Canlı yayında İsrail’in Filistin’de sivillere yönelik sistematik saldırılarını mercek altına alan ve doğrudan Hyman’a konuyla ilgili sorular soran Morgan, İsrail’in kaç sivili öldürdüğüne dair sorular sordu. Fakat İsrail hükümetinin sözcüsü hem kendisiyle çelişen yanıtlar verip hem de gerçekdışı yorumlar yapınca Morgan’ın tepkisini üzerine çekti.
İSRAİL HÜKÜMETİNİN SÖZCÜSÜ SUSPUS OLDU
İsrail’in Refah’a düzenlediği saldırılar artarken Morgan, Hyman’a Ekim ayından beri öldürülen sivillerin sayısı ile ilgili sıkıştırdı. İsrail’in çatışma sırasında kaç sivili öldürdüğüne inandığı sorusuna Hyman, “Elimizde kesin rakamlar yok” dedi. Morgan İsrail’in kaç teröristin öldürüldüğünü bildiğine buna karşılık sivil ölümlerini bilmemesine tepki göstererek, “Hamas teröristlerini öldürmeye masum sivillerden daha fazla önem verdiğiniz anlamına geliyor, bu doğru değil mi?” dedi.
Morgan sözlerine, “İsrail hükümetinin resmi sözcüsüsünüz ve kaç sivil öldürdüğünüz hakkında hiçbir fikriniz yok mu? Az önce bana sivilleri öldürmeme konusunda özellikle dikkatli olduğunuzu söylediğinizi sanıyordum ama kaç kişiyi öldürdüğünüzü bilmiyorsanız bunu nasıl kesin olarak söyleyebilirsiniz” ifadesiyle devam etti.
İsrailli yetkili Morgan’ın sert sözlerine yanıt veremezken bu yayın büyük beğeni topladı.
İŞTE O DİYALOG
Piers Morgan- 1.5 milyon insanın yaşadığı Refah’ta Hamas’ı yok etmek için ikincil zarar olarak gördüğünüz kaç sivil kişi öldü?
Avi Hyman- Operasyonun ilk gününde 100 bin kişiyi Refah’tan çıkardık.
PM- Bu da en az 1.4 milyon insanın kaldığını gösteriyor.
– Evet ve bu devam eden bir süreç.
PM- Şu ana kadar 40 bin insanı öldürdünüz ve bunların çoğu masum siviller, kadınlar ve çocuklar.
– Verdiğiniz Hamas rakamları çıkınca bunların 14 bini teröristti.
PM- O zaman kaç sivil öldürdüğünüze inanıyorsunuz?
– Tam rakam yok.
PM- Kaç Hamas teröristi öldürdüğünüzü biliyorsanız, kaç sivil öldürdüğünüzü de biliyorsunuzdur? Aksi takdirde teröristlerin ölümüne sivillerden öncelik veriyormuşsunuz gibi görünüyor.
– Dediğim gibi 14 bin ama Hamas daha net rakam verebilir. Ama bu rakam gerçek olmayabilir.
PM- Peki maden gerçek değilse neden bana bu rakamları veriyorsun?
– Ben bendeki rakamları verdim.
PM- Hayır sen bana kaç Hamas teröristi öldürdüğünü söyledin fakat kaç sivil öldürdüğünüze dair bir fikrin varmış gibi görünmüyor. Kafam karıştı. Neden ikisinin de sayısını tutmuyorsun?
– Sana şunu söyleyebilirim ki bizim amacımız Hamas’ı yok etmek.
PM- Sen İsrail hükümetinin resmi sözcüsüsün. Ve kaç sivili öldürdüğüne dair bir fikrin yok.
– Bende bu bilgi yok.
PM- Kaç sivili öldürdüğünüze dair resmen hiçbir fikrin yok.
– Benim bu bilgiye erişimim yok ve bunu bilmiyorum.
PM- Bu çok saçma. Peki neden bana kaç Hamas teröristini öldürdüğünü söyleme yetkin var da kaç sivil öldürdüğünü söyleme yetkin yok? Kaç Hamas teröristi öldürdüğünü sormamdan hemen sonra yanıt verebilmen ve kaç sivil öldürdüğünüz sormamdan sonra yanıt verememen beni şaşkına çeviriyor. Rakamlar konusunda bile hazırlıklı değilsin. Buraya çıkıp sivillerin ölümünden kaçınmak istediğinizi söylemene rağmen bence insanlar bunu saçma bulacak. Buraya İsrail hükümetinin resmi sözcüsü olarak geliyorsun ve kaç kişinin öldürüldüğünü söylemiyorsun çünkü bunu bilmiyorsun. Bunun ne kadar saçma duyulduğunu biliyor musun?
– Biz savaş dumanının içindeyiz ve sonuna kadar savaşıyoruz.
PM- Hayır, teröristlerin ölümüne gelince duman içinde değilsiniz. Bana öyle geliyor ki sadece sivil ölümleri konusu açılınca dumanın içindeyiz.
]]>Tel Aviv merkezli “+972” ve Local Call’a konuşan kaynaklar, Lavender’in Gazze’deki yaklaşık 2.3 milyon insan hakkında topladığı verileri belirsiz kriterlere göre analiz ederek, kişinin Hamas ile bağlantısı bulunma olasılığını değerlendirdiğini belirtti.
Görüşlerini paylaşan 6 kaynak, savaşın özellikle ilk safhalarında İsrail ordusunun programa “tamamen bağlı kaldığını”, bu nedenle Lavender’in tespit ettiği isimlerin, erkek oldukları sürece personel tarafından kontrolsüz ve belirli bir kriter gözetilmeksizin hedef olarak görüldüğünü aktardı.
37 BİN FİLİSTİNLİ ŞÜPHELİYMİŞ
+972’ye konuşan kaynaklar, binada ve çevrede siviller olsa bile kişinin özel mülkiyetinde öldürülmesine izin veren “insan hedef” kavramının daha önce yalnızca “üst düzey askeri hedef”leri kapsadığını, 7 Ekim sonrasında “insani hedef” görülenlerin, tüm Hamas üyelerini kapsayacak şekilde genişletildiğini ifade etti.
Hedef sayısının artması sonucunda, öncekinin aksine hedeflerin tek tek insanlar tarafından incelenip doğrulanması olasılığı ortadan kalktığı için yapay zekaya ihtiyaç duyulduğu kaydedilirken, yapay zekanın yaklaşık 37 bin Filistinliyi “şüpheli” olarak işaretlediği belirtildi.
Lavender’ın Filistinlileri sınıflandırmada “yüzde 90’a kadar başarılı” görülmesi üzerine, sürecin tamamen otomasyona bağlandığını söyleyen kaynaklar, “Binlerce insanı öldürdük. Her şeyi otomasyona bağladık ve hedefleri tek tek kontrol etmedik. İşaretlenen kişiler evlerine adım attıklarında onları bombaladık.” sözleriyle insan kontrolünün devreden çıkarıldığını teyit etti.
Kaynaklardan birinin, “önemsiz bir ismi öldürmek için bir evi bombalamalarının istenmesinin, kendisi için çok şaşırtıcı” olduğu yorumu, İsrail’in Gazze’deki sivil katliamının itirafı olarak görüldü.
100 ZAYİATA YEŞİL IŞIK
Kaynaklar alt düzey bir kişiye düzenlenen operasyonda “20 sivil zayiat”a kadar izin verildiğini ve bu sayının süreç içinde sık sık artıp azaldığını belirterek, “orantılılık ilkesinin” uygulanmadığına dikkati çekti.
Öte yandan üst düzey hedefler için söz konusu sayının 100’e kadar çıktığı belirtildi.
Kaynaklar, kendilerine “bombalayabildikleri her yerin bombalanması” emrinin verildiğini ifade ederken, “Üst düzey yetkililere histeri hakimdi. Nasıl tepki vereceklerini bilemiyorlardı. Tek bildikleri Hamas’ın kapasitesini kısıtlamak için deli gibi bombalamaktı” dedi.
Lavender’ı kullanmış olan B. adlı üst düzey asker, programın “hata payının yüzde 10 civarında olduğunu” iddia ederek, zaman kaybının önlenmesi için insanlar tarafından kontrol edilme zorunluluğunun olmadığını belirtti.
“AİLESİYLE BOMBALANIYOR”
B, hedeflerin az olduğu günler uygulamanın kapsamının genişletildiğini, daha kalabalık bir kitlenin hedef alındığını belirterek, “Hamas üyesi tanımını daha da genişletildiğinde, uygulama her türlü sivil savunma personelini ve polis memurlarını hedef almaya başladı. Bu kişiler Hamas’a yardım etse de İsrail askerlerini gerçekten tehlikeye atmıyordu” dedi.
Sistemin eksikliklerine dikkati çeken B, “Eğer hedef kişi telefonunu başka bir kişiye verdiyse, o kişi tüm ailesiyle evinde bombalanıyordu. Bu çok sık oldu. Lavender’ın en sık yaptığı hatalardan biri buydu” diye konuştu.
“ÖLDÜRÜLENLERİN ÇOĞU KADIN VE ÇOCUK”
Öte yandan, “Where’s Daddy?” adı verilen bir diğer yazılımın, binlerce kişiyi eş zamanlı takip ederek, evlerine girdikleri zamanı İsrailli yetkililere bildirdiği belirtildi.
Bu yazılım sayesinde hedef alınan kişilerin evlerinin bombalandığı kaydedilirken, “Diyelim ki bir evde bir Hamas üyesi ve 10 sivil olduğunu hesapladınız, genellikle bu 10 kişi kadın ve çocuk olur. Yani saçma bir şekilde, öldürdüğünüz insanların çoğu kadın ve çocuk oluyor.” ifadeleri kullanıldı.
Bu sistemin de hesaplama hataları yaptığını ifade edilirken kaynaklardan biri, “Çoğu kez hedeflenen kişi, bombaladığımız evde olmuyordu bile. Sonuç olarak bir aileyi hiç uğruna öldürmüş oluyordunuz.” açıklamasını yaptı.
TASARRUF EDİYORLARMIŞ
Kaynaklar ayrıca “pahalı silahlardan tasarruf etmek” amacıyla daha düşük rütbeli kişilerin “güdümlü akıllı bombalar” yerine “güdümsüz bombalarla” hedef alındığını ve bunun sonucunda hedef alınan kişinin bulunduğu ve çevresindeki binaların yıkılması sebebiyle birçok sivilin hayatını kaybettiğini söyledi.
Güdümsüz bombaların kullanımına ilişkin konuşan kaynaklardan biri de “Saldırıları genellikle güdümsüz bombalarla yapıyorduk ve bu da kelimenin tam anlamıyla tüm evi içindekilerle yok etmek anlamına geliyordu. Sistem yüzünden hedefler hiç bitmiyor” dedi.
1 Aralık 2023’te yayımlanan başka bir araştırmada ise İsrail ordusunun, Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında hedef belirlemek için kullandığı “Habsora” (The Gospel) adlı yapay zeka uygulamasını sivil altyapının kasıtlı olarak vurulmasında kullanıldığını ve bu uygulamayla otomatik olarak üretilen hedeflere yönelik saldırılarda kaç sivilin yaşamını yitireceği her zaman bilindiği belirtilmişti.
İsrail’in kullandığı bir diğer yapay zeka teknolojilerinden olan “Habsora” (The Gospel) binaları ve yapıları hedef alırken, Lavender kişileri hedef alıyor.
]]>Rajagopal, diğer bir X mesajında, İsrail’in Gazze’de bombalayarak kısmen yıktığı konutları buldozerlerle tamamen yıkma görüntüsünü alıntılayarak evleri yıkmanın soykırım olduğunu vurguladı.
BM raportörleri ve insan hakları kuruluşları İsrail’in Gazze’de sivilleri hedef alan saldırılarını ve toplu cezalandırma eylemlerini soykırım olarak nitelendirirken, UCM Başsavcısı Karim Han’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başta olmak üzere sorumlular hakkında tutuklama kararı çıkarmak gibi önleyici bir adım atmaması eleştiriliyor.
NELER YAŞANMIŞTI?
Başsavcı Han, son olarak 7 Aralık’ta yaptığı açıklamada, Gazze’de sivillere yardım malzemeleri ulaştırılmasını kasten engellemenin savaş suçu olarak değerlendirilebileceği uyarısında bulunmuştu. Buna rağmen İsrail Gazze’ye insani yardımların girişlerini sınırlandırmaya devam etmiş, BM Dünya Gıda Programı (WFP) 20 Aralık’ta yaptığı açıklamada, Gazze’de her dört kişiden birinin felaket düzeyinde açlık çektiğini bildirmişti. Uluslararası yardım kuruluşu Oxfam, Gazze’de gerçekte bu oranın yüzde 90’ın üzerinde olduğu uyarısında bulunmuştu.
Karim Han’ın, İsrail’in Gazze’ye yönelik ayrım gözetmeyen saldırıları tüm şiddetiyle sürerken, kasımda İsrail’i ve ardından Ramallah’ta Filistin hükümetini ziyaret etmesi fakat Filistinlilere yönelik İsrail soykırımının devam ettiği Gazze’ye gitmemesi eleştirilmişti.
Han, Rusya’nın Ukrayna’ya açtığı savaşın başlamasından 50 gün sonra Kiev yakınlarında yer alan Buça şehrinde incelemelerde bulunmuş ve Ukrayna davasında 1 yıl gibi bir sürede Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hakkında yakalama kararı talep etmişti. UCM Savcılığının, Filistin’de işlenen suçlar için 8 yıldır devam eden soruşturmaya rağmen henüz bir yakalama kararı çıkarmaması “çifte standart” eleştirilerini beraberinde getiriyor.
ÖLDÜRÜLEN BM ÇALIŞANI SAYISI 142’YE YÜKSELDİ
Birleşmiş Milletler (BM) Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırılarında 142 çalışanının öldürüldüğünü duyurdu.
UNRWA’nın X hesabından yapılan açıklamada, İsrail’in yoğun saldırıları altındaki Gazze’deki kayıplara ilişkin bilgi verildi.
Gazze’de öldürülen BM çalışanı sayısının 142’ye ulaştığı belirtilen açıklamada, çoğunluğunun aileleriyle birlikte hayatını kaybettiği kaydedildi.
Açıklamada, keder ve yıkımın sürdüğü bu felaket zamanlarında Noel kutlayanlara “Mutlu Noeller” demenin zor olduğu ifade edildi.
“BM OKULLARI SİVİLLERE KARŞI SUÇ İŞLENEN ALANLARA DÖNDÜ”
Cenevre merkezli Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları İzleme Örgütü (Euro-Med), yaptığı yazılı açıklamada, İsrail güçlerinin okullarda işlediği suçlara ilişkin bilgi verdi.
Açıklamada, İsrail güçlerinin, çoğunluğu Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansına (UNRWA) ait ve BM logosu bulunan barınma merkezlerini savaşın başladığı ilk günden beri hedef haline getirdiği kaydedildi.
Okullarda sivillere yönelik fiziki tasfiye, alıkoyma, taciz ve korkutma dahil ciddi ihlaller işlendiği ifade edilen açıklamada, bugün İsrail askerlerinin, Cibaliya’da Er-Rafii Okulu’nu bastığı ve 15 yaş ve üstündeki erkekleri soyunmaya zorlayıp bilinmeyen bir yere götürdüğü, kadınları da zorla dışarı çıkarıp ateş açtığı belirtildi.
İsrail’in okullarda işlediği ihlallerin aşamalara ayrılarak aktarıldığı açıklamaya göre birinci aşamada; barınma merkezlerine pek çok kez hava saldırısı düzenlendi. Bu saldırılarda yüzlerce kişi öldü ve yaralandı. Bunun örnekleri Gazze’nin kuzeyi, güneyi ve orta kesiminde pek çok okulda yaşandı.
İkinci aşamada; kara harekatının başlamasıyla birlikte İsrail güçleri, okulların duvarlarını, ana kapılarını tanklarla yıktı ve yoğun ateş altında okulları bastı. Bu aşamada okullarda pek çok kişi infaz edildi. Bunun yanı sıra genç erkekler soyunmaya zorlandı ve işkence gördü, kadınlar ise sorguya çekildi.
Üçüncü aşamada; bu okullar ve barınaklar, askeri araçlar için bir kışlaya, askerler için geçici karargaha ve halkın sorgulandığı ve kötü muameleye tabi tutulduğu merkezlere dönüştürüldü.
Dördüncü aşamada ise bu okullar, patlayıcı yerleştirilerek kısmen ya da tamamen yıkıldı. Üstelik İsrail güçleri, okulların nasıl yıkıldığını gösteren görüntüleri de yayımladı.
Euro-Med’in açıklamasında, devam eden cinayetlerin, fiziki tasfiyelerin, bina ve tesislerin sistematik olarak tahrip edilmesinin “sivillere yönelik sistematik intikam operasyonlarının” parçası olmaktan başka hiçbir açıklaması veya gerekçesi olmadığı vurgulandı.
GAZZE’DE SON DURUM
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim’de kapsamlı saldırı düzenledi.
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.
İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırılarında en az 8 bin 200’ü çocuk, 6 bin 200’ü kadın olmak üzere, 20 bin 424 Filistinli öldürüldü, 54 bin 36 kişi de yaralandı. Enkaz altında binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı tahrip ediliyor.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 153’ü karadan işgal sürecinde olmak üzere 486 askerinin öldürüldüğünü duyurdu.
Çatışmalara 24 Kasım’da 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani arada” 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs’te de İsrail güçleri ve yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 303 Filistinli hayatını kaybetti.
İsrail ordusu ile Hizbullah arasında 8 Ekim’den bu yana sınırda devam eden çatışmalarda 26 Lübnanlı sivil, 124 Hizbullah mensubu ile 5 İsrailli sivil ve 7 İsrail askeri öldü.
]]>