Siyasi – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Sun, 28 Jul 2024 21:03:03 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 İmamoğlu’ndan 28 Şubat affı yorumu: Geç kalınmış bir karar https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-28-subat-affi-yorumu-gec-kalinmis-bir-karar/ https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-28-subat-affi-yorumu-gec-kalinmis-bir-karar/#respond Sun, 28 Jul 2024 21:03:03 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=9212 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 2027 Avrupa Oyunlar İmza Töreni için geldiği İtalya’nın başkenti Roma’da, gazetecilerin gündeme dair sorularını yanıtladı.

Kobani Davası’ndaki çıkan kararlar hakkında ne diyorsunuz?

Siyasi bir davanın sonucu. Türkiye’de, üzülerek söylüyorum ki birçok siyasi dava var. Siyasi davalar üzerinden insanlar boşu boşuna hapiste yatabiliyor. 

Normalleşmeyi konuşuyoruz. Normalleşmenin ilk kuralı adalettir, adalete uygun hareket etmektir. Siyaseti adalete alet etmemek gerekir. Bazen adaleti bize unutturan kararların siyasi biçimde verildiği bir ülkede yaşıyoruz. 

Şiddeti siyasetin gündeminden çıkarmamız, legal siyasetin önünü açmamız lazım. Şiddete başvurmadıkça hiç kimsenin cezalandırılmasını doğru bulmayız. Teröre de terör örgütlerine de karşıyız ama verilen kararlar siyasi temele oturduğu sürece kimsenin vicdanı rahat edemez. 

Bu ülkede geçmişte çokça siyasi cezalandırmalar yapıldı. Bugün, siyasi cezalandırma kararlarının arkasında olduğunu bildiğimiz insanların bile yargılanıp cezalandırıldığı günleri yaşadık yakın zamanda. O gün ne kadar yanlışsa bugün onlardan daha fazla yanlış. Çünkü o günlerden bugüne 20 yıl geçti. İlerlememiz gerekirken geri gitmiş durumdayız. 

Bunun adı ister Selahattin Demirtaş, ister Ahmet Türk olsun. Bu insanları mahkum etmek bu ülkeye hiçbir şey kazandırmaz. Kazandırmayacak da. 

Legal siyaseti yok ettiğimiz takdirde makul ve mantıklı ortamı, insanların huzur, güven içerisinde kendini hissedeceği bir ülkeyi oluşturma şansımız yok. 

Ben de siyasi bir davanın aktörüyüm. Benim de içeride davam var. Siyasi yasakla muhatap olan bir kişiyim. Kim bilebilir ki üst mahkemede cezanın arttırılmayacağını? Arttırılabilir. Pekala böyle bir gündemle muhatap olabiliriz. Bu bir şaka mı? Değil. Kaygı oluşturmalı mı? Kesinlikle oluşturmalı. Kaygı duyuyor muyum? Vallahi duymuyorum. Ama bu kaygıyı duyup bana soran ve “Ya ne olacak senin davan” diyen binlerce insan var. 

Türkiye’nin sağlam zemine oturması noktasında bugün verilen kararların ülkeye faydası yok, zararı vardır. 

Cumhur İttifakı’yla CHP’nin normalleşme, yumuşama, yol  yürüme imkanı olduğunu düşünüyor musunuz? 

Bunu zorlamanın hiçbir zararı yok. Ben Sayın Genel Başkanımızın Cumhurbaşkanı’yla görüşmesini kesinlikle doğru buluyorum. Hiçbir yanlış tarafı yok. Bilakis Türkiye’de bu normalleşme konusunda samimi çabaları demokrasi adına büyük bir olgunluk gösteren halkımız tarafından çok önemli değerlendirileceğini düşünüyorum. Genel Başkanımızın ziyaretlerini önemsiyor ve destekliyorum. 

Beklenti kısmına gelince… Genel Başkanımızın değerlendirmesi (Özgür Özel’in Kobani Davası’ndaki kararlar üzerine yaptığı ‘Normalleşmeye uygun zemin yok’ açıklamasını kastediyor) ne yazık ki doğru. Çünkü bu tür hamlelerden sonra yargılamanın bu şekilde sonuçlanması, bunu da genel başkanımızın yadırgaması, normalleşme çabası kadar haklı bir yadırgama. Ama bu bizi şaşırtan bir şey değil. “Vay” diyecek durumda değiliz. Türkiye’de uzun yıllardır bizi şaşkın bırakan ve üzen, “Ya bu da mı yapılır mı” dedirten, çok şey yaşamış bir ekibiz. 

Ama yerel iktidar olan partiyle genelde iktidar olan partinin bir masada buluşması, tartışması, konuşması kadar doğru ve makul bir şey yok. Hatta bunun zorlanmasından yanayım. Siyasi rezerv koymanın ve masadan uzaklaşmanın faydası yok. Bu ülkede hiç kimse birbirine düşman değil. Bugün biz milyonlarca insanın bize oyunun kaydığı, milyonlarca insanın tepki olarak sandığa gitmeyip iktidara oy vermediği bir ortamdayız. Niçin bu doğru refleksi yakalamış insanlarımıza, eğer değişmiyorsa bir iktidarın siyasi tavrı, bunu açığa çıkarmanın… Yanlıştan döner de olumlu bir davranışa evrilirse iktidarın tavrı ne mutlu ülkemize. Adalete evriliyorsa, hukuku kendisine referans olarak görmeye başlıyorsa ne mutlu bize. Genel başkanımızın ve partimizin bu evrede sabırla, ısrarla, doğru hamleleri pozitif hamleleri yapmasını destekliyorum. Genel Başkanımızın tavrını da destekliyorum. 

Elbette detayları, tedbir alınması gereken hususlar vardır. Sandalyenin sapının kırık şekilde bana hazırlanmış bir ortamda oturmuş birisi olarak bu tedbirleri almayı düşünmek zorundayız. 

Cumhurbaşkanı’ndan randevu talebiniz oldu mu? Bir dönüş oldu mu?

Genel başkanımızın Cumhurbaşkanı’ndan randevu talebinden sonra kamuoyuna açık ısrarımı yaptım. Ama resmi ziyaret talebinde bulunmadım. Bulunmayacağım anlamına gelmiyor. Ama önce genel başkanımızın ziyareti kurumsal olarak da benim için önemliydi. Onu takip ediyorum. Bakanlara mektup yazarak dertlerimi anlattım, randevu taleplerinde bulundum. Bunun sayısı oldukça fazla. Bazılarına yüz yüze ifadelerde bulundum. 

Cumhurbaşkanının CHP’yi ziyareti söz konusu. Bunu olumlu buluyorsunuz.

Tabii ki olumlu buluyorum. Sonuçta ülkenin 2023’te seçilmiş. Cumhurbaşkanı’nın CHP’ye gelmesinden niçin endişe edelim ki? Bilakis memnun olurum. Eminim Genel Başkanımız da bunu yapacaktır. Duyması gereken ne varsa, yüzleşmesi gereken ne varsa; vatandaşın dile getirdiği hususların ona aktarılmasının değerli olduğunu düşünüyorum. Umarım gelir.

“Ekonomik darboğazdan geçiliyor. Muhalefeti normalleştirme diye oyalayarak, zamana kazanıyor. CHP de bu oyuna geliyor” diye yorumlayanlar var.  

Türkiye’de aklı başında özellikle yeni nesilin bu tür uzlaşma zemininden, diyalogdan mutlu olduğunu biliyorum. Defalarca söyledim, yine de söyleyeyim. Bakanların, cumhurbaşkanının veya  genel müdürlerin çocukları bile bu makul davranışlardan mutlu oluyor. Onların bile çocukların oyuna talibiz biz. Onların bile. Bunu ancak bu şekilde başarabiliriz. Diğer tutum ve tavrıların, davranışların devri geçmiştir. Hatta bu tür başkalaştıran, uzaklaştıran, sürekli kavga eden anlayıştan bugüne kadar hep kazançlı çıkan, iktidar olmuştur. Bu oyuna gelmemek lazım. 

Şu yorum yapılıyor: AK Parti, CHP’deki rakibini seçiyor. Siz katılır mısınız buna? 

Az önce dediğim gibi, tedbir almak, temkinli olmak. şart. Ama bugünkü iktidarın satranç oynayacak birikimi var mıdır? Ben açıkçası emin değilim. Böyle birikim olduğunu da düşünmüyorum. Bugüne kadar oyunu hep popülizm üzerinden kurmuştur. Olan mevzuları çarpıtmıştır ve buradan fayda elde etme gayretinde olmuştur ve başarı elde etmiştir. Bunun adı satranç değildir. Siz piyona fil hareketini yapmaya gayret ederseniz ve bunu karşı tarafa yutturursanız, bunun adı hile olur. Bu hilelere kapılmamak lazım. 

Tedbir almak, temkinli olmak, evet. Ama uzaklaşmak, yok saymak asla doğru değil.

AK Parti mi kaybetti, CHP mi kazandı?

Bir kere 2023’ten önce bir kez tekrarladığım bir şey vardı: “Bu seçimi biz kaybederiz iktidar kazanamaz” demiştim, biz kaybettik. 2024 seçimleri için aynı yorumu yapamam. Çünkü büyük bir travmadan geri dönüş ihtiyacı olan bir topluma farklı bir yaklaşımla makul karar alma zemini hazırlamamız gerekiyordu. Doğru hamleler yapan ve değişim gösteren CHP, makul zemini hazırladı ve bu seçimi kazandıran bizatihi milletin kendisidir. Bu seçimin kahramanı bizzat millettir, çok net. Ama bu aşamadan sonra bir sonraki seçimi yine kaybedersek biz kaybederiz, iktidar asla kazanamaz. Top bizim ayağımız. Bizim topu nasıl çevireceğimize ve nasıl oyun kuracağımıza bağlı. Artık bundan sonraki sorumluluk tümden bize aittir. Millet yapacağını yaptı.    

Kılıçdaroğlu’nun dillendirdiği “Sarayla müzakere olmaz, mücadele olur” görüşü var. Siz nasıl bakıyorsunuz?

Enflasyon-faiz gibi bir şey bu. Müzakeresiz mücadele olur mu? Nasıl müzakeresiz mücadele yapacaksınız? Mücadele için müzakere olur, mücadele için buluşma olur. En güzel mücadele, münazara ile olur. Çıkarsınız toplumun huzurunda mücadele edersiniz. Müzakeresiz mücadele olmaz. Müzakere edeceksiniz. Toplum nasıl anlayacak hangisi daha iyi, hangisi daha doğruyu söylüyor. Örneğin son yerel seçimde müzakere için defalarca davet yapmamıza rağmen karşımıza çıkılamadı. Müzakere olmadan mücadele olmaz.

“Bütün diyalog yollarını açtım” dediniz, bunun geri dönüşü size yüzde kaç oldu? 

Yüzde 15-20. Ama bundan yılmamak lazım. Ama esas kazanım nerede? Bu müzakere arayışı bize İstanbul seçimini bir daha kazandırdı. O zaman müzakere kazandırıyor. Ben nerde kazanacağım? Kazanacağım yer sandık. Ben tam aksine müzakereyi arttırmaktan yanayım. Müzakerenin biçimi tartışılır, geliştirilir. Müzakereden uzaklaşan insan kendinden şüphe eden insandır. Biz kendimizden şüphe etmiyoruz ki, milletin lehine konuşuyoruz. 

Cumhurbaşkanı 28 Şubat sanıklarını affetti. Gezi Parkı Davası ile ilgili bir adım atılır mı?

Atılmalı. Bu karar bile geç kalınmış bir karar. İnsanlar çorba içemez halde. Çorba içiyor, yanağı delinmiş, yanağından çorba akıyor. Yaşlılık var. Bu ne yasaya sığar ne yargıya sığar ne adalete sığar. Bırakın, suçlu olduğunu kabul edelim. Buna bile sığmıyor. Bu oldu diye mutlu oluyoruz, düşünebiliyor musunuz. Halbuki gecikmiş bir adalet. Bu müzakereler sonuç mı vermiştir? Vermiştir. Memnun muyum? Tabi ki memnunum. Ama geç kalınmış bir memnuniyet. Yarın Gezi kararında hapis yatanlar serbest kalabilir mi? Kalmalıdır. 

İBB Mali Hizmetler Daire Başkanı Neslihan Vural, bir açıklama yaptı, çok tepki gördü. İGDAŞ’ın halka arzı konuşulmaya başladı. İBB’nin elindeki birçok iştiraki özelleştireceği iddiası ortaya atıldı.         

Bir kere bir bürokratın haddini aşan bir açıklaması olmuş. Bir kere İGDAŞ’ın özelleştirilmesiyle ilgili geçmişten gelen bir meclis kararı var. Halka arz özelleştirme anlamına gelir mi? Tam anlamıyla gelmez. Halka arz mümkün müdür? Mümkündür. Ama bu konular bürokrat arkadaşımızın gündemi değildir. Bunlar toplumda tartışılır ve o çerçevede ele alınır. Toplumcu ve kamucu anlayışla bunların finansal zeminde halkçı uygulamaları vardır. Geliştirebilir. Gündemimizde yok mudur? Hayır, vardır. Ama bu konu henüz masamızda bir müzakere sahasına bile oturmuş değildir. İçerikleri detaylı incelenmesi şart olan hususlardır. Haddini aşan bir açıklamadır. Halkçı, kamucu ve toplumcu anlayışla bunların yöntemleri dünya ölçeğinde mevcuttur. Ama bizim masamızda müzakere dahi edilmiş bir zemini yoktur. 

Suya zam eleştirisi var.

İstanbul, 30 büyükşehir belediyesi içerisinde en pahalı su tedariki sağlayan şehirdir. Ne yazık ki göreve geldiğimizde yüzde 45’lere yakın indirim yapmamız olmamıza rağmen daha sonra artan enflasyon, artan maliyetler, emtia fiyatlarındaki yükselişlere rağmen hiçbir zaman hak ettiği fiyat artışını İSKİ elde edememiştir. Hep bütçe açığına düşmüştür. Geçmişte bugünün parasıyla milyarlarca lira İSKİ’den İBB’ye para aktarıldığı bir ortamdan bütçe açığı verir hale gelmiştir İSKİ. Halbuki biz İSKİ’yle bütün zorluklara rağmen beş yılda mucizeler yaratan yatırımlar yaptık. Şu anda yapılan zam ile ise denk bütçe üretmiş durumdayız. Yani artı değil bakın, denk bütçe üretmiş durumdayız. Bu mecburiyettir. Kaldı ki yüzde 36 oranında zam yapılmıştır. Açıklanan enflasyon ise yüzde 38. Enflasyonun bile altında olmasına rağmen zam denk bütçeye erişmiştir. O bakımdan bu bir zam değildir aslında. Türkiye’de yaşanan ekonomik koşullarda denk bütçe oluşturma gayretidir. Belediye Birliği Başkanlığına aday mısınız? 

Artık yerel yönetimlerde iktidar olan bir CHP var. CHP’nin belediyeler birlikleri üzerinden yerel yönetim politikaları geliştirme zorunluluğu var. Halk böyle bir yetki vermiştir. Bu bağlamda en güçlü sesi olan kurum biziz ama bunun konuşulması için erkendir. Bu bir kısmıyla siyasi bir karardır. Bir kısmıyla geleneklere uygun bir karar zemini oluşturmak durumundadır. İstanbul bütçesiyle, geliştirdiği yerel yönetim politikalarıyla en etkin şehirdir. Öyle bir sorumluluk bize öngörülürse bundan geri durmayız. Bilakis hazırlıklarımız vardır. 

2028’de kim aday oluyor?

Kim aday oluyor derken, CHP adayının kazanmak zorunda olduğu bir seçime doğru gidiyoruz. 

İkinci dönem İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapacaksınız. Üçüncü dönemi de yapmak ister misiniz?

Ben hiçbir zaman meselelere kişisel bakmadım. Kurumsal baktım. Burada siyasi parti olarak kurumumuzun iradesi önemlidir. Eee meselelere ilkesel bakarız. Halkın ne dediğine bakarız. Bundan sonraki ilk seçimi kaybedecek olan biziz. Kazanacak olan da biziz. 

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır’ın açıklamaları hakkında ne düşünüyorsunuz? CHP acaba erken mi cumhurbaşkanlığı tartışmasının içinde kendisini buldu?

Bu konu hiç tartışılmamalı. Ben Başarır’ın söyleminden kamuoyunda konuşulduğu şekliyle bir sonuç çıkarmadım. Ali Mahir Bey’in sonuçta genel başkanına isnat edilen bir tarife dönük bir savunma refleksi olarak hissettim. Asla bir yarış ya da bir parti içindeki kimliklerin birbiri arasındaki bir kıyas olarak zerre kadar hissetmedim. Gündemimde bile olmadı yani. Bu konu bizim partimizin gündemi bile değil şu anda. Bence genel başkanımızın bile iş değil yani. 

Erken seçim bekler misiniz? 

Ya öyle bir gündemimiz de yok. Erken seçimi toplum ister, halk ister. Parti istemez, isteyemez. Şu anda yeni seçimden çıkmış bir ortamda böyle bir tartışma olduğunu da görmüyorum. Ben ne görüyorum? Millet bize müthiş bir kredi açtı. Nasıl bir kredi biliyor musunuz? Sıfır faizle, geri ödemesi olan bir kredi değil. Ama şöyle diyor, “İster batır, ister çıkar. Batırırsan sen batarsın, çıkarırsan milletle beraber sen de çıkarsın.” Şu anda tek mevzumuz var, bu karşılıksız kredinin karşılığını vermek. 

Arapça tabelalar sökülmeli mi? 

Sadece dil üzerinden tabela disiplini diye bir şey konuşulmaz. Bu hamaset olur. Popülizm olur. Tabela düzeninin dünya ölçeğinde başta kent estetiği açısından, sonra bunun toplum tarafından kabul edilmesi ya da algılanması noktasında talepler devreye sokulur ve kararlar alınır. Bizim şu anda Fatih’te Ordu Caddesi’nde çalışmamız sürüyor. Beyoğlu’nda İstiklal Caddesi’nde çalışmamız sürüyor. Bağdat Caddesi’yle ilgili olağanüstü bir hazırlığımız var. Halaskargazi’de, Abdi İpekçi’de ve birçok caddede, sıralayabilirim. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin estetik kurallarını tasarlayan, sonra da halkın taleplerini karşılayan tabela çalışması var. Ama “İngilizce tabelaları yasaklayalım” veya “Arapça tabelaları yasaklayalım” üzerinden konuşmak popülizm olur. Bu ne belediye başkanına yakışır. Ne de evrensel anlayışa. Biz meseleyi tümden kent estetiği ve toplumun talepleri doğrultusunda bakıyoruz. 

Kimi CHP’li belediyelerde yandaş ya da akraba kayırmacılık örnekleri var. 

Çok net. Siyasette gerçekten eş, dost, akraba meselesi doğru değildir. Bu, Türkiye’nin son 20 yılında çok acı biçimde yaşanmaktadır. Artık eş, dost, akrabayı geçmiştir. Aile kavramı içerisine sıkışmıştır. İktidar bunu çok kötü bir örneğini hepimize sunmuştur ve halk bundan iğreniyor. Bunu kabul etmesi mümkün değil. “bBiz bunu az yapıyoruz. Onlar çok yapıyor.” Asla bir kıyas meselesi değildir. Azı da çoğu da aynıdır. Bulunduğunuz ekosistemde sizi toplumun yargılamasına sebep olur. Asla kabul edilecek bir mesele değildir. Bazı eksiklikler, hatalar olmuştur. Bir kısmından geri adım atılmıştır. Sanırım bütün CHP’li belediyeler de aldığı mesajı uygulayacaktır. Zaten genel başkanımız ve genel merkezimiz de bir kısım tedbirleri devreye sokmuştur.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-28-subat-affi-yorumu-gec-kalinmis-bir-karar/feed/ 0
İYİ Parti’den ‘Kumpas soruşturması’ hamlesi https://www.foxhaber.com.tr/iyi-partiden-kumpas-sorusturmasi-hamlesi/ https://www.foxhaber.com.tr/iyi-partiden-kumpas-sorusturmasi-hamlesi/#respond Thu, 25 Jul 2024 21:41:21 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=9139 İYİ Parti Antalya Milletvekili Uğur Poyraz avukatı aracılığıyla hakkında kanunsuz şeklide telefon dinlemesi, fiziki takip yoluyla bilgi topladıkları iddiasıyla kamu, savcılığın yapacağı soruşturma sonucunda tespit edilecek kamu görevlileri hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

Başvuru dilekçesinde, 3 Mayıs 2024 günü açık kaynaklara yansıyan bir kısım haber içeriklerinde, Ankara Emniyeti Organize Şube Müdürlüğü yetkilileri tarafından, tehdit ve baskı ile başta siyasiler olmak üzere birtakım kişilere ilişkin, siyasi linç amaçlı ifadelerle, asılsız şekilde suç isnat edilmek istendiğini şeklinde beyanlar hatırlatıldı.



İYİ Parti Antalya Milletvekili Uğur Poyraz

Dilekçede şu ifadelere yer verildi:

“Yine aynı konuyla alakalı olarak yapılan haberlerde Ankara Emniyet Müdürlüğü/ İstihbarat Şubenin, suçla mücadele için verilmiş yetkilerini amacı dışında kullandığından bahisle, bir kısım siyasilerin bu eylemlerin hedefinde olduğu belirtilmiştir. Bahsi geçen bu eylemlerin odağında, müvekkil Uğur Poyraz’ın da isminin bulunduğu, birçok siyasi kişinin isim listesi açıklanmış ve bu kişilerin kanunlar tarafından koruma altına alınan kişisel veri kapsamındaki bilgilerine, bir kısım Emniyet Müdürlüğü yetkililerinin hukuksuz eriştikleri belirtilmiştir.

Yukarıda belirtilen eylemlere ilişkin beyan ve haberler açık kaynak ve sosyal medyadan yayınlanmış ve tüm bunlarla ilgili olarak İçişleri Bakanlığı idari, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı adli tahkikat başlatmıştır. Konuların gerçekliğinin ispatı ve olabilirliği konusunda belirli kanaat oluştuğundan adli ve idari soruşturmaya konu olmuştur.

Müvekkil ile ilgili olarak son 12 ay içerisinde Ankara Emniyet Müdürlüğü veya Emniyet Genel Müdürlüğünün başkaca birimleri tarafından yapılan tüm adli ve önleme amaçlı çalışmaların, CMK 135 ve 140 kapsamında, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu Ek 7. Madde kapsamında herhangi bir dinleme ve izleme yapılıp yapılmadığının araştırılması ve bununla birlikte kanun amir hükmü gereği suç soruşturması için depolanan önleme/adli amaçlı kullanılan tüm veriler üzerinden; telefon kayıtları, telefon baz kayıtları, IP üzerinden sosyal medya araçları üzerinden yapılan haberleşmeleri, Telefon İMEİ , TC, Adres, MERNİS kayıtları, konaklama, kayıtlı her türlü ödemeler, seyahat, yakıt alma, plaka tanıma sistemi, MOBESE vb. sistemlerde müvekkille ilgili olarak yapılan tüm incelemelerin yukarıda bahsi geçen iddialar çerçevesinde araştırılarak, bu işlemleri yapan birim ve kişiler hakkında cezalandırılmaları amacıyla iddianame tanzim edilmesini hususunda gereğini talep ederim.”

“GÖREVDEN AFFINIZI İSTEMENİZ YERİNDE BİR KARAR OLACAKTIR”

Poyraz sosyal medya üzerinde yaptığı paylaşımda da İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya istifa çağrısı yaptı. Poyraz, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın Ayhan Bora Kaplan soruşturmasıyla ilgili “komplo” iddialarına ilişkin, “Terör örgütleri ve onların uzantılarıyla, organize suç örgütleriyle bir olup, FETÖ taktikleriyle Sayın Cumhurbaşkanımıza, hükümetimize ve siyasilerimize, sosyal medya destekli ‘oyun kurmaya’ çalışıyorsa; onların oyunlarını da kurdukları tuzakları da yerle bir edeceğiz” paylaşımını alıntılayarak şunları ifade etti:

“Sayın Ali Yerlikaya size gönderdiğim soru önergelerini; okumayıp, cevaplamayıp, TBMM’de yaptığım çağrılara sessiz kalıp da şimdi bu ve benzeri paylaşımları yapmanız, bende nafile bir nedamet ve bolca hamaset yaptığınız hissi yaratmıştır. Bahse konu ekipler sizin sevk ve denetiminiz altındaki hatta bizzat sizin tarafınızdan seçilerek görev verilmiş isimlerdir. Bu isimlerin eylem ve faaliyetlerinin medya yönetimi ile aldığınız alkışların sesi sizi uyarılara sağır gerçeklere kör yapmıştır. Tweet atmak ve sorumluluğu ekiplerinize yıkarak haberiniz yokmuş gibi davranmak yerine sizin de görevden affınızı istemeniz yerinde bir karar olacaktır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/iyi-partiden-kumpas-sorusturmasi-hamlesi/feed/ 0
Davutoğlu’ndan Erdoğan’ın açıklamasına destek https://www.foxhaber.com.tr/davutoglundan-erdoganin-aciklamasina-destek/ https://www.foxhaber.com.tr/davutoglundan-erdoganin-aciklamasina-destek/#respond Tue, 09 Jul 2024 21:04:55 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8725 Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, bugün partisinin ‘Genişletilmiş İstişare Kampı’nın kapanış konuşmasını yaptı. Davutoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

*Kendi iklimini kurabilen, kendi kültürünü oluşturabilen siyasi partiler, kendi siyasi iklimini oluşturabilen ülkeler kalıcı kurumlar oluştururlar. Ve sorunlarla karşılaştıklarında akılla, yürekle bu sorunları çözmeyi başarılar.

*Siyasi partileri de ülkeleri de ayakta tutan, ortak ruhtur. Kurallar önemlidir ama iklim yoksa kuralların nasıl baypas edildiğini yakın dönemde ülkemizde müşahede ettik. Kuralları uygulayacağız ama iklimi kuracağız.

*Kampımızda, dört soruya cevap aradık. Bir: 31 Mart seçimlerinden sonra Türkiye’nin siyasi iklimi, görüntüsü, tablosu nedir ve ülkemizin nereye doğru gitmesi konusunda milletimiz hangi mesajları vermiştir?

*İkincisi: Alandan gelen bilgilerle Türkiye’nin her yerinden bu tabloya bakış açısı nedir? Üçüncü sorumuz: Partimizin bu tablo içindeki konumlanması ne olmalıdır? Dördüncü soru: Bu konumlanma esnasında alınması gereken tedbirler nelerdir?

“TOPLUMDA OTOKRASİYE DOĞRU GİDİŞ KAYGISININ YERİNİ…”

*Çok önemli sonuçlara ulaştık. İlk soru için hepimizi kaygılandırması ama ümitlendirmesi gereken bir olgu var. Türkiye’de siyasetin psikolojisi çok çabuk değişiyor. Geçen sene, 14 ve 28 Mayıs seçimlerinden sonra ülkede iktidarın mutlak egemen olduğu ve artık bazı demokratik kazanımların dahi tehlikeye düşebileceği, AK Parti kitlelerinin dahi ‘Acaba nereye gidiyoruz’ sorusunu sorduğu bir iklim mevcuttu.

*Muhalefet partileri dağınık, kafalar karışık, iktidar aşırı bir özgüvenle, kibir halinde geleceğe bakıyordu. 31 Mart seçimleri bunun tam tersi bir tablo ortaya koydu. Bu sefer iktidar partisi ilk kez ikinci kez parti konumuna geriledi.

*Muhalefet yaşadığı bütün travmaya rağmen, özellikle öfke oylarıyla ana muhalefet partisi öne çıktı. Ve toplumda otokrasiye doğru gidiş kaygısının yerini, ‘Demokratik bir dönem başlayabilir ama sonrası ne olacak’ kaygısı aldı.

“SİYASET ÖZGÜRLEŞİYOR”

*Dün ve bugün yaptığımız istişarelerde geldiğimiz sonuçları paylaşmak isterim. Birincisi: Yeni bir dönem başlıyor. Belki de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni, hatta 2016’dan bu yana ilk kez siyasetin tartışma alanı ve önü açılıyor. Bu önemli bir değişimdir. Geçmişte, son 8 yıldır ittifak partileri, Cumhur İttifakı düşmanlaştırma, şeytanlaştırma, terörle işbirliği iddiasıyla yöntemlediği bir kutuplaştırma stratejisi takip etti.

*Toplum karpuz gibi ortadan ikiye bölündü neredeyse. Birbiriyle konuşamaz niteliğe dönüştü insanlar. Siz iktidarı eleştirdiğinizde hain oldunuz, muhalefette olduğunuzda dış güçlerin ajanı oldunuz. Ama iktidar içindekiler de kendi hallerinden hiç memnun değillerdi. Çünkü ahlaki meşruiyetlerini kaybetmeye başlamışlardı.

*İktidar içindeki tartışmalar kapalı kapılar ardından yapılıyordu. İktidar bağımlılığı oluşmuştu, uyuşturucu gibi iktidarı ‘nasıl olsa güç bizde’ ataletine sevk etmişti. Şimdi siyaset özgürleşiyor. Bu, siyasi partilerin aldığı oyların ötesinde bir gerçektir.

*Belki de en önemlisi iktidar unsurları, AK Parti’nin içerisindeki kesimler ilk defa özgürleşiyorlar. Bu sağlık işaretidir. Muhasebe yapacaklar. ‘Neden 22 sene sonra, mutlak bir iktidar imkanına sahipken AK Parti ikinci parti konumuna düştü?’

“TARİHİ BİR AÇIKLAMA OLARAK GÖRÜYOR VE DESTEKLİYORUZ”

*Sayın Cumhurbaşkanı’nın ‘Millete küsmek olmaz. Oturup değerlendireceğiz’ sözünü ciddiye almıştık. Son attığı adımları, özellikle son cuma namazı çıkışı ‘Siyasi yumuşama dönemi başlamıştır’ ifadesini tarihi bir açıklama olarak görüyor ve destekliyoruz. Ancak içinin doldurulması lazım.

*Sayın Erdoğan’ın siyasi hayatının önemli bir kısmında yanında en yakın çalışma arkadaşı olarak bulunmuş, bir kısmında da yapılan yanlışlar karşısında hiç çekinmeden konuşmuş bir siyasetçi olarak şu soruyu sormak isterim kendisine: Bu siyasi yumuşama bir taktik manevra mı, Türkiye’nin geleceğini belirleyecek stratejik bir dönüşüm kararı mı?

*Hepimiz biliyoruz, Sayın Erdoğan bir siyasi taktik dehasıdır. Ama stratejik hedefler konusunda bir uçtan diğer uca gidecek esnekliğe de sahiptir. AK Parti içindeki arkadaşlarıma seslenerek ifade ediyorum: Onların taktik olarak gücü koruma sorusuna verdiği cevaplar, Türkiye’nin stratejik hedeflerini bir uçtan bir uca savrulur hale dönüştürmüştür.

*2002’de, ekonomik kriz sonrası yolsuzluklarla, hortumlamalarla, siyasi ahlak açısından yaşanan büyük zaaflarla, yasaklarla boğuşan bir Türkiye’den AK Parti kurulurken bunu alıp özgürlüklere, demokrasiye, insan haklarına dayalı yeni bir siyasal düzen, yoksullaşmayı durduracak sosyal adalet anlayışı, ve temiz siyaset anlayışıyla Türkiye’yi bir yere taşımayı hedeflemiştik. Sayın Erdoğan’ın ve iktidardakilerin taktik güçlerini koruma düşüncesi o stratejik hedefi yok etti.

“ERDOĞAN CHP’YE GİDECEKSE BİZDEN BİR KÜÇÜK ÖZRÜ BORCU VAR”

*İktidara ve Sayın Erdoğan’a seslenmek istiyorum: Siyasi yumuşama kararınız ve ifadeniz çok doğrudur, içini stratejik olarak doldurmak şartıyla. Ama amacınız, ‘İkinci parti konumuna düştüm. Bir müddet tartışmaları benim alanımdan çıkarıp muhalefetin içine taşımak için muhalefetin bir liderini öne çıkarıp diğerlerini göz ardı edeyim ve içeride böylece bir tartışma çıkartayım gibi bir taktik manevraysa Türkiye bir yerden diğer yere yine savrulur.

*Çok doğru bir tavır, eleştirmek için söylemiyorum; Sayın Erdoğan CHP Genel Merkez’e gidecekse bizden bir küçük özür borcu var. Eğer 2016 darbesinden sonra Yenikapı ruhu korunmuş olsaydı Türkiye’de ‘tek millet’ çağrısını her alanda söylemek gibi bir ihtiyaç hissetmeden milleti tek bir ruhta birleştirmek mümkün olmaz mıydı?

*Üslubumuzu bunda sonra değiştireceğiz, siyasi yumuşamaysa biz de aynısını yapacağız ama samimiyet görmek istiyoruz.

“NİYE EN YAKIN ARKADAŞLARINIZLA GÖRÜŞMÜYORSUNUZ”

*Arkasından atılması gereken adımların şunlar olduğunu düşünüyorum: Siyasi yumuşamanın bütün kesimlere aynı ölçüde yansıması. Eğer siyasi yumuşamaysa Sayın Erdoğan’ın Gazze konusunda bir özür dileme ihtiyacı var. bayramlarda bile bizimle bayramlaşmaktan kaçan AK Parti, neyin yumuşamasını yapmış olur?

*AK Partili kardeşlerime sesleniyorum: Dönün, Sayın Erdoğan’a sorun, Daha geçen sene terörle işbirliğiyle suçladığınız CHP, Erdoğan görüşmesinden bir gün sonra DEM ile de görüşme yapıp Erdoğan da şimdi orayı ziyaret edecek -ki bunların hepsi doğru- bir sene önce, ‘Masanın altında HDP var’ deyip terörle işbirliği yapmakla suçladığınız CHP ile görüşüyorsunuz -ve doğru da- niye en yakın arkadaşlarınızla görüşmüyorsunuz?

*Anayasa tartışmalarına siyasi yumuşamanın yansıması lazım. Siyasi yumuşama, dikte ettirilmiş anayasa değişikliği veya oyalama taktikleriyle olmaz.

*Numan Kurtulmuş, anayasa görüşmesinde grubumuzu ziyaret ettiğinde, ‘Usul için geldik, detaya girmeyeceğiz’ demiş. Siyasi yumuşama varsa anayasa tartışmalarına limit konmamalı. Türkiye gerçek anlamda sivil bir anayasaya kavuşmalı.

“SİNAN ATEŞ CİNAYETİNE BULAŞAN HERKES EŞKIYADIR”

*Yumuşama varsa görüşlerini beğenmesek bile milli iradeyle seçilmiş milletvekillerine saygı göstereceğiz. AYM kararının gereği olarak Can Atalay’ın TBMM’de göreve başlamasının önünü açacaksınız. AYM üzerindeki tartışmaları bitireceksiniz. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin gereği olan bireysel başvuru hakkını ortadan kaldıracak her teşebbüse karşı çıkacaksınız.

*Biliyorum, Sayın Bahçeli bunların hepsinde size karşı çıkacak. O zaman yol ayrımına geleceksiniz. Basın ve düşünce özgürlüğü başlıklı olarak hapishanelerde bulunan herkesi serbest bırakacaksınız. TRT başta olmak üzere sizin kontrolünüzdeki bütün basın kuruluşlarına, ‘Bundan sonra diğer siyasi partilere de söz hakkı tanıyın’ diye küçük mesaj göndereceksiniz.

*Türkiye’yi Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi diye Goebbelsvari bir yapının algı operasyonu yaptığı bir ülke halinden çıkaracaksınız. Sinan Ateş cinayetine bulaşan herkes eşkıyadır. Savunan da eşkıyadır vuran da eşkıyadır, katildir.

*Sayın Erdoğan, eşkıyayı korursanız siyasette yumuşama falan olmaz, herkes eşkıyalığa özenir. Devlet, katilin cezasını verir, maktulun de hakkını sorar ve arar. Devlet demişken devleti kastediyorum, ismi ‘Devlet’ olanları değil.

“KHK’LILARIN HAKLARINI VERECEKSİNİZ”

*Mafyatik yapılara karşı net bir tavır alın. Son beş yıldır siyaset mafyatik yapıların gölgesinde yapıldı. Sayın Erdoğan, o geçmişi bir temizleyin. Yumuşaması gereken en önemli unsurlardan biri yoksul halkla onun kanını sömürerek cebindeki son kuruşu çalarak oluşturulan rantiye sınıf arasındaki uçurumu kapatmalısınız.

*Bu halk, ıstakoz yiyenleri görüp nasıl yumuşasın? Niye siyasi ahlak yasasına hala ayak sürüyorsunuz? 15 Temmuz’un Çankaya’ya helikopterle inen darbecibaşını, kardeşini büyükelçi yapacaksınız; parasızlıktan burs alıp da o okullara giden çocukların anne-babalarını cezalandıracaksınız, sivil ölüme mahkum edeceksiniz.

*Yumuşama istiyorsanız darbecilerle iltisakı olmayan KHK’lıların da haklarını vereceksiniz. Özgür Özel ile bir resim verelim, demokrasi geri gelsin. Biz o resimleri çok gördük.

“YÜZDE 37’YE ÇIKABİLECEK MİYDİNİZ?”

*Altılı Masa’da bütün bu çabamızı sürdürdüğümüz için ve onun için bedeller ödediğimizi göre göre bize dönüp ‘Bizden şu kadar milletvekili aldınız’ diye hesaba çekenlere soruyorum şimdi: Eğer o masanın oluşturduğu yumuşama olmasaydı siz yüzde 37’ye çıkabilecek miydiniz?

*Oranlar değişir ama değişmeyecek olan tek şey ilkeleriyle davranan siyasetçilerin gün gelip halkın vicdanında hak ettiği yeri alacakları gerçeğidir.

“BÜTÜN PARTİLERE KAPIMIZ AÇIKTIR, BÜTÜN PARTİLERLE GÖRÜŞÜRÜZ”

*Alanda bize büyük bir teveccüh vardı ama niye oya dönmedi? Bu önemli bir sorudur. İktidara yönelik öfkenin en büyük alternatife yönelmesi önemli bir sebeptir. Bunun bize uygulanan medya ambargolarıyla da ilgili sebepleri vardır.

*Yeni bir yönetime ihtiyacımız var. İstikametimiz doğrudur. Siz, Gelecek Partisi’nin milletvekillerini satılık mal, şahsiyetsiz insanlar mı zannettiniz? İşte buradan bu fitneyi çıkaran tilkilere, çakallara söylüyorum: Gelecek Partisi’nin neferleri, milletvekilleri, il başkanları, kurucuları aslanlar gibi burada.

*Bu yeni üslup içerisinde en zayıf tarafımızın iletişim olduğunu biliyoruz. Biz bu milletin yürekten yüreğe iletişimine talibiz. İlkesel olarak aldığımız kararı paylaşıyorum: Bütün partilere kapımız açıktır, bütün partilerle görüşürüz, milletten oy almış hiçbir partiyi dışlamayız.

*Bugün AK Parti ile CHP’nin böyle görüşüyor olması, bazı ipotekleri siyasetin üzerinden kaldırmıştır. Bizim AK Parti ile görüşmemiz halinde, -görüşme peşinde değiliz- hiçbir CHP’linin ‘AK Parti ile iş mi tutuyorsunuz’ deme hakkı yoktur.

“BİR SİYASİ TUTUM BELGESİ KALEME ALACAĞIZ”

*Bundan sonra yolumuz açık ve nettir. Bizimle görüşmek, birleşmek, bir yapı kurmak, bir şekilde kurumsal ilişki kurmak isteyen bize gelecek. Biz ise doğru bildiğimiz yolda, hiçbir fire vermeden milletin ihtiyaç hissettiği konularda kararlı bir şekilde yürüyüşümüzü sürdüreceğiz. Üç kanatlı yapımızdan üçer temsilciyle bir koordinasyon kurulu kuracağız.

*Bu kurul, partinin gidişatıyla ilgili hem yön verici ve koordine edici çalışmalar yapacak hem de parti organlarının vazifesini ne kadar yaptığıyla ilgili denetim görevini üstlenecek.

*Bu bağlamda bütün bu tartıştıklarımızı, konuştuklarımızı ve özellikle de siyasi partimizin kimliğini kamuoyuyla açık ve net bir şekilde paylaşmak, bundan sonraki yol haritamızın ana unsurlarını milletimize açıklama üzere bir siyasi tutum belgesi kaleme alacağız. En geç bir ay içinde bir toplantıyla kamuoyumuzla paylaşacağız.

 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/davutoglundan-erdoganin-aciklamasina-destek/feed/ 0
CHP lideri Özgür Özel’den YSK’ya ‘Tam Kanunsuzluk’ başvurusu https://www.foxhaber.com.tr/chp-lideri-ozgur-ozelden-yskya-tam-kanunsuzluk-basvurusu/ https://www.foxhaber.com.tr/chp-lideri-ozgur-ozelden-yskya-tam-kanunsuzluk-basvurusu/#respond Sat, 01 Jun 2024 21:04:20 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7850 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Genel Başkan Yardımcıları ve milletvekillerinden oluşan heyetle birlikte Hatay ve İskenderun seçimlerine ilişkin ‘tam kanunsuzluk’ gerekçesiyle YSK’ya itiraz başvurusu yaptı.

İTİRAZLARA İLİŞKİN AÇIKLAMA

İtirazların ardından basın açıklaması yapan Özel, basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.

31 Mart 2019’daki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilendiğini hatırlan Özel, itiraz başvurularına ilişkin şu detayları verdi:

*Biraz önce YSK’ya Hatay Büyükşehir ve Hatay İskenderun ilçesi için ayrı ayrı ‘tam kanunsuzluk’ iddiasıyla başvurmuş durumdayız. Bu başvuruyu bizzat yapacağımı ve takip edeceğimi söylemiştim.

*Tam kanunsuzluk başvurumuz herhalde YSK’ya tarihi boyunca yapılmış en kapsamlı tam kanunsuzluk başvurusudur. Birazdan sadece 8 başlığına değineceğim meselenin herhangi bir tanesi tarafsız ve siyasi baskılardan arındırılmış, sadece hukuk normlarına göre düşünülen vicdan sahibi insanlarda seçimin yenilenmesi yönünde bir karar verme durumunu yaratacaktır. Her birisinde YSK’nın geçmişte talebimize uygun kararlar mevcuttur. Eğer 31 Mart 2019 seçimleri iptal edildiyse Hatay seçimleri 8 kez iptal edilebilir.

*Kanuna aykırı olarak emniyet görevlilerin ve zabıtaların seçim kurullarında göreve yaptıkları, sandık kurulu başkanı oldukları ve memur üye olarak görevlendirildikleri ortadadır, sabittir. Hal, tam kanunsuzluk halidir. Hakkında kısıtlılık kararı bulunan 108 seçmeni biraz önce YSK’ya verdiğimiz dilekçenin ekinde sunduk.

*Ayrıca 3 bin 389 ölü seçmen seçimlerde oy kullanmıştır ve bununla ilgili kanıtlar çuvalların içinde YSK’nın adalet terazisine konmak üzere beklemektedirler. CHP lehine sayım kararı alındığında, ‘Aradaki farktan çok geçersiz oy var, bakmalıyız’ demişlerdi. Aradaki farkın 15 katı geçersiz oy var ve kanuna göre geçersiz oyların niçin geçersiz olduğu mutlaka yazılmalıdır. Durum, tam kanunsuzluk halidir.

*Ayrıca Reyhanlı ve Kumlu ilçelerinde belediye meclis üyesi olan ve İlçe Seçim Kurulu üyesi olan kişiler kurul üyeliklerinden istifa etmedikleri halde seçimlerde aday olmuşlar. Seçimlere partilerin yaptığı itirazlarda bulunmuşlar. İtirazlara karar vermişler, oy kullanmışlar ve hatta bir tanesi kendi mazbatasını kendi imzalamıştır. Hal, tam kununsuzluğun daniskasıdır.

“HATAY’DA HİÇBİR OY YENİDEN SAYILMADI; ŞİMDİ İŞ, YSK’NIN ÖNÜNDE”

Kütahya ve Gaziosmanpaşa’daki oyların AKP itirazları üzerine yeniden sayıldığını hatırlatan Özel, Hatay’da oyların yeniden sayılmamasına tepki gösterdi. Özel, şöyle konuştu:

*Yurt dışında tespit ettiğimiz seçmenler oy kullanmışlardır. Biz, 300’e yakın seçmenin yurt dışında bulunduklarını o gün ispatlıyoruz. Oy kullanmadıklarının ispatı için çizelgeler açılmalıdır. Eğer gerçeği açıklayacaksak, bu kurul hakikatin peşinde koşacaksa ve adalet dağıtacaksa yurt dışında olduğunu ispatladığımız seçmenlerin yerlerine oy kullanılmadığına imza föyleriyle bakmak durumundalar.

*Kırıkhan’da seçim sürerken çıkan arbedede sandıklar dağılmış, pusulalar saçılmış, bir saat sonra; ‘Sıfırdan başlıyoruz’ denmiş. O ana kadar oy kullanan seçmenler, kullandıkları oyların sandıkta olduğunu sanıp evlerine gitmişler ama o oylar kullanılamamıştır. Seçim öğlenin 11’inde yeniden başlatılmıştır.

*Hal, tam kanunsuzluk halidir. Sıfır oy aldığımız sandıklardan maddi hataları düzelttirerek fark 3 bin 900’den 2 bin 569’a inmişken tüm sandıkların bu denetime tabii tutulmasından daha doğal bir talep olamaz.

*İstanbul Gaziosmanpaşa’da bütün oylar yeniden sayıldı, YSK; ‘Sayıma devam edin’ kararı verdi. Kütahya, geçersiz oylar tek tek sayıldı. Bu kararlar bu kadar açık ortadayken Hatay’da hiçbir oy yeniden sayılmadı. Hatay’da hiçbir sandık ne ilçe düzeyinde, ne İl Seçim Kurulu’nda sayılmıştır. Şimdi iş, YSK’nın önündedir.

“SEÇİLMİŞ KURULA SİYASİ SEBEPLERLE BASKI YAPMAK BÜYÜK BİR SUÇTUR”

YSK üzerinde siyasi bir baskı olduğunu ileri süren Özel, itirazlarının yeniden reddedilmesi halinde kararın siyasi olacağına dikkat çekti. Özel’in açıklamalarının devamı şöyle:

*Geçen sefer itiraz ettiğimizde saymama kararı hukuki değil, siyasiydi çünkü AKP isteyince sayıyorsun ama bugün onlara 3 bin 389 ölü seçmenin listesini vermişken, yurt dışındakilerin listesini vermişken, tüm kanıtlarımızla tam kanunsuzluk hallerini sıralamışken, kendisi aday olan kişi seçim kurulunda görev yapıyorken artık bu vakitten sonra bu tam kanunsuzluğa, ‘Ben tam kanunsuzluk demedim, görmedim’ diye imza atacak birisi çocuklarına çok doğru bir miras bırakmayacaktır.

*Bu karar bugün böyle alınırsa siyasi bir karar olacaktır. 2019 seçiminin siyasi bir kararla iptal edildiğini seçmenin vicdanı 2 ay sonra cevaplamadı mı? Seçmen o kararı verenlere mi katıldı, itiraz edenleri mi katıldı? Seçmen mağdurun yanında yer aldı ve o gün 806 bin fark, bugün 1 milyon fark olduysa hep o yapılanlar yüzündendir.

*Buraya talimat verenlere söylüyorum. Aklınızı başınıza alın, bunlar seçmenin vicdanından dönüyor. Size bu aklı verenler size de iyilik yapmıyor, ülkeye hiç iyilik yapmıyor, Hatay’a hiç iyilik yapmıyor. Bir seçilmiş kurula siyasi sebeplerle baskı yapmak büyük bir suçtur ama o baskıya boyun eğmek hiçbir hakimden beklediğimiz bir tutum değildir. YSK’nın asla ve asla böyle bir karar vermeyeceğini, bu siyasi baskılara boyun eğmeyeceğine yürekten inanıyorum.”

“BEN YÜZÜNE SÖYLEYEMEYECEĞİM HİÇBİR ŞEYİ…”

Bir basın mensubunun “Açıklamada dile getirdiğiniz siyasi baskı iddialarını YSK Başkanı’nın yüzüne söyleyebildiniz mi” sorusuna Özel, “Kendisine dilekçemiz hakkında bilgi verdik. Kendisi kararıyla konuşacak bir mercide olduğu için kendisinden bu konuda somut bir cevap da beklemedik. Zaten ‘Ne kendisinin ne kurulun herhangi bir üyesinin bir baskıya boyun eğmeyeceğine olan inancım tamdır’ derken kendilerine bir saygısızlık yoktur, bu kurula baskı yapanları söylerim. Ben yüzüne söyleyemeyeceğim hiçbir şeyi kameraların önünde ya da arkasından söylemem” diye konuştu.

“ANTALYA’DA BÜYÜK BİR HUKUKSUZLUK YAŞANIYOR”

Özgür Özel, Antalya’da 1 kişinin hayatını kaybettiği, 174 kişinin havada asılı duran kabinlerde mahsur kaldığı teleferik faciasıyla ilgili tutuklanan CHP’li Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz hakkındaki soruya şu yanıtı verdi:

*Antalya Kepez’de iki hukukçu milletvekilimiz, birisi Grup Başkanvekilimiz Ali Mahir Başarır, bir diğeri Ankara Milletvekilimiz Umut Akdoğan olmak üzere bugün Antalya’dalar. Örgütümüzle görüştüler. Belediye başkanımızı ziyaret etme aşamasındalardı. Antalya’da büyük bir hukuksuzluk, kanunsuzluk, vicdansızlık yapılıyor.

*Bakın CHP olarak kusuru olan kimse cezasını çeksin. Kimseyi koruyacak değiliz. Ancak Kepez Belediye başkanımız önceden o şirketin başındayken ilgili bakanlıktan onaylı, sertifikalı, ‘buna yaptırabilirsin’ dedikleri şirkete bakım yaptırdıysa, görevi bıraktıktan sonra üç kere de bakım yapıldıysa, denetim olduysa, benim belediye başkanımın görevi bıraktıktan sonra üç kere bakımı olan, denetim gören teleferiğin kazasından sorumlu tutulup tutuklanması siyasi karardır.

*Eğer kusuru olsa mutlaka ama mutlaka bunun soruşturulması gerekir. Kaldı ki kendisine Kepezliler bir hafta önce ‘Kepez’i sen yönet’ diye oy vermişler.

“BUNU KİME YAPTINIZ DA BENİM BELEDİYE BAŞKANIMA YAPIYORSUNUZ?”

*Tutuklu yargılanması Kepez’ı bırakıp kaçacak mı? Başında olmadığı şirketin delilini mi karartacak? Görevini yapmasına engel olunması siyasidir. Tamamen haksızlıktır. Ayrıca Kepez Belediye Başkanımızın şu kadarcık suçu olduğuna inanmakla ve buna yürekten suçu olmadığına inanmakla beraber gözümüzün önünde Soma’da 301 kişi öldü.

*En son İliç’te… Bir kamu görevlisi yargılandı mı arkadaşlar? Dönemin tren kazasında ilgili genel müdürünü görevden aldılar, dava bitmeden yeniden göreve atadılar. Bir kişiye Soma’dan İliç’e kadar tüm facialarda bir kamu görevlisine yargılanma izni verdiniz mi?

*Hesabını sordunuz mu? O şirketlerin genel müdürlerine sordunuz mu? Şimdi gelip bize soruyorsunuz. Belediye başkanımın suçu olsa ben bu soruşturmanın yapılmasından hiçbir rahatsızlık duymam.

*Tutuksuz yargıla, göreceksin onun döneminde işlerin dört dörtlük yapıldığını. Burada bir suç varsa bakımı, denetimi yapan firmada bir eksiklik varsa hesabını hep birlikte soralım. Bizden yana birinde varsa hep birlikte soralım. Bunu kime yaptınız da benim belediye başkanıma yapıyorsunuz. Büyük bir haksızlıktır. İtirazın kabul edileceğine, başkanımızın görevi başına döneceğine en kısa sürede inanıyorum. Aksi durum akılla da vicdanla da bağdaşmaz.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/chp-lideri-ozgur-ozelden-yskya-tam-kanunsuzluk-basvurusu/feed/ 0
Teleferik kazasında CHP’li başkan tutuklandı, partililer tepki gösterdi https://www.foxhaber.com.tr/teleferik-kazasinda-chpli-baskan-tutuklandi-partililer-tepki-gosterdi/ https://www.foxhaber.com.tr/teleferik-kazasinda-chpli-baskan-tutuklandi-partililer-tepki-gosterdi/#respond Thu, 30 May 2024 21:54:45 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7819 Antalya’da 12 Nisan’da yaşanan teleferik kazası ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında, teleferik hattını işleten ANET’in önceki genel müdürü ve son seçimlerde CHP’den Kepez Belediye Başkanı seçilen Mesut Kocagöz ile mevcut ANET Genel Müdür Vekili Ahmet Buğra Samsunlu, dün akşam saatlerinde ifadelerinin alınması için adliyeye gitti. 

Kocagöz ve Samsunlu, gözaltındaki 12 şüpheliyle birlikte nöbetçi hakimliğe sevk edildi. Mesut Kocagöz, Ahmet Buğra Samsunlu, mekanik mühendisi Okan Erol, Megatower bakım şirketi sahibi Serdar Tezcan, bakım şirketinin bakım ve otomasyon amiri Serkan Yellice ‘taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan tutuklandı. Diğer 9 şüpheli serbest bırakıldı. Serbest bırakılan şüphelilerden 8’i hakkında ise adli kontrol kararı verildi.

CEZAEVİ ÖNÜNDE ÇADIRLI NÖBET

Mesut Kocagöz ve diğer şüpheliler, Döşemealtı L Tipi Cezaevi’ne gönderildi. Tutuklama kararı sonrasında bazı partililer cezaevi önüne geldi. Dün gece saatlerinde partililer tarafından cezaevi önüne 3 çadır kuruldu. Yaklaşık 100 civarında partili cezaevi önünde sabaha kadar nöbet tuttu. Cezaevi önündeki çadır ve nöbet için gelen partili sayısı sabah saatlerinden itibaren arttı. 

ÖZGÜR ÖZEL: BU KARAR HUKUKİ DEĞİL SİYASİDİR

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, tutuklama kararı üzerine sosyal medya hesaplarından açıklama yaptı. Özel, “Antalya’daki teleferik kazası soruşturmasında Kepez Belediye Başkanımız Mesut Kocagöz hakkında verilen tutuklama kararını ve hukuki süreci yakından takip ediyoruz. Ancak Soma’dan İliç’e hiçbirinde kamu görevlilerinin soruşturulmadığı gerçeği ortadayken bu karar hukuki değil siyasidir. Kuşkusuz kazada dahli olan kim varsa kimsenin gözyaşına bakılmamalıdır. Bu kırmızı çizgimizdir. Bu hassasiyetle teleferik kazasındaki adli soruşturmayı yakından takip etmeyi sürdüreceğiz ama sırf partilimiz diye başkanımızı günah keçisi ilan edemezsiniz” dedi.

MUHİTTİN BÖCEK: TÜM TOPLUM ADINA ÜZÜNTÜ VERİCİ

Karara tepki gösteren Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ise “Yaşanan olayın acısı üzerimizdeyken Mesut Kocagöz Başkanımız hakkında alınan karar, tüm toplum adına üzüntü vericidir. Hukukun ve yasaların üstünlüğüne her zaman inanan bireyler olarak mahkemenin adil bir tutum sergileyeceğinden hiç şüphemiz yok. Mesut Başkanımıza uygulanan hukuki yaklaşımın ve hızın ülkede bugüne kadar yaşanan tüm benzer konularda uygulanmamış olması da ayrıca düşündürücüdür. Hukuka karşı saygımız ve sorumluluğumuz nedeni ile konuyu en ince ayrıntısına kadar takip edeceğimizin bilinmesini isterim” diye paylaşımda bulundu. 

MİLLETVEKİLLERİ DE TEPKİ GÖSTERDİ

Tutuklama kararına CHP’li çok sayıda milletvekili de tepki gösterdi. Kocagöz hakkında verilen tutuklama kararını yakından takip ettiklerini belirten CHP Antalya Milletvekili Sururi Çorabatır, “Kepez Belediye Başkanımız Mesut Kocagöz’ün tutuklanması hukuki değil, siyasi bir karardır. Hukukun siyasi bir sopa olarak kullanılması kimseye fayda sağlamayacaktır. Hukukun üstünlüğünü her zaman savunan insanlar olarak mahkemenin konuya siyasi değil, hukuki açıdan yaklaşarak en doğru kararları vereceğine inanıyorum. Bağımsız yargı hepimize lazım” dedi.

Kocagöz’ün tutuklanmasının siyasi bir karar olduğunu açıklayan CHP Antalya Milletvekili Aliye Coşar ise “Bugün hukuk bir kez daha yok sayılmıştır” dedi. CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı da “Yargı eliyle hukuk katledildi. 30 yılın üzerine kazanılan Kepez Belediyesi’nin kaybedilmesini hazmedemediler” diye paylaşımda bulundu.   

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/teleferik-kazasinda-chpli-baskan-tutuklandi-partililer-tepki-gosterdi/feed/ 0
CHP’den Yerlikaya’ya valili, komutanlı propaganda soruları https://www.foxhaber.com.tr/chpden-yerlikayaya-valili-komutanli-propaganda-sorulari/ https://www.foxhaber.com.tr/chpden-yerlikayaya-valili-komutanli-propaganda-sorulari/#respond Mon, 18 Mar 2024 21:21:43 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4852 Şırnak’ın İdil İlçesinde AKP’den belediye başkan adayı olan İkbalhan Haznedar’a destek için Vali Cevdet Atay ile İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Murat Bulut İdil’e giderek destek turuna çıktı. Söz konusu fotoğraflar tartışma yaratırken

CHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Bakan, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın da benzer şekilde seçim çalışmasına katıldığını savundu. CHP’li Bakan “İçişleri Bakanı seçim çalışmasında. Onun devlet memuru olan bürokratları da kendi illerinde seçim çalışması yapıyor. Bundan utanmıyorlar, sıkılmıyorlar, bunda bir beis görmüyorlar. Tam tersine mesleklerinde yükselmek, terfi etmek, daha iyi bir yere atama görebilmek için bu çalışmalara katılıyorlar. Biz şu an parti devletle mücadele ediyoruz” dedi.

SÖZCÜ’nün gündeme getirdiği fotoğrafa işaret eden Bakan, seçim çalışmasına katılan kişilerin tamamının devlet memuru olduğunu vurguladı.

“BALIK BAŞTAN KOKAR”

Bakan, şunları söyledi:

– 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ne diyor? Hepsi devlet memuru. 7. maddesine göre; ‘Devlet memurları siyasi partiye üye olamazlar, herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar.’ Bulundular mı? Bulundular. ‘Görevlerini yerine getirirlerken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi ayırım yapamazlar; hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar’ diyor. Eylemde bulundurlar mı? Bulundular.

– İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya soruyorum senin bürokratların, senin Valin, –ki o Şırnak Valisi o ilde devletin temsilcisidir, her devlet kurumunun her bakanlığın temsilcisidir, en üst düzeyde devlet görevlileri olarak bir partinin seçim çalışmasına katılıyorlar– İl Emniyet Müdürün, İl Jandarma Komutanın, Kaymakamın bu çalışmalara katılırken sen ne yapıyordun? Onun da ne yaptığını söyleyelim. Balık baştan kokar. Ali Yerlikaya da aynı anlarda Eyüpsultan’da AKP belediye başkan adayının seçim çalışmasında propagandasına katılıyor.

“TERFİ İÇİN KATILIYORLAR”

-İçişleri Bakanı seçim çalışmasında. Onun devlet memuru olan bürokratları da kendi illerinde seçim çalışması yapıyor. Bundan utanmıyorlar, sıkılmıyorlar, bunda bir beis görmüyorlar. Haklarında bir soruşturma açılacağına ve bununla ilgili bir disiplin cezası alabileceklerine dair bir kanaatleri yok.

– Tam tersine mesleklerinde yükselmek, terfi etmek, daha iyi bir yere atama görebilmek için bu çalışmalara katılıyorlar. Biz şu an parti devletle mücadele ediyoruz. Devlet tamamen liyakat sistemini bırakmış, bir siyasi partiye mensubiyet veya aidiyet üzerinden organize olmuş durumda. Ali Yerlikaya’ya soruyorum; sen devletin, bu ülkenin İçişleri Bakanı mısın? AKP’nin İçişleri Bakanı mısın? Yerlikaya’ya soruyorum; senden önce cemaatler, tarikatlar aynı şekilde örgütleniyordu kamu bürokrasisinde. Şimdi örgütlenmekle kalmıyorlar açık açık ayan beyan seçim çalışmalarına katılıyorlar. Sen geldin ne değişti?

“BAKANLIĞINIZIN TALİMATI MI VAR?”

Konuyu ayrıca TBMM gündemine de taşıyan CHP’li Bakan, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi verdi. Bakan, Yerlikaya’ya şu soruları yöneltti:

1- Devlet bürokrasisinin en üst kademelerinde görevli olan Şırnak Valisi Cevdet Atay, Şırnak İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Murat Bulut, Şırnak İl Emniyet Müdürü Cemal Dalman ve İdil Kaymakamı Anıl Adıgüzel’in, devlet temsilini ve gücünü kullanarak, bir siyasi partinin adayının propaganda çalışmasına katılmasını nasıl açıklıyorsunuz?

2- İl valileri, jandarma komutanları ve emniyet müdürleri ile kaymakamlar hangi görev, talimat veya emirle siyasi faaliyetlerde bulunmaktadırlar? Kanuna aykırı olarak siyasi faaliyette bulunan kamu görevlilerinin AKP’nin seçim çalışmalarına destek olmaları kapsamında görevlendirildiklerine dair Bakanlığınızın bir talimatı mı vardır?

3- Eğer böyle bir talimat yoksa, bir siyasi partinin adayının propaganda çalışmasına katılan Şırnak Valisi Cevdet Atay, Şırnak İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Murat Bulut, Şırnak İl Emniyet Müdürü Cemal Dalman ve İdil Kaymakamı Anıl Adıgüzel hakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na aykırı davranmaktan idari soruşturma başlatılacak mıdır?

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/chpden-yerlikayaya-valili-komutanli-propaganda-sorulari/feed/ 0
Adnan Oktar Suç Örgütü dosyasında dikkat çeken AKP detayı! Furkan Sezer, SÖZCÜ TV’de açıkladı https://www.foxhaber.com.tr/adnan-oktar-suc-orgutu-dosyasinda-dikkat-ceken-akp-detayi-furkan-sezer-sozcu-tvde-acikladi/ https://www.foxhaber.com.tr/adnan-oktar-suc-orgutu-dosyasinda-dikkat-ceken-akp-detayi-furkan-sezer-sozcu-tvde-acikladi/#respond Tue, 13 Feb 2024 21:30:29 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3345 Adnan Oktar dosyası bir kez daha SÖZCÜ TV ekranlarında masaya yatırıldı. İpek Özbey’in sunduğu Nokta Atışı programına katılan Adnan Oktar Silahlı Suç Örgütü soruşturmasını yürüten eski Mali Suçlarla Mücadele Şube Başkanı Furkan Sezer, örgütün siyasi ayağıyla ilgili çarpıcı bir isim verdi.

İşte Sezer’in AKP MKYK üyesi Hayati İnanç’a dikkat çektiği o diyalog;

İpek Özbey: Siyasi ayak nerede?

Furkan Sezer: Belgeselde finans ayağı neden yok, ilk belgeselde şu yok bu yok… 40 yıllık bir örgütten bahsediyoruz, 1 saat 40 dakikaya sığdırabilir misiniz? Şimdi siyasi ayağa geliyorum. Siyasi ayak zaten ortalığa saçıldı. Bir sürü isim var ortada, konuşuluyor, yazılıyor. Bu soruların ne yazık ki muhatabı biz oluyoruz.

İpek Özbey: Yazılıyor çiziliyor dediğiniz hep 90’larda kalıyor. Ama siz diyorsunuz ki bugün muhalefetin içinde de, iktidarın içinde de… Bir tweet attınız mesela değil mi? Hala bu örgütü içeriden çıkarmaya çalışan insanlar olduğunu iddia ettiniz.

Furkan Sezer: Evet. AK Parti MKYK üyesinin örgütle ilgili skandal istinaf kararını veren hakimler hakkında HSK’nın yürüttüğü soruşturmayı akamete uğratmak için bir AK Parti MKYK üyesi can hıraş şekilde koşturuyor dedim.

İpek Özbey: İsim verdiniz mi?

Furkan Sezer: Vermedim. Bekledim. Bir baktım ki benim bu tweetime… İsim yok, zaman yok, ima yok. Birisi üzerine alınmış, gidip adliyeden mahkemeden benim bu tweetime erişim engeli kararı aldırmış.

İpek Özbey: Doğru kişi mi üzerine mi alınmış?

Furkan Sezer: Tabii ki.

İpek Özbey: İsim verecek misiniz?

Furkan Sezer: Tabii ki. Hayati İnanç. Avukatları vasıtasıyla gitmiş, benim bu tweetime erişim engeli kararı aldırmış. Siyasi ayak nerede? Hiçbir şey yapmanıza gerek yok ki, kendi kendini tutamıyor. Siyasi ayak kendini tutamıyor.

İpek Özbey: niye tutamıyor?

Furkan Sezer: İsim vermediğim, ima yok… Üzerine alınacağı hiçbir şey yok. Gidip buna niye erişim engeli kararı alırsın sen? Hadi sen talep ettin, ilgili mahkeme nasıl veriyor bunu? Bu kadar kolay mı erişim engeli kararı almak, vermek. İtiraz ettik. Tabii ki haklı bulundu benim itirazım. Erişim engeli kararı kalktı. Sadece benim tweetimle ilgili kalkmadı, konuyla ilgili haberlerle erişim engeli kararı kalktı.

*Ben şuna dayanamıyorum. Şimdi bunu acayip bir şekilde parayı, gücü, şöhreti kovalayan bir avukat yapsa ya da başka biri yapsa anlarım. Sen din diyeceksin, sen İslam diyeceksin, peygamber diyeceksin, bununla ilgili konferans konferans, kanal kanal dolaşacaksın, ondan sonra 12 yaşında kız çocuğunu bir yetişkin kadın gibi giydirip, makyaj yapıp o Dragos’un içinde gezdirip taciz eden adamları dışarı çıkartmak için karar veren insanları kurtarmak için gidip kapı kapı dolaşacaksın. Ve ağzında da din olacak.

*Ya onu yapma, ya bunu yapma. Dosya takipçiliği yapabilirsin, yap kardeşim ama gidip insanların gözünün içine baka baka Allah, kitap, peygamber deme yahu. Bıktı bu insanlar bundan. Aynı şeyi Adnan Oktar da, Fethullah Gülen de yapıyor. Senin farkın ne? Derdin ne senin? O skandal kararı açıp bir kere okumuş mu?

*O skandal kararın içinde bu çocuklar kendi rızalarıyla bu adamla birlikte olmuş, kendini taciz ettirmiş, istismar ettirmiş diyor. Açıp okusana o kadarı. Avukatsın sen. Sen bu kararı nasıl verdin de ya. Kararı gören bütün hukukçular skandal diyor.

*İstinaf kararını alın, bugün hukuk fakültesinde yeni kaydolmuş öğrenciye verin, bakalım ne diyecek size. Ona da gerek yok, okuma yazma bilen birine verin. Sen bu dosyayı bu kadar delil varken bu kadar mağdur, müşteki varken… Sadece ifadelere dayalı değil dosya, ağzına kadar delil dolu. Bu dosyada gizli tanık yok. Akamete uğramasın diye yok.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/adnan-oktar-suc-orgutu-dosyasinda-dikkat-ceken-akp-detayi-furkan-sezer-sozcu-tvde-acikladi/feed/ 0
Çadır tüccarlarına da siyasi tüccarlara da ses yükseltiyoruz https://www.foxhaber.com.tr/cadir-tuccarlarina-da-siyasi-tuccarlara-da-ses-yukseltiyoruz/ https://www.foxhaber.com.tr/cadir-tuccarlarina-da-siyasi-tuccarlara-da-ses-yukseltiyoruz/#respond Sun, 11 Feb 2024 09:06:16 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3199 Depremin birinci yılında eylemlerde, Hataylılarla birlikte “Bizi üç gün ölüme terk ettiniz” diye isyan etti, siyasetçilerin hedefine oturdu. Melih Gökçek kendisine “Artist olsaydın” deyince, “Siz halkına ihanet etmiş, zavallı jeliboncu, devletin malına çökmüş mafyavari bir canlı türüsünüz” diye karşılık verdi. Sonra da Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş onu suçlu ilan etti. Hepsini konuştuk…

Depremin birinci yılını geride bıraktık. Siz Hatay’ı hiç bırakmadınız, bu bir yıl boyunca sesini duyurmak için elinizden geleni yaptınız. Bir dolu tartışma yaşandı ve biz yine gerçek sorunları konuşmaktan uzak kaldık. Gökhan Bey, Hatay halkının sorununu tüm çıplaklığıyla ortaya koyalım. O geceki öfkenin bir nedeni var. Aylardır depremzedeler ne yaşıyor?

Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki, Hatay benim can evim, çocukluğum, gençliğim, anamın babamın kokusu, Ata yurdu, can evim. Ben Hatay ve Hataylılarla büyüdüm, güldüm, ağladım. Yeri geldi bir lokma ekmeği, yeri geldi bir kap yemeği bölüştük. Hatay manevi duyguların en yoğun yaşandığı, ecdadın hasta yatağında düşman elinden kurtardığı en mukaddes emanet olması sebebiyle de bambaşka bir yerdedir bizler için. Deprem ne yazık ki, inanılmaz bir yıkım ve beraberinde kayıplar getirdi. İlk defa böylesine büyük bir yıkımla çaresizliğe, umutsuzluğa ve karamsarlığa düştük. Aksaklıklar, plansızlıklar, düşünülmeden konuşulan sözler hepimizin kopma noktası oldu. Bu durum ister istemez tepkileri de beraberinde getirdi. Halen çadırlarda, konteynerlerde insanlık dışı koşullarda yaşayan insanlarımız var. Eğitime tam olarak ulaşamayan, sağlık hizmetlerine erişimde kısıt yaşayan, sosyal ve ekonomik açıdan tükenmiş bir halk var. İnanın abartmıyorum yaşayan ölüler gibiyiz. Kimse kimseyi kandırmasın, biz sokaktayız ve her gün canlı canlı yaşıyoruz bunları. Sanki şehrimizdeki yıkım, ruhumuzu da aldı götürdü. Tebessüm etmekten bile utanıyoruz biliyor musunuz? Hiçbir kelime bu duyguyu ifade etmeme yetmiyor, yetmez de… Halen yıkık evleri ve bulunamayan insanlarımızı düşününce yutkunamıyorum, nefesim daralıyor.

KUTSALLARIMIZA SÖZ SÖYLEMESİNLER

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki “Ev sahipleri eğer ölüleri de yoksa, valla yıkıldığı iyi olmuş, bize villa verdiniz diyorlar” gibi bir açıklama yaptı. Depremzede olmasanız da “Hiçbir şey anlamamışlar” dedirtecek, canımızı acıtan bir açıklama… Sahiden insana dair, duygusuna dair, kayıplarına dair hiçbir şey anlaşılamadı mı acaba bu bir yılda?

Bunlar normal bir akılla ifade edilemeyecek kadar düşüncesiz sözler! Kaldı ki, siz hiç “Ohhh ne güzel evim yıkıldı, villa aldım” diye sevinecek, insani vasfını kaybetmiş bir insan gördünüz mü? Hele ki, geçmişi bir karış toprak için ölüme yürümüş şehitlerle dolu Anadolu’da.. Bunu diyenler de inanın o evde bir kahvaltı masası etrafında huzuru yaşamamış, duvara asılı bir kuru biberin, bir bağ soğanın, bin bir emekle kazanılmış helal duygunun hazzını bilmeyenlerdir. Hangi villa koskoca bir yaşanmışlığın yerini tutabilir? Büyüklerimizden ricam, lütfen bizlerin kutsallarına söz söylerken birkaç kez düşünsünler.

DEPREM YERİNE SAVAŞ’IN KOLTUĞU

O akşam eşinizle birlikte eylemcilerin arasındaydınız. Çok sahici bir tepki gösterdiniz, ama sonra bir baktık ki, siyasetin diline başka türlü düştünüz. Örneğin Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş, protestoların nedeni olarak sizi gösterdi. CHP’nin Savaş ısrarını değerlendirmenizi isteyeceğim. Siz Hatay’ı biliyor, tanıyorsunuz, sahiden Lütfü Savaş’ı istiyor olabilir mi Hatay halkı? Parti yetkilileri, dört ayrı anket sonucunun böyle çıktığını söylüyor.

Kendi siyaset evinde bile şaibeli hale gelmiş bir insanı, Hataylılar gibi benim de görmezden gelmem mümkün değil. Biz her gün sokakta o tepkiyi görüyoruz. Üstelik bu yeni bir durum da değil. Devam eden bir yıllık sürecin bugün büyüyerek dışa vurulmuş hali. Anketleri neye göre, nerede, kiminle yaptılar bilemem, ama bu tepki aslında tüm siyasilere ortak bir ses yükseltmesidir. Doğru yerde, doğru zamanda, yanlış kişilerin yanında olarak gönül köprüleri kurulmaz. Sadece Hatay’da değil, tüm Türkiye’den kendisine tepkiler varken, sadece beni suçlaması inanılır gibi değil! İnsanlar zaten bu suçlu siyasetçi figürlerinden bıktı, zaten en çok buna tepkili…

Siyasetçilere “En zor zamanımızda yanımızda olmadınız” diye isyan ettiniz. Ne yapmalarını bekliyordunuz, neyi yapmadılar? Ne yapabilirlerdi?

Bakın bizim insanımız kadirşinas, sağduyulu, fedakârdır. Kendisine yapılan iyilik kadar, kötülüğü de unutmaz. Hele ki canı yanmışsa, yakılmışsa. Siz halkın yanında olmak yerine, karşısında olursanız bütün gemileri yakarsınız. “Ateş sadece düştüğü yeri yakar” demek başka, “Kimse ateşte yanmasın” demek bambaşka. Bu ayrımı yapamazsanız tepkilerin odağında olursunuz. Daha da acısı, Hatay’da deprem acıları yerine Lütfü Savaş’ın siyasi ikbali, koltuğu konuşuluyor. Bir siyasi için bundan daha büyük bir utanç olabilir mi? Lütfü Başkan neyi mi yapamadı?

VOLKAN İLE ARAMIZDA SORUN YOK

Evet, tam olarak bunu soruyorum.

Büyük projelerin güçlü mimarı olamadı mesela, Siyasi söylemlerinde halktan değil, siyasi hamilerinden taraf oldu mesela, barınma krizi, su krizi, sağlık ve eğitim hakkına erişim, ulaşım sorunlarını gündem etmedi mesela. Hataylıların ve şehrin geleceğindeki belirsizlikler için bir yol haritası paylaşmadı mesela. Şehrimizde sığınmacı karşıtı bir görüş hâkimken, olası bir çatışma durumuna karşı önlem almadı mesela. İmkan bulan Hataylılar şehri tek tek terk ederken kimsesizliklerini gidermedi mesela, tarıma, hayvancılığa, ormancılığa bir katma değer sunamadı mesela…

Peki bize Volkan Demirel meselesini anlatır mısınız? Sahiden aranızda sorun var mı?

Volkan Demirel ile aramızda bir kırgınlık, Sayın Lütfü Savaş’ın iddia ettiği gibi bir durum söz konusu değil, olamaz da. Bir kere biz spor yaşantımızda hep yan yana duruşumuz, ortak bir uğurda mücadele vermemiz ve başarılı kariyer hayatımızla anılmış, halkın takdirini kazanmış kişileriz. Her ikimiz de kendilerine en ihtiyaç duyulan zamanda olmamız gereken yerdeydik. Hiç kimsenin ne benim, ne Volkan Demirel’in, ne de bir başkasını bahane ederek kayıplarımız üzerinden siyasi husumet yaratmasına izin vermem. Bu büyük bir vebal ve bu vebal sahibini yakar. Dolayısıyla, bu tamamen iddianın sahibini bağlar.

Sosyal medya hesabınızdan “Siz daha depremin ilk günlerinde, binlerce insanın vebaline girmiş İDEALİST müteahhitlerinizi AK-lamadınız mı?” diye sordunuz Lütfü Savaş’a… Kim onlar?

Birlikte siyasi hamaset yaptığı müteahhitler… Yoldan çevirip, hangi hemşehrime sorsanız, kimlerle yoldaşlık ettiğini size söyler. Bugün gerek geleneksel gerekse yeni medyada sık sık insanlar tarafından dile getirilen doğrular. İnkâr etmek halkı aldatmaktır. Arama motoruna yazdığınızda bile karşınıza birçok haber çıkıyor, belgeli ve bizzat kendisinin sözlerinin yer aldığı. İşte biz çadır tüccarlarına nasıl ses yükselttiysek siyasi tüccarlara da ses çıkartıyoruz. Haksızlığa, hukuksuzluğa, vicdansızlığa dilsiz şeytan olmuyoruz. Zaten yargı süreçlerini yakından takip edenler de görecekler ki adalet er ya da geç herkese tecelli edecektir. Ama bu dünyada ama öbür dünyada…

Birlikte iyileşiyoruz

Doğrusu eşinizi çok takdir ediyorum. Bambaşka bir hayat sürebilirdiniz. Hatay’ı arkada bırakıp, İstanbul’da hayatınıza konforlu bir şekilde devam edebilirdiniz. İkiniz de direniyorsunuz. Bu direncin ilk günden beri motivasyonu nedir?

Eşim Müge de ben de depreme Hatay’da yakalandık. Bizi en çok kahreden kayıplarımızın çok oluşu, halen bulunamayan insanlarımız, anasız babasız kalan evlatlarımızdı. Her biri bizden bir parça, bizden biri oldu. Birçoğu bizi evladı, ana-babası, kardeşi, abisi yerine koydu. Bu öylesine güçlü bir gönül bağı kurmamızı sağladı ki, onlardan kopmamız, kayıtsız kalmamız mümkün olmadı, olamazdı da… Sokakta görünce Müge ve bana sarılan, tebessüm eden, el sallayan yaralı yürekleri görünce biz de iyileşmeye başladık, tıpkı onlar gibi. Yoksa bu acı azalacak türden değil. Sevgi dili dünyada size her kapıyı açacak çok yüce bir duygu. İşte biz, bir insan için en kıymetli hazine olan gönül kapısını açıp motive oluyoruz. Birlikte iyileşiyoruz.

Siyaset olsun ya da olmasın, ülkem için fedakârlık yapmaktan çekinmem

Kısa bir dönem İYİ Parti’de siyaset yaptınız, fakat tüm yorumlardan anlıyoruz ki, daha fazlasını istiyorlarsizden. Bazı partilerin peşinizde olduğunu biliyorum.Belediye başkanlığınaaday olacak mısınız?

Halk kimi, nerede görmek isterse siz o kadar varsınız ya da yoksunuz. Beni gönüllerine koyan Yüce Türk Milleti, nerede görmek isterse ben ordayım. Siyaset olsun ya da olmasın, bu toprakların bir evladı olarak ülkem için fedakârlık etmekten çekinmem. Hani yüzyıllar öncesinden söylenmiş bir söz vardır “ Mevzubahis vatansa hepimiz ölelim” diye, ben böyle bir kültürden, Hatay gibi mukaddes bir şehrin maneviyatında büyümüş ve hayatın tüm zorluklarını görerek gelmiş biriyim. Vatana hizmet için siyasete gerek olmadığını, görevini en iyi yapanın vatanını en çok sevenden geçtiğinin bilincindeyim. Bu zaten hem insani, hem ahlaki hem vicdanidir. Ben sadece isterim ki milletimizin gönlünden düşmeyeyim.

HERGÜN BİR BOŞLUK

Mevki, makam dünyalık şeyler, ben memleketimin tekrar eski günlerine kavuşmasını istiyorum. Bakın, sabah sokakta yürürken kırık yıkık binalar, uçsuz bucaksız bir boşlukla yüzleşiyorsunuz üstelik her gün. İnsanlar, sokaklar, parklar, ağaçlar, kuşlar bile azalmış. Her baktığınız yerde ayrı bir acı, ayrı bir kayıp. Mezarlığa gidiyorum sık sık, yakınlarımı ve binlerce hemşehrimizi ziyaret ediyorum. Onlarca insan, onlarca hikâye, onlarca kayıp, acı… En çok da sahipsiz kız ve erkek çocuğu yazısını gördüğümde kahroluyorum, isyan ediyorum, kızıyorum.. Bu dayanılacak bir durum değil. Hiç kimse bu gerçekleri görmezden gelemez. Hepsinin bizlerde hakkı var, onlara vicdan borcumuz var.

GÖKÇEK SİYASİ YÜZSÜZLÜKLE BESLENİYOR

Bir de Melih Gökçek meselesi var. Gökçek neden size “Futbolcu olacağına artist olsaydın” dedi?

İ. Melih Gökçek siyasi edebi rafa kaldırmış, siyasi yüzsüzlükle beslenen, zavallı bir tür. Tıp bilimi ne yazık ki, kendisine henüz çare üretmiş değil. İyi ve güzel olanı, Anadolu insanına layık görmeyen istisnai bir tür, ar damarı çatlamış bir varlık. Anlayacağınız umutsuz vaka.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/cadir-tuccarlarina-da-siyasi-tuccarlara-da-ses-yukseltiyoruz/feed/ 0