Sanat – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Wed, 25 Dec 2024 10:11:29 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Menteşe Belediyesi 2024’te 4 bin 647 kursiyere eğitim verdi https://www.foxhaber.com.tr/mentese-belediyesi-2024te-4-bin-647-kursiyere-egitim-verdi/ https://www.foxhaber.com.tr/mentese-belediyesi-2024te-4-bin-647-kursiyere-egitim-verdi/#respond Wed, 25 Dec 2024 10:11:29 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/mentese-belediyesi-2024te-4-bin-647-kursiyere-egitim-verdi/ (MUĞLA) – Menteşe Belediyesi bünyesinde 2024 yılında açılan toplam 37 kursta, 4 bin 647 kursiyere eğitim verildi. 2025 yılı kış dönemi kursları için ise 821 kursiyer kayıt yaptırdı.

Menteşe Belediyesi’nin ücretsiz kurslarına vatandaşlar 2024 yılında da yoğun ilgi gösterdi. Belediye bünyesinde uzman eğitmenler tarafından verilen farklı branşlardaki kurslarda 4 bin 647 kursiyer eğitim aldı.

Spordan sanata, tasarımdan dansa kadar farklı branşlardaki kurslara katılanların yeteneklerini keşfederek kendilerini geliştirdiklerini kaydeden Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal, “Farklı yaşlardan kursiyerlerimizin bu kurslar ile özgüvenleri artıyor, yaratıcılıkları ortaya çıkıyor ve sosyal çevreleri genişliyor. Ayrıca, disiplin, özveri ve problem çözme gibi hayat boyu fayda sağlayacak beceriler kazanıyorlar. Ücretsiz kurslarımız yaz ve kış dönemi olmak üzere yeni yılda da devam edecek” dedi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/mentese-belediyesi-2024te-4-bin-647-kursiyere-egitim-verdi/feed/ 0
Güçlü kadrosuyla sezona iddialı başlayan bir dizinin daha fişini çektiler https://www.foxhaber.com.tr/guclu-kadrosuyla-sezona-iddiali-baslayan-bir-dizinin-daha-fisini-cektiler/ https://www.foxhaber.com.tr/guclu-kadrosuyla-sezona-iddiali-baslayan-bir-dizinin-daha-fisini-cektiler/#respond Thu, 12 Dec 2024 12:17:03 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/guclu-kadrosuyla-sezona-iddiali-baslayan-bir-dizinin-daha-fisini-cektiler/ Yapımcılığını Karga 7 Pictures’ın üstlendiği, Deniz Yorulmazer’in yönettiği ve senaryosunu Rahşan Çiğdem İnan’ın kaleme aldığı ‘Aşk, Evlilik, Boşanma’ dizisi büyük bir heyecanla başlamıştı ama işler beklendiği gitmedi. Reyting yarışına yenik düşen dizi, dün akşam 4. bölümüyle son kez izleyicisinin karşısına çıktı.

Güçlü kadrosuyla sezona iddialı başlayan bir dizinin daha fişini çektiler

DİZİNİN KONUSU

Aynı işte çalışmaktan başka ortak noktası olmayan üç kadının, evliliklerinde kendilerine biçtikleri roller ellerinden alındıktan sonra, ayakta kalabilmek için birbirlerine tutunmalarının hikayesi anlatılıyordu.

Güçlü kadrosuyla sezona iddialı başlayan bir dizinin daha fişini çektiler

TelevizyonEvlilikMagazinYaşamSanatDiziNOW

Haber Kaynak : HABERLER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/guclu-kadrosuyla-sezona-iddiali-baslayan-bir-dizinin-daha-fisini-cektiler/feed/ 0
Konya’da Sanat Galerisinde Doğal Gaz Patlaması https://www.foxhaber.com.tr/konyada-sanat-galerisinde-dogal-gaz-patlamasi/ https://www.foxhaber.com.tr/konyada-sanat-galerisinde-dogal-gaz-patlamasi/#respond Sun, 08 Dec 2024 15:21:15 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/konyada-sanat-galerisinde-dogal-gaz-patlamasi/

KONYA’da bir sanat galerisinin mutfağındaki borudan sızan doğal gazın neden olduğu patlamada S.Y. (60), hafif yaralandı.

Selçuklu ilçesi Sille Ak Mahallesi Korcan Caddesi’nde 3 katlı binanın giriş katında bulunan Osman P.’ye ait sanat galerisinde saat 16.00 sıralarında patlama meydana geldi. Patlama sesini duyan çevredekiler, 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak haber verdi. İhbar üzerine olay yerine itfaiye, polis, sağlık ve doğal gaz dağıtım şirketi ekibi sevk edildi. Patlamada galeride bulunan S.Y., hafif yaralandı. S.Y., ilk müdahalesinin ardından ambulansla KonyaŞehir Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına aldı.

Ekipler yaptıkları incelemede patlamanın, galerinin mutfağındaki doğal gaz borusuna takılan ve metal olması gereken kelepçenin plastik olması nedeniyle gerçekleştiği ihtimali üzerinde duruyor.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Haber- Kamera: Salih BÜYÜKSAMANCI KONYA DHA

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/konyada-sanat-galerisinde-dogal-gaz-patlamasi/feed/ 0
Ayten Karaoğlu’ndan Mısır Kabuklarıyla Sanat https://www.foxhaber.com.tr/ayten-karaoglundan-misir-kabuklariyla-sanat/ https://www.foxhaber.com.tr/ayten-karaoglundan-misir-kabuklariyla-sanat/#respond Sat, 07 Dec 2024 12:53:02 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/ayten-karaoglundan-misir-kabuklariyla-sanat/ Bolu’da teknoloji ve tasarım öğretmeni Ayten Karaoğlu, mısır kabuklarını dekoratif eşyaya dönüştürüyor.

Bolu 100. Yıl Ortaokulunda görev yapan 50 yaşındaki Karaoğlu, Gazi Üniversitesi Endüstriyel Sanatlar Eğitim Fakültesindeki eğitimi sırasında mısır kabuğu kullanarak süs eşyası yapmayı öğrendi.

Karaoğlu, Kovid-19 salgını sürecinde evinde oluşturduğu atölyesinde kendi geliştirdiği teknikle doğadan topladığı çiçek, tahta parçaları, saman, kozalak ve farklı otları mısır kabuğu ve koçanlarla harmanlayarak dekoratif bebek, kapı ve duvar süsü gibi ürünler tasarlıyor.

Karaoğlu’nun yaptığı birbirinden güzel dekoratif eşyalar, kullanıldıkları mekanlara renk katıyor.

Bu zamana kadar çok sayıda ürün tasarlayan Karaoğlu, açtığı sergilerle beğeniye sunduğu süs eşyalarını çevresine hediye etmenin yanı sıra isteyenlere de satıyor.

“Zaman geçirmek için başladığım hobimi ilerlettim”

Ayten Karaoğlu, AA muhabirine, uğraşını yıllar sonra, üniversitede edindiği bilgilerle yaptığını söyledi.

Karaoğlu, üniversiteden mezun olduktan sonra öğretmen olarak göreve başladığı ilk yıllarda öğrencilerine mısır kabuğu kullanarak bebek yapmayı öğrettiğini ancak müfredat değişikliği nedeniyle artık bu dersin verilmediğini kaydetti.

Kendisinin de uzun yıllar bu işle meşgul olmadığını anlatan Karaoğlu, Kovid-19 salgını döneminde evde kaldığı sürede yeniden mısır kabuğu ve koçanlarını kullanarak süs eşyası yapmaya başladığını dile getirdi.

Karaoğlu, vakit geçirmek için başladığı hobisini zamanla geliştirdiğini anlatarak, “Koronavirüs zamanında can sıkıntısından hobi olarak yapmaya başladım. İlerlettikten sonra çok fazla çeşit yapmaya başladım. Daha sonra bunu etrafımdaki insanlar sergilemem gerektiğini tavsiye etti, birkaç sergi açtım.” diye konuştu.

“Her seferinde bir öncekinden farklı şeyler yapıyorum”

Ağırlıklı olarak dekoratif bebekler olmak üzere kapı ve duvar süsü gibi ürünler tasarladığından bahseden Karaoğlu, “Önceden bu bebekleri çocuklara oyuncak için yapıyorlarmış. Ancak biz şu anda dekorasyon amaçlı yapıyoruz ve kullanıyoruz. Nemlenmediği sürece uzun süre bozulmadan kalabiliyor.” dedi.

Karaoğlu, tasarımlarında doğal malzeme kullandığını vurgulayarak, bu şekilde geri dönüşüme de katkı sağladığını ifade etti.

Üniversitedeyken daha basit tasarımlar yaptıklarını aktaran Karaoğlu, “Eskiden olduğu gibi korkuluk gibi, dümdüz kollar ve bacaklar üzerine çalışmıştık. Ben bunu ilerlete ilerlete farklı bebekler yapmaya başladım. Şimdiye kadar yaklaşık 1000 bebek yapmışımdır. Her seferinde bir öncekinden farklı şeyler yapıyorum. Her seferinde ‘Şöyle denesem, şunu da eklesem, bunu da kullanabilirim’ dediğim zaman çok çok farklı ürünler ortaya çıkıyor.” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ayten-karaoglundan-misir-kabuklariyla-sanat/feed/ 0
Orhan Gencebay’ın oğlunun nikahına katılmama sebebi ortaya çıktı https://www.foxhaber.com.tr/orhan-gencebayin-oglunun-nikahina-katilmama-sebebi-ortaya-cikti/ https://www.foxhaber.com.tr/orhan-gencebayin-oglunun-nikahina-katilmama-sebebi-ortaya-cikti/#respond Sun, 01 Dec 2024 21:41:30 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/orhan-gencebayin-oglunun-nikahina-katilmama-sebebi-ortaya-cikti/ Altan Gencebay, üniversiteden beri hayatında olan Berna Arduç ile evlendi. Polonezköy’de gerçekleşen törende, Barış Onay ve Ayşe Filiz Kolat şahidi oldu. Baba Orhan Gencebay ise düğüne katılmadı.

BABASININ NİKAHA NEDEN KATILMADIĞINI AÇIKLADI

İstanbul’daki Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde dün başlayan Sanat ve Antika Fuarı’na iki yağlı boya tablosuyla katılan Berna Gencebay’ı eşi Altan Gencebay da yalnız bırakmadı. 2 ay önce evlenen çift, Orhan Gencabay’ın nikaha katılmamasına yönelik de açıklamalarda bulundu.

“KOL KIRILIR YEN İÇİNDE KALIR”

Babasıyla iş yaptıklarını ve her gün görüştüklerini belirten Gencebay, “Babamın düğünümüze katılmaması bizim özel bir durumumuzdu. Ailevi bir konuydu. Yoksa insan istemez mi annesi ve babası nikahına katılsın. İnsanlar çok şey söylediler, yazdılar ve çizdiler ama iç yüzünü bilmiyorlar. Bu ailevi bir mevzuydu fakat konu bizde kalsın. Kol kırılır yen içinde kalır” diye konuştu.

Orhan Gencebay3-sayfaMagazinSanatYaşamBaba

Haber Kaynak : HABERLER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/orhan-gencebayin-oglunun-nikahina-katilmama-sebebi-ortaya-cikti/feed/ 0
TİKA Cezayir’de Eğitim Atölyeleri Açtı https://www.foxhaber.com.tr/tika-cezayirde-egitim-atolyeleri-acti/ https://www.foxhaber.com.tr/tika-cezayirde-egitim-atolyeleri-acti/#respond Wed, 27 Nov 2024 22:41:28 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/tika-cezayirde-egitim-atolyeleri-acti/ Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından Cezayir’de “Geleneksel Kıyafet” ve “Hurma Mumülleri” eğitim ve üretim atölyeleri açıldı.

TİKA’dan yapılan yazılı açıklamaya göre, Cezayir’in doğusundaki Annebe şehrinde kurulan “Geleneksel Kıyafet Eğitim ve Üretim” atölyesinin açılışına Türkiye’nin Cezayir Büyükelçisi Muhammet Mücahit Küçükyılmaz’ın yanı sıra Cezayir Turizm ve Geleneksel El Sanatları Bakanlığı yetkilileri, Vilayet Meclisi üyeleri ve kentteki yöneticiler katıldı.

Büyükelçi Küçükyılmaz, açılışta yaptığı konuşmada, “Geleneksel Kıyafet Üretim ve Eğitim Atölyesinde üretilen kıyafetleri görünce Anadolu’da bir yerde olduğumu düşündüm. Çünkü kıyafetler ve özellikle desenler hemen hemen aynı özelliklere sahip” diyerek, iki ülke arasındaki kültürel benzerliğe işaret etti.

TİKA tarafından kurulan atölyenin gençlere meslek öğretmenin yanı sıra kültürel değerlerin yaşatılmasına da yardımcı olacağına dikkati çeken Küçükyılmaz, “Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak her zaman ve her konuda kardeş Cezayir halkının yanında olmaya devem edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Annebe’deki atölyede, genç kızlara geleneksel kıyafetlerin dikişi konusunda eğitim verileceği ve aynı zamanda bu kıyafetlerin üretiminin yapılacağı ve elde edilen gelirin üretimde görev alanlara dağıtılacağı kaydedildi.

“Hurma Mumülleri” atölyesi

TİKA, başkentin güneydoğusunda bulunan ve ülkenin önemli hurma üretim merkezlerinden biri olan Biskra kentinde ise “Hurma Mamulleri Üretimi ve Eğitimi Atölyesi” kurdu.

Türkiye’nin Cezayir Büyükelçisi Küçükyılmaz, TİKA Cezayir Program Koordinatörü Gökçen Kalkan, Cezayir Turizm ve Geleneksel El Sanatları Bakanlığı yetkilileri ve ildeki bazı kurum yöneticilerinin katıldığı bu törende de yaptığı konuşmada, Biskra’da Cezayir’in “en kaliteli hurmalarının yetiştiğini” vurgulayarak, atölyede bölgedeki hurmaların işlenerek yüzden fazla ürüne dönüştürüleceğini ve böylece ekonomik değerinin artırılacağını ifade etti.

Hurma mamullerini üretmek için kurulan atölyenin aynı zamanda AR-GE ve eğitim merkezi olarak işletileceğini aktaran Küçükyılmaz, kurulan atölyede verilecek eğitim ve yapılması planlanan üretimin bölgede ve Cezayir genelinde örmek teşkil edeceğine inandığını kaydetti.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/tika-cezayirde-egitim-atolyeleri-acti/feed/ 0
Kayseri’de 42 Yıldır Eski Kitapları Ciltleyen Tek Usta https://www.foxhaber.com.tr/kayseride-42-yildir-eski-kitaplari-ciltleyen-tek-usta/ https://www.foxhaber.com.tr/kayseride-42-yildir-eski-kitaplari-ciltleyen-tek-usta/#respond Tue, 26 Nov 2024 11:41:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/kayseride-42-yildir-eski-kitaplari-ciltleyen-tek-usta/

KAYSERİ’de evli ve 4 çocuk babası Yaşar Gülcü (67), 42 yıldır tarihleri 200-500 yıl arasında değişen farklı kitaplar ile Kur’an-ı Kerimleri ciltleyip, onarıyor. Gülcü, ” Kayseri’de benden başka eski kitap tamir eden yok. Olsa iyi olurdu ama merak eden yoktur. Sevdiğim için bu işi yapıyorum” dedi.

Kayseri’de yaşayan Yaşar Gülcü, okulu bıraktıktan sonra sanayide çırak olmaya başladı. Sanayideki işini beğenmeyen Gülcü, 6 ay sonra kentteki bir matbaada ciltçi olarak işe başladı. 15 yaşından beri Kayseri’de ciltçilik yapan, evli ve 4 çocuk babası Gülcü, 42 yıldır tarihleri 200-500 yıl arasında değişen farklı kitaplar ile Kur’an-ı Kerimleri ciltleyip, onarıyor. Şehrin tek ciltçisi olan Gülcü, işletmesine getirilen kitapların arasında tarih kitaplarını görünce sevindiğini belirterek, “Ortaokulu bırakıp, ciltçiliğe başladım. Bu işi, 42 senedir yapıyorum. Eskiden çok cilt yaptıran olurdu ama şimdi azaldı. Bilgisayar çıktığından dolayı azaldığını düşünüyorum. Bu işe 15 yaşında başladım. Okulu bırakınca önce sanayiye gittim. Sanayiyi sevmedim. Oradan matbaaya geldim. Matbaada cilt işi vardı. Askere gitmeden yaptım. Askerden gelince devam ettim” dedi.

‘MUTLU OLUYORUM’

Kitapları çok sevdiğini belirten Yaşar Gülcü, “Kitapları sevdiğim için ciltliyorum. Bu işe elimden geldiği kadar, ömrüm yettikçe devam etmek istiyorum. Tarih kitapları geldiğinde severek yapıyorum. Bu kitaplar önemli olduğu için zarar görmüş halde kaybolmasını istemiyorum. Eski kitaplar geliyor. 100- 200 yıllık tarih kitapları, Kur’an’ı Kerimler ve Osmanlıcalar geliyor. Onları ciltleyerek müşterilerime veriyorum. Cilt yaptığım için çok mutlu oluyorum. Bu kitapları müşterilerimize yenilenmiş halde verip, kütüphanelerine kazandırmak istiyorum” diye konuştu.

‘MESLEĞİMİZ YOK OLMAK ÜZERE’

Teknolojinin gelişmesi ile birlikte kitapların eski değerini görmediğini kaydeden Yaşar Gülcü, “Meslek yok olmak üzere. Bu kitaplardan yapan yok. Gençler şimdi hazır alıp okuyor. Bilgisayardan, cep telefonundan okuduğu için kitap okuyan da azaldı. Cilt yapan da kalmadı. Bu meslek belli bir zaman sonra yok olacak diye üzülüyorum. Bu kitapların tamiri eskiliğine, dağınıklığına göre eğer az eskiyse 2 gün yoksa 3-4 gün sürüyor. Tamir ediyoruz, eksikleri varsa aynı kitaptan bulup fotokopi çektirip içine renkli ise renkli siyah beyazsa siyah beyaz koyarak, o kitabın eksiğini tamamlayıp 1 hafta içinde yapıp, müşteriye teslim ediyoruz” dedi.

‘SEVEREK BU İŞİ YAPIYORUM’

Yaşar Gülcü, “Kitap tamiri mesleğinin geleceği için üzülüyoruz. Bu işleri yapacak çırak yok. Zaten yaptığımız meblağlarda 1 ayda asgari ücretin yarısı kadar kazanıyoruz. Bununla ev falan geçinmez. Emekli olduğum için bu işi yapıyorum. Hem hobi olarak hem de severek bu işi yapıyorum. Çok büyük bir para kazandırmasa da tarih kitapları, dini kitapları ve Kur’an-ı Kerim yok olmasın diye yapıyorum. İnşallah devam ettiren gençlerden olur ama zor. Para kazanmadığı için bu işi gençlerden yapan kalmadı. Bu işleri yapmaya elimden geldiği kadar gayret ediyorum. Kayseri’de benden başka eski kitap tamir eden yok. Olsa iyi olurdu ama merak eden yoktur. Sevdiğim için bu işi yapıyorum. İnşallah ileride başka tamirciler de çıkar” diye konuştu.

‘KUYUMCU TİTİZLİĞİ İLE KİTAPLARA ÇOK HASSAS DAVRANIYORUM’

Eski kitaplara daha çok emek verdiğini söyleyen Gülcü, şöyle konuştu:

“Bir müşterim 3 tane kitap getirdi. 1 tanesi Osmanlıcaydı. Çok eskiydi ona 2-3 gün emek verdim. Tek tek sıraya dizdim. Forma haline getirip, ciltledim. Bu eski kitapları kıymetli olduğu için deriden ciltliyorum. Eski kitaplara daha çok özen gösteriyorum. Bu mesleğin kaybolmaması için elimden gelen gayreti gösteriyorum. Kitap bana geldiğinde çok dağınık ve eskimiş haldeydi. Özenle kenarından tıraş almadan orijinalliğini koruyarak yeniden ciltledim. 3 gün uğraştım, 4’üncü gün okunur hale getirdim. 200 yılık Osmanlıca bir kitap olduğu için bunun zayi olmasını istemedim. Kuyumcu titizliği ile kitaplara çok hassas davranıyorum. İnce ince işleyip okunur hale getiriyorum.”

Haber-Kamera: Nuray Uzatmaz-Samed Aydın SUN/KAYSERİ,

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kayseride-42-yildir-eski-kitaplari-ciltleyen-tek-usta/feed/ 0
9. Antalya Edebiyat Günleri Başladı https://www.foxhaber.com.tr/9-antalya-edebiyat-gunleri-basladi/ https://www.foxhaber.com.tr/9-antalya-edebiyat-gunleri-basladi/#respond Sat, 23 Nov 2024 09:50:57 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/9-antalya-edebiyat-gunleri-basladi/ (ANTALYA) – Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, 9. AntalyaEdebiyat Günleri ödül töreninde, “Sanat için merkez inşa etme konusunda herkesi göreve ve yardıma davet ediyorum. Çünkü bu olmadan diğer kaostan bir demokrasi asla çıkmıyor” dedi.

Muratpaşa Belediyesi’nin düzenlediği 9. Antalya Edebiyat Günleri, ödül gecesi ile başladı. Türkan ŞorayKültür Merkezi’nde gerçekleşen gecede En İyi Öykü Kitabı ödülü “Ne Yeni Ne Başka” adlı eseriyle Ayşen Işık’a, En İyi İlk Öykü Kitabı ödülü “Kıran Yeli” adlı eseriyle Gülser Kut Arat’a ve Onur Ödülü ise kadın edebiyatının öncülerinden Ayla Kutlu’ya takdim edildi.

Gecede konuşma yapan Başkan Uysal, “iyi kitapların çok az satıldığı bir dönemde” başlattıklarını söylediği Antalya Edebiyat Günlerinin 9’uncu yılına girmesinin önemine vurgu yaptı. Uysal, bunu bir tip ‘direniş’e benzetti.

Türkiye’nin kültür ve sanat alanında yeni bir merkez inşasının arifesinde olduğunu aktaran Uysal, şöyle konuştu:

“Benim sadece çağrım şu. İnsandan yana, bilimsel, düzgün, akli, samimi, sahici, otantik, kişilikli, kimlikli bir sanat için merkez inşa etme konusunda herkesi göreve ve yardıma davet ediyorum. Çünkü bu olmadan diğer kaostan bir demokrasi asla çıkmıyor. Doğrunun, güzelin bir merkezinin inşası önümüzdeki süreçte mutlaka sanatta ve kültürde de toplumların, ülkelerin gündeminde olacak diye düşünüyorum.”

Gecede onur ödülü alan Ayla Kutlu, “Yazarlık çok zor bir iştir gerçekten ama Türk kadını güçlüdür, nihayetinde bir aslan, bir kaplandır” dedi. En İyi Öykü Kitabı ödülünün sahibi Ayşen Işık, “Edebiyat bize yoldaşlık ediyor. Acılarımızı, kederimizi belki kurtaramıyoruz ama. Minnettarım. Öykü kitabıma verilen bu ödül benim için çok kıymetli. Antalya Muratpaşa Belediyesi’nin yaptığı bu etkinlikler, eminim burada bir sürü kişinin hayatlarında fark yaratacak” diye konuştu.

Gülser Kut Arat ise aldığı En İyi İlk Öykü Kitabı Ödülü’ne ilişkin “Ben bu ödülü daha iyi, daha güzel, daha insanca bir yaşama inanan ve bu uğurda kendini feda eden devrimin çocuklarına ve unutamadığım arkadaşlarıma gönderiyorum” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/9-antalya-edebiyat-gunleri-basladi/feed/ 0
Öğretmenler Günü’nde Konser Coşkusu https://www.foxhaber.com.tr/ogretmenler-gununde-konser-coskusu/ https://www.foxhaber.com.tr/ogretmenler-gununde-konser-coskusu/#respond Sat, 23 Nov 2024 09:50:55 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/ogretmenler-gununde-konser-coskusu/ Kısa adı ERSANDER olan ErzurumKültür Sanat ve Eğitim Derneği’nin Öğretmenler Günü nedeniyle düzenlediği konserde, sanatçı öğretmenler sahnede de alkışlandı. Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız, alkışlanan öğretmenlere çiçek verdi ve onlarla birlikte ‘Eski Dostlar’ şarkısını söyledi.

İbrahim Erkal Kültür Merkezindeki, Öğretmenler Müzik Topluluğunun, Öğretmenler Günü Konseri, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Öğretmen olan Ruşen Hattatoğlu Ece ile eşi Bilal Ece’nin sunduğu programda, ERSANDER Başkanı olan eğitimci Ümit Gergit, açılış konuşması yaptı.

Programın ilk bölümünde; ERSANDER Kadın Kolları Başkanı ve eğitimci Sevnur İçyar, Cumhuriyet dönemi edebiyatının önemli şairlerinden Ceyhun Atuf Kansu’nun ‘Dünyanın en güzel çiçekleri’ şiirini seslendirdi.

Ardından Türk Halk Müziği Sanatçısı, ERSANDER Genel Sekreteri Vahit Alkır’ın yönetmenliğini yaptığı programda öğretmenlerden oluşan solistler Yasemin Deniz Akköse, Uğur İdem, Berna Kılıç, Hayrullah Yabatu, saz sanatçıları Ahmet Erdoğan, Bekir Karamollaoğlu, Burhanettin Kaya, Burhan Yakut, Cihangir Koşapınar, Çağatay Çapan, Eda Alemdar Çankaya, Gönül Kürkçüoğlu, Murat Yakut, Rıdvan Şanlı sahne aldı.

Vahit Alkır, ERSANDER yönetiminde görev alan Gazeteci- Fotoğraf sanatçısı Öztürk Akkök ve Ahşap Yakma sanatçısı Canip Cihangir’in hastanede tedavi gördüklerini dile getirdi, izleyicilerden alkış göndermelerini istedi.

Sonra birer ses sanatçısı gibi öğretmenler, Vahit Alkır’la birlikte Türk Sanat ve Türk Halk Müziği eserlerini, okudular. Vahit Alkır’ın isteği üzerine sahneye çıkan Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız da öğretmenlerle beraber ‘Eski Dostlar’ şarkısını söyledi.

Programın son bölümünde Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız, seyirciler tarafından alkışlanan sanatçı öğretmenlere çiçek verdi ve teşekkür etti. Yakup Yıldız, “Öğretmenler Gününü bir günle sınırlamamak gerekir. Öğretmenler her gün hatırlanmalı ve anılmalı” diye konuştu. – ERZURUM

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ogretmenler-gununde-konser-coskusu/feed/ 0
Elazığ’da 200 Yıllık Tespih 330 Bin Lira https://www.foxhaber.com.tr/elazigda-200-yillik-tespih-330-bin-lira/ https://www.foxhaber.com.tr/elazigda-200-yillik-tespih-330-bin-lira/#respond Sat, 23 Nov 2024 09:50:52 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/elazigda-200-yillik-tespih-330-bin-lira/ Elazığ’da Osmanlı döneminden kalma kehribar tespihin fiyatı dudak uçuklatıyor. Yaklaşık 200 yıl önce yapılan ve bugüne kadar muhafaza edilen altın püsküllü Osmanlı kehribar tespihin fiyatı ise tam 330 bin lira.

İnsanlık tarihi boyunca ellerden hiç düşmeyen ve insanoğlunda özel bir yeri bulunan tespihler bazen duaların ve yakarışların aracı kimi zaman erkeklerin aksesuarı kimi zaman da koleksiyoncuların vazgeçilmezi oldu. Birbirinden özel taşlar ve bin bir emek ile yapılan tespihler özellikleri kadar fiyatlarıyla da hep dikkat çekiyor. Elazığ’da bir tespih dükkanında satılan Osmanlı sıkma kehribarı da hem fiyatı hem de görüntüsüyle görenlerin ağzını açık bırakıyor. Osmanlı döneminden kalma taşların özel ellerde işlenmesi ile elde edilen kehribar tespih, görüntüsü kadar fiyatı ile de dikkat çekiyor. Yaklaşık 200 yıl önce yapılan ve bugüne kadar orijinalliğini koruyan Osmanlı kehribarı tespih Elazığ’da 330 bin liraya satılıyor.

Tespih ustası Hadin Bulut yaptığı açıklamada, “Bu tespih Osmanlı sıkma kehribardır. Ortalama 150-200 yıllık bir tespihtir. O dönemde tespihe çevrilmiş bir üründür. Bu yıla kadar vişne rengi olarak gelmiş. Bazı müşterilerimiz var tekrar tıraşlayalım iç rengi ortaya çıksın dediklerinde tıraşlandı ve kayısı rengine doğru gitti. Ortalama 10-15 yıl sonra tekrar vişne rengine dönecek. Bu tespih kıymetli ve antika üründür. Genelde kıymetini bilenler alıyor. Yatırım için alıyorlar. Şu an istediğimiz rakam 300 bin lira. Altın püskülü ile 330 bin liraya buluyor. Çok nadir bir üründür. Mesela koleksiyoncular ya da tespihçiler bilir, imamenin ve habbenin temizliği ve o dönemden bu güne kadar çatlak olmamış yani değişen olmamış bir üründür. Osmanlının ham döküm fabrikası 1900’lü yılların sonunda kapandı. Ortalama 150-200 yıllık bir tespihtir. Tam yılını bilemeyiz ama kokusuna ve özelliklerine baktığımız da o kadar bir yılı olduğunu düşünüyoruz. Talep oldukça fazla. Özellikle Araplar ilgi gösteriyor. Son zamanlarda ülkemizde de ilgi görmeye başladı. Yatırımlık alanlar oluyor. Koleksiyon için alanlar oluyor” dedi. – ELAZIĞ

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/elazigda-200-yillik-tespih-330-bin-lira/feed/ 0
9 Yaşındaki Ada Mila’nın İkinci Sergisi https://www.foxhaber.com.tr/9-yasindaki-ada-milanin-ikinci-sergisi/ https://www.foxhaber.com.tr/9-yasindaki-ada-milanin-ikinci-sergisi/#respond Sat, 23 Nov 2024 09:50:42 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/9-yasindaki-ada-milanin-ikinci-sergisi/ 9 yaşındaki ressam 2. kişisel sergisini açtı

Adana’da yaşayan 4. sınıf öğrencisi Ada Mila Irmak, sergide yer alan 28 eserini Mersinli sanatseverlerin beğenisine sundu

MERSİN – Adana’da yaşayan 9 yaşındaki Ada Mila Irmak, sulu boya, kuru boya, akrilik ve pastel boya çalışmalarıyla yaptığı resimleri, Mersinli sanatseverlerin beğenisine sundu. Küçük yaşta açtığı ikinci sergi ile sanatseverlerin dikkatini çeken 4. sınıf öğrencisi Irmak, yazmayı planladığı öyküleri kendi resmetmek istiyor.

Adana’da yaşayan 9 yaşındaki Ada Mila Irmak, özel bir okulda eğitimini sürdürmenin yanında kitap okumayı ve piyano çalmayı seviyor. Adana Atlı Spor Kulübü’nde lisanslı tenis oyuncusu olan Irmak, 3 yaşından itibaren resim yapmaya başladı. Annesi de amatörce resimle uğraşan Irmak’ın yaptığı resimleri gören dede İhsan Toksöz, torununa destek oldu. Irmak, zamanla yaptığı resimleri geliştirmesi üzerine, dedesinin de desteğiyle geçen yıl ilk kişisel resim sergisini açarak, gelirini de depremzedelere bağışladı. Yaklaşık 2 yıldır Bilimsel Sanat Merkezleri öğrencisi olarak sanata olan ilgisini geliştiren Irmak, serbest şekilde çalışarak özgün eserler ortaya koyuyor. İleride yazacağı öyküleri kendisi resimleyerek sanatını birleştirmek isteyen Irmak, sulu boya, akrilik, kuru boya, pastel boya ile çalışmalarını sürdürüyor. Sanatını, yönlendirilmeden kendi seçtiği konular ve malzemelerle geliştiren genç ressam, geçen yıl İçel Sanat Kulübü’nde açtığı ilk kişisel sergisinin ardından, bu kez ikinci sergisini Mersin’de sanatseverlerle buluşturdu. İSK’da açılan ve 28 eserin yer aldığı sergi, 28 Kasım’a kadar gezilebilecek.

“İleride hikayeler yazıp bunları resimlendirmek istiyorum”

Özel bir ilkokulda eğitimini sürdüren Irmak, 3 yaşında çizmeye başladığını, bir süre sonra dedesi İhsan Toksöz’un bu yeteneğini keşfettiğini söyledi. Dedesinin kendisini bu konuda sürekli desteklediğini dile getiren Irmak, böylelikle ilk kişisel sergisini geçen yıl açtığını ifade etti. Sergideki eserlerin beğenilmesi üzerine bu yıl da ikinci sergisini açmaya karar verdiğini belirten Irmak, her türlü resim çizmeyi sevdiğini kaydeti. İleride iyi bir ressam olmayı hedeflediğini vurgulayan Irmak, “İleride hikayeler yazıp bunları resimlendirmek istiyorum” dedi. Irmak, çevresinden de olumlu tepkiler aldığını kaydetti.

“İleride inşallah Mersin ve Türkiye bir sanatçı kazanacak”

Dede İhsan Toksöz ise torununu küçük yaştan beri takip ettiklerini belirterek, “Çok ilginç resimler ortaya çıkardı. Şu anda da BİLSEM’de okulun yanı sıra eğitim görüyor. Resim yeteneğinin yanında tenis sporunda lisanslı oyuncu. Piyano çalıyor, öyküler yazıyor” diye konuştu. İSK yöneticilerinin geçen seneki serginin ardından bu yıl için de söz aldıklarını ifade eden Toksöz, torununun bütün yaz çalışarak bu sergiyi açtığını aktararak, “Onun adına çok mutluyum. İleride inşallah Mersin ve Türkiye bir sanatçı kazanacak” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/9-yasindaki-ada-milanin-ikinci-sergisi/feed/ 0
Darağaç Fermantasyon Projesi Sanatseverlerle Buluştu https://www.foxhaber.com.tr/daragac-fermantasyon-projesi-sanatseverlerle-bulustu/ https://www.foxhaber.com.tr/daragac-fermantasyon-projesi-sanatseverlerle-bulustu/#respond Sat, 23 Nov 2024 09:50:36 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/daragac-fermantasyon-projesi-sanatseverlerle-bulustu/ (İZMİR)-Konak Belediyesi’nin, Darağaç Kolektifi Derneği’yle birlikte Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı kapsamında hazırladığı “Darağaç Fermantasyon” Projesinin Umurbey Mahallesi’ndeki etkinlikleri Darağaç yıllık sergisi “Oksidasyon” ile başladı.

Konak Belediyesi’nin Umurbey Mahallesi’ni sanatın merkezi haline getiren Darağaç Kolektifi’yle ortaklaşa hayata geçirdiği “Darağaç Fermantasyon” Projesi, kamusal ve özel alanlarda farklı yöntemlerle çalışan sanatçıları konuk etmeye başladı. İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) yürütücülüğünde, Avrupa Birliği desteğiyle gerçekleştirilen ‘Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı kapsamında gerçekleştirilen projenin ilk sergisi Oksidasyon, 1519 ve 1532 Sokak’ta ziyarete açıldı.

Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği sergide fermantasyonun çift yönlü doğasına vurgu yapıldı. “Fermantasyon sürecin ilk adımı Oksidasyon” adıyla duyurulan etkinlikte sergilerin yanı sıra canlı performans ve enstalasyonlar da yer aldı. Etkinlik programında ilerleyen günlerde film gösterimi, konser ve söyleşiler de yapılacak.

Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, ‘Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı’ndan hibe alan 10 proje arasında yer alan ‘Darağaç Fermantasyon’ Projesi’nin kente değer kattığını vurguladı. Bir yıl sürecek projenin sanatçıları ve sanatın her boyutuyla yaşatıldığı Umurbey Mahallesi’ni her geçen gün daha yaratıcı ve üretken kıldığını belirten Başkan Mutlu, “Ne şanslıyız ki Konak’ımızda sanatla yoğrulmuş, sanatla yol almış, kolektif üretimi başarmış bir mahallemiz var. Yıllardır çalışmalarını hayranlıkla takip ettiğimiz Darağaç Kolektifi ile bu yıl, Konak Belediyesi olarak ortak bir proje içinde olmaktan dolayı mutluyuz” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/daragac-fermantasyon-projesi-sanatseverlerle-bulustu/feed/ 0
Kestros Çeşmesi, 1800 yıllık aradan sonra akmaya başladı https://www.foxhaber.com.tr/kestros-cesmesi-1800-yillik-aradan-sonra-akmaya-basladi/ https://www.foxhaber.com.tr/kestros-cesmesi-1800-yillik-aradan-sonra-akmaya-basladi/#respond Thu, 21 Nov 2024 23:43:49 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/kestros-cesmesi-1800-yillik-aradan-sonra-akmaya-basladi/ Antalya‘nın 17 kilometre doğusunda, Aksu ilçesi sınırlarındaki Pamfilya bölgesine başkentlik yapmış Perge Antik Kenti’nde, 1946’da Prof. Dr. Arif Müfid Mansel tarafından başlatılan, ardından Prof. Dr. Jale İnan, Prof. Dr. Haluk Abbbasoğlu ve bugün de Prof. Dr. Şebnem Sedef Çokay Kepçe başkanlığında yürütülen kazı çalışmaları devam ediyor.

1800 YILLIK ARA

Tunç Çağı döneminde kurulduğu düşünülen ve Helenistik dönem boyunca en zengin ve en güzel şehirler arasında sayılan, UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’ndeki antik kentin en görkemli tarihi çeşmesi Kestros’tan bin 800 yıl sonra yeniden su aktı.

“YENİDEN SUYA KAVUŞTU”

Perge’nin ilk kazı başkanı Prof. Dr. Arif Müfid Mansel döneminden itibaren su akması hedeflenen Kestros Çeşmesi’nde yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Perge Antik Kenti Kazı Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Aytaç Dönmez, şu ifadelere yer verdi:

“Kestros Çeşmesi’nde ilk kez su akıtma denemesini 2022 yılında gerçekleştirmiştik. Acaba su aksa nasıl olacak ve kaçaklar nerelerde gerçekleşiyor bağlamında bir çalışma gerçekleştirdik, bu çalışma sonucunda da yapıda suyun akmasının herhangi bir problem doğurmayacağını ve projenin gerçekleştirilmesinin mümkün olduğunu anladık. 2022 yılından bu döneme kadar çalıştığımız proje, bu sene Kültür ve Turizm Bakanlığımızın da ‘Geleceğe Miras’ projesi destekleriyle hayata geçti. Kestros Çeşmesi, bin 800 yıl sonra yeniden suyuna kavuşmuş oldu.”

“BAŞKA BİR ROMA KENTİNDE ÖRNEĞİYLE HENÜZ KARŞILAŞMADIK”

Perge Antik Kenti’nin eşsiz yapılardan birinin Kestros Çeşmesi olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Aytaç Dönmez, çeşmenin kentteki diğer yapılara göre farklı olduğunu şu sözlerle anlattı:

“Kestros, Perge için en ünik yapılardan biri, antik kentte daha farklı çeşme yapılarının olduğunu biliyoruz ancak bu yapıda karşımıza çıkan en önemli özellik; suyun bir havuza akması ve ardından o havuzla bağlantılı bir kanal boyunca kentin kuzey-güney doğrultu caddelerinin tamamını kat etmesi, hatta yapılan kazı çalışmalar sonucunda kentin dışında da devam ettiğini gördük. Böylesine özel lüks görünümlü, havuz şeklindeki kanalın Roma imparatorluk döneminde başka bir Roma kentinde örneğiyle henüz karşılaşmadık. Bu bağlamda aslında yapı oldukça lüks ve özel bir statüye sahip.”

Kestros Çeşmesi, 1800 yıllık aradan sonra akmaya başladı

Kültür SanatAntalyaTurizmKültürSanatÇeşmeRoma

Haber Kaynak : HABERLER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kestros-cesmesi-1800-yillik-aradan-sonra-akmaya-basladi/feed/ 0
Rahma Filmine Vietnam’da Jüri Özel Ödülü https://www.foxhaber.com.tr/rahma-filmine-vietnamda-juri-ozel-odulu/ https://www.foxhaber.com.tr/rahma-filmine-vietnamda-juri-ozel-odulu/#respond Wed, 13 Nov 2024 21:06:29 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/rahma-filmine-vietnamda-juri-ozel-odulu/ YönetmenFaysal Soysal’ın üçüncü uzun metraj film projesi “Rahma”, Vietnam’da ödül kazandı.

Vietnam’ın başkenti Hanoi’de bu yıl yedincisi düzenlenen “Hanoi Uluslararası Film Festivali”nin geliştirme bölümünde yarışan film, “Jüri Özel Ödülü”ne layık görüldü.

Festivalin geliştirme bölümünde Bangladeş, Malezya, Hindistan, Türkiye, Arjantin ve Vietnam’dan 8 proje yarıştı.

Bir hafta süren festivalde iki gün konuk olarak ağırlanan yönetmen Soysal, “Rahma” projesini tanıtmanın yanı sıra Türk sineması hakkında da Vietnamlı sinemaseverlere bilgi aktardı.

Soysal, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, çekimlerine hazırlandığı “Rahma” filminin ödüle değer görülmesinden mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Vietnam’da düzenlenen festivalde bulunmak benim için farklı bir deneyimdi. Festivallerin en güzel tarafı farklı coğrafyalardan insanlarla bir araya gelmek, onları sinema penceresinden tanıyabilmek. İki günlük konukluğum sırasında bölgenin sineması hakkında yakından fikir edinme fırsatım da oldu. Hanoi Uluslararası Film Festivali’nin değerli jürisine projemi ödüle layık gördükleri için teşekkür ediyorum. Festival yönetimine ve ekibini de başarılı organizasyonları için kutluyorum.” dedi.

Proje, 2023’te TRT 12 Punto Senaryo Geliştirme Platformu’ndan “Ön Alım”, geçen ay Çanakkale’de ilki düzenlenen Troya Proje Geliştirme Platformu’ndan ise “En İyi Proje” ödüllerini kazanmıştı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü tarafından da desteklenen “Rahma”, yurt dışında da BulgaristanKültür Bakanlığı Film Fonu’ndan ortak yapım desteği aldı.

Konusunda “Anne sadece doğuran kişi midir, yoksa daha çok bağ kuran mıdır?” sorusunun cevabını arayacak olan film için ayrıca Balkon Film Yapım ve Ars Digital Yapım ortaklığında Avrupa’nın büyük fonu olan Euroimage’a da başvuru için hazırlanılıyor.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/rahma-filmine-vietnamda-juri-ozel-odulu/feed/ 0
Xtopia’da ‘Dağıtılmış Bilinç’ Sergisi https://www.foxhaber.com.tr/xtopiada-dagitilmis-bilinc-sergisi/ https://www.foxhaber.com.tr/xtopiada-dagitilmis-bilinc-sergisi/#respond Tue, 12 Nov 2024 19:51:19 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/xtopiada-dagitilmis-bilinc-sergisi/ Xtopia World’ün hazırladığı, Memo Akten’in NFT eserlerinin yer aldığı “Dağıtılmış Bilinç” isimli sergi, Hope Alkazar’da sanatseverlerin beğenisine sunuldu.

“Xtopia Immersive Journey” programı kapsamında açılan sergi, doğa ve teknoloji arasındaki bağlantıları keşfetmeyi ve izleyicilere yenilikçi deneyimler sunmayı hedefliyor.

Yapay zeka yazılımlarıyla insan ile makine ilişkisini ele alan serginin küratörü ve Xtopia World’ün kurucusu Lalin Akalan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sergide, sanatçının 360 derece mekana entegre olmuş bir görüntüsüyle ziyaretçilere seslendiği bir bölümün yer aldığını söyledi.

Akalan, “Bir sanat eseri içinde zamanda koro performansı var. Koro performansından sonra sanatçının ahtapotlardan esinlendiği ve ahtapotların zekasını yapay zekayla birleştirdiği bir manifestosu var. Bu, doğanın insanlığa bir çağrısı ve insanlığa bir geri dönüş manifestosudur.” dedi.

Sergideki eserlerin birbiriyle bağlantılı olduğuna dikkati çeken Akalan, şunları ifade etti:

“Memo Akten, 20 yıldır yapay zekayla çalıştığı için aslında buradaki eserler de yapay zekanın son 15 senedeki gelişimini kapsıyor. Bir tanesi evrenimizin derin tarihiyle alakalı. Evrenin toz ve gaz bulutu halinden bugüne kadar gelen serüvenini anlatıyor. Hızlı bir şekilde bize kim olduğumuzu hatırlatıyor. Biraz daha meditatif bir eser. Sergiye ayrıca koro, yoga, sesle şifa etkinliği gibi şeyler de eşlik edecek.”

Lalin Akalan, sergide ayrıca hareket, dans ve teknolojiyi birleştiren bir eser olduğunu dile getirerek, “Bir dansçının bir anda balığa, farklı doğa elementlerine dönüştüğü ve aramızda aslında ne kadar bağlı olduğumuzu anlatan, ekoloji odaklı bir deneyim. Deneyimler aslında kendimizle ve kendi insanlığımızla bağ kurmamıza alan açıyor. O yüzden bir tür farkındalık. İzleyicilerin buradan ‘geleceğimizi özenle tasarlayabileceğimiz umuduyla’ ayrılmalarını istiyoruz.” diye konuştu.

Üçlemenin ilki olarak açılan “Dağıtılmış Bilinç” sergisinden sonra “Somutlaştırılmış Simülasyon” ve “Derin Meditasyonlar” sergileri açılacak. Program süresince ayrıca atölyeler, performanslar, söyleşiler yapılacak.

Sergi, 15 Aralık’a kadar ziyaret edilebilecek.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/xtopiada-dagitilmis-bilinc-sergisi/feed/ 0
Prizren’de Sanatla Uyanmak Festivali Açıldı https://www.foxhaber.com.tr/prizrende-sanatla-uyanmak-festivali-acildi/ https://www.foxhaber.com.tr/prizrende-sanatla-uyanmak-festivali-acildi/#respond Sun, 22 Sep 2024 01:05:52 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/prizrende-sanatla-uyanmak-festivali-acildi/ Kosova’nın güneyindeki Prizren şehrinde, 22. Uluslararası Sanatla Uyanmak Festivali’nin resmi açılış töreni gerçekleştirildi.

Prizren’in tarihi Lumbardhi Sineması’ndaki törene, Türkiye’nin Priştine Büyükelçisi Sabri Tunç Angılı, Prizren Başkonsolosu Celal Doğan, Kosova Demokratik Türk Partisi (KDTP) Genel Başkanı ve Bölgesel Kalkınma Bakanı Fikrim Damka, KDTP Milletvekili Fidan Brina Jılta, Uluslararası Sanatla Uyanmak Festivali Direktörü Ethem Baymak, ülkedeki Türk kurumlarının temsilcileri ile çok sayıda davetli katıldı.

Protokol konuşmalarıyla başlayan tören kapsamında Yazar Ayşe Kulin’e yılın sanatçısı ödülü verildi.

Törende ayrıca AnkaraMüzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Türk Dünyası Müzikleri Topluluğu tarafından “Altaylar’dan Balkanlar’a” adlı konser verildi. Konserde Prizrenli müzikseverler söylenen şarkılara eşlik ederek eğlendi.

Öte yandan, festival kapsamında, Yazar Kulin ve gazeteci, yazar, belgesel yönetmeni Nebil Özgentürk ile söyleşi ve imza günü yapıldı. Ayrıca Prizren’e birçok ülkeden gelen ressamların festival kapsamında hazırladığı tablolarından oluşan sergi açıldı.

17 Eylül’de başlayan ve yarın sona erecek festival kapsamında, atölye çalışmaları, kişisel ve karma sergiler, belgesel gösterimleri, panel ve konserler düzenlendi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/prizrende-sanatla-uyanmak-festivali-acildi/feed/ 0
Türkiye, Turizmde İlk 5’te ve 60 Milyar Dolar Hedefi https://www.foxhaber.com.tr/turkiye-turizmde-ilk-5te-ve-60-milyar-dolar-hedefi/ https://www.foxhaber.com.tr/turkiye-turizmde-ilk-5te-ve-60-milyar-dolar-hedefi/#respond Fri, 13 Sep 2024 08:10:28 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/turkiye-turizmde-ilk-5te-ve-60-milyar-dolar-hedefi/ Kültür ve Turizm Bakanı Nuri Ersoy Türkiye’nin dünyada turizm konusunda ilk 5’te yer aldığını belirterek, turizmden 60 milyar dolar gelir elde etmeyi hedeflediklerini vurguladı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen Gaziantep Kültür Yolu Festivali açılışı Bakan Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla gerçekleştirildi. Açılış toplantısında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Nuri Ersoy, Türkiye’nin dünyada turizm konusunda ilk 5’te yer aldığını belirterek, turizmden 60 milyar dolar gelir elde etmeyi hedeflediklerini vurguladı.

Bakan Ersoy, “Ülkemizin kültür ve sanat alanındaki en büyük organizasyonu Türkiye Kültür Yolu Festivalleri’nin Gaziantep ayağında sizlerle bir arada olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum. Dört yıl önce yalnız bir bölgede ve bir şehirde başladığımız Kültür Yolu Festivalini 4 yıl gibi çok kısa bir sürede 7 bölgeye ulaştırmış durumdayız. Bu yıl 16 şehrimizde gerçekleştirdiğimiz festival ülkemizin en büyük ve en zengin marka projelerinden biri haline geldi. Şehirlerimizin marka değerine önemli katkılar sağlayan festivalin kapasitesini inşallah her yıl daha da yukarılara çekeceğiz. Kültür ve Sanatla bütünleşmiş bir turizm vizyonuyla ortaya konan kültür politikalarının bir sonucu olan Türkiye Kültür Yolu Festivali, katılımcı sayısı ile bugün dünyanın en büyük festivallerinin başında geliyor. Dört yıl içinde, Avrupa’nın en seçkin kültür sanat festivallerini bünyesinde barındıran Avrupa Festivaller Birliği üyeliğine kabul edilmemiz ne kadar başarılı çalışmalar ortaya koyduğumuzu göstermektedir” dedi.

“Türkiye, dünyada turizm konusunda ilk 5’te yer almaktadır”

Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Türkiye’nin dünyada turizm konusunda ilk 5’te yer aldığını belirterek, “Ülkemiz, turizm konusunda dünyanın en güçlü potansiyeline sahip ülkeleri arasında bulunmaktadır. Ancak bu potansiyel geçmiş dönemlerde maalesef doğru değerlendirilmedi. Türkiye’de turizm dendiğinde sadece deniz, kum, plaj anlaşılıyordu. Fakat doğa harikası sahillerimizle ilgili dahi gereken çalışmalar yapılmamıştı. Biz, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde turizm konusunda devrim niteliğinde kararlar alarak Türkiye’de turizmin niteliğini arttıracak, turizmi 12 aya çıkaracak ve Türkiye’nin dünya turizm pastasından çok daha güçlü bir pay alabilmesini sağlayacak çalışmalar yaptık. Yapmış olduğumuz bu çalışmalar neticesinde bugün Türkiye, dünyada turizm konusunda ilk 5’te yer almaktadır” dedi.

“Turizmde 60 milyar dolar gelir elde etmeyi hedefliyoruz”

Bakan Ersoy, “2002 yılında ülkemize 13 milyon turist gelirken turizmden elde ettiğimiz gelir 12 milyar dolardı. Bugün biz 60 milyon turist hedefine doğru emin adımlarla yolumuzda ilerlerken 60 milyar dolar gelir elde etmeyi hedefliyoruz. İşte bu başarıların altında doğru politikalar geliştirmek ve alınan kuralları uygulama iradesi yatmaktadır. Bu doğru politikalardan biri de her yaş ve kesimden vatandaşımızın kültür ve sanatın her dalına kolay ve yoğun şekilde erişim sağlayabildiği bu tarz festivallerdir” şeklinde konuştu.

“Turizmde çeşitliliği arttırdık”

Bakan Ersoy turizmde çeşitliliği arttırdıklarını belirterek, “2021 yılında 2 binden fazla sanatçının katılımıyla başlayan festivalimize her geçen dönem Türkiye ve dünyadan farklı sanatçıları ve sanat kurumlarını dahil ettik. 2023 yılına gelindiğinde festivale katılım sağlayan sanatçı sayısı çok daha yüksek seviyelere ulaştı. Bu yılki hedefimiz ise bu sayıları daha da yukarılara çekmek. Gerçekleştirdiğimiz etkinliklere halkımızın katılımı, sanatseverlerin yoğun ilgi göstermesi, ne denli doğru bir çalışma yaptığımızı gösteriyor. Ayrıca turizmdeki başarımızın altında yatan nedenlerden biri de turizmdeki çeşitliliği arttırıp, tarih, inanç, kültür, doğa, sağlık, gastronomi gibi alanlarda da önemli çalışmaları hayata geçirmek olmuştur. Gastronomi dendiğinde de artık sadece Türkiye’de değil dünyada ilk akla gelen şehirlerden biri de Gaziantep’tir. Şehrimizin bu konuda sahip olduğu potansiyelin farkındayız. Tarihi İpek Yolu’nun üzerinde bulunan, Anadolu tarihi boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, mimarisi, doğası ve benzersiz gastronomi kültürüyle herkesi kendine hayran bırakan kadim Gaziantep’in marka değerine katkı sağlayacak çalışmalara her zaman destek olduk ve destek olmaya devam edeceğiz. Evet, Gaziantep bugün, sahip olduğu tarihiyle, kültürüyle, ekonomisiyle, turizm imkanlarıyla ve gastronomisiyle ülkemizin önde gelen şehirlerinden biridir. Fakat bize ve hatta hepimize bu konuda düşen ise bu özel şehrin tüm güzelliklerini, tarihini ve değerlerini daha da görünür ve bilinir kılıp dünyaya tanıtmaktır. İşte biz bu anlayışla aylardır özenli bir şekilde çalışarak Gastroantep Kültür Yolu festivali için 9 günlük bir program hazırladık. Bu yıl ikinci kez Türkiye Kültür Yolu Festivali rotasında yer alan Gaziantep’te festival, 14 EylülCumartesi günü başlayacak ve 22 Eylül Pazar gününe kadar konserler, sergiler, söyleşiler ve her yaşa uygun etkinliklerle devam edecek. Festival kapsamında 50’ye yakın noktada 500 civarı etkinlik planladık. 1000’e yakın sanatçımız da sanatseverlerle buluşacak. Bu kapsamda tam 21 noktayı Festival Lezzet Durağı olarak belirledik. Belli kriterlerle seçtiğimiz bu noktalarda asırlara dayanan lezzetleri hikayesiyle, malzemesiyle ziyaretçilerimiz deneyimleme imkanına sahip olacaklar. Ayrıca şehirdeki kültür-sanat mekanlarının, müze ve ören yerlerinin hemen hemen tamamı festivalimize ev sahipliği yapacak ve sanatseverlerimizi misafir edecek” ifadelerini kullandı.

“12 bin 154 eserin Türkiye’ye dönmesini sağladık”

Yurtdışına kaçırılan eserlerin geri getirildiğini belirten Bakan Ersoy, “Öte yandan güzel bir gelişmenin de müjdesini sizinle paylaşmak istiyorum. Kültürel mirasımızın en nadide parçaları Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Kaçakçılıkla Mücadele Dairesi Başkanlığının çalışmalarının ardından 14 tarihi eserimiz daha yeniden Vatan topraklarında. Boubon Antik Kenti kökenli iki bronz heykel başı ve anıtsal boyutlarda bir bronz kadın heykelinin yanı sıra, çeşitli dönemlere ait seramik eserler, madeni paralar, bir mücevher parçası ve Osmanlı dönemine ait iki hançerden oluşan 14 arkeolojik ve etnografik eser yıllar süren çabanın ardından yeniden milletimizin kültürel mirasına katıldı. Türkiye’nin tarihi zenginliklerini koruma kararlılığıyla yürüttüğümüz bu çalışmalarda Manhattan Bölge Savcılığı ve Amerikan İç Güvenlik Soruşturma Birimi’ne destekleri için özellikle teşekkür ediyorum. Doğduğu topraklara dönen son eserlerimizle birlikte 2024 yılında 35 eserin iadesi sağlandı. 2018 yılından bu yana 7 bin 839 eser ülkemize dönerken 2002 yılından bu yana 12 bin 154 eserin Türkiye’ye dönmesini sağladık. Bu eseler binlerce yıllık geçmişimizin ve köklü mirasımızın sembolleri olarak ait oldukları yerde korunarak gelecek nesillere aktarılacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak Gaziantep’in kültür ve sanat hayatına her alanda katkı sağlamaya devam edeceğimizi sizlerin huzurunda bir kez daha ifade etmek istiyorum. İnşallah hep birlikte el ele vererek, kadim şehrimiz Gaziantep’in dünyadaki yıldızını daha da parlatacağız. Bu güzel şehrin gelişimine katkı sağlayan herkese ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyor, Gastroantep Kültür Yolu festivalinin hayırlı olmasını diliyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum” ifadelerine yer verdi.

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, GastroAntep Kültür Yolu Festivali’ne katılacak olan Bakan Ersoy’a katılımından ve desteklerinden dolayı teşekkür etti. Şahin, “GastroAntep’i biz yıllardır yapıyoruz. Kültür Yolu’na dahil olunca biz evrensel bir bakışla bir dünya şehri normuna geldik. Çok önemli bir zaman dilimine şahitlik ediyoruz. Kültür bir kimliktir. Medeniyetimizin aynası ve özüdür, mayasıdır. Bizi biz yapan değerlerdir. Bizi diğerlerinden ayıran şey bu duruştur. Kültür Yolu’nun, bizi biz yapan medeniyet yolunun ne kadar önemli bir olduğu zaman diliminden geçiyoruz. Bizi biz yapan değerlerde kültür dediğimiz şey, Anadolu irfanıdır, Ahi evrandır. Bu şehir misafirperverdir. Bu şehir Ahi evranın devamı olan bütün değerleri özümsemiş, hoşgörü ve merhamet şehridir. Kültür ve sanat dediğiniz şey bizi birleştiriyor. Aklıselim, kalbi selim, zevki selim bir şehir için, mutlu şehir için yapacak çok işimiz, gidecek çok yolumuz var. Yemek dediğiniz şey yemek sanattır diyor. Yemek sanatı, senin tencerede gördüğün coğrafyadır. Mustafa Kemal Atatürk’ün bize bıraktığı en büyük mirastır bilim ve akıl. Bilim ve akıl o coğrafyanın içerisindeki alaca çorbanın, Mezopotamya’nın en güzel nohutunun, maltıhasının, makarnalık ununu yetiştiren bir şehrin Doğu Akdeniz’e geçen hattıyız. Gastronomiye, Gastroekonomi dedik. Bilerek söyledik. Bu şehri eğitim şehri, bilim şehri, spor şehri, kültür ve sanat şehri yapacağız. Hep birlikte başaracağız. Bu şehre sevgi tohumu ekeceğiz. İyilik kazanacak. Yaşatanlar kazanacak. Gaziantep modeli bir Türkiye, bir modeli olana kadar kültür ve sanat hak ettiği yeri bulana kadar hep birlikte çalışacağız” diye konuştu. – GAZİANTEP

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/turkiye-turizmde-ilk-5te-ve-60-milyar-dolar-hedefi/feed/ 0
Şişli Plak Festivali Müzikseverleri Buluşturacak https://www.foxhaber.com.tr/sisli-plak-festivali-muzikseverleri-bulusturacak/ https://www.foxhaber.com.tr/sisli-plak-festivali-muzikseverleri-bulusturacak/#respond Fri, 06 Sep 2024 12:05:44 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/sisli-plak-festivali-muzikseverleri-bulusturacak/

Müzikseverlerin ve plak koleksiyoncularının yoğun ilgi ve katılım gösterdiği ‘Şişli Plak Festivali’nin açılışı bu yıl, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın yanı sıra davetlilerin katılımıyla gerçekleşecek.

RENKLİ ETKİNLİKLERE SAHNE OLACAK

Geleneksel hale gelen; müzik dünyasının önemli isimlerini ve plak tutkunlarını 4’üncü kez buluşturacak olan Şişli Plak Festivali, iki gün boyunca birbirinden renkli etkinliklere ve konserlere ev sahipliği yapacak. Feriköy Organik Pazarı otopark alanında gerçekleşecek festivalde; söyleşiler, mezatlar, imza günleri, kahve ve yeme-içme stantları ile müzikseverler, keyifli zaman geçirecekler. Festivalde gerçekleşecek konserler kapsamında; Karsu, Sena Şener, Gaye Su Akyol ve Miskinler gibi ünlü sanatçılar da müzikseverlerle buluşacak. Plakseverler, tüm etkinlik ve konserlere ücretsiz olarak katılabilecek.

TOLGA AKYILDIZ’IN ANISINA ÖZEL PROGRAM

Şişli Plak Festivali’nde, yakın zamanda hayatını kaybeden gazeteci ve müzik yazarı Tolga Akyıldız da anılacak. Festival programında, ‘Tolga Akyıldız Anısına Açık Sahne’ etkinliğinde sürpriz isimler sahne alacak. Ayrıca festival katılımcıları, Plaktan DJ Mix ve Scratching atölyesine de katılabilecek.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/sisli-plak-festivali-muzikseverleri-bulusturacak/feed/ 0
Görünenin ardındaki anlamlar: Bu Resim Ne Anlatıyor https://www.foxhaber.com.tr/gorunenin-ardindaki-anlamlar-bu-resim-ne-anlatiyor/ https://www.foxhaber.com.tr/gorunenin-ardindaki-anlamlar-bu-resim-ne-anlatiyor/#respond Fri, 06 Sep 2024 00:11:08 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/gorunenin-ardindaki-anlamlar-bu-resim-ne-anlatiyor/ Görünenin ardındaki anlamlar: Bu Resim Ne Anlatıyor

Sanat tarihçisi ve yazar Zerrin İren Boynudelik, seriye başlamadan önce içindeki öğrenme ve merak hevesini başkalarına da bulaştırabileceğini düşünmüştü. Kitapların hazırlanma sürecinde, bir resmi bazen saatlerce, hatta günlerce inceledi.

Resimde yer alan çeşitli nesnelerin, duruşların ve ifadelerin farklı katmanlardaki anlamlarını çalıştı ve görünenin ardında gizli olanı açığa çıkaran rehber nitelikli kitaplar hazırladı.

Bugüne dek seriden üç kitap çıktı: İkonografi, Mitoloji ve Emine Önel Kurt’la beraber kaleme alınan Günlük Hayat. Serinin dördüncü kitabı olan Alegori de Nisan ayında İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları’nca yayınlandı.

Görünenin ardındaki anlamlar: Bu Resim Ne Anlatıyor

Okur için okuma tavsiyesi

Kitap, şair ve yazar Hilmi Yavuz’un Alegori’den ‘Ulusal Alegori’ye Bir Kültürel Okuma Denemesi başlıklı sunuşuyla açılıyor. Zerrin İren Boynudelik, kitapta geç Orta Çağ, Rönesans ve Barok dönemlerde yapılan ve alegorik anlatımlar içeren 183 Avrupa resmini inceliyor.

Alegorinin en yaygın kullanıldığı alanlarda; erdemler ve günahlar, özgür sanatlar, esin perileri (müzler), duyular, elementler ve mevsimlerin dünyasında dolaşıyor. Kitabın sonunda yer alan simgeler tablosu, bu konuda çalışmış sanatçıların referans aldıkları yazılı kaynakların bilgileri ve sözlük de alegorik anlatımların anlaşılmasını okur için kolaylaştırıyor.

İletişim için:

Kitap@ensonhaber.com.tr

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/gorunenin-ardindaki-anlamlar-bu-resim-ne-anlatiyor/feed/ 0
Çanakkale Valisi: Troya Kültür Yolu Festivali bir marka artık https://www.foxhaber.com.tr/canakkale-valisi-troya-kultur-yolu-festivali-bir-marka-artik/ https://www.foxhaber.com.tr/canakkale-valisi-troya-kultur-yolu-festivali-bir-marka-artik/#respond Sat, 31 Aug 2024 17:36:35 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/canakkale-valisi-troya-kultur-yolu-festivali-bir-marka-artik/

ÇANAKKALE Valisi Ömer Toraman Troya Kültür Yolu Festivali’nin açılışında yaptığı konuşmada, “”Festival, aslında Çanakkale’nin sahip olduğu zenginliklerin, kültür ve sanat alanındaki potansiyelinin de bir göstergesi. Bu festival, bir marka artık. Bu markanın Çanakkale’de faaliyet yürütmesi de bizim için gurur verici” dedi.

Türkiye’nin uluslararası marka değerine katkıda bulunmak amacıyla düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivalleri kapsamında Çanakkale’de gerçekleştirilen Troya Kültür Yolu Festivali için Anadolu Hamidiye Tabyası’nda açılış töreni düzenlendi. Törene, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ve çok sayıda davetli katıldı. Törende konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, Kültür Yolu Festivali’nin bu yıl 3’üncüsünün gerçekleştirileceğine dikkati çekip, “Çanakkale hem yerli hem yabancı turistlerimiz için güzel bir destinasyon. Birbirinden farklı birçok etkinlikle, konser organizasyonuyla yine bir aradayız. Bugün açılışını düzenleyeceğiz ve biz de sizlerle beraber tüm duraklarımızı ziyaret edeceğiz. Öncelikle Çanakkale’ye ve bölgemize hayırlı olmasını temenni ediyoruz. Valimiz, Alan Başkanımız, Rektörümüz, Belediye Başkan Vekilimiz ve tüm paydaşlarımız bir aradayız. İyi seyirler, iyi gezmeler diliyorum” dedi.

‘BU FESTİVAL, BİR MARKA ARTIK’

Kültür Yolu Festivali’nin Çanakkale’de düzenlenmesinin bir şans olduğunu belirten Çanakkale Valisi Ömer Toraman, “Festival, aslında Çanakkale’nin sahip olduğu zenginliklerin, kültür ve sanat alanındaki potansiyelinin de bir göstergesi. Bu sene çeşitli etkinlikler yapılacak ve bu bir haftalık süre içerisinde eminim hem Çanakkale’de oturan hemşehrilerimiz hem de civar illerden gelecek olan misafirlerimizle güzel vakit geçirecek. Bu festival, bir marka artık. Bu markanın Çanakkale’de faaliyet yürütmesi de bizim için gurur verici. İnşallah aynı güzellikte devamı da gelir” dedi.

‘TÜRKİYE’NİN KALBİ ÇANAKKALE’DE ATIYOR’

Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ise, “3’üncüsünü düzenlemiş olduğumuz Troya Kültür Yolu Festivali 9 gün boyunca Çanakkaleliler sanata, kültüre, müziğe ve tüm sanatsal etkinlikleri doyuyor. 3 yaşından 90 yaşına kadar herkesin kendisinden bir parça bulabildiği, mutlaka hoşuna giden bir faaliyetin olduğu 9 günlük bir serüven yaşıyoruz Çanakkale’de. Tabiri caizse aslında Türkiye’nin de kalbi Çanakkale’de atıyor. Basın desteğiyle yapılan faaliyetlerin büyüklüğüyle bütün Türkiye’nin gözü kulağı Çanakkale’de oluyor. Tam da festivalin amacına uygun bir durum. Çünkü Çanakkale’nin ölçeğine baktığımızda artık yavaş yavaş yazlık sezonu sona erip, daha üniversite öğrencilerimizin de gelmediği bu ara sezonda bütün Çanakkale dinamiklerine aslında büyük bir takviye oluyor. Dün arkadaşlarımızla yapmış olduğumuz sohbetlerde şehirdeki o kalabalığın, restoranlardaki kalabalığın ve otellerdeki yer kalmamış olmasının festivalin yapılış amacına uygun olduğunu düşünüyoruz. Çanakkalelileri bu festivalde mutlaka görmek istiyoruz. Sabahtan başlayan etkinlikler geceye kadar devam edecek” dedi. Konuşmaların ardından Bakan Yardımcısı Mumcu ve beraberindekilerin Çanakkale Savaşları’na ait fotoğraf ve arşiv belgelerin yer aldığı, ‘Anmak-Anlatmak Çanakkale 1915’ sergisini gezmesinin ardından program sona erdi. Troya Kültür Yolu Festivali kapsamında 50’den fazla noktada düzenlenecek 500 civarı etkinlikte, 1000’e yakın sanatçı halkla buluşacak.

Haber – Kamera: Nazif Cemhan ŞEN/ ÇANAKKALE,

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/canakkale-valisi-troya-kultur-yolu-festivali-bir-marka-artik/feed/ 0
La Diva Turca Leyla Gencer vefat edeli 16 yıl oldu https://www.foxhaber.com.tr/la-diva-turca-leyla-gencer-vefat-edeli-16-yil-oldu/ https://www.foxhaber.com.tr/la-diva-turca-leyla-gencer-vefat-edeli-16-yil-oldu/#respond Tue, 16 Jul 2024 21:46:05 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8914 Asıl adı Ayşe Leyla Çeyrekgil olan sanatçı, tüm dünyada opera sanatına katkıda bulunan ve gelmiş geçmiş en iyi beş kadın opera sanatçısı arasında yer alıyor. 

Usta sanatçı, Safranbolu’nun Yörük köyünden Hasanzade İbrahim Çeyrekgil ile aslen Polonyalı Alexandra Angela Minakovska’nın çocuğu olarak, 10 Ekim 1928’de Polonezköy’de dünyaya geldi. 

Fransız bakıcısından dil öğrenerek Fransız klasiklerini okumaya başlayan sanatçı, çocukluğunda edebiyat, tiyatro, müzik, sanat ve kültürün her alanında geniş bilgiler edindi. 

Babasını genç yaşta kaybeden Gencer, 18 yaşındayken İbrahim Gencer ile evlendi. Evlendikten sonra da eğitimine devam eden sanatçı, kariyeri boyunca eşi tarafından desteklendi. 

Notre Dame de Sion’un ardından gittiği İstanbul İtalyan Lisesi’nden mezun olan Gencer, bir süre Beyazıt Kütüphanesi’nde çalıştı. 

KONSERVATUVARDAKİ İLK GÜNÜDE KAFASINA KOYDU

Leyla Gencer, İstanbul Konservatuvarında şan eğitimi aldığı sırada Reine Gelenbevi, Cemal Reşit Rey ve Muhittin Sadak’ın öğrencisi oldu. 

Konservatuvardaki ilk gününde La Scala’da sahneye çıkmayı kafasına koyan Gencer, 1946-1949’da İstanbul Şehir Korosunda solo sanatçısı olarak yer aldı. 

Ankara Devlet Konservatuvarına şan eğitimi vermek üzere davet edilen ünlü İtalyan sanatçı Arangi Lombardi’yi ziyaret ederek sesini dinleten Gencer, performansıyla etkiledi. Lombardi, Gencer’in konservatuvarı bırakarak kendisiyle Ankara’ya gelmesini isteyince, sanatçı İstanbul Konservatuvarındaki eğitimini yarıda bıraktı. Gencer Ankara’da, İtalyan tenor Apollo Granforte, Adolfo Camozzo, Di Ferdinando, George Reinwald ve Domenico Trizzio’nun da öğrencisi oldu. 

Usta sanatçı, 1949’da operanın bağlı bulunduğu Devlet Tiyatrosu sınavlarına girdi. Sınavı kazanan Gencer, operanın solist kadrosunda yer olmadığından koro kadrosuna alındı. 

Opera kariyerine 1950’de Ankara Devlet Tiyatrosunda Cavalleria Rusticana eserindeki “Santuzza” rolüyle adım atan sanatçı, İtalya’da da ilk kez bu rolle seyirci karşısına çıktı. 

Gencer, ilk sahne deneyimine ilişkin TRT’de 1990’da yayınlanan röportajında, “Ben sahneye ilk adımımı Ankara Devlet Operasında attım ve ‘Cavalleria Rusticana’ ile başladım. Sene 1950, 15 Ocak. 15 Ocak 1990’da Rossini seminerime başladım İstanbul Devlet Tiyatrosunda. Bu benim için çok güzel bir olaydı. Aradan şöyle bir 40 sene geçmiş yani kolay değil” ifadelerini kullandı. 

“İNSAN HİÇBİR ZAMAN KÖKLERİNİ İNKAR ETMEMELİ”

Sanatçı, La Scala’ya ilk gittiğinde yaşadıklarını da aynı röportajda şu sözlerle dile getirdi: 
 
“Ben ilk kez İtalya’da Scala’ya gittiğim zaman, (Antonio) Ghiringhelli diye bir umum müdürü vardı. Harpten sonra uzun seneler kaldı. Beni ilk defa Scala’ya davet ettiği zaman, ‘Siz büyük bir kariyer yapmak isterseniz bir İtalyan ismi alın.’ dedi bana. ‘Hayır. Ben kendi ismimle kariyer yapmak istiyorum.’ dedim. ‘Ama senin ismin bir Türk ismi. İtalyan ismi alırsan diğer Amerikalı arkadaşların gibi, daha çabuk isim yaparsın.’ dedi. ‘Zararı yok. Ben daha yavaş isim yaparım ama kendi Türk ismimle yapacağım.’ dedim. Yani insan hiçbir zaman köklerini inkar etmemeli.” 

ABD BAŞKANI İÇİN 1953’TE ÇANKAYA KÖŞKÜ’NDE SANHE ALDI

Birçok resmi devlet resepsiyonunda sahne alan Gencer, 1953’te ABD Başkanı Dwight Eisenhower için Çankaya Köşkü’nde verilen konserde, Henry Purcell’a ait “Didone” aryasını söyledi. 

Leyla Gencer, Fransız Parlamento Başkanı ve Dışişleri Bakanı için ise Faust operasının “Mücevherler” aryasını seslendirdi. 

Türkiye ile İtalya arasında 1953’te gerçekleştirilen kültür anlaşması kapsamında, Roma’da bir resital vermek üzere görevlendirilen Gencer’in yaşamı ve kariyeri, büyük başarı elde ettiği konserin ardından farklı bir yön kazandı. Konserdeki performansı dolayısıyla RAI Stüdyoları Genel Müdürü ve Müzik Yönetmeni Mairo Labroca, Gencer’i sesini dinletmesi için Napoli’deki San Carlo Operası’na gönderdi. 

Gencer, San Carlo Operası ile 1954’te Napoli’de gerçekleştirilen yaz festivalinde yeniden “Santuzza” rolünü oynadı. “Yevgeni Onegin” ve “Madam Butterfly”da başrol alan Gencer, “Madam Butterfly” operası için yıl içinde 23 kez sahne aldı. 

“Napolili Türk” olarak anılmaya başlayan usta sanatçı, “La Traviata”daki “Violetta” rolünü, Avrupa’nın çeşitli kentlerindeki operalarda canlandırdı, uluslararası festivallere katıldı ve piyano eşliğinde resitaller verdi.

 

LA SCALA’DAKİ BAŞARISIYLA PRİMADONNA OLDU

Leyla Gencer, 1956’da San Francisco’da rahatsızlanan Renata Tebaldi’nin yerine 1956’da “San Francesca de Rimini” operasında sahne aldı. San Francisco Operası ile 1957’de “La Traviata” eserinde “Violeta”yı seslendiren sanatçı, “Lucia di 74 Lammermoor” adlı eserde ise Maria Callas’ın yerine “Lucia” rolünü üstlendi. 

Konservatuvara girdiği ilk günden itibaren hayalini kurduğu, operanın merkezi sayılan Milano’daki La Scala’da 26 Ocak 1957’de sahneye çıkan sanatçı, Francis Poulenc’in “Les Dialogues de Carmelites” operasındaki başarısıyla primadonnalığa yükseldi. 

Unutulmaz sanatçı, Milano’da La Scala’da Verdi, Bellini, Donizetti, Mozart, Monteverdi, Tchaikovsky ve Puccini’nin de aralarında bulunduğu ünlü bestecilerin eserlerini başarıyla yorumladı. 

Londra Royal Albert Hall ve New York Carnagie Hall’de orkestra eşliğinde çok sayıda konser veren sanatçı ayrıca Roma, Napoli, Venedik, Viyana, Paris, San Francisco, Köln, Buenos Aires, Rio de Janerio, Bilbao ve Chicago’da sahne aldı. 

Leyla Gencer, son kez 1985’te Venedik Fenice Tiyatrosu’nda opera seslendirdi, 1994’te Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Onur Ödülü Altın Madalyası’nı aldı. 

İTALYA’DA CARUSO ÖDÜLÜ ALDI

Konserlerini 1992’ye kadar sürdüren, sonraki yıllarda genç sanatçılar yetiştiren Gencer, Ankara ve İstanbul’da opera seminerleri verdi. 

Gencer, Türkiye’de opera sanatının tanınması ve gelişmesi için birçok çalışmaya imza attı, araştırmacı yönüyle Türk ve dünya operasına önemli katkılarda bulundu. Dönemi itibarıyla unutulmuş birçok opera eserini tozlu arşivleri tarayarak gün yüzüne çıkaran sanatçı, yorumladığı eserleri yeniden opera dünyasına kazandırdı. 
“Devlet Sanatçısı” ünvanını 1988’de alan sanatçı, 2007’de İtalya’da Caruso Ödülü’ne layık görüldü. 

Opera dünyasına yeni yetenekler kazandırmayı amaçlayan “Leyla Gencer Uluslararası Şan Yarışması” sanatçı adına ilk kez 1995’te düzenlenmeye başladı. 

Ayrıca 2004’te Türkiye’de Leyla Gencer adına gümüş hatıra parası basıldı. 

“BEN ANADOLU ÇOCUĞUYUM”

Birçok ülkeden ve kurumdan sayısız ödülle nişan alan Gencer’e, pek çok ülke vatandaşlık teklifinde bulundu. Tekliflerin tamamını geri çeviren sanatçı, “Ben, Anadolu çocuğuyum.” diyerek, yaşamı boyunca Türk vatandaşlığını onurla taşıdı. 

Hakkında, Zeynep Oral’ın yazdığı “Tutkunun Romanı: Leyla Gencer” kitabının yanı sıra birçok yazı ve araştırma kaleme alınan Gencer, kalp ve solunum yetmezliği nedeniyle 10 Mayıs 2008’de Milano’daki evinde hayata veda etti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/la-diva-turca-leyla-gencer-vefat-edeli-16-yil-oldu/feed/ 0
Fatih Sultan Mehmet’in gizemli portresi Londra’da https://www.foxhaber.com.tr/fatih-sultan-mehmetin-gizemli-portresi-londrada/ https://www.foxhaber.com.tr/fatih-sultan-mehmetin-gizemli-portresi-londrada/#respond Fri, 05 Jul 2024 09:22:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8605 Sanat eleştirmenleri açısından Orta Çağ’ın en önemli liderlerinden birinin, modern sayılabilecek bir portresi olma özelliği taşıyan tablonun yolculuğu, Fatih Sultan Mehmet’in Bellini’yi İstanbul’a davet etmesiyle başladı. 

Venedik Cumhuriyeti’yle bir anlaşma imzalayan Osmanlı İmparatorluğu, 1479’da Venedik’ten İstanbul’a hem resimde hem de heykelde başarılı bir sanatçı gönderilmesini istedi. 

Bu şekilde İstanbul’a gelen Bellini, 1481’e kadar İstanbul’da kaldı. Fatih Sultan Mehmet’in portresinin yanı sıra bir de madalyonunu yapan Bellini, dönemin Osmanlı vatandaşlarını, manzaralarını ve kıyafetlerini de resmetti. 

İtalyan Rönesans sanatçılarının biyografilerini kaleme alan 16. yüzyıl yazarı Giorgio Vasari’ye göre portrenin yapımı İstanbul’da başlasa da Venedik’te tamamlandı. 

Portrede “Dünyanın Fatihi” yazıyor 

Üzerinde “1480, Kasım’ın 25’inci günü” ifadesi yazsa da zamanla tahrip olan tablodaki bazı müdahaleler nedeniyle yazılar ya tamamen okunamıyor ya da yeniden yazılmış durumda. 

Buna rağmen tablodaki bazı yazılar ve detaylar net şekilde görülebiliyor. Alt kısmında incelikle işlenmiş dantelli bir örtünün yer aldığı kemerli kapının iki ayağında kısmen tahrip olmuş iki yazı dikkati çekiyor.

Bunların birinde Latince “Victor Orbis (Dünyanın Fatihi)”, diğerinde ise “1480, Kasım’ın 25’inci günü” yazısı okunabiliyor. 

Portre, kişilerin özelliklerini sembollerle anlatma tekniğinin de örneklerini taşıyor. Portrenin sağ ve sol üst köşelerinde yer alan üçer taç, Fatih’in üç büyük zaferini simgeliyor.

Bunlar Roma İmparatorluğu’nun yıkılışını sembolize eden İstanbul’un fethini, Anadolu’nun fethi anlamına gelen Konya’nın ve Trabzon Rum İmparatorluğu’nun alınmasını işaret ediyor. 

Öte yandan Fatih Sultan Mehmet’in içinde resmedildiği kapı, Osmanlı sanatında devleti ve adaletin tesis edildiği yeri sembolize ediyor. Bellini ise kapıyı, kötülükten iyiliğe girişin sembolü kabul edilen Aziz Zekeriya Kilisesi’nin kapısını çizerek portresinde kullandığı belirtiliyor. 

Sultan Mehmet’in kırmızı-beyaz sarığı siyasi ve dini mevkisini, yan duruşu ise o dönemin portre çizim modasını yansıtıyor. Fatih’in kemerli burnu ve çıkık çenesinin portrede yer alması ise bir kişinin olduğu gibi resmedilmesi akımının ilk örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. 

Fatih Sultan Mehmet’i tasvir eden üç madalyon sergileniyor 

VA’da Fatih Sultan Mehmet’in tasvir edildiği tek eser Bellini’nin tablosu değil. Sergide, İstanbul ziyareti sırasında Fatih’i yakından görüp portresini çizme şansı yakalayan Bellini’nin bir de Sultan Mehmet’i tasvir ettiği kabartmalı bronz madalyonu bulunuyor. 

Madalyonun bir yüzünde Fatih’in sol profilden portresi bulunurken arka yüzünde yine tablodaki gibi üç taç yer alıyor. Bellini’nin madalyon ve portresi, Fatih’in dönemin Avrupa’sında da tanınan bir yüz haline gelmesi açısından önem taşıyor. 

Bellini’nin İstanbul dönüşü yaptığı tahmin edilen madalyon, sanatçının bilinen tek madalyonu olma özelliğine de sahip. 

Fatih Sultan Mehmet’in portresini taşıyan bir diğer madalyonun sahibi ise Constanza de Ferrera. Bu madalyonun arkasında ise Fatih, at üzerinde görülüyor. 

Yine Sultan’ın isteği üzerine İstanbul’a gönderilen sanatçılardan Ferrera’nın madalyonunun Fatih Sultan Mehmet öldükten sonra satılmak üzere tekrar yaptığı madalyonlardan olduğu tahmin ediliyor. 

Bertoldo di Giovanni’ye ait Fatih madalyonunun arkasında ise at arabası üzerinde bir genç kabartması bulunuyor. 

Medici ailesinin saray heykeltıraşı Giovanni’nin hiç İstanbul’a gelmediği, madalyonunun ise Bellini’nin tablosundan esinlenerek yapıldığı düşünülüyor. 

Madalyonun arkasındaki at arabası üzerindeki genç figürü, Fatih’in askeri zaferlerini sembolize ediyor. 

Koleksiyonerlerin mirası olarak müze envanterine girdi 

Tablo ile madalyonların müzelere kimlerden geldiği bilinse de bu kişilerin eserleri nasıl elde ettiğine ilişkin bilgi bulunmuyor. 

Son 10 yılda yaklaşık 30 milyon ziyaretçi ağırlayan Victoria ve Albert Müzesi’ndeki bilgilere göre, tablonun sahibi Ulusal Galeri ancak tablo galeri envanterine Austen Henry Layard isimli İngiliz diplomatın mirası olarak 1916’da dahil oldu. 

İngiltere’nin 1877’de İstanbul’a atadığı büyükelçi olan Layard, farklı dönemlerde Osmanlı topraklarında farklı kademelerde diplomatlık ve arkeolojik araştırma ekip başkanlığı da yaptı. 

Çocukluğu Venedik’te geçen Layard, emekliliğinde de Venedik’te yaşadı. Sanat eseri koleksiyonu yapan Layard, diplomatlığın verdiği dokunulmazlık sayesinde birçok sanat eserini rahatlıkla İngiltere’ye kaçırabildi. 

Layard, 1894’te öldüğünde koleksiyonundaki birçok eserini miras olarak Ulusal Galeri’ye bırakırken, bunlar arasında Bellini’nin Fatih portresi de yer aldı. 

Di Giovanni ve de Ferrera’nın madalyonları ise 1909’da ölen iş insanı ve koleksiyoner George Salting’in miras yoluyla müzeye bağışladığı eserlerden.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/fatih-sultan-mehmetin-gizemli-portresi-londrada/feed/ 0
Anne müzesi kapılarını ziyaretçilere açtı https://www.foxhaber.com.tr/anne-muzesi-kapilarini-ziyaretcilere-acti/ https://www.foxhaber.com.tr/anne-muzesi-kapilarini-ziyaretcilere-acti/#respond Fri, 05 Jul 2024 09:09:00 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8595 Şermin Yaşar’ın kurucusu olduğu ve salı günü ziyarete açılan müzede pek çok önemli sanatçıya ait anne ve çocuk temalı tablolar, heykeller ve koleksiyonlar yer alıyor. 

Ziyaretçilerini “anne evi sıcaklığıyla karşılayan” müzede Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Baha Said Bey, Sanayi-i Nefise’nin kurucularından Fuat Soyhan, ünlü ressamlar İbrahim Balaban, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Fikret Otyam, Abidin Dino, Ali Demir, Hüseyin Bilişik, Mustafa Aslıer, Erol Özden ve daha pek çok isme ait tablolar bulunuyor. 

Burhan Alkar, Metin Yurdanur, Jale Yılmabaşar, Hüseyin Gezer gibi isimlere ait heykel ve seramik sanatı eserlerinin de sergilendiği müzede annelik teması üzerine sanata dair geniş bir koleksiyon sunuluyor. 

Annelerin ve bebeklerin kullandığı eşyalar, analık madalyaları 

Müzede, geçmişten bugüne annelerin kullandığı ve anneliği simgeleyen eşyalar, objeler, anneliğin değerine dikkati çeken sanatsal çalışmalar, tablolar bulunuyor. 

Bebeklerin kullandığı kıyafet, emzik, bez, biberon gibi eşyalar ve anne çocuk ilişkisini sanatsal bir anlatımla sunan çalışmalar da ziyaretçilere anılarını yeniden canlandırma imkanı sunuyor. 

Türk resim ve heykel sanatının anne çocuk, anne bebek temalı pek çok önemli eserinin de bulunduğu müzede, Türkiye’den ve farklı ülkelerden “analık madalyası” örnekleri sergileniyor. 

Geçici sergi alanında ise Cumhuriyet Müzesi envanterine kayıtlı Mustafa Kemal Atatürk’ün bebeklik eşyaları zıbını ve başlığı ile Zübeyde Hanım’ın seccadesi ziyaretçilerin ilgisine sunuluyor. 

Dünya anne bebek koleksiyonunun bulunduğu salonda ise 50’den fazla ülkeye ait anne bebek temalı ve görselli antika bebekler yer alıyor. 

“Anadolu annelerinin sırtını sıvazlamak istedim” 

Yazar Şermin Yaşar, müzeyi ve kuruluş sürecini anlattı. 

“Anadolu annelerinin biraz sırtını sıvazlamak istedim” diyen Yaşar, bunu yapmanın pek çok yolunun bulunduğunu, müze fikrinin de bunlardan biri olduğunu söyleyerek, “Anlatmak istediğim Anadolu’nun annelik hikayelerini, annelik tarihini ve o eşsiz sanat eserlerini bir araya getirip bir kompozisyon oluşturarak biraz Anadolu kadınına, Anadolu annelerine, bugünün annelerine ve kadınlarına bir selam vermek istedim” ifadelerini kullandı. 

Müzeye gelen ziyaretçilerin bir sanat eserine bakarak dile getirdikleri “Ondan benim annemde de vardı. Bundan benim de vardı” ifadelerinin aslında bir “birliktelik duygusunu” yansıttığı değerlendirmesinde bulunan Yaşar, şöyle konuştu: 

“Bir sanat eseri kıymetlidir. Müzelerde bulunan envanterler değerli ve kıymetlidir. Böyle baktığında aslında kendi annesinde olanın, kendi evinde var olanın, kendi çocuğuna ya da kendi çocukluğunda alınmış ve verilmiş olanın ne kadar kıymetli ve değerli olduğunu da görebiliyor ziyaretçilerimiz.”

“El ele gezmelerini istiyoruz” 

Ziyaretçilerden, “Hemen çıktım ve annemi aradım” şeklinde dönüşler aldıklarını bildiren Yaşar, annesi ya da çocuğuyla gelenlerin müzeyi el ele gezmelerini istediklerini, bunu görmenin kendileri için çok mutluluk verici olduğunu ifade etti.

Yaşar, müzeyi gezen anne ve çocuklarının aralarındaki bağı hatırlamalarının, müzeden birbirlerine sevgi sözcükleriyle ayrılmalarının kendileri için kıymetli olduğunu söyledi. 

Dünyanın her yerinde çocukların annelerinin yanında, kucağında, omzunda, dizinde, yanı başında olduğunu, her kültürde bu durumun benzediğini ziyaretçilere göstermek istediklerini belirten Yaşar, bunun katılımcıları iyi hissettirdiğini ve onlara tanıdık geldiğini anlattı. 

“Bugünün yaşantısı başka çocukların varlığını çok fazla düşünmeye fırsat vermiyor” 

Annenin yokluğunun da bahsedilmesi gereken başka bir konuya dönüştüğünü, bu nedenle öksüzlük kavramına da değinmek istediklerini kaydeden Yaşar, şöyle konuştu: 

“Çünkü öksüz kelimesi eski Türkçe ve geride kalmış bir kelime. Kelime eski olunca sanki kavramın kendisi de eskiymiş gibi algılıyoruz ve bugün insanımız sadece kendi çocuğuna ve kendi anneliğine daha çok odaklanıyor. Bugünün yaşantısı başka çocukların varlığını çok fazla düşünmeye fırsat vermiyor. Kelime eski ama kavram hala devam ediyor. Hala öksüz çocuklar var. Bunun üzerine düşündürtmek istedik biraz da.” 

Altındağ Hacettepe Mahallesi Salaş Sokak’ta bulunan Anne Müzesi, Pazartesi günleri hariç her gün 10.00-17.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/anne-muzesi-kapilarini-ziyaretcilere-acti/feed/ 0
Erdal Beşikçioğlu: Bundan sonra hizmetlerimle anılmayı tercih ederim https://www.foxhaber.com.tr/erdal-besikcioglu-bundan-sonra-hizmetlerimle-anilmayi-tercih-ederim/ https://www.foxhaber.com.tr/erdal-besikcioglu-bundan-sonra-hizmetlerimle-anilmayi-tercih-ederim/#respond Sun, 19 May 2024 21:12:36 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7451 ‘Behzat Ç.’ dizisindeki polis amiri rolüyle ünlenen tiyatro sanatçısı Erdal Beşikçioğlu, kurucusu olduğu kültür ve sanat etkinliklerinin yapıldığı Tatbikat Sahnesi’nde konuştu. 

Sanatçı ve vatandaş olarak her zaman siyasetin içinde olduğunu belirten Beşikçioğlu, Etimesgut’a yapacağı hizmetleri anlattı. Beşikçioğlu, ilçede kreş sayısının arttırılacağını, kadınların sosyal hayatın içine daha çok katılması için çalışmalar yürütüleceğini, üniversiteye hazırlanan gençler için kütüphane kurulacağını ve ilçedeki ulaşım problemini Ankara Büyükşehir Belediyesi ile koordineli bir şekilde çözeceğini söyledi.

“ANKARA ÇAY’IMIZI TEMİZLEYECEĞİZ”

Beşikçioğlu, şunları söyledi:

“Siyasetçiler bu süre zarfında birbirlerine çelme takmak suretiyle acısını halktan çıkartmış. Bunu ortadan kaldırmayı amaçlıyoruz. Bir şeker fabrikamız var, orada bir koku problemi var çözeceğiz. Ankara Çayı’nın 17 kilometresi ilçemizden geçiyor. Ankara Çay’ımızı temizleyeceğiz. Oraya bırakılan atıkları ortadan kaldıracağız, bir yeşil koridor oluşturmak suretiyle Porsuk örneğinden daha iyi bir yapıya çevirmeye çalışacağız.”

“EMEKLİ TİYATROLARINI KURACAĞIZ”

“Emeklilere yarına uyanacak bir amaç verme niyetindeyiz. 90 gün boyunca sokaklarda dolaştığımızda emeklilerimizin bizden istedikleri tek bir şey vardı; emekli konakları. Ben de şunu dedim: Emekli konaklarını kuracağız, istediğiniz gibi oyununuzu oynayacaksınız, çayınızı kahvenizi içeceksiniz ama üreteceksiniz. Emekli tiyatrolarını kuracağız, size bir yönetmen bir oyun vereceğiz, 3-4 ay siz bu oyunu çalışacaksınız. Başarılı olduğunuz takdirde bunu seyirciyle buluşturacağız, seyircinin karşısına çıkacaksınız, turnelere çıkacaksınız.

“Böylelikle hem emeklilerimizin turistik seyahatlerini gidermiş olacağız, hem de emekli konaklarındaki sosyal hayatlarını düzenlemiş olacağız, hem de üretimin içerisinde göreceğiz onları. Böylelikle onlara yarına uyanacak bir amaç sağlayacağız.”

“Bu 5 yıllık süreci çok doğru ve düzgün bir şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Bunları becerebilirsek yarınlarımız çok daha güçlü ve aydınlık bir vaziyete dönüşecek.”

“DİĞER SİYASETÇİLER MESLEĞİMİZİ KÜÇÜMSEDİ”

Beşikçioğlu, sanat hayatına da devam edeceğini belirterek şöyle devam etti:

“Sanatsız yaşayamazsınız. Sanat bir bilinçtir, bir eğitim dalıdır. İnsan ve devlet arasındaki sistemi eleştirerek eksikleri gösterir. Bu bağlamda da bir bilinç sağlar, birleştiricidir, uzlaşmacıdır. O yüzden sanatı hayatımızın her köşesinde mutlak surette başköşeye koymak gerekir. Ben de bir taraftan belediyeyi idare ederek bir taraftan da sahnedeki asıl mesleğimi icra ederek bu süreci geçirmeyi düşünüyorum. Birçok arkadaşımız, birtakım gazeteciler dahi ‘part-time belediyecilik mi olur’ diye bir algı içerisinde ama öyle bir gerçek yok.”

“Diğer siyasetçiler, buna muhalif olanlar bu konuda mesleğimizi biraz küçümsedi. Bu onların bilmemezliğinden kaynaklanıyor maalesef. Yani tiyatronun ne olduğunu bilmeleri gerekiyor. Onun için de tiyatroya gitmeleri gerekiyor. Tiyatroya gelseler zaten halkla iç içe olurlar. Bundan sonra Etimesgut’ta senaryoyu tüm vatandaşlarımızla biz yazacağız, başrolü de onlar oynayacaklar. Umarım 5 yıl boyunca o hayal ettiğim belediyecilik anlayışı hayata geçirme imkanım olur.”

“Bundan sonra getirdiğimiz hizmetlerle anılmayı tercih ederim. Bunların hepsi aslında yarattığımız karakterlerin seyircideki iz düşümleri. Kariyerim boyunca yaptığım işlerin hepsinde bir mesajın olmasına çok dikkat ettim. Özellikle ‘Vali’de bir siyasetçinin nasıl olması gerektiğini, insan ilişkilerinin nasıl olması gerektiği konusunda birçok şeyi anlatmaya çalıştık. ‘Behzat Ç’ öyle, adalet duygusunun nasıl olması gerektiği konusunda ki bunların hepsi aslında vatandaşlarımızın özlediği karakterdi. Gençler ‘komiserim’, emeklilerimiz ‘valim’ dedi. Ama yavaş yavaş süreç içerisinde ‘Başkanım size çok yakıştı’ diyenler de çok oldu.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/erdal-besikcioglu-bundan-sonra-hizmetlerimle-anilmayi-tercih-ederim/feed/ 0
Bakan Ersoy: Türkiye’ye festival iklimi yaşatacağız https://www.foxhaber.com.tr/bakan-ersoy-turkiyeye-festival-iklimi-yasatacagiz/ https://www.foxhaber.com.tr/bakan-ersoy-turkiyeye-festival-iklimi-yasatacagiz/#respond Fri, 26 Apr 2024 21:45:22 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6656 Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye Kültür Yolu Festivali 2024 Yılı Tanıtım Toplantısı’na katıldı. Toplantıya, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdür Tan Sağtürk ile sineme ve sanat dünyasından oyuncular katıldı. Bakan Ersoy festival programının ayrıntılarını paylaştı.

“ETKİNLİK SAYISINI 6 BİNİN ÜZERİNE ÇIKARACAĞIZ”

Bakan Ersoy festival programının ayrıntılarını anlattı:

“Türkiye Kültür Yolu Festivali, katılımcı sayısıyla bugün dünyanın en büyük festivali olma özelliğini taşıyor. 2024 yılında katılımcı sayısının daha da artacağını biliyoruz. 2021 yılında 2 binden fazla sanatçının katılımıyla başladığımız festivalimize her geçen dönem Türkiye ve dünyadan farklı sanatçıları ve sanat kurumlarını dâhil etmeyi sürdürdük. 2023 yılına geldiğimizde festivale katılım sağlayan sanatçı sayımız, lütfen buraya dikkat ediniz 34 bin seviyesine ulaştı. Bu yılki hedefimiz ise 40 bin sanatçı.”

“Festival rotalarında başta 80 mekân yer alıyordu. Artan şehir sayısıyla festivalimizde mekânların sayısı da artarak 2023 yılında 500’ün üzerine çıktı. Her yeni dönem beraberinde yeni şehirleri ve yeni mekânları getirecek ve elbette bu sayı artmaya devam edecek. 2024 yılında da yeni eklenen 5 şehrimizle birlikte etkinlik düzenlenecek mekân sayısını 600’ün üzerine çıkarmayı planlıyoruz.”

“2021 yılında Beyoğlu Kültür Yolu Festivali kapsamında düzenlenen kültür sanat etkinliği sayısı 380’i aşmıştı. İlk yıl, ilk festival için bu rakam bizi son derece memnun etmişti. Ama bugün kendi çıtamızı çok ciddi bir yüksekliğe taşımış durumdayız. Zira 2023’te 11 festival kapsamında gerçekleştirilen etkinlik sayısı 5 binin üzerine çıkmıştır. Bu yıl da etkinlik sayısını 6 binin üzerine çıkaracağız.”

“2028’E KADAR 35 İLİ KAPSAYACAK”

“Şimdi yepyeni bir festival dönemine girmeye hazırlanıyoruz. 2023’te Cumhuriyetimizin 100. yılına yakışır şekilde 100 gün süren festival programı hazırlamıştık. Yeni dönemde ise 8 aya yayılmış bir kültür-sanat maratonuyla Türkiye’ye adeta bir festival iklimi yaşatacağız. Dünyada bununla kıyaslanabilecek başka bir organizasyon yok.”

“Bu yıl Türkiye Kültür Yolu Festivali’ni 13-21 Nisan tarihleri arasında Adana’da Portakal Çiçeği Karnavalı ile başlatacağız. Sonra sırasıyla 25 Mayıs-2 Haziran Şanlıurfa, 1-9 Haziran Bursa, 8-16 Haziran Samsun, 22-30 Haziran Trabzon, 29 Haziran- 7 Temmuz Van, 3-11 Ağustos Nevşehir, 17-25 Ağustos Erzurum ve 31 Ağustos-8 Eylül Çanakkale ile devam edecek, 14-22 Eylül tarihleri arasında ise Gaziantep Uluslararası Gastronomi Festivalini yani Gastroantep’i de çatısı altına almış olan Türkiye Kültür Yolu Festivali Gaziantep’i gerçekleştireceğiz.”

“21 Eylül’de hem Türkiye Kültür Yolu Festivalimizin Ankara ayağını hem de yine festival takvimimize dâhil ettiğimiz Konya Mistik Müzik Festivali’ni başlatacağız ve her ikisi de 29 Eylül’de sona erecek. 28 Eylül-6 Ekim tarihleri İstanbul, 12-20 Ekim tarihleri Diyarbakır ve 26 Ekim- 3 Kasım tarihleri İzmir ile devam edip bu eşsiz kültür-sanat maratonunu, 2-10 Kasım tarihleri arasında Antalya’da sonlandıracağız.”

“Her sene farklı bölgelerden 5 şehir eklenerek 2028’e kadar Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 35 ili kapsayacak şekilde devam edeceğini bir kere daha hatırlatmak istiyorum.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bakan-ersoy-turkiyeye-festival-iklimi-yasatacagiz/feed/ 0
Sadri Alışık vefat edeli 29 yıl oldu https://www.foxhaber.com.tr/sadri-alisik-vefat-edeli-29-yil-oldu/ https://www.foxhaber.com.tr/sadri-alisik-vefat-edeli-29-yil-oldu/#respond Sun, 14 Apr 2024 21:54:22 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6113 Asıl adı Mehmet Sadrettin Alışık olan usta oyuncu, Saffet Hanım ile kaptan Rafet Bey’in ilk çocuğu olarak 5 Mart 1925’te İstanbul’da dünyaya geldi. Ailesinin “Sadri” diye hitap ettiği sanatçı, çocukluğundan itibaren duymaya alıştığı isimle sanat dünyasına adım attı.

“BANA NE OLDUYSA O PERDE KAPANDIKTAN SONRA OLDU”

Paşabahçe 39. İlkokulu’nda öğrenciyken bir sünnet töreninde izlediği Naşit Özcan Tiyatrosu’nun gösterisiyle tiyatro sanatıyla tanışan Alışık, verdiği bir söyleşide, “İşte bana ne olduysa o perde kapandıktan sonra oldu. Benim içimde müthiş bir heyecan ve merak başladı. Perde açıldığında, yalancıktan yaptıklarını biliyordum. Şimdi perde kapandı ve gerçek hayatları başladı. ‘Acaba bu perdenin arkasında ne var?’ İşte bu laf, ileriki yıllarda beni oyuncu yaptı” ifadelerini kullanmıştı.

Sadri Alışık, kendi piyeslerini hazırlayarak mahalle arkadaşlarına gösteriler sunmaya başladı. Ailesinin tiyatrocu olmasına karşı çıkmasına rağmen oyunculuktan vazgeçmeyen sanatçı üçüncü sınıftayken “İstiklal” adlı piyesteki başrol “Adalı Halil”i canlandırdı.


ROLÜ BÜYÜDÜKÇE DİKKATLERİ ÜZERİNE ÇEKTİ

Sonraki yıllarda Ziya Ünsel İlköğretim Okulu adını alan Beykoz Ortaokulu’nda okuyan usta oyuncu, İstanbul Erkek Lisesi’nde eğitimine devam etti.

Sanatçı, lise yıllarında Cağaloğlu Halk Evi’nde tiyatro eğitimine başladı, oyunculuk çalışmalarını bugünkü ismiyle Sadri Alışık Tiyatrosu olan Muhsin Ertuğrul yönetimindeki Küçük Sahne’de sürdürdü.

Rolleri büyüdükçe dikkatleri üzerine çeken Alışık, 17 yaşında rol aldığı “Zehirli Kucak” oyunundaki rahip rolünü başarıyla canlandırdığı için ilk kez basında yer aldı.

Usta sanatçı, bir süre Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nde öğrenim gördü. Çeşitli dergilerde grafikerlik de yapan sanatçı, hayatı boyunca pek çok yağlı boya ve kara kalem çalışmasına imza attı.

Sadri Alışık 1940’ta Eminönü Halkevi’nde amatör tiyatro çalışmalarına katıldı.

Profesyonel olarak ilk kez 1943’te Raşit Rıza Topluluğu ile sahneye çıkan sanatçı ardından Karaca, Site, Oraloğlu, Çevre, Oda ve Kent tiyatrolarında çalışmalarını sürdürdü.

1959’DA ÇOLPAN İLHAN İLE EVLENDİ

Başarılı oyuncu kısa bir süre gazinolarda da sevenleriyle buluştu. Halkevindeki bir oyunda Alışık’ı izleyen ve beğenen yönetmen Faruk Kenç, 1944’te “Günahsızlar” filminde başrol teklif edince sinema kariyerine başladı. Alışık filmde kimsesiz zavallı bir kıza yardım eden ve ona aşık olan balıkçıyı canlandırdı.

Vatani görevini 1946-1949’da tamamlayan sanatçı, 1951’de ilk evliliğini yaptığı tiyatro sanatçısı Neriman Esen’den 1957’de ayrıldı.

Alışık 1951’de bir film setinde tanıştığı ve çok sayıda filmde rol aldığı Ayhan Işık ile 1979’da sanatçının vefatına kadar yakın dost oldu.

“Turist Ömer”, “Ofsayt Osman” ve “Ali Baba” gibi karakterlerle unutulmazlar arasına giren usta oyuncu, 1959’da “Yalnızlar Rıhtımı” filminde canlandırdığı “Rıdvan Kaptan” rolüyle dikkati çekti. Alışık hikayesi Attila İlhan’a ait filmde başrolü paylaştığı sinema ve tiyatro oyuncusu Çolpan İlhan’la tanıştı.

Çolpan İlhan ile 20 Ağustos 1959’da evlenen Alışık’ın oğlu Kerem Alışık, 1960’ta dünyaya geldi.

Usta oyuncu, dram rolleriyle başladığı oyunculuk kariyerini canlandırdığı komedi karakterleriyle zirveye taşıdı.

Kariyeri boyunca 200’ü aşkın yapımda rol alan sanatçının Ayhan Işık ve Belgin Doruk ile 1961-1962 arasında rol aldığı “Küçük Hanımefendi” serisiyle Türk sinemasının ilk güldürü karakteri olarak gösterilen “Turist Ömer” filmleri ve “Ayşecik” serisi izleyicinin gönlünde yer edindi.

‘TURİST ÖMER’İ HAYRANINDAN ESİNLEREK HAYAT GEÇİRDİ

Sadri Alışık 1964-1973’te çekilen komedi serisinin ana karakteri Turist Ömer’e ilişkin Halit Kıvanç’a yaptığı bir açıklamada, şunları söylemişti:

“Karıma doğum günü hediyesi alacaktım. Ekonomik durumum biraz kısıtlıydı. Yazıhanelerden hakkım olan parayı almaya gidiyordum ama endişeliydim. Bir dolmuşa bindim. Tanınmaktan da rahatsız oluyordum. Şoförün arkasında oturdum. Dolmasını bekliyordum. Şoför sakallı bereli bir adamdı. En son binen, kendi tabiriyle ’40 ayak bir adam’, genç, delikanlı bir çocuk. Girer girmez göz göze geldik, ‘Sadri abi merhaba, naber?’ dedi. Tanınmamak istediğim için ‘Benzettin kardeşim, yanlış’ dedim. ‘Olur mu ya, dün akşam bahçe sinemasında filmini seyrettik icabında. Bize yapma’ falan dedi. ‘Değilim kardeşim’ dedim. Yol boyu bu sürdü… O bana ilham verdi. Sonra Hulki Saner ile rahmetli Ayhan Işık’ın oynadığı bir filmde böyle bir tip gerekiyordu. Ben bunu anlatmıştım ona. ‘Daha detaylandır.’ dedi ve Turist Ömer öyle doğdu.”

Rol aldığı yapımlarda, güzelliğe tutkun, umutlu, yaşama sevinciyle dolu, dürüstlüğü ve doğruluğu özleyen karakterler sergileyen usta oyuncu, 1964’te “Avare-Dalgamıza Bakalım” ile “Tophane Rıhtımında-Turist Ömer” ve 1970’te “Turist Ömer Arabistan’da” adlı 45’lik plaklar da doldurdu.

UNUTULMAZ REPLİKLERE İMZA ATTI

“Şaka ile Karışık”, “Fıstık Gibi Maşallah”, “Helal Olsun Ali Abi” ve “Ah Güzel İstanbul” adlı önemli filmlerde rol alan oyuncu, “Yalvarmaktansa kaybetmeyi tercih ederim. Prensip meselesi…”, “Hayat demek, ölümü beklemek demektir. Az çok hepimiz denizi, yıldızları, ağaçları, işte falanları, filanları göreceğiz. Birçok şeyin tadına bakacağız. Sonra da ister istemez, ‘Gidiyorum Elveda’ şarkısını söyleyeceğiz. Öyle ise gidenin de kalanın da gönlü hoş olsun.”, “Şu hayatın falanları filanları malum…” ve “Ama kabahat bende değil, şarkıdaki o kızda.” gibi unutulmaz birçok repliğe de imza attı.

Alışık 44 yıllık sanat hayatında birçok ödüle de değer görüldü. “Afacan Küçük Serseri” filmindeki “Hüsnü” karakteriyle 1971 Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü”nü, 1994’te oynadığı son film “Yengeç Sepeti” ile de yine “Antalya Altın Portakal Film Festivali”nde, Mehmet Aslantuğ ile “En İyi Erkek Oyuncu Ödülü”nü aldı.

Yaşamı boyunca aile yaşantısından ve karakterinden taviz vermeyen Alışık, yakın dostu Ayhan Işık’ı 16 Haziran 1979’da kaybettikten sonra büyük bir sarsıntı geçirdi. O yıllarda “Seyahatname” adlı dizide rol alan sanatçı 1983’te “Kartallar Yüksekten Uçar”, 1986’da “Çalıkuşu” ve 1987’de “Saat Sabahın Dokuzu” adlı dizide oynadı.
Sanatçı, Yeşilçam’da belirli bir karakter ya da film türüyle sınırlı kalmayan karakter oyuncularından biri oldu. Farklı nitelikteki rolleri canlandıran Alışık, her yıldızın rol sınırlarının belli ve personalarının dışına çıkmasının imkansız olduğu Yeşilçam sinemasında yıldız kurallarını esneten isim olarak öne çıktı.

İSTANBUL’A OLAN SEVDASINI KALEME ALDI

Kendine özgü üslubu ve selamıyla halen Türk izleyicisinin seyretmekten keyif aldığı isimlerden olan sanatçı, “Bir Ömürlük İstanbul” adlı şiir kitabıyla da İstanbul’a sevdasını kaleme aldı.

Karaciğer yetmezliği nedeniyle dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın desteğiyle 1990’da ABD’ye giden sanatçıya Prof. Dr. Münci Kalayoğlu ve ekibi tarafından organ nakledildi. Karaciğer, böbrek ve solunum yetmezliği ile kemik iliği hastalığı için tedavi gören Alışık 18 Mart 1995’te İstanbul’da yaşama veda etti.

Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verilen sanatçının anısına, eşi Çolpan İlhan tarafından kurulan Sadri Alışık Kültür Merkezince her yıl “Sadri Alışık Sinema ve Tiyatro Ödülleri” veriliyor.

Usta oyuncunun rol aldığı bazı filmler şöyle:

“Fato-Ya İstiklal Ya Ölüm”, “İstanbul Geceleri”, “Çakırcalı Mehmet Efe”, “İstanbul Çiçekleri”, “Hürriyet Şarkısı”, “Allah’a Ismarladık”, “Kendini Kurtaran Şehir-Şanlı Maraş”, “Tanrı Şahidimdir” “Vatan ve Namık Kemal”, “Yavuz Sultan Selim Ağlıyor”, “İki Süngü Arasında”, “Suçlu Benim”, “Soygun”, “Halıcı Kız”, “Daima Kalbimdesin”, “Çalınan Aşk”, “Korkusuz Kabadayı”, “İlk Göz Ağrısı”.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/sadri-alisik-vefat-edeli-29-yil-oldu/feed/ 0
Zeki Müren adına hazırlanan özel sergi açıldı https://www.foxhaber.com.tr/zeki-muren-adina-hazirlanan-ozel-sergi-acildi/ https://www.foxhaber.com.tr/zeki-muren-adina-hazirlanan-ozel-sergi-acildi/#respond Thu, 28 Mar 2024 21:24:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5289 Bursa Kent Müzesi kuruluşunun 20’nci yılını şehrin yetiştirdiği en önemli sanatçılardan Zeki Müren adına hazırlanmış özel sergiyle kutluyor. Sanatçının kişisel eşyalarından oluşan koleksiyonundan kurgulanan sergi, vasiyeti üzerine Türk Eğitim Vakfı ile Mehmetçik Vakfı’na bağışladığı eserleri de sanatseverlerle buluşuyor. Sahne kıyafetleri, gözlükleri, ayakkabıları, piyanosu, plakları ve birçok kişisel eşyasının yanı sıra kendi eliyle yazdığı besteleri, mektupları ve notlarının bulunduğu sergide ayrıca, sanatçının çizdiği desenlerden oluşan dijital sergilemeler ve yapay zekayla oluşturulan uygulamalar da yer alıyor. Bugün kapılarını açan sergi 1 yıl boyunca ziyaret edilebilecek.

Bursa Büyükşehir Belediyesi Müzeler Şube Müdürü sanat tarihçisi Goncagül Meriç, “Müren’in 45 yıllık sanat hayatını anlatan, gerek müziğiyle, gerek filmiyle ve birçok eserinin yer aldığı bir sergi oldu. Bir yıldan fazladır planlanan serginin aslında ayrı bir önemi de var. Bu yıl Bursa Kent Müzesinin 20’nci yılı. Sergi, müzenin 20’nci yılına da atfettiğimiz büyük bir işti. Burada Zeki Müren’i aslında hep onun bağdaştırıldığı Bodrum’la değil de Bursa’yla özdeşleştirdik. Burada yazdığı şarkılar, besteler, güfteler, onlara yer verdik. Daha önce hiç görülmemiş fotoğraflarına yer verdik. Koleksiyon çok zengin” diye konuştu.

“BİZ ONUN HİÇ BİLMEDİĞİMİZ YÖNLERİNİ VURGULADIK”

Zeki Müren’in Bursa’nın Tophane semtinde Hisar bölgesinde dünyaya geldiğini anımsatan Meriç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Burada biriktirdiği birçok anı var. Biz sergide önce sanatçı kişiliğiyle ve bir Bursalı olarak Zeki Müren’i anlattık. Bursa’yla bağını vurguladık, daha sonra onun sanat hayatında nasıl ilerlediğini, ne kademelerden geçtiğini ve aslında bize ne kattığını anlattık. Biliyorsunuz ki Zeki Müren, Türk sanat musikisine iz bırakan bir sanatçı. Aslında biz onun hiç bilmediğimiz yönlerini de vurguladık. Mesela ilk T sahne, podyum sahneyi gerçekleştiren ve sahnesinde kullanılan kişi Zeki Müren çünkü ‘sanatçı toplumla iç içe olmalıdır’ diyor ve böyle bir T sahne yapıyor ve halkla daha iç içe daha yakın bir sahne düzeni alıyor.”

Meriç, Zeki Müren’in aynı zamanda çok iyi bir tasarımcı olduğunu ve Mimar Sinan Üniversitesi’ni birincilikle bitirdiğini hatırlatarak, “İnanılmaz desenleri var. Biz bu sergide onlara da yer verdik. Hatta o desenleri dijitalleştirip bir alan yarattık. Oraya girdiğinizde hem onun çizdiği desenleri göreceksiniz hem de Zeki Müren şarkılarını dinleyebileceksiniz” ifadelerini kullandı.

ZEKİ MÜREN SERGİYE GELENLERİ KENDİ KARŞILAYACAK

Müren’in kariyerindeki 19 filmin 17’sinde başrol oynadığını aktaran Meriç, şunları kaydetti:

“Filmlerden fotoğrafları göreceğiz sergide. Yine sanatçının özel tasarladığı sahne kostümlerini göreceğiz. Onların da ayrı ayrı isimleri ve hikayeleri var. Onlara yer verdik. İnsanlar Zeki Müren’le burada bağ da kurabilecek. Mesela yapay zekayla oluşturduğumuz bir alanımız var. Orada sanatçıyla bir fotoğraf alıp hatıra oluşturabilecekler. Zeki Müren sergiye gelenleri kendi karşılayacak burada. Yine dijitalde yapay zekayla erkek ve kadın ayırt edip ‘Hoş geldiniz hanımefendi, hoş geldiniz beyefendi’ diyerek gelenleri karşılayacak.”

Sergiyi hazırlarken Bursa’ya ciddi bir koleksiyon getirdiklerini dile getiren Meriç, “Burada Türk Eğitim Vakfı ve Mehmetçik Vakfı’nın büyük destekleri var. Biliyorsunuz Zeki Müren sağlığında her iki vakfı da mirasçısı kabul ediyor ve hem eserlerini hem de mal varlığını onlara bırakıyor. Sergiyi yaparken belediyemizle vakıflar arasında bir protokol imzalandı ve protokol çerçevesinde eserleri geçici olarak sergilemek üzere müzeye kazandırdık” diye konuştu.

Meriç, yine hazırlık aşamasında sanatçıya yazılan hayran mektuplarını okuduklarını belirterek, “İnanılmaz bir koleksiyoner. Yurt dışı seyahatlerinden tutun da konuşma öncesi aldığı notlarına kadar hiçbir şeyini atmamış. Her şeyi çok iyi saklamış bir koleksiyoner kendisi ve o hayran mektuplarından da aslında hem ona duyulan sevgiyi görüyoruz hem de onun insanlara karşı olan bakış açısını” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/zeki-muren-adina-hazirlanan-ozel-sergi-acildi/feed/ 0
Özgür Özel: Seçimi kazanıyoruz, Ankara’da rekor kıracağız https://www.foxhaber.com.tr/ozgur-ozel-secimi-kazaniyoruz-ankarada-rekor-kiracagiz/ https://www.foxhaber.com.tr/ozgur-ozel-secimi-kazaniyoruz-ankarada-rekor-kiracagiz/#respond Sat, 23 Mar 2024 21:21:30 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5095 CHP Genel Başkanı Özgür Özel “Bu sefer bu seçimi biz kazanıyoruz. Cumhur İttifakı kaybediyor. Heba edilecek bir tane oy yok, feda edilecek bir tane oy yok. Sandığa gitmeyecek bir tane cumhuriyetçi, Atatürkçü, milliyetçi yok. Bu işi 31 Mart günü hep beraber bitireceğiz” dedi.

Özgür Özel, Ankara’nın Etimesgut ilçesinde partisinin belediye başkan adayı Erdal Beşikçioğlu ve beraberindeki partililerle birlikte halk buluşması gerçekleştirdi. Özel “Ankara’da büyük bir rekor kıracağız. O gece en çok konuşulacak konulardan bir tanesi bu olacak. O rekoru çok sağlam bir takımla kuracağız. O takımın Ankara’daki kaptanının selamını söylüyorum size; Mansur Başkan’ın selamlarını getirdim. Mansur Başkan geldiği günden beri Ankara’da huzur var, Ankara’da güven var, Ankara’da sevgi var, Ankara’da mutluluk var. Birilerinin yaptığı gibi artık ayrımcılık yok, partizanlık yok. Bütün Ankara’yı hep birlikte kucaklamak var” dedi.

“ŞİMDİDEN MÜJDELİYORUM”

Özel “Seçmenin vereceği karara sonuna kadar saygılıyız. Şimdiden kimse seçmenin kararına ipotek koyamaz. Çok büyük bir sürpriz, çok büyük bir başarı, çok büyük bir zafer müjdeliyorum şimdiden size. Elbette tüm ilçelerimiz çok önemli ancak bu seçimde bilhassa önemli bir yer vardı Etimesgut. Biliyoruz ki bu seçimde Etimesgut’u alırsak, bir daha kaybetmeyeceğiz. Aday belirleme sürecinde çok ince eledik” ifadelerini kullandı.

“TÜRK POLİSİNE SEVGİMİZİN İFADESİ”

Özel, Etimesgut’a hem milliyetçi demokratların hem de muhafazakar demokratların da tanıdığı, güvendiği bir aday getirdiklerini belirterek şöyle devam etti:

– Onun bizim tarafımızdan adaylaştırılması kahraman Türk polisine duyduğumuz sevginin de ifadesidir. Yapacağı işlerden iki taraf çok memnun olacak. Bir gençler çok memnun olacak bir de Etimesgutlular başta esnaf mutlu olacak. Erdal Başkan’ın Etimesgut’ta öğrencilere nasıl sahip çıktığını, burayı nasıl bir üniversite kenti yaptığını, nasıl bir kültür sanat kenti yaptığını ve nasıl burayı gençlerin göz bebeği bir yer haline getirdiğini en kısa sürede yaşayacak Eryaman, yaşayacak Etimesgut.

“FEDA EDİLECEK OY YOK”

31 Mart’ın sadece bir yerel seçim olmadığını belirten Özel, şunları söyledi:

– 31 Mart ihmal edilenlerin, yok sayılanların, hor görülenlerin, küçük görülenlerin, ezilenlerin, emeklilerin, emekçilerin, yoksulların, kadınların, gençlerin ve her yaşta umudunu kaybetmeyenlerin, geçen mayıs ayında 14 ve 28 Mayıs’tan sonra başı öne eğilenlerin, boynu bükülenlerin bu genel iktidarı yerelden dengeleyecekleri gündür. Etimesgut’ta artık iktidarı değiştirme noktasındayız.

– Bu sefer bu seçimi biz kazanıyoruz. Cumhur İttifakı kaybediyor. Heba edilecek bir tane oy yok, feda edilecek bir tane oy yok. Sandığa gitmeyecek bir tane cumhuriyetçi, Atatürkçü, milliyetçi yok. Bu işi 31 Mart günü hep beraber bitireceğiz.

“EMEKLİLERİN HAKKI İÇİN KAVGA EDECEĞİM”

Özel, TRT’nin yayın politikasına yönelik eleştirilerini yineledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştiren Özel, “Kavgaya varım; ama senin istediğin kavgayı yapmam. Ben seninle emeklilerin hakkı için kavga edeceğim, çalışanların hakkı için kavga edeceğim, yoksullar için kavga edeceğim ve onların hakkını senden söke söke alacağım. Bunu göreceksin. Tayyip Erdoğan geldiğinde emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugün aynı hesap olsa en düşük emekli maaşının 25-26 bin TL olması lazım. 3 Kasım 2002’de en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Bugün 2,5 çeyrek altın bile alamıyor. Tayyip Erdoğan iktidarı boyunca emeklilerin cebinden ayda 5,5 çeyrek altını çalmıştır” dedi.

“SANATÇI ÖYLE BİR BAŞKAN OLUR Kİ…”

Erdal Beşikçioğlu da şunları söyledi:

– Bana diyorlar ki ‘sanatçıdan belediye başkanı olmaz.’ Yahu arkadaşlar bir kez tiyatroya gitmemiş bir insan, bir sanatçıyı nasıl tanıyacak, nasıl bilecek? Bir sanatçı öyle bir belediye başkanı olur ki. Tüm Türkiye bu örnekle, coşkuyla, bütünlükle katılımcı belediyeciliğin ne olduğunu görür. Ranta yandaş değil, yurttaşıyla yandaş bir belediye için geldik.

– Bunu tüm Türkiye görecek. Benim mega projelerim yok; ama kardeşlerimin kalbine dokunacağım. Kültür, sanat konusunda bir devrim geliyor, devrim. Sosyal haklarımız konusunda bir devrim geliyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ozgur-ozel-secimi-kazaniyoruz-ankarada-rekor-kiracagiz/feed/ 0
İstanbul bu hafta birçok etkinliğe ev sahipliği yapacak https://www.foxhaber.com.tr/istanbul-bu-hafta-bircok-etkinlige-ev-sahipligi-yapacak/ https://www.foxhaber.com.tr/istanbul-bu-hafta-bircok-etkinlige-ev-sahipligi-yapacak/#respond Tue, 05 Mar 2024 21:57:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4289 Artİstanbul Feshane’de yarın hattat ve cilt sanatçısı Emin Barın’ın “Ne Senden Rüku Ne Benden Kıyam” başlıklı sergisi sanatseverlerle buluşacak.

Sanat tarihçi ve küratör Fırat Arapoğlu, ‘Sanat Yapıtlarının Çözümlenmesi’ başlıklı söyleşi kapsamında 27 Şubat Salı günü İstanbul Modern’de gençlerle buluşacak.

Akbank Sanat, 27 Şubat’ta 5 farklı çağdaş dans performansına ev sahipliği yapacak. “Harekete Alan Aç” gösterisinde “How Now Becomes Then”, “Way No Way”, “Kim Ki?”, “Sightless” ve “Avuçların İçinde” dans yapıtları sırasıyla genç yetenekler tarafından sahnelenecek.

Stand up dünyasının sevilen ismi Çağla Alkan, tek kişilik gösterisiyle Zorlu PSM touche by N Kolay’da 27 Şubat’ta sahneye çıkacak.

Yaşar Kemal Vakfı, Darüüşafaka Cemiyeti ve Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık tarafından düzenlenen “Gazeteci Yaşar Kemal” başlıklı söyleşi saat 17.00’de Yapı Kredi Kültür Sanat Loca’da gerçekleştirilecek.

KONSERLER

Latin Grammy ödülü sahibi Antonio Serrano, “Flamenco Messengers (Flamenko Habercileri)” projesinin dünya prömiyeri ile 1 Mart’ta İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu’nda sahne alacak.

Latin, pop ve R&B türlerini kendine has üslubuyla yorumlayan, 9 senedir İstanbul’da yaşayan Kübalı şarkıcı Solanch De la Rosa da 28 Şubat’ta Zorlu PSM touche by N Kolay’da dinleyicilerle bir araya gelecek.

Mayıs 2022’de “Bi Cinnete Bakar” isimli ilk albümlerini yayımlayan LALALAR, Eylül 2023’te dinleyici ile buluşan ikinci albümleri “En Kötü İyi Olur”un şarkılarıyla ve özgün eserleriyle 28 Şubat akşamı Zorlu PSM %100 Studio’da müzikseverlerle buluşacak.

Musiki Eğitim Vakfı tarafından Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde 28 Şubat’ta, Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu Şef Yardımcılığını yürüten Hulusi Yücebıyık’ın yönetiminde “Canan Okuyor” konseri gerçekleştirilecek.

Piyanist-besteci Tuluyhan Uğurlu, 2 Mart’ta Sirkeci Garı tarihi bekleme salonunda tematik bir konser verecek. 2 Mart’ta ayrıca Atatürk Kültür Merkezi’nde her cumartesi düzenlenen Kahve Konserlerinde bu hafta tenor Aykut Yılmaz, piyanistler Şenay Yılmaz, Simay Yılmaz ve Feruza Muhiddinova ile birlikte dinleyicilere farklı bir müzik deneyimi sunacak.

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, mart ayının ilk konserinde 1 Mart’ta AKM’de İspanyol ve Çek kültürünün klasik müzikteki sembolü haline gelmiş iki büyük besteciye yer verecek. İspanya’nın en ünlü bestecilerinden J. Rodrigo’nun “Pastoral” adını taşıyan flüt konçertosunu Bülent Evcil yorumlayacak. Ardından Çek ulusal müziğinin en büyük temsilcisi A. Dvorak’ın memleketinde bir kır evinde bestelediği, “Sekizinci Senfonisi” seslendirilecek.

İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından sahneye konan, G.Rossini’nin ünlü eseri “II Mehmet” (Maometto II) operası, 2,6 ve 27 Mart’ta AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda izleyiciyle buluşmaya devam edecek.

TİYATRO OYUNLARI

İbrahim Çiçek’in yönettiği, Enis Arıkan, Şebnem Bozoklu, Yağız Can Konyalı, Helin Kandemir ve Emine Evirgen’in performanslarıyla “Balina” oyunu 26, 27 Şubat’ta Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi’nde temsil yapacak.

Ayşe Kulin’in sevilen eseri “Veda”, Nedim Saban’ın uyarlaması ve yönetimiyle 1 Mart’ta AKM Tiyatro Salonu’nda tiyatroseverlerle buluşacak. Başrollerde usta tiyatro sanatçısı Nevra Serezli ve Leyla Feray sahnede yer alacak.

AKM Tiyatro Salonu’nda 2 Mart’ta da Ali Poyrazoğlu’nun kaleme aldığı ve Güneş Berberoğlu ile Melih Erener’in de rol aldığı “Tamamla Bizi Ey Aşk” isimli interaktif güldürüde, ilişkiler mizahi bir dille ele alınıyor.

Şehir Tiyatroları’nda da bu hafta 28-29 Şubat’ta “Kuğunun Şarkısı”, “Bir Halk Düşmanı”, “Ay, Carmela!”, “Gidiş Dönüş Moskova (Retro)”, “Yaşamak mı Yoksa Ölmek Mi”, “Sivrisinekler” ve “Maviydi Bisikletim” ve “Savaş Barış” oyunları, 1-2 Mart arasında ise “Savaş Barış”, “Sivrisinekler”, “Yaşamak mı Yoksa Ölmek Mi”, “Maviydi Bisikletim”, “Ay, Carmela!”, “Bir Halk Düşmanı”, “Kuğunun Şarkısı”, “Gidiş Dönüş Moskova (Retro)” ve “Geçit” oyunu sahnelenecek.

İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda (İDT) da 27 Şubat ve 3 Mart arasında “Rumuz Goncagül”, “Babamın Kelimeleriyle”, “Josef Bieder’in Yıldızının Parladığı An”, “Kırmızı Küre” ve “Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye” eserleri beğeniye sunulacak.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/istanbul-bu-hafta-bircok-etkinlige-ev-sahipligi-yapacak/feed/ 0
İklim aktivistleri yine eylemde… Monet’nin tablosuna çorba attılar https://www.foxhaber.com.tr/iklim-aktivistleri-yine-eylemde-monetnin-tablosuna-corba-attilar/ https://www.foxhaber.com.tr/iklim-aktivistleri-yine-eylemde-monetnin-tablosuna-corba-attilar/#respond Mon, 12 Feb 2024 21:30:35 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3288 Bir süredir sanat eserlerini hedef alan iklim aktivistleri yine Monet’nin bir tablosuyla seslerini duyurdular. Çevreci fanatikler, Louvre’da Da Vinci’nin Mona Lisa tablosuna yaptıkları saldırıdan yalnızca birkaç hafta sonra Le Printemps’in üzerine çorba fırlatarak çevre protestosunda Monet’nin eserini hedef aldılar.

İklim aktivistleri, geçen ay Mona Lisa’ya karşı benzer bir gösteri yaptıktan sonra iki gün önce de Fransız müzesindeki Monet tablosuna çorba fırlattılar. Fransa’nın üçüncü büyük şehri Lyon’daki Musee des Beaux-Arts’tan yapılan açıklamada, Claude Monet’nin Bahar (Le Printemps) tablosuna saldırı düzenlendiği belirtildi.

Müze, 1872 tarihli tablonun camla korunduğunu ancak yine de yakın inceleme ve restorasyondan geçeceğini söyledi. Müze, vandalizm nedeniyle şikayette bulunacağını ve iki aktivistin tutuklandığını da sözlerine ekledi.

Herkes için sürdürülebilir sağlıklı gıda tedariği çağrısında bulunarak eylemi gerçekleştiren Riposte Alimentaire isimli grup, ocak ayında Louvre Müzesi’nin yine cam arkasında bulunan Mona Lisa tablosuna yapılan çorba saldırısını da üstlenmişti.

SANATI SEVİYORUZ AMA…

Aktivistler Ilona ve Sophie, çorba saldırısının ardından müzedekilere şunu sordu: “Eğer tepki vermezsek, bu bahar elimizde kalan tek bahar olacak. Geleceğin sanatçıları ne çizecek? Artık bahar olmazsa ne hayal edeceğiz?”

Hareket X’te “Sanatı seviyoruz, ancak geleceğin sanatçılarının yanan bir gezegende resim yapacak hiçbir şeyleri olmayacak” diyor.

Riposte Alimentaire aktivistleri 24 yaşındaki Sasha ve 63 yaşındaki Marie-Juliette de 28 Ocak’ta Mona Lisa’ya düzenlenen saldırının sorumluluğunu üstlenmiş ve çorbayı attıktan sonra şaşkın kalabalığa şunu sormuşlardı: “Daha önemli olan ne? Sanat mı, sağlıklı ve sürdürülebilir gıda hakkı mı?”

Web sitesine göre Riposte Alimentaire, Fransız hükümetinden ülkede gıda güvenliğinin sağlanmasını talep ediyor; buna onaylı gıda ürünlerini satın almak için kişi başına ayda 150 Euro tutarında gıda kartları dağıtılması da dahil.

BU İLK DEĞİL

Aktivistler ilk defa sanat eserlerini hedef almıyor. Ekim 2022’de Just Stop Oil grubundan iki aktivist, Londra’daki Ulusal Galeri’de Vincent van Gogh’un ‘Ayçiçekleri’ tablosunu koruyan camın üzerine domates çorbası döktüklerinde manşetlere çıkmıştı. O zamanlar sanatseverlerin gezegenden çok resimlerle ilgilendiğinden şikayet ediyorlardı.

Kültür Bakanı Rachida Dati çorba saldırısına yönelik eleştirilere öncülük etti ve X’te “Mona Lisa bizim mirasımız olarak gelecek nesillere aittir. Hiçbir sebep onu hedeflemeyi haklı gösteremez” diye yazdı.

Özellikle İtalya, ülkeyi protesto biçimleri nedeniyle aktivistlerin 50 bin avroya kadar para cezasına çarptırılmasını öngören bir yasa çıkarmaya sevk eden çok sayıda gösteriye tanık oldu. Geçtiğimiz yıl iklim aktivistleri Roma’nın dünyaca ünlü Trevi Çeşmesi’nin sularına daldı ve petrolü simgeleyen siyah bir sıvıyı döktü.

Anıtı ziyaret eden turistler fotoğraf çekerken, pankart açıp “Ülkemiz ölüyor” diye bağırdılar. Grup, sıvının karbon bazlı olduğunu ve çeşmeye zarar vermeyeceğini söylerken, Roma belediye başkanı ne olursa olsun şehrin Trevi Çeşmesi’nde dolaşan 300 bin litre suyu atıp yerine yenisini koymak zorunda kalacağını söyledi.

Grup ayrıca Milano’nun ünlü La Scala opera binasına da boya, ikonik tabloları koruyan camlara yiyecek fırlatmış ve İtalya Senatosu’na turuncu boya sıkmıştı.

Grubun üyeleri eylemleri sırasında trafiği de engelleyerek sürücüleri çileden çıkarmıştı. Çeşitli videolarda eylemcilerin sabah ve öğleden sonra trafiğin yoğun olduğu saatlerde yollara oturarak uzun trafik sıkışıklıklarına neden oldukları basına yansımıştı.

Aktivistlerin bu tip eylemleri ne kadar işe yarıyor tartışılır. Trafiği tıkayan bir eylem sırasında kızgın sürücüler iklim protestocularını defalarca tekmeleyip sürüklemişlerdi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/iklim-aktivistleri-yine-eylemde-monetnin-tablosuna-corba-attilar/feed/ 0
Muhabbet bağının bülbülü: Hafız Sadettin Kaynak https://www.foxhaber.com.tr/muhabbet-baginin-bulbulu-hafiz-sadettin-kaynak/ https://www.foxhaber.com.tr/muhabbet-baginin-bulbulu-hafiz-sadettin-kaynak/#respond Fri, 02 Feb 2024 21:18:37 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2863 Türk sanat müziğinde kendine özgü bir form geliştiren usta sanatçı, Rize’den İstanbul’a gelen, Fatih Camisi hocalarından Ali Alaeddin Efendi ile Havva Hanım’ın oğlu olarak 15 Nisan 1895’te İstanbul Fatih’te dünyaya geldi.

Sanatçı, ilk ve ortaöğrenimini İstanbul Aksaray’da tamamladı. Kur’an’ı Kerim’i 9 yaşında ezberleyen Kaynak, küçük yaşlarda sesinin güzelliğiyle çevresinin dikkatini çekti.

Usta sanatçı, ilk musiki derslerini henüz 10 yaşlarındayken Hafız Melek Efendi’den aldı.

Darüşşafaka Cemiyetinde, musiki öğretmeni Kazım Uz’dan nota ve usul eğitimi alan sanatçı, ilahi ve fasıl konularında Şeyh Cemal Efendi’den yararlanarak kendini geliştirdi.

Mercan İdadisi’ni bitiren Kaynak, Balkan Harbi zamanında Darülfünun İlahiyat Fakültesine girdi.

Sanatçı, 1. Dünya Savaşı’nda öğrenim çağındaki gençlerin askere çağrılması üzerine, 1917’de vatani göreve başladı. Diyarbakır’da başladığı askerlik dolayısıyla Mardin, Elazığ ve Harput’ta da görev yaptı.

İlk bestesini 1926’da kaleme aldı

Sadettin Kaynak, Cumhuriyet’in kurulmasının ardından Ukrayna’ya sefer yapan gemilerde bir süre katip olarak çalıştı.

Hüzzam makamındaki “Hicran-ı Elem” adlı ilk bestesini 1926’da kaleme alan usta sanatçı, aynı yıl plak doldurmak üzere Berlin’e gitti.

Aynı yıl Zehra Hanım’la evlenen sanatçının, Cavidan, Yavuz, Feyyaz ve Günaydın adını verdiği dört çocuğu oldu.

Bir süre sonra Yavuz Sultan Camii imamlığına başlayan sanatçı, 1928’de caminin başimamı oldu.

Sanatçı Kaynak, bestekar ve icracı kimliğinin zaman zaman ön plana çıkması nedeniyle bir tercih yapmak zorunda kaldı. İmamlık görevinden istifa ederek, kendini tamamen musiki çalışmalarına verdi.

Viyana, Paris ve Milano’ya da giden Kaynak, yazar İbnülemin Mahmut Kemal İnal’a verdiği mektubunda, yerli ve yabancı filmlere müzik yapmasına ilişkin şunları aktarmıştı:

“İstanbul’a döndükten sonra film musikisi bestelemeye heves ettim, Mısır’dan getirilen 85 adet filmin müziklerini. Her filmde 10 ila 20 eser vardı. Beş yıl süreyle İpekçi Kardeşler film şirketine bağlı kaldım.

Bu esnada yerli filmler için eserler de besteledim. Yerli filmlerden ‘Allah’ın Cenneti’nde, Arap filmlerinden ‘Leyla ile Mecnun’da film sahasında ilk bestelerimi verdim.

Bu esnada rahmetli Atatürk beni çağırttı. Bir Kur’an-ı Kerim verdi. İmzasını koydu. Kur’an-ı Kerim’de muharebeye müteallik ayetlerin tercümelerini tespit ederek, ordu kumandanlarına bir nutuk vermemi emretti. Hazırlandım.

Atatürk’ün karşısında, ordu kumandanlarının hazır bulunduğu bir mecliste bu emri yerine getirdim. Atatürk, ‘Kuran’da neler varmış da bizim haberimiz yok.’ dedi. Müteaddit defalar birçok vesilelerle Atatürk’ün huzuruna kabul olundum”

Halk müziğinin bölgesel motiflerini derinlemesine inceledi

Sadettin Kaynak, 1953’te Sultanahmet Camisi’nin ikinci imamlığına getirildi. “Yavuz Sultan Selim Ağlıyor” filminin müzik çalışmaları sırasında felç oldu. 14 Ağustos 1954’te yapılan jübilesinin ardından Kadıköy Koşuyolu’ndaki evine çekildi.

Usta sanatçı, 3 Şubat 1961’de Haydarpaşa Numune Hastahanesinde vefat etti ve Merkezefendi’deki aile kabristanına defnedildi.

Eserlerinde çok zengin bir folklor yapısı göze çarpan sanatçı, halk müziğinin bölgesel motiflerini derinlemesine inceledi. Şarkı ile türkü arası bir özellik taşıyan üslup kullanarak kendine has bir form oluşturdu.

Kaynak, gezdiği yörelerin özelliği olan uzun havalar ve hoyrat ezgilerin yapısından da etkilenerek hüseyni, gerdaniye ve muhayyer makamlarında da eserler besteledi. Halk ozanları Yunus Emre, Karacaoğlan ve Erzurumlu Emrah’ın şiirlerine ve anonim halk ezgilerine de beste yaptı.

Çile Bülbülüm Çile’nin telifini Safiye Ayla’ya verdi

Eserleriyle Türk sanat müziğinde özel bir yeri olan Kaynak, 1932’de bestelediği ve Safiye Ayla’nın yorumuyla ünlenen “Çile Bülbülüm Çile” şarkısının plak, radyo ve konserlerdeki telif haklarını Safiye Ayla’ya verdi ve bu şarkı ile anılır oldu. Muhayyer makamdaki şarkının güftesini Vecdi Bingöl kaleme aldı.

Usul, ritim, tempo değişiklikleri ve makam geçişleri yönünden zengin eserler ortaya koyan Kaynak, binin üzerinde besteye imza attı.

Sadettin Kaynak’ın bestelerinin çoğu, dönemin ünlü sanatçıları Münir Nurettin Selçuk, Müzeyyen Senar, Safiye Ayla, Hamiyet Yüceses, Şükran Özer ve Mualla Mukadder tarafından seslendirildi ve plakları satış rekorları kırdı.

İstiklal Marşı’nı besteleyenler arasında da bulunan Kaynak, aynı zamanda ezanı Türkçe seslendiren ilk kişi oldu.

Kendi ifadesiyle binin üzerinde besteye imza atan Kaynak’ın unutulmayan eserlerinden bazıları şöyle:

“Benim Yarim Gelişinden Bellidir”, “Tel Tel Taradım”, “Kara Bulutları Kaldır Aradan”, “Muhabbet Bağına Girdim Bu Gece”, “Dertliyim Ruhuma Hicranını”, “İncecikten Bir Kar Yağar”, “Çile Bülbülüm Çile”, “Ben Güzele Güzel Demem”, “Enginde Yavaş Yavaş”, “Gönül Nedir Bilene Gönül Veresim Gelir”, “Leyla Bir Özge Candır”, “Niçin Baktın Bana Öyle”, “Leylakların Hayali”, “Bir Rüzgardır Gelir Geçer Sanmıştım”, “Ela Gözlerine Kurban Olduğum”, “Yanık Ömer”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/muhabbet-baginin-bulbulu-hafiz-sadettin-kaynak/feed/ 0
İstanbul’da bu hafta hangi tiyatrolar ve konserler olacak? https://www.foxhaber.com.tr/istanbulda-bu-hafta-hangi-tiyatrolar-ve-konserler-olacak/ https://www.foxhaber.com.tr/istanbulda-bu-hafta-hangi-tiyatrolar-ve-konserler-olacak/#respond Sun, 28 Jan 2024 21:15:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2720 İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları programı kapsamında bu hafta Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Hamlet” 31 Ocak ile 1-3 Şubat’ta tiyatroseverlerin beğenisine sunulacak.

Hafta boyunca “Bir Halk Düşmanı” Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, “Yaftalı Tabut” Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, “Kuğunun Şarkısı” Ümraniye Sahnesi’nde temsil yapacak.

Ayrıca “Ben Medea Değilim” Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, “Komik Para” Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde, “Sivrisinekler” ve “İfigenya” Müze Gazhane’de izleyici karşısına çıkacak.

Hafta sonunda ise çocuk oyunları “Benim Küçük Yıldızım”, “Çöpsüz Dünya”, “Herkes Sihirbaz Olacak”, “Bir Gece Masalı” ve “Fındıkkıran” Şehir Tiyatrolarının sahnelerinde boy gösterecek.

İstanbul Devlet Tiyatrosunda (İDT) bu hafta 30 Ocak-3 Şubat tarihleri arasında farklı oyunlar seyircilerin beğenisine sunulacak. Mecidiyeköy Büyük Sahne’de “Profesyonel”, Mecidiyeköy Stüdyo Sahne’de “Bir Picasso”, Üsküdar Stüdyo Sahne’de “Yalnızlık İntiharı” oyunları sahnelenecek.

Üsküdar Tekel Sahnesi’nde “Parmak” 1 Şubat itibarıyla “Sonbahara Son Güller”, Garibaldi Sahnesi’nde ise “Tamamen Doluyuz” oyunları yer alacak.

Çocuk oyunları “Güneşle Buluşmak İsteyen Kardan Adam” AKM Tiyatro salonunda, “Kırmızı Küre” de Mecidiyeköy Büyük Sahne’de 4 Şubat’ta minik izleyicilerle buluşacak.

SAHNE SANATLARI VE KONSERLER

Maximum Uniq Hall’de tiyatroseverlerle buluşacak oyunlardan “Hücreler” 29 Ocak, “Aydınlıkevler” 31 Ocak-1 Şubat, “Richard” 2 Şubat, “Küheylan” 3 Şubat ve “Güldüy Güldüy Show Çocuk” ise 4 Şubatta sahnelenecek.

Fransa’daki 1830 ve 1848 devrimleri arasındaki dönemde siyasal ve toplumsal yaşamı konu alan 3 perdelik “La Bohème” Operası 31 Ocak’ta, Wolfgang Amadeus Mozart tarafından bestelenen “Don Giovanni” Operası 29 Ocak’ta AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda izleyiciyle buluşacak.

Jazz ile Mugam’ın birlikteliğini müziğine taşıyan Azerbaycanlı sanatçı Alafsar Rahimov, Piyano’da Kaan Bıyıkoğlu, Bass Gitar’da Enver Muhamedi, Davul’da Burak Durman ve Elektro Gitarda Tümer Uluçınar eşliğinde 2 Şubat’ta CRR’de müzikseverlerle buluşacak. Sanatçı konserinde, Doğu ve Batı ezgilerini bir araya getirerek geleneksel müziği ve aynı zamanda kendi bestelerini deneysel bir yaklaşımla harmanlayacak.

Brooklyn, New York’taki tarihi Kings Theatre’da biletleri tükenen dünya prömiyerinin ardından Birleşik Kralık turnesine çıkan “Spider-Man: Into the Spider-Verse Live in Concert”, 3-4 Şubat tarihlerinde BKM iş birliğiyle Zorlu PSM’de izlenebilecek.

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi Öğrenme Programları Yarıyıl Tatili Atölyeleri kapsamında farklı yaşlardaki çocuklar ve öğretmenler için düzenlenen yüz yüze sergi turu ve atölyeler 4 Şubat’a kadar sürecek.

Zeytinburnu Kültür Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen Karne Festivali’nde 30 Ocak-4 Şubat arasında çocuklar için eğlence, sahne şovu, tiyatro ve sinema gösterimleri yapılacak.
En iyi üç fotoğraf karesinin Esenler Belediyesi tarafından ödüllendirileceği “Esenler’in Dönüşümü” yarışmasının başvuruları 31 Ocak’ta sona erecek.

DEVAM EDEN BAZI SERGİLER

İstanbul Klasik Sanatlar Merkezi tarafından düzenlenen, “Klasik Sanatlar” karma sergisi, Altunizade Kültür ve Sanat Merkezi’nde görülebiliyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Konya Büyükşehir Belediyesinin katkılarıyla hazırlanan “750. Vuslat Yılında Hz. Mevlana” sergisi de Sultanahmet’teki Türk İslam Eserleri Müzesi’nde (TİEM) meraklılarını ağırlamaya devam ediyor.

Milli İstihbarat Teşkilatının 97. kuruluş yılına ithafen hazırlanan “Temas İstanbul” sergisi AKM Galeri’de, Ömer Koç Koleksiyonu’ndan seçilen eserlerle oluşturulan “Farz Et Ki Sen Yoksun” adlı sergi Arter’de ziyaret edilebilir.

Üsküdar Belediyesince organize edilen “Osmanlı Filistin’ine Üç Boyutlu Yolculuk” sergisi Nevmekan Sahil Galeri’de, Kudüs’ün kültürel mirasını fotoğraf karelerine taşıyan ve 58 eserden oluşan “Osmanlı Döneminde Kudüs” sergisi de Dr. Kadir Topbaş Kültür Sanat Merkezi’nde izlenebilir.

Neyzen, besteci ve yapımcı Mercan Dede’nin 30 yıllık görsel sanat çalışmalarının bir seçkisinden oluşan “Sen Potansiyellerle Doğdun” sergisi Beyoğlu’ndaki Casa Botter Binası’nda, “Meşgul Şehir: İşgal İstanbul’unda Siyaset ve Gündelik Hayat, 1918-1923” sergisi ise İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Galerisi’nde sanatseverleri bekliyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/istanbulda-bu-hafta-hangi-tiyatrolar-ve-konserler-olacak/feed/ 0