Bakanlığın açıklamasında “İsrail derhal ateşkes ilan edene kadar kısıtlamalar yürürlükte kalacaktır” denildi ancak gıda ürünleri kapsam dışı tutuldu.
Türk firmaları, İsrail’e; deniz ürünleri, bisküvi, kuruyemiş, maden suyu, çikolata, peynir, makarna, meyve, konserve sebze, süt, krema, domates salçası satmaya devam edecek.
Ticaret Bakanlığı’nın sitesinde yer alan “İsrail Potansiyel Tarım ve Gıda Ürünleri Matrisi 2023” adlı belgeye göre Türkiye, 2022 yılında İsrail’e, İtalya’dan sonra en çok makarna satan ikinci ülke oldu.
Türkiye, İsrail’in makarna ithalatında yüzde 17.3, konserve sebze ithalatında yüzde 15.9, meyve ithalatında yüzde 14.8, bisküvi ithalatında yüzde 10 orana sahip.

FİLİSTİNLİLER KITLIK YAŞIYOR
İsrail’in Gazze Şeridi’nde 7 Ekim 2023’te başlayan yıkıcı saldırıları, Filistinlilerin kıtlığa sürüklenmesi ve her geçen gün artan insani krizlerin gölgesinde altı ayı geride bıraktı.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) ramazan ayı boyunca Gazze Şeridi’nde derhal ateşkes çağrısında bulunan kararına rağmen Gazze’yi moloz yığınına çeviren ve bölge sakinlerini güneye göç etmeye zorlayan İsrail’in saldırıları, başladığı günden bu yana aralıksız devam etti.
İsrail’in Gazze Şeridi’ne 6 aydır düzenlediği saldırılarda en az 14 bin 500’ü çocuk, 9 bin 560’ı kadın olmak üzere 33 bin 207 Filistinli öldürüldü, 75 bin 933 kişi yaralandı.
Gazze Şeridi’nde hayatını kaybedenler arasında 484 sağlık personeli, 65 sivil savunma personeli, 140 gazeteci ve en 30’u görevi başındayken 224 yardım görevlisi bulunuyor.
Ayrıca, Gazze Şeridi genelinde İsrail ordusunun hava saldırıları sonucu başta enkaz altında kalanlar olmak üzere kayıp kişilerin sayısı 7 bine ulaştı.
İsrail saldırıları sonucu annesiz ve babasız kalan çocukların sayısının 17 bin olduğu belirtildi.

GAZZE MOLOZ YIĞININA DÖNÜŞTÜ
İsrail’in havadan, karadan ve denizden şiddetli saldırılarına hedef olan Gazze, Han Yunus ve kuzey bölgeleri başta olmak üzere nüfusun yoğun olduğu Gazze Şeridi, yıkılan binaların oluşturduğu geniş moloz alanlarına dönüştü.
Kanlı saldırılar, evlerde ve altyapıda büyük yıkıma yol açtı. BM yetkilileri yaptıkları açıklamalarda bölgeyi “yaşanmaz” ve bölgedeki durumu kelimenin tam anlamıyla “felaket” olarak nitelendirdi.
Gazze’deki hükümetin medya ofisi, 70 bin konutun tamamen, 290 bin konutun ise kısmen yıkıldığını; bu yapıların yaşanmaz hale geldiğini belgeledi.
Saldırılarda Gazze Şeridi’ndeki 171 hükümet merkezi ile 100 eğitim kurumu tamamen, 305’i ise kısmen yıkıldı. Saldırılara hedef olan 229 cami tamamen yıkılırken, 297 cami kısmen zarar gördü. Ayrıca 3 kilise saldırılar sonucu yerle bir oldu.
İsrail ordusu, 32 hastane ve 53 sağlık merkezini hizmet dışı bıraktı, 159 sağlık kuruluşunu ve 126 ambulansı kasten hedef aldı, 200 tarihi alanı da yıktı.
]]>İsrail ordusunun çekilmesiyle kentteki yıkım gün yüzüne çıktı. Haftalarca devam eden İsrail bombardımanı, kentteki binaları moloz ve kül yığınına çevirdi.

Yollar hem buldozerlerle hem de hava saldırıları nedeniyle altüst oldu. Bölge sakini bazı Filistinliler, evlerine dönmeye başladı.
GAZZE MOLOZ YIĞININA DÖNÜŞTÜ
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) ramazan ayı boyunca Gazze Şeridi’nde derhal ateşkes çağrısında bulunan kararına rağmen Gazze’yi moloz yığınına çeviren ve bölge sakinlerini güneye göç etmeye zorlayan İsrail’in saldırıları, başladığı günden bu yana aralıksız devam etti.

İsrail’in Gazze Şeridi’ne 6 aydır düzenlediği saldırılarda en az 14 bin 500’ü çocuk, 9 bin 560’ı kadın olmak üzere 33 bin 207 Filistinli öldürüldü, 75 bin 933 kişi yaralandı.
Gazze Şeridi’nde hayatını kaybedenler arasında 484 sağlık personeli, 65 sivil savunma personeli, 140 gazeteci ve en 30’u görevi başındayken 224 yardım görevlisi bulunuyor.
Ayrıca, Gazze Şeridi genelinde İsrail ordusunun hava saldırıları sonucu başta enkaz altında kalanlar olmak üzere kayıp kişilerin sayısı 7 bine ulaştı.
İsrail saldırıları sonucu annesiz ve babasız kalan çocukların sayısının 17 bin olduğu belirtildi.

BÜYÜK YIKIM YAŞANDI
İsrail’in havadan, karadan ve denizden şiddetli saldırılarına hedef olan Gazze, Han Yunus ve kuzey bölgeleri başta olmak üzere nüfusun yoğun olduğu Gazze Şeridi, yıkılan binaların oluşturduğu geniş moloz alanlarına dönüştü.
Kanlı saldırılar, evlerde ve altyapıda büyük yıkıma yol açtı. BM yetkilileri yaptıkları açıklamalarda bölgeyi “yaşanmaz” ve bölgedeki durumu kelimenin tam anlamıyla “felaket” olarak nitelendirdi.
Gazze’deki hükümetin medya ofisi, 70 bin konutun tamamen, 290 bin konutun ise kısmen yıkıldığını; bu yapıların yaşanmaz hale geldiğini belgeledi.

Saldırılarda Gazze Şeridi’ndeki 171 hükümet merkezi ile 100 eğitim kurumu tamamen, 305’i ise kısmen yıkıldı. Saldırılara hedef olan 229 cami tamamen yıkılırken, 297 cami kısmen zarar gördü. Ayrıca 3 kilise saldırılar sonucu yerle bir oldu.
İsrail ordusu, 32 hastane ve 53 sağlık merkezini hizmet dışı bıraktı, 159 sağlık kuruluşunu ve 126 ambulansı kasten hedef aldı, 200 tarihi alanı da yıktı.

BM: ŞOK EDECİ
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) İcra Direktörü Catherine Russell, Gazze Şeridi’ndeki yıkımın boyutu ve hızının şok edici olduğunu belirterek, derhal ateşkes çağrısında bulundu.
Dünya Bankası ve BM’nin raporlarına göre saldırıların Gazze Şeridi’ndeki altyapıya verdiği zararın maliyetinin yaklaşık 18,5 milyar dolar olduğu; bunun Filistin’in 2022’deki gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 97’sine eşdeğer olduğu tahmin ediliyor.
Gazze Şeridi’nde üretimin neredeyse tamamen durması ve bunun Batı Şeria’daki yansımalarının bir sonucu olarak saldırının günlük kayıplarının değerinin yaklaşık 25 milyon dolar olarak öngörülüyor.

GAZZE’NİN KARADAN İŞGALİ DEVAM EDİYOR
Gazze Şeridi’nde Filistin direniş gruplarıyla İsrail ordusu arasındaki çatışmalar karadan da yoğun bir şekilde devam ediyor.
Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugayları ve İslami Cihad’ın askeri kanadı Kudüs Tugayları liderliğindeki grupların yaptığı açıklamalara göre, çatışmalar bölgenin farklı eksenlerinde yürütülüyor.
İsrail ordusu, yaklaşık dört aydır kara saldırısına devam ettiği Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’tan 7 Nisan’da çekildiğini açıkladı.
Açıklamada, Han Yunus’taki saldırıyı yürüten 98. Komando Tümeninin bölgedeki görevini tamamladığı kaydedildi.
Han Yunus’taki saldırıyı yürüten 98. Komando Tümeninin Gazze Şeridi’nden dün gece tamamen çekildiği, sadece Nahal Tugayının Gazze Şeridi’nde kalmaya devam edeceği ifade edildi.

İsrail Gazze saldırılarında hava kuvvetlerindeki tüm askeri birimlerinin ardından deniz, kara, mühendislik ve istihbarat güçlerinin yanı sıra akıllı bombalar, daha önce kullanılmamış yeni silahlar, yapay zekaya dayalı araçlar kullandı.
İsrail ordusu ise Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 260’ı karadan işgal sürecinde olmak üzere 604 askerinin öldüğünü, yaklaşık bin 500’ü kara işgali sürecinde olmak üzere 3 binden fazla askerin de yaralandığını duyurdu.
Gazze’deki hastaneler de saldırılardan kurtulamadı. İsrail ordusunun, Şifa Hastanesi yerleşkesi ve çevresine 14 gün boyunca uyguladığı kuşatma ardında büyük bir yıkım, insani felaket bıraktı; çevredeki evler, yerleşkedeki binalardan bazıları, oksijen istasyonları ve jeneratörler yakıp yıkıldı.
Ordunun bölgede gerçekleştirdiği korkunç katliamın boyutları, daha sonra evlerin enkazı altında, sokaklarda ve yollarda elleri ayakları bağlı şekilde bulunan cansız bedenlerle gözler önüne serildi.
KITLIK VE SAĞLIK SORUNLARI
Saldırılar 2,3 milyon nüfuslu Gazze’de 2 milyon kişiyi yerinden yurdundan etti. Filistinliler mülteci kamplarına, yol kenarlarına ya da akrabalarına sığınmak zorunda kaldı.
Temel ihtiyaçlardan bile yoksun olan Filistinlilerin insani olmayan şartlar altında yaşamak zorunda kaldıkları kamplarda salgın hastalıklar yayıldı.

Gazze’nin genelinde yaşanan gıda, su, ilaç ve yakıt kıtlığı sebebiyle kuzeyde 30 çocuk açlıktan öldü.
Gazze Şeridi’nin kuzeyinde akut yetersiz beslenmeden muzdarip iki yaşın altındaki çocukların oranı yüzde 31’e ulaştı.
]]>
Gallant, Han Yunus’ta “Hamas’ın askeri olarak işlevinin sona erdiğini” iddia ederek, İsrail askerlerinin bölgeden çekildiğini söyledi.
Gallant ayrıca, İsrail ordusunun yaklaşık dört aydır kara saldırısına devam ettiği ve arkasında büyük yıkım bıraktığı Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’tan çekilmesinin saldırılardan kaçanların sığındığı Refah’a saldırıya “hazırlık amacıyla” gerçekleştiğini belirtti.
Ordu Sözcülüğünün AA’ya yaptığı açıklamada, ordunun Han Yunus’taki saldırıyı yürüten 98. Komando Tümeninin bölgedeki görevini tamamladığı kaydedilmişti.
Tümenin Gazze Şeridi’nden dün gece tamamen çekildiği aktarılan açıklamada, sadece Nahal Tugayının Gazze Şeridi’nde kalmaya devam edeceği bilgisi paylaşılmıştı.
HAN YUNUS’TA BÜYÜK YIKIM
İsrail ordusu bugünkü açıklamasında, Han Yunus’taki saldırıyı yürüten 98. Komando Tümeninin bölgedeki görevini tamamladığı ve dün gece buradan tamamen çekildiği, sadece Nahal Tugayının Gazze Şeridi’nde kalmaya devam edeceği aktarıldı.
İsrail medyasına göre, Gazze’deki sivillerin bölgenin kuzeyine dönmesini engellemek için Nahal Tugayı bölgede kalacak.
İsrail ordusunun Han Yunus’tan çekilmesiyle kentteki yıkım da gün yüzüne çıktı.
Ordu güçlerinin çekilmesinin ardından, yerlerinden edilen Filistinliler, kentte evlerinin olduğu bölgelere gelmeye başladı ancak yaşadıkları yerleri tanımakta güçlük çekti.
Haftalarca devam eden İsrail bombardımanının kentteki binaları moloz ve kül yığınına çevirdiği, yolların, İsrail’in hem hava saldırıları hem de buldozerlerle tahrip etmesi sonucu altüst olduğu görüldü.
Han Yunus kentinden Muhammed Ebu Diyab (31), İsrail ordusu çekildikten sonra geri döndüğünü ve yaşadıkları evi tamamen yıkılmış halde bulduğunu söyledi.
Kıyafetlerini ve bazı ihtiyaçlarını almak istediğini ama büyük bir yıkımla karşı karşıya kaldığını dile getiren Ebu Diyab, şöyle devam etti:
“Sadece ailemin evi değil, kentteki her şey tarumar olmuş. İsrail’in arkasında bıraktığı yıkım nedeniyle cadde ve sokaklar yürünemez halde.”
Refah’a göç etmek zorunda kalan Recep Ebu Aklin de (54) ordunun çekilmesinin ardından Han Yunus’a geldiklerini ve karşılaştıkları yıkım karşısında şok olduklarını dile getirdi.
İsrail güçlerinin kentte çok büyük bir yıkım bıraktığını ifade eden Ebu Aklin, “Han Yunus’ta ikamet ettiğim bölgede evimin yerini bulmakta dahi zorlandım.” dedi.
Ebu Aklin, “Burada hayatımda hiç şahit olmadığım, tarif edilemez bir yıkım gördüm. Saldırılar nedeniyle ne su var, ne altyapı ama direneceğiz, çadırda, molozların üzerinde yaşayacağız.” ifadesini kullandı.
Ebu Aklin, yaşadığı bölgenin yeniden imar edilmesini ve buraya hayatın geri dönmesini umduğunu dile getirdi.
Filistinli Derviş el-İsevi de (41) evlerini en güzel haliyle terk etmek ve başka bir bölgeye sığınmak zorunda kaldıklarını, bugün döndüklerinde ise tarifi mümkün olmayan bir manzarayla karşılaştıklarını belirtti.
İsevi, her şeye rağmen yurtlarına döneceklerini ve yıkılan evlerini yeniden inşa edeceklerini vurguladı.
REFAH’IN ÖNEMİ
Gazze’nin güneyinde Mısır sınırında yer alan Refah şehri, İsrail saldırılarından önce yaklaşık 280 bin Filistinliye ev sahipliği yapıyordu. İsrail’in 7 Ekim’deki saldırıları nedeniyle 2,3 milyon nüfusa sahip Gazze Şeridi’nde 1,9 milyon kişi yerinden oldu.
Yerinden edilen Filistinlilerin büyük bölümü, İsrail’in daha önce “güvenli olduğunu” iddia ettiği Refah’a sığındı. Kuzey bölgelerden gelenlerle Refah’ın nüfusu 4 katından fazla artarak 1,5 milyona ulaştı.
Yeterli konut olmaması nedeniyle Refah’a sığınan Filistinlilerin büyük bir bölümü derme çatma çadırlardan oluşan kamplarda yaşam mücadelesi veriyor.
İsrail güçleri, Refah kentini sık sık hava saldırılarıyla hedef alıyor. İsrail’in Refah kentine kara saldırısı başlatması halinde sivillerin Gazze Şeridi’nde sığınacak bir yerinin kalmayacağından endişe ediliyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 9 Şubat’ta İsrail ordusu ve güvenlik teşkilatına “Refah’a saldırı planı hazırlanması” talimatını vermişti.
]]>Belediye hizmetlerinin İsrail bombardımanından sonra tümüyle durduğu Cibaliye kentinde zarar gören kanalizasyonların atık suları sokaklara akıyor.
İsrail’in insani yardımların dahi girmesine izin vermeyecek şekilde 5 aydan fazla süredir abluka uyguladığı Cibaliya kenti sakinleri, açlık krizi ve kirli sular nedeniyle çeşitli hastalıklardan şikayet ediyorlar.
Filistin Çevre Kalite Kurumundan ocak ayında yapılan açıklamada, “İsrail işgalinin saldırıları neticesinde meydana gelen içme suyu eksikliği ve tüm deniz suyu arıtma tesislerinin kapatılması, Gazze Şeridi halkının yüzde 66’sının kolera, kronik ishal ve bağırsak hastalıkları gibi kirli su ile yayılan hastalıklara maruz kalmasına neden oldu.” ifadeleri kullanılmıştı.
İSRAİL BÖLGEDEKİ SU KUYULARININ YÜZDE 70’TEN FAZLASINI YIKTI
Cibaliya Belediye Başkanı Mazin en-Neccar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail’in 7 Ekim 2023’ten itibaren başlattığı saldırıları kapsamında bölgede içme ve evlerde kullanılan suyun temin edildiği kuyuların yüzde 70’inden fazlasını tahrip ettiğini söyledi.
İsrail güçlerinin aylardır devam eden saldırılarıyla altyapıya verdiği zararın ardından son olarak geçen hafta Cibaliya Belediyesi’ne ait 23 aracı hedef aldığını aktaran Neccar, araçların yanarak kullanılamaz hale gelmesiyle belediye çalışmalarının tümüyle durduğunu kaydetti.
Vatandaşların bölgede ilkel yöntemlerle elde ettikleri suyun kirli olduğuna dikkati çeken Neccar, bu nedenle de Gazze Şeridi’ndeki Filistin halkının daha önce karşılaşmadığı hastalıklara maruz kaldığını ifade etti.
Cibaliya Belediye Başkanı Neccar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gazze Şeridi sakinleri gerçek bir açlık krizini yaşıyorlar. Nitekim Gazze’ye dayatılan savaş ve abluka sebebiyle yiyecek ve gıda ürünleri bulunmuyor. İsrail, saldırıları boyunca altyapı ve hizmet araçlarını hedef aldığı için yerinden edilmiş binlerce insanın sığındığı Cibaliya’da temel hizmetleri bile sunamıyoruz.”
İsrail’in Gazze’yi bombalamaya başladığı 7 Ekim’den itibaren belediye için yakıt temin edemedikleri ve bunun sonucunda vatandaşa hizmetlerin akamete uğradığına işaret eden Neccar, Gazze Şeridi’nin kuzeyinde yakıt ve elektrik imkanının olmaması sebebiyle de atık su depolarının tahliyesini yapamadıklarını ifade etti.
Cibaliya Belediyesi olarak atık suların tahliyesi ve vatandaşa su temini için uluslararası kuruluşlarla iletişim kurduklarına işaret eden Neccar, İsrail saldırılarının Beyt Lahya ve Beyt Hanun beldelerinde yol açtığı büyük yıkımdan kaçan insanlar için Cibaliya’da 40 sığınma merkezi oluşturduklarına vurgu yaptı.
Gazze’nin kuzeyindeki Filistinlilerin yiyecek ve içecek başta olmak üzere her türlü temel ihtiyaçlardan mahrum kaldığını hatırlatan Neccar, uluslararası hayır kuruluşları ve insan hakları örgütlerine de gerçek bir açlık krizi yaşayan Gazze’nin kuzeyindeki insanların yardımına yetişmeleri çağrısında bulundu.
“CİBALİYA’DAKİ ÇOCUKLARIN ÇOĞU HASTALIKLARDAN ŞİKAYET EDİYOR”
Cibaliya kenti sakinlerinden 34 yaşındaki Muhsin Ebu Farac, aylardan beri devam eden İsrail saldırıları ve açlık krizi nedeniyle Cibaliya’daki durumu “felaket” olarak tanımladı.
İsrail bombardımanı sonucu zarar gören kanalizasyonlardan atık suların taşması sebebiyle evlerin ve sokakların çok kötü koktuğunu dile getiren Ebu Farac, şunları söyledi:
“Kanalizasyon suları ile içme ve yemeklerde kullandığımız sular birbirine karışıyor. Bu da hastalıkların yayılmasına yol açıyor. Kanalizasyonlardan atık suların evlere sızması nedeniyle Cibaliya’daki çocukların çoğu hastalıklardan şikayet ediyor.”
Filistinli Ebu Farac, “Gazze’de insanlar savaştan kurtulmaları halinde kirli su sebebiyle ölebilirler.” dedi.
Cibaliya kenti sakinlerinden 46 yaşındaki Nemr Abdulvahid de “Kanalizasyonlardan sızan atık sular nedeniyle Cibaliya’da hastalıklar yayılıyor. Küçük kızım şu anda hasta, kentteki çocukların çoğu da kirli sular sebebiyle hastalıklardan şikayet ediyor.” diye konuştu.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 13 bin 500’ü çocuk, 9 bini kadın olmak üzere 31 bin 341 Filistinli öldürüldü, 73 bin 134’e kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
]]>İngiliz haber ajansı Reuters’ın bütün dünyaya servis ettiği fotoğraflarda İsrail’in saldırılarında ölen ve İsrail’in cansız bedenlerini teslim ettiği Filistinlilerin cenaze töreni gerçekleşti.
İsrail’in son dönemde saldırılarını yoğunlaştırdığı Refah’ta düzenlenen törenle yaşamını yitirenler toplu mezara gömüldü. Bir ekskavatör aracılığıyla mavi kılıfa sarılı vaziyetteki naaşlar yakınlarının gözyaşlarıyla izlediği törende son yolculuklarına uğurlandı.
YETERSİZ BESLENME VE SUSUZLUK KRİZİ BÜYÜYOR
İsrail’in yaklaşık 5 aydır saldırılarını sürdürüp yardım girişini engelleyerek büyük bir “insani felakete” neden olduğu Gazze Şeridi’nde yetersiz beslenme ve susuzluktan ölenlerin sayısının 20’ye ulaştığı bildirilmişti.
Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, 6 Mart’ta yaptığı yazılı açıklamada, Gazze kentindeki Şifa Hastanesinde yetersiz beslenme ve susuzluk nedeniyle 15 yaşındaki bir çocuğun hayatını kaybettiğini duyurmuştu.
Birleşmiş Milletler (BM) İsrail’in yoğun saldırısı altındaki Gazze Şeridi’nde 2,2 milyon kişinin kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulunmuştu.
BM’ye göre, Gazze’de 378 bin kişi Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) ölçeğine göre “felaket” olarak adlandırılan 5. seviye, 939 bin kişi de “acil durum” olarak bilinen 4. seviye açlıkla karşı karşıya bulunuyor.
Özellikle Gazze’nin kuzeyinde yaşayan Filistinlilerin un bulamadıkları için hayvan yemlerini öğütmeye başladığı bildiriliyor.
BİNLERCE İNSAN ÖLDÜ
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi.
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 13 bin 430’u çocuk, 8 bin 900’ü kadın olmak üzere 30 bin 717 Filistinli öldürüldü, 72 bin 156 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 247’si karadan işgal sürecinde olmak üzere 587 askerinin öldürüldüğünü duyurdu.
Çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail güçleri ile yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 424 Filistinli hayatını kaybetti.
İsrail ordusu ve Hizbullah arasında 8 Ekim’den bu yana sınırda yaşanan çatışmalarda 232 Hizbullah mensubu, 45 Lübnanlı sivil, 11 Emel Hareketi, 12 Hamas ve 12 İslami Cihad mensubu ile 6 İsrailli sivil ve 11 asker öldü.
]]>İsrail’in Filistin saldırıları sürerken bu saldırıların ülke ekonomisine maliyeti de artıyor.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları yayımladıkları raporlarda, Filistin’e karşı işgal başlatan İsrail’in ekonomisinin makroekonomik riskler karşı karşıya olduğuna dikkati çekti.
İLK NOT İNDİRİMİ MOODY’S’TEN
Fitch Ratings, geçen yıl ekim ayında Filistin çatışmasından kaynaklanan jeopolitik riskler nedeniyle İsrail’in “A+” olan kredi notunu negatif izlemeye aldı. Aynı dönemde İsrail’in “A1” olan kredi notunu olası bir düşüş için incelemeye alan Moody’s de geçen hafta ülkenin notunu “A2″ye indirdi. Moody’s ülkenin kredi notu görünümünü negatifte tutması da çatışmaların devam etmesi durumunda daha fazla not indiriminin mümkün olabileceğine işaret etti.
Kredi derecelendirme kuruluşundan yapılan açıklamada, not indiriminin temel nedeni olarak devam eden askeri çatışma ve bunun daha geniş sonuçları gösterilirken bu durumun İsrail’in yürütme ve yasama kurumlarıyla mali gücünü zayıflatma riskini artırdığı kaydedildi.
Moody’s ayrıca, İsrail’in borç yükünün, Filistin’e karşı acımasız savaş başlamadan önce tahmin edilenden daha yüksek olacağını bildirdi. Kuruluşun değerlendirmesinde ülkenin kamu borcunun GSYH’ye oranının 2025’te yüzde 67’ye ulaşmasının beklendiği belirtildi.
Not indirimi sonrasında İsrail hala “yatırım yapılabilir ülkeler” kategorisinde yer alsa da saldırıların finansmanı için uygun kaynak bulunması zorlaştı.
BÜTÇE AÇIĞINDA ARTIŞ BEKLENTİSİ
Gazze’ye yönelik saldırıları nedeniyle yapılan kamu harcamalarındaki artış, 2022’de Gayrisafi Yurt İçi Hasılasının (GSYH) yüzde 0,6’sı kadar bütçe fazlası veren İsrail’in geçen yıl açık vermesine neden oldu.
Ekim ayından bu yana gelirlerinde keskin düşüş yaşayan ülkede, geçen yıl genelinde bütçe açığı GSYH’nin yüzde 4,2’si olarak hesaplandı. Saldırılardan önce ülkenin eylülde bütçe açığı GSYH’nin yüzde 1,5’ine karşılık gelmişti.
İsrail’in nihai onay bekleyen 2024 bütçesinde de GSYH’nin yüzde 6,6’sı kadar mali açık tahmin edildi. Gazze’ye saldırıların uzaması ve çatışmalarının artması halinde bu açığın daha da yükselebileceği öngörüldü.
İsrail Merkez Bankası Başkanı Amir Yaron, hükümete mali disipline bağlı kalması ve planlanan harcamaları zorunlu olmayan alanlarda kesinti yaparak dengelemesi ve bazı vergileri artırması yönünde çağrıda bulunmuştu.
TAHVİL İHRAÇLARININ ARTMASI BEKLENİYOR
İsrail, Gazze’deki operasyonlarını durdurması ve Filistin’de soykırımın son bulması için dünya genelindeki baskı ve protestolara rağmen geri adım atmadı.
Geçen yıl 7 Ekim’den bu yana özel olarak müzakere edilen anlaşmalar yoluyla milyarlarca dolar borç alan İsrail, çatışmanın getirdiği riskler dolayısıyla tahvil ihraçlarında yüksek borçlanma maliyetleriyle karşı karşıya kalmıştı.
Analistler, yüksek maliyetlere rağmen saldırılarının finansmanı için borçlanma kanallarını kullanmaya devam eden İsrail’in rekor seviyelere yakın bütçe açığı vermesinin tahmin edildiğini bildirdi.
İsrail’in pandeminin etkilerini hafifletmek amacıyla salgın döneminde aldığı yüksek borçları hatırlatan analistler, ülkenin 2024 yılında da pandemi seviyelerine yakın düzeyde borçlanmasının beklendiğini, İsrail’in tahvil ihracının geçen yıla kıyasla yüzde 30 artacağını aktardı.
Analistler, Gazze’ye saldırıların birkaç ay daha sürmesi halinde ülke içindeki yatırımcılardan finansman sağlanmasının baskı altına girebileceğini, bunun da yabancılardan daha yüksek faizlerle borç alınmasına neden olabileceğini ifade etti.
ŞİRKETLERİN SATIŞLARI OLUMSUZ ETKİLEDİ
Öte yandan, Filistin’e yönelik devam eden saldırıları İsrail ekonomisinin yanı sıra ülkeye destek niteliğinde açıklamalar yapan ve yardım gönderen uluslararası firmaları da olumsuz etkiliyor.
Bu firmalar dünya genelinde boykot ve protestoların hedefinde yer alırken, başta Amerikalı markalar olmak üzere şirketlerin satışlarının etkilendiği ve bu durumun bilançolara yansıdığı görülüyor.
Analistler, söz konusu boykotların spesifik etkisini “doğrulamak ya da ölçmek çok zor olsa da” yatırımcıların bu şirketlerin hisselerine yatırım yaparken temkinli kaldığını belirtiyor.
İsrail’in Gazze’de başlattığı saldırılar sonrası küresel fast food zinciri McDonald’s’ın İsrail’deki işletmesinin İsrail Savunma Kuvvetleri personeline bedava yemek sağlayacağını duyurması, özellikle Müslüman nüfusun yoğunlukta olduğu bazı ülkelerdeki şubeleri tarafından tepkiyle karşılanmıştı.
McDonald’s’ın Suudi Arabistan, Umman, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün ve Türkiye’deki şubeleri ise kendilerini İsrail şubesinden ayırmaya ve Gazze’ye yönelik desteklerini gösteren açıklamalar yayımlamıştı.
Orta Doğu’daki çatışmaların satışları etkilemesiyle McDonald’s’ın geliri, 2023’ün son çeyreğinde piyasa beklentilerinin altında kaldı.
BİLANÇOLARDA BOYKOT ETKİSİ
ABD’li kahve zinciri Starbucks’ın da işçi sendikasının X sosyal medya platformunda, “Filistin ile Dayanışma!” paylaşımında bulunmasının ardından sendikayı dava etme kararı tartışmalara neden olmuştu.
Starbucks’a tepki olarak boykota başlayan bazı kullanıcılar, sosyal medya hesaplarında şirketin ürünlerine alternatif ev yapımı tarifler vermeye başladı.
“Siyasi bir gündemi olmadığını” belirten Starbucks, karlarını “herhangi bir yerdeki hükümet ya da askeri operasyonları finanse etmek için kullandığı” yönündeki iddiaları reddetti.
Buna karşın şirket, geçen yılın son üç ayına dair bilançosunda, kısmen Orta Doğu’daki mağazalardaki satışların olumsuz etkilenmesi nedeniyle yıllık satış tahminini düşürdü. Starbucks’ın gelirleri yüzde 8 artmasına rağmen, piyasa beklentilerinin altında kaldı.
Starbucks Üst Yöneticisi (CEO) Laxman Narasimhan, bilançonun açıklanmasının ardından düzenlediği yatırımcı telekonferansında, Orta Doğu’daki çatışma nedeniyle şirketin bölgedeki mağazalarındaki trafik ve satışlarında önemli bir etki gördüklerini aktardı.
ABD’li pizza zinciri Domino’s da İsrailli askerlere ücretsiz yemek dağıttığına ilişkin görüntülerin, sosyal medyada yayılmasının ardından boykot edilen şirketler arasına girdi.
Malezya’daki tüketicilerin tepkisi şirketin satışlarındaki düşüşte etkili olurken, Domino’s Pizza Enterprises Genel Müdürü Donald Jeffrey Meij, 6 Şubat’ta düzenlenen analist telekonferansında, “Asya’daki Amerikan markalarının ve daha çok Malezya’da, şu anda Orta Doğu’da yaşananlardan etkilendiği herkesçe biliniyor.” ifadesini kullandı.
KFC, Pizza Hut ve Taco Bell restoranlarının sahibi Yum! Brands’in geliri, geçen yılın son çeyreğinde Orta Doğu’daki çatışmaların da etkisiyle piyasa beklentilerinin altında kaldı, KFC ve Pizza Hut’ın Orta Doğu’daki satışlarında düşüş görüldü.
Birleşik Krallık merkezli tüketim malları şirketi Unilever’in Endonezya’daki satışları da “Orta Doğu’daki jeopolitik duruma tepki olarak” çok uluslu şirketlerin markalarının boykot edilmesi nedeniyle dördüncü çeyrekte düştü.
]]>“Ülke olarak dün akşam Irak’ın kuzeyindeki Pençe – Kilit Harekat Bölgesinden gelen şehit haberleri ile yine kahrolduk. 22-23 Aralık 2023 geceleri PKK terör örgütünün saldırıları sonucu şehit olan 12 evladımızın acısı milletimizin yüreğinde çok tazeyken, bir başka saldırıda 9 askerimizi şehit vermenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet, acılı ailelerine ve milletimize başsağlığı, yaralanan askerlerimize acil şifalar diliyoruz. PKK terör örgütünü ve terörist saldırılarını lanetliyoruz. Terör örgütleri asla amaçlarına ulaşamayacaktır!
22-23 Aralık 2023’te yaşanan saldırıların ardından sorduğumuz sorular hala yanıtlanmamış, iktidar sorumluluğunu yerine getirmemiş, önlem almamış, kara haberlerin gelmesini engelleyememiştir. Dün gelen acı haberler, milletimizin endişelerini artırmıştır. O gün sorduğumuz soruları hatırlatıyoruz:
• 20 aydır süren Pençe – Kilit harekatının siyasi ve askeri hedefleri, bu hedeflere ulaşılma durumu nedir?
• Bölgede teröristlerin faaliyetlerine ilişkin istihbarat temininde zafiyet var mıdır?
• Teröristlerin saldırıları, üs bölgelerinin mevsimsel koşullara karşı yeterli korumaya ve gerekli tahkimata sahip olmaması sebebiyle mi önlenemiyor?
• İnsansız hava araçlarının mevsimsel koşullar nedeniyle uçamadığı durumlarda gözetleme zafiyetini giderecek ilave tedbirler alınıyor mu?
• Üs bölgelerinin termal kamera vb. gözetleme sistemleri nicelik ve nitelik olarak yeterli mi? Yetersizse neden hızla giderilmiyor?
• Özellikle ‘altın saat’ olarak tabir edilen süre içinde sağlık desteği ve tıbbi müdahale için imkân ve kabiliyetler yeterli mi? Askeri sağlık sisteminin ilga edilmesinin bu zafiyetteki payı nedir?
Vatanımızın dört bir yanına bayrağımıza sarılı şehit cenazeleri gelmekte ve görülüyor ki, iktidar partisi, Mehmetçiklerimizin güvenliğini tam olarak sağlayamamaktadır.
Suudi Arabistan Kralı’nın yaşamını yitirmesinde üç günlük milli yas ilan edenlerin, şehitlerimiz için milletimizin bu çağrısını duymazdan gelmelerini unutmamız mümkün değildir.
Son dönemde yoğunluğu artan terörist saldırılarda kötü ve şahsi yönetilen dış politikanın etkileri olduğu açıktır. Köklü hariciye geleneğimizi reddetmeyen, ulusal çıkarlarımızı ve güvenliğimizi önceleyen akılcı bir dış politika anlayışına hızla dönülmelidir.
Bu saldırıların neden engellenemediği, gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı, sorumluların ihmali olup olmadığı derhal açıklığa kavuşturulmalıdır.
İktidarın partimizce dile getirilen soruları ve çağrılarını aymazlıkla siyaset ve provokasyon malzemesi yapmasıyla bu sorun çözülemez. Milletimizin, bir vatan evladını daha yitirmeye tahammülü kalmamıştır. Hain saldırıların neden engellenemediği konusunun açıklığa kavuşturulmaması şehitlerimizin anısına saygısızlık, ülkemiz için ise bir milli güvenlik sorunudur.
AKP iktidarında terk edilmiş olsa da önemli devlet politikalarının belirlenişi ile takip edilişi sürecinde düzenli olarak ve böylesi yakıcı olaylarda acilen, başta ana muhalefet partisi olmak üzere siyasi partilerin yürütme tarafından bilgilendirilmesi bir devlet geleneğidir. Bugünden başlayarak, bu uygulamaya geri dönülmelidir. Ayrıca, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu gündemle toplanması ve milletimizin bilgilendirilmesi çağrımızı yineliyoruz.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak ülkemizin ve milletimizin bölünmez bütünlüğü, askerlerimizin güvenliği için üstümüze düşenleri yapmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Hepimizin başı sağ olsun.”
ABD Başkanı Joe Biden, TSİ sabaha karşı yaptığı açıklamada Avustralya, Bahreyn, Kanada ve Hollanda’nın da desteklediği ABD ve Birleşik Krallık’ın Husilere saldırı düzenlediğini açıkladı. Beyaz Saray tarafından yapılan açıklamaya göre Biden, “Bu saldırılar Husilerin Kızıldeniz’deki uluslararası gemiciliğe yönelik saldırılarına doğrudan bir yanıttır” dedi. Biden, Husilerin tarihte ilk kez ticari gemilere gemisavar balistik füze ile saldırdığını da vurguladı.
Biden, “Bu saldırı ABD’yi ki buna askeri personel, gemilerde çalışanlar, partnerlerimiz, uluslararası ticareti tehlikeye atarken taşımacılığın özgürlüğünü de tehdit etti” dedi.
Yemen’deki İran destekli Husiler, ABD ve İngiltere’nin Yemen’e yönelik düzenlediği saldırılara yanıt olarak Kızıldeniz’de ABD-İngiliz savaş gemilerinin hedef alındığını duyurdu.
ABD ve İngiliz savaş uçaklarının Yemen’de birkaç kentte bazı noktalara yönelik hava saldırısı düzenlediği açıklandı. Yemen’deki yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, ABD ve İngiliz savaş uçakları gece saatlerinde Yemen’in Sana, Hudeyde ve Taiz kentlerinde bazı noktalara hava saldırısı düzenledi.
Saldırılara ilişkin detaylı bilgi paylaşılmazken, düzenlenen hava saldırılarına ilişkin sosyal medya hesaplarından görüntülere yer verildi.
“YEMEN’İN YANITI GECİKMEDİ”
Husilerin siyasi büro üyesi Ali el-Kahhum, X sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, “Yemen’in yanıtı (ABD ve İngiltere’ye) gecikmedi. Yemen silahlı kuvvetleri, Kızıldeniz’deki ABD-İngiliz savaş gemileri ile askeri bölge ve üslerine güçlü bir şekilde karşılık veriyor.” ifadelerine yer verdi.
Husilerin sözde hükümetindeki Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin el-İzzi de X sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, “Ülkemiz, ABD ve İngiliz gemileri, denizaltıları ve savaş uçakları tarafından büyük bir saldırıya maruz kaldı. Hiç şüphesiz ABD ve İngiltere, bu bariz saldırganlığın tüm vahim sonuçlarına ağır bir bedel ödemeye hazırlanmak zorunda kalacak.” ifadelerini kullandı.
Husilere bağlı SABA haber ajansı da haberinde başkent Sana, Hudeyde, Sada ve Zemar kentlerinin “ABD saldırganlığına” maruz kaldığı bilgisini paylaştı.
Yemen’deki yerel kaynaklar, ABD ve İngiliz savaş uçakları gece saatlerinde Yemen’in Sana, Hudeyde ve Taiz kentlerinde bazı noktalara hava saldırısı düzenlediğini duyurmuştu.
Saldırılara ilişkin detaylı bilgi paylaşılmazken, düzenlenen hava saldırılarına ilişkin sosyal medya hesaplarından görüntülere yer verilmişti.
SON DÖNEMDE SALDIRILARIN DOZU ARTMIŞTI
Son dönemlerde Yemen’deki Husilerin, İsrail’in Gazze’ye saldırılarına karşılık ticari gemilere yönelik eylemlerinin ardından çok sayıda gemicilik şirketi Kızıldeniz’deki seferlerini durdurma kararı almıştı.
Pentagon, 6 Aralık 2023’te Yemen’deki Husi güçlerinin Kızıldeniz’deki ticari gemilere yönelik saldırılarına karşı uluslararası “Deniz Görev Gücü” kurulması için görüşmeler yaptıklarını bildirmiş, 18 Aralık’ta da “Refah Muhafızı Operasyonu” adında çok uluslu misyon oluşturulduğunu duyurmuştu.
Husilerin saldırıları, Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayarak Avrupa ile Asya arasındaki en kısa rotayı sunan ve küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12’sinin yapıldığı Süveyş Kanalı’ndan geçişleri tehlikeye atarken, Kızıldeniz’de ticari gemilerin uğradığı saldırılar ve şirketlerin pes peşe aldığı kararlar, küresel ekonomide yeni bir “tedarik zinciri krizi”nin başlayacağına ilişkin endişeleri artırmıştı.
]]>2024’ün “zorlu” geçeceğini ifade eden Halevi, “Gazze’de savaşta olacağız. Bütün yıl Gazze’de savaşacağız, orası kesin.” diye konuştu.
Halevi, İsrail’in kuzeyinde yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünden sorumlu olan ordunun bu görevi “Hizbullah üzerine baskı kurarak” gerçekleştireceğini, aksi takdirde “başka bir savaşa yol açılacağını” söyledi.
İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, dün yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nin kuzeyinde “Hamas’ın askeri yapısının tamamen dağıtıldığını” öne sürerek, ordunun Gazze Şeridi’nin orta kesimi ve güneyinde de “Hamas’ın dağıtılmasına” odaklandığını söylemişti.
“GAZZE’DE 6 BİN YARALININ ACİLEN TEDAVİ EDİLMESİ GEREKİYOR”
Gazze’deki hükümetin basın ofisinden yapılan açıklamada, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana devam eden saldırıları nedeniyle sağlık sektörünün içinde bulunduğu “felaket duruma” ilişkin bilgi verildi.
Gazze Şeridi’nde 30 hastanenin hizmet dışı kaldığı ifade edilen açıklamada, İsrail saldırıları nedeniyle 7 Ekim’den bu yana 58 binden fazla kişinin yaralandığı belirtildi.
Yaralılardan 6 bininin durumunun kritik olduğuna dikkati çekilen açıklamada, “Mısır’daki kardeşlerimize Refah Sınır Kapısı’nı acilen açmaları, Gazze Şeridi’ndeki hastanelerin bu kadar hastaya müdahalede yetersiz olması nedeniyle kritik durumdaki 6 bin yaralının tedavi için ivedilikle Gazze dışına nakledilmesini onaylamaları çağrısında bulunuyoruz.” ifadesi kullanıldı.
Günde sadece 10 ila 20 yaralının nakledilmesine izin verildiği, bunun da sayıları her geçen gün yüzer yüzer artan yaralı Filistinlinin maruz kaldığı sıkıntıları katladığı aktarıldı.
Uluslararası topluma ve ABD’ye, İsrail güçlerinin savunmasız Filistin halkı aleyhinde yürüttüğü “soykırım savaşını” durdurması için bu ülkeye baskı uygulaması çağrısında bulunuldu.
GAZZE’DE NELER YAŞANDI?
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi.
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.
İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırılarında en az 10 bin çocuk, 7 bin kadın olmak üzere, 22 bin 835 Filistinli öldürüldü. Enkaz altında binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı tahrip ediliyor.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 176’sı karadan işgal sürecinde olmak üzere 510 askerinin öldürüldüğünü duyurdu.
Çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail güçleri ve yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 334 Filistinli hayatını kaybetti.
İsrail ordusu ile Hizbullah arasında 8 Ekim 2023’ten bu yana sınırda devam eden çatışmalarda 28 Lübnanlı sivil, 152 Hizbullah mensubu ile 5 İsrailli sivil ve 9 İsrail askeri öldü.
]]>23 HASTANE HİZMET DIŞI KALDI
Sevabite, Gazze Şeridi’nde 23 hastanenin İsrail saldırıları nedeniyle hizmet dışı kaldığını belirtti.
Gazze’de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle ölü sayısının artabileceğine dikkati çeken Sevabite, 9 binden fazla Filistinlinin tedavi edilemediği için hayatını kaybettiğine vurgu yaptı.

Sevabite, Gazze Şeridi’ne gönderilen yardımların, sağlık sektöründeki ihtiyacın ancak yüzde 2’sine yettiğine dikkati çekerek, İsrail’in 80 gündür saldırılarını sürdürdüğü Gazze’de sağlık sisteminin canlandırılması için günlük 1000 yardım tırının ulaştırılması gerektiğini kaydetti.

19 ARALIKTA HİZMET DIŞI KALMIŞTI
Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, Gazze’nin kuzeyinde aktif hastanenin kalmaması ve Şifa Tıp Kompleksi’ndeki yetersizlikler nedeniyle yaralıların hayatını kaybettiğini açıklamıştı.
Gazze kentindeki son aktif hastane olan El-Ehli Baptist’in de 19 Aralık’ta hizmet dışı kaldığı duyurulmuştu.
Tıbbi imkanların yetersizliği, yerinden edilen kişilerin hastanelere sığınması ve yaralı sayısının çokluğu nedeniyle Gazze Şeridi’nin güneyindeki hastanelerde durumun kontrolden çıktığı belirtilmişti.

İNSANİ FELAKET YAŞANIYOR
İsrail saldırıları nedeniyle nüfusun yüzde 85’ine tekabül eden 1,9 milyon kişinin yerinden edildiği Gazze Şeridi’nde, yerinden edilen Filistinlilerin sığındığı merkezlerdeki kalabalık ve hijyen malzemeleri eksikliğinin bulaşıcı hastalıklara yol açtığı açıklanmıştı.
Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, dünya ülkelerine ve uluslararası kuruluşlara sık sık tıbbi malzeme ve sahra hastanesi kurma çağrısını yineliyor.

İsrail’in, yıllarca abluka altında tuttuğu Gazze Şeridi’ne 7 Ekim saldırılarının ardından elektrik ve su tedariki ile yardım ve yakıt girişini kesmesi nedeniyle bölge halkı insani bir felaket yaşıyor.
İSRAİL’İN GAZZE’Yİ İŞGALİNDE 7 EKİM SONRASI
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim’de kapsamlı saldırı düzenledi.
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.

İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırılarında en az 8 bin 200’ü çocuk, 6 bin 200’ü kadın olmak üzere, 20 bin 424 Filistinli öldürüldü, 54 bin 36 kişi de yaralandı. Enkaz altında binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı tahrip ediliyor.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 156’sı karadan işgal sürecinde olmak üzere 489 askerinin öldürüldüğünü duyurdu.

Çatışmalara 24 Kasım’da 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani arada” 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs’te de İsrail güçleri ve yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 303 Filistinli hayatını kaybetti.

İsrail ordusu ile Hizbullah arasında 8 Ekim’den bu yana sınırda devam eden çatışmalarda 26 Lübnanlı sivil, 126 Hizbullah mensubu ile 5 İsrailli sivil ve 7 İsrail askeri öldü.
]]>