Sönmez, “Anadolu’da bir söz vardır: ‘Komşun açken tok yatılmaz’. Ancak ülkemizde en zengin bölgenin en zengin yüzde 10’u ile en yoksul bölgenin en yoksul yüzde 10’u arasında 55 kat fark var. Yani gelir adaletsizliği alarm veriyor. Bu fark da toplumsal yapıyı tahrip ediyor, ülke olarak birlik duygusunu zedeliyor.” dedi.
“65 yaş üstü grupta yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oranında da özellikle geçtiğimiz yıl keskin bir sıçrama yaşandı” diyen Sönmez ayrıca, küresel sistemdeki değişimin fırsata çevrilmesi ve Türkiye’nin yeni bir kalkınma hamlesi başlatabilmesi için ekonomi, hukuk ve eğitimi kapsayan 7 maddelik bir yol haritası açıkladı.
‘YÜKSEK ENFLASYON EKONOMİNİN KİMYASINI BOZUYOR’
Gelir dağılımında bozulmaya yol açan faktörlerin başında yüksek enflasyon ve refah üretmeyen büyümenin geldiğini ifade eden Sönmez, “Enflasyonist ortamda nasıl iş yapmak gerektiğini mecburen öğrendik. Ama yüksek enflasyon ülke ekonomisinin kimyasını bozuyor. Bizi düşük gelir seviyesine, teknolojiye ve rekabetçiliğe hapsediyor” dedi.
“En büyük öncelik enflasyonun düşürülmesi olmalıdır” çağrısı yapan Sönmez, “Bu da her şeyden önce doğru politikalar ve liyakatli kadrolar gerektirir. Bu koşulları sağlamış durumdayız. Umudumuz, Merkez Bankasının
öngörüleri doğrultusunda enflasyonun kontrol altına alınmasıdır” ifadelerini kullandı.
2023 son çeyrek rakamlarına göre tüketim artışı yüzde 9,3 iken artış oranının sanayide 1,9, tarım ve hayvancılıkta ise yalnızca yüzde 0,5’te kaldığına işaret eden Sönmez, “Enflasyonu düşüreceksek üretim ve tüketim arasındaki bu büyük makası kapatmak gerekiyor” diye konuştu.
İNSAN KAYNAĞI SIKINTISI
Üretim yapısında dönüşüm sağlanması için ekonomi dışında da yapılması gerekenler olduğunu vurgulayan Sönmez şöyle devam etti; “‘Orta Gelir’ tuzağını aşmanın yolu ‘Orta Demokrasi’ ve ‘Orta Eğitim’ tuzaklarını aşmaktan geçiyor. Her şeyden önce de hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığının sağlanması geliyor.”
Anadolu’yu gezdiklerinde iş insanlarının en çok yakındıkları konulardan birinin insan kaynağı sıkıntısı olduğunu gördüklerini belirten Sönmez, “Geçmişin temel bilgi alanları üzerine kurulu olan eğitim artık demode oldu. Bugün yapay zeka uygulamalarına ve dijital teknolojilere alan açmak gerekiyor. Beklentimiz, çağın gerektirdiği becerilere ve yetkinliklere sahip nesiller yetiştirmek. Bunun da tek bir yolu var: Laiklik ve bilimsellik ilkelerinden hiçbir ödün vermemek” dedi.
İki kutuplu dünyanın yerini çok kutuplu dünyaya bıraktığını belirten Sönmez, “Türkiye iki kutuplu bir dünyada köprü rolü oynamıştı. Şimdi sahnede Brezilya, Hindistan, Rusya, Çin, Orta Doğu ülkeleri gibi birçok güçlü aktör var. Güç dengelerindeki değişimin yanı sıra iklim krizinden göç dalgaları ve toplumsal hareketlere uzanan çok sayıda risk ve tehditle de mücadele etmek gerekiyor. Aslında bu süreçte Türkiye’nin önünde önemli fırsatlar var. Küresel sistemdeki değişimi fırsata çevirip, yeni bir kalkınma hamlesi başlatabiliriz” şeklinde konuştu.
TÜSİAD BAŞKANI: TL İSTİKRARLI OLMALI
TÜSİAD Başkanı Orhan Turan da toplantıdaki konuşmasında “Dünya ekonomisinde büyümenin düştüğü ve ticaretin yavaşladığı bir atmosferde makroekonomide öngörülebilirlik sağlamak ve TL’nin değerine istikrar getirmek gerekiyor” dedi.
“Enflasyonla mücadeleyi güçlendirmek önceliğimiz. Merkez Bankası’nın, yüksek enflasyonun kontrol altına alınması için başlattığı parasal sıkılaştırma sürecinin devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz” diyen Turan, şöyle devam etti:
“Dış ticaret açığının iyileşme eğilimine girmesini de ekonomide dengelenme sürecinin bir göstergesi olarak görüyoruz. Gençlerimize dijital çağın aradığı niteliklere sahip olmalarını sağlayacak iyi bir eğitim veremezsek, yeni teknolojik devrimi yakalayamayacak ve dolayısıyla geleceğin dünyasında hak ettiğimiz yeri alamayacağız. Eğitim müfredatımızı çocuklarımıza 21. yüzyıl becerilerini kazandıracak şekilde güncellemeli ve tüm çocuklarımız için fırsat eşitliği sağlamalıyız. Eğitim müfredatını yenilerken, laiklik ve bilimsellik ilkelerini temel
almalıyız.”
Mavişehir Mahallesi Caher Dudayev Bulvarı’nda 4 Şubat saat 00.30 sıralarında M.E.Ö’nün (20) idaresindeki otomobilin çarptığı scooter’daki Ahmet Göktuğ Güleç’in (23) İzmir Şehir Hastanesi’ndeki yoğun bakım servisinde tedavisi sürüyor.
Aynı scooter’da bulunan ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren diğer oğulları Soykan Sönmez’i (16) toprağa veren acılı aile, entübe durumdaki büyük oğulları için dua ediyor.
İKİ KARDEŞ DE BEYİN TRAVMASI GEÇİRDİ
Anne Müjde Sönmez, İzmir Şehir Hastanesi’nin önünde kaza sonrası gözaltına alınan sürücünün adli kontrol şartıyla serbest bırakılması üzerine savcılığa itirazda bulunduklarını söyledi.
Çocuklarının olay günü Mavişehir’deki bir alışveriş merkezinde konsere gittiklerini, eşiyle çocuklarını beklerken polisin kendilerini araması sonucu kazayı öğrendiklerini anlatan Sönmez, kaza sonrası her iki çocuğunun da beyin travması geçirdiğini, küçük oğlunun hayata tutunamadığını söyledi.
Büyük oğlu Ahmet Göktuğ Güleç’in tedavisinin sürdüğünü anlatan Sönmez, “18 gündür buradayız. Büyük oğlum, hala yoğun bakımda. Yaşam mücadelesi veriyor. Entübe durumda, kendi nefesini kendi alamıyor” diye konuştu.

Ahmet Göktuğ Güleç (Yoğun bakımda) – Anne Müjde Sönmez – Soykan Sönmez (Hayatını kaybetti)
“OĞLUM HÂLÂ NEFES ALAMIYOR”
Otomobil sürücüsünün serbest bırakılmasına anlam veremediğini dile getiren Sönmez, şöyle konuştu:
– Güya benim büyük oğlumun bilinci gelecek, mahkemeler başlayacak, kendi ifadesini verecek, ondan sonra bu arkadaşla ilgili bir şeyler yapacaklar. E peki ölen, toprakta yatan? Bugün normal bir hayvanı bile gördüğünüzde aracınızın frenine basıyorsunuz. Kendi canınızı düşünmüyorsunuz. O da bir canlı. Toprağa gömdüğünüz bir et parçası değil. 15 yaşında iyi bir çocuk. Benim diğer oğlum hala nefes alamıyor. Biz umudumuzu kaybetmeden burada beklerken kimlere başvuracağız? Bunlarla nasıl ilgileneceğiz?
“BİR TANE FREN İZİ YOK”
Trafik kazası raporunda çocuklarının hatalı bulunduğunu ifade eden anne Sönmez “Benim çocuklarım yüzde 100 suçlu olsa bile, benim çocuğuma vurma hakkı yok. O, hızını düşürmek zorunda. Benim çocuklarımı iki tane araç görüp yavaşlıyorsa o da yavaşlamak zorunda. Yavaşlayamıyor, bir tane bile fren izi yok” dedi.
KARDEŞLERİ 39 METRE UZAĞA FIRLATMIŞ
Baba Kenan Güleç ise güvenlik kamerası görüntüsünde iki aracın yavaşladığının görüldüğünü belirterek, şöyle konuştu:
– Çocuklarımızda da hata var muhtemelen ama iki araç yavaşlamış. Bizim çocuklarımız da geçiyor, onları geçmişler. Hiç gaz kesmemiş ve ciddi bir hızla çarpmış olması gerekiyor ki çocukları 39 metre uzağa fırlatmış, kendisi de 64 metre sonra durabilmiş. Hiçbir fren izi yok. Bir öğrendik ki dışarıda rahat rahat geziyor. Bu bizi çok rahatsız ediyor. Yani ateş düştüğü yeri mi yakıyor yani sadece? Toplum vicdanı denen bir şey yok mu?” dedi.
Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) görüntülerinde scooter’daki kardeşlerin, trafik ışığında bekleyen ve hareket etmek üzere manevra yapan otomobillerin önünden karşıya geçmeye çalıştığı, bu sırada en sağ şeritten gelen otomobilin çarpması sonucu sürüklendikleri görülüyor.
ADLİ KONTROLLE SERBEST
Mavişehir Mahallesi Caher Dudayev Bulvarı’nda 4 Şubat saat 00.30 sıralarında M.E.Ö.’nün (20) idaresindeki otomobil, lise öğrencisi Soykan Sönmez’in (16) kullandığı ve arkasında üniversitesi öğrencisi ağabeyi Ahmet Göktuğ Güleç’in (23) de bulunduğu scooter’a çarpmıştı.
Kazada ağır yaralanan kardeşlerden Soykan Sönmez, tedavi gördüğü İzmir Şehir Hastanesi’nde hayatını kaybetmişti.
Otomobil sürücüsü M.E.Ö. gözaltına alınmış, sevk edildiği adliyede çıkarıldığı hakimlikçe adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
]]>