8 Mart 2023 ile 8 Mart 2024 arasındaki bir yıllık raporun açıklandığı basın toplantısında konuşan platform temsilcisi Avukat Esin İzel Uysal, 248 kadının ise şüpheli şekilde ölü bulunduğunu söyledi.
Toplantıya 2017 yılında 17 yaşında iken öldürülen Lise öğrencisi Helin Palandöken’in babası Nihat Palandöken ve 2015 yılında Mersin’de tecavüz girişimine direndiği için ölüdürülen Özgecan Aslan’ın kuzeni Karanfil Aslan da katıldı.
9 TAKSİTLE SATILAN SİLAH
Palandöken, “Kızımı internetten 9 taksitle alınan bir silahla kaybettim, ekmek peynir gibi satılan bir silahla kaybettim. Bireysel silahlanmaya karşı imza kampanyası da başlattık ama netice alamadık. Meclise de götürdük ama reddedildi…İstanbul Sözleşmesi uygulanmadığı, caydırıcı cezalar gelmediği sürece bu cinayetler bitmeyecek, hem bireysel silahlanma hem de kadın cinayetleri durdurulmalı” diye konuştu.
Özgecan Aslan’ın kuzeni Karanfil Aslan da, “Biz kadınlar elele veririsek hiç bir zaman yenilemeyeceğiz, bu mücadeleye devam edeceğiz” dedi ve “Cinayetler bitene kadar buradayız” diye konuştu.
Konu ile ilgili hukukçular ise Türkiye’de kadına yönelik ayrımcılığı, tacizi ve şiddeti önlemek amacıyla hazırlanan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun olmasına rağmen bunun uygulanmadığı yönünde eleştiri getiriyorlar. Hukukçular her iki düzenlemenin de aynı düzlemde yola çıktığını ancak İstanbul Sözleşmesi’nin çok daha ileri boyutta olduğunu savunmuşlardı. Bu nedenle yeni düzenlemelerin uygulamadaki boyutu önemli olacak.
134’Ü EVLİ
Rapora göre öldürülen 338 kadının 134’ü evli olduğu erkek, 47’si birlikte olduğu erkek, 36’sı eskiden evli olduğu erkek, 35’i bir tanıdık, 21’i oğlu, 19’u akrabası, 17’si eskiden birlikte olduğu erkek, 11’i babası, 6’sı kardeşi, 2’si tanımadığı biri tarafından öldürüldü. 10 olayda ise failin yakınlığı tespit edilemedi.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, verilerini her ay basına yansıyan kadına yönelik şiddet haberleri, davalar, yeni yaşanan olaylar ve kadın hareketine dair ayrıntılardan topluyor.
Platformun internet sitesinde yer alan verilerine göre 2023 yılında 315 kadın cinayeti oldu, 248 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti.
Platformun internet sitesinde yer alan açıklamada, 15 yılda kadın cinayetlerinin azaldığı tek yılın “İstanbul Sözleşmesi’ne imzanın atıldığı 2011 yılı” olduğu vurgulandı.
“Açıklamada, İstanbul Sözleşmesi hakkında tartışmalar başladığından bu yana kadın cinayetleri ve şüpheli ölümlerde artış yaşandı…İstanbul Sözleşmesiz geçirdiğimiz bu yılda da(2023) kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerinde büyük bir artış gerçekleşti” denildi.
Türkiye’nin 2011 yılında imzaladığı ve 10 Şubat 2012’de Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile 2021 Mart ayında resmen feshedilmişti.
Sözleşmenin feshedilmesinde, muhafakazar kesimin sözleşmenin aile yapısını bozmaya neden olduğu, boşanma ve şiddeti artırdığını savunması etkili olmuştu.
Sözleşmenin iptaline karşı çıkan sivil toplum örgütleri ise kararı kınamış ve bu durumun kadın cinayetlerinin ve kadına yönelik şiddetin artışına yol açacağını savunmuşlardı.
]]>“EĞER DEPREM 7.2 ŞİDDETİNDE OLSAYDI BİNAM YIKILMAYACAKTI”
Otel sahibi tutuklu sanık Ahmet Bozkurt, işini doğru bir şekilde yaptığını ileri sürdü. Depremin 7.7 değil de 7.2 şiddetinde meydana gelmesi durumunda otelin yıkılmayacağını iddia eden Bozkurt, otelinde yaşamını yitiren her bir birey için kahrolduğunu belirterek şunları söyledi:
* “‘Tek tip demir kullanıldı’ denilmesini kabul etmiyorum. 18’lik, 22’lik, 12’lik ve 8’lik demirlerim var. En ince demirlerim de 8’lik demir. Hep kum üzerinde duruldu. Bütün yapılarda, imar kanunlarına göre tavan tabyalarında aspolen kullanılıyor. Bu malzeme çok hafif, dolayısıyla herhangi bir darbede de o aşağı düştüğü zaman yaranmaya sebebiyet vermemesi için hafif bir malzemedir. Tavanlarda da kullanılır.
* Kolonlarımız ortada benim kolon ve kirişlerimden örnekler, numuneler alınmış. Bugünün değerlerini bile karşılayacak düzeyde belgelerle konuşuyorum. Dolayısıyla bana ve evlatlarıma atılan suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. İşimi düzgün yaptım. Binam şu anki yönetmeliklerde 7.2 şiddetine dayanacak düzeyde.
* Eğer deprem 7.7 yerine 7.2 şiddetinde olsaydı binam yıkılmayacaktı. Daha önce bölgede olan 7.2 şiddetinde bir depremde benim binamda sıva bile çatlamamıştı. Ben otelimde nasıl malzeme kullandığımı biliyorum. Benim mühendislerim binayı en sağlam şekilde yapmışlardır. Eğer bir tek İsias yıkılmış olsaydı, enkazın başına gider, hayatımı sonlandırırdım.”

“YAŞAYAN BİR ÖLÜYÜM”
Kendisinin hiç kusurunun olmadığını öne süren sanık Bozkurt, sözlerine şöyle devam etti:
* “Depremde 850 bin bina yıkıldı, 52 binden fazla ölü var. Binamda da 72 kişi öldü. Ben de kahroldum. Yaşayamıyorum. Acıyı yaşıyorum. Yaşayan bir ölüyüm. Depremin acısını ben de yaşadım. Ailemden 300 kişi hayatını kaybetti. Ben de deprem sırasında yaralandım. 73 yaşındayım. Deprem günü su yok, kalacak yer yok.
* İlk başta ‘Buradan ayrılmam’ dedim ama daha sonra ailemin isteğiyle Aksaray’a gittim. Kaçmadım. Kaçan insan teslim olur mu? Ben ve evlatlarım kendimiz teslim olduk. Depremin şiddeti bütün dünyayı yasa boğdu. Eğer bu şiddette bir deprem 10 sene önce olsaydı, 10 sene önce bu felaketi yaşayacaktık. Bu kaç yılın biriken enerjisiydi. Bu depremin geçtiği fay, bir tek İsias’ın altında oluşmamıştır. Tüm Adıyaman’dan geçen fayda yıkım olmuştur.
* Suçlu değiliz, bize atılan iftiraların hepsini reddediyorum. Otelimde hayatını kaybeden yavruların hepsinin acısını ben de yaşıyorum. Benim ailelere hiç sözüm yok, ne deseler haklılar ama yüce adaletimize de güveniyorum. Bizim iftiralara değil, adalete ihtiyacımız var. Bu arada ben suçlu olmadığım için pişman değilim. Ama acım çok büyük. Eğer acımı pişmanlık olarak kabul edeceklerse eyvallah. Ben suçsuzum. Tek suçlu deprem. Benim 7 tane ameliyat olmam gerekiyor. Rahatsızlıklarımdan dolayı tahliyemi talep ediyorum.”
]]>