Sık sık imaj değiştirmesiyle ve estetikleriyle gündeme gelen Ceylan, şu sıralar sahnede ilginç dansıyla konuşuluyor.
SAHNE DANSINA YORUM YAĞDI
Önceki gün de bir düğünde sahne alan ünlü şarkıcı, yine sahnede coştu.
Davulun sesini duyar duymaz oynamaya başlayan Ceylan’ın sahnedeki ilginç dansı olay oldu.
Ceylan’ın sosyal medyada gündem olan dansına yorum yağdı.
Ünlü isim, bu yaz lüks teknesiyle yaptığı tatille de çok konuşulmuştu.

Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Pop müziğin kraliçesi Ajda Pekkan, Efes Antik Tiyatro’da düzenlenen konserine geç kaldı.
GEÇ KALDI
Normalde geç kalmayı hiç sevmeyen, her şeyi planlı olan ünlü şarkıcı 21.00’deki konserine saat 22.00 olmasına rağmen başlamayınca yuhalama sesleri yükselmeye başladı.
Pekkan, yaşadığı teknik aksilikler nedeniyle konser alanına geç gelebildi. Trafik sıkışıklığı ve sahne hazırlıkları gibi problemler konserin bir saatten fazla gecikmesine neden oldu.
Seyirciler bu durum karşısında sabırsızlanırken, bazı kişiler konser alanını terk etti. Gecikme saati uzadıkça, izleyicilerden gelen tepkiler de büyümeye başladı. Pek çok seyirci sosyal medyada yaşanan aksaklıklarla ilgili yorumlar yaptı.
“BENİM YÜZÜMDEN”
Saatler süren bekleyişin ardından Ajda Pekkan, sonunda sahneye çıkarak hayranlarını selamladı. Pekkan, “Değerli alkışlarınız için çok ama çok ama çok teşekkür ederim. Efendim kusura bakmayın bu akşam neler çektiğimi bir bilseniz. Yemin ediyorum ben hiç böyle tahmin etmedim. Böyle yerlerin tabii ki ön provası yapılamıyor mesafeler açısından. Sizlerin yüzünüzden demeyeceğim ama benim yüzümden sizler de çok beklediniz biliyorum bu yüzden çok özür diliyorum.” ifadelerini kullandı.
NEZAKET DERSİ VERMİŞTİ
Geçtiğimiz ay Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde müzikseverlerle buluşan Ajda Pekkan, protokolde oturan kişiler ayaklanmaya başlayınca çok sinirlenmiş ve nezaket dersi vermişti.

Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yılmaz Güney’in senaryosunu yazdığı, Şerif Gören’in ise yönetmen koltuğunda oturduğu Yol filmi, 1981’de çekildi. Film vizyona girdiğinde büyük beğeni kazandı.
Türk Sineması’nın önemli yapımları arasına kısa sürede girmeyi başardı. Filmde Seyit karakterini canlandıran ve aramızdan ayrılan oyuncu Tarık Akan’ın atı vurma sahnesi var ki; izleyince etkilenmemek elde değil.
Tarık Akan’ın yazdığı Anne Kafamda Bit Var kitabında anlatıyor. Akan,atı vurmak istemediğini söyledi. Önce ata bir iğne yapıldığını, at biraz gittikten sonra düşüp bayılacak ve kendisi atın kafasına tek kurşun sıkacaktı. Senaryo bu şekildedir fakat Tarık Akan buna asla cesaret edememiş.
Gerisini yazdığı kitaptan okuyalım;
“BAŞÇAVUS BİR KURŞUNDAN FAZLA VERMİYORDU”
“Atı vuracağım sahne çekilirken, hayvancığa uyuşturucu iğne yapıldı. At yere yığıldı. Yakın planların hepsi çekildi: Donmuş bir el, ateş edemeyen bir el, ısıtılmaya çalışılan bir el ve atın yakın planları böylece aradan çıktı. Sıra öldürme planının çekimine gelmişti. Kamera uzağa gitti, genel bir plan çekilecekti. Silah elimdeydi ve içinde bir tek kurşun vardı. Başçavuş bir kurşundan fazla vermiyordu. Şerif Gören, “Kamera!” diyecekti ve ben kısa bir süre sonra atın kafasına bir kurşun sıkacaktım. Karların ortasında ben ve yerde yatan atım trajik bir şekilde yerlerimizi almıştık.”


Sayfa: 176
“YAPAYACAĞIM ŞERİF, STOP”
Tarık akan o etkileyici sahneyi şöyle anlatıyor;
Kamera uzakta hazırlanırken at gözlerini açıp bana yalvarır gibi baktı. Kafasını kaldırmak istedi. Sanki bana doğru gelmek istiyormuş gibime gelmişti. Bu arada Şerif Gören, “Kamera!” diye bağırdı.
Bekledi. Burada tabancamı çekmeli ve kurşunu atın kafasına sıkmalıydım. Ama yapamıyordum işte.
“Ateş etsene! Ateş et!” diye bağırdı Şerif.
“Yapamayacağım Şerif, stop!” diye seslendim.

YILMAZ GÜNEY ARAYA GİRİYOR
Tarık Akan atı vuramayınca Yılmaz Güney’in yeğeni araya girip görevi üstleniyor ve sahneler onunla tekrar çekiliyor. Lakin at ölmüyor, başçavuş da başka mermi vermeyince ortalık karışıyor ve Tarık Akan başçavuşun yakasına yapışıyor. Uzun uğraşlar sonucu ikna edilen başçavuşun verdiği mermiyle at öldürülüyor ve sahnenin çekimi bitiyor. Filme dikkatlice bakarsanız atı vuranın sadece eli görünüyor ve yüzü saklanıyor.
Ergül Tosun
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dilan Çıtak ve İbrahim Tatlıses arasında soğuk rüzgarlar esiyor…
Babasıyla daha önce mal paylaşımı nedeniyle tartışan Çıtak geçtiğimiz aylarda arayı düzeltti.
Ancak baba-kızın ilişkisine nazar değdi ve ipler bu defa tamamen koptu. Çıtak, sosyal medyadan soyadını kaldırmak için harekete geçti.
SAHNEDEN GÖNDERME YAPTI
Yaşanan bu gelişmelerin ardından Dilan Çıtak, bir hamle daha yaptı ve Ercan Saatçi’nin sahnesine konuk oldu.
Burada küs olduğu babasının “Aramam” şarkısını seslendiren Çıtak, göndermede bulundu. Dilan Çıtak’ın şarkıyı seslendirmesi ise seyircilerden de büyük alkış aldı.

İBRAHİM TATLISES: “DERDİ İDO”
İbrahim Tatlıses ise geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada, “Benim soyadımı kullanmasın! Dilan Çıtak’ın tek derdi İdo Bey’dir.” demişti.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kocaeli Şehir Tiyatroları’nda sahnelenen ‘Fareler ve İnsanlar’ oyunundaki ‘Dolores’ rolü için yeni bir köpeğin arandığı dönemde provalara katılan ‘Şebo’ rolü aldı ve sezon boyunca sahnelenen tüm oyunlarda ‘Candy’nin köpeği olarak sahneye çıktı.
Tiyatroseverlerin en sevdiği oyunculardan biri haline gelen ‘Şebo’, gelecek sezon da sahnede olacak.

Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Aydın Sigalı, ‘Şebo’nun yaşlı çiftlik çalışanı ‘Candy’nin köpeğini oynadığını aktararak, “Aslında romandaki köpek çok yaşlı ve biraz bakımsız fakat bizim öyle bir olanağımız yok. Oyunun belli bir yerinde yaşlılığından dolayı daha fazla acı çekmesini istemedikleri için ‘Şebo’yu öldürüyorlar. Çok çarpıcı ve çok duygusal bir sahnesi var” diye konuştu.
Birinci perdenin sonlarına doğru ‘Carlson’ın ‘Dolores’i canlandıran ‘Şebo’yu senaryo gereği sahne dışında öldürdüğünü anlatan Sigalı, “Seyirci çok üzülüyor bu duruma. Ciddi tepkiler oluyor. Ağlayanlar olduğunu biliyorum. Bundan dolayı da perde arasında seyirci arasında dolaştırıyoruz. Oyun bitiminde de fuayede seyirciyle buluşuyor ‘Şebo” ifadelerini kullandı.
“OYUNCULARDAN DAHA ÇOK TEBRİK ALIYOR”
Sigalı, Şebo’nun oyunculardan daha fazla ilgi çektiğine işaret ederek, “Oyunculardan daha çok tebrik alıyor. ‘Şebo’yu görmek için bilet alan seyircimiz var. ‘Fareler ve İnsanlar’ı belki üçüncü veya dördüncü defa izliyor. ‘Bu sefer de Şebo’yu izleyeyim’ diye gelen seyircimiz var” dedi.

‘Şebo’nun gelecek sezon da aralarında olacağını dile getiren Sigalı, “Sonra yeni bir maceraya atılıp belki sokakta mağdur olmuş başka bir köpeğimizi, can dostumuzu sahiplendireceğiz. Yani bir an önce yeni bir köpek bulalım, sahneye çıkaralım, seyirci onu sevsin, ondan sonra da sahiplendirelim gibi bir durumumuz var” dedi.
Oyunun 8 yıldır repertuarlarında olduğunu ve kapalı gişe oynadıklarını belirten Sigalı, şöyle devam etti:
“Şebo bu rolde dördüncü oyuncumuz. İlk üç oyuncuyu sahiplendirdik. Her iki sezonda bir Fareler ve İnsanlar oyununda sokaktan, barınaktan bulduğumuz can dostlarımızı insanlarla buluşturup sahiplendiriyoruz. Belki de biraz hayatlarını kurtarıyoruz. Şebo’ya evde bakıyorduk eşimle bu sürede. Onu çok sevdik ve sahiplendik. Şimdi hem tiyatromuzun oyuncularından biri hem de bizim köpeğimiz olarak yaşamına devam ediyor.”
Sigalı, sokağa tek edilmiş çok sayıda canlı olduğuna dikkat çekerek, insanlara sokaktaki muhtaç hayvanları sahiplenme çağrısında bulundu.
Dinçer Yılmaz Sigalı da ‘Şebo’nun boynundaki tasma izinden sokağa yeni terk edildiğini tahmin ettiğini anlatarak, “Dayanamadım, montumun içine soktum ve eve götürdüm. Yıkadım sonra eşime sokakta bir köpek bulduğumu söyledim. O da ‘Getir bir bakayım.’ dedi. Öyle başladı maceramız” ifadelerini kullandı.
“ŞEBO’ SAYESİNDE KÖPEK FOBİMİ YENDİM”
Şebo’nun rol arkadaşı tiyatro oyuncusu Cüneyt Gürbüz de ‘Şebo’nun güzel huylu bir köpek olduğunu, onun sayesinde köpek fobisini de yendiğini dile getirerek, “İnanılmaz, çok keyifli bir partner. Sahnede ne yapacağını çok iyi bilen bir partner. Onunla oynamak benim için büyük bir keyif” dedi.


Bursa Büyükşehir Belediyesi Müzeler Şube Müdürü sanat tarihçisi Goncagül Meriç, “Müren’in 45 yıllık sanat hayatını anlatan, gerek müziğiyle, gerek filmiyle ve birçok eserinin yer aldığı bir sergi oldu. Bir yıldan fazladır planlanan serginin aslında ayrı bir önemi de var. Bu yıl Bursa Kent Müzesinin 20’nci yılı. Sergi, müzenin 20’nci yılına da atfettiğimiz büyük bir işti. Burada Zeki Müren’i aslında hep onun bağdaştırıldığı Bodrum’la değil de Bursa’yla özdeşleştirdik. Burada yazdığı şarkılar, besteler, güfteler, onlara yer verdik. Daha önce hiç görülmemiş fotoğraflarına yer verdik. Koleksiyon çok zengin” diye konuştu.

“BİZ ONUN HİÇ BİLMEDİĞİMİZ YÖNLERİNİ VURGULADIK”
Zeki Müren’in Bursa’nın Tophane semtinde Hisar bölgesinde dünyaya geldiğini anımsatan Meriç, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Burada biriktirdiği birçok anı var. Biz sergide önce sanatçı kişiliğiyle ve bir Bursalı olarak Zeki Müren’i anlattık. Bursa’yla bağını vurguladık, daha sonra onun sanat hayatında nasıl ilerlediğini, ne kademelerden geçtiğini ve aslında bize ne kattığını anlattık. Biliyorsunuz ki Zeki Müren, Türk sanat musikisine iz bırakan bir sanatçı. Aslında biz onun hiç bilmediğimiz yönlerini de vurguladık. Mesela ilk T sahne, podyum sahneyi gerçekleştiren ve sahnesinde kullanılan kişi Zeki Müren çünkü ‘sanatçı toplumla iç içe olmalıdır’ diyor ve böyle bir T sahne yapıyor ve halkla daha iç içe daha yakın bir sahne düzeni alıyor.”

Meriç, Zeki Müren’in aynı zamanda çok iyi bir tasarımcı olduğunu ve Mimar Sinan Üniversitesi’ni birincilikle bitirdiğini hatırlatarak, “İnanılmaz desenleri var. Biz bu sergide onlara da yer verdik. Hatta o desenleri dijitalleştirip bir alan yarattık. Oraya girdiğinizde hem onun çizdiği desenleri göreceksiniz hem de Zeki Müren şarkılarını dinleyebileceksiniz” ifadelerini kullandı.

ZEKİ MÜREN SERGİYE GELENLERİ KENDİ KARŞILAYACAK
Müren’in kariyerindeki 19 filmin 17’sinde başrol oynadığını aktaran Meriç, şunları kaydetti:
“Filmlerden fotoğrafları göreceğiz sergide. Yine sanatçının özel tasarladığı sahne kostümlerini göreceğiz. Onların da ayrı ayrı isimleri ve hikayeleri var. Onlara yer verdik. İnsanlar Zeki Müren’le burada bağ da kurabilecek. Mesela yapay zekayla oluşturduğumuz bir alanımız var. Orada sanatçıyla bir fotoğraf alıp hatıra oluşturabilecekler. Zeki Müren sergiye gelenleri kendi karşılayacak burada. Yine dijitalde yapay zekayla erkek ve kadın ayırt edip ‘Hoş geldiniz hanımefendi, hoş geldiniz beyefendi’ diyerek gelenleri karşılayacak.”

Sergiyi hazırlarken Bursa’ya ciddi bir koleksiyon getirdiklerini dile getiren Meriç, “Burada Türk Eğitim Vakfı ve Mehmetçik Vakfı’nın büyük destekleri var. Biliyorsunuz Zeki Müren sağlığında her iki vakfı da mirasçısı kabul ediyor ve hem eserlerini hem de mal varlığını onlara bırakıyor. Sergiyi yaparken belediyemizle vakıflar arasında bir protokol imzalandı ve protokol çerçevesinde eserleri geçici olarak sergilemek üzere müzeye kazandırdık” diye konuştu.

Meriç, yine hazırlık aşamasında sanatçıya yazılan hayran mektuplarını okuduklarını belirterek, “İnanılmaz bir koleksiyoner. Yurt dışı seyahatlerinden tutun da konuşma öncesi aldığı notlarına kadar hiçbir şeyini atmamış. Her şeyi çok iyi saklamış bir koleksiyoner kendisi ve o hayran mektuplarından da aslında hem ona duyulan sevgiyi görüyoruz hem de onun insanlara karşı olan bakış açısını” ifadelerini kullandı.
]]>Sanat tarihçi ve küratör Fırat Arapoğlu, ‘Sanat Yapıtlarının Çözümlenmesi’ başlıklı söyleşi kapsamında 27 Şubat Salı günü İstanbul Modern’de gençlerle buluşacak.
Akbank Sanat, 27 Şubat’ta 5 farklı çağdaş dans performansına ev sahipliği yapacak. “Harekete Alan Aç” gösterisinde “How Now Becomes Then”, “Way No Way”, “Kim Ki?”, “Sightless” ve “Avuçların İçinde” dans yapıtları sırasıyla genç yetenekler tarafından sahnelenecek.
Stand up dünyasının sevilen ismi Çağla Alkan, tek kişilik gösterisiyle Zorlu PSM touche by N Kolay’da 27 Şubat’ta sahneye çıkacak.
Yaşar Kemal Vakfı, Darüüşafaka Cemiyeti ve Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık tarafından düzenlenen “Gazeteci Yaşar Kemal” başlıklı söyleşi saat 17.00’de Yapı Kredi Kültür Sanat Loca’da gerçekleştirilecek.
KONSERLER
Latin Grammy ödülü sahibi Antonio Serrano, “Flamenco Messengers (Flamenko Habercileri)” projesinin dünya prömiyeri ile 1 Mart’ta İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu’nda sahne alacak.
Latin, pop ve R&B türlerini kendine has üslubuyla yorumlayan, 9 senedir İstanbul’da yaşayan Kübalı şarkıcı Solanch De la Rosa da 28 Şubat’ta Zorlu PSM touche by N Kolay’da dinleyicilerle bir araya gelecek.
Mayıs 2022’de “Bi Cinnete Bakar” isimli ilk albümlerini yayımlayan LALALAR, Eylül 2023’te dinleyici ile buluşan ikinci albümleri “En Kötü İyi Olur”un şarkılarıyla ve özgün eserleriyle 28 Şubat akşamı Zorlu PSM %100 Studio’da müzikseverlerle buluşacak.
Musiki Eğitim Vakfı tarafından Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde 28 Şubat’ta, Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu Şef Yardımcılığını yürüten Hulusi Yücebıyık’ın yönetiminde “Canan Okuyor” konseri gerçekleştirilecek.
Piyanist-besteci Tuluyhan Uğurlu, 2 Mart’ta Sirkeci Garı tarihi bekleme salonunda tematik bir konser verecek. 2 Mart’ta ayrıca Atatürk Kültür Merkezi’nde her cumartesi düzenlenen Kahve Konserlerinde bu hafta tenor Aykut Yılmaz, piyanistler Şenay Yılmaz, Simay Yılmaz ve Feruza Muhiddinova ile birlikte dinleyicilere farklı bir müzik deneyimi sunacak.
İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, mart ayının ilk konserinde 1 Mart’ta AKM’de İspanyol ve Çek kültürünün klasik müzikteki sembolü haline gelmiş iki büyük besteciye yer verecek. İspanya’nın en ünlü bestecilerinden J. Rodrigo’nun “Pastoral” adını taşıyan flüt konçertosunu Bülent Evcil yorumlayacak. Ardından Çek ulusal müziğinin en büyük temsilcisi A. Dvorak’ın memleketinde bir kır evinde bestelediği, “Sekizinci Senfonisi” seslendirilecek.
İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından sahneye konan, G.Rossini’nin ünlü eseri “II Mehmet” (Maometto II) operası, 2,6 ve 27 Mart’ta AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda izleyiciyle buluşmaya devam edecek.
TİYATRO OYUNLARI
İbrahim Çiçek’in yönettiği, Enis Arıkan, Şebnem Bozoklu, Yağız Can Konyalı, Helin Kandemir ve Emine Evirgen’in performanslarıyla “Balina” oyunu 26, 27 Şubat’ta Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi’nde temsil yapacak.
Ayşe Kulin’in sevilen eseri “Veda”, Nedim Saban’ın uyarlaması ve yönetimiyle 1 Mart’ta AKM Tiyatro Salonu’nda tiyatroseverlerle buluşacak. Başrollerde usta tiyatro sanatçısı Nevra Serezli ve Leyla Feray sahnede yer alacak.
AKM Tiyatro Salonu’nda 2 Mart’ta da Ali Poyrazoğlu’nun kaleme aldığı ve Güneş Berberoğlu ile Melih Erener’in de rol aldığı “Tamamla Bizi Ey Aşk” isimli interaktif güldürüde, ilişkiler mizahi bir dille ele alınıyor.
Şehir Tiyatroları’nda da bu hafta 28-29 Şubat’ta “Kuğunun Şarkısı”, “Bir Halk Düşmanı”, “Ay, Carmela!”, “Gidiş Dönüş Moskova (Retro)”, “Yaşamak mı Yoksa Ölmek Mi”, “Sivrisinekler” ve “Maviydi Bisikletim” ve “Savaş Barış” oyunları, 1-2 Mart arasında ise “Savaş Barış”, “Sivrisinekler”, “Yaşamak mı Yoksa Ölmek Mi”, “Maviydi Bisikletim”, “Ay, Carmela!”, “Bir Halk Düşmanı”, “Kuğunun Şarkısı”, “Gidiş Dönüş Moskova (Retro)” ve “Geçit” oyunu sahnelenecek.
İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda (İDT) da 27 Şubat ve 3 Mart arasında “Rumuz Goncagül”, “Babamın Kelimeleriyle”, “Josef Bieder’in Yıldızının Parladığı An”, “Kırmızı Küre” ve “Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye” eserleri beğeniye sunulacak.
]]>Çin’e seyahat eden Amerikalı CEO’lar büyük zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Belki de en korkuncu iş dünyasının liderlerinin sahnede büyük kalabalığa dans edip şarkı söylemesi olabilir.
Trilyon dolarlık Silikon Vadisi çip şirketi Nvidia’nın Tayvan doğumlu Amerikalı genel müdürü Jensen Huang, geçen ay Şanghay’daki yerel çalışanları ziyaret ettiğinde, tezahürat yapan personel onu bir Çin halk dansına katılması için sahneye çağırdı.
#Nvidia’s co-founder and CEO Jensen Huang recently attended the firm’s annual parties in Chinese mainland while wearing the traditional northeastern big flower jacket and performed the #yangko dance, photos posted by the staff on social media showed. Huang's trip didn’t include… pic.twitter.com/3seH4yO94O
— Yicai 第一财经 (@yicaichina) January 22, 2024
Oregon’da büyüyen ve şu anda dünyanın en zengin adamları arasında yer alan 60 yaşındaki Huang, insanın evine ve ebeveynlerine duyduğu özlemi anlatan bir Çin şarkısında ritmik hareketler sergilemeye çalıştı.
Şangay’da Nvidia mühendislerinden biri olan David Chen, “Dans hareketleri biraz sertti ve bacakları ile kolları koordine değildi” diyerek değerlendiriyor patronunun sahne performansını. Ama aynı zamanda Huang’ın tavrını da beğendiğini söylüyor ve artık şirkete daha bağlı hissettiğini belirtiyor.
Çinli patronların ise sahneye çıkmaları son derece yaygın. Bazıları sürüklenir, bazıları ise isteyerek sahneye çıkar. Alibaba Grubu kurucu ortağı Jack Ma, 2019’da emekliliğini ve Alibaba’nın 20. yıldönümünü kutlamak için vatkalı siyah deri bir ceket giydi ve bir stadyumda 60 bin çalışanına şarkı söyledi.

AY YENİ YILI’NDA PARTİLERDEN KAÇIŞ YOK
Çin’i ziyaret eden yöneticiler özellikle Ay Yeni Yılı’na denk gelirlerse ayrıca dikkat etmeliler. Çünkü bu özel zaman için düzenlenen partilerde sahneye çıkmamalarının imkânı yok. Bu noktada bir yöneticinin iyi bir konuşma yapmasındansa şarkı söylemesi ya da dans etmesi daha önemli.
Yıllarca ülkede başkan yardımcısı olarak çalışmış Silikon Vadisi emektarı Hugo Barra da liderlerin kişisel mücadelelerini veya eksikliklerini ABD’ye kıyasla daha az tartıştığı Çin’de dans etmek ve şarkı söylemek, yöneticilerin bağ kurulabilir görünmeleri için en kabul edilebilir yöntemler olduğunu söylüyor.
Oradayken sıklıkla diğer üst düzey Xiaomi liderleriyle birlikte dans eden ve şarkı söyleyen Barra, “Çin’de CEO’ların aptal olmasına izin veriliyor” diyor. Barra, performanslarının tamamının halka açık olmaması ve videolarının sosyal medyada olmamasından ise son derece memnun.
ELON MUSK DA SAHNEDE
Tesla CEO’su Elon Musk da Çin’in bu geleneğinden kaçamadı. 2020’nin başlarında Çin’de sahnedeyken, Tesla’nın Şangay fabrikasında üretilen Model 3’lerin ilk teslimatını kutlarken dansa başladı.

Musk ceketini çıkardı ve coşkulu Çinli kalabalığın önünde önce ceketini fırlattı ardından da dans etmeye başladı. Yaptığı dansın 18 saniyelik bir klibini de tweetledi.
Bir Tesla yöneticisi, Musk’ın performansını şöyle anlatıyor: “İlk kez kulüplere giden bir genç gibi dans ediyordu.”
ÇİNLİ MESLEKTAŞLARINDAN ÖĞRENECEKLERİ ÇOK ŞEY VAR
İş danışmanlığı firması iMpact’ı kuran ve Çinli ve Batılı şirketlerin birbirlerinin geleneklerini anlamalarına yardımcı olan Chris Pereira, kurumsal yaşamın hiyerarşik ve kontrollü olma eğiliminde olduğunu söylüyor: “Şirket partileri, liderlerin yakınlık kurmaları ve minnettarlıklarını göstermeleri için iyi bir fırsat.”
İşletme danışmanı Pereira, Çin’e ilk kez gelen ziyaretçilerin ülke hakkında sahip olduğu en büyük yanılgılardan birinin, orada eğlenilemeyeceği olduğunu söylüyor: “Dans etmek ve şarkı söylemek artık Batılı CEO’lar arasında yaygın olmayabilir. Ama belki de bu aslında Çinli meslektaşlarından öğrenebilecekleri bir şeydir.”
]]>Hafta boyunca “Bir Halk Düşmanı” Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, “Yaftalı Tabut” Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, “Kuğunun Şarkısı” Ümraniye Sahnesi’nde temsil yapacak.
Ayrıca “Ben Medea Değilim” Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, “Komik Para” Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde, “Sivrisinekler” ve “İfigenya” Müze Gazhane’de izleyici karşısına çıkacak.
Hafta sonunda ise çocuk oyunları “Benim Küçük Yıldızım”, “Çöpsüz Dünya”, “Herkes Sihirbaz Olacak”, “Bir Gece Masalı” ve “Fındıkkıran” Şehir Tiyatrolarının sahnelerinde boy gösterecek.
İstanbul Devlet Tiyatrosunda (İDT) bu hafta 30 Ocak-3 Şubat tarihleri arasında farklı oyunlar seyircilerin beğenisine sunulacak. Mecidiyeköy Büyük Sahne’de “Profesyonel”, Mecidiyeköy Stüdyo Sahne’de “Bir Picasso”, Üsküdar Stüdyo Sahne’de “Yalnızlık İntiharı” oyunları sahnelenecek.
Üsküdar Tekel Sahnesi’nde “Parmak” 1 Şubat itibarıyla “Sonbahara Son Güller”, Garibaldi Sahnesi’nde ise “Tamamen Doluyuz” oyunları yer alacak.
Çocuk oyunları “Güneşle Buluşmak İsteyen Kardan Adam” AKM Tiyatro salonunda, “Kırmızı Küre” de Mecidiyeköy Büyük Sahne’de 4 Şubat’ta minik izleyicilerle buluşacak.
SAHNE SANATLARI VE KONSERLER
Maximum Uniq Hall’de tiyatroseverlerle buluşacak oyunlardan “Hücreler” 29 Ocak, “Aydınlıkevler” 31 Ocak-1 Şubat, “Richard” 2 Şubat, “Küheylan” 3 Şubat ve “Güldüy Güldüy Show Çocuk” ise 4 Şubatta sahnelenecek.
Fransa’daki 1830 ve 1848 devrimleri arasındaki dönemde siyasal ve toplumsal yaşamı konu alan 3 perdelik “La Bohème” Operası 31 Ocak’ta, Wolfgang Amadeus Mozart tarafından bestelenen “Don Giovanni” Operası 29 Ocak’ta AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda izleyiciyle buluşacak.
Jazz ile Mugam’ın birlikteliğini müziğine taşıyan Azerbaycanlı sanatçı Alafsar Rahimov, Piyano’da Kaan Bıyıkoğlu, Bass Gitar’da Enver Muhamedi, Davul’da Burak Durman ve Elektro Gitarda Tümer Uluçınar eşliğinde 2 Şubat’ta CRR’de müzikseverlerle buluşacak. Sanatçı konserinde, Doğu ve Batı ezgilerini bir araya getirerek geleneksel müziği ve aynı zamanda kendi bestelerini deneysel bir yaklaşımla harmanlayacak.
Brooklyn, New York’taki tarihi Kings Theatre’da biletleri tükenen dünya prömiyerinin ardından Birleşik Kralık turnesine çıkan “Spider-Man: Into the Spider-Verse Live in Concert”, 3-4 Şubat tarihlerinde BKM iş birliğiyle Zorlu PSM’de izlenebilecek.
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi Öğrenme Programları Yarıyıl Tatili Atölyeleri kapsamında farklı yaşlardaki çocuklar ve öğretmenler için düzenlenen yüz yüze sergi turu ve atölyeler 4 Şubat’a kadar sürecek.
Zeytinburnu Kültür Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen Karne Festivali’nde 30 Ocak-4 Şubat arasında çocuklar için eğlence, sahne şovu, tiyatro ve sinema gösterimleri yapılacak.
En iyi üç fotoğraf karesinin Esenler Belediyesi tarafından ödüllendirileceği “Esenler’in Dönüşümü” yarışmasının başvuruları 31 Ocak’ta sona erecek.
DEVAM EDEN BAZI SERGİLER
İstanbul Klasik Sanatlar Merkezi tarafından düzenlenen, “Klasik Sanatlar” karma sergisi, Altunizade Kültür ve Sanat Merkezi’nde görülebiliyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Konya Büyükşehir Belediyesinin katkılarıyla hazırlanan “750. Vuslat Yılında Hz. Mevlana” sergisi de Sultanahmet’teki Türk İslam Eserleri Müzesi’nde (TİEM) meraklılarını ağırlamaya devam ediyor.
Milli İstihbarat Teşkilatının 97. kuruluş yılına ithafen hazırlanan “Temas İstanbul” sergisi AKM Galeri’de, Ömer Koç Koleksiyonu’ndan seçilen eserlerle oluşturulan “Farz Et Ki Sen Yoksun” adlı sergi Arter’de ziyaret edilebilir.
Üsküdar Belediyesince organize edilen “Osmanlı Filistin’ine Üç Boyutlu Yolculuk” sergisi Nevmekan Sahil Galeri’de, Kudüs’ün kültürel mirasını fotoğraf karelerine taşıyan ve 58 eserden oluşan “Osmanlı Döneminde Kudüs” sergisi de Dr. Kadir Topbaş Kültür Sanat Merkezi’nde izlenebilir.
Neyzen, besteci ve yapımcı Mercan Dede’nin 30 yıllık görsel sanat çalışmalarının bir seçkisinden oluşan “Sen Potansiyellerle Doğdun” sergisi Beyoğlu’ndaki Casa Botter Binası’nda, “Meşgul Şehir: İşgal İstanbul’unda Siyaset ve Gündelik Hayat, 1918-1923” sergisi ise İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Galerisi’nde sanatseverleri bekliyor.
]]>Program kapsamında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Kral Oidipus” 22-23 Ocak’ta, “İfiggenya” 24-27 Ocak’ta sahnelenecek.
Hafta boyunca “Godot Geldi” Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, “Geçit” Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, “Öldün Duydun mu?” Ümraniye Sahnesi’nde temsil yapacak.
Franco rejimi tarafından rehin alınan iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino’nun yaşadıklarını ela alan “Ay, Carmela” Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, “Yaftalı Tabut” Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde, “Cadı Kazanı” ve “Çingene Boksör” Kadıköy Gazhane Müze Büyük Sahne’de tiyatroseverlerin karşısına çıkacak.
Beylikdüzü Yakuplu Rasim Öztekin Sahnesi’nde ise 27 Ocak’ta “Uçurtmanın Kuyruğu” oyunu sahneye koyulacak.
Hafta sonunda ise çocuk oyunları “Fındıkkıran”, “Herkes Sihirbaz Olacak”, “Elma Kurdu Kırtık”, “Bir Gece Masalı”, “Çöpsüz Dünya” ile “Bekçi ile Postacı” Şehir Tiyatrolarının sahnelerinde boy gösterecek.
İstanbul Devlet Tiyatrosunda (İDT) bu hafta (21-28 Ocak) 6 farklı oyun seyircilerin beğenisine sunulacak.
Meciyeköy Büyük Sahne’de “Düdüklüde Kıymalı Bamya”, “Ayak Bacak Fabrikası”, Mecidiyeköy Stüdyo Sahne’de “Tek Başıma”, Üsküdar Tekel Sahnesi’nde “Parmak”, Üsküdar Stüdyo Sahne’de “Çarpışma”, Garibaldi Sahnesi’nde “Çağrılmadan Gelen” oyunları sahnelenecek.
Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülüne layık görülen Fransa yapımı dram filmi “Anatomie d’une chute (Bir Düşüşün Anatomisi)” 22, 24, 26, 28 Ocak’ta AKM Yeşilçam Sineması’nda izleyiciye ulaşacak.
SAHNE SANATLARI VE KONSERLER
Oyuncu Engin Günaydın’ın yazıp yönettiği “Hücreler” isimli tiyatro oyunu 21, 28 ve 29 Ocak’ta Maximum Uniq Hall’de tiyatroseverlerle buluşacak.
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ölümsüz eseri “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”, Serkan Keskin’in onlarca surete büründüğü, sinema ve tiyatronun iç içe geçtiği çağdaş bir uyarlama olarak 23 Ocak’ta Atatürk Kültür Merkezi’nde.
Zuhal Olcay, Haluk Bilginer, Özlem Zeynep Dinsel, Yiğit Özşener, Gözde Kırgız ve Kıvanç Kılınç’ı sahnede buluşturan Eugène Ionesco’nun eseri “Kel Diva”, 22 Ocak’ta Oyun Atölyesi, 23 ve 24 Ocak’ta da Maximum Uniq’te.
Modern teknoloji ve Kenan Ece’nin Türkçe seslendirmesi ile 360 derece deneyime dönüşen “Küçük Prens: Bir Dostluk Hikayesi”, Dubai, Bükreş ve Antalya’nın ardından izleyiciyle buluştuğu Fişekhane ve Maximum Uniq Box’ta sömestir tatili boyunca sürecek. Saint Exupéry’nin kitabının modern bir adaptasyonu olan gösteri 45 dakika boyunca geleneksel tiyatro, animasyon ve dijital sanatı harmanlıyor.
Besteci Giacomo Puccini’nin başyapıtlarından biri olarak kabul edilen “La Boheme” Operası, 25 Ocak’ta Atatürk Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluşacak. İtalyanca seslendirilecek eseri, Evin Atik sahneye koyuyor. İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası’nı ise İbrahim Yazıcı yönetiyor.
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde düzenlenen 25 Ocak’ta “Yazar-Editör Sohbetleri”nin konuğu yazar Murathan Mungan ile editör Müge Gürsoy Sökmen olurken, “Bir Arada” konserleri kapsamında ise 26 Ocak’ta Deniz Taşar ve Seda Erciyes sahne alacak.
SERGİLER
Milli İstihbarat Teşkilatının 97. kuruluş yılına ithafen hazırlanan “Temas İstanbul” sergisi AKM Galeri’de, Ömer Koç Koleksiyonu’ndan seçilen eserlerle oluşturulan “Farz Et Ki Sen Yoksun” adlı sergi Arter’de ziyaret edilebilir.
Neyzen, besteci ve yapımcı Mercan Dede’nin 30 yıllık görsel sanat çalışmalarının bir seçkisinden oluşan “Sen Potansiyellerle Doğdun” sergisi Beyoğlu’ndaki Casa Botter Binası’nda, “Meşgul Şehir: İşgal İstanbul’unda Siyaset ve Gündelik Hayat, 1918-1923” sergisi ise İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Galerisi’nde sanatseverleri bekliyor.
]]>