Sanıklar – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Wed, 17 Jul 2024 21:59:05 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Tekel bayi saldırısında Tarık Özer’in ifadesi ortaya çıktı https://www.foxhaber.com.tr/tekel-bayi-saldirisinda-tarik-ozerin-ifadesi-ortaya-cikti/ https://www.foxhaber.com.tr/tekel-bayi-saldirisinda-tarik-ozerin-ifadesi-ortaya-cikti/#respond Wed, 17 Jul 2024 21:59:05 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8949 İstanbul Esenyurt’ta 28 Temmuz 2023’te 2 kişinin hayatını kaybettiği tekel bayii saldırısıyla ilgili Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya sanıklar Tarık Özer, Murat Özer, Azat Özer ve Servet Özer tutuklu bulunduğu cezaevinden ses görüntülü ve bilişim sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Bazı tutuksuz sanıklar ile şikayetçi baba Cantürk Erzen, anne Solmaz Erzen ve hayatını kaybeden Batuhan Bayındır’ın babası Mustafa Bayındır ile taraf avukatları katıldı.

“PLANLANMIŞ BİR OLAYDIR, NASIL YAPTIKLARI BELLİDİR”

Baba Cantürk Erzen ifadesinde, “Olaydan önce, 10-15 dakika önce, oğlum Yunus Emre ile telefonla konuşmuştum ama bu olayla ilgili konuşmadım. Kredi kartına para yatırması için aramıştım. Sosyal medya paylaşımımla ilgili herhangi bir konuşmamız olmadı. Bana isteselerdi parayı almak için ulaşıp alırlardı. İsteseler beni arayabilirlerdi. Benim telefon 24 saat açıktır. Benden alacakları varsa şimdi de ödemeye hazırım. Planlanmış bir olaydır. Nasıl yaptıkları bellidir” dedi.

MAHKEMEDE OLAY ANI İZLENİNCE ANNE GÖZYAŞLARINI TUTAMADI 

Anne Solmaz Erzen ise oğlunun acımasızca katledildiğini belirterek sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti. Anne Erzen’in talebi üzerine duruşma salonunda olay anına ait güvenlik kamera görüntüsü izletildi. O anlarda anne Solmaz Erzen gözyaşlarına hakim olamadı. 

AVUKATLAR ARASINDA TARTIŞMA 

Tutuksuz sanıklardan biri, şikayetçi avukata şov yaptığını söyleyince avukatlar arasında sözlü tartışma çıktı. Baba Cantürk Erzen’in sanık avukatlarına bağırması üzerine mahkeme başkanı duruşmaya 10 dakika ara verdi.

“YUNUS EMRE’Yİ ENGELLEMEK İÇİN 4 KURŞUNU AYAKLARINA DOĞRU SIKTIM”

Tutuklu sanık Tarık Özer, şunları söyledi:

* “Yaşanan olaydan dolayı çok üzgünüm. Ölenler içinde üzgünüm keşke yaşanmasaydı. Olaydan dolayı çok pişmanım. Olayda tasarlama söz konusu değildir. Bir anda gelişen bir olaydı. 

* Oraya gitmemin sebebi; Cantürk’ün sosyal medya hesabından yapmış olduğu hakaret içerikli sözleri nedeniyle gittik. İlk girdiğimiz anda, konuşmak için gittiğimiz için konuştuk. Olay başlayınca oğlumun baba demesinin üzerine babalık içgüdüsüyle, oğluma zarar geldi düşüncesiyle hareket ettim. Yunus Emre’nin silahını çıkartıp kardeşimi vurmasıyla olay başladı. Oğlumu ve kardeşimi koruma içgüdüsüyle hareket ettim. Ne olduysa bir anda oldu. 

* Olay nedeniyle pişmanım. Öldürmek gibi bir niyetim yoktu. Emre’yi engellemek için 4 kurşunu ayaklarına doğru sıktım. Yunus Emre’yi kardeşim gibi severdim. Cantürk, o akşam çok hakaret etti sosyal medyada. Eminim ki Cantürk alkolsüz kafayla olsa bunları yapacak biri değildir.

* Kaçmak gibi bir niyetim olsa kendim gidip teslim olmazdım. Kötü insanlar değiliz, iş insanıyız. Bu zamana kadar şiddet içeren bir olaya karışmadım.”

“SANIKLARIN PASAPORTU ARACIN İÇERİSİNDE ÇIKMIŞTIR, BU KAÇACAKLARINI GÖSTERMEKTEDİR”

Erzen ailesi avukatı Kerim Bahadır Şeker, “Olayda herhangi bir meşru müdafaa söz konusu değildir. Meşru müdafaanın koşulları arasında saldırı olmalı, savunma olmalı, orantılılık olmalı ve araçların eşitliği olmalı. Bu olayda bunların hiçbiri yoktur. Haksız tahrik de söz konusu değildir. Sanıkların pasaportu aracın içerisinde çıkmıştır. Bu kaçacaklarını göstermektedir. Meydana gelen olayda sanıklar lehine takdiri indirim nedenlerinin de uygulanmaması suretiyle en ağır şekilde cezalandırılmalarını istiyoruz” diye konuştu. 

“OLAYDA TASARLAMA SÖZ KONUSU DEĞİLDİR”

Sanık avukatı Büşra Bayraktar ise, “Olayda tasarlama söz konusu değildir. Tasarlama için aranılan sebat etme olgusu dosyada yoktur. Müvekkilimizin beraat edeceğini düşünüyoruz. Tahliyesine karar verilmesini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı. 

DURUŞMA 12 TEMMUZ’A ERTELENDİ 

Mahkeme heyeti, sanıklar Tarık Özer, Murat Özer, Azat Özer ve Servet Özer’in tutukluluk halinin devamına karar verdi. Heyet, 5 tutuksuz sanığın imza atma şeklinde adli kontrollerinin kaldırılmasına, yurt dışı çıkış yasaklarının ise devamına hükmetti. 

İDDİANAME

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, tutuklu sanıklar Tarık Özer, Murat Özer, Azat Özer ve Servet Özer’in, Yunus Emre Erzen’e yönelik “tasarlayarak kan gütme saikiyle kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Batuhan Bayındır’a yönelik “kasten öldürme” suçundan müebbet, Yusuf Erzen’e yönelik “tasarlayarak kan gütme saikiyle kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan 13 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi. 

Sanıkların ayrıca, “kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etmek veya patlayıcı madde kullanmak” suçundan 6’şar aydan 3’er yıla kadar, “ruhsatsız silah bulundurmak” suçundan da 1’er yıldan 3’er yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. İddianamede, tutuksuz sanıklar Adem Kılıç, Erdal Adıyaman, Ercan Topçu, Vedat Erkin, Nimetullah Özer, Hüsamettin Ahmetoğlu’nun da “suçluyu kayırma” suçundan 6’şar aydan 5’er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları gerektiği belirtildi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/tekel-bayi-saldirisinda-tarik-ozerin-ifadesi-ortaya-cikti/feed/ 0
51 kişi öldüğü Furkan Apartmanı’yla ilgili yeni bilirkişi raporu https://www.foxhaber.com.tr/51-kisi-oldugu-furkan-apartmaniyla-ilgili-yeni-bilirkisi-raporu/ https://www.foxhaber.com.tr/51-kisi-oldugu-furkan-apartmaniyla-ilgili-yeni-bilirkisi-raporu/#respond Tue, 11 Jun 2024 21:46:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8155 Kahramanmaraş merkezli depremlerde, Gaziantep’in Nizip ilçesinde yalnızca Furkan Apartmanı yıkılmıştı. Nizip Cumhuriyet Başsavcılığı, iddianamede tutuklu sanıklar Eyüp Öğüt, Faik Öğüt, Nejdet Alpay, Yılmaz Şahin Yurtyapan, tutuksuz sanıklar Abdullah Devrim Sever, Hasan Hüseyin Sever hakkında “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan 15’er yıla kadar hapis cezası talep etmişti.

Son duruşmada mahkeme, firari sanıklar ve binanın müteahhitleri Abdullah Devrim Sever ve Hasan Hüseyin Sever hakkında kırmızı bültenle arama kararı çıkartılmasına karar vermişti. Mahkeme, ayrıca bilirkişi raporunun yetersizliği nedeniyle Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden yeni bilirkişi raporu talep etmişti. 

ASLİ VE TALİ KUSURLULAR…

Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin 7 kişilik akademisyen heyeti tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; ”Statik Proje Müellifi’nin, Yapım Sorumlusu Müteahhidin, Teknik Uygulama Sorumlusu (TUS), Fenni Mesul, Şantiye Şefi’nin, Projesiz ve ruhsatsız olarak yapılan teras kat ilavesi ile zemin ve asma katlarda yapılan tadilat ve değişikliklerden sorumlu olan kişi veya kişilerin, belediyenin ilgili birimindeki yapı ruhsatlarında proje kontrollerinden sorumlu kişilerin asli kusurlu olduğu” kaydedildi. Raporda, belediyenin yapı kontrol ile diğer ilgili birimlerin tali kusurlu olduğu belirtildi.

ZEMİN ETÜT RAPORU YOKMUŞ!

Bilirkişi raporunda, ”Furkan Apartmanı’nın proje aşamasında zemin raporunun olmadığı, statik proje içeriğinin yeterli olmadığı, temel boyutlarının yetersizliği, temel zemin emniyet gerilmesi yetersizliği ve kolon donatı alanı yetersizliğinin tespit edildiği” belirtildi. Raporda, apartmanın yapım aşamasında ise rölöve ve projedeki taşıyıcı sistem eleman sayısı ve boyut uyumsuzluğu ve donatı detaylandırması yetersizliğine işaret edildi. Ayrıca, Furkan Apartmanı’nın iş bitim aşamasında da proje ile uygulama arasında farklılık olduğuna vurgu yapıldı.

KOLONLAR KESİLMİŞ!

Raporda, şu tespitler yer aldı:

”Dosya kapsamında heyete gönderilen bütün raporlar ve kanıtları dikkate alındığında; taşıyıcı sistem elemanlarının bazılarının inşasında statik projeye göre kesit ve yerleşim aksı farklılıklarının olduğu, binanın taşıyıcı sistem elemanlarının inşasında donatı detaylandırma (entriye sıklaştırması, kanca, gönye vb.) yetersizliklerin olduğu kanaatine varılmıştır.

Dosya kapsamındaki heyete gönderilen bütün raporlar dikkate alındığında, binanın inşası tamamlandıktan ve kullanıma başlandıktan sonra zemin, asma ve teras katlarda projesiz ve izinsiz bir şekilde eklentilerin yapıldığı tespit edilmiştir. Heyete gelen bütün raporlar ve kanıtları ortak bir şekilde değerlendirildiğinde, S11 kolonunun bina inşası tamamlandıktan sonra kesildiği, bodrum katta bulunan S4A ve S5A kolonların inşa edilmediği, bu kolonların yan kısımlarında bulunan S3A ve S4A kolonlarının ise kaydırılarak inşa edildiği değerlendirilmiştir.”

“BİR ADET KOLONUN KESİLDİĞİ AÇIKKEN…”

Konuya ilişkin ANKA Haber Ajansı’na konuşan mağdurların avukatı Mehmet Aykut Başderici, “Sürecin başından itibaren kusur durumu belli olmayan sanıklar hakkında en azından yurt dışı çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol talebimiz reddedildiği için şu anda sanıkların savunması mahkemece alınamamakta. Savunması alınmayan sanıklarla ilgili cezalandırmaya yönelik hüküm verilemeyeceği için kuvvetle muhtemeldir ki yakalama emri olanların dosyası tefrik edilecek ve diğer savunması alınanlarla ilgili karar verilecektir. Ancak firari kişilerin savunmasının alınmadan da diğer sanıklar hakkında hakkında karar verilmesinin uygun olmadığını düşünüyoruz.” dedi.

Kahramanmaraş’ta Ezgi Apartmanı’nda kolon kesen kişilere karşı “olası kast ile adam öldürme suçu”na yönelik iddianame düzenlendiğini hatırlatan Başderici, “Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden gelen bilirkişi raporlarında Furkan Apartmanı’nda bir adet kolunun kesildiği açık bir şekilde meydanda iken bilinçli taksirle adam öldürmeye yönelik cezalandırma istemek bizce usul ve yasaya aykırı olacak.” diye konuştu.

Davanın bir sonraki duruşması 26 Nisan’da görülecek.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/51-kisi-oldugu-furkan-apartmaniyla-ilgili-yeni-bilirkisi-raporu/feed/ 0
Kobani davasında karar duruşması 17 Nisan’da https://www.foxhaber.com.tr/kobani-davasinda-karar-durusmasi-17-nisanda/ https://www.foxhaber.com.tr/kobani-davasinda-karar-durusmasi-17-nisanda/#respond Thu, 18 Apr 2024 21:36:31 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6267 Kobani olayları sonrası 6-8 Ekim 2014’te düzenlenen eylemlere ilişkin, aralarında PKK’nın sözde üst düzey yöneticilerinin yanı sıra eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da bulunduğu 108 sanığın yargılandığı davada sanıkların son sözleri tamamlandı.

Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmaya tutuklu sanıklardan bazıları, bulundukları cezaevlerinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılırken diğer sanıklar ve taraf avukatları salonda hazır bulundu.

Sanıkların son sözlerinin dinlenilmesinin ardından ara karar açıklayan mahkeme, dava dosyasının hükmün hazırlanıp açıklanması için incelenmeye alınmasına hükmetti.

Sanıkların tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme, hükmü açıklamak üzere davayı 17 Nisan 2024 Çarşamba günü saat 10.00’a erteledi.

İDDİANAMEDEN

İddianameye göre, “Suriye’deki iç savaş nedeniyle terör örgütü IŞİD’in Kobani’ye (Ayn el-Arap) saldırması üzerine Ekim 2014’te HDP yönetimi ile terör örgütü PKK elebaşları, sokağa çıkma çağrısında bulundu.”

Bunun üzerine aralarında İstanbul, Ankara, Bursa ve Diyarbakır’ın da olduğu 35 il ve 96 ilçede yasa dışı gösteriler başlatıldı, kolluk güçlerinin yanı sıra siviller de hedef alındı.

Olaylarda 37 kişi hayatını kaybetti, 761 kişi yaralandı, 197 okul yakıldı, 269 kamu binası tahrip edildi, 1731 ev ve iş yeri yağmalandı, 1230 araç kullanılamaz hale getirildi.

Olayların azmettiricisi olmakla suçlanan eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile PKK’nın sözde üst düzey yöneticilerinin de aralarında olduğu 108 sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis ve süreli hapis cezaları istendi.

Mahkemede, 14 Nisan 2023’de savcılığın esasa ilişkin mütalaası açıklandı.

Buna göre, sanıklar Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ Şenoğlu, Ahmet Türk, Bircan Yorulmaz, Ali Ürküt, Alp Altınörs, Altan Tan, Ayhan Bilgen, Ayla Akat Ata, Aysel Tuğluk, Ayşe Yağcı, Bülent Barmaksız, Cihan Erdal, Nazmi Gür, Dilek Yağlı, Emine Ayna, Sırrı Süreyya Önder, Gülser Yıldırım, Gültan Kışanak, Günay Kubilay, İsmail Şengül, Zeki Çelik, Pervin Oduncu, Sebahat Tuncel, Zeynep Karaman, İbrahim Binici, Can Memiş, Gülfer Akkaya, Berfin Özgü Köse, Emine Beyza Üstün, Meryem Adıbelli, Sibel Akdeniz, Mesut Bağcık, Nezir Çakan ve Aynur Aşan’ın “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçundan birer kez ağırlaştırılmış müebbet hapsi istendi.

Ayrıca sanıklar Demirtaş, Şenoğlu, Türk, Yorulmaz, Ürküt, Altınörs, Tan, Bilgen, Ata, Tuğluk, Yağcı, Barmaksız, Erdal Gür, Yağlı, Ayna, Önder, Yıldırım, Kışanak, Kubilay, Şengül, Çelik, Oduncu, Tuncel ve Karaman’ın, aralarında Yasin Börü’nün de bulunduğu 6 kişinin öldürülmesine ilişkin “nitelikli insan öldürme” suçundan 6’şar kez daha ağırlaştırılmış müebbetle cezalandırılması talep edildi.

Aynı suçtan sanık Nezir Çakan ve Sibel Akdeniz’in 4’er kez, Meryem Adıbelli’nin ise 1 kez daha ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilmesi istendi.

Bununla birlikte söz konusu sanıklar hakkında, mala zarar verme, hürriyeti tahdit, öldürmeye teşebbüs, kasten yaralama ve hırsızlık suçlarından ise farklı oranlardan süreli hapis cezası talep edildi.

Aralarında terör örgütü elebaşlarının da bulunduğu 72 sanığın ise dosyasının ayrılması talebinde bulunuldu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kobani-davasinda-karar-durusmasi-17-nisanda/feed/ 0
6 yaşındaki Nur Elif açlıktan ölmüştü! Akrabaları için istenen ceza belli oldu https://www.foxhaber.com.tr/6-yasindaki-nur-elif-acliktan-olmustu-akrabalari-icin-istenen-ceza-belli-oldu/ https://www.foxhaber.com.tr/6-yasindaki-nur-elif-acliktan-olmustu-akrabalari-icin-istenen-ceza-belli-oldu/#respond Sat, 06 Apr 2024 21:19:03 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5731 Eskişehir 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar Nur Elif T’nin babaannesi Cihangül K, amcası Sezer T. ve halası Deniz T, cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.

Nur Elif T’nin babası Gökhan T. ve annesi Sibel T. ile tarafların avukatları duruşma salonunda yer aldı. Sibel T’nin babası Ali T, duruşmada SEGBİS üzerinden tanık olarak dinlendi.

ÇOCUKLARA İYİ BAKTIĞINI SÖYLEDİ

Ali T, duruşmadaki beyanında, hala Deniz T’nin çocuklara iyi baktığını söyledi.

Çocukların daha önce Bursa’da kendisinde de kaldığını ifade eden Ali T, çocukları yanına almak için gittiğinde, onların kendisiyle gelmek istemediklerini aktardı.

Sibel T. ise tanık babasının beyanlarına ilişkin aleyhte olan hususları kabul etmediğini belirterek, “Babama, çocuklarıma kötü baktıklarını söyledim. 3 çocuğumu da yanımda götürmesini istemiştim.” dedi.

Sanıklardan Deniz T, konuyla ilgili, “Amcam doğru söylüyor. Yeğenlerim amcamda da kaldı. Bende de kalmıştı.” ifadelerini kullandı.

İSTENEN CEZA BELLİ OLDU

Sanık ve tanık beyanlarının ardından esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, Nur Elif T’nin ölümüne ilişkin, sanıklar Cihangül K, Deniz T. ve Sezer T. hakkında, “Canavarca hisle öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talebinde bulundu.

“ADALET YERİNİ BULSUN”

Ölen Nur Elif T’nin annesi Sibel ve babası Gökhan T, mütalaaya ilişkin adaletin yerini bulmasını istediklerini ifade etti. Duruşma 2 Nisan’a ertelendi.

NE OLMUŞTU?

Tepebaşı ilçesi Fevzi Çakmak Mahallesi Uzunpınar Sokağı’nda iki ağabeyi ile yaşayan Nur Elif T. (6), 14 Aralık 2022’de rahatsızlanmasının ardından tedaviye alındığı Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde hayatını kaybetmiş, bakımsız kaldığı iddia edilen kızın ölümüne ilişkin gözaltına alınan halası Deniz T, amcası Sezer T. ve babaannesi Cihangir K. tutuklanmıştı.

Babası Gökhan T. ile annesi Sibel T. cezaevinde tutuklu bulunan Nur Elif T’nin ağabeyleri Y.T. (9) ve M.T. (12) ise Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünce korumaya alınmıştı.

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca iddianamede yer verilen adli tıp raporunda, Nur Elif T’nin farklı tarihlerde fiziksel istismara maruz bırakıldığı ve ölümünün uzun süreli beslenme yetersizliğine bağlı gerçekleştiği belirtilmişti.

Ayrıca iddianamede, maktul ve mağdurların insani şartlarda ve insani koşullarda yaşamadıkları, soğuk bir ortamda, eşyasız, çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimine uygun olmayan koşullarda yaşadıkları, odadan ayrılmalarına engel olacak şekilde kapıya çan bağlamak suretiyle kapının açılmasından sanıkların haberdar oldukları, mağdur çocukların ve maktulün günlerce herhangi bir besin maddesi yemeden çatı arasında kaldıklarına yer verilmişti.

AÇ BIRAKILDI, ÖLÜME TERK EDİLDİ

Elif Nur T’nin günlerce hatta haftalarca aç bırakılarak şüpheliler tarafından ölüme terk edildiği aktarılan iddianamede, mağdurların ise yine açlığa ve susuzluğa terk edildikleri buna rağmen sanıkların bu duruma aldırış etmeden yaşantılarına devam ettikleri, kendileri uygun ortamda ve yeterli beslenme imkanı bulmuşken maktul ve mağdurları bu imkanlardan bilerek mahrum ettikleri belirtilmişti.

Sanıkların, “çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, korumaya alınan 2 kardeş için “çocuğa karşı eziyet” suçundan 16’şar yıla kadar hapsi isteniyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/6-yasindaki-nur-elif-acliktan-olmustu-akrabalari-icin-istenen-ceza-belli-oldu/feed/ 0
‘Adalet Yürüyüşü’ne saldırı girişimi davasında tutuklu sanık kalmadı https://www.foxhaber.com.tr/adalet-yuruyusune-saldiri-girisimi-davasinda-tutuklu-sanik-kalmadi/ https://www.foxhaber.com.tr/adalet-yuruyusune-saldiri-girisimi-davasinda-tutuklu-sanik-kalmadi/#respond Sun, 18 Feb 2024 21:51:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3602 Kayseri’den kiraladıkları minibüsü eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı yürüyüşe katılanların üzerine sürmeyi planladıkları iddiasıyla yargılanan ve çeşitli cezalara çarptırılan sanıklardan 19’u, Yargıtay’ın bozma ilamının ardından yeniden hakim karşısına çıktı.

2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, tutuklu sanıklar O.K. ve E.E. ile bazı tutuksuz sanıklar ve avukatları hazır bulundu. Sanık F.Ö. ise tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığı ile duruşmaya katıldı.

Sanık O.K. savunmasında, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin bozma ilamına bir diyeceği olmadığını söyledi.

“PİŞMANIM”

Yaşanan olaydan dolayı üzgün olduğunu belirten O.K, “Sevdiğim vatanım içinde bir kaosa neden olduğumu cezaevinde sonradan fark ettim. Pişmanım, beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum” dedi.

Sanık F.Ö. ise terör örgütü IŞİD üyelerince izlettirilen propaganda videoları ile beyninin yıkandığını iddia etti.

Etkin pişmanlıkta bulunarak, bildiklerini anlattığını dile getiren F.Ö, yapılan eylemden haberi olmadığını öne sürerek, beraatini ve tahliyesini istedi.

Sanık E.E. ise adının böyle bir olayla anılmasından üzüntü duyduğunu, 6 yıl 7 aydır tutuklu bulunduğunu dile getirerek, beraatini ve tahliyesini talep etti.

Diğer sanıklar da suçlamaları reddederek, beraatlerini istedi.

Mahkeme heyeti, sanıklar O.K, E.E. ve F.Ö’nün yurt dışı yasağı ve adli kontrolü ile tahliyelerine hükmederek, eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.

Tahliye kararlarıyla birlikte davada tutuklu sanık kalmadı.

NE OLMUŞTU?

Kayseri’den kiraladığı minibüsü, Kılıçdaroğlu’nun, partisinin İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasına tepki olarak başlattığı yürüyüşe katılanların üzerine sürerek saldırı planladığı belirlenen O.K, 5 Temmuz 2017’de Kocaeli’de organizasyon güzergahında yakalanmıştı.

Soruşturma kapsamında Kayseri ve Kocaeli’de 26 zanlı daha gözaltına alınmış, şüpheli M.K. yakalanamamıştı.

Terör örgütü IŞİD’in sözde “emiri” olduğu belirtilen O.K’nin de aralarında bulunduğu 5 sanık hakkında “Anayasa’yı ihlal” ve “tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs”, diğer sanıklar hakkında ise “terör örgütüne üye olmak” suçlamalarıyla 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılmıştı.

7 Şubat 2019’da karara bağlanan davada, O.K’ye 14 yıl 7 ay 15 gün, 24 sanığa 4 yıl 2 ay ile 21 yıl 9 ay arasında değişen hapis cezası verilmiş, 2 sanık beraat ederken, firari M.K’nin dosyası ayrılmıştı.

Tanık ve müşteki avukatlarının itirazı üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi’nde görülen davada, 21 sanığın kararını hukuka uygun bulan mahkeme, yargılama sürecinde avukatları bulunmayan sanıklar S.K, C.K, B.K, B.Ç, A.K. ve Ş.O’nun dosyasının ayrılıp yeniden yargılanmak üzere yerel mahkemeye gönderilmesine hükmetmişti. Mahkeme heyeti, 6 sanığı, “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan, önceki cezaları olan 6 yıl 3’er ay hapis cezasına çarptırmıştı.

Tarafların davayı Yargıtay’a taşımasının ardından dosyaya bakan 3. Ceza Dairesi, 19 sanık hakkındaki kararı, bazı sanık avukatlarının karar duruşmasına mazeretle katılmaması, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak isteyen sanıkların dilekçelerinin dikkate alınmaması ve bazı sanıklar yönünden örgütsel faaliyetleri tespit edilememesine karşın ceza verilmesi gerekçesi ile bozarak, yerel mahkemeye göndermişti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/adalet-yuruyusune-saldiri-girisimi-davasinda-tutuklu-sanik-kalmadi/feed/ 0
Adnan Oktar örgütüne yeni dava! Örgürü diri tutmak için… https://www.foxhaber.com.tr/adnan-oktar-orgutune-yeni-dava-orguru-diri-tutmak-icin/ https://www.foxhaber.com.tr/adnan-oktar-orgutune-yeni-dava-orguru-diri-tutmak-icin/#respond Thu, 15 Feb 2024 21:48:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3458 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu, Adnan Oktar organize suç örgütünün güncel yapılanması ve faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik yürüttüğü soruşturmayı tamamladı.

Soruşturma sonucunda hazırlanan 352 sayfalık iddianamede, 20 kişi şüpheli olarak yer aldı.

ÖRGÜTSEL FAALİYETLERE DEVAM

Mahkeme kararlarıyla silahlı suç örgütünün yöneticisi olarak kabul edilen Adnan Oktar’ın bu nedenle cezaevinde bulunduğu ve bu süreç içerisinde örgütsel faaliyetlerine devam ettiği kaydedilen iddianamede, Oktar’ın özellikle avukatları ve diğer örgüt yöneticileri Meltem Daban ve Ferhunde Eda Babuna vasıtasıyla örgütü diri tutmaya çalıştığı, talimatlarının cezaevi dışında yayılmasını sağladığı belirtildi.

Oktar’ın bunu yaparken, özellikle diğer örgüt yöneticileri vasıtasıyla yargılamanın kumpas olduğuna ilişkin kamuoyu oluşturma ve siyasi lobi desteğini alma faaliyetlerine giriştiği vurgulanan iddianamede, ana çatı davasında ceza alan ve cezaevinde bulunan örgüt üyeleriyle mektuplar ve avukatlar aracılığıyla iletişim kuran Oktar’ın, etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen örgüt üyelerini engellemeye çalıştığı bilgisi verildi.

AMAÇ ÖRGÜTE YENİ ÜYE KAZANDIRMAK

İddianamede, Adnan Oktar’ın özellikle içeride ve dışarıda bulunan örgüt üyeleri üzerindeki etkinliğini devam ettirmeye çalıştığı da belirtilerek, bu kişinin cezaevinde kaldığı dönemde, özellikle 15 gün gibi kısa sürede yaklaşık 200 avukat ile olağan akışa uygun olmayacak şekilde, “hukuki yardım” adı altında görüşmeler gerçekleştirdiğine dikkat çekildi.

“Bu görüşmelerinde örgüte üye kazandırmayı amaçlamış, cezaevine giriş çıkışı kanuni sınırlar çerçevesinde serbest olan avukatlık mesleğinden faydalanmak üzere cezaevi dışındaki örgütsel tavır ve davranışları yönlendirmeye çalışmıştır. Bu hususun tespit edilmesi neticesinde şüpheli hakkında avukat görüşlerinin kısıtlanması yoluna gidilmiştir.” ifadeleri yer bulan iddianamede, Oktar ile ilgili ayrıca, örgütü diri tutmanın yanı sıra hem yargılanan hem deşifre olan örgüt üyelerinin yerine yeni örgüt üyeleri kazandırmayı amaçladığı ve en kolay yol olan avukatları vasıtasıyla talimatlarını aktarmaya çalıştığı dile getirildi.

Adnan Oktar’ın, özellikle cezaevinde bulunan kişilerin kendisine mektup yazması noktasında, örgüt üyesi avukatları vasıtasıyla baskı oluşturduğu ve aslında yargılamanın temelsiz olduğu izlenimini verdiği aktarılan iddianamede, Oktar’ın örgüttekilere, örgütsel bağlılık değil gönül bağı kurduklarını kanıtlamaya çalıştığı vurgulandı.

TÜM PLANLAMAYI OKTAR TEK BAŞINA ÜSTLENMİYOR

Şüpheli Oktar’ın, örgütün yeni yapılanmasında tek başına tüm planlamayı ve organizeyi yüklenmemek adına daha önce haklarında cezaya hükmedilen örgüt üyesi şüpheliler Meltem Daban ve Ferhunde Eda Babuna ile örgütü yönettiği kaydedilen iddianamede, bu kişinin özellikle örgütün çıkış noktası olan mehdiyet hususunda, çeşitli notları avukatları vasıtasıyla örgüt üyeleriyle paylaştığı ve bu şekilde örgüt baskısını devam ettirdiği öne sürüldü.

İddianamede, “Tüm bu eylemleri dikkate alındığında iddianame sonrası hukuki ve fiili kesintinin gerçekleştiği tarihten itibaren yeni bir yapılanma ve eylemlerle örgütün hiyerarşisi içerisinde üst pozisyonda yer alıp örgüt üyelerine emir ve talimat veren, örgüt üyelerini yönlendiren ve idare eden, örgüt içerisinde iş bölümünü sağlayan, koordinatör gibi hareket eden şüpheli Adnan Oktar’ın örgüt yöneticisi olarak nitelendirilmesi gerektiği aşikardır.” ifadelerine yer verildi.

TAHLİYE EDİLENLER GÜNCEL YAPILANMADA ROL ALIYOR

Örgütün yeni yapılanma sürecindeki faaliyetleri de iddianamede, “örgütün güncel yapılanması ve faaliyetleri”, “güncel yapılanmada yer alan kişiler”, “örgütün cezaevinden kontrolü ve avukat yapılanması”, “güncel yapılanmada örgütsel iletişim”, “örgütsel iletişimde örgütsel tedbir” ve “örgütün propaganda ve dezenformasyon faaliyetleri” şeklinde 6 başlık altında anlatıldı.

Örgütün güncel yapılanması ve faaliyetleriyle ilgili örgüt lideri, yöneticileri ve üyelerden çok sayıda kişinin tutuklu olmasına müteakip örgütün mevcut duruma göre yeni stratejiler belirleyerek güncel yapılanma faaliyetleri içerisinde bulunduğu anlatılan iddianamede, güncel yapılanmada rol alan kişilerin, ağırlıklı olarak cezaevinden tahliye edilen örgüt üyeleri ile örgütle iltisaklı olup henüz işlem görmeyen kişilerden oluştuğu, ancak örgütün bir yandan da yeni üyeler edinme yolunda amacına ulaştığı girişimlerinin bulunduğu değerlendirmesi yapıldı.

Cezaevinden kontrol ve avukat yapılanmasının da anlatıldığı iddianamede, güncel yapılanmada örgütsel faaliyet yürüten tutuksuz kişilerin, örgütteki avukat yapılanması aracılığıyla doğrudan örgüt lideri ve yöneticilerinin el yazılı talimatlarını edindiği, faaliyetlerini bu örgütsel hiyerarşiye uyumlu şekilde icra ettiği belirtildi.

AVUKARLAR ÜZERİNDEN ÖRGÜTSEL İLETİŞİM

Örgütsel iletişimin sağlanması noktasında örgüt lider ve yöneticileriyle yapılan hayatın olağan akışına aykırı sayıda ve sürede görüşmelerin, avukat-müvekkil görüşmeleri motifi altında gösterildiğine işaret edilen iddianamede, bu yöntemin aslında örgüt lider ve yöneticilerinin el yazılı talimatlarının cezaevinde bulunmayan örgüt üyelerine iletilmesi adına örtülü bir örgütsel iletişim stratejisiyle uygulandığı ileri sürüldü.

İddianamede, bu yöntemle edinilen el yazılı talimatların, tek merkezde toplanması adına sözde hukuk birimi sorumlusu kişiye ulaştırılarak arşivlendiği, böylece cezaeviyle dışarısı arasındaki örgütsel iletişimin örgütün avukat yapılanması üzerinden örtülü görüşmeler yoluyla sağlandığı bildirilerek, avukat Sinem Mollahasanoğlu’nun avukatlık ofisinde, 29 Aralık 2022’de bulunan Adnan Oktar’a gönderilen mektupların, notların, belgelerin, ana dava müştekisi Serra Muhammed Valipour’un adına düzenlenen klasördeki bilgi, belge ve talimatlarla karşılaştırıldığı, talimatların yerine getirildiğini teyit eder nitelikte olduğunun anlaşıldığı kaydedildi.

AVUKATLA ALINAN TALİMAT UYGULANIP OKTAR’A DÖNÜŞ YAPILIYOR

Klasörler içerisinde, e-posta adresleri üzerinden 2019-2020 tarihleri arasında kurulmuş bir iletişim ağının olduğu da belirtilen iddianamede, bu iletişim ağının içerisinde yer alan kişilerin kendilerini, “İstanbul/Hukuk Grubu” olarak adlandırdıkları ve Oktar’dan “müvekkil” veya “yazar” olarak bahsedildiği dile getirildi.

Grubun yargılama dosyası içeriğine hakim olduğunun altı çizilen iddianamede, görüşe giden avukatlar vasıtasıyla Oktar’dan alınan talimatların, notlar şeklinde yazılı kayıt olarak tutulduğu, her bir talimatının hukuk grubu tarafından titizlikle yerine getirildiği, takip edildiği ve Oktar’a geri dönüşünün yapıldığı aktarıldı.

Sanıklarla örgüt avukatlarının görüştürüldüğü ve bu sayede sanıklar üzerinde hakimiyet kurulduğu bilgisi verilen iddianamede, avukatlar aracılığıyla sanıkların her birinden önce yazılı olarak beyan alındığı, iddianamedeki isnatlarla sanık beyanları üzerinde çalışmalar yapıldığı, çelişkili ve sıkıntı oluşturabilecek yerlerin düzeltildiği savunuldu.

İddianamede, sanıklar üzerinde kurulan hakimiyet ve kontrol mekanizmasıyla, savunmaların ortak mantıksal kurgular doğrultusunda şekillendirilerek dikte edildiği ve ezberletildiği, ezberlenen savunmaları mahkeme sorgusu esnasında ifade etmeleri talimatı verildiği de belirtilerek, mahkeme dosyasına sunulan yazılı savunmalarda da aynı yöntemin uygulandığı ifade edildi.

SANIKLARIN ÖRGÜTTEN KOPMAMALARI İÇİN…

Savunmaların sanıkların özgür iradeli beyanlarına dayanmasına izin verilmediği ve yargılanan sanıkların da bu kabulle her safhada örgütsel bağlılıkla hareket ederek savunma yaptığı vurgulanan iddianamede, sanıklar üzerinde savunmalarla ilgili kurulan bu rızalı hakimiyetin dışında görüşe giden avukatlar vasıtasıyla sanıklardan alınan notlarla cezaevindeki her türlü ihtiyaçlarının takip edilip karşılandığı da anlatıldı.

Sanıkların psikolojik durumlarıyla, beslenmeleriyle, giyim ve kişisel tarzlarıyla, sağlıklarıyla ilgilenilerek örgütten kopmaların önüne geçilmeye çalışıldığı, birlikteliklerinin devamının sağlanması noktasında telkinler yapılıp tedbirler alınarak, örgütün moral ve motivasyonunun canlı tutulmasının sağlandığı, sanıkların örgütsel bağlılıkla ihtiyaçlarının örgüt tarafından karşılanmasına izin verdiği de kaydedilen iddianamede, özellikle ve önemle üzerinde durulan mektuplaşmayla her sanığın hem Oktar’a hem de birbirlerine mektup yazmaya teşvik ve telkin edildiği, mektup yazmayanların takip edildiği, mektuplarla örgütten kopmaların önüne geçilmesine çalışıldığı, bu mektupların ileride delil olarak kullanılmak amacıyla saklandığı anlatıldı.

SOSYAL MEDYADA MEHDİLİĞİ GÜNDEMDE TUTULUYOR

Adnan Oktar’ın görüşe gelen avukatları vasıtasıyla çok sayıda dini anlatımlar, dini örneklemeler, ayetler ve hadislere atıflar, mehdi, deccal, ahir zaman anlatımlarıyla örgüt mensuplarına aktarımlar ve telkinler yaptığı aktarılan iddianamede, “Oktar’ın görüşmesi esnasında Türkiye ve dünya gündemindeki siyasi olaylar, doğa olayları gibi konularda olayların sebebini kendisinin tutuklu olmasına bağlayarak bunu dini atıflarla delillendirme çabası içerisinde olduğu, içerideki ve dışarıdaki örgüt mensuplarına aktarımını sağlayarak telkin ettiği, bununla mehdilik kavramına atıflar yaptığı, sosyal medyada mehdiliği gündemde tutmak için talimatlar verdiği anlaşılmıştır.” ifadeleri yer buldu.

Şüphelilerin, talimat doğrultusunda, örgüt hakkında isnat edilen “silahlı suç örgütü” suçlamasını boşa çıkarmak amacıyla sosyal medyayı kullanarak propaganda yaptıkları da belirtilen iddianamede, algı oluşturmak adına çok yoğun faaliyetlerde bulundukları, Adnan Oktar’ın talimatları doğrultusunda cinsel suç isnatlarına yönelik “külliyen ret” kararı doğrultusunda ortak söylemde hareket ettikleri dile getirildi.

İddianamede, ana davanın müştekilerinden Serra Muhammed Valipour’un iddialarıyla ilgili yine Oktar’ın talimatları doğrultusunda yoğun bir çalışma yürütüldüğü, annesi Dilek Çelikten’in nasıl ifade vereceği ile ilgili çalışmalar yapıldığı anlatıldı.

İLETİŞİMLER E-MAIL ÜZERİNDEN YAPILIYOR

Örgütün cezaevi dışındaki iletişim taktiğinin ise takibe duyarlı şekilde örgütsel tedbir uygulanarak e-mailler yoluyla gerçekleştiğine dikkat çekilen iddianamede, iletişimin bu şekilde kurulmasının nedeni olarak CMK’nın ilgili maddeleri gereğince takip sağlanamaması ve e-maillerin içeriğine yurt dışında olan serverlardan kaynaklı ulaşılamaması gösterildi.

İddianame, gönderildiği ağır ceza mahkemesince kabul edildi. Sanıklar, önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.

İSTENEN CEZALAR

İddianamede, şüpheliler Adnan Oktar, Meltem Daban ve Ferhunde Eda Babuna’nın “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçundan 5 yıldan 12’şer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi. Bu kişilerin ayrıca, Türk Ceza Kanununun (TCK) ilgili maddesi uyarınca, örgüt üyelerinin örgütün faaliyeti çerçevesinde işlediği bütün suçlarından dolayı fail olarak cezalandırılması da talep edildi.

Adnan Oktar, Meltem Daban ve Ferhunde Eda Babuna’nın bu kapsamda, “örgütün veya amacının propagandasını yapma” suçundan 10,5 yıldan 31,5’ar yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, diğer 17 sanığın “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma”, “örgüte yardım” ve “örgütün veya amacının propagandasını yapma” gibi suçlardan farklı oranlarda hapisle cezalandırılması talebi de yer aldı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/adnan-oktar-orgutune-yeni-dava-orguru-diri-tutmak-icin/feed/ 0
15 Temmuz davasında gerekçeli karar: Kanunsuz emirlere karşı durmadılar https://www.foxhaber.com.tr/15-temmuz-davasinda-gerekceli-karar-kanunsuz-emirlere-karsi-durmadilar/ https://www.foxhaber.com.tr/15-temmuz-davasinda-gerekceli-karar-kanunsuz-emirlere-karsi-durmadilar/#respond Fri, 09 Feb 2024 21:12:44 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3126 Sakarya’da, Yargıtay’ın bozma ilamının ardından yeniden görülen, FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimine yönelik 145 sanıklı davada, sanıklar hakkında verilen hükmün değişme nedeni gerekçeli kararda yer aldı.

135 SANIK İÇİN KARAR DEĞİŞTİ

Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay’ın bozma ilamından sonra yapılan yargılamada 135 sanık hakkında ilk davada verilen hükümleri değiştirdi.

3 Ocak’ta görülen davanın karar duruşmasında “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme” suçundan 12 yıl altışar ay hapis cezasına çarptırılan 52 sanık ile beraat eden 21 sanığa, “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” suçundan müebbet hapis cezası verildi. Bozma ilamından önce haklarında beraat hükmü verilen 61 sanığın ise “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme” suçundan 12 yıl 6’şar ay hapisle cezalandırılmasına hükmedildi.

Daha önce beraati kararlaştırılan 1 sanığa “silahlı terör örgütü üyeliği” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası verilirken, beraat eden 4 sanık hakkındaki hüküm ise değişmedi. Hakkında yakalama kararı bulunan 6 sanığın da dosyalarının ayrılmasına hükmedildi.

“DARBECİLER KISMEN BAŞARILI OLDU”

Mahkemece açıklanan 959 sayfalık gerekçeli kararda, 15 Temmuz’da yaşanan olayların tespiti için Çark Kışlası ve Sakarya Valiliği, Seymen ve Kandıra kışlaları ile İl Jandarma Komutanlığı’na ilişkin ayrı ayrı değerlendirme yapıldığı, sanıklar hakkında tespit edilen delillerin de ayrı ayrı değerlendirildiği kaydedildi.

Gerekçede, ‘sanıkların darbe girişiminde başarılı olamamışlarsa da vatandaşların müdahalesi öncesinde kısmen başarılı oldukları aktarılarak’ verilen emir doğrultusunda kampüsün etrafını kuşattıkları ve polisleri etkisiz hale getirdikleri, yolları kapattıkları ve Valiliği ele geçirdiklerinin sabit olduğu anlatıldı.

“KANUNSUZ EMİRE KARŞI DURMADILAR”

Valilik Kampüsü etrafında yaşanan olaylarda sanıkların katkısının bulunduğu, kendilerine verilen emir doğrultusunda hareket ettiklerinin anlaşıldığı belirtilen gerekçede, şunlara yer verildi:

– Yaşanan olayların vahamet derecesine bakıldığında sanıkların konumları ve rütbeleri göz önüne alındığında hiçbirisinin aksi davranışta bulunmadıkları, verilen kanunsuz emirlere karşı durmadıkları, vatandaşların canları pahasına karşı koymalarına rağmen asker olan sanıkların tam aksine verilen emirlere koşulsuz olarak uydukları, bu durumun da her bir sanığın darbe girişimini benimsediğini gösterdiği kanaatine varılmıştır.

‘TANKLARA ESKORTLUK ETMEK: ANAYASAL DÜZENİ KALDIRMAYA YARDIM’

Kararda, kamera kayıtlarını destekler nitelikte ve sanıkların darbe teşebbüsüne iştirak etme iradesiyle hareket ettiklerine dair sanık, tanık ve mağdur beyanlarının bulunduğu aktarılarak, ele geçirilen silahlar, araçlar, olayların şekli, çok sayıda yaralananın olması ve olay yerinde ele geçirilen kovanların, 15 Temmuz gecesi yaşananların vahamet derecesini gösterdiği ifade edildi.

Kararda, 73 sanığın fiil üzerinde ortak hakimiyet kurduklarının kabulüyle “müşterek fail” olarak “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” suçundan ayrı ayrı mahkumiyetlerine karar vermenin gerektiği bildirildi.

Seymen ve Kandıra kışlalarından askeri personelin Valilik’te bulunan ekibe destek olmak amacıyla yola çıktıkları fakat vatandaşların engellemesiyle ulaşamadıkları, jandarma personelinin de Seymen Kışlası’ndan tanklarla gelenlere eskortluk etme şeklindeki eylemlerde bulunduğunun anlaşıldığı kaydedilerek, bu 3 gruptaki sanıkların eylemlerinin darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelik olduğu gerekçesiyle sanıklara “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme” suçundan mahkumiyet kararı vermenin gerektiği tespitinde bulunuldu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/15-temmuz-davasinda-gerekceli-karar-kanunsuz-emirlere-karsi-durmadilar/feed/ 0
Rus turisti öldüren sanık: Üstünde bol elbise vardı, görmedim https://www.foxhaber.com.tr/rus-turisti-olduren-sanik-ustunde-bol-elbise-vardi-gormedim/ https://www.foxhaber.com.tr/rus-turisti-olduren-sanik-ustunde-bol-elbise-vardi-gormedim/#respond Wed, 31 Jan 2024 21:39:35 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2821 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuklu sanıklar Cihan Kaçmaz, Umut Aslan getirildi. Başka suçtan tutuklu sanık Şervan Yavuz ise tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemleri (SEGBİS) ile katıldı. Sanık avukatları Rüveyda Gökşin Aktura ve Merve Aktura’da duruşma salonunda hazır bulundu.

“MAKTULÜN YERE DÜŞTÜĞÜNÜ VE YARALANDIĞINI DAHİ GÖRMÜŞ DEĞİLİM”

Duruşmada savunma yapan Cihan Kaçmaz, “Benim şahsı öldürme ve yaralama gibi bir amacım yoktu. Bıçaklama hadisesinden yaklaşık yarım saat kadar önce ben oradan geçerken, Umut’a selam vermek istedim. Şervan’ı da önceden tanırım. Umut ve Şervan yabancı bir şahıs ile konuşuyorlardı. Anlaşabiliyorlardı. Hangi dilden konuştuklarını bilemiyorum. İtişiyorlardı, ben bu şahsın korkarak gitmesini istedim. Ancak bu şahıs hareketler yapıyordu. Biraz uzaklaşıp cinsel organını çıkardı. Zıplıyordu. Umut bıçağı çıkarıp bu şahsa salladı. İsabet ettiğini görmedim. Yabancı kişi bize yumruk attı. Yumruk bana isabet etti. Ben Umut’un elinden bıçağı korkutmak amaçlı aldım. Yabancı şahsın üstünde bol bir elbise vardı. Korkutma amaçlı olarak bu kişiye salladım. Ben isabet ettiğini de görmedim. Sonra oradan uzaklaştım. Maktulün yere düştüğünü ve yaralandığını dahi görmüş değilim. Yoksa ben onu, o şekilde orada bırakmazdım. Ben bu şahsın cep telefonunu ya da başka bir eşyasını almış değilim. Olay sırasında alkollüydüm” dedi.

“KENDİMDEN UZAKLAŞTIRMAK İÇİN BIÇAĞI SALLADIM”

Umut Aslan ise savunmasında diğer sanıkları sima olarak tanıdığını söyleyerek, “Olay tarihinde yolda yalnız başıma yürürken merdivenlerde yabancı biri ile tanımadığım bir şahsın oturduklarını, aralarında bir 100 dolar muhabbetini gördüm. İngilizce konuşmaya çalışıyorlardı. Merakımdan bunları dinledim. Anladığım kadarıyla yabancı şahsın yanında oturan kişi, yabancı şahsın telefonunu getirme karşılığında 100 dolar istiyordu. Ben bunu böyle anladığım için yardımcı olmak istedim. Oradaki kişiye ‘telefonunu aldıysan getir, paranı verecek’ dedim. Şahıs telefonu almadığını söyledi. Bir süre sonra Şervan geldi. Ben Şervan’ın yabancı şahsın ceplerini karıştırdığını görmedim. O esnada Cihan yoktu. Bıçaklama hadisesinin olduğu yer ile merdivenler arasında 30-40 metre kadar mesafe vardı. Aşağı doğru giderken şahıs cinsel organını çıkardı, orada idrarını yaptı. Ağır küfürler ediyordu. Üzerime geldi. Ben bu üzerimden uzaklaştırmak istiyordum. Uzaklaşmıyordu. Bana yumruk attı. Kendimden uzaklaştırmak için bıçağı salladım. Kendisine isabet etmedi. Ancak vurmak için sallamadım. Aramızda zaten mesafe vardı. Geri çekildi. Bıçağı cebime koydum. Cihan bıçağı cebimden benim rızam dışında aldı. Aralarında arbede çıktı. Ben bıçağın şahsa isabet ettiğini ve yere düştüğünü de görmedim. Ben Cihan’ın gerçek adını da bilmiyorum. Ben cezaevinden Kovid için çıkmıştım. Suç işleme kastım yoktur. Yabancı uyruklu kişinin telefonunu ya da herhangi bir eşyasını almış değilim” diye konuştu.

“KEMERİNDEN TUTUP SALLAYARAK BÖYLEMİ ÇALDILAR DİYE SÖYLEDİM”

Sanıklardan Şervan Yavuz savunmasında, “Ben yabancı uyruklu kişinin telefonunu ya da eşyasını yağmalayama çalışmış değilim. Diğer sanıkları oralarda görüyordum. Sima olarak tanıyorum. Ancak herhangi bir samimiyetim yoktur. Ben oradan tesadüfen geçiyordum, yabancı kişiyle tanımadığım bir kişi konuşuyorlardı. Bunların hangi dilde konuştuklarını bilmiyorum. Bu kişi yabancı şahsa, ‘100 dolar ver, telefonunu vereceğim’ diyordu. Ben de bunları dinledim. Kemerinden tutup sallayarak, ‘böyle mi çaldılar’ diye söyledim. Bir süreliğine oradan uzaklaşmıştım. Döndüğümde yabancı şahsın yerde yattığını gördüm. Sedyeye yatırılmasına yardımcı olmaya çalıştım. Bıçaklama olayını görmedim” şeklinde konuştu.

“KORKUTMA MAKSADIYLA BIÇAĞI SALLAMIŞTIR”

Sanıklardan Kaçmaz’ın avukatı Rüveyda Gökşin Aktura, “Görüntülerde maktulün aşırı alkollü olduğu, merdivene çöktüğü, sanıklarında ne olduğunu anlamak için maktulün yanına geldikleri görülmektedir. Müvekkilin yağma kastıyla bir teması yok. Diğer sanıklardan herhangi biriyle fikir ve eylem birliği içerisinde bir icra hareketi yoktur. Müvekkilin elinde herhangi bir telefon da yoktur. Maktul uzaklaştırılmaya çalışılmıştır ancak cinsel organını göstererek küfürler etmiştir. Sokaktan geçenlerin dahi tepkisini çekmiştir. Müvekkilin tahrik altında olduğu bellidir. Bütün bunlara rağmen maktul küfürlerine devam etmiştir. Maktulü oradan uzaklaştırmak için Umut bıçağı göstermiştir. Maktul, ‘gel kavga edelim’ şeklinde hareketlerine devam etmiştir. Maktulü oradan uzaklaştırmak istemişlerdir. Müvekkil bıçağı havaya iki kez savurmuştur, ileri geri hareketler yaparak maktulü oradan uzaklaştırmak istemiştir. Esasen korkutma maksadıyla bıçağı sallamıştır. Bıçağın isabet ettiğinden dahi müvekkil ve maktulün farkındalığı ilk etapta olmamıştır. Müvekkilin yağmaya teşebbüse yönelik bir eylemi de yoktur. Maktul tek bir bıçak darbesi almış. Kastı kesinlikle öldürme değildir. Maktul 5 dakika boyunca penisini göstererek küfürler etmiştir. Yağma suçundan beraatı gerekir. Diğer eylem yönünden ise suç vasfının değişme ihtimaline binaen tahliyesini ve beraatını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

TUTUKLULUK DEVAM KARARI

Mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Cihan Kaçmaz ve Umut Aslan’ın tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Heyet, dinlenmeyen tanıkların dinlenmesi için duruşmayı erteledi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/rus-turisti-olduren-sanik-ustunde-bol-elbise-vardi-gormedim/feed/ 0
Martı TAG sürücüsünü rehin alıp video çeken taksicilere 18 yıl isteniyor https://www.foxhaber.com.tr/marti-tag-surucusunu-rehin-alip-video-ceken-taksicilere-18-yil-isteniyor/ https://www.foxhaber.com.tr/marti-tag-surucusunu-rehin-alip-video-ceken-taksicilere-18-yil-isteniyor/#respond Mon, 29 Jan 2024 09:24:14 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2749 Antalya’da bir uygulama üzerinden ‘korsan taksicilik’ yapan Habip Aslan’ı (52) durdurup, aracına binerek, “Seni bu arabanın içine gömerim” diye tehdit eden ve bu anlara ait görüntüleri sosyal medyada paylaşan taksiciler K.A. (26) ile Ş.C. (61) ve Ü.A.T. (30) hakkında ayrı ayrı 18’er yıl hapis istendi.

“PLAKANI KAFAMA YAZDIM”

Antalya’da geçen yıl aralık ayında taksi şoförleri K.A., Ş.C. ve Ü.A.T., araç taşıma uygulaması üzerinden ‘korsan taksicilik’ yaptığı öne sürülen Habip Aslan’ın aracını durdurup, tehdit ettiği anları kayda alarak sosyal medyada paylaştı. Görüntülerde; K.A., Habip Aslan’ın aracının anahtarını alarak “Bir arkadaş geldi, dokunmadık ona. Bak bu iki. Fabrikalar Mahallesi’nde taksiciyim. Ev geçindiriyorum, ekmek kazanıyorum. Seni mahallemde bir daha görürsem yaş, baş, dayı, dede, amca, baba fark etmez. Senin plakanı şimdi aldım, göndereceğim de. Plakanı kafama da yazdım. Seni yolda da görürüm, denk düşeriz, o zaman senin arabanda bir tane müşteri görürsem, nereden aldığının bir önemi yok. İçeri de girecek olsam, bu sana son uyarım. Bu iş çok büyüyecek, ekmeğimi kimse alamaz. Ekmeğime kimse mani olamaz, yukarıdakinden başka. Senin de mani olmaya çalıştığını görürsem seni bu arabanın içine gömerim” diyerek tehdit etti.

ARAÇ TRAFİKTEN MEN EDİLDİ

Sosyal medyada paylaşılan görüntülerle ilgili Antalya Emniyet Müdürlüğü ekipleri, çalışma başlattı. Polis ekiplerince yakalanan Habip Aslan, bir firmaya ait uygulama üzerinden 2 aydır korsan taksicilik faaliyetini yürüttüğünü, olay sırasında da araçtaki müşteriyle uygulama üzerinden anlaştıklarını beyan etti. Bunun üzerine ekipler, Habip Aslan’ın aracını 60 gün süreyle trafikten men etti.

Uygulama üzerinden aracı çağırdığı tespit edilen Ü.A.T., K.A. ve görüntüleri çeken Ş.C. polis ekiplerince gözaltına alındı. Taksi şoförleri olduğu belirlenen K.A., Ü.A.T. ve Ş.C. hakkında savcının talimatı üzerine adli işlem başlatıldı. Antalya Adliyesi’ne sevk edilen K.A. tutuklanırken, Ü.A.T. ve Ş.C. ise tutuksuz yargılanmak üzere bırakıldı.

İDDİANAME HAZIRLANDI

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianame, 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi. Sanıklar K.A., Ş.C. ve Ü.A.T. hakkında ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçundan 10’ar yıl, ‘kişisel verilerin izinsiz yayılması’ suçundan 6’şar yıl ve ‘tehdit’ suçundan 2’şer yıl olmak üzere toplam 18’er yıl hapis istendi.

Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki davanın ilk duruşması, 26 Ocak günü görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık K.A., tutuksuz sanıklar Ş.C. ve Ü.A.T. katıldı. Şikayetçi Habip Aslan ve taraf avukatları da duruşma salonunda hazır bulundu. Hakim karşısında ilk savunmasını yapan K.A., olay nedeniyle pişman olduğunu anlattı. K.A., “Müştekinin aracının anahtarını almadım. Video kayıtlarında gözüken anahtar, kendi aracımındır. Video çekeceğimizi ve bunu şoförler cemiyetine atacağımızı müştekiye söyledik. Müşteki de bunu onayladı. Videoyu çektikten sonra Antalya Şoförler ve Otomobilciler Odası’na attık. Olay nedeniyle pişmanım” dedi.

“EVİME GELECEĞİNİ SÖYLEDİ, ŞİKAYETÇİYİM”

Tutuksuz sanık Ş.C., olayın çok ani geliştiğini belirterek, “Amacımız; müştekinin korsan taksicilik yaptığını ispat etmekti. Pişmanım, beraatimi talep ederim” diye konuştu. Diğer tutuksuz sanık Ü.A.T. de “K.A.’nın elindeki anahtar, bizim araca ait anahtardır. Müşteki korsan taksicilik yaptığı için kendisini uyarmaya çalıştık. Pişmanım” dedi.

Şikayetçi Habip Aslan ise K.A.’nın araca biner binmez kontağın anahtarını aldığını belirterek, “Sonra konuşmaları bitince kontağı yerine taktı. Video çeken arkadaş da (sanık Ş.C.’yi eliyle gösterdi) evime gideceğimi söyleyince ‘Bir daha bu işi yap da göreyim’ dedi. Daha önce bu yere hiç yolcu almaya gitmedim. Sanıklardan şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum” diye konuştu.

Taraf avukatlarının savunmalarının ardından duruşma savcısı, esas hakkında mütalaasını açıkladı. Mütalaada K.A., Ş.C. ve Ü.A.T. hakkında ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘kişisel verilerin izinsiz yayılması’ ve ‘tehdit’ suçundan toplam 18’er yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Mahkeme heyeti, sanık K.A.’nın tutuksuz yargılanmasına karar verip, duruşmayı erteledi.

“UYGULAMANIN YASAK OLDUĞUNU BİLMİYORDUM”

Duruşma sonrası Antalya Adliyesi önünde açıklama yapan Habip Aslan, sanıkların uygulama üzerinden kendisini çağırdığını belirterek, şöyle konuştu:

– Arabaya biner binmez biri kontağımdaki anahtarı aldı, biri arkaya bindi. Diğeri ise video çekti. Orada çok korktum. Arkaya oturandan daha çok korktum. Çünkü onun ne yapacağı belli değildi. Can güvenliğimden endişelendim. Orada can güvenliğim yoktu. Her dediklerine ‘Evet’ dedim, ‘Bu uygulamayı kapatıp, evime gidiyorum’ dedim. Aralarından biri çıkıp, ‘Bir daha yap da görelim seni’ dedi. Öyle bırakıp, eve gittim. Beni tehdit ettiler.

– Sanıklardan birini serbest bıraktılar. Korkuyorum. Ne yapacağı belli değil. Bu uygulamanın yasak olduğunu bilmiyordum. Yasak bir uygulama olsaydı, bunu nasıl indirirdim. 2 öğrenci çocuğum var, 1 oğlum askerdi. O yüzden uygulamayı indirmiştim, yasak olduğunu da bilmiyordum. Sanıkların ceza almasını istiyorum. Görüntüler yayıldıktan sonra çocukların, eşin, dostun yüzüne bakamaz hale geldim. Üzgünüm.

“MÜVEKKİLİM ÖLÜMLE TEHDİT EDİLDİ”

Habip Aslan’ın avukatı Neslihan Çan Türkmen de olayın bir taksici terörü olduğunu savundu. Türkmen, şöyle devam etti:

– Aracına biner binmez, aracın anahtarı kendisinden alınıyor. Sonrasında tehdit ediliyor. Hakaretlerde bulunuluyor. ‘Seni bu arabanın içine gömerim’ şeklinde ölümle tehdit ediliyor. Sonrasında görüntü kayıtlarının Antalya Şoförler ve Otomobilciler Odası’na gönderildiği söyleniyor, daha sonra da bütün sosyal medyada görüntüler yayılıyor. Müvekkil, şikayetçi oluyor. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede 3 sanık için 18’er yıl hapis cezası talep edildi.

– Bugün de iddianameye uygun şekilde mütalaa verildi. Fakat duruşma 1 hafta ertelendi. Bu süreçte sanıklardan 1’i tutuklu yargılanıyordu. 2 aylık gibi bir sürede ona tahliye kararı verildi. Bu tahliye, hukuksuz bir karardır. Müvekkilin can güvenliği yoktur. Kendilerini müşteri gibi gizleyen bu kişiler, bütün bu işi yapmaya çalışan herkes için bir tehdittir.

“ADALETİ SAĞLAYACAK BİRİM TAKSİCİLER OLAMAZ”

Tüm sanıkların en üst sınırdan ceza almalarını talep ettiklerini belirten Türkmen “Bu konuda odaların daha yapıcı olmalarını diliyoruz. Çünkü odalar, taksicilerin yaptıkları suçu gizliyor. Bunun önüne geçilmesini istiyoruz. Müvekkilin işlediği iddia edilen suç, herhangi bir ceza kanununda yer alan bir suç değildir. Bu idari bir işlemdir. Müvekkilime bu konuda devlet tarafından ceza verilecektir. Bu konuda adaleti sağlayacak birim, dışarıda gezen sade bir vatandaş ya da taksiciler olamaz. Bu yüzden sanıkların en üst hadden ceza almasını istiyoruz” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/marti-tag-surucusunu-rehin-alip-video-ceken-taksicilere-18-yil-isteniyor/feed/ 0
SODES davasında karar çıktı https://www.foxhaber.com.tr/sodes-davasinda-karar-cikti/ https://www.foxhaber.com.tr/sodes-davasinda-karar-cikti/#respond Thu, 18 Jan 2024 21:09:28 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2352 Diyarbakır’da SODES projesi kapsamında kamu kaynaklarını ‘Kimse Yok Mu Derneği’ başta olmak üzere FETÖ’yle iltisaklı dernek ve kurumlara aktardıkları ve terör örgütüne maddi menfaat sağladıkları gerekçesiyle 7 yıldan beri yargılamaları devam eden 13 sanıklı davada mahkeme kararını açıkladı.

Sanıklar suçlamaları kabul etmezken, MASAK’tan alınan raporlar ve sanıkların geriye dönük hesap hareketleri incelendiğinde FETÖ’ye mali destek sağladıkları suçunun sabit olduğu tespit edildi.

TEKNİK ŞARTNAMEYE UYMADIĞI HALDE ADRESE TESLİM İHALE

Mahkeme, 2010 yılında Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı tarafından uygulamaya konulan SODES kapsamında Valiliklerin yetkilendirildiğini, sanıkların da Bilinçli Kadın Aydın Gelecek ve kadınlara dokuma kursu ile SBS öğrencilerinin dershanelere gönderilmesiyle ilgili açılan ihalelerle şartnamede belirtilen birçok şartı taşımayan FETÖ’yle iltisaklı olup 15 Temmuz sonrası kapatılmasına karar verilen dershane ve eğitim kurumlarına ihaleleri adrese teslim şeklinde verdiklerini belirtti.

Mahkeme, bunun haricinde belirtilen şartları taşıyıp da FETÖ’yle iltisakı bulunmayan eğitim kurumlarının ise farklı sebepler gerekçe gösterilerek ihaleye girişlerinin engellendiği ifade edildi.

Mahkeme, valilik sayfasında belirtilen ihale kriterlerine uygun teklif sunan kurumların saf dışı bırakılarak daha yüksek rakamlardan FETÖ’ye ait dershane ve okullara SODES kapsamında ihaleler verilerek haksız rekabet ve haksız menfaat sağladıklarına dikkat çekti.

MASAK RAPORUYLA TESPİT EDİLDİ

İhaleyi veren ve ihaleyi alan FETÖ’cü sanıkların, eğitim tarihinin belirtilen tarihten geç başlamasına rağmen tam ücret ödemesi yapıldığını, kesinti yapılmadığını belirten mahkeme, sözleşmede taahhüt edilen etüt ve soru çözme gibi faaliyetlerin yerine getirilmediğini, öğrencelerin eğitim süresince kendilerinin cemaat evi olarak bilenen yerlere davet edildiklerini, dini sohbetler yapıldığı ve Fetullah Gülen kitaplarının kendilerine okutulduğunun da tanık olarak alınan ifadeleriyle sabit olduğunu vurguladı.

Çalışma izni bulunmayan öğretmenlerle SODES kapsamında öğrencilere ders verildiği, tamamen Milli Eğitim Bakanlığı mevzuatına aykırı hareket edilerek örgüte ait eğitim kurumlarının kamu kaynaklarıyla ihya edildiği vurgulandı.

İhalenin teknik şartnamesine göre, SGK primleri yatırılan en az 10 ilköğretim branşlı öğretmen şartı bulunmasına rağmen FETÖ’ye ihale edilen dershanelerde branşlı 5 öğretmen bulunduğu da MASAK raporuyla belirlendi.

SALT İHALEYİ ALMAK İÇİN MERDİVEN ALTI DERSHANE

Yine ihale şartnamesine göre en az 3 yıllık dershane deneyimi olması şartı aranmasına rağmen ihaleye alan dershanenin bir yıllık bile faaliyetinin olmadığı, SODES kapsamında kamu kaynaklarının kendilerine aktarılması için apar topar kuruluşunu ilan ettiği de tespit edilen deliller arasında yer aldı.

Mahkeme, şanrtnamede en az 36 kadrolu öğretmen şartı aranırken FETÖ’ye ait ihaleyi alan dershanede 10 kadrolu öğretmen çalıştığı bildirildi.

Kadro ve alt yapı yetersizliğine rağmen ihalenin diğer eğitim kurumları elenerek FETÖ’ye ait dershaneye verildiği belirlendi.

Yine tanık olarak dinlenen öğrenciler alınan ifadelerinde, bazı derslere kadro yetersizliği nedeniyle branşı olmayan öğretmenlerin girdiğini ifade ettiler.

Sanıkların ev ve işyerlerinde yapılan aramada çok sayıda terörist elebaşı Fetullah Gülen’e ait kitaplar, örgütsel yayınların ele geçirildiği, Gülen’in talimatıyla Bank Asya’ya para yatırdıkları kaydedildi.

6 SANIĞA ÖRGÜT ÜYELİĞİ CEZASI

Sanıklar Abdulkadir Cinviz, Muzaffer Eza, Ömer Avşarlı, Metin Murat Arslan, Halim İltaş, Sabahattin İlkay Yetiman 7 yıl 6’şar ay hapisle cezalandırıldı, bu cezalar daha sonra iyi hali düzenleyen 62. Madde kapsamında 6 yıl 3’er aya indirildi.

Kamu zararına dolandırıcılık suçundan ise delil yetersizliğinden ayrı ayrı beraatlarına karar verildi.

5 SANIK DAHA ÖNCE CEZA ALDIĞI İÇİN MÜKERRER NİTELİKTE

Sanık Abdulkerim Altun, Erkan Önder, Emrah Çaylak, Abdullah Kekil ile Halil İbrahim İşeri hakkında ise daha önce silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan mahkumiyet kararı verildiği için bu davanın mükerrer nitelikte olduğundan düşmesine karar verildi.

Ancak sanıklar Altun ile İşeri özel belgede sahtecilik suçundan 1 yıl 6’şar ay hapisle cezalandırıldılar.

Sanık Ali Aran’ın ise delil yetersizliğinden beraatına karar verildi. Mahkeme örgüt üyesi olmaktan cezalandırılan sanıklar Halil İbrahim İşeri, Halim İltaş, Metin Murat Arslan, Muzaffer Eza, Ömer Avşarlı, Sabahattin İlkay Yetiman, Abdulkerim Altun ve Abdulkadir Cinviz hakkında yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontnrol kararının mahkumiyet hükmü kesinleşinceye kadar devamına karar verdi.

Ele geçen delil niteliğindeki dijital materyaler ile örgütsel dokümanların da delil olarak adli emanette saklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/sodes-davasinda-karar-cikti/feed/ 0
Emekli avukatı dolandıranlara 18 yıl hapis, 120 milyon lira ceza https://www.foxhaber.com.tr/emekli-avukati-dolandiranlara-18-yil-hapis-120-milyon-lira-ceza/ https://www.foxhaber.com.tr/emekli-avukati-dolandiranlara-18-yil-hapis-120-milyon-lira-ceza/#respond Tue, 02 Jan 2024 21:03:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1806 Ankara’da kendilerini polis olarak tanıtıp 84 yaşındaki emekli avukatı 1 milyon 200 bin dolar dolandıran 4 sanık, 18 yıl 9’ar ay hapis cezasına çarptırıldı, ayrıca sanıkların her birine 120 milyon lira adli para cezası verildi.

Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya göre sanıklar İbrahim B, Halil E, Mahmut E. ve Mehmet Suphi B, Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde yaşayan 84 yaşındaki emekli avukat İ.E.A’yı telefonla arayarak kendilerini polis olarak tanıttı.

PARASIYLA ÇOCUKLAR İÇİN VAKIF KURACAKTI

Emekli avukata WhatsApp üzerinden kendi kimlik fotokopisini gönderip, kimliğinin terör örgütü üyelerince kullanıldığını ve operasyon yapacaklarını belirten sanıklar, mağdurdan bankadaki parasını çekip adli emanette muhafaza altına alınması için yanına gelecek sivil polise teslim etmesini istedi. Bunun üzerine emekli avukat, yoksul çocuklar yararına vakıf kurmak için bankada biriktirdiği 880 bin doları çekip Çankaya’daki bir okulun önünde kendilerini sivil polis olarak tanıtan Halil E. ile Mehmet Suphi B’ye teslim etti.

880 BİN DOLARDAN SONRA YİNE PARA İSTEDİLER

Sanıklar daha sonra mağdur İ.E.A’yı tekrar arayarak, operasyonda belli bir aşamaya geldiklerini ancak sonlandıramadıklarını söyledi ve bir kez daha para istedi. Yaşlı adam, Çankaya İncek Mahallesi’nde bulunan arazisini değerinin altında satıp 320 bin doları da sanıklara teslim etti.

İKİNCİ KEZ MÜLKÜNÜ SATTIRMAK İSTEYİNCE ŞÜPHELENDİ

Başka bir taşınmazı olup olmadığını sordukları İ.E.A’nın Antalya’da da bir arazisi olduğunu söylemesi üzerine sanıklar, mağdur adamdan bu araziyi de satıp parayı kendilerine ulaştırmasını istedi. Ancak süreçte çelişkili beyanlardan şüphelenen yaşlı adam, sanıklar hakkında suç duyurusunda bulundu.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık Suçları Soruşturma Bürosunca başlatılan soruşturmada, Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesinde bulundukları tespit edilen 4 sanık yakalandı.

“PAVYONA GİTTİK” DEYİP SUÇLAMAYI REDDETTİLER

Haklarında “zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık” suçundan dava açılan sanıklardan İbrahim B, olay tarihinde, Halil E. ve Mahmut E. ile Ankara’ya gezmek için geldiklerini anlattı. Halil E’nin hastane işleriyle ilgilendiklerini ifade eden İbrahim B, “Hastane işleri bittikten sonra alışveriş merkezine geçtik. Daha sonra Ulus’ta bir pavyona giderek eğlendik. Gece otele döndük. Ertesi gün Kızılay’da gezdikten sonra Şanlıurfa’ya geri döndük” beyanında bulundu.

Sanık Halil B. de tır şoförü olduğunu, Ankara’ya sağlık raporu almaya geldiğini, olay günü Kızılay’da arkadaşlarıyla gezdiklerini akşam saatlerinde ise pavyona gidip eğlendikten sonra otelde uyuduklarını anlattı. Halil B. müştekiyi tanımadığını, dolandırıcılık iddiasıyla ilgisinin bulunmadığını savundu. Diğer sanıklar da üzerlerine atılı suçlamayı reddetti.

HİÇBİR İNDİRİM UYGULANMADI

Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davada, sanıklardan İbrahim B. tutuklu, diğer 3 sanık tutuksuz yargılandı.

Kendisini kamu görevlisi olarak tanıtan sanıkların her birine 120’şer milyon lira adli para cezası veren mahkeme, sanıkları “zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan” 18 yıl 9’ar ay hapis cezasına çarptırdı.

Sanıklara verilen cezada herhangi bir indirim uygulamayan mahkeme, hükümle birlikte tutuksuz 3 sanığın da tutuklanmasına karar verdi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/emekli-avukati-dolandiranlara-18-yil-hapis-120-milyon-lira-ceza/feed/ 0