Ardıç, ASO’nun nisan ayı meclis toplantısında yaptığı konuşmada, ara mallarındaki yüksek fiyat artışlarının üretimde aksamalara yol açtığını bildirdi.
Reel sektörün yüksek faiz koşullarında krediye ulaşmada sorun yaşadığını dile getiren Ardıç, “Diğer taraftan ticari kredi kartı limitlerinin sınırlandırılması biz sanayicileri zor durumda bırakmıştır. Limitlerin yeniden gözden geçirilerek revize edilmesi sanayicilerin nakit ihtiyacına bir nebze de olsa katkı sağlayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
‘DEVLET GARANTÖRLÜK YAPSIN’
Vergi borçlarının ertelenmesi ya da taksitlendirilmesinin reel sektörün üretime devam edebilmesi için hayati öneme sahip olduğunu belirten Ardıç, yaşadıkları vize sorununa da dikkati çekti.
Sanayicilerin vize kuyruklarında bekletildiğini ve birçoğunun yurt dışına çıkışta vize alamadığını söyleyen Ardıç, şöyle devam etti:
“Malların serbest dolaşımı için karşılıklı imza atıyoruz, mallarımızı serbest dolaştırıyoruz ancak bunları üreten sanayicilerimiz sınırda bekletiliyor. Bu uygulama, biz sanayiciler için ‘tarife dışı engel’ halini almıştır.
Orta Vadeli Program’da 2026 yılı için 305 milyar dolar ihracat hedefi ortaya konuldu. Bizler yeni pazarlara açılamazken, fuarlarda ürünleri sergileyip pazarlayamazken bu hedefe nasıl ulaşılması bekleniyor. Artık vize sorunumuz finansman sorununun çok daha önüne geçti. Gerekirse teminat mektubu verelim, devlet garantörlük yapsın, gerekli girişimlerde bulunularak artık bu sorun nihayetlensin.”
Ardıç, özellikle doğrudan yabancı yatırımlar için güven tesisisin önem taşıdığına işaret ederek, mevcut politikanın eş güdümlü ve yapısal reformlarla da desteklenerek uygulanmasıyla Türkiye’ye dış sermaye girişlerinin hızlanacağını dile getirdi.
Üniversite mezunu sayısının ve “mavi yakalı” işçi açığının hızla arttığını belirten Ardıç, istihdam politikasının buna göre şekillendirilmesini istedi.
Ardıç, sağlıklı bir enflasyon patikasına girebilmek için kamu harcamalarının kısılması gerektiğini de ifade etti.
‘EKONOMİK PROGRAM YENİDEN ŞEKİLLENDİRİLMELİ’
Odanın, Türkiye’nin en büyük teknoloji üssünü kurmak için ilk adımı attığını söyleyen Ardıç, şunları kaydetti:
“Ülkemizin ihracat katma değerini artıracak vizyon projesi ‘ASO Ankara Teknoloji Üssü’ için harekete geçtik, Temelli Sanayi Havzası’nda 1,2 milyon metrekare alanda kurulması planlanan üs, sanayi ile teknoloji tabanlı girişimciliği bir araya getirecek. Burada AR-GE ve inovasyon süreçleri direkt üretime yönelik yapılacak. Türkiye’nin en büyük teknoloji üssüyle ülkemizin yüksek katma değerli bir ekonomiye kavuşması için gerekli dönüşümün hızlanacağına inanıyor ve heyecanlanıyorum.”
Ardıç, Türkiye’nin tasarruf, bütçe ve dış ticaret açığı verdiğini belirterek, “Türkiye’nin ekonomik programı, mevcut ekonomik koşullar, uluslararası faktörler ve sosyal dinamikler ile birçok etkeni dikkate alarak çok yönlü bir yaklaşımla yeniden şekillendirilmelidir. Ayrıca, bu programın uygulanması sürecinde katılımcı bir yaklaşım benimsenerek, farklı paydaşların görüşleri dikkate alınmalı ve ortak akılla toplumsal uzlaşı sağlanmalıdır” dedi.
]]>Avrupa’nın en büyük ekonomisinin rekabet gücü sarsılırken ülkenin imalat sektörü de Rusya’dan gelen ucuz doğalgazın kesilmesi gibi etkenler nedeniyle adeta can çekişiyor. Alman sanayisinin karşılaştığı bu çok boyutlu sorunlar ise ülkenin ekonomik yapıtaşlarını temelden sarsıyor.
ALMAN SANAYİSİ SARSILIYOR
Avrupa’nın en büyük ekonomisinde imalat üretimi 2017’den bu yana düşüş eğiliminde ve rekabet gücü aşındıkça düşüş hızlanıyor.
Bloomberg’te yer alan analize göre, Almanya’nın sanayi makinesinin temelleri son yıllarda domino taşları gibi yıkılıyor. ABD Avrupa’dan uzaklaşıyor ve iklim yatırımları için transatlantik müttefikleriyle rekabet etmeye çalışıyor.
Bununla birlikte Çin daha büyük bir rakip haline geliyor ve artık Alman mallarının en büyük alıcısı değil. Bazı imalatçılar için son darbe ise büyük miktarlarda ucuz Rus doğalgazının sona ermesi…
Öte yandan 2022’nin yaz aylarında yaşanan enerji krizi de düşüşte önemli bir etken oldu. Karne uygulaması gibi kötü senaryolardan kaçınılmış olsa da, fiyatlar diğer ekonomilere göre daha yüksek kalmaya devam ediyor. Bu dahalihazırda yüksek olan maliyetlere ekleniyor.
DEV SANAYİ KURULUŞLARI PERSONEL AZALTIYOR
Almanya’nın ucuz Rus gazını kaybetmesinden en çok etkilenen sektörlerden biri, kimya sanayi. VCI Endüstri Birliği tarafından yakın zamanda yapılan bir ankete göre, temiz hidrojene geçiş konusu hala belirsizliğini korurken, neredeyse her 10 şirketten biri üretim süreçlerini kalıcı olarak durdurmayı planlıyor. Yakın zamanda Avrupa’nın en büyük kimya üreticisi BASF SE 2 bin 600 kişiyi işten çıkarırken Lanxess AG personel sayısını yüzde 7 oranında azaltıyor.
Bir zamanların sanayi devi Mannesmann’ın bir parçası olan Vallourec SACA’nın boru fabrikasındaki kapanış ve yüzlerce personelin iflası da Alman sanayicilerin içinde olduğu durumun önemli göstergelerinden birisi.
Güneş paneli üreticileri de devlet destekli Çinli rakipleriyle rekabet etmekte zorlandıkları için faaliyetlerini durduran ve personel azaltan sektörlerden biri. CEO Detlef Neuhaus, Dresden merkezli Solarwatt GmbH’nin şimdiden işgücünün yüzde 10’unu azalttığını ve durum bu yıl düzelmezse üretimini yurtdışına taşıyabileceğini belirtti.
EĞİTİM SİSTEMİ ALARM VERİYOR
Bir zamanlar Almanya’nın güçlü yönlerinden biri olan eğitim sistemi de kamu hizmetlerine uzun süredir yatırım yapılmaması nedeniyle eski gücünde değil. Ifo araştırma enstitüsü, azalan matematik becerilerinin yüzyılın sonuna kadar ekonomiye yaklaşık 14 trilyon Euro’ya (15 trilyon Dolar) mal olacağını tahmin etti.
Kökleri 1800’lerin sonlarına kadar uzanan üretim makineleri tedarikçisi GEA Group AG’nin İcra Kurulu Başkanı Stefan Klebert, “Dürüst olmam gerekirse çok fazla umut yok. Bu trendi durdurabileceğimizden gerçekten emin değilim. Birçok şeyin çok hızlı bir şekilde değişmesi gerekecek” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Anadolu Yakası Orgazine Sanayi Bölgesi (AYOSB) Yönetim Binası’nda düzenlenen toplantıda, sırasıyla; AYOSB Başkanı Murat Çökmez, Biyoteknoloji İhtisas Organize Sanayisi Bölgesi (BİOSB) Başkanı Ercan Varlıbaş, CHP Tuzla Belediye Başkan Adayı Eren Ali Bingöl ve İmamoğlu birer konuşma yaptı.
Sanayi sektörünün ülke ekonomisi üzerindeki önemine dikkat çeken İmamoğlu, İBB öncülüğünde kurulan İstanbul Sanayi Platformu’nun söz konusu alana katkı için kurulduğunu aktardı.
İktidarın yanlış politikaları sonucu yaşanan ekonomik krizden kaynaklı olarak, 3 haneli enflasyon rakamlarıyla karşılaşıldığına dikkat çeken İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
-Bu bize kaydettiriyor. Bu işin kaybı hem de çok büyük, tarifsiz kayıplar. Daha dün, 8-9-10-11 yıl önce biz, bu tarihte, 2023’ün sonunda, kişi başı 25 bin dolar gayrisafi milli hasıla belirlemişken; bunun bugün 3’te 1’ine razı gelmek durumunda kalmanın ne kadar acı olduğunu, ne kadar büyük bir tutarsızlık olduğunu bilmemiz lazım.
-Peki burada bu siyaseti yapan ya da bu kararı alan mı kaybediyor? Hepimiz kaybediyoruz. Peki bugün 25 bin dolar başarılsaydı, ben nasıl bir ruh halinde olurdum? Dünyanın en mutlu insanı olurdum, kimin yaptığına bakmaksızın. Yeter ki o zenginliği erişelim.
-Biz de daha iyisini hedefleyelim, insanların önünde daha iyisini koyalım. Ama o hedeflerin 3’te 1’ine birine düşmüş durumda ve buna razı gelen, rıza gösteren ve buradan kurtulmaya ve sıçramaya çalışan insanlar haline dönüştük.
“BU İŞİN SORUMLUSU, BU İŞİN BAŞINDAKİ İNSANDIR”
-Tabii bunun sebebini ben biliyorum. Burada, elbette ki siyaset zemininde birkaç cümle etmek zorundayım.
-Bu işin sorumlusu, bu işin başındaki insandır. Çok net. Yani bunu başka bir sorumlusu olmaz. Ve eğer İstanbul’da, yönetimle ilgili bir hesap verilemiyorsa, sorunlar büyüyorsa, problemler büyüyorsa, nasıl ki sorumlusu o döneme dair benim; aynı şekilde şu anda bu ülkenin ekonomiden sorumlusu da bu ülkenin sayın Cumhurbaşkanıdır. Çünkü, bugün baktığınızda vatandaş beyaz peynir dahi alamayacak durumda.
-Gerçekten bir açlık sorunu var. Kent Lokantası açıyoruz. 3 tane daha açacağız bu 1,5 ay içerisinde.
-İnsanların artık, yani yakamıza yapışarak, ‘Bizim de semtimize Kent Lokantası aç başkanım’ diye bize haykırmasını çocuklardan da duyuyorum, emeklilerden de duyuyorum, işçi kesiminden de duyuyorum. Belki sesi çıkmayan esnafımız bile, bunu söylemek istiyor. Bu derin bir yoksulluk anlamına geliyor.
“AMA BİZ NEYLE UĞRAŞIYORUZ?”
-Ama biz neyle uğraşıyoruz? Genel seçim geçmiş, bir yıl üzerinden geçmiş, ülkedeki ekonomi politikaları dibe vurmuş, o günden bile daha kötü durumdayız. Para politikaları üzerinden üretimde, ihracatta, ithalat rakamlarında, bütçe açığında, cari açıkta, her türlü veride daha kötü durumdayız.
-Ama onun aklı, fikri İstanbul’da. Her gün, her konuşmasında İstanbul aşağı, İstanbul yukarı, İstanbul Belediye Başkanı aşağı, İstanbul Belediye Başkanı yukarı. Açıkladığı adaya da yazık ediyor.
-Yani bir aday açıkladınız; aday konuşsun. Bizim rakibimiz o olsun. ‘Yok, illa o olmasın rakip’ diye bir süreç tarifleme peşinde. Biz de hayretle süreci izliyoruz. İyi devlet insanı, devletin esas sorunlarıyla ilgilenir. Ve ben, ‘İşinize bakın’ diyorum. Gerçek işinize, doğru olan sorunlarınızla ilgilenmenizi öneriyorum.
-Ve bırakın İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimi, İstanbul halkı, İstanbul’da belirlenen adaylar üzerinden yürüsün ve onların ortaya koyacağı performansa da halkın vereceği kararla karar verirsin.
-Bu kadar basit. Ama bu basit süreç, demokratik anlayışı illa zorlaştırma gayreti, işte açılışlar, mitingler vesaireler yaparak, yerel seçimi bu kadar sabote etmenin anlamsız olduğunu düşünüyorum. Bu bağlamda gerçek meselelerin, işte bu üreticinin meseleleri olduğunu, bunlarla ilgilenmesi gerektiğinin de altını çiziyorum.
“OY VERSİN VERMESİN, HERKESİN TEMSİLCİSİYİZ”
-İBB olarak, milletin yanındayız. Biz, milletin temsilcisiyiz. Biz, sizlerin temsilcisiyiz. Oy verenlerin değil; oy versin vermesin, herkesin temsilcisiyiz. Siyasi partiler, aracı kurumlardır. Yani hizmet için bir araçtır, amaç değildir.
-Biz, o vesileyle sizin karşınıza geliriz. Ama temel amaç; milletin bütününü kavramak, milletin bütününe hizmet etmektir. Bu yolculukta tam da öyle bakan ve o menzile yürüyen bireyleriz. Biz, milletin temsilcisi olarak, burada bulunan bütün sanayici dostlarımızın da desteğini, tüm iyi niyetimizle, tüm çalışkanlığımızla gerçekten tümüyle sizleri düşünen ve bu milletin, bu memleketin, bu güzel şehrin insanlarının ve çocuklarının, gençlerinin geleceğini düşünen bir anlayışla oylarınıza talibiz.
-Biz, bir bireyi ya da bir siyasi partiyi temsil ediyoruz; milleti temsil ediyoruz. Bizim ahlakımız bu. Bunu da temsil etmeye devam edeceğiz.
-Lütfen, milletini ve sizlerin güzel geleceklerini dert edinen anlayışı tercih ediniz. Elbette sizlerin desteğinizi istiyoruz. İstanbul’a hizmette, dün ne kadar koşuyorsak, onun misli misli fazlası koşacağımıza ve ‘Tam yol ileri’ diyerek, böyle bir menzile doğru sizlerle birlikte yürüyeceğimizden hiç kuşkunuz olmasın.
]]>Buna göre, 2022 yılında 95.804 olan Kapasite Rapor sayısı, 2023 yılında yüzde1,61 artışla 97.346 oldu.
Bu raporların ait olduğu üretim tesislerinin yüzde 44,46’sında 1-9 arasında, yüzde 39,14’ünde 10-49 arasında, yüzde 7,90’ınde 50-99 arasında, yüzde 5,89’unde 100-249 arasında, yüzde 2,62’sinde ise 250’den fazla çalışan bulunduğu açıkladı.
Raporda öne çıkan bölümler şöyle:
* 2023 yılında Sanayi Kapasite raporuna sahip tesislerde toplam çalışan sayısı önceki yıla göre yüzde 3,17 artışla 3.994.277 olmuştur.
* Toplam çalışanların yüzde 5,45’i 1-9 çalışan bulunan tesislerde istihdam edilirken, yüzde 22,01’i 10-49, yüzde 13,50’si 50-99, yüzde 22,11’i 100-249, yüzde 36,94’ü ise 250 ve daha fazla çalışanı bulunan tesislerde istihdam edilmektedir.
* Geçerli Raporlara göre istihdamın en fazla olduğu ilk beş il sırası ile İstanbul (785.501), Bursa (336.935), İzmir (266.274), Kocaeli (247.098) ve Ankara (230.424) olmuştur.
* En az çalışan bulunan son beş il sırası ile Iğdır (1.112), Hakkâri (751), Tunceli (635), Ardahan (539), Bayburt (300) oldu.
KOBİ PAYI GERİLEDİ
* 2022-2023 döneminde KOBİ ölçeğindeki sanayi firmalarının istihdamdaki payı yüzde 63,51’den yüzde 63,06’ya düşerken, Büyük firmaların payı yüzde 36,49’dan yüzde 36,94’e yükselmiştir.
* 2022 ile karşılaştırıldığında 2023’te sanayide en çok istihdam artışı sağlayan şehirler; Bitlis (yüzde 44,60), Bingöl(yüzde 28,43), Tunceli (yüzde 27,77), Kırşehir (yüzde 23,28), Muş(yüzde 22,62).
* 2022 ile karşılaştırıldığında 2023’te sanayide istihdam azalışının en çok olduğu şehirler;
* Osmaniye (-yüzde 5,11), Ağrı (- yüzde 6,94), Kahramanmaraş (-yüzde 7,61), Gümüşhane (-yüzde 8,92), Ardahan (-yüzde 8,95).
* Bölgeler bazında sanayi istihdamında artış; Ortadoğu Anadolu (yüzde 8,01), Batı Karadeniz (yüzde 7,13), Orta Anadolu (yüzde 6,34) şeklinde gerçekleşmiştir.
* Sanayi istihdam artışının en düşük olduğu bölgeler; İstanbul (yüzde -0,65), Akdeniz (yüzde 0,35), Doğu Karadeniz ve Batı Marmara (yüzde 2,60).
EN ÇOK MÜHENDİS MARMARA’DA
* 2023 sonu itibariyle sanayi tesislerinde en çok mühendis Doğu Marmara’da çalışmaktadır.
* Doğu Marmara’da çalışan 47.453 mühendise karşılık, Batı Anadolu’da 44.039 İstanbul’da 42.871, Ege’de 28.810, Akdeniz’de 12.651 mühendis sanayi tesislerinde istihdam edilmiştir.
* Toplam çalışanların yüzde 5,20’sini mühendis, yüzde 4,54’ünü teknisyen, yüzde 6,25’ini usta, yüzde 71,80’nini işçi, yüzde 11,22’sini idari personel oluşturmuştur.
* 2023 sonu itibariyle sanayi tesislerinde ortalama 41,03 kişi çalışmaktadır.
* Sanayi tesisi başına en çok çalışanı olan il Çankırı’dır (117,61). Daha sonra sırası ile Zonguldak (94,93), Bilecik (88,30), Bartın (84,15), Tekirdağ (78,43), illeri gelmektedir.
YÜKSEK TEKNOLOJİNİN PAYI ARTTI
* 2022-2023 döneminde; Yüksek teknoloji kapsamındaki sanayi tesislerinin oranı yüzde 2,31’den yüzde 2,36’ya, Orta-Yüksek teknoloji kapsamındaki sanayi tesislerinin oranı yüzde 23,73’ten yüzde 24,12’ye, Orta-Düşük teknoloji kapsamındaki sanayi tesislerinin oranı yüzde 30,26’dan yüzde 30,45’e, Düşük teknoloji kapsamındaki sanayi tesislerinin oranı yüzde 43,69’dan yüzde 43,07’ye şeklinde değişmiştir.
* 2023 yılı sonu itibariyle Kapasite Raporlarının 2.569’u yüksek teknoloji konularında düzenlenmiştir.
* Geçerli olan Kapasite Raporlarına göre 2.569 Kapasite Raporu yüksek teknoloji ürünleri, 26.202 Kapasite Raporu orta-yüksek teknoloji, 33.085 Kapasite Raporu orta-düşük teknoloji ve 46.796 Kapasite Raporu düşük teknoloji konusunda düzenlenmiştir.
EN ÇOK ALMAN SERMAYELİ TESİS VAR
* 2023 yılı sonu itibariyle 1.204 Yabancı Sermayeli Firma Kapasite Raporu yaptırmış bulunmaktadır.
* Yabancı sermayeli firmaların üretim tesislerinin en çok olduğu il İstanbul (273) olmuştur. Daha sonra sırası ile İzmir (204), Kocaeli (188), Bursa (114) ve Tekirdağ (71) olmuştur.
* Yabancı sermayeli firmaların kapasite raporu yaptırdıkları tesislerin faaliyet grubuna göre ilk beş sıralaması “Fabrikasyon metal ürünleri imalatı (makine ve teçhizat hariç) (168)”, “Başka yerde sınıflandırılmamış makine ve ekipman imalatı (151)” , “Kauçuk ve plastik ürünlerin imalatı (143)”, “Kimyasalların ve kimyasal ürünlerin imalatı (127)” ve Motorlu kara taşıtı, treyler (römork) ve yarı treyler (yarı römork) imalatı (85)” biçiminde olmuştur.
* 2023 yılı sonu itibariyle en çok yabancı sermayeli sanayi tesisi Almanya sermayelidir.
* Yabancı sermayeli sanayi tesisleri sayısında 269 adetle Almanya ilk sırada yer almıştır. Daha sonra sırası ile Hollanda (92), İtalya (68), Fransa (63) ve Amerika Birleşik Devletleri (60)
]]>