Siyaset – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Wed, 23 Oct 2024 17:26:07 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Özel: Kürtlerin sorunları bir kişinin konuşmasıyla değil, masaya 86 milyonun oturmasıyla çözülecek https://www.foxhaber.com.tr/ozel-kurtlerin-sorunlari-bir-kisinin-konusmasiyla-degil-masaya-86-milyonun-oturmasiyla-cozulecek/ https://www.foxhaber.com.tr/ozel-kurtlerin-sorunlari-bir-kisinin-konusmasiyla-degil-masaya-86-milyonun-oturmasiyla-cozulecek/#respond Wed, 23 Oct 2024 17:26:07 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/ozel-kurtlerin-sorunlari-bir-kisinin-konusmasiyla-degil-masaya-86-milyonun-oturmasiyla-cozulecek/

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Kürtlerin yaşadığı sorunlar sadece bir kişinin Meclis’te konuşmasıyla değil, 86 milyonun temsilcilerinin parlamentoda oturmasıyla, konuşmasıyla, demokratik siyasetin önünün açılmasıyla ve kurulacak masaya 86 milyonun oturmasıyla çözülecektir” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bir dizi ziyaret ve programlara katılmak üzere geldiği Diyarbakır’da, bir otelde, kentteki kadın sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle buluştu. Toplantıya CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, CHP Kadın Kolları Genel Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Asu Kaya, CHP İl Başkanı İsmail Akyıl, İl Kadın kolları Başkanı Güler Koçyiğit ile kadın sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Özel, ilk adımın kadına yönelik şiddetin engellenmesiyle başlanması gerektiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

“Dün akşam saatlerinde Kayapınar’da sokak ortasında Evin Demirtaş isimli bir kadın daha katledildi. Bundan duyduğumuz derin üzüntüyü ve başsağlığı duygularımızı ifade ederek söze başlamak isterim ve 2024 yılında bu 321’inci kadın cinayeti oldu, resmi kayıtlara geçmiş olan. Daha geçtiğimiz günlerde Adana’da bir günde 5 kadın cinayeti işlendiğini ve kadın cinayetlerinin kartopu gibi artarak devam ettiğini, tüm mücadeleye, iyi niyetli çabalara rağmen içerdiği sistemik sorunlar yüzünden bu noktaya geldiğinizin altını çizmek isterim. Malum, Sayın Demirtaş ile Edirne Kapalı Cezaevinde bir çalışma gerçekleştirdik. Öncesinde bu toplantının gündemi için hazırlık ziyaretleri olmuştu, karşılıklı olarak avukatlar ve Sezgin Bey aracılığıyla. Orada kendi gündemimizin başına kadına karşı şiddeti koymuştuk. Ziyaret öncesi avukatları eliyle de kamuyla paylaşacağı bir çağrı metnini ilk olarak bana ulaştırmıştı. O çağrı metnindeki çağrı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, bana ve tüm siyasi liderlere ve sırasıyla Türkiye’de kamu gücü kullanan ya da sivil toplumu temsil eden tüm başkanlara yönelikti ve kadına karşı şiddet için, içimizdeki erkekle yüzleşmek ve devamında sorumluluk almayı tartışan ve İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının karşı taraftaki yarattığı, katillere ve şiddete başvuranlarda yarattığı cesareti gören bir metindi ve buna karşı bir duruş sergileyen, kısa veya orta vadeli yapılması gerekenleri ifade eden bir metindi. O metin kamuoyunca da malum, ilk metni almış kişi olarak orada da ifade ettim ama burada, Diyarbakır’da, o çağrı metninin her kelimesine katıldığımı ve altını imzaladığımı aynı şekilde bu konuda ilk adımı kadına karşı şiddetten atmamız gerektiğini bir kez daha sabah da konuştuk, şimdi de ifade ediyorum. Tabii biz STK’lardan gelen arkadaşlarımızla hem Türkiye’nin dünden beri iyice belirginleşen ve Diyarbakır’da da gündemleşen ana konuyu konuştuk ama yoksulluk herkesi vuruyor, kırılgan grupları daha çok vuruyor. Doğu, Güneydoğu’daki kadınları en çok vuruyor”

’31 MART BİR SON VE ZAFER ANI DEĞİL, BİR BAŞKANLIK, BİR BAŞLANGIÇ VE SORUMLULUK ANI’

Konuşmasında, sonraki ilk genel seçimde ‘Türkiye İttifakı’nın iktidar olacağına inandıklarını belirten Özel, ” Cumhuriyet Halk Partisi, 31 Mart’ta da çok önemli bir başarı elde ederek Türkiye’nin birinci partisi oldu. Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin kurucu partisidir. Cumhuriyet Halk Partisi, son 47 yıldır seçimlerden birinci parti çıkamazken, 31 Mart’ta yüzde 38 gibi bir oy oranıyla Türkiye’de 413 belediye başkanlığını, bugün Türkiye’de 413 belediyeyi yöneten belediye başkanlıklarını kazanarak çok önemli bir başarı elde etti. Biz o güçlüyü ifade etmiştik, tekrar edeyim. Biz bunu bir zafer değil, bir sorumluluk olarak omuzlarımızda hissediyoruz. Verilen oyların içinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin klasik tabanının dışında, çağrıda bulunduğumuz Türkiye İttifakı vardır. Bu oyunun içinde, sosyal demokratların yanında muhafazakar demokratlar, milliyetçi demokratlar ve Kürt demokratlar vardır. Bu tüm demokratların bir araya gelip ortaya çıkardıkları büyük seçim başarısını bundan sonra yapılacak ilk genel seçimlerde ‘Türkiye İttifakı’nın iktidar yaparak, Türkiye’nin birikmiş bütün sorunlarının çözme noktasında bir ortak iadeye dönüştürmenin ve bunu demokratik siyasetin önünü, Türkiye’de siyaseti olması gibi demokratikleştiren bir büyük adım olacağına inancımız var. 31 Mart’ın bir son ve zafer anı değil, bir başkanlık, bir başlangıç ve sorumluluk anı olarak ifade ettiğimizi gördüğümüzü ifade etmek isterim” diye konuştu.

‘NARİN CİNAYETİNDE İDDİANAMEDE BİLMEDİĞİMİZ HİÇBİR ŞEY YOK’

Özel, Bağlar ilçesinde kaybolduktan 19 gün sonra cansız bedeni bulunan Narin Güran cinayetine ilişkin şunları söyledi:

“Biz bugünkü toplantıda İstanbul Sözleşmesi’nden aslında çıkılmadığını, Meclis’in oy birliğiyle girdiği bir sözleşmeden bir kişinin tek imzasıyla çıkılamayacağını, sorumluluğun devam ettiğini, hukuki süreçlerin devam ettiğini ve bu konuda daha dirençli, hep birlikte mücadele edilmesi gerektiğini ifade ettik. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması her ne kadar 6284 duruyorsa da devlet bütün ihtişamıyla, bütün caydırıcılığıyla kadınların arkasından çıkmıştır. Katillere ve şiddet uygulayanlara demiştir ki, ‘Eskisi kadar kararlı değiliz’, ‘Siz anladınız dediğimi’ demiştir. Onlar da anlamıştır. Kadınların arkasından, çocukların arkasından devleti çekerseniz karşısındaki canilere cesaret verirsiniz. O yüzden rakamlara kimsenin şaşırmaması gerekir. Dün akşam yine Diyarbakır’dayken biz 14 sayfalık bir iddianame gördük ama içinde bir şey göremedik maalesef. Narin evladımız katledildi. İddianamede 4 kişi müştereken Narin’i öldürmekle suçlanıyor. Anne, amca, ağabey ve itirafçı komşu ama cinayeti kimin işlediği yok. Cinayet işlenirken orada bulunduğu söylenen kardeşin 2 arkadaşının hakkında bir şey yok. Bu cinayetin işlenme sebebi, işlenmesinden önce ne oldu da bu cinayet işlendi? Bir anne, bir amca, bir kardeş, 6 yaşında bir sabiyi, bir kızı neden katlettiler, bu yok. Bilmediğimiz hiçbir şey yok maalesef. Son zamanlarda toplumsal infial uyandıran bütün davalarda olduğu gibi ya da toplumda merak uyandıran tüm konularda olduğu gibi, yasama olsun, yürütme olsun ve yargı olsun, topluma bilmediğimiz hiçbir şeyi söylememeye devam ediyor. Biz davayı çok yakından takip edeceğiz. Gündemde tutacağız. En ciddi dayanışmayı bu salonda bulunan kadın örgütlerinin yöneticileriyle ve tüm üyeleriyle göstererek bu işin peşini bırakmayacağız. Ama AK Parti’li milletvekilinin 60 gün önce bildiğini dün akşam saatlerine kadar savcı bilmediğini kağıda derç ediyorsa, burada bir tuhaflık var. Burada ittifak kurulmuş. Geçmişi karanlık, geleceğe de kaygı veren bir siyasi yapının kollandığı meselesini görmezden gelemeyiz.”

‘ÖNEMLİ BİR EŞİKTEYİZ’

Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla önemli bir eşikte olduklarını ifade ederek, “Şimdi herkes neyin ne olduğunu anlamaya çalışıyor ama meseleye şuradan bakıyoruz; eğer Sayın Bahçeli’nin söylediği söz ‘Bir kişinin özgürlüğü, bir kişiye af, ona verilecek bir kürsü, oradan söylenecek bir söz, lağvolacak bir örgüt ve her şey tamamdır’ ise maalesef hiçbir şey tamam değildir o anlamda. Son söyleyeceğimi baştan bir kez daha söylüyorum. Cumhuriyet Halk Partisi, barışa giden, annelerin gözyaşını durdurmaya yönelik olan, şehit gelmesine, çatışmalar olmasına ve Türkiye’nin gelişimine engel olan, bu sürecin tamamlanması, bitmesi, ortadan kalkması için, terörün durması için, terör örgütünün ortadan kalkması için Türkiye’nin 86 milyon birden barış içinde kucaklaşabilmesi için atılacak her adımı da önemsiyor ve engel olmayacak. Kimin sözü varsa da kıymetlidir, söylesin. Ama şu söz söylenmesin; ‘Türkiye’de Kürt sorunu yoktur, bir sorun vardır, onu da birisi konuşunca bitecektir’. O zaman işte şu noktaya geliyorsunuz; bu masayı, Diyarbakır’daki kadınların sorunlarını, bu masayı daha da genişleyerek Diyarbakır’daki Kürtlerin sorunlarını, Türkiye’deki 26 milyon Kürt’ün sorununu yok sayıyorsunuz. O zaman aslında ‘İyi bir şey yapayım’ derken hepimizi çok daha kötü bir şeye razı etmeye çalışıyorsunuz. Bunu kabul etmek mümkün değil. Kürt sorunu vardır, tam da şuradadır Kürt sorunu. Kürt sorununun olup olmadığına Kürtler karar verir, devlet karar veremez. ‘Büyük devlet karar vermiş, küçük devlet de dün ilan etmiş’ gibi görünüyor. Onların demesiyle Kürt sorunu bitmez, aksine onlar böyle dedikçe derinleşir. O yüzden Kürtlerin sorunları, Kürtler ‘Sorunum kalmadı’ diyene kadar vardır ve çözülmesi gerekir. Birisine ‘Senin sorunun yok’ demek, otoriterliktir. Demokrasilerde, o birisi ‘Sorunum yok’ diyene kadar sorunu var demektir. Biz de bununla ilgili elimizden gelen her türlü katkıyı ifade etmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

‘ANAYASA ÇİĞNEYENLERLE BİR ANAYASA YAPMAYIZ’

Terörün tüm Türkiye’nin sorunu olduğunu ifade eden Özel, şöyle konuştu:

“Ülkemizin bütün vatandaşlarımızın istediğini konuşabildiği, istediği dilde konuşabildiği, kamuda temsil edildiği, siyaset yapma haklarının olduğu, ayrıştırılmadığı, hukuki öngörülebilirliğin olduğu bir ülke olana kadar, Cumhuriyet Halk Partisi sosyal demokrat bir parti olma sorumluluğuyla, çalışmaya ve mücadele etmeye devam edecektir. Terörün varlığı tüm Türkiye’nin sorunudur ama Kürtlerin sorunları da sadece Kürtlerin değil tüm Türkiye’nin sorunudur. Bu 2 sorunun eş zamanlı olarak çözülmedikten sonra bu 2 sorun birbirini doğurmaya devam edecektir. Bunun olmaması için biz Diyarbakır’daki iyi niyeti, Diyarbakır’daki umudu görüyoruz ama Diyarbakır’daki endişeyi sabah yaptığımız toplantıda da kaydettik. Çünkü bir kez daha bir süreç yürütülürse, bir kez daha bir umut ve bir kez daha başarısızlık, geçen sefer ne acılar yaşattıysa çok daha fazlasını yaşatabilir. Bu sebepten dolayı son derece dikkatli olmak durumundayız. Kürtlerin yaşadığı sorunlar sadece bir kişinin Meclis’te konuşmasıyla değil, 86 milyonun temsilcilerinin parlamentoda oturmasıyla, konuşmasıyla, demokratik siyasetin önünün açılmasıyla ve kurulacak masaya 86 milyonun oturmasıyla çözülecektir. Bugün Cumhur İttifakı’nın Kürtlerin sorunlarını görmediği, gündemine almadığı, alelacele bir şeyler yapmaya çalıştığı süreç son derece riskler, tehlikeler barındırmaktadır. Bir yandan bir sorunu çözeceğiz derken hangi sorunun çözülmeye çalışıldığı konusunda değişmeler vardır. Kürt sorununu yok sayıp bir sorunu çözenlerin, Erdoğan’ın sorununu çözmek üzere bir süreç yürüttüklerini ilişkin endişeler hızla bertaraf edilmelidir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak da daha önce farklı vesilelerle kamuoyu önünde açık biçimde Meclis Başkanı ağzıyla Sayın Erdoğan’ın çağrısıyla, sivil anayasa söylemiyle davet edildiğimiz anayasa masasına oturmadık. Bütün antidemokratik tavırlardan vazgeçilmedikçe, Anayasa Mahkemesi kararları, AİHM kararları kabul edilmedikçe, yani anayasanın en ufak virgülüne kadar tam sadakat göstermedikçe, biz anayasa çiğneyenlerle bir anayasa yapmayız. Bu yüzden ‘Öyle yaptık olmadı, böyle yaptık olmadı, CHP Kürt sorununa duyarlı, o sorunu çözecekmiş gibi yapıp CHP’yi masaya böyle sokabilir miyiz?’ diyorsa, niyet buysa, biz o oyuna gelmeyiz. Sonuç olarak kapalı kapılar ardında, ‘Biz yaptık oldu’ diyen anlayışı değil, Kürtlerin yaşadığı sorunları gören, çözme iradesi gösteren, önerileri ortaya koyan ve zemini 86 milyonun temsilcilerin olduğu Meclis’te kuran bir anlayışı savunuyoruz. Bu ülkede yaşayan herkesin, Türklerin de Kürtlerin de geleceği yalnızca sivil demokratik siyasetten geçer. Doğru yol budur, biz bu noktada üzerimize düşen ne varsa bunu yapacağız. Buna katkı koymak, risk almak, haklı haksız tüm eleştirilere muhatap olmak dahildir. Dün ifade ettiğimiz sözü bir daha ifade edelim. Devlet Bey, beklenmedik bir şey söyleyince beklenmedik bir şeyi de ben söyleyeyim size. ‘Kürtlere devlet vadediyorum’ dedim, cümlenin buraya kadarki kısmından bile medet uman bir kötücül akıl var. Ben Kürtlere, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin eşit, ayrımsız, kendilerini tamamen mensubu ve sahibi hissettikleri, 86 milyonla birlikte eşit vatandaşlığı iliklerine, kemiklerine kadar hissettikleri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bizlerle birlikte sahibi olmalarına teklif ediyorum. Bu noktaya geldiğimizde zaten bütün sorunlar çözülecek. Bu noktada geçen gün Sayın Demirtaş’la da mutabıktık, bugün kadın STK’larıyla da mutabıkız. Yarın görüştüğümüz tüm Kürtlerle de bu bölgenin insanlarıyla da mutabık olacağız.”

‘TAHİR ELÇİ CİNAYETİNİN TÜM YÖNLERİYLE ORTAYA ÇIKARILACAĞI GÜNE KADAR TAKİPÇİSİYİZ’

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, sabah saatlerinde sivil toplum kuruluşlarının kadın temsilcileriyle yaptığı toplantının ardından, Sur ilçesindeki Gazi Caddesi’ni parti otobüsüyle şehir turu atıp, vatandaşları selamladı. Tarihi 4 Ayaklı Minare’ye geçerek esnafı ziyaret eden Özel, Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin yaşamını yitirdiği yere kırmızı karanfiller bıraktı. Özel’e, Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi de eşlik etti.

Burada konuşan Özel, Tahir Elçi olayının açıklığa kavuşturulması konusunda beklentilerin boş çıktığını belirterek, “Arkadaşlar, çok duygusal bir anda ve çok duygusal bir yerdeyiz. Bir yanımızda Türkan Elçi, onun hayat arkadaşı Tahir Elçi, bir yanımızda Sezgin Tanrıkulu, kendisi baro başkanıyken baroda birlikte çalıştıkları ve o anda burada Diyarbakır Baro Başkanı sıfatıyla Diyarbakır için, kent için ve Diyarbakırlılar için bir basın açıklaması yaparken katledilmişti. Bütün süreci Türkan Hanım ile birlikte Türkiye’nin dört bir yanından CHP örgütleri ve tüm sivil toplum kuruluşları tarafından takip edildi. Ancak biliyorsunuz olayın açıklığa kavuşturulmasına yönelik bütün beklentiler boş çıktı. Bir gün bu cinayetin de tüm yönleriyle ortaya çıkarılacağı güne kadar takipçisi olmaya devam edeceğiz. Tahir Elçi’nin hatırasının önünde saygıyla eğiliyoruz. Onun şahsında Diyarbakır’da kardeşlik için, hukukun üstünlüğü için, eşitlik için mücadele ederken, hayatını kaybetmiş olan herkesi ve Tahir Elçi’yi bir kez daha rahmetle ve minnetle anıyorum” dedi.

‘HÜKÜMETİ SAMİMİYETE DAVET EDİYORUZ’

Diyarbakır’a siyasi çıkar sağlamak için gelmediklerini belirten Özel, toplumsal barış için üzerlerine ne düşüyorsa yapacaklarını ifade ederek, “Cumhuriyet Halk Partisi’ne olan ilginin katbekat artmış olduğunu memnuiyetle görüyorum. Bunun için ilin milletvekiline, biraz önce eşinin katledildiği yere çiçek koyduğumuz Sayın Türkan Elçi’ye, il ve ilçe başkanlarımıza teşekkür ediyoruz. Diyarbakır, Cumhuriyet Halk Partisi’ni bağrına basıyor. Bu çok önemli. Bunun çok farklı sebepleri var. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz buraya siyasi çıkar odaklı değil gerçekten buraya toplumsal barışın sağlanması için üzerimize ne düşüyorsa onu yapmak üzere, yani oy toplamak, oy kazanmak maksadıyla değil. Türkiye’nin şu an seçim gündemi yokken çok kolay şekilde çok popülist politikalarla bugün iktidar ne diyor? Tam tersini söyleyerek, oy toplanabilecek, tırnak içerisinde söylüyorum ‘Görece verimli bir alan’ varken, biz son derece yapıcı bir yerden hükümeti samimiyete davet ediyoruz. Burada sokaklarda gördüğümüz aynı kaygılar var. ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaklaşımının inanılmaz destek gördüğünü görüyoruz. Bunu takip etmekten büyük memnuniyet duyuyorum. Üzerimize düşeni fazlasıyla yapacağız” diye konuştu.

‘TOPLUMSAL BARIŞI SAVUNUYORUZ’

Özel, CHP’nin Türkiye’nin birinci partisi olduğunu belirterek, “Bir zamanlar ‘Ankara’nın doğusuna, Sivas’ın doğusuna gidilemez’ denen partinin 7 bölgede belediyeleri var. İlerde de 7 bölgeden aldığı destekle sadece partisini değil, Türkiye’nin mağdurları, mazlumlarını iktidar yapacak. Biz Türkiye ittifakını yani sosyal demokratların yanında partimizdeki muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları ve elbette Kürt demokratları ile birlikte kucaklayan bir anlayışa sahibiz. Toplumsal barışı savunuyoruz. Bizim için üzerimize ne düşüyorsa yapıyoruz. Bu da Diyarbakır’da ciddi karşılık görmüş görünüyor” dedi.

‘BURADAN GERİ ADIM OLMAMASI LAZIM’

Kürtlerin toprak değil, eşit vatandaş olma taleplerinin olduğunu belirten Özel, şöyle konuştu:

“Ülkedeki bir meselenin sorun olup olmadığına, otokratik düzenlerde ülkeyi yönetenler karar verir, demokratik düzenlerde sorunun sahibi karar verir. Bugün maalesef, Erdoğan da Bahçeli de ‘Kürt sorunu yoktur’ diyorlar. Oysaki Diyarbakır’a gelince görüyorsunuz, Kürt sorunu vardır. Kürklerin en başta demokratik katılım sorunu vardır. Bizim memleketlerimizde belediye başkanı seçilebilirken, bu memleketin 2019’da seçilmiş belediye başkanı Selçuk Mızraklı, halkın doktoru 5 yıldır cezaevinde tutuluyor. Bu sürece de kayyım niyetiyle başladılar. Van’da mazbatayı ikinciye vereceklerdi. Birinci parti olmanın da gücüyle orada kararlı bir duruş gösterdik. Hakkari’de kayyım atadılar ona itirazı hep beraber yükselttik. Bu insanların bir kere demokratik temsil sorunları var. Özgürlüklerle ilgili, hak ihlalleriyle ilgili sorunları var. Bir de en yakın bir şekilde hissettikleri yoksulluk sorunu var. Hepsinin çözümü toplumsal barıştan, Türkiye’nin 86 milyonuyla kucaklaşmasından ve ileriye doğru bir hamle yapmasından geçiyor. Birbiriyle uğraşmasından değil. Biz bu anlamda ‘Kürt sorunu yoktur’ demiyoruz. Kürtler, ‘Sorunlarımız çözüldü’ diyene kadar vardır. Ayrıca ben dün de söyledim. ‘Ben size devlet vaat ediyorum’ diye. Kürtlerin bir ayrılma talebi yok, toprak talebi yok. Kürtlerin, bu devletin sahibi olma, bizimle birlikte eşit vatandaş olma talebi var. Benim Manisa’daki komşum olan Türklerin eşit vatandaşlıkla ilgili bir sıkıntıları yok. Ama bu bölgedeki insanların aldıkları hizmet, seçtiklerine hürmet, kendilerinin demokratik haklarını kullanma yaklaşımları açısından baktığımızda ciddi sorunlar var. Bu yüzden herkes kendini eşit ve mutlu hissedene kadar, bu sorun çözülsün diye elimizden geleni yapmaya, elimizi taşın altına koymaya devam edeceğiz. Eğer Türkiye’nin en önemli sorununu çözmek için adım atıyorlarsa buradan geri adım olmaması lazım. Ama Tayyip Erdoğan’ın sorununu çözmek için bir hazırlık yapıyorlarsa ve bu insanların bu kadar samimi duygularını kullanarak Tayyip Erdoğan için bir hazırlık yapıyorlarsa orada da bir adım ileri atamazlar.”

HABER: Gıyasettin TETİK-Seyfettin EKEN- Selim KAYA/DİYARBAKIR,

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ozel-kurtlerin-sorunlari-bir-kisinin-konusmasiyla-degil-masaya-86-milyonun-oturmasiyla-cozulecek/feed/ 0
Saraybosna Üniversitesi’nde Osmanlı İstimalet Siyaseti ve Bosna kitabının tanıtımı yapıldı https://www.foxhaber.com.tr/saraybosna-universitesinde-osmanli-istimalet-siyaseti-ve-bosna-kitabinin-tanitimi-yapildi/ https://www.foxhaber.com.tr/saraybosna-universitesinde-osmanli-istimalet-siyaseti-ve-bosna-kitabinin-tanitimi-yapildi/#respond Fri, 06 Sep 2024 12:05:44 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/saraybosna-universitesinde-osmanli-istimalet-siyaseti-ve-bosna-kitabinin-tanitimi-yapildi/ Saraybosna Üniversitesi’nden Dr. Sedat Beslija’nın yazdığı ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) tarafından Türkçeye çevrilen “Osmanlı İstimalet Siyaseti ve Bosna: 15. ve 16. Yüzyıl” isimli kitabın tanıtımı yapıldı.

Saraybosna Üniversitesi Rektörlüğü’nde yapılan tanıtım toplantısına YTB Başkanı Abdullah Eren, kitabın yazarı Dr. Sedat Beslija, akademisyenler, öğrenciler ile Türk kurum ve kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’da “gönül alma siyaseti” olarak bilinen ve fethedilen bölgelerdeki halkların uyum içinde yaşayarak, hoşgörünün hakim kılınması için uygulanan ve “istimalet” olarak adlandırılan kavram Dr. Beslija tarafından anlatıldı.

YTB Başkanı Eren, programda yaptığı konuşmada, yurt dışındaki Türklerle ve akraba topluluklarla ilişkilerin geliştirilmesine önem verdiklerini, kardeş topluluklardan Bosna Hersek’in de kendileri için önemi olduğunu söyledi. Türkiye’nin 1000’den fazla Bosna Hersekli öğrenciye burslu okuma imkanı verdiğini aktaran Eren, şu an Türkiye’de 100’den fazla Bosna Hersekli öğrencinin de üniversite eğitimini sürdürdüğünü belirtti.

Balkanlar’daki öğrencilere yönelik birçok program yürüttüklerini dile getiren Eren, “Akademik çalışmalarımız var, konferanslar düzenliyoruz ve kitaplar basıyoruz.” dedi.

Eren, dünyanın yaşadığı çok farklı sorunlar bulunduğunu belirterek, şunları kaydetti:

” Gazze’de 11 aydır devam eden hadiseler, bize uluslararası sistemin tamamen çöktüğünü gösteriyor. Artık dünya üzerinde sürdürülebilir bir uluslararası hukuk sistemi olmadığı kanaati hepimizde yerleşiyor. Bugün karşılaştığımız sorunlar bugüne özgüdür. Bugün dünyada 8 milyar insan var. Tarihin hiçbir döneminde bu kadar insan yaşamadı. Tarihin bir döneminde bu coğrafyada kurulan bir huzur ve istikrar ortamı var. Bunu da görmek ve anlatmak tarihçiliğin görevi diye düşünüyorum. Osmanlı Devleti’nin bu coğrafyaya ilk geldiğinde yürütmüş olduğu siyaset bizlere anlatılacak.”

“Türkçesi gönül alma siyaseti”

Dr. Sedat Beslija, yaptığı açıklamada, kitabın kendisinin akademik araştırmaları sonucu ortaya çıktığını belirterek, Boşnakça olan eserinin YTB tarafından Türkçe ve İngilizceye çevrildiğini kaydetti.

Beslija, kitabın yazılmasının kendisine onur ve şeref verdiğini dile getirerek, şöyle konuştu:

“Bosna’da yazılan, Boşnakça yazılan tarih kitapları çok sık Türkçeye, İngilizceye çevrilmiyor. O yüzden bu bize bir şeref verdi. Osmanlı tarihçileri başta rahmetli Halil İnalcık olmak üzere bu ‘istimalet’ kavramını ele almışlardı. Biz bu kavramı Balkanlar ve özellikle de Bosna özelinde araştırmaya, tarihi bağlama oturtmaya çalıştık. Osmanlı istimalet siyasetini anlamak ve anlatmak lazım. İstimalet, Arapça kökenli bir kelime. Çağdaş Türkçesi ise ‘gönül alma siyaseti.’ Osmanlı Devleti, meylettirme, cezbetme, kendi tarafına çekme gibi siyasi stratejileri 15, 16 ve 17. yüzyılda kullanmıştır.”

Osmanlı Devleti’nin istimalet stratejisini diğer Balkan ülkelerinde de kullandığını aktaran Beslija, bu metotlarla Osmanlı’nın yüzyıllar boyunca Balkanlar’da kalıcı olduğunu belirtti.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/saraybosna-universitesinde-osmanli-istimalet-siyaseti-ve-bosna-kitabinin-tanitimi-yapildi/feed/ 0
Gezi’nin karşısında olan insanlardan da oy aldık! https://www.foxhaber.com.tr/gezinin-karsisinda-olan-insanlardan-da-oy-aldik/ https://www.foxhaber.com.tr/gezinin-karsisinda-olan-insanlardan-da-oy-aldik/#respond Fri, 24 May 2024 21:48:38 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7642 İstanbul’un Beyoğlu ilçesi 30 yıl sonra CHP’ye geçti. Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, oyların yüzde 49’unu alarak belediye başkanı seçildi. En yakın rakibi AKP’li Haydar Ali Yıldız’a 9 puan fark attı. Beyoğlu’nda doğan ve yıllardır burada siyaset yapan Güney, hem kampanyasını hem de projelerini SÖZCÜ’ye anlattı.

– Yaklaşık dört aydır sahadayım. Çok çalıştım. Ama bunu tek başıma yapmam imkansızdı. İlçe örgütü durmaksızın sahadaydı. Kampanya boyunca birçok ezberi bozduğumuzu düşünüyorum. Yurttaşlarımızla birebir temas ettik. “CHP girmez, çalışamaz, temas etmez” denilen bütün alanlarda biz vardık. Gitmediğimiz mahalle, çalmadığımız kapı kalmadı. Öte yandan sanırım en önemli faktör, iktidarın kullandığı ‘kutuplaşma dilinden’ kaçınmamız oldu. İnsanlara bunun bir sağ-sol seçimi olmadığını, CHP- AK Parti seçimi olmadığını anlattık.

DEĞİŞİM TESADÜF DEĞİL

– Bizim beklediğimiz bir sonuçtu. Anketler geliyordu, bizi düşük gösteriyordu. Ben de sahadaki atmosfere bakıyordum, anketlerin sonucuna şaşırıyordum. Çünkü bu seçimi alacağımızdan emindim.

– Beyoğlu’nda tarihe ve büyük bir değişime tanıklık ediyoruz. 30 yıl sonra gelen bu iktidar değişiminin tesadüf olmadığı açık. Bu değişimin sırrı insanlara dokunmak, onları dinlemek, sokakta sıkı çalışmak oldu. Halk, belediye binasından çıkmayan, ulaşamadığı, sorununu aktaramadığı siyasetçilerden yorulmuştu. En büyük ihtiyaçları seslerinin duyulmasıydı. Ben de bunun sözünü verdim. Beyoğlu’nun 45 mahallesinde her kesimden insanla konuşarak onların siyasete olan inancını tazeledim. Beyoğlu’nun evladıyım, komşularım bunu gördü, Beyoğlu’nun sorunlarını çözeceğime inandılar.

ORTAK ALANLARI SAVUNMA

Beyoğlu deyince akla kaçınılmaz olarak gelen sembollerden biri de Gezi Parkı. Başkan İnan Güney, “Beyoğlu’nda ‘Gezi’yi savunanlar kazandı’ diyebilir miyiz” sorusuna şu karşılığı verdi:

“Gezi’nin üzerinden 11 yıl geçti. Ben o dönemde Beyoğlu İlçe Başkanı olarak bütün süreci baştan sona yaşadım ve parçasıydım. Gezi Parkı’nda yaşananları kutuplaşma ve ayrışmadan ziyade ortak değerlerimiz etrafında, ortak yaşam alanlarımızı savunma duygusu olarak görüyorum. Bu anlamda dışlayan ve diğerlerini dışarıda bırakan bir Gezi tanımından çok Beyoğlu’nun geleceği için ortaklaşan ve geleceğe umutla bakan bir heyecanı görüyorum. Ancak Gezi denildiğinde herkesin aklında aynı şey canlanmıyor. Bana bugün geçmişte Gezi protestolarının tam karşısında konumlanmış insanlar da oy verdi. Bu nedenle, mahallelere ve kimliklere bölünme anlayışını, ayrışmayı reddeden kapsayıcı siyaset kazandı demek daha doğru olur.”

Halk 40 yıldır kentsel dönüşüm vaadi dinliyor

Beyoğlu’nun birçok alanda sıkıntı yaşadığını ifade eden Başkan Güney, halkın 30 yıldır siyasetçilerden kentsel dönüşümle ilgili vaat dinlediğini ifade etti. Güney, şunları söyledi:

– Beyoğlu’nun sıkıntısı sadece bir alanda değil, birçok alanda. En basiti, yollar neredeyse 30 yıldır yenilenmemiş, temizlik hizmetleri aksıyor, sokak hayvanlarının bakımları ile ilgili ciddi sorunlar var. Bunun yanı sıra bu ilçe 30 yıldır kentsel dönüşümle ilgili siyasetçilerden vaat dinliyor. Ben 46 yaşındayım, 46 senedir buradayım, ömrümün 30 yılı aynı şeyleri dinleyerek geçti. Örneğin otopark sorunu, Cihangir’de de sorun, Kasımpaşa’da da Okmeydanı’nda da sorun, Galata’da da. Ve bu problemin çözümüne yönelik hiçbir adım atılmış değil. Diğer yandan bakıyorsunuz, değerleri kaybedilen, kimliksizleştirilen bir Beyoğlu var. Aslında her alanda savrulan bir Beyoğlu görüyoruz.

KUTULARLA EŞYALAR ÇIKARILDI

– Seçim ile mazbatanın alındığı tarihler arasında belediyede bir hareketlilik olduğunu biliyoruz. Kutularda eşyaların çıkarıldığı, eşyaların araçlara yüklendiği bir süreç yaşadık. Belediyenin mesleki eğitim için kullanılan endüstriyel mutfak malzemeleri, ilgili firmanın anlaşması bittiği gerekçesiyle seçimden birkaç gün sonra belediye binasından kamyona yüklenerek götürüldü. Üstelik ilgili firma belediye başkan yardımcılarından birinin kardeşinin firması.

– AK Parti döneminde yapılan ihale, tahsis, kaynak aktarımı gibi süreçleri inceleme altına alacağız. CHP’li bir başkandan görevi devralsam da geçmişe dönük inceleme yapardım. Belediyeler partilerin değil, kamunun sonuçta. Her bir vatandaşımızın kuruşuna sahip çıkacağız.

– İlk icraatımız, belediyenin bütçesine yönelik çalışmamız olacak. Nasıl bir belediye devraldık, borç ve alacak dengesi nedir bunları inceleyecek ve Beyoğlulu komşularımızla paylaşacağız.


Güney’in kampanyasına İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da destek verdi.

Beyoğlu yeniden kültür ve sanatın başkenti olacak

Güney seçimden sonra hemen her İstanbullu’nun sorduğu “Beyoğlu, nasıl eski, güzel günlerine dönecek” sorusunu ise şöyle yanıtladı:

“Herkeste Beyoğlu’nun geçmişine yönelik bir özlem var, bu aslında kimliksizleşmeye bir tepki. Bu kent çok örselendi, yıprandı, geri getirmek kolay olmayacak. Ancak bunun için mücadele edeceğiz. Beyoğlu’nu tek bir kültürün baskısı altında kalan, kendi kimliğinden uzaklaşan bir şekilde değil özgün ve nitelikli değerleriyle geleceğe taşıyacağız. Bunun için atacağımız adımlardan bir tanesi, daha fazla ayakta duramadığı için Beyoğlu’nu terk etmek zorunda kalan hafıza mekanlarına çağrı yapmak olacak. Beyoğlu’nu yeniden kültür ve sanatın başkenti haline getireceğiz.”

İnan Güney, sözlerini “Koltuğu bıraktığımda, iyi bir iz bırakmak istiyorum. Beyoğlu benim için sadece siyaset yaptığım yer değil. Doğduğum, büyüdüğüm, işimi kurduğum, ailemi kurduğum, parçası olmaktan büyük keyif aldığım, beni büyüten bir yer. Bende emeği çok. Ben de şimdi ona emek vererek bu borcu ödemek istiyorum” diye tamamladı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/gezinin-karsisinda-olan-insanlardan-da-oy-aldik/feed/ 0
İnsanımız açken başka yere para harcayamam https://www.foxhaber.com.tr/insanimiz-acken-baska-yere-para-harcayamam/ https://www.foxhaber.com.tr/insanimiz-acken-baska-yere-para-harcayamam/#respond Wed, 15 May 2024 21:33:44 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7322 Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, sosyal belediyecilik açısından hem büyük ilgi gören hem de takdir edilen bir isim. Röportajımız sırasında AKP’nin “eser belediyeciliği” çıkışlarını eleştiren Yavaş, şunları kaydetti:

İkide bir ‘eser belediyeciliği yapıyoruz’ diyerek halkın kullanmayacağı, sadece görüntü veren tesislere milyarlarca lira harcandı. Bunlardan biri de Keçiören Kulesi’dir. Şentepe’deki herhangi bir apartman, kuleden daha yüksektir, şu anda kullanılamaz duruma geldi. 2 günde harcanan para bir milyar lira.

MAHZUN OLMASINLAR

Ben diyorum ki daha güzel işler yapılabilirdi oraya harcanacak parayla. İçinde insan olan, insana yarayan işler yapılabilir benim mantığım bu. Önce insanlara fırsat eşitliği vereceksiniz. Nedir? Destek alan ailelerin çocuklarını diğer yaşıtları gibi okur hale getireceksiniz. Onların beslenmesine destek olacaksınız, sağlığına destek olacaksınız ki onlar hiçbir şeyden mahrum kalmasın. Sadece fakirlikten dolayı mağduriyet ve mahzunluk yaşamasın, bu çok önemli bir hadisedir.

Çünkü öbür türlü sadece yoksulluğu yönetmiş oluyorsunuz, yoksulluğu ortadan kaldırmanın çaresi budur. Bu yönde çok çalışmalarımız oldu ve çok şaşırdılar. Düşünebiliyor musunuz çocuğa karne hediyesi gönderdik, bayram harçlığı gönderdik. Çocuk gitti annesine dedi ki ‘Para benim anne, harcama. Mansur amca bana para göndermiş’ dedi. Bu neyi gösteriyor o çocukların daha küçük yaşta bir birey olarak görüldüğünü gösteriyor. Asıl belediyecilik buradan başlar.

Bunların yanında elbette ki asfaltı yapacaksınız kültürü, sanatı, tarımda turizmde gelişmeler yapacaksınız. Ama bizim destek olduğumuz aile son ay 208 bindir. Emeklilerle sayısı arttı. 2 milyon ailede  %10’a tekabül ediyor. Önce bu eşitsizliği ortadan kaldırıp daha sonra diğer şeylerin yapılması lazım.

ASFALTI ZATEN YAPIYORUZ

Çok acil, can kaybına yol açan durum yoksa bir kavşak eksik olabilir, bir yıl sonra da yapılabilir. Ama şurada aç insanlar varsa önce onları doyurmak lazım. 10 bin lira alan bir emekli aç dururken ben gidip başka bir yere para harcamam. İmkan varsa önceliğimiz odur. Bunu anlamadılar dediler ki ‘Onu da yap bunu da yap…’ Asfaltı, kaldırımı zaten yapıyoruz. Yeşil alan derseniz geçmiş 25 yılda yapılandan fazlasını yapmışız, zaten yapıyoruz ama ben onları rutin hizmet görüyorum. Benim için önce insan. Aramızda anlaşamadığımız şey o. Onlar da gidip görmüyorlar. Turgut Altınok, ‘Bir tane park yapmadı’ diyor ya. 18 milyon metrekare park yapmışız. Bunun duyulmaması görülmemesi mümkün değil.

AKP, kendisine oy vereni pişman etti

AKP’nin oy oranının düşmesi, CHP’nin oy oranın artmasının nedenini sorduğumda Mansur Bey şunları anlattı:

Ekonomik krizin çok etkili olduğunu düşünüyorum. Genel seçimden sonra gelen zamlar özellikle AKP’ye oy verenleri çok pişman etti ve kızdırdı. O kızgınlığı saha da sosyal medyada da görüyoruz. Bir yandan korkarken, bir yandan da ‘İçeriye atacaklarsa atsınlar, öldük bittik” gibi isyanlar çoğalmaya başladı.

Bir kısmı oy tercihini değiştirdi, bir kısmı oy kullanmadı. Ama zaten biliyorsunuz tüm yerel seçimlerde iktidar daima genel seçimde aldığının altında oy almıştı. Bu da yerel aktörlerin biraz daha etken olduğunu gösteriyor.

Biz inşallah eski dönem gibi ‘önce insan’ diyerek hem şeffaf olacağız hem vatandaşın parasını boşa götürmeden israf etmeden çalışmalarımıza devam edeceğiz. Ankara halkının da daima yanında olacağız.

Siyasette plan kurulamaz

Yerel seçimde en yakın rakibine fark atarak zafer kazanan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın, siyasi süreçteki yol haritası sık sık gündeme getiriliyor. Mansur Bey’le görüşmemizde bu konuyu sorduğumda cevabı şöyle oldu:

Şimdiden hiçbir şey konuşulmaz. Bunu böyle söylerken bir şey planlayarak söylemiyorum. Benim hayatta böyle planlarım veya bu yönde düşüncem olmadı ama o günkü şartlarda hayat bizi nereye getirecek bilmiyoruz. Mesela ben 2019’da neredeyse bir anda siyaseti bırakmış gibiydim. Öyle oldu, böyle oldu biz kendimizi yine siyasetin içinde bulduk. Siyaset böyle gidiyor veya birileri çok istiyor ‘Ben ille de şu makamı istiyorum’ diyor ama o da olmuyor. Onun için ben siyasette süreç içerisinde plan kurulabileceğine inanmıyorum.

Bu geçtiğimiz belediye seçimlerinden önce siyasette böyle garip şeyler oldu ya o zaman ben bu yazıyı gördüm. ABD eski Başkanı Franklin D. Roosevelt  “Siyasette hiçbir şey tesadüf değildir. Bir şey vuku buluyorsa o şeyin önceden planlandığından emin olabilirsiniz” diyor. Dolayısıyla bizim dışımızdaki siyasetçiler neyi planlıyorlar, biz bilmiyoruz. Bunu yaşadık yani bir isim vererek konuşmak istemiyorum ama olması gereken 2 kere 2’nin 4 edeceği bir ortam varken ve bunlar konuşulmuş iken birdenbire bakıyorsunuz başka tür tavırlar ortaya çıkıyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/insanimiz-acken-baska-yere-para-harcayamam/feed/ 0
Fenerbahçe’den, AKP’li Ahmet Metin Genç’e suç duyurusu https://www.foxhaber.com.tr/fenerbahceden-akpli-ahmet-metin-gence-suc-duyurusu/ https://www.foxhaber.com.tr/fenerbahceden-akpli-ahmet-metin-gence-suc-duyurusu/#respond Mon, 22 Apr 2024 21:57:27 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6465 Fenerbahçe Kulübü, Trabzonspor’un düzenlediği basın toplantısına katılan AKP Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Metin Genç’in yaptığı açıklamalar sonrası sessiz kalmadı.

Ortahisar Belediye Başkanı ve Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı olan AKP’li Genç, Trabzonspor-Fenerbahçe maçından sonra yaşananlarla ilgili olarak olay yaratan ifadeler kullanmıştı.

Özellikle Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın 2011 Süper Kupa maçını oynama planı üzerinden iki kulübe yüklenen Genç, şu sözleri sarf etti:

Eğer olağanüstü genel kurul kararı alacaksan, 3 Temmuz’da şikeyle hakkını çaldığınız kupayı gündeme almanı isterim. 3 Temmuz 2011’den sonra, ‘Fenerbahçe’yi 1. Lig’e düşürmeye gidiyorum’ diyen de sensin. Ses kaydın bizde. Ama yapamazsınız bunu, şov yapıyorsun. Başka bir şey yapmıyorsun. Tamamen şova dönük hareketleriniz.

“AKLIMIZLA DALGA MI GEÇİYORSUNUZ?”

“Ya biz 3 Temmuz’dan sonra başımız beladan kurtulmuyor diyorlar. Hak yediğinizi göreceksiniz orada. UEFA’nın sitesinde hala Fenerbahçe ve Beşiktaş şikeci kulüp olarak güncel bir şekilde duruyorken, fütursuzca, utanmadan, Fenerbahçe ile Beşiktaş 2011’in Süper Kupa’sını oynamaya kalkıyor. Aklımızla dalga mı geçiyorsunuz ya. Ne yapmaya çalışıyorsunuz. Öyle bir şey yok.”

“AHMET METİN GENÇ İNFİAL YARATMIŞTIR”

Genç’in bu sözlerinin ardından bir açıklama yayınlayan Fenerbahçe Kulübü, “Tehlikeli bir oyunun parçası olmakta ve açık bir şekilde FETÖ kumpası olan 3 Temmuz davamızla ilgili terör örgütünün argümanlarını kullanmaktadır.” ifadelerine yer verdi.

Genç’in açıklamalarının suç teşkil ettiğine dikkat çekilirken, FIFA’nın sürece dahil olması halinde TFF’nin de ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceği belirtildi. AKP’li siyasetçi Ahmet Metin Genç için suç duyurusunda bulunan Fenebahçe Kulübü, “Gerçekleşen bu basın toplantısı Fenerbahçe Spor Kulübü olarak bugüne kadar dile getirdiğimiz siyaset-futbol ilişkisindeki çarpıklığın en net göstergesi olmuştur.” dedi.

İşte Fenerbahçe’nin açıklaması:

Trabzonspor’un düzenlediği basın toplantısında Ortahisar Belediye Başkanı ve Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Metin Genç açıklamaları ile infial yaratmıştır.

Futbol üzerinden oy devşirmeye çalışarak siyasi rekabette kendisine avantaj sağlamaya çalışan Ahmet Metin Genç, Türkiye’nin en köklü camialarından ikisini hedef alarak, kazanmak için her yolun mübah olduğu bir anlayışla hareket etmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti mahkemelerinin verdikleri kararları hiçe sayan bu anlayışı ile tehlikeli bir oyunun parçası olmakta ve açık bir şekilde FETÖ kumpası olan 3 Temmuz davamızla ilgili terör örgütünün argümanlarını kullanmaktadır.

Halkı kutuplaştıran ifadelerin sahibi siyasetçiye hatırlatmak isteriz ki;

Argümanlarını kullandığı terör örgütü, milli değerlerimizi hedef alan sayısız kumpası ülkemize yaşatmış, 17-25 Aralık operasyonları, 15 Temmuz darbe girişimleri ile öncelikle devletimizin varlığına ve birliğine kast etmiş, Sayın Cumhurbaşkanımızı ve ailesini hedef almıştır.

Bahsi geçen siyasetçinin açıklamaları hem 6222 sayılı Kanun hem de Türk Ceza Kanunu (TCK) açısından suç teşkil etmektedir.

Açıklamalar, aynı zamanda FIFA tarafından düzenlenen etik kurallara da aykırılık teşkil etmektedir.

Bu aykırılıklar çerçevesinde, konunun FIFA’nın gündemine gelmesi durumunda Türkiye Futbol Federasyonu’nun daha önceki emsal kararlarda göz önüne alındığında, ağır cezalarla karşı karşıya kalma riski yüksektir.

Tüm bunların ötesinde, gerçekleşen bu basın toplantısı Fenerbahçe Spor Kulübü olarak bugüne kadar dile getirdiğimiz siyaset-futbol ilişkisindeki çarpıklığın en net göstergesi olmuştur.

Spor camiasının her zaman siyaset üstü bir noktada olması gerektiğini defalarca ifade etmeye çalıştık. Bu konudaki duruşumuzdan asla taviz vermemekle beraber, aynı hassasiyeti siyasetçilerin de göstermesi gerektiğine inanıyoruz.

Fenerbahçe Spor Kulübü olarak hakkımızda haddini aşan ifadelerle beyanatlar veren Ahmet Metin Genç hakkında gerekli suç duyurularında bulunulmuştur.

FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/fenerbahceden-akpli-ahmet-metin-gence-suc-duyurusu/feed/ 0
Meral Akşener, partisinin seçim beyannamesini açıkladı https://www.foxhaber.com.tr/meral-aksener-partisinin-secim-beyannamesini-acikladi/ https://www.foxhaber.com.tr/meral-aksener-partisinin-secim-beyannamesini-acikladi/#respond Mon, 04 Mar 2024 21:21:30 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4203 Meral Akşener, partisinin ATO Congresium’da “Türkiye için en iyisi” temasıyla düzenlenen yerel seçim beyannamesi ve belediye başkan adayları tanıtım toplantısında konuştu.

İYİ Parti’nin milletin sinesinden çıkardığı bir tavır, duruş ve şuur olduğunu söyleyen Akşener, oy uğruna milleti birbirine düşürenlere, değerleri istismar edenlere benzemediklerini ve cumhuriyet düşmanlarıyla uzlaşı peşinde koşmadıklarını belirtti.

Her zaman eğriye eğri, doğruya doğru demeyi düstur edindiklerini vurgulayan Akşener, “Türk siyaseti, bugün birbirinin zıttı gözükenlerin aslında birbirlerini aynadaki sureti olduğu büyük bir riyakarlığın girdabında savrulup gidiyor. Türk siyaseti, bugün birbirlerine sürekli laf yetiştirenlerin aslında birbirleri sayesinde ayakta kaldığı bir kayıkçı kavgasına mahkum ediliyor. Türk siyaseti, bugün sözde birbirine düşman olanların aslında varlıklarını birbirlerine borçlu olduğu bir tahterevalli düzenine sıkıştırılıyor.” diye konuştu.

Partili Cumhurbaşkanlığı Sisteminin ülke ve millete dair bir çok değer, gelenek ve kurumun içini boşalttığını savunan Akşener, şunları kaydetti:

-Adına ‘ittifak sistemi dedikleri milletsiz bir siyaset düzlemi ülkemizi adeta esir aldı. Çünkü partili Cumhurbaşkanlığı Sisteminin ortaya çıkardığı bu milletsiz siyaset düzleminde iktidarla ana muhalefet aynı sofrada oturmuş, milletin hakkını, memleketin istikbalini Türkiye’nin yıllarını afiyetle yemenin peşindeler.

-İşte o nedenle biz İYİ Parti olarak nasıl kurulduğumuz günden beri bu ucube sisteme ‘hayır’ diyorsak bugün de hayır diyoruz.

-Üstelik başkalarının aksine duruşumuzla samimi olduğumuz için menüde milletimizin olduğu şer sofralarına da hayır diyoruz. O sofraların haram lokmalarına da hayır diyoruz: İttifak sistemine de dayatma düzenine de mecburiyet siyasetine de hayır diyoruz.”

Millete milli, demokratik, hür bir siyaset vaat ettiklerini ifade eden Akşener, “Memleketimizin sorunlarını çözmek Türkiye’nin önünü açmak yerine işi kamplar arası nüfus sayımına çevirerek koltuklarını müdafaa edenleri, sorumsuzluklarının dayanılmaz hafifliği ilelebet sürsün diye suni gündemlerle milletimizi oyalayanları ziyadesiyle rahatsız ediyoruz. Hamdolsun verdiğimiz rahatsızlıktan çok ama çok memnunuz ve rahatsız etmeye de aynen devam edeceğiz. Türk siyasetinin saray yapımı bir pembe dizi olmasına da ana muhalefet yapımı bir korku filmi olmasına da iktidarla ana muhalefetin ortak yapımı uzadıkça uzayan bir ortaoyunu olmasına da müsaade etmeyeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

Siyasetin yeniden gerçek gündemi olan milletin dertleriyle buluşturacaklarını dile getiren Akşener, siyasetin vizyon, kadro ve projeyle yapıldığını söyledi.

BEYANNAMEDE KADIN, YAŞLI VE ÖĞRENCİ VURGUSU

Yerel seçim beyannamesinde ülkede yaşanan 4 temel soruna değindiklerini bildiren Akşener, “İYİ Parti olarak, şehirlerimizdeki yoksullukla mücadelemizin odağına gençleri, çocukları, kadınları ve emeklileri alıyoruz. Bu çerçevede hiçbir gencin barınma sorunu yaşamaması için yönettiğimiz belediyelerde erişilebilir, güvenli ve sağlıklı, yurt imkanları sunacağız. Hiçbir gencin KYK borcu derdine düşmemesi için yönettiğimiz belediyelerde sosyal sorumluluk projelerine katılan gençlerimizin KYK borçlarını, belediye olarak biz ödeyeceğiz.” diye konuştu.

Yönettikleri belediyelerle okullarda sabah ve öğlen olmak üzere öğrencilere iki öğün ücretsiz yemek imkanı sağlayacaklarını anlatan Akşener, “Bu yemekleri şehirlerimizdeki kadın girişimcilerimiz ve kooperatifler aracılığıyla temin edecek kadınların şehir ekonomisine süratle dahil olmasını sağlayacağız. Hiçbir kadını, şiddetle bir başına bırakmayacağız. Yönettiğimiz belediyelerde kuracağımız, ‘Kadın Destek Merkezleri’ ile gece veya gündüz fark etmeksizin her konuda yanlarında olacağız.” ifadelerini kullandı.

Yoksullukla mücadelede emeklileri yalnız bırakmayacaklarını dile getiren Akşener, “İktidar belli ki emeklilerimizi yoksulluğa mahkum etmekte kararlı. Ancak biz hiç değilse bir nebze nefes alabilmeleri için yönettiğimiz belediyelerde her emeklimizin gelirine destekler sunacağız.” dedi.

Ülkenin artık bir sığınmacı cennetine dönüştüğüne dikkati çeken Akşener, “Kaçak ve sığınmacı sorununa karşı ortaya koyduğumuz Milli Göç Doktrinimizi hayata geçirmek için ilk adımı yetkiyi aldığımız, belediyelerimizde atacağız. Yönettiğimiz belediyelerde öncelikli olarak, tabela standartları getireceğiz. Böylece hem kent estetiğini koruyacağız hem de yabancı alfabelerle tabela asılmasının önüne geçeceğiz.” şeklinde konuştu.

Göreve gelir gelmez tüm kaçak ve sığınmacı gettolarında kentsel dönüşüm çalışmaları başlatacaklarını vurgulayan Akşener, “İYİ Parti olarak yönettiğimiz belediyelerimizde her şeyden önce yaşayan, yaşatan, güvenli şehirler inşa edeceğiz. Bütüncül bir kentsel planlama ve imar politikasıyla şehirlerimizi fiziksel, toplumsal, ekonomik ve ekolojik yapısıyla birlikte depreme karşı, dirençli hale getireceğiz. Şehirlerimizdeki fiziksel yapıyı dirençli hale getirmek için bina dayanıklılığını arttıracağımız teknik uygulamaları yetkiyi alır almaz hayata geçirmeye başlayacağız.” dedi.

Devraldıkları belediyelerde doğal afet riskinin yüksek olduğu şehirlerde kentsel dönüşümleri şeffaf ve katılımcı bir anlayışla gerçekleştireceklerini belirten Akşener, şehircilik ve ulaşımda örnek bir belediyecilik sergileyeceklerini açıkladı.

Milletin sonuna kadar hak ettiği mutlu, huzurlu ve yaşanabilir şehirlerin konuşulacağının altını çizen Akşener, “Hazır olun 1 Nisan’dan sonra artık İYİ Parti iktidarının ayak sesleri konuşulacak.” ifadesini kullandı.

Akşener’in konuşmasının ardından İYİ Parti’nin büyükşehir, il, ilçe ve belde belediye başkan adaylarının tanıtımı yapıldı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/meral-aksener-partisinin-secim-beyannamesini-acikladi/feed/ 0
Çadır tüccarlarına da siyasi tüccarlara da ses yükseltiyoruz https://www.foxhaber.com.tr/cadir-tuccarlarina-da-siyasi-tuccarlara-da-ses-yukseltiyoruz/ https://www.foxhaber.com.tr/cadir-tuccarlarina-da-siyasi-tuccarlara-da-ses-yukseltiyoruz/#respond Sun, 11 Feb 2024 09:06:16 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3199 Depremin birinci yılında eylemlerde, Hataylılarla birlikte “Bizi üç gün ölüme terk ettiniz” diye isyan etti, siyasetçilerin hedefine oturdu. Melih Gökçek kendisine “Artist olsaydın” deyince, “Siz halkına ihanet etmiş, zavallı jeliboncu, devletin malına çökmüş mafyavari bir canlı türüsünüz” diye karşılık verdi. Sonra da Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş onu suçlu ilan etti. Hepsini konuştuk…

Depremin birinci yılını geride bıraktık. Siz Hatay’ı hiç bırakmadınız, bu bir yıl boyunca sesini duyurmak için elinizden geleni yaptınız. Bir dolu tartışma yaşandı ve biz yine gerçek sorunları konuşmaktan uzak kaldık. Gökhan Bey, Hatay halkının sorununu tüm çıplaklığıyla ortaya koyalım. O geceki öfkenin bir nedeni var. Aylardır depremzedeler ne yaşıyor?

Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki, Hatay benim can evim, çocukluğum, gençliğim, anamın babamın kokusu, Ata yurdu, can evim. Ben Hatay ve Hataylılarla büyüdüm, güldüm, ağladım. Yeri geldi bir lokma ekmeği, yeri geldi bir kap yemeği bölüştük. Hatay manevi duyguların en yoğun yaşandığı, ecdadın hasta yatağında düşman elinden kurtardığı en mukaddes emanet olması sebebiyle de bambaşka bir yerdedir bizler için. Deprem ne yazık ki, inanılmaz bir yıkım ve beraberinde kayıplar getirdi. İlk defa böylesine büyük bir yıkımla çaresizliğe, umutsuzluğa ve karamsarlığa düştük. Aksaklıklar, plansızlıklar, düşünülmeden konuşulan sözler hepimizin kopma noktası oldu. Bu durum ister istemez tepkileri de beraberinde getirdi. Halen çadırlarda, konteynerlerde insanlık dışı koşullarda yaşayan insanlarımız var. Eğitime tam olarak ulaşamayan, sağlık hizmetlerine erişimde kısıt yaşayan, sosyal ve ekonomik açıdan tükenmiş bir halk var. İnanın abartmıyorum yaşayan ölüler gibiyiz. Kimse kimseyi kandırmasın, biz sokaktayız ve her gün canlı canlı yaşıyoruz bunları. Sanki şehrimizdeki yıkım, ruhumuzu da aldı götürdü. Tebessüm etmekten bile utanıyoruz biliyor musunuz? Hiçbir kelime bu duyguyu ifade etmeme yetmiyor, yetmez de… Halen yıkık evleri ve bulunamayan insanlarımızı düşününce yutkunamıyorum, nefesim daralıyor.

KUTSALLARIMIZA SÖZ SÖYLEMESİNLER

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki “Ev sahipleri eğer ölüleri de yoksa, valla yıkıldığı iyi olmuş, bize villa verdiniz diyorlar” gibi bir açıklama yaptı. Depremzede olmasanız da “Hiçbir şey anlamamışlar” dedirtecek, canımızı acıtan bir açıklama… Sahiden insana dair, duygusuna dair, kayıplarına dair hiçbir şey anlaşılamadı mı acaba bu bir yılda?

Bunlar normal bir akılla ifade edilemeyecek kadar düşüncesiz sözler! Kaldı ki, siz hiç “Ohhh ne güzel evim yıkıldı, villa aldım” diye sevinecek, insani vasfını kaybetmiş bir insan gördünüz mü? Hele ki, geçmişi bir karış toprak için ölüme yürümüş şehitlerle dolu Anadolu’da.. Bunu diyenler de inanın o evde bir kahvaltı masası etrafında huzuru yaşamamış, duvara asılı bir kuru biberin, bir bağ soğanın, bin bir emekle kazanılmış helal duygunun hazzını bilmeyenlerdir. Hangi villa koskoca bir yaşanmışlığın yerini tutabilir? Büyüklerimizden ricam, lütfen bizlerin kutsallarına söz söylerken birkaç kez düşünsünler.

DEPREM YERİNE SAVAŞ’IN KOLTUĞU

O akşam eşinizle birlikte eylemcilerin arasındaydınız. Çok sahici bir tepki gösterdiniz, ama sonra bir baktık ki, siyasetin diline başka türlü düştünüz. Örneğin Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş, protestoların nedeni olarak sizi gösterdi. CHP’nin Savaş ısrarını değerlendirmenizi isteyeceğim. Siz Hatay’ı biliyor, tanıyorsunuz, sahiden Lütfü Savaş’ı istiyor olabilir mi Hatay halkı? Parti yetkilileri, dört ayrı anket sonucunun böyle çıktığını söylüyor.

Kendi siyaset evinde bile şaibeli hale gelmiş bir insanı, Hataylılar gibi benim de görmezden gelmem mümkün değil. Biz her gün sokakta o tepkiyi görüyoruz. Üstelik bu yeni bir durum da değil. Devam eden bir yıllık sürecin bugün büyüyerek dışa vurulmuş hali. Anketleri neye göre, nerede, kiminle yaptılar bilemem, ama bu tepki aslında tüm siyasilere ortak bir ses yükseltmesidir. Doğru yerde, doğru zamanda, yanlış kişilerin yanında olarak gönül köprüleri kurulmaz. Sadece Hatay’da değil, tüm Türkiye’den kendisine tepkiler varken, sadece beni suçlaması inanılır gibi değil! İnsanlar zaten bu suçlu siyasetçi figürlerinden bıktı, zaten en çok buna tepkili…

Siyasetçilere “En zor zamanımızda yanımızda olmadınız” diye isyan ettiniz. Ne yapmalarını bekliyordunuz, neyi yapmadılar? Ne yapabilirlerdi?

Bakın bizim insanımız kadirşinas, sağduyulu, fedakârdır. Kendisine yapılan iyilik kadar, kötülüğü de unutmaz. Hele ki canı yanmışsa, yakılmışsa. Siz halkın yanında olmak yerine, karşısında olursanız bütün gemileri yakarsınız. “Ateş sadece düştüğü yeri yakar” demek başka, “Kimse ateşte yanmasın” demek bambaşka. Bu ayrımı yapamazsanız tepkilerin odağında olursunuz. Daha da acısı, Hatay’da deprem acıları yerine Lütfü Savaş’ın siyasi ikbali, koltuğu konuşuluyor. Bir siyasi için bundan daha büyük bir utanç olabilir mi? Lütfü Başkan neyi mi yapamadı?

VOLKAN İLE ARAMIZDA SORUN YOK

Evet, tam olarak bunu soruyorum.

Büyük projelerin güçlü mimarı olamadı mesela, Siyasi söylemlerinde halktan değil, siyasi hamilerinden taraf oldu mesela, barınma krizi, su krizi, sağlık ve eğitim hakkına erişim, ulaşım sorunlarını gündem etmedi mesela. Hataylıların ve şehrin geleceğindeki belirsizlikler için bir yol haritası paylaşmadı mesela. Şehrimizde sığınmacı karşıtı bir görüş hâkimken, olası bir çatışma durumuna karşı önlem almadı mesela. İmkan bulan Hataylılar şehri tek tek terk ederken kimsesizliklerini gidermedi mesela, tarıma, hayvancılığa, ormancılığa bir katma değer sunamadı mesela…

Peki bize Volkan Demirel meselesini anlatır mısınız? Sahiden aranızda sorun var mı?

Volkan Demirel ile aramızda bir kırgınlık, Sayın Lütfü Savaş’ın iddia ettiği gibi bir durum söz konusu değil, olamaz da. Bir kere biz spor yaşantımızda hep yan yana duruşumuz, ortak bir uğurda mücadele vermemiz ve başarılı kariyer hayatımızla anılmış, halkın takdirini kazanmış kişileriz. Her ikimiz de kendilerine en ihtiyaç duyulan zamanda olmamız gereken yerdeydik. Hiç kimsenin ne benim, ne Volkan Demirel’in, ne de bir başkasını bahane ederek kayıplarımız üzerinden siyasi husumet yaratmasına izin vermem. Bu büyük bir vebal ve bu vebal sahibini yakar. Dolayısıyla, bu tamamen iddianın sahibini bağlar.

Sosyal medya hesabınızdan “Siz daha depremin ilk günlerinde, binlerce insanın vebaline girmiş İDEALİST müteahhitlerinizi AK-lamadınız mı?” diye sordunuz Lütfü Savaş’a… Kim onlar?

Birlikte siyasi hamaset yaptığı müteahhitler… Yoldan çevirip, hangi hemşehrime sorsanız, kimlerle yoldaşlık ettiğini size söyler. Bugün gerek geleneksel gerekse yeni medyada sık sık insanlar tarafından dile getirilen doğrular. İnkâr etmek halkı aldatmaktır. Arama motoruna yazdığınızda bile karşınıza birçok haber çıkıyor, belgeli ve bizzat kendisinin sözlerinin yer aldığı. İşte biz çadır tüccarlarına nasıl ses yükselttiysek siyasi tüccarlara da ses çıkartıyoruz. Haksızlığa, hukuksuzluğa, vicdansızlığa dilsiz şeytan olmuyoruz. Zaten yargı süreçlerini yakından takip edenler de görecekler ki adalet er ya da geç herkese tecelli edecektir. Ama bu dünyada ama öbür dünyada…

Birlikte iyileşiyoruz

Doğrusu eşinizi çok takdir ediyorum. Bambaşka bir hayat sürebilirdiniz. Hatay’ı arkada bırakıp, İstanbul’da hayatınıza konforlu bir şekilde devam edebilirdiniz. İkiniz de direniyorsunuz. Bu direncin ilk günden beri motivasyonu nedir?

Eşim Müge de ben de depreme Hatay’da yakalandık. Bizi en çok kahreden kayıplarımızın çok oluşu, halen bulunamayan insanlarımız, anasız babasız kalan evlatlarımızdı. Her biri bizden bir parça, bizden biri oldu. Birçoğu bizi evladı, ana-babası, kardeşi, abisi yerine koydu. Bu öylesine güçlü bir gönül bağı kurmamızı sağladı ki, onlardan kopmamız, kayıtsız kalmamız mümkün olmadı, olamazdı da… Sokakta görünce Müge ve bana sarılan, tebessüm eden, el sallayan yaralı yürekleri görünce biz de iyileşmeye başladık, tıpkı onlar gibi. Yoksa bu acı azalacak türden değil. Sevgi dili dünyada size her kapıyı açacak çok yüce bir duygu. İşte biz, bir insan için en kıymetli hazine olan gönül kapısını açıp motive oluyoruz. Birlikte iyileşiyoruz.

Siyaset olsun ya da olmasın, ülkem için fedakârlık yapmaktan çekinmem

Kısa bir dönem İYİ Parti’de siyaset yaptınız, fakat tüm yorumlardan anlıyoruz ki, daha fazlasını istiyorlarsizden. Bazı partilerin peşinizde olduğunu biliyorum.Belediye başkanlığınaaday olacak mısınız?

Halk kimi, nerede görmek isterse siz o kadar varsınız ya da yoksunuz. Beni gönüllerine koyan Yüce Türk Milleti, nerede görmek isterse ben ordayım. Siyaset olsun ya da olmasın, bu toprakların bir evladı olarak ülkem için fedakârlık etmekten çekinmem. Hani yüzyıllar öncesinden söylenmiş bir söz vardır “ Mevzubahis vatansa hepimiz ölelim” diye, ben böyle bir kültürden, Hatay gibi mukaddes bir şehrin maneviyatında büyümüş ve hayatın tüm zorluklarını görerek gelmiş biriyim. Vatana hizmet için siyasete gerek olmadığını, görevini en iyi yapanın vatanını en çok sevenden geçtiğinin bilincindeyim. Bu zaten hem insani, hem ahlaki hem vicdanidir. Ben sadece isterim ki milletimizin gönlünden düşmeyeyim.

HERGÜN BİR BOŞLUK

Mevki, makam dünyalık şeyler, ben memleketimin tekrar eski günlerine kavuşmasını istiyorum. Bakın, sabah sokakta yürürken kırık yıkık binalar, uçsuz bucaksız bir boşlukla yüzleşiyorsunuz üstelik her gün. İnsanlar, sokaklar, parklar, ağaçlar, kuşlar bile azalmış. Her baktığınız yerde ayrı bir acı, ayrı bir kayıp. Mezarlığa gidiyorum sık sık, yakınlarımı ve binlerce hemşehrimizi ziyaret ediyorum. Onlarca insan, onlarca hikâye, onlarca kayıp, acı… En çok da sahipsiz kız ve erkek çocuğu yazısını gördüğümde kahroluyorum, isyan ediyorum, kızıyorum.. Bu dayanılacak bir durum değil. Hiç kimse bu gerçekleri görmezden gelemez. Hepsinin bizlerde hakkı var, onlara vicdan borcumuz var.

GÖKÇEK SİYASİ YÜZSÜZLÜKLE BESLENİYOR

Bir de Melih Gökçek meselesi var. Gökçek neden size “Futbolcu olacağına artist olsaydın” dedi?

İ. Melih Gökçek siyasi edebi rafa kaldırmış, siyasi yüzsüzlükle beslenen, zavallı bir tür. Tıp bilimi ne yazık ki, kendisine henüz çare üretmiş değil. İyi ve güzel olanı, Anadolu insanına layık görmeyen istisnai bir tür, ar damarı çatlamış bir varlık. Anlayacağınız umutsuz vaka.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/cadir-tuccarlarina-da-siyasi-tuccarlara-da-ses-yukseltiyoruz/feed/ 0