Ucuz ve sağlıklı gıdaya ulaşamayanların sayısı da hızla artmaya devam ediyor. Özellikle dar gelirli ve emekliler, asgari ücretin altında maaş aldıkları için çareyi, ucuz gıdanın satıldığı yerlerde arıyor.
İstanbul’un Beylikdüzü ilçesinde bulunan Et ve Süt Kurumu’nda da piyasaya göre daha ucuz gıda satıldığı için önünde her gün sıra oluşuyor.
Geceden ya da sabahın erken saatlerinden itibaren bekleyen insanlara önce bir sıra numarası fişi veriliyor.
Sırası gelen de buradan et ihtiyacını alabiliyor. Bir kilogram kıyma 229 liraya satılırken kuşbaşı ise 259 liradan yurttaşa sunuluyor.
Gıda kuyrukları her geçen gün yaygınlaşırken yurttaşların yaptığı değerlendirmeler şöyle:
“50 YILDIR HİÇ Mİ İLERLEMEDİK”
-Ben 14.30’da geldim buraya. Numara aldım ve halen beklemekteyim. Tamam, o zaman ekmek, şeker, tüp kuyruğu vardı ama o zaman paramız da vardı. Şu an paramız olmadığı için bekliyoruz ucuz eti.
-Yani bir emekli maaşıyla ben çalışıyorum. 58 yaşındayım, hala çalışıyorum. Geçinmek mümkün değil” dedi. Bir başka vatandaş emekli maaşlarındaki dengesizlikten yakınırken, diğer bir yurttaş da “50 yıldır hiç ilerlemedik mi biz? İlerlediysek o zaman niye sıradayız hala? Millet geceden geliyor”
“İNSANLARIMIZ NİYE BU DURUMDA”
-Biz güzel, kaliteli yaşamak istiyoruz. Biz geldiğimiz zaman parasıyla alıyoruz. Sen diyorsun ki, insanlar kuyruğa giriyor. Girmesinler, niye girsinler? Girmeye gerek var mı? Girmeye gerek yok. Ben 14.00’te geldim, biletimi aldım.
-Az önce geldim tekrardan. Evim yakın ama şimdi uzaktan gelenler var; yaşlılar, hamileler, kadınlar var. Her gün burada insanlar kavga ediyor çalışanlarla. Çalışanların da bir kabahati yok.
-Onlar da işlerini yapmaya çalışıyor ama planlama yok. Bu insanlara yazık günah. Burada bizler çok üzülüyoruz. Ya et mi, tavuk mu bulamıyoruz? Biz ne bulamıyoruz? Neyimiz yok ki? İnsanlarımız niye bu durumda? Ben üzgünüm. Söyleyecek çok şey var ama bu şekilde olmuyor.

“BİR KİLO ET İÇİN KAVGA BİLE OLUYOR”
-2024’te kuyruğu görüyorsunuz işte. Ben çalışırken ev alıyordum. Arabamı alabiliyordum. Taksitle ödeyebiliyordum. Şimdi ay başını zor getiriyorum. 2024’teyiz. Şu kuyruğa bak, et kuyruğu.
-Ne oldu bizim meralarımız, hayvanlarımız? Burada saat 07.00’den beri bekliyoruz. Numara veriyorlar. Burada bir tane Beylikdüzü’nde var. Kadıköy’den, Bayrampaşa’dan, Zeytinburnu’ndan geliyor.
-Herkes şimdi yok ama sıra dağıttılar, herkes saatinde gelmeye çalışıyor. Devam ediyoruz bakalım. Bir kilo et alacağız. Onu da hâlimize bak”
Sırada bekleyen 3 kadın da dertlerini “Her zaman olsun da kuyruk olmasın. İki saattir bekliyoruz. İnsanlar böyle çile çekmesin. Mecbur kalıyor insanlar. Mecburiyetten geliniyor. Kavgalar bile oluyor arada. Bekliyoruz saatlerce bir kilo kıyma, et için. Herkes alsın diye onlar da az veriyor. Ne yapsınlar? Ona bereket versin. Vallahi ne diyeyim, üzülüyoruz. Bu hale düştüğümüz için üzülüyoruz. Sanki bedava alacakmışız gibi böyle utanıyoruz. Paramızla alacağız ama utanıyoruz. İlk defa geldim ama bana çok şey geldi. Bu civardan geliyorum” sözleriyle anlattı.
“SADECE GENÇLER İÇİN ÜZÜLÜYORUM”
Emekli ve 50 yaşında olduğunu söyleyen bir yurttaş da “Ben artık bu saatten sonra kendim için değil, sadece gençler için üzülüyorum. Niye diyeceksiniz, şuraya bakar mısınız? 70’li yıllarda mı yaşıyoruz? Şeker kuyruğu, tüp kuyruğunda mı yaşıyoruz? Hangi çağda yaşıyoruz? Yani bir ülkede cumhurbaşkanı halkı tehdit ediyorsa benim çocuğumun bu ülkede yaşaması normal değil. Doktorlarımız niye Avrupa’ya gidiyor? Avrupa’da niye insan çalışma hakkına sahip de burada değil. Bakıyorum herkese, herkes razı. Neye razısın arkadaş, bana 10 bin lira maaş veriyor. Et veriyor. Ne veriyor? Bedava mı veriyor? 10 bin lira emekliyim ben. Çalışmasam nasıl geçineceğim? 14 bin lira kira veriyorum. Nasıl geçineceksin? Sayın Cumhurbaşkanı’na, Sayın Adalet Bakanı’na soruyorum. Adalet Bakanı çıkıp oy istiyor ya… Niğde milletvekili çıkmış diyor ya, ‘Cumhurbaşkanımız yatırım yaptı’. Ne yaptı diyorum. Ben de zannediyorum ki ülkeye bir fabrika açtı. Ne, F tipi cezaevi açmış da yatırım. Ben suçlu değilim ki kardeşim. Ben bu ülkede yaşamak istiyorum. Hırsız olmak istemiyorum.

“10 BİN LİRA MAAŞLA EMEKLİYİM, ÇALIŞIYORUM. 14 BİN LİRA KİRA VERİYORUM”
Çocuğumun geleceğini düşünüyorum. Gençleri düşünüyorum. Suçlu muyuz yani? 70 yaşında insan geliyor. ‘Ben üşüyorum’. O zaman hakkını savun. Hakkını savunamıyorsun bu ülkede. Niye savunamıyorsun, biliyor musun? Hakkını savunduğun zaman biliyorsun ki başına çok şey gelecek. Ülkemizde bu kadar yabancı var mıydı? Eskiden İstanbul’un tadı vardı. Tatile gidebiliyor muyuz, gidemiyoruz ama Avrupa’da emekli olan herkes her ay, her yıl bir ülkede tatil yapıyor. Biz gidemiyoruz. Çalışmak mecburiyetindeyiz. Ülkede yüzde 120 enflasyon var. Neyi düşüreceksin sen? Her gün patates soğan, her gün eve nasıl gideceğiz; ger gün yağmurda nasıl üşümeyeceğiz, bunu düşünüyoruz. Biraz uyanalım. Bakıyorum, herkes hakkına razı. Üç gün et yemesek ölmeyiz herhalde. Ben öyle düşünüyorum şahsen. Emekliyim. 14 bin lira kira veriyorum, çalışmasam geçinemem. Bizim şu anda asgari ücretle çalışıp iki tane üniversite çocuk okutmamızın imkânı yok. Her gün cebimizden para çalınıyor. Nereye gideceğiz? ‘Gidin’ diyor Sayın Cumhurbaşkanım. Nereye gidelim? İşte gittiği zaman da veryansın etmeyecek kimse.”
“BİZİ BU DURUMA DÜŞÜRENLER UTANSIN”
Başka bir emekli de “Bizi bu duruma düşürenler utansın. Emekliyiz. Paramızla rezil oluyoruz sıralarda” dedi. Başka bir kişi, “Et kuyruğunu bekliyoruz. Yarım saat oluyor ben geleli. Gerçi saat 14.00’te geldim, fiş aldım. Halen bekliyoruz. Benimkisi 276 ama daha 83 girmiş. Çok bekleyeceğiz daha” derken 84 yaşındaki bir emekli de “Böyle bir kıtlık görülmemiş, yaşanmamış. Türkiye bir tarım ülkesidir ama tarımı bitirdiler. Bugünden sonra insanlar bunu yaşayacak olursa mutluluk diye bir şey kalmaz. İnsan hayatından bezdi. Hayatından vazgeçmek istiyor bu yaşamda. Böyle bu kalabalık olduktan sonra sıra beklemek de mümkün değil. Söylenecek çok şeyler var ama bu kadar” diye sorunlarını anlattı.
]]>Taş ailesinden Orhan Taş, Serhat Taş, Halil Taş ve Mehmet Can Taş ile Alyamaç ailesinden Mehmet Emin Alyamaç, Selim Alyamaç, Muhammed Alyamaç, Yunus Alyamaç ve Ömer Alyamaç hayatını kaybetti, yaralanan Ahmet Alyamaç ve M.A. ise hastanede tedaviye alındı.
Olaydan sonra Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 11’i tutuklu, 11’i firari toplam 31 şüpheli hakkında hazırladığı 151 sayfalık iddianame 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
İddianamede, 31 sanıktan 26’sı hakkında ‘Tasarlayarak kasten öldürmek’ suçundan 5’er kez ağırlaştırılmış müebbet, kavgaya müdahale eden güvenlik güçlerine yönelik açılan ateş nedeniyle de ‘Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 117’şer yıldan 180 yıla kadar, 5 sanık hakkında ise ‘Tasarlayarak kasten öldürmek’ suçundan 4’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile ‘Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 338’er yıldan 530 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

‘YAKINIMA, AYAK DİPLERİMİZE, TRAKTÖRÜN CAMLARINA İSABET EDİYORDU’
İddianamede şüpheliler ve sanıkların yanı sıra olaya ilk müdahale eden ve üzerlerine ateş edilen 9 jandarma personelinden O.A., Y.A., M.Ç., A.Ç., A.A., M.R.Y., S.S., İ.A., ve F.S.’nin ifadelerine de yer verildi.
Olay yerine vardıklarında yaşadıklarını anlatan M.R.Y., şöyle konuştu:
-Rampa yukarı 10 metre ilerledik. Yanımda Y.A. vardı. O sırada A.A. aracı stop ediyordu.
-Karşılaştığım manzara; tankerin lastiğine Muhammed Alyamaç, oturur vaziyette pantolonu kanlı bir şekilde yaslanıyordu, Şahin Alyamaç isimli üstü çıplak şahsı tankerin arka kısmına ayakta yaslanır halde gördüm. Boş arazide yerde sırtüstü uzanan ve bilinci kapalı gözleri açık vaziyette yatan kişinin ismini sonradan Ömer Alyamaç olarak öğrendim.
-Şahin Alyamaç’ın oğulları olan Barış ve Ferat Alyamaç isimli kardeşler de ağabeyleri Muhammed’in yanında bizi görünce bağırarak yardım istemeye başladılar. ‘Üzerimize ateş açıldı’ dediler.
-Bu şahısların üzerlerinde silah ve delici kesici alet görmedim. A.A. ve Y.A. ile 2 traktörün arasında yerde yatan Ömer Alyamaç isimli şahsın yanına gittik. Şahsın nabzını ben kontrol ettim, nabız olduğunu ve kalp atışı duyduğumu Y.A.’ya bildirdim.
-Karakol komutanımız A.A.’ya talimat verdi, makam aracını çekip yaralıları tahliye etmemizi söyledi. Aracı yukarı çıkarmayı başardı.
-Yaralı Ömer Alyamaç’ı çekerek alacağımız esnada yukarı tepelerden üzerimize ateş açıldı ve ben öndeki traktörün arkasına siper aldım.
-Siper aldığım traktörün alt ve yan kısmında 20 civarı boş kovan ve 2 Kalaşnikof şarjörü gördüm. Ateşin tepe bölgelerde geldiğini anladım. Ancak tepe bölgesini gözetlediğimde kimse göremiyordum. İsabet almadım ancak yakınıma, ayak diplerime ve traktörün camlarına isabet ediyordu.

-Mevzi değiştirmeye karar verdim. Makam aracının yanına Muhammed Alyamaç ve Barış Alyamaç siper aldı.
-Ben daha sonra makam aracına yakın olan beton kuyuya koştum. Yanıma Şahin Alyamaç geliyordu.
-Onu çekerek siper almasını sağladım. Ateş devam ediyordu ancak halen göremiyordum ve göremediğimden dolayı karşılık veremedim.
-Başımızın üzerinden mermiler geçiyordu, seslerini duyabiliyordum. Üstümüze ateş açan kişi ve kişileri görmedim ancak yakalanmaları halinde kendilerinden şikayetçiyim.
‘DUR, JANDARMA’ DEMEME RAĞMEN ÜZERİMİZE ATEŞ EDİLDİ’
O.A. da ihbarla olay yerine gittiklerini ifade ederek, şöyle konuştu:
-Bir anda üzerimize ateş edilmeye başlandı. Asker Y.A., yaralıların olduğu bilgisini verdi.
-Bunun üzerine traktörlerin sağ tarafında bulunan tepeye doğru korumalarımla birlikte koşarak çıkmaya başladık. Bu sırada üzerimize yoğun şekilde ateş edilmeye devam edildi. Çok yakınımızdan geçen mermiler oldu.
-Personellerime mevzi almalarını emrettim, yerde hareketsiz yatan bir şahsı, hücum yeleği ve omzunda askı kayışıyla asılı uzun namlulu silahı olan şahsın sürükleyerek geriye doğru uzaklaştırdığını gördüm.
-Bu sırada ‘Dur, jandarma’ diyerek şahısların teslim olmalarını söyledim. Şahsın yanına doğru hareket etmeye başladığım esnada üzerime tekrar ateş edilmeye başlandı.
-Kendimi yan tarafa doğru atarak siper aldım, siper aldığım yerin üzerine mermiler isabet etti. Personellerden S.S.’nin ateş etmek için kalktığı sırada üzerine gelen ateşten korunmak maksadıyla kendini yan tarafa attığında yamaç aşağı doğru sürüklendiğini gördüm.

-Ona yakın olan F.S.’nin ivedi bir şekilde silah arkadaşının vurulduğunu düşünerek yanına koşmasını emrettim. Ben de direkt ateşin geldiği yöne doğru ateş ettim. Bir süre sonra gözetlemek için kafamı kaldırdım. Tepe üzerinde hareketsiz yatan birden fazla kişinin olduğunu gördüm.
-Yaklaşık 200 metre ileride ambulansın olduğunu, onun yanında yeşil tonlarında bir araç olduğunu gördüm. Bu sırada tekrar üzerimize doğru 1-2 el ateş açıldı.
-Tekrar mevzi aldım bir süre sonra kafamı tekrar kaldırdığımda ambulans ve yanındaki araç oradan ayrılmıştı.
-Personeller ile ivedi bir şekilde hareketsiz yatan şahısların yanına himayeli bir şekilde yaklaştık, personelim S.S.’ye şahısların nabızlarını kontrol ettirdim, diğer personelim F.S.’ye de 112’yi arayarak olay yerine ambulans istemesini söyledim.
‘TAKİP ETTİĞİMİZ ARAÇTAN BİZE ATEŞ EDİLDİ’
M.Ç. de olay yerinde araçtan indikten sonra kendilerine doğru hakim tepeden ateş edildiğini fark ettiğini belirterek, şöyle konuştu:
-Yerde sırtüstü yatan bir şahıs vardı. Hareketsiz olarak yatıyordu ve Ahmet Alyamaç isimli şahıs, bu şahsa bakarak bana ‘öldü’ dedi ve ağlıyordu.
-Ahmet Alyamaç’ın elinde silah görmedim. Arka yere dolandığımda beyaz renkli aracın içerisinde bazı şahısların bindiğini gördüm.
-Yaklaşık olarak 200-250 metre mesafedeydi. Arazide beyaz araçla yaklaşık olarak 10-15 dakika kovalamaca yaşadık. Arazide ekinlerin içinde çok hızlı bir şekilde gidiyordu. Önümüzde bulunan aracın sol arka kapısı açılarak bize doğru ateş edildi.
-Yanımda bulunan A.Ç.’nin tarafından da aracın bulunduğu istikamete doğru havaya ve 10-15 el ateş edildi ama şahıslar durmuyordu.
-Aracın içinde en az 3 kişi olduğunu düşünüyorum. Araç ekinlerin içinde çok hızlı ilerliyordu, ben arkasındaydım. Aracın 2 kere hızdan hakimiyetini kaybettim ama geri topladım.
-Şahıslar bölgeyi ve araziyi bildikleri için biçilmemiş arazinin içinde çok hızlı gidiyordu. Ben mesafeyi kapatamadım. Şahıs Serçeler Mahallesi mevkisine doğru gitti. Kastel tarafına döndüm ancak aracı bulamadık.
-112 Acil Çağrı Merkezi’ni aradım aracın bilgilerini verdim. Kaçması sebebiyle yol kontrolünde yakalanması için bilgileri verdim.
]]>Son yıllarda ekonomisi günden güne kötüleşen ve para birimi yabancı para birimleri karşısında büyük değer kaybeden Türkiye, demokrasiden hukuka, basın özgürlüğünden, sosyal hayata kadar bir dizi başlıkta geriye doğru gidiyor:
HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ
Dünya Adalet Projesi (WJP), 2023 Hukukun Üstünlüğü Endeksi’ni yayımladı. Türkiye ise 0,41 değerlendirme puanıyla bir basamak düşerek 117. sırada yer aldı.
Türkiye geçen yıl 140 ülkenin yer aldığı değerlendirmede 0,42 puanla 116 sırada bulunuyordu. Türkiye 2021 yılında 139 ülke arasında 0,42 puanla 117, 2020 yılında ise 128 ülke arasında 0,43 değerlendirme puanıyla 107. sırada yer almıştı.
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün hazırladığı 2023 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye, geçen yıla göre 16 sıra gerileyerek 180 ülke içerisinde 165’inci sırada yer aldı.
Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nin ilk kez yayımlandığı 2002 yılında Türkiye 100. sıradaydı. Türkiye, 2005 yılında 98. sıraya yükselmişti. RSF’ye göre Türkiye, “sorunlu” kategoriden “vahim” kategorisine geçti.
RSF’e göre “Türkiye’de zemin kazanan otoriterlik, medyada çoğulculuğuna meydan okuyor ve muhalif görüşleri baltalamak için tüm araçlar kullanılıyor.” Raporda, buna alternatif olarak insanların son beş yılda ülkedeki ekonomik ve siyasi gelişmeler hakkında bilgi almak için eleştirel veya bağımsız medya kuruluşlara yöneldiği belirtiliyor.
DEMOKRASİ
İngiltere merkezli araştırma ve analiz şirketi Economist Intelligence Unit (EIU) tarafından yapılan değerlendirmede Türkiye, Demokrasi Endeksi’nde 2022 yılında 167 ülke arasında 103’üncü sırada yer aldı. Raporda “Türkiye’nin demokratik değerleri aşınmaya devam ediyor” başlığı atılırken, ülke “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde son on yılda puanında ciddi bir düşüş yaşadı.” deniliyor. Türkiye’de “demokrasinin ciddi şekilde sınırlandığı” belirtilen raporda “Seçimler genellikle özgür ve adil değil, medya sansüre tabi, hukukun üstünlüğü zayıf ve yolsuzluk yaygın.” şeklinde değerlendirme yapılıyor.
‘Otoriter rejim’ kategorisinin 6 basamak üzerinde yer alan Türkiye’nin ortalama puanı 2012’deki 5,76 seviyesinden 2022’de 1,41 puan düşerek 4,35’e geriledi.
YOLSUZLUK
Uluslararası Şeffaflık Örgütü, 1995’ten bu yana her yıl açıkladığı Yolsuzluk Algı Endeski’nin 2022 yılı sonuçlarına göre, Türkiye yolsuzluk algısında beş sıra daha gerileyerek 180 ülke arasında kendisine 101. sırada yer bulabildi.
Ülkeleri “çok yolsuz”dan (0 puan) “çok temiz”e (100 puan) kadar bir ölçekte sıralayan Yolsuzluk Algı Endeski’nde 100 üzerinden 36 puan alabilen Türkiye, bir yılda 2 puan kaybederek son 10 yılın en düşük puanını aldı.
Türkiye, böylelikle son iki sene içinde Endeks’te toplam 15 sıra gerilemiş oldu. Rapora göre, Türkiye’nin puanı 2013’ten sonra düşüşe geçti. Türkiye’nin 2013’te 50 olan puanı 2014’te 45, 2015’te 42, 2016’da 41, 2017’de 40’a gerildi. Puan, 2021’de 38 ve 2022’de 36 oldu.
AKADEMİK ÖZGÜRLÜK
İsveç’teki Göteborg Üniversitesi Demokrasinin Çeşitleri Enstitüsü (V-Dem) ile Almanya’daki Friedrich Alexander Üniversitesi Erlangen-Nürnberg Akademik Özgürlük Endeksi (AFI) dünyada akademik özgürlüğü ölçüyor. Akademik Özgürlük Endeksi 2023 raporuna göre Türkiye 179 ülke arasında 166. sıraya bulunuyor. Türkiye; uluslararası kuruluşlar tarafından ağır insan hakları ihlalleri ve özgürlük kısıtlamaları suçlamasına maruz kalan Kuzey Kore, Belarus ve Türkmenistan ile aynı grupta bulunuyor. Türkiye’nin Akademik Özgürlükler Endeks puanının 2012-2022 arasında 0,43’ten 0,08’e düşmesi son 10 yılda özgürlük seviyesinin hızlı şekilde gerilediğine işaret ediyor.
SEFALET
John Hopkins Üniversitesi’nden Uygulamalı Ekonomi Profesörü Steve Hanke tarafından hazırlanan “Yıllık Sefalet Endeksi’nde” Türkiye, 157 ülkenin yer aldığı listede sefaletin en yüksek olduğu 10. ülke olarak sıralandı. Türkiye’nin sefalet endeksi 101.601 olarak hesaplandı. Türkiye’de sefalet endeksine en çok etki eden faktörün yüksek enflasyon olduğu belirtildi.
]]>Bütçenin Genel Kurul görüşmeleri ise 11 Aralık’ta başladı. Genel Kurul’da 15 birleşimde toplam 191 saat 13 dakika mesai yapıldı. Stenograflar 6 bin 968 sayfa tutanak tuttu.
HASAN BİTMEZ HAYATINI KAYBETTİ
TBMM ile Adalet ve Dışişleri bakanlıklarının 2024 yılı bütçelerinin görüşüldüğü, bütçe görüşmelerinin 2. gününde, Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez, kürsüde rahatsızlandı. TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca, birleşime 20 dakika ara verdi. Genel Kurul’da uzun süre kalp masajı yapılan Bitmez, hastaneye kaldırılarak tedavi altına alınırken Danışma Kurulu kararıyla görüşmeler yarıda kesilerek, ilgili kurumların görüşmelerinin kalan kısmının 21 Aralık Perşembe günkü birleşimde yapılması kararlaştırıldı.
Bütçe görüşmelerinin 4. gününde ise Bitmez’in vefat haberi alındı. Bunun üzerine, TBMM Genel Kurulu’nda çalışmalara ara verildi ve Danışma Kurulu kararı ile Kültür ve Turizm ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıklarının 2024 yılı bütçe görüşmeleri 21 Aralık Perşembe gününe alındı.
Bütçe görüşmelerinin 5. gününde, TBMM Genel Kurulu’nda, Ticaret Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2024 yılı bütçelerinin görüşmelerinde vefat eden Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

CHP’Lİ KASAP SAADET PARTİSİ’NE KATILDI
Saadet Partisi’nin sandalye sayısı, Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez’in vefatıyla 19’a düşerken, Meclis’te grup kurmak için gerekli olan en az 20 milletvekiline sahip olma kriterini kaybetti. CHP’den istifa eden Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap’ın partiye katılımıyla Saadet Partisi, TBMM’de yeniden grup oluşturma çoğunluğunu elde etti.
AKPLİ VEKİLLER GENEL KURULU TERK ETTİ
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 2024 yılı bütçesi üzerinde konuşan CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan, kadın cinayetlerinden bahsederken AK Parti sıralarına dönerek, “Sayın vekil gülüyor ama bu veriler gerçek.” sözlerini sarf etti. Bu sözler, Genel Kurulda, CHP ve AK Parti milletvekilleri arasında tartışmalara neden oldu.
Söz talebinin yerine getirilmemesi üzerine AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin “Biz çıkalım” diyerek, partisinin milletvekilleriyle Genel Kurul Salonu’ndan ayrıldı.
Özcan’ın konuşmasını tamamlamasının ardından salona dönen AK Parti Grup Başkanvekili Zengin ve beraberindeki AK Parti milletvekilleri Başkanlık Divanı önünde toplanarak bir süre bekledi. Bunun üzerine Meclis Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca, birleşime ara verdi.

TARIM ÜRÜNLERİ KÜRSÜYE TAŞINDI
Bütçe görüşmeleri sırasında, tarım politikalarını eleştiren muhalefet milletvekilleri kürsüye bazı tarım ürünleriyle birlikte çıktı. CHP Adana Milletvekili Orhan Sümer, Ticaret Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlıklarının 2024 yılı bütçelerinin görüşüldüğü TBMM Genel Kurulunda kürsüye bir poşet limon ve ekmekle ile çıktı. Sümer, çiftçinin 3 kilo limon satarak bir ekmek alamadığını söyledi.
CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, Tarım ve Orman Bakanlığının bütçesi üzerine konuşmak için geldiği kürsüde, 8 köşeli kasket taktı. Barut, beraberinde getirdiği mandalina, portakal, limon ve pamuğu Genel Kurul’da göstererek, tarım politikalarını eleştirdi. Konuşmasının sonunda ise Barut, kasketi yere attı.
CHP Hatay Milletvekili Servet Mullaoğlu, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 2024 yılı bütçelerinin TBMM Genel Kurulundaki görüşmeleri sırasında, kürsüye reyhan ile çıktı. Hatay’da doğumun da ölümün de reyhan ile karşılandığını belirten Mullaoğlu, Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenlerin yanı sıra vefat eden Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez’in anısına kürsüye reyhan bıraktı.
CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü de bütçe görüşmeleri sırasında kürsüye, elinde terazi ile gelerek, 2024 yılı bütçesinin ‘dengesiz’ bir bütçe olduğunu savundu.
DİVAN EKSİLDİ BİRLEŞİME ARA VERİLDİ
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığının bütçe görüşmeleri sırasında Genel Kurul’da DEM Parti’li bazı milletvekillerinin Kürtçe konuşmasına ilişkin tartışma yaşandı. TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder’in Kürtçe konuşan hatibe müdahale etmeyeceğini söylemesi üzerine, Katip Üye İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, “Sen Meclis’i kendi başına yönet.” diyerek, Divandan ayrıldı. TBMM Başkanvekili Önder de Başkanlık Divanı eksildiği için birleşime ara verdi. Önder, aranın ardından Başkanlık Divanı’nda Öztürk’ün yerine katip üye AK Parti Mersin Milletvekili Sibel Söylemez’in yerini almasıyla görüşmelere devam edildi.
EN UZUN GECEDE EN UZUN MESAİ
En uzun gece olan 21 Aralık’ta, TBMM Genel Kurulu, 2024 yılı bütçe görüşmelerinin en uzun mesaisini yaptı. TBMM Genel Kurulunda TBMM’nin yanı sıra Adalet, Dışişleri, Kültür ve Turizm ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıklarının 2024 yılı bütçeleri görüşüldü. 21 Aralık saat 11.00’de başlayan bütçe görüşmeleri,16 saat 20 dakika sürdü. Böylece, TBMM Genel Kurulu 2024 yılı bütçe görüşmelerinde en uzun mesaisini yaptı.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER RAHATSIZLANDI
Cumhurbaşkanlığının 2024 yılı bütçesinin görüşmeleri sırasında tansiyon problemi yaşayan TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder, birleşime 40 dakika ara verdi. Aranın ardından birleşimi TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca açtı.
ORTAK BİLDİRİ TARTIŞMASI
Bütçe görüşmeleri sırasında Irak’ın kuzeyinde 12 askerin şehit olduğu terör saldırısı nedeniyle ortak bildiri yayımlanması talep edildi. CHP ve DEM Parti ortak bildiriye imza vermeyeceklerini açıklayınca AK Parti, MHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi grup başkanvekillerinin imzasıyla, terörü kınayan bildiri imzalandı ve Genel Kurul’da okundu. CHP ise terör saldırılarıyla ilgili kendi açıklamasını okuyarak kapalı oturum yapılmasını ve Meclis’in bilgilendirilmesini istedi.

BAHÇELİ GENEL KURULDAN AYRILDI
TBMM Genel Kurulu’nda 2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin tümü üzerinde yapılan görüşmeler sırasında, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve MHP milletvekilleri, DEM Parti konuşmacılarının kürsüye çıkmasıyla salondan ayrıldı. MHP milletvekilleri, CHP adına yapılan konuşmalar sırasında da Genel Kurul’da yer almazken, söz sırası AK Parti’ye gelince MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve MHP milletvekilleri Genel Kurul salonuna geldi.
]]>