Silah – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Tue, 30 Jul 2024 21:22:04 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 İstanbul’daki PKK operasyonunun detayları ortaya çıktı https://www.foxhaber.com.tr/istanbuldaki-pkk-operasyonunun-detaylari-ortaya-cikti/ https://www.foxhaber.com.tr/istanbuldaki-pkk-operasyonunun-detaylari-ortaya-cikti/#respond Tue, 30 Jul 2024 21:22:04 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=9257 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında, terör örgütü PKK’nın siyasi alan yapılanması içinde faaliyet yürüttüğü iddiasıyla gözaltına alınan 21 şüphelinin Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde işlemleri sürüyor.

Savcılığın nöbetçi sulh ceza hakimliğine gönderdiği sevk yazısında, 10 şüphelinin terör örgütü PKK ile irtibatına ilişkin tespitler yer aldı.

“DEĞER AİLESİ”

Yazıda, terör örgütü PKK/KCK’nın siyasi alan yapılanmasında faaliyette bulundukları değerlendirilen şüphelilerin, örgüt adına faaliyet yürütmekteyken ölen kişilerin “Değer ailesi” olarak adlandırdıkları ailelerini ziyaret ediyor olabileceklerine dair haklarında istihbari bilgi elde edilmesi üzerine soruşturmaya başlandığı ifade edildi.

“YANLIŞ HABERLER İLE KAMUOYUNU ETKİLEMEYE ÇALIŞTI”

Polis ekiplerinin, 20 Eylül 2022’de Yavuz Genç isimli kişiyi aracının hacizli olduğunun anlaşılması üzerine durdurduğu, Genç’in aracını yakıp polis memurlarına saldırdığı, ekipler tarafından silahla etkisiz hale getirilen Genç’in hastanede yaşamını yitirdiği aktarılan yazıda, gözaltına alınan şüphelilerden Alamettin Demir’in konuyla ilgili yanlış haberler yaptığı, kamuoyunu etkilemeye çalıştığı ve görüşmelerinin incelenmesi sonucu suç unsuru içeren 88 görüşme tespit edildiği belirtildi.

ASILSIZ KİMYASAL SİLAH İDDİASI

Yazıda, şüphelilerden Çetin Demir’in suç unsuru içeren 61 görüşmesinin tespit edildiği, cep telefonu incelemesinde, DEM Parti Bağcılar ilçe binasında gerçekleştirilen etkinlikte duvarda terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın fotoğrafının asılı olduğunun belirlendiği bilgisi verildi.

Şüpheli Çetin’in, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kuzey Irak’a düzenlediği operasyonlarda kimyasal silah kullandığına ilişkin asılsız iddialarla ilgili uluslararası kamuoyunda olumsuz algı oluşturmak amacıyla düzenlenen etkinliklere katıldığı ifade edilen yazıda, şüpheli Enes Ayaz’ın ise örgütün kırsal alanına eleman kazandırma faaliyeti yürüttüğünün tespit edildiği belirtildi.

Yazıda, şüphelilerden İbrahim Elban’a ait dijital materyal incelemesinde, “HDP Eyüp İlçe Dayanışma” isimli WhatsApp grubunda örgüt elebaşı Öcalan ve örgütün sözde kurucularından Sakine Cansız, Mazlum Doğan, Fidan Doğan ve Leyla Söylemez’in fotoğraflarının asılı olduğu etkinliğe ait görseller ile örgüt adına gerçekleştirilen eylemlere çağrılarla ilgili yazışmaların bulunduğu ifade edildi.

“YARGI MERCİ GİBİ DAVRANDI”

Şüpheli Yaşar Gökdemir’in ise örgütün sözde anayasası kabul edilen KCK sözleşmesinde “Halk Mahkemeleri” olarak bilinen yapı kapsamında, parti çatısı altında yasal görünüm kazandırılmaya çalışılan sözde Halk Komisyonu’nda aralarında alacak-verecek veya farklı anlaşmazlıklar bulunan tarafları bir araya getirdiği ve yargı merci gibi davrandığı belirtilen yazıda, Gökdemir’in taraflar arasındaki anlaşmazlıkları çözmeye yönelik sözde kararlar vermeye çalıştığı kaydedildi.

Sevk yazısında, diğer şüphelilerin de terör örgütüyle bağlantılarına yer verilirken, 10 şüphelinin “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan tutuklanmaları talep edildi.

Şüphelilerin nöbetçi sulh ceza hakimliğindeki işlemleri sürüyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında, terör örgütü PKK/KCK içinde faaliyet yürüttüğü tespit edilen 25 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti.

Bunun üzerine harekete geçen emniyet güçleri, 25 adrese düzenledikleri operasyonda 21 şüpheliyi yakalamıştı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/istanbuldaki-pkk-operasyonunun-detaylari-ortaya-cikti/feed/ 0
Melek Nur’un katilinden pişkin sözler: Benim gönlüm rahat https://www.foxhaber.com.tr/melek-nurun-katilinden-piskin-sozler-benim-gonlum-rahat/ https://www.foxhaber.com.tr/melek-nurun-katilinden-piskin-sozler-benim-gonlum-rahat/#respond Sat, 27 Jul 2024 21:08:14 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=9189 İstanbul Fatih’te yılbaşı gecesi 17 yaşındaki Melek Nur Özgener’i başından vurarak ölümüne neden olduğu iddiasıyla tutuklanan Ercan Şahin’in yargılanmasına başlandı. Olayın yaşandığı gün Özgener’in yanında bulunan arkadaşı Nisanur A., “Bu olay kazayla oldu ancak benim çevrem bana baskı yaptı. Bana ‘Senin arkadaşın öldü. Bu olayı Ercan’ın bilerek yaptığını söyle’ dediler. Korktuğum için savcılığa o şekilde bir ifade verdim” dedi.

Şahin ise savunmasında “Ben böyle bir şeyi kasıtlı yapsaydım neden hastaneye götüreyim. Benim gönlüm rahat ben kimseyi öldürmek istemedim” diye konuştu. Mütalaasını açıklayan savcı sanık Ercan Şahin’in, “Çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsini talep etti.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuklu sanık Ercan Şahin bulunduğu cezaevinden getirildi. Müşteki Meleknur Özgener’in ailesi ile avukatları Elif Özdemir ve sanık avukatları da salonda hazır bulundu. 

“KASITLI YAPSAM NEDEN HASTANEYE GÖTÜREYİM” 

Ercan Şahin savunmasında “Kesinlikle böyle olmadı kaza oldu, kabul etmiyorum. Olay günü seyir halindeydim bakkala gidiyordum seyir halindeyken Nisanur A. ve Melek karşıma çıktı. Ben de aracı kenara çektim Melek hastaydı, üşüyordu ben de iyilik amaçlı olsun diye araca binmesini söyledim klimayı açtım. Düşman sahibi olduğum için silahı vitesin oraya koydum” dedi.

Silahın mermisinin ağzında olup olmadığını bilmediğini ileri süren Şahin “Ben o sırada telefonla uğraşıyordum. Fark etmedim o sırada Melek silahı eline almış. Eline alırken elime vurdu kafasını çevirdi. O sıra silah patladı. Ben böyle bir şeyi kasıtlı yapsaydım neden hastaneye götüreyim. Benim gönlüm rahat ben kimseyi öldürmek istemedim. Kendisini 1 senedir tanırım” dedi.

NİSANUR: OLAY KAZAYLA OLDU

Olayın yaşandığı sırada aynı araçta bulunan ve tanık sıfatıyla ifade veren Nisanur A. ise şunları söyledi:

– Bu olay kazayla oldu ancak benim çevrem bana baskı yaptı. Bana ‘Senin arkadaşın öldü. Bu olayı Ercan’ın bilerek yaptığını söyle’ dediler. Korktuğum için savcılığa o şekilde bir ifade verdim. Sanık Şahin, ‘Oyuncak değil bu’ dediği sırada Melek silahı eliyle ittirdi ve o sırada silah patladı. Olay sonrası hastaneye gittik. Hastanenin önüne gelerek Melek’i sedyeye yatırdık.

– Şahin bana ‘Hastanenin önünde bekleyeceğim’ dedi. Ben içeri girdim. Olayın ilk gününden beri Melek’in ailesi tarafından tehdit ve baskılara maruz kalıyorum. Babası bana saldırmaya çalıştı, aramıza polisler girdi. Polisler ben ifade verirken değiştirmem için baskı yaptılar.

AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET TALEBİ

Duruşma savcısı mütalaasını açıkladı. Mütalaada, sanık Ercan Şahin’in olayın kasıtla hareket ederek işlendiği vurgulanarak savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu belirtildi. Mütalaada sanık Şahin’in “Çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep edildi.

Mahkeme heyeti sanık Ercan Şahin’in tutukluluk halinin devamına karar verdi. Heyet, tarafların mütalaaya karşı savunmalarını hazırlaması için süre vererek duruşmayı erteledi.

 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/melek-nurun-katilinden-piskin-sozler-benim-gonlum-rahat/feed/ 0
ABD ile İsrail arasında silah krizi https://www.foxhaber.com.tr/abd-ile-israil-arasinda-silah-krizi/ https://www.foxhaber.com.tr/abd-ile-israil-arasinda-silah-krizi/#respond Sun, 14 Jul 2024 21:52:12 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8863 ABD’de yayın yapan “Axios” haber sitesine göre, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin geçen hafta İsrail’e gönderilecek ABD yapımı mühimmat sevkiyatını durdurması Tel Aviv yönetiminde endişeye neden oldu.

Konuya vakıf iki kaynağa göre, İsrailli üst düzey yetkililer, İsrail’e silah sevkiyatını durdurma kararından dolayı Biden yönetimine “derin hayal kırıklığı” yaşadıklarını bildirdi.

Yetkililer ayrıca, silah sevkiyatının durdurulması kararının esir takası müzakerelerini tehlikeye atabileceği konusunda Washington yönetimini uyardı.

Kaynaklara göre, İsrailli yetkililer, ABD’li muhataplarına sadece silah sevkiyatının askıya alınma kararından değil, aynı zamanda konunun medyaya sızdırılmasından da rahatsızlık duyduklarını iletti.

ABD SAVUNMA BAKANI, SEVKİYATIN DURDURULDUĞUNU DOĞRULADI

Amerikan medyasında yer alan, adı açıklanmayan bazı ABD’li yetkililere dayandırılan haberlerde, ABD’nin İsrail’e bazı silahların sevkiyatını geçici olarak durdurduğu ve sürecin Refah’taki gelişmeler kapsamında değerlendirildiği belirtilmişti.

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, bugün İsrail’in Refah’a yönelik kapsamlı bir kara saldırısı bağlamında bu ülkeye yakında gönderilecek silahlarla ilgili bir değerlendirme sürecinde olduklarını ve bu süreç devam ederken bazı silahların sevkiyatını askıya aldıklarını doğruladı.

Austin, İsrail’in Refah’a yönelik kapsamlı bir kara saldırısı düzenlemesini istemediklerini, bu konudaki net mesajlarını Tel Aviv’deki muhataplarına aktardıklarını ve Biden yönetimi olarak bölgedeki gelişmeleri yakından izlediklerini söyledi.

Austin, “İsrail’in kendini savunma araçlarına sahip olduğundan emin olmaya devam edeceğiz. Ancak şu anda Refah’taki gelişmelerin seyri bağlamında yakın zamanda (İsrail’e) gönderilecek güvenlik desteği sevkiyatlarını değerlendiriyoruz. Mevcut durumu değerlendirirken içinde yüksek miktarda mühimmat barındıran bir sevkiyatı durdurduk.” dedi.

“GAZZE’Yİ HASSAS OLMAYAN FÜZELERLE VURURUZ”

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun partisi Likud Milletvekili Tali Gottlieb, İsrail Meclisi’nde yaptığı konuşmada, Joe Biden yönetiminin geçen hafta İsrail’e gönderilecek ABD yapımı mühimmat sevkiyatını durdurmasına tepki gösterdi.

Sevkiyatın durdurulmasına karşılık Gazze’yi hedef alacakları tehdidinde bulunan Gottlieb, şunları söyledi:

“ABD bizi hassas saldırı füzeleri vermemekle tehdit ediyor. Evet, ABD’ye haberlerim var. Bizim de hassas olmayan füzelerimiz ve kendimizi koruma hakkımız var. Bu yüzden belki hassas füzeler kullanarak belirli bir odayı veya binayı yıkmak yerine hassas olmayan füzelerimizi kullanarak (Gazze’de) on binayı çökertirim. On bina. Kullanacağım. Yapacağım şey bu.”

BIDEN, REFAH SALDIRISINA KARŞI

Biden yönetimi, İsrail’in Refah’ta sivilleri korumaya yönelik gerçekçi bir plan içermeyen herhangi bir kapsamlı kara saldırısına karşı çıkıyor.

Biden ve Batılı yetkililerin, Refah’a yönelik olası kara saldırısının daha çok sivil ölümüne ve insani krizin büyümesine neden olacağı uyarılarına rağmen Netanyahu, yaklaşık 1,5 milyon yerinden edilmiş Filistinlinin sığındığı Gazze’nin güneyindeki Refah kentine saldırının yapılacağını duyurmuştu.

İsrail ordusu, yaklaşık 1,5 milyon yerinden edilmiş Filistinlinin sığındığı Refah bölgesine dün kara saldırısı başlatarak Gazze’nin Mısır’a açılan sınır kapısının Filistin tarafını ele geçirdiğini duyurmuştu. Refah’ın doğusundaki kara saldırıları devam ederken İsrail ordusu sık sık bölgeye hava saldırıları düzenliyor.

Öte yandan, ABD Kongresi’nde Demokrat Partili 88 üye, İsrail’in Filistinli sivillere yönelik insani yardımları kasten engellediğine dair inandırıcı iddialar bulunduğunu belirterek, Biden’a ABD yasalarına göre İsrail’e yapılan yardımları yeniden gözden geçirme çağrısında bulunmuştu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/abd-ile-israil-arasinda-silah-krizi/feed/ 0
Fırındaki kanlı düellonun iddianamesi iade edildi https://www.foxhaber.com.tr/firindaki-kanli-duellonun-iddianamesi-iade-edildi/ https://www.foxhaber.com.tr/firindaki-kanli-duellonun-iddianamesi-iade-edildi/#respond Thu, 11 Jul 2024 21:17:05 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8781 Kayseri’de fırında oto yıkamacı Osman Tüşümel’i (61) öldüren ve kendisi de bacağından yaralanan iş yeri sahibi Lütfullah Tüysüz (34) hakkında ‘Kasten öldürme’den müebbet, ‘Ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve fırında poğaça almak için ablasıyla bekleyen M.T.E.’nin (10) koluna kurşun isabet edip yaralanmasına neden olduğu gerekçesiyle de ‘Olası kastla silahla basit yaralama’dan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. M.T.E.’nin yaralanmasının detaylarının tespiti için ilgili kolluk biriminden bilgi alınması amacıyla dosya iade edilip, söz konusu eksikliklerin de tamamlanması istendi.

Olay, 3 Mart’ta saat 07.00 sıralarında, Melikgazi ilçesi Alpaslan Mahallesi Ünal Sokak’ta meydana geldi. Fırında iş yeri sahibi Lütfullah Tüysüz ile aynı sokakta oto yıkamacı olan Osman Tüşümel arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesiyle taraflar tabancalarını çekip, birbirine ateş etti. Osman Tüşümel hayatını kaybetti, Tüysüz ise bacağından yaralandı.

İhbarla bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Lütfullah Tüysüz, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılırken, Tüşümel’in cenazesi ise Kayseri Devlet Hastanesi’nin morguna götürüldü. Otopsi işlemlerinin ardından Tüşümel toprağa verildi, cinayet şüphelisi Tüysüz ise Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ndeki tedavisinin ardından 13 Mart’ta taburcu edilip sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.

Öte yandan, silahlı çatışmada fırında poğaça almak için bekleyen ve seken kurşunun koluna isabet etmesiyle yaralanan M.T.E.’nin babası A.E. ve avukatı Umut Taşdemir, Cinayet Büro Amirliği’ne giderek şikayetçi oldu.

OLAY GÜVENLİK KAMERASINDA

Çatışma anı güvenlik kamerasına da yansıdı. Görüntülerde, Osman Tüşümel’in fırına geldiği, bu sırada Lütfullah Tüysüz’ün masada oturduğu görüldü. İçeride dolaşan Tüşümel dışarı çıktı, kısa süre sonra tekrar fırına girip Tüysüz’e doğru yönelip belinden 2 tabanca çıkararak ateş etti. Lütfullah Tüysüz de belinden çıkardığı silahla karşılık verdi. Tüşümel’in aldığı kurşunlarla yere yığıldığı da görüntülerde yer aldı. Bu sırada fırından ekmek alan bir kişinin hızla dışarı doğru kaçtığı görüldü. Görüntülerde, çatışma sırasında fırının giriş kapısının yanında oturan ve poğaça almak için bekleyen abla kardeşin panik yaşadığı, ablanın erkek kardeşine sarılıp, masanın altına saklanmaya çalıştığı anlar yer aldı. Cinayet şüphelisi Tüysüz’ün, Tüşümel yere düştükten sonra cep telefonuyla uğraştığı görüldü.

Lütfullah Tüysüz – Osman Tüşümel

Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma tamamlanıp, iddianame hazırlandı. Kayseri Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianamede sanık Lütfullah Tüysüz hakkında, ‘Kasten öldürme’ suçundan müebbet, ‘Ruhsatsız silah bulundurma’dan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis, fırında bekleyen M.T.E.’nin koluna kurşun isabet ederek yaralanmasına neden olduğu gerekçesiyle de ‘Olası kastla silahla basit yaralama’ suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istendi.

“CAN HAVLİYLE ATEŞ ETTİM”

İddianamede ifadesine yer verilen Lütfullah Tüysüz, “Osman Tüşümel’i gıyabında tanırdım. Kendisi beni tanımazdı. Olaydan bir gün önce Osman Tüşümel’in oğluyla tartıştık. Olay günü de fırında karşımdaki kişinin silahını çıkarıp ateş edeceğini düşünemedim. 2 silahını görünce kendimi korumak amacıyla can havliyle ateş ettim. Böyle bir şeyin olmasını istemezdim. Üzgünüm. Olayın nasıl olduğunu anlamadım. Şoka girdim. Bacağıma aldığım kurşunlarla ağrı ve yanma hissedince can havliyle silahımı ateşledim. Her şey bir anda oldu. Panik oldum” dedi.

İDDİANAME İADE EDİLDİ

İddianamenin geldiği ağır ceza mahkemesi, fırındaki çatışma sırasında koluna kurşun isabet eden M.T.E.’nin yaralanmasının ateşli silahtan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, eğer silah yaralanması ise hangi silahtan çıkan kurşun sonucu yaralandığının tespit edilmesi için ilgili kolluk biriminden bilgi alınmasını isteyerek, dosyayı yeniden Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı’na iade etti ve söz konusu eksikliklerin tamamlanmasını istedi. Polis, M.T.E.’nin koluna isabet eden kurşunun hangi silahtan çıktığını inceleyecek.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/firindaki-kanli-duellonun-iddianamesi-iade-edildi/feed/ 0
Kuyumcu soygununda bagaja kilitlenen taksici: 1 dakika bile 1 gün gibi geldi https://www.foxhaber.com.tr/kuyumcu-soygununda-bagaja-kilitlenen-taksici-1-dakika-bile-1-gun-gibi-geldi/ https://www.foxhaber.com.tr/kuyumcu-soygununda-bagaja-kilitlenen-taksici-1-dakika-bile-1-gun-gibi-geldi/#respond Mon, 10 Jun 2024 21:45:42 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8135 Giresun’da gerçekleşen olay, 18 Nisan saat 11.00 sıralarında Bulancak ilçesi Bulancak Mahallesi, Şemsettin Caddesi’ndeki H.G.’ye ait ‘Gündoğdu’ isimli kuyumcu dükkanında meydana geldi. Maskeli 2 şüpheli, silahla geldikleri iş yerindekileri etkisiz hale getirip, aldıkları bir miktar altını, ellerindeki çantalara doldurdu. 

Çevrede rastgele silahla ateş eden şüpheliler, soygun öncesi gasbettikleri taksiyle kaçtı. İhbar üzerine bölgeye polis, jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Samet T. (17) ve Serdar C. (17) oldukları belirlenen şüpheliler, çaldıkları altınlarla yakalandı. Olay yerinde yapılan incelemede, kuyumcu dükkanı önündeki seyyar simitçinin cam tezgahına kurşun isabet ettiği belirleyen ekipler, şüphelilere yardım eden Ethem Bakar’ı (53) da gözaltına aldı. Ele geçirilen altınlar da işletme sahibine teslim edildi.

RASTGELE ATEŞ AÇTILAR

Güvenlik kamerası görüntülerinde ise yüzleri kar maskeli şüphelilerin birinin elinde av tüfeği, diğerinin de elinde tabanca olduğu, iş yerine girişte birinin silahla rastgele ateş ettiği, kuyumcudaki çalışanın ellerini başına doğrultarak çömeldiği ve vitrine yönelen soygunculardan birinin altınları çantaya doldurduğu yer aldı. 

Aldıkları 4,5 kilo altın ile yakalanan şüphelilerin soygun öncesi gasbettikleri taksinin sürücü Rıfkı Yavuz’u darbedip, koli bandıyla ağzı, el ve ayaklarını da bağlayarak, aracın bagajına kilitledikleri belirlendi. Yaralı sürücü, hastanedeki tedavisi sonrası taburcu edildi. Maskeli ve silahlı soygunla ilgili gözaltına alınan 3 şüpheli, emniyette tamamlanan sorguları sonrası sevk edildikleri Bulancak Adliyesi’nde ‘nitelikli yağma’ ve ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından tutuklandı.

CUMA MESAJINDA HELAL KAZANÇ VURGUSU

Tutuklananlardan Ethem Bakar’ın, sosyal medya hesabından dürüstlük ve helal kazancın önemine değinerek cuma günü kutlama paylaşımı yaptığı ortaya çıktı. Bakar, kendi fotoğrafıyla yaptığı paylaşımda “Ey iman edenler, yapacağınız hayırları helal kazançlarınızdan yapın, haram ve yalandan elde ettiğiniz hayrın size sevabı olmaz. Cuma gününün hayrı bereketi üzerinize olsun, hayırlı cumalar” ifadelerinde bulundu.

‘ANAHTARI VERMEZSEM BENİ ÖLDÜRECEKLERİNİ SÖYLEDİLER’

Aracın bagajına kilitlenen sürücü Rıfkı Yavuz da yaşadığı korku dolu anları anlattı. İlçede 30 yıldır taksicilik yapan Yavuz, “Durağı telefonla aradılar, numarayı yanıma aldım hareket ettim, adrese vardığımda şahıs yolun kenarındaydı. Durdum araca yanıma bindi, kontaktan anahtarı aldı. Sonra kar maskeli başka şahıs geldi. Tüfek ve tabanca kabzasıyla kafama vurdular bana elimi, ayakları bağladılar, ağzımı koli bantlayıp, bagaja kilitlediler. Taksiyi alarak o soygun yapılan yere gittiler. Soygun sonrası mahalle arasında beni ve aracı bırakıp kaçtılar. O anlarda anahtarı vermezsem beni öldüreceklerini söylediler. Elimi bir şekilde çözmeyi başardım. Onlar gidince ayaklarımı da çözdüm. Biraz yürüdüm, çevredekilerden yardım istedim, durağa haber verdim. Polis ve sağlık ekipleri geldi” dedi.

’1 DAKİKA 1 GÜN GİBİYDİ’

Taksisinde öldürülmekle tehdit edildiğini anlatan Yavuz, “Böyle bir şeyi ilk kez yaşadım; çok kötü bir durum. O an ölüm gözümün önüne geldi. Kafama yüzüme vurdular. Bu olay sonrası ister istemez arkadaşlarda bir tedirginlik oldu. Yaptığımız iş basit bir iş değil. Allah kimseye vermesin. Bagajda ne kadar süre kaldım bilmiyorum. 1 dakika bile bana 1 gün gibi geldi. Zor bir durum, adamların ne yapacağını bilmiyorsun, ellerin, ayakların bağlı. Ufak ses olsa adamlar tüfekle öldürmekle tehdit ediyorlardı” diye konuştu. 

TAKSİNİN LASTİĞİNİ PATLATAN ESNAF KONUŞTU

Soygunda taksinin, fazla uzaklaşmaması için lastiğe bıçak saplayan esnaf Taner Karabaş da yaşadıklarını anlattı. Karabaş “Maskelilerdi, silah sesli duydum. Kimsenin müdahale etme şansı yoktu. Müdahale etmeye kalkışanların da direkt üzerlerine doğru ateş açtılar. Kafamda onları durdurmayı planladım; görüş açılarından çıkıp, onların hareket etmesini bekledim. Aklıma lastiği patlatmak geldi, fazla uzaklaşamazlar diye. Araca bindiklerinde aniden yanımdaki bıçakla lastiği kestim” ifadelerini kullandı. 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kuyumcu-soygununda-bagaja-kilitlenen-taksici-1-dakika-bile-1-gun-gibi-geldi/feed/ 0
Üniversiteli gence tahta kaşıkla cinsel saldırı, işkence ve şantaj! 203 yıl hapis cezası istendi https://www.foxhaber.com.tr/universiteli-gence-tahta-kasikla-cinsel-saldiri-iskence-ve-santaj-203-yil-hapis-cezasi-istendi/ https://www.foxhaber.com.tr/universiteli-gence-tahta-kasikla-cinsel-saldiri-iskence-ve-santaj-203-yil-hapis-cezasi-istendi/#respond Sun, 26 May 2024 21:48:44 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7722 Azerbaycan uyruklu üniversite öğrencisi Ali S.K., dahil olduğu uyuşturucu çetesine ait tabancayı geçen yıl nisan ayında Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi kampüsünde yere düşürdü. 

Polis ekipleri silaha el koyup, Ali S.K.’yi arama çalışması başlattı. Çetenin üyeleri, silahı düşürüp kendilerini riske attığı için Ali S.K.’ye, işkence yaptı. Tahta kaşıkla cinsel saldırıya da maruz kalan Ali S.K., öldürülmek üzereyken 3 Mayıs’ta kaçıp polise sığındı. 

Ali S.K. çetenin ilişkilerini ve bağlantılarını polise anlattı. Ali S.K.’nin sunduğu deliller ve ifadeler ışığında polis ekipleri operasyon düzenledi.

Operasyonda gözaltına alınan 8 kişiden Ayhan Küçükdere, oğlu Samet Küçükdere ve Mehmet Can Arslaner tutuklandı. 3 kişi savcılık ifadesinin ardından, H.C. ve F.O. ise adli kontrolle serbest bırakıldı. Ali S.K., polis ekiplerinin refakatinde memleketi Azerbaycan’a gönderildi.

İDDİANAMADE TOPLAM 203 YIL HAPİS İSTENDİ

Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmasını tamamlayarak, 6 kişi hakkında iddianame hazırladı.

İddianamede Ali S.K.’nin Gaziantep’te bulunduğu sırada Ayhan Küçükdere, oğlu Samet Küçükdere, Mehmet Can Aslaner ve F.O.’nun kendisini zorla tutarak aralıklarla darp ettiğini söyledi.

Daha sonra Zonguldak’a getirildiğini anlatan Ali S.K., burada da dayağa maruz kaldığını, kolunun kırıldığını, tutsak gibi tutulduğunu ve pasaport ile telefonlarının elinden alındığını ifade ederek şikayetçi oldu.

Tutuklu sanıklar Ayhan Küçükdere, oğlu Samet Küçükdere ve Mehmet Can Arslaner hakkında ‘Birden fazla kişiyle birlikte konutta silahlı yağma’, ‘Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘Eziyet etme’ ve ‘Nitelikli cinsel istismar’ suçlarından 52’şer yıl, tutuksuz sanıklar F.O. (36), H.C. (36), Y.A. (40) ‘Hürriyeti yoksun kılma’ suçundan 14’er yıl ve F.O. hakkında ayrıca ‘Eziyet etme’ suçundan 5 yıl olmak üzere toplamda 203 yıl hapis cezası istendi.

Ayrıca iddianamede Ali S.K.’nin banyoda uğradığı cinsel saldırının kayda alındığı 6 dakika 40 saniye ve 2 dakika 7 saniyelik 2 videodan bahsedildi.

‘BİR ÇOCUĞA BAK BİR ŞİŞEYE BAK’

Zonguldak 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada tutuklu sanıklar Mehmet Can Aslaner, Samet Küçükdere, başka suçtan tutuklu Y.A., tutuksuz H.C. ve sanık avukatları salonda hazır bulunurken tutuklu Ayhan Küçükdere ile başka suçtan tutuklu F.O. SEGBİS ile duruşmaya katıldı.

Ali S.K.’nin G.T. ve kendisinden uyuşturucu almak için önden para aldığını ve parayı harcadığını bunun üzerine tartıştıklarını G.T.’nin de Ali S.K.’yi dövdüğünü, o esnada S.K.’nin de G.T.’ye bazı bilgiler verdiğini anlatan Mehmet Can Aslaner, şöyle konuştu:

-Ali yanımızda uyuşturucudan nemalanmak bedava içmek için bulunuyordu. Zorla tutulmuyordu. Bir akşam uyuşturucu içerken Ayhan, Ali’nin G.T.’ye Samet’in eşi ve çocuklarının yerini söylediğini de öğrenip sinirlenmiş.

-Ayhan, Ali’ye ‘Seni öldüreceğim ya buradan aşağıya atacağım ya da 2,5 litrelik kola şişesine oturacaksın’ demiş. Biz Samet’le eve gelince bunları Ayhan anlattı.

-Ayhan, Ali’ye ‘seçtin mi’ diye sordu. Ali de ‘Yeter ki beni dövmeyin ben yaptıklarımdan pişmanım. Şişeye oturmaya razıyım’ dedi. Ben de Ayhan’a ‘bir çocuğa bak, bir şişeye bak bu şişe çocuğa girmez’ dedim. Samet bunları duymadı, başka odadaydı. Ayhan bu esnada bir kaşık tutup ‘o zaman bu kaşığa oturacak’ dedi.

-Ayhan kaşığı gösterince Ali banyoya geçti. Videodaki olaylar oldu. Videoyu Ayhan çekti. Ali’nin kafasına silah dayayan bendim. Videoda başka biri yoktur. Ben Ali’ye videodaki eylemleri yaptım bir de beraber alkol içerken ‘İnsan kaşığa oturmayı ister mi’ diyerek dövdüm.

-Aslaner, Ayhan Küçükdere’nin ‘Ali’nin babasını arayıp 500 bin lira ver yoksa oğlunu öldüreceğim’ dedikten sonra Ali’yi kurtarmak için bazı yakın arkadaşlarıyla avukat tutma ve bilet parası ayarlayıp kaçırma planı yaptıklarını da söyledi.

Aslaner, Ali S.K.’nin zorla tutulmadığını kendisinin de zorla telefonunu almadığını öne sürdü.

‘MEHMET CAN SİLAH ÇEKTİ’

Otomobil almak için Zongudak’a geldiğini, beraber kaldıkları Aslaner’in ailesinin yerini düşmanlarına söylediği için Ali S.K.’ye sinirlendiğini, olayların Zonguldak’a ilk geldiklerinde olduğunu öne süren Ayhan Küçükdere, ise şunları söyledi:

-Mehmet Can ‘Çocuklarımın adresini düşmanlarıma verdi. Ali’yi cezalandıracağım’ dedi. Ali’ye ‘bana namussuzluk yaptın, geç banyoya’ dediği sırada ben ‘gerek yok’ dedim. Ayağa kalkıp silahını çekip kurdu.

-Ali’ye doğrultup ‘Banyoya geç’ dedi. Bana da ‘abi kayda alır mısın’ dedi. Silahı doğrulttuğu için korktum, kabul etmek zorunda kaldım. Ali korku içindeydi. Mehmet Can tahta kaşığı Ali’nin önüne atarak ‘bunu kendine sokacaksın’ dedi. Mehmet Can ‘seni öldüreyim mi’ diyordu ben de ‘gerek yok’ diyordum.

-Ali’nin üstünde sigara da söndürdü. Videoda Ali ‘Ayhan abi affet’ diyordu ama niye böyle dedi bilmiyorum. Sanırım benden bir umut bekledi. Sonra hiçbir şey olmamış gibi muhabbete devam ettiler.

-Biz Antep’teyken Ali yanımıza geldi. Daha sonra araba almak ve Mehmet Can ile Ali’yi bırakmak için yine Zonguldak’a gittik. Ali burada arabadan 450 bin lira para çaldı. Ali’yi ararken akşam panik halinde eve geldi. Parayla uyuşturucu ve silah aldığını ama okulda düşürdüğünü anlattı. Ali’yi yanımda zorla götürmedim.

-Paranın hepsini harcadığını düşünmüyordum. Paramı geri almak istiyordum. Ali benim telefonumdan babasını arayıp para istedi babası da ‘senin gibi oğlum yok’ dedi. Ali kendi kendine kaçtı gitti. Ben de paramı bulmak için peşinden koştum. Bulamadık.”

Ali S.K.’yi darbetmediğini öne süren Samet Küçükdere ise suçlamaları reddetti. Diğer 3 sanığın da duruşmada ifadesi alınırken Ali S.K.’nin 2 arkadaşı ve üniversitenin güvenlik görevlisi tanık olarak dinlendi. 2 tanık Aslaner’in Ali S.K.’yi kurtarmayla ilgili planlarını kendilerine anlattığını söyledi.

CİNSEL SALDIRIDAN DA TUTUKLANDILAR

Mahkeme heyeti, tutuklu bulunan Mehmet Can Aslaner ve Ayhan Küçükdere’nin cinsel saldırı suçundan da tutuklanmalarına, Samet Küçükdere’nin ise tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Duruşma Ali S.K.’nin Türkiye’de kullandığı Azerbaycan numarasının hangi telefonlarda kullandığının tespitinin beklenmesi ve eksik hususların giderilmesi için ileri bir tarihe ertelendi. 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/universiteli-gence-tahta-kasikla-cinsel-saldiri-iskence-ve-santaj-203-yil-hapis-cezasi-istendi/feed/ 0
Bakan Güler: Ayak basmadık yer bırakmayacağız https://www.foxhaber.com.tr/bakan-guler-ayak-basmadik-yer-birakmayacagiz/ https://www.foxhaber.com.tr/bakan-guler-ayak-basmadik-yer-birakmayacagiz/#respond Sat, 25 May 2024 21:49:02 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7686 Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ile gittiği Şanlıurfa’da bayramlaşma sonrası toplantı gerçekleştirdi.

20. Zırhlı Tugay Komutanlığı’nda gerçekleştirilen video telekonferans toplantısında, yurt içinde ve sınır ötesinde görev yapan birliklerin komutanlarına seslenen Güler şunları söyledi:

-Bugün, hep birlikte bir bayrama daha ulaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu güzel bayram gününde, sizlerle birlikte bulunmaktan büyük mutluluk duyduğumu belirtmek istiyorum.

-Bayramlar; mutlulukların paylaşılarak arttığı, geleneklerin yaşatıldığı, toplumsal dayanışmanın derinden hissedilerek birlik ve beraberlik ruhunun güçlendiği çok özel ve çok anlamlı günlerdir. Bu vesileyle Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyor; sevdiklerinizle birlikte sağlık, huzur ve mutluluk dolu nice bayramlar geçirmenizi temenni ediyorum.

-Küresel ve bölgesel düzeyde kritik gelişmelerin yaşandığı bu hassas dönemde artan risk, tehdit ve tehlikeler karşısında ülkemizin ve asil milletimizin güvenliğini sağlamak, hak ve menfaatlerimizi korumak için azim ve kararlılıkla çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

“ÖRGÜTÜN HAREKET KABİLİYETİ BİTME NOKTASINDA”

-Yurt içinde ve sınır ötesinde icra edilen başarılı operasyonlar ile terör örgütüne ağır darbe vurulmuş; artık, örgütün hareket kabiliyeti bitme noktasına gelmiştir.

-Bunda bütün pay, aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimizle birlikte kahraman Mehmetçiklerimize aittir. Şu ana kadar büyük bir başarıyla sahada tesis ettiğimiz kontrolün geliştirilmesi ve genişletilmesi, terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sıfırlanması için gözümüzün değmediği, ayağımızın basmadığı yer bırakmayacağız.

-Kahraman ordumuzun son bir asrın en kapsamlı, en yoğun ve en etkili faaliyetlerini gerçekleştirdiği bu hassas dönemde, terörle mücadele ile birlikte hudutlarımızı da personel sayısı ve teknolojik bakımından en yoğun, tedbirlerle sağlıyoruz.

-Mavi ve gök vatanımızda hak ve menfaatlerimizin korunmasına yönelik faaliyetlerimizi de başarıyla sürdürüyoruz.

-Bu faaliyetlerimizle eş zamanlı olarak; karada, denizde ve havada bugüne kadarki en kapsamlı tatbikatları icra ediyor; her geçen gün yenilerini envantere kazandırdığımız yerli, millî ve modern savunma sanayi ürünü silah sistemleriyle, şanlı ordumuzun imkân ve kabiliyetlerini sürekli geliştiriyoruz.

“BARIŞ VE İSTİKRARA KATKI SAĞLIYORUZ”

-Çatışma ve ihtilafların çevrelediği bölgenin tam kalbinde yer alan ülkemiz, krizlerin ve sorunların çözümüne yönelik Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde önemli girişimlerde bulunmaktadır.

-Bu kapsamda; Karabağ’da, Libya’da, Ukrayna- Rusya Savaşı’nda, Ortadoğu’daki ve yakın coğrafyamızdaki birçok sorunun çözümünde yoğun gayretler sarf ederek büyük ve kıymetli inisiyatifler üstlendik, üstleniyoruz.

-Türk Silahlı Kuvvetleri olarak bizler de başta Kıbrıs ve Azerbaycan olmak üzere kardeş, dost ve müttefik ülkelerin haklı davasına destek veriyor; küresel ve bölgesel güvenlik, barış ve istikrara katkı sağlıyoruz.

-Tüm bu girişim ve faaliyetler, Türkiye’nin küresel bir aktör hâline dönüştüğünü, uluslararası müzakere masalarının ve güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir üyesi hâline geldiğini, ordumuzun da dünyanın en güçlü, en etkin ordularından biri olduğunu en açık şekilde ortaya koymaktadır.

-Bugün Türkiye olarak ulaştığımız bu üstün seviyeyi, Silahlı Kuvvetler olarak aynı anda birçok görevi başarıyla icra edebilme kabiliyetimizi çok iyi idrak etmemiz gerekmektedir.

-Bu başarı hikâyesinde sizler de çok önemli bir rol üstlenmektesiniz. Sizlerin de gayretleriyle şu ana kadar her alanda elde ettiğimiz başarıların korunması ve daha yüksek seviyelere çıkarılması temel önceliğimizdir.

-Türk Silahlı Kuvvetlerimizin bölgesinde ve dünyadaki seçkin ve saygın konumunu muhafaza edebilmesinde şüphesiz ki en önemli unsur, sahip olduğumuz insan kaynağımızdır. Siz kahraman silah arkadaşlarım da piramidin en üst çatısında yer alan komutanlar olarak ordumuzun öncüsü ve liderleri konumundasınız.”

 

 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bakan-guler-ayak-basmadik-yer-birakmayacagiz/feed/ 0
AKP’li üç vekilin ruhsat talebi Vali’yi çileden çıkarttı https://www.foxhaber.com.tr/akpli-uc-vekilin-ruhsat-talebi-valiyi-cileden-cikartti/ https://www.foxhaber.com.tr/akpli-uc-vekilin-ruhsat-talebi-valiyi-cileden-cikartti/#respond Wed, 01 May 2024 21:12:41 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6788 Diyarbakır’da AKP’li milletvekillerinin 6136 sayılı ateşli silahlar kanununda belirtilen kriterleri taşımadıkları halde kendi yandaşları için Diyarbakır Valisi Ali İhsan Su’yu gün aşırı aramaları Vali’yi bile çileden çıkardı. AKP’li vekillerin kentteki genç nüfusun işsizliğine çözüm bulmak, yılan hikâyesine dönen Şanlıurfa-Diyarbakır otobanı için ulaştırma bakanlığı nezdinde girişim başlatmak ve yabancı yatırımcıları kente çekmek, fabrika kurulması için girişimlerde bulunmak yerine, sadece silah ruhsatı için Vali’den talepte bulunmaları tepkilere neden oldu. Yaklaşan seçim öncesi AKP’li üç milletvekilinin referansıyla yüzlerce taşıma silah ruhsatının imzalandığı ortaya çıktı.

Galip Ensarioğlu

Diyarbakır’da 14 Mayıs seçimlerinde AKP listelerinden milletvekili seçilen Galip Ensarioğlu, Ulu Camii eski imamı Mehmet Sait Yaz ile Meclis bahçesinde mangal yakarak vekillere ciğer partisi düzenlediği için adı ‘Ciğerci Vekil’e çıkan ve tepkiler üzerine “Ben ağa kızıyım” diyen Suna Kepolu’nun vekil seçildikleri günden bu yana kente yatırımlar başta olmak üzere kamu yararına dönük girişimde bulunmamaları dikkat çekti.

Mehmet Sait Yaz

VALİ TELEFONLARDAN RAHATSIZ

Üç vekilin de yandaşlarına silah taşıma ruhsatı alabilmek için yoğun mesai harcadıkları belirtildi. Milletvekillerinin seçim bölgesi olan Diyarbakır ve ilçelerine geldiklerinde kendilerine refakat eden, araç konvoyu oluşturup adeta amigoluk yapan yandaşlarına silah taşıma ruhsatı alabilmek için Vali Ali İhsan Su’yu yoğun biçimde aradıkları, Vali Su’nun da bu durumdan rahatsızlık duyduğu öğrenildi.

Suna Kepolu

VEKİLLERE VALİ’Yİ ARATTIRIYORLAR

Silahlanma çılgınlığının her geçen gün arttığı ve bir o kadar da suç patlamasının yaşandığı Diyarbakır’da, 6136 sayılı ateşli silahlar kanununda belirtilen kriterleri taşımadıkları halde ruhsat alabilmek için Emniyet Müdürlüğü silah ruhsat şubesine başvuru yapan AKP’li yandaşların, dosyalarını teslim ettikten sonra milletvekilleri üzerinden Vali’yi arattırdıkları, Vali’nin de özel kalem müdürlüğü aracılığıyla emniyet müdürlüğü silah ruhsat şubesini arayarak isim listesine göre silah taşıma ruhsatıyla ilgili dosyaları emniyet müdürlüğünden imzalamak için istediği öğrenildi.

‘REFERANSI’ OLMAYAN 10 AYDIR BEKLİYOR

Üç milletvekilinin de gün aşırı silah ruhsat talebinin ardı arkası kesilmemesi valiyi de çileden çıkardı.

Milletvekillerinden referanslı olmayanların ise silah taşıma kriterlerini taşıdıkları halde ruhsatlarının imzalanmadığı ve bazılarının dosyalarının 6 ila 10 aydan beri emniyet müdürlüğünde bekletildiği bildirildi.

SİLAHLANMA ÇILGINLIĞINA ÇANAK TUTUYORLAR

Silah ruhsatı için her yıl çok sayıda kişinin AKP’li milletvekillerinin aracılığıyla Vali’den onay alarak silah taşıma ruhsatı edindikleri bildirildi. Bu durum kentte başta AKP’li seçmenler olmak üzere vatandaşların da tepkisine neden oldu. İnsanların ekmeğe muhtaç hale geldiği, enflasyona bağlı alım gücünün düştüğü kentte gençlerin işsizlik nedeniyle birçok kriminal suça bulaşmasına bir çözüm bulmak yerine milletvekilerinin silahlanma çılgınlığına çanak tutarak Vali’yi aramaları tepki çekti.

YOL 2035’E KALDI, VEKİLLER SİLAH DERDİNDE

Vatandaşlar “Bir milletvekilinin işi yandaşlarına silah ruhsatı imzalatmak değildir. Bu millet onlara oy verdiyse önce kahvehane köşelerinde çaresiz gelecekten umudu olmayan gençlere çözüm olsunlar. Bu kadar halktan kopuk yaşamasınlar. Bu memleketin tek sorunu yandaşlarının beline silah takmaları değildir” diyerek tepki gösterdi.

Bu arada Diyarbakır’a gelmesi beklenen Otoban projesinin de Ulaştırma Bakanlığı’nın soru önergesine verdiği yanıtla 2035 yılı yatırım programına alındığı öğrenildi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/akpli-uc-vekilin-ruhsat-talebi-valiyi-cileden-cikartti/feed/ 0
Taksici Oğuz Erge cinayetinde yeni detay https://www.foxhaber.com.tr/taksici-oguz-erge-cinayetinde-yeni-detay/ https://www.foxhaber.com.tr/taksici-oguz-erge-cinayetinde-yeni-detay/#respond Fri, 19 Apr 2024 21:15:31 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6295 İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Aysal’a “nitelikli kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, “nitelikli yağma”dan 14 yıl 10 ay ile “ruhsatsız silah taşıma”dan 2 yıl 10 ay hapis cezası verilen hükmün gerekçeli kararı açıklandı.

SİLAH TAVAN ARASINDA KOVANLAR ÇÖPTE BULUNDU

Cinayete ilişkin detaylı bilgiler anlatılan 16 sayfalık gerekçeli kararda; olayda kullanılan silahın sanığın evindeki banyoda tavan arasında, Delil Aysal’ın taksi içerisinden aldığı boş kovanların da mutfakta çöp kovasında bulunduğu aktarıldı.

İddianame, savcının mütalaası, sanığın ifadesi, sanık ile maktul arasında geçen konuşmalar, tanık ifadeleri ve otopsi raporu gibi tüm ayrıntılar da gerekçeli karara eklendi.

SİLAHA 3 MERMİ KOYMUŞ

Mahkeme heyeti kararında, sanığın baştan itibaren yüzünü maskeyle gizlemek, başını kapüşon ile kapatmak suretiyle üzerinde taşıdığı ruhsatsız tabancanın şarjörüne 3 mermi koymak ve maktulün sırt kısmına gelecek şekilde yağma suçunun işlenmesini kolaylaştırmak için “öldürmek” kastıyla ateş ettiğine vurgu yaptı.

Olayda kullanılan silahın sanığın evindeki banyoda tavan arasında, Delil Aysal’ın taksi içerisinden aldığı boş kovanların da mutfakta çöp kovasında bulunduğu gerekçeli kararda belirtildi.

Ateş etmenin asıl amacının maktulün araç içerisinde bulunan cep telefonu ve kulaklığı almak olduğu kaydedilen gerekçeli kararda şu değerlendirmelere yer verildi:

“SUÇLULAR BERAAT EDERSE ADALET HÜKÜM GİYER”

“Bu olaydan sonra ortaya çıkan görüntü ve ses kayıtları sanığın olayın başlangıcından itibaren yağma suçunu işlemek amacıyla hareket ettiğinin kabulünü gerektirmektedir ayrıca sanığın suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilmemiştir.

Yargılamada amacın mutlak gerçeklik değil mutlak gerçekliğe olabildiğince yaklaşmak umuduyla maddi gerçeklik olduğu bilinerek, başkaca araştırma yapılmasının davanın esasına etki etmeyeceği gibi usul ekonomisine de uygun düşmeyeceği anlaşılmış ve başkaca araştırma yapılmamıştır.

‘Suçlular beraat ederse adalet hüküm giyer’ cümlesinden yola çıkarak dosyadaki delillerle hüküm kurulmuştur.”

Mahkemenin kararında, sanığın eylemi sonrası herhangi bir nedametinin (pişmanlık) görülmemesi nedeniyle indirim uygulanmadığına da dikkat çekildi.

NE OLMUŞTU?

Taksi şoförü Oğuz Erge, 31 Ocak’ta saat 03.30 sıralarında Buca Gediz Mahallesi’nden kapüşon ve cerrahi maske takan, Gaziemir’e gideceğini söyleyen Delil Aysal’ı (19) aracına almıştı. Taksi, Gaziemir Belediyesi yakınlarında, Aysal’ın arka koltuktan tabancayla üç el ateş ettiği Erge ağır yaralanmış, kaldırıldığı İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hayatını kaybetmişti.

Erge’nin üzerindeki ve aracındaki para ile eşyayı alarak kaçan şüpheli, polisin olay yeri ve çevresindeki 70 güvenlik kamerasının kaydettiği yaklaşık 110 saatlik görüntüyü incelemesiyle Buca’da saklandığı adrese düzenlenen operasyonla yakalanarak, tutuklanmıştı.

Olay öncesi, sırası ve sonrasında yaşananları ise araç içi kamerasının kaydettiği ortaya çıkmıştı. Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesince hazırlanan raporda Delil Aysal’ın cezai ehliyetinin tam olduğu belirlenmişti.

8 Mart’ta yapılan yargılamada, mahkeme heyeti, sanığın “nitelikli kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, “nitelikli yağma”dan 14 yıl 10 ay ile “ruhsatsız silah taşıma”dan da 2 yıl 10 ay hapse çarptırılmasına karar vermişti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/taksici-oguz-erge-cinayetinde-yeni-detay/feed/ 0
Banu Parlak’ın güzellik merkezinin kurşunlanması davasında ifadeler ortaya çıktı https://www.foxhaber.com.tr/banu-parlakin-guzellik-merkezinin-kursunlanmasi-davasinda-ifadeler-ortaya-cikti/ https://www.foxhaber.com.tr/banu-parlakin-guzellik-merkezinin-kursunlanmasi-davasinda-ifadeler-ortaya-cikti/#respond Mon, 15 Apr 2024 21:18:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6137 Kara para aklama ve vergi kaçakçılığı suçlarından tutuklanan Engin ve Dilan Polat çifti hakkında, Banu Parlak’ın güzellik merkezine düzenlenen silahlı saldırıyı azmettirdikleri gerekçesiyle ikinci bir tutuklama kararı verilmişti.

Silahlı saldırıya ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı ve Dilan, Engin ve Sezgin Polat’ın ‘birden fazla kişiyle birlikte silahla tehdit suçunu azmettirme’, ‘Mala zarar vermeye azmettirme’ suçlarından toplamda ayrı ayrı 8 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.

Düzenlenen iddianameye ilişkin ise yeni detaylar ortaya çıktı.

“BANU PARLAK’I VURMAM KARŞILIĞINDA 2 MİLYON TL DEĞERİNDEKİ BAYİLİK TEKLİF EDİLDİ”

Soruşturma aşamasında tanık olarak dinlenen Halil İbrahim Kalkan, şöyle konuştu:

-2017 yılında Sezgin Polat’a 500 bin TL borç vermiştim. Bu parayı geri alamadım. 2023 yılı başlarında Sezgin Polat, oğlu Engin Polat ve gelini Dilan Polat’a ait güzellik merkezlerinin bir bayiliğini borca mahsuben bana vereceğini ancak kendilerine ticari hayatta zorluk çıkartan Banu Parlak isimli şahsın vurulması gerektiğini, Banu Parlak’ı vurmam halinde 2 Milyon TL değerindeki bayiliği bana karşılıksız vereceğini söyledi.

-Bu teklifi kabul etmedim. Paramı istemeye devam edince de bu şahıslar beni ayağımdan vurdu. Yaralanmama ilişkin gerekli müracaatlarda bulundum. Vurulduktan sonra Banu Parlak bana sosyal medyadan ulaştı.

-Dilan Polat ve Engin Polat’tan şikayetçi olacağını belirterek ‘Bana şahitlik eder misin? diye sordu.

-Şahitlik yapacağımı söyledim. Ancak Banu Parlak bu konuyu basına yansıtarak, beni de televizyonlara çıkartıp gazeteciler ile muhatap etti. Normal şartlarda Banu’yu tanımam. Bu zamana kadar bir ilişkim olmadı. İş yerinin kurşunlandığını sosyal medyadan öğrendim. Arayıp ‘geçmiş olsun’ dedim. Kimin yaptığına dair bir fikrim yok.

“BERATCAN’IN 200’E YAKIN ADAMI VAR”

Daltonlar çetesi lideri Beratcan Gökdemir’i 2015 yılından beri tanıdığı söyleyen sanık Batuhan İnci, savcılıktaki savunmasında, “Bildiğim kadarıyla Beratcan’ın 200’e yakın adamı vardır. Kendisi yurtdışındadır. En son bildiğim kadarıyla Gürcistan’daydı. Eskiden beri bağlantımız olduğu için ihtiyacım olduğunda bana para gönderirdi. Olaydan bir gün önce Beratcan ile bir uygulama üzerinden görüştük. Maddi sıkıntımın olduğunu söyleyince ‘Sana bir iş vereceğim’ dedi. Boş bir dükkana silahla ateş etmem karşılığında para vermeyi teklif etti. Cezaevinden yeni çıktığım için doğrudan bu işlere karışmak istemiyordum. Arkadaşlarım Yunus Emre ve Nizamettin bu işi yapabileceklerini söylediler. Beratcan konum bilgilerini gönderdi motosikletin ve silahı teslim alınacağı noktayı da bildirdi. Ben evdeydim onlar eylemi gerçekleştirmeye gittiler. Geldiklerinde onların anlattığına göre silah kurusıkıdan bozma olduğu için ilk atıştan sonra mermi yamulmuş korkup kaçmışlar. Ortalık sakinleştikten sonra tekrar gidip 4 el daha ateş etmişler. Olayın iki parça olmasının sebebi bundan ibarettir” dedi.

“SİLAH TUTUKLULUK YAPTI”

Ateş etme eylemini gerçekleştiren Nizamettin Bilgili ise, “Yunus Emre bana bir iş yerinin kurşunlama işi olduğunu söyledi. ‘Paraya ihtiyacın var mı?’ diye sordu. İhtiyacım olduğundan teklifi kabul ettim. Bana silah verdi. Yunus şoför konumundaydı, ben arka koltuktaydım. Gece saat 01.30 gibi iş yerinin önüne geldik bir el ateş ettim silah tutukluluk yaptı. Yunus işin tam olmadığını söyleyince saat 05.00 civarında tekrar gittik 4 el daha ateş ettim. İlk kurşunlamadan sonra işi yarım bırakmamak için tekrar gittik. İkinci olay yarım kalan ilk olayın devamıdır. Ben sadece para karşılığı bu işi yaptım” dedi.

TELEFONLAR İNCELENDİ

Öte yandan sanıkların yapılan telefon incelemelerinde, Daltonlar Çetesi’nin firari lideri Barış Boyun ve diğer çete üyelerinin birçok fotoğrafı, uyuşturucu, yüklü miktarda para ve silah fotoğraflarının da bulunduğu tespit edildi.

Ayrıca Onur Abiç’in telefonunda Gürcistan’da firari olduğu esnada öldürülen Barış Boyun’ın yakın adamlarından biri olan Emircan Yılmaz’ın fotoğrafının bulunduğu da görüldü.

Bir başka sanığın telefonun da ise Beratcan Gökdemir’in talimat içerir mesajları ve Banu Parlak’a ait fotoğrafların olduğu belirtildi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/banu-parlakin-guzellik-merkezinin-kursunlanmasi-davasinda-ifadeler-ortaya-cikti/feed/ 0
Mekan sahibine kurşun yağdırmıştı! Alay eder gibi ifade… https://www.foxhaber.com.tr/mekan-sahibine-kursun-yagdirmisti-alay-eder-gibi-ifade/ https://www.foxhaber.com.tr/mekan-sahibine-kursun-yagdirmisti-alay-eder-gibi-ifade/#respond Sun, 07 Apr 2024 21:18:20 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5788 İnegöl ilçesinde gece kulübü işletmecisi Arif Akcan’a, Osmangazi ilçesi, Kuruçeşme Mahallesi’nde 19 Haziran 2023’te saat 03.30 sıralarında Dikçeşme Sokak’tan yürüyerek Altıparmak Caddesi’ne çıktığı sırada yanına yaklaşan otomobilden ateş açıldı.

Otomobil olay yerinden uzaklaşırken, vücuduna 4 kurşun isabet eden Arif Akcan, kanlar içerisinde yere yığıldı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sevk edilen ambulansla Çekirge Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Akcan, kurtarılamadı. Olay yerinde yapılan incelemede çok sayıda boş kovan tespit edildi.

Olayla ilgili çalışma başlatan İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, çevredeki güvenlik kameralarını inceledi, görgü tanıklarının ifadelerine başvurdu. Yapılan araştırmada, otomobili kullananın Can Sır, ateş eden kişinin ise İlker Karagöz olduğu tespit edildi.

Şüphelilerden Can Sır, bir gün sonra Yıldırım ilçesi Bursa-Ankara kara yolu üzerinde yürürken, İlker Karagöz ise cinayetten 2 gün sonra, kaçtığı İnegöl’de anayol üzerindeki ağaçlıkta yakalanarak gözaltına alındı. Can Sır ile İlker Karagöz, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri adliyede çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Arif Akcan

CİNAYETİ İTİRAF ETTİ

Birçok suçtan kaydı bulunan ve cinayeti itiraf eden İlker Karagöz’ün, alkollü haldeyken tartışma çıkardığı gerekçesiyle Akcan’ın, İnegöl ilçesindeki gece kulübünden çıkarıldığını, bu nedenle onu Bursa’ya kadar takip edip, öldürdüğünü söylediği öğrenildi.
Ayrıca saldırı, bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde Akcan’ın, yolda yürürken arkasından gelen otomobilden ateş açıldığı ve yere yığıldığı görüldü.

“GÜRÜLTÜ YAPTIĞIM İÇİN DIŞARI ÇIKARDILAR”

Haklarında Bursa 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezası istemiyle dava açılan tutuklu sanıklar İlker Karagöz ve Can Sır’ın yargılanmasına başlandı. Mahkemede ilk kez ifade veren İlker Karagöz, olayın yaşandığı tarihte Arif Akcan’ın İnegöl ilçesinde işlettiği eğlence mekanından, gürültü yaptığı gerekçesiyle çıkartıldığını söyleyerek, “Arif Akcan’ın işlettiği içkili mekana, arkadaşlarımla eğlenmek için gitmiştim. Burada gürültü yaptığım gerekçesi ile bizimle tartıştılar ve bizi yaralayıp dışarı attılar. İş yerinden çıktıktan sonra, iş yerinin önünde Arif Akcan ile de tartıştık. Biz daha sonra oradan ayrıldık” dedi.

“CEBİMDE HOBİ AMAÇLI SİLAH TAŞIYORDUM”

Karagöz, mekandan çıkarıldıktan sonra başka bir yere eğlenmek için gittiğinde tesadüfen Arif Akcan’ı yolda gördüğünü ve kendisine 4 el ateş ettiğini belirterek şunları söyledi:

“Benim Arif Akcan’ın iş yerine gittiğimde, üzerimde hobi amaçlı taşıdığım tabancam bulunuyordu. Olay yerinden ayrıldıktan sonra, başka bir eğlence mekanında arkadaşım Can ile tesadüfen karşılaştık.

Ben başka bir suçtan cezaevine gireceğim için, son kez eğlenmek amacıyla o gece dışarıda vakit geçiriyordum. İnegöl’deki eğlence mekanları çok kalabalık olduğu için Bursa’ya gitmek istedim.

Eğlenmeye giderken tesadüfen Arif Akcan’ı, Altıparmak Caddesi’nde gördüm. Can’a silahı göstermeden, arabadan Akcan’a kızdığım için ateş ettim. Ailem var, çocuklarım mağdur oldu. Maddi durumumu göz önünde bulundurmanızı talep ediyorum ve tahliyemi istiyorum.”

“İLKER’İN SİLAHLA BİRİNİ VURACAĞINI BİLMİYORDUM”

Olay günü İlker Karagöz’ün içinde bulunduğu aracı kullanan Can Sır ise Arif Akcan ile aralarındaki husumetten haberi olmadığını söyleyerek, “İnegöl’de eğlence mekanları kalabalık olduğu için, İlker’in yönlendirmesi ile Bursa’ya gitme kararı aldık. Birlikte Altıparmak Caddesi’nde seyir halindeyken, İlker bana aracı yavaşlatmam gerektiğini söyledi. Ben de gireceğimiz mekana geldiğimizi düşünerek yavaşladım. O anda İlker Karagöz’de silah olduğunu fark etmemiştim. İlker bir anda cebindeki silahı çıkartarak rastgele ateş açtı. Olayın şoku ile kime neden ateş ettiğini anlamadım. İlker aracımı İnegöl’e sürmem gerektiğini ve kimseye bir şey söylemememi istedi. Korkudan eve gittim ve sonra yakalandım. Konu ile alakam yoktur. Beraatimi istiyorum” diye konuştu.

“SUÇTA KULLANILAN SİLAHIN DEĞERİ 200 BİN LİRA”

Maktul Arif Akcan’ın ailesinin Avukatı Büşra Öztürk Karaçam ise İlker Karagöz’ün hobi amaçlı taşıdığını söylediği silahın değerinin 200 bin lira olduğuna dikkat çekerek, “Sanığın ekonomik durumu ile bu silahı alması mümkün değildir. Sanık İlker Karagöz’ün hesabının araştırılmasını istiyoruz” dedi.
Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/mekan-sahibine-kursun-yagdirmisti-alay-eder-gibi-ifade/feed/ 0
Avrupa ülkeleri son 5 yılda silah ithalatını iki katına çıkardı https://www.foxhaber.com.tr/avrupa-ulkeleri-son-5-yilda-silah-ithalatini-iki-katina-cikardi/ https://www.foxhaber.com.tr/avrupa-ulkeleri-son-5-yilda-silah-ithalatini-iki-katina-cikardi/#respond Thu, 04 Apr 2024 21:21:29 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5622 Rusya-Ukrayna savaşı sonrası artan jeopolitik risklerin ardından Avrupa’da birçok ülke savunma yatırımlarını artırma kararı alırken, kıtanın silah ithalatı beş yılda neredeyse iki katına çıktı.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) küresel silah transferlerine ilişkin raporuna göre, Avrupa’da savaş uçakları, tanklar ve denizaltılar gibi silah ithalatı 2019-2023 döneminde 2014-2018 dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 94 arttı.

Avrupa’daki en büyük ithalatçı ise kıtanın toplam silah ithalatının yüzde 23’ünü gerçekleştiren Ukrayna oldu.

Rusya-Ukrayna savaşının başlamasından sonra Batılı ülkelerin Kiev’e askeri yardımlarının artmasıyla Ukrayna’nın, 2019-2023 yıllarında dünyanın dördüncü en büyük ithalatçısı olması dikkati çekti.

Rusya-Ukrayna savaşı küresel silah pazarını önemli ölçüde değiştirirken, Ukrayna için en önemli iki ihracat ülkesi, ithal edilen malların yüzde 69’unu sağlayan ABD ve yüzde 30’unu tedarik eden Almanya oldu.

ABD, 2019-2023 döneminde silah ihracatını 2014-2018 dönemine göre yüzde 17 artırarak, bu alandaki liderliğini korudu. Aynı dönemde Rusya’dan yapılan silah teslimatları ise yüzde 53 düştü. 2019-2023 döneminde 107 ülkeye silah satan ABD, bu alandaki “küresel silah tedarikçisi” rolünü artırarak son 5 yılda daha fazla ülkeye silah ihracatı yaptı.

RUSYA’NIN İHRACAT YAPTIĞI ÜLKE SAYISI GERİLEDİ

Rusya ise 2019 yılında 31 ülkeye önemli silahlar ihraç ederken, geçen yıl bu rakam 12 ülkeye geriledi. Rusya, en büyük iki silah tedarikçisinden biri unvanını Fransa’ya kaptırdı.

Fransa’nın silah ihracatı, söz konusu dönemde yüzde 47 artarken, bu ülke, kayıtların tutulduğu 1950’den beri ilk kez Rusya’nın hemen önünde ikinci en büyük silah ihracatçısı konumuna yükseldi. Fransa’nın silah ihracatında en büyük payı yüzde 42 ile Asya ve Okyanusya’daki ülkeleri alırken, ihracatın yüzde 34’ü Orta Doğu ülkelerine yapıldı.

SIPRI Silah Transferleri Programı’nın kıdemli araştırmacısı Pieter Wezeman, konuya ilişkin değerlendirmesinde, 800’e yakın savaş uçağı dahil olmak üzere sipariş edilen birçok yüksek değerli silahla birlikte Avrupa’nın silah ithalatının yüksek bir seviyede kalmasının beklendiğini belirterek, “Son iki yılda Avrupa’da hava savunma sistemlerine yönelik talebin de arttığını gördük. Bu talep Rusya’nın Ukrayna’yı havadan bombalamasından kaynaklandı.” ifadelerini kullandı.

BATI EN BÜYÜK SİLAH İHRACATÇISI

ABD ve Batı Avrupa ülkelerinin 2014-2018 döneminde yüzde 62 olan küresel silah ihracatındaki payının, 2019-2023 döneminde yüzde 72’ye yükselmesi de dikkati çekti.

Avrupa’nın en büyük ekonomisine sahip Almanya aynı zamanda küresel silah endüstrisindeki “Büyük Beşli”den birisi olurken, bu ülkenin silah ihracatı 2014-2018 dönemine kıyasla 2019-2023 döneminde yüzde 14 azaldı.

İSRAİL’İN SİLAH İHRACATININ YÜZDE 30’U ALMANYA’DAN

Küresel silah ihracatındaki payı yüzde 5,6 olan Almanya’nın, İsrail’in silah ithalatının yüzde 30’unu gerçekleştirdiği görüldü.

SIPRI’ye göre, Hindistan dünyanın en büyük silah ithalatçısı olurken, bu ülkenin silah ithalatı yüzde 4,7 arttı.

Suudi Arabistan 2019-2023 döneminde küresel silah ithalatının yüzde 8,4’ünü gerçekleştirerek dünyanın en büyük ikinci silah ithalatçısı oldu. Son 5 yılda silah ithalatı yüzde 396 artan Katar, dünyanın en büyük üçüncü silah ithalatçısı olarak kayıtlara geçti.

Orta Doğu ülkelerinin silah ithalatının yüzde 52’si ABD tarafından sağlanırken, bu ülkeyi yüzde 12 ile Fransa, yüzde 10 ile İtalya ve yüzde 7,1 ile Almanya izledi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/avrupa-ulkeleri-son-5-yilda-silah-ithalatini-iki-katina-cikardi/feed/ 0
Bir yılda 338 kadın öldürüldü https://www.foxhaber.com.tr/bir-yilda-338-kadin-olduruldu/ https://www.foxhaber.com.tr/bir-yilda-338-kadin-olduruldu/#respond Sat, 30 Mar 2024 21:36:13 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5390 Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu tarafından bugün yapılan basın toplantısında açıklanan rapora göre; öldürülen 338 kadından 96’sı boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak istemesi bahanesiyle, 15’i ekonomik bahanelerle, 1’i nefret bahanesiyle, 26’sı bunların dışındaki diğer bahanelerle öldürüldü.

8 Mart 2023 ile 8 Mart 2024 arasındaki bir yıllık raporun açıklandığı basın toplantısında konuşan platform temsilcisi Avukat Esin İzel Uysal, 248 kadının ise şüpheli şekilde ölü bulunduğunu söyledi.

Toplantıya 2017 yılında 17 yaşında iken öldürülen Lise öğrencisi Helin Palandöken’in babası Nihat Palandöken ve 2015 yılında Mersin’de tecavüz girişimine direndiği için ölüdürülen Özgecan Aslan’ın kuzeni Karanfil Aslan da katıldı.

9 TAKSİTLE SATILAN SİLAH

Palandöken, “Kızımı internetten 9 taksitle alınan bir silahla kaybettim, ekmek peynir gibi satılan bir silahla kaybettim. Bireysel silahlanmaya karşı imza kampanyası da başlattık ama netice alamadık. Meclise de götürdük ama reddedildi…İstanbul Sözleşmesi uygulanmadığı, caydırıcı cezalar gelmediği sürece bu cinayetler bitmeyecek, hem bireysel silahlanma hem de kadın cinayetleri durdurulmalı” diye konuştu.

Özgecan Aslan’ın kuzeni Karanfil Aslan da, “Biz kadınlar elele veririsek hiç bir zaman yenilemeyeceğiz, bu mücadeleye devam edeceğiz” dedi ve “Cinayetler bitene kadar buradayız” diye konuştu.

Konu ile ilgili hukukçular ise Türkiye’de kadına yönelik ayrımcılığı, tacizi ve şiddeti önlemek amacıyla hazırlanan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun olmasına rağmen bunun uygulanmadığı yönünde eleştiri getiriyorlar. Hukukçular her iki düzenlemenin de aynı düzlemde yola çıktığını ancak İstanbul Sözleşmesi’nin çok daha ileri boyutta olduğunu savunmuşlardı. Bu nedenle yeni düzenlemelerin uygulamadaki boyutu önemli olacak.

134’Ü EVLİ

Rapora göre öldürülen 338 kadının 134’ü evli olduğu erkek, 47’si birlikte olduğu erkek, 36’sı eskiden evli olduğu erkek, 35’i bir tanıdık, 21’i oğlu, 19’u akrabası, 17’si eskiden birlikte olduğu erkek, 11’i babası, 6’sı kardeşi, 2’si tanımadığı biri tarafından öldürüldü. 10 olayda ise failin yakınlığı tespit edilemedi.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, verilerini her ay basına yansıyan kadına yönelik şiddet haberleri, davalar, yeni yaşanan olaylar ve kadın hareketine dair ayrıntılardan topluyor.

Platformun internet sitesinde yer alan verilerine göre 2023 yılında 315 kadın cinayeti oldu, 248 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti.

Platformun internet sitesinde yer alan açıklamada, 15 yılda kadın cinayetlerinin azaldığı tek yılın “İstanbul Sözleşmesi’ne imzanın atıldığı 2011 yılı” olduğu vurgulandı.

“Açıklamada, İstanbul Sözleşmesi hakkında tartışmalar başladığından bu yana kadın cinayetleri ve şüpheli ölümlerde artış yaşandı…İstanbul Sözleşmesiz geçirdiğimiz bu yılda da(2023) kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerinde büyük bir artış gerçekleşti” denildi.

Türkiye’nin 2011 yılında imzaladığı ve 10 Şubat 2012’de Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile 2021 Mart ayında resmen feshedilmişti.

Sözleşmenin feshedilmesinde, muhafakazar kesimin sözleşmenin aile yapısını bozmaya neden olduğu, boşanma ve şiddeti artırdığını savunması etkili olmuştu.

Sözleşmenin iptaline karşı çıkan sivil toplum örgütleri ise kararı kınamış ve bu durumun kadın cinayetlerinin ve kadına yönelik şiddetin artışına yol açacağını savunmuşlardı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bir-yilda-338-kadin-olduruldu/feed/ 0
Şarkıcı Metin Işık ve eşine beraat, oğluna müebbet istemi https://www.foxhaber.com.tr/sarkici-metin-isik-ve-esine-beraat-ogluna-muebbet-istemi/ https://www.foxhaber.com.tr/sarkici-metin-isik-ve-esine-beraat-ogluna-muebbet-istemi/#respond Tue, 26 Mar 2024 09:00:48 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5210 Olay, 15 Ağustos 2022 akşamı Melikgazi ilçesi Yıldırım Beyazıt Mahallesi’nde meydana geldi. Şarkıcı Metin Işık ile oğlu Mustafa Işık, husumetli oldukları grupla tartıştı. Bu sırada Metin Işık ile oğlunun bulunduğu noktadan, gruba pompalı tüfekle ateş açıldı. Tüfekten çıkan saçmaların isabet ettiği Naile D., Yusuf Memduh S., Sema A., Kader S. ve Emine A. yaralandı.

Şarkıcı Metin Işık, eşi Gülbahar Işık ve oğlu Mustafa Işık, gözaltına alındı. Metin Işık ile oğlu tutuklanırken, Gülbahar Işık adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Metin Işık eylül ayında tahliye edilirken, olaya ilişkin Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma hazırlandı.

İDDİANAME HAZIRLANDI

Kayseri 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianamede; tutuklu Mustafa Işık hakkında ‘kasten öldürmeye teşebbüs etme’ suçundan müebbet, ‘silahla yaralama’ suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar ve ‘mala zarar verme’ suçundan 4 aydan 3 yıla kadar hapis cezası istendi. Metin Işık hakkında ise ‘kasten öldürmeye azmettirme’ suçundan müebbet, ‘silahla kasten yaralamaya azmettirme’ suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar ve ‘silahla tehdit’ suçundan da 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Gülbahar Işık için de ‘kasten öldürmeye azmettirme’ suçundan müebbet istendi.

“DAHA ÖNCEDEN HAZIRLIK YAPMADIK”

Kayseri 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın duruşmasına sanıklar ile bazı müştekiler katıldı.

Metin Işık, “Ankara’da olduğum sırada evimi basmışlar. Olaydan 1 gün önce de eşimi ve oğlumu yaralamışlar. Bundan dolayı da olay günü kavga ettiğimiz Yusuf Memduh S. hakkında uzaklaştırma kararı aldırmıştık. Ben de evime bu olay nedeniyle kamera taktırmıştım. Savcılığa şikayet için gittim. Geri geldiğimde de eşim ile yolda oturmaya başladık. Yusuf Memduh S., belinden silahı göstererek bize hakaret etti. Ben de ‘bir daha buradan geçme’ dedim. Üzerimize doğru geldiler. Oğlum Mustafa dışarı çıkarak tüfekle ateş etti. Ardından karşı taraf kalabalık olduğu için ben de evden tüfeği alıp, camdan gösterdim ama ateş etmedim. Bu olay için daha önceden hazırlık yapmadık. Üzerime atılan suçlamayı kabul etmiyorum. Onların düğününde şarkı söyledim. Söyledikleri karşısında çok üzüldüm” dedi.

“KÜFRETTİKLERİ İÇİN TAHRİK OLDUM”

Mustafa Işık ise “Korkutmak amacıyla yere doğru ateş ettim. Bana, anneme ve babama küfrettikleri için tahrik oldum. Babam, ‘Vur oğlum, içeride sana bakarım’ demedi. Olayı tasarlamadım. Beni takip ediyorlardı. Bana silah gösteriyorlardı. Kimseyi vurmak gibi niyetim yoktu. Askerliğimi komando olarak yaptım. İsteseydim; vururdum. Yere doğru ateş ettim” diye konuştu.

SAVCI MÜTALAASINI AÇIKLADI

Duruşma savcısı, davaya ilişkin görüşünün hazır olduğunu belirterek, mütalaasını açıkladı. Savcı, Mustafa Işık’ın, ‘kasten adam öldürmeye teşebbüs etme’ suçundan müebbet hapsini, Metin Işık ile Gülbahar Işık’ın ise ‘kasten öldürmeye azmettirme’ suçundan beraatini istedi. Savcı, Metin Işık’ın ayrıca ‘silahla tehdit’ suçundan cezalandırılmasını talep etti.

Mahkeme heyeti, Mustafa Işık’ın tutukluluk halinin devamına karar verip, esasa ilişkin savunma için duruşmayı erteledi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/sarkici-metin-isik-ve-esine-beraat-ogluna-muebbet-istemi/feed/ 0
Beş kişiyi rehin alan Pakistanlı çeteye 60 yıldan fazla hapis https://www.foxhaber.com.tr/bes-kisiyi-rehin-alan-pakistanli-ceteye-60-yildan-fazla-hapis/ https://www.foxhaber.com.tr/bes-kisiyi-rehin-alan-pakistanli-ceteye-60-yildan-fazla-hapis/#respond Fri, 15 Mar 2024 21:33:25 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4715 Avrupa’ya götürme vaadiyle kandırdıkları kişileri bir evde silah zoruyla alıkoydukları ve tehditle paralarını aldıkları iddiasıyla yargılanan yabancı uyruklu sanıklardan 4’ü 60 yıl 10’ar ay, biri de 65 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

ARKADAŞINA KONUM GÖNDERDİ

Bir internet sitesinde Avrupa’ya göçmen götürüldüğü yönünde ilan gören mağdurlar Murat B. ile Melik K, ilandaki kişilerle irtibat kurdu ve 16 Şubat 2022’de 2 kişiyle Esenler’de buluştu.

Kendilerini sahte isimle tanıtan Sıdık Sıgattın ve Pakhtoon Khan, vize işlemlerinin Arnavutköy’de yapıldığını belirterek mağdurları taksiyle bir eve götürdü. Bu durumdan şüphelenen mağdurlardan Murat B, bir arkadaşına cep telefonundan konum gönderdi.

EVDE SİLAHLA KARŞILADILAR

Mağdurları evde, Izzet Gulahman, Habib Sıhag ve Ramel Nezeri isimli yabancı uyruklu 3 kişi silahlı bir şekilde karşıladı. Bir araya gelen 5 zanlı, ölümle tehdit ettikleri mağdurların ellerini iple bağlayıp ve onları darbettikten sonra üzerlerindeki 8 bin 500 lira ile cep telefonlarını da zorla aldı.

PAKİSTAN’DAKİ HESABA HAVALE İSTEDİ

Kaçırdıkları mağdurların babalarına telefonla ulaşan zanlılar, oğullarını öldürme tehdidinde bulunarak Pakistan’daki banka hesaplarına 11 bin 480 avro para yatırılmasını istedi.

ÜÇ SURİYELİ DAHA REHİN ALINDI

Bu arada aynı yöntemle, Suriye uyruklu 3 mağdur daha söz konusu eve getirilerek alıkonuldu. Rifat A, Semir A. ve Yasir A’nın ellerini bağlayıp ölümle tehdit eden, cep telefonlarını da alan zanlılar, bu kez mağdurların para istedikleri ailelerine çocuklarının ellerinin bağlı olduğu videolar gönderdi.

BEŞ ZANLI YAKALANDI

Mağdurlardan Murat B’ye ulaşamayan kardeşi B.B, polis merkezine giderek 5 gündür ağabeyinden haber alamadığını belirterek, şikayette bulundu. Çalışma başlatan polis ekipleri, Murat B’nin alıkoyuldukları eve götürülürken bir arkadaşına gönderdiği konum bilgisinden Arnavutköy Karlıbayır Mahallesi’ndeki adrese ulaştı. Evde 5 mağduru elleri ve kolları bağlanmış halde bulan ekipler, eylemci 5 kişiyi de silahlarıyla yakaladı. Zanlılar emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

CEZALARI AÇIKLANDI

Zanlılar hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma tamamlandı ve 14 Kasım 2022’de iddianame hazırlandı. İddianamede, Habib Sıhag, Izzet Gulahman, Pakhtoon Khan, Ramel Nezeri ve Sıdık Sıgattın’ın 5 müştekiye yönelik “cebir, tehdit veya hile kullanarak silahla birden fazla kişiyle birlikte kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” ve “silahla yağma” suçlarından 85 yıldan 112 yıl 6’şar aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

Zanlılar iddianameyi kabul eden İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. Geçtiğimiz günlerde davayı karara bağlayan mahkeme heyeti, sanıklara “silahla yağma” suçundan 54 yıl 2 ay, “cebir, tehdit veya hile kullanarak silahla birden fazla kişiyle birlikte kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçundan da 6 yıl 8 ay olmak üzere toplam 60 yıl 10’ar ay hapis cezası verdi.

Heyet, sanıklardan Ramel Nezeri’yi ayrıca “Ateşli Silahlar Kanunu’na muhalefet” suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırdı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bes-kisiyi-rehin-alan-pakistanli-ceteye-60-yildan-fazla-hapis/feed/ 0
Yol verme kavgasında kazara eşini öldürmüştü, tahliye edildi https://www.foxhaber.com.tr/yol-verme-kavgasinda-kazara-esini-oldurmustu-tahliye-edildi/ https://www.foxhaber.com.tr/yol-verme-kavgasinda-kazara-esini-oldurmustu-tahliye-edildi/#respond Tue, 12 Mar 2024 21:33:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4565 Yenimahalle ilçesinde geçen yıl 3 Eylül’de Cevdet Dündar, trafikte ‘yol vermeme’ nedeniyle Halit Kürk ve oğlu Ali Kürk (29) ile tartıştı.

Taraflar, araçlarını park edip indikten sonra kavga etti. Aracından ruhsatlı tabancasını alan Cevdet Dündar, havaya ateş açarken eşi Kızhanım Dündar engel olmaya çalıştı.

Bu sırada kurşunlardan biri Halit Kürk’ün koluna, diğeri ise eşi Kızhanım Dündar’ın göğsüne isabet etti. Halit Kürk, kurşunun kolunu sıyırmasıyla hafif yaralandı. Yaralı Kızhanım Dündar ise hayatını kaybetti.

Olay sonrası gözaltına alınan Cevdet Dündar ile kavgaya karışan Halit Kürk, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Ali Kürk ise serbest bırakıldı.

“HAVAYA ATEŞ ETTİ”

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olayla ilgili yürütülen soruşturma tamamlandı.

İddianamede, Ali Kürk ve Halit Kürk hakkında ayrı ayrı ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezası talep edilirken, Cevdet Dündar hakkında ise ‘üst soydan akrabayı kasten öldürmek’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.

Olayla ilgili 2’si tutuklu 3 sanık, Ankara 33’üncü Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaya başladı. İddianamenin özeti ve kimlik tespitinin ardından Mahkeme Başkanı Hasan Şatır, sanıklara söz hakkı verdi.

Tutuksuz sanık Ali Kürk, yolculuk esnasında Cevdet Dündar’a ait aracın kendi şeritlerini ihlal ettiğini ve bundan dolayı da kornaya bastığını ileri sürdü.

“AMCA SİLAHINI BIRAK DEDİM”

Sanık Dündar’ın kendilerine silah göstererek sinkaflı küfürler ettiğini iddia eden Kürk, “Maktul Kızhanım Dündar, sanık Cevdet Dündar’ın silahını çıkartmasına mani olmaya çalıştı. ‘Sizi vururum’ dedi. Silahı görünce babam aşağı indi. Tartışma başladı. Ben de ‘Amca silahı bırak’ dedim. 2 kez silahın kabzasıyla babamın kafasına vurdu ve havaya ateş etmeye başladı. Ardından eşini vurdu” dedi.

“YOLU BABAN MI YAPTI”

Sanık Halit Kürk ise olay günü Cevdet Dündar’ın arabayla önlerini kestiğini ve ardından tartışmaya girdiklerini ifade ederek, “Bu yolu baban mı yaptırdı’ dedim. İleride beraber durduk. Silahıyla ateş etmeye başladı. Silahın kabzasıyla bana vurmaya başladı. 3-4 el silah sesi duydum. Ardından ‘kadın vuruldu’ diye bağırdılar” diye konuştu.

“AMACIM SADECE KENDİMİ VE EŞİMİ KORUMAKTI”

Sanık Cevdet Dündar ise olay günü Kars’tan Ankara’ya kendi araçlarıyla geldiklerini ve yayalara yol vermek için yavaşlayarak durduğunu belirterek, “Arkamdan Halit Kürk geldi. Bana camı açarak küfretti. Tartıştık, elinde bıçak vardı. Ben konuşmak için arabadan inecektim. Halit bana yumruk attı. Ben de karşı tarafı korkutmak için ruhsatlı silahımı çıkardım. Ali ve Halit kürk silahı görmelerine rağmen küfretmeye devam ettiler. Arbede yaşandı; kimseye zarar gelmesin diye silahı yukarıda tuttum” ifadelerini kullandı.

“O ANDA DÜNYAM BAŞIMA YIKILDI”

Kendisine ve eşine zarar vereceklerini düşündüğünden silahın kabzasıyla Halit Kürk’e vurduğunu dile getiren Dündar, “O esnada silahın kontrolünü kaybettim. Silah 1-2 kez patladı. O esnada birisi, ‘kadın vuruldu’ dedi. Dünyam başıma yıkıldı. Sanıklar silahtan korkmadı, üzerime yürüdüler. Amacım sadece kendimi ve eşimi korumaktı. 35 yılı aşkın silahım var, tek kurşun sıkmadım. Tahliyemi talep ediyorum” dedi.

2 SANIĞA TAHLİYE

Sanık ve avukat beyanlarının ardından ara kararını açıklayan mahkeme, mevcut delil durumu ve suçun mahiyeti nedeniyle tutuklu sanıklar Halit Kürk ve Cevdet Dündar’ın tahliyesine karar verdi. Duruşma ertelendi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/yol-verme-kavgasinda-kazara-esini-oldurmustu-tahliye-edildi/feed/ 0
3 kişinin öldüğü komşu vahşetinde ‘haksız tahrik’ indimi https://www.foxhaber.com.tr/3-kisinin-oldugu-komsu-vahsetinde-haksiz-tahrik-indimi/ https://www.foxhaber.com.tr/3-kisinin-oldugu-komsu-vahsetinde-haksiz-tahrik-indimi/#respond Tue, 12 Mar 2024 21:21:27 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4556 10 Haziran 2022’de, Ali İhsan Kılıç ile sokak köpeği besleme ve arsa meseleleri nedeniyle husumetli olduğu Yahya Köşek arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi ile Kılıç, tabancayla Yahya Köşek, eşi Meryem Köşek ve 2 çocuk annesi kızları Funda Güçlü’ye ateş edip yaraladı. Ambulansla hastaneye kaldırılan 3 yaralı da kurtarılamadı. Gözaltına alınan Ali İhsan Kılıç ile ağabeyi Mehmet Kılıç, tutuklandı.

AYRI AYRI 3’ER KEZ MÜEBBET TALEBİ

Hazırlanan iddianamede, Ali İhsan Kılıç hakkında ‘kasten öldürme’, Mehmet Kılıç için ise ‘kasten öldürmeye iştirak’ suçundan ayrı ayrı 3’er kez müebbet hapis cezası istendi. Sanıklar hakkında ‘ruhsatsız silah bulundurmak’ suçundan da 2’şer yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Ayrıca Köşek çiftinin diğer kızları Filiz Topaloğlu’nu silahla tehdit eden Ali İhsan Kılıç için 2 yıla kadar, darbederek yaralayan ağabeyi Mehmet Kılıç için ise 5 yıla kadar hapis cezası istendi. İddianame, İzmir 12’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Filiz Topaloğlu hakkında Mehmet Kılıç’ı ‘kasten yaralama’ suçundan İzmir 9’uncu Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan dava ise mevcut dosya ile birleştirildi.

İzmir 12’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde geçen yıl 6 Aralık’ta karar duruşmasında hakim karşısına çıkan sanıklardan sanık Ali İhsan Kılıç “Ne diyeceğimi bilemiyorum. Başıma sopayla vurdular; davacıyım. Başıma darbe aldıktan sonra şuurumu kaybettim” dedi.

“ÇOK HASTAYIM”

Diğer sanık Mehmet Kılıç da beraatini talep ederek, “Olay günü sese çıktım. ‘Ne oluyor?’ dedim. Beni düşürdüler. Olay yerinde param da kayboldu. Kavgayla, dövüşle alakam yok. Önceden ne yaşandığını da bilmem. Yahya benim kardeşim. Hiçbir sorunum yoktu. Suçlamaları kabul etmiyorum. Suçlu değilim. Ailem darmadağın, çok hastayım” ifadelerini kullandı.

Müştekiler Rıdvan Güçlü ve Filiz Topaloğlu ise sanıkların en ağır cezayı almaları talebinde bulundu. Son sözü sorulan sanıklardan Ali İhsan Kılıç, “Yolumda gidiyordum. İnsan pisliği attılar, tükürdüler. Filiz Topaloğlu başıma vurdu. Korktum, havaya ateş ettim. Sonrasını hatırlamıyorum. Kardeşimin hiçbir suçu yok” dedi. Mehmet Kılıç ise suçsuz olduğunu yineledi.

İNDİRİM UYGULANMADI

Savunmaların ardından kararını açıklamayan mahkeme heyeti, Ali İhsan Kılıç’ı Yahya Köşek’e yönelik ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis, Meryem Köşek ve Funda Güçlü’ye yönelik ‘kadını kasten öldürme’ suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Ali İhsan Kılıç’a, Filiz Topaloğlu’nun yönelik ‘silahlı tehdit’ten 4 yıl, ‘6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkındaki Kanun’a muhalefet’ suçundan da 2,5 yıl hapis cezası verildi.

Tutuksuz sanık Mehmet Kılıç ise Meryem Köşek ve Funda Güçlü’ye yönelik ‘kadını kasten öldürmeye yardım’ suçundan ayrı ayrı 15’er yıl ve Filiz Topaloğlu’na yönelik ‘silahlı kasten yaralama’ suçundan da 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Sanık Mehmet Kılıç, Yahya Köşek’in öldürülmesine iştirak suçundan ise istenen cezadan ise beraat etti. Mahkeme heyeti, her iki sanığa da indirim uygulamadı. Müşteki-sanık Filiz Topaloğlu’nun ise beraatine hükmetti.

KARAR İSTİNAF MAHKEMESİ’NE TAŞINDI

Savcı, sanık Mehmet Kılıç’a verilen beraat kararına itiraz edip kararı istinaf mahkemesine taşıdı. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesi’nde bugün yeniden görülen davaya tutuklu sanıklar Ali İhsan Kılıç ile ağabeyi Mehmet Kılıç, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi aracılığıyla (SEGBİS) ile katılırken, müştekiler ve taraf avukatları da salonda hazır bulundu. Mahkeme başkanı ilk derece mahkemesi sonrası yapılan itirazlar üzerine duruşma açmaya karar verdiklerini söyledi.

“BOYNUMA İP ATILDI”

Savunma için söz verilen sanık Ali İhsan Kılıç, Yahya Köşek ile olay günü pazarda karşılaştıklarını ve birbirlerine bıçak çektiklerini belirtti. Eve giderken yolunun kesildiğini söyleyen Ali İhsan Kılıç, “Boynuma ip atıldı. ‘Seni kurban olarak keseceğiz’ dediler. Dövdüler beni. Evime gidemedim. Belimde silah vardı. Ben vurmak istemedim. Başıma balta sapıyla vurdular. Düştüm. Boğazımda ip vardı. Nefesim kesilince silahı çekip onları öldürdüm” dedi.

MAHKEME BAŞKANI İFADELERİNDEKİ ÇELİŞKİYE DİKKATİ ÇEKTİ

Mahkeme başkanı, polisteki ve ilk derece mahkemesindeki ifadesinde farklılıkların bulunduğunu söylemesi üzerine Ali İhsan Kılıç, “Şimdiki ifadem doğru. Ağabeyimin olayla ilgisi yok. Yahya’yı vurduktan sonra polisler gelmişti, nereye gideceğimi bilemedim. Ben ağabeyimin evine doğru bir kez gidip sonra tekrar olay yerine geldim. Bir şarjörüm vardı. Yol kenarında doldurdum. Ağabeyimin hiçbir suçu yok” diye konuştu.

“KEŞKE BEN DE ÖLSEYDİM”

Ağabey Mehmet Kılıç ise kardeşiyle Yahya Köşek arasında neler yaşandığını bilmediğini belirtip, “Evdeyken bir anda sesler duydum. Rahmetli Funda hakaret ediyordu. Rahmetli Yahya ile karşılaştım. Beni ittiler, cebimdeki 2 bin 500 TL düştü. Dayak yedim. O arada silah patladı. 20 aydır cezaevinde yatıyorum. Neden yatıyorum, suçum ne bilmiyorum. Çok ağır hastayım. Perişan haldeyim. Keşke ben de ölseydim” ifadelerini kullandı.

“ASIL HUSUMET BAHÇE MESELESİYDİ”

Şikayetçi sanık Filiz Topaloğlu ise Ali İhsan Kılıç’ın anlattıklarının yalan olduğunu söyledi. Babasının olay günü Ali İhsan Kılıç ile kavga edip eve sinirli geldiğini belirten Filiz Topaloğlu, “Daha sonra ablamla Mehmet Kılıç’ın seslerini duyduk. Onlar kavga edince babam Mehmet ile kavga etmeye başladı. Benim kafamda sopa kırıldı. Saçımdan tutup sürüklediler. Ben de kendimi koruyordum. Babamı vurduktan sonra Ali İhsan Kılıç gidip geldi. Dönünce annemi vurdu. Ben telefon için yukarı çıkınca ablamı da vurmuş. Ben çocukları içeri aldım. Beni de vuracaktı silah tutukluluk yaptı. Beni içeri çektiler. Giderken silahı annemlerin üzerine boşalttı. Asıl husumet bahçe meselesiydi” dedi.

Funda Güçlü’nün eşi Rıdvan Güçlü ise Mehmet Kılıç ve oğlu Köksal Kılıç’ın olayı tasarladığını öne sürüp, “Ali İhsan Kılıç ile bizim sorunumuz yoktu. 100 metre arsayı 30 yıl kullanmış. Ali İhsan Kılıç’ın gelini de eşime ‘Sizin hakkınızda plan yapıyorlar, dikkat edin kendinize’ demiş. Köksal Kılıç da olayın içerisinde. Olayda yoktum diyor ama orada olduğu söyleniyor” dedi.

HAKSIZ TAHRİK İNDİRİMİ

Daha sonra taraf avukatları savunmalarını yaptı. Cumhuriyet savcısı, esas hakkındaki mütalaasının hazır olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesince verilen kararda herhangi bir hukuksuzluk bulunmadığını, ancak Ali İhsan Kılıç’ın Yahya Köşek ile olay günü kavga ettiğini belirterek, bu yönden haksız tahrik indirimi uygulanması gerektiğini, diğer sanıklar hakkında ise aynı cezaların verilmesini mütalaa etti.

Mahkeme başkanı, Mehmet Kılıç için birinci derece mahkemenin verdiği cezayı değiştirmezken; Ali İhsan Kılıç için Yahya Köşek’in öldürülmesine ilişkin verilen müebbet hapis cezasının ‘haksız tahrik’ indirimi uygulanarak 16 yıla düşürüldüğünü açıkladı. Ali İhsan Kılıç için verilen diğer cezaların ise ilk derece mahkemesiyle aynı olduğunu belirtti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/3-kisinin-oldugu-komsu-vahsetinde-haksiz-tahrik-indimi/feed/ 0
Eşini rehin alıp öldürdü, dehşet dolu anları anlattı https://www.foxhaber.com.tr/esini-rehin-alip-oldurdu-dehset-dolu-anlari-anlatti/ https://www.foxhaber.com.tr/esini-rehin-alip-oldurdu-dehset-dolu-anlari-anlatti/#respond Tue, 12 Mar 2024 21:06:11 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4547 Çekmeköy’ye bağlı Güngören Mahallesi’nde dün saat 04.30 sıralarında Hakan Araz tartıştığı eşi Emine Ülkü Araz’ı evde silahla rehin aldı. Emine Ülkü Araz’ın “Eşim silahla beni rehin alıyor” diye polis ihbar hattına mesaj göndermesi üzerine çok sayıda ekip adrese sevk edildi.

Müzakereci ekipler silahlı kocayı, kapıyı açması ve eşini serbest bırakması konusunda uzun süre ikna etmeye çalıştı. Polisin tüm ikna çabalarına rağmen Araz’ın kapıyı açmaması üzerine olay yerine özel harekat polisleri çağrıldı.

Özel harekat polislerinin olay yerine geldiği sırada evin içinde 7-8 el silah sesi duyuldu. Özel Harekat polisleri evin kapısını koçbaşı ile kırarak içeri girdi.

Polis, şüpheliyi dairenin balkonunda yakaladı. Vücudunun çeşitli yerlerinden aldığı mermilerle ağır yaralanan Ülkü Araz ise kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

Olay sonrasında gözaltına alınan Hakan Araz emniyetteki işlemlerinin ardından Anadolu Adliyesine getirildi. Hakimliğe sevk edilen Hakan Araz ‘Tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.

“YANLIŞLIKLA OLDU DİYEREK POLİSLERİ GÖNDER DEDİM”

Hakan Araz savcılıktaki ifadesinde tüm yaşananları detaylarıyla anlattı. Araz şunları söyledi:

“Yaklaşık saat 04.30 sıralarında Emine’nin ani sıçramasıyla ben de uyandım. Kapıdan ses duydum. Kapıya ilerledim, kapıda polis olduğunu anladım, üzerimizde iç çamaşırı olduğu için polislerden müsaade istedim.

Bu süreçte Emine’ye polisleri sen mi çağırdın diye sordum. ‘Sen çağırdıysan bile yanlışlıkla oldu diyerek polisleri gönder. Birbirimizi üzmeyelim’ dedim. Emine, kendisinin çağırmadığını, arkadaşının aramış olabileceğini söyledi.

Bu arada polisler kapıyı tekrar çaldılar. Ben tekrar müsaade istedim. İkinci müsaadeyi evde bulundurduğum ruhsatsız silahımı polislerden saklamak için istedim.

Emine’ye ‘silahı arsaya atayım, sonra da kapıyı açalım. Polislere bir şey olmadığını söyleriz’ dedim. Ben balkona çıktım, balkonun dibinde polisler vardı. O yüzden silahı atamadım. Ben tekrar içeriye girdim”

“KAÇ EL ATEŞ ETTİĞİMİ HATIRLAMIYORUM”

Hakan Araz ifadesinin devamında ise şunları dile getirfi:

“Emine ile konuştum, ‘Emine ben sana katlanamam, senin namussuzluklarına katlanamam’ dedi. Kapıya doğru gitti, ancak kapıyı açmadı. Sonra bana ‘gel silahı saklayalım’ dedi.

Beraber balkona çıktık. Bu esnada yoldan iki araç geldiğini gördük. Birinin özel harekat aracı olduğunu fark ettim, biri de ambulanstı, Emine ile birlikte polislerin kapıyı kırarak girmelerini engellemek için kapının arkasına çekyat koyduk.

Emine gelen polis araçlarını da gördü. Birden tekrar yine alevlendi. İçeriye doğru koştu, çekyata asıldı, ben de çekyatın üzerine elimde silahla oturdum.

Balkona doğru ‘ben atlayacağım’ diyerek yürüdü. Ben de bunun üzerine Emine’ye elimdeki silahla ateş ettim, kaç el ateş ettiğimi hatırlamıyorum, daha sonra Emine yere düştü. Bende balkon kapısının eşiğinde şuurumu kaybederek bayılmışım.

Emine bana yönelik ağır küfürlü konuştu. Elimdeki silahı da almaya çalıştı. Böyle olunca ben sinirlendim. Kendimi kaybettim. Üzerime atılı suçlamayı anlattığım hâliyle kabul ederim, olay nedeniyle pişmanım”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/esini-rehin-alip-oldurdu-dehset-dolu-anlari-anlatti/feed/ 0
‘Koyunlar’a tahliye mahkemeyi ikiye böldü https://www.foxhaber.com.tr/koyunlara-tahliye-mahkemeyi-ikiye-boldu/ https://www.foxhaber.com.tr/koyunlara-tahliye-mahkemeyi-ikiye-boldu/#respond Sat, 09 Mar 2024 21:30:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4427 Diyarbakır’da suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurup adam öldürme, adam yaralama, yüksek faizle nakit para verip tefecilik yapmak, kamuya ait arazilere haksız yere sahip olmak, TOKİ ihalelerine fesat karıştırmak suçlarından Kaçaklık ve Organize Suçlarla Mücadele ekiplerince yüklü miktarda silah ve parayla yakalanan 41 sanıklı Koyunlar suç örgütü davasında 5 kişi tahliye edildi.

Mahkeme 8 kişinin tutukluluğunun devamına karar verirken, üye hakim karara muhalif kaldı ve 5 kişinin daha tahliye edilmesi gerektiğini bildirdi.

HELİKOPTER DESTEKLİ OPERASYON

Diyarbakır’ın Kayapınar İlçesindeki 75 metrelik Bulvar üzerinde bir kafeteryanın uzun namlulu silahlarla taranarak suç örgütüyle hiçbir husumeti bulunmayan ve tesadüf sonucu burada müşteri olarak oturan Mervan Yalçın’ın öldürülmesi ve CİMER’e giden yoğun şikâyetler üzerine Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele ekipleri geçtiğimiz yıl Nisan ayında harekete geçti.

Helikopter ve zırhlı araç desteğiyle eş zamanlı operasyonda çok sayıda tapu, çek, senet, silahlar ve suç delilleri ele geçirildi. Polisten kaçmaya çalışan zanlılardan bazıları yatak odasında rulo halindeki halının içinde, bazıları helikopter destekli operasyonda açık arazide kovalamaca sonucu yakalandı.

“SOYADI KOYUN OLAN HERKES TUTUKLANDI”

41 sanıklı davanın 4. duruşmasında savunma yapan Akif Koyun, “Soyadı Koyun olan herkes cezaevine atıldı. Psikolojimiz bozuldu. Hayatına kast edilen ağabeyimin çocuğuyla yargılanıyorum. Bir algı var ve bu algı yüzünden ceza evindeyim. Örgütün üyesi olarak tutuklanıyorsam örgütün lideri neden tutuksuz yargılanıyor. Neyle suçlandığımı bana söyleyin, toplu cezalandırılmaya gidiliyor” dedi.

“ASKER VE KORUCULARLA İÇ İÇEYDİK”

Örgüt elebaşı olmakla suçlanan Cengiz Koyun ise şunları kaydetti:

– Aile olarak hiç bir suça karışmadık. Bir yığın olayı toplayıp beni başına örgüt lideri yazıp ailemi topladılar. Biz kırsalda asker ve korucularla iç içeydik, onların silahlarıyla fotoğraf çektirmişiz o fotoğrafları silahlı örgüt diye delil olarak dosyaya eklemişler. Ben bir eyleme birini azmettireceksem gözükmeyecek yerde yaptırırım, kafeye gidip de neden açık bir şekilde azmettirici olayım.

– Bir polis sigara içerken bana, ‘Cengiz senin mertliğinden bahsediyorlar sıra bize gelince mi cimriliğin tuttu 3 defa seni çağırdık gelmedin, böyle olur’ dedi ve ceza evini gösterdi. Bana ‘Güvendiğin bir akrabanı yolla’ dedi. Halen cezaevindeyiz. Emniyetin yaptıklarından dolayı haksızlığa uğradım. Tahliyemi istiyorum.

“AĞAYLA ANLAŞIP ALIYORUZ”

Örgüt elebaşı olmakla suçlanan Şerif Erçek ise savunmasında şunları ifade etti:

– İşlerimden dolayı Ankara’dayım. Şu an milletvekillerini de şahit gösterebilirim. Koyun ailesi kalabalık geniş bir ailedir, bana maddi-manevi ihtiyaçları yoktur. Ben bu aileye talimat veremem, beni dinlemezler. Özilhan arazilerinin kullanımı yıllardır bizdedir, ağalarımızda daha önce metropole yerleştiler satmaya karar verdiler.

– Kullanımı köyde olduğu için öncelikle köylülere veriyor. Gidip ağayla oturup anlaşıyorlar. Şu ana kadar biz köylü olarak ağa arasında bir sıkıntı çıkmadı. Şu ana kadar aramızda bir sıkıntı çıkmadı. Paramızı verip uzlaşarak araziyi alıyoruz. İhalelere katılacak maddi gücüm yok, ihaleden anlamam. Evim kiradır, mağdurum, adalete sığınıyorum.

“OĞLUMU YA DA BABAMI ÖLDÜRECEKLER”

Sanık Mehmet Emin Koyun ise 25 yıldır inşaat sektöründe müteahhitlik yaptığını belirterek yarım kalan projesinde mağdur olanların bulunduğunu ileri sürdü. Koyun, şöyle devam etti:

– Son projemde 34 bin metrekare kapalı alan yapıyorum. 48 adet arsa sahibi var. 25 senedir bu işi yaptığımız için 30 daireyi temelden sattık, 150-200 işçi çalışıyor. 2 senedir inşaatım yarıda kaldı. 48 arsa sahibi mağdur. Oğlum inşaat mühendisi olacaktı onu da bıraktı. Ailemi tehdit ediyorlar, ben onlara hak veriyorum. Ben onlara da işçilerime de çok üzülüyorum. 25 yıllık itibarım gitti. Örgüt üyeliğiyle suçlanıyorum, silahlara da düşkün değiliz.

– PKK bizi tehdit ettikten sonra müracaat edip silah aldım onu da taşımıyorum onu da kendim teslim ettim. Babam 75 yaşında tehdit ediliyor, oğlum 20 yaşında geçen gün vuracaklardı. 2 çocuğum okulu bıraktı. Cengiz Koyun benim örgüt liderimdir deniyor. O benim küçüğümdür yanımda sigara içmez, haddi değil, sesini yükseltemez. Bu durumdan dolayı ya babamı öldürecekler ya oğlumu öldürecekler. Olay büyüyecek beni 5 aylığına tahliye edin, sonra yine tutuklayın. 5 ay müsaade edin bu inşaatı teslim edeyim, insanların mağduriyetini gidereyim” dedi.

BEŞ KİŞİYE TAHLİYE KARARI

Mahkeme, 22 ay tutukluluğun ardından sanıklar Mehmet Emin Koyun, Muhammed Gaffar Koyun, Mahsum Koyun, Adil Koyun ile Zafer Koyun’un tahliyelerine karar verdi. Akif Koyun, Cengiz Koyun, Bünyamin Koyun, Hasan Koyun, Hüseyin Koyun, Muzaffer Koyun, Şerif Erçek ile Abdulhamim Kaplan’ın ise kuvvetli suç şüphesinin varlığı gösteren somut delillerin bulunması, kaçma şüphesini uyandıran somut olguların yer alması nedeniyle tutukluluk hallerinin devamına oy çokluğuyla karar verdi.

Mahkemenin bir üye hakimi ise tutuklu 8 sanıktan 5’inin daha tahliye edilmesi gerektiği yönünde oy çokluğuyla alınan karara muhalefet şerhi yazdırdı. Duruşma ertelendi.

TİCARET ADI ALTINDA TEFECİLİK

Diyarbakır Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sanıkların fikir ve eylem birliği içinde silahlı illegal bir yapılanma içinde hareket ettikleri bildirildi. Sanıkların genel Güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, mala zarar verme, kasten yaralama, tehdit ve cebir suçlarını işleyerek halk üzerinde korku, baskı panik ve infial ortamı oluşturdukları kaydedildi. Bölgenin illegal hâkimiyetini ele geçirmeye çalışarak kentteki esnafları tehdit edip, zorda kalan ve bankalara borcundan dolayı nakit paraya sıkışan şahıslara “Ticaret yapma” adı altında belli bir faizle nakit verip tefecilik yaptıkları bildirildi.

Faizle para alan ve geri ödemekte zorlanan esnafları silah zoruyla tehdit ettikleri belirtilen iddianamede halkın can güvenliğini tehlikeye attıkları, sınır illeri ve ilçelerinden temin ettikleri ruhsatsız silahlarla belirlenen bir hiyerarşik yapı içinde hareket ettikleri ifade edildi. İddianamede muhbirlerin yaptıkları ihbar ve bilgilere de yer verildi.

“SUÇA BULAŞMAYI ALIŞKANLIK EDİNMİŞLER”

Sanıkların çok sayıda gayrı meşru olaylara karıştıkları, sürekli silahlı gezdikleri, gerek Elazığ yolu Galericiler sitesi civarında gerekse il genelinde ihtilafa düştükleri konularda şahıslara zor kullanarak tehdit ve baskı kurup sorunlarını kendi çıkarları doğrultusunda çözüme kavuşturdukları vurgulandı. İddianamede, sanıkların işledikleri suçlardan dolayı yakalanmaları halinde alakasız ve tutarsız ifadeler verdikleri, belli iş bölümü ve dayanışmayla mağdurlarla irtibata geçerek gerek üstü kapalı, gerekse açıkça tehditle mağdurları şikâyetlerinden vazgeçirdikleri kaydedildi.

Çetenin suç işlemeyi ve suça bulaşmayı alışkanlık haline getirdiklerine vurgu yapılan iddianamede, bu sayede haksız maddi çıkar sağladıkları kendi aralarında hiyerarşik yapılanma içinde suç işledikleri ifade edildi. Suç örgütü üyelerinin örgüt lideri Cengiz Koyun’un talimatlarına sıkı sıkıya bağlı oldukları, Koyun’un imam nikâhlı eşi sanık Sevda Efe’nin evinde ele geçen 1 adet fişek üzerinde ‘Cengiz Koyun için özel olarak üretilmiştir’ ibaresinin yer aldığı da iddianamede yer aldı.

RUHSATSIZ SİLAHLAR KULLANILIYOR

Sanıkların eylemlerini ruhsatsız silahlarla gerçekleştirdikleri ve ruhsatsız silah yakalattıkları da göz önüne alındığında operasyonda ele geçen silah, fişek ve şarjörlerin suç örgütüne ait olduğu ve örgüt faaliyeti kapsamında kullanılmak üzere potansiyel olarak sanıkların ev ve iş yerlerinde bulundurulduğu hususunda tereddüt bulunmadığı kaydedildi. Sanıklar hakkında müebbet ve 350 yıla kadar hapisle cezaları isteniliyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/koyunlara-tahliye-mahkemeyi-ikiye-boldu/feed/ 0
Orta Doğu iyice karıştı: Japon Yakuza nükleer malzeme satmaya çalıştı https://www.foxhaber.com.tr/orta-dogu-iyice-karisti-japon-yakuza-nukleer-malzeme-satmaya-calisti/ https://www.foxhaber.com.tr/orta-dogu-iyice-karisti-japon-yakuza-nukleer-malzeme-satmaya-calisti/#respond Thu, 29 Feb 2024 21:36:53 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4045 Halihazırda kaosun ve şiddetin bitmek bilmediği Orta Doğu coğrafyasına Uzak Doğu mafyası da dahil oldu…

Perşembe gecesi yayınlanan bir iddianameye göre bir Japon mafya babası, Myanmar’daki bir isyanı silahlandıracak makineli tüfek ve füzelerden oluşan bir cephanelik karşılığında İran’a silah üretiminde kullanılacak kalitede nükleer malzeme olan plütonyum sağlamaya çalıştı.

Savcılık avukatları 60 yaşındaki Takeshi Ebisawa’yı “Yakuza ulusötesi organize suç örgütünün” lideri olarak tanımladı.

Ebisawa, Şubat 2022’de uranyum, toryum ve plütonyum örnekleri getiren üç Myanmarlı isyancıyla birlikte Tayland’ın Phuket şehrine gitmekle suçlanıyor.

GİZLİ AJANLA BULUŞTULAR

Teröristler uluslararası bir silah kaçakçısı gibi davranan Uyuşturucuyla Mücadele İdaresi için çalışan Amerikalı bir gizli ajanla buluştular. Savcıların aktardığına göre yanında Amerikalılar için çalışan ve İranlı bir general gibi davranan başka bir adam daha vardı.

İddianameye göre, ayrılıkçılardan biri gizli ajandan otel odasına gelmesini istedi ve burada ona nükleer malzeme örnekleri gösterdi.

Savcılar, örneklerin daha sonra Taylandlı yetkililer tarafından ele geçirildiğini ve Amerikalılara teslim edildiğini, Amerikalıların da bir ABD nükleer laboratuarında yapılan testler sonucunda uranyumun yanı sıra silah kalitesinde plütonyum içerdiklerini tespit ettiklerini söyledi.

İRANLI GENERALE SATMAK İSTEMİŞ

Örnekleri gösterdikten sonra Ebisawa ve diğer gruptakilerin, gizli ajan ve sözde İranlı general ile “nükleer malzeme karşılığında silah anlaşması” konusunu görüştükleri ve kayıt altına alınan bir toplantı yaptıkları belirtildi.

İddianamede Phuket’teki toplantı, Ebisawa’nın Myanmar’daki isyanın liderleri ile İran arasında bir aracı olarak hareket etmeye çalıştığı 2020’de başlayan bir dizi telefon görüşmesi ve video konferans toplantısının doruk noktası olarak sunuluyor. Ebisawa’nın ajana ve İranlı bir general sandığı kişiye “satmak istediği büyük miktarda nükleer malzemeye” erişimi olduğunu açıkladığı söyleniyor.

“SAĞLIĞINIZ İÇİN İYİ DEĞİL” DEDİ

Ebisawa’nın bir Geiger sayacının yanında bir malzeme örneğinin fotoğraflarını gönderdiği ve uranyum almakla ilgilenen bir alıcıları olup olmadığını sorduğu ve “sağlığınız için iyi değil” tavsiyesinde bulunduğu söyleniyor.

Gizli ajan kendisine “General”in “çok ilgilendiğini” söylerken bunun elektrik üretmek için değil İran’ın nükleer silah programının bir parçası olarak kullanılacağını aktardı.

Ebisawa’nın bir maden şirketinden 6.9 milyon dolar karşılığında 50 metrik ton uranyum ve toryum tedarik etme teklifini ilettiği iddia ediliyor. Savcılar, Ebisawa’nın daha güçlü olabilecek plütonyuma da erişimi olduğunu söylediğini belirtti.

BİR MİLYON MERMİ TALEP ETMİŞ

Ebisawa bu maddelerin ticaretini yapmak için lisansı olmadığını kabul ettikten sonra, gizli ajan ile arasında şöyle bir diyalog oldu.

Gizli ajan: Bu çok sessiz ve gizli bir yasadışı işlem olacak.

Ebisawa: Evet. İşte bu yüzden bu konuda hızlı konuşmamız gerekiyor.

Savcılar, bu görüşmeler sürerken Ebisawa’nın kendilerine muazzam miktarda silah satın almak istediğini bildirdiğini ve Myanmarlı bir isyancı grubun lideri tarafından istenen 5.000 AK-47, bir milyon mermi, 20 M60 makineli tüfek, roketler ve 20 karadan havaya füze talep eden bir alışveriş listesi gönderdiğini söyledi.

Ebisawa’nın Myanmarlı isyancı grup liderine, silah alımlarını finanse etmek için kendisi aracılığıyla İran’a nükleer malzeme satmayı önerdiği söyleniyor.

İsyancılar, daha sonraki bir toplantıda, “kullanıma hazır” 100 kilogram zenginleştirilmiş uranyuma sahip olduklarını ve 30 gün içinde hazır olabilecek 500 kilogram daha olduğunu iddia ettiler.

New York’ta tutuklanan Ebisawa uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla da karşı karşıya. Perşembe günü Manhattan’da hakim karşısına çıkacak olan Ebisawa, uluslararası nükleer madde kaçakçılığı ve buna bağlı olarak onlarca yıl hapis cezası gerektiren komplo suçlamalarıyla resmen suçlanacak.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/orta-dogu-iyice-karisti-japon-yakuza-nukleer-malzeme-satmaya-calisti/feed/ 0
Türkiye’nin konuştuğu tekel bayi saldırısı davası başladı: Öldürme kastımız yoktu https://www.foxhaber.com.tr/turkiyenin-konustugu-tekel-bayi-saldirisi-davasi-basladi-oldurme-kastimiz-yoktu/ https://www.foxhaber.com.tr/turkiyenin-konustugu-tekel-bayi-saldirisi-davasi-basladi-oldurme-kastimiz-yoktu/#respond Thu, 22 Feb 2024 21:00:38 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3776 İstanbul Esenyurt’ta 2 kişinin hayatını kaybettiği tekel bayi saldırısıyla ilgili 10 sanığın yargılanmasına başlandı. Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya sanıklar Tarık Özer, Murat Özer, Azat Özer ve Servet Özer tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses Görüntülü ve Bilişim Sistemi(SEGBİS) aracılığıyla bağlandı.

Duşmaya tutuksuz sanık Adem Kılıç, Ercan Topçu, Hüsamettin Ahmetoğlu, şikayetçi Cantürk Erzen ve taraf avukatları katıldı.

“OĞLUMUN VURULDUĞUNU DÜŞÜNEREK…”

Tutuklu sanıklardan Tarık Özer savunmasında, şunları söyledi:

“Cantürk Erzen’i 2015 yılından beri tanıyorum. Kendisiyle ticari ilişkim ve arkadaşlığımız vardır. Olaydan 3-4 ay önce 70 bin ton demir aldılar. Karşılığında çek verdiler. Çeklerden birini ödediler diğerini ödemediler. 625 bin liralık çek için ödeme emri gönderttim.

Olay günü şirketimden marinaya gittim. Orada kardeşim murat ve arkadaşlarım geldi. Akşam saatlerinde Cantürk Erzen sosyal medya hesabından benim gönderdiğim ödeme emrini paylaşarak küfürlü sözler söylemiş. Bende kardeşim Murar Özer’e gösterdim bu paylaşımı.

Sonra kalktık kardeşimle birlikte giderken çevremizden arkadaşlarımız aradı Cantürk Erzen’in paylaşımlarını söylediler. Ben de onu takmadığımı söyledim. Oturduğumuz sitenin önüne geldiğimizde gelen telefonlar artınca bizde Cantürk Erzen’i bu paylaşımları kaldırması için kardeşim Murat aradı.

Cantürk telefonu açmadı dönüşte yapmadı. Tekel bayiisinde olduğunu düşünerek gidip konuşmak istedik. Tekel bayiisine girince 3 kişi vardı. Yunus ve Yusuf Erzen’i tanıyordum. Batuhan Bayındır’ı tanımıyordum. Servet bizimle gelmedi. Kim haber verdi onu da bilmiyorum.

Paylaşımları görüp gelmiş olabilir. Biz Yunus Emre’ye babasını sorduk oda ‘ne yapacaksın babamı’ diye karşılık verdi. Kardeşim Murat’ta ‘baban bize hakaret etmiş çağır gelsin konuşalım’ dedi. Sonra kardeşimle Yunus Emre Erzen sürtüşmeye başladı.

Ben de Batuhan Bayındır’la Yusuf Erzen’i kavganın büyümemesi için kollarımı açarak engelledim. Ben sırtım dönükken silah sesi duydum. Oğlumda ‘baba baba’ diye bağırınca kardeşimin vurulduğunu gördüm yerdeki kanlardan.

Oğlumun seslenişini duyunca oğlumun vurulduğunu düşünerek o anki halle hedef alarak ayağından vurmak istedim. Yunus Emre’nin silahını bırakması için ayaklarından vurmak için ateş ettim.”

“DOLAPLARA ATEŞ ETTİM”

“Yusuf Erzen eli belinde üzerime doğru gelince 2-3 el bacağına doğru ateş ettim” diyen Tarık Özer savunmasının devamında ise şunları kaydetti:

“Tekrar döndüğümde elindeki silahı bırakmayınca ben tekrar ayağına bir el ateş ettim. Sonra kardeşim beni tutup dışarı çıkartırken arkamızdan ateş etmesinler diye rast gele dolaplara ateş ettim.

Benim orada öldürme kastım yoktur, ben kardeşimi ve oğlumu korumak için ateş ettim. Kardeşimi tedavi için hastaneye bıraktık. Sonra eve gidip üstümü değiştirmek için arkadaşım Adem evime yakın bir yere bıraktı.

Büyükçekmece’deki eve geçtim, oraya oğlum Azat geldi. Oğlumla orada teslim olmak için konuştuk. Rast gele bir binanın önünde birinden telefonu istedim polisi aradım kendimi ihbar ettim. Polisler geldi bizi götürdü sonrada tutuklandık.

Ben silahımı olay günü arabada bırakmıştım. Ben oraya gidip öldürme yaralama kastım yoktu. Olay bir anda kendiliğinden gelişti. Oğlumun ve kardeşimin öldürüldüğünü düşünerek o anki korku ve panikle haraket ettim. Benim Yunus Emre Erzen’i öldürme kastım yoktu.

Batuhan Bayındır olay anında yere düştü. Bayındır, Yunus Erzen’le karşı karşıyaydı. Yunus’un yere düştüğü anla Batuhan’ın yere düştüğü an aynıdır. Benim Batuhan’ın ölümüyle alakam yoktur. Batuhan’ın Yunus’un silahından çıkan kurşunla öldüğünü düşünüyorum.

Bayındır ailesiyle ailem tarafından görüşme yapıldığını, arabuluculuk süreci yürütüldüğünü biliyorum. Ailem de Bayındır ailesiyle uzlaştıklarını, helalleştiklerini söylediler”

“VERDİĞİ ÇEKLER KARŞILIKSIZ ÇIKTI”

Sanıklardan Murat Özer ise savunmasında şu ifadelere yer verdi:

“Ben Cantürk Erzen’i 2009 yılından beri tanırım. Bir husumetim yoktur. 2022 yılına kadar ilişkimiz devam etmiştir. Benim yaptırdığım bir binanın işlerini de kardeşimle aynı sektörde olmalarına rağmen Cantürk’e verdim.

Cantürk’le kardeşim arasında bir demir ticareti olmuş benim haberim yoktu bundan. Kardeşime 1 milyon 300 bin liralık çek vermiş Cantür. Bunlardan birini vermiş diğer çeki ödememiş. Kardeşimde diğer çekin ödenmesi için oğlunu ve kendisini aramış.

Ben olay günü Marina’da otururken Cantürk abimin ona gönderdiği evrakı paylaşarak küfürler etmiş. Kardeşim bana gösterince şaşırdım. Cantürk’ün telefon numarasını sildim ve marinadan kalkarak evime geldim.

Abimle aynı sitede oturuyoruz. Abimin de arkamdan siteye geldiğini gördüm. Bu durumu konuştuk, ‘yarın sabah daha detaylı konuşalım’ dedim. Sonra Cantürk Erzen’i aradım ama açmadı.

Abim de Cantürk’ün tekel bayiisinde olabileceğini söyledi. Ben isteksiz olmama rağmen abim tek gitmesin diye beraber gittik. Biz uzlaşı sağlamak için oraya gittik. Yolda giderken Azad Özer’in dürümcüde olduğunu öğrenince onu da aldık giderken. Yolda Servet Özer’i aradım paylaşımlardan bahsettim. Servet Özer’i ben gelmesi için aramadım teklifte bulunmadım.

ekel bayine gittiğimizde içerde 3 kişi vardı. Yunus Emre Erzen’i tanıyordum. Yunus Emre’yle samimi bir ilişkimiz vardı. Yunus Emre içeri girince tavırlı, agresif cevaplar verince bir de gözüyle arada silahına bakıyordu. Alkol bardağını gördüm. Ben kendisinin bize ateş edeceğini düşündüm.

ELİNİ TUTMASAM BENİ VURACAKTI

Sonra Yunus Emre’nin omzuna elimi koyarak babanı çağır dedim bana sert ve kinayeli cevap vererek elimi itekledi. O sırada silahı alıp bizi vuracaktı. Ben kendi ruhsatlı silahım vardı. Benim Yunus Emre’ye zarar verme isteğim yoktu. Orada tesadüfen elime geçen şişeyle kafasına vurdum ona engel olmak için.

Yunus Emre’ye engel olamadım, silahını tutmasam beni vuracaktı. Yunus Emre yerde bir kaç kez ateş etti. Ben abimin olay yerinde ateş ettiğini bile bilmiyordum. Silahının olup olmadığınıda bilmiyordum. İzlediğim görüntülerde Azat beni korumaya geliyor, Azat istese benim silahımı alıp vurabilirdi ama zarar vermek istemedi.

Abim silah kullanmayan insan o an benim ve oğlunun vurulduğu düşüncesiyle panikle ateş ediyor. Ben engel olmaya çalıştım dışarı çıktık. Hastaneye gittim.

“OLAYDA BİZİM MAĞDUR OLMAMIZ GEREKİRKEN ŞİMDİ BURDAYIZ”

İddianamede kan gütmeden bahsedilmiş. Biz kan gütmedik. Onların düğününe cenazesine gittik. Bizim olayda öldürme kastımız yoktu. Olayda bizim mağdur olmamız gerekirken şimdi burdayız. Olay günü ayağım kırılsaydı oraya gitmeseydim. Keşke Cantürk o küfürleri paylaşmasaydı” ifadelerini kullandı.

Duruşma diğer sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İDDİANAMEDEN

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede 28 Temmuz 2023’de saat 23.30 sıralarından meydana gelen tartışma ve ateşli silahla ateş edilmesi sonucunda Yunus Emre Erzen ve Batuhan Bayındır’ın hayatını kaybettiği anlatıldı. Olay günü şüpheli Murat Özer ve Tarık Özer’in, Cantürk Erzen aleyhinde avukatları aracılığıyla icra takibi başlatması üzerine Cantürk Erzen’in şüpheliler Samet Özer, Murat Özer ve Tarık Özer’e yönelik yaptığı paylaşımda, “Lan şerefsizler ben paranızı mı? Vermedim bana dava açıyorsunuz. Beni bu saatten sonra siz öldürürsünüz bu da yapabilirsenizö yazdığı kaydedildi. Paylaşım sonrasında Murat Özer, Tarık Özer, Azat Özer ve Servet Özer ile birlikte Cantürk Erzen’i aramak için Tekel bayine gittiği anlatıldı. Şüphelilerinin Tekel bayine gittiğinde dükkan içerisinde Yunus Emre Erzen, Yusuf Erzen ve iki ailenin husumeti ile alakası olmayan Batuhan Bayındırın olduğu kaydedildi. Şüphelilerin Cantürk Erzen ile görüşmek istediği, Yunus Emre Erzen’in ise babasını çağırmak istememesi nedeniyle tartışmanın başladığı fezlekede yer aldı. Sözlü tartışma esnasında Yunus Emre Erzen’in kasanın altında bulunan silahı alarak Murat Özer’in ayaklarına iki el ateş ettiği, daha sonrasında silahlı olayın meydana geldiği kaydedildi. Olay sonrasında Yunus Emre Erzen ve Batuhan Bayındır’ın hastanede hayatını kaybettikleri belirtildi. Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda Yunus Emre Erzen’in vücudunda 9 adet mermi girişi olduğu, Batuhan Bayındır’ın vücudunda ise 2 adet mermi girişi olduğu yer aldı.

“ERKEKSEN DÜKKANA GEL PARANI AL”

Fezlekede Batuhan Bayındır’ın ailesinin maddi ve manevi tazminatlarını aldıkları gerekçesiyle şikayetinden vazgeçtiği ancak Yunus Emre Erzen’in ailesinin şikayetinin devam ettiği anlatıldı. Fezlekede bilgi sahibi olarak beyanı alınan Tarık Özer’in eşi Yadigar Özer, eşinin demir tüccarı olduğunu ve 20 gün önce ticaret yaptığı bir kişinin çekini ödemediği, bu nedenden dolayı icraya verdiği, bu kişinin whatsapp’dan hakaret içerikli paylaşımlar yaptığını, “Erkeksen dükkana gel paranı al” şeklinde mesaj attığını söyledi.

SULH YAPMAK İÇİN GİTTİK

Şüpheli Murat Özer’in savunmasında özetle, müşteki Cantürk Erzen’in ağabeyi Tarık Özer’e borcunu ödememesi üzerine Tarık’ın Cantürk’ü icraya verdiğini, bu sebeple olay günü Cantürk Erzen’in Whatsapp’tan hakaret içerikli durum paylaşımı yaptığını, kendilerinin de sulh yapmak için Cantürk Erzen ile konuşmak istediklerini söyledi.

Özer savunmasının devamında Tekel bayisinde Yunus Emre Erzen’in agresif şekilde davranması üzerine sakinleşmesi için elini omzuna koyduğunu, Yunus Emre’nin elini ittiğini ve kasanın altındaki silaha yöneldiğini, bunun üzerine silahı almaması için kendisini engellemek için Yunus Emre’yi ittiğini ve kafasına içki şişesiyle vurduğunu, Yunus Emre’nin kasanın altından silahı alarak kendisinin ayaklarına doğru 3-4 kez ateş ettiğini ancak 2 kurşunun ayağına isabet ettiğini, diğer şüphelilerin kendisine yardım etmek ve Yunus Emre’yi engellemek için müdahale ettiklerini, olayda kendi silahını kullanmadığını ifade etti.

SANIKLAR İÇİN İSTENEN CEZALAR

İddianamede, tutuklu sanıklar Tarık Özer, Murat Özer, Azat Özer ve Servet Özer’in, Yunus Emre Erzen’e yönelik “tasarlayarak kan gütme saikiyle kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Batuhan Bayındır’a yönelik “kasten öldürme” suçundan müebbet, Yusuf Erzen’e yönelik “tasarlayarak kan gütme saikiyle kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan 13 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi. Sanıkların ayrıca, “kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etmek veya patlayıcı madde kullanmak” suçundan 6’şar aydan 3’er yıla kadar, “ruhsatsız silah bulundurmakö suçundan da 1’er yıldan 3’er yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

İddianamede, tutuksuz sanıklar Adem Kılıç, Erdal Adıyaman, Ercan Topcu, Vedat Erkin, Nimetullah Özer, Hüsamettin Ahmetoğlu’nun da “suçluyu kayırma” suçundan 6’şar aydan 5’er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları gerektiği belirtildi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/turkiyenin-konustugu-tekel-bayi-saldirisi-davasi-basladi-oldurme-kastimiz-yoktu/feed/ 0
9 kişi ölmüştü… Arazi katliamında tüyler ürperten ayrıntılar https://www.foxhaber.com.tr/9-kisi-olmustu-arazi-katliaminda-tuyler-urperten-ayrintilar/ https://www.foxhaber.com.tr/9-kisi-olmustu-arazi-katliaminda-tuyler-urperten-ayrintilar/#respond Tue, 20 Feb 2024 21:18:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3692 Diyarbakır’ın Bismil İlçesine bağlı Serçeler Köyünde 15 Haziran 2023 günü arazi anlaşmazlığı nedeniyle kalaşnikof tüfeklerle birbirlerini tarayarak 9 kişinin ölümüyle sonuçlanan katliamla ilgili soruşturma tamamlandı.

İddianamede, olayı gerçekleştiren Taş ve Alyamaç ailelerine mensup 31 kişi hakkında birden fazla kişiye karşı tasarlayarak kasten öldürme suçunu işledikleri gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis istendi.

Sanıkların tarlada birbirlerine karşı vahim nitelikli silahlarla gerçekleştirdiği saldırıda Halil, Orhan, Serhat ve Mehmet Can Taş ile Mehmet Emin, Mehmet Selim, Ömer, Yunus ve Muhammet Alyamaç’ın öldürüldükleri bildirildi.

YARALILARA YARDIMA GELEN JANDARMAYI TARAMIŞLAR

Katliamdan hemen sonra olay yerine giden jandarma timlerine de yaralılara müdahale etmeyi engellemek için araziye hakim olup silahlı kontrolü sağlayarak güvenlik güçlerine de ateş açtıkları kaydedildi.

Yaralılara yardım ve ilk müdahale edildiği sırada arazinin hakim tepelerine yerleşen faillerin jandarma timlerine kesintisiz yoğun yaylım ateşi açtıkları, jandarma timlerinin tüm uyarılarına rağmen siren ve tepe lambalarını açan jandarmaya ait resmi araçlara ve timlere yoğun ateş açmaya devam ettikleri ifade edildi. Yerde yatan ölü ve yaralıların güvenli bir bölgeye taşınmak istediği sırada tepelere yerleşen faillerin seri atışa devam ettikleri vurgulandı.

“ARAZİDEKİ PATİKA YOLLARDAN KAÇTILAR”

İddianamede, olay yerindeki bir traktör ile pulluğun arkasına siper alan timleri gören saldırganların bu kez yoğun biçimde traktörü yaylım ateşine tuttukları ifade edildi. Jandarma timlerinin kafalarının üzerinden birbiri ardına kalaşnikof mermilerinin geçtiği ve timlerin ölü ve yaralılara müdahalesini geciktirdikleri bildirildi.

Saldırganların arazi yapısını ve kırsal patika yollarını iyi bildikleri için araçlarla toz bulutu oluşturup plakası belirlenemeyen bir araçla olay yerinden kaçtıkları belirtildi. Ateşin kesilmesi üzerine tarlada üzerlerinde hücum yeleği ve 5 kalaşnikof ile 3 tabanca bulunan 6 cesedin hastaneye kaldırıldığı, bunlar arasında yaralı olanlardan 3’ünün de daha sonra hayatını kaybettiğine dikkat çekildi.

İddianamede, ölü ve yaralılara müdahale etmek için olay yerine giden ve saldırıya uğrayan jandarma timi ile mağdur-sanıkların da ifadelerine ayrıntılı yer verildi. Dehşet anını anlatan timler, kaçan saldırganları da fotoğraflarından teşhis ettiler. Otopsi raporlarında ise katliamın boyutu yer aldı. Ölü muayenesi yapılan cesetlerin topuklarından, kafa ve vücutlarına kadar mermi çekirdeği olduğu bildirildi. Olay yeri inceleme ekiplerince geniş bir alanda yürütülen arama ve tarama faaliyetinde ise yüzlerce boş kovan ve mermi çekirdekleri bulunduğu belirtildi.

AMBULANS KAMERASINA YAKALANDILAR

İddianamede, sanıkların katliam öncesi ve sonrasında araç içinde ve açık arazide yüzleri poşu ile ellerinde kalaşnikof tüfeklerle biçilmemiş buğday tarlasında yürürken ve güvenlik güçlerinin yaralılara müdahalesini engellemek için araçlara ve jandarma timlerine rastgele ateş açtıklarını gösteren fotoğraflar da delil olarak yer aldı. Bu fotoğrafların bir kısmının sanıklar üzerinde, bir kısmının da ambulansa ve olay yerine giden güvenlik güçlerine ait araçların kamera görüntülerinden alındığı bildirildi.

“AİLENİN İLERİ GELENLERİ KIŞKIRTIP AZMETTİRDİ”

İddianamede, geçmişte de anlaşmazlık nedeniyle mahkemelik olan arazinin büyüklüğü ve maddi değerinin yüksek olması, bölgenin sosyal ve kültürel yapısı nedeniyle aileler arasında husumet başladığı ve devamında 9 kişinin öldüğü olayın yaşanmasıyla noktalandığı vurgulandı. Taş ailesinden maddi gücü olan ve aynı zamanda eski muhtar olan Behçet Taş’ın, Alyamaç ailesinden ise Mehmet Selim ile Ahmet Alyamaç’ın aile meclisinde söz sahibi oldukları kaydedildi.

AİLEYİ ÖLDÜRMEK İÇİN YANGIN ÇIKARIP ARAZİYE ÇEKMİŞLER

Muhtar Behçet Taş’ın katliamdan 1 ay önce aile meclisinde, “Alyamaç ailesini bitireceğim. Kim ölecekse ölsün. Ölen ölür” dediği, Taş ailesinin olayı birkaç gün önceden planladığı, hatta araziye silahla gelinmesi için kendi aralarında fikir ve eylem birliğine vardıkları ifade edildi.

Taş ailesinin uzun namlulu silah ve tam teçhizat ekipmanlarla olay yerine çatışma amacıyla gidildiği belirtilen iddianamede, amaçlarının Alyamaç ailesinin mülkiyetinde bulunan araziyi ateşe vererek Alyamaç ailesini araziye çekmeye çalışarak katliamın fitilini ateşledikleri vurgulandı. Çıkan yangını görünce söndürmek amacıyla olay yerine giden Alyamaç ailesinin tarlaya gittiklerini gören Taş ailesi ve akrabalarının daha sonra birbirleriyle yoğun telefon trafiğine girerek olay yerine uzun namlulu silahlarla gitme şeklini planladıkları ifade edildi.

“PALA” YOĞUN SİLAH KULLANDI

Yangına müdahaleye giden Alyamaç ailesine mevzi ve siper alarak organize biçimde ateş açtıkları ve karşılıklı çatışmada Alyamaç ailesinden 5, Taş ailesinden 4 olmak üzere 9 kişinin öldüğü kaydedildi. Şaban Taş tarafından aile bireylerinin kışkırtıldığı, Behçet Taş tarafından azmettirildiği, Ömer Taş tarafından da aile bireylerinin olay yerine toplandığı, Ömer Taş’ın bizzat traktör üzerinde bulunan Alyamaç ailesine yoğun ateş açıldığı bildirildi.

Nurettin Taş’ın telefon dinlemesinde, “O öldürdü Serçeler’dekileri” dediği, Pala lakaplı Mehmet Taş’ın da yoğun silah kullandığı ve ölenlerden bazılarını bizzat kendisinin vurduğu ifade edildi.

“AİLE MECLİSİ KARAR ALDI”

Katliamdan sonra ölen ve tutuklanıp cezaevine girenlerin ailelerine de muhtar Behçet Taş tarafından bir ömür bakılması için aile meclisinin de kendi aralarında karar aldıkları belirtildi.

KIYAFETLERİ TANDIRDA YAKMIŞLAR

Behçet Taş’ın gözlerinin görmediği için her yere oğlu Aziz ile birlikte gittiği ve Aziz’in de katliam sonrasında alacağı cezadan kurtulmak için başkasına ait pasaportla yurtdışına kaçmaya çalıştığı vurgulandı. Bazı sanıkların ise katliamdan hemen sonra silah kullandıkları için üzerlerinde atış artığı ve svap örneği çıkan elbiselerini evlerine yakın noktadaki tandırın içinde yakarak, duş aldıkları ve delilleri gizlemeye çalıştıkları kaydedildi.

Bazı sanıkların ısrarla olay yerinde olmadıklarını ve suçsuz olduklarını belirtmiş olmalarına rağmen, cenaze ve yaralılara almaya gelen ambulansa ait kamera görüntülerinde ellerinde uzun namlulu silahlarla olay yerinde oldukları da tespit edilerek bu kayıtlar dosyaya delil olarak konuldu.

SAVCIDAN AİLE MECLİSİ DEĞERLENDİRMESİ

İddianamede, bölgenin sosyal ve kültürel yapısı, aile meclisi kararlarının bağlayıcılığı, aile meclisinde alınan kararlarına tüm aile bireyleri tarafından uyulmasının yaptırıma tabi olduğu, aile bireylerinin olaya katılmaması halinde hak iddia edemeyeceklerine dikkat çekildi. Bu nedenle her iki aile meclisince alınan kararlara aşiret kararı gibi aile fertlerinin kesin olarak katılmasının esas alındığının altı çizildi.

Olaya katılmayı reddeden aile bireylerinin dava konusu arazi üzerinde bir hak edemeyeceği gibi, bundan sonraki süreçte de meydana gelen olaylarda aile fertleri tarafından dışlanarak korunmayacaklarını bildikleri için tüm aile bireyi olan sanıkların fikir ve eylem birliği içinde çatışmaya katılarak 9 kişinin ölümünden sorumlu olduklarına işaret edildi. Olayda 7 kalaşnikof tüfek ile 4 tabanca ele geçirilmiş olsa da, olay yerinden toplanan boş kovanların kriminal incelemesinde, katliamda 17 ayrı kalaşnikof tüfek kullanıldığı tespit edildi.

MAHKEME NAKİL İSTEDİ

Sanıkların 9 kişiyi tasarlayarak öldürmek, ölü ve yaralılara müdahaleye giden 9 jandarma timini de öldürmeye teşebbüs etmek suçundan 19 kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları istendi. İddianameyi kabul eden Ağır Ceza Mahkemesi ise, taraflar arasında husumetin devam etmesi nedeniyle davanın güvenlik gerekçesiyle naklini talep etti. Davanın Diyarbakır’da görülmesinin güvenlik açısından sakıncalı olacağı gerekçesiyle başka bir ilde görülmesi için Valilikten nakil talebinde bulunuldu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/9-kisi-olmustu-arazi-katliaminda-tuyler-urperten-ayrintilar/feed/ 0
Dehşet evindeki kâbusu mahkemede anlattı https://www.foxhaber.com.tr/dehset-evindeki-kabusu-mahkemede-anlatti/ https://www.foxhaber.com.tr/dehset-evindeki-kabusu-mahkemede-anlatti/#respond Wed, 07 Feb 2024 21:33:41 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3043 Bursa’da geçen yıl 12 Temmuz günü İlyas Sarıkaya (50) alzheimer hastası annesi A.S. ve sevgilisi F.O. (44) ile otururken mahalleden arkadaşı Recep Özaslan’ı (47) evine çağırdı. Uyuşturucu madde etkisi altında olan Sarıkaya, sevgilisi ile ilişkisi olduğunu düşündüğü Özaslan’ı tabanca ile vurdu. Ağır yaralı arkadaşına ardından iki el daha ateş etti ve Özaslan’ı öldürdü.

Özaslan’ın cesedinin çürümesi sonucu çıkan koku, komşuları rahatsız edince olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Sarıkaya, eve gelen polisleri silah zoruyla tehdit ettiği sevgilisini pencereye çıkartıp, sorun olmadığını söyleterek geri gönderdi. Sarıkaya yedi kurşunla vurduğu kadına 21 gün boyunca cinsel saldırıda bulundu. Kadın, Sarıkaya’nın uyuşturucunun etkisi olduğu anda telefonunu kullanarak yazdığı mesajla yardım istedi. 12 Temmuz’da eve yapılan operasyonla kurtuldu.

Korkunç olayın dava aşamasına geçildi. Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, hakkında, “kasten öldürme, canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme, cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetin yoksun kılma, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı silahlı yağma, nitelikli cinsel saldırı ve ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma, bulundurma” suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 50 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan tutuklu sanık İlyas Sarıkaya (50) hazır bulundu.

Duruşmaya, müşteki F.O. (44), öldürülen Recep Özaslan’ın (47) yakınları, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ile taraf avukatları da katıldı. Sarıkaya, savunmasında, F.O. ile tanıştıktan bir süre sonra sevgili olduklarını ve birlikte yaşamaya başladıklarını ileri sürerek, daha sonra sokakta karşılaştığı Recep Özaslan’ın da kalacak yeri olmadığı için kendileriyle kalmaya başladığını söyledi.

REHİN ALDIĞI KADINI SUÇLADI

Bir sabah Özaslan ile F.O’yu uygunsuz vaziyette yakaladığını iddia eden sanık “Silahımı onlara doğru çektim. Recep hamle yaparak ‘sık lan’ dedi ben de ateş edip onu öldürdüm. Sonra müştekiye de 3-4 el ateş ettim. Yarım saat kadar sonra baktım nefes alıyor. Polisi aramak istedim ama F.O. iyi olduğunu söyleyerek izin vermedi. ‘Bu olaylar benim yüzümden oldu, gerekirse cesedi aldıracağım. Seni de kurtaracağım.’ dedi. Savcı ve avukat tanıdıkları olduğunu söyleyerek beni kurtaracağını söyledi” ifadelerini kullandı.

CİNAYETE KABUL, CİNSEL SALDIRIYA RET

F.O’nun yaralarının bakımını, eczaneden ona aldığı tıbbi malzemelerle yaptığını anlatan sanık, bu süreçte birlikte uyuşturucu madde kullandıklarını, müştekinin telefon ve tabletle evde kaldığını, kızının dahi onu ziyarete geldiğini ileri sürdü. Müştekinin annesinin kendisini çağırması üzerine gittiğinde polis tarafından yakalandığını belirten Sarıkaya, “Ben, Recep Özaslan’ı kasten öldürdüğümü, F.O’yu da yaraladığımı kabul ediyorum ancak zorla alıkoyma, rızası dışında cinsel ilişki ve yağma suçlamalarını kabul etmiyorum” dedi.

Müşteki F.O. ise kardeşinin kaybolan saatini bulması için haberleştiği Sarıkaya’nın evine saati teslim almak için gittiğini ve telefonu alınarak alıkonduğunu anlattı. Sanığın kendisine sürekli zorla uyuşturucu madde verdiğini dile getiren F.O, olay günü sanıkla aynı odada olduklarını, uykudan kalkan sanığın sinirle kendisini Özaslan’ın bulunduğu salona götürerek ona “Arkamdan ne iş çeviriyorsun, zulayı çıkar” diye bağırmaya başladığını aktardı.

ÖLMEYİNCE KALBİNE DOĞRU ATEŞ ETTİ

Sanığın birkaç defa ateş ederek Özaslan’ı öldürdüğünü sonrasında da kendisine 2 el ateş ettiğini anlatan F.O, şunları kaydetti:

– Bir saatlik süre zarfında bana aralıklarla ateş etti. En son ‘Senin kalbinde sorun vardı, değil mi?’ diyerek kalbime doğru ateş etti. Bilincimi hiç kaybetmedim. Yaklaşık 10 saat ölü taklidi yaptım. Bir süre sonra nefes aldığımı fark etti. ‘Sen hala ölmedin mi?’ dedi. Refleksle, ‘Ölmedim, ne yapacağız?’ deyince panikle silahı attı. ‘Allah’ın almadığı canı ben almam’ dedi. Beni öldürmesin diye onu çok sevdiğimi, ondan hamile kaldığımı söyledim. Söylediklerini istisnasız yerine getirdim.”

CESETLE 10 GÜN AYNI ODADA KALDI

Şikayetçi olduğunu vurgulayan F.O, Özaslan’ın cesediyle 10 gün aynı odada kaldığını, cesedin çürümesi ve kurtlanmasına şahit olduğunu, bu süreçte sanığın kendisini öldürmesinden korktuğu için ailesine de durumdan bahsetmediğini anlattı. Sanığın madde etkisinde sızdığı gün onun telefonundan annesine olayı anlatan bir mesaj attığını ve yardım istediğini dile getiren müşteki, sonrasında polis operasyonuyla sanığın yakalandığını ve evden kurtarıldığını ifade etti.

Özaslan’ın yakınları da şikayetçi oldukların sanığın cezalandırılmasını istedi. Sanığın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.

DEHŞET EVİNDE NE OLMUŞTU?

Osmangazi’de 12 Temmuz’da Gasp Büro Amirliği’ne müracaat eden A.O, kızı F.O’nun mesajla kendisine gizli şekilde ulaşarak İlyas Sarıkaya tarafından alıkonulduğunu ve zor durumda olduğunu belirttiğini bildirerek polisten yardım istemişti.

Sarıkaya’yı, kendisine para vereceğini belirterek çağıran A.O, polisin operasyonuyla yakalanmıştı. Küplüpınar Mahallesi’ndeki eve giren polis ekipleri, haziranda alıkonan F.O’yu silahla yaralanmış halde bulmuştu. Ekipler, Sarıkaya’nın alzaymır hastası annesinin de bulunduğu evde, yine Sarıkaya tarafından tabancayla vurularak öldürülen Recep Özaslan’ın sarılmış haldeki cesedine de ulaşmıştı. Gözaltına alınan Sarıkaya tutuklanmıştı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/dehset-evindeki-kabusu-mahkemede-anlatti/feed/ 0
Emniyet müdürlüğünde kayıp silah skandalı! Şüpheli polis: Daha iyi markalı tabancalar varken bunları mı çalacağım https://www.foxhaber.com.tr/emniyet-mudurlugunde-kayip-silah-skandali-supheli-polis-daha-iyi-markali-tabancalar-varken-bunlari-mi-calacagim/ https://www.foxhaber.com.tr/emniyet-mudurlugunde-kayip-silah-skandali-supheli-polis-daha-iyi-markali-tabancalar-varken-bunlari-mi-calacagim/#respond Fri, 05 Jan 2024 21:30:31 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1931 Kütahya İl Emniyet Müdürlüğü’nde, haklarında adli soruşturma açılan sekiz kişiye ait sekiz adet ruhsatlı tabancanın çalındığı ortaya çıktı. Tabancaların olması gereken yerde olmadığı, 13 Eylül 2022’de tespit edildi. 30 Ağustos 2022 tarihli kamera görüntülerinde yola çıkarak; bir polisin silahların bulunduğu odaya elleri boş bir şekilde girdiği, ancak elinde beyaz bir poşetle çıktığı öne sürüldü.

Görüntülerdeki polisin, Kütahya İl Emniyet Müdürlüğü Av ve Spor Silahları Büro Amirliği’nde görevli polis memuru Hasan Önder olduğu iddia edildi. Önder, hakkında açılan idari soruşturma kapsamında açığa alındı. Yaklaşık yedi ay sonra görevine iade edildi, şimdi başka bir ilde görevini sürdürüyor.

KAYIP TABANCA SORUŞTURMASI 5 AYDA TAMAMLANDI

Tabancaların çalınması ile ilgili soruşturma, olaydan yaklaşık beş ay sonra Şubat 2023’te tamamlandı, Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddianamesi 3 Şubat 2023’te Kütahya Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

Polis hakkındaki iddianamede, kendilerine ait olduğu iddia edilen tabancaları çalınan sekiz kişi müşteki olarak yer aldı.

İLK DURUŞMA YAKLAŞIK 15 AY SONRA YAPILDI

Polisin yargılanmasına, olaydan yaklaşık 15 ay sonra; 30 Kasım 2023’te, Kütahya 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlandı. İddianameye ve birinci duruşmanın tutanaklarına göre olay şöyle oldu:

SAYIMDA SEKİZ SİLAH EKSİK ÇIKTI

Kütahya İl Emniyet Müdürlüğü Silah ve Patlayıcı Maddeler Şube Müdürlüğü Silah Bulundurma ve Taşıma Büro Amirliği’nde bulunan sekiz adet ruhsatlı tabancının 13 Eylül 2022’de muhafaza edildiği yerde olmadığı tespit edildi. Silahlar, haklarında soruşturma açılan sekiz kişiye aitti. Bir kişinin teslim edilmesi gereken silahı, olması gereken yerde bulunamayınca yapılan kontrolde diğer yedi silahın da kayıp olduğu anlaşıldı.

POLİS NOT KÂĞIDI BULDU

Tespit üzerine Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Soruşturmanın devam ettiği 26 Eylül 2022 tarihinde, o dönem Kütahya İl Emniyet Müdürlüğü Av ve Spor Silahları Büro Amirliği’nde görevli polis memuru Hasan Önder, bir banko üzerinde bir not kâğıdı buldu. Notun bulunması ile ilgili tutanak tutuldu. Tutanağa göre, Hasan Önder tarafından bulunan not kağıdının üzerinde; “7 Ekim Cuma günü silahlar sizde olacak amir bey. Bu notu sizin haricinizde bir kişi duyarsa, öğrenirse veya herhangi bir şikâyetiniz olursa silahlar gelmeyecek” ifadelerinin yazıldığı tespit edildi.

“AMİR SONRA BAKACAĞIZ DEDİ” İDDİASI

Polis Hasan Önder, daha sonra verdiği ifadesinde; notu amirine söylediğini, amirinin kendisine “Bunu şu an şubede kimse bilmesin, sonra bakacağız” dediğini ileri sürdü.

Önder, “Normal görevime devam ettim. Sonraki gün konu ile ilgili soruşturma açıldı. Bu not yazılı kağıdı kesinlikle ben bırakmadım. Zaten benim tarafımdan yazılmış ve katlanmış olsa benim parmak izimin çıkmaması mümkün değildir” dedi.

NOT KAĞIDI KRİMİNALDE İNCELENDİ

Bursa Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü, not kâğıdı üzerinde kriminal inceleme yaptı. İnceleme sonuçları, 21 Ekim 2022 tarihinde raporlaştırıldı. Buna göre not kağıdının Hasan Önder’e ait olup olmadığı belirlenemedi. Raporda, “Tetkik konusu belge üzerinde bulunan harflerin çizgisel hatlar kullanılarak köşe şekilde yazıldığı ve durumun inceleme konusu belge üzerinde bulunan yazılar üzerinde şahıs aidiyetinin belirlenmesinde esas alınacak şahsa ait itiyatların, kaligrafik ve karakteristik unsurların tespitini engellemek amacıyla yazım aşamasında bilinçli olarak yapıldığı” değerlendirildi. Raporda, “Tetkik konusu belge üzerindeki yazıların mukayeseye konu yazılarla müspet veya menfi bir kanaat beyan edilmesinin mümkün olmadığı” ifadeleri kullanıldı.

30 AĞUSTOS’TA KAYDEDİLEN GÖRÜNTÜLER

Soruşturma kapsamında Silah ve Patlayıcı Maddeler Şube Müdürlüğü’nü gösteren kamera kayıtları incelendi. 4 Kasım 2022’de tarihli İnceleme Tutanağından; 30 Ağustos 2022 tarihinde sivil giyimli bir erkek şahsın elleri boş olarak girdiği ve bir poşetle çıktığı belirlendi. Kamera görüntülerindeki erkek şahsın, Av ve Spor Silahları Büro Amirliği’nde görevli polis memuru Hasan Önder olduğu iddia edildi.

GÖRÜNTÜLERDEKİ POLİS, NOT KAĞIDINI BULAN POLİS

Hasan Önder, bir banko üzerinde, “7 Ekim Cuma günü silahlar sizde olacak amir bey. Bu notu sizin haricinizde bir kişi duyarsa, öğrenirse veya herhangi bir şikâyetiniz olursa silahlar gelmeyecek” ifadelerinin yazılı olduğu bir not kâğıdı bulmuştu.

Soruşturma aşamasında, Hasan Önder’in ifadesine başvuruldu. Önder; “Kamera görüntülerindeki şahsın kendisi olduğunu, elinde bulunan beyaz renkli poşet içerisinde çini ham maddelerinin bulunduğunu, bu malzemeleri annesinin çini kursuna gitmesi sebebiyle daha önce alarak silah dolabının bulunduğu odaya koyduğunu, izne ayrılacağından bu malzemeleri almak için resmî tatil olan 30 Ağustos 2022 tarihinde sivil olarak emniyet müdürlüğüne geldiğini, silahları kendisinin almadığını” söyledi.

Kütahya Sulh Ceza Hakimliği, 10 Kasım 2022’de Hasan Önder’in “iletişiminin denetlenmesine” karar verdi. Herhangi bir şüpheli görüşmenin yapılmadığı belirlendi. Hakimlik ayrıca; 5 Ocak 2023 tarihinde Önder’in evinin aranmasına karar verdi, herhangi bir suç unsuruna rastlanmadı. Farklı bankalara ait hesap hareketlerinde dikkat çeken bir para giriş çıkışı bulunmadı.

BİR GÜN GÖZALTINDA KALDI

Önder, 5 Ocak 2023’te gözaltına alındı. 6 Ocak 2023’te adli kontrol tedbiri ile serbest bırakıldı. Önder hakkındaki iddianame, gözaltına alınmasından yaklaşık bir ay sonra 3 Şubat 2023’te tamamlandı. İddianamede, şu değerlendirmeler yapıldı:

“Kütahya İl Emniyet Müdürlüğü Av ve Spor Silahları Büro Amirliği’nde görevli polis memuru olan şüpheli Hasan Önder’in 30 Ağustos Zafer Bayramı sebebiyle resmi tatil olan 30 Ağustos 2022 tarihinde sivil kıyafetler ile görev yaptığı Silah ve Patlayıcı Maddeler Şube Müdürlüğü Av ve Spor Silahları Büro Amirliği’nin yan kısmında bulunan Silah Bulundurma ve Taşıma Büro Amirliği’ne gelerek çalınan silahların bulunduğu anahtarların bulunduğu (…) masanın çekmecesini açarak ve daha sonra silah dolabının bulunduğu depo olarak kullanılan odaya elleri boş halde girip elinde beyaz renkli bir poşet ile odadan çıkarak olay yerinden ayrılması… hususun kamera görüntüleri ve CD inceleme tutanağı ile sabit olması… şüphelinin bahse konu tabancaları alarak üzerine atılı suçu işlediğini gösterdiği…

Yine şüphelinin savunmalarında, elindeki poşette daha önce annesine aldığı çini ham malzemelerinin bulunduğu iddia etmiş ise de (…) çini malzemelerini görev yaptığı il emniyet müdürlüğü binasına getirerek arşiv odasında muhafaza etmesinin olağan hayatın akışına aykırı olduğu gibi, şüphelinin görevli olduğu zaman diliminde iddia ettiği malzemeleri alması mümkün iken özellikle resmi tatil olması sebebiyle şubede görevli kimsenin olmadığı zaman diliminde gelerek söz konusu iddia ettiği çini malzemelerini almasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğu… şüphelinin suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilmediği ve…

30 Ağustos 2022 tarihinde Kütahya Emniyet Müdürlüğü’ne gündüz vakti olan zaman diliminde gelerek müştekilere ait olan Kütahya İl Emniyet Müdürlüğü’nce muhafaza edilen 8 adet tabancı almayı şeklindeki eylemin ‘Bina İçerisinde Muhafaza Altına Alınmış Eşya Hakkında Hırsızlık’ suçunu oluşturduğu kanaatine varıldığı…”

“HIRSIZLIK SUÇUNUN SEKİZ KEZ İŞLENDİĞİ…”

İddianamede, polis memuru Hasan Önder; “bina içerisinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık’ yapmakla suçlandı. Suçun, silahları çalınan sekiz mağdura yönelik ayrı ayrı olmak üzere sekiz kez işlendiği ileri sürüldü.

“DAHA İYİ MARKALI TABANCALAR VARKEN BUNLARI MI ÇALACAĞIM BEN?”

Hasan Önder hakkındaki yargılamanın ilk duruşması, 30 Kasım 2023 tarihinde Kütahya 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Duruşmaya, sanık Hasan Önder de katıldı. Önder, duruşmada şunları söyledi:

“Kayıp olan tabancalar çok maliyetli olmayan tabancalardır. ‘Kırıkkale’ marka tabancalardır. Daha iyi markalı tabancalar varken bunları mı çalacağım ben? Ayrıca çalınan tabancaların toplam fiyatı 2-3 aylık maaşım eder, hatta etmez bile. Çalınan tabancaların mali değeri yoktur. Kimseye satamazsınız.

“BU POŞETE SEKİZ TANE SİLAHIN GİRMESİ MÜMKÜN DEĞİL”

Emniyetin içinde kameraların olduğunu biliyorum. Neden bile bile böyle bir şey yapayım. Silahların boyutları göz önüne alındığında bu poşete sekiz tane silahın girmesi mümkün değildir.

Bu olaydan dolayı benim hakkımda soruşturma yürütülmüş. 7 ay kadar süre açığı alındım. Ancak ben daha sonrasında Kütahya İl Emniyet Müdürlüğü tarafından göreve iade edildim.”

ÇALINAN SİLAHLARDAN BİRİNİN SAHİBİ: “2013 YILINDA HAKKIMDA SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMÜŞTÜ”

İlk duruşmada, bazı silah sahiplerinin beyanları da alındı. Bir müşteki, “Benim 2013 yılında hakkımda soruşturma yürütülmüştü. Soruşturma sonuçlanıncaya kadar silahıma el konularak Emniyet’te duruyordu. Daha sonra benim soruşturmam beraatle sonuçlandı. Ancak ben gidip Emniyet’ten silahımı teslim almadım. Silahımın ruhsat süresinin dolup dolmadığını şu anda hatırlamıyorum. Ben, silahımı çalan kişilerden şikayetçiyim” dedi.

TÜM KAMERA KAYITLARININ İNCELENMESİNİ TALEP ETTİ

Hasan Önder’in avukatı, “Çalınan silahların bulunduğu dolabın olduğu oda, herkes tarafından kullanılmaktadır. Müvekkilin atılı suçla karşı karşıya kalmasının tek sebebi, kamera kayıtlarındaki arşiv odasından elindeki bir poşetle çıkmasından ötürüdür. Bu ise tek başına atılı suçu işlediğini göstermez. Mayıs ayından itibaren müvekkilin gözaltına alındığı tarihe kadarki tüm kamera kayıtlarının getirilerek incelenmesini talep ediyoruz” diye konuştu.

Avukatın tüm kamera görüntülerine ilişkin talebi karşısında bir değerlendirme yapmayan mahkeme; silahları çalındığı iddia edilen kalan altı müşteki ile birlikte altı tanığın daha dinlenmesine karar verdi. Duruşma, 2 Nisan 2024 tarihine ertelendi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/emniyet-mudurlugunde-kayip-silah-skandali-supheli-polis-daha-iyi-markali-tabancalar-varken-bunlari-mi-calacagim/feed/ 0
Sağlıkta şiddette ürküten veriler https://www.foxhaber.com.tr/saglikta-siddette-urkuten-veriler/ https://www.foxhaber.com.tr/saglikta-siddette-urkuten-veriler/#respond Sat, 30 Dec 2023 21:36:25 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1707 İMDAT Şiddeti Önleme ve Rehabilitasyon Derneği’nin sağlıkta şiddeti araştırdığı raporu çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. İMDAT Derneği Başkanı Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Polat, son 1 yıl içinde olay sayısının yüzde 86’ya varan oranda arttığını söyledi.

SİLAH-BIÇAK KULLANIMI ARTTI

Polat “Her 4 olgunun 3’ü sözel başlayıp fiziksel şiddete dönüşüyor. Korkutucu olan ise ateşli silah ya da bıçak gibi alet kullanımının yükselmiş olması. Kırsalda balta, keser, taş, hatta pompalı tüfekle sağlıkçılara saldırı olurken, şehirde daha çok bıçak ve silah görüyoruz. Maalesef her 5 olgunun 1 ‘inde adli sürecin dahi başlatılmadığını gözlüyoruz” dedi. Polat “Ama beyzbol sopası satışları Amerika’dan sonra dünyada en çok Türkiye’de. Hepsi sadece kavga etmek, dövüşmek ve birbirini dövmek için satılıyor. Şiddet, yaşamımızın çok içerisinde ve sanki çözümün bir parçası gibi algılanıyor” diye konuştu.

SADECE MEDYADA 457 ŞİDDET OLAYI

İMDAT Şiddeti Önleme ve Rehabilitasyon Derneği’nin yaptığı “Sağlıkta Şiddet” araştırması sonuçları açıklandı. Araştırmaya göre, sağlıkta şiddet olayları bir yıl önceye göre yüzde 86 oranında artış gösterdi.

Prof. Dr. Oğuz Polat, en dikkat çekenin artık tabanca, bıçak, balta, keser, pompalı tüfek gibi silahların şiddette çok sık görülmesi olduğunu kaydetti. Rapora göre 1 Ocak ile 20 Aralık 2023 tarihleri arasında sadece medyaya yansıyan “sağlıkta şiddet” olay sayısı 457.

HER BEŞ OLAYDAN BİRİ POLİSE İNTİKAL ETMİYOR

Saldırıların yaklaşık yüzde 43’ü hemşirelere, yüzde 41’i hekimlere, yüzde 15.8’i ise yardımcı sağlık personeline yapıldı. Saldırıların yüzde 60’dan fazlası ise hasta yakınları tarafından gerçekleştiriliyor. Şiddet vakalarının yüzde 75’i hem sözel hem fiziksel şiddet olarak kaydedilirken, şiddet olaylarının yüzde 86’sı darp ile yüzde 14’ü ise ateşli ve silahlı saldırı şeklinde gerçekleşiyor.

Ancak tüm bunlara rağmen şiddet olaylarının 5’te biri, adli süreçlere bile yansımadan kapatılıyor. Sağlıkta şiddetin en çok görüldüğü branşlarda ise başı, acil servis, genel cerrahi ve kadın doğum çekiyor.

“10 VAKADAN 9’U SÖZEL ŞİDDETLE BAŞLIYOR”

Polat, “Şiddet Önleme ve Rehabilitasyon Derneği olarak her yıl bir rapor yayınlıyoruz ve o yılın en önemli konularını kendimize baz seçiyoruz. Bu yıl sağlıkta şiddeti seçtik, çünkü çok fazla olay yaşamıyor” diyerek çalışmanın detaylarını şöyle özetledi:

– Medya üzerinden bir çalışma yaptık. Medyada 25 kanalı ve haber mecrasını taradık ve oralarda çıkan haberlere göre bir çalışma ortaya çıkardık. Ama biliyoruz ki bu çalışma aslında buzdağının sadece görünen yüzü. Altında çok daha fazlası var. En çok dikkat çeken olay, yüzde 85 gibi bir oran ki her 10 vakanın 9’u yapar, burada şiddet önce sözel başlıyor, ondan sonra fiziksel şiddete, darpa dönüyor. 2021’den 2022’ye sağlıkta şiddette yüzde 31 artış olmuş. Ama 2022’den 2023’e geldiğimiz zaman yüzde 86’lık bir artış var.

“YÜZDE 13 KONUŞMADAN YUMRUK ATIYOR”

Sağlıkta şiddette ikinci kötü boyutun bu olaylara maruz kalanların yüzde 87’sinin hekim ve hemşire olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Polat “Saldıran her 5 kişiden 3’ü de hasta yakını. Sözel şiddet oranı yüzde 10. Her 10 kişiden biri, bağırıyor çağırıyor sözel şiddet gösteriyor ama yüzde 13, hiç konuşmadan direkt yumruklarla, darp ederek giriyor. Bir de başka boyut daha giriyor işin içine, ateşli silahlar ya da kesici aletler konusu. Kırsalda balta, keser, sopa çok daha yoğun. Hatta taş ve pompalı silah bile kullanıldığını görüyoruz. Ama şehre geldiğimizde, metropollerde ateşli silah, bıçak, kesici aletlerin daha fazla kullanıldığını görüyoruz. Bu çok net bir ayrım gibi çıkıyor karşımıza” dedi.

“YETERLİ DOKTOR YOK”

Prof. Polat, hekim göçü ile sağlıkta şiddetin birbirinden bağımsız düşünülemeyecek konular olduğuna da işaret ederek şöyle konuştu:

– Evet fakülte sayımız arttı, doktor sayımız arttı ama halen yeterli sağlık personelimiz, doktorlarımız başta olmak üzere yok. Demek ki bunun için önlemler almamız gerekiyor. Doktorların ve sağlık personelinin değersizleştirilmesini görüyoruz. Bu birinci boyut. İkinci boyut ise sağlık personelinin ne yapması gerektiği, nasıl yapması gerektiği ile ilgili hastalarımızı ve toplumumuzu çok bilgilendirmemişiz.

– Vatandaş zannediyor ki, istediği zaman gelir, hastaneye girer, istediği işlemi yaptırır ve çıkar. Kurallar, yapılması gereken prosedürler, sanki onlara zorluk çıkarmak için konulmuş algısı var. oysa bir algoritma var. Bu algoritma içerisinde çalışmak zorunda sağlık sistemi.

“DÜNYADA AĞIR YAPTIRIMLAR VAR”

Prof. Dr. Polat, dünyada, sağlıkta şiddeti çözmüş ülkelerdeki dikkat çeken önlemlere de değinerek sözlerini şöyle tamamladı:

– Görev başındaki bir sağlık çalışanına şiddet uygulayan kişinin, çok acil olmadıkça sağlık hizmeti almaktan belli bir süre için men edilmesi gibi bir ceza var, ki bence çok geçerli, uygulanabilir bir cezadır. Bugün, Amerika’ya baktığımızda bu var. Almanya ve İngiltere’de ise şunu yapıyorlar: Hekimlere veya sağlık çalışanlarına herhangi bir şiddet uygulandığı anda, çok hızlı bir mahkeme aşaması var ve çok da ağır cezalar uyguluyorlar.

– Devlet görevlilerinin, Cumhurbaşkanından başlamak üzere, mutlaka ve mutlaka bu konuda doğru mesajları vermesi gerektiğini bir kez daha hatırlatmak isterim. Sonuçta, dünyada bu sorunu çözmüş ülkelere baktığımızda, emniyetin, hukukun, o ülkeyi yönetenlerin hepsinin birlikte, olaya bir tavır koyması söz konusu ve önlemleri almış olması söz konusu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/saglikta-siddette-urkuten-veriler/feed/ 0
Polis gibi geceleri mahallede kimlik kontrolü bile yapmışlar… Suç örgütü çökertildi! https://www.foxhaber.com.tr/polis-gibi-geceleri-mahallede-kimlik-kontrolu-bile-yapmislar-suc-orgutu-cokertildi/ https://www.foxhaber.com.tr/polis-gibi-geceleri-mahallede-kimlik-kontrolu-bile-yapmislar-suc-orgutu-cokertildi/#respond Thu, 28 Dec 2023 21:06:33 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1633 Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesine bağlı ekiplerin gerçekleştirdikleri operasyonda Engin Kola liderliğindeki 21 kişilik organize suç örgütü çökertildi.

Polisin belirlenen adreslere eş zamanlı gerçekleştirdiği operasyonda zanlılar çok sayıda ruhsatsız silah ve uyuşturucu madde ile yakalandı.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 9’u tutuklu 21 sanık hakkında yürütülen soruşturmayı tamamladı.

İddianamede, sanıkların “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme, silahla yağma, uyuşturucu ticareti yapmak, kasten yaralama” suçlarından 50’şer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi.

ŞİKÂYET EDENLERİ KAÇIRIP İŞKENCE EDİYORLAR

İddianamede, sanıkların Diyarbakır’ın Bağlar İlçesi Kaynartepe Mahallesinde vatandaşlar üzerinde korku, panik ve baskı kurup hırsızlık, yankesicilik, kapkaç ve uyuşturucu satışı yaptıkları belirtildi.

Mahalle sakinlerinin bu duruma karşı çıkması üzerine ailelerine silahlı saldırıda bulundukları, küçük yaştaki çocuklarını kaçırıp işkence yaptıkları ve ölümle tehdit ettikleri ve sindirip polise gitmelerine engel oldukları bildirildi.

Sanıkların kurdukları suç örgütü etrafında örgütlü bir şekilde halk üzerinde korku, baskı, panik ve infial ortamı oluşturup bölgenin illegal hâkimiyetini ele geçirdikleri, halkın can güvenliğini tehlikeye soktukları, kent genelinde uyuşturucu ve kaçak silah ticaretinde aktif rol aldıkları ifade edildi.

Sokak aralarında torbacı olarak bilinen ayaküstü uyuşturucu ticaretini sevk ve idare ettikleri, bu kişilere uyuşturucu temin edip sattırıp haksız kazanç sağladıkları vurgulandı.

Zanlıların kontrol altında tuttukları bölgedeki mahallelerde adeta polis gibi geceleri kimlik kontrolüne çıktıkları, bu mahalleleri girilemez bir üs ve bir kale gibi gördükleri, kendilerini bölgenin söz sahibi ve hakimi olarak çevreye yansıttıkları belirtildi.

Mahalle sokaklarının dar ve karanlık olması, mahallenin çete üyeleri tarafından daha rahat kontrol edilmesini ve suç işleme imkânının artmasını sağlamak için sokak başlarına “erkete” olarak tabir ettikleri kişileri yerleştirerek bu yolla sokağa hükmetme ve mahalleye girenleri kontrol altına alma/gözlemleme/istihbarat sağlama imkanı buldukları, yine bu fiziksel koşulların avantajını kullanarak silah ve uyuşturucunun saklanması ve gizlenmesinin kolaylaştırdıkları kaydedildi.

EMİR KOMUTA ZİNCİRİ İÇİNDE BİR HİYERARŞİK YAPI

Bölge illerindeki silah tacirlerinden temin ettikleri ruhsatsız silahları fahiş rakamlardan sattıkları tespit edildi.

Bu silahların bir kısmını da kendilerine engel gördükleri kişilere karşı kullandıkları belirtildi.

Çete üyelerinin örgüt lideri konumundaki Engin Kola’nın talimatıyla hareket ettikleri, örgüt üyelerinin verilen talimatları sorgusuz, sualsiz yerine getirip örgüt hiyerarşisi içinde hareket ettikleri bildirildi.

Zanlıların uyuşturucu ve silahtan elde ettikleri gelirle güçlenerek daha büyük bir bölgeye hakim olmak için önlerine çıkan her türlü engele karşı silahla karşılık verdikleri belirtilen iddianamede, sanıkların ast üst ilişkisiyle emir ve komuta zinciri içinde birbirlerine sıkı sıkıya bağlı oldukları vurgulandı.

Suç örgütünün yapı itibari ile birlikte hareket etmeye özen gösterdikleri, bu sebeple en basit olaylarda dahi suç örgütü olmanın sağladığı avantajla olayların büyütülerek hak, mal ve can kaybının yaşandığı olaylara dönüşmesine sebep oldukları bildirildi.

Özellikle de mahallede görevini ifa eden bir kolluk görevlisini tespit ettikleri taktirde adeta profesyonel bir kurumun üyeleri gibi hareket ederek aralarındaki haberleşme ve iletişimi hızlandırıp önlem aldıkları kaydedildi.

Örgütün birlikteliği ve sürekliliğinden dolayı birbirlerini kollayıp korudukları, içlerinden birisinin yaşadığı bir sıkıntı sonrasında hepsinin bir araya geldiği ve yaşanan sorunu çözmeye odaklandıklarına dikkat çekildi.

ANINDA ORGANİZE OLUP SALDIRI VE SONRASI DELİL KARARTMA

Yakalanıp tutuklanan bir örgüt üyesini tahliye ettirebilmek için yalan tanıklık, şahitlik gibi yollara başvurup ilgisiz alakasız kişilere suç üstlendirip asıl faili dışarı çıkarma yoluna gittikleri belirtildi.

Husumetli oldukları kişilere karşı anında silahlanıp saldırı için harekete geçip hızlıca organize oldukları ve saldırı sonrası delillerin süratle karartılması yoluna gittikleri belirtilen iddianamede, saldırılacak hedef kişi ile ilgili önceden bir gözcü gönderip uygun koşulların yaratıldığı, keşif yapıldıktan sonra hedef şahsın vurulması yönünde hem fikir oldukları kaydedildi.

Polisin aylar süren teknik ve fiziki takibiyle adım adım izlenen çete üyelerinin telefon görüşmelerindeki suç içeren görüşmeleri de dosyaya delil olarak konuldu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/polis-gibi-geceleri-mahallede-kimlik-kontrolu-bile-yapmislar-suc-orgutu-cokertildi/feed/ 0
Doktoru kaçıran sanık ilk kez hakim karşısında… https://www.foxhaber.com.tr/doktoru-kaciran-sanik-ilk-kez-hakim-karsisinda/ https://www.foxhaber.com.tr/doktoru-kaciran-sanik-ilk-kez-hakim-karsisinda/#respond Fri, 22 Dec 2023 09:21:17 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1303 Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Atakum ilçesi Cağaloğlu Bulvarı’ndaki ek binasında görevli Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mustafa Erdem, 19 Eylül’de hastanenin otoparkında aracına bindiğinde, yanına Gökhan Eriş geldi.

Araca binen Eriş ile Erdem arasında tartışma çıktı. Kısa süreli tartışmanın ardından Eriş, silahını doğrultup, Erdem’den aracı Samsun-Ankara kara yoluna sürmesini istedi.
Çevredekilerin ihbarıyla polis, Erdem’e ait olan 55 AEB 757 plakalı otomobili takip etti.

Yolda uygulama noktasını gören şüpheli, Erdem’den otomobili durdurmasını istedi. Silahını da bırakarak araçtan inip kaçan Gökhan Eriş’i, polis ekipleri yakalayıp gözaltına aldı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheli, sevk edildiği adliyede çıkarıldığı hakimlik tarafından tutuklandı.

SANIK İLK KEZ HAKİM KARŞISINDA

Yapılan araştırmada Sinop’ta, Gökhan Eriş’in eşi Çiğdem Eriş’in 2017 yılında safra kesesi ameliyatında aort damarının kesilmesi nedeniyle hayatını kaybettiği belirlendi. Olayda kusuru bulunduğu suçlamasıyla açılan davada Dr. Mustafa Erdem’in 2 yıl 1 ay hapse mahkum olduğu, bunun ise 15 bin TL cezaya çevrildiği tespit edildi.

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında hazırlanan iddianame, 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi. ‘Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘Nitelikli yağma’, ‘Mala zarar verme’ ve ‘Ruhsatsız silah taşıma veya bulundurma’ suçlarından toplam 20 yıla kadar hapis istemiyle yargılanmasına başlanan sanık, ilk kez hakim karşısına çıktı.

‘SUÇLARI İŞLESEM BU KADAR RAHAT OLABİLİR MİYDİ?’

Duruşmada savunma yapan sanık Gökhan Eriş, “Ben üzerime atılan suçları işleseydim Mustafa bu kadar rahat olabilir miydi? Araç kullanıp, telefon görüşmesi yaptı. Dükkanın önüne geldi ve korna bastı. Araca iki kişinin yaklaştığını gördüm ve duraklamayıp gitmesi gerektiğini söyledim. Kendimi korumak istediğim için belimdeki silahı çıkardım. Aracı durdurunca aramızda kavga meydana geldi ve silah patladı. Ben kendisinin kafasına silah dayamadım. Üzerime atılı olan suçları işlemedim” dedi.

‘3 MİLYON LİRA BORCUNU ÖDERSEM, BENİ BIRAKACAĞINI SÖYLEDİ’

Duruşmada konuşan Dr. Mustafa Erdem, “Sanığın bana karşı husumeti var. 7 yıl önceki eşinin ameliyatından dolayı bana husumeti bulunuyor. Ailemin ve eşimin ailesine karşı da daha önceden yaptığı ve yaşattığı olaylar var. Ben kendisi yüzünden Sinop’tan Samsun’a geldim. Araca tesadüfen binmedi. Araca biner binmez, ‘Beni tanıdın mı seni öldüreceğim’ dedi ve silahı boynuma dayadı. Ben de “Ben zaten 7 yıldır bu anı bekliyordum” dedim. Beni 1 haftadır takip ettiğini de söyledi. Bana tefeciye olan 3 milyon lira borcunu ödersem beni bırakacağını söyledi. Silahın kabzasıyla bana vuruyordu. Ankara yoluna çıktığımızda polisleri fark etti, aracı durdurup kaçtı” diye konuştu.

‘SİLAH DAYADIĞINI GÖRDÜM’

Tanık olarak duruşmada dinlenen kuaför Ayhan Olgun (46), “Ön koltukta Dr. Mustafa’nın oturduğunu gördüm. Yan tarafta bir kişinin önce boğazını sıktığını sonra arkadan baktığımda da silah dayadığını gördüm” dedi. Mahkeme, müşteki, sanık ve tanığı dinledikten sonra duruşmayı erteledi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/doktoru-kaciran-sanik-ilk-kez-hakim-karsisinda/feed/ 0