Bu yıl 12’ncisi düzenlenen ve festival bünyesine dahil edilen Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla Adana’da başladı.
“HEM KÜLTÜR HEM DE SANATIN DESTEKLENMESİNİ SAĞLIYOR”
Adana Müze Kompleksi’nde düzenlenen toplantıda konuşan Bakan Ersoy, 4 yıl önce başlatılan kültür yolculuğuna Anadolu’nun 7 farklı bölgesi ve 16 şehirde devam edildiğini belirterek, şunları söyledi:
“İnşallah, 2028’de 35 şehirde Kültür Yolu Festivali’ne dahil ettiğimiz yeni şehirlerle devam ediyor olacağız. Kültür Yolu Festivali, birçok farklı amaca hizmet ediyor.
Öncelikli olarak her yaş grubundan, her kesimden vatandaşımıza sanatın her türlüsünü etkin ve yoğun bir şekilde rahat erişimini sağlayacak şekilde organize ediyoruz.
Festivalin gerçekleştirildiği şehrin, başta Türkiye olmak üzere tüm dünyada derinliğini artırmak ve markalaşmasını sağlamak ise bir diğer hedefimiz.
Aynı zamanda hem kültür hem de sanatın desteklenmesini de sağlıyor, dolayısıyla sanatçılarımıza da destek olmuş oluyoruz. Mevcut devam eden festivallerle de etkileşim içinde olmaya özen gösteriyoruz ve onları da Kültür Yolu Festivali’nin bir parçası haline getiriyoruz.”
8 AY SÜREN FESTİVAL ZİNCİRİ
Bugün başlayan Kültür Yolu Festivali’nin, 8 ay boyunca festival zinciri oluşturacağını kaydeden Bakan Ersoy, “Portakal Çiçeği Karnavalı’nın yanı sıra diğer şehirlere baktığımızda Gaziantep’te Uluslararası Gastronomi Festivali, Konya’da Mistik Müzik Festivali, Nevşehir’de Kapadokya Balon Festivali’yle beraber festivallerimizi gerçekleştirmeye devam ediyoruz. Adana’nın önemi, festival zincirinin buradan başlıyor olması. Sonra Şanlıurfa, ardından Bursa ve Samsun’a oradan Trabzon, Van, Erzurum, Çanakkale, Ankara, Diyarbakır’da devam ettikten sonra Antalya’da son bulacak 8 aylık bir festival zincirinden bahsediyoruz. Burada önemli olan bu yıl festival bünyesine dahil ettiğimiz 4 yeni şehir, dikkat çekiyor” diye konuştu.

‘ADANA’DA 500’E YAKIN ETKİNLİK GERÇEKLEŞECEK’
Festival dahilinde Adana’da gerçekleştirilecek etkinliklere değinen Bakan Ersoy, sözlerine şöyle devam etti:
“Özellikle Merkez Park ve Atatürk Parkı’nda sahneler kurduk. Bu sahnelerimizde Türkiye’nin önemli sanatçıları konserler verecek. 30 noktada etkinlikler olacak ve yaklaşık 500’e yakın etkinlik gerçekleştirilecek. Bu kapsamda Adana’da bin sanatçı, Türkiye genelinde 40 bin sanatçı katılacak.
8 ayda 7 bine yakın etkinlik gerçekleşecek. Adana’da ayrıca 18 metre yüksekliğinde holofluks gösterisi olacak. Atatürk olmazsa olmazımız. Atatürk Kültür Yolu’nda bir dijital performansı da karnaval sırasında sanatseverlerle buluşturmayı planlıyoruz. 7’den 70’e her kesimden vatandaşımıza hitap eden birçok etkinlikle vatandaşlarımızı buluşturacağız.
Kültür Yolu Festivali 8 ay boyunca dünyada en uzun süreli, en fazla sanatçı ve katılımcısıyla bir marka haline geldi. Bu nedenle artık uluslararası kurum ve kuruluşlara daha fazla yer veriyoruz. Bundan sonrada bu şekilde devam edeceğiz. Hem katılan şehir sayısını hem de katılımcı sayısını artırmayı planlıyoruz.”
Bakan Ersoy, konuşmasının ardından basın mensuplarıyla festival kapsamında bir toplantı gerçekleştirdi.
]]>
“YÖNETİCİ, HERKESİ KENDİSİYLE BİR TUTMAK MECBURİYETİNDEDİR”
“11 ayın sultanı Ramazan her yönüyle çok özel ve mübarek bir aydır” diyen İmamoğlu da konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
* “Topluma olan sorumluluğumuzu yerine getirmenin ilk şartı, yaradılanı Yaradan’dan ötürü sevebilmektir. Kendimizi nasıl görüyorsak, başkalarını da öyle görebilmeliyiz. Kendimiz için ne istiyorsak, başkaları için de aynısını isteme olgunluğuna erişebilmeliyiz. Bilhassa, kamu gücünü ve kaynağını kullanan yöneticiler bu olgunluk içerisinde davranmak zorundadır. Yönetici, herkesin halinden, dilinden anlamak, herkesi kendisiyle bir tutmak mecburiyetindedir. Hiç kimseyi ayırmadan hizmet etmeli, herkesin inanç ve ibadet özgürlüğünü rahatça yaşayabilmesi için gerekli imkanları sağlayabilmelidir. İftar sofralarının bile ‘bizimkiler ve ötekiler’ diye ayrılabildiği bir siyasi atmosfer, inancımıza da toplumumuza da zarar verir.

“İNANÇLAR ÜZERİNDEN DÜŞMANLIKLAR ÜRETMEYE ÇALIŞANLAR…”
* İnançlar üzerinden düşmanlıklar üretmeye çalışanlar, bu yolla kendilerine bir ikbal yaratma hevesine kapılanlar şunu iyi bilmelidir ki; gittikleri yol doğru değildir, Hakk’ın yolu değildir. Hakk’ın yolunu bu şekilde olması mümkün değildir. İftar sofralarına bile sirayet etmiş, zaman zaman kibir ve israf anlayışından, mutlaka kurtulmalı ve arınmalıyız. İftar sofraları; inancı, kökeni, fikriyatı ne olursa olsun, herkesi ortak bir duyguda buluşturan bir gönül zenginliğinin ifadesidir. Kardeşlikle, hoşgörüyle, yardımlaşmayla kurulan sofralardan yükselen güç, bizi mutlu ve adaletli bir hayata, mutlu ve adaletli bir dünyaya taşıyacaktır. İstanbul’da başka bir yol mümkündür. Dünyada var olan hangi kötülük ve uzak olmasını istediğimiz, insana dönük hangi fena işler var ise, bunları bu şehirden uzak tutmak mümkündür. Bunu başarabiliriz.

“DÜNYAYA ÖRNEK BİR İSTANBUL VAR EDEBİLİRİZ”
* Bu şehirde her inancın özgürlüğünü, eşit yurttaşlığı, her inancın ibadetini yaparken, hizmetlerini verirken eşit bir biçimde karşılandığı bir şehir mümkün kılabiliriz. Bu şehirde insanların birbirine sevgi ve saygısını, birbirini ayırt etmeden, hizmetle başlayan, sokakla biten, komşulukla devam eden bir anlayışla insanlarımızı birbirine olabildiğince yakın kılabiliriz. Bu şehrin genetiğinde, bu vardır. Bunu başarmakla kendimi yükümlü kılan bir belediye başkanı olmaya gayret ettim. Bundan sonraki yolculuğumuzda da vatandaşlarımız, hemşehrilerimiz uygun gördüğünde ama aynı anlayışla, bu şehirdeki her insanı adaletle, her insanı eşit her insanı eşit hissedarlıkla bu şehrin bir insanı kabul edip, onlara hizmet etme yolunda kararlılıkla hizmetime devam etmek istemekteyim. Bunu başarabilir ve bu yolculukla ilgili en üstün şekilde gayretimizi ortaya koyabilirsek, dünyaya örnek bir İstanbul var edebiliriz.

“İSTANBUL, DÜNYAYA ÖRNEK OLMA MECBURİYETİNDEDİR”
* İstanbul, geçmişten bugüne var olan tarihiyle, dünyaya örnek olma mecburiyetindedir ayrıca. Bu kent insanları birleştiren bir şehirdir. Aynen kıtaları birleştirdiği gibi. Bu şehrin ruhani dünyası, bu şehrin manevi dünyası çok özeldir. Bu şehrin, bu şekilde bir tavrı oluşturduğunda, şehrimizin etrafında, başta ülkemiz olmak üzere, yakın coğrafyamızdaki olumsuzlukların, savaşın, insanları katleden bir takım saldırı ve husumetlerin de sona ermesine vesile olacak güce sahiptir. Bu kardeşlikle, bu şehrin bu derin felsefesiyle sizleri en içten duygularımla selamlıyor, bu umutla ve kararlılıkla mübarek Ramazan ayının ruhumuzu sevgi, sabır ve itidalle doldurmasını temenni ediyor, hepinize hayırlı Ramazanlar diliyorum.”

İYİ Parti’nin milletin sinesinden çıkardığı bir tavır, duruş ve şuur olduğunu söyleyen Akşener, oy uğruna milleti birbirine düşürenlere, değerleri istismar edenlere benzemediklerini ve cumhuriyet düşmanlarıyla uzlaşı peşinde koşmadıklarını belirtti.
Her zaman eğriye eğri, doğruya doğru demeyi düstur edindiklerini vurgulayan Akşener, “Türk siyaseti, bugün birbirinin zıttı gözükenlerin aslında birbirlerini aynadaki sureti olduğu büyük bir riyakarlığın girdabında savrulup gidiyor. Türk siyaseti, bugün birbirlerine sürekli laf yetiştirenlerin aslında birbirleri sayesinde ayakta kaldığı bir kayıkçı kavgasına mahkum ediliyor. Türk siyaseti, bugün sözde birbirine düşman olanların aslında varlıklarını birbirlerine borçlu olduğu bir tahterevalli düzenine sıkıştırılıyor.” diye konuştu.
Partili Cumhurbaşkanlığı Sisteminin ülke ve millete dair bir çok değer, gelenek ve kurumun içini boşalttığını savunan Akşener, şunları kaydetti:
-Adına ‘ittifak sistemi dedikleri milletsiz bir siyaset düzlemi ülkemizi adeta esir aldı. Çünkü partili Cumhurbaşkanlığı Sisteminin ortaya çıkardığı bu milletsiz siyaset düzleminde iktidarla ana muhalefet aynı sofrada oturmuş, milletin hakkını, memleketin istikbalini Türkiye’nin yıllarını afiyetle yemenin peşindeler.
-İşte o nedenle biz İYİ Parti olarak nasıl kurulduğumuz günden beri bu ucube sisteme ‘hayır’ diyorsak bugün de hayır diyoruz.
-Üstelik başkalarının aksine duruşumuzla samimi olduğumuz için menüde milletimizin olduğu şer sofralarına da hayır diyoruz. O sofraların haram lokmalarına da hayır diyoruz: İttifak sistemine de dayatma düzenine de mecburiyet siyasetine de hayır diyoruz.”
Millete milli, demokratik, hür bir siyaset vaat ettiklerini ifade eden Akşener, “Memleketimizin sorunlarını çözmek Türkiye’nin önünü açmak yerine işi kamplar arası nüfus sayımına çevirerek koltuklarını müdafaa edenleri, sorumsuzluklarının dayanılmaz hafifliği ilelebet sürsün diye suni gündemlerle milletimizi oyalayanları ziyadesiyle rahatsız ediyoruz. Hamdolsun verdiğimiz rahatsızlıktan çok ama çok memnunuz ve rahatsız etmeye de aynen devam edeceğiz. Türk siyasetinin saray yapımı bir pembe dizi olmasına da ana muhalefet yapımı bir korku filmi olmasına da iktidarla ana muhalefetin ortak yapımı uzadıkça uzayan bir ortaoyunu olmasına da müsaade etmeyeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.
Siyasetin yeniden gerçek gündemi olan milletin dertleriyle buluşturacaklarını dile getiren Akşener, siyasetin vizyon, kadro ve projeyle yapıldığını söyledi.
BEYANNAMEDE KADIN, YAŞLI VE ÖĞRENCİ VURGUSU
Yerel seçim beyannamesinde ülkede yaşanan 4 temel soruna değindiklerini bildiren Akşener, “İYİ Parti olarak, şehirlerimizdeki yoksullukla mücadelemizin odağına gençleri, çocukları, kadınları ve emeklileri alıyoruz. Bu çerçevede hiçbir gencin barınma sorunu yaşamaması için yönettiğimiz belediyelerde erişilebilir, güvenli ve sağlıklı, yurt imkanları sunacağız. Hiçbir gencin KYK borcu derdine düşmemesi için yönettiğimiz belediyelerde sosyal sorumluluk projelerine katılan gençlerimizin KYK borçlarını, belediye olarak biz ödeyeceğiz.” diye konuştu.
Yönettikleri belediyelerle okullarda sabah ve öğlen olmak üzere öğrencilere iki öğün ücretsiz yemek imkanı sağlayacaklarını anlatan Akşener, “Bu yemekleri şehirlerimizdeki kadın girişimcilerimiz ve kooperatifler aracılığıyla temin edecek kadınların şehir ekonomisine süratle dahil olmasını sağlayacağız. Hiçbir kadını, şiddetle bir başına bırakmayacağız. Yönettiğimiz belediyelerde kuracağımız, ‘Kadın Destek Merkezleri’ ile gece veya gündüz fark etmeksizin her konuda yanlarında olacağız.” ifadelerini kullandı.
Yoksullukla mücadelede emeklileri yalnız bırakmayacaklarını dile getiren Akşener, “İktidar belli ki emeklilerimizi yoksulluğa mahkum etmekte kararlı. Ancak biz hiç değilse bir nebze nefes alabilmeleri için yönettiğimiz belediyelerde her emeklimizin gelirine destekler sunacağız.” dedi.
Ülkenin artık bir sığınmacı cennetine dönüştüğüne dikkati çeken Akşener, “Kaçak ve sığınmacı sorununa karşı ortaya koyduğumuz Milli Göç Doktrinimizi hayata geçirmek için ilk adımı yetkiyi aldığımız, belediyelerimizde atacağız. Yönettiğimiz belediyelerde öncelikli olarak, tabela standartları getireceğiz. Böylece hem kent estetiğini koruyacağız hem de yabancı alfabelerle tabela asılmasının önüne geçeceğiz.” şeklinde konuştu.
Göreve gelir gelmez tüm kaçak ve sığınmacı gettolarında kentsel dönüşüm çalışmaları başlatacaklarını vurgulayan Akşener, “İYİ Parti olarak yönettiğimiz belediyelerimizde her şeyden önce yaşayan, yaşatan, güvenli şehirler inşa edeceğiz. Bütüncül bir kentsel planlama ve imar politikasıyla şehirlerimizi fiziksel, toplumsal, ekonomik ve ekolojik yapısıyla birlikte depreme karşı, dirençli hale getireceğiz. Şehirlerimizdeki fiziksel yapıyı dirençli hale getirmek için bina dayanıklılığını arttıracağımız teknik uygulamaları yetkiyi alır almaz hayata geçirmeye başlayacağız.” dedi.
Devraldıkları belediyelerde doğal afet riskinin yüksek olduğu şehirlerde kentsel dönüşümleri şeffaf ve katılımcı bir anlayışla gerçekleştireceklerini belirten Akşener, şehircilik ve ulaşımda örnek bir belediyecilik sergileyeceklerini açıkladı.
Milletin sonuna kadar hak ettiği mutlu, huzurlu ve yaşanabilir şehirlerin konuşulacağının altını çizen Akşener, “Hazır olun 1 Nisan’dan sonra artık İYİ Parti iktidarının ayak sesleri konuşulacak.” ifadesini kullandı.
Akşener’in konuşmasının ardından İYİ Parti’nin büyükşehir, il, ilçe ve belde belediye başkan adaylarının tanıtımı yapıldı.
]]>DÖNÜŞÜM YAŞAYAN ŞEHİR
Ayşe Ünlüce, 1970 Eskişehir doğumlu. Kısa bir hakimlik dönemi dışında hep Eskişehir’de yaşadı. Büyükerşen “Hak, hukuk, adalet” diyen Ünlüce’yi belediyeye önce hukuk müşaviri olarak aldı. Sonra O’na daha ağır sorumluluklar verdi. Şimdi de başkan seçilmesi için çaba gösteriyor. Bu süreçte Ayşe Hanım, kentin dönüşümünde önemli görevler üstlendi. Eskişehir’i şöyle anlatıyor: “Yılmaz Hoca’nın başkanlığıyla birlikte son 25 yılda Eskişehir ciddi bir dönüşüm yaşadı. Ben bu dönüşümü adım adım izledim. Bu süreçte dönüşümün önemli bir parçası olma fırsatım oldu. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nde Cumhuriyet’in 100. yılında aday olmam, kadın olarak bulunmam büyük şans. Yaptığım çalışmalar hem belediyede hem de kamuoyunda takdir topladığı gibi beni de belki bu süreçte bir belediye nasıl yönetilir, bir şehir nasıl yönetilir bu konuda donattı.
BELEDİYE VE ŞEHRİN ABLASI
Büyükerşen’in “Bir kadın belediye başkanı olsa” düşüncesi vardı. Bunu paylaşma dönemi, Ünlüce’ nin adaylığından kısa süre önce oldu. Şehirde emeği olan, liyakati olan ve belediyecilik tecrübesiyle birleştiğinde Ayşe Ünlüce’nin adı öne çıktı. Ayşe Hanım “Eskişehir’in teslim edileceği bir başkan olmanın gururu” içinde olduğunu belirtiyor ve Büyükerşen’in kendisi için söylediklerini şöyle aktarıyor: Adaylık konusunu Yılmaz Hoca bana şöyle anlattı: ‘Ben geçmişten beri senin çalışmalarını hep takip ediyorum. Belediye öncesinde gerek baroda, sivil toplumda çok güzel çalışmalar yaptın. Hem Eskişehir’de çok emeğin var hem de bu şehirde çok fazla çalışman oldu. Belediyeciliği yanımda çok iyi öğrendin. Senin dürüstlüğüne, liyakatine, insan ilişkilerine, toparlayıcılığına, ablalığına güveniyorum.. Sen hem belediyeye hem bu şehre ablalık yaptın, şimdi farklı bir yerde yapacaksın’ dedi. Yılmaz Hoca bazen bana ‘Ayşe abla’ diye seslenir. Adaylık sürecini bana çok güzel, duygusal bir şekilde anlattı.
VAKİT KAYBINA YER YOK
Şehir yönetiminde vakit kaybına yer olmadığını belirten Ayşe Hanım, nasıl bir belediye teslim alacağını ve seçmene önerilerini anlatıyor: Ben 31 Mart akşamı seçildim, ertesi hafta mazbatayı aldım. Belediyeye gittim oturdum. İşler tıkır tıkır. Ben öncesini biliyorum, neleri yapamadığımızı biliyorum yani bu bence müthiş bir kolaylık. Ben seçmen olsam bunu önemserim. Hiçbir zaman kaybı olmayacak.

Ünlüce, SÖZCÜ Medya Grubu Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk’e konuştu.
ŞEHRE GÖÇÜ ÖNLEYECEĞİZ
Eskişehir nüfusunun büyük kısmının merkezde yaşadığını anlatan Ünlüce şunları anlattı: En büyük ilçe olan Sivrihisar’ın nüfusu 30 bin. Onun dışındakilerin nüfusları çok az. O yüzden birkaç ilçemizi canlandırıp, nüfusu orada tutmakla ilgili çalışma yapmamız lazım. Büyümeye elverişli olan birkaç ilçemizde özel çalışmalar yaptık, hem sanayisini, hem istihdamını güçlü tutmak için. İnsanların pek çoğu ilçelerden çocuklarını okutmak, iyi bir eğitim vermek için şehre geliyor. Sosyal hayatı, kültürel hayatı canlı tutarak ilçelerimizi geliştirmemiz lazım diye düşünüyorum. Gençleri, çocukları ve kadınları ilçe yaşamında tutabilmek için meslek kurslarına ağırlık veriyoruz. Turizm de şehir merkezinde kümelendi. Tarihi dokusu olan Odunpazarı ilçemiz var. Tepebaşı, Odunpazarı belediyelerimizle birlikte merkezdeki hayatı olumlu dağıtmaya yönelik çalışmalarımız devam ediyor.
GENÇLER İÇİN NE YAPILACAK?
Ünlüce, emekli ve gençler için neler yapılacağını şöyle anlattı: 65 yaş üstü dediğimiz hemşerilerimiz için çok fazla proje üretmeye çalışıyoruz. Şehrin dörtte biri 65 yaş üzerinde. Genç bir nüfus var, üniversite öğrencileri. Bizim şehrimizi çok seviyorlar çok fazla şehir dışından teveccüh var. Eskişehir aslında kampüs. Türkiye’deki tek ve en iyi örneklerden bir tanesi ve her öğrenciyi besleyecek pek çok nokta var. Örneğin genellikle şehirlerde üniversite civarında bir hayat oluşur. Eskişehir’de hem üniversite etrafında gençlere yönelik çok cazibe merkezleri var hem şehir merkezinde hem de şehrin uç noktalarında.
GARAJDAN SPOR ALANLARINA
Kütüphaneler, gençlik merkezleri, gençlerle buluşma noktalarımızda çok güzel çalışmalar yapıyoruz. Özellikle gençlik meclisimiz gençlerin hem taleplerini dinliyor hemen onlara çözümler üretiyoruz. Önümüzdeki dönemde büyük bir sosyal kampüs düşünüyoruz. 2 ana binadan oluşuyor. Hayata geçireceğimiz alan bizim eski otobüs garajımız. Otobüslerin bakımını yaptığımız garajımızı başka bir noktaya taşıdık ve burayı tadilattan geçirdik. Açık alanı da var ve tramvayı oraya kadar da götürdük. Bir tarafı spor köy olacak. Kapalı alanı 5000 metrekare. Hemen yanında 11 bin metrekareden büyük kampüs alanı. Burada da emekliler, gençler, çocuklar hepsinin bir arada olabileceği pek çok aktivite düşünüyoruz. Kadınlarımız, çocuklarımız, esnafımız kısaca bu kentte yaşayan herkes için projelerimiz var.
]]>