ve küçük porsiyonlar halinde yenmelidir. İftar açılırken ve açıldıktan sonra alınacak olan besinler önemlidir. İftar sonrası özellikle sık sık beslenmek yavaşlayan metabolizmayı hızlandırmak açısından önemlidir.
Metabolizma hızını artırmak için iftarda birden tüm besinleri yemek yerine bölerek ve ara vererek tüketilmelidir. Hafif yemekler tercih edilmelidir. Aksi taktirde sindirim zorlaşacak, midede ağırlık, ekşime, yanma, bulantı, uyku basması, bağırsaklarda kabızlık, şişkinlik, tansiyon yükselmesi ve nörolojik hormonların hızlı salgılanması gibi sağlık problemleri ortaya çıkabilir. Azar azar, iyi çiğneyerek ve sık aralıklarla besin tüketilmeli; çok yağlı, çok tuzlu ve aşırı tatlı besinlerden kaçınılmalıdır.”
]]>Kahraman’ın, evine girerken düştüğünü iddia ederek suçlamaları kabul etmeyen Şahin’i, ‘kasten yaralama’, ‘cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘tehdit’ ve ‘hakaret’ suçlarından toplam 5 yıl 2 ay hapis cezasına çarptıran mahkeme, bütün delillerin toplanmış olması ve karartılabilecek bir delil olmadığı gerekçesiyle sanığın bu suçlardan tahliyesine hükmetti.
TAKİP ETTİ, SALDIRDI İDDİASI
Sibel Kahraman, 2013’te erkek arkadaşı İrfan Şahin ile tanıştı. Uzun süre birliktelikten sonra Kahraman, 2022’de iddiaya göre, kendisine cinsel içerikli mesajlar gönderdiğini öne sürdüğü Şahin’den ayrılmaya karar verdi. Bunun üzerine Şahin, farklı tarihlerde Kahraman’ın evine ya da iş yerine gidip, rahatsız etmeye başladı.
2023 Eylül’de kız arkadaşı ile eğlence merkezine giden Kahraman, saat 04.00 sıralarında kendisini takip eden eski sevgilisinin saldırısına uğradı. Şahin, eski sevgilisini zorla otomobile bindirdi. Kız arkadaşının ise arka koltukta oturmasına izin veren Şahin, otomobiliyle eğlence merkezinden ayrılırken kendisine tepki gösteren Sibel Kahraman’ın yüzüne 9 kez kafa atıp yaraladı.

Kahraman, aracın kırmızı ışıkta durması üzerine kız arkadaşı ile araçtan inip yardım istedi. Şahin, otomobiline tekrar zorla bindirdiği kadına hakaret edip şiddet uygulayıp evinin önüne getirerek “Hadi şimdi git ve şikayet et” diye bırakıp uzaklaştı.
“MASUMUM” DEDİ
Polis merkezine giden Sibel Kahraman, eski sevgilisinden şikayetçi oldu. Sevk edildiği devlet hastanesinde aldığı kafa darbeleriyle yüzünde saptanan kırıkların, Kahraman’ın, hayat fonksiyonlarını hafif derecede etkileyecek nitelikte olduğu belirlendi. Kahraman, olaydan 1 gün sonra polis tarafından yakalanıp gözaltına alındı.
Verdiği ifadesinde kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmeyen Kahraman, “Ben Sibel’e kesinlikle şiddet uygulamadım. O akşam kendisiyle eğlence merkezinde karşılaştık. Gecenin ilerleyen saatlerinde, yanımda oturan Sibel ile arka koltuğa geçen arkadaşını Sibel’in evine bıraktım. Onlar araçtan inip, apartmana girene kadar arkalarından baktım. Bu arada gürültü duydum. Yanına gittiğimde Sibel’in burnunun üst kısmında kanama olduğunu görünce yardım amacıyla burnuna buz tuttum. Sonra da yanlarından ayrıldım. Ben Sibel’e kesinlikle şiddet uygulamadım. Masumum” dedi.
EĞLENCE MERKEZİNDEN ÇIKARMA ANI KAMERADA
Bursa Cumhuriyet Savcılığı tarafından yaklaşık 3 ay süren soruşturma sonrası, İrfan Şahin hakkında, ‘Kasten yaralamak’, ‘Kadına karşı tehdit’, ‘Hakaret, cebir-tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak’ suçlarından toplam 9 yıla kadar hapis cezası istemiyle asliye ceza mahkemesinde dava açılırken, olay anına ilişkin güvenlik kamerası görüntüleri de ortaya çıktı. Şahin’in, Sibel Kahraman’ı eğlence merkezinden zorla çıkardığı anların yer aldığı görüntüler de dava dosyasına girdi.
“BU CÜSSEMLE NASIL 9 KAFA ATABİLİRİM”
Şahin, Bursa 11’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılırken, Sibel Kahraman ve ailesi ile taraf avukatları salonda hazır bulundu. Savunmasında da emniyette verdiği ifadesini tekrar eden ve suçlamaları kabul etmeyen İrfan Şahin, Sibel Kahraman’ın düştüğünü iddia ederek, şöyle konuştu:
– Olaydan 1 gün önce eğlence mekanında Sibel ile karşılaştık. Sibel’in yanında arkadaşları vardı. Sibel yanıma gelerek bana sarıldı. Benim yanımda 2 kadın vardı ve oturmasına müsaade etmedim. Kendisi sorun çıkartmaya başlayınca, konuşmak için kolundan tutup dışarı çıkardım. Yanındaki arkadaşı olaylar büyümesin diye polisi aramış. Olay büyümesin diye hepimiz evlerimize gittik. Olay günü başka bir eğlence mekanında, Sibel ile karşılaştık. Sibel yine masama geldi.
Yine kolundan tutup dışarı çıkmamız gerektiğini söyledim. O anda kavga büyümesin diye, ‘Arabada konuşalım’ dedim. Sibel arabaya bindi, çok alkollüydü. Onu evine bıraktım. O esnada Sibel evine girerken, bir anda alkolün etkisiyle yere düştü ve burnu kanamaya başladı. Hemen eve girip buz tuttum. Sibel’e 9 kafa atmadım 1.90 metre boyunda adamım, bu cüssemle nasıl 9 kafa atabilirim? Suçlamaları kabul etmiyorum.
‘ÇOCUKLARIMI KAÇIRMAKLA TEHDİT ETTİ’
Sibel Kahraman ise ifadesinde kendisine cinsel içerikli mesajlar attığı gerekçesiyle ayrıldığı İrfan Şahin’in, daha önce de çocuklarını kaçırmakla tehdit ettiğini söyledi.
Şahin’den daha önce de şiddet gördüğünü iddia eden Kahraman “İrfan, yalan söylüyor. Her gittiğimiz mekanda zorla beni dışarı çıkarıyor. Olay günü kolumdan beni dışarıya çıkardığı gün güvenlik görevlilerine kaşımı kaldırarak, zor durumdayım deyip yardım istedim. Bana defalarca kafa attı. Aracını yol kenarına çekip kafa attı. Hepsini hatırlıyorum. İrfan Şahin, geçmiş zamanlarda vücudumda defalarca sigara söndürdü. Şikayetim devam ediyor” diye konuştu.
SAVCI TAHLİYESİNİ İSTEDİ
Şahin, davanın karar duruşmasında da yöneltilen suçlamaları kabul etmezken, Cumhuriyet Savcısının verdiği mütalaada, “Tanık anlatımı ve kamera görüntülerinden de anlaşılacağı gibi, sanığın, Sibel Kahraman’ı hürriyetinden yoksun bırakıp hakaret ettiği, doktor raporunda belirtildiği gibi fizik gücünü kullanarak vücudunda basit olmayan kırıklara neden olduğu tespit edilmiştir” denilirken, sanığın, ‘kasten yaralama’, ‘kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma’ ve ‘hakaret’ suçlarından cezalandırılarak adli kontrol şartıyla tahliye istendi.
Kız arkadaşına yönelik suçları daha önce de işlemiş olmasını dikkate aldığı İrfan Şahin’e, ‘kasten yaralama’ suçundan 2 yıl 2 ay, ‘cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçundan 2 yıl, ‘tehdit’ suçundan 9 ay, ‘hakaret’ suçundan da 3 ay olmak üzere toplam 5 yıl 2 ay hapis cezası veren mahkeme hakimi, bütün delillerin toplanmış olması ve karartılabilecek bir delil olmadığı gerekçesiyle sanığın bu suçlardan tahliyesine hükmetti.
]]>Şahin’den sonra ağabeyi Salih Şahin de 1957’den itibaren yıllarca bu mesleği yaparak, emniyet teşkilatından emekli oldu.
İkinci kuşakta Gürsel Şahin de babası Salih ve amcasının izinden giderek çarşı ve mahalle bekçiliğini tercih etti.
Şahin, 1987’de Osmangazi ilçesindeki Çarşı Polis Merkezi’nde göreve başladıktan sonra Keles ilçesine atandı. Gece bekçiliği uygulamasının 1990’ların ortalarında kaldırılmasının ardından aynı ilçede polis merkezinde görevini sürdüren Şahin, 34 yıl hizmet verdiği teşkilattan 2021’de emekliye ayrıldı.
Gürsel Şahin’den sonra oğulları 36 yaşındaki Abdulbaki ve 27 yaşındaki Bahadır da ata mesleğini devam ettirdi.
Abdulbaki Şahin babasının ilk görev yerinde, kardeşi ise Keles’te babasının emekli olduğu polis merkezinde görev yapıyor.
“İnsan kendini koruyamazsa toplumu koruyamaz”
Gürsel Şahin, yıllar önce babasından habersiz bekçilik sınavına girdiğini söyledi.
Daha sonra anlattığında babasının gülümseyerek “Hayırlı olsun” karşılığını verdiğini aktaran Şahin, şöyle konuştu:
“İlk görev yerim olan Çarşı Karakolu’nda başladım. 5 ay görev yaptıktan sonra Keles’e tayinim çıktı. Burada 34 yıl görev yaptıktan sonra 2021 yılında emekli oldum. Üç erkek evladımdan ikisi bekçi oldu. Çocuklarım da ata mesleğini yaptığı için çok mutluyum.
Benim için fevkalade bir durum bu. Hem ben hem de ailem bu duruma aşinayız. Ailelerimizde hanımlarımız da bizi destekliyor, onlar bizi desteklemese bu kadar çalışamazdık. Çünkü sürekli gece çalışıyoruz.
Her akşam sabaha kadar ne olduğu belli değil çünkü gece olumsuzlukların perdesidir. Biz bu görevi seçmekle önce kendimizi koruyoruz. Çünkü insan kendini koruyamazsa toplumu koruyamaz. Toplum da bizi kabul ediyor, bize ‘bekçi amca’, ‘bekçi baba’ diye hitap ediyorlar.”
Şahin, merhum babası ve amcasıyla başlayan mesleği oğullarının sürdürmesinden gurur duyduğunu ifade etti.
Abdülbaki Şahin de özel bir firmada çalışırken yıllar sonra yeniden bekçi alımı yapılacağını öğrenince müracaat edip 2018’de mesleğe başladığını dile getirdi.
Şehrin sokaklarında geceleri halkın güvenliği için çalışmanın kendisine huzur verdiğini kaydeden Şahin, şunları anlattı:
“Babamın ilk görev yerinde bekçiliğe başladım. Kardeşimin de babamın emekli olduğu yerde göreve başlaması güzel bir tevafuk oldu. Bu mesleği bizden sonraki kuşaklara aktarmak, sadece kendi içimizde değil komşularımıza, arkadaşlarımıza da sevdirebilmek için her şeyi yapmaya devam edeceğiz.”
“Soyadınızı ‘bekçi’ olarak değiştirin” diyenler oldu
Şahin, aile büyüklerinin de bekçilik yaptığını duyanların şaşkınlıkla karşıladığını, akıllarına Kemal Sunal filmlerindeki bekçi sahnelerinin geldiğini, “Soyadınızı ‘bekçi’ olarak değiştirin” diyenler olduğunu belirtti.
Bahadır Şahin ise birçok insan gibi meslek seçerken babasını örnek aldığını vurguladı.
Ağabeyi başladıktan sonra mesleğe merakının daha da arttığını anlatan Şahin, “Küçükken babamdan dolayı emniyet teşkilatına hep merakım oldu. Küçüklüğümden beri karakolda babamın yanında çok zaman geçirdim. Allah bana da bu kutsal mesleği nasip etti. Meslek sahibi olmak bir yana, vatana, millete ve bayrağa hizmetimiz de beni ayrıca gururlandırdı ve mutlu etti” ifadesini kullandı.
]]>