Savaş – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Tue, 07 May 2024 21:51:27 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Papa Francis’den mesajlarla dolu Paskalya konuşması https://www.foxhaber.com.tr/papa-francisden-mesajlarla-dolu-paskalya-konusmasi/ https://www.foxhaber.com.tr/papa-francisden-mesajlarla-dolu-paskalya-konusmasi/#respond Tue, 07 May 2024 21:51:27 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7041 Katoliklerin ruhani lideri Papa Francis, Gazze’de insani yardıma erişimin garanti edilmesi ve acil ateşkes yapılması çağrısında bulundu.

Hristiyanlıkta Hazreti İsa’nın dirilişinin kutlandığı Paskalya Yortusu dolayısıyla Papa, Vatikan’ın ünlü Aziz Petrus Meydanı’ndaki Paskalya ayinini yönetti.

Rusya’nın başkenti Moskova’da 22 Mart’ta düzenlenen terör saldırısı sonrasında geniş güvenlik önlemleri altında yapılan ayinin ardından Papa, meydanda toplananları “Papamobile” aracıyla selamladı.

Papa Franciscus, daha sonra meydana da adını veren Aziz Petrus Bazilikası’nın locasından dünya meselelerine ilişkin Paskalya mesajını aktardığı geleneksel “Urbi et Orbi (Roma ve dünyaya)” konuşmasını yaptı.

Konuşmasında, “Düşüncelerim öncelikle İsrail, Filistin ve Ukrayna olmak üzere dünyada devam eden pek çok çatışmanın mağdurlarıyla” ifadesini kullanan Papa, Paskalya ruhunun acı çeken bölge halklarına barışı getirmesini diledi.

Uluslararası hukuk ilkelerine saygı duyulması çağrısı yapan Papa Franciscus, “Rusya ile Ukrayna arasında tüm esirlerin genel takasını ümit ediyorum” dedi.

Katoliklerin ruhani lideri, Gazze’ye değinerek, “Bir kez daha Gazze’de insani yardıma erişimin garanti altına alınması çağrısı yapıyorum. Bir kez daha 7 Ekim’de kaçırılan rehinelerin derhal serbest bırakılması ve de Gazze Şeridi’nde acil ateşkes yapılması çağrısında bulunuyorum.” diye konuştu.

“SAVAŞ RÜZGARLARININ SERT ESMESİNE İZİN VERMEYELİM”

Devam eden düşmanlıklardan, çatışma ve savaşlardan sivil halkın ve özellikle çocukların etkilenmesine izin verilmemesi gerektiğini vurgulayan Papa, “Onların gözlerinde ne kadar acı görüyoruz. Bize bakışlarıyla soruyorlar; neden bu kadar çok ölüm, neden bu kadar yıkım? Savaş her zaman bir saçmalıktır ve bir yenilgidir. Avrupa ve Akdeniz üzerinde savaş rüzgarlarının daha da sert esmesine izin vermeyelim. Yeniden silahlanma mantığına teslim olmayın” dedi.

Papa, 14 yıldır “uzun ve yıkıcı bir savaşın” sonuçlarını yaşayan Suriye’yi unutmamaları gerektiğini ifade ederken, uzun süredir derin bir ekonomik ve sosyal krizden geçen aynı zamanda son dönemde İsrail ile sınırında gerginlikler yaşayan Lübnan’ı da düşündüğünü belirtti. 

Papa Francis, “Avrupa projesine entegrasyon yolunda önemli adımların atıldığı Batı Balkanlar’a özel bir düşünceyi dile getiriyorum: Etnik, kültürel ve mezhepsel farklılıklar bölünmeye yol açmamalı aksine tüm Avrupa ve dünya için bir zenginlik kaynağı haline gelmeli” ifadesini kullandı.

Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki görüşmelere de değinen Papa, “Ermenistan ve Azerbaycan arasında görüşmeleri teşvik ediyorum ki, uluslararası toplumun desteğiyle diyaloğu sürdürebilsinler, yerinden edilenlere yardım etsinler, farklı mezheplerin ibadet yerlerine saygı göstersinler ve bir an önce nihai barış anlaşmasına ulaşsınlar” değerlendirmesinde bulundu.

Haiti’de şiddetin bir an önce durması temennisinde bulunan Papa, ciddi insani krizden etkilenen Arakanlıların huzura erişmesini, Myanmar’da uzlaşma yolunun bulunmasını diledi.

Papa Franciscus, Afrika kıtasında özellikle Sudan, tüm Sahel Bölgesi, Afrika Boynuzu, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Mozambik’te sorunlar yaşanan yerler için barış yollarının açılması temennisini dile getirdi.

Papa, açlıktan ölenleri, göç etmek durumunda kalanları, istismar ve şiddet mağdurlarını unutmamaları gerektiği mesajını verdi.

Öte yandan, bir süredir rahatsızlık geçiren ve Paskalya ritüeli olan “Haç Yolu” ayinine katılamayan Papa Franciscus’un dün akşam ve bugünkü Paskalya ayinlerinde de yorgun olduğu ve konuşma yaparken zorlandığı görüldü.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/papa-francisden-mesajlarla-dolu-paskalya-konusmasi/feed/ 0
İsrail ordusu, ‘soruşturma tsunamisine’ hazırlanıyor https://www.foxhaber.com.tr/israil-ordusu-sorusturma-tsunamisine-hazirlaniyor/ https://www.foxhaber.com.tr/israil-ordusu-sorusturma-tsunamisine-hazirlaniyor/#respond Sat, 20 Apr 2024 21:21:23 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6332 İsrail ordusunun, 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne yönelik yürütülen savaşın sona ermesiyle subay ve askerleri aleyhinde hukuki soruşturmalar tsunamisiyle karşılaşmayı beklediği ve buna karşı hazırlandığı bildirildi.

Yediot Ahronot gazetesinde yayımlanan bir analizde, savaşın ardından Gazze’nin kapıları insan hakları örgütleri ve yabancı gazetecilere açıldığında, savaş suçları işledikleri gerekçesiyle İsrail ordusu ve askerleri hakkında tutuklama emirleri çıkartılmasında büyük bir sıçrama beklendiği kaydedildi.

“EŞİ BENZERİ GÖRÜLMEMİŞ HUKUK SAVAŞIYLA MÜCADELE”

Gazeteciler ve insan hakları örgütlerinin Filistinlilerin başına gelen zarar ve yıkımın boyutlarına tanık olduklarında ordunun eşi benzeri görülmemiş bir uluslararası hukuk savaşıyla mücadele için buna hazırlandığı ifade ediliyor.

Gazete, Savunma Bakanı Yoav Galant’ın Pentagon’a yazılı olarak ABD’den alınan silahların hukukun ihlal edildiği şekilde kullanılmadığını garanti eden bir belge imzaladığını vurguladı.

Galant’ın Pentagon’a sunduğu yazılı belgenin aslında bir güvenlik kurumunun, savaştan sonra hakkında soruşturmaların genişleyeceğine kesin gözüyle bakılan İsrail ordusu ve devletine karşı açılacak hukuki savaşta nasıl bir savunma yapılacağına dönük ilk işaretlerden biriydi.

“ASIL TEHLİKE MEŞRUİYET KAYBI”

Gazeteye göre ayrıca, İsrail ordusunun, Gazze savaşının sonuçlarından duyduğu endişeler arasında yalnızca subay ve askerlerin yurt dışında bir tehlikeyle karşılaşmaları değil, asıl tehlike ordunun gelecekte, her türlü düşmana karşı kendini savunma hakkının batı ülkeleri tarafından kabul edilmeyecek olması ve uluslararası meşruiyet kaybına uğraması olacak.

“DAVALAR ARTACAK”

İsrail’e yönelik uluslararası baskının gerçekte söz konusu savaştan önce, 2019’da Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin İsrail karşıtı bir inceleme başlatma kararı aldığında başladığını belirten gazete, ordudan ismini vermeyen bir yetkiliye dayandırdığı açıklamada şimdi artık yalnızca Güney Afrika Cumhuriyeti değil daha birçok ülkenin İsrail ordusu ve devletine karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda davaların daha da artacağına işaret etti.

Gazete yaklaşmakta olan hukuk savaşına ilişkin, Askeri Savcılık Ofisi’nde uluslararası hukuk bölümü başkanı Roni Katsier ile yardımcılarının son aylarda savcılıkta en çok işi olanlar arasında yer aldığını kaydetti.

Ayrıca yakında onlarca askeri avukatla birlikte bir tuğgeneral rütbesi altında askeri savcılığın büyük ölçüde daha da genişleyeceği öngörüsünde bulundu.

“GAZZE KAPILARI GAZETECİ VE İNSAN HAKLARI ÖRGÜTÜNE AÇILINCA…”

Ancak gazete, asıl tsunaminin yabancı gazeteciler ve insan hakları örgütlerine Gazze’nin kapıları açıldığında olacağı uyarısında bulundu.

Savaş sırasında İsrail ordusunun on binlerce binaya zarar verdiğini, sınır bölgesine tel örgüler çekilmesi için binlerce dönümlük Filistin arazilerine el koyduğunu belirten gazete, “Uluslararası Ceza Mahkemesi, Gazze’deki sivil mevzilerin gerekçesiz yok edildiğine ilişkin delillere ulaşacak olursa, subaylar, askerler ve İsrailli üst düzey yetkililer hakkında tutuklama kararı emirleri verebilir.” ifadelerini kullandı.

Öte yandan gazeteye göre, Avrupa’da Filistinlilere destek veren örgütler, savaşa katılan İsrail subay ve askerlerinin yüzlercesini kara listeler olarak yayınlıyor. Sosyal medya hesaplarında da söz konusu askerlerin resimleri ve Filistinlilerden intikam alırken bizzat kendilerinin çektiği videolar yer alıyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/israil-ordusu-sorusturma-tsunamisine-hazirlaniyor/feed/ 0
Gelibolu’da tarihe dalış https://www.foxhaber.com.tr/geliboluda-tarihe-dalis/ https://www.foxhaber.com.tr/geliboluda-tarihe-dalis/#respond Sun, 14 Apr 2024 21:39:31 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6105 Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda batan savaş gemilerinin bulunduğu Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı, “HMS Majestic”, “Ertuğrul Koyu Massena ve Saghalien gemi kalıntıları”, “Helles Barçları”, “Tekke Koyu (W Beach) batıkları”, “Arıburnu Barç”, “Küçükkemikli Barçları”, “Arıburnu Layter”, “Lundy”, “HMS Louis”, “S.S. Milo”, “Tuzla”, “Denizaltı Mania Ağı”, “Bebek Kayalıkları” ve “HMS Triumph” olmak üzere 14 noktadan dalış imkanı sunuyor.

ÇANAKKALE SAVAŞLARININ İLK BATIĞI: MESUDİYE ZIRHLISI

Çanakkale Savaşları’nın ilk batığı olarak tarihe geçen Mesudiye Zırhlısı, Sultan Abdülaziz’in (1861-1876) Osmanlı Donanması’nı modernize etme politikası sonucunda Memduhiye Zırhlısı ile 1872 yılında İngiliz Thames Iron Work Company adlı şirkete sipariş edildi. Yapımına 1873 yılında başlanan zırhlı, 1875’te inşası bitirildikten sonra suya indirildi. 13 Aralık 1914 sabahı Teğmen Norman Douglas Holbrook emrindeki Birleşik Krallık denizaltısı “HMS B11”, mayın tarlalarından geçtikten sonra Mesudiye Zırhlısı’nı torpidoladı. Batan gemideki 598 kişilik mürettebattan 10 subay ve 25 er şehit düştü. Gemideki silahların birçoğu kurtarılarak Çanakkale Boğazı’nın savunmasını güçlendirmek için kullanıldı. Geminin onuruna Mesudiye Tabyası olarak adlandırılan bu batarya, Mart 1915’te Fransız zırhlısı Bouvet’nin batırılmasına yardımcı oldu.

HMS LUNDY TEK PARÇA HALİNDE BATTI

Çanakkale’nin derinliklerinde tek parça halinde kalan ender batıklardan biri olan 1908 yapımı 188 tonluk trol gemisi “HMS Lundy”ye, Birinci Dünya Savaşı sırasında İngilizler el koyarak savaşa gönderdi. Savaşta, İngiltere’nin mayın tarama gemisi olarak görev alan “HMS Lundy”, 16 Ağustos 1915’te Çanakkale Boğazı’nı geçemeyeceklerini anlayan İngilizler tarafından batırıldı. Büyük Kemikli ile Küçük Kemikli arasında Suvla Körfezi’nde 27 metre derinlikte bulunan ve canlılık oranı yüksek olan “HMS Lundy” batığında, renkli süngerler, orfoz, mığrı, gelincik, karagöz, ıstakoz, böcek, deniz tavşanı ve mürenler görülebiliyor.

MARMARA’YA SIZABİLEN İKİNCİ DENİZALTI

İngiliz denizaltısı “HMS E 14”, Çanakkale Savaşları sırasında “B11″den sonra Marmara Denizi’ne sızabilen ikinci denizaltı olarak biliniyor. Kumkale’de Türk kıyı topçusu tarafından vurulan, 109 yıldır Boğaz’ın derinliklerinde tarihin sessiz tanığı olan “HMS E 14” denizaltısı, 28 Ocak 1918’de Nara Burnu’nda karaya oturan Osmanlı Donanması’ndaki “Yavuz” gemisine karşı saldırıda bulunmak için Çanakkale Boğazı’ndan içeri girdi. Bu sırada Nara Burnu’nda ağlara takılan “HMS E 14” denizaltısı, su altı bombalarıyla yüzeye çıkmaya zorlandı. Buradan kurtulmak isteyen denizaltının kaptanı geri çekilip Ege Denizi’ne doğru kaçmak isterken, Kumkale civarında top ateşiyle batırıldı. Mürettebatından sadece 5 kişinin kurtulduğu, 27 kişinin öldüğü “HMS E 14” denizaltısının enkazı uzun süre bulunamadı.

TÜRKİYE’NİN EN ÜNLÜ BATIĞI: HMS MAJESTIC

“HMS Majestic”, 1. Dünya Savaşı başlayınca Çanakkale Savaşı için kurulan Birleşik Donanma’ya katıldı. 128 metre boyundaki zırhlı, Seddülbahir’deki Türk birliklerini top atışlarıyla döverken 27 Mayıs 1915 tarihinde Otto Hersing komutasındaki Alman denizaltısı “U-21” tarafından torpillenerek batırıldı. Uzun yıllar dalışa yasak olan Seddülbahir açıklarında 18-23 metre derinlikte bulunan Türkiye’nin en ünlü batığı, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığının girişimleriyle dalışa açıldı.

Çanakkale Savaşı sırasında bir römorkör ile çarpışarak hasar alan ve sürüklenerek kuma oturan muhrip tipi “HMS Louis Fırkateyni”, kurtarılmaya çalışılsa da başarılı olunamadı. Büyük Kemikli Burnu’nda 14 metre derinlikte bulunan batık, bugün balık ve canlı çeşitliliğinin kusursuz fotoğraflanabileceği önemli bir su altı dalış noktası haline geldi.

“BATIK ENVANTERİ ANLAMINDA DÜNYANIN EN ZENGİN BÖLGESİ”

Su altı belgesel yapımcısı ve görüntü yönetmeni Tahsin Ceylan da Gelibolu Tarihi Su Altı Parkı’nın, batık envanteri anlamında dünyanın en zengin bölgesi olduğunu vurguladı.

Çanakkale batıklarının yıllardır dalışa yasak olduğunu anımsatan Ceylan, bölgenin Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’nın girişimleriyle dalış turizmine kazandırıldığını hatırlattı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/geliboluda-tarihe-dalis/feed/ 0
‘Çanakkale Çarlık Rusya’sının hayallerini geriletti’ https://www.foxhaber.com.tr/canakkale-carlik-rusyasinin-hayallerini-geriletti/ https://www.foxhaber.com.tr/canakkale-carlik-rusyasinin-hayallerini-geriletti/#respond Sun, 14 Apr 2024 21:24:29 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6093 – İngiliz ve Fransız donanması 18 Mart 1915’te Çanakkale Boğazı’nı geçemedi. 200 yıldır yenilmeyen İngilizler nasıl hüsrana uğratıldı?

İngiliz ve Fransızlardan oluşan İtilâf donanması, 18 Mart 1915 günü savaş gücünün neredeyse üçte birini kaybetti. Üç büyük savaş gemisi, iki muhrip ve yedi mayın tarama gemisi batırıldı. 800 kişilik zayiat verdiler. Türk tarafının kaybı ise, 26 şehit ve 53 yaralıdır. 200 yıldır yenilmeyen Büyük Britanya İmparatorluğu için büyük bir travmaydı bu yenilgi. Nusret mayın gemisi gerçekten 18 Mart’ın kahramanıdır. Nusret mayın gemisi, muharebe gemilerinin manevra yaptıkları Erenköy Koyu’nun tam burnu istikametinde, 7/8 Mart 1915 gecesi, sabah saat 3.20’de 26 mayının döşedi. Bu mayınlara çarpan ‘yenilmez İngiliz donanması’ daha ilk günde donanmasının üçte birini kaybetti. Türk topçusunun başarısı da kayda değer. 18 Mart Zaferi, Türklerin uzun zamandır kazandığı ilk zaferdi.

Çanakkale Muharebeleri savaş tarihinde niçin çok önem taşır?

Çanakkale Muharebeleri ya da Gelibolu Harekâtı, tarihte o ana kadar yapılan en büyük amfibi harekâttır. İkinci Dünya Savaşı’nda Müttefik kuvvetlerin yaptığı Normandiya Çıkarması’ndan önceki en büyük çıkarmadır. Çanakkale Harekâtı, başta Balkan Savaşı olmak üzere, uzun süren askeri yenilgiler döneminden sonra küçülen, yıkılış döneminde bulunan, önemli moral ve itibar kaybına uğrayan Osmanlı Devleti’nin kazandığı ilk büyük cephe savaşıdır. Balkan Savaşı’nda büyük felaket yaşayan Türk Ordusu, Çanakkale zaferiyle küllerinden doğmuş ve gelecekte Millî Mücadele için gerekli ruhun var olduğunu göstermiştir. Çanakkale Zaferi, Milli Mücadelenin ve Cumhuriyet’in önsözüdür. Mustafa Kemal, Çanakkale’de Millî Mücadele’nin çekirdek kadrosunu oluşturur. Çanakkale, Mustafa Kemal’in tarih sahnesine ve Türk Milleti’nin huzuruna çıktığı devler savaşıdır. Türk Milleti, Çanakkale’de Anafartalar Kahramanı ile tanışır. Bu açıdan, Mustafa Kemal’in doğum yeri Çanakkale’de Kemalyeri’dir. Kemalyeri, Mustafa Kemal’in muharebenin başında gözetleme yerine verilen isimdir. Eğer Çanakkale zaferle sonuçlanmasaydı, Millî Mücadele yolculuğu başlatılamaz, Türk İstiklal Savaşı yapılamazdı.

Naim Babüroğlu

Çanakkale Muharebeleri denizde ve karada 287 gün, karada 260 gün sürdü. Savaş, neden karada bu kadar uzun sürdü?

Çanakkale Cephesi Komutanı Alman General Liman von Sanders, Türk komutanların hazırladığı savunma planını değiştirir ve tam tersi bir savunma şeklini Enver Paşa’ya önerir. Planı Enver Paşa onaylar. Plan, kıyı hattını zayıf tutmak, geride takviyeler bulundurmak ve düşmanın kıyıya çıkış yerine göre saldırıya geçmek esasına dayanır. Türk komutanların planı ile çelişen bu savunma sistemi, düşmanın kıyıya çıkmasına adeta izin veriyordu. Savunma Bölge önceliği konusunda da, Türk Komutanları ile Sanders arasında ayrılık vardı. Mustafa Kemal ve diğer Türk komutanlar birinci derecede savunma önceliğini Gelibolu Yarımadası’na vermişlerdi. Alman Ordu Komutanı, düşman çıkarmasının Gelibolu Yarımadası’na yapılacağını kabul etmiyordu.Bu savunma planına Türk komutanlar şiddetle itiraz ederler. 9’uncu Tümen Komutanı Albay Halil Sami Bey, 6 Nisan 1915’te bağlı olduğu Kolordu Komutanlığı’na; Yarbay Mustafa Kemal, 3 Mayıs 1915’te doğrudan Enver Paşa’ya; 5’inci Ordu Komutanlığı Kurmay Başkanı Albay Kazım (İnanç) 4 Mayıs 1915’te, doğrudan Enver Paşa’ya mesaj göndererek bu planın felakete yol açacağını yazarlar. Ancak, Enver Paşa bu feryatları dinlemez. Sonuçta, Çanakkale’de kıyı hattı kuvvetli olarak savunulmadığı ve böylece düşmanın karaya çıkmasına izin verildiği için 260 gün boyunca düşmanı denize dökmek mümkün olmamış ve oluk oluk Türk kanı akmıştı. Alman Genelkurmay Başkanı General von Moltke, Enver Paşa’ya gönderdiği, 10 Ağustos 1914 tarihli yazısında: Osmanlı müttefikin vazifesi, mümkün olduğu kadar çok Rus ve İngiliz kuvvetlerini bağlamak…” diyordu. Bu belge, Alman Genelkurmayı’nın, Türk Ordusu’nu Alman çıkarları için kullanmak istediğinin ve Alman çıkarlarının Türk çıkarları önünde geldiğinin bir göstergesidir. Çanakkale’de, 500 bin işgalci askeri uzun süre tutarak Almanları Batı Cephesi’nde rahatlattık, ancak karşılığında gürbüz bir nesli de yitirdik.

ÇanakkaleCephesi’nde gerçek kayıplarla ilgili değişik sayılar var. Gerçek kayıp sayısı hakkında ne düşünüyorsunuz?

5’inci Türk Ordusu’nun harp cerideleri, günlük zayiat çizelgeleri ve zayiat raporları incelendiğinde, ayrıca sevk edildikleri hastanelerde şehit olanlar hesaba katıldığında, 3 Kasım 1914’ten 9 Ocak 1916’ya kadar geçen sürede Türklerin şehit sayısı 101 bin 279; 102 bin 603 yaralı, kayıp 10 bin esir olmak üzere, toplam kaybın 213 bin 882 olduğu ortaya çıkar. İngilizlerin kaybı, 205 bindir. Fransızların ise 47 bindir. İtilâf kuvvetleri 252 bin, Türk kuvvetleri 213 bin 882 olmak üzere toplam 465 bin 882 kayıp verilmiştir.

Çanakkale Cephesi’nde, Mustafa Kemal’in rolü ve etkisinin abartıldığını düşünenler var…

Mustafa Kemal, yarbay ve albay olarak 9 ay 13 gün Gelibolu muharebe alanında kaldı. Stratejik bir komuta makamında değildir. Ancak, o makamda bulunanlar adına kararlar verdi ve başarılarıyla stratejik sonuçlar elde etti. Mustafa Kemal, Çanakkale Muharebeleri’nde dört kez Osmanlı’nın başkenti İstanbul’u, padişahı ve payitahtı kurtarır. Birinci kurtarışı, 25 Nisan 1915’te Arıburnu’na çıkan düşmana 57 ve 27’nci Alaylarla yaptığı saldırıdır. İkinci kurtarışı Anafartalar Grup komutanı olarak, saldırı yapan İngiliz Kolordusu’na, 9 Ağustos 1915’te 7 ve 12’nci tümenlerle yaptığı taarruzdur. Üçüncü kurtarışı 10 Ağustos 1915 günüdür. Conkbayırı’na kadar ilerlemiş İngiliz kuvvetlerine yaptığı süngü hücumudur. Dördüncüsü 21 Ağustos 1915’te, İkinci Anafartalar Muharebesi’nde çok daha güçlü İngiliz kuvvetlerine yaptığı karşı taarruzdur. Böylece işgal kuvvetlerinin İstanbul hayali son bulur. İtilaf Kuvvetleri Başkomutanı İngiliz Orgeneral Hamilton, 10 Ağustos 1915’te, anılarına şöyle yazar: “Conkbayırı’nda Türkler, çok iyi bir komutana sahipler. Çok iyi komuta edilen ve yiğitçe dövüşen Türk ordusuna karşı savaşıyoruz.” İngiliz Orgeneral Mustafa Kemal’e hakkını verir. Savaş tarihi yazarı İngiliz yazar Alan Moorehead, Gelibolu adlı kitabında, “O genç ve dahi Mustafa Kemal’in o sırada orada bulunması, müttefikler bakımından tarihin en acı darbelerinden biri olmuştur.” Mustafa Kemal’e hakkını teslim eder. Albay Mustafa Kemal, Çanakkale Muharebeleri’nde Truva Savaşı’nın intikamını alır.

Balkan Faciası sonrası Türk ordusunun Çanakkale Destanı yazmasını savaş tarihi açısından neye bağlıyorsunuz?

Mustafa Kemal, Çanakkale’de verdiği emirlerin çoğunda, “Balkan Faciası’nın yaşanmaması için”şeklinde ifade kullanır. Hatta, Balkan felaketine neden olabilecek askerlerin kurşuna dizilmeleri emrini de verir. O genç subay kadrosu, Balkan utancını bir daha yaşamamak için gerekli tüm önlemleri alır. Saldırıda askerinin başındadır, taarruzda en önde komutanlar vardır.

İngiliz Resmî Tarihçilerinin tespitinde olduğu gibi, Türk askerinin Çanakkale Muharebeleri’nde başarılı olmasının temel nedeni, savundukları toprağın anavatanları olduğunu bilmeleridir. Türk askerinin başarılı olmasının ikinci nedeni de, muharebelerde Türk komutanların askerle beraber ön hatta bulunması ve karşı saldırılarda birliklerin başında hareket etmeleridir. Üçüncü nedeni de askerdeki manevi güçtür. Benim değerlendirmeme göre dördüncü nedeni de, iki yıl önce yaşanan Balkan utancının bir daha yaşanmaması isteğidir.

Çanakkale Muharebeleri’nin sonuçları ve dünya savaş tarihindeki yerini nasıl konumlandırırsınız?

Çanakkale Harekâtı, başta Balkan Savaşı olmak üzere, uzun süren askeri yenilgiler döneminden sonra küçülen, yıkılış döneminde bulunan, önemli moral ve itibar kaybına uğrayan Osmanlı Devleti’nin kazandığı ilk büyük cephe savaşıdır. İtilâf Devletleri, büyük umutlarla başladıkları Gelibolu Harekâtı sonunda, 260 günde Seddülbahir bölgesinde sadece beş, Arıburnu bölgesinde ise ancak 1.5 kilometre ilerleyebildiler. Çanakkale Harekâtı, Birinci Dünya Savaşı’nın en az iki yıl daha uzamasına neden olmuştur, çünkü İngiltere ve Fransa, yaklaşık bir yıl süreyle, yarım milyon civarında bir kara ve deniz gücünü Çanakkale’de bulundurmak zorunda kalınca, Almanya’nın Batı Cephesi’ndeki yükü çok hafiflemiş ve direnme gücü artmıştır. Almanya, Osmanlı ordusuyla İngiliz ve Fransız kuvvetlerini Çanakkale Cephesi’nde tutarak hedefine ulaşmıştır. Çanakkale Boğazı geçilemediğinden destek alamayan Rusya’da, Ekim 1917’de Bolşevik İhtilali patlak vermiş ve Çarlık Rusya’sı yıkılmıştır. Ayrıca, Çanakkale Muharebeleri, Çarlık Rusya’sının yüzyıllardır gerçekleştirmek istediği Boğazlara sahip olma hayalini geriletmiştir. En önemli sonucu, Çanakkale Zaferi Millî Mücadele’nin ve Cumhuriyet’in önsözünü yazmıştır. Ve Anafartalar kahramanını tarihe ve Türk milletine kazandırmıştır.

ATATÜRKSÜZ ÇANAKKALE OLUR MU?

Kemalyeri’ni, Arıburnu’nu, Conkbayır’ı, Anafartalar’ı coğrafyadan silmeniz gerek. Bu da yetmez… İngiliz, Fransız, Avustralya, Alman, Yeni Zelanda tarihini de yok etmeniz lazım… Çanakkale şehitlerinin türküsünü nasıl yok edeceksiniz?.. Yani, silmeniz mümkün değil… “Tarih nankör değildir, bir hizmeti unutmaz.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/canakkale-carlik-rusyasinin-hayallerini-geriletti/feed/ 0
18 Mart resmi tatil mi, okullar tatil mi? https://www.foxhaber.com.tr/18-mart-resmi-tatil-mi-okullar-tatil-mi/ https://www.foxhaber.com.tr/18-mart-resmi-tatil-mi-okullar-tatil-mi/#respond Fri, 05 Apr 2024 21:03:11 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5663 18 Mart, Çanakkale zaferinin 109. yıl dönümü tarihi olarak 2024 yılında kutlanacak ve askerler anılacak. Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü olan 18 Mart tatil mi başta öğrenciler, veliler ve devlet kurumlarında çalışanlar tarafından merak ediliyor. İşte birçok milletin dönüm noktası olan Çanakkale zaferi ve 18 Mart hakkında merak edilenler…

18 MART RESMİ TATİL Mİ?

Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu sene de 18 Mart resmi tatil olarak kabul edilmiyor. Her yıl kahraman askerlerimizi anmak için resmi kurumlarda, okullarda anma törenleri ve etkinlikleri düzenleniyor.

18 Mart’ta bankalar, kargolar, hastaneler ve eczaneler açık olacak, normal mesai saatlerinde çalışacak.

18 MART OKULLAR TATİL Mİ?

18 Mart resmi tatil takviminde yer almadığı için okullar tatil olmayacak, öğrenciler gündelik ders akışına devam edecek.

ÇANAKKALE SAVAŞI ÖNEMİ

1) Dünya tarihini değiştiren bir savunma;

Çanakkale’de Türklerin kazandığı zafer, İngiliz ve Fransızların müttefikleri olan Rus Çarlığı’na yardım götürememisine neden olmuştur. Böylece Lenin önderliğindeki Bolşevikler devrim yapmış ve Rusya’daki monarşiyi yıkmışlardır. Kurulan Sovyetler Birliği savaştan çıkmış ve 1991’e kadar süren bir soğuk savaşın da adımları atılmış oldu.

2) Milli mücadeleye yardım etti;

Zafer kazanılmış ama savaş kaybedilmişti. Başkent İstanbul’da İngiliz ve Fransız gemileri demirlemiş, Osmanlı topraklarını paylaşıyorlardı. Ama Çanakkale’de ünü her yere yayılan Mustafa Kemal, bu zaferdeki büyük payı sayesinde duyulmamış olsaydı, 1919 yılının 19 Mayıs’ında Samsun’a çıktığında sonradan Kurtuluş Savaşı’na dönüşecek milli mücadele için bu kadar insanı yanına çekemeyebilirdi.

3) Savaşın düşman yaratmayacağını gösterdi;

İngiltere sömürgesi olan Avustralya ve Yeni Zelanda, ANZAC (Australian and New Zealand Army Corps) adındaki birlikleriyle Çanakkale’ye gelmişler, belki de hiç görmedikleri İngiltere ve onun kralı için canlarını vermişlerdi. Savaşların milletlerin değil kişilerin işi olduğunu bilen Atatürk ise, savaşta hayatını kaybeden Anzak askerlerine ve annelerine hitaben söylediği “Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra bizim de evlatlarımız olmuşlardır.” sözleriyle dünyaya bir kere daha örnek olmuştur.

4) 3 büyükler tek yürek oldu;

Türkiye’nin en köklü 3 spor kulübü olan Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın sporcuları, Çanakkale’de kazanılan zaferde pay sahibidir. Resmi kayıtlara göre 3 büyüklerde o zamanlarda sporcu olan 30 oyuncu(Galatasaray 23, Fenerbahçe 5, Beşiktaş 2) farklı cephelerde şehit olmuştur. Cephede savaştıktan sonra saatlerce yol gidip İstanbul’da maç yapmaya gelip, maç sonunda tekrar cepheye dönen futbolcuların hikayeleri ise kitaplara konu olmuştur.

5) Yarım milyon insan hayatını kaybetti;

Kocaman bir dünya savaşının sadece bir cephesi olsa da, Çanakkale hem kazanan hem de kaybeden için pahalıya mal oldu. 490.000’e yakın askerle gelen işgalci kuvvetler, 300.000’den fazla kayıp verdi. Buna karşılık Osmanlı tarafının 315.000 askerinin 250.000 tanesi ana yurdunu korurken şehit oldu. O tarihe kadar eşi görülmemiş bir cephe olan Çanakkale, sonucunda toplamda yarım milyondan fazla insan genç yaşta hayatını kaybetti.

6) Ateşkes zamanı;

Aylarca süren savaşta, karşılıklı siperlerden birbirlerini yenmeye çalışan iki taraf, bazen ateşkes yapıyordu. Dakikalar önce birbirini öldürmek için karşılıklı ateş eden askerler, ateşkes olduğunda birlikte çalışıp hayatını kaybeden arkadaşlarını gömüyorlardı. Bu da, savaşın dramatik yönünü gözler önüne seren olaylardan birisidir.

7) Hayat o yıl durmuştu;

1915 yılında mektepler mezun vermedi, kimse evlenmedi, kimse kendini düşünemedi. Bütün dünya birbirine karşı savaşıyordu ve bu savaşta herkese ihtiyaç vardı. Bunun en büyük örneklerinden birisi ise Tıbbiye’nin 1915 yılında eğitimine 1 yıllık ara vermesidir. Genç yaşlı dinlemeden insanlar savaşa giderken, 1915 yılında hayat durmuştu.

ÇANAKKALE ZAFERİ HAKKINDA SÖYLENEN SÖZLER

* Benimle beraber burada muharebe eden bütün askerler kesin olarak bilmelidir ki bize verilen namus görevini eksiksiz yapmak için bir adım geri gitmek yoktur. Uyku, dinlenme aramanın, bu dinlen­meden yalnız bizim değil, bütün milletimizin sonsuza kadar mahrum kalmasına sebep olacağını hepinize hatırlatırım. (Mustafa Kemal Atatürk)

* Çanakkale Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muhare­belerini kazandıran bu yüksek ruhtur. (Mustafa Kemal Atatürk)

* Harpte iki meş’um (uğursuz) şey vardır. Bunlardan biri taş duva­ra körükörüne yüklenmek, diğeri kuvvetleri birtakım ayrı ve bağlan­tısız harekata dağıtıp körletmektir. Biz bu iki ahmaklığı yapmanın tehlikesiyle karşı karşıyayız. (İngiliz Başbakanı Asquith)

* Ordunun yardımı olmaksızın Filo’nun başarı sağlayabileceği ümidine kapılmıştım; fakat şimdi bu işte müşterek bir harekatın zo­runlu olduğunu anlıyorum. (Churchill)

* Türkler, Çanakkale’yi zorlayan çağının en ileri tekniğine sahip güçler karşısına adeta bir kale gibi dikilmişlerdir. (Churchill)

* Bu Türk kıtaatının cesaret, metanet ve se’bat cihetiyle takdir ve senaya liyakati, her şüphenin fevkinde bulunmuştur. Donanmasının ateşiyle de, en müessir surette muavenet gören pek cesur bir düşman taarruzlarına karşı sayısız muharebelerde bu kıtaat mevkilerini muhafaza etmişlerdir. (Alman Generali Uman von Sanders)

* Avrupa’da hiçbir asker yoktur ki, bu ifadenin altını çiziyorum, * Türklerle mukayese edilebilsin. Almanların müdafaada gayet iyi oldukları kabul olunabilir. Fakat siperlerde onlar dahi Türklerle kıyas edilemez. Misal olarak Gelibolu’yu zikretmek isterim. Orada bizim gemi ateşlerimizle büyük zayiata uğrayan kıtalar, Türk olmasalardı. Yerlerinde kalamaz ve derhal değiştirilirlerdi. Halbuki, Türkler, bütün muharebe müddetince yerlerinde kaldılar. (General Tawshend)

* Çanakkale Boğazı’ndaki Türkler ve Almanlar da 18 Mart’ı aralık­sız takip eden sessiz günler, şaşkınlık ve sonra da, büyük bir sevinç uyandırdı. Moral, son derece yüksekti. Kaleler ve tabyalardaki ha­sar da kolaylıkla giderilmiş olmakla beraber, ağır bataryaların cep­hane durumu-ciddiyetini koruyordu. (Robert Rhodes James)

* Çanakkale müdafaası, üç mucizeler muharebesidir. Hali kurtar­dı; maziye hamaset ve azametini iade etti; vatanımızı bir vatanı ebedi yaptı. (Sami Paşazade Sezai)

* Zafer, “zafer benimdir” diyebilenindir,

* Hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez.

* Zaferin büyüklüğü, savaşın çetinliği ile ölçülür.

* Zafer, barışın en kısa yoludur.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/18-mart-resmi-tatil-mi-okullar-tatil-mi/feed/ 0
Uluslararası sistem nitelikli liderler çıkaramıyor https://www.foxhaber.com.tr/uluslararasi-sistem-nitelikli-liderler-cikaramiyor/ https://www.foxhaber.com.tr/uluslararasi-sistem-nitelikli-liderler-cikaramiyor/#respond Wed, 03 Apr 2024 21:09:28 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5564 ABD seçimlerine yaklaşık 8 ay var. Sanırım, ikinci kez Trump ve Biden’ın kıran kırana yarışını izleyeceğiz, değil mi?

Bir yanda, belleği hızla çökmekte olan bir Biden, diğer yanda, suçun her çeşidine bulaşmış, cinsel tacizden yargılanan, resmi devlet belgelerini evine götürmekten hakkında soruşturma açılan ve ABD’de en ağır suçlardan biri kabul edilen vergi kaçakçılığından hüküm giyip, cezalar kesilen Trump. Sorun küresel olarak çok büyük. Uluslararası sistem, nitelikli liderler çıkaramıyor. De Gaulle ve Churchill’i görmüş ve yaşamış Avrupa’da, toplumlar Macron ve Boris Johnson’ı yaşadı, yaşıyor. ABD’nin başkanlık için bu iki profil dışında bir potansiyel üretememesi bir kurumsal, sistemsel ve zihinsel çöküşün tezahürüdür.

ABD ve AB’nin, Rusya-Ukrayna savaşında aynı hat üzerinde olduğunu görüyoruz. Ortak özellikleri Rusya karşıtlığı. Trump gelirse bu kompozisyon bozulur mu?

Trump, ABD-Çin-Rusya üçgeninde, Rusya’yı yanına alıp, Çin’e karşı bir eksen oluşturmaya çalıştı. Bu, bence üst-Amerikan aklına aykırıydı. Zira, 2023 ulusal ABD savunda belgesinde de, Çin ve Rusya birer tehdit unsuru olarak görülüyordu. Biden ile de Ukrayna üzerinden, savaş mümkün olduğunca uzatılarak, Rusya’nın yıpratılması, zayıflatılması ve içeriye dönmesi planlandı. ABD, zaten 2014’ten beri bu hazırlığı yapıyordu. Trump dönemi (2016-2020) ile ertelendi, ama Çin konusunda hem Cumhuriyetçi, hem Demokratlar aynı düşüncede. Trump, şimdiden, eğer kazanırsa Çin’e yüzde 60 vergi koyacağını söylüyor.

AVRUPA ZARAR GÖRÜYOR

ABD zaten savaşın uzatılması konusunda adeta fikir birliği içinde. Oysa Avrupa ülkeleri de bundan zarar görmüyor mu?

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Avrupa ülkelerine “Silah üretimini artırın” diyor. Vurgulamak istediği, savaşın uzun sürecek olması. Belki, AB uzun bir süredir, Batı Avrupa Birliği (BAB) ve Avrupa Güvenlik ve Savunma Konsepti (AGSK) çerçevesinde bağımsız bir Avrupa güvenliği konsepti oluşturamadığından, iyice silahlanmış bir Avrupa veya güvenlik ve savunmaya daha çok para ayıran bir Avrupa inşasının, bu vesileyle mümkün ve uzun uzun vadede, ABD sultasından kurtulmanın bir yolu olarak görüyor olabilir. Ancak, Avrupa kuşkusuz bu uzayan savaştan zarar görüyor. Büyümenin sıfır olduğu Almanya, 100 milyar Euro’nun biraz altında bir savunma bütçesi oluşturuyor. Ve Rusya’nın ucuz doğalgazı yerine de ABD’den pahalı bir LNG (sıvılaştırılmış doğalgaz) alıyor. ABD için sadece Rusya değil, rakip bir birim olan AB’de zarar ve yıpranmaya uğratılıyor.

ABD’NİN ZAYIF RUSYA KURGUSU

Rusya da Batı’ya karşı çok öfkeli. Bir çok AB ülkesinin NATO genişlemesine sessiz kalması, Putin’i öfkelendiriyor mu?

Aynen söylediğiniz gibi İpek Hanım. Putin, SSCB’nin dağılmasını ‘bu asrın felaketi’ olarak değerlendirdi. Ayrıca Putin, bir röportajında 1990 yılında ABD ve NATO’nun bir santim bile Doğu’ya doğru genişlemeyeceğini ifade ettiklerini söylüyor. Bu çerçevede, Grand Amerikan stratejisi Rusya’yı çevrelemeyi ve oradan da Çin ile birlikte hareket etse bile, etkisiz olabilecek zayıf bir Rusya’yı kurguluyor. Ayrıca Putin, Batı destekli Neo-Nazilerin Ukrayna’da hegomonik olmasının, “İnsan hakları ve demokrasi” diyen Batı için büyük bir çelişki olduğunu vurguluyor.

Peki hocam, Batı bir süre sonra Ukrayna’yı desteklemekten vazgeçer mi?

AB’nin Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Komiseri Joseph Borrell, “AB’nin Ukrayna’ya sarsılmaz desteği devam edecek” dedi. Dahası, AB Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen de, “Ukrayna’ya 54 milyar dolarlık yardımın ilk taksidini gelecek ay ödeyeceğiz” diyor. Yani “Mümkün olduğunca, savaşa devam et” diyorlar. Bu, Batı’nın çıkarları açısından bir ülkenin ve ülke halkının feda edilmesidir ki, 19. Yüzyıl klasik emperyalizmine bile rahmet okutacak kadar hukuk, vicdan ve insanlık dışıdır.

KAMUSAL VİCDAN VAR

Fakat, Batı halklarının liderleri gibi düşündüklerini söylemek mümkün mü? Bu ülkelerdeki protestolar hepimizin gözü önünde oluyor.

Çok doğru İpek Hanım. Örneğin İsrail-Hamas savaşı çerçevesinde Gazze’de sivil ölümler arttıkça, halklar protesto ediyor. Bu, yönetimlerden azade bir kamusal vicdan olduğunu gösteriyor. Örneğin, bu sivil kayıplar yükseldikçe, Biden’dan mesela ABD halkı uzaklaşıyor. Önümüzdeki yıllarda, Rusya-Ukrayna savaşı ve Gazze katliamına dair, AB içinde de farklı siyasal kümeler oluşabilir. Örneğin, Gazze’ye ve Filistin’e bakıştı, Almanya ile İspanya, İngiltere ile Macaristan arasında devasa farklar var.

AMERİKA DÖRTLÜ GEVŞEK BİR YAPI KURDU

Sadece NATO değil, küresel hamleler açısından ABD’nin çok yönlü hamleleri var, bunu nasıl değerlendirirsiniz?

Ama bu hamleler hep Çin büyümesi ve yayılmasını engellemeye yönelik. Geçenlerde, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik danışmanı Jake Sullivan, Dış İlişkiler Konseyi’nde yaptığı konuşmada, “Uluslararası düzeni yeniden şekillendirecek, iktisadi, siyasi ve askeri güce sahip tek ülkenin Çin olduğunu biliyoruz” dedi.

Yani?

ABD, Asya’da Vietnam, Filipinler, Endonezya ve Hindistan ile bu bağlamda dörtlü gevşek bir yapı kurduğunu söyleyebiliriz. Bu yapıya daha sıkı, Uzak-Doğu’da Japonya ve Güney Kore’yi ekleyebiliriz. Asya ve Uzak Doğu’ya, devasa bir Avrupa Birliği’ni ekleyin şimdilik. ABD’nin manipülasyon gücünün etkili olduğunu görüyoruz. Ama Dünya ve sistem şöyle diyor. “Sen Ey ABD… 2. Dünya Savaşı’nın sonunda dünya üretiminin yüzde 55’ini tek başına yapıyordun. Bir askeri ve finansal devdin. Bugün sadece yüzde 18’sin. Sistem buna uzun süre izin vermez…”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/uluslararasi-sistem-nitelikli-liderler-cikaramiyor/feed/ 0
Zelenskiy: Yunanistan Başbakanı çok şaşırdı… https://www.foxhaber.com.tr/zelenskiy-yunanistan-basbakani-cok-sasirdi/ https://www.foxhaber.com.tr/zelenskiy-yunanistan-basbakani-cok-sasirdi/#respond Thu, 28 Mar 2024 21:45:43 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5307 İtalyan devlet televizyonu RAI’de yayınlanan “Cinque Minuti (5 dakika)” isimli programa katılan Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Rusya ile devam eden savaşlarına dair değerlendirmelerde bulundu.

Zelenskiy, dün Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile Karadeniz kıyısındaki Odesa kentinde temaslarda bulunduğu sırada Rusya’nın hava saldırısı düzenlediği hatırlatılarak, kimin hedef olduğu sorusuna, “Resmi bir ziyaretti ve 300 metre ötemize füze isabet etti. Sirenler, füzeler düştükten sonra çaldı. Kimi vurmak istediklerini bilmiyorum, inanılmaz bir şey. Kendim için konuşmuyorum ama başka bir devletin lideri vardı. Yunanistan Başbakanı çok şaşırdı, ben şaşırmadım. Neyi vurmak istediklerini söylemek zor. Başka bir devletin başbakanı ziyaretteyken balistik füzeyle saldırmak mantıksız bir eylemdir.” yanıtını verdi.

Zelenskiy, “Rusya’nın beni on defadan fazla öldürmeye çalıştığı söyleniyor ama kesin rakamı bilmiyorum, hesaplamıyorum. Başkanım ve ben de diğer Ukraynalılar gibi bu riske maruz kalıyorum.” dedi.

“BİZİ DESTEKLEYECEĞİNİ UMUYORUZ”

Rusya Devlet Başkanı Vladamir Putin’in durmayacağını anladığını söyleyen Zelenskiy, “Ukraynalılar, bugün çok büyük bir bedel ödüyor. Askerlerimizi kaybediyoruz ama ortaklarımızın bunu anlayacağını ve bizi destekleyeceğini umuyoruz, Ukrayna düşerse Rusya’nın ileriye gideceğini anlamalarını umuyoruz. NATO ülkelerinden birine mutlaka saldıracaktır, İtalya da bu ülkelerden biri. Birine bile saldırsa hepsi çok ağır bir bedel ödemek zorunda kalacak.” diye konuştu.

Zelenskiy, Rusya’nın mühimmat açığı olduğunu ve İran ile Kuzey Kore’den mühimmat almaya çalıştığını belirterek “Rusların bir araya ihtiyacı var. Askerlerinin çoğu öldürüldü. Esirlerden görüyoruz ki savaşmak için bize gelen birliğin bir aydan fazla bir hazırlığı yok.” ifadelerini kullandı.

Savaşta ateşkesin kendileri için zor bir süreç olduğuna inandığını kaydeden Zelenskiy, “Bu, Ukrayna ve geleceği bakımından büyük bir sorun, tüm Avrupa için de büyük bir sorun. Kırım’ın ve Donetsk’in işgalinden sonra da bu sorunu yaşadık. Bu duraklama Putin için lazım, kendisini güçlendirmek için bir için fırsat.” yorumunu yaptı.

Zelenskiy, Putin’in amacının, Ukrayna’yı yok etmek ve Rusya’ya ilhak etmek olduğunu söyledi.

“MODERN SİLAHLARA SAHİP OLSAYDIK, SAVAŞIN KADERİNİ DEĞİŞTİREBİLİRDİK”

Ukrayna Devlet Başkanı, Rusya’nın Ukrayna’da işgal ettiği topraklar dışındaki bölgelerde Alman uzun menzilli Taurus füzelerini “kullanmama sözü” verdiklerini vurguladı.

Modern silahlara sahip olmanın önemine işaret eden Zelenskiy, “Rus silahlarına karşılık gelen modern silahlara sahip olsaydık, savaşın kaderini değiştirebilirdik. Herson gibi şehirlerimizde uzun menzilli silahlar kullanan Rus güçlerine uygun silahlarla karşılık verebiliriz. Daha uzun menzilli silahlarla onları daha uzağa sürebiliriz. Onlar bize göre 20 kilometre daha öteyi vurabiliyorlar. Farklı türde mühimmat eksikliğimiz var. Amacımız topraklarımızı özgürleştirmek ve böylece savaş sona erer.” değerlendirmesinde bulundu.

Zelenskiy, komşuları Moldova’nın da Rusya’nın saldırı riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade ederek, “Rusya, Moldova’yı işgal etmek istiyor. Ukrayna istihbarat bilgilerini paylaştı ve bu sayede Moldova, Rusya’nın darbe girişimine hazırdı. Bizim istihbaratımızla bu risk önlendi. Moldova’ya bir saldırı, imkansız değil.” dedi.

Volodimir Zelenskiy, savaşın sona ermesini çok istediklerini ancak istikrarlı ve adil bir barışın kendilerine garanti edilmesi gerektiğini, bu konudaki ilk zirveyi İsviçre’de yapacaklarını dile getirdi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/zelenskiy-yunanistan-basbakani-cok-sasirdi/feed/ 0
Çanakkale Zaferi şiirleri! 18 Mart Çanakkale Zaferi 2,3,4 kıtalık şiirleri… https://www.foxhaber.com.tr/canakkale-zaferi-siirleri-18-mart-canakkale-zaferi-234-kitalik-siirleri/ https://www.foxhaber.com.tr/canakkale-zaferi-siirleri-18-mart-canakkale-zaferi-234-kitalik-siirleri/#respond Thu, 28 Mar 2024 21:09:33 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5277 Mustafa Kemal Atatürk’ün askerlerine “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum.” sözünü söylediği 18 Mart Çanakkale Zaferi her yıl şiirler, sözler ve mesajlar ile kutlanıyor, kahraman askerler anılıyor. İşte bu önemli güne ait, Çanakkale Zaferi şiirleri ve sözleri haberimizde yer alıyor. İşte anlam dolu Çanakkale şiirleri…

ÇANAKKALE ZAFERİ ŞİİLERİ (2, 3, 4 KITALIK)

ÇANAKKALE ŞEHİT VERİYOR

Çanakkale kan döküyor
Analar babalar atalar ağlıyor
Düşman askeri doğru durmuyor
Çanakkale şehit veriyor

Kim bilir hangi asker
Kim bilir hangi vatan
Yok olup gidiyorlar bu dünyadan
Gözleri bile yaşarmadan

Ana kucacı asker ocağı
Çanakkaledeki düşmanları
Düşünmeden şehit olan asker
Kendi vücudunu sper eder

Şimdi kurtuldu tüm türkiye
Askerlerin sayesinde
Sende önem ver vatanınla devletine
Hiç bir zaman düşmana ezdirme

Çanakkale

Gün geçmiş,yıl geçmiş ne yazar.
Her karış torağında bin,şehit bir mezar.
Yeryüzünde yaşadıkça,tek dişi canavar.
Türk milleti aynı destanı yine yazar.

Sen rahat uyu ey şanlı şehit.
Gölgesinde gölgelen al bayrağın.
Hangi kem göz sana edebilir nazar.
Türk milleti aynı destanı yine yazar.

Yedi cihana yeter yazdığın destan.
Gök kubbe ay,yıldız sana verir selam.
Çanakkaleyi düşmana yaptınya mezar.
Türk milleti aynı destanı yine yazar.

Dünya döndükçe Çanakkale yine geçilmez.
Kanınla suladın toprağı hangi canlı seni bilmez.
Sen yazdın cihana şanlı tarihi artık kim bozar.
Türk milleti aynı destanı yine yazar.

Şefik Aydemir

Çanakkale Geçilmez

Çanakkale dediğin manasızdır sanma sen
Ordaki şehitlerdir tarihlere şan veren
Vatan toprağı için can ile serden geçen
Korkuyor bu kafirler tüyleri diken diken

Su üstü mayın dolu nusret toplar mayını
Bir yandan Elizabeth düşünüyor canını
Komayacağız yerde şehitlerin kanını
Korku bilmez bu millet artıracak şanını

Mehmedoğlu Seyyid’in mermiyi kaldırışı
Dünya durdu, dönmüyor seyreyliyor yarışı
Anlayacak kafirler bucağı ve karışı
Türküm başkaldırdı ki zaferdir haykırışı

Gaza, cihad nasib et Türk milletine ya Rab!
Anzak, Hindu, İngiliz… Hepsi harab ve bitab
Her renk, her dil, her kıta bilsin ki bu kutlu ab
Çanakkale suyu bu ne Rum dinler ne Arab

Anafarta, Dardanos, Boğalı, Seddülbahir
Türktedir bu topraklar dünyada evvel ahir
Kayboldu İngilizler bilinmiyor nerdedir
‘Çanakkale Geçilmez’ bu da açık gerçektir

Samet Mehmet Bora

ZAFER TÜRKÜSÜ

Yaşamaz ölümü göze almayan,
Zafer, göz yummadan koşana gider.
Bayrağa kanının alı çalmayan,
Gözyaşı boşana boşana gider!

Kazanmak istersen sen de zaferi,
Gürleyen sesinle doldur gökleri,
Zafer dedikleri kahraman peri,
Susandan kaçar da coşana gider.

Bu yolda herkes bir, ey delikanlı,
Diriler şerefli, ölüler şanlı!
Yurt için dövüşen başı dumanlı,
Her zaman bu şandan, o şana gider.

FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL

18 Mart Çanakkale

Bulutlar sarmıştı her yanı,
Kapkara bir geceydi,
Yağmur,bardaktan boşalırcasına,
Sağnak gibi yağıyordu,
Yedi düvelin gemilerinden yükselen,
Top,tüfek sesleri,
Her yanı inletiyordu,
Mustafa Kemalin askerleri,
Aslanlar gibi dövüşüyordu,
Ve Çanakkale kahramanca,
Düşmana selam veriyordu,

Kükrüyordu tepeden,
Mustafa Kemal,
Vatanıma ayak basacaksa düşman,
Yaşamanın ne gereği var,
En son nefer ölünceye kadar,
Dövüşeceksiniz aslanlar,
Görecek bütün dünya,
Ne aslanlar doğururmuş,
Emineler,Hatçeler,Ayşeler,Fatmalar.

ÇANAKKALE ZAFERİ HAKKINDA SÖYLENEN SÖZLER

* Benimle beraber burada muharebe eden bütün askerler kesin olarak bilmelidir ki bize verilen namus görevini eksiksiz yapmak için bir adım geri gitmek yoktur. Uyku, dinlenme aramanın, bu dinlen­meden yalnız bizim değil, bütün milletimizin sonsuza kadar mahrum kalmasına sebep olacağını hepinize hatırlatırım. (Mustafa Kemal Atatürk)

* Çanakkale Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muhare­belerini kazandıran bu yüksek ruhtur. (Mustafa Kemal Atatürk)

* Harpte iki meş’um (uğursuz) şey vardır. Bunlardan biri taş duva­ra körükörüne yüklenmek, diğeri kuvvetleri birtakım ayrı ve bağlan­tısız harekata dağıtıp körletmektir. Biz bu iki ahmaklığı yapmanın tehlikesiyle karşı karşıyayız. (İngiliz Başbakanı Asquith)

* Ordunun yardımı olmaksızın Filo’nun başarı sağlayabileceği ümidine kapılmıştım; fakat şimdi bu işte müşterek bir harekatın zo­runlu olduğunu anlıyorum. (Churchill)

* Türkler, Çanakkale’yi zorlayan çağının en ileri tekniğine sahip güçler karşısına adeta bir kale gibi dikilmişlerdir. (Churchill)

* Bu Türk kıtaatının cesaret, metanet ve se’bat cihetiyle takdir ve senaya liyakati, her şüphenin fevkinde bulunmuştur. Donanmasının ateşiyle de, en müessir surette muavenet gören pek cesur bir düşman taarruzlarına karşı sayısız muharebelerde bu kıtaat mevkilerini muhafaza etmişlerdir. (Alman Generali Uman von Sanders)

* Avrupa’da hiçbir asker yoktur ki, bu ifadenin altını çiziyorum, * Türklerle mukayese edilebilsin. Almanların müdafaada gayet iyi oldukları kabul olunabilir. Fakat siperlerde onlar dahi Türklerle kıyas edilemez. Misal olarak Gelibolu’yu zikretmek isterim. Orada bizim gemi ateşlerimizle büyük zayiata uğrayan kıtalar, Türk olmasalardı. Yerlerinde kalamaz ve derhal değiştirilirlerdi. Halbuki, Türkler, bütün muharebe müddetince yerlerinde kaldılar. (General Tawshend)

* Çanakkale Boğazı’ndaki Türkler ve Almanlar da 18 Mart’ı aralık­sız takip eden sessiz günler, şaşkınlık ve sonra da, büyük bir sevinç uyandırdı. Moral, son derece yüksekti. Kaleler ve tabyalardaki ha­sar da kolaylıkla giderilmiş olmakla beraber, ağır bataryaların cep­hane durumu-ciddiyetini koruyordu. (Robert Rhodes James)

* Çanakkale müdafaası, üç mucizeler muharebesidir. Hali kurtar­dı; maziye hamaset ve azametini iade etti; vatanımızı bir vatanı ebedi yaptı. (Sami Paşazade Sezai)

* Zafer, “zafer benimdir” diyebilenindir,

* Hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez.

* Zaferin büyüklüğü, savaşın çetinliği ile ölçülür.

* Zafer, barışın en kısa yoludur.

ÇANAKKALE SAVAŞI ÖNEMİ

1) Dünya tarihini değiştiren bir savunma;

Çanakkale’de Türklerin kazandığı zafer, İngiliz ve Fransızların müttefikleri olan Rus Çarlığı’na yardım götürememisine neden olmuştur. Böylece Lenin önderliğindeki Bolşevikler devrim yapmış ve Rusya’daki monarşiyi yıkmışlardır. Kurulan Sovyetler Birliği savaştan çıkmış ve 1991’e kadar süren bir soğuk savaşın da adımları atılmış oldu.

2) Milli mücadeleye yardım etti;

Zafer kazanılmış ama savaş kaybedilmişti. Başkent İstanbul’da İngiliz ve Fransız gemileri demirlemiş, Osmanlı topraklarını paylaşıyorlardı. Ama Çanakkale’de ünü her yere yayılan Mustafa Kemal, bu zaferdeki büyük payı sayesinde duyulmamış olsaydı, 1919 yılının 19 Mayıs’ında Samsun’a çıktığında sonradan Kurtuluş Savaşı’na dönüşecek milli mücadele için bu kadar insanı yanına çekemeyebilirdi.

3) Savaşın düşman yaratmayacağını gösterdi;

İngiltere sömürgesi olan Avustralya ve Yeni Zelanda, ANZAC (Australian and New Zealand Army Corps) adındaki birlikleriyle Çanakkale’ye gelmişler, belki de hiç görmedikleri İngiltere ve onun kralı için canlarını vermişlerdi. Savaşların milletlerin değil kişilerin işi olduğunu bilen Atatürk ise, savaşta hayatını kaybeden Anzak askerlerine ve annelerine hitaben söylediği “Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra bizim de evlatlarımız olmuşlardır.” sözleriyle dünyaya bir kere daha örnek olmuştur.

4) 3 büyükler tek yürek oldu;

Türkiye’nin en köklü 3 spor kulübü olan Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın sporcuları, Çanakkale’de kazanılan zaferde pay sahibidir. Resmi kayıtlara göre 3 büyüklerde o zamanlarda sporcu olan 30 oyuncu(Galatasaray 23, Fenerbahçe 5, Beşiktaş 2) farklı cephelerde şehit olmuştur. Cephede savaştıktan sonra saatlerce yol gidip İstanbul’da maç yapmaya gelip, maç sonunda tekrar cepheye dönen futbolcuların hikayeleri ise kitaplara konu olmuştur.

5) Yarım milyon insan hayatını kaybetti;

Kocaman bir dünya savaşının sadece bir cephesi olsa da, Çanakkale hem kazanan hem de kaybeden için pahalıya mal oldu. 490.000’e yakın askerle gelen işgalci kuvvetler, 300.000’den fazla kayıp verdi. Buna karşılık Osmanlı tarafının 315.000 askerinin 250.000 tanesi ana yurdunu korurken şehit oldu. O tarihe kadar eşi görülmemiş bir cephe olan Çanakkale, sonucunda toplamda yarım milyondan fazla insan genç yaşta hayatını kaybetti.

6) Ateşkes zamanı;

Aylarca süren savaşta, karşılıklı siperlerden birbirlerini yenmeye çalışan iki taraf, bazen ateşkes yapıyordu. Dakikalar önce birbirini öldürmek için karşılıklı ateş eden askerler, ateşkes olduğunda birlikte çalışıp hayatını kaybeden arkadaşlarını gömüyorlardı. Bu da, savaşın dramatik yönünü gözler önüne seren olaylardan birisidir.

7) Hayat o yıl durmuştu;

1915 yılında mektepler mezun vermedi, kimse evlenmedi, kimse kendini düşünemedi. Bütün dünya birbirine karşı savaşıyordu ve bu savaşta herkese ihtiyaç vardı. Bunun en büyük örneklerinden birisi ise Tıbbiye’nin 1915 yılında eğitimine 1 yıllık ara vermesidir. Genç yaşlı dinlemeden insanlar savaşa giderken, 1915 yılında hayat durmuştu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/canakkale-zaferi-siirleri-18-mart-canakkale-zaferi-234-kitalik-siirleri/feed/ 0
18 Mart resmi tatil mi? Çanakkale Zaferi şiirleri (2,3,4 kıtalık) https://www.foxhaber.com.tr/18-mart-resmi-tatil-mi-canakkale-zaferi-siirleri-234-kitalik/ https://www.foxhaber.com.tr/18-mart-resmi-tatil-mi-canakkale-zaferi-siirleri-234-kitalik/#respond Sat, 23 Mar 2024 21:18:29 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5092 Dünya tarihini değiştiren bir savunmaya sahne olan Çanakkale Zaferi’nin milli mücadeleye büyük katkısı oldu. Yaklaşık 500 bin insanın hayatını kaybettiği Çanakkale Zaferi sadece Türkler için değil Avustralya ve Yeni Zelanda vatandaşları için de dönüm noktalarından biri oldu.

18 MART RESMİ TATİL Mİ?

Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu sene de 18 Mart resmi tatil olarak kabul edilmiyor. Her yıl kahraman askerlerimizi anmak için resmi kurumlarda, okullarda anma törenleri ve etkinlikleri düzenleniyor.

18 Mart’ta bankalar, kargolar, hastaneler ve eczaneler bugün açık olacak, normal mesai saatlerinde çalışacak.

ÇANAKKALE ZAFERİ ŞİİLERİ (2, 3, 4 KITALIK)

ÇANAKKALE ŞEHİT VERİYOR

Çanakkale kan döküyor
Analar babalar atalar ağlıyor
Düşman askeri doğru durmuyor
Çanakkale şehit veriyor

Kim bilir hangi asker
Kim bilir hangi vatan
Yok olup gidiyorlar bu dünyadan
Gözleri bile yaşarmadan

Ana kucacı asker ocağı
Çanakkaledeki düşmanları
Düşünmeden şehit olan asker
Kendi vücudunu sper eder

Şimdi kurtuldu tüm türkiye
Askerlerin sayesinde
Sende önem ver vatanınla devletine
Hiç bir zaman düşmana ezdirme

Çanakkale

Gün geçmiş,yıl geçmiş ne yazar.
Her karış torağında bin,şehit bir mezar.
Yeryüzünde yaşadıkça,tek dişi canavar.
Türk milleti aynı destanı yine yazar.

Sen rahat uyu ey şanlı şehit.
Gölgesinde gölgelen al bayrağın.
Hangi kem göz sana edebilir nazar.
Türk milleti aynı destanı yine yazar.

Yedi cihana yeter yazdığın destan.
Gök kubbe ay,yıldız sana verir selam.
Çanakkaleyi düşmana yaptınya mezar.
Türk milleti aynı destanı yine yazar.

Dünya döndükçe Çanakkale yine geçilmez.
Kanınla suladın toprağı hangi canlı seni bilmez.
Sen yazdın cihana şanlı tarihi artık kim bozar.
Türk milleti aynı destanı yine yazar.

Şefik Aydemir

Çanakkale Geçilmez

Çanakkale dediğin manasızdır sanma sen
Ordaki şehitlerdir tarihlere şan veren
Vatan toprağı için can ile serden geçen
Korkuyor bu kafirler tüyleri diken diken

Su üstü mayın dolu nusret toplar mayını
Bir yandan Elizabeth düşünüyor canını
Komayacağız yerde şehitlerin kanını
Korku bilmez bu millet artıracak şanını

Mehmedoğlu Seyyid’in mermiyi kaldırışı
Dünya durdu, dönmüyor seyreyliyor yarışı
Anlayacak kafirler bucağı ve karışı
Türküm başkaldırdı ki zaferdir haykırışı

Gaza, cihad nasib et Türk milletine ya Rab!
Anzak, Hindu, İngiliz… Hepsi harab ve bitab
Her renk, her dil, her kıta bilsin ki bu kutlu ab
Çanakkale suyu bu ne Rum dinler ne Arab

Anafarta, Dardanos, Boğalı, Seddülbahir
Türktedir bu topraklar dünyada evvel ahir
Kayboldu İngilizler bilinmiyor nerdedir
‘Çanakkale Geçilmez’ bu da açık gerçektir

Samet Mehmet Bora

ZAFER TÜRKÜSÜ

Yaşamaz ölümü göze almayan,
Zafer, göz yummadan koşana gider.
Bayrağa kanının alı çalmayan,
Gözyaşı boşana boşana gider!

Kazanmak istersen sen de zaferi,
Gürleyen sesinle doldur gökleri,
Zafer dedikleri kahraman peri,
Susandan kaçar da coşana gider.

Bu yolda herkes bir, ey delikanlı,
Diriler şerefli, ölüler şanlı!
Yurt için dövüşen başı dumanlı,
Her zaman bu şandan, o şana gider.

FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL

18 Mart Çanakkale

Bulutlar sarmıştı her yanı,
Kapkara bir geceydi,
Yağmur,bardaktan boşalırcasına,
Sağnak gibi yağıyordu,
Yedi düvelin gemilerinden yükselen,
Top,tüfek sesleri,
Her yanı inletiyordu,
Mustafa Kemalin askerleri,
Aslanlar gibi dövüşüyordu,
Ve Çanakkale kahramanca,
Düşmana selam veriyordu,

Kükrüyordu tepeden,
Mustafa Kemal,
Vatanıma ayak basacaksa düşman,
Yaşamanın ne gereği var,
En son nefer ölünceye kadar,
Dövüşeceksiniz aslanlar,
Görecek bütün dünya,
Ne aslanlar doğururmuş,
Emineler,Hatçeler,Ayşeler,Fatmalar.

ÇANAKKALE ZAFERİ HAKKINDA SÖYLENEN SÖZLER

* Benimle beraber burada muharebe eden bütün askerler kesin olarak bilmelidir ki bize verilen namus görevini eksiksiz yapmak için bir adım geri gitmek yoktur. Uyku, dinlenme aramanın, bu dinlen­meden yalnız bizim değil, bütün milletimizin sonsuza kadar mahrum kalmasına sebep olacağını hepinize hatırlatırım. (Mustafa Kemal Atatürk)

* Çanakkale Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muhare­belerini kazandıran bu yüksek ruhtur. (Mustafa Kemal Atatürk)

* Harpte iki meş’um (uğursuz) şey vardır. Bunlardan biri taş duva­ra körükörüne yüklenmek, diğeri kuvvetleri birtakım ayrı ve bağlan­tısız harekata dağıtıp körletmektir. Biz bu iki ahmaklığı yapmanın tehlikesiyle karşı karşıyayız. (İngiliz Başbakanı Asquith)

* Ordunun yardımı olmaksızın Filo’nun başarı sağlayabileceği ümidine kapılmıştım; fakat şimdi bu işte müşterek bir harekatın zo­runlu olduğunu anlıyorum. (Churchill)

* Türkler, Çanakkale’yi zorlayan çağının en ileri tekniğine sahip güçler karşısına adeta bir kale gibi dikilmişlerdir. (Churchill)

* Bu Türk kıtaatının cesaret, metanet ve se’bat cihetiyle takdir ve senaya liyakati, her şüphenin fevkinde bulunmuştur. Donanmasının ateşiyle de, en müessir surette muavenet gören pek cesur bir düşman taarruzlarına karşı sayısız muharebelerde bu kıtaat mevkilerini muhafaza etmişlerdir. (Alman Generali Uman von Sanders)

* Avrupa’da hiçbir asker yoktur ki, bu ifadenin altını çiziyorum, * Türklerle mukayese edilebilsin. Almanların müdafaada gayet iyi oldukları kabul olunabilir. Fakat siperlerde onlar dahi Türklerle kıyas edilemez. Misal olarak Gelibolu’yu zikretmek isterim. Orada bizim gemi ateşlerimizle büyük zayiata uğrayan kıtalar, Türk olmasalardı. Yerlerinde kalamaz ve derhal değiştirilirlerdi. Halbuki, Türkler, bütün muharebe müddetince yerlerinde kaldılar. (General Tawshend)

* Çanakkale Boğazı’ndaki Türkler ve Almanlar da 18 Mart’ı aralık­sız takip eden sessiz günler, şaşkınlık ve sonra da, büyük bir sevinç uyandırdı. Moral, son derece yüksekti. Kaleler ve tabyalardaki ha­sar da kolaylıkla giderilmiş olmakla beraber, ağır bataryaların cep­hane durumu-ciddiyetini koruyordu. (Robert Rhodes James)

* Çanakkale müdafaası, üç mucizeler muharebesidir. Hali kurtar­dı; maziye hamaset ve azametini iade etti; vatanımızı bir vatanı ebedi yaptı. (Sami Paşazade Sezai)

* Zafer, “zafer benimdir” diyebilenindir,

* Hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez.

* Zaferin büyüklüğü, savaşın çetinliği ile ölçülür.

* Zafer, barışın en kısa yoludur.

ÇANAKKALE SAVAŞI ÖNEMİ

1) Dünya tarihini değiştiren bir savunma;

Çanakkale’de Türklerin kazandığı zafer, İngiliz ve Fransızların müttefikleri olan Rus Çarlığı’na yardım götürememisine neden olmuştur. Böylece Lenin önderliğindeki Bolşevikler devrim yapmış ve Rusya’daki monarşiyi yıkmışlardır. Kurulan Sovyetler Birliği savaştan çıkmış ve 1991’e kadar süren bir soğuk savaşın da adımları atılmış oldu.

2) Milli mücadeleye yardım etti;

Zafer kazanılmış ama savaş kaybedilmişti. Başkent İstanbul’da İngiliz ve Fransız gemileri demirlemiş, Osmanlı topraklarını paylaşıyorlardı. Ama Çanakkale’de ünü her yere yayılan Mustafa Kemal, bu zaferdeki büyük payı sayesinde duyulmamış olsaydı, 1919 yılının 19 Mayıs’ında Samsun’a çıktığında sonradan Kurtuluş Savaşı’na dönüşecek milli mücadele için bu kadar insanı yanına çekemeyebilirdi.

3) Savaşın düşman yaratmayacağını gösterdi;

İngiltere sömürgesi olan Avustralya ve Yeni Zelanda, ANZAC (Australian and New Zealand Army Corps) adındaki birlikleriyle Çanakkale’ye gelmişler, belki de hiç görmedikleri İngiltere ve onun kralı için canlarını vermişlerdi. Savaşların milletlerin değil kişilerin işi olduğunu bilen Atatürk ise, savaşta hayatını kaybeden Anzak askerlerine ve annelerine hitaben söylediği “Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra bizim de evlatlarımız olmuşlardır.” sözleriyle dünyaya bir kere daha örnek olmuştur.

4) 3 büyükler tek yürek oldu;

Türkiye’nin en köklü 3 spor kulübü olan Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın sporcuları, Çanakkale’de kazanılan zaferde pay sahibidir. Resmi kayıtlara göre 3 büyüklerde o zamanlarda sporcu olan 30 oyuncu(Galatasaray 23, Fenerbahçe 5, Beşiktaş 2) farklı cephelerde şehit olmuştur. Cephede savaştıktan sonra saatlerce yol gidip İstanbul’da maç yapmaya gelip, maç sonunda tekrar cepheye dönen futbolcuların hikayeleri ise kitaplara konu olmuştur.

5) Yarım milyon insan hayatını kaybetti;

Kocaman bir dünya savaşının sadece bir cephesi olsa da, Çanakkale hem kazanan hem de kaybeden için pahalıya mal oldu. 490.000’e yakın askerle gelen işgalci kuvvetler, 300.000’den fazla kayıp verdi. Buna karşılık Osmanlı tarafının 315.000 askerinin 250.000 tanesi ana yurdunu korurken şehit oldu. O tarihe kadar eşi görülmemiş bir cephe olan Çanakkale, sonucunda toplamda yarım milyondan fazla insan genç yaşta hayatını kaybetti.

6) Ateşkes zamanı;

Aylarca süren savaşta, karşılıklı siperlerden birbirlerini yenmeye çalışan iki taraf, bazen ateşkes yapıyordu. Dakikalar önce birbirini öldürmek için karşılıklı ateş eden askerler, ateşkes olduğunda birlikte çalışıp hayatını kaybeden arkadaşlarını gömüyorlardı. Bu da, savaşın dramatik yönünü gözler önüne seren olaylardan birisidir.

7) Hayat o yıl durmuştu;

1915 yılında mektepler mezun vermedi, kimse evlenmedi, kimse kendini düşünemedi. Bütün dünya birbirine karşı savaşıyordu ve bu savaşta herkese ihtiyaç vardı. Bunun en büyük örneklerinden birisi ise Tıbbiye’nin 1915 yılında eğitimine 1 yıllık ara vermesidir. Genç yaşlı dinlemeden insanlar savaşa giderken, 1915 yılında hayat durmuştu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/18-mart-resmi-tatil-mi-canakkale-zaferi-siirleri-234-kitalik/feed/ 0
Karadeniz’de Rus varlığının artması Türkiye’nin aleyhinedir https://www.foxhaber.com.tr/karadenizde-rus-varliginin-artmasi-turkiyenin-aleyhinedir/ https://www.foxhaber.com.tr/karadenizde-rus-varliginin-artmasi-turkiyenin-aleyhinedir/#respond Wed, 06 Mar 2024 21:51:12 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4328 Rusya bundan iki yıl önce Ukrayna’yı işgal etti. 24 Şubat 2022’de başlayan savaş yakın zamanda bitecek gibi görünmüyor. Peki bu süreçte Batı’nın desteği azaldı mı, Türkiye için bu savaş nasıl sonuçlanmalı? Güvenlik Analisti Burak Yıldırım ile konuştum…

Burak Yıldırım

1-Ukrayna-Rusya savaşının üzerinden 2 yıl geçti. İki taraf ve müttefikleri için barış zemini bir türlü oluşmadı, neden?

İki tarafın barış şartları birbirleriyle tamamen karşıt gelecek projeksiyonuna sahip. Rusya Ukrayna’nın teslim olmasını; Kırım, Donetsk ve Luhansk gibi bölgelerin Rusya’ya ilhakını; Ukrayna’nın AB ve NATO üyeliğinin hukuki olarak mümkün olamayacağı yasal güvenceler talep ediyor. Ukrayna ise yasal sınırlarını geri talep ediyor ve kendi geleceğiyle ilgili kararlarını kendisi vermek istiyor. İki taraf da savaşa devam edebildiği için karşıtının şartlarını henüz kabul etmek zorunda değil. Askeri düğüm çözülmediği için siyasi bir sonuç da ortaya çıkamıyor.

2-Rusya askeri açıdan bu süreçte nasıl etkilendi?

Eğitim, teçhizat, doktrin gibi doğrudan askeri niteliğe sahip konularda çağın çok gerisinde kaldığı ortaya çıktı. Kendi savunma sanayisini idame ettirmek için başta Fransa olmak üzere Batı üretimi alt sistemlere bağımlı olduğu ortaya çıktı. SSCB’den sonra hiçbir makro değişikliğin yapılmadığı belli oldu. SSCB sonrasında da SSCB’yi yıkıma götüren olumsuz geleneklerin takip edildiği belli oldu. Rus ordusunun yetenekli liderler yerine rejime sadık askerlerin yükselebildiği bir ordu olduğu ifşa edildi. Rusya’nın personel ve ekipman kaybı Ukrayna’nın 5 katına ulaştı ve bunu telafi etmesi çok uzun yıllar alacaktır.

3-Ukrayna için aynı soruya nasıl cevap verirsiniz?

Ukrayna 2014’te neredeyse tek kurşun atmadan Kırım’dan çekildi ve Donbass bölgesindeki sözde ayrılıkçılar kolayca hakimiyet sağladılar. 2014’e kadar SSCB sonrası Rusya’sına benzer bir yaklaşımı benimseyen Ukrayna ciddi bir değişikliğe gitti. 2014-2022 yılları arasında Polonya, Litvanya ve ABD tarafından destek alan Ukrayna, savaşın başlamasıyla birlikte Batılı askeri harekat tarzına adapte olabildi. Ukrayna henüz askeri kapasitesinin sınırlarına ulaşmadı, 2024 yılı içinde kullanmaya başlayacağı F16’lar gibi yeni sistemlerle taarruz kapasitesini arttırabilecektir. Ukrayna çok ciddi yeni askeri yetenekler kazandı ve donanması olmamasına rağmen Rus Karadeniz donanmasının muharip unsurlarının en az yarısını savaş dışı bırakabildi.

4-Batı tarafından Ukrayna’ya ciddi bir yardım gitti. Ama şimdi yardım akışının azaldığını görüyoruz. Bu bize Batı’nın Ukrayna-Rusya savaşına bakışı hakkında ne söylüyor?

Batı kamuoyunda yakın zamanda sıklıkla ifade edilen “Ukrayna Yorgunluğu” kavramı henüz belirleyici olmaktan uzak. Batı dünyası hala Ukrayna’ya destek verilmesinden yana ve sadece Avrupa Birliği 50 milyar Euro’luk bir yardım paketini çok kısa bir süre önce onayladı. Batı siyasi elitlerinin hedefleriyle kamuoyunun beklentisi arasında bir makas var ve bu durumu siyasi elitler de şeffaf bir şekilde izah edemiyorlar. Ukrayna’nın geç başlayan karşı taarruzunun başarısız olması elbette bazı tereddütler doğurdu ancak Batılı kurmayların çözüm üretmek için seçenekleri Rusya’ya göre daha fazla.

5-Trump Kasım’daki seçimlerde Beyaz Saray’a geri dönerse ABD’nin desteği kesilir mi?

Trump’ın bu savaşı iç siyasi malzeme olarak kullanması ve enflasyondan zarar görmüş seçmenleri konsolide etmeye çalışması beklenen bir yaklaşımdı. Şimdi de Ukrayna savaşıyla ilgili çıkışlar yaparak bu sorunu çözme adına sözde bir yöntem öneriyor. Ancak esasında Trump’ın hedefi Batı’daki ülkelerin ABD askeri endüstrisinden daha büyük alımlar yapmasını sağlamak. Özellikle NATO üyesi ülkelerin ABD’den yeterince alım yapmadıkları takdirde askeri destek göremeyeceklerine dair bir şantaj dili kullanan Trump, bu sayede istihdam ve gelir artışı hedefliyor. Bu durumda Ukrayna’ya verilen desteğin tümden kesilmesi de olasılıklar içinde gözükmüyor.

6-Batılı ülkelerin Rusya’ya yaptırımları Rusya’da beklenen etkiyi yaptı mı?

Rus ekonomisi ruble cinsinden büyümeye devam etti ancak hammadde ve enerji ihracatına daha bağımlı hale geldi. Rus halkının alım gücü ve yaşam kalitesi net bir şekilde düştü. Batılı ülkelerden ithal ettiği alt sistemlere bağlı olan askeri endüstrisi ise kalite ve yetenek kaybını göze alarak üretimi arttırmayı tercih etti. Nihayetinde savaştan öncesine göre önemli kayıplar veren bir Rusya tablosuyla karşı karşıya olsak da Rusya savaşa devam edebilmenin bir yolunu buldu.

Ukraynalılar savaşın ikinci yıldönümünde Kiev’deki Bağımsızlık Meydanı’nda toplandı, barış istedi…

7-Rusya’nın Ukrayna’nın tamamı üzerindeki hedefleri değişti mi?

Putin’in Ukrayna politikasını dayandırdığı tarih anlatısındaki ısrarı ve Ukrayna’nın varlığını reddeden anlayışı bir hedef değişikliği izlenimi vermiyor. Ancak bu hedeflere ulaşması da kimsenin razı olabileceği bir senaryo değil. Rusya’nın problemi sonuç alabilecek bir harekat konseptine sahip olmaması. Askeri önderliğinin, kurmay kadrosunun aşırı politize olması nedeniyle liyakat ekseninin çok zayıf kalması doğru harekat tarzı geliştirilmesine engel oluyor. Manzaranın tanıdık olmasını ayrıca tartışmak gerekiyor.

8-Bu savaşın bölgeye yayılmasından hep çok endişe duyuldu, bu endişe devam ediyor mu, savaş yayılabilir mi?

Savaşın yayılmasından kastımız Kaliningrad’la fiziken birleşme ihtimaliyse bu NATO ile Rusya arasında topyekun bir savaş anlamına gelir. Rusya’nın böyle bir savaşı idame ettirebilecek kapasitesi bulunmamaktadır. Nükleer silah envanterinin ihtiyaç duyduğu yıllık bakım masrafı ise tüm savunma bütçesinin üstündedir, bu silahların ne kadarının harbe hazır olduğu da şüphelidir. Ancak savaş başka yerlere çoktan yayıldı; Karabağ’da Azerbaycan bir fırsat penceresi buldu, İsrail de daha güneye uzanacak bir savaşa oldukça hevesli. Orta Doğu’daki gelişmeler de bu tür çatışma pratiklerinden bağımsız değil.

9-İnsan hakları ihlalleri açısından değerlendirdiğinizde nasıl bir okuma yaparsınız?

İki ülkenin de insan hakları karnesi zayıf. Rusya savaş hukukunu çiğnemekte daha az tereddüt eden taraf. Ukrayna’da ise savaştan zenginleşenler özellikle askere alma süreçleriyle ilgili haklı itirazları baskılıyorlar. Birçok yerleşim yeri haritadan silinmiş durumda. İki tarafında kullandığı FPV drone’lar savaş hukukunu ciddi anlamda ihlal ediyor. Sivillere yönelik cinayet, tecavüz ve yağma iddiaları gündemden düşmüyor. Savaşın olduğu her yerde hukuk her zaman çiğnenir. Hiçbir ordu tamamen şövalye ruhlu personellerden oluşmaz. Savaşı bir seçenek olarak değerlendiren herkesin bu tabloyu iyi okuması gerekiyor.

10-Türkiye, bu savaşta doğru konumlandı mı?

Türkiye’nin çıkarına olan sonuç bu savaşın bir an önce Ukrayna lehine bitmesidir. Karadeniz’de Rus varlığının artması Türkiye’nin her zaman aleyhinedir. Bu nedenle Kırım’ın Ukrayna’ya ait olması Türkiye için müzakereye açık değildir. Ancak Türkiye iktidarın içte ve dışta takip ettiği hatalı politikalar nedeniyle Rusya’ya karşı açmazlarını aşamamıştır. Hatta Rusya’ya karşı mesafesini azaltıp bu sayede seçim öncesinde önemli miktarda sıcak para girişi sağlamıştır. Türkiye Suriye’de iç savaşı bitirebilecek ölçüde bir fırsat penceresi de yakalamıştı ancak bunu da değerlendiremedi. Tahıl anlaşması gibi diplomatik başarılarından da yeterince faydalanamadı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/karadenizde-rus-varliginin-artmasi-turkiyenin-aleyhinedir/feed/ 0
Özel, Sosyalist Enternasyonal’de: Demokrasiye inananlar güç birliği yapmalı https://www.foxhaber.com.tr/ozel-sosyalist-enternasyonalde-demokrasiye-inananlar-guc-birligi-yapmali/ https://www.foxhaber.com.tr/ozel-sosyalist-enternasyonalde-demokrasiye-inananlar-guc-birligi-yapmali/#respond Mon, 04 Mar 2024 21:24:40 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4206 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Madrid’de düzenlenen Sosyalist Enternasyonal Konsey Toplantısı’nda konuştu. Sözlerine İspanya’nın Valencia kentinde meydana gelen yangında hayatını kaybedenler için başsağlığı ve geçmiş olsun dileyerek başlayan Özel, Hatay’da sahra hastanesi açan İspanya’ya teşekkür etti.

CHP’nin Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte 100’üncü yaşını kutladığına dikkati çeken Özel “Cumhuriyeti kurmuş bir partinin lideri olarak köklü bir geleneğin ve önemli bir misyonun temsilcisi olarak karşınızdayım” diyerek özetle şunları söyledi:

“31 MART’A ODAKLANDIM”

– Bu misyonun hedefi çağdaş bir toplum, gelişmiş ve adaletli bir ekonomik düzen oluşturmaktır. Yönetimde aklı ve bilimi hakim kılmak, saygın, barışçıl ve maceracılıktan uzak bir dış politika ile dünyanın önde gelen ülkeleri arasına girmektir. 47 yıldır Sosyalist Enternasyonalin üyesi olan CHP, Türkiye’de sosyal demokrasinin en önemli savunucusu ve tek siyasi temsilcisidir. 100 yıllık tarihi ile dünyanın en köklü partileri arasında yer almaktadır.

– 4 ay önce genel başkanlık görevine seçildiğim andan itibaren 31 Mart’ta gerçekleşecek olan yerel seçimlere odaklandım. Partimizin belediye başkanları hepinizin de çok yakından bildiği İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Muğla, Aydın ve Hatay’ın da içlerinde bulunduğu Türkiye’de çok önemli şehirleri ve nüfusumuzun neredeyse yüzde 60’ına yakınının bulunduğu şehirleri yerel yönetimde yönetmektedir.

– Belediyelerimiz ekonomik zorlukların halkımıza etkilerini de sosyal demokrat hizmetler ve dayanışma politikaları ile azaltmışlardır. Amacımız yerel yönetimlerdeki başarılarımızı büyütmek ve sosyal demokrat belediyecilik anlayışını ülkemizin genelinde hakim kılmaktır.

YÜKSELEN AŞIRI SAĞ UYARISI

– Savaş, jeopolitik, jeoekonomik rekabet ortamı, Covid pandemisi gibi salgın hastalık tehditleri, gıda güvenliği, kuraklık, iklim krizi, düzensiz göç gibi sorunların yanında yükselen aşırı sağ akımlar her bölgede yeni riskler yaratmaktadır. Birbirine derinden bağlı olan bu sorunlar silsilesi halkımızın ekonomik ve sosyal koşullarını, demokrasilerimizi tehdit etmektedir. İtiraz ettiğimiz bu ekonomik düzenden hak ettiğini alamayan, kendini geride bırakılmış hisseden, gelir adaletsizliğini yaşayan kitleleri radikal söylemlerle kendine çekmeye çalışan aşırı sağ ideolojilerin de dünyanın pek çok bölgesinde güçlendiklerini izlemekteyiz.

– Bu yükselen aşırı sağ akımlar ve otoriter eğilimler tarihin sayfaları arasına gömdüğümüz zararlı ideolojileri tekrar gün yüzüne çıkarıyor ve enternasyonalist bakış açısına büyük zarar veriyor. Bu nedenle demokratik siyaseti güçlendirmeli, yükselen otoriterliğe karşı partilerimiz arasındaki dayanışmayı artırmalıyız.

“YENİ BİR EKONOMİK DÜZEN KURMA İRADESİ TAŞIYANLAR…”

– Demokrasiye inananlar ve yeni bir ekonomik düzeni kurma iradesini taşıyanlar, güç birliği yapmalıdır. Bugün yaşadığımız, kamu yararı gözeten sosyal politikalarla şahsi çıkarlara dayalı sağ siyasetin çatışmasıdır. Biz sol, sosyalist, sosyal demokratlara düşen kamu yararını siyasetin ve düzenin merkezine almaktır. Aşırı sağın yükselişine ve artan popülizme karşı mücadelede partilerimizin, kurumlarımızın ve Sosyalist Enternasyonal’in atabileceği en önemli adımlardan biri neoliberal ekonomik düzenin sömürdüğü insanlarımızın yanında olmak, yanında durmaktır.

NİSANDA FİLİSTİN ZİYARETİ

– Yaşadığımız son birkaç yıl bize savaş ve çatışmanın hâlâ insanlık için en önemli risklerden biri olduğunu ne yazık ki gösterdi. Bugün tam ikinci yılını doldurduğumuz Ukrayna-Rusya savaşı ile Avrupa kıtasında 1945’ten sonra ilk kez böyle bir savaşa tanıklık ettik. Üstelik hâlâ devam eden bu yıkıcı savaşın yarattığı tırmanma ve yayılma riskleri bütün dünyayı da tehdit etmektedir.

– 7 Ekim 2023’te Hamas’ın gerçekleştirdiği saldırı sonrasında İsrail’in Gazze’de yürüttüğü operasyonlarda şu an itibarıyla 30 binden fazla insanın hayatını kaybettiğini, bunun önemli bir kısmının kadınlar ve çocuklar olduğunu hatırlatmak isterim. Bu konuda geçtiğimiz kasım ayında uluslararası bir barış çağrısında bulunmuş, Sosyalist Enternasyonal’de temsil edilen ülkelerin, o ülkelerdeki sol, sosyal demokrat partilerin liderlerine bir mektup yazmıştım.

– Önümüzdeki nisan ayında Filistin’e bir ziyaret gerçekleştirerek dikkatleri Gazze’deki insanlık dramına çekmek istiyorum ve bu konuda önemli bir mesafe aldığımızı memnuniyetle ifade etmek istiyorum.

– Akan kan nerede olursa olsun ister Ukrayna, ister Gazze, ister Yemen, ister Afrika’da, dünyanın neresinde olursa olsun güçlünün ve zulmün karşısında durmaya, mazlum halklarla dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ozel-sosyalist-enternasyonalde-demokrasiye-inananlar-guc-birligi-yapmali/feed/ 0
İsrail’den Refah planı: Altı hafta sürecek https://www.foxhaber.com.tr/israilden-refah-plani-alti-hafta-surecek/ https://www.foxhaber.com.tr/israilden-refah-plani-alti-hafta-surecek/#respond Fri, 23 Feb 2024 09:00:36 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3810 Tel Aviv’in stratejisi ile ilgili bilgi sahibi dört kaynak Gazze Şeridi’nin güneyinde bulunan Refah kentine kara harekâtı düzenlemeye hazırlanan İsrail’in Gazze’de altı ila sekiz hafta daha tam kapsamlı askeri operasyonlarını sürdürmeyi planladığını söyledi.

İsimlerinin açıklanmasını istemeyen iki İsrailli yetkili ve iki bölge yetkilisi ordudaki yetkililerin bahsi geçen sürede Hamas’ın geri kalan imkanlarına önemli ölçüde zarar verebileceklerini, böylece hedefli hava saldırıları ve özel ekip operasyonlarının düzenleneceği daha az yoğunluklu bir döneme geçişin önünü açabileceklerini düşündüklerini belirttiler.

İsrail’in eski istihbarat yetkililerinden olan ve Filistinlilerin biri 1980’ler biri de 2000’lerde olmak üzere iki ayaklanmasında da müzakereci olarak yer alan Avi Melamed ise, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun hükümetinin Refah’a kara hârekatı düzenlememesi yönündeki uluslararası çağrılara kulak verme olasılığının düşük olduğunu söyledi.

Melamed, “Refah, Hamas’ın kontrolünde kalan son kale ve burada İsrail’in bu savaştaki hedeflerine ulaşmak için etkisiz hâle getirmesi gereken taburlar bulunuyor” dedi.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant Cuma günü İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) Refah’ta Hamas militanlarını, komuta merkezlerini ve tünellerini hedef alan operasyonlar planladığını söylemiş ancak herhangi bir tarih vermemişti. Gallant, sivil ölümlerinin önüne geçmek için “olağanüstü tedbirler” alındığının altını çizmişti.

Basın toplantısında konuşan Gallant “Gazze’de 24 bölgesel tabur vardı, bunların 18’ini dağıttık. Şimdi Hamas’ın yeni ağırlık merkezi Refah” dedi.

Dünya liderleri ise Refah hârekatının bir insani krize yol açmasından endişeleniyorlar.

İsrail üzerindeki diplomatik baskıların arttığı geçen haftada, ABD Başkanı Joe Biden İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile telefonda görüşmüş Refah’ta sivilleri korumak üzere güvenilir ve uygulanabilir bir plan olmadan kentte askeri operasyona başlamaması gerektiği uyarısında bulunmuştu.

Netanyahu, “mutlak zafer” sözü verse de sivillerin hârekat öncesinde savaş alanını terk etmelerine izin verileceğini söylemişti.

İsrail ordusu, bir milyondan fazla insanı Gazze Şeridi’ndeki yıkıntıların arasından nasıl aktaracağını açıklamadı.

“TARAMADAN GEÇİRECEKLER”

İsrailli bir güvenlik kaynağına ve adının açıklanmasını istemeyen bir uluslararası yardım yetkilisine göre, Gazzeliler kuzeye gönderilmeden önce içlerindeki Hamas savaşçılarının tespiti için taramadan geçirilebilirler. Başka bir İsrailli kaynak ise İsrail’in Refah kentinin kuzeyinde yüzen bir iskele inşa ederek uluslararası yardımların ve hastane gemilerinin deniz yoluyla ulaşmasını sağlayabileceğini söyledi.

Öte yandan İsrailli bir savunma yetkilisi, Filistinlilerin Gazze Şeridi’nin kuzeyine toplu hâlde dönmelerine izin verilmeyeceğini, Refah çevresindeki çalılık alanların çadır kentler için bir seçenek olabileceğini söyledi.

BÖLGE GÜVENLİ DEĞİL

Bununla beraber, bölge yetkilileri patlamamış mühimmatların hâlâ temizlenmediği ve elektrik ile suyun olmadığı kuzeydeki bölgeye çok sayıda insanın taşınmasının güvenli olmayacağını belirttiler.

İki hükümet arasındaki görüşmelere yakın olan bazı yetkililer, sivillerin güvenli bir şekilde bölgeden çıkartılması konusunda İsrail’in yeterli hazırlığı yaptığına dair ABD’nin şüphelerinin olduğunu ifade etti. ABD Başkanı Joe Biden Cuma günü yaptığı açıklamada, İsrail’in Refah’a yönelik “büyük” kara harekâtının yakın zamanda olmasını beklemediğini belirtmişti.

Katar’da bulunan Hamas’ın bir yetkilisi Reuters’a yaptığı açıklamada, örgütün dört aydır süren çatışmalarda tahminen 6 bin savaşçısını kaybettiğini belirtti. İsrail’in 12 bin Hamas savaşçısını öldürdüğünü açıklamıştı.

“HAMAS AYAKTA VE YAŞIYOR”

Adının açıklanmasını istemeyen Hamas yetkilisi, Hamas’ın Gazze’de savaşmaya devam edebileceğini ve Refah kenti ile Gazze’nin merkezinde uzun bir savaşa hazırlıklı olduklarını söyledi ve şunu ekledi:

“Netanyahu’nun seçenekleri zor, bizimkiler de öyle. Gazze’yi işgal edebilir ama Hamas hâlâ ayakta ve savaşıyor. Hamas’ın liderlerini öldürme ya da Hamas’ı yok etme hedeflerine ulaşamadı.”

“REFAH’TA BOŞ YER KALMADI”

İsrail, Hamas militanlarının 7 Ekim 2023’te ülkeye eş zamanlı saldırılar düzenleyerek 1,200 İsrailliyi öldürmeleri ve 253 kişiyi rehin almalarının ardından Gazze’de harekât başlatmıştı. İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’ye düzenlediği saldırılarda 28,000’den fazla Filistinli hayatını kaybetti.

İsrail’in saldırılarıyla Gazze’nin büyük kısmı enkaz haline geldi. Gazze’nin güneyindeki Han Yunus kentinde çatışmalar devam ederken, İsrail’in Hamas savaşçılarından arındırdığını iddia ettiği kuzey bölgelerde de ara sıra çatışmalar yaşanıyor.

Gazze’de yaşayan 2,3 milyon kişinin yüzde 85’inden fazlası evsiz kaldı. Gazze’de evsiz kalanların çoğu, savaş öncesi nüfusu yaklaşık 300 bin olan Refah kentine sığındı.

Gazze’deki savaştan kaçarak ailesiyle birlikte Refah’a sığınan 55 yaşındaki Emad Joudat, “Refah’ta boş yer yok, bir buçuk milyondan fazla insan var. Dünya bunu biliyor mu? Tanklar girerse katliam yaşanacak” dedi.

Refah’ta yiyecek ya da suyu olmayan bir çadır kentte yaşayan beş çocuk babası olan Joudat, “Büyük ailemin sorumluluğu benim üzerimde. Kendimi çaresiz hissediyorum çünkü İsrail bu bölgeye saldırı başlatırsa ailemle birlikte nereye gideceğimi bilmiyorum” dedi.

REFAH AÇIKLAMALARI

Mısır, Refah sınırını kapattı. Mısır, Filistinlilerin Gazze’den göç ettirilmesine karşı çıkışını, 1948’de İsrail’in kuruluşunu çevreleyen savaşta 700 bin Filistinlinin şiddet kullanılarak evlerinden edildiği ya da zorla göç ettirildiği “Nakba”nın ya da “felaket”in tekrarlanmasını reddeden, daha kapsamlı bir Arap reddinin parçası olarak tanımladı.

Üç güvenlik kaynağı 16 Şubat’ta Reuters’a yaptığı açıklamada Mısır’ın, Gazze Şeridi sınırında, İsrail’in Refah kentine saldırması hâlinde Filistinlilerin olası toplu göçü sırasında sığınabilecekleri bir alan hazırladığını belirtmişti.

Mısır hükümeti ise bu yönde bir hazırlığın olduğunu reddetmişti.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, İsrail’in Filistinli sivillerin Mısır’a gönderilme niyeti olmadığını açıkladı.

İsrail’in eski istihbarat yetkilisi ve müzakerecisi Melamed, Hamas’ın rehine müzakerelerinde geri adım atması ve 7 Ekim’de rehin aldığı İsrailli rehineleri İsrail’e geri göndermesi durumunda, İsrail’in Refah’a hârekatında gecikme yaşabileneğini söyledi.

Üst düzey bir bölgesel güvenlik yetkilisi, İsrail’in bazı Hamas komutanları ve rehinelerin Refah’ta olduğuna inandığını belirtti.

Hamas, Katarlı ve Mısırlı arabulucuların 29 Ocak haftasında gönderdikleri ve ABD ile İsrail’in de desteklediği ateşkes önerisine yanıt olarak Gazze’deki savaşı tamamen sonlandırmaya yönelik 7 Şubat’ta üç aşamalı, 135 günlük bir ateşkes planı önermişti.

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Hamas’ın Gazze’de savaşı sonlandırmaya yönelik ateşkes önerisini 7 Şubat’ta reddetmişti.

Netanyahu, Hamas’ın ateşkes için önerdiği şartların “hayal ürünü” olduğunu söylemişti. Netanyahu ayrıca zaferin aylar içinde mümkün olduğunu söyleyerek savaşmaya devam etmekte kararlı olduğunu ifade etmişti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/israilden-refah-plani-alti-hafta-surecek/feed/ 0
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek: Lütfü Savaş ile Hatay’ı kazanamıyoruz https://www.foxhaber.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-gokan-zeybek-lutfu-savas-ile-hatayi-kazanamiyoruz/ https://www.foxhaber.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-gokan-zeybek-lutfu-savas-ile-hatayi-kazanamiyoruz/#respond Wed, 21 Feb 2024 21:24:33 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3754 CHP, dün, Hatay ve Esenyurt hariç tüm belediye başkan adaylarını açıkladı.

Adının ilan edileceğini düşünerek, törene katılmak için önceki gece Ankara’ya gelen Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, etkinliğin başlamasına bir saat kala CHP’ye davet edildi.

CHP lideri Özel, görüşme yaptığı Savaş’a son ankette, muhalif oyların CHP ile TİP’in arasında bölündüğünü, kararsızlar ve protesto oylarının yükseldiğini ve kazanma
ihtimalinin düştüğünü söyledi.

Ve bu yüzden Savaş’ın ilan edilmeyeceğini belirtti. Savaş ve ekibi, bugün saat 10.30’da CHP’de Özel ile yeniden buluşacak.

Savaş krizini CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek’le görüştüm.

Hatay meselesi ne aşamada?

– Yarın (bugün) görüşmeler devam edecek. Akşam Hatay’daki durum açıklığa kavuşacak. Aday yarın belli olur. Bizim istediğimiz Savaş’ın da içinde yer alıp onay verdiği, Hatay örgütümüzün kabul ettiği süreci beraberce yönetmek. Yani bir aday belirleyeceksiniz; adayı Savaş onaylayacak. Ya da tersi. Savaş önerecek ve biz de o ismin etrafında süreci yöneteceğiz.

Kararı bugün (dün) mü aldınız?

– İki aylık süreçte defalarca şunu gördük; Savaş, belli potansiyel üzerinde oy alıyor ama bu kazanmasına yetmiyor. Bunu kampanya sürecinde kapatacağını ve öne geçeceğini öngördük. Ancak kararsız ve oy kullanmama eğilimindeki seçmen olduğu yerde duruyor. TİP de Savaş’ın aday olması halinde aday çıkaracağını açıkladı. CHP’nin oyunu en üst seviyeye getirebilir miyiz diye çalışma yaptık. Gördük ki seçime 40 gün kala risk devam ediyor. Savaş’ın kendisine bu risk anlatılmıştır.

Bu risk sayısal olarak nedir?

– Muhalefet bloğunun oyları kazanmaya yetiyor ama birlikteliğe ihtiyaç var. TİP aday çıkarırsa CHP’nin kazanması mümkün olmaktan çıkıyor… Demeyelim ama ihtimal olarak azalıyor.

Bu tablo son ankette mi ortaya çıktı?

– Kararsızlarda oy vermeme eğilimi güçleniyor. Aralıktan beri 7 anket yaptık. Savaş, güçlü bir figür. Ama 11 büyükşehir belediyemiz içinde riskli olan tek ilimiz. Temel sebebi, deprem geçiren illerin durumu. Kahramanmaraş’ın memnuniyet oranı yüzde 12 çıktı. Malatya’nınki yüzde 18. Savaş, bunların üzerinde. Ama deprem travması yöneticilere tepki
oluşturuyor. Biz kampanya ile aşılabileceğini öngördük. Öngördüğümüz biçimiyle ilerlemedi. Hatay’da birinci parti, kararsızlar. 40 gün kala bu oranın inmesi gerekirdi. Muhalefetin oyu konsolide edememenin sıkıntısını gördük.

Şu anki durum ne? Savaş’ı aday göstermeyecek misiniz?

– Yarın (bugün) yapacağımız toplantı bunu belirler.

Başka aday var mı?

– Bugüne kadar Lütfü Bey dışında bir isme odaklanmadık.

Savaş’ın bağımsız aday olma ihtimali var mı?

– Savaş’ın CHP’de değişik zamanlarda çok daha iyi görevler yapabileceğine yürekten inanıyorum. Şu an siz sordunuz, ben de söyledim. Lütfü Bey, seçimi kazanma ihtimali çok yüksekti. Anlamak gerekir ki depremin travması seçmen davranışları üzerinde, bizim yönetemediğimiz siyasal ve toplumsal sonuçlar doğruyor.

SALONDAN İZLENİMLER

– CHP lideri Özgür Özel salona Zülfü Livaneli’nin seslendirdiği “Merhaba” şarkısıyla giriş yaptı. Özel’e bazı kadın belediye başkan adayları eşlik etti.

– Ankara Spor Salonu’nda yapılan toplantı bir buçuk saat geç başladı. Salonda heyecan ve katılım düşük kaldı.

– İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cemil Tugay törende hazır bulundu.

– CHP lideri Özel’in davetine uyan eski genel başkanlardan Hikmet Çetin ve Murat Karayalçın salonda yer aldı. Kemal Kılıçdaroğlu ve Altan Öymen ise katılmadı.

– Salonda “İşimiz gücümüz Türkiye” sloganları atıldı. “Şimdi Türkiye’nin gücüne güç katma zamanı”, “Atamızın mirası Çankaya gençlere emanet” pankartı asıldı.

– CHP Türkiye genelinde bin 127 seçim çevresinde aday gösterdi.

– CHP’ni adaylarının 100’ü kadın. Ayrıca 40 yaş altı 196, 30 yaş altı 23 aday bulunuyor.

– Mevcut belediye başkanlarının 145’i yeniden aday gösterildi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-gokan-zeybek-lutfu-savas-ile-hatayi-kazanamiyoruz/feed/ 0
Gökhan Zan’dan Lütfü Savaş’a yanıt https://www.foxhaber.com.tr/gokhan-zandan-lutfu-savasa-yanit/ https://www.foxhaber.com.tr/gokhan-zandan-lutfu-savasa-yanit/#respond Fri, 09 Feb 2024 09:39:29 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3113 6 Şubat depreminin yıl dönümünde Hatay’daki anma törenlerinde tepkilerinde hedefi olan Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, eski futbolcu Gökhan Zan’ı hedef almıştı. Adaylıktan çekilmeyeceğini duyurduğu açıklamasında Savaş, protestoculara işaret ederek “Onları harekete geçiren bir Gökhan Zan vardı” demişti. Savaş “Gökhan Zan futbolu bıraktığında ben ona kucak açtım. Onu maaşlı elemanın gibi futbol takımımda çalıştırdım. Onun şahitliğini biz yaptık. Bizim aramızda hiçbir kırgınlık yoktu. Ne olduysa Volkan hocanın Hatay’a gelmesiyle oldu” iddiasında bulunmuştu.

“SUÇLAMALARINA ÇOK ÜZÜLDÜM”

Savaş’a sosyal medya hesabında yaptığı açıklama ile yanıt veren Zan “Siz daha depremin ilk günlerinde, binlerce insanın vebaline girmiş idealist müteahhitlerinizi ak-lamadınız mı?” tepkisini gösterdi. Zan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

– Değerli büyüğüm Sayın Lütfü Savaş Başkanıma cevaben; Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, şahsıma karşı atfettiğiniz suçlamaları şaşkınlıkla izledim ve bu toprakların bir evladı olarak Hataylılar adına daha çok üzüldüm.

– Bir devlet büyüğüm olarak bana katkılarınızı inkar etmeyeceğim gibi, yanınızda çalışmış biri olarak, emeğimin karşılığını almamın nesi sizi bu kadar rahatsız etti anlayabilmiş değilim.

– Sizin depremin birinci yılında, Hataylılar tarafından böylesine bir protestoya maruz kalmanız herkesten çok beni üzmüştür.

– Ancak, bu protestoların nedeni BEN değil, kendi seçmeninizle bu denli iddialaşmanız, en zor zamanlarımızda yanımızda olmamanız ve kalpten kalbe giden yolda bizlerle bağınızı koparıp, SAVAŞ-mak yerine YALNIZ bırakmanızdır.

“VOLKAN DEMİREL’İ BAHANE ETMENİZ…”

– Kaldı ki, farklı kültürlerin sembolü olan Hatay’da, birlik ve beraberliğimizi yakanda, kül edende, yanlış kararlara imza atanda, bize sırtını dönen de SİZSİNİZ!

– Ayrıca şahsınıza karşı yapılan bu protestolar yeni değil, daha adaylığınızın açıklandığında ilk gün başlamıştır. Yani benimle alakalı DEĞİLDİR!

– Öyle ki, olayla hiç alakası olmayan, depremde gece gündüz çalışan, Hatay için elini taşın altına koyan kıymetli hocam kardeşim Volkan Demirel’i bahane etmeniz ise, hem kendisine, hem halkın gönlündeki yerine HAKARETTİR.

– Zaten, geldiğiniz yerin diliyle topluma karşı siyasi söylem üretmekten asla vazgeçmemeniz, ahde vefayı yüreğine kötülük uğramamış HATAYLILARLA değil, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde olduklarınızla, yol arkadaşlığı etmenizdir.

“ALTIN MAKASLI AÇILIŞLAR…”

– Üstelik, protesto edilmenizle benim bir alakamın olmadığını, İDEALİST UĞRULARLA, ALTIN MAKASLI açılışları benim yapmadığımı en iyi SİZ biliyorsunuz!

– Hiçbir anmada bir Hataylının elini tuttunuz mu? Elinizi omzumuza koydunuz mu? İçtenlikle samimi bir şekilde sarıldınız mı?

– Siz SEÇİLMİŞ biri olarak, hemşehrilerimizin enerjisini polemiklerle tüketip, ihanet ideolojisi içerisinde Hatay ve Hataylılar’a en büyük kötülüğü yapmıyor musunuz?

– Siz kendi mensubu olduğunuz siyaset arenasında bile, MECBURİ bir aday olarak karşımıza çıkartılmadınız mı?

– Siyasi şaibelerinizle hakkınızda yapılan anketler yeterli görülmediğinden, yenilerini yaptıranlar bizzat SİYASET EVİNİZİN mensupları değil mi!

“MÜTEAHHİTLERİNİZİ AK-LAMADINIZ MI?”

– Siz daha depremin ilk günlerinde, binlerce insanın vebaline girmiş İDEALİST müteahhitlerinizi AK-lamadınız mı?

– Bizim tek isteğimiz, kaybettiklerimiz için saatler tam 04:17’yi gösterdiğinde sessizce YAS tutmaktı. Ne yazık ki, bu mümkün olmadığı gibi sizde yanımızda da durmadınız.

– Bizim sizden beklentimiz, ağır yıkım yaşamış yaralı yüreklere birazda olsa DOKUNABİLMENİZDEN ibaretti. İhtiyaç duyduğumuz tam da buydu ama olmadı, yapmadınız.

– Siz suçunu bilen siyasetçi kimliğinizle bahaneler üretip, bizleri provokatörlükle suçlamak yerine, kişisel hırslarınız, tercihleriniz ve heveslerinizin bir gün MİLLİ İRADENİN kalkanına çarparak darmadağın olacağınızı bilmeliydiniz.

– KEŞKE siz, “Kırk yıl önce düşman eline bırakılmayan TÜRK yurdu Hatay’ı, eski görkemli günlerine kavuşturup İHYA ve İNŞA etmek için hep birlikte mücadele edelim, Hatay hepimizin ŞAHSi MESELESİ olsun” diyebilseydiniz.

– Bilmenizi isterim ki, Son söz elbette HATAY HALKININ olacaktır.

Söz konusu açıklamaya herhangi bir editöryal müdahale yapılmamıştır.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/gokhan-zandan-lutfu-savasa-yanit/feed/ 0
İsrail, F-16’da tekel oldu umarım muhtaç olmayız https://www.foxhaber.com.tr/israil-f-16da-tekel-oldu-umarim-muhtac-olmayiz/ https://www.foxhaber.com.tr/israil-f-16da-tekel-oldu-umarim-muhtac-olmayiz/#respond Fri, 09 Feb 2024 09:06:47 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3093 Global Strateji Araştırma Merkezi Başkanı emekli Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı, Amerika’nın Türkiye’ye vermeyi kabul ettiği F-16’ların elektronik imtiyazının İsrail’in elinde olduğunu belirterek Yunanistan’a F-35 yeni nesil uçakları verecek olan ABD, Türkiye’yi F-35 projesinden çıkardıktan sonra, F-35 yerine F-16 satmayı kabul etti. F-16’ların elektronik imtiyazının İsrail’in elinde olduğunu belirten Yaycı, Türkiye’nin bugüne kadar F-16’lar konusunda İsrail’den bilinen pek destek almadığını, dolayısıyla İsrail’e bir bağımlılığımızın olacağını düşünmediğini söyledi.

Yaycı, F-16’lar üzerinden Türkiye-İsrail ilişkilerini SÖZCÜ Medya Grubu Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk’e anlattı.

F-16’ların geçmişi 1960’lı yılların başına, Vietnam Savaşına uzanıyor. Vietnam Savaşı’nda daha hafif ve manevra kabiliyeti yüksek bir savaş uçağına ihtiyaç duyulmasıyla birlikte ABD Hava Kuvvetleri, 1969’da “Hafif Savaş Uçağı” programı başlattı. Bu kapsamda F-16’lar General Dynamics firması tarafından tasarlandı. F-16, ilk uçuşunu 1974’te yaptı, 1978’de ise hizmete alındı. Türkiye, 1981’de F-16 satın alma kararı aldı. 1987’de ilk F-16’lar teslim edildi.

Türkiye’de, 1987 yılında TUSAŞ’ta F-16 montajına başlandı. Körfez Savaşı’nın etkisiyle de 1990’larda F-16 filosunu genişletti ve modernize etti. Körfez Savaşı sırasında ABD’den 40 adet F-4E Phantom uçağı hibe alındı.

İsrail firmaları, Türk Hava Kuvvetleri’nin envanterinde bulunan F-4 savaş uçaklarına monte edilmek üzere istihbarat ve keşif amaçlı kamera sistemleri üretiyordu. 2000’li yıllarda F-16’ları İsrail ile işbirliği içinde güncelledi ve yeni nesil Block 50 konfigürasyonunda 80 adet F-16 daha üretti.

1990’lar ve 2000’ler boyunca Türkiye, F-16 filosunu sürekli olarak modernize etti ve güncelledi. Elektronik sistemlerin yenilenmesi, aviyoniklerin (uçuş sistemi) geliştirilmesi ve silah sistemlerinin entegrasyonu gibi çalışmalar yapıldı. Bu, Türk F-16 filosunun operasyonel kapasitesini ve etkinliğini artırdı.

İSRAİL DE UÇAKLARIMIZIN YAZILIMINI GÖRÜYOR

1979’da İran’daki Şah rejiminin devrilmesinin hemen ardından İsrail F-16 uçaklara sahip olan ilk devletlerden birisi oldu. İsrail, F-16’ları çeşitli çatışma ve operasyonlarda kullandı, kendi geliştirdiği sistemlerle uçakları modernize etti. Bu gelişmelerle birlikte İsrail ile Türkiye ilişkilerinde de F-16’lar önemli bir etken haline dönüştürüldü.

Global Strateji Araştırma Merkezi Başkanı emekli Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı, F-16’ların elektronik imtiyazının İsrail’in elinde olduğunu belirterek, SÖZCÜ okurları için şu açıklamaları yaptı:

■ ABD, İsrail uçaklarına söz konusu yazılımı açık kod olarak verdiği için, İsrail istediği değişikliği yapabiliyor ve Türkiye’nin elindeki yazılımı da görebiliyordu. İsrail bu sayede F-16 özelinde önemli bir elektronik imtiyazı elinde bulundurmaktaydı. İsrail F-16’lar üzerindeki geliştirme ve güçlendirme imkanını ise F-16A/B avcı uçaklarının F-16C/D konfigürasyonuna modernizasyonunu içeren ‘Barak’ (Yıldırım) programı olarak adlandırılan bir süreç ile inşa etti.

■ Modernize edilen F-16C/D Barak avcı uçakları gelişmiş aviyonikler, radar sistemleri ve silah kabiliyetlerine sahip oldu. Öyle ki; İsrail’in kendi özel gereksinimleri için geliştirdiği ve İsraillilerin ‘Sufa’ olarak isimlendirdikleri bir F-16İ modeli dahi bulunuyor. Bu, onu hizmetteki en gelişmiş F-16’lardan biri haline getiriyor.

İSRAİL’İN GÜVENLİĞİ ÖNCELİKLİ

ABD’nin 1979 yılından itibaren İsrail’e son teknoloji F-16 kitleri ve açık kaynak kodları sağladığını, İsrail’in başta bölgedeki Arap ülkeleri olmak üzere diğer ülkelere karşı güç çarpanını muhafaza ettiğini anlatan Yaycı, açıklamasını şöyle sürdürdü:

■ ABD, diğer bölge ülkelerine de F-16 satışları gerçekleştirmiş olsa da her zaman İsrail’in güvenlik önceliklerini öne aldı. Bu konuda uzmanlaşmış birçok uluslararası araştırmacı da İsrail kendi elektronik aksamını yapmakta olduğunu ve İsrail jetlerinin Amerikan muadillerine göre birkaç kat daha iyi donanıma sahip olarak ciddi şekilde modifiye edilmiş olduklarını belirtiyor.

■ İsrail’e tanınan teknoloji imtiyazları ve güvenlik garantileri sayesinde F-16’lar hususunda son derece önemli bir altyapı, elektronik ve eğitim gücü elde etti. Öyle ki; 6 Ocak 2021 tarihinde Yunan Hava Kuvvetleri ile İsrail merkezli Elbit Systems şirketi arasında, Yunan Hava Kuvvetleri Komutanlığı mensubu pilotların eğitim faaliyetleri için 1.68 milyar ABD Doları değerinde bir anlaşma imzalanmıştı.

■ 2022 yılında da Polonya, ülkenin hava gücünün bel kemiğini oluşturan F-16’lar için simülatör anlaşması yapmış ve toplam 36 milyon dolarlık projede İsrail merkezli Elbit şirketi tarafından tasarlanan Tam Görev Simülatörü’nden (FMS) 4 adet satın almıştı. İsrail gerek kendine özgü F-16’ları geliştirme, gerekse F-16’ların elektronik ve kod altyapısını geliştirme konusunda ileri noktalara ulaştı, hatta bu alanda tekel olmuş vaziyette.

TÜRKİYE, ALACAĞI F-16’LARDA İSRAİL’E BAĞIMLI MI OLACAK?

Türkiye bugüne kadar F-16’lar konusunda İsrail’den destek aldığına ilişkin iddiaların teyit edilemediğini anlatan Cihat Yaycı, ‘dolayısıyla bir bağımlılığın söz konusu olacağını sanmadığını’ belirtti ve açıklamasını şöyle sürdürdü:

■ Ancak, her ne kadar F-16’ların montajı uzun yıllardır Türkiye’de yapılıyor olsa da seyrüsefer, dost-düşman tanımlama ve savaş sistemlerine ilişkin yazılımları yurt dışından tedarik ediyoruz. ABD’nin 28 Ocak 2024’te Türkiye’ye F-16 satışını onaylamasının ardından geleceğe dair kritik sorular ve sorun ihtimallerini de düşünmek durumundayız.

ABD, Türkiye’nin F-16’ları modernize etmesine veya yeni uçaklar almasına da uzun süre engel oldu. Bununla yetinmeyip Yunan, Rum, Ermeni hatta Hint lobilerinin destekleriyle de şartlar koşuyor. Bunun en somut örneği de şu; ABD, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi almasından sonra F-35 programından çıkarması ve F-16 satışını da askıya alması süreci idi. Nihayet F-16 savaşı şu veya bu şekilde onaylandı. Bu süreçte F-16’ların kullanımına dair çeşitli şartlar ve kısıtlamalar konmaya çalışıldığı da açık kaynaklara yansıdı”

Umarım ABD, Türkiye’yi İsrail’e mecbur bırakmaz

ABD’nin, Türkiye’nin F-16’ları İsrail’in çıkarlarına karşı zarar verecek şekilde kullanmasını da engellemeye ya da bu konuda şart koşmaya çalışmış olmasının da olası olduğunu değerlendiren Yaycı şunları kaydetti:

“F-16’ların avionik sistemleri, elektronik harp sistemleri ve silah sistemleri (F-16’ların işletim sistemi, mission software yazılımları) gibi kritik altyapılarının bir kısmının İsrail tarafından geliştirildiği ve üretildiği de bilinmektedir.

*F-16’ların bu sistemlerinin bakımı, onarımı ve güncellenmesi için İsrail’den teknik destek ve yedek parça temini gibi bir durumla karşı karşıya kalmayacağımızı umuyorum. İnşallah Türkiye bu kritik yazılım altyapısı için ABD tarafından İsrail’e mecbur bırakılmaz. Türkiye’nin bu riski azaltmak için yerli üretim ve Ar-Ge çalışmaları hızlandırması ve alternatif çözümler geliştirmeye devam etmesi son derece önemlidir. Bu nedenle, Türkiye, F-16’larını yerli ve milli imkanlarla modernize etmek veya yeni nesil savaş uçaklarını üretip, geliştirmek için çalışmalarını artık daha yoğun ve kararlılıkla sürdürmeli.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/israil-f-16da-tekel-oldu-umarim-muhtac-olmayiz/feed/ 0
NATO’dan endişe yaratan açıklama: Putin Avrupa’da hedefleri vurabilir https://www.foxhaber.com.tr/natodan-endise-yaratan-aciklama-putin-avrupada-hedefleri-vurabilir/ https://www.foxhaber.com.tr/natodan-endise-yaratan-aciklama-putin-avrupada-hedefleri-vurabilir/#respond Mon, 29 Jan 2024 09:36:12 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2752 Üst düzey NATO generalleri Vladimir Putin’in Batı’ya karşı topyekûn bir savaşta Avrupa’daki hedefleri vurabileceği uyarısında bulundu.

İngiltere’nin saygın gazetelerinden The Times’a konuşan üst düzey yetkililer Rusya’nın Avrupa topraklarına yönelik olası bir saldırısına hazırlanmak için üç yıl gibi kısa bir süreleri olabileceğini ve bu süre zarfında savaş çabalarını engellemek amacıyla cephe hatlarının gerisindeki sivil ve askeri altyapıya saldırılar düzenlenebileceğini söyledi.

ALMANYA’DAKİ NOKTALAR HEDEFTE

Almanya’nın NATO’nun kıtasal ikmal hatları için merkezi bir ‘döner tabla’ olarak seçilebileceğini ve hedeflerin mühimmat fabrikaları ve komuta merkezlerinden enerji santralleri, demiryolları ve köprülere kadar uzanabileceğini söylediler.

Rusya Ukrayna’yı işgali sırasında benzer taktikler kullanmış, Ukrayna topraklarının çok içlerine füzeler fırlatmış, Ukrayna da cephane depolarını, yakıt depolarını ve komuta merkezlerini vurarak misilleme yapmıştı.

NATO’nun güneybatı Almanya’daki askeri lojistik merkezinin komutanı Korgeneral Alexander Sollfrank, “On yıl ya da beş yıl önceki savaş ve operasyonları karşılaştırırsak, arka bölgelerde de ciddi bir mücadele yaşanacağını kabul etmemiz gerektiğini anlamamız gerek. Bir saldırganın arka bölgede de iletişim hatlarını yok etmek için kinetik ve kinetik olmayan tüm güç yelpazesini kullanacağını varsaymak zorundayız” dedi.

Sollfrank, “Bu elektronik ve siber savaş yoluyla sabotaj eylemlerinden füzeler, insansız hava araçları vb. yoluyla kinetik olasılıklara kadar uzanmaktadır” dedi. NATO’nun üst düzey yetkilileri olası bir saldırıya karşı dünya liderlerini “bürokrasiyi” azaltma çağrısında da bulundu.

“OLMAMIZ GEREKEN YERDE DEĞİLİZ”

Sollfrank, ‘değiştirilebilirlik’ olarak bilinen kimin hangi ekipmanı kullanabileceğine ilişkin kuralların müdahale sürelerini büyük ölçüde yavaşlattığını söyledi. Paraşütçülerin, işlevsel olarak aynı olsalar bile, başka bir ulusun ordusu için üretilen paraşütleri kullanmalarının yasal olarak yasak olduğu örneğini verdi.

Hollanda Silahlı Kuvvetleri Savunma Destek Komutanlığı’nın başındaki Korgeneral Jan-Willem Maas, blok çapında bir çatışmaya yönelik hazırlıkların daha da ileri götürülmesi gerektiğini söyledi.

Maas, “Olmamız gereken yerde değiliz. Bu çok açık. Ama asıl soru şu: bu konuda ne yapacağız? Putin’in şimdiye kadar yaptıklarına bakarsanız, bir sonraki operasyonlar için çok daha iyi bir başlangıç pozisyonuna sahip olduğumuzu düşünüyorum. Ukrayna’yı işgal ettikten sonra Avrupa’nın nasıl birleştiğine bakarsanız, o kadar da kötümser değilim” ifadesini kullandı.

ABD’Lİ TUĞGENERAL: BİZE YAZIKLAR OLSUN

ABD ordusunun Avrupa’daki üst düzey isimlerinden Tuğgeneral Ronald Ragin de açıklamalarda bulundu.

Ragin, Berlin’de düzenlenen bir askeri konferansta yaptığı konuşmada, “Eğer mücadele etmeyi düşünmüyorsak, yazıklar olsun bize” dedi. Ragin, “Düşman neden on gün içinde herhangi bir yere on tümen yerleştirmemize ve kendisine karşı savaşmak zorunda kalacağı bu tür bir savaş kabiliyeti oluşturmamıza izin versin ki? İnandığımız şey, tüm alanlarda mücadele edeceğimizdir. Stratejik destek alanlarınızdan ve konuşlanma kabiliyetinizden başlayarak hibrit savaş olacak. Atlantik’i geçerken mücadele içinde olacaksınız. Tiyatro içindeki limanlarımızda mücadele edeceksiniz” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/natodan-endise-yaratan-aciklama-putin-avrupada-hedefleri-vurabilir/feed/ 0
Korkutan senaryo: Rusya 2044’te bu planlarla saldıracak, Türkiye de listede https://www.foxhaber.com.tr/korkutan-senaryo-rusya-2044te-bu-planlarla-saldiracak-turkiye-de-listede/ https://www.foxhaber.com.tr/korkutan-senaryo-rusya-2044te-bu-planlarla-saldiracak-turkiye-de-listede/#respond Sun, 21 Jan 2024 09:00:31 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2455 Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş devam ederken, batı medyası, yakın gelecekte Rusya’nın batı ülkelerine saldırı gerçekleştirebileceği iddiasını ortaya atmaya devam ediyor…

İngiltere’nin çok okunan gazetelerinden Mail on Sunday, uzmanlara dayandırdığı kapsamlı haberde Rusya’nın 2044 yılında batı ülkelerine farklı kollardan saldırı düzenleyebileceğini aktardı. Gazeteye konuşan uzmanlar Rusya’nın farklı senaryolar üzerinde durduğunu aktardı.

Geçen hafta NATO’nun üst düzey isimlerinden Amiral Rob Bauer, Rusya ile savaşa girilebileceğinin sinyalini vermiş ve uluslararası kamuoyuna yansıyan diğer haberlerde ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in olası senaryolar üzerinde durduğu öne sürülmüştü.

İngiliz medyasına konuşan emekli general Kevin Ryan, “2024’te Rusya’nın savunma harcamaları 140 milyar dolara çıktı. Sadece şu anki düşmanları Ukrayna için bu rakama çıkmaları mantıklı değil, onların nüfusu ve bütçesi Rusya’ya göre daha düşük. Bütçedeki bu artış Rusya’nın NATO gibi çok daha büyük bir rakiple savaşa hazırlandığı izlenimini veriyor” dedi.

Mail on Sunday’e konuşan uzmanlar 2044 yılına kadar Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek savaşın detaylarını ve olası senaryoları masaya yatırdı.

SAVAŞIN BİRİNCİ FAZI: SİBER SALDIRI

Siber saldırıların ülkeler tarafından kullanıldığına dikkat çeken savunma uzmanı Sam Cranny-Evans, “Siber saldırılar gerçek birer cephe haline geldi. Ruslar, Ukrayna’yla savaşta Viasat iletişim ağını ve diğer unsurları ortadan kaldırdı” dedi.

Emekli general Hodges, “Rusların çok büyük siber saldırılar gerçekleştirerek deniz ulaşımı, lojistik ve tedarik zincirinde çok ciddi hasarlar yaratabileceğini düşünüyorum” dedi. Cranny-Evans da, “Ben uydular aracılığıyla savaşın yaşanabileceğini düşünüyorum. Uyduları ele geçirebilirler ve iletişimi ortadan kaldırabilirler” dedi.

İngiliz gazetesinin hazırladığı grafikte ise birçok ülkede altyapının etkilenebileceği belirtildi. Özel olarak hazırlanan haritada Türkiye’nin de Rusya’nın siber saldırısından etkilenebileceği gözler önüne serildi.

Hodges ayrıca, Rusya’nın Avrupa’daki sivil hedeflere karşı yüzlerce uzun menzilli hassas füze kullanabileceğini de söyledi. Hodges, “Bunu Ukrayna’ya karşı yaptılar ve her gün işlenen bu savaş suçlarının yankıları konusunda hiçbir endişeleri olmadığı açık. Dolayısıyla, eğer NATO’ya saldırmaya karar vermişlerse, tüm ana limanlara, havaalanlarına ve ulaşım merkezlerine, ayrıca büyük askeri karargahlara, hava alanlarına ve bu tür şeylere füzeler ve uzun menzilli insansız hava araçları fırlatacaklardır. İşte bu yüzden Avrupa genelinde yeterli hava ve füze savunmasına sahip olmamızın önemini sık sık vurguluyorum – şu anda buna sahip değiliz” dedi.

İKİNCİ FAZ: KARA, DENİZ VE HAVADAN İŞGAL

Uzmanlar Rusya’nın kara, deniz ve havadan işgal operasyonu başlatabileceğini iddia etti. Rusya’nın Polonya ve Litvanya arasında kalan Suwalki koridorundaki askeri gücünü artırabileceği iddia edilirken İran ve Çin’in de desteğinin alınabileceği belirtildi.

Havadan, karadan ve denizden işgal sürecinin başlamasının rakipleri daha kolay etkisiz hale getirebileceği de kaydedildi. Suwalki bölgesinde çatışmaların başlamasının Avrupa ile Baltık ülkeleri arasındaki bağın da kopması anlamına gelebileceği ve bunun da NATO için çok ciddi sorunlar doğurabileceği iddia edildi.

Öte yandan Rusya’nın kutuptaki deniz rotasının kontrolünü de ele alarak buradaki geçişleri engelleyebileceği öne sürüldü.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/korkutan-senaryo-rusya-2044te-bu-planlarla-saldiracak-turkiye-de-listede/feed/ 0
İsrail’de savaş karşıtı gösteriye polis müdahalesi https://www.foxhaber.com.tr/israilde-savas-karsiti-gosteriye-polis-mudahalesi/ https://www.foxhaber.com.tr/israilde-savas-karsiti-gosteriye-polis-mudahalesi/#respond Sat, 20 Jan 2024 21:30:38 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2453 İsrail’de Hayfa şehrinin Hantur Meydanı’nda toplanan yaklaşık üç yüz kişi ellerinde Arapça, İbranice ve İngilizce olarak “Gazze’deki soykırımı durdurun”, “Çocukları kim kurtaracak?” ve “Bu kadar katliam yeter” yazılı dövizler açtı.

Savaş karşıtı sloganlar atan göstericilerden bazıları, Gazze’de öldürülen Filistinlilerin ve yıkılan binalar arasındaki çocukların fotoğraflarını taşıdı.

Göstericiler İsrail ordusuna ait bir savaş uçağının maketini de gösteri alanına getirerek ellerinde taşıdı. Siyah renkte maketin üzerinde ölümü simgeleyen kuru kafa resmi olduğu ve etrafından sarkan bombaların üzerinde “cinayet”, “işgal”, “intikam” ve “açlık” yazılı olduğu dikkati çekti.

İsrail polisi gösterinin düzenleneceği alanın etrafını barikatlarla çevirerek meydanın birkaç yüz metre ilerisinden itibaren kontrol noktaları kurdu.

Göstericilerin ellerindeki bazı pankartlara el koymaya çalışan polis ile göstericiler arasında arbede yaşandı. Polis üzerinde “katliam” ve “cinayet” yazılı birçok pankarta el koydu.

“25 BİN İNSAN SEBEPSİZ YERE ÖLDÜRÜLDÜ”

Göstericilerden Yonatan Rabinovitch, Gazze’deki “kanlı savaşa ve soykırıma karşı çıkmak” için bu gösteriye katıldığını söyledi.

Rabinovitch “(Gazze’de) 25 bin insan sebepsiz yere öldürüldü. Biz (İsrailliler) bunun nefsi müdafaa olduğunu iddia ediyoruz ama bu aslında bir intikam. Bu protestoya gelmek gerçekten zor oldu çünkü polis hareket özgürlüğüne büyük oranda izin vermiyor. Birçok kısıtlama var, birçok yaya ve atlı polis var. Aynı zamanda içerisinde kötü kokan bir suyun bulunduğu TOMA getirdiler” dedi.

İsrail’de medya ve billboardlar aracılığıyla savaş yanlısı bir propaganda yürütüldüğünü dile getiren Rabinovitch, “Birçok insanın beyni bu şekilde yıkanıyor” diye konuştu.

Tel Aviv’de billboardlarda İsrail bayrağı ve “Savaşı birlikte kazanacağız” yazısını görmeden yürümenin imkansız olduğun dile getiren Rabinovitch, bu yüzden birçok insanın İsrail hükümetin gündemini takip ettiğini kaydetti.

“SOKAKTA SALDIRIYA UĞRADIM”

İsrail’deki savaş karşıtlarına yönelik büyük baskı olduğunu vurgulayan Rabinovitch, şöyle devam etti:

“Doğrusunu söylemek gerekirse birçok insan korkuyor çünkü polis bugünlerde büyük şiddet uyguluyor. Kendim ölüm tehditleri aldım ve sokakta elimde savaş karşıtı bir pankart taşıdığım için saldırıya uğradım, yumruklandım. Kaçarak ancak kurtulabildim. İsrail’de ‘savaşı durdurun’ yazılı bir pankart taşıyorsunuz ve bu nedenle saldırıya uğruyorsunuz. Tıpkı Nazi Almanya’sı gibi.”

“ŞİDDET İLE BİR ŞEY ELDE EDEMEZSİNİZ”

Gösteriye katılan Anna Narkiss de İsrail’in Gazze’ye saldırılarını bir “intikam” savaşı olarak gördüğünü söyledi.

Narkiss, “En baştan bu savaş durdurulmalıydı, aylar öncesinde ateşkes ilan edilmeli ve İsrailli esirleri getirmek için bir çeşit anlaşma sağlanmalıydı. Şiddet ile bir şey elde edemezsiniz” dedi.

Hayfa’da düzenledikleri gösteriye polisin daha önce izin vermediğini hatırlatan Narkiss, şunları kaydetti:

“Ana akım İsrail toplumu savaşı destekliyor ve savaşa karşı herhangi bir şey söylemek ihanet sayılıyor. Bu demokratik değil. Maalesef bizim gibi düşünenlerin sayısı İsrail’de çok değil. Aslına bakarsanız bunu tam olarak da bilemeyiz çünkü kendimizi ifade etmemiz yasak.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/israilde-savas-karsiti-gosteriye-polis-mudahalesi/feed/ 0
Husiler: ABD ile savaşa hazırlanıyoruz https://www.foxhaber.com.tr/husiler-abd-ile-savasa-hazirlaniyoruz/ https://www.foxhaber.com.tr/husiler-abd-ile-savasa-hazirlaniyoruz/#respond Mon, 15 Jan 2024 21:51:14 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2303 Yemen’de İran destekli Husilerin siyasi büro üyesi Ali el-Kahhum, bölgede yaşanan gerilimle ilgili açıklamalarda bulundu.

Kahhum, “Yemen’den Amerikalılara şunu söylüyoruz: Yemen’e yönelik tüm hareketleriniz ve saldırılarınız başarısızlıkla deneme bonusu
sonuçlanacak, saldırılarınıza tüm gücümüzle karşı koyacağız. Yemen’in kudretini göreceksiniz ve bölgeden aşağılanmış bir halde çekileceksiniz. Kibrinizi kıracak, sözde heybetinizi yıkacak Yemen caydırıcılığını göreceksiniz” dedi.

“BİR FETİH VE CİHAT”

Yemen’in, devletiyle, halkıyla ve ordusuyla ABD ile bir savaşa hazırlandığına dikkati çeken Kahhum, şunları söyledi:

“Yemen devleti, liderliği, silahlı kuvvetleri ve halkı tetikte ve ABD ile açık bir savaşa girmeye hazırlanıyor. Filistin ve ümmetin tüm davaları uğruna, Amerika, İngiltere ve İsrail’in temsil ettiği Büyük Şeytan’la doğrudan karşı karşıya gelmek büyük deneme bonusu veren siteler
bir onurdur.”

Kahhum, ABD ile savaşın “vaat edilen bir fetih ve cihat” olduğunu söyledi.

“SALDIRILAR ETKİSİZ”

​​​​​​​ABD’nin Yemen’deki saldırılarının etkisiz olduğunu savunan Kahhum, “ABD ve İngiltere’nin Yemen’e yönelik saldırılarının hiçbir etkisi olmadı ve olmayacak. Bu, egemenliği ve uluslararası yasaları çiğneyen bir saldırı ve suçtur” değerlendirmesinde bulundu.

“YEMEN’E SAVAŞ İLAN ETTİLER”

Kahhum, “ABD ile İngiltere’nin vurduğu hedefler daha önce bombalanan bölgelerdeydi ve bu yeni bir şey değil. Bununla birlikte Yemen’e savaş ilan ettiler ve dolayısıyla Yemen’in onlara yönelik yapacağı saldırılara ve Yemen’in stratejik caydırıcılığına katlanmaları gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Ali el-Kahhum, “Bu terörist ABD’dir ve bu da onun işlediği suçudur. Bu açık bir savaştır ve devam ediyor. Saldırılarında pişman olacaklar ve bedelini ağır ödeyecekler. Yemen, yüce milletiyle, devletiyle, liderliğiyle, silahlı kuvvetleriyle, güçlü eliyle ve askeri yetenekleriyle büyüktür” şeklinde konuştu.

Kahhum, ABD’ye zafere ulaşana dek savaşacaklarına dikkati çekerek, düşmanlarına karşı tepkilerinin sert ve acıklı olacağını öne sürdü.

KÜRESEL TİCARETİ TEHDİT EDİYORLAR

İran’ın desteklediği Yemen’deki Husiler, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki saldırılarına tepki olarak, 31 Ekim’den bu yana Yemen açıklarında İsrailli şirketlere bağlı olduğunu iddia ettikleri ticari gemilere el koymaya ve bazılarına da drone ve füzelerle nazillispor.com
saldırılar düzenlemeye başladı.

ABD güçleri bu süreçte birçok kez Yemen’den atılan füze ve kamikaze droneları düşürdüğünü duyurdu.

Husilerin eylemlerinin ardından çok sayıda gemicilik şirketi, Kızıldeniz’deki seferlerini durdurma kararı aldı.

ABD, küresel deniz ticareti güvenliği tehlikeye girdiği gerekçesiyle 18 Aralık’ta bir grup ülkenin katılımıyla Husi güçlere karşı “Refah Muhafızı Operasyonu” adında çok uluslu “deniz görev gücü” oluşturulduğunu açıkladı.

Kızıldeniz’de 31 Aralık’ta İsrail’le bağlantılı gemiyi ele geçirmeye çalışan Husilere ait 3 sürat teknesi ABD helikopterleri tarafından ateş altına alındı.

Husiler, 10 Ocak’ta da İsrail’e destek olduğu gerekçesiyle Kızıldeniz’de ABD’ye ait bir geminin füze ve kamikaze dronlarla hedef alındığını bildirdi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), 11 Ocak’ta ABD ve Japonya tarafından sunulan ve Husilerin Kızıldeniz’deki saldırılarının acilen sonlandırılmasını talep eden karar tasarısını kabul etti.

Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayarak Avrupa ile Asya arasındaki en kısa rotayı sunan Süveyş Kanalı üzerinden küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12’si yapılıyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/husiler-abd-ile-savasa-hazirlaniyoruz/feed/ 0
İsrail’de sokaklar karıştı… Polisten sert müdahale https://www.foxhaber.com.tr/israilde-sokaklar-karisti-polisten-sert-mudahale/ https://www.foxhaber.com.tr/israilde-sokaklar-karisti-polisten-sert-mudahale/#respond Sun, 14 Jan 2024 21:27:20 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2258

İsrail ile Hamas arasındaki çatışmalar devam ederken Tel Aviv’de bugün yine eylem vardı.

İsrail Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetinin politikalarının Hamas’ın güçlenmesini sağladığını savunan göstericiler ellerinde “Netanyahu, senin hükümetin cehennemden gelme”, “Ancak Netanyahu olmadan kazanabiliriz” ve “Netanyahu’yu verip (Gazze’deki İsrailli) esirleri geri alalım” yazılı pankartlar taşıdı.

Göstericiler sık sık “Hemen erken seçim istiyoruz” ve “Utan (Netanyahu)” sloganları attı.

Daha sonra yürüyüşe geçen protestoculardan bir kısmı şehrin ana arterlerinden Ayalon Caddesi’ni trafiğe kapattı.

Göstericilere müdahale eden İsrail polisi, yolda oturma eylemi yapan göstericileri zorla kaldırarak yolu açtı.

Protestocular ile polis arasında yaşanan arbedenin ardından, 4 gösterici gözaltına alındı.

Göstericilerden Yahiam Prior, İsrail hükümetinin 7 Ekim’de Hamas’a karşı başarısız olduğunu söyledi.

Weizmann Enstitüsünde bilim adamı olarak çalışan Prior, “Şimdi de ekonomiyi ve toplumu kötü yönetiyorlar ve geleceğe dair planları yok. En önemli şey gelecek” dedi.

Savaşın bir gün mutlaka biteceğini dile getiren Prior, şunları kaydetti:

“Bu noktaya geldiğinizde bir planınız olması lazım. O zaman bizimle Gazze ve Batı Şeria’daki Filistinliler ve Katar ve Suudi Arabistan gibi komşularımız arasında bir çeşit düzenlemeye ihtiyaç var. Netanyahu’nun böyle bir planı yok. Netanyahu siyasi olarak pozisyonunu koruyabilmek için savaşı uzatmak istiyor.”

Eleştirilerinin iktidardaki birlik hükümetine mi yoksa sadece Netanyahu’ya yönelik mi olduğu yönündeki soru üzerine Prior, “Hükümetin başında Netanyahu var. Bakanları o seçiyor. Dolayısıyla benim eleştirilerim hem Netanyahu’ya hem de tüm hükümete yönelik” ifadelerini kullandı.

Prior, Netanyahu’nun yıllardır aleyhindeki protestolara rağmen iktidarda kalmayı başardığının hatırlatılması üzerine, bu sefer durumun farklı olduğunu ifade ederek şunları kaydetti:

“(Hamas’ın İsrail’e karşı eylem düzenlediği) 7 Ekim’de yaşananlar korkunçtu (ve bu Netanyahu’nun başbakanlığı zamanında oldu). Halkın buna tepkisiz kalacağını sanmıyorum. Şu an (hükümet karşıtı gösteriler) şiddet içermiyor ve çok yaygın değil çünkü savaş devam ederken insanlar protesto yapmak istemiyor. Savaş halinde olan askerler protesto düzenleyemez. Ancak önümüzdeki haftalarda ve aylarda milyonlarca insanın protesto düzenlediğine şahit olacaksınız.”

“HALKIN PARASINI ÇALDI”

Protestoya katılan Anna Goldman isimli diğer bir İsrailli de Netanyahu’yu, “İsrail’in güvenliğini sağlayamamak ve (halkın) parasını çalmakla” suçladı.

Gazze Şeridi’ne saldırılar başlamadan önce de Netanyahu’ya yönelik eleştirileri olduğunu dile getiren Anna, “(Katar’ın Gazze Şeridi’ne yaptığı yardımlar) Netanyahu, Katar’dan aldığı milyonlarca doları Hamas’a verdi” dedi.

Anna, “Netanyahu, koltuğunu koruyabilmek için savaşı uzatıyor ve İsrail’in güvenliğini sağlayamıyor” ifadelerini kullandı.

Gazze’deki İsrailli esirlerin bir kısmının yapılan müzakereler sonucunda bırakıldığını hatırlatan Anna, diğer esirlerin de serbest bırakılması için “Hamas dahil tüm taraflarla” müzakere yapılması gerektiğini söyledi.

SAVAŞ KARŞITLARI DA DESTEK VERDİ

Netanyahu karşıtı gösteriye Gazze’ye yönelik saldırılara karşı çıkan bir grup da destek verdi.

Savaş karşıtı bu göstericilerden Cindy Anna, İsrail’in Gazze’de katliam yaptığı yönündeki eleştirilere katıldığını söyledi.

Anna, “Bu sorunun (İsrail-Filistin meselesi) askeri bir çözümü yok. Hamas 7 Ekim’de katliam yaptı. Savaş (Gazze’deki İsrailli) esirleri geri getiremez. Müzakere ederek barışa ulaşmalıyız” dedi.

Savaş karşıtı yaklaşık üç yüz kişilik grup daha sonra buradan ayrılarak başka bir noktada eylemlerine devam etti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/israilde-sokaklar-karisti-polisten-sert-mudahale/feed/ 0
Orta Doğu’da tansiyon fırladı: ABD’den İsrail-Hizbullah savaşını önleme hamlesi https://www.foxhaber.com.tr/orta-doguda-tansiyon-firladi-abdden-israil-hizbullah-savasini-onleme-hamlesi/ https://www.foxhaber.com.tr/orta-doguda-tansiyon-firladi-abdden-israil-hizbullah-savasini-onleme-hamlesi/#respond Thu, 04 Jan 2024 21:03:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1873 Dünyanın gözü yaklaşık 3 ayda 22 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği Gazze’deki savaşa çevrilmişken Orta Doğu’da gerilim bu hafta yaşanan iki olayla daha da arttı.

Hamas’ın üst düzey yöneticilerinden Salih Aruri, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta düzenlenen saldırıda hayatını kaybetti.

Dün de İran’da 2020’de ABD’nin İHA saldırısında ölen Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Momutanı Kasım Süleymani’yi anmak için düzenlenen törendeki saldırılarda 100’den fazla kişinin hayatını kaybetmesi, tansiyonu fırlattı.

İran’ın Kirman bölgesindeki saldırı sonrası gözler İsrail’e döndü.

Bu gelişmeler Gazze’deki savaşın tüm bölgeye yayılacağı endieşelerini körüklerken ABD harekete geçti.

ABD Başkanı Joe Biden’ın Enerji ve Altyapıdan Sorumlu Kıdemli Danışmanı Amos Hochstein’in, Hamas’ın üst düzey yetkilisinin Beyrut’ta öldürülmesinin ardından Hizbullah ile artan gerilimi düşürmek için İsrail’e gittiği belirtildi.

The Times of Israel gazetesinin haberine göre, isminin açıklanmasını istemeyen üst düzey ABD’li yetkili, Washington yönetiminin İsrail ile Hizbullah arasındaki gerilimi azaltmak için diplomatik çabalarını artırdığını söyledi.

İsrailli yetkililerin, Hochstein’e Hizbullah’ı sınırdan uzaklaştıracak diplomatik bir anlaşma olmaksızın, sınır bölgelerinde yaşayan ve çatışmaların ardından tahliye edilen bölge sakinlerinin evlerine dönemeyeceğini söylemeyi planladığı belirtildi. Yedioth Ahronoth’un haberinde de İsrail’in Hizbullah’ı sınırdan uzaklaştıracak muhtemel bir anlaşmanın, İsrail ile Lübnan arasında kara sınırlarının belirlenmesine ilişkin görüşmeleri başlatmasını umduğu ifade edildi.

The Times of Israel’in haberine göre, Biden yönetiminden isminin açıklanmasını istemeyen bir yetkili, ABD’nin, Hizbullah’ın İsrail ile savaşa girmeye istekli olmadığını öngördüğünü söyledi.

Hizbullah lideri Nasrallah, Aruri’nin Beyrut’ta öldürülmesine ilişkin “Bu suç cevapsız ve cezasız kalmayacak” dedi.

LÜBNAN HÜKÜMETİ DE DEVREDE

Öte yandan Lübnan Dışişleri Bakanı Abdallah Buhabib, ülkesinin İsrail ile savaşa sürüklenmemesi için Hizbullah’ı geri adım atmaya ikna etmeye çalıştığını ifade etti.

Buhabib, CNN’e yaptığı açıklamada, Lübnan’ın hiçbir savaş istemediğini ve İsrail ile Hizbullah arasında sınır bölgesinde süren çatışmaların yayılabileceğini belirtti. Bakan, ülkesinin İsrail ile savaşa sürüklenmemesi için Hizbullah’ı geri adım atmaya ikna etmeye çalıştığını belirterek, “Onlara emir veremeyiz, bunu iddia etmiyoruz. Ancak ikna edebiliriz ve bu şekilde işe yarayacağını düşünüyorum” ifadesini kullandı.

İsrail’i, İran’ın Kirman şehrinde meydana gelen terör saldırılarının arkasında olmakla suçlayan Buhabib, “Biz bölgesel bir savaş istemiyoruz, bu herkes için tehlikeli. Hem Lübnan hem İsrail hem de İsrail’in çevresindeki ülkeler için tehlikeli” şeklinde konuştu.

NASRALLAH’TAN İNTİKAM YEMİNİ

Lübnan’daki Hizbullah Hareketi Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, Hamas’ın üst düzey yetkililerinden Salih Aruri’nin Beyrut’ta öldürülmesine ilişkin, “Buna karşı sessiz kalamayız. Bu konuda fazla konuşmaya gerek yok. Bu suç cevapsız ve cezasız kalmayacak” demişti. Nasrallah, “Şu ana kadar Lübnan’ın çıkarlarını göz önünde tuttuk. Ancak Lübnan’a karşı savaş ilan edilirse, Lübnan’ın çıkarları savaşı sonuna kadar götürmemizi gerektirecektir” ifadesini kullanmıştı.

Bu arada Hizbullah, İsrail ordusu ile Lübnan’ın güneyindeki sınır bölgesinde yaşanan çatışmalarda 5 mensubunun daha öldürüldüğünü açıkladı.

İsrail ile geçen yıl 8 Ekim’den bu yana yaşanan çatışmalarda öldürülen Hizbullah mensuplarının sayısı 147’ye yükseldi. Çatışmalarda ayrıca, 28 Lübnanlı sivil, 5 İsrailli sivil ve 9 İsrail askeri hayatını kaybetti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/orta-doguda-tansiyon-firladi-abdden-israil-hizbullah-savasini-onleme-hamlesi/feed/ 0
İsmet İnönü vefatının 50. yılında anılıyor https://www.foxhaber.com.tr/ismet-inonu-vefatinin-50-yilinda-aniliyor/ https://www.foxhaber.com.tr/ismet-inonu-vefatinin-50-yilinda-aniliyor/#respond Mon, 25 Dec 2023 09:33:27 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1472 Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu liderlerinden, Kurtuluş Savaşı’nda ve Lozan Antlaşması’nda gösterdiği başarılarla Türkiye’nin bağımsızlığını ve egemenliğini korumada önemli rol oynayan İsmet İnönü vefatının 50. yılında anılıyor.

İSMET İNÖNÜ ANILIYOR

İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün vefatının 50. yılı dolayısıyla Anıtkabir’deki mezarı başında tören düzenlendi.

Törene, İnönü’nün kızı Özden Toker, torunu Gülsün Bilgehan ve bazı aile fertlerinin yanı sıra CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürü Bilal Şentürk ile askeri erkan katıldı.

Törende ilk olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine çelenk konuldu ve saygı duruşunda bulunuldu. Heyet, daha sonra İnönü’nün kabrinin bulunduğu alana geçti.

Burada İnönü’nün öz geçmişinin okunmasının ardından Cumhurbaşkanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), CHP ve ailesi adına kabre çelenk bırakıldı.

Tören, saygı duruşunda bulunulmasının ardından sona erdi.

İSMET İNÖNÜ KİMDİR?

Tam adı Mustafa İsmet İnönü’dür. 24 Eylül 1884’te İzmir’de doğmuş, 25 Aralık 1973’te Ankara)’da vefat etmiştir. Osmanlı döneminde albay, Cumhuriyet döneminde orgeneral ve eski Genelkurmay Başkanı olan, cumhuriyetin ilanından sonraki Türkiye’nin ilk başbakanı, ikinci cumhurbaşkanı, İstiklal Madalyası sahibi asker ve siyasetçi olan İsmet İnönü, Cumhurbaşkanlık görevini Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatından 1 gün sonra 11 Kasım 1938’den 22 Mayıs 1950 tarihine kadar sürdürdü.

CHP Kurultayı tarafından kendisine “Millî Şef” unvanı verildi. İnönü, Kurtuluş Savaşı’na katılmış ve Lozan Antlaşması’nı imzalamış, birçok defa başbakanlık görevini üstlenmiştir. 1925-1937 yılları arasında 12 yıllık kesintisiz başbakanlık süresi olmakla birlikte, toplam 17 yıl 11 ay ile Türkiye’de cumhuriyet tarihinin en uzun süreli başbakanlık yapmış kişidir.

İSMET İNÖNÜ’NÜN ÇOCUKLUĞU

24 Eylül 1884 İsmet İnönü’nün doğum tarihidir. Babası Reşit Bey, Mustafa İsmet’in doğum tarihini titiz karekterine uygun olarak evdeki Kuran-i Kerim’in arka sayfasına kaydetmişti. Mustafa İsmet İzmir’de doğdu. İzmir’de o zaman İngiliz Yokuşu denilen, sonradan 842 numaralı sokak olarak tanınan sokakta mütevazi, basit, ahşap bir kira evinde bir Çarşamba günü hayata gözlerini açtı. Mustafa İsmet İzmir’de doğdu ama ne anne ne de baba tarafı İzmir’li değildi. Annesi Cevriye Hanım Tunaboyu Deliorman Türklerindendi. Razgrad’lıdır. Babası Reşit Bey ise Kürüm soyundandı, bu soy da Bitlis’de yaşardı. Cevriye Hanım, okumuş bir aileden, Müderris Razgradlı Hasan efendinin kızıdır. Babasının ölümünden sonra iki erkek ve bir kız kardeşi ile beraber İstanbul’a göçerler. Malatya’lı Reşit Bey ile 1880’de İstanbul’da evlenir.

Mustafa İsmet, beş kardeşin ikincisi olarak doğdu. İlk oğlan Ahmet Mithat daha sonra askeri doktor oldu. Küçük oğlan Rıza Temelli iş hayatına atıldı. En küçük kardeşi Reşit Hayri genç yaşta bir deniz kazasında öldü. Kız kardeş Saniha ise Topçu Binbaşı olan Abdürrazzek Okatan ile evlendi. İsmet’in doğduğu yıl babası Reşit Bey İzmir Adliyesinde sorgu yargıcı yardımcısı olarak çalışıyordu. Doğumdan 40 gün sonra Foça sorgu yargıçlığına tayin oldu. Sonra Boldan’da görev yaptı ve 4 yıl sonra İzmir’e döndü. Mustafa İsmet o yaşlarda askercilik oyunlarına, mızıka boru seslerine meraklıdır. İzmir’den sonra Reşit Bey’in çalışma yeri Sivas olur. Aile uzun bir yolculuktan sonra Sivas’a gelir ve Mustafa İsmet orada okula başlar. Çocukluk devri olarak Sivas’ı hatırlar. Oturdukları ev geniş sofaları ve alaturka sedirleri ile bir meydanı andırırdı. Babası Reşit bey ahlak konularında hayli titiz, samimi bir müslümandır. Terbiyesi serttir. İnönü daha sonra “ Ben kendi çocuklarımı, arkadaş gibi davranarak yetiştirmeye çalıştım” diye anlatırdı. Babası iyi satranç oynardı. İnönü 10 yaşından itibaren satranç taşlarını tanıdı. Babası sorgu yargıçı olduğu için vakitli vakitsiz araştırmalara gittiği için evde at beslerdi. İnönü’nün atlarla tanışıklığı da çok genç yaşlarda başladı.

Sivas’da altı ay kadar Mahkeme Çarşısında bir ilkokuluna gider. Babası da eğitimi ile ilgilenmektedir. İlkokul sonrası iki seçeneği olur. Ya sivil ortaokula girecektir ya da askeri ortaokula. Sivas şehrinde askeri bir ortaokul da bulunmaktadır. Mustafa İsmet’in askerlik merakı seçimini kolaylaştırır, 1892 yılında askeri ortaokulda eğitimine başlar. Yaka numarası 32’dir. O zamanki asker okullarında öğrenciler yaka numarası ile birlikte bulundukları mahallenin ismini soyadı gibi taşırlar. Sivas’ın Ali Baba mahallesinde oturdukları için künyesi “İsmet efendi Ali Baba”olur.

İsmet İnönü sonradan o günleri anlatırken “ Ben kabiliyeti sonradan keşfedilmiş bir çocuktum. Sivas askeri ortaokulunda bir sene sınıfta kaldım” der. Ama bu olay ona ders olur. Ortaokulu 4 sene yerine 5 senede bitirir. Onu bir sene sınıfta bırakan matematik öğretmeni Ömer Efendi’yi sonradan minnetle anar. Hatta ikinci oğluna Ömer adını verir. Bu yıllarda Fransızca öğrenmeye başlar. 1895’de ortaokulu tamamlar. Ama yaşı çok küçüktür. Bir sene Sivas Mülkiye Lisesinin beşinci sınıfında okur.

Sivas’ta bulunduğu sıralar dedesi Abdülfettah Efendi ile tanışır. Dede Malatya’dan Sivas’a gelmiştir. Mustafa İsmet dedesini çok sever. Sonra Malatya’ya giderler ve orada sünnet düğünü olur. İsmet İnönü daha sonra “ Malatya’yı bu ilk görüşümde, günlerce, geniş kayısı bahçelerinde koşup eğlendik. Dedem 1854 Rus Savaşında bulunmuş, bize savaş hikayeleri anlatırdı. Ailemiz içinde doktorluk hariç, askeri mesleğe giren ben varım. Dedem 1854, babam 1877 savaşlarında çarpışmışlar, ben onları takip etmiş oluyorum” der.

Mülkiye lisesinin beşinci sınıfını bitirince babası onu İstanbul’a getirir ve Topçu Lisesinin sınavlarına girer. Okula kabul edilen 12 kişi arasındadır. Lise sınıfları iyi geçer. Askeri liseden önce Mülkiye lisesinde bir sene okuması fayda sağlamıştır. Topçu Harbiye sınıflarında artık hep sınıfın birincisidir. 1903 yılında 19 yaşında teğmen rütbesi ile Harbiye’yi bitirir. İyi derece ile bitirenler Erkanıharbiyeye girerlerdi. Mustafa İsmet de Pangaltı’daki Erkanıharbiyeye girer. 1906 yılında da kurmay yüzbaşı olarak mezun olur.

Daha sonra İnönü çocukluk günlerini şöyle anlatır “ Okul sırasında geniş imkanı olmayan orta halli bir ailede yetiştim. İstanbul’da Valde Camii karşısında bir küçük evde kiracıydık. Sonra Rumelikavağı’nda bir iki sene hava değişikliği için oturduk. Altı sene askeri eğitimin yıl sonu tatillerini İzmir’de geçirdim. İzmir’e dayımın yanına gidiş benim için mutluluk ve açılıp serpilme fırsatı olmuştur. Değirmen Dağı’ndaki küçük, mütevazi ev, denize karşı hala bana dünyanın en güzel köşkü gibi görünür. Dinlenirdim, gezerdim. Fransızca gazeteler okur, memleketimin dört köşesinde önemli bir olay varsa onu öğrenir takip ederdim. Gelecek sene dersleri için biraz hazırlanır, bazen dil dersi de alırdım. Küçük dayım doktordu, edebiyat meraklısıydı. Onunla beraber bulunmak da bana zevk verirdi. İzmir , on üç yaşımdan itibaren çok sevdiğim bir şehir olmuştur.”

İSMET İNÖNÜ’NÜN HAYATI

24 Eylül 1884′ te İzmir’de doğdu. Babası Malatya’ya yerleşmiş, Bitlisli Kürümoğulları ailesinden Reşit bey, annesi Bulgaristan’ın Deliorman bölgesinden Cevriye Hanım. Sivas Askeri Rüştiyesini (ilkokul) bitirdikten sonra ( 1895) Topçu Harbiyesine girdi. Harbiye (1903) ve Harp Akademisinden birincilikle mezun oldu ( 1906). Kurmay yüzbaşı olarak Edirne’deki II. Ordu’ya atandı. 1907’de İttihat ve Terakki Cemiyetinde kısa bir süre çalıştı. 31 Mart Olayını bastırmak için toplanan Harekat Ordusuna Yeşilköy’ de katıldı. Ahmet İzzet Paşa komutasında Yemen’e gönderilen Dördüncü Kolordu kurmay heyetinde yer aldı ve 1912’de binbaşılığa yükselerek Yemen kuvvetleri komutanlığı kurmay başkanı oldu. İlk diplomatik görevini burada üstlenip, İmam Yahya ile görüşerek barışı sağladı. Balkan Savaşı sırasında Çatalca’da bulundu.

Birinci Dünya Savaşında Başkomutanlık karargahında Harekat Şubesi Müdürlüğü yaptı ve yarbay oldu (1914). Ertesi yıl albaylığa yükselerek Trakya’daki II. Ordu kurmay başkanlığına atandı. Sonra, Doğu ve Suriye cephelerinde Dördüncü, Yirminci ve Üçüncü Kolordu Komutanlıklarında bulundu. Bu dönemde II.Ordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa ile birlikte çalıştı, aralarında derin bir dostluk doğdu ve ondan yüksek ve anlamlı bir sicil aldı (1917). İstanbul’da 1916’da Mevhibe Hanım’la evlendi ve hemen cepheye döndü. Mondros Mütarekesi günlerinde başkente geri gelerek Harbiye Nezareti Müsteşarı oldu (1918). Askeri Şura’da görev aldı. Bu yıllarda Mustafa Kemal Paşa ile görüşmelerini sürdürdü.

İsmet Bey Ocak 1920’de Ankara’ya kısa bir süre için gidip, döndü. 19 Mart 1920’de Mustafa Kemal’in çağrısı üzerine gizlice tekrar Ankara’ya geçip, Milli Mücadelede önemli görevler üstlendi. Edirne Milletvekili seçilerek çalışmalara katıldı ve Genel Kurmay Başkanı olarak düzenli bir ordu kurmayı başardı. İstanbul Hükümeti tarafından idama mahkum edildi ( Haziran 1920). Batı Cephesi komutanlığına atanarak (4 Mayıs 1921) Birinci ve İkinci İnönü Savaşlarını kazandı. Generalliğe yükseldi ve İsmet Paşa olarak anılmaya başlandı. Sakarya ve Başkumandanlık Meydan Savaşlarında etkili oldu.(1922).

Zaferin ardından Mudanya’da ateşkes görüşmelerini yürüttü ( 3 Ekim 1922). Dışişleri Bakanı ve Lozan baş delegesi oldu. Lozan Barış Antlaşmasını imzaladı (24 Temmuz 1923) . İlk cumhuriyet hükümetini kurdu (3o Ekim 1923). 8 Kasım 1924’te başbakanlıktan ayrıldı ve daha sonra Şeyh Sait isyanı nedeniyle yeniden aynı göreve getirildi (3 Mart 1925). Soyadı kanunu çıkınca Atatürk kendisine İnönü soyadını verdi.15 Yıl başbakanlıkta bulunduktan sonra, bazı görüş ayrılıkları nedeniyle hükümetten ayrıldı ( Eylül 1937).

Atatürk’ün ölümünden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisinin oybirliği ile Cumhurbaşkanı seçildi (11 Kasım 1938). İkinci Dünya Savaşına Türkiye’yi sokmamak için devletlerarası politika alanında çok yönlü çalıştı ve bunu başardı. Çok partili demokratik hayata geçişi sağladı ve dürüst bir seçim yasası yaptırarak iktidarı devretti (14 Mayıs 1950).

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı ve muhalefet lideri olarak on yıl boyunca büyük bir demokrasi savaşı verdi ( 1950-1960). 27 Mayıs ihtilali ve seçimler sonucunda gerçekleşen üç koalisyonda başbakanlık yaptı ve bu görevini 6 Şubat 1965’e kadar sürdürdü. C.H.P‘de “ortanın solu” hareketini başlattı. Parti içi mücadeleler sonucunda C.H.P’den istifa ederek senatör kimliğiyle TBMM’ne devam etti (8 Mayıs 1972). 25 Aralık 1973’de Ankara’da öldü ve hükümet kararıyla Anıtkabire defnedildi. Örnek bir evlilik sürdürdüğü Mevhibe Hanımla birisi Kurtuluş Savaşı sırasında ölen dört çocukları oldu, İzzet ( 1919-1921), Ömer (1924), Erdal (1926), Özden (1930).

ASKERİ YAŞAMI

Orduda ilk yılları

1908 yılında 2. Süvari Fırkasının kurmayı oldu ve 31 Mart İsyanı’nda Hareket Ordusu karargâhında görev aldı. 1910’da 4. Kolordu kurmaylığına getirildi ve 1911’de Yemen Kuvayi Mürettebe Komutanlığı kurmayı ve 26 Nisan 1912 tarihinde binbaşı rütbesine terfi etti ve Yemen Kuva-yi Umumîye Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevine atandı.

1912-1913 yılları arasında Harbiye Nezareti’nde Başkomutanlık Karargâhı 1. Şubede bulundu ve İkinci Balkan Savaşı’nda Çatalca Ordusu Sağ Cenah Komutanlığı kurmaylığına getirildi. Savaştan sonra İstanbul Antlaşması’nın bağıtlanmasında Bulgarlar ile müzakere eden heyete askerî danışman olarak katıldı.

1914 yılında Harbiye Nazırlığı ve Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisliği’ne atanan Enver Paşa’nın başlattığı ordunun yenileştirilmesi hareketinde etkin rol oynadı.

I. Dünya Savaşı

29 Kasım 1914 tarihinde kaymakam rütbesine terfi etti ve 2 Aralık 1914 tarihinde Genel Karargâh 1. Şube Müdürü olarak atandı. 9 Ekim 1915 tarihinde 2. Ordu Kurmay Başkanlığına getirildi ve 14 Aralık 1915 tarihinde miralay rütbesine terfi etti.

I. Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi’nde Kolordu Komutanı olarak, Mustafa Kemal Paşa ile birlikte çalıştı. Bu sırada Mustafa Kemal bu ordunun 16. Kolordu komutanlığına atandı. 1916 yılının yaz aylarında bir süre çarpışmaları yönetti. 2. Ordu Komutan Vekili Mustafa Kemal Paşa’nın önerisiyle, 12 Ocak 1917 tarihinde 4. Kolordu Komutanlığı’na atandı.

Bir süre sonra İstanbul’a geri çağrıldı ve Halep’te 7. Ordu’nun oluşturulmasında görev aldı. 1 Mayıs 1917 tarihinde Filistin Cephesi’nde 20. Kolordu komutanlığına, 20 Haziran’da 3. Kolordu komutanlığına atandı. Bu sırada 7. Ordu’nun komutanlığını üstlenen Mustafa Kemal Paşa ile yeniden yakın ilişki içinde oldu. Ancak Megiddo Muharebesi sırasında yaralanınca İstanbul’a gönderildi.

Kurtuluş Savaşı

Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından az önce Sina ve Filistin Cephesi’ndeki Yıldırım Orduları Grubu’nun General Edmund Allenby karşısında uğradığı Nablus Bozgunu sırasında yaralanarak İstanbul’a döndü. 24 Ekim 1918 tarihinde Harbiye Nezareti Müsteşarlığı’na atandı. 29 Aralık 1919 tarihinde Paris Barış Konferansı’na hazırlık için kurulan komisyonda askeri müşavir oldu. 4 Ağustos 1919 tarihinde yalnızca sekiz gün için Askeri Şûra Muamelat-ı Umumiye Müdürlüğü’ne, bir ara da jandarma ve polis örgütünün iyileştirilmesi için kurulan komisyona üye olarak atandı. Bütün bunlar genellikle birkaç günlük görevlerdi.

İlk kez 8 Ocak 1920 tarihinde Ankara’ya gitti ve kısa bir süre Mustafa Kemal Paşa ile çalıştı. Yeni kurulan Ali Rıza Paşa hükümetinde harbiye nazırı olan Fevzi Paşa’nın çağrısı üzerine şubat sonlarında İstanbul’a gitti. 9 Nisan 1920 tarihinde Mustafa Kemal Paşa’nın çağrısı üzerine tekrar Ankara’ya döndü ve İstanbul ile bütün resmî bağlarını kopardı.

23 Nisan 1920 tarihinde açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Edirne milletvekili olarak katıldı. 6 Haziran 1920 tarihinde İstanbul’daki Divan-ı Harp tarafından gıyabında idam cezasına çarptırıldı.

Erkân-ı Harbiye Reisi ve Garp Cephesi Komutanı Mirliva İsmet Paşa

10 Kasım 1920 tarihinde milletvekilliği ve vekillik görevi saklı kalmak üzere Garp Cephesi (Batı cephesi) Kuzey Kesimi Komutanlığı’na atandı. Çerkez Ethem ayaklanmasının ve iç isyanların bastırılmasında etkin rol oynadı. Batı Cephesi Kuzey Kısım Komutanı olarak, Ocak 1921 tarihinde Yunan ilerlemesini durdurunca 5 senedir bulunduğu Miralay rütbesinden Mirliva rütbesine terfi etti ve Paşa oldu. 4 Mayıs 1921 tarihinde Batı Cephesi Komutanlığına atandı. Ancak 17 Temmuz 1921 tarihinde Kütahya-Eskişehir Muharebeleri’nde aldığı mağlubiyet üzerine TBMM tarafından Genelkurmay Başkanlığı görevinden azledildi. Yerine 3 Ağustos 1921 tarihinde aynı zamanda Başvekil ve Millî Savunma Vekili de olan Fevzi Paşa getirildi.

Daha sonra Sakarya Meydan Muharebesi sırasında TBMM tarafından Meclis Başkanı Mustafa Kemal Paşa’nın Başkomutanlığa getirilmesi üzerine onun maiyetinde Mirliva rütbesi ile Batı Cephesi Komutanlığı görevinde bulundu. Büyük Taarruz’dan sonra başarılarından dolayı Ferik rütbesine terfi etti. İzmir’in geri alınmasından sonra Mustafa Kemal Paşa tarafından ateşkes görüşmelerinde bulunmak üzere görevlendirilerek Mudanya’ya gönderildi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ismet-inonu-vefatinin-50-yilinda-aniliyor/feed/ 0