Şikayetçiler E.E. ve V.K. de duruşmada hazır bulundu. Aile Bakanlığı adına Abdullah Yılmaz da davaya katılma talebinde bulundu.
TEYZE TANIK OLARAK DİNLENDİ
Duruşmada tanık olarak dinlenen çocukların teyzeleri Dudu Kadın A., 2012 yılından beri Hüseyin K.’nin evinden ayrı olduğunu ifade ederek “Ölmeden önce çocuğun merdivenden düşüp düşmediği konusunda bilgim yoktur. Bir rahatsızlığı yoktu, ara sıra mevsimsel grip olurdu. O gece çocukla ben Sanığın, diğer çocuklarla arası iyiydi, darp etmezdi. Ölüm kaydının neden nüfusa bildirilmediğini bilmiyorum” dedi.

Şikayetçi E.E. bu ifadeye karşı çıkarak “1996 yılından 2012 yılına kadar bizimle yaşamıştır. Çocuklara o bakıyordu. O gelip çocuk öldü demiştir” derken, V.K. ise “Tanık, sanığı sadece korumaya çalışıyor. Teyzem babamdan da şiddet görmüştür. Oğlu neden 16 yaşına kadar eğitime başlamamış? Bizim gördüğümüz şiddetin mislisiyle fazlasını gördü. Nasıl şiddet gördüğünü defalarca anlattı” dedi.
Çocuğunu sanığı okula gönderip görmediği sorulan tanık Dudu Kadın, “Eşimden ayrılınca hiç maddi gelirim yoktu, bu nedenle gönderemedim. Hüseyin gönderebilirsin dedi. Orada kaldığım sürece Hüseyin geçimime yardımcı oldu” diye konuştu.
KUZEN DE DİNLENDİ
Duruşmada Dudu Kadın’ın oğlu Hakan Y. tanık olarak dinlendi. Hakan Y. “Ölen çocuğu hayal meyal hatırlıyorum. 7 yaşındaydım. Sanığın çocuklara vurduğunu görmedim ama bağırdığını hatırlıyorum. Annemi darp ettiğini görmedim. Beni darp etmedi” dedi.

Hakan Y. okulu dışarıdan okuduğunu belirtti. Bu ifadeye karşı söz alan şikayetçiler, “Yalan söylüyor. 15 yıl yaşadıkları evde hiçbirşeyi hatırlamıyorlar. Hakan annesini korumaya çalışıyor” dedi. Şikayetçilerin avukatı ise, “Tanıkların her ikisi de sanığa sığınmışlardır. Sanığın her türlü psikolojik şiddetine maruz kalmışlardır. Sanığın nasıl bir psikopat olduğunu bilmektedirler” diye konuştu.
TAHLİYESİNİ İSTEDİ
Tanık ifadelerinin ardından ifadesi sorulan sanık Hüseyin K. çocuklarının 2016 yılında sebepsiz olarak evden ayrıldıklarını ifade ederek “Kötü insanların ellerine düştüler. Yeryüzünde bir tek doğru bunlar sanki. Bunun bir kumpas, kirli bir oyun olduğu ortada. Tahliyemi isterim” dedi.
SAVCIDAN AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS TALEBİ
Duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasında, sanığın beyanlarının ve tanık olarak dinlenen eşinin beyanlarının çelişkili olduğunu, sanığın çocuğun ölümünü yetkililere haber vermeden hayatın olağan akışına aykırı şekilde gizlediği, sanığın suç delillerinin ortaya çıkmaması için bebeği bir başka bebeğin gömülü olduğu yere gömdüğünü ifade etti.
Savcı, sanığın “Kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti.
Mütalaaya karşı söz verilen şikayetçiler, mütalaaya katıldıklarını belirtti.
Şikayetçileri avukatları “Savcının eksiği var, fazlası yok” diyerek mütalaaya karşı ayrıntılı beyanda bulunmak için süre talep etti.Sanık Hüseyin K. ise “Benim savunmalarım hiçe sayılıyor. Benim kendimi savunmam için tahliye edilmem gerekiyor. Üzerimde çok yönlü kumpas vardır. Söyledikleri gibi vahim bir durum varsa 2016’ya kadar neyi beklediler? İnsanın evlatları tarafından linç edilmeye çalışılması insanlık tarihinde görülmemiştir. İlk fırsatta gazetelerde, sosyal medyada fenomen olmaya çalışıyorlar. Ailelerini zıplama tahtası olarak kullanıyorlar. Tutuklanmam kaldırılsın” dedi.
Sanığın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı son savunmalar için ileri bir tarihe erteledi.
OLAYIN GEÇMİŞİ
Olay, 14 Temmuz 2016 tarihinde V.K. (25) ile adlarını daha sonra değiştiren Ö.K. (23) ve M.K. (21) adlı kardeşlerin, Arnavutköy İlçe Emniyet Müdürlüğüne yaptığı ihbarla ortaya çıktı.
Üç kardeş babalarının 2003 tarihinde o sırada 15 aylık olan kardeşleri Armağan’ı eziyet edercesine dövdüğünü, uğradığı şiddet sonucu sabaha kadar ağlayan kardeşlerinin öldüğünü, babalarının bu olayı gizlemek için bir arkadaşıyla birlikte küçük kardeşlerini Arnavutköy Mezarlığına gömdüğünü iddia ettiler.

Korkunç iddia üzerine Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı.
Savcılıkça, 9 Haziran 2022 tarihinde sanık babanın gösterdiği yerde fethi kabir işlemi yapıldı. Açılan mezarda iki farklı bebek cesedi bulundu, yapılan DNA incelemesinde bulunan bebek kemiklerinden birinin sanık babanın DNA’sıyla uyumlu olduğu saptandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına fezlekeyle gönderilen soruşturma sonucunda 27 Ekim 2023’te iddianame hazırlandı.
İddianamede, İlahiyat Fakültesi mezunu baba Hüseyin K.’nin İslam dininin gereği üzerine cenaze merasimi düzenlemeden bebeğini erken saatlerde arkadaşıyla defnetmiş olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığına dikkat çekildi.
İddianamede, 2003 yılının kış aylarında, kesin olarak tespit edilemeyen bir tarihte öz oğlu olan 2001 doğumlu Armağan’ı kabloyla başına vurarak, tekme ve yumrukla, eşarpla boğazını sıkarak ve duvara fırlatıp darbederek bebeğin ölümüne neden olduğu belirtildi.
Sanığın “Olası kastla nitelikli kasten öldürme” suçundan müebbet hapisle cezalandırılması istendi. Baba Hüseyin K. 13 Şubat’taki ikinci duruşmada tutuklanmıştı.
]]>Araç seyir halindeyken Furkan T. aniden “Allahu ekber” diye bağırdıktan sonra üzerinde taşıdığı bıçakla kendisini eve bırakması için aracına alan adamın boğazını kesmeye çalıştı. Boğazı bıçakla çizilen Akif Ü. direnince zanlı bu kez adamı kollarından ve başından bıçaklayarak yaraladı. Bu boğuşma sırasında seyir halindeki araç park halindeki bir araca çarparak durunca Furkan T. araçtan inerek kaçtı. Hemen hastaneye giderek rapor alan adama “Basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek derecede yaralandığına dair” rapor verildi. Tedavisi tamamlanan Akif Ü. aracına aldığı adamdan şikâyetçi olunca Furkan T. yakalandı.
“ÇOK PİŞMANIM BİR DAHA ASLA YAPMAYACAĞIM”
Tutuklanıp hakkında Ağır Ceza Mahkemesine dava açılan sanık ifadesinde, “3-4 yıldır ilaç kullanıyorum. Psikolojik rahatsızlığım var. İlaçlarımı almadığım için panikledim. Olay günü eczaneye yardım için gittim. Anksiyetem orada başlayınca eve yalnız gitmek istemedim. Arabaya bindiğimde bıçak çektiğimi hayal meyal hatırlıyorum. Ancak arabanın kaza yaptığını biliyorum, bunun üzerine araçtan inerek babama kaza yaptığımızı söylemiştim. Psikolojik rahatsızlıklardan dolayı bu olayı gerçekleştirdim, bıçağı çektikten sonra nasıl salladım, nasıl müdahale ettim hiçbirini hatırlamıyorum. Çok pişmanım, bir daha asla böyle bir şey yapmayacağım. Tahliyemi ve beraatımı istiyorum” dedi.
ATK RAPORU: RUHSAL BİR RAHATSIZLIĞI YOK
Sanık Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesine sevk edilerek burada 3 hafta gözlem altına alındı. Sağlık Kurulunca verilen raporda sanığın kasten öldürme suçuna karşılık cezai ehliyetini etkileyecek düzeyde ruhsal bir rahatsızlığına rastlanmadığı, cezai ehliyetinin tam olduğu için TCK’nın 32. maddesinden yararlanamayacağı bildirildi.
“BOĞAZIMI KESMEK İSTEDİ PARK HALİNDEKİ ARACA ÇARPTIM”
Yaralanan Akif Ü. ise tahsilât için eczaneye gittiğini belirterek, “İçeri girdiğimde sanık ile babası oradaydı. Ben tam eczaneden çıkarken sanık bana ‘Beni de eve bırakır mısın?’ dedi. Ben de kabul edip aracıma aldım. Arabadayken sanık bir anda tekbir getirerek bıçağını çıkardı ve benim boğazımı kesmeye çalıştı. Bu sırada sanığı tutmaya çalıştım ve aramızda boğuşma oldu. Elimi boğazıma götürerek sanığın boğazımı kesmeye çalışmasını engellemeye çalıştım. Sanık da elindeki bıçakla elimi, kolumu, kafamı, göğsümü ve vücudumun bazı yerlerini toplam 10 bıçak darbesiyle beni yaraladı. Boğuşma esnasında park halindeki araca çarpınca sanık da el frenini çekerek aracı durdurup arka kapıdan inerek kaçtı. Sanığın bunu eczanede planladığını düşünüyorum. Çünkü kameralara baktığımızda eczaneden çıkarken bıçağı sol elinin kıyafetinin içine koyduğunu gördüm. Eczaneden çıkarken bıçağı kullanmak için hazırlandığına şahit oldum” diye konuştu.
MÜEBBET HAPİSTEN 8 YIL 4 AYA DÜŞÜRÜLDÜ
Mahkeme, akıl sağlığının yerinde olduğuna dair alınan doktor raporu üzerine sanığı müebbet hapisle cezalandırdı, ardından suçun kasten öldürmeye teşebbüs aşamasında kalması nedeniyle cezayı 10 yıla indirdi.
Mahkeme, sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, işlediği suçtan sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, nedeniyle hakkında iyi hal indirimini düzenleyen 62. Maddeyi de uygulayarak cezayı 8 yıl 4’aya düşürüp hükmen tutukluluk halinin devamına karar verdi.
]]>23. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, sanık Mutlu ve avukatı katıldı. Duruşmada, müşteki Fenerbahçe Spor Kulübünü temsilen de bir avukat hazır bulundu. Duruşmada söz verilen Fenerbahçe Spor Kulübü avukatı İsmail Hakkı Başaran, sanığın mahkumiyetine karar verilmesini istedi.
YURT DIŞI ÇIKIŞ YASAĞINA DEVAM
Mahkeme heyeti sanık Mutlu’ya karar duruşması olduğunu bildirerek, son savunmasını yapmasını istedi. Sanık Mutlu, yargılama sürecinde savunma hakkının ihlal edildiğini öne sürdü.
Kendisinin seküler hayatı olduğunu öne süren sanık, “Bu memlekette dedelerim yetim kaldı. Kim teröristse Allah belasını versin. Ülkücü camiada yetiştim. Bir seferine mahsus Kimse Yok Mu Derneğine bir kurban bağışı yapmışım” diye konuştu.
Mahkeme heyeti, sanık Mutlu’yu “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası çarptırdı. Heyet, sanık hakkında uygulanan yurt dışına çıkış yasağı yönünde adli kontrol tedbirinin devamına hükmetti.
GAYBUBET EVİNDE YAKALANDI
FETÖ’nün avukatlar yapılanmasında yer alan ve “futbolda şike kumpası” davasının firari sanığı avukat Cemalettin Mutlu ile kardeşi Veli Mutlu, 18 Eylül 2021’de Eyüpsultan’da bir gaybubet evine düzenlenen operasyonda yakalanmıştı.
FETÖ mensuplarınca gerçekleştirilen “Askeri Casusluk”, “Fuhuş ve Şantaj”, “Poyrazköy” ile “Amirallere Suikast” gibi kumpas soruşturmalarında yer aldığı belirlenen Mutlu Ekizoğlu, Nazmi Ardıç, Tufan Ergüder, Yurt Atayün ve Ömer Köse’nin de aralarında bulunduğu birçok emniyet mensubunun bir dönem avukatlığını yapan Mutlu, çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı.
AZİZ YILDIRIM ALEYHİNE İFADE BASKISI
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, sanık Mutlu’nun avukatlık yapılanması içerisindeki eylemlerine yer verilmişti.
Mutlu’nun telefon hatlarıyla örgütün mahrem imamlarından avukat Faik Toklucu ve Alaeddin Yüksel Bulut ile irtibatının bulunduğu aktarılan iddianamede, sanığın ayrıca ByLock kullanıcısı kişilerle iletişim kaydının tespit edildiği anlatılmıştı.
İddianamede, MASAK raporuna göre, Mutlu’ya FETÖ üyelerince bazı ödemeler yapıldığına, Mutlu’nun da kimi şüphelilere bir miktar para gönderdiğine yönelik tespitlerin yer aldığı kaydedilmişti.
Sanıkla ilgili “futbolda şike kumpası” davasındaki bazı sanıkların beyanlarına yer verilen iddianamede, Mutlu’nun, Aziz Yıldırım’ın tutuklandığı “futbolda şike” soruşturması kapsamında gözaltına alınan Şekip Mosturoğlu ve Ahmet Çelebi gibi kişileri cezaevinde ziyaret edip tahliye edilecekleri yönünde teşvikle Yıldırım aleyhine ifade vermeye zorladığı belirtilmişti.
İddianamede, dönemin Beşiktaş Jimnastik Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören’in başsavcılıkça bilgisine başvurulduğu sırada sanığın da orada olduğu ve bu iş için 25 bin 643 lira aldığı aktarılmıştı. Mutlu’nun bu şekilde örgütün kurgulayıp yürüttüğü soruşturma dosyasına delil oluşturmaya çalıştığı vurgulanan iddianamede, sanığın “silahlı terör örgütü üyeliği” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.
]]>