ABD Başkan adayı Donald Trump, 5 Kasım’da yapılacak olan seçimlere hazırlanıyor.
Seçimler için oldukça heyecanlı olan Trump, destekçilerine yeni bir çağrıda bulundu.
Sosyal medyada saat satışına başlayan Trump, destekçilerine bu saatlerin yılbaşı hediyesi olarak ideal olacağını ifade etti ve satın alma için bir bağlantı paylaştı.
SINIRLI SAYIDA VAR: 100 BİN DOLAR
Saatlerin büyük çoğunluğu 499 dolardan satılırken, sınırlı sayıda üretilen Tourbillon serisinin fiyatı 100 bin dolar olarak açıklandı.
Üç farklı renkte sunulan bu seri, sadece 147 adetle sınırlı olacak. Ancak, saatlerin üretimi ve tasarımıyla Trump’ın doğrudan bir bağlantısı bulunmuyor.
İSMİ ÜZERİNDEN MİLYONLARCA DOLAR KAZANDI
Web sitesindeki açıklamaya göre, Trump’ın ismini kullanarak bu saatleri satışa sunan şirket “TheBestWatchesOnEarth LLC” isimli bir lisans firması.
Trump, 2024 seçim kampanyasına başladığından bu yana ismi ve imajı üzerinden milyonlarca dolar gelir elde etti.
Geçtiğimiz yıl, NFT INT, LLC ile yaptığı lisans anlaşması sayesinde 7,2 milyon dolar kazandı. Trump dijital NFT “ticaret kartları” da bu anlaşmanın bir parçasıydı.

SAF GÜMÜŞTEN ÜRETİLEN MADALYONLAR PİYASAYA ÇIKTI
Eski başkan ayrıca altın ayakkabılar, Trump temalı İncil serisi ve iki kitap da dahil olmak üzere birçok yeni ürün piyasaya sürdü.
Bu ürünler, oğlu Donald Trump Jr. tarafından kurulan bir yayınevi aracılığıyla satışa sunuldu. Geçtiğimiz günlerde de “Trump Coins” adıyla yüzde 99,9 saf gümüşten üretilen madalyonlar piyasaya çıktı.
Trump, seçim kampanyasında hem ticari girişimlerini hem de siyasi platformunu birlikte yürüterek dikkat çekmeye devam ediyor.
Yakın zamanda oğulları ve emlak geliştiricisi Steve Witkoff tarafından yönetilen yeni bir kripto para projesi de başlatıldı.
İLGİLİ HABERDonald Trump suikast girişimine uğradığı alanda tekrar miting düzenleyecekAdile Topçu
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Almanya’da şu sıralar gündem seçim…
Almanya’nın Brandenburg eyaletinde halk, eyalet meclis üyelerini seçmek üzere sandık başına gitti.
İlk sonuçlara göre, Sosyal Demokrat Parti yüzde 32 oyla önde görülüyor.
SAĞ PARTİ 29 OYLA İKİNCİ SIRADA
İkinci sırada yüzde 29 oyla aşırı sağ parti Almanya için Alternatif Partisi yer alıyor.
BSW yüzde 12 ile üçüncü sırada yer alırken Hristiyan Birlik Partisi ise yüzde 11 buçuk ile dördüncü parti oldu.
AFD’YE PROTESTO OYU
AFD’nin bir önceki seçime göre yüzde 5 buçukluk oy artışı özellikle göç, hayat pahalılığı ve güvenlik konularındaki endişelere dayanan bir protesto oyu olarak değerlendiriliyor.
İLGİLİ HABERSchengen’de derin çatlak: Almanya bugün kara denetimlerine başlıyorAdile Topçu
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yenilenen 7 köy parkının da açılışının yapıldığı temel atma törenine İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Amasya Belediye Başkanı Turgay Sevindi ve İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa ile birlikte katıldı.

“MUHALEFETE ÇOK ÇALIŞMAYI DA ÖĞRETECEĞİZ”
İmamoğlu törende yaptığı konuşmada, seçildikleri 2019 yılından beri 39 ilçeye ayrım yapmadan eşit hizmet götürdüklerini söyledi.
İmamoğlu “Biz seçimi sadece birkaç günlük seçim maratonu olarak görmüştük. Seçimin son gününe kadar sahada çalışıyorduk. İş üretiyorduk, temel atıyorduk, açılış yapıyorduk. Seçim bitti, o günden bugüne yine açılışlar yaptık, temel atma törenleri yaptık. Biz ne dedik? Arı gibi çalışmak… ‘Ekrem İmamoğlu atom karınca.’ Ben diyorum ki; biz bundan sonra çok çalışmanın adını bile değiştireceğiz. Bize bakıp akıllarına sadece şu gelecek; kim olursa olsun ‘biz de çok çalışmalıyız’ diyecekler. Biz Türkiye’de muhalefetimize çok çalışmayı da öğreteceğiz. Göreceksiniz hem gayretli, hem adaletli, hep liyakatli olacağız. Size mahcup olmayacağız” diye konuştu.

“ATIK SU KAYNAKLI KİRLİLİĞİ ORTADAN KALDIRACAĞIZ”
Çatalca’ya sundukları hizmetleri anlatan İmamoğlu, 16 mahallede altyapı eksikliğinden dolayı yaşanan su baskınlarını temelini attıkları yatırımlarla kalıcı olarak çözüleceğini belirtti.
İmamoğlu “Muhtemel can kayıplarını, mal kayıplarını artık Çatalca’da da hiç yaşamayacağız. Atık su kaynaklı kirliliği ortadan kaldıracağız. Ne Karadeniz’e ne de Büyükçekmece Gölü’ne herhangi bir atık su gitmeyecek. Çevre temizliğini çok önemsiyoruz. Arıtma tesislerinin yükünü hafifletiyoruz. Yağmur sularının en temiz şekilde göle denize ulaşmasını sağlıyoruz” dedi. Hiçbir zaman göz boyayan işler yapmayacaklarını vurgulayan İmamoğlu “Biz size faydalı işler yapacağız. Görmeyeceksiniz ama toprağın altında size hayatınızı güzelleştirecek, hayatınızı, yaşamınızı kaliteli hale getirecek yatırımları yaptık. Yapmaya devam edeceğiz” dedi. Çatalca’nın 7 köy parkını da yenileyerek açılışını yaptıklarını anlatarak Çatalca’nın bütün köylerinin elden geçirileceğini söyledi.

“İHANET, EMANETE EDİLMEZ”
Bakış açılarının “insana saygı ve şehre özen” olduğunu dile getiren İmamoğlu “İnsanlarımızı dinleyeceğiz. Onların ne dediklerini duyacağız. Ona göre sorunlarına çözüm ulaştıracağız. Çözemeyeceğimiz bir sorun ise niçin çözülemeyeceğini anlatacağız. Bizim gizlimiz saklımız yok. Biz neyi biliyoruz? Sizin adınıza görev yaptığınızı biliyoruz. Biz, sizlerin şehri emanet ettiği insanlarız. Ben de öyleyim Erhan Başkan da öyle. İhanet, emanete edilmez. Hele hele sizlerin emaneti olan bu kutsal şehre hiç ihanet edilmez. Bu şehre Allah’a şükür hep koruyucu gözle baktık. Hep iyi işler, güzel işler yapma gayretinde olduk, olmaya devam edeceğiz. 100 milyonlarca liralık temel atma töreni yapıyoruz. Bir liralık iş de, bir milyar liralık iş de birbirinden çok farklı değildir. Biz baktığımız pencere şu; milletin parasını kullanıyoruz. Milletin parasıyla sizlere faydalı işler yapıyoruz. Yani milletin parasını kuruşuna kadar millete veriyoruz. Bu bizim en asil yolculuğumuzdur” diye konuştu.

“BAŞARIMIZIN ÖNÜNDE ENGEL DEĞİL”
İmamoğlu, son seçimde AKP’den CHP’ye geçen Çatalca Belediyesi’nin sıkıntılarıyla teslim alındığını belirterek “ Problemleri var. Ama inşallah her birini çözeceğiz. Mazeretimiz yok. Sorunları tespit edecekler. Size anlatacaklar. Belediyenin borcu neydi? Hangi eksikler yapıldı? Hangi hatalar yapıldı? Hangi işler yapılırken vatandaşa bilgi verilmedi. Bunları tek tek sizinle paylaşacak ama hiçbirisi bizim başarımızın önündeki bir engel değil. El ele, kol kola, sizin de o manevi gücünüzle bizim bu sorunlara çözmeye ve aşmaya Allah’ın izniyle gücümüz yeter. Hiç endişeniz olmasın” dedi. İmamoğlu “Aradan 5 yıl geçecek, görev dönemimiz biterken sizin huzurunuza geldiğimizde hem seçim öncesi söylediklerimi hem de bugün burada söylediklerimi hatırlayacaksınız. Diyeceksiniz ki; ‘İmamoğlu hemşerimiz, Erhan Başkanımızla birlikte söylemişti, yaptı. Bize oraları kazandırdı.’ Endişeniz olmasın” diye konuştu.
]]>
Törende İmamoğlu’na Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen ile İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa da eşlik etti. İmamoğlu törende yaptığı konuşmada “Seçimler geçti. Biz aynı şeyi söylemeye devam ediyoruz. Bundan sonra da hedefe ulaşana kadar aynı sözleri kullanacağız. Nedir o? ‘Tam yol ileri’ kavramı aslında milletimizin diline de işledi, ruhuna da işledi. Tabiri caizse çok ciddi kabul gördü. Çünkü insanlarımıza moral veriyor. Geleceğe dair yol yürümenin, koşmanın çok iyi geldiğini görüyorum insanlarımıza” dedi.
“SEÇİMİ KAZANMAK BİR GÜNLÜK MESELE”
Hedeflerinin seçimi kazanmak olmadığını dile getiren İmamoğlu “Seçimi kazanacağız elbette ama o bir günlük mesele. Esas olan sonrası, 5 yıllık mesele. O da aslında hedefimiz olan; İstanbul’un sorunlarını çözmek, 16 milyonun hayatını kolaylaştırmak, güzelleştirmek. Hedefimiz İstanbul’da yaşam kalitesini yükseltmek. Bu konuda da çok kararlıyız. Odaklandığımız, kitlendiğimiz hedef budur. Seçim kazandığımız zaman değil, bu hedefe ulaştığımız zaman biz kazanmış olacağız ve mutlu olacağız. Bunu her yerden beyan ettik. Onun için tam yol ileri diyerek hızımızı artırdık. Ve seçimden bu yana yine açılışlarımızı yapıyoruz. Temel atma törenlerimizi yapıyoruz” diye konuştu.

“SÖZDE YATIRIMLARIN DEVRİ BİTTİ”
İmamoğlu, İstanbul’un geleceğinin ancak doğru, gerçek yatırımlarla güvence altına alınabileceğini vurgulayarak şöyle devam etti:
“Kamu yatırımlarını iyi yönetmek lazım. Aksi takdirde eğer israfa dayalı bir sistemle yönetir, bir avuç insanın ihya edilmesi gibi meseleyi görürseniz geleceğimizi karartan işler olur. Biz asla buna müsaade etmedik, etmeyeceğiz. O nedenle İBB’nin bütün yatırımlarını, işlerini şeffaf katılımcı ve bilimsel süreçlerle yönettik. Yönetmeye devam ediyoruz. Plansız, projesiz, seçimde insanların gözlerini boyamak için değil, insanları aldatmak için değil, insanlarımızın ihtiyaçlarını karşılamak için yol yürüdük. Sözde yatırımların devrini zaten milletimiz bu seçimde bitirdi. Zarar veren, doğasına, insanına fayda vermeyen, sadece cebindeki paraya göz diken anlayışı da bitirdi. Hatırlayın; Kanal İstanbul’un ismini bile ağızlarına alamadılar. Çünkü o milletimiz için bir kabustu. İsmini anmamalarına rağmen, ‘gündemimizde yok’ deyip insanımızı bu seçimde de aldatırız demelerine rağmen, hem onları aldatamadılar, hem insanımız aldanmadı hem de Kanal İstanbul denen ucubeye, o beton projesine ‘bay bay’ dedi insanımız. Onu uğurladı. Onu artık gündeminden kaldırdı İstanbul’un. Bu bakımdan biz İstanbul’u gerçekten yatırımlarımızla ekonomik, toplumsal, çevresel, risk ve tehditlere karşı güçlendiren işler yapıyoruz.”
“HER YÖNETİCİMİZİN RUHUNA İŞLEMELİ”
İmamoğlu “Bizim işimiz, bizim projemiz, bizim anlayışımız yani bir partinin projesi ya da şahsın projesi değil. Milletimize ait, sizin işiniz. Sizin paranız. Onu iyi kullanmanın gururunu yaşıyoruz. Siz de ‘bugün törene katıldım, temeli attık’ diyeceksiniz. Sahipleneceksiniz. Çünkü sizin, size ait” dedi.
Halkçı ve icraatçı bir belediyecilik anlayışına sahip olduklarını söyleyen İmamoğlu “Herkesin, her yöneticimizin ruhuna işlemeli; halkçı, icraatçı belediyecilik” dedi.
SU TASARRUFU VE MELEN BARAJI ÇAĞRISI
İmamoğlu küresel iklim değişikliğine ve yaklaşan yaz mevsimine de dikkat çekerek vatandaşlara su tasarrufu çağrısı yaptı.
Yapımı yılan hikayesine dönen ve 2016 yılında açılması planlanan İstanbul’un su sorununu çözecek Melen Barajı’nın hala bitmesine tepkisini sürdüren İmamoğlu, “Orada kocaman çatlak bir gövdeyle bir inşaat duruyor. Nasıl düzeltileceği, nasıl yönetileceği konusunda harekete geçilmiyor. Bu olumsuzluk bütün kurumlara iletildi. Cevap bile yazılmıyor, üzülüyoruz. Bu konuları bizimle masalarda konuşsalar, çözümü birlikte arasak, sorunu birlikte çözsek daha güçlü işler yaparız. Kurumların arasına bu soğukluğu sokan bir siyasi anlayıştır. O siyasi anlayışı her ne kadar bu seçimde yerel yönetimlerden uzaklaştırmış isek de hala hükümetin bazı kanallarında aynı anlayış devam ediyor. Bunun onlara siyasi olarak da faydası olmadığını bu seçim gösterdi. Bunun insanlarımıza da faydası yok. Bundan vazgeçin. Birlikte düşünelim, birlikte konuşalım. Geçmişte hatalar niçin yapıldı? Hatalarda bir ihmal var mıdır? Bir kamu zararı var mıdır? Hesabı sorulsun. Derhal Melen’in bir kaynak olarak sağlıklı bir biçimde depolanıp enerji üreterek İstanbul’a hizmet etmesinin sağlanması şart. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İSKİ olarak böylesi önemli bir problemin çözümüne katkı sunmaya hazırız” diye konuştu.
“EN ÖNDE YÜRÜYERLER OLACAĞIZ”
İstanbul’un 39 ilçesini ayrım yapmadan gezdiğini söyleyen İmamoğlu “Seçilen herkesin yeri başımızın üstü. Hiç sorun yok. Birlikte iş üretmek istiyoruz. Bürokrasimiz eş güdümlü çalışsın istiyoruz. O parti, bu parti demeden artık işimiz milletimize hizmet üretmek. Bu bağlamdaki anlayışın her zaman en önde yürüyenler olacağız. Altyapıdan üst yapıya, peyzajdan, yeşil alanda kreşlere, kültür merkezlerinden birçok noktaya kadar seçim öncesi söylediğimiz her sözün karşılığını bu 5 yıllık yolculuğumuzda bulacaksınız” dedi.
EMEKÇİLERİN İŞÇİ BAYRAMINI KUTLADI
Tüm bu yatırım projelerinde çalışan emekçilere özel olarak teşekkür eden İmamoğlu “Yarın işçinin ve emekçinin bayramı. Biz bu bayramı çok önemsiyoruz. Bayram tabii ki aynı zamanda bizim dertlenme günümüz. Dertleneceğiz, işçimizin, emekçimizin derdine. Ve çözüm bulma konusunda bize düşen payıyla en üstün sorumluluğu üzerimize alacağız. Ama ülkemizde biliyoruz ki ne yazık ki işçinin, emekçinin ve de ne yazık ki çok yazık ki çok üzülerek söylüyorum ki özellikle emeklinin derdi büyük. Biz elbette dayanışmayı, yardımlaşmayı arttırmayı da o insanlarımıza destek olmayı da birinci sırada tutuyoruz. İşçimizin, emekçimizin bayramı kutlu olsun. İnşallah sendikasız çalışan kalmasın. Biz İBB’de sadece 5 yılda hem sendikal çeşitliliği arttırdık. Hem de sendikalı çalışan sayısını iki katına çıkardık. Az buz değil. Biz insanımızla işimizi konuştuğumuz gibi insanımızla onun emeğinin karşılığını almasını da konuşmayı başarmalıyız. Çünkü biz demokrat olmayı, öncü olarak zihnine yerleştirmiş insanlarız. Demokrat olacağız, adil olacağız, ahlaklı olacağız. Özenli olacağız. Milletimize layık olacağız” dedi.
]]>
Bucak’ın ilk kadın ve en genç başkanı oldu
Makine Mühendisi Hülya Gümüş 28 yaşında. 68 bin nüfuslu Burdur Bucak’ta 10 yıl sonra CHP’ye seçim kazandırdı ve yüzde 40 oy aldı. AKP’li rakibi ise yüzde 33’de kaldı. AKP Bucak’ta 2019’da yüzde 45, 2014’de ise yüzde 43 oy alarak seçimi kazanmıştı. Bucak’ın ilk kadın ve en genç başkanı olan Hülya Gümüş 10 yıl sonra AKP’li başkanların hakimiyetine son verdi. Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünü bitiren Gümüş 24 yaşında CHP Bucak İlçe Başkanı ve geçen yıl da Milletvekili adayı oldu. Gümüş, “Bundan sonra bize düşen çok çalışmak ve halkımıza layık olmak. Amacım 5 sene sonra kimseye ‘Keşke’ dedirtmemek. ‘İyi ki Hülya’yı seçmişiz’ dedirtmek. Herkesin eşit olduğu tarafsız bir yönetim anlayışı ile şeffaf bir belediyecilik yapacağım” dedi.

CHP 50 yıl sonra Korkuteli’ni aldı
Antalya’nın dağlık bölgesi Korkuteli İlçesi’nde 30 yıldır MHP’li adaylar seçimden galip çıkıyordu. CHP ise en son 50 yıl önce Belediye Başkanlığı seçimini kazanmıştı. 29 yaşındaki Halkla İlişkiler uzmanı Saniye Caran, 59 bin nüfuslu ilçede seçimden galip çıkan ilk CHP’li ve en genç başkan oldu. Böylelikle CHP 50 yıl sonra Korkuteli’nde seçim kazandı. Caran yüzde 38 oy aldı ve AKP adayına 10 puan fark attı. Korkuteli doğumlu olan Caran, Pamukkale Üniversitesi Halkla ilişkiler Bölümünü bitirdi. Halen de Anadolu Üniversitesi uluslararası ilişkiler bölümünde eğitimine devam ediyor. Mazbatasını aldıktan sonra Mehter Takımı ilçede kutlama yapan Caran, “Beş yıl süreyle halkımızın yanında olacağız ve hizmet edeceğiz. Korkuteli’nin huzuruna huzur, mutluluğuna mutluluk katmaya geldik” dedi.

Mühendis başkanın ilk icraatı tasarrufa gitmek olacak
Manisa Şehzadeler’de 36 yaşındaki CHP’li Gülşah Durbay seçimi kazandı. Gıda Mühendisi ve Manisa’nın ilk kadın ilçe belediye başkanı olan Durbay, 167 bin nüfuslu ilçede yüzde 38 oy aldı. AKP’li rakibine 9 bin 500 oy fark attı. Hacettepe Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Durbay, Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nde de ekonomi ve finans alanında doktora yaptı. Durbay, “İlk icraatımız kreş açmak olaca” dedi. Belediyeyi 150 milyon lira borç ile devralan yeni Başkan “Tasarrufa gideceğiz, işe gelmeden maaş alanlar ile de yollarımızı ayıracağız, son 4 ay içinde işe alınan çok sayıda personel var. Personel maaşlarının bütçenin yüzde 40’ını geçmemesi lazım” açıklaması yaptı.

‘Önceliğimiz huzur güven ve mutluluk’
Afyonkarahisar’ın Evciler İlçesi’nde de seçimi 34 yaşındaki Avukat Berrin Uğurlu kazandı ve 8 bin nüfuslu ilçede yüzde 50 oy aldı. Evciler’de 2019 yılındaki seçimde AKP adayı yüzde 57.8 ile Başkan olmuş, o dönemdeki CHP adayı ise yüzde 40’da kalmıştı. Afyonkarahisar’da ana kent belediyesini de CHP’nin kadın adayı ve Milletvekili Burcu Köksal kazandı. Evciler’de sandıktan galip çıkan yeni Başkan CHP’li Uğurlu, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi ve Afyon’da 7 yıl süreyle avukatlık yaptı. Uğurlu “İlçemiz Evciler’e de uğurlu geleceğiz. Daha yaşanabilir, daha güvenli, daha iyi hizmet için çalışacağız. Önceliğimiz huzur, güven ve mutluluk olacak” dedi.
9 MİLYON 476 BİN NÜFUS VAR
Yerel seçimde CHP’nin kadın adaylarından 35’i seçimi kazandı. Bunlardan 3’ü Büyükşehir olmak üzere 6’sı İl, 28’i İlçe, biri de Belde Belediye Başkanı oldu. Kadın belediye başkanlarının bulunduğu il ve ilçelerde toplam 9 milyon 476 bin 251 kişilik nüfus var. En yüksek nüfus Özlem Çerçioğlu’nun görev yaptığı 1 milyon 161 bin kişi ile Aydın ve Candan Yüceer’in görevde olduğu 1 milyon 167 bin nüfuslu Tekirdağ’da bulunuyor. En kalabalık ilçe ise 787 bin 771 kişi ile Oya Tekin’in Başkan olduğu Adana Seyhan.
]]>1- İktidar partisinden başlayalım. AKP, seçim sonuçlarını doğru okuyor mu sizce?
AKP’nin seçim sonuçlarını okumaya ilişkin yaklaşımının iki boyutlu olduğunu düşünüyorum. Birinci boyut sonuçlara ilişkin kamuoyuna aktardıkları, ikincisi kendi içlerinde yaptıkları değerlendirmeler. İlk boyutta kendi seçmen kitlesinde başarısızlığı kabullenmenin ve dillendirmenin zaafiyet yaratacağı endişesiyle “AKP kaybetti’ izlenimi verilmek istenmiyor. İkincisi içeride daha gerçekçi değerlendirmeler yapıldığı kanaatindeyim. Fakat her koşulda içeride de sonuçları doğru okumanın bir sınırı olduğu açık. AKP, 22 yıllık iktidarın vermiş olduğu özgüven ve imkanlarla devleti AKP’lileştirdiği gibi, toplumu da topyekün AKP’lileştirmekte olduğu yanılsamasından kurtulamıyor. Oysa ki devleti kontrol etmek elinizdeki iktidar aygıtlarıyla kolaydır, toplum ise akışkandır. Kendisi için kapanan her kapının ardından açık kapı bulmaya ve oradan akmaya müsaittir. 31 Mart’ta olan; AKP’nin kendi çekirdek destekleyicileri için yıllardır ardına kadar açık tuttuğı kapıları bu kitlenin dışında bulunanlara kapatmaya başladığı anda, çekirdek, doğal müttefiklerin dışında kalanların CHP kapısından girmeye başlamalarıdır. Sayısal olarak azımsanmayacak ve AKP’yi ikinci parti yapan bu kitlenin sandığa gitmeme ya da CHP gibi başka partilere oy vermek suretiyle dışarıya çıkma gerekçelerini bu anlamda doğru okudukları kanaatinde değilim.
2- AKP’nin israfı benimsemesi ne kadar etkili oldu?
AKP’yi iktidara taşıyan dinamik siyaseten ve iktisaden dışlandıklarını iddia ettiği kesimleri sistemle, sunduğu imkan, fırsatlarla adil, hak temelli buluşturma iddiasına dayanmaktaydı. Belirli bir süre merkezden taşraya uzanan siyasetçileri ve kendisini destekleyenlerin bir kısmına bunu sunma konusunda bir miktar başarılı oldu. AKP çarkı diyebileceğimiz bu yapının dışında kalanları ise idare etti. AKP’nin ürettiği bu elit-çekirdek seçmen koalisyonu bir süre sonra iktidar olmanın bu işlevini bir doğal hak temelli imtiyaz olarak görmeye başladıkça, imkan ve fırsatları yaymak ve toplumsallaştırmak yerine daha dar parti grubuna ve sadık seçmenlerine takdim etmeyi tercih etti. Bu andan itibaren dar partizan elit ve seçmenleri imtiyazlı, ayrıcalıklı bir sınıfa dönüştü, siyaseti salt kendileri, yakın çevrelerine hizmet eden adeta bir uhrevi aygıt ve süreç olarak görme yanılgısına düştüler. Siyasetin kaynakları, fırsatları sadece bu sınıfın hizmetine sunulduğu için, dün sistemin dışında kalanlar bugün sistemin merkezine oturmanın verdiği özgüvenle siyasetin iktidarı elde edenlere bahşedilen tüm imkanları kullanma, bunu da tiyatroda sahneye konan bir gösteri şeklinde icra etmeye başladılar. İmkanlar ve fırsatlar bir süre sonra gösteriyi gösterişe dönüştürdü. Bu durum doğal olarak liyakattan uzak tarz nedeniyle yönetme kabiliyetini yitirdi, ekonomiyi de sarstı. 31 Mart sonuçları bu anlamda küçülen pastada kremalı büyük pasta dilimini paylaşanların “siz pasta kırıntılarıyla idare edebilirsiniz” diyenlerine karşı yükselen bir itiraz, hatta hınç olarak okunabilir.
3- Yasaklar, sansür, demokratik hakların kullanılamaması, kısıtlanan özgürlükler bu sonuçta etkili oldu mu?
Türkiye’de toplumun baskın milliyetçi, farklı tonlardaki muhafazakar karakteri, devlet marifetiyle sürekli olarak yeniden üretilen otoriter kodların kitle zihninde yerleşmesine, azımsanmayacak bir kesimde tek hakiki gerçeğimiz olarak algılanmasına neden olmaktadır. Bu imal edilen hakikatte insan hak ve özgürlükleri, demokratik değerler, demokratik hakların kullanılması, sansür, yasaklar karşıtlığı seçmenin parti bağlılığında, iktidar tayin eden çoğunluk için kimin yöneteceğine karar vermede asli ölçütleri değildir. Bu nedenle, ne 14 Mayıs’ta ne de 31 Mart’ta bu politikaların sonuç tayin edici boyutta etkili olduğunu söyleyebiliriz.
4- AKP’li vekil Şebnem Bursalı’nın ıstakozlu fotoğrafları çok tartışıldı. AKP’nin çöküşünün simgesi olabilecek bir fotoğraf mıydı?
31 Mart’ın AKP için bir çöküş olduğundan pek emin değilim. Fakat en azından bu riskin artık varolduğu izlenimi oluşmuştur denilebilir. Çeyrek asırlık bir iktidar partisinin kendisine bağlı bir sosyoloji inşa edip, bunu iktidar kaynaklarıyla, lidere sadakatle, davaya hizmet! motivasyonuyla inşa etmesi durumunda bir seçimde çöküş yaşaması siyasetin doğasına aykırı. Fakat, iktidarın sunduğu kaynaklar, lidere sadakat zayıflamış, bir kısım destekçiler için davaya hizmetin bir illüzyondan ibaret olduğu anlaşıldığı andan itibaren bir süreç başlar. AKP için o anın 31 Mart olduğunu düşünüyorum. Medyaya yansıyan o fotoğraf AKP iktidarına yönelik sosyolojik desteğin zayıflaması yolunda partizan seçmen dışında duygusal özdeşlik yitimi için bir görsel malzeme işlevi görmüştür demek mümkün.
5- Abdülkadir Selvi’nin yazdığı normalleşme yazısı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Özgür Özel ile görüşmeye kapı açması… Kimine göre elindeki tek argüman daha da sertleşmek olan Erdoğan’dan siz bir yumuşama bekliyor musunuz?
Siyasette olan bitenin, duysusallık ve tepkisellikten uzak, rasyonel bir okuma anlamında iktidarla muhalefetin bir arada yaşamasının imkanlarını temellendirme adına önemli ve değerlidir. Aslında olağan bir demokraside bu konular haber değeri bile taşımayacak siyasal süreç çıktıları olmakla birlikte, şiddetli politik kutuplaşmaya mahkum edilmiş bir ülkede normale dönüş sembolleri olarak kabul görülüyor. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olarak süreci nasıl yöneteceği, yumuşamanın mı sertleşmenin mi baskın olacağı tartışmalarında tek belirleyici kendisi. Fakat işi kolay değil. Güçlenen muhalefet, muhalefet içinde özellikle İYİ Parti’nin ne olacağı, ekonomik alanda yaşanacak gelişmelerin her birine göre Erdoğan’ın elinde karabileceği farklı kartlar mevcut. 31 Mart sonuçları kartların yumuşama amaçlı karılması mesajını verdiği kanaatindeyim. Cumhurbaşkanı da bunu isteyebilir. Çünkü, pragmatik politik mizacı buna yatkın. Fakat sorun müttefikinin buna razı olup olmayacağı.
6- AKP toparlayabilir mi? Siyasi partiler tarihi bize ne söylüyor?
AKP örneğinde bir parti çok partili siyasi hayatımızda yok. İktidar ömrü, siyasi, ideolojik kimliği, tabanının ideolojik, sosyolojik nitelikleri itibarıyla diğerlerinden çok farklı. Üç çeyrek asırlık siyasi hayatımızda hem kendisi dönüşen hem de toplumu olumlu ve/veya olumsuz şekilde dönüştüren tek parti. ANAP ve DYP’nin çöküş örneklerinden yola çıkarak bir değerlendirme yapmak kolay olmasa da belki de tek benzerliklerinden söz edebiliriz. Her iki partiye ilişkin seçmenlerin önce mutabakat yitimi, ardından tükenişleri, sosyolojik yapıdaki değişimin tetikleyiciliğinde seçmenleri değişirken, kendilerinin değişime direnmeleriyle ilgiliydi. AKP’nin gücünü koruduğu dönemlerde diğerlerinden farkı, değişimi okuma ve gereklerini yapma konusundaki kapasitesiydi. 2015’ten itibaren gerilemeye başlaması kendisini doğuran toplumcu reflekslerle değil, devletçi, otoriter, tektipçi reflekslerle siyaset yapması, sosyolojik değişime, zamanın ruhuna uygun politikalar üretmekten vazgeçmesiyle ilgilidir. Parti devletine dönüşmesiyle eş zamanlı olarak yüzünü devlete, sırtını topluma dönmesi, devletin ve particilerin çıkarlarını toplumun çıkarlarının önüne koyması bunda belirleyici olmuştur. Öncelikli meşruiyeti devlet ve particilerden alan siyaset tarzı ve yönetme pratiklerinin toplumun taleplerini okuması kolay değildir. Bu saatten sonra toparlanabilmesi devletten güç alarak mı yoksa toplumun rızasını yoğunlaştırarak mı siyaset yapacağına bağlı. ANAP ve DYP bunu başaramadı ve çöktü. AKP başarabilir mi sorusunun yanıtı liderin tercihine bağlı. Zor olduğunu belirtmek gerekir. Tabii ki belirli bir sosyolojiye oturan, sınıfsal ittifakları güçlü bir parti için süratli bir buharlaşma da sözkonusu olmaz.
7- MHP ne ders çıkarmalı ve sizce bir ders çıkarıyor mu?
Mevcut partiler içinde kanımca konfor alanı en geniş parti MHP. 31 Mart’ta görüldüğü gibi, pek fazla kampanya yapmadan, seçmen tabanında bir miktar kayıp yaşasa da, bunu büyük ölçüde koruyan bir parti. Bunun nedeni, katı bir ideoloji partisi olması, partide lidere olan bağlılık, ülkenin belirli seçim coğrafyalarında her zaman seslenebileceği ve sesini duyan bir seçmen kitlesinin varlığı, bir ittifakın ayrılmaz parçası oluşu ve siyasi yelpazede ideolojik olarak kendisiyle rekabet edebilecek kurumsallaşmış bir partinin bulunmamasıdır. Özellikle katı ideolojik partilerde seçmen kaybetmek zor, fakat giden seçmeni geri çağırmak daha zordur. Ders çıkarıp çıkarmamaya sıra, muhtemelen yapmakta oldukları analizler ve değerlendirmelerden sonra gelecektir.
8- Gelelim CHP’ye. Yerel seçimlerin birinci partisi olması kimilerine göre seçmeninin AKP’yi cezalandırmasıyla oldu, kimilerine göre doğru strateji izlendi? Hangisi
CHP’nin yerel seçimlerde birinci parti olmasının nedeni tek başına ne biri ne de diğeri. Çok yönlü ve çok boyutludur. 31 Mart Chantal Mouffe’nin ifadeleriyle politik ve sosyo-ekonomik değişimlerin baskısı altında üretilen hakim ideolojinin giderek çoğalan, doyurulmamış taleplerden dolayı istikrarsızlaştırılan bir “popülist moment”e denk düşmektedir. Mouffe’ye göre böyle durumlarda mevcut kurumlar varolan düzeni müdafaa etmeye çalışsa da, halkın bağlılığını sağlamakda başarız olurlar. Sonuçta bir hegemonik oluşumun toplumsal temelini sağlayan tarihsel blok parçalarına ayrılır, ardından adaletsizlikle malul toplumsal bir düzeni yeniden yapılandırmaya mahir yeni bir kollektif özneyi inşa etme ihtimali ortaya çıkar.
Seçmen son yıllarda kendisine yaşattıkları nedeniyle AKP’yi cezalandırdı. Aslında 2015 sonrası her seçimde bunu yaptı, fakat adresi ittifaktaki diğer partiydi. Bu kez ya sandığa gitmedi ya da IPSOS’un son araştırmasına göre 10 seçmeninden biri CHP’ye oy verdi. Neden CHP? sorusunun yanıtında öne çıkanlar; lider değişimiyle verilen ‘değişiyoruz’ mesajı, bunun ikna edici olması, başta İstanbul ve Ankara’daki başarılı belediyecilik uygulamalarıyla ‘biz yerelde yönetme konusunda mahiriz” mesajının yerel yönetim icraatlarıyla karşılığının seçim öncesi tescil edilmesidir. Ayrıca, partizan seçmen olmayan kitlelerin ekonomik krizde yaşadıkları nedeniyle, katı ideolojik ayrışmalar, ‘sağ’, ‘sol’ etiketleri, kimliklerin başat rolü başarılı aktörlerin ikna ediciliği karşısında başta büyük kentler olmak üzere, çoğu kentte rafa kaldırıldı. Adıyaman, Afyon, Kütahya, Manisa’da yerel yönetimlerin el değiştirmesi başka ne ile açıklanabilir ki? Kanımca, bu seçimde yıllar sonra seçmen cezalandırma ve ödüllendirme reflekslerini aynı anda ilk kez bu ölçüde yoğun gösterdi.
9- CHP’nin bu başarısının gelecek Genel Seçimde de sürmesi için neler yapmalı ve en önemlisi neler yapmamalı?
CHP 31 Mart’ta elde ettiği bu başarıyı genel seçimde de sürdürmek için, Mouffe’nin “popülist moment”ine denk düşen bu dönemde Gramsci’nin eskinin ölmekte olduğu, yeninin ise henüz doğamadığı durumu tanımladığı “interregnum” a uygun kollektif özneyi-halk- hayata geçireceği yerel politikalarla inşa etme çabasına girişmeli. Kollektif özneden kastettiğim; parti, yerel yönetim imtiyazlı olmayan, tüm kesimleri hak edici, halkçı yerel yönetim politikalarıyla kucaklayan, buna belediyelerinin başardıklarıyla inanan ve CHP’nin yönetmesine rıza gösterecek bir çoğulcu kollektif özneye dayalı sosyolojidir. Bunun yolu, seçmeni partizanlaştırmadan toplumsallaştırarak, mahalli müşterek taleplerine yanıt politikalar üretmek ve sunmaktır. Dolayısıyla, yapılmaması ve uzak durulması gerekenler; yerel yönetimlerde CHP’nin kendi kollektif öznesini inşa etmemesi, partizan ve salt seçmenlerine hizmet sunan bir aygıta dönüşmemesidir. CHP’yi başarıya götürecek olan; kollektif talep, çıkarları karşılamaya yönelecek belediyecilik modelidir. İmtiyazsız, hakçı, halkçı, sosyal dışsallıkları çok güçlü belediyecilik uygulamalarıyla seçmen CHP’nin merkezi iktidarın önümüzdeki seçimlerde alternatif partisi olduğuna ancak bu şekilde ikna edilebilir.
10- Peki ya İYİ Parti?
İYİ Parti’nin temel sorunu, kurulduğundan bugüne kendine bir yol bulma konusunda seçmeni ikna edici karar verememisidir. Türkiye parti siyasetine merkeze yeni bir soluk vermek üzere, ideolojik, siyasi kimliğini merkez sağda konumlandırma hedefiyle yola açıksa da, gelinen noktada nerede durduğu belirgin olmayan, seçmenin neye göre ve niçin oy vereceği sorularına yanıt veremeyen bir partidir. Bunun nedeni; berrak olmayan kimliğidir. Bir siyasi partinin kimliği berrak değilse, seçmenin zihni de o partiye yönelme konusunda net olmaz. Bir seçimde lideri hatırıyla, rakiplere olan karşıtlıklarla oy verirken, bir diğer seçimde partiden uzaklaşır. Kimlik belirsizliği lider ve elitlerin istikrarsız politika okumalarıyla da yakından ilgilidir. Akşener’in son iki seçimdeki söylem istikrarsızlığı düşünüldüğünde, bu durum anlaşılabilir. Parti kimlerle, kimin için ve kimlere karşı siyaset yapma konusunda net değildir. Hal böyle olunca yönelebileceği tek açık yol olan yenilenmiş merkez sağı ideolojik, söylemsel olarak önce inşa etme, ardında o yola sapma konusunda tereddürler yaşıyor. Sonuçta seçmen nezdinde itibar kaybı artan bir parti olmaktan kurtulamıyor.
]]>EYÜPSULTAN İYİ YÖNETİLMEDİ
“Seçim kampanyamızın en başında Eyüpsultan’ın ve Eyüpsultanlılar’ın sorunlarını masaya yatırdık ve bu sorunlar için çözüm üretmeye karar verdik. Her bir alan için somut projeler ürettik ve projelerimiz Eyüpsultanlılar’da karşılık buldu. Eyüpsultan’ın potansiyelinin ne kadar yüksek olduğunu herkesin biliyor aslında. Ama çok uzun yıllar bence iyi yönetilmediği için bu potansiyelin çok gerisinde kalmış. Eyüpsultan’ın ekonomisini canlandırmak böylece refah seviyesini artırmak ve yaşam kalitesini yükseltmek mümkün olacak. Dayanışma, ortak akıl ve liyakate dayalı adil ve demokratik bir yerel yönetime sahip Eyüpsultan’da yaşamanın kader değil şans olacağını herkes anlayacak.
BEKLENTİ YÜKSEK, ÇOK İŞİMİZ VAR
“Eyüpsultanlılar’a bir söz verdim: Eyüpsultan hak ettiği değere kavuşacak ve Eyüpsultanlılar da bu değişimden en çok yararlanlar olacak. Eyüpsultanlılar bana güvendi ve İstanbul’un en özel ilçesini yönetme yetkisini verdi. Ben tutmayacağım bir söz vermem; verdiğim sözü de tutarım. Eyüpsultan CHP’nin onlarca yıldır yönetmediği bir ilçe. Hem yapacağımız çok iş var hem de beklenti çok yüksek. Her şeyden önce benim kendimden ve ekibimden beklentim çok yüksek. Dolayısı ile şu an benim aklım, fikrim ve kalbim Eyüpsultan’da. Eyüpsultan için yeni bir dönem başlıyor ve ben bu sürecin öncüsü olacağım için çok heyecanlı ve enerji doluyum.”

İGDAŞ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA: Mithat Bülent Özmen, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde siyaset bilimi ve kamu yönetimi okudu. Bankacılık ve finans üzerine doktora yaptı. Dışişleri Bakanlığı’nda çalıştıktan sonra banka, finans ve enerji sektörlerinde çalıştı, üst düzey yöneticilik ve CEO görevlerini yürüttü. 2019 yerel seçimlerinden sonra İGDAŞ’a Genel Müdür oldu. Ardık Eyüpsultan Belediyesi’ni yönetecek.
Belediyeciliği iyi bilirim
MİTHAT Bülent Özmen, İGDAŞ Genel Müdürlüğü ile birlikte İBB Enerji Grup Başkanlığı görevinde bulunurken doğru bir belediye yönetiminin halkın hayatında nasıl farklılık yaratabileceğini deneyimlediğini dile getirdi. Özmen “Ben kendimi siyasete geçiş yapıyorum diye hissetmedim. Daha çok insanın hayatına dokunabileceğim bir göreve geçiş yapıyorum diye hissettim. Kendimi sosyal demokrat olarak tanımlıyorum. Sosyal demokrasinin evrensel değerlerine inanıyorum: Özgürlük, eşitlik, adalet, dayanışma, çoğulculuk… Bu değerler çerçevesinde yapılacak bir yerel yönetimin de fark yaratacağına inanıyorum. Ekonomi dediğimiz zaman ekolojiyi dışlamayan, yoksullukla mücadele dediğimiz zaman emeğin hakkını almasından da bahseden, demokrasiyi sadece seçim olarak değil, farklı renklerin her gün sesinin duyulması olarak gören bir yerel yönetim anlayışına ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum” dedi.
]]>6 kulübün toplantıya katılamadığını söyleyen Ali Koç, tüm kulüplerin 18 Temmuz’da yapılacak TFF başkanlık seçimi tarihinin erkene alınması konusunda fikirbirliğine vardığını söyledi.
Bu konuda farklı yöntemlerin dile getirildiğini ve iki seçenekleri olduğunu söyleyen Ali Koç, TFF’nin başkanlık seçimini haziran ayı başında yapması için federasyon ile görüşmek üzere heyet oluşturduklarını dile getirdi.
TFF’nin kendi iradesiyle seçimi haziran başında yapabileceğinin altını çizen Ali Koç, bu konuda gelişme olmazsa ikinci alternatifi devreye sokacaklarını belirtti.
Ali Koç’un açıklamaları şu şekilde:
“Birkaç saattir toplantı halindeyiz, tek bir gündemimiz vardı. O da, TFF’nin seçim tarihi. Hemfikir olduğumuz bir konu, Türk futbolunun menfaati için seçimlerin en kısa zamanda yapılması. Bunun için muhtelif yöntemler var. Yöntemler konusunda değişik görüşler oldu. Hukuken bunun iki yöntemi var. İmza toplamayla yaptığımız zaman tarih haziranın üçüncü haftasına geliyor. Ama en en erken, bizim istediğimiz, haziranın başı olması gereken tarih ise, TFF’nin kendi iradesiyle alacağı karar sonucunda mümkün olduğu ifade edildi.”
“HAZİRAN BAŞINI TALEP EDİYORUZ”
“18 Temmuz’un yeni sezon yapılanması açısından ve yeni gelecek federasyonun bir sürü konuda elini kolunu bağlaması açısından uygun olmayacağı için haziran başını talep ediyoruz. Bu konuda fikirbirliği var. Diyalogla yapalım, diyalog ve imzayla yapalım, imzayla zaten yapmak zorundalar gibi değişik düşünceler var. Mutabık olunan konu, federasyon seçimlerinin haziran başında yapılması. TFF’nin iradesiyle yapılacak bir seçimin en çabuk yapılma takvimi 22 gün.
Bugünden hareket edersek, mevcut sezonun bitimi sonrası bu seçimin yapılması söz konusu. Böylece yeni gelecek federasyonun önünün daha açık olacağını düşünüyoruz.
“HEYET TFF İLE GÖRÜŞECEK”
“Kulüpler Birliği olarak bu konuda ortak hareket etme kararı aldık. Haziran için seçim isteyeceğiz, heyete oluşturduk. Kimin olduğu önemli değil. TFF’yi ziyaret ederek aldığımız kararları, duygu ve düşünceleri aktarıp, erken seçimin niye Türk futbolu menfaatleri için olduğunu ve niyetimizi aktaracaklar.”
“KULÜPLERİ ARAYAN TFF YÖNETİCİSİ İSTİFA ETMELİ”
“O arada imza sürecimiz devam edecek. Zaten ciddi bir rakama geldik. Bayram olmasa imzalar toplanmıştı. Aramızda bir konuda rahatsız olan bazı kulüpler var. İsim vermeyeceğim ama TFF yöneticilerinin alt liglerdeki kulüpleri arayarak, ‘Size şöyle yapacağız, böyle yapacağız’ menfaat açısından söylüyorum. Maddi açıdan söylüyorum, ‘destek olacağız’ gibi konuşmalar yapmasını yadırgıyoruz. TFF yöneticisinin kulüpleri arayarak menfaat sağlayarak imza vermeyin yaklaşımında olmasını kamuoyuna açıklamak istedik. Doğru olan bu arkadaşın istifa etmesi.”
“TFF KABUL ETMEZSE, İKİNCİ ALTERNATİF…”
“Burada 14 kulüp var, 6 kulüp katılamadı ama hepimizin yek vücut olduğu konu haziran başında seçimin yapılması. Bu hedefe ulaşmak için muhtelif yöntemler var, tüm yöntemleri deneyeceğiz. Doğru olanın bu olduğunu düşünüyoruz. Ama TFF bu yönde hareket etmezse, elimizde kalan ikinci alternatifi kullanmak üzere hazır bulunduracağız.”
YAYIN İHALESİNİN DURUMU
“9 kişilik heyet var. Orada Dursun Özbek, Göksel Gümüşdağ ve şahsım var. Ana parametreleri onaylamıştık. Detay pazarlıklar kalmıştı, sonra da Rekabet Kurulu’nun onayına yollanacaktı. Son yaptığımız sorgulamada imzalandığı ve Rekabet Kurulu’na da onay için yollandığı ifade edildi.”
]]>Seçimin ardından ilçe, il seçim kurulları ile Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) itiraz süreci başladı. Sonuçlara ilişkin ilçe seçim kurullarına 2 Nisan 15.00’e kadar, il seçim kurullarına 5 Nisan 17.00’ye kadar, YSK’ya ise 10 Nisan 17.00’ye kadar itirazda bulunuldu.
7 Nisan’da başlayan olağanüstü itiraz süresi ise 14 Nisan saat 17.00’de sona erdi. Ancak sonrasında da “tam kanunsuzluk hali” gerekçesiyle olağanüstü itirazlar yapılabiliyor.
4 YERDE 2 HAZİRAN’DA SEÇİM YAPILACAK
Kesin sonuçlar, tüm itirazlar sonuca bağlandıktan sonra YSK tarafından duyurulacak. YSK, Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesi, Şanlıurfa’nın Hilvan ilçesi ile Edirne ve Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Güneykaya beldesinde seçimlerin yeniden yapılmasına karar vermişti.
Bu bölgelerde yaşayan yurttaşlar 2 Haziran’da sandık başına gidecek.
PINARBAŞI
31 Mart yerel seçimlerinde Pınarbaşı’nda CHP’nin adayı Deniz Yağan 5 bin 82, MHP’nin adayı Menduh Uzunluoğlu ise 4 bin 758 oy almıştı.
MHP’li yetkililer, mühürsüz oy torbaları kullanıldığı iddiasıyla seçimin iptal edilmesi için Pınarbaşı İlçe Seçim Kurulu’na başvurmuştu.Yapılan başvuruyu değerlendiren ilçe seçim kurulu, seçimlerin yenilenmesine karar vermişti.
CHP’nin, Pınarbaşı’nda seçimlerin tekrarlanması kararına itirazı, Kayseri İl Seçim Kurulu’nca reddedilmişti. CHP, “belediye başkanlığı ve meclis üyeliği seçimlerinin iptali ve yenilenmesi yönündeki kararların kaldırılması” talebiyle YSK’ya başvuruda bulunmuştu. Kurul, partinin itirazını reddetti. Pınarbaşı’nda 2 Haziran’da seçimler yenilenecek.
HİLVAN
31 Mart yerel seçimlerinde Hilvan’da DEM Parti’nin adayı Serdan Paydaş 6 bin 960, AKP’nin adayı Ali Bayık ise 6 bin 439 oy almıştı.
Hilvan’da oy yakma görüntülerinin ortaya çıkmasının ardından Hilvan İlçe Seçim Kurulu, seçimlerin yenilenmesine karar vermişti. Yüksek Seçim Kurulu da Hilvan ilçesinde seçimlerin 2 Haziran’da yenilmesine karar verdi.
SİYASİ PARTİLER HANGİ İLLERE İTİRAZ ETTİ?
VAN: Van İl Seçim Kurulu, Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen DEM Partili Abdullah Zeydan’ın adaylığını iptal ederek, mazbatanın AKP adayı Abdulahat Arvas’a verilmesine karar vermişti. DEM Parti, Van İl Seçim Kurulu’nun kararının iptal edilmesi için YSK’ya başvurmuştu. DEM Parti’nin itirazını kabul eden Kurul, mazbatanın 7 üyenin kabul, 4 üyenin ret oyu ile Zeydan’a verilmesini hükmetmişti.
HATAY: 31 Mart yerel seçimlerinde Hatay’da AKP’nin adayı Mehmet Öntürk 346 bin 212, CHP’nin adayı Lütfü Savaş ise 343 bin 477 oy almıştı. CHP’nin itirazları devam ederken Hatay İl Seçim Kurulu mazbatayı AKP’li Mehmet Öntürk’e vermişti. CHP, itirazının il seçim kurulu tarafından reddedilmesinin ardından YSK’ya başvurmuştu. CHP dilekçede, Hatay’da “oyların yeniden sayılması”, bu reddedilirse “geçersiz oyların sayılması”, bu da reddedilirse “seçimin yenilenmesi” talep edilmişti. Kurul, partinin itirazını reddetmişti. Öte yandan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, dün Hatay seçimlerine ilişkin “tam kanunsuzluk” gerekçesiyle itirazda bulundu.
ARDAHAN: Ardahan Merkez İlçe Seçim Kurulu, CHP’nin 174 oy farkıyla kazandığı Ardahan’da AKP’nin itirazı üzerine yeniden seçim kararı almıştı. Kararı değerlendiren Ardahan İl Seçim Kurulu, mazbatanın seçilmiş CHP’li Faruk Demir’e verilmesine karar vermişti. AKP, Ardahan’da belediye başkanlığı seçimlerinin yenilenmesi için YSK’ya başvurmuştu. Kurul, AKP’nin itirazını kabul etmeyerek seçimlerin yenilenmemesine karar vermişti.
ORDU: 31 Mart yerel seçimlerinde Ordu’da AKP’nin adayı Hilmi Güler 182 bin 739, İYİ Parti’nin adayı Enver Yılmaz ise 166 bin 598 oy almıştı. İYİ Parti, Ordu’daki seçimlerde “tam kanunsuzluk” tespit ettikleri gerekçesiyle seçimlerin iptali ve yenilenmesine yönelik YSK’ya olağanüstü itirazda bulunmuştu. Kurul, partinin itirazını reddetmişti. İYİ Parti, dün Ordu’da seçimlerin yenilenmesi için YSK’ya ikinci kez başvurdu.
KÜTAHYA: 31 Mart yerel seçimlerinde 137 bin 111 oyun geçerli, 5 bin 659 oyun geçersiz sayıldığı Kütahya’da CHP’nin adayı Eyüp Kahveci 40 bin 712, MHP’nin adayı Alim Işık ise 40 bin 110 oy almıştı. AKP ve MHP’nin geçersiz oyların yeniden sayılması talebini Kütahya İl Seçim Kurulu, kabul etmişti. Sayılan geçersiz oylarla MHP’nin adayı Işık’ın oyu 58, CHP’nin adayı Kahveci’nin oyu 27 artmıştı. MHP’nin seçimlerin iptali ve yeniden yapılması üzerine yaptığı olağanüstü itiraz YSK tarafından reddedilmişti.
]]>12 Nisan Cuma günü teleferik kazası sonucu hayatını kaybeden yurttaşın ailesine başsağlığı dileyerek sözlerine başlayan Deniz Yücel, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’n talimatıyla Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır’ın başkanlığında CHP heyetinin olay günü Antalya’ya hareket ettiğini hatırlatarak “Bu üzücü kaza ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında dün gece, Kepez Belediye Başkanımız Mesut Kocagöz hakkında tutuklama kararı verildi. Süreç, partimiz tarafından yakından takip ediliyor. Bu ülkede 7’si çocuk 25 kişinin öldüğü Çorlu Tren kazasında sorumlu kamu görevlileri, bırakın cezalandırılmayı ödüllendirilirken, onlarca madencimizin hayatını kaybettiği Amasra maden kazasındaki baş sorumlular hakkında aylarca soruşturma izni verilmezken, İliç’te toprak kayması sonucu meydana gelen faciada sorumlular korunurken, dün gece gelen tutuklama kararı şüphesiz, siyasi bir karardır” dedi.
“SORUŞTURMAYI SİYASETLE İLİŞKİLENDİRMEYE ÇALIŞANLAR KARŞILARINDA CHP’Yİ GÖRECEKTİR”
Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün 28 Kasım 2023 tarihinde belediye başkanlığına adaylık başvurusu yapmak için belediye iştiraki ANET Yönetim Kurulu Başkanlığı’ndan ve Genel Müdürlüğü’nden istifa ettiğini belirten Yücel, “İstifadan sonra işletmede defalarca denetim yapılmıştır. Ancak; bu acı olaydan bile siyasi rant devşirmeyi hedefleyen, partimizi karalamaya çalışanlar öncelikle şunu anlamalıdır: Kazada sorumluluğu olan herkes, tarafsız ve bağımsız yargı önünde hesap vermeli ve hak ettiği cezayı almalıdır. Kuşkusuz kazada dahli olan kim varsa kimsenin gözünün yaşına bakılmamalıdır. Bu bizim kırmızı çizgimizdir. Ancak bu soruşturmayı, siyasetle ilişkilendirmeye çalışanlar, karşılarında Cumhuriyet Halk Partisi’ni görecektir” diye konuştu.
“HUKUKSUZLUĞUN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”
Hatay’daki seçimlerin iptal edilmesi çağrısında da bulunan Yücel, “Sanmayın ki, bu milli irade gasbına sessiz kalacağız. Sanmayın ki Hatay’dan vazgeçtik. Kurucu liderimizin şahsi meselesi bizim de şahsi meselemizdir. Biz bu hukuksuzluğun peşini bırakmayacağız. Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘şahsi meselem’ dediği Hatay, her bir Cumhuriyet Halk Partilinin şahsi meselesidir ve Hatay halkının iradesine bu anlayışla her zaman sahip çıkılacaktır. Hatay seçimlerine şaibe bulaşmıştır. Var olan bu kanunsuzluklar nedeniyle Yüksek Seçim Kurulu tarafından Hatay seçimlerinin derhal iptal edilerek yenilenmesine karar verilmesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
“AKP İKTİDARI SAATLERCE NE DİYECEĞİNİ BİLEMEDİ”
İran ve İsrail arasında yaşanan son gerilime de değinen Yücel, AKP’yi eleştirerek “AKP iktidarı, saatlerce ne diyeceğini bilemedi… Bu önemli gelişmeler karşısında başta Dışişleri Bakanı olmak üzere tek bir yetkilinin dahi bu konuda, uzun süre bir açıklama yapmaması, ülkemizin dış politika hanesine eksi puan yazılmıştır. Füze ve roket atılıyor, ‘saldırı’ bile diyemiyorlar. ‘Adım’ ya da ‘hamle’ diyorlar… CHP olarak bizim tavrımız net… Biz Filistinlilerin ve tüm mazlum halkların yanındayız. Ortadoğu’da gerilimi yükseltecek tüm politikaların da karşısındayız. Tüm ülkelerin itidalli davranmasını istiyoruz. Böyle bir ortamda, hiç şüphesiz, ülkemizin ve partimizin kurucusu Büyük Önder Atatürk’ün bize gösterdiği ‘Yurtta Barış Dünyada Barış’ anlayışı ile hareket edilmelidir” şeklinde konuştu.
“ŞEBNEM BURSALI’NIN YEDİĞİ ISTAKOZUN HESABIYLA 1 AY GEÇİNMEK ZORUNDA OLAN AİLELER VAR”
AKP İzmir Milletvekili Şebnem Bursalı’nın ıstakoz paylaşımı hakkında da konuşan Yücel, “AKP milletvekili Şebnem Bursalı’nın yediği ıstakozun hesabıyla 1 ay geçinmek zorunda olan aileler var bu ülkede. Önümüzde Kurban Bayramı var… Bakalım 2 ay sonra, halkı küçümsemek adına neler yapacaklar. Kibir abidesi AKP’liler bu kez hangi görgüsüz davranışlarıyla gündem olacaklar, bekliyoruz… Bu görgüsüzlüğün, bu eşitsizliğin ve haksızlığın akıllara getirdiği Tevfik Fikret’in şiirinde de dediği gibi ‘Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin, doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin’. Ama unutmayın ki ilk genel seçimler de ıstakoz sofralarınızım sonu olacak” dedi.
“İŞİMİZ GÜCÜMÜZ TÜRKİYE”
“Partimizde başlattığımız değişim rüzgârı artık ülkemizde de esmeye başladı” diyen Yücel konuşmasını şöyle sonlandırdı:
* “Cumhuriyet Halk Partisi’ni, yerel seçimlerde Türkiye’nin birinci partisi yapan halkımız, inanıyoruz ki ilk genel seçimlerde de bize aynı gururu yaşatacak. Değerli arkadaşlar, buradan partim adına, partimin çeşitli kademelerinde görev yapan her bir ferdi adına söz veriyorum. Cumhuriyet Halk Parti’sinde kibirin en ufak bir emaresini dahi görmeyeceksiniz.
* Halkın verdiği oyları rahatlama sebebi olarak gören bir irade değil, aksine omuzlarımızda artan yükün farkında olarak ve fakat gururla taşıyarak doğru bildiği yolda durmaksızın ilerleyen bir irade göreceksiniz. Bu seçimlerde yaktığımız meşaleyi, hiç söndürmeden, değişim inancı ve gücü ile Türkiye İttifakı için çalışmaya devam edeceğiz. İşimiz gücümüz Türkiye” bizim için sadece bir seçim sloganı değildir. Sadece seçimde değil her gün için ‘İşimiz gücümüz Türkiye!’ diyorum.”
]]>İTİRAZLARA İLİŞKİN AÇIKLAMA
İtirazların ardından basın açıklaması yapan Özel, basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
31 Mart 2019’daki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilendiğini hatırlan Özel, itiraz başvurularına ilişkin şu detayları verdi:
*Biraz önce YSK’ya Hatay Büyükşehir ve Hatay İskenderun ilçesi için ayrı ayrı ‘tam kanunsuzluk’ iddiasıyla başvurmuş durumdayız. Bu başvuruyu bizzat yapacağımı ve takip edeceğimi söylemiştim.
*Tam kanunsuzluk başvurumuz herhalde YSK’ya tarihi boyunca yapılmış en kapsamlı tam kanunsuzluk başvurusudur. Birazdan sadece 8 başlığına değineceğim meselenin herhangi bir tanesi tarafsız ve siyasi baskılardan arındırılmış, sadece hukuk normlarına göre düşünülen vicdan sahibi insanlarda seçimin yenilenmesi yönünde bir karar verme durumunu yaratacaktır. Her birisinde YSK’nın geçmişte talebimize uygun kararlar mevcuttur. Eğer 31 Mart 2019 seçimleri iptal edildiyse Hatay seçimleri 8 kez iptal edilebilir.
*Kanuna aykırı olarak emniyet görevlilerin ve zabıtaların seçim kurullarında göreve yaptıkları, sandık kurulu başkanı oldukları ve memur üye olarak görevlendirildikleri ortadadır, sabittir. Hal, tam kanunsuzluk halidir. Hakkında kısıtlılık kararı bulunan 108 seçmeni biraz önce YSK’ya verdiğimiz dilekçenin ekinde sunduk.
*Ayrıca 3 bin 389 ölü seçmen seçimlerde oy kullanmıştır ve bununla ilgili kanıtlar çuvalların içinde YSK’nın adalet terazisine konmak üzere beklemektedirler. CHP lehine sayım kararı alındığında, ‘Aradaki farktan çok geçersiz oy var, bakmalıyız’ demişlerdi. Aradaki farkın 15 katı geçersiz oy var ve kanuna göre geçersiz oyların niçin geçersiz olduğu mutlaka yazılmalıdır. Durum, tam kanunsuzluk halidir.
*Ayrıca Reyhanlı ve Kumlu ilçelerinde belediye meclis üyesi olan ve İlçe Seçim Kurulu üyesi olan kişiler kurul üyeliklerinden istifa etmedikleri halde seçimlerde aday olmuşlar. Seçimlere partilerin yaptığı itirazlarda bulunmuşlar. İtirazlara karar vermişler, oy kullanmışlar ve hatta bir tanesi kendi mazbatasını kendi imzalamıştır. Hal, tam kununsuzluğun daniskasıdır.

“HATAY’DA HİÇBİR OY YENİDEN SAYILMADI; ŞİMDİ İŞ, YSK’NIN ÖNÜNDE”
Kütahya ve Gaziosmanpaşa’daki oyların AKP itirazları üzerine yeniden sayıldığını hatırlatan Özel, Hatay’da oyların yeniden sayılmamasına tepki gösterdi. Özel, şöyle konuştu:
*Yurt dışında tespit ettiğimiz seçmenler oy kullanmışlardır. Biz, 300’e yakın seçmenin yurt dışında bulunduklarını o gün ispatlıyoruz. Oy kullanmadıklarının ispatı için çizelgeler açılmalıdır. Eğer gerçeği açıklayacaksak, bu kurul hakikatin peşinde koşacaksa ve adalet dağıtacaksa yurt dışında olduğunu ispatladığımız seçmenlerin yerlerine oy kullanılmadığına imza föyleriyle bakmak durumundalar.
*Kırıkhan’da seçim sürerken çıkan arbedede sandıklar dağılmış, pusulalar saçılmış, bir saat sonra; ‘Sıfırdan başlıyoruz’ denmiş. O ana kadar oy kullanan seçmenler, kullandıkları oyların sandıkta olduğunu sanıp evlerine gitmişler ama o oylar kullanılamamıştır. Seçim öğlenin 11’inde yeniden başlatılmıştır.
*Hal, tam kanunsuzluk halidir. Sıfır oy aldığımız sandıklardan maddi hataları düzelttirerek fark 3 bin 900’den 2 bin 569’a inmişken tüm sandıkların bu denetime tabii tutulmasından daha doğal bir talep olamaz.
*İstanbul Gaziosmanpaşa’da bütün oylar yeniden sayıldı, YSK; ‘Sayıma devam edin’ kararı verdi. Kütahya, geçersiz oylar tek tek sayıldı. Bu kararlar bu kadar açık ortadayken Hatay’da hiçbir oy yeniden sayılmadı. Hatay’da hiçbir sandık ne ilçe düzeyinde, ne İl Seçim Kurulu’nda sayılmıştır. Şimdi iş, YSK’nın önündedir.
“SEÇİLMİŞ KURULA SİYASİ SEBEPLERLE BASKI YAPMAK BÜYÜK BİR SUÇTUR”
YSK üzerinde siyasi bir baskı olduğunu ileri süren Özel, itirazlarının yeniden reddedilmesi halinde kararın siyasi olacağına dikkat çekti. Özel’in açıklamalarının devamı şöyle:
*Geçen sefer itiraz ettiğimizde saymama kararı hukuki değil, siyasiydi çünkü AKP isteyince sayıyorsun ama bugün onlara 3 bin 389 ölü seçmenin listesini vermişken, yurt dışındakilerin listesini vermişken, tüm kanıtlarımızla tam kanunsuzluk hallerini sıralamışken, kendisi aday olan kişi seçim kurulunda görev yapıyorken artık bu vakitten sonra bu tam kanunsuzluğa, ‘Ben tam kanunsuzluk demedim, görmedim’ diye imza atacak birisi çocuklarına çok doğru bir miras bırakmayacaktır.
*Bu karar bugün böyle alınırsa siyasi bir karar olacaktır. 2019 seçiminin siyasi bir kararla iptal edildiğini seçmenin vicdanı 2 ay sonra cevaplamadı mı? Seçmen o kararı verenlere mi katıldı, itiraz edenleri mi katıldı? Seçmen mağdurun yanında yer aldı ve o gün 806 bin fark, bugün 1 milyon fark olduysa hep o yapılanlar yüzündendir.
*Buraya talimat verenlere söylüyorum. Aklınızı başınıza alın, bunlar seçmenin vicdanından dönüyor. Size bu aklı verenler size de iyilik yapmıyor, ülkeye hiç iyilik yapmıyor, Hatay’a hiç iyilik yapmıyor. Bir seçilmiş kurula siyasi sebeplerle baskı yapmak büyük bir suçtur ama o baskıya boyun eğmek hiçbir hakimden beklediğimiz bir tutum değildir. YSK’nın asla ve asla böyle bir karar vermeyeceğini, bu siyasi baskılara boyun eğmeyeceğine yürekten inanıyorum.”
“BEN YÜZÜNE SÖYLEYEMEYECEĞİM HİÇBİR ŞEYİ…”
Bir basın mensubunun “Açıklamada dile getirdiğiniz siyasi baskı iddialarını YSK Başkanı’nın yüzüne söyleyebildiniz mi” sorusuna Özel, “Kendisine dilekçemiz hakkında bilgi verdik. Kendisi kararıyla konuşacak bir mercide olduğu için kendisinden bu konuda somut bir cevap da beklemedik. Zaten ‘Ne kendisinin ne kurulun herhangi bir üyesinin bir baskıya boyun eğmeyeceğine olan inancım tamdır’ derken kendilerine bir saygısızlık yoktur, bu kurula baskı yapanları söylerim. Ben yüzüne söyleyemeyeceğim hiçbir şeyi kameraların önünde ya da arkasından söylemem” diye konuştu.

“ANTALYA’DA BÜYÜK BİR HUKUKSUZLUK YAŞANIYOR”
Özgür Özel, Antalya’da 1 kişinin hayatını kaybettiği, 174 kişinin havada asılı duran kabinlerde mahsur kaldığı teleferik faciasıyla ilgili tutuklanan CHP’li Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz hakkındaki soruya şu yanıtı verdi:
*Antalya Kepez’de iki hukukçu milletvekilimiz, birisi Grup Başkanvekilimiz Ali Mahir Başarır, bir diğeri Ankara Milletvekilimiz Umut Akdoğan olmak üzere bugün Antalya’dalar. Örgütümüzle görüştüler. Belediye başkanımızı ziyaret etme aşamasındalardı. Antalya’da büyük bir hukuksuzluk, kanunsuzluk, vicdansızlık yapılıyor.
*Bakın CHP olarak kusuru olan kimse cezasını çeksin. Kimseyi koruyacak değiliz. Ancak Kepez Belediye başkanımız önceden o şirketin başındayken ilgili bakanlıktan onaylı, sertifikalı, ‘buna yaptırabilirsin’ dedikleri şirkete bakım yaptırdıysa, görevi bıraktıktan sonra üç kere de bakım yapıldıysa, denetim olduysa, benim belediye başkanımın görevi bıraktıktan sonra üç kere bakımı olan, denetim gören teleferiğin kazasından sorumlu tutulup tutuklanması siyasi karardır.
*Eğer kusuru olsa mutlaka ama mutlaka bunun soruşturulması gerekir. Kaldı ki kendisine Kepezliler bir hafta önce ‘Kepez’i sen yönet’ diye oy vermişler.
“BUNU KİME YAPTINIZ DA BENİM BELEDİYE BAŞKANIMA YAPIYORSUNUZ?”
*Tutuklu yargılanması Kepez’ı bırakıp kaçacak mı? Başında olmadığı şirketin delilini mi karartacak? Görevini yapmasına engel olunması siyasidir. Tamamen haksızlıktır. Ayrıca Kepez Belediye Başkanımızın şu kadarcık suçu olduğuna inanmakla ve buna yürekten suçu olmadığına inanmakla beraber gözümüzün önünde Soma’da 301 kişi öldü.
*En son İliç’te… Bir kamu görevlisi yargılandı mı arkadaşlar? Dönemin tren kazasında ilgili genel müdürünü görevden aldılar, dava bitmeden yeniden göreve atadılar. Bir kişiye Soma’dan İliç’e kadar tüm facialarda bir kamu görevlisine yargılanma izni verdiniz mi?
*Hesabını sordunuz mu? O şirketlerin genel müdürlerine sordunuz mu? Şimdi gelip bize soruyorsunuz. Belediye başkanımın suçu olsa ben bu soruşturmanın yapılmasından hiçbir rahatsızlık duymam.
*Tutuksuz yargıla, göreceksin onun döneminde işlerin dört dörtlük yapıldığını. Burada bir suç varsa bakımı, denetimi yapan firmada bir eksiklik varsa hesabını hep birlikte soralım. Bizden yana birinde varsa hep birlikte soralım. Bunu kime yaptınız da benim belediye başkanıma yapıyorsunuz. Büyük bir haksızlıktır. İtirazın kabul edileceğine, başkanımızın görevi başına döneceğine en kısa sürede inanıyorum. Aksi durum akılla da vicdanla da bağdaşmaz.
]]>Çocukluğundan beri toplumsal meselelere ilgili olduğunu anlatan Tugay, bu yönünü, “Ortaokul çağında siyasi yazı ve kitapları okurdum, hatta TBMM bütçe görüşmelerini dahi izlerdim. Okul münazaralarında yer alırdım” sözleriyle anlattı. Tugay, ortaokul ve liseyi İzmir İnönü Lisesi’nde tamamladıktan sonra Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi. Çorum ve İzmir Tire’de pratisyen hekimlik yaptı. Osman Müftüoğlu’nun Başhekim olduğu Ankara Numune Hastanesi’nde çalışırken, ağır çalışma koşulları altındaki asistan hekimleri örgütleyerek hak mücadelesine başladı, protesto eylemleri örgütledi. Daha sonra plastik cerrahi uzmanı olarak İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Karşıyaka Devlet Hastanesi, Çiğli Kent Hastanesi’nde görev yaptı. Türk Tabipler Birliği Kol Başkanlığı görevini üstlendi. 2009 yılında devlet memurluğundan ayrılarak özel sağlık merkezini açtı. 2010 yılında Cumhuriyet Halk Partisi’ne üye oldu. 2019’da CHP’den Karşıyaka Belediye Başkanı seçildi. Ticari faaliyetini hem etik değerler açısından hem de bütün zamanını belediye işlerine ayırmak için muayenehanesini kapattı. Tugay, “Belediye başkanı ikinci bir işle uğraşmamalıdır” dedi.
ÖZGÜR ÖZEL’LE GÖRÜŞME
2023 genel seçiminden sonra CHP’de değişimciler kanadında saf tutan İzmir’deki tek belediye başkanı oldu. Bu kararı nasıl aldığını ilk kez anlattı:
“14-28 Mayıs 2023 Genel Seçiminde umutluyduk, kaybetmemiz mucize olurdu ama kazanamadık. Benim için dönüm noktası Temmuz 2023’te CHP Genel Merkezi’nin belediye başkanlarıyla yaptığı seçim değerlendirme toplantısıdır. Belediye başkanları, özellikle Ekrem İmamoğlu, durum saptayıcı, etkileyici konuşmalar yaptılar. Genel başkan (Kemal Kılıçdaroğlu) ise yetki verdiği kişileri suçladı. Daha sonra İzmir’den olmayan milletvekili dostlarımla konuştum. Değişimin zaruri olduğuna kesin kanaat getirdim. CHP Grup Başkanı Özgür Özel’e tebrik ziyaretine giderek, “Genel başkan adayı olacak mısınız” diye sordum, “Kılıçdaroğlu’nu değişim için ikna etme düşüncesindeyiz” dedi. Olumsuz karşılık alındı. Özgür Özel genel başkan adayı olunca da hiçbir karşılık beklemeden destek verdim. O sırada ‘Risk alıyorsun’ diyenler oldu ama ‘Yeniden belediye başkanı olmam önemli değil, Türkiye’nin kurtuluşu önemli’ yanıtını verdim.”
Tugay, CHP Genel Merkezi tarafından 2024 yerel Seçiminde İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı gösterildi. En yakın rakibi AKP’li Hamza Dağ’a yaklaşık 11 puan fark atarak, seçimi yüzde 48.97 oy oranıyla kazandı.

Mazbatasını alan Cemil Tugay, Gökmen Ulu’nun sorularını yanıtladı.
Batının sosyal demokrasi modelini temsil edeceğiz
Geçtiğimiz Cuma günü mazbatasını alarak kolları sıvayan Cemil Tugay, sorularımızı yanıtladı:
– Akıllara 1989’da SHP’nin ulaştığı yerel seçim zaferi geliyor. O zafer partiyi genel seçimde iktidara da taşımıştı. Şimdi CHP’nin yakaladığı yerel seçim başarısının önümüzdeki genel seçime yansıması ne olur?
Bence sadece 4 yıl sonraya değil, önümüzdeki 20-25 yıla olumlu ve güçlü yansımaları olacaktır. Cumhuriyet Halk Partisi ruhundaki devrimci geleneğin gereğini yerine getirecek.
– Şimdi, belediyelerin de işlevselliğiyle değişimin tabana yayılması beklentisi var. Değişim anlamını bulacak mı?
Aslında adım adım anlamını buluyor. Bunu sadece belediye başkanlarında değil, Parti Meclisinde de görebilirsiniz. “Biz artık farklıyız, artık yeni şeyleri temsil ediyoruz” mesajımızı toplum almış olmalı ki bu sonuç çıktı ortaya.
– Yeni nesil belediyecilikten söz ediyorsunuz. Nasıl bir yönetim anlayışı uygulayacaksınız?
Batının sosyal demokrasi modelini temsil eden bir anlayışta olacağız. İnsanların sorunlarıyla ilgili doğru saptamalar yapacağız. Rasyonel çözüm önerileri geliştireceğiz. Şunu vaat ediyoruz: Birlikte yöneteceğiz. Belediyeye nitelik kazandıracağız. Bilgiyi, teknolojiyi, aklı, katılımcı demokrasinin bütün gereklerini kullanacağız. Verimliliği gözeteceğiz, özel şirket mantığıyla kamu kaynaklarını doğru kullanacağız, israfa izin vermeyeceğiz. Şeffaf, denetleyen, denetleten, hiçbir istismara izin vermeyen, sorunların üzerine giden, cesur bir anlayışla çalışacağız. Farklı açılardan biraz daha güçlü bir yerel yönetim ve eylem planları ortaya koyacağız. Önümüzdeki birkaç yıl içinde bunun somut sonuçlarını yaşayacağımıza inanıyorum.

Halka karşı işlenen suçlar beni çok öfkelendiriyor
– Popüler bir belediye başkanı olmadığınıza dair değerlendirmeleri nasıl karşılıyorsunuz?
Bizde 12 Eylül’den beri PR’a dayalı, çokça popülist siyaset var. Mesela, rakibim (Hamza Dağ) denedi bunu, algı çalışmalarıyla toplumu etkileyerek kazanmayı umdu. Bu yöntem tutuyordu da… Ama bu sefer insanlar inanmadı. Çünkü karşılarında samimi bir siyasi hareket olarak CHP vardı.
– Sakin bir yapınız var. Sinirlenmez misiniz?
Bana yapılan saldırıları olabildiğince sakin karşılıyorum. Çünkü kişiselleşmiş tartışmalar ve kavga konunun özünden koparıyor. Ancak halka karşı işlenen suçlar, yolsuzluklar, adaletsizlikler olduğunda öfkeleniyorum. Çünkü hiçbir vatandaşın haksızlığa maruz kalmasına razı değilim. Bu yolda halk için kavga etmem gerekirse ederim, bağırmam gerekirse bağırırım.
DOĞRU ZAMANDA YANIMDA DURUYOR
Cemil Tugay, eşi Öznur hanımla ilgili şunları söyledi: “Destekleyici bir tavrı var. Takip ediyor, gözlüyor. Ona ihtiyaç duyduğumda, doğru zamanda yanımda duruyor, çekinmeden uyarılarda bulunuyor. Temsil ettiğimiz makama özen ve dikkat gösteriyor, sınırını çok iyi biliyor. Eşimin bu tavrından çok memnunum.”
]]>MHP Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Karakaya “Millet tarafından bir uyarı oldu mu? Evet, bir uyarı oldu. Uyarılar anlaşıldı. Millet iradesine karşı kimsenin diyeceği bir şey yok” ifadelerini kullanırken, AKP Ankara Milletvekili Zeynep Yıldız “Milletimizin mesaj verme kabiliyetine inanırız. Milletimizin verdiği mesajı anlamaya çalışacağız” diye konuştu.
MHP’YE GÖRE OY KAYMASI YOK
“Yerel seçimleri tek bir faktöre bağlamak ve değerlendirmek mümkün değil. Çok faktörlü bir seçimden bahsediyoruz” diyen Karakaya, şöyle devam etti:
– İl genel meclisi üyeliklerine bakıldığında Cumhur İttifakı’nın öyle denildiği şekilde bir oy kaybı da söz konusu değil. Elbette kaybettiğimiz, yeni ilave ettiğimiz yerler var. Eksiklikler, fazlalıklar neyse üzerinde durulacak, çalışılacak. Cumhur İttifakı olarak denildiği şekilde oy kayması söz konusu değil.
– Ağırlıklı olarak seçmen sandığa gitmeyerek gösterdi. Tabii bu, sonuçları görmemezlikten gelme anlamına gelmiyor. Cumhur İttifakı’ndan CHP’ye kitlesel bir anlamda oy hareketinin olmadığını çok rahatlıkla söylemek mümkün. Kaybedilen belediye başkanlıklarını da baktığımızda her şeyde bir hayır vardır diyoruz.
AKP Ankara Milletvekili Zeynep Yıldız da şöyle konuştu:
– Hiçbir mazeret üretmeden, ‘sonuçlar şöyle oldu, böyle oldu’ gibi tartışmalara mahal vermeksizin milletimizin iradesi budur. Milletimizin mesaj verme kabiliyetine inanırız. Milletimizin verdiği mesajı anlamaya çalışacağız. Hiçbir mazeretin arkasına sığınmaksızın, ittifakımız çok büyük olgunlukla karşıladı.
MHP de AKP’ya ziyarette bulundu. Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz başkanlığındaki heyeti, AKP Genel Başkan Yardımcısı Belgin Uygur ağırladı.

MHP’DEN ERDOĞAN’A İSRAİL DESTEĞİ
İsrail’in Gazze saldırısı ve Türkiye’nin İsrail ile ticaretine yönelik tepkilere değinen Sadir Durmaz “Dünya’nın göz önünde bir soykırım yapılıyor. Bir terör devletiyle karşı karşıyayız. Türkiye, dünyada en fazla yardımı yaparken birilerinin bunu farklı değerlendirip istismar konusu yapması kabul edilebilir bir durum değil. Cumhurbaşkanımızın gayretlerinin ve attığı, atacağı adımların sonuna kadar arkasında olduğumuzun bilinmesini istiyoruz” dedi.
Türkiye’nin üst üste seçimi yaşamak durumunda kaldığını söyleyen Durmaz, “Aynı zamanda tüm dünyada cereyan eden ve bizi de ilgilendiren bazı süreçler yaşadık. Pandemi, deprem gibi. Tüm bunlardan sonra üç seçim geride kaldı. Şimdi ise seçimsiz bir dört yıl. Bu sürede de halihazırda görülen birtakım eksikliklerin, noksanlıkların tamamlanacağı, Türkiye’nin istikrar içerisinde bazı faaliyetlerini, tedbirlerini alabileceği bir döneme girebiliriz” diye konuştu.
‘TRAFOYA KEDİ GİRDİ’ DEMEDİLER
AKP Genel Başkan Yardımcısı Belgin Uygur da “Önümüzdeki 4,5 yıllık seçimsiz geçirilecek olan o süreçte güçlü bir şekilde yolumuza devam edip milletimiz için, 85 milyonun her bir ferdi için çalışmaya, üretmeye, gayret etmeye, üretmeye devam edeceğiz.” diye konuştu.
Sadir Durmaz da “Bu seçimde ilk defa birileri, seçim sonuçlarına çok itiraz etmedi. ‘Tek adam rejimi var. O yüzden böyle bir sonuç çıktı’ demediler. ‘Trafoya kediler girdi, o yüzden böyle oldu’ demediler” ifadelerini kullanırken, AKP Genel Başkan Yardımcısı Belgin Uygur ise “Bizim demokrasi kültürünün yerleşmesi ve özümsenmesi noktasında gerçekten güzel örneklerimiz. Parti olarak, Cumhur İttifakı olarak yaşayan ve hayata geçiren bir siyasi tecrübeyiz aslında” değerlendirmelerinde bulundu.
]]>14 Mayıs Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun aday olmasıyla muhalefetin “tarihi bir fırsatı”kaçırdığını belirten Uğur Dündar, “Tarih onu asla affetmeyecek” eleştirisinde bulunmuş; Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın aday gösterilmesi gerektiğine dikkat çekerek “CHP’nin ve ‘Altılı Masa’nın lideri resti görmek yerine, kendi adaylığını dayattı ve Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybetti” demişti.
Bu eleştiri üzerine Kılıçdaroğlu, “Geçmişe ve Geleceğe Not düşelim! Sayın Uğur Dündar’a açık mektubumdur” diye başlayan bir bir yazı kaleme aldı ve X hesabından paylaştı.
Kılıçdaroğlu şunları söyledi:
“Geçmişe ve Geleceğe Not düşelim!
Sayın Uğur Dündar’a açık mektubumdur…
Sağdan soldan vatan evlatlarının idamlarıyla sonuçlanan 68 kuşağı fırtınasında gemisine dalga vurmamış Uğur Dündar, 1980 darbesinin “Bizim Uğur”u, TRT Genel Müdürü…
Bizim kuşağın onur abidelerinden Tarık Akan’ın yumruklaştığı, dürüst ve mücadeleci gençlik-kafalarında bitlerle işkencelerden geçerken-ayağına taş değmemiş, nezaket ziyaretlerinin müdavimi Uğur Dündar…
“Gün geçmiyor ki” cümlesiyle başladığı her haber programında, fonda gerilim müzikleriyle süslediği ve toplumun inanç noktalarına temas ederek 28 Şubat sürecinin alt yapısında emeği olan, iş başörtü sorununa geldiğinde; “İnadına mini etek, inadına dekolte” sloganlarına katkı sunan Uğur Dündar…
Sağlık skandalı haberi adı altında “Tesettür Faciası” başlığıyla, toplumdaki kutuplaşmanın her daim ekmeğini yiyen, fildişi kulelerinin tepesindeki konforlu alanını inşa edebilmek için büyük “fedakarlıklar” yapan, andıçların Uğur Dündar’ı…
Her alanda, mevcut baskıcı iktidarın, sizin de içerisinde arkadaşlarınızın olduğu (ki bence onlar öyle sanıyor) muhalifler, davalarla, hapislerle, saldırılarla mücadele edip bedel öderken, sizin çarkınız yine “şanlı şanlı” döner Uğur Bey.
Senin de bildiğin ama hiç hoşuna gitmeyecek bir sır vereyim; Biz helalleştik… Bu ülkede, Cumhuriyet Halk Partisi’ne bırakın oy vermeyi, adını duyunca besmele çeken muhafazakârlarımızla helalleştik.
1960’lardan kalma sağ sol kavgasının kötü mirasıyla yüzleştik. Bizlere inançsız ve din düşmanı gözüyle bakan sağcı kardeşlerimizle de helalleştik…
İç Anadolu ve doğusu dahil, bırakın milletvekili çıkarmayı temsilci gönderemediğimiz şehirlerimizle konuştuk, anlaştık, helalleştik…
Darbelerle, 28 Şubatlarla, faili meçhul cinayetlerle, idamlarla yüzleştik.
Geçmişte yaşadığımız bütün travmalarımızı, öfkelerimizi, intikam duygularımızı ebediyen toprağa gömdük. Bütün farklılıklarımızı kabul ettik, sevdik ve kucaklaştık. Artık buradan size ve temsil ettiğiniz kimliğe ekmek çıkmaz!
Bunu vatanperver dostlarımızla yaptık. Başta kıymetli dostum Sayın Karamollaoğlu olmak üzere 6’lı masanın liderleri ile yaptık.
Nasıl yaptığımızı da anlatayım.
Berkin Elvan’a da ağladık, Eren Bülbül’e de…
Sinan Ateş ile de vurulduk, Tahir Elçi ile de…
Deniz Gezmiş’le de sehpaya çıktık, Mustafa Pehlivanoğlu ile de…
Ergenekon kumpası mağdurlarına da destek olduk, suçsuz günahsız KHK mağdurları anaokulu öğretmenlerine de…
Yürüdük Uğur Bey. Hak için halk için yürüdük.
Yolumuza kurşunlar bırakıldı yürüdük…
Pislikler döküldü yürüdük…
Terör örgütleri kuşun sıktı, linçlendik, içerisinde bulunduğumuz ev için “Yakın o evi” dediler, defalarca ölüm tehditleri ve suikastlara karşı yürüdük.
Cumhuriyet Halk Partisi çok değişti Uğur Bey. Artık toplumun büyük bölümünü öcü gibi gördüğü bir parti değil. Bakın TV programında değerli kardeşim Cemal Enginyurt, size karşı millet ittifakını ve helalleşmemizi nasıl savunuyor, siz ise nasıl da inkar ediyorsunuz.
Siz hiç değişmemişsiniz! Hala 1970’lerde, 80’lerde, 90’larda yaptığınızı yapmaya çalışıyorsunuz. Bu sefer olmaz!
Toplumun inanç ve değerleri ile siz ve temsil ettiğiniz kimliğiniz, mıknatısın iki ayrı kutbu gibisiniz. Siz Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve toplumsal barışa yaklaştıkça seçimlerde broşürlerimizi dağıtan başörtülü kardeşlerimiz, bütün kırgınlıklarını unutan Kürt kardeşlerimiz, vatanperverlik çatısı altında bütünleştiğimiz sağcı kardeşlerimiz, kısacası bu ülkenin ötekileri bizden uzaklaşıyor. Buna müsaade edemeyiz.
Belki biraz kırıcı oldu ama kusura bakmayın Uğur Bey bunlar gerçekler. Bana, canlı yayınlarda Dış devletlerin ajanı olup olmadığımı soracak kadar dengenizi yitirdiniz, ses çıkarmadım.
Şahsıma dilediğiniz kadar saldırabilirsiniz ama kardeşliğimizi dinamitlemenize müsaade etmem.
Kendi adaylığımı dayatmak için siyasi rüşvet dağıttım iddialarınıza susarım ama 6’lı masa bileşenlerine “siyasi rüşvet aldınız” imasına susmam, bu birlikteliği bozdurmam!
Sizin tabirinizle; “Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nu 70’li yıllardan beri tanırım. Kemal Bey’in asıl işi hesap sormaktır. Devletin nice kayıp trilyonlarını, tüyü bitmemiş yetim hakkını, yurt dışından getirmiş ve hazineye irat kaydettirmiştir.” El hak doğrudur Uğur Bey. Benim asıl işim hesap sormaktır.
Büyük emeklerle ve ödenen bedellerle tesis edilen bu kardeşlik yapısına, bu toplumsal ittifaka ve bu helalleşmeye saldırmayı sürdürürseniz, milletin uygarlık yolundaki bu anlaşmaya halel getirmeye çalışırsanız, bunun hesabını sorarım.
Toplumu kutuplaştırma, ayrıştırma, partimi yeniden halktan koparma çabaları ve çalışmaları olduğunu hissettiğim zaman Uğur Bey, SİYASİ ARENADA MAKOSENLERİMİ TEKRAR GİYERİM ve bedeli ne olursa olsun bu uğurda mücadelemi veririm.
Tarih kimi affedecek, kimi affetmeyecek? Bu soruyu da not düşelim zaman göstersin…
Bu vesileyle de vatanperver gazetecimiz Sayın Mehmet Ali Birand’ı saygıyla anmış olalım. Onun şahsında bütün gerçek gazetecilere selam olsun…
“Bizim Uğur”lar sizin olsun, Tarıklar bizimdir…
Kalın sağlıcakla…
KEMAL KILIÇDAROĞLU
Cumhuriyet Halk Partisi 7. Genel Başkanı / Anadolu’nun Kemal’i

Usta gazetecinin, Kemal Kılıçdaroğlu’na yanıtı ise X platformunda 18 milyondan fazla görüntülendi.
İşte, Dündar’ın Kılıçdaroğlu’na yanıtı:
“Sayın Kemal Kılıçdaroğlu,
Bana açık mektup yazmışsınız.
Ancak kullandığınız kaba üslubun yanı sıra, mektubunuzun iftira ve yalanlarla dolu içeriğini okuyunca
“Acaba Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun X hesabı kötü niyetli birilerince ele geçirilmiş olabilir mi?” diye düşünmekten kendimi alamadım.
Zira size hakaret etmedim, iftira atmadım, kişilik haklarınıza saldırmadım, özel hayatınıza lâf etmedim.
Sadece yerel seçim sonuçlarının, Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde kendi adaylığınızı dayatmak yerine,
Sayın Ekrem İmamoğlu veya Sayın Mansur Yavaştan birini aday göstermiş olsaydınız, onların seçimi rahatlıkla kazanabileceğini gösterdiğini belirttim.
Bunu sadece ben söylemiyorum, sokaktaki hemen herkes ifade ediyor.
Ayrıca 39 milletvekili armağan ettiğiniz bazı masa ortaklarınızın son seçimlerde yüzde 1’lik oy oranını bile tutturamamaları da bu görüşü doğruluyor.
Bunda kızıp köpürecek ne var?
Sayın Kılıçdaroğlu hırçınlığınızı anlıyorum.
Zira sizin Sayın Tayyip Erdoğan’a karşı girdiğiniz tüm seçimleri kaybetmiş ve CHP’nin oy oranını yüzde 25’e sabitlemiş olmanıza karşın, Sayın Özgür Özel, Genel Başkan olarak katıldığı ilk seçimde
bu yüzde 25’lik cam tavanı paramparça ederek partisini yüzde 38 oyla 1. yaptı.
Yani sizin gitmenizle başlayan değişim, zafer kazandı.
Sayın Kılıçdaroğlu,
Yazdığınız kin ve öfke dolu satırlarla
sizin genel başkan seçildiğiniz günden beri bana yapıştırılmaya çalışılan “Kılıçdaroğlu’nu Uğur Dündar parlattı. Dengir Mir Mehmet Fırat ve Melih Gökçek ile açık oturum yaparak onun önünü açtı” YAFTASINI YALANLAMIŞ OLDUNUZ!
Beni gereksiz yere töhmet altında kalmaktan kurtardınız.
Kemal Bey,
Size karşı hiçbir kötü düşünce ve davranışta bulunmadığım gibi Sayın Ekmelettin İhsanoğlu’nu Cumhurbaşkanı adayı gösterme gafletinizde bile, AKP’ye karşı sizi destekledim.
Ama CHP’yi kuruluş felsefesinden, Atatürk’ün çizdiği rotadan uzaklaştırma ve sağcılaştırma çabalarınızı da eleştirdim.
Kemal Bey,
Hırs ve kinle kaleme aldığınız satırlarda farkına varmadan kendinizle çeliştiğinizi de görmemişsiniz.
Öyle ya mektubunuzu okuyanlar şöyle düşünmezler mi?
“Ey Kemal Kılıçdaroğlu madem Uğur Dündar kötü bir gazeteciydi, neden en kritik zamanlarda röportaj için hep onu seçtiniz?”
Hırsınız size YALAN DA SÖYLETMİŞ.
TRT Genel Müdürü…demişsiniz!
Ne 12 Eylül döneminde, ne de öncesi ve sonrasında TRT Genel Müdürü olmak, aklımın ucundan dahi geçmedi.
Çünkü büyük başarıyla yaptığım ve beni yıllarca “Türkiye’nin en güvenilir kişisi seçtiren” bir işim vardı.
Yalanlarınız bununla da sınırlı kalmamış.
Sevgili arkadaşım Tarık Akan’ı da hırs ve kininizi kusmaya alet etmişsiniz.
Merhum Tarık ile arkadaşlığımız gençliğimizde kavga ile başladı. Ama sonra çok iyi iki dost olduk. Bunun en yakın tanığı da Tarık’ın yakın arkadaşları ve sevgili Müjdat Gezen’dir. Ayrıca vefatından sonra Tarık’ın isminin, yaşadığı Bakırköy’de ki Özgürlük Parkı’na verilerek TARIK AKAN ÖZGÜRLÜK PARKI olması için çok uğraştım. Keşke siz de CHP Genel Başkanı olarak bir omuz verseydiniz de başarabilseydik!
Ayrıca bana karşı yaptığınız sert çıkışı, yıllarca yenildiğiniz AKP iktidarına karşı gösterebilseydiniz.
Sayın Kılıçdaroğlu,
X hesabınızın kötü niyetli kişilerce ele geçirilmiş olabileceğini düşündüren bir başka husus da 28 Şubat’taki haberlerimle ilgili olarak “muhbir” ağzını kullanmış olmanız.
Kemal Bey,
Hayatım boyunca yaptığım tüm haberleri getirin, altına yine imzamı atayım.
Zira vicdanen duvara yatak resmi yapıp karşısında mışıl mışıl uyuyacak kadar rahatım.
Yanlışım olmuş mudur, binlerce haber içinde bir iki tane olabilir. (Onun da hesabı mahkemelerde sorulabilirdi.)
Kemal Bey,
Çok şaşkınım.
Zira yapmanız gereken bana yalan ve iftiralarla saldırmak değil “Ben neden daha önce çekilip CHP’nin önünü açmadım” diye sormak olmalıydı.
Bakın Sayın Özgür Özel, Sayın Ekrem İmamoğlu, Sayın Mansur Yavaş ile diğer başarılı başkanlar zafer kazanıp tarih yazdılar.
Siz ise “Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybettiren makosenli genel başkan” olarak tarih oldunuz!..
Saygılarımla…”
Bağlar’da kurulan çadırda 3 bin kişiye yemek dağıtımı yapılacağı sözleşmede yer aldığı halde çadırdaki sandalye sayısının 250 olması dikkat çekti. Günlük 3 bin kişiye yemek dağıtılmış gibi gösterilerek ihaleyi alan firmanın, kayyum yönetiminin de talebi üzerine yemekleri AKP’nin seçim çadırlarına gönderdiği ortaya çıktı.

AKP KADIN KOLLARI VE AKP SEÇİM ÇADIRLARINA GİDİYOR
Yoksul ve yardıma muhtaç kişiler için kurulan iftar çadırında yemeğin, yoksullardan ziyade AKP’li adayların seçim çalışması yürüttüğü çadırlara takviye edildiği bildirildi. Bağlar’da kurulan iftar çadırından her gün 200 kişilik yemeğin, seçim çalışması yürüten AKP’nin Sur, Yenişehir, Bağlar ve Kayapınar merkez ilçe teşkilatı kadın kolları başkanlığına gönderildiği öğrenildi.
ÇINAR, HANİ VE DİCLE İLÇELERİNDEKİ AKP’LİLERE GİDİYOR
Yine yoksullara yemek dağıtımı için kurulan çadırdan 200 kişilik yemeğin her gün ihaleyi alan firmaya ait araçla Diyarbakır’da 40 kilometre uzaklıktaki Çınar ilçesinde kurulan AKP’nin Belediye Başkan adayı Davut Arzu’nun seçim çalışması yürüttüğü çadıra gönderildiği belirlendi.
Aynı şekilde 200 kişilik yemeğin Diyarbakır’a 70 kilometre uzaklıktaki Hani ilçesindeki AKP ilçe teşkilatına, 200 kişilik yemeğin de Diyarbakır’a 60 kilometre uzaklıktaki Dicle ilçesinde seçim çalışması yürüten AKP’lilere gönderildiği öğrenildi. Sözleşmeye göre 3 bin kişiye yemek dağıtımı yapıldığı taahhüt edilen Bağlar’daki çadırda yoksula verilen yemek sayısının ise 200-250 arasında olduğu ortaya çıktı.

MAZBATA ALININCA KORSAN ÇADIR GECE APAR TOPAR SÖKÜLDÜ
30 milyonluk yemek ihalesiyle ilgili Ramazan ayı boyunca yemek dağıtımı yapılacağı sözleşmede yer almasına rağmen dün DEM Partili adayların mazbatalarını alarak resmen göreve başlaması üzerine Bağlar’da kurulan iftar çadırı da gece apar topar söküldü. Sözleşmeye göre Ramazan’ın son günü olan bugün de yemek dağıtımı yapması gerekiyordu.
Büyükşehir Belediyesince ihalesi yapılan iftar çadırına ihaleyi alan FM-İçkale firmasına yakınlığıyla bilinen Siirt Vakfı Diyarbakır Şubesi 1 ay boyunca kendi pankartını asarak sosyal medyada çadırın sanki kendilerine aitmiş gibi propagandasını yaparak açtıkları vakıf hesabına bağış yapılması çağrısında bulunmuş ve çok sayıda hayırsever işadamı, bütçesi belediye tarafından karşılandığı halde sanki Siirt Vakfınca karşılanıyormuş gibi nakdi bağışda bulunmuştu.

Vakfın başkanlığını ise Bank Asya’ya yüklü miktarda para aktardığı gerekçesiyle FETÖ terör örgütü üyeliğinden yargılanıp delil yetersizliğinden beraat eden Karayolları eski Bölge Müdürü Adnan Öktüren yürütüyor.
Yoksulların karnını doyurmak için kurulan çadırın AKP’nin seçim çadırlarına destek için kurulması ve 3 bin kişilik sözleşme yapılmasına rağmen 250 kişiye yemek verilmesi kentte tepkiyle karşılandı.
]]>
İYİ Parti, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilenmesi talebiyle bugün YSK’ya başvuruda bulundu. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş ve diğer parti yetkilileri YSK’ya geldi. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Hakan Şeref Olgun, şöyle konuştu:
“Ordu ili seçim çevresi toplam 2 bin 229 sandıktan oluşmaktadır. Seçim çevresinde oy kullanan 486 bin 365 kişi olmasına rağmen Türkiye ortalamasının çok üzerinde geçersiz oy pusulası Ordu ilinde tespit edilmiştir. Sadece büyükşehir belediye başkanlığı seçiminde 30 bin 600 geçersiz oy pusulasının var olduğu kayıtlara geçmiştir. Ancak tarafımızca yapılan başvurular neticesinde tekrar açılan sandıklarda geçersiz sayılan oy pusulalarından geçersizlik nedeni çift mühür olan oy pusulalarının neredeyse tamamının İYİ Parti ve başka bir partiye basılı olduğu, geçersizlik sebebi boş olan oy pusulalarında ise zarfa konulduğunda oluşacak katlama iznin olmadığı, bu haliyle zarfa giren oyun sandığa sığma ihtimalinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Sabah sandıklara teslim edilen oy pusulaları ile zarf sayısı, kullanılmayan artan oy pusulaları ve zarf sayısı ile oy kullanan seçmen sayısı karşılaştırıldığında çok sayıda sandıkta kayıp zarf ve oy pusulası olduğu tespit edilmiştir. Bu durum seçim evraklarının güvenliği açısından şüphe uyandırmış olup farklı sandıklara, farklı sandıklardan oy pusulaları ve zarfların girmiş olabileceği şüphesini doğurmaktadır.”
“95 SANDIK KURULU BAŞKANI VEYA ÜYESİNİN SİYASİ PARTİ ÜYESİ OLDUĞU TESPİT EDİLDİ”
Toplam sandık sayısının içerisinde sadece 95 sandık kurulu başkanının veya sandık kurulu memur üyesinin siyasi parti üyesi olduğu tespiti yapılmıştır. Bilindiği üzere, sandık kurulu başkanı ve memur üye ile kanun koyucu sandık tarafsızlığı ve güvenliği sağlama amacını güder. Devlet memurlarının 657 sayılı kanuna göre siyasi parti üyesi olması mümkün değildir. Sandık kurulu başkanı ve memur üyelerin memuriyetlerine engel bir durumun olması, yani siyasi parti üyesi yahut devlet memuru olmaksızın sandık kurulu başkanı ve memur üye olarak atanması seçim güvenliğinin ve tarafsızlığının yok sayılması anlamına gelmektedir. Tüm bu sebeplerle YSK’ya tam kanunsuzluk hallerinin oluştuğundan bahisle bilgi ve belgelerimizi eklemek suretiyle Ordu Büyükşehir seçimlerinin yenilenmesi talebinde bulunulmuştur.”
“15 BİN SEÇMENİ OLAN BİR İLÇEDE 5 BİN GEÇERSİZ OY VAR”
İYİ Parti Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Enver Yılmaz da şunları söyledi:
”95 sandık başkanının parti üyesi olması sebebiyle sandık kurullarının sağlıklı oluşmadığı, sandık başkanlarının devlet memurları kanunun 125’inci maddesi ve yedinci maddesi gereği siyasi partilere üye olamayacağı, üye olduktan sonra yaptıkları işlemlerin tamamen kanunsuz olduğu gerekçesiyle, bizim tespit edebildiğimiz 95 sandıkta ama bin 200 sandık üzerinden 95 sandık başkanını bulabildik. Geride yaklaşık bir 3 bine yakın daha incelenecek memur ve başkan ve başkan yardımcısı arkadaşlarımız var. Çünkü her sandıkta iki kişi oluyor biliyorsunuz. 2 bin 229 sandıktaki iki kişi hesap ettiğimizde yaklaşık 4 bin 500’e yakın sandık başkanlarının bu tedrisatla elenmesi lazım.
Türkiye’de hukukçu kimliğimle söylüyorum, bir sandıkta sandık başkanlarının siyasi parti üyesi olması sebebiyle bir olay gerçekleşmemiş. Biz bunu nasıl tespit ettik? Şöyle tespit ettik. Özellikle dört tane ilçemizde bize karşı yapılan komplonun kamu görevlileri üzerinden dizayn edildiğini idrak etmeye başlayınca takibimiz nihayetinde sandık başkanlarına kadar geldi. 15 bin seçmeni olan bir ilçede 5 bin geçersiz oy var. 98 bin geçersiz oy var, 32 bini Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin. Bu geçersiz oyların tamamı çift mühürlü, tamamında İyi Parti ve Enver Yılmaz’ı görmüşler, sandıkları açmışlar, yanına mührü vurmak suretiyle bizim oy pusulalarımızı geçersiz hâle getirmişler.
“ÇUVALLARIN TAMAMINA YAKINI MÜHÜRSÜZ”
Dört ilçenin sayımlarında gördüm ki, önce sandık olur sayıldıktan sonra çuvala girer. Çuvalların tamamına yakını mühürsüz. Mühürsüz olmaması lazım. Üç boğum dedikleri üç bağla bağlanması lazım, çoğunda bağ yok Mühürler çöp kutularında, çuvalların ağzı açık olması sebebiyle çuvallara rahat bir şekilde müdahale edilmiş. Bu ne demek? Gündüz 02.15’te açılan sandıklar var. YSK’ya giden verilerle il seçim kuruluna giden veriler arasında tenakuzlar var.
Kırsal ilçelerimizde, seçmeni biraz daha dağınık ilçelerimizde, kamu gücünün otoritesinin özellikle iftar saatiyle birlikte dağılmasıyla birlikte çuvalları sandık başkanları omuzlarına almışlar. Ekranlarda gördünüz, kamuoyu ile paylaşıldı, Ünye ilçesinde gece 4’te çuvallar ilçe seçim kurulunun önüne sürüklenmek suretiyle gelmiş. Tam bir lakaytlığı görünce siyasi parti üye araştırması yapmak durumunda kaldık. Araştırmamızın nihayetinde gördüğümüz tablo da tam manasıyla bir kanunsuzluk. Bu kanunsuzluğu giderecek olan sonuna kadar itibar ettiğimiz ve güvendiğimiz YSK’dır. Buradaki hakimlerimize, itibarımız sonsuzdur. Zira YSK bu aşamaya kadar vermiş olduğu kararlarda hukuku en üst seviyeye kadar hep korumuşlardır.
Üyelerden iki üyeden bir tanesi siyasi parti temsilcisi olduğu an sandıktaki denge tamamen bozuluyor, o sandık kirlenmiş oluyor. Bir beyaz sütün içine damlamış mürekkep gibi oradaki oyların tamamı iptal olmak durumunda kalıyor. Büyükşehir belediyesi seçimlerindeki farkımız 16 bin 200. Şu an mazbata verilmedi, birleştirme tutanağı henüz bize tebliğ edilmedi. Ama bizim 95 sandıkta elde ettiğimiz ve kesin veri şu an itibariyle 20 bin 200’ün üzerinde. Tahmin ediyorum 4 bin 500 sandık görevlisi sayıldığında aradaki fark belki 50 bin olacak, belki 100 bin olacak.
“HUKUKEN SONUNA KADAR HAKLIYIZ”
Hiçbir tereddüdümüz yok. Hukuken sonuna kadar haklıyız. Biz zaten yerelde bu seçimi kazandığımıza inanıyorduk. Zira saat 7’ye kadar gelen verilerde yüzde sekiz öndeyken saat 7 ile 11 arasında hem Anadolu Ajansı hem ANKA dahil, YSK dahil tüm sisteme girişleri kapatmak suretiyle saat 11’de sistem açıldı, bir baktık iki puan geriye düşmüşüz. Yerelde bir operasyona tabi tutulduğumuzu söylüyoruz. Ama biz bunu belgeleriyle, bilgileriyle, resmi kayıtlarıyla birlikte bugün YSK’ya teslim etmiş olduk. YSK’nın vereceği karar kesin karar. Kesin kararın toplum vicdanında ve hukuken zedelenmemesi için adaletimizin tecellisi olan bu makamdan en üst seviyede ümitli olduğumuzu belirtiyorum.”
]]>
Basın toplantısında konuşan Sancak, TFF’nin olağanüstü seçimli genel kurula gitme kararını desteklediğini ifade etti ve bu süreçte noter onaylı imza toplama işlemine destek verdiğini belirtti.
Sancak, “Ben başkan değilim. Mehmet Büyükekşi, beni ekranda görecek ve rahatsız olacak. Geçen gün katıldığım bir Kulüpler Birliği Vakfı toplantısından sonra bir başkanımızı arıyor ve ‘Murat Sancak Adana Demirspor Kulübü Başkanı değil. Sizin toplantınızda ne işi var? Niye alıyorsunuz toplantıya?’ diyor. Sayın Mehmet Büyükekşi. Kimin Kulüpler Birliği Vakfı toplantılarına katıldığına bakma. Tek tek arama. Kulüpleri baskı altına alma. Türk futbolu için ne gerekiyorsa yap ve hangi adımlar atılması gerekiyorsa onu at.” şeklinde konuştu.
“İNSANLARI TEHDİTLE TERBİYE ETME”
Murat Sancak, Mehmet Büyükekşi’nin 18 Temmuz’da genel kurul yapma kararını eleştirerek, Türk futbolunun iyileştirilmesi adına daha erken bir tarihte seçim yapılması gerektiğini vurguladı:
Sen TFF Başkanı olduğunda sana tüm kulüplere istediğin kadar olanak sağla ama çöreklenmiş çeteleri temizlemekle uğraşmazsan sen de diğer federasyon başkanları gibi tarih sahnesinde yerini alacaksın demiştim. Onun için senden rica ediyorum. Öyle 18 Temmuz’a filan bırakma. Türk futbolunun geleceğini düşünüyorsan, en erken zamanda lig bitmeden bir karar al ve seçimli genel kurula git. Aday olmak istiyorsan da aday ol. Sana aday olma diyen de yok. Eğer o seçimde de delegelerin bir fazlası seni tercih ederlerse saygı duyarız. Başımızı eğer çıkarız. Ama senden ricam hiçbir kulübü baskı altına alma. İnsanları böyle tehditle terbiye etmeye de kalkmayın.
“ÖYLE BİLGİLER AKIYOR Kİ, AKLINIZ DURUR”
Mehmet Büyükekşi’nin Türk futboluna zarar veren yapılarla mücadele edemediğini anlatan Murat Sancak, şu ifadeleri kullandı:
“Kulüpler Birliği’nin WhatsApp grubunda sana gelen bilgileri de biliyoruz. Ama yapma Sayın Başkan. O çetelerle uğraşamadın, o çeteleri bitiremedin. Ulusal medyaya da seslenmiş olayım. 10-15 gündür Varan 1, 2, 3, ve 4 diye paylaştığım herkesin bildiği ama korkusundan kimsenin dile getiremediği o bilgiler, o çete başları, elebaşları… Herkes bildiği halde gündeme getirmeyip de ben gündeme getirdiğimden dolayı tüm spor medyası korkaklık içerisinde ve bunları yayınlamaktan kendini imtina ediyor. Acaba o federasyon başkanını getiren medya kuruluş patronları mı var? Onun için mi gündeme almıyorsunuz. Kimseden korkmayın. Kimsenin adamı olmayın. Türk futbolu için çalışın. Spor yorumcularına sesleniyorum. Bağlantılarınızı bırakın. Öyle bilgiler akıyor ki aklınız hayaliniz durur. Kimin eli kimin cebinde olduğu belli değil.”

“TFF BAŞKANI OLMA DERDİM YOK”
“Bana federasyon başkanı olacak mısın diye soruyorlar. Hayır olmayacağım. Öyle bir derdim yok. Öyle bir amacım da yok. Şu anda hiçbir kulüp başkanının aday diye dile getirdiği hiç kimse yok. Yani bu son 6 aydır gelişen olaylara baktığınız zaman Türk futbolunda neler yaşadığını hep birlikte gördük. Hakem dövüldü, uluslararası arenaya bütün dünya futbol otoritelerine karşı rezil olduk. Dünkü oynanmayan bir Süper Kupa maçı… Bu halde mi olmamız lazım? Burada istenilen kulüp düşürülebiliyor, istenilen kulüp de şampiyon yapılabiliyor arkadaşlar. Bir talimatla VAR’daki kayıtların açıklandığı zaman oradaki rezaleti görüyorsunuz.”
“DÜŞÜRMESİNLER DİYE SES ÇIKARMIYORLAR”
Bir futbol takımın taraftarı olan birisini siz nasıl kalkıp o maçın VAR’ına veriyorsunuz. Milleti oradan terbiye ediyorsunuz. VAR’daki çizilen çizgilerden tutun, yarı otomatik ofsayt sisteminde çizilen çizgilere bakın. 7 dakika sonra nasıl ekrana getiriliyor? Yarım dakika, 1 dakika içerisinde getirilmesi lazım. Adaleti sağlayın. İnsanların canı yanıyor. Ama korkuyorlar. Çünkü elinizde kırbaçla bekliyorsunuz, tepelerinde duruyorsunuz. Beni düşürmesinler diye sesini çıkaramayan başkanlarımız var maalesef. TFF Başkanı, sanki bütün suçlular kulüpler diye açıklamıştı ve ‘Yeter artık yeter’ demişti. Ben de Sayın Büyükekşi sana söylüyorum, ‘Yeter, yeter, yeter.’ En erken bir şekilde TFF’yi seçimli genel kurula götür. 18 Temmuz deyip aklımızla oynama.
“BU ORTAMI SİZ YARATTINIZ”
“Bu adam Adana Demirspor Kulübü başkanlığını niye bıraktı? Yani bir kulüp zarar gördüğü, mağdur olduğu ve çıkıp açıklamalar yaptığı zaman siz cezalarla terbiye etmeye çalıştığınız için kaçtı. Bu kulüpler haklarını nasıl arayacak? Nasıl koruyacak? Haksızlık yapılsın. Oturun ve bekleyin diyorsunuz. Yok öyle bir dünya. Ben Adana Demirspor başkanlığını sizlerle mücadele etmek için bıraktım. Bir vatandaş olarak da sizlerle mücadele edeceğime sonuna kadar da söz veriyorum. Bunu da herkes bilsin. Sayın Mehmet Abi, seçimli genel kurula nasıl götürebiliyorsan ve hangi yetkiye sahipsen, en erken şekilde karar al. Bu futbol içindeki çatışmayı da ortadan kaldır. Şu anda kulüpler birbirlerine düşman hale geldiler. Bu ortamı siz yarattınız. Bunu da ortadan kaldıracak olan sizlersiniz.”
]]>YAĞMUR ALTINDA MİTİNG
Aytekin seçim gününü ve gelen ilk haberleri şöyle anlattı: İktidar partisi elinde devletin bir sürü olanaklarıyla sandıklara hakim olurken biz sınırlı imkânlarla bazı illerde sorunlar yaşardık. Bu da topluma ‘Sandıklara sahip çıkılmadı oylar çalındı’ diye yansıyordu. Seçim gününe hem örgüt bazında, hem müşahitler hem de avukat noktasında çok iyi hazırlandık. O gün bir sorun yaşamadık. Sabahın 06.00’sında herkes ayaktaydı. Bütün sandıklar denetlendi. Doğu’da sandıklar erken açılıyor. Sisteme girişler başladı. Telefonlar yavaş yavaş çalıyor. Ben ilk gelen haberleri çok önemserim. Hani şöyle bir inanç vardır ya nasıl başlarsa öyle devam eder diye. İlk haber Kilis il başkanımızdan geldi. Konuşmakta zorlandığını fark ettim. ‘Başkanım her şey yolunda mı, kazandık mı?’ diye sordum. ‘Kazandık’ dedi. Tek bu kelimeyi söyleyebildi. Kilis’i kazanmak partimiz için önemliydi bu güne kadar kazanmadığımız, zorlandığımız uzak bir noktaydı. Kilis’te son mitinglerden birini genel başkanımız yağmur altında yapmıştı. Genel başkanımızın seçime 10-15 gün kala mitinglerini stratejik planladık. Kazanmaya yakın olduğumuz, zorlandığımız yerlere genel başkanımızı götürdük. Bunlardan birisi de Kilis’ti. Orada bir beklentimiz vardı. Kazanmamız sürpriz olmadı. Adıyaman’da milletvekili arkadaşımız Abdurrahman Tutdere’nin kazanacağını biliyorduk. Kırıkkale, Uşak, Kütahya aynı şekilde kazanacağımızı ilan ediyorduk ve haklı çıktık.

CHP’li Aytekin SÖZCÜ Medya Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk’e konuştu, seçim zaferini anlattı.
SİYASAL İFLAS YAŞANDI
Türkiye’nin bugünkü siyasal düzenden rahatsız olduğunu belirten Aytekin, Türkiye’nin ittifaklardan çok şey öğrendiğini belirtti, şunları söyledi: İttifakta siyasal, rakamsal anlamda istediğimiz sonucu elde edemedik belki ama çok şey öğrendik. En başta bütün siyasi partiler, birbirlerine zıt farklı düşünen partiler bir araya geldi. Onların kitleleri de bir araya geldi. Bu bir tanışmaya vesile oldu, çok geç bir tanışmaydı. Birbirimizi anladık, tanıdık. Duygularımızı, beklentilerimizi, ihtiyaçlarımızı hassasiyetlerimizi öğrendik. Bu bilgiyle bir ülkeyi yönetmek inanın çok daha kolay olacaktır. Şu anki iktidar sadece kendi duygularıyla bu ülkeyi yönetti. Kendi inançlarını topluma dayattı. Kendi siyasal kültürünü bu toplamda zorla egemen kılmaya çalıştı. İşte geldiğimiz sonuçta budur. Siyasal iflastan bahsediyoruz.
İKTİDAR OLACAĞIZ
Kurultayda girecekleri ilk seçimde CHP’yi birinci parti yapma sözü verdiklerini hatırlatan Aytekin açıklamasını şöyle sürdürdü: Bu sözümüzü tuttuk. Şimdi bir söz daha veriyoruz. İlk genel seçimde partimizi iktidar yapacağız. Sadece CHP ye oy verenler değil herkes huzurla yaşayacak, herkesin anayasal hakkı korunacak ve bu ülkeye adalet gelecek. Oy geçişkenliği mutlaka oldu. 6’lı ittifakla aldığımız sonuç 25, tek başına girdiğimiz sonuçta aldığımız oran yüzde 38. Siyasal anlamda seçmenin sahibi yoktur. Bir seçimde size inanır, güvenir oy verir. Bir başka seçimde bize inanır, güvenir, ikna olur bize oy verir. Buradaki asıl mesele siyasi partilerin ortaya koyduğu iddialar, kadrolar, söylemler, projeler, vaatler ve inandırıcılık. Kampanya doğruysa doğru sonucu alırsınız. Biz sadece 6’lı masanın parti kitlelerinden oy almadık. Bize AKP, MHP seçmeninin oy verdiğini seçim bölgem Balıkesir’den biliyorum. Geçmişte AKP’ye oy veren bu seçimde bize oy verdi. Yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcımız başkanlığında uzman bir heyetten oluşacak birim kuruyoruz. 3 ayda 5 ayda bir her belediye izlenecek, gözlenecek, bir takım ölçümler yapılacak, belediyelerin ortaya koyduğu projeler, yaptığı hizmetler toplumda karşılık bulmuş mu; hangisi bulmuş; hangisi bulmamış bunlara bakılacak. Kampanyada topluma vaat edilen projelerin ne oranda gerçekleştiği izlenecek. Doğru projelerin yaygınlaşmasını, gelişmesini, diğer belediyelerle eşleşmesini sağlayacağız. Önümüzdeki 5 yılı böyle geçireceğiz.
]]>Daha önce yaptığı çağrıyı tekrarlayan ve geçmiş dönemde yapılan hakem hatalarının incelenmesi gerektiğini söyleyen Erden Timur, “Fanatik kesimlerin dışındaki herkes gerçeği görsün ki, ona göre kafasındaki soru işaretleri azalsın” dedi.
Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un, kendisini kastederek “Her gece yatarken bizi düşün” sözlerine yanıt veren Erden Timur, şu açıklamaları yaptı:
“Keşke normal anlamda oynayıp tamamlansaydı. Hem Urfalı vatandaşlarımız hem yöre halkı için iyi olurdu. Büyük beklenti içine girmişti herkes. Temel konu bu gerginliğin bir an evvel bitmesi. Münfreti de olsa belli olaylar yaşanıyor. Bunlar böyle gerginlik devam ederse daha farklı şeylerin olmasından endişe ediyor herkes.”
“BİR AN EVVEL YAPILMASI LAZIM”
“Hepimiz haksızlıklar olduğunu kendi tarafımızdan iddia ediyoruz. Bunların da vuku bulduğu yer saha. Toplumun her kesimin, bu haksızlıkların olup olmadığına dair en önemli şey veri, şeffaflık. Yarından tezi yok, yabancı hakemleri seçip, öncelikle bu sene, geçmiş senelere bakılması gerekiyor. Basında da yankı bulmasını istiyorum. Bu şekilde olursa, şu şekilde haksızlıklar yapıldı ortaya çıksın. Bunların hepsinin sonucunu kabul edilsin. Fanatik kesimlerin dışındaki herkes gerçeği görsün ki, ona göre kafasındaki soru işaretleri azalsın. Bunun bir an evvel yapılması lazım. Bu kaosun kimseye faydası yok.”
“TOPLUMUN İHTİYACI VAR”
“Gelin gerçeği görelim. Bunun amacı şu değil, gördünüz mü bize haksızlık yapıldı, değil. Geçenlerde hakem şeyi sızdırıldı ya. Önce Galatasaray kısmı sızdı. Sonra federasyon şeffaf şekilde hepsini yayınladı. O olay tamamen bitti. İki maçta da ne olduğu açıkça görüldü. Şeffaflıktan, kendisinden emin olan kimsenin çekinmemesi lazım. Toplumun her şeyi bilmeye ihtiyacı var. Böyle olmadığı müddetçe manipüle ediliyor.”
Kendi yanlışlarımızı, eksikliklerimizi bilgiyi gizleyerek, gerçekten ne olduğunu analiz ettirmeyerek herkesi manipüle edebiliriz. Her seferinde bir şeye vesile olsun diye bekliyoruz. Herkese bu çağrıyı yapıyorum, kimse muhattap. Bir an evvel bu işi çözmemiz gerekiyor.
“KİM NE DERSE DESİN, RAHAT UYUYORUZ”
“Çok rahat uyuyorum zaten onda hiç sorun yok. İnsanın rahat uyuması iç huzuruna bağlı. Kim ne derse desin, rahat uyuyoruz. Karşıtlık olması toplumu gerecek. Çok söyleyecek laf var. Şahsıma 20’ye yakın defa hakaret edildi. Kimseye hakaret edecek bir şey söylemedim. Birçok insandan daha gencim yönetici koltuğunda. Ona rağmen karşılık versem kendi camiamdan daha olumlu şeyler alırım. Karşılık vermemek farklı türlü de algılanıyor. Ona rağmen toplumun gerilmemesi için gerekeni yapmamız lazım. Gerekeni yapmak bu. Ne denirse densin karşılık vermemek, çözüm önerisiyle gitmek.”
FEDERASYONUN SEÇİM TARİHİ KARARI
“Kulüpler Birliği federasyonun seçime gitmesi için imza toplamaya başlıyordu. Bundan sonra da fedreasyon da bir açıklama yaptı. Temmuzda seçime gidiyoruz diye. Zaten kulüplerin gösterdiği tavır da hasıl olmuş oldu. Doğru bir federasyon, doğru kurullar olsun. Bunun için de rekabet edecek insanlar şimdiden çalışmaya başlayacak. Bir ay gibi kısa sürede olsun dediğimizde, 100’e yakın insandan oluşuyormuş kurullar. Bir kişinin 1 haftada 100’e yakın kişiden liste oluşturacak, seçim çalışmasına başlayacak… bunlar mümkün değil. Temmuzda seçime gidilecek ve yeni federasyon seçilecek.”
]]>Fenerbahçe’nin 50. saniyede sahadan çekilmesi sonucu tatil olan maçın ardından Galatasaray şampiyonluğunu ilan ederken, Dursun Özbek sarı lacivertli yönetime tepki gösterdi.
TFF’nin erken seçim kararını da değerlendiren Özbek, 18 Temmuz’da yapılacak seçim tarihine herkesin saygı duyması gerektiğini söyledi.
Dursun Özbek’in açıklamaları:
“2023 Süper Kupa’sının finalini oynadık. İki takım sahaya çıktık fakat üzülerek söylüyorum, böyle bir pozisyonu beklemiyorduk. Urfa’nın güzel insanlarına, buradaki Fenerbahçe-Galatasaray derbisinin keyfini yaşatmaktansa, acayip, saçma sapan bir durumla karşılaştık.”
“DÜNYAYA MAHCUP OLDUK”
“Bir sürü şey söylediler. U19’la çıkacağız, şöyle yapacağız, böyle yapacağız. Bunlar akıl tutulması. Neticede bu bir maç, final maçı. Çok önemli 100. yıl kupası. Urfa gibi güzel bir şehirde buranın insanına derbi seyrettirme keyfi varken, hiç ummadığımız bir şeyle karşılaştık. Ayrıca bu maçın geliri, depremzede kardeşlerimize yardım olacaktı. Bir taraf dolu, bir taraf boş. Süper Kupa finalini 1 dakikada biten şekile getiriyorsunuz. Çok üzüldüm ve dünyaya mahcup olduk. Böyle beklenmedik olaylar bizi üzüyor.”
“KİM SEVİNDİ, ÜZÜLDÜ BELLİ DEĞİL”
“Galatasaray ve Fenerbahçe’nin misyonu, futbolu insanlara sevdirmek. Böyle davrandığınız zaman… U19 takımındaki çocuklara yazık değil mi? Bu çocukları niye alet ediyorsunuz kendi amaçlarınıza. Kötü bir hafta sonu. Tarihe kötü geçecek bir Süper Kupa finali. Cumhuriyetin 100. yılına yakışmayan bir final oldu. Aklıselime davet etmek istiyorum. Kim bu işten sevindi, üzüldü belli değil.”
“BU FİNAL YAKIŞMADI”
“Önümüzdeki günler daha da gerginleşecek. Türk futbolundan bu gerginliğin gitmesi taraftarıyım. Herkese biraz daha Türk futboluna yakışacak hareketlerde olunmasını diliyorum. Ne onlara, ne bize bu final yakışmadı. Böyle bir final olmaması gerekirdi. İnsanların bir sefer daha düşünmesini, eve gittiklerinde ‘biz ne yaptık’ diye iç muhasebe yapmalarında fayda var.”
“NEYİ PROTESTO EDİYORLAR ANLAMIYORUM”
“Ben protokole geldim, onların da protokole gelmesi lazımdı. Kimse gelmedi. Bir anlam veremiyorum. Niye böyle yapıyorlar, neyi protesto ediyorlar anlamıyorum. Ben beklemiyordum. O kadar çok şey söylendi ki, bugünkü senaryo kimsenin aklından geçmiyordu. Takımını getir, Urfalı kardeşlerimize maçı seyrettirelim. Üç gündür buradayım. Böyle bir sevgi seli, ilgi görmedim.”
“TFF SEÇİM TARİHİ MAKUL”
“Seçim tarihini federasyon açıkladı. Kulüpler Birliği Vakfı’nda da federasyonun seçime gitmesi öngörülüyordu. TFF de gerekeni yaptı. Erken seçim kararı aldı. Hayırlı olsun. Yeni yönetimin seçilmesi için de hazırlık dönemi var. Bugünden yarına seçim yapılmaz. Türk futbolunu yönetecek başkanı iyi inceleyip iyi hizmet edecek kişileri seçmek zorundayız. Aradaki zaman makuldür.”
“FEDERASYONA SAYGI DUYULMALI”
“Erken seçim kararını kim alabilir? Federasyon. Haziranda yapılsa, temmuzun 18’inde yapılsa 20 gün var. 20 gün mü çok önemli? Federasyonun kararına da saygı duymak lazım. Epey zamanları varken, Kulüpler Birliği’nden gelen söylemle gündemlerine aldılar. Kulaklarını kapamadılar. Nedir yani? 20 gün evvel mi yapılacak seçim. Altında başka maksat olduğunu düşünüyorum. Niye 25 gün öne çekilsin? Federasyonun kararına herkesin saygı duyması lazım.”
“SAMİMİ VE İYİ NİYETLİ OLMAK LAZIM”
“Ben her zaman itidalden yanayım. Kendimizi kontrol etmemiz lazım. Ben Galatasaray Spor Kulübü başkanı olarak, tüm paydaşları aklıselim davranmaya çağırıyorum. Türk sporuna hizmet etmek istiyorsanız, samimi ve iyi niyetli olmanız lazım.”
]]>İngiltere’nin saygın gazetelerinden Financial Times da bugün bir başyazı yayınladı. Gazetenin yayın kurulunun imzasının yer aldığı makalede, “Türkiye’de muhalefetin çarpıcı dönüşü” başlığı kullanılırken, “Cumhurbaşkanı Erdoğan popülist politikalara dönmeye ve rakiplerini boğmaya direnmeli” ifadesine yer verildi.
Makalede, “Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz hafta sonu Türkiye’de yapılan yerel seçimlerin ardından alışılmışın dışında sönük bir görüntü çizdi. Yirmi yılı aşkın bir süredir ülkenin üzerinde yükselen Türkiye Cumhurbaşkanı, zafer kutlama konuşmalarına alışkındı. Ancak geçen hafta Ankara’da destekçilerine hitap ederken, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) 2002’de iktidara gelmesinden bu yana en kötü yenilgisini aldığını kabul etmek zorunda kaldı. Muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) oyların yüzde 38’ini alırken, AKP’ye verilen destek yüzde 35’e düştü. CHP sadece Türkiye’nin kilit şehirleri olan İstanbul ve Ankara’nın belediye başkanlıklarını korumakla kalmadı, aynı zamanda AKP’nin kalbi olan Anadolu’daki kasaba ve şehirlerde de kazandı” denildi.
Son dönemde birçok ülkede baskıcı rejimlerin güçlendiğine dikkat çekilirken, “Diktatörlerin yükselişe geçtiği bir dönemde, bu seçim liberal olmayan demokrasilerde bile seçimlerin önemine dair sağlıklı bir örnek teşkil etti. Daha da önemlisi, Erdoğan sonuçlara büyük ölçüde saygı duydu. 2019 yılında CHP’li Ekrem İmamoğlu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazandığında partisi yeniden oylama çağrısında bulunmuştu. Erdoğan yıllardır Türkiye’yi giderek daha otokratik bir yola soktu, devlet kurumlarının bağımsızlığını yok etti ve muhalefete karşı giderek daha tahammülsüz hale geldi. Türkiye’de oy verme nispeten serbest, ancak kesinlikle eşit olmayan bir oyun alanında gerçekleşiyor” ifadesi kullanıldı.
“ERDOĞAN İÇİN UYANIŞ ÇAĞRISI NİTELİĞİNDE”
MHP, Yeniden Refah Partisi (YRP) ile DEM Parti de AKP’den ikişer il alırken, AKP’den İYİ Parti ile Büyük Birlik Partisi’ne de birer il geçti.
2019 yerel seçiminde Türkiye genelinde oyların yüzde 44,33’ünü alarak birinci parti olan AKP’nin 2024 mahalli idareler seçimindeki toplam oy oranı 35,48’e düştü. Seçimlerde birinci parti yüzde 37,7 oy oranıyla CHP oldu.
AKP’nin az oy farkıyla seçimi kazandığı ilçelerde Yüksek Seçim Kurulu’na itirazlar devam ederken bir yandan da el değiştiren belediyelerde yaşanan usulsüzlükler CHP tarafından kamuoyuyla paylaşılmaya başlandı.
İstanbul’da CHP’ye geçen Üsküdar, Tuzla, Beykoz, Çekmeköy ve Eyüpsultan belediyelerinde seçimden hemen önce ihale ve satış yöntemiyle milyonlarca lira harcandığı görüldü.
BASKILI KUPA, SU BÖREĞİ, SÜTLÜ TATLI İHALELERİ
2019 yerel seçimlerinde AKPi’nin yüzde 48,25 oy oranıyla kazandığı Üsküdar Belediyesi, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP’nin kazandığı belediyelerden biri oldu.
Üsküdar’ın yeni belediye başkanı aldığı yüzde 49,9 oy oranıyla Sinem Dedetaş oldu. 2014’ten bu yana Hilmi Türkmen tarafından yönetilen Üsküdar Belediyesi, Dedetaş’ın dün mazbatasını almasıyla resmi olarak CHP’ye geçti.
Üsküdar Belediyesi bu değişimin ardından seçimin hemen öncesinde çıkılmış ihalelerle konuşuluyor. Buna göre, belediye 11 Mart’ta ”su böreği alımı” ihalesi düzenledi.
1 milyon 920 bin lira tutarındaki ihaleyi ‘Oviya Gıda Unlu Mamuller İnşaat Sanayi Ve Ticaret LTD. ŞTİ.’ şirket kazandı. İhalenin sözleşmesi 26 Mart’ta imzalandı. Türkmen yönetimindeki belediye, 15 Mart’ta ”baskılı porselen kupa alımı” ihalesine çıktı.
4 milyon 704 bin lira tutarındaki ihalenin sözleşmesi, mazbata devir tesliminden iki gün önce, 2 Nisan’da imzalandı. Belediyenin 19 Mart’ta çıktığı 2 milyon tutarındaki ‘sütlü tatlı alımı’ ihalesinin sözleşmesi ise yine 2 Nisan’da imzalandı.
İKİ İHALENİN SÖZLEŞMESİ 2 NİSAN’DA İMZALANDI
Tuzla Belediyesi de 31 Mart 2024’te AK Parti’den CHP’ye geçen belediyelerden biri oldu.
2019’da AK Parti’nin aldığı yüzde 50,52 oyla Şadi Yazıcı üçüncü kez Tuzla Belediye Başkanı olmuştu. Tuzla Belediyesi, 31 Mart 2024’te Eren Ali Bingöl’ün aldığı yüzde 50,92 oy oranıyla CHP’nin oldu.
Yeni Başkan Bingöl, henüz mazbatasını almadan Tuzla Belediyesi de önceki Başkan Yazıcı’nın çıktığı ihalelerle konuşuluyor. Belediyenin 14 Mart’ta düzenlediği, 2 milyon 943 bin lira tutarındaki ‘Hoş Geldin Bebek ve Tuzla’ya Hoş Geldin projeleri kapsamında hediye seti alımı’ ihalesinin sözleşmesi 2 Nisan’da imzalandı.
Belediyenin 15 Mart’ta çıktığı ‘2024 yılı park yapımı, park revizyonu, saha yapımı ve revizyonu işleri, fidanlık muhtelif malzeme alımı’ ihalesinin sözleşmesi de 2 Nisan günü imzalandı.
‘Raha Peyzaj Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’in kazandığı 62 milyon 458 bin liralık ihalede en düşük ve en yüksek tekliflerin aynı olması dikkat çekti.
SEÇİMDEN 3 GÜN ÖNCE, 1,5 MİLYON LİRALIK İHALE
Sancaktepe Belediyesi, bu seçimlerde AKP’den CHP’ye geçen 9 ilçeden biri oldu. 2019’da Şeyma Döğücü’nün aldığı yüzde 49,88’lik oy oranıyla son beş yıldır AKP tarafından yönetilen Sancaktepe Belediyesi 31 Mart 2024 seçimlerinde Alper Yeğin’in aldığı yüzde 50,59’luk oyla CHP’ye geçti. Yeğin’in mazbata devir teslim töreni dün düzenlendi.
Sancaktepe Belediyesi, seçimin ertesi günü belediyenin hizmet verdiği iftar çadırının AKPi’nin kaybedilmesi üzerine açılmamasıyla gündeme gelmiş ve Döğücü vatandaştan tepki görmüştü.
Sancaktepe Belediyesi’nin 12 Mart’ta çıktığı ”elektrikli hizmet aracı alımı” ihalesinin 1 milyon 755 bin lira karşılığında seçime üç gün kala, 28 Mart günü imzalandığı ortaya çıktı.
1 MİLYON 490 BİN LİRALIK KİTAP ALIMI
Eyüpsultan Belediyesi, 31 Mart yerel seçimlerinde AKP’den CHP’ye geçti. 2019’da yüzde 49,11 oy oranıyla belediye başkanı seçilen AKP’li Deniz Köken, 31 mart 2024 yerel seçimlerine koltuğunu yüzde 48,16 oy alan CHP’li Mithat Bülent Özmen’e bıraktı.
Eyüpsultan da seçime günler kala imzaladığı ihalele sözleşmeleriyle konuşulan belediyelerden biri oldu.
Belediyenin 13 Mart’ta çıktığı 1 milyon 971 bin liralık ”Eyüpsultan ilçesinde bulunan ibadethaneler için halı temini” ihalesinin sözleşmesi 25 Mart’ta imzalandı. Yine aynı gün ihaleye çıkılan 1 milyon 490 bin liralık ”kitap alımnın” sözleşmesi ise 26 Mart’ta imzalandı.
SEÇİME 2 GÜN KALA 1 MİLYON 800 BİN LİRALIK İHALE
2019’da yüzde 49,16 oy alan AKP adayı Murat Aydın tarafından yönetilen Beykoz Belediyesi de bu yerel seçimlerde CHP’nin kazandığı belediyelerden oldu. CHP’nin adayı Alaattin Köseler 31 Mart 2024 tarihinde, yüzde 45,87 oranında oy alarak Beykoz Belediye Başkanı seçildi.
Beykoz Belediyesi’nin seçimlerden neredeyse bir ay önce, 6 Mart’ta çıktığı ”oyun grupları alımı ihalesinin” sözleşmesi 1 milyon 800 bin lira karşılığında 29 Mart tarihinde imzalandı.
ÇEKMEKÖY BELEDİYESİ’NDEN 30 MİLYONLUK İHALE
Çekmeköy Belediyesi de bu seçimlerde AKPi’den CHP’ye geçti. 2019 yerel seçimlerinde yüzde 42,92 oy oranıyla Ahmet Poyraz’ın belediye başkanı koltuğuna oturduğu belediyeyi bu yıl yüzde 49,22 oy oranıyla CHP’li Orhan Çerkez kazandı.
Çekmeköy Belediyesi’nde seçimlerin hemen öncesinde yüksek meblağlı bir ihalenin sözleşmesi imzalandı. 19 Mart’ta çıkılan ”hizmet binalarının bakım ve onarımı yapım işi” ihalesi 30 milyon 19 bin liraya 29 Mart’ta imzalandı. Yapıden Mühendislik İnşaat Denizcilik Nakliyat Geri Dönüşüm Temizlik Sanayi Tic. Limited Şirketi’nin kazandığı ihalede en düşük ve en yüksek teklifin aynı olması dikkati çekti.
EĞİTİM MUTFAĞINDAKİ MALZEMELER BOŞALTILDI
İstanbul’da seçim sonrası yaşananlarla dikkatleri üzerine çeken bir diğer belediyesi ise Beyoğlu oldu. 2019 yılında aldığı yüzde 49,86 oyla AKP Haydar Ali Yıldız tarafından yönetilen belediye, 30 yılın ardından CHP’nin oldu. Yüzde 49,21 oy alan CHP’li İnan Güney, Beyoğlu Belediye Başkanı oldu.
Beyoğlu Belediyesi bünyesinde hizmet veren Sanat ve Meslek Eğitimi Kursları (BESMEK) Kasımpaşa Eğitim Merkezi’nde, mutfak eğitimleri için kullanılan malzemeler, 2 Nisan gece saatlerinde bina dışına çıkarıldı.
Taşınma işlemine yönelik resmi evrakın bulunmaması üzerine malzemeler tutanak tutularak tekrar içeri taşındı. 3 Nisan sabahı Beyoğlu Belediyesi antetli kağıda, Beyoğlu Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Ali Koca imzasıyla malzemelerin sözleşme süresi dolduğu gerekçesiyle taşındığı belirtilen bir belge hazırlandı.
Belge ile gelen firma yetkilileri bu kez malzemeleri kamyonlara yükleyerek götürdü.
AKP’Lİ BAŞKAN KAYBEDİNCE…
Samsun Yakakent Belediyesi de AKP’nin 31 Mart’ta kaybettiği belediyelerden biri oldu. 2019 yerel seçimlerinde yüzde 57,59’luk oy oranıyla AKP’li Hüseyin Kıyma’nın kazandığı belediye, 31 Mart’ta yüzde 50,43 oy alan İYİ Partili Şerafettin Aydoğdu’ya geçti.
Belediyenin el değiştirmesinin ardından Samsun Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin verdiği karar doğrultusunda 10 yıllık kullanım hakkıyla Yakakent Belediyesi’ne devredilen Yakakent Liman Balık Lokantası’na giden zabıta ekiplerinin masa ve sandalyeleri topladığı görüntüler kaydedildi.
Vatandaş ve İYİ Partililerin durumu fark etmesi üzerine taşıma işlemi durduruldu.
75 GÜNDE 150 BANKAMATİK MEMURU ALINMIŞ
Seçimlere 75 gün kala yapılan seçimle Bilecik Belediye Başkanlığını koltuğunu kaybedip bağımsız aday Mustafa Sadık Kaya’ya bırakan Melek Mızrak Subaşı, 31 Mart seçimlerinde CHP’nin adayı olarak gösterilmişti. Melek Mızrak Subaşı, oyların yüzde 48,88’ini alarak belediye başkanı seçildi.
Mızrak Subaşı, 75 gün süreyle belediyeden uzaklaştırıldığı sürede seçimden bir gün önceye kadar belediyeye 150 bankamatik memuru alındığını açıkladı.
BELEDİYE ÇALIŞANLARININ SÖZLEŞMELERİNİ FESHEDİLDİ
Bursa Büyükşehir Belediyesi de uzun yılların ardından CHP’ye geçen belediyelerden biri oldu. 2019’da AKP adayı Alinur Aktaş’ın yüzde 49,61 oy alarak beş yıl boyunca belediye başkanlığı koltuğuna oturduğu Bursa Büyükşehir, bu seçimlerde CHP’nin adayı Mustafa Bozbey’in yüzde 47,2 oy almasıyla CHP’ye geçti.
Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin yeni başkanı Mustafa Bozbey, AKP’li belediye yöneticilerinin bazı çalışanların sözleşmelerini feshederek tazminatlarını ödediği bilgisini aldıklarını belirtti.
Bozbey, katıldığı bir iftar programında,”Bize iletilenler bizleri üzüyor. Tazminatları verilerek işten çıkarılanlar kimler? Büyük ihtimalle de bankamatik olduğunu düşündüğümüz bazı kişiler, hakları feshedilerek hemen tazminatları ödenme yoluna itiliyor. Onlara ‘yarın sizi buradan buradan atacaklar, tazminatlarınızı alın ayrılın’ diyorlar. Biz çalışanlarımızın her birine tek tek güveniyoruz. Ancak böyle bir işlemin yapılmasını da asla kabul etmemiz mümkün değil. Yangından mal kaçırırcasına bu tür işlemlerin yapılmasını hukuki ve ahlaki açıdan doğru bulmuyoruz” dedi.
5 BİN LİRA KARŞILIĞINDA OY SATIN ALINDIĞI İDDİASI
Kırşehir Belediyesi, 31 Mart seçimlerinde el değiştiren belediye olmadı. Mevcut Başkan CHP’li Selahattin Ekicioğlu, 2019’da aldığı yüzde 44,78’lik oy oranını, yüzde 52,86’ya çıkararak yeniden başkan seçildi. Fakat seçimlerin ardından Kırşehir de usulsüzlüklerle gündeme gelen illerden biri oldu.
İddialara göre, Kırşehir’de 31 Mart günü ve öncesinde vatandaşlardan parayla oy satın alındı. Gazeteci Saygı Öztürk’ün haberine göre, ”AKP’li bir belediye meclis üyesinin yeğeni, vatandaşlara 5 bin lira göndererek” oylarını satın aldı. Haberde yer alan banka dekontunda seçimlerin yapıldığı gün öğle saatlerinde bir vatandaşa gönderilen 5 bin liranın açıklama kısmına ”oy parası” yazdığı görüldü.
BELEDİYENİN KASASINDAN FUTBOLCULARA 18 MİLYON LİRA
Yozgat Belediyesi ise 31 Mart yerel seçimlerinde AKP’denn YRP’ye geçen iki belediyeden biri oldu. 2019’da, AKP’li Celal Köse’nin oyların yüzde 40,85’ini alarak belediye başkanlığı koltuğuna oturduğu Yozgat’ta bu seçimlerde YRP’nin adayı Kazım Arslan oyların yüzde 36,32’sini alarak belediye başkanı oldu.
Başkan Arslan’ın aktardığına göre, belediyenin kasasından seçimden iki gün önce, 18 milyon TL Yozgat Bozokspor futbolcularına aktarıldı. Yaşanan olayı, X hesabından yaptığı bir paylaşımla duyuran Arslan, şunları söyledi:
”Cuma günü, belediyenin birçok ödemesi gereken öncelikli borçları varken, mesela TEDAŞ’a borç ödenmesi gerekirken, mesela akaryakıt tedarik eden arkadaşımıza borç ödenmesi gerekirken, yine bazı taahhüt işlerini yapan müteahhit arkadaşlara borç ödenmesi gerekirken, yaklaşık 18 milyon lira tutarında bir meblağ usulsüz bir şekilde Yozgat Bozokspor futbolcularına aktarılmış.”
]]>YALNIZ CHP LEHİNE DEĞİL
Kemal Kılıçdaroğlu, yerel seçimi evinden izledi. Zaman zaman onu arayıp açılan sandık sayısı ve muhtemel seçim sonucu hakkında bilgilendiren de oldu. Gelen sonuçlar Kılıçdaroğlu ailesinde de büyük memnuniyet yarattı. Kılıçdaroğlu, son seçimin önemini şöyle anlattı:
“Seçim sonuçlarının başlangıçtan itibaren CHP lehine olması tabii ki bizim evimizde de hepimizi sevindirdi, mutlu etti. Seçimin ağırlıklı olarak CHP’nin lehine sonuçlanması sadece CHP’liler açısından değil, karamsarlığı yaşayan milyonlarca kişi açısından da olumlu sonuç doğurdu. İnsanlar Türkiye’de kendilerini biraz umutsuz hissetmeye başlamıştı. Seçim başarısıyla demokrasimiz kazandı. Seçimin sakin bir ortamda gerçekleşmesi -zaman zaman sorun çıksa da- güzel, iyi bir sonuç. CHP açsından da son derece mutluyuz.”
BUNDAN SONRA NE YAPILMALI?
Kılıçdaroğlu, CHP’nin bu başarısının sürdürebilir kılınması gerektiğini belirtti ve şunları söyledi:
“Başarımızı sürdürülebilir kılmamız, partimiz için de Türkiye için de çok önemli. Sürdürülebilir kılmanın yolu izlenen politikanın devam ettirilmesidir. Toplumun her kesimiyle sıcak ve samimi ilişki kurulması, parti örgütlerimizin bu konuda eğitilmesi lazım. Bu çalışmanın devamı gerekiyor. Çalışma devam ederse pek çok başarıya imza atabiliriz.
Biz geçen seçimde 11 büyükşehir belediyesini aldığımızda da iyi bir oy almıştık. O dönemin bir de şöyle bir özelliği vardı: Manisa’dan sıfır oy çıktı. Çünkü, Manisa’yı İYİ Parti’ye vermiştik. Samsun’u İYİ Parti’ye vermiştik sıfır oy çıktı. Konya’dan da sıfır oy aldık çünkü CHP’liler gidip İYİ Parti’ye oy verdiler. İYİ Partililer de diyelim ki Bursa’da bize oy verdiler. Ankara’da bize oy verdiler. İstanbul’da bize oy verdiler.
AKŞENER, HEDEF ALMAMALIYDI
Her siyasi partinin görüşüne saygı duyulması gerektiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, “Niye seçime İYİ Parti ayrı girdi diye suçlamada bulunmak doğru değil. Gönül isterdi ki İYİ Parti yetkilileri en azından CHP’yi doğrudan doğruya hedef alıp eleştirmek gibi bir rol üstlenmeselerdi. Eleştireceklerse AKP var. AKP’yi eleştirmeleri gerekirdi” dedi.
OY GEÇİŞGENLİĞİ ÖNEMLİYDİ
6’lı masa dönemindeki ilişkiler, CHP’nin oyunun yükselmesinde etkili oldu mu? Kılıçdaroğlu şunları söyledi:
“Etkili olduğunu sağduyulu herkes biliyor. Siyaset yorumcuları, siyasetçiler, akademik dünyanın önemli aktörleri bunu zaten söylüyorlar. 14 Mayıs seçiminde sandığa gidip CHP’nin 6 okunun altına mühür basanlar, yerel seçimlerde de rahatlıkla belediye başkanının 6 oklu pusulasına mühürlerini bastılar. Bu seçimlerde oy geçişkenliği çok önemliydi. Bunu sağlamak için de epey mücadele ettik. Ben 250’nin üzerinde medyaya kapalı toplantılar yaptım. Sağ dünyanın önemli kanaat önderleriyle toplantılar yaptım. Yani Van’dan Şanlıurfa’dan tutun, İstanbul’dan Yozgat’a kadar pek çok yerde bu toplantıları gerçekleştirdim. Onlara CHP’nin belli alandaki duyarlılıklarını, inanca olan saygıyı, kimliğe olan saygıyı, yaşam tarzına olan saygıyı anlatmaya çalıştım. Başörtüsüyle ilgili tavrımız, ‘Helalleşme’ dediğimiz ve doğrudan doğruya yeri geldiğinde de öz eleştiriyi yapmaktan çekinemeyen tavrımız pek çok çevrede samimi bulundu. Dolaysıyla bunun yansımalarının ortaya çıkması elbette beni mutlu ediyor.”
CHP’nin amblemindeki 6 oktan birisinin “Halkçılık” olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Biz halkçılaştık; halkın her kesimiyle, en düşük gelirlisinden en üst gelirliye kadar her kesiminle sıcak ve samimi diyalog kurduk. Bu bizim açımızdan da partimizin geleceği açısından da son derece önemliydi” dedi.

PARTİ ALEYHİNE ÇALIŞMA İDDİASI AKIL DIŞI BİR ŞEY
CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için, “Partisinin aleyhine çalışıyor” diyenler de olmuştu. Kılıçdaroğlu bu iddiayı şöyle cevaplandırdı: “Ben alana çıkmadım, doğrudur. Çünkü partinin böyle bir geleneği yok. Ama ben bazı belediye başkanlarımızın seçim çalışmalarına görüntülü olarak katıldım. Yani belediye başkanları talep ettiler, ‘Görüntülü katılabilir misiniz?’ diye. En azından buna ‘Olur’ deyip görüntülü katıldım, CHP’li belediye başkan adayına oy verilmesini istedim. Elazığ benim liseyi okuduğum kent. Burada CHP kazansın diye ilde yayın yapan üç televizyonun ortak yayınına katıldım. Dolayısıyla bir genel başkanın, parti aleyhine çalışması zaten akıl dışı bir şey. Bu biraz önyargılardan kaynaklanan veya AKP’nin trolleri tarafından yapılan bir çalışma diye söyleyebilirim. Yoksa aklı başında olan birisi bilir ki CHP’liler kendi partililerinin başarısı için çalışırlar. Zaten işin doğası da bunu gerektirir.”

Kemal Kılıçdaroğlu, yerel seçimle ilgili değerlendirmelerini SÖZCÜ Medya Grubu Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk’e anlattı.
İLKELERE SADIK KALINMALI
Önceki dönemde görev yapan belediye başkanları için CHP Genel Merkezi tarafından çalışma stratejisi belirlenmişti. Kılıçdaroğlu, “Yeni seçilen belediye başkanlarımızdan geçmişteki belediye başkanlarımızın gösterdiği performansın aynısını göstermesini isteriz. Dolayısıyla çalışma yolu, yöntemi açısından genel merkezin belirleyeceği ilkelere sadık kalarak o çalışmaları sürdürmeleri gerekiyor” dedi. Kılıçdaroğlu, “Ben genel başkanlığım döneminde 7 ilkeden bahsetmiştim” hatırlatmasını yaparak şöyle devam etti:
“Bu 7 ilkenin göz ardı edilmemesini, bunlara uygun hareket edilmesini dilerim. O ilkeler arasında örneğin ‘Vatandaşlar arasında hiçbir ayırım yapmayın’, ‘Fakir mahallelerde yasayan insanlara pozitif ayrımcılık yapın’, ‘Herkesi kucaklamaya özen gösterin’, ‘Yaptığınız harcamaların hesabını topluma verin, güven duygusu oluşturun’ gibi 7 madde sıralamıştım. O 7 maddeyi çerçeveletip bütün belediye başkanlarımıza odalarına asmalarını söylemiştim. Dolaysıyla yeni seçilen arkadaşların da genel merkezimizin belirleyeceği ilkeler çerçevesinde çalışmaları büyük önem taşıyor. Hatta belediye başkanı arkadaşlara da şunu demiştim ‘Harcadığınız para sizin değil, belde halkının parasıdır. Milletin parasıdır. Dolayısıyla yaptığınız her harcamanın hesabını mutlaka belde halkına veriniz.’ Bunları hemen her toplantımızda özenle dillendirdim.
HATAY BÜYÜK ÜZÜNTÜ OLUR
2019 Yerel Yönetimler Seçimi öncesi Kılıçdaroğlu, SÖZCÜ’ye yaptığı açıklamada 12 büyükşehir belediyesini kazanacaklarını belirtmişti. 11 il kazanıldı ama Kılıçdaroğlu’nun “Kazanacağız” dediği Bursa, il başkanlığı ve belediye başkan adayı arasındaki anlaşmazlık nedeniyle kazanılacakken kaybedilmişti. Kılıçdaroğlu birçok toplantıda Bursa’nın bu şekilde kaybedilmesine üzüldüğünü belirtiyordu. Bursa, bu seçimde kazanıldı ve o dönem de aday gösterilen Mustafa Bozbey Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi.
Kılıçdaroğlu’nu şimdi üzen ise Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın kazanılamaması oldu. Bunu şöyle açıkladı: “İtirazlar üzerine sayımlar sürüyor ama Hatay’ın kaybedilmesi çok büyük acı olur. Çünkü Lütfü Savaş, deprem bölgesinde en büyük sorunu yaşayan belediye başkanlarımızdan birisiydi. Hatay büyükşehrinin kaybedilmesi bende derin bir üzüntüye yol açtı. Depremde de elinden geleni yaptı. Ama maalesef oradaki iç kargaşalar böyle bir tablo çıkardı.”
]]>Her sonucu sandık sandık analiz ettiklerini anlatan Özel, “Değişim sandıklara yansıdı. Şimdi ülke nüfusunun yüzde 62’sini, ekonominin yüzde 80’ini CHP’li belediyeler yönetecek. Rehavet yok, zafer sarhoşluğu yok” dedi. Özel şu mesajları verdi:
DOĞRU İSİM DOĞRU ADAY: Yerel seçimlere hazırlanırken, en çok önem verdiğimiz kavram, ölçme ve değerlendirme oldu. Doğru isimleri aday gösterebilmek için 350 bin tekil anket yaptık. Aday adaylarımızı, potansiyel adaylarımızı, diğer siyasi partilerin adaylarıyla ölçtük, değerlendirdik. O günlerde tartışmaların, eleştirilerin olması gayet normal ancak bugünden bakıldığında iyi bir aday belirleme süreci yaşadığımız anlaşılıyor. Ölçme ve değerlendirmeler sırasında daha önce kazanmamız mümkün olmayan birçok kent merkezinde adaylarımızın başa baş yarıştığını ve hatta önde olduğunu çok net gördük.
1977’DEN BU YANA İLK: Partimizi, 1977 seçimlerinden bu yana ilk kez birinci parti yaptık ve yine 1977 seçimlerinden bu yana en yüksek oyu aldık. Bunda ölçme ve değerlendirmeye verdiğimiz önemin payının çok büyük olduğunun altını çizmek isterim. Kilis’in, Kastamonu’nun, Kırıkkale’nin, Zonguldak’ın, Adıyaman’ın, Afyonkarahisar’ın, Bursa’nın, Balıkesir’in, Manisa’nın, Denizli’nin, Uşak’ın kazanılabilir olduğunu bu ölçümlerde net biçimde görmüştük ve öyle de oldu.
HEP MİLLET KAZANIR: Türkiye siyasi tarihi boyunca devletle millet yarıştığında hep millet kazanır. 1983’te Kenan Evren devletle milleti yarışa soktu. Devletin istediği aday değil, milletin istediği Turgut Özal kazandı. Tayyip Erdoğan da bu seçimde devletle, milleti yarışa soktu. Bir tarafta TRT, bir tarafta devletin bütün kurumları, devletin görülen görülmeyen tüm aygıtları vardı. Biz ise milletimizle beraberdik, beraber olmaya da devam edeceğiz. Yurttaşlarımızı, merkezi iktidara karşı yerelden denge kurmaya çağırdık ve seçim sonuçları bu çağrımızın karşılık bulduğunu gösterdi.
SONUÇLAR MEKTUPTUR: Her seçim sonucu, seçmenin siyasete yazdığı bir mektuptur. Mayıs seçimlerinde seçmen bize aslında uzun kitap yazdı. Biz bunu doğru okuduk, doğruları yaptık ve Mart 2024 seçimlerinden 1’inci parti olarak çıktık. Şimdi de Genel Merkezimizin tüm birimleri tarafından analiz ve raporlama çalışmaları yapılıyor. Hafta ortasında yaptığımız MYK’da bazı sunumlar aldık ancak daha geniş analizler yapılacak. Biz şu anda bir sonraki genel seçimin ilk haftası içinde olduğumuzu değerlendiriyoruz.
YATIRIM KREDİSİ AÇILDI: Süreci en başından beri doğru yönetmeyi, seçmenin bize açtığı bu kredinin üzerine katabilmeyi hedefliyoruz. Yurttaşlarımız, 31 Mart Pazar günü bize bir kredi verdi. Bu bir tüketici kredisi değil. Bu bir yatırım kredisi… Günlük ve kısa vadede tüket diye değil bir yatırım kredisi verdi. Doğruları yapmaya devam eder, bu krediyi doğru kullanırsak, oy oranını korumaya devam ederiz. Seçmenlerimize 4 yılın sonunda bu kredinin karşılığını verirsek yurttaşlarımız da bir sonraki seçimlerde bu krediyi yenilemeye hazır.
TEŞEKKÜRE GİDİYORUM: Bayramdan hemen sonra sahaya ineceğiz. Seçimleri kazandığımız il merkezlerinden başlamak üzere Türkiye’yi yeniden dolaşacağız, teşekküre gideceğiz.
ARTIK BİZ YÖNETECEĞİZ: Türkiye nüfusunun yüzde 62’sini, Türkiye ekonomisinin de yüzde 80’ine yakınını CHP’li belediyeler yönetecek. Sorumluluğumuz çok daha büyük. Bunun hakkını verebilmek için çok çalışacağız. Genel Merkezimiz bünyesinde Yerel Yönetimler Eşgüdüm, Denetim ve Eğitim Birimi kuracağız. Eskişehir’i bir cennete çeviren efsane Belediye Başkanımız Yılmaz Hocamızın liderliğinde, deneyimli belediye başkanlarımızın, Sayıştay denetçileri ve Mülkiye Müfettişlerinin bulunacağı bir birim kuruyoruz.
PROJE ÜRETECEĞİZ: Belediyelerimizin beğenilen projelerini bütün belediyelerimize önereceğiz, hazır projeleri teslim edeceğiz. Proje havuzlarını birbirlerinin kullanımına açacağız. Belediyelerimizi de denetleyeceğiz. Biz devlet denetimi kadar sıkı ama vicdanlı bir denetim yapacağız. Hatası olanı da affetmeyiz. Vatandaş verdiği oydan pişman olursa ben mahcup olurum, bir daha oy isteyemem.

Bundan sonraki hedefimiz cumhurbaşkanlığı seçimi
Özgür Özel, önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimindeki hedefiyle ilgili de şunları söyledi:
■ Belediyeleri kazandık ve hata yapmayacağız. Sosyal belediyeciliği, CHP’nin nasıl yönettiğini göstereceğiz. Hatası olanı affetmeyiz. Kibirlenmeyeceğiz. Ben de kendi hırs ve ihtiraslarım için partinin ve ülkenin geleceğine yönelik hiçbir kararda zorlayıcı, baskılayan ve kendine dönük, kararlarını dayatan olmayacağım. Anketlerle yapacağız, üyemize sorarak yapacağız, halka sorarak yapacağız.
■ Aday belirlerken de seçim tarihini belirlerken de kimle ittifak yapacağız, kimle yapmayacağız, bilimden sapmayacağız, ihtirasa kapılmayacağız. Artık kazanmayı öğrendik. İnşallah bir dahaki sefer de Cumhurbaşkanlığını kazanmış bir parti olacağız.

Bir sonraki seçim için çalışmaya HEMEN başlıyoruz
Yerel seçimde sandığa giden seçmenin yüzde 80’inin muhalif partilere, yüzde 56’sının da CHP’ye oy verdiğini kaydeden Özgür Özel, “Seçimi takım oyunu ile kazandık” dedi. Özel’in değerlendirmesi şöyle: Rehavet yok, zafer sarhoşluğu yok. Yerel seçimler sonrası hızlı şekilde çalışmaya başlayacağız. Seçimden 1’inci parti olarak çıkmamızın ilk haftası değil, bir sonraki seçim hazırlığının ilk haftası olarak görüyoruz. Bu seçimleri takım oyunu ile kazandık. İlerleyen süreçte Genel Merkez ile belediye başkanları arasında sorun varmış gibi göstermeye çalışacaklar. Ancak biz takım oyunu oynamaya, birlikte kazanmaya, birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. Partimizin Cumhuriyet’in ilk yüzyılında gerçekleştirdiği başarıları, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında yeniden başarmaya hazırız.

2’NCİ KARAOĞLAN BAŞLIĞI BENİM İÇİN GURUR VERİCİ
SÖZCÜ’nün seçimin ertesi günü attığı “İkinci Karaoğlan” başlığı çok gurur verici. İnşallah Bülent Ecevit Başkanımızın 1970’lerde yaptıklarına yaklaşabilir, partimizi, Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini, yerelde iktidar yaptıktan sonra merkezi yönetimde de iktidara taşıyabiliriz.
]]>AKP, daha önce kendisinde olan ve seçimde kaybettiği birçok belediyenin seçim sonuçlarıyla ilgili itirazda bulundu. AKP ve MHP, CHP’nin İstanbul’da yeni 12 ilçeyi kazandığı seçimlerde Gaziosmanpaşa ve Beykoz’da sonuçlara itiraz etti. Beykoz’da yapılan itiraz reddedilirken, Gaziosmanpaşa’da ise oyların yeniden sayılmasına karar verildi. Yapılan sayımda sonuç değişmedi ve belediye başkanlığı CHP’de kaldı.
Cumhur İttifakı ortakları AKP ve MHP de birçok yerde birbirlerinin kazandıkları belediye seçimi sonuçlarına itiraz etti. AKP, Gümüşhane’de MHP’nin adayının kazandığı seçime itirazda bulundu. AKP’nin itirazı kabul edilerek oylar yeniden sayıldı ancak sonuç değişmedi. Elazığ’ın Keban ilçesinde MHP’nin adayı kazanması üzerine AKP itiraz başvurusu yaptı. Ağın ilçesinde de AKP’nin kazandığı seçim sonuçları için AKP itirazda bulundu. Çorum’un Uğurludağ ilçesinde de AKP ve MHP, seçim sonuçları nedeniyle karşı karşıya geldi. MHP, sonuçlara itiraz etti.
CHP 43 YERDE İTİRAZ ETTİ
CHP, Ankara’da Kızılcahamam, Bala, Evren ve Altındağ’da, Adana’da Pozantı ve Yüreğir’de, Ağrı’da Patnos, Eskişehir’de Sivrihisar, Çanakkale’de Gelibolu ilçe belediyelerindeki seçim sonuçları ile Kırklareli ve Hatay belediye seçimlerinin de aralarında olduğu 43 il, ilçe ve beldede itiraz başvurusu yaptı. CHP’nin kazandığı belediyelerle ilgili de AKP, MHP ve diğer partiler toplam 23 itiraz başvurusunda bulunuldu.
İŞTE PARTİLERİN SEÇİM SONUÇLARINA İTİRAZ ETTİĞİ YERLER
BAYBURT
Bayburt’ta MHP’nin Belediye Başkanlığı seçim sonuçlarına itirazı üzerine oylar yeniden sayıldı, sonuç değişmedi. Kesin olmayan sonuçlara göre, Bayburt Belediye Başkanlığına AKP’li Mete Memiş seçildi.
SAMSUN
Samsun’un Bafra ilçesinde seçimlere katılmadığı halde oy pusulasında Memleket Partisi’nin logosu ve bu logonun altında da DSP’nin adayı Murat Arabacı’nın ismi yer aldı. AKP Adayı Hamit Kılıç’ın belediye başkanlığını kazandığı ilçede seçimin iptali için CHP, İYİ Parti, Memleket Partisi, Yeniden Refah Partisi ve DSP, seçimlerin iptal edilmesi için başvuru yaptı. İlçe Seçim Kurulu 5 partinin talebini reddetti.
KOCAELİ
AKP’nin 1.395 oyla kazandığı Körfez ilçesinde CHP, sandıkların tamamına itiraz etti. İtirazları değerlendiren İlçe Seçim Kurulu oyların yeniden sayılması talebini reddetti.
NEVŞEHİR
Ürgüp’te MHP temsilcileri, İlçe Seçim Kuruluna başvurarak 8 bin 952 seçmenin kayıtlı olduğu 27 sandık için sonuçlara itiraz etti.
Nevşehir’in Avanos ilçesinde AKP’nin resmi olmayan seçim sonuçlarına usulsüz değerlendirme yapıldığı gerekçesiyle yaptığı itiraz başvurusu YSK tarafından reddedildi.
Ürgüp’te CHP’nin adayı Ali Ertuğrul Bul’un 5 bin 170 oy alarak seçimi kazanmasına, 5 bin 134 oy alan Mehmet Öz’ün partisi MHP itiraz etti. Oyların yeniden sayılması sonucu CHP’li Bul seçimi kazandı.
ELAZIĞ
Elazığ’ın Keban ilçesinde MHP’nin belediye başkan adayı Yücel Doğan, 891 oy alarak seçimleri kazandı. AKP’nin adayı Fethiye Atlı ise 768 oy aldı. AKP Keban İlçe Başkanı Turgay Toprak, MHP’li Yücel Doğan’ın Elazığ Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Birliği Başkanlığından belirlenen sürede istifa etmediği için adaylığının geçerli olmadığı gerekçesiyle Keban İlçe Seçim Kurulu’na başvurdu.
Ağın ilçesinde AKP’nin belediye başkan adayı Şeref Çakar 538 oy, MHP’li Ali Uslu ise 476 oy aldı. Uslu’nun 62 oy farkla kaybettiği seçimin sonuçlarına MHP itiraz etti. Ağın İlçe Başkanı Emre Özer, Ağın İlçe Seçim Kuruluna yaptığı itirazda, Ağın Belediye personeli Suat Uyanık’ın sahte su abonelikleri yaparak ilçeye usulsüz bir şekilde ikamet taşımasının yapıldığını ileri sürdü.
ÇORUM
Çorum’un Uğurludağ ilçesinde Cumhur İttifakı ortakları AKP ve MHP, seçim sonuçları nedeniyle karşı karşıya geldi. Uğurludağ Belediye Başkanlığını 13 oy farkla AKP’li adayın kazandığı seçimin sonuçlarına MHP itiraz etti. Seçimlerde 92 oyun geçersiz sayıldığını belirten MHP’liler, oyların yeniden sayılmasını istedi. İlçe ve il seçim kurulunun itirazı reddetmesi üzerine MHP YSK’ya başvurdu.
ARTVİN
Artvin’in Yusufeli ilçesinde AKP’nin itirazı üzerine oyların sayımı yeniden yapıldı. Başkanlık yarışını 47 oy farkla önde bitiren CHP’nin adayı Barış Demirci’nin oyu 1 oy artarak fark 48’e çıktı. CHP’nin adayı Barış Demirci 1954 oy alarak başkan seçilirken, AKP’nin adayı Mustafa Demirkıran bin 918 oyda kaldı.
ARDAHAN
Ardahan’da belediyeyi CHP kazandı. AKP Ardahan Belediye Başkan adayı Yunus Baydar ise seçimde ıslak imzalı tutanakların olmadığı ve sandık görevlisinin yerine başka bir görevli geldiği iddiasıyla seçimin iptali için ilçe seçim kuruluna başvurdu.
İZMİR
İzmir’in Dikili ilçesinde CHP’den aday gösterilmeyince bağımsız aday olan Adil Kırgöz’ün gerisinde kalarak seçimi kaybeden Kemal Doyuran sonuçlara itiraz etti. Doyuran geçersiz sayılan 1545 oyun yeniden sayılmasını istedi.
Selçuk Belediyesi’nin eski başkanlarından eski CHP’li, bağımsız aday Hüseyin Vefa Ülgür, CHP’nin mevcut Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel’in 367 oy farkla kazandığı seçime itiraz etti. İtirazı değerlendiren İlçe Seçim Kurulu, sayımı tekrarladı. Yapılan son sayıma göre; geçersiz kabul edilen 1380 oya ait pusulalar yeniden değerlendirildi ve CHP’li Sengel, Ülger ile arasındaki oy farkını 374’e yükseltti.
CHP ise İzmir’de kaybettiği iki ilçeden biri olan Aliağa’da seçim sonuçlarına itiraz etti.
ŞANLIURFA
Şanlıurfa’nın DEM Parti’nin kazandığı Hilvan ilçesinde oy yakma görüntülerinin ortaya çıkmasının ardından Hilvan İlçe Yüksek Seçim Kurulu, seçimlerin yenilenmesine karar verdi. İlçe belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği ile mahallelerdeki muhtarlık seçimleri yeniden yapılacak.
AKP, DEM Parti’nin seçimi kazandığı Ceylanpınar, Halfeti, Suruç ve Viranşehir ilçelerinde de sonuçlara itiraz etti. DEM Parti’nin kazandığı Halfeti’de AKP’nin itirazı üzerine seçim tekrarlanacak.
KARS
DEM Parti, taşımalı seçmenlerin oy kullandığı, hile ve usulsüzlükler yaşandığı iddiasıyla Kars’ta seçimlerin yenilenmesi için itiraz etti. İtirazın reddedilmesi üzerine DEM Parti İl Seçim Kuruluna başvuru yaptı.
KAYSERİ
Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde MHP’de olan belediye başkanlığını CHP’nin adayı kazandı. MHP sonuçlara itiraz etti ve seçimin yenilenmesine karar verildi. CHP, karara itiraz etti.
ADIYAMAN
Adıyaman Besni’de CHP, kısıtlıların oy kullandığı gerekçesiyle seçimin iptalini istedi. Ancak itiraz reddedildi.
KIRKLARELİ
CHP, az bir oy farkıyla MHP’li adaya karşı kaybettiği Kırklareli’nde seçim sonuçlarına itiraz etti. İlçe seçim kurulu, CHP’nin itirazını reddetti. CHP, il seçim kuruluna yeniden itirazda bulundu. CHP, Kırklareli’nin Karahalil, Üsküp, Büyükkarıştıran ve Kaynarca beldelerindeki sonuçlara da itiraz başvurusu yaptı.
SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK?
İl seçim kurulları, ilçe seçim kurullarının kararlarına yapılan itirazları 7 Nisan saat 17.00’ye kadar karara bağlayacak. İl seçim kurullarından çıkacak kararlara karşı YSK’ya itiraz etmek için son tarih 10 Nisan Çarşamba günü saat 17.00 olacak. İl seçim kurulu kararlarına karşı olağanüstü itiraz için son tarih ise 14 Nisan Pazar günü saat 17.00 olarak belirlendi.
]]>
“MANİSALILAR DÜNYANIN EN İYİ İNSANLARIDIR”
Düzenlenen Halk Buluşması programında Manisalılara seslenen Özel, şunları söyledi:
* “Biz bu meydanda bulunan herkesle iyi kötü çok gün yaşadık. Biz birbirimizin acısında beraberiz. Mutlu gününde beraberiz. Büyük mücadelelerde beraber olduk. 2009 yılında sevgili Kadri Kocabaş, kalp krizi geçirince, seçimlere 40 gün kala, 3 saat içinde karar vererek, partinin bayrağı yere düşmesin diye onu alıp görevi kabul ettiğimde, Manisa’ya geldim ve iki isimle, bir tanesi sağdıcım, çocukluk arkadaşım Demirhan Gözaçan. Diğeri çok değerli büyüğüm, o günün ilçe yöneticisi Reis Öncü ile birlikte, üç kişi il binasına gittik. O gün ilk yürürken üç kişiydik. Tabi ki ilçe yönetimimiz, il yönetimimiz 2011’den sonra diğer tüm ilçeler. Ama önce azdık, sonra çoğaldık. Birlikte çalıştık. Kaybettik, kaybede kaybede kazanmayı öğrendik.

* Yenilgiyi umutsuzlukla değil daha büyük bir enerji ile çalışmak için verilen bir mesaj olarak gördük. Hep şuna inandık. İlk gün il başkanlığının balkonunda konuşurken söylediğim bir şeyi kimse unutmasın. O gün demiştim ki ben bu şehrin evladıyım. Dedelerim, ninelerim, anneannem bu şehirde büyümüş, annem ve babam bu şehirde doğmuş, büyümüş, şehrin yarısını okutmuş insanlar. Bizim evimiz belli, mezarımız belli. Ben mezarlığa girdiğimde önce Allah gani gani rahmet eylesin, Manisa Tarzanı Ahmet Bedevi’ye Fatiha okumadan geçmem. Çünkü o demiştir ki benim gibi bir yarı çıplak insanı bu Manisalılar bağrına bastılar, karnımı doyurdular, beni sevdiler, bu Manisalılar dünyanın en iyi insanlarıdır. Gerçekten de Manisalılar çok iyi insanlardır, hangi partiden olursa olsunlar.”

MANİSA’YA HİZMET EDENLERE TEŞEKKÜR
Manisa’da her siyasi görüşten oy aldıklarını belirten Özel, şunları belirtti:
* “Ben kabristanda yürürüm, sağda ilk köşede Neşe Ablanın, Neşe Gülersoy’un, bu partinin kadın kolları başkanıyken, İzmir Eczacı Odasının Genel Sekreteri, Manisa temsilcisiyken MHP’li Eczacı Cemil Çöllü’nün öldürülmesini kınayan bir metni kaleme aldı. O cinayete misilleme olarak hayatını kaybetmişti. Beyaz önlükleri içinde. Afiyet Eczanesinin camından 4 yaşında burnumu cama koyarak gördüğüm o kanlı önlüklü, partimizin ve mesleğimizin öncüsü Neşe Gülersoy’un mezarında bir dua okur, sonra anneannemin, dedemin mezarına varırım.

* Bugün her görüşten Manisalının sevdiği, Manisa Tarzanının, Türkiye Cumhuriyeti siyasi tarihinin en haksız cinayetlerine kurban gitmiş, sağdan soldan Manisa’nın evlatlarının manevi huzurunda ben ve arkadaşlarım adına söz veririm ki bu kenti varlığına, birliğine uygun, beraberliğine uygun, siyasi kavgalarla değil Manisalılık bilinci, eşitlik ve adaletle yöneteceğiz. Partimin Genel Başkanı olduğum gün Manisa’ya geldiğimde, biz bizi biliriz. AKP’liler biz seni mahcup etmeyeceğiz dedi. MHP’liler seni mahcup etmeyiz dedi. Birine inanamadım. Abi sen de mi destekleyeceksin dedim. Isparta Süleyman Demirel’i destekliyorsa, ben sol bir partiye oy vermişim, yanlış mı yapmış olurum? Manisa’nın evladını destekleyeceğim dedi.”

Özel, “Büyük heyecan, genç, yakışıklı, çalışkan il başkanımızı Manisa göreve çağırdı. Onunla birlikte görevi devralan, Türkiye’nin 4 kadın il başkanından birisi. İlk gün konuştuğumuz gibi. Parti içinde bir kişiyi geride bırakmadan. Kimseyi dışlamadan. Eskiden yaşanmış olumsuz hiçbir şeyi hatırlamadan ama bu partiye verilen tüm emekleri de görerek, çok büyük bir kucaklaşmayı hep birlikte sağladık. Biz örgütümüzü kucakladık, Manisa bizi kucakladı. Manisa’nın varıp da bugüne kadar hizmet etmiş yöneticilerini gün gün eleştirdik. Bugün o gün değil. Manisa Belediyesi kurulduğu günden bugüne kadar Manisa’mıza hizmet eden, ilk belediye başkanından son belediye başkanına kadar tüm siyasi partilerden belediye başkanlarımıza ölmüşlerine rahmetlerimizi, hayatta olanlara da minnet ve saygılarımızı sunuyorum” dedi.

“MANİSA’DAN İZMİR’E KARAYEL ESMİŞ”
Özel, konuşmasının devamında ise şunları söyledi:
* “Manisa artık Manisa’nın evladı tarafından eşit, hakkaniyetli şekilde yönetilmeyi hak ediyordu. Manisa tüm ilçeleri, örgütümüzde emeği olan ya da örgütümüzün üzerinde tam mutabık olduğu isimlerle adaylaştırma çalışmalarını tamamladık. Biz birbirimize sarıldık. Manisa bize sarıldı. Sağ olsun şimdi yanımızda İzmir İl Başkanımız da var. O dedi ki İzmir’den esen meltemi, Manisa’ya ulaştırırsak, Manisa’yı kazanırız demişti. Seçim sonuçlarına baktık. İzmir yüzde 50 o akşam. Manisa yüzde 60. İzmir’den Manisa’ya meltem değil Manisa’dan İzmir’e karayel esmiş. Ben emek veren il başkanımın şahsında, tüm ilçe başkanlarıma, il yöneticilerine, ilçe yöneticilerine, bu görevi geçmişte yapanlara, kadın ve gençlik kollarına, hiçbir görevi olmasa da partinin bir neferi olarak Atatürk’ün baba evinin bugüne kadar bacasını tüttürenlere, çayını demleyenlere teşekkür ediyorum.

SIFIR BELEDİYEDEN, 15 BELEDİYEYE
* 40-50 yıl iktidarda değiliz ama bir aradayız. Bu birlikteliği Manisalılar gördü. Şunu gördüler. Tayin yaptıramazlar, terfi yaptıramazlar. İhale zaten almazlar. Bu partinin üyesi olunca hiçbir işleri görülmez ama bir yere gitmezler. Bu insanlar, bu insanlara güvendiler ve Manisa siyasi tarihte görülmeyen bir başarıyı elde etti. Sadece 2 seçim önce sıfır belediyemiz vardı, aynı kanunlarla. Belediye meclislerinde çoğunda hiç belediye meclis üyemiz yoktu. Büyükşehirde sadece 7 belediye meclis üyemiz vardı. Bugün 16 ilçede seçime girdik, 14 ilçede seçimleri kazandık. 15’inci olarak da Ferdi Zeyrek Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. Bu büyük onur için bütün Manisalılara, hangi siyasi görüşten olursa olsun yüzde 60 oyla bu güveni telkin eden bütün Manisalılara yürekten teşekkür ediyorum. Partinin Genel Başkanı olarak yetiştiğim, büyüdüğüm, ekmeği ve suyuyla büyüdüğüm bu memlekette, sizin huzurunuzda şunu ilan etmek durumundayım. CHP, 1977 yılından sonra ilk kez yüzde 38 oy oranı ile Türkiye’nin birinci partisidir.

AVRUPA’NIN EN BÜYÜK SOSYAL DEMOKRAT PARTİSİ
* 14 büyükşehri, 35 il belediyesini kazanan, en yakın takipçisi partiye 11 belediye fark atan, oylarını 10 ay önceki seçime göre 3 milyon 600 bin artırarak, 17 milyon 400 bine çıkaran, bu seçimlerde Türkiye’nin birinci partisi olan, Avrupa’nın en büyük sosyal demokrat partisi olan, Türkiye’nin değil dünyanın en çok belediyeye sahip sosyal demokrat partisi olan, CHP’ye hayırlı olsun. 58 genç belediye başkanımızla, neredeyse tamamı gençlik kollarından geliyor, yine geçen seçimlere göre sayıları 3 katın üzerinde artan 35 kadın belediye başkanımızla CHP rakiplerinden, kurucusunun Cumhuriyeti emanet ettiği gençlere ve siyasette önünü açıp, siyasette seçme ve seçilme hakkını verdiği kadınlara sarılan CHP, diğer rakiplerinden gençleri, kadınlarıyla, birikimiyle, liyakatleri ile ayrışmıştır. Her birisini ayrı ayrı tebrik ediyorum. Bütün Türkiye’ye bir mesajımı tekrar etmek isterim. Bize oy versin ya da vermesin bu seçimin kazananı 86 milyondur. Bu seçimin kaybedeni yoktur. Ben millete zam yapmasam da mazotu 45 lira yapsam da emekliye 10 bin lira versem de çiftçiye al ananı da git desem de esnafa siftahsız kepenk kapattırsam da bana mecbur oy verecekler diyen anlayış kaybetmiştir. Bu seçim yok sayılanların, hesaba katılmayanların kazandığı bir seçimdir.

“SESİZLERİ BÜYÜK SES YÜKSELTTİĞİ ZAFER SEÇİMİ”
* Bu seçim emeklilerin, esnafın, çiftçinin, atanmayan öğretmenlerin, staj mağdurlarının, 9 bin gün mağdurlarının, kademeli emeklilik bekleyenlerin, bu seçim kimsenin görmediği sessizlerin büyük ses yükselttiği bir zafer seçimidir. Bu seçim meydanlara çağırdığımız emekliler koşup geldiği için, aramızda göremeyip artık aramızda olan gençler sandıklara koştukları için, artık bu ülkeden gitmek istiyoruz demeyip, biz bu ülkede Özgür Abiyle birlikte mücadele edeceğiz dedikleri için bu seçimi gençler kazanmıştır. Gençler kendi geleceklerine sahip çıkmaya karar vermişlerdir. Meydandaki gençlerin elini göreyim. Bakın bu kadar çoklar artık. 2011 seçimlerini kaybettiğimizde, önceki dönem il başkanlarımızla oturduk, ilde değerlendirme yapıyorduk. Allah gani gani rahmet eylesin il başkalarımızın değerlendirmesi şuydu. 1980 öncesi bu partiye gençlerden girilmiyordu. Nerede gençler dedi, Hüdai Fazlılar. Allah rahmet eylesin Hüdai Abi, kaldırın ellerinizi görsün. Burada artık bu gençler. Ali Abimiz vardı, Ali Ağar. Önceki il başkanımız. Hüdai doğru söylüyor dedi. Kısa ve öz konuşurdu, Hüdai doğru söylüyor dedi. Sen gençsin, bu partiye gençleri çekersen sen çekersin. Görev senindir dedi. Allah rahmet eylesin Ali Abi işte burada o gençler.

“TÜKETİCİ KREDİSİ DEĞİLDİR”
* Manisa’nın tüm siyasi partilerinin kıymetli seçmenlerine sesleniyorum. Oy vermiş kimseyi verdiği oydan dolayı pişman etmeyeceğiz. Oy vermemiş olanların oyunu hak etmek için çalışacağız. CHP’nin belediye başkanlarıyla, örgütüyle beraber büyük sorumluluğun farkındayız. Milletimiz bize kredi açmıştır. Bu kredi bir tüketici kredisi değildir. Tüketici kredisi al harca diye verilir. Tüketici kredisi çok borçlanmışsın, al borcunu kapat ve taksit taksit öde diye verilir. Benim meydan meydan talep ettiğim, tüm siyasi partilerden talep ettiğim kredi yatırım kredisidir. İnsanlar emeklisi, genciyle, çiftçisi, esnafıyla, beyaz, mavi, gri yakalı çalışanlarıyla, Türkiye’nin adil yönetilecek, sosyal demokrat anlayışla onlara sahip çıkarak yönetilebilecek, emeği öne alacak, emek mücadelesini sahiplendirecek, kimseyi ötekileştirmeyecek bir anlayışa yatırım kredisi vermiştir. Bu krediyi doğru kullanırsak genel seçimlerde nasıl bir banka yatırımı yapan firmadan memnunsa artırarak kredi verir, o krediyi bize verecek, bu ülkeyi bize yönettirecektir.

“PARTİMİZİ İKTİDARA TAŞIYACAĞIZ”
* Bugünden sonra siyasetin nezaketine sahip çıkarak ama rekabetinin de en dik alasını göstererek, unutulanları, ezilenleri, yok sayılanları sahiplenmeye, umutsuzların umudu olmaya, kimsesizin kimsesi olmaya, gençlerin gitmeyi hayal ettikleri ülke değil geleceklerini hayal ettikleri bir ülke olmaya hep birlikte çalışarak hazırlanacağız. Ferdi Zeyrek’in verdiği tüm sözler. Ucuz sudan tutun da iyi bir toplu taşımaya kadar. Hepimiz tarafından sahiplenilmiş sözlerdir. Bunun için elimizdeki belediyenin imkanları nispetinde, diğer belediyelerimizle dayanışma içinde, dünyanın öbür ucundan alınabilecek temiz fon ve kredilerle, yaşadığımız, doğduğumuz Manisa’ya, hepimizin ekmeğini, suyunu tüketip, her şeyimiz borçlu olduğumuz bu Manisa’ya en iyi hizmetleri getirirken, Türkiye’de de partimizi hep birlikte iktidara taşıyacağız.
“BİZE ÜMİT BAĞLAMIŞ HERKESE SAHİP ÇIKMAYA HEP BİRLİKTE BAŞLIYORUZ”
* Bundan önce olduğu gibi bundan sonra da yanımıza gelene, ardımıza düşene, bizimle birlikte olana sonuna kadar sahip çıkmaya, bugüne kadar sesimizi duyuramadığımıza bir daha anlatmaya, bugüne kadar bizi anlamayana sabırla yaklaşmaya, iktidarın kibrinden uzak durmaya ve iktidarın sorumluluğu ile bu toplumda bize ümit bağlamış herkese sahip çıkmaya hep birlikte başlıyoruz. Bugün zafer ile sonuçlanmış bir seçimin üç gün sonrası değildir. Bugün yeni zaferler elde etmek zorunda olduğumuz, Cumhuriyetin ikinci yüzyılındaki ilk genel seçime giderken seçimin dördüncü günüdür. Hep birlikte Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini iktidar yapana kadar çalışmaya devam edeceğiz. Bir büyük teşekkür. Manisa ittifakı dedik, kuruldu. Türkiye ittifakı dedik, kuruldu.
* Manisa’da dört belediye başkanımız son 5 yıl hepimizin göğsünü kabartan, hepimizin takdirini toplayan işler yaptılar. Her birini yeniden görevlendirdik. Ancak listelerin teslimi sırasında Saruhanlı’da yaşanan büyük talihsizlikten ötürü, Saruhanlı Belediye Başkanımız sevgili Zeki Bilgin adaylaşamadı. Saadet Partisi örgütüne teşekkür ediyoruz. Listemize ve adayımıza ev sahipliği yaptılar. Partinin bayrağını Saadet Partisi listelerinden sevgili Mustafa Arguz dalgalandırdı, taşıdı ancak sayısız geçersiz oy, başka partilere verilen oylar yüzünden muvaffak olamadı. Mustafa Arguz, Zeki Bilgin’e yürekten teşekkür ediyoruz. İyi ki varlar. Demirci’de Şerif Akmeşe. Yılların emeğini bir kez daha parti için seferber etti. Ama Demirci’de belediye başkanlığını bir sonraki döneme bıraktık. O hedeften vazgeçmedik. Selendi’de Cemil Kurt hedefe çok yaklaşmışken kazanamadı. Hem Cemil Kurt’a, hem Şerif Akmeşe’ye, hem de Selendi ve Demirci örgütlerimize yürekten teşekkür ediyorum.
“TÜRKİYE İTTİFAKI KAZANDI”
* Geri kalan, seçilen 14 ilçe belediye başkanımızla bütün CHP olarak biz onların kaya gibi arkasındayız. Onlar hizmeti ederken, parti ayırmadan ama kendi partili kimliklerini de unutmadan ellerinden gelen tüm katkıları sağlayarak bu kente hizmet edecekler. CHP olarak kırgını olmayan, küskünü olmayan, kavgası olmayan bu kentte, kırgın, küskün ve kavgası olmayan bu parti ile çok daha güzel günler göreceğiz. İlk günden bugüne bana, adaylarımıza, seçilen belediye başkanlarımıza, örgütümüze katkı sağlayan, emek veren, destek veren her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Son olarak tüm Türkiye’de olduğu gibi, bir kez daha şunu hatırlatıyoruz. CHP kurucu partidir. Gücünü milletinden renklerini ay yıldızlı al bayraktan alır.
* Şimdi o parti, Kurtuluş Savaşının, Milli Mücadelenin partisi, Cumhuriyeti kuran parti, kadınlara seçme ve seçilme hakkı veren parti. Çok partili rejime geçen parti. Sendikal hakları getiren parti. Emeklilik hakkını getiren parti. Şimdi Cumhuriyetin ikinci yüzyılında siyasi ittifaklarla değil, milletle, seçmenle sandıkta kurduğu gönül ittifakı ile bu seçimlerden büyük bir zaferle çıkmıştır. Ben o ittifakın arkadaşlar kurucusu diyor, kurucusu buna ihtiyaç duyan millettir. Ben isim babasıyım. Biz bu seçimleri Türkiye ittifakı ile kazandık. Türkiye ittifakı gücünü milletinden, renklerini ay yıldızlı al bayraktan alır. Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. Türkiye ittifakı kazandı, Türkiye kazanacak. İlk seçimlerde Atatürk’ün partisi iktidar olacak.
ÖZEL’DEN ÜYE KAMPANYASI ÇAĞRISI
* En kuvvetli alkışlarınızı, haftaya başlatacağımız üye kampanyası ile koşarak baba ocağına gelecek olan, tüm siyasi görüşlerden insanlara ve bilhassa gençlerimize davet alkışı istiyorum. En kuvvetli alkış. Gençler CHP baba ocağıdır. Herkes baba ocağına doğar. Sonra kimi gider büyüğünü arar, kimi küçüğü ile yetinir, kimi ırakta oturur, kimi yakında oturur. Ama herkes bilir ki bir gün ihtiyaç doğarsa baba evinin çorbası kaynamaktadır, bacası tütmektedir. Bu baba evinin kapısı ardına kadar açıktır. Gelene nereden geldin demeyiz. Çünkü tapusu bizde değildir. Tapusu ne Özgür Özel’dedir, ne Kemal Beydedir.
* Rahmetli Ecevit’te de yoktu, İnönü’ye de kayıtlı değildir. Baba ocağının tapusu bir kişiye kayıtlıdır, o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Her yaştan gençleri, bilhassa gençleri, her siyasi görüşü mademki başınız sıkışmıştır, baba evine davet ediyoruz. Buyurunuz. Hep veda ve emanetlerle geçer kampanyalar. Kampanya bitti ve adaylar seçildi. Şimdi elbette sizleri Allah’a, adaylarımızı çalışmalarını desteklemek için örgütümüze, Ahmetli, Turgutlu, Salihli, Alaşehir, Sarıgöl, Kula, Soma, Kırkağaç, Gölmarmara, Akhisar, Gördes, Kula, Şehzadeler, Yunusemre, Köprübaşı ve büyükşehri değerli belediye başkanlarıma emanet ediyorum.”
“75 YILLIK HAYALE MANİSA İTTİFAKI İNANDI”
Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek ise “Tam 75 yıllık bir hayaldi. Bu hayale önce bizler inandık. Daha sonra partililerim inandı. Daha sonra Manisa İttifakı inandı. 31 Mart’ta bu büyük zaferi bizlere armağan eden, bizimle birlikte olan tüm herkese sonsuz sevgiler saygılar. Öncelikle Manisa’mızın evladı, gururu sayın Genel Başkanım Özgür Özel’e Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin anahtarını teslim etmek, bu belediyede de ağırlamanın verdiği mutluluk her şeyden öte. Öncelikle önümüzdeki günlerde olacak olan Ramazan Bayramımız mübarek olsun. Sizler bu görevi bana bayram hediyesi olarak verdiniz. Genel Başkanıma, il ve ilçe örgütlerime, Manisam’da yaşayan herkese bu bayram hediyesini vermenin gururunu yaşattınız hepiniz sağ olun var olun” dedi.
]]>* “Hiç kimseden merhamet dilenmiyoruz. Adalet sarayının önünde adalet istiyoruz. Türkiye’nin başka vilayetlerinde benzer olaylar olduğunda kamuoyunu ayağa kaldıran yandaş ve yoldaş medyanın projektörlerini Ordu’nun üzerine yöneltmesini istiyoruz. Mevcut belediye başkanı, seçimden çıktıktan sonra kazandığını söyleyemedi. Ama Enver Yılmaz gittiği her yerde kazandığını söylüyor. Mesela Van’da cereyan edince başka, Ordu’da yaşanınca başka bir pencereden bakılmaz. Devletin dini adalettir. Biz de Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımızın da ifade ettiği gibi adalete inanıyor, güveniyor ve adaletin kapısında adalet arıyoruz.
* Bir toplumda şayet adalet duygusu zedelenirse, zedelenmemiş hiçbir müessese kalmaz ve artık sosyal yaşamını da tehdit etmeye başlar. 500 bin küsur oyun içinde 98 bin oy geçersizdir demek, Ordu’da vatandaşın oy kullanmayı bilmediğini iddia etmek demektir. Bu Ordu’ya yakışmıyor. Bunu Ordu’ya yakıştıranların, Ordu’nun hakim demokratik geleneklerinin ne olduğunu iyi idrak etmesi lazım. Biz kazandığımız bir seçimi, vatandaşın anasının ak sütü gibi helal oylarıyla Enver Yılmaz’a kazandırdığı bir seçimi hileyle, entrikayla başkasına teslim etmeyiz. Ordu’nun direniş kültüründen haberdar olmalarını istiyorum.”
“ORTA YERDE BİR HUKUKSUZLUK VAR”
Partilerinin yetkili organları ve hukuk kurullarıyla Ordu’da olduklarını kaydeden Dervişoğlu, şu ifadeleri kullandı:
* “İl Seçim Kurulu’nun doğru bir karar vereceğini ve bu adaletsizliğin gidereceğini tahmin ediyorum. Ama yok olmazsa süreç devam edecek. O sürecin devam etmesi için de seçimin sonuçlarına göre Hilmi Güler’in belediye başkanlığının İl Seçim Kurulu tarafından ilan edilmesi lazım ki, biz Yüksek Seçim Kuruluna gidelim. Buradan Hilmi Güler’e de sesleniyorum; kendisini bir devlet insanı olarak görüyorum. Sadece belediye başkanı değil, bakan olarak da bu ülkeye hizmet ettiğine şahitlik ettik hep beraber. Hilmi Güler gibi birisi böyle bir seçimden sonra hile ile alınmış bir makamın üzerindeki şaibeyi kaldıramaz. Mazbatasını da almasın diyorum.
* Lafın üstüne çok laf koymaya gerek yok. Orta yerde bir hukuksuzluk, orta yerde bir kanunsuzluk var. Hukuk Fakülteleri’nin 1’inci sınıfında okutulan derslere bakıldığında buradaki adaletsizliği görmemek mümkün değil. 500 bin küsur seçmenin yaklaşık 100 bininin yanlış oy kullandığını düşünmek hayatın öncelikle doğal akışına aykırıdır. Hayatın doğal akışına aykırı olan hiçbir şey hukuka da, adalete de uygun değildir. Bu hukuksuzluğun giderilmesi de adalet mekanizmasının elinin altındadır.”
“SANDIK BAŞKANI ÇUVALI OMUZLAMIŞ EVİNE GİTMİŞ”
İYİ Parti Ordu Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Enver Yılmaz da, bazı oy çuvallarının evlere götürüldüğünü iddia ederek, “98 bin 801 iptal oy var. İl genelindeki geçersiz oy oranı Türkiye ortalamasının 3 katı. Bu iptal oyların 30 bin 660’ı büyükşehir oyu. Büyükşehir oylarının yüzde 80’e yakınında oy pusulası açılmış, İYİ Parti’nin yanına iptal olunması için ne kadar parti hepsi basılmış. Dolayısıyla minareyi çalan kılıfına uydurmuş. Ne yapmışlar? İftar saati ile birlikte sandık başkanı çuvalı omuzlamış evine gitmiş. Kamera görüntülü. Evine gittikten sonra sabahın 2’sinde seçim kuruluna teslim etmiş. Ne yapmış sandık başkanı? Ünye’de yanında güvenlik gücü olmadan sandıkları sürüklemek sureti ile caddelerde gezdirir halde görüntülenmiş. Kamera görüntüleri ile sabit” diye konuştu.
Konuşmaların ardından İYİ Parti, il genelindeki Büyükşehir Belediye Başkanlığı için kullanılan oyların yeniden sayılması için İl Seçim Kuruluna müracaat etti.
“TUTANAKLARDA HUKUKA AYKIRI BİR İŞLEM BULUNMAMAKTADIR”
Öte yandan Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler de sosyal medya hesabından yazılı açıklamada bulundu. Güler, açıklamasında İYİ Parti’nin iddialarının gerçek dışı olduğunun 19 ilçede ayrı ayrı tespit edildiğini belirterek, şu ifadelere yer verdi:
* “Şu aşama itibarıyla gerek sandık kurullarının gerekse de sandık sonuçlarının hukuki sıhhatini ve seçim sonuçlarını etkileyecek herhangi bir hukuk dışı işlem yahut eksikliğinin olmadığını siz değerli hemşerilerimiz ile paylaşmak isteriz. Özellikle sandık kurulları tarafından İlçe Seçim Kuruluna teslim edilen tutanaklarda herhangi bir hukuk dışı tahribat yahut hukuka aykırı bir işlem bulunmamaktadır. Orduluların demokratik tercihleri ve teveccühleri büyük bir özveri ile hukuk dairesinde korunmuştur. Asılsız ve yersiz iddialarla, düzmece evraklarla ve açıklamalarla Orduluların iradesini bertaraf etmek isteyenler amaçlarına ulaşamamışlardır.”
]]>OYLAR ÇALINDI, KAVGA ÇIKTI
Tekkeköy ilçesine bağlı Yazılar Mahallesi’nde 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde Sebahattin Aydın ve Şemsi Yılmaz muhtar olabilmek için yarıştı. Şemsi Yılmaz’ın 1 farkla önde olduğu sırada Murat A. isimli kişi, bazı oyları masanın üzerinden alıp kaçtı. Bu sırada da dışarıda sonuçları bekleyen Yılmaz ve Aydın aileleri arasında sopalı kavga çıktı. Takviye ekip çağıran jandarma, kavgaya müdahale edip, tarafları ayırdı.

Sandık Başkanı Alihan D., çıkan oyları her iki tarafa ayırdığını, Murat A.’nın ise Şemsi Yılmaz’ın oylarını çaldığını söyleyerek, sandık müşahidiyle tutanakları düzenleyip imzaladı. Gözaltına alınan Murat D., jandarmadaki ifadesinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı hakimlik tarafından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
SEÇİM KURULU SONUCU TAYİN ETTİ
İlçe Seçim Kurulu’nda 1144 numaralı seçim torbası huzurda açıldı. Sayım yapıldığında Sebahattin Aydın’a sonuç tutanağında belirtildiği şekilde 150 oy çıktı. Ancak tutanakta 160 olarak görülen Şemsi Yılmaz’ın ise 143 oyunun kayıp olduğu tespit edildi. İlçe Seçim Kurulu, tutanağı dikkate alıp muhtarlık seçimini Şemsi Yılmaz’ın kazandığına karar verdi.
“OY SAYIMI ŞAİBELİ” DEYİP İTİRAZ ETTİ
Diğer aday Sebahattin Aydın, Tekkeköy İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı’na itirazda bulundu. Yaptığı itirazda “Oy sayımı şaibeli bir hal almıştır. Seçimin iptal edilerek yenilenmesini istiyorum” dedi.

Sebahattin Aydın
ÇALINAN OYLAR ŞEMSİ YILMAZ’A AİT
Adayın itirazı sonrası toplanan Tekkeköy İlçe Seçim Kurulu, Sandık Kurulu Başkanı Alihan D.’yi dinledi. Alihan D. beyanında, şunları anlattı:
– Diğer oyları saydık ve muhtarlığa geçtik. Büyük bir çoğunluğunu saymıştık, her iki tarafın oylarını da ayrı yere koyduk. Murat A. birden masaya yaklaştı ve daha önce sayımı yapılan, Şemsi Yılmaz’a ait oy pusulalarının bir kısmını alıp kaçtı. Sandık başındaki müşahitlerin tamamı benimle birlikte dışarı çıktı ama döndüğümde benimle birlikte dönen olmadı.
– Dışarıda sopalı kavga başladı. Sandık başında memur üye ve ben vardım. Sayım döküm cetvelinde işlenmeyen ve okunmayan 6-7 oy kalmıştı. Kalan oyların da Şemsiz Yılmaz’a ait olduğunu gördük. Onları da cetvele işledik. Murat A. tarafından çalınan oyların tamamı Şemsi Yılmaz’a aitti. Güvenlik amacıyla kapıyı kilitledim. İlçe Seçim Kurulu ile görüştük ve kalan sandık kurulu üyeleri ile tutanağı düzenleyebileceğimiz söylendi. Müşahitle tutanağı düzenleyip imzaladık.

Şemsi Yılmaz
İTİRAZ REDDEDİLDİ
Tekkeköy İlçe Seçim Kurulu, Sebahattin Aydın’ın yaptığı itiraz ile ilgili kararını verdi. Sandık kurulu başkanının görevini iki kişi ile de olsa tamamladığı, sandık sonuç tutanaklarının usulüne uygun olduğu kanaatine varıldığından, itirazın oy birliği ile reddine karar verildi. Aydın’ın İl Seçim Kurulu’na itiraz edeceği öğrenildi.
]]>Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın makamına gitmek isterken karşıma çıkan ilk yazı, “Belediyecilik ilkelerimiz” oldu. İşte o ilkeler ‘Mansur Yavaş Belediyeciliği’nin temellerini oluşturmuş. Yaptıkları, halka dokunuşları birçok başkana örnek oluyor. Oyunu her seçimde daha da artıran Yavaş, seçileceğini bildiği için makam odasına hiç dokunmamış, hiçbir evrakını toplamamış. Yani, onun için yeni dönemde değişen bir şey yok. Değişen, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nde artık CHP’nin üye sayısının daha fazla oluşudur.
Seçim sonuçlarının açıklandığı gece Mansur Yavaş, belediye önünde toplanan on binlere hitap etti. Vurguladığı ise belediye girişinde gördüğüm ‘Belediyecilik İlkelerimiz’di. Yavaş, her ilkeyi söyledikçe alkışlanıyordu. “Hizmeti, zümre, kişi, akraba için değil halk için yapacağız”, “Fakir mahallelere pozitif ayrımcılık yapacağız”, “Dezavantajlı grupları önceleyeceğiz”, “Yoksullara yardım yaparken asla teşhir etmeyeceğiz”, “Harcadığımız her kuruşun hesabını millete vereceğiz”, “Yönetim kurullarında liyakate uyacağız”, “Adaletle yöneteceğiz.” Bir kamu görevlisinden, bir belediye başkanından başka ne istenir?

Mansur Yavaş, ‘Mansur Yavaş Belediyeciliği’ni SÖZCÜ Medya Grubu Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk’e anlattı.
KAZANMAKTAN ÖNEMLİ
Mansur Bey’e, “Nasıl bir seçim süreci geçirdiğini” sordum. Şunları anlattı:
“Ankara’nın 25 ilçesi var. Tüm ilçeleri ikişer defa gezdik. Sadece Bala ilçemize bir kez gidebildim. Ayrıca ramazan gelince her akşam iki, üç iftar dağılmadan onları gezdik, esnaf gezisi yaptık. Yine bir seçim döneminde olabilecek kadar yoğun, gece gündüz çalıştık. Ramazandan önce kahvaltılar vardı gene günde 1-2 kahvaltıya üst üste katıldık. Yani vatandaşla daha çok temas etme imkanı bulduk. Güzeldi, sorunsuz geçirdik diyebilirim bizim açımızdan.
En önemlisi, benim de hoşuma giden şu oldu: 5 yıl görev yapıyorsunuz, vatandaşın karşısına çıkıyorsunuz, mutlaka eksiğiniz de vardır dolayısıyla gittiğiniz yerlerde ‘Benim şu işim yapılmadı’ veya ‘Bizi ayırdınız’ benzeri tepkiler olur. O yönde hiçbir tepkiyle karşılaşmadım. Yani benim için en önemli şey seçimi kazanmak kadar önemli olan işte bu olaydır.”
5 yıl önce gittiği yerlerde karşılaştıklarıyla, bugünü, mitinglerini karşılaştırıyor. Arada dağlar kadar fark olduğunu görüyor. Yavaş, “Evet, 5 yıl hizmet ediyorsunuz bir ilçeye gidiyorsunuz mesela, 5 yıl önce ben Sincan’da da bir miting yaptım. 5 yıl sonra Sincan’da bir daha miting yapıyorsunuz ve kalabalık 3’e 4’e katlamış. Oy olarak baktığımızda en az oy aldığımız yerler, keza Çubuk da aynı şekilde. Bu iyi bir şeyler yaptığımızın kanaatinin vatandaşta oluştuğunu gösteriyor. Bu nedenle rahat bir seçim süreciydi. Hep şöyle söylüyorum zaten: ‘Kimseye kötülük yapmadım ki kimseyi ayırmadım ki niye korkarak gideyim.’ Vatandaş da bunu benimsemiş hiçbir yerde tepki göstermedi. Halbuki mutlaka eksiğimiz vardı” diyor.
Ankaralı, Mansur Yavaş belediyeciliğinde, “Çılgın proje” olmadığını biliyor. Yani onların beklentileri arasında bu tür projeler de yok. Yavaş, vatandaşın beklentilerini, isteklerini şöyle anlatıyor:

ÇILGIN PROJEMİZ YOK
“Hiç kimse ‘çılgın proje’ diye bir proje beklemiyor açıkçası. Belediyenin ilgilenmesi gereken asli sorunlar var, asli görevleri var. Yollarıyla ilgili köylerin sıkıntıları var. Bu tür talepler çok oluyor veya köylerin köy konağı gibi eksiklikleri var. İlçelerde bizim birimlerimiz var orada da henüz devam eden çalışmalarımız var kaldırım, asfalt vs. gibi. Onun haricinde çok bir şey gelmedi çünkü, zaten kırsal kalkınmaya hala destek oluyoruz. Park bahçeleri zaten fazlasıyla yapıyoruz. İnşallah şimdi belediye başkanlarımız da bizlere yol gösterecek, onların projelerini gerçekleştirmek için yine onlara da destek olup biraz daha ilçelere de ağırlık vermiş olacağız.”
ELİMİ TUTMADILAR
Başkan Mansur Yavaş, bir önceki dönemde ilçe belediyelerinin başkanlarının yaklaşımını şöyle anlattı:
– İlçe belediye başkanları ‘Mansur Beyden bir şey istemeyelim, yapamasın puan kazanamasın’ tavrındaydı. Böyle akla hayale gelmeyecek mantıkta hareket ettiler. Halbuki kendi ilçelerine kötülük ettiler, hizmet yapılmamış oldu. Ben de yanlış bir yatırım yapmak istemedim açıkçası. Aile yaşam merkezleri vb. gibi sosyal tesisleri yaptım. Daha iyi çalışabilirdik ama maalesef kabul görmedi.
– İlçe belediye başkanlığı ile daha verimli çalışılabilirdi. Belediye Meclisi’ne ilk söyleyeceğim şey şu olacak: 16’sı CHP’den, 8’i diğer partilerden, bir de bağımsız belediye başkanı var. Kendilerine, ‘Gelin el ele tutuşalım siz de kendi ilçelerinize ne yapılması gerekiyorsa biz el ele verelim destek olalım’ diyeceğim. Çünkü farklı tavırları gösterenler kayboldu siyasetten. Onlara, ‘Eğer siz elimi tutmazsanız yarın seçim zamanı gidip sizi halka şikayet edeceğim’ demiştim. Seçim döneminde hakikaten gittiğim her yerde şikâyet ettim.
– Elimi tutmadılar, makam odama gelmediler. Hatta 2-3 tane örnek verdim, ‘Mansur Bey’e yaptırma, kendin yap’ denmişti. Rahmetli Ayaş Belediye Başkanı, ‘Mansur Bey’le görüşmemiz yasak’ demişti. Oysa ben zamanında oğlunun avukatlığını yapmıştım. Bu tavırların sonuçları hep bunlar.
EKSİKLERİ GÖREBİLECEĞİZ
Yeni dönem için Mansur Yavaş’ın neler düşündüğünü sordum. Aslında değişen ‘daha rahat hareket edecekleri’ olacak. Mansur Yavaş, bundan sonraki süreci şöyle anlattı:
“En azından Belediye Meclisinde bekleyen, ertelenen sürekli taleplerimiz var. Onlar hemen ortaya çıkacak ve bunlarla ilgili yeni ilçe belediye başkanları da bizim tabii seyrimizi değiştirecek. Çünkü bizimle görüşmeyenlerin eksiğini bilmiyoruz. Orada ne eksik var şimdi görebileceğiz. Yeni aldığımız belediyelerde ne eksiklikler var onları da şimdi göreceğiz. Dolayısıyla bir yandan zaten kendi elimizdeki projeleri yaparken bir yandan da o ilçeden gelen taleplere de koşmaya çalışacağız.”
Seçim sonucu ibret olmalı
Meclis çoğunluğu Cumhur ittifakında olunca karar almak zordu. Yavaş, kendilerini zora sokmak, halka şikayet edip başarısız göstermek için yapılan çabaları biliyor. O günleri anlatırken şunları belirtiyor:
“Sonuç? Sonuç sandık sonucu. Bu sonuç inşallah bu tür davranan herkese ibret olur. Topal ördek falan değildik yani böyle bakılmaması lazımdı ama bunu sandıkta vatandaş değerlendirdi inşallah daha sorunsuz bir şekilde Ankara’nın her yerine hizmet edebileceğiz.”

Taleplerimiz reddediliyordu artık daha kolay halledilecek
MansurYavaş yeni dönemin kolaylıklarını şöyle anlattı:
– Şu kolaylık olacak mesela, Nallıhan Belediye Başkanı’yla konuştuk. Çayırhan merkez nüfusu 10 binin üzerinde olan bir beldesi. Bir şeyler yapacağız ama belediyenin doğru dürüst arsası yok. Eski dönemde Nallıhan Belediye Başkanı küçük bir arsa vermişti. Çayırhan’da Nallıhan belediyesinin çok arsası varmış dolasıyla bize tahsis edecek. Eskiden onları alamıyorduk.
– Keçiören’de Ovacık Metrosu projesini biz bitirdik. Orada bize istasyon için ayrıca bakım yapılacak arazi lazım. Yazdık ve ret geldi mesela. Peki, bu istasyona tren gece gelecek orada bekleyecek, bakımı yapılacak niye ret ediyorsunuz? Şimdi onu alacağız.
– Yine Akdeniz stadının yanında otobüslerin bekletilmesi ile ilgili talebimiz vardı bunlar ret oldu. Yine özellikle Mamak ve Keçiören belediyesi kendi sokaklarında asfalt yaparken ızgaraların üstünü ceza kesmemize rağmen kapatıyorlardı. Onun üstünü kapattığınız zaman evlerden koku çıkıyor, aynı zamanda da asfalt halı gibi kayıyor. Yani bunlar yaşandı. Çok tutanak tuttuk dinlemiyorlardı, vatandaştan bu yolda şikayet geliyordu. Bu tür problemlerin hepsi ortadan kalkacak.
YARIN: İNSANIMIZ AÇKEN BAŞKA YERE PARA HARCAMAM
]]>“PARTİ AİDİYETİ NEREDEYSE YOK OLMUŞTUR”
*31 Mart yerel seçim sonuçları gösterdi ki; büyükşehirlerde yarış genelde iki parti arasında geçmiş ve seçmen istediği adaya oy vermekten çok, istemediği parti ya da aday kazanmasın diye karşındaki en güçlü adaya yönelmiştir.
*Bir diğer durum ise daha önce ittifak yapılan İstanbul, İzmir, Ankara ve Adana gibi büyükşehirlerin birçoğunda parti aidiyeti neredeyse yok olmuştur.
*İttifak sisteminin, büyük partileri güçlendirirken oy oranı biraz daha az partileri erittiği aşikârdır. Katı bir ideolojik görüşü olmayan, makul ve hayatın gerçekleriyle yüzleşerek ona göre politika belirleyen, merkeze konumlanacak bir partinin varlığını devam ettirmesi için yerel yönetimlerde iddia ortaya koyması önemlidir.
*Aksi halde başka bir partinin aparatı haline gelme riskini taşımaktadır. Seçim sonuçları bunu bir kez daha tescil etmiştir.
“BU SORUMLULUĞU SEVE SEVE ÜSTLENDİM”
*Bilindiği üzere, partimiz genel seçimler sonrası 31 Mart yerel seçimlerine ittifaksız girme kararı almış ve tüm ülkede aday belirleme süreci başlamıştır. Bu süreçte, kamuoyuna da yansıyan bazı isimler haricinde İstanbul için adaylık talebinde bulunan olmamıştır. Parti içerisinde de bu doğrultuda bir gelişme olmayınca görev bana düşmüştür. Ben de partim için bu sorumluluğu seve seve üstlendim.
*Alınan karar sonrası çalışmalarıma başladım ve daha iyi bir belediye başkanı olacağım iddiasıyla seviyeyi düşürmeden, projelerimi anlattım. Eleştirilerimi sıraladım. Hatta eleştirilerimi beğenmeyen ve yetersiz bulan da oldu, kamuoyundan dozu çok kaçırdığımı dile getiren de oldu. Kimisi boşuna çok çalışarak kendimi hırpaladığımı kimisi ise kasıtlı olarak çalışmadığımı iddia etti.
“KABUL ETMEK ZORUNDAYIZ”
*Bütün bunlara rağmen, ben partimin adını en onurlu şekilde inandığım ve doğru bulduğum şekilde ayakta tutmaya çalıştım ve mücadele ettim. Ancak seçimleri beklediğimizin çok altında bir sonuçla tamamladığımızı kabul etmek zorundayız.
*Tüm bu şartlar altında, ben de üzerime düşen sorumluluğu yerine getirerek, gerek yapılacak olan olağanüstü kongremizin daha sağlıklı ve demokratik bir ortamda yapılabilmesi, gerekse İstanbul’da aldığımız sonuçla doğrudan ilişkili olarak, 8 aydır yürütmekte olduğum Teşkilat Başkanlığı görevimden istifa ediyorum.
İSTİFA KARARINI DAHA ÖNCE ALMIŞ
*Özellikle parti içinde şahsıma yönelen bazı eleştirileri de cevaplamam gerekirse; seçim akşamı almış olduğum istifa kararımın, Genel Başkanımızın pazartesi günü yapacağını duyurduğu açıklamanın ardından duyurulması hususunda çalışma arkadaşlarımızla görüş birliği oluştu. Bundan ötürü de bu açıklamayı bugüne bıraktığımı ifade etmeliyim.
*Başta İstanbul İl Başkanımız Yücel Coşkun olmak üzere, bu süreçte arkamda durma ve çalışma konusunda vicdanı rahat olan İstanbul il ve ilçe teşkilatımıza, bütün yol arkadaşlarıma ve özellikle İstanbul Gençlik Kolları Başkanımız Muhammet Akyüz nezdinde bütün gençlik kollarına teşekkürlerimi sunuyorum.
]]>VAN
Van’da İl Seçim Kurulunun DEM Parti’den Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Abdullah Zeydan hakkındaki kararının ardından parti binası önünde toplanan kalabalık, yürüyüş yapmak istedi.

Yürüyüşe izin verilmemesi üzerine ara sokaklara dağılan kalabalıktakiler, caddelerdeki çiçeklikleri devirdi, ateş yakarak polise taş attı.

Kentin birçok noktasında toplanarak barikatlar kuran, bazı araçlara zarar veren göstericilere müdahale eden polis, tazyikli su ve biber gazıyla grubu dağıtmaya çalıştı.

Kentteki gösterilerde şu ana kadar 5 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.
HAKKARİ
Hakkari’de de kent merkezi ve Yüksekova ilçesinde gösteri yapmak isteyen gruplara polis müdahale etti.

Kent merkezindeki Bulvar Caddesi ile Yüksekova’daki Cengiz Topel Caddesi’nde bir araya gelenler, yürüyüş yapmak istedi.
Polisin izin vermemesi üzerine ara sokaklara dağılan göstericiler, polise taş atmaya başladı.

Güvenlik önlemi alan polis, biber gazı ve tazyikli suyla müdahale ederek göstericileri dağıtmaya çalıştı.
Hakkari’de olayların yaşandığı bölgeye giden Vali Ali Çelik, gazetecilere yaptığı açıklamada, demokrasilerde demokratik tepkilerin meşru haklar olduğunu belirterek, “Bunların kullanımının sınırları var. Bir başkasının hakkını engellemeden kendi haklarını sonuna kadar kullanabilir. Kamu düzeni de bunun bir parçası. Kamu düzeni içinde buna aykırı davranan herkese kanunlar yaptırımı öngörmüş. İstenmeyen birkaç hadise yaşandı. Çok şükür ciddi anlamda bir sıkıntımız yok. Bir vatandaşımızın yaralanması var. Adli makamlara konu intikal etti. Hakkarili hemşerilerimizden ricam, hepimizin taşıması gereken en önemli şey sağduyu. Birbirimize destek olmamız lazım.” diye konuştu.

Yüksekova’da 8 kişi gözaltına alındı.
DİYARBAKIR
DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Serhan Eren ve DEM Parti’den Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ayşe Serra Bucak Küçük’ün de aralarında bulunduğu grup, İl Seçim Kurulu binası önünde toplandı.

Küçük, yaptığı açıklamada, Van halkının yanında olduklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı’na mazbata verilmediği yönündeki haberler yanlıştır. Bu bilgi doğru değildir. Buraya Van’a dair açıklama yapmaya geldik. YSK ile bir görüşme yaptık. YSK’nin itirazları alma süresi var. Bu süreler tamamlandı. Bu ayın 7’sine kadar süre işletilecek. Mazbata verilmedi haberi yanlıştır.”

Açıklamaların ardından grup, yürüyüş yapmak istedi. Uyarılara rağmen dağılmayan grup ile güvenlik güçleri arasında arbede yaşandı.

Arbede sırasında güvenlik güçlerine mukavemet gösterdikleri gerekçesiyle 2 şüpheli gözaltına alındı.
SİİRT
Siirt’te DEM Parti İl Başkanlığı önünde toplanan grup, buradan 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’na kadar yürüyerek basın açıklaması yapmak istedi.
Polis, parti önünde açıklama yapılabileceğini ancak yürüyüşe izin verilmeyeceğini belirtti.

DEM Parti Siirt Milletvekili Sabahat Erdoğan Sarıtaş ile kesin olmayan sonuçlara göre DEM Parti’den Siirt Belediye Başkanı seçilen Sofya Alağaş ve DEM Parti İl Başkanı Eşref Tekin’in de bulunduğu grup, Güres Caddesi’ne kadar yürüdü.

Sarıtaş, Van İl Seçim Kurulunun DEM Parti’den Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Abdullah Zeydan hakkındaki kararına tepki gösterdi.
Uyarılara rağmen yürümeye devam eden grup ile güvenlik güçleri arasında arbede yaşandı. Güvenlik güçlerine mukavemet gösterdikleri gerekçesiyle 4 şüpheli gözaltına alındı.
BATMAN
Batman’da DEM Parti’nin il binası önünde düzenlenen kutlamada, DEM Parti Batman Milletvekili Zeynep Oduncu ve kesin olmayan sonuçlara göre DEM Parti’den Batman Belediye Başkanı seçilen Gülüstan Sönük konuşma yaptı.
Programın ardından adliye binasına doğru yürümek isteyen, uyarılara rağmen dağılmayarak taş ve yasa dışı slogan atan gruba polis müdahale etti.
Çıkan arbedede 1 kişi gözaltına alındı.
BİTLİS
Bitlis’te kesin olmayan seçim sonuçlarına itiraz etmek için DEM Parti Bitlis İl Başkanlığı toplanarak yürüyüş yapmak isteyen gruba polis müdahale etti, 4 kişi gözaltına alındı.
VAN’DA NE OLMUŞTU?
DEM Parti, Adalet Bakanlığı’nın yerel seçimlerden iki gün önce Van Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçilen adayı Abdullah Zeydan’ın memnu haklarının iadesine itiraz ettiğini ve bu nedenle Zeydan’ın seçildiği halde başkanlık görevini alamadığını açıklamıştı.
Yüksek Seçim Kurulu ise DEM Parti adayı seçilmemiş kabul edildiğinden yerine AKP adayını atama kararı almıştı.
Pazar günü yapılan seçim sonucunda Zeydan, Van’da yüzde 55.5 ile en yüksek oyu alan aday olmuştu. AKP’nin adayı Abdulahat Arvas, yüzde 27,2 oy almıştı.
]]>NTV’nin haberine göre, MYK’da bir konuşma gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim sonucu oluşan tabloya değinerek, AKP olarak oy oranlarının yüzde 44,3’ten yüzde 35,5’e, Cumhur İttifakı olarak ise yüzde 51,6’dan yüzde 40,5’e gerilediğine dikkati çekti. Partinin ciddi bir oy kaybı yaşadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun temel sebebinin ise 10 ay önce AKP’ye oy veren seçmenlerin bu sefer sandığa gitmemesi olduğuna işaret etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2024 seçimlerinin katılım oranının, 2019 seçimlerine kıyasla 6 puan geriye gittiğin, bu 6 puanlık düşüşün ezici çoğunluğunu AKP seçmeninin oluşturduğunu söyledi.
31 Mart’ta yapılan seçimlerde AKP’ye gönül verenlerin sandığına gitmemesinde hem teşkilattan hem genel merkezden hem de adaylardan kaynaklandığının vurgusunu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, aday belirleme süreci de dâhil bunların üzerinde uzun uzun durulması gerektiğini, bu konuda gereken her türlü adımın atılacağının altını çizdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin sandığa küsmesine neden olan diğer faktörleri ise; hayat pahalılığı, Covid-19 salgınıyla başlayan, Rusya-Ukrayna savaşıyla daha da derinleşen enflasyon baskısı olarak sıraladı.
“EN FAZLA REFAH KAYBINA UĞRAYAN EMEKLİLER”
Erdoğan, kurmaylarına verdiği mesajda, emeklilerin yüksek enflasyon sebebiyle en fazla refah kaybına uğrayan toplum kesimi olduğunu belirterek, “Emeklilerimizin serzenişlerini il ziyaretlerimizde zaten görüyorduk. Gerek tek seferlik 5 bin lira ödenmesi, gerek yüzde 50’yi bulan maaş zamları, gerekse diğer adımlarla, bütçe disiplinini bozmadan, üzerimizdeki bu baskıyı hafifletmeye çalıştık; ama muvaffak olmadık.” tespitinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazze krizi gibi elimizden gelen her şeyi yaptığımız ve bedel ödediğimiz bir meselede dahi siyasi saldırıları savuşturmayı, kimi çevreleri ikna etmeyi maalesef başaramadık. Bunlarla ilgili değerlendirmelerimizi de artısı-eksisiyle mutlaka yapacağız.” dedi.
Toplantıda “kibir hastalığı”na da dikkati çeken Erdoğan, “Buradan başlayarak; il, ilçe, belde teşkilatlarına, belediye başkanlarımıza, milletvekillerimize, hatta bürokrasiye uzanan bir sıkıntıyla karşı karşıyayız. Oysa milletin sinesinden doğmuş bir siyasi partinin en büyük düşmanı vatandaşla arasına duvarlar örmesidir. Hangi konumda olursa olsun bu partide hiç kimsenin ‘layüsel’ olmadığını milletimize göstereceğiz. Elbette bu özeleştiri sürecinde hem ittifak olarak girip kaybettiğimiz, hem de Amasya, Kütahya, Kırıkkale gibi iki parti ayrı ayrı girerek özellikle CHP’ye kazandırdığımız il ve ilçelerin durumunu da masaya yatıracağız.” vurgusu yaptı.
“SONUÇLARI ÇOK İYİ ANALİZ ETMELİYİZ”
“Kurulduktan yalnızca 15 ay sonra bizi iktidara layık gören, henüz 10 ay önceki seçimlerde partimizi açık ara birinci yapan, şimdiye kadar girdiğimiz tüm seçimlerde daima yanımızda duran, velhasıl son 22 yılda tam 17 kez sandıkları bizim için patlatan milletimizin, 31 Mart’ta bizi CHP’nin arkasına niçin ittiğini çok iyi analiz etmeliyiz.” değerlendirmesinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ortada sadece bir oy kaybı değil, kan ve ruh kaybı olduğunu da söyledi.
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun suçunu millete atmanın ancak acizlerin ve gafillerin yöntemi olabileceğine vurgu yaparak, “Hatayı, kusuru, yanlışı millette aramak, bizim geleneğimizde asla yoktur. Biz siyasi hayatımızın hiçbir döneminde böyle bir yola başvurmadık, şimdi de başvurmayacağız. Açık söylüyorum, şahsım dâhil bu masanın etrafında oturan hiçbir arkadaşım, 31 Mart seçim sonuçlarının sorumluluğundan kaçamaz. Başkalarını hesaba çekmeden önce kendimizi hesaba çekeceğiz. İğneyi kendinize çuvaldızı başkasına batırmanızı istiyorum.” ifadelerini kullandı.
Şehirlerde yaşadıkları oy kaybının tek bir nedene ve başlığa indirgemenin “kolaycılık” olacağını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hatay’ı bir başarı örneği olarak kurmaylarına gösterdi.
“Nerede bir eksik, hata, kasıt veya ihanet varsa, üzerine gitmek boynumuzun borcudur. Diğer türlü, Allah korusun, daha büyük felaketlerin, daha sarsıcı kayıpların yaşanmasına mani olamayız.” açıklamasında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin verdiği mesajın gayet net olduğunu dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan son olarak, “Ya hatalarımızı görerek kendimizi toparlarız ya da güneşi gören buz misali erimeye devam ederiz. Ya başından sonuna kadar işimizi dört dörtlük yaparız ya da çok daha ağır bedeller ödemekten kurtulamayız. Ya milletimizle olan gönül köprülerimizi yeniden güçlendiririz ya da eleştirdiğimiz partilere benzemekten kendimizi alıkoyamayız. Kim olursa olsun hiç kimsenin 22 yıllık birikimi, 22 senelik zorlu bir mücadeleyi heba ve heder etmesine izin veremeyiz, buna müsaade etmeyeceğiz.” mesajıyla konuşmasını sonlandırdı.
]]>Seçim gecesi Adil Kırgöz Atatürk Meydanı’nda zafer kutlaması yaparken, Kemal Doyuran ise destekçileriyle birlikte Dikili Adliyesi’nin önündeydi. Doyuran, burada yaptığı ilk açıklamada, seçimde hatalar, usulsüzlükler ve yasa dışı uygulamalar olduğunu iddia etmişti. Doyuran, avukatlarıyla beraber gerekli inceleme ve çalışmaları tamamladıktan sonra Dikili İlçe Seçim Hakimliği’ne itiraz dilekçesi sunacağını söylemişti.

DOYURAN’DAN SEÇİM İPTALİ YA DA YENİDEN SAYIM TALEBİ
Çalışmalarını tamamlayan Kemal Doyuran bu akşam üstü dilekçesini hakimliğe ibraz etti. Dayanaklarını ve belgeleri gerekçesinde anlatan Doyuran, seçimin iptal edilerek yenilenmesini, olmadığı takdirde oyların yeniden sayılmasını talep etti.
“OY PUSULALARI SEÇİLME EŞİTLİĞİ İLKESİNE AYKIRI”
Doyuran sözlerine “Seçim sonucunda aldığım oyların sayımında yanlış olduğunu incelemelerimde gördüm” diyerek başladı. Doyuran, öncelikle oy pusulalarının adalet ve eşitlik ilkesine aykırı olduğunu belirterek, “Oy pusulasında seçime katılan tüm siyasi partilere eşit yer verilmişken ben ve diğer bağımsız adaya bir sütun ayrılarak, ikiye bölünerek yer verilmiştir. Siyasi parti logolarının altındaki unvanları büyük harflerle yazılmışken benim adım küçük harflerle yazılmıştır. Bu şekilde seçilme hakkım kısıtlanmış ve maalesef seçilme eşitliği ilkesine aykırı davranılmak sureti ile seçilmem engellenmiştir” dedi.

“BAZI OYLAR YANLIŞLIKLA BAĞIMSIZ TÜRKİYE PARTİSİ’NE GİTTİ”
Doyuran, isminin oy pusulasında diğer adaylara göre küçük harflerle yazılmış olması, her adaya bir sütun yer ayrılırken kendisinin bir başka bağımsız adayın da üstte yer verildiği yarım sütuna sıkıştırılması neticesinde, birçok seçmenin zorlandığını, oy kullanırken yanılgıya ve yanlışlığa düştüğünü ileri sürdü. Doyuran, “Hatta bağımsız aday olmamdan dolayı da Bağımsız Türkiye Partisi’ne yanlışlıkla oy vermelerine neden olmuştur. Zira akıllarında bağımsız kelimesi kalmıştır. Bu, iptal sebebidir. Bu konudaki haklılığımın ispatı bir önceki seçimde Bağımsız Türkiye Partisinin aldığı oy oranıdır. 2019 Yerel Seçiminde Dikili’de Bağımsız Türkiye Partisi’nin oy miktarı 31 olarak kayıtlardadır” ifadesine yer verdi.
YANLIŞ HESAPLAMALAR İÇEREN TUTANAKLAR
Sonuç tutanaklarının da özensiz, dikkatsiz ve yanlış hesaplamalarla düzenlendiğini öne süren Doyuran, 1007 ve 1009 numaralı sandıkları örnek olarak gösterdi, “İki tutanak iki farklı sonuç göstermektedir” bilgisine yer verdi.

“1.545 OYUN GEÇERSİZ SAYILMASINA SEBEP GÖSTERİLMEDİ”
Kullanılan 32 bin 154 oyun 30 bin 609’u geçerli kabul edilmiş, 1.545 oy geçersiz sayılmıştı. Geçersiz varsayılan oyların yüzde 5’e tekabül ettiğini vurgulayan Doyuran, tutanakların büyük çoğunluğunda geçersiz sayılan oylarla ilgili herhangi bir sebep gösterilmediğine dikkat çekti. Doyuran, 1115, 1016, 1106, 1108, 1089, 1063, 1078, 1029, 1049, 1044, 1047, 1097, 1045, 1042, 1044, 1067 numaralı sandıkların buna birkaç örnek olduğunu söyledi.
SALİHLER KÖYÜ’NDEKİ ÜÇ SANDIKTA DOYURAN’A HİÇ OY ÇIKMAMASI
Doyuran, Salihler Mahallesindeki 1007, 1009, 1109 numaralı üç sandıkta kendisine hiç oy çıkmadığını, tutanaklarda adının karşısına sıfır yazısının yer aldığını ifade ederek, “Bu da hayatın olağan akışına aykırıdır, mümkün değildir” dedi.
“BAZI OY ÇUVALLARI YASAYA AYKIRI TAŞINDI, GÖRÜNTÜLENDİ”
Doyuran’ın çarpıcı iddialarından biri de bazı oy çuvallarının yasaya aykırı şekilde taşınması hakkında oldu. Doyuran, seçim gecesi okullardan ilçe seçim kuruluna getirilen bazı oy çuvallarının kimliği belirsiz kişiler tarafından sivil araçlarla taşındığını ve bunlardan bazılarının arkadaşları tarafından cep telefonu kamerasıyla görüntülendiğini söyledi. Oy çuvallarının sandık başkanı tarafından, müşahit, sandık görevlisi ve kolluk kuvveti eşliğinde, resmi görevli araçla getirilmesi gerektiğini belirten Doyuran, bu hususun da seçime gölge düşürdüğünü anlattı. Söz konusu video görüntüleri ve bütün iddiaları hakkındaki belgeleri dilekçenin ekinde kanıt olarak sunan Doyuran, “Bu seçim sonucu maalesef kabul edilebilir değildir” ifadelerini kullandı.
“KANITLAR BİRİNCİ OLDUĞUM İDDİASINI GÜÇLENDİRİYOR”
Resmi olmayan sonuçlara göre 713 oy farkıyla ikinci olduğuna işaret eden Doyuran, “Bu dilekçede yazılı olan hususlar seçimde birinci olduğum iddiasını güçlendirmektedir. Bu itirazlar layıkıyla incelendiğinde seçim sonucunu etkileyecek niteliktedir” dedi. Hal böyleyken tüm tutanakların da hakimliğinizce incelenmesinde daha fazla haksızlık ve hukuksuzluk olduğu ortaya çıkacaktır” dedi.
“SEÇİM İPTAL EDİLSİN, OLMAZSA OYLAR YENİDEN SAYILSIN”
Doyuran dilekçesini şu sözlerle tamamladı: “İddialarımın dikkate alınarak öncelikle seçimin iptalini, aksi taktirde oyların yeniden sayılmasını, gerekçesiz geçersiz oy sayısı dikkate alınarak titizlikle bu oyların incelenmesini saygı ile arz ve talep ederim.”
GÖZLER SEÇİM KURULUNDA
Dikili İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı’nın Kemal Doyuran’ın başvuruları hakkındaki kararını yarın yapacağı inceleme ve hukuki değerlendirmelerin ardından açıklaması bekleniyor.
]]>Kırdık. Tuzla buz ettik. Yüzde 25’lik bir öğrenilmiş çaresizlik vardı. Parti yüzde 38 aldı. 1977’den beri ilk kez, ben üç yaşındayken birinci parti olmuş. Ben her konuşmamda, “CHP yönelimleri doğru okuyup doğru ilişkileri kurduğu zaman Ecevit’in genel başkanlığında iki genel seçimden birinci parti çıktığının” hatırlatmasını yapıyordum.
Gelecek genel seçimde birinci parti olacağımızı umuyordum. “Keşke burada da olsa” diyordum. Gökhan Zeybek’le defalarca hesap yaptım. Çok hesap adamıdır Zeybek. “Yüzde 33 ile birinci parti olabiliriz” diye hesap yapıyordum. Yüzde 38 ile olduk. Oy kullanırken, “Haydi birinci parti olalım inşallah” diye attım.
İkinci yüzyılın ilk seçiminden birinci parti çıkalım ve rövanşı alalım diyorduk.
■ Sizce AK Parti neden kaybetti?
Bir kere biz hatalarımızdan ders aldık. Onlar geçen seçimi kıl payı kazanmış olmayı bir zafer olarak gördüler. Tehlike çanlarını görmediler. Çok yanlış yaptılar. Emekli maaşını önce 7 bin 500, sonra 10 bin lira yaptılar. Ben genel merkezin 600 kişilik salonuna emekli derneklerini çağırdım. İlk emekli konuşmamı yaptım.
“Bugün hiçbir şey konuşmayacağım emekliden gayrı” dedim. Salon ayağa kalktı.
Dedim ki: “Tayyip Bey kavga etmek istiyor. Ben onunla kavga edeceğim ama emekliler için edeceğim.” 106 mitingin tamamında emeklinin sesini duyurmadan konuşmadım.
■ Kaynamayan tencere iktidarı sarstı diyebilir miyiz?
Her zaman sarsar. Bir tek geçen sefer olmadı; 14 Mayıs’ta. Şöyle: Altılı Masa’nın ortak ve teker teker hatalarımız yüzünden ilk alacağımız seçimi kaybettik. Bu insanlar dün akşamı 14 Mayıs akşamı yaşayabilirlerdi. Ama biz hatamızdan ders aldık, almayanlar da kaybetti.
ERKEN SEÇİM TALEBİMİZ YOK!
■ İYİ Parti ve diğer Altılı Masa partileri çöküş yaşadı. Nasıl yorumluyorsunuz?
Yorumlamaktan özellikle kaçınıyorum. Çünkü yapacağım her tespit birilerini incitebilir. “Bana ablam demeyin” dediklerinde ben “Kavga etmem, ablamdır” dedim. Şu kadarını söyleyeyim: Aldığımız her oyun CHP değil, Türkiye İttifakı oyu olduğunun farkındayım. CHP’yi Türkiye İttifakı’nın partisi olarak tutmaya ve bu ittifakı büyütmeye ve güçlendirmeye devam edeceğiz. Siyasilerin kurmadığı ittifakı sandıkta seçmenle kurmayı başardık. Bu çok önemli. Çünkü siyasiler siyasi hesap yaptılar. Oysa seçmen kendisini ve ülkesini düşündü. Bir de devletle millet ne zaman yarışırsa hep millet kazanır. CHP bazen yanlış tarafta durdu. Bu sefer devletle millet yarışırken, milletin tarafındaydık.
Karşımızda Anadolu Ajansı, TRT ve devletin bütün unsurları… Ama biz sadece millete güveniyoruz. Millet İttifakı bile ortadan kalktı. Biz millete güvendik. Bazen devlet – millet rekabetinde CHP devletin kurucu partisi olduğu için yanlış tarafta duruyor. Esas olarak CHP halkın partisi olduğu için doğru taraf, milletin tarafı.
■ Ben şöyle bir yorumda bulundum: Parlamenter sistemde olsaydık iktidarın güven oyu kaybı yaşadığını değerlendirirdik. Ne dersiniz?
Ben erken seçim ve güvensizlik oyu söyleminden kaçıyorum. Sebebi de şu: Meydanlarda bir söz verdim. “AK Partili ve MHP’li seçmen; sizden iktidara sarı kart göstermenizi istiyorum” dedim. Oradan bana bağırdılar; “Kırmızı kart” diye. Ben de döndüm, dedim ki: “Kırmızı kart genel seçimde olur, bu bir yerel seçim.” İnsanlar hükümeti uyarmak istiyor. Seçimi kazandıktan sonra “Bu güvensizlik oyudur, erken seçime gir” dersem bana itimat eden AK Partili ve MHP’lilere haksızlık yapmış olurum.
■ Erken seçim talebiniz yok.
Erken seçim olacaksa buna yine halk karar verecek. Ben bir erken seçim çağrısı yapmıyorum. Erdoğan’ın telaşla “Dört yıl seçim yok demesi” bahsettiğiniz kaygıdan. Çünkü güvensizlik oyu olarak görüyorlar. Ben fırsatçılık yapacak değilim. Her an yapılacak seçime hazırız.
■ “Ama bunu talep edecek olan biz değiliz.”
Biz değiliz. Halkın kendisidir. Bana güvenip oy veren AK Parti ve MHP’li emekliler var. Onlar genel seçim olsaydı belki oy vermeyeceklerdi. Onlara şu teminatı verdim: Bu bir yerel seçim. “Yerel yönetici seçiyorsunuz ve iktidara yerelden denge kurun” dedim. Ertesi gün “Gördünüz mü bak, hükümet değişmeli” dersek o seçmeni kandırmış olurum. Dürüst davranmak lazım.
Bundan 10 ay önce altı parti yüzde 25 oy aldık. “Tek başına yüzde 38 benim oyum” dersek bu kibir olur. Bu çağrımıza uyan Türkiye İttifakı’nın oyu içinde AK Partilisi de var, MHP’lisi de var. DEM’lisi de var. Buradan bir fırsatçılık yapmayacağız ama önümüzdeki günlerde emekliler, atanmayan öğretmenler, emekli astsubaylar, staj mağdurları, çiftçiler ve öğrencilerle ilgili mitingler yapacağız. Sahadan çekilmeyeceğiz ve vatandaşın gerçek sorunlarıyla mücadele edeceğiz.
Kimlik siyaseti, gerilim siyaseti kaybetti dün.
GÖKHAN ZAN OLAYI
■ Haritaya baktınız. Sizi en çok sevindiren neresi oldu?
Şüphesiz Manisa. Manisa’da en son yüzde 29-30 almıştık. Dün yüzde 60’la kazandık. Manisa’da Selendi, Demirci ve Saruhanlı hariç tüm ilçeleri aldık. En çok Soma’ya seviniyorum. Her seçim millet Soma’ya söver, ben de Twitter’dan “Yapmayın etmeyin” diye yazardım. En memnun olduğum yerler Artvin ve Marmaris. Anketlerde çok geride çıkmıştık. Son anda oralara miting koyduk. İki yerde “CHP’ye oy atmazsanız, AK Parti kazanacak” dedim. Eskişehir ve Balıkesir, kafaya taktığım iki yerdi. Eskişehir’de İYİ Partili aday AK Parti’ye geçti ve siyasi yankesiciliğe uğradı muhalefet. Ona itiraz ediyordum. Kaybetsek kabullenemezdim. Bir de Balıkesir… Orada alacaklıydık. Ama İYİ Parti çok güçlü aday çıkardı ve aday sert kampanya yaptı. Annesinin evinin balkonundan “Git başka yerde demlen” diye bir pankart sarkıttı mitingimde. Ona içerlemiştim. Adıyaman’a acayip sevindim. Kütahya’nın gelmesine aşırı memnun oldum.
■ Üzüldüğünüz yer…
Malatya’da Veli Ağbaba’nın emeklerine üzüldüm. Yüzde 18’lik partiye yüzde 38 oy aldırdı. Hak etmişti ama iktidar son anda konsolide oldu. Çok büyük bir iş başardı.
■ Hatay?
Hatay’da halen çekişiyoruz. Ümidimi kesmiş değilim.
■ Burada Gökhan Zan’ın aldığı 15 bin oy var.
Maalesef kendini de şehrini de tüketti.
■ Kırklareli’yi kaybettiniz.
Kaybetmememiz gereken yeri kaybettik. Kazanmak için her şeyi yaptık ama eksiğimiz var demek ki. Ona bakmak lazım.
SOYER HAYAL KIRIKLIĞI
■ En büyük hayal kırıklığınız nedir?
Tunç Soyer’dir en büyük hayalkırıklığım. Çağırdım, anlattım. Cemil Tugay’ın ankette en yüksek oyu alan iki isimden biri olduğunu kendisi de gördü. Yurt dışı görev teklif ettim. Memnun oldu. Akşam yemeğe çıktık birlikte. “Kıbrıs, Amerika ve Brüksel’deki temsilcilikle birlikte Pekin ve Moskova’da şube açalım. Yurt dışı ilişkilerde iyisiniz” dedim. “Onore oldum, çok sevindim” dedi. Gitti, birkaç gün sonra çok kötü açıklamalar yaptı. En büyük hayal kırıklığım… Kimseye küskün değilim ama İzmir’de kazanmamız için hiçbir şey yapmadı. İzmir’de tehlike çanlarının çaldığı günler oldu. İzmir’i değil, kendisini düşündü. O yüzden çok kızıyorum ona.
■ Şükrü Genç?
Şükrü Bey’in yaşına veriyorum. Uyardık, keşke dinleseydi.
■ Bir de Soner Çetin var…
O terbiye sınırlarını aştığı için cevap vermeyeceğim.
]]>
SÖZCÜ TV Genel Müdürü Alişer Delek.
Yakup Kadri’nin Yaban romanında kullandığı bir terimdir; çarıklı erkanıharp… Kimilerine göre eleştiri, kimlerine göreyse bir gerçekliğin teslimi. Bana göre yurdum insanının kurnaz ve işini bilirliğinin şaka yollu tanımlaması. Yerel seçimin sonucunu belirleyen de onlar oldu.
Önceki seçimlerin aksine AK Parti’ye ve liderine iktidarı kaybettirmeden uyarısını yaptı, sorunların farkında olduğunun mesajını verdi. Aynı şey günümüz medyası için de geçerli. Türkiye 2024 yerel seçim sonuçlarını haber kanalları içerisinde uzak ara bir farkla SÖZCÜ Televizyonu’ndan izledi. Uzak ara diyorum, çünkü, (19 yıllık TV kanalı ikinci olurken) aradaki fark iki katı. Geride kalan on yılların haber kanallarının toplamından daha fazla bir raytingle birinci oldu SÖZCÜ Televizyonu.
Seçim yayınının Youtube’daki toplam video görüntülenmesi de 14 milyon 600 bin oldu.
Bu başarının arkasında bir dava var. O dava da habercilik. Daha yayında birinci yılını yeni doldurmuş bir haber kanalının, kısa sürede zirveye oturması, seçim gibi önemli bir gecede böyle büyük bir fark atması, çarıklı erkanıharpın olanın bitenin farkında olmasıyla açıklanabilir.

KAMU HABERCİLİĞİ
Nedir o olan biten? Diğer bütün haber kanalları belediye başkan adaylarını, adayların belirlediği saatlerde, adayların istediği sorularla ve hatta adayların istediği sunucularla para karşılığı yayına alırken, biz SÖZCÜ Televizyonu olarak kamuyu ilgilendiren ve haber değeri olmayan hiçbir adayı ekrana taşımadık. Çünkü tek bir amacımız vardı, kamu yararına habercilik yapmak.
Bu yazıyı kaleme alırken medya tarihinin günümüzdeki en büyük zaferine imza ekibin sözcüsü olarak konuşuyorum; bu başarı bir tesadüf değil, bu başarının arkasında patronumuz Burak Akbay’dan başlayarak, Genel Yayın Yönetmeni Metin Yılmaz liderliğindeki SÖZCÜ Gazetesi’nin, İsmail Şahin yönetimindeki sozcu.com.tr’nin, idari işlerimizin, medya grubumuzun reklam departmanının ve bu medya grubu bünyesi altında çalışan her bir insanın, her bir emekçinin alın teri, eve götürdüğü ekmeğin namusu, ödediği bedellerin bilinci var.
Bu kanalın ve bu başarının bir sözcüsü olarak sadece bir yılda gelinen noktanın farkındayım. Geride kalan bir yılda bu haber merkezinin yalanlanan bir haberi, sosyal medyaya düşen bir skandalı, siyasi çıkarlara alet edilme amaçlı yayılanlar dışında herhangi bir yanlışı olmamıştır. Bu bile bütün sözcü medya grubu için bir madalyaz olarak taşınabilecek bir onurken, Türkiye’nin en kritik seçiminin çok büyük bir farkla sözcü televizyonunda izlenmesi hepimizin omuzlarına çok büyük bir yük bıraktı. SÖZCÜ medya grubunun habercilik davası ve bu dava için ödediği bedelin kurumsal hafızası bu yükü taşımamızı daha da kolaylaştırıyor. Bundan bir yıl önce yayına ilk başladığımız gün söylediğim sözle hepinizin huzurunda tüm emekçi arkadaşlarıma teşekkür ediyorum: Gözünüzü bu ekrandan alamayacaksınız çünkü bu daha başlangıç.
sozcu.com.tr Genel Yayın Yönetmeni İsmail Şahin dijital medyadaki 31 Mart gecesini anlattı:
Saldırılar başarılı olamadı ziyaretçi rekoru kırdık
Türkiye, sonuçları açısından siyasi tarihe geçen bir seçimi geride bıraktı. 22 yıllık AKP iktidarı büyük hüsran yaşarken, sozcu.com.tr’nin seçime özel hazırladığı sayfalar yoğun ilgi gördü. Yayın yasağının kalkmasıyla birlikte büyükşehirlerdeki gelişmeleri anbean aktardığımız haberler ve sonuçlara ilişkin analizlerimiz günün en çok okunan içerikleri oldu. Gece boyunca hem yurt içinden hem de yurt dışından sozcu.com.tr’ye çok sayıda siber saldırı gerçekleşti. Okurlarımızın doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmasını engellemek isteyenler başarılı olamadı. Tekil 4.9 milyon kişi 31 Mart günü sozcu.com.tr’ye giriş yaptı. Gece yarısına geldiğimizde ziyaret sayısı 8.2 milyona ulaştı. 1 Nisan günü öğlen saatlerinde bu sayı 13 milyonu geçti. Her gelen ziyaretçi ortalama 12 dakika sitemizde zaman geçirirken, toplamda 86 milyon sayfa görüntüledi. Sosyal medya hesaplarımızı takip eden 9 milyondan fazla kullanıcı paylaşımlarımıza büyük ilgi gösterdi. Ortaya çıkan bu tablo için okurlarımıza, takipçilerimize ve sozcu.com.tr’nin emekçilerine teşekkür ederim.
]]>Kurtulmuş, Türk milleti ve milli iradenin tecelligahı olan TBMM olarak ilk andan itibaren Gazze’de yaşanan insanlık suçlarına karşı bir duruş gösterdiklerini, bu meselenin karşısında insani olarak yardımlaşma ve dayanışma duygularıyla Filistinlilerin yanında olduklarını ortaya koyduklarını söyledi. Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“9 Ekim’de TBMM’de bütün siyasi partiler bir araya gelerek Filistin’de yaşanan insanlık dışı katliamın lanetlendiği bir metin ortaya koydular. Yine daha sonra El-Ehli Baptist Hastanesi’nin bombalandığı akşam Meclisimizde devam eden Genel Kurul yarıda kesildi ve yine partiler ortak bir bildiriyle bu insanlık suçunu, bu katliam boyutlarını çok aşmış, soykırım boyutlarına gelmiş olan savaş suçlarını lanetleyen bir bildiri yayınladı. Devlet ve hükümet olarak gösterdiğimiz bu tavrın yanında, milletimiz de her alanda Gazzeli Müslümanların, kardeşlerimizin yanında yer aldı. Dualarıyla yardımlarıyla ellerinden ne geliyorsa oraya ulaştırabilmek için milletimiz adeta seferber oldu.”
MECLİS ÇALIŞANLARINA TEŞEKKÜR
TBMM’nin, milli iradenin tecelligahı, Türkiye demokrasisinin kalbi olduğunu ifade eden Kurtulmuş, Meclis personelinin bu kurumda fedakarca, gayretle, başarıyla çalıştığını belirterek, şunları kaydetti:
*Burası profesyonelliğin çok yüksek düzeyde olduğu, insanların işlerini en iyi şekilde yapmak için yarış içerisinde olduğu bir kamu kurumudur. Burada bir kamu görevi yerine getiriyor olmakla birlikte milli iradenin tecelli etmesi için de yardımcı oluyoruz, destek oluyoruz.
*Her ne kadar sizler Meclisimizin çalışanları olarak Genel Kurul salonunda bulunup yasaların çıkması için el kaldırıyor ya da oylamaya katılıyor olmasanız da komisyonlarda görevli bir şekilde reylerini ortaya koymuyorsanız da Meclisin çalışmalarının bütün safahatlarında katkılarınızla, desteklerinizle, özverili çalışmalarınızla hem Genel Kurulun hem komisyonların hem de bütün süreçlerinin eksiksiz bir şekilde çalışmasına vesile oluyorsunuz. Bundan dolayı hepinizi tebrik ediyorum.
ÇALIŞMA HAYATINA DEĞİNDİ
Numan Kurtulmuş, kendilerinin de ellerinden geldiği kadar TBMM çalışanlarının haklarının iyileştirilmesi, daha iyi imkanlarda çalışmalarının temini için gayret sarf ettiklerini dile getirerek, “Ümit ediyorum ki çalışma hayatınıza ilişkin içinde bulunduğunuz durum, giderek daha da iyi bir noktaya gelir hem fiziki hem maddi-manevi anlamda çok daha iyi şartlarda çalışmayı sürdürürsünüz.” diye konuştu.
Meclisin, demokrasinin kalbi, milli iradenin tecelligahı olduğunu belirten Kurtulmuş, TBMM’nin gazilik sıfatını iki kez almış olan tek meclis olduğunu söyledi.
TBMM’nin, ilk olarak çok zor şartlar altında İstiklal Harbi mücadelesinin merkezi olduğunu ve Cumhuriyetin kuruluşunu gerçekleştirdiğini ifade eden Kurtulmuş, “Bu özelliği ile Gazi’dir. İkinci sefer Gaziliği ise, çoğunuz belki o gece buradaydınız, bombaların düştüğü yer, yabancı misafirleri ziyarete getirdiğimizde orayı da gösteriyoruz, 15 Temmuz gecesinde de bu Meclis Gazi olmuştur.” dedi.
YEREL SEÇİM AÇIKLAMASI
TBMM Başkanı Kurtulmuş, demokraside, milletin iradesinin üstünde hiçbir söz ve iradenin geçerli olmadığına işaret ederek, şunları söyledi:
“Türkiye, dünyada bedeli en ağır şekilde ödenmiş demokrasiye sahip olan bir ülkedir. Bunu, belli aralıklarla yapmış olduğu seçimlerle ortaya koymuş bir ülkeyiz. En sonuncusunu, ilk yaptığımız seçimleri, belki bugünkü anlamda değilse bile, Birinci Meşrutiyet öncesinden itibaren bir şekilde demokrasiye girmiş olan bu millet, 1950’den sonra tam manasıyla bir demokrasiye kavuşmuş ve bu demokrasinin bedelini de sürekli ödemiştir. En sonuncusu 15 Temmuz gecesi; bir hikaye, bir destan değil aynı zamanda milletimizin canıyla kanıyla bedelini ödediği demokrasiye sahip çıkma gecesiydi.”
Kurtulmuş, bu anlamda Türkiye demokrasisinin, dünyadaki bütün eşdeğerlerinden fevkalade güçlü bir yapıya sahip olduğunu ve bunu, her seçim vesilesiyle ortaya koyduğunu vurgulayarak, “İşte dün gerçekleştirilen yerel seçimleriyle ilgili de millet sözünü söylemiş, seçim kampanyasındaki olgun bir demokratik yarışın sonunda seçim sonuçları hemen hemen Türkiye’nin her yerinde problemsiz, eksiksiz bir şekilde yansımış ve milletimiz tercihini yapmıştır.” değerlendirmelerinde bulundu.
“HERKES SEÇİM SONUÇLARINI KABUL ETMİŞTİR”
TBMM Başkanı Kurtulmuş, yerel seçim sonuçlarının, millete ve ülkenin geleceğine hayırlar getirmesi temennisinde bulunarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
*Milletimiz 5 yıllık süre için kendisini yönetecek olan yerel yöneticilerini seçmiş ve onlar eliyle kendilerine belediye hizmetlerinin gelmesi için kararını vermiştir.
*Milletimizin bu kararına, herkesin büyük bir olgunlukla saygı gösterdiğini görmek, Türkiye’nin demokratik teamüller bakımından da ne kadar olgun bir demokrasiye sahip olduğunun en güzel işaretlerinden birisidir.
*Birkaç sandıktaki ufak tefek itirazların dışında hemen hemen Türkiye’nin hiçbir yerinde, yapılan itirazların sonucunda kimsenin seçim sonucuna ilişkin bir tane ‘ama, acaba, şöyle, fakat’ diyerek bir eleştirisi olmamış ve herkes seçim sonuçlarını kabul etmiştir.
*Bu, büyük olgunluğu dolayısıyla Türkiye’nin demokrasisinin ana unsurları olan siyasi partilerimize de burada bir kere daha TBMM’den şükranlarımızı ifade ediyorum. Türkiye demokrasisi, Meclisimizin güçlü çalışmalarıyla bundan sonraki süreçlerde de güçlü ve muktedir yol yürüyüşüyle birlikte inşallah çok daha ileriye gidecektir.
]]>
“MALATYA’DA ALDIĞIMIZ EN YÜKSEK OYU ALDIK”
Bugün İl Başkanlığı binasında basın açıklaması yapan Ağbaba, şunları söyledi:
* “İkinci yüzyılın yeni lideri Genel Başkanımız Özgür Özel’i yürekten kutluyorum. Türkiye yeni bir aşamaya geçti. Yeni umutlar Türkiye’nin her yanında yeşerdi. Bu umudun yeşermesinde Genel Başkanımız Özgür Özel’in çok büyük emekleri var. ‘Yüzde 25’lik tavanı kırıp, tuzla bu edeceğiz’ diyorduk, o tavan tuzla buz oldu ve Cumhuriyet Halk Partisi 1977’den sonra ilk kez birinci parti olarak seçimden çıktı. İl Başkanlığı’na yürüyerek geldim. Birkaç dostumuz, arkadaşımız ve hiç tanımadığım gençlerle kucaklaştım. Seçimi sayısal olarak kaybettik ama gönülleri kazandığımızın farkındayım. Gönüllerini kazandığım gençlere selamlarımı yolluyorum, çocuklarımızın gözlerinden öpüyorum.
* Öyle bir kampanya oldu ki Türkiye’de eşi benzeri yok. Malatya’da eskiden birbirlerine mesafeli bakan, belki birbirleriyle yan yana durmayanlar bu seçim döneminde birleştiler. Bozkurt işareti yapan gençle, zafer işareti yapan çocuğumuz ve rabia işareti yapan kız kardeşimiz yan yana geldi, bu kampanyaya destek verdi. Biz bir şeyi başardık, çok net söylüyorum; tüm ön yargıları tuzla buz ettik. Başörtülüsü başörtüsüzü, bıyıklısı bıyıksızı, tüm Malatya birleşti. Bu sonuç 1977’den sonra Malatya’da aldığımız en yüksek oy. Bugün o tabloya bakıyoruz ki Malatya bir tarih yazdı. Genciyle yaşlısıyla, erkeğiyle kadınıyla bir tarih yazdı. Her siyasi görüşten kadınlara teşekkür ediyorum, bu işte onların emeği çok. Gençlerin emeği çok. O kadar umutlu ve mutluyum ki gençlerimiz bu işi kavramış durumda, Malatya’nın neye ihtiyacının olduğunu biliyorlar. Malatya’nın birlik ve beraberliğe ihtiyacı var.
“MALATYA’DA ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİM”
* Benim üzerimdeki yük bir kat daha arttı. Bundan sonra herkes bilsin ki kapım sonuna kadar herkese açık. Milliyetçilere, muhafazakârlara, liberallere, İYİ Partililere, DEM Partisi’ne oy verenlere sesleniyorum; vatanını, milletini, bayrağını seven herkesin bir milletvekili var artık Malatya’da. Bundan sonra çok daha fazla çalışacağım. Daha önce hiç oy almadığımız belde, mahalle ve köylerden oy almışız. Gittiğimiz her yerde bizi koşarak, kucaklayarak karşıladılar. Sırtımızdaki yükün farkındayız.
* Bizim Malatya’da elde ettiğimiz bu sonuç bir matematikle ve siyasetle hesaplanamaz. Malatya, kendi geleceğine kendisine sahip çıkmaya çalıştı. Malatya’da kaybetmedik, birbirimizi yeniden kazandık. Bizim başarımız bu. Fakir zengin, sağcı solcu, Kürt Türk birbirini tekrar kazandı. Malatyalılar ruhu kazandı. İlk geldiğimde ‘Malatya milliyetçisiyim’ dedim. Bana, ‘ne zaman gideceksin’ diyorlar, gitmeye hiç niyetim yok, kimse kusura bakmasın. Malatya’da çalışmaya ve sizlerle birlikte olmaya devam edeceğim. Malatya’nın ne derdi ve sorunu varsa çözmeyi sürdüreceğim.
“ONLAR ÜZÜLSÜNLER, BU BİRLİKTE YER ALAMADILAR”
* Maalesef bu dönemde parti içi rekabeti Malatya meselesinin önüne koyanlarda var. Onlara bir şey demiyorum; sayılarını ve kim olduklarını biliyorsunuz. Maalesef siyasi rekabeti Malatya meselesinin önüne koydular. Onlar üzülsünler, bu birliktelikte yer alamadılar. Sayıları da çok değil onu da söyleyeyim. Belediye başkanları ve milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi sayesinde belediye başkanı ve milletvekili oldu. Büyük kurtarıcı Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu parti sayesinde burada varız.
* Bayrak değişimi oluyor, hiçbirimize bu koltuk baki değil. O koltuklarda oturup sonra partisine yanlış yapan Cumhuriyet Halk Partisi’nin milletvekiline, il örgütüne ve arkadaşlarına hakaret edenleri de sizlerin vicdanına havale ediyorum. Hele hele partinin 15 yıl belediye başkanlığını yapıp, İstanbul’dan gelip burada partinin aleyhine çalışanları da sizlerin vicdanına havale ediyorum. Ömründe Arguvan Belediyesi’nin kapısını açmamış ama Arguvan’da Cumhuriyet Halk Partisi kaybetsin diye 25-30 yıl belediye meclis üyeliği yapanları da sizlerin vicdanına havale ediyorum.
“RAKİBİM SAMİ ER VE AK PARTİ’Yİ KUTLUYORUM”
* Malatya’nın her yerine fideler ektik, fidanlar diktik. Sevgi tohumları attık bunlar yeşeriyor. Daha çok umutlu ve mutluyuz. Gece gündüz demeden var gücümle Malatya ve sizler için çalışmaya devam edeceğim. Malatya benim memleketim, aşkım. Malatya sokaklarında gençlerle buluştum. Gençler etrafımı sarınca ‘1 Nisan şakası mı yapıyorlar, seçimi ben mi kazandım’ diye düşünmeden edemedim. Gönülleri kazandık ve Malatya’da bir çığır açtık. Rakibim Sami Er’i ve AK Parti’yi de kutluyorum. AK Parti’ye oy verenleri de kutluyorum. Hayırlı olsun temennilerimi iletiyorum ama bir şeyi de söylemek istiyorum; ben ömrümde bırakın kirli bir iş içerisinde olmayı, bilerek kirli bir el sıkmadım. Sosyal medyada maalesef muhalif troll gözüküp, paylaşım yapanların o alçakça paylaşımlarını buradaki siyasetçiler kullandı. Onları da Malatyalıların vicdanına havale ediyorum.
* Montajlanmış masa görüntülerinden medet ummaya çalıştılar. Şunu bilin; hiç haram yemedim, bundan sonra haram yiyenin de boğazında kalsın. İftira attılar, Meclis’e terörist sokmuşum. Meclis’i ben değil AK Partili Meclis başkanları yönetiyor. Kim bir teröristin elini sıkmışsa, teröristi Meclis’e sokmuşsa Allah onun belasını versin. Bunları iftirayla söyleyenlerinde Allah bin türlü belasını versin. Bunların hepsi yalan ve iftira. Bir tek kirli ilişkimi kanıtlasınlar bırakın siyasi bırakmayı, kafama sıkarım. Malatya’yı ve Malatyalıları hiç mahcup etmedim, bundan sonrada yüzünüzü yere eğdirmeyeceğim. AK Partili Belediye Başkanı Sami Er’in de vaatlerini takip etmeye devam edeceğim. İyi günde, kötü günde burada oldum, olmaya da devem edeceğim.”
]]>Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin resmi olmayan sonuçlarına göre, Ankara, İzmir, İstanbul dahil pek çok büyükşehir belediyesini ve kritik ilçeyi CHP alırken, AKP de sandıktan ikinci parti olarak çıktı.
TL’nin sert değer kaybının ve enflasyonun sürmesi ile birlikte faizlerin de yüksek seyretmesi, mayıs ve hazirandaki seçimlerin ardından ekonomik darboğazın artmasına neden oldu.
ENFLASYON HIZLANMIŞ, FAİZLER ARTTIRILMIŞTI
Haziran seçimlerinden bu yana Merkez Bankası (TCMB) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan destekli sıkılaştırma adımlarıyla bugüne kadar 4 bin 150 baz puan faiz artışı gerçekleştirmişti.
Öte yandan mayıs seçimlerinden önce 19,9 seviyesinin altında olan Dolar/TL kuru yerel seçimler öncesi 33,3 seviyesinin üstüne çıktı. Geçen yıl mayıs ayında yüzde 39,59 olan yıllık enflasyon ise Şubat 2024’te gelindiğinde yüzde 67,07’ye yükseldi.
İki seçim arasında halkın alım gücü belirgin şeklide zayıflarken hayat pahalılığı genel seçim sonrası da artarak devam etti. Üstelik yüksek faizler yüzünden ucuz kredi döneminin sona ermesi ve kredilere erişimin azalması da vatandaşları olumsuz etkiledi.
‘SEÇMEN EKONOMİK ZORLUKLAR NEDENİYLE CEZALANDIRDI’
Financial Times, Erdoğan’ın iktidara gelmesinden bu yana en ağır seçim yenilgilerinden birini aldığını, iktidarı en çok zorlayan sorunlar arasında ekonominin olduğunu belirtti.
Bloomberg’e konuşan siyasi risk danışmanlığı şirketi Eurasia Group Avrupa Direktörü Emre Peker, “Seçmenler yerel seçimlerde Erdoğan’ın partisini ve adaylarını ekonomik zorluklar nedeniyle cezalandırmış görünüyor. Erdoğan artık seçmenin ekonomiyle ilgili kaygılarına karşı dirençli değil” dedi.
Küresel varlık yöneticisi East Capital’de kıdemli danışman olan Emre Akçakmak, “Seçim sonrasında beklenenden daha dalgalı bir dönem görebiliriz. Daha da kötüsü, bu belirsiz dönem Merkez Bankası net döviz rezervlerinin eksi 65 milyar dolarla tüm zamanların en düşük seviyesine indiği ve enflasyonun Mayıs ayında yüzde 70’in üzerine çıkacağı bir döneme denk gelecek” ifadelerini kullandı.
PİYASALAR NASIL YORUMLAYACAK?
Öte yandan piyasaların seçimleri nasıl yorumladığı da yakından izlenecek. Seçim sonrası AKP’nin aldığı ağır yenilginin faturasının Mehmet Şimşek liderliğindeki yeni ekonomi programına kesilip kesilmeyeceği merak konusuydu.
Ancak Erdoğan’ın, “Enflasyon başta olmak üzere uyguladığımız ekonomi programımızın olumlu sonuçlarını yılın ikinci yarısında görmeye başlayacağız” ifadeleri piyasaları bir miktar rahatlattı.
Erdoğan, “Ekonomideki sıkıntıların giderilmesi başta olmak üzere ülkemizin acil meselelerine daha fazla eğileceğiz. Ekonomide yol haritamız olan OVP ve 12’nci Kalkınma Planımızı bugüne kadar kararlılıkla uyguladık. Ülkemize ve gelecek nesillere bedel ödetecek popülist adımlardan bugüne kadar uzak durduk” dedi.
Mehmet Şimşek de aynı şekilde seçimlerin ardından yaptığı paylaşımda, “Ana hedefimiz olan enflasyonu kalıcı olarak tek haneye düşürmek için sıkı para, seçici kredi ve gelirler politikasına ilaveten kamuda harcama kontrolü yaparak tasarrufu ön planda tutacağız” ifadeleriyle sıkı para politikasına devam mesajı verdi.
DÖVİZ TALEBİ KRİTİK
Reuters’ın aktardığına göre ekonomist Haluk Bürümcekçi, Erdoğan’ın seçim sonrası konuşmasında yer alan ekonomi programının devamına ilişkin vurguların piyasalar tarafından Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e verilen “destek” olarak okunacağını belirtti.
“Seçimsiz dört yıl vurgusu ile popülist olmayan politikalara devam mesajı verildiği söylenebilir” diyen Bürümcekçi, “Bu doğrultuda, kısa vadede ekonomi açısından seçim öncesi gözlenen yüklü döviz talebinin devam edip etmeyeceği en kritik konu olarak öne çıkıyor” dedi.
Finansal veri sağlayıcısı Tellimer stratejisti Hasnain Malik konu ile ilgili raporunda, “Erdoğan’ın yerel seçim kaybı (şimdilik) makro politikayı raydan çıkarmamalı” ifadelerine yer verdi.
Malik, “Eğer sonuçtan büyük ölçüde ekonomik sıkıntılar ve özellikle de enflasyon sorumluysa, o zaman enflasyonla mücadele artık ekonomik olduğu kadar siyasi bir önceliktir ve kısa vadede ortodoks politika rotasının enflasyonu düzeltmesi desteklenmelidir” dedi.
]]>
İstanbul’un 3 ilçesine; Üsküdar, Bakırköy ve Maltepe’ye kadın belediye başkanları seçildi.
31 Mart 2024 Yerel Seçimleri, İstanbul’da tabloyu sil baştan değiştirdi. Kesin olmayan sonuçlara göre İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu yüzde 51.09 yani 4 milyon 427 bin 455 oy, AKP’nin adayı Murat Kurum yüzde 39.59 yani 3 milyon 431 bin 340 oy aldı.
İmamoğlu en yakın rakibi olan bütün devlet desteğini arkasına alan Kurum’a 996 bin oy fark attı. İmamoğlu, 31 Mart 2019 seçimlerinde AKP’li rakibi Binali Yıldırım’a 13 bin, iptal kararı ardından 23 Haziran 2019’da tekrarlanan seçimde de 806 bin oy fark atmıştı.
Son seçimde oy farkını neredeyse bir milyona çıkaran İmamoğlu yönetimi, İBB Meclisi’nde de çoğunluğu kazandı. Bazı ilçelerde seçim sonuçlarına ilişkin itirazlar sürdüğü için meclis üyesi sayısı dağılımı henüz netleşmedi.
UKOME’DE DEĞİŞİKLİK YOK
CHP’nin büyükşehirlerde seçimi kazanmasının ardından 2019’da yönetmelik değişikliği ile yapısı değiştirilen Ulaşım Koordinasyon Merkezi’nin (UKOME) yönetiminde de ise bir değişiklik olmadı.
Atanmış bürokratlardan oluşan UKOME’de hala bakanlık temsilcileri çoğunluk oyuna sahip. Bu durum ancak yönetmelik değişikliği ile değişebiliyor.
AKP’DE KAN KAYBI
CHP İstanbul’da İBB dışında 26 ilçe, AKP 13 ilçe kazandı. Önceki dönemde İstanbul’da 25 belediye kazanan AKP, son seçimde 12 ilçeyi kaybetti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mahallesi Kasımpaşa’nın bağlı olduğu Beyoğlu’nu ve İstanbul’da şu an yaşadığı Üsküdar’ı CHP’li belediye başkanları kazandı.
AKP’nin seçimi kazandığı ilçeler şöyle: Pendik, Sultanbeyli, Ümraniye, Kağıthane, Fatih, Zeytinburnu, Güngören, Bahçelievler, Esenler, Bağcılar, Başakşehir, Arnavutköy, Sultangazi.

Yıllardır İstanbul’da 14 ilçe belediyesi yöneten CHP için bu seçimde tablo tamamen değişti.
Sancaktepe, Çekmeköy, Bayrampaşa ve Tuzla belediyelerini tarihinde ilk kez CHP’li belediye başkanları yönetecek.
30 yıl sonra Beyoğlu’nu, Üsküdar’ı, Gaziosmanpaşa’yı, Şile’yi, Eyüpsultan’ı CHP kazandı.
20 yıl sonra Beykoz’u tekrar CHP aldı. CHP’nin yöneteceği 26 ilçe belediyesi şöyle:
-Çatalca, Silivri, Büyükçekmece, Esenyurt, Beyoğlu, Beylikdüzü, Avcılar, Küçükçekmece, Bakırköy, Bayrampaşa, Gaziosmanpaşa, Eyüpsultan, Sarıyer, Şişli, Beşiktaş, Beyoğlu, Kadıköy, Üsküdar, Maltepe, Ataşehir, Kartal, Sancaktepe, Çekmeköy, Beykoz, Şile, Tuzla.
3 KADIN BELEDİYE BAŞKANI
İstanbul’da yeni dönemde üç ilçenin belediye başkanı kadın oldu. Eski Şehir Hatları Genel Müdürü olan Sinem Dedetaş yeni Üsküdar Belediye Başkanı oldu.
Mimar Esin Köymen Maltepe Belediye Başkanı, Dr. Ayşegül Özdemir Ovalıoğlu Bakırköy Belediye Başkanı seçildi.
FATİH KIL PAYI KAYBEDİLDİ
İstanbul’da seçimin sürpriz ilçelerinden biri Fatih oldu. AKP Fatih’te seçimi kaybetmedi ancak son ana kadar başa baş bir seçim yarışı yaşandı.
Mevcut belediye başkanı Mehmet Ergün Turan’ın oyların yüzde 47.56’sını aldığı seçimde, CHP’nin adayı eski İBB Genel Sekreter yardımcısı Mahir Polat yüzde 43.76 oranında oya sahip oldu. CHP 2019 seçimlerindeki oy oranı yüzde 36 idi.
]]>İSO, İTO, TOBB ve TÜSİAD yaptıkları değerlendirmelerde seçimsiz bir döneme girildiği ve ekonomi politikalarına ve reformlara odaklanılması gerektiğini kaydetti.
İşte iş dünyasından gelen seçim yorumları…
İSO BAŞKANI: EKONOMİYE ODAKLANMAK GEREKİYOR
İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan seçim sonuçlarının ardından X hesabından yaptığı paylaşımda seçim nedeniyle ekonomik reformalara yönelik temponun beklenen düzeyde olmadığını, seçimin geride kalmasıyla ekonomiye ve sorunlara odaklanmak gerektiğini kaydetti.
Bahçıvan paylaşımının tamamında şu ifadelere yer verdi:
“Ülkemiz bugün Yerel Seçim sürecini örnek bir demokratik kültür ve olgunlukla tamamladı. Muhtelif defalar ifade ettiğim gibi seçimler bir bayrak yarışıdır. Bugünkü bayrak yarışının münferit bazı hadiseler dışında huzur içinde gerçekleşmiş olması demokrasimiz adına sevindirici ve çok kıymetlidir.
Seçim nedeniyle ekonomiye ve bu alandaki reformlara yönelik tempo maalesef arzu edilen seviyede olmadı. Artık çok ivedi bir şekilde ekonomiye ve sorunlara odaklanmak gerekiyor.
Yerel Seçim sonuçlarının başta İstanbul olmak üzere memletimiz için hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye’nin yıldız şehiri İstanbul’a yeniden Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’nu kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.”
İTO BAŞKANI: ÇOK İYİ DEĞERLENDİRİLMELİ
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç de X hesabından yaptığı paylaşımda önümüzdeki dönemde enflasyon ve yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiğini kaydetti.
Avdagiç “İş dünyası olarak Türkiye’nin bu seçimden sonra uygulanmakta olan ekonomik programa odaklanması gerektiğine inanıyoruz” ifadelerine yer verdiği paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
“Türkiye bir seçimi daha aklıselim ve demokratik bir olgunlukla geride bıraktı.
Seçim sonuçlarının şehrimiz, ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyor, seçilen belediye başkanlarımızı tebrik ediyorum.
İş dünyası olarak Türkiye’nin bu seçimden sonra uygulanmakta olan ekonomik programa odaklanması gerektiğine inanıyoruz.
Önümüzde dönem, enflasyon ve yapısal reformların hayata geçirilmesi başta olmak üzere birçok sorunla kalıcı, sürdürülebilir ve rasyonel bir mücadele için çok iyi değerlendirilmelidir.
Bu sayede, çevresinde çatışma ve savaşların kol gezdiği Türkiye, daha da güçlenen ekonomisi ve demokrasisiyle güvenli bir liman olmayı sürdürecektir.
İş dünyası olarak, üzerimize düşen sorumluluğun bilinciyle, tüm gücümüzle yatırıma, üretime, ihracata ve istihdama devam edeceğiz.”
TÜSİAD DA YAPISAL REFORMLARA DİKKAT ÇEKTİ
Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) da seçimin ardından açıklamlarda bulundu.
TÜSİAD’ın resmi X hesabından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Demokrasinin temel unsurlarından yerel yönetim seçimlerini geride bıraktık. Görevlerine başlayacak belediye başkanlarımızı ve yerel yöneticilerimizi kutluyoruz.
Yerel yönetimlere kentlerde tüm vatandaşlarımız için yaşam kalitesinin iyileştirilmesi, iyi yönetişim ve etkin hizmet sunumuna yönelik çalışmalarında başarılar diliyoruz. Başta afet yönetimi olmak üzere tüm konularda merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında işbirliğinin güçlendiği bir dönem olmasını temenni ediyoruz.
Yerel seçimlerin ardından ekonomimizi, demokrasimizi ve hukuk sistemimizi güçlendirecek yapısal reformlara hızla odaklanarak daha gelişmiş, saygın, adil ve çevreci Türkiye hedefine ulaşmak üzere elbirliğiyle çalışmalıyız.”
]]>
MUHTARLIK SEÇİM SONUÇLARI NEREDE ÖĞRENİLİR?
Muhtarlık seçim sonuçlarının “sonuc.ysk.gov.tr” sayfası üzerinden yapılacak sorgulam ile öğrenilebilmesi bekleniyor ancak YSK sonuç sorgulama sayfasının geçici olarak kullanıma kapattı.
Muhtarlık seçim sonuçları online olarak açıklanmıyor. Muhtarlık sonuçları il ve ilçe seçim kurullarından öğrenilebiliyor.
Muhtarlık seçim sonuçlarının resmi olarak açıklanmasının ardından muhtarlar mazbatalarını alacak.
MUHTARLAR İÇİN SÜREÇ NASIL İŞLİYOR?
Resmi Gazete’nin 26 Nisan 145 tarihli ve 5991 nolu Bakanlar Kurulu kararlarına göre muhtarlık seçimlerindeki süreç aşağıdaki gibi işliyor.
RESMİ GAZETE BAKANLAR KURULU KARARI
Madde 24: Oy pusulalarının toplam bakımından seçim defterindeki imza, mühür ve işaretlere uygun olduğu anlaşıldıktan sonra aşağıdaki şekilde sayılmasına başlanır :
A) Yazısı okunmayan pusulalarla seçilenin kim olduğu belli olmayan pusulalar bir tarafa ayrılır.
B) Muhtarlık ve üyelik niteliklerini taşımayan adlar hesaba katılmaz.
C) Muhtarlık için bir kişiden fazla ad yazılmış ise birinciden ve üyelik için (8) kişiden fazla ad yazılmış ise (8) inciden sonrakiler hesaba katılmaz.
D) Seçim pusulalarının sayılması ve sınıflanması bu suretle tamamlandıktan sonra en çok oy kazanandan başlayarak sırasıyla her adayın kaç oy almış olduğu muhtar için ayrı, ihtiyar kurulu üyeleri için de ayrı olmak üzere belirtilir.
E) Eşit oy kazananlardan evli olan, evlilerden yaşı büyük olan, bu da eşit ise çocuğu çok olan üstün tutulur. Çocuk sayısında eşitlik varsa ad çekme yapılarak adı önce çıkan sırada öne geçer.
F) Muhtarlık oylarının sınıflanmasında en çok oy aldığı anlaşılan, muhtarlığa; ve ihtiyar kurulu üyeliği oylarının sınıflanmasında da en çok oy kazanandan başlayarak dört kişi asıl üyeliğe ve dört kişi de yedek üyeliğe ayrılır.
MUHTAR MAZBATASI NASIL ALINIR?
Madde 25 – Oyların sınıflanması yapıldıktan sonra seçim komisyonu tarafından bir mazbata yapılarak yerin en büyük mülkiye memurluğuna verilir. Bu mazbatada:
A) Seçimin başlama ve bitme tarihi,
B) Sandığın ne zaman ve kimlerin önünde açıldığı,
C) Oy pusulalarının kaç tane çıktığı ve seçim defterindeki adların kaç tanesinin karşısına imza veya işaret konulmuş ve kaç adın karşısı boş kalmış olduğu,
Ç) Oy pusulalarından kaç tanesi ne sebeple geçer sayılmadığı,
D) Geçer sayılan oy pusulalarının sınıflanması sonucunda hangi adların en çoktan en aza doğru kaç oy kazandığı (muhtarlık için ayrı, ihtiyar kurulu üyeliği için ayrı),
E) Muhtarlığa, asıl ve yedek üyeliklere kimlerin ayrıldığı,
F) Seçimin kanuna aykırı yapıldığı mahalle halkından biri tarafından haber verilir veya ileri sürülürse bunun neden ibaret olduğu, gösterilir.
Madde 26 – Mahalle muhtarlığı ile ihtiyar kurulu asil ve yedek üyelerinin seçimi il merkezine bağlı yerlerde valinin ve ilçe içindeki yerlerde kaymakamın onamasıyla kesinleşir.
Seçim mazbatası kesinleştikten sonra dosyasında saklanarak tasdikli bir örneği iş gördüğü yerde asılmak üzere muhtara gönderilir.
Muhtar ve ihtiyar kurulu seçimlerinde bu tüzük hükümlerine aykırılık olduğu bir ay içinde seçimi onamaya yetkili makamlar yanında ileri sürülebilir. Gerek bu ve gerek (25) inci maddenin (F) fıkrasına göre böyle bir ileri sürme seçim mazbatasında yazılmış bulunduğu halde bu makamlar tarafından soruşturma yapılarak kağıtları mahallenin bağlı bulunduğu ilçe veya il idare kuruluna verilir.
İdare kurulları bu kağıtları inceleyerek en çok bir ay içinde kararını verir. İdare kurullarının verecekleri bu kararlara karşı her hangi bir makama itiraz edilemez. Karar seçimin bozulması yolunda ise en çok bir ay içinde yeniden seçim yapılır. Bunun için yeni bir seçim komisyonu kurulur. Seçimin bozulması seçim komisyonunun yaptığı hatalara dayanıyorsa komisyon hakkında (31) inci maddenin (Ç) fıkrası hükmü uygulanır.
Madde 28 – Seçimi onanmayan muhtarın yerine bir ay içinde bir başkası seçilir ve seçimi onanmayan üyelerin yerine kendilerinden sonra oy kazanmış olan yedek üyelerden biri getirilir. Yedek üyelerden de bir veya bir kaçının seçimi onanmamak suretiyle asıl üyeliğe getirilecek yedek üye kalmazsa bir ay içinde boş üyelik sayısınca asıl ve tam sayıda da yedek üye seçimi yapılır. Madde 29 – Mahalle muhtar ve ihtiyar kurulları görevlerini yapmadıklarında vali veya kaymakamlar kendilerine yazılı uyarıda bulunurlar. Bu uyarıya aldırmayarak direnenlerin işten eli çektirilerek yerlerine – varsa – geri kalan üyelerden vekil tayin olunur.
İşten el çektirilenler hakkındaki kağıtlar en kısa bir zamanda idare kurulunca incelenerek verilecek karara göre ya görevlerine yeniden başlattırılır veya görevlerine son verilir.
Madde 30 – Muhtarlık ölüm, çekilme, vazifeden çıkarılma, seçimin onanmaması, 45 günden fazla askere alınma gibi sebeplerle veya her hangi başka bir şekilde boş kalırsa, yenisi seçilinceye kadar vali veya kaymakam mahalle ihtiyar kurulu üyelerinden birini muhtarlık görevlerini yapmaya yetkili kılar. Mahalle ihtiyar kurulu üyeliğinde boş yer olursa bu yer yedek üye ile doldurulur. Yedek üye kalmamış bulunursa boşluk sayısınca yeniden seçim yapılır. Yeni seçimler bir ay içinde yapılır.
]]>Seçimlerin olası sonuçlarına dair fikir verebilecek bir anket de, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yaptığı ‘aylık tüketici eğilimleri anketi’ idi.
TÜİK bu anket ile “tüketicilerin maddi durum ve genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri, harcama ve tasarruf eğilimlerini” ölçüyor.
Anket sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi 0-200 aralığında değer alabiliyor. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu gösteriyor.
Son 20 yılın seçim sonuçları ile TÜİK’in tüketici güven endeksi karşılaştırıldığında dikkat çekici bir sonuç ortaya çıkıyordu.
AKP’nin son 20 yılda istediğini aldığı seçimlerin hepsinde tüketici güveni endeks değeri hep 90 ve üzerinde idi. AKP’nin bu dönemde istediğini alamadığı dört seçimde ise bu değer hep 90’ın altında oldu.
Seçim ayı olan mart ayında da tüketici güven endeksi 79,4 oldu ve kritik değer olan 90’ın çok altında kaldı. AKP de kesin olmayan sonuçlara göre 31 Mart’ta ciddi bir yara aldı.
İşte 20 yılda yapılan seçimlerde AKP’nin oy oranları ve seçimin yapıldığı aydaki tüketici güveni endeks değerleri…
28 Mart 2004 yerel seçimleri:
AKP’nin oy oranı: % 41,67
Mart 2004 tüketici güveni endeks değeri: 104,9
AKP bu seçimde İstanbul ve Ankara dahil birçok büyükşehir belediyesini kazandı.
22 Temmuz 2007 genel seçimleri:
AKP’nin oy oranı: %46,66
Temmuz 2007 tüketici güveni endeks değeri: 93,9
AKP bu seçim sonucu ile tek başına hükümet kuracak çoğunluğu sağladı.
29 Mart 2009 yerel seçimleri:
AKP’nin oy oranı: %38,39
Mart 2009 tüketici güveni endeks değeri: 76,9
Dünyada ve Türkiye’de ekonomik kriz yaşanan 2009’daki seçimde AKP’nin oylarında 2007’deki genel seçime göre 8,27 puan, 2004’teki yerel seçime göre ise 3,28 puanlık düşüş oldu.
12 Haziran 2011 genel seçimleri:
AKP’nin oy oranı: %49,83
Haziran 2011 tüketici güveni endeks değeri: 98,0
AKP 2011’deki seçimde oy oranını, bir önceki genel seçime göre 3,25 puan, bir önceki yerel seçime göre 11,44 puan artırdı.
30 Mart 2014 yerel seçimleri:
AKP’nin oy oranı: %42,87
Mart 2014’te tüketici güveni endeks değeri: 92,4
AKP bu seçimde İstanbul ve Ankara dahil birçok büyükşehir belediyesini kazandı ve bir önceki yerel seçime göre oy oranını yükseltti.
10 Ağustos 2014 cumhurbaşkanlığı seçimi:
Recep Tayyip Erdoğan’ın oy oranı: %51,79
Ağustos 2014’te tüketici güveni endeks değeri: 93,6
AKP Genel Başkanı Erdoğan bu seçimi kazanıp cumhurbaşkanı seçildi.
7 Haziran 2015 genel seçimleri:
AKP’nin oy oranı: %40,87
Haziran 2015 tüketici güveni endeks değeri: 89,6
AKP bu seçimde tek başına hükümet kuracak meclis çoğunluğunu kaybetti ve 1 Kasım’da seçimler tekrarlandı.
1 Kasım 2015 genel seçimleri:
AKP’nin oy oranı: %49,50
Kasım 2015 tüketici güveni endeks değeri: 95,2
AKP bu seçimle birlikte tek başına hükümet kuracak çoğunluğu tekrar elde etti.
16 Nisan 2017 anayasa değişikliği referandumu:
AKP ve MHP’nin istediği evet oyu oranı: %51,4
Nisan 2017 tüketici güveni endeks değeri: 92,0
AKP ve MHP’nin istediği Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi teklifi kabul edildi.
24 Haziran 2018 cumhurbaşkanlığı seçimi:
Recep Tayyip Erdoğan: %52,6
Haziran 2018 tüketici güveni endeks değeri: 91,1
Erdoğan ikinci kez cumhurbaşkanı seçildi ve cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildi.
31 Mart 2019 yerel seçimleri:
AKP’nin aldığı oy oranı: %44,33
Mart 2019 tüketici güveni endeks değeri: 81,1
AKP bu seçimde İstanbul ve Ankara dahil birçok büyükşehir belediyesini kaybetti.
23 Haziran 2019 İstanbul seçimi (tekrar):
AKP’nin adayının oy oranı: %44,98
Haziran 2019 tüketici güveni endeks değeri: 80,1
AKP bu seçimde İstanbul’u bir kez daha kaybederken oy farkı 13 binden 806 bine yükseldi.
14 Mayıs 2023 genel seçimi:
AKP’nin aldığı oy oranı: %35,6
Mayıs 2023’te tüketici güven endeks değeri: 91,1
Haziran 2022’de 63,4 olan tüketici güven endeks değeri, kur ve faizin baskılandığı, seçim ekonomisi uygulamalarının devreye sokulduğu süreç sonunda Mayıs 2023’te 91,1’e kadar yükseldi. Seçimlerde Tayyip Erdoğan bir kez daha Cumhurbaşkanı seçilirken, AKP’nin başını çektiği Cumhur İttifakı da TBMM’de çoğunluğu elde etti.
]]>31 Mart 2024 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde, 61 milyondan fazla seçmen, yaklaşık 208 bin sandıkta oy kullanacak. Bir seçmen, hangi seçim çevresinin seçmeni ise ancak o seçim çevresinde yapılan seçimler için oy verebilecek.
DÖRT PUSULA, TEK ZARF
Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Ordu, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ, Trabzon ve Van’daki seçmenler, “büyükşehir belediye başkanı”, “belediye başkanı”, “belediye meclis üyeliği” ile “muhtarlık ve ihtiyar heyeti” için oy kullanacak.
Büyükşehir olmayan illerde ise “il genel meclisi üyeliği”, “belediye başkanı”, “belediye meclisi üyeliği” ve “muhtarlık ve ihtiyar heyeti” için oy verilecek. Köylerde ise “il genel meclisi üyeliği” ile “muhtarlık ve ihtiyar meclisi” için oy verilecek.
Büyükşehir belediye başkanlığına ilişkin oy pusulası “beyaz”, il genel meclisi üyeliklerine ilişkin pusula “turuncu”, belediye başkanlığına ilişkin oy pusulası “mavi”, belediye meclisi üyeliğine ilişkin oy pusulası ise “sarı” renkli olacak. Oy pusulaları tek zarfa konulacak.
OY VERME SAATLERİ
Yüksek Seçim Kurulu, doğudaki 32 ilde oy verme saatini bir saat erkene aldı. Bu nedenle, Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır, Kilis’te ve bu illerde bulunan ceza infaz kurumlarında oy vermenin başlangıç ve bitiş saatleri 07.00-16.00 olarak uygulanacak. Bu illerin dışında kalan diğer yerlerde oy verme saatleri 08.00-17.00 olacak.

BİNDEN FAZLA SEYYAR SANDIK
Hastalığı veya engeli sebebiyle yatağa bağımlı seçmenler için 1004 seyyar sandık oluşturuldu. Bu seçmenler, seyyar sandıklarda oylarını kullanabilecek.
Oy verme saatlerinin 07.00-16.00 olduğu illerde saat 16.00, diğer illerde saat 17.00’den önce oylar sayılmaya başlanamayacak. Sandık seçmen listesindeki bütün seçmenler oylarını kullanmış olsalar bile oy vermenin bitim saatinden önce sandıklar kesinlikle açılamayacak.
Büyükşehirlerde, sırasıyla büyükşehir belediye başkanlığı, belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği ve muhtarlık, diğer illerde, sırasıyla belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, il genel meclisi üyeliği ve muhtarlık seçimlerine ait oy pusulalarının sayım ve dökümü yapılacak.
SANDIK BAŞI YASAKLARI
Hamileler, hastalar ve engelliler sıra ile bekletilmeden oylarını kullanacak, yaşlıların da sıra bekletilmeden oy kullanmalarına izin verilecek, ayrıca bu seçmenlere yardım eden seçmenlere de oy kullanmada öncelik tanınacak. Cep telefonu, fotoğraf ve film makinesi gibi görüntü kaydedici veya haberleşme sağlayıcı cihazlarla oy verme yerine girilmesi yasak olacak.
Sandık başında seçmene vereceği oy hakkında hiç kimse müdahale, telkin ve tavsiyede bulunamayacak. Seçmenler oylarını kullandıktan sonra sandık başından ayrılacak.
SEÇİM GÜNÜ NELER YASAK OLACAK?
Seçim günü (yarın) saat 06.00’dan gece saat 00.00’e kadar, her ne suretle olursa olsun alkollü içki satılması, içkili yerlerde ve umumi mahallerde her çeşit alkollü içki verilmesi ve içilmesi yasak olacak.
Oy verme süresince bütün kahvehane, kıraathane ve internet kafeler gibi bütün umumi eğlence yerleri kapalı olacak, eğlence yeri niteliğindeki lokantalarda yalnız yemek verilebilecek.
Emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlardan başka hiçbir kimse 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6. maddesinde belirtilen silahları köy, kasaba ve şehirlerde taşıyamayacak.
Oy verme günü radyolar ve her türlü yayın organlarınca saat 18.00’e kadar seçim ve seçim sonuçlarıyla ilgili haber, tahmin ve yorum yapılamayacak.
Radyolarda ve her türlü yayın organlarında 18.00-21.00 saatlerinde ancak YSK tarafından seçim ile ilgili verilecek haber ve tebliğler yayımlanabilecek.
Bütün yayınlar saat 21.00’den sonra serbest olacak ancak YSK tarafından gerek görülmesi halinde saat 21.00’den önce de yayınların serbest bırakılmasına karar verilebilecek.
Öte yandan, siyasi partilerin saçim propagandası bugün saat 18.00’de sona erecek ve her türlü propaganda yasağı başlayacak. YSK’nın kararına göre, bütün seçim yasakları yarın saat 23.59’da sona erecek.
OKULLARDA HAZIRLIKLAR SÜRÜYOR
YSK, birleşik oy pusulalarının basımı, seçim torbalarının hazırlanması, sandık kurulu eğitimleri ve seçim torbalarının teslimi gibi seçim hazırlıklarını tamamladı. Öte yandan okullarda hazırlıklar son günde de devam etti. Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’da okullarda hazırlıklar tamamlandı.
Kırklareli’nde Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenen okullarda hazırlık yapıldı. Bu kapsamda okul görevlileri ve sandık kurulu başkanları dersliklerde paravan ve sandıkları hazır hale getirdi.

Okul girişlerine, seçmenlerin sandıkları kolay bulmaları amacıyla sandık numaralarının yer aldığı yönlendirme yazıları asıldı.
Kentte 1012 sandıkta seçmenler oy kullanabilecek. Edirne ve Tekirdağ’da da sandık ve oy kullanma kabinleri okullarda kuruldu.
]]>Yüksek Seçim Kurulunun (YSK), 31 Mart’ta yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimleri için hazırladığı seçim takvimine göre süreç işliyor. Seçimlerde, 81 il, 973 ilçe, 390 belde belediye başkanı ile 50 bin 336 muhtar belirlenecek, il genel meclisi üyeliği, belediye meclis üyeliği seçimleri de yapılacak.
İşte seçime sayılı saatler kala seçimin merak edilen sorular ve cevapları
1- Seçmen nerede oy kullanacağını nereden öğrenebilecek?
Seçmenler, nerede ve hangi sandıkta oy kullanacağını, YSK’nin internet sitesinden, e-Devlet kapısından, YSK’nin Seçmen Sorgulama Mobil Uygulamasından veya 444 9 975 numaralı YSK Çağrı Merkezi’nden kontrol edebilecek. Seçmenin nerede oy kullanacağını gösteren seçmen bilgi kağıdının getirilmesi zorunlu olmayacak.
2- Görüntü kaydedici veya haberleşme sağlayıcı cihazla oy verme yerine girilebilecek mi?
Cep telefonu, fotoğraf veya film makinesi gibi görüntü kaydedici veya haberleşme sağlayıcı cihazlarla oy verme yerine girilmesi yasak ve cezasının bulunuyor. Bu tür cihazları oy verme işlemi bitene kadar sandık kuruluna bırakılması gerekiyor.
3 – Yeni evlenenler kimliğini değiştirmeden oy kullanabilecek mi?
Kimliğini değiştirmeyenler evlenme cüzdanı ile oy kullanılabilecek.
4 – Seçime kaç siyasi parti katılacak?
Seçimlere 34 siyasi parti katılacak. Partilerin oy pusulasındaki sıralaması şöyle:
AK Parti 1, İYİ Parti 2, Sol Parti 3, Büyük Birlik Partisi 4, Memleket Partisi 5, Anavatan Partisi 6, Demokratik Sol Parti 7, Yeniden Refah Partisi 8, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) 9, Türkiye Komünist Partisi 10, Anadolu Birliği Partisi 11, Zafer Partisi 12, Halkın Kurtuluş Partisi 13, Türkiye Komünist Hareketi 14, Bağımsız Türkiye Partisi 15, Gelecek Partisi 16, Yeni Türkiye Partisi 17, CHP 18, Emek Partisi 19, HÜDA PAR 20, Hak ve Özgürlükler Partisi 21, Ocak Partisi 22, Adalet Birlik Partisi 23, Demokrat Parti 24, Güç Birliği Partisi 25, Millet Partisi 26, Milli Yol Partisi 27, Adalet Partisi 28, Aydınlık Demokrasi Partisi 29, MHP 30, Türkiye İşçi Partisi 31, Demokrasi ve Atılım Partisi 32, Saadet Partisi 33, Vatan Partisi 34.

5 – Büyükşehir belediyesi sınırlarında yaşayan seçmen neler için oy kullanacak?
Her seçmen, kanunda sayılan istisnalar dışında, hangi sandık seçmen listesinde kayıtlı ise ancak o sandıkta oy kullanabilecek. Bir seçmen, hangi seçim çevresinin seçmeni ise ancak o seçim çevresinde yapılan seçimler için oy kullanabilecek.
Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Ordu, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ, Trabzon ve Van’daki seçmenler, “büyükşehir belediye başkanı”, “belediye başkanı”, “belediye meclis üyeliği” ile “muhtarlık ve ihtiyar heyeti” için oy kullanacak.
6 – Büyükşehir olmayan illerde ve köylerde neler için oy verilecek?
Büyükşehir olmayan illerde ise “il genel meclisi üyeliği”, “belediye başkanı”, “belediye meclis üyeliği” ve “muhtarlık ve ihtiyar heyeti” için oy verilecek. Köylerde ise “il genel meclisi üyeliği” ile “muhtarlık ve ihtiyar meclisi” için oy atılacak.
7 – Tüm pusulalar kaç zarfa koyulacak?
Büyükşehir belediye başkanlığına ilişkin oy pusulası “beyaz”, il genel meclisi üyeliklerine ilişkin pusula “turuncu”, belediye başkanlığına ilişkin oy pusulası “mavi”, belediye meclisi üyeliğine ilişkin oy pusulası ise “sarı” renkli olacak. Seçmenler tüm oy pusulalarını tek zarfa koyacak.
8 – Oy verme işlemi hangi saatler arasında yapılacak?
YSK, seçimin mart ayında olması nedeniyle mevsim şartları ve güneşin batış saatini dikkate alarak, doğudaki 32 ilde oy verme saatini bir saat erkene aldı. Bu nedenle, Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır, Kilis illerinde ve bu illerde bulunan ceza infaz kurumlarında oy vermenin başlangıç ve bitiş saatleri 07.00-16.00 olarak uygulanacak.
Bu illerin dışında kalan diğer illerde oy verme saatleri 08.00-17.00 olacak.
9 – Önce hangi oylar sayılacak?
Büyükşehirlerde, sırasıyla büyükşehir belediye başkanlığı, belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği ve muhtarlık, diğer illerde, sırasıyla belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, il genel meclisi üyeliği ve muhtarlık, seçimlerine ait oy pusulalarının sayım ve dökümü yapılacak.
10 – Yurt dışındaki seçmen oy kullanacak mı?
Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı her seçmen, milletvekili genel seçimi, Cumhurbaşkanı seçimi ve halkoylamasında, yurt dışı temsilciliklerde ve gümrük kapılarında kurulacak sandıklarda oy verme hakkına sahip. Yurt dışındaki seçmenler yerel seçimde oy kullanamıyor.
]]>“BAŞI DARA DÜŞEN HERKESE SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda yaptığı konuşmada şunları söyledi:
* “Burada sandık kurulu üyesi kardeşlerimle bir arada olarak, pazar günü yapılacak seçimlere inanıyorum ki Beyoğlu bir başka heyecanla hazırlanıyor ve sandıklarda inanıyorum ki sizler kuş uçurtmayacaksınız. Sabah erken saatlerde sandık mahalline varıp orada kontrol altına alacağınıza inanıyorum. Bizler sandık kurulu üyesi olduğumuz zamanlarda olaya böyle yüklenirdik.
* Hele hele bir Hacı Hüsrev maceram vardır ki, o Hacı Hüsrev maceramda Allah rahmet eylesin bir Kudret kardeşimiz vardı. Bu kudret kardeşim sabah namazında sandık mahalline gidiyor orada acaba arkadaşlar geldi mi? Gelmedi mi? Orayı kontrole gidiyor. Ama maalesef arkadaşlar gelmemişler. Sonra ben Hacı Hüsrev’e gittiğimde bana dedi ki, ‘başkan’ dedi böyle diyorsun ama bu anlattığım benim 1989’da. ‘Öyle diyorsun ama bu senin ekip namaza da gitmiyordu’. Tabii bir taraftan da üzüldüm. Fakat Hacı Hüsrev’de biz oy olarak böyle 10-15 oy alırken o seçimde Hacı Hüsrev’den 700 küsur oy aldık. Şimdi rahmetli oldu.
* Şimdi ben aynı şeyi bu seçimde sadece Hacı Hüsrev’den beklemiyoruz ona göre yani. Yani burada sandık kurulu üyesi kardeşlerim, gençler Kasımpaşa’nın amigoları hepsi burada malum. Dünyanın dört bir yanında zulüm gören, eziyet çeken, haksızlığa ve hukuksuzluğa maruz kalan tüm kardeşlerimiz için de dua ediyoruz. Gerek fert gerekse millet olarak yetime, öksüze, fakire, mazluma, başı dara düşen herkese sahip çıkmaya devam edeceğiz. Bugün vefat haberini almanın üzüntüsünü yaşadığımız Osman Karaaslan kardeşime bir kez daha Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Partimize ve davamıza aşkla hizmet etmiş merhum Osman kardeşimizi her zaman şükranla yad edeceğiz.”
“KİMİ PARTİLER KENDİ SEÇMENLERİNİN OYUNU ADETA İŞPORTA PAZARINA ÇIKARDI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
* “Her vefat bize bu dünyanın faniliği yanında hayırla yad edilecek bir miras bırakmamız gerektiğini hatırlatıyor. Uzun veya kısa bir insan, ömrüne ‘Allah ondan razı olsun iyi adamdı, iyi kadındı’ cümlesini sığdırabiliyorsa ne mutlu ona. Biz de 70 yılı aşan hayatımızda, yarım asrı bulan siyasi mücadelemizde hep bu hassasiyetle hareket ettik. Hakk’ın rızasını, halkımızın duasını almak için çalıştık. İstanbul’u belediye başkanı olarak yönetirken de, başbakan ve cumhurbaşkanı olarak ülkemize hizmet ederken de hep bu gaye için çaba sarf ettik.
* Her seçim döneminin milletimize geçmişte yaptıklarımızın hesabını verme ve gelecekte yapacaklarımızın ruhsatını alma vesilesi olarak gördük. Milli iradenin üstünlüğüne tüm kalbiyle inanan bir kadro olarak yetkiyi hiçbir zaman başka yerlerde ve yöntemlerde aramadık. Geçmişte milletten alamadıkları iktidar yetkisini darbe ve vesayet eliyle gasp etmeye can atanlar vardı. Aynı şekilde sandığa milletin atmadığı oyu, hile ve hurdayla kendi hanelerine yazdırmak için her türlü oyunu sergileyenlere de rastlıyorduk. Beyoğlu Belediye Başkan adayı olduğum zaman bunu yaşadım. Bu oyuna geldik. Bundan dolayı da bir hafta hapiste yattım. Beyoğlu’nda bu olayı yaşadık. Bıraksak her iki zihniyet de hemen yeniden kafayı kaldıracak. Ama biz teşkilatımızla, sandık görevlilerimizle, gönüllü vatandaşlarımızla, sandığı da, sonuçlarını da çok sıkı tuttuğumuz için kimse başka yollara tevessül edemiyor. Bu seçimlerde sandığa gidecek vatandaşımızın iradesine müdahale için, pek çok kirli pazarlığın yapıldığına şahit olduk.
* Şu anda öyle kirli pazarlıklar var ki, İstanbul’daki işte büyükşehir adayı malum partinin CHP’nin bu oyunların bu tezgahların peşinde. Ama benim halkım bu seçimlerde Ekrem efendiye böyle bir yol göstermeyecek. İnşallah biz Allah’ın izniyle muradımıza ereceğiz. Kimi partiler kendi seçmenlerinin oyunu adeta işporta pazarına çıkardı. Kazanmak değil, kaybettirmek için ortada dolaşanların motivasyon kaynaklarının hiç de masum olmadığı açıktır. Bavul bavul dolarlar, avrolar. Bu görüntülerin siyaseti kirlettiği bir ortamda kimse böyle bir tabloyu ilkeyle, davayla, siyasi görüş farklılığıyla izah edemez. Siz sırtınızı dönseniz de hakikatler değişmiyor. Bu seçimde bilhassa İstanbul’da şehirle, şehrin geleceğiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan bir oyun oynanıyor. İstanbul’un depreminden trafiğine, hiçbir meselesi gündemlerinde olmayanların yarısı yalan, yarısı yanlış bilgilerle, yürüttükleri kampanyanın arkası bir hayli karanlıktır. Türkiye bu siyaset tarzını çeyrek asır öncesinde rafa kaldırmıştı. Bunca yıl sonra, ülkemizde zübük siyasetini horlatanların niyeti bugün İstanbul’u yarın tüm ülkeyi yağmalamaktır. Rabbimden eskilerin deyimiyle tek ayak üstünde kırk yalan söyleyenlerin şerrinden hepimizi korumasını diliyorum.”
“KİMSENİN OYUNDA GÖZÜMÜZ YOK”
Erdoğan konuşmasının devamında şunları söyledi:
* “Bugün sandık görevlisi arkadaşlarımızla bu salonda bir aradayız. Bunca yıllık siyasi hayatımız bize şunu gösterdi; seçim sahada kazanılır, sandıkta tescil ettirilir. Sahada yoksanız sandıktan bir şey zaten çıkmaz. Sandığı iyi kontrol edemezseniz de sahadaki emeğinizin en azından bir kısmı heba olur. Sizler bugüne kadar adaylarımız ve teşkilatlarımızla birlikte canla, başla sahada çalıştınız. Asıl önemli vazife, Pazar günü sizi bekliyor. AK Parti’yi ve Cumhur İttifakı’nı temsilen sandıklara sahip çıkacağınıza yürekten inanıyorum. İşi, hiç olmadığı kadar sıkı tutmamız gerekiyor. Bizim kimsenin oyunda gözümüz yok. Ama bizim namusumuza emanet edilmiş, tek bir kardeşimizin oyunun zayi edilmesine de rıza gösteremeyiz.
* Genel merkezimizle, il teşkilatımızla, ilçe teşkilatlarımızla her şeyi adım adım izleyeceğiz. Her şeyin hukuka, hakkaniyete, adalete uygun bir şekilde yürümesi için bina görevlisiyle, kat görevlisiyle, sandık müşahidiyle tüm süreç bitene kadar bir an bile vazifemizi ihmal etmeyeceğiz. Yerimize yedek bir görevli gelmeden, her ne sebeple olursa olsun bulunduğumuz mahalden ayrılmayacağız. Seçim günleri her türlü yalana, provokasyona, operasyona açık günlerdir. Sandık görevlilerimizin, kaynağı teşkilatımız olmayan hiçbir bilgiye itibar etmemeleri gerekir. Yaşanan her türlü olağan dışı durum, yazılı tutanağa dönüştürülerek mutlaka kayıt altına alınmalıdır. Tutanaklar sisteme girişler tespit edilen eksiklerin tamamlanması gibi işlemler hassasiyetle yürütülmelidir. Sizler bu konuda gereken bilgiler zaten alındı.
* Bu kısa hatırlatmanın ardından son söz olarak şunu söylemek istiyorum. Sandığın kazası 5 yılda bir olabiliyor. İstanbul’un 5 yılı kaybolup gitti. İnşallah bir 5 yılı daha aynı akıbete uğratamayız. Biz, Murat Kurum kardeşimizin hem şehrin son dönemdeki kayıplarının telafisi, hem geleceğe hazırlanması hususundaki becerisine güveniyoruz. Allah’ın izniyle 1 Nisan’da İstanbul’un gözlerini yeni bir döneme açacağına inanıyorum. Şehrimizi, hangi zihniyetin yöneteceğini belirleyecek 31 Mart seçimlerinin ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. İstanbul il teşkilatımızın bu güzel iftar sofrasını bizlerle paylaştığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.”
]]>Ekrem İmamoğlu, Seyrantepe’de bulunan CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda seçim sonuçlarını takip edecek. İmamoğlu’nun verileri takip edeceği ve yanı başında konuşma yapacağı alan da görüntülendi. Ekiplerin alandaki son çalışmalarının devam ettiği görüldü.

18 BİNDEN FAZLA SEÇMENE İTİRAZ
CHP İstanbul İl Başkanı Çelik de yürütülen çalışmaları anlattı. Çelik, sandık güvenliği çalışmaları hakkında şu bilgileri verdi:
– 3 aydır sandık güvenliğiyle ilgili çok etkili bir çalışma süreci yürütüyoruz. Henüz daha sandık konusuna gelmeden önce seçmenlerle ilgili şöyle bir çalışma yaptık. 4 Ocak’la 20 Ocak arasında seçmen listeleri İstanbul’da askıya çıktı. Biz, eğer bir hanede 10’dan fazla kişi yaşıyorsa veya bir hanede ikiden fazla soyisimli insan yaşıyorsa, 39 ilçemizde o haneleri ziyaret ettik. Komşularımızın kapısını çaldık. ‘10’dan fazla seçmen görünüyor. Birden fazla soyisim görünüyor hanenizde. Bu seçmenler burada yaşıyor mu’ diye sorduk.
– Tespitlerimiz sonucu 18 bin 137 seçmene İstanbul’da ilçe seçim kurullarına itiraz ettik. İtirazlarımız sonrası ilçe seçim kurullarında 4 bin 324 seçmen eski adreslerine geri gönderildi. 10 Ocak’tan itibaren sandık güvenliği çalışmalarımızı başlattık. Okul sorumlularımızı, kat sorumlularımızı, avukatlarımızı, bilişim sorumlularımızı, sandık görevlilerimizi belirlemeye başladık. Eğitimlerimizi başlattık. İstanbul’da 865 oturumda sandık görevlilerimize eğitimler verdik.
– Okul kat sorumlularımıza İstanbul’un üç bölgesinde ayrı ayrı eğitimler verdik. Bin 980 okulda, her okulda avukatlarımız olacak. Avukatlarımıza eğitimler verdik. Bilişim sorumlularımızla toplantılarımızı yaptık, eğitimler verdik. İstanbul’un 39 ilçesinde, her sandıkta sandık görevlilerimiz olacak; okul sorumlularımız, kat sorumlularımız, bilişim sorumlularımız, avukatlarımız olacak.
VERİLER NASIL TAKİP EDİLECEK?
Çelik, seçim sonuçları açıklandığından itibaren veri takibi nasıl yapacaklarına ilişkin şunları söyledi:
– Özellikle veri girişi konusunu detaylı bir biçimde anlatmak isterim. Çünkü biliyorsunuz, bazı ajanslar, rakibimiz olan siyasi partiyi çok yüksek bir yerden göstererek yayın yapmaya başlıyorlar. Öncelikle oylar kullanıldı. Sandıklar açıldı. Oylar sayıldı ve oylar, ıslak imzalı tutanaklara işlendi. Daha ıslak imzalı tutanak okuldayken okul bilişim sorumlularımız giriş yapmış olacaklar. Okul bilişim sorumlularımızın girdiği verileri biz il merkezimizden bir ekrandan görüyoruz.
– Sonra ıslak imzalı tutanaklar ilçe binalarına gidiyor. Her ilçede seçim sonuç giriş sorumlularımız var. Sandık sayısına göre 20, 30, 40 bilgisayarla ilçe binalarımızda seçim sonuç giriş sorumlularımız, ikinci girişleri yapacak. İkinci ekranda ilçe binalarından girilen verileri göreceğiz. Ayrıca İstanbul Gönüllüleri de büyükşehir belediyesinin sonuçlarına girecekler. Üçüncü ekrandan İstanbul Gönüllüleri’nin verilerini göreceğiz.
– Sonra YSK’nın verilerini çekerek dördüncü ekrandan YSK verilerini, bizim daha önce giriş yaptığımız verilerle karşılaştıracağız. Eğer bu dört ekran arasında bir uyuşmazlık varsa sistem, alarm vererek bizi uyarmış olacak ve hatalı giriş yapılan sandıklara hızlıca ıslak imzalı tutanaklarla itiraz edeceğiz. Yani İstanbul’un 39 ilçesinde hem sayım döküm aşamalarını hem verilerin girişini dört ekrandan takip ederek İstanbulluları seçimin her aşamasında bilgilendirmiş olacağız.
“SEÇİME HAZIRIZ”
Seçimin takibi için ‘karargâh’ oluşturduklarını belirten Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
– Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’yla seçimi birlikte takip edeceğiz. Seçim karargâhımızın bütün bilişim altyapısını, bütün teknik altyapısını oluşturduk. Ayrıca basın görevlilerimize hızlı bilgi aktarabilmemiz için basın görevlilerimizin görevlerini yapabilecekleri alanları oluşturduk. Hem 39 ilçemizde ilçe binalarımızla hem seçim günü için hazırladığımız İstanbul karargâhımızla seçime sıkı bir biçimde hazırız.
– Sadece sandık görevlilerimiz, avukatlarımız değil; milletvekillerimiz de seçimde görev yapacaklar. Milletvekillerimiz, Parti Meclisi üyelerimiz, ilçe başkanları, il başkan yardımcılarımız, kadın kolları, gençlik kollarımız, mahalle birimlerimiz seçim günü herkes kendi görev, alan sorumluluklarında çalışmalar yürütecek. Gündüz okullarda olacaklar, akşam da seçim kurullarında özellikle milletvekillerimiz seçimin sağlıklı ilerleyip ilerlemediğini takip etmiş olacaklar.
]]>Analistlere göre halen bıçak sırtındaki İstanbul seçiminin sonucu ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gelecek dönemdeki gücünü test edecek.
“İstanbul, iki kıtanın, iki denizin, iki cihanın şehri İstanbul milletimizin ziyneti, serveti, gözbebeği İstanbul… Senin için ne söylesek, ne desek eksik kalır. Biz de sözün bittiği yerde, altyapısıyla üstyapısıyla insana dair tüm unsurlarıyla sana hizmete talibiz.”
Seçim öncesi son pazar günü büyük İstanbul mitinginde konuşan Erdoğan bu sözleriyle İstanbul’u kazanma arzusunu vurgularken, tabanına da önceki seçimde kaybettiği İstanbul’u yeniden “fethedilmesi” gereken şehir olarak ilan ediyordu: İstanbul’un beş yıllık fetret devrine son vererek, şehrimizde eser ve hizmet siyasetini inşallah tekrar başlatacağız.

Erdoğan, Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen İstanbul mitinginde Cengiz Kurtoğlu ile şarkı söylerken… (FOTOĞRAF:AA)
AKP’nin yaklaşık 25 yıl elinden bırakmadığı İstanbul, 2019 seçimlerinde muhalafet ittifakı sayesinde Erdoğan’ın iktidarında rahatsızlık yaratacak şekilde CHP’ye geçmişti.
Anket şirketlerinin çok net olmayan sonuçlarına göre, İstanbul’un her iki adayının da kıran kırana bir yarışa gireceği kesin. Şu an hiç birisi bir diğerinin önüne “kesin kazanır” denilecek şekilde konumlanmamış görünürken; birkaç puan farkla bazı anketlerde CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nun, bazı anketlerde ise AKP adayı Murat Kurum’un önde olduğu görülüyor. Anketler Ankara’da ise mevcut muhalefet belediye başkanı Mansur Yavaş’ın önde olduğunu gösteriyor.
Analistlere göre, muhalefetin 2019’da ittifak yaparak uzun yıllar sonra AKP’nin elinden aldığı İstanbul’u kaybetmesi halinde, geçen yıl hüsranla sonuçlanan ve muhalefet seçmeninde derin yaralar açan genel seçimin ardından muhafelet seçmenini daha da moralsiz bırakabilir. Erdoğan’ın başarıya ulaşması durumunda ise bu, bundan sonraki dönemler için gücünü koruyacağı ve atacağı adımlarda daha güçlü olacağının bir işareti olacak.
TÜRK LİRASI ERİDİ
TL’nin son 10 yılda dolar karşısında % 90’dan fazla değer kaybetmesi ve bununla birlikte gelen yüksek enflasyon, halkın alım gücünü son dönemde belirgin şeklide zayıflatı. Hayat pahalılığı, genel seçim sonrası da devam etti.
Ekonomistler TÜFE’nin Mayıs’ta % 70 üzerinde tepe noktasına ulaştıktan sonra yıl sonunda % 45’in altına doğru gerilemesini bekliyor. TCMB’nin yılsonu enflasyon tahmini ise % 36 seviyesinde. Erdoğan da bu hafta bir seçim konuşmasında “en büyük baş ağrımız” dediği enflasyonun yılın ikinci yarısında düşeceğini söylemişti.
EKONOMİ VE İSRAİL TEPKİSİ
AKP’nin karşısında hem ekonomideki sorunlara yönelik söylemleri, hem de Türkiye’nin İsrail’e karşı tutumunu eleştiren tavrı ile islamcı taban üzerinde etkili olduğu gözlenen Yeniden Refah Partisi’nin oylarının düşük bile olsa yükselmesi ise aynı kökten gelen Erdoğan’ın partisini zorlayacak görünüyor.
“İnsanlar Milli Görüş istiyor” diyen Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Belediye Başkanı Adayı Mehmet Altınöz “Şu anda Türkiye maalesef ekonomik açıdan iyi yönetilemiyor. Dış politikada çok ciddi zikzaklar var. Bunlar halkımız tarafından hoş karşılanmıyor” dedi ve ekledi:
– Örneğin Gazze. Hükümetin Gazze politikasını vatandaşın kabul etmesi mümkün değil…Altı aydır orada insanlar katlediliyor, öldürülüyor, bir soykırım var. Buna rağmen Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İslam aleminin lideri olan Türkiye’nin yönetimi maalesef buna sahip çıkmıyor. Hatta şu anda Meclis Aksa’nın etrafında Müslümanlar Meclis Aksa’ya girmesin diye çevrilen dikenli teller Türkiye’den gidiyor.
“GAZZE POLİTİKASINDA SINITA KALDI”
Gazze tepkisi nedeniyle partilerine doğru bir yönelim olup olmadığı sorusuna ise Altınöz “Elbette var…Çünkü AK Partili yöneticiler Gazze politikasında maalesef sınıfta kaldı. Çünkü biz iktidarda olsaydık İsrail Gazze’ye saldıramazdı” dedi ve İsrail’e ambargo uygulanmamasını eleştirdi.
Altınöz, kendilerine yönelik desteğin hızla arttığını ve üye sayılarının katlanarak büyüdüğünü ve 500 binin üzerine çıktığını söyledi. İstanbul’da ana muhalefet ve iktidar partisinin oyları düşük farkla yarıştığından YRP’nin alması beklenen en az yüzde 4-5 oy AKP adayını etkileyebilir.
İSTANBUL: SİYASİ REJİMİN YÖRÜNGESİ
İstanbul’daki yerel seçimin Türkiye’nin siyasi rejiminin yörüngesini belirleme açısından son derece önemli olduğunu söyleyen Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi ve siyaset bilimci Berk Esen, İstanbul’u yönetecek partinin Türkiye’deki milyonlarca seçmene ulaşmak için kullanabileceği muazzam miktarda kaynağa da erişeceğine işaret etti.
Esen “İşte bu nedenle muhalefetin adayı İstanbul’da kazanabilirse, en azından ana muhalefet partisi önümüzdeki yıllarda Erdoğan’a meydan okumak için yeterli gücü elde edebilir ve onun daha da fazla güç toplamasını engelleyebilir” diye konuştu.
İmamoğlu’nun kazanması durumunda bunun Erdoğan’a “Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmış olsa da çok fazla destek görmediği ve muhalefet partilerinin ne zaman yapılırsa yapılsın bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçiminde mücadele şansı elde edeceği yönünde güçlü bir mesaj göndereceğini düşünüyorum” diyen Esen, muhalefet ittifakının 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki yenilgisinin ardından dağılmasının ise İmamoğlu’nun önünde zorluk oluşturduğunu söyledi.
Gazze’nin Yeniden Refah’a kayan oylarda bir etkisi olup olmadığı sorusuna ise Esen “Gazze krizinin iktidar partisinin İslamcı tabanı üzerinde kesinlikle bir etkisi var ve muhtemelen son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’ı destekleyen bazı çok muhafazakar, dindar seçmenler bu hükümet tarafından yürürlüğe konan dış politikaya şüphe ve itiraz duyuyorlar” yanıtını verdi.
Esen’e göre bu seçmenlerin en azından bir kısmı Gazze sorunu ve İsrail hükümeti söz konusu olduğunda çok daha agresif bir söyleme sahip olan bu küçük İslamcı partiye desteklerini kaydırmaya hazır olabilir.

İmamoğlu, Gaziosmanpaşa’da seçmene seslenirken… (FOTOĞRAF:REUTERS)
“MESELE BELEDİYE BAŞKANLIĞI SEÇİMİNİ AŞTI”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ise yerel seçimleri “Mesele bir belediye başkanlığı seçimini aştı” şeklinde niteliyor.
İmamoğlu Reuters’a yaptığı değerlendirmede “(Bu seçim) bir anlayış meselesinin tarihe gömülmesi meselesi. Tarihe gömülürse demokrasi canlanacak, tarihe gömülürse bu ülkede özgürlük yeniden vücut bulacak. Tarihe gömülürse bu anlayış -ki bu 31 Mart öyle bir seçim- gerçekten hukuk ve adalet kendine gelecek” derken İstanbul’un AKP adayı Murat Kurum ise, mevcut yönetimi liyakatsızlıkla suçluyor.

Kurum ve Erdoğan İstanbul mitinginde… (FOTOĞRAF:AA)
İstanbul mitinginde konuşan Kurum “Bugün İstanbul, iş bilmez bir yönetimin elinde huzursuz ve mutsuz. Çünkü geride bıraktığımız beş yılda İstanbul, liyakatsizliğin kurbanı oldu. Beceriksizliğe mahkum edildi. Hiç olmadığı kadar ihmal edildi. Biz, bu şehri depreme hazırlayacağız dediler. Tek bir çivi çakmadılar” dedi.
]]>Her üç ilçede de vatandaşlar, İmamoğlu ve adaylara sevgi gösterilerinde bulundu. İmamoğlu’na olan ilgi, 20’li yaşlarının başında köftecilik yapıp, ikamet ettiği Güngören’de de devam etti. İmamoğlu, seçim otobüsünün önünü kesip, kendisine sevgi gösterilerinde bulunan vatandaşlara, “Bu cadde, benim caddem. Yaklaşık 10-12 yıl buralarda ticaretimle, yaşamımla var oldum. Burada birçok insanı selamladım, kader birliği yaptım. Güngören’i ayrı seviyorum. Yüksel Yalçın Başkanımla, çok güzel bir 5 yıl Güngören’e daha farklı bir hizmet verme arzusundayız. Siz kıymetli dostlarım vasıtasıyla bütün komşularımıza, bütün gün görevli hemşehrilerime sevgilerimi, saygılarımı iletiyorum. İnşallah 1 Nisan’dan sonra İstanbul kazanacak, 16 milyonun iradesi kazanacak. İstanbul’un güçlü, vicdan ittifakı kazanacak” sözleriyle seslendi.
İBB YURDUNDA KALAN ÖĞRENCİLERLE SELAMLAŞTI
İmamoğlu, bugünün ilçe turlarını, Gaziosmanpaşa Küçükköy Meydanı’nda, CHP Gaziosmanpaşa Belediye Başkan adayı Hakan Bahçetepe ile birlikte gerçekleştirdiği halk buluşmasıyla noktaladı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş ve CHP milletvekili Ali Gökçek de halk buluşmasına katılan isimler oldu. Meydanı dolduran coşkulu kalabalığın sevgi gösterileri altında konuşan İmamoğlu, alana komşu İBB Yurdu’nda kalan ve kendisini izleyen öğrencileri selamladı. İmamoğlu, vatandaşların ellerinde yükselen bazı dövizlere şu ilginç karşılıkları verdi:

DÖVİZLERE KAYITSIZ KALMADI
“Küçük delikanlı diyor ki, ‘Tek umudumuz sensin.’ Şimdi bak; umut ne biliyor musun? Esas umut sensin, sen. Ben sana baktığımda umudu görüyorum, küçük dev adam. ‘Küçükköylü kadınların kalbindesin.’ Eğer size hizmette layık olursak, ne mutlu bize. Allah, bizi bu şehrin bütün hanımefendilerine mahcup etmesin. ‘Hoş geldin metrolar kralı.’ Estağfurullah. Tabii ki metroları yaptık. Bakın söyleyeyim. 122 kilometre diyorlar. 25 yılda yaptıklarının yarısından daha fazlasını, bu kardeşiniz, ekip arkadaşlarıyla 5 yılda yaptı; 65 kilometre. Yani hani adımlasam, nasıl adımlarım bilmiyorum ama; bir gün, bir adımın bir kilometre etmediğini gösterecekler ona ama ne zaman bilmiyorum. ‘Ne sağı, ne solu, tek yol İmamoğlu’ demiş. Bu duyguya layık olmak, benim için dünyanın en güzel şeyi. Nedir biliyor musunuz layık olmak? Şu: Bu toplumun tamamına, görüşleri ne olursa olsun, etnik kökeni, yaşamı, inancı, mezhebi ne olursa olsun, ben, bu şehrin her insanı tarafından eğer rızalık alıyorsam, helallik alıyorsam ne mutlu bana. Dünyanın en mutlu insanı olurum. ’17 bakan geldi de İstanbul’a senin gibi bakan gelmedi.’ Helal olsun hanımefendi, teşekkür ederim. Bakınız tam istediğim afiş bu. ‘Küçükköy’e hoş geldiniz’ diyor, altına da yazıyor; ‘İstanbul’un muhafızları.”

“BEN BU SEÇİMİ NİYE SEVİYORUM BİLİYOR MUSUNUZ?”
Seçimlere çık kısa bir süre kaldığını hatırlatan İmamoğlu, rakibi Murat Kurum’a, “31 Mart’a kaç gün kaldı? Bunu da adımlayayım mı? 1, 2… Yok, dur; perşembe, cuma, cumartesi. 3 gün. Sonra seçim. Ben bu seçimi niye seviyorum biliyor musunuz? Seçimde herkese eşitleniyor. Milyarderi de eşit, bakkalı da eşit. Köftecisi de eşit, bakanı da eşit” göndermesinde bulundu. Eşitlik durumunun, ülkemize Cumhuriyetin hediyesi olduğuna vurgu yapan İmamoğlu, “Bu güzel Türkiye Cumhuriyeti’ne ne kadar minnettar olsak az. Büyük bir minnettarlık borcumuz var. Onu ne yapacağız? Pazar günü, demokrasimizi ve Cumhuriyetimizi korumak için, hepimiz, hep birlikte demokrasi bayramı adına oy kullanmaya gideceğiz” dedi. İmamoğlu, iktidar kanadıyla kendilerinin anlayış farklılığını, “Birisi diyor ki, ‘Ben her şeyi bilirim.’ Her şeyi kendine ait görüyor. Biz de diyoruz ki; şu an konuştuğumuz bütün meseleler, milletimizin meseleleri, milletimize ait olan şeyleri konuşuyoruz. Milletimizin hakkını, milletimize emanet etmek için konuşuyoruz. Yani sizlerin hakkını, kendi hakkı gibi gören anlayışa karşı, bu pazar günü, hepimiz görevimizi yerine getirmekle yükümlüyüz” sözleriyle dile getirdi.

“SEÇİM GELİNCE BUNLARIN BİR ANDA HUYLARI DEĞİŞİYOR”
“Bu millet buyruğu sevmez, emredeni sevmez, talimat vereni sevmez” diyen İmamoğlu, “Bu millet, idareci olanın milletine had bildireni varsa, o idareciyi de sevmez. Öyle değil mi? Zaten güzel Cumhuriyet, bu güzel sistem bize ne şu talimatı vermiş: Cumhuriyetin yöneticileri, vatandaşına karşı had bildiren değil, vatandaşına karşı haddini bilen olmalı” ifadelerini kullandı. Siyasete atıldığı günden beri, güzel dil kullanma prensibinden vazgeçmediğinin altını çizen İmamoğlu, “Seçim gelince bunların bir anda huyları değişiyor. Bunlar, ricada bulunmaya başlıyorlar. Hemen yumuşuyorlar. Öyle mi? Seçimden seçime. Ama seçim bitti mi, ne biliyorlarsa, onu yapıyorlar. Doğru mu? Geçen sene genel seçimde ne dediler? Dediler ki, ‘Biz artık mülakat sistemini kaldıracağız.’ Kalktı mı? Kaldırmazlar. Ama seçim geçti mi, millete efelik yaparlar. Bunlar neden anlarlar biliyor musunuz? Bu anlayışa, bu sandıkta sağlam bir ders verirseniz, Gaziosmanpaşa’da sağlam bir sandık sesi çıkarsa, İstanbul’da sağlam bir sandık sesi çıkarsa, bunlar kendine gelir. ‘Ne yapalım’ diye tutuşurlar” dedi.

“ŞARKININ ADI DEĞİŞTİ: ANKARA’DAN KABİNE GELDİ”
Ankara’dan İstanbul’a taşınan bakanlar konusunu bir kez daha gündemine alan İmamoğlu, şunları söyledi:
– “Hani güzel bir şarkı vardı, ‘Ankara’da abim geldi’ diye. Ben de severim o şarkıyı. Şimdi bu şarkıyı bu sene değiştirdik; ‘Ankara’dan kabine geldi.’ Doğru mu? Bütün kabine burada. Geziyorlar mı? Ekrem İmamoğlu’na karşı çalışıyorlar mı? Biri Pendik’te, biri Sancaktepe’de, birisi Fatih’te, öbürü Bahçelievler’de dolaşıyorlar mı? Hatta şarkı söyleyip, eğlenenler de var gördünüz mü? Bakıyorsun İçişleri Bakanı; bu seçimin güvenliğinden sorumlu. Adalet Bakanı; bu süreçteki olaylardan sorumlu. Sağlık bakanı; sağlıkla ilgili süreçlerden sorumlu. Bakanlıkları boşaltmışlar, koşa koşa gelmişler ve burada, Ekrem İmamoğlu’nun karşısında birleşmişler. Şimdi bunu birkaç tane anlamı var: Bir; adaylarına güvenmiyorlar demek ki. Doğru mu? E o zaman yazık değil mi arkadaşınıza? Yani bakan arkadaşınızı, mahcup duruma düşürmüyor musunuz? İki; bu kadar önemli işleri var Türkiye Cumhuriyeti devletimizin. Her bakanlığın işlerini sayacak değilim; ekonomi, maliye, her konuda… Git enflasyonla uğraş. Git bu şehrin, bu ülkenin seçim güvenliğiyle uğraş. Git sağlıkla ilgili hastanelerde yaşanan sorunlarla ilgilen. Emeklinin maaşıyla ilgilen.”

“BAKANLAR, ALLAH BİLİR, KENDİLERİNE FAZLA MESAİ DE YAZDIRIRLAR”
– Ama bunlar, buraya geliyorlar. Hem de raporlu da gelmiyorlar. Allah bilir, kendilerine fazla mesai de yazdırırlar. Bunlar atanmış arkadaşlar, bunlar kendilerine fazla mesai bile yazdırırlar. Ben, kendi ahlakım gereği, normalde bunları bu kadar konuşmam. Niye biliyor musunuz? Belki içlerinde utanma huyu olan vardır da utanırlar diye konuşuyorum. Utanırlar diye. Yoksa bu kadar konuşmam. Ama utansınlar diye konuşuyorum. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bakanı olmak ne demek ya? İşinize baksanıza. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bakanı ağır olacak. Görevini yapacak. Herkesin ona eşit gözle bakmasını sağlayacaksın. Ama geliyorsun burada seçim çalışması yapıyorsun; bir de şarkılarla, türkülerle anons yaparak. Yazıktır, günahtır. Bu millet o zaman senin seçim güvenliğini sağlıklı bir şekilde yürüteceğinden nasıl emin olacak? Güvenebilir misiniz? Güvenemezsiniz. O bakımdan, kendilerine çeki düzen versinler diye, bunları anlatıyorum.”
“BAKTIK Kİ BUNLAR ÇİZMEYİ AŞIYORLAR, ‘ASKIDA FATURA’ YI BULDUK”
Kendi dönemlerinde, kurum tarihinde ilk olan uygulamalarının ve önümüzdeki dönemde yapacakları hizmetlerin kısa dökümlerini yapan İmamoğlu, “Hatırlıyor musunuz pandemiyi? Pandemide, insanlarımızın ihtiyaçlarını karşılamak üzere topladığımız bağışlara el koydular; hatırlıyor musunuz? Baktık ki bunlar bu kadar çizmeyi aşıyorlar, mucizevi bir şey bulduk. ‘Askıda Fatura’yı bulduk. 600 bin insanın faturası ödendi. Alan el, veren eli görmedi. Öyle bir vicdan köprüsü kurduk ki, dünya bu yaptığımızı alkışladı. Onun için biz bu dönem, şehrimize nefes aldırdık. Biz bu şehre, bereket getirdik. Niye biliyor musunuz bereket geldi? Milletin parasını millete verdik. Onun için bereket geldi. Bir avuç insana değil, milletin parasını millete verdik” diye konuştu.
“OYLARINIZI, GÜÇLERİNİZİ, YÜREKLERİNİZİ, ENERJİNİZİ BİRLEŞTİRMEYE HAZIR MIYIZ?”
Vatandaşları, seçim gününe kadar çalışmaya ve sandıklarda görev almaya davet eden İmamoğlu, konuşmasını özetle şu sözlerle tamamladı:
“Bu seçimi bir siyasi parti kazanmayacak. Bu seçimi, Küçükköylüler kazanacak. Bu seçimi, Gaziosmanpaşalılar kazanacak. Bu seçimi, bu şehrin çocukları kazanacak, bu şehrin gençleri kazanacak, bu şehrin hanımefendileri kazanacak. Dolayısıyla, millet kazanacak, millet. O nedenle okullarınızdan ayrılmayın. O günü orada, demokrasi şöleni gibi geçirmeye hazır mıyız? Oylarınızı, güçlerinizi, yüreklerinizi, enerjinizi birleştirmeye hazır mıyız? İsrafa, ihanete karşı gelmeye hazır mıyız? Size çok zor bir soru soracağım. Sorayım mı? Kanal mı, İstanbul mu? O zaman pazar günü ne yapıyoruz? Kanal hayali kuranlara diyoruz ki; ‘Güle güle, güle güle. 16 milyon İstanbul muhafızı var.’ Size söz veriyorum. 1 Nisan günü bu kardeşiniz, siz yetki verirseniz, Yaradan nasip ederse, Allah sağlık, sıhhat verirse, sizlere söz veriyorum, ant içiyorum. Hakan Bahçetepe ve bütün arkadaşlarımla ahlaklı, erdemli, halkı için çalışan, kalka hizmetin, Hakk’a hizmet olduğunu bilen ahlaklı bir süreci, daha güçlü bir icraatı sizlere var etmek için -değil atan karınca- gece-gündüz çalışmaya hazır Belediye Başkanınız olacağım. Size söz veriyorum. Size söz veriyorum. Ant içiyorum. Son söz: Onlar ne diyor? ‘Tam gaz geri.’ Biz ne diyoruz? Tam yol ileri.”
]]>‘YÜZDE 32 BAŞARI OLUR’
ABB Başkanı Mansur Yavaş’ın yüksek bir oy oranıyla seçimi kazanacağını, İstanbul Adayı Ekrem İmamoğlu’nun canla-başla çalıştığını, belirten Mustafa Sarıgül şöyle konuştu: “Partimize, Türkiye çapında yüzde 30-32 oy çıkarsa bizim için büyük bir başarı olur. Bu hafta çok önemli. Tüm belediye başkan adaylarımızdan ricam, özellikle en güçlü olduğumuz bölgelere gitsinler, oradaki bizim seçmenleri kemikleştirsinler, bölgedeki arkadaşlara, ‘Sizden bir ricam, hepiniz tek tek Türkiye’nin neresinde oturursa otursun ister İzmir’de ister Şişli’de isterse Erzincan’da bir telefon açacaksınız ve CHP’ye oy vermeyen bir arkadaşınızı oy vermesi için ikna edeceksiniz. Bu süreçte olaylardan, provokasyonlardan uzak dursunlar.
‘KAVGADAN UZAK DURSUNLAR’
CHP’li kavga çıkarıyor, huzuru bozuyor gibi bir kampanya yapmaya çalışıyorlar. Bunlara kesinlikle ve kesinlikle izin vermeyelim. Bayrağımıza, toprağımıza bağlı, ulusal birliğimizden ayrılmayan, inançlarımıza saygı gösteren, din, dil, ırk, kültür, mezhep farkı gözetmeyen ‘Muharrem ayı da bizim, Ramazan ayı da bizim’ diyen bütün yurttaşlarımızdan oy istesinler, güler yüzü elden bırakmasınlar. Bu hafta içinde kendi bölgelerinde en az iki kez görkemli toplantı yapsınlar. Yüzde 2-3 civarında olan kararsız seçmen kararını güçlüden yana verecektir. O gücü arkadaşlarımız yansıtırsa inanın ki son derece değerli ve son derece başarılı olur.”

Mustafa Sarıgül, Medya Grubu Ankara Temsilcisimiz Saygı Öztürk’ün sorularını yanıtladı.
İktidar devletin gücünü kullanamaz
Büyükşehir belediyelerinin seçim için market alış-veriş kartları göndermesini etik bulmadıklarını anlatan Sarıgül şu eleştiriyi yaptı: “Bugün iktidarda bulunanlar, yarın muhalefete düştükleri zaman kendilerine nasıl davranılmasını istiyorsa öyle davranmaları lazım. İnsanlar ömür boyu iktidarda kalmaz. Demokrasilerde böyle bir şey yok. Halkın size vermiş olduğu yetkiyi devlet gücü olarak kullanıyorsunuz, tüyü bitmemiş yetimin hakkıyla o vergilerle alınan parayı emekliye, engelliye vermiyorsunuz. İktidara yakın vakıflara Devlet eliyle kaynaklar aktarılıyor. Hiç değilse seçime iki ay kala bu tür destekler durdurulmalı. Aile Bakanlığı’nın yaptığı sosyal yardımlar, Cumhurbaşkanının adı kullanılarak ve partilerinin adayına oy verilmesi istenerek dağıtılıyor. Bunlar hoş bir olay değil.”
Anayasa %100’ü kucaklamalı
Cumhur ittifakının, yeni dönemde Anayasa değişikliği başlatmasının beklendiğini anlatan Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, “Nasıl bir Anayasa” olması gerektiğine şöyle açıkladı: “Anayasa Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusudur. Senin anayasan, benim anayasam olmaz. Anayasalar toplumsal uzlaşmadır. Anayasa’yı yüzde 51 oyla geçirebilirsiniz ama o zaman yüzde 49’u ne yapacaksınız? Şöyle bir şey diyorsak ‘Yüzde 49-yüzde 50 benim. Siz ne yaparsanız yapın.’ Bu da demokrasi adına etik bir şey olmaz. Benim yıllardan beri almış olduğum siyasi terbiye, yurttaşlarımız bize oy versin, vermesin yüzde 30-40’ını değil, inşallah yüzde 100’ünü kucaklamak ve yüzde 100’ünün yüzünü güldürmektir. Fransa’da, İngiltere’de, Danimarka’da hiç anayasa konuşulmuyor, hep Türkiye’de anayasa konuşuluyor. Zamanı gelince hep birlikte anayasayı planlayalım. Anayasa kardeşlik hukuku olsun, toplumsal barış olsun ve hepimizin 600 milletvekilinin ‘Evet bu bizim anayasamız’ diyebileceği bir demokratik olgunluğu inşallah yakalarız.”
Başkanların vaatlerine ne demeli!
Mevcut belediye başkanlarının bazılarının vaatleri üzerinde duran Sarıgül, “Tavuk suyu içer Allah’a bakar sen 15 yıldır belediye başkanısın 20 yıldır belediye başkanısın bugüne kadar yapmadın da şimdi ne yapacaksın? Bu vaatlerin çoğu CHP’li belediye başkan adayları kendi projelerini açıklayınca diğer partiler yani büyük bir bölümünü yöneten AK Parti Belediye Başkanı adayları da gerçekten hiç ayağı yere basmayan bir çok proje açıklıyorlar. Ben de bunları kesinlikle doğru bulmuyorum” dedi.
]]>“NE OLUR BİRAZ EMPATİ, NE OLUR BİRAZ HAYAL EDİN”
Akşener, yaptığı konuşmada şunları söyledi:
* “Maalesef Gazze’de, maalesef Doğu Türkistan’da Müslüman kardeşlerimiz, onların çocukları, soydaşlarımız, şu anda katil Netanyahu’nun elinde, kıyım kıyım kıyılıyor, Çin mezalimi altında en ağır işkenceleri görüyor. Değerli Kütahyalılar bir hayal edin, o evin babasısınız, çaresizsiniz. Katil Netanyahu bombaları atıyor, Müslüman alemi kolunu, elini, parmağını kıpırdatmıyor, gözünüzün önünde çocuğunuz parçalanıyor ve siz çaresizsiniz. Yazıklar olsun, o zengin Müslümanlara. Kütahyalılar hayal edin, Türkistan’dasınız, sizi aldılar, kampa götürdüler. Eşinizi, kızınızı, oğlunuzu aldılar, gelininiz evde yalnız ve 2 Çinli erkeği zorunlu olarak o eve iskan ettiler. Ne yaparsınız?
* Ne olur biraz empati, ne olur biraz hayal edin. Torunlarınız kamplarda Çinlileştirilirken, kızınızın, gelininizin, eşinizin bulunduğu eve 2 Çinli adam konuluyor. Bunların hepsine susanları, Cenabıallah kahretsin. Allah kahru perişan eylesin. Suudi Arabistan’ından Mısır’ına, Arap ülkelerinin tümü hepsi zenginlikten ölüyor. Kimse parmağını kıpırdatmıyor, Gazze için. Şimdi bunu sizlerin vicdanına etmek isterim.”
EMEKLİLER, ATANAMAYAN ÖĞRETMENLER
Emekliler, atanamayan öğretmenler ve mülakatların kaldırılmasıyla ilgili konuları yakından takip ettiklerini de belirten Akşener, hükümetin politikalarını eleştirdi. Seçime sayılı günler kaldığını anımsatan Akşener, şunları söyledi:
* “Bu seçime giderken üç konuyu devamlı konuştum. Birincisi emekliler. Emekliler aç, aç. 10 bin lira emekli maaşı alan bir insan bir evi geçindiremez. Kira verse ölür, kira vermese de aç kalır. Şimdi diyoruz ki; Sayın Erdoğan her şey senin iki dudağının arasında, şimdi bayram ikramiyesini işçilere 7 bin lira yapacaksın. Emeklilere bayram ikramiyesini 7 bin lira yaptıktan sonra 11 bin lira derhal seyyanen zam vereceksin. Emeklinin maaşını asgari ücret seviyesine çıkaracaksın. Evet, ben bunu her gün söylüyorum. Her söylediğimde de bir cevap geliyor, bütçe buna uygun değil.
* Peki, Sayın Erdoğan, siz çeteler meteler o kadar büyüdü ki, yandaşlarınızın vergilerini silerken para var, emekliye gelince mi yok? Suriyelilere para var, emeklilere gelince mi yok? Bunu vereceksin. Siz bunu vereceksiniz, emekliyi mutlu edeceksiniz, sonra hep beraber emeklinin oyununa talip olacağız. Ama siz bunu vermediğimiz takdirde, ben Meral Akşener olarak sizlerin emeklilerine oyuna talibim ve size söz veriyorum, bu hakkınızı söke söke alacağım. İkinci sırada atanamayan öğretmenler var. Türkiye’de pek çok okul açıldı. İnsanlar, çocuklarımız kazandı, dediler. Aileler ceplerinden, rızklarından kestiler ve o çocukları okuttular. Mezun oldular. Çocuklar tayin olmuyor.
* Neymiş öğretmen fazlasıymış, kim yetiştirdi, sen yetiştirdin kardeşim. Yine 2023 seçimlerine giderken biz dedik ki, bütün siyasi partiler, Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında 100 bin öğretmen daha alacağız. Seçimi kazandı abiler, derhal unuttular. Sayın Erdoğan buradan sana sesleniyorum; bu 100 bin öğretmeni derhal tayin edeceksin. Ettin ettin, etmedin bütün öğretmen kardeşlerimin oyuna talibim. Üçüncüsü, mülakatın kaldırılması. 2023’te bunu da herkes söyledi. Şimdi her şehirde görüyorum, her ilçede görüyorum. Şu anda aramızda da vardır. 87 puanlı çocuğu mülakatta elenmiş, 73 puanlı arkadaş mülakatı kazanmış, tayin olmuş. Bu mülakat meselesini derhal kaldıracaksın.”
]]>“SEÇİMİ AYAK OYUNLARIYLA KAZANMAYA ÇALIŞIYORLAR”
İmamoğlu özetle şunları söyledi:
“Bir hafta sonra sandığa gidiyoruz. Sandıktan çıkacak sonuç hepimizin başının üstüne. Biz milletçe seçim sonuçlarını saygıyla karşılamayı biliriz. Ama bu ülkede sonuçları beğenmediği zaman seçimleri yok sayan bir anlayış var. Hatırlıyoruz değil mi? 2019’da aynı zarftan 4 pusula çıkarıp sadece birini geçersiz sayan o anlayışı hatırlıyoruz değil mi? Seçimi iptal ettirdi. Bununla yetinmedi. Bizim çalmakla suçladı. Sandık görevlilerini terörist ilan etti. Ama ne yaparlarsa yapsınlar kendilerine döndü. Mahkemeden döndü. Milletten döndü milletten. Millet onlara yalanlarının, iftiralarının bedellerini ödetti. Hep söyledik. O iftiraları, yalanları söylemeyin. Kazanmak için her yol mübahtır demeyin. Onlar ne yaptılar? Yalanları söylediler, iftiraları attılar. Seçim bitti. 806 bin oy fark yediler. Millet gereken cevabı verdi. Hiçbir şey yokmuş gibi seçimden sonra ‘siyaseten söyledik’ dediler. Birine siyasete yalan söylenir mi? Birine siyaseten iftira atılır mı? Biz çocuklarımıza ilk yalan konuşmamayı öğretiriz. Koca koca adamlar yalan söylemeye, iftira atmayı…. İşte bu zihniyet değişmedi. 2019’da neyseler bugün de aynısını yapıyorlar. Dürüst ve adil değildiler, bugün de değiller. O zaman da demokrat değildiler, bugün de değillerdi. O zaman da kumpas yaptılar. Öyle değil mi? Bugün de yapıyorlar. Kurgular, kışkırtmalar… Seçimi bütün bu ayak oyunlarıyla kazanmaya çalışıyorlar. Ama 31 Mart yalanla, iftirayla, milleti bölmeye, ayrıştırmaya dayalı siyaseti tarihe gömme günü. Onların hepsini tarihe gömeceğiz.”

“PARTİZANLARI DEĞİL BELEDİYECİLİK YAPANLARI SEÇECEKSİNİZ”
“Onlar, ayrımcılık yapıyorlar. Ama siz ayrımcılık yapanı değil, birleştireni seçeceksiniz. Onlar particilik, partizanlık yapıyorlar. Ama siz partizanları değil belediyecilik yapanı seçeceksiniz. Çünkü siz farkı gördünüz. İcraat nasıl yapılır gördünüz. Onlar gibi yapmadık. Silivri başka partili deyip görmezden gelmedik. Bazı konularda bizi yok saysalar da, arkamızdan kötü konuşsalar da, ekranda siyaset yapsalar da biz Silivri halkına hizmet etmekte en önde koştuk. 39 ilçede de aynısını yaptık. Şimdi icraatçı, halkçı, cumhuriyetçi, vatandaşını seven, insanını seven, siyasi talimat geldiğinde pıt deyip susan değil, vatandaşının hakkını arayan hukukunu koruyan bir belediye başkanı İstanbul’da.
Biz kim hangi partiden, hangi görüşten, hangi inançtan dönüp bakmadık, bakmayız. Böyle bir şeyi aklımızın ucuna getirmeyiz. Canla başla çalışırız. O sayede biz Silivri’yi 5 yılda yıllardır görmediği hizmetleri size sunduk.”

İSTANBUL’DAKİ BAKANLARA TEPKİ: ADAYINIZI BU KADAR KÜÇÜK DÜŞÜRMEYİN
“Eskiden güzel bir şarkı vardı; ‘Ankara’dan abim geldi’ diye. Şimdi ne duyuyoruz? Bunlar şimdi toplanmışlar Ankara’dan İstanbul’a gelmişler. Bütün bakanlar burada. Sanki Türkiye’nin dış ilişkilerle ilgili hiçbir sorunu yok. Dışişleri Bakanı burada. İçişleri Bakanı burada. Yetmez, Sağlık Bakanı burada. Daha da yetmez. Adalet Bakanı burada. Yahu hepiniz toplandınız, geldiniz. Hepiniz gelin önemli değil. Ama adayınıza yazık, adayınıza. Bu kadar küçük düşürmeyin. Ankara’da toplanmış gelmişler. E iyi yapmışlar, hoş gelmişler. Ne biliyor musunuz? Bunların derdi milletin seçim kazanması değil. Bunların derdi bir avuç insanın seçim kazanması. Korkuyorlar. En çok de neyden korkuyorlar biliyor musunuz? Bir kişiye hesap verememekten. Bizim bir tek Allah korkumuz var. Bir de milletimize mahcup olma korkumuz var. Onun dışında Allah kulundan korkmayız biz. Biz 100 yıl önce bu topraklara cumhuriyeti emanet eden,’Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün ışığından giden cumhuriyetin, milletin evlatlarıyız. O yoldan hiç vazgeçmeyeceğiz.”
“LİSTEYİ VERSENİZ OKUYAMAZ”
“Bunların belediyecilik notu sıfır. Ama biz Allah’ın izniyle sizlere güzel hizmetler verdik. Vermeye devam edeceğiz. Selimpaşa’dan Ortaköy’e, Kadıköy’den Çanta’ya, Seymen’den Silivri’nin merkezine… Ben bu köylerin hepsini sayarım ha. O bir tane sayamaz onu söyleyeyim. Listeyi verseniz okuyamaz. Vallahi bak; Ortaköy deseniz zanneder ki bu Beşiktaş’taki Ortaköy, üstünü çizer. Kadıköy deseniz öbür Kadıköy zanneder, üstünü çizer. Arkadaşlar yanlış yazmışlar der. Neyse daha fazla bahsetmeyelim. Şimdi onun da canını sıkmayalım. İnşallah 31 Mart’ı çıkarsın. Bir hayat dersi alsın. Zaten Sayın Cumhurbaşkanı ona ne dedi? ‘O metrolara sahip çık’ dedi. Yahu sanki kendi babasının malına sahip çıkacak. Onu yapan bakanlık kimin? Milletin, benim, senin. Bizim yaptığımız metrolar kimin? Senin, benim, milletin. Ben da dedim ki, yeni görevi belli oldu. İstanbul merkezden Gayrettepe’den Halkalı’dan İstanbul Havalimanı’na gidecek metroların herhalde güvenlik şefi yapacak onu dedim. Bu kadar anlayışları bozulmuş bir düzenin artık kendi görevlerini hatırlama zamanı. Onun için 31 bunlara hak ettikleri notu verecek misiniz? Tabii ki sıfır değil mi?”

“ONLAR KANAL DİYOR, BİZ İSTANBUL”
“Onlar rantçı, ‘illa da kanal yapacağız’ diyorlar. Onlar kanal diyor, biz İstanbul diyoruz. Yatıyorlar, kalkıyorlar kanal. Gündemlerinde yokmuş gibi davranıyorlar ama inanmayın. Çünkü onlar Kanal İstanbul’u yapmaya mecburdurlar. Ne büyükşehir adayları ‘kanala karşıyım’ diyebilir, ne de Silivri’deki, ne başka bir yerdeki. Diyemezler, korkarlar fırça yerler diye. Onun için ihalelere devam ediyorlar. Verilmiş sözleri var, taahhütleri var. Hem de çoğu yurt dışından. Buradan da değil. Ondan İstanbul’un kaynaklarını yerli, yabancı bir avuç insana aktarmaya çalışıyorlar. Vatandaşa kaşıkla verdiklerini kepçeyle geri alıyorlar. Size söz, şad olsun; görevimin son anına kadar milletimin en zor anında yanında olacağım. Milletin parasını, millete vereceğiz. Ben halka ait alanları halka açacağım. Ben İstanbul’un muhafızı olmayı, bu şehrin doğal ve tarihi zenginliklerine gözüm gibi bakmayı bilirim. Siz beni bu şehri; israftan, ranttan, ihanetten koruyayım diye iş başına getirdiniz. Öyle değil mi? Ben sizin yüzünüzü kara çıkarmayacağım. Yeter ki siz, bizim arkamızda durun. Bizi engellemeye çalıştılar. Başaramayacaklar. Yeter ki siz onlara izin vermeyin. Yeter ki siz 31 Mart’ta israfçıları tarihe gömün. Yeter ki siz rantçıları tarihe gömün. Bir daha israf, rant diyen insanlar İstanbul’da göreve gelemeyecekler. İstanbul’da bir daha ihaneti gözünden okuduğunuz hiç kimseyi bu şehirde yönetime getirmeyeceksiniz. Bu şehir artık bağışıklık kazandı. Bu virüslere karşı bağışıklık kazandı. Beş yıl boyunca bunu öğrendi. Dolayısıyla bir avuç insana çalışana asla oy vermeyin.”
]]>Vatandaşlar, yol boyunca İmamoğlu ve Özmen’e sevgi gösterilerinde bulundu. İmamoğlu, bazı noktalarda otobüsün önünü kesen vatandaşlara ve okuldan ayrılan öğrencilere kısa konuşmalar yaptı. Eyüpsultan’dan Beyoğlu’na geçen İmamoğlu, CHP Beyoğlu Belediye Başkan Adayı İnan Güney ile birlikte Kasımpaşa Kızılay Meydanı’nda halkla buluştu.

“HAYAT DERSİ VERİYORUZ”
Kalabalığın ellerindeki dövizleri tek tek okuyan İmamoğlu, şunları söyledi:
* “Buraya gelirken, bu acemi, dersine çalışmayan aday demiş ki, -hoşuma gitti- ‘Sen git köfteci dükkanını işlet’ demiş. Hani benim 21 yaşında köfteci dükkanım vardı ya. Şimdi nedir mesele biliyor musunuz? Keşke o da benim yaşımda, 21 yaşında köfteci dükkanı çalıştırsaydı, kıymanın ne olduğunu bilirdi, etin ne olduğunu bilirdi. Pazarcının, marulun, salatanın nasıl yapıldığını, bulaşığın nasıl yıkandığını bilirdi. Bunları bilmediği için, hayatı öğrenmediği için, hayatı bilmediği için… Şu anda aslında hayatının en büyük hayat dersini veriyoruz ona, hep birlikte. Hayatı öğreniyor. Emekliyi öğreniyor, kadını öğreniyor, anneyi öğreniyor, çocuğu öğreniyor. Bunları bilmediği için, bugün bu durumda.
“MERTÇE BİR YARIŞ İSTİYORUZ”
* Siyaset bir hizmet yolculuğudur. Hizmeti yaparsınız, hizmet sizi insanlarla buluşturur, hizmet sizi insanlarla coşturur. Daha sonra, daha fazla hizmet yaparsınız. Ama siyasetin yolu sizi uzaklaştırırsa, yani Kasımpaşa sokaklarında gezerken, vatandaşla dolaşabilmek yerine, vatandaştan uzaklaştırırsa o siyasetin bana da faydası yok, o siyasetin vatandaşa da faydası yok. Ben hep söylüyorum; insanlarından uzaklaşan, insanlarından uzak olanın, halka hizmet etme şansı yok sevgili dostlar. Sevgili Kasımpaşalılar, inanın eşit, adil mertçe bir seçim yarışı istiyoruz biz. Mertçe olsun. Kasımpaşa’nın bir tarafı da nedir? Mertliktir. Öyle değil mi İnan Başkan? Başka bir şeyle anılmaz. Yiğitliktir, mertliktir. Eş, dost hakkı, komşu hakkı, vatandaş hakkını korur. Biz de mertçe bir yarış istiyoruz. Bu, karar vericisinin milletin olduğu, aynı zamanda demokratik de bir yarıştır. Seçim öyle olmalı.

“İFTİRALARI, KUMPASLARI DURDURMUYORLAR”
* Kampanyaları vatandaşı ikna etmek için yaparsın. Kendini anlatırsın, projelerini anlatırsın. Aynı zamanda başka hususlar var ise ifade etmek istediğin devletine, milletine dair, onu anlatırsın. ‘Ben daha çok çalışacağım’ dersin. ‘Ben sana daha iyi hizmet edeceğim’ dersin. ‘O yüzden beni tercih et’ dersin. Kampanya öyle yapılır. Vaatlerin reklamı yapılır. Reklam filmi çekilir. Vaatleri için ama. Yani otobüs yandırmak için, yanarken otobüs çekmek için kumpas filmleri çekmezsin. Yaptığın icraatların tanıtımlarını yaparsın. Sonra da dersin ki; millet karar versin. Bu kadar basit.
* Hele hele yerel seçimler, genel seçimlere hiç benzemez. O zaman millet, çoğu zaman partisinden çok belediye başkan adayına bakar. Memnunsa devam eder, değilse yeni birini seçer. Ki inşallah Beyoğlu’nda öyle olacak, İnan Başkan seçilecek. Türkiye’de ne yazık ki seçim süreçlerini kirlettiler. Seçim kazanmak için her yol mubah sayıldı. İftira atmıyorlar mı? Kumpas kurmuyorlar mı? İftiraları, kumpasları durdurmuyorlar.

“KUL HAKKI DEĞİL Mİ BU?”
* Pek çok yalana, pek çok iftiralara maruz bırakıldık. 5 yıl önce de bunu yaşadık, hatırlar mısınız? Baktılar ki iş tehlikeye giriyor, Ekrem’in adına demediklerini bırakmadılar. Hatırlayın; Ramazan’ın ilk iftarını Sultanbeyli’de açarken, iftar sofrasında seçimin iptal edildiğini öğrendim. Seçimi haksızca, hukuksuzca elimizden aldılar. O seçimin iptalinden önce ve sonra, peş peşe iftiralar sıraladılar. Allah’ım Allah’ım; nasıl peş peşe yani! Sayın Cumhurbaşkanı, rakibim olan Sayın Binali Yıldırım, bakanları… Neredeyse herkes. Ne dediler? ‘Çaldılar’ dediler. ‘Hırsız’ dediler, ‘hırsızlar’ dediler.
* Hatta bir bakanı, çıkıp televizyonda aynen şöyle ciddi ciddi anlattı. Dedi ki, ‘Sandıklarda 700 tane terörist tespit ettik’ dedi. Hatırlıyor musunuz? Hani terörist? Hani hırsız? Bir kişi yakalanmaz mı? Bakın; kolayı unutuyoruz. Bunları unutmayalım. Bir tane terörist yok. Bir tane, bir tane hırsız yok. Bir tane düzenbaz yok. E peki bunları söyleyene ne oldu? Bunları söyleyen, bu iftiraları atana ne oldu? Ayıp değil mi? Kul hakkı değil mi bu? Ramazan ayındayız. Bakın; o kadar dava açtılar. Peki niye bir tane adam suçlu bulunmadı? Ya bir kişi, bir kişi hapse girer değil mi?

“SATANIN İFADESİ ORADA, ALANIN İFADESİ BELLİ… KIVIR KIVIR KIVRANIYORLAR”
* Sonra ne dediler hatırlayın; ‘Söylediklerimiz hukuki değildi, siyasiydi. Yani şimdi şurada ben birisine siyaseten ‘hırsız’ diyeceğim. Böyle bir şey denir mi birine? Denmez. Ya da birisi bana gelecek yüzüme, ‘Hırsız dedim ama siyaseten’ dedim. Hadi oradan. Hadi oradan. Bakın bu olmaz. Bu, ahlak dışı bir durum. Sen bunu niye yapıyorsun? Seçimi kazanmak için! Seçimi kazanmak için, ben bir Allah’ın kulunu bile bile yalanla, iftirayla, kalbini kıracak olsam, siyaseti bırakırım. Yalanla, iftirayla siyaseti, partizanlığı en başa koyan akla, ben karşıyım kardeşim. Kul hakkı yiyene karşıyım ben. Kul hakkı yediler.
* Şimdi görüyorum ki; bu kul hakkı yeme işi, bu kaset işi, kumpas işi onlarda huy olmuş. Çünkü bu seçim gündeminde de şimdi de iftiralara başladılar. Farkında mısınız; sabahtan akşama kumpaslar hem de mübarek Ramazan ayında yine devam ediyor. Bundan 4,5 yıl önce, il binasının satın alma olayını, sanki dün olmuş gibi… Bakın; bunlar bu kadar sinsi ha. 4,5 yıl önce olmuş olay. Sanki dün olmuş gibi, çevirip duruyorlar. Sanki çok gizli bir konuymuş gibi millete duyurmaya çalışıyorlar. Satanın ifadesi orada, alanın ifadesi belli. Zaten millet de sizin bu kumpaslarınıza hiç yüz vermedi. Vermeyecek. O yüzden kıvır kıvır kıvranıyorlar. Hiç devletin en başına yakışır mı bunları göstermek?

“KARDA LEKE OLUR, BİZDE OLMAZ”
* Zaten talimatlarınızla 5 yıldır İBB’nin bir kapısından müfettişler giriyor, öbüründen çıkıyor. Öbüründen çıkarken öbür tarafından giriyor. Didik didik ettiniz, Ekrem İmamoğlu’nda bir şey bulamadınız. Biz, 5 yıldır denetlediğiniz bir belediyeyiz. Hiçbir şey bulamadınız. Karda leke olur, bizde olmaz. Onun için size söyleyeyim. Bunlar yalanlarında boğulacak. Onlar neyi kapatıyorlar şimdi aklı sıra biliyor musunuz? Benim emekli annem perişanmış, emekli ağabeyin perişanmış; kimin umurunda? Bunu umursamıyorlar. 11 ay önce seçimde, ‘Mülakat kalkacak’ dediler mi? Hani? Hani 11 ay? Söz verdin, yapmadın. Umurunda değil.
* Bakın mülakatı kaldırmak, Cumhurbaşkanlığına biz dosya yolluyoruz da imzalanmıyor ya, öyle bir şey de değil yani. Mülakat kaldırmak, talimat verdin mi kalkıyor. ‘Mülakatı kaldırdım’ diyeceksin, kalkacak. En kolay iş. Niye demiyorsun? Ben size bir şey söyleyeyim mi? Bu kadar işlerini ihmal etmişler, üstünü kapatmaya çalışıyorlar. Bakın çok söze gerek yok. Sadece şunu söylüyorum: Sözünü tutmamanın o ağırlığı altında eziliyorlar. Şimdi mülakatı kaldırsa ne olacak? Bu milletin çocukları, alın teriyle hak ettikleri makama gelecek mi? Onu engellemek için kaldırmıyorlar. Ondan korkuyorlar. Ama Atatürk’e ağız dolusu hakaret eden kişinin bütün sülalesi kurumlarda ya müdür ya daire başkanı ya milletvekili. Öyle değil mi?

“MİLLETİN SESİ DEĞİL, MİLLETİ KANDIRMA MAKİNESİ”
* Bu milleti geçim derdi almış başını gitmiş… Bunların televizyonları var biliyorsunuz değil mi? Hepsi, kaç tanesi hayat pahalılığının haberini yapıyor? Milletine bu kadar yabancılaşmış bir medya, yeryüzünde yok. Hani basın milletin sesidir. Bunların kendi basınları var ya, kendi basınları. Milletin sesi değil, milleti kandırma makinesi. Bakın millet, ‘Ekonomi kötü’ diyor, feryat ediyor; bunlar havanda su dövüyor. Talimat geliyor; ‘Sakın ekonomiyi, hayat pahalılığını demeyin. Siz televizyonlarda boş muhabbetler yapın.’ Bunların tüm millete faydası yok, onu söyleyeyim. Bakın size de hiç yok.
* Dün, dünyanın en önemli haber ajanslarından birisi, Türkiye’de medyanın güvenilirlik raporunu yayınladı. Bahsedeyim mi size? En güvenilmez dört yayın kuruluşundan üçünü sıralayayım mı? A Haber, Sabah, ATV. Hiç şaşırdınız mı? Zaten onların şanı, yalan ve iftiradan geliyor. Ama o listede hepimizi üzecek, bize de ait olan bir kurum daha var. O da ne biliyor musunuz? TRT. Evet. Dünyada önemli bir kuruluşun yaptığı araştırmada, 4 güvenilmez medya kuruluşunun arasında TRT var. O TRT, bizim malımız. Ama başına geçmiş bir adam; yalakalık yapacak, partizanlık yapacak, siyasetin emir kulu olacak diye, bize ait olan kurumu rezil rüsva ediyorlar. Kamunun televizyonu, kendi ülkesinde en güvenilmez bir kurum olabilir mi? Biraz utanma olsa, biraz utansalar… Ama utanmazlar söyleyeyim size. Bunlar utanmazlar.

“ONLARIN DERDİ BAŞKA”
* Bu seçim -yine şaşırmıyoruz- mertçe geçmiyor. Kıymetli dostlar, 10 gün sonra sandığa gideceksiniz. Vereceğiniz oy ne biliyor musunuz? Vereceğiniz oy, önünüzdeki 5 yılın en önemli kararı. 5 yılınızı ipotek altına alacak. Yalnız sizin değil, ailenizin, sevdiklerinizin, çocuklarınızın 5 yılı söz konusu. Çok önemli bir karar bu. İyi düşünmeniz lazım. Aslında meselenin özü basit. Onun için size meselenin özünü unutturmak istiyorlar. Kafanız karışsın istiyorlar. Dikkat dağıtmak istiyorlar. Meselenin özünün ne olduğunu siz herkesten iyi biliyorsunuz.
* Birincisi; tabii ki işinize gelen, günün sorunlarını çözüme kavuşturan, fakirin, yoksulluğun, çocuğun, kadının, gencin yanında olan, çevreyi düzene sokan, 3-5 insanın imar rantıyla uğraşmayan, milletin çıkarını savunan belediye başkanı seçmek. Doğru mu? İkincisi de bugünün esas konusu… Hayat pahalılığı ne kadar artacak diye dert etmiyor musunuz? Borçlar nasıl ödenecek? Bakın; çocuğa, toruna nasıl harçlık verilecek diye, dert etmiyor musunuz? İşte meselenin özü bu. 3 kuruş paranın hesabını yapmadan, şöyle gönlünüzce, huzur içerisinde tek bir gün bile geçiremezken, vatandaşın başka nesi olsun? Meselenin özü bu iken, onların derdi başka.

“ONLARIN DERDİ, SİZİN GEÇİM SIKINTINIZ DEĞİL”
* Onların derdi, sizin geçim sıkıntınız değil. Sandıkta buna göre oy kullanacaksınız. Bakın; 5 yıl boyunca siz geçim derdiyle uğraşırken, hükümeti hiç yanınızda hissettiniz mi? Hükümet, ne yaptı? Bir verdiyse 10’u geri aldı. Ekonomiyi batırdı. Enflasyonu üç haneli rakama getirdi. Onlar, ekonomiyi batırıp, pahalılığı yaratanlar. O bakımdan, siz geçim derdiyle uğraşırken, İstanbulluların yanı başında her zaman biz olmaya gayret ettik. Sizin yanınızdan hiç ayrılmadık. Hiç ayrılmayacağız yanınızdan, hiçbir zaman ayrılmayacağız. Ve biz göreve gelirken, geçim derdinizi hissettiğimiz için, onlar 2019’da ağzına bile almazken, biz, sosyal yardımlarımızı anlattık. Hayatlarınızı biraz rahatlatabilmek için, ne gerekiyorsa yaptık? Sizin paranızı, yani milletin parasını yine millete verdik.
“YENİ DESTEKLERİ HAYATA GEÇİRECEĞİZ”
* Yüz binlerce ihtiyaç sahibi haneye, İstanbulkart aracılığıyla doğrudan nakit desteği sağladık. Yüz binlerce haneye evlilik desteği, gıda desteği, yenidoğan desteği gibi yardımlarda bulunduk. Halk Ekmek üretimini ve satış noktalarını görülmemiş ölçüde arttırdık. 257 bin çocuğa Halk Süt dağıttık. 650 bin annenin cebine Anne Kart koyduk. Toplam 300 bin öğrenciye burs dağıttık. Onlar 2 tane, 3 tane kişiye burs verdiler, torpilli burs. Biz, milletin evlatlarına, 300 bin gencimize burs dağıttık. Yüz binlerce çocuğumuza beslenme ve eğitim desteği verdik. İBB tarihinde, ilk kez kreşleri biz yaptık. Yurtları biz yaptık. Kent Lokantalarını biz açtık. İstihdam Ofislerini biz açtık. Milyonlarca İstanbullunun geçim sıkıntısını hafiflettik. Önümüzdeki dönemde de bunu daha da katlayacağız. Daha da fazla vermek zorundayız. Çünkü ekonomiyi batırmaya devam ediyorlar. Milletin parasını, millete dağıtmaya, millete vermeye devam edeceğiz. Sosyal desteklerimizin parasal miktarını da sayısını da arttıracağız. Yeni destekleri hayata geçireceğiz.
“30 YILDIR NE YAPTILAR KASIMPAŞA’YA?”
* 30 yıldır ne yaptılar Kasımpaşa’ya? Hani Kasımpaşa canıydı, ciğeriydi? Ne yaptılar? Beyoğlu bir şey yaptı mı? İBB yaptı mı? Biz, yaptık. Bakın; Kasımpaşa’yı iyileştiriyoruz. Sizi sahille buluşturuyoruz. Sahili yapıyoruz. Bir yandan Piyalepaşa’dan buraya doğru geliyoruz. İnan Güney’i seçtiğinizde, biz Kasımpaşa’yı pırlanta yapacağız, pırlanta. Onun ailesi de İnan Güney’e oy verecek bir dahaki seçimde. Belli olmaz, bu seçimde de verir belki.

“HİÇ KİMSEYE DİYET BORCUMUZ YOK”
* Bizim iki şeyle işimiz olmaz. İsrafla işimiz olmaz, ihanetle işimiz olmaz. Bizim hiç kimseye diyet borcumuz yok. Biz, sadece size borçluyuz. Biz, sadece vatandaşa borçluyuz. Bakın benim en büyük çabam, şu güzel çocuklara… Onlara layık olayım da Allah beni onlara mahcup etmesin, bana yeter. Bu kadar net. Ben, sadece 16 milyon vicdanlı, mert İstanbulluya teşekkür ediyorum. 31 Mart’ta ne kazanacak? Mertlik kazanacak, mertlik. Mertlik kazanacak, kumpas kaybedecek! Yalan kaybedecek! İftira kaybedecek! Particilik değil, belediyecilik yapanlar kazanacak. Bir avuç insan kaybedecek, 16 milyon İstanbullu kazanacak. Oyumuzu ve gücümüzü birleştireceğiz.
* İstanbul’un en büyük, en güçlü buluşmasını 31 Mart’ta sandıkta gerçekleştirmeye hazır mı Kasımpaşa? Şu ya da bu partinin değil, İstanbul’un zaferi için, İstanbullunun zaferi için birleşmeye hazır mı Kasımpaşa? Şu ya da bu ittifak değil, 16 milyonluk İstanbul’un ittifakı, halkın ittifakı, halkçı ittifakına hazır mı Kasımpaşa? İstanbul’un rotasını geri çevirmek isteyenlere, israf ve rant düzenini yeniden hakim kılmak isteyenlere biz ne diyeceğiz biliyor musunuz 31 Mart’ta? Sizi tarihe gömdük diyeceğiz, tarihe gömdük. Milletin bileğini bükemeyeceklerini bir kez daha görecekler. Ve bükemedikleri eli öpecekler. O el milletin eli.”
]]>Seçimlerde, 81 il, 973 ilçe, 390 belde belediye başkanı ile 50 bin 336 muhtar belirlenecek, il genel meclisi üyeliği, belediye meclis üyeliği seçimleri de yapılacak. Seçime 10 gün kala sandığın merak edilen soruları derlendi.
1- Seçmen nerede oy kullanacağını nereden öğrenebilecek?
* Seçmenler, nerede ve hangi sandıkta oy kullanacağını, YSK’nin internet sitesinden, e-Devlet kapısından, YSK’nin Seçmen Sorgulama Mobil Uygulamasından veya 444 9 975 numaralı YSK Çağrı Merkezi’nden kontrol edebilecek. Seçmenin nerede oy kullanacağını gösteren seçmen bilgi kağıdının getirilmesi zorunlu olmayacak.
2- Görüntü kaydedici veya haberleşme sağlayıcı cihazla oy verme yerine girilebilecek mi?
* Cep telefonu, fotoğraf veya film makinesi gibi görüntü kaydedici veya haberleşme sağlayıcı cihazlarla oy verme yerine girilmesi yasak ve cezasının bulunuyor. Bu tür cihazları oy verme işlemi bitene kadar sandık kuruluna bırakılması gerekiyor.
3 – Yeni evlenenler kimliğini değiştirmeden oy kullanabilecek mi?
* Kimliğini değiştirmeyenler evlenme cüzdanı ile oy kullanılabilecek.
4 – Seçime kaç siyasi parti katılacak?
* Seçimlere 34 siyasi parti katılacak. Partilerin oy pusulasındaki sıralaması şöyle:
AK Parti 1, İYİ Parti 2, Sol Parti 3, Büyük Birlik Partisi 4, Memleket Partisi 5, Anavatan Partisi 6, Demokratik Sol Parti 7, Yeniden Refah Partisi 8, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) 9, Türkiye Komünist Partisi 10, Anadolu Birliği Partisi 11, Zafer Partisi 12, Halkın Kurtuluş Partisi 13, Türkiye Komünist Hareketi 14, Bağımsız Türkiye Partisi 15, Gelecek Partisi 16, Yeni Türkiye Partisi 17, CHP 18, Emek Partisi 19, HÜDA PAR 20, Hak ve Özgürlükler Partisi 21, Ocak Partisi 22, Adalet Birlik Partisi 23, Demokrat Parti 24, Güç Birliği Partisi 25, Millet Partisi 26, Milli Yol Partisi 27, Adalet Partisi 28, Aydınlık Demokrasi Partisi 29, MHP 30, Türkiye İşçi Partisi 31, Demokrasi ve Atılım Partisi 32, Saadet Partisi 33, Vatan Partisi 34.
5 – Büyükşehir belediyesi sınırlarında yaşayan seçmen neler için oy kullanacak?
* Her seçmen, kanunda sayılan istisnalar dışında, hangi sandık seçmen listesinde kayıtlı ise ancak o sandıkta oy kullanabilecek. Bir seçmen, hangi seçim çevresinin seçmeni ise ancak o seçim çevresinde yapılan seçimler için oy kullanabilecek.
Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Ordu, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ, Trabzon ve Van’daki seçmenler, “büyükşehir belediye başkanı”, “belediye başkanı”, “belediye meclis üyeliği” ile “muhtarlık ve ihtiyar heyeti” için oy kullanacak.
6 – Büyükşehir olmayan illerde ve köylerde neler için oy verilecek?
* Büyükşehir olmayan illerde ise “il genel meclisi üyeliği”, “belediye başkanı”, “belediye meclis üyeliği” ve “muhtarlık ve ihtiyar heyeti” için oy verilecek. Köylerde ise “il genel meclisi üyeliği” ile “muhtarlık ve ihtiyar meclisi” için oy atılacak.
7 – Tüm pusulalar kaç zarfa koyulacak?
* Büyükşehir belediye başkanlığına ilişkin oy pusulası “beyaz”, il genel meclisi üyeliklerine ilişkin pusula “turuncu”, belediye başkanlığına ilişkin oy pusulası “mavi”, belediye meclisi üyeliğine ilişkin oy pusulası ise “sarı” renkli olacak. Seçmenler tüm oy pusulalarını tek zarfa koyacak.
8 – Oy verme işlemi hangi saatler arasında yapılacak?
* YSK, seçimin mart ayında olması nedeniyle mevsim şartları ve güneşin batış saatini dikkate alarak, doğudaki 32 ilde oy verme saatini bir saat erkene aldı. Bu nedenle, Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır, Kilis illerinde ve bu illerde bulunan ceza infaz kurumlarında oy vermenin başlangıç ve bitiş saatleri 07.00-16.00 olarak uygulanacak.
Bu illerin dışında kalan diğer illerde oy verme saatleri 08.00-17.00 olacak.
9 – Önce hangi oylar sayılacak?
* Büyükşehirlerde, sırasıyla büyükşehir belediye başkanlığı, belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği ve muhtarlık, diğer illerde, sırasıyla belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, il genel meclisi üyeliği ve muhtarlık, seçimlerine ait oy pusulalarının sayım ve dökümü yapılacak.
10 – Yurt dışındaki seçmen oy kullanacak mı?
* Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı her seçmen, milletvekili genel seçimi, Cumhurbaşkanı seçimi ve halkoylamasında, yurt dışı temsilciliklerde ve gümrük kapılarında kurulacak sandıklarda oy verme hakkına sahip. Yurt dışındaki seçmenler yerel seçimde oy kullanamıyor.
]]>Seçimlerin olası sonuçlarına dair fikir verebilecek bir anket de, Türkiye İstatistik Kurumu’nun yaptığı ‘aylık tüketici eğilimleri anketi’.
TÜİK bu anket ile “tüketicilerin maddi durum ve genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri, harcama ve tasarruf eğilimlerini” ölçüyor.
Anket sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi 0-200 aralığında değer alabiliyor. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu gösteriyor.
Son 20 yılın seçim sonuçları ile TÜİK’in tüketici güven endeksi karşılaştırıldığında dikkat çekici bir sonuç ortaya çıkıyor.
AKP’nin son 20 yılda istediğini aldığı seçimlerin hepsinde tüketici güveni endeks değeri hep 90 ve üzerinde idi. AKP’nin bu dönemde istediğini alamadığı dört seçimde ise bu değer hep 90’ın altında oldu.
Bugün açıklanan verilere göre, tüketici güven endeksi şubat ayında 79,3 iken mart ayında yüzde 0,02 oranında artarak 79,4 oldu.

İşte 20 yılda yapılan seçimlerde AKP’nin oy oranları ve seçimin yapıldığı aydaki tüketici güveni endeks değerleri…
28 Mart 2004 yerel seçimleri:
AKP’nin oy oranı: % 41,67
Mart 2004 tüketici güveni endeks değeri: 104,9
AKP bu seçimde İstanbul ve Ankara dahil birçok büyükşehir belediyesini kazandı.
22 Temmuz 2007 genel seçimleri:
AKP’nin oy oranı: %46,66
Temmuz 2007 tüketici güveni endeks değeri: 93,9
AKP bu seçim sonucu ile tek başına hükümet kuracak çoğunluğu sağladı.
29 Mart 2009 yerel seçimleri:
AKP’nin oy oranı: %38,39
Mart 2009 tüketici güveni endeks değeri: 76,9
Dünyada ve Türkiye’de ekonomik kriz yaşanan 2009’daki seçimde AKP’nin oylarında 2007’deki genel seçime göre 8,27 puan, 2004’teki yerel seçime göre ise 3,28 puanlık düşüş oldu.
12 Haziran 2011 genel seçimleri:
AKP’nin oy oranı: %49,83
Haziran 2011 tüketici güveni endeks değeri: 98,0
AKP 2011’deki seçimde oy oranını, bir önceki genel seçime göre 3,25 puan, bir önceki yerel seçime göre 11,44 puan artırdı.
30 Mart 2014 yerel seçimleri:
AKP’nin oy oranı: %42,87
Mart 2014’te tüketici güveni endeks değeri: 92,4
AKP bu seçimde İstanbul ve Ankara dahil birçok büyükşehir belediyesini kazandı ve bir önceki yerel seçime göre oy oranını yükseltti.
10 Ağustos 2014 cumhurbaşkanlığı seçimi:
Recep Tayyip Erdoğan’ın oy oranı: %51,79
Ağustos 2014’te tüketici güveni endeks değeri: 93,6
AKP Genel Başkanı Erdoğan bu seçimi kazanıp cumhurbaşkanı seçildi.
7 Haziran 2015 genel seçimleri:
AKP’nin oy oranı: %40,87
Haziran 2015 tüketici güveni endeks değeri: 89,6
AKP bu seçimde tek başına hükümet kuracak meclis çoğunluğunu kaybetti ve 1 Kasım’da seçimler tekrarlandı.
1 Kasım 2015 genel seçimleri:
AKP’nin oy oranı: %49,50
Kasım 2015 tüketici güveni endeks değeri: 95,2
AKP bu seçimle birlikte tek başına hükümet kuracak çoğunluğu tekrar elde etti.
16 Nisan 2017 anayasa değişikliği referandumu:
AKP ve MHP’nin istediği evet oyu oranı: %51,4
Nisan 2017 tüketici güveni endeks değeri: 92,0
AKP ve MHP’nin istediği Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi teklifi kabul edildi.
24 Haziran 2018 cumhurbaşkanlığı seçimi:
Recep Tayyip Erdoğan: %52,6
Haziran 2018 tüketici güveni endeks değeri: 91,1
Erdoğan ikinci kez cumhurbaşkanı seçildi ve cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildi.
31 Mart 2019 yerel seçimleri:
AKP’nin aldığı oy oranı: %44,33
Mart 2019 tüketici güveni endeks değeri: 81,1
AKP bu seçimde İstanbul ve Ankara dahil birçok büyükşehir belediyesini kaybetti.
23 Haziran 2019 İstanbul seçimi (tekrar):
AKP’nin adayının oy oranı: %44,98
Haziran 2019 tüketici güveni endeks değeri: 80,1
AKP bu seçimde İstanbul’u bir kez daha kaybederken oy farkı 13 binden 806 bine yükseldi.
14 Mayıs 2023 genel seçimi:
AKP’nin aldığı oy oranı: %35,6
Mayıs 2023’te tüketici güven endeks değeri: 91,1
Haziran 2022’de 63,4 olan tüketici güven endeks değeri, kur ve faizin baskılandığı, seçim ekonomisi uygulamalarının devreye sokulduğu süreç sonunda Mayıs 2023’te 91,1’e kadar yükseldi. Seçimlerde Tayyip Erdoğan bir kez daha Cumhurbaşkanı seçilirken, AKP’nin başını çektiği Cumhur İttifakı da TBMM’de çoğunluğu elde etti.
Eski Merkez Bankası Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara da bugün X hesabından yaptığı paylaşımda, tüketici güven endeksi ile seçim sonuçları arasındaki ilişkiye dikkat çekti.
31 Mart 2024 yerel seçimleri:
Ocak 2024 itibarıyla tüketici güven endeksi değeri, 80,4 seviyesinde bulunuyor ancak ağustosta 68 seviyesine kadar gerileyen endekste son aylarda yükseliş var.
Mayıs seçimleri sonrasındaki kur, vergi ve enflasyon artışlarıyla düşen endeks, kur ve fiyatlardaki artış hızının yavaşlaması ve ücret zamlarıyla son aylarda yükseldi ancak yine de seçimler için eşik değer olan 90’ın altında bulunuyor. Önümüzdeki iki ayda değeri yükseltmek için hükümetten yeni hamleler gelebilir.
Tabii ki seçimlerde tek faktör ekonomideki genel durum değil ve TÜİK anketinin ne kadar güvenilir olduğu tartışılır. Ancak yine de yukarıda sıraladığımız seçim sonuçları ve tüketici güveni endeksi tablosu, seçimlerin olası sonuçlarına dair bir fikir veriyor.
]]>Tabii, Demirel’in gücünü azaltmak istiyordu. Bana milletvekilliği teklif etti, kabul etmedim. Üzerinde çok durdu. 12 Eylül’de bir takım siyasi partiler kapatılmış, siyasilere yasaklar getirilmişti. Demirel’in lideri Adalet Partisi de kapatılanlar arasındaydı. Kendisine de siyasi yasak getirilmişti. 1987’de halkın oyuyla siyasi yasaklar kalktı. Ben de Demirel’i desteklemeye karar verdim. Bir süre sonra Demirel, “Artık senin milletvekili olman lazım” dedi. Siyasi yasaklar kalktıktan sonra Turgut Özal bir baskın seçim yapmaya karar verdi. Merkez yoklaması diye tanımlanan genel merkezler tarafından belirlenmiş listelerle seçime gidiliyordu. Anayasa Mahkemesi bu kararı iptal etti. Delege yoklaması istedi. Yani partiye kayıtlı tüm üyeler belirlenen bir günde sandık başına gidecek, kimlerin milletvekili adayı olmasını isteyecekti. Baskın seçim hazırlığı sırasında DYP de listelerini hazırladı. Bursa’dan milletvekili listelerinde liste başı oldum. Anayasa Mahkemesi’nin ön seçim kararı üzerine de yapılan delege yoklamasında yine birinci sıraya getirildim. 1997 seçiminde Bursa’dan üç milletvekili çıkardık. O zaman yavaş yavaş palazlanmışım. Bursa Spor Kulübü başkanı olmuşum. İş hayatım süratle ilerliyor. Seçim sırasında partimize her türlü imkânımı kullandım, uçaklarım, helikopterlerim… 58 milletvekiliyle girdik Meclis’e.

5 Nisan 1986. Siyasi yasaklı Demirel, Çağlar ailesini Bursa’da ziyaret etti.
■ 58 milletvekili ama güçlü bir muhalefet yapıyorsunuz, öyle değil mi?
Tabii. Şimdi şöyle, Süleyman Bey bir dev. Seçimden önce kendisine sordum: “Efendim biz iktidar olacak mıyız” diye. “Kimseye bir şey söyleme, olamayız. Bir dönem sonra olacağız” dedi. İlişkimiz baba-oğul ilişkisine dönüştü. Her sabah evindeki kahvaltıda ben de varım. Öğlen beraberiz, akşam beraberiz. Turgut Bey bana kafayı takmış. “Demirel’in kalbini alayım ben. Yani bir tek Cavit’i aldığımız zaman, biz bunları çökertiriz” demiş.
■ Ama alamadı.
Bir gece Turgut Beylerin evine gittim. Turgut Bey’in üzerinde eşofman var. Semra Hanım, kimonosunu giymiş. Bana “Ne sıkıntın var?” diye sordu. “İşte efendim biz fabrikaları kurduk, 50 milyon dolar civarında bir kredi kullanıyoruz. İşyerlerimizde 5-6 bin kişi çalışıyor. Bankalar bize verdiği kredileri geri çekiyor. Devlet bankalarıyla çalışıyoruz” dedim. Özal bana baktı, “Ya Cavit, boş ver” dedi. Önündeki kâğıda bir sıfır daha koydu. “Bunu 500’e çıkart” diye konuştu. 500 milyon dolar. Daha büyük yatırımlar yapmamı söyledi. Ama bir şartı olduğunu söyledi. “İstifa et, bize gelmesen de olur. Gelirsen, bakan yaparım” dedi. “Ben satılık değilim. Yanlış kapıyı çaldınız. Siz devletimizin başbakanısınız, derdimi anlatmaya geldim. Binlerce adam çalıştırıyorum. Onların ekmeğiyle oynamamanızı rica ediyorum ama bu teklifiniz çok yanlış. Bana müsaade. Allah bize başka yerden verir” diyerek kalktım.
■ Sonra fabrikalarınızı mı çökertmeye çalıştılar?
Tabii, çok uğraştım. İsviçre’de ve ABD’de arkadaşlarım vardı. Çok desteklediler. Atlattık o kirizi. Bir süre sonra da Allah yardım etti.
■ Kitapta “Üzeyir Garih ve İshak Alaton, Amerika’dan bize mesaj getirirdi” diyorsunuz. Ne mesajı?
İktidar olduğumuz zaman… O dönem ABD’nin Ankara Büyükelçisi Barkley. Dağlık Karabağ olayı olunca biz Azerbaycan’ın yanında yer aldık. Ve onlara ihtiyaçlarını karşılayacak her şeyi el altından ulaştırdık. MİT’te Teoman Koman var. Benim çok yakınım. Ermenistan’la sınırları kapadık, hala da açılmamıştır. Atilla Ateş Paşa Kara Kuvvetleri Komutanıydı. Sınırda “Bugün Suriye’yi basabiliriz” diye beyanat verdi. Ben de evvelden “Suriye’yi günü gelecek basacağız” demiştim. Barkley benden randevu istedi, Bursa’da evime geldi. Ona da tekrarladım, “Suriye’yi de Ermenistan’ı da vuracağız” diye. “Olmaz, bu işi tatlıya bağlayalım” dedi. O arada beni yumuşatmaya çalışıyor. Üzeyir Garih ve İshak Alaton da sık sık Ankara’ya bize gelirlerdi. İki lafın arasında Ermenistan konusunda, kapıları açmamızı telkin ederlerdi. Ben de güzel bir dille gönderirdim. Sonra zaten randevu da vermedim.

Bursalılar, hapisten çıkışta Çağlar’ı karşılamak için Gemlik’e kadar gelmişti.
■ Hapse girmenizi ‘Benden intikam aldılar” diye değerlendiriyorsunuz. Neyin intikamını aldılar sizden?
Ermenistan ve Suriye’nin intikamını aldılar. Ben onların dediğini yapmadım. Beni kullanmak istediler.
TANSU ÇİLLER PARTİMİZİ BATIRDI
■ Kitapta Tansu Çiller ile ilgili çok ayrıntı var. Memur maaşları her yerde yazıldı, çizildi, o yüzden sormuyorum. Çiller sizin hayatınızda bir pişmanlık mı?
Benim için pişmanlık değil, onu getiren ben değilim. Biz köylü partisi gibi görünüyorduk. Biraz şehirleşelim dedik. Bir kadının aramıza katılması, büyükşehirlerde vereceğimiz iyi bir mesajdı. Öyle tavsiye geldi. Fakat yanlış yapmışız. Hürriyet gazetesi ‘Leydi’nin topuk sesi’ dedi…
■ Sizce devleti nasıl idare etti?
O etmedi ki, kocası etti. Kim tayini varsa Özer Bey’e gidiyormuş, konuşuyormuş. Ben hep mesafeli oldum bunlara. Biz halkın partisiydik. Köylünün yanında, çiftçinin yanında, memurun yanında hep biz vardık.
■ Demirel çok öngörülü bir siyasetçiydi ama Demirel bile Çiller’i öngöremedi. Neden?
ANAP’ın başına Mesut Bey gelmişti, genç bir adam. Bizim taban da Çiller’e sarıldı. Bir kadın, lisanı var, eğitimi iyi, ekonomi hocası… Ama içi boşmuş, bomboş… Çöktürdü.
■ Siz niye aday olmadınız genel başkanlığa?
Köksal Toptan’a gittim, “Sizin kazanma imkânınız yok” dedim, benim için çekilebileceğini söyledi. İsmet Sezgin’e gittim, “Yarın aday olacağım” dedi. Ben esasında Hüsamettin Cindoruk aday olur, onun önüne geçmeyeyim diye aday olmadım. Ama Hüsamettin Bey tatile çıktı, bu işe bulaşmadı işte. Demirel de hiçbir şey demedi. Tansu Hanım ikisini de yendi. Türkiye’nin çimentosu olan bir partiydik biz, partimizi batırdı.
■ Doğru Yol Partisi ve Anavatan Partisi yaşasaydı bugün tek adam iktidarına mahkûm kalır mıydık? Burada sadece Çiller değil, Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu faktörleri de var, Tayyip Erdoğan’ın siyasi aklı da söz konusu değil mi?
Tayyip Bey, Abdullah Gül Bey zamanı iyi kullandılar. En büyük hadise Tansu Hanım’la Mesut Bey’in TBMM’de kendilerini aklaması, mahkeme yolunu kapamasıdır. Bu kamuoyunda hoş görülmedi. Sonunda hepsi dipte, barajın altında kaldılar. Barajın altında kalma sebeplerinden biri de benim.
■ Nasıl?
Son iki seçimde Bursa’da bir güç unsuruyum. Türkiye’de bir gücüm var. Bursa’da 12 milletvekili var. 8’ini benim başını çektiğim liste kazanıyor devamlı. Biz Erbakan ile kurulacak koalisyona da karşı çıktık. Partiden ayrıldık, bağımsız kaldık. 2002 seçimlerine giderken bunlar bizimle temasa geçtiler. Tansu Hanım aradı, “Cavit’ciğim Bursa listesini yaptık, sana emanet” dedi. Ben de “Tansu Hanım, içinde olmadığım listeyi bana niye emanet ediyorsunuz. Hadi güle güle” dedim kapattım suratına. O günden sonra iyice koptuk zaten.
■ Bir daha hiç konuşmadınız mı?
Hayır. Sonra Abdullah Gül Bey Bursa’da evime geldi, de beş saat kaldı beni ikna etmek için. “Ben bıraktım, yapmayacağım bu işi “ dedim.
■ AKP’ye girmenizi istediler…
AKP benim liste başı olmamı istedi, hükümette de yer alırsın dedi. Sonunda öyle bir yere geldi ki, “Şeref sözü, sizi destekleyeceğim” dedim. Çünkü incinmiştim o taraftan. Oy da verdim AK Parti’ye… Son yıllara kadar verdim. Çünkü ben merkezdeki ve sağ görüşlü bir adamım.
■ Erbakan’ın partisinden çıkanları destekliyorsunuz da, neden Erbakan’a karşı duruyorsunuz?
Yeni bir parti kurulmuş, “Milli Görüş gömleğini çıkardık” diyorlar. Sağda bir parti, öyle din eksenli bir parti değil. Yanında dine bağlı bazı insanlar olmuş olabilir, normaldir. Doğru Yol Partisi 70-80 bin ile baraj altı kaldı.
■ 70-80 bin mi?
Yani bir kere ben Bursa’da 120 bin aşağı çektim. Benim yanımda 25 bin kişi çalışıyordu o zaman. Ben o şehirde varım. O şehirde tevazu göstermem. Benim yanımda çalışan insanlarla benim hiç kötü bir ilişkim olmadı. Herkes maaşını gününde aldı ve fabrikalarımda kreşleri vardı. Anneler 40 günlükken çocuklarını getirirlerdi. Okula başlayıncaya kadar bizim kreşlerde bakılırlardı. Emekli oldukları zaman hilesiz, hurdasız haklarını alırlardı. Bursa beni sahiplendi, ben Bursa’yı. Bir de benim iyi bir spor yaşantım oldu. Bursa Spor büyük bir destektir. Beni bağrına bastı. Ben hala Bursa Spor taraftarları tarafından sevilirim, sayılırım.
■ Peki Çiller’in bugün AKP’yi desteklemesini nasıl buluyorsunuz?
Basından öğrendiğimize göre bir tarla almış bir yerden. Oraya büyük imar çıkartmanın peşindeymiş. Menfaat yani… Yoksa Çiller’in ne fikri olacak. Fikri olsaydı partiyi ayakta tutabilirdi.
■ Bugün Doğru Yol Partisi ve Anavatan Partisi mesela ayakta olsaydı, Türkiye’de siyasetin fotoğrafı bu mu olurdu?
Olmazdı. Sağ partiler açısından bir boşluk doğdu. Onu Tayyip Bey doldurdu. Çok zeki bir insan. Siyaseti iyi okuyor, iyi bir stratejist. Her girdiği seçimi aldı. Çünkü merkez sağ dağıldı gitti.
■ Toparlanamaz mı? Yeniden bir merkez sağ oluşumu olmaz mı?
Şu anda yok.
■ Mesela İYİ Parti o boşluğu doldurmak için doğdu ama…
Şu anda seçim sürecindeyiz, o yüzden yorum yapmak istemiyorum partiler hakkında. Fakat şunu söyleyebilirim. 1 Nisan’dan sonra Türkiye’de kartlar yeniden karılacak.
■ Yeni partiler, yeni liderler açısından mı söylüyorsunuz?
Nisan’ın 1’inden sonra diyorum, o zaman her şeyi göreceğiz. Halk kararını verecek. O zaman bir harekete ihtiyaç varsa bu ihtiyaç giderilir.
■ Siz tekrar siyasete dönmeyi düşünüyor musunuz?
Ben bıraktım siyaseti. Ben şimdi bir vatandaşım. Gidip oyumu atacağım, o kadar.
RUSYA’DA HAVALİMANINDA 8 SAAT BEKLETİLDİM

Putin, Cavit Çağlar’a Dostluk Nişanı takarken…
■ Rusya Devlet Başkanı Putin ile dostluğunuzu biliyoruz. Hatta Türkiye ile büyük krizi çözen kişisiniz. Nasıl başladı dostluğunuz?
1992’de Kremlin’de Yeltsin’le toplantıdayız. Putin o zaman KGB’de. O zaman benim dostum Ramazan Abdulatipov var, başbakan yardımcısı. Sonrasında Dağıstan’ın cumhurbaşkanlığını yaptı. O dönemde tanıştık, alt kadrosuyla da ilişkilerim çok iyi oldu zamanla.
■ Türkiye ile Rusya arasında düşürülen askeri uçak krizini nasıl çözdünüz?
Bir gün Hulusi Akar ile geleneksel sohbetlerimizden birini yapıyoruz. Benim çok yakın dostum. 2016 yılının Nisan ayında Paşa’yı çok sıkıntılı gördüm. “Komutanım, hayırdır çok düşüncelisiniz. Bir üzüntünüz mü var” dedim. “Cavit Bey, Rusya’yla yaşanan uçak krizi, elimizi kolumuzu bağladı. Suriye’de bazı Kürt unsurlar, adeta cirit atıyor. Maalesef ABD, bu gruplara destek veriyor. Bunların zaman içinde güçlenip, Türkiye’yi bir sıkıntıya sokmasından endişeliyim. Karadeniz’de de sıkıntılar yaşamaya başladık. Aramızın düzelmesi lazım” dedi. Çözeceğimi söyledim, Sayın Cumhurbaşkanına da anlattım. Moskova’ya gittim, havaalanında 8 saat bekletildim. “Bizim uçağımızı düşürdünüz, ne yüzle buraya geliyorsunuz” dediler. Arkadaşlarımı devreye soktum. Pasaport polisinden geçtik, şehir merkezine ulaştık. Meseleyi içinde özür olmayan, tazminat taahhüdünde bulunulmayan bir mektupla çözmek istiyorduk. Mektubu götürdük, teslim ettik. Olumlu karşılandı.
■ Ne kadar sürdü müzakereniz?
İki buçuk ay… Çok gittim, geldim ama ikna ettik. Şu anda Rusya, Türkiye’nin gerçek dostudur. Ben vatandaşlık görevimi yaptım. Putin’den de Kremlin Sarayı’nda ‘Dostluk Nişanı’ aldım.
FETÖ’YE YÜZ VERMEDİM
■ Peki, Türkiye’nin en büyük baş belalarından biri FETÖ. Geçmişte size yanaştılar mı?
Bize yanaştı da, ben hiç yüz vermedim onlara. Bir kere beni kandırdılar. Biz yeni iktidar olmuştuk. İlk Azerbaycan’a gidiyoruz. Onlar okul açmışlar orada, beraber gittik. Demirel gitmedi, bana “Git şunların okulunu ziyaret et” dedi. Sonra bunlardan kaçtık. NTV’yi açtığımızda Erman Yerdelen’e dedim ki “Bunlar gelmek istiyor. Şu adamı çıkarın. Bu adam kimmiş, neymiş? Bunu bir görelim”.. Bunu televizyona getirdik. O arada Çevik Bir Paşa beni aradı. Dedi ki “Bu adamı çıkarmayın, ne yapıyorsunuz”? Dedim “Paşam halk görsün bunu. Kim bu? Bunlar yerin altındalar. Bir yerin üstüne çıkartalım.” Ben hep kaçtım bunlardan. Bursa’da da bir kez Türkçe Olimpiyatı yaptılar, beni zorla götürdüler o zaman. Yarısında kaçtım. Ben bu tür şeylere mesafeliyim. Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı nesilden gelen bir adamım. Benim gözüm daima medeniyette, hürriyette, demokraside. Dinimi de doya doya yaşarım, ama onun reklamını yapmam.
]]>Seçimde Rusya’nın 2014’te Ukrayna’dan yasa dışı ilhak ettiği Kırım’da, 2022’de ilhak ettiği Donetsk, Luhansk, Herson ve Zaporijya bölgelerinde de devlet başkanı seçimi için sandık başına gidildi. Rusya ayrıca Abhazya ve Güney Osetya’da da seçim düzenledi.
Gürcistan Cumhurbaşkanı Salome Zurabişvili, ülkesinden tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Abhazya ile Güney Osetya bölgelerinde Rusya devlet başkanı seçimlerinin yapılmasının yasa dışı olduğunu belirtti.
Zurabişvili, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Abhazya ve Güney Osetya bölgelerinde Rusya devlet başkanı seçimlerin yapılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti.
“ULUSLARARASI KURALLARA TAMAMEN AYKIRI”
İki bölgenin Rusya’nın işgali altında olduğunu kaydeden Zurabişvili, “Rusya Federasyonu devlet başkanı seçimlerinin Gürcistan’ın işgal altındaki bölgelerinde yapılması kesinlikle kabul edilemez ve yasa dışıdır. Bu seçimler, Gürcistan’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü bir kez daha ağır bir şekilde ihlal etmektedir ve uluslararası kurallara tamamen aykırıdır” ifadesini kullandı.
Zurabişvili, uluslararası toplumu bu duruma tepki vermeye davet etti.
“RUSYA EMPERYAL HIRSLAR PEŞİNDE”
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de temaslarda bulunmak üzere gittiği Gürcistan’da konu hakkında açıklamalarda bulundu.
Genel Sekreter Stoltenberg, “Rusya’nın, Gürcistan ve Ukrayna topraklarında seçim yapması tamamen yasa dışıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
Stoltenberg, Rusya’nın “emperyal hırslarının” peşinde olduğunu savunarak, Gürcistan’ın güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını ifade etti.
“BM ŞARTI İHLAL EDİLDİ”
Avrupa Birliği Dış İlişkiler Servisi tarafından Rusya’da 15-17 Mart’ta düzenlenen devlet başkanı seçimi hakkında yapılan açıklamada, seçimlerin süren Rusya-Ukrayna Savaşı’nın da etkisiyle “son derece kısıtlı ortamda gerçekleştiği” vurgulandı.
AB’nin, Rusya’nın “geçici işgal altındaki Ukrayna topraklarında yasa dışı düzenlenen sözde seçimleri şiddetle kınadığı” bildirilen açıklamada, bu seçimlerle Rusya’nın “Birleşmiş Milletler (BM) Şartı dahil uluslararası hukuku ve Ukrayna’nın bağımsızlığını, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü bir kez daha açık şekilde ihlal ettiği” kaydedildi.
Açıklamada, “BM Genel Kurulunun 12 Ekim 2022 ve 27 Mart 2014 tarihli iki kararına atıfta bulunarak Rusya’yı Ukrayna’nın uluslararası alanda tanınan sınırlarına ve egemenliğine saygı göstermeye çağırıyoruz. AB, Ukrayna topraklarında sözde seçimlerin yapılmasını ya da sonuçlarını tanımadığını ve asla tanımayacağını bir kez daha yineler.” ifadesi kullanıldı.
“SEÇİMLER HÜKÜMSÜZ”
Söz konusu bölgelerde yapılan seçimlerin “hükümsüz olduğu, hiçbir hukuki sonuç doğuramayacağı” kaydedilen açıklamada, “Rusya’nın siyasi liderliği ve bu seçimlerin düzenlenmesinde rol oynayanlar, bu yasa dışı eylemlerinin sonuçlarına katlanacaktır.” ifadesine yer verildi.
Açıklamada, AB’nin Ukrayna’nın egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne bağlılığı yinelenerek, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı sonlandırması, “tamamen ve koşulsuz olarak” Ukrayna topraklarından çekilmesi gerektiği belirtildi.
]]>5. kez Rusya Devlet Başkanlığı görevini üstlenecek ve 6 yıl görevde kalacak Putin’in zaferi ise uluslararası kamuoyunda karışık tepkilere neden oldu.
OYLAMAYA TEPKİ GÖSTERENLER: SÖZDE SEÇİM
Almanya Dışişleri Bakanlığı ve İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron, Rusya’da düzenlenen başkanlık seçimlerini ‘sözde seçim’ olarak değerlendirdi.
İngiltere Dışişleri Bakanı Cameron, yaptığı açıklamada, “Ukrayna topraklarında seçimlerin yasadışı bir şekilde düzenlenmesi, seçmenlere seçim hakkı tanınmaması ve AGİT’in bağımsız gözlemciliğinin yapılmamasının ardından Rusya’da sandıklar kapandı. Özgür ve adil seçimler böyle bir şey değildir” dedi.
Almanya Dışişleri Bakanlığı ise seçimi ‘sözde seçim’ olarak değerlendirerek, “Rusya’daki sözde seçim ne özgür ne de adildir, sonuç kimseyi şaşırtmayacaktır. Putin’in yönetimi otoriterdir, sansüre, baskıya ve şiddete dayanır. Ukrayna’nın işgal altındaki topraklarında yapılan ‘seçimler’ hükümsüzdür ve uluslararası hukukun bir başka ihlalidir” ifadelerini kullandı.
Fransa Dışişleri Bakanlığı da konuyla ilgili bir açıklama yaptı… Açıklamada, Putin’in yeniden seçilmesinin sivil toplum üzerindeki baskı ortamında gerçekleştiği ve özgür ve demokratik bir seçim için gerekli koşullara riayet edilmediği belirtildi.
Bakanlık açıklamasında ayrıca “temel siyasi haklarına yönelik bu saldırıyı barışçıl bir şekilde protesto eden çok sayıda Rus vatandaşının” cesareti de övüldü.
ZELENSKİY: LAHEY’DE SANIK SANDALYESİNE OTURMALI
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Rusya’da düzenlenen seçimlere ilişkin yaptığı açıklamada, “Rus diktatör yeni bir seçim simülasyonu yapıyor. Dünyadaki herkes, tarihte sık sık olduğu gibi, bu figürün sadece güce bağımlı hale geldiğini ve sonsuza kadar hükmetmek için elinden gelen her şeyi yaptığını anlıyor. Kişisel iktidarını uzatmak için yapmayacağı kötülük yoktur. Dünyada bundan kurtulabilecek hiç kimse yoktur. Bu duruma dur diyen ve demeye devam edecek olan her devlete, her lidere ve tüm uluslararası örgütlere minnettarım” dedi.
Zelenskiy, “Rusya’nın işgal ettiği Ukrayna topraklarında yaptığı her şey suçtur. Rus katillerin bu savaşta ve Putin’in ömür boyu sürecek iktidarı uğruna yaptıkları her şey için adil bir cezalandırma yapılmalıdır. Putin’in korktuğu tek bir şey var, adalet. Bu seçim taklidinin hiçbir meşruiyeti yoktur ve olamaz da. Bu şahıs Lahey’de sanık sandalyesine oturmalıdır. Bunu sağlamalıyız” ifadesini kullandı.
TEBRİK EDENLER, BAŞARI DİLEDİ
Öte yandan Putin’in seçimden zaferini ilan ederek ayrılmasına birçok ülkeden tebrik de geldi…
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, seçimleri kazanarak yeniden Rusya Devlet Başkanı seçilen Vladimir Putin’i tebrik etti.
Azerbaycan Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre, Aliyev Putin’i telefonla arayarak seçimde elde ettiği zafer nedeniyle kutladı ve başarılar diledi. Putin de tebrikleri dolayısıyla Aliyev’e teşekkür etti.
Azerbaycan ile Rusya arasındaki ilişkilerin güçlenerek devam edeceğine duydukları güveni dile getiren Aliyev ve Putin, iki ülke ilişkilerinin geleceğine ilişkin konularda görüş alışverişinde bulundu.
Rusya’nın en büyük müttefiklerinden biri olarak bilinen Çin’den de üst düzey kutlama geldi… Çin lideri Şi Cinping, Putin’in zaferini kutladı.
Çin devlet medyasında yer alan haberlerde Şi Cinping’in Putin’i kutladığı belirtilirken, “Sizin tekrar seçilmeniz Rus halkının size destek verdiğini gerçek bir kanıtıdır. Liderliğinizde Rusya’nın gelişim ve inşaat alanlarında yeni çıtaları atlayacağına inanıyorum” dediği öğrenildi. Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş nedeniyle batı ülkelerinin sırt çevirdiği Rusya’yla yakınlığını artıran Çin, 2022 yılında işbirliği anlaşmasına imza atmıştı.
ERDOĞAN’IN HAMLESİ MERAK YARATIYOR
Öte yandan batı bloğunda olmasına rağmen Rusya ile yakın ilişki sergileyen sayılı ülkelerden biri olan Türkiye’nin Putin’in seçim zaferine nasıl bir yanıt vereceği merak yarattı.
Macaristan ile birlikte Rusya ile yakın ilişki içerisinde olan NATO üyesi Türkiye henüz Rusya’daki seçim sonuçlarıyla ilgili resmi bir açıklama yapmadı.
Rusya’nın NATO üyesi ülkeler arasında en büyük yakınlık duyduğu ülke olan Türkiye ile bir dizi üst düzey görüşme planlanmış fakat bunlar son dakika programların uyuşmaması sebebiyle iptal edilmişti. Batı kamuoyunun da yakından takip ettiği Ankara-Moskova arasındaki ilişkiler bu yıl Putin’in Türkiye’ye ziyaretiyle de gündem olmuştu.
Putin’in Şubat ayında planlanan ziyareti ertelenmiş ve bu ziyaret savaşın başladığı günden beri Putin’in NATO üyesi bir ülkeye ziyaret olması sebebiyle ayrı bir önem teşkil ediyordu.
]]>Hürriyet Caddesi’nde toplanan kalabalığa konuşan Erbakan, “Yine aynı tavır içerisinde olanlara hatırlatmak istiyorum bizim çok güzel bir atasözümüz var ‘bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır.’ diye. Bakınız geçen seçimlerde bir ittifak yapıldı ve Yeniden Refah Partimizin çok büyük etkisiyle bir sonuç alındı. Böyle bir ittifakın arasından bu seçimlerde biz ahlaklı belediyecilik anlayışını hakim kılacağız milli görüş belediyeciliğini hakim kılacağız anlayışıyla yola revan olduğumuz zaman, bu vefasızlığın yapılması hiç de doğru bir davranış değildir. Bunu bir kez daha ifade ediyorum ve ilgililere buradan diyorum ki ‘bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır.’ Aziz milletimizin bu güzel atasözünü aklınızdan çıkartmayın, diyorum.” ifadelerini kullandı.
“ANKETER YÜZDE 7 VERDİĞİNE GÖRE…”
Üye sayısının 476 bine ulaştığını ifade eden Erbakan, “Yeniden Refah Partisi, Türkiye’nin en hızlı büyüyen siyasi partisidir, inşallah. Şimdi Milliyetçi Hareket Partisi’ni üye sayısı anlamında yakaladık 480 bindelerdi. Onları ve 500 bin seviyesindeki İYİ Parti’yi de seçime kadar, 15 gün içerisinde geçeceğiz. Türkiye’nin üye sayısı bakımından en büyük üçüncü siyasi partisi olarak seçimlere gireceğiz. Birkaç ayın içerisinde bu tempoyla 1 milyon üye hedefine de ulaşacağız. Önce 31 Mart’ta yerel yönetimlerde iktidar, arkasından 2028’de iktidar olacağız inşallah. Anketler, yüzde 0.3-5 veren anketler bu seçimde yüzde 7, 8 veriyor. 0.5 verirken biz yüzde 3 aldık. Şimdi yüzde 7 verdiğine göre yüzde 30’a yakın oy alacağız.” dedi.
“SEN AÇLIK GREVİNE MAHKUM EDİLMİŞSİN”
İftar ve sahur sofraları için pide ve hurma hesabı yapan Erbakan, “Ankara’daki pazarda hassas terazinin üzerine koyduğu hurmanın tek bir tanesi 8 TL. 4 kişilik bir aile iftarda 3 tek hurma yiyecek kişi başına. Su içecek, çay içecek bir de 250 gramlık pidenin dörtte birini yiyecek. Bu masrafı hesap ettiğiniz zaman iftarda çay, su, çeyrek pide, üç tek hurma, sahurda çay, su, çeyrek pide bir aylık masrafı 4 kişilik ailenin 10 bin lirayı geçiyor. Sadece 3 tek hurma, çay, su ve çeyrek pide 10 bin TL. Asgari ücret 17bin TL, emekli maaşı 10 bin TL. 10 bin TL emekli maaşıyla sen açlık grevine mahkum edilmiş durumdasın arkadaş. 17 bin TL asgari ücretle sen yine açlık grevine mahkum edilmişsin.” ifadelerini kullandı.
“BAKANLIK BİZİ DOĞRULUYOR”
Sağlık Bakanlığı’nın kendilerini doğruladığını öne süren Erbakan, “Mevcut hükümetin emekliyi asgari ücretliyi, dar gelirliyi açlığa mahkum ettiğini ispat ediyor. Demiş ki ‘Ramazan iftarında sahurunda dengeli ve sağlıklı beslenmeniz için şunlardan yemeniz lazım, şu kadar karbonhidrat bu kadar protein bu kadar yoğurt bu kadar süt.’ Bütün bunları hesap ettiğiniz zaman bir aylık ramazan masrafı iftar ve sahur için 32 bin liraya çıkıyor. 32 bin lira sağlıklı ve dengeli bir Ramazan geçirebilmesi için bir ailenin yapması gereken mutfak masrafı. Bu sadece Sağlık Bakanlığı’nın verdiği reçeteye göre ramazanda sağlıklı ve dengeli beslenip iftar ve sahuru yapmak için mutfak masrafı yapması lazım.” diye konuştu.
“MİLLİ GÖRÜŞÜN EKONOMİK TEDBİRLERİ UYGULANMADIĞI İÇİN BU HALDE”
Emeklilerin, yüzde 320 zam yapan Milli Görüş bereketini yeniden yaşamak istediğini ifade eden Erbakan, şöyle konuştu:
“Neden bu haldeyiz, milli görüşün ekonomik tedbirleri uygulanmadığı için. 14 Mayıs seçimlerinden önce mutabakat metninde yazdığı adımlar atılmadığı için. ‘Denk bütçe yapın’ dedik, ‘havuz sistemiyle denk bütçeyle faiz canavarına bu paraları kurtarın’ dedik, örneğin imtiyazlı holdinglere kaynak aktaran hortumları kesin. ‘Borçla zamla vergiyle değil, partimizin yazdığı milli kaynak paketleri kitabındaki adımlarla borçsuz, zamsız, vergisiz, millete yük yüklemeden kaynak üretin’ dedik, bunların hiçbirini yapmadılar. Aynı tas aynı hamam borç faiz zam vergi ekonomisi devam etti.”
“BİZ UTANIYORUZ…”
Gazze’de sivillerin su ve yiyecek sıkıntısı çektiğini söyleyen Erbakan, iktidarın etkili hamleler yapmadığını belirterek “Bırakın, Filistin’e gıda yardımı, insani yardımı ulaştırmayı, biz harıl harıl İsrail ile ticarete devam edip ihracatımızı devam ettirip İsrail’in Müslümanlar giremesin diye Mescid-i Aksa’nın etrafını çevirdiği dikenli telleri Türkiye’den, İsrail’e biz gönderiyoruz. Bunu demeye biz utanıyoruz. Filistin’in, Kudüs’ün Gazze’nin hamisi olan Osmanlı’nın torunları olan bizlere, Türkiye Cumhuriyeti devletine yakışıyor mu? 7 Ekim’den bu yana Türkiye’den İsrail’le 8 milyon TL değerinde dikenli tel ihracatı yapıldı. Müslümanlar Mescidi Aksa’ya girmesinler diye siyonist rejim Mescidi Aksanın etrafını Türkiye’den giden dikenli tellerle çeviriyor.” dedi.
]]>Özel, Adana’da 16 belediyede aday çıkardıklarını ifade ederek “Şu an itibarıyla 3 belediyemiz var. Ama seçimden sonra göreceksiniz hem Adana Büyükşehir Belediyesi’ni hem de16 belediyenin, gönül ister tamamını, ama tamamına yakınını alacağız. Bugün bugün CHP bu seçimlere giderken geçmiş seçimlerdeki gibi bir ittifakla gitmiyor. Yalnız kaldı, seçimi kazanamaz diye düşünenler vardı. Ama iş sokaklara gelince, meydanlara gelince, iş sahaya çıkmaya gelince herkes gördü ki; bir tarafta Cumhur İttifakı. Her geçen gün birbirine benzeyen bir korku ittifakı. Korkutarak, tehdit ederek, şantaj yaparak, hizmet getirmeyiz diyerek depremzedeye dahi tehdit ve şantajda bulunarak korkutarak ilerleyen bir ittifak. Karşısında Türkiye İtifakı’yla biz Seyhan’a geldik sosyal demokratlardan, milliyetçi, muhafazakar demokratlardan, gönlünde Seyhan, Adana olan bütün güzel insanlardan oy istemeye geldik. Gördük ki bu ittifak çoktan kurulmuş” dedi.
“21 BİN KONUT SÖZÜ VERDİ ŞU ANA KADR BİN 589 KONUT YAPTI”
6 Şubat depremlerine değinen Özel, “Biz depremi unutmayacağız. Belediyelerimizin, yeni seçilenlerin de göreve devam edenlerin de öncelikli görevi depreme dirençli kentler inşa etmektir. Depremin hemen ardından üç gün sonra Recep Tayyip Erdoğan söz verdi. Dedi ki ‘bir yıl içinde herkesin evini yapıp teslim edeceğim.’ Adana’da 21 bin konut yapmaya söz verdi. Tam bir yıl sonra bitecekti, 13 ay oldu. Şu ana kadar teslim ettiği konut sayısı bin 589 yüzde 7,5. Türkiye’deki oran da bundan farklı değil” diye konuştu. Özgür Özel şunları söyledi:
“ADANA’DA NEREDEYSE İKİ GENÇTEN BİR TANESİ İŞSİZ”
*Bugün Türkiye’nin dört bir yanında Adanalı öğrenciler okuyor. Dört bir yanında gelin giden, evlenip de gidenler, yerleşenler var. Bayram geliyor, Adanalı öğrencilerin buraya gelmesi, buradaki öğrencilerin memleketlerine gitmesi, uzakta, ırakta oturanların bayram hasretiyle ailelerine, memleketlerine koşması lazım ancak bir anda baktık ki bilet fiyatları bayram tarihli olunca yüzde 30-40 artmış.
*Bugün Adana’dan İstanbul’a gitmek için 750 lira olan bilet bin lira, bin 100 lira olmuş. Tayyip Bey’i dinleyip 3 çocuk yapan bir ailenin İstanbul’a gidiş ve gelişi 10 bin lira, 12 bin lira olmuş. Böyle bir durumun sebebi geçen Mayıs ayında enflasyonu düşüreceğim, dövizi, benzini, mazotu düşüreceğim diye iktidara gelip, 19 liralık mazotu 42 lira yapan Tayyip Erdoğan’dır.
*Adana işsizliğin en yüksek olduğu kentlerden birisi. Bugün resmi ve dar anlamda işsizlik yüzde 9,5. Geniş tabanlı işsizlik yüzde 26. Genç işsizliği deyince rakam Türkiye’de yüzde 40’larda, Adana’da neredeyse 2 gençten biri işsiz.
*Maalesef, beka sorunu, dedikleri, dünyanın öbür ülkelerinin Türkiye’de hayal kurması, Türkiye’yi gelip işgal etmesi sanıyorlar. Öyle anlatıyorlar. Öyle bir şey olursa kimse korkmasın. Sizden önce biz buradayız.
*Ama esas beka sorunu, dünyanın en güzel ülkesinin, dünyanın en güzel gençlerinin dünyanın öbür ülkelerinde hayal kurmasıdır. 4 gençten 3’ü, işsizlik sorunu yüzünden, güvencesizlik sorunu yüzünden dünyanın öbür ülkelerinde hayal kurmaktadır.
*Fırsatını bulunca dünyanın öbür ucuna gitmeye varım, yeter ki kurtulayım diyordur. Buradan, Seyhan’dan gençlerimize sesleniyoruz. Enseyi karartmayın, umudu kaybetmeyin, ülkeyi terk etmeyin, birlikte başaracağız.
“HARAMİLERİN SALTANATINA SON VERECEĞİZ”
*Kredi kartı faiz oranını yüzde 4,5’tan 5,5’e çıkardılar, nakit avans çekmek için, kredi kullanırken hazır kredi kullanmak için, hepinizin borcunu ödeyemediğinde kefilsiz kredi çekeceği ya da borcunu ödeyemediğinde gidip de nakit avans çekeceği faizi 5,5’e çıkardılar.
*Yüzde 30 da bunun vergisi var. Bu hesaplandığında yüzde 113 faize denk geliyor. Emekliye zam verirken TÜİK’e güveniyorlar. Ne demek TÜİK?
*Tayyip’i Üzmeyen İstatistik Kurumu, onun rakamlarını kullanıyorlar, emekliye yüzde 33 zam veriyorlar. Ama kredi kartı faizine gelince yüzde 113 zam uyguluyorlar. Biz CHP olarak bu faiz düzenine, bu haramilerin düzenine, haramilerin saltanatına son vereceğiz.”
ERDOĞAN’A KONYA TEPKİSİ
Staj ve çıraklık mağdurlarının Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Konya’daki mitinginde gözaltına alınmasına ilişkin de konuşan Özel, şunları söyledi:
*Staj mağdurları maalesef stajda sigortaları yattığı halde, çıraklık mağdurları sigorta başlangıcı olduğu halde o günleri emeklilik gününe sayılmadı. Bu sorunu dile getirmek isteyen staj mağdurları Konya’da Recep Tayyip Erdoğan’ın mitingine gittiler.
*40-50 kişi, seslerini duyurmak istediler. Ne yaptı biliyor musunuz Recep Tayyip Erdoğan? Onları gözaltına aldırdı. Telefonlarını toplattı. Otobüslere bindirdi. Buradan sesleniyorum, Recep Tayyip Erdoğan, bundan sonra bu staj mağdurları hakkını alana kadar, çıraklık mağdurları hakkını alana kadar onlarla birlikte mücadele edeceğiz.
*İki elim yakandadır. Ayrıca EYT’de bir büyük mağduriyet daha var, o da Bağ-Kur’luların yaşadığı mağduriyettir. Tayyip Erdoğan bu soruna çözeceğine geçen seçimde söz vermiştir. Ancak seçimi kazandıktan sonra EYT mağduriyetini unutmuştur. Bu da gündemimizdedir. Bu sorun çözülene kadar da iki elimiz yakasındadır.
“ÇİFTÇİNİN CANINA OKUDULAR”
Çiftçilerin yaşadığı mağduriyetlere ilişkin de konuşan Özel, özetle şunları kaydetti:
*Tabii mazot 19 liradan 42 lira olunca çiftçi ne yapsın? Ekmek mazotla, dikmek mazotla, sürmek mazotla, ilaç mazotla, gübre mazotla, mahsul toplamak mazotla, her şey mazotla. Ama çiftçinin derdini duyan yok.
*Çiftçinin alması gereken destekleme Tarım Kanunu’na göre yüzde 1 ile 283 milyarken sadece 85 milyar lira destekleme ödediler. Aradaki 178 milyar lira farkı Çukurova’ya verselerdi, yüzler gülerdi.
*Eskinin beyaz altını şimdi artık para kazandırmıyor. Eskiden 3 gün 4 gün yapılan düğünler şimdi salonlarda yapılıyor. Eskiden koçların, danaların kesildiği, kazanların kaynadığı ziyafetli düğünlerin yerine limonata ile kuru pasta bile kalmadı. Çiftçi milletin efendisiydi, çiftçinin canına okudular.
]]>YSK’nin seçim takvimi kapsamında siyasi partiler ve bağımsız adaylar, adaylık başvurularını 20 Şubat Salı günü mesai bitimine kadar ilgili il ve ilçe seçim kurullarına teslim etti. İnceleme sonucu il ve ilçe seçim kurullarınca kesin aday listeleri 3 Mart Pazar günü açıklandı.
İSTANBUL’DA 49 ADAY
49 adayla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, en çok adayın yarışacağı belediye oldu. Bu adaylardan 22’si siyasi parti, 27’si ise bağımsız olarak seçime katılacak.
İstanbul’u 29 adayla Gaziantep, 28 adayla Malatya takip edecek. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan adaylarından 3’ü bağımsız, Malatya Büyükşehir Belediye Başkan adaylarından ise 5’i bağımsız olarak seçime girecek. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı için 19’u siyasi parti, 5’i bağımsız olmak üzere 24 aday yarışacak.
KRİTİK TARİH 21 MART
– YSK’nin takvimine göre, seçime giden süreçteki önemli tarihlerden biri de 21 Mart Perşembe olacak. Bu tarihte propaganda serbestliği ve bazı seçim yasakları başlayacak.
– Seçim propagandası 30 Mart Cumartesi günü saat 18.00’de, seçim yasakları ise 31 Mart saat 23.59’da sona erecek.
– Oy verme gününden önceki 10 günlük sürede, yazılı, sözlü ve görsel basın ve yayın araçları ile kamuoyu araştırmaları, anketler, tahminler, bilgi ve iletişim telefonları yoluyla mini referandum gibi adlarla bir siyasi partinin veya adayın lehinde veya aleyhinde veya vatandaşın oyunu etkileyecek biçimde yayın yapılması ve herhangi bir surette dağıtımı yasak olacak.
– Döküm ve dağıtımına 29 Şubat Perşembe günü başlanan seçmen bilgi kağıtlarının seçmenlere dağıtımı 24 Mart Pazar günü tamamlanacak. Seçmenler bilgi kağıtlarını yanlarında getirmek zorunda olmayacak.
– Seçmenler, nerede ve hangi sandıkta oy kullanacağını YSK’nin internet sitesinden, e-Devlet kapısından, YSK Seçmen Sorgulama Mobil Uygulamasından veya “444 9 975” numaralı YSK Çağrı Merkezi’nden kontrol edebilecek.
– 28 Mart’ta tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin listeler kesinleştirilecek. Türkiye, 31 Mart’ta sandık başına gidecek.
OY VERME SAATİ
YSK, seçimin mart ayında olması nedeniyle mevsim şartları ve güneşin batış saatini dikkate alarak doğudaki 32 ilde oy verme saatini bir saat öne çekti.
Buna göre, Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır ile Kilis’te ve bu illerde bulunan ceza infaz kurumlarında oy verme saatleri 07.00-16.00 olarak uygulanacak.
Diğer illerde oylar 08.00-17.00 saatlerinde kullanılacak.
PARTİLERİN SIRALAMASI
34 siyasi partinin katılacağı seçimde partilerin oy pusulasındaki sıralaması şöyle:
“AK Parti 1, İYİ Parti 2, Sol Parti 3, Büyük Birlik Partisi 4, Memleket Partisi 5, Anavatan Partisi 6, Demokratik Sol Parti 7, Yeniden Refah Partisi 8, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) 9, Türkiye Komünist Partisi 10, Anadolu Birliği Partisi 11, Zafer Partisi 12, Halkın Kurtuluş Partisi 13, Türkiye Komünist Hareketi 14, Bağımsız Türkiye Partisi 15, Gelecek Partisi 16, Yeni Türkiye Partisi 17, CHP 18, Emek Partisi 19, HÜDA PAR 20, Hak ve Özgürlükler Partisi 21, Ocak Partisi 22, Adalet Birlik Partisi 23, Demokrat Parti 24, Güç Birliği Partisi 25, Millet Partisi 26, Milli Yol Partisi 27, Adalet Partisi 28, Aydınlık Demokrasi Partisi 29, MHP 30, Türkiye İşçi Partisi 31, Demokrasi ve Atılım Partisi 32, Saadet Partisi 33, Vatan Partisi 34.”
]]>“İLK PARTİ OLACAĞIZ”
Özel, “MAK Danışmanlık şirketinin yaptırdığı anketlerde bazı illerde AK Parti’nin önde olduğu görünüyor. Eskişehir, Adana, Antalya ve Hatay’da risk görüyor musunuz” sorusunu şöyle yanıtladı:
*Kesinlikle değil. Bir şirketin anketleri üzerinden tartışmayı doğru bulmam. Ama belli yönleriyle bizdeki anketlerle uyumsuz olduğunu söyleyebilirim. Eskişehir’de, Bursa’da, Antalya’da bizdeki anketlerde öndeyiz. Biz bugüne kadar CHP’nin yaptırdığı anketleri yayınlamadık. Esas anketin 31 Mart’taki seçim sonuçları olduğunu biliyoruz. Anket açıklamada çok bıçak sırtı bir iş var.
*Manipülasyon mu yapılıyor, seçmen mi yönlendiriliyor, doğru mu söyleniyor, örneklem mi yanlış… Bu tartışmalardan çıkılmıyor. Seçimlere 60 gün kala anket açıklanması yasaklansa bence çok daha doğru ve etik olur. Ama bazen öyle şeyler oluyor ki biz de anket yaptırdığımız firmalara, ‘O zaman siz de örnekleminizle, net rakamınızla, kaşenizle şu bölgelerdeki anketleri açıklayınız’ demek noktasına geliyoruz.
*Çünkü öbür türlü birisi anket açıklıyor, seçmen de bakıyor ankete, ‘Benim partim bu güçte değilse’ deyip bir başka karar vermeye kalkar veya ‘Nasılsa kazanamıyoruz’ deyip gitmez. Antalya da kırk yıldır bir geliyor, bir gidiyor. Bunun yapısal bir sorunu var. Sebebi şu: 2 buçuk milyonluk Antalya’ya 25 milyon kişi geliyor.
*Para, 2 buçuk milyona göre geliyor. Belediye başkanı hangi partiden olursa olsun, esas hizmeti almak isteyenler hizmetin 10 katı bir nüfus tarafından tüketildiğini gördüğü için mevcut belediyeye hep bir fatura kesiyor.
*İlk kez bu sefer tarih yazacağız ve Muhittin Böcek, iki kez üst üste Antalya Büyükşehir Belediyesi’ni kazanan ilk başkan, parti olacak. Bu sefer pandemi de iki yıl turist gelmemesi, Antalya’daki standart tepkiyi hafifletmiş olabilir. ‘Antalya yine AK Parti’ye geçiyor’ verisi, benim açımdan şaşırtıcı bir veri.
“HATAY RAPORU, KAMUOYU İÇİN DEĞİL CHP GENEL BAŞKANI VE MYK’SI İÇİN HAZIRLANDI”
Özgür Özel, “Hatay’ın yerel seçimlerdeki durumu nedir ve 6 Şubat Depremleri’nin ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nun döneminde, Hatay’a bir heyet gönderilmiş ve bir rapor hazırlanmıştı. Bu rapor neden kamuoyuyla paylaşılmadı” sorularını şöyle yanıtladı:
*Hatay’ı yakından takip ediyoruz. Gelecek hafta pazartesi bir anket daha gelecek. Lütfü Savaş, daha önceki seçimlerde olduğu gibi, hızla farkı kapatıp seçimi kazanma noktasına geliyor diye görülüyor. Hatay’ı kazanırsak bu benim açımdan sürpriz olmayacak. Ama esas örgütümüz ve Lütfü Bey açısından sürpriz olacak.
*Onlar zaten seyrin böyle olacağını hep söylüyorlar. O rapor Sayın Genel Başkan’a rapor edildi. İlçe isimleri vermem doğru değil ama mesela belediye başkanlarımızdan bir tanesinin o dönemde olması gerektiği gibi halkın yanında olmadığı söyleniyordu. O başkanımız yeniden adaylık başvurusunda bulunmadı.
*Benim gördüğüm kadarıyla Sayın Genel Başkan’a sunulan raporda, deprem sonrası performans açısından eleştirilen belediye başkanlarımız vardı. Bizim de Yılmaz Hoca’nın koordinatörlüğünde; bir deprem olduğunda, bir koordinatör büyükşehir belediye başkanı görevlendirme ve mevcut belediye başkanının bir depremzede olduğu gerçeğinden hareket etme gibi bir çalışmamız da var.
*Biz böyle bir heyet görevlendirdik. Rapor kamuoyu için değil, CHP’nin Genel Başkanı ve MYK’sının bundan sonraki süreci doğru analiz edip doğru değerlendirmesi içindi. Böyle raporları partiler kamuoyuyla paylaşmazlar.
” İKTİDAR YAPMAZSAM BİR GÜN DURMAM, AYRILIRIM”
*Her seçimde en güçlü partiler, belediyeler kaybederler. Bir genel başkan açısından belediye kaybetmek, bir babanın evlat kaybetmesi gibidir. O kadar acı verir bir genel başkana. Ben kendi açımdan Meral Hanım gibi bir son nokta ve şunu alamazsam bunu yaparım demek için çok erken. Çünkü bu benim ilk seçimim. Ben nisan ayının son haftası okula tayin olmuş öğretmen gibiyim.
*İstifa ederim diye bir şey yok. Zaten onu gerektirecek bir seçim sonucu da ummuyoruz, görmüyoruz, görünmüyor. Ama sonuçta herkes de şunu siyaseten hesaplar: Geçen seçim bu oylar alınırken hangi partinin kaç oyu vardı? Bu seçim CHP tek başına giriyor ve orada bu göz önüne alındığında CHP’nin tek başına seçime girerek aldığı sonucun önemli bir ve takdir edilecek bir sonuç olacağını değerlendiriyorum. Bir genel seçimde partimi iktidar yapmazsam bir gün durmam, ayrılırım.
*Ben CHP’nin genel başkanı olarak bu kadar başarıya susamış ve insanların bu kadar travmatik bir döneminde, partinin sekizinci ve seçim geçiren altıncı genel başkanı olmak suretiyle eğer partimi bir genel seçimde iktidar yapmazsam bir gün durmam. Ama iktidar yapacağız, o noktada çok kararlıyız.
“İMAMOĞLU VE İL BAŞKANIMIZIN ÇALIŞMALARI BİZE ÇOK ÖNEMLİ VERİ GETİRDİ”
CHP lideri Özel, “İstanbul’da adaylar belirlenirken daha çok İmamoğlu’nun etkisi mi oldu” sorusuna şu yanıtı verdi:
“İstanbul’da daha çok Ekrem İmamoğlu ve İl Başkanımız Özgür Başkan’ın ortak çalışmaları bizim son bir şey şeklini vereceğimiz çalışmaya çok önemli veri getirdi. Ankara’da da Mansur Başkan’la Ankara il ve ilçe başkanlarımızın çalışmaları. Biz İstanbul ve Ankara’da bir şeyi biliyoruz: İstanbul ve Ankara’yı tekrar kazanmalıyız. Ve kazanırken de belediye meclis çoğunluğunu almalıyız. İstanbul’da gönlümden geçtiği kadar, Ankara’da da gönlümden geçenin çok gerisinde kadın adayımız var. Bu konuda bizi memnun eden husus İzmir olmuştur. İzmir’de 30 adayın 15 kadınsa hak edilen alınmıştır. İzmir gibi bir cumhuriyet kentinde, 15 kadın-15 erkek adayla yarışmıyorsanız bir şey eksik yapıyorsunuz. Tayyip Bey’in hiç yok, onun öyle bir vizyonu da yok. Adayların yarısı kadın olana kadar bu mücadele sürecek. Adayların yarısı genç olana kadar da bu mücadele sürecek.”
Özel, Cemil Tugay’ın “Bir dakika yanımda durmayan Belediye Başkanımız, başka şehirde başkaları için çalışıyor” sözüne ilişkin “Ertesi gün, 90 dakika yanında durdu. Çözdük onu” ifadelerini kullandı.
“ERDOĞAN İŞİNE BAKSIN”
Özgür Özel, Erdoğan’ın CHP içinde bir kutuplaşma olduğuna ilişkin ifadeleri için “İki kelimeyle cevap vereyim: İşine baksın” dedi.
Özel, “DEM Parti ile şeffaf ilişki yürütme stratejisinden memnun musunuz” sorusuna şöyle yanıt verdi:
*Erdoğan’ın görevi CHP’nin Genel Başkanına soru sormak, CHP’nin iç meselesi var mı yok mu soruşturmak değil. Onun görevi işsizliği azaltmak, dövizi düşürmek, mazotu ucuzlatmak, çiftçinin destekleme primlerini ödemek ve sokaktaki, mutfaktaki, pazardaki yangını dindirmek. Onun işi gazetecilik değil. ‘CHP’nin yaptığı bir işle övünebileceksiniz.
*Neyle övünürsünüz’ deseniz, ben derim ki: CHP son seçimde, bütün partilerle bayramlaşabilen tek partidir. Kurucu irade böyle bir şeydir. Arkada görüşüp burada görüşmeyenler çok milliyetçi; görüştüğünü gizlemeyenler gayri milli. Böyle bir şey yok. Türkiye siyaseti olgularla algılar yer değiştirilerek yapıyor.
*Maalesef birçok gazeteci meslektaşınız da üzülerek söylüyorum, olguları değil, algıları konuşuyorlar. Abdülkadir Selvi, her gün ben Ekrem İmamoğlu ile telefonda ne kavga yapmışım onu yazıyor. Ya Abdülkadir Selvi de dinleme cihazı var ki içeriğin doğru olmamasından bizi dinlemediği belli.
*Ya da yaptığı iş doğru bir iş değil gazetecilik açısından. Hiç olmayan diyalog olmuş gibi yazılıyor. O yüzden bu siyaseti belli bir şeffaflığa, belli bir netliğe kavuşturmak ve riyakarlıktan kurtarmak lazım. Görüşüyorsan, görüşüyorsundur.
“BİR KUMPASTI”
CHP Genel Başkanı, İstanbul’daki bir ofiste çekilen para sayma görüntülerinin ve görüntülere ilişkin ortaya atılan iddiaların hatırlatılmasının ardından şunları söyledi:
*O video bir kişiye zoomlanarak, tarihi kapatılarak ve neresi olduğu anlaşılmadan; ‘Burası CHP İl Başkanlığı, Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı CHP Kongresi için delegelere para dağıtıyor’ diye servis edildi.
*Videonun bütününde 2019 yılında olduğu yazıyor. Demek ki CHP Kongresi değil. Orası, CHP İl Başkanlığı değil. O tek başına zoomlanan kişi o gün Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı mı? Hayır. Bu bir kaset kumpasıydı. CHP Kongresi’ni kirletmeye ve bugün parti içinde bir tartışma yaratmaya yönelik bir kumpastı.
*Video büronun sahibi avukattan çıkmış. Avukat, görüntülerle bize şantaj yapmış. Bizim arkadaşlarımız da kabul etmemişler, kendilerinden şüpheleri olmadığı için. Biz de suç duyurusunda bulunduk avukat hakkında.
“TRT BÜYÜK BİR UTANMAZLIK İÇİNDE”
TRT’nin CHP’nin reklam filmini yayınlamaması hakkında konuşan Özel, şunları kaydetti:
*Ticari kuruluşlar olan bütün televizyon kanallarının reklam filmini yayınlaması lazım. Belli kanallar yayınlamıyor bizim filmleri. kendisini iktidar partisine o kadar müzahir kılmışlar ki ‘Senin reklamını dahi yayınlamam’ diyor. ‘Senden gelecek para gelmesin’ diyor. TRT, kanun gereğince herkese eşit davranmalı.
*Hepimizin vergileriyle fonlanan bir yer. Reklamı yolladık; ‘Hukuk büromuz inceleyecek.’ 20 gün geçti, cevap vermiyorlar. AKP filmini yolladı, bir gün sonra yayına girdi, bizimki hala yok. Bundan sonra tekrar sorduk. ‘Mart ayı için bütün rezervasyonlar dolu’ diye cevap attılar bize. Büyük bir utanmazlık içindeler. Böyle bir tarafgirlik olur mu?”
İYİ Parti ABB Başkan adayı Cengiz Topel Yıldırım’ın CHP’nin Mamak Belediye Başkan adayı olmayı istediğini söyleyen Özel, Yıldırım’ın adaylığının reddedilmesinin ardından yaptığı açıklamalara şöyle tepki gösterdi:
“Önce Çankaya, sonra Etimesgut ya da Mamak, sonra Keçiören denmiş ama ‘Keçiören’i istemem, en azından Mamak olsun’ gibi kendisinin bir talebi olmuş. Biz kendisine böyle bir adaylaştırma yapmadık. Her isteyen, her partiden aday olamaz ama sonradan takındığı üslup şaşırtıcı. İYİ Parti’den aday olursun, bu üslubu takınırsın. Bu partiden aday olmaya çalışacaksın, ‘Mansur Bey’le çok uyumlu çalışırım’ diyeceksin, sonra gelip bunları söyleyeceksin. Olur iş değil.”
“ATILDIKTAN SONRA HER OYU KORUMANIN SÖZÜNÜ VERİYORUZ”
Özel, sandık güvenliğine ilişkin de şunları söyledi:
“Yerel seçimlerde iddialı olduğumuz yerlerde örgütümüz de güçlü oluyor ve orada sandık güvenliği sorunumuz olmuyor. Bugün Genel Başkan Yardımcı’mız Pınar Uzun’un sunumuyla geçen genel seçim rakamlarını yakalayan son 3 bin 500 sandığa atama yapıyoruz. Genel seçimden sonra seçime girmediğimiz sandıklarda görevli koyamamamızı bir zafiyet olarak gösterenler de olmuştu. Bu seçimde sandık güvenliği açısından iki tane dijital tatbikat yaptı arkadaşlar. Sandık başı ve okul önü seçim sonuçlarının girilmesi açısından. Bugünkü son sunum da hepimizi tatmin etti. Oy, sandığa atılana kadar seçmenin namusudur. Atıldıktan sonra her oyu korumanın sözünü veriyoruz.”
]]>“RAMAZAN’DA BİLE NE BOLLUK NE BEREKET KALDI”
Yücel’in açıklamaları şöyle:
* Öncelikle dün Şırnak’ta, görev başında geçirdikleri trafik kazası sonucu şehit olan polis memurları Fırat Der ve İlker Duran’a Allah’tan rahmet, acılı ailelerine başsağlığı ve sabır diliyorum. Bugün Konya’da askeri eğitim uçağının düşmesi sonucu, şantiyede bir askerimiz şehit düştü. Şehidimize Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı ve sabır, yaralılara acil şifalar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun. Nefsimizi terbiye ettiğimiz, tokun açın halinden anladığı 11 ayın sultanı Ramazan ayındayız. Allah tüm vatandaşlarımızın tuttuğu oruçları, ibadetleri kabul etsin. Ramazan deyince, ülkemizde ramazan sofralarının yeri bir başkadır. Aileler toplanır, iftar sofraları kurulur, hep birlikte oruç açılır.
* Ramazan bolluk, bereket demektir ama bugün Ramazan’da bile ne bolluk ne bereket kaldı memlekette. Vatandaş istediği gibi bir iftar sofrası kuramıyor. Et ve Süt Kurumu önünde kuyruklar uzuyor. İnsanlar gün ağarmadan sıraya giriyor. 1 kilo kıyma alabilmek için saatlerce sıra bekleyen emekliler, artık isyan ediyor. Bir vatandaşımız, ‘Bize cehennemi yaşatıyorlar’ diyor. Bir başka vatandaşımız, ‘Kaşıkla veriyorlar, kepçeyle alıyorlar. Ben ölümü tercih ediyorum, ölüm bundan daha rahat. Yaşayacak bir halimiz kalmadı’ diyor. 30 sene devlete hizmet ettiğini söyleyen bir başka emekliyse döner ekmek alıp yiyemediğinden yakınıyor.
“EMEKLİ DE ASGARİ ÜCRETLİ DE BIRAKIN İFTAR SOFRASI KURMAYI, RAMAZAN PİDESİ ALAMIYOR”
* Marketlerde fiyatlar almış başını gidiyor. Orta büyüklükte bir Ramazan kolisinin fiyatı 900 lira olmuş. Bunun da ne kadar yeteceği meçhul. Açlık sınırı 16 bin, yoksulluk sınırı 53 bin lira olmuş. 10 bin lira alan emekli de 17 bin lira alan asgari ücretli de bu koşullarda bırakın iftar sofrası kurmayı, Ramazan pidesi bile alamayacak durumda. Mutfaklar tamtakır kuru bakır. Buzdolapları bomboş, evlerde tencere kaynamıyor. AKP hükümetleri dönemi, ülkemizin adeta açlıkla ve yoksullukla sınandığı dönem olarak tarihe geçti. Biz CHP olarak yerel yönetimlerdeki gücümüzle AKP iktidarında yoksullaşan vatandaşımıza destek olmak ve onları yoksulluktan kurtarmak için hiç durmadan çalışıyoruz.
* Bakın, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu, İstanbullulara Halk Ekmek aracılığıyla 340 gramlık pideyi 10 liradan ulaştırıyor. AKP ise hala mizansen otobüs videolarıyla algı operasyonları peşinde. Sayın İmamoğlu’nu sandıkta yenemeyeceğini anlayan AKP’nin İBB Başkan adayıysa ‘Biz aynı oyunları, aynı tiyatroları oynamaya devam ediyoruz’ diyecek kadar pişkin. Biz, AKP’nin bu filmini daha önce de gördük. Şimdiden söyleyelim: Film onlar için mutlu sonla bitmiyor.
“VATANDAŞ ARTIK BİTTİ, TÜKENDİ”
* Siz tiyatroyu, filmi sanatçılara bırakın. İstanbul, Ankara ve Antalya’da 250 gramlık Ramazan pidesinin 15 lira olan fiyatını nasıl düşürürüz diye düşünün. Şunu da belirtmeden geçmeyelim: Bu fiyatlarda fırıncıların hiçbir suçu günahı yok. Eminiz, kâr dahi etmiyorlar. Yükselen maliyetleri karşılamakta zorlanan esnaf, zam yapmak zorunda kalıyor. Burada asıl sorun, enflasyonun yükselişini önleyememeleri. Burada asıl sorun, 2002 ile 2024 yılları arasındaki maaş farklarıyla övünen, ekonomiden bihaber AKP hükümeti. Burada asıl sorun, AKP zihniyetinin kendine ve yandaşlarına layık gördüğü lüks ve şatafatlı hayatın binde birini dahi kendi vatandaşına layık görmemesi.
* Vatandaştan fedakârlık beklerler; işçiden, emekçiden kemerleri sıkmayı beklerler; emekliden sabır beklerler; pandemi olur, vatandaşa IBAN atarlar, para beklerler; deprem vergilerini deprem dışında her yere harcarlar, deprem olduğunda da Cumhurbaşkanından, Bakanına, bürokratına gözlerine ışık tutulmuş tavşan gibi bakarlar. Sosyal devlet ilkesini, kendi iktidarlarında tam tersine çevirip adeta devletin kendi vatandaşını sömürdüğü bir sistem haline getiren AKP hükümetlerinin vatandaştan beklentileri bitmedi ama vatandaş artık bitti, tükendi, illallah etti. AKP iktidarında ne devlet ciddiyeti kaldı ne de vatandaşı için kaygılanan bir iktidar. Varsa yoksa kendi siyasi gelecekleri.
“ANKARALILARA ÇAĞRI YAPIYORUM: MAL VARLIĞINI DAHİ AÇIKLAYAMAYAN BU ADAMA OY VERMEYİN”
* Buradan Sayın Erdoğan’a sesleniyorum: Sen her konuda muhalefeti hedef göstermeyi bırak da yüreğin yetiyorsa 22 yılda mal varlığın nereden nereye geldi, onu açıkla. Bizim belediye başkanlarımız, belediye başkan adaylarımız aslanlar gibi mal varlıklarını açıkladılar. Neden? Çünkü çekinecekleri, gocunacakları bir şey yok. Ankara’nın en büyük 2 ilçesinden birinde, 20 yıl belediye başkanlığı yapan, AKP’nin Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkan adayı Turgut Altınok’a ‘Mal varlığını açıkla’ diyorlar; adam büyük bir pişkinlikle, büyük bir yüzsüzlükle diyor ki ‘Mal bizim değil, Allah’ın. Biz emanetçisiyiz.’ Bu nasıl bir yüzsüzlük, nasıl bir pişkinlik?
* Bunlar, Allahtan korkmaz, kuldan utanmazlar. Ben, buradan Tüm Ankaralılara bir çağrı yapmak istiyorum: Bu adama oy vermeyin. Mal varlığını açıklayamayanlara, Harun gibi gelip Karun olanlara, vatandaşın parasıyla, vergileriyle, iktidarın imkanlarıyla saltanat sürenlere oy vermeyin. Türkiye’nin 81 vilayetinde yaşayan 85 milyon vatandaşımıza buradan bir çağrı yapmak istiyorum: Bu anlayışa oy vermeyin. İşçiyi, emekliyi, memuru, öğrenciyi açlığa ve sefalete mahkûm eden, tüyü bitmemiş yetimin hakkına tenezzül eden ama mal varlığını dahi açıklayamayan bu anlayışa oy vermeyin.
“ERDOĞAN’IN CAHİLCE VE İNATLA UYGULADIĞI EKONOMİ POLİTİKALARI…”
* Yıl olmuş 2024, beyefendi hala 2002’deki maaşlarla bugünkü maaşları kıyaslıyor. Ama o zamanki alım gücüyle bugünkü alım gücünü kıyaslamıyor. Yaptıklarını, ülkeyi getirdikleri durumu bir marifetmiş gibi pazarlamaya çalışıyor. Oysa 2002 yılında emekli maaşı, asgari ücretin 1,4 katıydı, şimdiyse emekli maaşları asgari ücretin kat be kat altında kaldı. Bundan hiç bahsetmiyor. 2016’dan sonra emekli maaşları, asgari ücretin altında kalmaya başladı. 2016 yılında asgari ücret, 1301 lira olurken emekli maaşı 1265 lira oldu. Böylece en düşük emekli maaşının asgari ücrete oranı 1’in altına düşerek 0,97 oldu. Bundan da hiç bahsetmiyor. 2022’in ilk yarısında bu oran 0,74’e kadar düştü.
* 2023’ün başında asgari ücrete oranı 0,69’u gören en düşük emekli maaşı, 2023’ün ikinci yarısında asgari ücretin 0,66’sına kadar geriledi. 2024’te, en düşük emekli maaşı 10 bin lira olurken asgari ücret ise 17 bin lira oldu. Ve en düşük emekli maaşının asgari ücrete oranı 0,58 oldu. 2002’de, en düşük emekli maaşıyla 12 gram altın alınabiliyordu. Şimdi, en düşük emekli maaşı olan 10 bin liraya yalnızca 4 gram altın alınabiliyor. Erdoğan’ın bilimsellikten uzak, cahilce ve inatla uyguladığı ekonomi politikaları ülkeyi iflasa sürüklerken emeklinin cebinden altınları her ay birer birer eksiltti.
“ÇOCUKLAR BİLE VATANDAŞIN ALIM GÜCÜNÜN DÜŞTÜĞÜNÜN FARKINDA”
* Alım gücü aydan aya değil, günden güne düşüyor. Bu hesaplar için ekonomist olmaya gerek yok. Çocuklar bile vatandaşın alım gücünün düştüğünün farkında ama Sayın Erdoğan hala laf ebeliğinde. Milyonlarca emekli, geçinemediği için emekli olduğu halde çalışmaya devam ediyor. Yıllarca bu ülkenin ekonomisine katkı sunan, katma değer yaratan emekliler, kendilerini yok sayan AKP’ye 31 Mart’ta hesap soracak. Rahat edip torun sevecekleri dönemde AKP, emeklileri ucuz et kuyruklarında saatlerce sıra bekleyecek hale getirdi. Emekliler nerede, ne ucuz diye market geziyor, pazar dolaşıyor. 70 yaşında insanlar, ekmeği ucuz alabilmek için saatlerce sıra bekliyor, kendilerine uzatılan mikrofonlardan, kameralardan emekliler utanıyor ama asıl utanması gereken AKP utanmıyor.
“HİÇBİR YERDE ŞANSI OLMADIĞINI GÖRÜNCE SİYASİ DİLENCİLİĞE BAŞLADI”
* Erdoğan, geçtiğimiz günlerde İzmir’e geldi ve bir miting yaptı. Yine İzmirlilere nasıl hitap edeceğini bilemedi. Mitingden geriye sadece Roman vatandaşlarımıza ettiği hakaret kaldı. Neymiş efendim CHP’deki kavgalar, Tepecik’teki kavgalara benziyormuş. CHP’ye hakaret etme telaşına düşen AKP Genel Başkanı, bu kez de İzmir’deki Roman vatandaşlarımızı kırmayı, rencide etmeyi ve ötekileştirmeyi başardı. Dolmayan meydanlar, tutmayan uçuk kaçık projeler, moral bozan anketler Erdoğan’ın ayarını iyice bozdu. Geçenlerde çıktı, ‘Bu son seçimim’ dedi. Erdoğan bundan önce de 2009’da da 2012’de de 2022’de de benzer açıklamalar yapmıştı.
* Dolar 32 liraya çıkmış, emekliler 10 bin liraya mahkûm edilmiş, vatandaş indirimli et almak için gecenin geç saatlerinde kuyruğa girmeye başlamış, öğretmenler atanmamış, tarikatlar ilköğretim okullarına sızmış, gençler işsiz… Biz de AKP Genel Başkanının yalvarışlarını izliyoruz. Neymiş? Bu seçim son seçimiymiş, ona oy verilsinmiş. İstanbul’dan Adana’ya, Ankara’dan İzmir’e hiçbir yerde şansı olmadığını görünce siyasi dilenciliğe başladı. Duygu sömürüsü yapacağına ekonomiyi düzelt, sığınmacı sorununu çöz, gençlere istihdam alanı aç. Zaten hepimiz biliyoruz, siyasi ömrünü tamamladın. Evet doğru, bu son seçimin. 17 gün sonra, 2019’da halkımızın CHP’li belediye başkanlarına yönelttiği teveccühün daha büyüğü yaşanacak.
“GÜVEN ÇEMBERİNİ NEDEN OLUŞTURMADINIZ? YENİ Mİ AKLINIZA GELDİ?”
* AKP’nin alışılagelmiş bir seçim klasiği de sınır ötesi operasyonlar. AKP’nin söyleyecek yeni bir sözü, adaylarının açıklayacak projeleri olmayınca ‘beka’ söyleminden medet umar, sınır ötesi operasyonları seçim malzemesi yaparlar. Neymiş, Bu yaz Irak sınırımızı güven altına alacak çemberi tamamlayacak, terör meselesini sorun olmaktan çıkaracaklarmış. 22 yaz, 22 yıl geçti. Bu güven çemberini 22 yılda neden oluşturmadınız? Yeni mi aklınıza geldi? Terör meselesini bugüne kadar neden sorun olmaktan çıkarmadınız? Şunu hatırlatırım: AKP iktidara geldiğinde, 2002 yılında terör sorunu bitmişti. Şehit haberleri gelmez olmuştu. AKP iktidara geldi ve terör belasını yine bu milletin başına bela etti. O yüzden vatandaşın bu masallara artık karnı tok.
“KENDİNİ TÜRK HEKİMLERİNE EMANET EDEN ATATÜRK’TEN, ‘GİDERLERSE GİTSİNLER’ ANLAYIŞINA GELDİK”
* Hafta başında TÜİK, işsizlik oranlarını açıkladı. Buna göre işsizlik yüzde 9,1; işsiz sayısıysa 3 milyon 214 binmiş. Ancak gerçek rakamlar tabii ki böyle değil. Gerçek işsizlik yüzde 26 buçuk; gerçek işsiz sayısıysa 11 milyona ulaşmış durumda. Genç işsizliği yüzde 16,6; kadın işsizliğiyse yüzde 21,1. AKP iktidarlarının yanlış istihdam politikalarının sonucu, ülkede koca bir işsizler ordusu oluştu. Türkiye’de işsiz sayısı artıyor ama istihdam alanları daralıyor. Gençler bu ülkede, kendilerine iş bulamıyor. Liyakatin yok edildiği ülkemizde, yurt dışına gitmeyi planlayan genç oranı yüzde 70’leri geçmiş durumda. Benzer bir durum, biliyoruz ki sağlık çalışanlarında da var.
* Bugün 14 Mart Tıp Bayramı. Adı bayram ama kendisi maalesef artık bayram değil. Kendini Türk hekimlerine emanet eden Mustafa Kemal Atatürk’ten, maalesef ‘Giderlerse gitsinler’ anlayışına geldik. Şehir hastaneleri denilen beton yığınlarının içinde, doktorların ameliyathane temizlemek, hemşirelerin hasta, teknikerlerinse malzeme taşımak zorunda kaldığı bir dönem yaşıyoruz. İzmir Bayraklı Şehir Hastanesi’ndeki bu iddialar karşısında, Sağlık Bakanlığı sus pus. Sağlık çalışanları çaresiz, hastalar çaresiz. Eczanelerdeyse veresiye ilaç dönemi başladı. İşte 21’inci yüzyılda, AKP’nin ‘sağlıkta dönüşüm’ masallarının dramatik sonu. Biz, tüm sağlık çalışanlarının özlük haklarının iyileştirildiği, şiddetten korunduğu bir Türkiye’yi var etme dileğimiz ve iddiamızla 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyoruz.
“RESMİ GAZETE, YANDAŞA TANINAN AYRICALIKLARIN İLAN EDİLDİĞİ FERMANLAR HALİNE GELDİ”
* Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın ‘Yatırım Teşvik Belgesi Listesi’ geçtiğimiz günlerde Resmî Gazete’de yayımlandı. Bakanlık, Eylül-Aralık 2023 döneminde, 5 bin 122 yatırım teşvik belgesi verdi. Yayımlanan listede önceden, ‘öngörülen destek unsurları’ adı altında, şirketlere tanınan vergi muafiyetleri, vergi indirimleri ve teşvikler yer alıyordu. Fakat şimdi bu listede, şirket teşvikleri ve vergi muafiyetleri yok. Peki ne var derseniz? Gerici faaliyetleriyle dikkat çeken birçok kuruma ve iktidara yakın şirketler teşvik var. Cübbeli Ahmet Hoca’nın onursal başkanı olduğu dernek de teşvik almış, Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın mütevelli heyeti başkanı olduğu ‘Yeni Türkiye Eğitim Vakfı İktisadi İşletmesi’ de teşvik almış.
* Nakşibendi tarikatının ‘Muradiye Eğitim Öğretim Okulları’ da yatırım teşviki alan şirketler arasında. AKP’nin vazgeçilmezi, kamu ihaleleriyle gündemden düşmeyen Albayraklar şirketi de beşli çete olarak bilinen Kalyon ve Cengiz İnşaat da teşvik alan firmalar arasında. Yine Cengiz Holding’e bağlı şirketlerden Eti Bakır Anonim Şirketi de teşvik alan şirketler arasında. Resmî Gazete, AKP döneminde tabiri caizse padişahın dağıttığı ulufelerin okunduğu fermanlara dönüştü. Yandaşa tanınan ayrıcalıkların ilan edildiği gece yayınlanan fermanlar haline geldi. Vatandaşa, kobilere, esnafa teşvik ve ayrıcalık yok; ülkenin kaymak tabakası olarak bilinen beşli çeteye, Erdoğan’ın yedi göbek akrabalarına teşvik üstüne teşvik var. İhtiyaçları mı var? Hayır. Hiç utanmıyorlar, hiç uslanmıyorlar.
“BİRİLERİ TEŞVİKLERE BOĞULUYOR, DİĞERİ KREDİ KARTI BORCUNDAN BOĞULUYOR”
* Onca teşvik arasında vatandaşın hali nedir, derseniz de vatandaşın haline bir göz atalım. Faizler yükseliyor yükselmesine fakat vatandaş başka çaresi olmadığı için kredi çekmeye ve kredi kartına borçlanmaya devam ediyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, son 3 ayda kredi kartı borçları, yüzde 8 arttı. İşte size kaymak tabaka olarak bilinen beşli çete ve sarayın akrabalarının haliyle sade vatandaşın karşılaştırmalı tablosu. Birileri teşviklere boğuluyor, diğeri kredi kartı borcundan boğuluyor. Birileri servetini büyütme çabasında, diğeri hayatta kalma çabasında. İşte biz vatandaşı yokluğa mahkûm eden bu adaletsiz sisteme itiraz ediyoruz. Macera aramayan, ayakları yere basan projelerle halkın derdine çare olan yerel yönetim anlayışını önce 31 Mart’ta yerel seçimlerde, daha sonra da genel seçimlerde hayata geçireceğiz.”
“PROVAKATİF EYLEMLERDEN MEDET UMANLARIN AVUÇLARINI YALAYACAKLARINI SÖYLEYEBİLİRİM”
Deniz Yücel açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Yücel, “MYK toplantısında kampanyaya ilişkin yeni adresler belirlendi mi? Yeni bir taktik izlenecek mi” sorusuna şu yanıtı verdi:
* “MYK toplantımızda tabii ki kampanya ve seçim çalışmaları gündeme geldi. Biz kampanyamızı sürekli sahadan ve saha çalışmalarından geri dönüşler alarak, kampanyamızı sürekli güncelleyerek, yenileyerek, sahadan gelen veriler doğrultusunda revize ederek yürütüyoruz. Kampanyamız çok başarılı bir şekilde yürüyor. Türkiye’nin hemen hemen her yerinde ve bunun da seçim sonuçları ve sandık sonuçlarını yansıyacağına inanıyoruz. Genel Başkanımızın önümüzdeki seçimlere kadar kalan sürede programları önümüzdeki günlerde açıklanır. Elbette Doğu’da, Güneydoğu’da, Karadeniz’de birçok program yapılacak.”
Yücel, İstanbul İl Başkanlığı’nda kaydedildiği iddia edilen para sayma görüntülerine ilişkin ise şunları söyledi:
* “İstanbul İl Başkanlığı binamızın satın alındığı dönemde, kayıt altına alınan para sayma görüntüleriyle ilgili MYK toplantımızda herhangi bir gündem olmadı. İBB Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu bu konuda gerekli açıklamayı yaptı. Seçimlere 20 gün kala böyle bir şeyin gündeme getirilmesi AKP iktidarının, yandaşlarının ve onlardan medet umanların yine bir panik yaşadıklarını ve çaresizlik içerisinde olduklarını çok net bir şekilde gösteriyor. Bu tip provokatif işler, bu tip çamur atma niteliğindeki işler ve eylemler her seçim öncesinde, her seçim arifesinde yaşanıyor. Dolayısıyla buradan medet umanların avuçlarını yalayacaklarını çok büyük bir rahatsızlıkla söyleyebilirim.”
“BAKANLARIN İL İL GEZMESİ AKP İÇİNDEKİ ENDİŞEYİ, KORKUYU GÖSTERİYOR”
Yücel, bakanların 81 ilde AKP adayları için oy istemelerine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
* “Bakanların özellikle İstanbul’da, diğer illerde seçim çalışmaları yapmaları AKP’nin yine yaşadığı çaresizliği, korkuyu, kaygıyı ve paniği bize gösteriyor. Bir taraftan bakanları, seçilmiş kişiler içerisinden değil de atanmış kişiler olarak olarak belirleyeceksiniz, Bakanları yetkisizleştireceksiniz, bürokrasiyi güçlendirdiğinizi iddia edeceksiniz. Ama bir taraftan o bakanları bakanlıkların ve devletin tüm imkanlarıyla seçim döneminde adaya çıkartıp seçim çalışması yapacağız, yaptıracaksınız.
* Bu hem siyasete ne kadar samimiyetsiz baktıklarını, devletin kaynaklarını, imkanlarını, kamu kaynaklarını, kendi siyasi gelecekleri, ikballer için ne kadar kaygısızca ve şuursuzca kullandıklarını bize gösteriyor. Bir taraftan da seçim kaybetmenin paniğini, yani aynı 2019’da olduğu gibi ülkemizin dört bir yanında CHP’li belediye başkan adaylarına halkımız büyük bir teveccüh gösterdi. Şu anda da daha büyük bir teveccühün arifesindeyiz. Dolayısıyla 31 Mart 2024 seçimlerinde böyle bir korku, kaygı ve panik yaşadıklarını bize gösteriyor. Kimi çalıştırırsa çalıştırsınlar, Sayın Erdoğan da bir fiil çalışsa ki çalışıyor; İstanbul’da da başka yerlerde de yerel seçimlerde AKP’nin ve Cumhur İttifakı adaylarının bir hezimete uğramasını engelleyemeyecekler.”
“SEÇİM GECESİNE İLİŞKİN TATBİKATLAR YAPILIYOR”
Yücel, “Toplantıda seçim güvenliğine dair bir başlık konuşuldu mu? Nasıl tedbirler alınacak?” sorusunu şöyle yanıtladı:
* Seçim güvenliğine ilişkin bir gündemimiz oldu. Seçim güvenliğiyle ilgili örgütlerimiz, her türlü çalışmayı, önlemi yapıyorlar. Seçim gecesine ilişkin tatbikatlar yapılıyor. Sandık görevlilerimiz, okul sorumlularımız, okul görevlilerimizin, bilişim sorumlularımızın katıldığı, dahil olduğu… Önümüzdeki günlerde bu önlemleri ve çalışmaları sizlerle daha somut olarak paylaşacağız.
* Buradan şunu söylemek istiyorum: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan her bir birey, vatandaşlık görevini yapmalı, sandığa gitmeli ve iradesi ne olursa olsun sandığa yansıtmalı. Sandık güvenliğiyle ilgili, seçim güvenliğiyle ilgili hiçbir yurttaşımızın herhangi bir kaygısı olmasın. CHP de bu düzenin değişmesi gerektiği konusunda iddia ortaya koyan ve çalışma yapan diğer tüm siyasi partiler de ve tabii ki yine sivil toplum kurumları, barolar da gereken çalışmaları yapıyorlar.”
]]>İmamoğlu “Bu meydanda kızlarımız, çocuklarımız, oğullarımız var. Bu meydanda hanımefendiler, duaları benimle olan güzel annelerimiz var. Onun için milletim meydanında konuşurken dilimize dikkat edeceğiz. Çünkü bizi çocuklarımız, annelerimiz dinliyor. Şu; sözünü dinletemeyen, dinletmek isterken parmak gösteren, bağıran, çağıran, küfür eden, şunu söyleyen, bunu söyleyen var ya Allah onlardan esirgesin çocuklarımızı” dedi. Ramazan’ı anımsatan İmamoğlu “Allah kötülüklerden yalandan, iftiradan korusun” diye dua etti.

“NE YAPACAĞINIZI BİLİYORDUM”
2019 İstanbul seçiminin Ramazan ayının ilk günü iptal edildiğini ve haberi iftar sofrasında aldığını anlatan İmamoğlu “İçime hiçbir kötü his gelmedi. Niye biliyor musunuz? Ben sizin ne yapacağınızı biliyordum. O bilmiyor ama ben biliyorum siz ne yapacağınızı. O, ‘13 bin oyla seçim mi alırsın’ diye sordu.Halbuki seçim bir oyla da alınır. Bu millet ‘madem 13 bin oyla alınmaz diyorsun, al sana 806 bin oy’ dedi. Seçimi iptal ettiler, zannettiler ki Ekrem’in gardı düşer, yüzü asılır. Benim milletime baktıkça yüzüm gülümsüyor, içim moral doluyor. Atom karınca olacağım dedim, ben artık atom karıncayı da geçeceğim. İşte 5 yıldır bu tempoyla çalışıyoruz” diye konuştu.

“TEPETAKLAK GİDİYORSUN”
İmamoğlu konuşmasında Cumhur İttifakı’nın İstanbul Adayı Murat Kurum’a tepki gösterdi. İmamoğlu şunları söyledi:
* “Belediyecilikte rakip olabilecek birini bulamadıkları için şimdi bu seçimi, yerel seçim alanından çıkarmaya çalışıyorlar. Her seçimden önce yaptıkları gibi ne yapıyorlar? Hemen milli duygular, inançları istismar ediyorlar. Geçen dersine çalışmayan rakibimin bir konuşmasını dinledim. Dersine hiç çalışmıyor. Diyor ki; ‘seçimde öyle bir zafer kazanacağız ki şehit aileleri bayram edecek.’ Bak, bak, bak, bak, bak. Sanki biz düşman ordusuyuz. Bir savaş ilan etti. Allah akıl versin sana.
* Hatırlayın ‘İstanbul’u alınca Filistin Gazze’ diyordu. Şimdi de şehitlerimizi ve gazilerimizi sürecin içerisine dahil etmeye kalkıyor. Ben sana bir şey söyleyeyim buradan dersine çalışmayan ithal aday; tepetaklak gidiyorsun. 31 Mart’ı çıkartabilir misin, emin değilim. Tavsiyede bulunayım; bir kere seçim kazanmak zafer kazanmak değildir. Zafer birilerine karşı kurulan üstünlüktür. Birilerini teslim almak, onlara hakim olmaktır. Belli ki seçimleri, İstanbulluları teslim almak gibi görüyorsun.

* Ama olgun bir insan, demokrat bir insan bu ifadeleri kullanmaz. Ama demokratlığı bilmiyor. Demokratlıkla ilgileri yok zaten. Seçilmek bir gün, yönetmek 5 yıl. Yönetirken de kimseyi kimseden ayırt etmezsin. İnsanları kucaklarsın. Ne kökenine bakabilirsin, ne siyasi görüşüne. İnancı nedeniyle ayrımcılık asla yapamazsın. Demokratlık budur. İstanbul’da belediye başkanlığı yapmak budur. Diğerini bu millet kabul etmez. Vatandaşın bir bölümünü kendinden görüp diğerlerini düşmanlaştıramazsın. Başta belediye başkanları ve hiçbir kamu yöneticisinin böyle bir yetkisi asla yoktur, hakkı da yoktur. Bu sözleri söyleyen ne muhafazakardır, ne demokrattır. Tavsiyem kendini daha fazla küçük düşürme.”

“NİYETİ BETON İSTANBUL’A ŞANTİYE ŞEFİ OLMAK”
İmamoğlu, Kanal İstanbul güzergahında yapılacak lüks konut projesi için yeni imzalanan 6.2 milyar liralık sözleşmeye dikkat çekerek Kurum’u eleştirmeye devam etti. İmamoğlu şunları belirtti:
* “Bu aday geldiği günden beri ‘milletin gündeminde olmayan benim gündeminde yok.’ Hayatımda gördüğüm en yuvarlak cümle. ‘Evet destekliyorum’ da demiyor, ‘hayır asla yapılmamalıdır’ da demiyor. Eveliyor, geveliyor. ‘Kanal İstanbul mutlaka yapılmalı’ dese biliyor millet ağzının payını verecek. ‘Kanal İstanbul yanlıştır asla yapılmamalı’ dese bu sefer onu buraya gönderen kişi ağzının payını verecek. İşi zor. O yüzden cesaretle, öz güvenle cümle kuramıyor.
* Kendini bu hale düşüren, Allah muhafaza İstanbul’u ne hale düşürür? İstanbul’u Allah korusun. Bu seçim, ‘kanal mı, İstanbul mu?’ seçimi. Gizli gizli de değil yine yangından mal kaçırır gibi 6.5 milyar liralık Dursunköy’de tam beton kanal güzergahında ihale yaptılar. İthal aday diyor ki; ‘ beni şantiyelerde göreceksiniz.’ Doğru, ama İstanbulluların şantiyelerinde değil senin niyetin beton kanalın şantiyelerinde şantiye şefi olmak. Ama seni biz oraya şantiye şefi de yapmayacağız. Çünkü biz İstanbul’a o ihanet projesini, Kanal İstanbul projesini yaptırmayacağız.”

“ÖNÜMÜZDE 2 SEÇENEK VAR”
İmamoğlu ş ifadeleri kullandı:
* “Bunların bakışı ‘şak diye emretti tak diye yaptım’ bakışıdır. Bunlar bir şey yapacağı zaman hemen yukarı bakarlar, ne diyecek acaba diye. Ankara’dan bir ses gelecek mi? Yap derse yapar, yapma derse elini kıpırdatamaz. Ama biz fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür, neslinin temsilcileriyiz. İstanbul bu akla 31 Mart’ta hak ettiği yanıtı verecek. İstanbul özgüvenli bir yönetim ister. İstanbul’u yönetecek olanın gözü de kulağı da Ankara’da değil vatandaşta olacak. Saraylarda değil.
* Siyasi hesaplarla, kurgularla, kumpaslarla hareket edenlere, size masallar anlatanlara itibar etmeyin. Önünüzde sadece iki seçenek var. İstanbul ya ihmal, israf, ihanet devrine dönecek ya da icraat, hizmet, yatırım yolunda yürüyecek. Önünüzde iki seçenek var. İstanbul ya yeniden ayrımcılığın, partizanlığın pençesine düşecek ya da adalet ve kardeşlik yolunda ilerleyecek. İstanbul ya tam gaz geri ya da tam yol ileri diyecek.”
AVUKATLARA ÇAĞRI
İmamoğlu, avukatları da seçim günü sandıklarda görev almaya çağırarak “31 Mart günü hiçbir gücün sandığı ele geçirmesine fırsat vermediniz, yine vermeyin. İstanbul’da seçim güvenliğini sağlamak için görev alın” çağrısı yaptı.
]]>“KOMŞUNUN KOMŞUYA DÜŞMAN EDİLDİĞİ DÜNYAYA GEREK YOK”
Akşener, “Başarılar diliyorum. Ülkemiz için hayırlı olsun.” diyen bir esnafa şunları söyledi:
“Önce ülkemiz, sonra Düzce, sonra sizler, bizler için hayırlı olur inşallah. Ben, samimi bir şey söyleyeyim mi? Çok fazla itiş-kakış içinde gidiyor. Yerel seçim, esasında birebir size hizmet edecek kişiyi seçtiğiniz bir seçimdir. Dolayısıyla şuculuk, buculuk üzerinden hiç gerek yok. Komşunun komşuya düşman edildiği dünyaya gerek yok. Bütün siyasi partiler gibi biz de geziyoruz, tabii ki öyle olması lazım. Mesela ben seçimlere, ‘Seçmenin bayramı’ diyorum. Siyasetçi böyle ‘ceket astım, kola kutusu koydum’ diyemeyeceği bir durumdur.”
Bir bakkal esnafı, “Mehmet Bey’e oy istiyoruz” diyen İYİ Parti lideri Akşener’e “Mehmet Bey bizim zaten eski başkanımız. Zaten oyumuzu ona veriyorduk önceden de. Siz de varsınız. Her zaman Başkanımıza oyumuz hazır.” karşılığını verdi.
Akşener, daha sonra telefon satan bir dükkaı ziyaret etti. İş yerinin kendisine ait olmadığını söyleyen Enes isimli çocuk çalışana işlerin nasıl olduğunu sordu. İşlerin durgun olduğunu söyleyen ve 17 yaşında olduğu için seçimlerde oy kullanamayacağını belirten gence Akşener, “Benim adıma annene, Başkan adına babana, abine; varsa yengene oylarını istediğimizi söyleyebilir misin?” dedi.
“ESNAF BENİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ”
Daha sonra bir giyim mağazasına giren Akşener, mağazadakilerle sohbetinde şöyle konuştu:
“Ben üç sene esnaf gezdim. Bu dükkanların içinde hiç başka bir partiyi yermedim, kendi partimi övmedim. Sadece sizi dinledim. Çok da şey öğrendim çünkü ekonominin bel kemiği sizsiniz. Dolayısıyla ben çok önem veriyorum esnafa, Doğru Yol Partisi (DYP) gibi köklü bir sistemin içinden geldiğim için. DYP’de başladım ben politikaya. Esnaf ağırlıklı bir yapıydı. Ben onu canlandırmaya çalıştım üç sene boyunca, Hakkari’den Edirne’ye kadar. Buralara da geldim, gittim. Şimdi seçim… Artık partimi övmek durumundayım.”
“HATAY’DA HARİKA BİR ADAY GÖSTERDİK”
Bir dönerciyi de ziyaret eden Akşener, çalışanların Hataylı olduğunu ve Hatay’da oy kullanacağını belirtmesi üzerine, “Orada da sizden oy istiyorum. Orada harika bir aday gösterdik, sizin hemşehriniz.” ifadelerini kullandı.
TALİH ÖZCAN: İYİ PARTİ’NİN BURADA VEKİLİ VAR, BUNA İNANIN
Akşener, esnaf ziyareti sırasında CHP’nin Düzce Milletvekili Talih Özcan ile karşılaştı. Özcan’ın “Ben geçmişte İYİ Parti örgütüyle çalıştım. Millet İttifakı’nın ürünüyüm. Biz tabandan beraberiz. Desteğiniz için teşekkür ediyoruz. İYİ Parti’nin burada vekili var, buna inanın.” sözleri üzerine Akşener, “Bir de belediyesi olsa ben de sevinirim.” diye konuştu.
Aşener’in ziyaret ettiği bir başka telefon satan esnaf, “Başkanımızı eskiden beri tanıyoruz. Daha önceki dönemde de memnunduk. İnşallah bu seçimde de kazandıracağız.” dedi.
Bir giyim mağazasında esnafın siftah yapamadığından yakınması üzerine Akşener, kendisini izleyen foto muhabirine hediye aldı ve “Ben emekli maaşımdan alıyorum, siftah yapıyoruz.” dedi.
Başka bir telefon dükkanındaki iki çalışan da Akşener’in Mehmet Keleş’e oy istemesi üzerine, “Oylarımız Başkanımıza, onunla beraberiz.” karşılığını verdi.
“GÖNÜLDEN DESTEKLİYORUZ”
Bir butiği ziyaret eden Akşener, butik sahibine işlerin nasıl gittiğini sordu. Ramazan dolayısıyla sakin olduğunu belirten esnaf, “Burası biraz eski bir işletme, o yüzden işlerimiz iyi.” dedi. Akşener’in oy istemesi üzerine esnaf, “Biz Mehmet Başkanı zaten çok eskiden tanıyoruz. Şehrimizi daha önceden de temsil etti. Kendisi ve ailesi gerçekten çok saygıdeğer insanlar. Biz gönülden destekliyoruz. Yanınızdayız.” dedi.
“BU GENÇLERİN DEVLETE GÜVENİ HER GEÇEN GÜN AZALIYOR”
Kedisini, “eski Doğru Yol Partisi ve Demokrat Parti il başkanı” olarak tanıtan bir vatandaş, “Her şey bitecek, seçim bitecek ama bu milletin devletine olan güveninin azalmasını nasıl düzelteceğiz? Düzce’de bir üniversitemiz var, ben orada gençlerle temastayım. Bu gençlerin bu devlete güveni her geçen gün azalıyor. Bunu ancak biz tesis edebiliriz, siz tesis edebilirsiniz. Gençliğe bu konuda mesajlarınızı bekliyorum.” ifadelerini kullandı.
“MALULLER EMEKLİ EDİLMİYOR”
Ziyaret sırasında sokakta Akşener’in yanına gelen Recep Korkmaz isimli vatandaş, sorununu şöyle dile getirdi:
“Tüm malullerle alakalı şöyle bir konu var, tüm Türkiye’de son dört-beş seneden beri, başta benim eşim olmak üzere maluller emekli edilmiyor. Benim eşimin raporu olmasına rağmen yüksek sağlık kurulları bu raporları düşürüyorlar. Ve şu an ben mahkemedeyim. Bunu lütfen dile getirin. İki satır yazısıyla emeklilikler reddediliyor. Ben yıllardan beri hukuk savaşı veriyorum. Cumhurbaşkanına, Bakana mektup yazdım, cevap yok. İstanbul’da kalp ameliyatı oldu, Kocaeli Üniversitesinde dalağı alındı, burada bağırsağı alındı. Dört tane ameliyatı var, her tarafında kesik var. Bu raporu 60 puanın altında bırakılıp yeterlilik primi olmasına rağmen emekli edilmiyor.”
Bir başka vatandaş da “Köpek olduğu için sayacınız okunamadı” notu düşülen su faturalarını Akşener’e vererek, “Sokak tabelası dikiyorlar, sokak açılmıyor. Bu tabelayı dikmeden önce altyapısını yapması, kanalizasyonu getirmesi lazım ki bu paraları alsın. Ama maalesef 22-23 seneden beri şakır şakır sağıyorlar.” şeklinde konuştu.
]]>“EMEKLİNİN 5,5 ÇEYREK ALTINI KAYIP”
Burada kalabalığa seslenen Özel, özetle şunları söyledi:
* “Esas beka sorunu nedir, derseniz bu memlekette dört gençten üç tanesi bavulları zihninde toplamış. Diyor ki, ‘Fırsatını bulursam yurt dışına gitmek, orada çalışmak, orada yaşamak isterim’. Dünyanın bütün ülkelerinin, senin ülken üzerinde hayal kurması beka sorunu değildir ama senin gençlerinin dünyanın başka ülkelerinde hayal kurması gerçek beka sorunudur. O yüzden işsizlikle mücadele etmek ve gençlerin umutlarını tüketmemek, onları bu memlekette tutmak, dünyanın en önemli işidir. Meydandaki emekliler yüzde 70. En düşük emekli maaşı alanlar 10 bin lira alıyor.
* Şimdi bu Recep Tayyip Erdoğan ilk geldiğinde, yani 3 Kasım 2002’de en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti ama eğer o düzeni bozmasaydı bugün emekli maaşı 26 bin lira olacaktı. Çünkü asgari ücret 17 bin lira ama Tayyip Erdoğan, her sene enflasyonun altında zam vere vere vere sizi bitirdi. Maaşları eritti. Şu anda en düşük emekli maaşı 0,59 asgari ücret. Gidin kuyumcuya, banka şubesine. Deyin ki, en düşük emekli maaşıyla 3 Kasım’da kaç çeyrek altın alınıyordu? Tayyip Bey’in geldiği gün 8 çeyrek altın alıyordu en düşük emekli maaşı. Bugün gidin, 2,5 çeyrek altın zor alıyor. Yani Tayyip Bey’in geldiği günden bugüne kadar emeklinin 5,5 çeyrek altını kayıp. Kim çalıyor o altını? Recep Tayyip Erdoğan çalıyor.

“18 KİLO DANA KIYMA EMEKLİDEN ÇALINDI”
* Bir de emekli ikramiye alıyorsunuz, bir Ramazan’da, bir kurbanda. Burada yeri gelmişken hatırlayalım ve selamlayalım. Kimin sayesinde alıyoruz, Kemal Kılıçdaroğlu’nun. Kemal Bey, ‘Ben emeklilere birer maaş ikramiye vereceğim’ dediğinde bunlar, ‘Veremezsin’ dediler. 7 Haziran 2015 seçimini kaybettiler. 1 Kasım gelirken ‘Biz de vereceğiz’ dediler. Sonra 2018’e kadar unuttular, uyutturdular, kulaklarının üstüne yattılar. 2018’de seçime birkaç ay kala bin lira verdiler. Biz itiraz ettik. Dedik ki, bin lira yetmez. Emekliye bir emekli maaşı kadar, hiç değilse bir asgari ücret kadar vermelisiniz. ‘Bin lira vereceğim’ dedi.
* O beğenmediğimiz bin lira, 2018’de tam 24 kilo dana kıyma alıyormuş. Ramazan mübarek gündeyiz. İlk sahur tutuldu, ilk iftar yapılacak. Allah gani gani oruçlarınızı kabul etsin. Ramazanınız mübarek olsun. Düşünün ki, 24 kilo dana kıyma alan en düşük emekli ikramiyesi, şimdi bu bayramda verilecek olan 3 bin lira 6 kilo dana kıyma alıyor. Yani 18 kilo dana kıyma emeklinin sofrasından, mutfağından, dolabından çoluğunun çocuğunun torununun kursağından eksiltildi. 2018’de 24 kilo dana kıyma parası veren bugün emekliye 6 kilo dana kıyma parası veriyor.

“BEŞLİ ÇETENİN 680 MİLYAR VERGİSİNDEN VAZGEÇTİLER”
* Yani bu hesabı görünce ben Tayyip Erdoğan’a dedim ki, acilen Meclis’i toplayalım, 3 gün daha çalışalım, dedim. Bir emekli kart çıkaralım, dedim. Asgari ücretle 10 bin lira arasındaki 7 bin lirayı emeklinin kartına yatıralım ve o kart elektrik, su, doğal gazda yüzde 25 ile 40 arasında indirim yapsın. Emekli bir rahat nefes alsın diye… Ne söylesen duymazdan gelir. Emekliye verelim, dedim. Ertesi sabah hesap yapmış. 1,4 trilyon para lazım. Böyle bir para yok. Birincisi, sana emanet edilen Hazine’nin içi doluydu. Boşaldıysa herhalde hesabı emekliler vermeyecek. Sen vereceksin.
* İkincisi, öyle 1,4 trilyon değil, 690 milyara ihtiyaç var. Peki, bu 690 milyar para bulunamaz mı? Vallahi geliyordu, son anda mani oldu. Bu İliç’te 9 kişiyi öldüren altın şirketi, 222 milyon vergi ödeyecekmiş. Affetti. Beşli çetenin, yandaş müteahhitlerin, saray müteahhitlerinin 2024 yılında ödemesi gereken toplam 680 milyar vergiden vazgeçti bunlar. Size 690 milyar para olsa herkese her ay 7’şer bin lira fark ödeyebilir ve elektrik, su, telefon, doğal gaz faturanızda yüzde 40 indirim yapabilir ama beşli çeteye para var, emekliye para yok. Yandaş müteahhite para var, emekliye para yok. Uçan saraya, yüzen saraya, kışlık saraya, yazlık saraya, bin odalı saraya para var; emekliye para yok. O zaman madem emekliye para yok, 31 Mart’ta da Tayyip Bey’e oy yok.
“SON SEÇİMDE TAYYİP BEY’E VERENLERİN BU SEÇİMDE VERMEMESİ LAZIM”
* AK Partililer ve MHP’lilerin, mutlaka son seçimde Tayyip Bey’e oy veren herkesin bu seçimde Tayyip Bey’e oy vermemesi lazım. Çünkü 4 yıl seçim yok. ‘4 yıl boyunca kemer sıkacağız’ diyor. ‘Acı reçete içireceğim’ diyor. ‘Bundan sonra sıkı para politikası’ diyor Mehmet Şimşek, ağzından kaçırdı. Eğer bu seçimde emeklinin bu hâline rağmen, yoksullar bu hâline rağmen işçiler, emekçiler veya millette para yok diye dükkanını çeviremeyen esnaf, hakettiği desteklemeyi alamayan göremeyen çiftçi, buna bu sefer de oy verirse ‘Ne yaparsak yapalım oy alıyoruz’ dediği için bundan sonra bugünleri arar olacak AK Parti’nin seçmeni, Tayyip Erdoğan’a oy verenler de ama siyasette kuraldır; sarı kartı gösterirsen, kırmızı ışığı yakarsan, ‘Beni hesaba kat. Ben çantada keklik değilim’ dersen hesabı kitabı değiştirecek, senin değil, o çetelerin, holdinglerin ultra zenginlerin vergilerini aktaracak. Başka çare yok. O yüzden hep beraber bu seçimde bunun bir genel seçim olmadığını görüp yerelde dürüst, çalışkan, namuslu insanlara oy verip Ankara’dakilere de ‘Bu yoksulluk canıma tak etti. Bak, bundan sonrası garanti değil’ diye mesajı vermeniz son derece önemlidir.
“MÜTEAHHİTLERE VERİYOR AMA ÇİFTÇİYE VERMİYOR”
* Bir sözüm de Çatalca’nın çiftçilerine olsun. Tarım kanunu var. Milli gelirin yüzde 1’i çiftçiye destekleme diye verilmesi lazım. Buna göre 256 milyar lira yapıyor verilecek destekleme. Size 86 milyar lira destekleme vermiş. Yani 171 milyar alacaklısınız ve bu sene verilen desteklemenin iki katı kadarından alacaklısınız ama kanunda yazmasına rağmen vermiyor. Kime veriyor bu parayı? Kur korumalı mevduata, senin benim kesemden veriyor. Kime veriyor? Yine 160 milyon lira parayı geçiş garantisi verdiği otoyolların, tünellerin müteahhitlerine veriyor ama çiftçiye vermiyor. Mayısta seçimi kazandığında 19 lira olan mazot, oldu 42 lira. Bu şartlarda tarlaya gitmek, ekin dikmek, ilaç atmak, tarlayı sürmek, ürünü kaldırmak ya da alıp bir yere nakletmek, hepsi ateş pahası.
* Ayrıca sadece çiftçinin değil, hepimiz için en tehlikeli dönem, akaryakıta gelen zamdan sonrası. Şimdi iğneden ipliğe her şeye zam gelmeye başlayacak. 31 Mart’a kadar tutmaya çalışıyorlar, yine tutamıyorlar ama 31 Mart’tan sonra büyük bir hayat pahalılığı var eğer gerekli mesaj bunlara iletilmezse. 1 Nisan olduğunda yapacak bir şey yok, ertesi gün. Bir gün önce yapacak bir şey var. 31 Mart’ta Çatalca’nın çiftçileri, Çatalca’nın işçileri, Çatalca’nın esnafı ve Çatalca’nın emeklileri, Tayyip Erdoğan’ın bu kötü, bu sizleri yok sayan, işsiz bırakan, aç bırakan, borcunu ödeyemez hâle getiren politikalarına bir dur diyecek miyiz? İşte o zaman 1 Nisan’da hem bizler, sizi savunanlar hem sizler çok daha güçlü olacaksınız. Bir de bu seçim bir yerel seçim. Sandığa gidip oy vereceksiniz.”
Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu ile CHP Çatalca Belediye Başkan Adayı Erhan Güzel’e oy istedi.
]]>Özel, CHP’nin seçim stratejisine ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:
-Bu seçimler birkaç seçime benzetilebilir. Üçüncü tur diyenler var ama belki şöyle, biraz önce seçimlerin hem ahlaki hem hukuki meşruiyetini sorguladınız.
-Belki şuradan almak gerekiyor. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL ile, 3 ay bile olmayacak 1,5 ayda toparlarız diye ilan edip de içine bir Anayasa değişikliği, bir referandum, bir genel seçim sığdıran, yani kanlı bir darbe girişimini araçsallaştırarak, fırsata çeviren, kendi deyimiyle de belki de Allah’ın bir lütfu olarak nitelendirilen bir akıl tarafından yönetiliyor şu anda Türkiye.
-Dünyanın gelişmiş ülkelerinin pek çoğunun anayasalarında OHAL şartlarında anayasanın değiştirilemeyeceği, seçim yapılamayacağı yazar ancak bizim anayasamız 1980 darbecileri tarafından yazıldığı ve hazırlandığı için böyle bir hüküm yok.
-Aslında bu askerlerin kendi gayrimeşru anayasalarına meşruiyet kazandırmak için Anayasamıza koymadıkları bir hüküm. Gerçekten bir sivil anayasa yapsanız, içine sıkı yönetim, OHAL gibi hallerde bu anayasa değiştirilemez.
-Çünkü toplum sözleşmesi en özgür şekilde tartışılarak hazırlanır, oylanır ve ardından yürürlüktedir.
-Birisi OHAL ilan edip, yani özgürlükleri askıya alıp, başta basın özgürlüğünü, savunma hakkını gerilettirip, belli süreleri uzatıp, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin belli maddelerini askıya aldığınız bir süreçte anayasa değiştiremezsiniz ama Kenan Evren’in sağladığı olanakla o anayasa değişikliği önce Meclis’te görüşüldü, sonra da referanduma gitti.
-Referandumda kıl payı bir farkla, yüzde 51’e 49’luk bir farkla geçti ama o referandum da OHAL şartlarında yapıldı.
“KAZANMAMIZ GEREKEN BİR SEÇİMİ KAYBETTİK”
-Bu süreçten hemen sonra yapılan baskın seçimle, hatırlatalım o da OHAL şartlarında yapıldı. Tek adam rejimi işlerlik kazandı ve 2023 seçimlerine öyle gidecektik. Büyük bir umutsuzluk vardı.
-Büyük bir üzüntü vardı. Büyük bir kaybetmişlik duygusu vardı ama o sırada bir şey oldu. Seçmen önüne gelen ilk sandıkta dengeyi yerelden kurdu.
-Ülkenin, bütün dünyada Türkiye’nin adını bilmeyenlerin adını bildiği İstanbul gibi bir metropol dahil, başkent Ankara, Adana, Mersin, Antalya’yı AKP’den aldı CHP’ye verdi.
-CHP’nin elindeki belediyeleri de CHP’de tuttu. CHP bir anda 11 büyükşehri yöneten, Türkiye nüfusunun yüzde 60’a yakınına belediye başkanlarının temas ettiği, bir merkez yerel dengesi kuruldu Türkiye’de.
-Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul seçimini kabul etmeyip seçimi yeniledi, çok daha büyük bir fark ortaya çıktı. Bunların hepsi, yani son seçimi de CHP’nin adayı ve Ekrem İmamoğlu kazanmıştı, bu siyasete bir denge getirdi.
-Biz o denge ile 2023 Cumhuriyetin 100’üncü yıl seçimlerine gittik. Şimdi o seçimleri, öyle oldu, böyle oldu. Oraları çok tartışıldı. Sizler konuştunuz, dönüp de niye kaybettiye dönmeyelim ama kazanmamız gereken bir seçimi kaybettik.
“DEM DE BU SEFER İKTİDARA KAYBETTİRME STRATEJİSİNDEN VAZGEÇTİ”
-Cumhuriyetin 100’üncü yılında Recep Tayyip Erdoğan aslında hedefi olan, hedef 2023’teki hedefinin ne olduğunu daha önceden biliyorduk ama hedefi çok daha ileri bir noktaya gelmekken o yerelden kurulan denge ile ve millet ittifakı ile Türkiye’nin tam olarak Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun arkasında muhalefetin birleşmesiyle süreçte bir sürü hatalar yapıldı, kusurlar yapıldı ama yüzde 48,5 oy alındı.
-Daha doğrusu Anayasa’ya göre ilk tur iki taraf da yüzde 50’yi geçemedi, ikinci tura kaldı. Orada da yüzde 48,5’a, 51,5 gibi bir denge ile seçim sonuçlandı. Şimdi yeniden bir umutsuzluk vardı. Sizinle bu stüdyoda da bunu konuştuk.
-Seçmenimiz büyük bir duygusal kopuş yaşıyordu. Büyük bir ümitsizlik. Sandığa küskünlük, bir daha sandığa gidilmeme noktasında çok söylemler varken, CHP diğer partilerde olmayan bir parti içi demokratik mücadele ile seçimli bir kurultaya gitti ve seçimli kurultayda biz değişim söylemimizle, kurultayın olduğu gün kurultaya kadar olanları bırakarak, unutarak, temiz bir sayfa açarak, partiyi bütünleştirerek, önceki bütün genel başkanlarımıza olduğu gibi Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na da vefa duyarak, minnetlerimizi ifade ederek, yeni bir süreç başlattık.
-Şimdi bu şartlarda yerel seçime gidiyoruz ve Türkiye bir kez daha 2018 tek adam rejiminin iktidara geldiği seçimleri 2019 Mart’ta dengelediği gibi bir genel ve yerel dengesi kuracak mı? O tartışılıyor.
-Burada kuracağımızı gördüler ve onun için bin çeşit tedbir alındı. Bunlardan bir tanesi Recep Tayyip Erdoğan kendi ittifakına sarıldı.
-Cumhur ittifakının karşısında millet ittifakının da bileşenleri gayretlerimize rağmen, onlar açısından, kendileri açısından saygı duyduğumuz gerekçelerle ittifaktan çekildiler. Birçok yerde yarışıyoruz. Diğer taraftan bir önceki seçimde biz bu iktidara gücümüzü göstermek için ne olursa olsun onlara kaybettirme stratejimiz var.
-AKP’ye kaybettirmek için kayıtsız şartsız muhalefete destek vereceğiz diyen o günkü HDP, bugünkü DEM de bu sefer iktidara kaybettirme stratejisinden vazgeçti. Kendi adaylarını çıkardı.
-Seçim bölgelerine özel, adaylar çok hoşumuza giderse, belli şartları sağlıyorlarsa, kent uzlaşısında biz de oy verebiliriz, yoksa biz de adaylarımızı çıkarırız dedi ve önemli metropollerde de adayları var. Seçimin böyle bir güçlüğü de var.
Özel, “İttifakın kurulamamasında iktidarın parmağı var mı” sorusunu şu cevabı verdi:
“DEVLETİN TELEVİZYONU, 20 GÜNDÜR BİZİM REKLAMIMIZI YAYINLAMIYOR”
-İktidarın parmağını bilmem ama Türkiye’de CHP’ye yerel seçimlerde yalnızlaştırmak üzerine AKP uğraşıyor, MHP uğraşıyor, derin devlet uğraşıyor. Devletin bütün organları uğraşıyor. Devlet ve parti ayrımı ortadan kalktığı için. İnanılmaz bir şekilde, şu kadarı söyleyeyim, daha sonra belki bir başka başlıkta konuşuruz.
-Hepimiz vergi veriyoruz. Bugün benim mitingime gelen on binlerce kişi vergi veriyor. Onların vergileri ile TRT fonlanıyor. Onların vergileriyle TRT çalışıyor. Devletin televizyonu, kamu televizyonu 20 gündür bizim reklamımızı yayınlamıyor ki reklam bir Barış Manço şarkısı, telifi ödenmiş, içinde Ekrem Başkanın esnafın kepengini kaldırdığı, Mansur Başkanın dayanışma belediyeciliğine davet ettiği bir kadının veresiye defterini kapatmasını alkışladığı, İzmir Cemil Tugay’ın genç kızlarla, kadın öğrencilerin gitar çalışına eşlik ettiği, emekçilerin Candan Yüceer tarafından ziyaret edildiği, topuklu efenin sera ziyareti yaptığı bir filmi hukuki inceleme yapıyoruz diye 20 gün tuttular.
-AKP’nin filmini bir günde yayına aldılar, bizimkini almıyorlar, şimdi diyorlar ki biz 20 gün önce başvurduğumuz halde, mart ayı için rezervasyonlarımız dolu. Kamu yayıncılığı, parası ile reklam yayınlamıyorlar. Düşünebiliyor musunuz? Korkunç bir süreçteyiz. Şimdi göz önünde TRT bunu yapıyorsa, arka tarafta MİT ne yapıyor? Daha ne söyleyeyim ben. Kimseyi yıpratmamak, devletin kurumlarını yıpratmamak için yaşadığımız bazı şeyleri söylemek istemiyorum ama ne kurumlar neler yapıyor.
-Şimdi gelinen noktada onlar da görüyorlar ki, CHP bu seçimi bu sefer tek başına ki aslında tek başına değiliz. Cumhur ittifakının karşısında bir Türkiye ittifakı var. O Türkiye ittifakı ki geçen seçimde millet ittifakına İstanbul’u kazandıran, İstanbul ittifakının çok önemli bir kısmını kapsıyor.
-Çünkü insanlar değişmedi. Saraya itiraz değişmedi, tek adam rejimine itiraz değişmedi. Sömürü düzeni değişmedi, Bahçeli’nin tutumuna itiraz değişmedi. Buna rağmen geçen sefer birlikte olduklarımız, bizimle birlikte değiller.
-Başka adayları var. Ama seçmen ben diyorum, gözünde, gönlünde, yakasında güneş olan iyi insanlar. Milliyetçi demokratlar. Muhafazakâr demokratlar. Kürt demokratlar. Kürt’ü, Türk’ü, Laz’ı, Çerkez’i hep birlikte durma iradesi gösterirse biliyor ki bu rejime karşı dengeyi kuracak. Biz o dengeyi kurmak için sahadayız ve bunu başaracağımıza inanıyoruz.”
Özel, “İstanbul’da bu seçim genel seçim havasında mı geçiyor?” sorusunu şöyle cevapladı:
“İSTANBUL’A GÜNEŞ AÇMADAN, TÜRKİYE’YE BAHAR GELMİYOR”
-İstanbul’un bir özelliği var, ister kabul edelim, ister etmeyelim. Daha doğrusu hepimiz kabul etmek zorundayız. İstanbul’a güneş açmadan, Türkiye’ye bahar gelmiyor. İstanbul’da yağmur, kar yağınca bütün Türkiye’ye kış geliyor. Televizyonların hepsi İstanbul’dan yayın yapıyorlar, İstanbul’da spiker çıkıp da karlı bir güne uyandık deyince, Antalya’dakine kar yağıyor gibi oluyor. Siyasette de böyle.
-İstanbul tabi 3 imparatorluğa başkentlik yapmış bir şehir. 16 milyon nüfuslu bir şehir. Medyanın, finans çevrelerinin burada olduğu bir şehir ve Tayyip Erdoğan’ın ifadesiyle, İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder diyordu ve çok olağanüstü şartlarda, İstanbul seçimleri bir Türkiye seçimi gibi algılanıyor. Bu normal. Bu arada şimdi ben bazı görüntüler oluyor. Bugün de dört ayrı yerde konuştum, Uzunköprü, Keşan ve Edirne’de de büyük mitingler yaptık. Benim mitinglerimin de ana konusu başta emekliler.
-Asgari ücretliler. Yoksullar. Kent yoksulluğu, güvencesizler, işçilerin durumu ve buna karşı eğer 31 Mart’ta, daha doğrusu 1 Nisan’da bu hükümet her şeye rağmen yine bu seçimlerden güçlenerek, gücünü koruyarak, ceza almadan çıktım derse ertesi gün yapılacak bir şey yok. Bir şey yapılacaksa bir gün önce yapılacak, 31 Mart’ta. O açıdan da emeklileri, emekçileri, güvencesizleri, mavi ve beyaz yakalı, gri yakalı bütün emekçileri bu seçimlerde evet yerel yönetici seçilecek.
-Onu çok kıymetlendiriyorum. İnsanların beldesini, ilini, büyükşehrini kimin seçeceğine adayların profillerine, geçmişte yaptıklarına bakarak, adayların profillerine bakarak karar vermeli çok kıymetli. Ayrıca bu yerel seçim bu hükümetin eğer biz her şartta, bunlar 10 bin lira yapmış en düşük emekli maaşını, iktidara geldiği gün 1,5 asgari ücretmiş, 26 bin liraymış bugünkü parayla. Şimdi 10 bin lira yapmış, yine de seçim kazanıyorum derse önümüzdeki 4 yıllık süreçte bu Mehmet Şimşek’in ağzından çıkardığı, diyor ya kemer sıkılacak, sıkı para politikası yani acı reçete, acı ilaç.
-Bunlar acı ilacı saray müteahhitlerine içirmiyorlar ki, bunlar acı ilacı beşli çeteye içirmiyorlar. Bunlar acı ilacı yine gidecekler emekli, emekçi, çiftçi ve esnafa içirecekler. O yüzden 31 Mart gününün böyle de bir önemi var.”
Özel, ana muhalefet partisinin emekliler için atacağı adımların neler olabileceğine ilişkin şunları söyledi:
“MECLİS’İ AÇ DERSE AÇARIZ. ZAM YAPAYIM MI DERSE ‘VER’ DERİZ”
-Biz Meclis kapanmadan bir hafta önce, böyle bir şey yapabilmek için Meclis’i açmak lazım. Biz Meclis kapanmadan bir hafta önce, Meclis’i kapatmayın, 3 gün daha çalışalım. Hatta formülize de ettik. Bir somut, daha kolay tartışılıyor diye dedi ki emekli kart çıkaralım. Emekli karta 7’şer bin lira seyyanen zam verelim.
-En düşük emekli maaşı 17 bin liraya gelsin. Ayrıca bu emekli kartın elektrik, su, doğalgaz faturalarında yüzde 25-40 arasında indirim uygulansın. Yani hiç olmazsa bu zorlu dönemi kolay geçirsin emekliler. Yapın bunu dedik, bir hafta daha çalışalım. Yapmadılar, kapattılar. Geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklama ile emeklilere yapacağının enflasyonu tek hanelere indirmek olduğunu, emeklilerin o süreçte rahatlayacağını söylüyor. Tabi bu büyük bir kandırmaca. Kendi programlarına göre zaten enflasyon 2026 yılının üçüncü çeyreğinde tek haneye iniyor. Hiçbir zaman bunu tutturamadılar.
-Bu hedeflerin hiçbiri tutmadı. Görünen o ki 2028’den önce enflasyonu tek haneli rakama indirmeleri zaten olası değil. Kaldı ki enflasyonun tek haneli rakama inmesi bile hayat pahalılığını durdurmuyor. Enflasyonun sıfır olması hayat pahalılığını durdurur, eksi enflasyon yarattığınızda geriye gider.
-Oysaki daha 2,5 yıl boyunca fiyatlar artacak ve önce yüzde 68 artacak, 70’lere gelecek. Hedefleri tutarsa düşüş başlayacak ama bir yıl sonra fiyatlar yüzde 40 artıyor olacak zaten. Emekli elindeki eriyecek, eriyecek. Teli gereceğim de koyunlar yün toplayacak da ip yapacağım, satacağım borcumu ödeyeceğim.
-Emekli için ipe un serdi Recep Tayyip Erdoğan. Bunu görmek lazım. Ama bekler miyiz? Seçimleri şu andaki trend lehimize görünüyor. Seçimleri başta İstanbul’da kaybettiğini gördüğü, emin olduğu anda yapmak ister mi? Meclis’i aç derse açarız. Zam yapayım mı derse ‘ver’ deriz. Çünkü sonuçta emeklinin cebine konacak her para bizi memnun eder ama ben önümüzdeki 20 günde böyle bir ihtimal görmüyorum açıkçası.”
Özel, “Erdoğan, mitinglerde sizi hedef alıyor, size ‘Özgür efendi’ diyor. Bugün sizin için ‘mazlum’ benzetmesi yaptı” konusuna ilişkin şöyle konuştu:
-Birincisi Özgür Efendiden rahatsız değilim. 20 gün, bir ay düşündü ne diyeceğini. Bir ara CHP’nin malum genel başkanı diye bir, iki söyledi. En sonunda bula bula efendi buldu. Efendi herhalde bizim efendiliğimizden.
-Özgür Efendi diye bir laf bulduysa, desin varsın. Bir problem yok. Türk filmlerinden geçen gün Zübük’ü hatırlattı. Zübüğün kelime anlamına bakıyorsunuz, bir çıkar elde edebilmek için her şeyi göze alan kişi diyor. Egoist, narsist kişilikli birisi filan diyor. Şimdi bizim durduğumuz yer belli. Recep Tayyip Erdoğan bir seçim kazanmak için gün oluyor Abdullah Öcalan’dan getirip mektup okutuyor. Gün oluyor Osman Öcalan’a kamera yolluyor. Öbür gün MHP ile kol kola giriyor. Hüda-Parcıları hapisten çıkarıyor, hepsinin cezalarını affediyor, seçilme yasaklarını kaldırıyor, kimini milletvekili yapıyor, Hüda-Par davasının avukatını ve sanıklarını, Hizbullah davasının baş avukatını milletvekili yapıyor, sanıklarını belediye başkan adayı yapıyor, milletvekili yapıyor filan. Her şeyi göze alıyor.
-Bir gün milliyetçiliği ayaklar altına alıyor. Bir gün milliyetçi, muhafazakâr bir partinin lideri oluyor. Öbür taraftan egoistlik, her şeyi ben bilirimcilik filan. Arkadaşlar dedi ki bu sözlüğü, Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünü yollayalım, okusun dedi. Zübük neymiş? Ben de dedim ki, sözlüğe ne gerek var. Ayna yollayın, baksın aynaya, zübük kimmiş görsün. Güldük, geçtik. Samimi bir dini inancı olmadığı halde dini oy toplamak için kullanan Aziz Nesin’in Zübük’ünü öyle etrafına zübük diyerek geçiyor. Bugün söyledikleri de, hepsi çaresizliğini gösteriyor. Siz bir ülkenin Cumhurbaşkanı olacaksınız, iktidar partisinin genel başkanı olacaksınız, seçimlere 21 gün kalacak, ana muhalefet partisinin genel başkanı sizinle polemik yapmamak için. Benimle kavga etmek için can atıyor. Ama bir sıkıntısı var. O benimle kimlik siyaseti üzerine kavga yapmak istiyor. Benimle, CHP ile en çok kavga yapmak istediği, en kendini rahat hissettiği alanlarda kavga yapmak istiyor. Ben onunla kavgayı göze alıyorum ama o konularda değil en düşük emekli maaşında kavga ediyorum. Çiftçiye yaptığı, bugün 500 bin ton pirinç ithal etmiş. Türk çiftçisinin pirincini almıyor. Uzunköprü’deki çiftçiyi perişan etmiş. Onun üzerinden kavga ediyorum. Yüzde 1 vermesi gereken destekleme primlerini verse 256 milyar verecekken, 80 milyar ödemiş. 178 milyarın peşine düşüyorum. Kur korumalıya verdiğin bu parayı çiftçiye vermedin diyorum, emekçilerin hakları üzerinden kavga ediyorum, böyle olunca da sinirleri bozluyor. Bu sefer onu mu yapalım, bunu mu yapalım diye.”
Özel, “Erdoğan’ın ‘bu son seçimim’” sözüne ilişkin şunları söyledi:
“BEN EMEKLİ KONUŞMAK İSTİYORUM, O CUMHURBAŞKANI’NIN SON SEÇİMİNİ”
“Onu konuşmak istiyor. Ben emekli konuşmak istiyorum, o Cumhurbaşkanı’nın son seçimini… Hatta kendi orta yaptı. Bekir Bozdağ getirdi, Meclis bir daha seçim getirirse olur. Onu bir konuşmak istiyor, ben emekliyi, yoksulluğu konuşmak istiyorum. Ben zamları konuşmak istiyorum. Daha önce 2009’da bir yaptı. 2018’de bir yaptı. Geçtiğimiz seçimlerde bir daha yaptı, son seçimim diye. Bunun son bir kez daha oy verelim filan. Biliyorum, açsın, yoksulsun, işsizsin, güvencesizsin ama bu son seçimimiz, beni terk etmemelisin filan diye de bir duygusal tarafı da olabilir. Onu kendi yapıyor, ölçecektir, bakacaktır. Biz onlarla meşgul değiliz.”
Özel, “Erdoğan, DEM Parti ayrı seçimlere girmesine rağmen CHP’ye neden DEM Parti üzerinden yükleniyor? DEM Parti ile temas var mı” iddialarına ilişkin şöyle konuştu:
“BEN DEM PARTİ İLE SİYASİ İLİŞKİ YÜRÜTÜYORUM, HERKESLE YÜRÜTTÜĞÜM GİBİ”
-2023 seçimlerinde işleyen, kullanışlı propaganda aygıtını kaybetmek istemiyor. Orada biliyorsunuz montaj videoya kadar tenezzül ettiler. Demokrasilerde, pragmatizm. Faydacılık filan ama tutup da montaj videoya tenezzül etmezsiniz. Dünyanın hiçbir demokrasisinde, gelişmiş demokrasinin hiçbir yerinde kimse rakibini alt etmek için yalan videoya tenezzül etmez. Gerçeğini kullanır varsa bir şey. Ama yalan video. Gittiler orada, işte Kandil alkış yapıyormuş Kemal Bey’e. Kandil Kemal Bey’i destekliyormuş, bir sürü yalan dolan iş yaptılar. Bunu da 14 Mayıs seçimine kadar hoyratça kullandılar.
-Orada daha sonra yapılan değerlendirmelerde CHP’nin bu konuda hata yaptığı, çünkü bu yalanın tutmayacağını, inanılmayacağını düşündüğümüz, bunu yanlanmaya bile tenezzül etmediğimiz ama onların tenezzül ettiği bu işin seçmenin bir kısmında iş gördüğü ve CHP’nin özellikle Kemal Bey onu da ifade ettiğinde biraz başka yönlerden de tartışıldı. Sadece TRT’nin çektiği yerler var dediğinde, TRT’nin, A Haber’in, iktidara müzahir seçmenin hakim olduğu yerlerde seçmenin belki televizyonda sadece o kanalların olduğu seçmenin bundan etkilendiği ve CHP’nin bu işten zarar gördüğü. Adayımızın zarar gördüğü. Videoyu gerçek sandılar. Böyle bir algı oturdu ve yapıştı. Şimdi bunu devam ettirmek istiyor. Tabi biz burada buna izin vermeyeceğimizi baştan ifade etmiştik. Bir yandan o ekonomide zam, zam, zam yapıyor. Zamlar konuşulmasın diye DEM, DEM, DEM demeye başlıyor.
-Ben zamdan dem vurmak istiyorum, o deme zam koymak istiyor. Bunun üzerinden tartışma yaratmak istiyor. Biz buna da itiraz ettik, bu oyuna da gelmeyeceğimizi söyledik. Ayrıca ben şöyle bir şeyi çok net söylüyorum, bir daha bir daha açmakta fayda var. Biz DEM ile kongremiz bitti, DEM’in eş genel başkanları aradı beni, ayrı ayrı sağ olsunlar. Tebrik ettiler. Bir Eş Genel Başkan da ‘Yüz yüze de ziyarete geleceğiz’ dedi. Bir süre bekledikten sonra, biraz zaman geçince biz fark ettik ki onların kongresi bizden önce olmuş. Sayın Genel Başkanımız bizim kongre telaşında onları ziyarete gitmemiş. Partilerin birbirine nezaket ziyareti. Ben gittim. Sonra da onlar bize geldi. Kamuoyunun önünde, aşağıda basın toplantımızı da yaptık. Meclis’te gruplar arası bir görüşme gibi değil, gittik ve geldik. Görüşmemizi yaptık. Çünkü siyasi partiler kanuna göre kurulmuş, her bir milletvekili aday olurken temiz kağıdını savcılıktan almış. Bu konuyla ilgili Meclis’te grubunu kurmuş. 6,5 milyon oy almış siyasi parti, biz görüşüyorsak görüşüyoruz diyoruz ve bunu gizlemiyoruz. Hatta şunu söyleyeyim. Bana partiniz de bir şeyle övünme hakkınız olsa, ben derim ki CHP geçen bayram ve ondan önceki bayramlarda tüm siyasi partilerle bayramlaşabilen tek parti. Bu önemli bir şey. Şimdi AKP ve MHP, DEM ile bayramlaşmıyor. İYİ Parti ile de bayramlaşmıyor, MHP filan. Peki DEM ile bayramlaşmıyor da bayramdan önce veya bayramdan sonra Meclis’te arka odada ne oluyor? DEM’in grup başkanvekilleri geliyor, doğal olarak, olması gerektiği gibi AKP grup başkanvekilleri ile bayramlaşıyor, sarılıyorlar. Hatta her hafta geçtiğimiz dönem, benim görev de yaptığı onlarca Meclis başkanvekili ile bayramlaştım. Bizim arka oda var, arka odanın yetkilileri zaman zaman genel başkanlar filan da olur. Şimdi bu sistemde olmuyor, genel kurula girmedikleri için. Özel oturumlarda, 23 Nisan olur, 1 Ekim özel oturumu olur. Arkada genel başkan da çay içer. Şöyle oluyor. HDP Meclis Başkanvekili yönetiyor oturumu, ara veriyor. Grup başkanvekillerini arkaya çağırıyor, zaman yok. Zaten öyle dışarıya çok gidilmez. Usuldendir, âdettendir masa kuruluyor. Masanın başına, bizim dönemimizde Nimetullah Erdoğmuş geçiyor. Şimdi Sırrı Süreyya Önder geçiyor. Yemeği de o ısmarlıyor, parasını da o ödüyor. Yanında MHP’nin, AKP’nin grup başkanvekili oturuyor. Bayramsa sarılıyor, öpüşüyor, ayrılıyorlar. İçeride bunlar oluyor, dışarıda riyakarlık, sahtekarlık oluyor. Biri çıksın desin ki bana, Bekir Bozdağ çıksın desin. AKP’nin herhangi bir grup başkanvekili desin. Biz bayramlaşmıyoruz ya, içeride de sizle bayramlaşmıyoruz desin. El de sıkışıyorlar, öpüşüyorlar da sarılıyorlar da. Haftada 3 akşam birlikte yemek de yiyorlar Meclis’te, arka odada. Kapının önünde poz kesiyorlar. Şimdi CHP mi demleniyor? Bunlar mı demleniyor? Ben DEM Partisi ile siyasi ilişki yürütüyorum, herkesle yürüttüğüm gibi. Bunlar arkada her şeyi yapıyorlar ki bu benim gördüğüm. Bir de görmediğim yerde başka temasları da olabilir. Her partinin her parti ile olabilir. Ama kendi seçmenlerine ‘Görüşmüyoruz, konuşmuyoruz’ diyorlar. ‘Biz onlarla bayramlaşmayız. Onlar terör örgütünün uzantısı, biz onların kanlı ellerini sıkmayız’ diyorlar. İçeride el ele, diz dize oturuyorlar. Böyle bir riyakarlık, sahtekarlığı yapıyorlar, yapmıyorlarsa ‘Yapmıyoruz’ desinler. Buradan söylüyorum. Bu kadar net.
Özel, kent uzlaşısı tabirine ilişkin şunları söyledi:
“BİZİM NE İYİ PARTİ NE DİĞER PARTİLERLE VARILMIŞ BİR İTTİFAK ANLAŞMAMIZ YOK”
“Türkiye ittifakı ile ilgili temas etmek isterdik. Çiçekleri yaptırdık, gittik. Boş döndük. Türkiye ittifakını biz seçmenin vicdanını sandıkta kurmasını bekliyoruz. Bu net. Seçmenin vicdanı sandıkta birleşecek. Biz İYİ Parti ile görüşme yapmak istedik, onlar görüştüler, olmaz dediler. Sonra biraz önce dediğiniz gibi Balıkesir özelinde bir çağrımız oldu, konuşmalar filan oldu ama olmadı. Bizim ne İYİ Parti, ne diğer partilerle varılmış bir ittifak anlaşmamız yok.”
Özel, “Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Saadet Partisi ile temas oldu mu?” sorusuna ilişkin şöyle konuştu:
“Şöyle oldu mesele, Gelecek Partisi’nin seçim stratejisini açıkladılar. Onlar birçok farklı yerlerde farklı adaylar destekliyorlar. Kendilerine göre tutarlı bir çizgi içindeler. DEVA Partisi birçok yerde kendi adayını gösterdi. Saadet Partisi’nin bazı yerde aday göstermesi bizim lehimize. Bazı yerde göstermese lehimize. Ufak tefek temaslar var ama kurumsal olarak Ankara’da oturup bir masa kurup anlaşmak yerine, Temel Başkanımızla, Sayın Karamollaoğlu ile bir çay sohbeti yaptık. Bizi ziyarete geldiler. O ziyarette de şey dedik, burada bir ittifak olmaz ama yerelde yerel örgütlere yetki verelim. Eğer anlaşabiliyorlarsa, birbirlerine katkı sağlayabilecek ya da birbirlerine zarar vermeyecek. Belli yerlerde belli temaslar, ufak tefek paslaşmalar filan var.”
Özel, Hatay’la ilgili soruyu şöyle yanıtladı:
“HATAY’DA ARTIK KAFA KAFAYA BİR DURUMDAYIZ”
“Yüksek riski de gördük, orta riskten düşük riske doğru ilerledik şu anda. Yani Hatay’da artık kafa kafaya bir durumdayız. Lütfü Savaş her geçen gün trendini kendi söylediği gibi artırıyor. Kendi umduğu gibi artırıyor.”
Özel, İstanbul, Ankara, ve İzmir’de seçimde neler olacağına ilişkin soruya şu cevabı verdi:
“ANKARA’DA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI YARIŞI BİTTİ”
-Ankara’da, bunu sakın kimse seçmene saygısızlık olarak düşünmesin, o anlamda söylenmiyor ama bu anket firmalarının deyimiyle Ankara’da büyükşehir belediye başkanlığı yarışı bitti. Dün Mansur Bey de aynı şeyi söylemiş. Son kararı 31 Mart’ta seçmen verecek. O ne derse o olur. Rekor oyla geliyor. Artık Ankara’da karşı kampanya yürümüyor bile. Mansur bey inanılmaz bir şekilde. 60’ı zorlar denen Mansur Beyin, yarın öbür gün geride kalırsa şey olmasın ama 65-70 arası oya doğru gittiği söyleniyor.
-Ankara’da yarış büyükşehir belediye meclis çoğunluğunu garanti şekilde sağlayıp, sağlayamama. CHP biliyorsunuz, yıllardır 2’ydi, geçen seçim 3 belediyemiz var. Şu anda 8 belediye, 10 belediye alma noktasında filanız. Ankara’da inanılmaz bir ivmelenme var. Etimesgut, Mamak çok iyi. Gölbaşı çok iyi. Keçiören’de birkaç puan öne geçmiş durumdayız. Mansur Başkanın Beypazarı ilçesi alınıyor filan. Böyle inanılmaz şeyler var. Polatlı Belediye Başkanı bize geçmişti, adaylaştırdık. İstanbul’da da herkes bildiği için. KONDA’nın anketi ki, Bekir Ağırdır’ın. En yanılmaz firmalardan biri olarak itibarlı firmadır. 7 puan önde. İstanbul, Ankara, İzmir’de risk görünmüyor. İzmir’de şöyle bir şey var.
-Büyük bir değişim ateşi yaktık İzmir’de. İzmir’de bunu hep söylemek istiyorum. Hatta size bakarak anlatayım. Cumhuriyet tarihi boyunca İzmir’deki kadın belediye başkanı sayısı 6. 3’ü de bu dönem. Selçuk, Karaburun ve Fatma Çalkaya çok sevdiğimiz başkanımız. Son 5 yıla kadar 3 tane olmuş, son 5 yılda da 3 tane. Bu dönemde seçilecek yerden 9 adayımız var. 20 bin, 30 bin nüfuslu ilçelerde değil İzmir’in 4 büyük ilçesinin üçünde. Karşıyaka, Konak, Karabağlar’da kadın aday gösterdik. Toplam 9 kadın aday gösterdik. Bu 9 kadın aday çok büyük metropollerde var. Geleceğin İzmir’den kadın yerel yöneticilerini, büyükşehir belediye başkanını, ileride iktidarımızın kadın bakanlarını yetiştirdiğimiz çok kuvvetli CV’lerin olduğu bir yer. İzmir’de 40 yaş altında 12 belediye başkan adayı var.
-Bugün Kartal’daydık, 32 yaşında seçtiğimiz Gökhan Yüksel bugün ikinci kez aday. Ama İstanbul Tuzla’da 31 yaşında, Avcılar’da 32 yaşında. Caner Caykara ve Eren Ali Bingöl arkadaşlarım adaylar. Bir ara CHP şöyle bir şeye düştü. 35 yaşında birini aday yapmak istiyorsun, tecrübesiz yapamaz. Yahu Deniz Baykal 34 yaşında milletvekili, 35 yaşında Maliye Bakanı. Ahmet Taner Kışlalı, 38 yaşında Kültür Bakanı. Bülent Ecevit, 35 yaşında Çalışma Bakanı. Baykal sonra Enerji, Tabi Kaynaklar Bakanı. İkinci bakanlığında bütün madenleri kamulaştırıyor. Ali Topuz ve Önder Sav 34 yaşında bakan. CHP, 1970’lerde bunu yapmış. Bugün geldiğimizde CHP’nin kadınları ve gençleri. Aday gösteriyorsun, 35 yaşında yapamaz, çok tecrübesiz. O yüzden buna inat, İzmir benim 10 yaşından beri yatılı okuduğum, üniversiteyi okuduğum, askerliğimi yaptığım şehir olarak İzmir’de büyük bir değim ateşi yaktık.
“İZMİR’DE BENİM GÖNLÜMDEN BİR BÜYÜK REKOR GEÇİYOR”
-İzmir’deki önceki dönem başkanlar başka bölgelerde olsalar belki çok geçer not alabilecekken, İzmir’in seçmenin notu kıt. CHP’den beklentisi büyük. Şehircilikle ilgili beklentileri büyük. O yüzden İzmir’de bir büyük değişim yaptık ve ben İzmir’de şöyle. Geçen seçimde İYİ Parti vardı, iddialı adayları vardı. DEM Parti’nin adayı yoktu. Şimdi adayları var. Birçok ilçede adayları var. Kaçınılmaz olarak bir oy kaybı olabilir ama o kadarlık oy kaybı beklemiyoruz. İzmir’de benim gönlümden bir büyük rekor geçiyor. İlçe belediye sayısı açısından. Keşke 30’da 30. 30’da 28 olsa. 30’da 26 olsa. Ama baya iyi bir noktaya geleceğimizi görüyorum. İzmir’de büyükşehirde de her geçen gün ivmelendik. Farkı açıyoruz. Zaten İzmirli CHP’ye hep sahip çıkıyor ama bu sefer İzmir’in sokağında şu var. İtirazlarımız, beklentilerimiz duyuldu. İzmir belediye başkan adayım 30, toplam bildikleri yabancı dil sayısı 42. İzmir’i bambaşka bir kent haline getirecek bir müthiş ekip. CV’leri ile, sivil toplumdan geliyorlar, yüksek lisansları şehircilik. Bir bütün ekip olarak da sadece kendi ilçelerinde değil. Büyükşehrin orkestrasyonu ile. Sürdürülebilir kalkınmada Türkiye’nin bir numaralı belediyesi Karşıyaka Belediyesiydi, sürdürülebilir belediyecilik uygulamalarında. Tam da İzmir Büyükşehir’in buna ihtiyacı var. İzmir’de bu dönem hem seçimde hem de yönetimde 5 yıl boyunca devrim yapacağız. İzmir beklediği atılımı bu dönem gerçekleştirecek.”
Özel, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na destek olmak için İstanbul’a gitmesine ve ardından İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cemil Tugay’ın açıklamalarına ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:
“EKREM BAŞKAN BENİ ARADI, TUNÇ BAŞKANIN ARADIĞINI, BİRLİKTE ÇALIŞMAK İSTEDİĞİNİ SÖYLEDİ”
“CHP, Jandarma Komando Tugay’ı değil. Bu parti çok sesli bir parti. Herkes partiye zarar vermediği sürece istediğini söyleyebilir. Geçen hafta Ekrem başkan beni aradı, Tunç başkanın (Soyer) aradığını, gelip bir gün birlikte çalışmak istediğini söyledi. Peki ‘İzmir’de çalışıyor, bir mahsuru olur mu’ dedi. ‘Bir mahsuru olmaz, İzmir’de de çalışacak inşallah’ dedim. Serzeniş haklı. Soyer bir önceki başkan Aziz Kocaoğlu’nun yerine geldi. Aziz Kocaoğlu aday gösterilmedi, Soyer için topuyla tüfeğiyle çalıştı. Hepimiz çalıştık. Geçen sefer Tunç Soyer’in adaylığını ben destekledim. Bu sefer kendisinin adaylaşmamasının gerekçesi olan anketi de kendisiyle paylaştım. Kendisine uluslararası bir görev teklif ettim. Kabul edemeyeceğini söyledi ve şimdi İstanbul’da. Bu aşamada İzmir’de Tunç Başkan’dan beklenen bütün gücüyle Cemil başkan ve partisi için çalışmasıdır. Onu yapmadan İstanbul’a gelmenin İstanbul’da kapılar açık, gelebilir ama İzmir’de de üstüne düşeni yapmalı, öbür türlüsü doğru olmaz. Partililik kimliğiyle bağdaşmaz.”
Özel, Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerin seçimlerde aday gösterilmediği iddiasına ilişkin soruya şu cevabı verdi:
“BEN KİMSEYİ ‘DEĞİŞİMCİ’ DİYE ÖDÜLLENDİRMEDİM. ‘DEĞİŞİMCİ’ DEĞİL DİYE DE CEZALANDIRMADIM”
“Bu söz edenlerin kendi adaylaşmamalarına buldukları bahane ve yanıltıcı bir iletişim. Çok net. Ahmet Akın, Kemal Bey’in Genel Başkan Yardımcısı ve en baş destekçisi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan adayımız Kemal Bey’in en büyük destekçisi. Adana, Zeydan Başkan kurultayı bana zindan eden kişi. Mersin. Ben 1 tane oy almadım Mersin’den. Aydın. Gittiğimde delegelerle dahi görüşememiştim. İki oy aldım herhalde. Ama Aydın Büyükşehir Belediye Başkanımız aday. Antalya aday. Hangi birini sayayım. Hepsi aday gösterildi. Şöyle bir kural var mı? ‘Kemal Bey’i destekleyen herkes yeniden aday gösterilecek. Gösterilmezse ben Kemal Bey’in yanındayım diye.’ Bu bana da haksızlık, Kemal Bey’e de. Böyle bir şey olmaz. Partiye de haksızlık. Ekrem Başkan dışında kim vardı? Mansur Başkan dahi Kemal Bey’e imza vermişti. Ekrem Başkan dışında hangi büyükşehir belediyesi beni destekliyordu da… Tamamına yakınını adaylaştırdık. O bana sorulacak soru değil. Ben kimseyi ‘değişimci’ diye ödüllendirmedim. ‘Değişimci’ değil diye de cezalandırmadım.”
Özel, “Kemal Kılıçdaroğlu’nun kaybetmesinin ardından Alevi yurttaşlardan kopuş var mı?” sorusunu şöyle yanıtladı:
“BENİM ÖZEL KALEMİM, AVUKATIM, EN YAKIN ARKADAŞIM VELİ AĞBABA ALEVİ”
“Alevi yurttaşlardan aldığım alkışı Sünni yurttaşlardan alamıyorum. Alevilerin coşkusu her zaman Sünni seçmenden fazla. İnanılmaz bir coşku var. Gittiğim her yerde Alevilerle aram çok iyidir. Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, benim de avukatım, hepimizin çok sevdiği 31 yaşındaki genç bir arkadaşımız. İnanılmaz liyakatli ve Alevi. Benim özel kalemim, avukatım, en yakın arkadaşım Veli Ağbaba Alevi. Bizim partide böyle şeyler yoktu. Çok berbat bir grup var. Bu grubun içinde gerçek kişiler de var. Bu grubun içindeki gerçek kişilerin en büyük zararı Kemal Kılıçdaroğlu’na. Abuk sabuk paylaşımlar. Yok Alevilere şunu, bunu yaptılar. Çok fena, şuursuz şeyler var. Alevilere saldıranlar var. Her biri birbirinden berbat.”
Özel, Afyon Belediye Başkan adayı Burcu Köksal ile İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu arasında yaşananlara ilişkin şöyle konuştu:
“Genel başkan belli bir sözü söylediğinde o iş orada biter. Ben Burcu Köksal’ı bu sürecin sonunda partiden kaybederek ki Afyon’da seçimi alıyor, almaya doğru gidiyor. Esas telaş, ona sürekli saldırmaları o yüzden. Benim tarafları dinlemem, tansiyonu yönetmemi düzeltme yapılacaksa yaptırmam Burcu Hanım da bir düzeltme yaptı. Bu da bir süreç. Bu süreçler iyi yönetilmesin diye gayret edenler de vardı. Burcu Köksal’la telefonda konuştum. ‘Böyle bir laf çıkmış. Ben aşağıdaydım, o gürültü içinde duymadım. Bunu düzeltebilir miyiz’ dedim. Ben düzelttim. Bu ifadenin doğrusu budur diye.
“AHMET TÜRK DE ‘EKREM BAŞKANLA GENEL BAŞKANIN TAVRI SORUNU ÇÖZDÜ’ DEDİ”
O (Burcu Köksal) beni düzeltmedi. Algıyla olgu yer değiştirdi. Ben Burcu’nun kullandığı cümleyi siyaseten sorunlu, hatalı buluyorum. O dedi ki ki bana ‘eş başkan’, ‘Bu belediyeyi DEM Parti’yle yöneteceksin’ diyorlardı. ‘Ben de ne DEM ile ne HÜDAPAR’la yönetmeyeceğim’ diyordum. Bunu ifade etmek için ‘Ben belediyenin kapıları DEM hariç herkese açık’ dedim. Ben DEM Parti’yi kastettim, diyor. Bu bir ayrımcılığa varabilecek bir söylem. Hızlı bir şekilde ben düzelttim. Burcu Köksal, milliyetçi hassasiyetleri yüksek bir arkadaşımız. ‘DEM Parti ile yöneteceksiniz’ lafından kurtulabilmek için yaptığı bir iş. Olmadık yerlere gitti. Süreci sakin ve doğru bir şekilde yönettik. Ekrem başkanla birkaç kez konuştuk. İBB, Kürtlerin de belediyesi. Kürtlerin de oy vererek seçtirdiği ve Kürt seçmenin memnun olduğu bir belediye başkanı. Keza Mersin ve Adana öyle. Birçok ilde Kürt seçmenin desteği kritik. Bugün Ahmet Türk de ‘Ekrem başkanla genel başkanın tavrı sorunu çözdü’ dedi. Ben de Ahmet Türk gibi bir kanaat önderinden bunu duymuş olmaktan memnumum.”
]]>Gazetecilerle de sohbet ederek açıklamalarda bulunan Babacan, Türkiye’nin neresine gidilirse gidilsin şu anda en önemli sorunun emeklilerin yaşadığı ağır şartlar ve çiftçilerin karşı karşıya kaldığı ağır, yüksek maliyetler olduğunu söyledi.
“ÇİFTÇİLERİMİZ NE KADAR ÇOK ÜRETİRSE O KADAR ÇOK ZARAR EDİYORLAR”
Babacan, açıklamasında şunları kaydetti:
*Şu anda herhalde Türkiye’de en önemli sorunlar ne diye saysanız; çiftçimiz ve emeklimiz en çok feryat eden, en çok sıkıntı çeken kesim. Burası Yozgat, bir tarım memleketi. Yozgat’ta tabii ki başka çok farklı sektörler var ama Anadolu’da tarımla uğraşan böyle bir şehrimizde çiftçilerimizin karşı karşıya kaldığı sorunları gayet iyi biliyoruz.
*Artan maliyetler gerçekten çiftçilerimizin üretmesini çok zorlaştırdı. Çiftçilerimiz ne kadar çok üretirse o kadar çok zarar ediyorlar. Böyle bir ortamdayız şu anda maalesef. Ve artan maliyetler, artan gıda fiyatları vatandaşlarımızın da hayatını son derece zorlaştırdı. Artık yumurta taneyle, kıyma elli gram, yüz gram satılır hale geldi.
*Gıda enflasyonu yükselince, gıda fiyatları yükselince hükümet ne yaptı? Faizleri arttırdı. Diyorlar ki; ‘biz faizi arttırınca gıda enflasyonu düşer.’ Buraya gelsinler, Yozgat’ta çiftçilerimizle otursunlar, bu nasıl oluyor bir anlatsınlar da göreyim. Türkiye’de gıda enflasyonunu düşürmenin yolu, çiftçimizin maliyetini düşürmekten geçiyor.
*Yani gübreye yüzde elli destek, yeme yüzde elli destek, mazota destek, elektriğe destek olmadan, çiftçimizin maliyetini aşağıya çekmeden ne ülkede enflasyon düşer ne de milletin yüzü güler.
“ÇİFTÇİMİZE VERİLEN DESTEĞİN TAMAMI 91 MİLYAR”
“Hükümetin şu anda önceliği rant” diyen Babacan, şunları söyledi:
*Şu anda hükümetin tarıma koyduğu bütçe bu yıl için 91 milyar. Faize koyduğu bütçe bir trilyon 254 milyar. Seçimden önce nas var diyen, faiz inecek, daha da inecek diyen ama sekiz ayda, sekiz kere faiz artıran Sayın Erdoğan, şu anda devletin bütçesinden bir trilyon 254 milyar lirayı zaten parası olan ödüyor.
*Çiftçimize verilen desteğin tamamı 91 milyar. Bu da yetmedi, kur korumalı mevduata bir trilyon lira da karşılıksız para bastılar, ödediler seçimden bu yana, bir trilyon lira. Çiftçiye destek 91 milyar, kur korumalıya devletin ödediği kur farkı bir trilyon. Yani kur ile faize ödediği çiftçimize ödediğinin 25 misli.
*Bu ülkede tarım ayağa kalkmaz. Bu ülkede tarım alanları küçülür. Hayvan sayısı azalır. Ve Türkiye gemi gemi buğdayı ithal etmek zorunda kalır. Canlı hayvanı, eti ithal etmek zorunda, şu anda yaşadığımız tam da bu. Bununla da kalmıyor. Türkiye’de şu anda enflasyon yüzde yüzün üzerinde. Ama hükümet Türkiye yüzde altmış küsür enflasyon açıklattırıyor. Maaş zamları yüzde altmış küstüre göre yapılıyor.
*Halbuki çarşıya, pazara çıktığınızda fiyat artışları yüzde yüzün üzerinde. Fiyat artışlarıyla maaş zammı arasındaki o yüzde altmış kadar farkı emeklimizin fakirleşmesi olarak yoksullaşması olarak maalesef görüyoruz. Bu sebeple de Türkiye’nin her yerinde büyük bir feryat var. Hatta biliyorsunuz en düşük emekli maaşı yedi bin beş yüzden on bine çıkarıldı. Yani yüzde otuz üç arttırıldı.
*Yüz otuz üç artınca emeklimiz dedi ki hükümete; ya senin kendi açıkladığın enflasyon bile altmış beş. Bana niye yüzde otuz üç verdin? Hükümet ne dedi? Maaşın köküne zam yaptık ya dedi. Yani maaşın kökünü de maalesef millete böyle bir şey olduğunu da gösterdiler, öğrettiler.
“BELEDİYECİLİK DEYİNCE ÇOĞUNUN GÖZÜNDE…”
DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan, seçimlerde vatandaşın hükümete sarı kart göstermesini isteyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
*Belediyecilik deyince hemen akıllara gelen rant. Belediyecilik deyince çoğunun gözü dolar, euro işaretleri oluşuyor. Halbuki biz belediyeciliği hizmet olarak görüyoruz. Bu seçimler aynı zamanda hükümeti uyarmak için hükümete yanlış yoldasın demek için de önemli bir fırsat. Dolayısıyla bu seçimleri biz aynı zamanda hükümete yani iktidara bir sarı kart gösterme seçimi olarak görüyoruz.
*Hata yapıyorsun hukuka uymuyorsun. Anayasayı çiğniyorsun. Adaleti ayaklar altına alıyorsun diye sarı kart gösterme seçimi olarak görüyoruz. Sadece belediye başkanlığımızı seçmiyoruz. Aynı zamanda hükümete sarı kart göstermemiz gerekiyor bu seçimde. Bana diyorlar bazen niye sarı kart başkanı niye kırmızı kart değil?
*Çünkü bu seçim belediye seçimi, hükümet seçimi, iktidar değişimi bir sonraki seçimde olacak. Kırmızı kartımızı öbür cebimizde hazır. Bir sonraki genel seçimlerde de inşallah hep beraber kırmızı kart göstereceğiz ki ülkeye adalet gelsin, hep beraber kırmızı kartı göstereceğiz ki ülkeye refah gelsin.
*Bu yoksulluk bitsin. Aynı zamanda yaşadığımız gibi benim ekonominin başında olduğum dönemde bu millete hep beraber yaşattığımız gibi Türkiye’nin o güçlü, zengin ve aynı zamanda adaletin, hukukun daha iyi işlediği dönemler geri gelsin. Hatta ondan da daha iyi günlere doğru Türkiye yola çıksın. Şimdi bu seçimlerden gerçekten bir sarı kart çıkarsa yani hükümete artık güvenimiz yok mesajı çıkar ise hükümetin siyasi meşruiyetinde önemli ölçüde aşınma meydana gelir.
*Bu seçimlerden sonra milletimiz biraz daha izler. Der ki ben sana mayıs ayında yetkiyi verdim. Üstelik tam yetki verdim. Tek imzayla aklına gelip de yapamadığın hiçbir şey yok. Faiz indir diyorsun indiriyorsun, bindir diyorsun bindiriyor. Seçimden önce indir dedin indirdi Merkez Bankası. Seçimden sonra da bindir dedim bindirdi. Demek ki elini tutan yok. Tek imzayla istediğini yapabiliyor.
*Bu kadar geniş yetkiye sahip ve tek imzayla aklına geleni yapabilen bir cumhurbaşkanının ülkenin sorularına hızla çözüm bulması gerekiyor. Seçimden bu yana Türkiye’de yoksullaşma devam ediyor. Seçimden bu yana Türkiye dünyada ultra zenginlerin en çok arttığı ülke olmuş. Ama aynı zamanda ultra fakirlerin de en çok arttığı ülke oldu Türkiye. Son beş yıldır Türkiye’de geliri artan sadece nüfusun yüzde beşi. En zengin yüzde beşin geliri artmış Türkiye’de. Onun dışında bütün kesimlerin geliri ya düşmüş ya sabit kalmış.
“ÜÇ DÖNEMDEN SONRA BEN BIRAKACAĞIM DEDİ, BIRAKMADI”
*Dolayısıyla yoksulluğun yaygınlaştığı, gelir dağılımının bozulduğu, adaletsizliğin arttığı bir ülkede hükümetin ya bu işi becermesi ya da ‘yapamıyorum’ deyip bırakıp gitmesi lazım. Bu milletin yıllarca bekleyecek artık sabrı kalmadı. Destek istedi, destek verdi, oy istedik, oy verdi. Şimdi ne diyor? ‘Bir kerecik daha’ diyor değil mi? Bu son seçimdir, bir kerecik daha diyor. ‘Son kez adayım’ diyor.
*Öyle değil. Daha önce üç kere yaptı. ‘Son kez adayım’ dedi. Tekrar tekrar aday oldu. Üç dönem var dedi. Üç dönemden sonra ben bırakacağım dedi, bırakmadı. Dolayısıyla her seçimde bir istismar var. Her seçimde söz verip, tutmamak var. Mazotu seçimden önce millete 18 lira göstermedi mi? Seçimden sonra 40. Seçimden önce faizi yüzde sekiz buçuk göstermedi mi? Seçimden sonra sekiz ayda sekiz kere faiz arttırdı. Seçimden önce dolara on sekiz lira gösterdi. Seçimden sonra otuz lirayı patlattı. Onun için diyorum ki kazandı mı? Helalinden kazanmadı.
*Zaten geçen seneki seçim helalinden kazanılmış bir seçim değil. Sen TÜİK’in terazisini bozarsan, TÜİK’in ayarını bozarsan, TÜİK’e gerçek olmayan düşük bir enflasyon açıklattırırsan helalinden kazanmazsın. Çünkü bizim bildiğimiz ticarette de siyasette de helalinden kazanmak için doğruyu söylemek lazım. Doğruyu söylemezsen, milleti aldatırsan helalinden kazanmazsın. Ölçü tartı da hile yaparsan ticarette helalinden kazanmazsın.
*Siyasette de ölçü tartıda hile yaparsan TÜİK’e gerçek olmayan düşük bir enflasyonu açıklattırırsan seçimden önce fiyatları düşük gösterip seçimden sonra patlatırsan helalinden kazanmış olmazsın. Onun için biz pırıl pırıl tertemiz milletimizin karşına çıktık. Ben on üç yıl bakanlık yaptım.
*Hamdolsun. Önümüzden yüz milyarlarca dolar geçti. Boğazımızdan bir lokma haram geçmedi. Onun için böyle kaç sene sonra gelip milletimizin karşısına alnım açık başım dik çıkabiliyorum. Bütün kadrolarımız böyle. Dürüst olmak zorundayız. Bu memleket için ama şu andaki hükümet maalesef dürüstlükten sapmış durumda.
*Algıyla seçimleri almaya çalışıyor ama milletimiz de artık buna inanmıyor. İnşallah bu seçimlerde bizim beklentimiz benim biraz önce gösterdiğim gibi nasıl ben sarı kartı cebimden çıkarttım, gösterdim. Milletimize sarı kartı gösterecek ama bunu ne zaman gösterecek? Sandıkta gösterecek.
YUMURTA ÖRNEĞİ VERDİ
Babacan, bakanlığı döneminde paradan 6 sıfır attıklarını hatırlatarak açıklamasını şöyle tamamladı:
*Altı sıfır attığımız paralar da yanında, şöyle çıkarıp size göstereyim. Ben bunu hatıra diye saklıyorum bakın. Yıl 31 Aralık 2004. Bir milyon liraydı, en küçük para. Biz bunu bir YTL yaptık.
*Bu bir lirayla sekiz yumurta alabiliyorsunuz, şu anda bundan yan yana üç tane koyarsan ancak bir yumurta alıyorsun. Hesap ortada. Enflasyon yoluyla milletimizi fakirleştirdiler. Paranın değerini düşünerek milletimiz fakirleştirdiler. Bankada zaten parası olana değil. Bankada kur korumalı mevduata para yatırana bir trilyonları ödediler.
*Bir trilyon lira para bastılar karşılıksız, bütün milletin cebinden aldılar. Ve tuttular o parayı zaten parası olana verdiler. Faizle parası olana bir trilyon iki yüz elli dört milyar lira para ödüyorlar, çiftçiye gelince doksan bir milyar.
*Emekliye ne diyor? ‘Devletin parası yok’ diyor değil mi Sayın Erdoğan? Ne diyor? ‘Param yok’ diyor ne yapayım diyor. İyi de sen bir trilyon parayı basıyorsun, veriyorsun kur korumalı mevduata. Faize de işine gelince bir trilyon iki yüz elli dört milyarı da faize veriyorsun da millete niye vermiyorsun?
]]>Türkiye Stratejik Analizler Merkezi (TÜRKSAM) Genel Başkanı olan Sinan Oğan, Yerköy Belediye Başkanı ve İYİ Parti Belediye Başkan Adayı Ferhat Yılmaz’ı önce makamında ziyaret etti, daha sonra da seçim irtibat bürosuna geçerek, burada seçmenlere seslendi, Yılmaz’a destek istedi.
Sinan Oğan, belediyeyi ziyaretinde vatandaşlarla sohbet ederken, cumhurbaşkanlığı seçimlerine değinerek, “Türk milliyetçilerinin sadece yüzde 5.2’si cumhurbaşkanlığı seçiminde bir araya geldi. Yüzde 95’lik iki tane bloğu kendine muhtaç etti. İkisi de gelip kapımızı çaldılar, bizim şartlarımızı kabul ettiler ve biz öyle destek verdik. Hatta yetmedi Ümit (Özdağ) Bey de öbür tarafa giderek, CHP tarafını destekledi ve oradaki HDP’nin devre dışına çıkmasına vesile olduk. Onun için Türk milliyetçileri bir araya geldiğinde çok şey oluyor” diye konuştu.

“KİMSE ALTINDA BİR ŞEY ARAMASIN”
Daha sonra İYİ Parti Yerköy Seçim İrtibat Bürosuna Oğan, burada partililere hitaben bir konuşma yaptı. “Memleketime geleceğim dedim, başka bir yere hiçbir yere gitmedim. Benim iki tane memleketim var, birisi Iğdır, birisi Yozgat. Önce Iğdır’a gittim. Sonra da Yozgat’a, Yerköy’e geldim” diyen Oğan, konuşmasında şunları söyledi:
– Bunu yapmam gerektiğine inandığım için yapıyorum, bu siyaset ötesi bir durum. Bu bir partiyi, bir siyasi anlayışı desteklemenin çok ötesinde hakikaten de bilgisine, görgüsüne, yereldeki liderliğine güvendiğim ve uzun yıllardır beraber dostluk yaptığım Ferhat Başkanımıza destek için buradayım. Lütfen bunu hiç kimse başka bir şeye yormasın. Hiç kimse bunun altında bir şey aramasın. Dostlar bunun için vardır, dostluk bunun içindir.
– Biz gelecekte Türk milliyetçileri bu ülkeyi yönetmeye talibiz ve ben inanıyorum ki siz sadece bir belediye başkanı değil, gelecekte de bu coğrafyadan çok güçlü bir devlet adamını burada seçmiş olacaksınız. İttifaklar kuruluyor, ittifaklar dağılıyor. Ancak değişmeyen bir şey var ki vatandaşın gönlünde taht kuran bir belediye başkanı aynı zamanda bir liderdir, yerel liderdir. Halkın gönlünde taht kurmuşsanız o zaman ittifakların çok daha ötesinde bir sevgiye, bir liyakate erişmiş oluyorsunuz.
2028 SEÇİMLERİ
– Türkiye son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde şunu görmüştür ki; önümüzdeki 2028 seçimlerinde artık inşallah gün gelir Türk milletinin önünde Türk milliyetçileri çok önemli bir seçenek olacaktır. Türkiye, HDP’nin kıskacından artık çıkmıştır, Türkiye’yi önümüzdeki 10 yıllar boyunca Türk milliyetçileri yönetecektir.
– Yerelde bugün Ferhat başkanımı seçeceksiniz, 2028’de de yarım kalan işimizi tamamlayacağız, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir Türk milliyetçisi cumhurbaşkanı olacak. İnanıyorum ki Sayın Cumhurbaşkanı’na da son seçimlerde verdiğimiz destek ve seçilmesini sağladığımız önemli katkılar sebebiyle de o kapıların hepsinin Yerköy’e açılacağından da hiç şüpheniz olmasın.
]]>HaberTürk TV’ye konuşan Özel, yerel seçim gündemi ve bir sonraki genel seçimlere dair değerlendirmelerde bulundu.
CHP’nin Afyonkarahisar Belediye Başkan adayı Burcu Köksal’ın “Seçildiğimde Afyonkarahisar Belediyesinin kapıları, DEM Parti hariç bütün siyasi partilere açık olacak” ifadeleri sorulan Özel, Köksal’ın konuşmasının içeriğini fark etmediğini, fark etmesi halinde uyarıda bulunacağını belirtti.
BURCU KÖKSAL AÇIKLAMASI: ORADA FARK ETSEM DÜZELTİRDİM
Özel, şunları söyledi:
– Ne konuşulduğunu fark etmedim. Fark etsem orada bir düzeltme yapardım. Burcu’nun üslubu nettir, serttir, hatta iktidar açısından tahrik edicidir. Burcu Hanımın Afyon’da siyaseten çatıştığı bir ekip de var. İki ekip birden gelip istediler. Adaylaşmasının önünde hiçbir engel yoktu. Aradım, sordum.
– Dedi ki, ‘Başkanım burada ana propaganda şu: ‘Belediyeyi DEM Partililerle birlikte yönetecek, bunlar burada gizli ittifak yaptılar’ diyorlar. Ben de diyorum ki sizin gibi gizlemem. Ne HÜDA-PAR derim ne DEM derim. Ben belediyeyi kendim yöneteceğim, DEM Parti’yle değil. Bunu söylüyorum’ dedi. Ben kendisini aradım ‘Burcu böyle bir ifade olmuş, tansiyon yükselir, bunu Uşak’ta düzeltiyorum’ dedim. O da ‘Aman başkanım düzeltin’ dedi.
– Afyon’dan bir gazeteci ile konuşmuş, mesaj atmış. Dediği şu: ‘Benim DEM’le ittifakım yok.’ Her gün ‘Afyon’u DEM Parti’yle yönetecekler, eş başkan atanacak’ diyorlarmış. Türkiye’de biraz da iktidara müzahir medyanın gayretleriyle oluyor. Sizin ne söylediğiniz değil, karşı tarafın ne anladığı önemli. Bizim birçok milletvekili, belediye başkanı il başkanımız aradı. Hatta iddiasız olduğumuz Güneydoğu’da bazı yerlerde il başkanları aradı.
– O yüzden bir düzeltmeye ihtiyaç vardı. Benim belediye başkanım AK Partili, MHP, İYİ Partili ya da DEM’li bir yönetici ziyaret etmek isterse ‘Bu partinin kapıları sana kapalı’ diyemez. Bizim Afyon’da DEM’le işbirliğimiz yok. Bizim DEM’le olan süreci, sırf Afyon’da Burcu’yu sıkıştırmak için, bin kere söyledikleri için böyle keskin bir ifade kullanmış.
“ANKARA’DA DEM PARTİ İLE KENT UZLAŞISI YAPMADIK”
Özel, DEM Parti’yle Ankara’da kent uzlaşısı yapıldığı iddialarına ilişkin de şöyle konuştu:
– Ankara’da DEM Parti ile kent uzlaşısı yapmadık. DEM Parti tek taraflı yapabilir. Kent uzlaşısı yapacak olsak. Polatlı’da eski MHP’li bir başkanımız var. Ben orada Polatlı’da kent uzlaşısı mı yaparım. Etimesgut’ta nefes nefeseyiz. Bir AK Parti yükleniyor, bir biz yükleniyoruz. Biz 3 belediyeyi burada 8’e çıkarıyoruz. Mamak ve Etimesgut’ta benim varlığım çok önemli.
– Etimesgut’ta dünya kadar Kürt seçmen var. Onların oyları belirleyici olacak. Mamak’ta yapmamışım, Etimesgut’ta yapmamışım. Polatlı’da MHP’den CHP’ye gelmiş bir aday var. Ben bunu anlayamadım. DEM Parti belli kriterlerle aday çıkarmak yerine bu taraftaki adayın kazanılmasının kendi stratejisi açısından doğru olduğunu düşünebilir.”
“HEDEFİM CHP’Yİ İKTİDAR YAPMAK”
– Amacının CHP’yi iktidar yapmak olduğunu belirten Özel, olası başarısızlık ihtimali ve yerel seçim sonuçlarına ilişkin; “Benim hedefim CHP’yi ilk genel seçimlerde iktidar yapmak. İkinci bir hedefim yok. Tarihe 25 yıllık AKP iktidarını bitiren Genel Başkan olarak geçmek benim aileme, çocuklarıma bırakacak en büyük mirasım. Tek hedefim seçimin kazanıldığı gece burada Genel Başkan olmak. Ben önümüzde yapılacak genel seçimlerde partiyi iktidar yapacağım. Yapmazsam bir gün görevde durmam.
– Olağanüstü kongreyi toplarım, kendim de aday olmam. Yerel seçimlerde genel olarak tabloya bakacağız. Elimizdeki 11 büyükşehirin, iyi senaryoda tamamını koruyacağını düşünüyorum. Diyelim ki bir yerlerde eksiklik var, o neden kaynaklanmış analiz edilir. Yerel seçimler CHP için bir mağlubiyetin, falaketin beklendiği yerler değil. Hiçbir ittifak olmadan çatır çatır çok önemli başarı elde etmek üzereyiz
ANKET AÇIKLADI: İMAMOĞLU 7 PUAN ÖNDE
İstanbul için sürekli anket yaptırdıklarını dile getiren Özel, son yaptıkları ankette Ekrem İmamoğlu’nun yüzde 7 farkla önde olduğunu söyledi.
Özel “İmamoğlu’yla aranızda bir rekabet var mı?” sorusuna “Biz, Ekrem Bey’le bugüne kadar hiç tartışmadık, hiç birbirimizi üzmedik, kötü söz söylemedik. Birbirimizin görev alanlarına çok saygılıyız. Aramızda bir arkadaşlık, kardeşlik hukuku var. Genel Başkanlığın gereği saygısında, sevgisinde hiçbir zaman kusur yok. Bizim aramızda niye çatışma olsun? Ben, partinin Genel Başkanıyım, Ekrem Bey partinin büyükşehir belediye başkan adayı” cevabını verdi.
Lütfü Savaş’ın adaylığına da değinen Özel, Hatay’da yaptırılan 4 ankette de Savaş’ın en iyi aday olarak çıktığını belirtti. Aday belirleme sürecinde eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın olan isimlerin seçilmemesinin söz konusu olmadığını aktaran Özel, süreci objektif bir biçimde yürüttüklerini dile getirdi.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in İzmir’de CHP’ye destek vereceğini kaydeden Özel “İzmir’e destek vermemesi İzmir’de kendisi açısından telafi edemeyeceği bir tahribat yaratır” değerlendirmesini yaptı.
]]>“BELEDİYEYİ BU BORÇLU YAPIDAN KURTARMASI GEREKTİĞİ ÇOK AÇIK”
Özel, özetle şunları söyledi:
* “Borcu çok deyince Manisa’da belediyeler devralıyoruz. Başkanımız diyor ki, ‘Çok borcumuz var, 70 milyon. Çok borcumuz var, 110 milyon. O da bir şey mi, biz 130 milyon borçla devraldık’ denirken Kocaeli Belediyesi’nin sadece Hazine’ye olan borcunun 2 milyar 102 milyon lira olduğunu inanamayarak, bir daha kontrol ederek kontrol ettim ve öğrendim. Sonra da öğrendim ki, Kocaeli Belediyesi’nden sonra en çok borcu olanın borcu bile 1,5 milyarmış. Koskoca Ankara, İstanbul, İzmir belediyeleri bir tarafa dursun, o 1,5 milyar borç yapan belediye de yine AK Parti’nin yönettiği bir başka büyükşehir belediyesiymiş. Bir yanda emekten, vatandaştan yana bir Kocaeli Büyükşehir Belediyesi yönetimi anlayışının belediyeyi bu borçlu yapıdan kurtarması gerektiği çok açık. Elbette bu göreve talibiz.
* Kocaeli, gelişmiş sanayisi nedeniyle sendikacılığın gelişmesi gereken kentlerden bir tanesi. Aynı zamanda İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre Kocaeli, Türkiye’de iş cinayetlerinin ve iş kazalarının en çok yaşandığı üçüncü il konumunda. Yani rakamlara baktığınızda, Kocaeli’deki talebe baktığınızda bu işçi kenti, bu emeğin kenti Atasoy Bilgin’i çağırıyor ve onunla birlikte ayağa kalkmayı bekliyor. Kocaeli deyince insan, büyükşehir belediye başkan adayından ne duymak istiyor? Dirençli kentlerle ilgili önemli sözler duymak istiyor. Sunumun dirençli bir kent yaratma vizyonuyla başlamış olmasından büyük bir memnuniyet duyuyorum. 1999’da Gölcük depremiyle birlikte çok büyük bir yıkım yaşandı. Depremin travmaları kentte ve bu kentten göç etmiş 10 binlerde, 100 binlerde devam ediyor.

“ADIYAMAN’DAKİ, HATAY’DAKİ GÖRÜNTÜNÜN BENZERİNİ BEKLİYOR OLMAK, İHANET ETTİKLERİNİN KANITIDIR”
* Üzerinden 25 yıl geçmiş olmasına rağmen bu iktidar, o depremde çıkarılan, olağanüstü durumlarda konulan geçici bir vergiyi, deprem vergisini kalıcılaştırmış olmasına rağmen bu iktidar, kendisinden önceki Cumhuriyet iktidarlarının topladığı bütün vergilerin toplam dört katını toplamış olmasına rağmen, bu iktidar, deprem vergisiyle bu kenti yeni baştan üç kez yapacak imkanlara sahip olmasına rağmen bu kentin belediye başkanının dönüp dolaşıp 6 Şubat depreminden sonra Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı olarak açıklamada bulunup Kocaeli yapı ve envanter çalışmasının tamamlanamadığını, kentsel dönüşüm yapılabilecek yerlerde fizibilite etütlerinin henüz devam ettiğini itiraf etmiştir.
* Oysa bu kenti depremden beri yönetenlerin, bu kenti dirençli bir kent hâline getirmiş olması, kentsel dönüşüm çalışmalarının bırakın, fizibilitelerinin tamamen hayata geçmiş olması, kentin yeniden imha edilmiş olması ve bugün bizim sunumumuzun bu konuyu hiç ilgilenmiyor olması gerekirken sunumun ana konusu, yaşanacak yeni bir depreme karşı hazırlıktır. Toplanma alanlarıyla ilgili tespitler doğrudur ancak bugüne kadar niye hayata geçirilmemiştir? Bizi bugün Gaziantep’te, Kahramanmaraş’ta, Malatya’da, Adıyaman’da, Hatay’da ortaya çıkan görüntünüz bir benzerini Kocaeli için bekliyor olmak, bu kenti bugüne kadar yönetenlerin bu kente hizmet değil, ihanet ettiklerinin kanıtıdır.

“‘HATAY MAHSUN KALDI’ DİYEREK TAŞ KALPLİ OLDUĞUNU İFADE ETTİ”
* Bugünkü iktidar, 6 Şubat tarihinden sonra yaklaşmakta olan seçimi görünce ve kendisinin 1999 seçimlerinde ‘Depremin üçüncü günündeyiz. Hâlâ çadır yok’ demişlerdi. ‘Depremin birinci ayındayız. Hâlâ çadırlarda’ diyorlardı. Depremin bir yılı tamamlandı. Bu iktidarın sahibi Recep Tayyip Erdoğan, depremden üç gün sonra ‘650 bin konut yapacağız’ demişti. Depremden 45 gün sonra bu ifadesini revize edip 319 bin konutun bir yıl içinde teslim edileceğini söylemişti. Bugün deprem bölgesinde şu ana kadar teslim ettikleri konut sayısı 45 bin 977. Kendi revize ettiği sözünün yüzde 15’ini ihtiyaç olduğunu ifade ettikleri 650 bin konutun sadece yüzde 7’sini teslim edebilmiş durumdalar. Bugün, geçtiğimiz günlerde gidip de gözlerinin içine baka baka şantaj yaptığı, tehdit ettiği Hataylılar, geçmişte kullandıkları oydan sorumlu tutup ‘Hizmet geldi mi? Gelmez. Hatay mahsun kaldı’ diyerek ne kadar taş kalpli birisi olduğunu ifade etti. 31 Mart’ta kullanacakları oyla ilgili olarak da tehdit ettiği Hataylılara verdiği söz, kabaca 10 kişiden 9’u verdiği söze rağmen hâlâ çadırdadır, yağmur altındadır.

“31 MART SEÇİMLERİNİ KAZANACAĞIZ”
* Bugün bu ülkeyi yönetenlerin artık bir kent vizyonu kalmadığı, artık bir afet vizyonu kalmadığı, aslında hiç olmadığı ve depremden sonra yaşanan seçimde insanların korkutularak, kandırılarak ‘Biz olmazsak evleri yapamazlar. Bir yılda yetiştiremezler’ diye sözünü, oyunu aldıklarının sadece 46 bininin evlerinde 604 bin kişinin perişanlıkta olduğunu görüyoruz. Bu iktidarın geçtiğimiz seçimlerde montaj videolarla korkutarak ‘Bize oy vermezseniz bayrağa indirecekler. Bize oy vermezseniz ezanı dindirip vatanı böldürecekler’ diye kandırdıklarıyla deprem bölgesinde ‘Bir sene sonra sizi eve sokarız’ diyerek kandırdıklarını ahı vebali boyunlarınadır. Biz bundan sonraki süreçte en etkin şekilde, hem deprem bölgesindeki tutulmayan sözleri hem de vatandaşımıza yapılan seçim öncesi o manipülasyonların tekrar etmemesi için Cumhuriyet Halk Partisi olarak bütün benliğimizle, örgütümüzle, gücümüzle önce 31 Mart seçimlerini kazanacağız. Ondan sonra da bunlardan teker teker hesap soracağız.

“DAYANIŞMACI BELEDİYECİLİK İSTİYORLARSA CHP’YE OY VERSİNLER”
* Bugün Türkiye’nin göç alan kentlerini Cumhuriyet Halk Partili belediyeler yönetiyor. Bugün Kocaeli’de hafta sonu insanlar, CHP’nin yönettiği İzmit ilçesine gidiyorlar. Bugün insanlar, tatillerini geçirmek için Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri tercih ediyorlar. Bugün öğrencilerin yüzde 85’inin tercih ettikleri üniversiteler, Cumhuriyet Halk Partililerin yönettiği kentlerde ya da ilçelerde. Biz herkesi CHP’li belediyelere getiremeyiz. Göç edemezler. Hepsini birden CHP’li belediyelerde barındıramayız ama eğer insanlar, o beğendikleri kentleri, o beğendikleri parkları, sosyal donatı alanlarını, belediye başkanlarımızın yaptığı iyi şehircilik ve halkçı belediyecilik uygulamalarını, dayanışma belediyeciliklerini istiyorlarsa o zaman çağrımız bütün Kocaeli’nin bütün ilçelerinedir. Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanlarına oy versinler. O kentleri kendi memleketlerine getirsinler.
“TEK BAŞINA SEÇİME GİRENLERE ‘CANINIZ SAĞ OLSUN’ DEDİK”
* Bir yanda endişe var. Endişe şudur. İktidar, orantısız güce sahiptir, kendi ittifakını sürdürmektedir. İçinden Yeniden Refah Partisi ayrılmıştır, geçen sene Yeniden Refah Partisi’ni ittifakta tutarken, ‘Necmettin Erbakan Hoca’nın gerçek partisi’ diyenler, Yeniden Refah Partisi kendi başına bir seçime girmek istediğinde Fatih Erbakan’a ip cambazı demekten geri durmamışlardır. ‘Yeniden Refah Partisi’ne ihanet içindesiniz’ demekten geri durmamışlardır. ‘Bize kaybettirmek için bir şeyler yapıyorlar’ deyip, hatta çok daha ileriye gidip Yeniden Refah Partisi gibi bir partinin CHP’den rüşvet aldığını dahi iddia edecek kadar çirkinleşmişlerdir. Benim sözüm Türkiye kamuoyuna, geçen seçimi yaşayan herkese. Biz de bir ittifaktaydık, onlar da bir ittifaktaydılar. Bizim ittifak ortaklarımız, ‘Tek başımıza seçime gireceğiz’ dediler. Ne dedik? Canınız sağ olsun. Bize en sert eleştirileri yönelttiler. Ne dedik, canınız sağ olsun. Bizim karşımızda güçlü adaylar çıkarma arayışına girdiler, hatta bizim adaylaştıramadıklarımızı aday edip karşımıza çıkarmaya çalıştılar, dedik ki canınız sağ olsun.
“DOMUZ BAĞCILARLA BİRLİKTELER”
* Bir de bakın Recep Tayyip Erdoğan’ın eski ittifak ortaklarına, hocasının oğluna söylediği sözlere, layık gördüklerine ettikleri hakaretlere… İşte bir tarafta bir tek adam ve oy verenin oy verdiği sürece makbul olduğu, ittifak ortağının yan yana olduğu sürece makbul olduğu, aksi durumda en ağır hakaretlere, iftiralara karşı kendisini bir anda onların karşısında bulduğu bir ittifak. Bir tarafta geçmişte ittifak yaptıklarına ‘Eski dosttan düşman olmaz’ diyenler, bir tarafta sizin, bizim gibi ittifak ortaklarını kucaklayanlar, yakasında güneş olan birini yolda görünce gidip sarılanlar, hatırını soranlar ve onlarla birlikte olanlar. Bir tarafta nefret, korku ve saldırgan bir ittifak. O ittifak, boşalan yeri ayrıca dolduruyor. Hizbullahçılarla, domuz bağcılarla, ‘Kadınlar sahiplendirilmelidir’ diyen, kadınlara sokak hayvanı muamelesini bile layık gören bir anlayış ile dolduruyor. Herkes soruyor, orada bir ittifak var. Biz bunun karşısında kim olarak varız? Biz onun karşısında çok daha büyük bir ittifakla varız. Biz onun karşısında bütün Türkiye’yi kucaklayan, ‘Eski dosttan düşman olmaz’ diyen ve sadece sosyal demokratlarla değil; muhafazakar demokratlarla, milliyetçi demokratlarla, bu ülkenin bütün demokratlarıyla; Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i ile birlikte Türkiye’yi kucaklayan Türkiye ittifakı ile varız.
“BAŞKANLARIN KAPISI TÜRK’E DE KÜRT’E DE AÇIK OLACAK”
* Biz Türkiye ittifakına inanıyoruz. Türkiye ittifakı, Cumhur ittifakı gibi korkunun, şantajın değil; umudun, sevginin ve kardeşliğin ittifakıdır. Türkiye ittifakının rengi, Cumhur İttifakı’nın yağmur bulutlarını, kasvetli bulutların koyu gri rengi değil; ay yıldızlı al bayrağın renkleri olan kırmızı ile beyazdır. Türkiye ittifakının belediye başkan adaylarının kapısı Kürt’e de Türk’e de Laz’a da Çerkez’e de ardına kadar açıktır. Türkiye ittifakı, ayrımcılığı reddeder. Bütün Türkiye’yi hep birlikte kucaklar. Milli Marş okunurken, filenin sultanları şampiyon olduğunda, Milli Marş okunurken gözleri dolmuş, hıçkırarak o milli marşı okuyanları dolu gözlerle alkışlayanlar, gırtlağı düğümlenenler Türkiye ittifakıdır. Tayyip Bey’in önce bütün milliyetçilikleri ayakları altında ezip sonra Devlet (Bahçeli) Bey’e mahkûm olunca çakma milliyetçilik yaptığı, o çağırınca havaalanına koşturup kot üstüne perdelik kumaştan kefen giyenlerin ittifakı değil; Türkiye ittifakı, Çanakkale’de koyun koyuna kefensiz yatanların torunlarının ittifakıdır.”
]]>Büyükşehir ve ilçe belediye başkanları, belediye meclis üyeleri ile muhtarların belirleneceği 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimlerine 24 gün kaldı. İstanbul İl Seçim Kurulunda sandık kurulu başkanları ve üyelerin belirlenmesi, oy pusulalarının ilçe seçim kurullarına gönderilmesi gibi işlemler için çalışmalar hız kazandı.
İstanbul İl Seçim Kurulundan alınan bilgiye göre, Türkiye genelindeki 1094 ilçe seçim kurulundan 80’inin yer aldığı kentte bu yıl 11 milyon 314 bin 516 kişi sandığa gidecek.
Bu seçimlerde, yurt içindeki sandıkların 33 bin 228’i de İstanbul genelindeki okullara yerleştirilecek. Geçen yıl 14 Mayıs’ta yapılan Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri’nde 11 milyon 350 bin 971 kişinin oy kullandığı İstanbul’da, bu seçimlerdeki seçmen sayısı 36 bin 455 azaldı.
EN AZ SEÇMEN ADALAR’DA
İstanbul’da en az seçmenin bulunduğu Adalar’da 13 bin 682 kişi oy kullanacak, en çok seçmenin yer aldığı Esenyurt’ta ise 642 bin 455 kişi sandığa gidecek. Kentin en kalabalık ilçelerinden Esenyurt ve Bağcılar’da dörder ilçe seçim kurulu görev yapacak.
Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda yer alan İl Seçim Kuruluna geçen yıl kurayla belirlenen İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimi Ramazan Seçkin başkanlık edecek.
İstanbul 1. Ticaret Mahkemesi Başkanı Özlem Aktaş ile İstanbul 7. İş Mahkemesi Hakimi Hamza Emre de kurul üyeliklerine devam edecek.
8 SEÇMENLİ MAHALLE
Bu seçimlerde, her gün binlerce kişinin adım attığı İstanbul’un en uğrak yerlerinden Fatih ilçesinin Eminönü semtindeki Sarıdemir ise kentte en az seçmenin sandığa gideceği mahalle oldu.
Gündüz ziyaretçisi yoğun olan, genellikle iş yerlerinin bulunduğu mahalle gece sessizliğe bürünüyor. Bu seçimde Sarıdemir Mahallesi’nde yalnızca 8 seçmen oy kullanacak.
– İstanbul’daki ilçelerin seçmen ve sandık sayıları ise şöyle:
İlçeler / Seçmen sayısı / Sandık sayısı / İlçe seçim kurulu sayıları
1-Adalar 13 bin 682 42 1
2-Arnavutköy 225 bin 240 670 1
3-Ataşehir 314 bin 652 919 2
4-Avcılar 302 bin 286 877 2
5-Bağcılar 511 bin 524 1483 4
6-Bahçelievler 420 bin 18 1223 3
7-Bakırköy 167 bin 960 498 1
8-Başakşehir 324 bin 937 951 2
9-Bayrampaşa 199 bin 743 587 2
10-Beşiktaş 132 bin 536 399 1
11-Beykoz 186 bin 911 564 1
12-Beylikdüzü 274 bin 115 801 2
13-Beyoğlu 165 bin 518 498 2
14-Büyükçekmece 198 bin 947 588 1
15-Çatalca 62 bin 666 197 1
16-Çekmeköy 213 bin 259 629 1
17-Esenler 308 bin 902 901 2
18-Esenyurt 642 bin 455 1869 4
19-Eyüpsultan 309 bin 535 913 2
20-Fatih 262 bin 108 792 3
21-Gaziosmanpaşa 353 bin 813 1030 3
22-Güngören 194 bin 56 563 2
23-Kadıköy 385 bin 32 1134 3
24-Kağıthane 329 bin 356 961 2
25-Kartal 365 bin 152 1072 2
26-Küçükçekmece 568 bin 584 1663 3
27-Maltepe 395 bin 769 1163 3
28-Pendik 545 bin 549 1591 3
29-Sancaktepe 344 bin 529 1003 2
30-Sarıyer 259 bin 165 774 2
31-Silivri 149 bin 568 452 1
32-Sultanbeyli 246 bin 458 718 2
33-Sultangazi 374 bin 689 1094 2
34-Şile 37 bin 354 131 1
35-Şişli 201 bin 665 596 2
36-Tuzla 208 bin 680 606 1
37-Ümraniye 529 bin 842 1545 3
38-Üsküdar 401 bin 184 1183 3
39-Zeytinburnu 187 bin 77 548 2
]]>31 Mart 2024 Pazar günü yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimleri’ne katılabilecek siyasi partilerin adayları ve bağımsız adaylara ilişkin kesin listeler, il ve ilçe seçim kurullarınca 3 Mart’ta ilan edildi.
TOPLAM 49 ADAY
İstanbul Adalet Sarayı’nda bulunan İl Seçim Kurulu da kesin aday listesini askıya çıkardı. Buna göre, 22 partili, 27 bağımsız olmak üzere 49 aday İBB başkanlığı için yarışacak.
AK Parti’den Murat Kurum, İYİ Partiden Buğra Kavuncu, Memleket Partisinden Emre Berk Hacıgüzeller, Anavatan Partisinden Umut Çınar, Demokratik Sol Partiden (DSP) Nesim Pakır, Yeniden Refah Partisinden Mehmet Altınöz, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisinden Meral Danış Beştaş, Türkiye Komünist Partisinden Orhan Gökdemir, Anadolu Birliği Partisinden Osman Tekin, Zafer Partisinden Azmi Karamahmutoğlu, Türkiye Komünist Hareketinden Ziya İncedere, Bağımsız Türkiye Partisinden Cihan Erdoğanyılmaz, Yeni Türkiye Partisinden Burhanettin Aktürk, CHP’den Ekrem İmamoğlu, Hak ve Özgürlükler Partisinden Mustafa Aytaş, Ocak Partisinden Osman Çelik, Adalet Birlik Partisinden Muharrem Mutlu, Millet Partisinden Hasan Hüsnü Güler, Milli Yol Partisinden Hüseyin Işık, Demokrasi ve Atılım Partisinden İdris Şahin, Saadet Partisinden Birol Aydın, Vatan Partisinden İbrahim Okan Özkan partili başkan adayları olarak kesin aday listesinde yer alıyor.
Bağımsız adaylar listesinde ise Vedat Taylan Yıldız, Yüksel Özden, Adem Bayraktar, Memet Ali Aydoğmuş, Burak Emre Çetin, Mirhat Tekin Brusk, Ahmet Soytürk, Orhan Çebi, Merve Karataş, Güven Akıcı, Ahmet Birikmen, Yaşar Polat, Habip Aksu, İshak Akbay, Hülya Kavuzlu Karaman, Vedat Öztürk, Galip Menteşe, Cemal Tarancı, Polat Erdoğan, Fatma Ragibe Kanıkuru Loğoğlu, Hüseyin Durmaz, Sena Elest Akıncı, Uğur Etlik, Atakan Bozyayla, Bilen Akpınar, Ömer Karvan ve Abdullah Arli isimleri bulunuyor.
‘İNTERNETÇİ ABİ’ DE ADAY
İYİ Partiden 19 Haziran 2023’te istifa eden, partinin eski İletişim ve Teknolojiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Taylan Yıldız da bağımsız adaylar listesinde yer buldu.
Endüstri mühendisi Yıldız, 2019-2023 tarihleri arasında İBB meclis üyeliği görevindeyken, İstanbul metrosunda ücretsiz internet hizmeti talebini dile getirmesi ve yaşanan polemik sonrası “internetçi abi” olarak anılmasıyla da biliniyor.
İBB başkanlığı için “Her kararda sen varsın” sloganıyla yola çıkan Yıldız, “Yarınını seç” uygulamasıyla kent için verilecek kararlarda İstanbullulara söz sahibi olabilmelerini vadediyor. Yıldız, deprem, gençlik, ulaşım, ekonomi, sosyal yardım ve yaşam kalitesi gibi alanlarda projeler de sunuyor.
YOL ÜSTÜNE YOL VAADİ
Kendisini “liberal demokrat” olarak tanımlayan Liberal Demokrat Parti üyesi bağımsız başkan adayı Dr. Merve Karataş, “liberal belediyecilik” anlayışıyla yarışa katılıyor. Karataş, taksi, başıboş sokak hayvanı ve çarpık kentleşme sorunlarına çözüm üretme, vergileri azaltma vaatlerinde bulunuyor.
Bir rahatsızlığından dolayı engelli olan, SIR yapım film şirketinin kurucusu bağımsız aday Güven Akıcı ise emeklilere, ihtiyaç sahiplerine, şehit ailelerine ve gaziler ile engellilere her ay para yardımı yapacağı sözünü veriyor.
Akıcı, ulaşım ve su fiyatlarında yüzde 50 indirim yapacağı, ev ve iş yerlerinden yıllık emlak vergisi almayacağı, öğrenciler için okula gidiş dönüşte ulaşım ücretini 3 lira yapacağı vaatlerinin yanı sıra, İstanbul’un trafik sorununu çözmek için “yol üstüne yol yapma” vaadiyle de dikkati çekiyor. Aday, sosyal medya platformu Youtube’a içerik üretmesi nedeniyle kendisini “Youtuber” olarak adlandırıyor.
SAHNEDEN SİYASETE
Kurucularının çoğu Çerkeslerden oluşan Çoğulcu Demokrasi Partisinin desteklediği, aslen Çerkes olan Kayseri doğumlu İshak Akbay ise seçim çalışmasını, “Geleceğimiz için, tüm renklerin yaşaması, dilimiz, kültürümüz için yola koyulduk” sloganıyla yürütüyor.
Çerkesce ve Türkçe yayınlanmış profesyonel albümü bulunan, sanat hayatını aktif olarak sürdüren Akbay, yöresel kıyafetleriyle de ön plana çıkıyor.
Kadın adaylardan kimya bilimci-sistem mühendisi Hülya Kavuzlu Karaman, yola “İstanbul’a ve İstanbulluya hizmetkar olma” hedefiyle çıktığını belirterek çalışıyor.
Yerel yönetimlerin siyaset değil hizmet meydanı olduğunu vurgulayan Karaman; tarım, üretim, enerji, ulaşım, kentsel dönüşüm, deprem, sanat, altyapı, teknoloji, turizm, sosyal belediyecilik gibi alanlarda projelerini sunuyor.
Aday Karaman, 2018 yılında insanlığa sevgi, barış ve kardeşliği yaymak, ihtiyaç sahibi hanelere yardımlarda bulunmak üzere kurduğu dernekte yaptığı yardım çalışmalarıyla biliniyor.
“EKMEK 4 LİRA OLACAK”
Müteahhitlikle uğraşan bağımsız aday Vedat Öztürk, mevcut İBB yönetimi için kullandığı, “Buraya kadar” sloganıyla çıktığı yolda vatandaşlardan destek istiyor.
Kentliye, 8 yeni metro hattı ile 4 yeni hava ray hattı, ambulanslar için akıllı yol uygulaması, metrobüs yerine metro, Suriçi’ni yeniden orijinal haline getirme, ambulanslar için akıllı yol uygulaması, yol üzeri İSPARK’ların ücretsiz olması, inşaat projelerinde deprem izolatörü zorunluluğu gibi vaatler sunan Öztürk, ekmeği 4 lira yapacakları duyurusuyla da diğer adaylara meydan okuyor.
Daha önce Türkiye Futbol Federasyonuna (TFF) da adaylığını açıklayan Cemal Tarancı, bu kez de İBB başkan adaylığıyla seçim maratonuna katılıyor.
Aslen Sincan Uygur Özerk Bölgesi kökenli olan Tarancı, kentsel dönüşüm için verdiği vaatlerin yanı sıra Zeytinburnu’na olan tutkusuyla dikkati çekiyor.
Bağımsız aday listesine giren, serbest meslek sahibi Memet Ali Aydoğmuş’un ise 2014 yerel seçimlerinde bağımsız Kartal Belediye başkan adayı, 2019’da da bağımsız İBB başkan adayı olma geçmişi bulunuyor.
79 YAŞINDA ADAY
Kamuoyunda başından çıkarmadığı kalpağıyla “Kuvva-i Milliyeci Fatma” olarak tanınan 79 yaşındaki Fatma Rahibe Kanıkuru Loğoğlu, bağımsız aday listesinin en yaşlı İBB başkan adayı olarak dikkatleri üzerine çekiyor.
Hem milletvekilliği, hem de İBB başkanlığı için bağımsız olarak defalarca adaylığını koyan Loğoğlu, “Rüşvet almayacağım, hediye kabul etmeyeceğim.” vaatleriyle seçime hazırlanıyor.
60 MEGA PROJE
Bağımsız listede yer alan en genç adaylardan biri olarak 23 yaşındaki Sena Elest Akıncı ismi göze çarpıyor.
“Bu yarışta ben de varım” diyerek seçim yolculuğuna başlayan Akıncı, sorunlarını tespit ettiğini belirttiği İstanbul için 60 mega projeyi hayata geçirmeyi hedefliyor.
Seçim kampanyasını sosyal medya hesabından yürüten Akıncı, “afiş ve bilboardlarla halka hava atmayacağını” ifade ediyor.
– Mardinli aday meydanlarda broşür dağıtarak seçime hazırlanıyor
Kazandığı hukuk fakültesini maddi imkansızlıklar nedeniyle okuyamadığı için ticarette pazarcılık dahil farklı işler yapan Mardin Midyatlı aday Bilen Akpınar, “Yaşanabilir bir İstanbul için bugün söz sende” sloganıyla destek istiyor.
Her ilçeye kampüs, topyekun kentsel dönüşüm, hakkaniyetli pay dağıtımı, sıfır işsizlik, tam istihdam, tersine göç, sıfır faizli ihtiyaç kredisiyle üreten şehir, yeşil şehir, sıfır atık ve engelsiz yaşam projelerini halka anlatan Akpınar, kentin birçok noktasında broşür dağıtarak yaptığı seçim çalışmalarıyla ilgili videoları da sosyal medya hesaplarından paylaşıyor.
“ADAYIM, BENİM: GALİP MENTEŞE”
Bağımsız aday Galip Menteşe, bir sokak röportajında muhabirin “İBB başkan adayınız kim?” sorusuna, “Ben, Galip Menteşe. Bağımsız belediye başkan adayıyım” cevabını verdiği videoyla tanınıyor.
Ekonomi alanında makaleler yazan, Cumhuriyet ve İstiklal Partisi kurucusu ve genel başkanı, Bozyayla Holding Yönetim Kurulu Başkanı Atakan Bozyayla ise 4 bildiriden oluşan seçim manifestosunda ulaşım, imar, enerji ve bütçe konularındaki taahhütlerini sıralıyor.
İş insanı Ömer Karvan, yerel enerji santralleriyle temiz ve ucuz enerji, şehir içi hızlı trenle hızlı ve alternatif ulaşım, klorsuz içilebilir musluk suyu, Boğaz’ın her adımını halka açma, sosyal statü reformu, ucuz ulaşım, önleyici hekimlik birimleri kurulması vaatleriyle ön plana çıkıyor.
Adaylardan Ahmet Birikmen ve Polat Erdoğan iş insanı, Habip Aksu avukat, Hüseyin Durmaz gazeteci, Mirhat Tekin Brusk nörobilim uzmanı, Burak Emre Çetin veteriner, Orhan Çebi genel danışman olmalarıyla dikkati çekiyor.
Serbest mesleklerle uğraşan Yüksel Özden, Ahmet Soytürk, Yaşar Polat ve Cemal Tarancı ile inşaatçı Uğur Etlik’in yer aldığı aday listesinde, emekli olarak yaşamlarını sürdüren Adem Bayraktar ve Abdullah Arli de göze çarpıyor.
]]>SANDIK GÖREVLİSİ ÜCRETİ NE KADAR?
31 Mart yerel seçimleri için sandık kurulu başkanı 2.947 TL, sandık görevlisi 2.088 TL, partili üyeler 1.044 TL ve bina sorumluları 2.936 TL ücret alacak.
SANDIK GÖREVLİSİ BAŞVURUSU BAŞLADI MI, NASIL YAPILIR?
31 Mart yerel seçim sandık başkanı ve sandık görevisi için başvuru süreci henüz başlamadı. Sandık başkanı ve sandık görevisi için başvuru genellikle seçimden bir ay önce açılıyor.
Seçim günü sandık başında görev almak isteyenler ikametgah adresine göre seçim kurulun başkanlığına başvuru yapacak.
İki çeşit sandık görevlisi bulunur. Bunlardan ilki olan sandık kurulu görevlisi, devlet memuru olanlardan Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından belirlenmektedir.
İkincisi ise partilerin sandık görevlisi olacaktır. Seçime girecek olan siyasi partilerin sandık görevlileri için başvurular YSK’ye yapılır.
Partiler, sandık görevlisi olarak belirleyecekleri kişileri YSK’ye bildirir ve bunun için başvuru formu doldurulur ve internet üzerinden yapılmamakta olup YSK’ye müracaat etmek gerekmektedir.

SANDIK GÖREVLİSİ BAŞVURU ŞARTLARI 31 MART 2024
Sandık görevlisi olmak isteyenlerde başlıca şu şartlar aranıyor:
-Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak,
-18 yaşını doldurmuş olmak,
-Herhangi bir siyasi parti üyeliğine sahip olmamak
-Herhangi bir suçtan hüküm giymemiş olmak
Başvuru yapan kişiler için seçim kurulu tarafından belirlenen eğitim programlarına katılmaları zorunlu olabilir. Eğitimin ardından sandık görevlisi olarak atama işlemlerinin yapılması beklenmektedir. İdare amirleri, zabıta amir ve memurları, Askeri Ceza Kanunu’nun 3. maddesinde yazılı (sivil memurlar dâhil) askeri şahıslar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve adaylar sandık kurullarına seçilemezler.
İki çeşit sandık görevlisi vardır. Bunlardan ilki olan sandık kurulu görevlisi, devlet memuru olanlardan Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından belirlenir. İkincisi ise partilerin sandık görevlisidir. Seçime girecek olan siyasi partilerin sandık görevlileri için başvurular YSK’ya yapılmaktadır.
Partiler, sandık görevlisi olarak belirleyecekleri kişileri YSK’ya bildirir ve bunun için başvuru formu doldurulur. Sandık görevlisi başvurusu internet üzerinden yapılmamakta olup YSK’ya müracaat etmek gerekmektedir.
SANDIK GÖREVLİSİ NE YAPAR?
Seçim sandık görevlisi, seçim günü sandık kurulunda görev alarak seçimin güvenli ve adil bir şekilde gerçekleşmesine katkıda bulunan kişidir. Görevleri şunlardır:
Oy verme işlemini yönetmek:
Seçmenlerin kimliklerini kontrol etmek ve seçmen kütüğünde kayıtlı olduklarını doğrulamak
Seçmenlere oy pusulalarını ve zarfları dağıtmak
Oy verme işleminin gizli ve güvenli bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak
Kullanılmış oy pusulalarının sandığa atılmasını kontrol etmek
Oyların sayım ve dökümünü yapmak:
Oy verme işlemi sona erdiğinde, sandığı açmak ve oyların sayımını yapmak
Oyların geçerliliğini kontrol etmek ve geçersiz oyları ayırmak
Geçerli oyların sayısını ve her adaya çıkan oy sayısını tutanağa kaydetmek
Seçim sonuçlarını tutanaklara geçirmek:
Sayım ve döküm işlemi tamamlandıktan sonra, seçim sonuçlarını tutanağa kaydetmek
Tutanakları imzalamak ve ilçe seçim kuruluna teslim etmek
Diğer görevler:
Sandık kurulunun diğer üyeleriyle birlikte çalışarak seçimin sorunsuz bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak
Seçimle ilgili herhangi bir usulsüzlük veya şüpheli durumla karşılaştığında, durumu ilçe seçim kuruluna bildirmek
Seçim sandık görevlileri, seçimin demokratik bir şekilde gerçekleşmesinde önemli bir rol oynarlar. Görevlerini tarafsız ve objektif bir şekilde yerine getirmeleri ve seçim yasalarına uymaları önemlidir.
]]>Türkiye genelinde otomotiv satışları geçen ay 2023’ün aynı dönemine göre yüzde 30,6 artarak 105 bin 990 adet oldu ve tüm zamanların şubat ayı rekorunu kırdı.
Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) verilerine göre, şubatta bir önceki yılın aynı ayına göre otomobil satışları yüzde 39,67 artarak 82 bin 277 adede, hafif ticari araç pazarı ise yüzde 6,6 yükselişle 23 bin 713’e ulaştı.
Otomobil ve hafif ticari araç pazarı, 10 yıllık şubat ayı ortalama satışlarına göre ise yüzde 112,6 artış gösterdi.
Otomotiv pazarı ocak-şubat döneminde yıllık bazda yüzde 40,6 artarak 185 bin 691 adet olarak gerçekleşti.
İTHALATTA DA YÜKSEK SEYİR
Otomotiv satışlarıyla birlikte otomotiv ithalatı da yüksek seyrini korudu.
Ticaret Bakanlığı verilerine göre, motorlu kara taşıtları ithalatı şubatta bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 28,4 artışla 2 milyar 693 milyon dolara yükseldi.
Ocak-şubat döneminde bir önceki yılın aynı ayına göre motorlu taşıtlar ithalatı yüzde 29,7’lik artışla 4 milyar 661 milyon dolara yükseldi.
Ocak-şubat döneminde motorlu taşıtlar ihracatı da yıllık yüzde 11,7’lik artışla 5 milyar 127 milyon dolar oldu. Bu dönemde ithalattaki artış hızı, ihracatın altında kaldı.
Motorlu kara taşıtları ithalatı 2023’te bir önceki yıla göre yüzde 82,5’lik artışla 32,3 milyar dolara yükselmiş ve tüm zamanların zirvesini görmüştü.
Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, 2023 yılında yıllık bazda yüzde 57,4 büyüdü ve 1 milyon 232 bin 635 satış rakamıyla rekor kırmıştı.
FAİZLER İKİYE KATLANDI
Mayıs 2023 seçimleri öncesinde yüzde 25 olan taşıt kredisi faizleri, Ocak 2024’te yüzde 50 ile 21 yılın zirvesini gördü ancak yüksek faizlere rağmen otomotiv pazarında satışlar yüksek seyretti.
Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, taşıt kredileri son dönemde dalgalı bir seyir izliyor. Ocakta yüzde 50’yi gören ortalama taşıt kredisi faizleri, önceki hafta ortalamada yüzde 40 oldu.
SEÇİM SONRASI FİYAT ARTIŞI BEKLENTİSİ
Otomotiv sektörü temsilcisi Aykan Ceylan, faiz artışlarına rağmen satışlardaki yüksek seyrin nedenlerini sozcu.com.tr’ye anlattı.
“En büyük neden, özel tüketim verigisi (ÖTV) muafiyetli satışlar” diyen Ceylan, geçen yıl araç fiyatları hızlı artınca ve arz sorunu olunca birçok kişinin bu kapsamdaki alımını bu yıla ertelediğini, bu yüzden ocak, şubat aylarında ÖTV muafiyetli araç satışlarının yüksek seyrettiğini, martta da bu kapdamdaki satışların yüksek seyretmesini beklediklerini dile getirdi.
Eylül ayından bu yana otomotiv firmalarının kur artışını fiyatlara yansıtmayıp indirim kampanyaları düzenlediğini, son 6 ayda maksimum zam oranının yüzde 6-10 aralığında olduğunu, bunun da satışları artırdığını belirten Ceylan, imart ayında da bu nedenle satışların yüksek seyretmesini beklediğini söyledi.
İnsanların 31 Mart seçimleri sonrasında araç fiyatlarında artış beklentisi olduğunu, bu yüzden de seçim öncesinde yoğun talep ortaya çıktığını belirten Ceylan, kendisinin de seçim sonrasında sadece nisan ayında en az yüzde 10’luk fiyat artışı beklediğini kaydetti.
Seçim sonrasında hem kur artışının fiyatlara yansımasını hem de indirim kampanyalarının sona ermesini beklediğini belirten Ceylan, otomobillerde 150 bin ile 500 bin TL arasında nisanda zam beklediğini söyledi.
Ceylan, 2023’te 1 milyon 232 bin olan otomotiv pazarının bu yıl 800 bine düşeceği beklentisiyle firmaların siparişleri verdiğini ancak bu rakamın aşılmasını beklediğini, insanların otomobili yeniden yatırım aracı olarak görebileceğini dile getirdi.
]]>“YALAN VİDEOLARLA SALDIRDILAR”
Özel, geçen seneki genel seçimleri anımsattığı konuşmasında şunları söyledi:
– Seçmenlere şunu söylediler. ‘Evet, belki yoksulsun, işsizsin, güvencesizsin, geleceğinden endişelisin ama tehlike büyük bize oy vermelisin. Biz olmazsak bayrağı indirecekler, vatanı böldürecekler, ezanı susturacaklar’ gibi büyük yalanlara sarıldılar. Cumhuriyet Halk Partisi gibi cumhuriyeti kurmuş, her bir bir bireyi Cumhuriyetin kurucu babalarına, kurucu kadrolarına, kurucusuna, devrimlerine yürekten bağlı bir partiye bile yalan videolarla saldırmaktan çekinmediler.
– O günlerde ‘Oyu bize verin. Seçimden hemen sonra her şey düzelecek’ diyorlardı. O gün bunu söylediklerinde belki korkuttukları, kandırdıkları yoksul insanların, işsiz insanların, güvencesiz insanların o gün oyunu aldılar ama bugün anlaşılıyor ki, esas olarak o insanların ahını aldılar. O gün 19 lira 70 kuruş olan mazot bugün 40 lira oldu. O gün 20 lira olan benzin, bugün 40 lira oldu. Benzinde yüzde 97, mazotta yüzde 106 zam var. Bu ne demek? Bundan sonra seçimden sonra iğneden ipliğe her şeye zam var.
“EMİNE HANIM’IN BİLEZİKLERİNİ Mİ SATTILAR?”
– Zaten bunu gizlemiyor Mehmet Şimşek. Diyor ki, ‘Seçimden sonra sıkı para politikası olacak’. Yani halk deyimiyle kemerler sıkılacak. Kemeri kim sıkıyor? Siz hiç fabrikatörün, holding sahibinin, tuzu kuruların, beşli çetelerin kemer sıktığını gördünüz mü? Kemer sıkma denince akla eski orta direk -şimdi hepsi yoksul-, akla esnaf, çiftçi, memur geliyor. Kemeri sıkmak, acı reçeteyi içmek hep vatandaşa, hep dar gelirlilere düşüyor. Kriz ortamında birileri paralarına para katıyorlar. Geçen yaşadığımız büyük krizden çıkış çaresini kur korumalı mevduatla buldular. 4 liralık dolar bir gecede 18 lira oldu.
– Dediler ki, ‘Siz paranızı dolara yatırmayın. Türk parasına yatırın. Dolar artarsa farkı biz karşılayacağız’. ‘Biz’ dediği kim? Emine Hanım’ın bileziklerini bozdurup mu verdiler? Bilal, Burak Erdoğan’ın sünnetlerinde takılan altınları mı bozdurdular? Hangi birikimle karşıladılar? Türkiye’nin orta gelir sınıfının ve düşük gelir sınıfının vergileriyle; babamızın, anamızın, dedemizin, ninemizin biriktirdiği Hazine rezervleriyle o farkları karşıladılar.
“EMEKLİDEN AYDA 5.5 ÇEYREK ALTINI ALDI”
Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı enflasyon oranlarına da değinen Özel, şöyle devam etti:
– Şubat ayı enflasyonu 4,5 puan artmış. Kime göre? Artış çok yüksek ama bu artış bile TÜİK’e göre. Neyin baş harfleri? Tayyip’i üzmeyen istatistik kurumu. Tayyip’i üzmeyen istatistik kurumu yıllık enflasyonu yüzde 67 olarak belirledi. Gerçek enflasyon kaç? Gerçek enflasyon, yüzde 130. Peki, emekli ne zamandı? TÜİK doğru söylüyor olsa bile memurun ve işçinin cebinden para çalındı. İş emekliye geldiğinde bu sefer rakam yüzde 34, cepten çalınan para ve Tayyip Erdoğan, iktidara geldiği gün en düşük emekli maaşı bir buçuk asgari ücretti.
– Bugünkü hesapla 25 bin liraydı. Bugün 10 bin lira. Her şeyi altın hesabına vurmakta fayda var. En düşük emekli maaşıyla 3 Kasım 2002 günü tam sekiz 8 cumhuriyet altını alınıyordu. 20 yıllık iktidar boyunca Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığında emeklinin cebinden ayda 5,5 çeyrek altın çıkmış
“ACI REÇETE MİDELERİ YAKACAK”
31 Mart yerel seçimlerine dikkat çeken Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
– Bu gidişita, şu hiç olmazsa son 8 ayda mazotun, benzinin yüzde 100 artmasına, boğaz, gıda enflasyonunun yüzde 70 artmasına bir dur denmezse, biz sarı kart gösterilmezse, bir kırmızı ışık yakılmazsa ‘Biz buradayız. Bizi görün, esas patron biziz. Biz bu ülkenin ta kendisiyiz’ denmezse Recep Tayyip Erdoğan’ın önümüzdeki dört yılda bize çok içireceği acı reçete vardır. Acı reçete emeklinin, emekçinin, esnafın, memurun, çiftçinin gırtlağını yakacaktır. Midesini delecektir.
– Dayanılmaz hâle gelecektir ama 2018’deki o seçim başarısından sonra, tek adam rejimini yerleştirdiği günden sonra 2019’da İstanbul’dan, Ankara’dan başlayarak 11 büyükşehirle genel iktidarın gücünü yerelden dengelediğimiz süreçte geçen seneki seçimlerde 51’e 49’luk duruma kadar gelip büyük bir talihsizlikle, kendi hatalarımızla o seçimi kazanamamıştık. Yarınlara umutla bakmak isteyen, ‘Bu hükümet beni görmezden gelmesin’ diyen, ‘Beni de hesaba katsın’ diyen herkesi 31 Mart’ta bu hükümete bir dur bakalım demesi lazım.
31 MART ÇAĞRISI
– Türkiye’nin bütün yoksullarını, bütün işsizlerini, bütün esnaflarını, bütün çiftçilerini, bütün emekçilerini ve bütün emeklilerini 31 Mart’ta sandıkta birleşmeye davet ediyorum. Bir tarafta Cumhur İttifakı var. AK Parti ve MHP, her geçen gün birbirine benziyorlar. En önemli meziyetleri tehdit etmek, hakaret etmek. Bu hakaretlerine, iftiralarına hiçbir zaman cevap vermiyoruz ama diğer tarafta Cumhur İttifakı, bir de yanına kimi aldı? ‘Kadınları sahiplendirmek lazım’ diyen, kadınları adeta birer eşya, birer mahluk olarak gören, geçmişte bu ülkeye Hizbullah korkusunu yaşatan, domuz bağcıların avukatlarını Meclis’e taşıdılar ya. Bir ittifak ortakları da onlar.
]]>TİP’in Çankaya Belediye Başkan Adayı İrfan Değirmenci, şöyle konuştu:
“Bugün 3 Mart. 1924’te halifeliğin kaldırıldığı gün. Laiklik, TİP’in kırmızı çizgisi. Laikliği savunmak üzere, ‘Tek adamın karar verdiği yerde hiçbir şey olmaz, gül bitmez, ağaç dikseniz o yeşermez, tek adam karar vermeyecek, hep birlikte karar vereceğiz’ diye yola çıktık, bundan 100 yıl önce. İktidarı tek adam rejimi üzerinden eleştirirken Çankayalılara 25 aday adayının arasından, başvuruda bulunan aday adaylarından bir tanesini seçmeden ‘Budur işte bizim adayımız’ diyerek bir adayı dayatmak da eleştirdiğin şeye dönüşmek. Kusura bakmasınlar. Seçeneksiz değiliz. Kendimizi yönetmeye talibiz. Çankaya, Türkiye’nin en büyük bütçesine sahip belediyelerinden. Bu bütçeyi nereye harcayacağımızı da kendimiz karar veririz, beş kuruşunun da peşine düşeriz, demek için yola çıktık. Önümüzde 28-29 günümüz var, herkesten çok çalışacağız. Herkese çok güzel bir yanıt vereceğiz.”
TİP Genel Başkanı Erkan Baş da, şunları söyledi:
“BİZİM BİR TANE GÜZEL MEMLEKETİMİZ VAR”
“Bu seçim, bundan 30 yıl sonra tarihe yazıldığında Türkiye İşçi Partisi’ni çıkartın bu seçimden, bu seçim Türkiye tarihinin en heyecansız seçimi olarak tarihe geçer. 14 Mayıs-28 Mayıs seçimlerinde bir kurtuluş umudu yeşerdi, tabii o büyük heyecan hedefine ulaşmayınca üzüldük, kırıldık, öfkelendik, gücendik, hak etmediğimizi, bu ülkenin bunu hak etmediğini düşündük. Nihayetinde bizim başka gidecek yerimiz yok, bizim bir tane güzel memleketimiz var. Bizleri birleştiren şey, bu memleketi bu yobazlara, bu faşiştlere teslim etmemek konusunda inat edenleriz. Mücadelede kararlı olanlarız.
“BİZ BU SEÇİMLERDE ‘DEĞİŞMEK ŞART’ DİYORUZ”
Aynı şeyleri yaparak, farklı sonuç beklemek bize uygun bir şey değil. Biz bu seçimlerde ‘Değişmek şart’ diyoruz. Herkes karşısındakinin değişmesini bekliyor, biz ise değişimi kendimizden başlatmaya karar verdik. Muhalefetin bir bütün olarak değişmesi lazım dedik. Sadece seçim günü gidip oy kullanarak, bu iktidardan kurtulmayı beklemek hayaldir. Eline devletin tüm olanaklarını geçirmiş, tarikatların desteğini arkasına almış, büyük sermayenin tam boy desteklediği, uluslararası güçlerin de arkasında tam boy durduğu AKP’yi yenmeyi gerçekten istiyorsak, ‘Oyumu atar hiçbir şeye de karışmam’ diyerek bu iktidarı yenmek mümkün değildir. ‘Birisi gelsin de bizi bu iktidardan kurtarsın’ diyen hayal kurar. Bizi bizlerden başka hiç kimse kurtaramaz.
“EKSİK YAPIYORUZ”
Öyle kolay yoldan bu kadar yıldır bu ülkenin tepesine çökmüş bir karanlıktan kurtulmak kolay değildir. Bunu Çankaya’da özellikle söyledim çünkü burada AKP’den MHP’den bu Cumhur İttifakı’ndan bu faşist iktidardan kurtulma iradesinin çok güçlü olduğunu biliyorum. Buna rağmen, ‘Neden kurtulamıyoruz’ sorusuna doğru yanıt vermemiz lazım. Eksik yapıyoruz. Birilerinin gelip bizi kurtarmasını bekliyoruz. Biz değişmeden, muhalefetin bütünü değişmeden, bu memleketin değişmesini bekliyoruz.
“ÜZERİMİZE DÜŞEN SORUMLULUĞU YERİNE GETİRDİK”
Ülkenin içinde bulunduğu durumun bir numaralı sorumlusu Saray iktidarıdır, Recep Tayyip Erdoğan’dır, AKP’dir, Cumhur İttifakı’dır. Dolayısıyla bir seçime gidiyorsak, önümüzdeki ilk hedef AKP’nin ve MHP’nin geriletilmesidir. Halka ait olan ama kendilerinin gasp ettiği tüm alanlardan sökülüp atılmaları için mücadele edeceğiz. Bizim üzerimize düşen sorumluluğu harfiyen yerine getirdiğimizi söyleyebilirim. Türkiye’de binin üzerinde il, ilçe, beldede seçim yapılacak, biz bunların 200-250 tanesinde belediye başkan adayı göstermedik. Kazanabileceğimize inanmıyorsak, bizim alacağımız oyla muhalefet kaybedecekse, iktidar koltuğunu korumaya devam edecekse, Türkiye İşçi Partisi olarak ‘Önce ülkemizin, önce memleketimizin çıkarları, önce halkımızın çıkarları’ diyerek üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmekten hiçbir yerde tereddüt etmedik.
“İKTİDARA BOYUN EĞMEYECEĞİZ”
Biz iktidarın elindeki mevzilerin geri alınması konusunda sorumlu davranıyoruz. Muhalefetin yeni mevziler kazanması konusunda sorumlu davranıyoruz. Ama bu statükoya da teslim olmuyoruz. ‘Burası zaten AKP’nin, burası zaten MHP’nindir’ diye düşünülen her yerde Türkiye İşçi Partisi aday çıkarıyor. Orada emekçileri, yoksulları, halkı, bu AKP-MHP faşizminin eline terk etmemek, o tarikatların, cemaatlerin insafına terk etmemek; halkın kendisini yalnız ve çaresiz hissedip, o tarikatlere, cemaatlere, o faşist partilere boyun eğmesine engel olmak için kazanıp kazanamayacağımızdan bağımsız olarak en güçlü biçimde mücadele ediyoruz. Belki oralarda bu seçimi kazanamayacağız ama emekçilerin gönlünü kazanacağız. Belki orada bu seçimi kazanamayacağız ama o emekçilerin hapsedildiği o duvarlarda çatlaklar yaratacağız ve oralara aydınlığın girmesi için mücadele edeceğiz. Bunu devrimci bir görev olarak görüyoruz. En güçlü oldukları yerlerde bile bu iktidara boyun eğmeyeceğimizi ifade etmek istiyoruz.
“GEBZE BELEDİYE BAŞKANI 5 YIL ÇALIŞMADIĞI KADAR, BU 1 AYDA ÇALIŞACAK”
Gebze’de seçim şöyleydi: Biz aday olana kadar AKP dünyanın en rahat seçimine gidiyordu. AKP’li belediye başkanı daha sokağa çıkmamıştı. Soranlara, ‘O evden çalışıyor’ diyorlardı. Gebze’deki adaylığımız gündem olmadan önce yerel seçimde, işçi sınıfının durumuna ilişkin tek bir laf edilebiliyor muydu? Gebze halkı durumdan çok memnun, belediye başkanı 5 yıl çalışmadığı kadar, bir ayda çalışacak. Yine orayı alamayacaklar ama biraz ter dökmeyi öğrensinler.
“BİZ BU SEÇİMDE O CEKETLERİ GARDIROPLARA ASMAYA GELDİK”
Belki dışarıdan basit gibi gözüküyor ama böylesi bir yerde adaylık iddiası ortaya koymak bile Türkiye siyasetinde dengeleri değiştiriyor. İşçi sınıfının hali, yaşadıkları konuşulmaya başladı. 31 Mart’tan 1 Nisan’a bir umut taşıyacaksak eğer emekçi mahallelerinde yeni bir alternatifin doğuşuna işaret ediyoruz. Muhalefetin de değişmesi lazım dedik ya, nasıl AKP-MHP ‘Buralar bizim kalemiz’ diye düşünüyorsa, Çankaya gibi birçok yerde de bir muhalefet tembelliği başladı. ‘Buranın onurlu insanları nasılsa bunlara oy vermez, o zaman buraya ceketimizi asar kazanırız’ diye düşünüyorlar. Biz bu seçimde o ceketleri gardıroplara asmaya geldik.”
]]>Yüksek Seçim Kurulunca (YSK) 1 Aralık 2023’te ilan edilen seçim takvimi, 1 Ocak’ta işlemeye başladı.
Takvim doğrultusunda bugüne kadar yürütülen iş ve işlemler kapsamında YSK, 2 Ocak’ta seçime katılma yeterliliğine sahip 36 siyasi partinin bulunduğunu belirledi.
Seçime katılacak siyasi partilerin birleşik oy pusulasındaki yerlerinin belirlenmesi için ise 27 Ocak’ta YSK Başkanlığında kura çekimi yapıldı.
YSK Başkanı Ahmet Yener, Yenilik Partisinin seçime katılmayacağını, Büyük Türkiye Partisi’nin de adını Ocak Partisi olarak değiştirdiğini YSK’ye bildirdiğini açıkladı.
Kura sonucu AKP 1, İYİ Parti 2, Sol Parti 3, Büyük Birlik Partisi 4, Memleket Partisi 5, Anavatan Partisi 6, Demokratik Sol Parti 7, Yeniden Refah Partisi 8, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) 9, Türkiye Komünist Partisi 10, Anadolu Birliği Partisi 11, Zafer Partisi 12, Halkın Kurtuluş Partisi 13, Türkiye Komünist Hareketi 14, Bağımsız Türkiye Partisi 15, Gelecek Partisi 16, Yeni Türkiye Partisi 17, CHP 18, Emek Partisi 19, HÜDA PAR 20, Hak ve Özgürlükler Partisi 21, Ocak Partisi 22, Adalet Birlik Partisi 23, Demokrat Parti 24, Güç Birliği Partisi 25, Millet Partisi 26, Milli Yol Partisi 27, Adalet Partisi 28, Genç Parti 29, Aydınlık Demokrasi Partisi 30, MHP 31, Türkiye İşçi Partisi 32, Demokrasi ve Atılım Partisi 33, Saadet Partisi 34 ve Vatan Partisi 35’inci sırada yer aldı.
29. sıradaki Genç Parti’nin seçime katılmayacağını bildirmesi üzerine seçime katılacak siyasi parti sayısı 34’e indi.
Parti, oy pusulasından kaldırılacağından, bazı partilerin pusuladaki sırası değişecek. Buna göre, Aydınlık Demokrasi Partisi 29, MHP 30, Türkiye İşçi Partisi 31, Demokrasi ve Atılım Partisi 32, Saadet Partisi 33, Vatan Partisi 34. sırada olacak.
ADAY LİSTELERİ 3 MART’TA AÇIKLANACAK
Siyasi parti ilçe başkanlıkları, belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği ve il genel meclisi üyelikleri seçimlerine ait aday listelerini ilçe seçim kurullarına, büyükşehirlerde siyasi parti il başkanlıkları, büyükşehir belediye başkan aday listelerini il seçim kurullarına 20 Şubat’ta teslim etti. Aynı süre içinde bağımsız adaylar da başvurularını yaptı.
Seçim kurullarınca yapılan inceleme veya itiraz üzerine verilen kararlar sonucunda ya da istifa nedeniyle siyasi partilerin aday listelerinde eksiklik olması halinde, bu durum 1 Mart’ta ilçe veya il seçim kurullarınca partilere bildirilecek. Partiler, 2 Mart’ta eksiklikleri tamamlayarak ilgili seçim kurullarına bildirecek ve kesin aday listeleri 3 Mart’ta açıklanacak. Birleşik oy pusulalarının basımı ve ilçe seçim kurulu başkanlıklarına dağıtımına da 3 Mart’ta başlanacak.
Propaganda serbestliği ve bazı seçim yasakları, 21 Mart sabahı başlayacak.
Döküm ve dağıtımına 29 Şubat’ta başlanan seçmen bilgi kağıtlarının seçmenlere dağıtımı 24 Mart’ta tamamlanacak.
28 Mart’ta tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin listeler kesinleştirilecek.
Propaganda serbestliği 30 Mart Cumartesi saat 18.00’de sona erecek.
Türkiye, 31 Mart’ta sandık başına gidecek.
OY VERME SAATLERİ
YSK, seçimin mart ayında olması nedeniyle mevsim şartları ve güneşin batış saatini dikkate alarak, doğudaki 32 ilde oy verme saatini bir saat erkene aldı.
Bu nedenle Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır, Kilis illerinde ve bu illerde bulunan ceza infaz kurumlarında oy vermenin başlangıç ve bitiş saatleri 07.00-16.00 olarak uygulanacak.
Bu illerin dışında kalan diğer illerde oy verme saatleri 08.00-17.00 olacak.
]]>RTÜK ÜYELERİ KESER VE TAŞCI’NIN ŞİKAYET DİLEKÇESİ
Keser ve Taşcı’nın şikayet dilekçesinde, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) seçimlerin özgür ve adil bir ortamda yapılmasını hükmeden kararını hatırlatarak, şu ifadelere yer verildi:
“Anayasa’nın 79’uncu maddesi ile seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma görevi, Yüksek Seçim Kurulu’na verilmiştir. YSK tarafından; ilgili Yasa doğrultusunda, seçimlerin özgür ve adil bir ortamda yapılması için, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un bazı maddeleri ile seçim hukukunu ilgilendiren 8, 29/A, 30 ve 45’inci maddelere ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Bu kapsamda; 2023/1565 No.lu karar, Resmi Gazete’de yayımlanmış ve yürürlüğe girmiştir. Bilindiği üzere, Anayasa’nın 133. Maddesi kapsamında, üyeleri TBMM Genel Kurulu’nca seçilen, özerk ve tarafsız bir kamu tüzel kişiliği olan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, ‘6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’ hükümlerini uygulamakla yükümlüdür.
6112 sayılı Kanun’un; seçim dönemleri için düzenlenen 30’uncu maddesi birinci fıkrasında; “Seçimlerle ilgili olarak seçim dönemlerinde yapılan yayınlara ilişkin usul ve esaslar Yüksek Seçim Kurulu tarafından düzenlenir.”, ikinci fıkrasında; “Üst Kurul, medya hizmet sağlayıcılarının seçim dönemlerindeki yayınlarını Yüksek Seçim Kurulu’nun kararları doğrultusunda izler, denetler ve değerlendirir” hükümleri bulunmaktadır.”
Dilekçede 6112 sayılı kanunun “Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunun Yükümlülüğü”nü belirleyen 45’inci maddesinin önemine vurgu yapılarak şunlar kaydedildi:
“Birinci fıkrasında, ‘8’inci maddede belirtilen yayın ilkeleri ile bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticarî iletişimi düzenleyen hükümleri, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu yayınları hakkında da uygulanır’,
İkinci fıkrasında, “Söz konusu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu ihlâlin niteliği açıkça belirtilerek Üst Kurulca uyarılır ve yükümlülüğün gereğinin yerine getirilmesi ilgili Bakanlığa bildirilir.”,
hükümleri yer almaktadır.
Dolayısıyla; Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu (TRT) da, tüm özel radyo ve televizyonlar gibi yukarıdaki fıkra hükümlerine göre seçime katılan siyasi partiler ile bağımsız adayların birlikte veya ayrı ayrı açık oturum, röportaj, panel gibi programlara katılımını sağlama ve görüşlerini açıklama imkânı verirken seçim hukukunun temel ilkeleri olan eşitlik, dürüstlük, serbestlik ilkelerine uymak zorundadır.”
Keser ve Taşcı’nın dilekçesinde şu ayrıntılara yer verildi:
“Ayrıca; YSK tarafından düzenlenen 20.12.2023 tarih ve 2023/1565 sayılı kararda; ‘A- Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu (TRT) ile özel radyo ve televizyon kuruluşları yayınlarında;
Tek yönlü ve taraf tutan yayınlar yapamazlar. Bu kuruluşlar yayınlarında demokratik kurallar çerçevesinde siyasi partiler ve bağımsız adaylar arasında fırsat eşitliğini sağlamak zorundadırlar.
Adalet ve tarafsızlığa, kanunlara uygun davranmakla yükümlü olan yayın kuruluşları, ırk, cinsiyet, sosyal sınıf veya dini inançları esas alarak yayın yapamazlar.
Seçimin başlangıç tarihinden itibaren oy verme gününden önceki yirmi dört saate kadar olan sürede, siyasi partiler veya bağımsız adaylar radyo ve televizyonlarda birlikte veya ayrı ayrı açık oturum, röportaj, panel gibi programlara katılarak görüşlerini açıklayabilirler. Siyasi partiler veya adayların açık veya kapalı yer toplantıları, radyo ve televizyonlarda canlı olarak yayınlanabilir hükümleri bulunmaktadır.”
Dilekçede TRT’nin yerel seçimlere ilişkin iktidar ve muhalefet adaylarına verdiği süreyle ilgili şu bilgilere yer verildi:
“YASAL BİR ZORUNLULUKTUR”
“Ancak 1 Ocak 2024 tarihinde başlayan seçim döneminde, bugüne kadar Üst Kurul tarafından gerek TRT Kurumu gerekse özel radyo ve televizyon yayınlarının, YSK kararlarına uygunluğu açısından denetimine ilişkin hiçbir rapor Üst Kurul gündeminde yer almamış, ilgili Kanun’da geçen ‘denetim’ ve ‘değerlendirme’ye ilişkin bir adım atılmamıştır. Oysa ki; seçim döneminde medya hizmet sağlayıcı kuruluşların tek yönlü ve taraf tutan yayınlarına ilişkin şikayetler de dikkate alındığında, 6112 sayılı Kanun ve ilgide belirtilen Yüksek Seçim Kurulu kararlarında yer alan hükümler kapsamında gerekli denetlemelerin yapılması, kamuoyunun öncelikli beklentisi olmasının yanı sıra, yasal bir zorunluluktur.
“ERDOĞAN VE AK PARTİ 1945 DAKİKA, ÖZGÜR ÖZEL VE CHP 25 DAKİKA”
Türkiye’nin kamu yayıncılığı hizmetini yürütmekte olan ilk ve tek kuruluşu olan Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu’nun kanallarından biri olan TRT Haber’in, 01 Ocak 2024 ile 10 Şubat 2024 tarihleri arasındaki 40 günlük yayın kayıtları incelenerek, İktidar Partisi ve Ana Muhalefet Partisinin ekrana getirilme süreleri hesaplanmıştır. SKAAS kayıtları ile yapılan bu incelemeler sonucunda yukarıda belirtilen tarihler arasındaki 40 günlük yayın karnesi hesaplamalarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin ekrana getirilme süresi 1945 dakika olarak kayda geçmişken; Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Özgür Özel ve CHP’nin ekrana getirilme süresinin yalnızca 25 dakika olduğu görülmektedir.
“CHP GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL VE CHP’NİN HİÇ EKRANDA YER ALMADIĞI KAYDA GEÇİRİLMİŞTİR”
TRT Haber’in, Türkiye’nin yaşamış olduğu ve 11 ili etkisi altına alan deprem faciasının yıldönümü olan 06.02.2024 tarihli 24 saatlik yayın süresi incelemesinde ise, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin 6 saat 42 dakika, Devlet Bahçeli ve MHP’nin 38 dakika, Meral Akşener ve İyi Parti’nin 1 dakika 53 saniye ekranda yer aldığı görülürken; bölgede bulunmasına ve kamuoyuna açıklamalar yapmasına karşın CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve CHP’nin hiç ekranda yer almadığı kayda geçirilmiştir.
TRT Haber’in yayınlarına ilişkin bu veriler, hem Yüksek Seçim Kurulu kararı hem de TRT Kanunu’nun da ihlal edildiğini göstermektedir. Ayrıca, 6112 sayılı kanunun Yayın Hizmeti İlkeleri başlıklı 8’inci maddesinin birinci fıkrasında yayıncıların uyması gereken yayın ilkeleri açıkça belirtilmiştir. TRT Haber’in, seçim dönemi yayınları ile ilgili veriler; bahsi geçen maddenin birinci fıkrasının (k) bendinde düzenlenen ‘Siyasi partiler ve demokratik gruplar ile ilgili tek yönlü veya taraf tutar nitelikte olamaz’ hükmünün de çiğnendiğini ortaya koymaktadır.
“KANUN HÜKÜMLERİNE AÇIKÇA AYKIRIDIR”
Demokratik bir yönetim biçimine bağlı olduğu söylenen bir ülkenin 85 milyon yurttaşın vergileriyle kamu yayıncılığını üstlenen bir kurumunun, farklı siyasi tercihlere ve ideolojik yönelimlere karşı adil ve tarafsız bir yayın politikası yürütmesi beklenirken, iktidar partisinin politikalarını bu denli ön plana çıkararak adeta iktidar partisinin seçim propagandasını yapması ve iktidar partisinin bakış açısı ile politikalarını bu denli meşrulaştırarak halkın özgür iradesine müdahale etmesi, kamuoyunun özgürce oluşmasının engellenmesi yukarıda bahsi geçen kanun hükümlerine açıkça aykırıdır.
“YAYIN SÜRELERİ İÇİN GEREKLİ HUKUKİ İŞLEMLERİN BAŞLATILMASINI ARZ EDERİZ”
Yayınlarını tarafsızlık ilkesine bağlı ve dengeli bir biçimde yürüttüğü söylenen hiçbir yayıncı kuruluş, yukarıda sayısal olarak ifade edilen yayın süreleri ile bu iddiasını gerçekleştiremez. Bu çerçevede; 6112 Sayılı Kanun ve Yüksek Seçim Kurulu’nun 20.12.2023 tarih ve 2023/1565 No.lu kararı doğrultusunda, TRT Kurumu’nun, en yalın haliyle taraf tuttuğu açıkça belirlenen yayın süreleri için gerekli hukuki işlemlerin başlatılmasını arz ederiz.”
]]>“BUNUN DA AKIBETİ AYNI OLACAK”
*Manisa’ya geçtiğimiz mayıs ayında yapılan seçimlerde Cumhur İttifakı’na Cumhurbaşkanlığı’nda yüzde 50, milletvekilliğinde yüzde 49 oy oranıyla verdiği destek için teşekkür ediyorum.
*Kendi partisine sözünü geçiremediği halde borusunu burada öttürmeye heveslenen biri var. Buradan kendisine sesleniyorum, hiç merak etmesin, kendini boşuna paralamasın, boynuna vurulan prangalardan kurtulacağı gün çok yakındır.
*Manisa’nın da desteğiyle 31 Mart’ta onu da özgürleştirerek maruz kaldığı eziyetten kurtaracağız. Bir önceki gibi, 13 kez girdiği seçimlerden nasıl bir netice alamadan eyvallah deyip gittiyse bunun da akıbeti aynı olacak.
*Dikkat ederseniz içeride ve dışarıda birileri ısrarla milletimizin moralini bozmak, canını sıkmak, umudunu köreltmek için her yolu deniyor. Türkiye’nin sıkıntıları yok mu? Elbette var.
*Ama bunları çözecek olan program da irade de tecrübe de milletiyle, devletiyle, cumhurbaşkanıyla, hükümetiyle yine bizdedir.
*Hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey üretmeden, hiçbir program ve proje geliştirme zahmetine katlanmadan milleti kendilerine mahkum etmek isteyenlerin heveslerini kursaklarında bırakmak boynumuzun borcudur.
“ÇALIŞANLARIMIZIN DERTLERİ Mİ VAR…”
*Türkiye’yi, geçtiğimiz 21 yılda 3 kattan fazla nasıl büyüttüysek, sanayimizi, tarımımızı, ticaretimizi nasıl küresel rekabete hazırladıysak bugünkü meseleleri de öyle hal yoluna koyacağız.
*Hiç endişe etmeyin. Çalışanlarımızın dertleri mi var, birlikte çözeceğiz. Emeklilerimizin sıkıntıları mı var, birlikte aşacağız. Esnafımızın ihtiyaçları mı var, birlikte gidereceğiz. Gençlerimizin hayalleri mi var, birlikte gerçekleştireceğiz.
YİNE TARİH VERDİ
*Uzunca bir süredir yaşadığımız bütün saldırıların, bölgesel ve küresel krizlerin, kimi politikalarımızın eksik kalmasından kaynaklanan meseleleri birer birer çözüme kavuşturacağız. Bilhassa, ekonomideki sıkıntıların yıl sonundan itibaren hızla hafiflemeye başladığını önümüzdeki yıldan itibaren de yeniden yükselişe geçeceğimizi hep birlikte göreceğiz.
*Vatandaşlarımızın her biri ülkenin büyümesiyle, güçlenmesiyle, imkânlarının artmasıyla ortaya çıkacak kaynaktan hak ettiği payı mutlaka alacaktır.
*Ülkenin esenliğini tehlikeye atmaktan çekinmeyen, milleti umursamayan muhalefet anlayışının ilkesiz, ölçüsüz ve sorumsuz politikaları, yaşadığımız sıkıntıların üzerine adeta tuz biber ekti. CHP’nin lokomotifliğini yaptığı bu anlayış, Türkiye düşmanı tüm çevrelerle birlikte PKK ve FETÖ gibi terör örgütleriyle birlikte hareket etmekten dahi çekinmemiştir.
*Mayıs seçimlerinde kurulan altılı masanın gerisindeki silüetleri unutmadık. Daha önce 2019 seçimlerinde yapılan gizli ittifakları unutmadık. Şimdi 31 Mart için İstanbul ve Mersin gibi yerlerde kurulan kirli ittifakların da farkındayız.
*Son dakika oynanan oyunların, listelerde yapılan değişikliklerin ne anlama geldiğini milletimiz gayet iyi biliyor. Bunlarda mertliğin, delikanlılığın, harbiliğin ve hasbiliğin zerresi olmadığı için her işlerini gizli saklı yapmayı adet edindiler.
“ADAY LİSTELERİNİ ZAMANINDA VEREMEDİLER”
*Hatırlarsanız, eski CHP Genel Başkanı’nın kurdukları masa dışındaki bir parti genel başkanıyla yaptığı bakanlık ve bürokrasi pazarlığı seçimden sonra ortaya çıkmıştı. Şimdiki CHP Genel Başkanı’nı zaten kimsenin taktığı yok. Bu parti adına kimi isimlerin nerede ve kimlerle demlendiği belli değil.
*Kendilerini pazarlıklara öyle kaptırdılar ki, işte Manisa Saruhan’da olduğu gibi aday listelerini seçim kurullarına zamanında veremediler. Haftalar öncesinden günü, saati, yeri belli olan bir işi bile beceremeyecek kadar siyasetten, meseleden, gündemden uzak durumdalar. Çıkarları dışında, kişisel kariyerleri dışında hiçbir şeyi gözleri görmüyor.
*Bırakın dünyada ve Türkiye’de ne olup bittiğini kendi memleketleriyle bile ilgilenme gereği duymuyorlar. Böyle siyaset olmaz. Türkiye’nin yönetimi bu zihniyete emanet edilmez. Şehirlerimizin geleceği, bu kirli pazarlıkların mezesi yapılamaz.
*Üç beş belediye alacağız diye siyasi bölücülere bu derece teslim olunmaz. Kadınlarımızın, gençlerimizin, çalışanların, emeklilerimizin beklentileri, hayalleri, hakları bu kifayetsiz muhterislerin insafına bırakılamaz.
Son 21 yılda Manisa’ya 191 milyar liranın üzerinde kamu yatırımı yaptık.
“ANKARA VE MANİSA EL ELE VERECEK…”
*Cumhurbaşkanı, bu kardeşiniz. Hükümet zaten Cumhur İttifakı’nda, bizde. Burayı da Cumhur İttifakı olarak aldığımız zaman durum ne olacak? Herhangi bir aksama olmadan Ankara ve Manisa el ele verecek, buradaki hizmetler artarak yoluna devam edecek.”
]]>Babacan, yardımcıları İbrahim Çanakçı, Sadullah Ergin, Nazlı Seda Vural ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Anayasa Mahkemesi eski Üyesi Celal Mümtaz Akıncı ile medyanın Ankara temsilcileri ile bir araya geldi. Babacan, yerel seçimlere 81 ilin tamamında kendi adayları ile gireceklerini, sadece iki yerde lokal işbirliği yaptıklarını kaydetti. Babacan, aday belirlemede yapay zekadan yararlanıp yararlanmadıklarına ilişkin soruya, “Adaylarımızı yapay değil, gerçek zeka ile belirledik” karşılığını verdi. Babacan yerel seçimlere ilişkin şu değerlendirmeleri yaptı:
■ Pırıl pırıl adaylarla çıkıyoruz. Bu seçim Türkiye için önemli bir aşama. Seçimde iktidarın keyfi uygulamalarına karşı ‘sarı kart’ gösterilmesi gerekiyor.
■ AKP iktidarının seçilmiş belediye başkanlarını idari kararlarla görevden almasına karşıyız. Kayyum atanacaksa bu meclis üyeleri arasından seçilmelidir. Bunun için yasal düzenleme yapılmalı. Demokraside keyfilik olmaz.
■ Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın “Bize oy vermezseniz hizmet gelmez” sözlerini yakışıksız buluyoruz. Erdoğan’a en çok rahatsızlık veren parti biziz. Ona rahatsızlık vermeye devam edeceğiz. Ne teşviğe, ne tehdide boyun eğeriz. Bizim bu ülke için ideallerimiz var. AKP’de ise güç zehirlenmesi var.
Seçim sonrası için Allah kuvvet versin
Babacan basın toplantısında iktidarın ekonomik politikalarını da değerlendirdi. Bakan Mehmet Şimşek ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’la geçmişte birlikte çalıştığını hatırlatan Babacan şunları söyledi:
■ Onlardan TÜİK’in acilen tarafsız çalışan gerçek enflasyon rakamlarına açıklar hale getirilmesini, Merkez Bankası’nın şeffaf çalışmasını sağlanmalarını beklerim. Hukuk, adalet olmadan, Merkez Bankası, TÜİK bağımsız olmadan ekonomi düzelmez. Seçim sonrasına Allah kuvvet versin. İnsanlar hesabı ortaya koyuyor. Ülke genelinde feryat yükseliyor.
■ Türk lirasının güven kazanması bu politikalarla çok zor gözüküyor. Seçimden sonra daha yüksek zamlarla, vergi artışları ile karşı karşıya kalacağız. Ekonomik politikalar, hukuk güvenliği alanında adımlar atılmadan yabancı yatırım gelmez.
“Ülkede yolsuzluk mu var” diye bana sordu
Türkiye’nin gri listeden çıkabilmesi için gereken çabanın gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Ali Babacan, DEVA’nın bunun takipçisi olacağını söyledi. Ali Babacan, “Ne yazık ki iktidar yıllar önce yaptığı hatalardan ders almıyor bunun da tek sebebi kötü yönetimdir. Yolsuzlukların önemli bölümü imar rantıyla sağlanıyor. Bu konuyu bakanlığım döneminde kendisine anlattım. Yolsuzluklardan söz edince ‘ülkede yolsuzluk mu var?’ diye bana sordu” ifadesini kullandı.
Yararlansınlar diye iktidara da gönderdik
Ali Babacan, Türkiye’de otoriterliğin arttığı bir dönem yaşandığının altını çizdi. Demokrasi, hukuk, insan hakları konusunda sorunların arttığını, basın özgürlüğünün sınırlandırıldığını vurgulayan Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ülkemizin yönetimiyle ilgili her alanda önemli çalışmalarımız var. Eylem planlarımızı 6’lı Masa’ya da koymuştuk. 2 bin 300 maddelik mutabakat metni haline getirmiştik. Ayrıca 114 maddeli anayasa çalışmamamızın 84 maddesinde mutabakat vardı. Bu çalışmalardan iktidar da yararlansın diye Cumhurbaşkanı; bakanlar, milletvekillerine de ulaştırmıştık.”
]]>Genel seçimden bu yana en önemli oy hareketlilikleri daha çok oy oranı düşük partilerde yaşanıyor. Genel olarak değerlendirdiğimizde AKP’nin oyları genel seçimdeki seviyesinin birkaç puan altında görünüyor. Genel seçimden sonra hep 32-34 bandında hareket etti. MHP’nin oy oranı oldukça stabil, hep 10-11 aralığında gözlemliyoruz. CHP’nin oylarında kurultay öncesi ve sonrasında büyük dalgalanmalar yaşandı ama sonra yüzde 25-26 aralığına oturdu. DEM Parti de oy oranı pek değişmeyen partiler arasında. İYİ Parti son genel seçimdeki oy oranının altına düştü, genellikle 6-7 puan bandında tespit ediliyor. Ama yerel seçim oyları genel seçimde verilen desteğin de altında kalacak gibi duruyor. Yerel seçim oyu ülke genelinde 4-5 aralığında görünüyor. Başta da belirttiğim gibi esas hareketlilikler 2023’ün de flaş partileri olan Yeniden Refah, TİP ve Zafer partisinde yaşanıyor. Seçimden bu yana bu üç parti de oylarını neredeyse ikiye katladı.
TEK AVANTAJI CUMHUR’UN SEÇİME BİRLİKTE GİRMESİ
■ CHP büyükşehirlerde genel seçimi önde bitirdi. Bu kez çok adaylı bir seçime gidiyoruz. Kim aday çıkarsa “oyları bölüyorsunuz” tepkisiyle karşı karşıya kalıyor. Durum sahiden öyle mi?
Evet, böyle bir reaksiyon var ama kısmen yaşandığını belirtmek lazım. Şu ana kadar bu durum bilhassa büyükşehirlerde ve İYİ Parti ile DEM Parti tabanında yaşanıyor. İstanbul ve Ankara başta olmak üzere CHP’li sevilen başkanların olduğu şehirlerde DEM Parti seçmenin hemen hemen yarısı, İYİ Parti seçmeninin ise yaklaşık üçte ikisi mevcut başkanlara oy vereceğini söylüyor. CHP’nin yeni adaylar gösterdiği seçim çevreleri için ise şimdilik genel bir eğilimden bahsetmek mümkün değil, süreç içerisinde taban ittifakının kısmen dahi olsa kurulup kurulamayacağını göreceğiz.
■ Murat Kurum’un avantajları ve dezavantajları neler?
Murat Kurum’un tek avantajı Cumhur İttifakı’nın seçime birlikte gidiyor olmasıydı. Bu avantajı Yeniden Refah’ın seçime kendi adayıyla gitme kararından sonra kısmen kayboldu. Yarışa başladığında cebinde Cumhur İttifakı’nın son genel seçimde aldığı yüzde 46 varken, Yeniden Refah’ın aday çıkarması ile birlikte bu rakam 40’lara indi. Çünkü bütün araştırmalarda Yeniden Refah’ın oy oranı 5-6 puan aralığında görünüyor.
Dezavantajlarına gelince, iki büyük handikapı var. Bunlardan birincisi siyasetçi olmaması, daha çok teknokrat olarak görülüyor. Ama hem AK Parti hem de MHP tabanları karizmatik siyasetçilerden hoşlanıyor. Bu nedenle iki partinin tabanında da bir hayranlık veya duygusal bağ oluşturması pek mümkün görünmüyor. İkinci handikapı ise Yeniden Refah’tan sonra garantili diyebileceğimiz oylarının toplamının yüzde 40’lara inmiş olmasıdır. Oyunu artırabilmesi için başka partilerin tabanlarından oy alabilmesi gerekiyor ama böyle bir oy havuzu mevcut değil. Rakibi birçok araştırmada yüzde 45 ve üzerinde göründüğü için ve kendisinin de oy alabileceği başka bir havuz olmadığı için, rakibini yüzde 40’ın altına itmesi gerekiyor. Bu pek de kolay bir hedef değil.
İSTANBULLULAR’IN ÇOĞUNLUĞU İMAMOĞLU’NU DESTEKLİYOR
■ Peki ya Ekrem İmamoğlu’nun?
En büyük dezavantajı tabii ki tek başına yarışa girmek zorunda kalması. Yirmiden fazla adayla tek başına rekabet etmesi gerekiyor. Aynı zamanda ülkenin en güçlü siyasi yapıları, aktörleri ve medya kuruluşları da İmamoğlu’nun karşısında. Hatta zaman zaman parti içi itirazlarla da karşılaşıyor. Avantajları ise İstanbul halkının çoğunluğunun kendisini desteklemeye devam etmesi, DEM ve İYİ parti adaylarının kendi tabanlarını konsolide etmeyi henüz başaramamış olmaları, rakibinin oyunu artırmak konusunda zorluklar yaşaması ve Cumhur İttifakı’nın parçalanmış olmasıdır.
■ İzmir özelinde bir değişim bekliyor musunuz? Malum çok tartışmalı geçti CHP’nin aday belirleme süreci. Bir yandan İYİ Parti’nin de adayı var.
CHP kötü bir aday belirleme süreci yaşadı ama İzmir’de son seçimlerde almış olduğu oy Cumhur İttifakı’nın yaklaşık 11 puan üzerinde. Yani DEM ve İYİ Parti tabanlarından bazı oyları alamayacak bile olsa kendi oyları hala büyük bir avantaj sağlıyor. Büyükşehir’de bir sürpriz beklemiyorum, ama ilçelerin her birini ayrı ayrı değerlendirmek gerekir.
■ Diğer tartışmalı yerlerden biri Hatay. Lütfü Savaş ne yapar?
Bu tartışmalar yaşanmasa bile Hatay CHP’nin zorlanacağı illerin başında geliyordu. Çünkü son seçimlerde iktidar Hatay’da önde tamamlamayı başardı. Üstüne üstlük aday belirleme sürecinde yapılabilecek tüm hatalar toptan yapıldı ve alternatif bir muhalefet adayı da var. Dolayısıyla tüm koşullar Lütfü Savaş’ın aleyhine görünüyor. İşi gerçekten çok zor ve bu durumda CHP genel merkezinin de büyük sorumluluğu var.
MURAT KURUM KANDİL SÖYLEMİYLE OY ARTIRAMAZ
■ Seçime giderken aynı sloganlar tekrarlanmaya başladı. Örneğin terör bunlardan biri… İktidar, Ekrem İmamoğlu’nu Kandil’le ilişkilendiriyor. Bir diğeri ise din argümanı… Bu argümanlar bu seçimde de etkili olur mu?
Terör, güvenlik ve siyasal kimlik üzerinden yürüttüğü kampanyaların iktidara büyük avantajlar sağladığına dair bir efsane söz konusu. Ama gerçeklik biraz daha farklı. Cumhur İttifakı bu propagandayı ilk kez güçlü bir biçimde 2019 yerel seçimlerinde kullandı ama seçim sonuçları hiç de arzu ettiği gibi gelmedi, çok önem verdiği bazı şehirlerde büyük şoklar yaşadı. Daha sonra aynı propaganda son yerel seçimlerde bu sefer daha güçlü bir biçimde kullanıldı ama neticede AK Parti 7,5 puan ortağı MHP ise 1 puan oy kaybetti. Yani söz konusu siyasal iletişim oy kayıplarını engellemeye yeterli olmadı. Evet, iktidar siyasal hedeflerini gerçekleştirmeyi başardı ama bunu sağlayan şey kullandığı siyasal dil değildi. Dolayısıyla tıpkı daha önce iki kez olduğu gibi bu seçimde de arzu ettiği oy artışlarını getirmez. Mesela Murat Kurum bu dil sayesinde oylarını artırmayı başaramaz. Çok daha başka şeyler yapması lazım…
EN BÜYÜK SÜRPRİZ AKP-MHP REKABETİNDE YAŞANABİLİR
■ Muhalefetin ve iktidarın sürpriz yapabileceği yerler nereler?
CHP ve DEM Parti dışında il ve büyükşehir belediyesi kazanma olasılığı bulunan muhalefet partisi söz konusu değil. Benim gördüğüm kadarıyla DEM Parti daha önce de kazandığı yerleri yeniden kazanacak. Bunun dışında geçen seçimde kaybettiği Tunceli ve Şırnak’ta bir sürpriz yaratmaya çalışacak. CHP ise Balıkesir’de sürpriz yapabilir, diğer illerde pek mümkün görünmüyor. İktidar ise çok sayıda büyükşehir için asılıyor. Potansiyel büyükşehirler Hatay, Antalya, Eskişehir ve Tekirdağ. Bolu, Bilecik ve Kırşehir’de de CHP rahat değil. Fakat en büyük sürprizler AKP-MHP rekabetinde yaşanabilir. Anadolu’nun birçok şehrinde iki ortak birbiriyle rekabet ediyor. Geçen seçimde MHP 10’dan fazla il belediyesini ortağından almayı başarmıştı. Bu rekabet yaklaşan seçimde de devam edecek.
AKP’DE ERİME DEVAM EDECEK
■ AKP oy kaybediyor mu?
Başta da belirttiğim gibi çok olmasa da AK Parti’deki erime devam ediyor. Bu seçimde son iki seçimdeki gibi çılgın seçim ekonomisi uygulamaları da yapamadı. Dolayısıyla oylarını artırması için bir gerekçe sunamıyor. Şu an görünen, 2015’ten bu yana arka arkaya dördüncü seçimde de küçülecek.
■ MHP üzerinde yapılan tahminler her seçim sonucunda bizi şaşırtıyor. Anketlerden daha çok alıyor örneğin. MHP üzerindeki öngörülemezliği neye bağlamak gerekir?
Araştırmalar açısından MHP ile ilgili temel zorluk büyük kentlerden çok küçük illerden daha çok oy alıyor olması. Araştırmalarda örneklemin çoğunluğu büyük kentlerden seçilince böyle bir sorun yaşanabiliyor. Yoksa olayda bir gizem veya kötü niyet yok.
]]>“Bu şehrin bebeklerine dağıttığımız sütle dalga geçiyorlar” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:
* “İstanbul’un gündeminden israfı, ihmali ve ihaneti çıkardık. Yerine ne getirdik biliyor musunuz? Biz bu şehre, icraat getirdik. Biz bu şehre, yatırım getirdik. Biz bu şehre, hizmet getirdik, hizmet. Yani israf, ihmal, ihanet gitti; bu şehre ne geldi? Hizmet, icraat, yatırım geldi, yatırım. Yani sizin hayatınıza dokunan, sizi koruyan, yok zamanınızda yanınıza koşan işler geldi.
* Evet, süt kardeşim. 250 bine yakın bebeğe süt dağıtmak, mega projedir. Ama bunların kafası almaz. 4 yaşına kadar bebeği olan annelere, Anne Kart dağıtmak, ne kadar vicdanlı biliyor musunuz? Bunu anlamıyorlar. Anlayamıyorlar. Çünkü, halktan uzaklaştılar. Onun için gündemde Halk Süt; gündemde Anne Bebek Kartı; gündemde kreş; gündemde gençlere yurt; gündemde 100 bin gencine burs veren belediye var.”
Fatih’in altyapısına 3.5 milyar liralık yatırım yaptıklarını söyleyen İmamoğlu, Yedikule Gazhanesi’nden Bulgur Palas’a, Ordu Caddesi’nden Yerebatan Sarnıcı’na kadar Fatih’te hayata geçirdikleri projeleri anlattı.

“BU SEÇİM NE SEÇİMİ BİLİYOR MUSUNUZ?”
İktidar kanadının kendilerine oy verenlere hizmet edeceği itirafında bulunduğunu hatırlatan İmamoğlu, “Hiç kimsenin partisine, geçmişine, etnik kökenine, giyimine, kuşamına bakmadık; bakmayız. Bu şehirde yaşayan 16 milyon, bu ülkede yaşayan 86 milyon, benim vatansever hemşerim, vatandaşım, canım, ciğerim. Bu seçim ne seçimi biliyor musunuz? Bu seçim; ayrımcılık yapanla birleştirenlerin arasındaki seçim. Bu seçim; rantçılarla icraatçılar arasındaki seçim. Bu seçim; müsriflerle, israf yapanlarla tasarruf yapan, bereketli bütçe üretenler arasındaki seçim” dedi.

“ÇOK HIZLI KAYIŞ ATTILAR”
Siyasi hayatı boyunca temiz dil kullandığını ve kullanmaya devam edeceğini belirten İmamoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
* “Ayıp söz söyleyemem kardeşim. Kimsenin hakkında iftirada bulunamam. Kimseye iftira atamam. Gıybet yapamam. Allah korusun, yalan söylemem. Ama bunlar, her seçim, köşeye sıkıştı mı, başka şeylere başvuruyorlar. Bu sefer dayanamadılar. Açık söyleyeyim; çok hızlı kayış attılar. Daha bir hafta, üç hafta, dört hafta demeden, bir baktım hemen ‘teröriste’, şuna, buna geçtiler. Her zamanki hikayeleri. Hatırlayın; bunu hiç unutmayın.
* 2019’da, bunlar, milletin elinden en büyük güçleri olan demokrasi haklarını çaldılar. Seçimi çaldılar, iptal ettiler. O seçime giderken, sırf oy için bana ne dediler? ‘Sisi’ dediler hatırlıyor musunuz Sisi? Yahu madem ben Sisi’yim; niye gittiniz -14 Şubat Sevgililer Günü’nde hem de-Mısır’a gidip göz göze, diz dize niye muhabbet ettiniz? Bunlar hemen U dönüşünü çok kolaylıkla yapan bir siyasi anlayış. Bunlar böyle. Şimdi köşeye sıkıştılar, hemen işi teröriste, şuna, buna bağlamaya çalıştılar. Ama bu millet ne yaptı. Tek tek onlara bütün iftiralarını 2019’da yutturdu, yutturdu. Bu millet var ya Allah şahit, bu millet, bu seçimde, bu sandıkta göreceksiniz bunlara öyle bir haddini bildirecekler ki; bir daha milletin yüzüne çıkamayacaklar.”

“MÜSTAKBEL RAKİBİME ÜZÜLÜYORUM”
“Müstakbel rakibime üzülüyorum” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:
* “Niye müstakbel rakibime üzülüyorum? Kim ne derse, onu söylüyor. Kim ne verirse, onu söylüyor. Ama bazen, doğruları söylüyor Allah için. Demiş ya, ‘İmamoğlu ancak vaatlerinin yüzde 87’sini yapabildi.’ Arkadaşlarımı çağırtıp dedim ki, ‘Arkadaşlar, siz bana yüzde 83, yüzde 84 diyordunuz. Şunu bir daha hesaplayın’ dedim. Hesapladılar; vallahi bir tek o konuda yanılmadı, yüzde 87 çıktı. Müstakbel aday ne yapıyor? O arkasında bir kişi olmadan, bir şey diyemiyor. Ona bağımlı olduğunu söylüyor.
* Ama bir şeyi söyleyemiyor, fark ettiniz mi? Ağzına Kanal İstanbul’u alamıyor. Spiker diyor ki ona. İzledim. ‘Efendim, Kanal İstanbul konusunda ne düşünüyorsunuz’ diyor. ‘Ya biz ne dedik size? İstanbul’un gündeminde olmayanlar, bizim de gündemimizde yok’ diyor. Tekrar soruyorum. Tamam da Kanal İstanbul konusunda düşüncen ne? Demişler ki; ‘Sakın kanal deme. İstanbul de, ama kanalla birlikte deme.’ İşi zor. Allah yardımcısı olsun. Alışık da değil.”

692 mahalle muhtarlığı bulunan kentte, resmi olmayan rakamlara 4 bin kişinin muhtar adayı olduğu belirtiliyor.
Muhtar adayları seçim çalışmalarını sürürken, geçen yıllara göre ciddi bir artış olduğu ifade ediliyor.
Bu artışın nedenleri olarak muhtarlık maaşlarının asgari ücret seviyesine endesklenmesi, özlük haklarının iyileştirilmesi ve Bağ-Kur primlerinin devlet tarafından ödenmesi şeklinde sıralanıyor.

‘KADIN ADAY SAYISINDA DA BÜYÜK ARTIŞ VAR’
Daha önce Gürpınar ilçesi Taşdönderen Mahallesi’nde 3 dönem muhtarlık yapan Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Koordinatörü Azad Erdemir, şöyle konuştu:
-İnsanlar, muhtarlığı bir iş kapısı olarak görmeye başladı. Bölgemizdeki işsizlik oranı oldukça yüksek.
-İş kapısı olarak gördükleri için maalesef aday sayımız çok arttı. Muhtarlık camiasının büyümesi için; işin ehli ve hizmet odaklı, iş yapabilecek insanların aday olması gerekir. Eskiden gönüllük esası vardı, şu an o da yok. Durum böyle olunca aday sayısında rekor artış oldu. Bu durumu hükümet yetkililerine de sürekli dile getiriyoruz.
-Muhtarlığın başvurusu sürecinde hiçbir engel yok. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak, 18 yaşını doldurmuş olmak ve okuma-yazma bilmek yeterli oluyor. Bunun yanı sıra bir başvuru süreci yok.
-Seçim sabahı kalkıp, ‘Muhtar adayıyım’ diyebiliyorsunuz. Hal böyle olunca maalesef herkes aday oluyor. Muhtarlık kalitesinin yükselmesini istiyoruz. İşi bilen, işin ehli insanlar, hizmet odaklı insanlar aday olsunlar.
-Başvuru süreci olmadığı için kayıt tutma da olmuyor. Bir önceki dönem muhtar sayımız 692. O dönemde aday sayımız da 2 bin civarındaydı. Şu an kent genelinde 4 kadın muhtarımız da var. Bu seçimde aday olan 4 bin kişinin 35’i yine kadın adaylardan oluyor. Kadın aday sayısında da büyük artış var.

‘SADECE POSTACI DURUMUNDAYIZ’
-Muhtarlar olarak hiçbir kamu kuruluşu üzerinde bir baskı yapma yetkimiz yok. Ancak gider rica ederiz. Bazı muhtar adayları arkadaşların propagandalarına bakıyorum; muhtarlığın yetkisiyle hiçbir alakası yok.
-Çünkü muhtarın hiçbir gücü yok, bütçesi de yok. 5451 sayılı kanunla yetki alıyoruz. Buradaki 25 maddenin sadece 5’inde yetkimiz kaldı. Bizim en çok yetki aldığımız madde ise tebligat kanunu. Sadece postacı durumundayız. Aday olan arkadaşlarımız bunu araştırmadılar mı acaba? Bunu bilmiyorlar mı? Verdikleri vaatler, bir belediye başkanının bile vermeyeceği vaatlerdir. Hiçbir yetkin, hiçbir bütçen olmadığı zaman bu vaatleri nasıl yerine getireceksin? 4 bin muhtar adayı, Van için çok büyük bir rakam.
-Temennimiz şudur ki; demokratik bir seçim olsun. Refah içinde geçen bir seçim olsun, demokrasi, barış ve kardeşlik kazansın. Ama bu sayı bizi endişelendiriyor. Muhtar adaylarına mesajım şudur; herkese başarılar diliyorum, sükunet içinde bir seçim diliyorum.
-Barışın ve kardeşliğin kazandığı bir seçim olsun. Şunu hiç kimse unutmasın. Bir mahallede bir muhtar seçilir. Sandığa saygı duymalarını istiyoruz. Taşkınlık ve herhangi bir olay çıkmaması için ellerinden geleni yapsınlar.
Öte yandan Azad Erdemir, 3 dönemdir Van’ın İpekyolu ilçesine bağlı 10 bin nüfuslu Cumhuriyet Mahallesi’nde muhtarlık yapan ve 4’üncü dönemde de aday olan Leyla Tanrıtanır’ı, muhtarlık bürosunda ziyaret etti. Tanrıtanır, muhtarlığın gönüllülük ve hizmet odaklı bir camia olduğunu, işin ehli insanların muhtar olmasının daha iyi olacağını söyledi.
]]>SANDIK GÖREVLİSİ ÜCRETİ NE KADAR?
31 Mart yerel seçimleri için sandık kurulu başkanı 2.947 TL, sandık görevlisi 2.088 TL, partili üyeler 1.044 TL ve bina sorumluları 2.936 TL ücret alacak.
SANDIK GÖREVLİSİ BAŞVURUSU BAŞLADI MI, NASIL YAPILIR?
31 Mart yerel seçim sandık başkanı ve sandık görevisi için başvuru süreci henüz başlamadı. Sandık başkanı ve sandık görevisi için başvuru genellikle seçimden bir ay önce açılıyor.
Seçim günü sandık başında görev almak isteyenler ikametgah adresine göre seçim kurulun başkanlığına başvuru yapacak.
İki çeşit sandık görevlisi bulunur. Bunlardan ilki olan sandık kurulu görevlisi, devlet memuru olanlardan Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından belirlenmektedir.
İkincisi ise partilerin sandık görevlisi olacaktır. Seçime girecek olan siyasi partilerin sandık görevlileri için başvurular YSK’ye yapılır.
Partiler, sandık görevlisi olarak belirleyecekleri kişileri YSK’ye bildirir ve bunun için başvuru formu doldurulur ve internet üzerinden yapılmamakta olup YSK’ye müracaat etmek gerekmektedir.

SANDIK GÖREVLİSİ BAŞVURU ŞARTLARI 31 MART 2024
Sandık görevlisi olmak isteyenlerde başlıca şu şartlar aranıyor:
-Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak,
-18 yaşını doldurmuş olmak,
-Herhangi bir siyasi parti üyeliğine sahip olmamak
-Herhangi bir suçtan hüküm giymemiş olmak
Başvuru yapan kişiler için seçim kurulu tarafından belirlenen eğitim programlarına katılmaları zorunlu olabilir. Eğitimin ardından sandık görevlisi olarak atama işlemlerinin yapılması beklenmektedir. İdare amirleri, zabıta amir ve memurları, Askeri Ceza Kanunu’nun 3. maddesinde yazılı (sivil memurlar dâhil) askeri şahıslar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve adaylar sandık kurullarına seçilemezler.
İki çeşit sandık görevlisi vardır. Bunlardan ilki olan sandık kurulu görevlisi, devlet memuru olanlardan Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından belirlenir. İkincisi ise partilerin sandık görevlisidir. Seçime girecek olan siyasi partilerin sandık görevlileri için başvurular YSK’ya yapılmaktadır.
Partiler, sandık görevlisi olarak belirleyecekleri kişileri YSK’ya bildirir ve bunun için başvuru formu doldurulur. Sandık görevlisi başvurusu internet üzerinden yapılmamakta olup YSK’ya müracaat etmek gerekmektedir.
SANDIK GÖREVLİSİ NE YAPAR?
Seçim sandık görevlisi, seçim günü sandık kurulunda görev alarak seçimin güvenli ve adil bir şekilde gerçekleşmesine katkıda bulunan kişidir. Görevleri şunlardır:
Oy verme işlemini yönetmek:
Seçmenlerin kimliklerini kontrol etmek ve seçmen kütüğünde kayıtlı olduklarını doğrulamak
Seçmenlere oy pusulalarını ve zarfları dağıtmak
Oy verme işleminin gizli ve güvenli bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak
Kullanılmış oy pusulalarının sandığa atılmasını kontrol etmek
Oyların sayım ve dökümünü yapmak:
Oy verme işlemi sona erdiğinde, sandığı açmak ve oyların sayımını yapmak
Oyların geçerliliğini kontrol etmek ve geçersiz oyları ayırmak
Geçerli oyların sayısını ve her adaya çıkan oy sayısını tutanağa kaydetmek
Seçim sonuçlarını tutanaklara geçirmek:
Sayım ve döküm işlemi tamamlandıktan sonra, seçim sonuçlarını tutanağa kaydetmek
Tutanakları imzalamak ve ilçe seçim kuruluna teslim etmek
Diğer görevler:
Sandık kurulunun diğer üyeleriyle birlikte çalışarak seçimin sorunsuz bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak
Seçimle ilgili herhangi bir usulsüzlük veya şüpheli durumla karşılaştığında, durumu ilçe seçim kuruluna bildirmek
Seçim sandık görevlileri, seçimin demokratik bir şekilde gerçekleşmesinde önemli bir rol oynarlar. Görevlerini tarafsız ve objektif bir şekilde yerine getirmeleri ve seçim yasalarına uymaları önemlidir.
]]>22 ŞUBAT SON GÜN
Siyasi parti ilçe başkanlıkları, belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği ve il genel meclisi üyelikleri seçimlerine ait aday listelerini ilçe seçim kurullarına, büyükşehirlerde siyasi parti il başkanlıkları, büyükşehir belediye başkan aday listelerini il seçim kurullarına yarın saat 17.00’ye kadar iletecek. Bağımsız adaylar da başvurularını en geç yarın saat 17.00’ye kadar yapabilecek.
Siyasi partiler, aday listesindeki eksiklikleri 22 Şubat’a kadar tamamlayabilecek. Bağımsız adaylar dahil geçici aday listeleri 23 Şubat’ta ilan edilecek, aynı gün listelere itiraz süresi başlayacak. Kesin aday listeleri 3 Mart’ta açıklanacak.
Birleşik oy pusulalarının basımı ve ilçe seçim kurulu başkanlıklarına dağıtımına 3 Mart’ta başlanacak. Propaganda serbestliği ve bazı seçim yasakları, 21 Mart 2024 Perşembe sabahı başlayacak.
28 Mart’ta tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin listeler kesinleştirilecek. Propaganda serbestliği 30 Mart Cumartesi saat 18.00’de sona erecek. Seçmen 31 Mart’ta sandık başına gidecek.
PUSULADA 35 PARTİ
YSK’nin seçim takvimi kapsamında, 27 Ocak’ta çekilen kura ile seçime katılacak 35 siyasi partinin birleşik oy pusulasındaki yerleri belirlendi.
Kuraya göre, partiler oy pusulasında şöyle sıralandı:
“1 AKP, 2 İYİ Parti, 3 Sol Parti, 4 Büyük Birlik Partisi, 5 Memleket Partisi, 6 Anavatan Partisi, 7 Demokratik Sol Parti, 8 Yeniden Refah Partisi, 9 Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), 10 Türkiye Komünist Partisi, 11 Anadolu Birliği Partisi, 12 Zafer Partisi, 13 Halkın Kurtuluş Partisi, 14 Türkiye Komünist Hareketi, 15 Bağımsız Türkiye Partisi, 16 Gelecek Partisi, 17 Yeni Türkiye Partisi, 18 CHP, 19 Emek Partisi, 20 HÜDA PAR, 21 Hak ve Özgürlükler Partisi, 22 Ocak Partisi, 23 Adalet Birlik Partisi, 24 Demokrat Parti, 25 Güç Birliği Partisi, 26 Millet Partisi, 27 Milli Yol Partisi, 28 Adalet Partisi, 29 Genç Parti, 30 Aydınlık Demokrasi Partisi, 31 MHP, 32 Türkiye İşçi Partisi, 33 Demokrasi ve Atılım Partisi, 34 Saadet Partisi ve 35 Vatan Partisi”
OY VERME SAATLERİ
YSK, seçimin mart ayında olması nedeniyle mevsim şartları ve güneşin batış saatini dikkate alarak, doğudaki 32 ilde oy verme saatini bir saat erkene aldı.
Bu nedenle Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır, Kilis illerinde ve bu illerde bulunan ceza infaz kurumlarında oy vermenin başlangıç ve bitiş saatleri 07.00-16.00 olarak uygulanacak.
Bu illerin dışında kalan diğer illerde oy verme saatleri 08.00-17.00 olacak.
]]>Adayların, isim, soyadı ve memleket benzerliğinin yanı sıra seçim çalışmasını yürüttükleri otomobilleri de aynı marka.
Yaşları, kampanya sloganları ve araç renklerinin farklılığı dışındaki benzerlik, seçmenin zaman zaman adayları karıştırmasına neden oluyor.
Otomobiline “Başın Düşerse Dara Muhtar Bayram Demir’i Ara” sloganını ve anne babasının ismini yazdıran Yağlıdere Sınırlı köyünden Bayram Demir ile “Ulus’ta Bayram Var” sloganını kullanan Koçlu köyünden Bayram Demir, mahallelerine hizmet için girdikleri gülümseten seçim yarışını sürdürüyor.

“KAZANANI TEBRİK EDECEĞİZ”
İşçi emeklisi 45 yaşındaki Bayram Demir, AA muhabirine, mahallede aynı ad ve soyadı taşıyan iki kişinin aday olmasının seçim atmosferini farklı noktaya taşıdığını söyledi.
Oy için gittikleri yerlerde zorlandıklarını anlatan Demir, “İki Bayram Demir’in muhtarlığa aday olması tesadüf ama tesadüften de öte ikimiz de aslen Giresun Yağlıdereliyiz. İkimizin aracının markası da aynı. Bu durum mahallemize de çok büyük heyecan getirdi.” diye konuştu.
Demir, benzer durumlarda olmanın zorluğunun yanı sıra heyecan da yaşadıklarını dile getirerek, seçmenlerin zaman zaman kafa karışıklığı yaşadığını, oy kullanırken adayları nasıl ayırt edeceklerini sorduklarını söyledi.
Yüksek Seçim Kurulunun isim benzerliklerine karşı önlemler aldığına değinen Demir, “Adayların isimleri aynıysa oy pusulasında ismin yanına anne ve babanın da isminin yazılması gibi. Çok şükür bu durum bizleri kurtarıyor. Bir de oy pusulamızı dikey veya yatay olarak hazırlayabiliriz. Ben dikey olarak hazırlayıp seçmene sunacağım.” şeklinde konuştu.
Demir, bu durumun mahalleye farklı atmosfer getirdiğine işaret ederek, “Bu güzel bir şey ve benim açımdan hiç sakıncası yok. Burada milletin tercihi önemlidir. Kim kazanırsa onu tebrik ederiz. Kahvehanede otururken iki Bayram Demir’in olmasıyla ilgili arkadaşlarla aramızda latifeler oluyor. Bu da güzel bir şey.” ifadesini kullandı.
Seçim çalışmalarını yürütürken kendisini tanıyanların köyünün ismiyle “Sınırlı Bayram” şeklinde hitap ettiğini belirten Demir, diğer adayı da köyüyle anan vatandaşların, seçim pusulasına yazılan aza isimlerinden de oy verecekleri kişiyi ayırt edebileceklerini kaydetti.

“TÜRKİYE’DE İLK OLDUĞUNU SÖYLEDİLER”
Esnaf 49 yaşındaki Bayram Demir, isim ve soyadı benzerliğini duyunca şaşırdığını söyledi.
Benzerlik dolayısıyla yaşanan sorunları nasıl çözeceklerinin sık sık sorulduğunu belirten Demir, araçlarında yazan seçim sloganları ve oy pusulasına anne baba isminin yazılmasının problemi çözdüğünü ifade etti.
Demir, benzerliğin çevrelerinde de şaşkınlıkla karşılandığına değinerek, “Biz zor olmadığını biliyoruz. Ulus Mahallesi sakinleri kime oy vereceklerini biliyorlar. İlk defa muhtar seçmiyorlar. Bu ilk olmadığı için bizim de özverili çalışmamız gerektiğini düşünüyorum.” dedi.
Muhtarlık seçimlerinde verdikleri mücadelenin dostluk içerisinde sürdüğünü vurgulayan Demir, şunları kaydetti:
“Aramızdaki rekabetin dostluk içerisinde gitmesi gerekiyor. Muhtarlık, toplumun önünde söz sahibi olmak ve haklarını savunmak demektir. Aramızda sürtüşme illaki olacak, o seçim atmosferinin doğasında var. Diğer Bayram kardeşimiz bazen ‘Neden ismini değiştirmedin?’ diye takılıyor. Biz de bunu gülerek karşılıyoruz.”
Demir, hayatında ilk defa bu kadar çok heyecanlandığını dile getirerek, tatlı atışmalarla geçecek seçim sürecini “örnek insan” olarak bitirmek istediklerini sözlerine ekledi.
]]>Açılışta konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu zor koşullarda birçok hizmete imza attıklarını belirtti. “Göreve geldiğimiz an itibariyle neler yaşadık, neler” diyen İmamoğlu, 2019 yerel seçim sürecindeki mazbata kriziyle başlayan ve İstanbul seçiminin iptali ile sonuçlanan süreci anlattı. İmamoğlu “Göreve geldik, ‘bu seçimi kazanmadınız’ dediler. Hile dediler. Hırsız dediler. Ve çaldınız dediler. İnsan kendi gibi bilirmiş. Milletin hakkını hukukunu çiğnemeye ve insanların elinden demokratik haklarını almaya kalktılar” dedi. Bu sırada törene katılan bir vatandaşın “sen bizim sadece kalbimizi çaldın” sözlerine üzerine İmamoğlu “İnanın tek hırsızlığıma olacak. Başka hiçbir şey olmayacak. Hayat boyu gönlünüzü çalmaya devam edeceğim” karşılığını verdi.

“NE HAK YEDİM NE HAKKIMI YEDİRDİM”
İmamoğlu şöyle devam etti:
“Kalktılar, bütün bu suçlamalarla birlikte görevi elimizden aldılar. Ve çalmaya devam ettiler. Çünkü 3 ayımızı oradan aldılar, götürdüler. O süreçte unuttukları bir şey var. Ne bu millet, ne 16 milyon insanımız, ne de onları temsilen ben ne hak yedim ne de hakkımı yediririm kardeşim. O gün halk olarak hakkımızı savunduk ve bu zorluğu aştık. Ardından gerçekten mali olarak çokça anlatacağım usulsüz, sıkıntılı bütçelerini bir nevi kurumun kasasını devraldık. Yarım bırakılmış, hatta sadece ihalesi yapılıp hiç başlatılmamış başta metro olmak üzere birçok projeyi devraldık.”
“SİYASET HİZMET İÇİN ARAÇTIR”
Yaşanan pandeminin, ekonomik krizin ve 6 şubat depremlerinin yarattığı sıkıntılara da değinen İmamoğlu bütün zorluklara rağmen tarihi başarılara imza attıklarını söyledi. Hizmet dönemlerinin en önemli kavramının adalet olduğunu vurgulayan İmamoğlu “Biz bu şehre adalet getirdik. Siyaset, siyasi partiler hizmet için bir araçtır. Amaç olamaz. Biz siyasi partilerdeki görev sürecimizi katiyen kesinlikle bir araç olarak görürüz. Devletin kurumlarını, millete ait alanları, hususları, bütçeyi partiyle tariflemeyiz. Hizmetlerimizi partiyle tariflemeyiz. Partiyle hizmeti kovalamayız. Bakın Gökhan Yüksel başkanımla Kartal’da yürüttüğümüz diyalog kalitesini İstanbul’un 39 ilçesiyle yönettik. Hiçbirini birbirinden ayırmadık. Ben hangi ilçeye gidersem gideyim o ilçenin belediye başkanının partisine bakmadan davet etmişimdir. Gelen gelmiştir, gelmeyen gelmemiştir. Biz demokrasiye inanıyoruz” diye konuştu.

“BÖYLE DEYİNCE DE SESİM BİRİNE BENZİYOR”
İmamoğlu “Bu ahlakla ve bu adalet duygusuyla yürürken elbette neler neler yaşadık” derken sesinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a benzemesini tiye aldı. İmamoğlu “Böyle deyince de sesim birine benziyor. Allah’ım ya rabbim, ne diyeyim? Neler neler yaşadık, ne engellemeler, ne engellemeler, komedi filmi gibi bir kısmı” dedi.
RAKİBİ KURUM’A İMZA GÖNDERMESİ
İmamoğlu, bugün İçişleri Bakanı olan dönemin İstanbul Valisi Ali Yerlikaya ile katıldığı acil afet toplantılarında İstanbul’un afetlere müdahalede önemli görevler üstlenen ilen yeni itfaiye ve zabıta personeli ihtiyacının gündeme geldiğini hatırlattı. 3 bin 500 itfaiye eri taleplerinin sadece 750’sine, 1000 zabıta taleplerinin de 400’üne izin verildiğini kaydeden İmamoğlu “Bir imza atmadılar. O atmayan kişi şimdi İstanbul adayı Diyebilir ki, ‘haberim yoktu.’ Hani maden kazasıyla ilgili de ilişkisini böyle tarifliyorlar ya. Haberi vardı çünkü ben bunu bizzat kendisine 2-3 kez telefonda söyledim. Mektuplar yazdım. Daha çok şey var. Ama oraya girmeyeceğim” diye konuştu.

“KİBİR DAĞLARI AŞMIŞ”
Bu sürecin, sistemin sorumlusunun İstanbul’a aday olan isim olmadığını vurgulayan İmamoğlu “Diğerleri de değil. Çünkü sorumlusu bir kişi. Bunu herkes biliyor. Adını bile demiyorum. Nasıl ki ‘rakibimin kim olduğunu biliyorum’ dediğimde siz de ‘evet biliyoruz’ dediniz; öyle bir şey bu. O bir kişilik anlayış kendini her konuda muktedir görüyor. Ve kibir dağları aşmış. Hatay’da depremzedelerin huzuruna çıkıp oy vermedikleri için hizmetin nasıl geciktiğini depremzedelerin gözünün içine baka baka anlattı. Diyor ki ‘bana oy verirseniz hizmet gelirdi. Vermediniz, onun için gelmedi’. Çok tepki gelince milletin aklıyla alay eder gibi 2-3 gün sonra şöyle bir söz söyledi; ‘Bu Cumhuriyet Halk Partililer var ya kendilerine oy verenlere hizmet eder. Oy vermeyenlere hizmet etmez’ dedi. Allah akıl versin. Milletin aklıyla alay eder gibi 2-3 gün önce milletin huzurunda bunu söylüyor, tepki alınca sözü çevirip CHP’ye getiriyor. Millet bunu yemez” dedi.
CUMHURBAŞKANINA TEPKİ
İmamoğlu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ordu’da yaptığı tepki çeken konuşmaya da sert tepki gösterdi. İmamoğlu tepkisini şöyle dile getirdi:
“Huylu huyundan vazgeçmez. Gerçek duygularını ifade ediyor. Tam açık etti tarzını. Diyor ki ‘Siyasetin namusu var.’ Ardından namus anlayışını şöyle anlatıyor; ‘Ben cumhurbaşkanıyım. Hükümet bende. Benim adayımı seçerseniz Ordu’nun kılına zarar gelmez. Doğal gaz gelsin istiyorsan benim adayıma oy vereceksin’ dedi. Kıymetli milletimize bir uyarıda bulunmayı kendimi borçlu hissediyorum. 31 Mart’ta seçim var. Seçime giderken bile milletini tehdit ederek oy isteyenden seçimden sonra bu milleti Allah korusun. 31 Mart’tan sonra neler yapar neler. Onun için milletimize buradan sesleniyorum. Sandığa giderken bu sözleri aklınızdan sakın çıkartmayın. Bugün sizi tehdit eden, oyu alınca neler yapar neler. Hakkı, hukuku, marifeti. insanlarımızın iradesini bile kendinde gören bir akıl seçimden sonra neler yapar neler. Milletimize bir şey daha tavsiye ediyorum. O’nun dediğinin tam tersini yapmayı tavsiye ediyorum. O’nun dediği kim varsa ona oy vermemelerini. Niye biliyor musunuz? O’na ve bu akla sandıkta öyle bir ders verin ki seçimden sonra kalan 4 yılında size deli gibi hizmet etmek zorunda kalsınlar.”
“SÜT DÖKMÜŞ KEDİYE DÖNERSİNİZ”
“Sizi dikkate alması için oyunuzu sizi tehdit edene vermeyin. Bizim milletimiz cesurdur. Bizim milletimiz akıllıdır, zekidir. Bizim milletimizi tehdit edene bu millet pabucu bırakmaz. Öyle değil. Bu millet öyle bir had bildirir ki süt dökmüş kediye dönersiniz. Aynen 23 Haziran’da olduğu gibi. 13 bin fark, 800 bin oldu. Bu tehditten sonra 800 bini kaç yaparsınız Allah bilir. 31 Mart’ta bize oy vereceksiniz. Biz diliyor ve istiyoruz ki bizi seçeceksiniz. Biz bize oy verene de vermeyene de büyük büyük hizmetler yapacağız. Onlar da giderayak daha çok çalışmak zorunda kalacaklar. Bunun adı hizmet yarışı olacak. Kulaklarımız sizde olacak, milletimizin dediği olacak. Tabiri ona ait şekliyle bize ‘buyuracak’ bir Allah’ın kulu yok. Bize buyuracak millettir. 16 milyon insanımız için çalışacağız. Sandıklarımıza sahip çıkacağız. Herkese birbirimizi anlatacağız.”
]]>“BUGÜN CHP’NİN SANCAK GEMİSİNDEYİZ”
*Bugün CHP’nin sancak gemisindeyiz, bugün milli mücadelede ilk kurşununun atıldığı yerdeyiz. Bugün kadınlar, gençler için bir imparatorluğun tebaası, bir padişahın kulu olmaktan çıkıp da bir cumhuriyetin onurlu, eşit vatandaşları olma erdemine kavuşmanın en önemli mücadelesinin hem başladığı hem nihayetlendiği yerdeyiz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın emanet edildiği yerdeyiz.
*Bugün Asteğmen Kubilay’ın başını verdiği ama onlara başını eğmediği kentteyiz. Bugün, ‘İki büyük eserim var. Birisi Cumhuriyet, diğeri CHP diyen’ Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün evindeyiz. Şuracıkta doğdum, ilkokul son sınıfta öğretmenim dedi ki ‘İki sınava gireceksin. Bir tanesi Anadolu Lisesi sınavı, bir tanesi devlet parasız yatılı burs sınavı.’ Formumu doldurdu Gülseren Öğretmen, beni sınava soktu.
*İki sınavı da kazandım ve 10 yaşında Bornova Anadolu Lisesi’ne geldim. Ortaokul, lise, üniversite; hatta sonra sınavda ikinci olunca ‘Dilediğin yerde askerlik yap’ dediler. Askerliğimi dahi şurada, Ege Deniz Bölge Komutanlığı’nda yaptım. Bugün ben, boğazımdan 7 yıl devlet ekmeğinin geçtiği, ömrümün en güzel 12 yılının geçtiği, hayat arkadaşım Didem ile tanıştığım ve aşık olduğum bu güzel kente bugün Genel Başkan olarak geldim.

“HİÇ HEVESLENMESİNLER”
*Biz burada kötünün yerine iyiyi getirmeye gelmedik. Biz burada dürüst, namuslu çalışan, bütün engellemelere rağmen görevini yapan kıymetli arkadaşlarımızla bir büyük devrimi, kadın devrimini, gençlik devrimini, İzmir’in bizden beklediği dinamizmi ve yarınların yöneticilerini bugünden İzmir ile tanıştıracağımız, İzmir’i ayağa kaldıracak, İzmir’i dünyanın en önemli kentlerinden birisi haline getirecek dinamik kadroların bayrak devir teslimine geldik.
*Bu kenti 1999’dan beri sosyal demokratlar yönetiyor. Bu kente emeği olan Yüksel Çakmur’a; bu kente büyük katkılar vermiş İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni mali disipliniyle, kredi notlarıyla, büyük projeleriyle çok önemli bir noktaya getirmiş Sevgili Aziz Kocaoğlu’na; ondan bayrağı devralıp bugüne kadar getirmiş, başımızı öne eğdirmemiş Sevgili Tunç Soyer’e; Allah gani gani rahmet eylesin İzmir’in efsane belediye başkanı ve İzmir’i yıkılmaz bir kale haline getiren Piriştina’ya çok şey borçluyuz.
*Önümüzdeki süreçte kampanyada yine AK Parti tarafından elbette birçok iftira, hakaret, yalan sıralanıyor ve devam edecek. Ancak CHP olarak göğsümüz dik, başımız ileride, alnımız açık; İzmir bizi, biz İzmir’i biliyoruz. Hiç heveslenmesinler.

“9 CUMHURİYET KADINIYLA KARŞINIZDAYIZ”
*Birazdan buraya 30 belediye başkan adayı ve onlarla birlikte bir takım kaptanı çıkacak. Bu ekip benim çok önem verdiğim bir büyük devrimin ilk adımını burada atacak. Biz namuslu, dürüst, çalışkan belediye başkanlarımızla övünüyoruz.
*Bu süreçte İzmir’in beklentilerine baktığımızda İzmir bir dinamizmi, madem ki Cumhuriyetin sancak gemisidir, kadının gücünü, Atatürk’ün kentinde, Zübeyde Anne’nin kentinde Cumhuriyet tarihi boyunca 6 kadın belediye başkanımız varken bugün, hepsi de seçilecek yerden 9 Cumhuriyet kadınıyla karşınızdayız.
*Deniz Baykal, Bülent Ecevit, Ahmet Taner Kışlalı, Önder Sav ve niceleri, 30’lu yaşlarında bakanlık görevlerini üstlendiler. Şimdi İzmir belediyelerinde 30 belediye başkan adayımızdan tam 12’si 40 yaşın altında. İzmir’e emanet olsun, İzmir onlara emanettir. 32 yaşında gencecik belediye başkan adayını gösteriyorsunuz, bir akıl çıkıyor karşınıza, ‘Bu yaşta belediye mi yönetebilir? O bütçeyi mi yönetebilir’ diyor.
*35 yaşında Deniz Baykal, Türkiye hazinesini yönettiyse, 36 yaşında, 38 yaşında Bülent Ecevit, Ahmet Taner Kışlalı bakanlıklar yaptılar, 40 yaşında bu memleketi yönettilerse CHP’nin birbirinden genç, birbirinden dinamik, en az bir yabancı dil bilen, eğitimleriyle, kültürleriyle, vizyonlarıyla bu gençlerin yapacağı devrim İzmir’i devleştirecek, ülkeyi de şaha kaldıracak. Onlara yürekten inanıyoruz.
“CHP’Yİ KİMSE KÜÇÜK İKTİDAR ALANLARININ PARTİSİ OLARAK GÖRMESİN”
*Bundan sonraki süreçte CHP’yi kimse küçük iktidar alanlarının partisi olarak görmesin. CHP, cumhuriyetin ilk yüzyılında büyük bir ayağa kalkış, şahlanış, ekonomik devrim ve siyasal devrimi hayata geçirmiş bir partidir.
*Altı okundan bir tanesi devrimcilik olan partidir. Cumhuriyetin 100’üncü yılındaki seçimleri çok istemesine, hak etmesine rağmen kazanamamış, sizlerin başını öne eğmiş, sizlerin o büyük 100’üncü yıl umutlarını, hayallerini hayata geçirememiş ancak cumhuriyetin ikinci yüzyılının ilk seçimlerinde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini iktidar yapmaya and içmiş kadrolar tarafından yönetiliyor.
*Hepiniz şunu bilmelisiniz: Bugün İzmir’de ortaya koyduğumuz, iyi eğitimli, yaş ortalaması 45 olan, İzmir’in belediye başkanlarına bütün olarak baktığınızda, her birisi iyi düzeyde yabancı dil bilen, aldıkları eğitim ve geçmişte verdikleri mücadeleyle kentin yüzünü güldürecek, kent suçlarına geçit vermeyecek, kentin dokusunu, tarihini bilip yarınlarını planlayabilecek, İzmir’e yakışan ve İzmir’i ranttan ve talandan kendilerini, evlatlarını korur gibi koruyabilecek kadrolara emanet etmek üzere yola çıktık.
*Önümüzdeki 5 yıl boyunca yapacakları her hizmetle İzmir bu kadrolar ile gurur duyacak. Türkiye bu kadroları görecek ve bu kadroların yönettiği İzmir, cazibe merkezi olma noktasındaki ilerlemesini bir devrime dönüştürecek. İzmir’deki iyi yönetim, Türkiye’ye örnek olacak. Ve gün gelecek Türkiye, İzmir’deki iktidarı CHP’nin Cumhuriyetin ikinci yüzyılındaki iktidarıyla ödüllendirecek. Söz veriyoruz. Buna yürekten inanıyoruz.

“İTTİFAKLARIN DIŞINDA KALMAYI TERCİH ETTİLER”
*Biz bugün CHP’lilerden, sadece sosyal demokratlardan oy istemiyoruz. Çünkü 2019 seçimleri, 2018’deki büyük moral bozukluğunun üzerine milletin iradesiyle 11 büyükşehirde ülkenin kaderine el konulması sonucuna ulaşan bir büyük başarıyla bitmişti. İstanbul’u, Ankara’yı, Adana’yı, Mersin’i, Antalya’yı, İzmir’in ve Eskişehir’imizin, Aydın’ımızın, Muğla’mızın yanına katmıştık.
*Şimdi mayıs ayında çok hak edip ulaşamadığımız zaferden sonra herkes bakıyor. Recep Tayyip Erdoğan, iktidarını perçinleyecek mi; yoksa Atatürkçü, cumhuriyetçi, Cumhuriyet değerlerine saygılı kurucu kadrolarına husumet değil, hayranlık duyan kadrolar acaba yeniden hem bu 11 kentte, hem de devamında hakim olup bir denge sağlanacak, geleceğe umutla bakılacak mı?
*İşte bu dengeyi sağlamak için bir büyük ittifaka, işbirliğine ihtiyaç vardı. Bunun için ben göreve geldiğim günden itibaren bütün Türkiye’nin gözü önünde üzerime düşen ne varsa yaptım. Arkadaşlarım yaptı. Yapmaya da devam ediyoruz.
*Ancak bir yerden sonra bunu başaramadık. Çok istedik ama geçen seçimden sonra çeşitli ve elbette asla sorgulayamayacağımız, kendilerinde anlamlandırdıkları gerekçelerle ittifakların dışında kalmayı tercih ettiler.
“HEP BERABER SAHİP ÇIKACAKLAR”
*Biz Ankara’da bir ittifak kuramadık, Ankara’da anlaşıp Türkiye’de ittifak kuramadık ama bir şeye inanıyoruz. 2019’da, o 11 büyükşehri adaylar, partiler kazanmadı. Cumhuriyetin kıymetini bilen seçmen kazandı, o seçmen değişmedi duruyor. O seçmenin itirazı Tayyip Erdoğan’a, saray rejimineydi, değişmedi, duruyor.
*O seçmenin itirazı Devlet Bahçeli’nin U dönüşüneydi, değişmedi ve duruyor. O seçmenin korkusu İstanbul’da, Ankara’da parsel parsel satılan arsaların, birilerine peşkeş çekilen kentin İzmir’e de bu yönetim anlayışının sirayet etmesinden korkuyordu; korku, endişe, tehlike baki ama seçmen duruyor.
*Biz Ankara’da bir imza atamadık ancak İzmir’in demokratları, sosyal demokratlar, muhafazakar demokratlar, milliyetçi demokratlar, Kürt demokratlar; İzmir’e, Cumhuriyete ve geleceğimize hep beraber sahip çıkacaklar.
*İzmir ittifakına, İstanbul ittifakına, Türkiye ittifakına güveniyorum. İstanbul’da satacak arsa kalmadığından İstanbul’a bir hançer dayayıp Kanal İstanbul yapıp, etrafını Katarlılara söz veren anlayış, İstanbul’a geri gelmesin diye; Bülent Arınç’ın tabiriyle Ankara’yı parsel parsel satan, Ankara’nın bütün varlıklarını dinozor parklarına peşkeş çeken, oraları yaptırdığı müteahhitlere peşkeş çeken anlayış Ankara’ya geri gelmesin diye ve gözlerini diktikleri göz bebeğimiz İzmir’in bir kum tanesi bile gözden çıkarılmasın diye Türkiye İttifakı 31 Mart seçimini bir zafere dönüştürecek, buna yürekten inanıyorum.
“ANKETLER İZMİR’DE…”
*Biraz önce bir gazeteci arkadaşım geldi, elimi tuttu, ‘Beni hatırladın mı’ dedi. Kurultayda fotoğrafımı çekip demişti ki ‘Sen bu işi başaracaksın. Beni unutma’ dedi. Şimdi geldi, çekti fotoğrafı dedi ki ‘Bak söylüyorum, İzmir’de rekor kırılacak. İzmir’deki bütün belediyeler alınacak.’ Önce bir müjdem ve sonra bir sürprizim var.
*Müjde şu: Adayları gösterdik, 4 gün sonra sahaya indik, anketlerimizi yaptırdık, yapılan anketlerin sonucunda gördüğümüz odur ki aldığımız yol, adayların gördüğü kabul, sahada yarattıkları heyecan, önümüzdeki süreç için bugün belki bir hayal olarak görülen 30’da 30’u müjdeliyor.
*Size söz veriyoruz. Hiçbir belediyemiz kaybedilme noktasında değil. Kiminde çok açık öndeyiz. Örneğin Karşıyaka. Pek çoğunda garanti bir farkla öndeyiz. Ama 4-5 ilçede de ciddi şekilde yarışıyoruz. Birkaç puan ya önde ya gerideyiz.
*CHP, şimdiden 24-25’i gördü. İnanır, kenetlenirseniz, çalışırsanız İzmir’de 30’da 30 yapacağız. Buna inanın, buna güvenin. Bütün Türkiye’nin çok merak ettiği bir şey var. Seçimlerde seçim şarkısı ve seçimlerin tanıtım filmi var. Bugün akşam saat 20.00’de bütün Türkiye’ye görecek.
“DEĞİŞİMİN BAŞKENTİYDİ”
*İzmir’de harika bir kadro ve müthiş bir takım var ama bu takımın bir de kaptanı var. Biz 14 ve 28 Mayıs’tan sonra büyük bir üzüntü, moral bozukluğu, herkesin bahsettiği seçmendeki küskünlük, duygusal kopuş ve bir şey yapmazsak önümüzdeki belediye seçimleri çok büyük bir tehlike ve Recep Tayyip Erdoğan bu moral bozukluğu ile bizi yakalarsa Allah muhafaza dediğimiz günlerde, dedik ki ‘Biz bir yola çıkıyoruz.’
*Bunun adına ‘Yüzyılın değişimi, değişimin yüzyılı’ dedik. Zaman zaman Türkiye’de seçmen değişimi ne kadar istiyor diye baktığımızda, farklı sonuçlar gördük.
*Ama İzmir sonucu kimseyi şaşırtmadı. İzmir, yüzde 93 ile değişimi isteyen kentti. Değişimin başkentiydi.
*İşte o günlerde sokağı duyan, seçmeni hisseden, yapılması gereken adımı atmaya İzmir’de ilk karar veren ve bana telefon açıp da ‘Sonu ne olursa olsun, sonuna kadar yanınızdayım’ diyen, bütün süreç boyunca Türkiye’deki bütün belediyeleri inanılmaz bir dinamizmle gezen, ben yorulduğumda yorulmayan, ben düştüğümde morali düşmeyen, bozulmayan, sakin, kararlı, soğukkanlı ama iyi organizatör, çok iyi organizatör, bir cerrah titizliği ve bir büyük yöneticilik vasfı olan, soğukkanlılığını hiç kaybetmeden heyecanı en üstte tutabilen bir yol arkadaşım vardı.
*Şimdi o arkadaşım, o sevgili dostum, o hem çok sevdiğim, hem güvendiğim ve bu takıma kaptanlık edeceğini, çok iyi başarıları birlikte kazanacaklarına yürekten inandığım Cemil Tugay’ı buraya davet ediyorum.
]]>Yüksek Seçim Kurulu 1 Ocak 2024’te seçim dönemini başlatırken, RTÜK üyeleri İlhan Taşcı ve Tuncay Keser, TRT Haber’deki canlı yayınlar ile 6 Şubat 2024 tarihli 24 saatlik yayınında partilere ayrılan süreler incelendi. Bu kapsamda 40 günlük dönemde, TRT Haber’de Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan ile AKP’li yöneticilerin, aday tanıtım toplantıları dâhil değişik programlardaki yaptıkları konuşmalar, 1945 dakika canlı olarak verildi. Aynı dönemde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in konuşmalarının sadece 25 dakikalık bölümü TRT haberde canlı yayınlanabildi.
BAHÇELİ’YE BİR GÜNDE 38 DAKİKA
Taşcı ve Keser’in hazırladığı bilgi notuna göre; 6 Şubat 2024 tarihli 24 saatlik yayında da Erdoğan ve AKP’li yöneticilerin yayın süresi 6 saat 42 dakika olurken, bunun 1 saat 46 dakikalık bölümü canlı yayınlardan oluştu. Aynı gün MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de TRT Haber’de 38 dakika 28 saniye yer buldu.
ÖZEL’İN HİÇBİR KONUŞMASI CANLI YAYINLANMADI
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in aynı gün birçok programı olmasına karşın, hiçbir konuşması canlı yayınlanmadı, konuşma ve etkinlikleri haber bültenlerinde de yer bulamadı. İyi Parti, İyi Parti heyetinin Hatay ziyareti kapsamında hazırlanan haberle, 1 dakika 53 saniye süreyle TRT Haber’de görülme imkânı buldu.
Aynı gün AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum 2 dakika 33 saniye, Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Turgut Altınok 2 dakika 3 saniye ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ ise 2 dakika 2 saniyelik haberlerle TRT Haber’de yer aldı. Diğer partilerin adaylarına ilişkin hiçbir habere TRT haber bültenlerinde yer verilmedi.
“MİLLETİN PARASIYLA YAPILIYOR, TRT YİNE SUÇ İŞLİYOR”
RTÜK üyesi Tuncay Keser, TRT’nin yaklaşımını şöyle değerlendirdi:
– Seçim sürecinin başlaması ile birlikte TRT, tam gaz iktidar propagandası dönemine geçti. Kamu yayıncısı olan ve 85 milyonun vergileriyle fonlanan TRT, izlediği yayın politikasıyla İktidar Radyo Televizyonu haline geldi. İktidarın propaganda aracı haline geldi. Özellikle seçim dönemi yayınlarında bu daha da net şekilde görülüyor. TRT bir yandan kendi kanununu çiğnerken, bir yandan da Yüksek Seçim Kurulu kararlarını paspas ediyor. TRT Kanunu ve Yüksek Seçim Kurulu (YSK), ‘tarafsızlık’ diyor, ‘tek yönlü, taraf tutan yayın yapılmaz’ diyor, ‘fırsat eşitliği’ diyor ama TRT yönetimi bunların hiçbirini takmıyor.
– Seçim dönemindeki canlı yayınlarda 78 katlık bir uçurum var. 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıl dönümüydü ve bütün partilerin etkinlikleri vardı. 6 Şubat’ta AK Parti Genel Başkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Bahçeli yani iktidar grubu, 7 saat 20 dakika TRT Haber’de yer alırken, TBMM’deki ikinci büyük parti olan CHP ve Genel Başkanı Özgür Özel, 24 saatlik yayında hiç görülmüyor. Bir saniye bile haber ve görüntü yok. TRT muhalefet körlüğü içinde. Tam bir karartma uygulanmış.
– Özel kanallarda bile yapılmayan, milletin parasıyla TRT’de yapılıyor. TRT yönetimi, daha önce yaptığı gibi yine suç işliyor. YSK da RTÜK de seyirci rolünde, bugüne kadar hiçbir adım atılmadı. TRT Yönetimi, kanunları sürekli çiğneyerek hukuk devleti ilkesini, seçim adaletini ve demokrasiyi baltalıyor, görevi kötüye kullanma suçu işliyor. TRT muhalefet körlüğü içinde. Tam bir karartma uygulanmış… Bu karne, TRT yönetiminin utanç tablosu olarak basın tarihine geçecektir.
“CEPLERİNDEN PARASINI VERİP AKPTV KURSUNLAR”
RTÜK üyesi İlhan Taşcı ise şu değerlendirmeyi yaptı:
– TRT Genel Müdürlüğü koltuğunda oturan zatın bırakın bir günlük gazetecilik yapmasını, günlük bir gazete okusa dahi şu tablodan utanırdı. Nasıl olur da ülkenin Ana Muhalefet Liderine 0 yazıyla sıfır süre ayrılır. İnsanda biraz utanma olur. Hadi o yok, azıcık mesleki ahlak olur. Bu tablo ne gazetecilik, ne televizyonculukla açıklanabilir, bunun adı siyasi garezdir.
– Ülkenin Ana Muhalefet Liderini görmezden gelmek, yok saymak CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’e bir şey kaybettirmez ama bu yayıncılığa imza atanların yakasına aymazlıkları yapışacak. Vergileriyle yayıncılık yapmasına olanak sağladıkları TRT’nin içler acısı halini halk görüyor ve zamanı gelince hak ettikleri yanıtı da verecektir. Hukukun yeniden işlemesiyle birlikte bu yayınların sorumluları hukuk önünde hesap verecektir. TRT ne Zahid Sobacı’nın ne de AKP’nin propaganda aracıdır. Eğer çok istiyorlarsa ceplerinden parasını verip AKPTV kursunlar başına da Sobacı’yı getirsinler.
“RESMİ GİRİŞİMLERDE BULUNACAĞIZ”
– Artık 85 milyonun vergileriyle yayıncılık yapıp gerçekleri halktan gizlemek yerine tarafsız, özgür, hakkaniyetli bir yayıncılık çizgisini izlemeliler. Milletin sırtından iktidar borazanlığı yurttaşların canına tak etti. Kamunun çıkarları, halkın haber alma özgürlüğü ışığında bu hukuksuzluk ve siyasi gareze karşı RTÜK’ün yasal yetkilerini kullanması ve TRT yayınlarını denetlemesi için resmi girişimlerde bulunacağız ve seçim süreci boyunca da yayınları takip edeceğiz.
]]>Türkiye’de elektronik oylama, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki Kanun gereği, sadece yurt dışındaki seçmenler için kullanılabiliyor. Yasada bu konuda düzenleme var ancak bugüne kadar elektronik oylama yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenler için henüz uygulanmadı.
Bunun dışında, yurt içinde, milletvekili, cumhurbaşkanlığı ve mahalli idareleri seçimleri için elektronik oylama ile oy kullanmaya imkan veren bir yasal düzenleme bulunmuyor.
YURT DIŞINDA ÖRNEKLER İNCELENİYOR
Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Ahmet Yener’in, Türkiye’de de elektronik oylamaya yönelik çalışma yapılabileceği yönündeki açıklamalarının ardından Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler, Hukuk ve Mühendislik Fakülteleri ile YSK’den uzmanlardan oluşan çalışma grubu oluşturuldu.
Grup şu anda, yurt dışındaki elektronik oylama örneklerini inceleyerek, bilgisayar ve yazılım altyapısına ilişkin hazırlıkları yapıyor.
31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin ardından ağırlık verilecek çalışma sonucu oluşturulacak sistemin, ilk olarak meslek örgütleri, kooperatifler, üniversitelerdeki öğrenci temsilcisi seçimlerinde kullanılması planlanıyor.
Projenin tamamlanması ve eksiklerin giderilmesinin ardından sistemin, milletvekili, cumhurbaşkanlığı ve mahalli idareleri seçimlerine de entegre edilmesi hedefleniyor.
ÖN ÇALIŞMA BAŞLATILDI
Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, 28 Mayıs’ta yapılan Cumhurbaşkanı Seçimi’nin ardından YSK Başkanı Ahmet Yener’in, seçimlerin elektronik ortamlarda yapılabilmesi için çağrıda bulunduğunu, bunun üzerine kendisinin Yener ile görüşme yaptığını söyledi.
YSK Başkanı Yener’e, üniversite olarak bir çalışma başlatabileceklerini aktardığını belirten Ünüvar, ardından oluşturulan çalışma grubu tarafından hazırlıkların başladığını, sürecin yürütücüsünün YSK olduğunu anlattı. Ünüvar, “Biz kendimizi, onlara gereken bilimsel ve teknik destek veren kurum niteliğinde görüyoruz. Ön çalışma başlatıldı. seçimlerin güvenilirliği, yazılım ve hukuk konuları çok önemli, bu 3 alanda görüşmeler devam ediyor” dedi.
Ankara Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Çelik de teknik çalışmalara ilişkin bilgi verdi.
Çalışma grubunun 3 boyuttan oluştuğunu, bunlardan birinin, seçim sistemleri ve seçim matematiği üzerine çalışan teknik kısım olduğunu aktaran Çelik, şöyle konuştu:
– Bu grup içinde Siyasal Bilgiler Fakültesinden ve YSK’den uzmanlar yer alıyor. İkinci çalışma grubumuz hukuk konusunda çalışmalar yürütüyor, elektronik ortamda seçim uygulayan ülkelerdeki mevzuatı tarıyor, Türkiye’deki mevzuatla karşılaştırıyoruz. Mevzuat bakımından yasal düzenlemeler olsun, diğer mevzuat düzenlemeleri bakımından neler yapılabileceği, hangi süreçte yapılabileceği konusunda çalışma yapılıyor. Üçüncü çalışma grubumuz da yazılım boyutu, bilgisayar ve yazılım altyapısının oluşturulmasına yönelik çalışma grubu. Bu üç farklı komite hedefe ulaşmak için çalışıyor.
ÜNİVERSİTELERDEKİ SEÇİMLERDE KULLANILABİLİR
Çelik, çalışmaların seçimden sonra daha da yoğunlaşacağını, çalışma grubunun birtakım raporlamalar yaptığı ve dokümanlar üretmeye başladığını dile getirdi.
Türkiye’deki milletvekili, cumhurbaşkanlığı ve mahalli idareleri seçimlerinin elektronik ortama taşınması hedefiyle çalışmaya başladıklarını aktaran Çelik, “Ama bu hedef ulaşılacak en son nokta. Ondan önce her seviyede meslek örgütlerinin, kooperatiflerin seçimlerinde kademeli olarak bu hedefe ulaşmayı hedefliyoruz.” diye konuştu.
Bu kademelendirme sayesinde sistemin test edilebileceğini, eksikliklerinin giderileceğini ifade eden Orhan Çelik, projenin tamamlanması, eksiklerinin giderilmesi bakımından sürecin uzun süreceğini ama üniversitelerdeki öğrenci temsilcileri seçimlerinde bu sisteme hemen başlayabilecekleri aşamada olduklarını bildirdi.
Prof. Dr. Orhan Çelik, elektronik seçimin, zaman maliyeti, güvenlik altyapısı, sonuçlara hemen ulaşmak, seçimin her aşamasının kontrol edilmesi ve güvenilir kılınması bakımından önemli avantajlar sağlayacağını söyledi.
Eş zamanlı olarak hukuki altyapının da hazırlanması gerektiğini vurgulayan Çelik, “Hukuksal yapının nasıl oluşturulacağı konusunda da YSK’nin veya TBMM’nin adım atması gerekecek.” dedi.
]]>“SERVET VERGİLENDİRİLMİYOR”
– Enflasyona göre asgari ücret artışı yapmak, bir yoksullukla mücadele yöntemi değil aksine yoksulluğu körükleme, emeğin sömürüsünü her geçen gün artırma yönteminden başka bir şey değildir. En başta emeğin büyümeden ve ekonomik büyümeden pay alması gerekmektedir. Bunun dışında yoksullukla mücadelenin temel yolu adaletli bir vergi sistemi inşa etmektir. Bugün servet vergilendirilmemekte. Aslında servet vergilendirilmek yerine dolaylı vergiler üzerinden zengin ve fakir ayırt etmeyen adaletsiz bir vergi sistemi uygulanmaktadır.
– 100 liralık verginin 68 lirası toplanırken fabrikatör müsünüz fabrikada işçi misiniz aranızda hiçbir fark yok. Kalan 32 lirasına ne olur? 32 liranın da 3’te 2’si maaşlardan kesiliyor. Yani işçinin, memurun, çalışanların maaşlarından kesiliyor. Geriye kalan yani 100 liranın sadece 11 lirası, zenginlerin kazançlarından alınan vergidir. Türkiye’de servetin vergilendirilmesi, bu adaletsiz bölüşüm ilkelerine çok temelden bir itirazın hep beraber yükseltilmesi ve emekçinin bu adaletsiz vergi sisteminden bir an önce kurtartılması gerekmektedir.

FİTRE HESABI
– Dün çok enteresan bir şey oldu ve Diyanet İşleri Başkanlığı, yaklaşan Ramazan’dan dolayı, tanımı bir kişinin karnını doyurması için gerekli bir günlük para olan fitreyi, geçen sene 70 lira olarak hesaplamıştı; dün 130 lira olarak ilan etti. Bir yandan TÜİK orada duruyor bir yandan da Diyanet İşleri Başkanlığı, bir kişi oruç tutmuyorsa kendisi yerine oruç tutan bir kişinin fitresini vermek, onun bir günlük gıda ihtiyacını karşılamak için gerekli parayı 130 lira olarak hesaplıyor.
– Bir yanda Tayyip Erdoğan’ı dinleyip üç çocuk sahibi olan beş kişilik bir ailenin 130 liradan bir aylık ihtiyacının 19 bin 500 lira olduğu gerçeği var. 19 bin 500 lirayla sadece 5 kişilik bir ailenin karnı doyabilir diyor Diyanet İşleri Başkanlığı. Diğer tarafta 17 bin 2 lira vererek sen aileni geçindirebilirsin diye asgari ücreti belirleyen bir iktidar ve en düşük emekli maaşını da 10 bin lira yapıp bu 10 bin lirayla emekliler geçinebilir diye onlara bu fiyatı dayatan bir iktidar var.
SEÇİM MESAJI
– 14 ve 28 Mayıs’ta hep birlikte verilen mücadeleyi, cumhuriyetin 100. yılında maalesef kazanamadık. Önümüzde 31 Mart seçimleri var. 31 Mart seçimleri elbette yerel seçimlerdir. Ben tüm siyasi partilerin bu ülke için beldelerine, ilçelerine, illerine hizmet eden belediye başkanlarına teşekkür ediyorum ancak 31 Mart seçimleri, 14 ve 28 Mayıs travmasından sonra aslında belki de bundan sonra dört yıllık bir seçimsiz dönemin kapılarını aralamak üzere anayasasız bir süreçte işçileri daha da ezmek, daha da sömürmek, işçi sınıfının canını okumak için niyetlenecek birilerinin gireceği son sandıktır.

O sandıkta emekçiler, emekliler, işsizler, yoksullar eğer bu iktidara, ‘Sana bu sandıkta dur diyorum. Ben toplumsal muhalefeti birleşemiyorlarsa ittifaklarla, ben birleştiriyorum. Sahada sandıkta kim dur diyecekse bu iktidara onun adaylarına destek veriyorum. Ben Cumhur İttifakı’nın sömürü düzenine karşı karşısında kazanacak ve bir mesajla da bu iktidara dur diyebilecek bir yerel örgütlenmeyi, yerel seçim başarısını yüreklendiriyor. Bunun arkasından da toplumsal muhalefetin güç kazanacağına inanıyorum’ diyen herkesi, öyle ittifak isimlerini değil, ittifak kelimesi yoruldu. Ama illa ki kullanacaksak Türkiye ittifakına davet ediyorum.
– Bu ülkenin menfaatleri için, işçi sınıfının çıkarları için bu büyük tehlikeye karşı siyasiler bir araya gelebilirlerse ne ala ancak liderlerin anlaşamadığı yerde umut halktadır. Ben halka inanıyorum. 31 Mart sandığından büyük güç ve moralle önümüzdeki dönem hep birlikte bir büyük mücadelenin, toplumsal muhalefetle siyasi muhalefetin omuz omuza büyük mücadelesinin azmindeyiz.
]]>YSK’den yapılan yazılı açıklamada, bazı basın-yayın kuruluşları ile sosyal medya platformlarında yer alan “siyasi partilerin birleşik oy pusulasındaki yerlerinin belirlenmesi için gerçekleşen kura çekiminde bir siyasi partinin her seçim döneminde aynı sırada yer aldığı” ve “birinci sırada çıkan siyasi partinin usulsüz bir şekilde gerçekleştirilen kura çekimiyle belirlendiği” iddialarıyla ilgili kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla basın açıklaması yapılmasına ihtiyaç duyulduğu belirtildi.
“20’YE YAKIN YAYIN KURULUŞU VARDI”
Kura çekiminin, YSK başkan ve üyeleri ile seçime katılan siyasi partilerin temsilcileri huzurunda, birçok gazetecinin katılımıyla canlı yayında yapıldığı kaydedilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
– 27 Ocak 2024 Cumartesi günü saat 14.00’te, 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak olan Mahalli İdareler Genel Seçimi’ne ilişkin siyasi partilerin birleşik oy pusulasındaki yerlerinin belirlenmesi ile ilgili olarak Yüksek Seçim Kurulu başkan ve üyeleri huzurunda, yasa gereği kurulun her toplantısına katılan altı siyasi parti temsilcisi, seçime katılma yeterliliği bulunan 35 siyasi partinin temsilcisi ile birçok gazeteci ve muhabirin canlı olarak takip ettiği, ayrıca 20’ye yakın yayın kuruluşunun kendi ekipmanları ile sabit ve hareketli bir şekilde görüntü aldığı bir ortamda kura çekimi işlemi gerçekleştirilmiş olup, hiçbir itiraz olmadan tutanak altına alınmıştır.
“HER AÇIDAN GÖRÜNTÜ ALINDI”
Kura çekimi esnasında basın mensuplarının salonun her yerinde konumlandığı ve her açıdan görüntü aldıkları bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
– Buna rağmen, temsilcisi tarafından bir siyasi parti adına kura çekim işlemi gerçekleştirilirken tek bir açıdan çekilmiş bir görüntü üzerinden, sosyal medyada kura çekimi işleminin, bir siyasi partinin oy pusulasında birinci sırada yer alması maksadıyla planlı bir şekilde organize edildiği yönünde asılsız haberler ve paylaşımlar yapıldığı görülmüştür.
– Söz konusu asılsız haberler ve paylaşımların aksine, siyasi partilerin birleşik oy pusulasındaki sıralaması sadece tek bir açıdan izlenerek değil, her açıdan gerek basın-yayın mensupları, gerek YSK üyeleri, gerekse basın mensupları arasında ve YSK üyeleriyle aynı masada yer alan siyasi parti temsilcilerinin şahitliği altında izlenmek suretiyle son derece şeffaf bir şekilde sonuçlandırılmıştır. Nitekim, haber ajansları ve televizyon kanallarının 27 Ocak 2024 Cumartesi günü 14.00-14.16 saatleri arasındaki yayın akışının izlenmesi halinde bu durum çok net bir şekilde görülecektir.
ÖNCEKİ KURALAR HATIRLATILDI
Açıklamada, 28 Mart 2004 Pazar günü yapılan Mahalli İdareler Genel Seçimi’nde birinci sırada Demokratik Halk Partisinin, 29 Mart 2009 Pazar günü yapılan Mahalli İdareler Genel Seçimi’nde birinci sırada Sosyaldemokrat Halk Partisinin, 30 Mart 2014 Pazar günü Yapılan Mahalli İdareler Genel Seçimi’nde birinci sırada Hür Dava Partisinin, 31 Mart 2019 Pazar Günü Yapılan Mahalli İdareler Genel Seçimi’nde ise birinci sırada Saadet Partisinin birleşik oy pusulasında yer aldığı hatırlatıldı.
]]>Özel, burada yaptığı konuşmada; şunları söyledi:
-Manisa Büyükşehir Belediyesi’ni emanet edeceğimiz, henüz 40’lı yaşlarının başlarında; Mimarlar Odası’ndan gelen, Manisa’nın yarınlarını kendisine emanet edeceğimiz Büyükşehir Belediye Başkan adayımız Ferdi Zeyrek aramızda…
-Hem bu salonda, hem de Çetin Akın’ın hizmet ettiği Turgutlu’nun dört köşesinde sadece CHP’liler yok. Belediyecilik hizmeti bir parti hizmeti değil. Turgutlu bunu geçmişte yaşadı.
-Bir belediyeyi bir partinin aidiyetine verip, o partinin istihdam alanına dönüştürüp, o partinin ideolojisine göre hizmet üretme anlayışını Turgutlu geçmiş dönemlerde birkaç kez deneyimledi ve reddetti.
-Turgutlu kasabaya hizmet edecek, sokaklarında dolaşacak, taziyesine koşturacak, düğün evinde gidip eğlenecek, yas evinde yası paylaşacak kendi öz evladına partiler üstü bir şekilde desteklemeyi tercih etti. O da üzerine düşeni yaptı. Biz de yaptığımız bütün ölçümlerde…
-Çünkü biz babamızın oğlu olsa, kız kardeşimiz olsa memnuniyet anketinde bir noktada değilse, seçildiğinden ileride değilse; o beldenin, o ilçenin, o şehrin onayını almadıysa kimseyi aday göstermiyoruz.
-Burada Çetin Akın’ın memnuniyet anketi, karnedir. Karnesine baktık. Turgutlululara sorduk. Bir mahalleye, bir partinin üyelere değil en çok oy aldığımız mahalleye de sorduk, en çok ay aldığımız mahalleye de sorduk. Çetin Akın’ın karnesini gördük.
-Sizden beş pek iyi, aferin almış; kendisini takdir ediyoruz. Bundan sonra da Turgutlu’ya hizmet etmeye devam edecek. Aylar önce temelini attığımız bir tesisin açılışına çağırdı, aradığında inanmadım, dedim ‘bitmiş olamaz…
-’ Hem yaptıkları için, hem bundan sonra yapacakları için ben belediye başkanımıza, yardımcılarına, tüm siyasi partilerden belediye meclis üyelerimize teşekkür ediyorum. Kendilerini bir kez daha tebrik ediyorum.
-Türkiye; hangi görüşten olursa olsun büyük bir ekonomik krizin altında ezilen milyonların yaşadığı bir ülke.
-Bugün esnaf zor durumda, çiftçi zor durumda, çalışanlar zor durumda; çok önemli miktarda emekliler ise perişan durumda. Enflasyon rakamlarına göre, geçen yılın enflasyonu telafi ediliyor güya. Ama bu yıl o maaş hızla erimeye başlıyor.
-İnsanlar güçlük yaşıyorlar. Enflasyon rakamları gerçek açıklansa, hiç olmazsa geçen yıldaki enflasyon telafi edilmiş olur.
-Paranın satın alma gücü, 1 Ocak’ta, geçen yılın seviyesine gelir, şimdiki erimeyi konuşuruz. Ama TÜİK, geçen sene enflasyonu, kendi resmi rakamlarına göre yüzde 72 olarak açıkladı.
-Hepimiz biliyoruz ki, gerçek enflasyon… Yani bir yıl önce 100 liralık bir mal 200, 220, 230 lira oldu.
“YÜZDE 120’NİN ALTINDA ZAM ALAN BİR ŞEY YOK”
-8 ile yüzde 170 arasında, çeşitli ürünler için değiştiğini biliyoruz. Uç olarak, fiyatı bire üç, bire dört olarak katlanan örnekler de var, ama yüzde 120’nin altında zam alan bir şey yok.
-Biz bu yüksek enflasyona itiraz ederken, yapılan seçimlerde, 2023 yılında tek haneli enflasyon vaadinde bulunan iktidar partisi 14-28 Mayıs tarihlerinde hem Cumhurbaşkanı adaylarında hem de iktidar partisi milletimizin teveccühü ile iktidarını korudu.
-Ne diyorlardı, seçimden sonra fiyatlar düşecek. 2023 enflasyon hedefi tek haneliydi, elbette olmayacağı belliydi, ama hızla fiyatların belini kıracağız diyorlardı. Ama bir küçük çalışma yaptık…
-Sadece İstanbul Ticaret Odası’nın hesabına göre, verilerine göre; gıda fiyatlarındaki artış yüzde 80,5. Oysa dünyada bu yıl gıda fiyatlarında yüzde 10 oranında düşüş yaşandı.
-Bu iktidar, yeniden yetki aldığı 28 Mayıs’tan şu ana kadar, daha mayıs ayına dört ay var; benzin yüzde 85 zamlandı, mazot yüzde 109 zamlandı, ekmek yüzde 60 zamlandı, makarna yüzde 91 zamlandı, yumurta yüzde 55 zamlandı.
-Bunu Manisa’nın Turgutlu ilçesinde, 16 muhtarımızın gözünün önünde, esnaf odası başkanlarının gözlerinin içine bakarak söylüyorum.
-Bu söylediğim rakamın eksiği var, itiraz eden olur, ‘yumurta yüzde 55 olmadı, yüzde 75 zamlandı’ diyen olur haklıdır; ama en düşük hesaplamalarla yumurta yüzde 55 zamlanmış, makarna yüzde 90 zamlanmış.
-Bu şartlar altında binlerce emekli 7 bin 500 lira emekli maaşı alıyor. Bir emekli, 2002 yılında, bu iktidar geldiğinde; bire bir buçuk emekli maaşı alıyordu, asgari ücrete göre.
-Asgari ücretin yüzde 50 fazlasıydı, en düşük emekli maaşı. Yalanım varsa, eksikse, bir kişi çıksın desin ki, ‘Özgür Özel yanlış söylüyor, 2002 yılında emekli maaşı asgari ücretin yüzde 50 üzerinde değildi’ desin. Yüzde 50 üzerindeydi.
-Bugün asgari ücret yeterli değil, ama 17 bin lira. Bu hesaba göre, bugün emekli maaşının en düşüğünün 25 bin lira olması lazım. Ama 7 bin 500 lira.
-Esnafın durumu niye kötü diye bakan; öyle makroekonomik göstergelere falan bakmayacak.
-Emekliye parayı yut diye vermiyorlar, tut diye veriyor: Bankadan alıyor, geliyor esnafta harcıyor. Bugün Turgutlu ekonomisi bu durumdaysa, emeklinin eline 7 bin 500 lira geçtiği içindir.
-Asgari ücretlinin eline 14 bin lira geçtiği içindir. Turgutlu Belediye Başkanımıza sordum, belediyemizdeki en düşük ücret nedir diye… Dedi ki, yüzde 146 oranında uyguluyoruz, 24 bin 800 lira, doğru mu?
-Belediyemizde en az maaş 24 bin 800. Çevir yoldan sor, yetiyor mu bu para diye, yetmez. Kira, masraflar ortada… Ama biz hiç olmazsa asgari ücretin yüzde 50 üzerini vererek, emekçimizi ezdirmemeye çalışıyoruz.
-Oysa bu hükümet, 7 bin 500 lira vererek, emeklisini ezdirmemeyi bırakın açlığa, sefalete, başkasının eline bakmaya muhtaç etmiş durumdadır.
-Eskiden emekli maaşları, evlatların desteklendiği, torunların okutulduğu, karne hediyelerinin verilebildiği, düğünlere gidildiğinde altın takıldığı bir seviyeden, bugün karnını doyuramaz, hele hele evi de kiraysa karnını doyuramaz bir noktaya gelmiştir.
-O yüzden, buradan bütün siyasi partilere sesleniyoruz. Emeklilerin hepsi ne CHP’lidir, ne İYİ Partilidir, ne de bir siyasi görüştendir.
-Emekliler her siyasi partiden olabilir, ama hepimizin minnet borçlu olduğu, bu ülke bu noktalara gelene kadar çalışmış, alın teri akıtmış, göz nuru dökmüş, evlatlar yetiştirmiş, hepimize emanet büyüklerimizdir.
-Bu 7 bin 500 lirayı önümüzdeki hafta derhal, bizim önerimiz kanun teklifimiz var; en az asgari ücret seviyesine çıkarmak durumundayız, bu çağrıyı Turgutlu’dan Türkiye’ye yapıyoruz.
-ENAG’a göre, enflasyon yüzde 127. Bunların hepsi, üniversitede akademisyen, bunların hepsi fiyatları karşılaştırıyorlar, resmi olarak neye baktılar, geçen sene kaç para, bu sene kaç para diye enflasyonu ilan ediyorlar.
-Enflasyon hesabı, TÜİK’e göre yüzde 64 olarak yapılıp da çalışanların ve emeklilerin maaşları buna göre ödendiği için memur yüzde 49, emekli yüzde 37 zam aldı. Oysa gerçek enflasyon hesaplansaydı, yüzde 35’en bunun üzerinde zam alacaklardı.
-Bugün maaş çeken herkes, kaç para çekiyorsun 15 bin lira çekiyorum, bil ki 4 bin 500 lirasını, yüzde 30’unu cebinden TÜİK çalmıştır. 25 bin lira maaş çekenin 7 bin 500 lirası hesap oyunları ile çalınmıştır. 30 bin lira maaşı olanın 9 bin lirası TÜİK’in hesabı ile cebinizden alınmıştır.
-Eğer gerçek enflasyon hesaplansa bugünkünün yüzde 35 üzerinde bir maaş alacaktınız. O yüzden muhalefet partileri enflasyona, TÜİK’e isyan ederken, Tayyip Erdoğan’ın Üzmeyen İstatistik Kurumu, Tayyip Erdoğan’ı üzmüyor, ama emekliyi üzüyor, çalışanı üzüyor. Tayyip Erdoğan’ın bir dediğini iki etmiyor ama esnafı perişan ediyor.
-O yüzden, ben muhtarlarıma şunu hatırlatmak isterim. Genel seçimler insanların siyasi tercihlerine göre oy verdikleri seçimlerdir. Biz genel seçimlerde bu ülkenin bütün sorunlarını çözmeye taliptik. Çok da iyi bir noktaya geldik, ama ikinci turda yüzde 1 buçuk gibi bir oy farkı ile iktidara gelemedik.
-Gelseydik, bambaşka şeyler olacaktı. Ama bugün etkin bir denetim yapma, sorunları dile getirme ve dört yıl boyunca kim sıkıntı çekiyorsa, sıkıntısını dile getirme boynumuzun borcu.
-Önümüzde yerel seçimler var. Yerel seçim bir genel seçim değil. Genel seçimde insanlar oy verirken, maalesef şöyle korkutuldular. Sonradan kabul edilen, sahte videolar çekildi. Yalan olduğu çıktı ama TRT verdi. Dünya kadar yandaş kanal verdi. İnsanlar inandı ve insanlardan şu şekilde oy aldılar. ‘Evet açsın, yoksulsun, işsizsin, güvencesizsin.
-Ama tehlike büyük oyu bana vermelisin, yoksa ezanı durduracaklar, bayrağı indirecekler, ülkeyi böldürecekler.’ Seçim geçti, gitti. Turgutlu’da sabah ezanını okuyan müezzinin promosyon hakkını yine CHP’liler savunuyor.
-Seçim geldi geçti, ama sınır boylarında bayrak dalgalansın diye nöbet tutan uzman çavuşun özlük haklarını yine CHP’liler savunuyor. Biz bu ülkeyi kuran iradeyiz. İçimizde bir tane bedelli askerlik yapan yok…
-Kimimiz Kuzey Irak’a gittik, kimimiz Ardahan’a gittik… O yüzden kimse Atatürk’ün kurduğu partinin milliyetçiliğini, vatanseverliğini sorgulamasın.
-Ama gerçek vatansever, gerçek milliyetçi de emekçisine, emeklisine, çalışanına, gencine sahip çıkan; onları yoksul aç bırakmayan, ele güne muhtaç bırakmayanlardır. Memleketimize hep beraber sahip çıkacağız.
“İKTİDARA BİR SARI KART GÖSTERMEYE DAVET EDİYORUM”
-Bu seçim, yerel seçim. Bu seçimde enflasyondan şikayeti olan, maaşından şikayeti olan ve mevcut belediyesinden şikayeti olmayan bütün Turgutluları, bu seçimde iktidara bir sarı kart göstermeye, bak seçimde oy verdik, ama halimizden memnun değiliz. İyi yönetene destek oluyoruz ve sana bir sarı kart gösteriyoruz, demeye davet ediyorum.
-Bu kadar enflasyona, bu kadar zamma, bu kadar işsizliğe rağmen iktidar partisi oylarını koruyacak olursa, emin olun kimseyi kollamayacak. Diyecek ki şartlar ne olursa olsun oy veriyorlar.
-Bu seçimde gösterilecek bir sarı kart; pabucun pahalı olduğunu, emekçiye, emekliye sırt dönenin, esnafı bu halde bırakanın ve bu ülkenin yoksulluk sorununu çözmemenin bir bedeli olduğunu görecek.
“BU ŞEHİRDE BELEDİYEMİZDEN ALACAKLI KİMSE YOK”
-Öbür yanda vereceğiniz her oy, geçmiş dönem vermemiş olabilirler; ama iyi yönetilen bir şehre, namuslu çalışkan bir belediye başkanına, gecesini gündüzüne katarak şehrine sahip çıkan yerel yöneticiye teşviktir. Turgutlu’nun geçmişte neler çektiğini, nasıl bir partizanlıkla yönetildiğini, nasıl hizmetin bir gruba olduğunu ve büyük kesimlerin nasıl unutulduğunu hep birlikte yaşadık.
-Bu dönem; karınca kararınca belediyenin bütün gücü oranında, 8 milyon dolar borç devraldı başkan…
-Çıkarken sordum, 1 TL cari borcum yok diyor. Bu salonda, bu şehirde belediyemizden alacaklı kimse yok. Varsa biliyorum, borcu var belediyenin desin çıksın. 240 milyon TL borcu devraldık, bugünkü para ile…
-Bugün CHP’li belediye başkanı sizin karşısına geçmiş, alnı açık başı dik, 1 TL borç bırakmadım diyor. Belediyeyi maaş ödeyemez halde bırakanlardan, kendi aralarında senin olacak, benim olacak çekişmesi ile kasabayı yalnız bırakanlardan, kasabayı kendi evladının eliyle bugünlere getiren bir siyasetin, bir hizmetin bir mücadelenin Turgutlular tarafından ödüllendirilmesini bekliyorum.
-Siz bulunduğumuz mahallenin, semtin kanaat önderlerisiniz. Muhtar, belediye başkanından, milletvekilinden çok daha demokratik bir şekilde seçiliyor. Yakada rozet yok… Bütçesi yok, aday oluyor pusulasını bile kendisi bastırıyor. Doğrudan demokrasi ile…
-Namusuna güvenildiği için, temiz bir insan olduğu için, hakkımı savunur diye insanlar düşündüğü için göreve geliyor. Bu muhtar; mahallenin kanaat önderi, vicdanı, aklı demek. Ben bütün muhtarlarımızdan… 61 muhtarın 58’i burada… Ama sayın muhtarlarım; bu seçimde biz marifet iltifata tabidir diyoruz. Emeğinin karşılığını alsın.
-Biz de bundan sonra Manisa’nın bir evladı, genel başkanı olarak, başkanımız ne noktada destek istiyorsa, Avrupa’nın hangi şehri ile kardeş şehir olacaksa; kasabaya unutulmaz eserler kazandıracağı, bir beş yıl için evladınız Çetin Arık’ı size emanet ediyorum.
]]>
İstifa edenler adına açıklama yapan Ali Deniz, “İktidara alternatif olmak için kurduğumuz ancak gelinen noktada Antalya İl Başkanı Vahdet Afşin Karacan ve ekibinin kişilere kanalize olmuş yapısıyla İYİ Parti’nin özellikle Antalya’da iktidara talip olmadığını üzülerek görmekteyiz.” dedi.
“YÖNETEMEME KRİZİ”
Deniz, “2017 yılında gerçekleştirilen referandum sonrasında güçler ayrılığı ilkesine dayalı parlamenter sistemi yeniden ülke yönetiminde hakim kılmak için kuruluşundan bugüne büyük emek ve umutlarla Atatürk ve Cumhuriyet değerleri doğrultusunda çetin mücadeleler verdiğimiz İYİ Parti’deki görevlerimizden, Antalya İl Başkanı Karacan’ın yönetememe krizi sonrasında ortak iradelerimiz sonucunda almış olduğumuz karara istinaden yol arkadaşımızla birlikte İYİ Parti Antalya İl Yönetim Kurulu üyeliğimizden istifa ediyoruz” ifadelerini kullandı.
‘SEÇİMDEN SONRA TABELA PARTİSİ OLURUZ’
İl Başkanı Karacan’a bazı sorular sormak istediklerini belirten Deniz, “Toplantılarda varsa yoksa CHP’yi eleştiriyorsunuz. İktidarın AKP ve MHP olduğunun farkında değil misiniz? Bire bir ikili görüşmemizde ‘Abi genel başkan yanlış yapıyor. Seçimden sonra tabela partisi oluruz’ dediniz mi? Partinin siyasi görüşünü değil de kişinin görüşüne güdümlü ilerleyip, paranın gücüne göre partiyi evirip çevirdiğiniz doğru mu? Öte yandan belediye başkanları ve meclis üyeleri başka bir siyasi partiye katılırken, neden tepkisiz kaldınız? Genel seçimlerden sonra yaptığınız konuşmada başarısızlığı ‘Ben mi masadan kalktım, sonra ben mi oturdum’ diyerek Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’i hedefe koymanız ne kadar doğruydu? 99 kişiden 40 kişiye düşmüş olan yönetiminizle daha ne kadar görevde kalmayı düşünüyorsunuz?” diye konuştu.
‘ÖNCEKİ SEÇİMDE ALDIĞIMIZ OYUN YARISINI ALAMAYIZ’
Milletvekillerine ulaşmakta sıkıntı yaşadıklarını söyleyen Deniz, “Hedefi olmayan bir insan, bizi nasıl seçime hazırlayacak. 6 kişi olarak yönetim kurulundan istifa ediyoruz. Genel başkan bu doğruları görür, doğru neşter vurursa toparlanacağımızı düşünüyoruz. Milletvekilliği seçimleri öncesinde yapılan temayül yoklamasında bazı ilçelerde usulsüzlük yapıldı. İl başkanına söylememize rağmen bu duruma müdahale etmedi. İttifak ile ilgili genel başkanımızın kararına saygılıyız. Bu il başkanıyla yerel seçimlerde, önceki seçimde aldığımız oyların yarısını bile alamayız. Genel merkezden randevu istedik. Muhalefete muhalefet yapar olduk. Bizim hedefimiz iktidar, ne için buradayız” dedi.
‘SEÇİM SONUÇ TUTANAKLARI EKSİKTİ’
İstifa edenler arasında yer alan Mustafa Eser, bugüne kadar birçok olumsuzlukla karşılaştıklarını söyledi. Eser, “14 ve 28 Mayıs seçimleri öncesinde defalarca sandık görevlileri ile ilgili sorular sordum. Bana cevap verilmedi. 5 bin sandıkta 3 bin 500 sandık görevlisi ancak bulduk. Okul sorumlularımız da eksikti. Sonucunda ise seçim sonuç tutanaklarının çoğunun eksik geldiğini gördük” diye konuştu.
]]>Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) 1 Ocak’ta başlayan seçim takvimi işliyor. Seçim süreci, oy kullanma ve oyların sayılmasına ilişkin 15 soru ve yanıtları, tarafından derlendi.
1- Askıya çıkan seçmen listeleri ne zamana kadar kontrol edilebilecek?
Seçmen listeleri muhtarlıklarda askıya çıkarıldı. Seçmenlerin isimlerini 17 Ocak Çarşamba gününe kadar kontrol etmesi gerekiyor. Listede isimlerini bulamayanlar, il ve ilçe nüfus müdürlüklerine başvuracak.
2- Seçmen listeleri ne zaman kesinleşecek?
7 Şubat’ta, seçmen kütükleri kesinleştirilecek, seçmenlerin oy vereceği yer ve sandıkların belirlenmesine başlanacak. Seçmenlerin oy vereceği yer ve sandıklar 11 Şubat’ta tamamlanacak.
3 – Seçmen bilgi kağıdı ne zaman gelir?
Seçmen bilgi kağıtlarının dökümüne ve dağıtımına 29 Şubatta başlanacak. 24 Martta seçmen bilgi kağıtlarının seçmenlere dağıtımı tamamlanacak.
4 – Seçime kaç siyasi parti katılacak?
YSK, 36 siyasi partinin katılabilme yeterliliğine sahip olduğunu belirledi.
Buna göre, alfabetik sırayla seçime katılabilecek partiler Adalet Birlik Partisi, Adalet Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi, Anadolu Birliği Partisi, Anavatan Partisi, Aydınlık Demokrasi Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi, Büyük Birlik Partisi, Büyük Türkiye Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrasi ve Atılım Partisi, Demokratik Sol Parti, Demokrat Parti, Emek Partisi, Gelecek Partisi, Genç Parti, Güç Birliği Partisi, Hak ve Özgürlükler Partisi, Halkın Kurtuluş Partisi, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi, Hür Dava Partisi, İYİ Parti, Memleket Partisi, Millet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Milli Yol Partisi, Saadet Partisi, Sol Parti, Türkiye İşçi Partisi, Türkiye Komünist Hareketi, Türkiye Komünist Partisi, Vatan Partisi, Yeniden Refah Partisi, Yenilik Partisi, Yeni Türkiye Partisi ile Zafer Partisi seçime katılabilecek.
5 – Siyasi partilerin belediye başkan adaylarının listeleri ne zaman netleşecek?
Siyasi partilerin aday adayı listelerini ilgili seçim kurullarına 31 Ocak’a kadar bildirmesi gerekecek. Siyasi partiler, aday listesindeki eksiklikleri 22 Şubat’a kadar tamamlayacak. Geçici aday listeleri 23 Şubat’ta, kesin aday listeleri 3 Mart’ta ilan edilecek.
6 – Büyükşehir belediyesi sınırlarında yaşayan seçmen neler için oy kullanacak?
Her seçmen, kanunda sayılan istisnalar dışında, hangi sandık seçmen listesinde kayıtlı ise ancak o sandıkta oy kullanabilecek. Bir seçmen, hangi seçim çevresinin seçmeni ise ancak o seçim çevresinde yapılan seçimler için oy kullanabilecek.
Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Ordu, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ, Trabzon ve Van’daki seçmenler, “büyükşehir belediye başkanı”, “belediye başkanı”, “belediye meclis üyeliği” ile “muhtarlık ve ihtiyar heyeti” için oy kullanacak.
7 – Büyükşehir olmayan illerde neler için oy verilecek?
Büyükşehir olmayan illerde ise “il genel meclisi üyeliği”, “belediye başkanı”, “belediye meclis üyeliği” ve “muhtarlık ve ihtiyar heyeti” için oy verilecek.
8 – Köyde yaşayan seçmen neler için kullanacak?
Köylerde ise “il genel meclisi üyeliği” ile “muhtarlık ve ihtiyar meclisi” için oy atılacak.
9 – Oy pusulaları ne renk?
Büyükşehir belediye başkanlığına ilişkin oy pusulası “beyaz”, il genel meclisi üyeliklerine ilişkin pusula “turuncu”, belediye başkanlığına ilişkin oy pusulası “mavi”, belediye meclisi üyeliğine ilişkin oy pusulası ise “sarı” renkli olacak.
10 – Tüm pusulalar kaç zarfa koyulacak?
Seçmenler tüm oy pusulalarını tek zarfa koyacak.
11 – Oy verme işlemi hangi saatler arasında yapılacak?
YSK, seçimin mart ayında olması nedeniyle mevsim şartları ve güneşin batış saatini dikkate alarak, doğudaki 32 ilde oy verme saatini bir saat erkene aldı. Bu nedenle, Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır, Kilis illerinde ve bu illerde bulunan ceza infaz kurumlarında oy vermenin başlangıç ve bitiş saatleri 07.00-16.00 olarak uygulanacak.
Bu illerin dışında kalan diğer illerde oy verme saatleri 08.00-17.00 olacak.
12 – Oylar saat kaçta sayılmaya başlayacak?
Oy verme saatlerinin 07.00-16.00 olduğu illerde saat 16.00’dan önce, diğer illerde saat 17.00’den önce oylar sayılmaya başlanamayacak. Sandık seçmen listesindeki bütün seçmenler oylarını kullanmış olsalar bile oy vermenin bitim saatinden önce sandıklar kesinlikle açılmayacak.
13 – Önce hangi oylar sayılacak?
Büyükşehirlerde, sırasıyla büyükşehir belediye başkanlığı, belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği ve muhtarlık, diğer illerde, sırasıyla belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, il genel meclisi üyeliği ve muhtarlık, seçimlerine ait oy pusulalarının sayım ve dökümü yapılacak.
14 – Yurt dışındaki seçmen oy kullanacak mı?
Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı her seçmen, milletvekili genel seçimi, Cumhurbaşkanı seçimi ve halkoylamasında, yurt dışı temsilciliklerde ve gümrük kapılarında kurulacak sandıklarda oy verme hakkına sahip. Yurt dışındaki seçmenler yerel seçimde oy kullanamıyor.
15- Cezaevindeki seçmenler oy kullanabilecek mi?
Anayasa’ya göre, taksirli suçlardan hüküm giyenler hariç ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler oy kullanamıyor. Ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlüler için bu seçimde de cezaevlerinde sandık kurulacak.
]]>Fransız haber ajansı AFP, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 49’unun bu yıl seçim sürecine gireceğini duyurdu. Yaklaşık 30 ülkede yeni liderlerin seçilmesi beklenirken 20 ülkede ise milletvekilleri yarışacak.
İŞTE ÖNE ÇIKAN SEÇİMLERDEN BAZILARI
ABD’DE RÖVANŞ
ABD’de 5 Kasım’ta yapılacak seçimler büyük bir merak uyandırıyor… ABD’nin 81 yaşındaki baikanı Joe Biden ile 77 yaşındaki eski başkan Donald Trump arasında geçmesi beklenen seçim sürecinden çıkacak sonuç için net bir şey söylemek henüz zor. Özellikle geçen seçimlerden sonra Cumhuriyetçilerin önderliğinde yapılan kanlı Kongre baskını sonrasında Trump’ın oylarının nasıl etkileneceği merak yaratmaya devam ediyor. Bütün bu olumsuzluklara rağmen Trump’ın Cumhuriyetçiler arasında en önde olan isim olduğu görülüyor.
PUTİN GÖZÜNÜ YENİ ALTI YILA DİKTİ
Ukrayna ile yaklaşık 2 yıldır savaş içinde olan Rusya bu yıl seçimlere gidiyor… 8 Aralık’ta yeniden aday olacağını duyuran Rusya Devlet Başkanı Putin, Mart ayında yapılacak seçimlerde iktidarını 2030’lara kadar uzatmayı hedefliyor. Putin, 2020 yılında iktidarını 2036 yılına kadar uzatmayı sağlayan yasayı onaylamıştı. Son yıllarda baskıcı yönetimini kuvvetlendiren Putin’in seçimi kazanması olası gözüküyor.
BİR MİLYAR İNSAN SANDIĞA GİDİYOR
Hindistan’da seçmen Nisan ve Mayıs aylarında sandığa giderek ülkenin yeni hükümetini seçecek… Yaklaşık bir milyar insanın oy vereceği ülkede başbakan Narendra Modi üçüncü dönem için yarışacak. AFP, Modi’nin anketlerde önde olduğunu ve seçmenin Modi’nin Hindistan’ın dünya arenasındaki imajını yükselttiğini söylediğini aktardı.
AB’DE SAĞCILAR
Bu yıl Avrupa Parlamentosu’nun yeni üyeleri seçileek… 400 milyondan fazla Avrupalı yeni vekillere oy verirken son yıllarda Avrupa’da sağcıların yükselişinin burada da etkili olmasından endişe edililiyor. AFP’nin haberinde özellikle Hollanda’da aşırı sağcı Geert Wilders’in kazanması ve İtalya’da aşırı sağcı Georgia Meloni’nin başbakan olmasının bu konuda bir hassasiyet yarattığına dikkat çekiliyor.
MEKSİKA’DA İLK KADIN LİDER
Meksika’da bu yıl Haziran ayında yapılacak seçimlerde ülkenin ilk kadın devlet başkanı seçilebilir… Görevi bırakacak mevcut devlet başkanı Andres Manuel Lopez Obrador’un yerine aday olan başkent Meksika’nın belediye başkanı Claudia Sheinbaum’un seçimleri kazanabileceği belirtiliyor.
EYLEMLERDEN 1.5 YIL SONRA İRAN’DA SEÇİM
İran da 1 Mart’ta sandığa gidecek… İran’da ahlak polisi tarafından öldürülen ve ölümü büyük protesto gösterilerine dönüşen Mahsa Emini’nin ölümünden 18 ay sonra yapılacak seçimlerden çıkacak sonuç ve olası protesto gösterileri uluslararası kamuoyunun ajandasında yer aldı.
VENEZUELA’DA CHAVEZ İZLERİ SİLİNECEK Mİ?
Bu yılın ikinci yarısında yapılacak seçimler, ülkenin eski liderlerinden Hugo Chavez’in (1999-2013) mirasının devam edip etmeyeceğini belirleyecek. Son yıllarda ekonomik kriz içerisinde olan Venezuela’da Chavez’in halefi Nicolas Maduro üçüncü dönemi için yarışacak.
TÜRKİYE’DE YEREL SEÇİMLER
Öte yandan Türkiye de bu yıl sandık başına gidecek… Henüz partilerin bütün adayları resmi olarak açıklanmasa da seçimlerde yerel yönetimleri yönetecek isimler belirlenecek.
]]>RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI
2022 yılında başlayan ve uluslararası kamuoyunun gündemine oturan Rusya-Ukrayna savaşı devam ederken bölgede ölü ve yaralı sayısı her geçen gün artmaya devam etti. Taraflar arasında anlaşmazlık devam ederken, Türkiye ve Birleşmiş Milletler arabuluculuğunda yapılan tahıl koridoru anlaşması da Rusya’nın yılın ortalarında çekilmesiyle krizi artırdı. 24 Şubat 2022’de başlayan savaşta resmi verilere göre yüzbinlerce insan öldü ve yaşamını yitirdi. Hem Ukrayna’dan hem de Rusya’dan çok sayıda insan ülkesinden kaçmak zorunda kaldı.
TÜRKİYE DEPREMLERLE SARSILDI
Uluslararası kamuoyu, Şubat ayında Türkiye’de yaşanan depremlerle adeta şoke oldu. Ülkenin güneyini sarsan 7.8 büyüklüğündeki depremin yıkımı korkutucu boyutlara ulaşırken resmi verilere göre 59 binden fazla insan yaşamını yitirdi, yüz binlerce insan ise yaralandı.

İnsanlık dramının yaşandığı bölgede çok sayıda insan evsiz kalırken birçok ülke yardım için seferber oldu.
PARALI WAGNER GRUBU İSYAN ÇIKARDI
Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş devam ederken Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i zorlayan bir olay yılın ortasında, Haziran ayında yaşandı… Rusya’da paralı askerlerden oluşan Wagner Grubu’nun sahibi Yevgeni Prigojin orduya karşı isyan çağrısı yaptı.

Wagner güçleri de bu çağrının ardından ülkenin güneyindeki Rostov-on-Don kentini ele geçirdi. Zırhlı askeri araçlar ve mevzilenen silahlı güçler nedeniyle kentte gerilim üst seviyeye çıkarken Putin, isyancıların yaptıklarını “sırtından bıçaklamak” diye tanımladı. Kısa süren isyanın ardından Wagner geri çekilirken bu olaydan birkaç ay sonra Wagner’in lideri Prigojin 23 Ağustos’ta şüpheli bir uçak kazasında yaşamını yitirdi.
TÜRKİYE’DE SEÇİM ATMOSFERİ
Türkiye 2023’ün ilk yarısında deprem felaketinden kısa bir süre sonra gerçekleşen seçimlerin atmosferine girdi… Yapılan milletvekili ve cumhurbaşkanı seçimleri ve sonrasındaki yansımaları uzun bir süre gündem olurken, Cumhurbaşkanı seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan’ın kazanması uluslararası kamuoyunun da gündemine oturdu.
DÜNYA’DA KRİTİK SEÇİMLER YAPILDI
Türkiye kamuoyu seçimlere kilitlenmişken, Dünya’nın birçok ülkesinde de kritik ve tartışma yaratan seçimler yapıldı… Nisan ayında Finlandiya’da yapılan seçimlerde ülkenin başbakanı Sanna Marin ve partisi SDP hezimete uğrarken bu sonuçlarla birlikte genç siyasetçi siyaseti bırakma kararı aldı. Ülkenin başına Petteri Orpo geldi.

Ocak ayında Çekya’da yapılan cumhurbaşkanı seçimlerinde de dikkat çekici bir gelişme yaşandı… Petr Pavel, Andrej Babis’i geride bırakarak ülkenin yeni cumhurbaşkanı oldu.

Türkiye ile aynı dönemde sandığa giden Yunanistan’da Mayıs seçimlerinden sonra erken seçime gidildi. 25 Haziran’da yapılan seçimlerin ardından hükümet kuruldu. Seçimden zaferle çıkan ise Kiriakos Miçotakis oldu ve Mayıs ayındaki seçimlerden sonra Cumhurbaşkanı Katerina Sakellaropoulou’nun geçici başbakan olarak atadığı Ioannis Sarmas’tan görevi devraldı.
Polonya’da da kritik bir seçim yapıldı… Ekim ayında yapılan seçimde eski başbakan Donald Tusk’ın önderliğinde muhalefet partileri zafer kazandı ve hükümet kurmayı başardı. Böylelikle PiS partisinin 8 yıl süren yönetimi sona erdi. Tusk, Aralık ayında başbakan olarak görevine başladı.
Temmuz ayında Başbakan Pedro Sanchez’in talebi üzerine erken seçime giden İspanya’da Sachez sandıktan çıkmayı başardı.

Kasım ayında ise Avrupa’yı şaşkına çeviren bir seçim sonucu ortaya çıktı… Hollanda’da yapılan seçimlerde aşırı sağcı siyasetçi Geert Wilders ve partisi Özgürlük Partisi (PVV) zaferle çıktı. PVV böylelikle ilk kez bir seçimden en büyük parti olarak çıkarken bu sonuç “Avrupa’da sağın yükselişi devam ediyor” olarak yorumlandı.

Yılın belki de en renkli seçimi ekonomik buhran içinde olan ve ekonomistlerin yüksek enflasyon sebebiyle zaman zaman Türkiye’ye benzettiği Arjantin’de gerçekleşti… Arjantin’de ilk turu Ekim ve ikinci turu Kasım ayında yapılan seçimlerde zaferi Javier Milei kazandı. ABD’nin eski başkanlarından Donald Trump’a benzetilen ve yaptığı açıklamalarla sık sık gündem olan Milei oyların yüzde 55’ini alarak ülkenin yeni devlet başkanı oldu. Milei seçimden önce Merkez Bankası’nı kapatma, pesoyu tedavülden kaldırma ve kamu harcamalarını azaltma gibi vaatlerde bulunmuştu.
İSRAİL-HAMAS SAVAŞI
2023’ün en endişe yaratan olayı ise Orta Doğu’da yaşandı… 7 Ekim’de Hamas’ın silahlı kanadı Kassam Tugayları’nın İsrail’e saldırması sonrasında başlayan savaş çok kısa bir sürede hızla yayıldı. İsrail ordusu orantısız güç kullanarak Filistin’de sivilleri hedef alırken binlerce insan yaşamını yitirdi.

Uluslararası kamuoyunun itidal çağrısına rağmen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu savaşa devam etme sinyali verdi. Resmi verilere göre 2 binden fazla insan yaşamını yitirirken, çok sayıda sivil de yaralandı ve evlerini kaybetti.
]]>